ÖRGÜTSEL/YÖNETSEL
İLETİŞİM
Yönetsel faaliyetlerin var olduğu tüm örgütlerde, yönetimin alt unsurlarından olan
planlama, teşkilatlanma, yöneltme, koordinasyon, uygulama, denetim gibi
faaliyetleri gerçekleştirmek amacıyla, gerek örgüt içerisinde çalışanlar arasında
gerekse örgütün çevresiyle bilgi alış verişine imkan sağlanması yönetsel iletişim
ile mümkündür. Yönetsel iletişim, örgütün tüm unsularının ahenk ve uyum
içerisinde, aynı frekans da çalışmasını sağlar.
Örgütlerde yönetimin doğru bir değerlendirme yapması, doğru karar alması ve
uygun bir planlama yapmasının temelinde etkin iletişim ve etkin iletişimin sağladığı
doğru bilgi ve mesajlar bulunmaktadır.
Örgütlerde, örgüt amaç ve hedeflerinin çalışanlara benimsetilmesi, birimlerin
yapacakları görevlerin anlatılması, koordine edilmesi, sağlıklı bir çalışma ortamı
yaratılması ancak örgütsel iletişimin etkinliği ile mümkündür.
KİTLESEL İLETİŞİM
Kitlesel iletişim, diğer iletişim türlerinden daha farklı bir yapıda ve özelliktedir.
Burada alıcı olan kitlelerdir. Kitleler, bireylerin oluşturduğu insan topluluklarıdır.
Ancak bu toplum homojen değildir. Yani kitleyi oluşturan insanlar birbirinden
bağımsız, farklı yaşta, farklı cinsiyette, farklı kültürde ve eğitim seviyesinde olabilir.
Kişiler arası iletişim ile kitle iletişiminin ayırıcı özelliği ise; kaynaktan hedef kitleye
gönderilen mesajın geri dönütünün anında gerçekleşmemesidir. Yani kaynağın
gönderdiği mesaj her ne kadar alıcıya doğrudan ve belki de anında ulaşıyor olsa
da, alıcının kimliğini bilme ve gönderilen mesajı nasıl algıladığını anında öğrenme
şansı çoğu kez yoktur. Bu bakımdan kitle iletişimi, tek yönlü bir iletişimdir.
Çağımızda, geniş hedef kitlelerin uyarılması, etkilenmesi, bilgilendirilmesi ve ikna
edilmesi amacıyla kitlesel iletişim araçları kullanılmaktadır. Kitlesel iletişim araçları,
gazete, dergi, broşür, afiş, kitap, yıllık gibi yazılı basın ürünleri olabileceği gibi,
televizyon, radyo, internet gibi geniş kitlelere yayın yapan araçlarda olabilir.
TELEVİZYON
Televizyon, özellikle 1980’li yıllardan itibaren giderek artan bir şekilde yaygın
halk kitleleri tarafından kullanılan oranı artan, hatta son yıllarda insanları esir
alan kitlesel iletişim aracıdır.Geçtiğimiz yıllara ile günümüze kıyaslar ve
izlenme oranı konusunda birbiri ile yarışan televizyon kanallarının ve
programlarının gün geçtikçe ne kadar zenginleştiğini ve çoğaldığını dikkate
alırsak bu gün televizyon adı verilen makinenin insanların hayatında nasıl
önemi olduğunu anlamak kolaylaşacaktır.Bu neden televizyon geniş kitlelere
ulaşılmasını mümkün kılan ve çağımızda en yaygın kullanılan kitle iletişim
araçlarından biridir.
RADYO
Radyo da teknik olarak televizyon gibi kaynaktan çıkan
mesajı anında hedef kitleye ulaştıran çok hızlı bir
kitlesel iletişim aracıdır. Televizyondan farkı görsel
bir kanal olmamasıdır.Bir diğer farkı ise
ulaşabilecek alıcı sayısının, radyonun teknik
özellikleri ve popülaritesi ile sınırlı olmasıdır.
Gazete ve Dergiler
Kitlesel iletişim araçlarından gazete ve dergiler yazılı
basın organları olarak alıcıların gözlerine ve
duygularına hitap ederler. Televizyon ve radyo gibi
alıcının işitme duyusuna hitap etmezler ve onlar
kadar hızlı değildir. Çoğunlukla gazeteler günlük,
dergiler haftalık veya aylık olarak çıkarıldığından
kaynaktan gönderilen mesajların alıcılarına
ulaşması o oranında uzamaktadır.
İnternet
Yirminci asrın sonlarına doğru, televizyon gibi, radyo gibi hatta gazete, dergi,
mecmua gibi aniden hayatımıza giren internet de artık toplumsal yaşamla
bütünleşmiştir. Küresel Bilgi Ağı olan internet, dünya ülkelerinin yüzde 98’ni
birbirine bağlamakta ve bu şekilde insanların doğrudan bilgiyi paylaşmalarına
olanak sağlamaktadır. 2000’li yıllarda iletişim ve haberleşmenin çok önemli bir
kısmının internet üzerinden yapılacağı düşünülmektedir. Halen görsel ve
yazılı basının yanında üçüncü bir medya olarak yerini alan internet’in, gücünü
giderek artıracağı ve vazgeçilmez bir ortam haline geleceği öngörülmektedir.
Modern ve post-modern örgütlerin biricik iletişim kanalı haline gelen bu harika
araçla insanların tanışması, kaynaşması pek zor olmamıştır. Bugün internet
marifetiyle; alış verişini yapan, faturalarını ödeyen, banka işlerini yapan, işe
müracaat eden, sohbet eden, haberleşen insanların sayısı hiç de az değildir.
Kamu kuruluşlarının çeşitli web-sitesi uygulamalarının yanı sıra kimi özel
girişimciler, sivil toplum örgütleri, üniversiteler ve benzeri kurumlar,
ulaşabildikleri kaynakları internet üzerine aktarma çalışmaları yapmaktadır
İletişim Engelleri ve Sorunları
İletişimin aksaması veya engellenmesi; iletişim
sürecinin gerçekleşmemesini ya da eksik veya
yanlış gerçekleşmesini ifade eder. Başka bir
anlatımla, iletişim unsurlarını içeren kaynak, alıcı,
mesaj, geri besleme ve kanal gibi öğelerin veya
bunları etkileyen dış etmenlerin iletişimden
amaçlanan anlam alışverişini yapamamasıdır.
İletişimin engellenmesine neden olan aksaklıkları iki
temel alt başlıkta sınıflandırmak mümkündür.
Bunlardan ilki iletişim unsurlarından kaynaklanan
aksaklıklar, diğeri ise bunların dışından kalan
unsurların neden olduğu dış etmenlerdir.
Kaynağın Neden Olduğu İletişim Engelleri
Burada iletişimi aksatan ve üzerinde durulması gereken en önemli
konu kaynak olmalıdır. Halkla ilişkiler faaliyetlerinde görev
alacak ve kaynak konumu ile hedef kitlelere ileti gönderecek
olan iletişimciler bu konuya özel dikkat göstermelidirler. Zira
kaynak her şeyden önce iletişim bilgi ve becerisine sahip
olmalı, gerçekleştirilecek iletişimin amaçlarını net olarak
bilmelidir.Bu kapsamda kaynak.

Alıcıyı ve hedef kitleyi çok iyi tanımalı

Gönderilecek iletiyi alıcının açabileceği ve doğru
algılayabileceği tarzda kodlamalı

Gönderilen iletinin arzu edilen inandırıcılığı sağlaması için
kaynağın tanınması ve güvenilir olmasına özen göstermeli

Mümkün olduğunda iletişime coşkuyu, heyecanı, arzuyu,
içtenliği katan ve iletiyi güçlendiren beden dilini uygun olarak
kullanmalıdır.
Alıcıdan Kaynaklanan İletişim Engelleri




İletişim sürecinin gerçekleştirilebilmesi için, alıcının kaynaktan
gönderilen uygun bir mesajın alınabilmesi ve uygun olarak
değerlendirilebilmesi gerekir. En azından alıcı, kendisine
uygun şekilde kodlanmış ve uygun bir kanalla gönderilmiş bir
mesajı alabilecek, algılayabilecek ve değerlendirebilecek
yeterlilikte olmalıdır. Bu neden iletişim sürecinde alıcıdan
beklenen hususlar şunlardır.
Alıcının algılama kusuru olmamalıdır.
Alıcı iletişime ilgi duymalıdır.
Alıcı aldığı mesaja objektif olarak cevap vermelidir.
Alıcının önyargılı olmaması, farklı inanç, kültür ve değer
yargıları gibi psikolojik engelleri olmaması gerekir.
Kanaldan Kaynaklanan Etmenler
Alıcı ve kaynak arasında kullanılan kanallarının
yetersizliğinden doğan iletişim aksamalarıdır.
Özellikle yüz yüze yapılamayan ve alıcı ile kaynak
arasındaki fiziki uzaklığın fazla olduğu durumlarda
sık sık karşılaşılabilen engellerdir. Örneğin, pek çok
kişi telefon görüşmesi esnasında veya bir televizyon
programı esnasında kanalda oluşan bir arıza
nedeniyle bu problemi yaşamıştır.
Diğer Nedenlerden Kaynaklanan Etmenler
Teknik Nedenler
İletişimi aksatan en önemli dış etmenlerden biri gürültüdür.
Gürültü; yeterli bir kaynak ve yeterli bir alıcı arasında
seyretmesi gereken uygun mesajın iletilmesinde ve
algılanmasında belirsizliklere neden olacak şekilde harici bir
engelle karşılaşmasıdır. Bu durum mesajın hiç ulaşmaması
veya ulaştığı halde yanlış anlaşılmasına neden olabilir.
Örgüt Yapısından Kaynaklanan Nedenler
Bir başka engel türü de, örgüt yapılarından kaynaklanan
engellerdir. Esnek ve canlı bir yapıdan uzak, karmaşık bir
mekanik yapıya sahip örgütlerde dikey ve yatay iletişim
açısından zorluklar yaşanabilir. Örgütlerde yaşanan ast üs
gerilimleri de bu yönde iletişimi engelleyen başka bir neden
olabilir.
DİNLEME BECERİSİ
İnsan ilişkilerinde uzlaşmanın, başarılı olmanın sihirli anahtarlarından biri de iyi bir
dinleyici olmaktır. Özellikle mesleği halkla ilişkiler olan veya bu alanda görev
alan herkesin iyi bir dinleyici olma yeteneğine sahip olması gereklidir.
Bazen çok konuşan ve karşısındaki insanlara hiç konuşma fırsatı vermeyen
kişilerle sohbet etmekten kaçınırız. Zaten tek taraflı bir konuşma pek de
sohbet olmayacağı için bu gibi durumlarda ilginiz dağılır ve konuşmanın
bitmesi için fırsat kollarız. Bazen de televizyonda izlediğimiz bir açık oturumda
karşısındakine konuşma fırsatı vermek istemeyen ve hatta bu konuda
küstahlığı elden bırakmayan bir siyasetçiyi veya uzmanı izlerken sinirleniriz. O
halde burada yatan gerçek şudur ki, hep biz konuşur ve karşımızdakilere
düşüncelerini, duygularını anlatma fırsatı vermez isek onlarda bizim için aynı
şeyleri düşünecekler ve bizi saygısızlıkla suçlayacaklardır.
Sessizce dinlemeyi bilmeli, karşımızdaki insanı gerçekten kabul ettiğimizi
hissettirmeliyiz. Bu bize en azından, karşımızdakini sonuna kadar dinleyip, ön
yargısız olarak duygularını ve düşüncelerini en iyi şekilde anlamamıza imkan
verecek, iletişimin kolay ve açık olmasına yardımcı olacaktır.
Etkili Konuşma
Konuşmanın Tanımı
Konuşma; ses, mimik ve jestlerden oluşan karmaşık bir örüntüdür.
Konuşmanın, susku, hece uzunluğu, tartım ve tempodan
oluşan dört öğesi vardır.
Susku
Konuşma esnasında ve kelimeler arasındaki duraklamalardır.
Hece uzunluğu
Sesli bir harfin söylenmesi sırasında geçen süredir.
Tartım
Sözden ve suskudan oluşan düzenlemelerdir. Konuşmanın
hareketliliğini ve canlılığını göstermektedir.
Tempo
Konuşmadaki hızdır.
ETKİLİ KONUŞMANIN NİTELİKLERİ















Etkin bir konuşmacıda şu özellikler bulunmalıdır.
Konuşma çok acık ve anlaşılır olmalıdır.
Konuşmada doğal ve içten davranılmalıdır.
Konuşmanın hızı dikkat dağıtmayacak bir tempoda olmalıdır.
Ses tonu alçak veya çok yüksek olmamalıdır.
Konuşma sırasında aşırı olmamak üzere el ve kol hareketleri yapılmasında sakınca
yoktur.
Konuşma sırasında dinleyiciler ile göz gezdirme yoluyla göz teması kurulmalıdır.
Ayakta konuşmak, oturarak konuşmaktan daha etkilidir.
Konuşurken geriye doğru yaslanmak, başı yukarı kaldırmak yanlıştır.
Konuşurken kolları kavuşturmak doğru değildir. Kendini beğenmişlik mesajı verir.
Konuşan kişinin yüz ifadesi yumuşak ve hafif tebessüm içinde olmalıdır.
Konuşma süresi iki saati aşmamalı, uzun konuşmalarda ara verilmelidir.
Konuşmaya güzel bir sizle başlanabilir. Zaman içinde küçük espriler ve fırkalar
anlatılabilir.
Konuşma sırasında canlı ve istekli olunmalıdır.
Konuşmanın sonunda dinleyicilere soru sorma hakkı tanınmalıdır. Sabırlı, anlayışlı
ve hoşgörülü olmak gerekir.
Konuşma içeriğinde dinleyici kitlenin anlayabileceği sözcükler kullanılmalı,
jargondan ve mümkün olduğu kadar soyut kelimelerde kaçınılmalı, alıcının yanlış
yorumlara saplanması önlenmelidir.
Download

7-ÖRGÜTSELMÜNÝR ERGEN 90