Türkiye Katılım Bankacılığı
Büyüme yolundaki önemli adımlar
Ocak 2014
İçindekiler
1.Bölüm: 2
Dünya’da katılım bankacılığı ve Türkiye’nin konumu
2. Bölüm: 8
Türkiye’de katılım bankacılığı değerlendirme
3. Bölüm:12
Katılım bankacılığı gelecek trendleri
Bu yayın ile içeriğindeki bilgiler, belirli bir konunun çok geniş kapsamlı bir şekilde ele alınmasından ziyade genel çerçevede
bilgi vermek amacını taşımaktadır ve aralarında Deloitte Türkiye’nin de bulunduğu hiçbir Deloitte Touche Tohmatsu Limited
üye firması, bunlarla ilgili sarih veya zımni bir beyan ve garantide bulunmamaktadır. Yukarıdakileri sınırlamaksızın, hiçbir
Deloitte üye firması, söz konusu materyaller ve içeriğindeki bilgilerin hata içermediğine veya belirli performans ve kalite
kriterini karşıladığına dair bir güvence vermemektedir. Buna uygun şekilde, bu materyallerdeki bilgilerin amacı, muhasebe,
vergi, yatırım, danışmanlık alanlarında veya diğer türlü profesyonel bağlamda tavsiye veya hizmet sunmak değildir. Bilgileri
kişisel finansal veya ticari kararlarınızda yegane temel olarak kullanmaktan ziyade, konusuna hakim profesyonel bir danışmana
başvurmanız tavsiye edilir. Materyalleri ve içeriğindeki bilgileri kullanımınız sonucunda ortaya çıkabilecek her türlü risk
tarafınıza aittir ve bu kullanımdan kaynaklanan her türlü zarara dair risk ve sorumluluğu tamamen tarafınızca üstlenilmektedir.
Deloitte Türkiye ve diğer Deloitte üye firmaları, söz konusu kullanımdan dolayı, (ihmalkarlık kaynaklı olanlar da dahil olmak
üzere) sözleşmeyle ilgili bir dava, kanunlar veya haksız fiilden doğan her türlü özel, dolaylı veya arızi zararlardan ve cezai
tazminattan dolayı sorumlu tutulamaz.
2
Dünya’da yaklaşık 50 yıldır Türkiye’de ise 30 yıldır faaliyet gösteren İslami bankacılık ve faizsiz
bankacılık diye de bilinen katılım bankaları dünya çapında 2012 yılı sonunda, bir yıl öncesine göre
ortalama 20,4% büyüyerek yaklaşık 1,6 trilyon ABD Dolarına ulaşmış bulunmaktadır.
İslami Finans kurumlarının ilk adımı 1963 yılında Mısır’da kurulmuş olan Mit Gamr Katılım Bankası
ile atılmıştır. 1975 yılında ağırlıklı Müslüman ülkeler tarafından İslami kurallara uygun bölgesel
ekonomik kalkınmaya yönelik İslam Kalkınma Bankası kurulmuştur. Aynı yıl dünyadaki ilk gerçek
anlamda İslami prensiplerle donanımlı Dubai İslam Bankası kurulmuştur. 1980 ve sonrasında Körfez
ve Ortadoğu ülkelerinin hızlı ekonomik gelişimleri sonucunda katılım bankalarının sayısı önemli bir
ivme ile artmış, ürün ve hizmetlerinde çeşitlilik hızla gelişmiştir. Pek çok ülkeye yayılmaya başlayan
katılım bankaları, 1985 yılında Kuveyt Türk ve Albaraka Türk Katılım Bankaları kurulması ile Türkiye
pazarına giriş yapmıştır. Hızlı büyümenin en önemli etkenlerinden biri, 1990 yılında kurulan İslami
Finansal Kuruluşlar Muhasebe ve Denetim Organizasyonu (AAOIFI) ve 2002 yılında kurulan İslam
Finansal Hizmetler Kurulu (IFSB) gibi bağımsız düzenleyici ve denetleyici kuruluşların kurulması ile
birlikte katılım bankalarının belirli standartlar çerçevesinde işlevlerini sürdürmeleri sağlanmıştır.
Katılım bankalarının büyüme etkenleri arasında aşağıdaki başlıklar ön plana çıkmaktadır:
•Körfez bölgesi ülkelerinin petrol ile gelişen ekonomilerinin zaman içerisinde alternatif yatırım
alanları ile de hızlı büyümesi,
•Yatırımcıların İslami Finansal Enstrümanlar hakkında bilgilenmesi ve iştâhının gelişmesi,
•Körfez ülkelerinde özelleştirmelerin artması ve altyapı projelerinin gelişmesi,
•Yasal düzenlemeler konusunda gerek sosyal yapı gerekse finansal çerçevede önemli adımların
atılması
•İslami Finans’ın Avrupa ve ABD gibi ağırlıklı müslüman olmayan ülkelerde de kullanılır hale gelmesi
Bu çerçevede, Türkiye’de ilk olarak 1985 yılında kurulan Katılım Bankaları son 10 sene içerisinde
pazar paylarını önemli derecede artırmıştır. Raporumuzda özellikle 2008 krizi sonrası dünya ve
Türkiye Katılım Bankacılığı Sektörü incelenerek, gelecek yıllarda büyüme hedeflerine ulaşabilmeleri
için atılması gereken adımlara yer verilmektedir.
1
1. Bölüm:
Dünya’da katılım bankacılığı ve
Türkiye’nin konumu
2012 yılı sonu itibariyle Dünya’da İslami Finans
sektörünün büyüklüğü, 1,6 trilyon ABD Doları
seviyesine yükselmiş olup, yüzde 81’i, yani
1.296 milyar ABD Doları ile bankacılık, 224
milyar ABD Doları ile (yüzde 14) sukuk, yani
kira sertifikaları, 62,4 milyar ABD Doları ile
faizsiz yatırım fonları (yüzde 3,9) ve 17,6 milyar
ABD Doları (yüzde 1,1) ile de faizsiz sigortacılık
alanlarından oluşmaktadır.
Grafik 1 – Dünyada İslami Finans Sektör Dağılımı (2012)
SUKUK
14%
Faizsiz Yatırım
Fonları
4%
Tekaful (Faizsiz
Sigortacılık)
1%
Faizsiz
Bankacılık
81%
Kaynak: TKBB
Tablo 1 – Dünyada İslami Finans Sektör Dağlm (2012) Grafik 2: Ülkelerin İslami Bankacılık Pazar Payı (2012)
İslami Bankaclk Pazar Pay İslami Bankaclk Pazar Pay
Sudan
İran
Kuveyt
Suudi Arabistan
Katar
BAE
Malezya
Suriye
Bahreyn
Yemen
Filistin
Ürdün
Msr
Mauritius
Türkiye
Pakistan
Endonezya
Cezayir
İsviçre
filipinler
Tayland
Singapur
Avustralya
Ingiltere
Güney Africa
Lüdnan
Sudan
İran
Kuveyt
Suudi Arabistan
Katar
BAE
Malezya
Suriye
Bahreyn
Yemen
Filistin
Ürdün
Mısır
Mauritius
Türkiye
Pakistan
Endonezya
Cezayir
İsviçre
filipinler
Tayland
Singapur
Avustralya
Ingiltere
Güney Africa
20%Lüdnan
0%
Kaynak: IFSB, Islamic Financial Services Board
40%
0%
60%
20%
80%
40%
100%
60%
80%
Kaynak: IFSB, Islamic Financial Services Board
2
Tablo 2: Ülkelerin İslami Bankaclk Pazar Pay (2012) Dünya geneline bakldğnda İslami Bankalarn ağrlkl olarak Ortadoğu ve Güney Asya bölgelerinde 100%
Dünya geneline bakıldığında İslami Bankaların
ağırlıklı olarak Ortadoğu ve Güney Asya
bölgelerinde varlığı bulunduğu görülmektedir.
Başta tüm finansal sistemin sadece İslami
kurallara uyumlu olduğu İran ve Sudan olmak
üzere, Körfez Ülkeleri ve Malezya İslami finansın
ana pazarları olarak şekillenmektedir.
Halen gelişmekte olan Pakistan, Türkiye ve
Endonezya ise gelecekte özellikle butik İslami
finans pazarında önemli pay alması beklenen
ülkeler olarak karşımıza çıkmaktadır. Toplam 500
milyon nüfusu ile dünya müslüman nüfusunun
yaklaşık üçte birinin yaşadığı bu ülkelerde hem
halen hizmet almayan ama İslami kurallara
yakın müşteri potansiyellerinin olması hem de
mevcut ürün portföylerinin yeterince gelişmemiş
olmasına rağmen gün geçtikçe pazar paylarının
büyümesi beklentileri önemli derecede
desteklemektedir.
Ortadoğu ve Asya Pasifik bölgeleri dışında,
İngiltere, Avustralya, İsviçre, Güney Afrika,
ABD, Çin, Fransa ve Japonya gibi Müslüman
nüfusun yoğun olmadığı ülkelerde de önemli
girişimler başlatılmıştır. Özellikle 5 katılım
bankası ile İngiltere bu ülkeler arasında öncü
olarak görülmektedir. Dünya’nın önde gelen
finans merkezlerinden İngiltere’nin, 2014
yılında ağırlıklı nüfusu Müslüman olmayıp
da, İslami tahvil satışı yapan ilk ülke olması
beklenmektedir. İlk olarak 1982’de İslami finans
alanında adım atan İngiltere bugün yaklaşık 20
milyar ABD Dolarına ulaşan varlıkları ve alandaki
yatırımları, devlet desteği, eğitim imkânları
ve araştırma merkezleri ile bu alanda öncülük
etmektedir.
2000’li yılların başında katılım bankaları niş
pazarlarda kısıtlı sayıda finansman ve mevduat
ürünleri ile hizmet verirken, özellikle Asya Pasifik
ülkelerindeki farkındalığın artması ve ürünlerin
gelişmesi ile hızlı bir gelişim trendine ulaşmıştır.
2000’li yılların ortasına kadar regülasyon
konularında Körfez ülkeleri ve Malezya
önderliğinde önemli gelişmeler kaydedilmiş
global anlamda da pazarın gelişimini
destekleyecek anlaşmalara varılmıştır. 2008
yılında Dünya’da yaşanan finansal kriz dönemi
ve sonrasında iş modelinin benimsenmesi ve
desteklenmesi nedeniyle büyümede süreklilik
sağlanmıştır.
Dünya’da Katılım bankalarının varlıklarının 2004
– 2012 yılları arasında ortalama %40 büyüyerek
1,3 trilyon ABD Doları seviyelerine ulaşması
bu iş modelinin ne kadar benimsendiğini
göstermektedir.
Grafik 3 – Dünya İslami Bankacılık toplam varlıklarının yıllara göre
dağılımı
Milyar ABD Doları
1,400
1,200
1,000
800
600
400
200
0
2004
2005
2006
2007
Kaynak: IFSB, Islamic Financial Services Board
2008
2009
2010
2011
2012
3
Grafik 4 – Ülkelerin İslami Bankacılık Finansal Varlıkları (2012)
Dünya’da İslami Bankacılık varlıklarının %36’sı
İran, %17’si Malezya, %14’ü Suudi Arabistan’da
bulunmakta olup Türkiye sadece %3,1 paya
sahiptir. Türkiye’nin nüfusu, bankacılık sektörü
toplam aktifleri ve sadece dört katılım bankası
ile 2013 üçüncü çeyreği itibarıyla %6,1 pazar
payına ulaşmış olduğu düşünülürse en az 50
ve üzeri İslami finans kurumunun bulunduğu
Malezya, Endonezya ve Körfez ülkelerinden
daha fazla gelişme potansiyeli olduğu
değerlendirilebilir.
Milyar ABD Dolar
500
450
400
350
300
250
200
150
100
50
Suriye
Yemen
Brunei
Tayland
İsviçre
Ürdün
Mısır
Pakistan
Sudan
Bangladeş
İngiltere
Endonezya
Katar
Türkiye
Bahreyn
BAE
Kuveyt
S.Arabistan
İran
Malezya
0
Kaynak: TKBB
Grafik 5 – Ülkelerin İslami Bankacılık Kurum Sayıları (2012)
İslami Bankacılık Kurum Sayıları
80
70
60
50
40
30
20
10
Kaynak: TKBB
4
Suriye
Yemen
Tayland
Ürdün
Brunei
İsviçre
Pakistan
Mısır
Sudan
Bangladeş
Endonezya
İngiltere
Türkiye
Katar
Bahreyn
Kuveyt
BAE
S.Arabistan
Malezya
İran
0
Grafik 6 – Global İslami Bankacılık Varlıklarının Ülkelere Göre Dağılımı
İngiltere Endonezya
1%
2%
Türkiye
3%
Katar
4%
Bangladeş
1%
Diğer
4%
İran
36%
Bahreyn
5%
Kuveyt
6%
BAE
7%
Suudi Arabistan
14%
Malezya
17%
Kaynak: TKBB
Grafik 7 – Seçilmiş Ülkelerin İslami Bankacılık Kullandırılan Fonlar Büyüme Oranları
Kullandırılan Fonlar Büyüme Oranı (%)
100
80
60
40
20
-60
Kaynak: IFSB, Islamic Financial Services Board
2008
2009
2010
Mısır
Pakistan
Bangladeş
Endonezya
Bahreyn
Kuveyt
BAE
Katar
S.Arabistan
-40
Turkiye
-20
Malezya
0
2011
5
Grafik 8 – Seçilmiş Ülkelerin İslami Bankacılık Toplanan Fonlar Büyüme Oranları
Toplanan Fonlar Büyüme Oranı (%)
60
50
40
30
20
10
2008
2009
2010
Mısır
Pakistan
Bangladeş
Endonezya
Bahreyn
Kuveyt
BAE
Katar
S.Arabistan
Turkiye
-10
Malezya
0
2011
Kaynak: IFSB, Islamic Financial Services Board
Kullandırılan fonlar değerlendirildiğinde Malezya, Türkiye, Endonezya, Katar ve Bangladeş son
yıllarda önemli büyüme kaydetmiş ülkeler arasında sayılmaktadır. 2008 yılından sonra büyüme
ivmesi her ne kadar Endonezya dışındaki diğer ülkelerde yavaşlama gösterdiyse de yıllık büyüme
oranını %20 – 25’lerin üstünde tutarak özellikle 2008 krizi sonrası global finansal sektörün yaşadığı
sorunların etkisini daha az gördükleri değerlendirilebilir. Toplanan fonlardaki ivmenin neredeyse
tüm ülkelerde %20-%30 bandının üzerinde seyretmesi piyasanın İslami Finans Kurumları'na olan
güvenini daha net göstermektedir.
Grafik 9 – Ülke Bazında İslami Bankacılık Özkaynak Karlılığı Performansları (2011)
Özkaynak Karlılığı Oranı
30%
25%
20%
15%
10%
5%
6
Kaynak: IFSB, Islamic Financial Services Board
Geleneksel Bankalar
Mısır
Pakistan
Bangladeş
Endonezya
Bahreyn
Kuveyt
BAE
Katar
Suudi Arabistan
-10%
Türkiye
-5%
Malezya
0%
İslami bankacılık kârlılık performansları
değerlendirildiğinde Ortadoğu ülkeleri dışında
kalan Türkiye, Pakistan, Bangladeş ve Endonezya
ile birlikte katılım bankaları için önde gelen
pazarlardan biri olmuştur.
Grafik 10 – Körfez Ülkeleri İslami Bankalar ve Mevduat Bankaları Aktif
Karlılığı (ROA) Karşılaştırma
ROA (%)
7
6
IMF tarafından yayınlanan “The Effects of the
Global Crisis on Islamic and Conventional
Banks: A Comparative Study” raporunda
belirtildiği üzere katılım bankalarının işletme
modelinin finansal krizden sağlam çıkmasına
sebep olduğu değerlendirilmektedir. Geleneksel
bankaların borçlanma bazlı ve risk transferi
üzerine kurulmuş iş modeli İslami bankacılık
sektöründe ise varlık bazlı ve risk paylaşımı
odaklıdır. Gerçek bir ticari faaliyeti finanse
etmek üzere kurulan bu model sayesinde İslami
bankacılık alanında hizmet veren kurumlar
reel ekonominin trendlerine daha yakın olup
Mevduat bankalarının maruz kalabileceği
piyasadaki
“balonlardan” oluşacak risklerden
arınabilmektedir. İslami bankalar, reel sektör
gelişmelerine bağımlılıkları nedeniyle, gerek
aktif gerekse özkaynak karlılığı, alternatif gelir
elde etme olanakları daha yüksek olan mevduat
bankalarına göre 2008 yılında gerçekleşen
krizden daha fazla etkilenmişlerdir. Ancak
Ortadoğu ve Asya Pasifik ülkeleri gelişen
ekonomik koşulları nedeniyle, İslami Bankalar
kriz öncesi dönemdeki başarılı performans
seviyelerine hızla tekrar ulaşabilmiştir.
5
4
3
2
1
0
2006
-1
2007
2008
2009
2010
-2
-3
İslami Bankalar
Mevduat Bankaları
Kaynak: International Journal of Financial Research
Grafik 11 – Körfez Ülkeleri İslami Bankalar ve Mevduat Bankaları
Özkaynak Karlılığı (ROE) Karşılaştırma
ROE (%)
25
20
15
10
5
0
2006
2007
2008
2009
2010
-5
-10
İslami Bankalar
Mevduat Bankaları
Kaynak: International Journal of Financial Research
7
2. Bölüm:
Türkiye’de katılım bankacılığı
değerlendirme
Grafik 12 – Banka Türlerine Göre Aktif Büyüklükleri
Türkiye’de 1985 yılında ilk katılım bankasının
kurulmasından sonra, 2000’li yılların başında
bankacılık sektörü aktiflerinin %2’sine ancak
ulaşırken, 2010 yılında %4,3 oranına ulaşmış
ve özellikle son beş yıldaki hızlı büyüme ivmesi
ile 2013’ün üçüncü çeyreği itibariyle 90,7
milyar lira aktif büyüklüğü ile bu oran %6,1’e
ulaşmıştır. 2013 yılı üçüncü çeyreği itibariyle
toplanan fonlar %22 artarak 59,8 milyar liraya,
kullandırılan fonlar ise %28 artarak 63,9 milyar
liraya yükselmiştir. 9 aylık toplam net karı, geçen
yılın aynı dönemine göre %9 artışla 786 milyon
lira olmuştur.
Milyar TL
1800
90 65
1600
1400
1200
1000
600
400
1493
1248
1116
932
773
684
53
43 31
34 27
26 23
800
70
42
56
200
0
2008
2009
Mevduat
2010
2011
Katılım
2012
2013/9
Katılım bankaları son beş yıl içerisinde aktif
büyüklüğünde mevduat bankalarına göre daha
yüksek bir büyüme sergilemiştir.
Kalkınma & Yatırım
Kaynak: BDDK
1985 yılında 2 banka ve 2 şube ile başlayan
ve 2003 yılında 188 şube ve 3520 personel
istihdam eden katılım bankaları bugün 4 katılım
bankası ile toplam şube sayısı Eylül 2013
itibariyle 938, personel sayısı ise 16 bin 731
olmuştur.
Grafik 13 – Banka Türlerine Göre Aktif Büyüme Oranları
Aktif Büyüme Oranı
40%
35%
Katılım bankalarının performansı incelendiğinde
son 5 yılda özellikle Kuveyt Türk’ün katılım
bankaları arasında aktif büyüklük pazar payı
%21’den %26’ye çıkararak önemli bir atılımda
bulunmuştur. Bank Asya pazar payını %31
– 32 bandında sabit tutmayı başarmışken,
Albaraka Türk ve Türkiye Finans ikişer puan pay
kaybetmişlerdir. Gözlenen bir diğer husus ise
özellikle Kuveyt Türk ve Türkiye Finans'ın son
yıllarda net kârlarını önemli seviyede artırabilmiş
olmalarıdır.
30%
25%
20%
15%
10%
5%
0%
2009
2010
Mevduat
2011
Katılım
2012
2013, 3Ç
Kalkınma ve Yatırım
Kaynak: BDDK
8
Grafik 14 – Katılım Bankaları Personel ve Şube Sayısı Dağılımı
Sermaye yeterlilik oranları incelendiğinde kriz
dönemi sayılan 2007-2010 yılları arasında tüm
katılım bankalarının yüksek oranlar tuttuğu
görülmekte olup sonraki yıllar bu oranın
biraz azalma gösterdiğidir. Bir diğer önemli
değerlendirme ise 2012 yılından itibaren
başlayıp 2013 3. çeyreğinde görülebilen tüm
katılım bankalarının birbirine çok yakın oranlara
ulaştığıdır. Mevduat bankaları ortalaması ile
karşılaştırıldığında katılım bankaları genelde
daha düşük bir sermaye yeterlilik oranı
sergilemiştir.
Personel Sayısı
Şube Sayısı
1000
16000
900
14000
800
12000
700
10000
600
500
8000
400
6000
300
4000
200
2000
100
0
0
2007
2008
2009
2010
Personel Sayısı
2011
2012
2013, 3Ç
Şube Sayısı
Kaynak: TKBB
Grafik 15 – Katılım Bankaları Aktif Büyüklüğü, Net Karlar Oranı ve
Katılım Bankacılığı İçerisindeki Pazar Payı Dağılımı
Bank Asya 2013,Ç3
38%
Bank Asya 2008,Ç3
34%
28,388
7,610
30%
Aktif Büyüklüğü
Pazar Payı
Kuveyt Türk 2013,Ç3
Türkiye Finans 2008,Ç3
23,625
6,451
26%
Kuveyt Türk 2008,Ç3
22%
Türkiye Finans 2013,Ç3
4,954
23,298
4,439
18%
15,424
Albaraka Türk 2008,Ç3
14%
Albaraka Türk 2013,Ç3
10%
0
Kaynak: Faaliyet Raporları
50
100
150
Net Karlar (Milyon TL)
200
250
300
9
Grafik 16 – Sermaye Yeterlilik Oranları
Mevduat Bankaları
Ortalaması
20%
19%
Katılım Bankaları
Ortalaması
18%
17%
Bank Asya
16%
15%
Kuveyt Türk
14%
13%
12%
Türkiye Finans
11%
2008
2009
2010
2011
2012
2013,Ç3
Albaraka Türk
Kaynak: Faaliyet Raporları, BDDK
2007 yılından itibaren düşüş kaydeden aktif karlılığı oranı, 2013 3. Çeyrek itibariyle özellikle Bank
Asya’da önemli bir düşüş kaydetmiştir. Aynı şekilde 2007 yılında %15 – 30 gibi geniş bir bantta
bulunan özkaynak kârlılığı oranı 4 katılım bankası için 2013 3. çeyreğinde %10 – 15 bandına
inmiştir. Katılım bankaları aktif ve özkaynak kârlılığı 2008 yılı dışında ağırlıklı olarak mevduat
banklarının altında seyretmiştir.
Grafik 17 – Aktif Karlılığı (ROA)
2.5%
Mevduat
Bankaları
Ortalaması
Katılım Bankaları
Ortalaması
2.0%
Bank Asya
3.5%
3.0%
1.5%
Kuveyt Türk
1.0%
Türkiye Finans
0.5%
0.0%
2008
2009
Kaynak: Faaliyet Raporları, BDDK
10
2010
2011
2012
2013,Ç3
Albaraka Türk
Grafik 18 – Özkaynak Karlılığı (ROE)
Mevduat Bankaları
Ortalaması
30%
25%
Katılım Bankaları
Ortalaması
20%
Bank Asya
15%
Kuveyt Türk
10%
5%
Türkiye Finans
0%
2008
2009
2010
2011
2012
2013,Ç3
Albaraka Türk
Kaynak: Faaliyet Raporları, BDDK
Katılım bankalarının kriz döneminde batık kredi oranı %5’lere yaklaşmışken 2011 sonrasında %2-3
oranlarına düşmüştür.
Katılım Bankaları son yıllarda Türkiye pazarı dışında varlıklarını da büyütmeye çalışmaktadır. Bu
amaçla özellikle Kuzey Irak, Körfez Ülkeleri ve Kuzey Afrika’da açtıkları şube ve temsilciliklerle
büyüme stratejilerini yeni pazarlara girmek olarak şekillendirmişlerdir.
Grafik 19 –Takipteki Krediler Oranı
7%
Mevduat Bankaları
Ortalaması
6%
5%
Katılım Bankaları
Ortalaması
4%
Bank Asya
3%
Kuveyt Türk
2%
Türkiye Finans
1%
0%
Albaraka Türk
2008
2009
Kaynak: Faaliyet Raporları, BDDK
2010
2011
2012
2013,Ç3
11
3. Bölüm:
Katılım bankacılığı gelecek trendleri
Katılım bankaları hakkında yapılan “Türkiye’de
Katılım Bankalarının Tercih Edilme Sebepleri”
anketi sonucunda, “Şube personeli ile yakın
ilişkiler” en önemli sebep seçilmiştir, ikinci
en önemli sebep “Dini hassasiyetlerimin
yönlendirmesi”; üçüncü sebep “İnsana saygı
ve hürmet”; olmuş, “Samimi ve yardımsever
personel” ve “Bilgili ve Becerikli Personel” ise
dördüncü ve beşinci sebepler olarak takip
etmiştir.
Grafik 20 - Türkiye’de Katılım Bankalarının Tercih sebepleri
(İfadeler, ölçek üzerinde 1’den 5‘e doğru değerlendirilmiştir;
1=kesinlikle katılmıyorum ve 5=kesinlikle katılıyorum)
Şube personeli ile yakın ilişkilerim
Dini hassasiyetlerimin yönlendirmesi
İnsana saygı ve hürmet
Samimi ve yardımsever personel
Bilgili ve Becerikli Personel
Bu analiz sonucuna göre katılım bankalarının
en önemli tercih sebebi müşterilerin banka ile
olan iyi ilişkileri olarak gözlemlenebilir. Ayrıca
bir diğer önemli sonuç ise müşterilerin finansal
beklentileri, ürün ve hizmet çeşitliliği, hızlı
ve kolay erişebilir hizmet değerlerinin, dini
sebeplere nazaran daha az önemli olduğudur.
Huzurlu çalışma ortamı
Müşteri beklentilerini tatmin eden bir hizmet yaklaşımı
Katılım bankası ve faizsiz kurum olarak imaj ve popülaritesi
Toplumsal katkıları ( Bağış, burs vs.)
Sırdaş bankacılık
Bu değerlendirmede görülen katılım
bankalarının müşteri ile birebir ilişkiye verdikleri
önemin sonuçlarını aldıklarını göstermektedir.
Fakat, müşterilerin gün geçtikçe şubelere daha
az uğrayarak ağırlıklı teknolojik çözümleri
tercih etmeleri nedeniyle, müşteri ile yaratılan
güçlü ilişki bağlarının gelecekte banka
performansına bugünkü kadar fark yaratıcı
bir etkisi olmayacaktır. Üç kategoride yapılan
araştırma sonuçlarına göre müşterilerinin banka
tercihlerindeki en önemli etkenler, komisyon,
masraf ve faiz oranlarının uygunluğu, ödeme
ve para transferi hizmetlerinin etkinliği ve en
son olarak şubelere ulaşım ve iletişim olarak
sıralanmıştır.
Müşteri hizmet kalitesi (Hızlı, etkin ve hatasız servis)
Bankacılık imaj ve popülaritesi
Başarılı bankacılık ve finans yönetimi
Başka bankaların sağlamadığı bir kısım hizmetler ve
imkânlar
Güvenilir arkadaşlarımın ya da çevremin tavsiyesi
Cazip ürün, işlem ve hizmet tarifeleri
Uygunluk, rahat erişilebilirlik (Örn. Araç park imkânları,
konfor vs.)
Cazip kredi ve ödeme imkânları
Nispeten daha yüksek kâr payı dağıtması
Ürün ve hizmet çeşitliliği
Kitlesel iletişim araçlarındaki reklamlar
Ev ve iş yerine yakınlılık
Kaynak: Celal Bayar Üniversitesi
12
2
2.5
3
3.5
4
4.5
Yeni nesli temsil eden birey ve kurumlar
ilişkiden, hızlı ve yalın bankacılık hizmetleri
talep edecek olmaları nedeniyle, orta uzun
vadede kuvvetli ilişki yönetimine ek olarak
müşteriye değer katacak, teknolojinin ön planda
tutulduğu hizmetlerin sunulması durumunda
sektörde oldukça önemli bir avantaj elde
edebileceklerdir. Bunu sağlamak için, iyi bir
bilgi teknolojileri altyapısı dışında, müşterileri
anlayan, yorumlayan, yönlendiren gelişmiş
bir müşteri ilişkileri yönetim sistemine ihtiyaç
bulunmaktadır.
Katılım bankalarının gelecekte bir diğer
değerlendirmesi gereken durum ise
müşterilerinin üçte birine yakınının katılım
bankalarının yanı sıra diğer geleneksel
bankaların da müşterisi olmalarıdır. Müşterilerin
büyük bir kesiminin sadece katılım bankaları
ile çalışmamaları, geleneksel bankaların ürün/
hizmet ağının genişliği ve müşterilerin finansal
beklentilerinin halen rekabet alanında önemli bir
faktör olduğu görülmekle ve katılım bankalarının
bu alanlarda yapacakaları atılımlarla çok daha
geniş kitlelere yönelebilecek olmaları bir fırsat
olarak göze çarpmaktadır.
Bugünkü ortamda katılım bankalarının güçlü ve
zayıf yönleri değerlendirildiğinde
Güçlü Yönleri
Zayıf Yönleri
Son yıllarda güçlü aktif, kredi ve
mevduat artışı
Kredi kartı alanında yetersiz pazar payı
Faizsiz ürün ve hizmetler için müşteri
talebinin artması
Internet ve mobil bankacılığına artan
fakat hala geleneksel bankaların
gerisinde olan yönelim
Orta ölçekte bankalarla
karşılaştırıldığında yüksek özkaynak
ve aktif karlılığı sağlanması
Geleneksel bankalar ile
karşılaştırıldığında düşük likidite oranı
Orta Doğu ve Kuzey Afrika (MENA)
bölgesinde güçlü muhabir banka
ağına sahip olunması
Faizsiz ürünlerin yol açtığı kısıtlamalar
sebebiyle geleneksel bankalar ile tüm
ürünlerde rekabet edilememesi
Kıymetli maden ürünlerinde faizsiz
kazanç ile farklılık yaratabilme
olanağı
Geleneksel bankalara kıyasla daha
düşük coğrafi erişim
Geleneksel bankalar ile
karşılaştırıldığında başlıca bir ürün
farklılığı olmaması
Bugünkü ortamda katılım bankalarının fırsat ve
tehditleri değerlendirildiğinde
Fırsatlar
Tehditler
Genç ve geniş nüfus
Ölçek ekonomisi avantajı ile lider
konumdaki bankaların artan gücü
Hükümetin KOBİ’ler için özellikle
Anadolu’da artan desteği
Küresel ekonomide yaşanan
sorunlar
Kayıtlı ekonomiyi arttırmak amacıyla
strateji ve vergi düzenlemelerinde ilerleme
kaydedilmesi
Kredi büyümesine etki eden
munzam karşılık oranlarında artış
MENA bölgesi ve İslam ülkeleriyle artan
dış ticaret
Düşük seviyede yerel tasarruf
oranı
Bankacılık sistemi konusunda artan
müşteri/katılımcı farkındalığı
Yatırımcıların katılım bankacılığı
ürünleri konusundaki bilgi eksikliği
Bankacılık hizmetlerinde farklılık yaratarak
faizsiz geliri arttırma potansiyeli
Banka hizmetleri (yeterince) almayan nüfus
Doygunluğa ulaşılmamış ve/veya yeterince
pazarlanamamış ürün ve hizmetler
13
Katılım bankalarının, önümüzdeki dönemde pazar payını büyütmek ve tüm finansal sektör ile
rekabet edebilecek hale gelebilmeleri için önemli konular:
Fonlama olanaklarının artırlması
Grafik 21 – Sukuk Piyasası Dağılımı (milyar ABD Doları, 2012)
Diğer, 14.38,
6%
Endonezya,
13.88, 6% Katar, 17.26,
7%
Suudi
Arabistan,
20.75, 8%
BAE, 20.85,
9%
Malezya,
154.9, 64%
Kaynak: Zawya
Ürün ve hizmet çeşitliğinin artırılması
Bugün, katılım bankalarının ürün ve hizmet
ağını yurtdışında İslami finans pazarının
gelişmiş ülkelere göre daha geliştirecek alanları
mevcuttur. Konu sadece ürün geliştirmeye
yapılacak yatırımların artması olmayıp, gerekli
yasal düzenlemelerin sağlanması ve teknolojinin
önderliğini sağladığı ürünlerin sunulmasıdır.
2013 yılında yayınlanan Uluslararası Kredi
Derecelendirme Kuruluşu Standard and Poors
(S&P) raporuna göre, Türkiye'de gelişen İslami
Bankacılık sektörünün bu hızda büyümesini
desteklemek için, sadece yurtiçi tasarrufların
çekilmesi yeterli olmayacak, taze sermaye ve
fonlama ihtiyacının da doğması beklenmektedir.
İş modelleri nedeniyle katılım bankalarının
geleneksel bankalara göre daha kısıtlı fonlama
kaynakları bulunmaktadır. Özellikle 2011 yılında
Kuveyt Türk tarafından başlatılan ve dört katılım
bankası tarafından değerlendirilen sukuk ve
murabaha sendikasyonu işlemleri sayesinde
büyümeye önemli destek verilebilmiştir (2013
yılında Türkiye’de yaklaşık 7 milyar liraya
ulaşması beklenmekte olup 2012 yılında 240
milyar dolara ulaşan Dünya sukuk piyasasında
Türkiye’nin payı oldukça küçük kalmıştır). Gerek
İslami finans kurumlarının finans piyasasındaki
etkinliği gerekse devletin önemli yasal
düzenlemeleri ile Malezya 154 milyar dolar ve
%64 pay ile sukuk piyasasının öncüsü olmuştur.
Malezya, BAE gibi öncü ülkeler özellikle alt yapı
hizmetlerini fonlamak amacıyla kamu kurumları
aracılıyla sukuk ihraç etmişlerdir. Türkiye’nin
sukuk ihracı piyasasının gelişmesi için en
önemli unsur kamu kurumlarının daha fazla
devreye girmesi ve alt yapı projelerinde sukuk
finansmanının daha çok kullanılmasıdır.
Daha geniş kitlelere ulaşım sağlanması
Katılım bankalarının faaliyet modelleri nedeniyle
halen bankalarla çalışmayan ve güvene önem
veren kitlelere ulaşma potansiyeli geleneksel
bankalara göre oldukça yüksek olup, bugünkü
şube sayıları ve dağılımı yeterli görülmemektedir.
Katılım bankalarının özellikle son yıllarda hızla
şubeleşme çabalarını önümüzdeki yıllarda da
devam ettirmeleri gerekmektedir.
14
Katılım Bankaları Şube Ağı Dağılımı
Tablo 22 - Katılım Bankaları Şube Ağı Dağılımı
Veri Yok
2-1
5-2
11-5
23-11
47-13
94-47
Kaynak: BDDK
188-94
376-188
© 2011 Deloitte Touche Tohmatsu
Mevduat
Ağı Dağılımı
Tablo 23 –Bankaları
Mevduat Şube
Bankaları
Şube Ağı Dağılımı
23-9
47-23
95-47
190-95
381-190
763-381
1527-763
Kaynak: BDDK
2
3055-1527
© 2011 Deloitte Touche Tohmatsu
Bugün halen katılım bankalarının bulunmadığı şehirler olup, mevduat bankaları ile ülke üzerinde benzer bir dağılıma
sahip bulunmaktadır. Bugün bir caddesi üzerinde aynı bankanın birden çok şubesi bulunabilen büyük şehirlerdeki rekabet
Anadolu’daki potansiyele doğru yönelmekte olup halen sadece 51 ilimizde dört katılım Bankasının da şubeleri bulunmakta
ve halen 7 ilimizde de hiçbir katılım bankası bulunmaktadır. 81 ilin 81’inde de en az 9 şubesi bulunan mevduat bankaları
ile katılım bankalarının rekabet edebilmeleri için ülke genelinde daha fazla şube ağını geliştirerek müşteriye yaklaşmaları
gerekmektedir.
15
16
Sosyal medyanın geliştirilmesi
Müşteri analitiği alt yapısının geliştirilmesi
Günümüzde birçok küresel banka sosyal
medya platformlarını mevcut ve potansiyel
müşterilere ulaşarak müşteri ilişkileri yönetimi,
pazarlama ile yeni ürün geliştirme ve kriz
yönetimi aktivitelerinde etkin bir şekilde
kullanmaya başlamış bulunmaktadır. Deloitte
tarafından yayınlanan Sosyal Medya Raporu’nda
belirtildiği üzere, 2012 yılı itibari ile Facebook
Türkiye’de en çok ziyaret edilen internet sitesi
olmuştur. Türkiye’deki yaklaşık 29 milyon
Facebook kullanıcısının %80’inin kullandığı
banka, mezun olduğu okul, beğendiği markalar,
telekomünikasyon şirketleri ve hayatlarına
entegre olmuş olan pek çok sayfayı takip
etme eğiliminde oldukları değerlendirilirse
sosyal medya Türk bankacılık sektörü için çok
önemli bir potansiyel oluşturmaktadır. Bugün
itibariyle önde gelen geleneksel bankaların
Facebook üzerinde 800.000 ile 1,5 milyon
takipçisi bulunurken katılım bankaları bu sayının
çok gerisinde kalmıştır. Geleneksel bankaların
sosyal medya sayfaları ve bu sayfalar üzerinden
sundukları ürün, hizmet ve bilgilendirme halen
katılım bankalarına göre oldukça gelişmiş
olup geleceğin şubesiz bankacılık yapı taşlarını
oluşturmaktadır. Katılım bankalarının müşteri
profilindeki değişim gerçekleştikçe ve daha geniş
kitlelere ulaştıkça sosyal medya fark yaratmak
için son derece önem kazanacaktır.
Müşteri ile, özellikle şube üzerinden, yakın ilişki
prensibini ağırlıklı kullanan katılım bankalarının
teknolojik hizmetlerin artması ve yeni nesil
müşterilerin hızla çoğalması nedeniyle gün
geçtikçe geleneksel yöntemlerle müşteri
ihtiyaçlarını anlama, ürün pazarlama ve hizmet
sunma imkanı azalacaktır. Bu sebeple, katılım
bankalarının da ellerindeki veri tabanını daha
etkin kullanarak satış ve pazarlamaya yönelik
analitik çözümleri hızla hayata geçirmeleri
gerekmektedir.
Eğitim kaynaklarının geliştirilmesi
Sadece banka personeline yönelik değil
ayrıca ülke çapında katılım bankacılığı üzerine
araştırma yapan akademisyenlerin yetişmesi
ve katılım bankaları ile çalışan kurumların bilgi
alanlarının geliştirilmesi için lisans ve yüksek
lisans programlarının sayısının ve içeriğinin
zenginleştirilmesi gerekmektedir. London School
of Economics, Oxford, Harvard, Cambridge
gibi dünyanın önde genel üniversiteleri dahil
olmak üzere pek çok ülkede İslami Finans
üzerine lisans ve yüksek lisans programları
sunulurken, Türkiye’de sadece katılım
bankalarının kendi imkanları ile sundukları
eğitimler dışında halen yeterli seviyede eğitim
ihtiyacı karşılanamamaktadır. Türkiye’nin
stratejik konumundan yararlanarak sağlam ve
yenilikçi bir akademik altyapının ve araştırma
merkezlerinin kurulması hem ülkemizdeki ürün
geliştirme çalışmalarına destek olacaktır hem de
bölgesel alanda Türkiye’nin söz sahibi olmasını
sağlamaya yararlı olacaktır.
Algı ve tanıtım faaliyetlerinin
güçlendirilmesi
Ülke genelinde yapılan bir anket sonucunda
katılımcıların yüzde 41’i İslami bankacılık
ürünleri konusunda daha çok bilgilendirilmeye
ihtiyaç duymaktadır. Türkiye’de yaklaşık 30
yıldır faaliyet göstermesine rağmen üç tip kitle
olduğunu belirten kaynaklar, bu kitlelerin faizsiz
bankacılıkla ilgili düşüncelerini şöyle özetliyor:
‘Katılım bankalarının gerekliliğine inananlar’,
‘Gerekliliğine inanan ancak faaliyetleriyle ilgili
tereddüt taşıyanlar’ ve ‘Katılım bankalarının
diğer bankalardan farklı olmadığını iddia
edenler’. Böyle bir değerlendirmenin yapılması
katılım bankalarının daha hızlı büyümesi için
öncelikle halkın katılım bankları hakkında
daha doğru bilgilendirilerek algının kırılması
gerektiğini göstermektedir.
2023 yılında bankacılık sektörünün %15’ini
temsil etmesi planlanan katılım bankaları için
mevcut katılım bankalarının dönüşüm çabaları
ve yatırımları, kamu bankalarının katılım
bankası kurma planı veya gündemdeki yasal
düzenlemeler elbette önemli adımlar olmakla
birlikte yukarıda saydığımız konuları içeren
bir eylem planı oluşturulması ve gerek yurtiçi
gerekse yurtdışında sağlam ama hızlı adımların
atılması gerektiğine inanmaktayız. Bu alanda
katılım bankaları, Türkiye Katılım Bankaları Birliği
ve Devlete önemli görevler düşmektedir:
Büyüme odaklı satış ve pazarlama hedefleri
geliştirerek, bu hedefleri desteklemek amacıyla
hızla şubeleşmek ve özellikle yeni nesil
müşterilere yönelik teknolojik ürün ve hizmetler
geliştirmek, analitik çözümlerle desteklenmiş
güçlü bir müşteri yönetim sistemi kurarak Genel
Merkezlerden şube ağına daha etkin destek
verilmesini sağlamak ve hızla artan personel
sayısının eğitim seviyesini geliştirmek ve en
önemlisi sadece dini hassasiyeti olan müşterilere
değil tüm piyasadaki müşterilere yönelik aksiyon
almak katılım bankalarının önümüzdeki yıllardaki
en önemli gelişim alanları olacaktır.
Katılım bankalarının önümüzdeki dönemde
bekleyen bir diğer önemli konu ise ülkemizdeki
katılım bankalarına yönelik algının iyileştirilmesi
için gerekli tanıtım faaliyetleri ile ilgili Türkiye
Katılım Bankaları Birliği ile birlikte çözüm
üretmesi gerekecektir.
Sukuk piyasasının gelişmesi için kamu
kurumlarının desteği ve katılım bankalarının
ürün ve hizmet yapısını geliştirebilmek
için gerekli yasal düzenlemelerin yapılması
önerilmektedir.
İş modelinin gün geçtikçe benimsenmesi ve
Ortadoğu ve Asya Pasifik ülkelerinin sosyoekonomik yapılarının gelişmesi nedeniyle, bugün
Dünya’da da büyümeye devam etmesi beklenen
İslami Bankacılığa paralel olarak, tüm bu üç
rolün uyum içinde etkin bir şekilde çalışması
ile birlikte, İslami Finans’ın sadece Türkiye’deki
gelişimine katkı sağlamakla kalmayacak, bu
alanda bölgesel varlığının etkileyeceğine
inanmaktayız.
17
Daha fazla bilgi için
Yücel Ersöz
Ortak
[email protected]
Sait Osman Aytaman
Müdür
[email protected]
Deloitte Türkiye
İstanbul
Sun Plaza
Maslak Mah. Bilim Sk. No:5
Şişli
34398
+90 (212) 366 60 00
Ankara
Armada İş Merkezi
A Blok Kat:7 No:8
Söğütözü
06510
+90 (312) 295 47 00
İzmir
Punta Plaza 1456 Sok.
No:10/1 Kat:12
Daire:14 - 15
Alsancak
+90 (232) 464 70 64
Bursa
Zeno Center İş Merkezi
Odunluk Mah. Kale Cad.
No:10 d
Nilüfer
+90 (224) 324 25 00
Adana
Günep Panaroma İş Merkezi
Reşatbey Mah. Türkkuşu Cad.
Bina No:1 B Blok Kat:7
Seyhan
+90 (322) 237 11 00
www.deloitte.com.tr
Deloitte, faaliyet alanı birçok endüstriyi kapsayan özel ve kamu sektörü müşterilerine denetim, vergi, danışmanlık ve kurumsal
finansman hizmetleri sunmaktadır. Küresel bağlantılı 150’den fazla ülkedeki üye firması ile Deloitte, nerede faaliyet gösterirse göstersin,
başarılarına katkıda bulunmak için müşterilerine birinci sınıf kapasitesini ve derin yerel deneyimini sunar. Deloitte’un yaklaşık 200.000
uzmanı, mükemmelliğin standardı olmaya kendini adamıştır.
Deloitte; bir veya birden fazla, ayrı ve bağımsız birer yasal varlık olan, İngiltere mevzuatına göre kurulmuş olan Deloitte Touche
Tohmatsu Limited ve üye firma ağına atfedilmektedir. Deloitte Touche Tohmatsu Limited ve üye firmalarının yasal yapısının detaylı
açıklaması için lütfen www.deloitte.com/about adresine bakınız.
©2014 Deloitte Türkiye. Member of Deloitte Touche Tohmatsu Limited.
18
Download

Türkiye Katılım Bankacılığı Büyüme yolundaki önemli adımlar