Davutoğlu
DAVOS
Zirvesi’ne
katılacak
Davutoğlu, 23-24
Ocak tarihlerinde
İsviçre'nin Davos
kasabasında düzenlenen Dünya
Ekonomik
Forumu'na katılacak.
Davutoğlu'nun, söz
konusu zirveye G20
Dönem Başkanı
sıfatıyla katılacağı
ifade edildi.
HABERİ
12. SAYFADA
Bilgi Evi
öğrencileri
Havacılık
Müzesi’nde
Mamak
Belediyesi
Yeşilbayır Bilgi Evi
öğrencileri Türk
Hava Kuvvetleri
Müzesi’ni gezerek
havacılık tarihi
hakkında müze yetkililerinden bilgi aldı.
HABERİ 5’TE
Hava Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Öztürk, dünyanın en büyük
nakliye uçağı olma özelliğini taşıyan A400M ile uçtu. 12’DE
Fiyatı 25 Kr
www.yedigungazetesi.com
8 Ocak 2015 Perşembe
NEYIN TERORU?
Bir hafta içinde İstanbul polisi Dolmabahçe’deki saldırıdan sonra ikinci kez hedef olurken
bir kadın terörist Sultanahmet’teki Turizm Şube Müdürlüğü’ne bombalı saldırı düzenledi. 2
el bombasını polislere fırlatan, bombalardan biri patlamayınca 3. el bombasına davranan
terörist, bombayı atamadan polis tarafından vuruldu. İlk patlamada polis memurları Kenan
Kumaş ve Taner Şenel yaralandı. 33 yaşındaki Kenan Kumaş hastanede şehit oldu.
Başbakan Ahmet
Davutoğlu’nun,
“İstanbul'da, merkezi
bir konumda söz
konusu olan bu saldırı
çerçevesinde en geniş,
en detaylı araştırmalar
yapılıp, örgüt bağlantısı
tespit edildiğinde, daha
ileri aşamalarda gereken
adımlar da atılacaktır”
açıklaması, olayın duygusal bir tepkiyle değil,
devlet ciddiyetiyle
araştırıldığını gösteriyor.
ŞEHİT POLİS
DEFNEDİLDİ
Şehit polis memuru Kenan
Kumaş'ın cenazesi İstanbul
Emniyet Müdürlüğü'nde düzenlenen törenin ardından toprağa
verilmek üzere memleketi
Trabzon'un Tonya ilçesine gönderilerek defnedildi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan,
Yıldırım Beyazıt Üniversitesi Esenboğa
Kampüsü ve Sağlık Temel Bilimleri
Binası açılış töreninde yaptığı konuşmada şehit polise rahmet diledi ve “Ne
yapmak istiyorsunuz. Elinize bunu
yaparak ne geçecek. Bunları yaprak
ideolojilerinizi bu ülkeye egemen olacağını mı düşünüyorsunuz” dedi
İstanbul’da meydana
gelen terör olayları
akla, ‘Bu neyin terörü?’
sorusunu getirirken,
Başbakan Yardımcısı
Numan Kurtulmuş bu
soruya şöyle açıklık
getirdi: "Bu saldırıların
hedefi Yeni Türkiye ve
aziz milletimizdir.
Ancak başaramayacaklar, kardeşliğimizi,
birliğimizi,
dirliğimizi
bozamayacaklar."
Aday olacak bürokratlar
YSK'dan, 7
Haziran 2015 milletvekili seçimlerinde aday olabilmek için kanun
gereği görevinden
çekilmesi veya
ayrılması gerekenlerin, en geç 10
Şubat Salı günü
mesai bitimine
kadar görevden
ayrılma isteğinde
bulunmaları gerektiği bildirildi.
Kadına şiddete
karşı danışma
merkezi kuruldu
Kadınlara yönelik
şiddetle
mücadele konusunda ihtiyaç duydukları
her konuda ücretsiz
destek Keçiören
Belediyesi Kadın
Danışma Merkezi
tarafından karşılanıyor. HABERİ 6’DA
Trabzon’un
Cardozo sırrı
Kurulun, kanun kapsamına girenlerin
görevden ayrılma veya çekilme tarihine
ilişkin oy birliğiyle aldığı kararda, Anayasa'nın
77. maddesinin birinci fıkrasında ve 2839 sayılı
Milletvekili Seçimi Kanunu'nun 6. maddesinin
birinci fıkrasında, Türkiye Büyük Millet Meclisi
seçimlerinin dört yılda bir yapılacağının
öngörüldüğü, aynı kanunun 6. maddesinin ikinci
fıkrasında ise "Bir önceki seçimin yapıldığı tarihten itibaren dört yılın dolmasından önceki son
pazar günü oy verilir. Oy verme gününden
geriye doğru hesaplanacak doksan günlük
sürenin il günü seçimin başlangıç tarihidir" hükmünün yer aldığı anımsatıldı.
HABERİ 12. SAYFADA
İstanbul ve Ankara başta olmak
üzere tüm yurtta kar ve don çilesi
sürüyor. Yoğun kar nedeniyle Ankara
sokakları beyaza bürünürken,
okulların tatil edildiği duyuruldu.
SPOR’DA
Meteorolojiden yurt genelinde
kar ve don uyarısı gelirken,
İstanbul’da hava ve deniz ulaşımında
aksamalar oldu. Ankara’da ise ara
yollardaki kar ve buzlanma yüzünden
Başkentliler sorun yaşadı.
Hayrettin İvgin
Kültürel Boyut
Ankara’daki Keçiören Fatih
Köprüsü'ndeki trafik kazasında
06 FSV 17 plakalı araçta bulunan
Ayhan Ülger ve Ali Sönmez hayatını
kaybetti. Aynı araçta bulunan,
Hüseyin Aydın ve Tahir Saraç ile 06
DB 9130 plakalı otomobilin
sürücüsü Murat Işık ve araçta bulunan Türkan Çoban yaralandı.
8. Sayfada
Fehmi Koru
Kimin yanlışı
ötekini yener?
3. Sayfada
Prof.Dr. Nurullah Çetin
Türkçe Bakış
EDEPSİZ DERGİYE
kanlı baskın: 11 ölü
Hz. Muhammed'in karikatürleriyel Müslümanların büyük tepkisini
çeken ve daha önce de küçük saldırıların hedefi olan mizah
Dergisi Charlie Hebdo'ya düzenlenen baskında 11 kişi hayatını kaybetti. Saldırganlar kaçarken olay yerinin yakınında bulunan bir polis
aracını da hedef aldı. Görgü tanıkları, saldırı sırasında en az 30 silah
sesi duyduklarını belirtti. Cumhurbaşkanı Hollande kabineyi topladı.
9. Sayfada
M.Nuri Parmaksız
Hayata ve
Aşka dair
8. Sayfada
www.
gazetesi.com.tr
gazetemizi bu adresten
takip edebilirsiniz
’ü
’dan
takip edebilirsiniz
Gazetemizi
https://www.
.com/YediGün-Gazetesi
Gazetemizi
https://www.
/yedigun.gazetesi
6’DA
Yenimahalle
Belediye
Meclisi’nde
ilk toplantı
2
SINEMA
TV / MAGAZIN
8 Ocak 2014 Perşembe
Annesi, Murat Göğebakan’ın farklı yönlerini anlattı
KAHRAMANMARAŞ Yakalandığı kan kanserine yenik
düşerek geçen yıl temmuz
ayında hayatını kaybeden
sanatçı Murat Göğebakan'ın
annesi Hatice Göğebakan,
oğlunun bilinmeyen yönlerini
anlattı.
Cumhurbaşkanı Recep
Tayyip Erdoğan'a "Uzun Adam"
şarkısını hediye eden
Göğebakan'ın sanatçılığından
yardımseverliğine, eğitime olan
aşkından hedeflerine kadar
farklı yönlerinin anlatan anne
Göğebakan, asıl memleketlerinin Kahramanmaraş'ın
Pazarcık ilçesi olduğunu söyledi.
Anne Göğebakan, AA
muhabirine yaptığı açıklamada,
sanatçının 45 yıllık hayatında
hep gönül insanı olmaya
çalıştığını belirtti.
Yaşamında, "zengin gemisini
karada yürütür ama fakir
denizde zor yürütür" ifadesini
her zaman kullandığını dile
getiren Göğebakan,
"Yaşamında insanları çok
seven, cebindeki son kuruşuna
kadar fakirlere yardım eden,
sevecen bir gönül insanıydı. Paraya hiç önem
vermezdi. Allah'ı ve yarattıklarını seven bir
insandı. O küçükle küçük, fakirle fakir, zenginle
zengin oluyordu" dedi.
Aslen Pazarcıklı olduklarını belirten
Göğebakan, bunu kimsenin bilmediğini, işleri
gereği Adana'da ikamet ettiklerini ifade etti.
Akraba ziyaretine büyük önem verdiğini dile
getiren Göğebakan, oğlunun kuzenleriyle
beraber büyüdüğü için birbirlerine çok bağlı
olduklarını, bu yüzden de Pazarcık'a kendisi
gibi çok sık gelip gittiğini vurguladı.
Sanatçının Adana'da doğup büyüdüğünü,
bu nedenle de Adanalı olarak bilindiğine işaret
eden Göğebakan, oğlunun eğitime ve kimsesiz
çocuklara verdiği önemi anlattı.
Vizyona
yeni
girecek
filmler
Adana'da aldığı iki katlı evi kimsesiz çocuklara hediye etiğini aktaran Göğebakan, şöyle
devam etti:
"Yaptığı hayrı kimseye söylemezdi. İlk
İstanbul'a gittiğinde çıkardığı 'Ben Sana Aşık
Oldum' albümününden aldığı ilk parayı burs
olarak çocuklara dağıttı. Her ay birçok öğrenci
için bankalara para yatardı. Yardım ettiği kişiler
onu tanırdı fakat o yardım ettiği kişileri tanımazdı. Hatta hastalığının artması üzerine
bankalara bir ay para yatmadı. Bu nedenle
maaşımı vermemi isteyince ben de verdim ve
çocukların paraları yatırıldı. Zaten yaklaşık 15
gün sonra da vefat etti. Mezara koyarken ismini bilmediği bir öğrencisi, 'Murat ağabey, ben
senin çok ekmeğini yedim ve şimdi seni buraya
Bana Masal Anlatma
Leyla ile Mecnun'daki
katkısıyla büyük sevgi ve
saygı kazanan Burak
Aksak'ın yazıp yönettiği
Bana Masal Anlatma,
kaliteli oyuncu kadrosuyla
gişeye iddialı geliyor.
Filmde dolmuş şoförlüğü
yapan Rıza'nın (Fatih
Artman) günün birinde hem
güzel hem de çok iyi kalpli
bir kız olan Ayperi (Hande
Doğandemir) ile tanışmasından sonra yaşadığı olaylar
anlatılıyor.
05:58İstiklal Marşı ve Günün
Program Akışı
06:00 Yamak Ahmet
06:40 1'de Sabah
09:00 1'de Bugün
09:15 Avrupa Avrupa
11:10 İyi Fikir
13:15 Ana Ocağı
14:55 Dizi Klip
15:00 Elde Var Hayat
16:15 1'de Bugün
16:30 Seksenler
19:00 Ana Haber Bülteni
19:45 Spor
19:50 Hava Durumu
19:55 Seksenler
23:00 Yerli Dizi
01:15 Ana Ocağı
02:30 Avrupa Avrupa
04:05 İyi Fikir
07:00 Kahvaltı Haberleri
10:00 Müge Anlı İle Tatlı Sert
13:00 Kızlar ve Anneleri
15:00 Alemin Kıralı
16:00 Zahide ile Yetiş Hayata
18:45 Atv Ana Haber
20:00 Jurassic Park
23:10 Nihat Hatipoğlu
ile Dosta Doğru
01:10 Hayat Devam Ediyor
20:00 ARAMIZDA KALSIN
Ev elden gidiyor mu?
Bahattin'e gelen telefon,
Celepoğlu Ailesi’nin bir
sırrını ortaya çıkarıyor!
Mahir’in parayı kaybetmesiyle birlikte
Celepoğlu ailesi yıllardır
oturdukları evi kaybetme
noktasına gelir.
Bu yılbaşı Celepoğlu
ailesinin evinden ayrı olacağı ilk yılbaşıdır.
Çocuklarını, torunlarını
kıramayan Hüsne evde
erken yılbaşı kutlaması
yapmaya karar verir.
Bahçedeki ağaç süslenir.
Tavan arasından süsler
çıkarılır. Hüsne çocuklar
için küçük sürprizler bile
hazırlar.
koymak bana mı nasip oldu'
ifadesini kullanmıştı."
Anne Göğebakan,
sanatçının özellikle de gitarına
gözü gibi baktığını söyledi.
İlk konserinden kazandığı
20 lirayı yıllardır gitarının içinde
sakladığını ve halen içinde
olduğunu belirten Göğebakan,
konser sonrası aldığı paraları
da herkese dağıtarak "hep
ben" demediğini ifade etti.
Oğlunun hastalığını yenerek
bir albüm daha çıkartmayı
planladığını dile getiren
Göğebakan, "Elde edeceği
geliri de LÖSEV'e bağışlayacaktı ama buna ömrü yetmedi.
Kanser üzerine bir kitap yazacaktı. Bildiğini herkesle paylaşmasını severdi. Bu nedenle de
gönüllerde güzel bir yer edindi"
diye konuştu.
Oğlunun sanata ve
sanatçılara olan saygısını da
anlatan anne Göğebakan,
şöyle konuştu:
"Müzikle uğraşan insanları
çok severdi. Cengiz
Kurtoğlu'nu, Ferdi Tayfur'u ve
Müslüm Gürses'i Adanalı
olarak bir başka severdi.
Onların bir balkon kafesi vardı
ve hep orada bir araya gelirlerdi. Cengiz
Kurtoğlu çok samimi arkadaşıydı. Cenazesine
de gelmişti. Arkadaşları bizi hiç yalnız bırakmadı. Cenazede de hep yanımızda oldular.
Tabii gelmeyenler de oldu. Yaz dönemi olduğu
için herkes bir yerlere gitmişti, bu nedenle
gelemediklerini düşünüyorum."
Oğlunun Anadolu yemeklerini çok sevdiğini
aktaran anne Göğebakan, "Özellikle de eti çok
severdi ve bu yüzden etsiz yemek yemezdi.
Haftada bir bizim evde mangal yanardı. İçli
köfteyi, analı-kızlıyı ve patlıcan kebabını da çok
severdi. Hiç sevmediği de pırasaydı. O olduğu
zaman bizim evde pırasa pişmezdi" ifadelerini
kullandı.
Takip 3
Devletteki görevinden
ayrılan Bryan Mills (Liam
Neeson) evine yakın bir
yerde gerçekleşen bir
cinayetin suçsuz yere zanlısı olarak gösterilir. Bu
konuda oldukça inatçı bir
dedektif de onun peşine
düşer. Mills, bütün
tecrübesini ve yeteneklerini kullanarak gerçek
suçluyu bulmak ve kendi
adaletini sağlamak durumunda kalacaktır.
07:00 HER SABAH
08:45 2.SAYFA
10:40 DUDAKTAN KALBE
12:30 ERKAN AKKUŞ İLE
ÖĞLE HABERLERİ
12:50 DERYA'NIN DÜNYASI
15:00 DUDAKTAN KALBE
16:40 DOLU DOLU
ANADOLU
17:40 GAGGUK
18:15 EKİN OLCAYTO İLE
ANA HABER
19:30 SPOR BÜLTENİ
19:45 YABANCI SİNEMA
SUÇ ZİNCİRİ
22:20 KICKBOKS GECESİ
CANLI
00:00 YABANCI SİNEMA
İNFAZ SINIR
DEVRİYESİ-TEKRAR
01:15THE UNIT (EKİP)
TEKRAR
02:00Y ABANCI SİNEMA
DA VİNCİ ŞİFRESİ-TEKRAR
06:00 Benim Hala
Umudum Var
06:45 Aşkın Bedeli
07:30 Bugün
09:00 Beni Affet
10:00 Melek
11:45 Hayat Sevince Güzel
13:15 Aşkın Bedeli
14:45 Benim Kuaförüm
16:30 Beni Affet
18:30 Star Haber
19:15 Deniz Yıldızı
20:00 Aramızda Kalsın
22:00 Reaksiyon
19:45 SUÇ ZİNCİRİ
Orjinal İsmi:Inside Ring
Yönetmen:Laurent Tuel
Oyuncular:Jean Reno, Gaspard
Ulliel, Vahina Giocante
Yapım Yılı:2009
Tür:Polisiye/Aksiyon/Macera
Fransa’da, terörist grup ve gizli
servislerin birbirlerine karşı devam
eden acımasız savaşı, radikal karşıtı
ideolojiler adına sürmektedir.
Teröristler ve gizli ajanlar hemen
hemen aynı yaşamları yönetiyor,
manipülasyonda aynı yöntemler
üzerinden gidiyorlardır. Fransız
gizli servisi tarafından askere alınan öğrenci Diane ve terörizmin
onu kurtuluşa götüreceğine inanan
belalı genç Pierre, onların gizli
savaşını ifşa eder.
Emre Altuğ ve
Çağla Şikel boşanıyor
İSTANBUL - Çağla Şıkel ile Emre Altuğ
ayrıldıklarını açıkladı. Çift yaptıkları ortak açıklamada, "Üzülerek belirtiyoruz ki, 7 yıllık süren
evliliğimizin yol ayrımına girdik. Biz, büyük bir
aşkla ve tarifi mümkün olmayan bir sevgiyle
evliliğimizi devam ettirdik ancak süreç sonunda
anlaşarak ayrılmaya karar verdik. Bundan sonraki hayatımızda da her zaman birbirimizin
yanında olarak görüşmeye devam edeceğiz.
Beraber geçirdiğimiz değerli yıllar için birbirimize minnettarız. Bu ayrılığımızda herhangi bir
üçüncü kişinin ilgi ve alakası söz konusu
değildir" ifadelerini kullandı.
Çalsın Sazlar
Nesli Çölgeçen'in
uzun bir aradan sonra
kamera arkasına
geçtiği Çalsın Sazlar
filmi, yeni yılın ilk
ayında gösterime
girecek. Filmde hayatı hafife alan uçarı
iki arkadaşın, aynı
kadına aşık olduktan
sonra yaşadıkları acı
tatlı olaylar, 1960'lı
yıllardan günümüze
dek uzanan bir
öyküde aktarılacak.
06:15 Oynat Bakalım
07:15 Disney Çocuk Kuşağı
08:15 Magazin 8
08:45 Aramızda Kalmasın
12:00 Para Bende
13:30 Oynat Bakalım
15:15 Ver Fırına (Yeni Bölüm)
17:00 Çok Güzel Hareketler
18:30 Ütopya (Yeni Bölüm)
20:00 Kaçak Gelinler
23:15 Ütopya
00:30 Ver Fırına
01:45 Aramızda Kalmasın
04:00 Arda’nın Mutfağı
05:00 Para Bende
06:00 Geniş Aile
06:45 Günaydın
09:30 Alın Yazım
11:00 Aşk-ı Memnu
12:30 Gün Arası
13:00 Ben Bilmem Eşim Bilir
15:45 Evim Şahane
17:15 Arka Sokaklar
18:40 Baba Haber Bülteni
19:00 Ana Haber Bülteni
20:00 Kurtlar Vadisi Pusu
23:15 112 Acil
20:00 KURTLAR VADİSİ
Polat kendisine kurulan
kumpasa düşmemek
için, zekice kurduğu
planına tüm ekibini
dahil eder. Cahit ve
Safiye’nin kurtulması
için herkes tetiktedir.
Brandon ise planını
güçlendirmek için yeni
figüranlarını hazırlamakla meşguldür.
Polat Alemdar’ı köşeye
sıkıştırmak için her
imkanı değerlendirir.
Neyse ki Polat, onu bu
zahmetten kurtaracaktır. Zira, görüşmek istediği başka birisi vardır.
Polat planına tüm
ekibini dahil ediyor!..
bölge haberlerİ
Türkiye'nin pastır-
Fehmi KORU
ma ve sucuk üre-
[email protected]
3
[email protected]
8 Ocak 2015 Perşembe
tim merkezi
Kayseri'de 2014
yılında önceki
seneye göre satışlarda yüzde 30
düşüş yaşandı.
Kayseri’de pastırma ve
sucuk satışları düştü
KAYSERİ (AA) - Kayseri Ticaret Borsası
Başkanı Şaban Ünlü, AA muhabirine yaptığı
açıklamada, satışların her geçen yıl giderek
azaldığını, bir önceki yılı arar hale geldiklerini
söyledi.
Türkiye'de pastırmanın yüzde 85-90'ının,
sucuğun ise yüzde 30'unun Kayseri'de üretildiğini belirten Ünlü, hijyenik ortamlarda üretilen ürünlerin hem yurtiçinde hem de yurtdışında gurbetçiler aracılığıyla tüketildiğini
ifade etti.
Satışların büyük bir kısmının hediyelik
olduğunu ve şehre gelenlerin sayısının azalmasının satışların düşmesindeki en büyük
etkenler arasında yer aldığını dile getiren
Ünlü, bunun yanı sıra Avrupa ülkelerinde
yaşanan ekonomik krizle, gurbetçilerin alım
gücünün düşmesi, Kurban Bayramı'nın en
çok satış yaptıkları döneme denk gelmesi,
yine okulların bu dönemde açılıyor olması
nedeniyle insanların pastırma ve sucuk alımını ikinci plana bıraktıklarını söyledi.
Özellikle gurbetçilerin yaşadıkları ülkelere
giderken tonlarca pastırma ve sucuk götürdüğünü ve bir yıl boyunca bunları tükettiğini
belirten Ünlü, "Gurbetçiler her geçen yıl
Türkiye'de daha az harcama yapıyor veya
Türkiye'ye eskisi kadar sık gelemiyor. Bu da
diğer ürünlerde olduğu gibi pastırma ve
sucuk satışlarına da yansıyor" diye konuştu.
Normalde ekim ayından ocak ayının
sonuna kadar pastırmacılarda ciddi anlamda
yoğunluk yaşandığını ifade eden Ünlü, şunları kaydetti:
"Bu yıl satışlarda beklediğimiz yoğunluğa
bir türlü ulaşamadık. 2013 yılında yaklaşık 45
bin ton civarında sucuk, 20 bin ton civarında
ise pastırma satışı gerçekleştirmiştik. 2014'te
ise sucuk satışları 31 bin, pastırma satışları
14 bin ton civarında kaldı. 2013 yılına göre
satışlarımız yüzde 30 düştü. Şu anda üretim
tesisleri yüzde 40-50 kapasiteyle çalışıyor.
Bu durum ekonomiyi de olumsuz etkileyecektir. Satış yapamayan tesisler üretim de
yapamıyor. Bu da önümüzdeki dönemlerde
eleman istihdamı konusunda sorunlar yaşanmasına neden olabilir."
Pastırma ve sucuk fiyatlarını yaşanan
ekonomik gelişmelere rağmen arttırmamak
için gayret ettiklerini belirten Ünlü, önceki
yıla göre sadece yüzde 10'luk bir artış olduğunu ifade etti.
Et fiyatlarının 16 liradan 18 liraya yükseldiğinde sadece bir seferlik zam yaptıklarını
anlatan Ünlü, et fiyatlarının 21 liraya kadar
çıkmasına rağmen pastırma ve sucukta fiyat
arttırmadıklarına dikkati çekti.
Perakende sucuğun fiyatının 2013'te yaklaşık 35 lira olduğunu, 2014'te 38 lira civarında satıldığını kaydeden Ünlü, 2013 yılında 50
lira olan takım pastırma fiyatının 2014'te 55
liradan satıldığını söyledi.
Pastırma ve sucuk satışıyla uğraşan
Hayrettin Köse de bu yılki satışların önceki
yıllara göre daha düşük seviyelerde kaldığını
ifade etti.
Esnafın satışlarının yüzde 10-15'lik kısmını şehir dışına kargoyla göndererek yaptıklarını belirten Köse, "Ağırlıklı olarak şehre
gelen veya şehir dışına çıkacak insanlar
hediyelik olarak pastırma ve sucuk alıyor.
Satışlarımızın büyük çoğunluğu bu şekilde
oluyor. Bu yıl hediyelik satışlarımız azalınca
pastırma ve sucuk satışları da düştü" şeklinde konuştu.
Konya, meyve üretiminde de
adından söz ettirecek
KONYA - Konya Ovası Projesi (KOP)
Bölge Kalkınma İdaresi'nin "Bölgesel meyvecilik" projesi hayata geçiriliyor.
KOP İdaresi Başkanı Mehmet Babaoğlu
(sağda), idare binasında düzenlenen
"Meyvecilikte KOP Bölgesi'ne Uygun Çeşit
Belirleme Toplantısı"nda, toplantının KOP
bünyesindeki illerde üretilen meyvelerin tür
ve çeşitlerinin iklim, arazi ve pazarlama şartlarına göre yeniden şekillendirilmesi ve kalitesinin artırılması amacıyla düzenlendiğini
söyledi.
Toplantıda bölge için uygun ve katma
değeri yüksek ürünlerin yetiştirilmesi kararı
çıktığını anlatan Babaoğlu, KOP illerinin birbirinden farklı iklim ve arazi koşulları bulunduğunu, bu nedenle "hangi bölge için hangi
meyve" sorusuna cevap aradıklarını dile
getirdi. Babaoğlu, KOP bölgesinin 3 milyon
hektarlık tarım alanı ve 3 milyon nüfusu ile
Türkiye'de önemli bir merkez olduğunu vurgulayarak, bölge tarımının gelişiminde katma
değeri yüksek meyveciliğin etkin bir rol üstlenmeye başladığını kaydetti.
KOP bölgesinin meyvecilikte de adından
söz ettiren bir bölge olması gerektiğine işaret
eden Babaoğlu, şöyle devam etti:
"Sadece iç pazara değil, ihracata dönük
meyve üretimine de dikkat edilmeli. Çünkü
ihracat yapılamadığı yıllarda fiyatlarda büyük
düşüş yaşanıyor. Bu nedenle sadece iç
pazara yönelik, dış dünyanın bilmediği ve
tüketmediği çeşitleri yetiştirmek risktir.
Unutulmamalıdır ki dünya meyve üreticileri
en uygun ürün için her yıl binlerce çeşit
denemektedir."
Babaoğlu, bölgesel meyve üretiminin,
KOP'un en önemli gündemlerinden biri haline geldiğini dile getirerek, "KOP sulama projeleriyle desteklediğimiz çilek, kiraz, üzüm
üretimine yönlendirmeye başladığımız alan-
larda hem Türkiye hem de dünyada kolay
pazarlanacak ürünlere yöneliyoruz. Bu
amaçla bölge kurumlarıyla işbirliği içinde
üreticilerimizi yönlendiriyoruz. Bu ürünler
bölge için stratejik ürünler haline geldi" dedi.
Kurumların ortak hareket ederek üreticileri
bu meyvelerin pazarda tutulan çeşitlerine
yönlendireceğini belirten Babaoğlu, hem aynı
tür ve çeşitten çok miktarda ürün üreteceklerini hem de bunların sanayisini ona göre
geliştireceklerini bildirdi.
Bu yolla bölgenin meyvecilikten alacağı
payın artacağını ve halkın gelir seviyesinın
hızla yükseleceğinin altını çizen Babaoğlu,
şöyle konuştu:
"Çilek, kiraz ve üzüm halen KOP bölgesi
dağlık kırsal alanlarda yaşayan insanların
hemen hemen ana geçim kaynağı haline gelmiştir. KOP Eylem Planı'nda da bölge için
çeşitlerin yaygınlaştırılması için projeler
bulunmaktadır. KOP bölgesinin Organik
Tarım Bölgesi ilan edilmesiyle üzüm, kiraz,
çilek gibi ürünlerde Türkiye lideri olmayı
amaçlıyoruz. Bu nedenle paydaşlarımızın
düşüncelerine önem veriyoruz."
Toplantıya Konya Büyükşehir Belediyesi
Tarımsal Hizmetler Dairesi Başkanı Raşit
Turan, Selçuk Üniversitesi Ziraat Fakültesi
öğretim üyeleri Prof. Dr. Zeki Kara, Prof. Dr.
Lütfi Pırlak, Prof. Dr. Ahmet Eşitken ile
meyve fidanı üreticileri ve KOP İdaresi
uzmanları katıldı. (AA)
Kimin yanlışı ötekini yener?
YÜCE Divan eksenli tartışmalara kulak verince iki
temel konuda yanlış yapıldığını fark ediyorum. Biri muhalefetin yaptığı yanlış, diğeri de AK Parti’nin...
Meclis’teki komisyondan AK Partili üyelerin firesiz
oylarıyla reddedilerek çıkan karar, muhalefeti şaşırtmış
görünüyor. Tek bir milletvekilinin bile farklı düşünmediğini görme şaşkınlığı bu.
Şimdi gözlerini Meclis Genel Kurulu’na dikmiş durumdalar: Orada gizli oy kullanılacak... 70 kadar AK Partili
milletvekili “3 dönem kuralı” sebebiyle bir dahaki seçimde
aday olamayacak... İçlerinden yarısı bile iç burukluğunu
“evet” oyuna çevirirse...
Hesabı bu muhalefetin...
Ve yanlış bir hesap bu.
AK Parti’de stratejik karar alma mekanizması farklı. Bir
kere, mekanizma tepeden aşağıya çalışıyor. Hükümete
veya partiye veya devlete yönelik bir “tehdit” algılaması
söz konusuysa kendini dış etkilenmelere kapatıyor AK
Parti. O andan itibaren derhal “ikna” süreci devreye giriyor. Önce en yakınlardan “tehdit” değerlendirmesine kuşkuyla bakanlar ikna ediliyor, sonra da onların diğerlerini
ikna etmesi bekleniyor.
Tepedeki (hükümet, Meclis grubu, parti genel merkezi)
ikna işlemi bittiğinde örgütlerin iknasına çalışılıyor.
En sonda da oy veren kitlelerin “tehdit” değerlendirmesini benimsemesi süreci devreye giriyor.
Yolsuzluk iddiasına muhatap vekillerin Yüce Divan’a
gönderilmesi konusunun, tepede “tehdit algısı” olarak
değerlendirildiği artık belli; her zamankinden uzun sürdü
bu noktaya gelmek, ama sonunda gelindi. Meclis’te yapılacak oylamada farklı bir sonuç çıkmasını bekleyenler, bir
kez daha hayal kırıklığı yaşayacaklardır.
Peki ya “3 dönem kuralı” yüzünden yeniden aday olamayacak milletvekilleri?
Onların AK Parti’nin tepeye sıkı sıkıya bağlı çekirdek
kadrosu olduğu unutuluyor.
AK Parti’nin hatası ise, 4 bakanı Yüce Divan’a götürme
girişiminin akamete uğramasını muhalefetin nihai yenilgisi
sanmasıdır. Oylamalarda çözülme yaşansaydı muhalefet
bunu sevinçle karşılardı elbette, ancak seçime az zaman
kala ortaya çıkan yeni tablo onlar için bir hayat öpücüğü
bile teşkil edebilir. Bugüne kadar seslendirdikleri AK
Parti’ye yönelik eleştirilerinin fazla işe yaramadığı belliyken, şimdiki tablo, seçim kampanyasında tepe tepe kullanılacak yeni bir malzeme teşkil ediyor çünkü.
Geçmişte kullanılmış ve işe yaramış bir malzeme... En
son, AK Parti’nin kendisi, 2002 seçimlerinde geçmiş
dönemlerin yolsuzluklarını en geniş biçimde işlememiş
miydi? Daha önce, Refah Partisi’ni koalisyonla iktidara
getiren 1995 seçimi, Mesut Yılmaz ile Tansu Çiller’in birbirlerini yolsuzlukla suçlayan atmosferde geçmişti.
Bir de tabii “Alternatifimiz yok” diyen ANAP’ın sonunu
getiren 1991 seçiminin “Koskotas dosyaları” var...
Eğer bana “Muhalefet hangisini daha fazla tercih eder;
AK Parti’nin Meclis’te çözülmesini mi, yoksa hep birlikte
davranarak önergeyi reddetmesini mi?” diye sorsanız,
cevap vermekte zorlanırım.
Muhalefet konuyu tepe tepe kullanmayı, oylamalar sonrasına, seçim kampanyasına bırakmayı pekâlâ tercih edebilir.
Uzun ve meşakkatli bir 12 iktidar yılı geçirdi AK Parti
ve bu süre içerisinde daha önce sahip olduğu bilinmeyen
korunma mekanizmaları geliştirdi. “Tehdit algısı” bunlar
içerisinde en etkilisi... Muhalefet ise, galiba, olanı bile tam
değerlendirme gücünden mahrum.
Her seferinde yenilmesi bunu gösteriyor.
Bakalım bu defa ne olacak?
7 Ocak 2015/ HABER TÜRK
Kargoyla gönderilen
sehpadan kaçak sigara çıktı
KIRŞEHİR - Kırşehir'de bir adrese kargoyla gönderilen
sehpanın içinden bin paket gümrük kaçağı sigara çıktı.
İl Emniyet Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlarla
Mücadele Şube Müdürlüğü ekipleri, bir şehirden kargoyla
kente gümrük kaçağı sigara gönderileceği ihbarı üzerine
harekete geçti.
Kargo paketinin ulaştığı adrese baskın düzenleyen ekipler, kargo paketindeki sehpanın içine saklanmış çeşitli markalarda bin paket gümrük kaçağı sigara ele geçirdi.
Ekipler, iki kişinin ifadesine başvurdu. (AA)
Kışa hazırlıksız yakalanan sürücü, kazaya neden oluyor
ANKARA - Türkiye Şoförler ve
Otomobilciler Federasyonu Başkanı
Fevzi Apaydın, yıllardır kar yağmayan
illerdeki sürücülerin kış ve soğuk havaya
hazırlıksız yakalandığını anlatarak, "Bu
nedenle yaralamalı ve ölümlü kaza sayısı
arttı. Bu kazaların yaşanmaması için
mutlaka kurallara uyulmalı" dedi.
Apaydın, AA muhabirine yaptığı açıklamada, ülke genelinde soğuk ve yağışlı
havanın etkili olduğunu ifade ederek, kar
nedeniyle çok sayıda ilde eğitime ara
verildiğini hatırlattı.
Özellikle taşımalı eğitim yapılan yerlerde servis sürücülerinin kış lastiği
olmadan ve zincir takmadan trafiğe çıkmaması uyarısında bulunan Apaydın,
"Araçlarınızı kış şartlarında mutlaka
yavaş ve dikkatli sürün. Bilhassa gizli
buzlanmalara karşı tedbirli olun.
Sürücüler kış lastiği olmadan trafiğe çıkmamalı" diye konuştu.
Apaydın, kışın tüm şiddetiyle etkisini
gösterdiğini vurgulayarak, şöyle devam
etti: "Ülke genelinde yoğun kar yağışının
ve dondurucu havanın etkisine girdik.
Uzun ve yorucu bir kış, kendini hissettiriyor. Yıllardır kar yağmayan birçok ilimizde kar etkisini göstermiş durumda. Kışa
hazırlıksız yakalanan sürücüler yoğun
trafik kazalarına sebebiyet vermekte.
Kazaların azalması için kış şartlarına
hazır olmayan araçlarla trafiğe çıkılmamalı. Ülke olarak dünyada trafik kazası
sayısı ve oranları açısından hiç de iyi bir
konumda değiliz. Yapılan araştırmaya
göre ülkemizde saatte 27, günde 600
trafik kazası oluyor. Kazalarda insan faktörü ve sürücü hatalarına baktığımızda
oran yüzde 98'e çıkıyor. Yıllardır kar yağmayan illerimizde sürücülerimiz kış ve
soğuk havaya hazırlıksız yakalandı. Bu
nedenle yaralamalı ve ölümlü kaza sayısı
arttı. Bu kazaların yaşanmaması için
mutlaka kurallara uyulmalıdır."
Fevzi Apaydın, kışın kazaların büyük
bölümünün yol durumuna göre önlem
alınmaması ve araçların kışa hazırlanma-
masından kaynaklandığını dile getirerek,
şöyle devam etti:
"Araçtaki bütün mekanizmalar gözden geçirilerek kışa hazır hale getirilmeli.
Bilhassa kış aylarındaki kazalar direksiyon hakimiyetinin kaybedilmesi sonucu
meydana geliyor. En fazla gizli buzlanmanın olduğu yerler olan köprü üstlerinde, virajlarda araç dikkatli ve yavaş kullanılmalı. Mecbur kalınmadıkça trafiğe
çıkılmamalı, çıkılacaksa da toplu ulaşım
araçları tercih edilmeli." (AA)
4
ANKARA
8 Ocak 2015 Perşembe
Diyanet İşleri
Başkanı Prof.
Dr. Mehmet
Görmez, Fildişi
Sahili Yüksek
İslam Konseyi
Başkanı
Ebubekir
Fofana ve
beraberindeki
heyeti kabul
etti.
HABER MERKEZİDiyanet İşleri Başkanı Görmez,
Fildişi Sahili Yüksek İslam Konseyi
Başkanı Ebubekir Fofana’nın
ziyaretinden duyduğu memnuniyeti
dile getirdi. Görmez, Müslümanların
yaşadığı beldeler arasında
mesafelerin kıymetinin olmadığını
ifade ederek, “Diyanet İşleri
Başkanlığı olarak biz gecikmiş
kardeşliklerimizi telafi etmek için
çaba sarf ediyoruz. Çok uzun süre
ayrı düştük, birbirimizden haberdar
olamadık. Ancak son yıllarda,
Diyanet İşleri Başkanlığı, Afrika’daki
bütün Müslüman kardeşlerimizle
ilişkilerini yeniden inşa etmenin
sevincini yaşıyor” dedi.
İslam dünyasının çok zor bir
süreçten geçtiğini ve bilhassa
Afrika kıtasında Müslümanların
fakirlik, cehalet ve tefrika ile
mücadele ettiğini söyleyen Başkan
Görmez şunları söyledi:
“İslam dini ve İslam dünyası
bugün çok zor bir süreçten geçiyor.
Bilhassa Afrika kıtasında
Müslümanlar, fakirlik, cehalet ve
tefrika ile mücadele ediyor. Aslında
bu üç hastalık, İslam dininin, bütün
toplumları helake götüren üç sebep
olarak gördüğü hastalıktır. Öncelikle
cehaletle mücadele edilmelidir.
Çünkü İslam dini ancak doğru bilgiyle, ilimle var olabilecek bir dindir.
Afrika’daki kardeşlerimizin bu uğur-
da verdikleri mücadele her türlü
takdirin üstündedir. Afrika’da milyonlarca çocuğun eğitimsiz kalması,
eğitim imkânlarından mahrum
olması, hala ağaç gölgeliklerinde
ilim tahsil etmesi, kalem ve defter
bulamaması, yazacağı şeyleri tahtalara yazarak eğitim görmesi,
cehaletle bu kadar mücadele ediyor olması, bütün insanlık için üzüntü vericidir. Fildişi Sahili,
Müslümanların, Hıristiyanların ve
diğer dinlerin birlikte yaşadığı bir
ülkedir. Bu çağın sorunlarından bir
tanesi, farklı inanç mensuplarının
birlikte yaşama konusunda sıkıntılar
çekmesidir. İslam dini birlikte yaşama ahlakı ve bunun hukuk kriter-
lerini ortaya koymuş ve tarih
boyunca bunu uygulamış bir dindir.
Bu konuda da bütün kıtalarda
yaşayan Müslüman bilginlere, âlimlere, entelektüellere büyük vazife
düşmektedir. Bu sadece bir diyalog
meselesi değil, bir ahlak ve hukuk
meselesidir. İslam dini, bu ahlak ve
hukuk kriterlerini insanlığa rahmet
mesajı olarak geldiği günden
itibaren ortaya koymuştur.”
Konuk Başkan Fofana, Osmanlı
mimarisinden çok etkilendiklerini ve
ülkelerinde Osmanlı mimarisinde
inşa edilmiş camileri görmek istediklerini sözlerine ekledi. Başkan
Fofana, Diyanet İşleri Başkanı
Görmez’i ülkesine davet etti.
Çankaya’nın ekipleri gece aralıksız çalışıyor
Ankara’daki yoğun kar yağışına karşı Çankaya Belediyesi ekipleri, gece çalışmalarını aralıksız sürdürdü.
HABER MERKEZİAnkara’yı etkisi altına alan kar yağışına
karşı başta ana arterler olmak üzere ara
sokaklarda yol açım ve yollara tuz serpme
çalışmalarını sürdüren ekipler, vatandaşların
hava koşullarından olumsuz etkilenmemesi
için tüm birimlerini seferber etti.
Belediye, Çayyolu Bölgesi, Dikmen
Mürsel Uluç, Ata, Huzur, Osman Temiz,
Akpınar, Karapınar, Malazgirt, Metin Akkuş,
Sancak, Oran, Esat, Zafertepe, İlkadım,
Öveçler, Birlik, Kırkkonaklar, Kazım Özalp,
Cevizlidere, Gökkuşağı Mahalleleri gibi yüksek kesimlerde, Çiğdem Mahallesi, Ayrancı
Bölgesi, Bahçelievler, Emek, Yaşamkent,
Dodurga, Koru, Mutlukent, Alacaatlı ve kent
merkezinde Sakarya Caddesi, Kumrular
Sokak gibi vatandaşların yoğun olarak kullandığı bölgelerde 36 ekiple çalışmalarını
sürdürüyor.
Çankaya Belediyesi ekipleri, kar kalınlığının 25 ila 35 santimetre arasında değiştiği
bölgelerde; 12 unimog, 6 greyder, 6 bıçaklı
araç, 6 tuzlama aracı, 7 lader kepçe aracı ve
13 solüsyon ve tuz taşıma kamyonetleri ile
karla mücadelede tüm sokaklara ulaşmaya
çalışıyor. Ana arterlerin açılmasıyla birlikte
belediye ekipleri daha fazla sokağa ulaşa-
cak.
Sabah saatlerinde 350 kişilik ekip ve 50
araçla çalışmalarını devam ettiren ekipler,
gece de unimog, greyder, kar küreme ve tuz
serpme araçlarından oluşan 100 kişilik ekiple
çalışmalarını sürdürdü. Karla mücadele
çalışmaları an be an belediyenin Yıldız
Kampüsü’nde kurduğu Kriz ve Karla
Mücadele Merkezi’nden izleniyor.
Kriz ve Karla Mücadele Merkezi’ne kurduğu sistemle ilçe genelindeki çalışmaları
takip eden yetkililer, Çankaya’daki hava
durumundan yolların açık olup olmadığına;
gece çalışmasını yürüten araçların güzergahından ekiplerin çalışma şartlarına kadar
her türlü ayrıntıyı gözlemliyorlar.
Ekiplerin koordinasyonunu yürüten
Çankaya Belediye Başkan Yardımcısı Anıl
Sevinç, “Karla mücadelede tüm birimlerimizle çalışmalarımızı aralıksız sürdürüyoruz.
Ara sokakların yanı sıra ana arterlerin açılmasında da yardımlarımız devam ediyor.
Dikmen Mürsel Uluç, Karapınar, Çayyolu
Koru Mahallesi ile Yıldız Yerleşkesi’ne kurduğumuz tuz çadırları ile anında müdahale
etme şansına sahibiz. Vatandaşların rahatı
ve huzuru için elimizden gelenin en iyisini
yapmaya çalışıyoruz.” diye konuştu.
Mamak’ta 24 saat kar mesaisi
HABER MERKEZİMamak Belediyesi Fen İşleri Müdürlüğü
bünyesinde oluşturulan “Acil Müdahale Timleri” kar ve
buzlanmaya karşı çalışmalırını sürdürüyor. Mamak’ın
engebeli bir arazi yapısı üzerinde bulunması nedeniyle
bölgede çalışan ekipler kar küreme ve tuzlama çalışmalarını aralıksız sürdürüyor. Özellikle gece sıcaklığın
eksilere düşmesi nedeniyle yollara ve kaldırımlara özel
ilgi gösterildi. Ekipler buzlanmaya karşı 24 saat mesai
yapıyor. Kış şartlarının hayatı olumsuz etkilememesi
için titiz bir çalışma yürüttüklerini belirten Mamak
Belediye Başkanı Mesut Akgül; “65 mahallemiz, 354
cadde, 4702 sokak ve 29 bulvarda çalışmalarımız
aralıksız devam ediyor” dedi.
13 adet elden tuzlama aracı, 1 adet tuzlama kamyonu, 2 adet hem önden hem arkadan tuzlama, 5 greyder, 12 adet önden küremeli traktör kepçe ile müdahalenin yanı sıra ekipler yeni alınan kar küreme araçları
ile kaldırımlardaki karları temizleyerek buzlanmayı
önlüyor.
Karla mücadele ekiplerinin çalışmalarını kolaylaştırmak için vatandaşların da duyarlı olmaları gerektiğini
belirten Akgül, “Belediyemizin almış olduğu tedbirlerin
yanı sıra vatandaşlarımız da karlı havada toplu ulaşım
araçlarını tercih etmeli, kendi araçlarını da yağışlı
havaya karşı hazırlıklı tutmalıdır” dedi.
Sokak hayvanları için seferberlik
Çankaya Belediyesi ile Çiğdemim Derneği
ile el ele vererek, 100 sokak canlısının
daha sağlıklı yaşamasını sağlayacak.
HABER
MERKEZİSokak hayvanları konusunda
etkili çözümler
üretmek için
mahallelerle işbirliği içerisinde olan
Çankaya
Belediyesi ilk
çalışmada
başarıya ulaştı. Çiğdem Mahallesi’nin köklü semt
derneği Çiğdemim Derneği’yle işbirliği yapan Belediye,
ilk 4 ayda mahallede yaşayan 100 sokak hayvanının
tedavi işlemlerini ve gerekli aşı işlemlerini gerçekleştirdi. Sokak hayvanlarının kısırlaştırılması, aşılanması ve
yaşatılmasını amaçlayan projede bölgeden toplanan
hayvanlar öncelikli olarak Çankaya Belediyesi Sahipsiz
Sokak Hayvanları Bakım ve Rehabilitasyon Merkezine
getiriliyor. Gerekli sağlık kontrolünden geçen hayvanların aşılaması yapılarak alındıkları noktaya geri
bırakılıyor. Uygulamayı genişleterek farklı bölgelerde
de hayata geçirmek isteyen belediye yetkilileri projede
mahallelinin önemine dikkat çekerek şunları söyledi:
“Çiğdemim Derneği’nin belediyemizle ortaklaşa yürüttüğü çalışma hem mahalleli için hem de sokak hayvanları için çok önemli. Aynı desteği diğer mahalle örgütlerinden ve mahallelilerden bekliyoruz.”
Şarkılarımız, türkülerimiz
Mamak’ta yankılanacak
HABER MERKEZİKeçiören Belediye Başkanı Mustafa Ak, yenilenen belediye araçlarını yerinde inceledi. Kar
yağışının hayatı olumsuz etkilememesi ve ulaşımda aksama yaşanmaması için belediye araçları
Başkan Mustafa Ak’ın talimatıyla kış için hazır
hale getirildi. Ovacık tesislerinde 9’u tuzlama ve
kar küreme aracı, 5’i greyder,3’ü cisibi ve 3’ü de
loder olmak üzere toplam 20 adet araç zorlu kış
şartlarına uyum sağlayacak şekilde bakımdan
geçirildi. Bakım yapılan araçları yerinde inceleyen
Başkan Ak, kar yağışının kapıya dayandığı bu
günlerde araçların kışa hazır hale gelmesi için
çalışmaların tamamlandığını söyledi. Başkan
Mustafa Ak, “3 bin 500’e yakın cadde ve sokağı
ile Türkiye’nin en büyük nüfus yoğunluğuna sahip
Keçiören’de ulaşımın aksamaması ve yolların buz
tutmaması için araçlarımızın bakımını yaptık. Bazı
araçlarımıza yeni kar küreme ve tuzlama
makineleri monte edildi. Amacımız Keçiörenlilerin
rahat ve huzurlu bir kış geçirmesi. Bunun için
çalışmalarımızı yoğun bir şekilde sürdürmeye
devam edeceğiz” dedi.
HABER MERKEZİMamak Belediyesi, 2 yıl önce başlattığı
“Şarkılarımız-Türkülerimiz” adlı konser etkinliğini bu
yıl yeniden başlatıyor. İlki 26 Ocak Pazartesi günü
saat 19. 00’da Mamak Kültür Merkezi Muhsin
Ertuğrul Sahnesi’nde gerçekleşecek konser, Türk
Halk Müziği ve Türk Sanat Müziği severleri bir
araya getirecek. İlçenin fiziki değişiminin yanı sıra
kültürel yapının da oluşmasına katkı sağladıklarını
kaydeden Mamak Belediye Başkanı Mesut Akgül,
“Bizi oluşturan değerlerin toplamına kültür diyoruz.
Mamak Belediyesi olarak sanatın her dalını destekliyoruz ve bu güzellikleri halkımızla paylaşmaktan
da son derece mutluyuz” dedi. Mamak Belediyesi
Konservatuarı Türk Sanat Müziği Bölüm Başkanı Ali
Toprak'ın şefliğini üstleneceği Türk Sanat Müziği
konseri ve Kültür Bakanlığı Sanatçısı Adnan Şahin
yönetiminde Türk Halk Müziği konserinde her ay
müziğe yıllarını vermiş sürpriz bestekârların da
hayatları konu alınarak, bestelerine yer verilecek.
Kursiyerlerin yanı sıra amatör TSM-THM sanatçıları
da solo eserlerle zaman zaman sahne alacak.
Çeşitli yörelere ait solo ve koro eserlerle, Yeşilçam
şarkıları, klasik eserler ve usta bestekârların eserlerinin seslendirileceği program, koristlerin seslendireceği eserlerle dinleyicileri musikiye doyuracak.
Yaklaşık iki saat sürecek ve iki bölüm halinde
gerçekleşecek konser halka açık ve ücretsiz. Her ay
gerçekleşecek konserin ilk bölümde halk müziği
ikinci bölümünde de sanat müziği korosu sahne
alacak.
ANKARA
8 Ocak 2015 Perşembe
Geçmişten
Günümüze
Çubuk’un
Değerleri
Sergisi, Çubuk
Belediyesi ve
ilçe halkının
katkılarıyla Tarihi
Bekir Ağalar
Konağı’nda
açıldı.
Çubuk’un değerleri
bu sergide yer aldı
HABER MERKEZİGeçmişten Günümüze Çubuk’un Değerleri
Sergisi açıldı. Serginin açılışını, Ak Parti
Ankara Milletvekili Emrullah İşler, Çubuk
Kaymakamı Cemal Şahin, Belediye Başkanı
Tuncay Acehan, Kent Konseyi Başkanı İsmail
Tekaüt ve davetliler yaptı.Cumhuriyetin ilk yıllarında yapılan ve 1933’te Mustafa Kemal
Atatürk’ün Çubuk’a gerçekleştirdiği ziyarette
ev sahipliği yapan Tarihi Bekir Ağalar Konağı,
ilçenin tarihi ve kültürel değerlerini yaşatmak
için Çubuk Belediyesi ve Ankara Valiliğinin
katkıları ile restore edildi. Çubuk Belediyesi
tarafından yürütülen bir çalışma sonucunda
da müzeye çevrilen konakta ilk sergi açılışı
yapıldı.Açılış konuşmasını yapan Çubuk
Belediye Başkanı Dr. Tuncay Acehan, böyle
bir hizmeti sunmaktan dolayı sevinç ve mutluluk duyduklarını söyledi.
Bundan 3 yıl önce Bekir Ağalar Konağının
kamulaştırılarak Ankara Valiliği’nin destekleri
ile restore ettiklerini kaydeden Başkan
Acehan, toplam 1 milyon 200 bin TL’ye mal
olan konağın 800 bin TL’lik kısmının göreve
geldiğinde Ankara Valiliği Yatırım İzleme
tarafından ödendiğini hatırlattı. Çubuk’u kültür
ve turizm ilçesi yapacak önemli projeleri
olduğunu vurgulayan Başkan Acehan, “Bizler
özellikle Çubuk’umuzun tanıtımı açısından,
Çubuk kültürünün tanıtımı açısından,
Çubuk’un tarihinin tanıtımı adına göreve
geldiğimiz ilk günden beri bu konuda adımlar
atmış bulunmaktayız. Bunlardan bir tanesi
Çubuk’un en önemli tarihi öznesi olarak
ortaya çıkmış olduğu 1402 Ankara Savaşıdır.
Gerek açık hava müzesi, gerekse Yıldırım
Beyazıt Üniversitesi ile birlikte tarihi değeri
ortaya çıkartmak adına kültürel anlamda
çalışmalarımız devam ediyor. Ankara
içerisinde ki vasıflarından bir tanesi de
Çubuk’ta hem Alevi kültürünün hem Sünni
kültürünün bir arada dostça yaşadığı ve bu
vesile ile Mahmutoğlan, Sele, Kargın gibi
mahallelerimizde bu kültürü yaşatacak
kültürel çabalarımız da devam ediyor.
Bununla ilgili çok güzel, çok önemli bir
kültürel abidesi çalışmamız var. Biz bunların
yanında inşallah Türklerin ortak kültürü olan
Ahmet Yesevi’yi tanıtacak, onu bundan sonra
ki nesiller yüzyıllar boyunca taşıyacak olan
çok önemli bir anıt ve abideler için proje
çalışmalarımız da devam ediyor. İnşallah bu
projeleri de gerçekleştireceğiz” dedi.
Açılan sergiye tüm Ankara’yı ve ilçe halkını
davet eden Başkan Acehan, “Çubuk’un köy
yaşantısını eski tarihi evlerini geçmişteki
kültürünü ve yaşamını anısını anlatan kültürel
ve doğal değerleri özellikle ağat taşını öne
çıkartan bir müze olarak, bir sergi olarak ben
çok başarılı buldum. Biz önce
Çubuk’umuzdaki bütün kamu kurum ve kuruluşlarını ziyarete açacağız daha sonra bunu
inşallah Ankara’da ki üniversite, Ankara’da ki
kamu kuruluşlarına ve öğrencilerin ziyaretine
açacağız ve Çubuk’umuzu tanıtma acısından
bugün ben önemli bir adım atıldığına inanıyorum. Bu anlamda emeği gecen her kese de
teşekkürlerimi sunuyorum” diye konuştu.
Serginin en çok Şehitler odası ve
Çubuk’un eski yaşantısını anlatan maket
bölümünün dikkatini çektiğini ifade eden
Ankara Milletvekili Emrullah İşler’de, şunları
söyledi: “Bugün Bekir Ağlar konağında
Çubuk’u tanıtan bir serginin açışlını yaptık.
Hakikaten çok zengin ve renkli görüntüler
gördük. Özellikle yeni nesiller için geçmişteki
hayatı anlatması, canlandırması bakımından
son derece yararlı olduğunu düşünüyorum.
Bana verilen bilgilerde okullardaki çocuklarımızın, ilk ve ortaokul ve lisedeki çocuklarımızın buraya gelip bu sergiye ziyaret edeceklerini örgendim, bundan da ayrıca mutlu
oldum. Çünkü yeni nesiller geçmiş hayat
hakkında pek fazla bilgiye sahip değiller.
Şimdi biz çocukluğumuzda yaşadığımız hayatın burada canlandırıldığını gördük ama bunlar yeni nesiller bilmiyorlar, dolayısıyla bu
gezinin kültür açısından, tarih bilici açısından
son derece yararlı olduğunu düşünüyorum.
Emeği gecen kişilere huzurlarınızda teşekkür
ediyorum. Çok iyi düşünülmüş etkinlik olarak
da değerlendiriyorum. İnşallah bu konakta
Çubuk için bir artı değer olduğunu saten
konuşmamda da ifade ettim, burada bunu
benzer nice eserlerde nice etkinlikler yapılmasını da temenni ediyorum.
Sincan Kadın Kooperatifi Lokantası açıldı
Sincan Kaymakamlığı ve Sincan Belediyesi desteği ile ihtiyaç sahibi ve işsiz ev hanımlarından oluşan
7 kişilik bir ekiple Sincan Kadın Kooperatifi Lokantası açıldı.
HABER MERKEZİSincanlı 7 kadın, girişimcilik, kooperatifçilik ve aşçılık eğitimlerini tamamlayıp iş hayatlarına atıldı. Sincan Kaymakamlığı ve Sincan
Belediyesi desteği ile Sincan Kadın
Kooperatifi Lokantasını açan hanımlar, nezih
ve güvenilir bir ortamda ev yemekleri yapıyor.
Anne eli değmiş ev yemekleri ile müşterilerini
karşılayan hanımlar, artık hayatın kendilerine
de gülmesini istiyor.
Herkesin desteğini bekleyen Meryem
Türkan; “Kaymakamlığımız ve Belediyemizin
desteği ile kendi ayaklarımızın üzerinde durmak için bu lokantayı açtık. Yaklaşık bir yıldır
sürdürdüğümüz çalışmanın emeklerini almaya
başladık. Bizim evimiz olan bu lokantamızda
herkesi de evinde gibi ağırlayacağız. Fiyatlarımız
da çok uygun… 3 çeşit ev yemeği 6 TL…
Herkesi ev yemeklerimize tatmaya bekliyoruz.”
dedi. Sincan’da 7 yürekli kadın el ele verdi,
Sincan Kadın Kooperatifi ile güçlerini birleştirdi.
Eşinden şiddet görmüş ya da eşinden ayrılmış
kadınlar acılarında birleşti. Hayatlarına baştan
başlamak için yola çıkan kadınlar lokanta ile
artık yüzlerinin güldüğünü söylüyor.
Zor günleri atlattıklarını söyleyen Hacer
2014 yılında Çankaya’da kurallara aykırı iş yapan
işletme ve seyyar satıcılara Çankaya Belediyesi
zabıta ekipleri göz açtırmıyor.
HABER MERKEZİÇankaya ilçesinde vatandaşın sağlığı ve
huzuru için kolları sıvayan Çankaya
Belediyesi, usulsüz ve kurallara aykırı iş ve
işlem yapan işletme ve seyyar satıcılara
göz açtırmadı. Çankaya Zabıtası, bakkal,
market, kasap, fırın, lokanta, pastane,
balıkçı, pazar tezgahı, kuaför, berber, güzellik salonu, sıhhi iş yerleri gibi halkın sağlığını
doğrudan etkileyen işletmeler ile gayrisıhhi
iş yerleri, inşaat, oto galeri ve eğlence yerleri gibi işletmelere, 2014 yılında toplam 14
bin 322 kez işlem yaptı. Çankaya
Belediyesi, vatandaşlardan gelen şikayetleri
de anında değerlendirmeye alarak sonuçları
konusunda vatandaşa geri dönüşümde
bulundu.
Sıhhi iş yerlerinde bin 368, gayrisıhhi iş
yerlerinde 3 bin 382, eğlence yerlerinde
808, bakkal, market, lokanta, kasap, fırın,
pastane, balıkçı, Pazar yeri, berber, kuaför
ve güzellik salonu ile umumi temizlik, seyyar satıcı, inşaat hafriyat, oto galeri işletmelerine yaptığı denetimlerde 8 bin 784
defa işlem yaptı. Zabıta, yaptığı denetimlerde, 3 bin 690 işletmeye uygunluk raporu
verdi, kalanında ise ihtar, idari yaptırım ve
durum tespiti uygulaması gerçekleştirdi.
Çolak, “ Projeden bahsedildiğinde heyecandan günlerce uyuyamadım. Ortak yönlerimiz
bizi birleştirdi. Biz kader ortağıyız.” dedi.
Lokanta ile birlikte hayallerinin gerçekleştiğini söyleyen Gülcan Altun;
“Çocukluğumdan itibaren büyük sorunlar
yaşadım. Okula gönderilmedim, erken yaşta
evlendirildim. Bir engelli çocuğum var. Bu fırsatı duyunca ailemin karşı çıkmasına rağmen
“ben de varım” dedim. Simdi kendime
özgüvenim var. Para kazanmam evime de
yansıdı artık daha mutluyum. Kendimi rüyada
hissediyorum.” dedi.
Tandoğan Mahallesi 155. Sokak No: 26
bulunan Sincan Kadın Kooperatifi Lokantası, en
iyi ev yemekleri ile misafirlerini bekliyor. Paket
servisinde yakında başlayacağı lokanta hakkında bilgi almak isteyenler ise 275 07 93 numaralı
telefondan ulaşabilir.
5
Bilgi Evi Öğrencileri
Havacılık Müzesi’nde
HABER MERKEZİMamak Belediyesi Yeşilbayır Bilgi Evi öğrencileri Türk
Hava Kuvvetleri Müzesi’ni gezerek havacılık tarihi hakkında müze yetkililerinden bilgi aldı. Ardından müzeyi gezerek
orada sergilenen askeri araçları, pilotların başarı hikâyelerini inceleyen gençler, pilot kokpitlere oturarak hem o heyecanı yaşadı hem de hatıra fotoğrafları çektirdiler.
Düzenlenen gezi ile öğrencilerin araştırmaya ve öğrenmeye olan merakının arttığını kaydeden Mamak Belediye
Başkanı Mesut Akgül, geleceğimiz olan çocuklarımıza tarihi ve kültür gezileri düzenleyerek ufuklarını genişletiyoruz
dedi.
Sinevizyon sunumu ile başlayan gezide öğrenciler Türk
Yıldızları ekibinin gösterilerini izledi. Havacılık tarihini öğrenen ve hava şehitlerini tanıyan çocuklar, Sabiha Gökçen
Özel Albümünü de inceleme fırsatı buldu. Uçakları yakından inceleyen öğrenciler, uçak teknisyenleri ve pilotlardan
da bilgi aldı. Gerçek uçakları yakından görme imkanı
bulan bilgi evi öğrencileri F4,F5 ve C 47 uçaklarına ait
motorları yakından izledi.
Lokman Hekim Sincan Hastanesi
‘ANKARA HASTANESİ’ oldu
HABER MERKEZİLokman Hekim Sağlık Grubu’ndaki Sincan
Hastanesi’nin ismi ‘Ankara Hastanesi’ olarak değiştirildi.
Lokman Hekim Hastaneleri Yönetim Kurulu Başkanı
Uzm. Dr. Mustafa Sarıoğlu, Sincan Hastanesi’nin bundan
böyle ‘Ankara Hastanesi’ ismiyle hizmete devam edeceğini söyledi.
Lokman Hekim Hastaneleri bünyesinde Ankara’da 2,
Van’da 2 ve Irak’ın Erbil kentinde 1 Tanı Merkezi
bulunuyor.
28 Mart 2008 tarihinde hizmete giren Lokman Hekim
Ankara Hastanesi, yaklaşık 20.000 m2 kapalı alana ve
201 yatak kapasitesine sahip. Sincan ilçesi Andiçen
Mahallesi Polatlı 2 Caddesi üzerindeki 8 katlı binasında
hizmet veren Lokman Hekim Ankara Hastanesi,
Başkentin en büyük yataklı özel sağlık kurumlarından
biri.
MHP Ankara İl Başkanı Fatih Çetinkaya:
“20 ilçede kongremizi tamamladık”
HABER MERKEZİMilliyetçi Hareket Partisi (MHP) Ankara Teşkilatında
ilçe kongreleri devam ediyor. MHP Ankara İl Başkanı
Fatih Çetinkaya, Türk milletinin kader seçimine adım
adım yaklaşılırken, birlik ve beraberlik içinde iktidar
yürüyüşüne devam ettiklerini bildirdi. Demokrasi şöleni
içinde örnek kongreler yaparak iktidarın tek alternatifi
olduklarını herkese gösterdiklerini söyleyen Çetinkaya,
“Türkiye, AKP’nin kötü yönetiminden kurtulacak,
özlediği Milliyetçi Hareket’in iktidarına kavuşacak” dedi.
MHP Ankara İl Başkanı Fatih Çetinkaya, kongre
süreciyle ilgili olarak yaptığı değerlendirmede
“Yenilenerek güçlenen teşkilatlarımız artık aziz milletimizin beklediği Milliyetçi Hareket’in iktidarı için el
ele, gönül gönüle ve demokrasi şöleni içinde hedefe kilitleniyoruz” diye konuştu. Çetinkaya, AKP elinde kötü
günler geçiren Türkiye’nin kurtuluşunun Milliyetçi
Hareket’in iktidarıyla sağlanacağını ifade etti.
MHP Ankara İl Başkanı Çetinkaya; Çamlıdere,
Kızılcahamam, Altındağ, Yenimahalle, Şereflikoçhisar,
Keçiören, Polatlı, Etimesgut, Mamak, Güdül, Nallıhan,
Çankaya, Evren, Ayaş, Beypazarı, Akyurt, Gölbaşı,
Kazan, Çubuk ve Elmadağ’da tamamlanan ilçe kongrelerinin ardından sürecin 10 Ocak’ta Bala, Haymana
ve Sincan 11 Ocak’ta Kalecik, 18 Ocak’ta da Pursaklar
kongreleri ile tamamlanacağını kaydetti. Çetinkaya, 15
Şubat 2015 Pazar günü gerçekleştirilecek MHP Ankara
İl Kongresi ile de aziz Türk milletine iktidara hazır olduklarının mesajını vereceklerine dikkat çekti.
6
ANKARA
8 Ocak 2015 Perşembe
Tiryaki, Altındağlılarla
buluşmayı sürdürüyor
Altındağlıları her
hafta aynı çatı
altında buluşturan
Altındağ Belediye
Başkanı Veysel
Tiryaki, birlik ve
beraberliğin önemine vurgu
yaparak, yeni yılı
bu duygularla
karşılamanın
mutluluğunu dile
getirdi.
HABER MERKEZİTam 8 yıldır her hafta sonu,
Ulucanlar Cezaevi Kültür ve
Sanat Merkezi’nde, Altındağ’ın
farklı mahallerinden gelen
vatandaşlarla bir araya gelen
Başkan Veysel Tiryaki’nin yeni
yıldaki ilk konukları Altınpark
Mahallesi sakinleri oldu.
Başkan Veysel Tiryaki ve eşi
Saadet Tiryaki’nin ev
sahipliğinde gerçekleşen buluşmaya yaklaşık 500 kişi katıldı.
Her zaman olduğu gibi dillerden
dua, sofralardan bereket ve
gönüllerden huzur eksik olmadı.
Altındağ Belediye Başkanı
Veysel Tiryaki, yaptığı konuşmada yeni yılın tüm dünyaya ve
özellikle İslam âlemine huzur,
barış ve refah getirmesini
temenni etti. Yeni yılda kardeşlik bağlarının daha da güçlenmesini isteyen Tiryaki “Allah’ın
rahmeti üzerimizde olsun. Birlik
ve beraberliğimiz hep daim
olsun.” temennisinde bulundu.
Herkesin sevgi ve muhab-
betle bir araya geldiği buluşmada sıcak bir hava esti. Başkan
Tiryaki’nin Altındağlılarla kurduğu samimi iletişim vatandaşların büyük beğenisini
topladı. Programa gelen
herkese teşekkür eden Tiryaki,
birlik ve beraberliğin daima
bereketi de getireceğini vurguladı.
2014 yılında Altındağ’da
yaşanan hızlı değişime dikkati
çeken Başkan Tiryaki, yeni yılda
bu değişimin hızla devam ede-
ceğini belirtti. “Altındağ her
geçen yıl daha çok değişiyor.
Altındağ’da yılda 15 bin yeni
konut yapılıyor. Her yıl binlerce
gecekondu yıkıyor, yeni yollar
açıyor, parklar, sosyal tesisler
ve toplu konut çalışmaları
yürütüyoruz. Sizlere daha rahat
yaşam alanları sunmak için
gece gündüz gayretle çalışıyoruz.” diyen Başkan Tiryaki,
Altındağ’ı 2015 yılında çok
büyük değişimlerin beklediğini
de sözlerine ekledi.
Aşk-ı Efsun
Tamer KARAHAN
[email protected]
EN GÜZEL KADINA
Yeryüzünün en güzel kadını ...
Kutsal ismin karşısında delirdim,baş eğdim.
Senin yüreğinde yanmak aşk ile,
Tutkuna özlem duyarım,ateşinde yanarım ...
Ağlatma beşeri...
Gökyüzüne en yakın yerde bir cüce...
Beni duy artık, yazılmış ve yazılacak bütün
şiirlerin tek sahibi!
Aşkın ateşinde yananların,kutsal kitaplarını
yakacağım.
Ve ben yazacağım baştan sona,bir kutsal kitap ...
Çünkü kutsal kitap da, zikredilecek senin adın.
Ölme kardelen,eğme başını ...!!!
Aşk, belki can bulur ...
Bir çöl bedevisi bugün dudaklarım,sadece serap görür..
Gözlerimde bir kadın kokusu,gidişinden kalan nemli bir iz...
Binlerce göz var üzerimde ...!!!
Seni kadınım, biriktirdiğim aşk ile yüreğimde
saklıyorum.
Değmesin nazar ...!!!
Dokunduğum tenlerin hepsinde ,aynı ihanetin itiraf öyküsü ...
Gözleri mumyalanmış firavunlar, dolaşıyor aşka inanmayan
...
İşlenmemiş aşk cinayetleri bir lahit gibi durur,
Kirli bir tarihi yazan ,tozlu kitap sayfalarında...
Hayatımı soyup altına al kadın ...
Çıplaklığımda üşürüm ben ,bir sen giyip geliyorum ...
Yan kadınım,küllerinden doğur beni tekrar ...
Elif gibi dik duran bir aşkla seviyorum seni..
Sensizlikte kadınım, aşkıma musallat kötü ruhlar...
Aşkın met cezirlerinde yüzlerce defa ,gönlüme yalancı
güneşler doğdu..
Öğrendim ,aşk hep aynı görünürmüş gören gözlere ...
Gözlerinde yok olmayı öğrendim.
Susmayı da .....
Hayat denen kıyıya dalgalar bazen sert, bazen sakin vururmuş
...
Sen, yüreğimden büyük kadın.
Seni sakladığım huruf-u mukatta kadar gizli...!!!
Acının kapıları, hasretin kapısı bana hep açık.
Harman vakti saatlerde,savrulurum sevda
açı yüreklere ...
Yenimahalle’de caz
rüzgarı esecek
HABER
MERKEZİBoğaziçi Caz
Korosu,
Yenimahalleliler
ile buluşmak için
geliyor. Dünya
Koro
Şampiyonası
2011 birincisi
olan ve isimlerini
metroda
söyledikleri
şarkılar ile Gezi eylemleri sürecinde besteledikleri “Çapulcu
musun Vay Vay” şarkısıyla duyuran, Türkiye’nin a capella
adı verilen enstrümansız vokal müzik yapan tek korosu
olan Boğaziçi Caz Korosu, 10 Ocak tarihinde Nazım
Hikmet Kongre ve Sanat Merkezi’nde sevenleriyle buluşacak.
Yenimahalle Belediyesi’nin katkılarıyla düzenlenecek
olan konser, Şef Masis Aram Gözbek yönetiminde, ücretsiz gerçekleşecek. Çağdaş müzikten caza ve çok sesli
türkü düzenlemelerine kadar geniş bir repertuara sahip
olan 40 kişilik koronun birçok ödülü de bulunuyor.
Yenimahalle Belediye Meclisi
yılın ilk toplantısını yaptı
Kadına yönelik şiddete karşı
Keçiören’den anlamlı destek
Kadınlara yönelik şiddetle mücadele
konusunda ihtiyaç duydukları her konuda
ücretsiz destek Keçiören Belediyesi Kadın
Danışma Merkezi tarafından karşılanıyor.
Çankaya Belediye Meclisi toplandı
Çankaya Belediyesi, Belediye Başkanı Alper Taşdelen’in
başkanlığında yılın ilk meclis toplantısını yaptı.
HABER MERKEZİÇankaya Belediyesi, 2015
yılının ilk meclis toplantısını
gerçekleştirdi. Belediyenin iç
birimlerini denetleyecek
komisyon seçiminin de yapıldığı
toplantıya, AKP Çankaya İlçe
Başkanı Ali Güven de katıldı.
Çankaya Belediyesi’nin 45
meclis üyesinden 42’sinin
gizli oylamayla belirlediği
denetim komisyonu adayları, CHP’li Mustafa
Yıldırım, Kadir Yıldırım,
Canan Araz ve Suna
Gürsoy ile AKP’li Dursun
Çam’dan oluştu. Yapılan
gizli oylamada, aday
üyelerin tamamı 42 oy
alarak, Çankaya Belediyesi’nin
iç birimleri Denetim
Komisyonu’nu oluşturdu.
Denetim Komisyonu, ocak ayından başlayarak yapacağı denetimlerin raporunu mart ayında
Belediye Meclisi’ne sunacak.
HABER MERKEZİKadınlara yönelik şiddetle
mücadele konusunda ihtiyaç
duydukları her konuda ücretsiz
destek Keçiören Belediyesi
Kadın Danışma Merkezi tarafından karşılanıyor.
Kadına yönelik şiddetle
mücadele kapsamında İçişleri
Bakanlığı Mahalli İdareler Genel
Müdürlüğü tarafından AB ve BM
Nüfus Fonu’nun teknik desteği
ile 2008 yılında başlatılan projenin Başkent Ankara’daki ortağı
Keçiören Belediyesi oldu. Bu
çerçevede Kadın Danışma
Merkezi Aralık 2010 tarihinde
hizmet vermeye başladı.
Kadınlara bilgilendirme ve
yönlendirme, psikolojik ve
hukuksal destek veren Kadın
Danışma Merkezi, bin 981’i telefonla, 470’i yüz yüze yapılan
toplam 2 bin 451 başvuruyu
sonuçlandırdı. Başvuranlardan
bin 100’üne telefonla, 214’üne
ise yüz yüze bilgi verilerek yönlendirmede bulunuldu. Başvuran
193 kadına psikolojik, 407 kadına
hukuksal destek veren Danışma
Merkezi, iş bulma talebiyle
yapılan 102, ayni nakdi yardım
için yapılan 524 başvuruyu da
sonuçlandırdı.
Keçiören Belediye Başkanı
Mustafa Ak, Türkiye’de en yaygın
sorunlarından biri olan kadına
yönelik şiddete “dur” demek
amacıyla sorumluluk aldıklarını
belirterek “Kadın Danışma
Merkezimiz kadınlarımıza her
türlü desteği veriyor. Ayrıca kadına karşı şiddetin önlenmesine
destek vermek amacıyla 400
kadınımızın katıldığı bir seminer
düzenledik. Şiddetin her türlüsünün zarar ve şer getireceğini
halkımıza hatırlatmanın boynumuzun borcu olacağına inandık”
dedi.
HABER
MERKEZİYenimahalle
Belediye
Başkanı Fethi
Yaşar başkanlığında 2015
yılının ilk
belediye meclisi
toplandı. 2014
yılını değerlendiren Başkan
Yaşar, “2015
yılının ilçemize de, belediyemize de hayırlı uğurlu
olmasını diliyorum” dedi.
Toplantı öncesi kısa bir konuşma yapan Başkan
Yaşar, “2015 yılının da geride bıraktığımız 5 yıl gibi verimli geçmesini diliyorum. Türkiye'de çok sayıda
belediye borç batağından çıkmak için mücadele
ederken biz hem borçlarını ödeyen hem de dev hizmet
binalarına imza atan bir yönetim olduk. Yalnızca
Başkentte değil Türkiye’de adından söz ettiren bir
belediye olduk. Örnek uygulamalarımız ve güler yüzlü
hizmet anlayışımız kıskanılan tarafımız oldu.
Ayrıştırmadan, ötekileştirmeden tüm vatandaşlarımıza
eşit mesafede yaklaşıp, hemşerilerimin yapılması geren
tüm işlerini yasaların da bir milim dışına çıkmadan hallettik. İnşallah yeni yıl da aynı güzellikte, başarılarla
dolu bir yıl olur” diye konuştu.
Ocak ayı meclis toplantısına belediye meclis üyeleri
tam kadro katıldı. Yılın ilk toplantısı Denetim
Komisyonu üyelerinin seçimi ile başladı.
Yazı İşleri Müdürlüğü’nden gelen Denetim
Komisyonu üyelerinin seçilmesi ile ilgili yazının okunup
görüşülmesinin ardından komisyon üyeleri seçimi gizli
oylama usulü ile yapıldı. Meclisin ilk oturumu, 13 maddenin görüşülerek karara bağlanması ile sonra erdi.
EKONOMİ
8 Ocak 2015 Perşembe
İran ile gümrükte
yaşanan sıkıntıların
ardından Türk
cumhuriyetlerine
nakliye için gözünü
alternatif yollara
çeviren nakliye
sektörü, yılda 2 bin
aracının geçtiği
Hazar Denizi'nden,
Alat Limanı'ndan
yapılacak feribot
seferleriyle 25 bin
aracını nakletmeyi
hedefliyor.
Hazar Denizi nakliye sektörüne
“
AMASYA - MÜMİN ALTAŞ - Uluslararası
Nakliyeciler Derneği (UND) İcra Kurulu Başkanı
Fatih Şener, AA muhabirine yaptığı açıklamada, ülkenin Türk cumhuriyetlerine yaptığı ihracatın yüzde 90'ını İran, yüzde 5'ini Hazar
Denizi, diğer yüzde 5'ini ise Rusya üzerinden
yaptığını belirtti.
Şener, son dönemde İran güzergahında
yaşanan gümrükte beklemeler, geçişlerde ödenen ekstra yakıt ücretleri nedeniyle 2013 yılında Türk cumhuriyetlerine giden 14 bin aracın
yükünü İran arabalarına bıraktıklarını söyledi.
Durumun maliyetleri önemli ölçüde etkilediğini anlatan Şener, "Ortalama 35 bin dolar-
” olacak
lık bir mal göndermek için İran arabalarına 8
bin dolar ödemek zorundaydık. Bu çok fizibıl
değildi. 'Niye biz Hazar'dan daha fazla
geçmeyelim' diye düşündük. Gittik burada
incelemeler yaptık. Orada güzel yatırımlar var.
Hazar Denizi'nde iki liman inşaatı hızla ilerliyor"
dedi. Şener, İran'ın uygulamaları nedeniyle
navlunların 8-9 bin doları bulduğunu, bazı
ucuz ürünlerin gitme şansının kalmadığını ve
Türk ihracatının bundan olumsuz etkilendiğini
dile getirdi.
İran üzerinde yapılan seferlerde işçilik
maliyeti ve gidiş geliş sürelerinin arttığına
dikkati çeken Şener, şunları kaydetti.
Mutfak enflasyonu
sepete sığmadı
ANKARA- Mutfakta geçen yılın zam
şampiyonu kuru kayısı oldu. Kuru kayısının
fiyatı 2014'te yüzde 113 arttı. Aynı dönemde
fındıkta yüzde 94, ayvada yüzde 54, antep
fıstığında yüzde 43, mercimekte yüzde 42
fiyat artışı gerçekleşti.
Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine
göre, geçen yıl enflasyon yüzde 8,17
düzeyinde gerçekleşirken özellikle gıda fiyatlarında ciddi artış yaşandı.
Geçen yıl fiyatı en fazla artan gıda maddesi kuru kayısı oldu. Kuru kayısının fiyatı,
yüzde 113 artarak 14,56 liradan 30,99 liraya
yükseldi.
Fındık içinin fiyatı 26,26 liradan 51,02 liraya
çıktı
Gıda enflasyonunda ikinci sırada bir başka
kuruyemiş çeşidi olan fındık içi yer aldı.
Yüzde 94,29'luk fiyat artışıyla kuru kayısı ile
yarışan fındık içinin fiyatı 26,26 liradan 51,02
liraya çıktı.
Kuru kayısı ve fındık içini fiyat artışında
ayva izledi. Kış aylarının aranan meyvesi
ayvanın fiyatı, yüzde 54,12'lik artışla 2,18
liradan 3,36 liraya ulaştı.
"Bunları Hazar'dan yapılacak seferlerle
azaltmak mümkün. Kapılarda beklemeler
olmazsa gidiş gelişi 15 günde yapabilecekler.
Hazar'da ro-ro ile taşıma yapılıyor. Bir de feribotlar var. Feribotlar ro-ro'dan farklı olarak
hem vagon hem de tır taşıyor. Azerbaycan
yeni bir liman yapıyor. Limanın feribot taşıyan
kısmı hazır. Bakü'ye gitmeden 80 kilometre
mesafede Alat Limanı var. Feribotla taşırlarsa
bizi alacak ve hiç bekletmeden karşı tarafa
bırakacak. Dönüşte araç varsa alacak yoksa
vagon alacak. Orada devamlı vagon var. Azeri
tarafına bizi şimdilik ro-ro ile değil feribotla
taşıyın dedik. Esasen bu mümkün." (AA)
İsrail Golan’da
petrol çıkaracak
ANKARA - SELEN TONKUŞ - Tel Aviv
Üniversitesi Sosyal Bilimler Fakültesi
Dekanı ve Suriye uzmanı Prof. Eyal Zisser,
"İsrail'de hükümet Golan'da petrol aramasına izin verdi. Suriye, itiraz edecek
durumda değil, uluslararası camia da zaten
İsrail-Filistin sorununa odaklı" dedi.
İsrail, ABD'nin eski başkan yardımcısı
Dick Cheney'in danışmanlığını yaptığı
Genie Energy şirketinin alt kuruluşu olan
Afek petrol ve doğalgaz şirketine, 1967'de
işgal, 1981'de ise ilhak ettiği Suriye toprağı
olan Golan Tepelerinde petrol çıkarma
yetkisi verdi.
Zisser, AA muhabirine yaptığı açıklamada, 1981'de ilhak edilen Golan'ın Suriye
toprağı olduğunu İsrail'de pek az kişinin
hatırladığını söyledi. Suriye'nin iç savaş
nedeniyle bu duruma itiraz edemeyeceğini
belirten Zisser, "Uluslararası camia da
zaten İsrail-Filistin sorununa odaklı"
ifadesini kullandı.
İsrail Dışişleri Bakanlığı eski Müsteşarı
Alon Liel de konunun, İsrail'de çok tartışılmadığını, basında da fazla yer almadığını
ifade etti. Liel, "Gözüme sadece orada
petrol olma ihtimaline ilişkin profesyonel
değerlendirmeler çarptı. İsrail'de kimsenin
Golan'dan çekilineceğini düşündüğünü
sanmıyorum. En azından Esed hala
Suriye'nin başındayken ve Suriye 'aslında
yokken' bu mümkün değil" diye konuştu.
Bölgenin işgal altında olması nedeniyle
petrol çıkarma faaliyetinin yasadışı olup
olmayacağı sorulan Liel, "İsrail, Batı
Şeria'da 47 yıldır yerleşimler kuruyor ve
BM Güvenlik Konseyi son kararında da
görüldüğü üzere göz yumuyor" ifadesini
kullandı.
Suriye resmi haber ajansı SANA, 1
Ocak'ta, işgal altındaki Golan'da "Petrol 5"
isimli bölgeye sondaj araçlarının ulaştığını,
2 hafta içinde de petrol çıkarma işleminin
başlayacağını duyurmuştu.
Golan'da petrol araması ilk kez 2013'te
gündeme gelmiş ancak çevreci grupların
protestosu nedeniyle Anayasa Mahkemesi
kararı durdurmuştu. Afek, 11 Eylül 2014'te
10 bölgede petrol arama ruhsatını yeniden
elde etti. Golan, İsrail'in en büyük su kaynağı olma özelliğini de taşıyor. İsrail,
2009'da Hayfa'nın 90 kilometrelik batısındaki açık denizde keşfedilen Tamar
sahasında 283 milyar metreküplük ve onun
47 kilometre güneybatısındaki Leviathan
sahasında 530 milyar metreküplük rezerv
buldu. Tamar'da, Mart 2013'te üretime
başlandı, Leviathan sahasında da 2017'de
üretime geçilmesi bekleniyor. İsrail Enerji
Bakanlığı, 2015'te ülkenin enerji ihtiyacının
yarısının, yerli doğalgazla karşılanacağını,
2017'de de net ihracatçı olunabileceğini
açıklamıştı. Tel Aviv, geçen haftalarda
Amman'la 15 yıllığına elektrik üretimi için
45 milyar metreküp gaz satılmasına ilişkin
mutabakat zabtı imzalamıştı. (AA)
Düşük petrol fiyatları
ABD’li şirketleri de vurdu
Antep fıstığının fiyatı ise geçen yıl yüzde
43,43 arttı. Böylece 37,24 lira olan Antep
fıstığının fiyatı 53,42 liraya yükseldi.
Baklagillerden mercimek de gıda
enflasyonun yüksek olduğu ürünler arasında
yer aldı. Mercimek fiyatı yüzde 41,87 artışla
3,66 liradan 5,2 liraya ulaştı.
Sıcak içeceklerdeki fiyat artışı yüzde 34,70
seviyesinde gerçekleşti. Böylece sıcak içeceklerin ortalama fiyatı 0,72 liradan 0,97
liraya çıktı.
Geçen yıl gofret fiyatı yüzde 31,60, pirinç
fiyatı yüzde 31,38, kuru soğan fiyatı yüzde
27,88, ceviz içinin fiyatı yüzde 27,04, karnabahar fiyatı yüzde 26,87, çay fiyatı yüzde
25,80, nar fiyatı yüzde 24,87, zeytinyağı fiyatı
24,56, domates fiyatı 24,46, badem içi fiyatı
yüzde 23,93, tereyağı fiyatı yüzde 22,92, kivi
fiyatı yüzde 22,31, elma fiyatı yüzde 21,08
arttı. (AA)
ANKARA - ÖVÜNÇ KUTLU - ABD'li
büyük enerji şirketleri, petrol fiyatlarındaki
düşüş nedeniyle 2015 yılı için yatırım harcamalarını azaltacaklarını duyurdu.
Hazirandan bu yana yüzde 50'den fazla
değer kaybeden brent türü ham petrol,
ABD'li dev enerji şirketlerini de olumsuz
etkiledi.
ABD'nin en büyük petrol şirketi
ExxonMobil, 2015-2017 arası için
yatırım harcamalarını yüzde 6 azalttığını açıkladı. Ülkenin en büyük
üçüncü petrol firması ConocoPhillips
ise gelecek yıl için yatırım harcamalarını yüzde 20 azaltarak 13,5 milyar dolara çekeceğini duyurdu.
Linn Energy'den yapılan açıklamada da 2015'te yatırım harcamalarının
yüzde 53 azaltılarak 1,15 milyar
dolardan 730 milyon dolara çekildiği
bildirildi. Apache Corporation adlı
şirket ise 2015 için yatırım harcamasını 5,4 milyar dolardan 4 milyar
dolara düşüreceğini açıkladı.
Marathon Oil, 2015 için yatırım
harcamalarının yüzde 20 azaltarak
4,3 milyar dolara, Continental Resources
harcamalarını 4,6 milyardan 2,7 milyar
dolara, Chesapeake Energy ise yatırımlarını yüzde 8 azaltarak 1,35 milyar dolara
çekeceğini duyurmuştu. ABD'nin en
büyük ikinci petrol şirketi Chevron ise
2015 harcamaları için henüz bir açıklama
yapmadı. (AA)
7
ARA-SIRA
Nurullah AYDIN
[email protected]
YENİ TÜRKİYE’DE SORALIM VE DÜŞÜNELİM
Adalet ne, Hukuk ne, Hak ne?
Ahlaken çöken kim?
Ahlaklı kim, ahlaksız kim?
Ajan akademisyen ve yazarlar kim?
Ajanlar Savaşı sürüyor mu?
Arkadaş kim, dost kim, sırdaş kim?
Armageddon-Kıyamet savaşı kapıda Mı?
Asimetrik savaş sürüyor mu?
Aydın, bürokrat, işadamı, esnaf, işçi, memur, gazeteci,
siyasetçi, yazar, profesör kim?
Birlik ve beraberliği, kardeşliği bozanlar kim?
Bizanslaşan Türkiye’yi şekillendirenler kim?
Bizim çocuklar (our boys) kim?
Derin devlet kim?
Etkili ve yetkililer kim?
Casus bilgisayar ve casus cep telefonunu kim kullanıyor?
Casus, ajan, istihbaratçı kim, ne yapıyor?
Cezalandıran kim, cezalandırılanlar kim?
CIA’nın Türkiye’deki kontakları kim?
Çağdaş kim, Demokrat kim, Cumhuriyetçi kim?
Dönek kim?
E-Mailler hangi merkezlere gidiyor?
FBI büroları nerede?
Gülerek, zulmeden ucube tipler kim?
Haram, helal ne?
İç ve bölgesel savaş hazırlığını yapanlar kim?
İllumünate, tapınak şövalyeleri, Masonluk, Roteryenlik,
Lionsluk ne?
İslamcılık ne, İslamcılar kim? Dinciler kim?
İstihbarat örgütleri kimleri takip ediyor?
İşbirlikçi kim?
Kara propaganda ne?
Karar vericilerin kısa orta uzun vadeli stratejileri neler?
Kardeşlik kuruluyor mu, parçalanıyor mu?
Kemalistler kim, Atatürkçüler kim?
Kırmızı kitap ne?
Kim milli, kim gayri milli?
Kim; kime, neden inanıyor ve güveniyor?
Kimliksizleşen aydınlar kim?
Kumpasçı kim?
Lui ’nin takipçileri kim?
Medeniyetler ittifakını ve dinlerarası diyalogunu kim
neden savunur?
Muaviye’nin ’in takipçileri kim?
Muhafazakar kim?
Muhbir, Ajan, İspiyoncu, Haber Elemanı kim?
Müslüman, Müslümanlıktan geçinen, Mümin, Münafık,
Fasık kim?
Nakşilik, Mevlevilik, Bektaşilik, Selefilik, Hurifilik,
Selefilik ne?
Namuslu kim, Namussuz kim?
NATO Prangasını sürdüren kim?
Neron’un takipçileri kim?
NSA dinleme üslerinde çalışanlar kim?
Parti, vakıf, dernek yetkilileri kim?
Rüşvetçi, Sahtekar kim?
Siyasetçiler kim?
Siyonizm ne?
Şeytanın dostları kim?
Terörist kim?
Yalancı, talancı kim?
Tarikat, cemaat ne, liderleri kim, kökenleri ne?
Yeni Gladio /Yeni Kontrgerilla’da yer alanlar kim?
Yezid’in takipçileri kim?
Yolsuzluk yapan kim?
Günün Sözü: Bilgiyi kontrol eden,
dünyayı da kontrol eder.
2000 motor aracın
"hızına yetişen olmadı"
ANKARA - NECİP FAZIL ÇELİK - Otomobil
pazarında geçen yıl fiyat artışında 2000 cc motor
hacmine sahip araçların hızına yetişen olmadı. Bu
motor hacmindeki araçların ortalama satış fiyatları
yüzde 28 arttı. Dizel otomobillerin fiyatında yüzde 11
artış olurken, benzinli otomobillerin ortalama satış fiyatı
ise geriledi.
AA muhabirinin Türkiye İstatistik Kurumu verilerinden
derlediği bilgilere göre, geçen yıl dizel ve 2000 cc
motor hacmine sahip araçların fiyatları enflasyon
rakamlarının üzerinde artış gösterirken, benzinli
araçların ortalama satış fiyatlarında gerileme oldu.
Otomobil fiyatlarında en ciddi artış, 2000 cc motor
hacmine sahip araçlarda gerçekleşti. Bu otomobillerin
fiyatındaki artış yüzde 28'i buldu.
Bir önceki yılın sonunda 100 bin 866 lira olan 2000 cc
motor hacmine sahip aracın ortalama satış fiyatı 129
bin 87 liraya ulaştı. Bu kapsamdaki bir otomobile sahip
olmak isteyen vatandaşın cebinden çıkan para ortalama 28 bin 221 lira arttı. Dizel araçların ortalama fiyatlarında geçen yıl yüzde 11'lik artış kaydedildi. Dizel araç
sahibi olmak için bir önceki yıl ortalama 50 bin 954
lirayı gözden çıkarmak gerekirken, 2014'te bu miktar 56
bin 449 liraya yükseldi. Söz konusu dönemde dizel
araçların ortalama fiyatında 5 bin 495 liralık artış meydana geldi.
Benzinli otomobillerin satış fiyatında ise 2000 cc
motor hacmine sahip araçlar ile dizel otomobillerden
farklı bir seyir ortaya çıktı. Geçen yıl benzinli otomobillerin satış fiyatları hem enflasyon rakamının hem de bir
önceki yılın ortalama satış fiyatının altında kaldı. (AA)
8
EKONOMİ
8 Ocak 2015 Perşembe
Anadolu'nun
ortasında
hububat merkezi
olmasının yanı
sıra sanayisiyle
de yükselen şehir
konumundaki
Konya, 2014'te
189 ülkeye,
1 milyar 511
milyon 45 bin
dolarlık ihracat
yaptı.
Konya, geçen yıl 189
ülkeye ihracat yaptı
KONYA - Selçuklu'ya başkentlik yapmış ilim,
kültür ve tarih şehri Konya, sanayisiyle de göz
dolduruyor. Hz. Mevlana'yı bağrında bulunduran,
yüz yıllardır kadim medeniyete ev sahipliği yapmış hoşgörü kenti, bünyesindeki ihracatçılarıyla
da ülke ekonomisine katkı sağlıyor.
Konya Sanayi Odası Başkanı, TOBB Yönetim
Kurulu Üyesi Memiş Kütükcü, geçtiğimiz yılın
ihracat rakamlarını gazetecilere değerlendirdi.
İhracatçıların 2014'te ülkenin kahramanları
olduğunu bildiren Kütükcü, "İhracatçılarımız
Türkiye'yi büyütmeye, Cumhuriyet tarihinin rekorlarını kırmaya devam ediyor.
Türkiye, 2014 yılının ilk 9 ayında yüzde 2,8
büyüdü. Bu dönemde büyümeye 2,7'lik katkıyla
en büyük desteği Konyalı ihracatçılar verdi.
Türkiye'yi adeta omuzlarında taşıyan bütün ihracatçılarımızı tebrik ediyorum" dedi.
Kütükcü, geçen yıl Konya'nın Türkiye ortalamasının üzerinde performans gösterdiğini vurgulayarak, 2013'te 1 milyar 386 milyon 523 bin
dolar olan ihracatın, 2014'te 1 milyar 511 milyon
45 bin dolara çıktığını dile getirdi.
Konya'nın Türkiye ihracatında 14. sırada yer
aldığını aktaran Kütükcü, Konya'nın ilk 10'a
girmesi için çalışmalarını sürdürdüklerini
aktardı.
Kütükcü, Konya'nın en büyük pazarı olan
Irak'taki istikrarsızlığın 2014 yılı ihracatındaki
artışı sınırladığına dikkati çekerek, şunları kay-
detti: "2014 yılında; Almanya, Cezayir, İran,
Suudi Arabistan, Vietnam, Mısır, Özbekistan,
Birleşik Arap Emirlikleri, Lübnan, İspanya,
İsrail, Tunus, Hollanda, Japonya gibi ülkelere
ihracatını artıran Konya, Irak, Suriye,
Bulgaristan, Yunanistan, Nijer, Rusya, Libya,
Tacikistan, Avusturya, Brezilya gibi ülkelerde
de ihracat kaybı yaşanmıştır. Tüm bu ihracat
kayıplarına rağmen, Konyalı firmalarımızın ihracatlarını yüzde 9 artırması takdire şayandır."
Geçen yıl Konya ihracatında ikinci sırada yer
alan makine ve aksamları sektörünün 2014'te ilk
sıraya yerleştiğini aktaran Kütükcü, ikinci sırada
ise taşıt araçları ve yan sanayi sektörünün yer
aldığını anlattı. (AA)
Türkiye-Rusya ihracatı
Antalya'da masaya yatırılacak
Toyota Türkiye,
vites yükseltiyor
SAKARYA - Toyota Otomotiv Sanayi Türkiye
AŞ Genel Müdürü ve Üst Yöneticisi (CEO)
Orhan Özer, Türkiye'nin ihracat liderleri arasında
yer aldığını belirterek, "2014 yılı sonunda 131
bin otomobil ürettik, bunun yüzde 85'ini
dünyanın 50'den fazla ülkesine ihraç ederek,
yaklaşık 2 milyar dolarlık ihracat hedefimize
ulaştık" değerlendirmesinde bulundu.
Şirketten yapılan açıklamada, Toyota
Otomotiv Sanayi Türkiye AŞ'nin model, tevsi ve
modernizasyon yatırımı için 1 milyar 110 milyon
liralık yatırım teşvik belgesi alındığı belirtilerek,
teşvik kapsamında yıllık üretim kapasitesinin
250 bin adede yükseleceği vurgulandı.
Açıklamada görüşlerine yer verilen Özer, çok
daha yüksek kapasiteyle üretim yapmayı, yeni
ve farklı modeller üretmeyi, yakın zamanda
yeniden Türkiye'nin ihracat şampiyonu olmayı
hedeflediklerini kaydetti. Toyota Avrupa Başkanı
Didier Leroy'un, Türkiye'nin uzun vadeli
ekonomik büyüme potansiyeline kuvvetle
inandıklarını, Sakarya'daki çalışanlarının
yeteneklerine güvendiklerini, yakın gelecekte
üretimin arttırılmasına yönelik karar aldıklarını ve
buna ilişkin çalışmalar yürüttüklerini söylediğini
anımsatan Özer, fabrikanın üretim hacmi ve
yatırımlarında artış kararı alındığını, Toyota
Otomotiv Sanayi Türkiye'nin hamle yapacağını
daha önce kamuoyuyla paylaştıklarını vurguladı.
Özer, 2015'te bu kararlar doğrultusunda
çalışacaklarını aktararak, "Üretim kalitemiz, verimli ve rekabetçi oluşumuz, Toyota'nın
Türkiye'de yeni yatırım kararı almasını sağladı.
Bu yatırımla yeni iş fırsatları da yaratacağız. Yeni
pazarlara açılıp, şirketimizin ve ülkemizin rekabetçiliğini arttıracağız. Türkiye'nin ihracat liderleri arasında yer alan Toyota Otomotiv Sanayi
Türkiye AŞ, üretim ve ihracat faaliyetlerini
büyüterek sürdürmek için çaba göstermeye
devam edecek" ifadesini kullandı.
İhracatı arttıran unsurların yatırımların
büyümesiyle mümkün olacağına dikkati çeken
Özer, "Toyota, güçlü üretim altyapısı, pazarın
farklı segmentlerinin ihtiyaç ve beklentilerine
uygun özellikteki modelleri ve yüksek Ar-Ge
gücüyle küresel talep trendlerini büyüme ve
rekabet avantajına çevirmeye devam edecek.
Toyota'nın küresel gücünün önemli parçası
Sakarya'daki üretim tesisimiz de bu gücün
önemli aktörlerinden biri olmayı sürdürecektir.
2014, plan ve beklentilerimize uygun sonuçlandı. Türkiye'nin ihracat liderleri arasında yer
alıyoruz. 2014 yılı sonunda 131 bin otomobil
ürettik, bunun yüzde 85'ini dünyanın 50'den
fazla ülkesine ihraç ederek, yaklaşık 2 milyar
dolarlık ihracat hedefimize ulaştık" bilgisini
paylaştı. (AA)
ANTALYA - Batı Akdeniz İhracatçılar Birliği
(BAİB) Başkanı Mustafa Satıcı, Rusya
Federasyonu'nda yaşanan devalüasyonun
ardından değer kaybeden rublenin Türk ihracatçısını da olumsuz etkilediğini, ihracatçıların
yaşadığı sıkıntının giderilmesi için Ekonomi
Bakanlığı ile birtakım çalışmalar yapıldığını açıkladı.
Satıcı, BAİB Genel Sekreterliği'nde düzenlediği basın toplantısında, 2014 yılı ihracat
rakamlarını, 2015 yılı hedeflerini ve sektörde
yaşanan gelişmeleri değerlendirdi.
Antalya, Burdur ve Isparta illerinden geçen yıl
yapılan ihracatın 2013 yılının aynı dönemine
göre yüzde 6,1 artarak 1 milyar 628 milyon 432
bin 290 dolar olarak gerçekleştiğini belirten
Satıcı, "2013 yılının son döneminde, 2014 yılında 1,8 milyar dolar ihracat yapmayı hedeflemiştik. Ancak bir takım gelişmeler ve dış konjonktürden dolayı bu hedefin biraz gerisinde
kaldık. Bölgeden bugüne kadar yapılan en yük-
"
",
ıslandığında
alarm çalıyor
MERSİN - MUSTAFA
GÜNGÖR - Orman mühendisi iki
girişimcinin, kreş ve hastanelerde
kullanılması için geliştirdiği "akıllı
yatak", sıvı temas ettiğinde alarm
çalarak uyarıyor.
Günlük hayatta yaygınlaşan
"akıllı" ürünlere, yaşlı ve çocukların
altını ıslatmaları durumunda uyarı veren yatak
da eklenmesi yönünde adım atıldı. Mühendis
iki arkadaşın geliştirdiği yatak, Türkiye
İhracatçılar Meclisi (TİM) öncülüğünde
Mersin'de düzenlenen 2. Mobilya Ar-Ge Proje
Pazarı (MAPP) finalinde üçüncülük ödülü de
aldı.
Mühendis Özkan Ocak, AA muhabirine,
konforun ön planda tutulduğu mobilya sektöründe, son dönemde "akıllı" ürünlere de
önem verildiğini söyledi.
Bu doğrultuda, meslektaşı Zeki Candan ile
akıllı yatak geliştirdiklerini belirten Ocak, "Ürün,
üzerinde yatan çocuk veya yaşlı altını ıslattığında sensör sayesinde alarm çalarak, bakıcıyı ya
da bu kişilerin yakınlarını uyarıyor. Bu sayede,
yatan kişinin uzun süre ıslak ortamda kalmaması sağlanıyor" dedi.
Zeki Candan da "Projeyi üretime geçirmek
için şirket kuracağız. Bu konuda önemli mesafe
katettik. Patent başvurusunu da yaptık. Projeyi
en kısa zamanda hayata geçirmeyi hedefliyoruz. Satış hedefimizde kreş ve hastaneler var.
Ürünü, Avrupa ülkelerine de pazarlayacağız"
diye konuştu.
Candan, yatak kenarında güç kaynağına
bağlı led lamba bulunduğunu, elektrik kesintisi
durumunda otomatik devreye giren sistemin
aydınlatma sağladığını da sözlerine ekledi.(AA)
sek ihracat rakamına ulaşsak da buruk bir sevinç yaşıyoruz" dedi.
Satıcı, 2015 yılı ihracatını 1,8-2 milyar dolar
aralığında tamamlamayı hedeflediklerini kaydetti. Yakın coğrafyada yaşanan kargaşa, istikrarsız
ortam ve ekonomik krizlere rağmen ihracatın hız
kesmeden devam ettiğini kaydeden Satıcı, Batı
Akdeniz'den yaklaşık 4 bin 500 firma ile 151 ülkeye ihracat gerçekleştirildiğini vurguladı.Yaş
meyve sebze sektörünün geçen yıl 543 milyon
94 bin 540 dolarlık ihracat gerçekleştirdiğini
belirten Satıcı, sektörün ihracatının bir önceki
yıla göre yüzde 1,9 arttığını ve en fazla ihracatını
yaptığı ürünün ise domates olduğunu söyledi.
Bölgeden, madencilik sektörü ihracatının
geçen yıl bir önceki yıla göre yüzde 32,4 artarak
336 milyon 652 bin 906 dolara yükseldiğini ifade
eden Satıcı, sektörün en fazla ihracatını yüzde
33,5 ile doğaltaş grubunun yaptığını ve mermer
ihracatında işlenmiş mermer oranının da her
geçen gün arttığını bildirdi. (AA)
KARA’CA
İsmail KARA
[email protected]
SİGARA DOST OLUR MU
Sigarayı bırakalı aradan 12 yıl geçti.
Bir ay kadar önce biraz koşmuştum, göğüs kafesimde bir sıkışma oldu. Daha sonraları, biraz hızlı
yürüyünce, az koşunca da aynı sıkıntıları yaşamağa
devam edince hastaneye gitmeye karar.
Kardiyoloji uzmanı sordu; “Sigara içiyor musun, ya
da içtin mi?”. Ben,
“İçtim ama bırakalı 12 yıl oldu” dedim. “Tamam,
anlaşıldı” dedi. EKG, EKO, EFOR derken anjiyoya
sıra geldi. Sonuç, üç damarda % 90’a varan tıkanmalar
çıktı.
Bir insan sigarayı bıraktıktan sonra 15 yıl geçene
kadar, hiç sigara içmeyen bir insan durumuna ancak
gelebiliyormuş.
Sigara içen bazı tanıdıklara niçin sigara içtiğini sorduğumda, bana dediler ki “O benim yakın dostum”.
Haydi oradan… Sigaradan dost olur mu? Elbette
olmaz. Çünkü, dost sandığın sigara sana en büyük
kötülüğü yapıyor. Gerçek dost, dostuna kötülük yapar
mı? Hem kesenize, hem de sağlığınıza çok büyük
kötülük yapan sigaradan, eli silahlı bir düşmandan
kaçarcasına uzak durmak gerekiyor. İşte dumanında
bile 4000 çeşit zararlı maddenin bulunduğu bu düşmanın yaptıklarından bazıları;
-Beyin tümörlerinin % 99’u,
-Beyin kanamalarının % 85’i,
-Akciğer kanserlerinin % 90’ı,
-Gırtlak kanserlerinin % 99’u,
-Kalp rahatsızlarına dayalı ölümlerin % 80’i,
-Kol ve bacak kesilmelerinin % 90’ı,
sigara kaynaklıdır.
-Tiryaki hanımların çocuklarını sakat doğurma
olasılığı % 65 dir.
-Erken doğum ve çocuk düşürmelerinin % 80’i de
sigaraya bağlıdır.
-Sigara kanı pıhtılaştırır. Normal kan dolaşımını zorlaştırır.
-Bıraktığı tortu damarlarda sertleşmeye ve tıkanmalara sebep olur. Öncelikle kalbe uzak olan ayak ve
el parmaklarını etkiler ve kesilmeye kadar uzanan
sonuçlar doğurur.
-Kalp dahil organlarda yıpranma ve yorgunluk artar.
-Beynin ve böreklerin normal çalışmasını kısıtlar.
Cinsel gücü zayıflatır.
-Kanda bulunan üre, ürik asit gibi zararlı maddelerin
zamanında atılmasına da engel teşkil eder.
-Gözlere zarar verir. Bazı göz rahatsızlıklarına yol
açar.
-Diş ve diş etlerine verdiği zararla, dişlerin erken
çürümesine, ağız ve diş hastalıklarına neden olur.
Dost dediğiniz sigaranın zararları bunlarla bitmiyor
ama şimdilik bu kadarı yeter.
Arıcılara 58 milyon
liralık destek müjdesi
ORDUTürkiye Arı
Yetiştiricileri
Merkez Birliği
(TAB) Başkanı
Bahri Yılmaz,
Gıda, Tarım ve
Hayvancılık
Bakanlığı'nın, birliklere üye
arıcılara destek
amacıyla bu yıl
58 milyon liralık
ödeme yapılacağını söyledi.
AA muhabirine açıklama yapan Yılmaz, bu aydan
itibaren Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı tarafından birliklere üye arıcılara 2014 yılı için planlanan
destekleme ödemelerine başlanacağını belirtti.
Yılmaz, ilk defa 2003 yılında 200 üreticiyle
başlanan destekleme projesi kapsamında 2014 yılı
içinde 45 bin arıcının desteklendiğine işaret etti.
Binlerce arıcının bu ödemeyi sabırsızlıkla beklediğini belirten Yılmaz, "81 ilde birliğimiz üyelerine yaklaşık
58 milyon lira ödeme yapılacak. Bu ödemeden birliklerimize üye yaklaşık 45 bin arı üreticisi yararlanacak.
Bu ödemeden en fazla pay alan iller ise Muğla ve
Ordu birliklerimizdir. Destekleme ödemesinin yüzde
25'ini bu iki birliğimiz dağıtmaktadır. Ödemeler kovan
başına 10 lira üzerinden yapılacaktır. Ödemelerin
tamamının Şubat ayı itibariyle tamamlanmasını
bekliyoruz" şeklinde konuştu. (AA)
GÖLBAŞI EĞİTİM VE KÜLTÜR DERNEĞİ
BAŞKANLIĞI’NDAN KONGRE İLANI
DERNEĞİMİZİN OLAĞAN GENEL KURUL TOPLANTISI 24.01.2015 CUMARTESİ GÜNÜ
SAAT 14.00 DA ÖRENCİK MAHALLESİ ÖRENCİK KÜMEEVLERİ NO 447 ADRESİNDEKİ
DERNEK BİNASINDA YAPILACAKTIR.
BU TARİHTE EKSERİYET TEMİN EDİLMEDİĞİ TAKDİRDE 31.01.2015 CUMARTESİ
GÜNÜ AYNI YER VE TARİHTE YAPILACAKTIR.
ÜYELERİMİZE DUYURDULUR.
DERNEK YÖNETİM KURULU
GÜNDEM
1- Açılış, Kongre Başkanlık divanının teşkili,
2- Yönetim ve Denetleme Kurulu raporlarının okunması ve görüşülmesi
3- Yönetim Kurulunun ibrası.
4- Yönetim Kurulunca hazırlanan Tahmini bütçelerin görüşülmesi ve karara bağlanması,
5- Tüzük tadilatının görüşülmesi ve karara bağlanması,
6- Yeni Yönetim Kurulu ve Denetleme Kurulu üyelerinin seçimi,
7- Derneğe lüzumlu olan menkul ve gayrimenkul malların satın alınması, kiralanması, bağış
veya vasiyet yoluyla derneğe intikal edenlerin dernek üzerine intikal ve tescil muamelelerinin
yapılması, mülkiyetten başka ayni hakların tesis edilmesi veya mevcut menkul ve gayrimenkul malların satılması veya kendisine ait mevcut menkul veya gayrimenkul mallar
üzerinde mülkiyetin dışındaki ayni hakların başkaları lehine tesis ve tescil edilmesi, Resmi
özel ve tüzel kişilere bedelli veya bedelsiz tahsis edilmesi tahsisin kabulü veya kiralanması,
menkul veya gayrimenkullerin başkalarına hibe edilmesi veya başkaların yapacağı hibelerin
kabul edilmesi, tapuda tevhit ve ifraz yaptırmaya inşaat yaptırmaya tapuda takrir vermek,
takrir almak cins tashihi yapmak taşınmazlar üzerinde üst hakkı tesis etmek, tapu kütüğünde
her türlü ayni hak tesis etmek şerh vermek şerh almak, intifa ve irtifa hakkı tesis ettirmek,
derneğin gayesine uygun olarak borç alma hususlarında yönetim kuruluna salahiyet verilmesi
8- Dilek ve temenniler.
9- Kapanış.
YediGün-2
KÜLTÜR-SANAT
KÜLTÜREL
BOYUT
Prof. Dr. Hayrettin İVGİN
[email protected]
"BU NE SEVGİ AH, BU NE ISTIRAP"
BESTECİSİ KİMDİR?
1949 yılında rahmetli ses sanatçısı Abdullah Yüce'nin
okuduğu bir şarkı vardır. Odeon Plâkları içinde okunan ve
piyasaya çıkan "Bu ne sevgi ah / Bu ne ıstırap" dizeleriyle
başlayan şarkının sözleri şöyledir.
Bu ne sevgi ah, bu ne ıstırap,
Zavallı kalbim, ne kadar harap,
Nasibim olsun, bir yudum şarap,
Sun da içeyim Nermin elinden.
Al şu kadehi, yaşla doldurma,
Düşürme yeter, gönlümü gama,
Gurubun rengi vurmadan cama,
Ver mezesini tatlı dilinden.
Bahtım sarılmış simsiyah tüle,
Nemli gözlerle yalvardım güle,
Uzak kalırsan bana acele,
Selamlar gönder seher yelinden.
Sözünü ettiğim plakta ve TRT arşivlerinde; bestesi ve
güftesi Abdullah Yüce olarak geçen bu şarkının; güftesi
Hasan Bayrı'ya, bestesi Nuri Foçan'a aittir. TRT repertuvar
kayıtlarında şarkının güftesinin Hasan Bayrı'ya ait olduğu
yıllar sonra düzeltilmiş ancak bestesinin hâlâ Abdullah
Yüce'ye ait olduğu sanılıyor.
Ben bu şarkının serencamını anlatmak istiyorum.
26 Nisan 1914 tarihinde Bartın'da doğan, 19 Mayıs 1990
tarihinde yine Bartın'da vefat eden şair ve yazar Hasan
Bayrı'nın yayımlanmış üç şiir kitabı bulunmaktadır.
Şiirlerinin pek çoğu yerel bir gazete olan Bartın
Gazetesi'nde yayımlanmıştır. Hasan Bayrı; kültürlü, duygulu ve ince ruhlu bir şairdir. 1945 yılında 31 yaşında genç
bir şairdi ve Bartın'da Lütfiye Caddesinde tuhafiye dükkanı
işletmektedir. Bartın'da Nermin adlı bir kızla sözlüdür.
Sözlüsünden bilemediğimiz bir sebeple ayrılır. Derin bir
üzüntüye düşer. Bu üzüntü nedeniyle bir gece sabaha kadar
bu şiiri yazar.
86 yaşına kadar Bartın'da yaşayan, tasavvuf ve sohbet
ehli olan, bütün hayatı; şiir, kültür, sanat olayları ile şairler,
bestekârlar ve tiyatro oyuncuları arasında geçen Hasan
Bayrı'nın Lütfiye Caddesindeki ve Hendekyanı'ndaki tuhafiye dükkanı sanki bir kültür-sanat merkezi olarak dolup
taşıyor. Daima temiz beyaz gömlek, gravat ve takım elbise
giyen, kibar ve beyefendi bir kişi olan Hasan Bayrı'nın bu
şiirini Bartın'da o yıllarda kunduracılık yapan Nuri Foçan
usta bestelemiştir.
Nuri Foçan kimdir? Çerkez asıllı olup Manisa'da doğmuştur. Doğumu 1910 yıllarıdır, ölümü İstanbul'da
1974'dür. Manisa ve Eskişehir'de evlilikler yapıp ayrılmıştır. Askerlik sebebiyle Kastamonu'ya gelmiş, orada da
evlenmiş hatta bir erkek bir kız çocuğu bile olmuş. Usta bir
kunduracıdır. Küçüklüğünde musiki dersi almış, tambur ve
kanun çalmayı mükemmel bir şekilde öğrenmiştir. Nuri
Usta ile Hasan Bayrı asker arkadaşıdır. Nuri Usta Hasan
Bayrı'nın ısrarı üzerine Bartın'a yerleşir. Bartın'da bir kunduracı dükkanı açar. Sanatçıdır, hoşsohbetdir ve bir gönül
adamıdır. Kunduracılığının yanında Halk Evi'nde fasıl
heyetinde yer alır, besteler yapar. Hasan Bayrı'nın şiirini de
o yıllarda besteler. Kunduracı Nuri Foçan, Batman'da
bulunduğu sürede iki evlilik yaptı. Çocukları Bartın'da
okudu, oğlu yüksek öğrenimini Ankara'da yaptı. Nuri
Foçan ölümüne yakın yıllarda Bartın'dan ayrılarak
İstanbul'a yerleşti. 1974 yılında vefat etti.
Gelelim Abdullah Yüce'ye 1945 yılında, Ömertepesi
Mevkiinde konuşlanan Süvari Birliği'ne İstanbul'dan askerlik görevini yapmak üzere Bartın'a gelir. Abdullah Yüce'nin
güzel bir sesi vardır. Halk Evi'nin musiki kolunda asker
olmasına rağmen musiki çalışmalarına katılır. Hasan Bayrı
ve Nuri Foçan ile tanışır. Bir akşam güftesi, Hasan
Bayrı'ya ait olan ve Nuri Foçan tarafından hüzzam makamında bestelenen şarkıyı bir musiki etkinliği sırasında
okur. Abdullah Yüce eseri çok güzel okumuştur ve tam
onun tarzına uymuştur.
Ses sanatçısı Abdullah Yüce'den biraz söz etmek istiyorum. 4 Aralık 1920 yılında İstanbul Eyüp Sultan'da doğdu.
Babası Hafız İsa Efendi; annesi Sultan Hanımdır. Öğrenimi
ortaokuldan terktir. 1942 yılında askere gitti, 4 yıl askerlik
yaptı. Askerliğinin son 1 yılını Bartın'da geçirdi. Terhis
olunca Bartın'da kaldı. Daha sonra İstanbul'a gitti. İlk
sahne hayatına 1946 yılının sonlarına doğru Fındıklı Salı
Pazarı'nda atıldı. 1949 yılında ilk taş plakını çıkardı.
Sadettin Kaynak, Selahattin Pınar, Kemanî Hacı Maksut,
Kadri Şençalar, Udî Edip Erten gibi sanatçı ve üstadlarla
tanıştı. Sesinin gürlüğü ve güzelliğiyle kısa sürede tanındı.
"Bu ne sevgi ah! Bu ne ıstırap" şarkısı onu ünlü yaptı. Bu
şarkı o kadar sevildi ki Bülent Ersoy, Müslüm Gürses, Zeki
Müren, Hüner Coşkuner, Alpay, Sinan Özen gibi onlarca
sanatçı repertuvarlarına alarak yıllar içinde okudular.
Abdullah Yüce'nin radyolarda, sonradan televizyonlarda
okuduğu, plak ve kasetler çıkardığı bilinen şarkı ve türküleri çoktur. Meselâ; "Her sabah yollarda beklerim seni",
"Hiç mi gülemeyecek benim bu yüzüm", "Yollar niçin bitmiyor", "Bir sigara iç oğlan/Gel kapımdan geç oğlan",
"Kader ki gülmez yüze" gibi onlarca okuduğu şarkı ve
türkü halk tarafından benimsendi.
Abdullah Yüce 27 Kasım 1995 yılında İstanbul'da öldü.
Gelelim yeniden Bartın günlerine Abdullah Yüce, askerliği bitince Bartın'a yerleşmeye karar verir. Çünkü burada
musiki dolu bir ortam bulmuştur. Çeşitli arkadaşlar ve
dostlar edinmiştir. Gerçekten de Bartın'da kalır ve
Belediye'ye tahsildar olarak işe girer. Ramazan aylarında
Kemerköprü Camisinin minarelerinden sabah ezanları
okur. Tanınmış bir ailenin kızı ile nişanlanır. Ama bu nişan
kısa sürer. O da bunun üzerine ani bir kararla İstanbul'a
gider.
Abdullah Yüce, İstanbul'da sesinin güzelliği sebebiyle
müzik çalışmalarına başladı. "Bu ne sevgi ah / Bu ne ıstırap" şarkısını Odeon Plak'la yaptığı bir anlaşmayla 1949
yılında plağa okudu. Plakta güfte ve beste Abdullah Yüce
olarak görülüyordu. Bunun üzerine Hasan Bayrı, Abdullah
Yüce'ye tazminat davası açtı. Davanın sonuna doğru
İstanbul'da ikisi görüştü. Hasan Bayrı tazminat davasından
Abdullah Yüce'nin ricası üzerine vazgeçti. Ama bu şarkının güftesinin Hasan Bayrı'ya ait olduğunu düzeltmesi kaydıyla… Abdullah Yüce gerek TV ve radyo programlarında
ve gerekse şarkıcılık yaptığı gazinolarda bu gerçeği açıkladı. Hatta TRT'nin Müzik Dairesi arşivlerinde Genel Müdür
Tayfun Akgüner'in zamanında şarkının güftesinin Hasan
Bayrı'ya ait olduğu düzeltmesini yapıldı. Şimdi bu şarkı
okunduğunda güftenin Hasan Bayrı'ya ait olduğu anons
edilmektedir. Ancak, şarkının bestecisi hâlâ Abdullah Yüce
olarak görünmektedir. Çünkü, Nuri Foçan 1974'de vefat
etmiştir. Elde de somut deliller olmadığı için dava açılmadı
ve ortada kanıtlayıcı doküman bulunamamaktadır. Ama
gerçekler budur.
Abdullah Yüce; Hasan Bayrı'nın çok sevilen iki güftesini
de seslendirmiştir. "Yollar niçin bitmiyor" ve "Hiç mi gülmeyecek benim yüzüm"
Bu konudaki bilgileri; Bartın'da 2011 yılında yayımlanan
Erkan Aşcıoğlu'nun hazırladığı "Bartın'da Tarih" adlı kitabın 268-271. sayfalarından öğreniyoruz. Bugün Abdullah
Yüce, Hasan Bayrı ve Nuri Foçan yaşamıyorlar. Ama bu
güzel hüzzam şarkı yaşıyor. Bu şarkı ile ilgili gerçekler
bilinmelidir. Ben arzu ediyorum ki literatürlerde, güftenin
sahibi ile bestekârın kim olduğu bilinsin.
8 Ocak 2015 Perşembe
9
64 yıllık dokuma fabrikası
kent parka dönüştürülecek
Eski başbakanlardan merhum Adnan Menderes'in talimatıyla temeli atılan ancak 12 yıldır üretim yapılmadığı için atıl vaziyette bulunan 64 yıllık Antalya İplik ve Pamuklu Dokuma Fabrikası, aslına uygun
restore edilerek kent parkına dönüştürülecek.
ANTALYA - Antalya İplik ve Pamuklu
Dokuma Fabrikası'nın temeli, Antalya'da üretimi
yaygın olan pamuğun değerlendirilmesi ve kentteki işsizlik sorununun çözülmesi amacıyla
Adnan Menderes'in talimatı ve dönemin
Bakanlar Kurulu kararıyla 1955 yılında atıldı, 6 yıl
sonra da hizmete açıldı. Yıllarca Türk Silahlı
Kuvvetleri ile NATO güçlerine üniforma üretimi
gerçekleştirilen ve Almanya'nın desteğiyle dönemin en ileri teknolojisine sahip olarak inşa edilen
fabrikanın faaliyetleri 2003 yılında durduruldu.
Son 12 yıldır atıl vaziyette bekleyen fabrikanın alanı 2003 yılında Kepez Belediyesine devredildi. Belediye de alanı 49 yıllığına özel bir şirkete tahsis etti ancak kentteki sivil toplum örgütlerinin açtığı üst kullanım hakkı iptal davası nedeniyle tahsis işlemi iptal edildi. Kepez Belediyesi,
alanı yeniden eski günlerine kavuşturmak amacıyla alana kentin en büyük parkını yapmaya
karar verdi.
Kepez Belediye Başkanı Hakan Tütüncü, AA
muhabirine yaptığı açıklamada, fabrikanın kentin
en önemli tarihi miraslarından olduğunu, binlerce insanın bu fabrikada hatırasının bulunduğunu
söyledi.
Fabrika alanının 238 bin metrekare olduğunu
bildiren Tütüncü, fabrikanın karakteristik bir
mimarisi bulunduğunu belirtti. Fabrikanın geleceğiyle ilgili sivil toplum kuruluşları, meslek odaları ve siyasi parti temsilcilerinden oluşan ortak
akıl komisyonu kurduklarını anlatan Tütüncü,
komisyonun uzmanları ve dünyadaki bu tür fabrika örneklerini inceleyerek elde ettiği bilgilerle
bir proje hazırlayacağını dile getirdi.
Fabrika alanını hiç bina yıkmadan ve yapmadan, bir tek ağaç bile kesmeden eski zerafetine
kavuşturmak istediklerini vurgulayan Tütüncü,
şöyle konuştu:
"Bu binaların her birine sosyal fonksiyon yüklemek istiyoruz. Çok amaçlı salonlar, resim ve
heykel çalışmalarının yapılacağı atölyeler ile
büyük sergi salonları yapacağız. Fabrikada o
dönem açılan kreş binasını da çocuk ve oyuncak müzesine dönüştürmek istiyoruz. Fabrikanın
batısındaki trafo binası şehir kütüphanesi olacak. Binalar 1960'lardaki dekorasyon ile aslına
uygun olacak. İşçi yemekhanesinde o dönem
yapılan düğünleri yeniden yapmak istiyoruz.
Fabrikadaki işçilere ait 13 bin klasörden oluşan
özlük dosyalarını işçilerin çocukları ve torunlarının görmesi için tekrar gün yüzüne çıkartacağız.
Bu, şehir hafızasına büyük katkı sağlayacak."
Tütüncü, fabrikanın dönüşümüyle ilgili ilk
adım olarak kabul edilen 1. Uluslararası Resim
ve Heykel Çalıştayı'nın fabrikanın yemekhanesinde gerçekleştirildiğini kaydetti.
Çalıştaya 14 ülkeden 35 sanatçı katıldığını
belirten Tütüncü, fabrikanın eski koridorlarının,
sıvası dökülen duvarlar ile kırık camlı pencere ve
kapıların dünyanın dört bir yanından gelen ressam ve heykeltıraşlara ilham kaynağı olduğunun
altını çizdi.
Çalıştayın küratörü Dr. Melek Günbey ise
fabrikada sanatçıların kendisini özgür hissettiğine işaret etti.
Fabrikanın sanatçılar için güzel bir çalışma
ortamı olduğunu ifade eden Günbey, fabrikada
Antalya halkı ile sanat çalışmalarıyla bir araya
gelmeyi amaçladıklarını söyledi.
Belçikalı ressam Brigitte Schuermans da
"Eski bir dokuma fabrikasının sanat alanına
dönüştürülmesi çok güzel bir fikir. Burası doğa
ile iç içe, oldukça etkileyici bir yer. Çok eski bir
yer ve buradan çok iyi enerji aldım" dedi. (AA)
“Dost İslam'a Hizmet Ödülleri” sahiplerini buldu
İSTANBUL - Hz. Muhammed'in doğumunun 1444. yılı nedeniyle düzenlenen geleneksel
11. Dost İslam'a Hizmet Ödülleri, yurtiçinden
yazar Prof. Dr. İsmail Kara'ya, yurtdışından ise
"Hz. Peygamberin Manevi Öğretileri" kitabının
yazarı Cezayir asıllı Fransız Prof. Tayep
Chouiref'e verildi.
Kerim Eğitim, Kültür ve Sağlık Vakfı, Türk
Kadınları Kültür Derneği ve Altay Eğitim Kültür
ve Sanat Vakfı tarafından İstanbul Büyükşehir
Belediyesi'nin sponsorluğunda düzenlenen
ödül töreni, Cemal Reşit Rey Konser
Salonu'nda yapıldı.
Tören, Grammy aday adayı müzisyen
Rahman Altın'ın, Hz. Peygamber'in Mekke'den
Medine'ye hicretini simgeleyen ilahi "Talael
Bedru Aleyna"nın bu gece için hazırladığı yeni
yorumunu davetlilere sunmasıyla başladı. Bu
yılki konusu "Hicret" olarak açıklanan gece,
Kur'an-ı Kerim tilavetiyle devam etti.
Törende konuşan Aile ve Dini Rehberlik
Daire Başkanı Huriye Martı, Hicret'in önemini
ve tarihini anlattı. Diyanet İşleri Başkanı
Mehmet Görmez'in selamını getirdiğini belirten
Martı, bugün Hicret'i konuşmak üzere bir araya
gelmekten dolayı bahtiyar olduğunu söyledi.
Hicret'in, geçmişten günümüze hikayesi
devam eden bir anlamı olduğunu vurgulayan
Martı, şunları kaydetti:
"Rabbimize hamd olsun. Hz. Muhammed'e
selam olsun. Hicret sadece bir göç değil,
Medine'ye ve kardeşliğe duyulan özlemdir.
Medine medeniyettir. Ayrıca Hicret, zorluklar
karşısında kaçış değil, İslam'ı öğretmek ve
yaşatmak için yeni bir mekan arayışıdır. Aynı
zamanda Hicret, incinmemek ve incitmemek
için çaba sarf etmektir. Hicretin diğer ucunda
dinde kardeş olma bilinciyle garibe kucak
açmanın ve hepsinden öte sevgisini kardeşiyle
paylaşmanın hikayesi vardır."
Türk Kadınlar Kültür Derneği İstanbul Şube
Başkanı Cemalnur Sargut da Dost İslam'a
Hizmet Ödülleri'nin ilk olarak 2005'te başladığını ifade etti. Sargut, gerçekleştirilen törenle ilgili
şu bilgileri verdi:
"Bu sene Peygamberimizle ilgili gecede
Hicret'i konu aldık. Hicret'in maddi ve manevi
manalarını incelemeye gayret ediyoruz. İnsanın
nefsinden ruhuna kaçışın bir örneği olan, yani
varlığından hakikatine yönelişin bir gerçeği olan
Hicret'i anlamak, idrak etmek gayreti içindeyiz.
Dileriz ki bu gecenin manasına bütün İslam
alemi erişsin ve hakiki kandili idrak etmek
nasip olsun."
Törende, yurtiçinden, Türkiye'de İslamcılık
ve modernleşme konularıyla ilgili çalışmaları ve
Hilafet Risaleleri konulu yayınları nedeniyle
Prof. Dr. İsmail Kara'ya ödülü takdim edildi.
Yurtdışından ise "Spiritual Teaching of the
Prophet" (Hz. Peygamberin Manevi Öğretileri)
adlı kitabından dolayı Fransız Prof. Tayep
Chouiref ödüle layık görüldü. Ödül, Sargut
tarafından Chouiref'e verildi.
Cezayirli bir ailenin çocuğu olarak 1972'de
Fransa'da doğan Chouiref, ödülü almaktan
dolayı memnuniyetini dile getirdi. Chouiref, Hz.
Peygamber ile ilgili çalışmasından dolayı ödül
aldığı için teşekkürlerini iletti.
Ödül töreni, gecenin kutsiyetinden dolayı
kendilerini belirli bir isimle adlandırmayan
hanende ve sazendelerin icra ettiği "La Edri
Konseri"yle son buldu. (AA)
bir nefesi bile nasip etmesin kalruhumu saran kafes.
bime.
Ellerindir merkezim, gözlerindir rehberim, ruhuEy sevgili! Çöllere yağsam
nun kokusu kâlû belâdan beri ezberim.
aşkın ile yağmur olup damla
Orucumu güzelleştiren sensin, sen onun rızasına
damla düşsem gönlüne, sonsuza
giden yolda dünyadan mahşere taşıyacağım cevhedek kalbinde konaklasam acep
rimsin.
bir nefeslik borcumu ödeyebilir
Sanki bütün özlemler kalp deryama toplandı,
miyim sana?
HAYATA VE AŞKA DAİR
coşkun seller beden coğrafyamı istila etti. Ellerinin
Biliyorum gerçek aşk her kula hayali de olmasa dayanamayacağım bu akınlara,
nasip olmaz, kalplerin sahibi aşkı ben âşığım yâr uzak bilinen yakınlara.
duası kılan âşıkları şereflendirir
Dünyadaki her yağmuru seyran ettim gönlümle,
vuslatla ve ancak ruh eşi olanları
senin yağmurun gibi ne bir yağmur, senin rüzgârın
aşkta ulaştırır tama.
gibi ne bir rüzgâr bulabildim kalbimde.
Kalbimi müptelası, aşkını
Seni yaratan Mevlâ’ya, kalbimi ellerine veren
şerefim kılan yâr. Anladım ki sonYaradan’a kurban olayım. Onun rızasından sonraki
YÂRİN ELLERİNDEKİ NEFES
suz sevda, anladım ki sonsuzluk
tek isteğimsin yâr, yeter ki sonsuzluk kadar ellerinMevlâ’dan sonra seninle var.
Ellerindir merkezim, gözlerindir rehberim…
le, gözlerinle ve nefesinle dolayım.
Vuslatını özledim, aşkına ölüyorum yâr. Bazen
Ey yâr!
gelsin artık ölüm, bitsin artık
Ellerinde bıraktım nefesimi, sana kurban, sana
dünya diyorum sonra isyana mı
bende ettim sesimi.
düştüm acaba deyip tövbelerle
GÜNÜN ŞİİRİ
Ey yâr!
dualara sarılıyorum.
Her kuşun kanadındaki tüye yazdım seni.
Eninde sonunda bitecek nefes,
Ellerinden tuttuğum yâr hasretindir öldüren,
Allah’ın izniyle ben, benden de öteye yazdım seni.
ne kadar yaşarsam yaşayayım
Anladım bir nefesmiş aşk çünkü onsuz alınan
Bakışın dağları düzler beni sensin güldüren.
seninle ve özleminle dolacak
ölümmüş ruha. Mevlâ ayırmasın beni aşktan, sensiz
MEHMET NURİ
PARMAKSIZ
10
SAĞLIK
8 Ocak 2015 Perşembe
5 aylık bebeğe kalp operasyonu yapıldı
Erciyes Üniversitesi (ERÜ) Tıp Fakültesi Çocuk Kardiyoloji Bölümü'nde, doğuştan kalbinde iki delik bulunan 5 aylık
bebek, ameliyatsız yöntemle tedavi edildi.
SİGORTACILIK HİZMETİ ALINACAKTIR
BUGSAŞ BAŞKENT ULAŞIM VE
DOĞALGAZ HİZMETLERİ PROJE TAAHHÜT
SANAYİ VE TİCARET A.Ş.
AŞTİ Kompleksinin ve Hizmet Araçlarının Birleşik Kasko Sigortalanması İşi hizmet alımı 4734 sayılı
Kamu İhale Kanununun 19 uncu maddesine göre açık ihale usulü ile ihale edilecektir. İhaleye ilişkin
ayrıntılı bilgiler aşağıda yer almaktadır:
İhale Kayıt Numarası : 2014/178781
1-İdarenin
a) Adresi : Beştepeler Mahallesi Mevlana Bulvarı No: 82 (AŞTİ İşletme Binası İdari Kat ) 06520
Söğütözü YENİMAHALLE/ANKARA
b) Telefon ve faks numarası : 3122071700 - 3122071010
c) Elektronik Posta Adresi : [email protected]
ç) İhale dokümanının görülebileceği internet adresi : https://ekap.kik.gov.tr/EKAP/
2-İhale konusu hizmetin
a) Niteliği, türü ve miktarı : AŞTİ Bina Kompleksinin ve Hizmet Araçlarının Birleşik Kasko Sigortaları ile
ilgili 65 kalemden oluşan Poliçenin Yaptırılması İşi
Ayrıntılı bilgiye EKAP’ta yer alan ihale dokümanı içinde bulunan idari şartnameden ulaşılabilir.
b) Yapılacağı yer : AŞTİ işletme binası 3. Kat idari Kısım Söğütözü- Yenimahalle/ANKARA
c) Süresi : İşe başlama tarihi 15.02.2015, işin bitiş tarihi 14.02.2016
3- İhalenin
a) Yapılacağı yer : Beşteper Mahallesi Mevlana Bulvarı No: 82 (AŞTİ İşletme Binası) SöğütözüYenimahalle/ANKARA
b) Tarihi ve saati : 21.01.2015 - 10:30
4. İhaleye katılabilme şartları ve istenilen belgeler ile yeterlik değerlendirmesinde uygulanacak kriterler:
4.1. İhaleye katılma şartları ve istenilen belgeler:
4.1.1. Mevzuatı gereği kayıtlı olduğu Ticaret ve/veya Sanayi Odası veya Meslek Odası Belgesi;
4.1.1.1. Gerçek kişi olması halinde, kayıtlı olduğu ticaret ve/veya sanayi odasından ya da ilgili meslek
odasından, ilk ilan veya ihale tarihinin içinde bulunduğu yılda alınmış, odaya kayıtlı olduğunu gösterir
belge,
4.1.1.2. Tüzel kişi olması halinde, ilgili mevzuatı gereği kayıtlı bulunduğu ticaret ve/veya sanayi
odasından, ilk ilan veya ihale tarihinin içinde bulunduğu yılda alınmış, tüzel kişiliğinin odaya kayıtlı
olduğunu gösterir belge,
4.1.1.3. İhale konusu işin yerine getirilmesi için alınması zorunlu olan ve ilgili mevzuatında o iş için özel
olarak düzenlenen sicil, izin, ruhsat vb. belgeler,
İsteklinin ihale konusu sigorta branşlarında ruhsat sahibi olduğunu gösterir, Hazine Müsteşarlığından
alınmış belge yada ruhsatnamelerin noter tasdikli suretleri
4.1.2. Teklif vermeye yetkili olduğunu gösteren İmza Beyannamesi veya İmza Sirküleri;
4.1.2.1. Gerçek kişi olması halinde, noter tasdikli imza beyannamesi,
4.1.2.2. Tüzel kişi olması halinde, ilgisine göre tüzel kişiliğinin ortakları, üyeleri veya kurucuları ile tüzel
kişiliğin yönetimdeki görevlileri belirten son durumu gösterir Ticaret Sicil Gazetesi, bu bilgilerin
tamamının bir Ticaret Sicil Gazetesinde bulunmaması halinde, bu bilgilerin tümünü göstermek üzere
ilgili Ticaret Sicil Gazeteleri veya bu hususları gösteren belgeler ile tüzel kişiliğin noter tasdikli imza
sirküleri,
4.1.3. Şekli ve içeriği İdari Şartnamede belirlenen teklif mektubu.
4.1.4. Şekli ve içeriği İdari Şartnamede belirlenen geçici teminat.
4.1.5. İhale konusu işin tamamı veya bir kısmı alt yüklenicilere yaptırılamaz.
4.1.6. Tüzel kişi tarafından iş deneyimini göstermek üzere sunulan belgenin, tüzel kişiliğin yarısından
fazla hissesine sahip ortağına ait olması halinde, ticaret ve sanayi odası/ticaret odası bünyesinde bulunan ticaret sicil memurlukları veya yeminli mali müşavir ya da serbest muhasebeci mali müşavir
tarafından ilk ilan tarihinden sonra düzenlenen ve düzenlendiği tarihten geriye doğru son bir yıldır
kesintisiz olarak bu şartın korunduğunu gösteren, standart forma uygun belge,
4.2. Ekonomik ve mali yeterliğe ilişkin belgeler ve bu belgelerin taşıması gereken kriterler:
İdare tarafından ekonomik ve mali yeterliğe ilişkin kriter belirtilmemiştir.
4.3. Mesleki ve Teknik yeterliğe ilişkin belgeler ve bu belgelerin taşıması gereken kriterler:
4.3.1. İş deneyimini gösteren belgeler:
Son beş yıl içinde bedel içeren bir sözleşme kapsamında kabul işlemleri tamamlanan ve teklif edilen
bedelin % 50 oranından az olmamak üzere, ihale konusu iş veya benzer işlere ilişkin iş deneyimini
gösteren belgeler veya teknolojik ürün deneyim belgesi.
4.3.2. Kalite ve standarda ilişkin belgeler:
İhale konusu işle ilgili olarak ihale tarihi itibariyle geçerlilik süresini doldurmamış ISO 9001 Kalite yönetim sistem belgesinin aslı veya Noter tasdikli suretinin sunulması zorunludur.
Kalite yönetim sistem belgesi Türk Akreditasyon Kurumu tarafından akredite edilen belgelendirme
kuruluşları veya Uluslararası Akreditasyon Forumu Karşılıklı Tanınma Antlaşmasında yer alan ulusal
akreditasyon kurumlarınca akredite edilmiş belgelendirme kuruluşları tarafından düzenlenmesi zorunludur. Bu belgelendirme kuruluşlarının, Uluslararası Akreditasyon Forumu Karşılıklı Tanınma
Antlaşmasında yer alan ulusal akreditasyon kurumlarınca akredite edilmiş belgelendirme kuruluşu
olduklarının ve bu kuruluşlarca düzenlenen belgelerin geçerliliğini sürdürdüğünün, Türk Akreditasyon
Kurumundan alınacak bir yazı ile teyit edilmesi gerekir. İhale tarihi veya bu tarihten önceki bir yıl içinde
alınan teyit yazıları geçerlidir. Ancak, Türk Akreditasyon Kurumu tarafından akredite edildiği duyurulan
belgelendirme kuruluşları tarafından düzenlenen ve TÜRKAK Akreditasyon Markası taşıyan belge ve
sertifikalar için Türk Akreditasyon Kurumundan teyit alınması zorunlu değildir. Bu belgenin ihale tarihinde geçerli olması yeterlidir.
İş ortaklıklarında, ortaklardan birinin istenilen belgeyi sunması yeterlidir.
4.4. Bu ihalede benzer iş olarak kabul edilecek işler:
4.4.1. Terminal, Liman, Hava Alanları, Tren Garları, Büyük Alış-Veriş ve/veya İş Merkezleri için
yapılmış yangın, deprem ve sorumluluk sigortaları ve/veya Resmi ve Özel Araçlara Dair Bileşik Kasko
Sigortaları ayrı ayrı veya birlikte benzer iş olarak kabul edilecektir.
5. Ekonomik açıdan en avantajlı teklif sadece fiyat esasına göre belirlenecektir.
6. İhaleye sadece yerli istekliler katılabilecektir.
7. İhale dokümanının görülmesi ve satın alınması:
7.1. İhale dokümanı, idarenin adresinde görülebilir ve 150 TRY (Türk Lirası) karşılığı Beştepeler
Mahallesi Mevlana Bulvarı No:82 (AŞTİ İşletme Binası İdari Kat) 3. Kat Muhasebe ve Finansman
Müdürlüğü Söğütözü-Yenimahalle / ANKARA adresinden satın alınabilir.
7.2. İhaleye teklif verecek olanların ihale dokümanını satın almaları veya EKAP üzerinden e-imza kullanarak indirmeleri zorunludur.
8. Teklifler, ihale tarih ve saatine kadar Beşteper Mahallesi Mevlana Bulvarı No: 82 (AŞTİ İşletme
Binası İdari Kat) Muhaberat Servisi Söğütözü- Yenimahalle/ANKARA adresine elden teslim edilebileceği gibi, aynı adrese iadeli taahhütlü posta vasıtasıyla da gönderilebilir.
9. İstekliler tekliflerini, Birim fiyatlar üzerinden vereceklerdir. İhale sonucu üzerine ihale yapılan istekliyle,
her bir iş kaleminin miktarı ile bu kalemler için teklif edilen birim fiyatların çarpımı sonucu bulunan toplam
bedel üzerinden birim fiyat sözleşme imzalanacaktır.
Bu ihalede, işin tamamı için teklif verilecektir.
10. İstekliler teklif ettikleri bedelin %3’ünden az olmamak üzere kendi belirleyecekleri tutarda geçici
teminat vereceklerdir.
11. Verilen tekliflerin geçerlilik süresi, ihale tarihinden itibaren 60 (Altmış) takvim günüdür.
12. Konsorsiyum olarak ihaleye teklif verilemez.
13.Diğer hususlar:
Teklifi sınır değerin altında kalan isteklilerden Kanunun 38 inci maddesine göre açıklama istenecektir.
Basın - 3182 (www.bik.gov.tr)
Resmi İlanlar www.ilan.gov.tr.de
T. C. MAMAK BELEDİYESİ İMAR VE
ŞEHİRCİLİK MÜDÜRLÜĞÜ ASKI İLAN
TUTANAĞI
MAMAK BELEDİYE MECLİSİNİN 02/06/2014 GÜN VE 327 SAYILI KARARI İLE UYGUN GÖRÜLEN
İLÇEMİZ "GÜNEY DOĞU ANKARA KENTSEL GELİŞME BÖLGESİ I. ETAP İMAR PLANINDA
KALAN 40 ADET KONUT ADASINDA İNŞAAT ALANI ARTIŞI YAPILMASINA İLİŞKİN 1/1000 ÖLÇEKLİ UYGULAMA İMAR PLANI DEĞİŞİKLİK TEKLİFİ", ANKARA BÜYÜKŞEHİR BELEDİYE
MECLİSİNİN 09/10/2014 GÜN VE 1743 SAYILI KARARI İLE ONAYLANMIŞ VE 02/01/201501/02/2015 TARİHLERİ ARASINDA BELEDİYEMİZ İLAN PANOSUNDA ASKIYA ÇIKARILMIŞTIR.
İLGİLİLERE DUYURULUR.
Askıya Alınma Tarihi : 02/01/2015 Askı Bitim Tarihi : 01/02/2015
Basın - 3320 (www.bik.gov.tr)
Resmi İlanlar www.ilan.gov.tr.de
KAYSERİ - ERÜ Çocuk Kardiyoloji Bilim Dalı
Öğretim Üyesi Prof. Dr. Nazmi Narin, yaptığı
yazılı açıklamada, Aydoğdu'nun gelişme geriliğinin yanı sıra hem kalbinde hem de diğer organlarında sorun olduğunu belirtti.
Çocuğun böbreklerinde de taşlar ortaya çıktığını anlatan Narin, şunları kaydetti:
"Kalpteki delikleri iki yöntemle kapatmamız
mümkündü. Biri açık ameliyat, diğeri ise kapalı
yöntemle. Kalpteki delikleri açık ameliyatla
kapatsaydık hem gelişme geriliği hem de diğer
sorunlar daha ciddi sıkıntılara neden olabilecekti. Sonunda kalbin iki karıncık arasında bulunan
delik ve kalbin iki kulakçık arasında bulunan orta
boydaki deliği cerrahiye gitmeden, hibrid yöntem desteği de almadan kasıktan girerek kapat-
tık. Çok riskli ve zor işlemdi. Çünkü kalbin iki
karıncık arasında bulunan VSD denilen deliği,
genelde 3 yaşından sonra kapatırız. Kalpte
konum itibariyle bu delikler tehlikeli yerdedir.
Dolayısıyla riski fazladır. Bu riskleri minimale
indirdik. Hata olmadı. Çocuk şu an oldukça sağlıklı. Hastanemizden birkaç gün içerisinde taburcu edeceğiz."
Narin, bu operasyonun Türkiye'de iki karıncık
arasındaki deliğin ameliyatsız yöntemle kapatıldığı en küçük yaştaki hasta olması nedeniyle
önem taşıdığını belirtirken, dünyada da nadir
vakalardan biri olabileceğini bildirdi.
Bebeğin babaannesi Semiha Aydoğdu ise
başarılı bir operasyonla torununu sağlığına
kavuşturan doktorlara teşekkür etti. (AA)
379 köyde “ASBEST”
tespit edildi
ANKARA - Sağlık Bakanlığınca, toplam nüfusu
150 bin olan 379 köyde "asbest" tespit edildiği bilgisi paylaşıldı.
Bakanlıktan yapılan yazılı açıklamada, asbestin,
akciğer kanserine doğrudan sebep olduğu, akciğerde kalıcı fonksiyonel kayba ve zarda harabiyete
yol açtığı belirtildi.
Asbeste maruz kalmanın, dünya genelinde
daha çok endüstriyel kaynaklı olduğu ifade edilen
açıklamada, gelecek 30 yıl boyunca, gelişmiş ülkelerde, endüstriyel asbest teması nedeniyle, 500 bin
kişinin kanserden kaybedilmesinin beklendiği vurgulandı.
Uluslararası Kanser Kontrol Örgütü'nce (UICC),
Şubat 2014'te asbest konusunda yayınlanan deklarasyonda, "asbestin yıllardır bilinen çok önemli bir
kanserojen olmasına rağmen, sadece 60 ülkenin
gerekli önlemleri aldığının" belirttiği aktarılan açıklamada, "Dünya genelinde, en önemli asbeste maruz
kalma mesleki olmakla beraber, ne yazık ki ülkemizde çevresel etkenler ile de gerçekleşmektedir.
Özellikle kırsal bölgelerde ak toprak olarak bilinen
toprak ile sıva ve çatı izolasyonunda kullanılması
en önemli maruziyet kaynağını oluşturmaktadır" ifadesi kullanıldı.
Sağlık Bakanlığı'nca, asbest maruziyetinin
önüne geçmek amacıyla yapılan çalışmaların
2009'da başladığı hatırlatılan açıklamada, şunlar
kaydedildi:
"Sağlık Müdürlükleri görevlilerince köylere gidilerek muhtar ve vatandaşlarla görüşülerek toprakla
temasın olabileceği yerler tespit edilmiştir. Tespit
edilen yerlerin bir çoğunda evlerin boyanması, yolların asfaltlanması, asbestli toprağın getirildiği yerlerin kapatılması ve halkın bu toprağı kullanmaması
için Müdürlük, Valilik, Belediye, Kaymakamlık ve
ilgili Bakanlıkların İl Müdürlüklerince çalışmalar
yürütülmüştür. Özellikle bir çok evin boyanması
sağlanmış, maddi durumu olmayan vatandaşlarımız kaymakamlıkların yapmış olduğu maddi yardımlarla evlerini boyamış, birçok köy yolu asfaltlan-
mış, birçok yerde kullanım engellenmiş, farkındalık
ve eğitim çalışmaları yürütülmüştür. 2012'de ise
çok sayıda akademisyenin katılımı ile 'Türkiye
Asbest Kontrolü Stratejik Plan' çalışmaları başlatılarak yurt geneline yaygınlaştırılmıştır."
Proje kapsamında, durumun tespitinin "Faz 1",
gerekli ıslah çalışmalarının yapılmasının ise "Faz 2"
olarak isimlendirildiği belirtilen açıklamada, çalışmaya ilk etapta 30 ilde başlandığı, bu illerdeki
çalışmaları yürütmek üzere Halk Sağlığı Müdürlüğü
temsilcisi ve akademisyenlerle "Türkiye
Mezotelyoma Çalışma Grubu"nun oluşturulduğu
ifade edildi. İllerden, asbestin sebep olduğu hastalıklar ile ilgili son beş yıllık verilerin istendiği ve
gelen verilerin değerlendirildiği kaydedilen açıklamada, şu bilgiler verildi:
"Faz-1 çalışmaları neticesinde, ülkemizde
asbest sorunun olma ihtimali olan 58 ilin, bin 236
köyünden asbest örnekleri alınmıştır. Örnekler,
öncelikle Eskişehir Üniversitesinde ön değerlendirmeye alınmış, şüpheli bulunanlar analiz edilmek
üzere TÜBİTAK'a gönderilmiş ve analiz sonuçları
alınmıştır. Bu sonuçlara göre; 379 köyde 'asbest'
saptanmıştır. Bu köylerde yaşayan nüfus toplamda
150 bin olup, basit önlemler ile bu kişilerde gelecek
yıllarda gelişebilecek 3 bin kanser olgusu önlenebilecektir. Asbest saptanılan köylerde ıslah çalışmaları, yani Faz 2 çalışmalar başlatılacaktır.
Islah çalışmalarının yapılması için; Sağlık
Bakanlığı, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, İçişleri
Bakanlığı, Başbakanlık ve Çalışma ve Sosyal
Güvenlik Bakanlığının ilgili birimleri, Ulusal Kanser
Danışma Kuruldan üyelerimiz ve üniversitelerden
uzman kişilerin yer aldığı bir grup oluşturulmuş ve
çalışmalara devam edilmektedir. Islah çalışmaları
evlerdeki asbestli boyaların sökülüp, yeniden badana edilmesi, çatı izolasyonlarının değiştirilmesi, yolların asfaltlanması, köylerin yeşillendirilmesi gibi
basit önlemler olacağı tahmin edilmektedir. Asbest
nedeni ile herhangi bir köyün toplu olarak taşınmasının gerekli olmayacağı öngörülmektedir." (AA)
‘Kaliteli uyku, sağlıklı yaşama ilk adım’
İZMİR - Türkiye’de her on kişiden birinin
uykusuzluk yaşadığına dikkat çekilerek, son 50
yılda günlük uyku süresinin erişkinlerde ortalama iki saat azaldığı belirtildi. İzmir Ekonomi
Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Hemşirelik
Bölümü Öğretim Görevlisi Deniz Talaz, kaliteli
bir uykunun, uygun zamanda ve yeterli sürede
kesintisiz olması gerektiğini söyledi.
Uyku problemlerinin dikkatte dağınıklık, yorgunluk, sinirlilik ve çökkünlük halleri oluşturduğunu kaydeden Talaz, “Uyku problemlerinde
trafik ve mesleki kazalarda artış, günlük aktiviteleri yerine getirme zorluğu, eklem ve kas ağrıları
gibi sorunlar ortaya çıkıyor. Bununla birlikte
enfeksiyona yatkınlık, iyileşme sürecinde yavaşlama gibi bilişsel, psikolojik ve fiziksel olarak
olumsuz sonuçlar da doğurabiliyor. Yaşam kalitesinde azalma, sağlık ve iyilik hallerinde bozulmalar ortaya çıkabiliyor.” dedi. Stres, çalışma
saatleri, egzersiz, ısı ve ışık gibi çevre unsurla-
rıyla alkol, sigara, çay veya kahvenin de uyku
düzenini değiştirdiğini aktaran Talaz, yanlış
zamanlarda uykuya dalma, uykuyu sürdürmedeki zorlukların da yaşam kalitesini düşürdüğüne
işaret etti. Kötü kalitede bir uykunun metabolik
ve kardiyovasküler hastalıklara sebep olduğunu
vurgulayan Deniz Talaz, uyku probleminin toplumda ciddi bir rahatsızlık olarak görülmediğini
bildirdi. Sağlıklı bir yaşam için düzenli ve kaliteli
bir uykunun büyük önemi olduğuna dikkat
çekerek, “Uyku, canlıların vazgeçilmez temel
ihtiyaçlarındandır. Uyku, gündelik yaşamın dışında boşa geçen ya da kesintiye uğrayan bir
zaman dilimi değil, aksine fizyolojik, psikolojik
ve sosyal boyutları bulunan aktif bir durumdur.
Yetişkinler için ideal uyku süresi, ortalama yedi
sekiz saat olarak belirtilmektedir.” diye konuştu.
(CHA)
YAŞAM-ÇEVRE
BULMACA
11
8 Ocak 2015 Perşembe
Bağımlılar izolasyon
değil "TOPLUMA
KARIŞMAK" istiyor
Uyuşturucuyu bir
hastalık sayan ve bu
kötü alışkanlıklarından vazgeçmeyi
başaran bağımlılar,
gazete, dergi ve
internet medyasına
verdikleri röportajlarda, katıldıkları televizyon programlarında yüzlerinin gizlenmesini kendilerine
yapılmış bir "hakaret"
olarak görüyor.
BURSA - Uyuşturucuyu bir hastalık
sayan ve bu kötü alışkanlıklarından vazgeçmeyi başaran bağımlılar, gazete, dergi
ve internet medyasına verdikleri röportajlarda, katıldıkları televizyon programlarında
yüzlerinin gizlenmesini kendilerine yapılmış
bir "hakaret" olarak görüyor.
Merkezi İstanbul Sefaköy'de bulunan
Ayık Yaşamda Buluşalım Derneğinin
(AYBUDER) Genel Sekreteri Seyide Yörük
(31), AA muhabirine yaptığı açıklamada, 8
yıl kullandığı uyuşturucudan arınmayı
başarıp 3 senedir bundan uzak durduğunu söyledi.
Kendisini, "hala iyileşmekte olan bir
bağımlı" diye tanıttığını belirten Yörük,
uyuşturucu bağımlılığını ömür boyu sürecek kronik bir hastalık olarak değerlendirdiklerini ve hayatlarına bu doğrultuda yön
verdiklerini anlattı.
Yörük, bağımlılığı hastalık olarak değerlendirip bu şekilde hareket etmeyi öğrendikten sonra işlerin daha da kolaylaştığını
dile getirerek, "Ömür boyu sürecek bir
hastalık. Bizlerin bununla yaşaması, bunu
durdurması gerekiyor. Bunu öğrenmeye
başladıktan sonra da hiç kullanmadan
önceki yaşamından bile daha kaliteli bir
şekilde yaşamınızı sürdürebiliyorsunuz"
dedi.
Türkiye'de bağımlılığın hala "utanılacak
bir şey" olarak görüldüğünü bildiren
Yörük, bu insanların, bir dönem utanıldığı
için evlerden çıkarılmayan engelliler gibi
toplumdan izole edildiğini savundu. Yörük,
şöyle devam etti:
"İnsanlar bunun hala utanılacak bir şey
olduğunu düşünüyor. Maalesef gelişmekte
olan bir ülkenin yaşadığı en büyük sıkıntılar bunlar. Biz de şu an aynı şeyle mücadele ediyoruz. Yani hiçbir bağımlı aslında
yaptığının farkında olmayan biri değildir,
tam tersine çok zekidir fakat durdurmayı
başaramadığı bir şey var, o da bu. Bu,
onun hayatını ne kadar kötüye sürüklese
de durduramıyor. Bu, kanser hastasını bir
Soydaşlar, Bulgaristan'dan "Türk
kimliği"nin iadesini istiyor
BURSA - Bulgaristan'dan
Türkiye'ye seneler önce göç etmek
zorunda kalan soydaşlar, 1984-1985
yıllarında isimleri zorla değiştirilen,
hayatta olan veya vefat etmiş 1 milyon 306 bin kişinin kanuni bir düzenlemeyle müracaatları beklenmeden
eski kütüklerdeki "Türk isimleri"nin
iade edilmesini istiyor.
Balkan Türkleri ve Mülteci
Dernekleri Federasyonu (BGF) ve
Balkan Göçmenleri Kültür ve
Dayanışma Derneği (BAL-GÖÇ) Genel
Başkanı Yüksel Özkan, yaptığı yazılı
açıklamada, 1984 yılı aralık ayı ve
1
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
2
3
4
5
6
1989'da Türkiye'ye 350 binin üzerinde
soydaşın göç etmesine yol açan
Bulgaristan'daki zoraki uygulamaların
30'uncu senesinin geride kaldığını bildirdi.
Todor Jivkov sonrası dönemde
demokrasi süreciyle Bulgaristan
Türklerinin, haklarını "kısmen" almış
olmalarına karşın 1984-1989 dönemindeki asimilasyon politikalarının
suçlularından tam anlamıyla hesap
sorulmadığını savunan Özkan, bu gerçeğin, Bulgaristan Başbakanı Boyko
Borisov tarafından da sosyal medyada dile getirildiğini kaydetti. (AA)
7
8
9
10
eve kapatıp rahatsızlığının kendi kendine
geçmesini beklemek gibi bir şey."
Yörük, ailelerin de bağımlılığın bir hastalık olduğu gerçeğiyle yüzleşmesi halinde
karşılığını olumlu alabildiğine ve çözüme
yönelik büyük bir adım atılabildiğine
değindi.
Bağımlıların, iyileşmeye geçtiği zaman
yeteneklerini çok daha iyi ortaya koyabildiğini vurgulayan Yörük, şunları kaydetti:
"Eski bir bağımlı olarak televizyon programlarına katıldım. Panellerde, uyuşturucu
geçmişimi ve iyileşme sürecimi, yüzümü
gizlemeden hatta bunun aksine gururla
göstererek anlattım. Utanılacak bir şey
yapmadım. O dönem hastaydım ve bir
şeyler yaptım, hepsi bu. Bu, bir hastalık.
Bazen röportaj verdiğimizde yüzümüzü
buzluyorlar, bu çok saçma. Bir dönem
hastalığım vardı ve o zaman bu hastalık,
bunları yaptırdı ya da o hastalığın etkisindeyken belki içimde bastırdığım duygular,
çözemediğim karakter bozuklukları ve
kusurlar vardı. Onları ortaya döktüm sadece ama şu an iyileşmeye geçtiğim zaman
bu da olabildi. Yüzün kapatılması o kadar
saçma ki. Aileler, bunun utanılacak bir şey
olmadığını anladığı zaman iyileşmeye başlayacak. Bu konu çok önemli."
Yüzü gizlenmeden verdiği röportajlar ve
televizyon programlarına katılmasının
ardından çevresinden olumlu tepkiler aldığı bilgisini veren Yörük, bu konuda model
olmaya başladığını belirtti.
Bağımlılıktan kurtulmak isteyenlerin,
kendisi gibi kişileri örnek aldığına işaret
eden Yörük, "Bu kişiler, 'O yapabiliyorsa
ben de yapabilirim', 'Bu problemi o aşabildiyse ben de kendi problemimi aşabilirim'
diyor. Bu, o kadar güzel bir şey ki.
Uyuşturucuyla mücadele, gizlenmek ve
toplumdan izole edilmekle yapılamaz.
Toplumun da temiz yaşamı tercih etmiş
bağımlıları 'hasta' olarak görüp kabul
etmesi gerekiyor" diye konuştu. (AA)
BULMACA
Soldan sağa:
1.
Taze soğan ve marulla pişirilmiş kuzu eti yemeği. – Avrupa Uzay
Ajansının kısaltması. 2. Uzaklaşmak. 3. Döşem. – Bir nota. 4. Eski konaklarda harem ile selamlık arasındaki daire. 5. Ad, san, unvan. – Boru sesi. – Evin
bir bölümü. 6. İsim. – Lantanın simgesi. 7. Kars yöresinde oynanan bir halk
oyunu. 8. İlgi. – Bilim. 9. Verme, ödeme. – Hayvanın erkekliğini giderme,
hadım etme. 10. Özerk, muhtar. – Alınıp satılabilen her türlü eşya. 11. İç
organlarımızdan biri. 12. Lahza. – Kutsal ışık. – Yaz yağmuru. 13. Oruç tutulan ay. – Baryumun simgesi. 14. Dogma, nas. – Doku teli. 15. Nezle, ingin,
dumağı. 16. Mesafe. – Faiz, nema. 17. Bir göz rengi. – Anlatım. 18. Kale
hendeği. – Uzaklık anlatır. – Batı Anadolu köy yiğidi, zeybek. 19. Küçük bir
limon türü. – Gemi omurgası. 20. Irmak ya da dere suyunun hızlı aktığı yer. –
İlgi çekici, değişik kimse.
Yukarıdan aşağıya:
1. İhtiyaca yetmeyecek kadar az olan. – Bir müzik sesini belirtmeye yarayan
işaret. – Yumurta biçiminde yapılan ve sekiz deliği bulunan üflemeli bir
çalgı.– Muğla ilinin bir ilçesi. 2. Boğa güreşi alanı. – Seçkin. – Kokulu bir
bitki. – Bir meyve. 3. Demir kiri. – En uzun yaya koşusu. – Yalan, uydurma
söz. – Arapçada su. 4. Bilgin. – Fakültenin yönetiminden sorumlu profesör. –
Şarkıda her kıtadan sonra tekrarlanan ve bestesi değişmeyen bölüm. 5. Bıçak
bileme aleti. – Kiloamperin simgesi. – Boynun iki yanında, kolların gövdeye
bağlandığı bölüm. – Güney Afrika’nın plaka işareti.– Eski bir devlet. 6. Bir
parçanın sevimli ve cana yakın çalınacağını anlatan müzik terimi. – Kışa
kadar saklanabilen bir üzüm türü.–Yumurtanın bir bölümü. 7.Tanrıtanımaz,
dinsiz.-Dualardan sonra söylenir. – Lotus cinsinden bir bitki. 8. İlave. –
“Hayır” anlamında kullanılan bir sözcük. –
Elekten geçirmek, incesini kabasından ayırmak. –
Bazı hayvan ve bitki hücrelerinde bulunan, iğne
ÇÖZÜMÜ
biçiminde billur madde. 9. Körpe çiçek. – Dolaylı
BUGÜN
anlatma. – Evrensel alıcı kan grubu. – Uygar. 10.
13. SAYFADA
Kastamonu ilinin bir ilçesi. – Operasyon. – Kuzu
sesi. – Bir haber ajansının kısaltması.
Hazırlayan: Ercan BOSTANCIOĞLU
TÜRKÇE BAKIŞ
Prof. Dr. Nurullah Çetin
[email protected]
TİPİK BİR ORYANTALİST OLAN PİERRE LOTİ’NİN GERÇEK KİMLİĞİ
Loti Kimlik ve Kişiliği: Loti kişiliğini
ve kimliğini eserlerinden yola çıkarak
belirlemeye çalışalım. Loti kimdir? Onun
kim olduğunu kendisi, kendi ifadeleriyle
ortaya koyuyor. Okuyacağımız bu satırlarda onun ahlâkî seviyesini, hayata nihilistçe bakışını, dünyayı ve insanları sadece tensel hazlarını tatmin için kendilerinden sonuna kadar yararlanılacak birer
araç olarak algıladığını, âdeta dünyaya
yağmacı bir yaklaşımla baktığını görüyoruz. Loti, kendi kişiliği hakkında şu açıklamaları yapıyor:
“Sevgili dostum bana inanın ki, zaman
ile zevk ve macera iki büyük devadır.
Sonunda kalp katılaşır ve o zaman insan
acı çekmez. Bu yeni bir gerçek değildir
ve eminim Alfred de Musset sizi buna
daha iyi alıştırabilirdi. Fakat insanların
kuşaktan kuşağa birbirlerine bıraktıkları
bütün eski masallar arasında bu en geçerli ve gerçek olanlardan biridir.
Düşlediğiniz o saf aşk da dostluk gibi bir
masaldır. Sevdiğiniz kadını, düşmüş bir
kadın uğruna unutun. Kafanızdaki o ideal
kadına sahip olamıyor musunuz, o hâlde
biçimli bir cambazhane kızına âşık olunuz.
Allah yoktur, ahlâk yoktur, kendilerine
inanmak ve saygı duymak üzere bize
öğretilen değerlerden hiçbiri yoktur.
Sonu korkunç ölüme giden bir hayat vardır ki, bundan mümkün olan en fazla
zevki almak hakkımızdır.
Hastalıklar, çirkinlikler ve yaşlılık gerçek sefaletlerdir. Ne siz, ne de ben bu
sefaletlere uğramamış bulunuyoruz, daha
sayısız metreslere sahip olabilir ve
yaşamdan zevk alabiliriz.
Size kalbimi açacak, inançlarımı ve
sırlarımı anlatacağım. Her türlü ahlâk ve
sosyal kurallara rağmen her istediğim
şeyi yapmak benim kuralımdır. Hiçbir
şeye ve hiç kimseye inanmam, hiç kimseyi ve hiçbir şeyi sevmem, ne inancım
ne de ümidim vardır.” (Aziyade, s.33-34)
9
Eserlerinden hareketle tespit edebildiğimiz Pierre Loti kişiliğinin en belirgin
özellikleri ana hatlarıyla şöyledir:
*Oryantalist Bakış Açısının Tipik Bir
Temsilcisidir: Pierre Loti, tipik bir oryantalisttir. Türk toplumuna ve Türk kadınına da bu bakış açısıyla yaklaşmıştır. Bu
durumu daha iyi anlayabilmek için
Oryantalizmin ne olduğundan söz edelim. Oryantalizm (Doğuculuk), 18. yüzyıldan beri Batının genelde Doğuya, daha
özelde ise İslâm dünyasına nesnel bir
şekilde tarafsız olarak değil; belli niyet,
amaç ve maksatların arkasından öznel bir
bakış açısıyla yaklaşmasıdır. Batının
Doğuya öznel bakış açısının temelinde
kendini bilgili, medenî, güçlü ve efendi
kimliğiyle üstün görme duygusu, mutlak
bir iktidar kurma düşüncesi, Haçlı seferleriyle birlikte başlayan tarihsel intikam
dürtüsü gibi etmenler önemli rol oynar.
Bunların dışında maceraperest Batılı
için Doğu, her anlamda bakir alanları ve
imkânlarıyla doğal ve hayvanî içgüdülerini tatmin etmeye yarayacak büyülü,
egzotik bir dünya olmuştur. Medenîlikten
sıkılmış Batı için Doğu, her türlü ilkelliğin hâlâ hâkim olduğu, uçsuz bucaksız
çöllerinde, dağlarında avcılık yapılabilecek, ürkek doğal güzellik zenginlikleri
taşıyan kadınlarından yararlanılabilecek,
yer altı ve yer üstü tüm zenginlikleri yağmalanacak bir dünyadır. Batı, Doğuya bir
bakıma pastoral bir eğilimle yaklaşır.
Önceleri 1800’lü yıllara kadar,
Hristiyanlık dogmatizminin güdülediği,
hakarete varan eleştiri ve iftiralara dayalı
Batı Oryantalizmi, tamamen öznel bir
İslâm eleştirisine yaslanıyordu.
Oryantalistler, kamuoylarına gerçek
İslâm değil, kendilerinin seçip düzenledikleri ve kendi yorumladıkları çarpık,
ilkel, çirkin ve kötü bir İslâm görüntüsü
sunuyorlardı.
Özellikle 19. yüzyıl Oryantalizmi eskiye göre daha bilimsel ve nesnel bir yaklaşımı benimsemişti. Teknolojik üstünlüğü ele geçirmiş olmanın verdiği bir rahatlık ve özgüvenle Doğuya ve İslâm dünyasına biraz daha farklı bakmaya başladılar. Bu dönemde Doğuya ilişkin yoğun
bir araştırma, inceleme başlatarak, Doğu
tarihini, kültürünü, geleneklerini, dinlerini didik didik etmişler, Oryantalizmi bir
bilim dalı olarak sistemleştirip kurumlaştırmışlardı.
Üniversitelerde Doğu araştırmalarına
ilişkin bölümler kurdular, araştırmalar
yaptılar, kitaplar, dergiler yayınladılar ve
Doğudan şu ya da bu yolla elde ettikleri
eşyaları toplayıp müzelerinde sergilemeye başladılar. Bu çalışmalar, Batılı insanın Doğuya ilgisini artırdı. Doğrudan ya
da dolaylı sömürülerle efendilik güdülerini tatmin etmeye çalıştılar.
Oryantalizmin temelinde şu düşünceler
vardır: Batı üstündür, Doğu aşağı ve geri.
Batının Doğuyu sömürmeye devam edebilmesi için onu tarihiyle, kültürüyle,
edebiyatıyla, folkloruyla, diniyle, coğrafyasıyla, politikasıyla bir bütün olarak
yakından tanımalıdır. Doğunun gizli
hazineleri Batılının istifadesi için keşfedilmelidir. Batı, evrensel ve tarafsız bir
bilgiye dayalı olduğu iddiasını taşıyan bir
Doğu tanımı ortaya koymalı ve bunu
Doğuya kabul ettirmelidir. Batı, tarihe
yön verebilmek için kendi istediği bir
tarih felsefesi geliştirmeli ve bunu oryantalistik araştırma verileriyle tamamlamalıdır.
Doğunun yaşlandığı, tüm imkânlarını
tükettiği ve dönemini tamamladığı, buna
karşın Batının sürekli ilerleme için gerekli olan üstünlüğe ve dinamizme sahip
olduğu düşüncesini kabul ettirmelidir. Bu
görüşlerine İbn-i Haldun’un canlılar gibi
toplumların da belli bir ömre sahip
oldukları tezine dayalı tarih felsefesinden
dayanak bulmaya çalıştılar.
Bir cümleyle Oryantalizm, Batının
Doğudaki çıkarlarını koruma ve Doğuyu
aşağılayarak ve sonuna kadar kullanarak
sadistçe tarihsel intikam duygularını tatmin etme aracıdır. Doğu konusunda
uzman olan oryantalist, sömürgeci politikacının Doğu danışmanıdır.
Oryantalizmin sunduğu Doğu, gerçek
bir Doğu tarif ve tasviri değil, tamamen
ön yargılara ve başka niyetlere göre tasvir edilmiş sanal bir dünyadır.
Oryantalist yaklaşımın temel bir ilkesi,
Doğuya ait değerleri değersizleştirmek,
Doğuluyu ilkel olduğuna inandırmak ve
bu durumu ona kabul ettirmektir. İlk iş,
Doğuya ait değerleri, kültürleri bilimsel
yollarla, baskıyla, hakaretle veya değişik
yollarla silmek, etkisizleştirmek, sonra
kendi değerlerini üstün ve tartışılmaz
doğrular olarak benimsetmek ve Batılıyı
ilâhlaştırılmış kişililikler olarak sunmaktır.
Oryantalizmin bir başka amacı da
Doğunun Binbir Gece Masallarındaki
hâliyle kalmasını istemektir. Batılıların
sevdikleri Doğu, Binbir Gece
Masallarında var olan özellik, nitelik ve
dekorundan ayrılmayacak olan Doğudur.
Kendileri gibi gelişen, ilerleyen bir
Doğuyu sevmezler ve istemezler. Çünkü
onlar için Doğu, stres atacakları, eğlenip
dinlenecekleri, hayatlarının tekdüzeliğini
giderecek, değişiklik ve egzotik duygularını tatmin edecek arka bahçeleri olarak
kalmalıdır. ‘Arka bahçe’ ifadesini özellikle kullandım. Batılıların evlerinin ön
bahçeleri, arabalarını park ettikleri makine ve medeniyet bölgesi, arka bahçeleri
de çimenlik, meyvelik, ağaçlık olan, piknik yapılan, dinlenilen doğal, pastoral
bölgedir.
İşte Pierre Loti, böyle bir Oryantalist
birikimin ve bakış açısının ürünüdür.
(DEVAM EDECEK)
Yangına erken müdahale,
ormanı kurtarıyor
HATAY - İklim çeşitliliğine, zengin doğal
güzelliğe ve bitki örtüsüne sahip Hatay'da,
geçen yılki 35 orman
yangınında, erken
müdahale sayesinde 57
hektardaki ağaçlar zarar
gördü.
Antakya Orman
İşletme Müdürü Cevdet
Çiçek, AA muhabirine,
Hatay'da 171 bin 992
hektar orman bulunduğunu, bunun 97 bin 743
hektarının verimli, kalanının verimsiz veya
bozuk olduğunu kaydetti.
Hatay'da geçen yıl 35 orman
yangını çıktığını ve 57 hektardaki
ağaçların zarar gördüğünü vurgulayan Çiçek, şöyle devam etti:
"Ormanlık alan bakımından
önemli yere sahip Hatay'da
2012'de 75 yangında 2 bin 972
hektar zarar gördü. Önceki yıl da
82 yangında bin 460 hektardaki
ağaçlar tahrip oldu. Geçen yıl ise
hem yangın sayısı hem de zarar
gören alan azaldı. Yangın, olağanüstü bir hal. Bazen bir yangında,
rüzgarın da etkisiyle binlerce alan
zarar görebiliyor. Ekiplerimiz, yangın ihbarında en uzak mesafeye 15
dakikada gidecek şekilde çalışıyor.
İhbarın ardından bölgeye en yakın
ekiplerimizle yangına müdahale
ediyoruz."
Hatay'da 17 arazöz, 6 su tankı, 9
ilk müdahale ekibi, 6 yangın gözetleme kulesi bulunduğunu belirten
Çiçek, ekiplerin vardiyalı 24 saat
çalıştığını kaydetti.
Yanan alanların ağaçlandırılmasına da önem verdiklerini dikkati
çeken Çiçek, bölgede 600 hektarda buna yönelik çalışma yürütüldüğünü söyledi.
Çiçek, yangından etkilenen alanlara ve verimsiz bölgelere badem,
defne, harnup, ceviz, fıstık çamı
gibi gelir getirici fidan da diktiklerini sözlerine ekledi. (AA)
12
Davutoğlu, Davos
Zirvesi'ne katılacak
8 Ocak 2015 Perşembe
Davutoğlu, 23-24 Ocak tarihlerinde İsviçre'nin Davos kasabasında
düzenlenen Dünya Ekonomik Forumu'na katılacak.
ANKARA - Başbakan Ahmet
Davutoğlu, İsviçre'nin Davos kasabasında
düzenlenen Dünya Ekonomik Forumu'na
katılacak.
Başbakanlık kaynaklarından alınan bilgiye göre, Başbakan Davutoğlu, Dünya
Ekonomik Forumu'na katılmak üzere, 22
Ocak'ta İsviçre'nin Davoskasabasına gitmeyi planlıyor.
Başbakan Davutoğlu'nun, 24 Ocak'ta,
zirve kapsamında düzenlenecek özel bir
oturumda, tek konuşmacı olarak katılımcılara hitap etmesi bekleniyor.
Yetkililer, Davutoğlu'nun, söz konusu
zirveye G20 Dönem Başkanı sıfatıyla
katılacağı ifade edildi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip
Erdoğan'ın, Başbakanlığı döneminde,
2009'da, "Davos benim için bitmiştir" diyerek terk ettiği ve kamuoyunda "one
minute" çıkışı olarak hatırlanan "Davos
Zirvesi"nde, Türkiye, bu olaydan sonra ilk
kez Başbakan düzeyinde temsil edilmiş
olacak.
Başbakan Davutoğlu'nun, ayrıca 11-12
Ocak'ta Almanya, 19-20 ve 21 Ocak'ta da
İngiltere'ye ziyarette bulunmayı planladığı,
bu ülkelere ziyaret programının henüz
netleşmediği öğrenildi.
(AA)
Ocakta erik hasadı
Mersin'in Silifke ilçesinde örtü altında yetiştirilen can
eriğinin hasadı, normalden 3 ay erken yapıldı. Silifke Erik
Üreticileri Birliği Başkan Yardımcısı Göktaş, "Buna sevinsek
mi üzülsek mi bilemiyoruz çünkü normalde bu ürünün verdiği
dallarda mart veya nisan ayında meyve almamız gerekiyor. O
dönemde meyve alıp almayacağımız belli değil" dedi.
Orgeneral Öztürk
A400M ile uçtu
ANKARA - Hava Kuvvetleri Komutanı
Orgeneral Akın Öztürk, dünyanın en büyük
nakliye uçağı olma özelliğini taşıyan A400M ile
uçtu.
Hava Kuvvetleri Komutanlığının internet
sitesindeki açıklamaya göre, Öztürk, 24 Aralık'ta
221'inci Hava Ulaştırma Filo Komutanlığını
ziyaret etti.
A400M uçağıyla 1 saatlik uçuş gerçekleştiren
Orgeneral Öztürk, daha sonra komutanlığın
şeref defterini uçağın içinde imzaladı. Hava
Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Öztürk deftere
şunları yazdı:
"Sevgili Esen'ler; geldim, uçtum, gördüm ve
tespit ettim. A400M uçağı son jenerasyon
ulaştırma uçağı olarak şaheser. Sizlerin bu
uçakla birlikte geldiğiniz eğitim ve harekata
hazırlık durumunuz fevkalade. Hava
Kuvvetlerimizin 30'uncu komutanı olarak gelecek için umutlarım hem arttı hem de gurur duydum. 103'üncü yaş günümüzde gerçekten
çağımızla yarışıyoruz. Yüreğinize, bileğinize,
belleğinize sağlık. Bu yazıyı A400M uçağının
içinde yazmak ayrıca bir şans ve lütuf benim
için. Teşekkür ederim." (AA)
MERSİN - Silifke ilçesinde serada
yetiştirilen yılın ilk can eriğinin hasadı
yapıldı.
Silifke Erik Üreticileri Birliği Başkan
Yardımcısı Mustafa Göktaş, gazetecilere, Türkiye'nin birçok yerinde kar,
yağmur ve soğuk etkili olurken, ilçedeki
uygun hava şartlarından dolayı eriğin
erken meyve verdiğini kaydetti.
Türkiye'de turfanda can eriğinin ilk
Silifke'de yetiştiğini, budama için geldiği
serada ağaçlarda meyve gördüğünü
anlatan Göktaş, "Mevsim normalleri
dışında olması nedeniyle şaşkınlığımızı
gizleyemiyoruz. Buna sevinsek mi
üzülsek mi bilemiyoruz çünkü normalde
bu ürünün verdiği dallarda mart veya
nisan ayında meyve almamız gerekiyor.
O dönemde meyve alıp almayacağımız
belli değil. Mart ve nisan ayındaki kalitede olmasa da yine de eriğin yenebilecek durumda olduğunu söyleyebilirim"
dedi.
Göktaş, hasadı yapılan 5 kilogram
eriğin İstanbul'a gönderileceğini, fiyatıyla ilgili görüşmelerin ise sürdüğünü
bildirdi.
Silifke ilçesinde geçen yıl kasım
sonunda sıcak hava nedeniyle açık
alandaki ağaçta yetişen erik, kilogramı
300 liradan İstanbul'a gönderilmişti.
(AA)
haber
YSK'dan milletvekili
seçimine ilişkin karar
Aday olacak bürokratlar
ne zaman istifa edecek?
ANKARA - Yüksek Seçim Kurulundan (YSK), 7
Haziran 2015 milletvekili seçimlerinde aday olabilmek
için kanun gereği görevinden çekilmesi veya ayrılması
gerekenlerin, en geç 10 Şubat 2015 Salı günü mesai
bitimine kadar görevden ayrılma isteğinde bulunmaları
gerektiği belirtildi.
Yüksek Seçim Kurulu, 25. Dönem Milletvekili Genel
Seçimi'nde aday olabilmek için kanun gereği çekilmesi
ya da görevlerinden ayrılması gerekenlerin çekilme veya
görevden ayrılma isteğinde bulunma tarihlerinin belirlenmesi amacıyla toplandı.
Kurulun, kanun kapsamına girenlerin görevden ayrılma veya çekilme tarihine ilişkin oy birliğiyle aldığı kararda, Anayasa'nın 77. maddesinin birinci fıkrasında ve
2839 sayılı Milletvekili Seçimi Kanunu'nun 6. maddesinin
birinci fıkrasında, Türkiye Büyük Millet Meclisi seçimlerinin dört yılda bir yapılacağının öngörüldüğü, aynı
kanunun 6. maddesinin ikinci fıkrasında ise "Bir önceki
seçimin yapıldığı tarihten itibaren dört yılın dolmasından
önceki son pazar günü oy verilir. Oy verme gününden
geriye doğru hesaplanacak doksan günlük sürenin il
günü seçimin başlangıç tarihidir" hükmünün yer aldığı
anımsatıldı.
Bir önceki milletvekili seçimi 12 Haziran 2011 Pazar
günü gerçekleştirildiği için 25. Dönem Milletvekili Genel
Seçimi'nin 7 Haziran 2015 Pazar günü yapılması gerektiği kaydedilen kararda, şu ifadelere yer verildi:
"Anayasanın 76. maddesinin son fıkrasında, hakimler
ve savcılar, yüksek yargı organları mensupları, yüksek
öğretim kurumlarındaki öğretim elemanları,
Yükseköğretim Kurulu, Radyo ve Televizyon Üst Kurulu
üyeleri, kamu kurumu ve kuruluşlarının memur statüsündeki görevlileri ile yaptıkları hizmet bakımından işçi niteliği
taşımayan diğer kamu görevlileri ve Silahlı Kuvvetler
mensuplarının görevlerinden çekilmedikçe aday olamayacakları ve milletvekili seçilemeyecekleri belirtilmiştir.
2839 sayılı Milletvekili Seçimi Kanunu'nun 'Adaylık
için görevden çekilmesi gerekenler' başlıklı 18. maddesi
uyarınca 7 Haziran 2015 tarihinde yapılacak milletvekili
genel seçimlerinde aday olmak isteyen hakim ve
savcılar, yüksek yargı organlarının mensupları, yüksek
öğretim kurumlarındaki öğretim elemanları,
Yükseköğretim Kurulu üyeleri, Radyo ve Televizyon Üst
Kurulu üyeleri, kamu kurumu ve kuruluşlarının memur
statüsündeki görevlileri ile yaptıkları hizmet bakımından
işçi niteliği taşımayan diğer kamu görevlileri, belediye
başkanları, subaylar ile astsubaylar, siyasi partilerini il, ilçe
yönetim kurulu başkan ve üyeleri, belediye meclisi
üyeleri, il genel meclisi üyeleri, kamu kurumu niteliğindeki
meslek kuruluşları ile sendikalar, kamu bankaları ile üst
birliklerin ve bunların üst kuruluşlarının, katıldıkları teşebbüs veya ortaklıkların yönetim ve denetim kurullarında
görev alanların seçimin başlangıç tarihinden bir ay önce
görevlerinden ayrılma isteğinde bulunmaları gerektiği
sonucuna varılmıştır."
2839 sayılı Kanun'un 18. maddesinde aday adayı
olabilmek için belirli bir tarihte görevden ayrılma isteğinde
bulunma koşulu getirildiği, söz konusu koşulun istifa şeklinde ayrılma ile sınırlı olduğu, emeklilik suretiyle daha
sonra vaki olacak ayrılmalarda bu tarihin aranmayacağı
yolunda bir hükme yer verilmediği hatırlatılan kararın
devamında şöyle denildi: "Başka bir anlatımla istifa veya
emeklilik suretiyle ayrılma arasında fark aranmadan,
görevden ayrılma biçiminde kapsayıcı bir ifade kullanılmıştır. Bu nedenle, 2839 sayılı kanunun 18. maddesi
kapsamına girenlerin, 7 Haziran 2015 tarihinde yapılacak
olan milletvekili genel seçimlerinde aday olabilmeleri için
istifa veya emeklilik yoluyla ayrılanlar arasında ayrım
yapılmaksızın istifa veya emeklilik dilekçelerini öngörülen
sürede vermiş olmaları gerekir. Öngörülen tarihten sonra
emeklilik veya istifa isteminde bulunanların 7 Haziran
2015 tarihinde yapılacak seçimde aday olmalarına
kanunen imkan bulunmamaktadır. Açıklanan nedenlerle
aday olmak isteyen hakim ve savcılar, yüksek yargı
organlarının mensupları, yüksek öğretim kurumlarındaki
öğretim elemanları, Yükseköğretim Kurulu üyeleri, Radyo
ve Televizyon Üst Kurulu üyeleri, kamu kurumu ve kuruluşlarının memur statüsündeki görevlileri ile yaptıkları
hizmet bakımından işçi niteliği taşımayan diğer kamu
görevlileri, belediye başkanları, subaylar ile astsubaylar,
siyasi partilerin il, ilçe yönetim kurulu başkan ve üyeleri,
belediye meclisi üyeleri, il genel meclisi üyeleri, kamu
kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları ile sendikalar,
kamu bankaları ile üst birliklerin ve bunların üst kuruluşlarının, katıldıkları teşebbüs veya ortaklıkların yönetim
ve denetim kurullarında görev alanların, en geç 10 Şubat
2015 Salı günü saat 17.00'ye kadar görevden ayrılma
isteğinde bulunmaları gerektiğine ve ayrıca bunlar için
aynı kanunun 19. maddesinde yer alan görevden ayrılmaya ilişkin hükümlerin uygulanmasına, kamu
görevlilerinden emeklilik dilekçesi verip aday olacakların
en geç 10 Şubat 2015 Salı gününden geçerli olmak
üzere emeklilik isteğini belirten dilekçelerini en geç 10
Şubat 2015 Salı günü 17.00'ye kadar vermeleri gerektiğine oy birliğiyle karar verildi." (AA)
dış dünya
8 Ocak 2015 Perşembe
13
İran Cumhurbaşkanı Ruhani'den
"TEKELLEŞME" eleştirisi
İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani, "tekelleşme ortadan kaldırılmadığı müddetçe" ekonomik problemler ve
yolsuzlukların önlenemeyeceğini söyledi.
TAHRAN -Ruhani, Başken
Tahran'da düzenlenen "Milli Ekonomi
Konferansı"nda yaptığı konuşmada,
"Bazı konularda iç siyasetin baskısı
sandığınızdan daha fazla. Tekelleşme
olan yerde ülke ekonomisi kalkınamaz. Tekelleşmeye izin verilirse yöneticiler Selman veya Ebuzer dahi olsa
orada mali yolsuzluklar ortaya çıkar"
dedi.
Ekonominin tekelleşmeden kurtarılması ve rekabet ortamının oluşturulmasının önemine değinen Ruhani,
"Ekonomik rant sona ermeli, tüm devlet kurumları ekonomik faaliyetlerini
şeffaflaştırmalıdır. Halk, rakamlar, istatistikler, ekonomik planlar hakkında
bilgiye ulaşabilmelidir" ifadesini kullandı.
"Şeffaflığın sağlanması ve rantın
ortadan kaldırılması halinde her yere
kök salan yolsuzlukla başa çıkabiliriz"
diyen Ruhani, şöyle devam etti:
"Mevcut yolsuzluklarla ekonomimizin kalkınması mümkün değil.
Enflasyonu düşürmeyi başardık.
Enflasyonun düşürülmesi ile tüketim
ürünlerinin ucuzlaması halka anlatmamız gereken iki ayrı konu. Medyadan,
gerekli ve faydalı olan eleştirilerini sürdürmelerini ancak halkın güvenine
zarar vermemelerini rica ediyorum.
Milli konularda sürdürülebilir büyümeye dikkat etmeliyiz. Enflasyonun
kontrol altına alınmasından sonra
geçen yıla göre yaklaşık yüzde 4'lük
bir büyüme gerçekleşti ki bu ümit
vericidir. Allah'ın izniyle bu yılın
sonunda enflasyon yüzde 20'nin altına çekilmiş olacak ve ekonomimiz iki
yıldan bu yana ilk defa eksi büyümeden artı büyümeye geçecek."
Hükümet olarak kapsamlı ve sürdürülebilir bir kalkınmayı hedeflediklerini dile getiren Ruhani, "Ülke ekonomisi kalkınmaya başladı ancak önemli
olan bunun sürdürülmesi. Siyasi tecrübelerimiz dünyadan soyutlanarak
devamlı bir büyüme sağlanamayacağını ve bunun da ilke ve ideallerimizden vazgeçeceğimiz anlamına gelmediğini gösterdi" dedi.
Müzakere masasında ilkelerin tartışılmadığını aktaran Ruhani, ülke içerisinde nükleer müzakerelerin yürütülüş
biçimini ve Cenevre Anlaşması çerçevesinde uranyum zenginleştirme
düzeyinin düşürülmesini eleştirenlere
cevaben, şunları söyledi:
"Ne biz ne de karşı taraf ilkelerden
konuşmuyoruz. Çünkü bugünün dünyasında her ülke kendi menfaat ve
taleplerinin peşinde ilerliyor. Yani esas
konu dış politika ve menfaatlerdir, ilke
ve idealler değil. Müzakerelerin ilk
aşamasında, Cenevre Anlaşmasını
imzaladığımızda ilke ve usullerimizden
taviz verdik mi? Müzakere ettik ve
anlaşma sağladık. Her iki tarafın da
talepleri var. Müzakerenin anlamı da
bu talepler arasında bir köprü oluşturmaktır.
Cenevre Anlaşması'nda otomotiv,
petrokimya, gemicilik gibi bazı alanlardaki yaptırımlar kaldırılmış, bloke edilen paralarımızın bir kısmı iade edilmişti. Bunun karşılığında biz de daha
fazla şeffaflık gösterdik ve uranyumun
şimdilik ihtiyaç duymadığımız kısmını
zenginleştirmeyi bir süre durdurduk.
Bu anlaşma ilke ve ideallerimizin tehlikeye girdiği anlamına mı geliyor? Bizi,
ilkelerimize bağlı kılan santrifüjler
değil, aklımız, kalbimiz ve irademizdir."
İlki gerçekleştirilen Milli Ekonomi
Konferansı'nın bir çok alanda yenilikçi
çözümler sunabileceğine işaret eden
Ruhani, "Bugün bu konferansa katılan
uzmanlardan beklentimiz hükümete
farklı çözüm önerileri sunmalarıdır.
Ekonomi alanındaki uzman, akademisyen ve öğrencilerin sayısı ne kadar
artarsa, sorunların çözümü için hükümetin masasında daha yenilikçi,
doğru ve profesyonel çözüm seçenekleri olur" şeklinde konuştu.
Ruhani ayrıca ülke içerisinde ki
sorunların çözümüne ve kalkınmaya
yönelik alınacak kararlarla ilgili, "36
yıldan sonra bir defa olsun anayasadaki referandum hakkını uygulayabilir
ve önemli ekonomik, toplumsal, siyasi
ve kültürel konularda meclisten kanun
geçirmek yerine direk halkın görüşünü
alabiliriz" açıklamasıyla referanduma
sıcak baktıkları mesajını verdi. (AA)
Ureykat: "İsrail, uluslararası kanunlar Balkanlar'da nüfus azalıyor
karşısında korsanlık yapıyor"
KUDÜS - Filistin Başmüzakerecisi
Saib Ureykat, İsrail hükümetinin Filistin
yönetimine ait 2014 Aralık ayı vergi
gelirini dondurulması kararını "korsanlık" olarak nitelendirdi.
Fetih Hareketine bağlı Müzakere
İşleri Dairesi'nin resmi Twetter hesabında yer alan açıklamasında Ureykat,
İsrail'in vergileri ödemeyeceği yönündeki kararın birkaç saat önce gayriresmi şekilde bildirildiğini belirtti.
Ureykat, İsrail'in söz konusu uygulamasını "korsanlık" şeklinde nitelendirerek, "İsrail, uluslararası kanunlar karşısında korsanlık yapıyor. El koyduğu
para İsrail'in Filistin halkına verdiği
hayır parası değil, bizim hakkımız" ifadesini kullandı.
"Bu tür adımların atılması, uluslararası kanunların vermiş olduğu hakla
barışçıl araçları kullanan milletin iradesini kırmayı hedefliyor" diyen Ureykat,
"Bu uygulama bizi durduramayacak.
Başkenti Doğu Kudüs olan bağımsız
Filistin devletini kurmak için yolumuza
devam edeceğiz" değerlendirmesinde
bulundu.
İsrail medyasında yer alan haberlerde, İsrail'de yaşayan Filistinliler'den
toplanan ve Ramallah yönetimine
transfer edilecek 2014 Aralık ayı vergi
gelirinin dondurulduğu, 127 milyon
dolarlık gelirin dondurulma gerekçesinin Filistin'in Uluslararası Ceza
Mahkemesine başvurması olduğu
belirtilmişti.
Filistin Devlet Başkanlığından önceki gün yapılan açıklamada da İsrail'in,
Filistin'e ait gelirlerden oluşan 2014
Aralık ayı vergi payını Filistin Maliye
Bakanlığına teslim etmediği belirtilmiş,
ancak İsrail'in, söz konusu vergi payını
haczettiğine ilişkin Filistin tarafına herhangi bir tebliğde bulunmadığı aktarılmıştı. Açıklamada ayrıca, "İsrail'in bu
davranışı cezaya dönüştürmemesinin"
umulduğu kaydedilmişti.
Filistin Devlet Başkanı Mahmud
Abbas, Filistin topraklarındaki İsrail
işgalinin sona ermesi için hazırlanan
karar tasarısının BM Güvenlik
Konseyi'nde reddedilmesinin ardından,
aralarında Uluslararası Ceza
Mahkemesinin kurucu temel anlaşması
Roma Sözleşmesi'nin de bulunduğu
uluslararası anlaşmalara katılma belgesini imzalamıştı.
Filistin'in aylık yaklaşık 175 milyon
dolara ulaşan ithalat ve ihracattan elde
ettiği gelirin vergisine İsrail tarafından
el konuluyor. İsrail, daha sonra söz
konusu miktarı Ramallah'taki Filistin
hükümetine teslim ediyor. Filistin yönetimi, ayda yaklaşık 170 milyon dolar
tutarındaki gelirle 175 bin memurun
maaşını ödüyor. (AA)
BULMACANIN ÇÖZÜMÜ
1
1
2
3
4
5
Almanya, Yunanistan’ı gözden çıkardı
BERLİN - Almanya'nın borç krizi ile
mücadele eden Yunanistan'ın Avro
Bölgesi'nde kalması ile ilgili tutumunu
değiştirdiği öne sürüldü.
Spiegel dergisinin hükümet çevrelerine dayandırdığı habere göre,
Almanya Başbakanı Angela Merkel ve
Maliye Bakanı Wolfgang Schaeuble,
Yunanistan'ın Avro Bölgesi'nden ayrılmasını üstesinden gelinebilecek bir
konu olarak görüyor.
Avro Bölgesi'nde mali krizin zirve
yaptığı 2012 yılından sonra ilerlemeler
sağlanması ve krizin başka ülkelere
sıçrama tehlikesinin sınırlı bulunmasının, bu şekilde bir değerlendirme
yapılmasına sebep olduğu ifade edildi.
Bu kapsamda Avro ülkelerinin acil
durumlarda kullanabilecekleri 500 milyar avroluk daimi kurtarma fonu
Avrupa İstikrar Mekanizmasının (ESM)
hazır tutulması örnek gösterildi.
Halihazırda bir AB ülkesinin Avro
Bölgesi'nden çıkıp çıkamayacağı
konusunda henüz bir yanıtın bulunamadığına işaret edilen haberde, bu
konuda gerektiğinde hukukçuların bir
cevap bulabileceğini söyleyen bir
uzmanın görüşüne yer verildi.
Yunanistan'da yapılacak erken
seçime dikkati çekilen haberde, Alman
hükümetinin, seçimlerin ardından
Radikal Sol İttifak (SYRIZA) lideri
Aleksis Çipras'ın iktidara geldiğinde
tasarruf politikasından vazgeçmesi ve
ülkenin borçlarına öncelik vermemesi
durumunda Yunanistan'ın Avro
Bölgesi'nden ayrılmasını hemen
hemen kaçınılmaz olarak gördüğü kaydedildi.
Schaeuble de geçen hafta,
Yunanistan'ın tasarruf politikalardan
vazgeçmemesi gerektiği yönünde uyararak "Yunanistan başka bir yoldan
giderse bu zor olacak. Erken seçimler
Yunan hükümeti ile yapılan anlaşmalarda bir şey değiştirmez. Her yeni iktidar
kendisinden önceki hükümetlerin yaptığı anlaşmalara riayet etmesi lazım"
ifadesini kullanmıştı.
Alman hükümeti daha önce krize
rağmen Yunanistan'ın Avro
Bölgesi'nde kalmasını istiyordu.
Öte yanan, Avro karşıtı "Almanya
için Alternatif" partisi Eş Başkanı
Bernd Lucke, Başbakan Merkel ve
Maliye Bakanı Schaeuble'nin geç de
olsa Yunanistan'ın Avro Bölgesi'nden
çıkabileceğini idrak etmelerini memnuniyetle karşıladığını belirtti.
Lucke, Alman hükümetinin,
Yunanistan'ın Avro Bölgesi'nden ayrılması durumunda felaket senaryolarını
üreterek seçmenleri yanılttığını iddia
etti.
Yunanistan gibi küçük bir ülkenin
kontrollü bir şekilde Avro Bölgesi'nden
çıkmasının sağlanması için uygun
mekanizmaların bulunduğunu belirten
Lucke, her uzmanın bunu bildiğini öne
sürdü.
SYRIZA lideri Aleksis Çipras, iktidara gelmeleri durumunda Yunanistan'ın
milyarlarca dolarlık kurtarma paketi
karşılığında kabul ettiği kemer sıkma
politikalarına son vereceğini, AB ve
IMF kredi koşullarını yeniden müzakereye açacağını açıklamıştı.
Yunanistan bir süreden beri AB
ülkeleri ve IMF tarafından kurtarma
programı kapsamında milyarlarca
avroyla desteklenmiş, buna karşılık
Yunan hükümeti kemer sıkma ve
reform politikalarını uygulamayı taahhüt etmişti. (AA)
ardından Boşnak nüfusta yüzde 5
oranında artış meydana gelirken, bu
pozitif eğilim 2008 yılından itibaren
negatif yönde seyretmeye başladı.
Eski Yugoslavlaya ülkeleri arasında en kalabalık ve homojen nüfusa
sahip Sırbistan ve Hırvatistan'da da
nüfus her geçen yıl azalıyor.
Sırbistan İstatistik Kurumu'nun
yayımladığı raporda, Sırbistan'ın diğer
Balkan ülkeleriyle karşılaştırıldığında
"en kötü" durumda olduğu görüldü.
Son dönemde ölüm oranının
doğum oranından yüksek olduğu
Sırbistan'da, 2013 yılında 65 bin 554
bebek dünyaya geldi. Bu rakam,
Sırbistan'da 20. yüzyılın başından itibaren en düşük doğum sayısı oldu.
Sırbistan'da, 2013 yılında ölenlerin
sayısı ise 100 bin 300. Hırvatistan da
sürekli azalan nüfusa çözüm arayan
bir diğer Balkan ülkesi. Hırvatistan
İstatistik Kurumu'ndan edinilen bilgiye
göre, 2010 yılındaki son nüfus sayımına göre 4 milyon 418 bin kişinin yaşadığı ülkenin nüfusu yılda ortalama
yüzde 2 oranında azalıyor. (AA)
SARAYBOSNA - Eski
Yugoslavya'nın 1990'lı yıllarda parçalanmaya başlamasıyla birlikte yaşanan savaşlarda 200 bin insanın hayatını kaybettiği, 2 milyondan fazla insanın ise vatanını terk etmek zorunda
kaldığı Balkanlar, bugün azalan nüfus
tehlikesiyle karşı karşıya.
Yugoslavya'nın parçalanmasıyla
ortaya çıkan ülkelerden Sırbistan,
Hırvatistan ve Bosna Hersek'te nüfus
her geçen yıl azalırken, Makedonya
ve Karadağ'da az da olsa nüfusta bir
artış var.
Son yıllarda doğum oranının ölüm
oranından düşük olduğu Bosna
Hersek'te, 2014 yılının ilk 9 aylık
döneminde de durum değişmedi.
Bosna Hersek İstatistik Kurumu'ndan
alınan bilgilere göre, 2014 yılının ilk
dokuz ayında, Bosna Hersek'te 21
bin 607 doğum, 25 bin 410 ölüm gerçekleşti. Ülkede, 2013 yılında ise 31
bin 103 bebek dünyaya gelmiş, 35
bin 837 kişi ise hayatını kaybetmişti.
Öte yandan, kurumun verilerine
göre, Bosna'daki savaşın hemen
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
2
3
4
5
6
7
8
9
10
14
TURİZM
8 Ocak 2015 Perşembe
Tataristan, İslam
araştırma merkezine
dönüşüyor...
KAZAN - Tataristan camileri, Rusya'nın Volga
bölgesinin İslam araştırma ve geliştirme merkezi
haline dönüşüyor.
Rusya Federasyonu'na bağıl Tataristan Özerk
Cumhuriyetindeki Marcani ve Kul Şerif
Camilerinde son yıllarda, İslamiyet eğitimleri verilmeye başlandı.
Kul Şerif Camisi imamı İlfar Hasanov, Anadolu
Ajansı (AA) muhabirine sadece cemaatin namaz
kılındığı bir yer gibi görmediklerini belirttiği camilerin Rusya'da, özellikle de Volga bölgesinde
İslam'ın öğrenilmesi ve yaygınlaştırılması görevlerini yürüttükleri bir merkez olduğunu söyledi.
Marcani ve Kul Şerif Camilerinde çeşitli eğitici
ve kültürel toplantıların yapıldığını anlatan
Hasanov, uluslararası konferanslara, ilahiyatçıların toplantılarına ev sahipliği yaptıklarını,
kitap ve dergi yayımladıklarını ifade etti.
Camilerde, İslam'ı yeni kabul edenlere dini
şartları ve İslam kültürü öğrettiklerini dile getiren
Hasanov, Kul Şerif Camisinin internet sitesinin de
bulunduğuna dikkati çekti. Hasanov, dini bilgilerin yayımlandığı bu sitede İslami etkinliklerle
ilgili bilgilerin verildiğini söyledi.
Kul Şerif ve Marcani Camilerindeki görevlilerin
çalışmaları sonucu, iki caminin sadece
Tataristan'da değil tüm Volga bölgesinde büyük
nüfuz kazandığı vurgulanıyor.
Diğer bölgelerden imamlar ve Müslümanlar,
bilgi edinmek, dini yayınlar almak için sık sık
Tataristan'a geliyor. Kul Şerif ve Marcani camilerinde eğitim görenlerse vaaz vermek için diğer
bölgelere gidiyor.
Tataristan ve yakın bölgeler, Rusya
Federasyonunda en fazla İslamlaşan bölge
olarak biliniyor. Sosyolojik terminolojiye göre bu
"radikal" değil, "olumlu" İslam olarak nitelendiriliyor.
Kul Şerif ve Marcani Camilerinde ayrıca,
nesiller arasındaki bağlantının kopmaması için
Volga bölgesindeki İslam kültürüne dair tarihi
nesnelerin sergilendiği müze bulunuyor.
Rusya'da kendi dalında en zengin koleksiyonuna sahip bu müzeler, inançlı insanların
camilere gelmelerinin diğer nedenlerini oluşturuyor.
Müzeler sayesinde camiye gelen turistler de
İslam dinini daha doğru ve yakından tanıma fırsatı buluyor. (AA)
İstanbul Valisi Vasip Şahin, küresel ekonomik krizin etkilerinin halen devam ettiği, Avrupa
ekonomisinde durgunluğun sürdüğü, ABD ekonomisindeki olumlu havanın tüm sektörlere ve iş
gücü piyasalarına halihazırda yansımadığı olgusu ve yakın coğrafyalarda meydana gelen
sorunlar göz önüne alındığında, İstanbul turizminin çok başarılı bir yıl geçirdiğini belirtti.
İSTANBUL - Şahin,
İstanbul'un 2014 turizm verilerine
ilişkin açıklamasında, kentin turizmde önceki yıllardaki başarılı
performansının sürdüğüne ve turizmdeki yükselen grafiğini bir üst
seviyeye taşıdığına değinirken,
geçen yıl İstanbul'u 11 milyon 842
bin 983 yabancı turistin ziyaret
ettiğini, bir önceki yıla göre
yabancı ziyaretçilerde yüzde
13,1'lik artış sağlandığını kaydetti.
Türkiye'ye yönelik uluslararası
turist varışlarında Ocak-Kasım
2014 döneminde yüzde 5 ve
İstanbul'a yönelik trafikte yüzde
13 artış olduğu düşünüldüğünde,
İstanbul turizminin, Türkiye'ye
oranla yaklaşık 2,5 kat fazla artış
kaydettiğine işaret eden Şahin,
"Küresel ekonomik krizin etkilerinin halen devam ettiği, Avrupa
ekonomisinde durgunluğun
sürdüğü, ABD ekonomisindeki
olumlu havanın tüm sektörlere ve
iş gücü piyasalarına halihazırda
yansımadığı olgusu ve yakın
coğrafyalarda meydana gelen
sorunlar göz önüne alındığında,
İstanbul turizminin çok başarılı bir
yıl geçirdiğinin önemle altını
çizmek gereklidir" değerlendirmesini yaptı.
Şahin, geçen yıl sonu itibarıyla
İstanbul'a en çok turist gönderen
ilk 5 ülke ve toplam içindeki paylarını, Almanya yüzde 10,2, Rusya
Federasyonu yüzde 5, İran yüzde
5, ABD yüzde 4,5 ve İngiltere
yüzde 4,2 şeklinde sıralayarak, şu
"2014'te Türkiye'ye en fazla turist
gönderen ülkelere bakıldığında
Almanya, Rusya Federasyonu ve
İran'ın ilk üçte yer aldığı, söz
konusu kaynak marketlerin
İstanbul ziyaretçileri ile de paralellik gösterdiği anlaşılmaktadır.
Diğer taraftan, ülkelerindeki
durum nedeniyle İstanbul'a giriş
yapan Suriye vatandaşları hariç,
2014'te Arap ülkelerinden
İstanbul'a varışlarda, 2013'e
kıyasla yüzde 27 artış gerçekleşmiş ve 2014'te Arap
ülkelerinden -Suriye vatandaşları
hariç- toplam 1 milyon 898 bin
262 turist şehrimizi ziyaret
etmiştir. Diğer taraftan İstanbul,
500 delege üstü kongreler sıralamasında dünya birinciliğini
ISSN 1308-7622
TÜRSAB, turizmde hedef büyüttü
Yıl: 45
Sayı: 15067
8 Ocak 2015
Perşembe
GÜNLÜK SİYASİ GAZETE
Yayın Sahibi
Grup Birikim Matbaacılık Yayıncılık Bilişim
Medya Sanayi ve Ticaret A.Ş.
Genel Yayın Yönetmeni
Ahmet TEKEŞ
Haber Koordinatörü
Dursun ERKILIÇ
Yazı İşleri Müdürü
Şebnem ÜNAL
Sayfa Editörü
Abdülmecit KOYUNSAĞAN
İstihbarat Şefi
Ayşegül BALDEMİR
Muhabir - İnternet Editörü
Alparslan OĞUZ
Haber Merkezi
Şenol Günüç, Emine Özcan, Kenan Ergen,
Hakkı Murat Söbütay, Burcu Kerim, Ayşenur Gürer, Mihriban Demirel,
Tülay Canpolat, Zeynep Efsane Güzeldereli
İdari Merkez
Yeni Batı Mah. 2412 Sok. No: 12 Batıkent - Yenimahalle /
ANKARA Tel: 0312 397 49 79 - [email protected]
Yayın Sahibi
Temsilcisi:
Yiğit YİĞİT
Basıldığı Yer:
Dorukkaya Mat. Yay. Rek. Mağ. Enerji ve İnş. A.Ş. - İstanbul Yolu
6. km Macun Mh. 3. Cd. No: 2/1 Yenimahalle/ANKARA Tel: 397 11 97
Dağıtım: AK Dağıtım Abdulgani AKDAĞ Çağlayan Mah. Tıp
Fakültesi Caddesi No: 258/11 Mamak/ANKARA Tel: 0312 368 04 09
Yayın Türü: Yerel - Süreli (Pazar hariç)
Resmi ilanlarımızı internet sitemizden de görebilirsiniz.
www.yedigungazetesi.com.tr
Sözleşmesiz yazarlara ücret ödenmez
YediGün Basın Meslek ilkelerine uymaya söz vermiştir
AYDIN - Türkiye Seyahat Acenteleri
Birliği (TÜRSAB) Yönetim Kurulu Başkanı
Başaran Ulusoy, Türkiye'de turizm sektörünün önemli gelişme kaydettiğini
belirterek, "2023 yılında,
Cumhuriyet'imizin kuruluşunun yüzüncü
yılında Türkiye 50 milyon ziyaretçi, 50
milyar dolar döviz elde etmeyi planlıyor.
Ama bu rakamı biz revize ediyoruz. 2020
veya 2019'a çekmeye çalışıyoruz. Çünkü
hedefimize biraz daha süratli gidiyoruz.
İşte turizm sektörünün gelmiş olduğu
nokta burası" dedi. Adnan Menderes
Üniversitesi (ADÜ) Kongre Merkezi'nde,
Aydın Ticaret Odası (AYTO) ve Güney
Ege Kalkınma Ajansı (GEKA) tarafından
düzenlenen, "Aydın Tarihi ve Turizmi"
konulu panele katılan Ulusoy, ziyaretçi,
yatak ve rehber sayısı açısından
Türkiye'nin turizmde büyük atılım kaydettiğini anlattı. Türkiye'nin 40 milyon turist
kapasitesine ulaşmasında seyahat acentelerinin büyük payı bulunduğunu anlatan
Ulusoy, turizm sektörünün dış ticaret
açığının 34,2'sini kapattığını, ihracatın
yüzde 21,2'sinde pay sahibi olduğunu
vurguladı. Ulusoy, Cumhuriyet'in 100.
yılında turist hedefinin 50 milyon olduğuna işaret eden Ulusoy, şunları kaydetti:
"2023 yılında, Cumhuriyet'imizin kuruluşunun yüzüncü yılında, Türkiye 50 milyon ziyaretçi, 50 milyar dolar döviz elde
etmeyi planlıyor. Ama bu rakamı biz
revize ediyoruz. 2020 veya 2019'a çekmeye çalışıyoruz. Çünkü hedefimize biraz
daha süratli gidiyoruz.”
2011'den beri devam ettirirken,
2010'dan bu yana da genel
dünya sıralamasında ilk 10'daki
yerini korumuştur." İstanbul turizminin 2014 başarısında katkısı
bulunan kurumları, kuruluşları,
meslek birliklerini, kişileri ve
İstanbulluları samimiyetle tebrik
eden Şahin, "Şehrimizin kısa, orta
ve uzun vadeli turizm planlamalarını etkileyen faktörleri çözüm
odaklı değerlendirerek İstanbul
turizmini daha iyi bir konuma
getirmek başlıca amacımızdır. Bu
amaçla kamu kurumları, özel sektör ve konuyla ilgili meslek örgütleri ve sivil kuruluşlarla işbirliği
içinde üst düzeyde gayret göstermeye devam edeceğiz" ifadelerine yer verdi. (AA)
Kasımpaşa'nın 230 günlük hasreti bitti
8 Ocak 2015 Perşembe
İSTANBUL - Spor Toto
Süper Lig'de Suat Altın İnşaat
Kayseri Erciyesspor'u 5-2 mağlup eden Kasımpaşa, 230 gün
sonra dış sahada galip geldi.
Kayseri Erciyesspor maçına
kadar bu sezon deplasmanda
oynadığı 8 resmi karşılaşmada
da galip gelemeyen lacivertbeyazlılar, şansızlığını dün
Kayseri'de kırdı. Süper Lig'de
rakip sahada bu sezon oynadığı
maçların 5'ini kaybeden
Kasımpaşa, sadece 2 beraberlik
alabilmişti. Kayseri Erciyesspor'u
farklı mağlup ederek bu sezon ilk
kez deplasmanda kazanan
İstanbul temsilcisi, Ziraat Türkiye
Kupası'nda ise 3. turda Spor
Toto 3. Lig ekibi Tuzlaspor'a deplasmanda 3-1 kaybederek kupaya erken havlu attı. Lacivertbeyazlılar, Suat Altın İnşaat
Kayseri Erciyesspor maçından
önce deplasmandaki son galibiyetini 230 gün önce, geçen sezonun son haftasında Akhisar
Belediyespor'u yenerek almıştı.
Cardozo atıyor,
Trabzon kaybetmiyor
TRABZON - Trabzonspor, sezon başında
Portekiz'in Benfica takımından kadrosuna
dahil ettiği Oscar Cardozo'nun gol attığı maçlarda yenilmedi.
Benfica'da 2009-2010 sezonunda 13
maçta 10 gol atarak UEFA Avrupa Ligi'nin en
golcü oyuncusu olan, aynı sezon ligde 29
maçta 26 gol, 2011-2012 sezonunda da 29
maçta 20 golle Portekiz Ligi'nde gol krallığı
sevinci yaşayan "Büyük baston" lakaplı
oyuncu, bordo-mavili takımda ligin ilk 16 haftalık bölümünü 9 golle kapatarak takımının
en fazla gol atan oyuncusu oldu.
Ligde ilk 2 hafta sakatlığı nedeniyle forma
giyemeyen Paraguaylı oyuncu, 14 maçın
9'unda ilk 11'de sahaya çıkarken 928 dakika
mücadele etti.
Cardozo, ligde Gençlerbirliği maçında 3,
Torku Konyaspor maçında 2, Gaziantepspor,
İstanbul Başakşehir (penaltıdan), Mersin
İdmanyurdu ve Balıkerispor maçlarında birer
kez rakip fileleri havalandırdı.
Ziraat Türkiye Kupası'nda Manisaspor
maçında 2 gol, UEFA Avrupa Ligi'nde de
Rostov karşısında 1 gol kaydeden Cardozo,
resmi maçlarda da 12 gol atma başarısı gösterdi.
Trabzonspor, Oscar Cardozo'nun gol attığı
6 maçta 3 galibiyet, 3 beraberlik aldı.
Ligin ilk 16 haftalık bölümünü 23 puanla
6. sırada tamamlayan Karadeniz ekibi, golcü
oyuncunun gol attığı 6 maçta Gaziantepspor,
İstanbul Başakşehir ve Balıkesirspor karşısında beraberlikle, Mersin İdmanyurdu, Torku
Konyaspor ve Gençlerbirliği maçlarından da
galibiyetle ayrılarak 12 puan topladı.
Kasımpaşa'da
Isaksson farkı
İSTANBUL- Spor Toto Süper Lig'in ilk 16
haftalık bölümünü 7. sırada tamamlayan
Kasımpaşa'da kaleci Andreas Isaksson bütün
maçlarda forma giydi.
Süper Lig'de ilk 16 haftayı 6 galibiyet, 5'er
beraberlik ve yenilgi alarak 23 puanla tamamlayan lacivert-beyazlılarda İsveçli kaleci, ilk
yarıda takımının sahaya çıktığı 16 maçın
tamamında 90'ar dakika görev aldı.
Isaksson'un ardından teknik direktör Shota
Arveladze'nin en fazla güvendiği isimler
Sancak Kaplan, Portekizli Andre Castro ve
kaptan Ryan Donk oldu.
Sancak 16 maçın tamamında ilk 11'de
sahaya çıkıp, bin 353 dakika, cezası nedeniyle sadece 1 maç kaçıran Castro ise bin 281
dakika sahada kaldı. Kasımpaşa'nın kaptanı
Hollandalı futbolcu Donk ise cezası nedeniyle
2 maçta takımını yalnız bırakırken, 14 maçta
sahada 90'ar dakika kalarak bin 260 dakika
görev aldı.
Lacivert-beyazlılarda kaleciler Yusuf
Mersin ile Ertaç Özbir, Coulibaly, genç oyuncular Metin Sevinç ve Muhsin Yıldırım, ilk
bölümde forma şansı bulamadı. Sezon başında geçirdiği sakatlıktan kurtulamayan Eren
Derdiyok da formaya hasret kaldı. Arveladze,
ilk 16 haftada 23 farklı futbolcuya şans tanıdı.
Kasımpaşa'da yabancı futbolcular Viudez,
Coulibaly ve Fritzler, ilk 16 haftada istedikleri
şansı bulamadı. (AA)
Cim Bom’un vazgeçilmezleri Selçuk ve Muslera
Spor Toto Süper Lig'in ilk 16 haftalık bölümünü averajla üçüncü sırada tamamlayan Galatasaray'ın
en istikrarlı isimleri kaleci Fernando Muslera ile tecrübeli orta saha oyuncusu Selçuk İnan oldu.
İSTANBUL - Sarı-kırmızılı ekibin bu
sezon ligde oynadığı 16 karşılaşmanın tamamında forma giyerek, bin 440'ar dakika
sahada kalan Uruguaylı kaleci ile Selçuk
İnan, takımlarının en fazla görev yapan
oyuncuları olarak öne çıktı.
"Cim Bom"da Muslera ve Selçuk İnan'ı
16 karşılaşmada forma giyen golcü futbolcu
Burak Yılmaz takip etti. Bu sezon Süper
Lig'de 11 kez meşin yuvarlağı ağlarla buluşturan ve gol krallığı yarışında zirveyi Akhisar Belediyesporlu
Theofanis Gekas ile paylaşan
Burak Yılmaz, bin 400 dakika
görev yaptı.
Galatasaray'da Aurelien
Chedjou 14 maçta bin 260 dakika, Wesley Sneijder 15 maçta
bin 130 dakika ve Semih Kaya
da 13 maçta bin 96 dakika sahada kalarak en çok oynayan
oyuncular arasında yer aldı.
Galatasaray'ın kadrosunda
bulunan 32 futbolcudan 23'ü
ligin ilk bölümünde görev yaptı,
9'u ise forma şansı bulamadı.
Sarı-kırmızılı takımda kaleciler
Sinan Bolat, Eray İşcan, Alperen
Uysal, savunmacılar Gökhan
Zan, Emre Can Coşkun ile orta
saha oyuncuları Aydın Yılmaz,
Furkan Özçal, Umut Gündoğan
ve Birhan Vatansever, Süper
Lig'deki ilk 16 maçta görev alamadı.
"Cim Bom"da ayrıca Emmanuel Eboue,
Engin Baytar ve Yiğit Gökoğlan sezon
başında kadro dışı bırakılmışlardı.
Galatasaray'ın genç orta saha oyuncusu
Emre Çolak, Hamza Hamzaoğlu'nun göreve
gelmesiyle daha fazla oynama fırsatı buldu.
İtalyan teknik direktör Cesare
Prandelli'nin sadece 2 maçta ilk 11'de forma
şansı tanıdığı Emre Çolak, Hamzaoğlu yönetimindeki 5 maça da ilk 11'de başladı.
Sarı-kırmızılı takımın yabancı oyuncuları
Alex Telles ve Armindo Bruma da
Hamzaoğlu ile birlikte daha fazla forma
şansı buldu.
Sezon başı teknik direktör Prandelli tarafından kadro dışı bırakılan ancak daha sonra
affedilen Sabri Sarıoğlu, ilk 11'in değişmez
isimlerinden oldu.
Kadro dışı kaldığı için ilk 7 maçta görev
yapamayan tecrübeli futbolcu, daha sondaki
9 karşılaşmanın tamamında
forma giydi.
Toplamda 810 dakika
sahada kalan Sabri Sarıoğlu,
sarı-kırmızılı takımda en fazla
oynayan 8. oyuncu oldu.
Galatasaray'da sezon
başında büyük umutlarla
transfer edilen forvet oyuncusu Goran Pandev hayal kırıklığı yarattı.
Makedon futbolcu, Süper
Ligi'in ilk 16 haftalık bölümünde iki karşılaşmaya sonradan
oyuna dahil oldu ve sadece
26 dakika sahada kaldı.
Pandev ile birlikte transfer
edilen Arnavut asıllı İsviçreli
futbolcu Blerim Dzemaili ise 8
maçta 484 dakika görev aldı.
Sarı-kırmızılı takımda en az
süre alan oyuncu ise bir
maçta 3 dakika oynayan genç
futbolcu Sinan Gümüş oldu.
(AA)
Fenerbahçe'nin
en istikrarlısı
Gökhan Gönül
İSTANBUL - Fenerbahçe'nin savunma oyuncusu Gökhan Gönül, Spor Toto Süper Lig'in ilk 16
haftalık bölümünde takımının en istikrarlı oyuncusu
oldu. Ligde bu sezon 16 haftalık ilk bölümde bin
432 dakika oynayan 1985 doğumlu Gökhan Gönül,
sarı-lacivertli takımda son 2 sezonun en çok forma
giyen futbolcusu Dirk Kuyt'ın da unvanını eline
geçirdi. Süper Lig'de bu sezon 16 maça da ilk
11'de başlayan Gökhan Gönül, 15 maçta 90 dakika sahada kalırken, sadece Çaykur Rizespor
maçında 82 dakika oynadı. Fenerbahçe'nin
Hollandalı futbolcusu Dirk Kuyt ise bu sezon ilk 16
haftalık bölümde bin 385 dakika forma giyerek,
takımının en fazla süre alan ikinci oyuncusu oldu.
Profesyonelliği ve enerjisiyle örnek olan 1980
doğumlu Kuyt, 16 maçın 12'sinde 90 dakika sahada kaldı. Hollandalı futbolcu Akhisar Belediyespor
maçında 72, Galatasaray derbisinde 87,
Balıkesirspor karşısında 68 ve İstanbul Başakşehir
mücadelesinde ise 78 dakika oynadı. (AA)
8 Ocak 2015 Perşembe
Mardin'in Artuklu ilçesindeki Akıncılar
Ortaokulunda öğrenciler, her teneffüs 5 dilde
şarkılar eşliğinde idareci ve öğretmenleriyle
dans ediyor.
MARDİN- İBRAHİM SİNCAR / SEMA
KAPLAN - Akıncılar Mahallesinde öğrencilerin
boş vakitlerini geçirebileceği yeterli sosyal
olanağın bulunmaması nedeniyle Akıncılar
Ortaokulu idaresi tarafından başlatılan uygulamayla öğrenciler teneffüslerde çalınan Kürtçe,
Türkçe, Arapça, İspanyolca ve İngilizce şarkılarla
bahçede dans ederek eğleniyor, klasik müzikle
de derse giriyor.
Öğrencilerin okula bağlılığının, derslere motivasyonunun artırılması ve kötü alışkanlıklardan
uzak tutulması amacıyla hayata geçirilen uygulamadan öğrenci ve öğretmenlerin yanı sıra zaman
zaman dansa katılan veliler de memnun.
Okul müdürü Metin Aydın, AA muhabirine,
Kızıltepe ilçesinde 8 yıl öğretmenlik yaptıktan
sonra Akıncılar Ortaokuluna yönetici olarak
atandığını söyledi.
Aydın, ilk etapta mahalledeki karakolun
komutanı ile okuldaki eksikleri gidermek için
iletişime geçtiklerini, gelen destekler doğrultusunda sınıflardaki eksiklerinin giderildiğini,
bahçeye banklar yerleştirildiğini, yağmur suyu ile
çamura dönüşen bahçeye mucur döktüklerini,
servis sorununu çözdüklerini, okula güzel bir
yemekhane kazandırdıklarını ifade etti.
Okulun bulunduğu yerleşim yerinin daha
önce köy olması nedeniyle öğrencilerin sosyal
olanaklara erişiminin henüz yeterli düzeye ulaşmadığını ifade eden Aydın, öğrencilerde ise
müthiş bir potansiyel olduğunu gözlemlediğini
belirtti.
Aydın, eğitim ve öğretimde her şeyin devlet-
ten beklenmemesi gerektiğine işaret ederek,
şöyle dedi:
"Eğitim öğretimi daha eğlenceli hale getirip,
öğrencilerin gönüllerine hitap edersek başarıyı
artırabileceğimizi düşündük. Konuyu paylaştığım
öğretmenlerin de onayı ile teneffüslerde klasik zil
sesinin yerine 5 dilde şarkılar çalmaya başladık.
Başarıyı artırmak için dersleri eğlenceli hale
getirdik. Bölgedeki normalleşme sürecine bu
şekilde katkı sunmak istedik. Öğrencilerin bir
anlık mutluluğu tüm dünyaya bedel." (AA)
KUAFÖRLER, ULTRAVİYOLE
sterilizasyonla daha hijyenik olacak
Buckingham Sarayı,
Prens Andrew’le ilgili
cinsel istismar
iddialarını yalanladı
Edirne İl Hıfzıssıhha Kurulu, kentteki yaklaşık
300 civarında kuaför ve berberde, ultraviyole
sterilizasyon cihazı bulundurulmasını kararlaştırdı.
LONDRA - İngiltere Kraliçesi İkinci
Elizabeth'in oğlu Prens Andrew'un, henüz
reşit olmadığı dönemde kendisiyle cinsel
ilişkiye girdiğini öne süren kadın, avukatı
aracılığıyla sessiz kalmayacağını açıkladı.
İngiliz Mail on Sunday gazetesindeki
haberde, henüz reşit olmadığı dönemde
Prens Andrew'un kendisiyle cinsel ilişkiye
girdiğini öne süren kadının isminin Virginia
Roberts olduğu belirtilerek Roberts'ın
avukatı aracılığıyla yaptığı açıklamada,
"Bana karşı bu tip saldırıların sebebi cinsel
istismar kurbanlarının genelde sessiz
kalması ve benim de uzun süre böyle yapmış olmamdır. Bu değişmeli. Tekrar sessizliğe gömülmeye zorlanmayacağım"
ifadesini kullandığı aktarıldı.
Kraliçenin resmi konutu Buckingham
Sarayı ise Prens Andrew hakkındaki iddiaları ikinci kez yalanlayarak tümünün "yanlış ve asılsız" olduğunu vurguladı.
Daha önceki açıklamalarda iddia sahibi
kadının adını kullanmayan Buckingham
Sarayı'nın, ikinci açıklamasında "Virginia
Roberts" ismini kullanması dikkati çekti.
Açıklamada, "York Dükü'nün Virginia
Roberts ile herhangi bir cinsel ilişkisi ve
bağı olmadığı vurgulanarak bu iddia reddedilmiştir. Suçlamalar yanlış ve asılsızdır"
ifadesi kullanıldı.
Buckingham Sarayı 2 Ocak'ta yaptığı ilk
açıklamada, şunları kaydetmişti:
"Bu olay ABD'de uzun süre önce gündeme gelen ve hala devam eden hukuki bir
süreçle ilgilidir ve York Dükü davanın tarafı
değildir. Bu nedenle davanın ayrıntıları üzerine yorum yapamayız. Ancak şüpheleri
ortadan kaldırmak için, küçük yaşta kişilerle
uygunsuz ilişkilere girildiği iddialarının
kesinlikle doğru olmadığını söylemeliyiz."
ABD'nin Florida eyaletinde görülen
davada ismi gizli tutulan bir kadın, 1999-
ANNE ŞEFKATİ
BURSA - İnegöl ilçesinde bir sokak köpeği, 8
yavrusunu kardan korumak için inşaat halindeki binaya
taşıdı.
Yeni Mahalle'de bir sokak köpeğinin 8 yavrusu kar altında kaldı. Anne, soğuktan donmak üzere olan yavrularını
ağzıyla 300 metre ilerideki inşaat halindeki binaya götürdü.
İlçe Emniyet Müdürlüğüne bağlı polisler, köpeğin bu
davranışını görüntüledi ve durumu İnegöl Belediyesi yetkililerine bildirdi. İnegöl Belediyesi Hayvan Barınağı ve Bakım
Evi yetkilileri, inşaata gelerek yavru ve annesini barınağa
götürdü.
Belediye Başkan Yardımcısı Gülhan Şahin, gazetecilere
yaptığı açıklamada, inşaata gittiklerinde çok farklı duygular
yaşatacak bir görüntüyle karşı karşıya kaldıklarını vurgulayarak, "Yuvası karlarla kaplanan sokak köpeği yavrularını
birer birer 300 metre uzaklıktan inşaatın altındaki bir kilimin
üzerine taşımış" dedi.
Anne köpeğin insanlık dersi verdiğini söyleyen Şahin,
"Sokak köpeğini ve yavrularını hayvan barına götüreceğiz.
İnşallah bu kışın soğuk günlerinde orada baktıktan sonra
yeniden doğal ortama salacağız" diye konuştu. (AA)
2002 yılları arasında 17 yaşındayken
Amerikalı iş adamı ve bankacı Jeffrey
Epstein tarafından Prens Andrew dahil bazı
erkeklerle cinsel ilişkiye zorlandığını iddia
etmişti.
Mahkemeye bu hafta sunulan belgelerle
ortaya çıkan iddiada, kadının Prens
Andrew'la Londra, New York ve
Karayipler'de cinsel ilişkiye zorlandığı öne
sürülmüştü. Amerikalı iş adamı Jeffrey
Epstein, "küçük yaştaki kızları hayat kadınlığına zorladığı" suçlamasıyla 2008 yılında
18 ay hapis cezasına çarptırılmıştı. Prens
Andrew, Epstein ile hapisten çıktıktan sonra
görüşmüş, birlikte görüldükleri fotoğraflar
basına yansımıştı. 54 yaşındaki York Dükü
Andrew, 2011 yılında Jeffrey Epstein ile
arkadaşlığından dolayı özür dilemişti.
Prens, olayın hemen ardından Birleşik
Krallık'ta ticaret ve yatırımla ilgili yürüttüğü
temsilcilik görevinden ayrılmıştı. (AA)
EDİRNE - GÖKHAN
ZOBAR - Edirne İl
Hıfzıssıhha Kurulu, kentteki
yaklaşık 300 civarında kuaför
ve berberde, ultraviyole sterilizasyon cihazı bulundurulmasını kararlaştırdı.
Edirne Valisi Dursun Ali
Şahin, AA muhabirine yaptığı
açıklamada, ildeki berber ve
kuaförlerin, belirledikleri
prensipler doğrultusunda
çalışmasını istediklerini
söyledi.
Bu tür iş yerlerinde kullanılan aletlerin hijyeninin
çok önemli olduğunu
belirten Şahin, şöyle konuştu:
"Berber ve kuaförlerde
kullanılan aletlerin, steril
cihazın içinde bulundurulması gerekliliğini getirdik.
Sağlık Müdürlüğümüz ve
Halk Sağlığı Müdürlüğümüz
bu konuda eğitimler verdi.
Ayrıca berberlerde biriken
tıbbi atıklar artık oradan
toplanarak tıbbi atık imha
tesisinde bertaraf edilecek."
Şahin, kuaförlere, atıkların toplanması için küçük
kutular konulduğunu, burada
toplanan kan taşı, jilet gibi
aletlerin her ay sonunda
belediye tarafından
toplanacağını aktardı.
"ARTIK DAHA HİJYENİK"
Edirne'de 40 yıldır kuaförlük yapan Fahrettin Terkoz
ise kararı yerinde bulduklarını ifade etti.
Ustura ve makasları belirli
bir derecede sürekli sterilizasyon cihazında tuttuklarını ve müşteri geldiği
zaman çıkarıldığını dile
getiren Terkoz, şunları anlattı:
"Aletler kullanıldıktan
sonra tekrar cihaza konuluyor. Bu da hijyeni sağlıyor. Bu
uygulama halk sağlığı için de
hijyenik açıdan da çok iyi
oldu. Bir müşteriden kesik
sonucu çıkan kan başka bir
kişiye kan hastalığı
bulaştırabilir. Tek kullanımlık
ürünler de bunun önüne
geçiyor. Artık her şey daha
hijyenik."
Berber Fahrettin Çapa ve
Serdar Aktürk de müşterilerden uygulamayla ilgili olumlu
görüşler aldıklarını kaydetti.
(AA)
Download

Aday olacak bürokratlar