Fiyatı 25 Kr
www.yedigungazetesi.com
18 Aralık 2014 Perşembe
G20 Başkanı Türkiye’nin hedefi:
‘KAPSAYICI
BÜYÜME’
Türkiye Odalar
ve Borsalar
Birliği Başkanı
Rifat
Hisarcıklıoğlu,
ekonomide
dönüşüm programlarının
devam etmesi
gerektiğini
belirterek,
"2015 seçimleri
sonrasındaki
yol haritamızın
bu olduğuna
inanıyoruz"
dedi.
Hisarcıklıoğlu, Bilim, Sanayi ve
Teknoloji Bakanı Fikri Işık'ın da
katıldığı Sanayi Odası Başkanları
Konsey Toplantısı'nda, dünya
ekonomisinin çalkantılı bir döneme
girdiğini ve bu dönemde özel sektörü dinamik ülkelerin öne çıkacağını söyledi.
Güçlü sanayi altyapısının, küresel krizde Türkiye'nin en
büyük teminatı olduğunu belirten Hisarcıklıoğlu, "Ülkelerin
en büyük itici gücü, zenginliğin en büyük kaynağı, girişimcileridir, üreticileridir, sanayicileridir. Küresel çalkantılara ve
bölgemizdeki belirsizliklere, rağmen Türk sanayisi hem
dinamizmini, hem de direncini tüm dünyaya kanıtlamıştır. Bu
başarının arkasında ciddi emek var, birikim var, vizyon var"
diye konuştu. HABERİ 12. SAYFADA
B20’nin ilk toplantısı
Başbakan Yardımcısı Ali
Babacan, G20'nin iş
dünyası ayağı B20'nin
Türkiye'deki ilk toplantısına
katıldı. Babacan, B20
Türkiye Yürütme Kurulu
Başkanı ve TOBB Başkanı
Rifat Hisarcıklıoğlu ile basına kapalı gerçekleşen bir
oturum gerçekleştirdi.
B20 Türkiye Yürütme
Kurulu Başkanı ve Türkiye
Odalar ve Borsalar Birliği
Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu,
"G20 Türkiye dönem başkanlığı ana amacını 'Kapsayıcı ve
Sağlam Büyüme' yani
'Inclusive and Robust
Growth' olarak belirledi"
diye konuştu.
Pakistan’daki katliam için yas tuttuk
ACILARI ACIMIZ OLDU
Taliban'ın en kanlı saldırılarından
biri olarak gösterilen baskına
dünyadan tepkiler yağıyor. Pakistan’ın
Peşaver kentinde Taliban'ın üstlendiği
okul saldırısında 132'si öğrenci, 9'u
öğretmen olmak üzere 141 kişi öldü.
Türkiye ve dünyadan büyük tepki yükseldi. Pakistan'da ve Türkiye de
ulusal yas ilan edildi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, ABD
Başkanı Obama ve Almanya
Başbakanı Merkel saldırıyı şiddetle
kınadı. Başbakan Ahmet Davutoğlu,
Pakistan'da düzenlenen ve çok sayıda öğrencinin hayatına mal olan terör
saldırısı nedeniyle Pakistan Başbakanı
Navaz Şerif'i telefonla arayarak taziye
ve dayanışma dileklerini iletti. 12’DE
MACARİSYAN!
Macaristan'ın başkenti Budapeşte'de çok sayıda sivil toplum örgütü
birleşerek hükümet karşıtı protesto gösterisi düzenledi.
Jozsef Nador
Meydanı'nda çok sayıda sivil toplum örgütünün
birlikte hareket ederek
düzenlediği gösteriye
katılan binlerce kişi, 2015
yılı bütçe tasarısı, yolsuzluklar, emeklilik yasası,
eğitim sorunları ve sosyal
adaletsizliği protesto etti.
HEDEF HERKESİ
Protestoculardan Anna
Gacs, eylemde yaptığı
konuşmada, "Macar
halkının çıkarları için
buradayız. Şimdi birlikte
hareket ederek haklarımızı
korumak ve sosyal
adaletsizlikleri reddetmek
için çok çalışmaya ihtiyacımız var. Mevcut
hükümet seçimler öncesi
verdiği sözleri yerine
getirmedi. Bu hükümet
istifa edene kadar eylemlerimiz sürecektir" dedi.
KATLETMEKTİ!
Pakistan Ordu Sözcüsü Tümgeneral Asif Selim Bacva,
Peşaver'deki bir askeri okula düzenlenen ve 141 kişinin hayatını kaybettiği saldırıda teröristlerin hedefinin, en fazla sayıda
öğrenciyi öldürmek olduğunu söyledi. Tümgeneral Bacva,
Peşaver kentindeki kolordu karargahında yaptığı basın toplantısında, "Teröristler okula girdikten sonra auditoryumda yapılan töreni
hedef alarak rastgele ateş ettiler. 132 öğrenci ve 9 öğretmen
olmak üzere toplam 141 kişi hayatını kaybetti, 7 komando ve 121
kişi yaralandı. Teröristlerin hedefi en yüksek sayıda öğrenci
öldürmekti, rehin almak değil. Hiç bir talepte bulunmadılar" dedi.
Hamas çözümü
TÜRKİYE’DE
arıyor
DÜN YAS VARDI siyasette
Filistin'in İslami direniş
Hayrettin İvgin
Kültürel Boyut
8. Sayfada
hareketi Hamas, İsrail
işgalinin sonlanması için
Filistin yönetiminin Birleşmiş
Milletler Güvenlik Konseyi'ne
(BMGK) gitmesini desteklediklerini, ancak bu adımın
ulusal uzlaşı çerçevesinde
olması gerektiğini belirtti.
HABERİ 12. SAYFADA
Fehmi Koru
Süreçleri
berbat etmede
üzerimize yok
3. Sayfada
Prof.Dr. Nurullah Çetin
Türkçe Bakış
9. Sayfada
M.Nuri Parmaksız
Hayata ve
Aşka dair
8. Sayfada
www.
gazetesi.com.tr
gazetemizi bu adresten
takip edebilirsiniz
’ü
’dan
takip edebilirsiniz
Gazetemizi
https://www.
.com/YediGün-Gazetesi
Gazetemizi
https://www.
/yedigun.gazetesi
Konya-İstanbul
ulaşımı hızlandı
Konya-İstanbul Yüksek Hızlı Tren hattı,
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan
ve Başbakan Ahmet Davutoğlu'nun da
katıldığı törenle seferlerine başladı. 12’DE
2
SINEMA
TV / MAGAZIN
18 Aralık 2014 Perşembe
Gözünü kaybettiği çayır, birincilik getirdi
Serhat Kalkınma Ajansı (SERKA) tarafından düzenlenen
Belgesel ve Kurmaca Kısa Film Yarışması'na katılan yönetmen Onur Demir, 7 yaşında geçirdiği kaza sonucu bir
gözünü kaybettiği çayırda çektiği belgeselle birinci oldu.
KARS - SERKA'dan yapılan
yazılı açıklamada, Pınar Şenel'in
başkanlığında, Cüneyt Cebenoyan
ve Enver Özüstün'den oluşan
jürinin, Kars, Ağrı, Ardahan ve
Iğdır'da çekilme şartı bulunan 11'i
belgesel 21 filmi değerlendirdiği
belirtildi.
Jürinin, belgesel dalında yönetmen Onur Demir'in Ardahan'ın
Göle ilçesinde çektiği "Çayır
Zamanı" belgeselini, sanayileşmeyle yok olmaya yüz tutmuş
bir üretim biçimini, insan-doğa
ilişkisini duyarlı bir dille ve iyi bir
sinematografiyle anlattığı için birinci seçtiği kaydedilen açıklamada, "Göle'nin Germicek mezrasındaki çayırlarda 7 yaşındayken
oyun sırasında geçirdiği kaza
sonucu sağ gözünü kaybeden ve
sol gözü de yüzde 20 görebilen
yönetmen Onur Demir, liseyi birincilikle bitirdi. Uludağ Üniversitesi
Rehberlik ve Psikolojik
Danışmanlık Bölümünü de birincilikle tamamlayan Demir, öğretmenlik yapmaya başladı. Gözünü
kaybettiği çayırlarda belgesel
çeken ve ailesinin yaşadığı zorlukları belgesele konu eden Demir,
belgesel dalında birincilik ödülüne
layık görüldü" denildi.
Belgesel dalında, yönetmen
Aziz Çapkurt'un Aras havzasında
çektiği "Aras'ın Kuşları" belgeselinin ikinci ve yönetmen İlknur
Yılmaz'ın Kars'ta çekimlerini yaptığı "Malakanlar" belgeselinin
üçüncü seçildiği ifade edilen açıklamada, şu ifadelere yer verildi:
(AA)
Google’den en çok Nejat İşler tıklandı
Google,
Türkiye'de ve
dünyada en
çok aranılan
kelimelerin ve
en son trendlerin yer aldığı
"2014 Arama
Trendleri" listesini açıkladı.
İSTANBUL - Google'den
yapılan açıklamaya göre, Yılın
Arama Trendleri 2014'ün
Türkiye'de farklı kategorilerden
oluşan trend listelerinde kişilerde
Nejat İşler, dizilerde Kiraz Mevsimi,
şarkılarda da İrem Derici'nin
seslendirdiği "Bu Şarkı Kalbimin
Tek Sahibine" isimli şarkı ilk sıralarda yer aldı.
Türkiye'de en çok aranan
sözcükler ise sırasıyla "Seçim
Sonuçları", "Dünya Kupası 2014"
ve "Soma" oldu. En çok aranan
filmler listesinde "Recep İvedik 4",
televizyon programlarında ise
"Arkadaşım Hoşgeldin" başı çekti.
Vizyona
yeni
girecek
filmler
"Kırımlı: Aşkta ve Savaşta", 2011
yılında hayatını kaybeden ve eserlerinin tamamında Kırım Tatar
kültürünü, Kırım Türklerinin
acılarını yansıtan Cengiz
Dağcı'nın 1956'de yayınlanan ilk
romanı "Korkunç Yıllar"dan yola
çıkılarak senaryolaştırıldı.
Yönetmen Burak Cem Arlıel
imzası taşıyan filmin
senaryosunu, Nil Ünsal ve Atilla
Ünsal kaleme aldı.
Murat Yıldırım, Selma Ergeç,
Bülent Alkış ile Gülçin
Santırcıoğlu'nun oynadığı filmde,
2. Dünya Savaşı sırasında Alman
esir kamplarında tutulan Tatar
esirlerin çektiği acılar ve yaşanan
insanlık dramı anlatılıyor.
05:58 İstiklal Marşı ve Günün
Program Akışı
06:00 Yamak Ahmet
06:40 1'de Sabah
09:10 Anma Klipleri
09:15 Avrupa Avrupa
11:10 İyi Fikir
13:05 Anma Klipleri
13:10 Elde Var Hayat
14:20 Anma Klipleri
14:20 Beni Böyle Sev
16:40 Anma Klipleri
16:45 Zengin Kız Fakir Oğlan
19:00 Ana Haber Bülteni
19:45 Spor
19:50 Hava Durumu
19:55 Yabancı
Sinema
22:30 Yerli Dizi
01:00 Sen Olsan Ne Yapardın?
01:40 Şimdi Onlar Düşünsün
03:15 Komiser Rex
04:00 İyi Fikir
07:00 Kahvaltı Haberleri
10:00 Müge Anlı İle Tatlı Sert
13:00 Kızlar ve Anneleri
15:00 Alemin Kıralı
16:00 Zahide ile Yetiş Hayata
18:45 Atv Ana Haber
20:00 Jurassic Park
23:10 Nihat Hatipoğlu
ile Dosta Doğru
01:10 Hayat Devam Ediyor
20:00 ARAMIZDA KALSIN
Bahattin Sırrını
Açıklıyor !
Evinin satışa çıktığını
öğrenen Bahattin kolları
sıvar. Hem evini geri
almaya çalışacak, hem
de uzun süredir sakladığı bu sırrı Hüsne'ye
açıklayacaktır. Aynı gün
Hüsne de 25. evlilik
yıldönümleri için bir
kutlama hazırlamaktadır.
Yadigar ve Civan kendi
özel tarifleri ile dürümpizza yapar. Yeni icadları hem onların hem de
ailenin hayatını
değiştirecek bir yolculuğun başlangıcı olacaktır.
En çok aranan kişiler listesinde
ilk sıradaki Nejat İşler'in ardından
sırasıyla Berkin Elvan ve
Ekmeleddin İhsanoğlu yer aldı.
Yemek tarifinde "mercimek köftesi", "nasıl yapılır?" sorgularında ise
"baklava nasıl yapılır?" liste başına
çıkarak Türk insanının yemek
konusuna olan ilgisini net şekilde
ortaya koydu.
Dünya listelerinde, geçen yıl
hayatını kaybeden ünlü aktör
"Robin Williams" en çok aranan
kişi olarak konumlanırken,
Türkiye'de olduğu gibi "Dünya
Kupası 2014" ve "ALS" hastalığı
da en çok aranan terimler oldu.
"Exodus: Tanrılar ve Krallar"
İngiliz aktör Christian Bale ile Ben
Kingsley, Sigourney Weaver, John
Turturro ve Aaron Paul'un oynadığı
"Exodus: Tanrılar ve Krallar"
filminin yönetmenliğini Ridley Scott
yaptı.
Hz. Musa'nın hayatının önemli
dönüm noktalarını konu edinen
filmde, Hz. Musa'yı Christian Bale
canlandırıyor.
Firavun Ramses'in şiddetinden kaçmak için Hz. Musa'ya güvenen 600
bin kişiyle Hz. Musa'nın bin bir türlü
engeli aşma çabalarını anlatan film;
firavun yönetiminin başına gelen
felaketler ve ordusunun denizde yok
olması olayına odaklanıyor.
08:45 2.SAYFA
10:40 DUDAKTAN KALBE
12:30 ERKAN AKKUŞ İLE
ÖĞLE HABERLERİ
12:50 DERYA'NIN DÜNYASI
KADIN PROGRAMI-CANLI
15:00 DUDAKTAN KALBE
16:40 DOLU DOLU
ANADOLU
17:40 GAGGUK
18:15EKİN OLCAYTO İLE
ANA HABER
19:30 SPOR BÜLTENİ
19:45 YABANCI
SİNEMA SINIR DEVRİYESİ
21:50 YABANCI
SİNEMA
23:40 SUÇ KRALLARI
(BREAKOUT KINGS)
00:30 YABANCI
SİNEMA
02:20 YABANCI
SİNEMA
03:45 GAGGUK
06:00 Benim Hala
Umudum Var
06:45 Aşkın Bedeli
07:30 Bugün
09:00 Beni Affet
10:00 Melek
11:45 Hayat Sevince Güzel
13:15 Aşkın Bedeli
14:45 Benim Kuaförüm
16:30 Beni Affet
18:30 Star Haber
19:15 Deniz Yıldızı
20:00 Aramızda Kalsın
22:00 Reaksiyon
19:45 SINIR DEVRİYESİ
Orjinal İsmi:The Shepherd
Yönetmen:Isaac Florentine
Oyuncular:Jean Caude Van
Damme, Gary Mcdonald, Stephen
Lord
Yapım Yılı:2008
Tür:Aksiyon/Macera
Özel bir Amerikan Kuvveti, ülkeye
35 milyon $ değerinde eroin sokmak için bir plan hazırlar, yollarına
çıkan tek kişi ise sınır polisi
Robideaux’dur (Jean-Claude Van
Damme). Sınırın her iki tarafında
hazır bekleyen intihar bombacıları,
sadist işkenceciler ve vatan haini
memurlara karşı Jack, bu karteli
yok etmek için tek başına dahi olsa
kimseye merhamet göstermeyecektir.
TİKAD’dan, Hülya
Avşar’a destek
İSTANBUL - Türkiye İş Kadınları Derneği
(TİKAD) Başkanı Nilüfer Bulut, CHP Genel
Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun derneğin kurucu üyesi Hülya Avşar'a yönelik sözlerini eleştirerek, "Bir sanatçıya, bir kadına, bir anneye
söylenmesini hiçbir kadın kuruluşunun kabul
edemeyeceği bu çirkin sözlerinden dolayı
Kılıçdaroğlu'nu şiddetle kınadığımızı ifade
etmek isteriz" değerlendirmesinde bulundu.
Bulut, yaptığı yazılı açıklamada, Hülya
Avşar'ın Türkiye'nin en başarılı sinema
sanatçıları arasında yer aldığını ve Türk sinema
sanatına kendi payına önemli katkılar sunduğunu bu ülkede yaşayan her sinemaseverin
takdir ettiğini belirtti.
Avşar'ın, iş kadını kimliğiyle genç girişimci
kadınlara, anne kimliğiyle birçok anneye rol
model olduğunu, onu 30 yıldır tanıyan Türkiye
halkının yakından bildiğini kaydeden Bulut,
"Bunları, Sayın Kılıçdaroğlu bilmiyorsa, bunu
kendilerinin ayıbı sayarız" ifadelerini kullandı.
Sanatçının, aynı zamanda yaşadığı ülkenin bir
ferdi, yurttaşı olduğunu, siyasi veya toplumsal
olaylara yaklaşımını tüm yurttaşlar gibi açıklama
ve bunları kendi perspektifinden değerlendirme
hakkı bulunduğunu kaydeden Bulut, bu hakkı
bir tür "mahalle baskısı"yla gasp etmenin kimsenin haddi olmadığını aktardı. (AA)
"Özgürlük Dansı"
Ken Loach'ın yönettiği
"Özgürlük Dansı"nın oyuncu kadrosunda Barry Ward,
Francis Magee, Aileen
Henry ile Simone Kirby
gibi isimler rol aldı.
Cannes Film Festivali'nde
"Altın Palmiye" adayı olan
filmde, Jimmy Gralton'un
gerçek yaşam hikayesinden
esinlenerek adalet ve özgürlük için sanata sarılan bir
aktivistin toplumun bakış
açısını değiştirme mücadelesi anlatılıyor.
06:15 Oynat Bakalım
07:15 Disney Çocuk Kuşağı
08:15 Magazin 8
08:45 Aramızda Kalmasın
12:00 Para Bende
13:30 Oynat Bakalım
15:15 Ver Fırına (Yeni Bölüm)
17:00 Çok Güzel Hareketler
18:30 Ütopya (Yeni Bölüm)
20:00 Kaçak Gelinler
23:15 Ütopya
00:30 Ver Fırına
01:45 Aramızda Kalmasın
04:00 Arda’nın Mutfağı
05:00 Para Bende
06:00 Geniş Aile
06:45 Günaydın
09:30 Alın Yazım
11:00 Aşk-ı Memnu
12:30 Gün Arası
13:00 Ben Bilmem Eşim Bilir
15:45 Evim Şahane
17:15 Arka Sokaklar
18:40 Baba Haber Bülteni
19:00 Ana Haber Bülteni
20:00 Kurtlar Vadisi Pusu
23:15 112 Acil
20:00 KURTLAR VADİSİ
Süha, Polat’a büyük sırrı
anlatmaya devam eder. Bu
kez harekete geçme zamanı
gelmiştir. Akif, banka soygununun arkasındaki olan
biteni öğrenmek için tüm
imkanlarını seferber eder.
Soygunun başrolünün işi
hala bitmemişe benziyor.
Pusat, zehir saçanlara cezasını vermek için tüm ekibini
toplar. Baltazar’la büyük
kapışma bir adım ötededir.
Peki kim kazanacak?
Fehmi, konseyi kurmaya
hazırlanırken etrafının kimlerle sarıldığının farkına
varmamışa benzer. Neyse ki
durumu fark edecek birisi
yanı başındadır.
18 Aralık 2014 Perşembe
Ukrayna
Parlamentosu
Milletvekili ve Kırım
Tatar Türklerinin lideri
Mustafa Abdülcemil
Kırımoğlu'na,
Çanakkale Onsekiz
Mart Üniversitesi
(ÇOMÜ) Senatosunca
fahri doktora unvanı
verildi.
Kırımoğlu'na, ÇOMÜ'den
fahri doktora ünvanı
Uyuşturucu satışında
"Hollanda modeli”nden
endişe ediliyor
İSTANBUL - Gönül Pervaneleri Derneği
Başkanı Hacı Çark, sentetik uyuşturucu
madde bağımlılığının günden güne arttığını
belirterek, "Bizler Türkiye'de de Hollanda
modelinin gündeme gelmesinden endişe
ediyoruz. Türkiye'de de yakında bazı milletvekilleri bizim meclisimizde 'satışı ve içimi
serbest olmalı' diyerek kanun tasarısı verirlerse hiç şaşırmam, siz de şaşırmayın" dedi.
Dernek tarafından Bahçelievler Kültür
Merkezi'nde düzenlenen Madde Bağımlılığı
ve Topluma Etkileri Paneli'nde konuşan
Çark, sentetik uyuşturucu kullanımının yaygınlaştığına dikkati çekerek, acil önlem çağrısı yaptı.
Bozulan aile yapısı ve toplumsal baskıların genç nüfusu özentilere yönelttiğini belirten Çark, son günlerde yaygınlaşan sentetik
esrarın terörden daha tehlikeli olduğunu söyledi.
Günümüzde Hollanda ve Uruguay gibi
bazı ülkelerde sentetik olmayan uyuşturucu
satışının yasallaştırıldığını hatırlatan Çark,
"Çok acıdır ki Hollanda gibi bazı ülkelerde
esrar satışının serbest olduğunu biliyoruz.
Orada bizim de 400 bin Türk gurbetçimiz
var. Hatta Amsterdam Belediyesi gelirini
artırmak için kendisi esrar üretimine girdi.
Amsterdam'da günlük kişi başı 5 gram esrar
satışı serbest. İnanabiliyor musunuz" ifadelerini kullandı.
Madde bağımlılığıyla kararlılıkla mücadele
edilememesi halinde toplum düzeni ve aile
yapısının sarsılacağına dikkati çeken Çark,
sentetik uyuşturucu kullanımının önünün
alınması için kararlı adımlar atılması gerektiğini söyledi. Çark, şunları kaydetti:
"Amerika'nın Colorado Eyaleti'nde 21
yaşını dolduranlara esrar satışı yasal.
Uruguay'da da yasallaştırdılar. Türkiye'ye
baktığımız zaman 76 milyonluk nüfusumuzun yüzde 41'ini çocuklar ve gençler oluşturuyor. Bizler Türkiye'de de Hollanda modelinin gündeme gelmesinden endişe ediyoruz.
Çünkü bu ülkelerde daha zararlı olan sentetik uyuşturucu türlerinin yaygınlaşmasını
önlemek için bunu yaptılar. Ehvenişer olanı
tercih ettiler bir noktada.
Türkiye'de de yakında bazı milletvekilleri
bizim meclisimizde 'satışı ve içimi serbest
olmalı' diyerek kanun tasarısı verirlerse hiç
şaşırmam, siz de şaşırmayın. Sebebi de şu,
bazı milletvekilleri bizden değil. Bu toplumun
değerlerine uzak, kendine has bir özgürlük
anlayışı olan, Avrupa'nın kokuşmuş ve temeli bulunmayan olmayan kültüründen hoşlanıyorlar."
Türkiye'deki bonzai haberlerinin artmasından duyulan endişenin ilgili tüm paydaşları seferberlik haline getirmesi gerektiğini
aktaran Çark, "Gençleri anlamaya çalışmazsak çözüm de üretemeyiz. Oturup sadece
birkaç kelime konuşup dağılırız" dedi.
Gençlerin sıkıntılarını anlamadan yasakçı
bir tutumla bağımlılıkla mücadele edilemeyeceğini dile getiren Çark, çözüm önerilerini
şöyle sıraladı:
"Gençlere en kolay sosyal medyadan
ulaşılır. Sosyal medyada etkin bir duyuru
mekanizması oluşturulmalı. Korkutan, tehdit
eden bir dilden ziyade sevgiyi önceleyen,
umut veren bir dil kullanılmalı. Bu noktada
babaların etkisine dikkat edilmeli, aile içi eğitim müessesesi canlandırılmalı.
Devlet erkanından ricam; burada taşın
altına elinizi koyun, bu işin dertlisi olun. Allah
muhafaza yoksa bu fırtına hepinizi, hepimizi
alır götürür. Hiçbirimiz evinde huzurla oturamayız. Bu işin şakası yok. Ertelenecek,
zamana bırakılacak bir tarafı da yok." (AA)
ÇANAKKALE - Çanakkale Valisi Ahmet
Çınar, ÇOMÜ İÇDAŞ Kongre Merkezi'nde
düzenlenen törende yaptığı konuşmada,
tarihte kahramanların boş yere kahraman,
kimsenin doğuştan kahraman, büyük olmadığını kaydetti.
Onları büyük kılanın, yaşadıkları hayat
içinde yaptığı işler olduğunu vurgulayan
Çınar, "Mustafa Aga" diye hitap ettiği
Kırımoğlu hakkında şunları söyledi:
"Bizim lise, üniversite çağlarımızda
Kırımoğlu, o zaman 'Mustafa Aga' demeyi
de bilmezdik, Mustafa Cemiloğlu derlerdi. Bir
masal kahramanı gibiydi. Bunu abartmıyorum. Hakikatten yaptıklarıyla masallardan
çıkmış, gelmiş bir dev gibiydi. Türkiye'de
kitaplara, şiirlere konu oldu. Onun adına
tiyatrolar yazıldı, oynandı. Daha ilginci oldu.
Kırımoğlu'nu 'şehit ettiler' diye Türkiye'de
gıyabi cenaze namazları kılındı. Hala o aramızda yanımızda ve dimdik. En zor zamanlarda hayatını her türlü tehlikeye atacak, milleti, vatanı için hakikatten yüzde 100'e yakın
ölüm riskini göze alarak milletinin önderliğini
yapmıştır. Bu yönüyle de büyük bir kahramandır, büyük bir insan halkalı savunucusudur."
Kırımoğlu ise Kırım Tatarları'nın tarihinin
facialarla dolu olduğunu belirterek, "20. yüzyılda en büyük facia 2. Dünya Savaşı sonrasındaki sürgün, soykırım oldu. O sürgün ve
soykırım esnasında Kırım Tatar halkı yüzde
46'sını kaybetti. Hayatta kalan insanlar da
hiçbir zaman eşit vatandaş olmadı" dedi.
Ailesinde 7 çocuk olduğunu aktaran
Kırımoğlu, "Anne ve babamız bizleri okutmak
için çok çaba sarf etti. Ailemizde hep çocuklar üniversite bitirdi. Bir tek bana kısmet
olmadı. Bana 'antikomünist' dediler, hapishaneye attılar. Diploma alsam ne olacak,
almasam ne olacak? Aslında bunun benim
için pek farkı yoktu. En çok isteğim şu diplomayı alıp, anne babama göstermekti ama
kısmet olmadı. Şimdi bugün Çanakkale
Onsekiz Mart Üniversitesinin fahri diplomasının bana verilmesinde aklıma ilk gelen şey
keşke anne ve babam hayatta olsaydı da
ben onlara bu diplomayı gösterebilseydim"
diye konuştu.
ÇOMÜ Rektörü Prof. Dr. Sedat Laçiner,
Türk dünyasının özlenilen vaziyette olmadığını bildirdi.
"Zaman zaman 'bu Arap'lar birlik olamıyorlar, hiçbir sorunlarını çözemiyorlar' şeklinde serzenişler duyarız ve üzülürüz" diyen
Laçiner, şunları kaydetti:
"Maalesef Türk dünyası da istediğimiz,
özlediğimiz vaziyette değildir. Baktığınız
zaman Kerkük'ün hali çok fazla cümle kurmayı gerektirmeyecek kadar insanın yüreğini
burkmakta. Suriye'de 1 milyonu aşkın
Türkmen'in durumunun konuşulduğunu dahi
görmüyorum. Bakıldığında Sincan bölgesine,
Türk dünyasının ana yurdu, ata yurdu,
Türkler en temel ibadetlerini dahi gerçekleştiremeyecek durumdalar. Ne yazık ki sadece
esaret altındaki ülkelerde değil, kendi yöneticileri altında da Türklerin vaziyetinde sorunlar var. Örneğin Özbekistan'a baktığım
zaman sanki işgal edilmiş bir ülke gibi. Yani
en temel insan haklarının çiğnendiği yerler
arasında Türk dünyasındaki bazı devletlerinin
adının geçiyor olması, en sert yönetimler
sıralanırken ilk beşte birkaç Türk devletinin
adının geçiyor olması ayrı bir üzüntü kaynağıdır."
Konuşmaların ardından, Kırımoğlu'na
cübbesini Rektör Laçiner giydirdi, "fahri doktora" beratını ise Vali Çınar verdi. (AA)
Geleneksel kıyafetleriyle
Ulucami'de bir Nijeryalı
BURSA - Türkiye'ye yıllar önce İmam
Hatip Lisesinde öğrenim görmek için gelen
ve eğitimini Uludağ Üniversitesi (UÜ) İlahiyat
Fakültesinde sürdüren Nijeryalı Muhammed
Munir Kebir, cuma namazları ile yetişebildiği
vakit namazlarını geleneksel kıyafetleriyle gittiği tarihi Ulucami'de kılıyor.
Göç İdaresi Genel Müdürlüğü görevlilerinin eğitim ve sosyal hayatında destek olduğu 24 yaşındaki Kebir, İmam Hatip Lisesinde
okumak için 7 yıl önce Kayseri'ye geldi. Bu
kentte 4 yıl kaldıktan sonra UÜ İlahiyat
Fakültesini kazanan Kebir, okulun son sınıfında öğrenimine devam ediyor.
Cuma namazlarını ve yetişebildiği vakit
namazlarını geleneksel kıyafetleriyle gittiği
tarihi Ulucami'de kılan Kebir, üşüdüğü için
kar yağışını sevmiyor ama Türkiye'yi çok
seviyor.
Fenerbahçe taraftarı olan Kebir, AA
muhabirine yaptığı açıklamada, Türkiye'de
yaşamaktan mutluluk duyduğunu dile getirdi.
Türkiye'de en sevmediği şeyin kar olduğunu
vurgulayan Kebir, "Türkiye güzel, memnunum ama en çok karı sevmiyorum çünkü çok
üşüyorum. Türkiye'ye okumak için yani ilk
önce Allah rızası için ilahiyat okumaya geldik. Daha çok ilim ve İslamiyeti öğrenmek,
İslam dinini yaşamak istiyorum" diye konuştu.
Türkiye'ye ilk geldiği zaman yaşadığı zorlukları da anlatan Kebir, şunları kaydetti:
"Aslında Nijerya ile Türkiye hemen hemen
şehir tipi olarak aynı. Türkiye'de daha uzun
binalar var. Bildiğiniz gibi Türkiye'ye yabancılar yeni yeni gelmeye başladı. İlk zamanlar
çok zorluk çektik. 2007-2008 zamanlarıydı.
İlk gelen yabancılar biziz. Sokaklarda gezerken bize bakıyorlardı, 'Şuna bak, kara' filan
diye bağırıyorlardı. Hatta bir gün metro istasyonuna girdim, bir çocuk annesinin kucağında annesine, 'anne bak boyanmış' dedi.
Annesi de 'hayır o Allah'ın takdiri' dedi.
Bunun gibi olaylarla karşılaştık."
Türkiye'ye yerleşmeyi şimdilik düşünmediğini anlatan Kebir, "Ama bakarız. Çünkü
ülkemize dönüp orada hizmet etmeyi düşünüyoruz, orayı düzeltmeyi, güzel hizmetler
sunmayı istiyoruz" ifadesini kullandı. Kebir,
önceden Türkiye'yi sadece Müslüman bir
ülke olarak bildiğini söyledi.
Türkiye'de zamanını arkadaşlarıyla futbol
oynayarak geçirdiğini belirten Kebir, "Yurtta
turnuvalar oluyor, arkadaşlarla futbol oynuyoruz. Geçen sene Bursa'da bir turnuvada
şampiyon olduk Afrika adına" dedi. (AA)
3
Fehmi KORU
[email protected]
[email protected]
yurt haberlerİ
Süreçleri berbat etmede
üzerimize yok
TÜRKİYE’de ara sıra başını uzatarak ‘’Ben buradayım’’
demesine alıştığımız bir “derin devlet” yapılanması yok
mudur? Geçmişte siyasi suikastlar düzenlemiş, toplumsal
hareket kışkırtıcılığı yapmış, bunlarla hararetlendirdiği ortamı
gerektiğinde demokrasiye müdahale amacıyla kullanmış bir
yapılanma?
Elbette vardır. Dün vardı, şimdi konjonktürel olarak sipere
yatsa da, fırsat bulsun yarın yine var olduğunu gösterecektir.
Var olanı yok etmeyi başaran bir ülke Türkiye. Başka ülkelerden uzun yıllar sonra hesaplaşmaya kalkıştı derin devlet
yapılanmasıyla ve eline yüzüne bulaştırdı. Neredeyse “suçüstü” yakalanmışlar bile ellerini kollarını sallayarak aramızda
dolaşıyorlar...
Neden oldu bu?
“Derin devlet” yapılanmasıyla hesaplaşma süreci başka
amaçlara alet edildiği, suçlular üzerinde yoğunlaşmak yerine
konuyla ilgisizler de işin içine katıldığı ve ölümün eşiğindeki
bir saygın profesörle başlayıp “derin devlet” konulu yayınları
da bulunan “gazeteciler” de derdest edildiği için...
Özellikle de “gazeteciler” tutuklandığından...
Süreci destekleyen yerli-yabancı kamuoyları yapılanla ilgili
kuşkular duymaya başladı; itibarlı yabancı örgütler devreye
girip uyarılarıyla kuşkuları büyüttü ve ülkenin bağırsaklarını
temizleme hamlesi başarısızlığa uğradı.
Başlangıçta şahsını teminat göstererek sürece destek veren
siyasiler, sürecin rayından çıkmasını da aynı şiddetle sahiplenme yanlışlığına düştüler.
Keşke uyarılara kulak verselerdi.
Verselerdi, hem ülkemiz demokrasisi daha güçlenir, hem de
süreci başka hesaplara alet etmeye kalkışanlar, elde ettikleri
güç yüzünden daha büyük tamahlara saplanmayacakları için,
bugün içine düşülen durumla da karşılaşılmazdı.
O zaman da, şimdi olduğu gibi, ’Bitaraf olan bertaraf olur’’
görüşü siyasilere hâkimdi.
Eskiler ‘’Kem âlât ile kemâlât olmaz’’ demişler. Anlamı şu:
Hayırlı bir işte başarılı olmak istiyorsan, o işi yerine getirirken kullandığın yöntemin de hayırlı olmasına dikkat edeceksin; mükemmeli isteyen onu gerçekleştirirken mükemmele
uygun davranmalı...
Yalapşap, günü kurtarmaya yarayacak ama uzun vadede
kaybettirme istidadını içinde barındıran uygulamalarla doğru
sonucun alındığı şimdiye kadar hiç görülmedi. Görülseydi,
“derin devlet” mekanizmasıyla mücadele sonuca ulaşırdı.
Hukuku, gözleri kapalı, yalnızca adalet dağıtmaya odaklı
bir melek olmaktan çıkarır, ona tarafsız görüntüsü altında tek
taraflı görevler yüklerseniz, gün gelir, o meleğin elindeki
kılıç size de saplanabilir.
Gördük, saplandı da...
Doğru olan davranış tarzı, eğer uygulama hukukun alanına
giriyorsa, onu dışarıdan etkilerle yönlendirmeye kalkışmamaktır. Bırakın hukuk, konuyla, bildiği kurallar içerisinde baş
etsin. Aksi halde, tarih içerisinde her durumda ‘’Adaletin kestiği parmak acımaz’’ diyebilmiş insanları adaletten soğutursunuz. Onu işlevselleştirerek...
Ne oldu “derin devlet” ile hesaplaşmaya? İyi başlayan bir
süreç, başka hesaplar araya sokulduğu için rayından çıktı ve
sonuca ulaşamadı. Unutmayalım ki, şimdi karşımızda bulunan süreç, o yanlışı yapan ve yaptıranları hedef alıyor ve
onlar galiba o süreçten kendilerine yarayan dersleri çıkarmışlar...
Yeni sürecin medya merkezli başlamasını sağlamak az
başarı değildir.
Ülkemizin “derin devlet” ile hesaplaşması zaafa uğradı,
ama bu, bağırsakları temizleme olarak bakılan sürecin hayli
ileri bir safhasında, işin içine “gazeteciler” sokulduğunda gerçekleşmişti.
Şimdi, daha işin başında, dışarıdan ve içeriden yoğun
biçimde tepki geliyorsa...
Oturup düşünün derim...
17 Aralık 2014/ HABER TÜRK
Hamsiden ümidini kesen
balıkçının yüzü istavritle güldü
ORDU - Ordu'da denize açılan balıkçıların yüzü istavritle güldü.
1 Eylül'de "Vira Bismillah" dedikten sonra Ordu'nun
çeşitli limanlarından gırgır tekneleriyle ava çıkan balıkçılar,
binlerce kasa istavritle döndü. Bir gecede tuttukları yaklaşık bin 500 ton istavritle limanlara dönen balıkçılar, bol
miktarda avladıkları istavritin mutluluğunu yaşadı.
Gülyalı Balıkçı Kooperatifi Başkanı Ertuğrul Gazi Gönül,
AA muhabirine, "denizin kuru fasulyesi" olarak bilinen
istavritin yeniden yüz güldürmeye başladığını söyledi.
Sezona palamut ve ardından istavrit avıyla başladıklarını
belirten Gönül, daha sonra yaklaşık 45 gün hamsi avının
gerçekleştiğini ifade etti.
Hamsinin Karadeniz'de azalmasıyla balıkçıların bir anlık
üzüntü yaşadığını dile getiren Gönül, yeniden bollaşan
istavritin yüz güldürmeye başladığını kaydetti.
Ordu açıklarında avlanan gırgır teknelerinin son birkaç
gündür binlerce kasa istavritle limanlara döndüğünü anlatan Gönül, "Bu durum hepimizi mutlu etti. Tam da hamsiden ümidimizi kestiğimiz anda bollaşan istavrit yüzümüzü
güldürdü. İstavrit bolluğunun aralık sonuna kadar süreceğini tahmin ediyoruz. Böyle giderse tezgahlardaki istavrit
fiyatı da düşecektir" dedi.
Balıkçı İlker Ergüney ise hamsinin Karadeniz'den çekilmeye başladığını söyledi. Hamsinin ardından Karadeniz'de
istavritin bol miktarda avlandığına dikkati çeken Ergüney,
"Hamsi tam bitti ve işlerimiz azaldı derken imdadımıza
istavrit yetişti. Bir gece bin 500 kasaya yakın istavrit avladık. Bu ayda bu miktar çok iyi. İstavrit herkesin yüzünü
güldürdü" diye konuştu. (AA)
4
ANKARA
18 Aralık 2014 Perşembe
Fazlı KILINÇ
[email protected]
İYİ NİYET YETMEZ İŞİN SONU ÖNEMLİ
2014’ün son Off-Road
yarışı Ankara’da yapıldı
Ankara Doğa Sporları Kulübü ve Off-Road Kulübü ANDOFF 2014 yarış
sezonunu Mebuskent’te düzenledikleri final yarışı ile tamamladı. Yunus
Ayhan- Bilal Karamemiş ikilisi Ankara Şampiyonu oldu.
SEMİHA ARKLAN2014 Ankara Mahalli Kupası 3. ve son
yarışı yine Mebuskent’te özel olarak hazırlanan etaplarda düzenlendi. Günlük-güneşlik
bahar tadında gerçekleşen yarışa 24 ekip
katıldı. Güzel havayı fırsat bilen Ankaralılar
yarış alanını doldururken, çeşitli aktiviteler ve
gösteri yapan davetli grup ve kulüpler yarışa
renk katarak konuklara güzel bir hafta sonu
yaşattılar.
S-1, S-2, S-3 ve S-4 sınıflarında 24 aracın
mücadele ettiği yarışta startı Yenimahalle
Belediye Başkan Vekili Mehmet Kartal ile
TOSFED-Türkiye Otomobil Sporları
Federasyonu Başkanı Metin Çeker birlikte
verdi. 4 tur 4 etap üzerinden koşulan yarışta,
sporcular 48 Km uzunluğundaki zorlu parkurda birbirleriyle kıyasıya mücadele ederken,
bazı yarış araçlarının takla atması seyirci
desteği ile düzeltilerek yarışa devam etmesi
seyirciye ayrı bir heyecan kattı. Yarış parkuru
Mebuskent yarışa yoğun ilgi nedeniyle akın
akın gelen Ankaralılarla doldu-taştı. Yarışı izlemek için yer bulamayanlar ise geri dönmek
zorunda kaldı. Alanda bulunan Ankara Model
Uçak Kulübü üyeleri model uçak ve
helikopterleriyle gösteri yaptılar. Atmaca Doğa
Sporları Kulübü sporcuları Mebuskent’in bloklarından iple sarkarak cesaretlerini gösterdiler.
ANKAVOS Fan Kulüp üyeleri Volkswagen oto-
mobilleriyle renk katarak “En güzel
Volkswagen”i seçtiler. Ankara Motorsiklet
Kulübü üyeleri de yarış boşluklarında izleyicilere motorcross show yaptılar. Şenlik
havasındaki yarışa Ankara Balık Adam
Kulübü, Ankara Bisikletliler Ortak Platformu
gibi katılarak destek verdi.
Tamamen bir dostluk ve dayanışma
örneğinin gerçekleştirildiği ANDOFF’un bu
birliktelik yarışında iki bayan yarışçı da yer
aldı. Trakya Off-Road Kulübü yarışçıları Hülya
Hızır ve Sema Koban co-pilot olarak yarışı
tamamladılar. 2014 Mebuskent Ankara 3. ve
son yarışında ilk üç sırayı 1. Yunus AyhanBilal Karamemiş, 2. Ahmet Ünlü-Ayhan
Yıldırım, 3. İsmail Ayhan- Cemal Akagündüz
aldılar. Bu son yarışla birlikte Yunus AyhanBilal Karamemiş ikilisi 2014 Andoff
Mebuskent Off-Road Şampiyonası’nı birincilikle tamamlayarak Ankara Şampiyonu oldu.
GENEL KLASMAN SONUÇLARI:
1- Yunus Ayhan- Bilal Karamemiş S-3 70 Puan
2-Ahmet Ünlü-Ayhan Yıldırım
S-3 54 Puan
3- İsmail Ayhan- Cemal Akagündüz S-3 52 Puan
4-Sinan Aydın-Adem Yazıcı
S-4 52 Puan
Yarışın baştan sona hazırlanmasında
deneyimi ile rol oynayan Ankara Doğa
Sporları ve Off-Road Kulübü Başkanı
Menopoz
okulu
mezun
verdi
HABER MERKEZİAltındağ Belediyesi ile Ankara Üniversitesi
tarafından açılan Menopoz Okulu, 50 mezun
daha verdi.
5 hafta boyunca eğitimlere aralıksız katılan
Altındağlı kadınlar, sertifikalarına ulaştı.
Karapürçek 2 Kadın Eğitim Kültür Merkezi’nde
düzenlenen sertifika törenine Ankara Üniversitesi
Ebelik Bölüm Başkan Yardımcıları Doç. Dr.
Serkan Yılmaz ve Yrd. Doç. Dr. İlknur Gönenç de
katıldı. Menopoz hakkında önemli bilgiler elde
eden Karapürçek 2 Kadın Eğitim Kültür Merkezi
üyeleri, eğitimlere büyük ilgi gösterdi.
Eğitimlerin ilk haftasında menopoz dönemi ve
menopoz yaşını etkileyen faktörler anlatıldı.
Menopozun evreleri ve özellikleri de ilk hafta
anlatılan bir başka konu olarak dikkat çekti.
Oldukça yoğun bir katılımın gerçekleştiği okulda,
menopozun belirtileri ortaya kondu. Altındağlı
kadınlar, menopoz döneminde sık görülen rahatsızlıklar ve bunlarla mücadele etme yöntemleri
hakkında bilgi sahibi oldu. Menopoz döneminde
koruyucu sağlık uygulamaları, takip ve tedavi
yöntemleri en fazla ilgi çeken konuların başında
geldi. Anlatılan bir diğer konu ise tarama testleri
ve kadınlarda görülen kanser türleri…
Bursa’ya Ç’engel attılar
HABER
MERKEZİÇankaya
Belediyesi’nin eğitilebilir zihinsel
engellilerin
sosyalleşmesi
amacıyla oluşturduğu Ç’engel Cafe çalışanları, Bursa’da tarihe
yolculuk yaptı.Ç’engelliler, Hacettepe Üniversitesi
Engelsiz Hacettepe Topluluğu ile birlikte düzenlenen gezide, tarihi dokusu nedeniyle sık sık dizi ve
film çekimlerine sahne olan Cumalıkızık’ta,
Osmanlı erken döneminin mimari örneklerini
görme fırsatı yakaladı. Tophane’de tarihi topların
yanı sıra 2. Abdülhamit döneminde törenle
hizmete sokulan saat kulesini dolaşan Ç’engel
Cafe, Sultan Mehmet Çelebi tarafından 1421
yılında yaptırılan Yeşil Türbe’yi, 6 asırlık ömre
sahip Ulu Çınar’ı, tarihi bilgiler alarak dolaştı.
Osman Gazi ve Orhan Gazi’nin türbelerinin
yanı sıra, Bursa Ulu Cami ve Yeşil Türbe’yi de
gezen Ç’engelliler, Reşat Oyal Kültür Parkı’nda
doğayla baş başa vakit geçirdi.
Muharrem Çelik, “bu piknik havası ile bize
destek vererek bir haftasonunu bizimle
geçiren tüm Ankaralılara ve konuklarımıza çok
teşekkür ediyoruz. Türkiye’nin genelinde
bulunan çeşitli kulüplerinden Ankara’ya
dostluk ve dayanışma için gelen off-road
kulübü sporcularına ve yöneticilerine de
teşekkürlerimizi sunuyoruz. Yarışımızın babmaşka bir festival havasına bürünmesine
neden olan Ankara’daki çeşitli hobi ve fan
kulüplere gösterdikleri örenk dayanışma
desteği için teşekkürler. 2014 Şampiyonlar
Gecesi’nde şampiyonlar kupalarını Akman
Rönesans Balo ve Yemek Salonu’nda alacaklar” dedi.
Yarışın ev sahibi Mebuskent Yönetim
Kurulu Başkanı Kürşat Ayhan, “Ankara’da
yepyeni bir anlayışla bir kent oluşturuyoruz.
Ankara’yı buraya taşıyarak önemli bir spor
etkinliğine destek veriyoruz. Bu yarışlarla
Ankaralı’yı da sporun içine çekmiş olmaktan
mutluyuz. Tüm Ankaralıları Mebuskent’e çay
içmeye bekliyoruz” dedi.
Bir şenlik havasında tamamlanan Ankara
Off-Road Kupası’nda Yarış Direktörü olarak
organizasyonda yarışın tamamının
aksamadan yürümesi için çaba harcayan
Cafer Sarıaltın ise, yarışın hem sunuculuğunu
üstlendi, hem de aksayan noktalara yetişerek
anında çözüm buldu.
Kişiye göre izafi olarak garip tezahürlere bürünen çevremizde sıklıkla duyduğumuz sözlerden biri de şudur;“iyi niyetli
ya, sen ona bak.”
İşi gücü fitne-fesattan başka bir şey olmayanlar hakkında
bile çoğu kez kullanılan bu tür sözlerin kötü bir amaca kurban
edilmesi kabullenilemez.
İyi niyetle başlanılan işlerin sonuç itibariyle bozgunculuğa
dönüşmesi
“iyi niyet”in neticesi sayılamaz. Fesada, isyana, bozgunculuğa yol veren iyi niyet “Essebebu kel fail” kaidesine göre
cevab-ı red görür.
Kâinatın gül goncası Hz. Peygamber Aleyhisselam
başlangıç aşamasında güzel niyetle işe başlamanın gereğine
şöyle işarette bulunmaktadır:
“İnneme’l-‘amâlu binniyyât”:Yani ameller niyetlere göre
değerlendirilir.
İnsan eylemlerine bir ölçü olması amacıyla yukarıdaki
hadisin yanlış anlaşılmasını önlemek için Hz. Peygamber
Aleyhisselam başka bir Hadisinde şöyle buyurmaktadır:
“İnneme’l-‘amâlu bi havâtîmiha”:Yani ameller sonuçlarına
göre değerlendirilir.” Kişinin sadece niyeti değil aynı zamanda
ulaştığı sonucu da doğru yolda oluşunu belirleyen önemli bir
sebeptir.
Bu iki nebevi ölçü birlikte düşünülerek neticeye Rıza-i
İlahi için adım atılmalıdır.
İyi ve halis niyet genelde ibadetler için ve Allah adına işlenen amellerin tabi olduğu bir ölçü olarak değerlendirilir.
Muamelat denilen sosyal ilişkilerde ve insanlık adına icra
edilen işlerde yapılanların sıhhatini ölçen mihenk taşı ise “elde
edilen sonuçlar” olarak kabul görmektedir.
Sonuç üretmeyen “fasit amellerin” ve sonuçsuz olmakla
birlikte fesada kapı açan “fasık amellerin” insanlığa verdiği
zarar dehşet boyutlarına varmaktadır.
Kur’anın Zirvesi olan Bakara suresinin 11. ve 12.
Ayetlerinin günümüz emarını çeken manevi görüntülemesiyle
Kur’an Vahyi’nin şu gerçeğini görmekteyiz:
“Kendilerine ülkede bozgunculuk çıkarmayın denildiği
zaman biz sadece düzeltiyoruz derler. Aslında onlar bozgunculuk yapanların ta kendileridir. Fakat bunun farkında bile
değiller.”
Yukarıdaki ayette geçen “ve lakin la-teş’urûn” ifadesi akli
melekeyi şu noktalara yoğunlaştırmaktadır:
Yaptıkları işin bozgunculuk olduğu.
Bu fesadı ve bozgunculuğu sözde düzeltme adı altında
yaptıkları.
Demogojik yöntemle “iyi niyet” söyleminin kötü sonuca
alet edildiği.
Müslüman görünümlü kâfir sayılan ve içleriyle dışları ayrı
olan münafık tabiatlı insanların asıl niyetlerini Yüce Allah
yukarıdaki ayetlerde deşifre etmektedir.
Tarih arşivlerinin kayıtları gösteriyor ki yaşadığımız
âlemde meydana gelen üzücü olaylar vahim bir neticeyi ortaya
koymaktadır. İyi niyetlerle başlanılan evlilikler, siyasi
faaliyetler, ticari ortalıklar, Kur’an hizmetleri ve bunun gibi
daha nice işlere iyi niyetle başlanılmış olsa bile “dünyevileşme
sendromu” neticesinde ihlâsın kaybolmasıyla varılan sonucun
çıkış noktasındaki safiyetten uzaklaştığı gözükmektedir.
Her hayırlı işimizde Kur’an yönteminin ve Nebevi düsturların başlangıç ve bitiş çizgisinin her aşamasında rehber
edinilmesini Yüce Allahtan temenni ederiz.
Tüm Sağlık-Sen’den
nöbet sistemine tepki
Tüm Sağlık-Sen Genel Başkanı Okay Erözgün (altta), aile hekimliği çalışanlarına, toplum sağlığı merkezleri ve acil servislerinde
nöbet sistemi uygulamasının uluslararası çalışma kanunlarına,
insan haklarına ve anayasaya aykırı olduğunu söyledi.
HABER MERKEZİTüm Sağlık-Sen Genel
Başkanı Okay Erözgün, yaptığı açıklamada, söz konusu
nöbet sistemi uygulamasının
uluslararası çalışma kanunlarına, insan haklarına ve
anayasaya aykırı olduğunu
söyledi.
Aile hekimlerine nöbet
uygulamasının, aile hekimliği
faaliyetlerinin ve hedeflerinin
amacına uygun olmadığını
ifade eden Erözgün, “Tüm
Sağlık-Sen olarak geçmişte
de kamuoyuna açıkladığımız
gibi, bu uygulamayı yanlış
buluyoruz. Aile hekimliği
sisteminin temel amacı
koruyucu sağlık hizmetlerini
yürütmektir. Ülkemizde,
şeker, yüksek tansiyon,
astım, obezite, kanser gibi
kronik hastalıkların toplumda
görülme sıklığı her geçen
gün artarken, birincil görevi
koruyucu ve önleyici sağlık
hizmeti sunmak olan ASM
çalışanlarının hastane acillerinde ve 112 istasyonlarında ayda en az sekiz saat
zorunlu nöbetle
görevlendirilmesi koruyucu
sağlık hizmetlerinin iyi
yönetilememesine neden
olacaktır” dedi.
Koruyucu sağlık hizmetlerinin geliştirilip yaygınlaştırılması ile sağlık harcamalarının azaltılmasında son
derece önemli olduğunu vurgulayan Erözgün, “acil
servislere başvuran hastaların neredeyse % 60 ‘ı kronik hastalıklar nedeniyle
başvurmaktadır. Bu nedenle
oluşan yük aile hekimlerine
toplulaştırıldığında ise
koruyucu sağlık hizmetleri
aksayacak, acil başvuru
yükü artacak ve sistem kısır
döngüye gidecektir.
Koruyucu sağlık hizmetlerini
üreten birinci basamak
sağlık çalışanlarının, koruyucu sağlık hizmetlerinden
çekerek acillerde yaşanan
sorunların çözülmesini beklemek mümkün değildir”
diye konuştu.
Erözgün, bu genelgeyle
bakanlık tarafından aile
hekimlerine ve aile sağlığı
çalışanlarına ek çalışma
süresi getirilmek istendiğini,
bu sürelerin uluslararası
çalışma kanunlarına, insan
haklarına ve anayasaya
aykırı olduğunu, ayrıca
yasanın iptali için
Anayasa
Mahkemesinde dava
açılmasına rağmen,
mahkeme kararı beklenmeksizin nöbet listelerinin bir çırpıda
hazırlanıp uygulamaya
konulmasının da kabul
edilemez bir durum
olduğunu savundu.
Erözgün; “aile
hekimliği ve koruyucu
sağlık hizmetleri
konusunda atılacak
her adımı destekleriz,
ancak aile hekimlerini
sorumluluk alanı dışında olan ve hizmeti
aksatacak olan bu
uygulamaya destek
vermemiz söz konusu
değildir”dedi.
Taşdelen: “Bize
üç yıl yeter”
Bölge toplantılarının yedincisinde konuşan
Çankaya Belediye Başkanı Alper Taşdelen,
“Çankaya'da başarılı ve örnek alınacak bir
belediye yaratmak için bize 3 yıl yeter” dedi.
HABER MERKEZİÇankaya Belediye Başkanı Alper Taşdelen, CHP
Çankaya ilçe Başkanı Mehmet Perçin ile birlikte düzenlenen, Çankaya Belediyesi Başkan Yardımcıları ve tüm
birim müdürlerinin hazır bulunduğu bölge toplantılarının
yedincisinde yaptığı konuşmada, "Belediye çalışmalarında iki rehberimiz var birisi bilim birisi de halktır."
dedi.
Yıldız ve Gaziosmanpaşa bölgelerinde yapılan
toplantıda, Alper Taşdelen "Geçtiğimiz 8 aya ciddi bir
kurumsallaşmayı ve çok sayıda önemli hizmeti sığdırdık.
Bunları yaparken belediyenin borç stokunu da 20 milyon Türk Lirası azalttık." değerlendirmesinde bulundu.
Çankaya'da genç, dinamik ve uzman bir ekip oluşturduklarını, belediyelerin genelde ilk üç yılında değil son
iki yılında yoğun çalıştığını belirten Taşdelen, "Biz öyle
yapmayacağız. Daha ilk 8 aylık dönemdeki pratiğimiz
bunun yeterli kanıtıdır. Seçimlerden bugüne 9 yeni park,
üç yeni gündüz bakımevi, bir yeni etüt merkezi ve üç
yeni Çankaya Evi hizmete açtık. Çankaya'ya özgü asfalt
kaldırımları pek çok bölgede yaygınlaştırdık. 70 bin ton
asfalt döktük." dedi.
Taşdelen, belediye olarak hizmetleri son iki yıla
bırakmayacaklarını ifade ederek, "Sizden beş değil, üç
yıl istiyoruz. Üç yıl sonra Çankaya'da başarılı ve örnek
bir belediyecilik yaratacağız" vaadinde bulundu.
Hizmet ve projelerini oluştururken bilimsel esasları
temel aldıklarını belirten Taşdelen, " Bizim hizmet
üretmede iki rehberimiz var: Birisi bilim, diğeri halktır."
ifadesini kullandı.
Seçim çalışmaları döneminden itibaren Çankaya'nın
ihtiyaçları doğrultusunda anketler yaptırdıklarını belirten
Taşdelen, “Hizmet ve çalışmalarımızı bu veriler ışığında
oluşturmaktayız.” dedi.
ANKARA
18 Aralık 2014 Perşembe
Ankara
Büyükşehir
Belediyesi
Çocuk
Meclisi’ne
girmeyi başaran
150 çocuk,
törenle
mazbatalarını
aldı.
Çocuk Meclisi’nde
MAZBATA SEVİNCİ
HABER MERKEZİBüyükşehir Belediyesi Çocuk
Meclisi Binası Toplantı Salonu’nda
gerçekleştirilen törene; seçim
sonucu Çocuk Meclisi’ne girmeye
hak kazanan 150 üye ve aileleri ile
Ankara Büyükşehir Belediyesi
Genel Sekreteri Asım Balcı ve
Sosyal Hizmetler Dairesi Başkanı
Adnan Şeker katıldı.
Büyükşehir Belediyesi Genel
Sekreteri Balcı, mazbatalarının
dağıtımı öncesi yaptığı konuşmada, Çocuk Meclisi’nin kurulduğu
günden bugüne kadarki faaliyetleri
ve yaptığı uygulamalarla güzel bir
demokrasi geleneği oluştur-
duğunu söyledi. Balcı, şöyle dedi:
“Biz çocuklara daima siz bizim
geleceğimizsiniz diyoruz. Ama
Büyükşehir Belediye Başkanı
Melih Gökçek gösterdi ki, çocuklar ayni zamanda bizim
bugünümüz de….
Bugünkü sorunlarımız hakkında da bize öneriler getiriyorlar ve
ışık tutuyorlar. Çocuk Meclisimiz
Ankara’da yaşayan çocukların
problemlerini, taleplerini özgürce
ifade etmeleri, yaşadıkları kent ile
ilgili görüş ve önerilerini dile
getirebilmeleri için önemli bir platform. Bu amaçla yola çıktı ve
bugüne kadar da çok başarılı
işlere imza attı.”
20. Dönem Büyükşehir
Belediyesi Çocuk Meclisi Başkanı
Aşyşe Dila Karakaya da konuşmasında şunları söyledi:
“Biz çocukların varlığını önemseyen, bizlerin söz sahibi olmasını
sağlayan ve bizlere bu meclisi
armağan eden saygıdeğer
belediye başkanımız sayın Melih
Gökçek başta olmak üzere emeği
geçen tüm büyüklerime çok
teşekkür ediyorum.”
Başkanlığına seçilmesi ile ilgili
olarak da Karakaya, duygularını
şöyle dile getirdi: “20. Dönem
başkanı seçilmiş olmanın haklı
gururunu taşıyorum ve görevimin
sorumluluğunun da farkındayım.
Bu onurlu görevi layık olduğu şekilde yerine getirmek için hepinize
söz veriyorum. Meclis
arkadaşlarımı ve tüm çocukları,
Çocuk haklarına daha fazla önem
verilmesi için el ele çalışmaya
davet ediyorum. Unutmayalım ki
iyi bir eğitim almaya, sağlıklı yaşamaya, renk, ırk, cinsiyet ayrımı
olmadan eşit olmaya, fikrimizi
rahatlıkla ifade etmeye, hayatımıza saygı gösterilmesine, spor
yapmaya, yaşamı sanat ve kültür
ile geliştirmeye, oyun oynamaya
hakkımız var.”
Tiryaki ile Taşdelen
sergi açılışına katıldı
HABER MERKEZİAltındağ Belediye Başkanı Veysel
Tiryaki Geleneksel Türk El Sanatları
Vakfı’nın (GESAV) 25’inci yıl kutlaması
kapsamındaki serginin açılışına katıldı.
Açılışta Çankaya Belediye Başkanı Alper
Taşdelen de yer aldı. Muhteşem çinilerin
öykülerini ustasından dinleyen Başkan
Tiryaki, çini eserlere büyük ilgi gösterdi.
“Gerçek Ankara'da, Kaleiçi'nde
sanata değer veren insanlar ve
sanatçılarla bir aradayız.” diyen Başkan
ESDER’in şube başkanları toplantısı yapıldı. Çalışma ve
Sosyal Güvenlik Eğitim ve Araştırma Merkezi’nde (ÇASGEM)
düzenlenen ve 2 gün süren toplantıya ESDER yönetim kurulu
üyeleri ile şube başkanları ve yardımcıları katıldı.
HABER MERKEZİAltındağ Belediye Başkanı Veysel Tiryaki, bu
hafta Yıldıztepe ve Ali Ersoy mahalle sakinleri ile bir
araya geldi. Başkan Veysel Tiryaki ve eşi Saadet
Tiryaki’nin ev sahipliğinde gerçekleşen programa
yaklaşık 450 kişi katıldı. Ulucanlar Yarı Açık
Cezaevi’ndeki buluşmaya Ankara İl Milli Eğitim
Müdürü Erol Bozkurt ve Altındağ İlçe Milli Eğitim
Müdür Vekili İlhan Eranıl da yer aldı.
Altındağ Belediye Başkanı Veysel Tiryaki, yaptığı
konuşmada ilçe genelinde başlattığı temizlik seferberliğinden bahsetti. Vatandaşların temizlik
konusunda daha hassas davranmaları gerektiğini
dile getiren Tiryaki, Altındağ’ı elele temizleyeceklerini vurguladı. Başkan Tiryaki, toplumun çevre bilinci
kazanması gerektiğinin altını çizerek “Kadın eğitim
kültür merkezlerinde ve gençlik merkezlerinde verilen seminerlerle temizlik konusunda büyük mesafe
kat ettik.” dedi. Altındağ Belediyesi’nin temizlikte bir
ilke imza attığını ifade eden Tiryaki sözlerini şöyle
sürdürdü:
“Türkiye’deki belediyeler arasında kendi çöpünü
kendi personelleriyle ve kendi araçlarıyla toplayan
tek kurum Altındağ Belediyesi’dir. Diğer yerel yönetimler bunun için özel firmalara çok ciddi paralar
ödüyor. Bizde böyle bir durum söz konusu değil. Bu
yüzden Türkiye’de borcu olmayan birkaç belediyeden biriyiz.”
Başkan Tiryaki, Altındağ’da çok hızlı bir değişim
yaşandığını ve ilçenin giderek daha modern bir hale
geldiğini belirtti. Altındağ’a yılda 15 bin konut
yapıldığını söyleyen Tiryaki, vatandaşlara daha
rahat yaşam alanları oluşturmak için gece gündüz
çalıştıklarını kaydetti. Başkan Tiryaki, yeşil alanlara
verdiği önem üzerinde de durdu.
HABER MERKEZİYenimahalle Belediyesi, İŞKUR’la yaptığı “İstihdamda
engel tanımıyoruz” konulu ortak çalışmayla iş arayan
engelli vatandaşları işverenlerle buluşturdu. Toplantıya
Belediye Başkan Vekili Mehmet Kartal, İŞKUR Ankara İl
Müdürü Talip Altuğ, Gören Kalpler Eğitim Derneği
Başkanı Erol Sayyıdan, engelli vatandaşlar ve işverenler
katıldı. İŞKUR’un iş ve meslek danışmanları aracılığıyla
Yenimahalle Belediyesi Dört Mevsim Tiyatro Salonu’nda
düzenlenen programa katılan çeşitli sektörlerden 19 işveren aradıkları vasıfları taşıyanları işe aldı.
Programda, işveren- engelli iş görüşmeleri
öncesinde, İş ve meslek danışmanı Ayten Bana tarafından “İş arama Becerileri” konulu bir seminer düzenlendi.
Seminerde engelli bireylerin iş konusunda nerelere nasıl
başvuru yapacaklarından, hazırlamaları gereken CV
örneğine, iş görüşmelerindeki kılık kıyafet seçiminden,
duruş, oturuş ve konuşma adabına kadar birçok konuda
ipuçları verildi.
“Gençliğin sorunlarını çözmek,
Türkiye’nin sorunlarını çözmektir”
ESDER, 2015 Yılı Planlama
Toplantısı’nı gerçekleştirdi
AYŞENUR GÜRERESDER Şubeleri 2015 Yılı
Planlama Toplantısı
gerçekleştirildi. Toplantının
ana gündeminde şu başlıklar ele alındı: “Şubeler
arasında işbirliğinin artırılması, yürütülen faaliyetler
konusunda birlikteliğin
sağlanması ve proje uygulamaları” 20 şube başkanı
2 gün süren program için
ÇASGEM sosyal tesislerinde bir araya geldi.
Toplantının ilk günü Esnaf
şurası, AVM yasası değerlendirilirken 2. Günde
Ankara Kalkınma Ajansı
Genel Sekreteri Arif Şayık
ve beraberindeki Program
Yönetimi Birim Başkanı
Süleyman İslamoğlu Şube
başkanlarına ajans destekleri hakkında sunum yaptı.
İnovasyon, Üniversiteler ile
işbirliği yapılmasının önemine dikkat çekildi. AB projeleri hazırlayan ve
derneğin faaliyetlerinde yer
alan proje yazarı Ahmet
Faik Bak, AB projeleri
hakkında bir sunum
gerçekleştirdi ve ardından
şube başkanlarının sorularını yanıtladı.
Toplantının ilk günü
açılış konuşmasını yapan
Genel Başkan Mahmut
Çelikus, şube başkanlarını
selamlıyarak toplantının
verimli bir şekilde geçmesi
Engelsiz istihdam
DSP Genel Başkan Yardımcısı Av. Onur İste:
Tiryaki, sanatın birleştirici gücü olduğunu
söyledi. Toplum huzurunun sanatla
sağlanabileceğini ve insanları yakınlaştıracağını kaydeden Tiryaki, “Sanat
aynı zamanda bir arada yaşama
kültürünü ve toplumsal huzuru da
getirdiği için desteklenmeli.” ifadelerini
kullandı.
Sergide, çini sanatçısı Turgut Tuna'nın
İznik çinilerinin günümüze kadar ulaşan
önemli örneklerinin benzerleri ve kendine
özgü çalışmaları yer aldı.
Pazar sohbetleri
tam gaz sürüyor
5
temennisinde bulundu.
Konuklara, Genel Başkan
Çelikus’un CNN Türk televizyonunda yayınlanan
Tarafsız Bölge programındaki konuşması izletildi.
“AVM’lere Pazar tatili”
konusunda görüşlerini dile
getiren Çelikus Ak Parti
Bursa Milletvekili Mustafa
Öztürk ile Ankara’dan canlı
yayına katıldı. Çelikus
konuşmasında şu sözleri
dile getirdi “AVM’lerle ilgili
tasarının yeni olmadığını ve
yıllardır çıkmadığını anımsatarak lobi faaliyeti
yapıldığına dikkat çekti.
Çelikus, “Toplantının
yapıldığı saatlerde AVM
yasası Meclis onayından
geçerek Pazar tatili
olmadığı gibi getirilen yeni
maddeler de beklentilerimizi karşılamadı. Son 15
yılda sayıları 4 milyon olan
esnaf sayısı şu an 1.5 mily-
on, onlarda can çekişmektedir. AVM’lerin Pazar günleri kapanmasıyla bir nefes
alacak esnafımız son ümidini de Gümrük ve Ticaret
Bakanı Sayın Nurettin
Canikli’nin ‘AVM’leri Pazar
günü kapatmayız’ ifadesiyle kırılmıştır.
Bünyesinde Esnaf ve
Sanatkarlar Genel
Müdürlüğü bulunan ve
esnaf ve sanatkardan
sorumlu bir Bakanın bu
davranışı ister istemez
Lobi baskısında kaldı mı
sorusunu sorduruyor. Bu
soruyu destekleyen aynı
makamın aynı iktidar
döneminde bakanlık
yapan Sayın Ali Coşkun,
‘Başbakanlıkta AVM lobileri var bu yasa çıkmaz ve
Bakanlığımın son bulmasında bu lobiler etkili
oldu’ açıklaması gerçeği
gözler önüne seriyor.
HABER MERKEZİKars Ardahan Iğdırlılar Birliği Dayanışma
Platformu’nun düzenlediği “Gençliğin Sorunları ve Çözüm
Önerilerine Genç Bakış” konulu panele DSP Genel
Başkan Yardımcısı Av. Onur İste, DSP Gençlik Politikaları
Başkan Yardımcısı Av. Ata Can Bektaş da katıldı.
DSP Genel Başkan Yardımcısı Av. Onur İste, panelde
yaptığı konuşmada, Türkiye’de ortalama yaş ortalamasının 30 olduğunu, o halde gençlerin sorununun
çözümünün Türkiye’nin en azından yarısının sorununun
çözümü anlamına geldiğini söyledi.
Türkiye’de iki ana sorunun olduğunu belirten İste,
“Türkiye’de çözülmesi gereken çok önemli iki sorun var.
Bunlardan biri örgütlenme sorunu, diğeri ise eğitim
sorunudur. Modern demokrasiler içinde çözüm mekanizması siyasettir. Dolayısıyla vatandaşlarımız örgütlenmelidir. İnsanlar, özellikle de gençler siyasetten uzak
duruyorlar. Madem ki gençlerin sorunlarından bahsediliyor, o halde sorun çözen siyaset mekanizmasında gençlerin yer alması şart. Gençleri, siyasette sadece gençlik
kollarıyla sınırlamak yerine, ana kademelerde de bu
beyinleri kullanmak zorundayız. Zamanın ruhunu okumak
ve söylenmemişi söylemek istiyorsak, ana çözüm
mekanizmalarında, problemin odağındaki kişiler olan
gençlerin yer alması zorunludur. ” dedi.
Yeşilçam türküleriyle
kulakların pası silindi
HABER MERKEZİTürk Sineması’nın 100. yılı anısına Etimesgut
Belediyesi Türk Halk Müziği Korosu tarafından ‘Yeşilçam
Türküleri’ konseri düzenledi. Korkut Ata Kongre ve Kültür
Merkezi’nin Ömer Seyfettin Salonu’nda düzenlenen konsere Etimesgutlular büyük ilgi gösterirken, 750 kişilik salon
tamamen doldu. Etimesgut Belediye Başkanı Enver
Demirel ve eşi İlknur Demirel de konseri izledi.
Yavuz Şanlı yönetimindeki koro, unutulmaz Yeşilçam
türkülerini seslendirdi. Türkülere izleyiciler de eşlik etti.
Koro türküleri okurken barkovizyona eski Türk filmlerinin
efsane sahneleri yansıtıldı. Türkan Şoray, Hülya Koçyiğit,
Filiz Akın, Cüneyt Arkın, Ediz Hun, Kemal Sunal, Şener
Şen gibi Türk sinemasının ustaları bu konserle bir kez
daha hatırlandı. 60 kişilik dev koro “Selvi Boylum Al
Yazmalım, Dam Üstüne Çul Serer, Maden Dağı Dumandır,
Esmerim Biçim Biçim, Azize, Dağlar Kızı Reyhan, Kara
Gözlüm, Yarim İstanbul’u Mesken mi Tuttun” gibi bir
döneme damgasını vuran türküleri okudular.
6
EKONOMİ
18 Aralık 2014 Perşembe
Tarım sektöründe
istihdam edilenlerin yarısını
oluşturan kadınların neredeyse
tamamı kayıt dışı
ve sosyal
güvenceden
yoksun bir
şekilde
çalıştırılıyor.
Tarımda kadının
adı var kaydı yok
ANKARA - NECİP FAZIL ÇELİK AA muhabirinin Türkiye İstatistik Kurumu
(TÜİK) verilerinden derlediği bilgilere göre,
bu yılın eylül ayı itibarıyla tarım sektöründe 5
milyon 625 kişi istihdam ediliyor. Çalışanların
2 milyon 954 binini erkekler, 2 milyon 671
binini kadınlar oluşturuyor. Tarımda çalışanların 2 milyon 751'ini ücretsiz aile işçisi, 2
milyon 172 bini kendi hesabına, 650 bini
ücretli veya yevmiyeli, 52 bini işveren olarak
istihdama katılıyor.
Tarım sektöründe çalışanların yüzde
83,9'u kayıt dışı istihdam ediliyor. Bu oran
toplam çalışanların 4 milyon 721 binine
karşılık geliyor.
Erkeklerde kayıt dışı oranı yüzde 73,1'e
gerilerken kadınlarda bu oran yüzde 95,9'a
çıkıyor. Tarımda çalışan 2 milyon 671 bin
kadının, 2 milyon 561 bini kayıt dışı ve
sosyal güvenceden yoksun bir şekilde görev
yapıyor.
Türkiye Ziraatçılar Derneği (TZD) Genel
Başkanı İbrahim Yetkin, AA muhabirine,
tarım sektöründe kayıt dışı çalışmanın özellikle kadın işçiler arasında çok yaygın
olduğunu belirterek, "Tarımda çalışan kadınların yaklaşık yüzde 96'sı kayıt dışı. Bu
rakam, tarım sektöründeki kadınların her
türlü sosyal güvenceden yoksun olduğunu
gösteriyor" görüşünü dile getirdi.
Geçici tarım işçileri arasında kayıt
dışılığın daha da yüksek olduğunu vurgulayan Yetkin, "Araştırmalara göre, geçici
tarım işçilerinin yüzde 30-35'i 20 yaşın altında ve bunların da neredeyse yarısı 15 yaşından küçük. Çocuk işçilerin tümü, kadın işçilerin ise neredeyse tamamı kayıt dışı
çalışıyor. Tarım işçilerinin ağır çalışma
koşulları düşünüldüğünde kayıt dışı çalışmanın getirdiği iş güvencesizliği ve sağlık
sigortası yokluğu daha büyük önem
kazanıyor" diye konuştu.
Kadın tarım işçilerinin yazın en sıcak bölgelerde güneş altında çalışması nedeniyle
beyin kanaması, kalp krizi gibi rahatsızlıklarla sıkça karşı karşıya kaldıklarına işaret
eden Yetkin, kadın tarım işçilerinin çoğunluğunun bel ve eklem hastalıkları bulunduğunu söyledi.
Yetkin, geçici kadın tarım işçilerinin
genellikle çocukları ile birlikte seyahat ettiklerine dikkati çekerek, "Barınma alanlarında
temiz su bulmakta güçlük çekiyorlar.
Tarımsal ilaçlardan zehirlenmenin yanı sıra
sıcak bölgelerde akrep, yılan sokmalarından
kaynaklanan zehirlenmeler alışılmış olaylar
arasında. Bu olaylar sonucu sakat kalanların, yaşamını kaybedenlerin kendileri ya da
yakınları sosyal güvenceleri olmadığından
haklarını arayamıyorlar" dedi.(AA)
Çek kullanımı arttı, karşılıksız çek adedi azaldı
İSTANBUL - Bu yılın ocak-kasım döneminde karşılıksız çek adedi bir önceki yılın
aynı dönemine göre yüzde 12 azaldı.
Türkiye Bankalar Birliği (TBB) Risk
Merkezi, "Bankalara ibraz edilen ve karşılıksız işlemi yapılan çek adedi ve tutarı"
raporunu yayımladı.
Rapora göre, 2014 Ocak - Kasım döneminde bankalara ibraz edilen 20,2 milyon
adet çekin parasal tutarı 526 milyar TL oldu.
Geçen yılın aynı dönemine göre bankalara
ibraz edilen çek adedi yüzde 5 ve çek tutarı
ise yüzde 21 arttı.
Aynı dönemde, parasal değeri 17,3 mil-
yar TL olan 586 bin adet çeke karşılıksız
işlemi yapıldı. Karşılıksız çek adedi bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 12 azaldı.
Bu yılın 11 ayında karşılıksız işlemi yapılan
çeklerin tutarı ise yüzde 7 artış göstermesine karşın, karşılıksız işlemi yapılan çeklerden 3,7 milyar TL tutarındaki 156 bin adedi
daha sonra ödendi.
Kasım 2014 itibarıyla karşılıksız işlemi
yapılan çeklerin bankalara ibraz edilen çeklere oranı, adet ve tutar olarak yüzde 3 oldu.
2013 yılı sonunda bu oranlar adet olarak
yüzde 3, tutar olarak yüzde 4 idi.
Bu yılın kasım ayı sonunda adet olarak
en fazla karşılıksız işlemi yapılan beş il
sırasıyla İstanbul, Ankara, İzmir, Antalya ve
Bursa oldu. Tutar olarak en fazla karşılıksız
işlemi yapılan çeklerin bulunduğu illerde
İstanbul ilk sırada yer alırken, bu ili Ankara,
Antalya, Konya ve Adana izledi.
Aynı dönemde tutar olarak karşılıksız
işlemi yapılan çeklerin ibraz edilen çeklere
oranının en yüksek olduğu il yüzde 26 ile
Ordu oldu. Bu ili, yüzde 11'le Tunceli ve
Konya, yüzde 10'la Siirt ve yüzde 9'la
Hakkari takip etti. En az karşılıksız çek
oranına sahip iller ise Kırşehir, Karabük ve
Çankırı oldu. (AA)
Kasiyerin 10 parmağında
10 marifet olacak
ANKARA- GÖKSEL YILDIRIM - Kasiyerlerin de artık mesleklerini belgelendirebilecekleri bir meslek standardı var. Kasiyerler
için hazırlanan meslek standardına göre, kasiyerlerin adeta 10
parmağında 10 marifet olması gerekiyor.
Alışveriş Merkezleri ve Perakendeciler Derneği ve Ankara
Ticaret Odası, kasiyerler için geçerli olacak ulusal meslek standardını belirledi. Standartta, kasiyer, birim yöneticisinin
nezaretinde, iş sağlığı, güvenliği ve çevre ile ilgili önlemleri alarak
kalite sistemleri çerçevesinde; işi ile ilgili organizasyonu yapan,
kasasını satışa/tahsilata hazır hale getiren, satış/tahsilat ve
kapanış/gün sonu işlemlerini gerçekleştiren, müşteri ilişkilerini
destekleyen ve mesleki gelişim faaliyetlerine katılan nitelikli kişi
olarak tanımladı.
Kasiyer Ulusal Meslek Standardı'nda, kasiyerlerin, yaptığı işten
dolayı boyun fıtığı sorunlarıyla karşılaşma, çalışma ortamlarında
fiziksel ve kimyasal risk unsurlarından etkilenme olasılığı bulunduğu belirtiliyor. Kasiyerler ayrıca insanlara fiziki yakınlık ve para
ile temasa dayalı olarak sağlık, çalışma ortamında kasasında
sürekli para bulundurduğu için de hırsızlık, gasp gibi risklerle karşı
karşıya olarak görev yapıyor.
Standarda göre, kasiyerlerin gün/vardiya içindeki kullanıma
göre oluşan çeşitli kirlenme, bulaşma ve benzeri durumlarda
kasayı, kasanın tartısını, bandını, havuzunu işletmenin temizlik talimatlarına uygun olarak temizlemesi, kasa cihazının (klavye,
ekran, yazıcı, ve benzeri) ve POS cihazlarının periyodik olarak
temizlenip dezenfekte edilmesini sağlaması gerekiyor.
Müşterinin öneri, istek ve şikayetlerini dinleyecek kasiyerler,
işletmenin hizmet politikasına uygun olarak müşterinin problemini
çözecek veya çözümü için ilgili kişiye yönlendirecek.
Kasiyerler, etiketi değişecek ürün hakkında ilgili birimden bilgi
alacak, kullanılan sistem üzerinden etiket/afiş basımı gerçekleştirecek, basılan etiketleri ilgili reyona eski etiketi kaldırarak yerleştirecek. Müşteriye satış sırasında indirim ve kampanya kataloğu dağıtacak kasiyerler, ürünün bozuk ambalaj, ayıplı mal,
gıda güvenliği ve benzeri yönlerden satış özelliği taşıyıp taşımadığını kontrol edecek. Kasiyerlerin, ayrıca ürünü, özelliğine
uygun ve zarar görmeyecek şekilde barkod okuyucudan ekran
takibi yaparak geçirecek.
Ulusal meslek standardına göre, kasiyerlerin, dikkat ve konsantrasyon, problem çözme, sayısal/sayılarla düşünme, tüketici
hakları, zamanı iyi kullanma, satış süreçlerinin yürütülmesinde
uyarı ve eleştirilere açık olma, satışlarda süreçlerinin hızlı ve pratik
davranma gibi bilgi ve becerilere sahip olması, kişisel bakımına
özel göstermesi gerekiyor. (AA)
Mehmedev: ''Düşük petrol
fiyatları ŞİÖ için fırsat''
ASTANA- Rusya Başbakanı Dimitri Medvedev, düşük petrol
fiyatlarının dünya petrol üretim ve kullanım pazarının yarısından
fazlasını elinde bulunduran Şanghay İşbirliği Örgütü (ŞİÖ) için fırsat olduğunu söyledi.
Medvedev, Kazakistan'ın başkenti Astana'da gerçekleştirilen
ŞİÖ Hükümet Başkanları Konseyi Toplantısı'nda yaptığı konuşmada, dünya emtia piyasaları ile hidrokarbon ham madde fiyatlarındaki mevcut dalgalanmalar göz önüne alındığında düşük
petrol fiyatlarının ŞİÖ için yeni fırsatlar sunabileceğini kaydetti.
ŞİÖ bünyesinde faaliyet gösterecek Enerji Kulübü'nün kurulmasına ilişkin mutabakat anlaşmasının geçen yıl aralık ayında
imzalandığını hatırlatan Medvedev, kulübün üretici ve tüketici
ülkeler arasındaki etkileşimi sağlayan bir platform olduğunu
belirtti.
Medvedev, kulübün enerji güvenliği etrafında piyasa katılımcılarının aktif pozisyon almasını sağlayabileceğini aktararak, ŞİÖ
coğrafyasında enerji kaynaklarına transit konumda bulunan
merkezlere dikkati çekti. Kulübün çözümlerini zorlamayacağını
anlatan Medvedev, ŞİÖ'ye üye ülkelerin karşılıklı yarar
sözleşmeleri inşa etmeyi amaçladığını da sözlerine ekledi. (AA)
1990’lı yıllarda yeni bir dünya
kuruluyor derken aslında hepimiz
bir şeylerin değişmekte olduğunu
ve değişeceğini hissediyorduk. Ana
gücün yine de devletler eliyle
yapılacağını düşünüyorduk. Devlet
Orhan Hikmet AZİZOĞLU
değişimin baş aktörüydü. Ufkumuz
devlet odaklı, devlet endeksli [email protected]
jeler, devlet merkezli akademik
sistemlerdi. Oysa bugün
geldiğimiz noktada ana merkezin
yine odağında devlet var ama
DEĞİŞİM YENİ DÜNYAYI ESKİ DÜNYADAN DAHA FAZLA İNSAN ODAKLI YAPMALIDIR
devletin gittikçe zayıflayan rolüne
karşı gelişen sivil alanın yeni
başka bir ülkede de yaşamayı
Aynı zamanda etik alanda
gerçekleştirememiştir. Yoksul
döndürülmezse yakında
aktörlerinin rolü aslında tartışkendi ülke ve toplumlarının değer, paradoks’tan da söz edebiliriz.
ülkelerdeki çocuk ve anne ölüm
sonuçlarının hayal edilmesinin bile
manın özü.
inanç ve kültürünü yok farz ederek Evrensel etik kurallar her zaman
oranları hala kabul edilmeyecek
korkutucu olduğu ciddi iklimsel
kabullenmektedirler. Kültürel
insanlara yol gösterici olmuştur.
derecede yüksek düzeylerdedir.
değişikliklere yol açacaktır.
1990’lı yıllarda en azından bu
değişim kalkınma ile ilgili
Günümüzde finansal kriz olarak
Gelişmiş ülkelerle en az gelişmiş
İnsanın açgözlülüğü, aşırıcılık, biycoğrafya da devletin sınırlanması paradokslar yaratıyor. Bunlardan
ortaya çıktığı düşünülen küresel
ülkeler arasındaki sayısal uçurum- olojik savaş, nükleer silahlar, dini
tartışması yürütülürken bile devlete biri insanların hayatta kalma
krizin artık sadece ekonomik bir
lar genişlemektedir. Bazı insanlar aşırıcılık, aşırı yoksulluk, nüfus
biçilen rolün başında eğitim, dış
paradoksudur ki, insanlığın
sorun olmadığı aynı zamanda etik aya gidip gelmiş olsalar da bazı
patlaması, salgın hastalıklar ve
politika ve güvenlik konuları vardı. teknolojik ilerlemenin zirvesine
bir kriz olduğu da düşünülmekte- ülkelerdeki insanlar köylerine bile diğer birçok sosyal çarpıklık eğer
Oysa bugün geldiğimiz dünyada
ulaşmasına rağmen tıpkı ortaçağın dir. Belki de benzer çelişkiler
rahatlıkla gidememektedir.
önüne hızla geçilmezse insan
eğitimin hızla özelleşmesinden dış karanlıklarında yaşıyor gibi
insanlık var olduğundan beri
Kısacası, 21. yüzyılın zenginleri ve ırkının sonunu getirebilir.
politikadaki devletsiz alana özel
dünyanın geleceği hakkında sonsuz yaşanmaktadır. Dünya hiçbir
yoksulları arasındaki fark o kadar
ordudan sivil toplumun etkili
endişeler taşımasıdır. Bu endişe
zaman tamamen karanlığa boğul- büyüktür ki bu fark bizi hayata ve
Geçmişin faydalı deneyimlerinin
yardım faaliyetlerine hemen her
aslında batı toplumunun damarmamıştır. Güneş daima bir yönden insanların işbirliğine dair, birçoğu- kaybedilmesi: İlk olarak coğrafi
alanda devletin olmadığı kurum ve larında hissederek yaşamakta
yükselirken diğer yönden kaybolur muzun sahip olduğu mevcut dünya konumların, insanların farklı
etkinlikleri konuşuyoruz.
olduğu fakat küresel politikalarının ama ufuk asla kaybolmaz. Tüm
görüşünden tamamen farklı olan
deneyimlerle donanmasını
tüm dünya insanlığına yaydığı
çelişkiler için bir çözüm yolu mut- yeni bir paradigma oluşturmak
sağladığını ve çeşitlilik ilkesinin
Bu çerçevede tespit ettiğimiz
negatif bir sonuçtur.
laka bulunmalıdır ancak yeni
zorunda bırakmaktadır.
bir gerçek olarak dikkate alınması
yüksek öğretim sistemleri ve
Asya ve Afrika toplumlarının
çözümler tek bir bakış açısı ile
gerektiğini kabul etmeliyiz.
YÖNETIM gelecekteki üniversite gerçeği ise bambaşkadır. Genç bir keşfedilemez. Bugün küresel yakTehlikeli bir Dünya
Değerler bir günde ya da gecede
yapılarının geliştirilmesi, yüksek
nüfus kendi coğrafyasının dışına
laşımların tamamı çok çeşitli kuruöylece çıkarıp atabileceğiniz
öğretimde bilim, teknik, araştırma çıkamadan kendi endişeleriyle bir- luşlar aracılığıyla mono polistik
Kendisiyle gitgide daha fazla
giysiler değildir.
ve geliştirme çalışmaları, teknolo- likte küresel sorunları da omuyani tekelci yâda takım tekeli istik savaşan bir dünyada yaşıyoruz.
Baskın olan eğitim/teknoloji
jik çalışmalar, endüstri, kültür ve
zlarında taşımaktadır. Evrensel
yani bir takım tekeline yönelik
Geçtiğimiz yüzyıl, 1. Dünya
ülkelerin değerlerinin dünyanın
uluslararalılaşma alanlarında neler insan modelinin değer ve kavram- altyapılara hizmet etmektedir.
Savaşı, 2. Dünya Savaşı ve Soğuk geri kalanına dayatılması.
yoğunlaşmamız gerekiyor.
larının doğulu örnekleri olmasaydı
Son yıllarda görülen büyük
Savaş olmak üzere üç Dünya
Kültürlerin güzelliği ve zenginFarkında olmamız gereken artık
ortaçağ aydınlığı nasıl görebilirdi. başarı ve ilerlemelere rağmen
Savaşına tanıklık etti. Bu savaşlar liği çeşitlilikten ileri geliyorken
19. y. y. ’in mantığında kalan sınırinsan toplumunda hala büyük fark- sonucunda insanların çektiği acılar değerlerin birleştirilmesi.
ları devletler tarafından çizilmiş bir Diğer bir paradoks eğitimle
lılıklar görülmektedir. Zenginler
çok büyük oldu. Maalesef bugün
dünyada değil, sınırları değerler ve ilgili. Dünyada ki mevcut yüksek daha da zenginleşirken dünyanın
de insanoğlu, bu gezegeni defalarDeğerlerin dünyadaki tüm
kavramlar tarafından çizilmeye
öğretim sistemi insanlara belirli
yoksul toplumları ve insanlar daha ca yok edilecek derecede yıkıcı
ülkelere dikte edilmesi için bir
başlanan ülkelerden oluşan bir
disiplinlerin dar kapsamları
da fakirleşmektedir. Yüzlerce mily- kapasiteye sahiptir. İnsan ırkını
kural yoktur ancak tüm toplumlar
dünya doğmaya başlamıştır.
çerçevesinde hizmet sunuyor.
on insan hala, günde bir doların
yok edebilecek derecede felaket
tarafından kabul edilen temel
Sonuçta tek bir disipline yönelik
altında gelirle yoksulluk sınırının niteliği taşıyan biyolojik bir savaş unsurlar vardır ve bu ortak noktaDünya’da demokratik açıdan
alanda bilgi sahibi olan ancak;
altında yaşamaya devam etmekte- tehlikesi hiçbir zaman bugün
lar bu sorunun çözülmesinde
görülen yaşlanma ve hareketlilik, değerler, kavramlar ve inançlar
dir. Milyonlarca çocuk önlenebilir olduğu kadar büyük olmamıştır.
yardımcı olabilir. Kimse yaygın
dünya nüfusunun sosyolojik ve
hakkında bilgisi olmayan gençler hastalıklardan ölürken milyonlar- Aşırı görüşlülerin ellerinde buluolarak kabul gören normları redpsikolojik anlamda uğradığı
yetiştiriyoruz. Böyle giderse dünya cası da ciddi şekilde yetersiz
nan aşırı güçlü silahlar dünyayı
detmez. Ancak bu normların oluşdeğişimin bir sonucudur. Dünya
hiçbir şey hakkında her şeyi bilen beslenmektedir. Birçok ülke
tamamen tahrip edebilir. Devam
turulması için her kültür eşit
gençleri artık tercih ettikleri bir
insanlarla dolacak.
milenyumun gelişim hedeflerini
eden çevresel bozulma tersine
seviyede katılımda bulunmalıdır.
ülkede eğitim alarak iş buldukları
YAŞAMA AKADEMİK BAKIŞ
Hegemonya kültürü bu konuda
yardımcı olamaz ancak farklılıkları
kabullenme ve hoşgörü kültürü bu
meselenin çözülmesinin
anahtarıdır. Farklı insan
gruplarının bir toplum içinde yaşamalarının sonucu olarak inançları
paylaşmalarının insanların
davranışları üzerinde etkisi vardır.
Bu değerler, yaşama, sanat, devlet
YÖNETİM biçimi ve benzeri
unsurlarla dışa vurulur.
Ancak, küreselleşme ek kapsam
ve önem kazandıkça üniversitelerin
öğretim elemanları da dünyadaki
gelişmeler hakkında derin bilgiye
sahip olmalıdır. Yeni durumlar
çerçevesinde yeni bir insanoğlu
ortaya çıkmaktadır. Çağdaş insan,
bir çeşit çatışma durumunda sıkışıp
kalmıştır.
Bir yandan bilim ve teknoloji
çağdaş insanın maddi hayatını
geliştirirken diğer yandan içindeki
özü boşalmaktadır. Bu yüzden çağdaş insan huzursuzdur. Dünyevi
sonuçlar insanoğlunun temel
olarak hayvani içgüdülerini tatmin
etmektedir ve kontrol
edilemediğinde bizi büyük bir
makinenin vidaları ve somunlarıpasif insana- dönüştürecektir.
İnsanoğlu kendi yarattığı değerine
dolanıp kalmıştır. Makine
efsanesinin şöyle bir tehlikesi
bulunmaktadır; düşüncenin yerine
makine konulabilir.
Makineleştirilmiş bir insan,
insanoğlunu sevemez. Burada
tehlikeye atılan şey kültürel
geleneklerdir. Paradigma,
insanoğlunun beyninin 20. Yüzyıla
ulaştığı ancak kalbinin taş devrinde
kaldığı yönündedir. Teknoloji,
doğada pek çok yeni şey keşfetmiş, doğal düşmanları kontrol
etmiş, iletişimi kolaylaştırmış ve
muhtaçlar için daha fazla yiyecek
üretilmesine yardımcı olmuş ancak
açgözlülüğü, ihmalkârlığı, kirlenmeyi ve israfı da arttırmıştır.
7
Tavukların hızına “ara
EKONOMİ
18 Aralık 2014 Perşembe
Türkiye'nin
toplam lale
üretiminin
yüzde
97,1'ini
Konya'daki
üreticilerin
karşıladığı
bildirildi.
Türkiye’de lalenin
yüzde 97’si
Konya’da üretiliyor
KONYA- Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK)
Konya Bölge Müdürlüğü'nden yapılan açıklamada,
2013 yılındaki bitkisel üretim istatistiklerinden lale
üretimi ile ilgili bilgi verildi.
Konya'nın geçen yıl toplam 300 bin metrekarelik alanda 54 milyon adet lale üretimi ile Türkiye'de
birinci sırada yer aldığı belirtilen açıklamada,
Ankara ve İstanbul'un ikinci ve üçüncü sırayı paylaştığı ifade edildi.
Lale ekilen alanın 2013 yılında bir önceki yıla
göre yüzde 92 oranında arttığı vurgulanan açıklamada, alanın 156 bin 300 metrekareden 300 bin
metrekareye çıktığı, üretilen lale sayısının ise yaklaşık 20 milyondan 54 milyon adete yükseldiği dile
getirildi.
Açıklamada, "Konya, Türkiye’nin toplam lale
eleman” yetişemiyor
AFYONKARAHİSAR - ALİ KEMAL AKAN Günlük 14 milyon yumurta üretilen
Afyonkarahisar'da sektör, paketleme ve tasnifleme gibi alanlarda ara eleman bulmakta sıkıntı
çekiyor. Afyonkarahisar Yumurta Üreticileri Birliği
Başkanı Mustafa Ali Çelikten, AA muhabirine yaptığı açıklamada, kentte günlük 17 milyon adet
yumurta üretim kapasitesinin bulunduğunu söyledi. Şu anda günlük 14 milyon adet yumurta üretiminin yapıldığını, Afyonkarahisar'daki üreticiliğin
ülkede parmakla gösterilecek seviyeye ulaştığını
belirten Çelikten, "Bölgemizin, potansiyel bölge
olması, biyogüvenlik uygulamaları, iyi üretim
uygulamaları, üretim koşulları, çevresel faktörler
ve diğer üretim koşulları konusunda
Afyonkarahisarlı üreticiler çok daha iyi konumda.
Bazı istisnalar olabilir ancak yüzde 99 oranında
Afyonkarahisar'da olması gereken kalite standartlarında üretim yapılıyor" diye konuştu.
Kentteki istihdama da sektörün önemli bir
katkısının olduğuna dikkati çeken Çelikten,
"İstihdamı en fazla artıran bir sektörüz ancak
diğer taraftan da ara eleman sıkıntımız var.
Yumurta toplama, paketleme, seçme, tasnif
işlemleri gibi konularda yeterli, kaliteli elemanların
sıkıntısını yaşıyoruz. Türkiye'de işsizliğin az olduğu
bir şehirdeyiz. İşsizlik sıkıntısı yine de var ancak
eleman bulma konusunda sıkıntı çekiyoruz"
ifadesini kullandı.
Afyonkarahisar'daki yumurtaların yüzde 60'ının
iç piyasa, yüzde 40'ının da ihracata gönderildiğinin bilgisini veren Çelikten, ihracat yapılan
bazı ülkelerdeki iç savaştan dolayı da zaman
zaman sıkıntı yaşandığını sözlerine ekledi. (AA)
PURSAKLAR MERKEZ CAMİİ VE KUR-AN KURSU YAPTIRMA
VE YAŞATMA DERNEĞİ BAŞKANLIĞINDAN
GENEL KURUL İLANI
Ankara İli, Pursaklar İlçesi Pursaklar Merkez Camii ve Kur-an Kursu Yaptırma ve Yaşatma Derneği’nin
olağan genel kurul toplantısı 04.01.2015 günü saat 12:30’da cami dernek odasında yapılacaktır.
Bu tarihte gerekli çoğunluk çoğunluk sağlanmadığı takdirde olağan genel kurul toplantısı 11.01. 2015
Pazar günü aynı yer ve saatte yapılacaktır. Üyelerimize duyurulur.
GÜNDEM:
DERNEK YÖNETİM KURULU
1- Açılış ve yoklama,
2- Kongre Divanının seçimi,
3- Yönetim Kurulu ve Denetleme Kurulu raporlarının okunup görüşülmesi ve ibra edilmesi
4- Yönetim Kurulu ve Denetleme Kurulunun ibrası.
4- Yönetim Kurulunca hazırlanan Tahmini bütçelerin okunup görüşülmesi ve onaylanması.
5- Tüzük tadilatının görüşülmesi ve karara bağlanması
6- Yeni Yönetim Kurulu ve Denetim Kurulu üyelerinin seçimesi.
7- Derneğe lüzumlu olan menkul ve gayrimenkul malların satın alınması, kiralanması, bağış veya
vasiyet yoluyla derneğe intikal edenlerin dernek üzerine intikal ve tescil muamelelerinin yapılması,
mülkiyetten başka ayni hakların tesis edilmesi derneğe ait menkul ve gayrimenkul malların satılması
yahut başkalarına hibe edilmesi veya bu menkul ve gayrimenkul malların mülkiyetin dışındaki ayni haklarının başkaları lehine tesis ve tescil edilmesi, Resmi özel veya tüzel kişilere bedelli yahut bedelsiz tahsis edilmesi yada kiraya verilmesi başkalarının yapacağı hibelerin veya tahsislerin kabul edilmesi, tapuda takrir vermek, takrir almak cins tashihi yapmak, taşınmazlar üzerinde üst hakkı tesis etmek, tapu
kütüğünde her türlü ayni hak tesis etmek şerh vermek şerh almak, intifa ve irtifak hakkı tesis ettirmek,
derneğin gayesine uygun olarak borç alma hususlarında yeni seçilen yönetim kuruluna salahiyet
verilmesi
8- Dilek ve temenniler ve kapanış.
YediGün-4
üretiminin yüzde 97,1'ini karşılayarak lale üretiminde birinci sırayı aldı. Konya'yı, 11 bin 400
metrekare alanda 663 bin 800 adet lale üretimiyle
Ankara ve 11 bin 650 metrekare alanda 570 bin
adet lale üretimi ile İstanbul izlemiştir" denildi.
Konya'da metrekare başına üretilen lale
sayısının 180 adet olduğuna işaret edilen açıklamada, şu ifadelere yer verildi:
"Konya ili metrekare başına 180 adet lale üretimiyle lale verimi açısından Türkiye'de birinci sırada yer aldı. Konya'da metrekare başına üretilen
lale sayısı 2012 yılında 128 iken 2013 yılında yüzde
40,7 oranında artarak 180 adete çıkmıştır. 2013 yılı
lale verimi açısından Konya'yı metrekare başına 75
adet lale ile Yalova ve 58 adet lale ile Ankara illeri
izlemiştir." (AA)
TEMİZLİK HİZMETİ ALINACAKTIR BAŞBAKANLIK BASIMEVİ DÖNER SERMAYE İŞLETMESİ
BAŞBAKANLIK BASIMEVİ DÖNER SERMAYE İŞLETMESİ MÜDÜRLÜĞÜ HİZMET BİNASININ 2015
-2016-217 YILLARI GENEL TEMİZLİK, YEMEK HAZIRLANMASI (AŞCI) VE SUNUMU, İŞLERİ hizmet
alımı 4734 sayılı Kamu İhale Kanununun 19 uncu maddesine göre açık ihale usulü ile ihale edilecektir.
İhaleye ilişkin ayrıntılı bilgiler aşağıda yer almaktadır:
İhale Kayıt Numarası : 2014/164734
1-İdarenin
a) Adresi : FEVZİ PAŞA MAHALLESİ FUAT BÖREKÇİ CADDESİ ERGUVAN SOKAK No:2 06030
ULUS / RÜZGARLI ALTINDAĞ/ANKARA
b) Telefon ve faks numarası : 3123103255 - 3123118185
c) Elektronik Posta Adresi : [email protected]
ç) İhale dokümanının görülebileceği internet adresi : https://ekap.kik.gov.tr/EKAP/
2-İhale konusu hizmetin
a) Niteliği, türü ve miktarı : Temizlik Malz. ve Ekipmanlı olarak Temizlik Şefi/1 kişi 36 ay süreli Temizlik
Pers./16 kişi 36 ay süreli Yemek haz. ve sunumu için Aşçı Personel/2 kişi 36 ay süreli Tplm 19 kişi ile
ayrıntıları Tknk Şrt’de bulunan hizm. yürütülecektir.
Ayrıntılı bilgiye EKAP’ta yer alan ihale dokümanı içinde bulunan idari şartnameden ulaşılabilir.
b) Yapılacağı yer : Başbakanlık Basımevi Döner Sermaye İşletmesi Müdürlüğü Hizmet Binası ve Çevre
Temizliği ile İşletme Müdürlüğü yemekhanesinde yemek hazırlama ve pişirme hizmeti
c) Süresi : İşe başlama tarihinden itibaren 36 (OTUZALTI) aydır
3- İhalenin
a) Yapılacağı yer : Başbakanlık Basımevi Döner Sermaye İşletmesi Müdürlüğü Fuat Börekçi Cd.
Erguvan Sk. No: 2 Rüzgarlı - Altındağ / ANKARA
b) Tarihi ve saati : 21.01.2015 - 10:00
4. İhaleye katılabilme şartları ve istenilen belgeler ile yeterlik değerlendirmesinde uygulanacak
kriterler:
4.1. İhaleye katılma şartları ve istenilen belgeler:
4.1.1. Mevzuatı gereği kayıtlı olduğu Ticaret ve/veya Sanayi Odası veya Meslek Odası Belgesi;
4.1.1.1. Gerçek kişi olması halinde, kayıtlı olduğu ticaret ve/veya sanayi odasından ya da ilgili meslek
odasından, ilk ilan veya ihale tarihinin içinde bulunduğu yılda alınmış, odaya kayıtlı olduğunu gösterir
belge,
4.1.1.2. Tüzel kişi olması halinde, ilgili mevzuatı gereği kayıtlı bulunduğu ticaret ve/veya sanayi odasından, ilk ilan veya ihale tarihinin içinde bulunduğu yılda alınmış, tüzel kişiliğinin odaya kayıtlı olduğunu
gösterir belge,
4.1.2. Teklif vermeye yetkili olduğunu gösteren İmza Beyannamesi veya İmza Sirküleri;
4.1.2.1. Gerçek kişi olması halinde, noter tasdikli imza beyannamesi,
4.1.2.2. Tüzel kişi olması halinde, ilgisine göre tüzel kişiliğinin ortakları, üyeleri veya kurucuları ile tüzel
kişiliğin yönetimdeki görevlileri belirten son durumu gösterir Ticaret Sicil Gazetesi, bu bilgilerin
tamamının bir Ticaret Sicil Gazetesinde bulunmaması halinde, bu bilgilerin tümünü göstermek üzere
ilgili Ticaret Sicil Gazeteleri veya bu hususları gösteren belgeler ile tüzel kişiliğin noter tasdikli imza
sirküleri,
4.1.3. Şekli ve içeriği İdari Şartnamede belirlenen teklif mektubu.
4.1.4. Şekli ve içeriği İdari Şartnamede belirlenen geçici teminat.
4.1.5. İhale konusu işin tamamı veya bir kısmı alt yüklenicilere yaptırılamaz.
4.1.6. Tüzel kişi tarafından iş deneyimini göstermek üzere sunulan belgenin, tüzel kişiliğin yarısından
fazla hissesine sahip ortağına ait olması halinde, ticaret ve sanayi odası/ticaret odası bünyesinde bulunan ticaret sicil memurlukları veya yeminli mali müşavir ya da serbest muhasebeci mali müşavir tarafından ilk ilan tarihinden sonra düzenlenen ve düzenlendiği tarihten geriye doğru son bir yıldır kesintisiz
olarak bu şartın korunduğunu gösteren, standart forma uygun belge,
4.2. Ekonomik ve mali yeterliğe ilişkin belgeler ve bu belgelerin taşıması gereken kriterler:
4.2.1 Bankalardan temin edilecek belgeler:
Teklif edilen bedelin %10 dan az olmamak üzere istekli tarafından belirlenecek tutarda bankalar
nezdindeki kullanılmamış nakdi veya gayrinakdi kredisini ya da üzerinde kısıtlama bulunmayan mevduatını gösterir banka referans mektubu,
Bu kriter mevduat ve kredi tutarları toplanmak ya da birden fazla banka referans mektubu sunularak
sağlanabilir.
4.2.2. İsteklinin ihalenin yapıldığı yıldan önceki yıla ait yıl sonu bilançosu veya eşdeğer belgeleri:
a) İlgili mevzuatı uyarınca bilançosunu yayımlatma zorunluluğu olan istekliler yıl sonu bilançosunu veya
bilançonun gerekli kriterlerin sağlandığını gösteren bölümlerini,
b) İlgili mevzuatı uyarınca bilançosunu yayımlatma zorunluluğu olmayan istekliler, yıl sonu bilançosunu
veya bilançonun gerekli kriterlerin sağlandığını gösteren bölümlerini ya da bu kriterlerin sağlandığını
göstermek üzere yeminli mali müşavir veya serbest muhasebeci mali müşavir tarafından standart
forma uygun olarak düzenlenen belgeyi sunar,
Sunulan bilanço veya eşdeğer belgelerde;
a) Cari oranın (dönen varlıklar / kısa vadeli borçlar) en az 0,75 olması,
b) Öz kaynak oranının (öz kaynaklar/ toplam aktif) en az 0,15 olması,
c) Kısa vadeli banka borçlarının öz kaynaklara oranının 0,50’den küçük olması, yeterlik kriterleridir ve
bu üç kriter birlikte aranır.
Yukarıda belirtilen kriterleri bir önceki yılda sağlayamayanlar, son iki yıla ait belgelerini sunabilirler. Bu
takdirde, son iki yılın parasal tutarlarının ortalaması üzerinden yeterlik kriterlerinin sağlanıp sağlan-
madığına bakılır.
Serbest meslek erbabının vereceği, ilgili mevzuatına göre düzenlenmiş ve onaylanmış serbest meslek
kazanç defteri özetinde gösterilen değerlere göre, son yıla ait toplam gelirin toplam gidere oranının
veya son iki yıla ait gelir ve giderlerin parasal tutarlarının ortalaması üzerinden bulunacak oranın en az
(1,25) olması şartı aranır. Serbest meslek kazanç defteri özetinin yeminli mali müşavir veya serbest
muhasebeci mali müşavir ya da vergi dairesince onaylı olması gerekir.
İhale veya son başvuru tarihi yılın ilk dört ayında olan ihalelerde, bir önceki yıla ait belgelerini sunmayanlar, iki önceki yıla ait belgelerini sunabilirler. Bu belgelerde yeterlik kriterini sağlayamayanlar ise
iki önceki yılın belgeleri ile üç önceki yılın belgelerini sunabilirler. Bu durumda, belgeleri sunulan yılların
parasal tutarlarının ortalaması üzerinden yeterlik kriterlerinin sağlanıp sağlanmadığına bakılır.
4.2.3. İş hacmini gösteren belgeler:
a) İhalenin yapıldığı yıldan önceki yıla ait toplam ciroyu gösteren gelir tablosu,
b) Taahhüt altında devam eden hizmet işlerinin gerçekleştirilen kısmının veya bitirilen hizmet işlerinin
parasal tutarını gösteren, ihalenin yapıldığı yıldan önceki yılda düzenlenmiş faturalar,
Bu belgelerden birinin sunulması yeterlidir.
Toplam cironun teklif edilen bedelin %15’inden, taahhüt altında devam eden işlerin gerçekleştirilen kısmının veya bitirilen işlerin parasal tutarının ise teklif edilen bedelin %9’undan az olmaması gerekir. Bu
kriterlerden herhangi birini sağlayan ve sağladığı kritere ilişkin belgeyi sunan istekli yeterli kabul edilir.
Bu kriterleri bir önceki yılda sağlayamayanlar, son iki yıla ait belgelerini sunabilirler. Bu takdirde son iki
yılın parasal tutarlarının ortalaması üzerinden yeterlik kriterlerinin sağlanıp sağlanamadığına bakılır.
Yılın ilk dört ayında olan ihalelerde, bir önceki yıla ait gelir tablosunu sunmayanlar, iki önceki yılın gelir
tablosunu sunabilirler. Bu gelir tablosunun yeterlik kriterini sağlayamaması halinde, iki önceki yılın ve
üç önceki yılın gelir tabloları sunulabilir. Bu durumda, gelir tabloları sunulan yılların parasal tutarlarının
ortalaması üzerinden yeterlik kriterlerinin sağlanıp sağlanmadığına bakılır.
4.3. Mesleki ve Teknik yeterliğe ilişkin belgeler ve bu belgelerin taşıması gereken kriterler:
4.3.1. İş deneyimini gösteren belgeler:
Son beş yıl içinde bedel içeren bir sözleşme kapsamında kabul işlemleri tamamlanan ve teklif edilen
bedelin % 30 oranından az olmamak üzere, ihale konusu iş veya benzer işlere ilişkin iş deneyimini
gösteren belgeler veya teknolojik ürün deneyim belgesi.
4.3.2. Makine, teçhizat ve diğer ekipmana ait belgeler ve kapasite raporu:
Yüklenicin kendi demirbaşı olup, hizmet süresinde idarede bulundurulmak üzere sözleşme süresince
kullanılacak iş makineleri ve miktarları
No
TEMİZLİK MAKİNALARI
1
2
3
4
Kuru sanayi Tipi Elektrik Süpürgesi (yeni)
Islak Kuru Sanayi Tipi Elk. Süpürgesi (yeni)
Koltuk Yıkama Makinesi (yeni)
Sert Zemin Yıkama Robotu (yeni)
ADET
2
1
1
1
Adeti
Adet
Adet
Adet
Yüklenici bunlara ilişkin belge ve dokümanlarının geçerli belgelerini sözleşme aşamasında idareye teslim edecektir.
4.4. Bu ihalede benzer iş olarak kabul edilecek işler:
4.4.1. Kamu Kurum ve Kuruluşları ile Özel Sektörde yapılmış olan personel çalıştırma esasına dayalı
hizmet alımı ile bina temizlik işleri - Kamu veya özel sektörde, hastane, okul, yurt, fabrika, metro, hipermarket, alışveriş merkezleri, sportif amaçlı kullanılan merkezleri temizliği ile v.b. komple bina genel
temizlik hizmetleri benzer iş olarak kabul edilecektir.
5. Ekonomik açıdan en avantajlı teklif sadece fiyat esasına göre belirlenecektir.
6. İhale yerli ve yabancı tüm isteklilere açıktır.
7. İhale dokümanının görülmesi ve satın alınması:
7.1. İhale dokümanı, idarenin adresinde görülebilir ve 50 TRY (Türk Lirası) karşılığı Başbakanlık
Basımevi Döner Sermaye İşletmesi Müdürlüğü Satınalma Şube Müdürlüğü adresinden satın alınabilir.
7.2. İhaleye teklif verecek olanların ihale dokümanını satın almaları veya EKAP üzerinden e-imza kullanarak indirmeleri zorunludur.
8. Teklifler, ihale tarih ve saatine kadar Başbakanlık Basımevi Döner Sermaye İşletmesi Müdürlüğü
Satınalma Şube Müdürlüğü adresine elden teslim edilebileceği gibi, aynı adrese iadeli taahhütlü posta
vasıtasıyla da gönderilebilir.
9. İstekliler tekliflerini, Birim fiyatlar üzerinden vereceklerdir. İhale sonucu üzerine ihale yapılan istekliyle, her bir iş kaleminin miktarı ile bu kalemler için teklif edilen birim fiyatların çarpımı sonucu bulunan
toplam bedel üzerinden birim fiyat sözleşme imzalanacaktır.
Bu ihalede, işin tamamı için teklif verilecektir.
10. İstekliler teklif ettikleri bedelin %3’ünden az olmamak üzere kendi belirleyecekleri tutarda geçici
teminat vereceklerdir.
11. Verilen tekliflerin geçerlilik süresi, ihale tarihinden itibaren 120 (yüzyirmi) takvim günüdür.
12. Konsorsiyum olarak ihaleye teklif verilemez.
13.Diğer hususlar:
İhale, Kanunun 38 inci maddesinde öngörülen açıklama istenmeksizin ekonomik açıdan en avantajlı
teklif üzerinde bırakılacaktır.
Basın - 16579 (www.bik.gov.tr)
Resmi İlanlar www.ilan.gov.tr.de
8
KÜLTÜR-SANAT
18 Aralık 2014 Perşembe
KÜLTÜREL
BOYUT
Prof. Dr. Hayrettin İVGİN
[email protected]
ABŞERON ŞÜVELAN KENTİNDEKİ
SEYYİD MİR MÖVSÜM AĞA KÜLLİYESİ
İLE SOMUNCU BABA KÜLLİYESİ
Tabii ki Azerbaycan toprakları üzerindeki türbeler,
ziyaretgâhlar ve hanegâhlar bu kadar değildir. Daha
yüzlerce İslâm büyüğüne ait kabirler bulunmaktadır.
Ancak; bu Hacı Tapdıq ile Şeyh Yunis Pîr’den kısaca söz etmek istiyorum. Malûmdur ki, Yunus Emre’nin
Anadolu’da ondan çok kabir ve makamları bulunmaktadır. Bu makamlardan biri de Azerbaycan’da, Qax
rayonuna bağlı Oncalı köyündeki Oğuzlar mezarlığıdır. Yunus’un kabrinin Arapça kitabesinde; kabirin H.
821 (M. 1418) yılında Mirze bin Çelebi tarafından
inşa edildiği, Taptuk’un kabrinin üzerindeki baştaşında
yazılmış olan Arapça kitabede; kabrin H. 1207 (M.
1792) yılında Şeyh Salman İbn Saleh tarafından inşa
edildiği yazılıdır. Belli ki, bu her iki kabir de birer
makamdır.
Burada, Mir Mövsüm Ağa Ziyaretgâhı’ndan söz
ederek, bu ziyaretgâhın Somuncu Baba Külliyesi ile
karşılaştırılmasına ve de Es-Seyyid Osman Hulusi
Efendi Vakfının topluma verdiği hizmetlerle benzerlik
gösterdiğine değinmek istiyorum.
Darende Somuncu Baba Külliyesi
Anadolu’nun manevi mimarı olan ve Somuncu Baba
olarak bilinen Şeyh Hamid-i Veli, 1331 yılında dünyayı şereflendirmiş, oğlu Halil Taybi ile gittiği bir hac
dönüşü, Darende’ye gelip yerleşmiş, 1412 yılında
burada vefat etmiştir. Somuncu Baba’nın kabrinin
bulunduğu cami 14. yüzyıl eseridir. Hz.
Peygamberimizin 24. kuşaktan torunu olan Somuncu
Baba’nın medfun olduğu cami, bugün büyük bir külliye içinde bulunmaktadır.
Somuncu Baba soyunun evlatlarından olan EsSeyyid Osman Hulusi Efendi (1914-1990) kendi adına
kurduğu vakıf tarafından Somuncu Baba Camii yapılan restorasyonla yenilenmiş, ilave camii, kütüphane,
müze, sergi salonu gibi birimlerle külliye niteliğine
kavuşturulmuştur.
Es-Seyyid Osman Hulusi Efendi, soy bakımından
12. batından Somuncu Baba’ya oradan Hz.
Muhammed (SAV) Efendimize ulaşan nesebiyle 36.
kuşaktan Peygamberimizin soyundandır. Adına kurulu
vakfın ne denli olumlu hizmetlerde bulunduğunu bilmem söylemeye gerek var mıdır? Merhum Osman
Hulusi Efendi’nin mahdumu, Somuncu Baba Camii
İmam-ı Hatibi Es-Seyyid Hamid Hamideddin Ateş
Efendi Hazretlerinin hizmetleriyle kısa zamanda vakıf
hizmetleri yaygınlaştırılmış, bugün uluslararası düzeye
ulaştırılan her türlü hayrî ve sosyal faaliyetler içinde
bulunmaktadır.
Şüvelan Mir Mövsüm Ağa Külliyesi
Somuncu Baba Camii ve Külliyesine benzer bir
ziyaretgâh da Azerbaycan’da bulunmaktadır.
Ziyaretgâh Bakü’nün Apşeron rayonu (ilçe-kaza)
Şuvelan kasabasındadır. Ziyaretgâh ve külliye, Seyyid
Mir Mövsüm Ağa adına kurulmuştur. Kompleks; mescid, türbe, adak ve kurban yerleri, kabristan, kütüphane, idare binaları, konukevleri, otopark, gasilhane,
tuvaletler, yemekhane vb. müştemilattan ibarettir.
Mir Mövsüm Ağa’nın babası Ağa Seyyid Ali Mir
Abutalip’tir. Soy kökü, Hz. Muhammed
Peygamberimizin torunu Hz. İmam Hüseyn neslindendir. Annesi Mirkasımova Hatice Hanım’dır. Hem babası hem de annesinin kabirleri Kerbelâ’da Hz.
Hüseyn’in ziyaretgâhının yanındaki kabristandadır.
Mir Mövsüm Ağa 1883 yılında Bakü’de doğmuştur.
Geçirdiği çocuk felci sebebiyle hayatı boyunca malül
olarak yaşamıştır. Uzun yıllar Bakü merkezdeki
İçerişehir denilen eski yerleşim yerinde Firdevsi
Sokağında hayatını devam ettirmiştir. Yaşarken de evi
binlerce kişi tarafından ziyaret edilmiştir. Dualarının
kabul edildiği ve bazı hastaları iyileştirdiği herkes
tarafından bilinmektedir. Mesela; birisinin başı ağrıyorsa, vücudunun herhangi bir yerinde ağrı ve sızı
varsa; o elini sürdüğü gibi bütün ağrıların kaybolduğuna binlerce kişi şahit olmuştur. 1950 yılında 67 yaşında iken vefat etmiştir. O, Şuvelan kasabasının mezarlığına defnedilmiştir. Ufak bir kabirden ibaret olan
mezarının bulunduğu kabristanlıkta şimdi büyük bir
külliye oluşturulmuştur. 1992 yılına kadar yani
Azerbaycan’ın bağımsızlığa kavuştuğundan bu yana
Mir Mövsüm Ağa’nın yattığı kabristan; belki de Hz.
Hüseyn, Hz. Ali ve İmam Rıza (Meşhed)’nın ziyaretgâhından sonra en büyük ziyaretgâh ve külliye haline
gelmiştir.
Bu ziyaretgâhı günde binlerce insan ziyaret etmekte,
dualarda ve dileklerde bulunmaktadırlar. Türbenin
kubbesi, tavanı ve duvarları İsfehan’dan ve
Mehşed’den getirilen çok önemli ustalar tarafından
süslenmiştir. Güzel nesih hattı ile türbenin her tarafı
sure ve ayetlerle bezenmiştir.
Türbe ve külliye, hiçbir resmi kurumlardan ve devlet teşkilatından, dış sponsorlardan para desteği alınarak yapılmış değildir. Bütün inşaatlar ve külliyeyi
geliştirme çalışmaları ziyaretçilerin adak ve yardımları
ile gerçekleştirilmiştir.
Bugün külliyede toplanan ianelerden elde edilen
paralarla, çocuk bakım evlerine, yetimhanelere, okullara, hastalara, fakirlere karşılıksız olarak maddî yardım yapılmaktadır.
Mir Mövsüm Ağa’nın ziyaretgâhı ve külliyesi giderek daha da geliştirilmektedir.
Bu ziyaretgâh ve külliye ile Es-Seyyid Osman
Hulusi Efendi Vakfının topluma verdiği hizmetler birbiriyle benzerlik göstermektedir. Her iki külliye ve
vakıf birbirine benzer hizmetler yapmaktadır.
KAYNAKLAR
1) Meşedixanım Nemet; Azerbaycan’da Pîrler, Elm
ve Tahsil Neşriyatı, Bakü 2000
2) Prof. Dr. Ahmed Akgündüz; Arşiv Belgeleri
Işığında Somuncu Baba ve Neseb-i Alisi (Yüce
Nesebi), Es-Seyyid Osman Hulusi Efendi Yayınları,
İstanbul 1995
3) Es-Seyyid Osman Hulusi Ateş; Mektubat-ı
Hulusi-i Darendevî, (Yayına Hazırlayan: Mehmet
Akkuş), Es-Seyyid Osman Hulusi Efendi Vakfı
Yayınları, Ankara 1996
4) ) www.hulusiefendivakfi.org.tr “Es-Seyyid
Osman Hulusi Efendi’nin Hayatı (1914-1990)
5) www.hulusiefendivakfi.org.tr “Somuncu Baba
(Şeyh Hamid-i Veli) (1331-1412)
6) www.azeriart.net “Tanınmışlar (Mir Mövsüm
Ağa)
7) www.meherrem.com “Ziyaretgâhlar Mir Mövsüm
Ağa”
Tiyatro öncesi "İsrail
askeri" gibi kimlik kontrolü
Filistinlilerin dramını sahneye taşıyan "Maskeliler" oyununda seyirciler, yaşanan zulmün daha iyi
anlaşılabilmesi için salona İsrail askerinin yaptığı gibi kimlik kontrolünden geçirilerek alınıyor.
ANKARA - Başkent Tiyatroları Genel Sanat
Yönetmeni Mehmet Tahir İkiler, AA muhabirine
geçtiğimiz günlerde seyirciyle buluşan
"Maskeliler" oyunu hakkında bilgi verdi.
Oyunun, Yahudi yazar İlan Hatsor tarafından
1980'li yıllarda yazıldığını bildiren İkiler, eserde
Filistinlilerin yıllardır süregelen dramının gözler
önüne serildiğini söyledi.
İkiler, oyunun Filistinli üç kardeşin davalarına
bakışlarındaki çatışmadan yola çıktığını belirterek, "Üç kardeşin içsel çekişmeleri içerisinde
Filistin davasının kasıtlı olarak bitirilmediğini hissediyoruz" dedi.
"Sorunun ilk başlarında yaşanan sıkıntılarla
bu dönemde yaşanan sıkıntıları koyduğunuz
zaman aynı çileyi Filistinlilerin hala çektiğini
görüyorsunuz" ifadesini kullanan İkiler, en son
Mescid-i Aksa'ya 40 yaş üstündekilerin giremeyeceği yönündeki kararı anımsattı.
Yönetmen İkiler, oyunun uluslararası pek çok
ödül aldığına da dikkati çekerek, yazarın
Filistinlilere "İsrail'in tuzağına düşüyorsunuz,
İsrail'in verdiği en küçük şeyi nimet gibi görüyorsunuz, bu toprakların sahibi sizsiniz" demek istediğini söyledi.
Oyunun Türkiye'de daha önce de sahnelendiğini hatırlatan İkiler, yapımda seyirciyi ön oyunlarla şaşırtmayı tercih ettiğini de bildirerek, şunları dile getirdi:
"Salona girerken İsrail askeri seyirciyi kimlik
kontrolünden geçiriyor çünkü ben Mescid-i
Aksa'ya gittiğim zaman en az 4 kez kontrol edildim, 'Müslüman mıyım değil miyim' diye soruldu
ama ben Hz. İsa'nın mezarını bulunduğu kiliseye
ya da Ağlama duvarına gittiğimde kimse bir şey
sormadı. Ben de oyunda bunu göstermeye çalışıyorum. Benim seyircim de içeriye girerken İsrail
polisinin küçük şiddetini görecek. Bu tür olaylara
reaksiyon farklı olabiliyor. Mesela, geçenlerde bir
seyirci olayın ciddiyetini fark ediyor ve bileti yırtıp
dışarı çıkıyor. Dışarıda bekleyen asistanım da
'İşte size anlatmak istediğimiz bu, oradaki insanlar bu tepkiyi veremiyor çünkü evlerine gitmek
zorundalar' diyor. Seyirci oradaki mezalimi karşısında görünce daha iyi hissediyor. Sahnede de
seyirciye müthiş bir despotluk uygulanıyor, 'Sus,
konuşma, dur' gibi. Oyun içinde oyun."
Oyuna özellikle gençlerden büyük ilgi olduğunu söyleyen İkiler, herkesi oyunu izlemeye davet
ederek, "Bir kere benim oyunuma gelsinler, İsrail
askerinin nasıl sıkıntı yarattığını oyunun her anında görecekler" ifadesini kullandı.
Maskeliler, İlan Hatsor'un kaleminden Nebil
Tarhan'ın çevirisi ve Mehmet Tahir İkiler'in rejisiyle perde açıyor.
Müzikleri Kemal Günüç'ün üstlendiği oyunda,
kostüm ve dekorlar ise Sinem Özdemir, Zeki
Gürgen ve Volkan Soylu imzası taşıyor.
Oyunda, Kadir Çöklü, Serkan Yaşar, Serkan
Kaya, Azer can Okutan, Şahset Berber, Hasan
Erten, Burak Hatipoğlu, Mehtap Maman, Banu
Dilmen rol alıyor.
Bu ayki programını tamamlayan oyun, ocak
ayından itibaren sezon sonuna kadar sahnelenecek. (AA)
Türkmeneli Tv’de yayınlanan “Coğrafyamıza
Akademik Bakış” isimli program ilgi görüyor
Uluslar Arası Üniversiteler Konseyi Kurucu
Başkanı Orhan Hikmet Azizoğlu’nun sunduğu
‘Coğrafyamıza Akademik Bakış’ isimli program,
Türkiye coğrafyası başta olmak üzere akademik,
kültürel, inanç, değer, kavram, ekonomik ve
sosyal yaşamın sorunlarını ele almaya devam
ediyor.Televizyon programcılığı aracılığı ile ilmi
çalışmalarına bir yenisini ekleyen Azizoğlu’nun
Irak Kerkük merkezli Türkiye, İran, Irak,Suriye,
Azarbaycan, Ortadoğu ve Türki
Cumhuriyetlerinde yoğun izlenen Türkmeneli
Televizyonunda yaptığı ‘Coğrafyamıza Akademik
Bakış’ isimli program büyük ilgi görüyor.
Programa katılan farklı ülkelerden bakan veya
rektörlerle Türkiye coğrafyası başta olmak üzere
akademik, kültürel, inanç, değer, kavram, ekonomik ve sosyal yaşamın sorunları ele aldıklarını
belirten Azizoğlu, “Özellikle Türkiye ve yakın
coğrafyamızın toplumsal sorunlarının ANALİZ
edildiği program yayınlanmaya başladığı kısa
sürede ulusal ve uluslar arası büyük ilgi ve takdir topladı. İlk bölümde konuk ettiğim Milli
Eğitim Bakan Yardımcısı Sayın Orhan Erdem ve
Ağrı İbrahim Çeçen Üniversitesi Rektörü Sayın
İrfan Arslan ile coğrafyamızın yüksek öğretiminin
gelişimi ve orta öğretimin sorunları ve çözümlerini ANALİZ ederken aynı zamanda başta yakın
coğrafyamızda bulunan ülkeler olmak üzere
Ortadoğu ve Türki Cumhuriyeti ülkeleri ile orta
öğretim ve yüksek öğretimde ortak eğitim ve
paylaşım da Türkiye’nin öncülüğü analiz edilmiştir” dedi.
Kalkınma Bakanı Cevdet Yılmaz’ı konuk
eden Azizoğlu, “Programda Türkiye’nin son yıllarda tüm dünyada takdirle izlenen ekonomik
kalkınma başarısı kalkınma sürecini yaşayan ve
Türkiye’yi önder ve rehber kabul eden ülkelere
örnek teşkil edecek detaylarıyla işlendi.
Özellikle Kalkınma Bakanı Cevdet Yılmaz’ın
tüm coğrafyamızdaki ülkelerin Türkiye’nin ekonomik kalkınma sürecini uluslararası paylaşıma
açan kurumsal yapılanmaları anlattığı sistem
büyük ilgi ve takdirle karşılandı. Daha sonra
MEHMET NURİ
PARMAKSIZ
HAYATA VE AŞKA DAİR
MAHŞERİN GÖLGESİNDE
İpek böceğiyim ben, kozam dünyadır benim.
Ateşi de yakacak bir dert bulunur elbet.
Ömrümüz öyle ya da böyle sona erecek nihayet.
Ne zor şeydir beklemek ve ne güzel şeydir
beklenmek…
Dua etmek beklemeye talip olmak, beklediğimiz varsa hayat ümitle dolmak, nefesi umutla
almaktır.
Zaman zaman kendimi bir ipek böceği gibi
hissedişim boşuna değil ki. Kozamız dünya
bizim; derdimiz nefsimiz, derdimiz sabırsızlığımız…
Dünyaya gelişimiz nefsimizle oynadığımız
lades oyununun başlangıcı ve
unutmamamız gerekiyor şekere
yasaklı bir ruh olduğumuzu.
Şekere yasaklı ruh ne demek
diyeceksiniz haklı olarak? Daha
önce de ipek böceğine benzettim bizi, şimdi de elmanın içindeki kurda benzetsem acep
anlatabilir miyim derdimi?
Elma bu dünya, biz de elmanın
içinde belli bir süre yaşamaya
mecbur şekere yasaklı bir ruhuz
işte.
Asl olan âşık olmak, âşığa
yârsızlık, inanana ümitsizlik yok
ki… Bazen bu gerçeği unutuyor ve kaderden şikâyet ediyo-
konuk olan Kuzey Kıbrıs TürkCumhuriyeti Mili
Eğitim Bakanı Özdemir Berova ile Kıbrıs’ın uzun
yıllar süren özgürlük mücadelesini detaylarıyla
analiz edildi. Coğrafyamızda sıkıntılı bir süreçten
geçen toplumların bu küçük ülkenin insanlarının
verdiği büyük özgürlük mücadelesinin örnek
teşkil etmesi sağlandı. Kıbrıs üniversitelerinin
varmış olduğu, küresel, akademik ve kaliteli
başarısı detaylandırıldı. KKTC’nin turizm de
coğrafyamıza alternatif bir tatil merkezi olduğu
detaylarıyla konuk bakanla izleyicilerin dikkatine
sunuldu” dedi. Konuk ettiği Hitit Üniversitesi
Rektörü Reha Metin Alkan ile yaptığı programdan bahseden Azizoğlu, “Özellikle Azizoğlu’nun
temel felsefesi olan ve tüm akademik camiada
büyük saygı ve kabul gören batılılaşma yerine
uluslararasılaşma çaba ve düşünce üretme
çalışmaları analiz edildi. Azizoğlu’nun özellikle
islam coğrafyasında akademik camiada ilgi ile
takip edilen felsefesi ve çalışmalarından olan
sınırları devletler tarafından çizilmiş ülkeler yerine sınırları değerler, kavramlar, kültürler ve
inançlarla çizilmiş yeni bir dünya için uluslararasılaşma hedefimiz anlatıldı. Bunu yaparken,
‘ulusal değer, kavram, kültür ve inançlarımızın
korunması bilincimiz olmalıdır’ görüş ve felsefesi
çerçevesinde yüksek öğretimin uluslararasılaşması da analiz edildi.
deryası. Sabreden ve şükredenlerin sonradan
mükafatla ödüllendirileceği âlem, bu gerçeği
unutmayanların mutlu sona ulaşacağı dem.
Mahşerin gölgesindeyiz hepimiz ve mahşere
bir adım var. Ölümle gerçek manada açacak bir
çiçek olduğumuzu, mahşer adlı gülistanın gülü
olduğumuzu unutmamamız lazım.
Yaradan’ın rızasını kazanmak için geldiğimiz
bir diyar bu dünya. Kozamız elbet bir gün kırılacak ve biz bir kelebek olup uçacağız mahşere.
Sonlu olan mı, sonsuz olan mı?
Büyütmememiz lazım bu dünyayı çünkü bu
hayatın sonu var, mahşer olmalı bize gerçek yâr.
Bir tarafta sonsuzluk, diğer tarafta sonlu
dünya. İpeğimizi örmeye devam edelim biz, sağlamlaştıralım her nefesle ve hep şükrederek
ruhumuzu sonsuz huzura alıştıralım dualarla.
Ne yaparsak yapalım, nasıl yaşarsak yaşayalım ölüm bile fâni olduğunu haykıracak yüzümüze ve biz dünyanın gölgesinden bir gün kurtulup
gölgesi olacağız mahşerin.
ruz öylesine.
Aslında Mevlâ’yı unutmak değil hâlimiz,
nefsi olan bir kulun edebileceği kadar sitem ediyoruz kadere. Yoksa isyan değil derdimiz, mutlak mutluluğun olmadığı bu âlemde mutluluğu
arayışımız.
İçimizdeki sonsuzluk inancı
ve arzusu zorluyor bizi, istiyoruz
GÜNÜN ŞİİRİ
ki dünyadayken huzuru bulalım
ve mahşerine bir sevdayı dünyaYürüsek kırlara gözden ırak olsak ne olur?
dayken yaşamaya başlayalım.
Hüznü her dem boyasak hep neşe dolsak ne olur?
Burası dünya, burası dertler
YAŞAM-ÇEVRE
BULMACA
18 Aralık 2014 Perşembe
"Yaşım geçti" demedi
60'ında liseye başladı
Reyhanlı ilçesinde
4 çocuk, 7 torun
sahibi Esmahan
Hazırlar, yarım
kalan eğitimine 60
yaşında yeniden
başlayarak üniversiteye devam
etmek istiyor.
HATAY - Hafta'nın iki günü açık lise
derslerine giden Hazırlar, AA muhabirine
yaptığı açıklamada, yıllardır içindeki
okuma aşkının hiç bitmediğini söyledi.
Çok istemesine rağmen orta okuldan
sonra liseye gidemediğini ifade eden
Hazırlar, açık liseye devam etmeye başlayarak yarım kalan hayalini gerçekleştirmek için büyük çaba sarf ettiğini kaydetti.
Sınavlarda en iyi şekilde sonuç almak
için torunu yaşındaki öğrencilerle haftanın iki günü derslere girdiğini vurgulayan Hazırlar, "4 yılda bitirilecek açık
öğretim lisesini 3 yılda bitireceğim.
Hayatımın bundan sonraki dönemlerini
ilim irfana harcayacağım. 4 çocuk ve 7
torunum var. Okulumda verilen ödevleri
ilköğretim çağındaki torunumla birlikte
yapıyoruz" dedi.
Eğitime tekrar dönmesinde eşinin çok
yardımcı olduğunu belirten Hazırlar, en
büyük hayalinin ilahiyat fakültesine
gidebilmek olduğunu, bunun için gece
gündüz çalıştığını kaydetti.
"Çocukluğumdan beri hayalim üniversite eğitimi almaktı" diyen Hazırlar,
şöyle devam etti:
"Ev işleri beni yormuyor, torunlarım ve
derslerim sayesinde hayattan büyük
zevk alıyorum. Ailemin destekleriyle
uzun zamandan sonra bende hayallerime kavuşmak için bu yola çıktım. Çok
mutluyum, okumanın yaşı yokmuş bunu
bir kez daha anladım. Liseden sonra
üniversiteye gidip benim gibi okumak-
tan yoksun insanların okullara dönebilmesi için çalışmalar yapacağım.
Öğrenim çağı geçince, insan umutsuzluğa düşebiliyor. Oysa hayat tecrübem
gösterdi ki, asla umutsuzluğa düşmemek, sürekli mücadele etmek gerekir."
Hazırlar, "Devletimiz bu konuda insanların önünü açmakta ve insanları teşvik
etmekte. Bize düşen tek şey cesaret
gösterip ilk adımı atmak. Okul hayatı
olmayan veya yoksun olan tüm kız ve
erkeklerin eğitimden mahrum kalmaması gerekiyor" şeklinde konuştu.
Derslerde tahtaya kalkarak oldukça
aktif olan Hazırlar, sınıf arkadaşlarının
takdirini kazanmış durumda. (AA)
Türkiye Ekim-Kasım aylarında
yağışa doydu
AFYONKARAHİSAR -Türkiye'de,
geçen yıl kuraklık tehlikesi nedeniyle
sıkıntılı günler yaşanan ekim-kasım
ayları bu sene bol yağışlı geçti. Yurt
genelinde, 1 Ekim-12 Aralık dönemini
kapsayan 73 günde, geçen senenin
aynı dönemine göre yüzde 25,8 daha
fazla yağış düştü.
Söz konusu dönemde en fazla
yağış artışı, yüzde 80,1 ile İç Anadolu
Bölgesi'nde yaşandı. Karadeniz
Bölgesi ise 2013'ün aynı sürecine
kıyasla yüzde 6,7 daha az yağış aldı.
AA muhabirinin Meteoroloji Genel
Müdürlüğünden aldığı bilgiye göre,
Türkiye'de geçen yıl 1 Ekim-12
Aralık'ta metrekareye düşen yağış
ortalama 148,5 kilogram olmuştu.
Standardı 171,8 olan bu miktar,
2014'ün aynı döneminde 186,8 kilogram olarak gerçekleşti.
Bölgeler arasında en fazla yağış
artışı, yüzde 80,1 ile İç Anadolu
1
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
2
3
4
5
6
Bölgesi'nde
yaşandı.
Karadeniz
Bölgesi'nde ise
yüzde 6,7'lik azalma kaydedildi.
İç Anadolu'dan
sonra sırasıyla en
fazla yağış artışı,
Akdeniz'de yüzde 73; Güneydoğu
Anadolu'da yüzde 68; Doğu
Anadolu'da yüzde 59,4; Marmara'da
yüzde 13,5; Ege'de yüzde 3,8 oldu.
Metrekareye düşen yağış miktarı, İç
Anadolu'da geçen yıl 59,6 kilogram
iken bu sene 107,4 olarak ölçüldü. Bu
miktar, Karadeniz'de 257,7 kilogramdan 240,5 kilograma geriledi.
Güneydoğu Anadolu'da 99,4 kilogramdan 167,6 kilograma, Doğu
Anadolu'da 88 kilogramdan 140,2
kilograma, Marmara'da 181 kilogramdan bu yıl 205,4 kilograma, Ege'de
199,5 kilogramdan 207 kilograma,
7
8
9
10
9
TÜRKÇE BAKIŞ
Prof. Dr. Nurullah Çetin
[email protected]
TÜRK’E TÜRK DÜŞMANLIĞI PROPAGANDASI
Bugünlerde Türk’ün adına, kimliğine, varlığına Amerika, Avrupa Birliği
ve İsrail kaynaklı ve destekli olmak
üzere iç hainler tarafından büyük bir
saldırı kampanyası var. İslamcı görünümlü ama hiçbir zaman İslamcı olmamış, tamamen Amerika’nın, PKK’nın,
onun bunun tetikçiliğine soyunmuş
çevrelerin, liberallerin, şunların bunların Türklük değerlerine ve Türk millet
varlığına olan kini, salt iç kaynaklı
değildir. Ayrıca bu iş şimdinin meselesi
de değildir. Önce bunu vurgulayalım.
Tarih boyunca bütün zalim, talancı,
yağmacı, emperyalist, sömürgeci devletler, Türklerden rahatsız olmuşlardır.
Çünkü Türkler, haksızlığa karşı hakkı,
zulme karşı adaleti, sömürüye karşı
paylaşımı, kötülüğe karşı iyiliği, batıla
karşı Hakk’ı temsil etmiş ve savunmuşlardır.
En eski zamanlarda Çinliler, Ruslar,
sonraları Haçlı Batılılar; bugünlerde de
yine bu odakların torunları ve devamları aynı rahatsızlıklarını ve kinlerini
sürdürüyorlar. Yani tarih tekerrür ediyor. Güncel anlamda Türk varlığına
olan kin, asıl olarak Haçlı-Siyon cephe
diye adlandırdığımız emperyalist Batı
kaynaklıdır. İçerdekiler de onların temsilcileri, sözcüleri, işbirlikçileri, taşeron acentalarıdır.
Haçlı-Siyon çevrelerin tarih boyunca
dünyaya bâtılı hâkim kılma davalarını
akamete uğratan en büyük engel, Türk
olmuştur. 1071’de büyük Türk
Alparslan’ın Malazgirt zaferi, dünya
tarihini değiştirdi. Haçlıların dünyaya
hâkimiyet emeline en büyük takozu
Türkler koydu. Malazgirt, Haçlının
gerilemesi, Müslümanlığın ilerlemesi
için bir milattır.
Bu zaferle birlikte Anadolu’nun
Türkleşmesi ve Müslümanlaşması
süreci hızlanmıştır. Bu da, Haçlıların
Doğuya akışını durdurmuş; hatta geri
çekilmesine sebep olmuştur. Bunu bir
türlü hazmedemeyen Haçlılar, daha
aradan 25 yıl bile geçmeden 1095’ten
itibaren onlarca kez tekrarlanan doğrudan talancı saldırılar düzenlediler. Ama
bu saldırıların hepsi de onlar açısından
hüsranla sonuçlandı. Son Haçlı saldırısı Millî Mücadele sürecidir.
Büyük Türk Atatürk’ün destansı
Kuva-yı Milliye cihadı, o saldırıyı da
geri püskürttü. Böyle birleşik ordular
halinde gelip doğrudan askerî saldırılarla sonuç alamayacağını anlayan
emperyalist Haçlı, Atatürk’ün kurduğu
bağımsız millî Türk Devletinin hemen
ertesinde taktik değiştirdi.
Buna göre bağımsız millî Türk
Devletini içerden çökertmek ve yıkmak
için kendi emperyalist emellerine hizmet edecek hain kadrolar yetiştirdi.
Bol para ve imkân sağlayarak amacına
hizmet edecek sağcı, solcu, İslamcı,
liberal, şucu bucu ve tabii en çok da
Türk düşmanı etnik ırkçı çevrelerle
işbirliğine girdi.
Bu bağlamda emperyalist Batı, birbirine muhalif iki çevreyi çok iyi kullandı. Bunlar laikçi din düşmanı kadrolarla İslamcı çevreler. Bu iki kesimi
Atatürk’ten sonra sırayla bir dönem
birine, bir dönem diğerine fırsat ve
imkân tanıyarak kullandı, kullanmaya
devam ediyor. Laikçi din düşmanı çevreleri İslam düşmanlığı konusunda,
İslamcı çevreleri de Türk milliyetine
düşmanlık konusunda destekledi.
Böylelikle Türk’ün Müslümanlık ve
Türklük gibi kimliğini ören iki temel
değeri zayıflatılarak; hatta yok edilerek
bu coğrafyaya kolayca hâkim olma
planlarını devreye soktular. Bugünlerde
süren Türk düşmanlığının arkasında
Avrupa, Amerika ve İsrail troykasının
içinde bulunduğumuz coğrafyaya, Orta
Doğu’ya tam hâkimiyet planları vardır.
Bu coğrafyada Türk milliyet ruh ve
şuuru temelli güçlü ve bağımsız bir
millî Türk devleti, onların emellerinin
önündeki en büyük engeldir. Bu coğrafyayı etnik gruplara, mezheplere,
hayat tarzı farklılığına ve coğrafî farklılıklara göre paramparça etmek demek
olan Büyük Orta Doğu Projesinin
kolaylıkla uygulama alanına konulabilmesi, Türk milletinin milliyetinin
tamamen iğdiş edilmesine, yok edilmesine ve Türk milletinin mankurtlaştırılmasına bağlıdır. Bugün Türkülük
değerlerine ve Türk milletine olan doğrudan saldırının ardında bu proje yatıyor.
Yılbaşı için ağaç
kesmeyin, cezası ağır!..
Akdeniz'de ise 138,8 kilogramdan
240,1 kilograma çıktı.
Bazı illerdeki artışlar da Ankara'da
yüzde 75,2; İstanbul'da yüzde 0,9;
İzmir'de yüzde 6,5; Antalya'da yüzde
76,7; Diyarbakır'da yüzde 78,9;
Samsun'da yüzde 28,8;
Afyonkarahisar'da yüzde 45,7;
Kayseri'de yüzde 20,2; Edirne'de
yüzde 84,2; Erzurum'da yüzde 36,9
olarak kayıtlara geçti. Adana, Şanlıurfa
ve Konya'daki artışlar ise yüzde 100
oldu. Yağışlar, Zonguldak'ta yüzde
51,3; Bursa'da yüzde 19,5, Rize'de ise
yüzde 3,1 geriledi. (AA)
BULMACA
Soldan sağa:
1. Görsel bir etki yaratmak amacıyla yapılmış çizgi resimlerin hepsi. – Ensiz.
2. Çaba, harcanan emek. – Nobran, kaba. 3. Lahana. – İçki yemeği. 4. Eski
dilde “O” gösterme sıfatı. – Bitmemiş, eksik, tamamlanmamış. 5. Kabul
etmeyerek geri çevirme. – Eski dilde yol. 6. Yemin, ant. – Sene. 7. Şaman din
adamı. – Kuzu sesi. 8. Uzaklık anlatır. – Argoda tanışıyormuş gibi yaparak
para sızdırma. 9. Elektrikte direnç birimi. – Eşi olmayan, biricik, yegâne. –
Bir nota. 10. Kökboyası. 11. Kan pıhtısı. – Avuç içi. 12. Cerahat. – Bir
makyaj malzemesi. 13. Belli belirsiz görülen şey, gölge. – Boru sesi. 14.
Ağaçlıklı yol. – Töre bilimi, ahlak bilimi. 15. Alın ya da boynuzla yapılan
vuruş. – Antalya ilinin bir ilçesi. 16. Seslenme sözü. – Doğaüstü yetenek. 17.
Güneş doğmadan önceki alaca karanlık. – Keçi yolu. 18. Bir anayoldan
ayrılan yolun başlangıç noktası. – Küçük bir limon türü. 19. Panama’nın
plaka işareti. – Sinirler. – Lityumun simgesi. 20. Tarlayı iki kere sürmek.
Yukarıdan aşağıya:
1. Bir yere süsleme amacıyla verilen düzen. – Mercanada. – Sevgide aldatma,
sadakatsizlik. – Matematikte sabit bir sayı. 2. Labada. – İlenme, beddua. –
Asya’da bir göl. – Yapılmaması istenmiş olan. 3. Bir nota. – Şenlik kemeri. –
Üretimde bir ürün elde edilinceye kadar yapılan harcamaların tümü. –
Olumsuzluk anlatan önek. 4. Evliya, ermiş, veli. – Çölde esen rüzgâr. –
Rusya’da bir ırmak. – İlkel silah. – Bir cins güvercin. 5. Riyaziye. – Bir sınırdan geçebilmek için verilen yazılı izin. 6. Bütün, tüm. – Bakma, gözetme,
gözetim. – Sayıları göstermek için kullanılan işaretlerden her biri. 7. Canlı
varlıklarda içinde kanın dolaştığı kanal. – Evrenpulu. – Kutsal inanç, iman. –
Peru’nun plaka işareti. 8. Eski dilde insanlık. –
Boyun eğen, kendini başkalarının buyruğuna
bırakan. – Yetkin, erişkin. 9. Taneleri iri, şekeri bol,
ÇÖZÜMÜ
çekirdekli bir üzüm türü. – Hasta olmama durumu,
BUGÜN
sağlık, esenlik. – Biçim. 10. Rutubet. –
11. SAYFADA
Lütesyumun simgesi. – Çözümleme, tahlil. –
Onarma, onarım.
Hazırlayan: Ercan BOSTANCIOĞLU
KIRKLARELİ - Ev veya iş yerlerinde ''Yılbaşı süsü'' olarak kullanmak
üzere kaçak ağaç kesenlere, Orman
Kanunu uyarınca 6 aydan 10 yıla
kadar hapis cezası verilecek.
Kırklareli Orman İşletme Müdürü
Nüfer Yavuz, AA muhabirine yaptığı
açıklamada, yılbaşı için ağaç kesenlere yönelik tüm tedbirleri aldıklarını
söyledi.
Kırklareli'nin yüzde 40'ının orman
olduğunu, yılbaşı öncesi 8 ekibin 24
saat ormanları koruyacağını ifade
eden Yavuz, şöyle konuştu:
"Kentte yaklaşık 27 bin 375 dönüm
çam ormanı var. Yılbaşı için ağaç
kesmek yerine orman işletme şefliklerince dağıtılan fidanları toprakla
buluşturmak daha iyi olur. Gelecek
kuşaklara yeşil bir dünya bırakmak
için ağaçlara zarar verilmemesi lazım.
Yeni yıl öncesi süslemek amacıyla
ağaç kesen vatandaşlarımız yılbaşını
cezaevinde geçirebilir. Kırklareli'nde
uzun yıllardır böyle bir şey söz konusu değil. Yeni yıl için çam ağacı kesmek isteyenleri 6 aydan 10 yıla karda
hapis cezası bekliyor. Fidanın yaşına
göre de tazminat cezası verilecek."
Yavuz, her yıl olduğu gibi bu yılda
yılbaşı öncesi vatandaşlara ücretsiz
çam fidanı dağıtılacağını belirtti.
Vatandaşların dağıtılacak fidanları, yılbaşı gecesi süsledikten sonra toprakla buluşturabileceğini dile getiren
Yavuz, şunları kaydetti:
"Yılbaşı öncesi Vilayet
Meydanı'nda yaklaşık 5 bin ücretsiz
çam fidanı dağıtacağız.
Vatandaşlarımız da dağıtılan bu
fidanları toprakla buluşturacak.
Kırklarelili vatandaşlarımız ormanlarına sahip çıkma konusunda son derece duyarlı. Vatandaşlarımız şüphelendikleri durumlarda 177 ücretsiz ihbar
hattını arayarak bilgi verebilirler." (AA)
Yaban hayvanları aç kalmayacak
ANKARA - Orman ve Su İşleri
Bakanlığınca, yaban hayvanları için
doğaya 515 ton yem bırakılacak.
Bakanlıktan yapılan yazılı açıklamaya göre, kış şartlarının ağırlaşması
nedeniyle aç kalabilecek yaban hayvanları için Doğa Koruma ve Milli
Parklar (DKMP) Genel
Müdürlüğünce, 2014-2015 kış döneminde, 515 ton yem bırakılması planlanıyor.
Bakanlıkça, aç kalan yaban hayvanlarını korumak için 2011-2012 kış
döneminde 339 ton, 2012- 2013 kış
döneminde 236 ton, 2013- 2014 kış
döneminde 211 ton yem ve yiyecek
tabiata bırakılmıştı. Yapılan yemleme
çalışmalarıyla, ağır kış şartlarından
dolayı aç kalan hayvanların yerleşim
yerlerine yaklaşarak can ve mal
kayıplarına sebep olmaları engellenirken, yaban hayvanları popülasyonu
destekleniyor. Orman ve Su İşleri
Bakanı Veysel Eroğlu da, konuyla ilgili değerlendirmesinde, "her zaman
düşündükleri yaban hayvanlarını bu
yıl da unutmadıklarını" kaydetti.
Yaban hayvanlarını yemleme çalışmalarına 7'den 70'e herkesin katıldığını ifade eden Eroğlu, "Tabii hayata,
yaban hayatını sevdirerek ve bilinçlendirme faaliyetleri yürüterek sahip
çıkıyoruz" dedi. Vatandaşlardan bu
konuda hassas davranmalarını isteyen Eroğlu, şu değerlendirmede
bulundu:
"Bakanlık olarak hayvanları korumak için var gücümüzle çalışıyoruz.
Vatandaşlarımızın da çalışmalarımıza
katkı sağlamasıyla daha çok yol alacağımıza inanıyoruz. Hayvanlarımıza
sahip çıkmak, insani sorumluluğumuz olmasının yanı sıra, ülkemizin
biyolojik çeşitliliğini korumak bakımından da önemli bir vecibemizdir."
(AA)
10
SAĞLIK
18 Aralık 2014 Perşembe
Sağlık turizminde "diş
tedavisi" lokomotif olacak
ZONGULDAK - Bülent Ecevit Üniversitesi
(BEÜ) Diş Hekimliği Fakültesi bünyesinde son
teknolojik cihazlarla donatılan Uygulama ve
Araştırma Merkezi'nin, özellikle il dışındaki hastaların tercih ettiği kuruluşlardan biri olması hedeflenerek sağlık turizminde de öncü rol üstlenmesi
planlanıyor.
Zonguldak Valisi Ali Kaban ve BEÜ Rektörü
Prof. Dr. Mahmut Özer, BEÜ Diş Hekimliği
Uygulama ve Araştırma Merkezi'nin yeni binasının tanıtım gezisine katılarak, Diş Hekimliği
Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Mehmet Selçuk
Oruç'tan sunum eşliğinde bilgi aldı.
Oruç, yaptığı açıklamada, Batı Karadeniz'de
hiçbir sağlık kuruluşunda olmayan görüntüleme
cihazlarının merkezlerine kazandırıldığını, ağız diş
sağlığıyla ilgili her türlü tedavi hizmetini verebildiklerini söyledi.
TIBBİ SARF MALZEME SATIN ALINACAKTIR
ANKARA ÇOCUK SAĞLIĞI VE HASTALIKLARI
HEMATOLOJİ ONKOLOJİ EĞİTİM VE ARAŞTIRMA
HASTANESİ
PÇ 42,5 7000 Ton Dökme ve 500 Ton Torbalı Çimento Alımı İşi alımı 4734 sayılı Kamu İhale
Kanununun 19 uncu maddesine göre açık ihale usulü ile ihale edilecektir. İhaleye ilişkin ayrıntılı bilgiler aşağıda yer almaktadır:
İhale Kayıt Numarası : 2014/170531
1-İdarenin
a) Adresi : Yenimahalle Belediye Başkanlığı Fen İşleri Müdürlüğü İstanbulyolu 8.km 204 Cadde
No:16 Macunköy YENİMAHALLE/ANKARA
b) Telefon ve faks numarası : 3123973606 - 3123973343
c) Elektronik Posta Adresi : [email protected]
ç) İhale dokümanının görülebileceği internet adresi (varsa) : https://ekap.kik.gov.tr/EKAP/
2-İhale konusu malın
a) Niteliği, türü ve miktarı : 7000 Ton Dökme Çimento, 500 Ton Torba Çimento
Ayrıntılı bilgiye EKAP’ta yer alan ihale dokümanı içinde bulunan idari şartnameden ulaşılabilir.
b) Teslim yeri : Yenimahalle Belediye Başkanlığı Fen İşleri Müdürlüğü Beton Santrali
c) Teslim tarihi : Malın/İşin teslim süresi 300 takvim günüdür. İşe başlama tarihinden itibaren 300
gün içerisinde yüklenici teslimi gerçekleştirecektir
3- İhalenin
a) Yapılacağı yer : Yenimahalle Belediye Başkanlığı İvedik Cad.No.33 4. Kat İhale Salonu
Yenimahalle / ANKARA
b) Tarihi ve saati : 08.01.2015 - 10:00
4. İhaleye katılabilme şartları ve istenilen belgeler ile yeterlik değerlendirmesinde uygulanacak kriterler:
4.1. İhaleye katılma şartları ve istenilen belgeler:
4.1.1. Mevzuatı gereği kayıtlı olduğu Ticaret ve/veya Sanayi Odası ya da ilgili Esnaf ve Sanatkarlar
Odası belgesi;
4.1.1.1. Gerçek kişi olması halinde, ilk ilan veya ihale tarihinin içinde bulunduğu yılda alınmış, ilgisine göre Ticaret ve/veya Sanayi Odasına ya da ilgili Esnaf ve Sanatkarlar Odasına kayıtlı olduğunu
gösterir belge,
4.1.1.2. Tüzel kişi olması halinde, ilgili mevzuatı gereği kayıtlı bulunduğu Ticaret ve/veya Sanayi
Odasından, ilk ilan veya ihale tarihinin içinde bulunduğu yılda alınmış, tüzel kişiliğin odaya kayıtlı
olduğunu gösterir belge,
4.1.2. Teklif vermeye yetkili olduğunu gösteren imza beyannamesi veya imza sirküleri;
4.1.2.1. Gerçek kişi olması halinde, noter tasdikli imza beyannamesi,
4.1.2.2. Tüzel kişi olması halinde, ilgisine göre tüzel kişiliğin ortakları, üyeleri veya kurucuları ile
tüzel kişiliğin yönetimindeki görevlileri belirten son durumu gösterir Ticaret Sicil Gazetesi, bu bilgilerin tamamının bir Ticaret Sicil Gazetesinde bulunmaması halinde, bu bilgilerin tümünü göstermek
üzere ilgili Ticaret Sicil Gazeteleri veya bu hususları gösteren belgeler ile tüzel kişiliğin noter tasdikli
imza sirküleri,
4.1.3. Şekli ve içeriği İdari Şartnamede belirlenen teklif mektubu.
4.1.4. Şekli ve içeriği İdari Şartnamede belirlenen geçici teminat.
4.1.5. İhale konusu alımın tamamı veya bir kısmı alt yüklenicilere yaptırılamaz.
4.1.6. Tüzel kişi tarafından iş deneyimini göstermek üzere sunulan belgenin, tüzel kişiliğin yarısından fazla hissesine sahip ortağına ait olması halinde, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği veya yeminli
mali müşavir ya da serbest muhasebeci mali müşavir veya noter tarafından ilk ilan tarihinden sonra
düzenlenen ve düzenlendiği tarihten geriye doğru son bir yıldır kesintisiz olarak bu şartın korunduğunu gösteren belge, standart forma uygun belge,
4.2. Ekonomik ve mali yeterliğe ilişkin belgeler ve bu belgelerin taşıması gereken kriterler:
İdare tarafından ekonomik ve mali yeterliğe ilişkin kriter belirtilmemiştir.
4.3. Mesleki ve Teknik yeterliğe ilişkin belgeler ve bu belgelerin taşıması gereken kriterler:
4.3.1. İş deneyimini gösteren belgeler:
Son beş yıl içinde bedel içeren bir sözleşme kapsamında kesin kabul işlemleri tamamlanan ve teklif
edilen bedelin % 30 oranından az olmamak üzere ihale konusu iş veya benzer işlere ilişkin iş deneyimini gösteren belgeler veya teknolojik ürün deneyim belgesi.
4.4. Bu ihalede benzer iş olarak kabul edilecek işler:
4.4.1. Çimento satış işleri benzer iş olarak değerlendirilecektir.
5. Ekonomik açıdan en avantajlı teklif sadece fiyat esasına göre belirlenecektir.
6. İhaleye sadece yerli istekliler katılabilecektir.
7. İhale dokümanının görülmesi ve satın alınması:
7.1. İhale dokümanı, idarenin adresinde görülebilir ve 100 TRY (Türk Lirası) karşılığı Yenimahalle
Belediye Başkanlığı Fen İşleri Müdürlüğü İstanbulyolu 8.km 204 Cadde No:16 Macunköy
Yenimahalle /ANKARA adresinden satın alınabilir.
7.2. İhaleye teklif verecek olanların ihale dokümanını satın almaları veya EKAP üzerinden e-imza
kullanarak indirmeleri zorunludur.
8. Teklifler, ihale tarih ve saatine kadar Yenimahalle Belediye Başkanlığı İvedik Caddesi No:33 Kat
4 Oda İhale Odası Yenimahalle / ANKARA adresine elden teslim edilebileceği gibi, aynı adrese iadeli
taahhütlü posta vasıtasıyla da gönderilebilir.
9. İstekliler tekliflerini, mal kalem-kalemleri için teklif birim fiyatlar üzerinden vereceklerdir. İhale
sonucu, üzerine ihale yapılan istekliyle her bir mal kalemi miktarı ile bu mal kalemleri için teklif edilen
birim fiyatların çarpımı sonucu bulunan toplam bedel üzerinden birim fiyat sözleşme imzalanacaktır.
Bu ihalede, işin tamamı için teklif verilecektir.
10. İstekliler teklif ettikleri bedelin %3’ünden az olmamak üzere kendi belirleyecekleri tutarda geçici
teminat vereceklerdir.
11. Verilen tekliflerin geçerlilik süresi, ihale tarihinden itibaren 60 (altmış) takvim günüdür.
12. Konsorsiyum olarak ihaleye teklif verilemez.
Basın - 16576 (www.bik.gov.tr)
169 Kalem Tıbbi Sarf Malzeme alımı 4734 sayılı Kamu İhale Kanununun 19 uncu maddesine göre
açık ihale usulü ile ihale edilecektir. İhaleye ilişkin ayrıntılı bilgiler aşağıda yer almaktadır:
İhale Kayıt Numarası : 2014/164996
1-İdarenin
a) Adresi : ZİRAAT MAHALLESİ İRFAN BAŞTUĞ CAD. KURTDERELİ SOK. 10 06610 DIŞKAPI
ALTINDAĞ/ANKARA
b) Telefon ve faks numarası : 3125969775 - 3123171786
c) Elektronik Posta Adresi : [email protected]
ç) İhale dokümanının görülebileceği internet adresi (varsa) : https://ekap.kik.gov.tr/EKAP/
2-İhale konusu malın
a) Niteliği, türü ve miktarı :
169 Kalem Tıbbi Sarf Malzeme Alımı
Ayrıntılı bilgiye EKAP’ta yer alan ihale dokümanı içinde bulunan idari şartnameden ulaşılabilir.
b) Teslim yeri : Ankara Çocuk sağlığı ve Hastalıkları Hematoloji Onkoloji Eğitim ve Araştırma
Hastanesi Deposu
c) Teslim tarihi : Sözleşmesi yapılan mal(lar) idaremizin ihtiyacı oranında 21.12.2015 tarihine kadar
peyder-pey ve/veya defaten sipariş edilecektir. Bu Sipariş yazısını müteakip 20 (yirmi) gün içinde de
teslim edilecektir. Teslim edilen mal(lar) ile siparişte istenen miktar aynı olacaktır. Sipariş yazısı
olmasa bile yüklenici, sözleşme konusu mal(lar)ı 21.12.2015 tarihinde ilgili depoyu bilgilendirerek
teslim edecektir. Sözleşme süresi içinde teslim edilmeyen mallardan yüklenici sorumludur.
3- İhalenin
a) Yapılacağı yer : Ziraat Mah. İrfan Baştuğ Cad. Kurtdereli Sok. No:10 Dışkapı/Altındağ/ANKARA
b) Tarihi ve saati : 08.01.2015 - 10:00
4. İhaleye katılabilme şartları ve istenilen belgeler ile yeterlik değerlendirmesinde uygulanacak kriterler:
4.1. İhaleye katılma şartları ve istenilen belgeler:
4.1.1. Mevzuatı gereği kayıtlı olduğu Ticaret ve/veya Sanayi Odası ya da ilgili Esnaf ve Sanatkarlar
Odası belgesi;
4.1.1.1. Gerçek kişi olması halinde, ilk ilan veya ihale tarihinin içinde bulunduğu yılda alınmış, ilgisine göre Ticaret ve/veya Sanayi Odasına ya da ilgili Esnaf ve Sanatkarlar Odasına kayıtlı olduğunu
gösterir belge,
4.1.1.2. Tüzel kişi olması halinde, ilgili mevzuatı gereği kayıtlı bulunduğu Ticaret ve/veya Sanayi
Odasından, ilk ilan veya ihale tarihinin içinde bulunduğu yılda alınmış, tüzel kişiliğin odaya kayıtlı
olduğunu gösterir belge,
4.1.2. Teklif vermeye yetkili olduğunu gösteren imza beyannamesi veya imza sirküleri;
4.1.2.1. Gerçek kişi olması halinde, noter tasdikli imza beyannamesi,
4.1.2.2. Tüzel kişi olması halinde, ilgisine göre tüzel kişiliğin ortakları, üyeleri veya kurucuları ile
tüzel kişiliğin yönetimindeki görevlileri belirten son durumu gösterir Ticaret Sicil Gazetesi, bu bilgilerin tamamının bir Ticaret Sicil Gazetesinde bulunmaması halinde, bu bilgilerin tümünü göstermek
üzere ilgili Ticaret Sicil Gazeteleri veya bu hususları gösteren belgeler ile tüzel kişiliğin noter tasdikli
imza sirküleri,
4.1.3. Şekli ve içeriği İdari Şartnamede belirlenen teklif mektubu.
4.1.4. Şekli ve içeriği İdari Şartnamede belirlenen geçici teminat.
4.1.5. İhale konusu alımın tamamı veya bir kısmı alt yüklenicilere yaptırılamaz.
4.1.6. Tüzel kişi tarafından iş deneyimini göstermek üzere sunulan belgenin, tüzel kişiliğin yarısından fazla hissesine sahip ortağına ait olması halinde, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği veya yeminli
mali müşavir ya da serbest muhasebeci mali müşavir veya noter tarafından ilk ilan tarihinden sonra
düzenlenen ve düzenlendiği tarihten geriye doğru son bir yıldır kesintisiz olarak bu şartın korunduğunu gösteren belge, standart forma uygun belge,
4.2. Ekonomik ve mali yeterliğe ilişkin belgeler ve bu belgelerin taşıması gereken kriterler:
İdare tarafından ekonomik ve mali yeterliğe ilişkin kriter belirtilmemiştir.
4.3. Mesleki ve Teknik yeterliğe ilişkin belgeler ve bu belgelerin taşıması gereken kriterler:
4.3.1. İş deneyimini gösteren belgeler:
Son beş yıl içinde bedel içeren bir sözleşme kapsamında kesin kabul işlemleri tamamlanan ve teklif
edilen bedelin % 25 oranından az olmamak üzere ihale konusu iş veya benzer işlere ilişkin iş deneyimini gösteren belgeler veya teknolojik ürün deneyim belgesi.
4.3.2. Yetkili satıcılığı veya imalatçılığı gösteren belgeler:
a) İmalatçı ise imalatçı olduğunu gösteren belge veya belgeler,
b) Yetkili satıcı veya yetkili temsilci ise yetkili satıcı ya da yetkili temsilci olduğunu gösteren belge
veya belgeler,
c) Türkiye’de serbest bölgelerde faaliyet gösteriyor ise yukarıdaki belgelerden biriyle birlikte sunduğu serbest bölge faaliyet belgesi.
İsteklilerin yukarıda sayılan belgelerden, kendi durumuna uygun belge veya belgeleri sunması
yeterli kabul edilir. İsteklinin imalatçı olduğu aşağıdaki belgeler ile tevsik edilir.
1. Aday veya istekli adına deüzenlenen Sanayi Sicil Belgesi,
2. Adayın veya İsteklinin üyesi olduğu meslek odası tarafından aday veya istekli adına düzenlenen
Kapasite Raporu ve/veya İmalat Yeterlik Belgesi ve/veya Yerli Malı Belgesi.
3. Aday veya İsteklinin alım konusu malı ürettiğine ilişkin olarak ilgili mevzuat uyarınca yetkili kurum
veya kuruluşlarca düzenlenen, aday veya isteklinin üretici veya imalatçı olduğunu gösteren belgeler.
Aday veya İstekliler kendilerine uygun olan belgeyi sunacaklardır.
4.3.3.
4.3.3.1. Yetkili kurum ve kuruluşlara kayıtla ilgili belgeler:
Aday veya istekliler teklif ettikleri ürünlerin UBB kaydı olduğuna dair belgeyi teklif zarflarında sunacaklardır. UBB kaydından muaf olan malların, (varsa) "muaf olduğuna" dair yazı sunulacaktır. UBB
kaydından muaf olan malların TSE, TSEK, İSO, CE gibi uluslararası kabul görmüş en az bir adet
kalite belgesi olacaktır. İşin teknik şartnamesinde herhangi bir kalite belgesi istenmiş olsa bile, UBB
kaydı olan mallar için kalite belgesi verilmesine gerek yoktur. Ancak UBB kaydından muaf olan mallar için yukarıdaki hüküm geçerlidir. UBB kayıtları internet çıktısı olarak verilebilir. Çıktıların üzerine
ihale sıra numaraları yazılmalıdır.
4.3.4. Tedarik edilecek malların numuneleri, katalogları, fotoğrafları ile teknik şartnameye cevapları
ve açıklamaları içeren doküman:
Aday veya İstekliler teklif edilen malın teknik şartnamede yer alan teknik kriterlere uygunluğunu
belirlemek amacıyla en az bir adet numune verecektir. Numuneler, ihale dosyası ile birlikte idare yetkilisine teslim edilecektir. İdare tarafından numune bir tutanak ile teslim alınır. Bu tutanağın bir sureti
de aday veya istekliye verilir. Verilen Numuneler orijinal kutusunda olmalıdır. Numunesi olmayan
teklifler değerlendirme dışı bırakılır. Numunelerin orijinal kutuları açılabilir. Numuneler firmaya iade
edilmeyebilir. Hiç bir şekilde numuneler idareye fatura edilemeyecektir. Yüklenici teknik şartnameye
uygun malzemeyi teslim etmek zorundadır.
4.4. Bu ihalede benzer iş olarak kabul edilecek işler:
4.4.1. Bu ihalede; kamu veya özel sektörde yapılmış tıbbi sarf ve/veya sıhhi sarf malzeme satışları
benzer iş olarak kabul edilecektir.
5. Ekonomik açıdan en avantajlı teklif sadece fiyat esasına göre belirlenecektir.
6. İhale yerli ve yabancı tüm isteklilere açıktır.
7. İhale dokümanının görülmesi ve satın alınması:
7.1. İhale dokümanı, idarenin adresinde görülebilir ve 50 TRY (Türk Lirası) karşılığı Ankara Çocuk
Sağlığı ve Hastalıkları Hematoloji Onkoloji Eğitim ve Araştırma Hastanesi {Satınalma Birimi} adresinden satın alınabilir.
7.2. İhaleye teklif verecek olanların ihale dokümanını satın almaları veya EKAP üzerinden e-imza
kullanarak indirmeleri zorunludur.
8. Teklifler, ihale tarih ve saatine kadar Ankara Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Hematoloji Onkoloji
Eğitim ve Araştırma Hastanesi {Satınalma Birimi} adresine elden teslim edilebileceği gibi, aynı adrese iadeli taahhütlü posta vasıtasıyla da gönderilebilir.
9. İstekliler tekliflerini, mal kalem-kalemleri için teklif birim fiyatlar üzerinden vereceklerdir. İhale
sonucu, üzerine ihale yapılan istekliyle her bir mal kalemi miktarı ile bu mal kalemleri için teklif edilen
birim fiyatların çarpımı sonucu bulunan toplam bedel üzerinden birim fiyat sözleşme imzalanacaktır.
Bu ihalede, kısmı teklif verilebilir.
10. İstekliler teklif ettikleri bedelin %3’ünden az olmamak üzere kendi belirleyecekleri tutarda geçici
teminat vereceklerdir.
11. Verilen tekliflerin geçerlilik süresi, ihale tarihinden itibaren 90 (Doksan) takvim günüdür.
12. Konsorsiyum olarak ihaleye teklif verilemez.
Basın - 16564 (www.bik.gov.tr)
Resmi İlanlar www.ilan.gov.tr.de
Resmi İlanlar www.ilan.gov.tr.de
şanslıyız. Bölgemizde tek olan çalışmalar yapılıyor. Bunu yaygınlaştırmak için elimizden geleni
yapmak hepimizin görevi. Sağlık turizmine yönelik çalışmaların artmasına gayret sarf edilecek"
ifadesini kullandı.
BEÜ Rektörü Prof. Dr. Özer de ağız ve diş
sağlığı açısından Batı Karadeniz'de farklı özellik4'ün 11 ayı itibarıyla 91 bin 219'a yükseldiğine işaret eden Oruç, merkezin sağlık turizmi açı- leriyle tek referans merkezine sahip olduklarına
işaret etti.
sından da lokomotif görevi üstlenebileceğini
Hiçbir eksiklikleri olmadığını, bölgeden artık
anlattı.
hastaların sevk edilmediğini vurgulayan Özer,
Oruç, daha sonra Kaban ve Özer'e klinikleri
"Dolayısıyla Zonguldak için burası kazanımdır.
gezdirerek bilgi aktardı.
Vali Kaban, incelemelerinin ardından gazeteci- Farklı kentlerden hasta sayımızın daha da artarak
sağlık turizmine buranın daha fazla katkı vermelere yaptığı açıklamada, merkezin ve fakültenin
sini istiyoruz. Yurt dışındaki veya farklı kentlerde
bölge için büyük şans olduğunu belirtti.
yaşayan Zonguldaklılar da kente geldiklerinde
Diş tedavisinin önleyici sağlık hizmetleri açısağlıkla ilgili çok geniş alanda hizmet alabiliyor"
sından önemine değinen Kaban, "Diş hekimliği
değerlendirmesinde bulundu. (AA)
merkezinin hizmet verdiği alanlar açısından çok
ÇİMENTO SATIN ALINACAKTIR YENİMAHALLE
BELEDİYESİ FEN İŞLERİ MÜDÜRLÜĞÜ
dış dünya
18 Aralık 2014 Perşembe
BM’de, Filistin sorununa
çözüm arayışları hızlandı
Arap ülkelerinin desteklediği ve İsrail'in Filistin topraklarındaki işgalini iki yıl içinde
sonlandırmasını öngören BM Güvenlik Konseyi tasarısına ilişkin çalışmalar hızlandı.
BİRLEŞMİŞ MİLLETLER - İsveç'in
Filistin'i tanıması ve Avrupa parlamentolarında üst üste Filistin'in tanınmasını
isteyen tasarıların kabul edilmesinin
ardından soruna BM çatısı altında
çözüm bulunması ihtiyacı artmış
durumda.
Uluslararası kamuoyunun desteğini
yanında hisseden Filistin, BMGK'ya
işgalin sonlandırılması için baskı yaparken, bu rüzgarın karşısında durarak
Arap ve Avrupa ülkelerini karşısına
almak istemeyen Obama yönetimi orta
yolu bulmaya çalışıyor.
Arap ülkeleri tarafından hazırlanan
ve geçen ay Ürdün'ün BMGK üyelerine
dağıttığı tasarıda, Filistin topraklarındaki İsrail işgalinin Kasım 2016 sonuna
kadar kaldırılması ve 1967 sınırları
temelinde başkenti Doğu Kudüs olacak
Filistin devletinin tanınması talebi yer
alıyor.
Filistin tarafı, tasarının çarşamba
günü BMGK'ya resmi olarak sunulacağını belirtti ancak tasarıyı sunması beklenen Ürdün'ün BM Daimi Temsilcisi
Dina Kawar, gazetecilere yaptığı açıklamada, tasarının sunulması için kendilerine herhangi bir talep gelmediğini söyledi.
Kawar, ABD Dışişleri Bakanı John
Kerry'nin taraflarla temasının sürdüğünü ve bunun sonucunu görmek istediklerini belirterek, bu hafta tasarıya ilişkin
bir adım atılmasının güç olduğunu dile
getirdi.
Filistin'in BM Daimi
Gözlemciliği'nden, AA muhabirinin
sorusuna verilen yanıtta ise Filistin'den
yapılan açıklamanın geçerliliğini koruduğu ve farklı bir gelişme olmadığı
belirtildi.
Öte yandan Fransa, İngiltere ve
Almanya'nın, Arap ülkelerinin tasarısına
alternatif başka bir tasarı hazırlığında
oldukları biliniyor. Tasarının detayları
net olmamakla birlikte, karar metninde
taraflardan müzakere masasına dönmeleri ve barış görüşmelerinin sonuçlanması için belirli bir süre sınırlaması
konulması konularının yer aldığı öne
sürülüyor.
Avrupa'da temaslarını sürdüren
ABD Dışişleri Bakanı Kerry de taraflarla
bire bir görüşerek orta yolu bulmaya
çalışıyor. İsrail Başbakanı Binyamin
Netanyahu, Kerry ile görüşmesinde
Ürdün tarafından BM gündemine getiri-
Danimarka,
Kuzey Kutbu'nu
istiyor
KOPENHAG - Danimarka,
Birleşmiş Milletlere yaptığı resmi başvuruyla Kuzey Kutbu'nun da içinde
bulunduğu Kuzey Antarktika
Okyanusu'ndaki 895 bin kilometrekarelik bölgenin kendilerine verilmesini
talep etti.
Danimarkalı bilim adamları 10 yıllık
araştırmalar sonrasında okyanusta
bulunan 'Lomonos sırtı' adındaki su
altındaki dağ grubunun Grönland'ın
bir parçası olduğunu kanıtladıktan
sonra Danimarka, 'Kuzey Kutbu bizim,
bu nedenle bize verilmeli' gerekçesiyle
Birleşmiş Milletlere talepte bulundu.
Danimarka Dışişleri Bakanı Martin
Lidegaard, konuyla ilgili Ritzau'ya yaptığı açıklamada, "Ülkemiz ve kraliyetimiz sınırlarını değiştirmek ve böylece
genişletmek çok nadiren ele geçebilecek bir fırsat. Ne kadar büyürsek o
kadar dünyada ve özellikle bölgemizde etkimiz fazlalaşır" diyerek, başvuruya olan memnuniyetini dile getirdi.
Rusya ve Kanada'nın da
Danimarka'nın istediği bölgenin
önemli bir kısmını talep etmek için
başvurması beklenirken Birleşmiş
Milletlerin kararını 10 yıldan önce vermesi beklenmiyor. Eğer Birleşmiş
Milletler bir karara varamazsa ülkelerin
aralarında anlaşması gerekecek.
Dışişleri Bakanı Martin Lidegaard'a
göre "bu, pek kolay bir durum olmayacak". Lidegaard, bu konuda
"Pazarlık süreci zorlu olacak. Bunu
gizlemenin bir sebebi yok ama bunun
bilimsel dayanak üzerine yapılacak
olması konusunda anlaşmış olmamız
çok güzel" dedi. (AA)
len tasarıyı ABD'nin veto etmesini istemişti.
BMGK'daki bir oylamada 15 üyeden en az 9'unun kabul oyu kullanması
ve daimi üyeler ABD, Rusya, Fransa,
İngiltere ve Çin'in tasarıyı veto etmemesi gerekiyor.
Dina Kawar, daha önce yaptığı açıklamada da tasarıyı aralık sonuna kadar
sunmayı planladıklarını ancak bunun
ocak ayına da kalabileceğini belirtmişti.
Ocak ayında Konsey'in beş geçici
üyesi de değişmiş olacak. Görev süreleri dolacak Arjantin, Ruanda, Güney
Kore, Avustralya ve Lüksemburg yerine
Angola, Venezuela, Malezya, İspanya
ve Yeni Zelanda Konsey'de görev alacak.
Yeni üyelerle tasarı için 9 kabul oyu
bulmanın daha kolay olması bekleniyor
ancak bütün seçeneklerde veto yetkisi
olan ve İsrail'in koşulsuz destekçisi
ABD'nin bu hakkını kullanmaması için
anlaşma yoluna gidilmesi gerekiyor.
ABD Dışişleri Bakanlığı'ndan bir
yetkili, AA muhabirinin sorusuna cevaben yaptığı açıklamada, BM'de varsayımsal bir durumla ilgili ABD'nin nasıl
bir adım atabileceği hakkında konuşmak için erken olduğunu belirterek, şu
anda ilgili taraflarla görüştüklerini ve
onların fikirlerini dinlediklerini aktardı.
Yetkili, ABD Dışişleri Bakanı John
Kerry'nin Avrupa ziyaretinin, konuyla
ilgili taraflarla temas kurma, onları dinleme ve ileriye dönük bir ortak yol doğ-
rultusunda elden geldiğince çalışmayı
hedeflediğini, aralarındaki koordinasyonu mümkün olan en yüksek seviyede
tutmak istediklerini kaydetti.
Tüm bunlarda ortak hedefleri paylaştıklarını dile getiren yetkili, şöyle
devam etti:
"Hepimiz gerilimleri yatıştırmak ve
şiddet potansiyelini azaltmak istiyoruz.
Hepimiz iki devletli bir çözüm umudunu korumak istiyoruz. Ve hepimiz,
sadece İsrail ve Filistinliler değil, aynı
zamanda tüm bölgeyi kökten istikrarsızlaştırabilecek şekilde sahadaki şiddetin tırmanmasını elimizden geldiğince engellemek istiyoruz. Dolayısıyla
üzerine inşa edeceğimiz çok sayıda
ortak zemin bulunmakta ve bence,
İsrailliler ve Filistinlilerin yanı sıra
Avrupalılar ve Ruslar da dahil, diğer
birçok ülkenin bu konulardaki düşüncelerini dinlememiz gerekiyor."
Muhtemel bir oylamada ABD'nin
takınacağı tutumu konuşmak için erken
olduğunu belirten Dışişleri yetkilisi,
"BM'deki varsayımsal bir durumda ne
yapabileceğimiz hakkında konuşmak
için erken. Taraflarla konuşuyoruz,
onların görüşlerini dinliyoruz. Konunun
diğer taraflarıyla temas kurarak, koordine halinde kalmak ve sahada gerilimin yükselmesini önleme şeklindeki
hepimizin paylaştığı hedef doğrultusunda çalışmak için çabalıyoruz" diye
konuştu. (AA)
Cibuti Devlet Başkanı Guelleh:
"Terörün kökü kazınmadan
kalkınma olmaz"
CİBUTİ - Cibuti Devlet Başkanı
İsmail Ömer Guelleh, Türkiye'nin,
Afrika'nın gerçek ortağı olduğunu
belirtti.
Guelleh, AA muhabirine yaptığı
açıklamada, "Türkiye ve Cibuti ilişkileri
tüm alanlarda büyük gelişme kaydetti.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip
Erdoğan'la özelde iki ülke arasında var
olan ilişkilerin geliştirilmesi, genel de
ise Türkiye ve Afrika Boynuzu ülkeleriyle ilişkilerin geliştirilmesi konularında
koordinasyon halindeyiz. Türkiye,
Afrika kıtasının ve bölgenin esas ortağıdır" dedi.
Ülkesiyle Türkiye arasındaki ilişkilerin ulaştığı seviyenin memnuniyet verici
olduğunu vurgulayan Guelleh,
"Türkiye'nin Afrika Boynuzu'na yönelmesi ve merkezi devleti yeniden inşa
etmeleri için Somali halkına verdiği
destek çok kıymetlidir. Somali'deki
istikrarsızlık bölgeye yansımaktadır.
Ülkem küçük olsa da Somali halkının
20 yıldır çektiği sıkıntılara göz yumamayız" diye konuştu.
Guelleh, bölgedeki gerginlik ve
çatışmalar sona ermeden kalkınma ve
ekonomik canlılıktan söz edilemeyeceğini vurgulayarak şunları söyledi:
"Terör, Afrika Boynuzu'nun bu yüzyıldaki afet ve tehditlerinden biridir.
Terörün kökü kazınmadan, gerilim ve
çatışmalar sona ermeden bölgede, kalkınma ve ekonomik canlanmadan söz
edilemez."
Yemen'deki çatışmalara da değinen
Guelleh, şöyle devam etti:
"Yemen'in istikrarı, Afrika
Murat Kurnaz, Guantanamo
cehenneminde olanları anlattı
BERLIN - Guantanamo'da 5 yıl
tutulduktan sonra 2006 yılında serbest bırakılan Murat Kurnaz,
"Guantanamo'da yaşananlar akıl
almayacak şeylerdi. İşkence gören
birçok kişi hayatını kaybetti. Bunu
gözlerimle gördüm" dedi.
Berlin'de katıldığı bir etkinlikte AA
muhabirine açıklama yapan Kurnaz,
11 Eylül saldırılarından sonra dini bilgisini geliştirmek üzere Pakistan'a
gittiğini ve 2011 yılının kasım ayında
Pakistan güvenlik güçleri tarafından
gözaltına alındığını söyledi.
Daha sonrasında ABD'nin
Afganitan'daki Kandahar üssüne
getirildiğini belirten Kurnaz, burada
3-4 ay kaldıktan sonra Kandahar'dan
Guantanamo'ya görtürüldüğünü vurguladı.
İşkencelerin Kandahar'daki
Amerikan askeri kampında başladığını dile getiren Kurnaz, "Birçok insan
işkence altında hayatını kaybetti.
Kendi gözlerimle gördüm. Hayatta
kalabilenleri Guantanamo'ya götürdüler. Guantanamo'da işkence
devam etti, tabii ki bitmedi" diye
konuştu.
Amerikan askerlerinin ellerinde
herhangi bir delil olmadığını, bunun
için de kendisinden "El-Kaide ile
Amerikan askerlerine karşı savaştığına" dair bazı belgeleri imzalamasının
istendiğini belirten Kurnaz, "Ben
imzalamadım ve çeşitli işkencelerle
maruz kaldım. Sandılar ki böylelikle
imzalarım ama yapamadılar, başaramadılar. Ben elimden geldiği kadar
sabrettim. Allah'a şükür de sağ salim
çıktım" ifadelerini kullandı.
Guantanamo'da çok zor günler
geçirdiğini anlatan Kurnaz,
"Guantanamo'da yaşananlar akıl
almayacak şeyler. İşkence altında birçok kişi hayatını kaybetti. Bunu gözlerimle gördüm" dedi.
Guantanamo'da yaşadıklarını hala
çok iyi hatırladığını söyleyen Kurnaz,
şöyle devam etti:
"Aramızdaki en ufakların yaşı 912 arasındaydı. Birçok tutuklunun
yaşı daha 14'tü. En büyüklerin yaşı
86-87 civarındaydı. Büyükler arasında gözleri görmeyen, kulakları duymayan yaşlı dedeler de vardı. Ne
BULMACANIN ÇÖZÜMÜ
1
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
Boynuzu'nun ve genel olarak Arap
ülkelerinin istikrarıdır. Uluslararası toplumu, Yemen'i desteklemeye ve krizin
aşılmasına yardımcı olmaya çağırıyorum. Yemenliler de aralarındaki anlaşmazlıkları diyalog yoluyla çözme konusunda ısrarcı olmalıdır."
Guelleh, ülkesinin bütün komşularıyla iyi ilişkilere sahip olduğuna değinerek, Etiyopya ve Cibuti ki ilişkilerin
entegrasyon aşamasına taşındığını
kaydetti.
Cibuti-Çin ilişkileri konusunda ise
Guelleh, "Çin, dünyanın büyük ekonomik güçleri arasında yer almaktadır.
Çin, Cibuti'nin özellikle liman inşa
etmesi ve alt yapısının güçlendirilmesi
konusundaki çabalarının önemli destekçisi konumunda" şeklinde konuştu.
Cibuti Devlet Başkanı İsmail Ömer
Guelleh, Çin'in ülkesinde "çok büyük
yatırımları" bulunduğunu belirtti. (AA)
çocuklara ne de büyüklere değişik
muamele yapıyorlardı. Gençlere
işkence varsa yaşlılara da vardı. Bize
yemek yoksa onlara da yoktu. Aynı
muameleyi onlara da yapıyorlardı."
"Guantanamo'da Allah'a dua ediyordum, Allah'tan sabır diliyordum.
Allahıma şükürler olsun bana o sabrı
verdi" diyen Kurnaz, sözlerini şöyle
sürdürdü:
"Tabii ki sağlık da çok önemli bir
durum. Onun haricinde tabii komşumuz varsa konuşabilirsek konuşmaya çalıştık. Ama Türkçe konuşan
maalesef çok az kişi vardı. Onlar da
komşu olarak denk gelemeyebiliyordu. Koskoca kampın içerisinde
genelde yanımızdaki ya Arap ya da
Afgan oluyordu. Ben de böylelikle
Guantanamo'da tutukluyken yaklaşık
5 dil öğrendim. Böylelikle diğerleri ile
konuşmaya başladım."
Guantanamo'nun unutulmaması
gerektiğini vurgulayan Kurnaz, uzun
yıllar işkence görmesine ve haksızlığa uğramasına rağmen Amerikalılara
karşı bir kininin olmadığını söyledi.
Amerikalılar arasında da
Guantanamo'da yaşananların durdurulması için çaba gösterenlerin olduğunu vurgulayan Kurnaz, ancak
bugüne kadar tüm girişimlerin başarısız olduğunu kaydetti.
Murat Kurnaz, "Her insan karşısındakine insan muamelesi yapsa ya
da insan olarak görse zaten bütür
şeyler ortaya çıkmazdı. İşkence
olsun ya da insanlık dışı muameleler..." dedi. (AA)
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
2
3
4
5
6
7
8
9
10
12
haber
18 Aralık 2014 Perşembe
DUMANLI
BELDE
Murat DUMAN
[email protected]
YOL ÜSTÜNDE KARAKOL TÜRKÜSÜ
Pakistan’ın acısı acımız oldu
ANKARA- Pakistan'ın Peşaver kentinde
Taliban tarafından düzenlenen en kanlı saldırılarından biri olarak gösterilen okul saldırısında, 132'si
öğrenci, 9'u öğretmen olmak üzere 141 kişi öldü.
AA muhabirinin olayla ilgili gün içerisinde
geçilen haberlerden derlediği bilgiye göre,
saldırının ilk saatlerinde kayıplar hakkında açıklama yapan Peşaver kentindeki Lady Reading
Hastanesi Sözcüsü Şeram Terkai, 17'si öğrenci,
1'i öğretmen 20 kişinin hayatını kaybettiğini söyledi. Yaralı sayısının 40'tan fazla olduğunu belirten
Terkai, bunlardan çoğunun durumunun ağır
olduğunu, bu yüzden ölü sayısının artabileceğini
ifade etti.
Ordu yönetiminde olan ancak hem asker hem
de sivil memurların çocuklarının gittiği yaklaşık 500
öğrencinin bulunduğu okula giren 5-6 kişi oldukları
ifade edilen silahlı saldırganlar, öğrencileri rehin
aldı. Bunun üzerinde güvenlik güçlerinin başlattığı
operasyonda çatışma yaşandı.
Pakistan Ordu Sözcülüğü de öğrencilerin
büyük kısmının güvenli şekilde arka kapıdan
çıkarıldığını açıkladı. Ülkenin kuzeybatısındaki
Hayber Paktunkhva eyaletin başkenti olan
Peşaver'deki saldırının ilerleyen saatlerinde
Hayber Paktunhva Eyalet Başbakanı Pervez
Hattak, ölü sasıyının öğrenci ve öğretmen dahil
olmak üzere 104'e yükseldiğini söyledi. Ölenlerin
80'inden fazlasının öğrenci olduğu açıklandı.
Hattak, güvenlik güçleriyle militanlar arasında
çıkan çatışmada 3 teröristin de öldürüldüğünü
kaydetti. Öte yandan saldırıda ölü sayısının artması üzerine programlarını değiştiren Pakistan
Başbakanı Navaz Şerif ve Genelkurmay Başkanı
Rahil Şerif, okul baskının ardından bölgeye
hareket etti.
Peşaver kentinin bağlı olduğu Hayber
Paktunhva eyalet yönetimi de 3 günlük yas ilan
etti. Pakistan Başbakanı Navaz Şerif de bu olayı
"ulusal trajedi" nitelendirerek, "son terörist ölene
kadar savaşın devam edeceğini" vurguladı.
Şerif, Kuzey Veziristan'da Taliban militanlarına
karşı yürütülen askeri operasyonların devam edeceğini söyledi.
Operasyonun devam ettiği okulda art arda patlamalar duyulurken, güvenlik güçleriyle saldırgan-
lar arasında çatışmalar sürdü. Hayber Paktunhva
eyaleti hükümet sözcülüğünden yapılan açıklamada, Taliban militanları tarafından basılan okulda
126 kişinin hayatını kaybettiği, 122 kişinin yaralandığı bildirildi.
Okul baskınında 132'si öğrenci, 9'u öğretmen
olmak üzere 141 kişinin öldüğünü ifade eden
Bavca, operasyonda 6 teröristin de öldürüldüğünü
kaydetti. Bavca, 121 öğrenci ve 7 komandonun
yaralandığını belirtti.
İNTİKAM İÇİN
Saldırıyı üstlenen Pakistan Taliban örgütünün
sözcüsü Muhammed Horasani de "üzerlerinde
bomba bulunan 6 üyelerinin okula girerek saldırı
düzenlediğini" söyleyerek, saldırıyı "hükümet
tarafından öldürülen Taliban üyelerinin intikamını
almak için yaptıklarını" belirtti.
Pakistan Adalet Hareketi (PTI) lideri İmran Han
da başkent İslamabad'da yaptığı açıklamada,
yaşanan terör olayını en güçlü şekilde kınadıklarını
söyledi.
"Kalplerimiz, yakınlarını kaybedenlerle birlikte"
diyen Han, hükümete karşı düzenlemeyi planladıkları gösteriyi iptal ettiklerini bildirdi. İmran Han,
daha sonra Peşaver'e hareket etti.
Pakistan Ordu Sözcüsü Tüm General Asıf
Selim Bacva, devam eden operasyonda öldürülen
terörist sayısının 5'e çıktığını açıkladı. Saldırıda ölü
sayısı 126'ya, yaralı sayısı ise122'ye çıktı.
Pakistan Genelkurmay Başkanı Orgeneral
Rahil Şerif ise baskını şiddetli şekilde kınayarak,
"masum insanları öldürmek için korkakça saldırı
düzenleyenlerin sadece Pakistan'ın değil insanlığın
da düşmanı olduğunu" söyledi.
Eyalet Emniyet Müdürlüğünden yapılan açıklamada, hastanede tedavi altında olan öğrencilerden 4'ünün yaşamını yitirmesinde ölü sayısının
130'a çıktığını belirtildi.
Öte yandan Ordu Sözcüsü Tümgeneral Asif
Selim Bacva, operasyonda 6 teröristin
öldürüldüğünü belirterek 2'si öğrenci, 6'sı öğretmen ve 7'si idari görevli 15 kişinin daha komandolar tarafından kurtarıldığını açıkladı. Sözcü,
teröristlerin okul binasının değişik yerlerine bombalar yerleştirdiğini de söyledi.
Operasyonun tamamlanmasıyla bir basın
toplantısı düzenleyen Ordu Sözcüsü Asıf Selim
Bavca, güvenlik birimlerinin düzenlediği operasyonun tamamlandığını belirterek, operasyonda 960
kişinin tahliye edildiğini söyledi.
ERDOĞAN VE DAVUTOĞLU…
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan,
Pakistan'da düzenlenen ve çok sayıda öğrencinin
hayatına mal olan terör saldırısından sonra,
PakistanCumhurbaşkanı Memnun Hüseyin ve
Pakistan Başbakanı Navaz Şerif'i telefonla arayarak derin üzüntülerini ifade etti.
Başbakan Ahmet Davutoğlu, Pakistan'da
düzenlenen ve çok sayıda öğrencinin hayatına mal
olan terör saldırısı nedeniylePakistan Başbakanı
Navaz Şerif'i telefonla arayarak taziye ve dayanışma dileklerini iletti. Başbakan Davutoğlu, mevkidaşı Navaz Şerif ile yaptığı görüşmede, taziye ve
dayanışma dileklerini ileterek Türkiye'de bir günlük
yas ilan edildiğini belirtti.
Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Pakistan
Başbakanı Şerif'in Ulusal Güvenlik ve Dışişleri
Danışmanı Aziz'e taziye ve başsağlığı dileklerini
iletti. Dışişleri Bakanlığı da ayrıca yaptığı açıklamada terör saldırısını şiddetle kınadı.
B20 Türkiye Yürütme Kurulu Başkanı Hisarcıklıoğlu:
‘Dönüşüm devam etmeli’
ANKARA - Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB)
Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu, ekonomide dönüşüm programlarının devam etmesi gerektiğini belirterek, "2015
seçimleri sonrasındaki yol haritamızın bu olduğuna
inanıyoruz" dedi.
Hisarcıklıoğlu, Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Fikri
Işık'ın da katıldığı Sanayi Odası Başkanları Konsey
Toplantısı'nda, dünya ekonomisinin çalkantılı bir
döneme girdiğini ve bu dönemde özel sektörü dinamik
ülkelerin öne çıkacağını söyledi.
Güçlü sanayi altyapısının, küresel krizde Türkiye'nin
en büyük teminatı olduğunu belirten Hisarcıklıoğlu,
"Ülkelerin en büyük itici gücü, zenginliğin en büyük kaynağı, girişimcileridir, üreticileridir, sanayicileridir. Küresel
çalkantılara ve bölgemizdeki belirsizliklere, rağmen Türk
sanayisi hem dinamizmini, hem de direncini tüm
dünyaya kanıtlamıştır. Bu başarının arkasında ciddi
emek var, birikim var, vizyon var" diye konuştu.
Sanayiyi ve ekonomiyi üst lige çıkarmak istediklerini
vurgulayan Hisarcıklıoğlu, bunu başarmak için yapısal
reformlara hız kesmeden devam edilmesi, üretimin,
ihracatın ve istihdamın önündeki engellerin ortadan
kaldırılması gerektiğine işaret etti. Petrol fiyatındaki
düşüşün, Türkiye'yi geneli itibarıyla olumlu etkilediğine
dikkati çeken Hisarcıklıoğlu, diğer taraftan Amerikan
Merkez Bankası'nın faiz arttırmaya başlayacağı beklentisinin, küresel finansal piyasaları olumsuz etkilediğini
kaydetti. Ekonomi politikasının çok dikkatli yürütülmesi
gerektiğini belirten Hisarcıklıoğlu, şöyle konuştu:
"Hükümetimizin ilk etabını açıkladığı, ekonomide
dönüşüm programları mutlaka devam etmeli. Aslıda
2015 seçimleri sonrasındaki yol haritamızın bu olduğuna
inanıyoruz. Ama buna bütün Türkiye olarak sımsıkı sarılmamız lazım. Reformun başta acıtması çok olur ama
devam ediyor olmamız lazım. 2015 seçimleri sonrasında
ev ödevimiz hazır, bununla beraber yapısal reformları da
hızla tamamlamalıyız."
Hisarcıklıoğlu, B-20 sayesinde 2015'te binlerce
yabancı yatırımcı ve özel sektör kuruluşu başkanlarının
Türkiye'ye geleceğini belirtti. Bunun Türkiye'yi tanıtacak,
yatırım ve ticaret potansiyelini ortaya çıkaracak bir fırsat
olduğunu dile getiren Hisarcıklıoğlu, kamu ve özel sektörün, bunu değerlendirmek için çalışacağını söyledi.(AA)
DÜNYADAN TEPKİ
Birleşmiş Milletler, Pakistan'daki saldırıyı şiddetle kınadı. BM Pakistan Koordinatörü Timo Pakala,
Peşaver'deki okula düzenlenen saldırıyla ilgili
başkent İslamabad'da yaptığı açıklamada,
"Masum çocuklara yönelik barbarca saldırıyı şiddetle kınıyoruz" dedi.
ABD Başkanı Barack Obama, Pakistan'ın
Peşaver kentinde bir okula düzenlenen terör
saldırısını şiddetle kınadı.
Almanya Başbakanı Angela Merkel, Peşaver
kentinde bir okula düzenlenen terör saldırısından
dolayı Pakistan Başbakanı Navaz Şerif'e taziye
mesajı gönderdi.
Pakistan'da kız çocuklarının eğitimini savunduğu için 2012'de Taliban tarafından başından
vurulan Pakistanlı Malala Yusufzay, Taliban'ın
Peşaver kentindeki okula düzenlediği baskını
kınadı. (AA)
Rusya çare arıyor
Rusya’da hükümet rublenin dolar ve avro
karşısında değer kaybetmesiyle başlayan
piyasalardaki sarsıntının önüne geçmek için
alınacak önlemleri belirledi.
Rusya Başbakanı Dimitri Medvedev,
hükümetin ekonomiden sorumlu bakanlarıyla
yaptığı toplantıda, dolar ve avronun ruble
karşısında yükselişini ve döviz kurunun
istikrar kazanması için yapılması gerekenleri
müzakere etti.
Toplantının ardından açıklama yapan
Ekonomi Kalkınma Bakanı Aleksey
Ulyukayev, alınacak tedbirlerin döviz
likiditesinin artırılması ve iç piyasadaki arz ve
talep arasındaki dengenin sağlanmasına
yönelik olacağını kaydetti.
Ulyukayev, mevcut durumda bankacılık
sektörünün desteklenmesinin önemli
olduğunu belirterek, toplantıda bankaların
taahhütlerini yerine getirmeleri için yasal
değişiklik gerektiren bazı önlemlerin de
masaya yatırıldığını ifade etti.
Toplantıda dövize sınırlama getirilmesinin
gündeme gelmediği bilgisini paylaşan
Ulyukayev, Merkez Bankası'nın faiz artırımı
kararında geç kaldığı eleştirisinde bulundu.
Ulyukayev, vatandaşa paralarını daha
önce tuttukları birimde muhafaza etmeleri
tavsiyesinde bulundu. Ulyukayev, Aralık
başında yaptıkları ekonomik beklenti tahminlerinin revize edilip edilmeyeceğine ilişkin
soruya, "Buna şimdilik cevap veremem"
yanıtını verdi.
Rusya'da Merkez Bankası'nın faiz artırım
kararına karşın dolar ve avro rekor yükselişine
devam ederken, avro 100, dolar 80 ruble
seviyesini aştı. Moskova Borsası yüzde 11,67
kayıpla 600 puanın altına gerilerken, bu
seviyeler 2009 Mart ayından bu yana görülen
en düşük değer oldu. Rusya'da dolar, yaptırımlardan önce Mart başında 36 ruble
seviyesinde işlem görüyordu. Son artışlarla
dolar 9 ayda iki kat artmış oldu.
OBAMA YAPTIRIMLARI ONAYLIYOR…
Beyaz Saray Sözcüsü Josh Earnest, ABD
Başkanı Barack Obama'nın, Kongre'nin her
iki kanadının da onayladığı, Rusya'ya yeni
yaptırımlar getiren ve Ukrayna'ya silah ve
diğer tür yardımları içeren tasarıyı imzalayacağını söyledi.
Ancak ABD yönetimi, tasarıya yönelik bazı
kaygıları olduğunu belirterek, tasarının yaptırımların ne zaman ve nasıl uygulanacağının
takdirini Başkan'a bırakan esneklik içermesi
nedeniyle, Obama'nın yaptırımları hemen
uygulamayabileceğinin sinyalini verdi.
Earnest, günlük basın brifinginde,
Rusya'ya karşı yeni yaptırımlar öngören ve
Ukrayna'ya silah ve diğer tür yardımlar için
Başkan Obama'ya yetki veren tasarıyla ilgili
soruları yanıtladı.
ABD'nin, müttefikleriyle Rusya'ya yönelik
yaptırımlar üzerinde yakından çalışma
içerisinde olduğunu vurgulayan Earnest,
Obama'nın tasarıyı haftasonuna kadar imzalayabileceğini ifade etti.
Hamas’ın çözüm yolu siyaset
Filistin'in İslami direniş hareketi Hamas,
İsrail işgalinin sonlanması için Filistin yönetiminin Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'ne
(BMGK) gitmesini desteklediklerini, ancak bu
adımın ulusal uzlaşı çerçevesinde olması
gerektiğini belirtti. Hamas, söz konusu
tasarıyı desteklediklerini ancak bu adımın
ulusal uzlaşı çerçevesinde olması gerektiğini
açıkladı.
Hamas Sözcüsü Sami Ebu Zuhri, işgalin
sonlanması için Filistin yönetiminin BMGK'ya
sunacağı tasarıya ilişkin Hamas'ın, Filistin'in
mefaatine olacak her türlü siyasi adımı
desteklediğini bildirdi.
Ebu Zuhri, bu adımın ulusal uzlaşı ve
istişare çerçevesinde olması gerektiğini de
sözlerine ekledi.
Arap ülkeleri tarafından hazırlanan ve
geçen ay Ürdün'ün BMGK üyelerine dağıttığı
tasarıda, Filistin topraklarındaki İsrail işgalinin
Kasım 2016 sonuna kadar kaldırılması ve
1967 sınırları temelinde başkenti Doğu
Kudüs olacak Filistin devletinin tanınması
talebi yer alıyor.
Filistin tarafı, tasarının çarşamba günü
sunulacağını belirtiyor ancak tasarıyı sunması
beklenen Ürdün'ün BM Daimi Temsilcisi Dina
Kawar, gazetecilere yaptığı açıklamada,
tasarının sunulması için kendilerinden herhangi bir talepte bulunulmadığını söylemişti.
Posta sistemlerinin gelişmediği yıllarda bu işler, jandarma karakolları tarafından yapılırdı.
Sivas’ın Kangal ilçesi Alacahan bucağı Jandarma Karakolu’ndan
posta işlerine bakan bir er, Akgedik Tren İstasyonu’na gider. Trenle
gelen mektup ve evrakları alıp karakola getirir, daha sonra askerler
tarafından köylere dağıtılırdı.
İstasyona devamlı gidip mektup ve evrakları alan er Mustafa, tren
istasyonunun makasçısı Muharrem’in kızı Döne’yi görünce gönlü
kayar, sevdalanır. Döne kız da bu sevdaya duyarsız kalmaz. Bu aşk,
aylarca ateşlenerek devam eder. Fakat Mustafa’nın Döne kızı babasından isteyecek kimsesi yoktur. Günden güne üzüntü içinde yanmaktadır. Karakol komutanı onun bu dalgın durumun hisseder ve emir
verip yanına çağırtarak; “Oğlum, bir derdin mi var? Hep sıkıntılı
görüyorum seni.” der. Er Mustafa; “Hayır komutanım, ben iyiyim.”
der ama komutanı onun bu sözüne inanmayıp takibe alır.
Mustafa’nın arkadaşları da onun bu durumundan ve üzüntüsünden
rahatsız olmuşlardır. Ama onlar da ne yapacaklarını bilmez durumda
konuyu komutanlarına aksettirirler. Komutan, tekrar çağırtır
Mustafa’yı. Mustafa, utana sıkıla tren istasyonundaki makasçının kızına âşık olduğunu, kızın da kendisini sevdiğini anlatır.
Komutan; “Makasçıyı karakola çağırayım da durumu söyleyeyim.”
der.
Mustafa, komutanının bu yaklaşımından çok hoşnut olmuştur.
Makasçı karakola çağırılıp durum anlatılır. Makasçı; “Komutanım,
ben kızımı Karasüver köyünde bacımın oğlu Hasan’a vereceğim.”
deyip bu konuda elinden bir şey gelmeyeceğini söyler.
Komutan, bu güzel aşkı yaşayan iki gönlü birleştirmek ister, ama
babasının tutumundan dolayı durum olumsuzdur. Bin müddet sonra
komutan durumu Alcahan’ın ağası ve beylerinden Mahmut Bey’e
anlatır. Mahmut Bey, Döne kızın babasıyla görüşür, ama sonuç yine
değişmez.
Makasçı, olan biten bu durumdan epey rahatsız olmuştur. Bir an
önce kızının düğünü yapmak üzere işi hızlandırır. Kızın annesine de
baskı yaparak; “Ne olursa olsun, bu kızı bacımın oğlu Hasan’a vereceğim.” diyerek evdeki şiddetini artırır. Ama gel gör ki, kışın ortasında
düğün yapmak ne mümkün. Zaten elde yoktur, avuçta yoktur.
Mecburen harman sonunu beklemek durumundadırlar.
Döne’nin gönlüde ise varsa yoksa Mustafa’sıdır. Ama derdini kimseye anlatıp dinletemez. Sevdasını içine gömer ve yüreği kan aylayarak gelin olacağı günü beklemeye başlar. Harman hasadı yapıldıktan
sonra elde edilen gelirle kızın babası düğünü yapar. Döne kız, yüreği
kanaya kanaya gelin gider. Kocası Hasan’a da derdini anlatamaz ve
aşkını içine gömerek kaderine razı olur. Bu arada Döne’nin gelin gittiğini duyan Mustafa, üzüntüden hastalanır ve hastaneye kaldırılır.
Memleketine hava değişimine gönderilir. Aylar sonra karakola bir
haber gelir. Mustafa, kara sevdandan kurtulamayıp Hakk’ın rahmetine
kavuşmuştur. Onun ölüm haberi, tren istasyonundan mektup ve evrakları almaya giden başka bir er tarafından Döne’nin ailesine duyurulur.
Döne kızın ise o eski güzelliğinden zaten eser kalmamıştır.
Hastalanır. Sivas’a hastaneye götürülüp getirilir. Ama ne çare ki, o da
aşk ateşinden verem olmuştur. Bu derdine o zamanın koşullarına göre
çare de yoktur. Gün gittikçe hastalığı ağırlaşır ve babasının evine gelir.
Annesiyle eski günlerden, Mustafa’sından konuşarak rahatlamaya
çalışır. Sürekli dertleştiği annesi sonunda dayanamayarak sevdiğinin
öldüğü haberini verir biricik kızına. “Kızım, biz çoktandır biliyoruz,
ama sana duyurmadık.” der.
Döne kız ellerini yüzüne kapatıp ağlayarak; “Ah anacığım ah!
Babam beni de Mustafa’yı da cehennem ateşinde kavurdu.” deyip feryat figan eder.
Aradan iki sene gibi bir zaman geçer. Döne kız da hastalığa daha
fazla dayanamayıp Hakk’ın rahmetine kavuşur. Bu iki sevdalının aşklarıysa dilden dile dolaşmaya başlar.
Karasüver köyünün kadınları tarafından yakılan, aşağıda sözlerini
verdiğimiz yürek yakan bu türkü TRT sanatçılarından, aynı zamanda
da Karasüver köyü doğumlu olan Orhan Gazi Yılmaz tarafından
Zeliha Şahin ve öz annesi Mediha Yılmaz’dan derlenip TRT
Repertuvarına kazandırılır. Şu anda hayatta olan ve yukarıdaki türkü
gibi yüzlerce hikâyeli türküyü derleyip repertuvarımıza kazandıran
Orhan hocamıza ne kadar teşekkür etsek azdır.
Yol üstünde karakol belalım (amman aman)
Nerden gider yâre yol
Dost yârim perişan hâlım
Şu karşıki tepeden belalım (amman aman)
Belki gider yâre yol
Dost yârim perişan hâlım
Evinin önü pınar belalım (maman aman)
Hep kuşlar ona konar
Dost yârim perişan hâlım
Bugün yari göremedim belalım (amman aman)
Yüreğim ona yanar
Dost yârim perişan hâlım
Bu yollar meste gider belalım (amman aman)
Dolanır dosta gider
Dost yârim perişan hâlım
Yıkılası gurbet el belalım (amman aman)
Sağ gelen hasta gider
Dost yârim perişan hâlım
Yöre
: Kangal/Sivas
Derleyen : Orhan Gazi Yılmaz
Kaynak : Zeliha Şahin-Mediha Yılmaz
Konya-İstanbul
YÜKSEK HIZLI
KONYAKonya-İstanbul
Yüksek Hızlı
Tren hattı,
Cumhurbaşkanı
Recep Tayyip
Erdoğan ve
Başbakan
Ahmet
Davutoğlu'nun
da katıldığı törenle seferlerine başladı. İstanbulKonya arasında Yüksek Hızlı Tren seferleri yarın
başlıyor. Kentler arasında günde iki sefer düzenlenecek. Yolcular 42.5 liraya seyahat edebilecek.
Konya-İstanbul arasında seyahat süresi mevcut
durumda otobüsle 10-11 saat, konvansiyonel trenlerle 13 saat iken hattın açılmasıyla bu süren 4 saat 15
dakikaya düştü. Günde 2 gidiş 2 dönüş olarak
hizmet verecek olan YHT'ler Konya'dan 6.10 ve
18.35'te hareket edecek. İstanbul'dan (Pendik)
hareket saati ise 7.10 ve 18.30 saatlerinde.
YHT'lerde erken bilet alan yolcuların 42,5 liradan
başlayan fiyatlarla seyahat etme imkanına kavuşacağını vurgulayan Elvan, "Ekonomi tipinde tam biletle
85 lira, business tipi koltuk tipinde ise tam biletle 119
lira karşılığında seyahat edilebilirken; genç, öğretmen, TSK mensubu, 60-64 yaş, basın mensubu,
gidiş-dönüş bileti alan yolcular yüzde 20 indirimli
olarak, 7-12 yaş arası ve 65 yaş üstü olan yolcular
yüzde 50 indirimli olarak hesaplı, konforlu, çevre
dostu ve güvenli seyahat imkanı bulacak.
Öte yandan, Konya-İstanbul seferlerinin başlaması ile birlikte yolcular Ankara-İstanbul YHT'lerde
sunulan "Plus" hizmeti ile tanıştı. "Business" ve
"ekonomi' bölümünde seyahat eden yolcular 15 lira
karşılığında sabah seferlerinde kahvaltı, akşam seferlerinde sıcak yemek alma imkanına sahip.
TURİZM
18 Aralık 2014 Perşembe
13
Mevlana Müzesi'ne 4 renkte ışıklandırma
Mevlana'nın 741. Vuslat Yıldönümü Uluslararası Anma Törenleri dolayısıyla en yoğun
günlerini yaşayan Mevlana Müzesi ile müzenin üstünü örten üç küçük kubbe ve Kubbei Hadra (Yeşil Kubbe), ışıklandırma projesi ile geceleri ayrı bir güzelliğe büründü.
"İnanç turizmi"nde
büyüme hızı düştü
ISSN 1308-7622
İZMİR - Dünyada üç büyük semavi dinin kutsal mekanlarını bir arada barındıran ender ülkelerden biri olan Türkiye, inanç turizmi potansiyelini
kullanamıyor. Papa 16. Benedikt'in Selçuk'taki
Meryem Ana Evi ziyareti sonrası rekor seviyeye
ulaşan turist sayısı, başta komşu ülkelerdeki çatışmalar olmak üzere çeşitli nedenlerle son 10 yılın
en düşük seviyesine geriledi. Türkiye Seyahat
Acenteleri Birliği (TÜRSAB) Başkan Yardımcısı
Hande Arslanalp, Papa Francis'in son ziyaretinin
rakamları biraz artıracağını söyledi. TÜRSAB İnanç
Turizmi raporuna göre dünyada inancı için seyahat
edenlerin sayısı 300 milyonu aştı. Yıllık 20 milyar
doları bulan dünya inanç turizmi pazarı içinde
Türkiye, hac ve umre için yaptığı 1,1 milyar dolarlık
harcamayla yüzde 5 gibi hatırı sayılır bir paya
sahip. Türkiye, bu yıl inanç turizmi amaçlı olarak
yurt dışına gönderdiği 461 bin vatandaşına karşılık
55 bin turisti ülkesinde ağırladı.
İnanç turizmine yönelik çalışmalar kapsamında
dış tanıtımına üç semavi dinin kutsal mekanlarını
da ekleyen Türkiye, 2005 yılında ilk kez 100 binin
üzerinde inanç turistini ağırladı. Özellikle Papa 16.
Benedikt'in Selçuk ilçesindeki Meryem Ana Evi'ni
ziyaret etmesiyle 2007 yılında 144 bin turist
rakamıyla rekor kıran Türkiye, sonraki yıllarda artış
grafiğini sürdüremedi ve 2010 yılından sonra inanç
turizmi gerilemeye başladı. 2012 yılında 66 bin
inanç turistini ağırlayan Türkiye, geçen yıl 59 bin
turist ile 2000'li yılların başındaki seviyesine geri
döndü. 2014 yılının ilk yarısında 55 bin turisti ağırlayan Türkiye'nin biraz toparlanmasına rağmen yılı
100 binin altında inanç turistiyle kapatması bekleniyor. Konuyla ilgili AA muhabirine değerlendirmelerde bulunan TÜRSAB Başkan
Yardımcısı Hande Arslanalp, Diyanet İşleri
Başkanlığı, Vakıflar Genel Müdürlüğü ve üniversitelerin de katıldığı çalışma sonucu ortaya konulan verilere göre Türkiye'nin 43 ilinde inanç turizmine yönelik değerlerin bulunduğunu, bazı kentlerin dinler tarihi açısından büyük öneme sahip
ibadethanelere ev sahipliği yaptığını, bazı
kentlerde de farklı dinlerin kutsal mekanlarının bir
arada bulunduğunu söyledi. Böyle bir potansiyele
sahip dünyada çok az ülkenin bulunduğuna
dikkati çeken Arslanalp, bunun yeteri kadar değerlendirilemediğini ifade etti. Dünyada en çok ziyaret
edilen kutsal mekanlar listesinde Sultanahmet
Camisi'nin 20'inci, Ayasofya'nın da 29'uncu sırada
yer aldığını hatırlatan Arslanalp, Hatay'da St. Pierre
Anıt Müzesi, Tarsus'ta St. Paul Anıt Müzesi,
Selçuk'ta Meryem Ana Evi ve Demre'de St. Nicola
Kilisesi gibi ziyaret potansiyeli çok yüksek mekanların bulunduğunu vurguladı. Bu merkezleri ziyaret
eden turist sayısının gerilemesinde öncelikle Irak
ve Suriye'deki çatışmaların etkili olduğunu, insanların güvenli kaygısı nedeniyle seyahat planlarını
ertelediğini ifade eden Arslanalp, inanç turizminde
önemli potansiyeli bulunan musevi turist sayısında
da Mavi Marmara Olayı ve İsrail ile yaşanan
gerginlik sonrası büyük oranda düşüşler olduğunu
kaydetti. (AA)
Yıl: 44
Sayı: 15051
18 Aralık 2014
Perşembe
GÜNLÜK SİYASİ GAZETE
Yayın Sahibi
İmaj İç ve Dış Tic. A.Ş.
Genel Yayın Yönetmeni
Ahmet TEKEŞ
Sorumlu Yazı İşleri Müdürü
Abdülmecit KOYUNSAĞAN
Haber Koordinatörü
Dursun ERKILIÇ
Yazı İşleri Müdürü
Ayşegül BALDEMİR
İstihbarat Şefleri
Şenol GÜNÜÇ - Kenan ERGEN
Görsel Yönetmen
Şebnem ÜNAL
Sayfa Editörleri
Hakkı Murat SÖBÜTAY - Emine ÖZCAN
İnternet Editörü
Alparslan OĞUZ
Haber Merkezi
İsmail YILDIZ, Mihriban DEMİREL, Ayşenur GÜRER, Tülay CANPOLAT,
Gazi BOZKURT, Burcu KERİM, Betül SÜSLEN
İdari Merkez
Macun Mah. 195. Cadde No: 2 Yenimahalle/ANKARA
Yazı İşleri Tel: 397 91 40 (PBX) Fax: 397 41 54
[email protected]
Yayın Sahibi
Temsilcisi:
Yiğit YİĞİT
İstanbul Temsilciliği
Ankara Temsilciliği
Tevfik Bey Mah. Tahsin Tekoğlu Cad.
Rüzgarlı Cd. Plevne Sk. No: 14
No: 2 K.1 Sefaköy/Küçükçekmece/İSTANBUL
Ulus/ANKARA
Tel: (0212) 540 40 45
Tel: (0312) 310 35 53
Dağıtım: TURKUVAZ DAĞITIM SAN. VE TİC. A.Ş.
Yayın Türü: Yaygın Süreli (Pazar hariç)
Basıldığı Yer:
Dorukkaya Mat. Yay. Rek. Mağ. Enerji ve İnş. A.Ş. - İstanbul Yolu
6. km Macun Mh. 3. Cd. No: 2/1 Yenimahalle/ANKARA Tel: 397 11 97
Resmi ilanlarımızı internet sitemizden de görebilirsiniz.
www.yedigungazetesi.com.tr
Sözleşmesiz yazarlara ücret ödenmez
YediGün Basın Meslek ilkelerine uymaya söz vermiştir
KONYA - Eserlerinde verdiği sevgi, barış, hoşgörü ve
kardeşlik mesajlarıyla tüm insanlığı kucaklayan Hazreti
Mevlana'nın türbesini ziyaret etmek isteyen yerli ve yabancı
turistler, Konya'ya geliyor.
İnsanlığı derinden etkileyen öğretileri ile tüm dünyada ilgi
uyandıran Türk ve İslam aleminin en büyük mutasavvıflardan
Mevlana Celaleddin-i Rumi'nin meftun bulunduğu Mevlana
Müzesi, en yoğun günlerini yaşıyor. 7 Aralık'ta başlayan ve
''Şeb-i Arus törenleri'' olarak da bilinen Mevlana'nın 741. Vuslat
Yıldönümü Uluslararası Anma Törenleri, coşku ve heyecanla
devam ediyor.
Konya'da çok sayıda kurum ve kuruluşun
işbirliğiyle bu yıl "Feyizler, safalar ziyade ola"
temasıyla gerçekleştirilen törenlere dünyanın
birçok yerinden yerli ve yabancı ziyaretçi geliyor.
Türkiye'nin en çok gezilen müzeleri arasında
yer alan Mevlana Müzesi'nde, çevre düzenleme
çalışmaları devam ediyor. Her yıl Mevlana'nın
"Ne olursan ol yine gel" çağrısına uyarak
dünyanın dört bir yanından gelen turistlerin
ziyaret ettiği müzede, "Mevlana Müzesi
Işıklandırma Projesi" uygulandı. (AA)
Tanıtımlar, Doğu Karadeniz'e turist ilgisini artırdı
Doğu Karadeniz Kalkınma Ajansı
(DOKA) Genel Sekreteri Çetin Oktay
Kaldırım, yurt dışındaki tanıtımlar
sayesinde Doğu Karadeniz'i bu yıl 5 milyon turistin ziyaret ettiğini söyledi.
Palandöken'de haftasonu kayak keyfi
ERZURUM (AA) - Palandöken'de
aileler, turist ve sporcular haftasonu
kaymanın keygini sürdü.
Bölgede aralıklarla etkili olan kar
yağışı ve suni karlama sistemleri
sayesinde, kar kalınlığı istenilen seviyeye ulaşan merkezde, bazı oteller
kayak sezonunu açtı.
Kar kalınlığının 25 santimetreyi bulduğu Palandöken'de, yurtiçi ile Rusya,
Ukrayna ve Polonya'dan gelen turistler
kayak yapmanın tadını çıkarıyor.
Haftasonu tatilini fırsat bilen vatandaşlar, kayak merkezinde etkili olan sis
ve pusa rağmen, beraberlerlerinde
getirdikleri kızak ve kayak takımlarıyla
kaymanın keyfini sürdü.
Kayak Mİlli Takımı eski antrenörü
Erdinç Baysal, yaptığı açıklamada,
Erzurum'un önemli bir kayak merkezi
olduğunu ve bu mevsimde kayak yapmaktan keyif aldıklarını söyledi.
Baysal, "Bu hava şartlarında bu
kadar karı bulunca yeterlidir diyoruz.
İnşallah daha iyi şartlara ulaşacağız.
Avrupa'nın birçok ülkesinde yarışlar
iptal edildi. Şimdi Finlandiya ve Norveç
gibi ülkelerde yarışlar yapılıyor. Daha
çok insanın buraya gelmesi için
herkesin daha gayretli olması gerekiyor. Böylelikle kayak tuizminin daha ileri
gitmesini sağlayacağız" dedi. (AA)
TRABZON - Kaldırım, AA
muhabirine yaptığı açıklamada, bu yıl yöreyi ziyaret eden
turist sayısının önceki yıllara
göre arttığını belirterek, bunun
turizm açısından ciddi bir ilerleme olduğunu ifade etti.
Tanıtım için turizm fuarlarına katıldıklarını anlatan
Kaldırım, "Bugüne kadar
Birleşik Arap Emirlikleri,
Amerika, Japonya, Çin,
Gürcistan ve Suudi
Arabistan'da fuarlara katılım
sağladık. Bunlardan özellikle
Dubai ve Suudi
Arabistan'daki fuarlarda
Körfez Bölgesi ve Arap
dünyasının turizm alanında
nabzının attığı fuar etkinliklerinde yer aldık" dedi.
Kaldırım, Körfez
ülkelerinden gelen Arap turistlerin ağırlıklı olarak yüksek
gelir grubundan ve yüksek
turizm harcaması yapan turistler olarak tanındığını ifade
ederek, bu nedenle dünyada
başta Avrupa, Uzakdoğu ve
Güney Asya ülkeleri olmak
üzere bir çok ülkenin Arap
pazarına yöneldiğini kaydetti.
Araplar'ın dünyada en çok
ziyaret ettiği ülkelerin Türkiye,
Malezya, Avrupa Birliği ve son
dönemde Arap yarımadası
olduğunu dile getiren
Kaldırım, Arap turistlerin
Türkiye'ye olan ilgisinin son
10 yılda yaklaşık 10 kat arttığını belirtti.
Kaldırım, Doğu
Karadeniz'in turizme bağlı
olarak geliştiğini dile getirerek, bölgenin ılıman iklimi,
yağmurlu havası, yemyeşil ve
dağlık olan cennet gibi
doğasının yanında kültürel
varlığı, canlı sosyal hayatı ve
yemekleri sayesinde Arap turistlerin Türkiye'deki en önemli
turistik destinasyonlarından
biri haline geldiğini söyledi.
Yöreye gelen yerli ve
yabancı turist sayısındaki
artışta yurt dışı tanıtımların
büyük etkisi olduğunu ifade
eden Kaldırım, "Yurt dışındaki
tanıtımlarımızın da etkisiyle bu
yıl Doğu Karadeniz'i 5 milyon
turist ziyaret etti. Bu artışın
her yıl katlanarak devam
etmesini bekliyoruz. Yöredeki
turizmi geliştirmek için yurt
dışında hedef pazarlara
dönük tanıtımlarımızın sonucunu almaktan mutluyuz" diye
konuştu.
Kaldırım, turizmin, özellikle
kırsal bölgelerden şehir
merkezlerine ve Doğu
Karadeniz'den batıya olan
göçü önlemede önemli bir
araç olduğunu vurgulayarak,
bunun kırsalda yaşamını
sürdüren insanlara da önemli
ölçüde ekonomik katkı
sağladığını söyledi.
Yöredeki turizm mevsiminin 4 - 5 ayla kısıtlı
kaldığını belirten Kaldırım, turizmi yılın tamamına yaymak
için projeler geliştirdiklerini
anlattı. (AA)
İbrahim Kızıl, PFDK'ya sevk edildi
18 Aralık 2014 Perşembe
İSTANBUL - Türkiye Futbol
Federasyonu (TFF) Hukuk
Müşavirliği, eski Merkez
Hakem Kurulu (MHK) Başkanı
Zekeriya Alp'e yönelik açıklamalarda bulunan
Gaziantepspor Kulübü Başkanı
İbrahim Kızıl'ı, Profesyonel
Futbol Disiplin Kurulu'na
(PFDK) sevk etti.
TFF Hukuk Müşavirliği'nden
yapılan açıklamada, Kızıl'ın,
sportmenliğe aykırı açıklamaları
Spor Toto Süper Lig ekiplerinden Mersin
İdmanyurdu'nun Teknik Direktörü Rıza Çalımbay,
Türk futbolundaki sorunların çözümü için yerli
teknik adamların görüşlerinin alınması gerektiğini belirterek, "Bizim görüşlerimiz alınmalı ki Türk
futbolu daha iyi yerlere gelsin. Şenol Hoca'nın
(Şenol Güneş) dediği gibi böyle devam ederse
herkes futboldan uzaklaşır, soğur" dedi.
BURSA - Çalımbay, AA muhabirine yaptığı açıklamada, son
dönemde özellikle Türk futbolunda
yaşanan sorunların ardından kendisinin yanı sıra Bursaspor Teknik
Direktörü Şenol Güneş, Kardemir
Karabükspor Teknik Direktörü
Tolunay Kafkas ve Eskişehirspor
Teknik Direktörü Ertuğrul Sağlam
başta olmak üzere olmak üzere
yerli teknik adamların, kamuoyuna
önemli mesajlar verdiğini söyledi.
Türk futbolunda, yabancı sınırlaması, sezon planlaması, taraftarların maçlara ilgi göstermemesi gibi
sorunlar bulunduğuna dikkati çeken
Çalımbay, "Maalesef bu kararlar
hiçbir teknik adamla görüşülmeden,
görüş alışverişi yapılmadan alınıyor"
diye konuştu.
Çalımbay, gelinen noktada, Türk
futbolunun karmakarışık bir durum-
nedeniyle Futbol Disiplin
Talimatı'nın 38. maddesi uyarınca tedbirli olarak PFDK'ya
sevkine karar verildiği bildirildi.
Açıklamada, ayrıca PTT 1.
Lig'de Osmanlıspor ile
Samsunspor arasında oynanan
karşılaşmada bilinçli olarak kart
gördüğü gerekçesiyle
Samsunsporlu futbolcu Serges
Flavier Mbilla Etame'nin de
PFDK'ya sevk edilmesinin
kararlaştırıldığı kaydedildi.
Hami Mandıralı,
futbolculardan
fedakarlık bekliyor
ANTALYA - PTT 1. Lig'de mücadele eden
Antalyaspor, sahasında karşılaşacağı Kayserispor
maçının hazırlıklarını sürdürdü.
Teknik direktör Hami Mandıralı yönetiminde
Hasan Subaşı Tesisleri'nde gerçekleştirilen antrenmana koşu ile başlayan futbolcular, daha sonra
kondisyon ağırlıklı çalıştı.
Defans oyuncusu Mehmet Sedef'in katılmadığı
antrenmanda sakatlıkları devam eden Boum ve
Emre Torun'un takımdan ayrı koştu.
Teknik direktör Mandıralı, antrenman öncesi
gazetecilere yaptığı açıklamada, Boluspor karşısında galip gedikleri için yüzlerinin güldüğünü
söyledi. Hep kazanmak istediklerini dile getiren
Mandıralı, "Çalışmadan, sahada savaşmadan, birbirimiz için mücadele etmeden kazanmak olmuyor. Takımdaşlık ruhunu ortaya koymadan, koşmadan bu olmuyor. Boluspor maçında arkadaşlarımız bunu ortaya koydu. Bunun sonuncunda da
güçlü bir rakibi mağlup etti" dedi.
Oyuncuların istekli olmasının ve kendi aralarında yaptıkları terapi konuşmalarının galibiyette etkili
olduğunu vurgulayan Mandıralı, "Daha iyi olmak
zorundayız. Çalışıp eksiklikleri görüp kapatmak,
artıları daha da çoğaltmak için çalışacağız. Hem
savunmada hem de hücumda üretkenlik ve pozisyonları değerlendirmek, bizim artılarımız. Bunları,
üzerinde çalışıp artıracağız" diye konuştu.
Mandıralı, Albimo Alanyaspor yenilgisinin
ardından Boluspor karşısında iyi bir futbol oynadıklarını ifade ederek, yenilgiden sonra kısa sürede toparlanıp galip gelme başarısını gösterdiklerini
anlattı. (AA)
da bulunduğunu vurguladı.
Güneş, Kafkas ve Sağlam'ın
haklı olduğunu dile getiren
Çalımbay, şöyle devam etti:
"Zaten Tolunay Hoca konuştuktan sonra 'arkasındayım' dedim.
Şenol Hoca, yararlanılması gereken
kişilerin başında geliyor. Çünkü
Şenol Hoca bizim büyüğümüz.
Yıllarını Türk futboluna vermiş. Her
şeyi yapmış. Bizim görüşlerimiz
alınmalı ki Türk futbolu daha iyi yerlere gelsin. Şenol Hocanın dediği
gibi böyle devam ederse herkes futboldan uzaklaşır, soğur. Bu görüşler
alınsa, benim, Şenol Hoca'nın,
Tolunay Hoca'nın, Ertuğrul Hoca'nın
konuşmalarının hiçbiri olmayacak.
Maalesef bunu yapan yok. Örneğin,
milli takım antrenörleri her sezon
başı teknik direktörleri toplar, görüş
alışverişi yapardı.” (AA)
“Galatasaray başkanlığına adayım”
Spor Toto Süper Lig'de deplasmanda Torku Konyaspor'u 5-0 yenerek maç fazlasıyla liderlik koltuğuna yerleşen Galatasaray'da gol yükünü Burak Yılmaz sırtlıyor.
PFDK'dan
Tolunay Kafkas’a
1 maç ceza
İSTANBUL - Eski Galatasaray Kulübü
Başkan Vekili Turgay Kıran, mayıs ayında yapılması planlanan olası bir seçimde başkanlığa
aday olduğunu açıkladı. Kıran, AA muhabirine
yaptığı açıklamada, Galatasaray Kulübü'nün son
dönemde gerçekleştirdiği genel kurullarda üyelerin kendisine büyük ilgi gösterdiğini belirterek,
"Bu ilgiye sessiz kalma şansım olmadığını
düşündüm. Dolayısıyla mayıs ayındaki olası bir
seçimde başkan adayı olacağım" dedi.
Galatasaray'ın idari ve mali açıdan çok zor
durumda olduğunu ifade eden Kıran,
"Hiçkimsenin bu zor dönemde fedakarlıktan
kaçınmaması gerekir. Zor günler, zor şartlar ama
hepimizin var olması gerekir. Bir iki arkadaşımın
daha bu göreve talip olacağına inanıyorum.
Galatasaray'ı önümüzdeki 4-5 yılda zor günler
bekliyor. Bunu bilerek yola çıkıyorum. Yönetim
listemi bile şimdiden belirledim. İşlerinde son
derece başarılı isimlerden oluşan, çok genç bir
ekip. Bizim ekip aslanlar gibi çalışıyor. Zamanı
geldiğinde de çıkacağız ve demokratik bir ortamda mücadele edeceğiz" diye konuştu.
Turgay Kıran, sarı-kırmızılı kulübün eski başkanları arasında son dönemde yaşanan gerginliklere değinerek, şöyle devam etti:
"Artık geçmiş başkanları suçlamamız yanlış.
Galatasaray'ın borçları 2000 yılından bu yana ve
özellikle de son dönemde büyük bir hızla arttı.
İnanılmaz transfer politikalarıyla bugüne geldik.
Geçmişte yaptıklarından dolayı birilerini kınamak,
Galatasaraylılık anlayışına yakışmaz.” (AA)
İSTANBUL - Türkiye Futbol Federasyonu
(TFF) Profesyonel Futbol Disiplin Kurulu
(PFDK) Kardemir Karabükspor Teknik
Direktörü Tolunay Kafkas'a 1 maç ceza
verdi. TFF'den yapılan açıklamaya göre,
Spor Toto Süper Lig'de oynanan Bursaspor
maçında oyuncusunun bilinçli olarak kart
görmesini sağlayan Kafkas, sportmenliğe
aykırı hareketi nedeniyle PFDK tarafından 1
maç men ve 13 bin lira para cezasına çarptırıldı. PFDK, Ziraat Türkiye Kupası'ndaki
Bursaspor maçında takım halinde sportmenliğe aykırı hareketi nedeniyle Mersin
İdmanyurdu'na 10 bin 500 lira para cezası
verilmesini kararlaştırdı.
Kurul, ayrıca Gençlerbirliği ile yapılan
kupa maçında taraftarlarının neden olduğu
saha olayları nedeniyle Bölgesel Amatör Lig
takımlarından Cizrespor'a 2 bin 500 lira para
cezası kesti. (AA)
15
SPOR
18 Aralık 2014 Perşembe
“Türkiye’den
teklifler aldım”
“Trabzonspor
karşısındaki oyun,
umut verici”
RİZE - Spor Toto Süper Lig'de istediği
sonuçları alamayarak son sıralarda yer alan Çaykur
Rizespor, teknik direktör Hikmet Karaman'la yeni
bir sayfa açmak istiyor.
Teknik Direktör Mehmet Özdilek ile sezona
başlayan yeşil-mavili ekip, 12. haftanın ardından
Özdilek'in istifasıyla boşalan teknik direktörlük
koltuğuna Hikmet Karaman'ı getirdi.
Karaman ile ilk maçına Trabzonspor karşısında
çıkan Çaykur Rizespor, 3-2 yenik ayrıldığı maçla 13
haftada 2 galibiyet, 4 beraberlik ve 7 mağlubiyetle
10 puan toplayabildi.
Çaykur Rizespor, 13 hafta sonunda rakip kaleye
12 gol atarken, kalesinde 22 gol gördü.
Yeşil-mavililer 13 maçta sadece Eskişehirspor,
Balıkesirspor ve Trabzonspor'a karşı 2 gol atarken,
4 maçta ise rakip kalelere gol atma başarısı
gösteremedi.
Kulüp Basın Sözcüsü Aykut Ferah, AA
muhabirine yaptığı açıklamada, sezona sakatlıklar,
cezalar ve milli takıma giden oyuncuların uzun süre
dönmemesi nedeniyle şanssız başladıklarını anlattı.
En büyük sorunlarının sakatlıklar nedeniyle
kadro istikrarının bir türlü sağlayamamaları
olduğunu dile getiren Ferah, teknik direktör
Mehmet Özdilek'in kendi isteği ile görevden
ayrıldığına vurgu yaptı.
Ferah, bunun üzerine Hikmet Karaman'la
anlaşarak yola devam ettiklerini vurgulayarak,
"Hocamız kısa sürede göreve başlayarak ligde son
oynadığımız Trabzonspor maçında takımın başında
sahada yer aldı. Trabzonspor karşısında
oynadığımız oyun camia olarak bizleri umutlandırdı.
İyi bir kadroya sahibiz ve teknik ekip kadro
kalitemiz, taraftarımız ve şehrimiz bu ligde üst
sıralarda olmayı hak ediyor. Kısa süre içerisinde
toparlanarak üst sıralarda yer alacağımıza inanıyorum" ifadesini kullandı.
Geçen sezon lige iyi başladıklarını, ardından 16
hafta galip gelemediklerini hatırlatan Ferah, şöyle
konuştu:
"Ligin ikinci yarısında yakaladığımız çıkışla üst
sıralarda kendimize yer bulduk. Bu sezon ise lige
istediğimiz gibi başlayamadık. Geçen sezon
yakaladığımız çıkışta yine mevcut kadromuz vardı.
Takıma olan güvenimiz tam. Sakatlarımızın dönmesi ve ligin ikinci yarısında yapacağımız takviyelerle iyi yerlere geleceğiz." (AA)
Doping soruşturması
gelecek ay başlıyor
ANKARA - Dünya Dopingle Mücadele Ajansı
(WADA), aralarında şampiyon isimlerin de yer aldığı
yüzlerce atletin doping kullandığı iddiası üzerine açılacak soruşturmayı yönetecek isimleri açıkladı.
WADA'nın internet sitesinde yer alan açıklamada,
Alman televizyon kanalları ZDF ve ARD'de yayınlanan
"Das Erste" adlı belgeselde yer alan iddialar üzerine
açılacak soruşturmayı, eski WADA Başkanı Richard
W. Pound, Uluslararası Spor Tahkim Mahkemesi
(CAS) üyesi spor hukuku uzmanı Prof. Richard
McLaren ve gelecek günlerde belirlenecek üçüncü bir
kişinin yöneteceği kaydedildi. WADA Başkanı Craig
Reedie, soruşturmayı yöneten isimlerden memnuniyet
duyduğunu belirterek, "Bay Pound ve McLaren,
Alman televizyonunda yer alan iddiaları titizlikle incelemek üzere anlaştılar. Bağımsız komisyonun, belgeselde öne sürülen olayları ve WADA'nın farklı kaynaklardan edindiği bilgileri tekrar değerlendirecek
olması, son derece önemli bir görevdir" ifadesini kullandı. Reedie, soruşturma esnasında kural ihlali yaptığı
veya doping kullandığı tespit edilen sporculara uygun
cezaların verileceğini de vurguladı. Ocak ayında resmi
olarak başlayacak soruşturmada, aralarında olimpiyat
oyunlarında ve önemli uluslararası şampiyonalarda
altın madalya kazanan isimlerin de bulunduğu 39
ülkeden 225 atletin, Uluslararası Atletizm
Federasyonları Birliği (IAAF) tarafından doping yaptıkları tespit edilmesine rağmen herhangi bir yaptırıma
maruz kalmadıkları iddiası incelenecek.
İSTANBUL - İspanyol teknik
adam Juande Ramos, önceki
sezonlarda Türk takımlarından teklifler aldığını, ancak bu
görüşmelerin olumlu sonuçlanmadığını söyledi.
Bir ödül törenine katılmak
üzere İstanbul'a gelen Ramos, AA
muhabirine yaptığı açıklamada,
Spor Toto Süper Lig'i yakından
takip ettiğini belirterek, "Daha
önce Türk takımlarından teklifler
aldım ancak o dönem bu
görüşmeler olumlu sonuçlanmadı.
Türkiye'yi çok beğeniyorum.
Türkiye Ligi'ni yakından takip
ediyorum ancak şu an
görüştüğüm bir Türk takımı yok.
İleride teklif gelirse Türkiye'de
çalışmaktan mutluluk duyarım"
dedi.
Juande Ramos, Ukrayna Ligi
takımlarından Dnipro'yu çalıştırdığı
dönemde Beşiktaş'tan Mustafa
Pektemek'i transfer etmek istediği
yönünde çıkan iddialarla ilgili,
"Dnipro'dayken Mustafa
Pektemek'i takımımda görmek
istemiştim. O dönem bir sakatlık
geçirmişti ve sakatlık sonrası performansını yükseltmekte biraz zorlandı. O yüzden biz de kararsız
kalmıştık. Mustafa'yı takımımda
görmek istiyordum ancak yaşadığı
sakatlık da transfer görüşmelerinin
durmasındaki etkenlerden biriydi"
ifadelerini kullandı.
İspanya La Liga takımlarından
Atletico Madrid'de forma giyen
milli futbolcu Arda Turan'ın performansına da dikkati çeken İspanyol
teknik adam, şunları söyledi.
"Arda, Atletico Madrid'de çok
iyi bir performans ortaya koyuyor.
Kendisi de takımı da çok başarılı
gidiyor. Kendi bölgesinin en
önemli isimlerden biri haline geldi.
Atletico Madrid taraftarı kendisini
çok seviyor. Hocasının da
Arda'dan memnun olduğunu
düşünüyorum. Atletico Madrid'in
oyun sistemi de Arda'ya çok uyuyor. İspanyol futboluna kendisini
kanıtladı." (AA)
“Ojeli parmaklar”
olimpiyat için ok atıyor
Danimarka'da
düzenlenecek
Dünya
Şampiyonası'n
da takım
halinde ilk
sekize kalarak
olimpiyat
vizesini almak
isteyen
Okçuluk Milli
Takımı sporcularının performansı göz
kamaştırıyor.
ADANA- Resmi yarışmalarda rekorlar kırarak olimpiyatlara
hazırlanan bayan sporcuların
ojeli parmaklarıyla attıkları oklar
hedefi 12'den vuruyor.
Türkiye Okçuluk Milli Takım
Antrenörü Göktuğ Ergin, AA
muhabirine yaptığı açıklamada,
okçuluk sporundaki başarılara
bakıldığında bayan sporcuların
her zaman ön sıralarda
olduğunu belirtti.
Bayan sporcuların performansından çok memnun
olduğunu, en son Adana'da
yapılan Salon Federasyon
Kupası okçuluk yarışmasında 4
tane Türkiye rekoru kırıldığını
hatırlatan Ergin, konuşmasına
şöyle devam etti:
''Türkiye Okçuluk
Federasyonu'nun geçmişten
gelen başarı çıtasına baktığımızda bayan sporcuların bu çıta
içinde daha yukarıda olduğunu
görüyoruz. Dünyanın okçuluk
branşında ortak kabul ettiği bir
durum, Türkiye'de bayan
sporcular, her zaman dünya ve
Avrupa şampiyonluğu adayıdır,
bayan milli takımımız şu anda
dünyanın en iyi 3 takımından
biri. Sporculara tek tek baktığımızda onların yarışmalardaki
performansını değerlendirdiğimizde olumlu sonuçlar
alıyoruz. Adana'daki yarışmada,
4 tane Türkiye rekoru kırıldı.
Bayan milli takım aday kadroda
bulunan 8 sporcudan 4'ü uluslararası yarışmalarda madalya
kazanmış. Ülkemizi başarıyla
temsil etmiş sporcular. Bu
sporcuların tabii ki başarılarının
devam etmesini hatta
başarılarını biraz daha yükselterek tekrar etmelerini bekliyoruz.'' Yoğun bir çalışma döneminden geçtiklerini, emeklerinin
karşılığını almaya başladıklarını
vurgulayan Ergin, Dünya
Şampiyonası'nda ilk sekize
kalarak olimpiyatlara katılmayı
amaçladıklarını aktardı.
Yoğun çalışıyoruz ve
karşılığını da almaya başladık.
Adana'daki yarışmada, 4 tane
Türkiye rekoru kırıldı. Hedefimiz
temmuz ayında yapılacak Açık
Hava Dünya Şampiyonası'nda
olimpiyatlara katılma hakkı
kazanmak. Bu doğrultuda çalışmalarımızı sürdürüyoruz.
Hedeflerimize çok yoğun bir
şekilde çalışıyoruz.''
Milli okçu Yeşim Bostan ise
okçuluğun son yıllarda yükselme trendi gösterdiğini,
Avrupa'da yapılan yarışmalarda
güzel dereceler elde ettiklerini
belirtti. En son Adana'da düzenlenen yarışmada, 15 ok eleme
atışları ve 30 ok makaralı yayda
Türkiye rekoru kırdığını hatırlatan
Bostan, konuşmasına şöyle
devam etti:
''Türkiye okçuluk alanında
çok iyi yerlerde değildi. Son bir
kaç yılda bu düşüşü yukarılara
çektik. Dünya ve Avrupa'da çok
güzel dereceler elde ettik. Puan
olarak da çok güzel puanlar
elde ediyoruz. Yeni rekorlar kırıyoruz. Olimpiyatlarda ülkemin
adını en güzel şekilde duyurmak
istiyorum. Yarışmalar benim için
çok iyi oldu.”
Vodafone
Türkiye, “Yılın
Sponsoru”
seçildi
İSTANBUL - Vodafone Türkiye,
"Türkiye Spor Adamları Ödülleri"nde "Yılın
Sponsoru" seçildi.
Vodafone Türkiye'den yapılan açıklamaya göre, şirket, Spor Türkiye AŞ tarafından bu yıl 13'üncüsü düzenlenen "Türkiye
Spor Adamları Ödülleri"nde "turkiyesporadamlari.com" okurlarının anket ile kullandıkları oyların yüzde 64'ünü alarak
2014'ün en başarılı spor sponsorları sıralamasında ilk sıraya yerleşti.
Harbiye Hilton Convention Center'da
düzenlenen ödül töreninde Vodafone
Türkiye adına ödülü Vodafone Türkiye İcra
Kurulu Başkan Yardımcısı Ender Buruk
aldı. Buruk, burada yaptığı konuşmada,
"Vodafone olarak, sporun, toplumların
ekonomik ve sosyal gelişiminde üstlendiği
işlevin bilinciyle hareket ediyor, Türkiye'yi
dünyanın öncü spor ülkelerinden biri
yapma hedefiyle önemli spor yatırımları
yapıyoruz" ifadelerini kullandı.
Bu kapsamda, futbol ve maraton başta
olmak üzere sporun çeşitli dallarına destek
verdiklerini belirten Buruk, şöyle devam
etti:
"Bu doğrultuda, bir yandan spor izleyicilerinin ve katılımcılarının dijital deneyimlerini zenginleştirecek çalışmalar
yürütürken, bir yandan da iletişim
gücümüzü ve global bilgi birikimimizi
ülkemizde ve yurt dışında harekete geçirerek, ilgili spor dalının farkındalığını ve
izlenirliğini artıracak faaliyetlerde bulunuyoruz. Vodafone Türkiye olarak spor alanında büyük bir özveriyle yürüttüğümüz
sponsorluk faaliyetlerimizin ödüle layık
bulunmasından mutluluk duyduk. Türk
toplumunun ekonomik ve sosyal gelişimi
için spora desteğimizi sürdüreceğiz."
(AA)
18 Aralık 2014 Perşembe
New York eyaleti sınırları içinde evcil
hayvanlara dövme yapmayı, takı takmayı
yasaklayan yasa tasarısı Vali Andrew
Cuomo tarafından imzalandı.
New York’ta evcil hayvanlara
KOZMETİK YASAK
NEW YORK - Demokrat Parti'nin
Manhattan bölgesinden eyalet meclis üyesi
Linda Rosenthal'ın sunduğu yasa tasarısına
göre evcil hayvan sahiplerinin hayvanlarına
dövme yaptırması, kulağını deldirmesi gibi
estetik tercihlerde bulunmalarına yasaklama getirildi.
Tasarıyla ilgili valilikten yapılan basın
açıklamasında, insanlar dövme yapmak
veya kulağını deldirmek yoluyla acı çekip
çekmemeye karar verebilirken, hayvanların
böyle bir lüksü olmadığı belirtildi.
Hayvanların dövme ve kulağını delme gibi
acı veren kozmetik prosedürlere tabi tutulmasının bireyin yanlış ve bencil estetik tercihlerini karşıladığı bildirilen açıklamada,
bunun insanlık dışı olduğu ve yasayla
zulüm sayılması gerektiği kaydedildi.
Tasarıyı imzalayan Vali Cuomo ise yaptığı açıklamada, hayvanlara dövme yaptırmayı, takı takmayı, ''tamamen ve basitçe
bir hayvan istismarı'' olarak değerlendirdi.
İmzalanmasından sonra 120 gün içinde
yürürlüğe girmesi gereken tasarıya göre
New York eyaleti sınırları içinde, evcil hayvanların kulağını delmek, dövme yaptırmak
suç olarak kabul edilecek.
Tanımlama amaçlı veya tıbbi nedenlerle
veteriner gözetiminde yapılan
işaretlemelerin istisna tutulduğu tasarıda
getirilen cezalar ise 15 günlük hapis
kararından 250 dolar para cezası arasında
değişiyor.
Hayvanlara eziyetin kanunlarla yasaklandığı ABD'de, dövme ve kulak delme
konusunda daha önce Pensilvanya ve New
Jersey eyaletinde de benzer bir yasa kabul
edilmişti. (AA)
Gölde Noel
yüzme yarışı
CENEVRE - Cenevre Gölü'nde 1934
yılından bu yana düzenlenen "Noel Kupası
Yüzme Yarışı"na bu yıl da bine yakın
yüzücü katıldı.
Noel hazırlıklarının devam ettiği
İsviçre'de, "Leman Gölü" olarak da bilinen
Avrupa'nın en büyük göllerinden Cenevre
Gölü'nde, yüzme yarışı düzenlendi.
Etkinliğe katılan 13 yaş üstü bine yakın
yüzücü farklı kıyafetlerle yarıştı.
Göl suyunun, bu sene diğer yıllara
nazaran daha sıcak olduğu belirtildi. Yarış
günü su sıcaklığı 9, hava sıcaklığı da
mevsim normallerinin üzerinde 8 derece
ölçüldü. (AA)
Çallı’nın tablosu, 2 milyon
460 bin liraya satıldı
İSTANBUL - Antik AŞ tarafından
düzenlenen müzayedede, ressam İbrahim
Çallı'nın "Avluda oturanlar" eseri 2 milyon
460 bin liraya satıldı. Antik AŞ'den yapılan
açıklamaya göre, Shangri-La Bosphorus
Otel'de düzenlenen 284. Müzayedede özel
koleksiyonlardan seçilmiş değerli tablolar
ve antikalar satışa sunuldu. Türkiye'nin
önde gelen koleksiyoncuları ve iş
dünyasından 500'ü aşkın sanat mereklısının katılımıyla gerçekleşen müzayedede,
klasik Türk resmi ve Osmanlı eserleri rekor
fiyatlarla alıcı buldu.
Müzayedede İbrahim Çallı imzalı, 1913
tarihli "Avluda Oturanlar" isimli eser 2 milyon 460 bin liraya alıcı bulurken, eser
bugüne kadar satılan en yüksek tutarlı
"Çallı tablosu" oldu.
Açık artırmada Sami Yetik'in
"Şakayıklar" 757 bin, Halil Paşa'nın "Nil'de
Bahar" 630 bin, Şevket Dağ'ın "Natürmort"
600 bin, Şeker Ahmet Paşa'nın "Ayvalı
Natürmort" 550 bin, Fausto Zonaro'nun
"Galata Limanı" 440 bin, Nazmi Ziya'nın
"Göksu" 330 bin, İbrahim Çallı'nın
"Manolyalar" 280 bin, Nazmi Ziya'nın
"Mavnalar" 280 bin, İbrahim Çallı'nın
"Manolyalar" eseri 215 bin liradan alıcı
bulurken, Halil Paşa'nın "Sahil" konulu
tuvali 500 bin, Hattat Yedikuleli'nin Hilye-i
Şerife eseri 310 bin liraya satıldı. (AA)
Download

kapsayıcı büyüme - Yedigün Gazetesi