Siyaset Nedir?
 Siyasetin tek odağı insandır…
 Siyaset insan iradesini zorunlu olarak etkin kılar.
 Siyaset yaşamımızın her alanında etkin rol oynar.
KAVRAM:
 Bir şeye veya bir şeylere dair, genel olarak bir veya birden
fazla sözcükle ifade ettiğimiz genel bir fikre işaret eder.
Bir kavram basit olarak bir şeyin adı değildir, çok daha
fazlasını ifade eder. Örneğin; bir kediden, (belirli ve tek
bir kediden) bahsetmekle, kedi kavramına veya kedi
fikrine sahip olmak arasında fark vardır. Kedi kavramı bir
“şey”e değil, bir fikre işaret eder ve kedi türüne dair bütün
özellikleri bünyesinde barındırır: “küçük”, “evcil”
“fareleri yakalar” gibi. Eşitlik kavramı da iki kardeş
arasında “eşit olarak” bölüşülen bir mirastan bahsederken
kullandığımız anlamdan farklı olarak bir ilkeye veya
ideale işaret eder.
Kavramların Değeri Nereden gelir?
Kavramlar düşünürken, eleştirirken, iddia ederken,
açıklarken ve analiz yaparken kullandığımız araçlardır.
Dünyayı kavramlar vasıtasıyla anlarız. Basit bir örnek
verecek olursak, bir kediye kedi olarak davranabilmek
için, öncelikle bir kedi kavramına ihtiyaç vardır.
Kavramlar bize, nesnelerin benzer biçim ve özelliklerini
fark ederek sınıflandırma yapma imkanı verir. Dolayısıyla
kavramlar “geneldir” ve kapsayıcılıkları oldukça geniştir.
Ancak, bizim anlamaya çalıştığımız “siyasi gerçeklik”in
tabiatı oldukça değişken ve karmaşıktır.
Kavramlar siyasi gerçekliği anlamamızda vazgeçilmez
araçlar olsa da, kimi zaman gerçeklik ile kavramlar
arasında ciddi farklılıklar söz konusu olabilir;
“demokrasi”, “insan hakları”, siyaset gibi.
Siyaset kavramı da dönemsel ve konjonktürel olarak farklı
zamanlarda farklı anlamlarla tanımlanmıştır. Kavramın bu
şekilde elastik bir yapıya sahip olması bu kavramı
zorunlu olarak üzerinde muhalif tanımların olduğu kavram
(essentially contested concept) denen olgu içerisinde
değerlendirmemiz gerekmektedir.
SİYASET KAVRAMI
Siyaset Arapça bir kelime olup, köken itibariyle “at eğitimi”
anlamına gelmektedir. Aynı şekilde at bakıcısı anlamına
gelen “seyis” kavramı da aynı kökten gelmektedir.
Siyaset kavramı üzerine muhalif birçok farklı anlamı
(Essentially Contested Concept) içerse de siyasetin ortak
bir tanımı yapılabilir. Siyaseti iktidar ilişkileri olarak en
basit haliyle ele aldığımızda genelde şu denklemle
karşılaşırız?
İktidardan; Kim, Ne zaman, Nerede
almaktadır?
ve Ne kadar pay
Dolayısıyla, siyaset iktidar ilişkilerini yukarıdaki denklem
üzerinden şekillendiren bir işleve sahiptir.
Siyaset Kavramının Farklı Kullanımları
Devlet faaliyeti olarak Siyaset: Siyaset Bilimi başlangıçta
sadece devleti incelemeye odaklanmıştır. Dolayısıyla
İktidar devletin elinde olduğundan yukarıdaki denklemi
şekillendiren de tabiatıyla iktidarın (otoritenin kullanımı
sadece devlete aittir)
Siyaseti devletin dar alanının dışına çıkardığımızda ise
siyaset karşımıza bir kamusal faaliyet olarak çıkar.
Dolayısıyla siyasetin bu şekilde algılanması her kamusal
faaliyetin siyasi faaliyet olduğu sonucunu doğurur.
Siyaset ve Politika Sözcükleri Arasındaki Temel Fark
Siyaset ve Politika Sözcüklerini eş anlamlı sözcükler olarak
kullanmamıza rağmen her iki kavram farklı tarih ve
kültürden türemiştir.
Politika (politics), Eski Yunanda şehir anlamına gelen
“polis” kelimesinden türemiştir. Polis, basit bir şehir
değildir; her şeyin başı ve sonu olan şehir devletini,
insanların vatandaşı olmaktan gurur duydukları bir siyasi
topluluğu ifade eder. Öyle ki her polisin ayrı bir tanrısı
vardır. O şehrin vatandaşı olmak o tanrıya inanmak
demektir. Kısaca polis aynı zamanda kişinin dinidir. Böyle
bir toplulukta, bütün vatandaşların şehrin ortak işleriyle
ilgilenmeleri hem bir hak, hem de bir vazife olarak kabul
edilmektedir. Öyleyse kelime kökeni olarak politika,
“şehir devleti ile ilgili işler” anlamına gelmektedir.
 Siyaset ise, Arapça bir kelime olup, köken itibariyle “at
eğitimi” anlamına gelmektedir. Aynı şekilde at bakıcısı
anlamına gelen “seyis” kavramı da aynı kökten
gelmektedir. Eski Mısır’ın taş kabartmalarında, tanrıkral olan firavunların, bir ellerinde dizginlerle tasvir
edildikleri görülmektedir. Türk-İslam geleneğinde ise
siyaset kelimesi, devlet yönetme sanatının yanında,
devlete karşı işlenen suçlara verilen veya kamu
düzenini sağlamak için uygulanan cezaları da ifade
etmektedir.
 Mesela; Osmalı’ da bu gerekçelerle verilen ölüm
cezaları için “Siyaseten Katl” denmektedir.
BAZI DÜŞÜNÜRLERDE SİYASET ANLAYIŞI
PLATON (MÖ 428-348)
Hocası Sokrates ve Öğrencisi Aristoteles ile Batı Kültürünün
felsefi temellerini atan Yunan Filozof’u Platon aristokrat
bir aileden gelmektedir. Aristokrat bir aileye mensup
olması Platon’un felsefesi üzerinde derin etkiler
bırakmıştır. İdealar felsefesi ile tanınan platon oluşturmuş
olduğu idealar evreni ve nesneler evreni dichotomisi
(İkilik-karşılıklık) siyaset’i ideal olana yaklaştırma çabası
gütmüştür.
Platon’a göre yeryüzündeki tüm devletler ideal olandan
uzaklaşmış dolayısıyla yozlaşmıştır.
 Siyasetin görevi ideal düzene yakın bir düzen kurmaktır.
Bu ideal düzen ise kral-filozofların yönetimde olduğu
devlet düzenidir. Dolayısıyla Platon’a göre devleti iyi
eğitilmiş filozof-krallar yönetmelidir. Siyaset’in görevi de
bu ideal düzene ulaşmaktır. Polis içinde ideal düzeni
sağlayacak olan bilge-krallar hem yasa koyucu hem de
yasayı uygulayanlardır. Toplum Platon’a göre 3 gruptan
oluşur;
 Yönetenler (filozof-krallar) (Altın Ruhlu)
 Koruyucular (Askerler)
(Gümüş Ruhlu)
 Yönetilenler (Halk-Reaya) (Demir Ruhlu)
 Platon’un en önemli eseri ‘Devlet’tir.
*Filozof Kral
Platon, Devlet isimli kitabında toplumu, tarım ve ziraatle
uğraşanlar, koruyucular/askerler ve yöneticiler olmak
üzere 3’e ayırır. Hem fiziksel, hem de zihinsel olarak
eğitilmiş, hakikatin peşinden gitmeyi amaç edinmiş,
erdemli kişilerin başarabileceği devlet yönetimine ancak
filozof kralların; yani hem düşünmeyi, hem de adilce
hükmetmeyi bilenlerin layık olduğunu ileri sürer. Platon
bu fikre atfen; “Toplumlar, filozofların, kral, ya da
kralların filozof olduğu güne kadar, rahat huzur yüzü
görmeyeceklerdir demiştir.
Aristo (MÖ: 384-322) : Batı düşüncesini en derinden
etkileyen düşünür olan Aristo’nun siyaset anlayışı onun
“insan siyasi bir hayvandır” (zoon politikon) sözünde
saklıdır. Aristo bu sözüyle siyasetin insan doğasının bir
parçası olduğunu ve insanın siyasetle uğraşmasının bir
ahlak ve ödev anlayışı olduğunu dile getirmektedir. Polis
içinde yaşayan her yurttaş siyasetle ilgilenmek zorundadır.
 Dolayısıyla Aristo, Siyaseti (Politika’yı) en yüce ve en
anlamlı beşeri faaliyet ve insan mutluluğunu
gerçekleştirme sanatı olarak tanımlamaktadır.
 Aristoteles’e göre asıl anlamda varolan ideal olan değil,
tek tek varolanlardır. Dolayısıyla Aristoteles’in siyaset
felsefesi de onun temel felsefi düşüncelerine dayanır.
Aristoteles siyaset felsefesini Politika adlı yapıtında sunar.
Platon gibi ideal biçimlerin asıl anlamda varolanlar
olduğunu düşünmediğinden ideal bir devlet resmi çizmez.
Bunun yerine tek tek varolanlara öncelik veren temel
düşüncesinden hareketle varolan devlet (polis) ve yönetim
biçimlerini eleştirir.
 Aristoteles’in toplum ve devlet anlayışı da onun insan anlayışına bağlıdır.
Aristoteles’e göre insan her şeyden önce bir “zoon politikon”dur, toplumsal
bir varlıktır. Bu insanın olanaklarını ancak bir toplum ve devlette
gerçekleştirebileceği anlamına gelir. Bu yüzden de insanın kendi
olanaklarını gerçekleştirebilmesi açısından toplumsal düzenin ve devletin
varlığı zorunludur.
 Devletin varlık nedeni de erdemli yurttaşlar yetiştirmek, insanları erdem
bakımından geliştirmektir. Yönetim biçimlerinin doğru ya da yanlış
yönetimler olduğunu gösteren de göz önünde tuttukları amaçlarıdır. Devleti
insanları erdemli kılmak amacına uygun yöneten yönetim biçimleri
doğrudur. Aristoteles “Kendi gözlemlerimiz, bize, her devletin iyi bir
amaçla kurulmuş bir topluluk olduğunu söyler” der (Aristoteles 2004, s. 7).
Aristoteles’e göre devlet siyasal bir birlikteliktir, siyasal bir bütündür. Bütün
birliktelikler bir iyiyi amaç edindiği için her siyasal birliktelik ortak bir iyiyi
amaç edinir ve bu ortak iyi de devlettir. Aristoteles’e göre devlet en yüksek
iyidir çünkü devlet herkesin iyi yaşaması ya da ortak mutluluğu için vardır.
İnsan doğası gereği hep bir iyiye yöneldiğinden, siyasal düzen olarak
devletin ortaya çıkışı da doğal bir zorunluluk olmaktadır.
 Devletin nedeni insanın doğasına, insanın toplumsal bir varlık
olmasına bağlıdır. İnsan doğası gereği toplumsal bir varlık
olduğundan, Aristoteles “Devletin doğası gereği varolan şeyler
sınıfına girdiğini” söyler. İnsanın doğası gereği toplumsal
varlık olması, insanın doğası gereği bir birlikteliğe yönelmesi
anlamına gelir. Aristoteles’e göre insanı diğer hayvanlardan
ayıran yönü akıl sahibi olmasıdır. Akıl sahibi olan insan
konuşan bir varlıktır. İnsanın bu doğası onu bir arada yaşamaya
yöneltir. İnsan bütün olanaklarını bir arada yaşarken
gerçekleştirebilir. Bu yüzden insanın bir arada yaşaması sonucu
toplum oluşmuş, köyler ve şehir-devletler ortaya çıkmıştır.
Aristoteles’e göre iki kişinin üreme amacıyla bir araya
gelmesiyle aile oluşur. Ailelerin bir araya gelmesiyle köyler
oluşur. Köylerin bir araya gelmesiyle de şehir-devletleri ortaya
çıkar.
 Devleti incelemek için önce onu oluşturan yurttaşları ele almak
gereklidir. Çünkü “Devlet yurttaşların toplamıdır” (Aristoteles 2004,
s. 70). Aristoteles tarafından devlet yurttaşlar topluluğu olarak
tanımlanınca, yurttaşın ne olduğu sorusu sorulur. Aristoteles’e göre
belli bir ülkede yaşamak bir insanı yurttaş yapmaz. Dava açma ve
dava edilebilme hakkı da bir insanı yurttaş yapmaz. Yurttaşlardan
oluşan birkaç kuşaktan gelmek de bir insanı yurttaş yapmaz. O hâlde
yurttaş kime denir? Yurttaş devlet yönetimine, yargıya katılarak
siyasal, yasal ve yönetimle ilgili görevler alan kişidir. Devlet de
yurttaşların bir anayasa içinde birleşmeleri demektir. Dolayısıyla
yurttaşın tanımı belirli bir anayasal yönetim içinde yönetime katılan
insan olmaksa, yönetim biçimine bağlı olarak yurttaşın anlamı da
değişecektir. İyi yurttaşın erdemi de yönetmeyi ve yönetilmeyi
bilmesidir. “Aristoteles’in yurttaş kavramı modern yurttaş
kavramından büyük ölçüde farklıdır; çünkü ona göre yönetim temsili
değil, doğrudan yönetimdir” (Ross 2002, s. 287). Başka bir deyişle,
yurttaşlar yöneticilerini seçmede söz sahibi olmak dışında devletin
yasalarını yapmaya bizzat katkıda bulunurlar.
Yunanca Polis Kökünden Gelen Kelimeler:
Polis: Devlet
Politeia: Anayasa veya Cumhuriyet
Politike: Devlet Yönetme Sanatı
Politika: Devlete ait işler
Politikos: Devlet Adamı
Politis: Vatandaş
Nicolla Machiavelli(1469-1527)
Büyük övgülere ve yergilere uğramış, Floransalı siyasetçi ve
düşünür olan Machiavelli’ye göre Siyaset, din ve ahlaktan
ayrılması gereken bir uğraştır. Bu şekilde siyaseti din ve
ahlaktan ayırarak analiz etmek isteyen Machiavelli’ye
göre siyaset “gerçekliktir”. Bu yüzden modern siyaset
biliminin kurucusu Machiavelli’dir. En önemli eseri Prens
(Hükümdar) olan Machiavveli’ye göre “Amaca varmak
için her yol mübahtır”. Makyavelizm olarak da
adlandırılan bu kavrama göre amaca ulaşmak için ahlaki
kriterler göz ardı edilebilir.
Franz Oppenheimer (1864-1943)
 1907 yılında kaleme aldığı Devlet adlı eseriyle Siyaset’in
tanımına radikal bir bakış açısı geliştirmiştir. Bu eserde
Oppenheimer, hayatını sürdürmek için bir geçim yolu arayan
insanın karşısında, başvurmak zorunda olduğu birbirine taban
tabana zıt iki yol vardır. Bunlar: Çalışmak ve soymaktır. Biri
kimsenin kendi emeğine dayanması, öteki ise zorla el
koymaktır. Oppenheimer birinci yola, yani insanın kendi
emeğine dayanması ve bu emeğin ürünlerini başkalarınki ile
eşit olarak değiştirmesine “ekonomi”, başkalarının ürününe
karşılıksız olarak el konulmasına da “siyaset adını vermektedir.
Dolayısıyla Oppenheimer’da Siyaset kavramı pejoratif
(aşağılayıcı, kötüleyici) bir içeriğe sahiptir.
İbn-i Sina (980-1037)
 Felsefe, astronomi, matematik, fizik, kimya, tıp e müzik gibi
alanlarda Doğu’yu ve Batı’yı uzun süre peşinden sürüklemiş
İslam filozofudur. Siyasetle ilgili görüşlerinde genellikle eski
yunan filozoflarından esinlenmiştir.
 İbn-i Sina, beşeri otorite tarafından toplumun refahını emniyet
altına almak için konulan kanunları zaruri bulmaktadır. Ayrıca,
tıpkı Platon’un yapmış olduğu gibi toplumu; yöneticiler, esnaf
ve koruyucular olmak üzere 3 kısma ayırır. Yine Platon’a
benzer şekilde ilahi sistem (idealar evreni) ve dünyevi sistem
(nesneler evreni) ayrımı yaparak siyaset felsefesini
şekillendirir. Dolayısıyla devleti dünyevi sistemin bir parçası
olarak değerlendirip, yönetenlerin de hem ilahi bilgiye sahip,
hem de yönetim işlerine hakim bilgeler tarafından oluşmasını
tavsiye eder.
Farabi (878-950)
Ortaçağda yaşayan islam aleminin en büyük mantıkçı
filozoflarındandır. Yunan felsefesinden, özellikle de
Aristoteles’ten etkilendiği için ikinci Aristoteles diye de
bilinir. Platon gibi siyasetin görevinin ideal toplum
yaratmak olduğunu savunan düşünüre göre, filozofların
görevinin devlete kılavuzluk etmek olduğunu dile getirir.
Farabi siyaset ile ahlak arasındaki ilişkiye dayanarak
yöneticinin iyi bir ahlaka sahip olması gerektiğini
savunduğu için politikacı, Farabi’ye göre, aynı zamanda
ahlak prototipi olmalıdır.
Farabi, Aristo’nun “zoon politikon” deyişini,
“hayvanat-ı medeni” olarak kullanır ve toplum
hayatının temelinde insanın tabii eğilimleri
bulunduğuna dikkat çeker. Siyaset ilmini,
“mükemmelliğe ulaşmak için gerekli beşeri
faaliyetleri ve alışkanlıkları araştıran” bir ilim
olarak tarif eder.
Siyaset - Bilim İlişkisi
Siyaset, Bilim midir?
Doğa Bilimleriyle Siyaset Bilimi Arasındaki İlişki Nedir?
Siyasetçiyle Siyaset Bilimci Arasındaki Fark Nedir?
Bilim Nedir?
 Bilim veya ilim, fiziki ve doğal evrenin yapısının
ve hareketlerinin birtakım yöntemler (deney, düşünce
ve/veya gözlemler) aracılığıyla sistematik bir şekilde
incelenmesini de kapsayan entelektüel ve pratik çalışmalar
bütünüdür. Bilim; neden, merak ve amaç besleyen bir olgu
olarak günümüze kadar birçok alt dala bölünmüş,
insanların daha iyi yaşam koşullarına kavuşmasına,
bilinmeyen olguları bulmasına ve yeni şeyler öğrenmesine
ön ayak olmuştur.
 Evrenin ya da olayların bir bölümünü konu olarak seçen, deneysel
yöntemlere ve gerçekliğe
düzenli bilgi, ilim.
dayanarak
yasalar
çıkarmaya
çalışan
 Genel geçerlik ve kesinlik nitelikleri gösteren yöntemli ve dizgesel bilgi.
-----Deney
-----Akıl
-----Neden-Sonuç İlişkisi
----- Yöntem
----- Tarafsızlık (Nesnel Gerçeklik)
----- Değerlerden Bağımsız (Value-Free)
----- Genel Geçerlik
Yukarıdaki parametrelerden yola çıkarsak Siyaset’in bir bilim olduğunu
söyleyebilir miyiz? Tartışınız…
Siyasetçi
Gücü Sever
Siyaset Bilimci
Güce Şüpheyle Yaklaşır
Popüler Olma Peşindedir
Doğruluk Peşindedir
Pratik Düşünür
Soyut Düşünür
Tek Sebebe İndirger
Çok Fazla Sebep Sıralar
Kısa Vadeli Düşünür
Uzun Vadeli Düşünür
Önemli Eserler:
Platon -------------- Devlet (Ideal Devlet)
Aristo -------------- Politika
Farabi --------------- Faziletli şehir (Medînet-il-fâzıla)
Ibn-i Sina ------------- Risale fi-İlmü'l-Ahlak
Franz Oppenheimer -------- Devlet (Der Staat)
Machiavelli-------------------- Hükümdar (Prince-Prens)
Sözlük
Ütopya (u-topos): Yunanca’da “olmayan ada (yer)”
anlamına gelmektedir. Düşünürlerin kağıt üzerinde
kurguladıkları sosyal ve siyasal düzenleri ifade etmek için
kullanılmaktadır.
Siyasi Patronaj: Siyasetin ekonomik çıkar alışverişi olarak
görülmesidir.
Hikmet-i Hükümet (Raison D’etat): Devlet aklı,
devlet icapları anlamlarına gelmektedir. Devletin
önceliği esastır. Kişilerden, yönetenlerden önce devlet
gelir anlayışına işaret eden deyim
Adem-i Merkeziyet: Yerinden yönetim, yerel yönetim
birimlerine daha çok yetki ve imkan aktarılmasını, öngören,
merkezileşmenin önlenmesine yönelik olarak düşünülen
yönetim biçimi.
Hacıyatmaz: Güç durumlarla karşılaştığında kişiliğinden taviz
vererek devamlı sıyrılmasını beceren politikacıları tanımlamak
için kullanılan bir deyimdir.
Jakoben: İhtilal yoluyla işbaşına gelen ve iktidarını şiddet ve
teröre dayalı olarak yürüten siyasi elit.
Kamuoyu: (efkar-ı umumiye) Kamu çıkarlarını
ilgilendiren bir konu hakkında halkın çoğunluğunun
görüşü. Halkın bir konu hakkındaki düşüncesi, o ülkede
herkese her konuda fikir ve düşüncesini açıkça ve rahatça
söyleme özgürlüğünün tanınıp tanınmamasına göre, açık
ya da gizli kamuoyu diye iki’ye ayrılır.
Kamuoyu Yoklaması: Kamuoyunu temsil ettiği
varsayılarak seçilen bir örneklem grubunu oluşturan
bireylerle görüşülerek çeşitli konularda kamuoyunun ilgi,
eğilim, görüş, ve düşüncelerinin tespit edilmesi amacına
yönelik olarak yapılan araştırma.
Download

S*YASET B*L*M*