Vergi Ödevi
Vergi Ehliyeti Kavramı
•
•
•
Vergi ehliyeti, vergi kanunlarına göre mükellef veya sorumlu
olabilmeyi ifade eder.
Bir kimsenin vergi mükellefi veya sorumlusu olabilmesi için
kanuni ehliyet şart değildir. Küçük ve kısıtlılar gibi, medeni
hakları kullanma ehliyeti olmayan kimseler de vergi
mükellefi olabilirler veya sorumlu olabilirler.
Vergi hukukunda ehliyetin temeli; ödeme gücüdür.
VERGİ MÜKELLEFİYETİ
Tanım
 Vergi kanunlarına göre kendisine vergi borcu düşen gerçek
veya tüzel kişilerdir.
 Vergi ehliyetine sahip her şahıs vergi mükellefidir.
 Vergi yükümlüsünün başlıca belirleyici nitelikleri;
 Vergi doğuran olayı kendi kişiliğinde gerçekleştirmiş
bulunması ve,
 Mal varlığından vergi borcunu ödemek zorunda olmasıdır.
Maddi ve Biçimsel Vergi
Mükellefiyeti
• Maddi Vergi Yükümlüsü; vergi borcunu ödeyen mükelleftir.
• Biçimsel Vergi Yükümlüsü; kendisine vergi borcunu ödemek
dışında bir kısım biçimsel ve usule ilişkin ödevler düşen
mükelleftir. Bunlar;
»
»
»
»
Defter tutmak, onaylamak.
İşe başlama ve bitirmeyi bildirmek.
Beyanname vermek.
Defter ve belgeleri saklamak vb.
Kimler Vergi Yükümlüsü Olabilir?
Vergi ehliyetine sahip her şahıs vergi mükellefidir. Örneğin;
Gerçek şahıslar
Tüzel şahıslar
Tüzel kişiliği olmayan iş ortaklıkları
Kamu kurumları
Yabancı şahıs ve kurumlar
Yasal Mükellef-Vergi Taşıyıcı
• Kanuni Vergi Mükellefi; Kendisine vergi borcu yüklenen ve
vergi kanunlarında hükme bağlanan ödevleri yerine getiren
kişidir.
• Vergi Yüklenicisi-Taşıyıcısı (İktisadi-fiili vergi yükümlüsü);
Yansıma sonucunda, vergi yükünü gerçekten üzerine almaya
mahkum olan kişidir.
Tam-Dar Mükellef Ayrımı
• Mükellefiyetin belirlenmesi bakımından Kanunun mükellef
saydığı gerçek kişiyi, devletin egemenlik hakkının geçerli
olduğu saha içinde tespit ve tayin etmek gerekir. Bu ihtiyaç
vergi hukukunda tam mükellefiyet ve dar mükellefiyet
esaslarının da doğmasına yol açmıştır.
Tam Mükellef
• Mükellef olarak Türkiye içinde ve dışında elde ettikleri kazanç
ve iratların tamamı üzerinden vergilendirilirler. (Şahsilik İlkesi)
Buna göre,
1. Türkiye’de yerleşmiş olanlar;
2. Resmi Daire ve müesseselere veya merkezi Türkiye’de
bulunan teşekkül ve teşebbüslere bağlı olup adı geçen
daire, müessese, teşekkül ve teşebbüslerin işleri
dolayısıyla yabancı memleketlerde oturan Türk
vatandaşları (Bu gibilerden bulundukları memleketlerde
elde ettikleri kazanç ve iratları dolayısıyla Gelir Vergisine
veya benzeri bir vergiye tabi tutulmuş bulunanlar,
mezkur
kazanç
ve
iratları üzerinden
ayrıca
vergilendirilmezler.)
Tam Mükellef
• “Türkiye’de yerleşmeden” maksadın ne olduğu ise aynı
Kanunun (GVK) 4. maddesinde hüküm altına alınmıştır. Buna
göre; aşağıda yazılı kimseler
• Türkiye’de yerleşmiş sayılır:
1.
2.
İkametgahı Türkiye’de bulunanlar, (ikametgah, Medeni Kanunun
19’uncu ve müteakip maddelerine göre; bir kimsenin yerleşmek
niyeti ile oturduğu yerdir.)
Bir takvim yılı içinde Türkiye’de devamlı olarak altı aydan fazla
oturanlar (Geçici ayrılmalar Türkiye’de oturma süresini kesmez.)
Tam Mükellef
• GVK’ nın “Türkiye’de Yerleşme Sayılmayan Haller” başlıklı 5.
maddesinde ise maddede sıralanan ve T.C. vatandaşı olmayan
yabancıların Türkiye’de altı aydan fazla kalsalar dahi yerleşmiş
sayılmayacakları ve dolayısıyla tam mükellefiyet esasında
vergilendirilemeyecekleri belirtilmiştir. Buna göre;
– Belli ve geçici görev veya iş için Türkiye’ye gelen iş, ilim ve fen
adamları, uzmanlar, memurlar, basın ve yayın muhabirleri ve
durumları bunlara benzeyen diğer kimselerle tahsil, tedavi, istirahat
veya seyahat maksadıyla gelen yabancılar; tutukluluk, hükümlülük
veya hastalık gibi elde olmayan sebeplerle Türkiye’de alıkonulmuş
veya kalmış olan yabancılar, Türkiye’de altı aydan fazla kalsalar dahi
yerleşmiş sayılmayacaklar ve tam mükellef olmayacaklardır.
Dar Mükellefiyet
• Gelir Vergisi Kanunu’nun 6. maddesinde Türkiye’de yerleşmiş
olmayan gerçek kişilerin sadece, Türkiye’de elde ettikleri
kazanç ve iratlar üzerinden vergilendirilecekleri hüküm altına
alınmıştır. (Mülkilik İlkesi)
– Bu kapsamda; Gelir Vergisi Kanununun 3/2’nci maddesinde istisnai
olarak tam mükellef sayılan bazı Türk vatandaşlarının, bulundukları
yabancı ülkelerde gelir vergisine veya benzeri bir vergiye tabi tutulmuş
olan kazanç ve iratlarının Türkiye’de ayrıca vergilendirilmeyeceği
belirtildiğine göre; bu hükümden, yabancı ülkelerde çalışan Türk
işçilerinin de yararlandırılmalarının, kanunun ruhuna uygun
düşeceğinden hareketle; çalışma veya oturma izni alarak altı aydan
daha fazla bir süredir yurt dışında yaşayan Türk vatandaşlarının
Türkiye’de elde ettikleri kazanç ve iratları bakımından dar mükellefiyet
esasında vergilendirilmeleri uygun görülmüştür.
Yükümlülükle İlgili Diğer Hususlar
 Yükümlülük yasadan doğan hukuki bir durumdur. Sözleşme ile
yasaya aykırı olarak değiştirilemez.
 Vergiyi doğuran olayın yasalarla yasaklanmış olması
yükümlülüğün doğumuna engel değildir.
 Yasaklanan olayın verginin konusuna girmesi gerekir. Örneğin, kumar kazancı
GV’ nin konusuna girmediğinden GV’ ne tabi değildir. Ancak kumar oynatmak,
ticari bir faaliyettir. Kumar oynatmak suretiyle gelir sağlayan kimse, GV
mükellefi olur.
 Yükümlü, vergi borcunun ödenmesinden tüm mal varlılığı ile
ve kişisel olarak sorumludur. İstisnai olarak ayni sorumluluk da
söz konusu olabilir.
VERGİ SORUMLULUĞU
Tanım
 Vergiyi doğuran ilişkisi olmayan 3. kişilerin (ne yükümlü ne de
vergi alacaklısı);
- Yasalarla, vergiye ilişkin maddi veya şekli ödevlerini
yerine getirilmesi bakımından vergi dairesine muhatap
tutulmalarını,
- Bazı koşullarda ise vergi borçlusu ile birlikte veya onun
yerine geçerek vergiyi kendi varlıklarından ödemelerini
ifade eder.
Sorumluluğun Bağımlılığı İlkesi
• Sorumluluk, sorumluluğun ilgili olduğu vergiyi doğuran olayın
gerçekleşmesi ile doğar. Borcun ödenmesi ile birlikte
sorumluluk da sona erer.
• Miktar olarak da sorumluluk asıl borca bağımlıdır, sorumlu
olunan miktar asıl borçtan fazla olamaz. Sorumluluğun vergi
borçluluğu ile birlikte doğup, borcun edimi ile birlikte ortadan
kalkmasına sorumluluğun bağımlılığı ilkesi denir.
Sorumluluğun Fer'i Olma İlkesi
• Sorumlulara ancak, görevlerini yerine getirmedikleri durumda
ve vergi borcu asıl yükümlüden alınamadığı taktirde
başvurulması gerekir.
• Borcun
asıl
yükümlüden
istenmedikçe
sorumluya
başvurulmaması gereğine sorumluluğun fer’iliği ilkesi denir.
• Bu durum VUK’ da yasal temsilciler için öngörülmüş olup vergi
hukukumuzda genel bir kural olarak düzenlenmiş değildir.
Vergide İkame İlkesi
• Sorumlunun, yasaların açık hükmü gereği yükümlünün yerine
geçtiği durumlar vergide ikame ilkesi olarak adlandırılır.
VERGİ USUL KANUNU
Karnesiz Hizmet Erbabı Çalıştıranların Sorumluluğu
Madde No: 251
Kapsam
Kazançları basit usulde tespit edilen ticaret erbabı ile götürü gider usulünü kabul eden gayrimenkul sermaye iradı
sahipleri, yanlarında çalışan hizmet erbabının, kanunun tayin ettiği süre içinde karne almalarını ve karnelerinde yazılı
vergilerini ödemelerini temin etmeye mecburdurlar. Bu mecburiyete riayet edilmediği takdirde:
a) Zamanında karne almamış veya vergisini tarh ettirmemiş olan hizmet erbabının vergisi iş veren kimse adına tarh edilir
ve vergi cezası da aynı kimse adına kesilerek ondan tahsil olunur. Bu fıkra hükmüne göre tarh edilen vergi ve kesilen ceza,
iş verene birer ihbarname ile tebliğ edilir. Kullanılacak ihbarnamelerin şeklini ve muhteviyatını Maliye Bakanlığı tayin eder.
Karnesiz tespit edilen şahsa karnesi verilir ve vergisinin ödendiği karneye yazılır.
b) Karnesini zamanında almış ve vergisini tarh ettirmiş olan hizmet erbabının zamanında ödenmemiş olan vergisi ve
gecikme zammı, yanında çalıştığı tespit edilen iş verenden tahsil olunur.
İş verenler yukarı ki hükümlere göre ödedikleri vergiler için asıl mükelleflere rücu edebilirler.
SORUMLULUK ÇEŞİTLERİ
Vergi Mevzuatında Sorumluluğa
İlişkin Hükümler
• Vergi Kesenlerin Sorumluluğu
• Kanuni Temsilcilerin Sorumluluğu, Limitet Şirket Ortaklarının
Sorumluluğu
• Şahıs Şirketlerinde Ortakların Sorumluluğu
• Tasfiye Memurlarının Sorumluluğu
• Birleşme, Devir, Bölünme ve Şekil Değiştirmede Sorumluluk
• Mirasçıların Sorumluluğu
• Karnesiz Hizmet Erbabı Çalıştıranların Sorumluluğu
• Emlak Vergisinde Sorumluluk
• Diğer Sorumluluk Halleri
VERGİ KESENLERİN SORUMLULUĞU
Vergi Kesmek (Tevkifat, Stopaj)
• Gelir veya kurumlar vergisine tabi bir kazanca (+Damga
Vergisi+VİV) ilişkin hasılatın ilgilisine ödenmesi aşamasında,
– Ödemeyi yapanlarca,
– Yasa ile belirlenmiş oranlar üzerinden istihkakın bir kısmının tutulup,
– Hasılatı elde eden adına ve onun peşin vergisi olarak vergi dairesine
yatırılması
şeklinde uygulanan vergileme yöntemi ve vergi güvenlik tedbiridir.
Vergi Kesmek Zorunda Olanlar
•
•
•
•
•
•
•
•
•
Kamu idare ve müesseseleri,
İktisadî kamu müesseseleri,
Sair kurumlar,
Ticaret şirketleri,
İş ortaklıkları,
Dernekler, vakıflar, dernek ve vakıfların iktisadî işletmeleri,
Kooperatifler,
Yatırım fonu yönetenler,
Gerçek gelirlerini beyan etmeye mecbur olan ticaret ve serbest meslek
erbabı, zirai kazançlarını bilanço veya ziraî işletme hesabı esasına göre
tespit eden çiftçiler,
maddede sayılan ödemeleri (avans olarak ödenenler dahil) nakden veya
hesaben yaptıkları sırada, istihkak sahiplerinin gelir vergilerine mahsuben
tevkifat yapmaya mecburdurlar. (GV, 94)
Vergi Kesenlerin Sorumluluğu
• Ödemelerden vergi kesmeye mecbur olanlar, bu yükümlülüğe
uymazsa, vergi idaresi, alınmayan vergiyi ve verginin
zamanında ödenmemesinden dolayı ortaya çıkan faiz, zam ve
cezaları kendisinden alır.
• Sorumlu ödediği vergi için asıl mükellefe rücu edebilir. Vergi
cezası, zam ve faizleri ise asıl mükelleften isteyemez.
(AATUHK, 22)
• Örnek;
KANUNİ TEMSİLCİLERİN
SORUMLULUĞU, LİMİTET ŞİRKET
ORTAKLARININ SORUMLULUĞU
Gerçek Kişi Kanuni Temsilcilerinin
Sorumluluğu
• Kendilerine, küçükler ve kasıtlılar adına medeni hakları
kullanma selahiyeti verilen kanun temsilciler, veli, vasi ve
kayyımdır.
• Kanuni temsilci sorumluluğunu yerine getirmezse,
• Ödenmeyen vergi önce temsil edilen gerçek kişiden istenir.
• Alınamazsa, vergi borçlarından temsilci sorumlu olur.
• Ödenmeyen vergiyle ilgili ceza ve faizlerden ise, sadece temsilci
sorumludur.
• Temsilci sadece ödediği vergi için mükellefe rücu edebilir.
Tüzel Kişi Kanuni Temsilcilerinin
Sorumluluğu
• Tüzel kişilerin kanuni temsilcisi, tüzel kişiliğe göre farklılık
gösterir;
•
•
•
•
•
•
Anonim şirketler, yönetim kurulu tarafından,
Kooperatif teşekküller, yönetim kurulu tarafından,
Komandit şirketler, komandite ortak tarafından,
Limited şirketler, müdürleri tarafından,
Dernekler ve tesisler, yönetim kurulu tarafından,
Vakıflar ve cemaatler gibi tüzel kişiliği olmayan teşekküller, mütevellileri
tarafından temsil olunurlar.
• Kanuni temsilci sorumluluğunu yerine getirmezse,
• Ödenmeyen vergi, vergi cezası (para cezası) ve faizler önce temsil edilen
tüzel kişiden istenir.
• Alınamazsa, vergi borçlarından temsilci sorumlu olur.
• Temsilci ödediği vergi borçları (vergi, vergi cezası, faiz ve zam) için
mükellefe rücu edebilir.
Ltd. Şti.lerde Ortakların Sorumluluğu
• Limited şirket ortakları, şirketten tamamen veya kısmen tahsil
edilemeyen veya tahsil edilemeyeceği anlaşılan amme
alacağından sermaye hisseleri oranında doğrudan doğruya
sorumlu olurlar ve bu Kanun hükümleri gereğince takibe tabi
tutulurlar. (AATUHK, 35)
ŞAHIS ŞİRKETLERİNDE ORTAKLARIN
SORUMLULUĞU
Ortaklık Payına
Teminat İsteme
Başvurma
ve
• Kamu borçlusuna ait mal bulunmadığı veya başvurulan
malvarlığının kamu alacağını karşılamaya yetmediği takdirde
bu ortaklık payına başvuru yolu düzenlenmiştir. Böyle bir
durumda alacaklı idare, ortaklıktan da teminat talep edebilir.
(AATUHK, 34)
Şirketin Feshini İsteme
• Borçlu veya ortaklık tarafından teminat gösterilmediği
takdirde, borçlunun sermayesi paylara bölünmüş olmayan
şahıs ortaklıklarındaki (kolektif ve adi komandit şirketler)
payından kamu alacağının tahsili için alacaklı idare, genel
hükümler dairesinde ortaklığın feshini isteyebilir.
• İdarenin fesih talebini yönelteceği yer, şirket merkezinin bulunduğu yerdeki
davalara bakmaya yetkili asliye ticaret mahkemesidir. Mahkemece şirketin feshine
karar verilmesi hâlinde şirket fesih ve tasfiye olunur. Böyle bir durumda alacaklı
idare, borçlu ortağa düşen tasfiye bakiyesine müracaatla alacağını temin etmeye
çalışır.
• Kanun’un bu düzenlemesi sermayesi paylara bölünmüş komandit şirketlerin
komandite ortaklarının kamu borçları için de uygulanabilir. Komanditer ortağın
borcu için bu düzenleme uygulanmaz ve dolayısıyla komanditer ortağın borcu için
alacaklı idare paylı komandit şirketin tasfiyesini isteyemez.
TASFİYE MEMURLARININ
SORUMLULUĞU
Tasfiye Memurlarının Sorumluluğu
• Kurumların tasfiye dönemi süresince vergilendirmeye ilişkin
ödev ve sorumluluklar, tamamen kanuni temsilci durumunda
bulunan tasfiye memurlarına yüklenmektedir. (AATUHK, 32)
• Tasfiye memurları tasfiye edilen kurumun tahakkuk etmiş veya tasfiye
beyannamelerine göre hesaplanan vergileri ödemeden veya bu vergilerle
ilgili karşılık ayırmadan, imtiyazsız alacaklara ödeme ve ortaklara
paylaştırma yapamazlar.
• Aksi taktirde bu vergilerin asıl, zam ve cezalarından tüm malvarlıkları ile
şahsen ve müteselsilen sorumlu olurlar.
• Tasfiye memurlarının sorumluluğu aynen kanuni temsilciler gibi ikinci
derecede ve fer'i niteliktedir. Bu nedenle, tasfiye memurları şahsi
malvarlıklarından karşıladıkları vergi asılları için tasfiyeden pay alan
ortaklara veya paylaştırma yapılmış olmak ve ortak tasfiye payları vergi
borcunu karşılamaya yetmemek kaydıyla, söz konusu vergileri için
alacaklılara da rücu edebilmektedirler. Ancak, gecikme zammı ve faizler
ile vergi cezaları için tasfiye memurlarının rücu hakları yoktur.
BİRLEŞME, DEVİR, BÖLÜNME VE
ŞEKİL DEĞİŞTİRME HALLERİNDE
SORUMLULUK
Sorumluluğun Kapsamı
a) İki veya daha ziyade tüzel şahsın birleşmesi halinde yeni
kurulan tüzel şahıs,
b) Devir halinde devir alan tüzel şahıs,
c) Bölünme halinde bölünen tüzel şahsın varlıklarını devralan
tüzel şahıslar,
d) Şekil değiştirme halinde yeni tüzel şahıs,
birleşen, devir alınan, bölünen veya eski şekildeki tüzel şahıs
ve şahısların yerine geçer. Dolayısıyla yeni veya devralan
konumundaki tüzel kişi, eskinin veya devralınanın kamu
borçlarından da sorumlu olacaktır.
Diğer Sorumluluk Halleri
Karnesiz Hizmet Erbabı
Çalıştıranların Sorumluluğu
• Kazançları basit usulde tespit edilen ticaret erbabı ile götürü
gider usulünü kabul eden gayrimenkul sermaye iradı sahipleri,
yanlarında çalışan hizmet erbabının, kanunun tayin ettiği süre
içinde karne almalarını ve karnelerinde yazılı vergilerini
ödemelerini temin etmeye mecburdurlar. Bu mecburiyete
riayet edilmediği takdirde:
– a) Zamanında karne almamış veya vergisini tarh ettirmemiş olan hizmet erbabının vergisi
iş veren kimse adına tarh edilir ve vergi cezası da aynı kimse adına kesilerek ondan tahsil
olunur. Karnesiz tespit edilen şahsa karnesi verilir ve vergisinin ödendiği karneye yazılır.
– b) Karnesini zamanında almış ve vergisini tarh ettirmiş olan hizmet erbabının zamanında
ödenmemiş olan vergisi ve gecikme zammı, yanında çalıştığı tespit edilen iş verenden
tahsil olunur. İş verenler yukarıdaki hükümlere göre ödedikleri vergiler için asıl
mükelleflere rücu edebilirler.
Mirasçıların Sorumluluğu
• Ölüm halinde mükelleflerin ödevleri mirası reddetmemiş
kanuni mirasçılarına geçer.
• Mirasçılardan her biri miras hissesi oranında ölenin vergi
borcundan sorumlu olur.
• Vergi cezaları mirasçılara intikal etmezken, gecikme faizi ve
zammı mirasçılara intikal etmektedir.
Emlak Vergisinde Sorumluluk
• Devri yapılan bina ve arazinin, devrin yapıldığı yıl ile geçmiş
yıllara ait ödenmemiş Emlak Vergisinin ödenmesinden
devreden ve devralan müteselsilen sorumlu tutulurlar.
Devralanın mükellefe rücu hakkı saklıdır.
SM, SMM, YMM’ lerin Sorumluluğu
• Vergi kayıp ve kaçağının asgari düzeye indirilmesi için, yetkili
meslek mensuplarının, imzaladıkları beyannamelerde veya
düzenledikleri tasdik raporlarında yer alan bilgilerin defter
kayıtlarına ve bu kayıtların dayanağı olan belgelere uygun
olmamasından dolayı ortaya çıkan vergi ziyaına bağlı olarak
salınacak vergi, ceza ve gecikme faizlerinden mükellefle
birlikte müştereken ve müteselsilen sorumlu tutulacakları
öngörülmüştür.
ÖTV’de Sorumluluk
• ÖTV’ nin ödenmesini sağlamak veya vergi ziyaını önlemek
amacıyla işlem yapan ilgili kişi ve kurumlar verginin
ödenmesinden sorumlu tutulmaktadır.
VİV’ de Sorumluluk
• VİVK’nca kesinti yapmak zorunda olan kamu idare ve
müesseseleri, bankalar, sigorta şirketleri, diğer şirket ve
kurumlar ile mahkemeler ve icra daireleri istihkak sahiplerine
bu verginin konusuna giren ödemeleri yaparken, VİV’ in
ödendiğine dair vergi dairesinden verilmiş bir tasdikname
talep ederler.
• İstihkak sahiplerinin bu tasdiknameyi ibraz etmemeleri
halinde de, söz konusu kuruluşlar veraset yoluyla intikaller
üzerinden % 5, ivazsız intikaller üzerinden ise %15 oranında
kesinti yaparak kanunda belirlenen süreler içinde vergi
dairesine yatırmak zorundadırlar.
İRADİ TEMSİL
İradi Temsil
Download

2.Sınıf-Mali Hukuk