EFSANE RÖPORTAJLAR-1
KADIN-ERKEK
CİSED Başkanı Dr. Cem Keçe’ye göre;
‘şiddetli’ ürkek!
reli’nin
Efsane Güzelde hbet
bu haftaki so ğlık
a
konuğu Cinsel S eği
Enstitüsü Dern Dr.
ı
(CİSED) Başkan Keçe,
Cem Keçe oldu…soruGüzeldereli’nin n hem
larını yanıtlarkeiştigal
kendini hem de e’deki
alanının Türkiy anlattı.
i
hali pür melalin
Nüfus profilimiz
2 Şubat 2015 Pazartesi
Fiyatı 25 Kr
www.yedigungazetesi.com
Türkiye'de en sık görülen cinsel sorunlar nelerdir?
Türkiye'de kadın olmanın sıkıntıları var mı, neler?
Cinsellikte yeni gelişmeler, yeni bakış açıları hangisi?
Yanlış bilinen doğrular, doğru bilinen yanlışlar var mı?
Çok alanda sorun yaşanan evliliğin sigortası ne olabilir?
Türk kadınının ve erkeğinin cinsel kompleksi var mı?
Kadına yönelik şiddet konusunda neler öne çıkmakta?
Azgın teke sendromu nedir, kaçınılmaz bir durum mu?
Efsane GÜZELDERELİ’nin röportajı ÇARŞAMBA günü YediGün’de
EFSANE RÖPORTAJLAR-2
CİSED Başkanı Dr. Cem Keçe neler anlattı?
Mutsuz evlilikler,
çocuk gelinler ve
daha neler neler…
Cinsel Sağlık Enstitüsü Derneği (CİSED)
Başkanı Dr. Cem Keçe, Efsane Güzeldereli’nin
sorularını yanıtlarken bilinen, bilinmeyen pek
çok konuyu değerlendirdi. Bilinenler konusundaki yanlış inanış ve uygulamaları ortaya
koyan Keçe, bilinmeyen hususları da aydınlattı.
İnsan sayısı, nüfusu azalan-artan illeriyle
Son yıllarda cinsel yol ile
bulaşan hastalıklar arttı mı?
Bazı hastalıklardan korunmak için
aşı olmak yeterli mi?
Ülkemizin bir yarası olan çocuk
gelinler sorunu biter mi?
Evliliği yürütemiyoruz, boşanmayı
beceremiyoruz; neden?
Evlilikte çiftlerin en çok şikayetçi
olduğu konular hangisi?
Çapkınlık bir beyin hastalığı mıdır,
yoksa genetik midir?
İlişkilerde ve cinsellikte ‘mahşerin
dört atlısı’ denen şey ne?
İnternet ilişkilerin düşmanı mı,
evlilik bu yüzünden biter mi?
Erkekler, konuşmayı sevmez
mi? Konuşursa da neler söyler?
14 şubat yaklaşırken, ‘Kadim Aşk
Öğretileri’nin tavsiyesi ne?
Türkiye nüfusu, 2014'te bir önceki yıla göre 1
milyon 28 bin 40 kişi artarak 77 milyon 695 bin
904 kişi oldu. Yıllık nüfus artış hızı 2013 yılında binde
13,7 iken, 2014 yılında binde 13,3'e geriledi.
Türkiye nüfusunun yüzde 18,5'inin ikamet ettiği
İstanbul, 14 milyon 377 bin 18 kişiyle en çok
nüfusa sahip olan il oldu Bayburt ise 80 bin 607
kişiyle en az nüfusa sahip il olarak belirlendi.
Türkiye'de 2013 yılında 30,4 olan ortanca yaş,
2014'te 30,7'ye yükseldi. Kilometrekareye düşen kişi
sayısı, 2013 yılına göre 1 kişi artarak 101 kişi oldu.
Türkiye'de 2014 yılı itibarıyla
62 ilin nüfusunda artış
görüldü. En fazla nüfus artışı,
binde 63,9 ile Türkiye'nin en
düşük nüfuslu ili Bayburt'ta
gerçekleşti. Nüfusu en fazla
düşen il, binde 39,3 ile
Çankırı oldu.
HABERİ 12. SAYFADA
Keçiören’de
çiçek harekatı
Keçiören
Belediye
Başkanı Mustafa
Ak’ın talimatıyla
lale, sümbül ve nergis soğanı dikim
çalışmaları yapıldı.
HABERİ
5. SAYFADA
Batı'daki tehlike
IRKÇILIK Kobani enkazı
TBMM İnsan Haklarını İnceleme
Komisyonu Başkanı Ayhan Sefer Üstün,
Batı'da ırkçı partilerin çoğunluğu sağlamasının büyük tehlike olduğunu söyledi.
Çankaya’da
ONARIM
Üstün, "Paris'teki terör saldırılarından
sonra hükümetler bazında özel tedbirler
alınmasa da tabandaki radikal unsurların
daha da sertleşeceği, ırkçılığın yaygınlaşacağı, nefret söyleminin artacağı ve buna bağlı
camilere, Avrupa'da yaşayan Müslümanlara
ve Türklere saldırıların artacağından endişe
ediyoruz" dedi.
HABERİ 12. SAYFADA
Yoğun kar yağışı
sonucunda tahribata uğrayan kaldırımlarda onarım çalışmalarını sürdüren
Çankaya Belediyesi
ekipleri, hasar gören
noktaları bordür, tretuvar, kilittaş, plaktaş,
oluktaş ile tamir ediyor.
Prof.Dr. Nurullah Çetin
Türkçe Bakış
9. Sayfada
Hayrettin İvgin
Kültürel Boyut
8. Sayfada
M.Nuri Parmaksız
Hayata ve
A ka dair
8. Sayfada
Efsane Güzeldereli’nin röportajının ikinci
bölümü PERŞEMBE günü YediGün’de
TBMM İnsan
Haklarını İnceleme
Komisyonu Başkanı
Ayhan Sefer Üstün
Hedef en az 6 madalya
üzce'de yaklaşık üç aydır
İsviçre'nin Zürih kentinde
6-8 Şubat'ta düzenlenecek
Ümit, Genç ve 21 Yaş Altı
Karate Şampiyonası'na
hazırlanan milliler, en az 6
altın madalya hedefliyor.
Başta Almanya ve Fransa
olmak üzere Avrupa
ülkelerinin çoğunda yükselen ırkçılık herkesi
korkutuyor…
www.
gazetesi.com.tr
gazetemizi bu adresten
takip edebilirsiniz
’ü
’dan
takip edebilirsiniz
Gazetemizi
https://www.
.com/YediGün-Gazetesi
Gazetemizi
https://www.
/yedigun.gazetesi
Bölgede dört ayı aşkın süredir devam
eden çatışmaların ardından Kobani, yıkılan
binalar, harabeye dönen mahalleler, çöken
altyapı ve hurdaya dönen araçlarla adeta bir
hayalet kenti andırıyor.
PYD yöneticilerinden Müslim, "Kobani'ye
destek veren başta Türkiye olmak üzere
herkese teşekkür ediyoruz" dedi.
HABERİ 12. SAYFADA
TANAP, Yozgat'ta bin 500
kişiye istihdam sağlayacak
Azerbaycan doğalgazının Türkiye
üzerinden Avrupa'ya taşınacağı proje kapsamında, Yozgat'ın Sorgun ilçesine bağlı
Doğankent beldesine kurulan mobilizasyon
kampında, yaklaşık bin 500 kişi istihdam
edilecek.
HABERİ 12. SAYFADA
2Çinli gitarist Yang, 14 Şubat'ta İstanbul'da sahne alacak
SINEMA
2 Şubat 2015 Pazartesi
TV / MAGAZIN
Çinli gitarist Xuefei Yang, Sakıp
Sabancı Müzesi the Seed'de,
"Sevgililer Günü" resitali verecek.
İSTANBUL - Sanatçı
14 Şubat'taki konserde, romantik eserlerden bir seçkiyi
yorumlayacak. Çin'in
ilk uluslararası kadın
gitaristi olan Yang, 7
yaşında gitar çalmaya
başladı, 10 yaşında Çin
Gitar Festivali'nde sahneye çıktı.
Royal Academy of
Music üyesi de olan
sanatçı, 2000'de Ivor
Mairants Uluslararası
Gitar Yarışması'nı
kazandı, 2005'de EMI
Classical sanatçısı
oldu. 2012'de Abbey
Road Stüdyolarında
kaydedilen "Bach
Konçertoları" adlı son
Antalya'da bir
alışveriş
merkezinde düzenlenen imza gününde
Berkay, hayranlarıyla bir araya geldi.
Yeni çıkan "Aşk
Melekleri
albümünü" hayranları için imzalayan
Berkay'a yoğun ilgi
gösterildi. Birçok
müziksever, imza
alabilmek için
saatlerce sıra bekledi.
Vizyona
yeni
girecek
filmler
Şarkıcı Berkay, hayranlarıyla buluştu...
ANTALYA - Türk pop
müzik şarkıcısı Berkay,
"Aşk Melekleri" albümü
için imza günü gerçekleştirdi.
Antalya'da bir alışveriş
merkezinde düzenlenen
imza gününde Berkay,
hayranlarıyla bir araya
geldi. Yeni çıkan "Aşk
Melekleri albümünü"
hayranları için imzalayan
Berkay'a yoğun ilgi gösterildi. Birçok müziksever,
imza alabilmek için
saatlerce sıra bekledi.
Berkay, hayranları ile
özçekim de yaptı.
Berkay, imzalanacak
albümlerinin bitmesi üzerine gitmek isteyince
katılımcılar tepki gösterdi.
Bunun üzerine bir süre
daha imza dağıtmaya
devam eden ve ilgiden
duyduğu memnuniyeti
dile getiren Berkay,
"Konsere yetişmem
gerekiyor. Yoksa sizlere
daha fazla imza dağıtmak
isterdim" dedi.
Berkay, daha sonra
alışveriş merkezinden
ayrıldı. (AA)
"İçimdeki Ses"
Çağrı Bayrak'ın yönettiği, Engin
Günaydın, Leyla Tuğutlu, Füsun
Demirel ile Ersin Korkut'un
oynadığı "İçimdeki Ses" haftanın
bir diğer komedi türündeki yerli
yapımı.
Senaryosu Engin Günaydın'a ait
filmde, kendi dünyasında
yaşayan, öz güveni yetersiz bir
yazar olan ve doğru dürüst bir
ilişkisi olmadığı için yalnızlıktan
kurtulmak isteyen "Selim"
karakterinin içindeki sese kulak
vererek hayatına dair aldığı
kararlar konu ediliyor.
05:53 İstiklal Marşı ve Günün
05:55 Mazi Kalbimde Yaradır
07:20 Osmanlı Tokadı
09:00 Rüzgar Gülü
10:00 Yabancı Sinema
"Çılgın Köpek"
11:40 1'de Bugün
11:55 6 Mantı
13:10 Savaşta Barışta
Türk Ordusu
13:35 1'de Bugün
13:50 Türk Sineması
"Hasan Boğuldu"
15:35 Gezelim Görelim
16:15 1'de Bugün
16:30 Zengin Kız Fakir Oğlan
19:00 Ana Haber Bülteni
19:45 Spor
19:50 Hava Durumu
19:55 Beni Böyle Sev
23:00 Yabancı Sinema
"Görevimiz Tehlike 2"
01:20 Türk Sineması
"Hasan Boğuldu"
02:50 Gezelim Görelim
06:00 Çocuklar Duymasın
08:30 Adanalı
10:35Yahşi Cazibe
12:45Alemin Kıralı
15:40 Truvalı Helen 18:45 Hafta Sonu
atv Ana Haber
20:00 Yerli Dizi
23:20 Yabancı Sinema
02:05 Aliye
03:05 Hayat Devam Ediyor
05:00 Şöhret
20:00 RAKİPSİZ
Orjinal İsmi:Unrivaled
Yönetmen:Warren Sonoda
Oyuncular:Hector
Echavarria, Steven Yaffee,
Nicholas Campbell
Yapım Yılı:2010
Tür:Aksiyon/Macera
Dünyanın en iyi Kick
Boksçusu olduğunun
farkında olmayan Ringo
Duran, hayatına iki işte
çalışarak ve kız kardeşinin
destekleri ile devam
etmektedir. Ringo’nun
hayallerinde babası Gracie
Duran gibi profesyonel bir
Kick Boksçu olmak vardır.
albümüyle "bir
numaraya" kadar yükselen Yang, Avrupa,
Asya ve Kuzey Amerika
dahil 40'dan fazla
ülkede konser verdi.
Yang, bugüne kadar
English Chamber
Orchestra, Royal
Scottish National
Orchestra, Scottish
Chamber Orchestra,
Northern Symphonia
Orchestra, BBC
Concert Orchestra,
Hungarian Symphony
Orchestra, Seoul
Philharmonic
Orchestra, Hong Kong
Philharmonic Orchestra
ile aynı sahneyi paylaştı.
"Yapışık Kardeşler"
İlker Ayrık, Hakan Bulut,
İvana Sert, Ayberk Atilla
ve Erdal Tosun'un rol
aldığı "Yapışık Kardeşler"
de komedi meraklılarının
ilgisini çekmeye aday.
Yönetmenliğini İlker
Ayrık'ın yaptığı filmde,
yaşadıkları köyde mutlu
bir hayat süren yapışık
kardeşler Halim'le
Selim'in yaşadığı maceralar izlenebilecek.
07:00 GAGGUK
08:30 BURADA NE YENİR?
09:30 SON TREND
10:30 DİZİ DOKTORU
11:30 HAFTASONU
12:50 GAGGUK
13:45 GÜRKAN ŞEF İLE
MANGAL ZAMANI
15:00 DOLU DOLU
ANADOLU
16:20 YABANCI
SİNEMA
18:15 EMRE BUGA
İLE ANA HABER
19:00 THE UNIT (EKİP)
20:00 YABANCI
SİNEMA
21:50 YABANCI
SİNEMA
23:50 BOKS GECESİ
BEST OF KICKBOKS GECESİ
02:20 THE UNIT (EKİP)
TEKRAR
Orjinal İsmi:Defiance
Yönetmen:Edward
Zwick
Oyuncular:Daniel
Craig, Liev
Schreiber, Jamie Bell
Yapım Yılı:2008
Tür:Aksiyon/Savaş
Üç kardeş, Nazilerin
kontrolü altındaki
Polonya'dan kaçıp
Beyaz Rusya civarında bir yerde Nazilere
karşı savaşan Rus
direnişçilerine katılıp,
ormanın içinde bir
köy inşa ederler. Bu
sayede hem kendilerini hem de 1200
kişinin hayatını kurtarırlar.
06:00 Dila Hanım
07:30 Akasya Durağı
10:00 Melek
12:00 Yerli Dizi
14:00 Yerli Dizi
16:30 Yerli Sinema
18:30 Star Haber
19:15 Star Life
21.00 Sihirbazlar Çetesi
00:30 Yerli Dizi
03:00 Yerli Sinema
04:30 Yerli Sinema
20:00 DİRENİŞ
Ece Erken'e 890 bin
euroluk doğum hediyesi
İSTANBUL - Ünlü sunucunun eşi Serkan
Uçar, 890 bin euro değerindeki beyaz Lamborghini Aventador marka otomobili doğum
sonrası hediye edeceğini söyledi. Uçar, eşini
direksiyona geçirmeyi de ihmal etmedi. Asena Erkin ve Yağmur Sarıoğlu’na rakip olan
Ece Erken, ”Yalnız ben bunu kullanmaya kıyamam Asena’nın arabasına çarptıklarını
duydum. 30 bin liralık hasarı varmış” diyerek
herkesi güldürdü.
Doğumunu Amerika’da yapmaya hazırlanan Ece Erken, aile büyüklerinden veto yediğini de açıkladı. Sunucu, “Ben çocuğumun
geleceği için orada doğum yapmak istiyordum fakat eşimin ailesi ve kendi ailem bu
duruma karşı çıkıyor. Bu durumda doğumu
İstanbul’da yapacağım” diye konuştu.
"Timbuktu"
67. Cannes Film Festivali'nde
"Altın Palmiye" için yarışan
ve 87. Akademi Ödülleri'nde
"Yabancı Dilde En İyi Film"
adayı olarak Moritanya'yı temsil eden "Timbuktu" vizyona
girecek.
Abderrahmane Sissako'nun
yönettiği filmin oyuncu kadrosunda Ibrahim Ahmed, Toulou
Kiki, Abel Jafri ile Fatoumata
Diawara yer alıyor.
Batı Afrika ülkesi Mali'de
geçen ve adını bu ülkenin
Timbuktu şehrinden alan film,
"muhafazakar bir toplumda"
yaşamı anlatıyor.
08:00 Ver Fırına
10:30 Ütopya
12:15 Ütopya
14:00 Kaçak Gelinler
16:45 Çok Güzel Hareketler
18:00 Yabancı Sinema
20:00 Bu Tarz Benim
01:15 Yabancı Sinema
03:15 Yabancı Sinema
05:00 Arda’nın Mutfağı
05:45 Ütopya
06:00 Kanal D Çocuk Kulübü
07:15 Akasya Durağı
09:30 Magazin D
12:15 Çok Güzel
Hareketler Bunlar
13:15 Yerli Dizi
16:00 Ben Bilmem Eşim Bilir
19:00 Ana Haber Bülteni
20:00 Tanrının Kitabı
23:00 Arkadaşım Hoşgeldin
01:00 Yabancı Sinema
02:30 Çok Güzel Hareketler
04:00 Yabancı Sinema
21:00 ZALİM PATRON
Rodney (Michael Vartan) ve
Mike (Sean Astin) aynı ofiste
çalışan, kariyerlerinde başarılı
iki genç arkadaştırlar. İş yerinde
her şey yolunda gitmektedir, ta
ki beraber partiye gittikleri
patronları kalp krizi geçirip hayatını kaybedene kadar.
Artık patron koltuğuna geçen
isim zamanında pek de iyi
geçinmedikleri Ken Castro
(David Cross) olmuştur, ve bu
iki arkadaştan intikam almak
için onların rütbelerini ellerinden
alır. Bu da yetmezmiş gibi iki
arkadaşın işi artık kadınlarla birlikte sekreterlik yapmak olacaktır. Bakalım Rodney ve Mike
eski görevlerine yeniden
dönebilecekler midir?
bölge haberlerİ
2 Şubat 2015 Pazartesi
Türk-İş ve Kızılay'dan
Ankara'daki
Türkmenlere yardım
Türk-İş ve
Türk Kızılayı
işbirliğinde
Telafer'den
Türkiye'ye
sığınan ve
Ankara'da
yaşayan
Türkmenlere
gıda yardımı
yapıldı.
ANKARA - Türk Kızılayı Genel Başkanı
Ahmet Lütfi Akar, Türk Kızılayı Genel Merkezi
önünde düzenlenen törende yaptığı konuşmada,
Türkiye'de bulunan Iraklı Türkmenlerin mağduriyetlerini gidermek amacıyla Türk-İş'in finanse,
Kızılay'ın organize ettiği bir yardım kampanyası
düzenlediklerini söyledi.
Irak'taki çeşitli sebeplerle yerinden edilmiş
Türkmenlerin Ankara'da özellikle Mamak semtinde yaşadığına işaret eden Akar, ''En zor şey,
insanın yerinden yurdundan edilmesidir. Biz
sıcak yuvalarımızda yaşarken, hayatında gerekli
olan her şeyi geride bırakmış, yakınlarından
uzakta olan, yiyeceği, giyeceği olmayan, tüm
insani ihtiyaçlarından yoksun durumda yaşama
savaşı veren insanlardır yerlerinden edilmiş olanlar. İşte bizim Türkmen kardeşlerimiz de şu gün
bu durumdalar'' şeklinde konuştu.
İnsani hareketin Türkiye temsilcisi Türk
Kızılayının Suriye ve Irak sınırında çeşitli noktalarda insani yardım operasyonlarında bulunduğunu hatırlatan Akar, ''Irak'ın Bağdat, Kerbela ve
Esnaf, ödüllü projenin
tamamlanmasını istiyor
NEVŞEHİR - Nevşehir’in Kaymaklı beldesinde
bulunan dünyaca ünlü yeraltı şehrinde yaklaşık 2
yıl önce başlatılan çevre düzenleme çalışmalarının
son kısmını oluşturan giriş bölümünün tamamlanmamasına esnaflar tepki gösterdi.
Kapadokya bölgesinin en fazla ziyaret edilen
merkezleri arasında yer alan Kaymaklı yeraltı şehrinin çevresinde yapılan proje, Yeraltı Şehri çevresindeki alanları güzelleştirmek için Kaymaklı
Belediyesi tarafından başlatılmış, Nevşehir Kültür
Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu tarafından onaylanmış, Tarihi Kentler Birliği'nce de ödüle layık
görülmüştü.
Esnaflardan Ahmet Bayraktar, Kaymaklı Yeraltı
Şehri Çevre Temizleme Projesi'nde son aşama
olan tünel yapımına gelindiğini ama burada durdurulduğunu söyledi. Bayraktar, durdurma sebebini ise özelleştirme sonunda yeraltı şehrinin gişelerinin işletimini alan firma olduğuna inandıklarını
kaydetti.
Firmanın, gişelerin yanına iş yeri yapılarak
kendisinin işletmesini istediğini anlatan Bayraktar,
“Esnaflar olarak biz de belediyemizde buna karşı
çıkıyoruz. Devlet yetkililerinden tek isteğimiz projemizin tamamlanmasıdır. Projemiz, Anıtlar
Yüksek Kurulu ile Kültür ve Turizm Bakanlığı’ndan
onaylıdır. Bakanlık ödül verdi, şimdi de durdurdu.
Biz bunu anlamakta güçlük çekiyoruz. Turizm
sezonumuz mart ayı ile birlikte açılacak. Buradaki
dükkanlara yüksek kiralar ödüyoruz. Önümüzü
görmek istiyoruz. Bakanlık desteği ile
Belediyemiz projeyi tamamladığında esnaflar olarak işimize bakarız. Bakanlık'tan giriş tünelini bitirmesini istiyoruz. Bize engel olunmasın. Eğer firma
giriş kısmına iş yeri yaptırırsa 35 esnaf büyük
zarar görür. İş yerlerimizi belki de kapatma durumuna geleceğiz. Şirket yetkililerine başka alanlarda yer gösterilerek dükkan yapılabileceği belirtildi
ama istemediler. Sadece tünelin giriş ve çıkışında
yer istiyorlar.” dedi. (CHA)
Necef kentleri civarında olan kardeşlerimiz için
de önümüzdeki günlerde Bağdat'a giderek, oradaki Kızılay ile temasta bulunup, Türkmen kardeşlerimize yardımın nasıl götürüleceği ile alakalı
faaliyetler ve temaslarda bulunacağız'' ifadelerini
kullandı.
Akar, Iraklı Türkmenlere yaptıkları yardım
nedeniyle Türk-İş Genel Başkanı Ergün Atalay'a
teşekkür etti.
Türk-İş Genel Başkanı Atalay da Türk
Kızılayının da muhtaçlara ve mağdurlara yardım
konusunda dünyada ve ülkede önemli bir marka
olduğunu, işçinin yanında bulunduğunu, her
zaman Türkiye'nin ve Türk Kızılayının yanında
yer aldığını söyledi.
Söz konusu yardımların, madende, inşaatta
zor şartlarda çalışan işçilerin izniyle, onların
aidatlarıyla yapıldığını anlatan Atalay, şunları kaydetti:
''Yardımlarla bu işin altından Türk Kızılayının,
Türk-İş ve sivil toplum kuruluşlarının da kalkması
mümkün değil. Özellikle devletin ve hükümetin
bu işe el atması gerekiyor. Bu insanlar bizim
insanımız. Biz de o durumda olabiliriz, Allah
muhafaza. Kağıtta, kartonda yatıyorlar. Yolun
kenarında yaşlıyı, çocuğu, karda kıyamette dışarıda görürseniz, ne yemek yiyebilirsiniz ne uyursunuz, ne çay içerseniz. Bunu iyi düşünmek, iliklerine kadar bunu hissetmek lazım. Türk-İş
Türkiye'nin sigortası, Kızılay da mağdurların
mazlumların sigortası.''
Türk Kızılayı Ankara Şubesi Başkanı Ahmet
Hizanlıoğlu da kampanya çerçevesinde toplam
bin adet gıda kolisinin dağıtılacağını, ekiplerin
her gün 200 koliyi önümüzdeki haftaya çarşamba gününe kadar ihtiyaç sahiplerine ulaştıracağını bildirdi.
Türk Kızılayı Genel Başkanı Akar, yardım kolilerinin içindeki malzemeleri basın mensuplarıyla
paylaştı.
Daha sonra Türk Kızılay Ankara Şubesi ekiplerince Ankara Mamak bölgesinde yaşayan
Türkmenlere gıda paketleri dağıtıldı. (AA)
Yaşlı çifti “Çay demle, elini
öpeceğiz”diyerek dolandırdılar
KAYSERİ - Kayseri'de yaşlı çifti telefonla arayan ve kendilerini polis olarak tanıtan kişiler, eve
gelip altın ve paraları alarak kayıplara karıştı.
Yıldırım Beyazıt Mahallesi'ndeki evinde eşiyle
birlikte yaşayan Hatice Bektaş'ı (72) ev telefonundan arayan ve emniyet müdürü olduğunu
belirten kişi, Bektaş'a ait kimliğin kuyumcu soygununda kullanıldığını, altın ve paraları almaya
geleceklerini söyledi.
Telefondaki kişiye kendisinin böyle bir soyguna karışmadığını anlatmaya çalıştığını belirten
Bektaş, şunları söyledi:
"Telefonla arayan kişi 'anne senin oğlun yurt
dışından geldi mi? Bankadan para çekti mi?
Cüzdanını da kaybetti değil mi?' şeklinde sorular
sordu. Ben de 'evet' dedim. Gerçekten oğlum
birkaç ay önce yurt dışından gelip bankaya
benim adıma para yatırmıştı ve banka cüzdanını
otobüs bileti alırken kaybetmişti. Benim kimlik
numaramla kuyumcu soyulduğunu, hırsızın ben
olduğumu söyledi. Evde ne kadar altın ve para
varsa hazırlamamı ve gelip alacaklarını söylediler. Ben önce 'biz iki yaşlı insanız bizde para
altın yok' dedim. Oğlumu ve beni hapse atmakla
tehdit ettiler. Ben de zaten polisten hep korkarım. 'Cihazla geliyoruz evde altın ve para arayacağız' dediler."
Ne yapacağını şaşırdığını ve korkudan titremeye başladığını anlatan Bektaş, "Adam bana
anne çay demle gelip çayını içeceğim, elini öpeceğim dedi. Korkudan çayı da koydum. Evde 7
bilezik, 5 çeyrek altın, bir altın seti, bir çift küpe,
500 lira ve 150 avro vardı. Hepsini bir poşete
koydum" dedi.
Telefondaki kişinin altın ve paraları almak
üzere bir polis göndereceğini söylediğini anlatan
Bektaş, "Biraz sonra zil çaldı. Gelen kişiye eşim
kimliğini sormasına rağmen göstermedi. Altın ve
para dolu poşeti elimde kapıya çıkarmıştım.
Gelen kişiye verdim ve asansöre binip hızlıca
uzaklaştı. Evde ne var ne yok hepsini elimizle
teslim ettik" şeklinde konuştu.
Bektaş, telefondaki kişinin iki saat boyunca
telefonu kapatmasına ve başka biriyle konuşmasına müsaade etmediğini ifade ederek, olayın
hemen ardından gelen komşularına yaşadıklarını
anlatınca dolandırıldıklarını anladığını söyledi.
3
Milli gözetleme
uyduları için
“katlanan
reflektör anten”
geliştiriliyor
AFYONKARAHİSAR - Afyon Kocatepe
Üniversitesi (AKÜ) Teknik Eğitim Fakültesi
Makine Eğitimi Bölüm Başkanı Prof. Dr. Ömer
Soykasap başkanlığındaki ekip tarafından Askeri
Elektronik Sanayii (ASELSAN) ile imzalanan sözleşme kapsamında geliştirilen ve Savunma
Sanayii Müsteşarlığınca desteklenen "Yapay
Açıklıklı Radar Üzerine Katlanıp Açılabilir
Kompozit Reflektör Anten Projesi"nin yıl sonuna
kadar tamamlanması hedefleniyor.
Soykasap, AA muhabirine yaptığı açıklamada, AKÜ bünyesinde 10 yıldan bu yana katlanıp
açılabilir kompozit uzay yapılarıyla ilgili çalışma
yürüttüklerini söyledi.
Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırmaları
Kurumu (TÜBİTAK) ve AKÜ destekli pek çok
projeyi hayata geçirdiklerini anlatan Soykasap,
şöyle devam etti:
"Katlanıp açılabilir uzay reflektörleri konusunda da bir tecrübeye sahip olduk. Hala yürütülmekte olan bir proje üzerine çalışıyoruz. 2013
yılında, 'Keşif-Gözetleme Sentetik Açıklıklı Radar
Uydu Sistemi Projesi' kapsamında uydu platformlarında kullanılmak üzere 'Yapay Açıklıklı
Radar Üzerine Katlanıp Açılabilir Kompozit
Reflektör Anten Projesi' için ASELSAN ile sözleşme imzaladık. Proje, Savunma Sanayii
Müsteşarlığı tarafından destekleniyor. Teknoloji
kazanımı ve yükümlülüğü olarak AKÜ'de, 'yapay
açıklıklı radar' üzerine katlanıp açılabilir kompozit
bir reflektörün konsept çalışmalarını yapıyoruz.
Büyük ölçek ve ebatlardaki yapılar, uzaya katlanarak gönderilmek zorundadır. Bu konuda çalışmalarımıza başladık. Çok farklı konseptler var.
Katı yüzeyli, membran yüzeyli ve kabuk yüzeyli
reflektörlerin teknik değerlendirme çalışmaları
yapıldı. Ayrıca uzay kalifiye malzemelerin karakterizasyonu konusunda da çalışmalar yapacağız."
Soykasap, uzay sanayisinin çok pahalı ve
uyduların uzaya taşıma maliyetlerinin de çok
yüksek olduğuna dikkati çekerek, çalıştıkları
proje ile uzaya fırlatılan uyduların ağırlık, montaj,
imalat ve uzaya taşınmasında önemli ölçüde
tasarruf sağlanacağını bildirdi.
TÜRKSAT uydularının da genellikle büyük
olduğunu hatırlatarak, çanak anten kısmının katlanarak gönderilmesinin ağırlıklarda yüzde 50
tasarruf sağlayacağı bilgisini veren Soykasap,
"Uzaya fırlatılan uydulardan kilogram başına da
10 ila 15 bin dolar arasında rakamlar isteniyor.
Geliştirdiğimiz antenin katlanabiliyor ve tek
parça halinde üretiliyor olması, pahalı bir teknoloji maliyetinden, ağırlık, maliyet, montaj, işçilik
maliyetlerinden önemli tasarruf sağlayacak"
dedi. (AA)
Kadına şiddet ve töre
cinayeti ülkenin gelişmişlik
düzeyini belirliyor
Hemen polisi aramalarına rağmen altın dolu
poşeti alıp giden kişiyi bulamadıklarını belirten
Bektaş, "Gerçek polislere ifademizi verdik. Bizi
dolandıran vicdansızların bulunmasını istiyorum"
diye konuştu.
Eşinin şeker ve tansiyon hastası olduğunu, iki
gündür üzüntüden uyuyamadıklarını anlatan
Bektaş, gözyaşları içinde "Ben kendimden değil
eşimden korkuyorum, ona bir şey olursa ben ne
yaparım. Bize bunları yapanların annesi yok mu?
Ben defalarca biz hastayız, bizi üzme dedim.
Allah aldıklarını yedirmesin. Demlettikleri çayı da
içmediler döktüm" diyerek tepkisini dile getirdi.
Bektaş, daha önce de iki sefer evlerinin
soyulduğunu, şanssızlıkların peşlerini bırakmadığını söyledi.
Öte yandan, altın dolu poşeti alan kişinin
görüntüleri apartmanın güvenlik kameralarına
yansıdı.
Emniyet ekipleri, yaşlı çiftin ifadelerini aldıktan sonra olayla ilgili soruşturma başlattı. (AA)
KAYSERİ - Kadınlara yönelik şiddet ve töre
cinayetlerinin ülkenin gelişmişlik düzeyini belirlediği ifade edildi. Türkiye'de de oldukça yaygın
olan kadınlara yönelik şiddet ve töre cinayetleri
yüzünden ülkenin gelişmişlik düzeyinin kendisinin çok altındaki ülkelerle aynı düzeyde görülmesine neden olduğu belirtildi. Bu cinayetlerin
önlenmesi için temel hak ve özgürlüklerin en üst
seviyede güvence altına alınmasının önemine
dikkat çekildi.
Kayseri’de kadınlara yönelik şiddet hareketleri ve töre, namus cinayetlerinin önlenmesine
yönelik koordinasyon toplantısı Aile ve Sosyal
Politikalar İl Müdürlüğü’nde yapıldı. Aile ve
Sosyal Politikalar İl Müdürlüğü tarafından toplantı ile ilgili yapılan açıklamada, şu ifadelere yer
verildi: "Tüm dünyada olduğu gibi, ülkemizde de
kadınlara yönelik şiddet, gerek ulusal gerekse
uluslararası düzeyde yapılan tüm çalışmalar ve
tedbirlere rağmen toplumsal bir sorun olarak
varlığını sürdürmektedir. Özellikle kadına yönelik
olarak gerçekleşen şiddet olaylarının en uç noktası ise kuşkusuz, töre veya namus adına işlenen cinayetlerdir. Türkiye de töre ve namus
cinayetlerinin işlendiği ülkeler arasında yer
almaktadır. Bu durum, ülkemizin uluslararası
platformlarda eleştirilmesine, gelişmişlik düzeyi
kendisinin çok altındaki ülkelerle aynı düzeyde
görülmesine, töre ve namus cinayetlerinin ortadan kaldırılması için zaman zaman önlem almaya davet edilen konuma getirmektedir. Bu cinayetlerin önlenmesi, temel hak ve özgürlüklerin
en üst seviyede güvence altına alınması, toplumsal huzur ve güven duygusunun artırılması
ve ülkemizin çağdaş dünyada hak ettiği saygınlığı koruması bakımından gereklidir." (CHA)
4
ANKARA
2 Şubat 2015 Pazartesi
MHP Ankara İl’den
EPDK’ya hak uyarısı
kapısında kuyrukta beklemelerine
sebep oluyor. Milliyetçi Hareket
Partisi Teşkilatları olarak önerimiz;
enerji piyasalarında düzenleyici
kurum olan EPDK devreye girmelidir. Acil olarak başta Ankaralı
aboneler olmak üzere tüm
aboneleri rahatlatacak bir karar
almalıdır.
EPDK, internet aracılığıyla aziz
vatandaşlarımızın alacağı kayıp
kaçak ve diğer tutarlarını öğrenmelerini sağlamalı. Tüketici
hakem heyetlerine internet
ortamında başvuru yapılmasını
sağlayarak, vatandaş kuyruğa
girip perişan olmaktan kurtarılmalıdır. EPDK’nın bu konuda
gecikilmesine mahal verilmemeli,
gerekirse sayın Başbakan acilen
devreye girmelidir.”
Yargıtay’ın geri
ödenmesine karar
verdiği 10 yıllık kayıp
kaçak bedelini almak
için 3 milyona yakın
elektrik abonesinin
muhatap bulamadığını
bildiren MHP Ankara İl
Başkanı Fatih
Çetinkaya, doğrudan
Başbakan’a bağlı bulunan Enerji piyasası
Düzenleme Kurulu
(EPDK) yetkililerini
suçladı.
HABER MERKEZİMilliyetçi Hareket Partisi (MHP)
Ankara İl Başkanı Fatih
Çetinkaya, Yargıtay’ın geri ödenmesine karar verdiği 10 yıllık
kayıp kaçak bedelini almak için 3
milyona yakın elektrik abonesinin
muhatap bulamadığını bildirdi ve
doğrudan Başbakan’a bağlı bulunan Enerji Piyasası Düzenleme
Kurulu (EPDK) yetkililerini suçladı.
Çetinkaya, toplam 36 milyon
aboneyi ilgilendiren sorunun
çözüme kavuşturulmasını ve
vatandaşların mağdur
edilmemesini istedi.
MHP Ankara İl Başkanı Fatih
Çetinkaya, Yargıtay’ın sevindirdiği,
başta Ankara olmak üzere 36
milyon elektrik abonesinin, kamu
kurumları ve dağıtım şirketleri
aracılığıyla perişan edildiğine
dikkat çekerek şunları söyledi:
“Bilindiği gibi elektrik
abonelerinden haksız yere kesilen
kayıp kaçak, TRT payı ve sayaç
okuma kesintisinin haksızlık
olduğu, kesintinin 36 milyon elektrik abonesine geri verilmesine
ilişkin karar kesinleşti. Yargıtay
kararı sonrası, 36 milyon abone
sevindirileceği yerde eziyete
mahkum edildi.
Haksız kesintileri aboneler geri
alacak ama özelleştirme
nedeniyle muhatap özel dağıtım
şirketleri. Ancak bu şirketler 1 yıl-
lık süreçle ilgili kendilerinde bilgi
olduğunu söylüyorlar. Enerji
Bakanlığı, özelleştirmeden dolayı
hukuki süreçte muhatap değil.
Özel dağıtım şirketlerinin bağlı ve
sorumlu olduğu tek müessese ise
Başbakanlığa bağlı EPDK’dır.
Ne acıdır ki başta 3 milyon
Ankaralı elektrik abonesi olmak
üzere tüm aboneler, kayıp kaçak
bedelini almak isterken, özellikle
kamu kurumları iş yükünü üzerlerine almamak için başvuruları
cevaplandırmıyor ya da başka
kurumlara havale ediyor. Bu
nedenle de olan vatandaşlarımıza
oluyor. AKP iktidarı bürokratik
süreç içinde vatandaşların gereksiz yere özel dağıtım şirketlerinin
“HAKKINIZI ARAYIN”
MHP Ankara İl Başkanı Fatih
Çetinkaya, parti teşkilatı olarak
Ankaralı 3 milyona yakın elektrik
abonesi vatandaşın hakkını araması çağrısında bulunarak daha
sonra şunları söyledi:
“Kıymetli Ankaralılar, sizden
haksız yere kesilen bu paraları
almak kanuni hakkınız.
Hırsızlardan alamadıklarını sizlerden kesen ve hukukun dur dediği
bu uygulamada, cüzdanınızı tırtıklayanlar karşısında pes etmeyerek
hakkınızı arayınız. Başvuru ve
hukuki süreçte MHP Ankara İl
Teşkilatı olarak, 3 milyona ulaşan
Ankaralı elektrik abonesi vatandaşımızın yayında bulunacak ve
mağduriyetlerine çözüm araya-
ÇAYED Yarım Elma yardıma koşuyor
HABER MERKEZİBinlerce aileye ve Suriyeli mültecilere yaptığı
gıda ve giyim yardımı yapan Çankaya
Yardımlaşma ve Ekonomik Dayanışma Derneği
(ÇAYED) Yarım Elma, şimdi de üniversite öğrencilerine; şiddetten kaçıp yeni bir hayat yolunda
adım atan kadınlara ve ihtiyaç sahibi ailelere ev
eşyası yardımında bulundu. Hayırsever işletmeler,
kişiler ve çözüm ortaklarının desteğiyle ihtiyaç
sahipleri arasında köprü görevi görerek yardım
ulaştıran ÇAYED Yarım Elma, kendilerine eşya
yardımı için başvuranları da geri çevirmedi.
Ankara’da üniversite öğrenimi gören gençlerin
elinden tutan Yarım Elma, “Dünyaya gelen her
kadın insanlığın annesidir” diyerek şiddetten
kaçan ve Çankaya Kadın Sığınmaevi’nde bir süre
kaldıktan sonra yeni bir hayat kurmak isteyen
kadınlara da dost elini uzattı.
Yarım Elma, bağışçılarından gelen akülü bir
arabayı da karne hediyesi olarak ilkokul öğrencisi
bir çocuğa ulaştırdı. İhtiyacı olana destek
olmanın, elde ne varsa paylaşmanın kültürüyle
yoğrulmuş bireyler olarak dayanışmayı her alanda
göstermeye özen gösterdiklerini belirten Yarım
Elma ekibi, en çok da çocukların yüzünü güldürmüş olmaktan mutluluk duyduklarını belirtiyorlar.
Yarım Elma çalışanları, “Bir çocuk gülünce güneş
doğar. Çocuklarımızı mutlu ettikçe gülen yüzlerini
gördükçe geleceğe dair daha çok umut
besliyoruz.”
2. el otomobil ticaretinde
devlet güvencesi getirildi
Gümrük ve Ticaret Bakanlığı tarafından
hazırlanan kanun tasarısının TBMM'nin ilgili
komisyonunda ve Genel Kurulu'nda kabul
edilmesi ile Türkiye'de ilk defa 2. el otomobil
ticaretine önemli düzenlemeler getirildi.
HABER MERKEZİMotorlu Araç Satıcıları Federasyonu'nun (MASFED) yaklaşık 4 yıldır devam eden çaba ve girişimleri sonuç verdi. Perakende Ticaretin Düzenlenmesi
Hakkındaki Kanun'un 16. maddesine eklenen “ikinci
el motorlu kara taşıtı alım satımı gibi ticari faaliyetleri yürütenlere yönelik mesleki davranış kurallarını
belirlemeye ve bu faaliyetlerin yürütülmesine ilişkin
düzenlemeler yapmaya, c) İstatistikî bilgileri derlemeye ve yayımlamaya, ç) Bu Kanunun uygulanmasıyla ilgili olarak oluşan tereddütleri gidermeye, ikincil
düzenlemeler yapmaya ve her türlü idari tedbiri
almaya, görevli ve yetkilidir.” ibaresi ile 2. el otomobil ticareti Gümrük ve Ticaret Bakanlığı denetimine
alınmış oldu.
MASFED Genel Başkanı Aydın Erkoç konu ile
ilgili yaptığı açıklamada; “Türkiye'de ilk defa 2. el
otomobil ticareti bir kanun ile garanti altına alınıyor.
MASFED olarak yaklaşık 4 yıldır devam eden girişimlerimiz ve Bakanlığımızın özverili çalışmaları
sonucunda sektörümüz artık kamu garantisi altında
olacak. Söz konusu kanun bizim için ilk basamaktı.
Bu tarihten sonra, kanunda yer alan ibarelerin içini
doldurmak için çalışmalarımıza devam edeceğiz.
Artık 2. el otomobil ticareti yapan esnafımız belli bir
statü sahibi olacak. Sektörümüzle ilgili kayıt dışılık
sona erecek. Esnafın hal ve hareketleri, dükkanların
metrekareleri, otomobillerin kaza ve kilometre
durumları gibi sorunlu meseleler belli bir standarda
bağlanacak. Pert araçlar satılamayacak. 2. el otomobil ticareti yapan bütün esnaflar Motorlu Araç
Satıcıları Federasyonu'nun sertifikalı üyesi olacak.
Böylece gerek müşteri memnuniyeti gerekse
meslektaşlarımızın statüleri garanti altına alınmış
olacak” dedi.
Sektör ile ilgili görüş ve önerilerini değerlendirerek kanun kapsamına alan Türkiye Büyük
Millet Meclisi'nin ilgili Komisyon Üyeleri'ne ve
Genel Kurul'a başta Sayın Bakanımız Nurettin
Canikli, Müsteşar Yardımcımız İsmail Yücel, İç
Ticaret Genel Müdürümüz Adnan Yankin olmak
üzere, Gümrük ve Ticaret Bakanlığı çalışanlarına,
Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği'ne (TOBB),
Müstakil Sanayici ve İş Adamları Derneği'ne (MÜSİAD) ve Ankara Ticaret Odası'na (ATO) verdikleri
destek için teşekkür ediyoruz.” dedi.
Gündoğdu’dan kayıtdışı
fotoğrafçılığa tepki
Ankara Fotoğrafçılar Esnaf ve Sanatkarlar Odası Başkanı Feyzi
Gündoğdu, kayıt dışı fotoğrafçılığa tepki göstererek, “Sanatkârlarımız,
kayıtdışı çalışan sözde fotoğrafçılar nedeniyle zor günler yaşıyor.” dedi.
Efsane Atlet’ten
Yaşar’a ziyaret
HABER MERKEZİYenimahalle Belediye Başkanı Fethi Yaşar’ı
ziyaret eden, Türk atletizminin efsane ismi, eski
milli atlet ve Ressam Aydın Onur, Yazar Yavuz
Uysallı, Yenimahalle’de adına yaptırılan spor
tesisi için başkana teşekkür etti.
Belediye tarafından adına yaptırılan tesisin
tüm Yenimahallelilere hayırlı olmasını dileyen
Onur “Beni onure ettiniz. Ülkemizin sizin gibi
kıymet bilen vefalı siyasetçilere ihtiyacı var. Sizi
ve Yenimahalle halkı için yaptıklarınızı yakından
takip ediyorum. Takdire şayan tavır ve tutumlarınız için de ayrıca sizi kutluyorum” dedi.
Konuklarıyla keyifli bir sohbet gerçekleştiren
Yenimahalle Belediye Başkanı Fethi Yaşar, “Diğer
nice siyasetçilerimiz, sporcularımız,
sanatçılarımız gibi Aydın Onur’un adını da bir
spor tesisimizde yaşatacak olmaktan onur
duyuyorum. Hepimizin bu ülkeye gönül vermiş,
emek vermiş isimlere vefa borcumuz olduğunu
düşünüyorum. İlçemiz her zaman kültürde sanatta ve sporda örnek olmaya devam edecek” dedi.
Ziyaretin ardından Aydın Onur günün anısına
Başkan Yaşar’a yağlı boya tablolarından birini
hediye ederken, Yazar Yavuz Uysallı da
“Hero'dan Mero'ya Demokratik Eşek” adlı
kitabını hediye etti.
HABER MERKEZİAnkara Fotoğrafçılar Esnaf
ve Sanatkarlar Odası Başkanı
Feyzi Gündoğdu, fotoğrafçı
esnafının, kayıtdışı çalışan korsan fotoğrafçılardan dolayı
önemli ölçüde gelir kaybına
uğradığını belirterek,
“Okullarda yılsonu ve okul
açılışlarında fotoğraf çekim
yaparak kayıtdışı çalışan korsan fotoğrafçılar ekmeğimizin
önüne set koyuyorlar.
Esnafımızın gelir kaynakları,
okullarda yapılan fotoğraf çekiminin yanı sıra, stüdyolarda
çekmeye çalıştığı düğün
fotoğrafları ve fotoğrafçı
esnafının gelir kaynağının
temeli olan vesikalık fotoğraf
çekimleridir. Bu işleri korsan
fotoğrafçı yaptığı takdirde işini
layıkıyla yapmaya çalışan
esnafımız ciddi anlamda mağdur olmaktadır.” dedi.
Gündoğdu şöyle devam
etti: “Bazı düğün salonu sahipleri vey a işleticileri fotoğraf ve
video çekim işlerini kendi
bünyelerinde yaptırıyorlar.
Hatta, stüdyo kuran, internet
üzerinden kendini fotoğrafçı
gibi tanıtan birçok kişi,
esnaflık, ustalık ve vergi kaydı
olmadan düğün, nişan, doğum
gibi açık havada ve sosyal
aktivitelerde çok büyük
vaatlerle ve büyük paralarla
fotoğraf çekimi yapmaktalar.
Duraklara, cadde ve sokak
aydınlatma direklerine her türlü
fotoğraf çekilir, şu telefondan
arayınız gibi anonslarla
meslekte ehil olmayan kişilerin
kayıtdışı fotoğraf ve video
çekimi yapmaları, kısacası korsan fotoğrafçılık yapması
odamızı ve üyelerimizi zor
durumda bırakmaktadır.”
Son 4 yıldır kayıtdışı
fotoğraf çekenlerin oranında
önemli bir artış olduğunu vurgulayan Gündoğdu, “Devlet de
bu kayıtdışı fotoğrafçılıktan
gelir kaybına uğruyor. İşleri
fotoğrafçılık olan esnafımız
vergi, işyeri kirası, stopaj,
katma değer, sigorta, elektrik,
su, telefon vb. gibi sabit giderlerini ödeyemez duruma
düşmüşler, çalışamaz duruma
gelmişlerdir. Sonuçta fotoğrafçı
esnafı dükkânını kapatmak
zorunda kalmış ve birçok
esnafımız da kapatmıştır.”
ifadelerini kullandı.
Azerbaycan Büyükelçisi
Başkan Ak’ı ziyaret etti
HABER MERKEZİKeçiören Belediye Başkanı Mustafa Ak,
Azerbaycan Büyükelçisi Faig Bagırov’u konuk etti.
Başkan Ak’ın makamında gerçekleşen
görüşmede yeniden Keçiören’de olmaktan dolayı
duyduğu mutluluğu ifade eden Büyükelçi Bagırov,
“Her gelişimde güzel gelişmeler görüyorum. İlçeniz
kalabalık bir nüfusa sahip, bu yüzden canlılık var,
hareket var. Allah size çalışmalarınızda kolaylıklar
versin. Yeni başarılara imza atmanızı diliyorum.
Bizler de sizin Keçiören için yaptığınız hizmetleri
görüp seviniyoruz” diye konuştu. Azerbaycan’a her
zaman destek veren bir belediye başkanı olmasından ötürü Mustafa Ak’a teşekkür eden Bagırov,
“Desteğiniz bize ayrı bir güç katıyor” dedi.
Büyükelçinin ziyaretinin kendisini çok mutlu
ettiğini söyleyen Başkan Ak ise, “Burası sizin
eviniz. Keçiörenlilerin yaşam kalitesini artırmak için
yoğun bir şekilde çalışıyoruz. Vatandaşlarımızın
ihtiyaçlarına yönelik hizmetler yapmaya özen gösteriyoruz” diye konuştu. Hocalı Katliamı’nın
yıldönümünün yaklaştığını hatırlatan Mustafa Ak,
“Keçiören’de geçen yıl açılışını yaptığımız Hocalı
Şehitleri Anıtı, Azeri kardeşlerimizin yaşadığı acıyı
ölümsüzleştirdi ve bu vesileyle iki ülkenin bağlarını
bir kez daha güçlendirdi. Acıların karşısında dimdik
durduğumuzu dosta düşmana gösterdi. Her daim
yanımızda dost ve kardeş Azerbaycan halkını
görmek geçmişte olduğu gibi gelecekte de bizim
temel gücümüzü oluşturmaya devam edecek”
mesajını verdi.
ANKARA
2 Şubat 2015 Pazartesi
TRT Ankara Kent
Radyo’sunda
yayınlanan Hayat
Bilgisi programına
Ankara
Üniversitesi
Hukuk Fakültesi
Öğretim Üyesi ve
Ankara Kültür
Varlıkları Koruma
Bölge Kurulu
Başkanı Prof. Dr.
Hasan Ayrancı
konuk oldu.
Ankara Kültür Varlıkları Koruma Bölge Kurulu Başkanı Ayrancı:
“Yapılar şehrin kimliğini yansıtmalı”
HABER MERKEZİTRT Ankara Kent Radyo’sunda yayınlanan
ve Ankara’nın dünü, bugünü ve yarını hakkında
gerçekleşen söyleşide, Hasan Ayrancı doğduğu, büyüdüğü ve yaşadığı kent olan Ankara
ile ilgili birçok bilgi aktardı.
Ankara’nın tarihi yerleri, mutfağı, güzellikleri
ve bilinmeyenleri ile ilgili konulara değinen
Ayrancı kentin çok zengin bir yapıya sahip
olduğunu belirtti.
Kentin son yıllarda çok önemli değişimlere
uğradığını belirten Hasan Ayrancı, buna şehrin
birçok yerine yapılan parkların ve sosyal tesis- devam eden Ankapark’ın Ankara’nın sosyal
lerin de çok büyük katkı sağladığını söyledi.
ihtiyacını karşılayacağı gibi şehri cazibe
Özellikle Altınpark, Mogan ve buna benzer
merkezi haline de getireceğini söyledi. Özellikle
büyük parkların Ankara’ya ve Ankara’lıya nefes ekonomik anlamda Ankara’ya değer kataaldırdığına değindi.
cağını, turizm konusunda da faydalı olacağını
Prof. Dr. Hasan Ayrancı Ankara’ya değer
söyledi.
katan projelerden birinin de Beştepe’ye yapılan
Şehircilik anlayışının önemli olduğunu
Cumhurbaşkanlığı Külliyesinin olduğunu söyle- söyleyen Hasan Ayrancı şehircilikte öncelikli
di. Yapıların şehrin kimliğini yansıtması gerekkonuların başında ise toplu taşıma çözümtiğini belirten Ayrancı, Cumhurbaşkanlığı
lerinin olduğuna vurgu yaptı. Özellikle geciksarayının da bunu yansıttığını belirtti.
ilmiş olmakla beraber metro’ların hayata geçirAyrancı, Atatürk Orman Çiftliğinde yapımı
iliyor olmasını önemli bulduğunu söyledi.
Keçiören’de çiçek harekatı
HABER MERKEZİKeçiören Belediye Başkanı
Mustafa Ak’ın talimatıyla lale,
sümbül ve nergis soğanı dikim
çalışmaları yapıldı.
Çevre düzenleme ve peyzaj
faaliyetleri çerçevesinde
Keçiören’in dört bir yanındaki park
ve yeşil alanlara toplam 400 bin
adet lale, sümbül ve nergis soğanı
dikildi. Çiçeklendirme çalışmalarını
her mevsim devam ettirmeye özen
gösteren “Yeşil Dostu” Keçiören
Belediyesi, ilçenin dört bir yanını
çiçeklendirmek için yaptığı çalışmaları tamamladı. Baharın gelmesiyle birlikte açacak olan çiçekler
Keçiören’i bir gökkuşağı gibi
süsleyecek ve şehrin boğucu
atmosferinden bunalan vatandaşlara seyir zevki yaşatacak.
Her sene olduğu gibi bu baharı
da çiçeklerle karşılamak için
çalıştıklarını söyleyen Keçiören
Belediye Başkan Mustafa Ak,
“Daha yeşil, daha güzel, görsel
açıdan daha doyurucu bir
Keçiören için, 400 bin adet lale,
sümbül ve nergis soğanını toprakla buluşturduk. Yaşadığımız alandan keyif alıp Keçiören’e baktığımızda içimizin açılması için
çiçeklendirme çalışmalarımızı
sürdüreceğiz” dedi.
Çiğdemim Derneği’nden
bir günde iki etkinlik
Birbirinden farklı etkinliklerle mahalle sakinlerinin yaşam
kalitesini artırmaya ve komşuluk ilişkilerini geliştirmeye çalışan
Çiğdemim Derneği aynı günde iki farklı etkinlik gerçekleştirdi.
Keçiören Belediyesi, ihtiyaç
sahibi çocukları mutlu etti
HABER MERKEZİKeçiören Belediyesi, kışlık kıyafet ihtiyacı olan
50 çocuğa yardımda bulunarak, onların yüzlerini
güldürdü.
Keçiören Belediyesi TOGEM ve Keçiören
Belediyesi Kalaba Spor Tesisleri işbirliği ile ilçede
ikamet eden ihtiyaç sahibi 50 çocuğa kışlık
kıyafet ve oyuncak, annelerine de kışlık mont
hediye edildi.
Çocuklara hediyelerini Keçiören Belediye
Başkanı Mustafa Ak’ın eşi Hatice Ak ve Keçiören
TOGEM Başkanı Ayten Aydın birlikte takdim etti.
Kıyafet ve oyuncak hediyelerini alan çocuklar
Başkan Mustafa Ak’a ve TOGEM’e teşekkürlerini
ilettiler.
İnsan olmanın ihtiyaç sahiplerini, akrabaları,
komşuları ve en yakınımızdakileri de düşünmeyi
gerektirdiğini belirten Mustafa Ak, “Keçiören
TOGEM yardım edenle yardım alanın, yani alan el
ile veren elin bir araya geldiği yer. Bugün zengin
olabiliriz, ama kimse yarının ne getireceğini
bilmez. Malı mülkü olup da paylaşmayan, vermeyenler var. Allah bizleri o duruma düşürmesin.
Malı mülkü ve hizmetleri ile yardım edenler de var.
Allah onlardan razı olsun. Bu bir imtihandır. Hem
yoksulun hem zenginin imtihanıdır. Allah hepimize
bu imtihanı başarıyla geçmeyi nasip etsin”
mesajını verdi.
HABER MERKEZİÇiğdemim Derneği yeni
projesi olan “Ankara
Müzelerini Birlikte
Geziyoruz” etkinliğinin birincisinde MTA Tabiat Tarihi
Müzesi ve TRT Yayıncılık
Müzesini rehberler
eşliğinde gezdi. Bu projeden sorumlu dernek yönetim kurulu üyesi Turhan
Demirbaş, Ankara’nın az
bilinen müzelerini komşularla birlikte gezmek ve
başta çocuklar olmak
üzere mahalle sakinlerine
müzeleri sevdirmek
amacıyla bu projeye
başladıklarını söyledi. Her
ay iki müzeyi gezmeyi
planladıklarını ancak
okulların yarıyıl tatilinde
olması nedeniyle haftaya
da gezi hazırladıklarını
söyleyen Demirbaş gösterilen ilgiden oldukça memnun olduklarını, 30 kişilik
kontenjanın ilk gün
dolduğunu söyledi. Proje
kapsamında önümüzdeki
hafta PTT Pul müzesini ve
Somut Olmayan Kültürel
Değerler Müzesi gezilecek.
Etkinliğin dernek üyelerine
ücretsiz olduğunu ve servis
ücretinin dernek tarafından
karşılandığını söyleyen
Turhan Demirbaş her ay
yapılacak bu gezilere tüm
komşuları davet ediyor.
Derneğin dün gerçekleşen
ikinci etkinliği de Edebiyat
Topluluğu tarafından
düzenlenen Edip Cansever
Şiir Akşamı oldu. Dernek
bünyesinde, edebi sohbetler yapmak isteyen edebiyatseverler için kültürel
bir ortam yaratmak, şiir ve
edebiyat dünyasını tanıtmak ayrıca oluşturulan
kültürel ortamda mahalle
sakinlerinin bir araya
gelmesini sağlayarak
Dernek-Üye ve komşuluk
ilişkilerini güçlendirmek
amacıyla kurulan
Çiğdemim Derneği
Edebiyat Topluluğu her ay
belirlenen bir edebiyat eseri
hakkında katılımcıların sohbet edeceği ve tartışacağı
toplantılar düzenlemenin
yanı sıra şiir geceleri
gerçekleştirmeye de
devam ediyor. Topluluğun
bu ayki şiir etkinliğinde
katılımcılar Edip
Cansever’in şiirleriyle bir
araya geldiler. Topluluk
sorumlularından Fitnat
Çıtlak’ın sunumun ardından
katılımcılar Edip
Cansever’den seçtikleri şiirlerini okuyarak keyifli
dakikalar geçirdiler. Etkinlik
mahallede Atrium İş
merkezinde bulunan Cafe
Crocus’da gerçekleşti.
Fitnat Çıtlak kafeyi ücretsiz
olarak topluluğun kullanımına açan işletmecilere
teşekkür etti.
KARA’CA
5
İsmail KARA
[email protected]
İNSANLIK NEREYE?
Dünyada teknolojik yönden hızlı bir ilerleme yaşandı ve
yaşanıyor.Çoğumuzun adını bile hiç duymadığı, bilmediği
ürünler-cihazlar icat edildi.
Fakat çoğu yazılarımda değindiğim üzere insanlık,
maalesef aynı çizgide gelişmedi. Aksine sürekli kan kaybetti, yani geriledi. Uzmanların ifadesine göre bu, böyle de
devam edecek. Peki, bu gidişle dünyanın ve insanlığın
sonu nereye varacak? Şahsen zaman zaman düşünüyor ve
olumlu şeyler söyleyemiyorum.
2000’de bir şiir yazdım; “Bir Gün Kokar”… Aşağıda
sunuyorum;
Öylesine değiştik,
Öylesine değiştirdik ki;
Bambaşka oldu dünyamız.
İşimiz, gücümüz para,
Her düşüncemizde çıkar,
Düşlerde bile onlar var.
*
Manevi değerlerimiz çöktü,
İnsanlar maddeyi seçti,
Değişip, çok şeyden geçti.
Nerede sevgi, saygı, vakar?
Bu düzen ki bir gün kokar.
*
Aramıza girmiş sıra dağlar,
Bizi, bize bağlayan bağlar,
Günden güne çürür, kopar…
Boşuna dememiş atalar,
“Ateş, düştüğü yeri yakar”.
(12.03.2000)
*
İşinize giderken, dönerken, sokak ve caddelerde gezerken; insanların yüzlerine hiç dikkatlice bakıyor
musunuz? Bakıyorsanız, suratlarının hali dikkatinizi çekiyor mu?
Sıradan insanların yüzleri gülüyor mu? Yoksa suratların
çoğunluğu asık mı? Uzun yıllar öncesi ile şimdiki zamanı
kıyaslıyor musunuz?
Şahsen, ben çocukluğumdaki samimi ve candan
gülümseme şeklindeki yüz ifadelerini göremiyorum.
Çünkü, insanların çoğunluğunun gerçek yüzleri, bence
ceplerinde…
Varsa yoksa para, çıkar,
Nerede o eski insanlık?
Nerede o vakar?
Ey insanlar!
Silkinip kendinize gelin!
Yoksa gelecekte bu dünya
Çok daha kötü kokar.
Yaşlı Oteli
Keçiörenlilerin
hizmetinde
HABER MERKEZİKeçiören Belediyesi, yeni bir bakım hizmeti olarak
yaşlı otelini hizmete soktu.
Bu hizmete birlikte ekonomik, sosyal ve kültürel
nedenlerle bakımı evde diğer aile bireyleri tarafından
sağlanan yaşlı vatandaşlarımızın işi kolaylaşacak.
Yaşlı Oteli, yaşlısını evde yalnız bırakamadığı için
kendine zaman ayıramayan, işlerini yeterince takip edemeyen, alışveriş vb. yaşamsal etkinliklerini istediği
düzeyde yürütemeyen aile bireylerini de son derece
rahatlatacak.
Hem bakım ihtiyacı olan yaşlıların hem de yaşlılarına
evde bakmak zorunda oldukları için yaşam alanı daralan
ve psiko-sosyal yönden çok ciddi sıkıntılar yaşayan
ailelerin yararına sunulan hizmetin tüm ailenin yaşam
kalitesini yükselteceği düşünülüyor.
Keçiören Belediyesi’nin gerçekçi uygulamaları içeren
sosyal belediyecilik anlayışı i çinde yaşlılara dönük
hizmetlerinin devamı niteliğinde olan Yaşlı Oteli hizmeti,
profesyonel gözetmenler eşliğinde ailelerin tercihine göre
saatlik ağırlama veya beş günlük konaklama şeklinde
sunuluyor. Keçiören’in artık yaşlıların evlerinden ayrılmadan ve sosyal çevreden de kopmadan yaşamlarını
huzur içinde sürdürebilecekleri; ailelerinde gözleri
arkalarında kalmadan yaşlılarını güvenle bırakabilecekleri
profesyonel gözetmenler eşliğinde huzurlu bir oteli var.
Hizmetle ilgili Keçiören Belediye Başkanı Mustafa Ak
şunları söyledi; “Kültürel değerleri yeni nesillere aktaran
deneyimleriyle bizlere ışık tutan, ailemizin başköşesinde
yer edinen yaşlılarımız; bizim zenginliğimiz… Şimdi biz
de onlara hak ettikleri değeri veriyoruz. Nasıl sizin
evinizin başköşesindeyse yerleri; bizim de başımızın
üstünde… Şehir hayatının koşturmacası, geçim sıkıntısı
telaşıyla ailede her iki bireyin de çalışması gibi durumlarla
karşılaşan yaşlılarımız bazen yalnız kalıyor. Biz onlara yalnızlıklarını unutturacak, sizin kadar iyi bakacak bir hizmeti
devreye soktuk. Yaşlı Otelimiz sizin meşgul olduğunuz
zamanlarda onlarla ilgilenecek.”
6
ANKARA
2 Şubat 2015 Pazartesi
Ankara
Kalkınma
Ajansı
Yönetim
Kurulu yeni
yılın ilk
olağan
toplantısı
gerçekleştirdi.
Ankara Kalkınma
Ajansı toplandı
HABER MERKEZİAnkara Valisi Mehmet Kılıçlar başkanlığında
Ankara Kalkınma Ajansı hizmet binasında
yapılan toplantıya Yönetim Kurulu üyeleri;
Ankara Ticaret Odası Başkanı Salih Bezci,
Ankara Sanayi Odası Başkanı Nurettin Özdebir,
Ankara Düşünce ve Araştırma Merkezi Başkanı
Prof. Dr. Mehmet Barca, Başkent Kadın
Platformu Derneği Başkanı Nesrin Semiz,
OSTİM OSB Başkanı Orhan Aydın, Kalkınma
Kurulu Başkanı Dr. Mustafa Lale, Ankara
Kalkınma Ajansı Genel Sekreteri Arif Şayık ve İş
Geliştirme ve Strateji Birim Başkanı
Muhammed Ali Oflaz katıldı.
Toplantıda; 2015’in ilk günlerinde açıklanan
20 Milyon TL’lik mali destek programları,
TechAnkara Proje Pazarı ve Ankara’nın bilişim
potansiyeli, Ankara’daki ilgili tüm paydaşlarla
katılım sağlanan Doğu Akdeniz Uluslararası
Turizm ve Seyahat Fuarı (EMITT), çevre ilçelere
yönelik başlatılan tanıtım faaliyetleri ve
Ankara’ya yatırım yapma aşamasında olan firmalara yönelik kurul üyeleri bilgilendirildi.
Dönem içi gelişmeler ve sonraki dönemlere
ilişkin planlamaların aktarıldığı toplantıya,
Ankara’nın kültür ve turizm potansiyeli ile
tanıtımı, EXPO ve sanayi envanteri çalışmalarına ilişkin bilgilendirme sunumları ile devam
edildi.
Vali Mehmet Kılıçlar ayrıca 12-24 Ekim 2015
tarihleri arasında Ankara’da gerçekleştirilecek
olan “Birleşmiş Milletler Çölleşme ile Mücadele
Sözleşmesi 12. Taraflar Konferansı (COP 12)”
kapsamında gerçekleştirilecek Ankara’ya yönelik tanıtım çalışmaları hakkında bilgi aldı.
Ankara’da bulunan yabancılara yönelik beşeri
sermaye kapsamında bir çalışma yapılması
hususunun da görüşüldüğü toplantının diğer
gündem maddelerinin de görüşülmesinin ardından 2014 yılı faaliyetlerine ilişkin değerlendirmelerin yanı sıra 2015 yılında yapılması
planlanan çalışmalar ele alındı.
Aşk-ı Efsun
Tamer KARAHAN
[email protected]
KUTLU KADIN
Canım , cananım, sevdakar yoldaşım benim ..!
İnsan, sevgi ile yaşar.
Sayende, aşka inandım ..
Yüreğimdeki saray...
Güzelliğin, Yaradan’dan.
Seyre dalmak ne güzel, yüreğinde…
Yüzünde bir tül…
Yağmur damlası kadar saf ve berrak..
Gözlerindeki durgunluk ...
Bir kasırga kopar yüreğimde…
Sen güldükçe,
Yeniden doğarım.
Zamansız gecelerde, anlık düşler...
Ne asıl,ne hayal,ya varsın,ya yok.
Sensizlikte , düşerimdeki isyan bastırılamaz ...
Uykularıma hayal kadın..!
Sevgiden öte mi ...?
Hasretim sana denizle, mehtap arasında.
Bir türkü gibi..
Şiirler yetmez, seni anlatmaya.
Sana olan aşkımı yazacak bir kalem, var mı ki..?
Tek korkum oldun.
Aslında, en büyük korkum…
Kaybetmek seni..
Sen sevgili..!
Bir kuşak rengarenk…
Baktıkça, bakasım var güzel yüzüne ...
Dünya yansa,umurumda değil artık.
Varlığın cennetin adresi…
Güzelliğin, gül bahçelerini kıskandırır...
Uğurlu ve kutlu kadın Hayriye..!
Adın gibi sevgin de büyük ..
Yedi aleme yeter.........!
Çankaya kaldırımlarında onarım çalışmaları
HABER MERKEZİYoğun kar yağışı sonucunda tahribata
uğrayan kaldırımlarda onarım çalışmalarını
sürdüren Çankaya Belediyesi ekipleri,
hasar gören noktaları bordür, tretuvar,
kilittaş, plaktaş, oluktaş ile tamir ederken
merdivenli yollarda sağlamlığı artırmak için
merdivenli yolların yan kısmına da harpuşta (duvarların üstünü örten eğimli eğri bina
bölümü) ekledi.
Kaldırımlarda onarım ve nokta tamir
işlerine ağırlık veren ekipler; İlkadım,
Kırkkonaklar, Naci Çakır, Mebusevler,
Seyranbağları, Emek, Meşrutiyet mahallelerinde ihtiyaçlar doğrultusunda vatandaşların taleplerini anında yerine getiriyor.
Özellikle eğimli bölgelerde vatandaşların rahat ulaşım sağlamaları için
çalışmalarını yoğunlaştırarak merdivenli
yol sayısını artıran Çankaya Belediyesi,
merdivenlerin bakım ve onarımlarını da
takip ediyor. Merdiven yapımında uzun
ömürlü andezit taşı kullanan belediye,
krom nikel korkuluklarla da hem sağlamlık
hem de görsel güzellik sağlamış oluyor.
Etimesgut giderek büyüyor
Etimesgut, 10 yıl sonra 1 milyon
nüfusa ulaştı.
Gölbaşı’nın nüfusu arttı
Muharip Gaziler Derneğinden
VALİ KILIÇLAR’A ZİYARET
HABER MERKEZİAnkara Valisi Mehmet Kılıçlar,
Türkiye Muharip Gaziler Derneği
Genel Başkanı Emekli Piyade
Kıdemli Albay M. Şükrü Tandoğan
ve Yönetim Kurulu üyelerini
makamında ağırladı.
“Vatan, millet, bayrak uğruna
şehit düşen ve gazi olan kahramanların ‘özel insanlar' olduğunu
söyleyen Başkan Tandoğan, Türkiye
Muharip Gaziler Derneğinin 2847
Sayılı kanun gereği kurulmuş İstiklal
Savaşı, Kore Savaşı ve Kıbrıs Barış
Harekâtı Gazileri ile bunların dul ve
yetimlerini bünyesinde toplayan
kamu yararına çalışan asker kökenli
bir kuruluş olduğunu söyledi.
Türkiye genelinde 67 şube, 47 temsilcilik ve 46.500 üyelerinin bulunduğuna dikkat çekti.
Paris’teki Dünya Gaziler
Federasyonu ve Kore’de Kore
Savaşına katılanların üye olduğu
uluslararası bir derneğin üyesi
olduklarını belirten Tandoğan
ülkemizi resmi törenlerde de temsil
ettiklerini belirterek bu törenlerde
temsil için Milli Savunma
Bakanlığımızın kendilerine yardımcı
olduğunu ifade etti.
Gazilerin bayram ve diğer önemli
günlere tek tip resmi kıyafet ile katılmalarını sağladıklarını belirten
Tandoğan, okullarda, çeşitli kurumlarda ve medyada savaş yıllarını,
gazilerin yaşamlarını anlatarak
öğrenci ve vatandaşlara vatan ve
bayrak bilinci aşıladıklarını da sözlerine eklediler.
Şehit aileleri, gazilerimiz ve
yakınlarının hepimize emanet
olduğunu, onların hayatını kolaylaştırmanın, Milletçe onlara olan
minnet ve şükran duygularımızın
küçük bir nişanesi olduğunu belirten
Vali Kılıçlar Gazilerin istek ve
şikâyetlerini dinledi ve ilgili kurumlara taleplerin yasal çerçevede
değerlendirilerek çözüme kavuşturulması talimatını verdi.
Vali Kılıçlar, Türkiye Muharip
Gaziler Derneği başkan ve üyelerinin
ziyaretlerinden duyduğu memnuniyeti dile getirerek: “ Kahraman
Gazilerimize Ankara Halkı adına
minnetlerimi ve şükranlarımı
sunuyorum.” dedi.
HABER MERKEZİGölbaşı’nın nüfusu bir yılda
110 bin 643’den, 115.924’e
yükseldi. Gölbaşı Belediye
Başkanı Fatih Duruay,
“Nüfusumuzdaki bu hızlı
artış, Gölbaşı'nın tercih
edilen bir ilçe olduğunun
göstergesidir” dedi.
Ankara'nın gözde ilçesi
Gölbaşı’nın nüfusu bir yılda 5
binin üzerinde artış gösterdi.
TÜİK tarafından bildirilen verilere göre, 2013 yılında
110.643 olarak belirlenen
nüfus oranı, 2014 yılında artış
gösterdi. Nüfus oranı 2015
yılı itibari ile 2422 kişi olarak
açıklanırken, Gölbaşı’nın
nüfusu 118.346 olarak belirlendi.
Başkentin mücavir alanı
en geniş ilçelerinden biri olan
Gölbaşı'nın nüfus artışı,
Belediye Başkanı Fatih
Duruay’ı memnun etti.
Başkan Duruay, “İlçemizin
nüfusundaki hızlı yükseliş,
Gölbaşı'nın tercih edilen bir
merkez olduğunu gösteriyor”
dedi.
Mogan ve Eymir ile
özdeşleşen Gölbaşı'nın
yaşanabilir bir kent olduğu
için nüfusunun da hızla arttığını belirten Başkan Duruay,
“Hizmet meşalesini daha
yükseklere taşımak için
halkımızdan aldığımız kuvvet
ve büyük bir azim ile çalışmaya devam ediyoruz.
İnanıyorum ki, yapacağımız
hizmetlerle Gölbaşı daima
insanlarımızın tercihlerinde
önceliği alacaktır.” İfadelerini
kullandı.
HABER MERKEZİTürkiye’nin “en hızlı büyüyen ve gelişen ilçesi”
Etimesgut’un nüfusu, istikrarlı biçimde artmaya
devam ediyor. Son bir yılda nüfusu 30 binden fazla
daha artış gösteren Etimesgut, Altındağ’dan sonra
Sincan’ı da geçerek 5. sıraya yerleşti.
Etimesgut’un gelişim hızı, önümüzdeki 5 yılda
nüfus yönünden Mamak ve Yenimahalle’yi de
geçerek Türkiye’nin en büyük ilçesi olmak için
Çankaya’ya rakip oldu. Belediye Başkanı Enver
Demirel yönetiminde, örnek belediyecilik hizmetleri
ile Türkiye’nin en cazip ilçeleri arasına giren
Etimesgut, günden güne değerlenip ilgi odağı
olurken, aldığı yoğun göçle Türkiye’nin en büyük
ilçeleri arasına girdi. İlçe olduğu 1990 yılında
nüfusu 71 bin olan Etimesgut, 15 yılda yarım
milyon nüfusa ulaşarak Başkent Ankara’nın da
cazibe merkezi oldu.
Türkiye İstatistik Kurumu’nun açıkladığı verilere
göre, nüfus artış hızı ile önce Altındağ’ın önüne
geçen Etimesgut, 2014 yılı itibariyle de Sincan’ı
solladı. 2014 yılı itibariyle 501 bin 351 kişinin
yaşadığı Etimesgut, nüfusları 600 bine yaklaşan
Mamak ve Yenimahalle’yi yakalamak üzere. Büyük
konut projeleri, toplu konut alanları ve kentsel
yenilenmenin hızla devam ettiği Etimesgut’un,
önümüzdeki 3-4 yılda 600 bini de aşarak Mamak
ve Yenimahalle’yi de geçeceği, Türkiye’nin en kalabalık iki ilçesi olan Çankaya ve Keçiören’e rakip
olacağı tahmin ediliyor.
Etimesgut Belediye Başkanı Enver Demirel,
uyguladıkları gelişim vizyonu ve belediyecilik
hizmetleri ile Türkiye’nin en fazla tercih edilen
yaşam alanları arasında öne geçtiklerini belirterek,
“İnsanımız daha modern kentlerde, daha güzel
çevrede, daha rahat ve huzurlu mekanlarda yaşamak istiyor. Gelişen bu anlayış da hem konumu
hem de sosyo-ekonomik yapısı ile Anadolu
insanının tercihine en uygun yaşam alanlarına
sahip olan ilçemizin tercih edilmesinde etkili oluyor.
İlçemizin gelişimi istikrarlı biçimde devam ediyor
ve buna bağlı olarak özellikle Çankaya,
Yenimahalle, Keçiören gibi eskiden “merkez” bilinen ilçelerden yoğun göç almaktayız.
Hesaplarımıza göre, ilçemizin nüfusu
cumhuriyetimizin 100. yılı olan 2023 yılında 1 milyona ulaşmış olacak. Biz yerel yönetim olarak bütün
yatırım planlarımızı ve hizmet programımızı, yakın
gelecekte 1 milyona ulaşacağını öngördüğümüz
daha büyük ve daha modern kent vizyonumuza
bağlı olarak yapıyoruz. Vatandaşlarımızın ve özelkamu hizmet kurumlarının da bu vizyona bağlı
hazırlık yapmalarını tavsiye ediyoruz” dedi.
EKONOMİ
2 Şubat 2015 Pazartesi
Beyaz Et Sanayicileri
ve Damızlıkçıları
Birliği (BESD-BİR)
Başkanı Sait Koca,
beyaz et sektörüne
ilişkin, "2014 yılında
430 bin ton ihracat
yaptık, 700 milyon
dolarlık döviz girdisi
elde ettik. Rusya'ya
da 20 bin ton ihracat
gerçekleştirildi"
dedi.
Kanatlı sektörü 2014 yılında
430 bin ton ihracat yaptı
ANKARA - BESD-BİR 17'nci Genel
Kurulu'nda konuşan Koca, dünyada piliç eti
üretiminin sürekli arttığını, ABD, Çin ve
Brezilya'nın ilk sıralarda yer aldığını söyledi. Koca,
"Türkiye'deki rakamlara bakıldığında 2014 yılı
rakamları kesinleşmemekle beraber 1 milyon 950
bin ton civarında üretimin gerçekleştiğini görüyoruz. Ciddi bir büyüme, 2013 yılına göre yüzde
9,2 gibi bir büyüme gerçekleşmiş durumda" diye
konuştu.
Piliç eti üretimi artırılarak tüketimin teşvik
edilmesinin, insanların sağlıklı beslenmesi açısından önem az ettiğine dikkati çeken Koca, "2014
yılında kişi başına kanatlı eti tüketimi 22,3 kilograma çıktı. İç tüketimde ciddi bir artışın gerçekleştiğini görüyoruz" ifadesini kullandı.
Koca, beyaz et sektöründe 2014 yılında 430
bin ton ihracat yaptıklarını, 700 milyon dolarlık
döviz girdisi elde ettiklerini belirterek, bu ihracatın
2008'den beri artarak devam ettiğini, bu ihracatın
226 bin tonluk kısmını Irak'a gerçekleştirdiklerini
ifade etti.AB'nin 10 yılı aşkın süredir kendileri için
bir macera olduğunu dile getiren Koca, Japonya,
Filipinler ve Çin'e ihracat ile ilgili Gıda, Tarım ve
Hayvancılık Bakanlığına müracaatlarının bulunduğunu, Bakanlıkta bu çalışmaların sürdüğünü
söyledi. Koca, üretilen piliç ayaklarının hemen
hemen tamamının yurtdışına, özellikle de büyük
bir kısmının Çin'e dolaylı yollardan gittiğini ifade
ederek, bu nedenle 13,6 milyon dolarlık kayıp
yaşandığını bildirdi.
Rusya pazarına yeni girdiklerini hatırlatan
Koca, şöyle konuştu: "Rusya'nın da AB ve
ABD'den gıda ithalatını durdurması ile Rusya
bizim için alternatif bir pazar olmaya başladı.
Oraya 2014 yılında 20 bin ton gibi bir ihracat
gerçekleştirildi. İlk aşamada izin almış firmalar
vardı. Daha sonra ikinci aşamada izin için müracaat etmiş olan firmaların daha prosedürleri
tamamlanmadı. O firmaların prosedürlerinin
tamamlanması da ihracatın artmasına katkı
sağlayacak. Biz '20 bin ton ihracat yaptık iyi
rakam' derken, geçtiğimiz yıl Brezilya 120 bin ton
ihracat gerçekleştirdi. Bu Rusya pazarının büyüklüğünün göstergesi olabilir. 150 bin tonluk kota
olursa biz karşılayabileceğimizi beyan ettik. Bu
kotanın da iç pazardaki tüketimi ve fiyatları olumsuz etkilemeyeceğini söyledik. İnşallah bu kota
alınır ve bazı ikili anlaşmalar da yapılabilir. Örneğin
şu an duyuyoruz, İran ile Rusya bazı ürünlerde ikili
anlaşmalar yapmış, gümrük sıfıra düşürülmüş, bu
tür avantajlar da yakalanabilir.
İhracatımızın büyük bir kısmı mekanik
ayrıştırılmış ürünler oluşturuyor aslında, parça piliç
miktarı çok düşük. Bu yüzden de Rusya pazarı
çok önemli bir pazar konumuna geldi. Türkiye'de
mekanik ayrılmış etlerin kullanımı yasak. Dünyada
böyle bir yasak yok. Bu yasaktan ötürü sektör
olarak ciddi ekonomik kayıplara uğradık. Ayrıca
bu yasak nedeniyle tüketicilerin ucuz ve sağlıklı
ürün almasını da engelledik. Bütün dünya atıkları
gıdaya çevirmeye çalışırken, Türkiye'de gıdayı
atığa çeviren bir model oluşturduk." (AA)
Konut kredileri
10 yılda 10’a katlandı
“Hollywood Yıldızları”
Türk fındığını tüketecek
ORDU - HAYATİ AKÇAY - Dünyanın en önemli
fındık üreticilerinden olan Türkiye'de Fındık Tanıtım
Grubu, tanıtım faaliyetleri kapsamında Hollywood yıldızlarına hizmet veren bir firmayla anlaşarak Türk
fındığının marka değerini artıracak.
Fındık Tanıtım Grubu (FTG) Yönetim Kurulu Başkanı
Edip Sevinç, AA muhabirine yaptığı açıklamada,
FTG'nin fındığın tanıtımına çok önemli katkılar yapmaya
devam ettiğini belirterek, ABD'de bir süredir reklam ve
tanıtım faaliyetlerine bulunduklarını söyledi.
Los Angeles'ta bazı firmalarla işbirliği gerçekleştirdiklerini belirten Sevinç, Fındık Tanıtım Grubu olarak
ABD'de 30 önemli çikolata firması ile işbirliğine gideceklerini ifade etti.
Sevinç, yapılan tanıtım ve reklam faaliyetlerinin
Türkiye'nin yeşil altını olarak bilinen fındığın tüketilmesine ve tanıtımına çok önemli katkılar sağlayacağını dile
getirerek, tanıtım faaliyetlerine aralıksız devam ettiklerini vurguladı.
Bu yıl için tanıtım projesinin Ekonomi Bakanlığı
tarafından onaylanarak yürürlüğe girdiğine dikkati
çeken Sevinç, bu kapsamda ilk tanıtım çalışmasını
ABD'de gerçekleştirdiklerini kaydetti.
Sevinç, yürüttükleri çalışmalar kapsamında ABD
dışında Japonya'da da mağazaları bulunan
"Compartes" isimli firma ile FTG'nin iş birliği gerçekleştirdiğine vurgu yaparak, bu firmanın anlaşma
sağladıkları diğer firmaların dışında destekleriyle
İstanbul adıyla ve üzerinde Türk motifleri bulunan çikolata üreteceğini söyledi.
Bu firmanın aynı zamanda Hollywood Yıldızları
tarafından da sıkça tercih edildiğine işaret eden Sevinç,
şöyle konuştu:
"Hollywood Yıldızları için de ürünler yapıyor. Artık
Türk fındığını bu anlaşmamız gereği Hollywood
Yıldızları da tüketmiş olacak. Onlar da Türk fındığını
tanıyacak. Biz bu nedenle ABD'de yürüttüğümüz bu
tanıtım ve reklam faaliyetlerini önemsiyoruz. Bu tanıtım
Türk fındığının değerine değer, markasına marka katacaktır. Türk fındığının dünyadaki bilinirliği daha artmış
olacaktır. FTG olarak fındığımızı daha fazla ülkeye nasıl
yayabiliriz diye hesap yapıyoruz. Bu zamana kadar
bunda başarılı olduk. Bundan sonrada elimizden geleni
yapacağız."
Sevinç, ilerleyen dönemde tanıtım çalışmalarını başka
ülkelerde sürdüreceklerini sözlerine ekledi. (AA)
İSTANBUL- MURAT BİRİNCİ Konut kredileri son on yılda 10 kat
artarak 12,4 milyar liradan 126,4
milyar liraya ulaştı.
AA muhabirinin Türkiye
Cumhuriyet Merkez Bankası
(TCMB) verilerinden derlediği bilgiye göre, bankalar ve finansman
şirketlerinden kullanılan konut kredi
miktarı son on yıllık dönemde 12
milyar 356 milyon liradan 126 milyar 439 milyon liraya yükseldi.
Böylece konut kredisi on yılda 10
kat artış gösterdi.
Son 5 yıllık dönem konut kredilerindeki
artış incelendiğinde mevduat bankalarının
yüzde 100, katılım bankalarının yüzde 225
ve finansman şirketlerinin yüzde 347
büyüdüğü görülüyor. 2010 yılında mevduat
bankalarından 57,3 milyar TL, katılım
bankalarından 3,3 milyar TL ve finansman
şirketlerinden 187 milyon TL olmak üzere
61 milyar TL konut kredisi kullanılırken,
toplam konut kredisinin yüzde 94,2'si mevduat bankalarından, yüzde 5,5'inin katılım
bankalarından ve yüzde 0,3'lük kısmının
finansman şirketleri tarafından kullandırıldığı gözlendi.
Her geçen yıl katılım ve finansman şirketlerinin payı artarken, geçen yılsonu itibarıyla
konut kredilerinin yüzde 90,7'si mevduat
bankları, yüzde 8,6'sı katılım bankaları ve
yüzde 0,7'si finansman şirketleri tarafından
kullandırıldı. 2010-2014 yılları arasında
konut kredisindeki büyüme ortalama yüzde
25 artış gösterdi.
TCMB Başkanı Erdem Başçı'nın, yılın ilk
enflasyon raporunun tanıtım toplantısında,
"Ocak enflasyonu 1 puandan fazla,
öngörülenden çok fazla düştü diyelim. 24
Şubat'ta yapacağımız toplantıya (PPK) çok
vakit var. 24 Şubat'ta yapmayız, 4 Şubat'ta
değerlendiririz. Reel faiz, çok yüksek kaldı,
mesela fonlama faizini enflasyonun hafif
üzerine çekebiliriz. 24'ünde yapacağımız işi
4'ünde yapmış olabiliriz" ifadelerini kullanmıştı.
Analistler, Başçı'nın bu ifadelerinin şubat
ayında olağanüstü Para Politikası
Kurulu'nun (PPK) toplanarak faiz koridorunun üst bandında anlamlı/güçlü, politika
faizinde ise ölçülü faiz indirim kararı alınabileceğini tahmin ediyor.
Kredi piyasası için referans niteliğinde
olan faiz koridorunun üst bandında indirim
yapılması durumunda kredi faiz oranlarına
pozitif yansıyacağını ve bankacılık sektörünün en kısa sürece buna intibak
sağlayacağını belirten analistler, yüzde
0,90-1,10 aralığında olan konut kredisi faiz
oranlarında da aşağı yönlü hareketlerin olabileceğini öngörüyor. (AA)
WASHINGTON - Dünyanın teknoloji
devlerinden Apple, 2015 mali yılının ilk
çeyreğindeki net karının, önceki yıla kıyasla
yüzde 38 artarak, 18 milyar dolara ulaştığını
açıkladı. Apple'ın 2015 mali yılının ilk
çeyreğine ait finansal sonuçlarına göre, şirket 31 Aralık 2014'te biten çeyrekte 74,6
milyar dolar gelir ve 18 milyar dolar net kar
elde etti. Yılın en büyük alışveriş dönemini
kapsayan ekim-aralık çeyreğinde 74,5 milyon iPhone, 21,5 milyon iPad ve 5,52 milyon
adet Mac bilgisayar satan Apple'ın gelir
beklentisi 63,5 ila 66,5 milyar dolar arasındaydı. Piyasalar ise şirketin hisse başına
2,60 dolar ve toplamda 67,7 milyar dolar
gelir açıklamasını bekliyordu.
Apple'ın 74,6 milyar dolarla beklentileri
geride bırakan geliri, önceki yılın aynı döneminde kıyasla yüzde 30 artışa işaret
ederken, şirketin net karı da yüzde 38 yük-
selmiş oldu. Apple, 2013'ün son 3 aylık
döneminde 57,6 milyar dolar gelir ve 13,1
milyar dolar net kar açıklamıştı.
Apple'dan yapılan açıklamada, hangi ürün
modelinin ne kadar sattığına dair herhangi
bir bilgi yer almazken, şirketin temmuz-eylül
çeyreğinde 39,3 milyon olan iPhone
satışlarının, yılın son çeyreğinde 74,5 milyona yükselmiş olması, iPhone 6 modellerinin başarısını ortaya koydu. Apple'ın 19
Eylül'de satışa sunduğu iPhone 6 ve iPhone
6 Plus modelleri 3 günde yaklaşık 10 milyon
adet satılarak rekor kırmıştı.
Apple'ın Finansal Direktörü (CFO) Luca
Maestri, basına yaptığı açıklamada, şirketin
ocak-mart çeyreğine ilişkin beklentilerinin
de güçlenen dolara karşın olumlu olduğunu
ve gelirlerin geçen yıla oranla yüzde 14-20
aralığında artmasını beklediklerini ifade
etti.(AA)
Apple’dan rekor kar
7
Türkiye vergi
ödeme kolaylığında
56. sıraya yükseldi
İSTANBUL - 2015 Vergi Ödemeleri (Paying
Taxes) Raporu'na göre Türkiye, vergi ödeme
kolaylığında geçen yıl 56. sıraya yükseldi.
Dünya Bankası Grubu ile PwC tarafından hazırlanan, dünya genelinde şirketlerin vergilerle ilişkilerini ortaya koyan 2015 Vergi Ödemeleri
Raporu'na göre, 2014 yılında dünya genelinde orta
ölçekli şirketler için vergi ödemeleri bir önceki yıla
göre daha kolay hale geldi.
Standart bir şirket ortalama olarak ticari karlarının
(Doing
Business
metodolojisine göre)
yüzde
40,9'una
karşılık
gelen kısmını
toplam
vergi
olarak ödüyor, yılda ortalama 25,9 adet vergi
ödemesi yapıyor ve vergi gerekliliklerine uyum için
264 saat harcıyor.
Vergi Ödemeleri Raporu, dünya genelinde elektronik beyan ve ödeme sistemlerinin daha fazla
kullanılmasının da etkisiyle şirketler için vergi
sorumluluğunun 10 yıllık süre boyunca toplamda
yaklaşık 1,5 hafta azaldığını da ortaya koydu.
Elektronik beyan ve ödeme sistemleri,
Türkiye'nin de vergi ödeme kolaylığı sıralamasında
yükselişini sağlıyor. Türkiye'de orta ölçekli bir
işletme ödediği 11 farklı vergi için yılda 226 saat
harcıyor. Bu vergiler, bir işletmenin karının ortalama
yüzde 40,1'ine denk geliyor. Türkiye, 2012 yılında
vergi ödemeleri kolaylığında 189 ülke arasında 80.
sıradayken, 2013 yılında 71. sıraya, geçen yıl ise
56. sıraya yükseldi.
PwC Türkiye Vergi ve Mali Hukuk Hizmetleri
Lideri Zeki Gündüz, kayıt dışıyla mücadelede en
büyük silahlardan birinin vergi inceleme sürecinin
geliştirilmesi olduğunu bildirdi.
Bu anlamda gelecek 10 yılın en yüksek potansiyele sahip gelişen ekonomilerinden biri olan
Türkiye'de, elektronik beyan ve ödeme konusunda
son yıllarda yaşanan teknik gelişmelerin sevindirici
olduğunu vurgulayan Gündüz, "Son 4 yılda
devletin vergi inceleme eleman sayısı 4 binden 10
bine çıkarıldı. Şirketlerin de dijital çağda, büyüme
hedeflerini yakalayabilmesi için bu dönüşümü
kendi iş modellerine hızla uygulayabilmesi gerekiyor" ifadelerini kullandı.
PwC Vergi Şeffaflığı ve Toplam Vergi Katkı Payı
biriminin lideri Andrew Packman ise vergi ödeme
çalışmasının en son yayınladığı sonuçların birçok
ekonominin vergi reformunda ilerleme kaydettiğini,
fakat vergi sistemlerini hızlandırmak ve
sadeleştirmek yönünde hala adım atılması gerektiğini gösterdiğini dile getirdi.
Vergi reformunun gelecek yıllarda da dünya
genelinde hükumetler için önemli bir konu olmaya
devam edeceğini anlatan Packman, OECD'nin
uluslararası vergi sistemini bugünün küreselleşmiş
iş dünyasına uygun şekilde modernleştirme yönündeki önerilerini masaya yatırmanın da bu sürecin
bir parçası olacağını ifade etti. (AA)
Almanya’da 3,3 milyon
avroluk sahte banknot var
FRANKFURT- Almanya'da 2014 yılında 3,3
milyon euro değerinde 63 bin sahte banknot tespit
edildi.
Almanya Merkez Bankası (Bundesbank) ülkedeki sahte banknot sayısına ilişkin bir açıklama yaptı.
Açıklamaya göre, Almanya'da 2014 yılında 3,3
milyon euro değerinde 63 bin adet sahte banknot
tespit
edilirken,
sahte banknot oranı
2013 yılına
oranla
yüzde 63
artış kaydetti.
Toplam
sahte banknotların
yüzde 82'si
20 ve 50 euroluk banknotlardan oluşurken, istatistiksel olarak 10 bin kişi başına sekiz sahte banknot
düşüyor.
2014 yılının ikinci yarısında belirlenen 38 bin
sahte banknot adedi, yılın ilk yarısındaki 25 bin
sahte banknot adedinden daha fazla oldu.
2014 yılında sahte madeni para adedi ise 46
bin olarak belirlendi. Geçen yıl piyasadaki madeni
para adedi 52 bin civarındaydı. Buna göre,
Almanya'da 10 bin kişi başına 5 madeni para
düşüyor. Sahte madeni paraların 29 bini yılın ilk
yarısında, 26 bini ise yılın ikinci yarısında kayıt altına alındı.
Bundesbank Nakit Yönetimi'nden Sorumlu İcra
Kurulu Üyesi Carl-Ludwig Thiele, "Uluslararası
kalpazanlık şebekelerine karşı başarılı polis soruşturmaları açıkça gösteriyor ki kalpazanlıkların artmasından organize suçlar sorumlu" ifadesini kullandı.
Sahte banknotların "hisset, bak ve çevir" testi
yapılması durumunda kolayca anlaşılabileceğini
dile getiren Thiele, yeni Avrupa serisi banknotların
bir üst seviyedeki güvenlik önlemlerine sahip
olduğunu ve basılacak yeni 20 euroluk banknotta
bunun uygulanacağını kaydetti. (AA)
8
EKONOMİ
2 Şubat 2015 Pazartesi
Ankara Sanayi
Odası (ASO)
Başkanı Nurettin
Özdebir, Türkiye'nin
2014 yılı büyüme
rakamının yüzde
3'ün altına düşeceğini ifade ederek,
"Bizi endişelendiren
2015'teki
büyümedir. 2015
yılına dezavantajlı
başladık" dedi.
Özdebir: “2015 yılına
dezavantajlı başladık”
ANKARA - Özdebir, ASO'nun ocak ayı
meclis toplantısında, bölgede Türkiye'yi doğrudan ya da dolaylı olarak etkileyecek gelişmeler
yaşandığını söyledi.
Küresel ticaretin yavaşlaması ve ihracat
pazarlarındaki daralmanın, net ihracatın büyümeye katkısının negatif olacağını gösterdiğine
işaret eden Özdebir, "Bu şartlarda 2014 yılı
büyümesi yüzde 3'ün altına düşecektir. Ancak
bizi endişelendiren 2015'teki büyümedir. 2015
yılına dezavantajlı başladık. Dolar-avro paritesindeki gelişmeler bizi olumsuz etkilemektedir.
Parite'deki 1 puanlık düşüş, yıllık ihracatı 550,
ithalatı ise 650 milyon dolar düşürmektedir" diye
konuştu.Petrol fiyatındaki düşüşün, ihracatı 10
milyar dolar azaltacağını savunan Özdebir,
"Rusya'ya mal ihracatımızın 2,3 milyar düşeceği
tahmin edilmektedir. Buna bavul ticareti ve
müteahhitlik hizmetlerini eklersek kaybımız 5 milyar doları bulacaktır. Bütün bunlar 2015'te ihracata dayalı bir büyüme gerçekleştiremeyeceğimizi göstermektedir. Bu nedenle 2015'te iç
pazarın önemi daha da artmıştır. Petrol fiyatının
düşmesi ihracatımızı olumsuz etkilese de cari
açık ve enflasyonu düşürmektedir" ifadelerini kullandı.
Özdebir, Avrupa Merkez Bankasının aylık 60
milyar avro genişleme kararının, küresel likidite
bolluğunu bir süre daha devam ettireceğini belirtti. Enflasyondaki düşüşün faizleri de olumlu etkilediğinin altını çizen Özdebir, 2 yıllık tahvil faizlerinin yüzde 7'nin altına düştüğünü ancak buna
rağmen Merkez Bankasının faiz indiriminde
yavaş davrandığını dile getirdi. Politika faizinde
yarım puanlık indirimin hiç bir etkisi olmadığını
vurgulayan Özdebir, "Merkez Bankası piyasayı
hala yüzde 10'dan fonlamakta, bu da kredi faizlerinin düşmesini engellemektedir" dedi.
Türkiye'de yatırım harcamalarının azaldığına
dikkati çeken Özdebir, 2014 yılı kasım ayı
itibariyle ülkeye gelen yabancı doğrudan yatırım
miktarının 11 milyar dolar olduğunu kaydetti.
Buna karşılık, Türk şirketlerin de yurtdışına 6,6
milyar dolarlık yatırım yaptığını bildiren Özdebir,
net yatırımın 4,5 milyar dolar olduğunu ve bu
miktarın yeterli olmadığını söyledi.
Özdebir, üretim ve yatırım ortamını iyileştirecek tedbirler alınamazsa, Türkiye'nin düşük oran-
larda büyümeye devam edeceğini ifade ederek,
"Düşük büyüme, yatırım şevkini ve gelecekteki
ekonomik büyümeyi de olumsuz etkileyecektir.
Türkiye'nin böyle bir kısır bir döngüye kapılması
kabul edilemez. Çünkü düşük büyüme ve yüksek
işsizlik, toplumsal huzuru da olumsuz etkileyecektir" değerlendirmesinde bulundu.
Yabancı yatırımları ülkeye çekmek, yerli
yatırımcıyı yeniden şevke getirmek için
Türkiye'nin yeni bir hikayeye ihtiyacı olduğuna
işaret eden Özdebir, şunları kaydetti:
"Ülkemizin gerçek potansiyelini açığa çıkarmak için öncelikle bir zihniyet değişimine ihtiyaç
vardır. Bu değişim, müteşebbisi her şeyin
merkezine koymakla başlamalıdır. Türkiye'nin
yüksek büyüme potansiyelini açığa çıkarabilmesi
için eğitim sisteminin de mutlaka yeniden kurgulanması gerekmektedir. Yabancı sermayenin
ülkemize gelmesi için her şeyden önce hukuk
sistemimizi batı standartlarına yükseltecek
reformları yapmamız gerekmektedir. İş yapmanın
maliyetini yükselten, sanayiciyi yıldıran mevzuat,
iş dünyasının ihtiyaçlarına göre yeniden yazılmalıdır." (AA)
Yabancı dil tazminatı artırılacak
Filistinli gençler modern
yöntemlerle kültür mantarı
üreterek, İsrail'le rekabet ediyor
ERİHA - Filistinli 4 genç, ülkelerinde modern yöntemlerle ilk kez yerel kültür mantarı üretimi yaparak, bu alanda İsrail'le rekabet ediyor.
Ekonomik sıkıntılar yaşanan, işsizlik oranı geçen yılın
ikinci çeyreğinde yüzde 26,2 olarak açıklanan Filistin'de,
4 genç ilk kez modern yöntemlerle kültür mantarı üretimi
yapıyor.
Filistin kendi tohumunu üretene kadar, projede
Hollanda'dan ithal edilen tohum ve toprağının kullanılacağı bilgisi verilen işletmede, 15 Filistinli kadının çalıştığı
ifade edildi. Mantarların sonsuz bir dikkatle, ürünün
üstünde çizik meydana getirmeden toplandığı, paketlenip
1 gün soğutulduktan sonra satışa sunulduğunu
kaydediliyor.
Ortakların 15 ay süresince mantar üretimi projene ilişkin
çalışma yaptığı, yaklaşık 70 gündür ise üretime başlandığı
ifade ediliyor. AA muhabirine konuşan, kültür mantarı
üreten dört gençten biri olan Semir Hıreyşe (30), yaptıkları
üretimi Amoro markasıyla sattıklarını belirterek, "Genelde
gençler ev almak ve evlenmek istiyor. Benim hayalim ise
bu proje. Elimizde ne varsa birleştirip banka kredisi aldık
ve bu projeyi hayata geçirdik" diyor.
Hıreyşe, yine Amoro adını verdikleri mantar üretimi yaptıkları yerin Filistin'de bir ilk olduğuna dikkati çekerek,
"Biz 4 arkadaş, Filistin piyasasına hizmet edecek farklı bir
projemiz olsun istedik. Başarı hepimizin başarısı" diye
konuşuyor.
Kendisinin "yuva" olarak tabir ettiği, tuğlalarla örülü
mekanda, yatay rafların içinde, modern yöntemlerle üretim yaptıklarını belirten Hıreyşe, ortaklarının dünyanın herhangi bir yerinden elektronik olarak üretimi takip edebildiklerini ve mekanın, sulama, nem, ısı gibi ihtiyaçlarını
ayarlayabildiklerini ifade ediyor.
Ürdün'deki bir üniversitede bilgisayar programcılığı
okuyan Hıreyşe, mantar üretiminin belirli ısı, nem ve karbondioksite ihtiyaç duyduğunu, mantar ekiminden,
hasadına kadar her aşamada sterilizasyonun çok önemli
olduğunu vurguluyor. (AA)
ANKARA - Kamu kurumlarının dış ilişkiler birimlerinin yabancı dil kapasitesi
geliştirilecek, dil öğrenimini teşvik amacıyla
yabancı dil tazminatı artırılacak.
Onuncu Kalkınma Planı kapsamında
üçüncü grup öncelikli dönüşüm programları arasında yer alan "Kalkınma İçin
Uluslararası İşbirliği Altyapısının
Geliştirilmesi Programı Eylem Planı",
Kalkınma Bakanlığının internet sitesinde
yayımlandı.
Türkiye'nin uzun vadeli kalkınma perspektifinin uluslararası işbirliği boyutuyla
birlikte değerlendirilmesi gerektiği belirtilen
programın, "Türkiye'nin uluslararası işbirliği
altyapısının hukuki ve stratejik çerçevesinin
geliştirilmesi", "Kamu kurumlarında, özel
sektör ve STK'larda uluslararası işbirliği
alanında kurumsal ve beşeri kapasitenin
geliştirilmesi", "Ulusal ve uluslararası
kamuoyunun farkındalığının artırılması" ve
"Türkiye'nin uluslararası kalkınma işbirliği
kuruluşları için bölgesel merkez haline
gelmesi" şeklinde dört hedefi bulunuyor.
Programa göre, küresel algı ve farkındalığın artırılması amacıyla Türkiye ve yurtdışındaki eğitim kurumlarına yönelik hibe
programları uygulanacak. Hibe programı,
AB dışındaki ülkelere yönelik olacak.
Ortaöğretim, lise, üniversiteler, STK'lar ve
benzeri farklı türdeki eğitim kurumlarının
hibe programının uygulamasına katılımı
sağlanacak, ortak projeler yürütülecek.
Türkiye'ye uluslararası öğrenci getirilmesine yönelik "Kültürel Öğrenci Değişim
Programı" uygulanacak.
"Küresel Toplumla İletişim Stratejisi"
hazırlanacak. Buna ilişkin eylemden Milli
Eğitim Bakanlığı "sorumlu" tutulacak.
Dışişleri Bakanlığı, Kültür ve Turizm
Bakanlığı, Yurtdışı Türkler ve Akraba
Topluluklar Başkanlığı, Yunus Emre
Enstitüsü, Kamu Diplomasisi
Koordinatörlüğü, Anadolu Ajansı, Basın
Yayın ve Enformasyon Genel Müdürlüğü
ve TRT ise bu eylemin "ilgili kuruluşları"
olacak.
Küresel algı ve farkındalığın artırılmasına
yönelik uluslararası başarı öykülerinin
anlatıldığı spot filmler (belgesel) hazırlanacak, internet tabanlı yeni medya
araçlarının kullanımı geliştirilecek, küresel
gelişmelerin anında takip edilmesi
sağlanacak. Ayrıca sosyal medyanın kullanımı, sosyal ağ kampanyaları ve kurumsal blog oluşturulmasına yönelik faaliyetler
yapılacak ve bu anlamda kurumsal eğitimler verilecek.
Üniversitelerde uluslararası kalkınma
işbirliği araştırma merkezleri oluşturulacak
ve üniversite bünyelerinde en az gelişmiş
ülkeler, Körfez ülkeleri, Kuzey Afrika,
Uzakdoğu ve benzeri tema ve alt bölge
bazlı araştırma merkezleri kurulacak,
faaliyetteki çalışma merkezlerinin
güçlendirilmesi sağlanacak. Bu merkezler
aracılığıyla Türkiye'nin doğal ilgi alanına
giren ancak tanınırlığı az olan bölge ve
ülkeler hakkında ekonomik, sosyal, siyasi
ve kültürel boyutları içerecek analitik çalışmalar yapılması sağlanacak.
(AA)
ÇAYKUR, 3 bin 500 işçi alacak
RİZE - Çay İşletmeleri (ÇAYKUR) Genel
Müdürü İmdat Sütlüoğlu, "İlgili bakanlık
nezdinde çalışmalarımızı yürüttük. 4 bin
300 işçi talep ettik ve 3 bin 500 işçi almak
için izin çıktı. Prosedürü başlattık ve 3 bin
500 işçi bünyemize alarak eksikliği
gidereceğiz" dedi.
Sütlüoğlu, Genel Müdürlük Brifing
Salonunda düzenlediği basın toplantısında, ÇAYKUR'un en son 2007 yılında işçi
aldığını anlattı.
İşçi sayısında önemli düşüş olduğunu
ve toplamda 8 bin 477 işçiye kadar
düştüklerini ifade eden Sütlüoğlu, bunun
norm kadroya göre oldukça az olduğunu
söyledi.
Sütlüoğlu, çalışanlardan 6 bin 112'sinin
mevsimlik, diğerlerinin daimi işçi
olduğunu belirterek, geçen yıl da işçi
almak istediklerini ancak bunun mümkün
olmadığını dile getirdi.
İlgili bakanlık nezdinde çalışmalar yürüttüklerini anlatan Sütlüoğlu, "4 bin 300 işçi
talep ettik ve 3 bin 500 işçi almak için izin
çıktı. Prosedürü başlattık ve 3 bin 500
işçiyi bünyemize alarak eksikliği gidereceğiz. Yaş çay yüklemede sıkıntı yaşıyorduk. Alım yerlerinde tahliyede şikayetleri
gideremedik. Müteahhit eliyle yapıyorduk
ama kendi bünyemize almadan sağlıklı
hizmet veremeyeceğimizi gördük. Bu
sene bunu da gidereceğiz" ifadelerini
kullandı.
Sütlüoğlu, işçi alımlarının İş-Kur
üzerinden yürüdüğünü ve bunun için
gerekli vasıfları bildirdiklerini dile getirerek,
alacakları 3 bin 500 işçiden 2 bin 370'inin
tahmil tahliye işçisi olduğunu söyledi.(AA)
TPAO, sondaj
çalışmalarını
azaltacak
TBMM- Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı
(TPAO) Genel Müdür Vekili Besim Şişman, "Son
petrol fiyatlarından sonra TPAO olarak sondajlarımızda bir takım azaltmalara gideceğiz, bir takım
revizyonlar yapacağız" dedi.
Şişman, TPAO'nun 2011-2012 yılı bilanço ve
netice hesaplarına ilişkin TBMM Kamu İktisadi
Teşebbüsleri (KİT) Komisyonu'ndaki görüşmelerde
yaptığı konuşmada, sektörün çok hızlı gelişip
değiştiğini söyledi.
Irak'ta yaşanan gelişmelerin bir çok projeyi ve şirketi sıkıntıya düşürdüğünü ifade eden Şişman, son
dönemde oluşan siyasi yumuşamanın olumlu bir
hava yarattığını belirtti. Şişman, yerellerle iyi temaslar
kurarak faaliyetlerini devam ettirdiklerini dile getirerek, "Irak'ta TPAO için kuzey, güney fark etmeksizin
çok ciddi bir gelecek olacağını düşünüyoruz" diye
konuştu.
Petrol fiyatlarına ilişkin de değerlendirmelerde
bulunan Şişman, şöyle konuştu:
"Petrol fiyatlarındaki en büyük olayın spekülasyon
ve yaşanan siyasi problemler olduğu tartışma
götürmez. Eskiden 65-80 dolar civarındaki petrol
fiyatının normal olduğunu söylüyorduk. Bunun üstü
de altı da spekülasyon diyorduk. Bunun 90 dolarla
kadar çıkabileceğini düşünmeye başladık. Bizim
görüşümüze göre 75-90 dolar, bunları 5'er dolar
esnetebilirsiniz, bunun dışında aşağı ya da yukarıda
oluşan fiyatlar kesinlikle spekülatif ve politik bir problemdir, teknik altyapısı yoktur."
Türkiye'nin petrol ve doğalgaz ülkesi olmadığını
vurgulayan Şişman, "Karadeniz'de, Akdeniz'de, karalarda çalışacağız ama yönümüzü dışarıya çevirmeyi
ihmal etmeyeceğiz. Dışarıda önemli yatırımlar yapmak zorundayız" dedi.
Bu yıl 128 sondaj yapmayı planladıklarını ifade
eden Şişman, sondaj çalışmalarına ilişkin şu bilgileri
verdi: "Yurt içinde 1,4 milyar lira, yurt dışında da 2,3
milyar dolar yatırım öngörüyoruz. Son petrol fiyatlarından sonra TPAO olarak sondajlarımızda bir takım
azaltmalara gideceğiz, bir takım revizyonlar
yapacağız. Bu da normal bir durum. Fiyatlar değiştiği
zaman bütün şirketler dinamik bir tepki gösterir. İlk
yaptıkları iş, insanları işten çıkarırlar, bir takım projelerini iptal ederler. Yaklaşık 4 bin 600 personelimizi
işten çıkaracak bir pozisyonumuz olmadığına göre
bir takım faaliyetlerimizi kısıtlayarak bu dönemi doğru
şekilde yönetmeye gayret ediyoruz. Bu, günübirlik bir
durumdur. 40 dolar petrol fiyatlarıyla bile uzun soluklu bakıldığında TPAO bilançosu sıkıntıya düşmez.
Amacımız bu dönemi krediyle geçiştirmeyelim, gelecek dönemde daha güçlü bir TPAO'yu vücuda
getirelim. Buradaki temel gaye budur. Yoksa mevcut
durumumuzda istediğimiz her yerden kredi bularak
sistemi çevirebiliriz, ancak bu doğru değil." (AA)
Sanayici Adana'ya
liman istiyor
ADANA - Adana Sanayi Odası (ADASO) Meclis
Başkanı Hüseyin Nuri Çomu, 2023 ihracat hedefleri
doğrultusunda Mersin limanının yetersiz kalacağını
belirterek, Adana'ya en kısa sürede bir liman yapılmasının gerekli olduğunu bildirdi.
Türkiye'nin 2023 hedeflerini gerçekleştirmesinde
Adana'nın önemli bir yere sahip olduğunu ifade
eden Çomu, yaptığı yazılı açıklamasında şu ifadeleri
kullandı: "2023'te 500 milyar dolar ihracat hedefi için
de limanlarımızın 3 kat daha fazla çalışması
gerekiyor. Mersin limanın böyle bir kapasiteyi kaldırması mümkün değil. Bu sebeple Adana'da konteyner taşımacılığına imkan veren bir liman, bugünden
yapılmalı."
Çomu, açıklamasında şöyle devam etti:
"Ülkemizin 2023 stratejisinde birçok konu başlığı
olduğu gibi 500 milyar dolar ihracat hedefi de
bulunuyor. Dişlinin dönmesi için çarkların da buna
uygun hareket etmesi gerekiyor. 500 milyar dolarlık
ihracat hedefi, mevcut limanların 3 kat daha fazla
çalışması gerekliliğini ortaya koyuyor. Bugün ihracatta olmazsa olmaz niteliğindeki konteyner taşımacılığına uygun limanları incelediğimizde,
Çukurova Bölgesinde sadece Mersin Limanı'nın bu
tip taşımacılığa uygun olduğunu görüyoruz. Ancak
Mersin Limanı'nın halihazırdaki kapasitesinin 3 katı
işlem hacmini kaldıramayacağı gayet açık. 2023
vizyonunu gerçekleştirmek için hangi hamleler yapılması gerektiğini bugünden konuşmalıyız.
2023 hedeflerimizi gerçekleştirmede Çukurova
ve Doğu Akdeniz'in üzerine düşen görevi yerine
getirebilmesi için bölgemizde yeni bir limana
ihtiyaç var. Bir limanın inşaat süresini ve tam kapasite hizmete erişebilme süresi göz önünde bulundurunca, yeni liman inşaatının gündeme bugünden
alınması gerektiği oldukça açıktır. Ülke genelindeki
mevcut limanların kapasiteleri de incelenerek yeni
limanlarla ilgili çalışmalar yürütülmelidir. Bizim
Adana için Liman talebimiz, 2023 hedeflerinde
Çukurova ve Doğu Akdeniz'e düşen görevi üstlenmek amaçlıdır." (AA)
KÜLTÜR-SANAT
KÜLTÜREL
BOYUT
Prof. Dr. Hayrettin İVGİN
[email protected]
YAŞAYAN İNSAN HAZİNELERİMİZ VE
ORHAN KURT
Hayali Orhan Kurt, yaşayan Karagöz sanatçıları içinde önde gelenlerdendir. 1930 yılında İstanbul'da doğdu.
İlk, orta, lise ve yüksek öğrenimini İstanbul’da tamamladı. İstanbul Büyükşehir Belediyesinde yıllarca
mühendis olarak çalıştıktan sonra emekli oldu.
Orhan Kurt, bir mühendis, bir bürokrat olmasının
yanında bir sanat adamı olarak bilinmektedir.
Sanata ilgisi çocukluk yıllarında başlar. Resim ve
müziğe olan yeteneği onu bu sanat dallarında arayışlar
içerisine girmesine sebep olmuştur. Küçüklüğünden
yetişkinliğine kadar birçok musiki cemiyetlerine katılarak musiki sanatını da geliştirdi. Öyle ki, İstanbul
Radyosunda korolarla birlikte programlarda yer aldı,
solo çıkışlarda bulundu. Bu merakını ve hobisini yıllarca devam ettirdi.
Karagöz sanatına ilgisi çocukluğunda başlar.
Evlerine sık sık gelen babasının arkadaşı Binbaşı
Niyazi Bey'den çok etkilenir. Adı geçen bu baba dostu
Niyazi Bey, aslında çok iyi bir Karagöz sanatçısıdır.
Çünkü, Binbaşı Niyazi Bey, eski Karagöz sanatçılarından Hayali Tecelli Bey ve Hayali Salih Bey gibi ustalardan Karagöz’le ilgili sanatı öğrenmiş birisiydi.
Niyazi Bey, küçük Orhan'a tasvir yaptırırdı ve yapılanları düzeltirdi. Ayrıca küçük Orhan'a nazari bilgiler de
öğretirdi. Bu zat, onun ilerde Karagöz sanatçısı olmasına bilerek-bilmeyerek vesile olmuştur.
Orhan Kurt, bütün sanat hayatını etkileyecek bir
tesadüfle Hayali Ragıp Tuğtekin'le 1954 yılında tanıştı.
Henüz 24 yaşındadır, Karagöz sanatına meraklıdır ve
bu sanatı öğrenmek istemektedir. Bu sebeple Ragıp
Tuğtekin'in öğrencisi oldu. Ondan öğrendikleri Orhan
Kurt’un ufkunu genişletti. Özellikle tasvir yapımında
Ragıp Tuğtekin ekolünün temsilcisi oldu. Ragıp
Tuğtekin tasvir yapımında ve oynatmada; büyük
Karagöz ustası Nazif Efendi, Hayali Tecelli Bey,
Hayali Mahmud Bey ve Hayali Kâtip Salih beylerden
ders almış, onlarla yıllarca birlikte olmuş bir sanatçıydı. Tüm bildiklerini bütün kaprislerine rağmen Orhan
Kurt'a öğretti. Daha doğrusu Orhan Kurt, hocasına saygısı, sabrı, vefakâlılığı ile Ragıp Tuğtekin'den çok şey
öğrendi. Bugün bile hocası Ragıp Tuğtekin'i minnet ve
şükranla anmaktadır. Çünkü 22 yıl Ragıp Tuğtekin'e
hem çıraklık hem de yardaklık yapmıştır. Ragıp
Tuğtekin, tasvir yapımında gelmiş geçmiş ustaların bir
sentezi olarak görünmektedir. Bugün arşivlerde bulunan tasvirleri bunun kanıtıdır. Şunu rahatlıklarla ifade
edebiliriz ki, Orhan Kurt, tasvir yapımında Tuğtekin
ekolünün bir temsilcisi ve devamcısıdır. Ancak şu
kadar ki, bu ekolün devamcısı olmakla birlikte Orhan
Kurt'un tasvir yapımındaki orjinalliği, mükemmelliği
bütün zamanların üstündedir.
Orhan Kurt, Karagöz oynatmayı Binbaşı Niyazi'den
öğrendi, Ragıp Tuğtekin’le pekiştirdi, Hayali Küçük
Ali'den etkilendi. Gerçi dönemin bütün ustalarından bir
şeyler kaptı. Ama o hiçbir zaman, hiçbir ustanın taklitçisi olmadı. Kendine özgü olmayı yeğledi. Şunu diyebilirim ki Orhan Kurt, bugün hiç kimseye benzemeyen
özgün, tamamen başka, farklı ama sanat seviyesi üstün,
yadsınamayacak kadar şahsiyet sahibi bir sanatçıdır.
Orhan Kurt, kukla sanatı ile de uğraşmıştır. Kendi
yaptığı ipli ve ibiş el kuklalarıyla yurt içi ve yurt dışında sayısız gösterilerde bulunmuştur.
Orhan Kurt 50 yılı aşkın sanat hayatında bir çok ulusal ve uluslararası festival, şenlik ve organizasyonlarda
gösteriler yapmıştır. Kültür Bakanlığının her düzenlemesinde yer almış, çeşitli kurslarda ve öğretim çalışmalarında öğretim görevlisi olarak bulunmuştur.
Açtığı tasvir sergilerinin sayısını hatırlamak ve listelemek bugün için mümkün değildir. Birçok öğrenci de
yetiştirmiştir. Oğlu Akın Kurt ve Murat Huten değerli
birer hayali sanatçılarıdır.
Birleşmiş Milletler Eğitim Bilim ve Kültür Kurumu
UNESCO, 2003 yılında Somut Olmayan Kültürel
Mirasın Korunması Sözleşmesini kabul etmiştir.
Ülkemiz bu sözleşmeye 2006 yılında imza atarak taraf
olmuştur. Sözleşmede “Somut Olmaya Kültürel Miras”
toplulukların, grupların ve bazı durumlarda şahısların,
kültürel mirasların birer parçası olarak benimsenmiştir.
Bu tanıma uyan; uygulamalar, temsiller, anlatılar, bilgiler, beceriler ve bunlara ait araç-gereçler ve mekânlar
kültürel miras olarak sayılmaktadır.
Bu 2006 tarihinden sonra, Türkiye UNESCO nezdinde büyük çalışmalar yapmış, 2009 yılı içerisinde;
UNESCO tarafından “Karagöz”, “Âşıklık Geleneği”,
“Mey Sanatı”, semah, Türk Kahvesi “Sema
Gösterileri”, “Nevruz” gibi kültürel oluşumlar; “Somut
Olmayan Kültürel Miras” olarak kabul edilmiştir.
Türkiye, görevli kıldığı Kültür ve Turizm Bakanlığı
tarafından; “Somut Olmayan Kültürel Miras Ulusal
Envanter” çalışmalarında bulunmuştur. Buna ilişkin
olarak, kültürel mirasımızın belli unsurlarını korumak,
yaşatmak ve gelecek kuşaklara aktarmak için, yüksek
düzeyde bilgi ve beceriye sahip hayatta olan bazı kişileri “Yaşayan İnsan Hazinesi” olarak tespit etmiştir.
2008 yılı için yapılan bu değerlendirme sonucu;
Karagöz sanatçılarından Hayali Tacettin Diker, Hayali
Orhan Kurt, Hayali Metin Özlen; Çini sanatçılarından
Sıtkı Olçar; Keçe sanatçılarından Mehmet Girgiç; otantik çalgı sanatçılarından Çam düdüğü sanatçısı Hayri
Dev; âşıklık geleneği sanatçılarından Âşık Şeref
Taşlıova “Yaşayan İnsan Hazineleri” olarak ilan edilmiştir. Kültür ve Turizm Bakanlığı bu 7 insan hazinelerini kamuoyuna ilan etmek amacıyla bir tören düzenlemiştir. 14 Ocak 2010 tarihinde İstanbul’da Lütfi Kırdar
Kongre ve Sergi Sarayı Marmara Salonu’nda yapılan
bir törenle kendilerine birer madalya ile teşekkür belgesi verilmiştir.
O tarihlerde; UNIMA Türkiye Millî Merkezinin
Başkan Yardımcısı olan Hayali Orhan Kurt ile üyelerinden Hayali Tacettin Diker ve Hayali Metin Özlen’e
bu törende ödülleri Bakan Ertuğrul Günay tarafından
verilmişti. UNIMA Türkiye Millî Merkezi Başkanı
Mevlüt Özhan da bu törene katılmıştır.
UNIMA Türkiye Millî Merkezinin değerli mensuplarının bu ödülü almaları Merkezimizin üyelerini son
derece sevindirmişti. Diğer “Yaşayan İnsan Hazinesi”
olan sanatçılarımızla birlikte, bu değerli Karagöz sanatçılarımızı kutluyoruz.
Orhan Kurt’la birlikte diğer iki sanatçımız Tacettin
Diker ve Metin Özlen; bugün yaşayan Karagöz sanatçıları içinde sanat seviyeleriyle, deneyimleriyle, tasvir
yapımındaki orjinallik ve ustalıklarıyla, bu sanatı temsil etme vasıflarıyla korunması gereken çınarlar gibidirler. Ancak, Karagöz Sanatçısı Tacettin Diker’i 2013 yılı
sonunda, Âşık Şeref Taşlıova’yı 2014 yılı içinde kaybettik.
Orhan Kurt’u ve diğer değerli sanatçılarımızın değerini bilelim.
2 Şubat 2015 Pazartesi
9
Senaryoyu gardiyan yazdı,
mahkumlar sahneledi
Bartın Kapalı Cezaevinde infaz koruma memurunun yazıp yönettiği, hükümlü ve tutukluların
rol aldığı "Göçük" adlı oyun cezaevinde sahnelendi.
BARTIN - 3 Mart 1992'de Zonguldak'ın
Kozlu ilçesindeki grizu patlamasında hayatını
kaybeden 263 madencinin anısına yazılan,
madencilerin hayat hikayeleri ile geride bıraktıkları eşleri, çocukları, sevgilileri, anne ve babalarına seslenişlerinin konu alındığı oyunda duygulu
anlar yaşandı.
Yaklaşık 2 ay süren eğitimin ardından sahneye çıkan ve maden ocağında göçükte kalan 5
madencinin kurtarılmayı beklerken geçirdikleri
zamanı sahneleyen mahkum ve hükümlülerin
performansı, izleyenlerden tam not aldı.
Oyunun Yazarı ve Yönetmeni Metin Akdeniz,
gazetecilere yaptığı açıklamada, eğitim ve iyileştirme çalışmalarına önem verdiklerini söyledi.
Kurumda tutuklu ve hükümlülerden oluşan
ekiple ilk kez tiyatro etkinliği düzenlendiklerini
belirten Akdeniz, "Burada hükümlü ve tutukluların topluma yeniden kazandırılması ve sosyalleşmesine katkı sağlamayı hedefliyoruz.
Arkadaşlarımızın emeği ve çabasıyla çok güzel
oyun ortaya çıktı. Bu tür faaliyetler mahkumların
kendilerine güvenlerini artırıyor. Tahliyelerinin
ardından yeniden yaşama adapte olacaklarına
inanıyoruz. Tabii burada ilginç nokta da oyunda
yer alan arkadaşlarımızın hiçbirinin daha önce
tiyatro oyunu izlememiş olması. Şimdiye kadar
hiçbir bir tiyatro oyununa gitmemiş. Böyle olunca gösterdikleri performans çok daha anlamlı
oluyor" diye konuştu.
Oyunu 3 Mart 1992'de Kozlu'daki grizu patlamasında hayatını kaybeden 263 şehit madenci
için sahnelediklerini anlatan Akdeniz, "Az komedi, çok dramın yer aldığı oyuna tutuklu ve
hükümlü arkadaşlarımız çok iyi hazırlandı.
Sadece sahnede değil, gece gündüz odalarında
da prova yaptılar. Oyunumuzu cezaevimizden
sonra açık cezaevi hükümlülerine ve adliye personeline de oynamak istiyoruz" ifadesini kullandı.
Hükümlülerden Musa Kisse de 16 yıl hapis
cezası aldığını ve cezaevinde sosyal-kültürel faaliyetle tanışmanın mutluluğunu yaşadığını dile
getirerek, "Hayatımda hiç tiyatroya gitmememe
karşın başarılı performans sergilediğimizi düşünüyorum. Çok endişeliydik ama başardık.
Oyunun provalarında hem eğlendik hem de duygulu anlar yaşadık" değerlendirmesinde bulundu..
15 yıl hüküm giyen Fehmi Karaman da oyuna
çalıştıkça öz güven kazandıklarını söyledi.
Tiyatro oyununu Cumhuriyet Başsavcısı
Seyfullah Öselmiş, Cumhuriyet Savcısı Mehmet
Sırımer, Cezaevi Müdürü Mustafa Dolunay ile
ceza infaz kurumu personeli ile hükümlü ve
tutuklular izledi. (AA)
Radyovizyon Dergisi yayın hayatına Türk ressam Kerim
Roma'da sergi açıyor
yeniden "MERHABA" dedi
ANKARA - Türkiye Radyo Televizyon Kurumu
(TRT), Radyovizyon Dergisi'nin 4 yıl aradan sonra
okurlarına yeniden merhaba diyerek, 3 ayda bir
Türkçe ve İngilizce olarak yayımlanacağını bildirdi.
TRT'den yapılan yazılı açıklamada,
Radyovizyon'un Türkiye'de yayıncılığın atası ve
okulu TRT'nin, radyo dinleyicilerine, üniversitelere,
akademisyenlere, öğrencilere ve geleceğin radyocularına sunduğu bir kaynak, bir armağan olduğu
vurgulandı.
"Radyoyu Yeniden Düşünmek" başlıklı dosya
konusuyla yayın hayatına dönüş yapan
Radyovizyon Dergisi'nin, 3 ayda bir 64 sayfa olarak yayımlanacağı kaydedildi.
TRT Dış Yayınlar Dairesi Başkanlığı ve Radyo
Dairesi Başkanlığı tarafından koordineli olarak
hazırlanan derginin, radyo tarihinin yazılı ve görsel
arşivi olma misyonunu üstlendiği belirtilen açıklamada, "Radyovizyon, akademisyenlere, yayıncılara ve geleceğin radyocularına kalıcı bir kaynak
olma amacını taşıyor. Radyovizyon yıllardır beklenen, aranan, hem kaynak hem arşiv, hem de
günümüz radyo yayıncılığını içeren bir radyo dergisinin eksikliğini gidermiş olacak. Dergi, radyo ve
radyoculuğun kütüphaneye girmesinin yanı sıra,
radyocu olan olmayan herkesin ilgisini çekecek
nitelikte hazırlanıyor" ifadesine yer verildi.
Açıklamada, derginin 15 Ocak'ta yayımlanan
sayısında "Susun! Radyoevi Konuşuyor",
"TRT'nin e-Radyo Projesi", "Özel Radyolar ve
Sorunları", "TRT'den Arşiv Paylaşımı", "Bu Ses
Çanakkale'den" gibi günceli ve tarihi tarayan yazıların yer aldığına değinildi.
Açıklamada dergide yer alan başyazısına yer
verilen TRT Genel Müdürü Şenol Göka, TRT radyolarının hem toplumun hem TRT'nin hafızası
niteliğinde olduğunun altını çizdi.
Göka, "Bu yüzden radyo söz konusu olduğunda, uyanan nostalji duyguları ile geleneği canlı
tutan bir ilişkiler ağı da akla gelir. Radyonun, yapısı gereği hayalleri güçlü tutması ve teşvik etmesi,
geçmiş ve gelecek algısı açısından insani özellikleri de koruması demektir. Belki de bunun için
dosttur radyo, belki de bunun için radyo olmadan
bir şeylerin eksik olduğu düşüncesine kapılır
insan" ifadelerini kullandı. (AA)
MEHMET NURİ
PARMAKSIZ
[email protected]
BENCİLEYİN SÖZLER
AŞKA DAİR
Hasret örümcek ağı, biz de o ağa takılmış bir âşığız.
Ölüm bile fâni olduğunu hatırlayıp bazen kıskanır içimizdeki aşkı.
Aşka ölmektir yaşamakların en güzeli.
Ne güzel bir mağlubiyettir yâre yenilmişlik...
Can, cana karışınca gözlerin ve ruhun yaşadığı
hâlin ismi canandır.
Hayal değilim ben! Gerçeğim, hayalimin sonsuzlukla çarpımı sadece.
Aşkın bir yüzü hep hüzündür aslında.
Aşk taklit kaldırmaz.
Pervenesiz mum, mumsuz pervane manasız.
Hangi çağlayanın sesi kalbimizin sesine yetişir? Hangi nehrin
denize ulaşma iştiyakı bizimkine
eştir?
Bütün eyler, bütün nidâlar
Rabbimden sonra sana.
Herkes bir gün için yaşar dünyada ve o bir gün bir ömür bekleyebilenler mutlu olur hayatta.
Kalbin sınırsızlığında nefes
almak şükrün tesellisinde yaşamaktır.
En zor şeydir insanın kendine bakabilmesi, kalbini ve kendini anlayabilmesi.
Gözyaşından süs olmaz, en güzel süs yârin gülüşü olmalı bize.
Ey aynalar, yalancısınız siz! Ne
kadar uğraşırsanız uğrasın kalbimi
gösteremezsiniz.
Öyle gündüzlerimiz olmalı ki
dua yağmalı sözlerimiz, öyle gecelerimiz olmalı ki hüznü sağmalı
gözlerimiz.
ROMA - Barış
Seçkin - Türk ressam
Timur Kerim
İncedayı'nın, doğup
büyüdüğü İstanbul ile
uzun yıllardır yaşamını sürdürdüğü
Roma'yı buluşturduğu yeni sergisi sanatseverlerle buluşacak.
Türkiye'de doğup,
hayatının 50 yıldan
fazlasını İtalya'da
geçiren ressam
İncedayı, köklü
medeniyetlere ev sahipliği yapmış İstanbul ve
Roma'yı buluşturduğu yeni sergisi "Tarihin ayak
sesleri: Roma ve İstanbul" hakkında AA'ya değerlendirmelerde bulundu.
Kariyerinde pek çok sergi açan İncedayı, 2
buçuk senelik bir çalışmanın ardından 50 eserden
oluşan sergi çalışmalarında yorulduğunu, ancak
açılışı heyecanla beklediğini belirtti.
İncedayı, sergisinde iki kentin tarihteki rolü üzerinde durulduğunu ifade ederek, "Çok uzun senelerdir Roma'da yaşıyorum. İstanbul'da doğdum.
İstanbul'da bütün gençliğim geçti. İkisi de birikimleriyle iki önemli sanat şehri. İkisi de son derece
değerli" dedi.
İki şehrin de kültürel zenginlikleriyle sanatına
katkı yaptığını ifade eden İncedayı, "Şehirlerin
karakteristik biçimde simgesi haline dönüşen anıtlar ve eserleri kullandım. Bunları çok ciddi etütler
yaparak incelediğimi söylemeliyim. Yerinde tetkikler yaptım. Tabi ön çalışmaları da çok önemliydi. 2
buçuk senede hazırlandı bu sergi ama küçüklüğümden beri gelen birikimin sonucu diyebiliriz" ifadelerini kullandı. (AA)
Aşkı bilmek ölmek değil ölümsüzlüğe adım
atmaktır.
Hiç üzülmemeli kalbimiz çünkü gün gelir anlaşılır, gün gelir parçalandığımız yerden yeniden doğarız.
Âşık için hüzündür bal.
Bir kalp hüzün denilen o y/ardan düşünce anlar
nefesin kördüğümünü, anlar aynalarda ne gördüğünü…
Çözülmez dediklerimiz çözülür gönlümüzde, en
kötüsü de kalbimizin dizlerinin çözülmesidir.
Sözün, ferasetin, basiretin bittiği yer umudun
gözbebeğinde, aşkın bakışlarında asılı kalmaktır.
En güzel rüyaya sevgilinin tebessümünde dalınır.
Baharları kıskandırmalı kalbimizdeki baharlar…
Aşka muhtaç acziyetin resmiyiz biz, aşka âşık
gönüllerin ismiyiz biz.
GÜNÜN DÖRTLÜĞÜ
Bir âşık için engel kar, kış kıyamet nedir?
Hasret bacayı sarsın vuslat için her şey bir.
Bir busene değişmem verseler de dünyayı,
Mahşerine sevdada akılda kalmaz fikir.
10
SAĞLIK
Bel ve boyun ağrısı ofis çalışanlarının peşini bırakmıyor…
2 Şubat 2015 Pazartesi
Ağrılara davetiye çıkarmayın!
Bilgisayar karşısında geçirilen uzun saatler ve masa başında yanlış oturuşlar boyun, sırt ve bel ağrılarını kaçınılmaz kılıyor.
“Kimin ağrımıyor ki!” dedirten bu şikayetler özellikle ofis çalışanlarının peşini bırakmıyor.
HABER MERKEZİ - Bilgisayar karşısında
geçirilen uzun saatler ve masa başında yanlış
oturuşlar boyun, sırt ve bel ağrılarını kaçınılmaz
kılıyor. “Kimin ağrımıyor ki!” dedirten bu şikayetler özellikle ofis çalışanlarının peşini bırakmıyor.
Zira ekran karşısında farkında olmadan kamburlaşmamız ve o pozisyonda saatlerce hiç kalkmadan ekrana bakmamız teknolojik ağrılara davetiye çıkarıyor. Bilgisayar başında çalışanlarda en
sık rastlanan şikayetlerin başında boyun ağrısı,
sırt ağrısı ve el bileğindeki ağrıların geldiğini belirten Acıbadem Kozyatağı Hastanesi Ortopedi ve
Travmatoloji Uzmanı Prof. Dr. Metin Türkmen,
uzun süre hareketsiz durmanın özellikle bacaklarda kan dolaşımı problemlerine de neden olduğunu, boyun ve sırt ağrılarının tedavi edilmediği taktirde eklemlerde kireçlenmeden, kronik ağrılara
hatta fıtığa kadar birçok soruna yol açabildiğini
vurguluyor. Prof. Dr. Türkmen, teknolojinin yol
açtığı ağrılardan korunmanın 8 yolunu anlattı.
Omurganız için dik oturun
Sırtınız dik, kalçanız geriye dayanmış şekilde
oturmanız çok önemli. Oturuş şekli kadar oturulan koltuk da büyük önem taşıyor. Özellikle
‘müdür koltuğu’ denilen koltukta , koltuk bütün
gösterişine rağmen ortopedik özellikte olmadığı
için, oturulduğunda ister istemez önde oturmak
gerekiyor ve bel desteksiz kalıyor ki bu son derece sağlıksız bir oturuş şekli. Acıbadem Kozyatağı
Hastanesi Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Prof.
Dr. Türkmen “Eğer bu tip bir koltukta oturmak
zorunda kalırsanız, mutlaka bel boşluğunu doldurun, ayaklarınız yere temas edecek şekilde dik
oturun” diyor.
Sandalyeniz bacak boyunuza uygun olsun
Oturduğunuz ortopedik sandalyeyi kullanmayı
bilmeniz gerekiyor. Yüksekliğini bacak boyuna
zorlanıyor. Ayakkabının üstten de yandan da parmakları sıkmaması şart. Ayak topuk içine oturacak, rahat olacak, üstte boşluk olacak ki parmaklar sıkışmasın, rahat hareket etsin. Yanda
boşluklar da ayağın sıkışmasını engelliyor.
Dolaşın, merdiven inip çıkın
Masada ekran karşısında uzun süre oturmak,
sadece boyun, bel ve sırt ağrılarına değil kan
dolaşımı problemlerine de neden oluyor. Kanın,
alt bölgelerden kalbe rahat dönebilmesi için
bacak kaslarının çalışması gerekli. Aksi halde
bacakta, bilekte ödem, varisler başlıyor hatta
hemoroide yol açıyor. Bu nedenle su içmek,
tuvalete gitmek bahanesiyle sık sık yerinizden
kalkın, dolaşın, oturduğunuz yerde bacak bilek
hareketleri ve kas germeleri şeklinde egzersizler
yapın. En iyisi sık sık kalkıp dolaşmak.
Egzersizi ihmal etmeyin
Omurgayı düzgün pozisyonda tutmak için dik
durulması, dik durmak için de boyun, sırt, göğüs
ve bel kaslarının kuvvetli olması gerektiğini vurgulayan Prof. Dr. Türkmen “Gelişen teknoloji
insanları ofislere mahkum etti. Oturarak kas
gücümüzü korumamız mümkün değildir. Bunun
çalışıyor. Oysa bu doğru bir duruş değil ve son
göre ayarlamalısınız. Ayağınız yere değmeli.
Doğal oturuş şekli, ayağınız yere değdiğinde dizi- derece riskli. Ekran karşımızda, göz seviyemizde için günlük egzersizleri hayatımıza sokmak, en az
üç gün spor yapmak zorundayız” diyor.
nizin 90 derece kıvrıldığı şekildir.
durmalı. Bu, kafamızı dik tutup boynumuzun
Yüzmek ağrılara birebir
Masaya fazla eğilmeyin
yorulmasını önlemek için gerekli. Sürekli önünüze
Bel, boyun ve sırt ağrılarıyla baş etmede
Çalışanların farkında olmadan çok sık yaptık- bakarak çalışmayı adet haline getirirseniz boyun
yüzme en uygun spor. Prof. Dr. Metin Türkmen,
ları hatalardan biri, işlerinin yoğunluğuna kapılıp
ve sırt ağrılarınız kaçınılmaz olur.
“Haftada iki gün kendinize zaman ayırıp, yüzmeliAyakkabınızı doğru seçin
masaya doğru fazla eğilmeleri adeta klavyenin
siniz. Suyun psikolojik olarak rahatlatıcı etkisi
Sürekli masa başında çalışanların ayakkabı
tuşlarına kapanmaları. Siz siz olun masayla araseçimine de çok dikkat etmeleri gerekli. Bu kişi- yanında, yarattığı homojen direnç ortamı kaslarınızda mesafeyi koruyun. Öne doğru eğilmekten
nıza da çok faydalıdır. Suyun içerisinde vücuduler kısa dolaştıkları sürelerde bile farkında olmakaçının ve bunu hep aklınızda tutun.
nuzdaki tüm kaslarınız aynı basınçla karşılaşır ve
dan diz ve bel eklemlerini zorlamaktalar.
Laptop’u dizinizin üstüne koymayın
su dışındaki sporlar ile aynı enerjiyi harcarken
Laptop kullananlar hep önlerine doğru bakıAyakkabı nedeni ile topuk kalkıyor, onu tolere
yorlar. Çoğu kişi dizlerinin üzerine koyup öyle
etmek için de bel ve diz mecburen kırılıyor ve
buna karşın daha az yorulmuş olursunuz” diyor.
Uzun süreli fruktoz tüketimi
“psikiyatrik bozukluğa” yol açıyor
ESKİŞEHİR - Türk bilim adamlarınca yürütülen çalışmada, uzun süre kullanım sonucunda
fruktozun, beyinde iltihaplanmaya yol açarak,
şizofreni hastalığına benzer psikiyatrik bozukluklara neden olduğu tespit edildi.
İstanbul Bilim Üniversitesi Fizyoloji Anabilim
Dalı Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Oytun Erbaş,
AA muhabirine yaptığı açıklamada, 2010 yılından
bu yana fareler üzerinde "fruktoz" ve "rafine
şeker"in etkileri üzerine yürüttükleri çalışmada,
Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Histoloji ve
Embriyoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr.
Hüseyin Aktuğ, Fizyoloji Anabilim Dalı Öğretim
Üyesi Prof. Dr. Dilek Taşkıran ve Ödemiş Devlet
Hastanesi Psikiyatri Uzmanı Dr. Hüseyin Serdar
Akseki'nin görev aldığını söyledi.
Deneysel sıçanlarda yaklaşık 2 ay boyunca
fruktoz kullandıklarını belirten Erbaş, sekiz haftalık dönem sonunda sıçanların gösterdiği davranışları incelediklerini kaydetti.
Yüksek miktarda fruktoz alan hayvanların davranışlarındaki değişim hakkında bilgi veren Erbaş,
"Çalışmamızda rafine yani endüstriyel şekerlerin
uzun dönem kullanımının vücutta iltihaba neden
olduğunu ve bu iltihabın beyinde şiddetli değişikliklere, şizofreni hastalığına benzer bulgulara
sebep olduğunu saptadık" diye konuştu.
Deneysel sıçanların sergilediği davranışın
"hastalık davranışı" olarak adlandırılan terimle
açıklayan Erbaş, şunları kaydetti:
"Bir insan, örneğin farenjit gibi iltihabi hastalık
olduğunda hastalık davranışı gelişir. Davranışları
ve uyku düzeni bozulur. Daha çok uyur veya iştahı kesilir. Yüksek dozda fruktoz verilen sıçanlarda
da hastalık davranışına benzer biçimde davranış
değişiklikleri saptadık. Fruktoz kullanımı sonucunda sıçanların beyninde, karaciğer ve bağırsağında meydana gelen iltihaptan daha fazla iltihap
oluştuğunu gördük. Rafine şeker kullanıldığında
vücudun neredeyse tamamında iltihap oluşmakta
ve bundan da en çok etkilenen organ karaciğer
ve beyin olmaktadır. İşte bu iltihaba bağlı olarak
gelişen birçok faktör sinir hücrelerinde değişikliklere hatta sinir hücresinin bozulmasına ve buna
bağlı olarak şizofreni benzeri hastalığa neden
olmaktadır."
Yaptıkları araştırmalarda sıçanların beyninde
şizofreni hastalığında olduğu gibi değişiklikler
gözlemlediklerini ve davranışlarının değiştiğini
vurgulayan Erbaş, "Yüksek fruktoz diyeti alan
hayvanlarda karaciğer yağlanması olduğunu ve
yaptığımız psikiyatrik testlerde de aynı şizofrenik
hastalarına benzer bulguların olduğunu tespit
ettik" ifadesini kullandı.
Fruktoz ve rafine şekerin şizofreniye benzer
bulgulara neden olduğunu deneysel olarak dünyada ilk kez kendilerinin tespit ettiğini aktaran
Erbaş, çalışmalarının sonucunu uluslararası prestijli bir dergi olan "Metabolic Brain Disease"de
yayımladıklarını belirtti. (AA)
Bisiklet sürerek 41 kilo verdi
ANTALYA - 21 yaşındaki Osman Koç, günde
80-90 kilometre bisiklete binerek 8 ayda 133 kilodan 92 kiloya düştü.
Antalya'da yaşayan mermer ustası Osman
Koç, AA muhabirine yaptığı açıklamada, doğuştan kilolu olduğunu söyledi. Yaşıtlarına göre her
zaman kilosunun fazla olduğunu dile getiren Koç,
okula gittikten sonra bunun sıkıntılarını daha fazla
yaşamaya başladığını belirtti.
Sosyal çevresinde de sıkıntılar yaşadığını
anlatan Koç, 20 yaşına girdiğinde 130'lu kilolara
ulaştığını kaydetti. Günde ortalama 4 ekmek, her
hafta en az 2 kilo tatlı yediğini ifade eden Koç,
sürekli fast food tarzı beslendiğini, doyum hissini
hiç yaşamadığını vurguladı.
Bir gün tartıya çıktığında 133 kiloyu görünce
zayıflamaya karar verdiğine işaret eden Koç,
şöyle konuştu:
"Arkadaş çevrem ve ailem zayıflamam için
baskı yapıyordu. Zayıflamaya karar verdim ancak
ameliyat olmak istemiyordum. Daha önce ara sıra
bindiğim bisiklete daha sık binmeye başladım.
Günde 80-90 kilometre bisiklet sürdüm. Hafta
sonu kentteki bisiklet topluluklarının turlarına
katıldım. Böylece hızla kilo vermeye başladım.
Hiç diyet yapmadan 8 ayda 41 kilo verdim, 133
kilodan 92 kiloya düştüm."
Koç, 17 kilo daha verip 75 kiloya inmeyi
hedeflediğinin altını çizerek, "Herkese bisiklete
binmeyi tavsiye ediyorum. Bisiklet olmasaydı bu
kadar kısa sürede sağlıklı bir şekilde kilo veremezdim" dedi. Her şeyi bisiklete borçlu olduğunu
dile getiren Koç, bisikleti artık bir parçası gibi hissettiğini söyledi. Önceki fotoğraflarını görenlerin
(Bu sen misin) diye sorduklarını belirten Koç,
"Ben bile bazen kendimi tanıyamıyorum" ifadesi-
ni kullandı. Kilo verdikten sonra daha sosyal bir
insan haline geldiğini vurgulayan Koç, zayıflamasıyla kız arkadaşlarının kendisine karşı davranışlarının değiştiğini kaydetti. Koç, zayıflamasını
sağlayan bisiklet sporunda profesyonel bir şekilde ilgilenmek istediğini sözlerine ekledi. (AA)
Tiroit hastalıkları
kadınlarda artış
gösteriyor
İSTANBUL - Tiroit hastalıklarının kadınlarda artış gösterdiği bildirildi.
Memorial Etiler Tıp Merkezi Genel Cerrahi
Uzmanı Prof. Dr. Gürsel Soybir, yaptığı yazılı
açıklamada, tiroit bezinin besinlerle alınan
iyotu toparladığını ve T3- T4 adı verilen tiroit
hormonlarını ürettiğini kaydetti.
Bir insanın sağlıklı olabilmesi için tiroit hormonlarının devamlı ve yeterli miktarda salgılanması gerektiğini vurgulayan Soybir, bu hormonun az miktarda salgılanmasının vücut
fonksiyonlarının yavaşlamasına, fazla miktarda salgılanmasının ise vücut fonksiyonlarının
hızlanmasına neden olduğunu aktardı.
Soybir, çocuk sahibi olmak isteyen kadınların tiroit fonksiyonlarının gebelik öncesi
mutlaka değerlendirilmesi gerektiğini belirterek, tiroit bezi az çalışan kadınların gebe kalmakta zorluk çektiğini, gebe kaldıkları takdirde de düşük ihtimalinin arttığını ifade etti.
Tiroit hormonu eksikliğinin anne karnındaki bebeğin zeka ve fiziki gelişimini de olumsuz etkilediğine işaret eden Soybir, tedavi ile
tiroit fonksiyonu normale dönen kadınlarda
risklerin ortadan kalktığını anlattı.
Soybir, şunları kaydetti:
"Üşüme, yorgunluk, kilo artışı, çarpıntı,
sinirlilik ve iştahsızlık gibi birçok belirti ile
kendini gösteren tiroit hastalıkları erkeklere
oranla kadınlarda daha fazla görülüyor. Tiroit
bezinin kendi başına, devamlı ve vücut
gereksinimden fazla olacak şekilde tiroit hormonu üretmesine hipertirodi denmektedir.
Menopoz döneminde nispeten sık görülen
hipertiroidi, bu dönemde zaten artan kemik
erimesi riskini daha da artırır. Gebelerde
hipertirodi tedavi edilmezse, preeklampsi olarak bilinen tansiyon yüksekliği- gebelik zehirlenmesi, bebekte gelişme geriliği, erken
doğum ve bebeği anne karnında kaybetme
riski artmaktadır. Tiroit bezinin az veya çok
çalışması vücutta pek çok sistemi olumsuz
etkilerken son yıllarda geliştirilen modern
yöntemler sayesinde tedavide başarılı sonuçlar alınabiliyor."
Soybir, tiroit bezinin yol açtığı bazı rahatsızlıklarda ilaç ve radyoaktif iyot tedavisi
uygulandığını ifade ederek, tiroidin iyi ve kötü
huylu hastalıklarının cerrahi olarak tedavi edildiğini, tiroit bezinden kaynaklanan rahatsızlıkların doğru teşhisi için aile öyküsünün yanı
sıra hastanın şikayetlerinin belirlenmesinin de
çok önemli olduğunu vurguladı.
Bunun yanı sıra ultrason ve sintigrafinin de
kesin tanının konulmasında kullanılan son
derece güvenli yöntemler olduğuna değinen
Soybir, tiroit bezinde, nodül belirlenmiş hastaların, kesinlikle bir cerraha yönlendirilmesi
gerektiğini belirtti.
Soybir, yapılan biyopsi tetkikinde kanser
belirlenirse ya da kanser şüphesi varsa kesinlikle cerrahi yöntem uygulanması gerektiğini
aktardı. (AA)
YAŞAM-ÇEVRE
BULMACA
Bakan Güllüce: “Bacalar
on-line izleniyor”
Çevre ve Şehircilik Bakanı İdris Güllüce, kirletici vasfı yüksek 95 sanayi tesisine ait 240 bacanın anlık izlendiğine işaret ederek, "Bu sayede sanayi tesislerini 7 gün 24 saat takip ediyoruz. Çevre kirliliğine sebep olmalarının
önüne geçiliyor. Sınır değerini aşan sanayi tesislerine yasal işlem uygulanıyor. Ümit ediyorum ki 2015 yılı sonuna kadar 281 tesise ait 621 bacayı online izlenecek hale getireceğiz" ifadelerini kullandı.
ANKARA - Çevre ve Şehircilik Bakanı
İdris Güllüce, Dioksin/Furan (PCDD/PCDF)
analiz laboratuvarı kurularak, daha önce
yurt dışına gönderilen yıllık yaklaşık 500
numunenin artık Türkiye'de analiz edileceğini belirterek, böylece yıllık 2 milyon liranın yurt dışına gitmesinin engelleneceğini
söyledi.
Güllüce, Gölbaşı Çevre Referans
Laboratuvarı'nda, "Online İzleme Merkezi,
Dioksin Furan Laboratuvar Kurulumu ve
Çevre Denetimi Araç Dağıtım Programı"na
katıldı.
Bakan Güllüce, burada yaptığı konuşmada, her çeşit kirliliğin izlenmesinin bu
tür merkezlerde on-line gerçekleştirildiğini
söyledi.
Bakanlığının, 81 ilde 186 istasyondan
oluşan hava kalitesi izleme ağıyla ölçümler
yaparak sonuçları anında "www.havaizleme.gov.tr" internet adresinden vatandaşların bilgisine sunulduğunu ifade eden
Güllüce, "Hava kalitesi verilerini halkın
anlayabileceği hale getirmek için Hava
Kalitesi İndeksi geliştirerek kullanmaya
başladık. Verilere halkın her ortamda
rahatça erişebilmesi için verilerden otomatik hesaplanan indeks, bazı şehirlerde,
sokaklarda bulunan LED ekranlarda anlık
yayımlanmaya başladı. Uygulamanın tüm
ülkeye yaygınlaştırılması için çalışmalar
sürdürülüyor" diye konuştu.
Güllüce, ulusal hava kalitesi izleme ağını
2015 yılı sonunda 240, 2016'da ise 330
istasyona çıkarmayı hedeflediklerini kaydetti.
Marmara Temiz Hava Merkezi kurdukla-
rını anımsatan Güllüce, bu tür 7 merkez
daha kurma çalışmalarının hızla devam
ettiğini dile getirdi.
Güllüce, kirletici vasfı yüksek 95 sanayi
tesisine ait 240 bacanın anlık izlendiğine
işaret ederek, "Bu sayede sanayi tesislerini
7 gün 24 saat takip ediyoruz. Çevre kirliliğine sebep olmalarının önüne geçiliyor.
Sınır değerini aşan sanayi tesislerine yasal
işlem uygulanıyor. Ümit ediyorum ki 2015
yılı sonuna kadar 281 tesise ait 621 bacayı
on-line izlenecek hale getireceğiz" ifadelerini kullandı.
Çevre referans laboratuvarında 189'u
akredite, 300'den fazla parametrenin analizinin yapıldığını vurgulayan Güllüce,
2014'te laboratuvarda tüm kapsamlarda
bin 508 numunede yaklaşık 22 bin parametrenin tamamlandığını anlattı.
Güllüce, çevre referans laboratuvarının
en son teknolojiyle donatıldığına dikkati
çekerek, şöyle konuştu:
"Çevre analizlerinde daha önce TÜBİTAK dışında hiçbir laboratuvarda yapılamayan bir analiz laboratuvarı yapılmaktadır. Bu analiz laboratuvarı, ülkemizin en
iyisi, dünyanın ise en iyi 5 laboratuvarından
biri olmuştur. Ülkemizin en iyisi, dünyanın
en iyi 5'i diyoruz. Türkiye, artık bu cümleleri, bu kelimeleri telaffuz ediyor. Bunlar
hepimizi duygulandıran güzel şeyler.
Dünyanın en iyi laboratuvarından birisi
diyoruz. Dünyada 190 küsur ülke var. Siz
bu 5 laboratuvardan birisine sahipsiniz...
Yeni kurduğumuz bu laboratuvarda, diğer
laboratuvarlarda 1 haftada yapılabilen analizler 1 günde yapılabilecektir. Analiz laboratuvarı kurularak, daha önce yurt dışına
gönderilen, yıllık yaklaşık 500 numunenin
ülkemizde analiz edilmesi sağlanacak.
Analiz bedeli yıllık 2 milyon liranın yurt dışına gitmesi engellenecek." (AA)
Kızı için yakıtta tasaruf sağlayan soba geliştirdi
UŞAK - Uşak'ta çiftçilik yapan Ali
Erdoğan, kızının isteği üzerine iki yıl çalışarak daha az katı yakıtla üç kat ısı sağlayan soba geliştirdi.
Merkeze bağlı Muharremşah köyünde
yaşayan lise mezunu çiftçi Ali Erdoğan
(52) AA muhabirine yaptığı açıklamada,
fazla yakıt tüketmesi ve yoğunlaşma
nedeniyle boruların bağlantı yerlerinden
akan isin evi kirletmesinden şikayet
eden kızı Asiye Çetin'in isteği üzerine, iki
yıl süren bir çalışmayla yakıtta tasarruf
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
1
2
3
4
5
6
sağlayan soba geliştirdiğini anlattı.
Piyasadaki sobaların yapısını inceleyerek işe başladığını belirten Erdoğan,
evlerde kullanılan katı yakıt sobalarının
ısıyı ortama dalga dalga yaydığını, soba
borularının içinde oluşan yoğunlaşmanın
boru bağlantı yerlerinden akarak evleri
kirlettiğini, soba ile ısıtılan evlerde ev
hanımlarının sıkça bu sorunla karşılaştığını söyledi.
Sorunları ortadan kaldırmak için sobaların ısı yayma özelliğini incelediğini, oda
içi havanın sürtünme yüzeyini artırarak
hava akımı ile ortamı daha verimli şekilde ısıtabileceğini düşündüğünü ifade
eden Erdoğan, taslak projeyi bir yılda
tamamladığını, daha sonra portatifi yapmak için çalışmalarını sürdürdüğünü dile
getirdi.Uzun uğraşların ardından prototipini yaptığı sobayı kızının evinde kullanmaya başladığını ve çok iyi sonuç verdiğini anlatan Erdoğan, şunları söyledi:
7
11
2 Şubat 2015 Pazartesi
8
9
10
"Evlerde kullanılan ortalama bir soba 7
bin 920 santimetre kare yüzeye sahip.
Yani başka bir değişle yakılan yakıt,
ortama 7 bin 920 santimetre karelik sürtünme yüzeyi ile dalga dalga yayılıyor.
Ben sobanın iç bölümüne 22 adet içi
boş konuk boru yani hava hücresi yerleştirdim. Her bir borunun yüzeyini topladığımızda ısının sürtünme yüzeyi 7 bin
920 santimetre kareden 22 bin 440 santimetreye çıktı. Yakıt benim geliştirdiğim
sobada ortama üç kat daha fazla sürtünme yüzeyi ile yayılıyor. Soba yakıldığında ısı önce boruları, daha sonra
sobanın dış yüzeyini ısıtıyor, boruların
içinde ısınan hava fizik kuralları gereği
yukarı doğru çıkıyor. Soğuk hava alttan
borulara girerken, sıcak hava üstten
ortama yayılıyor. Her geçen saniye ısınan ortam havası sürekli bu şekilde sirküler edildiği için verimlilik üç kat artıyor"
(AA)
BULMACA
Soldan sağa:
1. Bir hileye bir yalana kanmak. 2. Akaju. – Bir sınav türü. 3. Cüzamlı. –
Soğurma, emme. 4. Gelin için hazırlanan her türlü eşya. – Eskiden Karagöz
oynatılan kahvelere verilen ad. 5. İslam’ın beş şartından biri. 6. İneğin, sütten
kesilmesinden bir yaşına kadar olan erkek yavrusu. – Mukavele, sözleşme. 7.
Müstahkem mevki. – Gösteriş, çalım, fiyaka. – Pişirilerek hazırlanmış yemek.
8. Genellikle çocuklarda görülen, ateşli, bulaşıcı ve kızıl lekeler döktüren bir
hastalık. 9. İsyan eden, başkaldıran. – Parazit, tufeyli. 10. Yas. – Razı olma,
isteme. 11. İlenme, beddua. – Yalan söyleme hastası. 12. Dolaylı anlatma. –
Verme, ödeme. 13. Avrupa’da bir dağ sırası. – Kesintilerden sonra geri kalan
miktar, safi. 14. Bir kumaş türü. – Lityumun simgesi. 15. Mitoloji. – Yer kırığı,
çatlak. 16. Put. – Bir nota. 17. Camilerde ezan okunan, ince, uzun ve taş yapı.
18. Evre, safha. – Bükerek germek için iki kat edilmiş bir ipin ucuna geçirilen
tahta parçası. 19. Edirne ilinin bir ilçesi. – Yürek gücü, maneviyat. 20. Nikelin
simgesi. – Bir ilimiz.
Yukarıdan aşağıya:
1. 1Gaye, erek, maksat. – Tırnak yöresinde oluşan genellikle ağrılı şiş. –
Osmanlılarda gece bekçisi. – Kuşun yavrusuna taşıdığı yem. 2. Lale bahçesi. –
İye, malik, ıs. – Saman rengi, açık sarı. 3. Kordiplomatikte kıdemlilik bakımından en başta gelen diplomat. – Macun. – Savaş ve taşıma gereçleriyle
donatılmış kıta veya birlik. 4. Antika eşya veya eser satan veya toplayan
kimse. – Emanet olarak. – Güney Afrika’nın plaka işareti. 5. Üzme, sıkıntı
verme, üzgü. – En çok, maksimum. – Güven, güvenç. 6. Yasaklama, yasak
etme. – Mal alıp karşılığında mal vererek ödeşme. – Boya inceltici sıvı. –
Avrupa’da bir başkent. 7. Alüminyumun simgesi. – Gemilerde yolcuların
hizmetine bakan görevli. – Bir mağazanın yalnız
bir tür eşya satılan bölümü. 8. Keman çalan kimse.
ÇÖZÜMÜ
– Sıcaklığı çok yüksek veya çok düşük olmayan
yer, mutedil. – Demirin simgesi. – Mesafe. 9.
BUGÜN
Donuk renkli. – Başa kakma, serzeniş, azarlama. –
14.
SAYFADA
Bir göz rengi. – Yapma, etme. 10. Kendisine kitap
indirilmiş peygamber. – Düz kenarlı şapka. –
Kekliğin boynunda bulunan siyah halka.
Hazırlayan: Ercan BosTANcIoĞLU
TÜRKÇE BAKIŞ
Prof. Dr. Nurullah Çetin
[email protected]
MODERN İSLÂMCILAR BATAKLIĞA SAPLANMIŞTIR
sel planda bütün Müslümanların birliİslâm, bir dindir. Fert ve toplum
hayatını bütünüyle kuşatan, kıyamete
ğine dayalı İttihad-ı İslâmcı yani İslâm
kadar bütün insanlara nizam verecek
milliyetçisi; ama özelde, yerel planda,
tek hak dindir. İslâm, beşerin eksiklik
siyasi ve coğrafî sınırlar içinde,
ve yanlışlarla malul ideolojileri katında Anadolu merkezli Türkiye özelinde
ve ayarında sadece dünya sorunlarıyla
hangi kavme mensup olursa olsun
ilgili bir ideoloji değildir. Beşerî ideoortak hukukî, kültürel ve sosyal değerlojiler sadece dünya ile ilgilidir, İslâm
lerde birleşmiş, bütünleşmiş bir millet
ise hem dünya hem dünya sonrası, hem yapısını esas alan Türk milliyetçisi idi.
madde hem mana ilgili bir "din"dir.
Necip Fazıl da aynı şekilde İslâm ve
"İslâmcılık", ülkemizde 1908 sonrası Türk milliyetçiliği fikrini kuvvetli
süreçte bir tehlike olarak ortaya çıkan
şekilde vurgulamıştı.
saldırgan ötekine karşı sosyal, ekonoBugünkü 3. Nesil ise bu konuda da
mik, siyasi, kültürel, askerî hemen her
öncülerine ihanet ederek milliyetçiliğe
anlamda savunulan bir sistem olarak
savaş açmış ve kavmiyetçi olmuşlardır.
üretildi. Daha önceleri Osmanlı
Dünya genelinde İslâm milliyetçiliği
Türklüğünün siyaseten hâkimiyetinden fikirlerinden vazgeçmiş görünmüyorlar
dolayı İslâm, tehlike olarak görülmeama bu meseleyi ciddi biçimde dava
yen ve ciddiye alınmayan saldırgan
ettikleri de yok. Türkiye özelinde birötekine karşı müdafaa hattına çekilen
leştirici, bütünleştirici bir sosyolojik
bir dava değil; kendine güveni tam,
kimlik olarak Türk milliyetçiliğine
doğal süreç içinde yaşanan bir dindi
düşman olmuşlar; öbür taraftan tamayani "İslâm"dı. "İslâm"ın "İslâmcılık"
men etnik bağlamda Kürt varlığını öne
a evrilmesi, bir tehdit karşısındaki
çıkaran, siyasetlerini bunun üzerine
teyakkuz hâli üzerinedir.
bina eden, Kürt ırkçılığına dayalı bir
1908'den günümüze kadar ülkemizde politikayı benimsemişlerdir.
İslâmcılık akımı, kabaca 3 nesil üzerinNitekim Irak'ta merkezî millî Irak
den akıp gelmektedir.
varlığını kaale almayarak ve
1. Nesil İslâmcılar, 1908-1940 arası
Türkmenleri yok sayarak sadece Kuzey
dönemde Mehmet Akif Ersoy,
Irak'taki Barzani Devletini hem tanıdı2. Nesil İslâmcılar 1940-1980 arasın- lar, hem de stratejik ortak olarak
da Necip Fazıl Kısakürek tarafından
Türkiye Cumhuriyeti Devleti imkânlatemsil edildi.
rıyla orada bir Barzani Devletini ya da
3. Nesil İslâmcılar ise 1980 sonrası
"Kak Mesut" devletini bütün kurumlasüreçte belirgin bir şekilde görünmeye
rıyla inşa etmeyi sürdürüyorlar. PKK
başlayan ve günümüze kadar gelen bir
terör örgütünü besleyip koruyan bu
harekettir. Bu neslin öne çıkan belirgin Barzani Devleti, bunun karşılığında da
bir mümessil ismi yok.
hem Suriye'de, hem Türkiye'de, hem
Günümüz Türkiye'sinin hâlini anlade İran'da sınırlarını genişletme çalışmak için bu İslâmcılık meselesini iyi
malarını eşkiyalıkla sürdürüyor.
bilmek lazım. Zira son 10 yıldır ülkeTürkiye Cumhuriyeti Devleti'ni
tarafından
miz, 3. nesil İslâmcılar
faşistlikle, ulus devlet olmakla, ırkçıyönetiliyor. 3. nesil İslâmcıların neden
lıkla suçlayan İslâmcılarımız da tamabataklığa saplandığını anlamak için, bu
men Barzani faşizmine ve hem Irak'ta,
3 nesli ana temalarda, temel konularda
hem de Suriye'de Türkmenleri yok
ve nirengi noktalarda mukayese etmesayan; hatta yok eden Kürtçü ulusçu
miz lazım.
yapılanmalara demokrasi adına ebelik
*1. Nesil İslâmcıların mümeyyiz
yapıyorlar. Bu İslâmcı arkadaşların
vasfı, dinî ve millî değerleri temel edimillî bir Irak, Suriye, Türkiye
merkezî
nip bunları korumayı amaçlayan antive İran birlik yapılarına karşı alerjileri
emperyalist ve istiklâlci bir duruş sergilemiş olmalarıydı. Zira çıkış noktala- var. Bütün himmetlerini Kürt kavmiyetçiliğini esas alan bir politika üzerinrının temeli, asıl tepkisel tavırları
de yoğunlaştırmışlar.
buydu. Tanzimat sonrası süreçte Batı
*1. ve 2. Nesil İslâmcıların kaynakemperyalizmi Osmanlı Devleti'ni siyaları yerli ve İslâmî idi. Onlar, Kur'an'a,
si, sosyal, kültürel, ekonomik, askerî
Peygambere, İslâm âlimlerine ve millî
anlamda çökertmek için her koldan
Türk kaynaklarına bağlı olarak dava
üzerimize çullanmıştı. Saldırgan öteki
güdüyorlardı.
dediğimiz bu emperyalist Haçlı-Siyon
Günümüzdeki 3. Nesil İslâmcıların
ittifakının temel hedefi, dinî ve millî
fikrî kaynakları ise genellikle Batıdır.
yani Müslümanlık ve Türklük değerleBatının sosyolojik, siyasi, ideolojik
rimizi yok etmekti.
Bu saldırıya karşı 1. Nesil İslâmcılar, kavramlarıyla konuşurlar. Batılıların
sözlerini, düşüncelerini referans alırlar.
İslâm dinini asrın şartları içerisinde
Ayetle, hadisle konuştuklarını, yazdıkmillî bir kimlik olarak kuşandılar.
larını pek göremezsiniz. Bu konuda bir
İslâmcılık sistemi, emperyalizme karşı
kişilik zaafına tutulmuşlardır. Aşağılık
istiklâlimizi sağlayacak savunulan bir
duygusu içinde "ayet ve hadisle konuzırhtı.
2. Nesil de aşağı yukarı emperyalizm şursak gerici derler, alay ederler,
küçümserler, entelektüeller, solcular,
karşıtı konumunu korudu. Bugünkü 3.
liberaller, batılılar tarafından kaale
Nesil ise babalarına ve dedelerine ihaalınmayız" zannı içindedirler.
net ederek emperyalizmin kucağına
Millî kimliklerini inkâr ederler, dinî
oturmuşlar, Avrupa Birlikçi ve
kimliklerini de gizlerler. Allah ve Türk
Amerikancı politikalarıyla İslam dünmilletinin memnuniyeti ve hoşnutluğu
yasında emperyalizmin işbirlikçisi,
yerine liberaller, Türk düşmanı ırkçılar,
taşeronu haline gelmişlerdir. İstiklâl
ruhunu da kaybederek bağımlı ve uydu şunlar bunlar tarafından beğenilmeyi
daha çok önemserler. Bu aşağılık duyolmayı varlıklarının devamı için yeter
gusunu bastırmak ve kişilik ispat
şart görmüşlerdir. Bugünkü politikalar
etmek için batıcılara karşı "biz batılılabu durumu açıkça ortaya koyuyor.
rı iyi biliyoruz, batılı kaynakları sizin
Görmek isteyen görür.
kadar biz de biliyor ve ciddiye alıp iti*1. ve 2. Nesil İslâmcılar, kavmiyetbar ediyoruz" demek isteyen bir tavır
çiliğe karşı milliyetçi idiler. Mehmet
Akif, genelde, dünya ölçeğinde, evren- içindedirler. (DEVAM EDECEK)
Seslendirdiği şarkılarla çay
satışlarını artırıyor
SİİRT - Siirt'te 55 yıldır çaycılık
yapan İsa Danış, kahvehanesinde
müşterilerine cümbüş eşliğinde 3
dilde şarkılar seslendiriyor.
Çaycılığın yanı sıra 39 yıl önce
kurduğu müzik grubunda solistliği
de sürdüren Danış, müzik programına yoğun ilgi göstererek kahvehanesini dolduran müşteriler sayesinde çay satışlarını artırmaktan
memnun. Danış, AA muhabirine,
kahvehanelerin sadece çay içilen
mekanlar olmadığını göstermek
istediğini belirterek, bu kapsamda
ses yeteneği ile müşterilerine
müzik ziyafeti sunduğunu söyledi.
Siirt'in çok dilli bir kent olduğunu
vurgulayan Danış, müşterilerine
Türkçe, Arapça ve Kürtçe cümbüş
eşliğinde şarkılar seslendirdiğini
belirtti. Danış, bu hizmetten memnuniyet duyan vatandaşların kahvehanesine yoğun ilgi gösterdiğini
vurgulayarak, "Kahvehaneler sadece çay içilen oyun oynanılan değil
sanatın da olduğu mekanlardır.
Müzik programı yaptığımızda müşteriler yoğun ilgi gösteriyor. Onlar
müzikten biz de çay satışlarından
memnun kalıyoruz" diye konuştu.
Müziğe merakının ilkokulda başladığını, o yıllarda çeşitli ses yarışmalarında dereceye girdiğini anlatan Danış, 1976 yılında ilde,
"Siirt'in Sesi" adlı bir müzik grubu
kurduğunu anlattı.
Danış, bir süre ara verdiği müziği
kahvehanesinde sürdürme kararı
aldığını ifade ederek, 250'ye yakın
Arapça şarkıdan bazılarının sözünün bazılarının da bestesinin kendisine ait olduğunu kaydetti.
"Çaycılıkla müziği birlikte sürdürüyorum" diyen Danış, müzik eğitmeni Yavuz Bekman'ın da zaman
zaman programlarda kendisine
eşlik ettiğini aktardı.
Kahvehanesinde kitap okunması
için bir de kütüphane oluşturduğunu belirten Danış, müşterilere hem
müzik, hem çay hem de kitap hizmeti sunduklarını ifade etti.
Müşterilerden Suat Bilim de, boş
vakitlerinde arkadaşları ile sohbet
etmek için tercih ettikleri kahvehanede verilen hizmetten memnun
olduklarını söyledi.
İlde yeterli sosyal aktivite bulunmadığını savunan Bilim, kahvehanede hem müzik dinlediklerini hem
de zaman zaman şarkılara eşlik
ederek güzel vakit geçirdiklerini
sözlerine ekledi. (AA)
12
haber
2 Şubat 2015 Pazartesi
Kobani’de taş
üstünde taş kalmadı
HALEP- Terör örgütü IŞİD ile bazı Kürt gruplar arasındaki çatışmalar nedeniyle harabeye
dönen Halep'e bağlı Kobani'de (Ayn el Arap)
adeta taş üstünde taş kalmadı.
IŞİD, daha çok Kürtlerin yaşadığı Kobani
civarındaki köyleri, yaklaşık 5 ay önce kuşatma
altına aldı. Kürt grupların karşılık vermesinin
ardından başlayan çatışmalar, bölgede
yaşayan sivil halkı zor durumda bırakınca yaklaşık 200 bin kişi "güvenli liman" olarak kabul
ettikleri Türkiye'ye sığındı.
Suriye sınırındaki Şanlıurfa'nın Suruç
ilçesinin bir kaç yüz metre ilerisinde bulunan
Kobani'deki çatışmaların şiddeti her geçen gün
artmaya başladı. Kürt grupların direniş göstermesi üzerine IŞID, tank ve havan mermileriyle
ilçeye hakim tepelerden saldırıya geçti. Zaman
zaman ilerleyiş sağlayan IŞID, intihar eylemleri
ve ağır silahlarla direnişi kırmaya çalıştı.
Yaşanan sokak savaşlarında taraflar, uzun süre
keskin nişancılarla yakın mesafeden birbirine
ateş etti.
Bölgedeki Kürt gruplara destek veren ABD
öncülüğündeki koalisyon güçlerine ait savaş
uçaklarının IŞİD mevzilerini bombalamasıyla
kısmen azalan çatışmalar, terör örgütünün bir
süre sonra güç toplamasıyla tekrar şiddetlendi.
Kobani'deki Kürt grupların gücü ise hava
bombardımanın sıklaşmasının yanı sıra Özgür
Suriye Ordusu ile Irak'tan gelen peşmerge güçlerinin desteğiyle arttı. Kürt gruplar, 4 ayı aşkın
süredir devam eden çatışmaların ardından kent
merkezinin kontrolünü büyük oranda sağladı.
Yaklaşık bin 500 kişinin hayatını kaybettiği
ve binlerce kişinin yaralandığı belirtilen
bölgedeki çatışmalar kentin dış kesimlerinde
aralıklarla devam ediyor.
Koalisyon güçlerine ait savaş uçakları da
keşif uçuşlarını sürdürürken, aralıklarla kentin
dış kesimlerindeki IŞİD'e ait mevzileri bombalıyor. Yüzlerce havan topunun atıldığı ve ağır
silahların kullanıldığı Kobani'de çatışmalardan
geriye adeta bir hayalet kent kaldı.
Bölgede hasar görmeyen cadde, mahalle
veya sokak bulunmuyor. Yıkılan çarşı, hastane,
kamu binaları ve iş yerlerinin yerle bir olduğu
görülüyor. Harabeye dönen mahalleler, çöken
altyapı ile hurdaya dönen araçlara kentin her
bölgesinde rastlanıyor. Çatışmaların izlerini
taşıyan caddelerde patlamamış askeri mühimmata rastlamak mümkün.
Kobani Büyük Camisi ise enkaza dönüşen
yapılardan sadece birisi. Minaresi hasar
görmesine rağmen ayakta kalan caminin avlu
ve içerisi tamamen moloz yığınlarına
dönüşmüş halde.
Öte yandan bölge merkezinde mücadele
eden Kürt gruplara da rastlamak mümkün.
Aralarında kadınların da bulunduğu grup
üyeleri, aylardır süren çatışmalardan galip ayrılmalarının sevincini yaşadıklarını aktarıyor.
Demokratik Birlik Partisi'nin (PYD) üst
düzey yöneticilerinden Enver Müslim, AA
muhabirine yaptığı açıklamada, bölgede teröre
karşı üst düzey mücadele sergilediklerini söyledi. Tüm devletlerin teröre karşı birlikte hareket
etmesi gerektiğini belirten Müslim, Kobani
savunmasında her kesimin payı olduğuna
dikkati çekerek, şöyle devam etti:
"Kobani'ye destek veren başta Türkiye
olmak üzere herkese teşekkür ediyoruz. Bu
başarıda herkesin payı vardır, bu kentte
herkesin emeği var. Kobani dünya için bir sembol haline geldi. Kardeşlik için ve demokrasi
için teröre karşı bu büyük bir başarıdır.
Kobani'de birçok eksik var. Hemen hemen her
evin bir kaybı oldu. Yakın bir zamanda yapılacak değerlendirmelerin ardından Kobani'den
göç edenlerin geri dönüşü için çalışma
yapacağız."
Kobani'yi yeniden inşa etmek istediklerini
ifade eden Müslim, bölgenin yeniden imarı
sürecinde Suriyeli Kürt gençlerden destek beklediklerini sözlerine ekledi. (AA)
TANAP, Yozgat'ta bin 500
kişiye istihdam sağlayacak
YOZGAT - Azerbaycan doğalgazını Türkiye üzerinden Avrupa'ya
taşıyacak Trans Anadolu Doğalgaz
Boru Hattı Projesi (TANAP) kapsamında, Yozgat'ın Sorgun ilçesine
bağlı Doğankent beldesine kurulacak
mobilizasyon kampında yaklaşık bin
500 kişiye iş imkanı sağlanacak.
Doğankent Belediye Başkanı
Doğan Sungur, AA muhabirine yaptığı açıklamada, TANAP'ın, Türkiye
genelinde 10 yerde kurulacak mobilizasyon kampından birinin de
beldelerinde olacağını söyledi.
Mobilizasyon kampının 300
dönümlük alana kurulacağını dile
getiren Sungur, kamp inşaatında şu
an 300 kişinin çalıştığını çalıştığını
kaydetti.
Sungur, proje kapsamındaki işler
sayesinde belediyeye 400 bin lira
katkı sağlandığını ifade ederek,
"İnşaat çalışmaları şubat ayı sonunda
tamamlanacak. İnşaat aşaması
olmasına rağmen şu an itibarıyla 300
kişi çalışıyor ve bunların yüzde 90'ı
Sorgun, Saraykent ve Doğankentli.
Bu rakam inşaatın tamamlanması
sonrasında bin kişiye ulaşacak. Bir yıl
içinde de burada bin 500 kişi istihdam edilmiş olacak. Proje yaklaşık
10 yıl sürecek" diye konuştu.
Mobilizasyon kamp alanının belde
ve çevresine çok büyük katkılar
sağlayacağını anlatan Sungur, kampın hem beldelerinde hem de çevre
ilçe ve beldelerde ekonomiyi canlandıracağını anlattı.
- Kamp alanında her türlü sosyal
tesis olacak
Kamp alanında da çalışanlar için her türlü
sosyal tesisin bulunacağını dile getiren Sungur,
şöyle devam etti:
"Şu anda futbol, basketbol, voleybol
sahalarının yapımı sürüyor. Yeşil alanların ve
parkların planlamaları yapıldı. Sosyal tesislerin
yanında yürüyüş yolları, spor salonları, sağlık
klinikleri ve daha bir çok tesis yapılacak. Sağlık
kliniğinde doktoru, hemşiresi bulunacak.
Yemekhaneleri, yazın klima ile serinleyen, kışın
kaloriferle ısınan yatakhaneleri bulunacak. Son
derece hijyenik bir kamp alanı olacak."
Sungur, mobilizasyon kampının her türlü alt
yapısının da tamamlanacağını belirterek, "Kamp
yetkilileri de burada ikamet edecek.
Beldemizdeki esnafa da katkıları olacak. Burada
çalışacak 850-900 kişiyi, Doğankent nüfusuna
kaydettirerek ayrıca İller Bankası'ndan da bir
gelir sağlayacağım. Kısacası bu proje
Doğankent ve çevresinde işsizliğe çözüm olacak. Doğankent'in çevresi daha da değişecek"
ifadelerini kullandı.
(AA)
Meclis, seçime
kadar yoğun
TBMM- Meclis, seçime kadar çıkarılması
gereken yasalar için yoğun çalışacak.
AK Parti Grup Başkanvekili Mustafa Elitaş,
AA muhabirine, Meclis'in, 7 Haziran'da yapılacak seçim nedeniyle Nisan ayı başlarında tatile
girmeden önce bazı önemli yasal düzenlemeleri
yasalaştıracağını söyledi.
Elitaş, TBMM Genel Kurulu'nun gündeminde
bulunan "Veteriner Hizmetleri, Bitki Sağlığı, Gıda
ve Yem Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair
Kanun Tasarısı'' ile Maden Kanunu ile Bazı
Kanun ve KHK'lerde değişiklik yapan düzenlemenin bu hafta ele alınacağını, gelecek hafta ise
İçişleri Komisyonu'nda kabul edilen "İç Güvenlik
Paketi"nin ele alınacağını ifade etti.
Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler
Komisyonu gündeminde bulunan "İş Güvenliği
ve Sağlığı", Plan ve Bütçe Komisyonu'ndaki
"torba yasa teklifi"nin yasalaştırılacağını kaydeden Elitaş, ayrıca dün Meclise sevkedilen "aile
paketi"nin de tatile kadar çıkarılmasının planlandığına işaret etti.
Meclis'te bulunan yasal düzenlemelerin yanı
sıra bakanlıklarda hazırlığı süren yeni bir torba
düzenlemenin daha geleceğini belirten Elitaş,
çalışmaların Nisan ayı başlarında tamamlanmasının hedeflendiğini söyledi.
Batı'daki tehlike: Irkçılık
SAKARYA- TBMM İnsan Haklarını İnceleme
Komisyonu Başkanı Ayhan Sefer Üstün, Batı'da
ırkçı partilerin çoğunluğu sağlamasının büyük tehlike
olduğunu belirterek, "Paris'teki terör saldırılarından
sonra hükümetler bazında özel tedbirler alınmasa da
tabandaki radikal unsurların daha da sertleşeceği,
ırkçılığın yaygınlaşacağı, nefret söyleminin artacağı
ve buna bağlı camilere, Avrupa'da yaşayan
Müslümanlara ve Türklere saldırıların artacağından
endişe ediyoruz" dedi.
Üstün, AA muhabirine yaptığı açıklamada, son
zamanlarda Almanya ve Avrupa genelinde camilere
saldırıların artarak devam ettiğini, dünyada en
demokratik ülke görünen İsveç'te bile cami yangınlarının ırkçılığın İslamofobiye doğru evrildiğinin
göstergesi olduğunu söyledi.
Berlin'de Mevlana Camisi yangını sonrası olay
yerine gelen Almanya İçişleri Bakanı'nın faillerin
bulunup yargı önüne çıkarılacağı sözünü verdiğini
anımsatan Üstün, olayın üzerinden 6 ay geçmesine
rağmen faillerin hala bulunamadığına işaret etti.
Üstün, saldırıların yüzde 88'inin faili meçhul
olduğunu ve saldırıları gerçekleştirenlerin ortaya
çıkarılmaması durumunda daha da artacağına
dikkati çekerek, "Birçok sosyal sorunda sistemi
eksizsiz işleten Avrupa ülkelerinde saldırıların
meçhul kalması, ırkçıların bu durumdan cesaret
almasına neden oluyor. Bu saldırıları Türk, Alman,
Müslüman, Hristiyan yapmış da olabilir.
Görüşmelerimizde 'bulacağız, ortaya çıkartacağız'
diyorlar ama maalesef çok önemli gelişme
sağlanamıyor, hükümetler yeterli tedbirleri almıyor"
diye konuştu.
Türkiye’nin nüfus profili
ANKARA - Türkiye nüfusu, 2014'te bir önceki
yıla göre 1 milyon 28 bin 40 kişi artarak 77 milyon
695 bin 904 kişi oldu
Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), ''Adrese Dayalı
Nüfus Kayıt Sistemi 2014 Sonuçları''nı açıkladı.
Buna göre, 2013 yılı itibariyle 76 milyon 667 bin
864 kişi olan ülke nüfusu, 1 milyon 28 bin 40 kişilik
artışla, 2014 sonunda 77 milyon 695 bin 904 kişiye
ulaştı. Erkek nüfusun oranı yüzde 50,2 (38 milyon
984 bin 302 kişi), kadın nüfusun oranı ise yüzde
49,8 (38 milyon 711 bin 602 kişi) oldu.
Yıllık nüfus artış hızı 2013 yılında binde 13,7 iken,
2014 yılında binde 13,3'e geriledi.
İl ve ilçe merkezlerinde ikamet edenlerin oranı
2013 yılında yüzde 91,3 iken, bu oran 2014 yılında
yüzde 91,8 olarak gerçekleşti. Belde ve köylerde
yaşayanların oranı ise yüzde 8,2 oldu.
Türkiye nüfusunun yüzde 18,5'inin ikamet ettiği
İstanbul, 14 milyon 377 bin 18 kişiyle en çok nüfusa
sahip olan il oldu
TÜİK’in, ''Adrese Dayalı Nüfus Kayıt Sistemi
2014 Sonuçları''na göre, Türkiye nüfusunun yüzde
18,5'inin ikamet ettiği İstanbul, 14 milyon 377 bin 18
kişiyle en çok nüfusa sahip olan il oldu. Bunu
sırasıyla yüzde 6,6 ile (5 milyon 150 bin 72 kişi)
Ankara, yüzde 5,3 ile (4 milyon 113 bin 72 kişi)
İzmir, yüzde 3,6 ile (2 milyon 787 bin 539 kişi) Bursa
ve yüzde 2,9 ile (2 milyon 222 bin 562 kişi) Antalya
izledi. Bayburt ise 80 bin 607 kişiyle en az nüfusa
sahip il oldu. TÜİK verilerine göre, Türkiye nüfusunun ortanca yaşı yükseldi. Türkiye'de 2013 yılında
30,4 olan ortanca yaş, 2014'te 30,7 oldu. Ortanca
yaş erkeklerde 30,1 iken, kadınlarda 31,3 olarak
gerçekleşti. Ortanca yaşın en yüksek olduğu iller
sırasıyla Sinop (39,1), Balıkesir (38,6), Edirne ve
Kastamonu (38), en düşük olduğu iller ise sırasıyla
Şırnak (19,1), Şanlıurfa (19,2) ve Ağrı (20) oldu.
Türkiye'de 15-64 yaş grubunda yer alan çalışma
çağındaki nüfusun oranı 2013 yılında yüzde 67,7
iken, geçen yıl 0,1 puan artışla yüzde 67,8'e (52
milyon 640 bin 512 kişi) yükseldi.
Çocuk yaş grubundaki (0-14) nüfusun oranı ise
yüzde 24,3'e (18 milyon 862 bin 430 kişi) gerilerken,
65 ve daha yukarı yaştaki nüfusun oranı yüzde 8'e
(6 milyon 192 bin 962 kişi) yükseldi. (AA)
dış dünya
2 Şubat 2015 Pazartesi
KKTC Dışişleri Bakanı Nami:
13
Neo-Naziliğin maskesi:
“Kıbrıs sorununun çözümü İslam karşıtlığı
Yunanistan'a yarar”
Kuzey Kıbrıs Türk
Cumhuriyeti (KKTC)
Dışişleri Bakanı Özdil
Nami, Kıbrıs sorununun
çözümüyle birlikte tüm
bölgeye yayılacak barış
havasının ve ekonomik
girdilerin Yunanistan'a
büyük katkılar sağlayacağını, Yunanistan'daki
yeni hükümetin Rum
yönetimine çözüm
konusunda telkinde
bulunmasını ümit ettiklerini söyledi.
LEFKOŞA - Dışişleri Bakanı Özdil
Nami, Yunanistan'da pazar günü yapılan erken genel seçimleri kazanarak
yeni Başbakan Aleksis Çipras'ın hükümet kurmasını AA muhabirine değerlendirdi.
Seçim sonuçlarının Yunanistan halkına hayırlı olmasını dileyen Bakan
Nami, Yunanistan'ın zor bir dönemden
geçtiğini, Yunanistan halkının bir arayış
içerisinde olduğunu, yeni kurulan
hükümeti yeni radikal tedbirler beklediğini belirterek, "Umarız bu gelen hükümet Yunanistan halkının beklentilerine
cevap verecek politikaları hayata geçirebilir" dedi.
"Kıbrıs konusunda Yunanistan'ın
kendi üzerine düşen sorumluluklarını
yerine getirip getirmeyeceği kendi
meselesidir" ifadesini kullanan Nami,
Yunanistan'ın uzun zamandan beri
kendi iç sorunlarına odaklanmış olduğunu, Kıbrıs sorununa olumlu katkı
koymaktan uzak bir görüntü verdiğini
kaydetti.
Özdil Nami, Yunanistan'ın garantör
ülke olarak Kıbrıs konusunda üzerine
düşen görevler bulunduğunu belirterek, şunları söyledi:
"Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri
Ban Ki-mun'un iyi niyet çalışmaları var.
BM'nin Kıbrıs sorununun çözümüne
katkı koyması bekleniyor. Barış gücü
raporunu yayınladı. Şimdi de Birleşmiş
Milletler Güvenlik Konseyi'nin alacağı
karar bekleniyor. BM Kıbrıs Özel
Danışmanı Aspen Barth Eide, çalışmalara devam edeceğini ve tarafların
masaya dönmek isteğini, bütün ilgili
tarafların buna katkı koymak istediğini
ifade etti. Onun için Yunanistan'ın bu
katkıyı süratle müzakere masasına
koymasını, destek vermesini bekliyoruz."
Yeni kurulan hükümet sonrası
Yunanistan ile Türkiye ilişkilerinin de
daha iyi noktaya geleceğini ümit ettiğini dile getiren Özdil Nami, şöyle devam
etti:
"Yunanistan, Türkiye'nin AB üyeliğini destekleyen bir ülke, umarız yeni
hükümet de bu desteğini daha da ileri
götürür. Yunanistan'ın Türkiye ile ekonomik ilişkileri son derece önemli ve
bu bilinen bir gerçek. Kıbrıs sorunun
devam etmesi ilişkilerin tam potansiyeline ulaşmasını engelliyor. Buna
Türkiye'den fazla Yunanistan'ın ihtiyacı
var. Yunanistan, umarız Kıbrıs sorunu-
nun kapsamlı çözümünün adilane bir
temelde Türkiye-Yunanistan ilişkilerine
getireceği olumlu katkıları da göz
önünde bulundurarak, şu anda müzakere masasından kalkmış olan Rum
lidere gereken telkinleri yapar. Biz
dostluk mesajlarımızı barış mesajlarımızı veriyoruz. Türk halkı ile Yunan
halkı son derece iyi komşuluk ilişkileri
ve çıkar ilişkileri olması gereken iki
ülke. Bunun Kıbrıs'a da yansıması
lazım. Türkiye bu yönde çok büyük
adımlar attı. Bu adımların daha iyi noktaya taşıması ve bunun Kıbrıs'ta da
hayata geçirilmesi için Yunanistan'ın
üzerine düşen görevi yapması gerekiyor."
Nami, Türkiye'nin Kıbrıs'taki süreçte gereken her şeyi yaptığına inandığını
belirterek, "Kıbrıs müzakere sürecine
Türkiye'nin yaptığı olumlu katkıyı tüm
dünya konuşuyor. Yunanistan son yıllarda hep uzaktan takip etti. Özellikle
Rum liderin müzakere masasını terk
etmesiyle yaşanan krizi aşmak için
yapabilecekleri vardır. Umarım, yeni
Başbakan Aleksis Çipras gereken iradeyi ortaya koyar" şeklinde konuştu.
(AA)
Ayrılıkçı Hirak Hareketi, Güney
Libya'daki
krizin diyalogla Yemen devleti kurmayı hedefliyor
çözülebileceği
vurgulandı
ADDİS ABABA - Uluslararası Libya
Bağlantı Komitesi'nin Etiyopya'nın
başkenti Addis Ababa'da düzenlediği
toplantı sona erdi.
Cuma günü yapılacak Afrika Birliği
Zirvesi öncesinde, Birleşmiş Milletler
ve Arap Birliği'nin yanı sıra 16 Avrupa
ülkesinden temsilcilerin katılımıyla gerçekleşen toplantının sonuç bildirgesinde, "Libya'daki mevcut krizin askeri bir
çözümü yoktur. Ülkede barış, istikrar
ve güvenliğin sağlanmasının tek yolu
diyalogdur" denildi.
Toplantıda, taraflar arasında yaşanan şiddetin sonlandırılması ve geçiş
sürecinin olumlu yönde tamamlanmasını hedefleyen milli uzlaşının nasıl
sağlanacağının tartışıldığı belirtilen
açıklamada, şu ifadelere yer verildi:
"Katılımcılar, ülkedeki güvenlik
sorunu nedeniyle yaşanan insani kriz
ve insan hakları ihlallerinden derin
endişe duyduklarını dile getirerek, her
türlü şiddeti kınadı. Ülkedeki güvenlik
ve siyasi istikrarsızlıktan yararlanan
bazı terör gruplarının, Libya'nın bazı
noktalarında varlıklarını göstermesinden endişe ediliyor."
Afrika Birliği'nin Barış ve Güvenlik
Temsilcisi İsmail eş-Şerkavi, kapanış
oturumunda yaptığı konuşmada,
Birliğin, Libya'nın bütünlüğünden ve
ülkedeki krizin siyasi çözümle giderilmesinden yana olduğuna dikkat çekti.
Ülkedeki sorunun çözüme kavuşturulmaması halinde bölgeyi olumsuz
etkileyeceğini ifade eden Şerkavi, bu
çerçevede krizin uygun şekilde çözüme kavuşturulması için Libya'ya
komşu ülkelerin çaba göstermesi çağrısında bulundu.
Afrika Birliği Libya Özel Temsilcisi
Dileita Muhammed Dileita ise AA
muhabirine yaptığı açıklamada, ilgili
taraflara iletilmek istenen mesajın yerine ulaşmasını umut ettiğini belirterek,
"Afrika Birliği, Libya krizinin çözüme
kavuşması için yerli veya yabancı tüm
ilgili tarafların toplantıya katılmalarına
özen gösterdi" dedi. (AA)
ADEN - Yemen'in güneyinde
bağımsızlık talebiyle mücadele yürüten
ayrılıkçı Hirak Hareketi kurucu liderlerinden el-Amid Ali es-Sadi (sağda),
"Bundan sonra Kuzey Yemen'le ancak
iki komşu ülke olabiliriz" dedi.
Yemen'de Husilerin yönetimi ele
geçirmesinden sonra güneydeki hareketliliği AA'ya değerlendiren es-Sadi,
"Husilerin kuzeydeki kazanımı bizim de
kazanımımız anlamına gelir. Husileri,
güneylilerin kanını döken rejimle bir
tutamayız. Onlar da bizim gibi Sana
zindanlarında kaldılar. Bizim davamızı,
kuzey ve güney olarak birlikteliğin artık
sona erdiğini anlayacaklarını umuyoruz." diye konuştu.
"Bundan sonra Kuzey Yemen'le
ancak sadece iki komşu ülke olabiliriz.
Aramızda kardeşçe bir ilişki olabilir.
Birlik fiilen zaten mevcut değil." ifadelerini kullanan es-Sadi, sözlerini şöyle
sürdürdü:
"Güney Yemen'in kendi tarihi, geçmişi vardır. Asıl ismi de Demokratik
Güney Yemen Arap Cumhuriyeti'dir.
Artık yeni neslin geleceği için yeniden
devletimizi kuracağız. Geçmiş hatalardan fazlaca ders aldık. Aynı hataları
tekrarlamayacağız. Bütün siyasi oluşumlara ve fikirlere açığız."
Şimdiye kadar uluslararası toplumdan kendilerine karşı tavır alan kimsenin olmadığını ileri süren es-Sadi,
"Farklı uluslararası gruplarla bir araya
geldik. Bizim bağımsızlığımıza ve
özgürlüğümüze karşı olan kimse çıkmadı. Devletimizi kurmamız bizim en
doğal hakkımızdır. Güneyde olan şey
bir işgaldir. İşgalin hiçbir meşru yanı
yoktur." dedi.
Hirak Hareketi'nin barışçıl bir hareket olduğunu savunan es-Sadi, "Halk
komiteleri sivil halktan oluşuyor. Bu
insanlar evlerini, ailelerini korumak için
silah taşıyorlar. 2007'de kurulan Hirak
Hareketi olarak barışçıl bir fikre sahip
olduğumuzu açıklamıştık. Ancak işgal
askerleri bütün Güney Yemen'deki
barışçıl gösterilerin düzenlendiği meydanlara saldırdı. İnsanları öldürdüler ve
de tutukladılar." ifadelerini kullandı.
Yemen'de el-Kaide örgütünün devrik Ali Abdullah Salih yönetimi tarafından büyütüldüğünü iddia eden Sadi,
ANKARA - Almanya'nın
Dresden kentinde Ekim ayında ortaya çıkan PEGİDA (Batı'nın
İslamlaşmasın Karşı Vatansever
Avrupalılar) hareketi, II. Dünya
Savaşı savaşında 5,5 milyon
Yahudinin ölmesine neden olan Nazi
ideolojisinin yeniden ortaya çıktığı
tartışmalarına yol açtı.
Bugün ülkenin başkenti Berlin'de
bazı binaların duvarlarında asılı
duran "Stoppt die Islamisierung
Europa! Muslems raus! (Avrupa'nın
İslamlaşmasına hayır! Müslümanlar
defolun!)" yazılı posterler, Adolf
Hitler'in 1933'te Berlin duvarlarını
donattığı "Alman vatandaşlarını
Yahudi tüccarlarını boykot etmeye"
davet eden posterlerden çok da
farklı değil.
Uzmanlar, PEGİDA'nın öncülüğünü yaptığı İslam ve yabancı karşıtı hareketin aslında ülkedeki ırkçı
Neo-Nazi eğilimleri maskelediğini
belirtiyor.
İslam uzmanı ve yazar Thorsten
G. Schneiders, AA muhabirine yaptığı açıklamada, PEGİDA'nın İslam
karşıtı görüşlerinin aslında ülkedeki
yabancı karşıtı Neo-Nazi eğilimlerin
farklı bir tezahürü olduğunu söyledi.
Schneiders, "IŞİD, el-Kaide gibi
terör örgütlerinin yaptıklarının bahane edilerek İslam karşıtlığı yapılmasının, diğer yabancı karşıtı, ırkçı ve
Neo-Nazi görüşleri gizlemek için iyi
bir gerekçe olduğuna" dikkat çekti.
PEGİDA'nın 11 Eylül'ün neden
olduğu İslam ve yabancı karşıtı eğilimlerin başka bir ifadesi olduğunu
belirten Schneiders, medya, bazı
siyasetçiler ve sivil toplum temsilcilerinin de bu hareketin Alman toplumunda kabul görmesini sağladığını
savundu. "Güya İslamı eleştiren
ancak gerçek anlamda eleştiri yerine, İslam düşmanlığını artırmaya
çalışan kişilere bunun için para
ödendi" diyen Schneiders, bunun
İslam karşıtı görüşlerin toplum içinde yayılmasını daha da kolaylaştırdığını dile getirdi.
Schneiders, basında PEGİDA'ya
sempati göstererek İslam düşmanlığını körükleyenlerin yanı sıra İslam'ı,
Müslümanları ve göçmenleri yeterince iyi tanımayanların yaptığı
yayınlarda hata yaptıklarını belirtti.
PEGİDA'nın hırsızlık, adam yaralama ve uyuşturucu kullanma suçlarından sabıkası bulunan 41 yaşındaki kurucusu Lutz Bachmann'ın
geçen hafta bir sosyal paylaşım
sitesine Hitler'in saç ve bıyık şeklini
taklit eden bir fotoğrafını koyması
da hareket hakkındaki tartışmaları
alevlendirdi.
Almanya'da Refah, Güç ve
Kültürlerarası Çeşitlilik Derneği'nin
BULMACANIN ÇÖZÜMÜ
şunları söyledi: "El Kaide, eski rejim
tarafından güneyde siyasi zarf olarak
kullanıldı. Terör adı altında insanlar
öldürüldü. Rejim yenilince yerini güçlendirmek için bazı unsurları El Kaide
adı altında destekledi. Güney halkı
yumuşak tabiatlı ve Müslüman bir
halktır. El Kaide'nin burada bulunmasını gerektirecek bir durum mevcut
değil."
Son olarak dünya ülkelerine seslenen Sadi, "Şimdiye kadar baskının ve
zulmün en kötü örneklerini yaşadık.
Hakkımız olan devletimizi kurmak, bu
işgalden kurtulmak istiyoruz. Bu mesajımızı dünya ülkelerine ve BM'ye iletmek istiyoruz." dedi.
Başkent Sana'dan ayrılarak devlet
kurmak isteyen Aden merkezli güney
ayrılıkçıları, Husilerin başkenti tamamen kontrol altına almalarının ardından
oluşturdukları Halk Komiteleri ile Aden
şehir merkezinde büyük oranda kontrolü sağlamış durumda.
Yemen'in kuzeyinde son günlerde
daha da artan siyasi ve askeri kriz
sonrası güneydeki en önemli liman
kentlerinden biri Aden'de ayrılıkçılar
polis merkezi, havalimanı gibi önemli
noktaları kontrol altına alırken, yollarda
asayiş uygulamaları yapıyor.
Ayrıca Halk Komitleri adı altında
toplanan silahlı gruplar, pek çok hakim
noktalara, eski Güney Yemen'in bayraklarını asmıştı. Yemen'in kuzeyi
Osmanlı Devleti'nden ayrılarak 1
Kasım 1918'de bağımsızlığını kazanmış, güneyi ise 30 Kasım 1967'ye
kadar İngiliz sömürgesi olmuştu. 22
Mayıs 1990'da ise (Kuzey) Yemen Arap
Cumhuriyeti ve (Güney) Yemen Halk
Cumhuriyeti, "Yemen Cumhuriyeti" adı
altında birleşme kararı almıştı. (AA)
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
1
2
3
4
5
Başkanı ve entegrasyon meseleleri
konusunda tanınan uzmanlardan
olan Kenan Kolat, AA muhabirine
PEGİDA'nın temel mesajlarının "ırkçı
ve ayrılıkçı" olduğunu söyledi.
Kolat, "PEGİDA, Müslümanları
ve göçmenleri ötekileştiriyor.
Alternative für Deutschland
(Almanya'nın Alternatifi) adlı yeni
kurulan siyasi partinin görüşleriyle,
PEGİDA üyelerinin görüşleri arasında birçok benzerlik var. Son gelişmeler, ırkçılığın toplumda yerleşmeye başladığını gösteriyor" dedi.
Diğer yandan, Alman polisi ve
istihbaratı, uzun süredir, ırkçı şiddeti
gereğince soruşturmadığı için eleştiriliyor. Polis, saldırı veya cinayetlerin
arkasında ırkçı sebepler olabileceği
ihtimalini göz ardı ederek, göçmenlere mafya örgütleri veya uyuşturucu
kaçakçılarıyla bağları olan şüpheliler
gibi davranmakla suçlanıyor.
Neo-Nazi terör örgütü NSU'nun
(Nasyonel Sosyalist Yeraltı) 2000
yılında Almanya'daki ilk kurbanlarından Enver Şimşek'in oğlu
Abdülkerim Şimşek, güvenlik güçlerini saldırıların ırkçı nedenlerle yapılmış olabileceği ihtimalini gözardı
etmekle suçladı. AA muhabirine
konuşan Şimşek, Neo-Nazi örgütlerinin Alman polisinin bir birimi tarafından korunduğunu öne sürdü.
Şimşek, "Polis geçmişten ders
almıyor. Dresden'de olanlara şaşırmadım. Bunu ailem de yaşadı.
2004'te Cologne'de , Keup sokağında bombalı saldırı olduğunda
polis hemen bir açıklama yaparak
bunun yabancıları hedef alan ırkçı
bir saldırı olmadığını söyledi. 9 yıl
sonra ise saldırıyı NSU'nun gerçekleştirdiği anlaşıldı ancak Alman polisi görüşünü değiştirmedi" ifadelerini
kullandı. Geçmişte yaşananlara rağmen Almanya'daki tutumun değişmediğini söyleyen Şimşek, Alman
polisinin aşırı sağcıları açıkça koruduğunu iddia etti.
2000-2007 yılları arasına 8 Türk
esnafı, 1 Yunan göçmeni ve 1
Alman kadın polisi öldüren NSU'nun
işlediği ve uzun zamandır çözülmemiş cinayetler Alman istihbaratı ve
polisinin aşırı sağcılarla mücadelesindeki yetersizliğinin önemli bir
örneği olarak görülüyor. (AA)
6
7
8
9
10
14
2 Şubat 2015 Pazartesi
Geyik Kanyonu
keşfedilmeyi bekliyor
TURİZM
Muğla'nın Ula ilçesine bağlı Arıcılar köyü sınırlarında yer
alan 20 kilometre uzunluğundaki Geyik Kanyonu'nun
bölge turizmine kazandırılması için çalışma yürütülüyor.
Sömestir tatilinde
"beyaz cennet"e
yoğun ilgi
DENİZLİ - Yılbaşından bu yana yarı tatili
için yapılan rezervasyonlarla
Pamukkale'deki otellerin yüzde 100 doluluk
oranına ulaştığı bildirildi.
Okulların 15 günlük sömestir tatiline
girmesiyle vatandaşlar, "beyaz cennet"
Pamukkale 'ye akın etti. Aileleriyle sömestir
tatilini Pamukkale'de geçirmeyi isteyen
vatandaşlar, otellerde günler öncesinde
rezervasyon yaptırdı. Tatilini Pamukkale'de
geçiren vatandaşlar, ören yerindeki
travertenlerde yürüdü, fotoğraf çektirdi.
Kış olması nedeniyle daha çok yerli turistin rağbet ettiği "beyaz cennet"
Uzakdoğu'dan gelen bir çok yabancı turistin de tercihi oldu.
Pamukkale ve Karahayıt bölgesindeki
otel ile termal kış turizm tesislerinin yüzde
yüzlük doluluk oranı işletme sahiplerini
sevindirdi.
Türkiye Otelciler Federasyonu Yönetim
Kurulu Üyesi ve Denizli Turistik Otelciler ve
İşletmeciler Derneği (DENTUROD) Başkanı
Gazi Murat Şen, AA muhabirine yaptığı
açıklamada, ören yerine yıl başından
buyana günlük ortalama 2 bin 500 kişinin
giriş yaptığını söyledi.
Okulların yarı yıl tatiline girmesiyle
otellerdeki rezervasyonların günler öncesinden dolduğunu ifade eden Şen, şunları
söyledi:
"2014 yılında en çok ziyaret edilen ören
yeri unvanını alan Pamukkale Hierapolis
Ören Yeri'ni 2014 yılında yerli ve yabancı 1
milyon 875 bin kişi ziyaret etmişti.
Yılbaşından bu yana ortala hergün 2 bin
500 kişi örenyerini ziyaret ediyor. 2015
yılında Pamukkale bölgesinin gerek yerli
gerekse de yabancı yoğun ziyaretçi talebi
ile geçen yılının üstünde bir rakamla yılı
kapatmayı hedefliyoruz."
Ailesi ile birlikte yarı yıl tatilini
Pamukkale'de geçirmeyi tercih eden vatandaşlardan Erkan Özgök, Pamukkale'ye
hayran kaldıklarını belirterek "Okul tatili
burada değerlendirmek istedik. Pamukkale
çok güzel" dedi.
Konya'dan geldiklerini dile getiren Sevim
Tuna ise ailece otelde konakladıklarını,
örenyerini çok beğendikleri ifade etti. Her
yıl yarı yıl tatilini Pamukkale'de geçirmeyi
düşündükleri söyleyen Tuna, "Pamukkale
bize daha uygun ve kış olduğu için daha
cazip geldi. Kaplıca suları olduğu içinde
bence 1 numaralı yer" diye konuştu. (AA)
IssN 1308-7622
Yıl: 45
Sayı: 15085
2 Şubat 2015
Pazartesi
GÜNLÜK SİYASİ GAZETE
Yayın Sahibi
Grup Birikim Matbaacılık Yayıncılık Bilişim
Medya sanayi ve Ticaret A.Ş.
Genel Yayın Yönetmeni
Ahmet TEKEŞ
Haber Koordinatörü
Dursun ERKILIÇ
Sayfa Editörü
Abdülmecit KoYUNsAĞAN
İstihbarat Şefi
Ayşegül BALDEMİR
Yazı İşleri Müdürü
Şebnem ÜNAL
Muhabir - İnternet Editörü
Alparslan oĞUZ
Haber Merkezi
Şenol Günüç, Emine Özcan, Kenan Ergen,
Hakkı Murat söbütay, Burcu Kerim, Ayşenur Gürer, Mihriban Demirel,
Tülay canpolat, Zeynep Efsane Güzeldereli
İdari Merkez
Yeni Batı Mah. 2412 sok. No: 12 Batıkent - Yenimahalle /
ANKARA Tel: 0312 397 49 79 - [email protected]
Basıldığı Yer:
Yayın Sahibi
Temsilcisi:
Yiğit YİĞİT
Dorukkaya Mat. Yay. Rek. Mağ. Enerji ve İnş. A.Ş. - İstanbul Yolu
6. km Macun Mh. 3. cd. No: 2/1 Yenimahalle/ANKARA Tel: 397 11 97
Dağıtım: AK Dağıtım Abdulgani AKDAĞ Çağlayan Mah. Tıp
Fakültesi caddesi No: 258/11 Mamak/ANKARA Tel: 0312 368 04 09
Yayın Türü: Yerel - süreli (Pazar hariç)
Resmi ilanlarımızı internet sitemizden de görebilirsiniz.
www.yedigungazetesi.com.tr
Sözleşmesiz yazarlara ücret ödenmez
YediGün Basın Meslek ilkelerine uymaya söz vermiştir
MUĞLA - Geyik
Kanyonu, son yıllarda
doğa sporcuları ve
fotoğrafçılar tarafından ilgi
görüyor. İsmini, geyiklerin
geçiş güzergahı olmasından alan Geyik Kanyonu,
bünyesinde barındırdığı irili
ufaklı eşsiz görünümdeki
şelaleleri, bitki örtüsü,
yaban hayatı ve parkurları
ile Muğla'nın "Gizli doğa
cenneti" olarak anılıyor.
Kanyonu daha geniş
kitlelere tanıtmak, daha
fazla sayıda yerli ve
yabancı ziyaretçi ile buluşturmak amacıyla Ula
Kaymakamlığı tarafından
hazırlanan "Doğal Cennet
Geyik Kanyonu Projesi",
2013 yılı Turizm Altyapısı
Mali Destek Programı
Kapsamında Güney Ege
Kalkınma Ajansına (GEKA)
sunuldu. Proje başarılı pro-
jeler arasında değerlendirilerek maddi destek
almaya hak kazandı.
Ula Kaymakamı Ali
Yılmaz, gazetecilere, Geyik
Kanyonu'nun turizme
kazandırılması için hazırlanan proje kapsamında
ziyaretçilerin oturup dinlenebilecekleri otantik
alanlar, mesire yeri ve seyir
terasları oluşturulacağını
belirterek, "Hedefimiz yıllık
2 bin olan ziyaretçi sayısını
ilk etapta 20 bine çıkartmak" dedi.
Bölgeyi doğa turizmi,
trekking ve ilerleyen
dönemlerde çiftlik turizmi
ve geriatri faaliyetlerinde
önemli bir cazibe merkezi
haline getirmeyi hedeflediklerini anlatan Yılmaz,
turizm çeşitliliğini artırarak
yöre halkı için yeni istihdam olanakları sağlamak
istediklerini kaydetti.
Ziyaretçilerin kanyondaki gezilerinin her noktasında ayrı bir güzellikle
karşılaşacağına işaret
eden Yılmaz, "Fauna
açısından da oldukça zengin olan kanyonda
ziyaretçiler, mağara
içlerinde sarkıt ve dikitleri,
irili ufaklı çok sayıda şelaleyi, endemik bitki türlerini,
sığla ağaçlarını görebilir,
dağ keçilerine rahatlayabilirler. Bölgede yetiştirilen
doğal ürünleri de sergileyerek ziyaretçilerin beğenisine sunacağız" diye
konuştu.
Bölgede yaşayanların
tamamına yakınının
arıcılıkla uğraştığına dikkat
çeken Yılmaz, proje kapsamında yöre halkına
arıcılık eğitimi verildiğini de
ifade etti. (AA)
Bozdağ'da vatandaşların kayak keyfi
DENİZLİ- Tavas ilçesindeki
Bozdağ Kayak Merkezi, sömestir
tatilini fırsat bilen öğrenci ile kar
keyfini yaşamak isteyen vatandaşların akınına uğruyor.
Nikfer mahallesinde bulunan ve
kayak turizmini canlandırmak
amacıyla yeni tesislerin inşa çalışmalarının devam ettiği Bozdağ
Kayak Merkezi'ne, kente yaşayanların yanı sıra Muğla, Aydın ve İzmir
gibi yakın illerden çok sayıda vatandaş gelerek karın keyfini çıkarıyor.
Sömestir tatilini de fırsat bilen
vatandaşlar çocuklarıyla beraber
gün boyu pistlerde kayak yaparak
güzel vakit geçiriyor. Hem öğrenmek
hem de pistlerde kaymak isteyen
vatandaşlar kayak malzemesini alanda faaliyet gösteren Doğa Turizmi
Gençlik ve Spor Derneği'nden
(NİKADOS) temin ediyor. Malzeme
bulamayan bir çok vatandaş ise
plastik leğen, poşet ve çuvalları kullanarak, karda kaymanın keyfini
çıkarıyor. Daha profesyonel olanlar
ise Snovboard alanında gün boyu
eğleniyor.
2 Şubat 2015 Pazartesi
Türkiye, kanodan daha fazla pay alma peşinde
ADANA- Türkiye, olimpiyatlarda en fazla madalya
dağıtılan dallardan kanoda
daha fazla madalya almak istiyor.
2012 Londra
Olimpiyatları'nda 2 altın, 2
gümüş ve bir bronz madalya
kazanan Türkiye, kanoda,
oyunlara sporcu gönderememesinin ardından bu alanda
çalışmalarına hız verdi.
Gençlik ve Spor Bakanlığı
Hedef en az
6 madalya
DÜZCE - Kamp dönemini AA muhabirine değerlendiren Genç Erkekler Milli
Takım Antrenörü Adnan Çelen, günde iki
antrenmanla çalışmalarını sürüdürdüklerini, takımın moral ve motivasyon açısından çok iyi durumda olduğunu söyledi.
Çelen, Türkiye'nin daha önce "kata"
müsabakalarına sporcu bile getirmediğini fakat son dönemlerde önemli dereceler elde ettiklerini belirterek, "Geçen yıl
Portekiz'de gerçekleştirilen Avrupa
Şampiyonası'nda 8 finalin 5'i katadan
geldi. Bu, ülkemiz açısından çok büyük
başarı. 'Sporcu yetişmiyor' diye önceki
yıllarda kata müsabakalarına sporcu bile
getirmiyorduk. Büyük gelişme sağladık.
Antrenörler artık işin bilincinde. Bu yılki
şampiyonada bayan ve erkeklerde 6
final oynama hedefindeyiz" diye konuştu. Kamp dönemini sakatlık yaşanmadan geçirdiklerini vurgulayan Çelen,
"Çok ciddi kamp dönemi geçirdik.
Çocuklarımız çok iyi hazırlandı.
Hedefimiz bayanlar ve erkeklerde
Avrupa Şampiyonu olmak. Her zaman
Avrupa ve dünyada ilk 3'te yer aldık.
2012'de Avrupa Şampiyonu, 2013'te de
Avrupa'nın en iyi üç takımı arasına girdik. Bu yıl da ülkemize Avrupa
tarafından 2016 ve 2020
Olimpiyat Oyunları'na sporcu
yetiştirmek amacıyla, Türkiye
Olimpiyat Hazırlık Merkezleri
(TOHM) projesi hayata geçirildi. Proje çerçevesinde, bir çok
olimpik spor dalında uygulandığı gibi kanoya da ilgiyi arttırmak ve sporcu yetiştirmek için
Türkiye'nin çeşitli illerinden
seçilen gençlere, Adana ve
Sakarya'da eğitimler veriliyor.
(AA)
Katar hentbol
için tarih yazdı
üzce'de yaklaşık üç
aydır İsviçre'nin
Zürih kentinde 6-8
Şubat'ta düzenlenecek Ümit, Genç
ve 21 Yaş Altı Karate
Şampiyonası'na
hazırlanan milliler, en
az 6 altın madalya
hedefliyor.
Şampiyonluğu getirmeyi hedefliyoruz"
ifadesini kullandı.
Milli takım antrenörlerinden Ertan
Tunç da sporcuların hem beden hem de
kafa yapısı olarak şampiyonaya hazır
olduklarını dile getirdi.
Avrupa şampiyonalarında Türkiye'nin
her zaman zirvede olduğunu anlatan
Tunç, "Hedefimiz Avrupa Şampiyonluğu.
Zaten bunun aksini düşünme gibi şansımız yok. En az 6 altın madalya bekliyoruz fakat sürpriz sporcularımız var. Bu
hedefimiz biraz daha yukarısına çıkabilir. Çok iyi durumdayız" değerlendirmesinde bulundu. (AA)
DOHA - Avrupalı rakiplerinin aksine hentbolda
mazisi olmayan Katar, evsahipliğini yaptığı Dünya
Hentbol Şampiyonası tarihinde ilk kez yarı finale
uzandı.
Petrokarbon zenginliğiyle dünyada en yüksek
kişi başı gelire sahip küçük Körfez ülkesi Katar,
dünyanın en başarılı sporcularını ağırladığı tenis
turnuvaları, golf şampiyonası, motosiklet yarışları,
yüzme şampiyonası, binicilik turnuvaları, 2006
Asya Oyunları ve çok tartışılan 2022 FIFA Dünya
Kupası gibi çok çeşitli spor organizasyonlarına
evsahipliğiyle Doha'yı adeta bir spor başkenti haline getirmeyi başardı.
Katarlılar, gerek uluslararası oyuncuları devşirerek, gerekse profesyonellerle altyapı kadrolarını
güçlendirerek evsahipliği başarılarının yanına sportif başarıları da eklemek için kapsamlı yatırımlara
imza attı.
Katar, 2011 yılında 2014 Hentbol Erkekler
Dünya Şampiyonası adaylığında, hazırlıklarını
modern spor tesisleriyle sınırlamadı. Dünyaca
ünlü isimleri milli takım kadrosuna katan, profesyonel yetenek avcılarıyla çalışarak genç oyuncuları
altyapısında toplayan ve ülkesindeki hentbol ligini
canlandıran Katar, meyvesini evsahibi olarak
yarıştığı şampiyonada yarı finale çıkarak aldı.
Katar evsahipliğini kazanmasının ardından
zamana yaydığı bir hazırlık sürecine başladı.
Bunlardan ilki, altyapıda mümkün olabildiğince
sayıda yetenekli oyuncuyu kadrosuna katarak,
şampiyona zamanında bu oyunculardan en iyi
verimi alabilmek, diğeri ise milli takımın sürekli
antrenman ve hazırlıkla kulüp takımı uyumunda
oynamasını sağlamaktı.
Geleceğin şampiyonlarını hazırlıyor...
Dünya ve Avrupa Şampiyonu Gökhan Seven, Erzurum'da küçük yaştaki çocuklara bilek
güreşini sevdirip, yeni şampiyonlar çıkartmak için eğitim vermeye başladı.
ANTALYA - Milli sporcu
Gökhan Seven, bilek güreşinde
Brezilya'da 2012'de dünya şampiyonu ardından 2014 yılında
Azerbaycan'da Avrupa şampiyonluğunu elde etti.
Başarılarının ardından bu sporun daha çok tanınmasını sağlamak için "kolları sıvayan" Seven,
Erzurum'daki bir derneğin desteğiyle çocuklara bilek güreşini sevdirmek için çalışmaya başladı.
Türkiye Vücut Geliştirme ve
Fitness Federasyonu sporcularından oluşturduğu ekiple yaşları 6 ile
12 arasında değişen çocuklara haftanın bir günü bilek güreşi eğitimi
veren Seven, küçük müsabakalarla
onları bu spor dalına kazandırmak
için çabalıyor.
Seven, AA muhabirine yaptığı
açıklamada, bilek güreşinin
Türkiye'de çok fazla tanınan bir
spor dalı olmadığını, aslında bunun
sıkıntısını yaşadıklarını söyledi.
Ailelere ve çocuklara önce bilek
güreşini tanıttıklarını belirten Seven,
"İnsanlar tanıdıkça bu işin profesyonel yapıldığını, federasyonu
bulunduğunu, dünya ve Avrupa
şampiyonalarının olduğunu öğreniyor. Henüz daha bilek güreşinin bir
spor dalı olduğundan habersiz
insanlarımız var. Bizim de amacımız
evvela bilek güreşini tanıtmak ve
ondan sonra da bu sporu yaptırmak. Çocukları eğitiyoruz, ailelerini
bilgilendiriyoruz" dedi.
Geleceğin bilek güreşi şampiyonlarının da bu çocuklar arasından çıkmasını umduklarını, yaşları
bu spor için erken olan çocukların
teşvik edilmemeleri durumunda ileride zorlanacaklarını ifade eden
Seven, şunları kaydetti:
"O yüzden teşvik etmek için bu
yaşlarda başlamak gerekiyor.
Çocukların ilgisi çok güzel, umduğumdan daha iyi oldu. Biz birkaç
gün gidip gelerek öğretmeye, sevmeleri açısından maçlar yaptırmaya
çalışacağız. Bilek güreşinin gelişmesini sağlamak için Erzurum'da
kurmuş olduğumuz bir takımımız,
bilek güreşi timimiz var. Onlar da
abilerinin nezaretinde bilek güreşini
yapıp öğrenecekler. Amacımız
geleceğin dünya ve Avrupa şampiyonlarını yetiştirmek ama bunun
için özverili bir şekilde çalışmamız
lazım. Bu sporun başlama yaşı 7-8
fakat ağırlık sporlarının gelişimleri
engellememesi için başlama yaşı
biraz daha geç olabilir. Bu bağlamda düşünürsek bilek güreşi de bir
ağırlık sporu. Biz şimdiden, çok
fazla ağırlık yaptırmadan teşvik ediyoruz sadece ama birkaç yıl sonra
herkes bu spora başlayabilecek
yaşa gelecek." (AA)
Bekir: “Bu bütçeyle
ancak ligde kalınır”
KONYA - Torku Konyaspor Basketbol
Kulübü Başantrenörü Aziz Bekir, "Her maçı
kazanmak istiyoruz. Ancak her şey parayla ölçülüyor. Türkiye'nin en az para harcayan basketbol
takımı olarak, bu bütçeyle ancak ligde kalınır"
dedi.
Bekir, AA muhabirine yaptığı açıklamada,
sezona iyi başladıklarını, arka arkaya zorlu maçlar oynadıklarını söyledi.
Sezon başında ellerindeki bütçeyle takım
kurarken kendilerine "ligde kalma" hedefi koyduklarını dile getiren Bekir, bu hedefin zor olacağını bildiklerini ifade etti.
Bekir, ligde kalma hedefini belli bir seviyeye
getirdiklerini vurgulayarak, şöyle devam etti:
"Konya'yı, hangi takım olursa olsun korkulu
rüya yaşayacağı bir deplasman haline getirmek
istedik. Bu zamana kadar bütün takımlara burasının zor bir deplasman olduğunu gösterdik.
Bunun için mutluyuz. Takımımız iyi oynuyor ve
mücadele ediyor. Sağ olsun seyircilerimiz salonu
dolduruyor ve maçın sonuna kadar skor ne olursa olsun desteği bırakmıyor." (AA)
2 Şubat 2015 Pazartesi
Türkiye Berberler ve Kuaförler
Federasyonu'nun, Milli Takım Seçmeleri
için gerçekleştirdiği organizasyonda, 2015'in
saç modelleri tanıtıldı.
2015 saç modelleri tanıtıldı
İSTANBUL - Türkiye Berberler ve Kuaförler
Federasyonu Başkanı Bayram Karakaş,
seçmelerin bilgilendirme toplantısında yaptığı
açıklamada, federasyonun 1953 yılında kurulduğunu söyledi.
Karakaş, "Türkiye Kuaförünü Seçiyor"
sloganıyla başlattıkları çalışmayı
Türkiye'deki 200 bin esnaf ve sanatkarın kendisini yenilemesi için gerçekleştirdiklerini
belirterek, milli ve genç takım olmak üzere 7
dalda yapılacak yarışmanın startını verdikleri dile
getirdi.
Yarışmanın 11 ilde, finalin ise İstanbul'da
gerçekleştirileceğini anlatan Karakaş, bu kapsamda federasyona bağlı 200 bin esnafa bir
müjde verdiklerini bildirdi.
Karakaş, "Berber, kuaför ve güzellik uzmanlığı mesleğinin 2015 vizyonunu belirleyecek
ekibi, hep beraber oluşturacağız. Türban bağlama, erkek saç kesimi, fantezi yüksek saç kesimi ve bayan kuaförlerinin alt birimleriyle oluşturacağımız saç yarışmaları, şubat ayında
başlayacak" diye konuştu.
Berberlik ve kuaförlük mesleğinin
insanlık var olduğu sürece yeni trendleri
takip ettiğini ifade eden Karakaş, "Yeni
trendle kendisini yenileyen ve piyasada camiamızın adını kullanarak,
dernekler adı altında, 'Ben milli takım
yarışmalarıyla bu işi yapıyorum'
diyenlerle kayıt dışının önüne geçmek
ve kamu kurumu niteliğindeki sivil
toplum örgütünün, yani devletin
resmi teşkilatı olan federasyonun milli
takım seçmelerini yapmak için bu
organizasyonu gerçekleştirdik"
ifadelerini kullandı.
Daha sonra mankenler Simge
Tertemiz ve Ece Gürsel, 2015'in saç
modellerini tanıttı.
Erkek Berberleri Yarışması, Bayan
Kuaförleri Kesim Renklendirme Yarışması,
Bayan Kuaförleri Salon Topuz Yarışması, Bayan
Kuaförleri Yüksek Fantezi Yarışması, Gelin
Makyajı Yarışması, Show Makyajı Yarışması,
Bayan Kuaförleri Tesettür Yarışması kategorilerinde yapılacak yarışmalarda, dereceye gireceklere çeşitli ödüller verilecek.
Adana'da 17
Şubat'ta başlayacak yarışmalar,
Antalya, Ankara,
Bursa, Edirne,
Zonguldak, İzmir,
Samsun, Rize,
Diyarbakır ve
İstanbul'da yapılacak.
İstanbul'da 22
Mayıs'ta gerçekleşecek finalin ardından milli takıma
seçilecek berber ve
kuaförler, yurt dışında Türkiye'yi temsil
edecek.
(AA)
Roman çocuklar yeteneklerini “mehter”de gösterecek
KIRKLARELİ - ÖZGÜN TİRAN METİN KARAKUŞ - Kırklareli'nin
Babaeski ilçesindeki, çoğunlukla Roman
ailelerin çocuklarının eğitim gördüğü okulda, "Okullar Hayat Olsun Projesi" kapsamında mehter takımı kuruldu.
Fatih İlkokulunda kurulan takıma katılan
dezavantajlı 35 öğrenci, haftanın 9 saati
okulun spor salonunda, 23 Nisan Ulusal
Egemenlik ve Çocuk Bayramı'nda
düzenleyecekleri etkinliğe hazırlanıyor.
Okula devamsızlıkları azalan ve
sosyalleşen öğrenciler, farklı illerdeki
programlara da katılmayı hedefliyor.
Okul Müdürü Mustafa Fıstık, AA
muhabirine yaptığı açıklamada, mehter
takımında yer alan çocukların normalde
de müziğe ilgili olduklarını ve bazı müzik
aletlerini çaldığını söyledi.
Roman çocukların müzik konusunda
yetenekli olduğunu vurgulayan Fıstık,
"Dezavantajlı çocuklara okulu sevdirmek
için çeşitli projeler yürütüyoruz. Bu tür
etkinliklerle öğrencilerin öz güvenleri
yerine geliyor ve sosyalleşiyorlar" diye
konuştu.
Fıstık, mehter takımıyla okulu ve ilçeyi
de tanıtmayı, yurt içi ve yurt dışındaki
etkinliklere katılmayı hedeflediklerini
belirtti. (AA)
Ladin ağaçlarına Karadeniz usulü koruma
RİZE - FİKRET DELAL - Rize'de
Atatürk Çay ve Bahçe Kültürleri
Araştırma Enstitüsü merkezinde vatandaşların kullanımı için yapılmak istenen
çay evi inşaatı alanında bulunan 20 yıllık
iki mavi ladin, uygulanan proje ile yapılan
binanın içinde bırakılarak kesilmekten
kurtarıldı.
ÇAYKUR'a ait Atatürk Çay ve Bahçe
Kültürleri Araştırma Enstitüsü'nün
müdürü Ali Kabaoğlu, AA muhabirine
yaptığı açıklamada, Ziraat Çay
Bahçesi'nin, Rize'nin gözde mekanlarından biri olduğunu söyledi.
Uzun süredir yürütülen hizmetlerin
artık vatandaşın ihtiyacına karşılık
veremediğini belirten Kabaoğlu, bu
kapsamda yeni bir çay evinin
yapımı için yer araştırmasına
başladıklarını dile getirdi.
Çay evinin yapılması için kararlaştırılan alanda iki mavi ladin
ağacının olduğunu ve yapılacak çay
evi için bölgede ender yetişen bu iki
ağacın kesilmesinin mantıklı olmayacağını düşündüklerini vurgulayan
Kabaoğlu, şunları kaydetti:
"Biz burada çay üzerinde çalışmalar yapıyoruz. Aynı zamanda
bölgede ağaç çeşitliliğini artırmak
için uğraşıyoruz. Bu kadar
uğraşının ardından bir ağacı
kesmek bizim prensibimize de
uymuyor. Biz ağaç kesmek için
değil dikilen bitkiyi yaşatmak için
kurulmuş bir enstitüyüz. Hiçbir
ağaca kıyamayız. Bu nedenle yaptığımız bina inşaatını ağaçların
zarar görmeyeceği şekilde tamamlamak istedik ve iki ladin ağacı
ustalarımızın hünerli çalışmaları
sayesinde inşaatının içinde kaldı."
Kabaoğlu, bu sayede ağaca
zarar vermeden bu işin yapılabile-
ceğini gösterdiklerini dile getirerek,
"Çalışmaların tamamlanmasıyla insanlarımız ladin ağaçlarının dibinde oturabilecek. Çaylarını yine eskisi gibi huzur
içinde yudumlayacaklar" dedi.
Bundan sonra yürütülecek çalışmalarda da aynı yöntemin uygulanabileceğini anlatan Kabaoğlu, "Bir binayı 6
ayda yaparsınız ancak bir ağacın
yetişmesi 20-25 yılı buluyor. Bu noktadan hareketle kesilmesine kıyamadığımız 2 mavi ladine göre bir çalışma
yaptık ve ağaçları yaptığımız betonlamanın içine içinde bırakmayı başardık"
diye konuştu. (AA)
Denizci Ergül, “Rota:
Eğitim” ile Anlantik’i
geçmeye devam edecek
İSTANBUL - Darüşşafakalı
10 kız öğrencinin 10 yıllık eğitimi için 1 milyon lira bağışın
toplanması hedefiyle Atlantik
Okyanusu geçmeye çalışan
denizci Dilek Ergül, geçirdiği
kaza nedeniyle ara verdiği
"Rota Atlantik" projesine
"Rota: Eğitim" diyerek devam
edecek.
Dokuz metrelik Symina adlı
yelkenlisiyle tek başına
Atlantik Okyanusu'nu geçmek
isteyen Ergül, Darüşşafaka
Eğitim Kurumları'nda düzenlenen basın toplantısında, kazaya ve kampanyasına ilişkin
açıklamalarda bulundu.
Yelkenli teknesiyle tek başına okyanusu geçmek üzere
haziran ayında yola çıktığını
belirten Ergül, 12 Ocak'ta
okyanusta geçirdiği kaza
nedeniyle yolculuğuna ara
vererek 25 Ocak'ta İstanbul'a
döndüğünü söyledi. Kazada
anında yaşadıklarını anlatan
Ergül, şöyle konuştu:
"Teknemi kurtarabilmek
amacıyla sürekli mücadele
ettim. Çok uzun bir zaman
mücadele verdikten sonra acil
durum çağrısı yaptım. Kaza
yaşandığında dalga boyu 6
metreye yükseldi. Gemide 20
saat mücadelem sürdü.
Yardım çağrıma KP Albatross
adlı gemi cevap verdi. Sabah
11.00 civarında kaza oldu ve
saat 3.00 civarında gemiyle
kontak sağladım. Saat 06.00
gibi de beni kurtardılar.
Tamamı Ukraynalı çok iyi
eğitim almış denizcilerden
oluşan bir ekipti.
Dünya deniz kurallarına göre
kurtarma operasyonu yapıldı.
Çok bilgili ve düzgün bir
operasyon yürüttüler. Bugün
kaza görüntülerini de sizinle
paylaştık. Bu görüntüler kaptanın beni kurtarma anında
çektiği kamera görüntüleri.
Görüntülerde de görüldüğü
gibi, öyle bir havada kaptan,
uluslararası deniz kuralları
gereği, denizci indirmedi ve
bana halat uzatıp gemiye çıkmamı sağladı. Kaza anında da
hiç korkmadım ama üzüntü
duydum. Korkmamamın
nedeni, 'süper kahraman'
olduğum için değil, bir şeyi iyi
öğrendiğinizde korkunun yerini çözüm bulma ve aktiviteye
bırakıyor. Aldığım eğitimler
çerçevesinde hareket ettim."
Kaza anında çocuğu, eşi ve
annesinin aklına geldiğini
anlatan Ergül, yolculuğun zor
olduğunu ama o çocuklar için
her türlü riski almaya değdiğini ifade etti. Ergül, en büyük
hayalinin çocukluktan beri
okyanusu geçmek olduğunu
vurgulayarak, en büyük dostu
olarak gördüğü teknesini kaybettiği için de üzüntü duyduğunu dile getirdi.
Genç yaşta babasını kaybettiğini, bu nedenle eğitimine ara
vermek zorunda kaldığını ve
ailesinde de kendi gibi zorluklar yaşayan kadınlar bulunduğunu kaydeden Ergül, asıl
amacının kız çocuklarının okutulması olduğuna ve bu projede asla pes etmeyeceğine
dikkati çekti.
(AA)
Download

EFSANE RÖPORTAJLAR-1