Fiyatı 25 Kr
www.yedigungazetesi.com
24 Aralık 2014 Çarşamba
“ÇÖZÜM
SÜRECİ”
İÇİN
HERKES İYİMSER
Bir ara ‘tıkandı’
endişesi yaşanan
çözüm sürecinde
işler yolunda gitmeye başladı. Süreci
değerlendiren
Başbakan Ahmet
Davutoğlu, "Son
dönemde tekrar
Çözüm Süreci'nin
doğası içinde seyri
konusunda olumlu
bir atmosferin
oluşmakta
olduğunu görüyoruz, bundan da
memnuniyet
duyuyoruz" dedi.
MİLLİ
BİRLİK
beraberlik
Başbakan
Davutoğlu,
Çözüm
Süreci'nin tarihi
ve siyasi anlamda asırlarca bir
arada yaşamış
vatandaşların,
eşit vatandaşlıktan istifade
ettikleri milli birlik ve beraberlik
projesi olarak
değerlendirildiğini
belirtti. Bu kapsamda yapılan
çalışmaları hatırlatan Davutoğlu,
"Hükümetimiz
tarafından hiçbir
zaman Çözüm
Süreci'yle ilgili
mütereddit tavır
olmamıştır" diye
konuştu.
ÇÖZÜME TAM GAZ!
Başbakan Yardımcısı Akdoğan'ın HDP heyetini kabulünden çözüm sürecine ilişkin önemli
kararlar ve mesajlar çıktı. Görüşmeyi değerlendiren HDP İstanbul Milletvekili Önder,
"(Çözüm süreci) "Kobani direnişiyle başlayan bir kırılganlık yaşamıştık, gelinen nokta itibariyle
önemli bir kriz sürecini geride bıraktığımızı söylemek istiyoruz" dedi. HABERİ 12. SAYFADA
Çözüm Süreci kapsamında HDP ve
Başbakan Yardımcısı Yalçın
Akdoğan'ın görüşme ve açıklamalarıyla
ilgili bir soruyu yanıtlayan Başbakan
Davutoğlu, "Çözüm Süreci bir anda, bir
hamlede, bir günde hemen neticeye
ulaşacak bir süreç değil. Ancak kararlılıkla
yüründüğünde, çok ciddi aşamalara
geçtiğimiz ve gerçekten geçmişteki karşı
karşıya kaldığımız problemler açısından
önemli engelleri aştığımız bir süreçtir"
diye konuştu.
Davutoğlu, Çözüm Süreci'ne en büyük
darbeyi 6-7 Ekim olaylarının vurduğuna işaret ederek, bundan dolayı karşılıklı
güvenin sarsıldığını anlattı. Halkın ihtiyaç
duyduğu konularda hükümetin gerekeni
yapacağını söyleyen Davutoğlu, Çözüm
Süreci'nin tek taraflı ve tek boyutlu müzakere mantığıyla yürüyen bir süreç
olmadığını kaydetti.
Başbakan şunları söyledi: "Burada
yürütülen süreç hem kitle tabanı itibarıyla bütün halkımızı doğusuyla batısıyla
kuzeyiyle güneyiyle Türkiye'yi kuşatan bir
süreçtir. Akil İnsanlar Heyeti onun için
Türkiye'nin her tarafında faaliyet göstermiştir. Bugün Başbakan Yardımcımızın yaptığı görüşme de bir anlamda bu geniş ve
yaygın faaliyetin bir boyutudur. Orada da
usul ve yöntem konusunda bugün olumlu
bir atmosfer vardır. Bundan sonra atılacak
adımlar konusunda da her zaman gereken
çalışmaları yoğunlaştırarak yapacağız. Bir
an önce netice alınması için gayret sarf
edeceğiz."
Diyarbakır Kilisesi
Ruhani önderi
Ahmet Güvener:
World Energy Outlook 2014 Raporu" Türkiye tanıtım toplantısında konuyan Enerji
ve Tabii Kaynaklar Bakanı Yıldız, "Türkiye ne AB üyesi ülke olma ile alakalı girdiği
serüvenden vazgeçer ne de Rusya gibi önemli bir komşusundan vazgeçer" dedi.
IRAK’A
‘İnsani
yardımın
dini ve
dili yok!
normalleşme
KATKISI
Güncel Sohbet
adlı röportaj serimizin bu haftaki
konuğu Diyarbakır
Kilisesi Ruhani önderi
Ahmet Güvener oldu.
Suriyeli sığınmacıların
dramına dikkat çeken
Güvener, sığınmacılara yaptıkları
insani yardımları
anlattı.
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız,
"World Energy Outlook 2014 Raporu Türkiye
Tanıtımı" toplantısının ardından Irak'a ilişkin
bir soru üzerine, "Irak'ın normalleşmesine
konulacak katkı Türkiye tarafından en üst
düzeye çekilecektir" dedi.
Yıldız, "14 milyon varil 2040 yılına kadar kapasite artışı olacak. Bunun en az 4 milyon varillik kısmı Irak'ta olacak. Nasıl olur da Türkiye
Irak'la alakalı konulara kayıtsız kalabilir?
İsterse kim söylüyor olursa olsun, bu gerçeği
örtemez, kapatamaz" diye konuştu.
Kenan ERGEN’in
röportajı
4. SAYFADA
Hayrettin İvgin
Kültürel Boyut
8. Sayfada
Fehmi Koru
3. Sayfada
Prof.Dr. Nurullah Çetin
Türkçe Bakış
Otomobilde kayıt dışı pazar
Romanya, Bulgaristan ve Gürcistan gibi ülkelerin vatandaşları üzerinden yüzde 50-60
düşük fiyata Türkiye'deki müşterilerine vekaletle satılan yabancı plakalı ikinci el lüks
araçların, kayıt dışı bir pazar yaratmaya başladığı öne sürüldü. Bursa Oto Galericiler Odası
Başkanı Yanık, "Şu anda Türkiye'de bu şekilde çok ciddi satışlar var. Ekonomik olarak çok
ciddi kayıp. Devletimiz, milletimiz zarara uğratılmakta ve eğer birisi bu işe 'dur' demezse
ileride de telafisi mümkün olmayacak sorunlar ortaya çıkacak" dedi. HABERİ 12. SAYFADA
9. Sayfada
M.Nuri Parmaksız
Hayata ve
Aşka dair
8. Sayfada
www.
gazetesi.com.tr
gazetemizi bu adresten
takip edebilirsiniz
’ü
’dan
takip edebilirsiniz
Gazetemizi
https://www.
.com/YediGün-Gazetesi
Gazetemizi
https://www.
/yedigun.gazetesi
Yıldız, "Türkiye, petrol ve doğalgaza sürekli
barış gerekçesiyle beraber baktı ve hiçbir
zaman için gerginliğin tarafı olmamaya gayret
etti ve bundan sonra da böyle devam edecek"
diye konuştu.
Türkiye'nin istikrarlı ve tutarlı politikasının
sadece kendi içinde değil, çokça tartışılan
AB üyesi ülkelerle beraber de devam ettiğine
dikkati çeken Yıldız, son günlerde gündemde
olan Güney Akım meselesini örnek verdi.
HABERİ 12. SAYFADA
3. KÖPRÜ
Öyle ya da böyle
gerçekleştirilecek
AA Editör
Masası'nda
gündeme ilişkin
soruları yanıtlayan
Ulaştırma,
Denizcilik ve
Haberleşme Bakanı
Lutfi Elvan, 3.
havalimanının,
İstanbul ve Türkiye
için hatta dünya
için olmazsa olmaz bir proje olduğunu vurgulayarak, "3. havalimanını öyle ya da böyle
gerçekleştireceğiz; vatandaşlarımız bundan
emin olsun. Bizim için önemli olan milli
iradedir, milletimizin talebidir" dedi.
Elvan, hava trafik yoğunluğu açısından
Türkiye'nin dünyada en önemli merkezlerden biri konumuna geldiğini belirten
Elvan, Atatürk Havalimanı ve Sabiha Gökçen
Havalimanı'nın Türkiye'nin ve bölge
ülkelerinin ihtiyaçlarını karşılayabilecek
düzeyde olmadığını söyledi.
HABERİ 12. SAYFADA
2
“Diriliş” ve "Filinta" dizilerinin galası yapıldı
sinema
TV / MAGAZİN
24 Aralık 2014 Çarşamba
TRT'de yayınlanan "Diriliş Ertuğrul" ve
"Filinta" dizilerinin galası yapıldı.
İSTANBUL - TRT'nin Tepebaşı
Stüdyoları'nda yapılan galaya, ilk
2 bölümü yayınlanan ve Osmanlı
Devleti'nin kuruluş sürecinin
anlatıldığı "Diriliş Ertuğrul" ile ilk
bölümü yarın yayınlanacak, televizyon tarihinin ilk Osmanlı
polisiyesi olan "Filinta" dizisinin
oyuncuları, yönetmenleri, senaristleri, sanat dünyasından davetliler ve TRT yetkilileri katıldı.
Gösterim öncesi gazetecilere
açıklama yapan TRT Genel
Müdürü Şenol Göka, "Art arda
iddialı diziler geliyor. Bugün de
Osmanlı konseptli iki dizinin
galası yapılıyor. Neler bekliyorsunuz?" sorusu üzerine, öncelikle
duygu uyandırmanın esas
olduğunu, Osmanlı Devleti'nin
kuruluşuna yol açan sürecin
"Diriliş" dizisinde izleyiciye
aktarıldığını söyledi.
O dönemleri hatırlamakta
fayda olduğunu dile getiren Göka,
"Filinta'nın ilk 10 dakikasını
izlediğimde oldukça iddialı olacağı kanaati uyandı. Aynı zamanda her iki dizi oyuncularını da bir
araya getirerek genel bir TRT
algısı ve birliktelik oluşturmak
istedik" dedi.
Göka, "Özellikle Diriliş dizisinin
ilk 2 bölümü yayınlandı. Hem
devletin üst kademesi tarafından
hem de sosyal medyada oldukça
beğenildi. En çok konuşulan konu
oldu. Bu konuda neler söyleyeceksiniz?" sorusu karşısında,
beğenilen bir dizinin üzerine fazla
şey söylemeye gerek olmadığını
kaydetti. (AA)
“Türk Sinemasının İmgelerle Yüz Yılı” sergisi açıldı
Türk sinemasının
100. yılında, grafik
sanatçısı Ertan
Toy tarafından
seçilip minimalist
bir üslupla
yeniden yorumlanan 20 filmin
afişlerinden
oluşan "Türk
Sinemasının
İmgelerle Yüz
Yılı" sergisi açıldı.
Vizyona
yeni
girecek
filmler
İSTANBUL - Sergideki
imgelerin yer aldığı orijinal film
repliklerinden derlenen barkovizyon gösterisinin sunulduğu açılışta,
Türk sinemasının usta oyuncuları
bir kez daha anıldı, katılımcılar
kısa bir zaman yolculuğuna
çıkarıldı.
Grafik sanatçısı Ertan Toy,
açılışa gösterilen ilgiden mutlu
olduğunu belirterek, sergideki
çalışmalar üzerine şunları söyledi:
"Türk Sinemasının İmgelerle
Yüz Yılı adlı projede kişisel ve
entelektüel birikimimim de önemli
bir yer tutan Türk filmlerinin afişlerini modern bir anlayışla yeniden
yorumladım. Bu projeyi gerçek"Yağmur: Kıyamet Çiçeği"
Engin Hepileri, Elena Viunova,
Erkan Kolçak Köstendil,
Devrim Saltoğlu, Settar
Tanrıöğen, Altan Erkekli, Sait
Genay, Rıza Sönmez, Hüseyin
Avni Danyal ve Ruhi Sarı'nın
oynadığı "Yağmur: Kıyamet
Çiçeği" adlı filmi, Onur Aydın
yönetti.
Dram türündeki filmde, Kazım
Koyuncu'nun hayatının yanı
sıra Çernobil felaketi, Rus
kadınları ve Trabzonspor'un
1995-1996'da şampiyonluğu
kaybedişi ve sonrasında şehirde
ilan edilen yas konu ediniliyor.
05:23 İstiklal Marşı ve Günün
Program Akışı
05:25 Sarayın Doktoru
06:30 1'de Sabah
09:00 1'de Bugün
09:15 Avrupa Avrupa
11:00 İyi Fikir
12:45 Böyle Bitmesin
14:30 Beni Böyle Sev
16:35 1'de Bugün
16:50 Zengin Kız Fakir Oğlan
19:00 Ana Haber Bülteni
19:45 Spor
19:50 Hava Durumu
19:55 Zengin Kız Fakir Oğlan
23:00 Yedikule Hayat Yokuşu
01:05 Beni Böyle Sev
03:05 1'de Bugün
03:20 Dizi Klip
03:30 Zengin Kız Fakir Oğlan
07:00 Kahvaltı Haberleri
10:00 Müge Anlı İle Tatlı Sert
13:00 Kızlar ve Anneleri
15:00 Alemin Kıralı
16:00 Zahide ile Yetiş Hayata
18:55 Atv Ana Haber
20:00 Kara Para Aşk
23:40 Kim Milyoner Olmak
İster?
00:55 Bitmeyen Şarkı
02:20 Aşk ve Ceza
03:50 Beyaz Gelincik
19:45 KAÇAK GELİNLER
Teyzesinden duyduklarıyla
yıkılan Şebnem’i toparlamak
Selim’e düşer. Şebnem
kafenin başına geçmeye karar
verir. Ancak işler beklendiğii
gibi gitmez. Şebnem,
Selim’in tüm itirazlarına rağmen, kafeyi kara geçirmek
için yeni bir plan yapar.
Kainat’a gelen yeni iş teklifi
Pınar’ı kıskandırır. Pınar’ın
oyunu Kainat ve Şebnem’in
arasının açılmasına neden
olur. Özgür’ün kendisinden
ayrılması üzerine Almilla karalar bağlar. Almilla’nın
yardımına Önder yetişir.
Şebnem Selim’in evlenme
teklifini kabul eder. Şebnem
ve Selim bile aldıkları bu
karara inanmakta zorlanırlar.
leştirmemdeki en büyük amaç,
Türk sinemasının 100. yılında
hafızalarda yer eden filmlerin
emektarlarına saygımı sunmak ve
tüm bu ustaların bir kez daha anılmasını sağlamaktır.
Bu sene Türk sineması için
oldukça önemli ve başarılı bir yıl
oldu. Yönetmenlerimizin uluslararası yarışmalarda kazandığı
büyük ödüller de bunun en büyük
göstergesi.Türk sinemasının geleceği için oldukça umutlu ve heyecanlıyım. İnanıyorum ki tüm bu
birikimin üzerine daha da güzel
işler eklenecek, önümüzdeki yıllarda Türk sineması çok daha iyi yerlere gelecektir." (AA)
"Fakat Müzeyyen
Bu Derin Bir Tutku"
Çiğdem Vitrinel'in yönettiği "Fakat
Müzeyyen Bu Derin Bir Tutku" filminin
oyuncu kadrosunda Erdal Beşikçioğlu,
Sezin Akbaşoğulları, Harun Tekin, Derya
Alabora ile Hare Sürel rol aldı.
Filmde, Erdal Beşikçioğlu'nun canlandırdığı "Arif" ile Sezin
Akbaşoğulları'nın hayat verdiği
"Müzeyyen" karakteri arasında geçen
acıklı aşk hikayesi beyaz perdeye
aktarılıyor. 48. Uluslararası Antalya Altın
Portakal Film Festivali'nde "Geriye
Kalan" filmiyle "En İyi Yönetmen"
ödülünü alan Çiğdem Vitrinel'in ikinci
uzun metrajlı filmi, İlhami Algör'ün aynı
adlı romanından uyarlandı.
07:00 HER SABAH
08:45 2.SAYFA
10:40 DUDAKTAN KALBE
12:30 ERKAN AKKUŞ İLE
ÖĞLE HABERLERİ
12:50 DERYA'NIN
DÜNYASI
15:00 SONGÜL KARLI İLE
YENİDEN
16:30 DUDAKTAN KALBE
18:15 EKİN OLCAYTO İLE
ANA HABER
19:30 SPOR BÜLTENİ
19:45 YABANCI
SİNEMA
21:30 YABANCI SİNEMA
EFSANE DÖRTLÜ 2
23:40 BUNU KONUŞALIM
00:40 YABANCI
SİNEMA
02:20 YABANCI SİNEMA
04:00 YABANCI SİNEMA
06:00 Dila Hanım
07:00 Aşkın Bedeli
07:45 Deniz Yıldızı
09:00 Beni Affet
10:00 Melek
12:00 En Güzel Bölüm
12:30 Aşkın Bedeli
14:30 Benim Kuaförüm
16:00 En Güzel Bölüm
16:30 Beni Affet
18:30 Star Haber
19:15 Deniz Yıldızı
20:30 Güzel Köylü
23:30 Aşktan Kaçılmaz
21:30 ŞEHİR SAVAŞLARI
Orjinal İsmi:Urban Warfare
Yönetmen:Keoni Waxman
Oyuncular:Steven Seagal,
Meghan Ory, Warren Christie
Yapım Yılı:2011
Tür:Aksiyon/Macera
Filmin Konusu :
Kane’in geçmişi, ekibinin
geleceğinde bazı belirsizlikler
yaratmaktadır. Bu sırada bir
tecavüz suçlusu kaçmıştır ve
hedefinde kadın liderler
vardır. Ekip tüm gücüyle
onun peşindedir. Geçmişinin
hayaletleriyle uğraşan Kane,
bir yandan da kente yeni
gelen Rus elmas mafyasını
yakalamaya çalışmaktadır.
Dizilere “kirli
estetik” uyarısı
ANKARA - "The İmam", "Gülün Bittiği
Yer", "Ateşin Düştüğü Yer" gibi filmleriyle
Türk sinemasında iz bırakan yönetmen
İsmail Güneş, dizilerin seyircinin estetik
algısını düşürdüğünü söyleyerek, durumu
sinema için tehlikeli olarak niteledi.
Güneş, AA muhabirine, 100. yılını geride
bırakan Türk sinemasında, film, seyirci,
eleştirmen ve festival ilişkisini değerlendirdi.
Bu sene çekilen film sayısının 100'ü
aştığına işaret eden Güneş, film sayısı artmasına rağmen "kaliteli" film sayısında yükselme olmadığını, seyircinin de kaliteli
yapımlara ilgi göstermediğini belirtti.
Güneş, "Bu açıdan seyircinin bu yapısını
çok tehlikeli buluyorum" ifadesini kullanarak,
"Bunu da televizyonlara bağlıyorum.
Televizyonlar çok kötü bir seyirci yetiştiriyor,
kirli bir sinema dili oluşturuyor ve o dilde, o
kurguda film yapılmadığı zaman beğenmiyor" dedi.
Seyircinin evinde her istediği zaman
hiçbir ücret ödemeden film izleyebildiğine
değinen Güneş, bu sayede filme doyan
seyircinin sanat eserini tüketme ihtiyacını
giderdiğini söyledi. (AA)
"Rimolar ve Zimolar: Kasabada Barış"
İsmet Kurtuluş ile Nermin Er'in yönettiği ve Yekta Kopan, Janset, Ezgi Mola
ile Şevket Süha Tezel'in seslendirdiği
"Rimolar ve Zimolar: Kasabada
Barış", Türkiye'nin ilk kukla çocuk
yapımı olarak sinemalarda yer alacak.
Çocukları kuklaların renkli ve
eğlenceli dünyasına davet eden filmin
teması iki farklı kasabada yaşayan
Rimolar ve Zimolar'ın dargınlık ve
yanlışlıkları üzerine kurulu.
Türkiye genelinde 60'ı aşkın salonda
vizyona girecek filmde, birbirinden
renkli ve sempatik kahramanların
komik ve düşündürücü hikayeleri
izlenebilecek.
05:15 Arda’nın Mutfağı
06:00 Oynat Bakalım (Tekrar)
07:00 Batman (Tekrar)
07:25 Batman
08:10 Duck Dodgers
09:15 Oynat Bakalım (Tekrar)
09:45 Aramızda Kalmasın
13:00 Arda’nın Mutfağı
14:00 Oynat Bakalım (Tekrar)
15:00 Amerikalı Bir Kız
17:00 Hülya Avşar Show
18:30 Çok Güzel Hareketler
Bunlar
19:45 Kaçak Gelinler
23:30 Yabancı Sinema
06:00 Geniş Aile
06:45 Günaydın 09:30 Alın
11:00 Aşk-ı Memnu
12:30 Gün Arası
13:00 Ben Bilmem Eşim Bilir
15:45 Evim Şahane
17:15 Arka Sokaklar
18:40 Baba Haber Bülteni
19:00 Ana Haber Bülteni
20:00 Hayat Yolunda
23:15 Yerli Dizi
01:30 Abbas Güçlü ile Genç Bakış
20:30 GÜZEL KÖYLÜ
Gül ve Nihal'i kaçıran adamlar
Seval'i geri istemektedirler.
Cemal ve diğerleri Seval'i vermek yerine bir plan yaparlar ve
Seval yerine Seval kılığına
giren Sıddık'ı adamlara vermeye kalkarlar. Ancak adamlar
bunu anlar ve Sıddık'la Nihal'i
tekrar kaçırırlar. Üstelik para
çantası da boştur. Seval bu
durumdan rahatsız olur ve
adamlarla irtibata geçer.
Öte yandan Kaan'ın Gül'ün eski
nişanlısı olduğunu öğrenen
Sultanana Kaan'a Gül'ü
üzdüğü için hesap sorar. Ancak
Kaan Gül'ün kendisini yanlış
anladığını anlatır. Cemal'in
ailesi de Gül'ün Kaan'ın eski
nişanlısı olduğunu öğrenince
Gül'e karşı tavır alırlar.
24 Aralık 2014 Çarşamba
Türkiye Adalet
Akademisi Başkanı
Yılmaz Akçil, adalet ve hukuk alanında dünyada
model alınan eğitim ve araştırma
kurumu olmak istediklerini söyledi.
Adalet Akademisi
yabancılara adalet
dağıtıyor
Cezaevinden
"çini ustası"
olarak çıkıyorlar
KÜTAHYA - Kütahya E Tipi Kapalı ve
Açık Ceza İnfaz Kurumu'ndaki tutuklu ve
hükümlüler, günlerini cezaevinde bulunan
atölyelerde çini yapımını öğrenerek geçiriyor.
Cezaevi 1. Müdürü Kasım Demiralp, AA
muhabirine yaptığı açıklamada, şu an çini
atölyesinde 80 tutuklu ve hükümlünün çini
öğrendiğini söyledi.
Bu mahkumlara 6 personelin eğitim verdiğini belirten Demiralp, "Kurumumuzun
amacı burada üretim yapmak değildir.
Buradaki kader mahkumlarımıza hem sanatı
sevdirmek hem özgüven duygusunu aşılamak hem de toplumda iyi bir yere getirerek,
onları topluma kazandırmaktır" dedi.
Demiralp, kurumlarının bu atölyeler
nedeniyle kar amacı gütmediğini dile getirerek, kurumlarının Türkiye'deki diğer ceza
infaz kurumlarına da örnek olduğunu anlattı.
Türkiye'de diğer cezaevlerine de benzer
atölyeler kurulmaya başlandığını aktaran
Demiralp, şöyle konuştu:
"Buraların, insanları topluma kazandırmada büyük yararını gördük. Biz, bakanlığımızın bir aynasıyız. Burada kapalı bir kutu
değiliz. Tutuklu ve hükümlü arkadaşlarımızın
yapmış oldukları eserleri, Türkiye'de 10'a
yakın il ve uluslararası fuarlarda sergilemekteyiz. El emeği göz nuru, topraktan başlayıp
son aşamasına kadar hepsini kendimiz imal
ediyoruz. Burada arkadaşlarımız, iyi bir iş
yapmanın yanı sıra kaza sigortaları ile az da
olsa para almaktadırlar. Bazıları ise alınteriyle
kazandıkları paraları çocuklarına gönderebilmektedir. Bu duygusal olarak önemli.
Buradan çıktıktan sonra da bir iş bulabiliyorlar. Yıl içerisinde atölyede çini öğrenenlerin
sayısı 500-600 kişiyi bulmaktadır. Hedefimiz
ise bakanlığımızın çalışması doğrultusunda
yurtdışında bazı fuarlara katılmak."
Atölyenin işletme şefi Murat Çetin de
yaklaşık 20 yıldır cezaevinde çalıştığını ve 16
yıldır da çini atölyesinde şeflik yaptığını söyledi.
Bu süre zarfından yaklaşık 5 binin üzerinde hükümlü ve tutukluya çini yapmasını
öğrettiğini kaydeden Çetin, "Şu an da 80
tutuklu ve hükümlümüz çini öğreniyor.
Yaklaşık 2-3 ay gibi bir kurstan sonra yeteneğine göre birimlere yerleştiriyoruz. Burada
çalışan hükümlü ve tutuklular, hem meslek
öğreniyor hem de zamanlarını değerlendirmiş oluyorlar. Çıktıktan sonra da kendilerine
birer meslek edinmiş oluyorlar. Hatta buradan çıktıktan sonra birkaç öğrencim çini
atölyesi açtı. Bu işi yaparak dışarıda ekmek
yiyenler var" diye konuştu. (AA)
ANKARA - Akademinin çalışmalarını AA
muhabirine değerlendiren Akçil, uluslararası
projeler kapsamında 75 ülke ile işbirliği faaliyetleri yürüttüklerini belirtti.
Yabancı ülkelerden 2009 yılından bu yana
20'den fazla ülkeden Türkiye'ye gelen 2
binin üzerinde hukukçuya eğitim verdiklerini
açıklayan Akçil, "Özellikle İslam coğrafyasında bulunan tüm ülkelerle yazışmalarımız
devam ediyor. Bu ülkelerde görev yapan
hakim ve savcıları gruplar halinde ülkemize
davet ediyoruz. O ülkenin güncel, temel ihtiyaçlarını öne çıkartan programlar düzenleyerek, o ülkede görev yapan hakim ve savcıları,
Ankara ve İstanbul'da eğitiyoruz" dedi.
Ankara'daki programların hukuki konular
üzerine gerçekleştiğini, yüksek mahkemelerin de ziyaret edildiğini anlatan Akçil,
İstanbul'da ise sosyal faaliyetler gerçekleştirdiklerini, böylece yabancı hakim ve savcıların
gelişen, büyüyen Türkiye'yi daha yakından
tanımalarının sağlandığını söyledi.
Hukukçularına eğitim verilen ülkelerin
kendi şartlarına göre eğitim konularının belirlendiğini anlatan Akçil, örnek olarak Fas,
Yemen, Afganistan, Tunus gibi ülkelerden
gelen hukukçulara terörizm ve organize suçlar, Moğolistan, Tacikistan gibi ülkelerin
hukukçularına adli tıp ve olay yeri soruştur-
ması alanlarında yardımcı olduklarını belirtti.
ABD, Almanya, Rusya, İngiltere, Japonya,
Çin'in aralarında bulunduğu pek çok ülkeyle
işbirliği içinde faaliyetler yürüttüklerini belirten Akçil, bu ülkelerden bazılarıyla eğitim
faaliyetleri kapsamında seminerler düzenlendiğini kaydetti.
Eğitim programlarıyla ilgili çok olumlu geri
dönüşler aldıklarını, bu ülkelerden Dışişleri
Bakanlığı aracılığıyla teşekkür mektupları
geldiğini bildiren Akçil, "Adalet ve hukuk alanında dünyada model alınan eğitim ve araştırma kurumu olmak istiyoruz" ifadesini kullandı.
Orta Doğu, Orta Asya, Balkanlar başta
olmak üzere bu tür faaliyetlerinin bundan
sonra da süreceğini belirten Akçil,
"Moritanya'dan Çin'e kadar tüm ülkeleri kapsayan bir çalışma haritamız var" diye konuştu.
Bu arada, Adalet Akademisinin yabancı
hukukçulara yönelik eğitim programları 2009
yılında başladı. Akademinin ilk konukları
Azerbaycan'dan gelen 80 kişilik heyet oldu.
Bugüne kadar en fazla hukukçusuna eğitim verilen ülke 261 kişiyle Kazakistan olurken, Azerbaycan'dan 185, Kosova'dan 184
hukukçu çeşitli konularda Türkiye'de eğitim
aldı. (AA)
Van kedilerine özel
"üreme" bakımı
VAN - Yüzüncü Yıl Üniversitesi (YYÜ) Van
Kedisi Araştırma ve Uygulama Merkezi, kedilerin çiftleşme sezonu olan mart ayı öncesi, dişi
kedilere özel bakım uyguluyor.
Dünya üzerinde saflığını koruyabilmiş,
melezleşmemiş canlıların başında gelen Van
Kedisi, cana yakınlığı, beyaz, ipeksi kürkü, aslan
yürüyüşü, uzun ve kabarık kuyruğu, farklı renkteki gözleri ve suya olan düşkünlüğüyle gerek
kentin gerekse Türkiye'nin en önemli canlı kültür varlığı arasında yer alıyor.
Van Kedisi'nin neslini korumak amacıyla
YYÜ bünyesinde kurulan Van Kedisi Araştırma
ve Uygulama Merkezi de 20 yılı aşkın süredir
yaptığı araştırmalarla kentin en önemli canlı kültür varlığı yok olmaktan kurtardı. Son yıllarda
Van Kedisi'ni koruma, neslinin devamını sağlama ve saflaştırmaya yönelik başarılı çalışmalar
yürüten merkez, özellikle kedilerin kızgınlık
dönemi olan mart ve haziran aylarında farklı bir
çalışma yürütüyor. Özellikle yıl içinde doğum
yapan ve yavrularının bakımı nedeniyle enerji
kaybeden anne kedilere farklı beslenme ve
bakım programları hazırlayarak dişi kedileri mart
ayına hazırlayan merkez, yaptığı çalışmalarla
Van Kedisi'nin en saf türüne ulaşmayı hedefliyor. Van Kedisi Araştırma ve Uygulama Merkezi
Müdürü Doç. Dr. Abdullah Kaya, AA muhabirine
yaptığı açıklamada, 2015 çiftleşme sezonu
öncesi anne adaylarıyla yakından ilgilendiklerini
söyledi.
Bu yılın merkez açısından son derece verimli
geçtiğini anlatan Kaya, anne kedilerden bu yıl
sergiledikleri performansı gelecek yıl da bekle-
diklerini ifade etti.
Kaya, bu amaçla da merkezde doğurganlık
yaşına ulaşmış tüm dişi kedilere yoğun bir
program uyguladıklarına değinerek, şöyle
konuştu:
"Anne kediler iki, üç aylık emzirme döneminde oldukça zayıflıyor. Anneleri ikinci bir
doğuma hazırlanmak için çok yoğun bir beslenme ve bakım yapıyoruz. Bu sürede annelerin
önce aşılarını, parazit mücadelelerini yaptık.
Ardından anne kedilerin bakım ve beslenmelerini süratli bir şekilde yaparak ikinci bir doğuma
kondisyonu yüksek şekilde başlamasını sağlıyoruz. Böyle bir programla yavru verim kalitesini
de yüksek tutuyoruz. Anneler yaklaşık bir ay
sonra yeni sezona hazır hale getirilecek ve çiftleşmelerini bu süre sonunda sağlamış olacağız.
Bu uygulamamız sonunda haziran ayında 2015
yılının yavrularını bahçede oynarken görebileceğiz." (AA)
3
Fehmi KORU
[email protected]
[email protected]
yurt haberlerİ
Yolsuzluk hırsızlıktan fenadır
BİRKAÇ gündür yeni bir tartışma konumuz var:
“Hangisi daha kötüdür; hırsızlık mı yoksa yolsuzluk mu?”
Ulemadan bazısı, yolsuzluğun hırsızlık kadar kötü olmadığı görüşündeymiş...
Acaba?
Kuşkumun sebebi, iki kötülük arasındaki mahiyet farkının görme özürlüler tarafından bile görülecek kadar açık
oluşu. Sonuçta, “hırsız” dediğimiz kişi, birinden veya birkaç kişiden para veya mal aşırır; “yolsuzluk” yapanın
konumu sayesinde edindiği güçle elde ettiği kirli paranın
maddi zararı ise bütün millete yayılır...
Fakir fukaraya, garip gurebaya, yetime ve öksüze de...
Emniyeti suiistimal eder yolsuzluk yapan, vatandaşların
devlete saygısını zedeler...
Geçtiğimiz bir yılı dört bakanla ilgili “yolsuzluk” iddialarının merkezinde yer aldığı tartışmalarla geçirdik. Son
bir yıla damgasını vuran AK Parti-Cemaat kavgasının
temelinde de o iddialar yatıyor. Gün geçmiyor ki, yabancı
gazetelerde, Türkiye’nin “yolsuzlukla malul” bir ülke
olduğuna dair haberler çıkmasın...
Uluslararası Şeffaflık Örgütü, Türkiye’nin yolsuzluk
skalasındaki yerinin 11 basamak birden tırmandığını duyuralı çok olmadı.
İktidarda dini hassasiyetleri yüksek bir kadronun yönlendirdiği bir parti olduğu için bu görüntü garipseniyor.
Garipseyenler haklılar; çünkü Adalet ve Kalkınma Partisi
iktidara biraz da “Bunlar temiz” kanaati sayesinde geldi. O
şöhretin lekelenmesi sadece AK Parti’ye değil, onu yöneten kadronun şahsında temsil edilen inanç sistemine de
zarar veriyor.
Siyasi açıdan da konu her geçen gün daha önem kazanıyor; özellikle seçime şunun şurasında yedi ay gibi kısa bir
zaman kalmışken...
Anavatan Partisi’nin geçmişte başına geleni biliyorsunuzdur, ama ben yine de hatırlatayım: İktidarının daha ilk
yılında, en güvendiği bakanlardan birinin “rüşvet” aldığını, peşine bir danışmanını takarak, bizzat Turgut Özal ortaya çıkarmıştı. Ancak 1991 seçimlerine, ANAP,
Yunanistan’da ortaya çıkarılmış Koskotas isimli bir bakanın yolsuzluklarından ilham alan muhalefetin “Koskotas
dosyaları” yaygarası eşliğinde gitti.
Ve “Alternatifim yok” havalarındaki ANAP, kısa süre
önce yapılan referandumda halkın yarısının “Siyasi yasakları devam etsin” yolunda oy kullandığı eski politikacılar
karşısında seçimi kaybetti...
Yolsuzluk konusu bizim toplumun hassasiyet alanına
girer...
Elbette AK Parti ANAP değil; ancak unutmayalım ki,
1991 seçimleri öncesinde muhalefetin miting meydanlarında salladığı sözde “Koskotas dosyaları”nın içleri boş çıkmıştı. Boş iddialar bile kamuoyunu etkilemeye yetiyor.
Siyasilerin aynı sıraları paylaştıkları arkadaşlarını Yüce
Divan’a sevk etmekte zorlanmaları normal. Bu biraz da
Yüce Divan isminin ürküntüsünden... Yüce Divan’a sevk
edilmek “suçluluğun kesinleşmesi” gibi algılanıyor; oysa
Yüce Divan siyasilerin yargılandıkları bir mahkeme, o
kadar... Bugüne kadar Yüce Divan’a gidip de mahkûm
olmayanların sayısı, mahkûm olanlardan fazla...
Meclis’in nihai kararı bakanların Yüce Divan’a gönderilmesi yönünde olursa, yargılanacak eski bakanların, beraat
ederek üzerlerine düşürülmek istenen şaibelerden kurtulmaları da pekâlâ mümkündür. Onlar da bunu arzu ediyordur zaten.
Türkiye “temiz siyaset” beklentisiyle AK Parti’yi iktidara taşıdı. Son iki seçimde kullandığı oylar, AK Parti seçmeninin kirlilik iddialarına inanmadığını gösteriyor; ancak
muhalefetin konuyu sürekli sıcak tutması ve iddialarla ilgili yargı yolunun bir türlü açılmaması, dış medya ve kamuoylarının da tartışmaya katılması, son zamanlarda bir tavır
değişikliğine yol açmışa benziyor.
Meclis Komisyonu karar vermede zorlandı ve kararı
ertelediyse, sebebi, bu yazının içinde var.
23 Aralık 2014/ HABER TÜRK
Ölen eşini ''hatıra
ormanı''nda yaşatıyor
OSMANİYE Osmaniye'de Işıl
Karadut, 2 ay önce
trafik kazasında ölen
eşi Melih Karadut
adına Sumbas ilçesinde hatıra ormanı
oluşturdu.
Karadut,
Ankara'da trafik
kazasında yaşamını
yitiren eşi Melih
Karadut'un (48) anısını, ilçeye bağlı Mehmetli Beldesi Höyük
mevkisinde 20 hektarda oluşturduğu ormanda yaşatacak.
Karadut, AA muhabirine, ormanı çok seven eşinin adının
kalıcı olması ve gelecek kuşaklara aktarılması amacıyla bir alanı
ağaçlandırdığını söyledi.
Ağaçlandırma çalışmalarına, eşinin iş arkadaşlarının da destek verdiğini anlatan Karadut, "Allah, kimseye böyle bir acı
yaşatmasın. Beklenmeyen bir ölüm. Eşim, ormanı çok seviyordu. Mesai arkadaşları ve yakınlarımla onun adını yaşatmak için
hatıra ormanı oluşturduk. Uygulamanın örnek olmasını umut
ediyorum" dedi. Dünyada ve Türkiye'de son yıllarda ağaçların
çeşitli nedenlerle azaldığına dikkati çeken Karadut, eşinin
orman sevgisi nedeniyle hayata daha sıkı bağlandığını söyledi.
Ağaç dikmenin manevi hazzını da yaşadığını vurgulayan
Karadut, şöyle konuştu: "Oluşturduğumuz hatıra ormanında
fıstıkçamı, ceviz ve incir gibi ağaçlar olacak. İnşallah bu ağaçları bir evlat sevgisi ile büyüterek, meyvesinden yiyen canlıların
canına can katmasına vesile olacağım. Bu dünyada en hayırlı
işlerden biri de ağaçları korumak ve sahip çıkmaktır. Her canlı
gibi onların da yaşama hakkı var. Yeşilin olmadığı bir dünya
düşünülemez. Eşim, yaşarken bu hayalini dile getirirdi. Onun
bu hayalini yerine getirmek bana büyük bir mutluluk verecek.
Yeşilin azaldığı ülkemizde eşimin ağaç sevgisi hayata tutunmamı sağladı. Hz. Peygamberimizin, 'Kıyametin kopacağını haber
alsanız bile ağaç dikmekten vazgeçmeyiniz' sözü de bu çalışmamıza en güzel destek oldu. Emeği geçen ve destek veren
herkese teşekkür ediyorum." (AA)
4
ANKARA
24 Aralık 2014 Çarşamba
Güncel Sohbet adlı
röportaj serimizin
bu haftaki konuğu
Diyarbakır Kilisesi
Ruhani önderi
Ahmet Güvener
oldu.
Güncel
sohbet
Kazan’da çevre semineri
RÖPORTAJ
KENAN ERGEN
İnsani yardımın
dini ve dili yok!
içecek verdiniz; yabancıydım, beni
içeri aldınız. Çıplaktım, beni giydirdiniz; hastaydım, benimle ilgilendiniz; zindandaydım, yanıma geldiniz.' "O vakit doğru kişiler O'na şu
karşılığı verecek: 'Ya Rab, seni ne
-Sayın Güvener kendinizden
zaman aç görüp doyurduk, susuz
kısaca bahseder misiniz?
görüp su verdik? Ne zaman seni
-Ben Diyarbakır’ın Bismil
yabancı görüp içeri aldık, ya da
ilçesinde 1965 yılında dünyaya
çıplak görüp giydirdik? Seni ne
geldim. İlk ve Ortaokul’u Bismil’de
zaman hasta ya da zindanda
Liseyi ise dışardan Diyarbakır’da
görüp yanına geldik?' "Kral da
YEZİDİLERİN DRAMI
bitirdim. Evli ve 5 çocuk sahibiyonları şöyle yanıtlayacak: 'Size
Ondan sonra 4 aya yakındır,
im.
doğrusunu söyleyeyim, bu en
İş olarak 1987 yılında Bir resmi Irak tarafından gelen Yezidiler
Doğuya göç etti. Onların psikoloji- basit kardeşlerimden biri için yapkuruluşta işe başladım, sonra
tığınızı, benim için yapmış
Diyarbakır Kilisesi’nin daveti üzer- leri çok daha berbattı. Tamamen
oldunuz.' "Sonra solundakilere
umutlarını yitirmiş insanlardan
ine Resmi daireden istifa edip
oluşuyorlardı. Bu insanlara hemen şöyle diyecek: 'Ey lanetliler, çekilin
Kilise Önderi olarak hizmet etmçadır ve temel ihtiyaç olarak yazlık önümden! İblis'le melekleri için
eye başladım.
hazırlanmış sönmez ateşe gidin!
elbiseler, su sebilleri, çay, şeker,
Çünkü acıkmıştım, bana yiyecek
tüp ve buna benzer şeyler temin
- Diyarbakır Kilisesi olarak
etmeye başladık. Şimdi kış mevsi- vermediniz; susamıştım, bana içeülkemize sığınan mülteciler
cek vermediniz; yabancıydım,
mindeyiz ihtiyaçlar daha farklı bir
hakkında ne düşünüyorsunuz?
beni içeri almadınız; çıplaktım,
boyutta devam ediyor, bizlerde
-İnsanların evlerinden, yurtlarından olması kadar acı veren bir tüm imkanlarımızı zorlayarak elim- beni giydirmediniz; hastaydım,
zindandaydım, benimle ilgilenmeizi onlara uzatıyoruz.
şey olamaz. Suriye iç çatışması
diniz.' "O vakit onlar da şöyle
Amacımız onların azda olsa
aşağı yukarı 3 yıl oldu. Oradan
karşılık verecekler: 'Ya Rab, seni
göç eden kişiler ilk etapta Mardin yaralarına merhem olmak, umutne zaman aç, susuz, yabancı,
larını yeşertmektir. İncil’de her
ve ilçesi Kızıltepe’ye sığındılar.
çıplak, hasta ya da zindanda
Durumlarını anlatmak imkansızdır; zaman korkarak okuduğum bir
gördük de yardım etmedik?' "Kral
hikaye vardır. Hazreti İsa Matta
ancak görmek gerekir. Tabii ki
görüp de o insanların psikolojileri- 25:31-46 "İnsanoğlu kendi görke- da onlara şu yanıtı verecek: 'Size
mi içinde bütün melekleriyle birlik- doğrusunu söyleyeyim, mademki
ni anlamakta bazen mümkün
olmuyor. Diyarbakır Kilisesi olarak te gelince, görkemli tahtına otura- bu en basit kardeşlerimden biri
için bunu yapmadınız, benim için
onların yanında olmamız gerektiği- cak. Ulusların hepsi O'nun
önünde toplanacak, O da koyun- de yapmamış oldunuz.' "Bunlar
ni biliyorduk. Onların yerinde biz
sonsuz azaba, doğrular ise sonları keçilerden ayıran bir çoban
ve çocuklarımız da olabilirdi.
gibi, insanları birbirinden ayıracak. suz yaşama gidecekler."
- Kilise olarak mültecilere ne Koyunları sağına, keçileri soluna
- Mültecilerin geleceği
alacak. "O zaman Kral, sağındaki
gibi yardımlarda bulunuyorhakkında ne düşünüyorsunuz?
kişilere, 'Sizler, Babam'ın kutsunuz? Ne amaçla yardım
-Kobani’den gelen insanların
sadıkları, gelin!' diyecek. 'Dünya
ediyorsunuz?
durumu daha umut verici diye
-Onların durumunu görünce ne kurulduğundan beri sizin için
hazırlanmış olan egemenliği miras düşünüyorum. Çünkü Kobani
yapabiliriz diye kilisedeki kişilere
alın! Çünkü acıkmıştım, bana yiye- dağlık bir yer değil; ova ve çöldür.
sorduk, elimizden geldiğince
İŞİD orada ya egemenliğini eline
cek verdiniz; susamıştım, bana
yardım etmeye çalıştık ama elimSuriyeli sığınmacıların dramına
dikkat çeken Güvener, sığınmacılara yaptıkları insani yardımları anlattı.
izdekiyle bu insanların ihtiyaçlarını
karşılamak mümkün değildi; o
zaman Türkiye’deki ve Dünyanın
her yerindeki bizi tanıyan Kiliselere
raporlar oluşturup gönderdik. Biz
zaten hizmete başlamıştık bu yüzden yaptıklarımızı gören kişiler
bizlere destek vermeye başladılar.
Bu insanlara gıda, barınma, giyim
ve ilaç desteği sağladık.
Ahmet
GÜVENER
alacak ya da tamamen kaybedecek. Yani orada bir tarafın egemen
olacağı kesindir. Görünen o ki
Kobani İŞİD’ten temizlenecek.
Ama Şengal sıradağların oluşturduğu bir yer; sizin oradan İŞİD’i
çıkarmanız ciddi bir uğraş vermenizi gerektirecektir. Bu biraz
benim ümidimi kırıyor. Umarım
umduğum gibi olmaz ve bu
beladan dünya bir an evvel kurtulur.
Bu göç olayı ne kadar uzun
sürerse mülteciler özellikle de
Yezidiler çok perişan olacaklar.
Çünkü yardımların çok büyük bir
kısmı Yezidilere Yerel
Belediyelerden STK’lar ve halk
tarafından karşılanıyor. Bu ne
zamana kadar iyi bir şekilde sürer
ben şüpheliyim.
- Mülteciler hakkında söylemek istediğiniz son bir şey var
mı?
-Bazı mülteciler vardır çeşitli
sebeplerle başka ülkeye gidip
doğal olan haklarını kullanır ve o
ülkeye iltica ederler. Bu kişiler nereye nasıl gideceklerini ve onları
orada neler beklediğini aşağı
yukarı tahmin etmektedirler.
Çektikleri acıları yaşarlarken ya
önündeki daha iyi bir hayatı
düşünür teselli bulur ya da “ben
zaten bunu biliyordum” der ve
kendilerini teselli ederler.
Orta Doğunun zulmünden
kaçıp ülkemize gelen bu kişilerin
bu işte hiçbir payları ve ya hataları
yoktur. Bu insanların bu yüzden
psikolojileri çok daha kötü ve
umutsuzdurlar.
Bu yüzden bu insanlara bu
yönüyle bakılıp hem psikolojik
destek verilmeli hem de gerçekten
her ihtiyaçları karşılanmalıdır.
Keçiören’de Mevlana’yı
anma konseri düzenlendi
HABER MERKEZİKeçiören Belediye Konservatuvarı Tasavvuf Müziği
Korosu, Hz. Mevlana’nın 741. vuslat yıl dönümü etkinlikleri kapsamında bir anma konseri verdi.
Yunus Emre Kültür Merkezi’nde gerçekleştirilen
konserin dinleyicileri arasında Keçiören Belediye
Başkanı Mustafa Ak ve İlçe Milli Eğitim Müdürü
Mustafa Kılıçgil de vardı. Konser Hz.Mevlana’nın
felsefesinde insan-ı kamilin bir sembolü olan ve aşk
derdini anlatan ney dinletisi ile başladı. Daha sonra
Şef Ali Toprak yönetimindeki koro birbirinden güzel
ilahiler ve tasavvuf musikisi eserlerinden oluşan repertuarı ile gönülleri fethetti. Programda Hz.Mevlana’dan
şiirler ile ölümsüz eseri Mesnevi’den beyitler de okundu. Semazen gösterisi ve Mevlevi ayininin de yapıldığı
program, Kur’an-ı Kerim tilaveti ile sona erdi.
Taksi şoförü faciayı önledi
Başkentte bir taksi şoförü, alev alan park halindeki LPG'li otomobili fark edip, erken müdahale
edilmesini sağlayarak olası bir faciayı önledi.
ANKARA - Alınan bilgiye göre, taksi şoförü
Yusuf Kaya, Çankaya ilçesi Harbiye Mahallesi
Hürriyet Caddesi'nde kaldırıma bırakılan ve
henüz belirlenemeyen nedenle tutuşan kanepeden çıkan alevlerin park halindeki 06 MBD
17 plakalı otomobile sıçradığını fark etti. Bunun
üzerine Kaya, aracın yakınındaki Mithat
Apartmanı sakinlerini uyardı. Taksi şoförü ve
apartman sakinleri alevlere müdahale ettiği
sırada, ihbar üzerine olay yerine itfaiye ekibi
geldi. Yangın, erken müdahale sonucu kısa
sürede söndürüldü.
İtfaiye yetkilileri, AA muhabirine, yangın
erken fark edilmemesi durumunda alevlerin
sıçradığı LPG'li aracın büyük bir patlamayla
havaya uçacağını ve çevreye büyük zarar verebileceğini belirtti. İtfaiye yetkilileri, aracın yakınına, atılmak üzere bir apartman dairesinden
bırakıldığı sanılan kanepenin nasıl alev aldığının
araştırıldığını ifade etti.
Taksi şoförü Kaya da bir müşterisini
indirdikten sonra aracın yanındaki alevleri fark
ettiğini dile getirerek, "Önce kanepeyi aracın
yakınından uzaklaştırmaya çalıştım ancak
kanepenin ağır olması ve alevlerin yükselmesi
nedeniyle bunu başaramadım. Bunun üzerine
aracın karşısındaki apartmanın zillerini çalarak
ve sürekli bağırarak apartman sakinlerini dikkatini çekmeyi başardım" dedi. Daha önce benzeri bir olayla karşılaştığı için LPG'li araçların
patlamasının ne kadar büyük zarara yol açabileceğini bildiğini kaydeden Kaya, "Biz insanlık görevimizi yaptık" ifadesini kullandı. (AA)
BETÜL SÜSLEN2009’dan bu yana geri dönüşüm ve atık maddeler
konusunda faaliyetler yapan Kazan Belediyesi, “Ambalaj
Atıklarını Çevreye Kazandırmak” konulu seminer düzenledi.
Kumpınar Kültür Merkezi’nde düzenlenen seminere Kazan
halkı yoğun ilgi gösterdi. Seminere, Temizlik İşleri Müdürü
Hasan Yılmaz, Yüksek Mühendis Eyüp Sağdıç Kazan
Belediyesi Temizlik işleri çalışanları katıldı.
Seminerin ardından Hasan Yılmaz, belediyenin çevre bilincine yönelik çalışmalarını değerlendirdi. Yılmaz,
“Vatandaşların çevreye daha duyarlı olmaları ve ekonomiye
katkıda bulunmaları için elimizden geleni yapıyoruz” dedi.
Atık pil toplama çalışması yaptıklarını anlatan Yılmaz,
“İlçemizde belirli alanlara atık pil kutusu dağıttık ve yıl içinde
37 bin pil toplayıp gönderdik. 2009’dan beri geri dönüşüm
konusunda faaliyetlerimiz devam ediyor. Elektronik atıklarla
ilgili de proje yapıyoruz” diye konuştu.
Mahkumlar tiyatroyla buluştu
HABER MERKEZİMamak Belediyesi Kent Tiyatrosu, Sincan’da bulunan
Ankara Çocuk ve Gençlik Kapalı Cezaevi’nde kalan mahkumlar için “Çocuğum” adlı oyunu sahneledi. Yaşları 13 ile 17 arası
değişen yaklaşık 250 kişinin izlediği oyun sonrasında konuşan
Tiyatro Bölüm Başkanı Kenan Olpak mahkumlara Akgül’ün
selamını ileterek; “Daha önce de sizler için sahne almıştık.
Sizlere moral olduysak ne mutlu bizlere” dedi. Sözlerine
Mamak Belediyesi’ne teşekkür ederek başlayan Cezaevi
Müdürü Necmi Acun; “Çocukların sosyalleşmesi topluma
uyum sağlaması için bu tür programları son derece
önemsiyoruz. Mamak Belediye Başkanı Sayın Mesut Akgül’e
bizlere verdiği destekten ötürü canı gönülden teşekkür ediyorum. Yeni oyunlarla sizleri tekrar bekliyoruz” dedi.
Yenimahalle’de kalp
sağlığı semineri verildi
HABER MERKEZİÇağdaş Yaşamı Destekleme Derneği (ÇYDD) Ankara
Şubesi ve Yenimahalle Belediyesi’nin ortak çalışması olan
“Çağdaşlık Eğitim” projesi kapsamındaki seminerler sürüyor.
Çeşitli konularda düzenlenen eğitim seminerlerinde uzmanlar
Yenimahalle halkını bilgilendiriyor. Seminerin bu ayki konusu
“Kalp Hastalıkları ve Risk Faktörleri” oldu. Prof. Dr. Ali Rıza
Erbay, kalp hastalıkları ve bu hastalıklardan korunma yollarını
bir sunum eşliğinde Yenimahallelilere anlattı.
Batıkent Meydan AVM Tiyatro Salonu’nda gerçekleşen
eğitim seminerine ÇYDD Ankara Şube Başkanı Ayfer Yüksel,
ÇYDD Eğitim Birimi Başkanı Sumru Akın ve Eğitim Birimi
Sorumlusu Gülten Erciyas ile YENİMEK kursiyerleri ve
Batıkent sakinleri katıldı.
Pursaklar’da şiir dolu gece
HABER MERKEZİPursaklar Belediyesi’nin düzenlemiş olduğu Şiir
Gecesi’ne katılan Edebiyatçı Yazar Dursun Ali Erzincanlı,
gönülleri fethetti. Selçuklu Kültür ve Kongre Merkezi’nde
Pursaklar Belediyesi Halkla İlişkiler Müdürlüğü tarafından
düzenlenen Şiir Gecesi, Dursun Ali Erzincanlı ile Pursaklar
halkını buluşturdu. Geceye Pursaklar Belediye Başkanı
Selçuk Çetin, başkan yardımcıları, meclis üyeleri, AK Parti
Pursaklar İlçe Başkanı Mehmet Kabasakaloğlu’nun da
aralarında bulunduğu bin kişi katıldı.
Ahmet İnan’ın seslendirdiği tasavvuf musikisi ile
başlayan program Dursun Ali Erzincanlı’nın gönüllere hitap
eden şiir ve naatları ile devam etti. Hz. Muhammed’i şiir
diliyle anlatan Erzincanlı, salonu duygulandırdı. 90 dakika
boyunca Hz. Muhammed’in hayatından kesitleri, O’nu en
güzel şekilde anlatan şiirleri kendine özgü üslubuyla
okuyan Dursun Ali Erzincanlı, Pursaklar halkına unutulmaz
bir gece yaşattı.
ANKARA
24 Aralık 2014 Çarşamba
Kadın ve Demokrasi
Derneği (KADEM)’nin
Ankara Temsilciliği
Altındağ
Belediyesi’nce
restorasyonu
gerçekleştirilen
Hamamarkası’nda
açıldı.
KADEM Ankara Temsilciliği açıldı
HABER MERKEZİKadın ve Demokrasi Derneği
(KADEM)’nin Ankara Temsilciliği
Altındağ Belediyesi’nce
restorasyonu gerçekleştirilen
Hamamarkası’nda açıldı.
Açılış törenine Aile ve Sosyal
Politikalar Bakanı Ayşenur İslam,
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip
Erdoğan’ın kızı Sümeyye
Erdoğan, KADEM Başkanı Sare
Aydın, KADEM Ankara Temsilcisi
Selva Çam, Altındağ Belediye
Başkanı Veysel Tiryaki ve Eşi
Saadet Tiryaki ile çok sayıda milletvekili ve vatandaş katıldı.
Bakan Ayşenur İslam, desteklerinden ötürü KADEM adına
Altındağ Belediye Başkanı Veysel
Tiryaki’ye bir tablo takdim etti.
Aile ve Sosyal Politikalar
Bakanı Ayşenur İslam, yaptığı
konuşmada sivil toplum kuruluşlarının önemine değindi. “Sivil
toplum kuruluşları olmasa
toplumun sesi duyulmaz” diyen
Bakan İslam, bu kuruluşların
sayıca çoğalması gerektiğini
belirtti.
Bakan İslam, sosyal bilinci
oluşturmak için STK’lara ihtiyaç
duyulduğunu söyleyerek bu kuruluşların halka ulaşmada büyük rol
oynadığını ifade etti. Daha
huzurlu bir ortam oluşturmak
adına çalıştıklarını kaydeden
Bakan İslam: “Farklı pencerelerden baksak da birbirimizin
kazanımlarına bakalım” dedi.
KADEM Başkanı Sare Aydın,
Türkiye değişirken bu değişimi en
fazla yaşayan bireyin kadın
olduğuna dikkat çekti.
Aydın, kadınların sadece aile
hayatında değil sosyal, kültürel,
siyasi ve ekonomik hayatta da
aktif rol oynamaları için çaba harcadıklarını vurguladı.
Kadınların demokratik haklarının her zaman korunacağını
ifade eden Aydın, sosyal ve
kültürel değerlerin yaygınlaştırılmasını sağlayan sivil toplum
kuruluşu olduklarını sözlerine
ekledi.
KADEM Başkan Vekili
Sümeyye Erdoğan ise konuşmasına “Kadın konularına insan
hakları, demokrasi ve özgürlükler
açısından bakıyoruz” diyerek
başladı.
Önemli bir boşluğu doldurmak
üzere kurulduklarının altını çizen
Sümeyye Erdoğan, KADEM
Ankara Temsilciliği’nin faydalı
çalışmalar gerçekleştireceğine
inandığını söyledi. KADEM’in ülke
genelinde temsilcilikler açarak
ihtiyaçlara cevap verdiğini
aktaran Sümeyye Erdoğan, sivil
toplum hareketliliğinin Ankara’da
devam ettiğini belirtti.
düzeyde katkı sağlayacağız. Herkesi TEMA gönüllüsü olmaya ve destek vermeye çağırıyoruz” dedi.
Yenimahalle’ye 2009 itibariyle 1 milyon 500 bin
metrekare yeşil alan kazandırdıklarını vurgulayan
Başkan Yaşar, “İddia ediyorum Ankara’nın en yeşil
ilçesiyiz. İlçemize sadece yeşil alan kazandırmakla
da kalmadık. Atıkların doğaya karışmaması için
çöpleri yer altı konteynerlerinde topluyoruz.
İlçemizin dört bir yanında gerek cam, gerek kâğıt,
gerek atık yağ için geri dönüşüm çalışmaları
yapıyoruz. Doğaya sahip çıkmak hepimizin görevi” diye konuştu.
Keçiören ile El Halil
kardeşliğe imza attı
Keçiören Belediye Başkanı Mustafa Ak, El Halil Belediyesi Başkanı
Davut Zateri ile kardeş belediye protokolüne imza attı.
‘
’dağlı çocuklar
HABER MERKEZİAltındağ Belediyesi gençlik merkezlerindeki
çocuklar, kendi takılarını kendi yapıyor.
Aydınlıkevler Gençlik Merkezi’ne üye 20
öğrencinin yaptığı bileklikler, kolyeler, yüzükler ve
tokalar görülmeye değer... Boş zamanlarını gençlik
merkezlerinde değerlendiren Altındağlı öğrenciler,
hem kötü alışkanlıklardan uzak duruyor hem de
yeteneklerini bir bir ortaya çıkarıyor. Altındağlı
çocuklar, tığ, çatal ve kalem kullanarak birbirinden
güzel takıların altına imza atıyor. Bileklik, yüzük,
kolye ve toka Altındağlı öğrencilerin yaptığı
takıların başında geliyor. Altındağlı çocukların, birbirleriyle yardımlaşmaları dikkatlerden kaçmıyor.
Sosyal sorumluluk kapsamındaki duyarlı
davranışlarıyla beğeni toplayan Altındağlı öğrenciler, yaptıkları takıları satarak engelli arkadaşlarına
yardım etmeyi hedefliyor. Aydınlıkevler Gençlik
Merkezi üyelerinden Furkan Özer, bu takıları
yaparak el becerileriyle birlikte hayal dünyalarının
da genişlediğini söyledi. Bu işin sabır gerektirdiğini
kaydeden Furkan, aynı zamanda arkadaşlık
bağlarının güçlendiğini de dile getirdi. Furkan, bu
takıları yaparak engelli arkadaşlarına yardım etmek
istediklerinin altını çizdi.
Bir diğer öğrenci İrem Cülünlü ise gençlik
merkezlerinin kendilerine kattıklarından bahsetti.
Bu merkezleri bir okul olarak değerlendiren İrem,
burada zamanı en faydalı şekilde geçirdiklerini
belirtti. İrem, gençlik merkezileri sayesinde kötü
alışkanlıklardan uzak durduklarını ifade etti. Engelli
arkadaşlarına yardım etmek istediklerini vurgulayan İrem sözlerini şöyle tamamladı:
“Yaptıklarımız şimdilik hobi amaçlı… El becerilerimizi geliştirmeye yönelik. Fakat daha sonra bundan para kazanabiliriz. Engelli arkadaşlarımızın her
zaman yanındayız. Onlara olan desteğimiz sürecek.”
HABER MERKEZİKeçiören Belediyesi’ne
Filistin’den üçüncü kardeş
geldi. Daha önce Gazze ve
Cebaliye Belediyeleri ile
kardeşlik bağı kuran
Keçiören Belediyesi’nin
protokol imza töreni
öncesinde Türkiye-Filistin
Parlamentolararası Dostluk
Grubu Başkanı ve AK Parti
Çorum Milletvekili Murat
Yıldırım, Filistin’in Ankara
Büyükelçisi Nabil Maarouf,
El Halil Belediyesi Başkanı
Davut Zateri ve
beraberindeki heyet
Başkan Mustafa Ak’ı
makamında ziyaret etti.
Görüşmede AK Parti
Keçiören İlçe Başkanı Zafer
Çoktan da hazır bulundu.
Kardeş belediye ön protokolünü El Halil’de imzaladıklarını hatırlatan Başkan
Ak, “Bugün de kardeşlik
protokolünü hayata
geçiriyoruz. Bu protokol ile
ülkelerimiz arasında güzel
ilişkileri geliştirmek ve yerel
yönetimlerin karşılıklı
tecrübe ve imkanlarını birleştirmelerini hedefliyoruz”
dedi. Türk belediyeleri ile
işbirliği içinde olmanın
kendileri için büyük anlam
taşıdığını belirten Zateri ise,
“Bu ilişkiler sadece tecrübe
paylaşımı noktasında değil,
güven ortamının artması
bakımından da önemli”
diye konuştu. Belediye
Meclis Salonu’nda düzenlenen protokol imza töreni
Keçiören Belediyesi’nin
Filistin’de yaptığı hizmetleri
anlatan bir slayt gösterisi ile
başladı. Törene AK Parti
Ankara İl Başkan
Yardımcıları, Keçiören
Kaymakamı Nusret Dirim,
İlçe Milli Eğitim Müdürü
Mustafa Kılıçgil ve Belediye
Meclis Üyeleri de katıldı.
Türkiye ve Filistin’in kadim
dostluğunun çok eskiye
dayandığına dikkat çeken
Mustafa Ak, “Filistin’i
görmeden anlatmak ve
anlamak mümkün değil.
Dar gelirlinin evi
budamayla ısınacak
HABER MERKEZİAğaçların bakım ve budama çalışmasını gerçekleştiren
Mamak Belediyesi Park ve Bahçeler Müdürlüğü ekipleri,
aynı zamanda soğuk kış günlerinde ihtiyaç sahiplerinin de
evini ısıtıyor. Ağaçların yere sarkan, kuruyan ve tehlike arz
eden dallarını temizleyen ekipler, budamadan elde edilen
ağaç dallarını da ısınmaları için dar gelirli vatandaşlara
dağıtıyor. Budamadan elde edilen yaklaşık 190 ton odun,
vatandaşlara yakacak olarak dağıtılıyor. Budamalar sonucunda elde edilen ağaç dallarını vatandaşlara dağıtarak
bütçelerine katkıda bulunduklarını kaydeden Mamak
Belediye Başkanı Mesut Akgül, “Ağaçların yazın daha güzel
açması için budama çalışmaları yapıyoruz. Budamalar
sonunda elde edilen tonlarca odunu vatandaşlarımıza yakacak olarak dağıtıyoruz. Yakacak alamayan vatandaşlarımız
soğuk kış günlerinde ısınıyor” diye konuştu.
Park Bahçeler Müdürlüğü'ne bağlı ekipler, kuvvetten
düşmeye başlamış ağaçların yeniden kuvvetlenebilmeleri ve
ağaçların şekil itibari ile düzgün bir görünüme sahip olmaları
için ağaçların çürüyen ve elektrik tellerine zarar verebilir şekilde uzayan dallarını buduyor. Budama işlemi yılda iki defa
yapılıyor.
ESDER Genel Başkanı Mahmut Çelikus:
“Elektrik ve
doğalgazda
indirim şart”
TEMA’dan Yaşar’a
YEŞİL TEŞEKKÜRÜ
HABER MERKEZİTEMA Vakfı Yenimahalle Gönüllü Sorumlusu
Dilek Erdin Elivar, Yenimahalle Belediye Başkanı
Fethi Yaşar’ı ziyaret etti. Elivar, Yenimahalle’nin
yeşiliyle örnek bir ilçe olduğunu söyleyerek, vakfın
sembolü olan yaprak rozetini Yaşar’a taktı.
Çevreye olan duyarlılığı ve desteği için Başkan
Yaşar’a teşekkür eden Elivar, “TEMA Vakfı
Yenimahalle’de faaliyetlerine başladı. Yerel yönetimlerbizim en büyük destekçilerimiz.
Yenimahalle’de sizinde desteğinizle örnek çalışmalara imza atacağız. İlçemizdeki gönüllü sayısını
arttırıp, ilçemize doğa ve çevre konusunda en üst
5
İsrail’in Filistin’de yaptığı iki
şeyi özellikle vurgulamak
istiyorum. Birincisi uygulanan sistematik işkence.
Günlük hayata sirayet
etmiş bir zulüm var. İkincisi
İsrai’in işgal politikası adım
adım devam ediyor.
Filistin’in bağımsızlığına
kavuşmasını başta
Cumhurbaşkanı Recep
Tayyip Erdoğan olmak
üzere bütün Türkiye halkı
sonuna kadar destekliyor.
Bağımsız bir Filistin için
hem dualarımızla hem de
çalışmalarımızla elimizden
gelen gayreti gösteriyoruz”
dedi. El Halil ile kurdukları
kardeşlik bağının buna
vesile olmasını dileyen
Başkan Ak, “El Halil şehri
Hz.İbrahim’in, Hz.Yakup’un,
Hz.İshak’ın yaşamış olduğu
6 bin 500 yıllık kadim bir
şehirdir. Böyle bir şehir ile
kardeş olmak bizi çok
mutlu ediyor” mesajını
verdi.
Davut Zateri de, bu
kardeşlik protokolünün
Türk hükümeti ve halkının
Filistin’e desteğinin sembolik bir ifadesi olduğuna
işaret ederek, “İşgal
kuvvetleri geçtiğimiz 6’ncı
ve 7’nci aydaki saldırılarıyla
2 binden fazla kardeşimizi
şehit etti. Filistin’e verdiği
destekten ötürü Türkiye
Cumhurbaşkanı’na,
Başbakanı’na, milletine,
Keçiören Belediye
Başkanı’na ve TİKA’ya
teşekkür ediyoruz” diye
konuştu.
HABER MERKEZİESDER Genel Başkanı Mahmut Çelikus yaptığı basın
açıklamasında, “Haziran ayından bu tarafa petrolde
yaşanan düşüş ve Rusya ile yapılan son doğalgaz
görüşmelerinde sağlanan yüzde 6 oranındaki indirimin
tüketiciye yansıtılması gerektiğini söyleyerek, “Ülkemizin en
fazla doğalgaz aldığı Rusya'nın 1 Ocak'tan itibaren
yapacağı yüzde 6'lık fiyat indirimi mutlaka halkımıza yansıtılmalıdır. 1 Ekim'den itibaren doğalgaz ve elektriğe yapılan
yüzde 9'luk zam da geri alınmalıdır. BOTAŞ'ın zararı bahane
edilerek fiyatlarda indirime gidilmemesi halkı soğuk kış şartlarında zor durumda bırakacaktır. Fiyatlarda indirime
gidilemiyorsa en azından vergilerde indirime gidilmelidir”
dedi. Gaz ve elektrik tüketiminin zirve yaptığı kış aylarında
indirim yapılmamasının halkı bu soğuk kış günlerinde zor
durumda bırakacağının altını çizen ESDER Genel Başkanı
Mahmut Çelikus “Yaz aylarında vatandaşın doğalgaz ihtiyacı olmadığı dönemde doğalgaza indirim yapılmasını uygun
bulmuyoruz. Ekim ayı başından geçerli olmak üzere elektrik
ve doğalgaza yapılan yüzde 9'luk zam 1 Ocak'tan itibaren
geri alınmalıdır. Ayrıca, ülkemize yapılacak olan yüzde 6'lık
indirim yeterli değildir. Avrupa ülkelerine göre çok yüksek
fiyattan doğalgaz alınmaktadır. Doğalgaz aldığımız ülkelerle
yeniden masaya oturup fiyatlarda indirim istenmeli ve bu
indirimler halka yansıtılmalıdır. Zammın geri alınması ile
insanlar üşümeyecek ve rahat bir kış geçirecekler” diye
konuştu.
ABD'nin kaya gazı kaynaklarını kullanıma sokması sebebiyle doğal gazın satış fiyatlarının dünyada aşağı yönde
seyretmeye başladığını kaydeden Çelikus, “Doğalgaz ile birlikte petrol fiyatlarında da büyük oranda düşüş var.
Rusya'nın indirimine rağmen halen Almanya'dan daha
pahalı gaz kullanıyoruz. Son dönemde petrolde yüzde 40'lık
bir düşüş var. Bu düşüşe paralel olarak ülkemize uygulanan
indirimler yeterli değil.”
Sincan’da kentsel yenileme
görüşmelerinde sona gelindi
HABER MERKEZİSincan’da kentsel yenileme için hak sahipleri ile
görüşmeler devam ediyor. Saraycık ile Ulubatlı Hasan
Mahallelerindeki kentsel yenileme görüşmelerinde sona
yaklaşıldı. Hak sahipleri ile tek tek masaya oturan TOKİ
uzmanları, 3 aydır aralıksız sürdürdükleri görüşmeleri yılsonuna kadar tamamlamayı hedefliyor. 5 bin hak sahibine de
ulaşıp hepsi ile görüşen TOKİ, www.sincan.bel.tr adresli
internet sitesinden görüşmeye katılmayanların isimlerini
yayınladı. 28 Aralık’a kadar görüşmelerin süreceğini
belirten TOKİ yetkilileri görüşmeye katılmayan hak sahiplerine son çağrıda bulundu. Tüm hak sahipleri ile
görüşmeyi istediklerini belirten uzmanlar, görüşme gerçekleşemeyen hak sahiplerine tekrar davet mektubu yolladı.
Atatürk Mahallesi Polatlı-2 Caddesi Kazım Karabekir
Parkı yanındaki Kentsel Dönüşüm Hizmet Binası’nda
gerçekleştirilen görüşmeler, 28 Aralık 2014’e kadar devam
edecek. Konu ile ilgili bilgi almak isteyen hak sahipleri;
Saraycık için 263 89 69, Ulubatlı Hasan mahallesi için 272
70 64 numaralı telefonları arayabiliyor.
6
EKONOMİ
24 Aralık 2014 Çarşamba
Ayvalık ilçesinde, Ticaret
Meslek ve Otelcilik ve
Turizm Meslek Lisesinin
öğrencileri, 176 oda ve 420
yatak kapasiteli, 5 yıldız
kalitesinde hizmet verilen
Cunda Adası'ndaki Ayvalık
Uygulama Oteli'nde
çalışarak pratik yapıyor,
sektöre hazırlanıyor, mezun
olduklarında da işsizlik
sorunu yaşamadan lüks
otellerde işe giriyor.
Bu lisenin öğrencileri işsiz kalmıyor
BALIKESİR- ZAFER AKPINAR - İlçe Milli
Eğitim Müdürü Erkan Bilen, AA muhabirine
yaptığı açıklamada, lisenin Turizm ve Otelcilik
Bölümünün, Türkiye 'de turizm sektöründe ara
eleman ihtiyacına cevap vermeye çalıştığını
söyledi.
Okullarından yılda yaklaşık 120 öğrencinin
mezun olduğunu ve önemli bölümünün önemli
turizm merkezlerinde iş bulduğunu ifade eden
Bilen, öğrencilerinin tercih edilmesinde verdikleri eğitim ve uygulama otelinin etkili olduğunu
anlattı.
Cunda'daki uygulama otelinin inşaatının
yaklaşık 20 yıl sürdüğünü ve Milli Eğitim
Bakanlığının yoğun çalışmaları sonucu
karşılaşılan sorunlar çözülerek 1,5 yıl önce
faaliyete geçirildiğini vurgulayan Bilen, şunları
kaydetti:
"Liseye ait otel, Türkiye'nin en büyük uygulama oteli. Yıldızımız yok ancak 5 yıldızlı
otellerle yarışacak kalitede hizmet sunuluyor.
Buradaki en büyük hedeflerimizden biri, uygulama oteli sayesinde Ayvalık'ı kongre merkezi
yapmak. Otelimizde 150, 250 ve 350 kişilik
salonlarımız var. Burada kongreler düzenlenmeye başladı. İlçe ekonomisine çok ciddi anlamda kazanç sağlıyor. Ülkenin 81 ilinden buraya
gelen seminerciler, buradan zeytin ve yağı
satın alıyor. Denize sıfır, havuzlu ve her şeyiyle
dört dörtlük bir otele sahibiz. Öğrencilerimiz de
Ayvalık da bölgeye gelen turistler de bu bakımdan çok şanslı."
Bilen, öğrencilerinin çok iyi yetiştiğini ve
ülkedeki büyük otellerde rahatlıkla iş bulabildiğini bildirdi.
Önceden turizm eğitimi almak isteyen
öğrencilerin il dışına gittiğini dile getiren Bilen,
"Şimdi burada, kendi otellerinde daha iyisini
görüyorlar. Öğrencilerimiz ayrıca Avrupa 'nın
birçok ülkesinde staj yapma imkanı buluyor.
Öğrencilerimiz henüz 11'inci sınıftayken 5 yıldızlı otellerden teklif alıyor. Mezun olur olmaz
işleri hazır. İşsizlik sorunları yok" ifadesini kullandı.
Uygulama Otelinin Müdür Yardımcısı
Abdülaziz Yük ise öğrencilerinin mesleki
gelişimine katkı sağlamak amacıyla ön büro,
kat hizmetleri, servis ve mutfak dallarında
uygulamalı eğitim verdiklerini bildirdi.
(AA)
Otomotivde 36 milyar
lira kredi kullandık
İZMİR- Araç alımında kasım ayı sonu itibarıyla
kullanılan kredi miktarı, geçen yılın aynı dönemine
göre yüzde 5,8 artarak 36 milyar 397 milyon lira
oldu.
Son 3
yılda yüzde
28 büyüyen
taşıt kredi
stoğunun
yaklaşık 14
milyar
lirasını
bireysel
tüketici
kredileri, 22
milyar
lirasını ise
ticari tüketici kredileri oluşturdu.
Otomotiv Distribütörleri Derneği verilerine göre,
Türkiye otomobil ve hafif ticari araç toplam pazarı,
Ocak-Kasım 2014 döneminde bir önceki yılın aynı
dönemine göre yüzde 14,23 azalarak 620 bin 692
adet olarak gerçekleşti.
Satışlarda geçen yıla göre kötü bir dönem geçiren
otomotiv sektöründeki düşüşe rağmen araç alımında
kullanılan kredi miktarları ise yükseldi.
Merkez bankası verilerine göre, 2011 yılında 28
milyar 336 milyon, 2012'de 31 milyar 343 milyon,
2013'de 36 milyar 38 milyon lira olan otomotiv kredi
stoğu, 2014'ün 11 ayında 36 milyar 397 milyon liraya
çıkarak son 3 yılda yüzde 28 büyüdü.
Otomotiv kredi stoğu geçen yılın aynı dönemlerine göre Kasım 2014'de yüzde 1,93, yılın 11 ayında
ise yüzde 5,84 büyüdü.
2014 Kasım sonu itibarıyla finansman şirketleri
kredi hacmi toplamı 15 milyar 764 milyon,
bankacılık sektörü kredi hacmi toplamı ise 20 milyar
633 milyon lira oldu.
Taşıt kredi stoğunun 13 milyar 946 milyon lirasını
Bireysel Tüketici Kredileri, 22 milyar 451 milyon
lirasını da Ticari Tüketici Kredileri oluşturdu. (AA)
23 kilometrelik yolun
maliyeti 1 milyar lirayı aştı
ORDU - Ordu'da yapımına 2012 yılında
başlanan, üzerinde 6 tünel, 6 kavşak ile 4
viyadük bulunan ve son yapılan değişikliklerle uzunluğu 23 kilometreye çıkarılan Ordu
Çevre Yolu projesinin maliyetinin, coğrafi
şartlar nedeniyle 1 milyar 100 milyon lira
seviyelerine yükseldiği bildirildi. Ordu
Büyükşehir Belediye Başkanı Enver Yılmaz,
çevre yolu inşaatında incelemelerde bulunarak yetkililerden bilgi aldı. Yılmaz, burada
gazetecilere yaptığı açıklamada, Ordu Çevre
Yolu'nun, özellikleriyle Türkiye'nin prestij
projeleri arasında yer aldığını söyledi.
Yılmaz, 23 kilometre yolun yaklaşık
yüzde 40'lık bölümünün tünellerle geçildiğini
vurgulayarak, yolun yapımında Marmaray,
Karadeniz Sahil Yolu önemli projelere imza
atmış firmaların görev almasının da
Ordulular açısından ayrı bir gurur kaynağı
olduğunu dile getirdi. Yılmaz, yolun zor bir
coğrafya üzerinden ilerlediğini anlatarak,
"Daha önce günde 30 metre tünel kazılırken
şimdi günde 50 santimetre ilerlenebiliyor."
dedi. Var olan zor şartları göze aldıkları için
yolun bitişi konusunda tam tarih vermekten
kaçındıklarını ifade eden Yılmaz, şöyle
konuştu:
"Burada bir siyasetin öngördüğü tarih
var, bir de coğrafyanın öngördüğü tarih var.
Çok şükür ihtilaf para veya başka bir
konudan kaynaklanmıyor, sebep sadece
coğrafi koşullar. Zor şartlar altında çalışmalar devam ettiği için yolun bitişi konusunda tarih vermekte sıkıntı var. Biz en hızlı
şekilde tamamlanması noktasında
takiplerimizi devam ettiriyoruz.” (AA)
KONGRE İLANI
DEMETEVLER KURS VE OKUL TALEBELERİNE
YARDIM DERNEĞİ BAŞKANLIĞINDAN
KONGRE İLANI
SARAYKENT KÜLTÜR VE EĞİTİME DESTEK
DERNEĞİ BAŞKANLIĞINDAN
Demetevler Kurs Ve Okul Talebelerine Yardım Derneği'nin Olağanüstü Genel Kurul Toplantısı
11 Ocak 2015 Pazar günü saat 11:00 ‘de Özevler Mah. 947. Sk. No: 7 Yenimahalle / ANKARA’ daki
Dernek hizmet binasında aşağıdaki gündemle yapılacaktır.
Toplantıda yeterli çoğunluk sağlanmadığı takdirde 18 Ocak 2015 Pazar günü aynı yer ve saatte
yapılacaktır.
Üyelerimize duyurulur.
YÖNETİM KURULU
GÜNDEM:
1- Açılış, Divan heyetinin seçimi.
2- Yönetim Kurulu ve Denetleme Kurulları raporlarının okunması ve müzakeresi.
3- Yönetim Kurulu ve Denetleme Kurulunun ibrası.
4- Yeni Yönetim Kurulu ve Denetim Kurulu üyelerinin seçimi.
5- Derneğe lüzumlu olan menkul ve gayrimenkul malların satın alınması, kiralanması, bağış
veya vasiyet yoluyla derneğe intikal edenlerin dernek üzerine intikal ve tescil muamelelerinin yapılması, mülkiyetten başka ayni hakların tesis edilmesi veya mevcut menkul ve gayrimenkul malların
satılması veya kendisine ait mevcut menkul veya gayrimenkul mallar üzerinde mülkiyetin dışındaki
ayni hakların başkaları lehine tesis ve tescil edilmesi, Resmi özel ve tüzel kişilere bedelli veya bedelsiz tahsis edilmesi tahsisin kabulü veya kiralanması, menkul veya gayrimenkullerin başkalarına hibe
edilmesi veya başkaların yapacağı hibelerin kabul edilmesi, tapuda tevhit ve ifraz yaptırmaya inşaat
yaptırmaya tapuda takrir vermek, takrir almak cins tashihi yapmak taşınmazlar üzerinde üst hakkı
tesis etmek, tapu kütüğünde her türlü ayni hak tesis etmek şerh vermek şerh almak, intifa ve irtifa
hakkı tesis ettirmek, derneğin gayesine uygun olarak borç alma hususlarında yönetim kuruluna
salahiyet verilmesi
6- Dilek ve temenniler.
7- Kapanış.
Saraykent Kültür Ve Eğitime Destek Derneği'nin Olağanüstü Genel Kurul Toplantısı 10
Ocak 2015 Cumartesi günü saat 14:00 ‘de Saray Mahallesi Kümevleri No:102 Kazan /
ANKARA’ daki Dernek hizmet binasında aşağıdaki gündemle yapılacaktır.
Toplantıda yeterli çoğunluk sağlanmadığı takdirde 17 Ocak 2015 Cumartesi günü aynı
yer ve saatte yapılacaktır.
Üyelerimize duyurulur.
YÖNETİM KURULU
GÜNDEM:
1- Açılış, Divan heyetinin seçimi.
2- Yönetim Kurulu ve Denetleme Kurulları raporlarının okunması ve müzakeresi
3- Yönetim Kurulu ve Denetleme Kurulunun ibrası.
4- Yeni Yönetim Kurulu ve Denetim Kurulu üyelerinin seçimi.
5- Derneğe lüzumlu olan menkul ve gayrimenkul malların satın alınması, kiralanması,
bağış veya vasiyet yoluyla derneğe intikal edenlerin dernek üzerine intikal ve tescil
muamelelerinin yapılması, mülkiyetten başka ayni hakların tesis edilmesi veya mevcut
menkul ve gayrimenkul malların satılması veya kendisine ait mevcut menkul veya gayrimenkul mallar üzerinde mülkiyetin dışındaki ayni hakların başkaları lehine tesis ve tescil
edilmesi, Resmi özel ve tüzel kişilere bedelli veya bedelsiz tahsis edilmesi tahsisin kabulü
veya kiralanması, menkul veya gayrimenkullerin başkalarına hibe edilmesi veya başkaların
yapacağı hibelerin kabul edilmesi, tapuda tevhit ve ifraz yaptırmaya inşaat yaptırmaya tapuda
takrir vermek, takrir almak cins tashihi yapmak taşınmazlar üzerinde üst hakkı tesis etmek,
tapu kütüğünde her türlü ayni hak tesis etmek şerh vermek şerh almak, intifa ve irtifa hakkı
tesis ettirmek, derneğin gayesine uygun olarak borç alma hususlarında yönetim kuruluna
salahiyet verilmesi
6- Dilek ve temenniler.
7- Kapanış.
KONGRE İLANI
OSTİM KURS VE OKUL TALEBELERİNE YARDIM
DERNEĞİ BAŞKANLIĞINDAN
KONGRE İLANI
YENİMAHALLE KURS VE OKUL TALEBELERİNE
YARDIM DERNEĞİ BAŞKANLIĞINDAN
Ostim Kurs Ve Okul Talebelerine Yardım Derneği'nin Olağanüstü Genel Kurul Toplantısı
10 Ocak 2015 Cumartesi günü saat 17:00 ‘de Ostim Mh. 1176.Sk. No:7 Yenimahalle/ANKARA’
daki Dernek hizmet binasında aşağıdaki gündemle yapılacaktır.
Toplantıda yeterli çoğunluk sağlanmadığı takdirde 17 Ocak 2015 Cumartesi günü aynı yer
ve saatte yapılacaktır.
Üyelerimize duyurulur.
YÖNETİM KURULU
GÜNDEM:
1- Açılış, Divan heyetinin seçimi.
2- Yönetim Kurulu ve Denetleme Kurulları raporlarının okunması ve müzakeresi.
3- Yönetim Kurulu ve Denetleme Kurulunun ibrası.
6- Yeni Yönetim Kurulu ve Denetim Kurulu üyelerinin seçimi.
5- Derneğe lüzumlu olan menkul ve gayrimenkul malların satın alınması, kiralanması, bağış
veya vasiyet yoluyla derneğe intikal edenlerin dernek üzerine intikal ve tescil muamelelerinin
yapılması, mülkiyetten başka ayni hakların tesis edilmesi veya mevcut menkul ve gayrimenkul
malların satılması veya kendisine ait mevcut menkul veya gayrimenkul mallar üzerinde
mülkiyetin dışındaki ayni hakların başkaları lehine tesis ve tescil edilmesi, Resmi özel ve tüzel
kişilere bedelli veya bedelsiz tahsis edilmesi tahsisin kabulü veya kiralanması, menkul veya
gayrimenkullerin başkalarına hibe edilmesi veya başkaların yapacağı hibelerin kabul edilmesi,
tapuda tevhit ve ifraz yaptırmaya inşaat yaptırmaya tapuda takrir vermek, takrir almak cins
tashihi yapmak taşınmazlar üzerinde üst hakkı tesis etmek, tapu kütüğünde her türlü ayni hak
tesis etmek şerh vermek şerh almak, intifa ve irtifa hakkı tesis ettirmek, derneğin gayesine
uygun olarak borç alma hususlarında yönetim kuruluna salahiyet verilmesi
6- Dilek ve temenniler.
7- Kapanış.
Yenimahalle Kurs Ve Okul Talebelerine Yardım Derneği'nin Olağanüstü Genel Kurul
Toplantısı 11 Ocak 2015 Pazar günü saat 15:00 ‘de Yuva Köyü Mh. Küme Evler No: 68
Yenimahalle / ANKARA’ daki Dernek hizmet binasında aşağıdaki gündemle yapılacaktır.
Toplantıda yeterli çoğunluk sağlanmadığı takdirde 18 Ocak 2015 Pazar günü aynı yer
ve saatte yapılacaktır.
Üyelerimize duyurulur.
YÖNETİM KURULU
GÜNDEM:
1- Açılış, Divan heyetinin seçimi.
2- Yönetim Kurulu ve Denetleme Kurulları raporlarının okunması ve müzakeresi.
3- Yönetim Kurulu ve Denetleme Kurulunun ibrası.
4- Yeni Yönetim Kurulu ve Denetim Kurulu üyelerinin seçimi.
5- Derneğe lüzumlu olan menkul ve gayrimenkul malların satın alınması, kiralanması,
bağış veya vasiyet yoluyla derneğe intikal edenlerin dernek üzerine intikal ve tescil
muamelelerinin yapılması, mülkiyetten başka ayni hakların tesis edilmesi veya mevcut
menkul ve gayrimenkul malların satılması veya kendisine ait mevcut menkul veya gayrimenkul mallar üzerinde mülkiyetin dışındaki ayni hakların başkaları lehine tesis ve tescil
edilmesi, Resmi özel ve tüzel kişilere bedelli veya bedelsiz tahsis edilmesi tahsisin kabulü
veya kiralanması, menkul veya gayrimenkullerin başkalarına hibe edilmesi veya başkaların
yapacağı hibelerin kabul edilmesi, tapuda tevhit ve ifraz yaptırmaya inşaat yaptırmaya tapuda
takrir vermek, takrir almak cins tashihi yapmak taşınmazlar üzerinde üst hakkı tesis etmek,
tapu kütüğünde her türlü ayni hak tesis etmek şerh vermek şerh almak, intifa ve irtifa hakkı
tesis ettirmek, derneğin gayesine uygun olarak borç alma hususlarında yönetim kuruluna
salahiyet verilmesi
6- Dilek ve temenniler.
7- Kapanış.
EKONOMİ
24 Aralık 2014 Çarşamba
Deri sektöründe ihracatı
“AYAKKABI” sırtladı
Deri ve
mamulleri
sektörünün
yılın 11 aylık
döneminde
gerçekleştirdiği
1,7 milyar
dolarlık
ihracatın
yüzde 40'ını
ayakkabılar
oluşturdu.
İSTANBUL- İstanbul Tekstil ve Konfeksiyon
İhracatçı Birlikleri (İTKİB) verilerinden derlenen
bilgiye göre, geçen yılın ocak-kasım döneminde
1 milyar 721 milyon 425 bin doları bulan sektördeki ihracat, bu yılın aynı döneminde yüzde
2,7'lik azalışla 1 milyar 675 milyon 505 bin
dolara geriledi.
İstanbul, 1 milyar 244 milyon 699 bin dolarla
sektördeki ihracatın yüzde 74,3'ünü karşıladı.
108,9 milyon dolarla Gaziantep ikinci, 108 milyon dolarla İzmir üçüncü, 47 milyon dolarla
Antalya dördüncü ve 46,9 milyon dolarla Ankara
beşinci oldu.
Deri mamulleri arasında en çok ihracat, 676
milyon 40 bin dolarla ayakkabı ürünlerinden
yapıldı. Ayakkabıların sektör ihracatındaki payı
yüzde 40,3 düzeyinde gerçekleşti. En fazla
ayakkabı ihraç edilen ülke 105 milyon 874 bin
dolarla Rusya olurken, bunu 102 milyon 634 bin
dolarla Irak, 38 milyon 235 bin dolarla Almanya,
35 milyon 807 bin dolarla Suudi Arabistan ve 30
milyon 735 bin dolarla İngiltere izledi.
Sektörün en önemli ihracat kalemlerinden
birini oluşturan deri konfeksiyon ürünlerinde
gerçekleştirilen dış satım ise geçen yıla göre
yüzde 13,7 azalarak 468 milyon 693 bin dolara
düştü.
Yarı işlenmiş-bitmiş deri ve işlenmiş kürk
ürün grupları toplamında ocak-kasım döneminde 301 milyon 833 bin dolarlık dış satım
yapıldı. Saraciye grubunda ihracat, yüzde 3,7'lik
artışla 224 milyon 814 bin dolara ulaştı.
Söz konusu dönemde sektörün en büyük
pazarı konumundaki Rusya'ya deri ihracatı,
geçen yılın karşılaştırılabilir dönemine göre
yüzde 16,5 azalarak 366 milyon 359 bin dolara
düştü. Bu dönemde, Rusya'nın Türkiye deri ve
deri ürünleri ihracatındaki payı yüzde 25,5'den
yüzde 21,3'e geriledi. (AA)
ABD’ye fındık ihracatı azaldı
ORDU - Fındıkta ihracat sezonunun
başladığı 1 Eylül'den bu yana ABD'ye
gerçekleştirilen dış satım, geçen yılın aynı
dönemine göre yaklaşık yüzde 60 azaldı.
Karadeniz Fındık ve Mamulleri İhracatçıları
Birliği (KFMİB) Başkan Yardımcısı Dursun
Oğuz Gürsoy, AA muhabirine yaptığı açıklamada, bu yılın mart ayında etkili olan zirai
donun rekolteyi düşürmesiyle fındık fiyatlarının yükseldiğini anımsattı.
Türkiye'de artan fındık fiyatlarının ihracat
fiyatına yansıdığını vurgulayan Gürsoy, bu
MUSTAFA KEMAL MAHALLESİ BEREKETLİ MERKEZ
CAMİİ VE KURAN KURSU YAPTIRMA VE YAŞATMA
CİVARINI GÜZELLEŞTİRME DERNEĞİ’NDEN 11. OLAĞAN
GENEL KURUL İLANI (KOD: 06.35.199)
Derneğimizin 11. Olağan Genel Kurul Toplantısı 18 Ocak 2015 Pazar günü saat 13:00’de
Mustafa Kemal Mahallesi 2136. Sokak No:2 Çankaya/Ankara adresindeki Camii Dernek
Odasında yapılacaktır.
Çoğunluk olmadığı takdirde 25 Ocak 2015 Pazar günü aynı yer ve saatte çoğunluk aranmaksızın seçim yapılacaktır.
Sayın üyelerimize duyurulur.
YÖNETİM KURULU
GÜNDEM:
1- Açılış ve Yoklama
2- Şehitler ve ölmüş hayırseverlere vefa ve dua ile saygı duruşu
3- Divan Teşkili
4- Yönetimin 2012-2013-2014 çalışma raporu ile Denetim Kurulunun raporlarının okunması ve ayrı ayrı aklanıp ibra edilmesi
5- 2015-2016-2017 yılları tahmini bütçenin görüşülüp kabul edilmesi
6- Camimiz tuvaletlerine ve çay odasına bakacak, temizliğini yapacak emekli bir görevli
tutulmasının onaylanması
7- Seçimin yapılması
8- Dilek ve temenniler ile kapanış.
(Genel Kurul Kararı yerel gazetede yayınlanarak üyelere duyurulacaktır.
YediGün- 7
DÜZELTME İLANI
KAYSERİ GAR BİNASI RÖLÖVE, RESTİTÜSYON,
RESTORASYON PROJELERİ İLE İHALE
DOSYALARININ HAZIRLANMASI HİZMETİ
ALINACAKTIR EMLAK VE İNŞAAT DAİRESİ
BAŞKANLIĞI İHALE ŞUBE MÜDÜRLÜĞÜ
İhale Kayıt Numarası : 2014/165610
1 - İdarenin
a) Adresi : Talatpaşa Bulvarı No:3 Altındağ-Gar/ANKARA 06330
b) Telefon ve faks numarası : c) Elektronik posta adresi (varsa) : [email protected]
ç) İhale dokümanının görülebileceği internet adresi (varsa) : www.tcdd.gov.tr
2- Düzeltmeye Konu İlanın Yayımlandığı
a) Kamu İhale Bülteninin Tarih ve Sayısı (yayımlanmış ise) : 16.12.2014 - 2749
b) Gazetenin adı ve tarihi (yayımlanmış ise) : Kayseri Star Haber - Yedigün Gazetesi - 19.12.2014
3 - Düzeltilen Madde ve/veya Maddeler :
4.3. Bu ihalede benzer iş olarak kabul edilecek işler; B-1 grup işlere ait Rölöve Restitüsyon ve
Restorasyon projesi, (Kültür ve Turizm Bakanlığı Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğünün,
Uygulama İşleri için veya Proje ve Proje İle İlgili Hizmet Alımı İşleri İçin belirlemiş olduğu kriterlere
uygun 2013 veya 2014 yılı içerisinde Ön yeterlilik listesinde yer almış olmak.) Bu kapsamda belirtilen
işlerden son 15 yıl içinde isteklilerce teklif edilen bedelin en az %50’si oranında iş yapmış olması
gerekmektedir.
Şeklinde düzeltilmiştir.
Basın - 16853 (www.bik.gov.tr)
Resmi İlanlar www.ilan.gov.tr.de
nedenle bazı ülkelere ihracatta miktar bazında ciddi düşüş yaşandığını kaydetti.
Gürsoy, bu sezon en az fındık ihracatının
ABD'ye yapıldığına dikkati çekerek, "Ülkeler
bazında baktığımızda daha çok Amerika'da
bir düşüş var. Bu düşüş yüzde 60'ın
üzerinde" diye konuştu. Çin ve Rusya'ya
yapılan fındık ihracatında da azalma
görüldüğüne işaret eden Gürsoy, bu düşüşün
en önemli nedeninin artan fındık fiyatı
olduğunu ifade etti.
Gürsoy, ABD'nin fındığı daha ucuz satan
ülkelere yöneldiğini dile getirerek, "Mesela
Azerbaycan fındığını satın alıyorlar. Çünkü
Türk fındığına göre daha ucuz. Ülkelere göre
miktar bazında düşeşe baktığımızda rekor
Amerika'da" dedi. ABD'ye yapılan ihracatın
düşmesinde diğer etkenin fındıktaki kalite
olduğuna vurgu yapan Gürsoy, şunları kaydetti: "Bu sene maalesef fındıkta son derece
kötü bir kalite söz konusu. Özellikle Giresun
fındığında yüzde 10'a yakın kabuklu fındıkta
çürük var. Türk fındığı Amerikan pazarına
çürük ve böcek hasarından dolayı da çok zor
giriyor. Çünkü Amerika'daki standartlarla Türk
standartları ve Avrupa Birliği standartları birbirine uymuyor.”(AA)
KAYIP
Cüzdanımla birlikte T.C. Kimlik Kartımı,
Sürücü Belgemi (Ehliyet) Sosyal Güvenlik
Kartımı kaybettim. Hükümsüzdür.
Engin SEVİNÇ
YediGün- 6
7
Tüketicilere “yılbaşı
kredisi” uyarısı
ESKİŞEHİR- YILDIZ NEVİN GÜNDOĞMUŞ Tüketiciyi Destekleme Derneği (TÜKDES) Danışma
Kurulu Üyesi Mehmet Lortoğlu, bazı bankaların yılbaşı kredisi kampanyalarıyla ilgili tüketicileri uyararak,
"Tüketicilerimizin, sorun yaşamamak için her reklamda anlatılana hemen inanmaması, vadedilenlerle
gerçekte karşılarına çıkanları kıyaslaması, sorarak,
araştırarak ve iyi analiz ederek kredi kullanması
yararlarına olacaktır" dedi.
Lortoğlu, AA muhabirine yaptığı açıklamada,
vatandaşların tüketim tercihlerini oluşturmasında en
belirleyici faktörlerin başında reklamların geldiğini
söyledi.
Yeni yılın yaklaşmasıyla bankaların tüketiciyi
cezbedip kredi kullandırabilmek için kampanyalar
düzenlediğini anlatan Lortoğlu, bazın faiz oranlarında
indirim yaptıklarını, kimi zaman da hiç dosya masrafı
almadıklarını reklamlarında belirttiklerini dile getirdi.
Bu söylemlere itibar edip kredi kullanmak üzere
bankalara giden tüketicilerin, gerçekte durumun
reklamda bahsedildiği gibi olmadığını, aslında ne faiz
indirimi yapıldığını ne de dosya masrafından
vazgeçildiğini anladığını ifade eden Lortoğlu, "Çünkü
'Faizi indirdik' diyenlerin, bu indirimi dosya masrafına
yüklediğini, 'Dosya masrafı almıyoruz' diyenlerin ise
bu tutarı faize ilave ettiği görülmektedir. Yani kısacası
aslında indirim ya da vazgeçme gibi bir durum asla
yoktur" diye konuştu.
Bir ürünün fiyatı belirlenirken "maliyet+kar" mantığından yola çıkıldığını bildiren Lortoğlu, tüketicileri
bilinçlendirip gerçekleri görmesini sağlamak amacıyla 15 bin liralık 36 ay vadeli tüketici kredisi için ikisi
özel, ikisi kamuya ait 4 bankayla ilgili araştırma yaptığını anlattı. Söz konusu bankaların istediği geri
ödeme miktarlarının 18 bin 828, 18 bin 903, 19 bin
152 ve 19 bin 260 lira olduğu bilgisini veren Lortoğlu,
"Aylık taksit miktarları ise sırasıyla 523, 525, 532 ve
535 liradır. Araştırma neticesinde görüldüğü üzere de
aradaki farklar minimal derecededir. En düşüğünden
en yükseğine aylık taksit miktarı arasındaki fark yalnızca 12 liradır" ifadesini kullandı.
(AA)
Katma değerli
ihracata destek
ANKARA - Katma değerli ihracatın artırılması
için "Tasarım ve Ürün Geliştirme Projeleri" kapsamında, tasarım departmanı kurmak ve
geliştirmek isteyenlere yönelik yeni bir destek
paketi geliştirildi.
Ekonomi Bakanlığından yapılan yazılı açıklamada, tasarımcı ve sanayicinin buluşmasına imkan
sağlayacak yeni bir destek mekanizması geliştirildiği ve "Tasarım Desteği Hakkında Tebliğ
Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ"in Resmi
Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girdiği hatırlatıldı. Yürürlükteki "Tasarım Desteği Hakkında
Tebliğ" kapsamında, tasarım yarışması organizasyonları ve yarışmalarda dereceye giren tasarımcıların yurt dışındaki okullardaki eğitimlerinin
desteklendiği belirtilen açıklamada, 2014'te 20
tasarım yarışması organizasyonuna ve 2011, 2012,
2013 ve 2014 yıllarında düzenlenen tasarım yarışmalarında dereceye giren toplam 71 tasarımcının
yurt dışı eğitimlerine destek verildiği ifade edildi.
Destek kapsamında ünlü tasarımcı ve
modacıların da desteklendiğine yer verilen açıklamada, 9 tasarımcı şirketi ve 1 tasarım ofisinin, yurt
dışı defile, tanıtım, ofis kira gibi maliyetlerine
önemli katkılar sağlandığı kaydedildi. Türkiye'de
yeterli sayıda tasarımcı bulunduğu ancak tasarımcıların sanayici ve ihracatçılarla gerektiği gibi
buluşamadığına işaret edilen açıklamada, ihracatçı
ve sanayicilerin yeteri kadar nitelikli tasarımcı istihdam etmediği belirtildi.
"Tasarım ve Ürün Geliştirme Projeleri"
desteğiyle, şirketlerin tasarım departmanı kurmaları, eğer böyle bir departmanları varsa
geliştirmelerinin amaçlandığı vurgulanan açıklamada, böylece ihracatçıların moda, endüstriyel
tasarım ve inovasyon kapasiteleri artırılarak, ihracata dönük katma değerli üretimde bulunmalarının
teşvik edileceği ifade edildi. (AA)
BATIKENT OSMANLI CAMİ YAPTIRMA VE YAŞATMA
DERNEĞİ BAŞKANLIĞI
Yönetim Kurulu Hamza YILMAZ başkanlığında toplanarak 22/12/2014 tarihinde dernek
merkezinde toplanarak Derneğimizin Olağan Genel Kurul toplantısı 11/01/2015 günü
Saat:12,30’da Dernek Merkezinde, çoğunluk sağlanamadığı takdirde 18/01/2015 tarihinde
aynı yer ve saatte aşağıdaki gündemle toplanılmasına, gündemin gazetede ilan edilmesine,
GÜNDEM:
1-Açılış Yoklama,
2-Divan Seçimi,
3-Yönetim Kurulu Faaliyet Raporunun okunması ve ibrası,
4-Denetleme Kurulu Raporunun Okunması ve Kabulü,
5-Dernek Tahmini Bütçesinin görüşülmesi ve kabulü,
6-Organ Seçimleri,
7-Dilek ve temenniler kapanış.
İSLAM KÜLTÜR MERKEZİ YAPTIRMA VE YAŞATMA
DERNEĞİ BAŞKANLIĞI
Yönetim Kurulu Hamza YILMAZ başkanlığında toplanarak 22/12/2014 tarihinde dernek
merkezinde toplanarak Derneğimizin Olağan Genel Kurul toplantısı 11/01/2015 günü
Saat:12,30’da Dernek Merkezinde, çoğunluk sağlanamadığı takdirde 18/01/2015 tarihinde
aynı yer ve saatte aşağıdaki gündemle toplanılmasına, gündemin gazetede ilan edilmesine,
GÜNDEM:
1-Açılış Yoklama,
2-Divan Seçimi,
3-Yönetim Kurulu Faaliyet Raporunun okunması ve ibrası,
4-Denetleme Kurulu Raporunun Okunması ve Kabulü,
5-Dernek Tahmini Bütçesinin görüşülmesi ve kabulü,
6-Organ Seçimleri,
7-Dilek ve temenniler kapanış.
8
KÜLTÜR-SANAT
24 Aralık 2014 Çarşamba
KÜLTÜREL
BOYUT
Prof. Dr. Hayrettin İVGİN
[email protected]
KAHVEHANELERDE FERFENE GELENEĞİ
Kaynaklarda (ferfene) kelimesi, halk kültürümüzde genel olarak belirli bir sebebe dayanmadan ortaklaşa yapılan yemekli toplantılar veya düğün ve bayram gibi özel günlerde gençlerin ortaklaşa bir kuzu,
koyun kesip yemeleri veya bazı yörelerde çocukların
evleri dolaşıp malzeme toplayarak yemek ve pilav
yapmaları şeklinde karşımıza çıkmaktadır.
Anadolu’nun çeşitli yörelerinde (felfele, ferfane,
ferfere, harfana, erfene, herfene, arifane) gibi adlarla
yapılan uygulamalar; genelde ferfeneden farklı
uygulamalar olmayıp geleneğin varyantlarını oluşturmaktadır. Aynı uygulamalara değişik yörelerde
değişik adlar verilmektedir.
Ferfene, hasat mevsiminden sonra işlerin azaldığı,
kasım ayının sonlarında başlar, mart ayına kadar
devam eder.
Genelde; köy ve kasabalarda kahvehanelerde,
evlerde, köy odalarında ferfene toplantıları düzenlenir. Kasabalarda, kahvehaneler birden fazla ise bu
konuda kahvehaneler arasında tatlı rekabet olur. Bir
kahvehanede ferfene yapıldığı duyulduğu zaman,
muhakkak diğer kahvehaneler de yapmaya çalışırlar.
Alış-veri pazarının kurulduğu günlerin dışında her
gün ferfene toplantıları yapılır. Ancak cumartesi ve
pazar günleri, daha sıklıkla ferfene yapılan günlerdir.
Ferfene yapılan günlerde kahvehanelerin birinde,
bir masanın başında oturup sohbet eden veya oturup
oyun oynayan müşterilerden birisi veya birkaçı kahveciyi çağırıp “Bugün et yiyelim. Bir ferfene yapalım” derler. Bu istek, uygulamanın başlangıcıdır.
Kahveci bu isteğe alışık olduğu için hemen bu işle
ilgilenen kişiyi bulur ve ona bu isteği iletir.
Ferfeneyi organize eden şahıs, sürüsü olan birisini
bulur ve bir koyun için anlaşır. Ferfenede koyun ve
keçi kesilmektedir. Daha sonra düzenlemeyi üstlenen kişi, sürü sahibi ve koyunla birlikte ferfene
yapılacak olan kahvehaneye gelirler. Koyun, kahvehanenin içinde dolaştırılarak kahvedekilere gösterilir
ve fiyatı söylenir. Kahvedekiler fiyatı çok bulursa
sürü sahibi ile pazarlık yapılır ve anlaşılır.
Daha sonra dışarı çıkarılan koyun, genellikle kahvehanenin yakınında bulunan bir yerde kesilir. Eti,
postu, sakatatı ayrılarak kahvehaneye getirilir.
Burada önce bu parçaların açık arttırması yapılır.
Bu sırada kahvedekiler sohbetlerini veya oyunlarını kesmeden oturdukları yerden, hatta sakatatlara
bakmadan yüksek sesle fiyat bildirirler. Buna “beh
vurmak” denir. Herkes birbirini tanıdığı için sesinden kimin beh vurduğu anlaşılır. Açık arttırmanın
sonlarına doğru beh vuran kalmayınca açık artırmayı
yapan üç defa “Yok mu artıran? Satıyorum.” der.
Eğer sakatatlar ucuza gidecek gibiyse, bu sözcükleri
daha ağır söyleyerek beh vurulmasını sağlamaya
çalışır. Eğer yine beh vuran çıkmazsa, dördüncüde
“sattım” der. Aynı açık artırma üç defa daha tekrarlanarak, koyunun sırasıyla kuyruk yağı, kelle-paça ve
son olarak postu satılır.
Açık artırma sonucunda sakatatları alanlar hemen
parasını ödeyerek evlerine götürürler.
Bu sırada ferfenin düzenlemesini üstlenen kişi
kahvede bulunan bir masanın üzerinde koyunun
etini doğrayarak kuşbaşı yapar. Doğranan etler burada bulunan ve kahvedeki büyük bir tencereye doldurularak ocağın üzerine konur ve pişmeye bırakılır.
Bütün bunlar kahvenin içinde olmaktadır. Et pişene
kadar kahvede bulunanlar sohbetlerine ve oyunlarına
devam ederler. Bu sırada kahveci eline bir kağıt ve
kalem alarak masaları dolaşır ve ferfeneye katılacakların adlarını yazar. Ayrıca etin yanında yenecek
olan ekmek, ya bakkaldan alınır ya da herkes evinden kendisi getirir. Yine etin yanında mutlaka turşu
ve soğan yenir. Bunları da herkes evinden getirir.
Evi uzak olanlar, kahvehaneye yakın olan evlerden
bunları isteyebilirler.
Et piştikten sonra masalar yan yana getirilerek
tabaklara etler doldurulur. Herkes konuşmadan, birbirine bakmadan etini yer. Etini bitiren, dışarı çıkar.
Elini ağzını yıkar; tekrar kahvehaneye döner.
Kahveci çay dağıtır. Çaylar içilirken birisi hesabı
çıkarır. Koyuna ödenen ücret ile ekmek, turşu,
soğan, tüp, çay, deterjan ve bulaşık yıkama gibi işlerin masrafları hesaplanır. Artırmada elde edilen para
masraflardan düşüldükten sonra, kalan miktar ferfeneye katılanlar arasında eşit olarak toplanır.
Ferfeneyi düzenleyen kişi ile kahveci ve köy bekçisi
para vermezler. Kahvede bulunan misafirlerden ve
misafirin köydeki yakınından para alınmaz. Bunların
paylarına düşen para, ferfeneye katılanlara paylaştırılır. Paralar ödendikten sonra çayını içen evine
gider.
Kahvehanede et yiyenler, isterlerse paylarına
düşen etin tamamını veya bir kısmını evlerine götürebilirler. Bunun dışında ferfenede et yiyenler genellikle ayrıca evlerine et alırlar ve bu etten kendileri
yemezler.
Kahvehanelerde yapılan ferfeneden başka köyde
bulunan köy odasında da, köyün yaşlıları kendi aralarında ferfene yapmaktadırlar. Buradaki farklılık,
ferfeneyi düzenleyen kişinin yaşlılar arasından birisinin olması ve bu kişinin de yediği etin parasını
ödemesidir.
Aynı şekilde beş-on arkadaş bir araya gelerek,
içlerinden birinin evinde de ferfene yapabilirler. Bu
ferfenede genellikle oğlak kesilmektedir. Burada
evin sahibi de, yediği etin parasını öder. Sadece etin
piştiği ev için, tencere hakkı olarak bir miktar et
bırakılır ve onun parası alınmaz.
Bazı kasaba ve köylerde, aynı esnaf mensuplarının
gençleri ve orta yaşlıları da kendi aralarında ferfene
düzenlerler. Ama bu düzenlemeler herkese ayda bir
ve 15 günde bir sıra gelerek yapılır. Sıra kimde ise
organize etmek ve masrafların tümünü karşılamak
sıradakinin işidir. Başka yörelerde; ferfene sıraya
konulur ama masraflar ortaklaşa karşılanır.
Türklerde, değişik yörelerinde değişik adlarla
uygulamakta olan bu gelenekte, halk kültürümüzün
en önemli özelliklerinden olan yardımlaşma, ortak
hareket etme ve iyi komşuluk gibi fonksiyonları bir
arada görmek mümkündür.
Hatta bu ferfene toplantılarında; kasabanın, köyün,
mahallenin ve esnaf iseler sanatlarının sorunları da
konuşulur; bu sorunlara çözüm yolları aranır ve
genellikle çözümlenir.
Ferfene geleneğinde; Türklerde sosyal yardımlaşma ve danışmanın en güzel uygulamalarını görmekteyiz.
Avrupa üniversiteleri de
Osmanlıcaya ilgi duyuyor
Avrupa Üniversitesi Enstitüsü Başkanı Prof. Dr. Joseph H. H. Weiler, Türkiye ile ortaklaşa
Türkiye-Osmanlı Araştırmaları Kürsüsü açılmasını teklif etti.
ANKARA - Bakan Avcı ile dün makamında
bir araya gelen Weiler, AA muhabirinin Avrupa
Üniversitesi Enstitüsü'nde açılması hedeflenen
Türkiye-Osmanlı araştırmaları kürsüsüyle ilgili
sorularını yanıtladı.
Enstitülerinin AB üyesi ülkelerde sosyal bilimlerde en önde gelen kurumlardan biri olduğunu
ifade eden Weiler, her yıl Türkiye'den pek çok
doktora ve doktora sonrası öğrencinin geldiğini
aktardı. Weiler, Türk öğrencilerin doktora için
başvurduğu bölümler arasında da tarih ve medeniyet bölümlerinin bulunduğunu belirtti.
Enstitülerinde eğitim alan Türk öğrencilerin,
çok başarılı olduklarına işaret eden Weiler,
mezunlarının Türkiye'deki ve Avrupa'daki üniversitelerde profesör unvanıyla görev yaptığını ve
bu profesörlerin sayısının arttırılmasını hedeflediklerini söyledi.
Bakan Avcı ile görüşmelerinde, hukuk, ekonomi, politika gibi alanlarda Avrupa üniversitelerindeki Türk araştırmacıların eğitimini ele aldıklarını belirten Weiler, her yıl en az 16 doktora
öğrencisinin Türkiye'den Avrupa'daki üniversitelere kabulünün hedeflendiğini bildirdi.
Weiler, ayrıca Avrupa üniversiteleri ile Türk
üniversitelerinin tüm bölümlerinde işbirliğinin arttırılmasının da gündeme geldiğini söyledi.
Bakan Avcı'ya Türkiye ile işbirliği içinde
Türkiye-Osmanlı Araştırmaları Kürsüsü'nün
kurulması için öneri sunduklarını ifade eden
Weiler, şunları kaydetti:
"Tarih ve medeniyet bölümümüzde çok büyük
bir boşluk bulunuyor. Bu da Osmanlı tarihi,
medeniyeti, kültürü alanındaki araştırmalar. Bu
boşluğun doldurulmasının ve enstitümüzde
birOsmanlı kürsüsünün açılmasının zamanı geldi.
Bu kürsü açılırsa, bütün Avrupa'dan enstitümüze
öğrenci gelir ve bu alanda doktora çalışmaları
yaptırabiliriz.
Enstitümüzde yürütülen Avrupa çalışmalarının
temelini de tarih ve medeniyet araştırmaları oluşturuyor. Osmanlı İmparatorluğu ve kültürü,
Ortadoğu'nun ve dünyanın şekillenmesinde
büyük bir rol oynadı. Bu çok büyük bir olay.
Kürsüye bu yüzden sahip olmamız gerektiğini
düşündük."
Enstitü olarak Rusya ile Rusya Araştırmaları
Kürsüsü'nün; Portekiz ile Brezilya ve Latin
Amerika Kürsüsü'nün kurulması için girişimlerde
bulunduklarını anlatan Weiler, "Türk hükümetinin
enstitümüz bünyesinde Osmanlı kürsüsünün
kurulması konusunda yardım edeceğini umuyoruz" dedi.
Enstitüleri bünyesinde açılacak bir Osmanlı
kürsüsünde, Avrupa'nın ve Türkiye'nin değişik
bölgelerinden gelecek araştırmacıların çalışmalar
yürütebileceğini ifade eden Weiler, "Bakan Nabi
Avcı da kürsünün kurulmasına çok pozitif, destekleyici ve iyimser yaklaştı. Bu bana büyük bir
cesaret verdi" dedi.
Weiler, kürsünün kurulmasında ilk aşamada
İstanbul Şehir Üniversitesi ve Bilgi Üniversiteleri
ile işbirliğinin gündeme gelebileceğini ve sonrasında başka üniversitelerin de projeye dahil olabileceğini söyledi.
Enstitülerinin her yıl bin 500 dolayında doktora ve doktora sonrası araştırmacının başvurduğunu ancak çok kısıtlı sayıda başvuru kabul edebildiklerini belirten Weiler, Osmanlı kürsüsüne de
aynı talebi beklediklerini söyledi.
Osmanlı kürsüsünün bilim dünyasına katkısının ne düzeyde olacağının sorulması üzerine
Weiler, "Doktora sonrası için zengin bir arşive
sahibiz. Osmanlı kürsüsü kurulması halinde
burada eğitim alacak araştırmacılar da
Avrupa'nın çeşitli ülkelerinde de yine uzman olacaklar ve yine Osmanlı tarihini öğretecekler.
Uluslararası hukuk profesörüyüm. Türkiye benim
özel ilgi alanıma giriyor. Türkiye çok çok büyük
ve etkili, muhteşem üniversitelere sahip ve biz
çok başarılı ve yetenekli Türk doktora öğrencilerine sahibiz. Bunun daha da artmasını istiyoruz"
dedi.
MEB yetkililerinden alınan bilgiye göre, yurtdışından ülkeye gelen kürsü açılması talepleri
Dışişleri Bakanlığına iletiliyor ve bu Bakanlık
tarafından değerlendiriliyor. Kürsülerin açılmasının akabinde okutman ihtiyacı olması halinde
imkanlar ölçüsünde bu ihtiyaçlar MEB tarafından
karşılanıyor. (AA)
Barış mesajlarını 19 dilde veriyorlar
BİTLİS - Bitlis'in Güroymak ilçesinde öğrencilerden oluşturulan "Doğuyorum Korosu", barış
ve kardeşlik mesajlarını 19 dilde veriyor.
Güroymak Kaymakamlığı ile Kalkınma
Bakanlığı'nın desteğiyle 2010 yılında kurulan
"Doğuyorum Korosu", yaşları 8 ile 15 arasında
değişen, müziğe yetenekli 40 çocuktan oluşuyor.
Bazı öğrencilerin eğitimleri için farklı yerlere gitmesiyle kadrosunda küçük çaplı değişiklik yaşanan koro, 4 yıldan bu yana Güroymak'ın ve
Doğu'nun sesini tüm dünyaya duyurmanın çabasını gösteriyor.
Kurulduğu yıldan itibaren ilçedeki müzik
öğretmenlerinin desteğiyle faaliyetlerini sürdüren
koro, Türkçenin yanı sıra Kürtçe, İngilizce,
Lazca, Zazaca, Ermenice, İtalyanca, Almanca,
Portekizce, İspanyolca, Arapça, Rusça, Hintçe,
Boşnakça, Arnavutça, Makedonca, Abhazca ile
Güney Afrika'nın Ndebele ve Tanzanya'nın
Svahili dilleri olmak üzere 19 dilde şarkılar seslendiriyor. Her geçen yıl dil sayısını artırarak yoluna devam eden ve şimdiye kadar cumhurbaşkanından meclis başkanına, başbakandan yabancı
diplomatlara kadar çok sayıda devlet büyüğüne
konser veren koro, Ankara başta olmak üzere
farklı şehirlerde verdiği halk konserleriyle de
büyük beğeni topluyor.
Koro şefi Yunus Dabakoğlu, AA muhabirine
yaptığı açıklamada, "Doğu'nun yorumu" ve
"yeniden doğmak" anlamlarını taşıyan
"Doğuyorum Korosu"nun, ilçede eğitim gören
öğrencilerden oluştuğunu belirterek, koronun,
farklı dillerde seslendirdiği şarkılarla dünyaya
sevgi, barış ve kardeşlik mesajları verdiğini söyledi. Çocuklara müziğin evrensel diliyle bir gelecek sunmayı planladıklarını ifade eden
Dabakoğlu, şöyle konuştu:
"2010 yılında kurulan koromuz ile şu anda 19
dilde şarkı söylüyoruz. 2013 yılında 13 ilde konser veren koromuz bir de albüm çıkardı.
Koromuz, SODES Projesiyle desteklenmektedir.
Fakat şu anda herhangi bir finans sağlayamadığımız için konserlerimizi rölantiye aldık. Bu cevherlerle tüm dünyaya barış ve kardeşlik sunuyoruz. Müzik diliyle daha aydınlık, özgür ve güzel
bir gelecek sunmayı istiyoruz. Bize destek ve
sponsor olacak kurum ve kuruluşların yardımlarını bekliyoruz."
Koronun Türkiye'deki bütün etnik diller ile
unutulmaya yüz tutmuş dillerde şarkılar seslendirdiğine dikkati çeken Dabakoğlu,
Doğuyorum'un, Tanzanya ve Güney Afrika'da
konuşulan yerli dillerde de şarkılar söylediğini
vurguladı.
Dabakoğlu, bu yıl ki projelerinde evrensel
nitelikte bir beste olduğunu bildirerek, bu besteyi
tüm dünyaya Türkçe ve İngilizce sunmak istediklerini dile getirdi. (AA)
Bir rüzgâr esse, âh yüreğimdeEy yarından düştüğüm yâr!
ki hüznü ebediyen kesse mutluEy sükûtumun sahibi yâr!
luk, âh bir bitse kalbimi üşüten
Mevlâ razı olsun yeter ki bizden, bil ki sükûsoğuk.
tumun da dünya gibi sonu var. Sonsuzluk deniAnladım ki mutluluklar geçici
len yer, susmanın ve hüznün olmadığı diyar. Bil
ve uçucu dünyada, anladım ki bu
ki kalbine ve sana inancımla birdir kuşların
âlemde asıl mutluluk huzurun
kanatlarına değen rüzgâr.
kucağında.
HAYATA VE AŞKA DAİR
Olsun yâr…
Şimdi varlıkta yokluğu, mutVarsın büyüsün sana özlemim, varsın yaktıkça
suzlukta huzuru yaşıyorsa gönlüm yaksın beni yokluğa gizli varlığın. Yaksın ki içive halime hâkim olmuşsa hüzün,
min dağlarındaki karları eritsin hasretin, vursun
kaderi ve aşkı suçlu görmüyorum. ki bana özlemin yağmur bulutlarının toplaşması
Biliyorum suçlusu benim ellerigibi sarsın kalbimi özlemin ve içimin ovalarına
min yalnızlığının...
yağsın hasretin.
Kalbindeki mutlulukla yetinYağsın ki aşk, aşkın kuraklığını hiç yaşamasın
HÜZNÜ EBEDİYYEN KESSE MUTLULUK meyi bilmeli insan, yoksa o mutaşkınla yanan kalbim ve içimin yaylaları ısınsın
luluğu da kaybedebilir dünyada
hararetinle, gönlüm sıcaklığını kaybetmesin
Anladım ki bu âlemde asıl mutluluk huzurun
ve hüznün kuyusunda Yusuf’un çektiğine eş bir
mahşere dek…
kucağında.
hicran yaşayabilir ruhunda.
Biliyor musun yâr ! Yokluk denilen çile varlıİçimin dağları karlı, içimin ovaları kurak, içiSusmak acı verse de susmaktan başka çaremiz
ğa denk!
min yaylaları sıcak…
kalmadığında koşmalıyız gökyüİnsanın kendine ve yüreğine küsmesi kadar
züyle, yıldızlarla, anılarla konuşkötü bir şey yokmuş meğerse. İnsan kendine zor
maya ve hayal kurmaya.
GÜNÜN ŞİİRİ
geliyormuş hüznü kalbe değerse.
Böyle anlarda içimizde bir
En zor mahkûmiyet kalbinde yaşananmış ve
suskunluk ülkesi kurarak sessizDöktüğüm gözyaşı deryâları kıskandırıyor,
en ağır cezalardan biri diline ve gönlüne pranga- likle savaşabilir, aşılmaz denen
Bir bakış, bir gülüşün hüznü nasıl kandırıyor?
larla vurulanmış.
sükûtun dağlarını aşabiliriz.
MEHMET NURİ
PARMAKSIZ
YAŞAM-ÇEVRE
BULMACA
24 Aralık 2014 Çarşamba
"Gezgin Koreliler"
artık Bursalı oldu
Güney Kore'nin Seul
kentinden, devri
alem için yola çıkan
iki genç arkadaş, 12
ülkeyi gezdi, seyahat planlarındaki ara
duraklardan biri olan
Türkiye'ye ve Türk
insanına hayran
kalınca Bursa'ya
yerleşti.
BURSA - Kentte Türklerin de faydalanabilmesi için "helal Kore restoranı" açan
Jong Kim (26) ile kız arkadaşı Sujin Lee
(26), tavla oynamayı, balık tutmayı,
Karagöz'ü, Türk Hamamını, Türklerin yol
tarif edişlerini, tavuk şişi, acılı ezmeyi,
baklavayı, içli köfteyi, çiğ köfteyi, menemeni, Bursaspor'u ve bir dönem Seoul
FC takımını da çalıştıran Bursaspor
Teknik Direktörü Şenol Güneş'i çok seviyor.
Seoul'de üniversite eğitimini yarıda
bırakarak dünya turu hayali için yola
çıkan Jong Kim, Vietnam, Kamboçya,
İran gibi 12 ülkeyi yalnızca bir defa uçak
kullanarak, 6 bin kilometresi de motosik-
letle olmak üzere gezdi.
Yaklaşık bir yıl önce İran Gürbulak sınır
kapısından Türkiye'ye giren ikili, otostop
çekerek Ağrı, Erzurum, Trabzon, Giresun,
Samsun, Ankara, Antalya, Denizli, İzmir
ile İstanbul'u gezdi. 1 ay İstanbul'da
yaşayan Koreliler, yolculuğunu gösteren
afişler bastırarak, Sultanahmet'te Kore
yemeği sattı. Türkiye'de tanıştığı Kore
hayranı arkadaşlarının isteği üzerine
''helal Kore restoranı'' açmak için yine bir
arkadaşının tavsiyesiyle Bursa'ya yerleşti.
Türkiye'yi çok sevdiğini, bu yüzden kalmayı istediğini dile getiren Jong Kim,
"Türkiye'de beni en çok Türk insanları
etkiledi çünkü çok sıcaklar. Türkçede
Hatay'da 6 yeni kelebek türü gözlendi
HATAY - Subaşı Kuş ve Kelebek
Gözlem Derneği Başkanı Ali Atahan,
kentte kuş türlerinin yanı sıra kelebek
çeşitliliğini de ortaya koymak adına yaz
döneminde sürekli gözlem yaptıklarını
söyledi. Gözlemin zor ve zahmetli olduğunu, bazen bir kelebeği fotoğraflamak
için saatlerce beklediklerini ifade eden
Atahan, sabırla yürüttükleri çalışma neticesinde Hatay'daki kelebek türü listesine her yıl yenilerini eklediklerini kaydetti.
Atahan, geçen yıl, Türkiye'de daha
önce hiç rastlanmayan, anavatanı Afrika
olan Ürdün, İsrail ve Lübnan'da da
görülebilen Afrika mücevher kelebeğini
(Azanus Jesous) ilk kez gözlediklerini
vurguladı. Dernek üyeleriyle yürüttükleri
gözlem ve araştırmada, Hatay’da daha
önce hiç görülmemiş 6 kelebek türünü
daha listeye ekleyerek tür sayısını 161'e
çıkardıklarını anlatan Atahan, şöyle
devam etti:
"Yeni türlerin tamamını Amanos
Dağları’nda tespit ettik. Akdeniz ve
Karadeniz iklim özelliklerinin yer aldığı,
Anadolu’nun habıtat karakterlerini lokal
veya yaygın barındıran, biyocoğrafik
açıdan ülkemizin en zengin dağlarından
Amanos Dağları, kelebeklerin de uğrak
1
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
2
3
4
5
6
yeri. Orta ve kuzey Amanoslar'ın yüksek
bozkırında 'Anadolu ateş' kelebeğini
(Lycaena asabinus) gözlemledik. Genel
dağılımı güneyde Toroslar ile sınırlı olan
bu tür, Amanoslar'da ilk kez görüldü.
'Alevli ateş' kelebeğini de (Lycaena
ochimus) orta Amanoslar'ın ağaç sınırı
seviyesinde belirledik. Bu tür, gelende
ülkemizde Toros Dağları ve daha kuzeyinde kalan coğrafyada uçuyor. 'Güzel
zıpzıp' (Pyrgus cinarae) ise Amanos
Dağları'nın Hassa sınırları yamaçlarında
tespit edildi. 'Çokgözlü gümüş mavi' de
(Polyommatus loewii) Hassa civarında
görüldü. 'Mor meşe' kelebeğini
(Favonius quercus), Amanoslar'ın en
zengin bölgesi Kızıldağ'da belirledik.
'Ağaç karameleği' (Hipparchia statilinus)
ise Kızıldağ'da saptandı." (AA)
7
8
9
10
nasıl söylenir bilmiyorum ama çok sıcaklar. Kendi aralarında nasıllar bilmiyorum
ama yabancılara karşı çok yardımseverler" diye konuştu.
Otostop yaptıklarında hiç kötü bir olayla karşılaşmadıklarını anlatan Kim, "Ama
güzel olaylar çok. Kamyoncu, bize her
zaman soruyordu, 'çay çay, yemek
yemek?' O sayede benim Türkçede ilk
okuduğum kelimeler çay, yemek ve
ekmek. Sujin de menemen ve sigara
böreğini çok güzel yapıyor" ifadesini kullandı.
Jong Kim, Kore'deyken Seoul FC takımının taraftarı olduğunu ve Şenol
Güneş'i, bir dönem bu takımı çalıştırıp,
şampiyon yaptığı için tanıyıp çok sevdiğini belirtti. Futbol oynamayı ve izlemeyi
çok sevdiğini anlatan Kim, şöyle devam
etti:
"Kore'de Seoul FC takımını tutuyordum. Türkiye'de Bursaspor'u tutuyorum
çünkü Bursa'da yaşıyorum. Şenol
Güneş'i de çok seviyorum çünkü Kore'de
de bizim direktördü. Bursa'da yaşadığım
için Bursaspor'u tutuyorum, burada da o
teknik direktör. Onu çok seviyorum ve
tanışmak istiyorum."
Dedesinin kendisine Kore Savaşı'nda
öğrendiği bir Türk şarkısının melodisini
mırıldadığını belirten Koreli, "Ona
Türkiye'ye gidiyorum dediğim zaman
'Türklerin böyle şarkısı var' dedi. Şimdi
bunun ne olduğunu biliyorum; 'Üsküdar'a
Gider İken' şarkısı. Çünkü Kore Savaşı
olduğu zaman Türklerin oturduğu şehir
bize çok yakındı. Kore'de Türkiye denince akla dondurma geliyor çünkü orada
Türkiye'den gelen dondurmacı var.
Kebap çok ünlü. Şenol Güneş ve 'kardeş
ülke' imajı, hamam da var. Ben anneme
sordum, 'Sen Türkiye'yi düşününce aklına ne geliyor?', o direkt 'Türk Hamamı'
dedi" ifadelerini kullandı.
Göç İdaresi Genel Müdürlüğü görevlilerinin de ülkeye uyum sağlamaları konusunda yardımcı oldukları çift, evlenmeyi
düşündüklerini, Kore'nin yanı sıra
Türkiye'de de Türk adet ve örflerine göre
bir düğün yapmayı planladıklarını söyledi.
(AA)
BULMACA
Soldan sağa:
1. Bursa ilinin bir ilçesi. 2. Yeni olgunlaşmaya başlamış ekin. 3. Put. –
Eskiden Karagöz oynatılan kahvelere verilen ad. 4. Kiloamperin simgesi. –
Fırınları temizlemekte kullanılan ucu bezli sopa. – İlave. 5. Bir nota. –
Yumurta biçiminde yapılan ve sekiz deliği bulunan üflemeli bir çalgı. 6. Bir
parçanın sevimli ve cana yakın çalınacağını belirten müzik terimi. 7. Bir ilimiz. – Yankı, akis. 8. Petrol İhraç Eden Ülkeler Örgütünün kısaltması. –
Durum, vaziyet. 9. Plan. – Gök, gökyüzü. 10. İspanyolların ünlü sevinç
nidaları. – Türk müziğinde bir makam. 11. Arapçada su. – Hak ve hukuka
uygunluk. 12. Eski bir devlet. – Vücut ısısı. 13. Düzenli işleyen. – Fas’ın
plaka işareti. 14. Yapım işleri. – Şenlik kemeri. 15. Keyifli bir durum
anlatılırken “ne güzel, ne iyi” anlamlarında kullanılan sözcük. – Yurdumuzun
güneyinde Akdeniz’e dökülen bir çay. 16. Güney Afrika’nın plaka işareti. –
Açık, ortada, herkesin içinde yapılan. 17. Tören. – Eski Mısır’da insanoğlunun hayati dayanağı olan üretici güç. 18. Evrensel alıcı kan grubu. – Elma,
armut gibi meyvelerin kurutulmuşu. 19. Aylardan biri. – Ulusal Havacılık ve
Uzay Dairesinin kısaltması. 20. Bal yapan böcek. – Müstahkem mevki. –
Afrika’da bir ülke.
Yukarıdan aşağıya:
1. Adale. – Rusçada evet. – Kendi kendini yöneten alet. – Anlam, meal. 2.
Tropikal bölgelerde yetişen bir ağaç. – Gürbüz kundak çocuğu. – İçki yemeği.
– İridyumun simgesi. 3. Güzel, hoş. – Mercek. – Avşa adasının şaraplık siyah
üzümü. 4. Ağaçlıklı yol. – Kesilmiş ağaç kökü. – Karışık renkli. – Kalın
kumaş. 5. Vitrin. – Yaprakları salata olarak yenen baharlı bir bitki. – Favori. –
Japon lirik dramı. 6. Aktinyumun simgesi. – Güneşin doğduğu andan öğleye
kadar geçen zaman. – Arjantin’in plaka işareti. –
Üstten sağa doğru eğik olan basım harfi. 7.
Orkestra davulu. – Parazit, tufeyli. – Avrupa’da bir
ÇÖZÜMÜ
göl. 8. Derebeylik Japonya’sında paryalar kastı. –
BUGÜN
Sonsuza kadar, sürgit. – Güneş doğmadan önceki
11. SAYFADA
alaca karanlık. – Bir masal dağı. 9. Kabiliyet. –
Riyaziye. – Nazi Hücum Kıtasının kısaltması. 10.
Dantel veya nakış ipliği yumağı. – Nispet. – Latife.
– Doğu Anadolu’da bir ırmak.
Hazırlayan: Ercan BOSTANCIOĞLU
9
TÜRKÇE BAKIŞ
Prof. Dr. Nurullah Çetin
[email protected]
HALİ TARİHİN AYNASINDA OKUMAK
Türk tarihi, eskisiyle yenisiyle, İslam
öncesiyle İslam sonrasıyla o kadar zengin bir tecrübe birikimine sahip ki,
bunları iyi okuyup, anlayıp günümüz
sorunlarına dair istifade edilecek
kıvamda yorumlama ve değerlendirme
muhakemesi kazanmak, çıkış zeminlerimizden birini teşkil ediyor.
Geleceğimizi yeniden inşa etmenin
temel zeminlerinden biri, tarihsel tecrübe birikimidir. Bu önemli kaynak,
güncel hayatiyetini koruyor. İşte bunlardan biri:
Ortalık Asya’da büyük bir Türk devleti olan Göktürklerin varlığı Çinlileri
rahatsız ediyordu. Çin, kendince
hemen tedbir aldı. 580 yılında Çin diplomat Çang-sun-Çing faaliyete geçti. 4
Göktürk Hanını birbirine düşürerek
“böl parçala yut” planını devreye
soktu. Batıdaki Yabgu Tardu’ya
Hakanlık verdiler. Tardu da Yabgu
unvanını bırakıp Hakan unvanıyla
isyan etti. Batı Doğuya saldırdı. Diğer
yandan Doğu Türk hakanı Şe-Tu’nun
yeğenleri de isyan ettiler.
Ama bu arada Çinliler Suei hanedanı
etrafında birleştiler. Doğu ve Batı
Türkleri birbirleriyle uğraşırken Batı
hakanı Doğuyu kendi idaresi altına alıp
yeniden birlik sağlanacakken Çin, yine
devreye girdi ve denge politikasını
uygulamaya koydu. Buna göre Çin, bu
sefer Batı Hakanı Tardu’ya karşı zor
durumda olan Doğu hakanı Şe-tu’yu
himaye etmeye başladı. Çin bu yardımı
bazı şartlara bağladı.
Çin’in himaye şartları şunlardı:
Doğu Türkleri Türklükten çıkıp
Çinlileşmelidir. Bunun için Türklerin
kıyafetlerini, geleneklerini, âdetlerini,
kanunlarını hatta dilini değiştirip bunların yerine Çin kıyafetini, Çin gelenek
ve göreneklerini, Çin kanunlarını ve
hata Çin dilini kabul ettikleri takdirde
Çin tarafından himaye görecekleri söylendi. Çünkü Çinlilere göre milliyet
demek kültür demekti. Fakat Doğu
Türklerinin hakanı Şe-tu her şartı kabul
etti ama milliyetinden zerre taviz vermek istemedi. Şe-tu Çin imparatoruna
şu mektubu gönderdi:
“Şimdi oğlum sarayınızda olacak ve
her sene haraç olarak soylu atlar takdim edilecektir. Her gün sabahtan
akşama kadar sizin emirlerinizden
başka bir şey dinlemeyeceğim. Fakat
elbiselerimizin önlerini kesmeye,
omuzlarımızda dalgalanan saç örgülerimizi çözmeye, dilimizi değiştirmeye ve
sizin kanunlarınızı kabul etmeye gelince bizim âdetlerimizle geleneklerimiz,
o kadar eskidir ki, ben şimdiye kadar
bunları değiştirmeye cesaret edemedim, bütün millet aynı kalbi taşıyor.”1
Şimdi de Batı emperyalizmi, genelde
İslam dünyasına özelde ise Türkiye’ye
aynı şeytan planını uyguluyor. Çin diplomat Çang-sun-Çing’in bugünkü meslektaşı yüzlerce entelektüel unvanlı
derin vazifeli, gazete ve televizyonlarımızda, siyaset arenalarında Türk millet
birliğini param parça etmek için bin
türlü alavere dalavere çeviriyor. Milleti
önce demokratik özgürlük bıçağıyla
halklara bölüyor, sonra halkların kardeşliği diye diye halkları birbirine kırdırıyor.
Bu arada halkların başına da hakan
diye eşkıya başını dikiyor. İslam dün-
yasını ilkel kabilelere ayrışmış halde
paramparça ederken, Çinlilerin Suei
hanedanı etrafında birleştikleri gibi bu
emperyalistler de Amerika Birleşik
Devletleri, Avrupa Birliği gibi adlar
altında hızla birleşiyor.
Bizi parçalayıp kendisi birleşen
modern emperyalizm, bazı İslam ülkelerini NATO üyesi adı altında HaçlıSiyon ordusunun askeri ve lojistik destek kaynağı olarak kullanmaya başladı.
Sonra bir tarafı diğer tarafa karşı himaye eder göründü. Mesela önceleri
Rusya’dan gelecek Komünizme karşı,
sonra İran’dan gelecek şeriat tehlikesine karşı, şimdilerde de Suriye’den
gelecek mevhum saldırıya karşı güya
Türkiye’yi himaye eder görünüyor.
Ama bu ve buna benzer himayeler
karşılığında duruma ve zamana göre
bütün millî ve dinî kimliğimizden vazgeçme şartını koştu. Mesela anayasandan Türklüğü çıkar diyor. Tek hak din
İslam olmaz, Hristiyanlığı da
Yahudiliği de hak din kabul et diyor.
Emperyalist Haçlı-Siyon ittifakı,
Türkiye’de Türk millet birliğini mezheplere, etnik özelliklere ve hayat tarzları farklılığına göre parçalamak için
olağanüstü bir çaba sarfediyor. Bir
dönem bir tarafı destekledi ve bu destek karşılığında onlara dininden vazgeç
dedi. Onlar da vazgeçtiler ve gerçek
laiklik yerine laikçilik dinini benimseyerek, dindar Müslümanlara saldırdılar.
Bir dönem geldi İslamcıları himaye
eder göründüler.
Onlara da Türklüğünüzden ve bütün
millî değerlerinizden vazgeçin dediler.
Bunlar da dünden razıymış gibi bir
tavır içinde, güya ordu vesayetine karşı
Amerika ve Avrupa vesayetini benimsediler, Ankara’nın şerrinden
Brüksel’in şerrine sığındılar.
Eski zamanın emperyalist Çin’inin
bugünkü izdüşümü Amerika, İsrail ve
Avrupa emperyalizmidir. Genelde
bütün İslam dünyasında, özelde
Türkiye’de bu emperyalist troyka (üçlü
sacayağı), Çin’in o zamanki önce böl
parçala, sonra birbirine düşür, sonra da
tarafları duruma göre dönem dönem
himaye eder görün, ama bu görüntüyü
pahalıya sat, politikasını devam ettiriyorlar.
Mesela himaye ediyor görüntüsü
karşılığında esir aldığı Müslüman
tarafların bazen dininden, bazen milliyetinden vazgeçmesini şart koşuyor,
hatta bunu dayatıyor. Öyle dayatıyor ki
bir kısım mankurtlaşmış zavallı
Müslüman, Allah’tan yardım isteyeceğine Amerika, İsrail, Avrupa fitne
üçgeninden yardım dilenmeye,
Allah’tan korkacağına bunlardan korkmaya başlıyor ki ne şahsiyeti kalıyor,
ne kimliği, ne kişiliği.
Bunlar acınacak halde de değildir
artık. Ortadaki zilleti çok ağır ifadelerle tavsif etmek lazım ama neyse daha
fazla söylemeyelim. Bugünkü hal ve
gidişatımız budur vesselam.
Modern Haçlı-Siyon imparatorluğuna en azından Şe-tu gibi “her şeyimizi alabilirsiniz, ama imanımızı ve
milliyetimizi asla” diyecek yüreklilikte
biraz şahsiyetlice mektup yazacak bir
Türk beyi çıksa, istiklal yolu açılacak
gibi. Ümitsiz değiliz.
1-Pien-i tien adlı kaynak. Ayrıca İsmail Hami Danişmend’in Türklük Meseleleri adlı kitabı.
Sağlıklı evlilik için “Sosyal
medya diyeti” önerildi
İZMİR - Evlilik ve Aile Danışmanları
Derneği Başkanı Psikolojik Danışman
Ferhan Bıçakçılar, evlilikleri zora
sokan virüslerden birinin teknoloji ve
sosyal medyaya bağımlılık olduğunu
belirterek, "Evliliğiniz kötü gidiyorsa
sosyal medyadan uzak durmalısınız,
ilişkinize virüs bulaştırırsınız" uyarısında bulundu.
Özel Aile Danışma Merkezleri
Yönetim Kurulu Başkanlığını da yürüten Bıçakçılar, AA muhabirine yaptığı
açıklamada, son yıllarda hem çift
hem de aile terapisi için daha çok
insanın başvuruda bulunduğunu söyledi. Duyguları önemsemek, dinlemek, fikirlere saygılı olmak, beraberliğe inanmak ve çözümü hedeflemenin iyi evlilik için temel kurallar olduğuna dikkati çeken Bıçakçılar, genelleme yapmak, akıl okumaya çalışmak, rekabet, tehdit, geçiştirmek,
alaya almak ve sorunları geçiştirmeyi
ise evliliğe zarar veren virüsler olarak
nitelendirdi.
Son yıllarda evliliğe zarar veren bir
diğer virüsün ise teknoloji, sosyal
medya ve akıllı telefon bağımlılığı
olduğunu kaydeden Bıçakçılar,
"Evliliğiniz kötü gidiyorsa sosyal
medyadan uzak durmalısınız, ilişkinize virüs bulaştırırsınız" dedi.
İlişkisi kötü giden çiftlerin kendini
çökmüş hissettiğini anlatan Ferhan
Bıçakçılar, şöyle konuştu:
" Sosyal medya bağımlıları kendi
kırgınlığını, kederini yaşamak yerine
önce eski sevgililer sosyal medyada
arıyor ya da yeni alternatiflere bakmayı tercih ediyor. Biz aslındasosyal
medya konusunda yasaklayıcı bir
zihniyete sahip değiliz ama sizin
bağışıklık sisteminiz zayıfladıysa nasıl
dinlenmek zorundaysanız ilişkiniz
kötü gittiğinde de sosyal medya
konusunda dikkatli olmalısınız. Eğer
iki problemli kadın sosyal medyada
duygularını paylaşırsa erkeklere karşı
daha kötü tutum geliştirebiliyor ya da
erkek veya kadın duygularını paylaşırsa bu daha farklı sonuçlara yol
açabiliyor."
Evliliğinde problem yaşayanların
sosyal medyada daha çok vakit harcamaya başladığını, akıllı telefonların
sosyal medyaya erişebilirliği daha
kolay hale getirdiğini anlatan
Bıçakçılar, eşlerin bütün akşamı ellerinde tablet veya telefonlarla geçirdiğini bildirdi. (AA)
10
SAĞLIK
24 Aralık 2014 Çarşamba
Engelliler, ''Ergoterapi'' ile
sosyal hayata uyum sağlayacak
Tüm dezavantajlı bireylerin günlük yaşamdaki becerilerini ve yeteneklerini
geliştirmeye yönelik bir yaklaşım olan ''ergoterapi'' ile engelli çocukların
sosyal hayata daha iyi uyum sağladığı belirtildi.
ANKARA - Tüm dezavantajlı bireylerin günlük yaşamdaki becerilerini ve
yeteneklerini geliştirmeye yönelik bir
yaklaşım olan ''ergoterapi'' ile engelli
çocukların sosyal hayata daha iyi
uyum sağladığı belirtildi.
Hacettepe Üniversitesi Sağlık
Bilimleri Fakültesi Ergoterapi Bölüm
Başkanı Prof. Dr. Hülya Kayıhan, AA
muhabirine yaptığı açıklamada, ergoterapinin engelli, otizmli, serebral palsili
gibi tüm dezavantajlı bireylerin günlük
yaşam, okul ve üretim aktivitelerindeki
becerilerini artırmayı, yeteneklerini
geliştirmeyi amaçladığını söyledi.
Dezavantajlı bireylerin mevcut
potansiyelini en iyi şekilde kullanması
için çeşitli ünitelerde tedavi uyguladıklarını anlatan Kayıhan, bu kapsamda
yardım araçlarıyla çalışma kapasitesinin artırıldığını, evde daha bağımsız
yaşamları için değişiklikler ve düzenlemeler yapıldığını belirtti.
Yaşlılar, engelliler, toplum dışına itilmiş sokak çocukları, mahkumlar,
madde bağımlıları ve ruhsal bozukluğu
olan kişilerin yararlanabileceğine işaret
eden Kayıhan, ergoterapinin tıbbi rehabilitasyon ile gerçekten topluma katılma arasında çok önemli bir köprü vazifesi yaptığını söyledi.
Ergoterapinin, birçok gelişmiş ülkede uygulandığını ifade eden Kayıhan,
Hacettepe Üniversitesinin de 2009'dan
itibaren bu alanda lisans programları
açtığını, geçen yıl 30 öğrencinin mezun
olduğunu kaydetti.
Tedavi sürelerinin bireyin durumuna
göre değiştiğine işaret eden Kayıhan,
duyu bütünlüğü ve diğer günlük yaşam
aktiviteleri uygulanan ergoterapi ünitesinde, haftada 3 gün 45 dakika ile bir
saat arasında değişen sürelerde
çocukları programa aldıklarını kaydetti.
Asıl amaçlarının aile eğitimi vererek,
çocuğun tüm yaşantısını düzenleyebilmek olduğunu ifade eden Kayıhan,
ergoterapi alan çocukların okul yaşamlarında uyumlarının arttığını, akranlarıyla çok daha iyi iletişim kurabildiklerinin
görüldüğünü söyledi.
Kayıhan, ''Bu çocukların duyulara
gösterdikleri birtakım aşırı duyarlı ve
duyarsız tepkiler düzeldiği için hemen
ilk andan itibaren onların daha uyumlu
olduklarını, dikkatlerinin arttığını, sosyal hayata daha iyi uyum sağlayabildiklerini görebiliyoruz'' şeklinde konuştu.
Ergoterapi tedavisi alan 5,5 yaşındaki Serebral Palsili Ada Eser'in annesi
Demet Eser de kızının duyu ve korku
sorunlarının, tedavi sonrasında oldukça azaldığını söyledi. Eser, şunları kaydetti:
''Kızım normalde yere dahi oturmayan çocuktu, sürekli krizler halinde
ağlardı ve korkuları vardı. İtiyor ama
elleyemiyor, düşme korkusundan dolayı oturamıyordu. Fizik tedaviye ve özel
eğitime giderken sürekli ağlamasından
dolayı derslerden bir sene fayda sağlayamadık. Ergoterapiye başladıktan
sonra kızımın tek başına odada kalabilme durumu gelişti artık beni istemiyordu yanında, tek başına oyun oynuyor,
bir şeyi ellerken korkmuyor. Ağlaması
çok azaldı. Fizik tedaviden ve özel eğitimden de daha fazla fayda sağlıyoruz.'' (AA)
Prof. Çanlı “Depresyon, bir
tür bulaşıcı hastalık olabilir”
birtakım değişimler olduğunun bilindiğini ancak bu değişimlerin sebebinin
tespit edilemediğini vurgulayarak "Son
50 yıldır depresyon tedavisinde aynı
şeyleri yaptığımız göz önünde bulundurulunca ben artık soruna farklı bir
açıdan bakmamız gerektiğini düşünüyorum" ifadesini kullandı.
Son dönemde depresyonun bir tür
iltihaplanmayla ilişkili olduğuna yönelik
çalışmalar yapıldığını belirten Çanlı,
depresyon ile enfeksiyon nedeniyle
vücudun iltihaplanması arasında bir
ilişki olduğuna dair inanışın giderek
arttığını ama buradaki mekanizmanın
çözülemediğini söyledi.
Enfeksiyonun nedenleri arasında
da virüs, bakteri ve parazitler olduğunu vurgulayan Çanlı, şöyle devam etti:
"Parazitlerin organizmaların davranışlarını değiştirici etkisi olduğuna ilişkin çalışmalar var. Majör depresyon,
parazit, virüs ve bakterilerin neden
olduğu bir tür bulaşıcı hastalık olabilir.
Bu virüs, bakteri ya da parazitler birtakım olaylarla aktif hale gelene kadar
tespit edilemeden kalabilir. Bir defa
aktif hale gelince de beyindeki nörotransmitterleri değiştiren ve nesilden
nesile geçebilen bir şekle dönüşebilir.
Bunun için ciddi bir araştırma yapılması gerekiyor."
Dr. Çanlı, hipotezinin araştırmalar
sonucunda doğrulanması durumunda
yapılabileceği bir laboratuvar üzerinde
tarama testlerinde, "Tandem MS-MS"
ANKARA - Hacettepe Üniversitesi
depresyon tedavisine bakış açısının
çalışıldığını anlattı.
teknolojisinin kullanıldığını anlattı. Akbıyık,
(HÜ) Tıp Fakültesi Tıbbi Biyokimya
bir anda değişebileceğini de belirterek
Yüksek teknolojiye sahip laboratuvar- söz konusu testlerin yapılabilmesi için
Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Filiz
"Eğer bu mekanizma tespit edilebilirse
çeşitli merkezlerce özel kağıtlara alınmış
Akbıyık, AA muhabirine yaptığı açıklama- larında, bu tip testlerin yapılabilmesi için
depresyon semptomlarıyla doktora
birkaç damla kanın, tarama için
da, görülme sıklığının az ama kalıcı hasa- teknik donanım oluşturulduğunu dile
giden birisine belki de artık diğer
ra yol açan hastalıklarda kısa sürede tanı getiren Akbıyık, "Akraba evlilikleri sonucu Hacettepe Merkez Laboratuvarlarına
enfeksiyon hastalıklarında olduğu gibi
oluşan belirli kalıtsal metabolik hastalıkla- ulaştırılmasının yeterli olduğunun altını
konulmasının ve tedaviye bir an önce
kan ve dışkı testi gerçekleştirilir ve
rın, sadece yurtdışında çalışılabilen tara- çizdi.
başlanmasının hayati önem taşıdığını
buna neden olduğu tespit edilen bulaHacettepe Merkez Laboratuvarlarına,
ma ve tanı testleri, Türkiye'de yapılabilesöyledi.
şıcı unsurlara yönelik tedavi uygulanır"
günde
yaklaşık
5
bin
örneğin
geldiğini,
cek"
dedi.
Bazı kas hastalıkları, nörolojik bulgudiye konuştu.
bine yakın test parametrelerinin çalışıldıÜniversitenin Merkez ve Acil
larla ilerleyen gelişim bozuklukları, zeka
Depresyona neden olan enfeksiyoğını dile getiren Akbıyık, bu laboratuvarda
Laboratuvarlar Direktörü görevini de
geriliği, iskelet sistemi bozukluklarıyla
nun tespit edilmesi halinde buna
yürüten Prof. Dr. Akbıyık, "Bu tip hastalık- biyokimya, mikrobiyoloji, hematoloji-koakendini gösteren ve ölümcül olabilen
yönelik aşı çalışması da yapılabilecegülasyon, tüberküloz, metabolik testler,
biyokimyasal hastalıkların tarama ve tanı larda Hacettepe Hastaneleri, Türkiye ve
ğini anlatan Çanlı, bütün bunların uzun
bakteri ve virüs genetiği ile ilgili moleküler
testlerinin yurt dışında yapıldığını belirten dünyadan örnekler kabul edebilecek"
zaman alacağını da vurguladı.
testlerin tek çatı altında toplandığını söyAkbıyık, bunun ciddi sağlık harcamasına diye konuştu.
Depresyona birden fazla türden
ledi. Akbıyık, Türkiye'deki sağlık hizmet
Özellikle çocukların, tanı dahi almayol açtığını ifade etti.
virüs ya da parazitin neden olabilecesunumu için önemli bir adım atıldığını
dan bu tip hastalıklardan dolayı hayatını
Akbıyık, üniversitelerince, kurumlara
ğini de anlatan Çanlı, depresyonun
ifade ederek, "İlerleyen dönemde
kaybettiğine dikkat çeken Akbıyık, bu
ve devlete olan maliyetin azaltılabilmesi
bulaşıcı da olabileceğini ancak bunun
Türkiye'de referans laboratuvar olmayı
kalıtsal hastalıkların tanı testleriyle yenive hastalara kısa sürede doğru tanının
şimdilik sadece sosyal nedenlerle
konulabilmesi için taramayla testlerin
doğandan alınan topuk kanından yapılan hedefliyoruz" diye konuştu. (AA)
açıklanabildiğini söyledi.
Depresyon hastalarının en ciddi sorunlarının
ümitsizlik olduğunun altını
çizen Çanlı, "Umarım
benim bu varsayımım bu
1 - Mülkiyeti Belediyemize ait Kalaba mahallesinde imarın 16251 ada 1 nolu parseli üzerinde bulunan ve Hünkar Sokak 14. Blok Zemin Kat No:1 ve No: 4 adresinde
hastalığın tedavisinin
bulunan toplam 2 adet dükkan , 2886 sayılı Devlet İhale Kanununun
45. maddesine göre yapılacak olan Açık Teklif Usulü ile satılacaktır.
bulunması konusunda
2 - Bahse konu olan 2 adet daire ve dükkanın bilgileri tabloda belirtilmiştir.
umut olur" dedi.
Türk baba ve Alman
Sıra
Ada
Parsel
Brüt
annenin çocuğu olarak
No
Mahallesi
No
No
No
Alan ( m² ) Cinsi
İhale Tarihi
İhale Saati
Muhammen Bedel
Geçici Teminatı
Almanya'da dünyaya
gelen Prof. Dr. Çanlı, lise
1
KALABA
16251
1
14. Blok No:1
33.56
Dükkan
15.01.2015
15:40
16.000 TL
480 TL
eğitiminin ardından öğre2
KALABA
16251
1
14. Blok No:4
38.50
Dükkan
15.01.2015
15.50
16.000 TL
480 TL
nimini sürdürmek için
ABD'ye geldi.
İhale konusu daire ve dükkanların satış işinin Geçici Teminat bedeli, muhammen bedelin %3 tutarındadır. ( 2886 sayılı Devlet İhale Kanununun 26. maddesinde belirtildiği
Psikoloji alanında Yale
üzere; Geçici Teminat Bedeli, Tedavüldeki Türk Parası yada Bankalar ve Özel Finans Kurumlarının verecekleri süresiz Teminat Mektupları cinsinden verilebilir.)
Üniversitesi'nde doktora
3 - İsteklilerde aranılan şartlar ve belgeler :
yapan, post-doktorasını
- İhaleye iştirak Dilekçesi.
ise Stanford
- Nüfus Cüzdanı fotokopisi
Üniversitesi'nde Nöroloji
- İkametgah Belgesi.
bilimi üzerine gerçekleşti- Yasal tebligat adresini belirten imzalı adres beyanı.
ren Çanlı, 2001 yılından
(İhaleye vekaleten katılanlar da yukarıdaki belgeleri ibraz edeceklerdir.)
beri New York Staten
- Geçici Teminat bedelinin Belediye Veznesine ödendiğine dair makbuz .
Island'da bulunan Stony
- Şartname bedelinin Belediye Veznesine ödendiğine dair makbuz.
Brook Üniversitesi'nde
- Tüzel Kişiler için Noter tasdikli Tescil Belgesi.
psikoloji, radyoloji, gene- Tüzel Kişiler adına ihaleye iştirak eden kişilerin Noter tasdikli Yetki Belgesi.
tik ve nöroloji alanlarında
- Tüzel Kişiler adına ihaleye iştirak eden kişilerin Noter tasdikli İmza Sirküsü
akademik çalışmalarını
4 - İhaleye Katılamayacak olanlar : 2886 sayılı Devlet İhale Kanununun 6. maddesinde belirtilen kişiler, doğrudan veya dolaylı olarak ihaleye katılamazlar.
sürdürüyor.
5- Belediye Encümeni ihaleyi yapıp yapmamakta ve uygun bedeli tesbit etmekte serbesttir.
Prof Çanlı'nın, bilim ve
6 - Müracaat Belgelerinin Verilmesi : Müracaat belgeleri kapalı bir zarfa konularak; Encümen Başkanlığına sunulmak üzere , ihale günü saat 12.00 ye kadar
teknoloji dünyasında çok
Belediye Yazı İşleri Müdürlüğüne verilecektir.
bilinen TED (Technology,
7 - İhale şartnamesi, mesai günlerinde mesai saatleri içerisinde Keçiören Belediyesi Emlak ve İstimlak Müdürlüğü İhale Servisinden 100 TL şartname bedeli
Entertainment and
karşılığında temin edilebilir.
Design) konuşmalarında
( Adresimiz : Güçlükaya Mah. Cumhuriyet Cad. Kalaba Kent Meydanı KEÇİÖREN / ANKARA )
bu yaklaşımını anlattığı
KEÇİÖREN BELEDİYE BAŞKANLIĞI
Basın - 16763 (www.bik.gov.tr)
konuşma da internette
Resmi İlanlar www.ilan.gov.tr.de
büyük ilgi görüyor. (AA)
Nadir kalıtsal hastalıkların testleri
Türkiye'de de yapılabilecek
STONY BROOK - New York Stony
Brook Üniversitesi'nde Nöroloji alanında çalışan Türk bilim adamı Prof. Dr.
Turhan Çanlı, hayat kalitesini önemli
ölçüde düşüren depresyonun nedeninin virüs, bakteri ya da parazit gibi
bulaşıcı etmenler olabileceğini söyledi.
Turhan Canlı, "Biology of Mood
and Anxiety Disorders" dergisinde
yayınlanan ve büyük ses getiren
makalesinde yer alan depresyon
konusunda ortaya koyduğu yeni yaklaşıma ilişkin AA muhabirine bilgi
verdi.
Depresyonun önemli bir sağlık
sorunu olduğunu ve ABD'de nüfusun
yüzde 16'sının hayatının en az bir
döneminde ağır depresyon geçirdiğine dikkati çeken Çanlı, bunun, 300
milyonun üzerinde nüfusa sahip ülkede yaklaşık 50 milyon kişiyi etkileyen
bir sorun olarak görülebileceğini kaydetti.
Hayatında bir kez ciddi depresyon
geçiren hastaların ikinci kez bu hastalığa yakalanma oranlarının yüzde 50
olduğunu kaydeden Çanlı, ikinci kez
yakalananların ise üçüncüye maruz
kalma ihtimalinin yüzde 80'e çıktığını
anlattı.
Hastaların ancak yüzde 30 ila
50'sinin tedaviye yanıt verdiğini de
vurgulayan Çanlı, bu düşük yanıt oranının depresyonun gerçek nedenini
ortaya çıkarmanın ne kadar elzem
olduğunu gösterdiğini söyledi.
Çanlı, depresyon konusunda on yıllardır aynı yöntemlerin kullanılması ve
tedavide önemli bir ilerleme sağlanamamasının kendisini "galiba bir şeyler
eksik" düşüncesine ittiğini belirterek
"Özellikle biyolojik olarak ilaç tedavisi
yaklaşık 50 yılıdır temel olarak değişmedi. Tedavi yöntemleri 1960'lardakinden çok farklı değil" dedi.
Bu ilaçların genellikle serotonin gibi
nörotransmitterleri (sinir sisteminde
nöronlar arasında sinyalleri ileten kimyasallar) değiştirme amacını güttüğünü kaydeden Çanlı, "Bir defa ciddi
depresyon yaşayanlarda tekrarlama
ihtimali yüzde 50. İlaçlar bunu değiştirmiyor" diye konuştu.
Prof. Çanlı, depresyonda beyinde
MÜLKİYETİ KEÇİÖREN BELEDİYESİNE AİT KALABA MAHALLESİ İMARIN 16251 ADA 1 NOLU
PARSEL ÜZERİNDE BULUNAN TOPLAM 2 ADET DÜKKANIN SATIŞINA İLİŞKİN İHALE İLANI
dış dünya
24 Aralık 2014 Çarşamba
Pakistan ve Afganistan'dan
Taliban’a ortak operasyon
Pakistan Ordu Sözcülüğü, Taliban militanlarına yönelik ortak askeri operasyon
düzenlenmesi konusunda Afganistan yönetimi ile anlaşıldığını açıklarken,
Pakistan istihbarat kaynakları da teröristlerin Peşaver'deki okula düzenledikleri baskın sırasında Afganistan'la telefon görüşmesi yaptıkları bilgisini paylaştı.
İSLAMABAD - Pakistan Ordu
Sözcülüğü'nden yapılan açıklamada,
Afganistan'a ziyarette bulunan
Pakistan Genelkurmay Başkanı
Orgeneral Rahil Şerif'in, Afganistan
Devlet Başkanı Eşref Gani ile yaptığı
toplantıda, iki ülkenin terörle mücadele
konusunda ortak hareket etme konusunda anlaştıkları açıklandı.
Açıklamada, Afgan Devlet Başkanı
Gani'nin Şerif'e, Afganistan topraklarında Pakistan'a karşı terör eylemi düzenleyenlerin yok edileceği teminatı verdiği
aktarılırken, görüşmede ikilinin istihbarat paylaşımında bulunduğu belirtildi.
Afganistan hükümetinin Pakistan'a
tam desteğini yinelediğine yer verilen
açıklamada, iki ülkenin terörizme karşı
ortak operasyon yapacağı kaydedildi.
Açıklamada, Orgeneral Şerif'in
Afganistan'daki Uluslararası Güvenlik
Destek Gücü (ISAF) Komutanı General
John F. Campbell'le görüştüğü ve
Pakistan sınırındaki güvenlik konularında bilgi aldığı ifade edildi.
Afganistan Devlet Başkanlığı Basın
Ofisinden yapılan yazılı açıklamada da
görüşmede terör ve aşırılıklara karşı
yürütülen çalışmaların ele alındığı belirtilirken, Gani'nin "Artık Pakistan ve
Afganistan'ın sadıkça ve etkili bir şekilde terörle mücadele için ortak ve etkili
eylemler yapmasının zamanı geldi" ifadesine yer verildi.
Öte yandan Pakistan istihbarat
kaynakları, teröristlerin Peşaver'deki
okula düzenledikleri saldırı sırasında
Afganistan'la telefon görüşmesi yaptıkları bilgisini paylaştı.
Terörle mücadele konusunda iki
ülke arasında varılan mutabakat bir ilk
olma özelliği taşıyor.
Konuyla ilgili Anadolu Ajansı'na
değerlendirmede bulunan Eski
Pakistan Savunma Müsteşarı emekli
korgeneral Asif Yasin Malik, her iki
ülkenin kendi topraklarında Taliban'la
mücadele ettiğini ancak ilk defa böyle
bir karar aldıklarını söyledi. Malik,
"Artık çare kalmamıştı. Ortak operasyon, teröristlerin yok edilmesi olumlu
olacaktır" dedi.
Daha önceki dönemlerde PakistanAfganistan ilişkileri karşılıklı suçlamalar
sebebiyle gergin seyrediyordu.
BM, Filistin tasarısını
kabul ederse, İsrail eski
sınırlarına çekilecek
KUDÜS - Filistin'in, İsrail'in Batı
Şeria'daki işgalini sona erdirerek
Kasım 2016 sonuna kadar İsrail'in
1967 sınırlarına çekilmesini öngören
yasa tasarısını Birleşmiş Milletler'e
(BM) sundu. Filistin'in isteği gerçekleşirse israil 1967 savaşında ele geçirdiği Batı Şeria, Suriye sınırındaki Golan
Tepeleri ve Doğu Kudüs'ten tamamen
çekilmesini gerektirecek.
Arap ülkeleri tarafından hazırlanan
ve geçen ay Ürdün'ün BMGK üyelerine dağıttığı tasarıyı, Filistin Devleti'nin
resmi müzakerecisi Saib Ureykat
önceki gün yaptığı açıklamada, bugün
BMGK'ya resmi olarak sunacaklarını
açıklamıştı.
Arap Birliği dışişleri bakanları bu yıl
Kasım ayının sonlarında, Mısır'ın başkenti Kahire'de yaptıkları toplantıda
Filistin'in devlet olarak kurulmasını
öngören tasarısının BM Güvenlik
Konseyi'ne sunulması kararını almışlardı.
Arap ülkeleriyle İsrail arasındaki
tansiyonun artması sonucu, 5 - 11
Haziran 1967 tarihleri arasında yaşanan 6 gün savaşlarının ilk gününde
İsrail, Mısır'ın güçlü hava filosunu daha
havalanmadan bombalayarak yok etti.
İsrail Hava Kuvvetlerine ait jetler,
sabah önce Akdeniz üzerinde kuzeye
doğru havalanıp bir süre gittikten
sonra aniden geri dönüş yaparak
güneyindeki Mısır'a yöneldi. Savaş
uçakları radarlara yakalanmamak için
oldukça alçaktan uçtu. Mısır üzerine
geldiklerinde de kollara ayrıldılar.
Hedefleri hava üslerindeki Mısır uçaklarını vurmaktı ve öyle de yaptılar.
Bombardıman sırasında Mısır Hava
Kuvvetleri tek bir uçağını bile havalandıramadan yok oldu.
Eş zamanlı olarak İsrail, Ürdün'e
yöneldi. Ürdün hakimiyetindeki Batı
Şeria kentlerini birer birer aldı.
Beytüllahim, El Halil, Cenin, Nablus ve
son olarak da Doğu Kudüs'ü işgal etti.
Beş yüz bin Filistinli, topraklarından
sürülerek mülteci durumuna düştü.
Aynı gün Mescid-i Aksa'ya İsrail bayrağı dikildi. Ağlama duvarının yanındaki Meğaribe mahallesindeki
Müslümanların evleri bir gecede buldozerlerle İsrail ordusu tarafından yıkıldı.
Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik
Konseyi ise "savaş yoluyla toprak elde
etmenin kabul edilemezliğini" işaret
eden 242 no'lu yasayı onaylayarak
İsrail'in derhal işgal ettiği topraklardan
çekilmesi çağrısında bulundu. Ancak
günümüze kadar İsrail, BM'nin bu
kararlarını uygulamadı. Birleşmiş
Milletler kararlarına rağmen İsrail,
halen bu toprakları elinde tutmaya
devam ediyor. İsrail 1979 yılında
Mısır'la yaptığı 'Camp David' barışı ile
Mısır'dan aldığı toprakları Mısır'a iade
etti. İsrail, 1982 yılında Kudüs'ü ebedi
başkenti olarak ilan etti. Ancak hiç bir
devlet şu ana kadar bunu resmi olarak
tanımadı.
Öte yandan İsrail, 1967 yeşil hat
sınırını bir ateşkes ve nihai sınır olmadığını gerekçe göstererek Batı Şeria ve
Doğu Kudüs'e günümüze kadar 550
bin Yahudi yerleşimciyi yerleştirdi.
"1967 sınırlarına dönmek", demek
bugün için 550 bin Yahudi yerleşimcinin Batı Şeria ve Doğu Kudüs'ten atılması, Suriye sınırındaki Golan tepelerini Suriye'ye ya da Filistin'e iadesi anlamına geliyor. Bu muhtemel geri çekilme durumunda Yahudilerin Ağlama
Duvarı da Müslümanların kontrolüne
geçecek.
Arap Birliği ülkelerinin 2002 yılında
Beyrut'ta yaptıkları toplantı sonunda
"Kral Fahd Planı" olarak alınan kararla
İsrail'e tarihi bir çağrıda bulunarak,
İsrail'in 1967 sınırlarına dönmesi halinde tüm Arap ülkelerinin İsrail'i tanıyacaklarını açıklamışlardı. İsrail halen
masada duran bu çağrıya da bir cevap
vermedi.
İsrail Başbakanı Netanyahu, 2011
yılında ABD Başkanı Barak Obama ile
yaptığı görüşmede 1967 sınırları için
"müdaafa edilemez" ve günümüzün
güvenlik ve demografik gerçeklerine
uymadığını ifade ederek, 1967 sınırlarında bir İsrail'in 45 sene önce savunulabileceğini, fakat bugün kolay bir
hedef haline geleceği nedeniyle
"dönülemez" olduğunu söylemişti.
(AA)
Afganistan'ın önceki devlet başkanı
Hamid Karzai, Pakistan yönetimini
Taliban militanlarını desteklemek ve
barındırmakla suçluyordu. Buna karşılık
Pakistan ise Pakistan Taliban Hareketi
lideri Molla Fazllulah'ın 2009'daki
Savat operasyonundan kaçarak
Afganistan'a sığındığını ileri sürüyor ve
Afganistan yönetimini Fazllulah'ın iadesi taleplerine kayıtsız kalmakla itham
ediyordu.
Afganistan'da Eşref Gani'nin Devlet
Başkanlığı görevine gelmesi ve
Pakistan'ın Hakkani grubu dahil bütün
Taliban militanlarına karşı Kuzey
Veziristan'da sürdürdüğü askeri operasyonlar, iki ülke arasında yakınlaşmaya sebep oldu. (AA)
Halep
kuşatmaya
karşı direniyor
HALEP - Suriye rejiminin uzun
süredir kara ve hava saldırılarına
maruz kalan Halep'te, silahlı muhalifler kentin kuşatılmaması için
mücadele ediyor.
Şam yönetimine bağlı güçler,
havadan "varil ve vakum bombasıyla" karadan ise roket ve füzelerle
Halep'te muhaliflerin kontrolündeki
bölgelere saldırırken, muhalifler de
mutfak tüpünden bozma
"Cehennem" adı verilen havan topu
ve yerli yapım füzelerle direnmeye
çalışıyor.
İslami Cephe'nin saha komutanlarından Adil Ebu Muhammed, AA
muhabirine yaptığı açıklamada, rejimin Halep'i bütünüyle kuşatmaması
için yoğun çaba sarf ettiklerini söyledi.
Silahlı muhalif ve komutanlara
seslenen Ebu Muhammed, "Halep
kuşatılırsa bundan dolayı herkes
hesaba çekilir. Ey komutanlar, kahramanlar ve bu ülkenin gerçek
sahipleri, Esed Halep'i bütünüyle
kuşatmadan önce gerekli önlemler
alınmalı, kent üzerindeki kuşatmayı
kaldıralım'' dedi.
Rejim güçlerinin, kuzeyde muhaliflerin bulunduğu bölgelere saldırdığını belirten Ebu Muhammed,
Handarat, Sifat ve Ardu'l Melah bölgesinde Şam yönetimine bağlı güçlerle şiddetli çatışmaların devam
ettiğini kaydetti.
İslami Cephe'nin Halep'in kuzeyindeki birlik komutanı Rami Ebu
Behçet de Esed güçlerine yoğun
karşılık verildiğini ifade ederek,
"Halep'in kuzeyindeki Ardu'l Melah
bölgesindeki rejim güçlerinin karargahları Katyuşa füzeleriyle yerle bir
edildi" dedi.
Suriye ordusuna ait helikopterlerin yönetim karşıtlarının bulunduğu
bölgelere "varil bombası"yla saldırdığını aktaran Ebu Behçet, "Allah'ın
izniyle zalime karşı galib geleceğiz"
diye konuştu. (AA)
Dünyanın gözü
Pakistan Talibanı’nda
ancak operasyon başarılı olamadı.
2006'ya kadar devam eden süreçte
bölgede yeni örgütler ortaya çıkmaya
devam etti.
George W. Bush yönetiminin El
Kaide ile mücadele etmesi konusunda Pakistan üzerindeki artan baskıları
ve Taliban unsurlarının hükümete
karşı saldırgan tutumlarını devam
ettirmeleriyle giderek artan gerilim
2007'deki Lal (Kızıl) Mescidi olayıyla
zirveye çıktı.
Lal Mescidi ve bitişiğindeki medreseyi kullanan Taliban unsurlarının
şeriat talebiyle gösteri düzenlemesi
ve kamu binalarına saldırması üzerine
Pakistan ordusu dönemin Devlet
Başkanı Pervez Müşerref'in emriyle
mescidi kuşattı. Müzakerelerin sonuç
vermemesi üzerine başlayan çatışmalar sekiz gün sürdü ve 11 Temmuz'da
Pakistan hükümeti mescidin
Taliban'dan tamamen temizlendiği
duyurdu. 154 militanın öldürüldüğü
olay, Taliban ile Pakistan yönetimi
arasındaki 10 aydır sürdürülen barış
anlaşmasının da sonu oldu.
Olay sonrasında Taliban güçleri
saldırılarını yeniden yoğunlaştırdı.
Aralık ayına gelindiğinde ise 13 örgütün 40 üst düzey yöneticisi bir bildiri
yayınlayarak Tehrik-i Taliban'ı kurduklarını ve emir olarak da Veziristanlı
lider Beytullah Mehsud'u seçtiklerini
duyurdu. Kuruluş amaçları arasında
Pakistan'da dine dayalı devlet kurmanın yanı sıra ABD ve NATO güçleriyle
mücadeleye yer veren örgüt, Molla
Ömer liderliğindeki Afganistan
Talibanı ile birleşmeyi reddetti.
Pakistan hükümeti, 2007'de eski
Başbakan Benazir Butto'nun yanı sıra
130 kişinin ölümüyle sonuçlanan
bombalı saldırılardan Beytullah
Mehsud'u sorumlu tuttu hatta
Mesud'un telefon görüşmelerinin
çözümünü yayımladı ancak örgüt
iddiaları reddetti.
Gerilla taktiklerinin yanı sıra intihar
saldırılarını da kullanan örgüt, siyasi
ve dini nedenlerden sivilleri de hedef
almaktan çekinmedi. Örneğin, örgüt
2009'da askerler tarafından sıklıkla
kullanılan bir camiyi hedef aldı.
Saldırıda 36 kişi öldü, 75'i de yaralandı.
Beytullah Mehsud'un 2009'da
ABD'nin insansız hava araçlarıyla
düzenlediği saldırıda öldü. Bunun
üzerine Hakimullah Mehsud ve Valiur
Rehman arasında liderlik çekişmesi
başladı. Liderlik konusunda örgütten
çelişkili açıklamalar gelirken, Mehsud
ve Rehman'ın liderliği geçici olarak
birlikte sürdürecekleri yönünde açıklama yapıldı. Daha sonra şura meclisinin Hakimullah Mehsud'u liderliğe
seçtiği açıklandı. (AA)
ANKARA - Pakistan'ın Peşaver
kentinde Pakistan Talibanı militanlarının dün bir okula baskın düzenleyerek
öğrenci ve öğretmenlerden oluşan
148 kişiyi öldürmesi gözlerin bir anda
bu örgüte çevrilmesine neden oldu.
Saldırıyı üstlenen Pakistan Talibanı
örgütünün sözcüsü Muhammed
Horasani, baskını "hükümet tarafından öldürülen Taliban üyelerinin intikamını almak için yaptıklarını" söyledi.
Örgütün kanlı baskını tüm dünyanın
tepkisini çekti. Birçok ülke saldırıyı
kınayarak, Pakistan yönetimine terörle mücadelesinde destek mesajı
verdi.
Tehrik-i Taliban Pakistan (TTP)
adıyla da bilinen Pakistan Taliban
hareketi, uzun süredir Pakistan ordusunun hedefindeydi. Örgüt, hem iç
çekişmeler hem de Pakistan ordusunun operasyonları sebebiyle son
dönemde ciddi güç kaybı yaşıyordu.
Örgüt, hem organizasyon hem de
yöntem açısından Afganistan'daki
Taliban hareketinden ayrılsa da temelleri ABD'nin 2001'de Afganistan'a girmesine kadar uzanıyor.
Afganistan'daki Sovyet işgali sonrasında merkezi hükümetin kontrolü
sağlamakta yetersiz kalması Taliban
hareketini ortaya çıkardı.
Molla Ömer'in liderliğindeki bu
hareket her ne kadar Afganistan'a
özgü olsa da Pakistan'daki medreselerden gelen savaşçıları da kabul etti.
Özellikle 11 Eylül saldırılarının ardından ABD ordusunun Afganistan'a girmesi üzerine Afganistan sınırındaki
Veziristan bölgesinde Mehsud ve
Vezir aşiretlerine mensup Peştunlar,
ABD ve NATO askerleriyle savaşmak
için Afganistan'a geçti.
Taliban rejiminin çökmesi üzerine
Afganistan'a savaşmaya giden binlerce Pakistanlı, federal yapıyla yönetilen
Aşiretler Bölgesi'ndeki yurtlarına geri
döndüler. Bu kişilere NATO saldırıları
sebebiyle Afganistan'da tutunamayan
Taliban ve El Kaide yöneticileri de
kendilerine eşlik etti. Devlet otoritesinin bulunmadığı bölge, bu yöneticilerin gizlenmesi için oldukça uygun bir
ortam sunuyordu.
Başlangıçta para karşılığında aşiret yöneticilerinden himaye gören
Taliban ve El Kaide unsurları, zamanla
bölgede kamp ve karargah kurmaya
ve bölge halkından militan devşirmeye başladı. Yoksulluk ve işsizliğin yanı
sıra Sovyet-Afgan savaşı döneminden kalan çatışma kültürünün de etkisiyle bu unsurlar kısa sürede bölgede
kendi otoritelerini tesis etti.
Bölgede yaşanan gelişmeler
Pakistan yönetiminin dikkatinden
kaçmadı. ABD yönetiminin de baskısıyla 2002'de Pakistan ordusu Kuzey
ve Güney Veziristan'a büyük bir operasyon düzenleyerek bölgeyi El Kaide
unsurlarından temizlemeye çalıştı
BULMACANIN ÇÖZÜMÜ
1
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
2
3
4
5
6
7
8
9
10
12
haber
24 Aralık 2014 Çarşamba
AA Editör Masası'nda gündeme ilişkin soruları yanıtlayan Ulaştırma, Denizcilik ve
Haberleşme Bakanı Lutfi
Elvan, 3. havalimanının,
İstanbul ve Türkiye için hatta
dünya için olmazsa olmaz bir
proje olduğunu vurgulayarak,
"3. havalimanını öyle ya da
böyle gerçekleştireceğiz;
vatandaşlarımız bundan emin
olsun. Bizim için önemli olan
milli iradedir, milletimizin
talebidir" dedi.
Bakan Elvan’ın 3. havaalanına bakışı:
Öyle ya da böyle
gerçekleştirilecek
ANKARA - Ulaştırma, Denizcilik ve
Haberleşme Bakanı Lutfi Elvan, 3. havalimanının,
İstanbul ve Türkiye için hatta dünya için olmazsa
olmaz bir proje olduğunu vurgulayarak, "3.
havalimanını öyle ya da böyle gerçekleştireceğiz;
vatandaşlarımız bundan emin olsun. Bizim için
önemli olan milli iradedir, milletimizin talebidir"
dedi.
Elvan, AA Editör Masası'nda gündeme ilişkin
soruları yanıtladı. Hava trafik yoğunluğu açısından Türkiye'nin dünyada en önemli merkezlerden biri konumuna geldiğini belirten Elvan,
Atatürk Havalimanı ve Sabiha Gökçen
Havalimanı'nın Türkiye'nin ve bölge ülkelerinin
ihtiyaçlarını karşılayabilecek düzeyde olmadığını
söyledi. Atatürk Havalimanı'nın dünyanın en
önemli transit merkezlerinden biri olduğunu
belirten Elvan, dünyanın birçok ülkesinden gelen-
ler yolcuların İstanbul üzerinden Avrupa ve diğer
ülkelere gittiğini kaydetti.
İstanbul'da yapımı devam eden 3. havalimanının bölgenin ihtiyacını karşılamak için gerekli
olduğunu yineleyen Elvan, "İstanbul ve Türkiye
için hatta dünya için 3. havalimanı olmazsa
olmazların başında geliyor. 3. havalimanına yönelik maalesef çok değişik kesimlerden, marjinal
gruplar diyebilirim değişik şekillerde beyanatlar
yer alıyor. Geçen gün dikkatimi çekti; bir üniversite profesörünün basında okuduğum kadarıyla
söylüyorum. 'İstanbul'un havaalanına ihtiyacı yok
şeklinde bir beyanatı var. Değişik sivil toplum
kuruluşlarının İstanbul'da yeni bir havaalanı yapılmaması yönünde yoğun çaba içerisinde
olduğunu biliyoruz" diye konuştu.
Elvan, 3. havalimanıyla ilgili çalışmaların
yoğun şekilde devam ettiğinin altını çizerek, şun-
ÇÖZÜME TAM GAZ!
ANKARA - HDP İstanbul Milletvekili Sırrı Süreyya
Önder, "çözüm sürecine" ilişkin, "Kobani direnişiyle
başlayan bir kırılganlık yaşamıştık, gelinen nokta
itibariyle önemli bir kriz sürecini geride bıraktığımızı
söylemek istiyoruz" dedi.
Önder, HDP Grup Başkanvekili Pervin Buldan ile
Başbakanlık Merkez Bina'da, Başbakan Yardımcısı
Yalçın Akdoğan'la yaptıkları görüşmenin ardından,
basın mensuplarına açıklamada bulundu ve soruları
yanıtladı.
Çözüm sürecinde, kendi içtihatlarını da oluşturarak, yürümeye çalıştıklarını belirten Önder, şunları
kaydetti:
"Dünyada çatışma sonrası çözüm süreçlerinin
yaşadığı bütün deneyimi alarak, orada denenmiş ve
sonuca bağlanmış yöntemleri baz alarak ilerlemeye
çalışıyoruz. Kobani direnişiyle başlayan bir kırılganlık
yaşamıştık,
gelinen nokta
itibariyle
önemli bir kriz
sürecini geride
bıraktığımızı
söylemek
istiyoruz. Bu
aşamadan
sonra çözüm
süreci kapsamında,
bununla
bağlantılı
olarak ele
alınabilecek ne
giriyorsa bu meselelerin süratle, Sayın Öcalan'ın
katkılarıyla ve onun başlattığı çizginin devamı olarak,
ağırlıklı olarak İmralı olmak üzere yeni bir sürece
girdiğimizi söylemek istiyoruz. Bu bütün meselelerin
hallolduğu anlamına gelmiyor. Fakat şu anlama
gelebilir; Artık süreçte, diyalog kanallarının kapanmaması ve ilk defa hangi başlıkları tartışarak ve hangi
yöntemi kullanarak, ilerleyeceğimiz anlamında elimizde belirli mutabakatlar oluştu. Biz, bunu parti yetkili
kurullarımızda değerlendirdikten sonra İmralı'ya geçeceğiz. KCK
yetkilileriyle de meseleyi görüşeceğiz. Daha sonra bu görüşmeler daha derinlikli, nitelikli ve daha sonuca odaklı olarak yürüyecektir."
"Belli mutabakatlar oluştuysa, bir takvim de ortaya
çıktı mı?" sorusu üzerine Önder, takvimin, kendileri
için mümkün olan en kısa süre olduğunu söyledi.
Süre uzadıkça saldırılara, yanlış anlamaya ve hırpalanmaya açık bir hale geldiğini ifade eden Önder,
çok seri bir görüşme ve çalışma trafiğinin başlayacağını, mümkün olan her şeyin en kısa süre içinde
gerçekleştirileceğini kaydetti.
"Örgütün silah bırakmasının" sorulduğu Önder, bu
tarz başlıkları medya üzerinden tartışmanın sürece
sıkıntı verdiğini, bunu belli bir olgunluğa getirip,
kamuoyuyla paylaşacaklarını söyledi.
"Kamu Güvenliği Müsteşarlığının görüşme
heyetine dahil edileceği şeklinde haberler var"
denilmesi üzerine Önder, ilgili tüm kurumlarla, siyasi
kişilerle, partilerle, topluluklarla, katkı sağlayacak
herkesle görüşme kararlılığında olduklarını ifade etti.
Önder, "Kamu Güvenliği Müsteşarlığı, bu işin tüzel
olarak çerçevelenmiş, yetkilendirilmiş, pratikteki çalışmasını, kurulları, komisyonu oluşturacak kuruluş.
Sanırım onlar da yoğun bir çalışma içerisine gireceklerdir" diye konuştu. (AA)
ları kaydetti: "Şu anda yüklenici firma, sondaj ve
zemin etütlerini yapmaya devam ediyor. 3.
havalimanını öyle ya da böyle gerçekleştireceğiz;
vatandaşlarımız bundan emin olsun. Bizim içn
önemli olan milli iradedir, milletimizin talebidir.
Vatandaşlarımız ne istiyorsa onu yapacağız,
onların en öncelikli istekleri arasında yer alan
hususlardan biri de ulaştırma altyapısı, 3. havalimanı, 3. köprüdür. Bunları yapacağız; hiç kimse
bize engel olamayacak."
Elvan, 3. havalimanı inşaatının bazı ülkeleri
rahatsız ettiğini vurgulayarak, "Avrupa'da bir
ülkenin yazılı ve görsel basınında Atatürk
Havalimanı'na yönelik olumsuz haberler,
makaleler yer alıyor. Bunu anlamakta güçlük
çekiyoruz. Değişik ülkelerin özellikle İstanbul'da
3. havalimanı yapılmasından rahatsız oldukların
söyleyebilirim'' dedi. (AA)
Ne serden ne yarden
"World Energy Outlook 2014 Raporu" Türkiye tanıtım toplantısında konuyan Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Yıldız, "Türkiye ne
AB üyesi ülke olma ile alakalı girdiği serüvenden vazgeçer ne de
Rusya gibi önemli bir komşusundan vazgeçer" dedi.
Yıldız, "Türkiye, petrol ve doğalgaza sürekli barış gerekçesiyle
beraber baktı ve hiçbir zaman için gerginliğin tarafı olmamaya
gayret etti ve bundan sonra da böyle devam edecek" diye konuştu.
İSTANBUL - Enerji ve Tabii
Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız, "Türkiye
ne AB üyesi ülke olma ile alakalı girdiği
serüvenden vazgeçer ne de Rusya gibi
önemli bir komşusundan vazgeçer"
dedi.
Bakan Yıldız, Türk Sanayicileri ve
İşadamları Derneği (TÜSİAD) ve
Sabancı Üniversitesi Enerji ve İklim
Merkezi (IICEC) tarafından gerçekleştirilecek "World Energy Outlook 2014"
Raporu'nun Türkiye tanıtımındaki
konuşmasında, enerji sektörünün özel
sektörle beraber büyüyeceğine işaret
ederek, bu kapsamda özel sektörden
gelen talepleri varsa kaygı ve endişeleri
değerlendireceklerini söyledi.
Dünyada işlerin çok iyi gitmediğine
işaret eden Yıldız, ciddi bir adaletsizlik
olduğunu, insanların enerji sektörü ile
alakalı faydalandıkları kalemler arasında
ciddi eksikler bulunduğunu dile getirdi.
Bakan Yıldız, elektrikle tanışmamış 1,3
milyar insan olduğunu hatırlatarak, şöyle
devam etti:
"100 trilyon dolarlık dünyanın GSYH'sı
var ve bunun 2 trilyon dolarının enerji
yatırımlarında kullanıldığını düşünürsek
yüzde 2'lik bir kısımdan bahsediyoruz.
Geçen yılki fiili gerçekleşme 1,6 trilyon
dolar civarında oldu, yani hala plase
edilmeyi bekleyen paralar var, hala sağlam
piyasaları yatırıma dönüştürmesi gereken
alanlar var. Türkiye dünyadaki enerji politikaları ve stratejileri açısından en tutarlı
ülkelerden biri olmaya devam edecek.
Şirketler, ülkeler ancak doğru kararlar verebildikleri kadar güçleniyorlar. Biz dünyadaki
bu gelişmelerin yanında bu tür dengesizliklerin yanında, Türkiye'de Edirne'den Kars'a,
Sinop'tan Hatay'a varıncaya kadar elektriksiz herhangi bir bölgenin kalmadığını,
doğalgazla ilgili noktanın da 2016'nın
sonunda, tamamen o noktaya ulaşacağımızı ve aynı şekilde bütün vatandaşlarımızın bundan yararlanacağını söylemem lazım."
İklim değişikliği ile ilgili noktada
Türkiye'nin dünyayı kirletmemeye devam
edeceğini ve temizlenmesine katkı sağlamayı bütün politikalarının arasına koyduğunu belirten Yıldız, insanoğlunun kendisine ayrılan kirletme bütçesinin çoğunu
tükettiğini, çok az bir marjı kaldığını,
önümüzdeki yılın sonunda yapılacak Paris
toplantılarında buna ilişkin nihai bir kararın
alınmasının gerektiğini söyledi.
Yıldız, Arap Baharı ile başlayıp gelinen
noktanın Türkiye'nin coğrafyasını daha da
önemli hale getirdiğini vurgulayarak,
ARA-SIRA
Nurullah AYDIN
[email protected]
İSLAMCI İSLAMCININ DÜŞMANIDIR
Türkiye’yi ve Ortadoğu’yu tarihte olduğu gibi yine karanlık
bulutlar kapladı.
İslam adına birbirlerine düşmanlık yapıyorlar, hırsızlık
yapıyorlar, İslam adına katlediyorlar.
Ne diyorlar; İslam, son din, en mükemmel din. Kur’an son
kitap, herşey onda var. Muhammed; en son peygamber, en
mükemmel insan o.
Kim diyor bunları? Müslümanlar diyor.
Peki bu söylediklerinde birlikler mi? Aynı yorum mu
yapıyorlar?
Kur’an da, peygamber de tek diyorlar ama her birinin
anladığı düşüncesinde yaşamında yansıttığı farklı binlerce
Kur’an, binlerce Muhammed var.
İşte İslam dünyası işte Ortadoğu, işte Kuzey ve Orta Afrika,
işte Türkiye.
Onlar ki; ilkellikte, vahşilikte, İftira atmada, katliamda,
hırsızlıkta, yalancılıkta, sömürmede, rüşvette, yolsuzlukta,
çalmada çırpmada, servet edinmede yarışırlar.
Onlar ki; bilimden, sanattan nasipsizlerdir
Ama güçlüler.
Neden güçlüler?
Çünkü Kötülüğün simgesi Şeytanın hiçbir kural tanımayan
savaş oyunlarını; çok iyi biliyorlar ve uyguluyorlar.
Kötülerin zaferi; tarih boyunca hep olmuştur. İyiler mücadele
eder bedel öder, kötüler kaymağını yer. Bu insanlığın altın
kuralıdır.
İyiler ve kötüler nasıl ayrışır?
Destekleyenler bakıyorum: ne kadar kötü ruhlu şeytanın
emireri çıkarcı tip varsa ortalarda. Kim arasan var. Her siyasi
görüşten, her etnik gruptan, her dinden, her tarikattan cemaatten.
Ama iyiler yok.
İblis; siyasi kişileri şeytanlaştırmaya hala doymuyor.
Kitlelerin psikolojisi şizofrenik yarılmaya maruz bırakılmıştır.
Halka ve aydınlara yalan söylüyorlar, ayaklarına
dolaştırıyorlar, sorunları çözemiyorlar, içinden çıkılmaz hale
sokuyorlar.
Kitleleri azdırmak için, kitle önderlerini şeytanlaştırma tarihin bir gerçeğidir. Dünya değişti her şey değişti ama şeytanları
değişmedi.
Konuşmalarının kozmolojisi; ibret vericidir.
Konuşmalarının ontolojisi; kendileri gibi kitleleri de
inandırdıkları belirsiz başarılarıdır.
Konuşmalarının psikolojisi; insanları hayır ve şer cephesi
olarak ikiye ayırmalarıdır.
Konuşmalarının teolojisi; Allah’a hamdolsun bugünleri bize
nasip etti, dir.
Konuşmalarının gizlediği; Küresel güçlerin politikalarına niye
niçin nasıl alet olunduğudur.
Konuşmalarının örttüğü; iyilik, doğruluk, dürüstlük, adalet,
hak, paylaşımdır.
Konuşmalarının unutturduğu; Türkiye’de otu sığırı dahi ithal
eden ve on yılda satılan milli varlıklar madenler şirketlerdir.
Yeraltı yerüstü kaynaklardır. Yabancılara toprak satışlarıdır.
Konuşmalarının tiksindirdiği; politikacıların halkı cahil
budala görmesi, sorgusuz ve hafızasız kabullenip sürdürdükleri
saltanatlarını yüzleri yine kızarmadan sürdürmeleridir.
Konuşmalarının başarısı; bağlı insanların sadakatlerini
yenilemeleri, biat algısını pekiştirmeleridir.
Konuşmalarının zenginliği; çocuklara okullarda anlatılan
tarihi, insanların beklentilerini çarpıtarak tekrarlamalarıdır.
Sanayi üretimi diye de sadece buzdolabı çamaşır makinesi,
araba satışlarının arttığı gurur ve iftihar vesilesi olarak vurgulanarak konuşuluyor.
Konuşmalarında; emek konuşulmuyor, işsizlik konuşulmuyor, fırsat eşitsizliği konuşulmuyor, haksızlıklar zulümler hiç
konuşulmuyor, sendika işçi lafı edilmiyor, ürün konuşulmuyor,
ot, köy, yumurta, peynir, inek, yani tarımsal üretim konuşulmuyor.
Yani; Türkiye’nin ve Ortadoğu’nun yenilenen yalancıları hiç
değişmiyor ve bitmiyor.
Şeytanın dostlarının; neonlar, ışık gösterileri, teknolojileri ile
gizledikleri kirli düşüncelerine, niyetlerine amaçlarına rağmen,
ruh halleri konuşma tarzları hiç değişmiyor.
Aydınlığın yeniden bu topraklarda doğacağı günler yakın.
Günün Sözü: Aldatılan aydınlatılmadıkça
aldatılmaya devam eder.
Yabancı plakalı lüks
otoda kayıt dışı Pazar
"Türkiye, yer altındayken savaşın, yer
üstündeyken barışın gerekçesi olan petrol
ve doğalgaza sürekli barış gerekçesiyle
beraber baktı ve hiçbir zaman için gerginliğin tarafı olmamaya gayret etti ve bundan
sonra da böyle devam edecek" dedi.
Türkiye'nin istikrarlı ve tutarlı politikasının sadece kendi içinde değil, çokça
tartışılan AB üyesi ülkelerle beraber de
devam ettiğine dikkati çeken Yıldız, son
günlerde gündemde olan Güney Akım
meselesini örnek vererek şunları söyledi:
"En son Sayın Putin'in ziyaretiyle birlikte
Türkiye'nin de içine alındığı bir tartışma
platformu oluşturuldu. 'Türkiye acaba AB'yi
mi, yoksa Rusya'yı mı tercih edecek?' diye.
Güney Akım projesinin ortağı ve tarafı olan
Türkiye değildir. Dikkatlerden kaçan ya da
bilerek kaçırılan bir gerçek var, Güney Akım
projesinin ortakları kimler? Eğer bu bir
suçsa, ki bize göre suç değil, bu suça iştirak edenler kimlerdir? Her zaman savunduğumuz gibi, Güney Akım, AB üyesi
ülkelerin orta ve uzun vadede doğalgazla
alakalı probleminin çözümü olması açısından önemli projelerden biridir. Ne kadar
fizibıldır, değildir bunu tartışacak olan da
yine tarafı olmayan Türkiye değildir. Güney
Akım'ın ortakları 3 tane AB üyesi ülkenin firmalarıdır. Ama bize bırakılan algı, 'Acaba
Türkiye Güney Akım tarafına geçtiği zaman
AB dengeleri bozulacak mı' sorusudur. Algı
ile gerçeği bir araya getirmemiz ve buluşturmamız lazım. Bu projenin yapılıp yapılamayacağı daha önceden de konuşuluyordu ama Sayın Putin Türkiye ziyaretinde,
aslında birçoğumuzun sürpriz olarak
gördüğü şekilde, 'Bundan sonra Güney
Akım kapandı, belki Türk Akımı'ndan
bahsedebiliriz, Bulgaristan üzerinden
Avrupa'ya gaz satışı bundan sonra geride
kaldı' dedi. Türkiye ne AB üyesi ülke olma
ile alakalı girdiği serüvenden vazgeçer ne
de Rusya gibi önemli bir komşusundan
vazgeçer." (AA)
BURSA HALUK YÜKSEL Bulgaristan,
Romanya ve
Gürcistan gibi
ülkelerin vatandaşları üzerinden
yüzde 50-60 düşük
fiyata Türkiye'deki
müşterilerine
vekaletle satılan
yabancı plakalı
ikinci el lüks araçların, kayıt dışı bir pazar yaratmaya
başladığı iddia edildi.
Oto galericileri, yabancı ülkelerde yaşayan kişiler
üzerine kaydı yapılan, Türkiye'deki müşterisine ise
vekaletle kullanım hakkı verilen satış yönteminin,
devleti büyük ekonomik kayba uğrattığı, vatandaşlar
arasında ise mağduriyetlere yol açabileceği uyarısında
bulundu.
AA muhabirinin edindiği bilgiye göre, kayıt dışı
ticaret, Türkiye'ye komşu Bulgaristan, Romanya ve
Gürcistan'da bu işi yapanlar ve onların İstanbul'daki
aracılarıyla telefon veya internet üzerinden kurulan
bağlantıyla başlıyor. Aracılara, satın almak istediği özellikleri taşıyan ikinci el lüks araç talebini ileten müşteri,
bu ülkelerden Türkiye'deki muadillerine göre yüzde
50-60 düşük fiyata temin edilen araç için bir miktar
ödeme yapıyor, kalan borcu ise araç kendisine teslim
edildikten sonra kapatıyor.
Bu arada, aracılar satışını yaptıkları lüks araçları,
söz konusu ülkelerde yaşayan kişilerin üzerine kayıt
yaptırıyor, Türkiye'deki müşterilerine ise vekaletle kullanım hakkı sağlıyorlar.
Alanın da satanın da memnun gibi göründüğü
ticaretin kaybedeninin ise devlet ve vatandaş
olduğunu söyleyen oto galericileri, bu tür satışlara
"dur" denilmemesi halinde ciddi mağduriyetler yaratabileceği uyarısında bulunuyor.
Bursa Oto Galericiler Odası Başkanı Hakan Yanık,
AA muhabirine yaptığı açıklamada, Türkiye'de yeni
ama kayıt dışı bir sektör oluşmaya başladığını
söyledi.(AA)
13
TURİZM
24 Aralık 2014 Çarşamba
Dakar'ın sembolü
minibüsler turistlerin de
ilgisini çekiyor
Senegal'in başkenti Dakar'da şehir içi
ulaşımda önemli yeri olan minibüsler,
süslemeleri ve üzerilerindeki yazılar
nedeniyle turistlerin de ilgisini çekiyor.
Turist olarak
geldikleri Aydın'dan
kopamadılar
DAKAR - Hızlı ve kullanışlı
olması nedeniyle "Car Rapide"
olarak adlandırılan minibüslerin
en önemli özelliği camlarının
olmaması. Dini motif ve
yazıların sıkça kullanıldığı
minibüslerde aynı zamanda
araç sahibinin hangi sosyal
gruba üye olduğunu belirten
ifadeler de yer alıyor.
Belediye otobüslerinin yetersiz olması nedeniyle neredeyse
her güzergahta "Car Rapide"
görmek mümkün. Bazı ana hatlarda yaşanan yoğunluk
nedeniyle oturacak yer bulunmazken yolcular, minibüsün
arkasına asılarak seyahat ediyor.
Ucuz olması ve her yere
gitmesi nedeniyle Dakar'da
ulaşımının bel kemiği haline
gelen minibüslerin içleri de en
az dışı kadar ilgi çekiyor.
Futbolcu resimleri, şarkıcı,
güreşçi posterleri ile her türlü
biblo ve oyuncağa da rastlamak mümkün.
Kliması ve hiçbir konforu
bulunmayan "Car Rapide"
minibüslerinin tamamı eski
model araçlardan oluşuyor. 45
santigrat dereceye ulaşan
sıcaklıklar da ise yolcular,
araçların camları olmadığı için
doğal yollardan serinliyor.
Sıcak mevsimde aşırı yolcu
nedeniyle "Car Rapide"
minibüsleri, sık sık arıza yapmasıyla da anılsa da Dakar'a
gelen turistlerin ilgi odağı
olmaya devam ediyor. (AA)
ISSN 1308-7622
AYDIN- Yılın 10 ayında yabancılara en fazla
konut satışının gerçekleştiği üçüncü il konumundaki Aydın'a yerleşen yabancılar, ülkelerine
dönmek istemiyor.
Didim Emlak Müşavirleri Derneği Başkanı
Osman Coşkun, AA muhabirine yaptığı açıklamada, ilçeye gelen turistlerden bir bölümünün,
konut satın alarak yerleşme kararı aldığını söyledi.
Didim'in doğal güzellikleri ve rahat yaşam
koşulları nedeniyle yabancılar için cazibe merkezi
haline geldiğini anlatan Coşkun, yöre halkının
sıcak tavrının da bunda etkili olduğunu belirtti.
Coşkun, başta İngilizler olmak üzere,
Hollanda, Belçika, Fransa, Rusya, Libya, İran,
Azerbaycan gibi ülkelerden yabancıların
Didim'den konut edindiğine işaret ederek, şunları
kaydetti: "Yabancıların Didim'den konut
almasının en büyük nedeni, iklimi ve doğal güzellikleri. Ayrıca doğal ürünlerin ön plana çıkması,
ucuz olması, Türk insanının sıcak yapısı da
yabancıların buraya yerleşmesinde etkili oluyor.
Konut fiyatları da cazip olunca yabancılar daha
proje aşamasından inşaatlara dahil olarak konut
ediniyorlar. 2000 yılından bugüne kadar Didim'de
yabancılara 15 bin konut satışı gerçekleşti. Konut
alan yabancıların yüzde 70'ini İngilizler oluşturuyor." Didim'e yerleşen yabancıların gerek yerel ve
mahalli yönetim, gerekse de Türk vatandaşlarının
destekleri ile uyum sürecinde sıkıntı yaşamadığını
ifade eden Coşkun, bu tablonun konut satışının
hızlanmasında etkili olduğunu vurguladı.
Yabancıların maddi durumlarına göre 70 bin
liradan 500 bin liraya kadar fiyat aralıklarında
konutlar alabildiğini dile getiren Coşkun, şöyle
devam etti: "Yabancılar yaşamaya karar verince, süreç içerisinde onların yaşamını kolaylaştırmaya dönük çeşitli adımlar atıldı. Mesela bir
dönem belediye meclis kararı ile yabancıların su
faturaları İngilizce basıldı. Resmi kurum ve kuruluşlarda İngilizce bilen görevliler istihdam edildi.
Halk Eğitim Merkezi aracılığıyla yabancılara
yönelik Türkçe kursları açıldı. Hatta mezarlıkta
Türk ve yabancı uyruklu vatandaşlar birlikte
defnedilmeye başlandı. Yabancıların çocukları
Türk okullarına yazıldı, eğitimlerini rahatlıkla burada sürdürmeye başladı. Halkımız yabancıları
adeta bağrına bastı. Tüm bu uygulamalardan
büyük memnuniyet duyan yabancılar artık
ülkelerine dönmeyi akıllarının ucundan dahi
geçirmiyor." Kuşadası Emlak Müşavirleri
Yardımlaşma ve Yaşatma Derneği Başkanı
Müslüm Yıldırım ise ilçenin yurt dışındaki fuarlardaki tanıtımlarının, ayrıca inşaat şirketlerinin de
yurt dışı satışı için yaptıkları çalışmaların
yabancıların ilgisinde etkili olduğunu bildirdi.
İlçenin deniz kıyısında olması, doğal güzellikleri,
Meryem Ana ve Efes gibi tarihi mekanlara yakınlığı nedeniyle turistlerin beğenisini topladığını ve
yerleşmeye karar alanların sayısının hızla artığını
aktaran Yıldırım, "İlçede Avrupalılar'dan sonra,
özellikle son yıllarda Ortadoğu'dan gelenler
konut sahibi olmaya başladı" dedi. (AA)
Yıl: 44
Sayı: 15054
Ilgaz Dağı'nda kar yağışı işletmecilerin yüzünü güldürdü
24 Aralık 2014
Çarşamba
GÜNLÜK SİYASİ GAZETE
Yayın Sahibi
İmaj İç ve Dış Tic. A.Ş.
Genel Yayın Yönetmeni
Ahmet TEKEŞ
Sorumlu Yazı İşleri Müdürü
Abdülmecit KOYUNSAĞAN
Haber Koordinatörü
Dursun ERKILIÇ
Yazı İşleri Müdürü
Ayşegül BALDEMİR
İstihbarat Şefleri
Şenol GÜNÜÇ - Kenan ERGEN
Görsel Yönetmen
Şebnem ÜNAL
Sayfa Editörleri
Hakkı Murat SÖBÜTAY - Emine ÖZCAN
İnternet Editörü
Alparslan OĞUZ
Haber Merkezi
İsmail YILDIZ, Mihriban DEMİREL, Ayşenur GÜRER, Tülay CANPOLAT,
Gazi BOZKURT, Burcu KERİM, Betül SÜSLEN
İdari Merkez
Macun Mah. 195. Cadde No: 2 Yenimahalle/ANKARA
Yazı İşleri Tel: 397 91 40 (PBX) Fax: 397 41 54
[email protected]
Yayın Sahibi
Temsilcisi:
Yiğit YİĞİT
İstanbul Temsilciliği
Ankara Temsilciliği
Tevfik Bey Mah. Tahsin Tekoğlu Cad.
Rüzgarlı Cd. Plevne Sk. No: 14
No: 2 K.1 Sefaköy/Küçükçekmece/İSTANBUL
Ulus/ANKARA
Tel: (0212) 540 40 45
Tel: (0312) 310 35 53
Dağıtım: TURKUVAZ DAĞITIM SAN. VE TİC. A.Ş.
Yayın Türü: Yaygın Süreli (Pazar hariç)
Basıldığı Yer:
Dorukkaya Mat. Yay. Rek. Mağ. Enerji ve İnş. A.Ş. - İstanbul Yolu
6. km Macun Mh. 3. Cd. No: 2/1 Yenimahalle/ANKARA Tel: 397 11 97
Resmi ilanlarımızı internet sitemizden de görebilirsiniz.
www.yedigungazetesi.com.tr
Sözleşmesiz yazarlara ücret ödenmez
YediGün Basın Meslek ilkelerine uymaya söz vermiştir
ÇANKIRI - Türkiye'nin önemli kayak
merkezlerinden Ilgaz Dağı'daki otel işletmecilerini, yılbaşı öncesi yağan kar mutlu
etti.
Çankırı Kayak Antrenörleri Derneği
Başkanı İmdat Yarım, AA muhabirine
yaptığı açıklamada, bölgede dün
başlayan yağışın devam ettiğini söyledi.
Kar yağışı olmamasının yılbaşı öncesi
otelleri dolan işletmeciler için en büyük
sıkıntı olduğunu belirten Yarım,
"İşletmeler uzunca bir süredir kar yağışı
bekliyordu" dedi.
Kar yağışının bölgede sevinçle karşılandığını ifade eden Yarım, şöyle konuştu:
''Dün akşam saatlerinde başlayan kar,
aralıklarla devam ediyor. İşletmeler, kar
yağışı ile rahatladı. Umarız, kar yağışı yılbaşına kadar devam eder. İşletmelerin en
büyük amacı konuklarına güzel bir yılbaşı
geçirtmek.'' (AA)
Bursaspor "10 dakikada 8 puan" kaybetti
24 Aralık 2014 Çarşamba
BURSA - Spor Toto
Süper Lig ekiplerinden
Bursaspor, bu sezon ligdeki 14 maçın 5'inde son
10 dakikada yediği gollerle
8 puan kaybetti.
Yeşil-Beyazlı takım
ligde bu sezon, 3 maçta
son bölümde yediği gollerle galibiyeti kaçırırken,
berabere devam eden 2
maçta da son dakika golleriyle yenilgiden kurtula-
Sivasspor Teknik Direktörlüğü görevinden istifa eden
Brezilyalı Roberto Carlos, "Kalmamı isteyenler vardı,
çok sağ olsunlar. Futbolda bazen bazı şeyler istediğiniz
gibi olmayabiliyor. Bazı şeylerin yüzde 100 kontrolünüzde olması gerekiyor ama belki bazı şeyler elimizden kaçtı ve böyle kontrolsüzlükler bizi de mutsuz
etti. Bunun sonucunda böyle bir karar alındı" dedi.
SİVAS - Carlos, AA muhabirine yaptığı açıklamada,
Sivasspor'daki görev süresi
boyunca ve istifa kararının ardından kendisine destek veren herkese teşekkür etti. İlk teknik
direktörlük deneyimini yaşadığı
Sivasspor'da güzel günler yaşadığını ifade eden Carlos, "Benim
için projelerimin başlangıcıydı.
Çok da güzel bir başlangıç oldu,
çok güzel deneyimler oldu, çok
güzel günler yaşadım.
Projelerimiz devam edecek.
Herkese çok teşekkür ediyorum"
diye konuştu.
İstifa kararının ardından sevgi
gösterilerinde bulunan ve kalmasını isteyen taraftarlara teşekkür
eden Carlos, "Kalmamı isteyenler vardı, çok sağ olsunlar.
Futbolda bazen bazı şeyler istediğiniz gibi olmayabiliyor. Bazı
şeylerin yüzde 100 kontrolünüzde olması gerekiyor ama belki
bazı şeyler elimizden kaçtı ve
böyle kontrolsüzlükler bizi de
mutsuz etti. Bunun sonucunda
böyle bir karar alındı. Burada
yaşamış olduğum bazı zorlukların üstesinden diğer kulüplerde
daha iyi geleceğim, önemli olan
da bu" ifadelerini kullandı.
Carlos, Sivasspor'un geçen
madı.
Ligin 3. haftasında
sahasında Beşiktaş'ı ağırlayan "Yeşil Timsah"
maçın büyük bölümünde
rakibine oranla üstün bir
oyun sergiledi. Bitime 4
dakika kala Beşiktaş'ın
Olcay Şahan ile bulduğu
gole engel olamayan
Bursaspor, 1-0 yenilerek
hanesine puan yazdıramadı. (AA)
Gaziantepspor,
puanı "Demir"den
çıkarıyor
GAZİANTEP - Son haftalarda aldığı kötü
sonuçlarla taraftarını üzen Gaziantepspor, 4
haftadır sakatlığı nedeniyle sahalardan uzak
kalan, takımın gol ayağı Muhammet Demir'in
forma giydiği ilk maçta "gol orucunu" bozdu.
AA muhabirinin derlediği bilgiye göre, lige
iyi başlangıç yapmasına rağmen devamını getiremeyen kırmızı-siyahlı ekip, Çaykur Rizespor'u
Mustafa Durak ile bulduğu tek golle geçerek 4
hafta sonra hanesine 3 puanı yazdırdı.
Rize deplasmanından aldığı galibiyetle puanını 18'e çıkaran Gaziantep temsilcisi, ligde 10.
sırada yer alıyor.
Ligde en son 1-0 kazandığı Akhisar
Belediyespor maçında Muhammet Demir'in
ayağından gol sevinci yaşayan Güneydoğu
temsilcisi, sonraki haftalarda sırasıyla Torku
Konyaspor (2-0), Galatasaray (1-0),
Gençlerbirliği (2-0) ve Beşiktaş (1-0) karşısında
mağlup oldu.
Bu sürede kalesinde 6 gol gören kırmızısiyahlı ekip, buna karşın rakip fileleri havalandıramadı. Söz konusu maçlarda sakatlığı nedeniyle golcüsü Muhammet Demir'den yoksun
kadro kuran Güneydoğu temsilci, Demir'in
forma giydiği ilk maçta (Çaykur Rizespor) galibiyeti göğüsledi. Mustafa Durak'ın attığı golün
asistini yapan futbolcu, bu sayede 2014-2015
sezonun ilk kez gol pası vermiş oldu.
Kırmızı-siyahlı ekipte en golcü isim ise
Muhammet Demir oldu.
Rakip fileleri 5 kez havalandıran "gol silahını" 3 golle Chibuke, 2 golle Oğulcan ve Chico,
birer golle de Erdem Şen ve Mustafa Durak
takip etti. (AA)
sezon ligi 53 puanla 5. sırada
tamamlayarak UEFA Avrupa
Ligi'ne katılmaya hak kazanmasına rağmen "futbolda şike davası" nedeniyle Avrupa kupalarında
mücadele edememesine ilişkin,
"Sivasspor'a gelişimden önce
olan bazı problemlerin sonucunda yaşanan durumdu. Bu anlamda bir şey söylememem daha
doğru olur. Ekibimizle, oyuncularımızla, takımımızla güzel bir iş
başardık ve güzel bir şeyi hak
ettik. Belki de bunu kimse beklemiyordu" şeklinde konuştu.
Fırsat buldukça Sivas'a geleceğini belirten Carlos, "Çünkü
Sivas'ta çok güzel 1,5 sene ve
çok güzel birliktelikler yaşadım.
Sivasspor, her zaman kalbimde
olacak ve aklımda çok iyi şekilde
hatırlanacak" dedi.
Bu arada, Brezilyalı teknik
adamın akşam saatlerinde kentten ayrılması bekleniyor.
Spor Toto Süper Lig'de bu
sezon geride kalan haftalarda
istediği sonuçları alamayan
Sivasspor'da, teknik direktör
Roberto Carlos, iç sahada
İstanbul Başakşehir karşısında
alınan 2-0'lık mağlubiyet sonrası
dün sabah istifa etmişti.
(AA)
Cavcav'dan "şampiyonluk" iddiası
Gençlerbirliği Kulübü Başkanı İlhan Cavcav, "Mali kriterler uygulandığı zaman
Gençlerbirliği şampiyon oluyor mu olmuyor mu herkes görecektir" dedi.
ANKARA - Cavcav, UEFA
Finansal Kontrol Kurulu'nun
(CFCB), CAS'ın 2012 yılında
Bursaspor ile ilgili ertelenen kararının yürürlüğe girmesi ve kulübe 1
yıl Avrupa kupalarından men cezasının uygulanmasına ilişkin AA
muhabirine yaptığı açıklamada,
Bursaspor'a geçmiş olsun dileklerini ileterek, "Bildiğim kadarıyla neticelenmiş bir süreç değil. Gerekli itirazları yapacaklardır, umarım
Bursaspor lehine sonuçlanır" diye
konuştu.
Spor Toto Süper Lig takımlarından "gerek Galatasaray, gerek
Trabzonspor ve gerekse de diğer
kulüplerin mali durumlarının pek
parlak" olmadığını belirten Cavcav,
"Bunu hepimiz biliyoruz, kimsenin
saklamasına gerek yok.
Bursaspor'un yaşadığı diğer kulüpler için bir alarm zili olmalı" ifadesini kullandı.
Türk kulüplerinden bazıları için
artık cezadan kurtuluş yolu kaldığını sanmadığını savunan Cavcav, şu
değerlendirmeyi yaptı:
"Sanmıyorum ki bunların artık
bir kısmı için cezadan kurtuluş yolu
kalmış olsun, uzattıkları ayaklarını
örtecek bir yorgan bulunsun. Artık
bu arkadaşların borcu harcı yorgana falan sığmaz. Benim bu süreçten tek umudum, bu kulüplerimiz,
borç nedeniyle transfer yapamaya-
cak ve yüzlerini Gençlerbirliği'ne
dönerek bizi örnek almaya başlayacak."
İlhan Cavcav, mali kriterler söz
konusu olduğunda son 20 yılın da
liderinin "kesinlikle" Gençlerbirliği
olacağını iddia etti.
"Mali kriterler uygulandığı
zaman Gençlerbirliği şampiyon
oluyor mu olmuyor mu herkes
görecektir" diyen Cavcav, sözlerine
şöyle devam etti:
"Rekabetteki eşitsizliği yaratan
Türkiye'de futbol ekonomisinin herhangi bir kritere tabi olmamasıdır.
Parası olmasa da borcu da bulunmayan kulüplerimiz de var. Onları
da takdir etmek lazım. Ancak bu
konuya doğru yaklaşılmazsa bütün
kulüplerimiz cezayla karşı karşıya
kalacaktır. Ayağımızı yorganımıza
göre uzatmaya ve bu konuda
Türkiye'ye örnek olmaya devam
edeceğiz."
"Bizim paramız var, herkesin
ağzına sakız olmuş" diyen İlhan
Cavcav, oysa paralarının İstanbul
kulüplerinin iki transferine denk
geldiğini söyledi.
(AA)
Hollanda'da ilk
yarının en iyi
hakemi Türk
LAHEY - Hollanda Birinci Futbol Ligi'nde
(Eredivisie) sezonun ilk yarısının en iyi hakemi
seçilen Serdar Gözübüyük, bu başarısının mutluluk ve gurur verici olduğunu söyledi.
Gözübüyük, AA muhabirine yaptığı açıklamada, önünde büyük hedefler olduğunu belirterek, "En önemli hedefim, ileride Türkiye'de futbol yorumculuğu yapmak" dedi.
Eredivisie'de görev yapan en genç hakem
olduğuna dikkati çeken 29 yaşındaki
Gözübüyük, uluslararası düzeyde daha çok
maç yönetmek istediğini de ifade etti.
FIFA kokartı aldığı 2011 yılından bu yana
uluslararası maçlar yönetmeye başladığını söyleyen Gözübüyük, "Hollanda'da elde ettiğim
başarının temelinde disiplinli bir şekilde çok
çalışma yatıyor bana göre. Mesleğimi seviyorum, işinizi titiz yapınca başarı kendiliğinden
geliyor. Ben aynı zamanda FIFA kokartına
sahip en genç hakemim. Başarılarımı Hollanda
dışına da taşımak istiyorum.” (AA)
15
SPOR
24 Aralık 2014 Çarşamba
Kadın futbol takımından “gol sağanağı”
Türkiye Kadınlar Futbol 3. Ligi 6.
Grup ekiplerinden Osmaniye
temsilcisi Yahya Mazlum Halk
Eğitim Merkezi Spor, ligin ilk
yarısında oynadığı 6 maçta rakip
fileleri 62 kez havalandırırken
kalesinde gol görmedi.
Oklar
2015'te Rio
için atılacak
ANKARA - Okçuluk Federasyonu Başkanı
Abdullah Topaloğlu, başarılı bir yıl geçirdiklerini
belirterek, "Gelecek yıl en önemli hedefimiz, erkek
ve bayanlarda takım halinde 2016 Rio
Olimpiyatları'na kota almak olacak" dedi.
Topaloğlu, AA muhabirine yaptığı açıklamada,
2014 yılında gerek sportif başarı anlamında
gerekse de okçuluğun Türkiye'deki gelişimi
bakımından gerçekleştirilen çalışmaların neticeye
ulaştığını söyledi. Slovenya'nın Ljubliyana
kentinde 19-24 Mayıs tarihlerinde düzenlenen
Gençler Avrupa Şampiyonası'nda 10 madalya
kazandıklarını dile getiren Topaloğlu, ileriye dönük
önemli başarıların ipuçlarını aldıklarını vurguladı.
Topaloğlu, Dünya Kupası 4. Ayak Yarışları'nda
Ecem Cansu Coşkun'un altın madalya kazandığına dikkati çekerek, milli okçunun Türkiye'ye
büyük bir gurur yaşattığını ifade etti.
Bunların yanı sıra birçok yarışmalarda milli
okçuların derece elde ettiğine işaret eden
Topaloğlu, şöyle devam etti: "Yapılan birçok
ulusal yarışmalarla da yeni sporcular kazanılmaya
çalışılmış ve bu okçularımızın teknik gelişimleri
takip edilmiştir. Diğer taraftan milli takımlarımızın
2016 Rio Olimpiyatları'na yönelik hazırlık çalışmalarına ağırlık verilmiştir. Kamplara alınan
sporcularımız, Rio'ya kota veren Büyükler Açık
Hava Dünya Şampiyonası'na hazırlanmaktadır.
Milli takımımız son olarak Güney Kore'nin
başkenti Seul'e kamp çalışmaları için gönderilmiş
ve 19 Kasım-3 Aralık tarihlerinde burada Güney
Koreli antrenörlerin nezaretinde 2015
Temmuz'daki şampiyonanın hazırlıklarını sürdürmüştür." Topaloğlu, 2015 yılında tamamen
olimpiyatlara odaklanacaklarının altını çizerek, "En
önemli hedefimiz, erkek ve bayanlarda takım
halinde 2016 Rio Olimpiyatları'na kota almak olacak. Bunun için gerekli puanları toplamak istiyoruz. Umarım, hedeflerimize ulaşırız" diye konuştu. Gelecek yıl gerçekleştirmeyi planladıkları diğer
önemli projeleri de anlatan Topaloğlu, sözlerini
şöyle tamamladı: "Okçuluğun tanıtımı ve yeni
sporcuların yetiştirilmesi çalışmaları devam edecek. Özellikle Ankara ve İstanbul'da yeni okçuluk
sahaları yapılması konusunda girişimlerde
bulunulacak. Federasyonumuzun stratejik plan
çalışmaları, kurumsallaşma adına 2015 yılının bir
diğer önemli hedefi olacak. Ayrıca 2020 Tokyo
Olimpiyatları'na sporcu yetiştirmek için de Spor
Genel Müdürlüğü ile çalışmalar yürütülecek."
(AA)
Binicilikte 2014,
"ilkler"in yılı oldu
ANKARA - Binicilik Federasyonu Başkanı Tunç
Çapa, oldukça yoğun bir yılı geride bıraktıklarını ve
çalışmalarının meyvelerini toplamaya başladıklarını
söyledi. Çapa, AA muhabirine yaptığı açıklamada,
Türk biniciliği olarak Avrupa'da kendilerine bir yer
edinme konusunda istikrarlı bir şekilde ilerlediklerini
belirterek, "Bu yıl bizim için 'ilkler'in yılı oldu. Türk binicilik tarihi açısından çok parlak bir yıl geçirdik" dedi.
Polonya'nın Sopot kentinde haziran ayında düzenlenen Furusiyya FEI Milletler Kupası'nda altın madalya
kazanan Türk Milli Takımı'nın bir ilke imza attığını
kaydeden Çapa, "Kupada, Almanya, Belçika, İtalya,
İsveç, Norveç, Polonya, Finlandiya, Danimarka ve
Macaristan gibi Avrupa'nın en iyi 13 ekibiyle yarıştık.
Takımımız gösterdiği üstün performansın ardından 12
ceza puanı ile birinci sırada yer aldı. Bu tarihimizde ilk
kez oldu" diye konuştu. (AA)
OSMANİYE - İlk yarısı tamamlanan ligde, 18
puanla lider durumdaki Osmaniye ekibi, sezonun ilk
maçında sahasında Akdeniz Demirspor'u 3-0 yendi.
İkinci haftayı dinlenerek geçiren takım, üçüncü hafta
Karataşspor'u deplasmanda 4-0, dördüncü hafta
konuk ettiği Hatay Dumlupınar'ı 16-0 mağlup etmeyi
başardı. Adanagücü'nü de 13-0'lık skorla geçen
ekip, sahasında Sümerspor'u 8-0 yendi. Ligin ilk
yarısının son maçında, Hatay deplasmanında Tavla
Gençlikspor'u 18-0 yenen Yahya Mazlum Halk
Eğitim Merkezi Spor, 6 maçta gol yemeden meşin
yuvarları 62 kez rakip kaleye gönderdi.
Antrenör Veysel Karaca, AA muhabirine, takımın
ligde başarıyla mücadele ettiğini söyledi.
Ligin ilk yarısında 6 maçta 62 gol atan sporcularıyla gurur duyduğunu aktaran Karaca,
"Maçlarımızda gol yemeden farklı skor elde etmemiz, sporcularımın moralini yüksek tutuyor. İnşallah
bu başarımızı sezon sonuna kadar sürdürüp, şampiyon oluruz.” (AA)
Fırtına başkaları için
kriz, onlar için fırsat
Marmaris'te
lodosun çıkmasını
bekleyen
adrenalin
tutkunu sörfçüler, denizin
üstünde rüzgarla adeta
dans ediyor.
MUĞLA - Marmaris'te
lodosun çıkmasını bekleyen
adrenalin tutkunu sörfçüler,
denizin üstünde rüzgarla
adeta dans ediyor.
Gökova Körfezi'nde her
yıl binlerce yerli ve
yabancının yaptığı rüzgar
sörfü heyecanı, yaklaşık 30
kilometre ilerideki
Marmaris'e de sıçradı.
Turistik ilçede kış
aylarındaki yağışlı ve fırtınalı havalarda insanlar
genelde evlerine
kapanırken, bazıları ise
olumsuz havayı adeta dört
gözle bekliyor. Rüzgarın
çıktığı gören çok sayıdaki
heyecan tutkunu, sahile
giderek dalgaların arasında
rüzgar ve uçurtma sörfü
yapıyor.
Son yıllarda sayıları arttığı göze çarpan sörfçülerin
rengarenk uçurtmaları, renkli görüntüler oluşturuyor.
Meraklı birçok kişi de
sahilde durarak uçurtmaların süzülmesini ve ona
bağlı olan sörfçünün deniz
üstünde uçmasını ilgiyle
izliyor.
Marmaris Körfezi'nde bu
sporu hem yapıp hem de
öğreten profesyonel doğa
sporları eğitmeni Umut
Gökovalı, AA muhabirine
yaptığı açıklamada, ilçede
düzenli olarak sörf yapan
kişi sayısının kısa sürede
10'a ulaştığını söyledi.
Özellikle Gökova'nın rüzgar ve doğal şartlar
bakımından sörf için
dünyadaki en uygun yerlerden birisi olduğuna işaret
eden Gökovalı, burada
günde çoğu yabancı yaklaşık 100 kişinin sörf yaptığını kaydetti.
Gökova'da nisandan
ekim ayının ortalarına kadar
yoğun bir şekilde sörf yap-
tıklarını belirten Gökovalı,
"Marmaris'te ise haftada bir
kez uygun hava koşulları
olduğunda sörf yapıyoruz.
Marmaris'te sörf yapabilmek için güney yönünden
esen lodos olmalı. Hava
durumunu sürekli kontrol
edip, dört gözle rüzgarın
çıkmasını bekliyoruz. Uygun
rüzgar oluştuğunda sahile
koşuyoruz" dedi.
Sörfün tahmin edilenin
aksine çok pahalı bir spor
olmadığını vurgulayan
Gökovalı, ücreti bin ila bin
200 lira arasında değişen 9
saatlik dersin ardından
önemli bir sağlık sorunu
bulunmayan herkesin sörf
yapabileceğini dile getirdi.
Gökovalı, "Ekipmanları ise
bir kere satın alıyorsunuz ve
uzun süre kullanıyorsunuz.
İsterseniz kiralama imkanları da var" diye konuştu.
(AA)
Başarı için
gece gündüz
çalışıyorlar
ANKARA- Boks Federasyonu Başkanı
Eyüp Gözgeç, başarılı olabilmek için gece
gündüz çalıştıklarını belirterek, "2015 Bakü
Avrupa Oyunları ve 2016 Rio
Olimpiyatları'na yaklaşırken 2014 yılında alınan 17 altın, 15 gümüş ve 46 bronz
madalya umut veriyor" dedi.
Gözgeç, AA muhabirine yaptığı açıklamada, hedeflerinin boksu zirveye taşımak
olduğunu vurgulayarak, "Şanlı bayrağımızı
göndere çekmek ve İstiklal Marşımızı okutmak, bizim aldığımız en büyük madalyadır.
Federasyon çalışanları, antrenörler ve
sporcular olarak tek bir ilkemiz vardır, o da
Türk boksunu zirveye taşımak" diye konuştu. İlk olarak 2010 yılında Uluslararası Boks
Birliği (AIBA) Yönetim Kurulu'na seçilen
Eyüp Gözgeç, bu sene de görevini
sürdürdüğünün altını çizerek, "Kasım ayında
Kore'nin Jeju adasında düzenlenen Dünya
Bayanlar Boks Şampiyonası ile AIBA
Yönetim Kurulu seçimleri aynı anda yapıldı.
AIBA yönetimi için yapılan seçimleri yine
kazandık. Boksörlerimiz ringde mücadele
ederken, bizler de onların haklarını savunmak ve aynı zamanda uluslararası alanlarda
da söz sahibi olmak adına büyük bir başarı
sağladık. Bayan boksörlerimizin aldığı 3
madalya da sevincimizi ikiye katladı"
ifadelerini kullandı.
Federasyon başkanı Eyüp Gözgeç,
kendilerine ayrılan ödeneği en doğru şekilde
ve kuruşu kuruşuna hesaplayarak boks için
harcadıklarını belirtti.
Sporcuların ihtiyaçlarını karşılamak adına
ve ödeneği gereksiz hiçbir şeye kullanmamak için ince eleyip sık dokuduklarına
dikkati çekerek, "En ufak ayrıntısına kadar
hesap yapıyoruz" dedi.
Başarılı geçen 2014 yılının ardından hep
daha ileriyi hedeflediklerini kaydeden
Gözgeç, "Azerbaycan'ın başkenti Bakü'de
yapılacak 2015 Avrupa Oyunları'nda
madalyalar kazandıktan sonra, Rio'da
düzenlenecek 2016 Olimpiyat Oyunları'nda
madalya alıp emeğimizi taçlandırmak istiyoruz" diye konuştu. (AA)
24 Aralık 2014 Çarşamba
İran'ın kuzeydoğusunda yer alan Horasan-ı
Rezevi eyaletinden çıkartılan "Sabuni" adlı
yumuşak taştan üretilen taş tencereler, hem
geleneklerin yaşatılması hem de yemeklere
lezzet katması nedeniyle 3 bin yıldan bu yana
mutfaklarda yaşıyor.
İran’da 3 bin yıllık “taş tencere” geleneği yaşatılıyor
TAHRAN -Horasan-ı Rezevi eyaletinin
merkezi olan Meşhed kentindeki atölyeler, Kuh-u
Seng (Taş Dağ) denilen bölgesinde Sabuni
taşının yumuşaklığından faydalanarak, taş
tencere ve süs eşyaları üretmeye devam ediyor.
Zanaatkar Seyyid Ali Gıyasi AA muhabirine
yaptığı açıklamada taş tencerede yapılan
yemeklerin, gıdaların özelliklerini saklamasından
dolayı alternatif tıp ve sağlığına dikkat edenler
tarafından tercih edildiğini belirterek, 25 yıldır bu
işle meşgul olduğunu ve 15 yıldır da taş
tencereler üzerine desen çizdiğini belirtiliyor.
Gıyasi, taş tencerelerde pişen yemeklere
lezzet katması, olası demir eksikliğini belli
ölçüde gidermesi ve yakıt tasarrufu gibi nedenlerden dolayı eski çağlardan bu yana kullanıldığını söylüyor.
Sabuni taşının şekil alabilecek yumuşaklıkta
olduğunu belirten İranlı zanaatkar, madenden
çıkartılarak getirilen taşlardan, tencerenin yanı
sıra muhtelif şekiller verilerek süs eşyaları, tablolar, ve motifler yapıldığını ifade ediyor.
Gıyasi, taş tencerelerin, içinde pişen yemeklere lezzet katması, yemeklerde olası demir
eksikliğini belli ölçüde gidermesi ve yakıt tasarrufu gibi nedenlerden dolayı eski çağlardan bu
yana kullanıldığını belirterek, şunları belirtiyor:
"Taş tencereler özellikle sulu yemeklerin
yapımında kullanılır. Ateşe dayanıklı olduğu gibi
çok kısa sürede yemek kaynar ve yemek kısık
ateşte piştiği için de ayrı bir lezzeti olur. Tencere,
ısıyı muhafaza ettiği için ocaktan kaldırıldıktan
sonra bile yemek uzun süre kaynamaya devam
eder. Yemekten sonra temizlenmesi de çok
kolay ve oldukça az masraflıdır. Tencere taş
olduğundan dolayı taşın içindeki demir
madeninin yemeklere de doğrudan etkisi oluyor.
Taş tencerede yapılan yemeklerin demir eksikliğine iyi geldiğine dair bilimsel araştırmalar var"
Huzistan'dan gelen Fatıma Mahlukzade ise
taş tencerede pişen yemeklerin çok lezzetli
olduğunu hatırlatarak, Meşhed kentine her
geldiğinde bir tencere satın aldığını ve sulu
yemekleri taş tencere ile yaptığını anlatıyor.(AA)
Toprak damlı evlere
“ilginç koruma”
Doğu Anadolu Bölgesi'ndeki köylerde
yaşayan vatandaşlar, kış mevsiminde,
toprak damlı evlerinde yaşanacak su
sızıntılarına ilginç koruma yöntemleriyle çözüm buluyor
Türk mutfağı
Lübnan’da tanıtıldı
AMMAN- Ürdün'ün başkenti
Amman'da, "Türkiye Günleri" etkinlikleri
kapsamında Türk mutfağı tanıtıldı.
Yunus Emre Enstitüsü tarafından
Türk kültür ve sanatını tanıtmak amacıyla başkent Amman'da düzenlenen etkin-
likte Türk mutfağından örnekler sunuldu.
Uluslararası Türk Gastronomi
Dernekleri Platformu kurucusu Vasfi
Pakman, önderliğinde sunulan
Türkiye'nin farklı bölgelerinin mutfağına
ait yemekler, Ürdünlülere tanıtıldı.
BİTLİS- Doğu Anadolu
Bölgesi'ndeki köylerde
yaşayan vatandaşlar, kış
mevsiminde, toprak damlı
evlerinde yaşanacak su
sızıntılarına ilginç koruma
yöntemleriyle çözüm
buluyor
Doğu Anadou
Bölgesi'ndeki köylerde
bulunan toprak evlerin
damları, kış mevsiminde
naylonla kaplanıyor.
Kış mevsiminin çetin
geçtiği Doğu Anadolu
Bölgesi'nde, özellikle
köylerdeki toprak damlı
evlerde yaşayan vatandaşlar, evlerine su sızmasını
önlemek amacıyla ilginç
yöntemler geliştiriyor.
şişeleri naylonun uç kısımlarına bağlayarak damdan
aşağı sarkıtan köylüler,
damdaki belirli noktalara da
içerisinde kum bulunan
poşeter bırakıyor.
Köydeki hemen her evin
damından aşağı sarkıtılan
su dolu pet şişeler ve naylonla kaplı damdaki poşetlerin görüntüsü, köylüler
için ne kadar sıradan
gözükse de bu yöntemi ilk
kez gören yabancıların
ilgisini çekiyor.
Köylülerden Cafer
Özdemir, bölgede yoğun
kar yağışı nedeniyle kışların
çetin geçtiğini anımsatarak,
özellikle maddi durumu iyi
olmayan köylülerin kışın
Hizan ilçesine 50 kilometre uzaklıktaki Çatak
Değirmen köyünde yaşayan
vatandaşlar da kar kalınlığının yaklaşık 3 metreyi
bulduğu köyde, evlerinin
damını önce naylonla
kaplayıp ardından su dolu
pet şişe ve içerisinde kum
bulunan poşetlerle
muhafaza ediyor.
Sonbahar döneminde
tuzlu suyla ıslattıkları
damdaki toprağı, "tepan"
adını verdikleri aletle ezen
köylüler, bu işlemlerin
ardından evlerine su sızmasını önlemek için de
damı naylonla kaplıyor.
Naylonun rüzgardan
uçmasını engellemek
amacıyla da su dolu pet
evlerine su sızmasını önlemek için damları naylonla
kapladığını söyledi.
Sonbahar mevsiminde
tuzlu suyla yıkadıkları
toprağın sertleşmesini
sağladıktan sonra damı
naylonla kapladıklarını
anlatan Özdemir, "Naylonun
uçmaması için biz de
değişik bir yönteme başvuruyoruz. Su doldurduğumuz
pet şişeleri naylonun uç
kısmına bağlayıp, damdan
aşağı sarkıtıyoruz. Bu
durumda hem naylon zarar
görmüyor hem de naylonun
uçmasını engellemiş oluyoruz. İlginç bir görüntü
oluşturduğunu farkındayız
ama yapacağımız başka bir
şey yok" dedi. (AA)
Keçiören Belediyesi halk oyunları
ekibinin gösterisinin ardından katılımcılar, Türk mutfağının farklı lezzetlerini
tattı. Etkinliğe Ürdünlüler, diplomatik
misyon temsilcileri ve burada yaşayan
Türkler yoğun ilgi gösterdi. (AA)
Fındık tespihe dönüştü
GİRESUN- ATAKAN ÇITLAK Verimli olmadığı için çiftçiler tarafından
üretilmeyen "kargalak" cinsi fındıktan
yapılan tespih, vatandaşların beğenisini
topluyor.
Çikolata, mamul, kabuğundan
yakacak, zurufundan gübre
olarak birçok alanda kullanılan
fındık, tespih yapında da kullanıldı. Giresunlu tespih ustası
Halil Biçer, kabuğu sert ve boyutu diğer fındıklara göre büyük
olan kargalak cinsi fındıktan
tespih yaptı.
Biçer, AA muhabirine yaptığı
açıklamada, yaklaşık 8 yıl önce
merakla başladığı fındıktan
tespih yapma işini zamanla ilerleterek mesleğe dönüştürdüğünü
söyledi.
Gördüğü bir tespih fotoğrafından
ilham alarak fındıktan tespih yapmaya
başladığını anlatan Biçer, "Acaba
fındıktan da tespih yapılabilir mi diye
kendi kendime düşünmeye başladım.
Daha sonra Fındık Araştırma
İstasyonunda üretilen kargalak cinsi
fındıkları fark ettim. Yetkililerden fındıkları alarak tespih yapmaya karar
verdim" dedi.
Biçer, tespihlerin daha iyi ve göster-
işli olması için kargalak cinsi
fındıkları kullandığını belirterek,
şöyle konuştu:
"Bu cins fındıklar sadece
Giresun'da Fındık Araştırma
İstasyonununda üretiliyor. Fındık
çok verimli değil ancak kabuğu
sert ve dayanıklı. Tespih yapımı
için de çok uygun. Büyük olması
nedeniyle de tespihler iyi ve gösterişli
oluyor. Az miktarda kargalak cinsi
fındık bulabildiğim için yılda sadece
150-200 tespih yapabiliyorum.
Yılda en fazla 15 kilogram kadar
kargalak cinsi fındık bulabiliyorum. O nedenle taleplere
yetişemiyorum."
Tespihlerini ABD ve Avrupa
'daki birçok ülkeye gönderdiğini
dile getiren Biçer, "Tespihlerim
zaman içerisinde akrabalarım sayesinde
ABD ve Avrupa'ya
gitti. Giresun'a yurt
dışından gelen
gurbetçilerimiz ile
turistler, fındıktan
yaptığım tespihlere
büyük ilgi gösteriyor"
ifadesini kullandı.
Halil Biçer, 33'lük
olarak hazırladığı
tespihleri 5 liradan
satışa sunduğunu
kaydetti. (AA)
Download

HERKES İYİMSER - Yedigün Gazetesi