PIHTILAŞMAYI ÖNLEYEN ve
KANAMAYI DİNDİREN İLAÇLAR
Prof. Dr. Ayhan FİLAZİ
Çok çeşitli ilaç ve doku özütü kanama ve
pıhtılaşmayı etkiler.
Bunlardan birçoğu küçük damarlardan sızma
şeklindeki kanama ve damarlardaki pıhtılaşmanın
önlenmesinde kullanılırlar.
- Trombin, tromboplastin, fibrin ve fibrinojen kan
kesici.
- Heparin, sodyum sitrat ve kumarin türevleri ise
pıhtılaşmayı önleyici ilaçların başlıcalarıdır.
Sınıflandırma





Kanamaya yol açanlar (pıhtılaşmayı önleyenler,
antikoagulanlar),
Tromboz oluşumunu engelleyenler
(antitrombositer ilaçlar),
Tromboz ve fibrini eritenler (trombolitik ve
fibrinolitik ilaçlar),
Fibrinin erimesini önleyenler (antifibrinolitik
ilaçlar),
Kanamayı dindirenler (hemostatikler)
KANAMAYA YOL AÇANLAR
(Pıhtılaşmayı engelleyen ilaçlar)
 Bunlar pıhtılaşma proteinlerinin sentezini veya
etkinliğini bozarak kanın pıhtılaşma yeteneğini
azaltırlar.
 Arteriyel tromboz olaylarında pek etkili
değildirler; ama, venöz trombozun
engellenmesinde başarıyla kullanılırlar.
Pıhtılaşmayı engelleyen ilaçlar
– Doğrudan engelleyenler (Pıhtılaşma
proteinlerinin etkinliğini engellerler; heparin gibi),
– Dolaylı yoldan engelleyenler (Pıhtılaşma
proteinlerinin etkinleşmesinde son basamağı
engellerler; kumarin vb maddeler) diye iki alt
gruba ayrılırlar.
Heparin
• Heparin vücutta mast hücreleri ve bazofil
lökositlerde bulunur.
• Sağaltımda kullanılan heparin sığır akciğeri ve
domuz ince bağırsaklarından elde edilir.
• Heparin sodyum ve kalsiyumlu tuzları şeklinde
kullanılır; bunlar beyaz renkte, şekilsiz, nem
çekici ve suda kolay çözünen tozdurlar.
• Sulu çözeltileri nötral tepkimelidir.
Heparin
Birimi
Heparin ünite ile birimlendirilir;
– 1 ünite heparin, 0.2 ml %1'lik kalsiyum
klörür katıldıktan sonra, 1 ml koyun kanının
pıhtılaşmasını 1 saat süreyle engelleyen
miktardır.
Heparin sodyumun 100 ünitesi 1 mg'a
denktir.
Heparin
• Ağızdan verildikten sonra sindirim kanalından
emilmez.
• Sadece parenteral olarak uygulanır; Dİ yol tercih
edilir. Heparin hem tüpte, hem de vücutta etkilidir;
etkisi hemen ortaya çıkar.
• Heparin etkisini bir plazma yardımcı-faktörü
aracılığında oluşturur.
• Heparin-yardımcı faktörü veya antitrombin III 'ü
etkileyerek veya onunla birleşerek etkinleştirir;
• Etkinleşen AIII birer protein ayrıştırıcısı enzim olan
etkin pıhtılaşma proteinlerinin (Faktör XIIa, XIa, Xa,
XIIIa, VIIa, IIa, trombin, Ka) etkinliğini engeller;
bunların intihar substratı olarak etkir.
• Düşük dozlarda heparin lipoprotein lipazı da
etkinleştirir.
Heparin
• aldosteronun salıverilmesini azaltır,
• plazmada serbest tiroksin düzeyini artırır,
• plazminojen etkinleştiricisinin etkinliğini engeller,
• yara iyileşmesini geciktirir,
• hücre-aracılı bağışıklığı baskı altına alır,
• güneş ve ısı ile olan yanıkların iyileşmesini
hızlandırır,
• hastalarda grefe karşı tepkimeleri baskı altına
alır.
Heparin

Kullanılmaması gereken durumlar
 Fazla
alkol içenlerde,
 heparine duyarlı olanlarda,
 kanamalı, hemofili, trombosit sayısı az,
 beyin kanaması,
 bakteriyel kalp zarı iltihabı,
 verem,
 kapillar damar geçirgenliği artışı,
 mide-bağırsak kanalında ülser,
 ciddi kan basıncı yükselmesi,
 yavru atma tehdidi,
 kanser olanlarda
Heparin
İlaç etkileşmeleri
• Kanın pıhtılaşmasını değiştiren ilaçlarla
(salisilatlar, pirazolon türevleri ve diğer ağrı
kesiciler, varfarin gibi) birlikte dikkatle
kullanılmalıdır.
• Heparin insülin, kortikotropin ve
kortikosteroidlerin etkilerini tersine çevirebilir;
diazepamın plazma düzeyini yükseltebilir.
• Antihistaminikler, digoksin ve tetrasiklinler
heparinin etkisini kısmen engelleyebilir.
Heparin
Kullanılması
 Heparin veteriner hekimlikte pek kullanılmaz.
 İnsanlarda venöz tromboz ve akciğer
embolisinin önlenmesi ve sağaltımı;
arterlerde ve kalp ameliyatlarında
pıhtılaşmanın önlenmesi; embolili kulakçık
fibrilasyonunun sağaltımı; DİK’in sağaltımına
yardımcı olunması; ve kan nakillerinde
pıhtılaşmanın engellenmesi için kullanılır.
Heparin antagonisti
Protamin sülfat
 Solmonidae ailesindeki balıkların sperma
veya testislerinde bulunur.
 Heparinin pıhtılaşmaya olan etkisini önler
 Protamin verilen hastalarda kan
basıncında düşme oluşabilir.
Kumarin ve türevleri
• Vitamin K antagonistleri veya ağızdan
pıhtılaşmayı engelleyici maddeler olarak
da bilinirler.
• Ağızdan verilebilmeleri ve sentezle
hazırlanmaları heparine üstünlükleridir.
• Etkilerinin gecikmeli olarak (en erken 24
saatte) ortaya çıkması ve vücut dışında
etkili olmamaları olumsuz yönleridir.
Kumarin ve türevleri
 Kumarin türevlerinin
başlıcaları varfarin
(koumadin), dikumarol
(bis-hidroksikumarin),
etilbiskum asetat
(tromeksan),
fenprokuman ve
asenokumarin;
 İndandion türevlerinin ise
fenindion, difenadion
ve anisidiondur.
Kumarin ve türevleri
Etki şekilleri
► Vitamin K'nın etkisini tersine çevirirler.
► Bazı pıhtılaşma proteinleri (Faktör II, VII, IX,
X) ve pıhtılaşmayı önleyici proteinlerin (protein
C ve protein S) etkinleşmelerinde indirgenmiş
vitamin K'nın yardımcı-faktör olarak girdiği
gamma-karboksillenme tepkimesini
engellerler
Kumarin ve türevleri
Kullanılmaları
Veteriner hekimlikte pek kullanılmazlar.
Beşeri hekimlikte derin ven trombozları,
romatizmal kalp kapağı hastalıkları, kalp
kası enfarktüsü, beyin damarı
hastalıkları, kulakçık fibrilasyonu
esnasında ve gebelikte oluşacak tromboembolileri önlemek ve sağaltmak için sık
kullanılırlar.
Tüpte pıhtılaşmayı engelleyici maddeler
► Sodyum
okzalat
Bu madde %20 çözeltisi şeklinde 0.01 ml/ml kan
miktarında (2 mg/ml) kullanılır.
► Sodyum sitrat
Bu %25 çözeltisi şeklinde ve 0.01 ml/ml kan miktarında
(2.5 mg/ml) kullanılır.
► Disodyum EDTA
Bu madde kana 0.2 mg/ml miktarında katılarak kullanılır.
► Heparin sodyum
Heparin kana 7.5 Ü/ml miktarında katılarak kullanılır.
TROMBOSİTLERİN ETKİNLİĞİNİ ENGELLEYENLER
- Ana etki yerlerini PG'lerden TxA2 ve PGI2'nin sentez
basamakları oluşturur.
- İlaçların başlıcaları şunlardır.
 Aspirin,
 Sülfinpirazon,
 Dipiridamol,
 Dekstran 70 ve 75,
 Klofibrat,
 Hidroksiklorokuin,
 Glukokortikoidler,
 Klotrimazol,
 Propranolol,
 Burimamid,
 Siproheptadin.
Aspirin
• Aspirin PG sentetazın etkinliğini engeller ve PG'lerin
sentezini azaltır.
• İlaca, trombositlerdeki enzim damar duvarında
bulunandan daha duyarlıdır; günde 160-320 mg aspirin
trombositlerdeki siklooksijenazın etkinliğini tümüyle
engeller.
• TxA2 sentezindeki azalma PGI2'ninkinden daha
fazladır.
• Bu etkisi sonucu aspirin trombositlerin kümeleşmesini
ve damar duvarına yapışmasını engeller.
• Trombositlerden ADP'ın salıverilmesini de azaltır.
• Köpeklere günde 3-4 kez 3 mg/kg dozda verilebilir.
TROMBOZU ve FİBRİNİ ERİTEN
İLAÇLAR
• Fibrin protein yapılı bir maddedir.
• Bu maddelerin etkisiyle kendisini kuran
amino asitlere kadar parçalanır.
• Fibrinin parçalanmasını, plazmin
(fibrinolizin) gerçekleştirir.
TROMBOZU ve FİBRİNİ ERİTEN
İLAÇLAR
• Plazmin normalde plazmada ön enzim
halinde (plazminojen veya
profibrinolizin) bulunur.
• Bazı maddeler (androjenler,
kortikosteroidler, büyüme hormonu,
streptokinaz, stafilokinaz, urokinaz,
trombin, adrenalin gibi) plazminojenin
plazmine çevrilmesini sağlayarak fibrinin
erimesine yol açarlar.
TROMBOZU ve FİBRİNİ ERİTEN İLAÇLAR


Plazmada plazmin bulunması vücudun herhangi
bir yerinde pıhtılaşmanın olduğunu ve bunun
parçalandığını gösterir.
Aminokaproik asit, kalsiyum, streptokinaz ve
stafilokinaz-antikorları plazminojenin plazmine
çevrilmesini, 1-, ve 2-antiplazmin plazminin
etkisini engelleyerek fibrinin erimesini önlerler.
TROMBOZU ve FİBRİNİ ERİTEN İLAÇLAR
Kullanılmaması gereken durumlar
 Ameliyatları izleyen 10 gün süreyle,
 3 ay içinde mide-bağırsak kanaması geçirmiş
olanlarda,
 yüksek tansiyonda,
 etkin kanama veya bozukluklarda,
 beyin kanaması veya kazası geçirenlerde,
 akut perikardit ve aorta diseksiyonu geçirenlerde
kullanılmamalıdırlar.
Streptokinaz
Kullanılması
Akut akciğer embolisi ve derin ven trombozlarının sağaltımında
kullanılır.
Streptokinaz,
–
–
–
–
–
–
–
–
–
Antibiyotiklere cevap vermeyen yaralar ile yanıklar,
ülserler,
kronik ekzema,
kulak hematomu,
dış kulak yangısı,
sinüzit,
kist,
fistüllü kırıklar,
kemik-kemik iliği hastalıklarında da kullanılır.
Yerel olarak toz veya yıkama şeklinde ve parenteral yollarla uygulanır.
Enzim müstahzarları her zaman antibiyotiklerle birlikte kullanılmalıdır.
Dİ veya DA yolla küçük hayvanlarda 5000-10.000 ünite, büyük
hayvanlarda da 110-220 ünite/kg dozlarda kullanılır.
FİBRİNİN ERİMESİNİ ENGELLEYEN İLAÇLAR


Gerek fibrin eritici ilaçlarla oluşacak doz
aşımı hallerinde, gerekse bazı
hastalıklarda (şok, karaciğer sirozu, kan
bozuklukları, akrep-yılan sokmaları,
akciğer ameliyatlarını takiben gibi)
oluşabilen aşırı fibrin eritici etkinliğin
baskı altına alınması veya önlenmesi
gerekir.
Fibrin eritici etkinliğin arttığı durumlarda
kullanılan aminokaproik asit ve
aprotinin (trasylol) isimli iki madde
vardır.
KANAMAYI DİNDİREN İLAÇLAR
 Kanama, çarpma, yaralanma veya cerrahi
girişim sırasında dokularda küçük veya kılcal
damarların yırtılması ya da kesilmesi sonucu
görülen bir olaydır.
 Büyük damarların işe karıştığı durumlarda
bunların bağlanmaları veya dikilmeleri ile
kanama kolayca dindirilebilir.
 Sızma şeklindeki kapillar kanamalarda aşağıda
anlatılacak olan ilaç veya tamponların
uygulanması gerekir.
KANAMAYI DİNDİREN İLAÇLAR
Sınıflandırma
 Emilebilir-Yerel etkili maddeler
 Sistemik etkili kan kesici maddeler
Emilebilir-yerel etkili kanama dindiriciler
 Kapillar damar kanamalarının denetiminde
başarıyla kullanılırlar.
 Kanın pıhtılaşması veya fibrinin erimesinde
bir bozukluğun olduğu hallerde bu
maddelerin etkileri zayıftır.
Emilebilir-yerel etkili kanama dindiriciler
 Bunlar yapay pıhtılaşma faktörleri sağlayarak
veya pıhtılaşma olayları ve pıhtının
şekillenmesi için yapısal bir destek oluşturarak
kanamayı denetim altına alırlar.
 Kan basıncının yüksek olduğu hallerde etkileri
ve yararlılıkları oldukça sınırlıdır.
Emilebilir-yerel etkili kanama dindiriciler














Tromboplastin,
Trombin,
Fibrinojen,
Fibrin köpüğü,
Jelatin süngeri (gel-foam),
Yükseltgenmiş selüloz (hemo-pak),
Mikrokristalize kollajen,
Adrenalin vb -mimetik ilaçlar,
Demir-3-klörür,
Sülfat tuzları,
Şap,
Tannik asit,
Gümüş nitrat,
Çinko klörür,
Sistemik etkili kanama dindiriciler








Vitamin K,
Protamin,
Pıhtılaşma proteinleri karışımı,
Desmopressin,
Dondurularak çöktürülmüş plazma,
Antihemofilik faktörler,
Kan,
Fenilpropanolamin
ANEMİ ve TEDAVİSİ



Kan hücreleri ve plazmadan yapılmış olan
kan, bir vücut dokusu olarak kabul edilir.
Vücut ağırlığının yaklaşık %8'ini teşkil eder;
hücresel kısmını alyuvarlar, akyuvarlar ve
trombositler oluşturur.
%99'dan fazlasını alyuvarlar oluşturur.
ANEMİ ve TEDAVİSİ
► Anemi,
 Çeşitli sebeplerle kan dolaşımında toplam alyuvar
sayısının,
 Kan hacmine göre nispi alyuvar sayısının,
 Hb miktarının azalmasıyla seyreden bir kan hastalığıdır.
► Anemi,
 Demir, bakır, vitamin B12, folik asit, pridoksin, riboflavin
gibi bazı temel besin unsurlarının noksanlığı sonucu,
 Kan kaybı, alyuvar yıkımının artması veya yapımının
azalmasıyla şekillenebilir.
► Anemilerin
sağaltımı ve önlenmesinde sebebin
giderilmesine ve noksanlıkların tamamlanmasına
yönelik uygulamalar yapılır.
Demir ve hemoglobin (Hb)
► Demir
dokularda ferritin isimli proteine bağlı halde
depolanır.
► Ferritin moleküllerinin kümeleşmesinden hemosiderin
oluşur.
► Demir vücuda girişi ve çıkışı son derece sınırlı ve
kontrollü olan bir maddedir; vücutta bulunan demir
sanki kapalı bir devrede tekrar tekrar kullanılır.
► Midenin asit ortamında (besinlerden salıverilen asitler
ve amino asitlerin katkısıyla) bağlı haldeki demir
serbest veya kolay ayrılabilir üç değerli (Fe+3) şekle
gelir.
Demir ve hemoglobin (Hb)
► Fe+3
ortamda bulunan indirgeyici maddelerle
(sistein, askorbik asit gibi) kısmen iki değerli
şekle indirgenir.
► Demirin çözünebilirliği ve emilebilirliği früktoz,
sorbitol gibi şekerler, amino asitler ve birçok
organik asit (laktik asit, askorbik asit, sitrik asit,
süksinik asit gibi) tarafından artırılır.
► Demirin emilmesi pH'ya da bağımlıdır; demirle
sağaltım sırasında antasidlerin kullanılmasından
kaçınılmalıdır.
Demir ve hemoglobin (Hb)
► Mukoza
epitel hücrelerinde demirin emilmesi etkin
taşımayla ama hız sınırlayıcı şekilde gerçekleşir;
emilme vücudun ihtiyacına göre ayarlanır.
► Mide-bağırsak kanalındaki epitel hücrelerinde
faaliyet gösteren ve demirin emilmesini
sınırlandıran bu mekanizma mukozal blok diye
bilinir.
Demir ve hemoglobin (Hb)
► Mukoza
epitel hücrelerine giren iki değerli
demirin bir kısmı ihtiyaca göre mukozadaki
kapillar damarlara geçerken, kalanı epitel
hücreleri içinde üç değerli hale yükseltgenip
apoferritinle birleşerek ferritin halinde
depolanır.
► Dolaşımda demir, transferin ile birleşir ve tüm
vücuda dağılır.
► Demir noksanlığı halinde başlangıçta
normositik-normokromik, ilerledikçe de
mikrositik-hipokromik tipte anemi gelişir.
Vitamin B12
► Vitamin
B12 ribonükleotidlerinin
deoksiribonükleotidlere çevrilmesi için gereklidir.
► Hücre bölünmesinde gerekli temel maddelerden
birisidir; noksanlığı halinde hücre bölünmesi azalır ve
dokuların gelişmesi yavaşlar.
► Vitamin B12 kemik iliğinde akyuvarlar ve
trombositlerin öncüleri olan hücrelerin gelişmelerinde
de rol oynar.
► Vitamin B12 alyuvarların şekillenmesinde önemli bir
olgunlaşma faktörüdür; noksanlığı halinde alyuvarların
olgunlaşamamalarıyla kendisini gösteren anemiye
(megaloblastik anemi) sebep olur.
Folik asit
► Alyuvarların
şekillenmesinde, folik asite de gerek
duyulur;
► Folik asit en fazla yeşil yapraklı bitkilerde bulunur ve
sindirim kanalındaki bakteriler tarafından da
sentezlenir.
► Noksanlığı halinde oluşan anemi, vitamin B12'de
olduğu gibi, megaloblastik ve makrositer niteliktedir.
Folik asit
► Folik
asitin noksanlığına bağlı durumlarda vitamin
B12 etkisiz kalırken, vitamin B12’nin noksanlığı ile
ilgili olanlarda folik asit etkilidir.
► Besinlerde
yeteri miktarda bulunması sebebiyle,
atlar dışındaki hayvanlarda folik asit noksanlığıyla
ilgili anemilerle seyrek olarak karşılaşılır.
Tablo . Anemi tipleri ve başlıca sebepleri.
Anemi tipleri
Sebepleri
Makrositik anemiler
Makrositiknormokromik
Kobalt ve vitamin B12 noksanlığı, doğuştan porfiri olayı
(glikoz-6-fosfat dehidrojenaz noksanlığı gibi).
Makrositik-hipokromik Kan kaybı ve alyuvarların yıkımlanmasını takiben, onların hızla
çoğaldığı
dönemde oluşur; başlıca, pıhtılaşmayı
zehirlenmeler,
leptospiroz, anaplazmoz, piroplazmoz,
sırasında rastlanır.
engelleyici
basiller
maddelerle
hemoglobinuri
Normositik anemiler
Normositiknormokromik
Kemik iliğinin aşırı derecede uyarılmasının eşlik etmediği
kan kayıpları,
subakut ve kronik yangılarda görülür.
Normositikhipokromik
Mide kurtlarının yol açtığı anemidir ve lösemide de görülür.
Mikrositik anemiler
Mikrositiknormokromik
Radyasyon, trikloroetilenle yağı çıkarılmış soya küspesi,
eğrelti otu
zehirlenmesi.
Mikrositik-hipokromik
Kronik kan kaybı, kan emici sinek ve parazitlerden ileri gelen ağır
infestasyonlar
sonucu gelişen demir noksanlığı; bakır noksanlığı ve molibden
zehirlenmesinde
vücuttaki demir depolarının kullanılmasındaki bozukluklar.
Hipoplastik
anemiler
Kemik iliğinin baskı altına alınması, demir noksanlığı, hem
sentezinin azalması,
eritropoietin noksanlığı, hemle birleşerek Hb sentezini sağlayan ve -globin
sentezi bozukluğu, kemik iliğini baskı altına alan viral hastalıklar,
çeşitli ilaçlar;
anemi mikrositik-normokromik tiptedir.
Kan yapımı için gerekli veya kan yapımını
uyaran maddeler
Mineraller
 Aneminin sağaltımı ve önlenmesinde
en fazla kullanılan maddeler demir,
kobalt, bakırdır; diğer bazı iz
elementlerden de yararlanılabilir.
Vitaminler
 Aneminin sağaltımı ve önlenmesinde,
folik asit, kobalaminler, pridoksin,
riboflavin gibi vitaminler sık
kullanılırlar.
Kan yapımı için gerekli veya kan
yapımını uyaran maddeler
Anabolik maddeler
Kan yapımını teşvik etmek için
kullanılan maddelerin başlıcaları
testosteron, stanozolol, nandrolon,
oksimetolon vb'dir.
Download

PIHTILAŞMAYI ÖNLEYEN ve KANAMAYI