Ekonomi Bülteni
14 Temmuz 2014, Sayı: 28

Yurt Dışı Gelişmeler

Yurt İçi Gelişmeler

Finansal Göstergeler

Makro Ekonomi & Strateji
ECB Hamlelerine TLTRO ile Devam Ediyor…
Ekonomik Araştırma ve Strateji
Dr. Saruhan Özel
Ercan Ergüzel
Ezgi Gülbaş
Ali Can Duran
1
14 Temmuz 2014
DenizBank Ekonomi Bülteni
Yurt Dışı Gelişmeler
 FED’in faiz artışında acele edeceğine yönelik bir sinyal yok. FED açık piyasa komitesi (FOMC) Haziran ayı toplantısının tutanaklarında gevşek para politikasından çıkışın detaylarının tartışıldığı görüldü. Fakat faiz artışlarının zamanlaması ile ilgili yeni bir sinyal gelmemesi 2015’in ortalarında faiz artışı
FED Politika Faiz Beklentileri (%)
geleceği yönündeki piyasa beklentilerinde bir değişime neden olma- 2.50
2.25
dı. Tutanaklarda tahvil alım programının bitimi için ilk defa bir tarih 2.00
11 Temmuz
7 Temmuz
belirtilerek Ekim ayında tahvil alım programının sonlandırılmış olabi- 1.75
leceği belirtildi. Yılın ilk çeyreğinde beklentileri karşılayamayan eko- 1.50
1.25
nomik aktivite konusunda, üyelerin kademeli toparlanma beklentisi 1.00
konusunda hem fikir olmasının varlık alımlarının son bulacağı tarihin 0.75
0.50
belirlenmesi kararına temel oluşturduğu anlaşılıyor. FOMC toplantı 0.25
tutanaklarında faiz artışının tarihi konusunda bir yorum yapılmaması- 0.00
na karşın, gevşek para politikasından çıkışın nasıl olacağına dair
detaylar dikkat çekiyor. FED varlık alımları ile 4.4 trilyon $’a yükselttiği bilançosunu hızlı bir şekilde azaltmayacağı ve elinde tuttuğu vadesi gelen tahviller yerine tahvil alımı gerçekleştireceğini belirtti. Böylece FED’in para politikasında normalleşme sürecinde oldukça hassas ve kademeli bir geçiş gerçekleştireceğine yönelik sinyaller güçlendirmiş oldu.
 Almanya’da sanayi üretimi daha yavaş büyüme işaret etti. Almanya’da Mayıs ayında bir önceki aya göre değişim
göstermemesi beklenen sanayi üretiminin %1.8 gerilediği açıklandı. Nisan ayında %0.2 olarak açıklanan artış oranı da
-%0.3’lük daralmaya revize edildi. Mayıs ayında görülen son 2 yılın en sert daralması ve önceki ay yapılan aşağı yönlü
revize ile Almanya’da sanayi üretimi son 3 aydır arka arkaya daralmış oldu. Euro Bölgesi’ndeki en güçlü ekonomi olarak bölge ekonomisindeki büyümeye destek veren Almanya’da sanayi üretimindeki bu gerileme büyüme konusunda
endişelere neden oldu. İlk çeyrekte bir önceki çeyreğe göre %0.8 olan büyümenin yerini 2.çeyrekte yatay bir seyre bırakması, Euro Bölgesi’nin 2.çeyrekte daralmasına neden olabilir.
 Çin’de yeni teşvik paketi beklentilerine neden olan veriler açıklandı. Dünyanın en büyük 2.ekonomisi Çin’de hafta
içerisinde açıklanan veriler ekonomik aktiviteye destek verilmesi adıÇin Enflasyon Oranı (TÜFE, %)
na ek teşvik paketlerinin açıklanması gerektiği görüşüne destek ver- 7
di. Verilerden ilki hız kesen tüketici enflasyonu oldu. %2.4’e gerileme- 6
si beklenen yıllık TÜFE değişimi %2.3 olarak açıklandı. Üretici fiyatla- 5
rı tarafında ise 28 aydır görülen gerileme devam ederek ÜFE’de % 4
1.1’lik gerilemeye işaret etti. Bu veriler ışığında ekonomiye faiz indi3
rimleri gibi ciddi adımlar atılması tarafında merkez bankasının elinin
rahatlattığı görüşü güçlendi. Hafta içerisinde açıklanan bir diğer veri 2
%2.3
olan dış ticaret verileri yıl sonu büyüme hedefinin yakalanabilmesi 1
açısından soru işaretlerine neden oldu. İhracat artışı %10.6’lık bek- 0
2012
2013
2014
lentilerin altında bir önceki yıla göre %7.2 oranında gerçekleşti. Hazi- 2011
ran ayına ait dış ticaret verileri önceki aya göre toparlanmaya işaret etmesine karşın yılın kalanında %7.5’lik büyüme
hedefine erişilmesi için desteklerin devam etmesi gerektiği görüşü hakim olmaya devam ediyor.
 Brent petrol gerilemeye devam ediyor. Brent petrol varil fiyatı petrol üreticisi orta doğu ülkelerinde yaşanan gerginlik
nedeniyle yükseldiği 115$ seviyesinin %5.8 altına kadar geriledi. Jeopolitik riskler nedeniyle oluşan arz endişesinin ortan kalması ile 3 haftadır gerileyen brent petrol fiyatlarının yeniden artma riski konusunda uyarılar halen devam ediyor.
Bölgede yaşanan gelişmelerin petrol ihracını etkilememiş olması nedeniyle gerileyen petrol fiyatlarının uluslararası
enerji kurumuna göre jeopolitik riskler nedeniyle arz şoku yaşayabileceği belirtiliyor.
 Dünya’da gıda enflasyonu yavaşlayacak. Son dönemde Ukrayna
tarafına yaşanan gerginlik ve hava koşulları nedeniyle Mayıs ayında
tepe noktasına ulaşan tarım endeksi bir süredir gerilemeye devam
ediyor. Gıda fiyatlarının enflasyon sepeti içerisinde yaptığı enflasyonist baskının azalması aşağı yönlü bir trend görülebileceğine işaret
ediyor. Uzun vadede ise OECD ve BM gıda ve tarım organizasyonu
önümüzdeki 10 yılda fiyatlardaki volatilite azalmasını ve gıda enflasyonunun geçtiğimiz 10 yıla göre daha yatay ve düşük bir seyir izlemesini bekliyor.
2
Dünya Enflasyonu (Sol Eksen, %)
8
S&P GSCI Tarım Endeksi (30 Günlük Ort.)
600
7
550
500
6
450
5
400
4
350
3
300
250
2
200
1
0
2008
150
100
2009
2010
2011
2012
2013
2014
14 Temmuz 2014
DenizBank Ekonomi Bülteni
Yurt İçi Gelişmeler
Sanayi Üretimi, Mayıs 2014
 Mayıs ayında takvim etkisinden arındırılmış sanayi üretim endeksi %4 olan piyasa beklentisinin altında bir önceki yıla göre %3.3 artış kaydetti. Mevsimsellikten arındırılmış endeks ise Mayıs ayında bir önceki aya göre %1
geriledi. Sanayi üretiminde yıllıklandırılmış ortalama artış
oranı ise Mayıs ayında %4.4 seviyesine yükseldi.
 Geniş ekonomik gruplara göre incelediğimizde, Mayıs
ayında yatırım iştahının göstergesi olan sermaye malı
imalatının bir önceki yıla göre artış hızında yavaşlama
olduğunu görüyoruz. Sermaye malı imalatı Mayıs ayında
bir önceki yıla göre %1.2 artarak sanayi üretimindeki yıllık artışa 0.2 puan sınırlı katkıda bulundu. İmalat sanayi
içinde ağırlığı en fazla olan ara malı imalatı Mayıs ayında
da güçlü seyrini sürdürerek (bir önceki yıla göre %4.1 artış) sanayi üretimindeki artışa 1.6 puan katkıda bulundu.
 İmalat sanayinin alt gruplarına göre, Mayıs ayında değişime en yüksek katkıyı sağlayan grup üretimdeki canlılığın
göstergesi niteliğindeki ana metal sanayi imalatı oldu (0.54 puan). Bunu bir önceki yıla göre %15 artış kaydeden eczacılığa ilişkin malzemelerin imalatı izledi (0.38 puan katkı). Kurdaki artışın durması ve ihracatın da olumlu seyretmesiyle motorlu kara taşıtları üretimi de toparlanma eğilimi sürdürdü. Motorlu kara taşıtları üretimi Mayıs ayında bir önceki
yıla göre %4.9 artarak sanayi üretimdeki artışa 0.33 puan katkıda bulundu.
 Yılın ilk dört ayında güçlü seyreden sanayi üretiminin büyüme hızındaki yavaşlamanın Mayıs ayında başladığını görüyoruz. Haziran ayında öncü PMI verisinin 48.8’le 2011 yılından bu yana en düşük seviyesine gelerek sanayi üretimde
daralmaya işaret etmesini dikkate alarak yılın ikinci yarısında sanayi üretimi verilerindeki yavaşlamanın belirginleşeceğini düşünüyoruz.
Cari Denge Mayıs 2014
 Mayıs ayında cari denge piyasanın 4.0 milyar $ olan
beklentisinin altında 3.4 milyar $ açık verdi. Yılbaşından
itibaren olan dönemde cari açık geçtiğimiz yılın aynı dönemine göre %39 gerileyerek 19.8 milyar $ oldu. Cari
açıktaki gerilemede iç talepteki zayıflamanın ithalata
yansımasının ve ihracattaki pozitif seyir etkili olurken,
dış ticaret açığının geçtiğimiz yıla göre %32 geriledi.
 Finansman tarafında, Mayıs ayında hisse senedi piyasasına 624 milyon $, tahvil piyasasına ise 1.3 milyar $ giriş
olduğunu görüyoruz. Bunda bankaların yurtdışı tahvil
ihraçlarına (895 milyon $) devam etmesi etkili oldu. Mayıs ayında bankaların kısa vadeli kredi kullanımı da (2.7
milyar $) cari açığın finansmanında etkili oldu. Uzun vadeli kaynaklar bankaların uzun vadeli tahvil ihraçları ve diğer
sektörlerin uzun vadeli kredi kullanımlarının etkisiyle Mayıs ayında cari açığın finansmanına 670 milyon $ katkıda bulundu.
 Yılbaşından beri kuvvetli girişlerin olduğu net hata noksan kalemine Mayıs ayında da 948 milyon $ giriş oldu. Resmi
rezervler ise $1.9 milyar artış kaydetti. 12 aylık kümülatif borç çevrim oranlarına baktığımızda ise, şirketlerin uzun vadeli borç çevirme oranı %115 yükselirken, bankaların uzun vadeli borç çevirme oranı %244 seviyesinde bulunuyor.
 2014 yılında cari açıkta beklenen gerileme eğiliminin Euro Bölgesi’ndeki toparlanmanın ihracata pozitif yansıması,
geçtiğimiz yıl negatif olan net altın ihracatının pozitife dönmesi ve iç talep koşullarına bağlı olarak ithalatın artış hızının
yavaşlamasıyla devam ettiğini görüyoruz. Önümüzdeki dönemde de cari açıktaki iyileşmenin sürmesini ve cari açık/
GSYH oranının 2014 yılı sonunda %5.8 olmasını bekliyoruz.
3
14 Temmuz 2014
DenizBank Ekonomi Bülteni
Haftalık ve Aylık Getiri
Finansal Göstergeler
Para Piyasaları
Hisse senedi piyasasında temkinli ve volatil seyir kayıplara neden oldu
H. Senedi Piyasaları
USD Libor faizleri hafif yukarı yönlü seyrini koruyor
Hisse senedi piyasasındaki satışlara karşın BIST100 pozitif ayrışan endeksler arasında oldu
Not: Tüm veriler raporun çıktığı Cuma günü saat 12:00 itibarı ile güncellenmiştir.
4
14 Temmuz 2014
DenizBank Ekonomi Bülteni
Tahvil Piyasaları
Finansal Göstergeler
Döviz Piyasaları
Gösterge tahvil getirisi Temmuz ayında yatay bir resim çizmeye başladı
Emtia Piyasaları
Karışık bir seyrin olduğu haftada USD değer kaybetti
Tarım endeksindeki gerileme hız kazanarak devam ediyor
Not: Tüm veriler raporun çıktığı Cuma günü saat 12:00 itibarı ile güncellenmiştir.
5
14 Temmuz 2014
DenizBank Ekonomi Bülteni
Makro Ekonomi & Strateji
ECB Hamlelerine TLTRO ile Devam Ediyor…
AB krizinin en yoğun yaşandığı 2011 sonu ve 2012 başlarında ECB beklenmedik bir hamle yaparak AB bankalarına o
zamanlar için oldukça düşük sayılan %1’lik faiz oranı ile toplamda 1 trilyon €’luk likiditeyi 3 yıl vade ile verdi. LTRO adı
verilen bu fonlama mekanizmasının Aralık 20011’deki ilk ayağına 523; Şubat 2012’deki ikinci ayağına ise 800 banka katıldı. Özellikle bu cesur hamle sonrasında AB krizinin giderek artan bir oranda toparlanma eğilimine girdiği; bankaları içine alan likidite krizinin ortadan kalkmaya başladığı; bankaların rahatlaması ve likiditeye kavuşması ile yeniden kamu tahvili iştahlarının artmaya başladığı (bu kaynakların çoğunu zaten kamu tahvili almak için kullanmışlardı) görüldü. O tarihlerde %7’nin üzerinde olan İspanya ve İtalya 10 yıllık tahvil getirilerinin bugünlerde %3’lü seviyelerin altına kadar geriledi.
ECB şimdi yeni bir LTRO programı açıkladı. Yine yüklü bir program (1 trilyon €). Yine düşük faizli (%0.25). Yine uzun vadeli (4 yıl). Ama eskisinden temel farkı bu sefer bu kaynak likidite krizi için değil kredileri canlandırmak için veriliyor. Bu
nedenle başına T harfi eklenerek “hedeflenmiş” LTRO, ya da TLTRO adını aldı. Bankalar bu sene Eylül ve Aralık’ta gerçekleşecek 2 operasyonla toplam kredi portföylerinin (konut kredileri hariç) %7’si kadar bir kaynak almaya hak kazanacaklar. Bankalar bu imkandan maksimum düzeyde faydalanırsa 400 milyar €’luk ek kaynak elde etmiş olacaklar. Önümüzdeki sene Mart ayından itibaren de çeyreklik bazda düzenlenecek toplam 6 farklı operasyonla kullandırdıkları net
kredi bakiyesinin 3 katına kadar ek kaynak alabilecekler ki ECB bunun da toplamda 600 milyar € olabileceğini açıkladı…
TLTRO’dan bir mucize beklenmeli miyiz?
Temel amaç bankaların reel sektöre ve hanehalkına kredilerini arttırmaları (gayrimenkul kredileri kapsam dışında); bu
yolla ekonomik aktivitenin canlandırılması. LTRO’da bankalarla kamu kesimi (tahvil getirileri) arasındaki fasit daire (yani
sorunlu bankalar nedeni ile kamu bütçe açıklarının daha da bozulacağı endişesi → bütçe açığı artıyor korkusuyla tahvil
getirilerinin yükselmesi → aktifinde tahvil tutan bankaların daha da kötü duruma düşmesi) kırılırken; TLTRO’da bankalarla ekonomik büyüme arasındaki fasit dairenin kırılması amaçlanıyor Açıklamanın ardından bazı AB üyelerinden oldukça
olumlu değerlendirmeler geldi. Örneğin İtalya Merkez Bankası başkanı LTRO’nun İtalya’nın 2015 büyüme beklentisini (ki
şu anda %1 civarında) 0.5 ila 1 puan arasında yukarı çekebileceğini açıkladı. Fakat ülke bazından çıkıp büyük resme
bakıldığında bazı soru işaretleri var.
Birincisi, AB bankalarının sermayeleri ile ilgili sorunları devam ediyor. AB’nin en büyük 120 bankası ile ilgili stres test çalışmaları halihazırda devam ediyor ve sonuçlar yılsonunda açıklanacak. Bu süreçte bankalar sermaye açıklarını kapamak
için yoğun çaba sarf ediyor. Son 1 sene içinde AB bankaları birinci kuşak sermayelerini toplamda 45 milyar € arttırdı. Yeterli olmadığı durumlarda aktif satışı yapılıyor. Unicredit iştiraki olan İtalya’nın en büyük online bankası Fineco’yu 2.2 milyar €’ya sattı. 2013’te 64 milyar € olan kredi satışının bu sene 100 milyar €’ya çıkması bekleniyor (çünkü kredi bakiyesi
azaldığında sermaye ihtiyacı azalıyor). Tüm bunlara AB
TLTRO ve
bankalarının 300 milyar € sermaye açığının olduğu tahmin (Milyar €)
Krediler* TLTRO** LTRO*** LTRO farkı
ediliyor. Geçen yıla göre 100 milyar €’luk iyileşme olmuş
1,350.1
95
13
82
olsa da halen çok büyük bir rakam ve bankalar bu ortamda Almanya
1,099.3
77
56
21
kredilerini daha da arttırıp neden sermayelerini daha da zor- Fransa
lasınlar sorusu açıkta kalıyor.
İtalya
1,075.1
75
184
-109
İspanya
768.6
54
161
-107
İkincisi, 2011 ve 2012’de kullandırılmış olan LTRO’nun 404
Hollanda
413.8
29
38
-9
milyar €’luk geri ödemesi Ocak ve Şubat’ta geliyor. TLTRO
219.0
15
5
10
ile piyasaya sağlanan fonlama piyasadaki likiditeyi 2014 yılı Avusturya
Belçika
139.7
10
14
-4
son çeyreğinde artırsa da LTRO geri ödemeleriyle likidite
2015 yılı başında tekrar şu anki seviyelerine geri dönecek. Yunanistan
139.0
10
1
9
Bankalar ilk iki TLTRO fonlamasından maksimumda yarar- Portekiz
119.6
8
39
-31
lansalar (400 milyar €) bile bu kaynak aynen geri ödemede
İrlanda
110.3
8
23
-15
kullanılacak. Kaldı ki yandaki tablodan görülebileceği gibi
Finlandiya
97.5
7
0
6
ülke bazında asimetrik bir durum söz konusu. Aslında bu
5690
398
534
-136
kaynakları en çok kullanması beklenen İtalya, İspanya ve Euro Bölgesi
Portekiz gibi ülkelerin bankaları nette likidite açığında ola- * Nisan 2014 sonu itibarıyla TLTRO için baz alınacak kredi stoku
caklar. Önümüzdeki sene Mart’tan itibaren başlayacak çey** Kredi stokunun %7'si ile maksimum olabilecek TLTRO miktarı
reklik fonlamalardan sonra zamanla artıya geçebilirler ama
*** En son verilere göre LTRO stoku
bu da zaman alacak.
Kaynak : Avrupa Merkez Bankası, Ülke Merkez Bankaları Aylık Raporları
6
14 Temmuz 2014
DenizBank Ekonomi Bülteni
Makro Ekonomi & Strateji
Üçüncüsü, bankaların sermayeleri yeterli ve likiditeleri uygun olsa bile bu kredileri kullanmak isteyebilecek talebin olduğu
konusunda soru işaretleri var. TLTRO gereği bankaların sadece AB ülkelerine kullandıracakları krediler kapsam içinde
tutulacak. Büyümenin bu kadar yavaş gittiği, işsizliğin %12’de takıldığı, enflasyonun deflasyona doğru gitme sinyalleri
verdiği bir ortamda hem şirketlerin hem de hanehalkının kredi kullanım iştahı çok çok güçlü değil. Faizler de zaten bugün
itibarı ile çok düşük. Şirket kredileri (kurumsal, ticari ve kobi ortalaması) Fransa’da %2.22, Belçika’da %2.01, İspanya’da
%3.67 ve İtalya’da %3.39. Bu 4 ülkenin faizleri ortalamada 2011 sonuna göre 60, 2008 sonuna göre ise 170 baz puan
gerilemiş durumda. Keza bireysel kredilerde de durum aynı. Uzun vadeli mortgage kredi faiz oranları Euro Bölgesi ortalamasında 2008’e göre 200, 2011’e göre de 80 baz puan gerileyerek %3.14’lere kadar gerilmiş durumda.
Dördüncüsü, büyümenin ve iç talebin limitli; işsizliğin de yüksek olduğu bir ortamda bankalar NPL endişesi nedeni ile kredi vermeye çok istekli olmayabilirler. 2013 sonu itibarı ile İtalya, İspanya, İrlanda, Portekiz ve Yunanistan’da NPL oranları
sırasıyla %15.1, %8.2, %24.6, %11.0 ve %31.3. ECB’nin testi sonrasında bu oranların daha da yükselme durumu varken
bankaların daha fazla kredi batırma konusunda isteksiz olacakları çok açık.
Bu tarzda kredi canlandırıcı önlemler daha önce İngiltere ve Danimarka gibi ülkelerde de uygulandı fakat istenilen sonuçlar alınamadı. Çünkü bu tarzda radikal para politikaları krizi çözmekte etkili olsa da ekonomi ayağa kaldırmayı başaramıyor. Yine bir başka örneği Japonya’da görüldü. 1990’lardan sonra senelerce sıfıra yakın seviyede götürülen politika faizine karşın büyümede istenilen sonuçlar alınamadı. Ne zaman para politikaları bütçe politikaları + (çok az da olsa) reformlarla desteklenmeye başladı büyüme kıpırdandı. Bu tarz politikaların işe yaraması için yapısal olarak sağlam ekonomi ve
bankalar lazım. Japonya’da bu yoktu o yüzden işe yaramadı. AB de aynı durumda. Zaten Draghi de son zamanlarda politikacılara “Toparlanmanın sadece para politikası ile olması mümkün değil acil olarak reformların hayata geçirilmesi gerek”
şeklinde mesaj veriyor.
Özetle, AB tarafından atılan adım kesinlikle önemli ve gerekli. 2 sene önce herkes Euro’nun dağılacağına ilişkin senaryoları gözden geçirirken bugün AB’nin düşük hızlarda da olsa büyümeye geçmiş olması, bankaların tekrar normale dönmesi, kamu tahvil getirilerinin tarihi düşük seviyelere inmiş olması zaten Draghi sonrasında ECB’nin yaptığı doğru hamlelerin
bir sonucu. TLTRO’da bunun bir devamı. Ama yukarıdaki çekinceler ışığında TLTRO’nun tek başına banka kredisini canlandıracağını ve buna bağlı olarak ekonomileri ayağa kaldıracağını beklemek çok gerçekçi değil. Son günlerde Portekiz’in en büyük 3 bankasından biri olan Banco Espirito Santo’nun (BES) yaşadığı sorunlar sonrasında AB bankalarının
hisse senetlerinde görülen olumsuz seyir ve artan endişe bunun tipik bir örneği. BES’in yaşadığı sorunlar tamamen bireysel olmasına karşın tüm bankaların etkilenebileceği paniğinin ortaya çıkması bölgede toparlanmanın halen çok kırılgan
olduğunun ve uzun yıllar alacağının önemli bir göstergesi. Bu nedenle önümüzdeki dönemlerde ECB’den yeni TLTRO’lar,
varlık alımları (ABS) ve hatta FED tipi parasal gevşemeler görmek kimseyi şaşırtmamalı…
7
Download

Yurt Dışı Gelişmeler DenizBank Ekonomi Bülteni 14