TIBBî BİLİRKİŞİLİK
Op. Dr. Samet BAYRAK
GAZİANTEP CENGİZ GÖKÇEK KADIN HASTALIKLARI
VE DOĞUM HASTANESİ
TÜRK JİNEKOLOJİ VE OBSTETRİK DERNEĞİ
YÖNETİM VE HUKUK – ETİK KURUL ÜYESİ
GAZİANTEP-KİLİS TABİP ODASI
10.01.2015
BİLİRKİŞİNİN GÖREVİ
• Doktorun yaptığı yardımın (tedavi –
ameliyat – tetkik) yerleşmiş tıp kurallarına
uygun yapılıp yapılmadığını
• Varsa zararlı sonuca etkin olan diğer
olayları bilimsel dayanaklarıyla
açıklamaktan ibarettir
Mehmet Uygun, Yargıtay Onursal Başkanı, ‘Sağlık Personelinin
Hukuki Sorumluluğu’ 12/Mart/2002 Gaziantep
TIBBî BİLİRKİŞİLİK (TB)
TARİHÇE
• Roma’da Juris Consulte tarafından hazırlanan
kanunlara göre; yaraların öldürücü olup olmadığı
araştırılır, ihmal ve bakımsızlıktan ölüm meydana
gelirse bu adam öldürme olarak kabul edilmezdi
• Nesep tayini için gebeliğin asgari ve azami süreleri
verilmişti
• Suçlu akıl hastaları
• Puberteye varmamış çocukların cezai ehliyetleri
yoktu
• Julius Sezar’ın senatoda; şiş, bıçak, kama gibi kesici ve
delici aletler ile öldürülmesi üzerine cesedi:
• Antistius isimli bir hekime muayene ettirilmiştir.
• 23 adet bıçak yarası tespit edilmiş, bunlardan sadece
birisinin göğüs boşluğuna girdiği, yani öldürücü olduğu
tespit edilmiş, diğer yaraların öldürücü olmadığı rapor
edilmiştir.
• Bu olay gerçek bir TB’lik raporu olarak düzenlenen ilk
bilimsel kayıttır
• Roma İmparatorluğu’nun dağılması ile ortaya çıkan
Bizans’da I.Justinyen zamanında çıkarılan ve Justinyen
Kanunları olarak adlandırılan yasada ‘Doktorlar yalnız
basit bir şahit olmayıp, aynı zamanda bilirkişi olarak da
hüküm verirler’ denilmektedir
• Almanya’da 1507 yılında Bamberk Piskopusu tarafından
hazırlanan ve Coda Babergenesis de denilen kanun
sisteminde, ilk defa ekspertiz – TB deyimi kullanılmıştır
• Bilirkişi raporlarının mahkemede göz önünde tutulması
lazım geldiği belirtilmiştir
• Almanya’da 1532 yılında imparator V.Şarl zamanında
hazırlanan Karolina düsturunun cinayetler bölümünde:
adam öldürme, çocuk öldürme, yaralama, çocuk
düşürme, intiharlar, asılma, suda boğulma,
zehirlenmeler, hastalık taklitleri yapanların
muayeneleri, suçu bir akıl hastalığının etkisi altında
işleyip işlemediğinin tespiti, hekimlerin mesleki bir hata
yapması halinde, mahkemelerin bir karar verebilmesi
için tıbbi rapor düzenlenmesi ve alınacak raporlara göre
karar verilmesi mecburiyeti konulmuştur
• Adli Tıp dersleri ilk defa 1650 yılında Almanya’da
Leipzig Tıp Fakültesinde okutulmaya başlanmıştır
• 1650 yılından sonra Fransa, İtalya, İngiltere’de Tıp
Fakültelerinde müfredat programına konmuştur
• Ülkemizde ise adli tıp derslerinin ilk defa 1839
yılında yaklaşık Avrupa’dan 200 sene sonra
Galatasaray’da açılan Mekteb’i Tıbbîye-ı Adliye
Şahanesi’nin programı ile başlamıştır
Dr. Salih Yaşar Özden - Düşünen Adam D. 1977, 10. S.44 - 47
BİLİRKİŞİNİN TANIMI
• Hukuk usulü muhakemeleri yasasının 275.madde
hükmü gereğince;
• Mahkeme çözümü özel ve teknik bilgi gerektiren
durumlarda, bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına
karar verir
• Yargıçlık mesleğinin gerektirdiği genel ve hukuki bilgi
ve çözümlenmesi olanaklı olay ve konularda bilirkişi
dinlenmez
• Ceza muhakemesi yasasının 63.maddesinde;
• Çözümü, uzmanlığı
• Özel ve teknik bilgiyi gerektiren hallerde
• Bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar verilir
denilmektedir
Prof. Dr. Rıza Madazlı – II. Tıp Hukuku Günleri – ‘Adli Jinekoloji ve Obstetrik 2012
BİLİRKİŞİNİN ATANMASI
• Yargı organlarının ihtiyaç duyması halinde, onlara
yardımcı olmak ve bilirkişilik yapmak üzere, kanunla
görevlendirilmiş kişilere ‘Resmi Bilirkişi’
denmektedir
• Resmi bilirkişiler için, bilirkişilik yapmak bir yasal
yükümlülüktür
• Yargıtay'ın tespiti ile ‘Resmi Bilirkişiler çekilme ve
yasaklılık’ gibi nedenler yoksa, bilirkişiliği kabul
etmek zorundadırlar
• HMK m.270/1 uyarınca
• Bilgisine başvurulacak
konuyu bilmeksizin
• Bilgisine başvurulacak konu
hakkında meslek ve sanat
icrasına resmen yetkili
kılınmış kimseler için
bilirkişilik görevini kabul etme
yükümlülüğü söz konusudur
• Ceza usulünde de bilirkişilik yapma yükümlülüğü
benimsenmiştir
• CMK m.65’e göre bilirkişilikle görevlendirilmiş
olanlar üç grupta toplanmıştır;
1. Resmi bilirkişilik ile görevlendirilmiş olanlar CMK
m.64’de belirtilen listede yer alanlar
2. İncelemenin yapılabilmesi için bilinmesi gerekli fen ve
sanatları meslek edinenler
3. İncelemenin yapılabilmesi için gerekli mesleği yapmaya
yetkili olanlar
CMK m:64 ceza davalarında bilirkişi olarak
atanabilecekleri şu şekilde düzenlemiştir;
1. Bilirkişiler; il adli yargı Adalet Komisyonları
tarafından her yıl düzenlenen bir listede yer alan,
gerçek veya tüzel kişiler arasından seçilir.
Cumhuriyet Savcıları ve Hakimler, yalnız
bulundukları il bakımından yapılmış listelerden
değil, diğer illerde oluşturulmuş listelerden de
bilirkişi seçebilirler
2. Atama kararında gerekçesi de gösterilmek sureti ile
birinci fıkrada belirtilen listeye girmeyenler
arasından da bilirkişi seçilebilir
3. Kanunların belirli konularda görevlendirdiği resmi
bilirkişiler öncelikle atanır.
Ancak kamu görevlileri bağlı bulundukları kurumlar
ilgili davalarda bilirkişi olarak atanamazlar
4. Bilirkişi olarak atanan bir tüzel kişi ise; kendisi
adına incelemeyi yapacak gerçek kişi ve ya kişilerin
isimlerini, bilirkişi atayacak yargı merciinin onayına
sunarlar
5. Listelere kaydedilen kişiler, İl Adli Yargı Komisyonu
huzurunda ‘Görevimi adalete bağlı olarak, bilim
ve fenne uygun olarak, tarafsızlıkla
gerçekleştireceğime namusum ve şerefim üzerine
yemin ederim’ sözlerini tekrarlayarak yemin
ederler
6. Listede yer almamış bilirkişiler görevlendirildiklerinde,
kendilerini atamış olan merci huzurunda, yukardaki
fıkrada öngörülen biçimde yemin eder
Yeminin yapıldığına ilişkin tutanak, Hakim veya
Cumhuriyet Savcısı, Zabıt Katibi ve Bilirkişi tarafından
imzalanır
7. Engel bulunan hallerde yemin yazılı olarak verilebilir ve
metni dosyaya konulur
Ancak bu hale ilişkin gerekçenin kararda gösterilmesi
zorunludur
Bu bilirkişilere görevlendirildikleri her işte yeniden
yemin verilmez
Adli Yargı Adalet Komisyonu listesinden seçilen
bilirkişilere, yemin ettikten sonra görevlendirmelerde
yemin verilmesine gerek yoktur
11.CD.27/09/2007, 2587/6003 sayılı karar
HEKİMİN BİLİRKİŞİ OLARAK ATANMASI
•
Ceza ve hukuk muhakemesinde birçok olayın çözümünde hekimin uzmanlık bilgisine ihtiyaç
duyulmaktadır
1.
2.
3.
4.
5.
6.
7.
8.
9.
10.
11.
Şüpheli veya sanığın akıl hastası olup olmadığının belirlenmesi
Şüpheli veya sanığın adli muayenesinde
Beden muayenesi ve vücuttan örnek alınmasında
Moleküler genetik incelemesi yapılmasında
Ölünün kimliğini belirleme ve adlı muayenede
Otopsi yapılmasında
Yeni doğanın muayenesinde
Zehirlenme şüphesi üzerinde yapılacak işlemler
Yaralanmaların nedeni ve derecesinin belirlenmesinde
Tıbbî müdahalelerin standartlara uygunluğunun belirlenmesinde
Kandaki alkol oranını ve kan grubunu tespite yönelik işlemler
Prof. Dr. Mahmut Koca – Ceza Mah. Hekimin Bilirkişi Olarak Görevlendirilmesi Sağlık Hukuku Sempozyumu
KKTC Lefke Avrupa Üniversitesi 25-26/Nisan/2011
TB’nin görev yapabilmesi için şu
özelliklere sahip olması gerekir;
• Bilirkişi, kendi uzmanlık alanını ilgilendiren konularda güvenilir ve
sağlam tıp bilgilerine sahip olmalıdır
• Tıbbî sorunun ait olduğu hukuksal alanla ilgili temel bilgilere sahip
olmalıdır
• Tıbbî takdir yetkisinin varlığı ve özelliklede hekimlik yetki sınırları
bilinmeli, çok sayıda tıbbî olgulardan hukuken önemli olan temel
hususları ayıklayıp çıkarabilme yeteneği bulunmalı
• Tıbbî olguyla ilgili olarak ortaya çıkardığı sonuçları hukukçunun
anlayabileceği biçimde ifade edebilmeli ve somut bilimsel-mantıksal
kriterlerle gerekçeli olarak belirtmelidir
• Yeni bir olgu karşısında yazılı görüşünü değiştirmesi, gerektiğinde öz
eleştiri ve esneklik yeteneğine sahip olmalı
• Uyuşmazlık konusu ve taraflarına karşı objektif ve yansız olmalıdır
Hasan Tahsin Gökcan – Yargıtay Üyesi – ‘Tıbbî Müdahaleden Doğan
Hukuki ve Cezai Sorumluluk, 2013
• Bilirkişinin şahsî klinik görüşünü yanlış bir şekilde
mutlak doğru, yada yanlış olarak sunması tıp mesleğine
zararlı olabilir
• Uzman olarak rapor hazırlayan veya ifade veren
bilirkişiler; olay zamanındaki tıp pratiğine ve tartışılan
konulara uygun bilgi ve tecrübeye sahip olmalıdır
• Adli yargıda bilirkişilik yapan hekimlerin etik ve yasal
görevi; uzmanlığına uygun olarak yapmaktır
• Bilirkişi herhangi bir adli süreçte hazırladığı raporu veya
verdiği ifadenin, bir kurum yada kendisinin bağlı
bulunduğu meslek örgütü tarafından emsal kararlara
neden olmasına hazırlıklı olmalıdır
Doç. Dr. İsmail Dölen: II. Tıp Hukuku Günleri – Kadın Doğum Adli Raporlar
ve Bilirkişilik - 2012
• Ülkemizde resmi bilirkişilik kurumları
aşağıdakilerdir;
1. Yüksek Sağlık Şurası
2. Adli Tıp Kurumu
3. Üniversiteler
4. Hakem Hastaneler
5. Özel Dal Hastaneleri
6. Uzmanlık Dernekleri
7. Resmi Bilirkişiler
Bilirkişiyi atayan merci C-Savcısı – Hakim
inceleme yaptırılmasına verilen kararda;
a. Özel ve teknik bilgiyi
gerektiren sorular
b. İnceleme konusu
c. Görevin yerine
getirilebileceği süreyi
belirlemeli
d. Bilirkişi uzmanlığına ihtiyaç
duyulan ve bu nedenle
kendisine sorulan sorulara
cevap vermelidir (CMK
m.66/1)
BİLİRKİŞİNİN ÖZELLİKLERİ
• Kayıtsız şartsız, tarafsızlık ve bağımsızlık içinde olmalıdır
• Hakim bilirkişiden belli bir yanıt ister, istediğini
kesinlikle ifade etmesini bekler. Çünkü bu onun için
karar vermede kolaylık sağlar ve sorumlulukları azaltır
• Bu sebeple hakimler kendilerine fazla güvenli ve kesin
kararlı bilirkişileri tercih etme eğilimi gösterirler
• Hastada olumsuz bir durum ortaya çıktığında, bu
olumsuz durumun tıbbi uygulamadan kaynaklanıp
kaynaklanmadığını, uygulamanın kusurlu olup
olmadığını belirleme görevi TB’lerindir.
• Başka bir deyişle konusunda yeterliliğini
ispatlamış bilim adamlarının raporlarıyla
olayların net olarak belirlenmesi
yapılabilmektedir
• Son dönemde Yargıtay'da raporun
nereden alındığından ziyade, raporun
yeterliliği kriter olarak alınmaya
başlanmıştır
Prof. Dr. Oğuz Polat – Tıbbi Uygulama Hataları Olgularında
Bilirkişilik - 2013
BİLİRKİŞİ RAPORUNDA BULUNMASI
GEREKENLER
1. Bilirkişi raporu yeterli bir incelemeye dayanmalı,
incelenmesi gereken tüm materyal, dosya bilgisi ve
belgeler görülüp değerlendirilmelidir
2. Rapor eksiksiz olmalı, cevaplanması gereken tüm
sorular tartışılmış (literatür taraması)
3. Bilirkişi raporu mantıksal bütünlük taşımalı ve
inandırıcı olmalı
4. Bilirkişi raporunda hakimin yetkisine giren hukuki
konulara ve verilen görev bakımından gereksiz
tartışmalara yer verilmemelidir
Hasan Tahsin Gökcan – Yargıtay Üyesi – Tıbbî Müdahaleden Doğan
Hukuki ve Cezaî Sorumluluk - 2013
Tüm bu değerlendirmede;
• Uyuşmazlığın taraflarının iddiaları değerlendirilmeli
• Bu iddiaların hangi bilimsel verilerle kabul görüp
görmediği irdelenmeli
• Son bölüm ulaşılan kanaati yansıtmalıdır
• Rapor bilirkişi veya bilirkişilerce imzalanmalıdır
Tıbbî uygulama hatası dediğimiz
kavram nedir?
• Tıbbî işlem ve uygulama, bakım standartlarından
sapma gösteriyor mu?
• Bu sapma bir hata niteliği taşıyor mu?
• Bu olay hastada bir zarar oluşturdu mu?
Komplikasyon
Kötü sonuç
Hata
• Bakım standartlarındaki sapma ile zarar arasında
bir ilişki var mı?(illiyet-nedensellik)
• Raporda tedbirli bir doktorun; aynı hal ve şartlar
altında göstereceği mutad ihtimam ve özenin hastaya
gösterilip gösterilmediği,bilirkişi tarafından
belirlenmelidir
• Türkiye’de tüm uzmanlık alanları için temel sorun;
standart uygulamaların genel kabul görür şekilde
belirlenip yayımlanmamış olmasıdır
• Bu nedenle tıbbî uygulamalarda olduğu kadar, bilirkişi
raporları arasında ciddi çelişkiler vardır
Av. Tahir Yahya İlhan –Tjod , Tıbbî Uygulamalara İlişkin Uyuşmazlıklarda Bilirkişilik
Kursu - Ankara – 2010
Bilirkişi raporunda;
• Komplikasyon
• Tıbbî maloccurance (kötü sonuç)
• Malpraktis (kötü tıbbî uygulama)
arasında kesin ayırım yapmalıdır
• Bilirkişi iddia edilen standart altı uygulamanın
sonuca ilişkisini değerlendirmek için tüm çabayı
göstermelidir (illiyet – nedensellik)
• Bir uygulama standardından sapma, her zaman
standart altı bakım değildir, yada kötü bir sonuçla
ilgili olabilir
Tıbbî Bilirkişi;
• Meslektaşı hekimin o olayda kusurlu olup
olmadığına karar vermemelidir. Somut olayda
kusuru belirleme yetkisi Yargıcındır
• Bilirkişi sadece hekim ve sağlık mensubunun tıbbî
girişim sırasında bilim ve meslek kurallarına uygun
davranmış olup olmadığını ortaya çıkartmakla
yükümlüdür
Tıbbî Bilirkişi;
Tıbbî girişimde bulunanların kusurlu veya kusursuz
olduklarını değil
• Girişimde tıp bilimi ve mesleği kurallarına uygun
davranıp davranılmadığı
• Bilim ve meslek kurallarına aykırılık tespit edilmişse;
a. Hangi bilim ve meslek kuralının ihmal edildiğine dair
bilimsel görüş ve literatür taraması kaynak gösterilmeli
b. Bilim ve meslek kurallarına aykırı davranılmadığına,
gerekli özenin gösterildiği, ihmalin olmadığı kanaatine
varılmışsa mutlaka literatür taramasına ve bilimsel
görüşe yer verilmelidir
STANDART UYGULAMALAR NELERDİR
•
•
•
•
•
•
•
•
•
•
Anamnez (yakınma-sağlık öyküsü) alma
Muayene
Tanı metotlarını kullanma
Yorum yapma (Bilgilendirme)
Aydınlatılmış onam formu
Müdahaleler yapma
İstenmeyen komplikasyonları bilme
Beklenmeyen komplikasyonları bilme
Bakım yapma
Takip/kontrol yapma
Av. Mustafa Kemal Köseler. Sağlık Hukuku Kurultayı. Kasım 2007. Ankara
Tıbbî hatalarda hatayı yaptığı iddia edilen
tıp mensubunun müdahalede:
• Gereken dikkat ve özeni gösterip göstermediği
• Tıbbın gerek ve kurallarına göre olayda ihmali
olup olmadığı
• Müdahalede ‘’Tıbbî standart’’lara uyup uymadığı
• Tıp bilimi ve tekniğine göre yapılması gereken ile
yapılan müdahale ve tedavinin farklı olup
olmadığı konularının özellikle açıklanması gerekir.
Prof.Dr. Oğuz Polat:Tıbbî uygulama hatalarında bilirkişilik -2013
MALPRAKTİS TANIMI
• Dünya Tabipler Birliği (1992): Doktorun tedavi
sırasında standart uygulamayı yapmaması, beceri
eksikliği veya hastaya tedavi vermemesi ile oluşan
zarardır
• Türk Tabipler Birliği (1998): Bilgisizlik, deneyimsizlik
yada ilgisizlik nedeniyle bir hastanın zarar görmesi
‘hekimliğin kötü uygulaması’ anlamına gelir
• Yargıtay Kararı: Hekim tıp verilerini yanlış, yada
eksik uygulamışsa mesleğinin gerektirdiği özel
görevlere gereği ve yeteri kadar uymamışsa kusur
var demektir
Hastada herhangi bir zarar durumunda
Hukuk açısından KOMPLİKASYON
Hukuk açısından MALPRAKTİS
-O hasta için öngörülemeyecek durumlar
-Öngörülebilir, yeterli önlem alınmamış
durumlar
-Öngörülebilir, önlemi olmayan durumlar
-Öngörülebilir, göze alınmış durumlar
-Öngörülebilir, önlemi alınmış durumlar
(İzin verilen risk alanı)
İHMAL
(İzin verilmeyen risk alanı)
Yaycı N. Komplikasyon ve malpraktis ayrımı. Uluslararası 1. Sağlık Hukuku Sempozyumu, Kadir Has Üniversitesi Hukuk Fakültesi.
2008; pp: 29-40.
MALPRAKTİS VE KOMPLİKASYON AYRIMINDA
SORUMLULUKLAR
ZARARLI SONUCUN
ÖZELLİKLERİ
SONUCUN
ADI
SONUÇTAN SORUMLULUK
Öngörülemeyen
Önlenemeyen
Kaza, Tesadüf
Sorumluluk Doğmaz
Öngörülebilen
Önlenemeyen
Komplikasyon
Sorumluluk Doğmaz
(Öngörülebilen (beklenen) zararlı sonuç hakkında hastanın
bilgilendirilmiş rızasının alınmış olması ve kusurlu fiillerle
zarara sebebiyet verilmemiş olması koşulu ile)
Öngörülebilen
Önlenebilen
Tıbbi Malpraktis
Sorumluluk Doğar
• İstenmeyen zararlı sonucun komplikasyon
olduğunun tespit edilmesi durumunda, hekim
kusurlu görülemeyeceğinden, sorumluda
tutulmamaktadır. Bu nedenle komplikasyon iddiaları
raporda titizlikle tartışılmalıdır
• Bir başka tanımla komplikasyon ‘önlem alınmasına
rağmen benzeri tıbbî girişimlerde meydana gelmesi
önlenemeyen riskler şeklinde tanımlanınca;
tespitinin de tıp bilimi uzmanlarınca yapılması
gerekir
• Ortaya çıkan zararlı sonucun meslek kuralı ihlali mi
yoksa komplikasyon mu olduğunu saptamak
hukuki bir inceleme olmayıp, tıp uzmanlarınca
belirlenmesi gereken bir konudur
• Sonuç komplikasyon olarak değerlendirilmiş
ise, bu kanaatin denetlenebilir olması
açısından, gerekçelerini de açıklamak gerekir
• Bu gerekçeler;
1.
2.
3.
4.
Bu konuda ki bilimsel istatistikler
Uzman görüşleri
Literatür taraması
Bilimsel veriler ışığında açıklanmalıdır
• Bilirkişi, somut olayda tedaviyi üstlenen;
hekimin bu komplikasyonun ortaya çıkmaması
için
• Ortaya çıktıktan sonra tehlike ve zararın
bertaraf edilebilmesi için
• Hangi tedavi yönteminin seçildiği
• Başka tedbirlerin alınması konusunda eksik ve
yetersizlik veya özeni gösterip göstermediğinin
incelenip tartışılması gerekir.
SONUÇ - 1
İnsan eylemi, doğası gereği risk teşkil ettiğinden
sıfır risk ancak eylemsizlikle mümkün olabilir.
Kuşkusuz bu tıbbî uygulamalar içinde söz konusu
var olan bu hakikat hekimlik mesleğinde de
rasyonel bir risk/yarar analizini gerekli kılar.
Günümüz hukuk anlayışında yer alan ‘izin verilen
risk kavramının tıbbî karşılığı komplikasyondur’ ve
tek başına kusur sayılmaz
Yrd. Doç. Dr. Burcu Sönmez Yeni CMK’da Bilirkişi Kavramı - 2012
SONUÇ - 2
Hekim ve diğer sağlık personelleri tıbbın kabul
ettiği risk alanı çerçevesinde gerçekleşecek kötü
sonuçlardan sorumlu tutulamaz. Ancak hekim tıbbî
yardımını özenle yürütmekle mükelleftir. Hekimin
özen borcu adı altında geçen bu yükümlülüğünü
icra ederken tıp biliminin kurallarının gözetip
uygular
Özetle hekim tedavi sonucunda ortaya çıkacak
riskten kusur yapması halinde sorumlu tutulabilir
Prof. Dr. Oğuz Polat – Taraf Bilirkişiliği Nedir? - İ. Ü. Cerrahpaşa TF –
Tıbbi Malpraktis ve Raporların Düzenlenmesi - 2006
SONUÇ - 3
• TB. raporlarının hazırlanmasında; bilirkişilere
gönderilen dava dosyalarında eksiklikler
bulunması
• Kayıtların okunamaz durumda olması
• Otopsi yapılmamış olması
• Hukuk ve tıp dilindeki farklılık nedeniyle
mahkemeler ile TB’lerin sağlıklı iletişim
kuramaması gibi konular sorun olmaktadır.
SONUÇ - 4
• Yargıç bilirkişiden belli bir cevap ister, istediğini
kesinlikle ifade etmesini bekler.
Tıbbi bilirkişi raporlarının
• Gerekçeli
• Maddi delillere uygun
• Tarafsız
• Yargıtay
• Mahkeme
• Taraf denetimine elverişli olması gerekmektedir
Gyn.Dr.-Av. Işıl Güney Tunalı: kadın doğum uzmanlarının
gebelik,doğum ve doğum sonrası karşılaştığı sorunlar. II.TIP HUKUKU
GÜNLERİ 2012
SONUÇ - 5
• Yargıtay bir kararında aynen şu hususları ifade etmiştir;
”Hekim tedavisini yada ameliyatını deruhte ettiği hastayı %100
iyileştirme yükümlülüğü altında değildir. Bütün sorun, hekimin “Tıp,
kural ve gereklerine” uygun davranıp davranmadığı yönünü tespit
etmektir.
• Eğer bir hekim, tıp ilminin öngördüğü ve yapılmasını gerekli kıldığı
kurallara ve tıbbi tedavi yöntemlerine uygun hareket etmiş ise, artık
eylem ve davranışının hukuka aykırılığı iddia edilemeyeceğinden,
tedavi ve ameliyat sonucu hasta iyileşmemiş olsa dahi, hekimin
bundan sorumlu tutulması mümkün değildir.”
• Dolayısı ile hekimin taksirli hareketinden bahsedebilmek için; hekimin
kusurlu olması, başka ifade ile özen yükümlülüğünü ihmal etmesi
gerekmektedir.
• Hiçbir ulusu ve ülkeyi Yüce Tanrı,
• Hekimlerini; kusur ve suçları dolayısıyla SORGULANAN
• Hakimlerini; vicdani, insani ve hukuki sorumluluklarını tam bilinçle idrak
etmeden SORGULAYAN
sıradan kimseler durumuna düşürmesin…
Mehmet UYGUN
Yargıtay Onursal Başkanı
14 Mart 2002 “Sağlık Personelinin Hukuki Sorumluluğu” Konferansı
TJOD Gaziantep Şubesi
BENİ TÜRK HEKİMLERİNE EMANET EDİNİZ…
Download

tıbbi bilirkişilik sunumu için tıklayınız - Gaziantep