Tayvan: Eğitimle kalkınmayı başaran ülke
A. Çetin Gezgincan > [email protected]
Yüzölçümü: 35.801 km2
Nüfusu: 23.000.000
Başkenti: Taipei (5.000.000 nüf.)
Dili: Çince
Giriş
Tayvan konusunda inceleme yapan araştırmacıların büyük çoğunluğu ülkenin eğitime verdiği öneme ve
ayırdığı kaynaklara vurgu yapmaktadır. Tayvan’da eğitimin sadece belli yaşlardaki bir çağ nüfusuna yönelik
olmadığı, her yaşta, değişik meslek gruplarındaki kişilerin de sık sık eğitim aldıkları, mesleklerinde
kendilerini yetiştirdikleri gözlemlenmektedir. Ülkenin kalkınmasının ve ekonomik gelişiminin temelinde de
bu yetişmiş nitelikli insan gücü önemli bir yer tutmaktadır.
Tarih
Bir ada ülkesi olan Tayvan’ın nüfusu, önceleri, sayıları yaklaşık 200.000 civarında olan Malezyalılarla
Polinezyalıların meydana getirdiği kabilelerden oluşmuş. 14.yüzyıldan önce bu adaya hiç Çinli uğramamış.
17.yüzyılda Hollanda, İspanya ve Portekiz adaya yerleşmek istemiş; fakat 1662 yılında Ada’ya hâkim olan
korsanlar tarafından kovulmuşlar. Ada’ya, Portekizce ‘güzel’ anlamına gelen Formosa adını, Portekizliler
vermiştir. 1886 yılında Ada, Çin İmparatorluğuna eyalet olarak bağlandıktan kısa süre sonra Çin-Japon
savaşının (1894) ardından Japonya’nın boyunduruğuna girmiş. 50 yıl süren Japon işgali sayesinde, tarımın
gelişmesi, altyapısının gerçekleştirilmesi ve okuryazarlık oranında önemli bir artış olması sağlanmış.
Tayvanlılar, Mao’nun komünist ihtilalinden önce Çinlileri kurtarıcı olarak düşünürken, Çinliler Ada halkını
Japonların işbirlikçileri olarak görmüşler. Bu durum, binlerce Tayvanlının ölmesiyle sonuçlanan çatışmalara
neden olmuş.
Komünist ihtilalinden sonra 1949’da antikomünist güçlerin mülteci olarak Ada’ya çekilmesiyle doğmabüyüme Tayvanlı olanlarla birleşilerek Milliyetçi Çin Cumhuriyeti kurulmuş. Kore savaşı sırasında, o
dönemin ABD başkanı Truman tarafından Tayvan’ın tarafsızlaşmasıyla, Adaya siyasal bir kimlik güvencesi
verilmiş ve 1954 yılında ABD ile bir ittifak anlaşması yapılmış. Böylece, iktisadi durum, ABD’nin yardımı
sayesinde hızla düzelmiş. Üretim, 1958’den itibaren yeniden savaş öncesindeki düzeyine ulaşmış. Geniş
çaplı bir toprak reformu yapılmış. 1960 yılında köylülerin tümünün toprak sahibi olmaları sağlanmış.
ABD’nin Ada’dan ayrıldığı 1965 yılına kadar ulusal ürünlerdeki artış oranı önemli ölçüde yükselmiştir.
Gelişim
1950’lerde adanın ekonomisi büyük ölçüde tarıma bağlıyken, devlet tarımı desteklemiş, toprak reformu
yapmış, bunların sonucu olarak tarımsal üretim ve gelir artmış, tarım fazlası ihracata yönlendirilerek
buradan kazanılan döviz, sanayinin gelişmesi için gerekli hammadde, makine ve teçhizatın alımında
kullanılmıştır. Küçük bir ülkenin sadece iç pazara yönelerek kalkınması mümkün olmadığından isabetli dışa
açık politikalar uygulanmasıyla sanayi gelişiminin ve kalkınmanın itici gücü ihracat olmuştur. Birçok düşük
gelirli ülke sermaye kıtlığına rağmen sermaye yoğun üretime yatırım yapmaya çalıştığı halde, Tayvan,
kalkınmasının ilk yıllarında bol olan işgücünü emek yoğun sanayileri kurarak değerlendirmiş, sermaye
birikimi oluşmaya başlayınca da sermaye yoğun ve daha sonra da teknoloji yoğun sektörlere yatırım
yapmaya başarıyla geçmiştir. Devlet, özellikle 1990’lardan sonra kalkınmada önemli rol oynamış,
yatırımcılara iyi bir ortam, ekonomik, politik ve sosyal istikrar ve uyum sağlamıştır. Özellikle donanım ve
yazılım altyapısı devletçe sağlanmıştır. Özel sektörün girmeye tereddüt ettiği alanlarda (özellikle 1980’lerde
ağır kimya sanayi kurulurken) ilk girişimler devlet eliyle yapılmıştır.
İç ve dış faktörler
Tayvan’ın kalkınmasındaki faktörler, iç ve dış çevre koşulları olmak üzere iki başlık altında
incelenmektedir. Dış koşullarla ilgili olarak Tayvan’ın kalkınma hamlesine başladığı II. Dünya Savaşı
sonrası yıllarda komünist ülkelerin dışa kapalı olmaları, sömürgeleştirilen ülkelerin bağımsızlık savaşı
veriyor olmaları ve kalkınmış ülkelerin savaşın yaralarını sarmaya çalışıyor olmaları sebebiyle dünya
pazarlarında rekabetin yoğun olmamasının önemli olduğu düşünülmektedir. İç koşullarla ilgili olarak ise
toplumun istikrar ve uyum içinde olmasının, yüksek kaliteli zorunlu eğitimin, vatandaşların tutumluluğunun
ve çalışkanlığının, doğru kalkınma strateji ve politikalarının ve sorumluluklarının bilincinde bir devletin
önemi vurgulanmaktadır.
Tayvan’da 1950’lerden sonra toplumda kalkınma ve ülkenin varlığını sürdürmek için bir amaç birliği
oluşmuştur. Ülkenin kültürü bilime ve eğitime önem vermektedir. Ayrıca sürekli teknolojik yükselme yapan
endüstriyel sektörlerin ihtiyacını karşılayacak teknik ve meslek liseleri kurulmuştur. Ülke insanları çok
çalışkandır ve tutumludur. Tasarruf oranı 1980’lerde %40’lar civarındadır.
İthalatın kısıtlanması ve ithal hammaddelerin işlenerek ucuz tüketim mallarının üretilmeye başlanması
gibi tedbirlerle ülke kalkınmaya başlamış, ülkedeki KOBİ’lere dayalı hafif sanayi, ayakları üzerinde
durmaya başlayınca, verilen teşvikler de ihracatı artırmıştır. Esas itibariyle, Tayvan’ın gerçek gelişimi de
tam bu yıllarda, eğitime verdiği büyük önem sayesinde ortaya çıkmaya başlamıştır. Eğitim yoluyla bir
kalkınma hamlesi başlatılarak bu yolla nasıl kalkınılabileceğini uluslar arası topluma göstermiştir. Şöyle ki;
10 yıl süreyle eğitilmek üzere insanlar, yurtdışına gönderilir. Bu on yılın sonunda yabancı yatırımcılar
ülkeye davet edilerek vergi muafiyetleri de tanınmak suretiyle yatırım yapmaları sağlanır. Bu muafiyetler
karşılığında eğitilmiş insanlara pratik yapma imkânı oluşturularak yurtdışında eğitimleri gerçekleştirilen
nitelikli insanların işleri iyice öğrenerek kendiişlerini kurma motivasyonları temin edilir. İşte, tüm bu
başarılı faaliyetlerin sonucu olarak Tayvan bugün, artan ihracatı ve kişi başına düşen milli geliriyle temayüz
etmektedir. 1952’de ülkenin kişi başına GSMH’sı 108 dolardır. Aynı yıl Türkiye’nin kişi başına GSMH’sı
Tayvan’ınkinin iki katı olup; 217,8 dolardır. 2002 yılında Tayvan’ın kişi başına geliri 13,157 dolara çıkmış
ancak, aynı yıl Türkiye’nin kişi başına geliri bunun yaklaşık beşte biri kadar olan 2598 dolar olmuştur.
1952-2002 yılları arasında ülkenin ihracatı 116 milyon dolar iken 130,6 milyar dolar, ithalatı 187 milyon
dolar iken 112,5 milyar dolar olmuştur. Aynı dönemde Türkiye’nin ihracatı 363 milyon dolardan 36 milyar
dolara, ithalatı 556 milyon dolardan 51,5 milyar dolara çıkmıştır.
Eğitimin rolü
Tayvan konusunda inceleme yapan araştırmacıların büyük çoğunluğu ülkenin eğitime verdiği öneme ve
ayırdığı kaynaklara vurgu yapmaktadır. Tayvan’da eğitimin sadece belli yaşlardaki bir çağ nüfusuna yönelik
olmadığı, her yaşta, değişik meslek gruplarındaki kişilerin de sık sık eğitim aldıkları, mesleklerinde
kendilerini yetiştirdikleri gözlemlenmektedir. Pek çok yabancı yüksek teknolojili şirketin taşeron olarak
Tayvan’ı seçmesinde eğitim seviyesi yüksek işgücüne sahip olmasının etkisi olmuştur. Türkiye’nin de
eğitime yeterince önem verirse böyle bir avantaja sahip olabileceği görülmektedir. Türkiye, hızla yaşlanan
Avrupa ülkelerinin çok yakınında, genç ve dinamik nüfusa sahip yüksek potansiyelli bir ülkedir. Genç nüfus
yüksek teknolojili sektörler için üretim yapabilir hale getirilirse, yüksek teknolojili sektörlerde çalışabilecek
mühendislerin sayıları ve nitelikleri artırılabilirse Türkiye başlangıçta Avrupa’nın yüksek teknoloji
firmalarının üretimlerinin yüksek nitelikli işgücü yoğun bölümlerini devrettiği bir ülke olabilir. Daha sonra
yeterli bilgi ve tecrübe birikiminin oluşmasıyla Türkiye de yüksek teknolojili sektörlerde kendi markası
altında ihracat yapan firmalara sahip olabilir.
Tayvan’ın özellikle yüksek teknolojili sektörlerinin gelişmesinde devlet politikalarının etkin rolü
olmuştur. Devlet, yetenekli öğrencilerin yurt dışında yüksek teknoloji alanlarında, özellikle entegre devre
tasarımı gibi alanlarda eğitimini teşvik etmiş, bu kişilerin yurda dönüşünde devlet, kamu araştırma
enstitülerinde ilgili alanlarda kendileri için çalışma sahaları hazırlamıştır. Bu kişilerin bir kısmı daha sonra
özel sektördeki yüksek teknoloji firmalarına geçerek bilgi birikimlerini özel sektöre aktarmışlardır.
Tayvan, ticaret uzmanlarını da Tayvan ticaretinin serbestleştirilmesi ve küreselleştirilmesinin
sağlanmasında hayati öneme sahip varlıkları olarak görmektedir. Dış Ticaret Ofisi, ülkenin ticaret
uzmanlarını hızla değişen çevrenin ihtiyaçlarını karşılayacak şekilde eğitmek için önemli çaba sarf
etmektedir. Yıllık “Uluslararası Ticaret ve Ekonomi Uzmanları Eğitim Programı”nın yanı sıra Dış Ticaret
Ofisi çeşitli ticaret dersleri, faaliyetler ve iş başında eğitim programları da düzenlemektedir. Bunun yanında
Dış Ticaret Ofisi’nin TAITRA (Tayvan Dış Ticaret Geliştirme Konseyi) vasıtasıyla organize ettirdiği,
uluslararası çalışan işadamları için çeşitli profesyonel gelişme programları, ticaret seminerleri ve stajları,
yabancı dil kursları, uluslararası ticaret özel eğitim programları, yüksek lisans diploması olanlar için ileri
uluslararası pazarlama kursları ve iş İngilizcesi kursları bulunmaktadır.
Teşvikler ve gelişim
Genel anlamda Tayvan devletinin ülkenin kalkınmasındaki rolü incelendiğinde, uygulanan politikaların
ve verilen teşviklerin çoğunun pazar ekonomisinin işlemesine engel olacak teşvikler olmadığı, Dünya
Ticaret Örgütü kurallarına da uygun olan Ar-Ge, eğitim teşviki gibi teşviklerin ağırlıklı olduğu
görülmektedir. Bu sebeple Türkiye açısından uygulanabilme imkânı daha fazladır.
Tayvan, dünya ticaretinde katma değeri yüksek malların aldığı pay artarken, bu alanlarda ihracatını
artırabilmiş, pazar payını yükseltebilmiştir. Hedef sektörlerin geliştirilmesinde de başarı, teşviklerin
korunma amaçlı olmamasına, desteklerin daha ziyade maliyet destekleri şeklinde, düşük maliyetli kredi, ArGe ve eğitim maliyetlerinin paylaşılması şeklinde olmasına bağlanabilir. Verimsiz fabrikalar ve firmalar
pazar disiplinine tabi olmaya devam etmiş, rekabet edemeyenler kapanmış veya diğer firmalarca satın
alınmışlardır. Bu da firmaların çalışma disiplinlerini sürdürmelerine, rant arama yerine rekabete
yoğunlaşmalarına yol açmıştır.
21. yüzyıl sanayi ekonomisinden bilgi ekonomisine geçiş dönemi olacak ve “bilgi, gelecekte
işletmeler ve milletler arasındaki rekabetin temel unsuru” olacaktır. Uluslararası rekabette öne geçmek
için artık kalite yeterli olmamaktadır. Kalite olmazsa olmaz asgari şart haline gelmiştir. Rekabet gücünü
bunun üzerine ne gibi artı değerler konduğu belirlemektedir. Bu artı değeri koyan da bilgi olmaktadır.
Üretimi yapılan mal geleneksel sanayi ürünlerinden biri de olsa bunun bilgi ile dönüştürülebilmesi rekabet
şansını belirlemektedir (tekstil sanayinde yanmaz, leke tutmaz, sivrisinek uzaklaştırıcı vs. niteliklere sahip
kumaş üretilmesi gibi). Tavyan’ın başarısının temelinde ise zamanında bilgi ekonomisine geçmiş olması
yatmaktadır.
40 yıl öncesinde Tayvan KOBİ’leri eski teknoloji ve teçhizatla çalışan, yönetimleri verimsiz, modern
müteşebbis ruhundan yoksun, sadece kısa vadeli kar peşinde koşan, uzun vadeli geliştirme hedefleri
olmayan işletmelerdi. Devletçe KOBİ geliştirme fonu kurulmuş ve KOBİ’lere pazar desteği, işletme
yönetimi, iş eşgüdümü, stratejik ortaklıklar kurma, teknoloji geliştirme ve işgücü eğitimi gibi çeşitli
konularda yardım sağlanması amaçlanmıştır. Devlet temel olarak Ar-Ge, personel eğitimi konularındaki
yatırımlarda vergi indirimi imkânları sağlamış, gelecek vaat eden, önemli, stratejik sanayilere (özellikle
bilgiye dayalı sanayi ve hizmet sektörlerinde) 5 yıllık vergi muafiyeti getirmiştir. KOBİ’lere teknoloji,
yönetim, pazarlama, ihracat ve finansman konularında rehberlik yapılmıştır. Yeni firmaların, yeni ürünlerin,
yeni teknolojilerin yeşermesi için kuluçka merkezleri kurulmuş, bununla, yeni bir işe başlamanın riskleri
asgarileştirilmeye, başarı oranı artırılmaya çalışılmış, yeni teknoloji ve ürünlerin ortaya konması sürecine
yardım edilmiş, Ar-Ge sonuçlarının ticarileştirilmesi için rehberlik hizmetleri verilmiştir. Akademi ve
sanayinin bir arada çalışabileceği mekânlar sağlanmış, personele eğitim hizmetleri verilmiştir. Devlet,
kaynaklarını stratejik öneme sahip sektörler üzerinde yoğunlaştırarak kaynak israfını engellemiştir.
Tayvan eğitim sistemi
Tayvan’da eğitim okulöncesi, ilk, orta lise ve üniversite şeklinde ayırmak mümkündür. Bunlardan
ilkokul 6 yıl, ortaokul 3 yıl ve lise de 3 yıl şeklindedir. Mecburi eğitim 9 yıldır ve Türkiye’deki gibi
ilköğretim şeklinde olmayıp ilkokul ve ortaokullar ayrıdır. Okul öncesi eğitim kuzeyde ekonomik durumu
daha iyi olan aileler de üç yaşından itibaren başlamakta ve üç yıl sürmekte; eğitim daha çok özel kreş, yuva
ve anaokullarında verilmekte ve bunlardan birçoğu ilkokullardan bağımsız olarak faaliyet göstermektedir.
İlkokul çağına gelen çocukların %57’si en az bir yıl anaokulu eğitiminden geçmektedir. Anaokullarının
birçoğu anadil olan Çincenin yanı sıra İngilizce eğitim de vermektedir. 2002-2003 eğitim yılında başlayan
bir uygulamayla ilkokul düzeyindeki çocuklara birinci sınıftan itibaren İngilizce eğitimi verilmektedir.
Okulöncesi eğitim veren kurumlarda öğretmen başına düşen öğrenci sayısı 12’dir. 6 ila 12 yaş grubu
çocukların %99.94’ü ilkokul eğitiminden geçmekte ve ortalama olarak sınıf başına düşen öğrenci sayısı
31’dir. Devletin ilkokul öğrencisi başına yaptığı harcama yaklaşık 2,700$’dır. İlkokul mezunlarının
ortaokula devam etme oranı ise %99.97’dir. Ortaokul seviyesindeki bir sınıfın ortalama öğrenci sayısı
35’dir. Ortaokul mezunlarının %95’i lise ve dengi okullara devam etmektedir. Lise seviyesinde genel
liselerin yanında meslekî ve teknik eğitim veren liseler de mevcuttur. Üniversiteleşme oranının dünyada en
yüksek olduğu yerlerden bir tanesi de Tayvan olup bu oran açık üniversite programları hariç %45’dir.
Sonuç
Türkiye, Tayvan’dan çok daha büyük, coğrafi konumu çok daha iyi, doğal kaynakları çok daha zengin
bir ülkedir. Doğru politikalar uygulandığında Türkiye’nin kalkınma imkânları çok daha yüksek olabilir.
Tayvan’ın eğitim politikalarının da etkin bir şekilde Türkiye’de uygulanabileceği düşünülebilir. Millî
Eğitim Bakanlığı, Dış Ticaret Müsteşarlığı, Sanayi ve Ticaret Bakanlığı, TÜBİTAK, Türkiye Teknoloji
Geliştirme Vakfı gibi kuruluşların koordinasyonu ile devlet yurt dışına mecburi hizmetle öğrenci gönderip
dönüşlerinde de kamuya ait araştırma enstitülerinde iş garantisi sağlayabilir. Ayrıca dönüşte görev almak
üzere özel sınavla çeşitli mühendislik dallarında öğrenim görmüş istekli kişiler yurt dışına doktora/doktora
sonrası çalışma amaçlı olarak gönderilmesi önemli faydalar sağlayabilecektir. Bu personel yurda
dönüşlerinde elektrik elektronik, büro makinaları, hassas elektronik parçalar, hassas makine/teçhizat,
havacılık, biyo-tıp, özel kimyasallar, yeşil teknoloji, ileri malzeme ve teknoloji hizmetleri gibi dünya
pazarlarında payı yükselen katma değeri yüksek sektörlerin kurulmasında ve ihracata yönlendirilmesinde
önemli fonksiyonlar icra edebilirler.
Türkiye’nin gelişmiş ülkelerin gelir seviyesine ulaşması için mevcut potansiyel büyüme hızını artıracak
bir kalkınma hamlesine ihtiyaç bulunmaktadır. Tayvan’ın hızlı kalkınmasında uyguladığı isabetli
politikaların, özellikle eğitime yaptığı teşvik ve yatırımların önemli rolü olmuştur. Bunların pek çoğu
Türkiye için de örnek alınabilecek niteliktedir. Tayvan’ın ve kalkınma konusunda başarılı olmuş diğer ülke
örneklerinin incelenmesi, bu ülkelerin tecrübelerinin Türkiye’nin kendine özgü şartları da göz önünde
bulundurularak harmanlanması, ülkemizin daha hızlı kalkınması için yararlı örnekler olabilir.
Kaynak:
1)Dr. Güzin BAYAR, Tayvan Kalkınma Deneyimi ve Türkiye İçin Düşündürdükleri
2)http://tr.wikipedia.org/wiki/Kategori:Tayvan'da_e%C4%9Fitim
3)http://www.vizesi.biz/tayvan-vizesi.html
Download

Tayvan: Eğitimle kalkınmayı başaran ülke