GÖNÜLLERE MĐSAFĐR OLMAK
Her sene on gün öne gelen Ramazan ayı Ağustos’un 1. günü itibariyle bu sene başladı.
Herkesin kafasında çok sıcak ve uzun olan günlerde oruç tutabilecek miydik, ya da tutarsak
nasıl tutarız merak ediyorduk. Enteresan bir şekilde Temmuz’un son 2 haftasında hava
sıcaklığında 36-37 dereceleri gören Đstanbul’da sokağa çıkmaya korkulurken, 1.Ağustos’tan
hemen sonra 30 dereceye ve ilerleyen günlerde kademeli olarak 22-24 derece seviyelerine
kadar geriledi sıcaklıklar. Uzun günlerde ayrı bir soru işaretiydi insanların kafasında,
Đstanbul’da ilk gün oruçlar saat 20.30 sularında açıldı.
Sabahtan akşama kadar 16 saat aç ve susuz kalacak olan vücut acaba dayanabilecek miydi?
Hiçte korkulduğu gibi olmadı ne sıcak ne de uzun gün oruçların tutulmasına engel teşkil
etmedi. Belki sadece Ramazan’ın ilk birkaç günü iftar saatine yakın bir miktar susuzlukla
ilgili sıkıntılar olmuş olabilir, ama gördüğüm kadarıyla ilerleyen günlerde ona da vücudun
uyum sağlamasında hiçbir sorun yaşanmadı.
Her yıl Ramazan ayında insanların maneviyatı normal günlerle kıyas edildiğinde belki 2-3 kat
artıyor. Mezarlar, türbeler, ibadet yerleri, camiler her gün dolup dolup taşıyor. Semaya
avuçlar açılıyor ve Yüce Yaradan’dan akıllara ne gelirse isteniyor, talep ediliyor, duacı
olunuyor. Mukabeleler hem sabah namazı hem öğle namazı sonrası Ramazan’ın ilk günüyle
birlikte başlıyor. Evlerden Kur’an-ı Kerim sesleri yükseliyor, amin nidaları işitiliyor ve nasıl
daha iyi bir kul haline gelirim diye çabalar hiç üşenmeden, yorulmadan, tüm kalbi duygularla
yerine getirilmeye çalışılıyor. Allah tüm okunan Kur’an-ı Kerimler, yapılan tüm duaları kendi
katında kabul ve makbul eylesin inşallah.
Ramazan ayı bereketiyle geliyor her sene, sanki sofralarda hiçbir şey olmuyormuşcasına
Ramazan sofrası ile karşılaştırır bir şekilde bakıyorsunuz; çorbası, ana yemeği, pilavı, salatası,
kompostosu, tatlısı ile gözleri dolduruyor. Annelerimiz sofralarını ellerinden geldiğince,
güçleri yettiği sürece güzelleştirmeye ve zenginleştirmeye çaba sarf ediyor. Misafirlerine
evlerinde oruç açtırmak için Müslüman kardeşlerimiz birbiri ile yarışıyor, Yüce
Peygamberimizin bizlere bildirdiği gibi bir hurma ile dahi olsa bir başka Müslümana oruç
açtırmanın sevabı çok büyüktür. Zaten bu yüzden tüm Müslümanlar daha fazla sevabı ben
nasıl alırımın hesabını bu yüzden yapıyor.
Ramazanda güzel olan şeylerden bir tanesi de hali vakti yerinde olan Müslümanların, geçim
sıkıntısı içinde olan kardeşlerinin sofralarına (gönüllerine) misafir olup onun derdi ile
dertlenmesi,onunla bir dilim ekmeği paylaşmasıdır kanaatimce. Veren elin alan elden üstün
olduğunun bilinci ile fakir kardeşlerimizin kapısını çalıp, “Senin için geldim, Kardeşim”
dediğinizde gözleri dolu dolu ve şükür halinde olan size gerçekten öz kardeşiniz gibi sarılan
bir yürek buluyorsunuz karşınızda. Evin içine girdiğinizde oruçlu olan büyük anneyi, büyük
babayı, anneyi, babayı ve 3 evladı sofranın başında iftarlarını yapmak üzereyken bir arada
buluyorsunuz. Sofralarında sadece bir miktar ekmek, zeytin, varsa biraz peynir ve su oluyor
iftar için, üzülüyorsunuz ama kardeşinizi kırmamak için belli etmiyorsunuz. Siz evinizde 6
çeşit leziz yemeği beğenmezken, kardeşiniz hem sahurda hem iftarda hemen hemen her gün
aynı yemeği yemek zorunda. Sofrasında kendilerine bile yetmeyecek olan yemek için sizinde
sofranın başına geçmenizi Allah’ın adıyla birlikte istiyor, insanın içi bir tuhaf oluyor
o vakit. Gel beraber yapalım iftarımızı, Allah ne verdiyse onu birlikte katık ederiz,
oruçlarımızı açıveririz diyor. Sizde bağdaş kurup yanına oturduğunuzda herkesin görebileceği
şekilde çok seviniyor ve bir kere daha sarılıyor size. Bu gerçek şükür sahiplerinin Gönlüne
gerçekten misafir oluyorsunuz bu sefer. Bir dilim ekmek, 3 adet zeytin ve küçük bir parça
peynir yetmez gibi geliyor size ama o sofradan kalktığınızda hiç kimsenin aç kalmadığını,
hatta sanki dünyanın en güzel ve doyurucu yemeğini yemiş gibi hissediyorsunuz.
Keşke sadece Ramazan ayında değil, yılın diğer 11 ayında da aynı duyarlılıkta olabilsek ve
Gönüllere Misafir olmayı becerebilsek. Maalesef, hayat gailesi insanı ahiretten
uzaklaştırırken, dünya nimetlerine yakınlaştırmaktadır. Bu sonucu hiç birimiz istemeyiz ama
hiç birimiz engelde olamayız.
Destek ve yardımlarımızın sadece bir ay için değil yılın diğer dönemlerinde de sürdürülebilir
ve düzenli hale gelmesi dileği ve duası ile… Haydi, bi daha bi daha bi daha hep birlikte
Gönüllerde buluşalım.
Download

gönüllerde misfir olmak