ET MUAYENESİ
PARASİTLER
Doç.Dr. Belgin SIRIKEN
Distomatose
Fasciola hepatica
 Halk arasında “yaprak kelebeği” olarak ta bilinen
Fasciola hepatica, zeytin yaprağı şeklinde, açık
kahverengi–gri renkte bir trematoddur.
 Koyun, keçi, sığır, manda ve diğer ruminantların
karaciğer ve safra kanallarında yaşarlar.
 Ruminantların önemli diğer karaciğer trematodu ise
Fasciola gigantica’dır.
 Halk arasında “yılan kelebeği” olarak bilinen bu
parazit, sığır, koyun, keçi ve diğer ruminantların
karaciğer ve safra kanallarında yaşar.
 Bu parazitler safra kanalları ve karaciğerde akut
ve kronik infeksiyonlara neden olur.
Ante-Mortem Muayene
Bulguları:
 Fasiolazis akut, subakut ve kronik formda
seyreder.
 Akut fasiolazis, etkenlerin alınmasından 3 hafta
sonra gelişir.
 Oldukça fazla sayıda (5000’den fazla) genç
kelebek tarafından oluşturulan karaciğer
invazyonu söz konusudur.

 Bu durumda hiç bir semptom olmaksızın
karaciğer kanaması nedeni ile hayvan ölür.
 Subakut formda, kilo kaybı, anemi ve
karaciğer bölgesinde ağrı gözlenir.
 Kronik formda ise, etkenlerin alınmasından
1-2 ay sonra anemi, kondisyon kaybı, göz
kapakları, göğüs ve gırtlakta ödematöz
şişlikler ile ileri dönemde kusma, diyare ve
ölüm görülür.
 Post-Mortem Muayene Bulguları:
 Şiddetli kronik infeksiyonlarda kaşeksi, anemi, ödematöz
karkas ve karaciğer apseleri görülür.
 Karaciğerde büyüme (akut paranşimatöz hepatit), bağ doku
artışı (fibrozis) ve hemoraji görülebilir.

 Karın boşluğunda kanlı bir sıvı vardır.

 Safra kanalları elle sıkıldığında ergin parazitler çıkar, bu
esnada karaciğer dokusu çamur kıvamındadır.
 Bununla birlikte safra kanallarında kalsifikasyonda
mevcuttur.
 Safra kanallarına ulaşamayan parazitler karaciğer
paraşiminde kapsüller oluşturur.
 İnfekte karaciğer kısımları açık-esmer, beyazımtrak
bir renk alır. İlerlemiş olgularda karaciğerde atrofi
şekillenir.
 Özellikle koyunlarda zayıflama ve etlerin sulu bir
görünüm alması dikkati çeker.
 Karaciğer, akciğer, diyafram ve peritonda siyah
parazitik metabolitler görülür.
 Parazitlerin metabolitlerinden kaynaklanan,
akciğer ve karaciğer lenf yumrularında
siyahlaşma ve karaciğerdeki zarardan dolayı da
sarılık gözlenir.
 Bununla birlikte eğer karaciğer küçük parçalar
halinde suya atılırsa, koyu kırmızı renkte genç
parazitler suyun dibine çöker.
 Ayırıcı Tanı:
 Melanozis ve melanoma ile karışır.
 Etler Hakkında Karar:
 Sirozlu ve kireçlenmiş karaciğerler imha
edilmelidir.
 Sadece safra kanallarında lokalize olmuş
infeksiyonlarda, lezyonlu bölgeler
uzaklaştırılarak geri kalan kısımlar tüketime
sunulur.
 Hastalıklı karaciğerler köpek maması veya
yenmeyen yan ürünlerin üretiminde kullanılabilir.
 Ödematöz ve zayıf görünümlü karkaslar için
karar, patolojik değişikliklerin durumuna göre
verilir.
Fasciola gigantica (Yılan
Kelebeği)
 Fasciola gigantica (Yılan Kelebeği)
Et Muayenesi
 :
 Gövde kaşektik olabilir.
 Deri altı bağ dokusu solgun sarı renkte ve
anemiktir.
 Abdominal boşlukta fibrin ve kan pıhtılarını
içeren yaklaşık 1 lt’ye varabilen sıvı
bulunur.
 Kc büyümüş üzerinde ceviz büyüklüğüne
varan hematomlar bulunur.
Kc dokusu serttir ve zorlukla kesilir.
Safra kanalları kalınlaşmış, safra
kesesi safra ile dolu ve gergindir.
Ölüm sebebi iç kanama ve
septisemidir.
AKCİĞER KIL KURTLARI
 Kasaplık hayvanların solunum sistemlerinde
görülen ince, ipliksi tarzda ve beyaz-solgun renkte
3-5 cm uzunluğunda parazitlerdir.
 Bazıları ciddi bronşitis ve bronkopneumonilere
neden olur.
 Koyun, sığır, domuz ve atların akciğerlerinde
oluşturdukları infeksiyonlar nedeniyle önemlidirler.
 İnfeksiyonlar genelde yaz ve sonbahar aylarında
sıklıkla görülür.
 Sığırlarda görülen en önemli tür Dictyocaulus
viviparus’dur. Pneumoni ve bronşitis yapar.
 Koyun ve keçilerde en yaygın tür ise
Dictyocaulus filaria’dır.
 Bunlardan başka Protostrongylus rufescens ve
Mullerius capillaris’e de rastlanmaktadır. Fakat
bu türlerin patojenitesi zayıftır.
1. Dictyocaulus filaria
 Koyun, keçi ve yabani
trachea,
bulunur.
 Beyaz/açık
bronş
sarı
şeklindedirler.
ve
renkte,
ruminantların
bronşiyollerinde
yorgan
ipliği
 Hırıltılı ve güç solunum, anormal akciğer
sesleri ve devamlı burun akıntısı gözlenir.
2. Dictyocaulus viviparus
 Sığır ve geyiklerde akut akciğer amfizem
ve bronşitise neden olur.
3. Protostrongylus rufescens
ve
keçilerde
bronş
ve
bronşiyollerde kahverengi /esmer kırmızı
renktedirler.
 Koyun
Protostrongylus unciphorus
Koyun ve keçilerin bronşiyollerinde
4.
Cystocaulus ocreatus
Koyun ve tiftik keçilerinde akciğerlerde, pleura
altında toplu iğne başı büyüklüğünde.
6. Mullerius capillaris
5.
Koyun ve keçilerin bronşiyollerinde, akciğer
parankimasında boz beyaz renktedir.
Ante-Mortem Muayene
Bulguları:
 Sığırlarda yüksek ateş (40-41ºC), hızlı ve
yüzeysel solunum, burun akıntısı, siyanoz
ve yerden kalkamama semptomları
görülür.
 Koyunlarda ise, solunum güçlüğü, öksürük,
burun akıntısı ile sekonder infeksiyonlarda
yüksek ateş görülür.
Post-Mortem Muayene
Bulguları :
 Post-mortem muayenede genel olarak
kaşeksi tablosu ile karın ve göğüs
boşluklarında seroz nitelikte eksudat
birikimi görülür.
 Buna ilaveten bronşların mukoz
membranlarında ödem ve hemorajiler
gözlenir.
Akciğer dokusunda, mısır tanesinden
fındık büyüklüğüne varan sarı veya
kırmızı- kahverenginde saçma
benzeri odaklar ile lobüler
inflitrasyonlar birlikte görülebilir.
Ayırıcı Tanı :
 Bakteriyel bronkopneumoniler,
apse, nekrobasillozis, tüberküloz,
aktinobasilloz, hidatidoz ve
atalektazi ile karışır.
Etler Hakkında Karar:
 Birçok hayvan akciğer kıl kurtları ile infekte
olabilir.
 Fakat infeksiyonlar çok şiddetli değilse
hayvan sağlığı açısından çok büyük etkisi
yoktur.
 Akciğerler tamamen zarara uğramışlarsa
imha edilir.
 Eger karkas kaşektik ve ödemli ise
karkasın tüketimine izin verilmez.
SARKOSPORODİLER
SARKOSPORODİLER
 Omurgalıların kas fibrilleri ve konjuktif
dokuları içerisinde, beyazımtrak renkte
kistler halinde görülür.
 -Kas iplikçileri arasında yerleşen ve iğ
şeklinden küre şekline kadar değişen
kesecikler halinde görülür.
 Bu keseciklere “miescher kesecikleri” adı da
verilir.
 Bu kistlerin içerisi transversal olarak localara
ayrılmıştır ki bunlara da “Rainey cisimcikleri”
denilen yarımay veya fasülye şeklindeki sporlar
(trophozoitler) ile doludur.
 -Rainey
cisicikleri zamanla granüler bir
manzara alırlar ve daha sonra bütün kese
kalsifiy olarak gözle görülebilecek bir şekil
ve büyüklüğe ulaşırlar.
 Kistler genellikle çizgili kaslarda, kalp
kasında ve nadir olarak da düz kaslara
yerleşerek “sarcosporoidiosis” e neden
olurlar
 50’den fazla türü bulunmaktadır.
Sarcocystis’ler özel konakçı isterlerse de,
konakçı spesifik olmayıp, akraba konakçılar
da birinden ötekine nakledilebilirler.
Morfolojileri:
 Sarcocystlerin kistleri, mikroskobik ölçüden
başlamak üzere 1.5-5 mm büyüklüğüne kadar
değişebilir.
 Şekilleri ise, silindir, iğ, elipsoidal ve düzensiz bir
halde olabilip, kaslara uzunlamasına yerleşirler.
 Büyüklükleri konakçılara göre değişir.
Biyolojisi
 Hayat siklusu basit olup, eşeyli safha ve
arakonakçı bulunmadığı kabul edilir.
 Et yiyen hayvanlar: ya kaslarda bulunan
bozulmamış kistleri veya gaitada bulunan
serbest haldeki sporlar ile bulaşmış
besinleri yiyerek enfekte olurlar.
 Ot yiyen hayvanlar ise, enfekte besinlerde
bulunan serbest sporları yiyerek
sarcospirodiosise yakalanırlar.
 Gıdalarla alınan trophozoitler barsak duvarını
geçerek kan dolaşımına geçerler. Hematojen
yolla da çizgili kaslara giderek oradan kas
hücrelerine yerleşirler.
 KİSTLER- kas hücresi içerisinde ikiye bölünerek
çoğalan sporlar tarafından meydana getirirler.
 Bu büyüme sonucu kistler, kas hücresini
tahrip ederek daha sonra kas fibrilleri
arasındaki bağ dokuya yerleşirler.
 Trophozoitler, kist olgunlaştıktan sonra
kist duvarının parçalanması neticesi
serbest kalırlar ve kana karışırlar.
 Kan dolaşımı vasıtası ile sindirim ve
boşaltım kanalına gelirler.
 Oradan da idrar ve gaita ile dışarı çıkarlar.
 Trofozoitler vücutlarının kayması,
bükülmesi, dönmesi ve spiral olarak
hareket ederler.
SARCOCYST TÜRLERİ
 Sarcocystis tenella: Koyun ve keçilerde
bulunur.
 Boyu 1.5 cm’ye ulaşır.
 Özefagusta bulunanları fındık büyüklüğünde
olabilirler.
 Henüz kireçlenmemiş olanları makroskopik
et muayenesinde her zaman belirlenemez.
Mekik şeklinde;
Pirinç tanesi  Fındık
 Özefagus dışında,
 Dil,
 Çene
 Gırtlak
 Diafrağma
 Karın
kası
 İnterkostal kas
 Myokard ‘da
bulunur.
 Bunlar içinde en sıklıkla bulundukları organ
özefagustur.
 Diğer bölgelerde bulunanlar çoğunlukla
kireçlenmemiş kistlerden ibaret olup, ancak
mikroskobik muayene ile saptanabilir.
 Sarcocystic miescheriana- Domuzlarda
görülür.
 Kistler, özellikle koyu renkli kaslarda çıplak
gözle açık gri renkte görülür. Kistler 0.5-4
mm x 2-3 mm büyüklüğündedir.
 Çoğu zaman domuzlarda kalsifiye olmuş
trişin kistleri ile karışabilir.
 Sarkokistlerin oluşturduğu miescher
boruları tamamen kireçlenmişlerse
sarkosporidileri et muayenesinde çıplak
gözle tanımak mümkündür.
 Parazitin orta kısmından başlayarak
yanlara doğru yayılan kireç birikintileri
kalsiyum karbonattan ibarettir.
 Domuzlarda en çok bulunduğu yer karın
kasları ve diyafragmanın kaslı bölümüdür.
 Sarkosistis lindemanni: İnsanlarda görülen
bu sarkosporoidelerin insanlara özgü bir
nevi olmadığı üzerinde görüşler vardır.
 Bazı araştırıcılar bunun koyunlardan
insanlara geçen Sarcocystis tenella
olduğu ihtimali üzerinde durmaktadır.
 İnsanlarda kalp, yutak, dil, karın ve göğüs
kaslarında nadiren rastlanır.
 Sarcocystis fusiformis (S. blanchardi):
 Boyu 15 mm’ye ulaşan bu sarkosporidi
kaide olarak mandaların özefagusunda
yerleşir.
 Bazen çok sayıda olup, özefagusun her
tarafına serpilmiş bir manzara gösterir.
 Sığır ve mandaların çizgili kas, kalp kası
ve dokularında görülür.
 Sarcocystis bertrami: Tek tırnaklılarda
 Sarcocystis cervi: Geyiklerde
 Sarcocystis cameli: Develerde
 Sarcocystis cuniculi: Tavşanlarda
 Sarcocystis muris: Rat ve farelerde
 Sarcocystis caviae:Kobaylarda
 Sarcocystis rilevi: Tavuk, ödek ve yabani
kuşlarda rastlanmıştır.
 Kasların derin kısımlarında bulunan kistler, karkas bir
gece soğuk depoda bekletildikten sonra kaslara
kesitler yapıldığında katı, yeşilimsi odaklar şeklinde
görülebilir.
 Gözle görülebilecek boyutta olanlar kolay tanınabilir.
 Küçük olanlar ise mikroskobik muayene ile saptanabilir.
 Kistler lam üzerine sürülerek 40 ‘lık objektifle bakılır, muz
şeklindeki sporların görülmesiyle teşhis konulur.
 Domuzlarda tirişin, sığırlarda ise Cys. Bovis kistleriyle
karışır.
Etler Hakkında Karar
 E.T.T.nin 21. maddesine göre parazitler lokal
olarak bulunursa o kısım temizlenir.
 Diğer gövde kısımlarının şatlı olarak tüketimine
izin verilir.
 Ancak parazit sayısı az olmasına rağmen
kaşeksi varsa veya etlerin rengi bozulmuşsa,
yağlar hariç gövdenin tamamı imha edilir.
Scheme of Sarcocystis life-cycle
(by Radchenko, 1994)
Sarcocystis fusiformis from
buffaloes in Azerbaijan
 Oesophagus of
buffalo with
sarcocysts (orig.)
 Sarcocyst in
oesophagus muscle
tissue (orig.)
Microscopic cysts of Sarcocystis hominis nestled
in a sliver of beef tongue.
 Haematoxylin-eosin staining. Magnified about 400x

By kindness permission of United States Department of Agriculture (USDA)
http://www.ars.usda.gov/is/graphics/photos/may02/k9871-1.htm; Image Number K9871-1
Trichinosis
Trichinosis
Etken: Trichinella spiralis (Domuz, insan, rat, fare, köpek,
kedi, ayı vd memeliler)
 Larvalar en çok dil, diyafram, göz, çene ve interkostal
kaslara yerleşir.
 Tirişinella muayenesinde, diyaframın kasla birleştiği
yerlerden pirinç tanesi büyüklüğünde örnekler alınır
lam arasında ezilir  trişineskopta/ digestion yöntemi
ile muayene edilir.
ULUSLARARASI TRİŞİN KOMİSYONU TRİŞİN
KONTROLÜNDE 3 YÖNTEM BİLDİRMEKTEDİR.
1.
2.
3.
4.
Isı işlemi: merkezi sıcaklık 71°C olacak şekilde
Dondurma işlemi:
1. 15 cm kalınlığındaki etler –15°C de en az 3
hafta
2. 69 cm kalınlığındaki etler –15°C de en az 4
hafta
Işınlama işlemi: Etlerde bulunan trichinella
larvalarının inaktivasyonu  0.3 kGy dozda
ışınlama uyg.
Alternatif dondurma işlemleri:
1. -15°C de 20 gün
2. -23°C de 10 gün
3. -29°C de 6 gün
Trişin ile mücadelede
 KÜRLEME
 DUMANLAMA
 KURUTMA
İşlemleri güvenilir yöntemler değildir.
Karar:
- Trişinoskop mu.de; Trişin sayısı 9 adetten az  şarta tabi.
- 9 adetten fazla  Total imha
Toxoplasmosis
Toxoplasmosis
Etken:
Toxoplasma gondii.
Esas konakçılar-----kedi ve kedigillerdir
(aslan, kaplan vs.)
Bu hayvanlar dışında kalan memeliler ise
ara konakçılardır.
Esas konakçılarda ince bağırsak mukozası
epitel hücreleri içinde oocystler şeklinde
bulunur.
 Kistler yuvarlak ve oval olup 10 mikron
büyüklüğündedir.
 Asıl konakçılarda enteroepithelial gelişmelerine
karşın; ara konaılarda extraintestinal gelişirler.
 İntracellular parazit olup bir çok organda ve kasta
bulunur.
 Ağır enfeksiyonlarda etkenler kanda, periton
sıvısında, sütte, tükrükte, spermada ve vaginal
sıvıda bulunurlar.
 Etkenler idrarda 7,
 Sütte 6,
 Tükrükte 5 ve
 Gözyaşında 4 gün enfektif özelliklerini
korumaktadırlar.
 Makrofaj ve RES sitoplazmalarında lokalize olup iç
tomurcuklanma ile çoğalırlar.
BULAŞMA
 Kedilerin gaitalarıyla çıkardıkları oocystler,
bradzoit taşıyan çiğ ya da iyi pişmemiş kas
ve organların tüketilmesi veya kongenital
yolla olmaktadır.
 Sinekler, hamam böcekleri, yer solucanları
ve sümüklüler taşımada rol oynar.
Semptomlar
 Sığırlarda
 abort,
 dyspnea,
 öksürük,
 hırıltılı solunum,
 burun akıntısı,
 titreme,
 bazen ateş,
 başlarını sallama hareketleri görülür.
 Bazen hiçbir belirti görülmeden hayvanlar aniden
ölürler.
 Hastalık uzun (birkaç ay) sürebilir.
Et Muayenesinde
 Abdominal boşlukta fibrinöz bir sıvı,
 Submaxillar lenf yumrularında büyüme
 Pneunonie
 Hemorajik tracheitis gözlenebilir.
 Kotiledonlarda nekroz oluşur.
 Koyunlarda gebeliğin ilk dönemlerinde (45-
55. günlerde) abortların şekillendiği,
 daha ileri gebeliklerde ise abortların
olmadığı ancak yavruda patolojik
değişikliklerin şekillendiği belirtilmektedir.
 Kongenital bulaşmanın genellikle gebelik
sırasında ilk kez toxoplasmosis’e yakalanan
bireylerde görüldüğü ve bu durumun gebeliğin
sonlanmasında önemli rol aldığı
vurgulanmaktadır.
 Toxoplasmosis’te enfeksiyonu geçirenler belirli
düzeyde de olsa bir bağışıklık kazanmaktadırlar.

 Hamilelerde düşük ya da normal doğum
gerçekleşebilir.
 Ancak doğan bebeklerde encephalitis,
hidrocephalus, microsephalus, sarılık, ateş,
lnfopati, iştahsızlık, karaciğer ve dalakta
büyüme, chorioretinitis ve organizmada
kırmızı lekeler görülür.
 Bazen de çocuklar etkeni doğuştan taşımalarına
karşın herhangi bir semptom görülmez,
enfeksiyon latent seyredebilir.
Teşhis
 Gaita muayenesi
 Serolojik testler
 Sabin Feldmann boyaması ile yapılabilir.
Etler Hakkında Karar
 Etkenler 50-55 C’de 5-15 dakikada,
 Sucukta 2,
 Pastırmada 4 günde yıkımlanır.
 Hayvanın besi durumu iyi ise iç organları atılır ve
etler sterilize edildikten sonra serbest bırakılır.
Kaşeksi ve ağır enfeksiyon durumlarında bütün
gövde imha edilir.
Canlı Muayene:
 Koyunlarda yüksek ateş, abort, ölü doğumlar, tremor ve
solunum güçlüğü görülür.
Et Muayenesi:
 Koyun:
Akc.de granülomatöz lezyonlar,
asites,
intestinal ülserler,
karaciğer, dalak ve böbreklerde nekrozlar,
plasentada nekroz,
beyin kanaması, ödem ve ventriküler dilatasyon görülür.
Abort  plesanta, beyin ve karaciğerde etkene rastlanır.
 Sığır: Akut dönemde ateş ve öksürük, subklinik olgularda
abort görülür.
Karar:
 Akut + kaşeksi (+)  Total imha
 Hafif durumlarda + besi durumları iyi  Şarta tabi (etler
sterilize edilir), iç organlar imha edilir.
Beyinde hemoraji ödem ve ventriküler dilatasyon
Protozoer Hastalıklar
Protozoer Hastalıklar
Theileriosis
Yuvarlak, oval, çubuk veya virgül şeklinde olabilir.
Lenfosit, histiosit ve eritrositlerde sığır, koyun,
keçi ve diğer ruminantlarda görülür.
 Sığırlarda
 Theileria parva
 Theileria annulata
 Theileria mutans
 Theileria lawrencei
 Koyun ve keçilerde
 Theileria hirci
 Theileria ovis hastalık oluşturmaktadır.
 Keneler tarafından nakledilmekle birlikte;
 Theileria mutans
 Theileria hirci
 Theileria ovis kan nakilleriyle,
 Theileria annulata
ise intrauterin olarak da bulaşmaktadır.
Theileria parva
 Duyarlı sığırlarda yüksek oranda mortaliteye
sebep olmaktadır.
 Eritrositlerdeki formları genellikle çubuk şeklinde
olmakla birlikte yuvarlak, oval ve halka şeklinde
formlarda görülebilir.
 Etkenler özellikle lenf dokusunda, dalakta,
lenfositlerin stoplazmasında, daha az olarak da
endothel hücrelerinde görülür.
 İnkübasyon süresi: 10-25 gün arasında değişir.
 Ateş (40-42 C) ve bunu takiben birkaç gün sonra
hayvan yemden kesilir.
 Yüzeysel lenf yumrularında şişme,
 Burun ve gözyaşı akıntısı,
 Göz kapakları ve kulaklarda ödemler,
 Kanlı bir diyare,
 Belirgin bir zayıflık dikkat çeker.
 Kanın boyama yeteneği azaltılmış, rengi açık,
kulaktan kan alındığı zaman kanın pıhtılaşmadığı,
uzun süre aktığı, kısa sürede durmadığı gözlenir.
 Akut olaylarda akciğer ödemi ve buna bağlı ani
ölümler görülebilir.
Et Muayenesinde
 Dalak ve karaciğer büyümüş,
 Sarı-kahverengi renkte olup, gevrek yapıdadırlar ve
dejenerasyon vardır.
 Lenf yumruları büyümüş ve hiperemiktir.
 Böbrekler hemorajiktir ya da üzerinde gri-beyaz renkte
lezyonlar bulunur.
 Akciğerler ödemli veya konjesyone bir şekilde olup,
thoraxta, perikardium ve böbrek kapsulası altında sıvı
bulunur.
 Abomasum.. İnce ve kalın bağırsaklarda ülserler
vardır.
 Ülserlerin etrafı hemorajik bir saha ile çevrilmiş
ve merkezlerine nekroz görülür,
 Gövde ikteriktir.
Theileria annulata
 Oval ve yuvarlak şekildedirler.
 Sığır, zebu ve mandalarda görülür.
 İnkübasyon süresi 9-25 gün arasında değişir.
 40-41.5 C’ye kadar çıkan ateş,
 Depresyon,
 Lakrimasyon,
 Burun akıntısı,
 Lenf yumrularında şişkinlik ve
 Hemoglobinuri görülür.
 Hayvanlar çok çabuk zayıflar.
Et Muayenesinde
 Dalak ve karaciğerin çok büyüdüğü,
 Akciğerlerde ödemlerin oluştuğu,
 Akut olaylarda lenf yumrularının şiştiği,
mukozalarda peteşi ve ikterusun,
 Abomasum ve ince bağırsaklarda şişlk,
 Kızarıklık ve etrafı yangılı bir saha ile çevrili 2-12
mm çapında karakteristik olduğu
vurgulanmaktadır
Koyun ve Keçilerde
Theileriosis
 Genellikle akut seyirlidir.
 %100’e varan mortalite görülebilir.
 Enfeksiyon oğlak ve kuzularda hafif seyreder.
 Yüksek ateş, burun akıntısı,
 Sarılık, subseröz, submukoza ve deri altında
peteşiyel kanamalar, lenf yumruları ve dalakta
aşırı büyüme, böbreklerde solgunluk ve büyüme
görülebilir.
Teşhis
 Lenf yumruları ve dalakta şizontların, perifer
kanda eritrositler formların görülmesiyle teşhis
koulur.
Etler Hakkında Karar
 Theileriosis’te karkasın besi durumu iyi ise sarılık
ve kanamanın derecesine göre karar verilir.
 Gövde etlerinde herhangi bir değişiklik yoksa,
yanlızca bozuklukların görüldüğü iç organlar imha
edilir, etler serbest bırakılır.
 İkter ve kaşeksi varsa etler imha edilir.
Babesiosis
(Piroplazmoz)
Babesiosis (Piroplazmoz)
Yuvarlak ve armut şeklinde
Eritrositler içinde, vektörü kenelerdir.
Etken:
Babesia bovis, Babesia divergens (sığır), Babesia motasi, Babesia ovis
(Koyun, keçi)
Canlı Muayene:
40-41ºC ateş,
Anemi
Hemoglobinuri
Ayrıca gastro-intestinal
Bozukluklarla birlikte sulu bir diyare
Ve sonra safra ile boyanmış gaita,
konstipasyon ve kilo kaybı gözlenir.
Et Muayenesi:
Sarılık,
Derialtı ve kas içi ödemler,
Yağlar sarı renkte ve jelatinöz bir yapıda,
Kan sulu ve rengi açık,
İdrar kesesinde kırmızı veya koyu kahverengi renkte idrar
Dalak belirgin bir şekilde büyümüş, dalak pulpası koyu
renkli ve yumuşak,
Kc büyümüş, solgun sarı renktedir.
Safra kesesi koyu renkli ve kıvamlı bir safra ile doludur.
Karar:
E.T.N. Nin 482. maddesinin K fıkrasına göre;
Şiddetli sarılık veya kaşeksi varsa etler imha
edilir.
Piroplazmoza yakalandığı halde organ ve
dokularında değişiklik göstermeyen hayvanların
etleri insan sağlığı için zararlı değildir.
 Anaplasmosis
Anaplasmosis
Sığır, koyun, keçi, geyiklerde
görülür.
Eritrositleri içinde koyu kırmızı
renge kadar değişen küresel
cisimcikler şeklinde bulunurlar.
3 türü vardır:
-Anaplasma marginale,
Anaplasma centrale
Anaplasma ovis’tir.
Bir çok kene türü ve kan emici
sinekler bulaşmada rl oynar.
Et muayenesi:
Gövde zayıf ve kaşektik,
Gövde az/çok hidremik olabilir.
Kaslar solgun, mukozalar beyaz renkte
Dalak genellikle normal büyüklüğünde, şayet hafif bir ikterus
durumu varsa dalak hafif düzeyde büyümüştür.
Epikart ve perikartta peteşiler,
Safra kesesinde dolgunluk ve karaciğerde solgunluk görülür.
Omasum içeriği çok kuru ve serttir.
Karar:
Şiddetli sarılık + kaşeksi  İmha
Anaplasmosa yakalandığı halde değişiklik
göstermeyen hayvanların etleri insan
sağlığı için zararlı değildir.
Arthropod Kaynaklı
Hastalıklar
Hypoderma bovis (Nokra)
- Hypoderma lineatum
Arthropod Kaynaklı Hastalıklar
Hypoderma bovis (Nokra) –
Hypoderma lineatum
Hypoderma bovis merkezi sinir sistemi bozukluklarına
neden olur.
Deriyi delip deri altına yerleşirler
Hypoderma lineatum Aralık ve Mart ayları arasında bel
omurları çevresindeki dokularda kalırlar
Karar:
Kaşeksi (-)  Bel ve sırt bölgesindeki lezyonlar imha
 gövde serbest bırakılır.
Przhevalskana silenus
 Özellikle kıl keçilerinde görülür.
Karar
Besi durumu iyi  lezyonlu bölgeler imha  gövde serbest
bırakılır.
Liguatula rhinaria
Karar
Kc, dalak ve lenf yumrularında az sayıdaki odaklar
temizlenir.
Mezenterik lenf yumruları hastalıklı  mezenteriyel yağlar
imha. Mezenteriyel yağlar bağırsağa 15 cm mesafeden
kesilerek lenf yumrusu içermeyen kısmı gıda olarak
kullanılır.
Oestrus ovis
 Larvaları koyunların nasal müköz membranlarında ve
bitişik boşlukların kronik kataral yangısına neden olur.
 Hayvanlarda beyin tahribatının olduğu durumlarda
dönme hareketi görülür.
Karar
Larva (+) + nazal boşluklarda mukopurulent yangı (+) 
Baş imha
Metabolizma Hastalıkları
Metabolizma Hastalıkları
Ketosis
Solunum havasında keton cisimcklerinin anormal artışıyla
karakterizedir.
Et Hakkında Karar
Hastalığın ve kokunun derecesine göre karar verilir. Etlerde
koku ve lezzet değişiklikleri konusuyla alakalıdır
Gebelik Toksemisi
 Uzun süreli nakiller, uzun süreli aç kalma, mide
bağırsak parazitleri, iklim değişiklikleri,
hareketsizlik ve kırkım gibi stres faktörleride
etkilidir.
Et Hakkında Karar
Ketosisteki gibidir.
Çayır Tetanisi
 Yüksek süt verimli ve yaşlı ineklerin, ilkbahar ve yaz
aylarında meraya çıkmasıve yeşil otların aniden aşırı
şekilde verilmesiyle ortaya çıkar
Et Hakkında Karar
Hayvanın agoni halinde veya öldükten sonra kesilip
kesilmediği ve sindirim sistemi organlarının hemen
çıkarılıp çıkarılmadığı kontrol edilerek karar verilir.
Beyaz Kas Hastalığı
 Kuzu ve buzağılarda, E vitamini, selenyum ve kükğrtlü aa fakir





doymamış yağ asitlerince zengin rasyonlarla beslenenlerde
görülür.
Taşikardikörlük, solunum güçlüğü, bir yana yatma görülebilir.
Et Muayenesi: İskelet kaslarında lezyonlar iki taraflı simetriktir,
beyaz yada dejeneratif lezyonlar şeklindedir.
Kasların görünümü pişmiş tavuk yada balık gibidir.
Diafragma çizgiligörünüm alır
Buzağılarda sol vetrikülde beyaz odaklar vardır.
Et Hakkında Karar
Besi durumuna ve hastalığın derecesine
göre karar verilir.
Yüksek Dağ Hastalığı
Oksijen noksanlığına bağlı kalp yetmezliğidir.
Et Hakkında Karar
Besi durumuna ve ödemlerin derecesine bağlıdır.
Sistiserkozis
Bulunduğu hayvan türü: Sığır, bufalo, manda, koyun, keçi, zürafa,
antilop, lama.
Etken: Taenia saginata (insan) Cysticercus bovis (sığır-kist)
Kanalizasyon suları
Kontamine yem
Canlı Muayene:
 Şiddetli enfeksiyonlarda kaslarda sertlik ve nadiren ateş
gözlenir.
Et muayenesi:
 Hareketli kaslarda
Masseter kasları
Kalp kası
Dil
Diyafram
Özefagus
İnterkostal kaslar
Bazen yağ, karaciğer, akciğer ve lenf yum.da
Toplu iğne başı 
bezelye büy.
Sistiserk kistleri kas kesit yüzeyinde, enfeksiyondan;
 2-3 hafta sonra küçük beyaz lezyonlar,
12-15 hafta sonra 5x10 mm’lik şeffaf keseler,
 15 hafta sonra opak ve inci benzeri görünümünde,
 12 ay / daha uzun sürede dejenerasyon, kazeifikasyon ve
kalsifikasyonlar şeklinde görülürler.
 Sığır etlerindeki
sistiserklerin insanlarda Taenia saginata
formuna dönmesi için canlı olmaları gerekir.
 Sistiserklerin canlılık muayenesi:
% 50 safra içeren fizyolojik su + sistiserk kistleri

 37 ºC’de inkübasyon
 boyun ve skolekslerini dışarı uzatırlar  CANLI.
Ayırıcı Tanı
 Hipodermaların kalp göçleri sırasındaki görünümleri, sinir kılıfı
tümörleri, eozinofilik myozitis, enjeksiyon sonu oluşan apse ve
granülomlar sistiserk kistleri ile karışabilir.
Etler Hakkında Karar
 Sığırlarda Cysticercus bovis
ihtiva eden etlerde, bir el ayası
genişliğinde yapılan kesitlerde canlı veya ölü parazit sayısı bir adet
ise
 şartlı olarak el konulur.
parazitli et kısmı temizlenir.
 vücudun geri kalan kısmı tamamen pişirilir veya 21 gün
salamurada veyahut aynı sürede –6 ºC’ de muhafaza edildikten
sonra serbest bırakılır.
 El ayası genişliğinde yapılan kesitlerde, parazit sayısı birden fazla ise
deri hariç, hayvanın bütün vücudu organlarına da el konularak imha
edilir.

Download

ET MUAYENESİ - Uzman Veteriner