BÖLGESEL GELİŞMELER
IŞİD,
SINIR GEÇİŞLERİ
VE TÜRKİYE
IŞİD herşeyden önce Türkiye için doğrudan bir güvenlik tehdididir. Dolayısıyla tüm dünyadan insanların IŞİD saflarında savaşmak üzere Suriye’ye akın ettiği bir ortamda Türk gençlerin örgüte katılımı üzerinden bağlantı kurmak gerçekçi değildir.
Oytun ORHAN
Batı kamuoyunda Irak ve Şam
İslam Devleti (IŞİD)’nin güçlenmesinin nedenlerinin başında savaşçılarının Türkiye üzerinden Suriye’ye geçerek örgüte katılmasının
geldiği yönünde bir iddia dile getirilmektedir. Sınırdan geçişe yönelik
yeterli tedbirleri almadığı için Türkiye’ye karşı da eleştirel bir dil kullanılmaktadır. Hatta son dönemde
örgüte katılan Türk gençlerini anlatan haberler üzerinden IŞİD ile
Türkiye arasında bağlantı kurmaya
çalışan analizlere yer verilmektedir.
Bu iddialara yönelik söylenebilecek
ilk şey, IŞİD’in doğrudan ve yakın
tehdit oluşturduğu ülkelerin başında Türkiye’nin geldiğidir. IŞİD
güvenlik tehdidi olmanın ötesinde Türkiye’nin Irak ve Suriye ayağı
başta olmak üzere tüm Ortadoğu
politikasının temelini zayıflatan bir
aktördür. IŞİD’e yabancı militanların katılımı konusunda odaklanılması gereken husus ise sorunun
savaşçıları gönderen ülkelerde çözülmesi ve kaynak ülke ile Türkiye
arasında istihbarat işbirliği geliştirilmesidir.
Suriye iç savaşının yükselen
gücü IŞİD, Haziran ayında Musul’u ele geçirmesi ve kısa sürede
Kerkük, Selahaddin, Diyala hattı
44
üzerinden İran sınırına kadar ulaşması ile dünya gündeminin ilk sırasına yerleşmiştir. IŞİD giderek
güçlense de ABD Genelkurmay
Başkanı Orgeneral Martin Dempsey’in ifade ettiği üzere halen ABD
ya da Avrupa için doğrudan bir
tehdit değildir. Türkiye ise şimdiye
kadar IŞİD kaynaklı farklı saldırılara maruz kalmıştır. Dolayısıyla sınır geçişleri üzerinden Türkiye’nin
IŞİD’e bakışı konusunda aceleci
çıkarımlarda bulunmak yanlış değerlendirmelere neden olmaktadır.
Türkiye’ye dönük IŞİD tehdidi
IŞİD coğrafi nedenle Türkiye için
doğrudan tehdittir. IŞİD’in Irak ve
Suriye’de kontrol ettiği bölgelerin
neredeyse tamamına yakını ya sınırda ya da sınıra yakın bölgelerdedir. Türkiye-Suriye arasındaki
sınır kapılarından bazıları örgütün
kontrolündedir. Dolayısıyla diğer
aktörlerin aksine Türkiye IŞİD
gerçeği ile birlikte yaşamaktadır.
Türkiye ile örgüt arasındaki coğrafi bağlantı iki açıdan Türkiye’yi
sıkıntıya sokmaktadır. Birincisi, örgütün Türkiye içinde eylem yapabilme kapasitesi artmaktadır. İkincisi, Türkiye en uzun kara sınırına
sahip olduğu güney hattı boyunca
istikrarsızlık ve çatışmalarla boğuşan bir coğrafyadan kaynaklanacak
güvenlik riskleri ile baş etmek durumunda kalmaktadır.
IŞİD, hem Suriye hem de
Irak’ta Türkiye’nin neredeyse bütün müttefikleri ile çatışma halindedir. Örgüt, Suriye’de etkili
olduğu Kuzey Cephesi’nde Özgür
Suriye Ordusu, İslami Cephe ya da
Kürtlerin milis gücü YPG ile çatışmaktadır. Bunlar arasında YPG hariç rejime karşı mücadele yürüten
aktörler, Türkiye tarafından desteklenmektedir. Irak’a bakıldığında
ise Türkiye’nin enerjiden ticarete,
güvenlikten siyasi işbirliğine uzanan geniş yelpazede çok boyutlu
ilişki geliştirdiği Kürt Bölgesel Yönetimi ile çatışmaktadır. IŞİD’in
sınırlarına dayanarak tehdit ettiği
Erbil neredeyse Türk firmaları tarafından inşa edilmektedir. Türkiye’nin dış ticaretinde ikinci sıraya
yükselen Irak ile ticaret ya IKBY’ye
ya da IKBY üzerinden Irak’ın diğer bölgelerine gerçekleşmektedir.
IŞİD saldırıları ile beraber tüm bu
süreçler zarar görmüştür. Türkiye’nin Irak’ta etkinliğinin en fazla hissedildiği vilayet Musul’dur.
IŞİD’in Musul’u ele geçirmesi ile
Eylül-Ekim Cilt: 6 Sayı: 64
Türkiye’nin birlikte çalıştığı aktörler şehirden kaçmış, Türkiye
en etkili olduğu vilayet üzerindeki
nüfuzu zayıflamıştır. Türkiye toplumu ile akrabalık ilişkisi nedeniyle Türkiye’nin her zaman yanında
olduğu Türkmenler de IŞİD’in
saldırılarına en fazla maruz kalan
topluluktur. Suriye’de Bayır-Bucak, ve Halep Türkmenleri örgütün saldırıları nedeniyle yerleşim
yerlerinden göç etmek durumunda kalmıştır. Irak’ta Yezidiler dünya
kamuoyunun gündemine gelse de
aynı koşullarda ve daha fazla sayıda Türkmen IŞİD’in katliamlarına
maruz kalmış ve zorunlu göçe tabi
tutulmuştur.
IŞİD’in güçlenmesinin Türkiye açısından yarattığı en büyük
sıkıntılardan biri Suriye politikasının başarısını engelleyen en önemli
unsurlardan biri olmasıdır. IŞİD’in
Türkiye’nin Suriye politikasının altını oyması açısından birkaç neden
öne sürülebilir. Birincisi muhalifler
ile savaşarak rejimin hiçbir enerji
harcamadan düşmanlarından kurtulmasını sağlamaktadır. İkincisi
IŞİD’in güçlenmesi Suriye halkı
nezdinde Esad rejiminin toplumsal tabanının güçlenmesine neden
olmaktadır. Bu durum özellikle
azınlık gruplar için geçerlidir. Hatta Sünni Araplar ve yakın zamana
kadar işbirliği yaptığı aşiretler ile de
sorunlar yaşanmaya başlamış bu da
söz konusu grupların rejime yönelmesine neden olmuştur. IŞİD’in
Türkiye’nin Suriye politikası bağlamında yarattığı üçüncü sorun Esad
yönetiminin uluslararası meşruiyetinin artmasını sağlamasıdır. Batı kamuoyunda Suriye gündeme
geldiğinde artık esas tehdit olarak
rejimden ziyade IŞİD öne çıkmaktadır. Hatta son dönemde IŞİD’in
güçlenmesi ile sahada mücadele
edebilecek tek askeri güç olarak
Eylül-Ekim Cilt: 6 Sayı: 64
Suriye Ordusu öne çıkarılmaktadır. Bu durum Batı’nın terörle
mücadele yaklaşımı içinde Suriye
rejiminin ortağa dönüşmesi riskini
barındırmaktadır.
Öte yandan, IŞİD’in yarattığı istikrarsızlık ve çatışmaların en
önemli sonuçlarından biri Suriye
ve Irak’ta insanların zorunlu kitlesel göçe maruz kalmasıdır. Bu
göç dalgasının adresi ise büyük
ölçüde Türkiye olmaktadır. Yaşanan kitlesel göç de Türkiye açısından önemli ekonomik, sosyal ve
güvenlik sorunlarını beraberinde
getirmektedir.
IŞİD’in nasıl bu kadar güçlenebildiğine ilişkin birçok neden
sıralanabilir. Ancak öncelikli neden yabancı savaşçılardan ziyade
bölge ve bölge dışı güçlerin Suriye
iç savaşının kördüğüme dönüşmesine neden olan çekingen politikalarıdır. Çekingen politikaların
dayanağını ise rejimin yıkılması
durumunda alternatifin İslamcılar
olacağı düşüncesi oluşturmuştur.
Ayaklanmanın ilk aşamasında “İslamcı-muhafazakar” gruplar kaygı
nedeni iken zaman içinde Selefi
gruplar bahane oluşturmuştur. İç
savaşın 4. yılına girdiği noktada
ise El Kaide’nin Suriye kolu Nusra Cephesi IŞİD’e göre ılımlı kabul
edilir hale gelmiştir. Rejim alternatifinin İslamcılar olacağı argümanı
ile temellendirilen müdahalesizlik
politikası paradoksal biçimde radikal İslamcıların sahayı ele geçirmesi
ile sonuçlanmıştır.
IŞİD bağlantılı Türkiye’ye yöneltilen diğer eleştiri sınır geçişleri
konusunda yeterli tedbir almadığı
yönündedir. Ancak sınır geçişleri
konusunda yapılması gereken bu
kişiler Türkiye’ye gelmeden kendi
ülkeleri tarafından tespit edilerek
çıkışlarına engel olunması ya da
Suriye’ye gitme ihtimali olan kişilerin bilgisinin paylaşılmasıdır.
Ağustos 2014 ayı içinde İngiltere
basınında çıkan bir haberde Bangladeş kökenli iki İngiliz vatandaşının Antalya’ya gitmek üzere İngiltere’deki havaalanındaki mobese
görüntüleri paylaşılmıştır. Bu kişilerin Antalya’dan sonra Hatay’a
gittiği ve Suriye’ye geçerek IŞİD’e
katıldığının bilgisi verilmiştir. Aynı haberde İngiliz yetkililerin her
ay yaklaşık 30 İngiltere vatandaşının IŞİD saflarında savaşmak için
Türkiye üzerinden Suriye ve Irak’a
gittiğine inandığı bilgisine yer verilmiştir. Böyle bir ortamda savaşçıların Türkiye sınırından Suriye’ye
geçişi üzerine odaklanmak sınırlı
kalmakta ve kalıcı çözüme katkı
sunmamaktadır. Milyonlarca turist ağırlayan Türkiye’nin Suriye’ye
geçiş yapmak üzere ülkeye gelenleri tespit etmesi ve denetlemesi imkansızdır. Sınır kontrollerinin artırılması yanında yapılması gereken
kaynak ülkelerin Suriye’ye geçme
potansiyeli olduğunu düşündüğü vatandaşlarının bilgisini Türkiye ile paylaşmasıdır. Bu sayede
Türkiye’nin yaptırım uygulaması
mümkün olacaktır. Dolayısıyla yabancı savaşçıların Türkiye üzerinden Suriye’ye geçişinde sorumluluk
aynı zamanda kaynak ülkelerinin
üzerindedir.
IŞİD bünyesindeki yabancı savaşçılar nedeniyle tüm dünya için
yükselen bir tehdittir. Bu tehditle
mücadelenin yolu tüm aktörlerin
etkin, samimi işbirliğinden geçmektedir. Ancak bu işbirliğinde
Türkiye’nin hassas konuma sahip
olduğunu söylemek gerekir. Türkiye diğer bölge dışı aktörler gibi
dolaylı bir tehditle karşı karşıya
değildir.
Araştırmacı, ORSAM
45
Download

ıŞİD, SıNıR GEÇİŞLERİ vE TÜRKİYE