Danıştay’ın efsane başkanı Hüseyin Karakullukçu:
‘Adalet arayan
hakimi aramaz’
Giyimi, saçı, yüzükleri, tavrı ve söylemleriyle yargı camiasının en renkli ismi olarak dikkat çeken Danıştay’ın efsane başkanı Hüseyin
Karakullukçu, Efsane Güzeldereli’ye çok çarpıcı açıklamalarda bulundu.
Mesleki anıları, güncel gelişmelere bakışı, kişiliği ve bundan sonraki
hedefleriyle ilgili değerlendirmeler yapan Karakullukçu’nun
siyasete atılıp atılmayacağını; Anayasaya ve AYM’nin aldığı
kararlara bakışını; aşka, evliliğe dair değerlendirmelerini;
adalet arayanların tavırlarına ilişkin yorumlarını bulabilirsiniz.
Efsane GÜZELDERELİ’nin röportajı 13. SAYFADA
Başkentte önceki gün başlayan kar yağışı dün şehir
genelinde etkili oldu. Ekiplerin yoğun çalışmalarına rağmen
Dikmen, Şentepe ve Keçiören gibi kentin yüksek yerlerinde,
özellikle de ara yollarda otomobiller mahsur kaldı.
Kar yağışının ulaşımı olumsuz etkilememesi için ana arterler ve bazı caddelerde yapılan kar küreme ve yol tuzlama
çalışması ana yola çıkanların ulaşımını rahatlattı. Meteoroloji
Genel Müdürlüğü tahminlerine göre Ankara’da kar ve buzlanma bugün de etkili olacak.
Fiyatı 25 Kr
www.yedigungazetesi.com
7 Ocak 2015 Çarşamba
Kar ve don yüzünden Türkiye’de hayat durdu
BIR YAGDI
PIR YAGDI
DAVUTOĞLU:
Müdahale olmadı
Dondurucu havanın etkisi altındaki Türkiye, son 10 yılın en
soğuk kışını yaşarken kar ve don
yüzünden eğitim ve ulaşım başta
olmak üzere her alanda olumsuzluklar yaşandı.
TESİS
gerçek
GEZİ
sanal
Başbakan Davutoğlu,
grup toplantısında 4
eski bakanla ilgili Komisyon
kararını değerlendirdi.
Komisyona müdahalede
bulunmadıklarını kaydeden
Davutoğlu, "AK Parti'nin
lekelenmesine izin vermeyiz" ifadesini de kullandı.
HABERİ 12. SAYFADA
Marmara ve Ege’de bile gece
sıcaklıklar sıfırın altında 10
dereceye kadar düştü. Birçok
kentte ana, ilk ve orta okullar tatil
edildi. THY'de olumsuz hava
koşulları nedeniyle bir çok uçuşunu
iptal etti.
İstanbul Deniz Otobüsleri (İDO)
ve Bursa Deniz Otobüsleri
(BUDO) resmi internet sitelerinden,
bugün yapılması planlanan bazı
seferlerini, olumsuz hava koşulları
nedeniyle iptal ettiğini duyurdu.
ARINÇ: Karara
saygı duyulmalı
Bolu Dağı’nda önceki akşam
başlayan kar yağışı nedeniyle
görüş mesafesinin 30 metreye kadar
düşmesi sürücülere zor anlar yaşattı.
İstanbul'da yüksek kesimlerindeki kar yağışı şehir
merkezini de etkisi altına alınca
dün il genelinde eğitime ara verildi.
İzmir’de ise son 50 yılın en soğuk
kışını yaşanıyor.
Türkiye genelinde beklenen yoğun kar öylesine yoğundu ki pek çok yerde
okullar tatil edildi. Buna en çok okula gitmeyen çocuklar sevindi.
Başbakan Yardımcısı
ve Hükümet Sözcüsü
Bülent Arınç, “Yapılacak
tek şey: Soruşturma
Komisyonu'nun kararına
saygı duymaktır ve Genel
Kurul'un vereceği karar ne
olursa olsun buna saygı
duymaktır” dedi.
HABERİ 12. SAYFADA
Bahçeli: İhanet
çizmeyi aştı
Keçiören
Belediyesi, internet sitesi aracılığıyla
vatandaşları belediye
tesislerinde sanal bir
gezintiye çıkarıyor.
HABERİ
5. SAYFADA
Yurt genelinde kendini gösteren şiddetli
yağmur, kar yağışı ve fırtına ile yaşanan
nehir taşkınları, sera ve tarım arazilerini
vurdu. Meyve, sebze ve balık fiyatları yükseldi. Hemen hemen her ilde kurulan semt
pazarındaki etiketlere yansıdı.
SEBZE FİYATLARI
Kültürel Boyut
Ispanak, brokoli, pancar, pırasa, kereviz gibi kış sebzeleri ile maydanoz,
roka ve tere otu fiyatları bir önceki haftaya göre iki katına çıktı.
8. Sayfada
BALIK FİYATLARI
Fehmi Koru
Pazardaki deniz ürünleri fiyatlarında
da artış oldu. Kar ve fırtına nedeniyle
balıkçıların denize açılamaması nedeniyle
balık fiyatları yılın son günlerine göre
ortalama 3 lira yükseldi. Fiyatların
yükselişi hem alıcıları hem de
alıcıları memnun etmedi.
Kenan ERGEN’in haberi 4’TE
Hayrettin İvgin
Kadın spikerden
haber dinlenmez mi?
3. Sayfada
Prof.Dr. Nurullah Çetin
Türkçe Bakış
9. Sayfada
M.Nuri Parmaksız
Hayata ve
Aşka dair
8. Sayfada
www.
gazetesi.com.tr
gazetemizi bu adresten
takip edebilirsiniz
’ü
’dan
takip edebilirsiniz
Gazetemizi
https://www.
.com/YediGün-Gazetesi
Gazetemizi
https://www.
/yedigun.gazetesi
MHP Genel Başkanı
Devlet Bahçeli, "Yeni
baştan kırmızı kitap
yazma hedefinde olan
AKP iktidarının, asıl ve
öncelikli olarak kendisi
bir numaralı tehdit kaynağıdır" dedi. Bahçeli;
“PKK konusunda ihanet
çizmeyi aşmıştır.” dedi.
KILIÇDAROĞLU:
Yüce Divan’a gitmemek
yolsuzluğun kabulüdür
CHP Genel Başkanı
Kemal Kılıçdaroğlu,
"Suçsuz olan şerefli
adamların hesap verme
korkusu olmaz. Yüce
Divan'a gidilmemesi yolsuzluğun bizzat kabulünden başka bir şey
değildir" değerlendirmesini yaptı. HABERİ 12’DE
2
TV / MAGAZIN
SINEMA
7 Ocak 2014 Çarşamba
Yerli korku filmi “MAGİ” Mayıs’ta vizyona girecek
Türk sinemasında korku alanında akla ilk gelen isimlerden yönetmen Karacadağ'ın Hollywood oyuncularının
rol aldığı filmi Magi, mayıs ayında vizyona girecek.
ANKARA - Hasan
Karacadağ, AA muhabirine,
teknik ve içerik olarak Anadolu
kültürü ve hikayelerine dayanan
filmde Rezervuar
Köpekleri'ndeki Mr. Blonde
rolüyle tanınan ve 150'nin
üzerinde filmde rol alan Michael
Madsen'in yanı sıra Stephen
Baldwin, Brianne Davis, Lucie
Pohl, Dragan Micanovic ve
Kenan Ece'nin rol aldığını bildirdi. Çekimlerin İstanbul, Bursa
ve Adapazarı'nda gerçekleştirildiğini belirten Karacadağ, "Bu
bir Amerikan filmi gibi ama
tamamen Türk elementleriyle
donatılmış, Anadolu topraklarında geçen has Anadolu-Babil cin
hikayesi" dedi.
Filmin yaklaşık 3 milyon
liraya mal olduğunu söyleyen
Karacadağ, "Amerikan dağıtım
sistemiyle dünyaya dağıtılacak
ilk Türk filmi bu. Sadece korku
sineması için değil Türk sineması tarihinde bir ilk" ifadesini
kullandı.
Karacadağ, Magi'nin
Amerika'nın 2015'in en çok
beklenen korku filmi listesinde
yer aldığını da ifade etti.
Yabancı oyuncuların ancak
önceki filmlerini izledikten sonra
rolleri kabul ettiğini kaydeden
Karacadağ, Amerikalıların bir
Doğu ülkesinde başına gelen
korkunç olayların anlatıldığı
filmin kesinlikle oryantalist
bakış açısı içermediğini vurguladı.
Karacadağ, "Yıllardır
savaşını verdiğim şey şu ki
hikayelerimizi kendi
kültürümüze, dinimize, geleneklerimize bağlı kalarak anlatalım.
Batı teknik olarak taklit edilebilir
ama içerikte kendimiz olalım
çünkü bizim malzememiz onlardan daha fazla" diye konuştu.
Sarıkamış Harekatı için albüm yaptı
KONYA - Türk Halk Müziği
sanatçısı Uğur Demirci, Türk askerinin
Sarıkamış Harekatı'ndaki ruhunu tanıtmak için ''Sarıkamış Destanı'' adlı
albüm çıkardı. Demirci, Gençlik ve
Spor Bakanlığının desteğiyle hazırlanan
albümle, 90 bin Mehmetçiğin donarak
şehit olduğu Sarıkamış Harekatı'nın
yanı sıra Çanakkale Savaşları'nda
yaşananları daha iyi tanıtmayı amaçlıyor. Albümde, "Ver Elini Sarıkamış",
"Nur Oldular", "Sarıkamış Saza
Benzer" isimleriyle koçaklamadan
ilahiye, ağıtlardan türkülere toplam 10
eser yer alıyor. Müzik yönetmenliğini
sanatçı Gündoğar'ın yaptığı albümdeki
türkülerden ikisi Karadeniz yöresine ait.
Vizyona
yeni
girecek
filmler
Demirci, aynı zamanda Çanakkale ve
Sarıkamış'ta yaşananların anlatıldığı
"Sarıkamış-Çanakkale Omuz Omuza"
ile "Ver Elini Sarıkamış" eserleri için de
Sarıkamış ve Çanakkale'de klip çekti.
Demirci, albümü ve çalışmaları
hakkında, AA muhabirine yaptığı açıklamada, doğduğu topraklara vefa borcunu ödemek ve şehitleri anmak adına
bir şeyler yapmaya çalıştığını söyledi.
2012 yılında Sarıkamış Harekatı'nın
yıl dönümünde "Sarıkamış Destanı''
adlı türküyü bestelediğini anımsatan
Demirci, bu yıl da "Sarıkamış Destanı"
ismini verdiği yaklaşık 10 eserden
oluşan bir albüm hazırladığını ifade etti.
(AA)
Bana Masal Anlatma
Leyla ile Mecnun'daki
katkısıyla büyük sevgi ve
saygı kazanan Burak
Aksak'ın yazıp yönettiği
Bana Masal Anlatma,
kaliteli oyuncu kadrosuyla
gişeye iddialı geliyor.
Filmde dolmuş şoförlüğü
yapan Rıza'nın (Fatih
Artman) günün birinde hem
güzel hem de çok iyi kalpli
bir kız olan Ayperi (Hande
Doğandemir) ile tanışmasından sonra yaşadığı olaylar
anlatılıyor.
05:23 İstiklal Marşı ve Günün
Program Akışı
05:25 Sarayın Doktoru
06:30 1'de Sabah
09:00 1'de Bugün
09:15 Avrupa Avrupa
11:00 İyi Fikir
12:45 Böyle Bitmesin
14:30 Beni Böyle Sev
16:35 1'de Bugün
16:50 Zengin Kız Fakir Oğlan
19:00 Ana Haber Bülteni
19:45 Spor
19:50 Hava Durumu
19:55 Zengin Kız Fakir Oğlan
23:00 Yedikule Hayat Yokuşu
01:05 Beni Böyle Sev
03:05 1'de Bugün
03:20 Dizi Klip
03:30 Zengin Kız Fakir Oğlan
07:00 Kahvaltı Haberleri
10:00 Müge Anlı İle Tatlı Sert
13:00 Kızlar ve Anneleri
15:00 Alemin Kıralı
16:00 Zahide ile Yetiş Hayata
18:55 Atv Ana Haber
20:00 Kara Para Aşk
23:40 Kim Milyoner Olmak
İster?
00:55 Bitmeyen Şarkı
02:20 Aşk ve Ceza
03:50 Beyaz Gelincik
19:45 KAÇAK GELİNLER
Gençler Müfit’e hazırladıkları bekarlığa veda
gecesinin ardından bir
arada uyanırlar. Ancak
hiçbiri gece neler
yaşandığını hatırlamamaktadır. Müfit'in ortadan
kaybolduğunu anlamaları
uzun sürmez.
Bütün ekip bir yandan
Seniha'yı oyalamak, bir
yandan da Müfit'i bulup
düğüne yetiştirmek için
amansız bir mücadeleye
girişirler. Bu sırada
Özgür'ün kendisi için intihar etmeye kalkıştığını
öğrenen Almilla ne
yapacağını bilemez.
Takip 3
Devletteki görevinden
ayrılan Bryan Mills (Liam
Neeson) evine yakın bir
yerde gerçekleşen bir
cinayetin suçsuz yere zanlısı olarak gösterilir. Bu
konuda oldukça inatçı bir
dedektif de onun peşine
düşer. Mills, bütün
tecrübesini ve yeteneklerini kullanarak gerçek
suçluyu bulmak ve kendi
adaletini sağlamak durumunda kalacaktır.
07:00 HER SABAH
08:45 2.SAYFA
10:40 DUDAKTAN KALBE
12:30 ERKAN AKKUŞ İLE
ÖĞLE HABERLERİ
12:50 DERYA'NIN
DÜNYASI
15:00 SONGÜL KARLI İLE
YENİDEN
16:30 DUDAKTAN KALBE
18:15 EKİN OLCAYTO İLE
ANA HABER
19:30 SPOR BÜLTENİ
19:45 YABANCI
SİNEMA İNTİKAM İÇİN
21:30 YABANCI SİNEMA
EFSANE DÖRTLÜ 2
23:40 BUNU KONUŞALIM
00:40 YABANCI
SİNEMA
02:20 YABANCI SİNEMA
04:00 YABANCI SİNEMA
06:00 Dila Hanım
07:00 Aşkın Bedeli
07:45 Deniz Yıldızı
09:00 Beni Affet
10:00 Melek
12:00 En Güzel Bölüm
12:30 Aşkın Bedeli
14:30 Benim Kuaförüm
16:00 En Güzel Bölüm
16:30 Beni Affet
18:30 Star Haber
19:15 Deniz Yıldızı
20:30 Güzel Köylü
23:30 Aşktan Kaçılmaz
19:45 İNTİKAM İÇİN
Orjinal İsmi:Vengeance Is Mine
Yönetmen:Keoni Waxman
Oyuncular:Steven Seagal,
Crystal Balint, Steve Bacic
Yapım Yılı:2010
Tür:Aksiyon / Macera
Rus mafyasından Nicoli Putin
mahkemeye çıkarılacaktır.
Putin’in ekibi mahkeme yolunda
Kane ve ekibine tuzak kurarak
onların ifade vermesini engellemeye çalışmaktadır.
Karakollarına yapılan saldırının
ardından Kane, kayıplarını
toprağa verir. İntikam almak için
yemin etmiştir. Yeni bir ekip
oluşturur ve Vancouver sınırına
doğru iz sürmeye başlar.
Jackie Chan'in
oğlu uyuşturucudan
yargılanacak
PEKİN - Çin'de uyuşturucu bulundurmaktan gözaltına alınan ünlü sinema oyuncusu
Jackie Chan'in oğlu Jaycee Chan'in hakim
karşısına çıkacağı bildirildi.
Şinhua ajansının haberinde, evinde uyuşturucu bulundurmaktan gözaltına alınan Jaycee
Chan'in, başkent Pekin'deki Dongçıng Bölgesi
Halk Mahkemesi'nde cuma günü hakim karşısına çıkacağı ve duruşmanın halka açık yapılacağı belirtildi.
Dongçıng Bölgesi Pekin Halk Savcılığı'nın
aralıkta, Jaycee Chan'e uyuşturucu kullanıcılarına yer temin etmekten dava açtığı ifade
edilirken, Çin kanunlarına göre, bu suç kapsamında şahısların para cezasının yanı sıra
azami üç yıl hapis cezasına çarptırılabileceği
kaydedildi.
Jaycee Chan, geçen ağustosta Pekin'deki
evinde 100 gramdan fazla marihuana bulundurduğu gerekçesiyle gözaltına alınmış ve yapılan
testlerde uyuşturucu kullandığı tespit edilmişti.
Ayrıca ağustos ayındaki polis baskınında,
Jaycee Chan'in arkadaşı Tayvanlı aktör Ko Çıntung ve uyuşturucu sattığı iddia edilen bir
kişinin daha gözaltına alındığı açıklanmıştı.
(AA)
Çalsın Sazlar
Nesli Çölgeçen'in
uzun bir aradan sonra
kamera arkasına
geçtiği Çalsın Sazlar
filmi, yeni yılın ilk
ayında gösterime
girecek. Filmde hayatı hafife alan uçarı
iki arkadaşın, aynı
kadına aşık olduktan
sonra yaşadıkları acı
tatlı olaylar, 1960'lı
yıllardan günümüze
dek uzanan bir
öyküde aktarılacak.
05:15 Arda’nın Mutfağı
06:00 Oynat Bakalım (Tekrar)
07:00 Batman (Tekrar)
07:25 Batman
08:10 Duck Dodgers
09:15 Oynat Bakalım (Tekrar)
09:45 Aramızda Kalmasın
13:00 Arda’nın Mutfağı
14:00 Oynat Bakalım (Tekrar)
15:00 Amerikalı Bir Kız
17:00 Hülya Avşar Show
18:30 Çok Güzel Hareketler
Bunlar
19:45 Kaçak Gelinler
23:30 Yabancı Sinema
06:00 Geniş Aile
06:45 Günaydın 09:30 Alın
11:00 Aşk-ı Memnu
12:30 Gün Arası
13:00 Ben Bilmem Eşim Bilir
15:45 Evim Şahane
17:15 Arka Sokaklar
18:40 Baba Haber Bülteni
19:00 Ana Haber Bülteni
20:00 Hayat Yolunda
23:15 Yerli Dizi
01:30 Abbas Güçlü ile Genç Bakış
20:30 GÜZEL KÖYLÜ
Güzelköy'de yeni yılın ilk günü...
Gül yılbaşı balosunda ayağını
zorladığı için zorlanmaktadır.
Kaan, Gül'ün doktora gitmesinin
gerekli olduğunu söyler. Gül, iyi
olduğunu ve Cemal'in kendisini
iyleştirdiğini söyler ancak dayanamaz duruma gelince Cemal onu
hastaneye götürmek zorunda
kalır. Öte yandan ateş parçasını
çekilişte Niyazi'ye kaptırdığı için
Bünyamin’in psikolojisi bozulmuştur ve doktora gitmek
ister.Bünyamin'i doktora götürme
işi Kaan'a düşünce, Kaan ve Gül
hastanede karşı karşıya gelir.
Kamuran oyun peşinde!
Hüsnü ve Yusuf'un Kamuran ile
Cemal'i evlendirme planları sürerken, Kamuran'ın aklına bir oyun
gelir.
7 Ocak 2015 Çarşamba
Emniyet Genel
Müdürlüğünün silah
koleksiyonunda,
dünya savaşlarında
kullanılan tüfeklerden düello silahlarına, baston tüfeklerden kalem tabancaya kadar 900 silah
bulunuyor.
Emniyetin tarihi
silah koleksiyonunda
900 SİLAH VAR
ANKARA - Emniyet Genel Müdürlüğü
Kriminal Dairesi Başkanlığınca oluşturulan
koleksiyon, içeriğindeki silahların özellikleriyle dikkati çekiyor.
Adli olaylara ışık tutmasının yanı sıra tarihi
özellikleriyle de önem taşıyan koleksiyonda,
büyük savaşlarda kullanılan silah modelleri
de yer alıyor. 1985'ten itibaren oluşturulmaya
başlanan koleksiyonda çeşitli çap ve modelde 900 silah bulunuyor.
Koleksiyonun en eski parçasını, 1800'lü
yıllarda "düello silahı" olarak kullanılan
tabanca oluşturuyor. Birinci ve İkinci Dünya
Savaşları'nda kullanılan tüfekler de koleksiyonun en nadide parçaları arasında yer alıyor.
Üzerinde tuğra bulunan ve Osmanlı ordusu için Almanlar tarafından yapılan tüfek ile
Kurtuluş Savaşı'nda kullanılan silahlar, koleksiyondaki diğer önemli parçaları oluşturuyor.
Koleksiyonda, ASALA terör örgütü tarafından 1982'de Esenboğa Havalimanı'nda
gerçekleştirilen saldırıda kullanılan silah da
yer alıyor. Bir polisin şehit olduğu, bir
Amerikan vatandaşının hayatını kaybettiği
saldırının ardından ele geçirilen silah da ser-
gileniyor. Yeni ve yerli üretim pek çok silahın
da yer aldığı koleksiyonda, taşınması kolay,
hedefe yaklaşılırken fark edilmeyen kalem
tabanca, baston silah gibi casus silahlar da
dikkati çekiyor.
Koleksiyondaki silahlar, bazı olayları
aydınlatmak için de kullanılıyor. Suçta kullanılan silahın çalışmaması durumunda, koleksiyondaki aynı marka ve model silahın parçası ile değiştiriliyor. Böylece adli olayların
aydınlatılmasına ışık tutuyor.
Silahların bakımı ise görevliler tarafından
özel olarak yapılıyor. (AA)
TEOG'da "risklere"
dikkat çekildi
Soma’daki
maderciler için
iş talep edildi
ANKARA - Türkiye Maden İşçileri
Sendikası Genel Başkanı Nurettin Akçul,
Ermenek'te maden işçilerine uzanan devlet
elinin, Soma'da iş bekleyen 3 bin maden
işçisine de uzanmasını istedi.
Akçul, yaptığı yazılı açıklamada,
Ulaştırma ve Denizcilik Bakanı Lütfi Elvan'ın,
Ermenek'te 18 maden işçisinin yaşamını
yitirdiği maden faciasına ilişkin, "Ermenek'te
işsiz kalan maden işçilerini, işe yerleştirmeye başlıyoruz" dediğini hatırlattı.
Bakan Elvan'ın açıklamasının, maden
işkolunda örgütlü olan sendikalarını ve işsiz
kalan maden işçisi üyelerini umutlandırdığını
belirten Akçul, şunları kaydetti:
"Bugün, Soma'da facianın meydana geldiği, iş güvenliği nedeniyle kapalı olan
Eynez ve Atabacası ocaklarında çalışan
yaklaşık 3 bin işçi aylardır işsiz. Kendileri de
aileleri de perişan halde. Bu işçilerin işsizliği,
sadece işçileri ve ailelerini perişan etmemektedir. Aynı zamanda Soma ve Kırkağaç
başta olmak üzere, bölgedeki esnafın da
siftahsız kepenk kapatmasına yol açmaktadır. Soma Eynez'deki maden faciasından
sonra, başta Soma olmak üzere bölgede
işsiz kalan maden işçileri nedeniyle tam bir
sosyal facia yaşanmaktadır. İşsiz maden
işçileri her gün 'Bize iş bulun, çalışalım, evimize ekmek götürelim' diye Soma'da deyim
yerindeyse feryat etmektedir. Bugüne kadar,
sendikamızın ve işsiz işçilerin bu konudaki
taleplerine yetkililerden çözüm üretecek
cevap gelmedi, girişim olmadı."
Soma'da facianın meydana geldiği ocağın devlet işletmesi olan TKİ'ye bağlı olduğunu belirten Akçul, "Ermenek maden işçilerine uzanan devlet eli, Soma'da iş bekleyen 3 bin maden işçisine de uzanmalıdır"
ifadesini kullandı. (AA)
ANKARA - Siyaset, Ekonomi ve Toplum
Araştırmaları Vakfı (SETA), Türkiye'de 2014 yılı
analizinde, kamuoyunda TEOG olarak bilinen
Temel Eğitimden Ortaöğretime Geçiş
Sisteminde, liselere yerleştirme sorununa işaret
ederek, yerleştirme sisteminin taşıdığı risklere
yer verdi.
SETA tarafından yayınlanan 2014 yılı analizinde, eğitim başlığı altında bu yıl milli eğitim ve
yükseköğretimde yaşanan gelişmeler ele alındı.
Analizde, 2013-2014 öğretim yılından itibaren uygulanan TEOG sisteminin, sınav müfredatının okul müfredatıyla örtüşmesi, öğrencilerin değerlendirilme sürecinde devamsızlık
durumlarının da etkili olması nedeniyle, öğrenci-öğretmen ve okul ilişkileri güçlendirdiği belirtildi.
TEOG'da sınavın uygulanma sürecinde
yaşanan olumlu atmosferin, yerleştirme sürecinde gerçekleşmediği belirtilen analizde,
bunun en temel sebebinin ise düz liselerin
Anadolu liselerine dönüşmesiyle, daha önce az
sayıda öğrenci belirli puanlardaki okulları tercih
ederek, yerleştirilirken getirilen bu yeni sistemle
bütün 8. sınıf öğrencilerinin, TEOG'a girsin ya
da girmesin, tercihte bulunsun ya da bulunmasın merkezi olarak tüm ortaöğretim kurumlarına
yerleştirilmesi olduğu kaydedildi.
Tüm öğrencileri yerleştirmeyi hedefleyen
yeni sistemin en önemli sorunlarından birinin
öğrencilerin adreslerine en yakın liselere yerleştirilmesi hedeflenirken, birçok öğrencinin ikametlerine uzak yerlerdeki okullara yerleştirilmesi olduğu belirtilen analizde, öğrenci ve velilerin
okullarını değiştirebilmek, adresine yakın bir
okula gidebilmek için nakil yoluna başvurdukları anımsatıldı.
Analizde, yerleştirme sisteminin görünmeyen ancak uzun vadede daha büyük problemlere neden olacak sorununun ise sistemin
bütün 8. sınıf öğrencilerinden, bütün liseleri
hiyerarşik olarak sıralamasını istemesi olduğu
ifade edildi. Bütün liselerin puanla öğrenci
almasıyla beraber, bütün liselerin puanla sıralanıyor oluşu liseler arasındaki farkı daha da
derinleştirme riski taşıdığına dikkat çekilen analizde, öğrencilerin puanı yüksek bir liseye gidebilmek için kendi evlerinden, yaşadığı bölgeden
uzaklaşmak zorunda kaldığı bunun da öğrencilerin yaşadıkları coğrafyaya ve topluma uzaklaşma riskini doğurabildiği ifade edildi.
Analizde, MEB'in, 2014-2015 yeni eğitimöğretim yılında yerleştirme sürecinde yaşanan
bu problemlerin yaşanmaması için yerleştirme
sürecinde birtakım değişikliklerin yapılacağını
açıkladığı da hatırlatıldı.
Analizde, yerleştirme sisteminin neden
olduğu sorunları aşmak için tüm öğrencileri ve
okulları sıralayan, sınava girsin girmesin, tercih
yapsın yapmasın tüm öğrencileri merkezi olarak yerleştirmeyi hedefleyen yaklaşımdan vazgeçilmeli ve merkezi sınavla öğrenci alan okul
sayılarının ve türlerinin azaltılması, sınavla
öğrenci alan okul sayısının yüzde 3-5'lere çekilmesi önerisine yer verildi.
Bu yıl ortaokul ve liselerde başörtüsü yasağının kaldırıldığı hatırlatılan analizde, ancak
yönetmelikte halen, "başı açık bulunur" ifadesi
okul öncesi ve ilkokullar için devam ettiği belirtildi. Analizde, bu özgürlüğün eğitimin her
kademesinde sağlanmasının uzun vadede
daha demokratik ve özgürlükçü bir eğitim sistemi inşa edilmesi adına önemli olduğu belirtildi.
Analizde, MEB'in toplumun taleplerini dikkate alarak, yaptığı bu düzenlememin, temel
hak ve özgürlükler önündeki bir engelin daha
kaldırılmış olmasıyla eğitim sisteminin demokratikleşmesi adına oldukça önemli bir adım
olduğu kaydedildi.
2014-2015 eğitim ve öğretim yılında özel
okullarda öğrenim görecek öğrenciler için eğitim ve öğretim desteği verilmesine ilişkin
düzenlemeye de dikkat çekilen analizde, destekten kaç kişinin yararlandığından çok, hangi
tür ailelerin ve okulların yararlandığının önemli
olduğu belirtildi.
Analizde, "teşviklerin zaten avantajlı olan,
üst düzey sosyo-ekonomik duruma sahip bir
azınlığın yükünü hafifletmekten mi ibaret, yoksa
teşvik sayesinde çocuğunu özel okula gönderme imkanı bulan aileler için bir fırsat mı" sorularının Bakanlık ve ilgili uzmanlar tarafından
detaylı bir şekilde araştırılması gerektiği de vurgulandı. (AA)
3
Fehmi KORU
[email protected]
[email protected]
bölge haberlerİ
Kadın spikerden haber
dinlenmez mi?
SONUNDA birisi “Kadın spikerden haber dinlenmez”
deyince bende şafak attı.
Bir süreden beri, “muhafazakâr” kimliğiyle tanınan bazılarının “kadınlar” ile ilgili görüşleri kamuoyunu meşgul
ediyor. Hemen hepsi olumsuz görüşler bunlar...
Neden? Anlaşılır gibi değil...
Muhafazakârların Batı’da kadınla sorunları hep olmuştur. Batı’da kadınların erkeklerle eşit haklar kazanması
için 20. yüzyılı, seçimlerde oy kullanma hakkına kavuşmaları için ise, pek çok ülkede, aynı yüzyılın yarısını beklemek gerekti.
Siyasi ve ticari sebeplerle...
Kadınların eşit hakları bugün kâğıt üzerinde var; ancak
ülkelerin çoğunda, hâlâ “eşit işe eşit ücret” mücadelesi
sürdürmeleri gerekiyor.
Türkiye’de de kadınların sorunları olduğunu biliyoruz.
En belirgini, “ev-içi şiddet” genel başlığı altına giren,
yakınlarından gördükleri şiddet... Her yıl binlerce kadın bu
yüzden hayatını kaybediyor. Evliliğini sürdürebilmek için
hemen her gün gördüğü şiddeti etrafından saklayanlar da
herhalde az değil.
En fazla yaralayanı ise, kadınların “eşit” olmalarını sorgulayan veya öyle algılanmaya müsait çıkışlar... Bu tür
çıkışların “muhafazakâr” bilinen insanlardan gelmesi, dini
kisve taşıyan kişilerin de koroya katılması rahatsızlık kaynağı...
Doğal olarak, kadınları rahatsız eden görüşler, görüşleri
ifade edenlerin kimliği sebebiyle, inanç sistemimize mal
ediliyor.
Acaba öyle mi? Gerçekten İslamiyet kadınları ikinci
sınıf mı görüyor?
İslamiyet’in 1400 küsur yıl önce geldiği toplumun genel
durumunu hatırlayalım. O dönemi en iyi tanımlayan sözcük, zaten kullanılmakta olan ismidir: Câhiliye dönemi...
Câhiliye döneminde kadının adı da yoktur, hakkı da...
Öyle bir topluma gelen Kuran-ı Kerim, kadınlar için
yepyeni bir dönemi başlatmış oldu. Kutsal kitabımızı açın
bakın, birilerine hitap eden ayetlerin bütününde, eğer
erkekler anılıyorsa, onların yanında mutlaka kadınlar da
anılmaktadır. Hem de eşitlikçi bir dille...
Hz. Peygamber’in hane halkına verdiği dersler, diğer
insanlar yanında bulunmadığı zaman söyledikleri, eşi Hz.
Ayşe tarafından nakledilmiştir. Hz. Ayşe bunları erkeklerin
de bulunduğu ortamlarda diğer insanlarla paylaşmıştır
Ağızlarından çıkanı kulaklarının duymadığı anlaşılan
günümüzdeki bazılarına yapılacak en önemli tavsiye,
İslamiyet’in kaynaklarına dinin sahibinin maksadı açısından bir kez daha göz atmalarıdır. Batı’da etkisini şimdilerde de sürdüren tecimsel ve siyasi dar görüşlülüğün etkisi
altındaki “kadınları küçümseyen” bakışlara İslami kılıf
giydirmekten belki o zaman uzaklaşabilirler.
Kadınlar ancak 20. yüzyılda resmen kazanabildikleri hak
ve hukuka 1400 yıl önce İslamiyet tarafından kavuşturulmuşlardır. İslam toplumlarında 1400 yıl boyunca ve hatta
bugün bile kadınlara uygulanan ayrımcı politikaların dinden kaynaklanmadığını bilmeliyiz.
Yanlış uygulamaların çoğunun sebebi, erkek-egemen
bakış açılarıdır.
Tartışmaları değerlendirirken, “Allahu ekber” nidalarıyla
masum insanların kafalarını koparanların bu eylemlerini
dine dayandırdıkları saçmasapan bir dünyada yaşadığımızı
da unutmayalım.
Elbette kadınların kadın olmaktan kaynaklanan özellikleri var; çocuk doğurmak gibi... Hükümetlerin ülkenin
selameti açısından doğumları teşvik etmesi anlaşılabilir;
ancak bunu kadınları rahatsız edebilecek bir söylemle yapmaktan uzak durmak gerekiyor. Teşvikler ve kolaylaştırmalar uygulayarak...
Son yıllarda başlatılan, çocuk yardımı, doğum öncesi ve
sonrası izin gibi konularda kaydedilen iyileştirmeler gibi...
“Kadın spikerden haber dinlenmez” diyenlere aldırmayın..
6 Ocak 2015/ HABER TÜRK
TÜİK basılı yayın
üretimine son verdi
ANKARA - Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), basılı yayın
üretimine son verdi.
TÜİK'in internet sitesinde yer alan duyuruda, bilgi
sunum hizmetlerinde yaşanan hızlı değişimi, teknolojik
gelişmeleri ve kullanıcı alışkanlıklarında ortaya çıkan değişiklikleri dikkate alan Kurumun yayın politikasını yenileme
kararı aldığı bildirildi.
Açıklamada, üretilen istatistiklere ait haber bültenleri
anlık olarak kurumun internet sitesi üzerinden yayınlanırken, kitap olarak yayınların hazırlanmasının uzun zaman
alabildiği ve verinin güncelliğini kısa sürede kaybettiği ifade
edildi. Basılı yayın üretmenin yüksek maliyeti ve çevreye
olan etkileri de dikkate alındığında alternatif dağıtım kanallarına ağırlık verilmesinin zorunlu hale geldiği belirtilerek,
internet sitesinin, bilgilere erişim kolaylığı, güncelliği ve
geniş kapsamıyla öne çıktığı ayrıca kullanıcılara analiz edilebilir veri sağladığı kaydedildi.
Bu çerçevede TÜİK'in 2015'ten itibaren ilkesel olarak
basılı yayın üretimine son verdiği belirtildi. Daha önce basılı
olarak yayınlanan istatistiklerin kurumun internet sitesi aracılığıyla tablolar ve veri tabanları halinde kullanıcılara sunulmaya devam edileceği ifade edildi.
Öte yandan, kurumun özel günlere ait yayınların basımına devam edeceğine de yer verildi. (AA)
4
ANKARA
7 Ocak 2015 Çarşamba
ÖZEL
HABER
KENAN ERGEN
Yurt genelinde kendini
gösteren şiddetli yağmur, kar
yağışı ve fırtına ile yaşanan nehir
taşkınları, sera ve tarım arazilerini
vurdu.
Meyve, sebze ve balık fiyatları yükseldi. Hemen hemen her
ilde kurulan semt pazarındaki
etiketlere yansıdı.
SEBZE FİYATLARI UÇTU
Ispanak, brokoli, pancar,
pırasa, kereviz gibi kış sebzeleri
ile maydanoz, roka ve tere otu
fiyatları bir önceki haftaya göre iki
katına çıktı. Soğuktan en fazla
etkilenen ürün ıspanak oldu, yaklaşık yüzde 100 zamlandı.
Pazarda önceki hafta ortalama 1,5
liradan satılan ıspanağın kilogramı, bu hafta ortalama 2,5 - 3
liradan satılıyor. Geçen hafta
adedi 1 liradan satılan marul bu
hafta 2 liraya kadar satılırken;
maydanoz, roka ve tere otunun
demetinde gözle görülür artış
yaşandı.
Portakal, elma, muz gibi raf
ömrü uzun olan ürünlerin fiyatlarında Özellikle İzmir-Manisa
yolunda yaşanan aksama sonucu
nakliye kamyonları gelmeyince
ürün fiyatlarında artış oldu.
Son günlerde
Tüm yurdu esir
alan kötü hava
şartları, etkisini
en çok çarşı
pazar fiyatlarındaki artışla hissettirdi. Özellikle
yeşillik olarak
tabir edilen ürünlerin fiyatlarında
ciddi artışlar
yaşandı.
BALIK KIYMETE BİNDİ
Pazardaki deniz ürünleri fiyatlarında da artış oldu. Kar ve fırtına
nedeniyle balıkçıların denize açılamaması nedeniyle balık fiyatları yılın
son günlerine göre ortalama 3 lira
yükseldi. Fiyatların yükselişi hem
alıcıları hem de alıcıları memnun
etmedi. Pazar esnafı, ürünlerini satamamaktan, vatandaşlar da fiyatların
yükselmesinden şikayetçi…
ÇETKODER’den elektrik
faturasındaki kesintilere tepki
Çevre ve Tüketici Haklarını Koruma Derneği (ÇETKODER)
Genel Başkanı İktisatçı Mustafa Göktaş, son günlerde gündeme gelen Kayıp Kaçak Bedeli, TRT payı gibi haksız hukuksuz alınan kesintiler için açıklamada bulundu. / Saygı ile.
HABER MERKEZİÇevre Ve Tüketici Haklarını Koruma Derneği
(ÇETKODER) Genel Başkanı Mustafa Göktaş
yaptığı açıklamada; “Bildiğiniz üzere yıllardır
elektrik faturalarımızda sadece Kayıp Kaçak
bedeli değil, aynı zamanda TRT payı da alınmaktadır. Her iki hususta da mahkeme kararları ortada iken, toplumdaki genel kanaatinde
bu işin haksız ve hukuksuz olduğu yönünde
olmasına rağmen, adaletsiz ve hakkaniyetsiz
bu uygulama bir türlü son bulmamaktadır.
Tüketici olan vatandaşa git dava aç sende
kazan gel paranı al demek, adil devlete, sosyal
devlete, hukuk devletine yakışmaz. Bu işin
köklü çözümü, TBMM den çıkacak olan minicik bir yasal düzenlemeden geçer. Mahkeme
kararlarını önlerine alıp, Kayıp Kaçak bedeline
son verecekler. Ayrıca serbest piyasa
ekonomisi dediğimiz ortamda trilyonların aktığı
sektörde TRT’nin sırtımızdan inmesini de
sağlayacaklar. Artık günümüz, TV düzeninin
olmadığı ve tek ekran olduğu dönem değil.
Günümüzde sayısız TV ekranı var. Ve Halkın
tercihleri değişti. Her alanda küçülen ve
özelleşen devlet, neden TRT gibi bir çatıda
ısrar ve inatla bizim sırtımızda bunu anlamak
mümkün değil. Faturalarda TRT payı adı altında ödemeler yaparak bu kurumu ayakta tutmak zorunda mıyız?! Millet geçim derdinde,
ayakta durma derdinde, birde böylesine kurum
ve kuruluşları ayakta tutmak için sırtımıza
biniyorlar. TRT payının da kalkması gerekir ve
biz gerek Kayıp Kaçak bedeli, Gereksi TRT
payı için yasal düzenleme yapılarak kaldırılmasını Tüm vatandaşlar ve tüketicilerimiz
adına ilgililerden talep ediyoruz ” dedi.
Gölbaşı Belediyesi’nden
işçilere yeni yıl müjdesi
HABER MERKEZİBelediye işçilerle bir araya gelen Gölbaşı Belediye
Başkanı Fatih Duruay, işçilere müjdeler verdi. Başkan
Duruay Mehmet Akif Ersoy Kongre ve Kültür
Merkezi’nde Gölbaşı Belediyesi’ne bağlı Bellas Şirket
personelleriyle bir araya geldi.
Başkan Duruay kamuoyunda işçi kıyımı yapılacak
gibi bazı olumsuz bilgi kirliği olduğunu belirterek,
“Sizler, belediyemize bağlı şirket elemanlarısınız ve biz
bu şirketten hizmet alımı yapıyoruz. Bizim dönemimizde
de işe başlayanlar oldu, daha önceki dönemlerden de
çalışan arkadaşlarımız var. Sizler şunu iyi biliyorsunuz
ki; “Biz hiç kimseye siyasi gözle bakmıyoruz.
Partilerimiz farklı olabilir, bu farklılık bizim Türkiyemizin
ve Gölbaşımızın bir zenginliği. Biz öyle bakıyor, öyle
görüyoruz. Biz çalışma esasını değerlendirirken performanslara göre değerlendirmeye çalışıyor, o şekilde
karar alıyoruz. Bu kişilerin işçi olması, müdür olması
veya başkan yardımcısı olması fark etmiyor, önemli
olan performanstır. Sonuçta hepimizin amacı ortak,
hepimiz Gölbaşı’na hizmet etmek istiyoruz” ifadelerini
kullandı. Konuşmasının devamında ise Başkan Duruay,
‘Rızkı veren Allah’tır biz sadece vesile oluyoruz’ diyerek,
“Yaptığımız değerlendirme de bazı arkadaşlarımızın performansı düşük bulundu, kimseyi işsiz bırakmak
istemiyoruz. İsteğimiz şu; çalışan arkadaşlarımız performanslarını artırsın, biz kimseyle yollarımızı ayırmak
istemiyoruz, bu dönemde de ayırmayacağız. İçiniz
rahat olsun ancak, performansı düşük olan arkadaşlar
zaman içinde burada kalacak diye bir kaide yok,
yeniden değerlendirmeye alınabilir. 130 bin insanın vermiş olduğu yetkiyle hizmet etmeye çalışıyoruz. Birileri
yatarken, birilerinin çalışmasına gönlümüz razı değil sizlerin de razı olacağına inanmıyorum. Kimsenin çalışmayıp, yan gelip yatmasına razı değiliz” dedi. Başkan
Duruay konuşmasını şöyle sürdürdü:
“Bugün itibari ile şirket yetkililerimizi bilgilendirerek,
hiçbir arkadaşımızla yollarımızı ayırmayacağız. Kimsenin
ekmeğiyle oynamayacağız. Ama bu, şu demek
değildir; Performansı düşük arkadaşlarımızla zaman
içerisinde yollarımızı ayırabiliriz. Lütfen herkes çalışmalarına dikkat etsin, gayretli çalışsın, çalışmayanlar
yanında ki arkadaşının da hakkını yemesin. Hiçbir
arkadaşımızın çıkışını vermeyeceğiz. Hep beraber yolumuza devam edeceğiz.”
Duruay kendisinin de işçi olarak 6 yıl çalıştığını
belirten konuşmasında, “Beni tanıyanlar bilir 6 sene
işçilik yaptım. İşçilerin halinden anlarım. Ama performans konusunda tavizimiz yok. Şunu da özellikle bilmenizi isterim ki; Bir tarafta çalışan bir taraf çalışmayan
arkadaşlar. İkisi de aynı maaşı alıyor. Bunlara rıza
göstermeyecek ve daha katı olacağız.
İşçilerin maaşlardaki artışlar ile ilgili soruya yanıt
veren Başkan Duruay, bu konuda çalışma yaptıklarını
ifade belirterek, “Asfaltta çalışan arkadaşımız, belediye
içerisinde çalışan arkadaşımız ve vasıfsız elemanlar ile
ilgili ayarlamaları yapacağız. Bizim personel giderimiz
senelik 35-40 trilyon. Oysa Çubuk Belediyesi’nin bütçesi 35 trilyon. Belediyenin içerisinde hiçbir iş yapmayan
arkadaşımız, dışarıda karın altında çalışan arkadaşımızdan daha fazla maaş alıyor. Bunlara da bir düzenleme
getirdik. Çıkarmayacağımız arkadalar bizim için çok
büyük bir külfet ama hepiniz bir aile geçindiriyorsunuz.
Şartların zor olduğunu da biliyoruz. Şu kışta kıyamette
kimsenin işsiz kalmalarını istemiyoruz. Bazı
arkadaşlarımızın maaşı düşebilir, düşecekte. Bunlarda
kusura bakmasınlar. İşin ağırlığına göre maaş vereceğiz.
Bu konuda çalışmalarımızı yaptık, bu dönemde de
böyle olacak.
Mamak Belediyesi DSİ
GALİBİYETE DOYMUYOR
HABER MERKEZİEtimesgut Belediyesi, İstasyon Caddesi üzerindeki
kent merkezi Atatürk Meydanı’ndaki revizyon çalışmasını tamamlayarak vatandaşların beğenisine sundu.
Revizyon çalışmaları kapsamında meydanın bütün
kaldırım taşları ve tretuvarları yenilendi.
Elektrik hatları ve aydınlatma sistemleri değiştirildi.
Vatandaşlar için oturma grupları ve banklar yerleştirildi. Oturma gruplarının yanlarına mevsimsel bitkiler
ekildi. Meydandaki havuzlar da yenilenerek daha
modern hale getirildi.
Meydanın tabelası etrafındaki tel örgüler
kaldırılarak Atatürk büstünün bulunduğu ve üzerinde
‘Kent Merkezi Atatürk Meydanı” yazılan sütun konuldu. Mermer sütunda Mustafa Kemal Atatürk’ün ‘Ne
Mutlu Türküm Diyene’ veciz sözü yer alıyor.
Etimesgut Belediye Başkanı Enver Demirel, Atatürk
meydanıyla ilgili çalışmaları kısa sürede tamamladıklarını belirterek, “Bu alanla ilgili yapılabilecek en güzel
çalışmayı gerçekleştirdik. Keşke şehrimizin
merkezinde daha geniş kent merkezi yapılabilecek
alanlar olsa da daha güzel bir proje gerçekleştirebilseydik” dedi.
HABER MERKEZİTürkiye Basketbol Erkekler 2.Lig 15.Hafta karşılaşmasında Mamak Belediyesi DSİ, evinde
Afyonkarahisar Belediyesi’ni ağırladı. Mamak
Belediyesi Spor Salonu’nda oynanan karşılaşmada
Mamak Belediyesi DSİ, Afyonkarahisar Belediyesi’ni
95-89 mağlup etti. Böylece Mamak Belediyesi DSİ
galibiyet sayısını da 5'e çıkarttı. Üç sayı çizgisinin
gerisinden kullandığı 32 şutun 15’ini sayıya çeviren,
18’i hücum toplam 38 ribaund alan Mamak
Belediyesi DSİ, 12 top kaybını 8 top çalma ile telafi
etti. Jason Clark 33 sayı-4 ribaund-4 asist, Baki
Görür 24 sayı-10 ribaund-2 asist, Deniz Can Çevik 13
sayı-1 ribaund-1 asist, Nezih Özbakır 11 sayı-6 ribaund yaparak maçı tamamladı.
Alex Gordon’ın sayılarına Jason Clark ile cevap
veren Mamak Belediyesi DSİ ilk çeyreği 26-23 üstün
noktaladı. Baki Görür’ün 3 sayılık basketlerine Alex
Gordon ve Fırat Aydemir ile karşılık veren
Afyonkarahisar Belediyesi ikinci çeyrek biterken skor
üstünlüğünü ele geçirdi ve soyunma odasına 47-43
önde gitti. Üçüncü çeyrekte iki takım da birbirlerine
karşı üstünlük kurmakta zorlanırken, Enis Bayrak
skora verdiği katkı ile Alex Gordon’a eşlik etti. Mamak
Belediyesi DSİ ise Bakir Görür ile 3 sayı çizgisinin
gerisinden etkili olmaya devam etti.
ANKARA
7 Ocak 2015 Çarşamba
Aktif Sanayici ve
İşadamları
Derneği üyesi
sanayiciler, Çin’de
yapılabilecek
sanayi yatırımları
ve ihraç edilecek
ürünleri araştırmak üzere
Şangay’a gezi
düzenledi.
‘Aktif’ iş adamları
Çin’e çıkarma yaptı
HABER MERKEZİOSTİM merkezli Aktif Sanayici
ve İşadamları Derneği, düzenlediği iş gezisiyle Çin’e çıkarma
yaptı. Aktif Yönetim Kurulu
Başkanı Tolga Bülent Erdoğan ve
beraberindeki heyet, Şangay’a
yaptıkları gezi programı kapsamında, İnşaat Vasıtaları ve
Yapı Aletleri sektörünün en büyük
buluşma noktası olan Bauma
fuarını da ziyaret etti. Heyet, Çin'e
yapılabilecek sanayi yatırımları,
ihraç edilebilecek nihai ürünler ve
ithal edilebilecek ara ürünler
hakkında araştırma yaptı.
Münih’te 30 yılı aşkın bir
süredir düzenlenen ve inşaat sektörünün buluşma noktası olan
Bauma fuarı ve Şangay gezisi
hakkında bilgi veren Erdoğan, şu
değerlendirmelerde bulundu:
“Bauma fuarı, bu yıl 7’ci kez
Çin’de düzenlendi. Her yıl takip
ettiğimiz fuarda, bu yıl sektörün
HABER MERKEZİKeçiören Belediyesi, internet sitesi aracılığıyla
vatandaşları belediye tesislerinde sanal bir gezintiye
çıkarıyor.
Keçiören Belediyesi’nin tesislerini merak eden
ve görmek isteyen vatandaşlar, kurumsal web
sitesindeki “sanal tur” butonuna tıklayarak tesisleri
sanal ortamda üç boyutlu olarak gezip online bilgi
alabiliyorlar. Sanal tur uygulaması hem tesisleri
gitmeden görmek hem de gezi öncesi bilgilenmek
isteyen vatandaşlardan büyük ilgi görüyor.
Vatandaşlar sanal tur uygulaması ile tüm tesislerin
içerisinde rahatlıkla dolaşabiliyor ve ekrandaki yönergeler sayesinde bulundukları mekanın en ince
önde gelen bir çok markasının
katılım göstermediği dikkatimizi
çekti. Ürün gamı itibariyle dünya
klasmanında rekabet edecek
düzeyde birçok Çin markasının
fuarda yer aldığını gördük. Çin
pazarı kendi içinde de oldukça
yoğun bir rekabet içerisinde.
Durum böyle de olsa Çin pazarını
önemli bir pazar olarak görmeli ve
ihmal etmemeliyiz.”
Zor ama büyük bir pazar olan
Çin'e ihracatlarını artırma
yönünde üyelerini teşvik ettiklerini belirten Erdoğan, üye firmaları
Pimmaksan’ın da Bauma fuarında
stand açtığını belirtti.
Seda İnşaat, Aksan Kardan,
Kozmaksan, Koyuncular
Makine’nin de yer aldığı heyetin,
Çin Türk İş Adamları Derneği ile
akşam yemeğinde bir araya
geldiğini ifade eden Erdoğan,
programda Çin’de yatırım
olanakları hakkında bilgi aldıklarını söyledi.
detaylarını bile görebiliyor. Mekan içerisindeki ilerleme noktalarını takip eden ziyaretçi tüm tesisi
rahatlıkla gezebiliyor. Keçiörenlilere hizmet sunan
tesisleri görmek isteyen, ancak fırsat bulamayan
bütün vatandaşlar için sanal tur uygulamasını
başlattıklarını belirten Keçiören Belediye Başkanı
Mustafa Ak, “Uygulama ile vatandaşlarımız gitmek
istedikleri tesisleri sanal ortamda da görerek gidecekleri tesis hakkında bilgi alabiliyorlar. Böylece
tesislerimize gitmeden önce bilgi sahibi oluyorlar ve
gitmek istedikleri tesisi önceden tanıyabiliyorlar.
Yaptığımız hizmetlerle vatandaşlarımızın hayatlarını
kolaylaştırmak istiyoruz. Bu tür yenilikçi hizmetlerimizi sürdüreceğiz” dedi.
TODAM ve Çankaya
Evi’nde felsefe dersi
Yenimahalleli öğrencilere
“ambalaj atık” eğitimi
HABER MERKEZİYenimahalle Belediyesi ve Tüketici ve Çevre Eğitim
Vakfı (TÜKÇEV) işbirliği ile başlatılan Ambalaj Atıkları Geri
Kazanım Projesi, belediyenin Temizlik İşleri Müdürlüğü
tarafından 2007 yılından bu yana sürdürülüyor. Proje
kapsamında birçok okula giderek öğrencileri bilinçlendiren yetkililer, geri kazanımın önemini anlatarak
duyarlılık çağrısı yapıyor.
Ankara Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’nin 450
öğrencisini atıkların geri dönüşümü hakkında bilinçlendiren uzmanlar, okula da atık kutuları yerleştirdi.
Yaptığı sunumla öğrencilere bilgi veren TÜKÇEV
Kurumsal İletişim Bölüm Yöneticisi Nazlı Pınar Aygündüz
ambalaj atıkları ve geri dönüşümün, doğa için ne kadar
önemli olduğunun vurgu yaparak, “1 ton kâğıt toplamak
17 ağacın kesilmesini engellemektir. Bu yüzden atıkları
atık kutularına atarak duyarlı olalım” dedi. Ambalaj çeşitleri hakkında bilgiler veren Aygündüz, öğrencilerin sorularını da cevapladı. Seminerin sonunda böyle bir projeyi
gerçekleştirdiği için Yenimahalle Belediyesi’ne ve
TÜKÇEV’e teşekkür eden öğrenciler ve okul yönetimi,
projeyle ilgili memnuniyetlerini sunarak, uzmanlara çiçek
takdim etti.
Çankaya Belediyesi Toplumsal Dayanışma Merkezi (TODAM) ve 3
Çankaya Evi’nde mevcut kurslara ek felsefe kursu açıldı. Kursa katılan
20 kursiyer her hafta cuma günü farklı konuları ele alıyor.
HABER MERKEZİÇankaya Belediyesi, 19
Toplumsal Dayanışma
Merkezi (TODAM) ve 3
Çankaya Evi’nde pek çok
alanda kurs veriyor. İlçe
sakinlerinin eğitim alarak
sosyalleşme imkanı buldukları TODAM’lardan Maltepe
TODAM’da 7 haftadır
hararetli felsefe tartışmaları
yaşanıyor. Orta Doğu Teknik
Üniversitesi (ODTÜ) Felsefe
Bölümü Mezunu ve halen
Sistematik Felsefe
Bölümü’nde doktora yapan
Salime Tarikçi’nin derslerine
katılan 40-60 yaş arası 20
felsefe tutkunu, derslerde
büyük keyif alıyorlar.
Kendi istekleriyle felsefe
kursunun açılmasına
önayak olan kursiyerler, her
hafta cuma günü 13.0016.00 saatleri arası süren
derslerinin atölye ve tartışma platformu şeklinde
sürmesini talep ediyorlar.
Kendi hayatlarına
eleştirel bakabilmeyi hedefledikleri için felsefe dersine
ilgi duyan tümü üniversite
mezunu kursiyerlerden birisi
de 55 yaşındaki Neslihan
Genç. Hacettepe
Üniversitesi Kimya
Bölümünden mezun olduktan sonra felsefeye merak
saldığını söyleyen Genç,
kurstan devam ettikten
sonra ilk iş olarak Anadolu
Üniversitesi Felsefe
Bölümü’ne kayıt yaptırmış.
5
Aşk-ı Efsun
Tamer KARAHAN
[email protected]
SİYAH ORKİDE
Gözbebeklerinin içindeyim.
Yanmak için …
Aşka yol alıyorum, ufuklara açılan bir gemi gibi ..
Aşk şans mı acaba ..?
En güzel renk hangisi,gök kuşağında ..?
Kalbim titrer,ellerin gezerken üzerinde ..
Tüm bedenimde,her damarımda,
Aşk,zirve yapıyor ..
Aşk bu ise, ben onun en üstündeyim ..
Toprakta filizlenen ,yeni bir gül gibi.
Sevişiyorum seninle.
Ne bir kadın bedeninde,
Ne de bir orkidenin siyah dudaklarında…
Senin dudağına,
Son öpücüğümü bırakıyorum …
Bildiğim tek isim ,senin ismin dudaklarımda.
Ben aşkı, senin tebessüm dolu yüzünde yaşıyorum ..
Gözbebeklerinin içindeyim.
Aldığın her nefesi,ruhuma çekiyorum aşkım..!
Aşkla hayata bağlanıyorum, baştan başa ..
Senli tüm kelimeleri, şiirlere döküyorum.
Kızıl dudaklarındaki beyaz bir güvercinin,çırpınışlarında ..
Çıplak kalmış aşk...!
Ben, utanan ve titrek suretini,
Görüyorum !
Kızıl dudaklarında aklanmak için,
Aşk buselerinde …
Son durağı aşk olan garlarda,seni yaşıyorum.
Dokunuyorum.
Kızıl yanaklarına.
Sana haykırıyorum…!
Aşkım......!
Seni seviyorum…….!
Kartaltepe Kent
Ormanı ile Ankara
nefes alacak
HABER MERKEZİKeçiören Belediyesi, yeşil alan miktarını artırmak
için yaptığı çalışmaları da sürdürüyor. Ovacık bölgesinde 1 milyon 126 bin metrekare alana kurulan
Kartaltepe Kent Ormanı, şehir yaşantısından bunalan
Keçiörenlilere rahat bir nefes aldıracak.
Kartaltepe Kent Ormanı’na, Keçiören Belediyesi ve
Orman Genel Müdürlüğü’nün işbirliği sonucu 7 bin
iğne yapraklı ve yapraklı ağaç dikildi. Çınar, mavi
selvi, leylandi, gold rider, top akasya, erguvan, kırmızı
çınar yapraklı akçaağaç, süs eriği ve gül ağaçlarıyla
donatılan orman alanı, görenleri büyüleyen bir renk
cümbüşüne dönüştü.
7 bin ağacın daha dikilmesi ile 14 bin ağaçlık bir
ormana dönüşecek bu yeşil alanda, vatandaşların
mutlu ve huzurlu zaman geçirmesi için her türlü detay
düşünüldü. 80 kamelya, 33 orman masası ve bankların yanısıra, piknik ve mesire alanları da vatandaşların kullanımına sunulacak. Temiz havada ve
yemyeşil bir ortamda spor yapmak isteyenleri ise 500
metrelik koşu parkuru ve yürüyüş yolu, zemini kum
kaplı voleybol ve futbol sahaları, çeşitli spor aletleri
ile donatılan spor alanları bekliyor. Kent ormanında
ayrıca çocuklu aileleri mutlu edecek çocuk oyun
alanı, bay-bayan mescit, bay-bayan wc, çocuk bakım
odası ve idare binası da bulunuyor. Keçiören’de
göreve geldiğinde 2.2 metrekare olan kişi başına
düşen yeşil alan miktarını 5.5 metrekareye çıkarmayı
başaran Keçiören Belediye Başkanı Mustafa Ak,
“Yeşiller içindeki bir Keçiören’i istiyor ve bunun için
çalışıyoruz. Kişi başına düşen yeşil alanı 10 metrekareye çıkararak cennet gibi bir Keçiören hedefine ulaşmayı amaçlıyoruz. Şehirlerin en büyük sıkıntısının
betonların arasına sıkışmak olduğundan yakınılır. Biz
Keçiören’in yeşil hasretini giderdik. Keçiörenliye nefes
aldırarak görsel açıdan çekici hale getirdik” dedi.
Ovacık’taki Kartaltepe Kent Ormanı’nın sadece
Keçiören’in değil, Ankara’nın da nefes alacağı
akciğerleri haline geleceğini söyleyen Başkan
Mustafa Ak, “Yaşadığımız şehrin temizliği, düzeni ve
bakımı kadar yeşilliği de önemli. Bir kentin yeşil alan
miktarı o şehrin medeniyet ölçüsünü gösteriyor.
Ağaçlandırma için uygun alanların ağaçla buluşması
için gayret gösteriyoruz. Düzenlediğimiz törenlerle
herkesin dikili bir ağacı oluyor” diye konuştu.
6
ANKARA
7 Ocak 2015 Çarşamba
Gölbaşı
Belediyesi
karla
mücadele
ekipleri
24 saat
aralıksız
çalışıyor.
Gölbaşı’nda karla
mücadele hızlandı
HABER MERKEZİAnkara’da aralıksız yağan kar yağışının
hayatı olumsuz yönde etkilememesi için
Gölbaşı Belediyesi karla mücadele ekipleri
çalışmalarını 24 saat aralıksız sürdürüyor.
Gölbaşı’nda devam eden kar yağışı
yüzünden ilçenin yüksek kesimlerinde kar
kalınlığı 10 cm’yi buldu. Gölbaşı
Belediyesi’ne ait kar temizleme araçları ise,
ilçeye bağlı köy ve mahalle yollarında kar
temizleme çalışmalarını aralıksız sürdürüyor.
Kar temizleme araçları, greyderler ve karla
mücadele araçları ile kar temizleme çalışmaları aralıksız devam ediyor.
Gölbaşı genelinde yapılan karla mücadele
çalışmalarına 8 JSB kepçe, 7 karla mücadele
aracı, 2 loder, 2 dozer, 1 adet solüsyon traktörü seferber edildi. Ayrıca karla mücadele
için 1500 ton tuz, 10 ton solüsyonun hazırlatıldığı açıklandı. 60 personel de üç vardiya
şeklinde çalışıyor.
Karla mücadele çalışmaları kapsamında
bu zamana kadar 500 tondan fazla tuz kullanıldı. Yetkililer, Gölbaşı’nda kapalı köy yolu
bulunmadığını bildirdi. Bu arada Çalışmaların
önce ana arterler ile kamu kurumlarını
bağlayan yollarda daha sonra ara sokaklarda
devam edeceği öğrenildi.
Gölbaşı Belediye Başkanı Fatih Duruay, ‘
Ekiplerimiz 24 saat kar nöbetinde,’ diyerek
‘Fen İşleri Müdürlüğü karla Mücadele ekiplerimiz 24 saat kar nöbeti tutarak 3 vardiya şeklinde karla mücadele çalışmalarını sürdürüyorlar. İlçe genelinde, mahallerde ve köylerimizde kapalı yolumuz bulunmamaktadır. Ayrıca
ekiplerimiz buzlanmaya karşı tuzlama çalışmalarına aralıksız devam edecekler’. Dedi.
Başkan Duruay ayrıca şoförleri de uyararak,
karlı ve buzlu havalarda trafiğe çıkmamalarını
ve kar lastikli araç kullanmaları ve yanlarında
mutlaka zincir bulundurmaları konusunda
uyarıda bulundu.
İMKON Genel Başkanı Tahir Tellioğlu:
‘Birleşerek, güçleneceğiz’
İnşaat Müteahhitleri Konfederasyonu (İMKON)
Genel Başkanı Tahir Tellioğlu İMKON’un
2015’teki hedefi, sektördeki birliği tam manası
ile sağlayıp, sorunları çözmektir” dedi.
ASKİ’den su
sayacı uyarısı
HABER MERKEZİSoğuk hava ve buzlanmaya dikkat çeken ASKİ
yetkilileri, su sayaçlarının
zarar görmemesi konusunda
Başkentlileri uyardı.
Yetkililer, düşen sıcaklığın
su sayaçlarının donarak
hasar görmesine neden olacağını belirterek, donan
sayaçlara sıcak su veya
ateşle müdahale edilmemesi
gerektiğini bildirdiler.
Su sayaçlarının bulunduğu yerin hava cereyanına
karşı korunması amacıyla
açık bölümlerin kapatılmasını, kırık camların
yenilenmesini öneren yetkililer, şunları kaydettiler:
“Sayaçlar ve açıkta kalan
su boruları izocam, cam
yünü, bez parçası, talaş,
boru kılıfı gibi maddelerle
kaplanmalıdır.
Sayaç yeri temiz, aydınlık
ve rüzgar almayacak şekilde
düzenlenmelidir. Su sayacının donması halinde ise
patlayan sayaçtan akan
sudan dolayı diğer
sayaçların donmasına engel
olabilmek için vananın kapatılarak suyun kesilmesi
gerekir.”
Donan sayaçlara ateş
veya sıcak su ile müdahale
edilmemesi gerektiğini
belirten yetkililer, bu durumda sayaçların bir daha kullanılamaz hale geldiğine
dikkat çektiler.
Yetkililer abonelerden,
sayacın donması, patlaması
veya su akması durumunda
derhal vananın kapatılarak,
ALO 185 veya ASKİ Genel
Müdürlüğü’nün 306 72 72
numaralı telefonuna başvurmalarını istediler. Yetkililer,
abonelerin ASKİ’ye başvurmaları halinde sorunlarının
kısa sürede çözümleneceğini kaydettiler.
TÜLAY CANPOLATİMKON Genel Başkanı Tahir
Tellioğlu, yaptığı açıklamada,
“2014’ün son çeyreğinde, İnşaat
ve Müteahhitlik sektörü ile ilgili
yapılan açıklamalar ve beraberinde
gelen yönetmelik ve tebliğler, sektör mensuplarımızı, konulara daha
duyarlı olmaya zorlamıştır” diye
konuştu.
Tellioğlu sözlerini şöyle devam
etti: “İMKON olarak, sektör mensuplarımızın etkinliklerini daha da arttırmak, seslerini duyurmak ve yasal
düzenlemeler hakkında onları bilinçlendirmek için, Türkiye’deki
İnşaat ve Müteahhitlik alanında
faaliyet gösteren derneklerin
önemli bir kısmı, İMKON çatısı
altında olsa dahi, diğer olmayanları
da, Konfederasyonumuzda birleştirmeyi planlıyoruz. Yakında,
İMKON heyeti olarak, konfederasyonumuza katılmak için talepte
bulunan dernek ve birliklere
ziyaretler gerçekleştireceğiz.
Mevcudunda, 4 Federasyon, 52
birlik ve 120 bini aşkın üyesi olan
İnşaat Müteahhitleri
Konfederasyonu (İMKON),
Türkiye’nin çeşitli illerinde faaliyet
gösteren 100’ü aşkın dernek ve
birlikleri, konfederasyonumuz çatısı
altında seslerini duyurmaya çağıracağız. Kurulduğu günden bu yana,
İnşaat ve Müteahhitlik sektöründeki sorunların tespitine ve
çözümüne katkı sağlayan İMKON,
bünyesine katacağı yeni dernekler
ile birlikte, sektörümüzün sorunlarının, ülke ekonomisinin
gelişimine uygun bir şekilde
çözümlenmesinde, daha aktif rol
üstlenecektir. Bununla birlikte,
nihai tüketicinin problemlerinin de
çözümlenmesi, sektör mensuplarımızın, kamu yetkilileri ile
yaşadıkları iletişim sorunlarının da
aşılmasını ön gördüğümüz en
geniş katılımcı sektör kuruluşu
olmaktır. Ancak bu şekilde; sektörün sorunlarını çözmek, vatandaşın hakkını korumak, kamuya
yük olmamak ve kanunlara uyum
sağlayan bir sektör oluşturmak
mümkün olacaktır.”
Hamamönü
gelinlik giydi
HABER MERKEZİHamamönü, mevsimin yoğun kar yağışıyla birlikte
beyaza büründü. Dört mevsim ziyaretçilerine keyifli
saatler yaşatan Hamamönü, karlar altında bir başka
güzel…
Günlerdir beklenen kar yağışı, Altındağ Belediyesi
tarafından restore edilen tarihi Hamamönü’nü büyülü bir
atmosfere büründürdü. Tüm parkları, meydanları ve
sokakları beyaz örtü ile kaplanan Hamamönü, insanları
kendine çekmeyi başardı. Çatıları karlarla kaplanan tarihi
evler, bembeyaz örtüsüne bürünen yollar Hamamönü’ne
farklı bir ışık, farklı bir renk getirdi.
Kartpostal güzelliğine bürünen Hamamönü, karın
keyfini çıkarmak, güzel manzara karşısında yemeklerini
yemek, çaylarını yudumlamak isteyenlere benzersiz bir
keyif sunuyor.
Nezaket Okulu’nda
Arapça kursu açıldı
HABER MERKEZİPursaklar Belediyesi ile Pursaklar Halk Eğitimi
Merkezi Müdürlüğü işbirliğiyle Merkez Nezaket
Okulu’nda veliler için ücretsiz Arapça kursu açıldı.
Hafta içi her gün adab-ı muaşeret eğitimi almak için
çocuklarını Nezaket Okullarına getiren veliler, boş
zamanlarını kurslara katılarak değerlendiriyor.
İlk olarak Pursaklar Salı Pazarı yanındaki Merkez
Nezaket Okulu’nda açılan Arapça kursuna 150 hanım
kayıt yaptırdı. Her gün üç seans olarak gruplar halinde
eğitim verilen Arapça kursunda hanımlar, hem Arapça
yazmayı hem de Arapça okumayı öğreniyor. Beş aylık
eğitimlerini başarıyla tamamlayan kursiyerler, Mayıs
ayında düzenlenecek olan törenle MEB onaylı sertifika
alıp kurstan mezun olacak.
Arapça kursundan yararlanmak isteyenler Pursaklar
Belediyesi Merkez Nezaket Okulu’na başvurarak kayıt
yaptırabilecek.
Yenimahalle kara kışa
önceden hazırlandı
HABER MERKEZİBaşkent’te etkili olan kar yağışı ile birlikte ilçe ve köy
yollarının ulaşıma kapanmaması için Yenimahalle
Belediyesi karla mücadele ekipleri teyakkuza geçti.
Haftalar öncesinden hazırlıklarını tamamlayan ekipler köy
yollarında küreme çalışmalarını sürdürüyor.
Yenimahalle Belediyesi karla mücadele ekipleri, her kış
olduğu gibi bu kış da sürücülerin ve yayaların mağdur
olmaması için 7/24 mesai yapmaya başladı. Anayolların,
bulvarların ve sokakların kapanmaması için aralıksız çalışan
ekipler 5 farklı noktada hazır bekliyor.
150 kişilik karla mücadele ekibi 3 vardiya halinde kış
boyunca çalışacak. Fen İşleri Müdürlüğü bünyesinde, 15
büyük, 4 küçük kar kürüme aracı, 6 tuzlama aracı ve iş
makineleri de ilçe genelinde farklı noktalara
konuşlandı.Batıkent merkezde 7, Demetevler merkezde 4,
Şentepe merkezde 3, Yenimahalle merkezde 2 ve
Eryaman merkezde 1 küreme ve tuzlama aracı ile 5 farklı
noktada hizmete başladı. Dün akşam saatlerinde Yuva,
Karacakaya, Memlik, Yakacık, Kırandağı ve Şentepe başta
olmak üzere ilçe genelinde küreme çalışması yapan
ekiplerkış mevsimi boyunca ulaşımın sorunsuz yürümesini
sağlayacak.
EKONOMİ
7 Ocak 2015 Çarşamba
Küçük ve Orta
Ölçekli İşletmeleri
Geliştirme ve
Destekleme İdaresi
Başkanlığı
(KOSGEB), cezaevlerinde verdiği
eğitimle ceza süresi biterek sosyal
hayata dahil olan
kişileri iş sahibi
yapıyor.
KOSGEB, hükümlüleri iş sahibi yapıyor
EDİRNE- CİHAN DEMİRCİ - KOSGEB
Edirne Bölge Müdürü Bedri Döngel, AA
muhabirine yaptığı açıklamada, ceza süresini
tamamlayarak cezaevinden çıkan ya da şartlı
tahliye olmuş kişileri kimsenin sosyal hayatta işe
almadığını söyledi.
Özellikle tahliyesi yaklaşmış tutuklulara yönelik bir proje başlattıklarını belirten Döngel, "Açık
ve kapalı cezaevlerini dolaştık. Oradaki tutuklulara iş hayatı ve tercih edebilecekleri işler
konusunda konferanslar verdik. Bu eğitim cezaevi yetkilileri ve buradaki kişilerin de hoşuna gitti
ama biz istiyoruz ki diğer kurum ve kuruluşlarla
sinerji oluşturalım bu eğitimler daha geniş kapsamlı devam etsin" diye konuştu.
Amaçlarının hükümlü kişileri hayata kazandırmak olduğunu aktaran Döngel, şunları kaydetti:
"Tutuklu kişi bizim eğitimlerimizden mezun
olarak hayata atıldığında daha kolay iş bulabilecek ya da iş kurabilecek. Eğitim görenlerin hepsi
sertifika aldı. Bu kişiler üç - beş ay sonra cezaevinden çıktıklarında ve iş kurmaya karar verdiklerinde biz onlara destek olacağız. Birinin yanında çalışmak zorunda kalmayacaklar, zaten
toplumdaki bir kanı hükümlü işe almak istemiyor. Biz bu adımı attık ve güzel yürüyor, peyderpey devam edecek. Şu anda cezaevindeki 50
kişi iş hayatına yönelik eğitilmiş durumda. Bu
arkadaşlarımız cezaevinden çıktıklarında kendi
işlerini kurmak istediklerinde KOSGEB mevzuatı
içerisine giren konuları yaptıklarında biz onlara
hibe destekler vereceğiz."
Eğitimler sonunda hükümlünün kendi
çabasıyla hayata atıldığını dile getiren Döngel,
şu bilgileri aktardı: "Bu proje diğer hükümlülere
örnek olacak. Diğer cezaevlerindeki kişiler de
Otomotivde,
ihracat yükünü
“dört il” taşıdı
BURSA- HALUK YÜKSEL - Türk otomotiv
sektörünün 2014 yılındaki 22 milyar 270 milyon
672 bin dolarlık ihracatının yüzde 85,3'ünü (18
milyar 998 milyon 426 bin dolar), Marmara
Bölgesi'ndeki dört il sırtladı.
"Otomotivin kalbi" olarak bilinen Bursa, yüzde
33,39'luk payla toplam otomotiv ihracatının üçte
birinden fazlasını tek başına sağlarken, İstanbul
yüzde 22,64'lük payla ikinci, Kocaeli yüzde 19,55
ile üçüncü, Sakarya da yüzde 9,72 ile dördüncü
oldu. AA muhabirinin, Türkiye İhracatçılar
Meclisi kayıtlarından derlediği bilgilere göre,
otomotiv sektörü 2013 yılında 21 milyar 303
milyon 172 bin dolar olan ihracatını, 2014'te
yüzde 4,5'lik artışla 22 milyar 270 milyon 672 bin
dolara yükseltti. Ülke ihracatının lokomotifi konumundaki otomotiv sektörünün başarısına en
büyük katkı ise Marmara Bölgesi'ndeki Bursa,
İstanbul, Kocaeli ve Sakarya illerinden geldi. Bu
dört ilin 2014 yılındaki sektör dış satımı 18 milyar 998 milyon 426 bin dolara ulaştı. Böylece
sektörün 2014'te toplam 22 milyar 270 milyon
672 bin dolar olan ihracatının yüzde 85,3'ünü bu
iller yüklendi.
OYAK Renault, Tofaş ve Karsan gibi ana
sanayi devlerinin yanı sıra çok sayıda yan
sanayi firmasına ev sahipliği yapan ve sektöre
yön veren Bursa'nın, 2013 yılında 7 milyar 928
milyon 838 bin dolara dayanan sektör ihracatı
yüzde 6,20'lik düşüşle 7 milyar 437 milyon 110
bin dolara geriledi.
İhracatındaki düşüşe rağmen Bursa, yüzde
33,39'luk payla toplam otomotiv dış satımının
üçte birinden fazlasını tek başına gerçekleştirdi.
Bursa'nın en yakın takipçisi İstanbul ise 2013
yılında 4 milyar 20 milyon 376 bin dolar olan
sektör ihracatını yüzde 25,41'lik rekor artışla 5
milyar 41 milyon 971 bin dolara taşıdı. Sektör
dış satımını en fazla artıran il olan İstanbul,
2014'teki toplam otomotiv ihracatından da
yüzde 22,64 pay alarak ikinci sıradaki yerini
sağlamlaştırdı.
Geçen yıl ki ihracat rakamını yakalayamayan
illerden Kocaeli'nin, 2013 yılında 4 milyar 596
milyon 109 bin dolar olan dış satımı ise 2014'te
yüzde 5,26'lık düşüşle 4 milyar 354 milyon 298
bin dolara indi. Kocaeli, bu dönemdeki sektör
ihracatından yüzde 19,55 pay aldı. (AA)
eğitim isteyecek ya da kendisi hükümlü olduğu
için yarın öbürgün bir hükümlü cezaevinden çıktığında onu yanında işe başlatabilecek. Bu
eğitimlerle iki kere kazanacağız. Bu kişilerle
cezaevinde konuşuyorum. Çok standart bir iş
istekleri yok. 'Biz çıktığımızda kendi ayaklarımızın üzerinde duralım, kendi işimizi yapalım,
kimseye muhtaç olmayalım. Zaten dezavantajlıyız, kimse de bizi başka türlü görmesin. İş hayatında belirli sıkıntılar yaşıyoruz ' diyorlar.
Cezaevinden çıkan kişileri iş verilmeyince tekrar
suç işleme olasılığı oluyor. Tekrar cezaevine
girebiliyorlar, biz bu döngüyü kırmak istiyoruz.
Siz buna ekmek vermezseniz daha önce
çalmışsa belki zorunda kalarak kolay yol diye
aynı yolu seçecek. Biz o kişiyi o yola itmektense, 'İşini kur, biz sana hibe desteği verelim,
sen hayatını kazan' diyoruz." (AA)
İran petrol fiyatları
konusunda karamsar
TAHRAN- İran Petrol Bakanı Bicen
Namdar Zengene, ülkesinin petrol fiyatlarının artırılması konusundaki duruşunu
değiştirmeyeceğini kaydederek, "Petrol fiyatlarına bakmaksızın direnişimizi sürdüreceğiz" dedi.
İran resmi ajansı İRNA'nın haberine göre
Zengene, mecliste düzenlenen toplantıda
İranlı milletvekillerine petrol piyasasındaki
gelişmelere ilişkin bilgi verdi.
Zengene, basına kapalı yapılan toplantı
sonrası gazetecilerin sorularını da yanıtladı.
Petrol fiyatlarının artması konusunda umutlu
olmadığını ifade eden Zengene, bunun için
Petrol İhraç Eden Ülkeler Örgütü (OPEC)
üyelerinin uzlaşma sağlaması gerektiğini
belirtti.
Zengene, OPEC üyelerine petrol fiyatlarındaki düşüşü durdurmak için üretimin azaltılması talebinde bulunduğunu hatırlatarak, 8
üye ülkenin, günlük üretimi 1,5 milyon varil
azaltmayı kabul ettiğini ancak 4 üyenin ise
bu isteği olumlu karşılamadığını anlattı.
Petrol fiyatlarının hızlı düşüşünde siyasi faktörlerin etkili olduğunu savunan Zengene,
"Fiyatların artırılması konusundaki duruşumuzu değiştirmeyeceğiz ve petrol fiyatlarına
bakmaksızın direnişimizi sürdüreceğiz" diye
konuştu.
Zengene, "Petrol fiyatları daha ne kadar
düşecek?" sorusunu, "Ekonomideki dengesiz arz, talep sistemi ve olumsuz siyasi faktörler ortadan kaldırılana kadar" şeklinde
cevapladı.
Zengene, IMF Başkanı Christine
Lagarde'ın, düşen petrol fiyatlarının da
katkısıyla ABD ekonomisinin 2015 yılında
yüzde 3,5 büyüyeceğine yönelik beklentisine işaret ederek, fiyatların düşürülmesinin
Batı ülkelerinin ekonomilerine fayda
sağladığına dikkati çekti.
Zengene, Rusya'nın OPEC'e katılacağına
ilişkin iddiaların sorulması üzerine ise
Rusya'nın OPEC'e katılmayacağını da
söyledi.
(AA)
Soğuk hava ve yağış, sebze,
meyve ve balık fiyatlarını artırdı
İZMİR- AHMET BAYRAM Ege Bölgesi'nde etkili olan yağmur, kar yağışı ve fırtına sonrası
yaşanan nehir taşkınları, birçok
serada ile tarım alanında hasara
yol açarken, pazarlardaki meyve,
sebze ve balık fiyatları yükseldi.
Olumsuz hava şartları İzmir'in
Bayraklı ilçesinde her cumartesi
kurulan semt pazarındaki
etiketlere yansıdı. İzmir'in sebze
ve meyve temin ettiği Aydın,
Manisa ve Balıkesir'deki kış şartları nedeniyle ıspanak, brokoli,
pancar, pırasa kereviz gibi kış
sebzelerinin fiyatları bir önceki
haftaya göre yüzde 50 ile yüzde
100 arasında arttı.
Soğuktan en fazla etkilenen ürün ıspanak
oldu, yaklaşık yüzde 100 zamlandı. Pazarda
önceki hafta ortalama 1,5 liradan satılan
ıspanağın kilogramı, bu hafta ortalama 2,5 3 liradan satılıyor. Yılbaşı öncesi pazarda
kilogramı ortalama 1 liradan satılan
pırasanın fiyatı ise bu hafta 1,5-2 liradan
başlıyor. Brokolinin kilogram fiyatındaki artış
ise dikkati çekiyor. Pazar esnafı, önceki
hafta kilogramını 1 liradan sattığı brokolinin
bu hafta 2 liradan satıldığını söylüyor.
Soğuk havadan etkilenen başka ürünler
ise "yeşillikler" diye tabir edilen marul, maydanoz, roka ve tere otu. Geçen hafta pazarda adedi 1 liradan satılan marul bu hafta 1,5
- 2 liradan satılırken maydanoz, roka ve tere
otunun demedi ise 20 kuruştan 25 kuruşa
yükseldi.
Meyvelerden de portakal, elma, muz gibi
raf ömrü uzun olan ürünlerin fiyatlarında ise
değişiklik yok. Mandalina da fiyatı bir önceki
haftaya göre en çok artan ürünlerden.
Önceki hafta kilogramı 75 kuruştan satılan
mandalinanın bu hafta 1,25-1,50 liradan
satışa sunuluyor.
Pazarda fiyatlardaki artış trendi deniz
ürünlerinde de devam etti. Balıkçıların kar
ve fırtına nedeniyle denize açılamaması
nedeniyle balık fiyatları yılbaşı öncesine
göre ortalama 3 lira yükseldi.
Pazardaki balıkçılardan Uğur Er Akçay, yılbaşı öncesi kilogramı 5 lira olan sardalya ve
hamsinin 7-8 lira, kilogramı 15 lira olan levreğin 20 lira satıldığını ifade etti. Akçay,
Ege'de birçok balıkçının geçen hafta denize
açılamadığını söyledi.
(AA)
7
KARA’CA
İsmail KARA
[email protected]
ESKİ TÜRK SECİYE VE AHLÂKI
Eski Türk ve seciye ve ahlâkı, Hristiyan batı
dünyasının fevkalade üstündedir. Türkler gittikleri,
girdikleri her yere hem ahlâkı değerlerini, hem de
diğer kültürlerini götürmüş ve aşılamışlardır.
Onlar, Türklerden öğrendiklerini daha da geliştirip,
ileri seviyelere götürmeyi bilmişlerdir.
Türk ülkelerinde gerek görevle, gerekse başka
nedenlerle uzun süre kalan batılı araştırmacı ve
yazarlar; yazılarıyla veya söylemleriyle Türkler
hakkındaki görüş ve düşüncelerini kendi ülkelerinde de
yaymışlardır.
Ünlü tarihçi İsmail Hami Danişmend, bu tür yayınları derleyerek, “Eski Türk Seciye ve Ahlâkı” adlı
eserini meydana getirmiştir. Meraklılara bu eseri okumalarını öneririm. Eserden bazı alıntıları aşağıda
sunuyorum.
“Türklerin millî gururları çok kuvvetlidir”
(D.Gorgiades)
“Türklerde yalancılık, cinayet ve hilekarlık yoktur”
(Lord Byron)
“Birbirlerine karşı dürüst ve müşfiktirler” (B.De La
Brouksiere)
Günümüzde sözü, senedi bırakın, ticari hayatta kullanılan ve paradan sonra gelen bir zamanlar en geçer
olan “çek” e bile güvenilmiyor.
“Türk’ün sözü dünyanın en sağlam senet ve imzaları
kadar muteberdir” (Th.Gatuier)
“Türk, kendisine itimat edeni asla aldatmaz, sözüne
sadakati dinî bir vecibe telâkki eder” (Cesar Vimercati)
“Her türlü eşya makul fiyatlarla satılır. Türk’e
pahalı mal satmak isteyen biri çıksa, ya orada dövülür,
yahut adaletin huzuruna çıkarılarak değnek cezasına
mahkûm edildikten başka tazminat da ödettirilir”
(Thevont)
Bir başkası da yine Türkler arasındaki sosyal yaşama
değinen şu sözleri söyler;
“Komşularını sever, muhtaçların yardımına koşar,
gayri meşru kazançtan ve tefecilikten nefret eder,
fuhuşa da asla tevessül etmezler” (G.Murray)
Ben bunları yazdım diye kimse sanmasın ki,
Osmanlıya özlem duyuyorum. Dikkat edilirse, hep
Türklerden söz ediyorum. Ülke adı ne olursa, tarihte
Türk toplumları genelde “asil insanlar” toplumlarıdır.
Ahlâki değerlere gelince; bütün dünyada tekniğinin
olumlu gelişimine paralel, ilerlemesi gerektiği halde,
aksine erozyana uğramaktadır.
Durum ülkemizde de aynıdır. İletişimin çok hızla
yayıldığı zamanda Türklerin de bu olumsuz gelişmeden etkilenmemesi düşünülemez.
Fakat, ne olursa olsun; diğer ülkelerdeki olumsuz
gelişmelere karşı direnmek ve Türk’e yakışmayan
hareket ve davranışlardan uzak kalmaya da azamî
gayreti göstermeye çalışmamız lâzımdır.
İzmir'in yeni fuar
alanı tanıtıldı
İZMİR - İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı
Aziz Kocaoğlu, 25 Mart'ta hizmete girmesi planlanan yeni fuar alanıyla, kentin fuar kapasitesini 5
kat büyütecek altyapıya ulaşacağını söyledi.
Vali Mustafa Toprak, Belediye Başkanı
Kocaoğlu, AK Parti ve CHP'li İzmir milletvekilleri
Gaziemir'de yapımı süren yeni fuar alanını gezdi,
yetkililerden bilgi aldı.
Heyete çalışmalar hakkında sunum yapan İzmir
Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreter Yardımcısı
Buğra Gökçe, yapım maliyeti 360 milyon lira olan
fuarın, arsa alanının 337 bin metrekare olduğunu,
bu alanın 50 futbol sahası, 65 Konak Meydanı
büyükltğünde olduğunu ifade etti.
Gökçe, fuarda 7 sergi holü, 4 seminer salonu
bulunduğunu aktararak, 2 bin 500 araçlık kapalı
otoparkın yapıldığını dile getirdi. Fuarın çıkışı için
yeni bir kavşak düşünüldüğünü, bu kavşak için
henüz Karayolları Genel Müdürlüğü'nden olumlu
yanıt gelmediğini anlatan Gökçe, farklı alternatifler
üzerinde de çalışıldığını belirtti.
Fuar alanının İZBAN hattına bağlantısı için ise
ESBAŞ İstasyonundan fuara monoray yapımının
planlandığına değinildi.
Program sonunda gazetecilere açıklama yapan
Vali Toprak, gezi sayesinde yeni fuar alanının
devasa büyüklüğünü gördüklerini belirtti. Toprak,
Kocaoğlu'nu ve çalışma ekibini tebrik ederek,
"İlimizin özellikle fuarcılık konusunda önemli hedefleri var, bu yolda böylesi mükemmel önemli alanların oluşturulması gerekiyor" dedi.
Kocaoğlu ise İzmir'in birçok sektörde büyüyerek
kalkınmak zorunda olduğunu kaydederek, şöyle
konuştu:
"Bunların başında hizmet sektörü, turizm ve
kültür sanat... Sanayimiz, tarımımız, ticaretimiz,
liman faaliyetimiz zaten devam ediyor. Hizmet
sektöründe, turizmde çeşitlilik yaratarak, kültür
sanatta altyapıyı tamamlayarak kentimizdeki esas
sıçramayı bu üç sektörde sağlayacağımıza inanıyoruz. Bu da hizmet sektöründe İzmir'in fuar
geleneğinde ulaştığı en büyük nokta. Bunu yan
taraftaki otel ve kongre merkezi izleyecek."
Kocaoğlu, "25 Mart'tan itibaren Allah'tan bir
mani olmazsa mermer fuarıyla birlikte İzmir, fuar
kapasitesini 5 kat büyütecek güce, altyapıya
ulaşmış olacak" dedi. (AA)
8
EKONOMİ
7 Ocak 2015 Çarşamba
Gemi ve yat ihracatı
1,3 milyar dolara dayandı
Ekonomik
anlamda zor bir yıl
geçiren Avrupa'ya
yapılan yatırımlar
geçen yıla göre
yüzde 10,5
gerilerken, toplam
yatırımlarının
yüzde 51'inin
gerçekleştirildiği
Asya ülkeleri
yatırımcıların bu
yılki gözdesi
oldu.
BURSA- HALUK YÜKSEL - Gemi ve yat sektörünün ihracatı, 2014'te, bir önceki yıla göre yüzde
10,1'lik artışla 1 milyar 280 milyon 878 bin dolara
yükseldi.
Sektörün toplam ihracatının, yüzde 72,12'sini
İstanbul, yüzde 18,08'ini de Yalova karşıladı. Geçen
yıl en fazla sektör ihracatı ise 224 milyon 502 bin
dolar ile İskandinav ülkelerinden Norveç'e gerçekleştirildi.
AA muhabirinin, Türkiye İhracatçılar Meclisi
kayıtlarından derlediği bilgilere göre, 2013'te 1 milyar 163 milyon 591 bin dolar olan sektör dış satımı,
bu yılın aynı döneminde yüzde 10,1'lik artışla 1 milyar 280 milyon 878 bin doları buldu.
Aralık 2013'te ise 95 milyon 673 bin dolar olan
gemi ve yat ihracatı ise Aralık 2014'te yüzde
71,5'lik yükselişle 164 milyon 63 bin dolara çıktı.
Yatırımcı rotayı Asya'ya çevirdi
İSTANBUL- BELGİN YAKIŞAN - AA
muhabirinin Türkiye Cumhuriyet Merkez
Bankası (TCMB) verilerinden derlediği bilgilere
göre, yurt içindeki yerleşiklerin doğrudan
yatırımlarında geçen yıl en büyük payı alan
Avrupa, bu yıl yerini Asya'ya bıraktı. Asya
ülkeleri, yılın on ayında gerçekleştirilen toplam
4 milyar 706 milyon dolarlık yatırımdan yüzde
51'lik pay alarak, yatırımcıların tercihinde başı
çekti.
Asya ülkelerine yılın 10 ayında toplamda 2
milyar 399 milyon dolarlık yatırım yaparken,
söz konusu rakam Avrupa'da 1 milyar 913
milyon dolar düzeyinde gerçekleşti. Böylece
Asya'ya yapılan yatırımlar bir yılda 3 katına
ulaştı, Avrupa'ya yapılan yatırımlarda ise yüzde
10,5 düşüş kaydedildi.
Söz konusu düşüşe karşın, Avrupa ülkeleri
toplam yatırımlardan yüzde 40,7 pay alarak,
Asya ülkelerinin ardından ikinci sıraya yerleşti.
Avrupa'yı, yüzde 7,4'lük payla Amerika, yüzde
0,8'lik payla ise Afrika ülkeleri takip etti.
Azerbaycan, 2014 yılının ocak-ekim döneminde en fazla doğrudan yatırımın gerçekleştirildiği ülke oldu. Söz konusu dönemde
Azerbaycan'a yapılan yatırımlar bir önceki yılın
aynı dönemine göre 4 kat artarak 1 milyar 892
milyon dolar düzeyinde gerçekleşti. Bu rakam
geçen yılın ocak-ekim döneminde 357 milyon
dolar seviyesinde bulunuyordu.
Hollanda ise 752 milyon dolarlık yatırımla,
Azerbaycan'ın ardından yatırımcılar tarafından
en fazla tercih edilen ülke olurken, bunu 420
milyon dolarlık yatırımla İngiltere takip etti.
Ukrayna ile yaşanılan gerginliğin ardından,
ABD ve Batılı ülkelerin yaptırımlarıyla ekonomik
anlamda zor bir yıl geçiren Rusya'ya yatırımlarda, yılın 10 ayında yüzde 21 düşüş görüldü.
Rusya'ya 2013 Ocak-Ekim döneminde 81 milyon dolarlık yatırım yapılırken, bu yılın aynı
döneminde söz konusu rakam 64 milyon
dolara geriledi. Aynı dönemde Ukrayna'ya
yatırımlar ise 17 milyon dolardan 9 milyon
dolara indi.
Danimarka, Polonya, Bosna, Makedonya,
Sırbistan, Libya, Etiyopya, Özbekistan,
Pakistan, Singapur ve Tayvan geçen yılın 10
ayında yatırım gerçekleştirilip bu yıl yatırımcılar
tarafından tercih edilmeyen ülkeler arasında
yer aldı. Söz konusu dönemde yatırımlarda en
fazla düşüşün gerçekleştiği ülkeler ise yüzde
92,3 ile Bulgaristan, yüzde 90 ile Hindistan ve
yüzde 84,7 ile Avusturya şeklinde sıralandı.
(AA)
Özel sektör tahvil ihracı 5 kat arttı
Gaziantep, ihracatını
25 yılda 56 kat artırdı
GAZİANTEP- KEREM KOCALAR Güneydoğu'nun sanayi ve ticaret kenti
Gaziantep, son 25 yılda ihracatını 56 kat
artırdı.
AA muhabirinin derlediği bilgiye göre,
Gaziantep'in 2014 ihracatı bir önceki yıla
göre yüzde 2,5 artışla 6 milyar 641 milyon
dolar oldu. Önemli pazarları arasında yer
alan Suriye ve Irak'taki iç karışıklığa rağmen bu ülkelere ihracatta sürdürülebilir bir
ivme yakalayan kent, Türkiye'de en fazla
dış satım yapan 6'ncı il unvanını da
korudu.
Başbakan Ahmet Davutoğlu'nun
"Türkiye'nin yüz akı" diye nitelendirdiği
Gaziantep, ortalamaların üzerinde bir performans sergiliyor. kent, son 25 yılda ihracatını 56 kat artırmayı başardı.
Aynı dönemde, ihracatçı firma sayını 14
kat artırarak bin 700'e, ihracat yaptığı ülke
sayısını da 173'e yükselten Gaziantep, dış
ticaret fazlası veren sayılı şehirlerden birisi
olarak da dikkati çekiyor.
Gaziantep Sanayi Odası (GSO) Başkanı
Adil Konukoğlu, AA muhabirine yaptığı
açıklamada, özellikle çevre ve komşu
ülkelerdeki sorunların Türkiye'nin ihracatını olumsuz etkilediğini söyledi.
Bu durumdan da en çok kendilerinin
etkilendiğini ifade eden Konukoğlu, şunları kaydetti:
"Her şeye rağmen üreticilerimiz
Gaziantep'in ihracatını artırmak için var
güçleriyle çalıştı. Sene sonuna kadar bu
performansı bütün sıkıntılara rağmen
devam ettirdiler. Geçen yıl İhracat rakamları üç dört ay dışında genel hatlarıyla
pozitif bir seyir izledi, rekor kırdığımız ay
bile oldu. 2014 yılını hedeflerimize çok
yakın bir rakamla kapattık. En büyük ihracat pazarlarımız arasında yer alan ülkelerde sorunlar yaşanmasıydı daha iyi
rakamları görebilirdik."
Konukoğlu, ihracatın büyümeye pozitif
katkısını artırmak için katma değeri yüksek ürünlere yöneleceklerini vurguladı.
Yeni yıldan umutlu olduklarının altını
çizen Konukoğlu, "2015 büyüme rakamlarının geçen yıldan daha yüksek olacağına inanıyruz. Tedbirli iyimserlik içindeyiz.
Türkiye ekonomisinin potansiyeline
güveniyoruz. Yapısal reformlara hız vererek, büyüme rakamlarını yeniden
yukarılara çekmemiz gerekiyor. Genel
seçimlerin de Türkiye açısından bir risk
oluşturacağını düşünmüyoruz. Siyasi ve
ekonomik istikrar devam edecektir" diye
konuştu. (AA)
İSTANBUL- BELGİN YAKIŞAN - Özel sektörün kısa vadeli
borçlanması 2014'ün ocak-ekim
döneminde 434 milyar dolara
ulaşırken, bunun 27,4 milyar
doları tahvil ihracı yoluyla
yapıldı. Bir önceki yılın aynı
döneminde 4,4 milyar dolar
düzeyinde bulunan kısa vadeli
özel sektör tahvil ihracında,
böylece 5 kat artış yaşandı.
AA muhabirinin Türkiye
Cumhuriyet Merkez Bankası
(TCMB) verilerinden derlediği
bilgilere göre; 2014 yılının 10
ayında özel sektörün yurt dışından sağladığı kısa vadeli kredi
borcu, önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 19,3 artarak
434,1 milyar dolara ulaştı.
Bu dönemde özel sektörün
kredi yoluyla borçlanması yıllık
yüzde 13,1 artışla 406,7 milyar
dolara yükselirken, tahvil ihracı
yoluyla borçlanmalarda ise 5 kat
artış görüldü. 2013 yılının 10
ayında 4,4 milyar dolar
düzeyinde bulunan kısa vadeli
özel sektör tahvil ihracı, geçen
yılın aynı döneminde 27,4 milyar
dolara çıktı.
Özel sektör, 2014'ün 10 ayında kısa vadeli fon ihtiyacını en
çok yabancı ticari bankalardan
karşıladı. Bu dönemde yabancı
ticari bankalardan 387,6 milyar
dolar kısa vadeli fon sağlayan
özel sektör, yerleşik bankaların
yurt dışı şube ve iştiraklerinden
ise yaklaşık 11 milyar dolar
borçlandı. Bu dönemde özel
sektörün kısa vadeli borçlanmada başvurduğu kuruluşlarda en
yüksek artış ise Uluslararası
İmar ve Kalkınma Bankası'nda
görüldü. Özel sektörün
Uluslararası İmar ve Kalkınma
Bankası'ndan sağladığı fon
Hyundai Assan, üretim
ve ihracatını ikiye katladı
KOCAELİ Hyundai,
küçük otomobilde
Avrupa'nın üretim üssü İzmit
Fabrikası'na
yaptığı yatırımlarla 2014'te
Türkiye'de üretim ve ihracatını ikiye katladı.
Şirketten
yapılan yazılı açıklamaya göre, 609 milyon dolarlık yatırımla üretim ve ihracatını ikiye katlayan Hyundai, 2014'te i10
ve i20 modelinden 203 bin 157 adet üretti.
Yurt dışına satılan otomobil adedini 2013'e göre yüzde
105 arttırarak 179 bin 793'e çıkaran şirket, ağırlığı Avrupa
olmak üzere 30'dan fazla ülkeye 1,5 milyar avroluk ihracat
gerçekleştirdi.
Açıklamada görüşlerine yer verilen Hyundai Assan
Genel Müdürü Önder Göker, İzmit Fabrikası'na yaptıkları
yatırım sayesinde hem üretim hem de ihracat rakamlarını
ikiye katladıklarını belirtti.
Müşterilerinin ürünlerinin kalitesine ve sağlamlığına çok
önem verdiğini vurgulayan Göker, "Sektördeki gerilemeye
rağmen ürünlerimize güvenerek müşteri memnuniyetini
artırmaya odaklandık. Bu sayede müşterilerimizin taleplerine göre geliştirdiğimiz çevre dostu otomobillerimiz marka
değerimize de katkıda bulundu" görüşünü paylaştı.
Göker, Avrupa ve iç pazarda artan talep sonucunda
son aylarda üretim planlarını revize ettiklerine dikkati çekerek, "Önümüzdeki yıl özellikle yeni i20 modelimize talebin
hem iç pazarda hem de Avrupa'da artacağını öngörüyoruz. Kasım başında yeni i20'yi tanıtırken Türkiye'de
sadece iki ayda 4 bin araç satmayı hedefliyorduk ancak
toplamda 5 bin 139 adetlik satışa ulaştık. Bu da bizim
2015 yılına daha güvenle bakmamızı sağladı ve B segmenti liderliğinde ne kadar iddialı olduğumuzu gösterdi"
ifadesini kullandı.(AA)
2013'ün 10 ayında 1,4 milyon
dolar düzeyinde bulunurken, söz
konusu rakam geçen yılın aynı
döneminde 777,5 milyon dolara
yükseldi.
Özel sektör, 2014'ün 10 ayında kısa vadeli borçlanma için
Petrol İhraç Eden Ülkeler Örgütü
(OPEC), Avrupa Yatırım Bankası,
İslam Kalkınma Bankası ve
Uluslararası Para Fonu'na (IMF)
başvurmazken, finansal olmayan
kuruluşlara 3,6 milyar dolar,
bankacılık dışı finansal kuruluşlara ise 2,8 milyar dolar borçlandı.
Aynı dönemde, özel sektörün Uluslararası Finans
Kurumu'ndan sağladığı kısa
vadeli fonlar bir önceki yılki
seviyesinin 6 katına ulaşarak
1 milyar 25 milyon dolara yükseldi.
(AA)
Dalgalı bir seyir izleyen gemi ve yat sektörünün
dış satımı, yıla ocak ayındaki yüzde 11,3'lük artışla
başlamış, şubatta yüzde 45,1 oranında düşmüş,
martta yüzde 5,1, nisanda yüzde 161, mayısta ise
yüzde 46,4 artış kaydetmişti. Bu tarihten itibaren
düşüş trendine giren sektör ihracatı, haziranda
yüzde 17,3, temmuzda yüzde 7,3, ağustosta yüzde
21,2, eylül ayında ise yüzde 36,4 gerilemişti.
Ekim ayındaki ihracat artışı ise yüzde 267,1 ile
yılbaşından bu yana en yüksek artış oranı olarak
kayıtlara geçmiş, kasım ayında da yüzde 8,7 yükseliş görülmüştü.
Sektör dış satımının dörtte üçüne yakınını
karşılayan İstanbul'un 2013 yılında 759 milyon 80
bin dolar olan ihracatı, 2014'te yüzde 21,69'luk
artışla 923 milyon 737 bin dolara ulaştı. İstanbul,
Türkiye'nin toplam gemi ve yat ihracatından yüzde
72,12 pay aldı.
İstanbul'a yakın gelecekte rakip olacağı belirtilen
Yalova'nın, 2013 yılında 281 milyon 202 bin doları
gören ihracatı ise 2014'te yüzde 17,61'lik düşüşle
231 milyon 663 bin dolara geriledi. Yalova'nın sektörün toplam ihracatından aldığı pay ise yüzde
18,08 olarak gerçekleşti.
Gemi ve yat sektörünü sırtlayan bu iki il,
Türkiye'nin toplam gemi ve yat ihracatının da yüzde
90,20'sine (1 milyar 155 milyon 400 bin dolar) imza
attı.
Sektör, 2014 yılında en fazla ihracatı (224 milyon
502 bin dolar), İskandinav ülkelerinden Norveç'e
gerçekleştirdi. Bu ülkeyi, 164 milyon 585 bin dolar
dış satım yapılan Marshall Adaları takip etti.
Türkiye ayrıca Irak'a 121 milyon 589 bin,
Malta'ya 93 milyon 640 bin, Almanya'ya 88 milyon
336 bin, İtalya'ya 64 milyon 696 bin, Panama'ya 61
milyon 821 bin, Suudi Arabistan'a 42 milyon 28 bin,
Hollanda'ya 42 milyon 25 bin, Brezilya'ya 41 milyon
634 bin, Danimarka'ya 39 milyon 431 bin,
Singapur'a 38 milyon 924 bin, ABD'ye 32 milyon
813 bin ve Türkmenistan'a 26 milyon 529 bin dolarlık gemi ve yat ihracatı gerçekleştirdi. (AA)
T.C. MAMAK BELEDİYESİ İMAR VE ŞEHİRCİLİK MÜDÜRLÜĞÜ
ASKI İLAN TUTANAĞI
SAYI
: 64733099
BELEDİYEMİZ YEŞİLBAYIR MAHALLESİ SINIRLARI İÇERİSİNDE BULUNAN 35854 ADA 19
VE 20 PARSELLERE GİRİŞ-ÇIKIŞ SAĞLANABİLMESİ AMACIYLA HAZIRLANAN; 35854 ADA 19
VE 20 PARSELLER İLE ADANIN GÜNEYİNDEKİ PARK+ÇOCUK BAHÇESİ ALANININ BİR
KISMINI İÇEREN BÖLGEYE AİT 1/1000 ÖLÇEKLİ İMAR PLANI DEĞİŞİKLİĞİ ÖNERİSİ,
MAMAK BELEDİYE MECLİSİ’NİN 01.10.2013 GÜN 563 SAYILI KARARIYLA UYGUN
GÖRÜLEREK, ANKARA BÜYÜKŞEHİR BELEDİYE MECLİSİ’NİN 14.10.2014 GÜN 1881 SAYILI
KARARIYLA TADİLEN ONAYLANMIŞTIR.
Askıya Alınma Tarihi: 29.12.2014
Askı Bitim Tarihi:
29.01.2015
Basın - 2871 (www.bik.gov.tr)
Resmi İlanlar www.ilan.gov.tr.de
T.C. ANKARA 15. İCRA DAİRESİ
2014/200 TLMT.
TAŞINIRIN AÇIK ARTIRMA İLANI
Aşağıda cins, miktar ve değerleri yazılı mallar satışa çıkarılmış olup: Birinci artırmanın aşağıda belirtilen
gün, saat ve yerde yapılacağı ve o gün kıymetlerinin %50'sine istekli bulunmadığı taktirde, yine aşağıda
belirtilen gün, saat ve aynı yerde 2. artırmanın yapılarak satılacağı; şu kadar ki, artırma bedelinin malın
tahmin edilen değerinin %50'sini bulmasının ve satış isteyenin alacağına rüçhanı olan alacakların
toplamından fazla olmasının ve bundan başka paraya çevirme ve payların paylaştırma giderlerini
geçmesinin şart olduğu; birinci artırmadan on gün önce başlamak üzere artırma tarihinden önceki gün
sonuna kadar esatis.uyap.gov.tr adresinden elektronik ortamda teklif verilebileceği, birinci artırmada istekli bulunmadığı takdirde elektronik ortamda birinci artırmadan sonraki beşinci günden başlamak üzere ikinci artırma gününden önceki gün sonuna kadar elektronik ortamda teklif verilebileceği, mahcuzun satış
bedeli üzerinden aşağıda belirtilen oranda KDV.'nin alıcıya ait olacağı ve satış şartnamesinin icra dosyasından görülebileceği; gideri verildiği takdirde şartnamenin bir örneğinin isteyene gönderilebileceği; fazla
bilgi almak isteyenlerin yukarıda yazılı dosya numarasıyla dairemize başvurmaları ilan olunur. 19/12/2014
1.İhale Tarihi
2.İhale Tarihi
İhale Yeri
No
: 04/02/2015 günü, saat 14:05 - 14:08 arası.
: 25/02/2015 günü, saat 14:05 -14:08 arası.
: Ankara Adliyesi 2 Nolu Mezat Salonu
Takdir Edilen
Değeri TL.
Adedi
KDV
Cinsi (Mahiyeti ve Önemli Nitelikleri)
1
70.000,00
1
%1
06 DT 5012 Plakalı, 2012 Model, VOLKSWAGEN Marka ,
PASSAT TRENDLİNE Tipli, SİYAH RENKLİ, MUHTELİF YERLERİ EZİK VE ÇİZİK VASITA, ARAÇ
BALGAT ATESTAŞ OTOPARKINDADIR
Basın - 2580 (www.bik.gov.tr)
Resmi İlanlar www.ilan.gov.tr.de
KÜLTÜR-SANAT
KÜLTÜREL
BOYUT
Prof. Dr. Hayrettin İVGİN
[email protected]
BATTAL GAZİNİN APLİĞİ VE ŞAHSİYETİ
Alp, eski ve yeni bir çok Türk lehçelerinde kahraman,
cesur, yiğit, zorlu anlamlarına gelen bir kelimedir. Kişi adı olarak kullanıldığı gibi; sıfat, unvan ve kabile teşkilatı içinde
askeri bir asalet zümresinin adı olarak da kullanılır.
Moğolca'da bulunup sonra Türkçe'ye geçen bagatur (batur),
Oğuzca'daki sökmen (seymen), batı ülkelerindeki kelimeleri
hemen hemen aynı manayı taşır.
Eldeki bütün tarihi belgeler bu kelimelerin Türkler arasında
çok eski zamanlardan beri kullanıldığını, İslâmiyet’in kabulünden sonraki zamanlarda da kullanılageldiğini göstermektedir.
Türklerin İslamlığı kabulünden sonra, Alplik yerini AlpGazi tipine bırakmıştır.
Gazillik ve şehitlik İslam dininde en muteber bir merhaledir. Cihat ve gaza düşüncesi Türkler arasına yerleşince alpgazilik yani Müslüman-Türk kahramanlığı ortaya çıkmıştır.
Araplardaki fetâ (yiğit)Iarın fütüvvet anlayışı gibi. Bilindiği
gibi Alplik bir cihangirlik olayıdır. Yani yiğitlik göstermek,
unvan yapmak, şanını etrafa duyurmak gibi.
Alp-gazilik ise cihad esasına dayanır. Dini yaymak, yayarken de gazi olmak düşüncesi egemendir.
Kahramanlık duygusu, tasavvuf tarikatları arasında da
yayılmıştır. Tasavvuf cereyanı içinde, mensup olduğu fikriyatı
yayan, bu uğurda kahramanlık gösteren tipe de Alperen denir.
Bu kavramları açıkladıktan sonra şöyle diyebiliriz:
Peygamberimiz, hem alp'tir, hem alpgazidir, hem de bir alperendir. Hazreti Ali, Hazreti Hamza da öyle. Sarı Saltuk, Hacı
Bektaş-ı Veli, birer alp-erendir. Çünkü bu şahıslar Rumeli ya
da Anadolu'da hem tasavvuf düşüncesini yaymışlar, hem de
kahramanlıklar göstermişlerdir. Yani savaşçı dervişlerdir.
Battal Gazi de bir alp-gazidir. Peygamber soyundan geldiğine göre üstelik de bir Seyyid'dir. Zaten ona, Seyyid Battal
Gazi adı verilir. Battal kelimesinin Türkçe'deki alp kelimesine
karşılık olduğunu zaten biliyoruz.
Köroğlu bir alptir. Dede Korkut Hikayelerindeki bazı kahramanlarla birlikte Basat da bir alptir. Oğuz Kağan dahi bir alptir. Fakat bu alplerin tek gayeleri vardır. Kahramanlık ve yiğitlik gösterisinde bulunmak. Bu alplerde diğer vasıflar arka
plandadır. Hatta hiç yoktur. Meselâ: Oğuz Kağan, çok çirkin
tarif edilir "göğsü baştan başa tüylü, ayağı öküz ayağı, beli
kurt beli gibi" diye belirtilir. Halbuki Battal Gazi'de yiğitlik,
güçlülük ve güzellik ön plandadır. Hele güzellik, onda kahramanlıkla eşdeğer bir nitelik arzeder.
Battal Gazi "Battalnâmeler"de tarif edilirken, "çocukluğunda çok güzel olduğu" ve "kucağına alanın bırakmak istemeyişi" belirtilir. Ayrıca o kadar güzel ve yakışıklıdır ki, düşman
prensesleri, din ve intikam duygularını bir tarafa bırakarak ilk
bakışta Battal Gazi'ye aşık olurlar.
Battal Gazi, Köroğlu gibi güç gösterisinde bulunmayı
düşünmez bile, Köroğlu Destanları'nda, Köroğlu ile
Demircioğlu'nun birbirine karşı gösterdikleri güç denemesini
hepimiz biliriz. Demircioğlu paranın tuğrasını eliyle siler,
Köroğlu da at nalını, eliyle büker.
Battal Gazi'nin en önemli vasıflarından birisi de akıncı ruha
sahip olması ve dinî yaymak, geliştirmek düşüncesinde olmasıdır. Onun şân ve şöhreti onun bu uğurda çalışmasının ve
çabalarının sonucunda ortaya çıkmıştır. Şahsiyetini anlayabilmek için vasıflarına ve fiziki görünümüne bakmak gerekir.
Okuduğumuz Battalnâmeler ve Battal Gazi ile ilgili kitaplardan şu neticeleri çıkarabiliriz:
- Güzeldir: Battalnâmelerde, Battal Gazi'nin fiziki görünümü şöyle anlatılır: "Birgün Cebrail yere indi. Peygambere
kendi ümmetinin birgün Rum ülkesini fethedeceğini söyledi.
Cebrail, 200 yıl sonra bir yiğit gelecek, uzun boylu, güzel
yüzlü, buğday tenli olacak. Bu yiğit kiliseleri yıkacak, Hazreti
Ali ve Hazreti Hamza'ya benzeyecek" dedi.
"Battal Gazi, Taryun tarafından zindana atılır. Yüksek sesle
Kur'an okur. Taryun'un kızı Gülendam bu sesi işitince hayran
olur. Sesin sahibini merak eder. Battal Gazi'yi görünce ona
âşık olur."
Battal Gazi'nin güzelliği ile ilgili Battalnâmelerde böyle
anlatmalar pek çoktur.
-Uzun boylu, buğday tenli ve güzel yüzlüdür.
-Yiğittir ve kahramandır.
-Seyyid'dir: Kutsiyet itibariyle Hazreti Muhammed'in soyuna dayandırılır. Battalnâmeler bu hususta ortak düşüncededirler.
-Güzel konuşan bir hatiptir.
-Bilge kişidir: Battal Gazi 4 kitabı (Kur'an, İncil, Zebur,
Tevrat) ezbere bilirdi. Ayrıca Arapça, Rumca, İbranice ve
Türkçe'yi çok iyi konuşur ve yazardı. Ayrıca 4 kitap üzre ibadet etmeyi bilirdi. Diğer dinlerin âlimleriyle tartışır, dinî tefsirler yapardı.
-Hünerli bir silâhşordur: Kendisini Gazber adlı bir silâhşor
eğitmiş ve yetiştirmiştir. At koşturmada, gürz ve kılıç kullanmada çok usta idi.
-Zekidir: Çarpışmada kendinden çok güçlü olanları zekâ
maharetiyle yener.
-İri yapılıdır ve babasından mansıp almıştır: Evlâdın babasının görevini devralmasına mansıp alma adı verilir. Hüseyin
Gazi Malatya Serleşkeri idi. Ölünce Abdulselâm ve Battal
Gazi bu görevi devraldı.
-Babasının öcünü almıştır: Öc alma motifi bütün destanlarda vardır. Köroğlu da babasının öcünü almak için savaş vermiştir. Hüseyin Gazi'yi Mamuriye (Ankara) şehrinin beyi
Mihriyayil öldürmüştü. Battal Gazi babasının öcünü yerde
bırakmamış, Mihriyayil'i bizzat kendi öldürmüştür.
-Kâfirleri öldürürken onları İslâm'a davet eder: Battal
Gazi, düşmanını öldürmeden önce onları İslâm olmaya davet
eder. islâm olurlarsa serbest bırakırdı. Meselâ; babasının katili
Mihriyayil'i bile İslâm olmaya çağırmıştır. Hattâ Mihriyayil ile
birlikte 14 kişi bu çağrıyı kabul etmediği için Battal Gazi bunları öldürmüştür. Ama içlerinden Eflahun adlı bir kahraman
İslâm olmayı kabul etmiştir.
-Cesur ve korkusuzdur.
-Akıncı ruha sahiptir: Ama bunu cihangirlik sevdasıyla yapmaz. Amacı dini yaymak ve geliştirmektir.
-Gür bir sese sahip olup, nâra atması meşhurdur: Bu husus
Köroğlu'nun da bir niteliğidir. Fakat Battal Gazi'nin öyle bir
narası vardır ki, düşmanları korkudan ürperir, aklını kaybeder.
Hattâ, gökte uçan kuşlar naranın tesiriyle yerlere düşer.
-O kadar yiğittir ki, bunu düşmanları bile takdir etmiştir:
Meselâ: Rum Kayser'i Ahmer, Battal Gazi'nin kahramanlığını
ve yiğitliğini takdir etmiş, ona hayran olmuştur. Sonunda
Ahmer, Müslümanlığı kabul ederek Ahmet Turan adını almıştır.
-Savaş meydanında kimsenin yenemediğini en sonra yener:
Meselâ; adı herkesçe belli, ün yapmış 70 kâfiri tek tek böyle
yenmiştir.
-Battal Gazi, zor durumlardan ahlâki ve dini değerlere inancı, irade gücü,mücadele azmi, moral gücü ile kurtulur.
-Mert ve dürüsttür, sözünde durur, ideal sahibidir: Battal
Gazi söz verdiğini her zaman yapmıştır. Dünya malına önem
vermez. Meselâ: oğlu Ali, hocasına hediye götürmek için
babası Battal Gazi'den bir şey isteyince, o kendi cübbesini vermiştir.
-Atı da soylu ve güçlüdür: Bütün destan kahramanlarının
atları da meşhurdur ve olağanüstü güçlere sahiptir. Meselâ;
Köroğlu'nun Kır-at, Manas'ın Boz-at destan kahramanıyla
bütünleşmiş gibidir. Battal Gazi'nin atının adı ise Aşkar'dır.
-Battal Gazi yardımsever ve zulme karşıdır.
-Son derece eğitimli olup, çevik ve kurnazdır.
-Battal Gazi keramet de gösterir: Meselâ; İlyas Peygamber
dualarını okuyarak hastaları sağlıklı hâle getirir. Bazı yapılan
büyüleri bozmak onun yetenekleri arasındadır.
Battal Gazi'nin müspet vasıfları bu kadar değil ama bu
kadarı bile onun Türk ve dünya kahraman ve alpleri arasında
üstün yeteneklere sahip olduğunu gösterir.
Kaynaklar
1. Dr. Hasan KOKSAL, Battalnâmelerde Tip ve Motif
Yapısı, Kültür ve Turizm Bakanlığı MlFAD Yayını: 59,
Başbakanlık Basımevi, Ankara 1984.
2. M. Fuad KÖPRÜLÜ, "Alp Maddesi", İslâm
Ansiklopedisi, 1. Cilt, İstanbul 1965.
3. M. Faruk GÜRTUNCA, Seyyid Battal Gazi, Doyuran
Ofset Basımevi, İstanbul 1979.
4. M. Faruk GÜRTUNCA, Seyyid Battal Gazi, 1. ve 2.
Kitap, Ülkü Matbaası, İstanbul 1966.
7 Ocak 2015 Çarşamba
9
Cumhuriyetin ilk
piyanoları restore ediliyor
Dünyanın önde gelen piyano restoratörü, depolarda çürümeye terk edilen yüz binlerce lira değerindeki
cumhuriyetin ilk piyanolarını onarmak için Türkiye'ye geldi.
ANKARA - Dünyanın önde gelen piyano restoratörü, depolarda çürümeye terk edilen yüz
binlerce lira değerindeki cumhuriyetin ilk piyanolarını onarmak için Türkiye'ye geldi.
Lozan Müzik Yüksekokulu ve Konservatuvarı
Piyano Bölüm Başkanı Joel Jobe, Türkiye'nin ilk
konservatuvarlarından 1936 yılında kurulan
Hacettepe Üniversitesi Ankara Devlet
Konservatuvarına ait 60-70 yıllık piyanolara usta
parmaklarıyla hayat verecek.
Jobe, AA muhabirine eski piyanoların yenilenmesinin önemini vurgulayarak, uzun yıllardır
sürdürdüğü onarım işiyle enstrümanları canlandırmanın yanı sıra o dönemdeki üretim yöntemlerinin de yeniden keşfedildiğini söyledi.
En eski 1830'lardan kalma kare piyanoları
tamir ettiğini bildiren Jobe, o tarihlerden bugünlere ünlü sanatçıların enstrümanları dahil yüzlerce piyanonun restorasyonunu gerçekleştirdiğini
belirtti.
Jobe, bugüne kadarki çalışmalarında en etkilendiği işler arasında Ankara Devlet
Konservatuvarı ile yürütülen projeyi sayarak, "Bu
çok etkileyici bir proje çünkü farklı bir kültürde
çalışma imkanım oldu. Bu bakımdan benim için
zengin bir proje" dedi.
Jobe, 3 yıl önce İdil Biret'in konser kayıtlarını
alabilmek için Ankara'ya geldiğini bildirerek o
zaman konservatuvardaki ziyaretlerinde piyanolardan haberdar olduğunu ve böylece geçen yıl
tek bir piyano ile yola çıkılan projede şu an 6
piyanonun onarıldığını anlattı.
Konservatuvardaki en eski piyanonun 1940'lı
yıllara ait olduğunu bildiren Jobe, "Piyanoları ilk
gördüğümde onları çok yorgun buldum. Hala
kullanılabilmesi aslında bir mucize ve buradaki
öğrenciler de böyle sıkıntılı piyanolarla çalışmalarından dolayı çok cesurlar. Halbuki bu piyanolar ilk başta kaliteli piyanolardı ama zamanla
mahvolmuşlar" değerlendirmesinde bulundu.
Piyanoların nasıl bu noktaya geldiğini, nasıl
hasar gördüğünü anlayarak, restorasyona başlamak gerektiğini ifade eden Jobe, sonrasında
ölçüm ve fotoğraflama çalışmalarının ardından
piyanoyu demonte ederek, bütün parçaları ayırdıklarını anlattı.
Yenilemek için ahşap ve metal kalitesi için
bütün parçaların aynısını bulmaya çalıştıklarını
bildiren Jobe, daha sonra uzun bir süre de piyanonun testten geçirildiğini söyledi.
Türkiye'de Emre Şen ve Fazıl Say ile daha
önce de çalıştığına işaret eden Jobe,
"Sanatçıların işlerine güçlü inançları olduğunu
görüyorum ve çabalarına hayranlık duyuyorum.
Fazıl Say ile İdil Biret, farklı kuşakların sanatçıları
olsa da aynı isteği görüyorum" ifadesini kullandı.
Konservatuvar Müdürü Prof. Dr. Metin
Munzur da Türkiye'nin müzik yaşamına ışık
tutan bir amiral gemisi niteliğindeki Ankara
Devlet Konservatuvarının piyano onarım projesi
hakkında bilgi verdi.
Konservatuvara 1956 yılında alınan Steinway
marka piyanolardan bugüne 15 kadarının ulaştığını ancak çoğunun bakımsızlıktan hurdaya çıktığını belirterek, "Bunların maddi değeri 500 bin
liraya kadar çıkabiliyor. Dolayısıyla bunları
atmaktansa tekrar kazanabileceğimizi düşündük" diye konuştu. (AA)
Silah tutan eller tuvale spatula sallıyor
AKSARAY - Aksaray Emniyet Müdürlüğünde
görevli polis memuru Cihangir Şimşek, açtığı yağlı
boya resim sergisiyle dikkat çekiyor.
Aksaray Trafik Şube Müdürlüğü'nde görevli
polis memuru Şimşek, Sosyal Destek Programı
(SODES) kapsamında, Hasandağı Polis
Merkezi'ne gelen gençlere resim eğitimi veriyor.
Bugüne kadar spatula kazıyarak oluşturduğu 100
yağlı boya tablosunu Hasandağı Polis Merkezi'nin
açılışında sergileyen Şimşek, çalışmalarıyla polisin
işinin sadece suçluları yakalamak olmadığını,
sanatsal yönünün de bulunabileceğini gösteriyor.
Şimşek, AA muhabirine yaptığı açıklamada,
yaklaşık 15 yıl boyunca yağlı boya çalışması yaptığını söyledi. Adana'da yaklaşık 4 yıl önce ressam Yusuf Şahin'den aldığı derslerle profesyonel
anlamda çalışmalar yaptığını belirten Şimşek,
"Gerekli eğitimleri aldıktan sonra profesyonel
anlamda yağlı boya çalışması yapmaya başladık.
Aksaray'a yaklaşık 6 ay önce atandım. Yeni açılan
polis merkezimizde SODES kapsamında öğrenci
ve gençlere eğitim vereceğiz" dedi.
Hangi meslekten olursa olsun herkesin en az
bir sanatla ilgilenmesi gerektiğini vurgulayan
Şimşek, resim yapmanın insana huzur verdiğini
kaydetti.
Şimşek, yaptığı resim çalışmalarıyla gençlere
sanatın güzelliklerini göstermeye çalıştığını dile
getirerek, "Sanatsal faaliyetlerde çocuklarımıza
küçücük bir aşı yapmanın verdiği mutluluk içerisindeyiz. Emniyet teşkilatı olarak elimizden gelen
her şeyi yapmaya hazırız. Bize desteklerini esirge-
meyen Sayın Valimize ve Emniyet Müdürümüze
teşekkür ediyorum" diye konuştu.
Bugüne kadar 100 yağlı boya çalışmasının
bulunduğunu bildiren Şimşek, "En iyi çalışmalarımı burada sergiledim. Yağlı boya çalışmalarını
yaparken özel bir yöntem kullanıyorum. Buna
'spatula tekniği' diyorum. Bu teknikle hiçbir fırça
darbesi olmadan sadece spatulayla eserlerimi
yapıyorum" diye konuştu.
Aksaray Valisi Şeref Ataklı ise emniyet mensuplarının suç önleyici faaliyetlerde bulunmasının
memnuniyet verici olduğunu söyledi.
Gençlerin iyi değerlendirilmesi gerektiğini ifade
eden Ataklı, şöyle konuştu:
"Kamuoyunda polisimiz sertlikleriyle anılıyor
ancak böyle sosyal projelerini uygulayan polis
memurlarımız da var. Bundan memnuniyet duyuyoruz. Bunları daha çok ön plana çıkarmamız
lazım. Polisimiz sadece suçlu kovalayan veya
yakalayan değil, aynı zamanda sosyal çalışmalara
imza atan kişidir." (AA)
Çankırı'da
"yaran geceleri"
başladı
ÇANKIRI - Çankırı'da Ahilik kültürünün
parçası yaran gecelerinin 2014-2015 sezonu, yaran ocağının yakılmasıyla başladı.
Ahi Yaran Meclisi Kültür ve Dayanışma
Derneği bünyesinde büyük başağalığını
Serhat Gökçe, küçük başağalığını Hüseyin
Gönder'in yaptığı yaran ocağının 2014-2015
sezonu açılışı, Belediye İş Merkezi'ndeki
yaran evinde ocağın yakılmasıyla dualarla
gerçekleşti.
Geleneklere göre akşam namazından
sonra başlayan, sabah namazıyla sona erecek yaran toplantıları kapsamında, maniler
okundu, çeşitli oyunlar oynandı.
Yaranın sorumlusu büyük başağa Gökçe,
AA muhabirine yaptığı açıklamada, 24 yaren
ve 1 çavuştan oluşan yaranda 2014-2015
sezonunun açılışını yaptıklarını ifade etti.
Yaran kültürünün Ahilik geleneğinde
önemli yere sahip olduğunu ifade eden
Gökçe, "Yaran, Oğuzlar'dan günümüze
gelen kültür mirasıdır. Birbirini gönülden
seven insanların bir araya geldiği gelenektir"
şeklinde konuştu.
Gökçe, bu geleneğin insanların kötü alışkanlıklardan kurtulmasına katkı sağladığına
işaret ederek, yaranı gelecek nesillere aktarmak için ellerinden geleni yaptıklarını kaydetti.
Erkeklerin sazlı sözlü vakit geçirdikleri bir
esnaf birlikteliği olan yaran gecelerinde,
özellikle kış aylarında haftada bir gün bir
araya geliniyor. Sadece eğlence değil, bir
dayanışma biçimi olarak görülen gecelerde
katılanların birbirleriyle küs olmaması gerekiyor. Küsler, bu gecede barıştırılıyor. (AA)
Ey ellerimdeki sükût kokusu,
alan kalbim hidayetine, sükûtla buluşan ruhum
ey sevdanın hasretle örülü dik
merhametine muhtaç. Cümle kötülüklerden ve
yokuşu! Nasıl vurursan vur, nasıl cümle olumsuzluklardan bizi koruyacak olan senin
durursan dur lakin istesen de
rızandır gönlüme ilaç.
istemesen de bir gün bitecek bu
Dudaklarımdan dökülen her söz doğruluk günehayat yokuşu.
şiyle sınanır, sükûtumu bozar hataya düşersem eğer
Bazen kalbimin elleri terliyor,
niyetim tövbe kapısında ancak yıkanır.
bazen ruhumu saran hüzün laf
HAYATA VE AŞKA DAİR
Sükûtumun güneşi hiç batmasın Rabbim eğer
dinlemiyor. Böyle zamanlarda
karanlıkta kalırsa ruhum kalbim imanınla aydınlankoşuyorum sükût denizine, içimdeki hüzün balıklarını salıyorum
sın, gönlümdeki aşk secdelerimin ve dualarımın
dünya denen sahibine.
hatrına sonsuzlukla cilalansın.
Duayı yaşıyor ömrüm, ruhum
Ey yâr!
secdede, gönlüm mahşerde nefes
Sensin gözüm, sensin özüm, senin adın olacak
alıyor; sükûtu kalbime sultan ettiMevlâ’dan sonra inşallah son sözüm.
SÜKÛTUN GÜNEŞİ BAŞKA
ğim müddetçe mutsuzluk ardımda
Aşkımla, sükûtumla, kalbimdeki imanla gelecekalıyor.
Dudaklarımdan dökülen her söz doğruluk güneğim kapına, onun izniyle kapılar açılacak, sükûtum
Mutluluğun anahtarı sükût, kilidim dünya ve
şiyle sınanır.
bozulacak ve beni vuslatına erdirecek ölüm.
varlığım kurban olsun aşka. Zor olsa da öğrendim
Sözlerin sesi akıl, ruhu kalp, bedeni dildir.
artık âşığa sükûtun güneşi başka.
Sükûta sevdalanmak, sükûtta yaşamak ruhun
Sükût güneşiyle yanan gönlüm
karanlıklarını aydınlatan kandildir.
gülistana döndü. Kalbimdeki acıGÜNÜN ŞİİRİ
Direnmek yaşamakla eş, sükûttur kalbimizi ve
lar ve ıstıraplar sükûtumdan esen
ruhumuzu güzelleştiren güneş.
şükrün rüzgârıyla söndü.
Ulu deryâna dalıp kendimi ellerde bulamam,
Sevdanın sözlerimi dilimde, yârin ismi ezberimSığındığım sensin Rabbim,
de benim. O istesin ruhum şaha kalkar, dörtnala
Sana meftun deliren kalbimi yellerde bulamam.
güvendiğim sen… Aşkla nefes
mutluluğa koşar benim.
MEHMET NURİ
PARMAKSIZ
10
SAĞLIK
7 Ocak 2015 Çarşamba
Sağlık açısından tehlike
arz eden 10 kirli eşya
Sağlık, hijyen ve temizlik konularında çalışmalar yapan Hijyen Konseyi, sağlık açısından tehlike arz eden 10 kirli eşyayı açıkladı.
nitelendirilen, "kirli top 10" şeklinde
açıklanan ürünler şöyle:
"Türkiye'nin hemen her yerinde bu
ürünler kullanılıyor ve hastalık yapıcı
mikroorganizma taşıyabiliyor. Bu eşyalarla ilgili yaptırılan araştırmalar da
gözönünde bulundurulduğunda vatandaşların dikkatli olmaları gerekiyor.
Bunlar, teneke kutu içeceklerin dış
yüzeyi, hastane ve kamu binaları tırabzanları, el kurutma makineleri, fast
food ve çiğ köftecilerde verilen uzun
süre bekletilmiş yeşil sebzeler, otobüs
içindeki tutacaklar, havlu kullanılmayan
spor salonlarındaki aletler, kağıt ve
madeni paralar, restoran menü kitapçıkları, ortak kullanım alanlarındaki
BALIKESİR - AA muhabirinin aldığı
bilgiye göre, hijyen, temizlik ve buna
bağlı sağlık konularında çalışmalar gerçekleştirmek üzere kurulan, hiçbir yere
ve makama bağla olmayan Hijyen
Konseyi, gıda mühendisleri, veteriner
hekimler, hukukçular, akademisyenler,
sağlıkçılar ile gıda ve tüketici dernekleri üyelerinden oluşuyor.
Tüketicileri ve kamuoyunu uyarmayı, bazı noktalara dikkati çekmeyi
amaçlayan konsey, 2014 yılında uygulamaya soktuğu "hijyen avcıları"nın
tespitleriyle halkın sıklıkla kullandığı,
sağlık açısından tehlike arz eden 10
eşyayı açıkladı.
"Tuvaletten bile daha pis" olarak
lamba düğmeleri, güzellik salonları ve
kuaförlerdeki havlu ve aletler. Bu eşya,
makine ya da ürünler, fazla temizlenmediği için birçok hastalığa davetiye
çıkarabiliyorlar."
Bu listenin, hijyen kurallarına yeterince dikkat edilmeyen durumlarda
geçerli olduğunu belirten konsey yetkilileri, listedekiler hakkında hijyen avcılarının genel olarak hijyen kurallarına
yeterince dikkat edilmediğini gözlemlediğini söyledi.
Yetkililer, hijyen kurallarına uyulan
yerlerde yukarıda saydıklarının geçerli
olmadığını kaydetti. (AA)
Prof. Özkan: “Verem mikrobu maalesef uyumuyor”
ANKARA - Türkiye Halk Sağlığı
Kurumu Başkanı Prof. Dr. Seçil Özkan,
tüberküloz (verem) hastalığında, toplumun farkındalığı ve sağlık personelinin
özverili çabalarıyla her yıl yüzde 6-7
oranında düşüş yaşandığını söyledi.
Özkan, Verem Eğitim ve
Propaganda Haftası dolayısıyla düzenlediği basın toplantısında, tüberkülozun (verem) korunulabilen ve tedavi
edilebilen bir hastalık olduğunu söyledi.
Bu hastalıkta öncelikli stratejinin
korunmak, ardından da hastalığın
erken tanısı ve tedavisinin sağlanması
olduğunu anlatan Özkan, tedavinin
yarıda bırakılmamasının önemine
değindi. Özkan, hastalığın dünyada ve
Türkiye'de hala az da olsa bulunduğunu, bu nedenle hafta dolayısıyla verem
farkındalığının artırılmasını amaçladıklarını belirtti.
Seçil Özkan, hastalıktan korunmak
Özkan, "Bizim ABD'nin, Rusya'nın
düştüğü tuzağa düşmememiz gerekiyor. (İşler yolunda gidiyor) diye uyursak, verem mikrobu maalesef uyumuyor. Tekrar eski vaka sayısında artışa
ve yüksek maliyetlerle tedaviye dönüş
olabilir. Uyamadan işimize devam edeceğiz. Yüz binde 20 olan insidansımızı, giderek düşürmeye çalışacağız"
dedi. 68. Verem Eğitim ve Propaganda
Haftası dolayısıyla hazırlanan bilgi
notuna göre, insanlık tarihi kadar eski
bir hastalık olmasına rağmen halk
sağlığı sorunu olarak önemini koruyan
tüberküloz görülme oranı, dünya
genelinde ve Türkiye'de giderek düşüyor. Buna rağmen dünyada, 2013'te 9
milyon yeni vaka ortaya çıktı ve 1.5
milyon kişi veremden öldü.
Türkiye genelinde ise 2005-2006
yıllarında yaklaşık 21 bin olan tüberküloz vaka sayısı, 2013'te 13 bin 409'a
geriledi. (AA)
için bebeklere ikinci ayında BCG aşısı
uygulandığını, Türkiye genelindeki 179
Verem Savaş Dispanserinde de çeşitli
uygulamaların devam ettiğini anlattı.
Toplumun hastalıkla ilgili şikayetler
konusunda bilinçlendirilmesi gerektiğini de kaydeden Özkan, iki haftadan
fazla süren öksürük, balgam, balgamda kan, ateş, gece terlemesi gibi şikayetleri olanların mutlaka bir sağlık
kuruluşuna başvurmalarını istedi.
Prof. Dr. Özkan, "Toplumun farkındalığı ve sağlık personelinin özverili
çabalarıyla her yıl yüzde 6-7 oranında
düşüş yaşıyoruz. Niyetimiz bu düşüşü
devam ettirmek. Türberkülozu kontrol
altında tutmak, arkasından da eliminasyon dediğimiz hastalığın görülmemesi sürecine geçmek" diye konuştu.
ABD ve Rusya'da, hastalığın görülme sayısı azaldıktan sonra korunma
yöntemlerine devam edilmemesi
nedeniyle artış görüldüğünü belirten
Elektronik cihazlar, çocukların uykusundan 21 dakika çalıyor
Sezaryen, astıma yatkınlığı artırıyor
KONYA - Necmettin Erbakan
Üniversitesi Meram Tıp Fakültesi
Yenidoğan Bilim Dalı Başkanı Prof.
Dr. Rahmi Örs, sezaryenle doğan
bebeklerin astıma yakalanma riskinin daha fazla olduğunu bildirdi.
Örs, AA muhabirine yaptığı açıklamada, doğum sancısı başlamadan gerçekleştirilen sezaryenle
doğumun bebekte solunum sıkıntısını artırdığını dile getirdi.
Türkiye'de sezaryen doğum oranının yüksek olduğunu, bu duruma
tıbbi nedenlerden daha çok annelerin doğum sancısı çekmek istememesinin etki yaptığını vurgulayan
Örs, doğum sancılarının daha doğmadan bebeğin akciğerlerini doğum
sonrasına hazırlayan önemli bir
etken olduğunu ifade etti. Doğum
sancısından kaçılmasının bebeği
sıkıntıya soktuğunu savunan Örs,
şunları kaydetti: "Doğum ağrılarıyla
anne karnındayken sıvıyla dolu olan
akciğerlerde sıvının boşalma süreci
başlar. Sezaryenle doğan bebekler-
de astıma yakalanma riski daha fazladır. Doğum sancısıyla annede
ortaya çıkan maddeler bebeğin
akciğerlerinin doğum sonrasına
uyum sağlamasını kolaylaştırıyor.
Normal doğumlarda bebeğin
doğum kanalından geçerek doğması, bağışıklık sistemini harekete
geçiriyor. Yani bebekte faydalı mikropların yerleşmesini sağlayarak
hayat boyu olumlu etki göstermesini
sağlıyor. Bu bebeklerde astımın
daha az görülmesine yol açıyor."
Örs, annelerin bebekte olabilecek sorunların bilincine vararak
kararlarını vermesi gerektiğini vurguladı. (AA)
KAT KARŞILIĞI İNŞAAT YAPTIRILACAKTIR
ANKARA BÜYÜKŞEHIR BELEDIYE BAŞKANLIĞINDAN
Ankara İli, Yenimahalle İlçesi Gazi Mahallesinde bulunan imarın 7363/21 ile 7363/22 parselleri üzerine 2886 sayılı Devlet İhale
Kanunun 36. Maddesine göre kapalı teklif usulü kat karşılığı inşaat yaptırılacaktır.
ANKARA
İli
İlçesi
YENİMAHALLE
ANKARA - Odasında elektronik
cihazlar bulunan çocukların gece 21
dakika az uyuduğu belirlendi.
ABD'deki California
Üniversitesi'nden bilim adamlarının
araştırmasına, 10-13 yaşındaki 2 bin 48
öğrenci katıldı. Bilim adamları odasında
tablet bilgisayar, akıllı telefon gibi cihazların bulunduğu çocukların gece ortalama 21 dakika az uyuduğu sonucuna
vardı. Araştırma, odadaki televizyonun
ise çocukların uykusundan 18 dakika
çaldığını ortaya koydu.
Bilim adamlarından Jennifer Falbe,
sonuçların çocukların odasında ışık
yayan elektronik cihazların bulundurulmaması gerektiğini bir kez
daha gözler önüne serdiğini
belirtti.
Falbe, çocuklarda uyku süresinin kısalması ve uyku kalitesinin
düşmesinin davranış sorunlarına,
okulda başarısızlığa, kilo alımına
yol açabileceğini ayrıca elektronik cihazların bağışıklık sistemini
olumsuz etkilediğine dikkati
çekti. Daha önce yapılan araştırmalar yatmadan önce akıllı cep
telefonları ve tabletlerin mavi ışığına maruz kalan gençlerin uyku
sorunu çektiğini, bu cihazların
yaydığı mavi ışık, uyku verici
melatonin hormonunu bastırdığını göstermişti.
Sonuçları "Pediatrics" dergisinde yayımlanan Falbe ve ekibinin araştırması ise elektronik
cihazların çocukların uyku süresini ne kadar kısalttığını ortaya
koydu. (AA)
Ada/Parsel Arsa Alanı(m2) İmar Kullanımı
Emsal
7363/22
-
7363/21
7.832,00
6.170,00
14.002,00
Cami Alanı
Cami Alanı (Yurt) 3,00
Toplam İnşaat/
Çev. Şeh. Bak.
Yaklaşık
Emsal Alan (m2) 2014 birim maliyet Maliyet(TL)
(TL/m2)
8.262,00
Proje Esas
17.013.188,47
Alınmıştır
Kanal altyapı deplase bedeli
(ASKİ fiyatları)
Toplam
18.510,00
900,00
26.772,00
Genel Toplam
630.935,21
17.644.123,68
16.659.000,00
34.303.123,68
1- Bu işin tahmini keşif bedeli proje ve Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın “2014 Yılı Yapı Yaklaşık Maliyetleri Hakkındaki
Tebliği” esas alınarak 34.303.123,68 TL (Otuz dört milyon Üç yüz üç bin Yüz yirmi üç Türk Lirası Altmış sekiz Kuruş) dir.
2- İhale 22/01/2015 Perşembe günü saat 14.30’de Hipodrom Caddesi No: 5 Kat 18 Yenimahalle/Ankara adresindeki, Ankara
Büyükşehir Belediyesi Binası içerisindeki Belediye Encümen Salonunda, Belediye Encümeni huzurunda yapılacaktır.
3- İhale Şartnamesi ile diğer evraklar Emlak ve İstimlak Dairesi Başkanlığından (Hipodrom Caddesi No:5 Kat 14
Yenimahalle/Ankara adresinde 08.00–17.00 saatleri arasında görülebilir
4- İhaleye katılmak için istenilen suret belgeler Noter tasdikli olacak ve bu suretlere ayrı, ayrı yevmiye numarası alınacaktır.
5- İstekliler, İhaleye Katılmak için Örneğine uygun teklif mektubu ile birlikte;
a- Kanuni İkametgahı olması, tebligat için adres göstermesi.
b- Ticaret ve/veya Sanayi Odası belgesi (2015 yılı vizeli)
c- Noter tasdikli İmza sirküleri.
d- Noter tasdikli vekaletname (gerekiyorsa).
e- İsteklilerin, son 10 yıl içinde tek sözleşmeye dayalı yapmış oldukları işin toplam inşaat alanı, yapılacak işin toplam inşaat
alanının % 100 ’ü kadar, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın Yapı Yaklaşık Maliyetleri Hakkındaki Tebliği’nde belirtilen IV-A
Grubu veya Kamu İhale Kurumunun Yapım İşlerinde B Üst Yapı Bina İşleri II. Grup işlere ait iş bitirme belgesinde tanımlı
yapı tipi, iskan ruhsatında veya iş bitirme belgesinde belirtilmiş olacaktır.
e- İşin keşif bedelinin % 25’i kadar kullanılmamış nakit kredi, % 25’ i kadar da banka referans mektubu verilecektir.
g- Yeni tarihli Gelir ve kurumlar vergisi borcu bulunmadığına dair belge.
h- 2886 Sayılı Devlet İhale Kanuna göre cezalı olmadığına dair belge.(Firmalar taahhütname şeklinde verecektir.)
ı- Ankara Büyükşehir Belediye Başkanlığı adına alınmış 1.029.094,00 TL. Geçici teminat mektubu vermesi.(Geçici teminatlar
nakit para ise) Ankara Büyükşehir Belediyesi Veznesine yatırılıp alınacak alındı makbuzu verilecektir.
j- İstekli şirket ise onaylı şirket tüzüğü.
k- Yer Görme Belgesi
l- İstekliler, istenilen belgelerle birlikte teklif mektuplarını en geç ihale günü saat 12.00’ ye kadar ihalenin yapılacağı ENCÜMEN Başkanlığına, (Yazı İşleri ve Kararlar Dairesi Başkanlığı) makbuz karşılığında verilmesi şarttır. Bu saatten sonra verilecek teklif mektupları veya herhangi bir nedenden dolayı (Telgraf ve postada) meydana gelecek gecikmeler kabul edilmez.
m- Bu işin İhale Şartnamesi ve eklerinin satın alındığına dair alındı belgesi.
6- İhale için verilecek teklif mektubunda belirtilecek meblağ, rakam ve yazı ile okunaklı bir şekilde, (Silinti, Kazıntı olmayacak) yazılacaktır.
7- İş bu ihale ilanı genel bilgi niteliğinde olup, kat karşılığı inşaat yaptırılması işinde, İhale Şartname hükümleri uygulanacaktır.
8- Bu İşin Şartnamesi 500,00 TL (Beş yüz Türk Lirası) bedel karşılığında, ihale tarihinden en geç 1 gün önce Emlak ve
İstimlak Dairesi Başkanlığından temin edilebilecektir.
İLAN OLUNUR
Basın - 17213 (www.bik.gov.tr)
Resmi İlanlar www.ilan.gov.tr.de
YAŞAM-ÇEVRE
BULMACA
11
7 Ocak 2015 Çarşamba
Yuvasını yıkan
uyuşturucu batağından
KURTULMAYI BAŞARDI
Almanya'da 14-15
yaşlarında başladığı
alkol ve uyuşturucu
yüzünden hayatı altüst olan, evliliği
bozulan, çocuklarından ayrı kalan
Bülent Y. (36), Ayık
Yaşamda Buluşalım
Derneği (AYBUDER)
sayesinde temiz bir
yaşama "merhaba"
dedi.
BURSA - Bülent Y, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Almanya'da ikamet ederken yaklaşık 10 yıl pek çok uyuşturucu
çeşidini kullandığını söyledi.
Türkiye'ye gelip yerleşmesinde, ağabeyinin telkinleri ve adli dosyalarının artmasının etkili olduğunu belirten Bülent Y, ilk bir
hafta zorlanmasına rağmen kriz sürecini
atlatmayı başarıp vatani görevini yapmak
üzere askere gittiğini dile getirdi.
Askerlik sonrası bir şirketin çağrı merkezinde çalışmaya başladığını ve 5 yıl uyuşturucudan uzak kalmayı başardığını anlatan Bülent Y, "Bir de aile kurarsam bu illetten tamamen kurtulurum" düşüncesiyle
çocukluk aşkıyla iletişime geçerek
Türk Kızılayı, 2014'te de
yardımlarda hız kesmedi
DÜZCE - Türk Kızılayı Batı
Karadeniz Lojistik ve Afet Yönetim
Merkezi, geçen yıl sorumluluk sahasındaki Sakarya, Düzce, Bolu,
Zonguldak, Bartın, Karabük ve
Sinop'ta çoğunluğu yangınlardan
oluşan, 157 kişinin etkilendiği 38 olay
sonrasında ihtiyaç sahiplerine yardım
ulaştırdı.
Türk Kızılayı Batı Karadeniz Lojistik
ve Afet Yönetim Merkezi Müdürü
Mustafa Yılmaz, AA muhabirine yaptığı açıklamada, doğal afetlerin
Türkiye'nin gerçeği olduğunu, Türk
milletinin afetlerle yaşamayı ve mücadeleyi öğrenmesi gerektiğini söyledi.
"Afet, önceden hazırlıklı olunması
gereken bir durum" diyen Yılmaz,
"Hazırlıksız yakalanmamak gerekir.
Bizim gibi sivil toplum örgütleri ve
devletin yetkili kurumları afetlere karşı
gereken hazırlıkları yapıyor. En önemlisi insanın birey olarak kendisini
afete hazırlamasıdır. Kurumların hazırlıkları insanların mağduriyetleri için
ama insanlar mağdur durumda kalmamak için önceden hazırlık yapabilir. 'Bir afet olduğunda neler yapabilirim?' noktasından hareket ederek
önlem alabilirler" şeklinde konuştu.
1
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
2
3
4
5
6
Yılmaz, geçen yıla göre daha az
daha az afet yaşadıklarını, bunun da
mutluluk verici olduğunu anlattı.
"2014'te 38 olaya müdahale ettik"
diyen Yılmaz, şunları kaydetti:
"Geçtiğimiz yıllarda bu rakam daha
fazlaydı. İnşallah bundan sonra daha
da azalır. Toplamda 157 kişiye 42 bin
lira değerinde yardım malzemesi verdik. Afetlere müdahalede sorunumuz
yok. Küçük çaplı yangınlar bizim için
çok büyük külfet getirmiyor. Allah
büyük afetlerden korusun.
Vatandaşlarımıza en kısa zamanda
ulaşıp mağduriyetlerini gidermeye
çalışıyoruz. 2014 yılını bu şekilde
tamamladık. İnşallah 2015'te afetsiz
günler yaşarız. (AA)
7
8
9
10
Almanya'ya dönmeme koşuluyla onunla
evlendiğini bildirdi.
Bülent Y, evliliğinin iki yıl çok iyi gittiğini,
bu sırada bir kızının dünyaya geldiğini
ifade ederek, hem eşi hem de kendi ailesinin baskılarına dayanamayarak yeniden
Almanya'nın yolunu tuttuğunu aktardı. Bu
ülkede bir yılın ardından eşiyle sorunlar
yaşamaya başladığı bilgisini veren Bülent
Y, yeniden uyuşturucuya başladığı bu
süreçte ikinci çocuğu dünyaya geldikten
sonra boşandığını kaydetti.
Eşinden ayrıldıktan sonra her geçen gün
biraz daha fazla batağa sürüklendiğini
söyleyen Bülent Y, işlediği suçlar nedeniyle 6 ay hapiste tutulduktan sonra, "Ya bir
sene daha burada yatıp serbest kalırsın ya
da Türkiye'ye dönmek kaydıyla seni
hemen bırakırız" önerisini kabul ederek
tekrar uyuşturucudan kurtulma ümidiyle
Türkiye'ye dönüş kararı aldığını aktardı.
Uçaktan iner inmez uyuşturucu temini
için bazı kişilerle irtibata geçtiğini ve daha
yoğun bir şekilde bağımlı hale geldiğine
değinen Bülent Y, şöyle konuştu:
"Para istemek için gittiğim bir yakınımın
yönlendirmesiyle İstanbul Sefaköy'deki
AYBUDER'e gittim. Derneğe ilk geldiğimde herkes beni kucakladı, önüme yemek
konuldu, 'Bir duş al, dinlen, sonra konuşuruz' denildi. Doktorlarda bulamadığım her
şeyi burada buldum. Samimiyet, ciddiyet,
karşındakinin gözüne bakarken 'Bak, bu
beni anlıyor' hissi bana iyi geldi.
Almanya'da o kadar hap kullanarak atlatamadığım krizi burada atlattım. Tam olarak
eski hayatıma dönemedim çünkü daha iyileşme sürecindeyim. Damar kalmadı, kollar, bacaklar gitti. Son dönemde uyuşturucuyu kasığımdan enjekte ettiğimden
damarlarımda iltihaplanma oldu. Şimdi
tedavi görüyorum. Hiç içme isteğim olmuyor."
Bülent Y, uyuşturucu bağımlılığından
kurtulmak isteyenlere, AYBUDER'den destek alma önerisinde bulundu. (AA)
BULMACA
Soldan sağa:
1. Yumuşak çelikten yapılmış üzeri kalay kaplı ince sac. – Doğum işini yaptıran kadın. 2. Yönetme, yönetim. – Zihince ve bedence ortaya konan çaba,
emek. 3. Alevilikte toplanma, bir araya gelme. – Serüven. 4. Güzel sanat. –
Gök, gökyüzü. 5. Satrançta bir taş. – Kayınbirader. 6. At oturmalığı. – Bir
spor dalı. 7. İçine genellikle sulu şeyler konulan, metalden çukur kap. –
Parça, lokma, dilim. 8. Hastanelerde her hastanın gündelik yemek ve ilacının
yazıldığı kâğıt. – Bir renk. 9. Federasyon durumunda birleşmiş olan. 10.
Tanrıtanımaz, dinsiz. – Yabani hayvan barınağı. – Söz, lakırdı. 11. Ayrıntı. –
Nazi Hücum Kıtasının kısaltması. 12. Gerekenden eksik. – Birlikte bulunma,
arkadaşlık etme. 13. Başarısız olmuş kimse. – Vahşi binek hayvanı. 14. Alkol.
15. Damarlarda dolaşan hayati sıvı. – Sürekli, kalıcı, daimi. 16. Kiloamperin
simgesi. – Kiraya verilerek gelir getiren mülkler. 17. Bağnaz, mutaassıp. –
Kuzu sesi. 18. Dünyanın uydusu. – Oyunda kazanılan her parti. 19. Takılmış
ad. – Güzel, hoş. 20. Notada durak işareti. – Peygamberlik.
12
Yukarıdan aşağıya:
13
14
15
16
17
18
19
20
1. Türlü ürün, mal ve bunun gibi şeylerin alım satımı. – Osmanlı
İmparatorluğunda baş vezirliğe, sadrazamlığa verilen ad. – Adım aralığı. 2.
Fiyat, paha. – Özel gezinti gemisi. – Karşıt olma, zıtlık. – Eski Mısır’da
insanoğlunun hayati dayanağı olan güç. – Favori. 3. Ad, san, unvan. –
Yoğunluk. – Alacak, borç. 4. Rütbesiz asker. – Uçurum. – Berilyumun simgesi. – Boğa güreşi alanı. – Değerli madenlerin saflık derecesi. 5. Kötü, fena. –
Ödeme. – Özenli, düzgün. – Matematikte sabit bir sayı. 6. Renksiz, sarımsam
kokulu, güçlü ve beyaz bir ışık vererek yanan hidrokarbonlu bir gaz. – Bakı.
– Dar, uzun ve hafif bir yarış kayığı. 7. Kraliçe. – Borsada kesin vadeli değerlerin kuru ile prim değer kuru arasındaki fark. –
İlkel deniz taşıtı. – Kuranda bir sure. 8. Kadınsı
davranışları olan erkek. – İlgili. – Alınıp satılabilen
ÇÖZÜMÜ
her türlü eşya. 9. Pirinçli, yumurtalı ve yoğurtlu
BUGÜN
ıspanak veya benzeri sebze yemeği. – Karışık ren13. SAYFADA
kli. – Pişirilerek hazırlanmış yemek. – Keman veya
kemençe yayı. 10. Eski dilde otlar. – Ulaştırma. –
Alın yazısı, yazgı, kader. – Astatinin simgesi.
Hazırlayan: Ercan BOSTANCIOĞLU
TÜRKÇE BAKIŞ
Prof. Dr. Nurullah Çetin
[email protected]
TİPİK BİR ORYANTALİST OLAN PİERRE LOTİ’NİN GERÇEK KİMLİĞİ
6
* Les Désenchantées Romanı: Pierre
Loti’nin bizimle ilgili olan ikinci romanı
Les Désenchantées9 adını taşıyor. Bu
roman, “Nâşâd Kızlar”, “Kırgınlar”,
“Aşktan Yüzü Gülmeyenler”, “Düş
Kırıklığına Uğrayan Kadınlar”, “Mutsuz
Kadınlar”, “Bezgin Kadınlar” gibi adlarla
çevrilmiş. Roman, büyük ölçüde Aziyade
romanının devamı niteliğindedir. Her iki
roman da yazarın hayatından izler taşır.
Romanın kısa özeti şöyle:
Roman, bir Fransız yazarı; André Lhéry
ile Cenan ve yeğenleri: Melek ve Zeynep
adında genç üç Türk kadını arasında mektuplarla süren ve olayların 1904-1905 yılları
arasında geçtiği bir arkadaşlık üzerine
kurulmuştur.
Fransız yazar André Lhéry, Pierre
Loti’nin kendisini temsil ediyor.
Konaklarda haremlere kapatılmış olan bu
kadınlar, eğitimli, kültürlü ve aristokrattırlar.
İngilizce, Fransızca, Almanca bilirler.
Fransız mürebbiyeler elinde büyümüşlerdir.
Haremağalarının koruması altında narin,
zarif, kedi gibi yumuşak, hayat dolu genç
kızlardır. Kapalı hayattan sıkılıp bunalırlar.
Roman, esas olarak Cenan ile André arasındaki bir aşk ilişkisine dayanır.
Cenan, Tevfik Paşa ve Semiha’nın kızı
olan bir Çerkezdir. Mürebbiyeler, dadılar
elinde büyümüştür. Çocukluğunda açık, hür
yaşamış. Çarşafa girdikten sonra hareme
hapsedilmiş, dünyadan soyutlanmıştır.
Rızası dışında Padişahın yaveri yüzbaşı
Hamdi ile evlendirilmiş. 22 yaşındaki
Cenan (Zahide) birçok evlilik teklifini reddetmiş ama mutlaka biriyle evlenmek
zorunda kaldığında sonuncusuna evet
demiş, ancak mutsuz olmuştur.
Düğününden bir gün önce bahçede örtüsüz gezmek ister. Tesettüre, örtüye, kısıtlanmaya, erkeklerden ayrı tutulmaya, eve
kapatılmaya karşıdır. Evleneceği adamın
annesi tutucudur. Gelin gideceği evde piyano çalamayacağı için mutsuzdur ve hayatından, konumundan memnun değildir. Büyük
bir üzüntü ve keder içindedir. Cenan, evli
olduğu halde Fransız romancı André Lhéry
ile gizli gizli mektuplaşır, dertlerini ona
açar. Cenan, memnun olmadığı kocasından
bir an önce boşanmaya çalışır.
André Lhéry, elçilik görevlisi olarak
1904 yılında iki yıllığına İstanbul’a gelir.
Beyoğlu’nda tepelerde bir yerde ev kiralar.
Fes giyer, tespih alır, bir Türk kılığına girerek İstanbul’un değişik yerlerini dolaşır.
André, ‘Arif’ ismini almış bir Türk görünümündedir. Bir Türk gibi yaşamaktan zevk
alır. Uzun süre Cenan, Melek ve Zeynep’le
İstanbul’un değişik yerlerinde buluşurlar.
Bazen Boğaziçi’nde tenha bir kır kahvesinde bazen Eyüp mezarlığında bazen evlerde
buluşurlar. Bu üç kadın, André’nin romanlarına hayrandırlar. Kendilerini ona ‘üç
mustarip ruh’ olarak tanıtırlar ve onun dostluğuna ihtiyaçları olduğunu söylerler.
Bu üç kadın, önceleri ‘Zahide’, ‘Neşedil’
ve ‘İkbal’ takma adlarını kullanırlar ama
sonra gerçek isimlerini açıklarlar. Kadınlar,
André’ye gerek mektuplarında gerekse
buluşmalarında hep durumlarından,
İslâm’ın kadına biçtiği değerden, kapalılıktan, harem hayatından, tesettürden, eve hapsedilmekten, kocalarını seçme şanslarının
olmayışından şikâyet ederler. Batılı kadınlara hayranlıklarını dile getirirler ve ondan
durumlarıyla ilgili bir roman yazmasını ve
Türk kadınını içinde bulunduğu hapis hayatından kurtarıp özgürleşmeleri için çaba harcamasını isterler.
Cenan, bedenini kocası Hamdi’ye, ruhunu André’ye vermiştir. Hamdi, evliliklerinin
ikinci yılında Dürdane’yi ikinci hanım olarak alır. Cenan, II. Abdülhamid’in annesi
Valide Sultan’dan boşanması için yardımcı
olmasını ister. Bu isteği hemen gerçekleşmezse de sonunda kocasından boşanır.
Melek, zalim kocasından boşanmış, Zeynep
de yetmişlik kocasının ölümüyle dul kalmıştır. Böylece üç genç kadın da kocalardan
kurtulmuştur.
André, daha önce ölmüş olan Çerkez
sevgilisi Necibe’yi hiç unutamaz. Bu muhtemelen daha önceki Aziyade romanındaki
Aziyade’dir. Değişik dönemlerde onun
mezarını ziyaret eder. Zaman zaman Necibe
ile Cenan’ı özdeşleştirir. Cenan’ı öncekinin
bir devamı olarak görür. André, Cenan,
Melek ve Zeynep gibi Türk kadınlarının
hikâyesinden yola çıkarak “Mutsuz
Kadınlar” adıyla Doğulu kadınının romanını yazacaktır.
Kadınların André ile gizli gizli görüşmelerinden ve isyancı hareketlerinden rahatsız
olan yakınları, bunları dağıtmak, yola getirmek ve terbiye etmek için kocaya vermek
isterler. Melek, Ömer isminde sert bakışlı
bir süvari yüzbaşısına verilecektir. Cenan’ı
da tekrar Hamdi’ye vermek isterler. Melek,
istemediği adamla evlendirilmenin üzüntüsüyle kederinden ölür. Öldüğünde 21 yaşın-
dadır.
André görevi bitip İstanbul’dan ayrılırken
Cenan, bir an peçesini kaldırıp indirir.
Dolayısıyla André, onun yüzünü bir an için
görür ve vedalaşarak ayrılırlar. Cenan, sevgilisi André’nin Fransa’ya gitmesi ve yakınları tarafından tekrar Hamdi ile evlendirilecek olmasının üzüntüsünden dolayı bunalıma girer ve evlilik hazırlıkları yapıldığı bir
sırada André’ye büyük bir aşk mektubu
yazarak intihar eder.
8
Mutsuz Kadınlar romanında kadınların
mutsuzluk sebebi ve toplumlarından, ailelerinden, devletlerinden istekleri şunlardır:
İslâm âdetlerinin çoğuna bağlı bulunmayı
kabul etmek, peçelerinden de pek şikâyetleri olmamakla beraber kendilerine düşünen,
hür ve sorumlu varlıklar gibi muamele edilmesi, nişanlılarıyla konuşmalarına izin
verilmesi. Bu isteklerinin yerine getirilmesiyle bu üç kadını takip edecek olanlar, hiç
değilse yarım yüzyıl süreyle kendilerini tatmin edilmiş sayacaklardır. Çevrelerindeki
insanların kendilerini mecnun veya ihtilâlci
saymamaları için daha fazla bir şey istemeyeceklerdir. İsteklerinin de İslâm’a aykırı
olmadığını söylerler.
Loti bu romanıyla sokağa, gündelik hayata çıkmak, normal bir sosyal hayat içinde
erkeklerle eşit bir konum almak isteyen,
batılılaşma hevesinde olan; dolayısıyla
harem hayatının gizemini, büyüsünü ortadan kaldırmak isteyen Türk kadınlarını
konu alır ve onların durumlarına üzülür.
Bu roman, esas itibariyle İslâm’ın ve
geleneklerin belirlediği kadının konumu ve
sorunları ile ilgili konular üzerine kurulmuştur. Hayatları Doğu kültür ve medeniyeti
içerinde şekillenen kadınların yaşam biçimleri, beklentileri, sorunları Batılı oryantalist
bir gözle irdelenir ve eleştirilir.
Romandaki mektuplaşmalar gerçek
değildir. Bu, kendini Türk olarak gösteren
bir Fransız kadınının oyunudur. Bu konuda
Pierre Brodin ve başka bazı Fransız yazarların açıklamalarına dayalı olarak şu bilgileri
aktaralım. Loti, 1904 yılında “Nurelnisa”
imzasıyla bir Türk kadınından mektup alır.
Kadın, Loti ile görüşmek istediğini yazar.
16 Nisan 1904 tarihinde Tarabya’da mektubu yazan kadın ve iki çarşaflı kadın arkadaşı Loti ile buluşurlar.
Aslında bu kadınlar Türk değildir.
Mektubu yazan ve “Nurelnisa” imzasını
kullanan kadın, Mutsuz Kadınlar romanında
“Madam Zahide”, “Leyla”, “Cenan” olarak
geçen kişidir ve tamamen Fransızdır.
Türkçe bilmeyen, feminist bir gazeteciyazardır. Yazılarında “Chantal” ya da “Marc
Hélys” imzasını kullanır. Gerçek adı,
“Marie-Amélie Hebrard”dır. Evlilik soyadı
ise “Léra”.
Batılı anlamdaki feminist düşüncelerini
Türk kadınları arasında yaymak için böyle
bir hileye başvurmuş ve Loti’yi feminist
düşüncelerini yaymada bir aracı kılmıştır.
Madam Léra, orta değerde bir roman ile,
kadın hayatı ve feminizm üzerine vesikalara
dayanan incelemeler yazmıştı. Güya acıdığı
Müslüman kadınların kaderiyle ilgilenmiş
ve onları kurtarmaya çalışmış.
Diğer iki kız arkadaşı, “Zinnur” ve
“Nuriye Nuri”dir. Bunlar, Türkiye’ye yerleşmiş, “Reşat” adını alarak Müslüman
olmuş “Chateauneuf” adında bir Fransız
kontun torunlarıydılar. İki kız kardeşin
babaları Nuri Bey, Reşat Beyle bir Çerkez
kadından doğmuştu. Bu kadınlar, hayata
küsmüş Türk kadınlarının acılarını, sıkıntılarını, bunalımlarını anlatacaklar; Loti de
onların dramını ve kurtuluşunu konu alan
bir roman yazacaktır. Ona, -kısmen Fransız
kadının uydurduğu, kısmen de haremlerde
mahpus Türk dostlarının söylentilerine
dayanan Leyla’nın gördüğü işkenceleri
ayrıntılarıyla anlattılar.
İşte bu roman, böyle ortaya çıkar.
Macera, hilenin elebaşısı Madam Léra
yönünden, bir mektupla son bulur. Kadın bu
mektupta yazara canına kıyma kararından
ve Loti’nin Türk kadını için yazacağı kitabı
okumadan gitmek zorunluluğu karşısında
duyduğu acıdan söz ediyordu. Loti oyuna
geldiğini hiçbir zaman bilmedi. Öldüğü
güne kadar ”aşktan yüzü gülmeyen” bu üç
kadının mutlak varlıklarına inandı.
Kendileri konusunda bir roman yazma
isteklerini yerine getirmekten ve Türk kadınının davasını savunmaktan kaçınmadı.
Eser, bir sahtekârlığa dayanıyordu. Bütün
değerini kaybetmek demek midir bu?
Madam Léra olmasaydı Loti böyle bir şaheser yazmayacak mıydı?
Dolayısıyla roman gerçekleri, gerçek
Türk kadınını yansıtmaktan çok; Madam
Léra’nın hayal gücünün ürünlerinden ve
uydurmalardan ibarettir. Türk kadını yalan
yanlış bilgilerle ve hayalî uydurmalarla
mutsuzluktan ölüp giden zavallılar olarak
gösterilmiştir.10 (DEVAM EDECEK)
10 Alain Quella-Villéger, Pierre Loti: Gezegen Seyyahı, çev. Aysel Bora, YKY, İstanbul 2002, s.322-327; Pierre Loti, Can
Çekişen Türkiye, Tercüman 1001 Temel Eser, İstanbul, s.211-214.
9 Biz çalışmamızda romanın şu çevirisini kullandık: Pierre Loti, Mutsuz Kadınlar, çev. Nahid Sırrı Örik, İnkılâp ve Aka
Kitabevleri, İstanbul 1972.
Köyünün tarihini tutuyor
AĞRI - Doğubayazıt ilçesine bağlı
Suluçam köyünde yaşayan Fahrettin
Yıldırım, önemli gelişmelerin tarihini
tutuyor. "Söz uçar, yazı kalır" sloganıyla bir çalışma başlatan Yıldırım
(50), köyde yaşanan ölüm, doğum,
düğün, kaza, doğal afet, karın ilk
yağdığı günü ve kimin hangi hastalıktan öldüğünü tek tek yazıyor. Köyde
yaşanan ilginç durumları da defterine
not eden Yıldırım, "tarih defteri" isimli
çalışmasıyla köydeki olay ve durumların yıllık istatistiklerini de hesaplıyor.
Yıldırım, AA muhabirine yaptığı açıklamada, hobi olarak başladığını ve bir
süre sonra alışkanlık haline geldiğini
belirterek, önemli olayları mutlaka
yazdığını söyledi.
Asırlar sonra dahi yazdığı bilgilerin
kullanılabileceğini belirten Yıldırım,
"10 yıl önce başladım, o günden beri
köyde yaşanan ilginç gelişmeleri defterime kaydediyorum. Defterimi de
devamlı takip ediyorum. Mesela ne
zaman kar yağdı, bu yıl samanın kilosu kaç paraydı gibi birçok şeyi deftere not ediyorum" diye konuştu.
Özellikle köyde ölenlerin, neden ve
nasıl öldüklerini de yazdığını anlatan
Yıldırım, ölüm ve doğumları takip
edip, "tarih defteri"ne yazdığını ifade
etti. (AA)
12
haber
7 Ocak 2015 Çarşamba
CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu:
Yüce Divan’a gitmemek
yolsuzluğun kabulüdür
ANKARA - CHP
Genel Başkanı Kemal
Kılıçdaroğlu, "Suçsuz
olan şerefli adamların
hesap verme korkusu
olmaz. Yüce Divan'a
gidilmemesi yolsuzluğun
bizzat kabulünden başka
bir şey değildir" değerlendirmesini yaptı.
Kılıçdaroğlu, Meclis
Soruşturma
Komisyonu'nun 4 eski
bakanla ilgili kararına
ilişkin Twitter hesabından
açıklamada bulundu.
Kemal Kılıçdaroğlu,
şunları kaydetti:
"Halkı makaraya
aldığınızı sanıp yalanlarınızın aklandığına inanmayı aklınızdan
geçirmeyin. Çaldığınız
her kuruşun hesabını
vereceksiniz. Suçsuz olan
şerefli adamların hesap
verme korkusu olmaz.
Yüce Divan'a gidilmemesi
yolsuzluğun bizzat kabulünden başka bir şey
değildir." (AA)
ARINÇ: Karara
saygı duyulmalı
Şentop’tan ‘yolsuzluğa’ farklı bakış
İZMİR- AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Mustafa
Şentop, yolsuzluk iddialarının dünyanın her yerinde,
Türkiye'de de millet iradesini gasbetmek isteyenlerin, darbecilerin en temel iddiası, maskesi olduğunu söyledi.
Şentop, Balçova Termal Otel'de düzenlenen AK Parti
Seçim İşleri Başkanlığı'nın 7. Bölge Toplantısı'nda şu ana
kadar 27 il, 340 ilçe, bin 554 teşkilat mensubunun katıldığı
toplantılar yapıldığını bugün de İzmir ve Manisa teşkilatıyla
bir araya geldiklerini belirtti. Bu toplantıları 7 Haziran
2015'te yapılacak genel seçimlere hazırlık mahiyetinde
gerçekleştirdiklerini dile getiren Şentop, bir seçim sonucunun diğerini etkilediğini, bunu kendilerinin bildiği gibi
Türkiye'nin muhaliflerini ve düşmanlarının da bildiğini kaydetti. Seçimlerde AK Parti'ye zarar vermek için birilerinin
bir projeyi devreye koyduğunu, bunun aslında 7 Şubat
2012'de MİT operasyonuyla birlikte başladığı anlatan
Şentop, şöyle devam etti: "Asıl plan MİT üzerinden
Türkiye'nin çevresindeki ülkelerle, komşularla ilişkilerini
mercek altına almaktı. Böyle bir operasyonun kimler
tarafından planlandığını icracılara, oyunculara değil de
bunları oynatanlara, perde arkasındaki güce projeye bakmak lazım. Türkiye'de MİT teşkilatı ki uzun zamandır
gerçekten anayasa ve kanunlarla kendisine verilmiş olan
görevleri icra eden kuruluşa dönüştü. Daha önce hatırlarsanız MİT denildiği zaman kendi vatandaşını takip eden,
onları fişleyen bir kurum anlaşılırdı. Şimdi bu değil. Büyük
bir ülkenin istihbarat, yani bilgi toplama anlamında faaliyet
gösteren, gerçek görevini ifa eden büyük bir kuruluşuna
dönüştü. MİT Müsteşarımız da bunu gerçekleştiren bir
mimar olarak çok önemli bir isim.”
ANKARA - Başbakan Yardımcısı ve
Hükümet Sözcüsü Bülent Arınç, Meclis
Soruşturma Komisyonu'nun dört eski bakan
hakkındaki kararına ilişkin, "Bugünkü karar
sadece dokuza beş gibi bir sonuçla Yüce
Divan'a gönderilmediği şeklinde bir ara
karardır. Henüz bunun bir gerekçesi yazılmamıştır" dedi.
Arınç, Bakanlar Kurulu Toplantısı'nın ardında açıklamalarda bulundu, gündeme ilişkin
soruları yanıtladı.
"Meclis'teki soruşturma komisyonunun 4
eski bakanın Yüce Divan'a gönderilmemesi
kararını nasıl değerlendirirsiniz? Daha önce bu
4 eski bakanın Başbakan Davutoğlu ile
buluşup Yüce Divan'a göndermeme konusunda
bir fikir birliğine vardıklarına dair iddialar vardı.
Bu iddialara ilişkin ne söylersiniz" sorusu üzerine Arınç, gazetelerde yazılan ve çoğu kulis
haberi şeklinde yazılmaya gayret edilen haberlerin gerçekle bir ilgisinin olmadığını söyledi.
Bu konunun hiçbir şekilde teyit edilmediğini
bildiren Arınç, "Elbet de birileri birilerini takip
etmiş olabilir. Birileri bir yere gitti diyenler dinlenmiş olabilir ama bunların gerçek olup
olmadığı, bu konuda ismi geçenlerin bir şekilde
teyit etmesiyle veya buna dair bilgilerin kesin
olmasıyla mümkündür" değerlendirmesinde
bulundu.
Merkez’den hükümete
‘enflasyon mektubu’
Akçakışlalıların
örnek derneği
ANKARA- Ankara’nın Keçiören ilçesinde faaliyet
gösteren Akçakışla Köyü Kültür ve Yardımlaşma
Derneği önemli etkinliklere imza atıyor.
Dernek Başkanı Numan Aytan, düzenledikleri
etkinliklere katılımın çok yüksek olduğunu belirterek,
kendilerine sahip çıkan hemşehrilerine teşekkür etti.
Akçakışla Köyü Kültür Yardımlaşma ve Dayanışma
Derneği’nin faaliyetlerini anlatırken, “Hemşehrilerimiz
memleket sevdasına kendileri öyle adamışlar ki, söz
verdikleri, programlarına aldıkları her şeyi eksiksiz yerine getiriyor, getirtiyorlar. Gönüllülük esasını ön planda
tutarak hiçbir karşılık beklemeden, maddi ve manevi
emeklerini esirgemeden köyü için, köylüsü için ve her
şeyden önemlisi Yozgat için çalışıyorlar” diyen Numan
Aytan şunları söyledi:
“Kurdukları dernek, doğal güzellikleri, suları, zümrüt yeşili ormanları, bağları, bahçeleriyle cenneti
andıran bir köy olan Akçakışla köyünün derneği.
Kültürü, cömert, yardımsever, vatanperest, hoş sohbetli, güler yüzlü insanlarıyla Anadolu’muzun nadide
bir köyünün derneği. Gelenek-göreneklerinde hiçbir
bozulma görülmeyen, birlik-beraberlik duygusunun
çıtasını giderek yükselten bir köyün derneği. İkram ve
cömertlik deyince de köylerinin adını yüceltmek adına
ne yapmaları, hangi yolu izlemeleri gerektiğinin de
farkında olan kişilerin birliktelik gösterisinin sergilendiği
bir köyün derneği.” Dernek Başkanı Numan Aytan
düzenledikleri son etkinlik olan mevlit öncesi yaptığı
konuşmada ise yaptıklarını, yapılması gerekenleri
masaya yatırıp daha fazlasının yapılması gerektiğini
anlattı. “Dernek faaliyetleri meşakkatli bir iştir” diyen
Aytan, !Dışarıdan eleştirisi, muhalifi boldur. Her
kafadan ayrı bir ses çıkar. Oysa Akçakışla Köyü
Derneği bunun tam aksini yapıyor, omurgasını ve
derneğini daha da güçlendiriyor. Güçlendiriyor, çünkü
bu derneğin Ankara Keçiören ilçesinde biri hemen
dernek binasının karşısında 1998 yılında diğeri ise
2000 yılında “Akçakışla Parkı” adını taşıyan iki parkı
var. Diliyoruz ki, ülkemizde Akçakışla Köyü derneği
gibi dernekler artsın, kültürlerini yaşatsın” dedi.
İSTANBUL - Türkiye Cumhuriyet
Merkez Bankası (TCMB), yüzde 5
olarak hedeflenen 2014 enflasyonunun
yüzde 8,17 gerçekleşmesi nedeniyle
Hükümet'e açık mektup gönderecek.
Banka, açık mektupta enflasyon
hedefinden sapmanın nedenleri ve
enflasyonun tekrar hedefe ulaşması için
alınan tedbirleri açıklayacak.
Merkez Bankası Kanunu'nun 42'inci
maddesi uyarınca, enflasyonun
hedeften belirgin olarak sapması durumunda TCMB'nin sapmanın nedenlerini
ve alınması gereken önlemleri
Hükümet'e yazılı olarak bildirmesi ve
kamuoyuna açıklaması gerekiyor.
TCMB'nin 24 Aralık 2013 tarihinde
yayımlanan "2014 Yılında Para ve Kur
Politikası" başlıklı temel politika metninde, Banka'nın temel amacının fiyat
istikrarını sağlamak olduğu anımsatılarak bu çerçevede 2014 - 2015 2016 yılları için enflasyon hedefinin
Hükümet ile varılan mutabakat
çerçevesinde yüzde 5 olarak belirlendiği
ifade edilmişti.
TCMB'nin hesap verme yükümlülüğünün bir unsuru olan belirsizlik
aralığının her iki yönde yüzde 2 puan
(+/- 2 puan) olduğu belirtilen metinde,
"Enflasyonun yıl içinde üçer aylık
dönemlerin sonu itibarıyla yıl sonu
hedefinden 2 yüzdelik puandan fazla
farklılaşması durumunda, sapmaya yol
açan nedenler ile hedefe ulaşılması için
alınan ve alınması gereken önlemler
Enflasyon Raporu aracılığıyla kamuoyuna açıklanacaktır. Gerçekleşen enflasyonun yıl sonunda belirsizlik aralığının
dışında kalması durumunda ise
Hükümet'e açık mektup yazılacaktır"
ifadelerine yer verilmişti. TCMB, 2014
yılı enflasyonunun yüzde 8,17
seviyesinde gerçekleşmesi ve yüzde
5'lik hedefin belirgin üzerinde olması
nedeniyle Hükümet'e açık mektup
yazacak. TCMB Başkanı Erdem Başçı
ile bir başkan yardımcısının imzalarını
taşıyacak mektup, Hükümet adına
Başbakan Yardımcısı Ali Babacan'a
iletilecek.
Analistler, 2014 yılında enflasyonun
hedefin belirgin üzerinde gelmesinde yıl
içerisinde düzensiz yağış rejimi etkisiyle
yüksek seyreden gıda fiyatları ve TL'nin
döviz karşısındaki değer kaybının neden
olduğunu ifade ediyor. Analistler,
TL'deki yıllık değer kaybının azalacağı
varsayımıyla ve enerji fiyatlarındaki
düşüş sebebiyle, yıllık enflasyonun
özellikle yılın ikinci çeyreğinde belirgin
şekilde yavaşlayacağını belirterek, mevcut petrol fiyatları ve gıda fiyatlarındaki
normalleşmeyle birlikte 2015 yılının ilk
yarısında baz etkisiyle enflasyonda
yüzde 5'in görülebileceğini tahmin ediyor.
Merkez Bankası 2013 yılı sonunda
enflasyon hedefini tutturamadığı için
TCMB Başkanı Erdem Başçı ve TCMB
Başkan Yardımcısı Mehmet
Yörükoğlu'nun imzasını taşıyan "açık
mektup" Başbakan Yardımcısı Ali
Babacan'a hitaben yazılmıştı. Açık mektubun sonuç kısmında şu ifadeler yer
almıştı: "Enflasyon 2013 yılı sonunda
hedefin belirgin olarak üzerinde gerçekleşmiştir. Bu gelişmede Türk
Lirası'ndaki değer kaybı ve gıda fiyatları
etkili olmuştur. Merkez Bankası
enflasyondaki yükseliş karşısında
temkinli duruşunu güçlendirmiş ve
likidite politikasını sıkılaştırmıştır. Bu
çerçevede, önümüzdeki yılın ikinci
yarısından itibaren enflasyonun
kademeli olarak hedefe doğru düşmesi
beklenmektedir. Merkez Bankası
enflasyongörünümüne ilişkin gelişmeleri
yakından takip ederek fiyat istikrarı yolunda elde edilen kazanımların kalıcı
olması için gereken tedbirleri almaya
devam edecektir." (AA)
Soruşturma Komisyonu'nun MHP'li üyesi Dedeoğlu: ‘Vicdanlarda aklanmazlar’
TBMM- MHP Kahramanmaraş
Milletvekili ve Meclis Soruşturma
Komisyonu üyesi Mesut Dedeoğlu,
dört eski bakanın Yüce Divan'a gönderilmemesi kararıyla ilgili olarak,
"Sayısal çoğunlukla Yüce Divan'a göndermediler ama vicdanlarda hiçbir
zaman aklanmayacaklar" dedi.
Dedeoğlu eski AB Bakanı Egemen
Bağış, eski Çevre ve Şehircilik Bakanı
Erdoğan Bayraktar, eski Ekonomi
Bakanı Zafer Çağlayan ve eski İçişleri
Bakanı Muammer Güler'in Yüce
Divan'a gönderilmemesi kararının
ardından Meclis'te basın toplantısı
düzenledi.
DAVUTOĞLU:
Müdahale olmadı
ANKARA - AK Parti Genel Başkanı ve
Başbakan Ahmet Davutoğlu partisinin grup
toplantısında konuşma yaptı.
Meclis Soruşturma Komisyonu'nun 4 eski
bakanı Yüce Divan'a göndermeme kararına
değinen Davutoğlu, çalışma süresince
Komisyon'a herhangi bir müdahalede bulunmadıklarını söyledi.
Davutoğlu, "Soruşturma Komisyonu hukuki
bir süreçtir. Konuyu objektif bir şekilde ele
aldılar ve vicdanlarıyla karar verdiler. İddialar
ortaya atıldıktan sonra bakanlar görevi bıraktılar. Komisyon savcıların fonksiyonunu yürütür
ve iddianame niteliğinde bir karar alırlar. Biz bu
süreçte komisyona müdahalede ve telkinde
bulunmadık. Soruşturma komisyonunu biz kurduk, hiçbir zaman bir telkinimiz olmadı" diye
konuştu.
Buna karşın CHP ve MHP'li vekillerin
hergün ihsası reyde bulunduğunu ifade eden
Başbakan, "Bu bir suçtur ifadesini kullandı.
Komisyon kararına herkesin saygı duyması
gerektiğini ifade eden Davutoğlu, kesin kararın
TBMM'de alınacağına işaret ederek şunları
söyledi:
"Yüce Meclis konuyla ilgili kararını verecektir. Komisyon kendi hukuk anlayışı içinde bir
karar vermiştir. Biz AK Parti olarak atılması
gereken tüm adımları attık. Bu süreçte
Komisyon kendi kararını alırken ve baskı altına
alınmamışken, AK Parti kadrolarını yönlendirme
çabası var.
AK Parti vicdan ve adaletin ta kendisidir.
Neyi ne zaman yapacağımıza, hangi tedbiri
alacağımıza biz karar veririz. Kimsenin tilki
hesaplarıyla yönümüzü değiştirmeyiz.
Komisyonun raporuna saygı duyarız. Bu
süreçte kesin bir kararlılıkla devam ederiz.
AK Parti merhamet hareketinin adıdır.
Reformcu adımlarımızı aynı kararlılıkla
sürdürmek için tedbirlerimizi aldık. Onlar kendi
küçük hesapları üzerinden rüya görmeye
devam etsinler. Biz büyük hamlemizin kararlı
adımlarına devam edeceğiz. AK Parti ahlak ve
vicdanın siyasi adresi olmaya devam edecektir.
(AA)
13
Danıştay’ın efsane başkanı Hüseyin
dış dünya
7 Ocak 2015 Çarşamba
Karakullukçu Efsane Güzeldereli’ye konuştu:
‘Adalet arayan hakimi aramaz’
Efsane GÜZELDERELİ
Danıştay’ın efsane başkanı Hüseyin Karakullukçu,
Efsane Güzeldereli’ye çok çarpıcı açıklamalarda bulundu.
Görev süresince; giyimi,
saçı, yüzükleri, tavrı ve söylemleriyle yargı camiasının en renkli ismi olarak dikkat çeken Karakullukçu; mesleki anıları, güncel gelişmelere bakışı, kişiliği ve bundan sonraki hedefleriyle ilgili değerlendirmeler yaptı.
Okunası bu sohbetin içinde Hüseyin
Karakullukçu’nun siyasete atılıp atılmayacağını; Anayasaya ve AYM’nin aldığı kararlara
bakışını; aşka, evliliğe dair değerlendirmelerini; adalet arayanların tavırlarına ilişkin yorumlarını bulabilirsiniz.
Efsane Güzeldereli’nin soruları ve
Karakullukçu’nun yanıtları şöyle:
HÜSEYİN KARAKULLUKÇU
ROPÖRTAJI
E. G: Emekli Danıştay Başkanı
Hüseyin Karakullukçu kimdir?
H. K: Karadeniz'in küçük bir kasabasında
doğmuş, o zamanın imkanlarıyla beraber
Ankara'da eğitimini bitirmiş, sonra da devletin çeşitli kademelerinde görev almış, yurtdışında Sourbonne Üniversitesi'nde de eğitim
görmüş, hakim olarak göreve başlamış,
hakimliğin daha sonra çeşitli bölümlerinde
çalışmış, Mahkeme Başkanı olarak görev
yaparken de, hakim olarak çalışırken Adalet
Müfettişliği yapmış, Adalet Bakanlığı
Müsteşarlığı görevinde bulunmuştur. . Tüm
bunlardan sonra 2000 yılında da Yüksek
Yargıya üye olarak seçilmiş daha sonra da
Danıştay Başkanlığı'ndan emekliye ayrılmıştır.
E. G: Beş kardeştiniz siz. Nasıl yıllardı
o yıllar?
H. K: Evet beş kardeştik. Şu anda beş
kardeşten kayıplarımız da var.
Çocukluğumuz çok iyi geçti. Mutlu bir
çocukluktu, huzurlu bir aileydi ama imkanları
ne iyi ne de kötü olan orta seviyede bir ailede yetişmiş olan birisiydik. Çok mutluyduk.
E. G: Babanız erkek berberiydi. Saç
kesimine, saç modellerine, saç bakımına
meraklı mısınız?
H. K: Yok, yok. Evet babam berberdi.
Babamla her zaman gurur duydum, her
zaman da duyuyorum. Ama giyim tarzı olarak kendime özen gösteren biriyim, yakışanı
giymeyi severim bugün de öyleyimdir. Kimse
için değil, kendim için.
E. G: Özellikle kol düğmeleriniz ve
yüzükleriniz çok konuşuluyor.
H. K: Bu görevlere gelmeden de aksesuar olarak benim çok taşıdığım bir şeydi, çok
konuşuldu, yoruldum , çok malzeme oldu
şimdi artık konuşmak istemiyorum.
E. G: Kaç yüzüğünüz var?
H. K: Çok var, en son bu gün bir tane
daha oldu, bilmiyorum. .
E. G: Anılarınızı yazmayı düşünüyor
musunuz?
H. K: Anılarımı yazmayı düşünüyorum,
herkesin düşündüğü gibi ben de düşünüyorum ama benim anım çok olduğu için ne millet okur, ne vatandaş okur, gerçi sıkılmazlar
aslında. Bende kalsın, bilmiyorum belki ileride kaleme alırım. .
E. G: Yıllar öncesine gittiğinizde de
çocukluğunuza dair bir anekdot anlatabilir misiniz bize?
H. K: Hangi birisini anlatayım, mutlu bir
çocukluğun arasında ne yaşanıyorsa biz onu
yaşadık. . Yani herkes köy ortamında, kasaba ortamında ne şekilde yaşıyorsa. Bizim
zamanımızda öyle şimdiki çocuklar gibi biz
öyle oyuncakları dolu olan birisi değildik. Biz
kendi oyuncaklarımızı kendimiz yapardık.
Bizim kuşağımız öyle yetişmişti. Bilyelerimizi
kendimiz taşlardan yuvarlatıp yapardık. Aynı
yaşıt arkadaşlarla birlikte oyunlar oynardık.
Geç saate kadar, ay ışığında bile koşuşturduğumuz olmuştur çok.
E. G: Üzücü bir konu ama eşinizi yıllar
evvel elim bir trafik kazasında kaybettiniz.
H. K: 1997 yılında Müsteşar muaviniydik.
Bakanlıkta görevimiz vardı. Doğru eşim de
meslektaşımdı. Nur içinde yatsın. İsmi de
Nur idi zaten.
E. G: Amin
H. K: Çok üzücü bir olay. O benim sadece eşim değildi yani. Hem eşim, hem aşım,
hem arkadaşım, hem sırtımı dayayabileceğim, tek güven duygusu duyabilecek olduğumuz, karşılıklı olarak birisiydi. İnsanlar eşini
kaybeder, ayrılır, boşanır. Evlenmek kadar
boşanmak da doğal. Ben onları yadırgamıyorum, doğaldır ama böyle bir kayıp beni çok
sarstı tabi o yıllarda. Hala daha onun hem
hakkını ödeyemem, mümkün değil, hem
emeklerini ödeyemem. Mükemmel yetişmiş
birisi. Benden daha iyi konusuna , mesleğine
hakim birisiydi diyebilirim. Sadece benim
görüşüm değil. Bütün arkadaşları aynı şekilde kabul ederler. Fakat takdiri ilahi bizden
ayrıldı. Allah nur içinde yatırsın.
E. G: Binlerce evlilik teklifi aldığınızı
duydum. Değerlendirmeyi düşündünüz
mü hiç?
H. K: Yok. Evlilik kurumuna sadece saygı
duyuyorum. Ben ama hiç bir zaman için artık
bir kez daha evlenmeyi arzu etmiyorum,
düşünmüyorum. Çünkü demin biraz önce
dediğim gibi evlenmek sadece bir fiziksellik
değil bir paylaşımı da bir mesuliyeti de beraberinde getirdiği için. Çok önemli, çok kutsal
bir değer. Başarı ile yürüten eşlere şans diliyorum ama benim yapabilecek olduğum bir
şey değil. Artık bundan sonra evliliği düşünmem, düşünemem.
E. G: Aşk nedir? Evlilik nedir?
H. K: Felsefi sorular. Aşk herhalde bir
tutku, bir bağımlılık yani. Bence aşk böyle
alkol gibi uyuşturucu gibi bir şey. Yani bir
şeyden yoksun kalma, bir şeyi elde etme
çabası diyelim. Ama mühim olan öyle kalması. Aşk sonuçta bir hedefe birlikte düşündüğünüz bir nokta, o noktaya vardığınızda
artık zirveden aşağı iniş başlıyor zaten.
Herhalde kısa süreli ama kuvvetli bir duygu
olsa gerek. Var tabi. Herkes gençlikte bunu
yaşamıştır. Saygı duyuyorum sadece. Evlilik
ise, evlilik sorumluluk isteyen bir şey. Yani
evet mutlaka aşka dayanması şart da. Aşk
gelip geçici bir şey. Evlilik böyle değil ama.
E. G: Evinizde yardımcınız var mı?
H. K: Evimde yardımcım yok, hiçbir
zaman da olmadı, görevdeyken de olmadı.
Daha önce de dediğim gibi ben ev işleri yapmaktan yani bir bekar insan nasıl yaşıyorsa
ben öyle yaşıyorum. Yani yapabildiğim her
türlü işimi yapıyorum ben. Yani evlilik müessesine getirdiniz. Kadın evin süpürgesi değildir. Yani temizlik için kadınla evlenilmez,
yemek için kadınla evlenilmez, çocuk için
kadınla evlenilmez.
E. G: Peki ne için evlenilir?
H. K. Amaç için evlenilir.
E. G: Sizin amacınız neydi?
H. K: Benim amacım bitti. Benim amaçlarım oldu. Ben de aynı amaçları sağladım.
Ben yarıda kaldım. Ondan sonra bir daha
düşünmedim. Evlilik konusuna bağlantılı olarak cevap vermek istiyorum. Kadınlar çok
saygı duyulacak varlıklardır ama herkese mi
bu saygı duyulacak. Herkese duyarsınız
insan olarak bir saygı ama. Hak eden de var,
etmeyen de var. Kadın olsun, erkek olsun hiç
fark etmez ama erkek olarak en baştan kadına saygı duyması lazım. Kadın evin süpürgesi değildir. Yemek yemek için evlenilir mi?
Evi süpürtmek için evlenilir mi? Fiziksellik
için evlenilir mi? 10 senenizi 20 senenizi 30
senenizi 40 senenizi birlikte geçirmek için
evlilik yapıyorsunuz. O kadar ucuz bir şey
değil. Şimdiki gençler evleniyor ertesi gün
canı sıkılıyor boşanıyor. Niye evlendiniz kardeşim, boşanacaksan? Niye boşanıyorsun o
zaman? Ne lüzumu var? Hiç karşı tarafa
sebep olmanın da bir anlamı yok. Hiç kimsenin hayallerini yıkmaya da kimsenin hakkı
yok. Benim düşüncem böyle. Kendine güvenenler varsa . Bir yolu kendi başıma yapamıyorum, yanımda arkadaş bir yardımcı daha
olsun. Eğer onun frekansları da onu tutuyorsa gerçekten iyi niyetli olarak ama hep niyet
olarak başlanıyorsa bu işe başlansın. Yok
onun parası var, onun unvanı var, onun bilmem neyi var geleceğim şöyle olur, gideceğim böyle olur. Bunlarla kalkarsan bu iş
zaten sakat olur.
E. G: Peki taraflardan biri niyeti bozarsa. . .
H. K: Taraflardan biri niyeti bozarsa ki
günümüzde öyle. Varsa bi kusur o kusur
giderilmeye çalışılır ama bir çatlaklık başladıysa o bir daha hayır etmez. Yani hiç işi
uzatmaya gerek yok. Bunun için de kadının
ekonomik özgürlüğü olması lazım. Ekonomik
özgürlüğe sahip kadınlar daha dirençli oluyorlar.
E. G: Şu anda günlerinizi yine çok
yoğun olarak geçirdiğinizi biliyorum.
Görevleriniz, sorumluluklarınız var. Biraz
bahseder misiniz bize?
H. K: Ben hiçbir zaman kamu gücünün
arkasına sığınan birisi olmadım. Ne hakimliğim sırasında, ne başkanlığım sırasında, ne
idari görevlerim sırasında. Hiçbir zaman
kamu gücünün esiri de olmadım, hiçbir
zaman o gücü kendi gücüm olarak da kabul
etmedim. Kamu gücü çok dehşet bir şeydir.
Güç. Hakikaten herkes tarafından elde edilmek istenen bir güç ama o güç emaneten
size verilmiş bir güç. Bugün size verilmiştir,
yarın bir başkasına verilecektir. Kendi gücünüzle onu hiçbir zaman karıştırmamanız
lazım. Size ait güç Tanrı'nın veya kendinizin
yapmış olduğunuz fiziksel, ekonomik, coğrafi
neyse bu güç size aittir ama size bile verilen
yaşam içerisinde kamu gücü verilmişse o
size verilen güç emanet bir güçtür. Siz onu
kendinizle özdeşleştiremezsiniz. Çünkü o
güç günün birinde sizin gücünüzden önce
sizden alınacaktır veya onun bir sonu olacaktır. Sizin yerinize başka bir arkadaş kamuda
süreklilik esas olduğuna göre bunu devam
ettirecektir. O halde işte bu gücün arkasına
sığınıp da ben ben müsteşardım, ben genel
müdürdüm, ben başkandım, ben hakimdim.
Öyle bir şey yok. Onlar günün birinde bitecek. İşte bunun bilincinde olarak yaşamak
lazım. Ben bunun bilincindeydim mesleğe ilk
başladığım andan itibaren. Dolayısı ile o gün
başlangıçta ne şekilde yaşıyorsam bugün de
o şekilde. Sadece ben Hüseyin
Karakullukçu'yum. Hüseyin Karakullukçu olarak da yaşayacağım. Ben bir vatandaştım,
gene bir vatandaşım. Dolayısıyla da bir çok
işim var şu anda. Evet görevden ayrıldık ama
gene kafamızı kaşıyacak vaktimiz yok. Böyle
geliyorlar sizin gibi, danışıyorlar, sohbet ediyorlar, konuşuyoruz, üniversitelerde görevle-
rim var. Efendime söyleyeyim hukuk fakültelerinde girebildiğimiz kadar eğitime katkı vermeye çalışıyoruz
E. G: Sanırım bir de Dünya İdari Yargı
Başkanlıkları diye bir birliktesiniz.
H. K: 30 küsur sene önce Fransızlar tarafından kurulmuş olan bir birliktir. 104 üye ülke
var, biz de üyesiyiz. Bizim dönemimizde
bunun başkanlığını Türkiye'ye taşıma şansını
biz elde ettik. Her işte olduğu gibi orada da
bir takım diyaloglar icap ediyor. Bir imaj vermek için oradayız. Şimdi Danıştay'ın önünde
o birliğin bayrağı var. Üç yıl süreyle bizde.
Dönem dönem oluyor. Bize de hiç isabet
etmemiş 20-30 yıl içinde. Biz bunu taşıma
şansını elde ettik.
E. G: Son günlerde yargıya güven,
yargı bağımsızlığı, yargıda vesayet var mı?
Türkiye Hukuk Devleti mi? Mahkeme
kararları v. s birçok kavramlar konuşuluyor. Ne düşünüyorsunuz tüm bu konuşulanlarla ilgili.
H. K: Anayasaya baktığınız zaman
Türkiye'nin Hukuk Devleti olduğunu görürüz.
Şimdi kullandığımız anayasa, 1982 anayasası, anayasa cumhuriyetle birlikte cumhuriyetten önce var. Bizim anladığımız mahiyette bir
anayasa değil ama efendime söyleyeyim
gene bir kanun nizam var ama cumhuriyetle
birlikte bir anayasamız oluyor. 23-24 anayasamız oluyor. Ondan sonra yeni anayasalar
getiriliyor. 61 anayasası, 82 anayasası.
Anayasa toplumun, toplumda yaşayan
insanların temel hak ve özgürlüklerini tarif
eden veya devletin yapısını, şeklini belirten,
kurumlarını belirten temel kanunlar.
Dolayısıyla en büyük kanun. Daha doğrusu
anayasanın içinde herşeyin yer alması mümkün değil. Aslında anayasalar bazı ülkelerde
çok kısa ama biz de baktığınızda bir hayli de
uzun. Çünkü herşeyin içine o anayasa kolay
değişebilir bir metin de olmadığına göre .
Bizim anayasamız sert bir anayasa kolay
değiştirilebilen bir anayasa olmadığına göre
işte bazı şeylerden endişe duyulmuş veyahut
da ona göre yapılmış.
E. G: Ne yapmak lazım?
H. K: Hiçbir kitleye, zümreye, kişiye, dinsel, siyasal, ekonomik, sosyal aklınıza ne
geliyorsa ayrıcalık tanımaksızın acaba bu
metin içerisinde en çok şekilde kişiler ne
şekilde rahat ve huzurunu sağlayabilecek
ana maddeleri koyabiliriz diye, onları yapmak
gerekir. Bu anayasalarımızda da büyük ölçüde böyle yapılmıştır. İşte şimdi söylenen
darbe anayasaları da anayasadır. O zamanın
koşullarına göre kabul edilmiş hatta halk
oylamasına da sunulmuştur. Kabul edilmiş
metinlerdir. Şimdi anayasal şey içerisinde
bakarsak evet sizin sorunuza gelirsek anayasamıza göre Türkiye bir Hukuk Devletidir.
Hukuk Devleti ne demek? Hep karıştırılır.
Hukukun üstün olduğu devlettir hukukçuların
değil. Öyle bir şey istenmiş ki veya isteriz ki
bir sistem yürüsün yasamasıyla, yürütmesiyle, yargısıyla ve insanlarıyla birlikte bir sistem
yürüsün oluşsun ama herkes de hukuka saygılı olsun. Kimi işi yapan idare dahi olsa. O
da hukuka saygılı olsun. Hukuk Devleti'nin
gerekleri bu. Yani en büyük kamu gücünü
elde bulunduruyor. Yürütme, yargı, yasama
dediğimiz üç tane kuvvetler ayrılığı varsa
bunların içinde yer alan kişiler de her haliyle
vermiş olduğu kararlarda, işlemlerde, eylemlerde hukuka uygun davransınlar. Hatta bunu
teşvik etsinler. Hukuk Devletinden anladığımız kısaca bu. Hukukun üstünlüğü ilkesine
bizim anayasamızda bunu veriyor. Ha, uygulamaya geldiğiniz zaman bu ne kadar oluyor,
ne kadar olmuyor? Her konuda olduğu gibi
bu konuda da mutlaka aksayan yerlerimiz
var bizim. Olmaması mümkün değil, aksayacaktır da. Yeni bir anayasa yapsanız da, ona
göre kanunlar çıkarsanız da mutlaka herşeyi
o gün tasarlamanız mümkün değil. Hukuk da
insanlar gibi yaşayan bir şey. Sanmayın ki
yani hukuk bu kağıda yazdım, bir olay anında
bakacağım bir şey o da sizinle beraber yaşıyor. Yaşıyor bazen doğuyor, ölüyor, yürürlükten kaldırılıyor. Kanunu yürürlükten kaldırıyorsunuz. Çünkü artık bir anlamı kalmıyor.
Yenisini getiriyor veya değiştiriyorsunuz. Tıpkı
elbisenizi değiştirdiğiniz dibi. Dar geliyor size
değiştiriyorsunuz.
E. G: Son olarak yaşadığımız güncel
olaylarla ilgili değinmek istediğiniz bir şey
var mı?
H. K: Anayasa Mahkemesi son bir karar
verdi. Gayet de güzel bir karar ama gecikmiş
olan bir karar. Bu memurların çalıştığı sürenin
30 yılına kadar, Emekli Sandığı Kanunu'nun
bir hükmü vardır, aylık toptan ödeme söz
konusu idi ama 30 yıl değil de adam 40 yıl
çalıştı mesela 42 yıl çalıştı yaş haddinden
emekli olduysa 30 yıla kadar bir ikramiye alıyor idi. Anayasa Mahkemesi orayı iptal etti.
Resmi Gazete'de yayınlanmadı ama o kanunu iptal etti. Bundan sonra demek ki insan ne
kadar çalışırsa o kadar prim alacak. Bu yasal
bir şey. Devlete belki bir yük getirecek ama
bir yönden de baktığınız zaman hakça bir şey.
E. G: Bugün siyaset sahnesindeki birçok isimle geçmişte yollarınız kesişmişti.
Kimdi bu isimler?
H. K: Benim burada herhangi bir siyasi
parti olarak değil, birçok kişiyle beraber
oldum. Yaşam tarzı olarak da böyle bir adamım. Dolayısıyla bu isimleri vermeme hiç
gerek yok. Onlar zaten biliyorlar. Hepsi benim
arkadaşlarım.
E. G: Bülent Arınç, Cemil Çiçek.
H. K: Bunlar yakın arkadaşlarımız, dostluklar var. Fikirlerini aynı şekilde tatbik edeceğiz diye bir şey yok yani.
E. G: Elbette.
H. K: Herkesin bir görevi vardır, bir de
kişisel şeyleri vardır.
E. G: Bize anlatmak istediğiniz bir
anekdot var mı?
H. K: Yok size takdim edebileceğim
kadar o kadar derin bir anekdotum yok.
E. G: Peki. . AK Partiden milletvekili
adayı olacağınız konuşuluyor. Bir teklif
aldığınız ya da alacağınız konuşuluyor.
Doğru mudur?
H. K: Ben şimdi sizden duydum.
E. G: Siyaseti düşünür müsünüz teklif
gelirse?
H. K: Siyaset ben şahsen hiçbir zaman
düşündüğüm bir şey değil. Geçmişteki
görevler münasebetiyle birçok teklifler gelirdi
bürokrasiye. Bize de gelmiştir, olmuştur bu o
zaman da. Ha yapamaz mısınız? Yaparız,
alasını da yaparız. Biz görev istemiyoruz. Biri
hizmette sen de ol derse o düşünülür yoksa
ben olacağım değil. Seni arayan yok, soran
yok, düğüne çağıran yok, ben tüfeğimi nereye asacağım diyemezsin. Dolayısıyla arkadaş
sana ihtiyacımız var veyahut da şurada olursan iyi olur derlerse o düşünülür, değerlendirilir tabi.
E. G: Size Danıştay'ın Efsane Başkanı
dediler. Nasıl bir efsanesiniz?
H. K: Efsane Başkanı ben demedim. O
arkadaşların bize olan herhalde sevgisinden
bu şekilde Efsane Başkan diye şey yaptılar.
E. G: Nedir sizi efsane kılan?
H. K: Efsane filan değiliz ya. Benim hiç
hayatta daha önce dediğim gibi ne yükseklik
duygum ne de aşağılık duygum oldu. Yani
dolayısıyla böyle bir unvan benim aklımdan
ne geçti ne de şey etti. İnsanlar yeniliğe mi
açık, yeniliğe mi aç . Yenilik de yapıp biz bir
şey yapmış değiliz. Sadece olanı açtım.
Bizim zamanımızda istedik ki herkes hak ettiğini bulsun. Herkes hak ettiğini bulmaya
çalışsın.
E. G: Herkes hakkettiğini buldu mu?
H. K: İnşallah bulmuştur. Öyle kolay bir
şey değil. Hak ettiğini bulmak o kadar kolay
bir şey değil. Arayış içinde. Şimdi dava açan
adam hep haklı. Kişiler hep haklıdır.
E. G: Tabi, kime sorsanız haklı.
H. K: İşte davalı da hep kendisini savunur. İşte avukatlarımızın görevi de budur,
savunmaktır, diretmektir. Bunlardan kim haklıdır, kim haksızdır? İşte bu görev de yargıç
arkadaşlara verilmiş. Yani bunu iyi yaparlarsa
vatandaş onlara dua eder. Biz de iyi yapmaya çalıştık yani. Dört dörtlük mü oldu, dörtüçlük mü oldu? O nu da bilemiyorum ama
istedik ki şeffaf olsun, istedik ki hakimin torpili savcının torpili bilmem ne. Ben bunlara
halen daha çok sinir olurum. Her zaman da
sinir olurum. Yani adalette torpil olmaz.
Böyle bir şey yok. Adalet arayan adam hakimi aramaz, hakimin tanığını aramaz, savcı
aramaz. Tamam mı? Arayacaksa gider avukat arar, kendini savunamayacaksa. Falan
hakimi tanıyor musun? Yahut şu savcıyı. Yok
böyle bir şey. Adaletin torpili olmaz. Bir başkasının olabilir. Onu ben tolare edebilirim
yani. Derim ki ben atıyorum yani ileride işim
takıldı, şuradan müdüre de ulaşamıyorum.
Bu bir idari işlemdir. Şu müdürü tanıyor
musun? Beni bir dinlesin diyebilirsin ama
bunu bir hakim, savcı için, hak dağıtan bir
adam için kullanamazsın. Ha kullanılmıyor
mu? Kullanılıyor. İşte bizim arkadaşlarımızın
burada çok daha sıkı durması lazım bir.
İkincisi işte bunun için biz şeffaflık dedik.
Kapıları kapatmayın, açın. Ne oluyor, ne bitiyor? Herkes görsün. Görsün ki, gelsin, baksın. Mutlaka dava açtığında sen kazanacak-
sın diye bir şey yok. Ya kazanacaksın ya da
kaybedeceksin. Bu da doğal bir şey. Onun
için de bizim dediğimiz şeriatın kestiği parmak acımaz ama bunu doğru yerden kesin
arkadaş. Benim bütün mücadelem bu.
Doğru yerden kesmemişsen bu parmak acır.
Hakikaten acır yani. Bu acı da başka bir şeye
benzemez yani. Onun için adaletin torpili
morpili olmaz.
E. G: Hukuk mesleğini seçmek isteyenlere ya da meslektaşlarınıza tavsiyeleriniz var mı?
H. K: Bir kere çok okusunlar. Güncel
olayları çok takip etsinler. Ben bunu zaten
biliyorum, ben bunu yaparım. Böyle bir şey
yok yani. Bir kere kendilerine hakim olsunlar.
Hakim dediğin adam önce kendine hakim
olacak. Savcı da devletin avukatı. Hakim de
kendine hakim olamıyorsan sen buna nasıl
hakim olacaksın. Her şey hakimiyet yani. Her
şeye hakim olacaksın, ruhuna, nefsine, konuna hakim olacaksın, vasfına hakim olacaksın.
Duruşunla karşındakine güven vereceksin.
Okuma yazmanda olacak. Herhalde ile karar
veremezsin yani. Herhalde doğrudur, herhalde. Delilleri kılı kırk yarıp. Bir kere maddi olayı
çok iyi tespit etmen lazım. Maddi olay hukukun ya da davanın bel kemiğidir. Maddi olayı
bir kere saptadın mı gerisini korkma.
Gerisinde zaten izleyecek olduğun yol bellidir. Kanun sana bir imkan vermiştir. Elindeki
şablon. Kardeşim şu olaya karşı şunu şunu
kullanırsın. Ceza konuları daha somut olduğu için örnek veriyorum size. 1 yıl ile 3 yıl
arasında. 2 yıl ile efendime söyleyeyim 5 yıl
arasında. Senin görevin buna 2 yıl da verebilirsin, 5 yıl da verirsin. Takdir hakkın var ama
ya olayı doğru tespit edemediysen verecek
olduğun ceza külliyen yanlıştır. İşte maddi
olayı tespit et, ondan sonra korkma. Verecek
olduğun adalet de sağlam olur. Bizde nasıl
oluyor? Bizde bazı zaman böyle olmuyor.
Burada efendime söyleyeyim. Bir şey daha
söyleyeyim size, biz de aşağıdaki arkadaşlarımız bir karar veriyor, ya diyor ki bazen
tereddütte kalıyor, ya böyle demiyor da ben
öyle düşünüyorum, Ben bir karar vereyim
bunun altından çok çıkamadım ama bir yanlışlığım varsa burada yukarıda temyizde,
Yargıtayda, Danıştayda bu düzeltilir diyor,
demiyor da ben öyle düşünüyorum.
Yukarıdaki arkadaşımız da diyor ki yahu kardeşim aşağıdaki arkadaş bu kadar uğraşmış
herhalde doğru karar vermiştir. Onayla geç.
Ya böyle değilse? Hep tereddüt. Benim hassasiyetim hep böyle.
E. G: Çok teşekkür ederim açıklamalarınız için. Eklemek istediğiniz bir şey var
mı?
H. K: Yok, ben de teşekkür ederim güzel
bir söyleşi.
BULMACANIN ÇÖZÜMÜ
1
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
2
3
4
5
6
7
8
9
10
14
TURİZM
7 Ocak 2015 Çarşamba
Artvin Valiliğince yaklaşık 2200
rakımlı Mersivan Dağı'nda
2009 yılında yaptırılan Atabarı
Kayak Merkezi, bölgeye yağan
karla sezonu açtı.
ARTVİN - Bölgede etkili olan kar
yağışının ardından kar kalınlığının yaklaşık
40 santimetreye ulaştığı kayak merkezi,
hafta sonunda kayak severlerin akınına
uğradı. Yılbaşı ve hafta sonu tatilinin birleşmesini fırsat bilen bazı aileler, çocuklarıyla kayak merkezine geldi. Bazı ailelerin plastik kızaklar ve şambrellerle kayak yapması
ilginç görüntüler oluştururken, zaman
zaman küçük kazaların yaşanmasına sebep
oldu.
Gençlik Hizmetleri ve Spor Müdürü
Bahattin Yetim, AA muhabirine yaptığı açıklamada, kar yağışıyla hafta sonu kar kalınlığının 40 santimetreye ulaşmasıyla yeni
kayak sezonunu açtıklarını söyledi.
Atabarı Kayak Merkezi'ne ilginin her
geçen gün artmasının kentin turizminin
gelişmesi ve tanıtımına büyük katkı sağlayacağını belirten Yetim, "Atabarı Kayak
Merkezi'nin, bölgeye yapılacak konaklama
tesisleriyle önümüzdeki yıllarda Türkiye'nin
en önemli kayak merkezleri arasında yer
alacağına yürekten inanıyoruz" dedi.
Kar yağışı ve yılbaşı
tatili, kayak merkezlerine
İLGİYİ ARTIRDI
ISSN 1308-7622
İZMİR- Kar yağışı ve yılbaşı tatili "kış
turizmi"ni hareketlendirdi. Kar kalınlığının artığı
kayak merkezleri gibi kışlık turistik tesislerin bir
çoğunda doluluk, 4 güne çıkan yılbaşı tatilinin de
etkisiyle yüzde 100'e ulaştı.
AA muhabirinin derlediği bilgilere göre, 28'i
Turizm Bakanlığı belgeli 51 kayak merkezine
sahip Türkiye, kayak merkezleri bakımından
dünyada 18. sırada bulunuyor.
En yoğun ilgiyi eğitim dönemi yarı yıl tatilinde
gören kayak merkezleri, 2015'e de hareketli
başladı. 1 Ocak resmi tatilinin ardından gelen
cuma gününün "idari tatil" sayılması ve hafta
sonuyla birleşince yılbaşı tatilinin 4 güne çıkması,
kayak merkezlerine ilgiyi artırdı. Kar kalınlığının
160 santimetreye ulaştığı Uludağ başta olmak
üzere, Kocaeli - Kartepe, Bolu - Kartalkaya,
Erzurum - Palandöken, Isparta - Davraz 4 günlük
tatilde en fazla ilgi gören merkezler oldu.
Tur Operatörleri Platformu Dönem Sözcüsü
Cem Polatoğlu, AA muhabirine, 2015'i kışlık turistik merkezlerde karşılamak isteyenlerin büyük
bölümünün 1 gecelik rezervasyon yaptırdığını,
yılbaşı tatilinin 4 güne çıktığının son anda açıklanması üzerine rezervasyonlarını da uzattığını
kaydetti. İlginin, kar kalınlığının yüksek olduğu
kayak merkezlerinde yoğunlaştığını bildiren
Polatoğlu, "4 günlük tatil son anda açıklandığı
için turizmci yeterince değerlendiremedi.
Önceden belli olsaydı, daha iyi değerlendirilebilirdi" dedi.
Polatoğlu, 4 günlük tatilin "yılbaşı planları"
yapıldıktan sonra açıklanmasına rağmen kar
kalınlığının artığı kayak merkezlerinin bir çoğunda
doluluğun yüzde 100'e ulaştığını bildirdi.
Türkiye'de kayak merkezleri denince Uludağ,
Kartalkaya, Kartepe, Davraz ve Palandöken'in
akla geldiğine, bu beş merkezin dışında 46
tesisin daha bulunduğuna dikkati çeken
Polatoğlu, bu kayak merkezlerinin dünyanın en
iyi kar kalitesine sahip olmasına rağmen yerli turistin önemli bir bölümünün yurt dışındaki tesisleri
tercih ettiğini ifade etti. Cem Polatoğlu, Türkiye
Seyahat Acentaları Birliği'ne bağlı acenteler
aracılığıyla geçen yıl 30 binden fazla kişinin yurt
dışına gittiğini, bireysel gidenlerin de çok
olduğunu kaydederek, yerli turistin yurt dışına
çıkmasındaki en büyük nedeninin Türkiye'deki
tesislerin yeterince bilinmemesi, bilinenlerin ise
talebin arttığı dönemde fiyatların yükselmesi
olduğunu savundu.
Kayak merkezlerinde yoğunluğun eğitim yarı
yılı döneminde arttığını, 15 günlük süre için gelen
yoğun talebin fiyatları yükselttiğini ifade den
Polatoğlu, "Türkiye'de 20 milyon ortaöğretim
öğrencisi aynı anda yarı yıl tatiline giriyor, kış tatil
planları okulların tatil olduğu döneme göre
yapılıyor. Oluşan yığılma fiyatları artırıyor. Bu yığılmayı engellemek için her bölgede okullar farklı
tarihlerde tatil edilerek yığılma dağıtılabilir. Bu
daha fazla kişinin, daha hesaplı tatil yapma
imkanını sağlar" diye konuştu.
Türkiye'nin kayak turizmde büyük potansiyel
barındırdığını, birçok şehirde pist ve telesiyej
bulunmasına rağmen konaklama tesisi yönünden
eksikliklerinin olduğunu ifade eden Polatoğlu,
Türkiye'nin en büyük avantajının ise kar
kalitesinin olduğunu dile getirdi. (AA)
Yıl: 45
Sayı: 15066
7 Ocak 2015
Çarşamba
GÜNLÜK SİYASİ GAZETE
Yayın Sahibi
Grup Birikim Matbaacılık Yayıncılık Bilişim
Medya Sanayi ve Ticaret A.Ş.
Genel Yayın Yönetmeni
Ahmet TEKEŞ
Haber Koordinatörü
Dursun ERKILIÇ
Yazı İşleri Müdürü
Şebnem ÜNAL
Sayfa Editörü
Abdülmecit KOYUNSAĞAN
İstihbarat Şefi
Ayşegül BALDEMİR
Muhabir - İnternet Editörü
Alparslan OĞUZ
Haber Merkezi
Şenol Günüç, Emine Özcan, Kenan Ergen,
Hakkı Murat Söbütay, Burcu Kerim, Ayşenur Gürer, Mihriban Demirel,
Tülay Canpolat, Zeynep Efsane Güzeldereli
İdari Merkez
Yeni Batı Mah. 2412 Sok. No: 12 Batıkent - Yenimahalle /
ANKARA Tel: 0312 397 49 79 - [email protected]
Yayın Sahibi
Temsilcisi:
Yiğit YİĞİT
Basıldığı Yer:
Dorukkaya Mat. Yay. Rek. Mağ. Enerji ve İnş. A.Ş. - İstanbul Yolu
6. km Macun Mh. 3. Cd. No: 2/1 Yenimahalle/ANKARA Tel: 397 11 97
Dağıtım: AK Dağıtım Abdulgani AKDAĞ Çağlayan Mah. Tıp
Fakültesi Caddesi No: 258/11 Mamak/ANKARA Tel: 0312 368 04 09
Yayın Türü: Yerel - Süreli (Pazar hariç)
Resmi ilanlarımızı internet sitemizden de görebilirsiniz.
www.yedigungazetesi.com.tr
Sözleşmesiz yazarlara ücret ödenmez
YediGün Basın Meslek ilkelerine uymaya söz vermiştir
Şehitler Abidesi'ne ziyaretçi yoğunluğu
Konya Büyükşehir Belediyesinin Mevlana
Müzesi yakınında 2008 yılında açtığı İstiklal
Harbi Şehitleri Abidesi Müzesi'ni geçen yıl
345 bin 750 kişi, açıldığı günden bugüne ise
2 milyon 430 bin 985 kişi ziyaret etti.
Ilgaz'daki işletmeler yeni yıla mutlu girdi
ÇANKIRI - Türkiye'nin önemli kış
turizmi merkezlerinden Ilgaz
Dağı'ndaki işletmeciler, yoğun ilgi
dolayısıyla yeni yıla mutlu girdi.
Çankırı Kayak Antrenörleri
Derneği Başkanı İmdat Yarım, AA
muhabirine yaptığı açıklamada, yeni
yıla yüzde 100 doluluk oranıyla
girdikleri için mutlu olduklarını ifade
etti.
Yılbaşı tatilinin idari izinle uzatıldığını anımsatan Yarım, "İnsanlar
tatil az diye ne yazık ki bir günlük
rezervasyonlar yapmıştı. Tatilin uzatılacağı daha önceden açıklanmış
olsaydı daha verimli bir tatil geçerdi
diye düşünüyorum. Buna rağmen
oldukça güzel geçen bir yılbaşı tatili-
ni geride bıraktık" diye konuştu.
Geçtiğimiz sene kuraklık
nedeniyle sıkıntı yaşandığını dile
getiren Yarım, "Kar yağışı olmadı. Bu
durum hem kayak severleri hem de
işletmecileri olumsuz etkiledi. Bu yıl
sezon oldukça güzel başladı. Ilgaz
Dağı'nda kar kalınlığı yaklaşık 70
santimetreyi buluyor. Kayak severler
de bu durumdan çok memnun.
Yılbaşında da kayak severler oldukça
güzel bir tatil geçirdi" ifadesini kullandı.
Yıldıztepe Kayak Merkezi'nde
bulunan bir otelin müdürü Zeynel
Çillem ise bölgede karın tatilciler için
oldukça güzel bir ortam sağladığını
söyledi. (AA)
KONYA - İstiklal Harbi'nde
şehit olan ecdadın aziz
hatırası için yaptırılan abide,
kentin en önemli uğrak yerlerinden biri haline geldi.
Şehitlerin hatıralarının
yaşatılması ve gelecek
kuşaklara aktarılması açısından önemli bir hizmet noktası
olan İstiklal Harbi Şehitleri
Abidesi, hem Konyalıların
hem de Mevlana Türbesi'ni
ziyaret etmek ve her
cumartesi düzenlenen sema
programlarını izlemek üzere
Konya'ya gelenlerin en önemli ziyaret yerlerinden biri
olarak dikkati çekiyor.
Konya Büyükşehir
Belediyesinden yapılan açıklamaya göre, abideyi 2014
yılında 345 bin 750 kişinin
ziyaret ettiği bildirildi.
Abideyi açıldığı 17 Aralık
2008'den itibaren ziyaret
edenlerin sayısının 2 milyon
430 bin 985 kişiye ulaştığı
ifade edilen açıklamada şunlar kaydedildi:
"Mevlana Türbesi ile
Mevlana Kültür Merkezi
arasında yer alan İstiklal
Harbi Şehitleri Abidesi'ni
ziyarete gelemeyenler,
www.konya.bel.tr üzerinden
abideyle ilgili bilgiye ve şehitlerin isimlerine ulaşabiliyor.
Şehitler Abidesi'nde, başta
İstiklal Harbi olmak üzere 1.
Dünya Savaşı, Kore Savaşı,
Kıbrıs Barış Harekatı ve iç
güvenlik sırasında vatan
uğruna canını feda eden
şehitlerin isimlerinin yer aldığı
iç avlu, Konya'nın o
dönemdeki sosyal yapısını
anlatan müze, tarihteki 16
Türk devletinin bayraklarının
yer aldığı havuzlu yol ve
Gaziler Lokali yer alıyor."
Galatasaray, Hamzaoğlu ile çıkışa geçti
7 Ocak 2015 Çarşamba
İSTANBUL - Galatasaray
Futbol Takımı, teknik direktörlük
görevine Hamza Hamzaoğlu'nun
getirilmesinin ardından hem oyun
hem de skor olarak önemli bir
ivme yakaladı. İtalyan teknik
adam Cesare Prandelli'yle yolların ayrılmasının ardından
Hamzaoğlu sarı-kırmızılı takımın
yeni teknik patronu olurken, bu
değişiklik takımın performansına
olumlu yansıdı. Galatasaray takımı, Hamzaoğlu idaresinde çıkılan
maçlarda sergilediği oyunla,
mücadele ettiği Spor Toto Süper
Lig ve Ziraat Türkiye Kupası kulvarlarında şampiyonluk iddiasını
ortaya koydu. Süper Lig'de dün
2-0 kazanılan Beşiktaş derbisi,
Hamza Hamzaoğlu'nun da kendisini ispatı oldu. Ligde yapılan
maçlarda başarılı bir grafik çizmesine karşın, takımını ilk kez bir
derbi müsabakasında idare eden
Hamzaoğlu, sergilenen oyun ve
alınan başarılı sonuçla kendisine
güvenenleri mahcup etmedi.
(AA)
7 sezonun
EN İYİ
Galatasaray’ı
Beşiktaş'ın
vazgeçilmezi
Hutchinson
İSTANBUL - Spor Toto Süper Lig'de haftayı 2-0'lık
Beşiktaş derbisi galibiyetiyle kapatan ve devre arası
tatiline çıkan Galatasaray takımı, elde ettiği 35 puanla
son 7 sezon içindeki en iyi performansına ulaştı.
Ligde aldığı istikrarsız sonuçlarla zaman zaman
eleştirilse de zirve yarışından düşmeyen, Cesare
Prandelli'nin ardından teknik direktörlük görevine
Hamza Hamzaoğlu'nun getirilmesiyle önemli bir çıkış
yakalayan sarı-kırmızılı ekibin yükselişi, istatistiklere
de yansıdı.
"Cim Bom", ligin geride kalan 16 haftasında sergilediği performansla liderlik koltuğuna oturamasa da,
son 7 sezon içindeki en yüksek puanına ulaşmayı
başarmış oldu.
Galatasaray, 16. hafta sonunda ulaştığı 35 puanla,
2007-2008 sezonundaki performansını yakaladı.
Sarı-kırmızılılar, üst üste şampiyon olduğu 20112012 ve 2012-2013 sezonları da dahil olmak üzere,
16. haftalar itibarıyla son dönemde 34 puanı aşamamıştı.
Hamza Hamzaoğlu'nun göreve gelmesiyle başarılı
sonuçlar almaya başlayan "Cim Bom", gol averajını
yeniden artıya çıkardı.
Ligin 12. haftasındaki Akhisar Belediyespor maçına ilk kez Hamzaoğlu ile çıkan sarı-kırmızılı ekibin
averajı -1 (13/14) durumundayken, geride kalan 5
maçta averaj 8'e (26/18) ulaştı.
Son 7 sezonda 16. haftalar itibarıyla en çok golü,
39 kez rakip fileleri havalandırdığı 2008-2009 sezonunda kaydeden Galatasaray, en kısır dönemini ise
18 kez topu ağlarla buluşturabildiği 2010-2011 sezonunda geçirdi. (AA)
İSTANBUL - Spor Toto Süper Lig'in 16 haftalık ilk bölümünü ikinci sırada tamamlayan
Beşiktaş'ın en istikrarlı futbolcusu Atiba
Hutchinson oldu.
Ligde Beşiktaş'ın yaptığı 16 maçının
15'inde forma giyen ve bunların 14'ünde 90'ar
dakika sahada kalan Hutchinson, toplam bin
343 dakikayla siyah-beyazlılarda en çok sahada kalan futbolcu olarak dikkati çekti.
Sadece kırmızı kart cezası nedeniyle
Galatasaray ile yapılan son derbide forma giyemeyen Kanadalı futbolcu, diğer karşılaşmaların
tamamında şans buldu.
Beşiktaş'ın milli futbolcusu Gökhan Töre ise
bin 147 dakikayla Hutchinson'ın ardından en
çok süre alan futbolcu oldu.
Tolga Zengin ve Pedro Franco bin 80'er
dakikayla üçüncülüğü paylaştı. Ersan Adem
Gülüm (bin 57), Veli Kavlak (bin 26) ve Serdar
Kurtuluş (bin 18) bin dakikayı aşan futbolcular
olarak dikkat çekti.
Siyah-beyazlılarda yeni transferlerden en
çok forma giyeni Demba Ba oldu.
Senegalli futbolcu, 13 maçta forma giyip,
959 dakika sahada kaldı. Jose Sosa, 12 maçta
854, Cenk Tosun ise 10 maçta 579 dakika ter
döktü.
Beşiktaş 118 dakika eksik oynadı...
Spor Toto Süper Lig'de ilk 16 haftanın en "hırçın" takımı olan Beşiktaş'ta futbolcular
gördükleri kırmızı kartlar nedeniyle takımlarını 118 dakika eksik bıraktı.
İSTANBUL - Son olarak Galatasaray derbisinde Veli Kavlak'ın gördüğü kırmızı kartla
siyah-beyazlı futbolcular, bu sezon ligde 7.
kez oyundan atıldı.
Süper Lig'in en çok kırmızı kart gören
takımı olan Beşiktaş, futbolcularının oyundan atılmaları nedeniyle 118 dakikayı sahada 10 kişi oynamak zorunda kaldı.
Beşiktaş'ın kırmızı kart nedeniyle en uzun
süre eksik kaldığı maç Fenerbahçe derbisi
oldu. Atatürk Olimpiyat Stadı'nda oynanan
derbinin 42. dakikasında Olcay Şahan, ikinci
sarı kartını görerek, kırmızı kartla
oyun dışında kaldı. Siyah-beyazlılar, uzatmalar hariç 48 dakikasını eksik oynadıkları derbiyi 2-0
kaybetti.
Fenerbahçe derbisinin ardından Beşiktaş'ın en uzun süre
eksik kaldığı maç ise
Galatasaray derbisiydi. Veli
Kavlak, 62. dakikada gördüğü
kırmızı kartla takımını 28 dakika
10 kişi oynattı.
"Kara Kartallar", Kayseri
Erciyesspor maçında 22,
İstanbul Başakşehir maçında 13,
Torku Konyaspor maçında da 7
dakika eksik oynamak zorunda
kaldı. Kardemir Karabükspor
maçında ise Mustafa Pektemek
90+4. dakikada kırmızı kartla
cezalandırıldı.
Beşiktaş'ta kırmızı kart furyasını başlatan futbolcu Gökhan
Töre oldu. Milli futbolcu, ligin 7. haftasındaki
Kayseri Erciyesspor maçında dördüncü
hakemle girdiği diyalog nedeniyle 68. dakikada kırmızı kart gördü.
Bu maçın hemen ardından 8. haftadaki
Fenerbahçe derbisinde Olcay Şahan, 9. haftadaki İstanbul Başakşehir maçında ise
İsmail Köybaşı ve Pedro Franco kırmızı kartlarla cezalandırıldı. 11. haftadaki Kardemir
Karabükspor karşılaşmasında Mustafa
Pektemek, 15. haftadaki Torku Konyaspor
maçında Atiba Hutchinson ve son olarak
Galatasaray derbisinde Veli Kavlak, kırmızı
kart gören oyuncular oldu.
Beşiktaş, eksik kaldığı 6 maçta 3 kez
galip geldi, 3 kez de mağlup oldu.
Kayseri Erciyesspor, Fenerbahçe ve
Galatasaray karşılaşmalarını kaybeden
siyah-beyazlılar, İstanbul Başakşehir,
Kardemir Karabükspor ve Torku Konyaspor
maçlarını ise kazandı.
Beşiktaş, kart cezaları nedeniyle 6 maçta
9 futbolcusundan yoksun kaldı.
Ligin ilk iki haftasında Oğuzhan Özyakup,
geçen sezondan gördüğü kırmızı kart nedeniyle forma
giyemedi. Sekizinci haftadaki
Fenerbahçe derbisinde
Gökhan Töre, 9. haftadaki
İstanbul Başakşehir maçında
Veli Kavlak (sarı kart cezası),
Gökhan Töre ve Olcay Şahan,
Kasımpaşa karşısında Pedro
Franco ve İsmail Köybaşı, son
olarak da Galatasaray derbisinde Atiba Hutchinson, cezaları nedeniyle takımlarını yalnız
bıraktı.
Galatasaray maçında kırmızı kart gören Veli Kavlak, takımının 17. haftada
Gençlerbirliği ile oynayacağı
lig maçında forma giyemeyecek. Beşiktaşlı futbolculara bu
sezon ilk 16 haftada en çok
kart gösteren hakem Cüneyt
Çakır oldu. (AA)
Yiğidoların
istikrar abidesi
Adem Koçak
SİVAS- Spor Toto Süper Lig ekiplerinden
Sivasspor'da, 2014-2015 sezonunun ilk 16 haftasında en istikrarlı futbolcu Adem Koçak oldu.
Sivasspor'un yaptığı 16 maçın tamamında forma
şansı bulan tek futbolcu olan ve bu karşılaşmaların
13'ünde 90 dakika sahada kalan Koçak, bin 386
dakikayla kırmızı-beyazlı ekibin en istikrarlı futbolcusu olarak dikkati çekti.
Koçak, ligin ilk haftasındaki Gaziantepspor
maçında 84, dördüncü haftadaki Galatasaray karşılaşmasında 55, beşinci haftadaki Gençlerbirliği
maçında 78 ve altıncı haftadaki Beşiktaş müsabakasında 89 dakika forma giydi.
Koçak'ı geçen sezonun gol kralı Aatif
Chahechouhe ile Ertuğrul Taşkıran, Ümit Kurt ve
Cicinho takip etti. Sivasspor'da 3 sezondur forma
giyen ve geçen sezon gol kralı olan Aatif
Chahechouhe, bu sezon 16 karşılaşmadan sadece
Beşiktaş maçında sakatlığı nedeniyle forma giyemedi. (AA)
7 Ocak 2015 Çarşamba
Ünlü çizgi romancı Frank
Miller'ın kaleme aldığı
RoboCop senaryosunu
Türk illüstrasyon
sanatçısı ve
akademisyen Mehmet
Korkut Öztekin (38) çizdi.
RoboCop, Türk
hayat buldu
Milyonların hayranı olduğu "yarı insan-yarı robot" RoboCop'un
Last Stand-Son Direniş adlı 3. serisini, en iyi çizerler arasından
sıyrılan Türk illüstrasyon sanatçısı ve akademisyen Mehmet Korkut
Öztekin (38) çizgi romana aktardı, adını dünyanın sinema, senaryo
ve yayınevi devleriyle birlikte yazdırdı.
Öztekin (sağ 1), kitabın basılmasının
ardından 15-18 Mayıs 2014 tarihleri
arasında düzenlenen, 32. Barselona
Uluslararası Çizgi Roman Fuarı ve FNAC
çizgi roman günleri etkinliğindeki
Amerikan Bağımsız Çizgi Romanı'nın
Geleceği konulu sempozyuma
katılarak, konuşma yaptı.
Öztekin, Avrupa'nın
80 çizerinin katıldığı,
32. Barselona
Uluslararası Çizgi
Roman Fuarı ve FNAC
çizgi roman günleri
etkinliğindeki imza
gününe katıldı.
İZMİR- EFSUN YILMAZ Yönetmenliğini ilk olarak 1988
yılında Paul Verhoeven'in yaptığı,
ikinci filmini ise Irvın
Kershner'in yönettiği,
senaryo yazarlığını ünlü
çizgi romancı Frank
Miller'in üstlendiği
RoboCop'un macerasına yıllar sonra bir
Türk sanatçı da
eklendi.
Miller'in kaleme
aldığı senaryoyu ilk
olarak çizgi romana
aktaran Juan Jose
Ryp'ten yıllar sonra
Dokuz Eylül
Üniversitesi (DEÜ)
Güzel Sanatlar
Fakültesi Grafik Bölümü
Grafik Tasarımı Anasanat
Dalı Öğretim Üyesi Yard.
Doç. Dr. Mehmet Korkut
Öztekin de RoboCop çizeri
oldu.
Frank Miller'in RoboCop 3
filmi için Metro Golden Mayer
Stüdyoları'nın (MGM) isteği
doğrultusunda kaleme aldığı,
Steven Grant'ın çizgi roman
senaryosu formatına
dönüştürdüğü ve Öztekin tarafından kaleme alınan eserin ilk cildi
mart ayında, ikincisi 16 Aralık'ta
BOOM! Studios tarafından yayımlandı.
ABD'deki raflarda yerini alan,
rasında RoboCop 3 için aldığı
teklifi şöyle anlattı:
"Beni aktör gibi denemeye
aldılar, senaryoyu 2 sayfa halinde
çizip yolladım. Seçici heyet MGM
lisans ofisinde çalışan sorumlulardı ve adları gizli tutuluyordu.
Birçok çizer davet edilmiş, benim
çalışmalarım beğenilmiş. Ben de
'tamam' dedim, anlaştık. İlk etapta proje gizli tutuldu. Bir süre
sonra BOOM! Stüdyoları internet
üzerinden afişleri yayınladı. İlk
defa adımı Frank Miller'ın adıyla
yan yana gördüm. Bu proje, Türk
çizer olarak hayallerinizde göreceğiniz cinsten bir fırsat." (AA)
''Hidroana'' marathon
yarışına kilitlendi
Kanada'da,
Polar Bear Dip
(Kutup Ayısı
Dalışı)
organizasyonu
kapsamında
bu yıl da
yüzlerce kişi
yılbaşında
Ontario Gölü'ne
girdi.
OAKVİLLE -Oakville kenti sahilindeki
Coronation Park'ta toplanan yaklaşık 5
bin kişiden 700'ü, dondurucu soğukta
gruplar halinde göle girdi. Etkinlik boyunca değişik yaş gruplarında kostüm yarışması da düzenlendi. Göle dalacaklara
sıcak çikolata ve kahve ikram edilirken,
halka da sandviç ve içecek satışı yapıldı.
Satışlardan elde edilen gelirler de organizasyonun bağış kutusuna dahil edildi.
Kutup Ayısı Dalışı'nı 30 yıl önce başla-
İspanyolca ve Fransızca basımı
da yapılan RoboCop 3 Last
Stand- Son Direniş'in internet
üzerinden elektronik formatta
satışı da başladı.
Dünyanın birçok yerinden teklifler alan, Manga Bir Kültürel
Direniş Aracı adlı kitabın yazarı
Öztekin, Los Angeles kökenli bir
yayınevi olan BOOM! editörünün
kendisiyle internet üzerinden
iletişime geçtiğini anlattı.
Kısa bir süre sonra meşhur
İngiliz yönetmen yazar ressam
Clive Barker'ın Brandon Sieferd
ile kaleme aldığı Hellraiser projesinde Tom Garcia ile çalıştığını
dile getiren Mehmet Korkut
Öztekin, son-
Anadolu Üniversitesi (AÜ) Mühendislik
Fakültesi öğrencileri tarafından oluşturulan
Hidroana ekibi, ''Gladiatus" adını verdikleri
hidromobil aracıyla Rotterdam'da yapılacak
''Shell Eko-maraton'' yarışmasına hazırlanıyor.
tan Trent ve Todd Courage kardeşler, AA
muhabirine, bu yılki organizasyonda 120
bin dolar bağış hedeflediklerini ancak
130 bin doları geçtiklerini söyledi.
Toplanan bağışlarla World Vision Vakfı
aracılığıyla Ruanda'nın köylerine temiz
içme suyu kuyuları açılacağını anlatan
Courage kardeşler, "Bugün buraya gelen
herkes, kelimenin tam anlamıyla hayat
kurtardı. Kendimiz bıraktığımız dondurucu su, aslında dünyanın bir başka
yerinde insanlara içme suyu oldu'' dedi.
Sadece son 20 yıldaki organizasyonlarda toplanan bağışın 1,3 milyon dolar
olduğunu belirten Trent ve Todd
Courage, ''Bu yıl 10 bin kişiye temiz su
sağlayacak kuyular açılacak. Meyve
ağaçları dikilecek ve bazı sağlık tesisleri
kurulacak'' diye konuştu.
Renkli görüntülerin yaşandığı Kutup
Ayısı Dalışı'nda, polis, itfaiye ve sağlık
ekipleri de önlem aldı. (AA)
ESKİŞEHİR - ZEHRA
AYDIN - Proje sorumlusu
Mühendislik Fakültesi
Malzeme Bilimi ve
Mühendisliği Bölümü
Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr.
İrfan Töre, AA muhabirine
yaptığı açıklamada, gençleri
geleceğin yakıt alternatifleriyle çalışan araçları
geliştirmeye teşvik etmek ve
enerjinin verimli kullanılmasına ilişkin toplum bilincini artırmak amacıyla 21-24
Mayıs tarihlerinde
Rotterdam'da düzenlenecek
uluslararası Shell Ecomarathon yarışlarına 80
ülkeden yaklaşık 200 bin
takımın katılacağını söyledi.
Hazırladıkları "Hidrojen
enerjili araç üretimi" projesinin 2008 yılında başladığı
ve projenin amacının petrol
dışı yenilenebilir enerji kaynaklarının özellikle de hidrojen enerjisinin halka duyurulması ve hidrojen enerjisinin
geleceğin enerji kaynağı
olarak kullanımının yaygınlaştırılması olduğunu belirten
Töre, "Hidrojen enerjili araç
projesinde her yıl kendimizi
yeniliyoruz. Süregelen tecrübelerimizden yola çıkarak
yarışmalara katılıyoruz ve
her katıldığımız yarışmada
yeni deneyimler kazanıyoruz" ifadelerini kullandı.
Türkiye Bilimsel ve
Teknolojik Araştırma
Kurumu (TÜBİTAK)
Hidromobil Hidrojen
Arabaları Yarışları'nda 2008
yılında 3'üncü, 2010 yılında
2'nci, 2012 yılında da 2'inci
olduklarını aktaran Töre,
şöyle konuştu: (AA)
Download

BIR YAGDI PIR YAGDI