Vergi Hukukunun Kaynakları
Hukuki Niteliklerine Göre
• Hukuki niteliklerine göre vergi hukukunun kaynakları;
bağlayıcı (asli, esas, birincil) ve bağlayıcı olmayan (talî,
yardımcı, ikincil) kaynaklar şeklinde ikiye ayrılmaktadır.
• Bağlayıcı, asli veya birincil kaynaklar da denen kaynaklar
geçerli bir vergi normu (kural) koyan kaynaklardır.
• Kural koyma gücü olan kaynaklar; anayasa, kanun,
uluslararası vergi anlaşmaları, kanun hükmünde
kararnameler,
tüzük,
Bakanlar
Kurulu
Kararları
(kararnameler), yönetmelik, düzenleyici genel tebliğler,
Anayasa Mahkemesi Kararları ile İçtihadı Birleştirme
Kararları olarak belirtilebilir.
Hukuki Niteliklerine Göre
• Bağlayıcı olmayan, tali, yardımcı, ikincil kaynaklar ise,
yalnızca mevcut düzenlemelerin açıklaması niteliğinde
olan kaynaklardır.
• Bu kaynaklar arasında; açıklayıcı genel tebliğler, örf ve
adetler, muktezalar (özelgeler), sirkülerler, genelge ve
genel yazılar, yargı kararları ve bilimsel öğreti (doktrin)
sayılabilir.
• Yardımcı nitelikteki kaynaklar, vergileme alanında yeni bir
hüküm getirmezler, sadece geçerli bir hukuk kuralının
tespit ve yorumlanmasında kendilerinden yararlanılabilir.
Hukuki Niteliklerine Göre (Şekil)

BAĞLAYICI-ASLİ KAYNAKLAR
Anayasa
Yasa
Anlaşma
KHK (Olağanüstü durumlarda)
Yürütmenin Özel Düz. İşl.
 Bakanlar Kurulu Kar.(istisna,
muafiyet, indirim ve oranlar)
 Diğer Düz. İşl.
 Genel Tebliğler
 Yönetmelik
 Tüzük
 Bakanlık Kararları
 İçtihadı Birleştirme Kararları





YARDIMCI KAYNAKLAR




Genelgeler
İzahlar
Muktezalar
Doktrin ve Yargı Kararları
Kaynağı Yaratan Organa Göre
• Kaynağı yaratan organlara göre ise vergi hukukunun
kaynaklarını;
– Yasama organından doğan kaynaklar,
– Yürütme organından doğan kaynaklar,
– Yargı organından doğan kaynaklar ve,
– Diğer kaynaklar olarak dört gruba ayırabiliriz.
Kaynağı Yaratan Organa Göre (Şekil)
Yasama
Yürütme
Oranından Doğan Organından Doğan
Yargı
Organından
Doğan
Diğer
Anayasa
KHK
Anayasa Mah.
Kararları
Bilimsel Doktrin
Kanun
BKK
İçtihadı Bir.
Kararları
Örf ve Adet
Uluslar arası
Anlaşmalar
Tüzük
Diğer Yargı
Kararları
Yönetmelik
Tebliğ
Genelge
Mukteza
Sirküler
Anayasa (ve BKK)
• Anayasamızın Siyasi Hak ve Ödevler bölümünün Vergi
Ödevi başlıklı 73. maddesine göre;
Herkes, kamu giderlerini karşılamak üzere, malî gücüne
göre, vergi ödemekle yükümlüdür.
Vergi, resim, harç ve benzeri malî yükümlülükler
kanunla konulur, değiştirilir veya kaldırılır.
Vergi, resim, harç ve benzeri malî yükümlülüklerin
muaflık, istisnalar ve indirimleriyle oranlarına ilişkin
hükümlerinde kanunun belirttiği yukarı ve aşağı sınırlar
içinde değişiklik yapmak yetkisi Bakanlar Kuruluna
verilebilir.
ANAYASAL VERGİLENDİRME
İLKELERİ
Vergilendirme ve Özel Mülkiyet
• Vergilendirme, kişilerin mülkiyetine yani kasa ve
keselerine kamu yararı gerekçesi ile el atma işlemi
olduğundan hukuk devletinin hassasiyet göstermesi
gereken konulardan birini oluşturmaktadır.
• Çünkü, hukuk devleti özel mülkiyete dayanır.
• Vergi sisteminin mülkiyet hakkını ve sözleşme özgürlüğünü
zedelemesi halinde, hukuk devleti zarar görmektedir.
Anayasal Vergi İlkeleri
1.
2.
3.
4.
Kanunilik İlkesi
Ölçülülük İlkesi
Adalet İlkesi
Hukuki Güvenlik İlkesi
1. Kanunilik İlkesi
• “Temsilsiz vergi olmaz”, Kanunsuz vergi olmaz”, Vergilerin
Kanuniliği” ilkesi olarak adlandırılır.
• Vergilerin kanuniliği ilkesi, vergi koyma, değiştirme ve
kaldırma yetkisine yasama organının sahip olması demektir.
Yasama organı, bu ilke uyarınca vergilendirme yetkisini
kanun adı verilen yasama tasarrufu aracılığı ile
kullanabilmektedir.
• Böylece temel hak ve özgürlüklere önemli bir müdahale
niteliğinde olan vergilendirme hususunda idarenin keyfi
uygulamalarının önüne geçilmesi amaçlanmaktadır. Bu
bağlamda yürütmenin, vergi koyma, değiştirme ve kaldırma
hususlarında herhangi bir asli yetkisi bulunmamaktadır.
Ancak usule ilişkin bazı hususlarda, kanunun çizdiği sınırlara
bağlı kalarak düzenleme yapma yetkisi mümkündür.
Kanunilik İlkesi
• Vergilerin kanuniliği ilkesi aynı zamanda, idare tarafından
kanunların tam ve zamanında doğru olarak uygulanmasını
ifade eden Kanuni İdare İlkesine de anlam
kazandırmaktadır.
• Vergi Hukukunda Kanunilik İlkesi gereğince, ,
– İrade özgürlüğü ve sözleşme ile yükümlü ve/veya sorumlunun
değiştirilmesine izin verilmez.
– Kıyas yoluyla mali yükümlülük ihdas edilemez. (Kıyas Yasağı)
– İdarenin takdir yetkisi bulunmamaktadır.
Kanunilik İlkesi
• Kanunilik ilkesinin bazı istisnaları bulunmaktadır;
– Vergilendirme konusuna bakanlar kuruluna verilen yetki (Anayasa,
m.73/IV)
• Bu yetki sınırlı bir yetkidir. Hem konu bakımından hem de
kapsam yönünden sınırlandırılmıştır.
– Dış ticaret işlemlerine ek mali yükümlülük koyma konusunda
bakanlar kuruluna verilen yetki (Anayasa, m.167/2)
– Sıkıyönetim ve olağan üstü hal kanun hükmünde kararnameleri
(Anayasa, m.91)
Vergi Cezalarında Kanunilik
• Vergi kabahatleri ve suçlarının ve bunlara uygulanacak
ceza ve/veya yaptırımların da kanunlarla düzenlenmesi
gerekir. Kanunsuz Suç ve Ceza Olmaz İlkesi
2. Ölçülülük İlkesi
• Temel hak ve özgürlükler sınırsız olmadığı gibi, onları
sınırlamanın da bir sınırı vardır. Bu sınırlamada iki ölçüt
öne çıkar;
– Öze dokunma yasağı
– Ölçülülük (Anayasa, m. 13)
• Ölçülülük ilkesi;
– Sınırlamada başvurulan aracın sınırlama amacını gerçekleştirmeye
elverişli olmasını,
– Bu aracın, sınırlama amacını gerçekleştirme bakımından gerekli
olmasını ve,
– Amaçla aracın birbirine karşı ölçüsüz bir oran içinde
bulunmamasını, ifade eder.
Ölçülülük İlkesi
Ölçülülük, vergileme sürecinin her aşamasında söz konusu
olmalıdır; Örneğin;
– Kişilerin taşıyamayacağı mali yükümlülükler konulmamalı,
– Kişilerin katlanamayacağı denetim ve tarhiyatlar yapılmamalı,
– Taraf dengelerinin bozulmasına yol açacak kamu yararına aykırı
hükümlere yer verilmemelidir.
3. Vergi Adaleti İlkesi
• Vergi adaleti, vergilerin mali araç olarak kullanılmasında
vergi yükünün kişiler arasında nasıl dağıtılacağı ile
ilgilenmektedir.
• Vergi adaleti ilkesi değerlendirildiğinde,
– Mali güç yaklaşımı,
– Fayda yaklaşımı, olmak üzere iki yaklaşım söz konusudur.
Vergi Adaleti İlkesi
• Fayda
yaklaşımı,
kişilerin
kamu
hizmetlerinden
faydalandıkları ölçüde kamu giderlerine katılmalarını
gerektirir.
• Mali güç yaklaşımı ise, kişilerin mali güçlerine göre bir
ayrıma tabi tutulmasını ve herkesin mali güçlerine göre bir
ayrıma tabi tutulmasını kabul etmektedir.
• Vergi adaleti bakımından iki alt ilkeden bahsetmek
mümkündür;
– Vergilerin genelliği (yatay adalet)
– Vergilendirmede Eşitlik (dikey adalet)
Vergi Adaleti İlkesi
• Vergilerin genelliği ilkesi, mali gücü olan herkesin vergi
vermesini ifade etmektedir.
• Vergilendirmede eşitlik ilkesi, herkesin mali gücü oranında
vergi vermesini ifade etmektedir.
– Mali gücü aynı olanların aynı,
– Mali gücü farklı olanların farklı, vergilendirilmesini ifade eder.
• Mali güç göstergeleri;
– Gelir,
– Servet,
– Harcamadır.
• Vergi adaleti sağlama amacıyla benimsenen yöntemler;
– Asgari geçim indirimi,
– Ayırma kuramı,
– Artan oranlı tarifeler
4. Hukuki Güvenlik İlkesi
• Hukuk kurallarının genel, soyut ve sürekli olmaları
gerektiği kabul edilmektedir.
– Genellik kişiye,
– Soyutluk olaya,
– Süreklilik zamana özgü,
özel olmamayı gerektirir.
• Hukuki güvenlik ilkesi, kişilerin mevcut düzenlemelere
güvenerek ve inanarak hayatlarını, iş ve işlemlerini düzene
koyabilmesi, kazanılmış haklarına dokunulmaması
anlamına gelmektedir.
Hukuki Güvenlik İlkesi
• Hukuki güvenlik ilkesine uygun davranılabilmesi için,
– Yapılan düzenlemelerin açık-net, anlaşılabilir/bilinebilir ve
uygulanabilir olması, (belirlilik ilkesi)
– Kazanılmış haklara dokunulmaması, yani aleyhe yapılan
düzenlemelerin geçmişe yürütülmemesi,
• Gerçek olmayan geçmişe yürüme hukuki güvenlik ilkesine
sayılmamaktadır.
• Gerçek geçmişe yürüme ise hukuki güvenlik ilkesine tamamen aykırıdır.
aykırı
– Kıyas yoluyla hukuki statüler oluşturulmaması, mali yükümlülükler
getirilmemesi, suç/kabahat ceza/yaptırım ihdas edilmemesi (kıyas
yasağı)
Uluslararası Anlaşmalar
• Uluslar arası anlaşmalar, yürütme oranı tarafından yapılır.
TBMM’ nin anlaşmayı bir kanunla uygun bulması
gereklidir. Anlaşma daha sonra Cumhurbaşkanına
gönderilir.
• Usulüne göre yürürlüğe konulmuş milletlerarası
andlaşmalar kanun hükmündedir. Bunlar hakkında
Anayasaya aykırılık iddiası ile Anayasa Mahkemesine
başvurulamaz. (Anayasa Md. 90)
Yasa
• Bir verginin alınabilmesi için önce o konunun vergi
kanunları ile düzenlenmiş olması gerekir.
• Verginin yasallığı ilkesine göre; sadece bir yasa çıkarmak
yeterli değildir. Vergi yasalarının verginin temel unsurlarını
(konu, matrah, yükümlü, oran, muafiyet ve istisnalarda alt ve
üst sınır gibi) açıkça belirlemesi gerekir.
• Vergi Hukukunda özel sözleşme hükümleri kural olarak
kaynak oluşturmaz.
• Vergi hukukunda kesin bir şekilde kıyas yasağı vardır.
• Vergi hukukunda boşluk doldurma ya da hakimin takdir
yetkisi yoktur.
• Ayrıca bu vergi kanunun uygulanmasına o yılın bütçe kanunu
ile izin verilmiş olması zorunluluğu vardır. (Bütçe Kanunu C
Cetveli)
Kanun Hükmünde Kararnameler
• Sıkıyönetim ve olağanüstü haller saklı kalmak üzere,
temel haklar, kişi hakları ve ödevleri ile siyasî haklar ve
ödevler KHK ile düzenlenemez.
• Ancak,
sıkıyönetim
ve
olağanüstü
hallerde,
Cumhurbaşkanının başkanlığında toplanan Bakanlar
Kurulu KHK çıkarabilir. Bu KHK’ lerin daha sonra Resmi
Gazetede yayınlandığı gün itibariyle Meclisin onayına
sunulması gerekir.
• Anayasaya
aykırılığı
iddiasıyla
Anayasa
Mahkemesinde dava açılamaz. (Anayasa Md. 91)
Tüzükler
• Tüzük, yasalarca belirlenen işlerin nasıl yapılacağını
gösterir.
• Bakanlar Kurulunca çıkarılır ve Cumhurbaşkanının
imzasından sonra Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe
girer.
• Yayınlanması kanunlarda olduğu gibidir.
• Danıştay'ın denetimine tabidir.
Yönetmelikler
• Başbakanlık, bakanlıklar veya kamu tüzel kişileri
tarafından kendi görev alanlarını ilgilendiren kanun veya
tüzüklerin uygulanmasını sağlamak için çıkarılırlar.
Genel Tebliğler
• Vergi kanunlarını açıklayan, yorumlayan metinlerdir.
• İkiye ayrılır;
– Birinci grup tebliğler; vergi kanunlarının MB’ na tanıdığı
düzenleme yetkisine dayanarak çıkarılmaktadır. Bu tebliğler yeni
hükümler getirdiğinden uyulması zorunlu temel kaynaktır.
– İkinci grup tebliğler; MB’ nın bakanlık örgütüne yönelik olarak
vergi kanunlarını açıklayıcı ve yorumlayıcı metinlerdir. Yardımı
kaynak niteliğindedir.
Mukteza, Sirküler, Genelgeler ve
Genel Yazılar
• Mukteza, mükelleflere Maliye Bakanlığınca verilen
(münferit) görüşlerdir. Çok sayıda mükellefe yönelik olarak
yayınlanan görüşlere sirküler adı verilir.
• Genelgeler ve genel yazılar, Maliye Bakanlığının kendi
teşkilatına yönelik açıklamalarıdır.
Yargı Organından Doğan
Kaynaklar
• Anayasa Mahkemesi Kararları
• Danıştay İçtihadı Birleştirme Kararları
• Yargı Kararları
Diğer Kaynaklar
• Doktrin, bilimsel öğreti ve görüşlerdir.
• Örf ve adetlere, vergi yasalarının açıkça izin verildiği
durumlarda başvurulur. Kaynak olma özelliği son derece
sınırlıdır.
Vergi Yasalarında Boşluk
Doldurma
• Hukuk yaratma yetkisinden vergi hukukunda ilke olarak
söz edilemez.
• Bununla birlikte, gerek örf ve adetin gerekse hukukun
genel ilkelerinin uygulanmasında dikkat edilmesi gereken
husus, bunların verginin yasallığı ilkesi çerçevesinde, vergi
yükünün özüne ilişkin konulardan ziyade, usul ve şekle
ilişkin boşlukların doldurulmasında işlev görebileceğidir.
Vergi Kanunlarının Zaman
Bakımından Uygulanması
• Kanunların Yürürlüğe Girmesi
• En önemli şart yayımlanmasıdır. Vergi kanununda yürürlüğe
gireceği tarihe ilişkin bir hüküm yoksa Resmi Gazete’de yayımı
izleyen günden başlayarak 45 gün sonra yürürlüğe girmiş
sayılırlar.
Vergi Kanunlarının Zaman
Bakımından Uygulanması
• Kanunların Yürürlükten Kalkması
• Bir kanunun yürürlükten kalkmasının en doğal yolu başka bir
kanunla kaldırılmasıdır. Bir başka yolu da Anayasa
Mahkemesi’nin kanunu iptal etmesidir. Aynı zamanda çıkarılan
kanun süreli ise süresinin dolması ile kendiliğinden ortadan
kalkmış olur.
Vergi Kanunlarının Zaman
Bakımından Uygulanması
• Kanunların Geriye ve İleriye Yürümemesi
• Kanunlar yürürlüğe girdiği tarihten sonraki olaylara uygulanır.
Önceki kanun zamanında elde edilen haklara halel zarar gelmez.
Bununla birlikte kanunlar yürürlükten kalktıktan sonraki
olaylara uygulanmazlar.
Vergi Kanunlarının Yer
Bakımından Uygulanması
• Kanunların uygulanacağı yerin yani coğrafi alanların
bilinmesi büyük önem taşır. Bu konuda iki ana ilke vardır.
– Kaynak İlkesi: Her ülkenin kanunları o ülkenin sınırları
içindeki yerli ve yabancı herkese ve bütün hukuksal işlemlere
uygulanır. Vatandaşlık önemli değildir.
– Kişisellik İlkesi: Kişi nereye giderse gitsin uyruğunun
bulunduğu ülkenin kanunlarına bağlıdır. Uygulamada
özellikle çifte vergilemeyi önlemek için her iki ilkede salt bir
şekilde uygulanmamaktadır. Genellikle tüm nesnel vergilerde
ve dolaylı vergilerde yersellik ilkesi uygulanır. Kişisellik ilkesi
ise daha çok Gelir vergisi gibi kişisel vergilerde söz
konusudur.
KDV, Emlak Vergisi, MTV, ÖTV ve Damga
Vergisinde sadece mülkilik ilkesi geçerlidir.
Gelir ve Kurumlar Vergisinde hem şahsilik
(tam mükellef) hem de mülkilik esası (dar
mükellef) geçerlidir.
Vergi Kanunlarının Yer Bakımından
Uygulanmasında Çifte Vergilendirme Sorunu
• Çifte vergilendirme aynı kişiden aynı vergilendirme
döneminde aynı vergiden biden fazla alınması demektir.
– Tek Taraflı Çifte Vergilendirme; Ülkelerden birinin şahsilik, ötekinin
de mülkilik ilkesini kullanması durumunda ortaya çıkan
vergilendirmedir.
– Çifte vatandaşlığa sahip kişi üzerinde her iki ülkenin de aynı
zamanda şahsilik ilkesini uygulaması durumunda ortaya çıkan
vergilemedir.
• Çifte vergilendirme esas olarak uluslararası anlaşmalarla
çözülür. Ancak bu çözümün yanında bir ülkenin de
vergilendirme yetkisini kısması gerekir. 2 yol vardır;
– Mahsup usulü; Toplam vergi borcundan yabancı ülkede ödenen
vergi borcu düşülür.
– İstisna usulü; yabancı ülkede elde edilen bütün kazanç ve iratlar
vergi dışı bırakılır.
Vergi Kanunlarının Anlam
Bakımından Uygulanması
Yorum ve İspat Kavramları
Vergi Hukukunda Yorum
• “Vergi kanunları lafzı ve ruhu ile hüküm ifade eder. Lafzın açık olmadığı
hallerde vergi kanunlarının hükümleri, konuluşundaki maksat,
hükümlerin kanunun yapısındaki yeri ve diğer maddelerle olan
bağlantısı göz önünde tutularak uygulanır. ”(VUK, m.3)
• Yorum ile yasanın düzeltilmesi ya da tamamlanması söz
konusu değildir.
• Yorum ancak yasanın sınırları içinde yapılabilir.
• Hukukta yorum yapılırken mantığın tümdengelim
kurallarına göre yorum yapılır. Yasa hükmü büyük
önermeyi, vergiyi doğuran olay küçük önermeyi, idare
veya yargı kararı da sonucu oluşturur.
– GVK, ya göre her türlü ticari faaliyet vergilendirilir. (Büyük Önerme, Hukuk Kuralı)
– Toptancılık ticari faaliyettir. (Küçük Önerme, Somut Olay)
– Toptancılık faaliyeti ile uğraşanlar GVK’ nın ticari faaliyetlere ilişkin hükümlerine göre
vergilendirilir. (Sonuç)
Vergi Hukukunda Yorum Çeşitleri
• Yasama Yorumu (Uygulaması Yok)
• 1924 Anayasasında vardı. 1961 ve 1982’de kaldırıldı.
• İdari Yorum
• Yargı organları açısından bağlayıcılığı yoktur.
• Yargı denetimine tabidir.
• Yargı Yorumu
• Sadece tarafları bağlar.
• İBK ise bütün yargı organlarını ve idareyi bağlar.
• Bilimsel Yorum
• Açıklayıcı nitelik taşır.
• Bağlayıcılığı yoktur.
Vergi Hukukunda Yorum
Yöntemleri
• Deyimsel (Lafzi) Yorum; Yasa hükmünde yer alan
kelimelerin, deyimlerin, ifadelerin dilbilgisi kuralları
yönünden cümle yapısı içindeki anlamları araştırılır.
• Sistematik Yorum; Bir yasa hükmünün anlamı
belirlenirken, bu hükmün yasanın yapısı içindeki yeri ve
diğer mevzuat hükümleri ile olan ilgisi araştırılır.
• Tarihi Yorum; Burada, yasa koyucunun yasanın yapıldığı
andaki iradesi ve amacı araştırılır.
• Amaçsal (Gai-Ekonomik) Yorum; Yasanın değişen
ekonomik ve sosyal koşullar altında kazandığı objektif
anlam araştırılır.
Vergi Hukukunda Ekonomik
Yorum ve Peçeleme
• Vergiyi doğuran olaya uygulanacak hukuk kuralının
ekonomik gerçekler göz önünde tutularak saptanmasına
ekonomik yorum denmektedir.
• Vergi sorumluları ve yükümlüleri özel hukuk biçimlerini ve
kurallarını olağan kullanımları dışında kötüye kullanarak
vergi kaçırma amacı güdülüyorsa, bu amaca yönelik
sözleşmelere Peçeleme Sözleşmeleri denmektedir.
• Bunun en önemli örneği, “Para faizsiz, ev kirasız”
sözleşmeleridir. Sözleşmenin taraflarından biri, diğerine
gayrimenkulün kullanılmasını kirasız olarak devretmekte,
karşı taraf ise ona faizsiz ödünç para vermeyi
üstlenmektedir.
Peçelemede Amaç ve İspat
• Burada amaç, vergiyi doğuran olayın meydana gelmesini
önlemektir. Bu sözleşmelerle karşılaşan idare-yargı,
ekonomik yaklaşım-amaçsal yorum yoluyla görünüşteki
sözleşmeleri kabul etmemekte ve gerçek ekonomik
durumu göz önüne alınarak taraflar adına gelir vergisi tarh
etmektedir.
• Peçeleme sözleşmelerini ispatlamak idareye düşer.
Vergi Hukukunda Kıyas Yasağı ve
İstisnası
• Hukukta kıyas, sebeplerdeki benzerliğe dayanarak, bir olay
hakkında yasada yer alan kuralın, nitelikleri ve kuruluşları
ona benzeyen fakat yasada düzenlenmemiş olan diğer bir
olaya uygulanmasıdır.
• Vergi hukukunda esas olarak kıyas uygulanmaz. Özel
hukuktakinin tersine yargıcın hukuk yaratma yetkisi
yoktur. Bu, hukuk devletinin hukuki güvenlik ilkesine ve
vergilerin yasallığı ilkesine ters düşer.
• Kıyasa ancak kanunda açıkça öngörülmüş ise
başvurulabilir.
• Vergi hukukunda kıyas yasağı, amaçsal yorumun ve
ekonomik yaklaşımın sınırını oluşturmaktadır.
Vergi Hukukunda İspat
•
•
“… Vergilendirmede vergiyi doğuran olay ve bu olaya ilişkin muamelelerin gerçek
mahiyeti esastır. Vergiyi doğuran olay ve bu olaya ilişkin muamelelerin gerçek
mahiyeti yemin hariç her türlü delille ispatlanabilir. şu kadar ki, vergiyi
doğuran olayla ilgisi tabii ve açık bulunmayan şahit ifadesi ispatlama
vasıtası olarak kullanılamaz.
İktisadi, ticari ve teknik icaplara uymayan veya olayın özelliğine göre normal ve
mutad olmayan bir durumun iddia olunması halinde ispat külfeti bunu iddia
eden tarafa aittir.” (VUK, m.3)
• Vergi Hukukunda, serbest delil sistemi ve ekonomik delil ve
ispat anlayışı geçerlidir.
Download

2.Sınıf-Mali Hukuk-Vergi Hukukunun Kaynakları