‘Kıdem Tazminatı’ çağrısı
Fiyatı 25 Kr
www.yedigungazetesi.com
29 Ocak 2015 Perşembe
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk
Çelik, İşçi ve işverenlere "kıdem tazminatı" çağrısı yaptı. Çelik, "İşverenleri bir
noktaya getirdik. İşçiler de şu anda bu
işin çözümüyle ilgili güzel bir noktadalar.
Buradan bir kez daha söylüyorum; işçinin
tazminatı her ay hesabına yatmalı. Bu
projeye kimsenin karşı çıkma şansı yok.
Bunu geciktirmenin de bir anlamı yok"
HABERİ 12. SAYFADA
Kobani
harabe
Kim
onaracak
Türkiye ve ÖSO’nun
da desteğiyle
Kobani’nin IŞİD’in elin
alınması sokak gösterileri
ile kutlandı. Bazı yerlerde
taşkınlığa dönüşen kutlamalar sırasında, Anadolu
Ajansı ekibi de, terör
örgütü IŞİD ile bazı Kürt
gruplar arasındaki çatışmalar nedeniyle harabeye dönen Halep kentine
bağlı Kobani'yi (Ayn el
Arap) görüntüledi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı
Sarayı'nda düzenlenen "Muhtarlar Toplantısı"nda yaptığı
konuşmada Kobani değerlendirmesi de yaptı.
Kobani'de 4 ayı aşkın
süredir devam eden
çatışmaların ardından
ilçenin kontrolü büyük
oranda Kürt grupların
denetimine geçti. Bölgeyi
uzun süre kuşatan ve ilçe
merkezine kadar giren
terör örgütünün
Kobani'nin güney kesimine çekildiği belirtiliyor.
Türkiye’de
Kobani
kutlaması
yaşanırken
Kobani’de
enkazlar
arasında
silah sesleri
yankılanıyor
HABERİ 12. SAYFADA
Mamak’ta
şiddet
mağdurları
yalnız değil
Mamak
Belediyesi şiddet
gören kadınlara sahip
çıkıyor. Mamak
Belediyesi kadın
konuk evi hizmete
başladığı tarihten bu
yana 190 kadın ve
110 Çocuğu konuk
etti. 20’si kadın 8’i
çocuk olmak üzere
28 kişilik kapasiteye
sahip konuk evinde
yalnızca Mamak’taki
kadınlar değil, çevre
ilçeler ve illerden
gelen kadınlara da
hizmet veriliyor.
HABERİ 5’TE
Erdoğan, Kobani söz konusu olduğunda
dünyanın ayağa kalktığını belirterek, "Küçük
bir yerleşim yeri için bütün dünya işbirliği yapıyor.
Oradan ayrılıp gelenler bize geliyor, 200 bin insan.
Onları zaten burada ağırlıyoruz. Orada kimse yok,
orayı bombalıyorlar. Şimdi bugün de bakıyoruz,
maşallah çifte
telli oynuyorlar.
Ne olmuş, şu
anda oradan
DEAŞ çıkmış.
Tamam da o
bombaladığınız
yerleri yeniden
kim onaracak?
O yerle bir olan
yerleri yeniden
kim onaracak,
işin geleceğinin
hesabını kimse
yapmıyor" dedi
Yunanistan'da, ülkenin borçlarının
yeniden yapılandırılması, mali ve
ekonomik reform programına ilişkin
koşulların yeniden müzakere edilmesi
gerektiğini savunan SYRIZA'nın iktidara
gelmesinin ardından, kamuoyunda
SYRIZA'nın mevcut politikalarının Avrupalı
otoriteler tarafından desteklenmeyeceği
ve Yunanistan'ın borçlarının bir kısmının
silinmesinin Avro Bölgesi'nde siyasi
istikrarı sarsılabileceği gündeme geldi.
ABD ile Küba
ARASINDA
güven oyunu
Küba devriminin
lideri Fidel Castro,
süreçle ilgili sessizliğini
bozdu. Castro,
görüşmeleri desteklediğini, ancak
Washington'ın politikalarına güvenmediğini açıkladı. ABD
ise, Fidel Castro'nun
mesajını "olumlu
işaret" olarak niteledi.
HABERİ 12’DE
Frankfurt Finans ve Yönetim Okulu
Ekonomi Profesörü Vilkov,
"Avrupa'daki tek para birliği, artık öncesine göre daha riskli" dedi. ING Group
Avro Bölgesi Başekonomisti Houte’a göre,
"Alman hükümeti, bekleyip gelişmelerini
izleyecek."
HABERİ 12. SAYFADA
Kenan ERGEN’in haberi 4. SAYFADA
Osmanlıca
EĞİTİMİ
Keçiören Belediyesi, 19. Milli
Eğitim Şurası’nda seçmeli ders
olması yönünde tavsiye kararı
alınan Osmanlıca ile ilgili eğitim
çalışmalarını başlattı. Böylece
Keçiören Belediyesi Ankara’da
Osmanlıca eğitim çalışmalarını
başlatan ilk belediye oldu.
HABERİ 6’DA
Fehmi Koru
Okullar değil
propagandalar sorun
3. Sayfada
Osmanlıca Atölyesi’ne ilginin
büyük olacağına inandığını
belirten Keçiören Belediye
Başkanı Mustafa Ak, “Devletimizin
Osmanlıca’nın öğretilmesiyle ilgili
almış olduğu bir tavsiye kararı
üzerine bu çalışmalarımıza hız
verdik” dedi. HABERİ 5. SAYFADA
Prof.Dr. Nurullah Çetin
Türkçe Bakış
9. Sayfada
Hayrettin İvgin
Kültürel Boyut
Tiryaki: Değişim
devam edecek
Altındağ Belediye Başkanı Veysel Tiryaki,
pazar buluşmalarında yaptığı konuşmada,
Altındağ’da çok hızlı bir değişim yaşandığını
ve ilçenin giderek daha modern bir hale
geldiğini belirterek, değişimin devam edeceğini söyledi.
HABERİ 4. SAYFADA
Avrupa Konseyinde bir CHP’li
8. Sayfada
Hayata ve
Aşka dair
8. Sayfada
Başkent Ankara’nın trafik çilesi, sürücü
kurslarının eğitim araçlarının trafiğin en
yoğun olduğu saatte eğitimlerine başlamasıyla, iyice çıkmaz bir hal alıyor.
Keçiören’de
ARABAŞI
buluşması
M.Nuri Parmaksız
Sürücü eğitim
araçları trafiği
altüst ediyor
www.
gazetesi.com.tr
gazetemizi bu adresten
takip edebilirsiniz
’ü
’dan
takip edebilirsiniz
Gazetemizi
https://www.
.com/YediGün-Gazetesi
Gazetemizi
https://www.
/yedigun.gazetesi
CHP Ankara Milletvekili ve Avrupa Konseyi
Parlamenter Meclisi üyesi Gülsün Bilgehan,
Avrupa Konseyi Eşitlik ve Ayrımcılıkla
Mücadele Komisyonu Başkanı oldu.
HABERİ 12. SAYFADA
2
SINEMA
TV / MAGAZIN
29 Ocak 2015 Perşembe
Queyras, Akamus ile İş
Sanat’ta sahne alacak
Barok dönemden çağdaş eserlere uzanan
engin repertuvarıyla
günümüzün rağbet gören
müzisyenleri arasında yer
alan Queyras, Hollanda
Kraliyet Orkestrası başta
olmak üzere birbirinden
seçkin topluluklarla
sahne aldı.
İSTANBUL - Fransız çellist Jean Guihen
Queyras ile Akademie für Alte Musik Berlin
(Akamus) İş Sanat'ta sanatseverlerle buluşacak.
İş Sanat'tan yapılan açıklamaya göre,
Vivaldi ve Caldara'dan eserlerin seslendirileceği konser 10 Şubat'ta gerçekleşecek.
İkinci kez İş Sanat'ta sahne alacak olan
Almanya'nın dünyaca ünlü dönem müziği
topluluğu Akamus, kurulduğu 1982 yılından
Vizyona
yeni
girecek
filmler
bu yana Avrupa'nın prestijli müzik merkezlerinin yanı sıra Asya, Kuzey ve Güney
Amerika'ya turneler düzenledi.
Barok dönemden çağdaş eserlere uzanan
engin repertuvarıyla günümüzün rağbet
gören müzisyenleri arasında yer alan
Queyras, Hollanda Kraliyet Orkestrası başta
olmak üzere birbirinden seçkin topluluklarla
sahne aldı.
2011'de Akamus ile kaydettiği Vivaldi
"Çılgın Kamp"
Amerikan çocuk filmlerinde sık rastlanan macera ve komedi dolu kamp
filmlerine, Türk yapımı "Çılgın Kamp"
ekleniyor. Yarıyıl tatiline denk gelen
film, birbirleriyle bir türlü geçinemeyen,
sürekli kavga eden ve yazı geçirmek
için aynı kampa giden iki grup çocuğun
maceralarını konu alıyor. Aram Gülyüz
ile Emir Khalilzadeh'in yönettiği filmin
oyuncu kadrosu; Burak Temiz, Murat
Prosçiler, Eda Gülten, Yiğit Alp
Karadayı, Ecenaz Mutluer, Furkan
Şentürk, Volkan Ünal, Hamza Yazıcı,
Emre Şen, Sertaç Ekici ve Özge Dolay
gibi isimlerden oluşuyor.
05:58 İstiklal Marşı ve Günün
Program Akışı
06:00 Yamak Ahmet
06:40 1'de Sabah
09:00 1'de Bugün
09:15 Avrupa Avrupa
11:10 İyi Fikir
13:15 Ana Ocağı
14:55 Dizi Klip
15:00 Elde Var Hayat
16:15 1'de Bugün
16:30 Seksenler
19:00 Ana Haber Bülteni
19:45 Spor
19:50 Hava Durumu
19:55 Seksenler
23:00 Yerli Dizi
01:15 Ana Ocağı
02:30 Avrupa Avrupa
04:05 İyi Fikir
07:00 Kahvaltı Haberleri
10:00 Müge Anlı İle Tatlı Sert
13:00 Kızlar ve Anneleri
15:00 Alemin Kıralı
16:00 Zahide ile Yetiş Hayata
18:45 Atv Ana Haber
20:00 Jurassic Park
23:10 Nihat Hatipoğlu
ile Dosta Doğru
01:10 Hayat Devam Ediyor
20:00 ARAMIZDA KALSIN
Bahattin evi kimin aldığını çözmeye çalışırken yeni bir sürprizle
karşılaşır:Mahir ve Arife'nin aşkı!
Ailede her şeyin ondan gizli saklı
yapıldığına inanan Bahattin
sonunda kızıp evden gider. Onu
geri getirmek ve kızlarıyla
babalarının arasını düzeltmek yine
Hüsne'ye düşecektir.
Hüsne evde barış görüş olmasını
sağlamakla kalmaz, aşıkları da
kavuşturur.
Düğün günü ortalık karışıyor!
Yadigar ve Civan, Hatçik ve
Battal aynı gün evlenmek için gün
almıştır. Onların düğünü için kolları sıvayan Hüsne'yi üzen tek bir
şey vardır: Evlendiği ortaya çıkan
Ceylan'ı telli duvaklı görememek!
Düğün günü ailenin başına her
türlü aksilik gelir
çello konçertoları, Johann Sebastian Bach,
Debussy ve Benjamin Britten kayıtlarıyla
beğenilen sanatçı, Grammy, Diapason d'Or,
Cannes Classical, Gramophone, Edison,
Alman Kayıt Eleştirmenleri Ödülü, 2010
MIDEM Classical ve Choc de l'Annee gibi
ödüllerle başarısını tescilledi.
Başarılı çellist ayrıca Almanya Freiburg
Müzik Akademisi'nde profesör olarak görev
yapıyor. (AA)
"Arayış"
Michel Hazanavicius'un yönettiği ve
Berenice Bejo, Annette Bening,
Maxim Emelianov ile Abdul Khalim
Mamatsuiev'in oynadığı Fransa
yapımı "Arayış" izleyiciyle buluşacak.
Yönetmen Michel Hazanavicius ve
oyuncu eşi Berenice Bejo, beş
Oscar'lı "Artist"in ardından bu kez bir
savaş dramında bir araya geldiği film,
Cannes'da Altın Palmiye için yarıştı.
Filmde bir yardım kuruluşunda
çalışan kadınla Çeçenistan'daki savaştan etkilenmiş bir çocuğun hikayesi
anlatılıyor.
07:00 HER SABAH
08:45 2.SAYFA
10:40 DİLARA KOÇAK İLE
İYİ YAŞAM
12:30 ERKAN AKKUŞ İLE
12:50 DERYA'NIN DÜNYASI
15:00 DUDAKTAN KALBE
16:45 İKİNCİ BAHAR
18:15 EKİN OLCAYTO İLE
ANA HABER
19:30 SPOR BÜLTENİ
19:45 YABANCI SİNEMA
ÇILGIN JOE IPMAN
21:30 YABANCI
SİNEMA
00:50 THE UNIT (EKİP)
TEKRAR
01:50 YABANCI SİNEMA
TEKRAR
03:20 YABANCI SİNEMA
TEKRAR
04:50 DÜNYAYI GEZİYORUM
TEKRAR
06:00 HAFTANIN ANNESİ
06:00 Benim Hala
Umudum Var
06:45 Aşkın Bedeli
07:30 Bugün
09:00 Beni Affet
10:00 Melek
11:45 Hayat Sevince Güzel
13:15 Aşkın Bedeli
14:45 Benim Kuaförüm
16:30 Beni Affet
18:30 Star Haber
19:15 Deniz Yıldızı
20:00 Aramızda Kalsın
22:00 Reaksiyon
19:45 IP MAN
Orjinal İsmi:Ip Man
Yönetmen:Wilson Yip
Oyuncular:Donnie Yen, Simon Yam,
Siu-Wong Fan
Yapım Yılı:2008
Tür:Aksiyon/Macera
1930'lu yıllarda Çin'inin Foshan bölgesinde çeşitli okullar dövüş sanatlarıyla
ilgilenmekte ve birbirlerine karşı yarışmaktadırlar. Wing Chun dövüş
tekniğinin ustası Ip Man, Foshan
çevresinin en yetenekli dövüşçüsüdür.
Hünerlerini sergilemeyi ve gösteriş yapmayı pek sevmeyen adam öğrenci eğitmeyi de kabul etmez. Tüm günlerini
antrenman ve arkadaşları için ayıran Ip
Man profesyonel bir dövüşçü olmasa da
gizli saklı yapılan yerel dövüşlerde
sergilediği hünerlerle önemli bir kesimin
ilgisini çekmiş, saygıyla karşılanmıştır.
Çolpan İlhan'ın
adı salona verildi
İZMİR - Karşıyaka Belediyesince bir
kültür merkezinde yer alan salona, geçen yıl
yaşamını yitiren sinema ve tiyatro oyuncusu
Çolpan İlhan'ın adı verildi.
Karşıyaka Belediyesi Ahmet Piriştina
Kültür Merkezi içinde yer alan salona Çolpan
İlhan'ın adının verilmesi nedeniyle tören
düzenlendi.
Belediye Başkanı Hüseyin Mutlu Akpınar,
"iyi bir eş, anne, modacı ve sanatçı" olarak
tanımladığı Çolpan İlhan'ın, her şeyin hep en
iyisini yapmayı başardığı ifade ederek, "Türk
kadınına örnek olabilecek böylesi bir değeri
ilçemizde yaşatmak, bize mutluluk verecek.
Haziran ayında da Attila İlhan Şiir Ödülleri
düzenleyeceğiz" dedi.
Törene katılan Çolpan İlhan'ın oğlu Kerem
Alışık ise çocukluğu ve gençliğinin
Karşıyaka'da geçtiğini belirterek, "Karşıyaka
Belediyesi, önce annemin ve dayım Attila
İlhan'ın rölyefini Çamlık'taki evlerinin girişine
astı. Şimdi de bu salona annemin ismi verildi. İzmir'de yetişen ve Türkiye'ye mal olan
çok değerli sanatçılara bu mutlulukları
yaşatan Belediye Başkanımız Hüseyin Mutlu
Akpınar'a teşekkür ederim" diye konuştu.
İlhan'ın torunu Sadri Alışık'ın da katıldığı
törende, "Çolpan İlhan" belgeseli gösterildi,
Sadri Alışık Tiyatrosunca "Guguk Kuşu"
oyunu sahnelendi. (AA)
"Cesur Tom ve
Sihirli Ayna"
Ernesto Padron'un
yönettiği ve
Keremcem'in
seslendirdiği "Cesur
Tom ve Sihirli Ayna"
animasyon meraklılarının ilgisini çekmeye aday.
Masal uyarlaması olan
filmde, küçük ama
cesaretli Tom'un sihirli
bir dünyada, krallığı
büyünün etkisinden kurtarıp, prensesin kalbini
kazanmaya çalışma
çabası izlenebilecek.
06:15 Oynat Bakalım
07:15 Disney Çocuk Kuşağı
08:15 Magazin 8
08:45 Aramızda Kalmasın
12:00 Para Bende
13:30 Oynat Bakalım
15:15 Ver Fırına (Yeni Bölüm)
17:00 Çok Güzel Hareketler
18:30 Ütopya (Yeni Bölüm)
20:00 Kaçak Gelinler
23:15 Ütopya
00:30 Ver Fırına
01:45 Aramızda Kalmasın
04:00 Arda’nın Mutfağı
05:00 Para Bende
06:00 Geniş Aile
06:45 Günaydın
09:30 Alın Yazım
11:00 Aşk-ı Memnu
12:30 Gün Arası
13:00 Ben Bilmem Eşim Bilir
15:45 Evim Şahane
17:15 Arka Sokaklar
18:40 Baba Haber Bülteni
19:00 Ana Haber Bülteni
20:00 Kurtlar Vadisi Pusu
23:15 112 Acil
20:00 KURTLAR VADİSİ
Polat Alemdar, bombalı saldırı sonucu
yaralanan Leyla ve
Elif için hastanede
tedirgin bir şekilde
beklemektedir. Öte
yandan Sagir’i
yakalamak için bizzat
harekete geçmiş ve
ciddi bir mesaj iletmiştir. Tilki avlanmaktan kurtulmakla
kalmadı, üstüne
avcısını da ele geçirdi. Ayağa kalkınca ilk
işi intikamını almak
olacaktır.
29 Ocak 2015 Perşembe
40 bin kilometrekare alan
havadan fotoğraflanıyor
Çevre ve Şehircilik Bakanlığına bağlı Coğrafi Bilgi Sistemleri Genel Müdürlüğü tarafından kentsel
alanlarda, turizm ve kıyı bölgelerinde durum tespiti yapmak amacıyla 40 bin kilometrekarelik
alanda yürütülen Ortofoto Projesi kapsamındaki görüntüleme çalışmalarının yüzde 45'i, arazi
çalışmalarının ise yüzde 70'i tamamlandı.
KIRŞEHİR - Coğrafi Bilgi Sistemleri Genel
Müdürü Bekir Tüzel (sağda), AA muhabirine yaptığı açıklamada, Çevre ve Şehircilik Bakanı İdris
Güllüce'nin talimatıyla geçen yıl başlatılan
Ortofoto Projesi ile hem afet yönetimi ve kent
planlamasında hem de diğer birimlerin çalışmalarına fayda sağlayacak kritik verilerin elde edileceğini söyledi.
Çalışma kapsamında şehirler ve ilçe merkezlerindeki kentsel alanların yanı sıra kıyı ve organize sanayi bölgelerinin görüntülenmesine devam
edildiğini belirten Tüzel, "Türkiye'de 40 bin kilometrekare yeri çekiyoruz. Çalışmadan elde edeceğimiz veriler hem ihtiyaç duyulan standartlarda hem de afet yönetiminden kent yönetimine
kadar birçok çalışmaya altyapı teşkil edecek"
dedi.
Tüzel, proje kapsamındaki görüntüleme çalışmalarının yüzde 45'inin bittiğini ifade ederek,
"Arazi çalışmaları açısından da yüzde 70'lerdeyiz. Çalışmaların 2015 Mayıs ya da Haziran ayında tamamlanmasını planlıyoruz" diye konuştu.
Belediyelerin plan yapmak için veriye ihtiyaç
duyduğuna işaret eden Tüzel, şöyle devam etti:
"Belediyeler verileri halihazır yapmak için
ortofotoya ihtiyaç duyuyor. Yaptığımız proje ile
belediyelerin bu konudaki harcamalarını üçte
bire düşürüyoruz. Belediyelerimizi bu konuda
uyardık, 'en son 2015 yılının Haziran ayı içinde
verileri size verebilecek durumdayız, bu konuyla
ilgili yatırım yapmayın, biz bunu ücretsiz sağlayacağız' dedik. Belediyeler, çalışmamız sayesinde elde edilecek verileri kullanarak çok daha hızlı
şekilde planlarını üretebilecekler."
Tüzel, görüntüleme çalışmasının insansız
hava araçlarının üzerine monte edilen kameralar
aracılığıyla gerçekleştirildiğini anlatarak, true
ortofoto adı verilen bu tekniğin Türkiye'de ilk kez
kullanıldığını vurguladı.
Dünyadaki sayılı projelerden olan Ortofoto
sayesinde 10 santimetre hassasiyetinde veri üretilebildiğine dikkati çeken Tüzel, şunları kaydetti:
"Çalışmalarda Harita Genel Komutanlığı, Tapu
ve Kadastro Genel Müdürlüğünün uçaklarından
da faydalanıyoruz. Doğal Afet Sigortaları
Kurumundan kaynak sağladık. Veri üretildikten
sonra belediyelerimize ücretsiz verilecek. Eski
teknoloji ile 4, 5 senede yapacağımız işi 40 bin
kilometrekarelik alanda bir senede bitirmiş olacağız. Maliyet açısından da hemen hemen dörtte
bir tasarruf sağlanacak. 40 bin kilometrekare
alanda yapacağımız çalışmanın maliyeti yaklaşık
22 milyon lira." (AA)
Selçuk Üniversitesindeki
“fair play” dersi ödül getirdi
Bankacılar
sendikalı,
inşaatçılar
sendikasız
ANKARA - Bankacılık, finans ve sigortacılık sektörü, çalışanların en fazla (yüzde 31)
örgütlendiği işkolu olurken, inşaat sektörünün,
sendikal örgütlenmenin en az (yüzde 2,7) gerçekleştiği işkolu olduğu tespit edildi.
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığının
açıkladığı işkollarındaki işçi sayısı ve sendikaların üye sayılarına göre, 12 milyon 180 bin
945 işçiden 1 milyon 297 bin 464'ü sendikalı
olarak çalışabiliyor.
Ticaret, büro, eğitim ve güzel sanatlar
işkolu toplam 2 milyon 671 bin 177 çalışanla
en fazla işçinin faaliyet gösterdiği işkolu olurken, bunu 1 milyon 546 bin 830 işçiyle inşaat,
1 milyon 445 bin 331 işçiyle de metal işkolları
izledi.
İnşaat işkolunda 1 milyon 546 bin 830 işçinin faaliyet göstermesine rağmen, bunlardan
sadece 41 bin 524'ünün sendikalı olması dikkati çekiyor. İnşaat işkolu, tüm işkolları arasında yüzde 2,7 ile en az örgütlü olunan işkolu
oldu.
En az örgütlü olunan işkolları sıralamasında
inşaatı, yüzde 4,03 ile konaklama ve eğlence,
yüzde 5,15 ile de basın yayın ve gazetecilik
işkolları takip etti.
Son rakamlara göre, 297 bin 43 kişinin
çalıştığı bankacılık, finans ve sigortacılık işkolunda 92 bin 191 kişi sendikalı olarak faaliyet
gösterirken, bu işkolu yüzde 31,07 ile çalışanların en fazla örgütlü olduğu işkolu oldu.
Çalışanların örgütlülüğü bakımından bankacılık, finans ve sigortacılık işkolunu, yüzde
26,72 ile avcılık, balıkçılık, tarım ve ormancılık,
yüzde 23,69 ile genel işler, yüzde 23,41 ile
enerji ve yüzde 22,98 ile de iletişim işkolu izledi.
Açıklanan istatistiklere göre, çalışma hayatına farklı kollarda 8 yeni sendika katıldı. Bu
sendikalar, 182 üye ile Öz İletişim-İş
Sendikası, 55 üye ile İnşaat-İş Sendikası, 20
üye ile Hür Gıda-İş Sendikası, 11 üye ile
Trikotaj, Örme, Boyama, Giyecek ve İplik
Sanayii İşçileri (TOBGİS), 11 üye ile TekstilSen, 8 üye ile Şoför-İş Sendikası, 7 üye ile
Sinema-TV Sendikası ve 5 üye ile Dokuma-İş
Sendikası oldu. (AA)
KONYA - Dünya Fair Play Konseyi'nin (CIFP)
düzenlediği Fair Play Ödülleri'nde, "Fair Play
Örnek Tanıtım" dalında ödüle layık görülen Selçuk
Üniversitesi (SÜ) Fair Play Öğrenci Topluluğu'nun
akademik danışmanı Doç. Dr. Hakan Salim
Çağlayan, ödülün hem üniversiteleri hem de toplulukları açısından gurur verici olduğunu söyledi.
SÜ Beden Eğitimi ve Spor Yüksekokulu Spor
Yöneticiliği Bölümü Öğretim Üyesi Çağlayan,
yaptığı açıklamada, 3 yıl önce "Sporda Fair-Play
Eğitimi" dersi için üniversite yönetimine teklif verdiklerini belirtti.
Teklifin üniversite yönetimi tarafından kabul
gördüğünü ifade eden Çağlayan, bu dersi 3 yıldır
seçmeli ders olarak işlediklerini bildirdi.
Çağlayan, dersin ana temasını, fair play kavramı ve kapsamı, tarihçesi, uluslararası kuruluşlar
ve çalışmaları, Türkiye'deki çalışmalar, fair play
anlayışını geliştirme çabaları gibi konuların oluşturduğunu dile getirdi.
Fair play ruhunun sporla sınırlandırılamayacağına dikkati çeken Çağlayan, şunları kaydetti:
"Fair play her alanda kendini gösteren bir davranıştır. Öğrencilerden görsel basında bir hafta
boyunca izledikleri fair playe uygun olan ve olmayan davranışları anlatmalarını istiyorum. Dönem
sonunda öğrencilerimin fair playe uygun yaptıkları
davranışları oylayarak birinci, ikinci ve üçüncüyü
seçiyoruz. Ayrıca komisyonun çalışmaları kapsamında biz de final sınavlarımızda bu davranışı
anlatan karikatür çalışmaları yapıyoruz. Akademik
danışmanlığını yaptığım ve üniversitemiz bünyesinde kurmuş olduğumuz Fair Play
Topluluğu'nun, Dünya Fair Play Konseyi tarafından şeref diploması ile ödüllendirilmesi hem üniversitemiz hem de topluluğumuz açısından gurur
vericidir. Bu ödül bizi çok cesaretlendirdi. Bundan
sonraki hedeflerimizi yüksek tutmamız gerektiğini
bize hatırlattı."
Çağlayan, bu dersi üniversite öğrencilerine
vermedeki amaçlarının; erdemli, ahlaklı, centilmen
sporcuların yetiştirilmesini sağlamak olduğunu
vurgulayarak, bu amaçla dersin diğer üniversitelerde de okutulmasını istediklerini aktardı.
Yapacakları çalışmalar hakkında da bilgi veren
Çağlayan, spor camiasından Aykut Kocaman gibi
tanınmış isimlerin katılımıyla "Fair Play
Konferansı" düzenlemeyi hedeflediklerini anlattı.
Dünya Fair Play Konseyi'nin (CIFP) düzenlediği Fair Play Ödülleri'nde, Türkiye 3 dalda şeref
diplomasına layık görülmüştü. Macaristan'ın başkenti Budapeşte'de gerçekleştirilen CIFP toplantısında, Fair Play Ödülleri kapsamında şeref diplomasına layık görülen isimlerin, "Spor Yöneticiliği
Kariyer" dalında Fenerbahçe Kulübü'nün eski
yöneticisi Abdullah Kiğılı, "Fair Play Örnek
Tanıtım" dalında Konya Selçuk Üniversitesi'nden
Fair Play Öğrenci Topluluğu, "Gençler Fair Play
Ödülü" dalında ise görme engelli milli judocu
Güler Demircan olduğu duyurulmuştu. (AA)
3
Fehmi KORU
[email protected]
[email protected]
bölge haberlerİ
Okullar değil
propagandalar sorun
İNSANIZ, hepimizin zaafları var. Öfkemiz
başa vurunca gözümüz kimseyi görmez olabiliyor; aklımıza ilk geleni yapmaya kalkışabiliyoruz.
Cemaat’e “paralel yapı” adı verilince ortalık
rahatladı. Böylece, hem devlet içinde çöreklenmiş ve birbirleriyle dayanışarak “çete” haline
gelmiş bir grubu samimi hislerle varını yoğunu
feda edebilen çok sayıdaki insandan ayırmanın,
hem de o muğlak ifade altına girebilen herkesi
suçlamanın imkânı bulunmuş oldu.
Akıllı bir siyasi hamleydi bu.
Keşke aynı akıl “yurtdışındaki Cemaat okulları” konusunda da gösterilebilse...
Turgut Özal’dan bu yana devletin önemli koltuklarında oturan hemen herkesin, gittiği yabancı ülkede, -varsa- mutlaka ziyaret ettiği Türk
okulları ülkemizin medar-ı iftiharıdır. Güzide
bir öğretmen kadrosu, en gelişmiş eğitim araçları ve özenle seçilmiş öğrenciler, bu okulları
bulundukları ülkelerde gözbebeği konumuna
getirdi.
Bugün de Türk okullarına girmek için torpil
bulmak veya sınavlarda çok başarılı olmak
gerekiyor.
“Paralel yapı” ile mücadele başlayınca, mücadeleyi yürütenler, yurtdışındaki okulları gözden
çıkardılar. Cumhurbaşkanı sırf “Bu okulları
kapatın” mesajını vermek için yurtdışına seferler düzenliyor; Milli Eğitim Bakanlığı da
Türkiye’nin telkinlerine kulak tıkayan ülkeler
üzerinde etkili olabilecek projeler hazırlıyor...
Devletin yurtdışındaki okullarının kalitesini
yükseltecekmiş öncelikle bakanlık... Devlete ait
olmayan okulların devralınması da düşünülüyormuş... Ayrıca okulların bulunduğu ülkelerde
devlet kendi okullarını açacakmış...
Haydi hayırlı olsun.
Öfkemizi hafifletmek için yüzümüzü şöyle
bir serinletebilsek belki yapmakta olduğumuzun
vahim bir yanlışlık olduğunu fark edecek ve
sorunu çözmenin daha basit bir yöntemi olduğunu keşfedeceğiz; ama işte öfke baldan tatlı
geliyor...
“Sorun” ne? Sorunun bizatihi okullar olmadığı meydanda. Onlar hâlâ “Türk okulu” diye
biliniyor. Çoğu şimdilerde onlarla mücadele
eden devlet yetkililerinin tavsiye mektuplarıyla
hayat bulduğu için, AK Parti’yle ilgili de sanılıyor. Bulundukları ülkelerde okulların başarıları
sadece Türkiye’ye değil ülkemizdeki siyasi iktidara da itibar kazandırıyor.
Kardeş okullar Türkiye’de eğitim vermeye
devam ederken “Kapatın” ricasını muhataplar
anlamıyor bile olabilir.
Esas “sorun” başlatılan mücadele yüzünden
köşeye sıkışan “paralel yapı”nın bazı unsurlarının, okulların bulunduğu ülkelerde Türkiye’yi
zayıflatan, ama daha çok AK Parti’yi ve hükümeti hedef alan propagandalar yapması...
Okullar sorun değil, propagandalar sorun...
Marifet, propagandaları etkisiz, yıkıcı propaganda faaliyeti gösterenleri işlevsiz hale getirecek karşı hamleler yapmak... Aleyhte propaganda yapanlar, Türkiye’deki demokratik uygulamaları, basın özgürlüğünü, yargının bağımsızlığını sorguluyor; ilk karşı hamle, bu sorgulamayı yapanları malzemesiz bırakmak olabilir. Evin
içine çekidüzen verilerek...
Peki okullar?
Aslına bakılırsa, yurtdışındaki Türk okullarının her biri, ülkemizin bir ilindeki fedakâr ve
cefakâr insanların eseridir. “Cemaat”- “paralel
yapı” ayrışmasında “Cemaat” tarafında kalan,
mücadeleyi yürütenlerin de koruma ve kollamaya çalıştığı geniş kitlelerdir onların sahipleri...
O insanların çoğu, gerek aile bağları ve gerekse
iş ilişkileri sebebiyle, AK Parti’nin yerel yöneticileriyle iç içe değiller mi?
Yapılacak şey, okulların kapatılmasını yabancı ülkelerden talep etmek gibi ters tepebilecek
girişimler değil, bir yandan okulların asıl sahipleri olan fedakâr insanları ikna ederek yıpratıcı
propagandaların hızını kesmek, bir yandan da
aleyhte propagandaları etkisizleştirecek tedbirleri almaktır.
28 Ocak 2015/ HABER TÜRK
TDV, başarılı öğrencileri umre ziyaretiyle ödüllendirdi
ANKARA - Türkiye Diyanet Vakfı (TDV), ihmihal, siyer ve meal derslerinden yapılan sınavlarda
dereceye giren TDV yurdu öğrencilerini umre ziyaretiyle ödüllendirdi.
TDV Mütevelli Heyet 2. Başkanı Mazhar Bilgin,
vakfın genel merkezinde, öğrencilerin ugurlanması
dolayısıyla düzenlenen törende yaptığı konuşmada, yurtlarında kalan öğrencilerin hepsinin başarılı
olduğunu söyledi.
Öğrencilere rehberlik eğitimi vermeye özen
gösterdiklerini vurgulayan Bilgin, "İnanıyoruz ki bu
milletin geleceği sizlersiniz. Bu ülkenin geleceğini
inşa edecek olan üniversite gençliğimizdir" dedi.
Bilgin, sınavda başarılı olarak umre ziyaretiyle
ödüllendirilen öğrencileri tebrik etti.
Vakfın bu yıl ilk kez düzenlediği sınava Ankara,
Muğla, Afyon, Isparta, Kayseri, Konya, Bursa,
Sakarya ve Kastamonu'daki 11 yurtta kalan ilahiyat ve İslami ilimler fakülteleri öğrencileri katıldı.
Dereceye giren 3 erkek 8 kız öğrenciyle kendi
imkanlarıyla bu ekibe katılan 14 öğrenci, 2 hafta
kutsal topraklarda kalacak. (AA)
4
ANKARA
29 Ocak 2015 Perşembe
Başkent
Ankara’nın trafik
çilesi, sürücü
kurslarının
eğitim
araçlarının
trafiğin en yoğun
olduğu saatte
eğitimlerine
başlamasıyla,
iyice çıkmaz bir
hal alıyor.
Engel’SİZ Sanat Ödülleri
muşlara şahsi araçlar da eklenince aşırı yoğunluk yaşanıyor.
ÖZEL
HABER
HABER FOTOĞRAF
KENAN ERGEN
Ankara’nın şehir içi trafiği
gün içerinde birçok büyükşehire
göre akıcı olmasına karşın, özellikle sabah mesai öncesi ve
akşam mesai sonrası tam
anlamıyla çileye dönüşüyor.
Okul, kurum, özel şirket servisleri, otobüs ve özellikle dol-
TUZ BİBER EKİYOR
Özellikle bazı kesişim noktalarında bu yoğunluk saatlerce
sürüyor. Bu yoğunluğa bir de
sürücü kurslarının eğim
araçlarının eklenmesi ise olaya
tuz biber ekiyor. Şehrin belirli
noktalarında trafiğe açık alanlarda verilen eğitimler, trafiğin
kilitlenmesine neden olduğu
gibi; zaman zaman da trafik
güvenliğini tehlikeye düşürüyor.
Akan trafikte verilen eğitimlerin
özellikle trafiğinin en yoğun
olduğu saatlerde verilmesi
vatandaşların tepkisini çekiyor.
Vatandaşlar, eğitimleri olağan
karşılarken, bu eğitimlerin
sabah saatlerine denk getirilmesine tepkili.
fiziki davranışlarda bulunuyor.
Eğitimlerin zaruriyetinin bilincinde
olan Başkentli sürücüler, bu
eğitimlerin trafiğin sıkışık olduğu
saatlerde değil, bir saat sonrasında başlamasını istiyor.
ETLİK-KASALAR GİBİ..
ADAYLAR DA PANİK
Etlik-Kasalar eğitim bölgesinde verilen eğitimler de
buna bir örnek. Özellikle
kesişim noktaları ve ışıklarda
acemi sürücülerin kullandıkları
araçlar, uzman denetiminde
olsa dahi trafiği altüst edip yol
güvenliğini tehlikeye atıyor.
Duruma tepki gösteren
sürücüler uzun uzun kornalara
basarak, zaman zaman sözlü ve
Sürücüler, böyle bir durumda
zaten heyecanlı olan sürücü
adaylarının, daha da panik
olmasının önüne geçileceğini
düşünüyor. Sürücüler, aynı
uygulamanın diğer sürücü
eğitim bölgesi olarak belirlenen
yollarda uygulanması, yoğun
trafiğinin yükünü ve stresini
azaltacağı konusunda hemfikir.
Biyolojik Gölet beğeni topluyor
HABER MERKEZİÇankaya Belediyesi tarafından yapılan ve
parklarda kullanımı henüz yaygınlaşmamış olan
biyolojik gölet uygulaması Ahlatlıbel’de hayata
geçirildi. Üç ay gibi kısa bir sürede tamamlanan biyolojik gölet sadece Çankaya için değil
Ankara için de bir ilk olma özelliği taşıyor. Zira
biyolojik göletlerden ülkemizde çok az sayıda
bulunuyor. Çankayalıların beğenisini kazanan
proje, Çansera başta olmak üzere ilçe
genelinde üç farklı parkta daha hayata geçirilecek.Biyolojik göletleri suni havuz ve şelalelerden ayıran en önemli özellik, bakım ve temizlikleri yapılırken hiçbir kimyasal madde kullanılmaması. Suyu bitkiler ve özel filtreler yoluyla
temizlenen biyolojik göletler herhangi bir
kimyasal madde ve mineral bakımı gerektirmeden suda oksijen üreten bitkiler, suyla uyumlu
ağaç ve sazlıklar gibi canlı ve doğal nesnelerle
kendini temizliyor.
Sarkık Dallı Kara Dut, Yayılıcı Dağ
Muşmulası, Batı Ladini, Leylandi Melez
Servisi, Yayılıcı Ardıç, Mavi Yayılıcı Ardıç ve
Hasır Otu kullanılan biyolojik göletler doğal
kaya kullanılarak dere görünümüne sahip
oluyor ve bir süre sonra kendi ekosistemini
yaratıyor. Her ne kadar insan tarafından yapılsa da bir kere oluştuktan sonra insan müdahalesine gerek duymayan biyolojik göletlere
güzelliklerini veren de bu doğallıkları.
Budanan ağaçlardan çıkan 300 ton
odun ihtiyaç sahiplerine dağıtıldı
Belediye personeline
iş güvenliği eğitimi
HABER MERKEZİÇankaya Belediyesi, yüksek güvenlik riski
altında çalışan personelin eğitimlerini
çeşitlendiriyor. Eğitimler kapsamında son olarak
belediyenin boyahane, tamirhane, atölye ve kaynak atölyesi gibi birimlerinde; benzin, parlayıcı
ve patlayıcı maddelerle çalışan işçilere yangın
söndürme teknikleri konusunda eğitimi verildi.
Sonrasında ise eğitim yangın tatbikatı ile
pekiştirildi.
Belediye'nin Yıldız Yerleşkesinde gerçekleştirilen ve öncelikli olarak teorik bilgilerin verildiği eğitimde, işyerinde parlayıcı - patlayıcı
maddelere bağlı olarak çıkabilecek iç ve dış
mekan yangınlarına ilk müdahalenin nasıl yapılacağı; yangın yerinde mahsur kalan kişiye nasıl
ulaşılacağı ve yangın tüplerinin nasıl kullanılması
gerektiği anlatıldı.
Teorik eğitimin ardından belediye personeline
çeşitli senaryolar üzerinden işleyen yangın tatbikatı da yaptırıldı. Tatbikatlarda özellikle yangın
tüpünün doğru kullanımı, püskürtülmesi ve
hedefin nasıl ayarlanacağına dikkat çeken
uzman eğitmenler her bir personelle yakından
ilgilendi. Eğitim ve tatbikat, öğrenilen bilgilerin
kalıcı olması açısından birkaç defa tekrarlandı.
HABER MERKEZİYenimahalle Belediyesi Park
ve Bahçeler Müdürlüğü,
budama çalışmaları ile
ağaçları yaza hazırlarken,
buradan elde edilen odunlarla, vatandaşı ısıtmaya devam
ediyor.
Park ve Bahçeler
Müdürlüğü’ne bağlı ekipler,
yol kenarları ve yeşil alanlardaki ağaçların budanan dallarını, ihtiyaç sahiplerine
yakacak olarak dağıtıyor.
Dar gelirli ailelerin
bacalarını tüttüren
Yenimahalle Belediyesi, bu
kış 300 ton odunu, ihtiyaç
sahibi ailelere dağıtıyor.
Bu sıcak destek vatandaşı memnun ederken,
yakacaklarına kavuşan
Yenimahalleliler, “Bu soğuk
günlerde belediyemiz tarafından dağıtılan odunlar hem
ısınmamıza hem
ekonomimize katkı sağlıyor.
Bu güzel çalışma için
Yenimahalle Belediye
Başkanı Fethi Yaşar’a
teşekkür ediyoruz” dedi.
Ziraat mühendisleri
tarafından belirlenen yaşlı,
arabaların geçişlerine engel
olan, elektrik tellerine zarar
veren ağaçlar belirlenerek
yapılan çalışma ile
belediyeye başvuru yapan
ihtiyaç sahibi vatandaşlar,
evlerinin önüne kadar
getirilen yakacak yardımından faydalanabiliyor.
HABER MERKEZİYön Sanat Atölyesi tarafından bu yıl ilki düzenlenen Engel’SİZ Sanat Ödülleri Töreni’nde “Yılın en iyi
Belediye Başkanı” ödülüne Yenimahalle Belediye
Başkanı Fethi Yaşar layık görüldü.
Toplumda farkındalık yaratmak, engelli bireylerin
toplumla kaynaşmasını ve ötekileştirilmemesini
sağlamak amacıyla yola çıkan Yön Sanat Atölyesi,
5’inci yılının onuruna engellilerle destek verenleri
plaketle ödüllendirdi.
Yenimahalle Belediyesi Meydan Tiyatro
Salonu’nda düzenlenen gece engelli gençlerin
muhteşem tiyatro performansıyla başladı. Ünlü
Mizah Yazarı Muzaffer İzgü’nün kaleme aldığı Sınır
adlı oyun özel bir gösterimle engelli gençler tarafından sahnelendi. Kara mizah öğeleriyle yüklü, savaş
karşıtı oyunda, evlerinden, sevdiklerinden uzakta,
silahların gölgesinde, ülkelerinin sınırını korumakla
görevlendirilmiş iki komşu ülkenin askerleri arasında
geçen bilinmezlikler engelli gençlerin parmak ısırtan
performansıyla anlatıldı. Kimi zaman kahkahaya
boğulan davetliler, gençleri dakikalarca ayakta
alkışladı.
Gösterimin hemen ardından gece, ödül töreniyle
devam etti. Yenimahalle Belediye Başkanı Fethi
Yaşar destekleri ve çalışmalarıyla “Engel’SİZ Sanat
Yılın En İyi Belediye Başkanı” ödülüne layık görüldü.
Ankara dışında olduğu için törene katılamayan
Başkan Yaşar’ın ödülü usta tiyatrocu Turgay
Tanülkü tarafından Başkan Vekili Mehmet Kartal’a
verildi. “Bugün burada bir duygu anaforu yaşıyor,
başarı öykülerine tanıklık ediyoruz” sözleriyle
konuşmasına başlayan Kartal, “Türkiye’de
engellilere ve sanata bu kadar yoğun destek veren
birkaç belediyeden biriyiz. Biz onlara sadece salonlarımızı değil gönüllerimizi de açtık. Bununla gurur
duyuyoruz” dedi.
Tiryaki, değişimin
süreceğini söyledi
HABER MERKEZİAltındağ Belediye Başkanı Veysel Tiryaki ve
eşi Saadet Tiryaki’nin ev sahipliğinde gerçekleşen eden pazar buluşmaları programına, bu
hafta Önder ve Hacılar Mahallesi sakinleri konuk
oldu. Ulucanlar Cezaevi’ndeki organizasyona
yaklaşık 500 kişi katıldı.
7 yıldır aralıksız süren pazar buluşmalarında
Altındağ’ın farklı mahallelerinden yüzlerce vatandaş her hafta bir araya geliyor. Başkan Tiryaki,
hem hemşehrileriyle sohbet ediyor hem de
onların taleplerine kulak veriyor. Altındağlı vatandaşlar, pazar buluşmalarını adeta iple çekiyor.
Başkan Tiryaki, yaptığı konuşmada
Altındağ’da çok hızlı bir değişim yaşandığını ve
ilçenin giderek daha modern bir hale geldiğini
belirtti. Altındağ’a yılda 15 bin konut yapıldığını
söyleyen Tiryaki, vatandaşlara daha rahat yaşam
alanları oluşturmak için gece gündüz çalıştıklarını
kaydetti. Başkan Tiryaki, gerçekleştirdikleri toplu
konut projeleriyle, çarpık yapılaşma karşısındaki
kararlı duruşlarıyla ve sosyal donatı alanlarına
verdikleri önemle Altındağ’a büyük bir ivme
kazandırdıklarını vurguladı.
Altındağ’daki değişimin her zaman devam
edeceğini dile getiren Tiryaki sözlerini şöyle
sürdürdü: “Altındağ çok uzun yıllar ihmal edildi.
40-50 yıldır bölgede yapılan yanlışlar var. Biz
Altındağ Belediyesi olarak bu durumun önüne
geçtik. Yaptığımız işler ortada. Altındağ’ı
yaşanılabilir bir yer haline getirdik. Sadece
Ankara’nın değil Türkiye’nin gözü burada.”
ANKARA
29 Ocak 2015 Perşembe
Çubuk
ilçesinde
‘Çubuk
Agat Taşı
İşlemeciliği
Fizibilite
Etüt Projesi’
çalıştayı
yapıldı.
Çubuk’un altında servet yatıyor
HABER MERKEZİÇubuk’ta Ankara Kalkınma Ajansı, Çubuk
Belediyesi, Yıldırım Beyazıt Üniversitesi ve
Çubuk Dernekler Federasyonu tarafından hazırlanan "Çubuk Agat Taşı İşlemeciliği Fizibilite
Etüt Projes Çalıştayı" düzenlendi.
Çubuk Belediyesi Mehmet Akif Ersoy Kültür
Merkezi’nde düzenlenen Çubuk ağat taşının fizibilite çalışması, değerli taşları endüstrisinin
Çubuk için yaratacağı katma değerin önemli,
katma değerin artırılması amacıyla öneriler oluşturmak ve stratejiler belirlemek üzere sektör
paydaşlarının bir araya getirildiği çalıştaya
Çubuk Belediye Başkanı Tuncay Acehan,
Çubuk Dernekler Federasyonu Başkanı Recep
Taş, Yıldırım Beyazıt Üniversitesi Mühendislik ve
Doğa Bilimleri Dekanı Prof. Dr. Veli Çelik,
Gemoloji ve Mücevher Uzmanı Doç. Dr. Muhat
Hatipoğlu, Ankara Kuyumcular ve Saatçiler
Odası Başkanı Hasan Çavuşculu, MTA yetkilileri, Ankara Kalkınma Ajansı temsilcileri, sivil
toplum kuruluşu temsilcileri, sektör temsilcileri
ve davetliler katıldı.
Yaklaşık 5 saat süren çalıştayda, işlemecilik
için gerekli hammadde ihtiyacının temin
koşulları noktasında yapılması gereken düzenlemeleri ve çözüm önerileri, piyasanın bugünkü
durumunun incelenmesi, üretim ve yetişmiş
insan kaynağı kapasitesinin incelenmesi, agat
taşının bir takı taşı olarak işlenmesi için eğitim,
tasarım ve üretim araçlarının etüt edilmesi, agat
taşının sağlık, mobilya ve dekorasyon sektörlerinde değerlendirilmesi, agat taşının Ankara ve
Çubuk ekonomisi için bir katma değer oluşturulabilmesi için ihtiyaç duyulan piyasa düzeninin
belirlenmesi, sektörün tanıtımına yönelik strateji
ve faaliyetlerin belirlenmesi gibi konular masaya
yatırıldı.
Herkesin görüş ve önerisini sunduğu çalıştayda, sektörün bugünkü durumu ve agat taşı
rezervleri hakkında da sunum gerçekleştirildi.
Ağat taşının sadece takıda süs olarak kullanımını değil, endüstriyel anlamda da kullanılmasını sağlamak için çalışmalar yapılması
gerektiğine işaret eden Çubuk Belediye
Başkanı Tuncay Acehan, çalıştayın bu anlamda
kendilerine ve sektördekilere önemli kazanımlar
verdiğini kaydetti. İlçelerinde bu tür etkinliklerin
devam etmesini istediklerini ifade eden Başkan
Acehan, “Bu çalıştaya Ankara Kalkınma Ajansı,
Çubuk Dernekleri Federasyonu ve Çubuk
Belediyesi olarak ortak proje ekibi olarak biz
katıldık ve çalıştaydan sonra şunu gördük ki
agat taşıyla bundan sonra atılması gereken
adımlar daha bir netleşti. Bu konuda İzmir’den
gelen çok değerli Murat Hatipoğlu hocamız
vardı. Ankara kalkınma ajansı, tabiat tarihi
müzesi yetkilileri ve aveo firması buradaydı.
Üniversitemizin çok yoğun bir desteği var sağ
olsun. Doğa bilimleri ve mühendislik fakültesi
Dekanı Sayın Profesör Doktor Veli Çelik
hocamızın çok büyük bir katkısı var. Hem proje
ortağı olarak hem de burada sunumu hazırlayan kişi olarak biz agat taşını sadece süs taşı
olarak değil, bundan sonra endüstriyel taş
olarak da bir değer ifade ettiğini gördük.
Özellikle belli kimyasal maddelerin havan taşında ezilmesi konusunda ve mobilya sektöründe,
süsleme sektöründe özellikle kullanabileceğini
gördük. Ben çok büyük bir değer olduğunu ve
bu adımlar atıldığı takdirde Çubuk için büyük
bir getirisi olduğunu düşünüyorum. Buna varan
bir dedik, bundan sonra arkası gelecek diye
düşünüyorum ben. Bütün katılımcılara emek
verenlere ben burada teşekkür ediyorum” diye
konuştu.
Çubuk bölgesinde uzun süre yarı değerli
taşlar ve Çubuk Agat taşı üzerine çalıştığını
anlatan 9 Eylül Üniversitesi Gemoloji Ve
Mücevher Uzmanı Doç. Dr. Muhat Hatipoğlu,
Çubuk Agat taşının dünyanın başka hiçbir
yerinde olmadığını söyledi. Çubuk Agat taşının
ilk defa Sümerler tarafından kullanıldığının altını
çizen Hatipoğlu, Romalılarında en büyük
hazinelerinin Çubuk Agat taşından yapılmış
eserler olduğunu hatırlattı. Çubuk’un 15 milyar
dolarlık bir hazinenin üzerinde oturduğunu
aktaran Hatipoğlu, sözlerine şöyle devam etti:
“Bu taş ülkemizi dünyaya tanıtacak doğal
elçilerimizden birisidir. Şuan Çubuk bölgesinde
ekonomik değerle 10 ila 15 milyar dolarlık bir
rezervi yatmaktadır. Bu taş hem endüstriyel
amaçla kullanılır ki bunun en önemli kullanım
yeri kimya sanayinin vazgeçilmez unsuru olan
agattan yapılmış havanlar, havan elde edilir. Her
türlü kimyasal ve yahut ta endüstriyel malzemenin öğütülmesi bu havanlarda yapılır. Bunun
Türkiye’de hiçbir yerde yapım fabrikası yoktur.
Sadece yurtdışına bağımlı olarak gelmektedir.
Oysaki böyle havan yapılabilecek katmansı
yapıda ki agatlar Ankara Çubuk bölgesinde
bolca bulunabilmektedir. Ayrıca bunların özellikle andezitlere bağlı olan katmansı yapıda ki
agatlar büyük bloklar verebildiği için yani maksimum 30 santim kalınlıkta, 6-7 metre de uzunluk olduğu için bunlardan belirli ebatlarda
kesilecek ve ince plakalarda, gerek otellerde
vitray olarak gerekse de diğer süsleme objesi
olarak kullanılabilir. Buradan çıkartılan objeler
Sümerler yani Mezopotamyanın en eski uygarlıkları olan Sümerler tarafından kullanılmış ve
bugün dünyada en eski işlenmiş agat objesi
olan bir Sümer agat başı da bulunmuş ve saklanmaktadır. Bunun menşei Ankara Çubuk bölgesidir.”
Tarihi Bekir Agalar Konağı’nda açılan ‘Çubuk
Agat Taşı’ sergisinin çok önemli olduğuna işaret
eden Hatipoğlu, “Bu objeyi en iyi şekilde anlatmanın en iyi kuralı bundan yapılmış objelerin
sergilendiği mekânların korunmasıdır. Ne mutlu
ki böyle bir agat taşının hem de çıktığı bir
bölgede sergileniyor olması bizler için çok
önemli bir şeydir” diye konuştu.
5
Kenya’nın tercihi
Çin yerine Türkiye
OSTİM, Kenya Sanayi Bakanı Adan Mohamed ve
kurmaylarını ağırladı. Konuk Bakan, ülkesinde
ithal ürünlerin ağırlıklı olarak Çin'den geldiğini,
bu ürünlerin Türkiye'de de üretilebildiğine dikkat
çekerek yatırımcıları ülkesine davet etti.
HABER MERKEZİTürkiye ile ortaklık geliştirme yöntemlerini gözlemlemek üzere Ankara’ya geldiklerini bildiren Kenya Sanayi
Bakanı Adan Mohamed, “Türkiye’ye verdiğimiz önemi
ifade etmesi açısından geçtiğimiz yıl Nisan ayında
Cumhurbaşkanımız buraya resmi bir ziyaret gerçekleştirmişti ve kendisinin yurtdışına yaptığı ilk ziyaretlerden
biriydi. Türkiye’nin büyüyen, genişleyen bir ekonomisi
olduğunu ve bu genişlemenin özellikle Afrika’da olduğunun farkındayız. Kenya’nın, Türk yatırımcı ve girişimciler
için en önemli genişleme alanlarından birisi olmasını arzu
ediyoruz.” dedi.
Kenyalı devlet adamı ülkesinden de OSTİM benzeri bir
yapılanma için kapılarının açık olduğu mesajını verdi.
Adan Mohamed şunları kaydetti: “Bundan sonraki ziyaretlerimizde yanımızda iş çevrelerinden de insanlar bulunmasını arzu etmekteyiz. Ayrıca sizin de gelecekte
Kenya’ya yapacağınız ziyaretlerde de yine iş dünyasının
temsilcilerinin bulunmasını isteriz.
Kenya’nın pek çok ürünü ithal edilmekte ve ağırlıklı
olarak da Çin’den geliyor. Söz konusu ürünler Türkiye’de
de üretiliyor. Dünyada üretim bakımından en düşük
maliyetlerden birisi ülkemizde bulunmaktadır. OSTİM’e
girişimcileri, endüstriyel parkları nasıl desteklediğiniz
görmek için geldik. Benzer bir bölge Kenya’da kurulabilirse size bu imkanı sunabiliriz. Nairobi’de tesislerimizi
görmenizi isteriz.”
OSTİM Yönetim Kurulu Başkanı Orhan Aydın da bölgenin gelişimi ve projeleri hakkında Afrika heyetine bilgiler
verdi.
Adan Mohamed ve beraberindekiler, OSTİM’deki işletmelerde de incelemelerde bulundu.
Keçiören’de Osmanlıca eğitimi
Mamak’ta şiddet mağduru
kadınlara sahip çıkılıyor
HABER MERKEZİMamak Belediyesi şiddet gören kadınlara sahip
çıkıyor. Mamak Belediyesi kadın konuk evi hizmete
başladığı tarihten bu yana 190 kadın ve 110
Çocuğu konuk etti. 20’si kadın 8’i çocuk olmak
üzere 28 kişilik kapasiteye sahip konuk evinde yalnızca Mamak’taki kadınlar değil, çevre ilçeler ve
illerden gelen kadınlara da hizmet veriliyor. Fiziksel,
psikolojik ve cinsel istismara uğrayan ve kalacak
yeri olmayan kadınlar konuk evinden faydalanmak
isterlerse şiddet önleme ve izleme merkezine
başvuruyor. İlk müracaatın ardından gerekli değerlendirmeler yapıldıktan sonra kadınlar konuk evine
yerleştiriliyor. Aile içi şiddetin ülkemizin bir gerçeği
olduğunu dile getiren Mamak Belediye Başkanı
Mesut Akgül; “Ülkemizde birçok kadın dışlanma,
dövülme yada öldürülme korkusuyla karşı karşıya.
Konuk evimizde şiddete maruz kalan kadınlarımızı
ve çocuklarımızı kucaklıyoruz. Gönül ister ki kimse
konuk evine ihtiyaç duymasın” dedi.
Konuk evinde kalmaya başlayan kadınlar 6 ay
misafir ediliyor. 6284 sayılı kanun çerçevesinden 6
aylık yasal sürecin yeterli olmaması durumunda bu
süre 6 ay daha uzatılıyor. Konuk evi sürecine giren
kadınlarla ilk olarak detaylı görüşme yapılarak
ayrıntılı müdahale planı oluşturuluyor. Ardından 15
günlük ilk müdahale odasına yerleştiriliyor. Bir
hafta alışma sürecinden sonra kadınlara yetenekleri doğrultusunda iş bulmaları konusunda yardımcı
olunuyor. Psikolojik desteğe ihtiyaç duyan kadınlara psikolojik destek sağlanıyor.
HABER MERKEZİ-Keçiören
Belediyesi, 19. Milli Eğitim
Şurası’nda seçmeli ders olması
yönünde tavsiye kararı alınan
Osmanlıca ile ilgili eğitim çalışmalarını başlattı. Böylece Keçiören
Belediyesi Ankara’da Osmanlıca
eğitim çalışmalarını başlatan ilk
belediye oldu.
Osmanlı İmparatorluğu döneminde yaklaşık 600 yıl süreyle kullanılan Osmanlıca diline ilgi duyan ve
öğrenmek isteyen Keçiörenliler için
Keçiören Belediyesi Osmanlıca Atölyesi
açtı.
8-13 yaş arası ilköğretim çocukları için
Keçiören Belediyesi Eğitime Destek
Merkezi(KEDEM) ve 14 Yaş üzeri için
Keçiören Belediyesi Meslek Edindirme
Merkezi (KEÇMEK) şubelerinde Osmanlıca
öğrenmek isteyen her Keçiörenli’ye eğitim
verilecek. Böylece vatandaşlarımız
“Nutuk”, Aşk-ı Memnu” ve “Safahat” gibi
bizi biz yapan eserleri aslından okuyabilme
imkanına kavuşacak.
Osmanlıca Atölyesi’ne ilginin büyük
olacağına inandığını belirten Keçiören
Belediye Başkanı Mustafa Ak, “Toplumların
hafızası yazılı tarihleriyle, dillerinin korun-
Etimesgut’ta 100 öğrenci
kış kampıyla ödüllendirildi
masıyla mümkündür. Osmanlıca’ya ara
verilen dönemde bizim tarihimizle yazılı
bağlarımız, istenilen düzeyde olmadı.
Devletimizin Osmanlıca’nın öğretilmesiyle
ilgili almış olduğu bir tavsiye kararı üzerine
bu çalışmalarımıza hız verdik” dedi.
Eğitim Kültür Müdürlüğü’nün başlattığı
her yaş grubuna hitap edecek Osmanlıca
Kursu projesinin müjdesini ileten Mustafa
Ak, “KEDEM ve KEÇMEK’te yakın zamanda bununla alakalı kurslar düzenleyeceğiz.
Kurslar 4 kurdan oluşacak ve kursların
sonunda Milli Eğitim Bakanlığı onaylı sertifika vereceğiz. Bütün imkan bizden, vatandaşlarımıza ise sadece öğrenmek kalıyor”
şeklinde konuştu.
Sincan’da karne şenliği
HABER MERKEZİEğitim öğretim dönemi boyunca tiyatro
etkinlikleri ile eğlenirken öğrenmenin de
keyfini yaşayan Sincanlı öğrenciler yarıyıl
tatilinde de animasyon gösterileri ile bir
ders dönemin stresini atacak. Karne
Şenliği ile öğrencilere renkli bir yarıyıl tatili
yaşatmayı amaçlayan Sincan Belediyesi,
animasyon gösterileri, tiyatrolar ve birbirinden güzel yarışmalarla öğrencileri yeni
eğitim öğretim dönemine hazırlıyor. 5
Şubat tarihine kadar sürecek olan Karne
Şenliğine 7’den 70’e herkesin katılımı bekleniyor.
15 günlük yarıyıl tatili boyunca ücretsiz
olarak sunulacak eğlence paketi ile öğrencilerin yeni okul dönemine zinde ve mutlu
olarak başlaması hedefleniyor. Sincan
Belediyesi Şehir Tiyatrosu tarafından
gerçekleşecek olan yarıyıl tatili etkinlikleri
her gün iki okulda izleyici ile buluşacak.
Etimesgut Belediyesi, 100 öğrenciyi kış kampına gönderirken; satranç, bowling turnuvaları ve bilim merkezi gezileri düzenleniyor.
Takdir ve teşekür alan ihtiyaç sahibi çocuklara
oyuncak hediye ediliyor.
HABER
MERKEZİEtimesgut
Belediyesi,
yarı yıl
tatilinde
öğrencilerin
tatillerini hem
verimli hem de
eğlenceli
geçirmeleri için
programlar
düzenliyor.
Etimesgut Belediyesi’nin etüt programlarına katılan
öğrencilere, yarı yıl tatilinde satranç eğitimi veriliyor.
Eğitimin ardından satranç turnuvası düzenlenecek
ve dereceye giren öğrenciler ödüllendirilecek.
Öğrenciler için Etimesgut Belediyesi Göktürk Aile
Yaşam ve Eğitim Merkezi’nde bowling kursu düzenleniyor. Bowling bilmeyenler bowling öğrenirken bilenler tekniklerini daha da geliştiriyor. Ankara’nın tarihi ve
turistik yerleriyle bilim merkezlerine düzenlenecek
gezilerle öğrencilerin tatilleri daha da renklenecek.
Etimesgut Belediyesi Kent Konseyi Gençlik Meclisi
üyeleri ve okullarında başarılı olan öğrencilerden
oluşan 100 kişilik öğrenci grubu için Kış Kampı düzenlenecek. Öğrenciler, Niğde Çamardı Demirkazık
Kampı’nda dolu dolu zaman geçirecekler.
Etimesgut Belediyesi ayrıca takdir ve teşekkür alan
ihtiyaç sahibi öğrencilere çeşitli hediyeler vererek
başarıyı ödüllendirecek.
6
ANKARA
29 Ocak 2015 Perşembe
Çubuk’ta
minik
yazarlar
tarafından
35 adet
dergi
yayınlandı
Çubuklu minik yazarlardan
35 adet edebiyat dergisi
HABER MERKEZİÇubuk İlçesinde, ‘Dilin Kadarsın’ projesi kapsamında yayın yönetmenliğini ve yazarlığını
öğrencilerin yaptığı 35 ayrı kültür ve sanat dergisi yayınlanmaya başladı.
Çubuk İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü tarafından
başlatılan‘Dilin Kadarsın’ projesi kapsamında
ilçede bulunan ilk, orta ve liselerde kültür, sanat
ve edebiyat dergisi yayınlanmaya başladı.
İlçe genelinde 35 ayrı derginin yayınlanırken,
toplam 33 bin adet dergi basılarak öğrencilere
ve ailelerine dağıtıldı. Ayrıca yayınlanan dergiler
bir araya getirilerek kitapçık halinde getirildi.
Yayın yönetmenliğini ve yazarlığını öğrencilerin yaptığı dergilerin ilk sayısının yayınlanması
nedeniyle düzenlenen törene Çubuk Kaymakamı
Cemal Şahin, Belediye Başkanı Tuncay Acehan,
İlçe Müftüsü Bilal Kara, Yazar Hüseyin Su, dergi
yazarları öğrenciler, öğretmenler ve öğrenciler
katıldı.
Çubuk Halk Eğitim Merkezi’nde ilk sayıları
yayınlanan dergilerin tanıtıldığı programın sonunda Yazar Hüseyin Su tarafından küçük yazarlara
nasıl yazar olunacağı hakkında bir konferans
verildi. Yazar Hüseyin Su, söyleşi, kompozisyon,
deneme, fıkra, makale ve şiir alanında öğrencilere önemli bilgiler verdi. Öğrencilik yıllarının
Çubuk’ta geçtiğini anlatan Su, anılarını ve
hatıralarını öğrencilerle paylaştı.
Memleketi Malatya’da yaşayanların okuma
sevgisini ve geçmişte Malatya’da okuma salonların durumlarını salonda bulunan minik yazarlarla paylaşan Çubuk Kaymakamı Cemal Şahin,
okumanın ve yazmanın önemine işaret etti.
Projede emeği geçenleri ve öğrencileri kutlayan
Kaymakam Şahin, projenin Türkiye’ye örnek
gösterilecek bir proje olduğunu söyledi.
Projeyi bizzat kendisinin takip ettiğini
söyleyen İlçe Milli Eğitim Müdürü Murat Aslan,
‘Dilin Kadarsın’ projesinin nasıl doğduğunu ve
hangi aşamalardan geçtiğini anlattı. Eğitimin
özünün dil olduğunu aktaran Aslan, dilde bir
farkındalık oluşturmak amacıyla projeyi hayata
geçirdiklerini ifade ederek, sözlerine şöyle
devam etti: “Doğrusu biz eğitimin özünün dil
olduğunu düşünüyoruz, düşünmenin özününde
dil olduğunu düşünüyoruz. Dil yoksa düşünme
yoktur. Bu nedenle dilde bir farkındalık oluşturmak istedik, dili vurguladık. Bu yılı 2014- 2015
eğitim öğretim yılını dil yılı ilan ettik. Bu kapsamda yaptığımız bazı faaliyetler var. Özellikle Çubuk
ta her gün öğrencilerimiz sektirmeksizin ve ciddiye alarak bir saat okuyoruz Çubuk olarak.
Birde okumakla birlikte okumanın bir ürünü
olmalı bir ürünü ortaya çıkmalı oda yazmadır.
Sırf öğrenci ürünlerinden oluşan tüm okullarımızda birer dergi çıkarmaya karar verdik. Birinci
dönemin başında itibaren tüm okullarımızdan
ürün akışı söz konusu oldu kültür komisyonumuza. Ben bizzat kendim ilgilendim, mesaiden
sonra, hafta sonları, özellikle kültür komisyonumuzdan arkadaşlarımızla ilgilendik. Çok güzel 35
tane dergimiz çıkmış şuanda oldu. Bu dergilerimiz tabi ki bir başlangıç, ikinci dönem ikinci
sayısında daha dolu dolu dergiler çıkaracağız.
İçerikli dergiler çıkaracağız tüm okullarımızda bu
işin nasıl yapılması gerektiğini görmüş oldular
anlamış oldular. Bu dergiler tüm öğrencilerimize
dağıtılacak.”
Belediyecilikte hedeflerinin insana yatırım
olduğunu vurgulayan Çubuk Belediye Başkanı
Tuncay Acehan, bunun için kültürel ve sosyal
etkinliklere çok daha fazla önem verdiklerini kaydetti. İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü ile birlikte çok
güzel etkinliklere imza attıklarını aktara Başkan
Acehan,”Bizim en önemli hedef kitlemiz çocuklarımızdır. Dolayısıyla sosyal ve kültürel çalışmalarımızın da ana öğesi çocuklar ve gençler
olacaktır. Özellikle bu hafta kültür ve sosyal
çalışmalar açısından milli eğitim müdürlüğümüzle ortak olarak çok güzel çalışmalar yaptık.
Bugün değerli konuşmacımız Hüseyin Su abimiz
ile birlikte belki 40 yıla yakın bir yolculuğumuz
var. Bu yolculukta da özellikle belli bir
düşüncenin davanın mücadelecisi olarak yol
aldık. Bunu yaparken da biz daima insanın,
çocuklarımızın, toplumun iki dünya saadetini
temel olarak bir mücadele yürüttük. Bugün
yapılacak bu çalışmada da bunların bir
parçasıdır. Dil konusu gerçekten toplumu
kültürel ve edebiyat yönünden temsil eden en
önemli unsur durumundadır. Bugün kendimizi
ifade edebilmenin, toplumun dertlerini ifade edebilen, kişiliği belirlemenin en önemli unsuru dildir.
Kültürümüzde edebiyatımız da dilimizde de olan
yozlaşma ve iletişim çağında yaşadığımız
iletişimsizlik, birbirimizden kopukluk, artık aileleri
bırakıp aile içerisinde ki fertlere kadar, bu bozulma dağılma ve çözülme devam etmektedir. Bu
konuda ben milli eğitim müdürlüğümüzün yaptığı
bu çalışmayı bir milat olarak değerlendiriyorum”
dedi.
Akgül, Yozgatlılarla buluştu
HABER MERKEZİMamak Belediye Başkanı
Mesut Akgül sivil toplum
kuruluşlarını yalnız bırakmıyor. Akgül aynı gün
içerisinde iki arabaşı
programına katılarak
Yozgatlılarla biraraya
geldi. İlk olarak Yozgat
Sarıkaya Hasbekliler
Derneği’nin düzenlediği
arabaşı programına
katıldı. Programa Çalışma
ve Sosyal Güvenlik Bakan
Çankaya’da sanat
dolu bir hafta
HABER MERKEZİÇankaya Belediyesi, bünyesindeki sanat merkezleri
ve galerilerle Çankaya’nın sanat nabzını tutmaya
devam ediyor. Bu yıl 22.si düzenlenen “Adalet ve
Demokrasi Haftası”nın açılış paneline ev sahipliği
yapan ve hafta boyunca çeşitli etkinlik ve sergileri
başkentlilerle buluşturacak olan Çankaya Belediyesi
Çağdaş Sanatlar Merkezi, bu hafta da dopdolu.
Başkentli resim severler 1 Şubat’tan itibaren ÇSM’nin
galeri katlarında İranlı Sanatçılar Resim Sergisi’ni
izleyebilir; sanatçılarla sohbet edebilirler.
Çankaya Belediyesi Galeri Uray da bu hafta Özlem
Güner’in yağlıboya kişisel resim sergisine ev sahipliği
yapıyor. Sergi, 4 Şubat’a kadar gezebilecek.
Yetişkinler kadar çocukların da kültür sanat etkinlikleriyle buluşmasına özen gösteren Çankaya Belediyesi,
27 Ocak’ta Tiyatro Moral’in, “Afacan Can” adlı oyununu
çocuklarla buluşturuyor. Oyun, Çankaya Belediyesi
Yılmaz Güney Sahnesi’nde 10.30’da ve 15.30’da
“perde” diyecek.
Panayır Sanat Merkezi’nin “Sevgi Bahçesi” adlı
oyunu 28, 29 ve 30 Ocak’ta saat 14.00’de; Tiyatro
Moral’in, “Nasıl Olacak?” adlı oyunu 29 Ocak saat
19.00’da ve Ankara Çağdaş Sanat Tiyatrosu’nun
“Cambaz Kardeşler” oyunu da 29- 30 Ocak tarihlerinde
yine Yılmaz Güney Sahnesi'nde çocuklarla buluşacak.
Yardımcısı Halil Etyemez,
Ak Parti Mamak İlçe
Başkanı Muhammet
Abdullah Özer, Ak Parti
Mamak Belediyesi Grup
Başkan Vekili Faruk
Gültekin ve çok sayıda
davetli katıldı. Sivil toplum
kuruluşlarının düzenlediği
programları önemsediğini
dile getiren Mamak
Belediye Başkanı Mesut
Akgül; “STK’lar tarafından
bize getirilen makul talep-
leri karşılıyoruz. Programın
hayırlara vesile olmasını
diliyorum” dedi.
Konuşmaların ardından
folklor ekibi eşliğinde
misafirler ağırlanarak
arabaşı çorbası ikram
edildi.
Yozgatlıların ailecek
rağbet gösterdiği bir diğer
program da Yozgat
Esenliler Köyü Derneği’nin
Yozgat Federasyonu’nda
düzenlediği arabaşı
programıydı. Birliğin ve
beraberliğin olduğu yerde
bereketin olduğunu
kaydeden Akgül, gecenin
düzenlenmesinde emeği
geçen herkese teşekkür
ederim dedi. Esenliler
Köyü Dernek Başkanı
Kadir Sipahi de dernek
çalışmaları hakkında bilgi
vererek;
“Çalışmalarımızda
desteğini bizden esirgemeyen Sayın Belediye
Başkanımız Mesut Akgül’e
çok teşekkür ediyorum”
dedi.
Çankaya’nın minik aşçıları
HABER MERKEZİÇankaya Belediyesi Gündüz Çocuk Bakımevleri,
eğitimde çocukların ruhsal, fiziksel ve zihinsel
gelişimlerinin yanı sıra el becerilerini geliştirebilecekleri atölye çalışmalarına da yer veriyor.
Eve Sığamadık Parti Evi’nde mutfak atölye çalışması yapan 5-6 yaş arası 345 çocuk, yeni bir deneyim kazanmanın heyecanını yaşadı; elma şekeri yaptı.
Elmaları alıp sıraya giren minikler, elmaları önce
şekere sonra çikolataya bulayıp ardından da
süslemesini yaptılar. Atölye çalışması partiye
dönüşen minikler, kendi yaptıkları elma şekerlerini
paketleyip anne ve babalarına götürmek için sabırsızlandılar.
Hem eğlenip hem öğrenen çocuklar mutfaktaki
başarılarını aldıkları sertifikalarla taçlandırdılar.
Sertifikalı tatlı ustalarından Emir Poyraz Çelik (6),
sevincini ve heyecanını “Elma şekeri yapımı çok
lezzetli görünüyordu. Yaparken yemek istedim. İlk
kez çikolatalı elma şekeri görüyorum” sözleriyle gösterdi. Zaman zaman evde anneleriyle kek, kurabiye,
mantı gibi yiyecekler yaptıklarını söyleyen Efe Uslu (6)
ve Nehir Sağlam (6) da “Çok eğlenceli” diyerek
coşkularını gösterdiler.
Pursaklar Kent
Konseyi toplandı
HABER MERKEZİPursaklar Kent Konseyi, 2015 yılı 1. Olağan Genel
Kurul toplantısını gerçekleştirdi.
Mehmet Akif Ersoy Sosyal Tesislerindeki Özler
Restoran’da yaparak 2014 yılı faaliyet raporu değerlendirildi. Toplantıya Pursaklar Belediye Başkanı
Selçuk Çetin, Kent Konseyi Başkanı Musa Kazım,
Yıldırım Beyazıt Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr.
Mehmet Akkuş, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı
Müsteşar Yardımcısı Ömer Bozoğlu, Pursaklar İlçe Mili
Eğitim Müdürü Adnan Gürbüz, Pursaklar Belediye
Başkan Yardımcıları Osman Kayaer, Ercan Doğan,
Nedim Erçetin, Kent Koseyi Genel Sekreteri Akif
Durmuş, muhtarlar ve çok sayıda üye katıldı.
Toplantıda Genel Sekreterliğin hazırladığı 2014 yılının
faaliyet raporu okundu ve değerlendirildi. Başkan
Musa Kazım tarafından sunulan rapor üyelerin kabul
oyu ile onaylandı. 2015 yılı çalışma planının da
görüşüldüğü toplantıda Kent Konseyi tarafından davetlilere yemek ikram edildi.
Sincanlı güreşçiler
madalyaya doymuyor
Sincan Belediyespor güreşçileri,
Okullar Arası Güreş Müsabakası’ndan
da elleri dolu döndü.
HABER MERKEZİKatıldıkları her turnuvada Sincan’ı en iyi şekilde
temsil eden Sincan Belediyespor Güreşçileri 13-14
yaş Okullar Arası Güreş Müsabakasından da 5
madalya ile döndü. Ankara Yaşar Doğu Spor
Salonunda düzenlenen turnuvada da sırtı yere
gelmeyen yetenekli güreşçiler iddialarını bir kez
daha gözler önüne serdi. 35 kiloda Emre Kalas, 37
kiloda Salih Karadurak ve 66 kiloda Oğuzhan Çınar
2.ci olurken 42 kiloda Samet Şahin ve 47 kiloda
Osman Can Soylu 3.cü oldu. 3 gümüş 2 bronz
madalya alan güreşçiler 5 madalya ile Sincan’ı
gururlandırdı.
Güreşin, kültürümüzün bir parçası olduğunu
belirten Sincan Belediye Başkanı Doç. Dr. Mustafa
Tuna, “Ata sporumuzu nesilden nesle aktarmak
bizim görevimiz… Gençlerimizin güreşe olan ilgi ve
sevgisi bizi çok memnun ediyor. Güreş takımımızı
aldıkları başarıdan dolayı kutluyor ve başarılarının
devamını diliyorum.” dedi.
7
EKONOMİ
29 Ocak 2015 Perşembe
Alternatif enerji
kaynakları
içinde gösterilen ve biyoyakıt
üretimi yapılan
yağlık bitki
aspirin üretiminin artması
durumunda
Türkiye'nin
enerji ithalatının
azalacağı
belirtildi.
Aspir üretimi artarsa
enerji ithalatı azalacak
KONYA - ABDULLAH DOĞAN Türkiye Aspir Derneği Başkanı Prof. Dr.
Fikret Akınerdem, Enerji ve Tabii Kaynaklar
Bakanlığınca, "Aspir Tarımını Geliştirme ve
Biyoyakıt Olarak Kullanımı" projesinin
yürütmesinde görevlendirildi.
Bakanlığın himayesinde; Türkiye Petrolleri
Anonim Ortaklığının (TPAO) katkısıyla hazırlanan proje kapsamında, aspir üretiminin
artırılması için köy ve beldelerde tanıtım çalışması yapılacak.
Selçuk Üniversitesi Ziraat Fakültesi
Endüstriyel Bitki Anabilim Dalı Başkanı da olan
Prof. Dr. Fikret Akınerdem, AA muhabirine
yaptığı açıklamada, aspir bitkisinin öneminin
giderek arttığını söyledi.
Aspirin, biyodizel ve yemeklik yağ üreti-
minde kullanıldığını hatırlatan Akınerdem,
kurak iklim koşullarında yetişen bitkinin ekiminin son yıllarda giderek yaygınlaştığını
aktardı.
Akınerdem, aspirin sözleşmeli üretim kapsamında bir ürün olduğuna dikkati çekerek,
"Çiftçilerimiz, dönümüne 15 lira destek alacak.
Ayrıca kilogram başına da 50 kuruş desteği
var. Ürün 90 kuruşa satılıyor. Tüm teşvik ve
satış gelirini baz alırsanız, buğdayın 3 katı
kadar gelir elde edilmiş oluyor" diye konuştu.
Hükümetin, aspir üretimini artırmaya yönelik çalışmalar yürüttüğünü anlatan Akınerdem,
bitkinin Türkiye'de yağ ve enerji açığının kapatılmasına katkı sağlayacağını bildirdi.
Akınerdem, aspirde yüksek verim elde
etmek için çalışmalar yapıldığını, ekim alanının
yaygınlaştırılmasına yönelik de Enerji ve Tabii
Kaynaklar Bakanlığınca proje hazırlandığını
dile getirdi.
Bakanlığın himayesinde hazırlanan projeyi
yürütmekle görevlendirildiğini anlatan
Akınerdem, "Aspir Tarımını Geliştirme ve
Biyoyakıt Olarak Kullanımı projesi ile bu
bitkinin üretimini artırmayı amaçlıyoruz.
Türkiye'nin enerji ihtiyacının bir bölümünü
aspirle karşılayabiliriz. Enerji ve Tabii
Kaynaklar Bakanlığı, enerji ithalatını 1 dolar
dahi azaltacak her türlü bitkisel ham maddenin
üretimine destek veriyor. Sivil toplum kuruluşları, ilgili müdürlükler, tarım kredi kooperatifleri ve çiftçilerimiz ile aspir ekimini yaygınlaştıracağız" ifadelerini kullandı.
(AA)
"Afrodit'in güzellik suyu" İskandinav
ve Arapların da dikkatini çekti
45 bin arıcıya
“bal gibi” destek
ORDU - HAYATİ AKÇAY - Türkiye genelinde kovan
başı yapılan destekleme ödemesi kapsamında yaklaşık
45 bin arıcının hesaplarına 58 milyon lira yatırıldı.
Türkiye Arı Yetiştiricileri Merkez Birliği (TAB) Başkanı
Bahri Yılmaz, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Gıda,
Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı'nın, birliklere üye
arıcılara destek amacıyla bu yıl 60 milyon liralık ödeme
yaptığını anlattı.
Bu kapsamda dün itibariyle arıcıların hesaplarına
yaklaşık 58 milyon lira yatırıldığını anlatan Yılmaz,
"Ödemesi yapılan arıcılar için ilkbahar erken geldi"
dedi.
Yılmaz, ilk defa 2003 yılında başlanan destekleme
projesinin daha sonra çeşitli başlıklar altında devam
ettiğini ve en son 2008 yılından sonra kovan başı şeklinde arıcıların desteklendiğine işaret ederek, bu yıl
desteklenen arıcı sayısının 45 bine çıktığını vurguladı.
Binlerce arıcının sabırsızlıkla beklediği paranın
üyelerinin hesaplarına yatırıldığını anlatan Yılmaz,
arıcıların bakım zamanı ceplerine girecek bu paranın
"büyük bir yaraya merhem olacağını" ifade etti.
Yılmaz, 81 ilde birliklerine üye 45 bin arıcıya yatırılan
58 milyon liradan en büyük payı Muğla ve Ordu
illerindeki birliklerin aldığını söyledi.
"ARICILAR PARAYI BAKIMDA DEĞERLENDİRECEK"
Destekleme ödemesinin yüzde 25'inin bu iki birliğe
aktarıldığını dile getiren Yılmaz, "Ödemeler kovan başına 10 lira üzerinden yapılmaktadır. Binlerce arıcımızın
yüzü kovan başına yapılan destekleme ödemesiyle
güldü. Hesaplarına yaklaşık 58 milyon lira yatırılan
arıcılarımız için ilkbahar erken geldi. Bu anlamda 2002
yılından bu yana her daim arıcının yanında olan
hükümetimize ve ilgili bakanlığımıza teşekkür ediyorum" şeklinde konuştu.
Yılmaz, arıcıların destekleme parasının büyük çoğunluğunu kovanlarına yapacakları bakımda kullanacağına
işaret ederek, "Önümüz İlkbahar. Dolayısıyla arılarında
İlkbahar bakımları geliyor. Arıcılarımız arılarının daha
fazla beslenmesi için şeker alacak. Kırılan ve bozulan
kovanlarını değiştirecek. Bunun için arıcılara bu para
ilaç gibi geldi" diye konuştu. (AA)
BALIKESİR - ZAFER AKPINAR
- Mitolojiye göre, "Afrodit'in cüzzama yakalandıktan sonra eski güzelliğine kavuştuğu" kaplıcalarıyla bilinen Balıkesir'in Edremit ilçesine
bağlı Güre Mahallesi'nde (eski
belde) otel kurmak isteyenlerin
sayısı artarken, İskandinav ve Arap
ülkelerinden gelen bazı yatırımcıların, bölgede yer aradığı bildirildi.
Edremit Belediye Başkanı Kamil
Saka, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Güre'nin termal turizm
Edremit Belediye Başkanı Kamil Saka, yaptığı
geçmişinin oldukça eskilere
açıklamada, Güre'nin termal turizm geçmişinin
dayandığını söyledi.
oldukça eskilere dayandığını söyledi.
Mitolojide de yer alan Güre'deki
sahip bu işletmenin 5 yıldızlı tesisinin
termal suların "Afrodit'in cüzzama yakainşaatı sürüyor. Bir iki otelin daha yapımı
landıktan sonra eski güzelliğine kavuşturdevam ediyor. Güre'de mevcut yatak
duğu"nun bilindiğini dile getiren Saka,
kapasitemiz 7 bin civarında. Yaz aylarına
"Güre, deniz, Kazdağları, doğa, tarih ve
kadar yatak kapasitemiz 10 bini, birkaç yıl
termaliyle dünyada eşi benzeri az rastiçinde ise 15 bini bulacak."
lanan bir potansiyeli bulunuyor. Özellikle
Saka, Güre'ye milyonlarca dolarlık
termalin etkisiyle son yıllarda ilgi giderek
yatırım yapıldığını belirterek, "Halen çok
artıyor" dedi.
sayıda başvuru var otel yatırımı için. Bir iki
Yılda 100 binden fazla turistin termal
otel için proje hazırlanıyor. Ülkenin sayılı
sularda şifa için bölgeye geldiğini anlatan
mimarları projeler yapıyor. Yatırımcılar için
Saka, şöyle devam etti:
"Güre'de şu anda 6 termal otel oldu. Bir çok cazip bir bölge. Yabancı yatırımcılar
da bölgeye gelmeye başladı. İskandinav
iki otel daha açılacak. Yaz aylarına kadar
10 otele ulaşılmış olacağız. Dünyanın ünlü ve Arap ülkelerinden yatırımcılar, bölgede
yer arıyorlar. Paraları hazır, yer bulsalar,
bir oteller zinciri (Ramada) ilk termal oteliruhsat alıp hemen kazmayı vuracaklar"
ni yaz aylarında Güre'de hizmete sokadiye konuştu. (AA)
cak. Dünyanın en büyük oteller zincirine
ARA-SIRA
Nurullah AYDIN
[email protected]
TÜRK MİLLETİ’Nİ ALDATANLAR
İnsanlık ailesinin şerefli üyesi Türk Milleti tarihinin en karanlık dönemini yaşıyor.
Türk tarihin en kötü dönemleri; lanetlenmiş Arap
kültür taşıyıcısı din istismarcılarının masum telkinlerinin etkin olduğu dönemlerdir.
Onlar ki; genlerine işlemiş Türk düşmanlığıyla
zehir kusuyorlar.
Türk Milleti demeyen, Milletimiz diyerek,
Müslüman kardeşim diyerek kendilerini gizleyen,
Türk Milleti’ni aldatan, kanı, zihni, inancı bozuk
dönme İslamcı görüntülü Türk düşmanlarının ihanetleri takip edilmektedir.
Din-iman istismarcılığı ile güç kazananlar neler
yapıyorlar?
Türk Milleti’nin ortak dokusunu parçalıyorlar
Türk Milleti’nin evrensel değerlerden koparıyorlar.
Türk Milleti’nin düşmanlarını kahraman yapıyorlar
Türk Milleti’nin tarihi kahramanlarını
unutturuyorlar.
Türk Milleti’nin milli değerlerini
anlamsızlaştırıyorlar.
Türk Milleti’nin milli birlik ve beraberliğini
yıkıyorlar.
Türk Milleti’nin dini diye Arap hurafelerini telkin
ediyorlar.
Türk Milleti’nin manevi değerlerini çıkarlarına alet
ediyorlar.
Türk Milleti’nin bin yıllık ortak kardeşlik değerlerini yıkıyorlar.
Türk Milleti’nin servetlerini satıyor, kazanımlarını
tersyüz ediyorlar.
Türk Milleti’nin kültürü yerine Arap kültürünü
yerleştirmeye çalışıyorlar.
Türk Milleti’nin egemenliği yerine batı egemenliğini yerleştirmeye çalışıyorlar.
Türk Milleti’nin aydınlanması yerine karanlık
çarpık köleci anlayışı sürdürüyorlar.
Türk Milleti’nin akılcı inanç değerleri yerine ilkel
ortaçağa dayalı yeni İslam oluşturuyorlar.
Türk Devleti’nin kurucu felsefini alt üst ediyorlar.
Türk Devleti’nin saygınlığını sarsıyor, güvenirliğini alt üst ediyorlar.
Türk Devleti’nin milletin tamamını kucaklaması
anlayışını yıkıyorlar.
Türk Devleti’nin kurumlarını çağdışı hurafecilerin
zihniyetine aracı yapıyorlar.
Türk Devleti’nin komşularıyla güven veren ilişkilerini, barışsever algısını yıkıyorlar.
Türk Devleti’nin bağımsızlığını ortadan kaldırıyorlar, mandacı devlet haline sokuyorlar.
Türk Devleti’nin iradesini Türk olmayan Türk düşmanlarının vesayetine teslim ediyorlar.
Dünyada en iyisi ile en kötüsü arasında en az fark
olan şey nedir?’ Kimi para, kimi kadın, kimi makam,
kimi statü, kimi servet, kimi şöhret, der. Oysa o şey;
yobazlıktır.
Yobazlığın; dindarı, dinsizi, liberali, milliyetçisi,
ırkçısı olmaz. Yobaz her siyasal akımda, düşüncede,
anlayışta olabilir. Yobazlığın beslendiği iki kaynaktan biri gözü kapalı biat diğeri ise tek yönlü okuyarak, öğrenerek dogmalara saplanmaktır.
Türk Devleti’nin temellerini, elsiz ayaksız yeşil
dolarlı yılanlar kemiriyor.
Türk Milleti’nin iyiniyetini, samimiyetini, güvenini istismar ederek aldatıyorlar.
İnsanlar; propagandayla, dezenformasyonla ve
yozlaştırılmış inanç afyonu ile uyuşturuluyor.
Aldanan ve aldatılanların uyandırılması gerekir.
Duyarlı olan herkes; imkan ve kabiliyetlerine göre
bireysel olarak veya örgütsel birlik içinde aydınlatmayla ve bilgilendirmeyle yapacak.
Uyan Türk Milleti uyan!
Çağdaş dünyanın şerefli üyesi olmak için uyan.
Bağımsızlığını yeniden sağlamak için uyan.
Birlik ve beraberliğini yeniden sağlamak için uyan.
Tarihine, kültürüne, milli ve manevi değerlerine
sahip çıkmak için uyan.
Günün Sözü: Sorumluluk ve duyarlılık, sağlıklı
bir toplum ve kamu düzeni için olmazsa
olmaz gerekliliktir.
Afrika'ya kiloyla kayısı ihracatı yaptık
MALATYA - TUBA KARAHAN /
NAİM BOŞKUT - ''Dünya kayısı
başkenti'' olarak kabul edilen
Malatya'dan geçen yıl en çok kuru
kayısı ihracatı 10 bin 935 tonla
ABD'ye yapılırken, Afrika ülkesi
Gabon da 20 kilogramlık satışla ilk
kez kayısı ihracat listesine girdi.
AA muhabirinin Malatya Ticaret
Borsası 2014 yılı ihracat listesinden
derlediği bilgilere göre, geçen yıl
Türkiye genelinde 79 bin 43 kilogram kuru kayısı ihracatı yapıldı.
Toplam 93 ülke ve 3 serbest bölgeye yapılan ihracatta en büyük
payı 10 bin 935 tonla Amerika
Birleşik Devletleri aldı. Amerika
Birleşik Devletleri'ni sırasıyla 7 bin 262 tonla
Almanya, 7 bin 124 tonla Fransa, 6 bin 493
tonla Rusya Federasyonu, 6 bin 432 tonla da
İngiltere izledi.
Japonya'dan Dubai'ye, Avustralya'dan
Afrika'ya kadar dünyanın dört bir yanına
yapılan kuru kayısı ihracatından yaklaşık 350
milyon dolarlık döviz girdisi sağlandı. Bu
rakamın 50 milyon 815 bin 784 doları
Amerika'ya yapılan ihracattan karşılanırken,
Almanya'ya yapılan ihracattan 39 milyon 806
bin 960 dolar, Fransa'dan 36 milyon 563 bin
864 dolar, Rusya Federasyonu'ndan da 17
milyon 226 bin 885 dolar gelir elde edildi.
Malatya'dan Mauritius, Gana, Gabon ve
Somali gibi Afrika kıtasındaki ülkelere de
kayısı ihracatı yapıldı. Mauritius'a 153,60 kilogram kayısı satıldı, 2 bin 273 dolar girdi sağlandı.
Somali'ye 45 kilogram kayısı ihraç edilirken,
miktar açısından Cibuti 25, Gabon
da 20 kilogramla listede son sırada yer aldı. Gabon'a ilk kez bu yıl
kuru kayısı ihracatı yapıldı.
Somali'ye kuru kayısı ihracatından 224,49 dolar, Cibuti'ye 170
dolar, Gabon'a yapılan ihracattan
da 151,92 dolar gelir sağlandı.
Malatya Ticaret Borsası
Yönetim Kurulu Başkanı Gürsel
Özbey, dünya kuru kayısı ihracatının yüzde 90'ına yakınını
karşılayan Malatya'nın son
dönemlerde Afrika ülkelerine de
ürün görmeye başladığını söyledi.
Gabon'a, Cibuti'ye, Somali'ye
tadımlık da olsa kuru kayısı ihraç
ettiklerini kaydeden Özbey, "Dünya ülkelerinin
tamamına ulaşmak için, onlara da kayısıyı tattırmak için çalışmalarımız son hızla devam
ediyor. Amacımız yeryüzünde Malatya
kayısısının girmediği, tadına bakılmadığı ülke
bırakmamak. Siz ne kadar fazla insana
kayısıyı yedirme gayreti taşırsanız, ihracat
miktarınız da o kadar artar. Bu da ülke ve il
ekonomisine katkı demektir" ifadelerini kullandı. (AA)
8
EKONOMİ
29 Ocak 2015 Perşembe
Türkiye Ziraat Odaları
Birliği (TZOB) Genel
Başkanı Şemsi
Bayraktar, kırmızı
mercimek, kuru fasulye
ve nohutta prim
desteğinin artırılması
kararına ilişkin, "Bu
karar, çiftçinin baklagil
ekimine yönelmesi ve
üretimin artması için
faydalı olacaktır. Üretim
artışı ithalatta gerilemeye, ihracatta artışa yol
açacaktır" dedi.
Prim desteği baklagil
üretimini artıracak
ANKARA- MERVE ÖZLEM ÇAKIR Başbakan Ahmet Davutoğlu'nun, kırmızı mercimek, nohut ve kuru fasulyede prim
desteğinin yüzde 100, meyve üreticileri için
fidan desteğinin yüzde 50 artırılacağı, süt ve
süt ürünlerinde hibe oranının yüzde 70'e
çıkarılacağına yönelik açıklamaları tarım sektöründe olumlu karşılandı.
Konuya ilişkin AA muhabirinin sorularını
yanıtlayan Bayraktar, baklagillerin birçok
bölgede üreticinin geçim kaynağını oluşturduğunu, özellikle gelir seviyesi düşük kesimin
protein ihtiyacının karşılanmasında bu ürünlerin önemli yer tuttuğunu söyledi.
Türkiye'nin baklagil üretiminde son yıllarda
azalma görüldüğünü anlatan Bayraktar, "Son
10 yıldaki baklagil üretimine bakıldığında,
ürünlerin tamamında azalma olduğu
görülmektedir. 2004-2014 döneminde üretim
nohutta 620 bin tondan 450 bin tona, kırmızı
mercimekte 480 bin tondan 325 bin tona, kuru
fasulyede 250 bin tondan 215 bin tona, yeşil
mercimekte 60 bin tondan 20 bin tona, baklada 30 bin tondan 14 bin 927 tona, bezelyede
3 bin 500 tondan 2 bin 987 tona, börülcede 2
bin 300 tondan 2 bin 6 tona düştü" dedi.
Tarımsal ürünlerde üretim maliyetlerinin
yüksek olmasının sektörün en büyük sorunları
arasında yer aldığına işaret eden Bayraktar,
şunları kaydetti:
"Girdi fiyatlarının maliyet içindeki payının
azaltılması amacıyla uygulanan destekler
oldukça önem taşımaktadır. Baklagillere
verilen destekler 2009 yılından bu yana
değiştirilmemiş, kilogramda 10 kuruş olarak
uygulanmıştır. Başbakan Ahmet
Davutoğlu'nun konuyla ilgili açıklamaları olumludur. Bu açıklamalar, çiftçinin baklagil ekimine
yönelmesi ve üretimin artması için faydalı olacaktır. Üretim artışı ithalatta gerilemeye, ihracatta artışa yol açacaktır. Türkiye, baklagil dış
ticaretinde şu anda net açık vermektedir.
Üretim artışı yeterince olursa, ilkin bu açığın
kapatılması, ardından dış ticarette net fazla
verilmesini sağlayabilir. Prim artışları maliyetleri bir miktar da olsa azaltmaktadır. Yalnız, fiyatlarda önemli düşüş sağlanması için, girdi
maliyetlerinin düşürülmesi, üretici ve market
fiyatları arasındaki makasın kapatılması
gerekir."
Bayraktar, meyve üreticilerine verilen fidan
desteğinin yüzde 50 artırılmasının da meyve
alanlarının genişlemesini sağlayacağını söyledi. Şemsi Bayraktar süt ve süt ürünlerine verilecek hibe oranının artırılmasının da süt üretimini teşvik edeceğini, süt sektörüne katkıda
bulunacağını vurguladı. (AA)
“İkinci el” otomotiv
pazarı yüzde 8 büyüdü
Müteahhitliğin
adı ve kriteri yok
KAYSERİ - ESMA KÜÇÜKŞAHİN - İnşaat
Müteahhitleri Konfederasyonu (İMKON) Genel Başkan
Yardımcısı Ali Aydın, müteahhitliğin hukuki mevzuata
kavuşmasını isteyerek, "Bir mesleğin yasası, tanımı,
ticarette, kanunda adı yoksa, bazen yüklenici, bazen
yapımcı diye gelişigüzel adlandırılıyorsa, kriteri yoksa
bu mesleğin geleceği görülemez" dedi.
Aydın, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Türkiye'de
son verilere göre 272 binden fazla kayıtlı müteahhit
bulunduğunu, bu rakamın Avrupa ülkelerine kıyasla çok
fazla olduğunu belirtti.
Müteahhitliğe ilginin hem avantajları hem de dezavantajları bulunduğuna dikkati çeken Aydın, İMKON ve
TOBB ile Çevre ve Şehircilik Bakanlığının müteahhitlikteki sorunların kesin çözüme kavuşturulması amacıyla
hazırladıkları Müteahhitlik Hizmet Yasası'nın bir an önce
Meclisten geçmesi gerektiğini dile getirdi.
"Müteahhitlik altın yumurtlayan bir tavuk gibi
görülüyor" diyen Aydın, şöyle konuştu:
"İnsanlarımızın girişimci bir ruha sahip olması ve
mesleğe bu kadar ilgi göstermesi güzel. Ancak ilginin
nedenine baktığımızda algıda bir yanılma var. Burada
rant var, para var gibi düşünülüyor. İşi bozulan biri
müteahhitliğe geçiyor, elinde kalan parayı değerlendirip
büyük paralar kazanmayı hayal ediyor. Bu tabii ki doğru
değil. Her önüne gelenin yaptığı bir meslek iyiye gidebilir mi? Bir mesleğin yasası, tanımı, ticarette, kanunda
adı yoksa, bazen yüklenici, bazen yapımcı diye
gelişigüzel adlandırılıyorsa, kriteri yoksa bu mesleğin
geleceği görülemez. Berber dükkanı açmak için
kalfalık, ustalık gibi istenen belgeler var. Ancak bizim
için istenen hiçbir kriter yok."
Müteahhitlerin düşünüldüğü gibi çok para kazanmadığını öne süren Aydın, "Çünkü arsa maliyetleri,
vergiler çok yüksek. Aldığımız her mal için yüzde 18
KDV ödüyoruz, KDV'siz aldığımız hiçbir şey yok. Asıl
rant arsada dönüyor. Sadece mesleğinde kendi
markasını oluşturmuş, işini ciddi yapan, maliyetle satış
arasına karını koymuş olanlar kazanç sağlayabiliyor"
diye konuştu.
Aydın, Almanya'da 2 bin 700 müteahhit varken
sadece Kayseri'de kayıtlı 5 bin müteahhit bulunduğunu,
bunun da hayati önem taşıyan bir mesleğe herkesin bu
kadar kolay girebilmesinden kaynaklandığına dikkati
çekti. (AA)
İZMİR - RAMAZAN ERCAN Türkiye'de "ikinci el" otomotiv pazarı,
2014'ün 11 aylık diliminde yüzde 8,6
büyüyerek 5 milyon adedi geçti.
"İkinci el" otomobil ve ticari araç
pazarının en hareketli olduğu ay eylül
oldu.
AA muhabirinin Otomotiv Distribütörleri
Derneği verilerinden derlediği bilgilere
göre, Türkiye ikinci el araç pazarında,
Ocak-Kasım 2014 döneminde 5 milyon
bin 714 araç "el değiştirdi."
İkinci el otomotiv pazarı, 4 milyon 604
bin aracın satıldığı 2013'ün aynı dönemine göre yüzde 8,6 artış gösterdi.
Otomobil ve ticari araç ikinci el pazarı
yüzde 9,7 artarak 4 milyon 583 bin 528
adete ulaştı.
İkinci el satışlarda, yüzde 75,2'lik pay
ve 3 milyon 445 bin 606 adetlik satış ile
otomobil ilk sırada yer aldı. Otomobil
pazarını yüzde 17,7'lik pay ve 813 bin
233 adet ile kamyonet pazarı izledi.
Geçen yılın 11 aylık döneminde 149 bin
kamyon, 124 bin minibüs, 47 bin
otobüs, 255 bin motosiklet, 162
bin traktörün de satışı gerçekleşti.
İkinci el otomobil ve ticari araç
pazarının en hareketli olduğu ay ise
eylül oldu. Yılın ilk 3 ayında 365375 bin bandında seyreden otomobil ve ticari araç satışları, nisan
ayıyla birlikte 400 binli rakamları
aştı. 11 aylık dilimde en fazla
satışlar ise 476 bin rakamıyla eylül
ayında oldu. (AA)
Merkez, bu yıl % 5,5 enflasyon öngörüyor
ANKARA - Merkez Bankası Başkanı
Erdem Başçı, enflasyonun 2015 sonunda,
orta noktası yüzde 5,5 olmak üzere yüzde
4,1 ile yüzde 6,9 aralığında, 2016 yılında ise
orta noktası yüzde 5 olmak üzere yüzde 3,2
ile yüzde 6,8 aralığında gerçekleşeceğini
tahmin ettiklerini bildirdi.
Başçı, yılın ilk enflasyon raporunun
tanıtımı amacıyla düzenlenen basın toplantısında enflasyon tahminlerini açıkladı.
Orta vadeli tahminlerini oluştururken,
enflasyon görünümünde sağlanan iyileşmenin kalıcı olması için temkinli bir yaklaşım
sergileyeceklerini dile getiren Başçı, getiri
eğrisini yataya yakın tutarak para politikasındaki sıkı duruşu sürdürecekleri bir
çerçeveyi esas aldıklarını bildirdi.
Alınan makro ihtiyati tedbirlerin de
katkısıyla yıllık kredi büyüme oranının geldiği
makul seviyelerde istikrar kazanacağı bir
çerçeveyi esas aldıklarını da belirten Başçı,
şunları kaydetti:
"Bu çerçevede enflasyonun yüzde 70
olasılıkla, 2015 yılı sonunda yüzde 4,1 ile
yüzde 6,9 aralığında, orta noktası yüzde
5,5, 2016 yılı sonunda ise yüzde 3,2 ile
yüzde 6,8 aralığında, orta noktası yüzde 5
gerçekleşeceğini tahmin ediyoruz.
Enflasyonun orta vadede yüzde 5
düzeyinde istikrar kazanacağı
öngörüyoruz. Sonuç olarak, ekim enflasyon
raporunda yüzde 6,1 olan 2015 yıl sonu
enflasyon tahminimizi, 0,6 puan aşağı yönlü
güncelleyerek, yüzde 5,5'e çektik."
Bu güncellemenin, petrol fiyatlarından
kaynaklandığını belirten Başçı, 2014 yılına
göre enflasyonda bekledikleri belirgin
düşüşte, birikimli kur etkilerinin azalmaya
devam edeceğine ve gıda enflasyonunun
geçmiş yıllar ortalamasına döneceğine dair
öngörüleri ile gerileyen petrol fiyatlarının
belirleyici olduğunu bildirdi. Başçı,
enflasyonun 2015 yılı içindeki seyrinde ise
baz etkilerinin belirleyici olacağını ifade etti.
Ağustos ayına kadar baz etkilerinin yıllık
enflasyonu düşürücü yönde, yılın geri
kalanında ise artırıcı yönde olacağını tahmin
ettiklerini aktaran Başçı, "Bu çerçevede yıllık enflasyonun yılın üçüncü çeyreğine
kadar düşüşünü sürdüreceğini, son çeyrekte ise baz etkisiyle bir miktar yükselerek
yüzde 5,5 seviyesine geleceğini
öngörüyoruz" diye konuştu. (AA)
Merkez Bankası
Başkanı Erdem Başçı
Perakende sektörü 2015'te
yüzde 9 büyüme bekliyor
İSTANBUL - Tüm Alışveriş Merkezleri ve
Perakendeciler Federasyonu (TAMPF) Başkanı
Vahap Küçük, 2015'te perakende sektörünün
yüzde 9 büyüyeceğini belirterek, organize perakendede cironun 120 milyar dolar çıtasını aşacağını
söyledi.Sektörün "2014-2015 Yılı Değerlendirme/
Bilgilendirme" toplantısı Vahap Küçük'ün ev
sahipliğinde, TAMPF çatısı altında yer alan Alışveriş
Merkezi Yatırımcıları Derneği (AYD) Başkanı Hulusi
Belgü,
Birleşmiş
Markalar
Derneği (BMD)
Başkanı
Hüseyin
Doğan, Gıda
Perakendecileri
Derneği (GPD)
Başkanı Nihat
Özdemir,
Kategori
Mağazacılığı
Derneği (KMD)
Başkanı Alp Önder Özpamukçu ile Turizm
Restoran Yatırımcıları ve İşletmecileri Derneği
(TURYİD) Başkanı Kaya Demirer'in katılımıyla
yapıldı.
Vahap Küçük, 2015 yılında, geçen yıla paralel
bir büyüme oranı beklediklerini belirterek, "2014
yılında Türkiye ekonomisinin yüzde 3,3 büyümesi
beklenirken, perakende sektörü reel bazda yüzde 9
büyüdü. Geçen yıl toplam perakende sektöründeki
istihdamımız 2,5 milyon oldu. Bunun 750 bini
organize perakendede yer aldı. Toplam perakendenin 2014'te 250 milyar dolar olan cirosunun
110 milyar dolarını organize perakende sektörü
gerçekleştirdi. 2015'e baktığımızda ise Türkiye
ekonomisinde yüzde 4, modern perakendede ise
yüzde 9 büyüme öngörüyoruz, organize perakendede ciro 120 milyar dolar çıtasını aşacak" diye
konuştu. (AA)
GENEL KURUL İLANI
Beşikkaya Fetih Camisi Derneğinin Olağanüstü
Genel Kurul Toplantısı 15.02.2015 Pazar günü
saat: 13:00’da Beşikkaya Mahallesi 1652. Cadde
1939/1. Sokak No:2 Altındağ- ANKARA adresinde
bulunan camii merkezinde yapılacaktır.
Bu toplantıda çoğunluk sağlanamadığı takdirde
ikinci toplantı 22.02.2015 Pazar günü aynı yer ve
saatte yapılacaktır.
Tüm üyelerimize duyurulur.
YÖNETİM KURULU
GÜNDEM:
- Açılış, Divan Teşekkülü,
- Yönetim ve Denetim Kurulu raporlarının ibrası,
- Yeni Yönetim ve Denetim Kurullarının seçimi,
- Dilek ve temenniler,
- Kapanış.
YediGün - 5
ANKARA KÜÇÜKESAT
DÖRTYOL YERALTI CAMİİ
KORUMA VE YAŞATMA
DERNEĞİ OLAĞAN GENEL
KURUL TOPLANTISI
DUYURU İLANI
06-002-010 Kod numaralı Ankara Küçükesat
Dörtyol Yeraltı Camii Koruma ve Yaşatma
Derneğimizin Olağan Genel Kurul Toplantısı
06.03.2015 günü saat 13:00’da Küçükesat
Bardacık Sokak No:64/B Çankaya-Ankara
adresinde yapılacaktır.
Çoğunluğun sağlanamaması halinde 2. Toplantı
13.03.2015 günü aynı yer ve saatte yapılacaktır.
Üyelere duyurulur.
GÜNDEM:
1- Açılış, saygı duruşu,
2- Divanın teşekkülü,
3- Yönetim, Denetim Kurulu raporlarının okunup,
müzakeresi,
4- Yönetim Kurulunun ibrası,
5- Dernek üyelik aidatlarının görüşülüp, karara
bağlanması,
6- Yeni Yönetim ve Denetim Kurullarının seçimi,
7- Dilek ve temenniler, kapanış.
YediGün - 6
ANKARADAKİ BAYBURT
KÖYLÜLERİ SOSYAL
YARDIMLAŞMA DAYANIŞMA
DERNEĞİNDEN OLAĞAN
GENEL KURUL TOPLANTISI
DUYURU İLANI
06-040-132 Kod numarası ile faaliyetini sürdüren
Derneğimizin Olağan Genel Kurul Toplantısı
07.03.2015 günü saat 14:00’da Köşk Mah.
Adnan Kahveci Cad. No:57/C Keçiören/ Ankara
adresinde bulunan dernek lokalinde yapılacaktır.
Çoğunluğun sağlanamaması halinde 2. Toplantı
14.03.2015 günü aynı yer ve saatte yapılacaktır.
Üyelere duyurulur.
YÖNETİM KURULU
GÜNDEM:
1- Açılış, saygı duruşu,
2- Divanın teşekkülü,
3- Yönetim, Denetim Kurulu raporlarının okunup,
müzakeresi,
4- Yönetim Kurulunun ibrası,
5- Dernek üyelik aidatlarının görüşülüp, karara
bağlanması,
6- Yönetim ve Denetim Kurullarının seçimi,
7- Dilek ve temenniler, kapanış.
YediGün - 7
KÜLTÜR-SANAT
KÜLTÜREL
BOYUT
Prof. Dr. Hayrettin İVGİN
[email protected]
TÜRKİYE’DE OKUMA ALIŞKANLIĞI
Toplumların gelişmişlik düzeyleri ekonomi veya teknoloji ile değerlendirilmiyor artık. Bir topluma “gelişmiş ülke” denebilmesi için o ülkenin siyasî ve sosyal
kalkınmışlık düzeyine bakmak gerekiyor. Bunun temelinde kültürel kalkınma gelir. Kültürel kalkınmanın
ölçüsü de o toplumun “okumuşluk” düzeyidir.
Okumuşluk düzeyi, okuma alışkanlığıyla sağlanır.
“Okuma” zannedildiği gibi bireysel bir davranış biçimi
değildir. Geneli düşünürseniz “okuma” bireysel değil
toplumsal olaydır bence.
Okumuşluk düzeyinin yüksekliği o toplumun; çağdaş, kültürlü, sosyal, yaratıcı, demokrat ve gelişmiş
olduğunun göstergesidir. Toplumlar, okuma alışkanlığı
edinmiş bireyler yetiştirmelidir. Okuyan kişi; düşünendir, yargılayandır, eleştirendir, kitaba ihtiyaç duyandır.
2011 yılı içinde Kültür ve Turizm Bakanlığı,
“Türkiye Okuma Kültürü Haritası” adıyla bir araştırma
kitabı yayımladı. Türk vatandaşlarının okuma alışkanlıklarını ortaya koymayı hedefleyen bu araştırma kitabında önemli bilgiler bulunmaktadır. Türkiye İstatistik
Kurumu’nun belirlediği 6.212 kişiyle “yüz yüze anket
yönetimi” ile yapılan bu araştırma; Türk toplumunun
“kitap okuma” ve “kütüphane kullanma
alışkanlıkları”nı belirlemiştir.
Bu araştırmadaki ankete katılanların % 3’ü okuryazar değil, % 95’i ortaokul, % 25’i lise, % 12’si yüksek öğrenimlidir.
Katılımcıların % 90’nı Büyükşehir ve kentlerde, %
10’nu kasaba ve köylerde yaşıyor. Aylık geliri 1500
TL’nin altında olanlar; katılımcıların % 56,5’si, yukarda olanlar ise % 43,5’si olduğu tespit ediliyor.
Bu araştırmaya göre; hiç kitap okumama ve yılda 10
kitaptan az okuma dikkate alındığında, katılımcıların
ortalama % 75’inin okumadığı anlaşılıyor. Türkiye’de
yılda ortalama, 10’dan az kitap okunmaktadır. Yılda
ortalama 12 kitapla en çok 7-14 yaş grubu bireylerin
okuduğu tespit edilmiştir. Verilere dayanarak, hayatının
büyük bir bölümünü kasaba ve köylerde geçirenler “hiç
kitap okumayanlar” grubunu oluşturmaktadır. Hiç kitap
okumadığını belirten katılımcıların 65 ve üzeri yaşlarda
yoğunluk gösterdiği belirlenmiştir. Yılda okunan kitap
sayıları, karşılaştırıldığında kadın-erkek oranlarının çok
farklılaşmadığı görülmektedir.
“Rastgele kitap seçen ve düzensiz okuyan”ların
büyük oranla yılda 10’dan daha az kitap okudukları,
buna karşılık “seçici ve düzenli okuyan”ların ise yılda
ortalama 14,5 kitap okudukları tespit edilmiştir.
Kişilerin kitap okuma alışkanlığı kazanmalarında,
aile ve yakın çevrelerinin etkisinin düşük düzeyde
olduğu anlaşılmaktadır. % 75’i kendi isteği, % 17’si
öğretmenlerin etkisi ile okuma alışkanlığı kazanmıştır.
Kitap okuyanların % 19,5’i edebiyat % 18,5’i ise dini
yayınları okuyorlar. % 85,7’si Türkçe yazılmış kitap, %
34,2’si çeviri kitaplar, % 2,4’ü diğer dillerdeki kitapları
okuyorlar. % 60,8’i roman ve öykü kitabı, % 27,1’i ise
şiir kitabı okuyor. Bir yılda, toplumun % 43,4’ü 1-5
kitap, % 17,8’i 6-10 kitap, % 12,6’sı ise 11-20 kitap
satın alıyor. Toplumun % 21,4’ü hiç kitap almıyor.
Toplumun % 14,15’inin evinde hiç kitap bulunmuyor,
% 43,49’unda 1-25 kitap, % 20,96’sın da ise 26-50
kitap bulunuyor. Bakın şimdi önemli bir bulguyu sizinle paylaşmak istiyorum. Toplumun % 88,79’u hiç
kütüphaneye gitmiyor. % 11,21 kütüphaneye yararlanmak üzere gidiyor ama bunların da aşağı yukarı hepsi
öğrenci; ders çalışmak ve ödev yapmak için kütüphaneye gidiyor.
Bu araştırmaya göre; toplumun yılda ortalama kitap
okuma sayısı; 7,2 kitap. Bu durumda; Türk toplumunda
“okuma alışkanlığı” olduğunu söylemek mümkün
görülmüyor. Bu durum; düşünen, düşündüğünü ortaya
koyan, tartışan, sosyal sorunları bilen ve çözüm önerileri ortaya koyan, demokratik tavır sergileyebilen bir
toplum olmadığımızın bir göstergesi değil midir?
Hayırlısı olsun. Benim merak ettiğim şey şudur: Böyle
bir toplum, kendini yönetenleri hangi bilinçle seçebiliyor? Halk iradesi meclise yansıyor mu? Yansıyorsa,
nasıl ve hangi oranlarda irade ortaya çıkıyor? Aslında
bunları sorgulamak gerekiyor.
“Kelebekleri
öldürmeyin” ve
“Çeşmebaşı” son
kez sahnelenecek
ANTALYA - Antalya Devlet Opera ve Balesi
(ANTDOB), "Kelebekleri öldürmeyin" ve
"Çeşmebaşı" modern balelerini bu sezon son
kez sahneleyecek.
ANTDOB'dan yapılan açıklamaya göre, 20
Ocak'ta prömiyeri gerçekleştirilen iki eser, 29 ve
31 Ocak'ta Haşim İşcan Kültür Merkezi'nde
sanatseverlerle buluşacak.
Tutkuyla başlayıp, nefrete dönüşmesiyle sıradanlaşıp yok olan aşkın anlatıldığı "Kelebekleri
öldürmeyin" balesi, "Kelebek ömrü gibi kısa
olmayacak aşkımız" eserinin çıkış noktasını oluşturuyor. Bir kelebeğin ömrü kadar kısa olan aşk
hikayesinde bir kadın ve bir erkeğin birbirini
aşkla severken aşkı nasıl öldürdükleri Uğur
Seyrek'in koreografisiyle anlatılan eserde, librettosu Işık Noyan'a ait, kostüm tasarımı Çimen
Somuncuoğlu, ışık tasarımı ise Mustafa Eski
imzasını taşıyor.
Ferit Tüzün'ün yapıtı ve ilk koreografisi Dame
Ninette de Valois tarafından yapılan ilk Türk bale
suiti "Çeşmebaşı" balesi ise koreograf Uğur
Seyrek tarafından sahneye konuluyor. Aşkın
dışavurumu ve genel olarak insanların davranış
ve yaşayış biçimlerinin modernleşme
aşamasındaki sancılı sürecin işlendiği
eserde, dekor tasarım Gürcan
Kubilay, kostüm
tasarım Sevtaç
Demirer ve ışık
tasarım ise
Mustafa Eski imzasını taşıyor. (AA)
29 Ocak 2015 Perşembe
9
“Türk müzik tarihine
miras: DİVANNAĞME”
Divan türü eserlerin bir araya getirildiği "Geleneksel Türk Müziğinde Divanlar: Divannağme"
çalışması, Türk müziğinin önemli eserlerini geleceğe taşıyacak.
EDİRNE - Divan türü eserlerin bir araya
getirildiği "Geleneksel Türk Müziğinde Divanlar:
Divannağme" çalışması, Türk müziğinin önemli
eserlerini geleceğe taşıyacak.
Trakya Üniversitesi (TÜ) Tıp Fakültesi
Fizyoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi ve
"Divannağme" Proje Küratörü Prof. Dr. Levent
Öztürk, AA muhabirine yaptığı açıklamada,
divanın sanat müziğinin besteleme biçimlerinden biri olduğunu söyledi.
TRT kayıtları ve arşivlerde bugüne kadar
bilinen üç divan olduğunu belirten Öztürk,
şarkı, ağıt, semai gibi besteleme biçimleri
bulunduğunu, divanın da bunlardan biri olduğunu ifade etti.
Divanların arşivlerde az olduğuna işaret
eden Öztürk, "Sadece üç tane.
Repertuvarımızda 40 binin üzerine eser var. Bu
rakama rağmen divanlar neden az, özellikleri
nelerdir diye 4 yıl önce araştırmaya başladım"
dedi.
Öztürk, araştırmaları sonucunda gün yüzüne çıkmamış, daha önce dile getirilmemiş
divanlar bulduğunu gördüklerini vurguladı.
Sanat müziği içerisinde yıllardır çalışan
sanatkarlarla görüştüklerini ve başka divan
eserleri de ortaya çıkardıklarını ifade eden
Öztürk, şöyle devam etti:
"Bestekar Necip Gülses ile görüştük. Onun
bir 'Hüseyn'i Divan'ı gün yüzüne çıktı. Bir tane
Rabikaratte'nin radyo kayıtlarındaki sesinden,
ses kaydından notaya çekilmiş bir 'Gerdaniye
Divan' çıktı. Zaman içerisinde bunların sayısı
12'ye ulaştı. Biz 12 eseri saptayınca Kültür ve
Turizm Bakanlığı Güzel Sanatlar Genel
Müdürlüğü'ne proje olarak sunduk. 'Bunların
kayıt altına alınması önemlidir, çünkü serbest
okunan eserler, bunların notaya alınmasında da
güçlükler var' dedik."
Öztürk, Kültür ve Turizm Bakanlığının projelerini ilgiyle karşıladığını ve destek gördüklerini
vurguladı.
Daha önce hiç yapılmamış bir çalışma orta-
ya çıkardıklarını belirten Öztürk, "Geleneksel
Türk Müziğinde Divanlar: Divannağme' çalışmamız, geleneksel sanat müziğindeki mevcut
bilinen bütün divan türü eserleri bir araya getiren ve bunların unutulmasını önleyecek bir
çalışmadır" diye konuştu.
Öztürk, arşiv için başladıkları projeden,
keyifle dinlenebilen bir CD ortaya çıktığını dile
getirdi.
Türk kültürünün yazılı olmaktan ziyade sözlü
kültür olarak geliştiğini, bunların kayıt altına
alınma ihtiyacının çok fazla duyulmadığını aktaran Öztürk, şunları anlattı:
"Bu da zaman içerisinde pek çok kültürel
ögenin kaybolmasına ve unutulmasına yol
açmış. Geleneksel sanat müziğiyle uğraşıyorum. Halen çalınıp söylenmeyen çok güzel
formlar var. Şarkı dışında farklı formlar yokmuş
gibi Türk sanat müziği 30 yıldır şarkı formuna
indirgendi. Halbuki çok güzel besteleme biçimlerimiz var. Divan da bunlardan bir tanesidir.
Bence divan halk müziğiyle, sanat müziğini
tam kaynaştıran orta yerde duran bir türdür.
Sanat müziği ile halk müziği ayırımının da ne
kadar suni olduğunu vurgulayan bir tür olması
açısından önemlidir. Dinlediğiniz zaman orada
halk müziği delegeleri ve makamsal özellikler
de var."
Öztürk, Türk müziğinin geniş bir repertuvara
sahip olduğunu ve gelecek nesillere ulaşmasını
sağlayacak çalışmalar yapılması gerektiğini
söyledi.
Bunun için "Bir divan da sen bestele" yarışması düzenlenebileceğini aktaran Öztürk, Halil
Erseven ve Fadıl Atik ile hazırladıkları
Divannağme'nin gelecek nesillere bir miras
olduğunu kaydetti. (AA)
Mesnevi, Osmanlı Türkçesi ve Kürtçe'nin de
bulunduğu 10 dile daha çevriliyor
KONYA - Tasavvufta Mevlevi yolunun öncüsü
Türk-İslam sufilerinin en tanınmışlarından Hz.
Mevlana'nın eseri Mesnevi, Konya Büyükşehir
Belediyesi Kültür ve Sosyal İşler Dairesi
Başkanlığınca yapılan çalışma ile artık Kürtçe ve
Osmanlı Türkçesi ile de okunabilecek.
Çalışmaların başladığı 2005 yılından bugüne Hz.
Mevlana'nın dünyaca tanınan eserinin orijinali
Farsça ile toplam 23 farklı dilde baskısı yapıldı.
Mesnevi'nin en son Azerice çevirisini yapan
Büyükşehir Belediyesi, şimdi de Osmanlı Türkçesi
ile Kürtçe'nin Türkiye'nin doğu ve güneydoğusunda
yaşayan Kürtler tarafından konuşulan Kurmanci
lehçesinde basım çalışmalarında son aşamaya
geldi.
İranlı Kürt alimi Molla Ahmet Şerefhan tarafından manzum olarak Arap harfleriyle Kürtçe'ye çevrilen Mesnevi'nin, Büyükşehir Belediyesinin çalışmalarıyla latinize edilerek, önümüzdeki aylarda raflarda yerini alması bekleniyor.
Konya Büyükşehir Belediye Başkanı Tahir
Akyürek, AA muhabirine yaptığı açıklamada, yüzyıllardır insanlığa barış, sevgi ve hoşgörü temelinde
yol gösteren Mevlana'nın en önemli eseri
Mesnevi'nin farklı dillere çeviri çalışmasının devam
ettiğini söyledi.
Mesnevi'nin birçok dilde basımının yapıldığını
belirten Akyürek, "Bu değerli eserin bugüne kadar
orijinali Farsça ile 23 dilde basımı yapıldı. Osmanlı
Türkçesi ve Kürtçe'nin de bulunduğu 10 dilde çeviri
çalışması da son aşamaya geldi. Hedefimiz
Mesnevi'yi 50 dilde çevirmek" dedi.
Akyürek, Osmanlı tarihçisi Mehmet Şakir
Efendi'nin nazmen (şiir) Osmanlıca Mesnevi çevirisinin yeniden basılacağını belirterek, şu an 2. cildi
basılan eserde baskı çalışmalarının devam ettiğini
aktardı. Mesnevi'nin en son 6 cilt halinde Azerice
çevirisinin yapıldığına işaret eden Akyürek, şunları
kaydetti:
"Mesnevi'nin Farsça, Türkçe, Urduca,
Fransızca, Türkmence, İspanyolca, İngilizce,
Arapça, Almanca, İtalyanca, Arnavutça, İsveççe,
Japonca, Boşnakça, Flemenkçe, Kazakça,
Özbekçe, Tacikçe, Çince, Yunanca, Rusça,
Malayca ve Azerice dillerinde baskısı yapıldı. Şu an
çeviri çalışmasının sürdürüldüğü diller ise Osmanlı
Türkçesi, Kürtçe (Kurmanci), Portekizce, Lehçe,
Amharca, Sıvahili dili, Hintçe, Kırgızca, Uygurca ve
MEHMET NURİ
PARMAKSIZ
[email protected]
BENCİLEYİN SÖZLER
Yârin uçurum bakışlarında
yoktan vara; vardan çoğa, çoktan
vuslata adım adım yürüyebilmektir aşk.
Firâkın nârındaki hayata ancak semender olan
âşıklar dayanabilir.
Aşkın deryasına karışıp lahza
lahza, yıldız yıldız, ölüm ölüm
bakan gözlerde eriyebilmektir
aşk.
Aşkta zalimlik hasretin ateşi ve de firâkın ekmeğidir.
Ruh ancak yârin mahşer kokan
avuçlarında dinlenebilir.
AŞKA DAİR
Çokların çoğu aşkımın esiri, bütün çoklar içimdeki yangının kesiridir.
Hâlin içindeki eşsiz aşk hâllerini yaşayıp da susmak zordur.
Aşk kalbin pervazlarında yürümeyi göze alabilen
âşıklara güzeldir.
İçimizin sonsuzluğu, kalbimizin aşk açan dalları,
varlığımızın varlığı ancak yârin yârlığı ile anlam
bulur.
Hayatın gökkuşağı aşktır.
Bulgarca. 50 dile ulaşmak için çalışma başlatılan 17
dilden bazıları ise; Kırım Tatarcası, Kazan Tatarcası,
Başkurtça, Litvanca, Moğolca, Ukraynaca ve
Çekçe'dir."
Akyürek, Mevlana'nın yüzyıllar önce Konya'da
yaktığı ışığın bugün dünyanın her yerinde gönülleri
aydınlattığını ifade ederek, bu anlamda belediye
olarak Mevlana'nın en önemli eseri Mesnevi'yi
dünya dillerine çevirerek daha fazla insan tarafından okunmasına katkı sağlamayı amaçladıklarını
vurguladı. (AA)
Geceyi, gecenin içindeki ateşten sormak lazım.
Her ölümün içindeki hayatın ismidir yâr.
Hasretin hasretine yelken açabilenlerin vuslatı
sonsuzluktur.
Kalbimizdeki saklı odaların anahtarıdır aşk.
Kalbin kalbinde kendisini kaybedenler yüreğinin
sahibini bulmuş demektir.
Aşk bir mumun pervaneyi, bir
pervanenin mumu kucaklayışında saklıdır.
Aşk bilinmezler ülkesine yolculuk değil ki, aşk
varmak istediğimiz yâr.
Özlemek arzuların dua ile bükülüşü, nefes yârla
vuslatın düşüdür.
Güzellik, ruhun arzuladığı ve kalbin görebildiği;
aşksa yüreği kendine bende kılandır.
Var olduğumuzu yâr bize dokununca anlamışsak eğer varlıkta
yokluğu eritmeye başlamışız
demektir.
Hicranın rengi yârin yokluğuna
eş, onun gülüşü karanlıklarımızı
aydınlatan güneştir.
GÜNÜN DÖRTLÜĞÜ
İçimdeki mutluluk Rabbimden gelendir yâr!
Hasret çekilmez sanma bu hayatın sonu var.
Mahşere dek su almaz duâ yelkenli gemim,
Tevekkül ve şükürdür beni koruyan duvar.
10
SAĞLIK
29 Ocak 2015 Perşembe
Karın ağrıları başka hastalıkların
habercisi olabilir
EDİRNE - Karın bölgesinde hissedi- den gelen ve beyine giden sinir uyarıla- ğan dışıysa ayrıca nefes darlığı, terleme
rında artma, uyarılma eşiklerinde düşme veya çeneye, boyna, kola yayılan ağrıyla
len ağrının, kalp, akciğer veya safra
veya sindirim kanalı organlarından
kesesi gibi çeşitli hastalıkların habercisi
birlikteyse derhal tıbbi yardım istenmelibeyinde ilgili merkezlere gelen uyarıların dir. Hızlı yemek yemek, lokmaları iyice
olabileceği bildirildi.
normalden farklı değerlendirilmesi hasGastroenteroloji Uzmanı Prof. Dr.
çiğnemeden yutmak, yemek aralarında
talık semptomlarının sebebidir. Dispepsi, sık sık su içmek veya gazlı içecekleri
Ömer Necip Aytuğ,
AA muhabirine yaptı- belirtileri varsa daha ciddi bir durumun
fazla tüketmek nedenler arasında sayılırğı açıklamada, karnın varlığını ortadan kaldırmak için mutlaka ken, bu nedenler dışında önemli bir
üst orta bölümünde
doktora müracaat edilmelidir. Çünkü
sebebi de bir kısım hastadaki nedensiz
ortaya çıkan ağrı,
dispepsi geniş bir kavramdır, altında
iç sıkıntısı varlığıdır." Dispepsi hastalığıgeğirme, bulantı,
çeşitli hastalıklar gizlenebilir" diye
nın ciddi zararlar vermemesi için yiyecek
kusma, erken doykonuştu. Hastalığa bağlı kan testi,
ve içeceklere dikkat edilmesi gerektiğini
gunluk hissi, şişkinlik yemek borusu, mide ve bağırsakların
ve karnın gözle görü- incelenmesi amacıyla endoskopi yapıla- vurgulayan Aytuğ, şu bilgileri verdi: "Bir
lür şekilde şişmesinin bileceğini söyleyen Aytuğ, "Dispepsi bir oturuşta çok fazla yemek yemeyin.
Yemeği sakince tüketin. Lokmaları iyice
dispepsi hastalığının
hastalıktan çok bir semptom olduğunsemptomları olduğu- dan tedavisi genellikle altta yatan nede- çiğnemeden yutmayın. Aşırı kahve, çay,
gazlı ve yağlı yiyeceklerden kaçının.
154 kV 477 MCM ve 1272 MCM İletkenli Polatlı TM İrtibat Hatları Tesis İşlerinin Komple Tesis İşi
nu söyledi.
ne bağlıdır. 40 yaş üzeri kişiler belirtilen
Sigara ve alkol tüketimini kesin. Yemek
yapım işi 4734 sayılı Kamu İhale Kanununun 19 uncu maddesine göre açık ihale usulü ile ihale
Karın bölgesinde
yakınmaları ciddiye almalıdır" dedi.
edilecektir. İhaleye ilişkin ayrıntılı bilgiler aşağıda yer almaktadır.
yedikten hemen sonra uykuya yatmayın.
oluşan ağrıların
Kişinin tükettiği besinlerin yaşam
İhale Kayıt Numarası : 2015/8686
Özellikle stresten kaçının ve stres yöneönemli hastalıkların
kalitesini belirlediğini ifade eden Aytuğ,
1-İdarenin
timini yaşamınıza iyi uygulayın.
habercisi olabileceği- şunları kaydetti:
a) Adresi : Macun Mah. Fatih Sultan Mehmet Bulv. No:254 06105 YENİMAHALLE/ANKARA
Doktorunuzun verdiği diyeti önemseyin
ni belirten Aytuğ,
"Bazen kalp krizleri de dispepsiye
b) Telefon ve faks numarası : 3123972400 - 3123972414
"Dispepsi de sıklıkla
benzer belirtiler gösterebilir. Bu şikayet- ve verilen ilaçları aynı kombinasyonda
c) Elektronik Posta Adresi : [email protected]
ilgili
organların
beyindüzenli olarak alın." (AA)
ler
aniden
başladıysa
ve
sizin
için
olaç) İhale dokümanının görülebileceği internet adresi : https://ekap.kik.gov.tr/EKAP/
2-İhale konusu yapım işinin
a) Niteliği, türü ve miktarı : Mevcut 154 kV Temelli-Polatlı E.İ.H. ve 154 kV Polatlı-Beylikköprü
E.İ.H.’larının yeni 154 kV Polatlı TM’ye irtibatı için 2 (iki) adet mikro kazık temelli CP3+0 direklerinin dikilerek iletken bağlantılarının yapılması.
Ayrıntılı bilgiye EKAP’ta yer alan ihale dokümanı içinde bulunan idari şartnameden ulaşılabilir.
b) Yapılacağı yer : ANKARA
c) İşe başlama tarihi : Sözleşmenin imzalandığı tarihten itibaren 3 gün içinde yer teslimi yapılarak
Sayıştay Başkanlığı'nın Muhtelif Adreslerde Bulunan Lojman Binalarına Yangın Merdiveni
işe başlanacaktır.
Yaptırılması yapım işi 4734 sayılı Kamu İhale Kanununun 19 uncu maddesine göre açık ihale
ç) İşin süresi: Yer tesliminden itibaren 60 (Altmış) takvim günüdür.
usulü ile ihale edilecektir. İhaleye ilişkin ayrıntılı bilgiler aşağıda yer almaktadır.
3- İhalenin
İhale Kayıt Numarası : 2015/6611
a) Yapılacağı yer : Macun Mah. Fatih Sultan Mehmet Bulv. No: 254 (İstanbul Yolu) 06105
1-İdarenin
Yenimahalle/ANKARA
a) Adresi : İnönü Bulvarı No:45 06100 Balgat/ ÇANKAYA/ANKARA
b) Tarihi ve saati : 16.02.2015 - 10:00
b) Telefon ve faks numarası : 3122954267-2954338 - 3122954805
4. İhaleye katılabilme şartları ve istenilen belgeler ile yeterlik değerlendirmesinde uygulanacak kric) Elektronik Posta Adresi : [email protected]
terler:
ç) İhale dokümanının görülebileceği internet adresi : https://ekap.kik.gov.tr/EKAP/
4.1. İhaleye katılma şartları ve istenilen belgeler:
2-İhale konusu yapım işinin
4.1.1. Mevzuatı gereği kayıtlı olduğu Ticaret ve/veya Sanayi Odası ya da Esnaf ve Sanatkarlar
a) Niteliği, türü ve miktarı : 5 adet lojman binasının 11 kalem yapım işi
Odası veya ilgili Meslek Odası Belgesi.
Ayrıntılı bilgiye EKAP’ta yer alan ihale dokümanı içinde bulunan idari şartnameden ulaşılabilir.
4.1.1.1. Gerçek kişi olması halinde, kayıtlı olduğu ticaret ve/veya sanayi odasından ya da esnaf
b) Yapılacağı yer : Ziraat Mah.Etlik Cad.No:14, GOP Mesa Ufuk 5 Sitesi Kemer Sok.No:20,
ve sânatkar odasından veya ilgili meslek odasından, ilk ilan veya ihale tarihinin içinde bulunduğu
Keçiören Şenlikköy Sedefçiler Sok.C Blok No:19, Oran Turan Güneş Bulvarı 577 Sok.No:7, Emek
yılda alınmış, odaya kayıtlı olduğunu gösterir belge,
Tusso Blokları 10.Cad.No:58/B
4.1.1.2. Tüzel kişi olması halinde, ilgili mevzuatı gereği kayıtlı bulunduğu Ticaret ve/veya Sanayi
c) İşe başlama tarihi : Sözleşmenin imzalandığı tarihten itibaren 5 gün içinde yer teslimi yapılarak
Odasından, ilk ilan veya ihale tarihinin içinde bulunduğu yılda alınmış, tüzel kişiliğin odaya kayıtlı
işe başlanacaktır.
olduğunu gösterir belge,
ç) İşin süresi: Yer tesliminden itibaren 200 (ikiyüz) takvim günüdür.
4.1.2. Teklif vermeye yetkili olduğunu gösteren İmza Beyannamesi veya İmza Sirküleri.
3- İhalenin
4.1.2.1. Gerçek kişi olması halinde, noter tasdikli imza beyannamesi.
a) Yapılacağı yer : Sayıştay Başkanlığı Hizmet Binası'nın 1.Katında 1031 nolu İhale Komisyonu
4.1.2.2. Tüzel kişi olması halinde, ilgisine göre tüzel kişiliğin ortakları, üyeleri veya kurucuları ile
Odası
tüzel kişiliğin yönetimindeki görevlileri belirten son durumu gösterir Ticaret Sicil Gazetesi, bu bilb) Tarihi ve saati : 17.02.2015 - 10:00
gilerin tamamının bir Ticaret Sicil Gazetesinde bulunmaması halinde, bu bilgilerin tümünü göster4. İhaleye katılabilme şartları ve istenilen belgeler ile yeterlik değerlendirmesinde uygulanacak krimek üzere ilgili Ticaret Sicil Gazeteleri veya bu hususları gösteren belgeler ile tüzel kişiliğin noter
terler:
tasdikli imza sirküleri,
4.1. İhaleye katılma şartları ve istenilen belgeler:
4.1.3. Şekli ve içeriği İdari Şartnamede belirlenen teklif mektubu.
4.1.1. Mevzuatı gereği kayıtlı olduğu Ticaret ve/veya Sanayi Odası ya da Esnaf ve Sanatkarlar
4.1.4. Şekli ve içeriği İdari Şartnamede belirlenen geçici teminat.
Odası veya ilgili Meslek Odası Belgesi.
4.1.5. İhale konusu işte idarenin onayı ile alt yüklenici çalıştırılabilir. Ancak işin tamamı alt yükle4.1.1.1. Gerçek kişi olması halinde, kayıtlı olduğu ticaret ve/veya sanayi odasından ya da esnaf
nicilere yaptırılamaz.
ve sânatkar odasından veya ilgili meslek odasından, ilk ilan veya ihale tarihinin içinde bulunduğu
4.1.6. Tüzel kişi tarafından iş deneyimi göstermek üzere sunulan belgenin, tüzel kişiliğin yarısınyılda alınmış, odaya kayıtlı olduğunu gösterir belge,
dan fazla hissesine sahip ortağına ait olması halinde, ticaret ve sanayi odası/ticaret odası bünye4.1.1.2. Tüzel kişi olması halinde, ilgili mevzuatı gereği kayıtlı bulunduğu Ticaret ve/veya Sanayi
sinde bulunan ticaret sicil memurlukları veya yeminli mali müşavir ya da serbest muhasebeci mali
Odasından, ilk ilan veya ihale tarihinin içinde bulunduğu yılda alınmış, tüzel kişiliğin odaya kayıtlı
müşavir tarafından ilk ilan tarihinden sonra düzenlenen ve düzenlendiği tarihten geriye doğru son
olduğunu gösterir belge,
bir yıldır kesintisiz olarak bu şartın korunduğunu gösteren belge.
4.1.2. Teklif vermeye yetkili olduğunu gösteren İmza Beyannamesi veya İmza Sirküleri.
4.2. Ekonomik ve mali yeterliğe ilişkin belgeler ve bu belgelerin taşıması gereken kriterler:
4.1.2.1. Gerçek kişi olması halinde, noter tasdikli imza beyannamesi.
İdare tarafından ekonomik ve mali yeterliğe ilişkin kriter belirtilmemiştir.
4.1.2.2. Tüzel kişi olması halinde, ilgisine göre tüzel kişiliğin ortakları, üyeleri veya kurucuları ile
4.3. Mesleki ve Teknik yeterliğe ilişkin belgeler ve bu belgelerin taşıması gereken kriterler:
tüzel kişiliğin yönetimindeki görevlileri belirten son durumu gösterir Ticaret Sicil Gazetesi, bu bil4.3.1. İş deneyim belgeleri:
gilerin tamamının bir Ticaret Sicil Gazetesinde bulunmaması halinde, bu bilgilerin tümünü gösterSon on beş yıl içinde bedel içeren bir sözleşme kapsamında taahhüt edilen ve teklif edilen bedelin
mek üzere ilgili Ticaret Sicil Gazeteleri veya bu hususları gösteren belgeler ile tüzel kişiliğin noter
% 50 oranından az olmamak üzere ihale konusu iş veya benzer işlere ilişkin iş deneyimini göstetasdikli imza sirküleri,
ren belgeler.
4.1.3. Şekli ve içeriği İdari Şartnamede belirlenen teklif mektubu.
4.4.Bu ihalede benzer iş olarak kabul edilecek işler ve benzer işlere denk sayılacak mühendislik
4.1.4. Şekli ve içeriği İdari Şartnamede belirlenen geçici teminat.
ve mimarlık bölümleri:
4.1.5. İhale konusu işte idarenin onayı ile alt yüklenici çalıştırılabilir. Ancak işin tamamı alt yükle4.4.1. Bu ihalede benzer iş olarak kabul edilecek işler:
nicilere yaptırılamaz. İstekliler, ihale konusu yapım işinde alt yüklenicilere yaptırmayı düşündükleri
Bu ihalede benzer iş olarak, Yapım İşlerinde İş Deneyiminde Değerlendirilecek Benzer İşler için
işlere ait listeyi teklif ekinde vereceklerdir.
11.06.2011 tarih ve 27961 sayılı Resmi Gazetede Yayımlanan Yapım İşlerinde Benzer İş
4.1.6. Tüzel kişi tarafından iş deneyimi göstermek üzere sunulan belgenin, tüzel kişiliğin yarısınGruplarına Dair Tebliğ’de yer alan D/I ve D/III Grubu işler benzer işler olarak kabul edilecektir.
dan fazla hissesine sahip ortağına ait olması halinde, ticaret ve sanayi odası/ticaret odası bünye4.4.2. Benzer işe denk sayılacak mühendislik veya mimarlık bölümleri:
sinde bulunan ticaret sicil memurlukları veya yeminli mali müşavir ya da serbest muhasebeci mali
İhale konusu iş veya benzer işe denk sayılacak mühendislik veya mimarlık bölümleri; Elektrik,
müşavir tarafından ilk ilan tarihinden sonra düzenlenen ve düzenlendiği tarihten geriye doğru son
Elektrik-Elektronik, Makine ve İnşaat bölümleridir.
bir yıldır kesintisiz olarak bu şartın korunduğunu gösteren belge.
5.Ekonomik açıdan en avantajlı teklif sadece fiyat esasına göre belirlenecektir.
4.2. Ekonomik ve mali yeterliğe ilişkin belgeler ve bu belgelerin taşıması gereken kriterler:
6. İhaleye sadece yerli istekliler katılabilecektir.
İdare tarafından ekonomik ve mali yeterliğe ilişkin kriter belirtilmemiştir.
7. İhale dokümanının görülmesi ve satın alınması:
4.3. Mesleki ve Teknik yeterliğe ilişkin belgeler ve bu belgelerin taşıması gereken kriterler:
7.1. İhale dokümanı, idarenin adresinde görülebilir ve 100 TRY (Türk Lirası) karşılığı TEİAŞ 8.
4.3.1. İş deneyim belgeleri:
İLETİM TESİS VE İŞLETME GRUP MÜDÜRLÜĞÜ (Satınalma ve Ticaret Şefliği) Macun Mah.
Son on beş yıl içinde bedel içeren bir sözleşme kapsamında taahhüt edilen ve teklif edilen bedelin
Fatih Sultan Mehmet Bulv. No: 254 (İstanbul Yolu) Yenimahalle/ANKARA adresinden satın alına% 100 oranından az olmamak üzere ihale konusu iş veya benzer işlere ilişkin iş deneyimini gösbilir.
teren belgeler.
İhale dokümanının posta yoluyla da satın alınması mümkündür. Posta yoluyla ihale dokümanı
4.4.Bu ihalede benzer iş olarak kabul edilecek işler ve benzer işlere denk sayılacak mühendislik
almak isteyenler, posta masrafı dahil yurtiçi için110 TRY (Türk Lirası), yurtdışı için 150 TRY (Türk
ve mimarlık bölümleri:
Lirası) doküman bedelini T.C. Ziraat Bankası Necatibey/ANKARA Şubesi IBAN NO: TR87 0001
4.4.1. Bu ihalede benzer iş olarak kabul edilecek işler:
0007 9537 7120 4460 37 yatırmak zorundadır. Posta yoluyla ihale dokümanı satın almak isteyenYapım İşlerinde Benzer İş Grupları Tebliği'nde yer alan B/III grubu işler veya bu işlerle ilgili onarım
ler, ihale doküman bedeline ilişkin ödeme dekontu ve adına ihale dokümanı satın alınacak gerişleri benzer iş olarak kabul edilecektir.
çek/tüzel kişiye ait TC Kimlik/Vergi Kimlik numarası bilgisi ile ihale dokümanının gönderileceği
4.4.2. Benzer işe denk sayılacak mühendislik veya mimarlık bölümleri:
adresin de belirtildiği ihale dokümanı talep başvurularını yukarıda yer alan faks numarasına veya
İnşaat Mühendisliği
yazılı olarak idareye ihale tarihinden en az beş gün önce göndermek zorundadır. İhale dokümanı
5.Ekonomik açıdan en avantajlı teklif sadece fiyat esasına göre belirlenecektir.
iki iş günü içinde bildirilen adrese posta yoluyla gönderilecektir. İhale dokümanının posta yoluyla
6. İhaleye sadece yerli istekliler katılabilecektir.
gönderilmesi halinde, postanın ulaşmamasından veya geç ulaşmasından ya da dokümanın eksik
7. İhale dokümanının görülmesi ve satın alınması:
olmasından dolayı idaremiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz. Dokümanın postaya verildiği tarih,
7.1. İhale dokümanı, idarenin adresinde görülebilir ve 100 TRY (Türk Lirası) karşılığı Sayıştay
dokümanın satın alma tarihi olarak kabul edilecektir.
Başkanlığı Hizmet Binası Mali İşler Müdürlüğü 1.Kat 1039 nolu oda - TBMM Strateji Geliştirme
7.2. İhaleye teklif verecek olanların ihale dokümanını satın almaları veya EKAP üzerinden e-imza
Başkanlığı'nın T.C. Ziraat Bankası TBMM Şubesi nezdinde bulunan TR 87 0001 0009 0303
kullanarak indirmeleri zorunludur.
298467 6001 IBAN nolu hesabına ihale dokümanı satış bedeli yatırılarak, doküman satın alınabi8. Teklifler, ihale tarih ve saatine kadar TEİAŞ 8. İLETİM TESİS VE İŞLETME GRUP MÜDÜRLÜlecektir
ĞÜ (Muhaberat ve Arşiv Şefliği) Macun Mah. Fatih Sultan Mehmet Bulv. No: 254 (İstanbul Yolu)
7.2. İhaleye teklif verecek olanların ihale dokümanını satın almaları veya EKAP üzerinden e-imza
06105 Yenimahalle/ANKARA adresine elden teslim edilebileceği gibi, aynı adrese iadeli taahhütlü
kullanarak indirmeleri zorunludur
posta vasıtasıyla da gönderilebilir.
8. Teklifler, ihale tarih ve saatine kadar Sayıştay Başkanlığı Hizmet Binası'nın zemin katında bulu9. İstekliler tekliflerini, Her bir iş kaleminin miktarı ile bu iş kalemleri için teklif edilen birim fiyatların
nan Evrak Müdürlüğü adresine elden teslim edilebileceği gibi, aynı adrese iadeli taahhütlü posta
çarpımı sonucu bulunan toplam bedel üzerinden teklif birim fiyat şeklinde verilecektir. İhale sonuvasıtasıyla da gönderilebilir.
cu, üzerine ihale yapılan istekliyle birim fiyat sözleşme imzalanacaktır.
9. İstekliler tekliflerini, Her bir iş kaleminin miktarı ile bu iş kalemleri için teklif edilen birim fiyatların
Bu ihalede, işin tamamı için teklif verilecektir.
çarpımı sonucu bulunan toplam bedel üzerinden teklif birim fiyat şeklinde verilecektir. İhale sonu10. İstekliler teklif ettikleri bedelin %3’ünden az olmamak üzere kendi belirleyecekleri tutarda geçicu, üzerine ihale yapılan istekliyle birim fiyat sözleşme imzalanacaktır.
ci teminat vereceklerdir.
Bu ihalede, işin tamamı için teklif verilecektir.
11. Verilen tekliflerin geçerlilik süresi, ihale tarihinden itibaren 60 (Altmış) takvim günüdür.
10. İstekliler teklif ettikleri bedelin %3’ünden az olmamak üzere kendi belirleyecekleri tutarda geçi12. Konsorsiyum olarak ihaleye teklif verilemez.
ci teminat vereceklerdir.
13. Diğer hususlar:
11. Verilen tekliflerin geçerlilik süresi, ihale tarihinden itibaren 90 (doksan) takvim günüdür.
İhalede Uygulanacak Sınır Değer Katsayısı (N) : 1,20
12. Konsorsiyum olarak ihaleye teklif verilemez.
Teklifi sınır değerin altında kalan isteklilerden Kanunun 38 inci maddesine göre açıklama istene13. Diğer hususlar:
cektir.
İhalede Uygulanacak Sınır Değer Katsayısı (N) : 1
(N) sınır değer katsayısı'nın (1,20) olarak belirlendiği 31 Mart 2011 Tarihli ve 27891 Sayılı Resmi
Teklifi sınır değerin altında olduğu tespit edilen isteklilerin teklifleri, Kanunun 38 inci maddesinde
Gazete'de yayımlanmıştır.
öngörülen açıklama istenmeksizin reddedilecektir.
Basın - 15410 (www.bik.gov.tr)
Basın - 15415 (www.bik.gov.tr)
154 KV 477 MCM VE 1272 MCM İLETKENLİ
POLATLI TM İRTİBAT HATLARI TESİS
İŞLERİNİN KOMPLE TESİS İŞİ
TÜRKİYE ELEKTRİK İLETİM A.Ş GENEL
MÜDÜRLÜĞÜ (TEİAŞ) 8.İLETİM TES. VE
İŞL.GR.MD.
YANGIN MERDİVENİ YAPTIRILACAKTIR
SAYIŞTAY BAŞKANLIĞI
Resmi İlanlar www.ilan.gov.tr.de
Resmi İlanlar www.ilan.gov.tr.de
YAŞAM-ÇEVRE
BULMACA
11
29 Ocak 2015 Perşembe
Dağlara güvenli tırmanış
için eğitim şart
Türkiye Dağcılık
Federasyonu (TDF)
Başkanı Alaattin
Karaca, dağcılık sporuna ilgi gösteren kişilerin güvenli tırmanış
için mutlaka eğitim
alması ve ilgili kurumları faaliyet öncesinde
bilgilendirlmesi gerektiğini belirtti.
KAYSERİ - Karaca, AA muhabirine
yaptığı açıklamada, yurtiçi ve yurtdışında
zaman zaman yaşanan kaybolma, çığ
altında kalma, yaralanma ve ölüm olaylarının dağcılıkta eğitimin ne kadar büyük
öneme sahip olduğunu gösterdiğini ifade
etti.
Dağcılıkta gerekli eğitimler alınmadan
yapılacak tırmanışların hem zevk vermeyeceğini, hem de insan hayatını tehlikeye
düşüreceğini, kaydeden Karaca, "Dağlar
riskli yerlerdir. Bu riski en aza indirmenin
tek yolu dağcılık sporunu teknik olarak
öğrenmek, kurallarına uygun şekilde
yapmaktır. Küçük bir hata telafisi olmayan sonuçlar doğurabilir. İnsanlar eğitim
almadan bir iki sefer dağa çıkabilir ama
herhangi bir sorunla karşılaştıkları zaman
ne yapacaklarını bilmedikleri için bunun
bedelini hayatlarıyla ödeyebilir" şeklinde
konuştu.
Dağcılık sporuna ilgi gösteren hiç kimsenin "Ben iyi dağcı değilim, bu işi bilmiyorum" demediğini, herkesin kendisini
en iyi dağcı olarak gördüğünü, zaman
zaman da bu düşüncenin neden olduğu
sorunlarla karşılaşıldığını ifade eden
Karaca, şunları söyledi:
"Tırmanış yapacak kişilerin en azından
kayada tırmanma teknikleri, yön bulma,
meteoroloji, çığ bilgisi, çığ oluşturmama
adına dikkat edilmesi gerekenler, mahsur
kalınması durumunda hayatta kalmak
için neler yapılması, çantada ne tür
besinler ve malzemelerin bulunması
gerektiği gibi konuları bilmesi gerekiyor.
O nedenle tırmanış yapacak herkesin
mutlaka önce eğitim alması gerekiyor."
Tırmanış yapan insanların dağlarda
karşılaşabilecekleri riskleri en aza indirebilecek bilgi birikimine sahip olmaları
gerektiğine dikkati çeken Karaca, şöyle
devam etti:
"Birkaç gün birilerinden kulaktan
dolma bir şeyler öğrenen insanların
üçüncü gün çantasını alıp dağlara gittiğini görüyoruz. Biz kimsenin dağa gitmesine karşı değiliz, aksine teşvik ediyor,
insanların aileleriyle birlikte dağlara çıkmasını istiyoruz. Ancak bu işin eğitimi
alınmadan kesinlikle yapılmaması gerekiyor. Dağın şakası yoktur ve dağcılık ciddiye alınması gereken bir spordur.
Dağlarda hava şartları birden değişebiliyor. Aniden sis, tipi, rüzgar, fırtına, dolu,
yağmur veya kar yağışı görülebiliyor. Bu
şartların hepsine hazırlıklı olarak tırmanış
yapılması, dağın jeolojik ve coğrafi özelliklerinin de çok iyi bilinmesi gerekiyor."
Karaca, tırmanışa başlamadan önce
faaliyetin kaç gün süreceği, hangi bölgelerden geçileceği, gidilecek arazi şartları,
arazinin zorluk derecesi, meteorolojik
veriler, beslenme, korunma, barınma gibi
durumların değerlendirilmesi gerektiğini
vurguladı.
Karaca, özellikle yurt dışındaki dağlara
yapılacak tırmanışlarda dağı her yönüyle
iyi tanıyan bir kişinin rehber olarak alınması gerektiğini söyledi.
Ağrı Dağı'nda olduğu gibi bazı dağlarda yabancı dağcıların rehber tutma
zorunluluğu bulunduğunu ve bunun çok
güzel bir uygulama olduğunu kaydeden
Karaca, "Rotayı bilmeyen, dağın özelliklerinden bihaber insanlar tırmanış yapmaya kalkışınca kaybolmalar, yaralanmalar veya ölüm olayları görülebiliyor. O
nedenle özellikle yurt dışındaki dağlara
yapılacak tırmanışlarda daha güvenli ve
sağlıklı faaliyetler için rehber tutmaya
özen gösterilmeli" diye konuştu. (AA)
Eşi için gelen Gürcü gelin,
kayınvalidesiyle bir dünya kurdu
ANTALYA - Gürcistan'dan tatil için geldiği Antalya'da bir Türk genciyle evlenen
ancak çocuğunun doğumuna 2 ay kala
eşini kaybeden Igna Kurşun, kendisi gibi
yalnız olan kayınvalidesiyle hayatın zorluklarına göğüs geriyor.
Yaklaşık 7 yıl önce turist olarak geldiği
Antalya'da eşi İsmail Kurşun ile tanışan
ve evlenme kararı alan Gürcistan uyruklu
Igna Kurşun, önce Müslüman oldu. Türk
usüllerine göre yapılan düğünle evlenen
Kurşun, Serik ilçesindeki Dedeler
Mahallesi'nde eşinin ailesinin yanına yerleşti.
Burada hiç alışık olmadığı bir hayatla
tanışan Kurşun, eşi ve ailesinin yardımıyla Türkçe öğrendi. Eşiyle çocuğunu
1
1
2
3
4
5
6
2
3
4
5
6
büyütmenin hayalini kurarken, doğuma 2
ay kala eşinin bıçaklanarak öldürülmesiyle dünyası kararan Kurşun, eşinden ayrı
yaşayan kayınvalidesi Aysel Kurşun ile
yaşamaya başladı. Bahçe işleriyle uğraşmayı, çapa yapmayı, soba yakmayı
7
8
9
10
kayınvalidesinden öğrenen Kurşun, kızına da kayınvalidesinin ismini verdi.
Eşini çok sevdiği için Türkiye'ye yerleştiğini söyleyen Kurşun, "Eşimle çocuklarımızla mutlu bir ömrün hayalini kurardık,
çocuklarımızı birlikte büyütecektik ancak
ilk evlilik yıldönümümüzü bile göremedik"
dedi.
Gürcistan'a geri dönmeyi düşünmediğini, çocuğunu babasının hatıralarıyla
büyütmek istediğini anlatan Kurşun,
kayınvalidesiyle omuz omuza vererek,
hayatın zorluklarını aşmaya çalıştıklarını
belirtti. Eşinin ailesinin kendisini çok
sıcak karşıladığını ve hiç yabancılık çekmediğini dile getiren Kurşun, "Artık burası benim memleketim oldu" dedi. (AA)
BULMACA
Soldan sağa:
12
1. Bir kimsenin ölümünden sonra yapılmasını istediği şey. – Tantalın simgesi. 2.
Resimli duvar ilanı. – Gemilere yol gösteren ışık kulesi. 3. Boyun eğen, kendini
başkalarının buyruğuna bırakan. – Burçlardan biri. 4. Çizgilerin, yüzeylerin, katı
cisimlerin birbirlerine rastladıkları, kesiştikleri yer. 5. Galyumun simgesi. – İlave. –
Bal koymaya yarayan küçük tekne. 6. Favori. – Sağlama, elde etme. 7.
İslamiyet’ten önce Kâbe’de bulunan üç puttan biri. – Düşünüleni dolaylı olarak
anlatan söz. 8. Öğe, unsur. – Arapçada su. 9. Elekten geçirmek. – Bir nota. 10.
Lahza. – Fas’ta işlenen yumuşak bir çeşit keçi derisi. 11. Tanrı tarafından lanetlenmiş olan. – Radyumun simgesi. 12. Bir tür yaban mersini. – Anadolu’nun çeşitli
bölgelerinde davul zurna eşliğinde toplu olarak oynanan bir halk oyunu. 13. Ağ
yatak. 14. Erden çavuşa kadar olan askerlere verilen ad. – Aylardan biri. 15. Işık
mikroskoplarında gözle bakılan mercek. – Arjantin’in plaka işareti. 16. En çok,
maksimum. – Suçu bağışlama. 17. Çelik çomak oyunu. – Devletin gelir ve giderlerini yöneten kuruluş. 18. Astatinin simgesi. – Durum, vaziyet. – Evcil bir geyik
türü. 19. Güneş doğmadan önceki alaca karanlık. – Yeşile çalan toprak rengi. 20.
Edirne ilinin bir ilçesi. – Yakın arkadaş, dost, ahbap.
13
Yukarıdan aşağıya:
7
8
9
10
11
14
15
16
17
18
19
20
1. Bir şeyi, bir yerden bir yere çekerek götürüp getirmeye yarayan araç. –
Gündelikle çalışan işçi. – Bir işi yapmaya hazır. 2. Harman döküntüsü. – Açıktan
açığa, herkesin gözü önünde, gizlemeden, açıkça. – Yakaya takılmak için çeşitli
biçimlerde yapılan, bir kuruluşun sembolü sayılacak genellikle küçük metal nesne.
3. Yüz, çehre. – Kırık kemikleri bir arada tutmak için kullanılan tahta gibi düz nesnelere verilen ad. – Layık olma, yaraşırlık. – Bir cetvel türü. 4. Meslek. – Jimnastik
ayakkabısı. – devlet hizmetinde aylıkla çalışan görevli. – Bütün. – Hoşlanma. 5.
Eşi olmayan, biricik, yegâne. – Kırşehir ilinin bir ilçesi. – Gemi barınağı. 6. Ege
bölgesinde antik bir kent. – Boya inceltici madde. –
Konut, ev. – Bir renk. 7. Yapay polyester lifleri veya
ipliği, tergal. – Deniz kuvvetlerinde bir aşama. –
ÇÖZÜMÜ
Kabaca evet. 8. Bitmemiş, eksik, tamamlanmamış. –
BUGÜN
Kalın biçilmiş uzun tahta. – Kaçma, kurtulma. 9. İddia,
14. SAYFADA
sav. – Çok, daha çok, daha fazla. – Kiraya verilerek
gelir getiren mülk. – kayıkta dümeni kullanmak için
dümenin baş tarafına takılan kol. 10. Yiyeceği ortaklaşa sağlanan toplantı. – Tasdik. – Cilveli, nazlı.
Hazırlayan: Ercan BOSTANCIOĞLU
TÜRKÇE BAKIŞ
Prof. Dr. Nurullah Çetin
[email protected]
HAÇLI-SİYON İŞGALİNİN FETVACISI BELAM-I BAURALAR
öldürülmeleri şeriata uygun ve farz
Belam-ı Baura, Firavun ve Karun’un
mıdır? Beyan buyrula...
diktatörlük, sömürü ve zalimce baskılarıCevap: Allah bilir ki olur.
nı fetvalarıyla destekleyen, perçinleyen
Böylece Padişahın ülkesinde savaşma
sahte din adamı tipinin sembolüdür.
kabiliyeti bulunan Müslümanların adil
Bugünün Firavun’u ve Karun’u olan
Halifemiz Sultan Mehmed Vahdeddin
Haçlı-Siyon emperyalizmi, bütün İslam
Han Hazretlerinin etrafında toplanarak
dünyasını sırayla darmadağın etme, işgal
savaşmak için yapacağı davet ve vereceği
ve istila etme, sömürüp yağmalama proemre uymak suretiyle adı geçen asilerle
jesi olan Büyük Ortadoğu Projesi kapsaçarpışmaları dince gerekir mi? Beyan
mında Suriye’ye çullanmıştır.
Buyrula.
Ancak burada işini doğrudan doğruya
Cevap: Allah bilir ki gerekir.
kendisi görmek yerine, kiraladığı veya
(…) Bu takdirde, Padişah'ın asilerle
kandırıp aldattığı taşeronlar kanalıyla
savaşmak için verdiği emre itaat etmeyen
hedefine ulaşmayı kendisi için daha kârlı
Müslümanlar, günahkâr ve suçlu sayılıp
görüyor.
şerîat yargılarına göre cezalandırılmayı
Bu bağlamda hem silahlandırdığı
adamlarla hem de Müslümanları birbirine hak ederler mi? Beyan buyrula.
Cevap: Allah bilir ki, ederler.
kırdırmayı şiddetlendirecek fetvacı din
Dürrizâde Es-Seyyid Abdullah."5
adamı kisveli birtakım kişilerle projesini
Böyle bir fetvayı Mehmet Akif,
uyguluyor.
Sebilürreşad dergisinde yayınlamadığı
Bu bağlamda yakın zamanda gelen
gibi Millî Mücadeleye bizzat katkıda
haberlere göre Selefî Müslüman
bulunmuştur. Eşref Edib, Âkif'in emirleri
Kardeşler teşkilatının Katar’da yaşayan
doğrultusunda Dürrîzâde'yi makamında
şeyhi Uluslararası Müslüman Âlimler
ziyaret eder.
Birliği Başkanı Prof. Dr. Yusuf El"Anadolu kıyamının memleketi işgal
Kardavi’nin El-Cezire’de yayınlanan
eden düşmana karşı millî bir cihad" olduprogramında Suriye Devlet Başkanı
ğunu belirtir. Bu cihad aleyhinde verileBeşşar Esad'a destek veren âlimler ve
cek bir fetvanın millî ve dinî çok büyük
sivillerin öldürülmesini isteyen bir fetva
bir hata olacağına dikkati çeker.
yayınladığı söyleniyor.
Fakat çok geçmeden, Dürrîzâde, yine
Yusuf El- Kardavi
Âkif'in ifadesiyle, "Millî Hareket aleyhinEsad yanlısı herkesin ayrım gözetilmeksizin “öldürülmesinin caiz olduğunu” de o haltı edecek", yani malûm fetvayı
verecektir.6
söyleyen Kardavi: "Yönetimle işbirliği
İşgalcilerin böyle adamları kendi
yapanların hepsiyle savaşmamız lazım.
Asker, sivil, âlim ve cahil olsun, insanları hedefleri doğrultusunda kullandıklarının
bir göstergesi de doğrudan doğruya kendi
haksız yere öldüren bu zalim yönetimle
beraber olanlar, bu yönetim gibi zalimdir. açıklamalarıdır.
Nitekim işgal güçleri arasında görevli
Bunlarla savaşılması gerekir. Eğer bunlaistihbarat subayı İngiliz Ryan’ın 25
rın arasında mazlum birisi varsa Cenab-ı
Aralık 1919’da hükûmetine sunduğu
Allah onu savunacak. Onun hakkını alaraporda şunlar yazılı:
cak" demiş.
“Biz gerçek ideali din imiş gibi davraEmperyalist Haçlı Batı, dışarıdan
nacak menfaatçi bir grubu idareci olarak
müdahale ile Suriye’de kendi amaçları
doğrultusunda, İsrail’in menfaatlerini esas takdime çalışacağız. Panislâmizmi ezemeyiz. Bu, tıpkı Batı’daki milliyetçilik
alan bir operasyon yapıyor. Kardavi adlı
gibidir. Bizim şimdiki gayemiz, arkadaş
kişi de bu projeyi destekleyen bir fetva
gibi davranıp kazanmak ve sonra hükyayınlıyor. Biz bunu İslam’la,
metmek olmalıdır.”7
Müslümanlıkla bağdaştıramıyoruz.
Tahirü’l-Mevlevî de bir hatıra kitabınEmperyalizmin sözcülüğünü, işbirlikçida Teâlî-i İslam Cemiyeti adına bu cemiliğini, tetikçiliğini yaparak Müslümanı
yetin haberi olmadan hükûmetin emri ile
Müslümana kırdırma projesinde yer alan
Şeyhülislam Mustafa Sabri Efendi kontdin adamı kisveli adamlar, her dönemde
rolünde Kuva-yı Milliye aleyhine bir
bulunabilir ve ayarlanabilir. Nitekim
beyanname yazdırılıp Yunan uçaklarıyla
bizde de özellikle Millî Mücadele döneAnadolu’da dağıtıldığını belirtir.8
mimizde böyle fetvacılar vardı.
Vatanını, milletini, dinini savunan
İtilaf Devletleri adlı Haçlı sürülerinin
ülkemizi işgal döneminde Şeyhülislâmlık Kuva-yı Milliyecilerin nerede görülürse
makamında Millî Mücadele taraftarı olan öldürülmeleri emrini veren bu fetvaların
Haydârîzâde İbrahim Efendi bulunmakta- Yunan uçaklarıyla köylere kadar her yere
dır. İşgalci İngilizler, İstanbul hükûmetine dağıldığı Yakup Kadri
Karaosmanoğlu’nun Yaban adlı romanınbaskı yaparak şeyhülislamdan Millî
Mücadele karşıtı fetva yayınlatmaya çalı- da da geçer.
Ulemadan Divitli Eşref Hoca diye birişırlar. Haydârîzâde, böyle bir fetva yazsi:
mayı kabul etmediği için istifa eder.
”İngilizlere meydan okuyoruz. Bu en
Yerine Dürrîzâde Abdullah Efendi getirilir. 11 Nisan 1920 tarihinde Şeyhülislâm büyük küfürdür.” diye fetva vermiş.
Teâli-i İslam Cemiyeti: “Yunan ordusu
Dürrizâde Abdullah İngilizlerin istediği
halifenin ordusu sayılır. Hiç de zararlı bir
fetvayı yayınlar.
topluluk değildir. Asıl kafası koparılacak
Bu fetvada şunlar yazılıdır:
"Dünya düzeninin sebebi olan ve kıya- mahlûkat Ankara’dadır.” (1920) diyerek
Atatürk ve diğer Kuva-yı Milliyecileri
met gününe kadar Ulu Tanrı'nın daim
hedef göstermiştir.
eyleyeceği İslâm Halifesi Hazretleri'nin
Daha bunlar gibi pek çok örnek gösterveliliği altında bulunan İslâm memleketmek mümkündür.
lerinde bazı kötü kimseler anlaşarak ve
Millî Mücadele döneminde olduğu gibi
birleşerek ve kendilerine elebaşılar seçegünümüzde de Amerika ve Avrupa’nın
rek Padişahın sadık uyruklarını hile ve
yalanlarla aldatmakta, yoldan çıkarmakta- fetvacılığını yapan İslamcı görünümlü;
ama gerçekte PKK söylemine sahip Türk
dırlar.
düşmanı bir takım çevreler, vatanını, milPadişahın yüksek buyrukları olmaksıletini, bayrağını, dinini, dilini, devletini,
zın asker toplamaktadırlar. Görünüşte
istiklalini, hürriyetini savunan tamamen
askeri beslemek ve donatmak bahaneleriyle, gerçekte ise mal toplamak sevdasıy- yerli ve millî düşünen sahih münevver
Türk aydınlarını değişik suçlamalarla yok
la, Şeriat'e uymayan ve yüksek emirlere
etmek istemektedirler.
aykırı bir takım haksız ödemeler ve verMillî Mücadele döneminde nasıl içingiler koymakta ve çeşitli baskı ve işkenden çıktıkları Türk milletini yok etmek
celerle halkın mal ve eşyalarını zorla
için İngilizlerin fetvacılığını yapan
almakta ve yağmalamaktadırlar. (…)
Bu işleri yapan yukarıda söylenmiş ele- Belam-ı Bauralar rezil bir şekilde kendileri perişan oldularsa, günümüzde de
başılar ve yardımcıları ile bunların peşlerine takılanların dağılmaları için çıkarılan onların torunu olan Amerika ve Avrupa
fetvacıları aynı akıbete uğrayacaklardır.
yüksek emirlerden sonra bunlar, hâlâ
Allah, kendine, dinine, vatanına ve millekötülüklerine inatla devam ettikleri takdirde işledikleri kötülüklerden memleketi tine saygısı olan saf, temiz, güvenilir, gerçek Müslüman Türk aydınlarını koruyatemizlemek ve kulları fenalıklardan kurcaktır. Allah’a olan inancımız, cesaretimitarmak, dince yapılması gerekli olup,
zin yegâne kaynağıdır.
Allah'ın "öldürünüz" emri gereğince
5 Ali Sarıkoyuncu, Millî Mücadelede Din Adamları, Diyanet İşleri Başkanlığı Yayınları, Ankara 2007, s. 146164.
6 Hayrettin Karan, "Millî Mücadelede Sebilürreşad, Mehmed Âkif ve Eşref Edib, Sebilürreşad", X/239,
Ankara 1956, S. 14; Eşref Edib (Fergan), Mehmed Âkif, Hayatı ve Eserleri ve 70 Muharririn Yazıları, C. 1,
İstanbul 1938, s. 56.
7 Hulki Cevizoğlu, İşgal ve Direniş
8 Tahirü’l-Mevlevî, İstiklal Mahkemesi Hatıraları, hzl. Nurcan Boşdurmaz, Büyüyen Ay Yayınları, İstanbul
2012, s.74, 75, 79
8 yaşında, 30 metrelik buz
şelalesine tırmandı
ERZURUM - Türkiye'nin en küçük
dağcılarından 8 yaşındaki Yiğit
Sevgül, Erzurum'da 30 metrelik donmuş şelaleye üstten emniyetli halatlı
tırmanış yaptı.
Minik dağcı Sevgül, Erzurum
Büyükşehir Belediyesi tarafından
düzenlenen "Uluslararası Buz
Tırmanış Festivali" için babası AKUT
Antalya Bölge Sorumlusu Yılmaz
Sevgül ile Uzundere ilçesine geldi.
Yurt içinden 146, ABD, İspanya,
İtalya, Portekiz, Nepal, Rusya, Çin,
İsviçre, Romanya ve Moğolistan
başta olmak üzere 17 ülkeden de 26
dünyaca ünlü dağcının katıldığı festival kapsamında yapılan tırmanışları
izleyen Sevgül, sempatikliğiyle herkesin ilgi odağı oldu. Küçük yaşına rağmen doğayla iç içe olan ve şimdiye
kadar çok sayıda sportif etkinliğe
katılan Sevgül, son olarak donan
Serafin Şelalesine tırmanmayı denedi. Özel kıyafetlerini giydikten sonra
babası ve eğitmenler gözetiminde
zirve yapmaya çalışan Sevgül, üstten
emniyetli tırmanış sırasında zaman
zaman zor anlar yaşadı. Sevgül, çevreden de aldığı destekle 30 metrelik
şelaleye tırmanmayı başardı. (AA)
12
haber
29 Ocak 2015 Perşembe
Yunanistan endişesi
FRANKFURT/BERLİN
- Yunanistan'da
SYRIZA'nın iktidara
gelmesi, Avrupa
ekonomisinde ekonomik
ve siyasi istikrarsızlığa
ilişkin endişelere yol açtı.
Yunanistan'da, ülkenin
borçlarının yeniden yapılandırılması, mali ve
ekonomik reform programına ilişkin koşulların
yeniden müzakere edilmesi gerektiğini savunan
SYRIZA'nın iktidara
gelmesinin ardından,
kamuoyunda SYRIZA'nın
mevcut politikalarının
Avrupalı otoriteler tarafından desteklenmeyeceği
ve Yunanistan'ın
borçlarının bir kısmının
silinmesinin Avro
Bölgesi'nde siyasi istikrarı
sarsılabileceği gündeme
geldi.
Özellikle Almanya ve Hollanda gibi
ülkeler Yunanistan'a borç indirimi yapılmasına şiddetle karşı çıkarken, Almanya
Hükümet Sözcüsü Steffen Seibert,
Yunanistan'ın sorumluluklarını yerine
getirmesi gerektiğini, reformların devam
etmesinin önemine dikkati çekti.
Alman Ekonomi Araştırma Enstitüsü (Ifo)
Ekonomisti Timo Wollmershaeuser ise
yayınladığı bir raporda Yunanistan
borçlarının silinmesi anlamına gelen bir
"saç traşı" nın (haircut) Almanya ekonomisine 40 milyar dolara mal olabileceğini kaydetti.
AA muhabirinin sorularını yanıtlayan
Frankfurt Finans ve Yönetim Okulu'ndan
Ekonomi Profesörü Grigory Vilkov, Aleksis
Çipras'ın Yunanistan'ı en azından bir süre
daha Avro Bölgesi içinde tutacağını taahhüt
etmesine karşın, Avrupa'daki tek para birliğinin artık öncesine göre daha riskli
olduğunu söyledi.
Çipras'ın Avro blokunun çok istikrarlı
olmadığını iyi anlayarak elindeki kartları
oynamak istediğine dikkati çeken Vilkov,
"Yunanistan'ın elinde bir joker olsa da
otoritelerin yaklaşımları oldukça olumsuz
olacak ve Avrupalı liderler bir süre o kartla
oynamak zorunda kalacak" dedi.
Yunanistan'a ilişkin en kötü senaryonun
Yunanistan'ın Avro Bölgesi'ne saygı duy-
Yunanistan'ın avrodan çıkışına
bile sebep olabilir ki bunu
kimse istemiyor" diye konuştu.
Houte, Alman hükümetinin
bekleyip gelişmeleri izleyeceğini ancak aynı zamanda
Yunanistan'ın reformlara sadık
kalmaması durumunda
sonuçlarına katlanacağını açık
şekilde ifade edeceğini kaydetti.
DekaBank Başekonomisti
Ulrich Kater de her hükümetin
çıkarlarını gözetmek zorunda
olduğuna dikkat çekerek,
"Ekonomi politikası açısından
yeni hükümet kolayca ortak
bir konuma ulaşmak istiyor.
Ancak, zorluklar iç politikaların
diğer alanlarında ortaya çıkacak" değerlendirmesini yaptı.
Berlin Hür Üniversitesi
Siyaset Bilimler Fakültesi
Öğretim Üyesi Tanja Börzel
ise, Yunanistan'da yeni seçilen
hükümetle Avrupa Birliği (AB)
maksızın kendi kurallarını öne sürmeye
arasında uzlaşma sağlanacağı konusunda
çalışması olacağını ifade eden Vilkov, bu
'temkinli iyimserlik' içinde olduğunu söyledurumun Avro Bölgesi'nin siyasi istikrarına di.
ve kurtarma operasyonlarına zarar vereAleksis Çipras'ın AB'ye hangi taleplerle
ceğini sonra da Avro Bölgesi'nde kaçınılgideceğinin beklenilmesi gerektiğini
maz bir çöküntüye sebep olacağını öne
belirten Siyaset Bilimci Börzel, "Çipras'a
sürdü.
seçmenin beklentileri doğrultusunda bir
En iyi senaryoyu da değerlendiren
oyun alanı bırakmak için verilen direktifler
Vilkov, "Yunanistan para birliğinin öne
gevşetilebilir. Aynı zamanda Yunanistan da
sürdüğü temel kurallara uyacak ve böylece taahhütleri yerine getirmek için söz vereAvro Bölgesi'nin toparlanması mümkün ola- bilir" dedi.
cak. Pozitif bütçelere sahip ülkeler, bölÇipras'ın, Yunanistan'dan uygulanması
genin istikrarı için ekstra mali yük almak
istenen reformlara ilişkin bir sorunu
zorunda kalabilir" dedi.
olmadığını belirten Börzel, Yunanistan'ın
Vilkov, söz konusu durumdan özellikle
şimdiye kadar AB'nin ve para veren diğer
istikrarlı bir finansal sistem ve sağlam bir
kurumların düşüncelerini seçici bir şekilde
bütçeye sahip olan Almanya'nın rahatsız
uyguladığını ifade etti.
olacağını sözlerine ekledi.
Börzel, Yunanistan'ın yapacağı
ING Group Avro Bölgesi Başekonomisti ödemelerinin zamana yayılabileceğini
Peter Vanden Houte de Yunanistan'daki
ancak borçlarının silinmesinin söz konusu
koalisyon temsilcilerinin kemer sıkma ve
olmayacağını vurguladı.
reform karşıtı oldukları için bunun Avrupalı
Yunanistan'a 1,8 milyar avroluk yardımın
ortaklar için kesinlikle istenilen bir durum
şubat ayında ödenmesinin söz konusu
olmadığını söyledi.
olduğunu aktaran Börzel, sözlerini,
En iyi senaryonun Yunan hükumeti ve
"Yunanistan'ın, yeni yardım paketiyle ilgili
Avrupalı partnerlerin Yunanistan'ın reformbelirli şartları yerine getirmesi gerekiyor.
lara devam etmesi şartıyla bazı borçlarının
Ülke krizden çıkmadı, bunu Çipras da biliysilineceği noktasında anlaşması olabileor. İki taraf da bir uzlaşma olması gerekceğini dile getiren Houte, "En kötü senaryo tiğinin bilincinde. Bu konuda oturup bu
ise, yeni hükümetin ekonomik reformların
uzlaşmanın nasıl yapılacağına bakılacak"
çoğunu bırakması olacak. Bu durum,
diye tamamladı.
‘Kıdem Tazminatı’ çağrısı
BURSA - Çalışma
ve Sosyal Güvenlik
Bakanı Faruk Çelik,
kıdem tazminatıyla
ilgili çalışmaya ilişkin,
"İşverenleri bir noktaya
getirdik. İşçiler de şu
anda bu işin
çözümüyle ilgili güzel
bir noktadalar.
Buradan bir kez daha
söylüyorum; işçinin
tazminatı her ay
hesabına yatmalı. Bu
projeye kimsenin karşı
çıkma şansı yok. Bunu
geciktirmenin de bir
anlamı yok" dedi.
Bakan Çelik, AA
muhabirine yaptığı
açıklamada,
Türkiye'de binlerce
işçinin şu an kıdem
tazminatlarını alamadıkları için son
derece büyük bir mağduriyet yaşadıklarını
söyledi. Kendisinin bu
sorunun çözümü için
defalarca konuştuğunu
dile getiren Çelik,
"İşverenleri bir noktaya getirdik. İşçiler de şu
anda bu işin çözümüyle ilgili güzel bir noktadalar. Buradan bir kez daha söylüyorum;
işçinin tazminatı her ay hesabına yatmalı. Bu
projeye kimsenin karşı çıkma şansı yok.
Bunu geciktirmenin de bir anlamı yok" diye
konuştu.
Çelik, kendilerinin her hafta, her ay iş
yerinde kıdem tazminatını alamamanın
sancısını yaşayan işçilerle buluştuklarını,
görüştüklerini vurgulayarak, şöyle devam
etti:
"Bu idarenin çözeceği bir iş değil. Bu
şekilde çözülecek bir iş değil. İdari işlemlerle
çözülecek bir iş değil. Buna bir yasal düzenleme yapacaksınız. Nasıl sigorta primi
ödeniyorsa, aydan aya nasıl işçiye maaş
ödeniyorsa kıdem tazminatı da hesabına
yatacak ve işçinin hesabında kalacak.
Patron iflas etse de patron ölse de iş yeri
kapansa da işçinin alacağı kendi hesabında
yatmış oluyor. Bu kadar basit ve hemen
devreye konulması gereken bir uygulamadır
bu ama birileri 'hak kaybı' diyor. Ne hak
kaybı? Ne hak var ki? Hiçbir şey alamayan
işçi var ortada ve hak kaybından bahsediliyor."
İşçi ve işveren sendikalarına bu konuyu
çözmeleri için acil çağrıda bulunan Çelik,
sözlerini şöyle sürdürdü:
"Bizim şubat, mart ayımız var. Bu işin
çözülmesi çalışma hayatında bütün tarafların
lehine bir şeydir. Bu kadar açık söylüyorum
ve en doğru çözüm de budur. İşçinin parası
işçinin hesabına yatsın. İşçiyi 10 sene sonra,
5 sene sonra iş yeri kapandı diye kapı kapı
gezdirmeyelim, yazıktır yani. Hem alın terini
akıtıyor, alın terinin karşılığını alamıyorsa,
burada idari olarak, hükümet olarak 'yanlış
bir gidişat var' diyorsak buna sivil toplum
örgütlerinin, sendikaların dört elle sarılması
gerekiyor. Bu kadar açık ve şeffaf söylüyorum. Ben inanıyorum ki şu anda olumlu bir
değerlendirmeleri var. Eğer 'buyurun' derlerse biz hazırız. Hemen iki gün içinde
bununla ilgili düzenleme gerçekleştiririz."
Bakan Çelik, kıdem tazminatı fonuyla ilgili
topun şu an işçi ve işveren sendikalarında
olduğunu vurguladı.
Sendikaların
istemesi halinde bu
konuyu tabanlarına
kendisinin anlatabileceğini de ifade eden
Çelik, şöyle konuştu:
"İşçinin hiçbir kaybı
yok bu işte. İşçi tam
tersine kayıp ihtimali
olan tazminatlarını
garanti altına alıyor,
güvence altına alıyor.
Kendi hesabına yatırıyor her ay. Buna hangi
işçi 'evet' demez.
Gidin, Soma'daki
işçilere bakınız. Gidin
şu anda Ankara'da,
Polatlı'da bize gelen
işçilerimiz var. Onlara
bakın. Gebze'de
kapanan iş yerleri var,
onlara bakın. İş yerinin
açılması, kapanması
mukadder. İş yeri
açıldığı gibi kapanma
da olabiliyor. İşçinin
burada bir kaybının
olmaması gerekiyor.
Burada onun için ben
işçileri şimdi duyarlı olmaya davet ediyorum.
Kendi sendika başkanlarına 'biz artık bu
kıdem tazminatı olayından yorulduk' desinler. Bir de şu var. Yapacağımız düzenlemede
isteyen işveren ve işçiler bu sistemde kalabilir. Bu esneklik de var. İsteyen bu sistemde
kalsın ama kıdem tazminatı riski altına girecek olan insanların önünü tıkamayalım.
Derdimiz o. Kendi hesaplarına tazminatları
yatsın diyorum."
Bakan Çelik, 2008-2009 yıllarında
yaşanan küresel ekonomik kriz sonrasında
Türkiye'nin en çok istihdamı gerçekleştiren
ülke olduğunu da bildirdi.
İstihdam konusunda Türkiye'nin lider
konumda bulunduğunu aktaran Çelik, "5,5
milyon istihdam gerçekleştirdik ve şu an
bizim İŞKUR verilerine baktığınız zaman açık
iş pozisyonlarımız var. İşçi bulamadığımız
pozisyonlarımız var. Bir taraftan yüzde 910'luk işsizlikten bahsediyoruz ama diğer
taraftan açık işler var. Açık işlere cevap
veremiyoruz. Eleman bulamıyoruz" ifadelerini kullandı. (AA)
Kobani, enkaz yığını
HALEP - Anadolu Ajansı ekibi, terör örgütü
IŞİD ile bazı Kürt gruplar arasındaki çatışmalar
nedeniyle harabeye dönen Halep kentine bağlı
Kobani'yi (Ayn el Arap) görüntüledi.
Kobani'de 4 ayı aşkın süredir devam eden
çatışmaların ardından ilçenin kontrolü büyük oranda Kürt grupların denetimine geçti. Bölgeyi uzun
süre kuşatan ve ilçe merkezine kadar giren terör
örgütünün Kobani'nin güney kesimine çekildiği
belirtiliyor.
Gelişmeleri Suriye sınırındaki Suruç ilçesi ve
savaş bölgesinden takip eden AA ekibi, 4 ayda
enkaz yığınına dönen Kobani'ye girdi. Ağır
silahların kullanıldığı çatışmalardan geriye yıkılan
binalar, harabeye dönen mahalleler, çöken altyapı
ve hurdaya dönen araçlar kaldı. Kent merkezinde
neredeyse hasar almayan bina bulunmuyor.
Kobani'deki çarşı, hastane ve kamu binalarının
yerle bir olduğu görülüyor.
Kürt grupların ise keskin nişancılardan korunmak enkaza döne binalara halı ve çarşaf gibi
malzemeler astıkları gözlendi. Sivil halkın bulunmadığı Kobani'de birçok binanın, hava bombardımanı, intihar saldırıları, havan mermileri nedeniyle
yıkıldığı görüldü.
Bu arada bölgeden zaman zaman çatışma sesleri geliyor, koalisyon güçlerine ait savaş uçakları
da keşif yapıyor.
ABD ile Küba
arasında güven oyunu
HAVANA - Küba devriminin 88 yaşındaki lideri
Fidel Castro, ülkesinin, ABD ile ilişkilerin normalleştirilmesi yönündeki kararıyla ilgili uzun süredir
koruduğu sessizliğini bozdu. Castro, Havana
Üniversitesi öğrenci federasyonuna yazdığı mektupta, geçen aralık ayında iki ülke arasında 50 yılı aşkın
süredir kopuk ilişkileri onarma kararı alındığının açıklanmasının ardından normalleşme süreciyle ilgili ilk
kez yorumda bulundu. Küba devriminin lideri Fidel
Castro, Komünist Parti gazetesi Granma'da da
yayımlanan mektubunda, "Ne ABD'nin politikasına
güveniyorum ne de onlarla iki çift laf ettim. Ama bu
çatışmalara barışçı çözümü reddettiğim anlamına
gelmez" ifadesini kullandı. Fidel Castro, "Daima
dünyadaki tüm insanlarla, siyasi hasımlarımız dahil
olmak üzere, dostluk ve işbirliğini savunacağız" diye
yazdı. ABD yönetimi, Küba devriminin 88 yaşındaki
lideri Fidel Castro'nun ABD ile Küba arasındaki ilişkilerin normalleşmesi süreci kapsamında yürütülen
görüşmeleri desteklediği yönündeki mesajını "olumlu bir işaret" olarak gördüğünü belirtti.
Castro, Komünist Parti gazetesi Granma'da
yayımlanan bir mektubunda, Washington'ın politikalarına güvenmese de görüşmeleri desteklediğini
ifade etmişti.
Bilgehan Avrupa Konseyinde
komisyon başkanı oldu
ANKARA - CHP Ankara Milletvekili ve Avrupa
Konseyi Parlamenter Meclisi üyesi Gülsün
Bilgehan, Avrupa Konseyi Eşitlik ve Ayrımcılıkla
Mücadele Komisyonu Başkanı oldu.
CHP'den yapılan yazılı açıklamaya göre,
Avrupa Konseyinin merkezi Strazburg'da bugün
yapılan toplantıda, sosyalist grubun adayı olarak
seçimlere giren Bilgehan, oy birliğiyle başkan
oldu. Bilgehan'ın, ilk işlerinden biri, komisyon
bünyesinde kurulan "Nefrete Karşı Milletvekilleri
İttifakı" ile Paris'teki
Charlie Habdo saldırısı
sonrası, Avrupa'nın gündemine oturan
hoşgörüsüzlük ve
ırkçılıkla mücadele etmek
olacak.
Komisyonun, perşembe günü Bilgehan
başkanlığında gerçekleştirilecek ilk toplantısında, ittifakın ilk resmi
tanıtımı gerçekleştirilecek. (AA)
dış dünya
29 Ocak 2015 Perşembe
13
Fransızların çoğunluğu ülkede
ayrımcılık yapıldığını düşünüyor
Fransa Başbakanı Manuel
Valls'in, Paris saldırıları sonrasında yaptığı bir açıklamada, ülkedeki durumu
Güney Afrika'da 1948-1994
yılları arasındaki ırkçı ayrımcılığa dayanan "apartheid"
rejimine benzeten ifadeler
kullanması üzerine çıkan
tartışmalar, Fransızların
çoğunun ülkede ayrımcılık
yapıldığı düşüncesinde
olduğunu ortaya koydu.
PARİS - AA muhabiri, Valls'in açıklamalarıyla başlayan tartışmayı,
Fransa'nın başkenti Paris'te iki ayrı saldırıda beş kişiyi öldüren Amedy
Coulibaly'nin yaşadığı banliyöde bulunan Paris- Sud Üniversitesi öğrencilerine sordu.
Bilgisayar Mühendisliği öğrencisi 23
yaşındaki Aurelie, yaşadığı banliyöde
Paris'le eşit şartlarda bir yaşam olmadığını belirtti. Paris'te yetişen biri ile banliyölerdeki kişiler arasında yaşam standardı bakımından fark oluştuğunu ifade
eden Aurelie, Paris'teki terör saldırılarının, farklı toplum tabakaları arasındaki
uçurumdan kaynaklandığını savundu.
Aurelie, "Fransız toplumunda saldırılar sonrası çok büyük değişim beklemiyorum. Bu toplum yapısı var olduğu
müddetçe aşırılık yanlısı olanlar var
olmaya devam edecek. Paris'in merkez
bir bölgesinde oturan bir ailede yetişen
biri ile banliyölerde yaşayan insanlar
arasında çok fark var" dedi.
İnanç olarak herhangi bir dine bağlı
olmadığını belirten Aurelie, Charlie
Hebdo dergisinde Hz. Muhammed'e
hakaret niteliği taşıdığı ifade edilen kari-
ILO'dan, Türkiye'ye
Suriye övgüsü
katürlerin yayımlanmasını ifade özgürlüğünün sınırlarının zorlanması olarak gördüğünü kaydetti.
Aurelie, "İfade özgürlüğünün belirli
limitleri olmalı. Ancak bu, limitler aşıldığında bunu yapanları öldürerek cezalandırabileceğimiz anlamına da gelmiyor" diye konuştu.
Eczacılık öğrencisi 21 yaşındaki
Guillaume ise Paris'te merkez ile banliyöler arasında farklı düzeyde eğitim
verildiğini düşündüğünü söyledi.
Banliyölerde, çoğu kez göz ardı edilen,
sorumluluk duygusu gelişmemiş ve
suça karışan genç bir nüfusun bulunduğuna dikkati çeken Guillaume, hukuki
yollarla bu genç nüfusun işlediği suçlarla mücadele etmenin zor olduğunu
belirterek şunları kaydetti:
"Fransa'da göz ardı edilen ve köşeye atılmış genç bir nüfus var. Bu gençler çoğu kez bilinçli bir şekilde düşünmüyorlar. Suç işlerken de eylemlerini
düşünerek yapmıyorlar. Onları hapishanelerde cezalandırmak bir çözüm gibi
görünebilir. Ancak her şeyden önce
onlara daha iyi bir eğitim verilmeli."
Fransa'daki terör saldırıları sonrası,
ülkedeki dinler üzerinden insanlar arasında polemikler yaşandığını ifade eden
Guillaume, her kesimdeki ön yargıların
aşılmasının ancak eşitlikçi bir eğitim sistemiyle sağlanabileceğini belirtti.
Eğitim sisteminin oluşturduğu boşluğu aşırılık yanlısı internet sitelerinin doldurduğunu savunan Guillaume, "Dinler
arasında çok gerilimli bir ortam oluşturulduğunu düşünüyorum. Toplumda
insanların birbirleri hakkındaki bilgi
eksikliğinden kaynaklanan ön yargılar
var. Bu ön yargıların aşılması lazım.
İnsanlar aşırılık yanlısı internet sitelerinden okuduklarıyla hareket ediyor" diye
konuştu.
Tıp öğrencisi 19 yaşındaki Elise ise
Valls'in "apartheid" fikrine katılmadığını
söyledi. Toplumda farklılıkların normal
olduğunu belirten Elise, aşırılık yanlısı
insanların istemedikleri bir şeye şiddet
kullanarak müdahale etme haklarının
olmadığını vurguladı.
Elise, Fransa'nın laik bir ülke olduğunu ve herkesin herhangi bir korku yaşamadan istediği fikri ifade edebilmesi
gerektiğini kaydetti. (AA)
Devrimin 4. Okul baskını, Pakistan'ın terörle
yılında hapiste mücadelesini kökten değiştirdi
"Mübarek"
kalmadı
KAHİRE - Mısır'da 25 Ocak devriminin 4. yıl dönümünden bir gün
sonra, devrik lider Hüsnü Mübarek'in
oğulları Alaa ve Cemal'in de tahliyesiyle hapishanede Mübarek ailesinden
kimse kalmadı.
Birçok Arap ülkesinde yaşanan ve
Mısır'ın da etkilendiği halk devrimlerinin ardından, "yolsuzluk ve göstericileri
öldürmek" gibi çeşitli suçlamalarla yargılanan Mübarek ve ailesi, özellikle
Temmuz 2013'teki darbenin ardından
üst üste verilen "beraat, zaman aşımı
ve yargılanamama" gibi kararlarla tek
tek serbest bırakıldı.
Kahire Ceza Mahkemesi, 29 Kasım
2014'te Mübarek hakkında, "haksız
kazanç sağlama ile rüşvet" suçlarının
yöneltildiği davanın zaman aşımına
uğradığına, "İsrail'e doğalgaz ihracatı"na ilişkin davada beraatine ve "25
Ocak 2011 Devrimi sırasında göstericileri öldürmek" iddiasıyla ise "hakkında
dava açılamayacağına" karar verdi.
Aynı mahkeme 13 Ocak'ta
Mübarek'in "Başkanlık Sarayı" olarak
bilinen, "yolsuzluk davasında", verilen
3 yıl ağırlaştırılmış hapis cezasına yaptığı itirazı kabul ederek, Mübarek'in
yeniden yargılanmasına hükmetti.
Böylelikle Nisan 2011'den beri içeride bulunan ve bu sürenin çoğunu
hastanede geçiren Mübarek, fiilen serbest kalmış oldu. Mahkemenin, "toplumda infial oluşturmaması için bu
durumu resmi olarak açıklamadığı"
savunuluyor. Mübarek'in yeniden yargılanacağı tarih ve mahkemeye ilişkin
henüz açıklama yapılmadı. (AA)
İSLAMABAD - Pakistan Talibanı'nın
Peşaver kentinde geçen ay bir okula
düzenlediği ve Pakistan'ın "11 Eylül"ü
olarak nitelenen baskın, örgütle yürütülen
müzakere sürecini tamamen ortadan kaldırırken, ülkede terörle mücadele konusunda kapsamlı politika değişikliklerine
sebep oldu.
Uzun süredir Taliban'a karşı mücadele yürüten Pakistan, 2014'ün son günlerinde meydana gelen ve "Army Public
School" adlı okulda çoğu öğrenci 150
kişinin ölmesiyle ülke tarihinin en kanlı
saldırılarından biri olarak tarihe geçen
olayla sarsıldı. Olay için 9/11 olarak
geçen 11 Eylül saldırılarına atıfla "12/16"
ifadesinin kullanılması, bu konudaki yaklaşımın da açık bir göstergesiydi.
Başbakan Navaz Şerif'in Ulusal
Güvenlik ve Dış İlişkiler Danışmanı Sartaj
Aziz, saldırıdan birkaç gün sonraki açıklamasında, "Bu olay Pakistan'ın tümünü
sarsmıştır, birçok yönden bu terörizme
karşı stratejide dönüm noktasıdır. Nasıl
11 Eylül sonsuza dek ABD'yi ve dünyayı
değiştirdiyse, bu 12/16 ve bizim 11
Eylülümüzdür" ifadesini kullandı.
Saldırı, ülkedeki güvenlik algısının yanı
sıra terörle mücadele konusundaki tutumun da gözden geçirilmesine yol açtı. En
büyük darbeyi ise Navaz Şerif'in iktidara
gelmesiyle yeniden canlanma sürecine
giren Pakistan Talibanı ile müzakereler
aldı.
Taliban ile masaya oturulması ve
sorunun barışçı yollardan çözülmesi için
çaba harcayan Başbakan Şerif'in söylemleri saldırı sonrasında ordununkiyle
aynı çizgiye geldi. Şerif, saldırıdan bir gün
sonra Peşaver'de yaptığı konuşmasında,
"Son terörist ülke topraklarından temizle-
nene kadar terörizme karşı savaşımız
devam edecek" dedi.
Başbakan Şerif, ayrıca medrese reformu yapılacağı ve medreselerin denetime
açılacağı, Şii-Sunni karşıtlığını kışkırtan
yazıların basımının yasaklanacağı, yasağı
çiğneyen matbaaların kapatılacağı, camilerde sadece ezan ve cuma hutbesi için
mikrofon kullanılmasına izin verileceği,
cep telefonu kayıtlarının gözden geçirilmesi gibi bir dizi yeni düzenlemenin
hayata geçirileceğinin işaretlerini verdi.
Saldırı ülkedeki güvenlik zafiyetini
açıkça ortaya koyarken, hükümet tarafından açıklanan 20 maddelik Ulusal Eylem
Planı "11 Eylül" benzetmesinin sözde
kalmayacağının bir göstergesiydi. Planın
en önemli maddesi, 2008 yılında AB'nin
baskısı sonucu bir moratoryum kararı ile
durdurulan idam cezası uygulamasının
terör suçlarına karşı geri getirilmesi oldu.
Daha önce terör suçundan idam
cezası alan ancak infazı ertelenen kimi
hükümlülerin idamına başlandı ve şu ana
kadar 20 kişi idam edildi.
Planda dikkat çeken diğer bir ayrıntı
ise sivillerin de yargılanacağı askeri mahkemelerin kurulması kararıydı. Bu mahkemelerin siyasilerin de yargılanacağı bir
platforma dönüşeceği endişesi ortaya
çıksa da parlamentoda yapılan oylamada
tasarı kabul edildi. Plan kapsamında şu
ana kadar dokuz askeri mahkeme kuruldu.
Saldırı sonrasında alınan tedbirler
bunlarla sınırlı kalmadı. Peşaver'in kenar
mahallerinde yaşayan Özbek ve Afgan
mültecilere karşı geniş çaplı operasyonlar
başlatıldı. Operasyonlarda bomba yapımında kullanılabilecek elektronik cihazlara el koyuldu. (AA)
DAVOS - Uluslararası Çalışma
Örgütü (ILO) Genel Direktörü Guy
Ryder (sağda), Türkiye'nin Suriyeli
sığınmacılar konusunda büyük bir
yük üstlendiğini vurgulayarak,
"Türkiye'nin, soruna karşı gösterdiği
reaksiyondan dolayı tebrik edilmesi
gerekir" dedi.
İsviçre'nin Davos kasabasında
düzenlenen Dünya Ekonomik
Forumu toplantılarının ardından
Ryder, AA muhabirinin soruları yanıtladı. Ryder, "Türkiye'nin güneyinde
bulunan Suriye ve komşu ülkelerdeki
çatışmalar ve bu nedenle kabul ettiği
1,7 milyon sığınmacının yaratacağı
etki kaçınılmaz ve bu da Türkiye için
üstesinden gelinmesi gereken bir
başka sorun" değerlendirmesinde
bulundu. Suriye krizi ve yaşanan
çatışmaların Türkiye'nin ekonomik
büyümesi üzerinde kesin bir engel
olmadığını ifade eden Ryder,
"Türkiye, büyük bir yük üstlenmiş
durumda. Türkiye'nin, soruna karşı
gösterdiği reaksiyondan dolayı tebrik
edilmesi gerekir" dedi.
Ryder, "Türkiye, komşuları nedeniyle zorluklarla yüzleşiyor. Buna rağmen Türkiye çok kötü bir duruma
düşmedi" şeklinde konuştu.
Türkiye, Lübnan ve Ürdün'deki
Suriyeli sığınmacıların, bölgedeki
işsizliğin artış göstermesine neden
olduğunun altını çizen Ryder, Suriye
krizinin Türkiye'deki işgücü piyasasını
olumsuz etkilediğini kaydetti.
Ryder, Suriyeli sığınmacıların ucuz
işgücü oluşturarak Türkiye'deki işsizliğe baskı kurmasının eleştirilmemesi
gerektiğini ifade ederek, "ILO, durumu değerlendiriyor ve Türkiye'ye bu
sorunla mücadele noktasında nasıl
yardım edeceğini araştırıyor" dedi.
Suriye'deki insanlık dramı ile başlayan krizin, işgücü piyasası sorununa
dönüştüğünün altını çizen Ryder,
"İnsanların çaresiz bir şekilde çok
düşük ücretlerle çalışmaya razı olması,
Türkiye işgücü piyasası üzerinde kaçınılmaz sorunlar oluşturdu" dedi. (AA)
Cameron telefonda işletildi
İngiltere Başbakanlığı, Cameron'ı arayan kişinin kendisini, İngiliz hükümetine bağlı dijital iletişim ve istihbarat
kurumu GCHQ'nun Başkanı Robert
Hannigan olarak tanıttığını belirterek,
Cameron'ın durumdan şüphelenmesi
üzerine telefon görüşmeyi hemen
sonlandırdığını kaydetti.
Cameron'ın resmi telefonuna
gelen aramanın kısa sürdüğü ve hassas herhangi bir bilginin paylaşılmadığının bildirdildiği Başbakanlık açıklamasında, "Telefonunun işletildiğinin
anlaşılması üzerine Başbakan
Cameron görüşmeyi sonlandırdı.
Hem GCHQ hem de Başbakanlık
güvenliği ciddiye alıyor ve bu telefon
işletmelerini takiben hükümetin bu
olaydan ders çıkardığından emin
olmak için, güvenlik yöntemleri gözden geçiriliyor" denildi. (AA)
LONDRA - İngiltere Başbakanı
David Cameron'a telefonda kendini
İngiliz hükümetine bağlı dijital iletişim
ve istihbarat kurumunun (GCHQ)
direktörü Robert Hannigan olarak
tanıtan bir kişinin Başbakanı işletmesi
üzerine, güvenlik yöntemlerinin gözden geçirildiği açıklandı.
Konuya ilişkin açıklama yapan
BULMACANIN ÇÖZÜMÜ
1
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
2
3
4
5
6
7
8
9
10
14
TURİZM
29 Ocak 2015 Perşembe
Turizm merkezlerinde
"esnaf enflasyonu"
ISSN 1308-7622
MUĞLA - Muğla'nın gözde turizm merkezleri Bodrum, Marmaris ve Fethiye'de esnaf
sayısındaki artış dikkat çekiyor.
AA muhabirinin, Muğla Esnaf ve Sanatkarlar
Odaları Birliği istatistiklerinden derlediği bilgiye
göre, 2014'te Muğla'da 3 bin 332 yeni esnaf
kayıt yaptırırken, bin 890 esnaf ise kaydını
sildirdi. En fazla yeni kaydın yapıldığı yerlerin
ise Marmaris, Fethiye ve Bodrum'da olduğu
gözlendi. Bodrum'da geçen yıl 890 esnaf kayıt
yaptırıp iş hayatına başlarken, 347 kişi kaydını
sildirdi. Fethiye'de 649 yeni kayıt yapıldı, 366
esnaf iş yerini kapattı. Marmaris'te ise yeni
kayıt sayısı 319, terk ise 319 olarak kayıtlara
geçti.
Muğla Esnaf ve Sanatkarlar Odaları Birliği
Başkanı Şükrü Ayyıldız, AA muhabirine yaptığı
açıklamada, turizm merkezlerindeki iş yeri
sayısının çok fazla olduğunu ve ilçelerin bu
sayıyı kaldırmadığını söyledi.
"Esnaf enflasyonu" dolayısıyla hanutçuluk
sorununun bitmediğine işaret eden Ayyıldız,
"Marmaris'te örneğin daha önceden restorandaki bir masa, gün içinde dolup dolup boşalıyordu. Bırakın hanutçuluğu, gelen müşteriye
bakma zamanı bile zor bulunuyordu. Çünkü o
zamanlar iş yeri sayısı çok azdı" dedi.
Her gelen yönetimin konut alanlarını ticaret
alanına çevire çevire Marmaris'teki iş yeri
sayısının gereğinden fazla arttığını savunan
Ayyıldız, bu konuda kendisi de dahil herkesin
hatası bulunduğunu dile getirdi.
Yerel yönetimlere "konut alanlarını ticarete
açmama" çağrısı yapan Ayyıldız, sözlerini şöyle
sürdürdü:
"Dünyanın her yerinde meslek gruplarına
göre çarşılar var. Bu çarşılardaki iş yerleri ne
çoğalır ne de azalır. 20 yıldır, 'Bir sokakta iki
tane restoran varsa üçüncüsüne ruhsat vermeyin' diyorum ama beni dinleyen yok. Bu
durum bütün meslek grupları için geçerli. Her
verilen ruhsat, yeni iş yeri açanı da yıllardan
beri o işi yapan esnafı da batırıyor. İş yeri açma
yarışını herkes bıraksın, mevcutları korumayalım."
Para kazanmanın eskisi gibi kolay olmadığına değinen Ayyıldız, neden bu kadar çok iş
yerinin kapandığı ve açıldığını herkesin şapkasını önüne koyarak düşünmesi gerektiğini
ifade etti.
"Tarlam var, evim var satayım bu işi
yapayım" döneminin bittiğini vurgulayan
Ayyıldız, "Herkes yapacağı işin önce eğitimini
alsın. Eskiden çırak, kalfa, ustalık olayı vardı.
Bu insanlar yetişmiş olarak iş hayatına atılıyordu. Ancak şimdi bankadan kredi çektik mi,
cebimizde para oldu mu 'hemen gidip bir iş
yeri açalım' diyoruz. " diye konuştu.
Bunun yanında birçok esnafın sürekli iş
değişikliği yaptığını kaydeden Ayyıldız, "Bugün
butik işi yapan seneye başka bir iş kolu üzerine
dükkan açıyor. Bu arayış da yanlış. Herkes
kendi işini en iyi şekilde yapmaya çalışsın ve
odamızın açtığı ücretsiz kurslara katılarak kendisi geliştirsin" ifadelerini kullandı. (AA)
Yıl: 45
Sayı: 15084
29 Ocak 2015
Perşembe
GÜNLÜK SİYASİ GAZETE
Yayın Sahibi
Grup Birikim Matbaacılık Yayıncılık Bilişim
Medya Sanayi ve Ticaret A.Ş.
Genel Yayın Yönetmeni
Ahmet TEKEŞ
Haber Koordinatörü
Dursun ERKILIÇ
Yazı İşleri Müdürü
Şebnem ÜNAL
Sayfa Editörü
Abdülmecit KOYUNSAĞAN
İstihbarat Şefi
Ayşegül BALDEMİR
Muhabir - İnternet Editörü
Alparslan OĞUZ
Haber Merkezi
Şenol Günüç, Emine Özcan, Kenan Ergen,
Hakkı Murat Söbütay, Burcu Kerim, Ayşenur Gürer, Mihriban Demirel,
Tülay Canpolat, Zeynep Efsane Güzeldereli
İdari Merkez
Yeni Batı Mah. 2412 Sok. No: 12 Batıkent - Yenimahalle /
ANKARA Tel: 0312 397 49 79 - [email protected]
Yayın Sahibi
Temsilcisi:
Yiğit YİĞİT
Basıldığı Yer:
Dorukkaya Mat. Yay. Rek. Mağ. Enerji ve İnş. A.Ş. - İstanbul Yolu
6. km Macun Mh. 3. Cd. No: 2/1 Yenimahalle/ANKARA Tel: 397 11 97
Dağıtım: AK Dağıtım Abdulgani AKDAĞ Çağlayan Mah. Tıp
Fakültesi Caddesi No: 258/11 Mamak/ANKARA Tel: 0312 368 04 09
Yayın Türü: Yerel - Süreli (Pazar hariç)
Resmi ilanlarımızı internet sitemizden de görebilirsiniz.
www.yedigungazetesi.com.tr
Sözleşmesiz yazarlara ücret ödenmez
YediGün Basın Meslek ilkelerine uymaya söz vermiştir
Tarihi evlerin
"röntgeni"
çekilecek
EDİRNE - Edirne Valisi Dursun Ali
Şahin, AA muhabirine yaptığı açıklamada,
Edirne'nin taşınmaz envanterindeki bin
600'e yakın tarihi eserin 600'e yakının
tarihi Kaleiçi semtindeki eski konaklar
olduğunu söyledi.
Metruk haldeki pek çok kültürel ve tarihi evin yıkılmaya yüz tuttuğunu ifade
eden Şahin, "Kültür ve Turizm Müdürlüğü
yaptığı güzel çalışmayla semtteki tarihi
konakları tek tek belirledi. Şimdi sıra bu
binaların tamamının lazerle rölövesini
çıkarmaya geldi" dedi.
Rölövenin daha sonra yaptırılacak
evlere kılavuzluk yapacağını ifade eden
Vali Şahin, "Kaleiçi'ndeki evlerin lazerle
noktalama suretiyle iskeletini çıkaracağız
sonra da bunları raflayacağız. Bu bina
yıkıldığında oradan çıkarılacak rölövesi,
restitüsyonu, restorasyonu beraberce
yapılmış olacak. Bu Edirne'ye en büyük
hizmet olacak. Bakın şimdi bir bina yıkıldı
mı elde hiçbir çizgisi yok. 'Veleddalin
amin. El Fatiha' bitiyor. Bitiyor ama oraya
bu adam, o malike yazık. Bir tane bir şey
kümes bile yapamaz yaptırmazlar. Ama
elimizde rölövesi olduğu zaman istenildiği zaman yapılır" ifadesini kullandı.
Bazı metruk binaların yaya ve araç
trafiğine tehlike arz edecek hale geldiğini
belirten Şahin, şunları kaydetti:
"Binaların rölöve işi tamamlandığında,
yıkılmaya yüz tutmuş olanları Anıtlar
Kurulu'ndan izin alarak yıktıracağız. Bu
binaların altında bir vatandaşın kalması
bize üzüntü verir. Zaten belediyemiz de
bu konuda çalışmalar yapmış. Bu
binaların yanından geçilmemesi için uyarı
levhalar konmuş bunu gibi 15-20 tane
binada uyarıcı levhalar var. 'Binanın
yanından geçmeyin yıkılabilir' diye.Tabii
ki bu uyarıcı levha ama bu uyarıcı levhayı
herkes okuyamaz öncelikle çok eski
olanlarını yıkılmaya yüz tutmuş olan bu
Erciyes'teki pist güvenliği dünya standartlarında
KAYSERİ - Türkiye'nin en önemli
kayak merkezlerinden Erciyes'te,
Avusturya, Fransa, İtalya gibi kayak
sporuyla öne çıkan ülkelerdeki
güvenlik tedbirleri uygulanıyor.
Erciyes AŞ Yönetim Kurulu
Başkanı Murat Cahid Cıngı, AA
muhabirine yaptığı açıklamada,
Kayseri Büyükşehir Belediyesi
tarafından hazırlanan Erciyes Kış
Sporları ve Turizm Merkezi projesinin
en baştan itibaren Avusturyalı danışmanlar tarafından yürütüldüğünü ve
Erciyes'teki işletme mantığının da
uluslararası standartta olduğunu
söyledi. Avusturyalı danışmanların
yönlendirmeleri doğrultusunda
Erciyes'teki pistlerde, kayak turizmi
ve kış sporunda dünyaca meşhur,
uluslararası bilinirliği ve güvenilirliği
olan Avusturya, Fransa, İtalya'daki
kayak merkezlerinde uygulanan
güvenlik tedbirlerinin hayata geçirildiğini anlatan Cıngı, bu sayede bu
zamana kadar önemli hiçbir üzücü
olayla karşılaşmadıklarını ifade etti.
Edirne'de
birçoğu yıkılmaya
yüz tutmuş
tarihi binanın
rölövesi lazerle
çıkarılacak.
Anıtlar
Kurulu'nun
kararıyla
yıktırılacak
metruk haldeki
tarihi binalar, bu
arölövelere göre
aslına uygun
yeniden
yapılacak.
binaları rölövesini yaptırıp hemen yıkılması cihetine gideceğiz. İleride rölövesi
olduktan sonra yapılması kolay olacaktır."
FIFA, Real Madrid'i soruşturuyor
29 Ocak 2015 Perşembe
ANKARA - FIFA, reşit
olmayan futbolcuların transferinde yönetmeliği yerine getirip getirmediğini açıklığa
kavuşturmak için Real Madrid
hakkında soruşturma başlattı.
Kulüp yöneticisi Emilio
Butragueno, transferde usulsüzlük yapılma ihtimaline karşı
Real Madrid'in son 5 yılda
transfer ettiği 51 genç futbolcunun dosyasının FIFA tarafından incelemeye alındığı iddiasını doğruladı. Butragueno,
FIFA'nın sadece bilgi almak
amacıyla dosyaları istediğini
ve işbirliğine hazır olduklarını,
soruşturma hakkında endişe
duymadıklarını ifade etti.
FIFA'nın reşit olmayan
oyunculara ilişkin yönetmeliğine göre, transfer edilen futbolcunun ailesinin de aynı ülkeye
ikamet etmesi gerekiyor. 1618 yaşları arasındaki futbolcuların ise Avrupa Birliği içindeki
ülkelerin liglerinde transferine
izin veriliyor.
Beşiktaş'ta
forvet farkı
Beşiktaş'ın bu
sezon kadrosunda yer alan
forvet oyuncuları,
yarım sezonda
ortaya koydukları
performansla
geride kalan 4
sezona göre
gol yollarında
daha büyük katkı
verdiler.
İSTANBULSon dönemlerde forvet hattında büyük arayışlara giren siyahbeyazlı ekipte özellikle
sezon başında transfer
edilen Demba Ba ve
Cenk Tosun, performanslarıyla geride
kalan 4 sezonun tamamına göre daha başarılı
bir görüntü ortaya
koydu.
Senegalli oyuncu
Demba Ba ile
Gaziantepspor'dan
transfer edilen Cenk
Tosun, takımlarının
Spor Toto Süper Lig,
Ziraat Türkiye Kupası
ve UEFA Avrupa
Ligi'nde yaptığı maçlarda toplam 25 gole imza
attı. Sakatlığı nedeniyle
uzun süre sahalardan
uzak kalacak Mustafa
Pektemek'in attığı 2
golle forvet oyuncuları,
şimdiden 27 gole ulaştı.
Beşiktaş'ın bu sezon
forvet hattında etkili
olmasındaki en büyük
pay, sezon başında
İngiltere'nin Chelsea
takımından transfer
edilen Demba Ba'nın
oldu.
Drogba, Galatasaray'ı
UNUTAMIYOR
ANKARA - İngiltere Premier Lig ekiplerinden Chelsea'nin yıldız futbolcusu Didier
Drogba, eski takımı Galatasaray'ı unutamadığını söyledi.
Sosyal paylaşım sitesi Twitter ve Instagram
hesabından eski takımı Galatasaray'da oynadığı dönemde çekilen fotoğraflarını paylaşan
Drogba, fotoğrafların yanına "İki yıl oldu!
Unutmak ne mümkün! Unutanın kalbi kurusun"
mesajını yazdı.
Fildişi Sahilli golcünün hesabına eklediği
fotoğraflar arasında Türk Telekom Arena Stadı,
Galatasaray'ın eski efsane futbolcularından
Metin Oktay, takım arkadaşları ve taraftarlar da
yer aldı.
Chelsea'de bu sezon çıktığı 25 maçta 6 gol
ve 2 asistlik bir performans sergileyen Fildişi
Sahilli futbolcu, sarı-kırmızılı ekipte forma giydiği 2012-14 sezonları arasında ise 53 karşılaşmada 20 gol ve 13 asistle oynamıştı. (AA)
Süper Lig'de 17 haftalık bölümde 9 kez
rakip fileleri havalandıran Senegalli oyuncu,
UEFA Avrupa Ligi'nde
de 8 kez gol sevinci
yaşadı. Demba Ba, ligin
17. haftasında
Gençlerbirliği karşısında attığı golle 18. resmi
golüne ulaştı.
Beşiktaş'ın bu sezon
Demba Ba'nın alternatifi olarak kadroya dahil
ettiği Cenk Tosun da
resmi maçlarda takımına 7 gol kazandırmayı
başardı.
(AA)
Futbolun “PARA BABALARI”
Futbol dünyasının önde gelen isimleri, menajerliklerini yapan babaları ile
geçmişte yaşadıkları maddi sorunlarla gündeme geldi.
ANKARA - Futbol dünyasının önde
gelen isimleri, menajerliklerini yapan
babaları ile geçmişte yaşadıkları maddi
sorunlarla gündeme geldi. Arsenal forması giyen Türk asıllı Alman oyuncu
Mesut Özil, Barcelona'nın Arjantinli yıldızı Lionel Messi ve Brezilyalı futbolcusu
Neymar, menajerliklerini üstlenen babalarıyla, maddi anlaşmazlıklar, vergi
kaçakçılığı ve transferde usulsüzlük gibi
iddialarla mahkemelik oldu. Futbol dünyasındaki profesyonel ilişkilerin en fazla
zarar verdiği baba-oğul ikilisi, Mesut
Özil-Mustafa Özil olarak göze çarptı.
Aralarında yaşanan maddi anlaşmazlıklardan dolayı arası açılan ikili, birbirlerine
dava açacak aşamaya geldi. Lionel
Messi, babası Jorge Messi hakkında
vergi kaçırdığı yönünde çıkan iddialar
yüzünden mahkemeye çıkmak zorunda
kaldı.
Neymar'ın babası Neymar Da Silva
Santos ise oğlunun Barcelona'ya transferi sırasında usulsüz gelir elde ettiği
iddiasıyla hakim karşısına çıktı.
İngiltere Premier Lig ekiplerinden
Arsenal'da top koşturan Mesut Özil ile
babası Mustafa Özil'in arası, maddi
konular yüzünden açıldı.
Alman basınında, Mustafa Özil'in
mahkemeye başvurarak, oğlu Mesut
Özil'in menajerlik ve danışmanlık ücreti
olarak 600 bin avro, bir saat firması reklamı için aracılık etmesinden dolayı da
30 bin avro ve lüks bir aracın kendisine
verilmesini talep ettiği iddia edildi.
Aralarındaki maddi konular nedeniyle
davalık olan ikilinin, daha sonra anlaşarak açılan davayı geri çektiği öne sürüldü. Yaşananların ardından babası ile
arası açılan Mesut Özil, menajerliğini
kardeşi Mutlu Özil'e devretti.
Diğer yandan, Mesut Özil'in Real
Madrid'den ayrılmasının nedeninin de
babası olduğu iddia edildi. İspanyol
kulübünden oğlu için yüksek maaş talebinde bulunduğu ileri sürülen Mustafa
Özil'in bu talebinin kabul görmediği, Özil
ailesi için "açgözlü" ifadesini kullanan
başkan Florentino Perez'in ise yeni sözleşme imzalamaya sıcak bakmayarak
futbolcusunu Arsenal'a gönderdiği öne
sürüldü. 2007-2009 yıllarında Maliye
Bakanlığı'na bildirdiği gelir vergisi beyanatında usulsüzlük yaptığı ve imaj haklarından elde ettiği gelirlerden 4,16 milyon
avro vergi kaçırdığı gerekçesiyle savcılık
tarafından suçlanan Messi ve babası
Jorge, mahkemede hakim karşısına
çıktı. "Leo Messi Management" adlı şirketin de sahibi olan ve oğlunun tüm imaj
haklarını bu şirket aracılığıyla yöneten
Jorge Messi, oğlunun konuyla bir alakası olmadığını savunarak, "Bu konuda
oldukça dikkatli olmak istiyorum. Her
zaman söyledim. Bu olayın Messi ile
hiçbir ilgisi yok o yüzden konuşması için
bir sebep de yok. Konuya avukatlarım
bakıyor. Leo'yla değil, benimle ilgili bir
durum" değerlendirmesinde bulundu.
Ankaragücü'nde
görev dağılımı
ANKARA - Spor Toto 2. Lig Kırmızı Grup
takımlarından Ankaragücü'nde görev dağılımı
yapıldı. Kulüpten yapılan açıklamaya göre,
24 Ocak'ta yapılan Olağan Genel Kurul sonrası ilk kez toplanan Yönetim Kurulu, görev
dağılımını gerçekleştirdi.
Toplantıda kısa bir konuşma yapan Kulüp
Başkanı Mehmet Yiğiner, "Kongrede aday
çıkmaması üzerine, kulübü sahipsiz bırakmamak adına ateşten gömleği giymeye aday
olduk. Delegelerimizin tamamının oyunu alarak yeniden göreve seçildik" dedi.
Ankaragücü camiası ve Ankaragücü taraftarı
için kongrenin, yeni bir heyecanın başlangıcı
olduğunu dile getiren Yiğiner, "Yönetim kurulu üyesi arkadaşlarla yapmış olduğumuz istişare ve bütçe planlaması sonucu transfer
yasağını şimdilik kaldırılamayacağını gördük.
İlk hedefimiz mevcut futbolcularımızın alacaklarını ödeyip, hiçbir futbolcumuzu satmadan,
kadroyu muhafaza ederek yola devam etmektir" diye konuştu. (AA)
29 Ocak 2015 Perşembe
Hakkarili gençler, 2800 rakımlı Merga Bütan Yaylası'nda
snowboard yapıyor. Yılın yarısında kar örtüsü altında bulunan ve binlerce metre yükseklikteki dağları ve yaylalarıyla
turizm hamlesi gerçekleştiren Hakkari, özellikle çözüm süreciyle başlayan huzur ortamında kış sporlarına kapılarını açtı.
HAKKARİ DAĞLARI
snowboardla tanıştı
HAKKARİ - YILMAZ KAZANDIOĞLU - Hakkarili gençlerin kendi
imkanlarıyla öğrendiği snowboard da
ilk kez bu yıl Hakkari dağarında
yapılmaya başlandı.
Kent merkezine 12 kilometre uzaklıkta bulunan
2800 rakımlı Merga
Bütan Yaylası'ndaki
kayak merkezine
giden gençler, burada snowboard yap-
manın keyfini çıkarıyor.
Dağlarda snowboard ile kayan
gençler aksiyon dolu anlar yaşıyor.
Profesyonel snowboardcılara taş
çıkaran gençler, bu dalda yapılan yarışmalara katılarak birincilik elde etmek
istiyor.
"KENDİ İMKANLARIMIZLA
SNOWBOARD EĞİTİMİ ALIYORUZ"
Snowboard yapmayı kendi çabasıyla öğrendiğini belirten Mehmet Koç,
şimdi öğrenmek isteyen arkadaşlarına
bu sporu öğretmeye çalıştığını söyledi.
Koç, burada kimsenin snowboard
eğitimini vermediğini anlatarak,
"Dağların yüksek kesimlerinden
kayarak aksiyon dolu anlar yaşıyoruz.
Kendi imkanımızla birşeyler yapmaya
çalışıyoruz. Bu sporu yapmak biraz zor
ama eğlenceli. Öğrenmek isteyen
arkadaşlarımız oluyor. Ben de kendilerine yardımcı oluyorum. Bu sporu
öğrenmek isteyenlerin sayısı her geçen
gün artıyor" dedi.
Hakan Şener de genellikle olimpiyatlarda snowboard gördüklerini ifade
ederek, "Şuanda dışarıdan herhangi bir
destek almadan kendi imkanlarımızla
snowboard eğitimi alıyoruz. Bizim
dileğimiz sadece 5 kişiyle sınırlı olmasın
100 kişi snowboard yapsın. Bütün
insanlar buraya gelsin Hakkari'yi
tanısın, Hakkarili gençlerin ne kadar
yetenekli olduğunu görsün" şeklinde
konuştu. (AA)
Bu horozlar
“Kahkaha” atıyor
Endonezya'da yetiştirilen "gülen horozlar"
çıkardıkları kahkahaya benzer seslerle büyük
ilgi görürken, ülkede düzenlenen yarışmalarda
"en güzel gülen horoz" seçiliyor.
TOKAT - EROL YILDIZ - Tokat'ın
Erbaa ilçesinde köylülerin birbirleriyle
kaynaşmalarına vesile olan 200 yıllık "ferfene" geleneği yaşatılıyor.
Geçmişte Anadolu'nun birçok yerinde
farklı isimlerle çeşitli uygulamaları görülen
"ferfene" geleneği Tokat'ın köylerinde
canlılığını koruyor.
Köylülerin soğuk kış gecelerinde bir
araya gelerek, sohbet ettikleri, köyün
sorunlarını konuştukları ve ihtiyaç sahibi
komşularına yardım topladıkları sosyal
dayanışmanın önemli bir parçası olan
"ferfene", kendine has yemek kültürüyle
de dikkati çekiyor.Pazarlıkla satın alınarak
gündüzden kesilen küçük baş hayvanın
etinden yapılan kavurma "ferfene"de
ikram edilirken, masraflar da katılımcılar
arasında paylaşılıyor.
SAKATATLAR AÇIK
ARTIRMAYLA SATILIYOR
Gelenek olduğu üzere "ferfene" için
kesilen küçükbaş hayvanın sakatatları da
kahvehanede yapılan açık artırmayla
satılıyor.
Tarım faaliyetlerinin sona erdiği soğuk
kış gecelerinde köylüleri bir araya getirerek, kaynaşmalarını ve toplumsal bütünlüğü sağlayan ferfene, büyük evler, kahvehane veya köy konaklarında düzenleniyor.
Üzümlü köyü eski muhtarı Musa
Karadayı (44) AA muhabirine yaptığı açıklamada, büyüklerinden gördükleri bu
geleneği yaşattıklarını söyledi.
BİRLİK BERABERLİĞİ SAĞLIYOR
Yörede geçmişi 200 yıl öncesine kadar
dayanan ferfeneye zaman zaman köy
dışından misafirleri de davet ettiklerini
anlatan Karadayı, "Bu gelenek muhabbeti,
sevgiyi ve dostluğu geliştiriyor. Köyde birlik, beraberliği sağlıyor. İş yoğunluğunun
azaldığı kış aylarında boş zamanları ferfene ile değerlendiririz" diye konuştu.
CAKARTA - Çıkardıkları
seslerin kahkahaya benzemesi nedeniyle "gülen
horoz" adı konulan bu
horozlar Endonezya'nın
Sülevasi Adası'nın
güneyinde yetiştiriliyor.
Sülevasi adasında yetiştirilen bu horozlar bölge halkı
için asalet ve cesaret sembolü olarak tanımlanıyor.
Kiloları 2-3 kilogram
arasında değişen gülen
horozlar için ülke genelinde
dolara kadar ulaşabiliyor.
Gülen horoz sahibi Budi
Achmad neredeyse her
yarışmaya katıldığını
belirterek, "Benim horozum
birçok madalya kazandı.
Bugün başka bir yarışmaya
daha katılıyoruz. Bunu hobi
olarak yapıyorum.
Horozumun sesini
kuvvetlendirmek için özel
yemlerle besliyorum" dedi.
Yarışmanın jüri
üyelerinden Jalal Abidin de
"En güzel gülen horoz"
yarışmaları düzenleniyor.
Yarışmalarda horozlar, jüriler tarafından ses güzelliği,
kahkaha güzelliği ve
görünüş olmak üzere farklı
kategorilerde değerlendiriliyor.
Yarışmalara katılım yüksek olurken, kazanan horozlara madalya ve unvan
veriliyor. Unvan ve madalya
alan horozların kazandıkları
derecelere göre fiyatları da
artıyor. Derece kazanan
tavukların fiyatları binlerce
yarışmaya katılımın yüksek
olduğunu ifade ederek, bu
yarışmaların ülkenin her
bölgesinde düzenlendiğini
belirtti. "Bu horozların
gerçekten tutkunları var"
diyen Jalal, yarışmalarda
horozların ötüşlerini,
görünümlerini ve ses güzelliklerini farklı kategorilerde
değerlendirdiklerini anlattı.
Endonezya'da yetişen bu
cinsin sadece horozları
kahkaha şeklinde öterken,
tavukları ise yılda sadece 60
adet yumurta veriyor. (AA)
Bu geleneğin Erbaa'da birkaç köyde
daha yapıldığını anlatan Karadayı, "Biz
büyüklerimizden görerek bu geleneği
yaşattık, devam etmesi için çocuklarımızı
da ferfeneye getiriyoruz, onlar da bizlerden
görerek, inşallah bu geleneği yaşatmaya
devam eder" dedi. (AA)
Download

Kobani harabe Kim onaracak