M A L SAHİPLERİNİN ÖDEDİKLERİ TAVİZ BEDELİNİ
İSTEMEYECEKLERİ
YOLUNDA VAKIFLAR
VERDİKLERİ TAAHHÜTNAME
(İERİ
İDARESİNE
GEÇERLİMİDİR?
Prof. Dr. Necin GİRİTLİOGLU'*
1
T ü r k hukukunda, kaynak isviçre hukukunda ve Alman hukukunda bir
kimsenin sahip olduğu bir yetki ya da iktidar nedeniyle hu üstün durumun­
dan yararlanarak ve bu üstün durumdan doğan yetkilerini kötüye kullana­
rak kendisi için çıkar sağlamasının ahlaka aykırı olduğu, bu yüzden de bu
türlü işlemlerin Isviçrc-Türk Borçlar Yasası mel. 19/20 ile Alman Medeni
Yasası § 138 f.1 (Bu fıkra ahlaka aykırı işlemlerin batıl o l d u ğ u n u söylemek­
ledir.) uyarınca batıl olduğu yolunda lam bir görüş birliği bulunmaktadır.
•
Vakıflar idaresi aslında tahsis ve irsad kabilinden gayrı sahih bir vakıf
o l d u ğ u n d a n Vakıflar Yasasının 29.md.sindcki taviz bedeline tâbi olmayan
taşınmazların maliklerini de taviz bedelini ö d e m e y e zorlamak için taviz be­
deli ö d e n m e d i k ç e taşınmazın tapuda devrine izin vermemekle ve bu izni
ancak taşınmaz malikleri taviz bedelini ödedikten sonra vermekte, ayrıca
(aşınmaz maliklerinden bir de ödedikleri taviz bedelini geri istemeyecekleri
yolunda t a a h h ü t n a m e almaktadır.
Vakıflar idaresinin sahip olduğu yetki ve iktidardan yararlanarak ve
bunları kötüye kullanarak gerçekte taviz bedeli ö d e m e k l e c yükümlü bulun­
mayan taşınmaz maliklerindeen baskı yoluyla taviz bedeli ve ayrıca bu bede­
li sonradan istemeyecekleri yolunda bir de t a a h h ü t n a m e alması İsviçre-Türk
Borçlar Yasası md. 19/20 ve Alman M e d e n î Yasası § 138. f . l a n l a m ı n d a ah­
laka aykırılığın "kürsü misali" olacak kadar tipik ve çarpıcı bir örneği olup
sözü geçen t a a h h ü t n a m e ya da f'eragatname bu kurallar uyarınca mutlak
butlanla batıldır.
Turk-Isviçre ve Alman Hukukunun en saygın kaynaklarından bu ger­
çeği ortaya koyan parçaları aşağıya aynen dercediyoruz :
T L K İ N A Y / A K Î V t A N / B l I R C T J ( ) ( î L U / A L T ( ) P , Borçlar Hukukunun
nel H ü k ü m l e r i , 6.Bası, İstanbul 1988, 1.539/539 :
(•)
İ.Ü. Hukuk Fakültesi Medeni Hukuk Anabihm Dalı Öğretini Üyesi.
Ge
NECLA GİRİTLİOĞLU
270
İHFM C. U V (1994)
"Bir kimsenin sahip olduğu bir yetkiden veya bir iktidardan - h u k u k î
işlemi yaparken- kendisi için aşırı menfaat sağlayacak şekilde yararlanması
ahlaka aykırıdır (Yazarlar burada Alman M e d e n î Yasasının en büyük şarihi
olan S T A U D İ N G E R ' i n şerhinin ( l l . b a s ı , Band 1, Berlin 1957) J O I N G ta­
rafından yazılan § 138 ş e r h i n d e No. 7, a, s. 795'e de atıf yapmaktadırlar.)
J E A N - B A P T İ S T E Z U F F E R E Y - W E R R O , L e Contrat Contraire A u x
Bonnes Moeurs, Fribourg, 1988, s. 143, Not. 703'de şu açıklamaları yap­
maktadır:
TSW*
" I . . . Taraflardan birinin kabul edilemiyecek bir biçimde baskı altında t u ­
tularak hukuksal ö z g ü r l ü ğ ü n ü n elinden alınması durumunda hata, hile veya
ikrahın şartları bulunması bile o işlem isviçre Borçlar Yasası M d . 20 uyarın­
ca ahlaka aykırılık nedeniyle batıldır."
" I . . . Bir hukuksal işlem yapılırken taraflardan biri ç o k daha elverişli du­
rumda b u l u n m a s ı n d a n yararlanarak kendisine aşırı menfaat sağlıyorsa, ya da
gene bundan yararlanarak karşı tarafı borç altına sokuyorsa, bu işlem isviç­
re Borçlar Yasası md. 27/11, ( T ü r k Borçlar Yasası md. 23/11) h ü k m ü uyarın­
ca ahlaka aykırıdır."
S T A U D I N G E R şerhinin 1980 tarihli baskısında H E R M A N N D İ L C H E R tarafından yazılan § 138 ş e r h i n d e ( S T A U D I N G E R , 12. bası, Berlin
1980 erstes Buch, Allgemeiner Teil, § 138, No.20/21)de şu açıklamalar yer
almaktadır:
"I.
mm
a) Üstün gücün kötüye kullanılması
Bir üstün güç durumunun aşırı çıkar sağlamak amacıyla kullanılması ah­
laka aykırıdır. Burada ağırlıklı olarak sözkonusu üstün g ü ç t e n yararlanılması
aranır, ne varki bu husus mutlaka bir şart olarak gerekli de değildir. Ahlaka
aykırılık, sözleşme ö z g ü r l ü ğ ü n ü n taraflar arasında belirli bir güç dengesinin
gerekli olmasına rağmen, dengenin b o z u l m u ş olmasından
kaynak­
lanmaktadır. G e r ç e k t e n de bu denge taraflardan biri zararına açık bir
şekilde ihlal edilirse, sözleşme özgürlüğünün kötüye kullanılması tehlikesi
doğar. Böyle bir durumda Alman Medeni Yasası § 138 fıkra 1 ( T ü r k B o r ç ­
lar Yasası m d . l 20) zayıf olanın imdadına koşar. Bu husus özellikle adalet­
siz şartların güç dengesini önemli ölçüde ihlâl ettiği durumlarda karşımıza
çıkmaktadır.
b) Ü s t ü n gücün kötüye kullanılmasının en önemli hali tekelin (mono­
p o l ü n ) k ö t ü y e kullanılmasıdır. Ne var k i burada ne tam kelime a n l a m ı n d a
bir tekel ne de piyasaya egemen olan ticarî bir konum şart değildir. E ğ e r fii­
li durum nedeniyle hukuksal işlemden aşırı çıkar sağlanmak ve karşı tarafa
genel kanıya g ö r e hakkaniyet d ü ş ü n c e s i n e ters düşen, nisbetsiz fedakarlık
y ü k l e m e k amacı güdülüyorsa, bu durum da yasa koyucunun amacıyla ve
İHFM C. LIV (1994)
TAVİZ BEDELİNE İLİŞKİN TAAHHÜTNAME
alışverişteki adalet düşüncesiyle çelişiyorsa monopol durumunun
kullanılması (ve ahlâka aykırılık) sözkonusudur."
271
kötüye
ş
(Yazar burada Alman imparatorluk Mahkemesi kararları ile Alman
Federal Mahkemesi kararlan ve K R Ü G E R - N İ E L A N D , ERMAN-VVEST E R M A N N gibi Alman M e d e n î Yasasının önemli şarihlerine de atıf yap­
maktadır.)
L A R E N Z , Allgemeiner Teil des Deutschen Bürgerlichen Rechts, 7.baSî, M ü n i h 1989, § 22, I I I , 2, s. 442/449.
".... Burada herşeyden ö n c e monopol (tekel) durumunun ahlaka aykırı
olarak sömürülmesi halleri anlaşılmalıdır. Alman imparatorluk Mahkemesi
yineleyerek şu yönü vurgulamıştır : ( L A R E N Z burada Alman İ m p a r a t o r l u k
Mahkemesinin kökleşmiş nitelikte birçok kararına yollama yapmakta, ayrıca
Alman Federal Mahkemesinin bir kararını da a n m a k t a d ı r ) . "Bir kimsenin
sahip olduğu bir monopol (tekel) durumunu haksız ve mesnetsiz şartlar
koşmak için ya da yasa koyucu tarafından istenmiş olan ve alışverişte de
haklı bulunmuş olan hukuksal durumu tersine çevirerek nisbetsizce çı­
karlar sağlamak için sömürmesi ahlaka aykırıdır. Burada ahlaka aykırılık
unsuru yalnızca haksız, diğer tarafa nisbetsizce (aşın ölçüde) zarar veren
sözleşme şartlarında değil, ekonomik güç (kudret) durumunun nisbetsizce
(aşırı) çıkarlar sağlamak için sömürülmesinde görülmektedir."
P A L A N D T , Bürgerliches Gesetzbuch, 48.bası, 1989, Prof.Dr. HEİN¬
R I C H S tarafından yazılan § 138 şerhi, 2, a, s. 119:
"Objektif b a k ı m d a n gabinli bir hukuksal işlem bir monopol durumunun
sömürülmesiyle yapılmışsa Alman Medeni Yasası § 138 f . l uygullanabilir,
bunun için kınanması gereken bir zihniyetin varlığı da gerekli değildir ( A l ­
man Federal Mahkemesi kararı, L M (Cc No.4). Bir hukuksal işlem bir kim­
senin içjnde b u l u n d u ğ u zor durum s ö m ü r ü l e r e k yapılmışsa gabinin şartı
olan edimler arasındaki aşırı nisbetsizlik şartı buluunmasa bile Alman Me­
d e n î Yasası § 138 f . l uyarınca ahlaka aykırılık kabul edilebilir."
E R M A N , B G B Handkommentar, 1. Band, 6.Bası, 1975 Aschendorf¬
M ü n s t e r , W E S T E R M A N N tarafından yapılan § 138 Şerhi, No. 46, S. 218 :
"Kendi çıkarına olarak hukuksal işlemde haksız bir fedakarlığı kabul et­
tirmek için, özellikle yasal bir hakdan feragat ettirmek için, hukuksal ya
da fiili çeşitten bir üstün güç durumundan yararlanılması halinde monopol
(tekel) durumunun ahlaka aykırı olarak çıkar sağlanması s ö z k o n u s u d u r ( W E S T E R M A N N burada Alman imparatorluk ve Alman Federal M a h ­
kemesinin kararlarına atıf yapmaktadır.) Burada ahlaka aykırılık sözleşme­
nin diğer tarafına yönelikdir."
M Ü N C H E N E R K O M M E N T A R Z U M B Ü R G E R L İ C H E N GESETZ­
B U C H , Band 1, Allgemeiner Teil (§§ 1-240), M ü h i n 1978, M E I E R / M A L Y
tarafından yapılan § 138 şerhi N . 82 ve 83:
212
M
( I A (.İKİTl.İoC.l L
İl II M C
I I V (1994)
M E I E R / M A L Y dc s. 847 N.82 monopol durumunun somürülmcsiylc
oluşan ahlaka aykırılık durumu konusunda gene aynı bilgileri verdikten son­
ra s. 847/848, N . 8.Vde de "üstün durumun" somürülmcsiylc oluşan ahlaka
aykırılık hakkında da şu bilgileri vermektedir:
"Yerleşmiş uygulamaya ve görüş birliğindeki öğretiye göre resmî bir
makam resmî görevlerinin ifasını, o/ellikle kendi takdirinde bulunan idarî
bir işlemi, dilekçenin idari işlemle bir iç bağlılığı bulunmayan ekonomik
karşı edimleri yapmasına bağlayamaz..." "... Ahlaka aykırılık üstün güçten
yeralanılmasında görülür."
SOERGEL, Bürgerliches Gesetzbuch. Band I , Allgemeiner Teil, (§§ 1¬
240), 11.bası, 1978. Stutlgarl-Berlin-Köln-Mainz, I I E I L R M E I I L t a r a l ı n d a n
yazılan § 138 şerhi, N.85/92\Je de gene yukarıda açıklanan bilgiler veril­
mekte ve özellikle monopol durumundan yararlanarak karşı tarafa ağır şart­
lar ve fedakarlık kabul ettirmek için baskı yapılması durumunda gabinin
şartları olmasa bile hukuksal işlemin ahlaka aykırılıktan dolayı batıl olacağı­
nı vurgulamaktadır. Ö / e l l i k l e N . 88 M e monopol durumunu kötüye kullana­
rak karşı tarafa haksız, nisbelsiz (aşırı) fedakarlık ya da ş a r t l a n kabul ettir­
menin örneğin "hukuka uygun olarak d o ğ m u ş taleplerden feragati (vaz­
geçmeyi) kabul ettirmenin ahlaka aykırı o l d u ğ u n u Alman imparatorluk
Mahkemesinin yerleşmiş içtihadına atıf da yaparak belirtmektedir.
Türk, isviçre ve Alman hukuklarının en saygın kaynaklarından yukarıya
aynen geçirilen bu bilgilerden anlaşıldığı üzere Vakıflar idaresinin taşınma­
zın tapuda devrine izin verme yetkisini kötüye kullanmak suretiyle taşınmaz
maliklerinden g e r ç e k t e borçlu olmadıkları halde taviz bedeli, ayrıca bu taviz
bedelini geri istemeyecekleri yolunda bir de t a a h h ü t n a m e ya da feragatname alması sahip olunan üstün bir yetki ya da iktidarın kötüye kullanılarak
kendine çıkar sağlamak şeklindeki ahlaka aykırılığın kürsü misali olacak ka­
dar pek tipik ve çarpıcı bir örneğidir. Bundan dolayı sözü geçen t a a h h ü t ­
name ya da leragalneme Borçlar Yasası md. 20 anlamında mutlak butlanla
batıl olup her türlü hukuksal d e ğ e r d e n yoksundur.
Yukarıda açıklanan bilgilerden ve verilen ö r n e k l e r d e n anlaşılacağı üze­
re monopol durumundaki üstün gücün, bu durumunu kötüye kullanarak
h a k k ı n d a n fazlasını ahlaka avkırı bir yolla elde etmesi s ö z k o n u s u olmakla¬
dır. Bu durumda daha vahim olarak böyle bir konumda olan Vakıllar IdaJ
resinin, ihtilaf konusu taşınmaz sırf tahsisat kabilinden gayrısahih bir vakıf
olduğu, bu sebeple de Vakıflar Yasası md. 29 uyarınca tavize tabi olmadığı
için taviz bedeli konusunda hiçbir hakkı da b u l u n m a m a k t a d ı r . Bu husus da
Borçlar Yasası md. 20'deki butlan müeyyidesinin evleviyetle uygulanmasını
gerektiren bir olgudur.
incelememize son vermeden önce su noktayı da belirtmek isteriz :
Taşınmaz malikleri aslında borçlu olmadıkları vakıf taviz bedellerini
kendi istekleriyle değil. Vakıflar idaresinin yukarıda belirtilen yetkilerini
İIIFM C . L I V (1994)
T A V I Z B E D E L İ N E İLİŞKİN T A A H H Ü T N A M E
273
k ö t ü y e kullanarak yaptığı baskı yüzünden ö d e m e k zorunda kalmışlardır.
Başka deyişle bu parayı ö d e m e z l e r s e Vakıflar idaresi taşınmazın devrine
izin v e r m e y e c e ğ i n d e n B Y . md. 62'deki borç olmayan şeyin tediyesi davası
açarak ödedikleri parayı geri almalarına hiçbir engel yoktur. Nitekim yük­
sek Yargıtayın kökleşmeş içtihadları da bu yoldadır.
Sonuç : Yukarıda açıklamalar ışığında Vakıflar İdaresinin taşınmaz ma­
liklerinden aldığı taviz bedelinin geri istenmeyeceği yolundaki t a a h h ü t n a ­
menin B Y . 20 uyarınca mutlak butlanla batıl olup hiçbir hukuksal değeri
bulunmadığı açık bir gerçektir.
Download

Bu PDF dosyasını indir