Recep ŞAHAN
Bartın Kurucaşile İlçe Müftüsü
14 Ekim 2015 Çarşamba-1 Muharrem tarihi
itibariyle İslam Alemi hicri 1437 yılına giriyor.
Hicri yeni yılın insanlığa hayırlar getirmesini
diler, hepinizin yeni yılınızı kutlar, başarılar ve
mutluluklar dilerim.
• Hicri takvim
Peygamberimizin
Mekke'den Medine'ye
hicretini başlangıç kabul
eden ve ayın dünya
çevresinde dolanımını
esas alan bir takvim
sistemidir.
• Hicri takvim hicreti esas alır. Günümüzde
kullanılan miladi takvim ise Hz. İsa'nın
doğumunu tarih başlangıcı " tarih başlangıcı "
olarak almaktadır.
• Hz. Ömer (r.a.) devrinde Hicretin 17. yılında alınan bir
kararla Hicretin olduğu yıl Hicri Takvimin 1. yılı ve o yılın
Muharrem ayı da Hicri Kameri takvimin yılbaşısı kabul
edilmiştir. Hicri - Kameri takvim, ayın dünyanın etrafında
dönüşüne göre tanımlanır. Bu sebepledir ki dinimizdeki dini
gün ve bayramlar her yıl, bir önceki yıldan on gün önce
gelmektedir.
• Efendimiz(sav)’e 40
yaşında iken 610 yılı
Ramazan ayında
RİSALET/PEYGAMBERLİ
K görevi veriliyor
• Nur Dağındaki Hira
mağarasında vahiy
meleği Cebrail O’na
ilk vahyi getiriyor.
• Hira’dan eve dönünce
Efendimiz titriyordu.Eşi Hz.
Hatice O’nu teselli etti.
• Varaka O’nun son Nebi
olduğunu,kavminin onu
yurdundan çıkaracağını,yani
HİCRET edeceğini söyledi.
Efendimiz(sav)
Varaka’nın bu
haberine şaşırdı.
• İsra suresinde, ilk defa
doğduğu topraklardan
çıkarılacağı ihbar ediliyordu
(İsra 17/76).
• Bu mucizevi ihbar, bir başka
ihbar ile müjdeye
dönüşüyordu: "fakat senin
ardından onlar da pek fazla
kalamayacaklar"...
• ‫ض‬
ِ ‫َوإِن َكادُو ْا َل َي ْس َتف ُِّزو َن َك ِمنَ األَ ْر‬
‫لِ ُي ْخ ِرجو َك ِم ْن َها َوإِ ًذا لا َي ْل َب ُثونَ خِال َف َك‬
ً‫إِلا َقلِيال‬
• “Ve (seni ikna edemediklerini
görünce, bu sefer) aralarından
büsbütün çıkarıp atmak için
(doğduğun) toprakta seni
tedirgin etmeye çalışıyorlar.
Ama, sen ayrıldıktan sonra,
onların kendileri de pek fazla
kalamayacaklar.”
• İsra 17/76
•
•
•
•
•
İlk İman edenler;
Hz. Hatice
Hz.Ali
Hz.Ebu Bekir
Hz. Zeyd b.harise
Her Peygamber döneminde
olduğu gibi O’na muhalif
olanlar vardı.Bu davete
şiddetle karşı çıkan bir
müşrik taifesi vardı.
Bu ilk müslümanlara zulüm ve
işkence etiler….
• Bu zulümler
üzerine
Efendimiz(s
av)
Habeşistan’
a Hicreti
emretti.
• Ve bir grup
müslüman
Oraya
hicret etti.
• İlk HİCRET
Habeşistan’a
• Bütün bu sıkıntılar içinde
Allah O’nu Mirac ile taltif
etti…
• Kendisine âyetlerimizden bir kısmını gösterelim diye
kulunu (Muhammed’i) bir gece Mescid-i Haram’dan
çevresini bereketlendirdiğimiz Mescid-i Aksa’ya götüren
Allah’ın şanı yücedir. Hiç şüphesiz o, hakkıyla işitendir,
hakkıyla görendir. ( İsra – 1 )
MEDİNE’YE HİCRET
• Miladi 622
de Mekke
den Yesrib’e
Hicret ..
• Yesrib
hicret ile
medine
oldu…
• Artık İslam Medine’de kendine
yurt bulmuştu.Mekke kıymetini
bilememişti İslam’ın…Mekke
kıymetini bilememişti Son
Nebi’nin.
• Efendimiz de bir yandan Hicret
hazırlığına başlamıştı.Müşriklerde
O’na suikast planı yaptılar.Yaptılar
ama….
• “Hani kafirler seni tutuklamak veya öldürmek, ya da
(Mekke’den) çıkarmak için tuzak kuruyorlardı. Onlar
tuzak kuruyorlar. Allah da tuzak kuruyordu. Allah
tuzak kuranların en hayırlısıdır.” ( Enfal – 30 )
• Allah bu suikastı Ona bildirdi
ve yatağına Hz. Ali’yi
yatırarak evden çıktı.
• Evini saran müşrikler onu
fark edemediler.Efendimiz
Yasin suresini okuyarak
rahatça evden uzaklaştı.
• Ve Sevr mağarasına sığındı.Yanında Hz. Ebu
Bekir vardı.Mağara arkadaşı…Sıddik
• Mirac dönüşü daha onu görmeden “o söylemişse
doğrudur “diyen Sıddik..
• Müşrikler durumu
fark edip peşlerine
düştüler ve mağaranın
kapısına kadar
geldiler..
• Onu bulana yüz deve
vereceklerini vadettiler
‫صاح ِِب ِه لَ َت ْح َزنْ إِنا َه‬
‫ّلل َم ََ َنا‬
َ ِ‫ار إِ ْذ َيقُول ُ ل‬
ِ ‫إِ ْذ ُه َما فِي ا ْل َغ‬
Hani onlar mağarada bulunuyorlardı. Hani o
arkadaşına, “Üzülme, çünkü Allah bizimle
berâber” diyordu.
( Tevbe – 40)
• Mağarada 3 gün kaldılar. Hz.
Ebu Bekir'in oğlu Abdullah ve
kızı Esma onlara yemek
taşıdılar. Hz. Ebu Bekir'in
çobanı da koyunlarını
Abdullah'ın geçtiği yerlere
sürerek izlerini silmeye
çalıştı.
‫صاح ِِب ِه لَ َت ْح َزنْ إِنا َه‬
‫ّلل َم ََ َنا‬
َ ِ‫ار إِ ْذ َيقُول ُ ل‬
ِ ‫إِ ْذ ُه َما فِي ا ْل َغ‬
Hani onlar mağarada bulunuyorlardı. Hani o
arkadaşına, “Üzülme, çünkü Allah bizimle
berâber” diyordu.
( Tevbe – 40
• İLK MESCİD: Kuba mescidi
• Medineliler derhal
silahlanarak, bir bayram
sevinci içinde yollara
döküldüler. Rasûlullah (s.a.s.)’i
Medine’ye bir saat uzaklıkta
Kuba Köyünde karşıladılar.
• Rasûlullah (s.a.s.) burada Amr b. Avf Oğulları’nda 14 gece misâfir
kaldı.Bu esnâda Kur’ân-ı Kerîm’de “takvâ üzere yapıldığı” bildirilen
Kuba Mescidi’ni binâ etti ve burada namaz kıldı.
• ‫س َعلَى ال ات ْق َوى مِنْ أَ او ِل َي ْو ٍم أَ َح ُّق أَن َتقُو َم فِي ِه فِي ِه‬
َ ‫س‬
ِّ ُ ‫لَ َتقُ ْم فِي ِه أَ َبدًا لا َم ْس ِج ٌد أ‬
• “Onun içinde(mescid-i Dırarda) asla namaz kılma! İlk
günden takvâ üzerine kurulan mescit (Kuba Mescidi)
içinde namaz kılman elbette daha doğrudur. Tevbe 9/108
• İLK CUMA NAMAZI: 14 gün sonra, bir cuma günü Hz.
Peygamber (s.a.s.) Efendimiz devesine bindi.
Karşılamağa gelenlerle muhteşem bir alay içinde
Medine’ye hareket etti. Yolda “Sâlim b. Avf oğulları”na âit
“Rânûnâ Vâdisi”nde öğle vakti oldu. Rasûlullah (s.a.s.)
burada arka arkaya iki hutbe okuyarak ilk Cuma Namazını
kıldırdı.
• Herkes Efendimiz’i misafir
etmek istiyordu.Ama Kusva
hangi evin önünde durursa orya
misafir olacaktı.
• Ve Kusva Ebu Eyyub el
Ensari’nin evinin önünde durdu..
• Medine’de ilk iş
olarak Mescid inşaa
edildi.
• Sonra Efendimiz’in
evi.Ve ilk yatılı okul
Suffe..
Efendimiz Medine’de 3 önemli iş yapıyor:
1-Mescid : Din
2-Suffe :İlim
3-Çarşı :İktisad/ekonomi
HİCRET BİR KAÇIŞ DEĞİLDİR
• Hicret ne bir pes ediş, ne de bir
küfürden kaçış idi.
• Zira karanlıktan kaçılmaz, iman
nuruyla aydınlanınca, karanlık
kendiliğinden kaçardı.
• Fakat hicret, imkanların tükendiği
yerden imkanların üretileceği yere
intikal etmek idi.
HİCRET BİR KAÇIŞ DEĞİLDİR
• Allah Rasulü de öyle yaptı. İmkanların
tükendiği yerden, imkanları üreteceği
yere değerlerini taşıdı.
• Bu bir başlangıçtı.O sadece Yesrib'i
Medine yapmadı. Medine'nin şahsında
bir hicret medeniyetinin temellerini inşa
etti.
HAYAT BİR HİCRETTİR
• Evet hayat bir hicrettir.Yokluktan var oluşa
hicret.Biz yok idik Allah var etti.
• Sperme hicret yeteneği bahşedilmeseydi canlı
hayat olmazdı.
• İşte biz bugün hicret halindeyiz..
• Alem-i Ervah…Alem-i Erham…Alem-i Edna…Alem-i
Berzah ve Alem-i Beka…
• Efendimiz (sav) ben bir yolcuyum ,bir ağacın
altında gölgelenen ve sonrada yoluna devam
eden bir yolcuyum buyurmuyor muydu..
Tüm Peygamberler Hicreti Öğretmek İçin gönderildiler
• Hz.NUH: O’nun hicreti ssuda
oldu.Hicretin gemisini karada
yapmayı öğretti. Tuğyan olan yerde
tufan olurdu. Nitekim tufan isyan
edenler için bir felaket, iman edenler
için bir hicret oldu.
• Hz.İbrahim: Onun hicreti de karada oldu.Muhacirlerin piriydi.
İnsanlığa küfürden, zulümden ve şirkten nasıl hicret edileceğini
öğretti. Nemrud'un zulüm diyarından inancını özgürce yaşayabileceği
bir toprak arayışı için çıkarken; “Ben Rabbime hicret ediyorum”
demişti. O Yâr için diyarı terk etmenin, Yâr'e yürümek olduğunu dile
getirdi.
Tüm Peygamberler Hicreti Öğretmek İçin gönderildiler
• Hz.Yusuf: Yusuf'un hicreti ise kuyulara atılmak,
köle diye satılmak, iffet, liyakat, hikmet, hizmet ve
gayretle Mısır'a sultan olmaktı. Hz. Yusuf, “Bir
muhacir ne yapabilir?” sorusunun en çarpıcı
cevabıydı.
• Hz.Musa: Hz. Musa, prenslikten çobanlığa, saraydan
ağıla, imkândan mahrumiyete hicreti öğretti. Hicretin
hakkını veren bir çobanın adalet asası, Firavun'un zulüm
kırbacını yenerdi. Hz. Musa'nın hicreti, “Sen muhacir
olmayı seçersen, denizler sana yol verir, dağlar önünde
eğilir, çöller sofranı hazırlar” demekti.
BİZİM HİCRETİMİZ NASIL OLACAK?
"Gerçek Müslüman, elinden ve
dilinden (insanların)
müslümanların emniyet ve
esenlikte olup (zarar
görmedikleri) kimsedir. Hakiki
muhacir de Allah'ın yasak
ettiği şeylerden uzaklaşıp
onları terk edendir."
(Buhârî, Îmân 4-5)
• Evet Hicret günahlardan kaçıştır.
• Hicret hicret halinde olduğunun
şuurunda yaşayıp varacağımız menzil
için gerekli hazırlıkları yapmaktır..
• Mekkenin fethinden sonra İslamın artık kuvvet
için muhacirlere ihtiyacı kalmadı. Artık
Müslümanlar dinlerini özgürce yaşama imkanına
kavuşmuşlardı. Müslümanlar artık kuvvetli
durumda idiler.
• Bu sebeple Hz. Peygamber (s.a.) hicret
müessesesini kaldırmaya karar vererek “Mekkenin
fethinden sonra hicret mümkün değildir”,
buyurdu. Ancak Efendimizin kaldırdığı hicret,
kendi sağlığında Mekke ve civarından Medine ye
olan hicretti.
• Dolayısıyla umumi manada hicret devam
etmektedir. Hicret her an, her yerde ve her
asırda kıyamete kadar devam edecek bir olgudur.
T.C.
DOĞANKENT MÜFTÜLÜĞÜ
• Bugün hicreti nasıl anlayacağız? Ya da bugün nasıl
muhacir olacağız?
• Bugün de günahlardan hicret ederek muhacir olunur.
Asıl hicret de günahlardan hicrettir.
• Nitekim Efendimiz(sav) :
• “Hakiki muhacir, Allahın yasakladığı
şeylerden kaçan, onları terk eden kimsedir”
(Buhari, Sahih, İman, 4 c.1 s. 8–9,)
• “Hakiki muhacir, hata ve günahları terk edendir”
Mace, Sünen, Fiten, 2 (3934) c.2 s. 1298).
İbnu
• “Hakiki muhacir, Allahın üzerine haram kıldığı şeyleri
terk edendir”
( Müsnedi İmam Ahmed, 3/ 412)
• Sahabeden birisi Rasulullah’a sorar:
•
Ey Allahın Resulü! İnsanlar zannediyorlar ki,
hicret etmeyen helak olmuştur, (bu doğru
mu?).
• Resulullah şu cevabı verir:
• “Namazı kıl, zekatı ver, kötülüklerden hicret
et, ondan sonra yeryüzünde de dilediğin
yerde otur.”
• Hicretin 1437.yılına girerken bir kez daha
düşünelim.
• Bizim hicretimiz nereye? Geride bıraktığımız bir
yılda sevap-günah muhasebesi bakımından karda
mıyız zararda mıyız? İşte şimdi bunun zamanı.
Yarın İçin Ne Hazırladın?
‫َيا أَ ُّي َها ا ال ِذينَ آ َم ُنوا ا اتقُوا َا‬
‫س اما َق اد َم ْت لِ َغ ٍد‬
ٌ ‫ّلل َو ْل َتن ُظ ْر َن ْف‬
‫ّلل إِنا َا‬
‫َوا اتقُوا َا‬
َ‫ّلل َخ ِبي ٌر ِب َما َت َْ َملُون‬
“Ey iman edenler! Allah'tan korkun ve herkes,
yarına ne hazırladığına baksın. Allah'tan
korkun, çünkü Allah, yaptıklarınızdan
haberdardır.” [Haşr 59/18]
Kulluğunuz Olmasa Allah Size ne Diye Değer Versin?
‫قُلْ َما َي َْ َبأ ُ ِب ُك ْم َر ِّبي َل ْو َل ُد َعاؤُ ُك ْم‬
“(Resulüm!) De ki: (Kulluk ve) yalvarmanız
olmasa, Rabbim size ne diye değer
versin?...” (Furkan 77)
Allaha kavuşmayı Düşünen Salih Amel İşlemeli
ْ ‫صال ًِحا َو َل ُي‬
‫ْ ِر ْك ِب َِ َبا َد ِِ َر ِّب ِه أَ َحدًا‬
َ ‫َف َمن َكانَ َي ْر ُجو لِ َقاء َر ِّب ِه َف ْل َي َْ َملْ َع َم ًال‬
“…Artık kim Rabbine kavuşmayı umuyorsa, işte o
Allah’ı razı eden imanına layık işler yapsın ve
Rabbine kulluk ederken hiç kimseyi O’na ortak
koşmasın!” [ Kehf 18/110]
• AŞURA GÜNÜ VE ORUCU
Peygamber Efendimiz (sav) Medine’ ye geldiğinde Yahudilerin
Aşure günü oruç tuttuklarını gördü. Sebebini sorduğunda
onlar da : “Bugün, iyi bir gündür. Allah, İsrailoğulları'nı
Firavun'un zulmünden bugün kurtarmıştır. Musa (a.s.)
Allah'a şükür için bugünde oruç tutmuştur. Biz de tutarız
dediler.
Hz. Peygamber; "Biz Musa'nın sünnetine sizden
daha yakınız, dedi ve o gün oruç tuttu ve
ashabına da tutmalarını emir buyurdu. "
(Buhârî, es-Savm, 69; Tecrîd-i Sarih, VI, 308, 309)
• AŞURA GÜNÜ VE ORUCU
Hz. Muhammed (s.a.s), bu ayın dokuz, on ve on
birinci günleri oruç tutmayı ashabına tavsiye
etmişti. Peygamber Efendimiz buyurur ki:
"Ramazan orucundan sonra, tutulan
oruçların en faziletlisi Allah'a izafet ile
şereflendirilen Muharrem ayındaki
oruçtur" (Riyazü's-Sâlihin, II, 504).
•
Ebû Katâde radıyallahu anh'den rivayet edildiğine göre, Resûlullah sallallahu
aleyhi ve sellem'e aşûre günü tutulan orucun kıymeti soruldu; o da:
"Geçmiş bir senenin günahlarına kefâret olur" buyurdu
[R.salihin; Müslim, Sıyâm 197 ]
PEYGAMBERİMİZ BUYURUYOR Kİ :
Aşure günü oruç tutan o yıl tutamadığı [nafile]
oruçlarının sevabına kavuşur. ( Müslim )
•İslâm bilginleri aşûre orucunun vacip değil, sünnet
olduğunda görüş birliği etmişlerdir.
Yalnız İslâm'ın başlangıcındaki hükmü konusunda, Ebû
Hanîfe vacip derken, İmam Şâfiî müekked bir sünnet
olduğunu söylemiştir. Ramazan orucu farz kılındıktan
sonra, bu oruç müstehap olmuştur.
•Yahudilerin aşure günü oruç tuttukları kendisine haber
verilince Rasûlullah (s.a.v.) onlara benzememek için bir gün
öncesinden tutmaya niyetlenmiştir. Onlara benzememek
için aşureden bir gün önce veya bir gün sonrasıyla tutmak
(9-10 veya 10-11 veya 9-10-11) uygun olur.
•Muharrem’in 10. günü
bazı tarihi sebeplerden
dolayı da mukaddes
sayılır.
•Özellikle Hz. Nûh'un gemisinin bugünde
tufandan kurtulup Cudi dağının tepesine
oturduğunu anlatan söylentiler önemlidir.
•Âşûre adlı tatlının menşei de buna dayanır.
Gemidekiler o günü kutlamak istemişler ve
geminin ambarında arta kalan erzakı karıştırıp
bir aş pişirmişler. İşte aşûre pişirme âdeti
buradan kalmıştır.
•Yine Âdem (a.s.)'in tövbesinin bugünde kabul
edildiği,
•Hz. İbrahim'in bugünde ateşten kurtulduğu,
•Hz. Yakub'un, oğlu Hz. Yusuf'a bugünde
kavuştuğu kaynaklarda kaydedilen rivayetler
arasındadır.
Hz. Hüseyin’in Şehadeti
•Efendimiz(sav)’in torunu
Hz. Hüseyin de 10
Muharrem de Kerbela’da
şehid edildi.
•Şiîler Hz. Hüseyin'in Kerbelâ'da şehit edildiği
gün olan on Muharrem'i matem günü sayarlar ve
Muharrem'in biri ile onu arasında gülmez, et
yemez, yeni elbise giymez, yeni bir işe
başlamazlar. On Muharrem dövünme ve yas
günüdür.
Emevilerin ikinci hükümdarı
Yezid zamanında ve hicri
61/milâdi 680 yılı Muharrem
ayının onuncu cuma gününde
vuku bulan Hz. Hüseyin'in
şehadeti meselesinden dolayı
Şiilerce o gün matem günü
sayılmış ve bu matem daha
sonraları geniş çapta ve
resmi bir hüviyete
bürünmüştür.
Tarihte yaşanmış böyle
acı olayları tasvip etmek
mümkün değildir. Ancak,
bunları ders almak için
hatırlayalım. Bu olay,
bütün Müslümanları
derinden sarsan ve üzen
acı bir olaydır.
Her zaman, sağduyulu hareket ederek Allah ve
Peygamber sevgisi etrafında kenetlenmeliyiz. Hz.
Peygamberi, O'nun aile fertlerini ve ashabını
sevmek hepimizin müşterek heyecanı olmalıdır.
AŞURE TATLISI GELENEĞİ
Aşure gününün önemine binaen kültürümüzde
Nuh (as) devrinden beri geldiğine inanılan bir
gelenek yaşatılmakta ve bu günden itibaren bir
ay süreyle aşure tatlısı yapılmaktadır. Bu,
sosyal ve kültürel bir halk inancıdır. Pişirilen
aşureler, komşular, yakınlar ve dostlar arasında
dağıtılır. Kolektif bir ruh ile birliktelik,
dayanışma ve
sosyal ilişkiler gelişir.
Akrabalar aşure günü münasebetiyle bir araya gelir. Manevi
anlamı
ile dostluk ve birlikteliği simgeleyen ve dini halk
geleneğinde önemli bir yer tutan aşure, asırlardı güzel bir
gelenek olarak milletimiz arasında
yaşatılmaktadır.
14 Ekim 2015 Çarşamba-1 Muharrem tarihi
itibariyle İslam Alemi hicri 1437 yılına giriyor.
Hicri yeni yılın insanlığa hayırlar getirmesini
diler, hepinizin yeni yılınızı kutlar, başarılar ve
mutluluklar dilerim.
Recep ŞAHAN
Bartın Kurucaşile İlçe Müftüsü
Download

AYET-İ CELİLELER :