03.11.2014
Canlıların çeşitliliği
Linneaus’nin Sınıflandırması
Linneaus’nin sınıflandırma sisteminde türden sonra gelen
basamaklarda benzer türler aynı cins içinde, benzer cinsler
aile (familya), benzer aileler takım, benzer takımlar sınıf,
benzer sınıflar aynı şube içinde sınıflandırılır. Son olarak
benzer sınıflar en geniş sınıflandırma basamağı
(sınıflandırma hiyerarşisinin en üst basamağı) olan âlem
içine yerleştirilir.
Türden âleme doğru gidildikçe ortak özellik azalır, kapsanan birey sayısı artar.
Altı grupta sınıflandırılır
•
•
•
•
•
•
Bakteriler
Archeaelar
Protistler
Mantarlar
Bitkiler
Hayvanlar
Virüsler
Archeae
•DNA Virüsleri: Yapılarında nükleik asit olarak DNA
vardır. Çiçek virüsü, uçuk virüsü, bakterilerde
çoğalabilen bakteriyofajlar bu gruba girer.
Arkealar temelde prokaryotik hücre yapısına sahip canlılardır.
Ancak kendilerine özgü bazı özellikleri de vardır. Örneğin
hücre zarlarındaki fosfolipitlerin kuyruk kısmındaki karbon
zincirleri arasında diğer canlıların hücre zarında bulunmayan
bağlar vardır.
vardır Bu bağlar hücre zarının daha dayanıklı olmasını
sağlar ve arkelerin zor koşullarda yaşamasına olanak tanır.
Arkelere özgü bir diğer özellik hücre duvarlarını oluşturan
maddelerin farklılığıdır. Kendilerine özgü hücre duvarları da
arkelerin dirençli oluşunda etkilidir.
•RNA Virüsleri: Nükleik asit olarak yapılarında RNA
bulunur. Tütün mozaik virüsü, grip, çocuk felci,
menenjit, kızamık, kuduz virüsleri bu gruba girer.
1
03.11.2014
Archeaelar
Bakteriler
• Halofiller: Tuz oranı yüksek olan sularda yaşarlar.
• Termofiller: En uygun sıcaklık aralığı 65‐85 °C dir.
• Metanojenler: Anaerobturlar. Karbondioksit gazını hidrojen ile
birleştirerek metan gazı oluştururlar.
• Psikrofiller: Ortam sıcaklığının 5 °C den düşük olduğu
bölgelerde yaşayabilirler.
yaşayabilirler
Ataları gibi bakteriler de prokaryot yapılı canlılardır. Zarla çevrili
çekirdekleri ve organelleri yoktur. Sadece ribozomları vardır. Bu
gruptaki canlıların tümü bir hücrelidir. Çoğunlukla ökaryot
hücrelere göre küçük yapılıdır.
Bakteriler
•
•
•
•
•
•
•
•
•
Hücre duvarı: Polisakkarittir (Peptidoglikan) Hücre zarı: Çift katlı fosfolipit yapıdadır
Kapsül: Polisakkaritten
Pilus: Hareket değil yüzeye tutunmasını sağlar
p
y yyaptığı kıvrımlar p ğ
Mezozom: Hücre zarının stoplazmaya
(oksijenli solunumda besinlerin parçalanarak enerji elde edilmesi
% 80’i sudur. Stoplazmada enzimler, karbonhidratlar, lipitler, inorganik maddeler bulunur
Halkasal DNA, plazmit
Bölünerek çoğalma
Endospor oluşturma
Bakteriler
Piluslar harekette değil bakterinin yüzeylere tutunmasında
etkilidir. Ayrıca bakteriler arasında DNA alış verişinde piluslar
etkilidir.
Hücre zarı çift katlı fosfolipit yapıdadır. Seçici geçirgen
yapısıyla hücrenin madde alış verişini düzenler. Bakteri hücre
zarları ayrıca
y
fotosentez ve solunumda da rol oynar.
y
Bakterilerde hücre zarı genellikle sitoplazma içine doğru
kıvrımlar yapmıştır. Bazı bakterilerde bu zar kıvrımlarında
klorofil pigmentleri bulunur. Bu tür bakteriler güneş ışığını
kullanarak fotosentez yapabilir. Bakterilerin çoğunda hücre
zarının yaptığı kıvrımlar mezozom adı verilen yapıyı oluşturur.
Mezozom oksijenli solunumla besinlerin parçalanarak enerji
elde edilmesinden sorumludur.
Mantarlar
Mantarlar genellikle çok hücreli ökaryot canlılardır. Bir hücreli
mantar türleri de vardır. Hücreleri kitinden yapılmış hücre
duvarı ile çevrilidir. Tüm mantarlar heterotrof organizmalardır.
Eşeyli ve eşeysiz üreme görülür. Bitki kökleri ile etkileşim
hâlinde yaşayan mantarlar (mikoriza) vardır. Yeşil alglerle
simbiyotik yaşayanlarsa likeni oluştururlar. Mantarların çoğu
hif adı verilen ince ipliksi yapılardan oluşur. Hifler üzerinde
yaşadığı organik maddenin içine doğru gelişirken dallanıp
birleşerek misel adı verilen yapıları oluşturur. Mantarlar
miselleri aracılığıyla bulunduğu ortama tutunur. Buraya
salgıladığı enzimler ile büyük organik molekülleri sindirir.
Sindirilmiş besinleri emerek beslenir.
-- Boynuzlu ciğer
otları
2
03.11.2014
Bitkiler
Yapraklı Karayosunları
DAMARSIZ TOHUMSUZ: Ciğer otları, boynuzlu ciğer otları ve karayosunları
DAMARLI TOHUMSUZ: At kuyrukları, kibrit otları, eğreltiler
DAMARLI TOHUMLU: Çam, Buğday, Elma vb.
Damarsız tohumsuz bitkiler su iletimini sağlayan damarlara
sahip olmadığından nemli yerlerde yaşar ve boyları kısadır
(genellikle 20 cm’den kısa). Kök, gövde ve yaprağa benzer
yapıları vardır. Üremeleri eşeyli ve eşeysiz üremenin birbirini
takip ettiği döl almaşı şeklindedir.
Çok hücreli, fotosentetik bitkilerdir. Yapraklı kara yosunlarının iletim sistemleri
ve gerçek kök, yaprak ve gövdeleri yoktur. Çoğu yapraklı olan küçük
yapılı türler içerirler. Kök yerine bir ya da çok hücreden oluşan "rizoid"ler
(köksü yapılar) bulunur. Kara yosunlarında sporofit ve gametofit evre olmak
üzere 2 farklı yaşam evresi vardır.
Sphagnum, çoğu Kuzey
yarımkürede birazı ise
yarımkürede,
Güney yarımküredeki (Şili
ve Arjantin) turbalıklarda
yetişen
ve
turba
yapımında kullanılan, 151
ilâ 350 türü bulunan kara
yosunu cinsi.
Çok kurak ve çok soğuk ortamlarda bile yaşayabilirler.
Kurumaksızın vücutlarındaki suyun çoğunu kaybedip,
ortamda su olduğunda tekrar aktif hale gelebilirler.
Dünyadaki turbalıkların 400 milyar ton organik
karbon depoladıkları tahmin edilmektedir.
Hücre çeperindeki fenolik bileşikleri sayesinde UV ve
diğer kısa dalga boylu ışınları absoblarlar.
Bakterilerin aktivitesini azaltan asidik ve fenolik
bileşikler salgılarlar.
Sphagnum acutifolium
Sphagnum yaprağı
Ciğer otları
• Ciğer otlarının ilk karasal bitkiler olduğu düşünülmektedir.
Genellikle nemli toprak yüzeyiyle doğrudan temas hâlinde
olan yassı bir doku tabakasından oluşur. Bu yapı rizoit adı
verilen kök benzeri yapılarla toprağa bağlıdır. Bitkinin üzerinde
üreme hücrelerini üreten şemsiye benzeri yapılar gelişir.
3
03.11.2014
Bitkinin asıl görünen kısmı gametofit nesildir. Yapraklı
karayosunlarında olduğu gibi sporofit nesil bir parazit olarak
gametofit nesilin üzerinde gelişir. Bazı gametofitlerin üzerinde
"gemma çanağı" denilen yapılar bulunur. Bunlar, ana bitkiden
ayrılıp, eşeysiz üremeyi sağlayan yapılardır. Gametofit nesili
oluştururlar. Yani döl değişimi görülür. Gametofit nesilin üzeri
tek tabakalı epidermis ile kaplı olup, gaz alışverişini sağlayan
birçok pora sahiptir. Alt yüzeyinde bulunan epidermisde çok
sayıda ince pullar bulunur. Bu pullardan uzun ve ince rizoidler
gelişir.
Boynuzlu Ciğer Otları
• Yaklaşık 100 türü bulunan boynuzlu ciğer
otlarının görüntüsü ciğer otlarına benzer.
Ancak spor üreten yapıları boynuza
benzetildiğinden bu ismi almıştır.
Hücresel yapıları yeşil alglere benzer. Her
hücrede bir tane büyük kloroplast
bulunur. Diğer
ğ kara bitkilerinde bu özellik
görülmez.
Bitkilerde Karada Yaşama Uyum
Bitkiler karada yaşamaya uyum sağlamak için hücrelerinden
su kaybını öneleyecek çeşitli özellikler kazanmışlardır. Örneğin
üreme hücreleri koruyucu tabakalarla kaplanmıştır. Böylece
üreme hücreleri kurumaya ve diğer zararlı etkenlere karşı
korunmuş olur. Yaprakların üzerindeki kütiküla tabakası da
bitkileri su kaybına karşı koruyan bir özelliktir. Yaprak
yüzeyinde bulunan stomalar (gözenekler) da bitkinin karasal
ortama uyumunu kolaylaştıran yapılardır. Gözenekler
açıldığında bitkinin dış ortamdan fotosentez için gerekli
karbon dioksidi almasını sağlar. Kapandığında ise bitkinin su
kaybını önler. Topraktaki suyun yapraklara taşınmasını
sağlayan damarların (iletim demetlerinin) gelişmesi bitkilerin
karalarda daha geniş alanlara yayılmasına ve çeşitliliğin
artmasına olanak tanımıştır.
Metagenez &
Tozlaşma
EĞRELTİLER (PTERIDOPHYTA)
Eğrelti ya da Eğrelti otu (Pteridophyta), 12.000 türü bulunan bitki
bölümü. Karbonifer döneminde 360 milyon yıl öncesine tarihlenen fosil
kayıtları vardır.
Yapraklarının iç yüzünde spor keseleri bulunan damarlı çiçeksiz bitkilerdir.
Birçok tür ve cinsi, tropikal bölgelerde genellikle ağaçsı, ılıman bölgelerde otsu
olarak yetişir.
Günümüzden 260.000.000 yyıl önce de yyaşayan
ş y eğreltiotlarının
ğ
karbon
devrinde
büyük
gelişme
gösterdikleri
ve
jeolojik
devirde
özel mikroorganizmalarca mayalanması sonucunda maden kömürlerinin önemli
bir bölümünü oluşturduğu saptanmıştır.
Çoğu ligninleşmiş iletim dokusu bulunan gerçek köklere sahiptir. Üçe
ayrılır:
1. Kibrit otları,
2. At kuyrukları
3. Eğrelti otları
4
03.11.2014
Genel Özellikleri
•
•
•
•
•
•
İletim demetleri bulunan bitkilerdir.
Üreme ve gelişmelerinde çiçek ve tohum oluşturamazlar.
Gerçek kök, gövde ve yaprakları bulunur.
Rizom adı verilen yatay gövdelere sahiptirler.
Üremeleri döl almaşı ile olur.
Sporofit döl daha büyük ve gelişmiş bir bitkidir.
Kibrit Otları (Lycophyta)
Birçok türü ağaçların dallarında yaşayan tropik bölge bitkileridir. Çok uzun
geçmişi olan relikt bitkilerdir. Karbonifer periyodunda 40 m den uzun olan
odunsu olanları iklim soğuyunca yok oldular. Küçük olanlar yaşamlarına devam
ettiler. Yaklaşık bin tür bulunmaktadır. Pekçoğu ağaçlar üzerinde epifit olarak
yaşarlar.
Eğrelti Otları
At Kuyrukları (Sphenophyt)
Akarsu kenarlarında, bataklıklarda ve kumlu yol kenarlarında yaşarlar. Fırça
şeklindeki görünümleri nedeniyle bu ismi almışlardır.
Karbonifer
döneminde çok çeşitliydiler ve 15 m boylanabilirlerdi. Günümüzde sadece
Equisetum L. cinsi kalmıştır ve 15 tür içerir.
Hem dik ve yeşil
gövdelere
hem
de
toprak üzerinde uzayan
ve kök taşıyan rizomlara
sahiptir.
Gövdelerinin
içindeki büyük hava
kanalları vardır. Bu
kanallar düşük O2’li
topraklarda
büyüyen
rizomlara ve köklere O2
ulaştırır.
Kömür Ormanları (Karbonifer dönemi)
Nemli ve fazla güneş ışığından korunacak kadar gölgeli yerlerde gelişirler.
Gövdeler sürünücü ya da toprak altında olup, görülenler yalnızca büyük
yapraklardır.
Günümüzde 12.000 den fazla türü vardır. Tropiklerde çok fazladırlar. Karbonifer
döneminde ağaçsı devasa olanları vardır.
Yaprakların alt yüzeyinde sori olarak bilinen sporangium kümeleri vardır.
5
03.11.2014
Tohumlu Bitkilerin Evrimi
• Gametofitin indirgenmesi
• Tohumun oluşması
• Polenin evrimi
Açık Tohumlu Damarlı Bitkiler
Tohum meyve içinde yer almaz. Genellikle kozalak adı
verilen yapının yapraklarının altında, açıkta bulunur.
Çiçekleri yoktur. Bu bitkiler genellikle rüzgâr ile tozlaşır.
• Bütünüyle odunsu
• Genellikle dört mevsim yeşil
• Yaprakları çoğunlukla iğnemsidir. Pulsu, yelpaze, şeritsi ya da
tüysü tipte yapraklı olanları da vardır.
• Ksilem ve Floem içeren vasküler sisteme sahiptirler.
• Bir daire üzerine dizilmiş açık koleteral iletim demetleri içerir.
Bu nedenle de ikincil kalınlaşma gösterirler.
• Tozlaşma
T l
rüzgarla
ü
l olur.
l Polenleri
P l l i kanatlıdır.
k
ld
• Çoğunda reçine kanalı bulunur.
• Çiçekler tek eşeylidir
• Trake ve arkadaş hücreleri yoktur.
• Çok kotiledonludurlar.
Kapalı Tohumlu Bitkiler
• Tohum taslakları kapalı bir odacık içinde geliştiği için bu gruba
"kapalı tohumlular" denilmiştir.
• Çiçekli bitkiler ya da Angiospermae (Magnoliophyta )denir.
• Ot, çalı ve ağaç gibi değişik formları bulunur.
• Tohum meyva içinde bulunur.
• Çok yıllık veya tek yıllık türleri vardır.
vardır
• Tohum taslakları tek ya da çok karpelle çevrilidir.
• Trake ve arkadaş hücreleri bulnur.
• Çiçekler genelde hermafrodittir.
• Çiçek örtüsü petal ve sepalden oluşur.
• Dişi organda (pistil), ovaryum (yumurtalık), stigma ve stilus
gibi farklılaşmış kısımlar bulunur.
• İki alt gruba ayrılır: Mono ve dikotiledonlar
Monokotiledonlar
•
•
•
•
•
•
•
•
Otsu bitkilerdir. Sadece palmiyeler odunsudur.
Tek ya da çok yıllık olabilirler
İletim demetleri dağınık, Kambiyum yok, sekonder kalınlaşma görülmez
Yapraklar paralel damarlı
Saçak kök sistemi
Çiçek tepallerden oluşur
Tohumlarda bir kotiledon bulunur
6
03.11.2014
Dikotiledonlar
•
•
•
•
•
•
•
•
Monokotil ile Dikotil Arasındaki Farklar
Otsu ve odunsu
Tek, iki veya çok yıllık
İletim demetleri dairesel dizilişli
Çok yıllıklarda kambiyum vardır
Yapraklar geniştir ve ağsı damarlanma var
Çiçek örtüsü petal ve sepal
Ana kök belirgin
İki kotiledona sahip
7
03.11.2014
ORGANOGRAFİ
Gelişmiş bitkilerde organları ikiye ayırırız:
1‐ Vejetatif organlar
2‐ Generatif organlar
Vejetatif organlar üçe ayrılır:
A‐ Kök B‐ Gövde
C‐Yaprak
Kök Çeşitleri
KÖK
•
•
•
•
•
•
•
•
Pozitif jeotropizma gösteren bir organ
Bitkiyi toprağa bağlamak,
Su ve mineralleri diğer organlara taşımak
Sitokinin ve giberellin gibi bazı bitki hormonlarını sentezlemek, Bitki için koruyucu özellikteki bazı sekonder bileşikleri üretmek, Besin depolamak
Hava ve su kökleri de olabilir
Stoma, yaprak yoktur. Hücre çeperi kütinleşmez
Kökün Yapısı
• Primer kök (Ana kök)
• Sekonder kök (Yan kök)
• Adventif kök (Ek kök)
Kök Si
Kök Sistemleri
l i
• Primer kök sistemi
• Kazık kök sistemi
• Saçak kök sistemi
8
03.11.2014
Kaliptra
Kök ucu bölgesi koni şeklinde bir yapı gösterir. Bu bölgedeki
uç meristemler bölünerek kökün uzunluğuna büyümesini sağlar.
Kök ucu bölgesi, yüksük şeklinde bir yapı olan kaliptra (kök
şapkası) ile örtülmüştür. Kaliptra, uç meristemi fiziksel olarak
korur. Uçç meristem tarafından oluşturulan
ş
kaliptra
p
hücreleri,,
büyümekte olan kök ucu çevresinde kaygan ve yapışkan özellikte
bir polisakkarit salgılar. Bu polisakkarit, toprağı gevşetip
kayganlaştırarak, kök ucunun toprak içinde kolayca ilerlemesini
sağlar. Ayrıca su ve minerallerin alınmasına yardımcı olma, kök
ucu bölgesinin kurumasını önleme ve kökler için yararlı
mikroorganizmalara elverişli bir ortam hazırlama gibi bir kaç
önemli görevi daha vardır.
Epidermis: Kökü en dıştan saran örtü dokusudur.
Korteks: Epidermis ve merkezi silindir arasında kalan kök
bölgesidir. Korteks parankima hücrelerinden oluşur. Parankima
hücreleri, çoğunlukla nişasta depo eder ve toprak çözeltisinden
köke giren minerallerin alınmasında aktif rol oynar.
Endodermis: Korteksin en iç tabakasını oluşturur. Tek sıralı
hücrelerden oluşan endodermis tabakası, korteks ve merkezi
silindiri birbirinden ayırır. Endodermis tabakası, minerallerin
korteksten iletim dokusuna seçilerek girişi için son kontrol noktası
olarak iş görür.
Merkezi Silindir: Kökün merkezi kısmında yer alan floem, ksilem
ve bunları çevreleyen perisikl, merkezi silindiri oluşturur. Perisikl
tabakası endodermisin iç, merkezi silindirin dış kısmında bulunur.
Perisikl, meristematik özellik taşıyabilen ve tekrardan bölünmeye
başlayabilen hücrelerden oluşan bir tabakadır. Gelişmiş bir kökte,
yan kökler perisikl tarafından oluşturulur.
9
03.11.2014
Öz bölgesi
Monokotil bitkilerin köklerinde, merkezi silindirin en iç
kısmında öz bölgesi bulunurken, dikotil bitkilerin köklerinde
yoktur. Monokotil bitkilerin köklerinde iletim demetleri öz
bölgesini halka şeklinde kuşatır. Dikotil
ikotil bitkilerin köklerinde ise
ksilem hücreleri merkezi silindirin en iç kısmından başlayarak
yıldız şeklinde iki veya daha fazla kol halinde uzanır. Floem
hücreleri ksilem kollan arasında yer alır.
İletim demetleri
İletim demetleri, floem ve ksilem arasında enine kalınlaşmayı
sağlayan meristematik hücrelerin bulunup bulunmamasına göre
ikiye ayrılır.
1‐ Kapalı İletim Demeti: Floem ile ksilem dokuları arasında enine
kalınlaşmayı sağlayan vasküler kambiyum bulunmaz. Bu tip iletim
demeti, monokotil bitkilerin kök ve gövdelerinde bulunur.
2‐ Açık İletim Demeti: Floem ile ksilem dokuları arasında
vasküler kambiyum bulunur. Bu tip iletim demetine, kök ve
gövdede enine kalınlaşmanın görüldüğü dikotil ve açık tohumlu
bitkilerde rastlanır.
10
03.11.2014
Kök Metamorfozları
1‐ Depo Kökler: Şişkin ve depo organı özelliğinde olup besin
depolar. Depo kök ve gövde oluşturan kökler vegetatif üreme
gerçekleştirirler. Havuç, Pancar.
Kök Metamorfozları
Kök Metamorfozları
2‐ Tutunma Kökleri: Duvar ve diğer cisimlere tutunmada rol
oynarlar. Haptotropik (dokunmaya yönelme) tepki verirler. Duvar
sarmaşığı.
3‐ Destek Kök: Bataklık ortamlarda yaşayan bitkilerde gevşek
zemine tutunmak için yanal uzanan ekstra köklerdir.
Kök Metamorfozları
Kök Metamorfozları
4‐ Diken Kök: Koruma yeteneğini artıran özelliktir. Palmae
5‐ Yumru Kökleri: Fabaceae (baklagil) bitkilerinin köklerinde
bulunan küçük yumrular Rhizobium adını alan bakteriler
bakımından zenginleşmiştir. Konak bitki ile simbiyotik yaşam
gösteren Rhizobium havadaki serbest azotu bağlar. Nodül adı
verilen bu yyapılar
p
yyumru şşeklinde ggörülürler.
11
03.11.2014
Kök Metamorfozları
Kök Metamorfozları
6‐ Havalandırma Kökleri: Yeterli oksijen içermeyen bataklık ve
sulak ortam bitkilerinde negatif jeotropizm gösteren kökler
toprak ve su üstüne çıkarak O2 alınımında rol
oynarlar. Mangrove, Metroxylan hurmalarında.
7‐ Sömürme (Emeç) Kökleri: Parazit bitkilerde kökler diğer
(Konukçu) bitkinin dokularına girebilecek emeçler haline
dönüşmüştür. Ökse otu
Kök Metamorfozları
Kök Metamorfozları
8‐ Gövde teşkil eden kökler (Rizom): Kökler yan tomurcuklar
vererek yeni bitkiler oluştururlar. Yabanıl otlar.
9‐ Çekme kökler: Bitkiyi, gelişmenin bir döneminde toprağın derinliğine çekmede etken olan köklere çekme (kontraktil) kök adı verilir.
Gövdenin Görevleri
• Yaprak ve çiçekleri üzerinde taşır, yenilerini oluşturur
• Negatif jeotropizma göstererek yaprakların ışıktan daha fazla faydalanmasını sağlar
faydalanmasını sağlar
• Besin maddelerinin iletimini sağlar
• Vejetatif üremeyi sağlar
• Besin depo eder
12
03.11.2014
Gövdenin Büyüme Bölgesi
Uç kısımda büyüme bölgesi vardır. Büyüme bölgesi tomurcuk dediğimiz yaprakçıklarla korunur. Dikotil Bitkilerde Gövdenin Primer Yapısı
Gövdenin primer yapısı enine kesitlerde dıştan içe doğru koruyucu
doku (epidermis), korteks (kabuk) bölgesi ve iletim demetlerinin yer
aldığı merkezi silindir’den meydana gelir.
Monokotil Bitkilerde Gövdenin Primer Yapısı
Monokotil bitkilerde kapalı kollateral demetler epiderma altından başlayarak, çevreye doğru sık ve küçük, merkeze doğru seyrek ve büyük olacak şekilde düzenlenmiştir. Korteks, kambiyum ve öz bulunmaz.
13
03.11.2014
Sekonder Büyüme
Çift çenekli bitkilerde kambiyumdan ilk yıl oluşan primer ksilem tabakası birinci yıllık yaş
halkasını meydana getirir. Kambiyum her büyüme mevsiminde bölünerek içe doğru
sekonder ksilemi, dışa doğru sekonder floemi oluşturur. Sekonder iletim dokular
üretildikçe primer ksilem ile primer floem birbirinden uzaklaşır. Böylece sekonder iletim
doku gövdenin önceki yıl oluşturduğu odun tabakasının çevresinde birikerek o yıla ait
büyüme halkasını meydana getirir ve gövdenin çapının artmasını sağlar.
Odunlu Konifer (Kozalaklı) Gövdesi
Pinus Gövde
Primer dönemde gövdenin iletim sistemi dardır ve kollateral
demetlerden oluşur. Sekonder büyüme sürekli olarak floem ve ksilemi
verir. Endoderma yoktur. Korteks ile iletim sisteminin sınırı belirsizdir.
Odunlu konifer gövdesi tipik kenarlı geçit taşıyan ilkbahar ve sonbahar
trakeidleri ile az sayıda parankima hücrelerinden oluşmuştur.
Trakeidler düzenli sıralar şeklinde olup enine kesitlerde bu yapıyı
görmek mümkündür. Pinus (Çam) odununda parankima hücrelerine
reçine kanallarında rastlanır. Primer ksilem öz içinde kalmıştır.
Sekonder ksilem ise öz ve kambiyum arasında yıl halkaları şeklinde
görünür. Öz kolları oldukça sık olup radyal yöneltide uzun prizmatik
hücrelerden meydana gelmiştir. Genellikle parankimatik hücrelerden
oluşan öz kolları bu hücrelerde nişasta içerirler.
Çam gövde radial kesit
Odunlu Dikotil Gövdesi
Bu odunların yapılarında trakeid ve parankima
hücrelerinden başka sklerankima lifleri ve trakelere de
rastlanır. Enine kesitte dışta parçalanmış bir epidermis ve
birkaç sıralı mantar (periderm) yer alır. Mantarın altında
kollenkima ve korteks parankima hücreleri öze doğru
daralarak, primer öz kollarını oluşturur. Kambiyumun
üstünde, arkadaş hücreleri, kalburlu borular, parankima ve
liflerden oluşan floem, altında ise trake ve trakeidlerden
meydana gelen ksilem yer alır. Ksilemde ilkbahar ve
sonbahar odunları ile kambiyum ve öz arasında yer alan
parankimatik sekonder öz kolları belirgindir. Kesitin en iç
kısmını öz bölgesi oluşturur. Bu grubun en bilinen örneği
Tilia (Ihlamur)’dır
14
03.11.2014
Gövde Metamorfozları
Stolon: Stolon toprak yüzeyinde yatay olarak uzanan, ince
yapılı ve nodyumlarda yeni bir bitki meydana getiren sürünücü
gövdedir. İnternodyumları uzundur. Stolonlar nodyumlarında
indirgenmiş pulsu yapraklar taşır. Bu tip bitkiler vejetatif üreme
ile ççoğalırlar.
ğ
Bilinen en yyaygın
yg örneği
ğ Fragaria
g
indica (Ç
(Çilek).
)
Gövde Metamorfozları
Gövde Metamorfozları
Rizom: Rizom toprak altında dik ya da yatay olarak uzanan,
kalın, silindirik, etli bir toprak altı gövdesidir. Nodyumları sıktır ve
üzerinden bitkinin kökleri çıkar. Genellikle monokotiledonlarda
bulunur ve Iris (Süsen) örnek olarak verilebilir. Bunlar hem
tohumla hemde rizomla çoğalabilirler.
ç ğ
Tuber (Yumru): Tuber yedek besin maddesi depo eden,
boyları kısa, şişkin ve etli bir toprak altı gövdesidir. Patates
(Solanum tuberosum) tuber yapısının tipik bir örneğidir. Tuberler
yedek besin depo etmekten başka, ana bitkinin vejetatif olarak
çoğalmasınıda sağlar. Tuberler, rizomlardan daha kısa ve kalın
olmaları kök taşımaması ve bir büyüme mevsiminden diğerine
olmaları,
kadar canlı kalmalarıyla ayırt edilir.
Gövde Metamorfozları
Gövde Metamorfozları
Kormus: Kormus zarımsı yapraklarla çevrilmiş etli, dik bir
toprak altı gövdesidir. Kormusun üst kısmı tomurcuk, alt kısmı ise
ince ek kökler içerir. Gladiolus (Glayöl) kormusa örnek olarak
verilebilir.
Bulbus (Soğan): Bulbus çok sık dizilişli ve etli yaprakları olan, dik toprak altı
gövdesidir. Bulbuslar alt kısımlarında ince ek kökler içerir. Tepe tomurcuğundan gelişen
etli‐sulu yapraklar tabla adı verilen, değişime uğramış gövdenin etrafında dizilmişlerdir.
Tepe tomurcuğu büyüme mevsiminde uygun ortam şartlarında yaprak ve çiçek taşıyan
toprak üstü gövdesi halinde gelişir. Allium cepa (Soğan) ve Tulipa (Lale) bu gruba
örnektir.
15
03.11.2014
Gövde Metamorfozları
Gövde Metamorfozları
Yapraksı Gövde: Kurak bölgelerde yayılış gösteren bazı
bitkilerin yaprakları çok küçülmüştür. Böyle bitkilerde gövdeler
yaprakların fotosentez görevini yapmak üzere yassılaşarak
yapraksı bir görünüm alırlar. Bu şekilde değişikliğe uğramış fakat
tipik gövde şeklini korumuş gövdelere yapraksı gövde adı verilir.
Yapraksı gövdeler kladot ve filloklad olmak üzere ikiye ayrılır.
Kladota Muhlenbeckia ve Opuntia’yı, filloklada ise Asparagus ve
Ruscus’u örnek olarak verebiliriz.
Sukkulent (Etli): Kurak bölgelerde veya tuzlu ortamlarda
yayılış gösteren bazı bitkiler suyun çok olduğu dönemlerde bol
miktarda su emerek gövdelerinde depo ederler. Su ile şişen, küre
veya silindirik şekilli bu gövdelere sukkulent (etli) gövde denir.
Cactaceae (Kaktüsgiller) ve Euphorbiaceae (Sütleğengiller)
f il l
familyalarının
ü l i bu
üyeleri
b gruba
b örnek
ö k olarak
l k verilebilir.
il bili
Gövde Metamorfozları
Gövde Metamorfozları
Sülük: İnce ve kıvrık kısa sürgün (tendril)’leriyle tutunup
sarılan gövdeye sülük gövde denir. Sülükler bitkinin dik durmasını
sağlar. Vitis (Asma), Passiflora (Çarkıfelek) ve Canvolvulus
(Sarmaşık), sülük gövdelerin tipik örneklerindendir.
Diken: Korunma amaçlı olmak üzere kısa veya uzun
sürgünlerin diken şeklini almasıyla diken gövde oluşur. Dikenler
sert, genellikle dik ve sivridir. Diken dallar bazen yaprak, çiçek ve
meyva taşır. Duranta, Carissa ve Pyracantha (Ateşdikeni) gövde
üzerindeki yyaprakların
p
koltuğunda
ğ
diken dallar bulunur.
16
03.11.2014
YAPRAK
• Havalandırma sistemi iyi gelişmiş ve kloroplastça zengin
olduğundan temel görevi fotosentez ve terlemedir. Yaprak
yapısı bitki türlerine göre farklılık gösterir. Bu nedenle
yaprağın morfolojik özellikleri bir bitkinin tanınmasında son
derece önemlidir.
Yaprağın Dış Morfolojisi
Genellikle nodyumlara bağlı, gövde eksenine dik olarak
yassılaşmış bir organdır. Lamina (aya), sap (petiol),
kulakçık(stipula) ve taban (basis) kısımlarından meydana gelir.
Basit Yapraklar
Bileşik Yapraklar
17
03.11.2014
Yapraklarda Damarlanma
Yapraklarda görülen damarlanma şekilleri:
Gövdeden yaprak sapı yoluyla laminaya geçen iletim
demetlerinin laminada çeşitli şekilde dağılarak oluşturdukları
yapıya damarlanma sistemi adı verilir. Damarlar laminanın alt
yüzeyinde bir çıkıntı oluşturdukları için daha belirgindir. Lamina
içinde sapın devamı gibi ilerleyen belirgin ve kuvvetli damara
orta damar veya ana damar denir ve bu damar yaprağı genellikle
iki kısma ayırır. Bazen yapraklar damarsız da olabilir. Örneğin,
karayosunları ve bazı etli yapraklarda damar belirsizdir.
1. Basit damarlanma: Yaprak ayası daralmış iğne veya pul şeklini
almıştır. Bu tip yapraklar tek bir basit damara sahiptir. Örnek;
Çam (Pinus), Selvi (Cupressus).
Yapraklarda görülen damarlanma şekilleri:
2. Çatalsı (Dikotom)
damarlanma:
Damarlar
saptan
itibaren
sürekli
olarak
ikiye
çatallanarak lamina
içinde
dağılır.
Örnek; Japon eriği
(Ginkgo
biloba),
Venüs
saçı
(Adiantum).
Yapraklarda görülen damarlanma şekilleri:
4. Ağsı damarlanma:
Bazı yapraklar bir ya da
birkaç kalın orta damara
sahiptir. Bu damarlardan
çıkan
daha
ince
d
damarlar
l dallanarak
d ll
k bir
bi
ağ meydana getirecek
şekilde lamina içinde
dağılırlar.
Dikotillerin
çoğunda
bu
tip
damarlanma görülür ve
dört
alt
kısımda
incelenebilir.
Yapraklarda görülen damarlanma şekilleri:
3. Paralel damarlanma: Laminanın damarları birbirine paraleldir.
Bu durumu laminası şeritsi olan Gramineae ve monokotil
bitkilerin yapraklarında birbirine tamamen düz, paralel çizgiler
şeklinde görmek mümkündür. Bununla birlikte laminası eliptik
veya kordat olan yapraklarda ise damarlar, lamina şekline uyum
gösterir ve yay şeklini alırlar. Plantago, Musa ve Smilax
yapraklarında bu tip damarlanma görülür.
Petiol (Yaprak sapı)
Yaprağın laminasını belli bir açıyla gövdeye bağlayan, yaprak
laminasını ışığın yönüne göre hareket ettiren ve genellikle ince
yapılı olan kısma petiol denir.
18
03.11.2014
Yaprak Metamorfozları
Yaprakların öncelikli görevi fotosentez ve terlemedir. Bununla
birlikte bazı yapraklar, başka görevleri yapmak üzere şekil ve yapı
bakımından değişikliğe uğrayabilirler.
Depo Yaprak
Besin veya su depo etmek üzere faklılaşan kalın, etli yapraklardır.
Besin maddesi depo eden soğan şeklinde kalın ve klorofilleri
azalmış olan yapraklara Allium (Soğan) ve Lilium (Zambak) örnek
olarak verilebilir. Su, yapraklarda geniş, ince duvarlı hücrelerde
korunmaktadır. Bu yaprakların kalın üst tabakası su kaybını
azaltır. Kurak ve tuzlu bölgelerde yaşayan bitkilerde olduğu gibi
su depo eden, genellikle klorofilsiz yapraklara Sedum
(Damkoruğu) ve Mesembryanthemum (Makasotu) örnektir.
örnektir
Diken Yaprak
Yaprakların tümü ya da bazı kısımları diken şeklindedir. Böyle
yapraklarda iletim demetleri ve yoğun sklerankima dokusu
bulunur. Görevi hayvanlara karşı savunmadır. Astragalus
(Geven)’da bileşik yaprakların yaprakçıkları düştükten sonra
yaprağın orta damarı diken şeklini almıştır. Opuntia
(Kaynanadili)’daki dikenler gövde üzerindeki körelmiş
yapraklardır. Berberis (Kadıntuzluğu)’de uzun sürgünler diken
şeklini
kli i alırken,
l k
R bi i (Beyaz
Robinia
(B
salkım)’da
lk )’d stipulalar
i l l
dik
dikene
dönüşmüştür.
Sülük Yaprak
Yaprak ya da yaprakçıkların bazıları, tırmanıcı bitkilerde
tutunmayı sağlamak için, incelerek sülük haline dönüşebilir.
Sülükler, dokunmaya karşı hassas yapraklardır. Bir kol gibi ileriye
uzanabilen bu yapraklar, bitkiye destek olabilecek bir nesneye
tutunurlar. Sülüklerin tırmanma nedeni, güneş ışığına ulaşmaktır.
Böylece, fotosentez yapabilir ve daha çok büyüyebilirler. Clematis
(Akasma)’de petiol, Pisum (Bezelye)’da uç yaprakların bir kısmı ve
Smilax (Saparna)
(Saparna)’da
da stipulalar sülük şekline dönmüştür.
dönmüştür
Kapan Yaprak
Bazı bitkilerin yaprakları farklı şekilde değişikliğe uğramış ve
özellikle böcekleri yakalayabilmek için kese, huni, ibrik şeklini
almıştır. Nepenthes, Drosera, Dionaea ve Sarracenia gibi bitkiler,
böcek yiyen etobur yapraklara sahiptirler. Bu bitkilerin tüy ya da
emergensleri tarafından salınan enzimlerle (protaz, lipaz ve asit
fosfataz) böcekler eritilerek emilir. Böyle yapraklar bitkinin
beslenmesinde rol oynar.
Üretken Yaprak
Bitkilerin vejetatif olarak çoğalmasında rol oynayan yapraklardır.
Örnek, Begonia (Begonya) yaprağı uygun ortam koşullarında
vegetatif olarak üreyip, yeni bir bitki verebilir. Aynı şekilde
Bryophyllum’un yaprak kenarındaki bazı bölgeler, meristematik
özelliklerini koruyarak, genç bitkiler haline dönüşürler. Bu genç
bitkilerin toprağa düşmesiyle de yeni bitkiler meydana gelir.
19
03.11.2014
Çiçek Yaprak
Çiçeği meydana getiren çanak ve taç yapraklar ile üremede rol
oynayan dişi ve erkek organlar, yaprakların metamorfozundan
meydana gelmiştir.
Yaprağın İç Yapısı
Yaprak fotosentezi ve gaz alış‐verişini verimli bir şekilde
sağlayabilmek üzere dizayn edilmiştir. Bol miktarda kloroplast,
hücreler arası boşluk, stoma ve iletim demetleri bulunur.
Enine kesitte genelde epidermis, mezofil ve iletim demetleri
görülür.
görülür
Koruyucu Yaprak
Tomurcukların etrafını saran kısa, kalın ve sapsız
yaprakçıklardan oluşan tomurcuk pullarıdır. Üst yüzeylerinde
tüy, reçine ve mum gibi maddeler vardır. Görevi, meristem
dokularını dış tesirlere ve su kaybına karşı korumaktır. Bunlar
normal yapraktan daha ince olup, fazla miktarda sklerankima
dokusu içerirler.
Epidermis
•Kara bitkilerinin epidermisinde kloroplast yoktur, su bitkilerinde
vardır.
•Yapraktan su kaybını önlemek ve destek sağlamak için oluşmuş
örtü tabakasıdır.
•Hücre çeperi kütin içerir. Hücre çeperi mesofit ve higrofitlerde
ince kserofitlerde ise kalındır.
ince,
kalındır
Stomalar
Stoma sadece alt epidermiste ise böyle yapraklara hipostomatik
yaprak denir. Su bitkilerinde olduğu gibi stomalar sadece üst
epidermiste ise epistomatik yaprak, her iki epidermiste de
bulunuyorsa amfistomatik yaprak denir.
20
03.11.2014
Mezofil
Çok sayıda canlı parankima hücrelerinden oluşur.
Kloroplastca zengindir. Hücreler arası boşluk fazladır. Fotosentez
burada gerçekleşir. İkiye ayrılır:
1‐ Palizat parankiması
2‐ Sünger parankiması
dorsiventral ya da bifasiyal yaprak
isolateral ya da ekvifasiyal yaprak
Gimnosperm Yaprağı
En dışta epiderma, altında ise kalın çeperli hipoderma bulunur.
Bu yapı stomalar ile kesintiye uğrar. Mezofil homojen olup, çam
ve bazı koniferlerde palisad ve sünger parankiması şeklinde
farklılaşma göstermez. Mezofilde reçine kanalları vardır. Bu
kanallar çamlarda ince çeperli salgı yapan epitelyum hücreleri ile
çevrilmiştir. Yaprağın merkezinde iki iletim demeti bulunur. Bu
demetler endodermis adı verilen bir sıra sıkı dizilimli hücrelerden
oluşan kın ile çevrilmiştir. Kının iç kısmında iletim demetlerini
çeviren ikinci bir doku vardır ki, buna transfusyon dokusu denir.
Bu doku canlı parankima hücreleri ile ince çeperli, kenarlı geçitli
trakeidlerden meydana gelmiştir. Transfusyon dokusu
gimnospermlerde çok yaygın olup, görevi iletim demetleri ile
mezofil arasında madde iletimini sağlamaktır
Pinus yaprağı enine kesit
Angiosperm Yaprağı
21
03.11.2014
Ficus yaprak enine kesit
ÇİÇEK
Çiçek bir üreme organıdır. Tozlaşma, döllenme, tohum ve
meyve oluşumu çiçek yapısında meydana gelir. Gelişmiş
bitkilerde üreme organları çiçek yapısında bulunur. Çiçek
taşıyan bitkilere Antofit (çiçekli bitki) adı verilir. Bu bitkiler
aynı zamanda tohum meydana getirdiklerinden Spermatofit
(tohumlu bitki) adını da alırlar.
alırlar
ÇİÇEĞİN DIŞ MORFOLOJİSİ
Bir angiosperm çiçeği, dıştan içe doğru çiçek örtüsü (periant),
erkek organ (andrekeum) ve dişi organ (ginekeum) halkaları
ndan meydana gelmiştir. Her çiçek kısa veya uzun bir pedisel
(çiçek sapı) ucunda bulunur. Çiçek parçaları üstte pediselin
genişlemesiyle oluşan reseptakulum (çiçek tablası)’a
bağlanırlar Çiçekler,
bağlanırlar.
Çiçekler pedunkul (çiçek durumu sapı) üzerindeki
pediselden çıkarlar. Çiçek örtüsü (periant) dışta kaliks, içte ise
korolladan oluşur. Bir çiçek her zaman tam olmayabilir, kaliks,
korolla, andrekeum ve ginekeum halkalarından biri veya
daha fazlası eksik olabilir.
Bir çiçek yapısında stamen (erkek organ) ve pistil (dişi organ) bir
arada bulunuyorsa, böyle çiçeklere monoklin veya hermafrodit
(erdişi) çiçek adı verilir. Buna karşılık bu organlar farklı
çiçeklerde bulunursa böyle çiçeklere diklin (tek cinsli) çiçekler
denir. Diklin çiçekler aynı bitki üzerinde yer alıyorsa monoik (tek
evcikli), ayrı bitkilerde ise dioik (iki evcikli) bitki adını alır. Dioik
bitkilerde erkek çiçekler erkek bitki, dişi çiçekler ise dişi bitki
üzerinde yer alır. Monoik bitkilere örnek olarak Zea mays
(mısır), dioik bitkilere ise Ficus carica (incir) bitkisini örnek
verebiliriz.
Monoik bitki
Dioik bitki
22
03.11.2014
Ovaryum Durumları
İNFLORESANS (ÇİÇEK DURUMLARI)
1. Hipogin çiçek (Ovaryum üst durumlu): Çiçeğin diğer kısımları ovaryumun
altından çıkar.
2. Perigin çiçek (Ovaryum orta durumlu): Çiçeğin diğer kısımları
ovaryumun alt kısmından bir çanak gibi büyüyen çiçek ekseninin
kenarından çıkar.
3. Epigin çiçek (Ovaryum alt durumlu): Çiçeğin diğer kısımları ovaryumun
etrafında bir çanak gibi büyüyerek ovaryumla birleşmiş olan çiçek
ekseninin kenarından çıkar. Ovaryum, reseptakulum içerisine gömülmüştür.
MEYVE
Meyve Tipleri
Döllenme sonunda farklılaşmış ovaryum ile içerdiği tohumların
oluşturduğu organa meyve denir. Meyve tohumların yayılması
için oluşturulmuştur.
Karpelden oluşan meyvelere basit meyve, karpel ve diğer
organların katılımıyla oluşan meyvelere ise yalancı meyve denir.
Döllenme olmadan oluşan meyvelere partenokarp meyveler
denir (Muz gibi).
1. Basit meyveler: Bir pistilli bir çiçekten meydana gelen
meyvelerdir. Ovaryum tek (apokarp ginekeum) veya birden
çok karpelden (sinkarp ginekeum) yapılmış olabilir.
2. Agregat (küme) meyveler: Çok pistilli bir çiçekten meydana
gelen meyvelerdir.
3. Bileşik meyveler: Bir çiçek durumundan (birçok çiçekten)
meydana gelen meyvelerdir.
Basit Etli Meyveler
Bakka (Üzümsü Meyve): Her
biri bir veya birden fazla
tohum taşıyan bir veya daha
fazla karpelden oluşmuş,
tamamen etli meyvelerdir.
İçerdiği çekirdek yapısındaki
t l
taneler
gerçekk tohumdur.
t h d
Eksokarp ince ve zarımsı,
mezokarp ve endokarp etlidir.
Vitis
vinifera
(asma),
Lycopersicum
esculentum
(domates), Phoenix dactyli‐
fera (hurma) meyvelerini
bakka tipine örnek olarak
verebiliriz
Basit Etli Meyveler
Hesperidyum (Limonsu Meyve)
Sinkarp ve üst durumlu bir
ovaryumdan meydana gelir.
Ovaryum, karpel adedince
septum tarafından bölünmüş,
bölümlerin içi özsu ile dolu olan
çok sayıda özsu torbacıkları
içerir. Kalın, derimsi ve eterik
yağ bezleri içeren bir kabukla
örtülü etli meyvedir. İç yapısı
ise süngerimsi, endokarp ise
zarımsıdır. Citrus narenciye=
turunçgiller) bitki grubunun
meyve tipidir. Örnek: Limon
23
03.11.2014
Basit Etli Meyveler
Peponidyum:
İç
kısmında
septumlar
tarafından ayrılmamış, alt
durumlu bir ovaryumdan
oluşmuş, etli ve sulu meyve
tipidir. Perikarpın dış bölümleri
derimsidir fakat hesperid
derimsidir,
hesperid‐
yumdaki gibi salgı cebi
içermez, endokarp yapısında
septum bulunmaz. Plasentalar
iyi gelişmiş ve etlidir. Örnek:
Cucurbita pepo (kabak) ve
Cucumis sativus (salatalık)
Basit Etli Meyveler
Drupa (Eriksi):
Eksokarp ve mezokarp etlen‐
miş, endokarp ise sert ve
odunlaşmış olup çekirdek adını
alır. Genellikle endokarp içinde
tek tohum bulunur. Drupa tipi
meyveler genellikle üst durum‐
durum
lu bir ovaryumdan meydana
gelmiştir. Bazen daha çok
karpelli ve birden daha çok
tohumlu olabilir ve alt durumlu
bir ovaryumdan da meydana
gelebilir. Örnek: Juglans regia
(ceviz) ve Prunus domestica
(erik).
Açılan Kuru Meyveler
Açılmayan Kuru Meyveler
Agregat Meyveler
Bileşik Meyve ve Tipleri
Çok pistilli (apokarp) bir çiçekte, pistillerin her biri ayrı ayrı meyve
verir. Bu tek meyveler aynı çiçekten meydana gelmiş olduklarından
bir topluluk halinde beraber büyür ve gelişirler. Bu meyve
topluluğuna agregat meyve denir. Örnek: Ranunculus (düğün çiçeği),
Magnolia (manolya), Rubus ve Fragaria vesca (çilek gibi).
Sık bir çiçek durumunun her çiçeğinden meydana gelen meyveler,
olgunlaştıkları zaman yine bir arada sık bir meyve durumu halinde bir
bütün teşkil ederse, bu meyve topluluğuna bileşik meyve adı verilir.
Bileşik meyveler bakka, drupa ve kapsül tipi olabilir. Örnek: Ficus
(incir), Morus (dut) ve Ananas (ananas).
24
03.11.2014
Drupa Tipindeki Bileşik Meyve:
Sinkonium (İncirsi Meyve)
Çiçek durumunun ekseni şişkinleşmiş ve çanak şeklini almıştır. İç
yüzünde her biri küçük bir dişi çiçekten meydana gelmiş olan drupa
tipinde birçok meyve bulunur. Örnek: Ficus carica (incir)
Drupa Tipindeki Bileşik Meyve:
Sorosis (Dutsu Meyve)
Çiçek durumunun tepalleri etlenerek müşterek bir eksen etrafında sık
durumda dizilmiş olan drupa tipindeki meyveleri sarmıştır. Örnek:
Morus alba (beyaz dut), Morus nigra (karadut).
Bakka Tipi Bileşik Meyve
Ananas
meyvesi
oldukça
tipiktir. Ananas çiçeği sık bir
spika (başak) olup tepesinde
bir yaprak demeti bulunur.
Döllenmeye ardışık ekseni
kalınlaşmaya başlar ve brakte
ile çevrili bakka tipi meyveler
oluşur. Tohum taşımayan bakka
tipindeki meyveler, etlenmiş
çiçek
ekseninde
gelişir.
Brakteler meyvenin yapısına
katılır. Burada yenilen kısım etli
çiçek eksenidir.
BİTKİLERDE DOKULAR
BİTKİLERDE DOKULAR
25
03.11.2014
Meristem Doku
• Bitkinin enine ve boyuna büyümesini sağlar.
• Hücreleri küçük, bol sitoplazmalı, çekirdekleri iri, çeperleri incedir
• Metabolizmaları (Yapım ve Yıkım olayları) b li
l (
k
l l )
hızlıdır.
• Kök, gövde ve yan sürgün uçlarında bulunur.
• Hücreleri devamlı mitoz geçirir.
• Hücreleri arasında boşluk yoktur.
Primer Meristem
Kökenleri embriyoya dayanan ve embriyonik dönemden beri bölünme
yeteneğini kaybetmemiş olan meristemlerdir. Bütün bitkiler büyüme
noktaları olarak adlandırılan kök, gövde ve dal uçlarında uç (apikal)
meristemlere sahiptir. Bu meristemler, "birincil (primer) büyüme" olarak
adlandırılan bitkinin uzunluğuna büyümesi için hücre sağlar. Uç meristemler
gövdede tepe tomurcuğu adı verilen gövde ucu kısmında bulunur. Tepe
tomurcuğundaki uç meristemler gövdenin boyunu artırırken, kök uç
meristemleri de köklerin uzunluğunu artırır.
artırır Kök ve gövde uçlarında bulunan
uç meristemler, birincil meristem hücrelerini üretir ve aynı zamanda yaşlanan
veya zarar gören hücrelerin yenilenmesini sağlar.
Uç meristemin bölünmesi sonucu iç içe geçmiş silindirler şeklinde üç hücre
tabakası oluşur. Bu öncü doku tabakaları dıştan içe doğru; protoderm
(dermatojen), temel meristem ve prokambiyum şeklinde sıralanır.
Protodermden epidermis (örtü doku), temel meristemden korteks ve öz
bölgesinde yer alan temel doku, prokambiyumdan ise iletim dokusu meydana
gelir.
Sekonder Meristem
Hormonların etkisiyle yeniden bölünme özelliği kazanan parankima
hücrelerinden oluşur. İkincil meristemler, uzunlamasına büyüyen bir bitkinin
kök ve gövde kısımlarında enine kalınlaşmayı sağlar. "İkincil (sekonder)
büyüme" olarak adlandırılan enine kalınlaşma, tüm açık tohumlu bitkilerde ve
dikotil odunsu bitkilerde görülür.
İkincil büyüme,
kök ve gövdeyi silindir
şeklinde kuşatan hücre
gruplarının
bölünmesi
sonucu
gerçekleşir.
Lateral (yanal) meristem
adı verilen bu hücre
grupları, kök ve gövde
ucundan
belirli
bir
uzaklıkta yani bir ölçüde
yaşlı olan kısımlarda iş
görür.
26
03.11.2014
Enine kalınlaşmadan vasküler
(demet) kambiyum ve mantar
kambiyum adı verilen iki lateral
meristem sorumludur. Vasküler
kambiyum, iletim dokularına
yeni tabakalar ekleme görevi
yapar. Mantar kambiyumu ise,
epidermisin yerini alan, kök ve
gövdenin korunmasını sağlayan
mantar dokusunu oluşturur.
A‐ TEMEL DOKU
Temel doku, bitkinin metabolik işlevlerinin çoğundan sorumludur.
Bu doku bitkinin bütün organlarında örtü ve iletim dokusu arasında kalan
kısımlarını doldurur. Temel dokunun oldukça çeşitlilik gösteren işlevleri
arasında organların içini doldurma, destekleme, depolama ve fotosentez
yer alır. Temel doku sistemi parankima, kollenkima ve sklerenkima olmak
üzere üç hücre tipinden oluşur. Kök ve gövdenin korteksinde (kabuk),
yaprağın mezofil tabakasında bulunur. Hücreleri canlı ve hücreler arasında
ş
vardır. Zaman içerisinde
ç
ççeperlerin
p
kalınlaşmasıyla
ş
y
hücreler
boşluk
cansızlaşır.
1a) Özümleme (asimilasyon) parankiması
Özellikle yaprakların mezofil tabakasında bulunurlar ve kloroplast
taşırlar. Bu tip parankima hücreleri, fotosentez yaparak organik maddelerin
sentezlenmesinde görev alırlar.
Bölünmez Doku
Bölünmez Doku
1‐ Parankima Hücreleri Parankima hücreleri bitkinin kök, gövde ve yaprak gibi organlarında
bulunur. İnce ve esnek çeperlere sahip bu hücrelerde, sitoplâzmanın kuşattığı
büyük bir merkezi koful bulunur.
Parankima hücreleri tipik bitki hücreleri olarak tanımlanabilir. Çünkü
bu hücrelerde özelleşme yani farklılaşma en azdır. Daha az özelleşmiş
durumlarını koruyarak olgun parankima hücrelerine gelişirler ve genellikle
hücre bölünmesi geçirmezler.
geçirmezler Bununla birlikte,
birlikte parankima hücrelerinin çoğu
özel koşullar altında bölünme ve diğer bitki hücresi tiplerine farklılaşma
yeteneklerini korurlar. Yani başka hücre tiplerini oluşturmak için meristematik
özellik kazanabilir ya da daha fazla özelleşebilirler. Örneğin floemde şeker
özsuyunun taşınmasında iş gören kalburlu boru elemanları parankima
hücrelerinin özelleşmesi sonucu oluşur.
1b) Depo parankiması
Kök, gövde, tohum ve meyve gibi organlarda bulunan depo parankiması
hücreleri nişasta, yağ, protein gibi besin maddelerini ya da su depo ederler.
27
03.11.2014
1c) Havalandırma parankiması
1d) İletim parankiması
Bataklık ve su bitkilerinin kök ve gövdelerinde bulunan parankima hücreleri
geniş hücre arası boşluklara sahiptir. Bu boşluklarda depo edilen hava bitkinin
gaz alışverişine yardımcı olur.
Bu tip parankima hücreleri, iletim demetleri ile bitkinin diğer dokuları
arasında su ve besin maddelerin alışverişine aracı olur.
B‐ Destek Doku
1‐ Kollenkima Hücreleri
Bitkiye şekil ve destek verir. Otsu (tek yıllık) bitkilerde
destekliğe turgor basıncı ve iletim demetleri yardımcı olur. Çok yıllık
bitkilerde (odunsu) turgor basıncı ve iletim demetlerinin yanında en
büyük desteği destek doku sağlar.
Kollenkima hücreleri yaprak saplarının ve genç gövdelerdeki
epidermisin hemen altında bulunur. Örneğin kereviz sapı kesildiğinde veya
yenildiğinde karşılaştığımız ipliksi yapılar çoğunlukla kollenkimadan oluşur.
Kollenkima hücrelerinin çeperlerinde düzensiz kalınlaşmalar görülür.
Kollenkima hücreleri, çeperdeki kalınlaşma bölgesine göre adlandırılır.
Kalınlaşma köşelerde görülürse köşe kollenkiması, çeperin bir veya iki
yüzünde görülürse levha kollenkiması adını alır. Kollenkima hücrelerinin
çeperlerindeki kalınlaşmış bölgeler bitkiye dayanıklılık sağlar.
sağlar İnce kalmış
bölgeler ise hızlı büyüme sırasında hücrelere gerilme ve kıvrılabilme özelliği
kazandırır.
Şeritler ya da silindirler halinde gruplanmış olan kollenkima
hücreleri, sürgünlerin genç kısımlarını desteklemeye yardım eder. Ayrıca,
işlevsel olgunlukta canlı ve esnek olan bu hücreler destekledikleri gövde,
yaprak gibi yapılarla birlikte uzarlar.
2‐ Sklerenkima Hücreleri
C‐ İLETİM DOKUSU
Sklerenkima hücreleri bitkide destek elemanı olarak işlev görür. Bu
hücrelerin çeperleri düzenli lignin birikiminden dolayı oldukça kalın ve serttir.
Sklerenkima hücreleri, işlevsel olgunluğa ulaştıklarında canlılıklarını
kaybederler ve sertleşmiş çeperleri bitkiyi destekleyen bir "iskelet" olarak
kalır. Olgun sklerenkima hücreleri boyuna uzamanın durduğu bitki
kısımlarında bulunur.
Sklerenkima hücreleri tümüyle
y destek sağlamak
ğ
için
ç özelleşmezler.
ş
Örneğin ksilemin su ileten elemanları olan trake ve trakeidler, hem destek
hem de taşıma işlevi gören özelleşmiş sklerenkima hücreleridir. Bununla
birlikte, lif ve sklereid (taş hücresi) olarak adlandırılan hücreler sadece destek
sağlama işlevi için özelleşmiş sklerenkima hücreleridir.
Bitki vücudunun her yanına yayılan iletim dokusu, bir bitkide
köklerden başlayıp tüm gövde boyunca dalların, dalcıkların, yaprakların ve
diğer organların içine girecek şekilde tümüyle birbirlerine bağlanarak madde
taşınmasını sağlayan bir sistem oluşturur. Bitkilerde ksilem (odun boruları)
ve floem (soymuk boruları) olmak üzere iki tip iletim dokusu bulunur.
28
03.11.2014
1. Ksilem (Odun Boruları)
Ksilem, su ve suda
çözünmüş mineralleri köklerden
gövdeye ve gövdenin bir
uzantısı sayılan yapraklara
doğru taşır. Ksilem dokusu
çeşitli hücre tiplerinden oluşur.
Bunlardan trake ve trakeidler
uzun mesafeli
f li su taşınımında
t
d
doğrudan iş gören özelleşmiş
hücrelerdir. Trake ve trakeidlere
ek olarak ksilem dokusunda
bulunan parankima hücreleri
çeşitli
besin
maddelerini
depolamada,
sklerenkima
hücreleri ise destek sağlamada
iş görür.
Kalburlu boru elemanları ince çeperli ve işlevsel olgunlukta canlı
hücrelerdir. Çeperlerinde ligninleşme yoktur. Her bir kalburlu boru elemanı
uç uca eklenerek kalburlu boru adı verilen boyuna bir sütun oluşturmak için
birbirlerine bağlanır. Kalburlu boru elemanları arasındaki uç çeperlerde
delikler (porlar) bulunur. Deliklerin bulunduğu ince yüzeye kalburlu plaklar
adı verilir. Bu delikler, kalburlu boru boyunca içinde sakkaroz, diğer organik
bileşikler ve bazı iyonların bulunduğu floem özsuyunun bir hücreden diğerine
geçişini sağlar.
Odun Boruları
•Su ve mineralleri taşır.
•Taşıma tek yönlü ve aşağıdan yuları
Soymuk boruları
•Fotosentez ürünlerini taşırlar
•Çift yönlüdür. Aşıdan yukarı, yukarından aşağı
•Taşıma hızlıdır.
•Taşıma yavaş
•Hücreleri cansız olduğu i.in madde •Hücreleri canlı olduğu için madde alışverişi gerçekleşmez. Bu yüzden alışverişi gerçekleşir. Bu yüzden hızlıdır.
yavaştır.
•Cansız hücrelerin üs üste dizilimidir. •Canlı hücrelerin üst üste gelmesiyle A l
Aralarındaki hücre
d ki hü duvarları yok d
l
k
oluşmuştur. Aralarında hücre duvarları l
t A l
d hü d
l
olmuştur. Bir sütun görevindedir.
tamamen erimediği için kalburlu (delikli) görünür.
•Odun borularının kalınlarına trake •Soymuk borularının yanında madde incelerine trakeit denir.
alışverişinde yardımcı olan arkadaş hücre vardır.
2. Floem (Soymuk Boruları)
Floem, olgun yapraklarda
fotosentez ile üretilen organik
besinleri ve bazı mineral iyonları
köklere, gelişmekte olan genç
yapraklara, bitkinin büyüme ve
depo bölgelerine ve gövde
sisteminin fotosentez yapmayan
ş Floem dokusu da
kısımlarına taşır.
ksilem gibi çeşitli hücre tiplerinden
oluşur. Kalburlu boru elemanları,
arkadaş hücreleri, parankima ve lif
hücreleri floem dokusu içinde
bulunur. Bu hücrelerden parankima
besin maddelerini depolamada, lif
hücreleri destek sağlamada iş
görür. Kalburlu boru elemanları ise
uzun mesafeli madde taşınımında
görev yapar.
Kalburlu boru elemanları işlevsel olgunluğa ulaştıklarında çekirdek,
merkezi koful ve ribozomlarını kaybederler. Bu yapıların bulunmaması floem
özsuyunun kalburlu borular içinden kolayca akmasını sağlar. Her bir kalburlu
boru elemanının yanında arkadaş hücresi olarak adlandırılan ve iletim işlevi
görmeyen hücreler bulunur. Arkadaş hücreleri "plazmodesma" adı verilen çok
sayıda kanal ile kalburlu boru elemanlarına bağlanır ve bu kanallar aracılığıyla
gerekli maddelerin aktarılmasını sağlar. Bir arkadaş hücresinin çekirdeği ve
ribozomları sadece bulunduğu hücrede iş görmekle kalmayıp, aynı zamanda
komşu kalburlu boru elemanı için bazı gerekli metabolik işlevleri de
gerçekleştirir Örneğin arkadaş hücreleri tarafından sentezlenen bir çeşit
gerçekleştirir.
protein (P‐proteini) kalburlu boru elemanlarına aktarılır. Bu protein,
yaralanmış kalburlu boru elemanının kalburlu plak deliklerini bir tıkaç gibi
kapatarak, floem özsuyunun boşa akmasını önler. Bazı bitkilerde ise arkadaş
hücreleri, olgun yapraklarda fotosentezle üretilen maddelerin kalburlu boru
elemanlarına aktarılmasında önemli bir rol oynar.
D‐ ÖRTÜ DOKU Örtü doku bitkinin tüm yüzeyini adeta deri şeklinde örten, bitkiyi su
kaybına, çeşitli fiziksel ve kimyasal etkilere karşı koruyan dokudur. Odunsu
bitkilerin genç kısımlarında ve otsu bitkilerde örtü dokusu epidermisten
oluşur. Epidermis, genç bitkilerde kök, gövde ve yaprak gibi organların üzerini
örter. Bu doku, büyüme noktalarındaki en dış tabaka olan protoderm
hücrelerinin farklılaşmasından meydana gelir. Hücreleri genellikle tek sıralı
dizilmiş olup, hücreler arası boşlukları bulunmaz. Canlı, büyük kofullu ve az
sitoplazmalı
it l
l olan
l epidermis
id
i hücrelerinde
hü l i d kloroplast
kl
l t yoktur.
kt
29
03.11.2014
Epidermis hücrelerinin bazıları çeşitli görevleri gerçekleştirmek üzere
özelleşirler. Epidermis hücrelerinin özelleşmesi sonucu stoma, lentisel, tüy ve
emergens gibi yapılar meydana gelir.
E‐ Salgı Doku
Bitkilerin salgılarını sağlayan dokudur. Her bitkide farklı salgılar
oluşur. Bu salgılar bitkilerin kendilerini korumasını sağlar. Salgı doku
hücreleri canlı, bol sitoplazmalı, büyük çekirdekli, küçük kofulludurlar. Bazı
bitkilerde hücreler tek tek salgı salgılarken bazılarında grup halinde
salgılanır. Bitkilerin salgıladığı salgılar tekrar metabolizmalarına katılmazlar.
Katı formlarında kristal ya da şekilsizdirler. Bu maddeler arasında su,
glikozit, alkaloid, saponin, müsilaj, reçine, nektar, uçucu yağ ve kristaller
sayılabilir. Bitkilerde salgılar salgılanma yerine göre 2’ye ayrılır.
STOMA LENTİSEL
Epidermiste bulunur. Peridermde bulunur. Canlıdır. Ölüdür. Açılıp ‐ kapanır. Hep açıktır. Fotosentez yapar. Fotosentez yapamaz. Gaz alış verişi ve terleme yapar. Gaz alış verişi ve az miktarda terleme yapar. 1‐ İntraselüler (hücre içi) Salgılar
Salgı maddesi hücre içinde meydana geldiği ve orada depolandığı için bu tip salgı
lara intraselüler (hücre içi) salgılar adı verilir. Böyle hücrelerde salgı maddesi
hücrenin parçalanması sonucu dışarı atılır. Hücre içi salgılar, salgı hücreleri ve salgı
boruları olmak üzere iki kısımda incelenir.
1‐Hücre içi salgı
2‐Hücre dışı salgı
a‐Salgı Hücreleri
Bu tip hücrelerde, sitoplazma kaybolmuştur ve lümenin tamamına yakını
salgı maddesiyle doludur. Salgı hücresi diğer hücrelerden daha büyüktür. Salgı
hücreleri bitkilerin vegetatif ve reproduktif tüm kısımlarında bulunur ve farklı
bitkilerde, farklı salgı maddeleri depo edilir. Salgı hücrelerinin en genel tiplerinden biri
uçucu yağ içerikli olanlarıdır. Örneğin defne’nin (Laurus nobilis) içerdiği uçucu yağ
assimileme hücreleri arasında bulunan özel hücrelerde, gül (Rosa), zambak (Lilium),
menekşe (Viola) gibi çiçeklerin taç yapraklarının epiderma hücrelerinde depo edilirler.
Ayrıca ebegümeci (Malva) ve Ihlamur (Tilia) da müsilaj,
müsilaj mürver (Sambucus) ve çam
(Pinus)’da tanen ihtiva eden hücreler salgı hücrelerine örnek verilebilir.
b‐ Salgı Boruları (Süt boruları)
Süt (lateks) içeren tek hücre ya da hücre serilerine süt boruları (latisiferler)
denir. Lateks renksiz, beyaz veya sarımsı‐turuncu görünümde, yüksek molekül
ağırlığına sahip politerpen bir sıvıdır. Kimyasal bileşimi bitkilerde oldukça değişiklik
gösterir. Lateks protein, şeker, fermentler, glikozitler, tanenler gibi maddeleri eriyik
halinde; kauçuk, zamk, müsilaj, reçine gibi maddeleri süspansiyon halinde içerir. Lateks
bir yaralanma sonucu bitkiden dışarıya akacak olursa pıhtılaşır. Bunun bitkiye iki yararı
vardır. Bu şekilde yara bölgesi kapanmış olurken, diğer taraftan lateksin içerdiği
antiseptik özellikten dolayı bakteri ve mantarların hücumu önlenmiş olur.
olur
30
03.11.2014
2‐ Ekstraselüler (hücre dışı) Salgılar
Bazı bitkiler tarafından üretilen salgı maddesi hücre çeperlerinden
dışarı atılır. Böyle hücrelerin sitoplazmaları bol, nukleusları iridir.
Ekstraselüler salgılar bitki içi ve bitki dışı olmak üzere ikiye ayrılır.
2‐ Bitki Dışı Salgılar
Epidermiste bulunurlar ve salgılarını bitki dışına verirler. Bu salgılar, uçucu yağ,
bal özü, şekerli veya tuzlu su gibi çeşitli maddelerdir. Bitki dışı salgıların esasını
salgı tüyleri oluşturur. Ayrıca sindirim bezleri, hidatodlar, nektaryumlar ve
osmoforlar bu grupta yer alan diğer dış salgılardır.
1‐ Bitki İçi Salgılar
Bitkide oluşan salgılar salgı cepleri veya salgı kanallarında toplanır.
g p
Salgı Cepleri Salgı maddesi bitki içinde meydana gelen ceplerde birikir. Salgı Kanalları
Salgı kanalları şizogen şekilde meydana gelmiş ceplerin eksen doğrultusunda
üst üste dizilmesiyle oluşurlar. Çam (Pinus) yaprakları ve odunundaki reçine
kanalları ve maydanozgiller (Umbelliferae)’in meyvaları bu tip salgı kanalları
içerir. Salgı kanalları genellikle sklerankima, kollenkima gibi destek doku
elemanlarıyla korunmaktadır. Bu tip yapılarda salgı maddesinin bitki dışına
çıkabilmesi için dokunun yaralanması gerekir.
Salgı Tüyleri
Bu tüyler değişik tipte uçucu yağ, reçine, zamk, müsilaj, tuzlu su, kalkerli su
salgılayan tüylerdir. Salgı tüyleri taban, sap ve baş olmak üzere üç kısımdan
meydana gelmekle birlikte sap ve baş hücrelerinin sayısındaki ve yapısındaki
farklılıklardan dolayı çok çeşitli tipleri vardır. Baş hücresi yoğun bir sitoplazma
ve büyük bir nukleus içerir. Salgı tüylerinin bazılarında hiç kutikula olmayabilir.
Kutikulası olan tüylerde, salgı maddesi burada bulunan küçük porlardan dışarı
atılır. Porların olmadığı durumlarda ise, salgı maddesi selüloz çeperden dışarı
çıkarak kutikula ile çeper arasında birikir. Bu oluşumu baş hücresinin üzerinde
kabartılar şeklinde görmek mümkündür. Böyle yapılarda salgı maddesinin
dışarı çıkabilmesi için kutikulanın dış etkilerle parçalanması gerekir.
Nişasta Taneleri
Kristaller
Nişasta Taneleri
Plastidler
31
D‹KKAT
D‹KKAT
SIRA S‹ZDE
6
AMAÇLARIMIZ
N N
K ‹ T A P
TELEV‹ZYON
‹NTERNET
SIRA S‹ZDE
Bitki Morfolojisi
AMAÇLARIMIZ
Bu ünitede bitkisel
belirgin olan ve daha sonraki konular›n anlafl›lmas›n› kolayK ‹ T Ahücrelerde
P
laflt›racak bafll›klara de¤inilmektedir. Hücre ve di¤er organeller konusunda daha detayl› bilgileri genel biyoloji kitab›n›zdan veya sitoloji ile ilgili kaynak kitaplar›ndan bulabilirsiniz.
TELEV‹ZYON
Bitkisel Hücre
Bitkisel hücre esas bak›mdan hücre çeperi ve protoplazma olmak üzere iki k›s›mdan oluflur.
‹NTERNET
Hücre Çeperi
Yeryüzünde bulunan tüm organizmalar›n kendilerine özgün bir flekilleri bulunmaktad›r ve bu yap›lar›n› koruyabilmek için, bir destek unsuruna gereksinim duymaktad›rlar. Hayvansal organizmalarda bu destek sahip olduklar› iç ya da d›fl iskelet sistemleriyle sa¤lanabilmektedir. Bitkilerde ise bu destek unsuru, ileri ünitelerde görece¤imiz destek dokusunu oluflturan elemanlar›n yan› s›ra, bütün hücrelerin çevresinde bulunan, dayan›kl› ve hücreye flekil veren, hücre zar›n› örten hücre çeperi ad› verilen yap›d›r.
Bitki hücrelerinde, plazma zarlar›n›n d›fl k›sm›n› kaplayan sert yap›l› bu koruyucu tabaka, hücrenin sahip oldu¤u flekli ve dokular›n yap›sal özelliklerini belirlemektedir. Bu koruyucu tabaka birkaç kattan oluflmaktad›r. Hücrelerin ozmatik
dengesini ve bitkinin mekanik dayan›kl›l›¤›n› sa¤laman›n yan› s›ra, koruyucu özelliklerinden dolay› bitki hücrelerinin y›llarca canl› kalabilmesine olanak verir. Çeperin kimyasal yap›s›nda en önemli paya sahip olan selülozdan baflka pektik maddeler, hemiselüloz, lignin, süberin, kütin ve çok az miktarda protein bulunmaktad›r.
Yan yana gelen hücrelerin çeperleri birbirlerine pektin denilen bir madde ile kaynaflarak dokusal yap›lar› olufltururlar.
Bitkilerde hücre çeperinde bafll›ca üç k›s›m ay›rt edilir: Orta lamel, Primer çeper ve Sekonder çeper (fiekil 1.1).
Orta lamel iki bitiflik hücrenin primer çeperleri aras›nda oluflur ve bazen ay›rt
edilemez. Sekonder çeperler ise primer çeperler üzerinde geliflir. Sekonder çeperler, hücre geliflmesi durduktan sonra birikirler ve yüzeyde büyüme göstermezler.
Hücre çeperinin kal›nl›¤› hücrenin tipine göre çok farkl›l›k gösterir. Hücre büyümesi sona erdikten sonra selüloz makromolekülleri bir araya gelerek miselleri, onlar bir araya gelerek mikrofibrilleri, onlar›n da birleflmesinden hücre çeperi oluflur.
Kal›nl›¤›na ve yüzeysel olmak üzere hücre çeperinde iki de¤iflik büyüme flekli görülür (fiekil 1.1).
fiekil 1.1
Hücre çeperinin
k›s›mlar›.
Orta lamel
Hücre çeperi
Pektin
Hemi selüloz
Hücre zar›
Selüloz mikrofibril
Çözünmüfl protein
1. Ünite - Bitki Morfolojisine Girifl
Kal›nl›¤›na büyüme hücrenin tüm yüzeyinde eflit miktarda (homojen) olabilece¤i gibi farkl› bölgelerinde de¤iflikte (heterojen) olabilir.
Farkl› türlerde ve ayn› bitkinin farkl› organlar›nda hücrelerin ifllevlerine göre selüloz miselleri aras›na baz› organik ve mineral maddelerin girmesi sonucu çeperin
yap›sal ve fonksiyonel özelliklerinde baz› de¤ifliklikler meydana gelebilmektedir.
Selüloz miselleri aras›na lignin maddesinin girmesiyle odunlaflma (örnegin odun
dokusu ve sklerankima-destek doku), suberin girmesiyle mantarlaflma (peridermmantar doku), kutin girmesiyle kutinleflme (epiderma-koruyucu doku), kimyasal
olarak kutin ve suberine benzeyen mumun bu maddelerle birlikte çeperin yap›s›na girmesiyle mumlaflma (epiderma dokular›), tanenlerin kat›lmas›yla da koyu
renkli bir oluflum olan tanenleflme görülmektedir. Silis ve baz› kalsiyum tuzlar› gibi anorganik maddelerin yap›da birikmesiyle kristal yap›lar› oluflur.
Hücre çeperi hastalanma, yaralanma veya kurakl›k gibi baz› durumlarda suyla
temas etti¤inde fliflerek peltemsi bir hal al›r. Bu flekilde suyu tutarak su kayb›na
karfl› bitkinin korunmas›na da yard›mc› olur.
Hücre Geçitleri
Hücre çeperinin, hücre geliflimine uygun olarak de¤iflimi ve kal›nlaflma farklar› sonucu ortaya ç›kan en önemli yap›lar› hücre geçitleridir. Bitkisel hücrelerin çeperlerinde meydana gelen kal›nlaflmalar iki komflu hücre aras›ndaki iliflkilerin s›n›rlanmas›na neden olmaktad›r. ‹flte dokuyu oluflturan komflu hücrelerin aras›ndaki
iliflkiyi sa¤lamak amac›yla çeper yap›s›nda geçit ad›n› verdi¤imiz bölgesel olarak
kal›nlaflmam›fl alanlar bulunmaktad›r. Komflu hücrelerin yap›lar›ndaki geçitler s›kl›kla karfl› karfl›ya gelerek geçit çifti denilen bir yap›n›n oluflmas›na neden olurlar.
Geçitler hücreleraras›nda bulunan basit aç›kl›klar olmay›p iki hücre ars›nda geçit
zar›, geçit aç›kl›¤› ve geçit a¤z› olarak isimlendirilen belirli bir organizasyona sahip yap›lard›r.
Bitkisel hücrelerde üç tip geçit yap›s› görülmektedir (fiekil 1.2):
Basit Geçit; geçit odas›n›n her iki yan› birbirine paralel konumdad›r. Yüzeyden
bak›ld›¤›nda genellikle daire veya bas›k daire fleklinde görülür. Trake ve trakeidler (su ileten borular) hariç di¤er bütün bitkisel hücrelerde rastlan›r.
Kenarl› Geçit; çeper yap›s›nda geçit aç›kl›¤›n›n giderek daralarak, huni fleklinde bir ç›k›nt› meydana getirmesiyle oluflur. Trake ve trakeidlerde görülmektedirler.
Bunlar oldukça genifl bir geçit odas›na sahip olup, orta k›s›mlar›nda bir geçit zar›
bulunur. Bu zar›n orta k›sm›na torus, etraf›ndaki ince kalan k›sm›na margo ad› verilir. Geçit zar›n›n esnek olmas› nedeniyle bas›nc›n›n fazla oldu¤u yönde itilerek su
ileten iki komflu boruda geçit aç›kl›¤› kapat›l›r.
Yar› Kenarl› Geçit; bazen farkl› tipte geçitlere sahip iki komflu hücrenin birinin
kenarl› geçit, di¤erinin basit geçite sahip oldu¤u durumlarda görülen geçitlerdir.
7
8
Bitki Morfolojisi
fiekil 1.2
Geçit tipleri:
a. Kenarl› geçit,
b. Basit geçit,
c. Yar› kenarl›
geçit;
1. Geçit aç›kl›¤›,
2. Geçit odas›,
3. Sekonder çeper,
4. Primer çeperle
birlikte orta lamel,
5. Geçit zar›,
6. Geçit kenar›,
t.Torus, m. Margo
Plazmodesma (Plazma köprüleri)
Hücreleraras›nda iliflkiyi sa¤layan geçitlere göre daha ince yap›l› oluflumlar bulunmaktad›r. Bitki hücrelerinin d›fl yüzeylerinde bulunan, hücre çeperini geçerek
komflu hücreye ulaflan plazma zar›n›n yard›m›yla iki hücrenin protoplast› aras›nda
oluflan çok ince yap›l› ba¤lant›lara plazmodesma ad› verilir. Bütün bitki gruplar›nda görülen bu sitoplazmik tüneller arac›l›¤›yla hücreleraras›nda madde dolafl›m› ve
uyar› iletimi sa¤lan›r. Bunun yan› s›ra hücreden hücreye virüs iletimi de bu yap›lar arac›l›¤› ile gerçekleflmektedir (fiekil 1.3).
Bitki hücrelerinde geliflen hücre çeperi, geçitler ve plasmodesmalar›n varl›¤› ile
hücreleraras›nda bir engel de¤il, hücreye mekanik destek sa¤layan bir yap› haline
dönüflmüfltür.
fiekil 1.3
Plazmodesma
(Yakar, 1983’den
de¤ifltirilmifltir).
Primer çeper
Plazmodezmalar
Protoplazma
Protoplazma: Canl›lar›n
hücrelerinde gerçekleflen
tüm yaflamsal süreçlerinden
sorumlu olan temel yap›d›r.
Yeryüzünde yaflayan tüm canl›lara canl›l›k özelli¤ini veren, çekirdek ve sitoplazma olarak iki temel k›s›mdan oluflan, hücrenin metabolizma olaylar›n›n gerçekleflti¤i yap›ya protoplazma denir. Kimyasal yap›s› bak›m›ndan organik ve anorganik
bilefliklerden oluflan kar›fl›k bir kolloid sistemdir. Protoplazma %75-80 oran›nda
9
1. Ünite - Bitki Morfolojisine Girifl
su, %1 oran›nda tuz ve iyonlar, %10-20 oran›nda protein, %2-3 oran›nda ya¤ (lipit), %1 oran›nda karbonhidrat ve %1 oran›nda nükleik asitler ve enzimler gibi di¤er organik maddeleri içermektedir. Renksiz, saydam ve ak›flkanl›¤›n› (viskozitesi) ortamdaki suyu ço¤alt›p daha ak›c› sol, azalt›p daha az ak›c› jel haline geçebilerek de¤ifltirebilmektedir.
Sitoplazma; protoplazman›n tüm bileflenlerini ve çekirde¤i de içine alan, di¤er
hücre organellerini bar›nd›ran ve hücrenin içini dolduran bir yap›d›r. Protoplast›n
kimyasal yap›s›na iliflkin belirtilen maddeler ve özellikler sitoplazmada da yer almaktad›r. Sitoplazman›n hücre zar›yla temasta bulunan d›fl k›sm›na ektoplazma,
hücre çekirde¤ine yönelik olan iç k›sm›na endoplazma ad› verilir. Bu iki bölüm
ak›flkanl›k de¤eri aç›s›ndan fark göstermektedir. Endoplazma denilen k›s›m plastidler, golgi ve ribozom vb. gibi hücre organellerini içerdi¤inden daha yo¤undur.
Canl› hücrelerde sitoplazma durgun olmay›p az çok hareket halindedir. Saydam olan endoplazman›n hareketi, içerisindeki organellerin pasif olarak sürüklenmesiyle kolayca farkedilir. Bu hareketlerden rotasyon, daha çok su bitkilerinde (örnek: Elodea sp.) görülür ve çepere paralel tek yönde gerçekleflir. Sirkülasyon ise, çeper alt›nda sitoplazma köprülerinde görülen, merkezden çevreye ve
çevreden merkeze do¤ru olan harekettir. Özellikle kara bitkilerinin tüylerinde
gözlenir (fiekil 1.4).
fiekil 1.4
Sitoplazma
hareketleri:
a. Elodea, sp.
yaprak hücresinde
rotasyon hareketi.
b. Tradescantia
sp.’n›n
stamenlerindeki
tüylerde
sirkülasyon
hareketi (Yakar,
1983’den
de¤ifltirilmifltir).
1. Hücre çeperi,
2. Kloroplast (flekil
a’da yer al›yor),
3. Stoplazma,
4. Nukleus,
5. Vakuol (flekil
b’de yer al›yor).
Vakuoller
Bitkisel hücrelerin sitoplazmas› içerisinde, içleri hücre özsuyu olarak bilinen bir
s›v› ile dolu olan vakuol ad› verilen boflluklar yer almaktad›r. Bir hücrenin ya da
organizman›n sahip oldu¤u vakuollerin tümüne birden vakuom denilir. Bu yap›lar›n içerisinde, eriyik veya kolloidal özelliklere sahip de¤iflik maddeler yer almaktad›r. Bu maddeler ya protoplazman›n metabolizma faaliyetlerinde kullan›l›r
ya da metabolizma faaliyetleri sonucu oluflmufllard›r. Vakuoller sitoplazmadan tonoplast ad› verilen yar› geçirgen bir zarla ayr›l›rlar. Hücrenin merkezinde ya da
merkeze yak›n yerlerde bulunurlar. Bazen tek bir vakuol hücreyi iflgal ederek sitoplazmay› çok ince bir tabaka halinde hücre zar›n›n alt›na s›k›flt›rabilir (fiekil
10
Bitki Morfolojisi
1.5). Hücre çekirde¤inin merkez yerine, hücre zar›na do¤ru kaym›fl olarak görülmesi bunun en güzel kan›t›d›r.
fiekil 1.5
Hücrenin büyük
bir k›sm›n›
kaplayan vakuol.
Hücre çeperi
Nukleus
Vakuol
Sitoplazma
Vakuoller hücre içinde ozmotik olaylar› ve turgor olaylar›n› düzenler. Metabolik ürünleri sadece pasif olarak biriktirmezler, hücrede maddelerin biyokimyasal
döngülerine kat›larak hücre bilefliklerini ya da depo maddelerini parçalarlar. Baklagillerin tohumlar›ndaki vakuollerin proteinleri biriktirmeleri (allevron taneleri) ve
çimlenmeleri s›ras›nda bu proteinleri sindirmeleri bu duruma iyi bir örnektir.
Vakuoller, hücrenin farkl› geliflme ve metabolik dönemlerinde hem flekil hem
de boyutta farkl›l›k gösterirler. Meristematik (bölünür) hücreler vakuolsüzdürler ve
içleri yanl›zca sitoplazma ile doludur. Hücrelerde olgunlaflma ilerledikçe küçük ve
çok say›da olan vakuoller belirir. Bitkisel hücreler büyüyüp farkl›lafl›rken, küçük
vakuoller birbirleriyle birleflerek büyük vakuolleri olufltururlar.
Plastidler
Yaln›zca ökaryotik bitkilerin endoplazmalar› içerisinde bulunan, farkl› pigment
içeriklerine sahip ve çeflitli metabolik görevler üstlenmifl olan organellere plastidler ad› verilmektedir. Bunlar flekil bak›m›ndan oldukça de¤ifliklik gösterirler ve
hücre çekirde¤inden ayr› olarak kendilerine özgü DNA’lar› vard›r. Bu nedenle
kendilerine ait bir kal›t›m yollar› bulunmaktad›r. Meristem hücrelerinde plastidlere
rastlanmaz. Ancak protoplastid ad› verilen öncül plastidler bulunmaktad›r. Bunlar
meristem hücrelerinin geliflerek oluflturaca¤› dokunun yap› ve fonksiyonuna göre
farkl› plastidler halinde geliflirler. Mavi-yeflil algler, mantarlar ve hayvan hücrelerinde bulunmazlar. Fotosentetik aktivitesi olan mavi-yeflil alglerde renk maddesi sitoplazma içerisindeki plastidlerde oldu¤u gibi bir zarla çevrili olmay›p, düzensiz
yap›lar›yla kromotoplazma ad›n› alan yerlerde görülür.
Plastidler ya renk maddesi tafl›rlar ya da renksiz bir görünüme sahiptirler. Renk
maddesi tafl›yanlar kromotofor, renksiz olanlar ise levkoplast olarak isimlendirilir.
Yüksek bitkilerde bulunan kromotoforlar›n sahip olduklar› renk maddesine göre
yeflil renge ve fotosentetik aktiviteye sahip olanlar›na kloroplast, sar›, turuncu ve
k›rm›z› renklerde ve fotosentetik olarak aktif olmayanlara kromoplastlar ad› verilir. Bitki yap›s›nda yer alan renksiz plastidler ise levkoplast ad›n› al›r. Bu durumu
k›saca afla¤›daki gibi özetleyebiliriz:
Kloroplastlar: Genellikle fotosentez olay›n›n meydana geldi¤i, ›fl›k gören organlarda bulunan yeflil renkli plastidlerdir. Özellikle yapraklar›n mezofil k›sm›nda iyi
11
1. Ünite - Bitki Morfolojisine Girifl
geliflmifllerdir. Ifl›k enerjisinin emilimi, CO2 al›n›m›, fotosentez yoluyla karbonhidrat ve O2 oluflumu olaylar› hep kloroplast yap›s›nda gerçekleflir. Yüksek bitkilerden izole edilmifl kloroplastlar›n yap›s› kimyasal yöntemlerle analiz edildi¤inde
protein, lipid, klorofil, karotenoidler, DNA, RNA ve anorganik maddelerden olufltu¤u belirlenmifltir. Bütün bitkilerde klorofil a ve klorofil b olmak üzere iki tip klorofil bulunur. DNA ve RNA gibi kal›t›m maddelerini ve ribozomlar› içerdikleri için
kloroplastlar hücre içinde kendi kendilerine ço¤alabilirler.
Kloroplastlar›n biçimi, büyüklükleri, say›lar› ve hücre içindeki da¤›l›m› bitki
türüne ve ayn› bitkinin de¤iflik organlar›nda bulunma durumuna göre farkl›l›k
gösterir. Genellikle tohumlu bitkilerin yaprak k›s›mlar›nda disk, küre ve oval biçiminde görülebilirler. Say›lar› ise ait olduklar› hücre tipi için afla¤› yukar› sabittir.
Sitoplazma içinde genellikle homojen bir da¤›l›m gösteren kloroplastlar, d›fl koflullara ba¤l› olarak baz› tip hücrelerde çekirdek ve hücre zar› bölgesine göç ederek birikebilirler. Bitkinin maruz kald›¤› ›fl›k fliddetine ba¤l› olarak say›lar› ve boyutlar› de¤iflebilir.
Kloroplastlar, ›fl›k mikroskobu ile yap›lan incelemelerde yeflil tanecikli yap›lar
halinde görülürler. Elektron mikroskobu ile yap›lan incelemelerde ise oldukça üst
düzeyde bir organizasyona sahip olduklar› belirlenmifltir. Kloroplastlar iç ve d›fl olmak üzere çift katl› bir zarla sitoplazmadan ayr›lmaktad›r. D›fl zar madde girifl ç›k›fl›n› kontrol ederken, iç zar sistemi ise tillakoid olarak adland›r›lan yap›lar› içermektedir. ‹ç k›sm›nda ise renksiz say›labilecek stroma içine gömülmüfl, disk fleklinde tillakoid lamellerden oluflan grana ad› verilen k›s›mlara sahiptir (fiekil 1.6).
Yass›laflm›fl keselere benzeyen tillakoid yap›s›nda klorofil molekülleri ve fotosentez için gerekli olan baz› enzimler bulunur.
Yüksek organizasyonlu bitkilerde fotosentez sonucu ilk görünen fotosentez
ürünü, granalar aras›nda bulunan ve stroma lamelleri ad› verilen bölgelerde meydana gelen assimileme niflastas› d›r. ‹lkel bitkilerde ise kloroplast hücresi içinde
prenoid ad›n› alan özel bölgelerde meydana gelir.
Kromoplast: Direk olarak proplastidlerden meydana gelebildikleri gibi, daha
önceden oluflmufl kloroplastlar›n klorofillerini kaybederek, de¤iflim geçirmeleriyle
de oluflabilirler. Yeflil domatesin olgunlaflt›¤›nda k›rm›z›ya dönüflmesi, ikinci durumda oluflumlar›na iyi bir örnektir.
Bu duruma baflka hangi örnekleri verebilirsiniz? Düflününüz.
SIRA S‹ZDE
1
fiekilD1.6
Ü fi Ü N E L ‹ M
D Ü fi Ü N E L ‹ M
D›fl zar
S O R U
Grana
‹ç zar
Kloroplast›n iç
yap›s› (Madder
S O R U
1990’dan
de¤ifltirilmifltir).
D‹KKAT
D‹KKAT
Tilakoid
SIRA S‹ZDE
AMAÇLARIMIZ
Stroma
SIRA S‹ZDE
N N
SIRA S‹ZDE
AMAÇLARIMIZ
K ‹ T A P
K ‹ T A P
TELEV‹ZYON
TELEV‹ZYON
12
Bitki Morfolojisi
Elaioplast: Niflasta yerine
ya¤ depo eden
levkoplastlara denir.
Bu tip plastidler uzam›fl, loblu, köfleli ve küresel flekilli olup, karotin (turuncu),
ksantofil (sar›) ve likopin (k›rm›z›) gibi karotenoidleri kristal fleklinde tafl›rlar. Çiçek, meyve ve bazen yapraklarda bulunan kromoplastlar, sahip olduklar› renk
maddeleriyle bu organlarda oldukça parlak ve renkli görünümler olufltururlar. Havuç kökünün turuncu rengi, ayçiçe¤i bitkisinin çiçek taç yapraklar›n›n sar› rengi ve
domates bitkisinin k›rm›z› renkli meyvelerinin yan› s›ra birçok örnek vermek mümkündür. Bitkilerde görülen bu renklenme, baflta böcekler ve kufllar olmak üzere
hayvanlar› kendilerine çekerek polenlerin, meyvelerin ve tohumlar›n bu canl›lar
arac›l›¤›yla yay›lmas›na yard›mc› olmaktad›rlar.
Levkoplast: Genellikle ›fl›ktan uzak olan hücrelerde, gövdelerin öz bölgelerinde,
kök gibi ›fl›k görmeyen organlarda ya da yapraklar›n epidermas›nda oldu¤u gibi
kuvvetli ›fl›kla karfl› karfl›ya olan dokularda bulunan, renk maddesi içermeyen plastidlerdir. Bitkinin ›fl›k görmeyen k›s›mlar›nda bulunan, dokulardaki levkoplastlar,
›fl›¤a maruz b›rak›ld›klar›nda klorofil meydana getirerek yeflil renge dönüflebilirler.
Örne¤in, toprak alt›nda bulunan patates yumrusu yüzeye ç›kar›l›p günefl ›fl›nlar›na
alt›nda tutulursa, bir süre içinde levkoplastlar›n kloroplastlara dönüflerek yüzeylerinin yeflil renk ald›¤›n› görebilirsiniz.
Depo görevi gören bitki k›s›mlar›nda levkoplastlar, glikozu polimerize ederek
niflasta haline çevirirler. Buna yedek niflasta ad› verilir. Böyle plastidler amiloplast
ad›n› al›rlar. Bazen kloroplastlarda yedek niflasta oluflturan levkoplastlara dönüflebilir. Bunlara löko-kloroplast denir. Yerf›st›¤›, m›s›r ve hintya¤› gibi baz› örnek verebilece¤imiz bitkilerde oldu¤u gibi levkoplastlar ya¤ depolama görevi de yapabilirler. Bunlara elaioplast denir.
Ergastik Maddeler
SIRA S‹ZDE
D Ü fi Ü N E L ‹ M
S O R U
D‹KKAT
SIRA S‹ZDE
AMAÇLARIMIZ
K ‹ T A P
Hücrenin fizyolojik ve biyokimyasal faaliyetleri sonucunda meydana gelen, yedek
olarak biriktirilen veya yan ürün olarak ortaya ç›kan art›k maddelere ergastik maddeler denir. Bu maddeler hücrelerin yaflamlar›n›n de¤iflik dönemlerinde meydana
gelebilirler ya da yok olabilirler. Vakuoller veya hücre çeperinde oluflan bu maddelerin protoplazmada bulunan bilefliklerle yak›n iliflkileri bulunmakla birlikte daha basit bir yap›lar› vard›r.
Erimifl karbonhidratlar, tuzlar, organik asitler, baz› aromatik maddeler, zehirli
olabilen flekerli bilefliklerden bir k›s›m glikozitler, boyal› maddeler, alkoloid, amidler, proteinler, ya¤lar, musilaj, tanen, renk maddeleri, hücre çeperini oluflturan yap›lar gibi günümüzde endüstriyel önemi de olan birçok bitkisel kaynakl› madde
bu grup içinde yer al›r. fiimdi bunlardan en önemli olanlar›n›n yap› ve özelliklerini yak›ndan tan›yal›m.
Karbonhidratlar; hücrede bulunan en önemli organik bilefliklerden olup, bitkilerde erimifl ya da kat› tanecikler halinde bulunabilir. Karbonhidratlardan erimifl
SIRA S‹ZDE
halde bulunanlar
için monasakkaritler grubundan üzüm flekeri olarak bilinen glikoz, meyve flekeri olarak bilinen fruktoz, disakkaritlerden sakkoroz (kam›flflekeri)
ve maltoz D(maltflekeri)
say›labilir. Asteraceae (Papatyagiller) familyas›n›n baz› türÜ fi Ü N E L ‹ M
lerinin hücrelerindeki vakuollerde, polisakkarit grubundan olan erimifl halde inulin bulunmaktad›r. Bu vakuollerin sular›n› kaybetmesi ile görünümleri kristalli bir
S O R U
yap› kazanmaktad›r.
Yerelmas› olarak
Helianthus tuberosus türü inulin yap›s›nda karbonhidrat içerD ‹ K K bilinen
AT
di¤i için fleker hastalar›n›n beslenmelerinde patates gibi glikozca zengin bitkilere göre daha uygundur.
SIRA S‹ZDE
N N
AMAÇLARIMIZ
K ‹ T A P
13
1. Ünite - Bitki Morfolojisine Girifl
Bitkilerin yap›s›nda musilaj ve zamk gibi polisakkarit türevi karbonhidratlarda
bulunmaktad›r. Su ile temas etti¤inde fliflebilme ve erime yetene¤ine sahip olan
musilaj, birçok bitkinin bulblerinde (so¤an) ve orkide-salep (Orchis sp.) tuberlerinin (yumru) hücre vakuollerinde yer almaktad›r. Bu madde hücre çeperinin içeri¤inin eriyerek pelteleflmesiyle ortaya ç›kabilmektedir. Ayr›ca baz› sukulent (etli)
bitkilerin gövde ve yapraklar›nda bulunan önemli bilefliklerdendir.
Bitkilerde patolojik etkiler (hastal›k ya da yaralanma) sonucunda görülen bir
madde olan zamk yap›sal olarak musilaja benzerlik göstermektedir. Özellikle kiraz ve fleftali gibi a¤açlar›n yaralanmalar› sonucu hücre içeri¤i ve çeperinin pelteleflmesi sonucunda, t›bbi aç›dan da kullan›m alan› olan zamk oluflmaktad›r.
Bitkisel dokularda kat› halde bulunan ve polisakkaritler grubundan karbonhidrat olan niflasta ve selüloz ayr› bir öneme sahiptir. Daha önceki konularda da
gördü¤ümüz gibi selüloz hücre çeperinin temel maddesi, niflasta ise depo maddesi olarak bulunmaktad›r. Baz› bitkilerin tohum yap›s›nda bulunan selüloz, çimlenme aflamas›nda besin maddesi olarak da kullan›labilmektedir. Bitkilerin ana
enerji kayna¤›n› oluflturan niflasta, yapraklardaki kloroplastlarda assimileme niflastas› formunda bulunmaktad›r. Baz› enzimler yard›m›yla hidrolize u¤rayarak
buradan iletim dokusuna, oradan da yedek niflasta tanelerine dönüfltürülerek depolanacaklar› temel dokulara (parankima) geçerler. Bu olay genellikle tohumlar›n
besi dokusu, yeralt› yumru gövde veya köklerdeki parankima hücrelerindeki levkoplastlarda (amiloplast) meydana gelir. Niflasta taneleri glikoz moleküllerinin
polimerizasyonuyla meydana gelen uzun zincir fleklindeki makromoleküllerin
belli odak noktalar›nda toplanmas›yla oluflurlar. Levkoplastlar içerisinde niflastan›n ilk meydana geldi¤i bu merkezlere hilum ad› verilir (fiekil 1.7). Hilum etraf›nda niflasta birikmesinin devam etmesiyle, bir süre sonra bütün levkoplast›n niflasta tanesi haline döndü¤ü görülür. Fotosentez ürünü olan niflasta levkoplastlarda
geliflen ergastik maddedir.
fiekil 1.7
Farkl› bitkilerde
niflasta
taneciklerinin
görünümleri.
Hilum
Solanum tuberosum (Patates)
Phaseolus vulgaris (Fasulye)
Oryza sativa (Pirinç)
14
Bitki Morfolojisi
Farkl› bitkilerin niflasta tanelerinin flekilleride farkl›l›klar gösterir. Örne¤in patates niflastas›, fasulye niflastas› ve pirinç niflastalar›n›n kendilerine özgün bir görünümleri vard›r. Ayr›ca, niflasta taneleri hilumlar›n›n konumuna ve say›lar›na göre
de tan›mlan›rlar. E¤er hilum taneci¤in merkezinde ise sentrik, merkezin d›fl›nda ise
eksentrik hilumdan söz edilmektedir. Levkoplast içerisinde teflekkül eden niflasta
bir hilum içerirse basit niflasta, birden fazla oluflursa bileflik niflasta ve bu tip niflasta tanelerini kendilerini kapsayan yeni tabakalar taraf›ndan birlikte sar›l›rsa yar› bileflik niflasta olarak adland›r›l›rlar.
Proteinler; bileflimlerinde azot bulunan protoplazmik yap›lar›n temel bilefliklerinden olmakla birlikte, bitkisel hücrelerin vakuolleri içinde etkin olmayan ergastik maddeler olarak da meydana gelirler. Önemli bir besin maddesi olan protein
vakuol içerisinde s›v› halde olabildi¤i gibi, vakuolün suyunu kaybetmesiyle kat›laflarak kristal bir yap›da kazanabilir. Alevron taneleri ad› verilen bu yap›lara bitkilerin meyve ve tohum yap›lar›nda rastlan›r. Bu formdaki protein ise kristal ve kolloid özellikleri birlefltirir. Sitoplazma içinde kristalloid olarak isimlendirilir. Globoid
ise organik fosfor asidine kalsiyum ve magnezyum ba¤lanmas› sonucunda oluflmaktad›r (fiekil 1.8).
fiekil 1.8
Alevronlar›n genel
görünüflü.
Globoid
Kristaloid
Alevron
Yedek niflasta
Hücreleraras›
boflluk
Sitoplazma
Hücre çeperi
Ya¤lar; bitki yap›s›nda kat› ya da s›v› halde bulunabilen ya¤lar, enerji bak›m›ndan zengin olan ergastik maddelerin önemli bir grubunu olufltururlar. Daha çok
yedek besin depo eden tohum, meyve, kök ve gövde gibi organlar›n besi dokular›nda yer al›r. Zeytinya¤›, ayçiçe¤i ya¤› gibi bitkisel kaynakl› ya¤lar oda s›cakl›¤›nda s›v›, kakaoya¤› ise kat› formdad›r. Ya¤lar hücre içinde sitoplazmada ya da levkoplastlarda yayg›n olarak bulunurlar.
Eterik ya¤lar; bitkilerin belirli organlar›ndaki özel hücreler taraf›ndan sal›nan,
genellikle güzel kokulu (aromatik) ve uçucu özellikte olan ya¤lard›r. Bitkisel bir
salg› maddesi olan eterik ya¤lar, kendisini üreten salg› hücresi taraf›ndan sal›nd›¤›
gibi hücre lümeninin salg› ile dolarak patlamas› ile d›flar›ya at›labilir. Ço¤unlukla
su buhar› distilasyonu ile elde edilen bu ya¤lar, s›v› halde ve hofl kokulu olduklar› için parfüm ve kozmetik ürünlerinin bileflimlerinde önemli yer tutarlar.
15
1. Ünite - Bitki Morfolojisine Girifl
Günlük yaflam›m›zdan bu özelliklere sahip hangi bitkileri sayabilirizsiniz?
Tart›fl›n›z.
SIRA S‹ZDE
Reçine; kat› ya da yar› ak›flkan, reçine asidinin ya¤da erimesiyle meydana geD Ü fi Ü N E L ‹ M
len suda çözülmeyen bitkisel bir maddedir. Genellikle yaralanma
sonucu meydana gelen balsamlar ise reçinenin tersine suda eriyebilirler. Bitkilerin çeflitli organS O R U
lar›nda bulunan salg› hücreleri, salg› kanallar› ve tüylerinde toplanabilir.
Bitkilerde
yaralanmalar ve su kayb›na karfl› koruyucu rol oynarlar. Özellikle Pinaceae (Çamgiller) familyas› türlerinde görülmektedir. Reçineler bitkilerde saf
olarak bulunmaD‹KKAT
y›p, ya¤ gibi çeflitli maddelerle kar›fl›m halindedirler. T›bbi ve endüstriyel kullan›m
alanlar›na sahiptir.
SIRA S‹ZDE
Tanenler; glikozit tabiatl› olan tanenler, farkl› aromatik maddelerin kar›fl›m›ndan oluflurlar. Bitkilerin odun, kabuk, yaprak ve meyve hücrelerinin vakuollerinde bol miktarda bulunurlar. Özellikle koruyucu mantar dokuda
bulunurlar ve bitAMAÇLARIMIZ
kileri mikroorganizmalara karfl› koruduklar› düflünülmektedir. Su ve alkolde çözünebilirler. Çay yapraklar› ve kahve tohumlar› tanen bak›m›ndan zengindir ve bu
nedenle buruk bir tatlar› vard›r.
K ‹ T A P
Kristaller; bitkilerde metabolizma sonucu meydana gelen ve hücre taraf›ndan
tekrar kullan›lmayan baz› inorganik maddeler kristal fleklinde hücre içinde depo
oluflur.
edilir. Bu kristallerin yap›s› kalsiyum tuzlar› ve silikan›n anhidritlerinden
TELEV‹ZYON
Kalsiyum tuzlar› aras›nda kalsiyum oksalat en bilinenidir. Monohidrat (rafit, kum
druz) ya da dihidrat (tek tek ya da druz fleklinde) bulunurlar (fiekil 1.9).
2
D Ü fi Ü N E L ‹ M
S O R U
D‹KKAT
N N
‹NTERNET
SIRA S‹ZDE
SIRA S‹ZDE
Glikozit: Bitkilerde bulunan
flekerle di¤er maddelerin su
molekülü ç›kararak
birleflmesinden
meydana
AMAÇLARIMIZ
gelen alkol özellikli
bilefliklerdir.
K ‹ T A P
TELEV‹ZYON
fiekil ‹ 1.9
NTERNET
Baz› kristallerin
görünümleri.
Druz kristali
Rafit kristali
Sistolid
Kalsiyum oksalat kristalleri genellikle vakuollerde gözlenirken baz› kristaller ise
birtak›m özelleflmifl hücrelerde meydana gelirler. Kalsiyum tuzlar›n›n bir di¤er türü olan kalsiyum karbonat birçok bitkide hücre çeperinin içinde ya da üzerinde birikir. En iyi bilinenleri sistolitler dir. Bu¤daygillerde (Poaceae) görülen silis de genellikle hücre çeperinde biriktirilmektedir.
Dokular (Histoloji)
Belirli görevleri yapmak üzere, ayn› kökenden gelen, benzer farkl›laflma ve organizasyon gösteren, flekil ve yap› bak›m›ndan ayn› olan hücre topluluklar›na doku
ad› veririlir. Bitkisel dokular› meydana getiren çok say›da hücrenin protoplastlar›,
cans›z hücre çeperi ile birbirlerinden ayr›lm›fl olsalar bile aralar›nda s›k› bir iliflki
bulunmaktad›r.
Doku: Birbirleriyle yak›n
iliflki gösteren, kökenleri ve
görevleri ayn› olan hücre
topluluklar›d›r.
Download

Ders5