EFSANE RÖPORTAJLAR
3 Mart 2015 Salı
Fiyatı 25 Kr
www.yedigungazetesi.com
Türkiye, silahların tümüyle susacağı günlerin yakın
olduğu heyecanını yaşarken, yükselen çatlak sesler
de moral bozuyor. İslamiyet’in ayrılması zor bir
tutkal gibi birbirine yapıştırdığı Türkler ve Kürtler,
siyaset dilinin ayrıştırıcılığından dertli. Bunu silah
bırakma çağırısının ardından da görüyoruz.
İLK GÜN SEVİNCİ UMUTLANDIRMIŞTI
Medyaya, “Çözüm süreci takvimi
yeniden işlemeye başladı. HDP
heyeti MİT ve hükümet yetkilileriyle
görüşüp Kandil'e gidecek. Kandil'e HDP
ile birlikte ilk kez devlet heyeti de gidecek. Burada silahları bırakmada tarihi
kararların alınması bekleniyor” şeklinde
yansıyan haberler umut verse de,
siyasetin dili hala keskin.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip
Erdoğan’ın HDP’den yapılan açıklamalardaki çelişkiyi dile getirmek için
söylediği, “Her şey eninde sonunda
uygulamaya dayalıdır. Bu uygulama da
nedir silahların bırakılmasıdır. Yalçın Bey
ile açıklama yapanların açıklamaları faklı.
Eşbaşkanın yaptığı açıklama farklı.
Burada iki maymun oynanıyor” derken;
HDP Eş Genel Başkanı Selahattin
Demirtaş’ten cevap gecikmedi: “O iki
maymun değil üç maymun. Demek birini
yine götürmüşsünüz” dedi.
ŞENER
Marksist
ruh mu?
Efsane Güzeldereli’nin sorularını yanıtladı
Türk siyasetinin bir dönemine damgasını vuran isimlerden biri olan AK Parti’nin kurucularından, yöneticilerinden ve eski başbakan yardımcılarında, bakanlardan Abdüllatif Şener, Efsane Güzeldereli’ye konuştu.
Recep Tayyip Erdoğan için kullandığı, “Ruhunu bilirim” sözüyle dikkat çeken Şener, dindar bir çevrede
doğmuş ve yetişmiş olmasına rağmen Marksist bir ruh
mu? Ve daha pek çok sorunun yanıtı…
Başbakan Ahmet Davutoğlu’nun
temennisi ise çok net. Artık bu
topraklarda silah diliyle kimsenin konuşmamasını isteyen Davutoğlu, "Süreç
yeni bir zemine oturdu. Silahın dili sona
erecek, demokratik siyasetin önü açılacak" diye konuştu.
Yapılan silah bırakma çağrısına en
sert yanıt MHP cenahından geldi.
Genel Başkan Devlet Bahçeli, çözüm
sürecinde anlaşmaya varılan 10 maddelik mutabakat metnine tepki göstererek,
“İmralı canisinin hazırladığı, Kandil’deki
terör şeflerinin onay verdiği 10 maddelik
ihanet belgesi pişkince, ahlaksızca ilan
edilmiştir. Dolmabahçe Sarayı 100 yıl
önce bile böyle bir kepazeliğe şahit
olmamıştır” dedi.
YAPILANM SİLAH BIRAKMA
ÇAĞRISININ YANKILARI...
AK Parti
seçim
tatbikatı
yapacak
Akil insanlar heyetindeki isimler ve bölge halkının gelişmelere bakışı 13’TE
Türk edebiyatının dev çınarı Yaşar
Kemal dün ebediyete uğurlandı.
Teşvikiye Camii’nde kılınan cenaze
namazının ardından Zincirlikuyu
Mezarlığı’nda toprağa verildi.
AK Parti, sandık
güvenliği
konusunda 1 milyon
800 bin sandık
görevlisi ile 7 Martta
"Sandığa sahip
çıkıyoruz" adı altında
seçim tatbikatı
yapacak.
Cenaze törenine katılanlar arasında,
Kültür ve Turizm Bakanı Ömer Çelik,
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu,
HDP Eşbaşkanı Selahattin Demirtaş
başta olmak üzere çok sayıda siyasetçi,
bürokrat, kültür-sanat dünyasından isimler ve vatandaşlar yer aldı.
Önceki seçimlerde oyların az
çıktığı sandıkların
tespit edildiği AK
Parti'de, bu sandıklara yönelik özel
çalışma yürütülmesine karar verildi.
HABERİ 12’DE
Yaşar Kemal’in, 1923 yılında dünyaya
geldiği zaman Adana’nın, şimdi
Osmaniye’nin ilçesi olan Kadirli’nin
Gökçedam köyünden getirilen toprak
mezarına döküldü.
Yaşar Kemal için 15.30’da da Lütfi
Kırdar Kongre Merkezi’nde bir tören
düzenlendi. Törende, büyük ustanın
sanatçı kişiliğine dair mesajlar verildi.
Ankara Ticaret
Borsası 88 yaşında
CHP’de
başvuru
sona erdi
1925 yılında Atatürk’ün
imzasıyla kuruluş kararnamesi yayınlanan Ankara
Ticaret Borsası 27 Şubat 1927
tarihinde kuşat edilerek ilk
toplantısını gerçekleştirdi…
CHP'de milletvekilliği
aday adaylığı için
resmi başvuru sona
erdi. 2.000’den fazla
başvuru oldu. 12’DE
Fehmi Koru
ATB Başkanı Yavuz, yaptığı açıklamada “Ankara Ticaret Borsası kuruluş
tarihindeki heyecan ve azimle çalışmalarını sürdürmektedir” dedi… 12’DE
Kerbela’ya yardım
Çin
işkencesi gibi...
3. Sayfada
Prof.Dr. Nurullah Çetin
Türkçe Bakış
Türk Kızılayı, IŞİD saldırıları
nedeniyle çoğunluğu Telaferli
Türkmenlerden oluşan Irak'ın
Kerbela kentindeki 200 sığınmacı aileye, insani yardım
malzemeleri dağıttı. 12’DE
11. Sayfada
Hayrettin İvgin
Kültürel Boyut
9. Sayfada
M.Nuri Parmaksız
Hayata ve
Aşka dair
9. Sayfada
www.
gazetesi.com.tr
gazetemizi bu adresten
takip edebilirsiniz
Şener, Alain Delon'un filmindeki
hangi sözden etkilendi ki bugün
hala tekrarlıyor.
Eşiyle başı açık olduğu için mi evlendi? Yoksa olay başka türlü mü
gerçekleşti?
“Her şeyin tadını bilirim. Ama
şarabın tadını bilmem” sözünü
neden söyledi?
Kaç kez mide kanaması geçirdi? Bu
rahatsızlığının sebepleri arasında
neler var?
Çocukluğu nasıldı? Sokaklarda
simit sattı mı? Sokakların ona
öğrettiği şeyler ne?
’ü
’dan
takip edebilirsiniz
Gazetemizi
https://www.
.com/YediGün-Gazetesi
Bunca yıldır aktif siyasetin ve üniversitelerin içinde; bu
süreçteki birikimi ne kadar?
Televizyon izliyor mu? Gazete okuyor mu? İzlemiyor ve
okumuyorsa sebepleri nedir?
İktidara gelmeden önce Recep Tayyip
Erdoğan'ın Amerika ve Avrupa’ya neden
gitti?
AK Parti'nin açtığı Nükleer Santral
ihaleleri Yüce Divanlık mı? Öyleyse
Neden?
Yolsuzluk var ise söyledikleri insanlar
üzerinde neden hiç bir etki yaratmıyor?
Türkiye'de kim en çok yolsuzluk yapıyor
Efsane
ise seçimlerde en fazla oyu o mu alıyor?
Güzeldereli’Erdoğan'ın BOP'un eş başkanı değil
nin
taşeronu mu? Önümüzdeki günlerde neler
olur?
röportajı
AK Parti'nin kurucu üyesi olmasına rağYARIN
men parti sitesinde adı neden yer almıyor?
YediGün’de
Kurduğu Türkiye Partisi kapandı. CHP'ye
katılmayacağını söyledi, sözü geçerli mi?
Avrupa Müslüman nüfustan rahatsız
SORUNLAR
tartışılabilmeli
Sebahattin Zaim Üniversitesi’nden Prof. Canatan’ın sözleri 12’DE
Şiddet, şiddetle çözülemez
Hiç bir şey insan kadar değerli değildir. Son günlerde dikkat
çekici bir biçimde her alanda, evde, okulda, sokakta, üniversitede şiddet tırmanmaya başladı. Özgecan hunharca öldürüldü,
benzer şekilde bir kızımız yakılarak bir bağ evine bırakılmış, bir
başka kızımız erkek arkadaşı tarafından arabadan aşağı atılarak
ve sonrada araba ile ezerek öldürüldü, bir kadın kocası
tarafından evde hapsedilerek darp edildi, bir üniversite
öğrencisi karşıt görüşlü kişi/kişiler tarafından öldürüldü.
Parlamentoda günlerdir tansiyon çok yüksek. Açıkçası
çok ciddi bir güvensizlik ve huzursuzluk var.
Prof. Dr. İbrahim ORTAŞ’ın yazısı 13. SAYFADA
Gazetemizi
https://www.
/yedigun.gazetesi
2
TV / MAGAZIN
SINEMA
3 Mart 2015 Salı
Türk sineması Hollywood’a geçit vermiyor
Geçen yıl yüksek bütçeli Hollywood yapımlarıyla kıyasıya rekabet eden ve gişede başarılı bir yılı
geride bırakan Türk sineması, 2015'te de çok sayıda yapımla milyonlarca seyirciyi salonlara çekiyor.
ANKARA - AA muhabirinin
derlediği bilgilere göre,
gişedeki başarılarıyla ilk
sıralara yerleşen yerli yapımlardan en fazla ilgiyi komedi ve
dram filmleri görüyor.
Yerli film yapımcılarının
beyaz perdeyle buluşturduğu
eserler bu yıl ağırlıkla komedi
ve romantik-dram türünde
oldu.
Şu ana kadar vizyona giren
tüm filmleri yaklaşık 15 milyon
kişi izledi. Gişeden elde edilen
hasılat da 165 milyona ulaştı.
Mahsun Kırmızıgül'ün
yönetmenliğini yaptığı ve
başrolde yer aldığı dram
türündeki "Mucize", seyirciyle
biraraya geldiği yaklaşık 8 haftanın sonunda 3 milyon 700
bin seyirciye ve 40 milyon
liraya yakın hasılata ulaştı.
Komedi romantik türdeki
"Bana Masal Anlatma" da en
fazla izlenen filmler arasında
ikinci sırada yer alıyor. Yeni
yılın ilk günlerinde beyaz perdede gösterilmeye başlanan
film, yaklaşık 1 milyon 600 bin
seyirciyle buluştu. Burak
Aksak'ın senaryosunu ve
yönetmenliğini üstlendiği film,
yapımcısına 17 milyon liraya
yakın hasılat getirdi.
"Aşk Sana Benzer" ise
seyirciyle buluştuğu günden
bu yana 1 milyon 400 bin kişi
tarafından izlenerek üçüncü
sıraya yerleşti. Filmin toplam
hasılatı 15 milyon liraya yaklaştı. Dördüncü sırada yer alan
film, komedi türündeki
Vizyona
yeni
girecek
filmler
Nahush Kerim,
Kayseri'de
konser verdi
"Yapışık Kardeşler" oldu. Film,
seyircinin beğenisine sunulduğu 30 Ocaktan beri yaklaşık
1 milyon izleyici tarafından
izlendi ve 10 milyon liraya
yakın da hasılat getirdi.
Romantik komedi türdeki
"Sevimli Tehlikeli" ise bu filmlerin hemen ardından geliyor. 6
"Çarşı Pazar"
Kahraman adlı saf ve iyi
niyetli bir gencin köyünü
korumak için verdiği komik
mücadelesini anlatan filmin
başrollerinde, Erdem Yener
ve Ayhan Taş yer alırken,
ikiliye İlker Aksum, Emin
Olcay, Tarık Pabuççuoğlu ve
Suzan Aksoy eşlik ediyor.
Boyut Film adına Mahsun
Kırmızıgül ve Murat
Tokat'ın yapımcılığını
üstlendiği filmin yönetmenliğini Muharrem Gülmez
yaptı.
05:13İstiklal Marşı ve Günün
05:15 Ana Ocağı
06:40 1'de Sabah
09:001'de Bugün
09:15 Beni Böyle Sev
11:25 İyi Fikir
13:25 Ana Ocağı
15:00 Annem Söyler Ben
Yaparım
16:10 1'de Bugün
16:25 Seksenler
19:00 Ana Haber Bülteni
19:45 Spor
19:50 Hava Durumu
19:55 Filinta
23:00 Bak Hele Bak
00:00 Annem Söyler Ben
Yaparım
01:00 Beni Böyle Sev
02:35 Komiser Rex
06:10 Benim Annem Bir Melek
07:00 Kahvaltı Haberleri
10:00 Müge Anlı İle Tatlı Sert
13:00 Kızlar ve Anneleri
15:00 Alemin Kıralı
16:00 Zahide ile Yetiş Hayata
18:45 Atv Ana Haber
19:45 Kupa Günlüğü
20:30 Kayserispor - Fenerbahçe
22:30 Kim Milyoner
Olmak İster?
19:55 FİLİNTA
Televizyon tarihinin ilk Osmanlı
Polisiyesi olan Filinta, adalet, dostluk,
kardeşlik kavramlarını ortaya koyan
bir dizi. İlim irfan sahibi Kadılar,
adaletin kılıcını 600 yıl Devlet-i
Aliyye-i Osmaniye'de taşımış,
dünyanın en büyük imparatorluklarından olan Osmanlı İmparatorluğu’nun
yüzyıllar boyunca dirliğini sağlamış,
toplumda huzuru ihtisas etmişlerdir.
Filinta işte bu nedenle, Osmanlı’nın
temel gücü olan hukuka bir saygı
duruşudur. Hikaye Galata Kadısı
Gıyasettin Hatemi ve onun yetiştirdiği
Galata Amiri Filinta Mustafa ekseninde geçmektedir. Mustafa oldukça
zeki, maharetli, yakışıklı bir gençtir.
Kendisi gibi öksüz ve yetim olan en
yakın arkadaşı Ali ile birlikte zaptiye
olarak görev yapmaktadır.
Şubatta beyaz perdeye gelen
yapımın yönetmen ve senaristliğini Özcan Deniz üstleniyor. Yapım 650 bine yakın seyirci tarafından görülürken,
yatırımcılarına da 6,5 milyon
liraya yakın hasılat bıraktı.
Bu arada, Şahan
Gökbakar'ın yönetmenliğini
üstlendiği "Recep İvedik 4"
geçen yıl gişede ilk sırada yer
almış, onu sırasıyla komedi
türündeki Ata Demirer ile
Demet Akbağ'ın başrollerini
paylaştığı "Eyvah Eyvah 3",
"Düğün Dernek" ve Cem
Yılmaz imzalı "Pek Yakında"
filmi takip etmişti.
Birdman"
Sinema dünyasının en prestijli ödülü
sayılan Oscar'da "En İyi Film", "En İyi
Yönetmen", "En İyi
Görüntü Yönetmeni" ve "En İyi Orijinal
Senaryo" olmak üzere 4 dalda ödül alan
"Birdman" vizyona girecek.
Başrolde Micheal Keaton'ın bulunduğu
filmde, ünlü aktöre Edward Norton,
Naomi Watts, Zach Galifianakis, Andrea
Riseborough ve Emma Stone eşlik ediyor. Çöküşteki bir oyuncunun yeniden
parlama çabasını anlatan kara komedi
türündeki film, "Paramparça Aşklar
Köpekler", "21 Gram", "Babil",
"Biutiful" gibi yapımlarla sinema
dünyasında ses getiren Meksikalı yönetmen Alejandro Gonzalez Inarritu'nun
imzasını taşıyor.
07:00 HER SABAH
08:45 2.SAYFA
10:40 DUDAKTAN KALBE
DİZİ-TEKRAR
12:30 ERKAN AKKUŞ İLE
ÖĞLE HABERLERİ
12:50 DERYA'NIN DÜNYASI
KADIN PROGRAMI-CANLI
15:00 DUDAKTAN KALBE
17:00 İKİNCİ BAHAR
18:15 EKİN OLCAYTO İLE
ANA HABER
19:45 YABANCI SİNEMA
YENİLMEZ 2
21:30YABANCI
SİNEMA
23:30 HAYATIN RENGİ
01:20 YABANCI SİNEMA
TEKRAR
02:40 YABANCI SİNEMA
TEKRAR
04:10 DÜNYAYI GEZİYORUM
TEKRAR
05:10 BOKS GECESİ
05:40 Benim Hala
Umudum Var
06:45 Aşkın Bedeli
07:30 Bugün
09:00 Beni Affet
10:00 Melek
11:45 Hayat Sevince Güzel
13:15 Aşkın Bedeli
14:45 Benim Kuaförüm
16:30 Beni Affet
18:30 Star Haber
19:15 Deniz Yıldızı
20:30 Kaderimin Yazıldığı Gün
23:30 Yerli Dizi
19:45 YENİLMEZ 2
Orjinal İsmi:Undisputed 2:
The Last Man Standing
Yönetmen:Isaac Florentine
Oyuncular:Michael Jai
White, Scott Adkins, Ben
Cross, Eli Danker, Mark
Ivanir, Ken Lerner, Daisy
Lang
Yapım Yılı:2006
Tür:Aksiyon/Drama
George "Iceman" Chambers
,ün ve para için dövüşmeye
alışmış bir boksördür. Dünya
Ağırsiklet Dövüş
Şampiyonu olmuştur. Ancak,
profesyonel spor hayatı sona
erince kendini işsiz ve beş
parasız bulur. Menajerinin
Rusya’da bir reklam kampanyasına katılma teklifini
kabul eder.
KAYSERİ - Çerkez ses sanatçısı Nahush
Kerim, Kayseri'de konser verdi.
Kayseri Kafkas Derneği tarafından Kadir
Has Kültür ve Sanat Merkezi'nde gerçekleştirilen konserde, Nahush Kerim sevilen
şarkıları seslendirdi.
Söylediği şarkılarla dinleyicilere keyifli
anlar yaşatan Kerim'in, Zenibjoğiz ve Adige
Puhasha şarkıları beğeni topladı.
Yaklaşık iki saat sahnede kalan Kerim,
konsere gelenleri hem eğlendirdi hem de
hüzünlendirdi.
Konser sonrası dinleyicilere teşekkür
eden Kerim, "Örf ve adetlerimizi yaşatmak
için böyle bir programa katıldım. Burada
olmaktan büyük mutluluk duyuyorum" diye
konuştu.
"Aşk Başkadır"
Alfred Molina, John Lithgow, Marisa
Tomei, Olya Zueva, Tatyana Zbirovskaya,
Jason Stuart, Darren E. Burrows, Charlie
Tahan ile Harriet Sansom Harris'in
oynadığı filmin yönetmenliğini Ira Sachs
yaptı."Bazen birlikte kalmak, ayrı düşmek
demektir" sloganıyla yola çıkan ABDFransa ortak yapımı filmin konusu şöyle:
"39 yıllık bir beraberlikten sonra, evlilik
kanunundaki değişimden faydalanan Ben
ve George evlenmeye karar verirler. Fakat
balayından döndüklerinde onları kötü bir
sürpriz beklemektedir. Ben, uzun süredir
çalıştığı okulundan çıkartılmıştır ve artık
Chelsea'deki küçük apartman dairelerinde
yaşama imkanları kalmamıştır."
00:15 Ütopya
01:30 Ver Fırına
02:30 Aramızda Kalmasın
04:30 Şeffaf Oda
05:30 Para Bende
06:30 Oynat Bakalım
07:15 Disney Çocuk Kuşağı
08:15 Magazin
08:45 Aramızda Kalmasın
11:45 Oynat Bakalım
12:45 Para Bende
14:00 Kaçak Gelinler
15:15 Ver Fırına (Yeni Bölüm)
17:00 Çok Güzel
Hareketler Bunlar
18:30 Ütopya (Yeni Bölüm)
06:00 Geniş Aile GENİŞ AİLE
06:45 Günaydın
09:30 Alın Yazım ALIN
11:00 Bana Her Şey Yakışır
12:30 Gün Arası
13:00 Ben Bilmem Eşim Bilir
15:45 Evim Şahane
17:15 Arka Sokaklar
18:40 Baba Haber Bülteni
19:00 Ana Haber Bülteni
20:00 Küçük Ağa
20:30 KADERİMİN YAZILIĞI GÜN
Kahraman Elif’e evlenme
teklif etmeyi planlıyor.
Defne, Kıymet’ten, ne yapıp
edip Elif’le Kahraman’ın
arasını bozmasını ister. Aksi
halde Yakup’la alakalı bildiklerini ailenin diğer üyelerine
de anlatacaktır. Bu tehdit işe
yarar. Kahraman, Elif’e
bebekle alakalı gerçekleri
anlatacağı sırada odaya giren
Kıymet, Elif’i çağırır ve onu
Kahraman’la aralarına
mesafe koyması gerektiği,
evli bir erkekle bu denli
yakın olmasının herkes
tarafından yanlış anlaşılabileceği konusunda uyarır ve
evden taşınmasını ister.
3 Mart 2015 Salı
Yılkı atlarını korumak için
doğaya yonca bırakıldı
Emirgazi ilçesinde, ekili arazilere zarar vermelerini önlemek amacıyla yılkı atları için
doğaya yonca balyaları bırakıldı.
KONYA - Orman ve Su İşleri Bakanlığı 8.
Bölge Müdürü Yılmaz Kocaman, Emirgazi
Kaymakamı Saadettin Doğan, Ereğli Doğa
Koruma ve Milli Parklar Mühendisliği Şefi Asım
Niyazoğlu'nun katıldığı programla Emirgazi'nin
Gölören ve Karapınar'ın Yeşilyurt mahallelerine 1
ton yonca balyası bırakıldı.
Kaymakam Doğan, Gölören mevkisinde 250300 yabani atın bulunduğunu belirterek, yılkı
atlarının sert kış şartlarında mera alanlarında
beslenemedikleri zaman arazilere inerek zarar
verebildiklerini söyledi.
Bu nedenle köylülerin atlara zarar verdiklerini
ifade eden Doğan, "Yılkı atlarının beslenme
yönünden kriz dönemi olan aralık ve mart ayları
arasında katı gıda ihtiyaçlarının giderilmesi adına
su kaynaklarının olduğu yerlere Doğa Koruma
Milli Parklar Müdürlüğümüzün çalışması neticesinde yonca balyaları bıraktık. Orman ve Su İşleri
Müdürlüğümüz ile planlı bir şekilde çalışmaya
devam edeceğiz. Yaz mevsiminde ise bu hayvanların susuz kalmamaları için çalışmalar yürüteceğiz" dedi
Yılmaz Kocaman da Orman ve Su İşleri
Bakanlığı'nın Türkiye genelinde ağır kış şartları
altında doğada yaşayan hayvanların beslenmeleri için çalışmalar yaptığını dile getirerek, şöyle
konuştu:
"Daha önce taşımacılıkta ve çiftçilikte kullanılan atların, sahiplerince doğaya bırakılarak terk
edilmeleri üzerine yabanileşen ve genetik değeri
olmayan yılkı dediğimiz bu hayvanlar için yemle-
me çalışması başlattık. Bu çalışma ile hayvanların tarım arazilerine zarar vermemelerini ve beslenme açısından zor durumda kalmamalarını
amaçladık. Bu yıl Konya'da kış sert geçmektedir.
Kış mevsiminde Konya ve ilçelerinde, şu ana
kadar yaban hayvanları için doğaya, 47 ton yiye-
cek bıraktık."
Bir süre önce, Konya'nın Emirgazi ilçesi İkizli
Mahallesinde tarım arazilerine zarar verdikleri
gerekçesiyle 6 yılkı atı av tüfeğiyle vurularak telef
edilmişti. (AA)
Yürüyen merdiven kazaları en fazla
5 yaş altı çocuklarda yaşanıyor
Toplu taşıma
araçlarına
kamera sistemi
kurulacak
ANKARA - Türkiye Şoförler ve
Otomobilciler Federasyonu (TŞOF) Başkanı
Fevzi Apaydın, belediye sınırları içerisinde hizmet veren toplu ulaşım araçlarına kameralı
takip sistemi kurulmasının uygun görüldüğünü
bildirdi.
Apaydın, yazılı açıklamasında, Özgecan
Aslan'ın öldürülmesinin ardından gündeme
gelen toplu taşıma araçlarındaki güvenlik sistemine ilişkin çalışmaların tamamlandığını kaydetti. Bu kapsamda, belediye sınırları içerisinde hizmet veren toplu ulaşım araçlarına kameralı takip sistemi kurulmasının uygun görüldüğünü ifade eden Apaydın, uygulamanın başlatılması ve konunun ilk Karayolu Güvenliği
Yüksek Kurulunda gündeme alınması için
Emniyet Genel Müdürlüğüne başvurduklarını
belirtti. Apaydın, konuya ilişkin 2918 sayılı
Karayolları Trafik Kanunu ve Karayolları Trafik
Yönetmeliğinde de değişiklik yapılması gerektiğine işaret etti.
Söz konusu sistemle araçların durak, oda
ve belediyeler tarafından 24 saat takip edilebileceğini vurgulayan Apaydın, şunları kaydetti:
"Sürücülerin olumlu ve olumsuz hareketleri
yakından izlenerek hata yapmaları halinde
anında sesli olarak uyarılabilecek. Kameranın
kayıt yaptığı görüntüler geriye dönük 30 gün
süre ile depolanıp saklanabiliyor. En önemlisi
bu sistem ile toplu taşıma araçlarında yaşanan
hırsızlık ve 'cepçilik' olaylarının da önüne geçilebilecek. Yine sistem sayesinde toplu taşıma
araçları, duraklarda gereksiz bekleme yapamayacaklar ve çalıştıkları hat dışına çıkamayacaklardır. Bunların yanı sıra trafikte kural tanımayan sürücüler de bu sistem sayesinde kurallara uymak zorunda kalacak ve ışık ihlali dahi
yapamayacaklardır. Bu da kazaların asgariye
inmesine imkan sağlayacak. Kameralı takip
sisteminde araç durmadan kapılar açılamayacak, kapılar kapanmadan araç hareket edemeyecek. Böylece hizmetin kalitesi artacak.
Kalitenin artması ile vatandaşlarımız şikayet
yerine memnuniyetlerini dile getirecekler."
(AA)
ANKARA - Daha çok alış veriş merkezleri,
metro istasyonları ve havalimanları gibi yoğun insan
kalabalığına sahip alanlarda hizmet veren yürüyen
merdiven ve yollar, gerekli tedbirler alınmadığında
olası kaza risklerini de artırıyor. Çocukların yürüyen
merdivenleri oyuncak olarak görmesi, yaşlı ve
engellilerin yürüyen merdivenlerden çıkmakta zorlanması riski artıran en önemli sebeplerin başında
geliyor. Vaka istatistiklerine
göre yürüyen merdiven kazalarından en fazla 5 yaş altı
çocuklar etkileniyor.
Mekanik, elektriksel, hatalı
kullanımdan doğabilecek riskler, hatalı tasarımdan kaynaklanan ergonomi problemlerinden doğan riskler, kontrol devresi arızalarından doğabilecek
kaza riskleri, hatalı tasarımdan
ya da fazla yüklemeden ötürü
doğabilecek kırılma ve kopma
riskleri, düşme ve kaymalardan doğabilecek riskler, yürüyen merdiven ve yollara has
oluşabilecek risklerin önlemesi
için de yürürlükteki “Asansör
ve Yürüyen Merdivenlerin
Bakımı - Bakım Talimatları İçin
Kurallar” başlıklı ‘EN 1151+A1’standardı uygulanıyor.
Kaza istatistiklerine göre; yürüyen merdivenlerin neden olduğu hafif kesik ve sürtünmelerden kemik kırılması ve organ kopmalarına dek
varan yaralanmalar daha çok 5 yaşından küçük
çocukları etkiliyor. Yaralanmaların yarıdan fazlasını
merdivenlerden düşme ya da merdivenlerin keskin
metal kenarlıklarına dokunulmasından kaynaklanan
yaralanmalar oluşturuyor. Ancak en büyük tehlike
vücudun bir kısmının hareket eden merdiven ile
sabit duran merdiven duvarı arasına sıkışarak kop-
masından kaynaklanıyor. Yürüyen merdiven yaralanmalarının bir çoğunda çocuğun mekanizmaya
takılması etken oluyor. Örneğin ayakkabı bağcığı ya
da giysideki bir bağcığın merdiven mekanizmasına
sıkışması ve ayak, bacak, kol ya da elin çekilmesine
yol açması ile meydana geliyor.
Çocukların yürüyen merdivenlerde güvende
olması için ailelerin dikkat etmesi gereken hususlar
ise şöyle sıralanıyor:
- Yürüyen merdivenlerde
çocukları dikkatli bir şekilde
denetleyin, basamaklarda yukarı-aşağı koşmalarına izin vermeyin.
- Merdiven basamağı ile yan
duvar arasındaki sıkışmaları
önlemek amacıyla çocukların
merdivenin ortasında durmalarını sağlayın ve ellerini bırakmayın.
- Küçük çocukları kucağınızda taşıyın.
- Yumuşak, kıvrılabilen
ayakkabılar ve kauçuk sandaletler özellikle tehlikeli olabilmektedir, yürüyen merdiven
bulunan bir yere gideceğiniz
zaman çocuğunuza bu tarz
ayakkabılar giydirmemeye gayret edin.
- Pusetleri yürüyen merdivenlerden çıkarmayın, yanınızda
puset varken mümkün olduğunca asansör kullanmayı tercih edin. Yürüyen
merdiven üzerindeyken pusetten düşmeler de çok
sayıda yaralanmaya neden olmaktadır.
- Çocuklara ayaklarını merdiven duvarına sürtmemeleri gerektiğini öğretin.
Yürüyen merdivene binerken ve inerken çocukları denetleyerek, merdiven başında sıkışmaların
meydana gelmemesini sağlayın. (CHA)
Ankara’daki içme suyu barajları yüzde 26 doldu
ANKARA - Türkiye'nin dört büyük kentinde
içme suyu barajlarındaki su seviyeleri artıyor.
İçme suyu amaçlı barajlarda, İstanbul'da
yüzde 96,3, Ankara'da yüzde 26, İzmir'de yüzde
68,1 ve Bursa'da yüzde 81,5 doluluk oranı gözlendi.
Barajlarda, geçen ay İstanbul'da yüzde 85,3,
Ankara'da yüzde 21,8, İzmir'de yüzde 62,1 ve
Bursa'da yüzde 79,1 doluluk oranı görülmüştü.
Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü verilerine
göre, 1 Ekim 2014-26 Şubat 2015 arasında,
Türkiye genelinde kümülatif yağışlar ortalamasında, uzun yıllar ortalamalarına göre yüzde 11,9
ve 2014 yılına göre de yüzde 78,8 oranlarında
artış yaşandı.
Yağışlara rağmen İstanbul, Ankara, İzmir ve
Bursa'daki içme suyu amaçlı barajların mevcut
hacimleri, toplam aktif hacimlerinin altında seviyelerde kaldı. İçme suyu amaçlı barajlarda,
İstanbul'dakilerin 877, Ankara'dakilerin bin
392,7, İzmir'dekilerin 298,8 ve Bursa'dakilerin
65,2 hektometreküp toplam aktif hacmi bulunurken, bu yıl İstanbul'da 844,2, Ankara'da 361,5,
İzmir'de 203,5 ve Bursa'da 53,2 hektometreküp
aktif hacime ulaşıldı.
İçme suyu barajlarında bu dönemde,
İstanbul'da yüzde 96,3, Ankara'da yüzde 26,
İzmir'de yüzde 68,1 ve Bursa'da yüzde 81,5
doluluk oranı görüldü.
Doluluk oranı, işletmede olan 96 enerji amaçlı
barajda, yüzde 44,1'e, 214 sulama amaçlı barajda da yüzde 43,5'e ulaştı.
Öte yandan işletmede olan 298 depolama
tesisinde de göller hariç doluluk oranı yüzde
45,7'ye çıktı. (AA)
3
Fehmi KORU
[email protected]
Çin işkencesi gibi...
[email protected]
bölge haberlerİ
HEPİMİZ, tünelin sonunda ışık göründüğü için,
ülkemiz adına umutlara kapılarak bayram ediyoruz
iki gündür; bunda haklıyız da... Çetelesini tutmadığımız için yuvarlayarak 30 bin olduğunu söyleyegeldiğimiz kayıplara yol açan büyük kavganın bitebileceği beklentisi kimi sevindirmez ki?
Cumartesi günü Dolmabahçe’den duyurulan
“silahlara veda çağrısı”, muhataplarından olumlu
cevap alırsa, Türkiye’nin soluğunu kesen kronik
sorunun çözümü yolunda en keskin dönemeç aşılmış
olacak.
“Daha demokratik bir Türkiye ideali” yolunda
yeni bir adım bu.
Türkiye’nin çelişkili bir durumu var: Birbirine ters
ve zıt görünen unsurların aslında birbirini tamamladığı gerçeğine işaret eden Çin felsefesindeki “yin ve
yang” gibi, umutsuzluğa kapılmamızı getiren “yin”
günümüzü belirliyor bazen; bazen de umutları şaha
kaldıran “yang”ın etkisini üzerimizde hissediyoruz.
Birbirine taban tabana zıt unsurlar arasında, bir
sarkaç gibi, bir o yana bir bu yana, gidip geliyoruz.
Dün çıkarmaya çalıştığı “iç güvenlik yasası” ile
polis devleti olma yolunda kaldırım taşları döşediği
düşünülüyordu hükümetin, Anayasa’yı değiştirecek
Meclis çoğunluğunu tek adam rejimi oluşturma
amaçlı istediğine de inanılıyordu; “silahlara veda
çağrısı” adı altında kabullenildiği duyurulan esaslara
biraz yakından bakıldığında, aslında tam ters bir istikamete doğru yol alacağımız fark ediliyor.
İyiden kötüye kayma tehlikesi hâlâ var.
Silahla mücadeleyi yöntem bilmiş ve göz kırpmadan insanları öldürme emrini verebilmiş bir kadroya,
gücünün esasını teşkil eden silahlarını bıraktırmayı
kabul ettirmek hiç kolay değil; karşılığı ne olursa
olsun..
Aynı durum, neredeyse bir asır öncesinden belirlenmiş temel esaslarından farklı bir tavır alması beklenen devlet için de söz konusu; devletler silahların
gölgesinde “al-ver” pazarlığı yapmaya da, maliyeti
yüksek bile olsa yanlış kabullerinden vazgeçmeye
de alışık değiller.
Hele Türkiye’nin devlet mekanizması hiç alışık
değil...
Onun için de, “çağrı” ile başlayan yeni süreç,
taraflar için, olağanüstü ciddi riskleri içinde barındırıyor.
Çağrının muhatapları için “risk” hiç küçük değil:
Bir kongre toplamaları ve kongrede silahlı mücadeleyi bitirme kararı almaları kendilerinden bekleniyor.
Lafı döndürerek, topu çevirerek vakit kazanma
dönemi bitti; vakit geçirmeden bu kararı vermeleri
gerekiyor.
Devlet de vatandaşlarının tümünü mutlu edecek
“çağdaş demokratik ilkeler” etrafında düzenlemelerle kendini yeniden tanımlamayı göze alıyor. Hak ve
özgürlüklerin alanını genişletmek, demokrasinin
kanallarını açmak, zora dayanmayan eşitlikçi bir
düzen oluşturmak yolunda adımlar atmayı da...
“Silahlara veda” etmeleri kendilerinden beklenenler bunu derhal pratiğe dönüştürmekle mükellefler;
devletin sözünü yerine getirmesi için Anayasal
düzenlemeyi mümkün kılacak zeminin oluşmasını
ise beklemek zorundalar.
Riskli değil mi? Elbette riskli.
Yalnız süreç için söz konusu değil risk; siyasete
dönük riskler de var.
Süreci yürüten AK Parti ve HDP seçime kısa süre
kalmışken yaptıkları bu açıklamayla, bütün ömürleri
elde silah geçmiş bir kadronun insafına kendilerini
bırakmış durumdalar: Kongre toplamada isteksiz
davransa ya da kongreyi toplasa ama beklenen keskinlikte “Evet” kararı almasa bir türlü, gecikmeden
topladığı kongreden “Silahlı mücadeleden vazgeçiyoruz” kararı çıkarsa bir başka türlü sonuca ulaşılacak...
“Yin” mi, “yang” mı, hangisi?
2 Mart 2015/ HABER TÜRK
Hurda toplamada
kullanmak için
haradan
2 yarış atı çaldılar
KOCAELİ - Kocaeli'nin Kartepe ilçesinde
bulunan bir haradan, yaklaşık 100 bin lira
değerindeki 2 yarış atı çalındı. Olayla ilgili 3
şüpheli gözaltına alındı. Şüphelilerin çaldıkları
atları hurda toplama işinde kullanacakları
iddia edildi.
Olay, Ketenciler köyünde meydana geldi.
İddiaya göre, köyde bulunan bir harada bulunan 2 İngiliz cinsi yarış atı, kimliği belirsiz kişi
ya da kişilerce çalındı. Atların çalındığını fark
eden at yetiştiricisi, durumu hemen jandarma
ekiplerine bildirdi. At hırsızlığı ihbarı alan jandarma ekipleri bölgede ve çevrede geniş
çaplı soruşturma başlattı. Bütün güvenlik
kameraları ve mobese kayıtları incelemeye
alındı.
Yapılan incelemeler sonucu çalınan atların
İzmit Tavşantepe Mahallesi'ne götürüldüğü
belirlendi. Kartepe İlçe Jandarma
Komutanlığı ekiplerinin çalışmaları sonucu 2
İngiliz atını çaldığı iddia edilen 3 şüpheli
yakalandı. Çalınan atlar da bulunarak sahiplerine teslim edildi. Atları çaldığı iddia edilen
şüpheliler, işlemler için jandarma karakoluna
götürüldü. Zanlıların, işlemlerinin ardından
Kocaeli Adliyesi'ne sevk edileceği öğrenildi.
Öte yandan, şüphelilerin çaldıkları 2 İngiliz
cinsi atı, hurda toplama işinde kullanacakları
öne sürüldü. (CHA)
4
ANKARA
3 Mart 2015 Salı
Keçiören’de
“Yeni Türkiye”
konulu panel
düzenlendi.
Panele; Turgay
Güler, Yusuf Ziya
Cömert, Ahmet
Kekeç, Hasan
Öztürk ve Savcı
Sayan konuşmacı olarak
katıldı.
Keçiören’de yeni Türkiye paneli
HABER MERKEZİYunus Emre’deki panelin dinleyicileri arasında
Belediye Başkanı Mustafa Ak da yer aldı.
Türkiye’nin söz konusu operasyon ile Süleyman
Şah Türbesi’ne yönelik bir terör saldırısı tehlikesini bertaraf ettiğini anlatan Turgay Güler, “Hiç
şüphesiz İŞİD dediğimiz terör örgütünün arkasında birtakım ülkeler konsorsiyum halinde yer
almakta ve onu kendi çıkarları, amaçları doğrultusunda kullanmakta. Şayet türbeyi taşımamış
olsaydık onun üzerinden bir şantaj yapıyorlardı,
İŞİD terör örgütü erken davranıp oraya bir baskın
düzenleseydi ve oradaki 38 askerimizi rehin
alsaydı, sonra seçime yakın bir sürede onları bir
kafesin içinde kesseydi yahut ateşe verseydi ve
bu görüntüleri de dünya ile paylaşsaydı hepimiz
perişan olurduk, kahrolurduk” dedi.
Savcı Sayan ise, Türkiye üzerine bir oyun
oynandığını, muhalefeti dizayn edenlerin iktidarı
da dizayn etmeye çalıştıklarını kaydederek “Eğer
bunlara boyun eğersek biz memleketimizi
kaybederiz. Suriye’ye döneriz ve bunun da baş
aktörü Kemal Kılıçdaroğlu’dur. Tasarlanarak
buraya getirilmiştir. Tamamen Türkiye’nin aleyhine olan ne varsa, Sayın Kılıçdaroğlu üzerinden
dünyaya duyuruluyor” diye konuştu. Paralel
örgütün Türkiye’yi hiçbir şekilde ele geçiremeyeceğini anladığını, çünkü Uzun Adam’ın buna
müsaade etmediğini söyleyen Sayan, “Allah
Uzun Adam’ın ömrünü uzatsın. Bunların son
oyunu şudur: CHP ve MHP’nin içine, belki AK
Parti’nin içine de sızabilirler. ‘Meclis’e 38-40 kişiyi
sokabilirsek, seçimden sonra ayrılıp gurup kuracağız. Türkiye’yi Avrupa’da daha rahat şikayet
edebiliriz, daha rahat saldırabiliriz. Bunların hiçbir
milletvekili sokmaması için mücadele etmeliyiz’
diye. Devlet CHP’ye el koymalı. Eğer muhalefet
partisinin içine bizim ülkemizi bölecek, parçalayacak birileri karışmışsa bunu oradan söküp atmak
da devletin görevidir. Bence 2015 seçimleri
Kurtuluş Savaşı kadar, Malazgirt Savaşı kadar
önemlidir” mesajını verdi.
Süleyman Şah Operasyonu ile Türkiye’nin,
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın da
dediği gibi büyük bir şantajdan kurtulduğunu
ifade eden Hasan Öztürk, “Ama bu aynı zamanda büyük bir ittifakın da habercisi oldu. Yani
sadece Türkiye içerisinde çözüm süreci ile birlikte Türklerin ve Kürtlerin kardeşliğinin tekrar
pekişmesi anlamında değil, aynı zamanda Suriye
Kürtleri ile epey bir zamandır devam eden kavgada başka bir aşamaya gelindiğinin göstergesidir.
Yani biz Ortadoğu coğrafyasında yeni sınırların
İŞİD belası ile dizayn edildiği, yani İŞİD ile
beraber demografik yapının, nüfus hareketlerinin
değiştiği bir ortamda Türkler ve Kürtlerin bu bölgeyi tekrar dizayn edebileceğini görmüş olduk bu
operasyonla” dedi, Öztürk, paralel yapının bu
operasyondan neden bu kadar rahatsız olduğu
sorusuna da yanıt arayarak “Eğer Süleyman Şah
Türbesi’nde İŞİD’in herhangi bir bez parçası,
bayrağı dalgalansaydı ya da herhangi bir asker-
imizin başına bir şey gelseydi Türkiye’deki aktörlerin düşeceği pozisyonu çok iyi hesaplamışlar.
Daha da önemlisi böyle bir gelişme çözüm
sürecine çok büyük bir darbe olacaktı” ifadelerini
kullandı.
Eğer paralel örgütün ihaneti olmasa Süleyman
Şah Türbesi Operasyonu’nun geçen sene yapılacağını açıklayan Ahmet Kekeç ise, “MİT tırlarına
yapılan operasyon da bunun ile ilgiliydi. Tırlar
hem bölgede yaşayan Türkmenlere yardım hem
de bölgede yapılacak istihbarat çalışmasına alt
zemin olacak lojistik malzemeleri götürüyordu.
Devletin istihbarat faaliyetlerini duyurmak, dinlemek, servis etmek dünyanın her yerinde casusluk
faaliyetidir. Utanmadan hala yayınlarında haklı
olduklarını iddia etmeye devam ediyorlar,
Türkiye’yi terörü destekleyen ülke diye lansediyorlar, Türkiye’nin İŞİD’e silah götürdüğünü iddia
ediyorlar” diye konuştu. CHP Lideri Kemal
Kılıçdaroğlu’nun Dışişleri Bakanlığı’ndaki
Süleyman Şah Türbesi ile ilgili gizli toplantıyı
açığa vururken “Türkiye Suriye’ye savaş açacak,
Suriye topraklarına girecek” iddiasında bulunduğunu hatırlatan Kekeç, “Eline tutuşturulan
metni yanlış okuduğu için böyle bir iddiada
bulundu. Bugün de diyor ki ‘Sen niye Suriye’ye
savaş açmıyorsun, niye kaçıyorsun, topraklarını
terk ediyorsun?’ Bu mesele bir sene geciktiyse
bunun müsebbibi paralel yapıdır ve paralel yapı
tarafından teslim alınan CHP’dir” görüşünü dile
getirdi.
Çankayalı çocuklar müzede
HABER MERKEZİÇankaya Belediyesi, Evciler ve Yayla
kırsal mahallelerinde yaşayan 24
çocuğu Anadolu Medeniyetler
Müzesi’ne götürdü. Anadolu Sanat
Tarihçileri Derneği ile gerçekleştirilen
proje kapsamında tüm çocukların müze
ve sanat tarihi eğitimi almalarını
sağlayan Çankaya Belediyesi, hayatlarında ilk kez müzeye gelen 6-10 yaş
arası çocuklara tarihte bir yolculuk
yapma imkânı sundu.
Anadolu Sanat Tarihçileri
Derneği’nden Hale Zehra Sekmen’in
eğitmenliğinde müzeyi gezen ve toprak
kalıba yazılar yazan çocuklar, müzedeki
yapıtları özenle inceleyip eserler hakkında bilgi aldılar.
Çankaya Belediyesi Toplumsal
Dayanışma Merkezi eğitmenlerinin
gözetiminde müze gönüllüleri çantalarını
sırtlarına geçiren çocuklar, güzel bir gün
geçirdiklerini ve müze maceralarını
ailelerine anlatacaklarını söylediler.
Adem Yavuz IRGATOĞLU
[email protected]
BAKIŞ AÇISI
“Apoletli” gazeteciler,
namluyu TSK’ya çevirdi
Sonda söyleyeceğimi başta söyleyeyim. “apoletli”
medyanın, “apoletli” gazetecilerinin bugünlerde namluyu
TSK’ya çevirmesinin asıl nedeni; TSK’nın bugüne kadar
iktidar mücadelesinde hem dengeleri değiştiren hem de
sonucu belirleyen rolünden uzaklaş-tırıl-masıdır!
AK Parti hükümetlerinin sivilleşme adına attıkları
adımlar sonucu, asker-sivil ayrımında katedilen önemli
mesafeler, dün “İlle de asker” diyenlere, bugün “Lâ asker”
dedirttiriyor. Yani “Asker bizim yanımızda (neden) yok”
diyerek sitem ediyorlar.
“Şah Fırat” operasyonu ile Süleyman Şah türbesinin
taşınması, ulusalcı, Kemalist, laik ve muhalefet partileri
tarafından “Vatan toprağını terk ettiler” suçlamasına
muhatap oldu. Muhalefet ve onun gibi düşünen, geçmişte
karargâhı yazı işleri haline getiren “apoletli” gazeteciler de
şimdi Genelkurmay Başkanı Necdet Özel üzerinden Türk
Silahlı Kuvvetleri’ne verip veriştiriyor.
Şimdiye kadar iktidar mücadelesinde kalemi ellerine
aldıklarında, mikrofonu uzattıklarında askerden direktif
alanlar, askerin gücüyle meydanlarda konuşup manşetleri
süsleyenler, şimdi askeri “düşman” ilan ettiler. Nereden
nereye…
Son günlerde Genelkurmay Başkanı Necdet Özel’e
yönelik bazı medya organlarında eleştiri adı altında hakaret
içeren haberlere, köşe yazılarına CHP ve MHP de “destek”
verdi, veriyor. Muhalefet liderleri yaptıkları açıklamalarda
TSK’yı adeta “düşman” ilan etti. Küfür ve hakarette birbiriyle yarışan muhalefet ve bazı medya organları, “Fırsat
bu fırsattır” diyerek linç kampanyasını sürdürüyor.
Bunun altında yatan neden ise muhalefetin mücadelesinde TSK’yı ve Genelkurmay Başkanı’nı kendi yanlarında, hükümete karşı mücadelede “ortak” görememeleri
yatıyor. Hatırlayın lütfen, geçmişteki iktidar
mücadelelerinin bir çoğunda TSK’nın büyük rolü olmuştur.
TSK yaptığı çıkışlarla dengeleri değiştirmiş, sonucu belirlemiştir. Cumhuriyetin belirleyici gücü olmuştur.
Öyle ki iktidar olmak isteyenler ve iktidar olanlar, bu
gerçeği kabul ederek işe başlıyorlardı. Ancak 2002 ve sonrasında siyasetin sivilleşmesi bu denklemi bozdu. Bozulan
sadece denklem değil; dengeler de bozuldu. TSK’nın kendi
sorumluluk alanına çek-tir-ilmesi, normalleşme sürecinde
önemli bir adımı teşkil etti.
Eski alışkanlıklara özlem duyanlar, özellikle TSK’nın
belirleyici rolünü üstlenmesini ve bunu da bugünkü iktidara karşı kullanmasını bekliyor. TSK’nın demokratik sisteme, milletin tercihine saygı duyması, belli kesimler
tarafından kabul edil-e-miyor. İşte Genelkurmay Başkanı
Necdet Özel ve TSK’nın topa tutulmasının nedeni budur.
TSK’nın eski rolünden uzaklaşması, özellikle muhalefeti zora soktu. Asıl “gücünü” kaybeden muhalefet, TSK’yı
yeniden bu denklemin içine çekmeye çalıyor. Ama şunu
unutuyor ki TSK’nın başında Necdet Özel gibi
demokrasiye ve sivil siyasete saygı duyan bir isim var. Ve
TSK eski TSK değil!
TSK artık insanları inancından, mezhebinden, dilinden,
kültüründen dolayı dışlayan bir yapıda değil. En azından
çoğunluk bu şekilde değil.
Bugün TSK’yı topa tutup, “vatan toprağını terk ettiler,
koruyamadılar, vatan bilinçleri yok” gibi suçlamalarla
kendilerine pay çıkarmak isteyenler, büyük haksızlık içinde
olduğunuzu hatırlayarak Sayın Kılıçdaroğlu’nun iktidarını
bekleyin. Önce gazetelere el koyarsınız, ardından da askeri
“hizaya” getirirsiniz.
2015 seçimlerine giderken belki de “son bir umut”
edasıyla el ovuşturarak, “Şah Fırat” operasyonu üzerinden
hem iktidara hem de TSK’ya karşı eleştiri ve hakarette
sınır tanımayanların “vatan bilinci” tartışılır. Eminim ki
sizin “Şah Fırat” operasyonu üzerinden ettiğiniz hakaret ve
küfürleriniz, bir kurşundan daha çok can acıtmıştır.
Çiğdemim’de
edebiyat sohbetleri
Hanım Lokalleri üyeleri
karın keyfini çıkardı
Gölbaşı’nda
bilgilendirme
semineri
HABER MERKEZİGölbaşı Belediyesi’nin bilgilendirme seminerlerini tüm hızıyla sürdürüyor.
Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı ile Gölbaşı
Belediyesi’nin iş birliği ile düzenlenen seminerde
Aile Formatörü Yasemin Davarcı, “Aile Bütçesi
Kaynak Yönetimi” konularında Gölbaşılı hanımları
bilgilendirdi.
Zübeyde Hanım Kültür Merkezi’nde düzenlenen seminerde bilgilerini hanımlarla paylaşan
Yasemin Davarcı, Aile de bütçe belirlenmesi, aile
bireylerinin bütçe ve kaynakları doğu kullanabilme hususlarında bilinmeyenleri katılımcılara
aktardı.
Düzenlenen seminere katılan Gölbaşılı hanımlar seminerin sonunda sorularını yöneltirken,
öneri ve tavsiyeleri de dinlediler.
HABER MERKEZİBüyükşehir Belediyesi Kültür ve Sosyal
İşler Daire Başkanlığı’nın, bünyesinde hizmet
veren Hanım Lokalleri’ne üye kadınlar için
düzenlediği gezi programları hız kesmeden
devam ediyor.
Hanım Lokalleri üyelerinin geleneksel hale
getirdiği etkinliklerden biri olan günübirlik
gezi programlarının son durağı Ilgaz Dağı
oldu. Her mevsim Türkiye’nin farklı yörelerine giderek tarihi ve turistik yerlerini gezen
Hanım Lokalleri üyelerinin, doğa harikası
kayak merkezlerinden Çankırı’nın Ilgaz
Dağı’na düzenlenen gezisi de keyif içinde
geçti.
Ilgaz Dağı’na günübirlik düzenlenen
geziye farklı Hanım Lokalleri’ne üye kadınlardan oluşan 120 kişilik grup katıldı. Sabah
erken saatlerde otobüslerle çıkılan yolculukta
katılımcılar ilk önce Ilgaz yolunda kahvaltı
yaptı. Oldukça eğlenceli geçen yolculuğun
ardından Ilgaz’a gelen Hanım Lokalleri
üyeleri, kışın ve karın keyfini teleferiğe
binerek, kayak yaparak, aralarında kartopu
oynayarak çıkardı.
Hanım Lokalleri tarafından düzenlenen
sosyal ve kültürel içerikli gezilerin kendileri
için çok önemli olduğunu ifade eden üyeler
düşüncelerini, gezilerin stres atma ve
sosyalleşme imkanı sunmasının yanı sıra
yeni yerler görüp, tarihi ve kültürel miras
hakkında bilgi sahibi olmak açından da
büyük fırsatlar sunduğu söylediler.
Başkent’te 22 farklı merkezde sosyal,
kültürel ve sportif faaliyetlerin gerçekleştirildiği Başkentli kadınların buluşma adresi
Hanım Lokalleri’nce düzenlenen geziler
büyük ilgi görüyor.
MİHRİBAN DEMİRELÇiğdemim Derneği Edebiyat Topluluğu, dernek
bünyesinde, edebi sohbetler yapmak isteyen edebiyatseverler için kültürel bir ortam yaratmak, şiir
ve edebiyat dünyasını tanıtmak ayrıca oluşturulan
kültürel ortamda mahalle sakinlerinin bir araya
gelmesini sağlıyor. Dernek-Üye ve komşuluk ilişkilerini güçlendirmek amacıyla çalışmalarını
sürdüren Derneğin, şubat ayı programı dahilinde
Lübnanlı gazeteci ve roman yazarı Amin Maalouf
ve Doğunun Limanları kitabını inceledi.
Topluluk üyelerinden Zuhal Yüksel sunumunda,
birçok ünlü romanında, ele aldığı hikayeleri, tarihsel bir kurguyla bütünlemiş, ilginç tarihi olayları
filozofik ve fantastik bir bakış açısıyla, masal
tadında işlemiş, özellikle Orta Doğu, Afrika ve
Akdeniz bölgelerinin etnik yapısal farklılıklarını ve
bunların insan davranışlarına yansımalarını, sahip
oldukları manevi değerlerle bağdaştırarak, söz
konusu yörelerin tarihsel geçmişine Batının pozitivist gözüyle ışık tutmuş olan yazarın yaşamından
kesitler sundu. Katılımcılarda roman ve olayın
geçtiği dönemi masaya yatırdılar. Yirminin
üzerinde edebiyatsever’in katılımıyla oldukça
samimi ve keyifli bir ortamda geçen etkinlikte
katılımcılarda romanla ilgili görüşlerini aktardılar.
“Farkında olduğunun farkında olmak için
okuyan” herkesin topluluğa katılabileceğini ve
katkı verebileceğini söyleyen topluluk sorumlularından Fitnat Çıtlak emeği geçen herkese
teşekkür etti.
ANKARA
3 Mart 2015 Salı
5
İDDİA YOK
Türkmenler
için başlattıkları yardım
kampanyasından bahseden
Ankara Umum
Ayakkabıcılar
ve Çantacılar
Odası Başkanı
Hüseyin Uzun,
herkesten
yardım istedi.
Ayakkabıcılar ve Çantacılar Odası
Türkmenlere yardım çağrısı yaptı
HABER MERKEZİAnkara Umum Ayakkabıcılar ve Çantacılar
Odası Başkanı Hüseyin Uzun, Türkmenler için
yardım kampanyası başlattıklarını bildirdi. Uzun,
başlattıkları yardım kampanyasına destek istedi.
Ankara Umum Ayakkabıcılar ve Çantacılar
Odası Başkanı Hüseyin Uzun, Irak’ta yaşanan
olaylar ve Suriye’de yaşanan iç savaştan canlarını kurtarmak için Türkiye’ye sığınan Türkmen
mülteciler için başlattıkları yardım kampanyasına
her kesimden destek beklediklerini belirterek,
“Türkiye’de kamplarda ve şehirlerde çok sayıda
Türkmen mülteci var. Çok zor şartlar altına
yaşıyorlar.
Canlarını kurtarmak adına her şeylerini orada
bırakıp, yanlarına hiçbir şey alamadan, evlerini,
işlerini, ülkelerini bırakıp Türkiye’ye sığınan
Türkmen kardeşlerimize yardım edelim.
Toplanan yardımların bir kısmını da ülkemize
sığınanların yanı sıra Irak’ta ve Suriye’de mağdur olan, oralarda farklı yerlere savrulan
Türkmen kardeşlerimize göndereceğiz.” dedi.
Yardım kampanyasına her türlü desteğin
verileceğine inandığını vurgulayan Başkan
Uzun, “Bu yaşanan insanlık dramına yardımda
bulunmak aslında hepimiz için insanlık görevi.
Zorlu bir yaşam mücadelesi veren Türkmen
kardeşlerimiz için bu soğuk kış günlerinde kullanmadığınız ayakkabılarınızı, ceket palto gibi
giyimlerinizi, yorgan, battaniye, kilim gibi
eşyalarınızı bize ulaştırın. Bizler de ihtiyaç
sahibi Türkmen kardeşlerimize ulaştıralım.“
ifadelerini kullandı. Başkan Uzun, yardım etmek
isteyenlerin 0 536 651 94 99 ve 0 312 311 56
23 numaralı telefonlardan kendilerine ulaşılabileceğini sözlerine ekledi.
Çankaya’da çevre denetimi
HABER MERKEZİÇankaya Belediyesi, atık yağ, elektronik ve geri dönüştürülebilir ambalaj
atıklarının yanı sıra çevre kirliliğini
önlemeye yönelik çalışmalarını da
sürdürüyor.
Vatandaşların sağlığına tehdit oluşturabilecek etkenlerin ortadan kaldırılmasını sağlayan belediye ekipleri,
hafriyat atıklarını ve inşaat çevre koruma güvenlik önlemlerini de denetliyor.
Vatandaşlardan gelen şikâyetleri de
anında değerlendiren ekipler, özellikle
mahalle aralarında bulunan boş arazi-
leri çeşitli atıklarla kirletenleri gerekli
uyarı ve yaptırımları uygulayarak
engelliyor.
Çankaya Belediyesi denetim ekipleri, ilçede bulunan müzikli işyerlerine
yönelik ses denetimleri yapıyor,
gürültü kirliliğini önleyici çalışmalar
yürütüyor. Özellikle Kızılay, Tunalı,
Bahçelievler gibi eğlence mekanı
açısından yoğun bölgelerde gürültü
kirliliği denetimi ve ses düzeyi ölçümü
yapan ekipler, yasal sınırları aşan
mekanları uyararak ses düzeylerinin
normale çekilmesini sağlıyor.
Hocalı Şehitleri
Keçiören’de anıldı
Abdullah Cengiz
Eğitimci/Yazar
[email protected]
DÜN İRTİCA MODAYDI; BUGÜN PARALEL
Bir asrı aşkındır inanmış ve kendisini samimane
Allah’ın(c.c) dinine verip yaşamaya gayret edenler “İRTİCACI, YOBAZ, GERİCİ…” vb. saçma kelime ve sözlerle
hakaretlere, aşağılamalara, ötekileştirilmelere ve suçlamalara(!) maruz kaldılar.
Hatta bu konularda inanmış insanları toplum nazarında
suçlu(!) göstermek için kanunlar, yönetmenlikler, mevzuatlar,
anayasa maddeleri çıkardılar. Yetmedi icraya geçirilen bu
mevzuat doğrultusunda binlerce insanlar hapse atıldı, işinden
aşından edildi. Ta ki rahmetli Özal’ın, anayasaya konulan 163
ve 141-142 benzeri… Saçma ve zorba yönetimlerin dayanak
maddelerini oradan kaldırdığı güne kadar. Öyle ki bu maddeleri kanun haline getiren eller tarafından, kendisi bile böyle
saçma kelimelerle itham edildi, zan altında bırakıldı, suçlu
muamelesine tabii tutuldu. Tıpkı milyonların aynı yöntem ve
taktikle zarar uğratıldığı gibi…
İnanmış insanlar ile bir kısım demokrat aydınlar oynanmak istenen oyunu fark edip saçma söylemlerden vazgeçince,
planlayıcıların foyası boşa çıktı. Anlayacağınız bu ülkenin
insanı hakikati gördü. Bu ayrılık-gayrlılık söyleminden
vazgeçti. Kucaklaşmaya başladı. Biri birinin mezhebine,
inancına, konumuna ve düşüncelerine saygılı olmanın
gereğine inandılar.
Sağcı, solcu, Alevi, Sünni… gibi yapay ayrılık noktalarını
bir kenara bırakılarak kucaklaşmaya, yakınlaşmaya başladı.
Tam da “Elhamdülillah bahar dönemine giriyoruz. Artık
kimse bu milletin evlatlarını biri birine düşman edemeyeceklerdir” derken, karanlık bir el insanımızı tekrar miadı geçmiş
kelimelerle karşı karşıya getirdi.
Milletimizin birlik ve beraberliğinin düşmanları iç ve dış
güçler bu sefer de farklı bir saçmalık ve iftira olan “PARALEL” kurgusunu uydurdular. Bir asra yakındır kullanımda
olan kelimelerin yerine uydurmasyon bir başka kelimelerle
devam edildi. Öyle ki devam eden bu iftira, yalan ve karalamanın bir benzeri olan “PARALEL” saçmalığı için de
mahkemeler oluşturuluyor, kanunlar çıkarılıyor, mecliste parmaklar, çıkar hesabına, şuursuzca, birilerinin keyfi için
havaya kaldırılıyor, bu şekildeki kanunların dayanağı ile
masum ve günahsız insanlar hapse atılmak üzere cezaevlerine
gönderiliyor.
Hırsızı, rüşvet alanı, ihale yolsuzluğunu ele vereni, vatanı
satanı, doğayı yaşanmaz hale getirme planlarını ortaya
çıkaranları, vip torpilleri tek tek tespit edip kamuyu bilgilendireni, memlekette yapılmak istenen kanunsuzlukları
ortaya çıkaranları… bildirenlerin hepsini, dün modası geçmiş,
demode olmuş kelimelerin bir başka versiyonu olan “PARALEL” yalan ve iftirası ile masum insanların günahı alınmaktadır.
Dün uydurulan ve bir kesimi zan altında bırakmak üzere
planlanan bu saçma kelimeler nasıl sonunda ortaya çıktı ise,
bu gün arkasına sığınılarak kullanılan “PARALEL” saçmalığı
da eninde sonunda anlaşılacak. Tabii bu arada benzer zırhları
kullananlar bir sürü masumun ve suçsuzun günahına girmiş
olacaktır. Belki de hem dünyalarını hem de ahiretlerini berbat
edecekler. Olan da taan altında bırakılan günahsızlara olacak…
Bu ve benzeri durumlar insanlık tarihinin değişik dönemlerinde ola gelmiştir. Sadece ülkemize mahsus durum da
değildir. Baksanıza uluslar arası bir kısım güçler, İslam’ın
tertemiz simasına ve gerçek Müminin samimi duygularına
zehir katarcasına, terör planları icra yapıyor ve bu yolla emellerine hizmet ediyorlar. Hatta bu sinsi planlarına haklılık payı
vermek için de hep İslam-i motifler kullanıyorlar: Çarşaf,
cübbe, sarık, sakal ve Kuran-i kelimeler…
Onlar kurdukları sinsi ve hainane planlarıyla netice
almaya çalışırken, kullandıkları bir kısım safiyane dimağlar
da hem dünyalarını hem de ahiretlerini berbat etmekle
kalmıyor; bu fiilleriyle Yüce İslam’a ve onun şerefli gerçek
temsilcilerine leke sürmüş oluyorlar.
Tıpkı geçmişte olduğu gibi bu sürecin de modası geçecek, failleri kendilerini ele verecekler. Kim haklı kim haksız
ortaya serilecektir. En azından biz, adli İlahinin bu minval
üzere tahakkuk edeceğine inanıyoruz. Kalp ve gönlümüzü bu
neticeye kilitliyoruz.
İşin diğer garabet ve de ibretli yönü bu sefer bu
kelimeleri kullananların Müslüman görüntüsünde olmalarıdır.
Asıl yüreğimizi dağlayan nokta da burasıdır. Zaten Kur’an da
en tehlikeli kişiliklerin nifak üzere yaşayan münafıklar
olduğunu beyan buyurmuyor mu? Buyurun işte size hemen
Bakara Suresinin baş taraflarındaki ayetlere kulak verelim: “
Ne diyelim? Rabbim yetmediğimiz, ulaşmadığımız, tükendiğimiz, aciz kaldığımız, bi çare duruma düştüğümüz yerde
ellerimizden tutsun, düşmana ve namerde oyuncak olmaktan
kurtarsın.
Hocalı katliamının yıl dönümünü anma programı Keçiören Belediyesi tarafından
yaptırılan Hocalı Şehitleri Anıtı önünde düzenlendi.
Gümüşhane
Günleri'nde
Gölbaşı da tanıtıldı
HABER MERKEZİAnkara Gümüşhane Dernekler Federasyonu
(GÜDEF) tarafından, bu yıl 4’sü düzenlenen “2015
Ankara Gümüşhane Tanıtım Günleri”,’nde Gölbaşı
Belediyesi de stant açarak İlçe’yi Başkentlilere
tanıttı.
Ankara Gümüşhane Dernekler Federasyonu
(GÜDEF) tarafından, bu yıl 4’sü düzenlenen '2015
Ankara Gümüşhane Tanıtım Günleri', Ankara
Atatürk Kültür Merkezi’nde yapıldı. Gölbaşı
Belediyesi’de Gümüşhane Tanıtım Günleri’nde
stand açarak Gölbaşı’nı Başkentlilere tanıttı.
Gölbaşı Belediyesi tanıtım günlerinde açtığı standa
Gölbaşı’nın tanıtan kitapçıklar broşürler vatandaşlara dağıtılarak Gölbaşı hakkında bilgiler verildi.
'2015 Ankara Gümüşhane Tanıtım Günleri'
Gölbaşı Belediyesi standında Gölbaşı Belediye
Başkanı Fatih Duruay’da vatandaşlara hem bilgi
verdi hem de Gölbaşı’nı tanıttı. Bilim Sanayi ve
Teknoloji Bakanı Fikri Işık, Gölbaşı Belediyesi
standını ziyaret etti. Gölbaşı Belediye Başkanı Fatih
Duruay, Bakan Işık’a bilgiler verdi.
Yöresel Halk Oyunları, Âşıklar Şöleni ve Gümüş
İşçiliği gibi gösterilerin sunulacağı etkinlik
süresince, yöresel sanatçılar ve yöresel tatlar da
ziyaretçilerle buluştu.
HABER MERKEZİKeçiören Azerbaycan
Meydanı’ndaki törene AK
Parti Genel Sekreteri ve
Ankara Milletvekili Haluk
İpek Türkiye – Azerbaycan
Parlamentolararası Dostluk
Grubu Başkanı AK Parti
Adana Milletvekili Necdet
Ünüvar, AK Parti Kars
Milletvekili Ahmet Arslan,
Keçiören Belediye Başkanı
Mustafa Ak, Keçiören
Kaymakamı Nusret Dirim,
Keçiören İlçe Milli Eğitim
Müdürü Mustafa Kılıçgil,
Azerbaycan
Cumhurbaşkanlığı Siyasi ve
Sosyal İşler Başkan
Yardımcısı Enestun
Mehtiyev, Azerbaycan
Milletvekili Ganira Paşayeva,
Azerbaycan Milletvekili ve
işgal dönemi Hocalı Valisi
Elman Mamadov,
Azerbaycan Büyükelçiliği
Müsteşarı Ceyhun Zeynalov,
Azerbaycan Bilim Akademisi
Tarih Enstitüsü Başkan
Yardımcısı Cebi Bayramov,
Hocalı Katliamı Şahidi Ramiz
Kahramanov, Keçiören
Müftüsü Dr.İhsan İlhan ve
AK Parti Keçiören İlçe
Başkanı Zafer Çoktan katıldı
Hocalı’da katledilenlerin
bugünkü zaman dilimine,
Kafkaslarda yüz yıldır
yapılan katliamın işaret fişeği
olması bakımından çok
önemli olduğunu ifade eden
Haluk İpek,
“Çünkü bugünkü
Ermenistan toprağı çok
kadim Azerbaycan
toprağıdır. Türk dünyası ile
Türkiye arasındaki bağ
koparılmaya çalışılmıştır.
Türk Cumhuriyetleri bağımsızlıklarını ilan ettikten sonra
Türkiye onların batıya açılan
bir penceresidir” dedi.
Hocalı’da ölen kardeşlerimizin Karabağ’ın Türk toprağı
olduğunun ve Azerbaycan
Türk’üne ait olduğunun tapu
senetleri olduğunu söyleyen
İpek, “Eğer Osmanlı gücünü
kaybetmeseydi Kafkaslar’da
bu katliamlar yaşanmazdı.
Şehitlerimizi rahmetle anıyorum, 21. Yüzyıl Müslüman
Türk Milletinin başarılarının
yazıldığı bir yüzyıl olacaktır”
mesajını verdi.
Necdet Ünüvar, Hocalı
Katliamı’nın görüntülerinden
oluşan bir videoyu izlemekte
zorlandığını anlatarak
“Hocalı’da ezan sesi yok.
Hocalı ezana, Hocalı’ya hasret. Elimde Türkiye ve
Azerbaycan bayrakları var.
Bayrakların rengi farklı, ama
ruhu aynı. Türkiye ve
Azerbaycan aynı soydan,
aynı dilden, aynı dinden,
aynı kültürden gelen bir millet. Hocalı bizim ortak
acımız. Hocalı’yı unutmamak
ve unutturmamak bizim en
büyük şiarımız. Keçiören
Belediye Başkanımıza çok
teşekkür ediyorum. Burada
çok güzel bir anıt yaptı. Bu
anıt ile Hocalı’yı unutmayacağımızı bütün dünyaya
deklare ediyoruz” dedi.
Madde bağımlılığı
tiyatro ile anlatıldı
Pursaklar Belediyesi Halkla İlişkiler Müdürlüğü,
madde bağımlılığına iten sebepleri ve bunun
doğurduğu sonuçları masaya yatırdı.
HABER MERKEZİPursaklar Belediyesi Abdurrahim Karakoç Kültür
ve Kongre Merkezi’nde düzenlenen Madde
Bağımlılığı konulu programlarda alkollü içecekler,
sigara ve bonzai gibi bağımlılık yapan maddelerin
etkileri ve sonuçları ele alındı. İki gün üst üste
düzenlenen programlarda gençlere verilen teorik bilgiler, “Sağlıcakla Kalın” isimli tiyatro gösterimi ile
desteklendi. Programlarda konuşma yapan Sağlık
Eğitimi Uzmanı Gülten Uğurlu, bağımlılığın nedenlerini, etkilerini ve sonuçlarını slaytlar eşliğinde anlattı. İki gün süren programa 2 bin genç katıldı.
Bağımlılık yapan maddeleri anlatan Uğurlu, bunlar arasında uyuşturucular, hayal gördüren maddeler,
sigara, alkollü içecekler, bazı yapıştırıcılar, tiner ve
çakmak gazı gibi uçucu maddelerin olduğunu söyledi. Madde kullanımına iten deneler hakkında da bilgi
veren Gülten Uğurlu, bunun merak, arkadaş baskısı,
sorunlarına çözüm arama inancı, stresli durumlarda
geçici rahatlama, farklı görünme, beğeni toplama,
bir gruba ait olma ve eğlenmek gibi nedenlerden
kaynaklandığını belirtti.
6
ANKARA
3 Mart 2015 Salı
Ankara Ticaret
Odası Başkanı
Salih Bezci,
Türkiye Genç İş
Adamları
Derneği
(TÜGİAD) Ankara
Şube Başkanı
Türker Naslı ve
Yönetim Kurulu
üyelerini ziyaret
etti.
ATO ve TÜGİAD'dan
ortak yatırım işbirliği
HABER MERKEZİTürkiye Genç İş Adamları Derneği
(TÜGİAD) Ankara Şube Başkanı Türker Naslı,
ziyaret sırasında organize seracılık yapmak
isteyen ATO'ya Ayaş bölgesindeki uygun
arazilerle ilgili bilgi verdi.
Ankara Congresium’un yabancılara kiralandığını hatırlatan Naslı, Ankara’da özellikle
kongre turizminin artırılmasının önemine
dikkati çekti.
Ayaş ve Kızılcahaman civarındaki termal
tesislerin daha da geliştirilmesini ve yatak
sayılarının artırılmasını isteyen Naslı, özellikle
kongre turizmi için Ankara’ya gelenlerin bu
tesislerde ağırlanabileceğini söyledi. Tüm
dünyada kongre turizminin giderek geliştiğini
anlatan Naslı, Türkiye’de bu turizme özellikle
İstanbul ve Antalya’nın başı çektiğini ifade
etti. Naslı, Başkent Ankara’nın avantajını kullanarak kongre turizminin geliştirebileceğini,
gerek il merkezindeki gerekse ilçelerdeki otellerin tam kapasiteyle kullanılmasının önemini
dile getirdi. Naslı, Ankara’nın kongre turizminin merkezi haline getirilmesini istedi.
TÜGİAD Ankara Şube Başkanı Naslı, çalışmaları ile ilgili bilgiler verirken, özellikle Afrika
ülkeleriyle yakın ilişki içinde olduklarını ifade
etti.
ATO Başkanı Bezci de, yurt dışı ile ilişkiler
konusunda her türlü desteği sağlayacaklarını
belirterek, "Yurt dışı fuarlara gitmek istediğiniz
zaman ATO üzerinden müracaat ettiğinizde
işlemler daha kolaylaşır; TÜGİAD üyeleri
olarak bundan faydalanabilirsiniz ” diye
konuştu.
Görüşmede, Dünya Kongreler Bürosu'na
üye olduklarına da değinen Bezci, Ankara'nın
turizmini geliştirmek için Birleşmiş Milletler
Çölleşme Konferansı, Ufo Zirvesi, Anne
Çocuk Fuarı gibi uluslararası kongreler
düzenleyeceklerini açıkladı. Bezci, bu yıl
Ankara’da düzenlenecek kongrelere yaklaşık
25 bin kişinin katılacağını ayrıca 100’den fazla
yabancı Bakan ve politikacıyı konuk edeceklerini söyledi.
Ankaralı Kadın Ressamlar
Derneği’nden resim sergisi
Haber
kameramanları
Taşdelen’i
ziyaret etti
HABER MERKEZİTürkiye Haber Kameramanları Derneği Başkanı
Aytekin Polatel ve Genel Sekreter Mehmet Alan,
Çankaya Belediye Başkanı Alper Taşdelen’I ziyaret
etti.Taşdelen, görüşmede, bu yıl 20’ncisi düzenlenecek “Zoom Uluslararası Haber Görüntüleri
Yarışması” için oy kullandı.
Alper Taşdelen, Türkiye Haber Kameramanları
Derneği’nin 1996 yılından bu yana geleneksel hale
getirdiği ve yılın en iyi haber görüntülerini belirlemek amacıyla bu yıl 20.’sini düzenlediği
“Uluslararası Zoom Ödülleri” için internet
üzerinden oy kullandı.
Kamuoyunun haber kameramanlığı mesleğini
daha iyi tanımasını sağlamak amacıyla Yılın En İyi
Haber Görüntüleri, Serbest Haber ve Yılın En İyi
Spor Görüntüleri kategorisinde olmak üzere ödüllerin verildiği yarışmada oy kullanan Taşdelen,
yarışmaya katılan tüm kameramanlara başarılar
diledi.
Taşdelen, haber kameramanlarının çok zor
koşullar altında görevlerini yerine getirdiğine
dikkat çekerek, “Ben de eski bir televizyon
muhabiriyim. Birlikte gittiğimiz haberlerde sizlerin
yaşadığı sıkıntıları ve nasıl zor koşullar altında
çalıştığınızı çok iyi biliyorum. Çankaya Belediyesi
olarak, Haber Kameramanları Derneği’nin çalışmalarına imkanlarımız ölçüsünde her türlü desteği
vermeye hazırız” diye konuştu.
Polatel de yaptığı açıklamada, haberin gözü
kulağı olan ve zor koşullarda çalışan haber kameramanlarını kameranın önüne almak için bu yarışmayı düzenli yaptıklarını belirterek, “Sayın
Başkan’ın da en iyi görüntü için oy kullandığı bu
yarışmalar aracılığıyla meslektaşlarımızın
televizyonlarda birkaç saniyelik görüntüyü hangi
koşullar altında çektiğini göstermeye çalışıyoruz.
Televizyonlarda izlediğiniz birkaç saniyelik görüntü
için meslektaşlarımız bazen hayatlarını riske
ediyorlar” diye konuştu.
HABER MERKEZİAnkaralı Kadın Ressamlar Derneği’nce
düzenlenen 45. Yıl Geleneksel Sergisi
Çankaya Belediyesi Galeri Kara’da sanatseverlerle buluştu. Serginin açılışında
sanatçıları selamlayan Çankaya Belediye
Başkan Yardımcısı Nafiz Kaya, 8 Mart
Kadınlar Günü öncesinde yüreğini sanata
ve topluma açan kadın ressamlara
teşekkür etti.
Kadınların varoluşunun, toplum içindeki
duruşu ve direnişinin hedef tahtasına
konulduğundan söz eden Kaya, amacın
kadını kamu yaşamından çıkarıp ve eve
hapsetmek olduğunu söyledi. Kurtarıcı
beklemek yerine kadınların ve toplumun
kendi kurtarıcısı olmayı denemesi gerektiğini vurgulayan Kaya,
“Önümüzde engeller ve tuzaklar var.
Ama insanlığımıza ve insancıllığımıza
bakarak bu sorunları aşacak ahlaki imgeler, simgeler ve düşünceler de bizlerde
mevcut. İşte burada bakın üretilen güzelliklere, hayatın, sokağın çoğunluğun,
sanatın ve insanlığımızın sesi kadınlarımızın ellerinden damlamış durumda.
Bugün dünyada ve Türkiye’de kadınlar her
alanda direngen duruşlarıyla seslerini
duyuruyorlar. Renklerle bir senfoni yaratan
kadınlarımıza harikulade çabaları ve örnek
duruşları dolayısıyla teşekkür ediyoruz”
dedi.
AKRD üyesi 48 sanatçının 65 eserle
katıldığı sergi, Mithatpaşa Caddesi No:
48’de yer alan Galeri Kara’da 9 Mart’a dek
izlenebilir.
Türkiye'nin ilk kadın sanatçı derneği
olarak 1970 yılında kurulan dernek ayrıca,
Türkiye Kadın Dernekleri Federasyonu’nun
kurucu unsurlarından biri. Ressam Naciye
İzbul, Semiha Kocabay, Güney
Haştemoğlu, Gönül Göle, Nuran Altıata,
Ülkü Uludoğan, Nevide Gökaydın, Özlem
Peker, İffet İnan, Nermin Pura tarafından
güzel sanatlara gönül vermiş Türk
kadınının görev ve sorumluluk bilinciyle
kurulan dernek, bugüne dek çok sayıda
sosyal sorumluluk projesini de yaşama
geçirdi.
Önceki yıl yaşamını yitiren kurucu
başkan Naciye İzbul’un anısını yaşatmak
istediklerini belirten AKRD Başkanı
Çiğdem Güler bu yıl kendisinin tablolarından birisine de sergide yer verdiklerini
belirtti.
SERGİYE KATILAN SANATÇILAR
Feyha Özsoy, Necla Önder, Suna
Özkalan, Zeynep Türkmen, Niyal
Kısacıkoğlu, Yüksel Tansel, Bilge
Amcaoğlu, Perihan Özdabak, Çiğdem
Güler, Emel Gülsoy, Kudret Güney, Ayten
Timuroğlu, Handan Özgen Erben, Figen
Suda, Levent Benli, Nurten Ercan
Coudrains, Sevim Güllü, Selma Hoşal,
Ümit İçduygu, Kamer Kurdoğlu, Ayşe Zerin
Yetiş, Fulden Can, Emine Ottekin, Talia
Tuncer, Ayşe Arkün, İmren Kızıler, Figen
Rutkay, Filiz Nalçacı, Meriç Altıntaş,
Yasemin Coşkun, Hülya Semerci, Ayşe
Saray, Nursel Acar, Dilek Gürcan Temiz,
Nesrin Köker, Ayşe Bilge Coşkun Aslan,
Evin Kırca, Canan Töreli, Mürvet Uragan,
Nilüfer İnaltong, Nilgün Dalay, Selda
Uğurlu, Nejla Tuğcu, Ülkü Şişik, İnci
Sarıaslan, Füzsun Gönder, Aysun Şener,
Asuman Küçükşahin.
Büyükkaralı, BELKO’ya
müdür yardımcısı oldu
TÜLAY CANPOLATAnakaragücü Spor Kulübü Genel Sekreteri Gürkan
Büyükkaralı BELKO Genel Müdür Yardımcısı oldu.
Anakaragücü Spor Kulübü Başkanı Mehmet Yiğiner
ve beraberindeki Yönetim Kurulu Üyeleri BELKO Genel
Müdür Yardımcılığı görevine atanan kulübün Genel
Sekreteri Gürkan Büyükkaralı’yı makamında ziyaret edip,
hayırlı olsun dileklerinde bulundu.
Ziyarette kısa bir konuşma yapan Başkan
Yiğiner,”Gürkan Büyükkaralı; çalışkan, disiplinli ve
başarılı bir arkadaşımızdır. Ankaragücü’nde yaptığı
başarılı çalışmaları yeni görevinde de sürdüreceğine
inanıyor, görevinin hayırlı olmasını diliyoruz” dedi.
Ziyaretten duyduğu memnuniyeti dile getiren
Büyükkaralı ise yaptığı konuşmada, ”Başarı ekip işidir.
Ankaragücü’nde bir başarı varsa bu bir ekip çalışmasının
ürünüdür. Aynı yaklaşımla yeni görevimde de en iyi
sonucu almak için çaba sarf edeceğim, ziyaretinizden
ötürü sizlere teşekkür ediyorum” dedi.
Gölbaşı’nda
satranç turnuvası
HABER MERKEZİ2015 Okul sporları sezonunda ilkokul, Ortaokul, ve
Liseler arası Gölbaşı İlçe birinciliği Satranç Turnuvası’nı
ziyaret eden Gölbaşı Belediye Başkanı Fatih Duruay,
öğrencilerle bir araya geldi.
3 gün süren turnuvaya yedi ilk ve ortaokul, sekiz
liseden toplam 150 öğrenci katılırken, Başkan Duruay
öğrencilere başarı dileklerini iletti.
Başkan Duruay’a ziyareti esnasında eşlik eden İlçe
Gençlik Hizmetleri ve Spor Müdürü İrfan Özüdoğru turnuva ile ilgili Başkan Duruay’ı bilgilendirerek, katkılarından dolayı da teşekkürlerini iletti.
Başkan Duruay ziyaretinde bir öğrenci ile karşılıklı
satranç oynadı. Yaptığı hamlelerle öğrenciyi zaman
zaman zora sokan Başkan Duruay müsabakanın galibi
oldu.
Zübeyde Hanım Kültür Merkezi’nde gerçekleştirilen
turnuvada 150 öğrencinin öğle yemekleri de Gölbaşı
Belediyesi tarafından karşılandı.
Pursaklarlı hanımlar
bilgisayar öğrendi
HABER MERKEZİPursaklar Belediyesi Nezaket Hanımevi’nde düzenlenen
bilgisayar kursuna katılan hanımlar sertifikaheyecanı
yaşadı. Birbirinden güzel ve faydalı kursların açıldığı
Pursaklar Ayyıldız, Nezaket, Saray Hanım Evleri ve Tevfik
İleri Sosyal Tesislerindeki faaliyetlere olan ilgi kış mevsiminde artarak devam etti. Bu kapsamda Nezaket
Hanımevi’ndeki bilgisayar kursuna katılan kursiyerler,
eğitimlerini başarıyla tamamlayarak MEB onaylı sertifika
aldı.
Lokallerde sadece spor yapmayan hanımlar, aynı
zamanda el işi kursuna katılıp ilmek atıyor, tezhip kursuna
katılıp sanat öğreniyor, bilgisayar kurslarında ise teknolojinin imkânlarından faydalanıyor. Burada aldıkları eğitimler
sonucu evlerinde kurdukları küçük işletmelerle ev ekonomisine de destek oluyor. Hanımların kendini geliştirip meslek
edindiği kursların başında bilgisayar, tezhip, kazaziye, kurdele, iğne oyası, dikiş nakış ve yabancı diller yer alıyor.
EKONOMİ
3 Mart 2015 Salı
Yalova'da kurulu
Özata Tersanesi,
İzmir ve İstanbul'da
şehir içi yolcu taşımacılığında kullanılacak, çelikten 8 kat
daha dayanıklı ve 3
kat daha hafif olduğu
belirtilen son
teknoloji ürünü
vakum infüzyon
teknolojisiyle karbon
kompozit malzemeden gövdelere sahip
gemiler üretiyor.
Şehir Hatları gemileri
artık Yalova’da üretiliyor
İSTANBUL - ETEm gEYLAN - Karbon
kompozit malzemeden gemi üreten ilk ve tek
özel tersane olma unvanını elinde bulunduran
Özata Tersanesi, İzmir Büyükşehir
Belediyesi'nen 15 gemilik projenin 4'ünü teslim
etti. Son olarak İzmir'in sembol isimlerinden
şarkıcı ve sinema oyuncusu Dario Moreno'nun
ismini taşıyan son yolcu gemisi de denize indirildi. İç donanım çalışmaları devam eden "Dario
Moreno" yolcu gemisi de 15 gün içinde İzmir
Büyükşehir Belediyesi'ne teslim edilecek.
Tersane, İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nden
de 4 gemi siparişi aldı. Tersane, bu siparişlerin
ilkini mart ayının sonunda teslim etmeye hazırlanıyor. Diğer gemileri de 1'er ay arayla
İstanbul'da Şehir Hatları'nda kullanılmak üzere
teslim edecek. Vakum infüzyon teknolojisiyle
karbon kompozit malzemeden üretilen gemiler,
çelik, alüminyum gibi malzemelerden daha
pahalı olmasına karşın yakıt ve bakım avantajı
sunuyor. Geminin işletme başarısına göre, 4
yılda kendisini amorti edebileceği belirtiliyor.
Malzemenin çelikten 8 kat daha dayanıklı, 3
kat daha hafif olduğu belirtiliyor. Bu özelliği
sayesinde daha düşük güçte makine ve daha az
yakıtla 30 knot hıza ulaşabiliyor. Her yıl yapılması
gereken gövde bakım işleri konusunda da
büyük avantaj sağlıyor.
Özata Tersanesi ile Türkiye, Norveç, İsveç ve
Danimarka'nın ardından vakum infüzyon
teknolojisiyle karbon kompozit malzemeden
gemi üreten özel tersaneye sahip dördüncü ülke
oldu. Tersanenin kurucusu ve sahibi Özdemir
Ataseven, gemi inşa işinde 40 yıllık mazileri
olduğunu belirtti. Tuzla'da 1985'te kurduğu şirketin ardından Altınova'da da bir tesisin daha
faaliyete geçirildiğini aktaran Ataseven, buradaki
diğer tersanelerin gelişmesine de ön ayak
olduğunu ifade etti.
Gemi inşa teknolojileri konusunda yurtdışında sürekli araştırmalar yaptığını belirten
Ataseven, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Tersanelerin özel gemiler üreterek, ihtisaslaşarak bir yere geleceğini düşünüyordum.
Konteyner, kuru yük gemileri yaptım ama diğer
tersanelere de bakıyorum, hepimiz aynı şeyleri
yapıyoruz. Küçük yolcu gemileri almaya
başladım. Daha çok çelikten yaptık. Sonra Kıyı
Emniyeti'nin ihtiyacı 'Hacıyatmaz' diye bilinen
kurtarma gemileri işlerine başladık. O arada da
sürekli araştırıyoruz. Avrupa'yı dolaşıyoruz, 'Ne
yapabiliriz?' diye. Sonra İzmir Büyükşehir
Belediyesi'nin ihalesi çıktı. İki kez girmedik.
Sonra dedik ki 'Bu ihaleye girelim.' Yatırım masrafı çok ağırdı. 1 sene içinde 20 milyon avro
yatırım yapmamız lazımdı ki, krizde çok zordu.
Bu bir riskti ama sanayici riskle yaşıyor. İhaleye
son 20 günde karar verdik. Biz ve Norveçli bir
firma girdi. Kompozit vakum infüzyon sistemi
Türkiye'de denenmemişti. 'Bu olamaz, yapamazsınız' diyen çok oldu ama 'Biz bunu yaparız'
dedik. Yatırım olursa, imkan verirse bizim milletimiz her şeyi yapar. Çünkü mühendisliğimiz
çok iyi derecede. İhaleye girdik ve kazandık.
Karbon kompozit için iyi bir ekip oluşturduk.
Avrupa'da dolaştığımda teknoloji ve kapasite
olarak bu büyüklükte karbon kompozit
malzemeden gemi üreten bizim ayarımızda tersane yok." (AA)
Rusya, doğalgazda
% 10,25 indirim yaptı
Yumurta ihracatında
4,5 milyon
dolarlık artış
AFYONKARAHİSAR - CANAN TÜKELAY Türkiye'de yumurta üretim merkezlerinden
Afyonkarahisar'ın yumurta ihracatı, geçen yıl, bir
önceki seneye göre 4 milyon 578 milyon dolarlık
artışla 114 milyon 814 bin dolar oldu.
Afyonkarahisar Ticaret ve Sanayi Odası (ATSO)
Genel Sekreteri Süleyman Uğur Ünsoy, AA
muhabirine yaptığı açıklamada, Afyonkarahisar'ın
hem Türkiye'de yumurta üretiminde önemli bir yeri
bulunduğunu hem de fiyatların belirlenmesinde söz
sahibi olduğunu söyledi.
İlden bu ürünün 2013'teki dış satımının 110
milyon 236 bin dolar olduğunu hatırlatan Ünsoy,
"2014 yılında yumurta ihracatımız, bir önceki seneye göre yüzde 4,2 artışla 114 milyon 814 bin
dolara yükseldi. Yumurta ihracatının çoğunluğu
Irak'a gerçekleşti. Irak'tan sonraki en önemli
pazarımız ise Suriye" dedi. Ünsoy,
Afyonkarahisar'da 9 yumurta ihracatçı firma bulunduğunu bildirdi. Irak ve Suriye'de yaşanan iç
karışıklıkların bu ülkelere dış satımı olumsuz
etkilediğini vurgulayan Ünsoy, şöyle konuştu:
"Türkiye'nin de en çok ihracat yaptığı ülke olan
Irak'ta düşüş yaşanmıştır. 2014 yılında Türkiye'nin
toplam yumurta ihracatı 500 milyon dolar civarında.
Yumurta ihracatının da yüzde 23'ü
Afyonkarahisar'dan yapılmaktadır. Ne kadar yumurta ihracatında artış olsa da beklentilerimizin altında
kalmıştır. Yumurta ihracatçılarımız özellikle Irak'ta
yaşanan belirsizlikten ve kaos ortamında tabii ki
etkilenmiştir. Temennimiz bir an önce bu sıkıntıların
ortadan kalkmasıdır."
Süleyman Uğur Ünsoy, cüzi bir miktar da olsa
artan yumurta ihracatına karşın birim fiyatında çok
büyük düşüşler kaydedildiğini dile getirerek, bunun
da dış satımdaki artışı etkileyen en önemli nedenlerden olduğunu anlattı.
Afyonkarahisar'ın, Türkiye'de dış ticaret fazlalığı
veren ender illerden olduğuna değinen Ünsoy,
"Türkiye ekonomisinin büyük sorunu olan dış
ticaret açığı Afyonkarahisar'da yok" ifadesini kullandı. (AA)
ANKARA - Enerji ve Tabii Kaynalar
Bakanı Taner Yıldız, doğalgaz fiyatları için
Rusya ile yaptıkları görüşmeler sonucunda
yüzde 10,25'lik indirim konusunda anlaştıklarını bildirdi.
Yıldız, Elektrik Dağıtım Hizmetleri Derneği
(ELDER) 8. Sektör Toplantısı'nda gazetecilerin sorularını yanıtladı.
Son üç ay içerisinde lira- dolar paritesindeki farkın yüzde 12,6 olduğunu anlatan
Yıldız, dövizdeki yükselmenin alınan indirim
oranından daha fazla olduğunu, söz konusu
indirimin sanayici ve vatandaşa yansımayacağını söyledi.
Aralık 2013 tarihiyle karşılaştırılması
halinde dolar paritesine lira karşısında yüzde
26 zam geldiğini ifade eden Yıldız, şöyle
konuştu:
"Aralık 2014 dönemine göre ise yüzde
12,6'dır. Bizim Gazprom ile
nihayetlendirdiğimiz indirim oranı ise yüzde
10,25'tir. Aynı zamanda özel sektörün
Rusya'dan aldığı doğalgaz ile alakalı ise
aldıkları doğalgazı Türkiye'de rahatlıkla satabilecekleri ve herhangi bir zarara uğramaksızın bu faaliyetlerini yapabilecekleri bir noktayı yakaladığımızı söylemem gerekir. Son
geldiğimiz durumda Kasım 2008 doğalgaz
fiyatları mertebesinde şu anki fiyatlar.
Türkiye, 28 AB ülkesi arasında hem sanayi
hem vatandaşa en ucuz doğalgaz satan
ülkedir. Bunlarla alakalı BOTAŞ bu indirimle
beraber önceki zararlarını telafi edecektir.
Hazine'ye, gümrüğe ve maliyeye olan
borçlarını bu şekilde kapatacaktır. 2015
Haziran ayına kadar bunların önemli bir
bölümünü ve İran tahkiminden beklediğimiz
sonucun da bu sürede açıklanmasıyla
beraber BOTAŞ, çok iyi bir nakit akışına
sahip olacaktır."
BOTAŞ'ın özel sektöre devredilmesindeki
son durumun sorulması üzerine Yıldız, mevcut politikanın olabildiğince kontratın özel
sektöre devredilmesini desteklediğini fakat
bu konuya Rusya'nın sıcak bakmadığını kaydetti.
Yıldız, Rusya'dan gelen Mavi Akım'ın kapasitesinin 3 milyar metreküp arttırılıp arttırılmayacağına ilişkin, 3 milyar metreküpün 2
milyarının yapılması planlanan Türk
Akımı'ndan alınacağını, kalan 1 milyar
metreküpün ise Mavi Akım'dan getirtileceğini
bildirdi.
DOĞALgAZ FİYATLARı
DEĞİşmEYECEK
Doğalgazda herhangi bir fiyat artışı olup
olmayacağı sorusuna ise Yıldız, mart ayı da
dahil olmak üzere fiyat değişikliği olmayacağını söyledi. Yıldız, "Gizli veya açık zam
var mı yorumlarına katılmıyorum, ne açık ne
de gizli bir zam yoktur" ifadesini kullandı.
Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu'nun
benzin ve motorin fiyatlarıyla ilgili tavan fiyat
kararına akaryakıt dağıtım sektöründen tepkiler geldiğinin hatırlatılması üzerine Yıldız,
Türkiye Akaryakıt Bayileri Petrol ve Gaz
Şirketleri İşveren Sendikası'nın (TABGİS)
mahkeme yoluna başvurmasına gerek
kalmadan bu sürecin tamamlanacağını ifade
etti. (AA)
7
Somali’den
yatırım çağrısı
ANKARA - OĞUZHAN ÖZSOY - Somali Milli
Petrol Şirketi (SPC) Genel Müdürü Hussein Ali
Ahmed, Somali'de yüksek rezerve sahip doğalgaz ve
petrol sahaları bulunduğunu belirterek, "Türkiye'den
özel sektör ve kamu şirketlerini yatırım yapmak için
Somali'ye çağırıyoruz" dedi.
Ahmed, AA
muhabirine yaptığı
açıklamada,
Türkiye'nin
Somali'ye yardım
için gelen ilk ülke
olduğunu ifade
ederek, ülkede
445 bin kilometrekarelik 8 doğalgaz ve petrol
havzası bulunduğunu söyledi.
ConocoPhillips
adlı Amerikan
enerji şirketinin
Somali'nin Juba
bölgesindeki sismik araştırmalarını tamamladığını anlatan Ahmed,
''63 kuyuda petrol ve gaz üretimi yapılabileceğine dair
veriler elimizde; fakat henüz üretime geçilemedi'' diye
konuştu.
Ahmed, 20 bin kilometrekarelik başka bir alanda
İngiliz Soma Oil enerji şirketinin sismik aramalarına
devam ettiğini, şimdiye kadar ulaşılan verilerin yorumlanma sürecinde olduğunu dile getirerek, "Kısa süre
içinde bu süreç sona erecek ve bakanlığımız bu petrol
sahalarını uluslararası enerji şirketlerinin yatırım yapması için ihaleye açacak'' dedi.
Somali'de kara ve deniz kıyısında işletilmeyi
bekleyen hazır sahalar olduğunu aktaran Ahmed,
''Şu an ülkede 308 adet blokta petrol üretimi yapılabilir. Somali'de yüksek rezerve sahip doğalgaz ve
petrol sahaları var. Türkiye'den özel sektör ve kamu
şirketlerini yatırım yapmak için Somali'ye çağırıyoruz.
Burada Türk şirketleri de kazanacak, Somali de
kazanacak. Bu karşılıklı kazan kazan durumudur''
ifadelerini kullandı.
Ahmed, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın
Somali Türkiye ilişkilerinde çok önemli bir yere sahip
olduğunu belirterek, şunları kaydetti:
''Cumhurbaşkanı Erdoğan Somali'ye ilk
geldiğinde, o zaman başbakandı, ülkemiz açlık, kıtlık
ve kuraklıkla mücadele ediyordu. Türk insanı ve
hükümeti ülkemize ilaç ve yiyecek yardımında
bulundu. Türk hükümetine destekleri için teşekkür
ediyorum.
Somali ve Türkiye birbirine iki kardeşten daha
yakın ülkelerdir. Türkiye'nin Somali'nin Başkenti
Mogadişu'da inşaatına devam ettiği uluslararası
havaalanı da ülke için çok önemli. Türkiye Somali'de
daha önce 23 kilometre yol yaptı ve 200 yataklı hastaneyi yeniledi. Türk şirketleri ülkeye tarım araçları
getirmeye başladı. Ülkede ekonomik gelir büyük
oranda tarıma dayalı. Türk hükümeti ve iş adamlarını
Somali'de her alanda görmekten mutlu oluruz."(AA)
ASELSAN ve Honeywell
işbirliği yapacak
ANKARA - ASELSAN ile sivil ve askeri sistemler kapsamında dünyanın önde gelen firmalarından Honeywell, sivil ve askeri alanda
aviyonik sistemler konusunda işbirliği yapacak.
ASELSAN'dan yapılan açıklamaya göre, Abu
Dhabi'deki IDEX Fuarında, iki şirket arasında
işbirliği yapılmasına yönelik mutabakat muhtırası
imzalandı.
Mutabakat metni, hem sivil hem askeri alanda
aviyonik sistemler konusunda işbirliğini kapsıyor.
Yapılacak ortak çalışma kapsamındaki faaliyetlerin
daha verimli yürütülmesi için tarafların katılımıyla
düzenli olarak bir araya gelecek bir yürütme kurulunun kurulması ve ortak çalışılacak konularda ayrı
çalışma gruplarının oluşturulmasına karar verildi.
Taraflar, belirlenen konu başlıklarının ötesinde,
potansiyel işbirliği kapsamının genişletilmesi
konusunda görüş birliğine vardı.
HONEYwELL ÜRÜNLERİ TÜm HAvA
pLATFORmLARıNDA KULLANıLıYOR
Honeywell Aerospace ürünleri hemen hemen
tüm sivil ve askeri hava platformunda kullanılıyor.
Firmanın yenilikçi çözümleri uçaklarda ve otomobillerde daha yüksek yakıt verimliliği, uçuşlarda
daha az gecikme ve direk hat, pist ve hava
trafiğinde daha fazla güvenlik sağlıyor. Şirket
bunun yanı sıra uçak motorları, kokpit ve kabin
elektroniği, kablosuz bağlantı hizmetleri, lojistik
gibi çeşitli alanlarda da çözümler sunuyor.
Bu arada aviyonik, havacılıkta uçaklar, yapay
uydular ve uzay araçlarının elektronik sistemleri
için kullanılan terim olarak tanımlanıyor.(AA)
8
EKONOMİ
3 Mart 2015 Salı
İstanbul'un yeni mega
projesi "3 Katlı Büyük
İstanbul Tüneli", hem
metro hattı hem de çift
yönlü karayolunu içeren,
dünyanın ilk üç katlı
tüneli olacak. Proje ile
İncirli'den
Söğütlüçeşme'ye hızlı
metroyla 40 dakikada
ulaşılacak; Hasdal
Kavşağı'ndan Ümraniye
Çamlık Kavşağı'na
araçla 14 dakikada
geçilecek.
“3 Katlı Büyük İstanbul Tüneli”,
dünyanın ilk 3 katlı tüneli olacak
BASIM VE DAĞITIM HİZMETİ ALINACAKTIR
TÜRKİYE HALK SAĞLIĞI KURUMU DESTEK
HİZMETLERİ BAŞKAN YARDIMCILIĞI
Resimli Eğitim Rehberi ve 2015 Yılı Duvar Takvimi Basım Dağıtım hizmet alımı 4734 sayılı Kamu
İhale Kanununun 19 uncu maddesine göre açık ihale usulü ile ihale edilecektir. İhaleye ilişkin
ayrıntılı bilgiler aşağıda yer almaktadır:
İhale Kayıt Numarası : 2015/18050
1-İdarenin
a) Adresi : Refik Saydam Yerleşkesi Sağlık Mahallesi Adnan SAYGUN Caddesi 55 06430 Sıhhiye
ÇANKAYA/ANKARA
b) Telefon ve faks numarası : 3125655103 - 3125655092
c) Elektronik Posta Adresi : [email protected]
ç) İhale dokümanının görülebileceği internet adresi : https://ekap.kik.gov.tr/EKAP/
2-İhale konusu hizmetin
a) Niteliği, türü ve miktarı : KKKA (Kırım Kongo Kanamalı Ateşi) Resimli Eğitim Rehberi 2.200
adet KKKA (Kırım Kongo Kanamalı Ateşi) 2015 Yılı duvar Takvimi 150.000 adet
Ayrıntılı bilgiye EKAP’ta yer alan ihale dokümanı içinde bulunan idari şartnameden ulaşılabilir.
b) Yapılacağı yer : Teknik şartnamenin ekindeki dağıtım listesinde yer alan kurumlardaki ilgili birimde
yönetici konumunda bir kişiye kargo ile içerisinde kimlik ve irtibat bilgileri açıkça yazılmak kaydıyla imza karşılığında teslim edilecektir.
c) Süresi : İşe başlama tarihinden itibaren 30 (otuz) gündür
3- İhalenin
a) Yapılacağı yer : Türkiye Halk Sağlığı Kurumu Destek Hizmetleri Başkan Yardımcılığı
Satınalma ve İdari İşler Daire Başkanlığı ( Refik Saydam Yerleşkesi Sağlık Mah. Adnan Saygun
Cad.No: 55 A Blok Sıhhıye-Çankaya/ANKARA)
b) Tarihi ve saati : 24.03.2015 - 14:30
4. İhaleye katılabilme şartları ve istenilen belgeler ile yeterlik değerlendirmesinde uygulanacak
kriterler:
4.1. İhaleye katılma şartları ve istenilen belgeler:
4.1.1. Mevzuatı gereği kayıtlı olduğu Ticaret ve/veya Sanayi Odası veya Meslek Odası Belgesi;
4.1.1.1. Gerçek kişi olması halinde, kayıtlı olduğu ticaret ve/veya sanayi odasından ya da ilgili
meslek odasından, ilk ilan veya ihale tarihinin içinde bulunduğu yılda alınmış, odaya kayıtlı
olduğunu gösterir belge,
4.1.1.2. Tüzel kişi olması halinde, ilgili mevzuatı gereği kayıtlı bulunduğu ticaret ve/veya sanayi
odasından, ilk ilan veya ihale tarihinin içinde bulunduğu yılda alınmış, tüzel kişiliğinin odaya
kayıtlı olduğunu gösterir belge,
4.1.2. Teklif vermeye yetkili olduğunu gösteren İmza Beyannamesi veya İmza Sirküleri;
4.1.2.1. Gerçek kişi olması halinde, noter tasdikli imza beyannamesi,
4.1.2.2. Tüzel kişi olması halinde, ilgisine göre tüzel kişiliğinin ortakları, üyeleri veya kurucuları
ile tüzel kişiliğin yönetimdeki görevlileri belirten son durumu gösterir Ticaret Sicil Gazetesi, bu bilgilerin tamamının bir Ticaret Sicil Gazetesinde bulunmaması halinde, bu bilgilerin tümünü göstermek üzere ilgili Ticaret Sicil Gazeteleri veya bu hususları gösteren belgeler ile tüzel kişiliğin noter
tasdikli imza sirküleri,
4.1.3. Şekli ve içeriği İdari Şartnamede belirlenen teklif mektubu.
4.1.4. Şekli ve içeriği İdari Şartnamede belirlenen geçici teminat.
4.1.5. İhale konusu işin tamamı veya bir kısmı alt yüklenicilere yaptırılamaz.
4.1.6. Tüzel kişi tarafından iş deneyimini göstermek üzere sunulan belgenin, tüzel kişiliğin
yarısından fazla hissesine sahip ortağına ait olması halinde, ticaret ve sanayi odası/ticaret odası
bünyesinde bulunan ticaret sicil memurlukları veya yeminli mali müşavir ya da serbest muhasebeci mali müşavir tarafından ilk ilan tarihinden sonra düzenlenen ve düzenlendiği tarihten geriye
doğru son bir yıldır kesintisiz olarak bu şartın korunduğunu gösteren, standart forma uygun
belge,
4.2. Ekonomik ve mali yeterliğe ilişkin belgeler ve bu belgelerin taşıması gereken kriterler:
İdare tarafından ekonomik ve mali yeterliğe ilişkin kriter belirtilmemiştir.
4.3. Mesleki ve Teknik yeterliğe ilişkin belgeler ve bu belgelerin taşıması gereken kriterler:
4.3.1. İş deneyimini gösteren belgeler:
Son beş yıl içinde bedel içeren bir sözleşme kapsamında kabul işlemleri tamamlanan ve teklif
edilen bedelin % 30 oranından az olmamak üzere, ihale konusu iş veya benzer işlere ilişkin iş
deneyimini gösteren belgeler veya teknolojik ürün deneyim belgesi.
4.4. Bu ihalede benzer iş olarak kabul edilecek işler:
4.4.1. Kamu ve özel kurum ve kuruluşlarda yapılan her türlü basım ve dağıtım işleri
5. Ekonomik açıdan en avantajlı teklif sadece fiyat esasına göre belirlenecektir.
6. İhale yerli ve yabancı tüm isteklilere açık olup, yerli istekliler lehine % 15 oranında fiyat avantajı
uygulanacaktır.
7. İhale dokümanının görülmesi ve satın alınması:
7.1. İhale dokümanı, idarenin adresinde görülebilir ve 100 TRY (Türk Lirası) karşılığı Sağlık
Bakanlığı Merkez Saymanlık Müdürlüğü (Konur 2 Sok. No:37 Kızılay/ANKARA) adresine döküman bedeli yatırılması durumunda Satınalma ve İdari İşler Daire Başkanlığı İhale Biriminden (A
Blok) satın alınabilir. adresinden satın alınabilir.
7.2. İhaleye teklif verecek olanların ihale dokümanını satın almaları veya EKAP üzerinden e-imza
kullanarak indirmeleri zorunludur.
8. Teklifler, ihale tarih ve saatine kadar Türkiye Halk Sağlığı Kurumu Destek Hizmetleri Başkan
Yardımcılığı Satınalma ve İdari İşler Daire Başkanlığı İhale Birimi (Refik Saydam Yerleşkesi
Sağlık Mah. Adnan Saygun Cad.No: 55 A Blok Sıhhıye-Çankaya/ANKARA) adresine elden teslim
edilebileceği gibi, aynı adrese iadeli taahhütlü posta vasıtasıyla da gönderilebilir.
9. İstekliler tekliflerini, Birim fiyatlar üzerinden vereceklerdir. İhale sonucu üzerine ihale yapılan
istekliyle, her bir iş kaleminin miktarı ile bu kalemler için teklif edilen birim fiyatların çarpımı sonucu bulunan toplam bedel üzerinden birim fiyat sözleşme imzalanacaktır.
Bu ihalede, işin tamamı için teklif verilecektir.
10. İstekliler teklif ettikleri bedelin %3’ünden az olmamak üzere kendi belirleyecekleri tutarda
geçici teminat vereceklerdir.
11. Verilen tekliflerin geçerlilik süresi, ihale tarihinden itibaren 90 (doksan) takvim günüdür.
12. Konsorsiyum olarak ihaleye teklif verilemez.
13.Diğer hususlar:
İhale, Kanunun 38 inci maddesinde öngörülen açıklama istenmeksizin ekonomik açıdan en
avantajlı teklif üzerinde bırakılacaktır.
Basın - 32784 (www.bik.gov.tr)
Resmi İlanlar www.ilan.gov.tr.de
İSTANBUL -Başbakan Ahmet
Davutoğlu ve Ulaştırma Denizcilik ve
Haberleşme Bakanı Lütfi Elvan tarafından
tanıtımı yapılan "3 Katlı Büyük İstanbul
Tüneli" projesiyle İstanbul, metro hatları ve
karayolu akslarını birleştiren, dünyanın ilk
üç katlı tüneline sahip olacak.
İstanbul trafiğini rahatlatmak için 2023
Ulaşım Projeksiyonu'nda, E-5 aksında
Bakırköy-İncirli'den başlayıp
Söğütlüçeşme'ye kadar uzanan Marmaray
tüp geçişi benzeri bir "hızlı metro geçiş
tüneli" ile TEM otoyolu aksında Fatih
Sultan Mehmet Köprüsü üzerindeki
yoğunluğu azaltacak Avrasya Tüneli benzeri 2x2 şeritli bir "karayolu geçiş tüneli"
projelerinin hayata geçirilmesi gerektiği
ortaya konmuştu. "3 Katlı Büyük İstanbul
Tüneli", bu iki ayrı projeyi tek çözümde birleştirecek.
Böylece, ayrı tüneller yerine, hem
metro hem de çift yönlü karayolu boğaz
geçişi tek bir tünelle sağlanacak. Ulaşımda
yeni bir dönem başlatan "3 Katlı Büyük
İstanbul Tüneli" ile İstanbul'un iki yakasına
daha hızlı, daha konforlu, daha ekonomik
erişim sağlanacak.İstanbul'un Asya ve
Avrupa yakaları arasındaki yolculuk süresini kısaltacak proje sayesinde, İncirli'den
Söğütlüçeşme'ye hızlı metro ile 40 dakikada ulaşılacak; Hasdal Kavşağı'ndan
Ümraniye Çamlık Kavşağı'na ise araçla 14
dakikada geçilecek. Günde 6,5 milyon yolcunun yararlandığı 9 farklı şehir içi raylı
sistem, hızlı metro ile entegre olacak ve
kıtalar arası yolculuk kolaylaşacak. Çevre
yollarına bağlantısıyla diğer şehir içi yollara
daha kolay ve daha hızlı erişim
sağlanacak. Tüm ana arterler birbirine
bağlanmış olacak.
Tünel, raylı sistemlerde, BaşakşehirBağcılar-Bakırköy Metrosu, YenikapıAksaray-Havalimanı Metrosu, KabataşBağcılar Tramvayı, Topkapı-Sultançifliği
Hafif Metrosu, Mahmutbey-Mecidiyeköy
Metrosu, Yenikapı-Hacıosman Metrosu
(Taksim Metrosu), Üsküdar-ÜmraniyeÇekmeköy-Sancaktepe Metrosu, KadıköyKartal Metrosu, Marmaray ve Banliyö
bağlantılarıyla entegre olacak.
Karayolunda ise 3. Havalimanı ve
Yavuz Sultan Selim Köprü bağlantısı
Kuzey Marmara Otoyolu, TEM Otoyolu ve
D100 (E-5) Karayolu bağlantıları bulunacak.Üç katlı tünel kesiminin çapı 16,8
metre, deniz yüzeyinden derinliği 110
metre, geçtiği bölgede boğaz su derinliği
60-65 metre olacak. Metro ve karayolunun
birlikte olduğu üç katlı kesimin uzunluğu
ise 6,5 kilometre olacak.
Tünelin, İncirli-Söğütlüçeşme arasında
31 kilometre uzunluğundaki hızlı metro
kesiminde 14 istasyon bulunacak. Günde
1,5 milyon, saatte ise tek yönde 75 bin
yolcu kapasitesi bulunan hızlı metro kesimi, 9 raylı sistemle entegre olacak.
Entegre olduğu raylı sistemleri, günlük 6,5
milyon yolcu kullanacak. İncirliSöğütlüçeşme yolculuk 40 dakikada
gerçekleştirilecek.
Projenin karayolu kesimi ise TEM
Otoyolu Hasdal Kavşağı-Ümraniye Çamlık
Kavşağı arasını kapsayacak ve toplam
uzunluk 16 bin 150 metre olacak. Avrupa
yakasında 3 katlı tünel öncesi bölüm 5 bin
600 metre, 3 katlı tünel 6 bin 500 metre,
Anadolu yakasında 3 katlı tünel sonrası
bölüm ise 4 bin 50 metre uzunlukta olacak. Hasdal-Çamlık Kavşağı arası seyahat
14 dakika gerçekleştirilecek. Otomobil ve
minibüsler tarafından kullanılacak karayolu
kesiminin günde 120 bin araç kapasitesi
bulunuyor. Şerit sayısı da "2x2" şeklinde
olacak. (AA)
Devlete en çok
Kocaelili kazandırdı
KOCAELİ - ŞAHİN OKTAY - Geçen yıl devlet
bütçesine kişi başına en yüksek katkıyı 23 bin 585
lirayla Kocaeli verdi. Devlet, kente yaptığı her 1 liralık
harcama karşılığında 10 liralık kazanç sağladı.
AA muhabirinin Maliye Bakanlığı verilerinden
derlediği bilgilere göre, geçen yıl Merkezi Yönetim
Bütçesi'nden yapılan harcama bir önceki yıla göre
yüzde 9,8 oranında artarak 448 milyar 423 milyon
971 bin liraya yükseldi.
Harcamaların fonksiyonel dağılımına bakıldığında
ilk 3 kalemi genel kamu hizmetleri, sosyal güvenlik ve
yardım hizmetleri ile eğitim giderleri oluşturdu. Genel
kamu hizmetlerine 125 milyar 642 milyon lira, sosyal
güvenlik ve sosyal yardım hizmetlerine 92 milyar 3
milyon lira, eğitime ise 75 milyar 699 milyon lira
harcandı.Bütçeden il bazında en yüksek harcama 39
milyar 346 milyon lirayla Ankara için gerçekleştirildi.
Hazineye 50 milyar 719 milyon liralık katkı sağlayan
Başkentte kişi başına harcama 7 bin 640 lira, kişi
başı gelir ise 9 bin 848 lira olarak hesaplandı.
Devletin kişi başına en çok harcama yaptığı kent
ise önceki yıllardaki gibi yine Tunceli oldu. Devlet bu
kent için kişi başı 8 bin 573 lira harcarken, kişi başı
geliri ise 902 lira oldu. Devlet, Tunceli'den sağladığı
her 1 liralık gelir karşılığında 9 liralık harcama yaptı.
Kişi başı harcamada Tunceli ve Ankara'yı 5 bin
440 lirayla Hakkari, 4 bin 737 lirayla Kastamonu, 4
bin 578 lirayla Trabzon, 4 bin 459 lirayla Artvin, 4 bin
312 lirayla Isparta, 4 bin 227 lirayla Elazığ, 4 bin 179
lirayla Erzurum takip etti.
Bu kentlerden Hakkari'de devletin kişi başı
kazancı 177 lira, Kastamonu'da bin 488 lira, Artvin'de
bin 446 lira, Trabzon'da bin 858 lira, Isparta'da bin
421 lira, Elazığ'da bin 113 lira, Erzurum'da da bin
158 lira olarak gerçekleşti.
Devletin kişi başına en az harcama yaptığı kentler
ise bin 497 lirayla Gaziantep, bin 516 lirayla İstanbul
oldu. Bu illeri bin 712 lirayla Manisa, bin 743 lirayla
Tekirdağ, bin 834 lirayla Şanlıurfa, bin 867 lirayla
Hatay, bin 913 lirayla Aksaray, bin 958 lirayla Düzce,
bin 964 lirayla Sakarya, bin 971 lirayla Bursa izledi.
Bütçeye kişi bazında en fazla katkı sağlayan kent
ise Kocaeli oldu. Bunda Tüpraş'ın vergi ödemeleri
önemli rol oynadı. Geçen yıl hazineye 40 milyar 632
milyon lira aktaran sanayi kentinin devlet bütçesinden aldığı pay ise 4 milyar 98 milyon lira olarak
gerçekleşti. Böylece, Kocaeli devletten aldığı her 1
liranın karışlığını 10 lira olarak geri ödemiş oldu.
Nüfusu 2 milyona yaklaşan Kocaeli'nde devletin kişi
başı geliri 23 bin 585, kişi başı harcaması ise 2 bin
379 lira olarak hesaplandı.
Ülke ekonomisinin lokomotifi İstanbul ise geçen
yıl devletten aldığı her 1 liranın karşılığını yaklaşık 8
lira olarak ödedi. Bütçe gelirlerinin yüzde 41'ini tek
başına sağlayan İstanbul, geçen yıl hazineye toplam
175 milyar 205 milyon lira kazandırdı. Devletin
İstanbul için yaptığı harcama ise 21 milyar 803
milyon lira düzeyinde kaldı. Buna göre, İstanbulluya
bin 516 lira harcarken, kişi başına geliri ise 12 bin
186 lira oldu. Kocaeli ve İstanbul'un ardından
devletin kişi bazında en fazla gelir elde ettiği kent 10
bin 17 lirayla İzmir olurken, bu ilde kişi başına 2 bin
380 lira harcandı.
Devlet, geçen yıl Ankara, Antalya, Bursa, Hatay,
Mersin, İstanbul, İzmir, Kocaeli, Tekirdağ, Zonguldak
ve Kırıkkale'de yapılan harcamanın üzerinde gelir
elde etti. (AA)
Yumurta üreticileri, Irak'a ihracat
sorununun aşılmasını bekliyor
KONYA - Yumurta Üreticileri Merkez Birliği
(YUM-BİR) Genel Başkanı Hasan Konya,
Türkiye'den yumurta ihracatının yüzde 80'inin
yapıldığı Irak'ta, vergilerin artırılmasına tepki göstererek, tır başına alınan verginin 300 dolardan 4 bin
dolara çıkarılmasının izah edilebilir bir durum
olmadığını söyledi.
Konya, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Irak
hükümetinin, ülke ihtiyacının ancak yüzde 6'sını
karşılayabilen yerli yumurta üreticisini korumak
bahanesiyle vergiyi artırmasının doğru bir karar
olmadığını ifade etti.
Birkaç gündür Habur Sınır Kapısı'nda bekleyen
tırların, araç başına 4 bin doları ödeyerek Irak'a
geçiş yapmaya başladığını anlatan Konya, konunun
Ekonomi Bakanlığı'na iletildiğini vurgulayarak, kısa
sürede çözüm getirilmesini beklediklerini aktardı.
Irak'ın, İran ile sınırı olan Basra bölgesindeki sınır
kapısında aynı uygulamanın yapılmadığına vurgu
yapan Konya, şunları kaydetti:
"Irak hükümeti; sözde, ülkesinde üretim yapan
ve ihtiyaçlarının ancak yüzde 6'sını karşılayan üretici
kesimini korumak adına bir vergi uygulaması başlattı. Irak'ın yerli üreticilerinin, ihtiyacının yüzde 90'ını
karşılayan bir üretimi olsa mantıklı bir vergi olabilirdi.
Ancak bu kararı doğru bulmuyoruz. Önceki güne
kadar tırlar sınır kapısında bekliyordu. Şu anda
vergiler ödenerek, geçiş başladı. Daha önce 300
dolar civarında tır başına vergi vardı. Bunu 4 bin
dolara çıkardılar. Hükümetimiz tarafından, bu uygulamanın yanlışlığının izahı yapılırsa normale
döneceğine inanıyoruz. Bakanlığımız sorunun
çözümü için çalışmalarını sürdürüyor." (AA)
KÜLTÜR-SANAT
KÜLTÜREL
BOYUT
Prof. Dr. Hayrettin İVGİN
[email protected]
CUMHURİYET DÖNEMİ TÜRK HALK ŞİİRİ
Halk şiirinin köklü geleneği eskilere dayanır. Türklük
tarihi kadar halk şiirinin geçmişi vardır. Ancak, 18. ve
19. yüzyıllarda halk şiiri, Divan şiirinin etkisinde kalmıştır. Erzurumlu Emrah, Âşık Şem'î, Bayburtlu Zihnî,
Geredeli Dertlî, Seyranî, Beşiktaşlı Gedaî bunlara tipik
örnektir. Buna rağmen halk şiirinde bu yüzyıllarda çok
önemli gelişmeler oldu. Yeni gelenekler ortaya çıktı,
seçkin halk şairleri yetişti. Halk şiirinin Divan şiiri etkisi altında gelişmesi, Osmanlı İmparatorluğu'nun çöküşü
ile zayıfladı. Halk şiirini kaynağının çok eskilere dayanması bilinmekle birlikte Yunus Emre, Türk halk şiirinde
bir çıkış noktası olmuştur. Yunus Emre'den sonra Türk
halk şiirinde dört gelenek oluştu: a) Yunus Emre geleneği, b) Köroğlu geleneği, c) Pir Sultan Abdal geleneği, d)
Karacaoğlan geleneği.
Yüzyıllar boyunca Âşıklarımız ve halk şairlerimiz bu
dört gelenek içinde yazıp söylediler, çalıp çığırdılar.
1919 yılında başlayan Kurtuluş Savaşı sonunda
Büyük Atatürk'ün 1923'de kurduğu Cumhuriyet rejiminden sonra: ümmet düşüncesinden millet düşüncesine
geçiş hızlandı. Cumhuriyetin kuruluşunun ilk yıllarından itibaren halk şiirinde de büyük değişiklikler oldu.
Çünkü toplum teokratik düzenden laik ve çağdaş
düzene geçti. Toplumda daha başka değişiklikler de
oldu. Hilafet kaldırıldı, Tevhid-i Tedrisat Kanunu kabul
edildi, tekke ve zaviyeler kapatıldı, Latin alfabesine
geçildi. Bu tür devrimler gerçekleştirildi.
Toplumdaki bu değişim, Divan edebiyatı ve divan
şiirinin de sonunu getirdi. Doğal olarak, bu değişim,
halk şiirini de etkiledi. Hatta kimi yazarlar, halk şiirinin
de tamamen ortadan kalkabileceği endişesini duydular.
Gerçi Cumhuriyeti dönemi ile birlikte, halk şiirinde
değişmeler oldu. Etkinliği azaldı, yaygınlığı daraldı ve
bazı halk şiiri türleri de ortadan kalktı. Ama Atatürk'ün
"Halkçılık" hareketi halk şiirinde olan ilgiyi artırdı.
Halk şiirinde de bazı yenilikler ortaya çıktı. Gerçi eski
halk şairi veya Âşık tipi değişti ama, halk şiirine aydın
yazar ve şairler de el attı. Bu en önemli gelişme oldu.
Geçmiş dönemlerin halk şiiri ve âşıkları araştırıldı.
Yüzlerce aşığın şiirleri günyüzüne çıktı, bunlar bastırıldı ve yayıldı.
1931'de Sivas'ta Halk Şairlerini Koruma derneği
kuruldu. Ahmet Kutsi Tecer, yine 1931 yılında Sivas'ta
Halk Şairleri Bayramı düzenledi. Halk Bilgisi Haberleri
adlı dergi (1929) yayımlandı. Yaşayan ve geçmiş âşıkların hayatları ve şiirleri yavaş yavaş araştırılmaya,
yayımlanmaya başladı. Kurulan Halkevleri'nin bazı
illerde çıkardığı halkevleri dergilerinde yüzlerce aşığın
ve halk şairlerinin şiirleri yayımlandı. Araştırmalar ve
derlemeler yapıldı. Bunların bazıları kitap halinde
yayımlandı. Büyük bir külliyat oluşmaya başladı.
Âşık Veysel, Âşık Ali İzzet Özkan, Âşık Cevlanî,
Âşık Müdamî, Âşık Talibî gibileri aydın kesimden destek ve yardım gördü. Bu arada, köylerde ve kırsal
kesimlerde kapalı topluluklarda sesini duyuramayan
Âşıklar yavaş yavaş şehirlerde adlarını duyurdular, şiirlerini dergi ve gazetelerde yayımlandılar.
Şair Feyzi Halıcı'nın önderliğinde 1966'da Konya
âşıklar Bayramı düzenlendi. Aralıksız günümüze kadar
her yıl yapılan bu bayrama yüzlerce âşık geldi, çaldı,
söyledi. Âşık Şeref Taşlıova, Âşık Murat Çobanoğlu,
Âşık İlhamî, Âşık Reyhanî, Âşık Mevlüt İhsanî gibi
ünlü âşıkların yetişmesinde veya sesinin duyurulmasında bu bayramlar çok etkili oldu.
Türk Folklor Araştırmaları, Sivas Folkloru, Türk
Folkloru, Folklara Doğru, Halkbilim, Türk Dili, Milliyet
Sanat, Türk Edebiyatı, Folklor Postası, Folklor, Halk
Kültürü, Size, Gülpınar, Çağrı gibi daha pek çok dergiler, halk şairlerine ve onların şiirlerine yer verdiler.
Kültür Bakanlığı bünyesinde kurulan Milli Folklor
Enstitüsü, Milli Folklor Araştırma Dairesi, Halk
Kültürlerini Araştırma ve Geliştirme Genel Müdürlüğü;
halk şairleri ile ilgili özel çalışmalar yaptılar. Âşık ve
halk şairlerinin kitaplarını yayımladılar.
Bu arada; halkbilim ve halk edebiyatı ile ilgilenen
araştırmacılar, inceleme ve derlemeciler yetişti.
Üniversitelerimiz yavaş yavaş halk edebiyatı ile ilgilendi.
Bölümler ve kürsüler kuruldu. Bu alanda bilimsel
çalışmalar yapıldı. Bitirme tezleri, master tezleri ve
doktara tezleri çoğaldı.
Pek çok halk şiiri antolojileri yapıldı. Âşıklar ve halk
şairleri, ansiklopedilerde yer aldı.
Âşık Hüseyin Çırakman, Posoflu Müdamî, Davut
Sularî, Zülfikar Divanî, Âşık Mihnetî, Nesimi Çimen,
Kul Ahmet, Âşık Daimî, Sefil Selimî, Âşık Ferrahî,
Gürünlü Gülhanî, Kemali Bülbül, Âşık Mahzunî,
Feyzullah Çınar, Âşık Eminî gibi daha yüzlerce âşık;
Cumhuriyet döneminde yetişti.
Radyolarda, televizyonlarda âşık müzikleri yayımlanmaya başladı. Plak, kaset ve CD'lerde bugün pek çok
gelmiş geçmiş aşığımızın deyişlerine rastlamak mümkündür.
Halk şiiri, Cumhuriyet'ten sonra nicelik ve nitelik
değiştirmiş olabilir. Bu gayet doğaldır. Kaldı ki bu değişimler hep olumlu olmuştur.
Ancak oluşumlar nasıl olursa olsun; halk şiiri ölmeyecek, çağdaşlaşarak ve yeni boyutlar kazanarak Türk
halkı var oldukça yaşayacaktır.
Ankara’da ‘Kadın Edebiyatçılar
Müzesi’ kurulacak
ANKARA - Çankaya Belediyesi ile Hacettepe
Üniversitesi ortaklığında Başkent’te kadın edebiyatçılarla ilgili çok önemli bir proje hayata geçirilecek.
Kurulacak 'Kadın Edebiyatçılar Müzesi'nde, Fatih
Sultan Mehmet döneminden günümüze kadar kadın
edebiyatçıların eserleri sergilenecek.
Çankaya Belediyesi Çağdaş Sanatlar Merkezi,
Hacettepe Üniversitesi Mezunlar Derneği’nin düzenlediği ‘Kadın Algısı ve Edebiyatta Kadın’ konulu
sempozyuma ev sahipliği yaptı. Sempozyumda bir
araya gelen akademisyenler ‘kadın eserlerinin
görünmezliği’ne dikkat çekerek ‘Kadın Edebiyatçılar
Müzesi’ kurulmasının gerekliliği vurguladı.
“Tanzimat’tan Cumhuriyet’e Yazılı Basın ve Kadın”,
“Türk Modernleşmesinin Cinsiyeti”, “Feminist
Söylem ve Kadın Hareketlerine Bakış” ve “Türk
Romanında Kadın Probleminin İrdelenmesi” başlıklı
konuların ele alındığı sempozyumda konuşan
Hacettepe Üniversitesi Mezunlar Derneği Başkanı
Nezih Kuleyin, tarih boyunca kadınların da edebiyat
eserleri verdiklerini ancak erkek edebiyatçılara
kıyasla bilinirliklerinin çok daha az olduğunu belirtti.
Kuleyin, “Çankaya Belediyesi’nin katkılarıyla, Fatih
Sultan Mehmet döneminden günümüze kadar kadın
edebiyatçıların eserlerinin sergilendiği bir müze açacağız.” şeklinde konuştu. Kuleyin, müzenin temelini
düzenledikleri sempozyumla attıklarını ifade etti.
(CHA)
3 Mart 2015 Salı
9
“Son Kuşlar” Kırıkkale
cezaevinde sahnelendi
Devlet Tiyatroları (DT) ile Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğünün iş birliğinde yürütülen sosyal sorumluluk projesi kapsamında "Son Kuşlar" adlı oyun, Kırıkkale'de
cezaevinde sahnelendi.
KIRIKKALE - Kırıkkale F Tipi
Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz
Kurumunda sahnelenen oyunu, Vali
Ali Kolat, Başsavcı Osman Kaçar ve
İl Jandarma Komutanı Albay Harun
Karabulut ile tutuklu ve hükümlüler
ilgiyle izledi.
Oyunun yönetmeni ve başrol
oyuncusu Turgay Tanülkü, AA
muhabirine yaptığı açıklamada,
1981 yılından beri büyük cezaevlerinde tiyatro oyunları sahnelediğini
belirtti.
Son dönemde, Adalet Bakanlığı
ve Kültür ve Turizm Bakanlığının
desteğiyle cezaevlerindeki tiyatro
gösterilerinin sosyal sorumluluk projesi haline dönüştüğünü anlatan
Tanülkü, "Yaşım 62 oldu. Benden
sonra da bu tiyatro gösterilerinin
devam etmesini istiyorum" dedi.
Sosyal sorumluluk projelerinin
önemini vurgulayan Tanülkü,
"Sosyal sorumluluk projeleri manevi
bir durum. Maddi bir anlam içermiyor. Hem oyuncular için hem de
kurumlar adına ücretsiz. Bütün mahkumlara ulaşmak niyetindeyiz. Daha
önce 3 ay deneme yaptık. Oradaki
eksikleri, hataları gördük. Şimdi bu
oynadığımız 'Son Kuşlar' adlı oyunu
cezaevlerine yakışır şekilde, eksiksiz
oynuyoruz. Cezaevlerini bilen insanların böyle güzel projeleri yapması
gerektiğini düşünüyorum çünkü
dışarıdan gelince olmuyor" diye
konuştu.
"Son Kuşlar"ın, Sait Faik
Abasıyanık'ın bir eseri olduğunu
hatırlatan Tanülkü, "Son Kuşlar
oyunu, cezaevinde yatan mahkumlar için bir çağrışımdır. Ben de 1970
yılında Ulucanlar Cezaevindeydim.
Kuşun ne demek olduğunu bilirim.
Kuşlar geldiği zaman parmaklıklar
umuttu, bağlantıydı" ifadelerini kullandı.
Tanülkü, bu oyunu ilk olarak
Ankara Sincan Ceza İnfaz
Kurumu'nda sahnelediklerini belirterek, "Şimdi ilk durağımız Kırıkkale ve
sonra tüm Türkiye'yi kapsayan bir
turne olacak" dedi.
Cezaevlerindeki tiyatro gösterileri, benim ülkeme olan manevi borcumdur" diyen Tanülkü, şunları kaydetti:
"Devlet Tiyatrosundaki sanatçılar,
tanımadığı insanların vergilerinden
maaş alan insanlardır. Dolayısıyla
onlar sana gelemiyorsa sen onların
ayağına gideceksin. Sabah giriyoruz
saatlerce içeride kalıyoruz, cezaevinde hiç gocunma olmadan son
derece mutluyuz. Onların yediği
yemeklerden yiyoruz, çayımızı içiyoruz. Okumamış olabiliriz ancak
böyle tiyatro oyunlarıyla onlara bir
nebze cezaevinde olduklarını unutturabilirsek ne mutlu bize.
Eğitimden, sanattan geçerek bir
barış elde edeceğimize inanıyorum.
Onun için bir yol hikayesi seçtik.
Burada yatan mahkum arkadaşlara
hep birlikte sahip çıkmamız gerekir.
Bunları eğitmemiz, okutmamız gerekir."
Turgay Tanülkü, bugüne kadar
bin 740 mahkumla tiyatro yaptığını
belirterek, farklı suçlardan yatan
insanları sahnede el ele tutuşturup
selam verdirdiğini ifade etti.
Yaklaşık 30 yıldır cezaevlerinde
tiyatro oyunu sahnelediğini dile getiren Tanülkü, "Bir gün ailesiyle cezaevindeki babasını ziyaret eden
küçük bir kız çocuğu yanıma gelip
elimden tuttu ve 'ben okumak istiyorum' dedi. Büyüyünce ne olmak
istediğini sordum. Savcı olmak istediğini söyledi. Belli ki babasına olan
özlemi gidermeye kısıtlı zaman yetmemiş. İşte o küçük çocuk hukuk
fakültesini bitirdi. Şimdi sınavlarında
başarılı göstererek savcı oldu. Şu
anda mahkumlardan 'durumum yok,
çocuğumu okutamıyorum', 'bana
destek ol' diye mektuplar geliyor.
Destek vermeye çalışıyorum" diye
konuştu. (AA)
Zavotçu: “Üsküp, Türk şiirine katkıda
bulunmuş önemli bir merkez”
ÜSKÜP - Kocaeli Üniversitesi
(KOÜ) Öğretim Üyesi Prof. Dr.
Gencay Zavotçu, Balkanların, özellikle de Üsküp ve çevresinin, Türk
kültürü için, Türk tarihi için önem
arz eden bir bölge olduğunu belirterek, ''Üsküp, yetiştirdiği 19 Türk
şairiyle, klasik Türk şiirine katkıda
bulunmuş önemli bir merkezdir''
dedi.
Makedonya'nın başkenti
Üsküp'te, Yunus Emre Türk Kültür
Merkezi'nin işbirliğiyle ''Üsküp ve
Çevresinde Klasik Türk Şiirinin
İzleri'' konulu konferans düzenlendi.
Konferansa KOÜ Öğretim Üyesi
Prof. Dr. Gencay Zavotçu, Üsküp
Yunus Emre Türk Kültür Merkezi
Müdürü Feyzullah Bahçi, şairler,
öğrenciler, akademisyenler ile çok
sayıda davetli katıldı.
Zavotçu, konferansın ardından
basın mensuplarına yaptığı açıklamada, Üsküp'ün Türk şiirine katkısını anlattı.
Balkanların Türkiye ve Türk toplumu için ayrı yeri olduğunu vurgulayan Zavotçu, Balkanların yaklaşık
400 yıl boyunca Türklerle iç içe
yaşadığını söyledi.
Zavotçu, Türklerin Balkanları
çok önemsediğini belirterek,
''Balkanlar, özellikle de Üsküp ve
çevresi, Türk kültürü için, Türk tarihi
için önem arz eden bir bölgedir.
Üsküp, yetiştirdiği 19 Türk şairiyle,
klasik Türk şiirine katkıda bulunmuş
önemli bir merkezdir. Bunlara bir de
biyografik eserlere girmeyenleri
eklersek, bu sayının daha da artacağı aşikardır" diye konuştu.
Yunus Emre Türk Kültür Merkezi
Üsküp Müdürü Feyzullah Bahçi de
konferansla Balkanlar ve
Makedonya'daki şiir ile edebiyat
anlayışının ne kadar geniş olduğunu göstermek istediklerini anlattı.
Türk şiiri başta olmak üzere kültürel etkinliklere devam edeceklerini
ifade eden Bahçi, ''Burada yaşayan
çok farklı etnik topluluklar var. Bu
etnik toplulukların Türk şiirine ve
Türk şiirinin de o toplumların dillerine etki yaptığını biliyoruz.
Makedonya ve Arnavtluk olsun,
Kosova olsun, Bulgaristan olsun,
Yunanistan olsun, Bosna Hersek
olsun, bütün buradaki ülkelerin
aslında ortak bir şiir anlayışı olduğunu bu konferansla göstermiş
bulunmaktayız" şeklinde konuştu.
(AA)
Samsun'da kültür sanat
SAMSUN - İstanbul Devlet Tiyatrosu,
"Çiçeğim Solmasın" adlı çocuk oyununu
Samsunlu sanatseverlerin beğenisine
sunacak. Kerem Gökçer'in yazdığı,
Duygu Gökhan'ın yönettiği oyunun
dekor ve giysi tasarımını Candan Günay
üstleniyor. Müziklerini Kemal Günüç'ün
düzenlediği, ışık tasarımı Önder Arık'a ait
oyunda Damla Kaya, Gülin Sezen Aray,
Ayça Zeynep Genç, Gökhan Doğrusoy,
Deniz Çakır, Özlem Karataş, Reyhan
Kaçmaz, Umut Külen, Fatih Zenginoğlu,
Veysi Sivrikaya ve Metin Avcı rol alıyor.
İnsanların bilinçsizce davranıp doğanın dengesini bozması sonucu baharı
müjdeleyen çiçeklerin açması ve kuşların
cıvıltısının azaldığına vurgu yapılan oyun,
bugün ve yarın saat 11.00'de Atatürk
Kültür Merkezi (AKM) Büyük Salon'da
sahnelenecek. Samsun Devlet Opera ve
Balesi, "Konçerto/Bach Alla Turca" balesiyle sahne alacak.
İki bölümden oluşan Bach Alla
Turca'nın ilk bölümünde, Johann
Sebastian Bach'ın Klavsen Konçertosu
eşliğinde bir masanın etrafında iki kadın,
iki erkek dansçı tarafından hayata geçirilen, Marco Cantalupo ile Katarzyna
Gdaniec tarafından sahneye konulan
çağdaş dans yorumu sunuluyor.
Konçertonun ikinci bölümünde ise
Bach'ın müziğini piyano ve oryantal perküsyonlarla bir araya getiren Anjelika
Akbar'ın yaptığı müzikal düzenlemelerden yola çıkan Mehmet Balkan'ın koreografisi yer alıyor. (AA)
edebiyat.
dağların zirvesine çıkanlar mezun olur okuldan.
Haksızın yanında yer alıyorsa
Mazereti yok sayanlardır başarı binasını imar
adalet, vicdan tartısı da bozuledenler.
muştur elbet.
Hikmetli duruş ancak prensiplerinden taviz verDedikodudan ırak, iftiradan
meyenlerde görülür.
uzaksak her dem doğruluğa yol
[email protected]
Değişimden korkanların özde kendilerini ve
alır ruhumuz.
genelde dünyayı değiştirebilmesi mümkün değildir.
Ekmeği mutsuzluk, tatmini
Hile vicdanı karartır, hile haramı çoğaltır.
mümkün olmayandır nefis.
BENCİLEYİN SÖZLER
Madde fiziğin, mana güzelliğin tezahürü.
Kıskanmak yerine muvaffak
olmak için niye çabalamayız ki?
Hizmet etmek için yola çıkanlar menfaatten ırak,
HAYATA DAİR
Halkı kandıran siyasetçi gün
karşılıktan uzak dururlar.
gelir halkın tartısındaki gerçek
Merak cazibeyi, cazibe merakı yönetir.
Korkaklığımız ve korkularımızla gün gelir yüzle- değerinin ne olduğunu da görür.
şiriz, aslında korkularımız korkmalı bizden.
Kalbi yumuşatan, sabrı çoğaltan ve bereket yağKibrin sarayı cazibe merkezi, kibirdir aslında
murları taşıyan bulutun ismidir hoşgörü.
Girişim gayretin zaferi, çekingenlik mağlubiyetin küçülten bizi.
ismi…
Hukukun gölgesi adalettir, o gölge kaybolursa
İyilik gönlümüzdeki mevcudiyet, kötülük nefsigün gelir hukuk ağacı da kurur.
Hitabeti güçlü olanın duruşu da dikse, onun birimizin gönlü mağlup edişidir.
leri karşısında eğilmesini beklemek safdilliliktir.
Hatasız kul olmaz lakin hataya
GÜNÜN DÖRTLÜĞÜ
Kaybetmenin içinde kazanmak gizli, kazanmanın kendince kılıf bulan kul çoktur.
içinde kaybetmek.
Dünya dergahında sebepler
Varlığımın hamuru aşka âşık yoktandır,
sonuca, sonuçlar sebebe gebe.
Gelenek sözlü kültürün süzgecidir.
Bilinmeze âşığım haberi var çoktandır.
Hayranlık duyulanların da hayHafızayı güçlendirirmiş ezber, yalnız ezber
Gözyaşlarım
kanlıdır bunun tek müsebbibi,
ran olduğu biri vardır.
bozan hafızalardan herkes korkmalı.
Mahşere dek kalbimde saplı duran oktandır.
Okullardır bilgi dağları ancak o
Kelimelerin dünyası içindeki dünyanın adıdır
MEHMET NURİ
PARMAKSIZ
10
3 Mart 2015 Salı
Düzenli botoks, ciltteki
yaşlanmayı geciktiriyor
SAĞLIK
“Egzersiz
Polikliniği”
kronik hastalara
yol gösterecek
Düzenli botoks uygulamalarının, yüzdeki mimik çizgilerinin büyük ölçüde yok olmasında etkili olduğu bildirildi.
BURSA - Uludağ'da yapılan
"Dermatokozmetoloji Günleri"nde,
konuyla ilgili bilimsel çalışmalar da
değerlendiriliyor.
Yurtdışında Dr. William J. Binder
tarafından başlatılan ve daha sonra Dr.
Alexander Rivkin'in katılımıyla yürütülen araştırmada, düzenli uygulanan
Botulinum Toksin ile düzensiz yapılan
uygulamasının yaşlanma izlerine olan
etkisi araştırıldı. Araştırma kapsamında, yaşam standartları birbirine yakın,
45-50 SPF güneş koruyucu krem kullanan ve sigara içmeyen ikizlerden birine düzenli botulinum toksin uygulanırken, diğerine sınırlı sayıda uygulama
yapıldı.
Yaklaşık 19 yıl boyunca ikiz kardeşlere farklı şekilde uygulanan botulinum
toksin ve etkisinin incelendiği araştırmanın sonuçları açıklandı. Araştırma
kapsamında ikizlerden Los Angeles'ta
yaşayan kişiye 19 yıl süresince her 4-6
ayda bir alın ve kaş arasına; son 8 yıl
ise kaz ayaklarına botulinum toksin
uygulandı ve dozlar da zaman içinde
düşürüldü. Münih'te yaşayan ve
düzensiz uygulama yapılan ikiz kardeşe ise 19 yıl içinde toplamda 4 kez
Botulinum Toksin uygulandı. Sonuçları
bilim dünyasında yankı yaratan araştırmada, her iki ikizin de çeşitli açılardan
çekilen fotoğrafları paylaşıldı.
Araştırma sonucunda, düzenli
uygulama yapılan ikizde alın ve kaş
Öte yandan, Dr. Dailey ve arkadaşlarının yayımladığı 2 yıl süren çalışma
sonucunda da düzenli uygulamanın
kırışıklıklarda azalma ve botulinum toksinin etkisini uzattığı belirlendi.
Araştırma kapsamında, hastalara her 4
ayda bir 5 kere düzenli botulinum toksin uygulandı. Yirminci aydan sonra, 6
ay, hastaların yüzde 87'sinde tatmin
edici sonuçlar alındığı belirlendi.
Türk Dermatoloji Derneği Estetik ve
Kozmetik Çalışma Grubu Başkanı Doç.
Dr. Hakan Erbil, AA muhabirine araştırma sonucunu değerlendirdi.
Botulinum toksinin, mimik çizgilerinin oluşmasını engellemek için kullanıldığını belirterek, yapılan araştırmaların
uygulamaya ilişkin olumlu sonuçlar
alındığını gösterdiğini söyledi.
Uygulamadan başarı elde edilebilmesi için mimik çizgilerinin derinleşmeden yapılması gerektiğinin altını
arası çizgilerine rastlanmazken, düzen- şekilde belirlendi.
çizen Erbil, bu şekilde, kasların kasılsiz uygulama yapılan ikizde çizgilerin
Dr. Binder, araştırma sonucuna iliş- masının yumuşatıldığını ve bu şekilde
belirgin olarak gözlemlendiği saptandı. kin yayımladığı makalesinde, "Düzenli ciltte daha az kırışıklık oluştuğunu
İkizlerde kaz ayaklarındaki çizgilerin de ve uzun vadeli Botulinum Toksin uygu- ifade etti.
görünümünde belirgin farklılık tespit
lamaları yüzdeki cilt yaşlanmasını azalYurtdışında yapılan araştırmaların
edildi. Düzenli uygulanan ikizde daha
tıyor ve yüzde oluşan çizgilerin oluşu- ciltte fiziksel görünümdeki iyileşmenin
hafif çizgiler varken, düzensiz uygula- munu erteliyor" ifadesini kullandı.
dışında psikolojik açıdan da da olumlu
nan ikizde bu çizgilerin daha derin
Bilim insanı Bowler tarafından 7 yıl sonuçlar alındığını belirten Erbil,
olduğu gözlendi. Düzenli uygulama
süren 2 durum çalışması sonucu da
"Araştırmalar, hastaların genç görünüyapılan ikizin cildi daha pürüzsüz ve
tedavi sonrasındaki cilt kalitesinde iyi- me kavuşmalarının yanı sıra hastalarda
gözenekler daha küçük olurken; diğer leşme, kırışıklıklarda azalma ve ciltte
kendine güven duygusunun arttığını,
ikizde ise yaşlanma belirtileri olan kırı- pürüzsüzlük belirlendiğini ortaya
yaşam kalitelerinin yükseldiğini gösterşıklıklar ve gözenekler daha görünebilir koydu.
mektedir" dedi. (AA)
KIRIKKALE - Kırıkkale Üniversitesi
Tıp Fakültesi Fiziksel Tıp ve
Rehabilitasyon Ana Bilim Dalı Başkanı
Prof. Dr. Esra Dilek Keskin, parmaklardaki uyuşmanın hastalık habercisi olabileceğini belirterek, bu şikayetlerin
önemsenmesi ve doktora başvurulması gerektiğini söyledi.
Keskin, AA muhabirine yaptığı açıklamada, parmaklarda uyuşma şikayetinin çok sık karşılaştıkları bir durum
olduğunu ifade etti. Parmaklardaki
uyuşmanın çeşitli hastalıkların habercisi olabildiğini belirten Keskin,
"Özellikle boyun fıtıklarında, sinir sıkışmalarında oldukça sık rastladığımız bir
klinik tablo. Bu tarz şikayetlerle hastanemize başvuran hastalarımızda ayrıntılı muayenemizi yaparak hastanın uyuşukluğa eşlik eden diğer şikayetlerini
de saptayıp buna göre tanımızı koyuyoruz" diye konuştu.
Ellerde uyuşukluk şikayetiyle en
çok sinir sıkışması olan hastaların başvurduğunu dile getiren Keskin, "Bu
hastaların ellerindeki uyuşukluk durumu son derece belirgin özellik göstermektedir. İlk 3 parmakta, baş parmak,
işaret parmağı ve orta parmakta uyuşukluğu olan hastalar bize başvuruyor.
Hastalar geceleri sıklıkla ellerini silkelemek zorunda kaldıklarını ifade ediyor"
dedi.
Özellikle eldiven tarzında, bileğe kadar
uzanan bir uyuşma varsa biz öncelikle
bu hastalarda şeker hastalığına bağlı
sinirlerin tutulumu gelişmiş mi diye
gerekli araştırmayı yaparak şekeri
kontrol altına aldıktan sonra gerekli
tedaviyi planlıyoruz. Yine ellerdeki
uyuşma boyun fıtığının habercisi olabilir düşüncesiyle dikkatle bu tür hastalarımızı inceliyoruz."
Günlük aktivitelerinde elini sık kullaKeskin, parmaklarda uyuşma şika- nanlarda, bilgisayar başında çok uzun
süre vakit geçirenlerde parmak uyuyetiyle polikliniklerine gelen hastalara
çok yönlü testler yapıldığını belirterek, şukluğu olabildiğini belirten Keskin,
her parmağın uyuşmasını farklı değer- "Bunların sinir sıkışmasına mı bağlı
olduğunun ya da boyun fıtıklarına mı
lendirdiklerini söyledi.
bağlı olduğunun ayırt edilmesi şart. Bu
"Hangi parmağın uyuştuğu, bizim
tanımızı koymada büyük önem taşıyor" hastalarda eğer boyun fıtığı varsa
öncelikle boyuna yönelik tedavilerimizi
diyen Keskin, şunları kaydetti:
"Bu uyuşma tek elde mi, diğer elde yapıyoruz. Yüzeysel ve derin ısıtıcılarmi, bunu mutlaka sorguluyoruz. Ya da dan ve ağrı kesici akımlardan yararlauyuşukluk durumu bütün kola yayılıyor nıyoruz. Hastalara aynı zamanda
mu? Bacaklarda vücudun başka yerle- egzersiz programı veriyoruz. Boynu
ağrıyan hastaların neler yapması
rinde var mı? Bunları sorgulayarak
gerektiğini öğretiyoruz. Seyahate çıkahastalığa eşlik eden şeker hastalığı,
cak hastaların boyun yastığı kullanmatiroid hastalığı gibi başka eşlik eden
larını, uyurken ortopedik yastık kullanproblemleri varsa bunları da mutlaka
sorguluyoruz. Yani vücutta ağrı hisse- malarını, asla yatarak televizyon seydildiğinde, uyuşukluk olduğunda bun- retmemeleri gerektiğini, masa başında
lar son derece önemli ve dikkatle üze- uzun süre vakit geçiren hastaların
masalarının ve sandalyelerinin nasıl
rinde durulması gereken konular.
olması gerektiğini, bilgisayar kullanırÖrneğin bu şeker hastalığında sinir
ken fareyi nasıl kullanmaları gerektiğitutulumunun ilk bulgusu olabilir.
ni, bileklerini nasıl desteklemeleri
gerektiğini öğretiyoruz ve egzersiz
programlarını öğreterek günlük yaşam
aktivitelerini düzenliyoruz. El bileğindeki sinir sıkışmalarında da yine yüzeysel
ısıtıcılarımız var. Halk arasında kum
tedavisi olarak adlandırılan özel cihazlarımızı kullanıyoruz ve özel olarak her
sinire yönelik yaptığımız egzersiz programlarımızdan hastalarımız yararlanıyor
ve fayda görüyor" diye konuştu.
Keskin, insanların artık hareketten
uzak yaşar hale geldiğine dikkati çekerek, "İnsanlar dışarı çıkmıyor ve evinde
yaşıyor. Maalesef artık aktivite kısıtlanması, toplumun en önemli problemi
haline geldi ve bu, çocukluk çağından
itibaren başlıyor. Onun için bu tarz
şikayetlerde bulunan hastalara uzun
süre aynı işi yapmamalarını, masa
başında uzun süre geçiren kişilerin
saat başı oturdukları yerden kalkmalarını, dolaşmalarını, masa ve iskemle
düzenlerine dikkat etmelerini ve boynunu koruyucu önlemleri almalarını
önemle vurguluyoruz" dedi.
Prof. Dr. Keskin, el ve parmak
uyuşması olan hastalara B vitamini
açısından zengin gıdalar tüketmelerini
önerdi. (AA)
SİVAS - Grip ilaçlarının bilinçsizce
ve gerektiğinden fazla kullanılmasının
ciddi sağlık sorunlarına neden olabildiği bildirildi.
Cumhuriyet Üniversitesi (CÜ) Tıp
Fakültesi Tıbbi Farmakoloji Ana Bilim
Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Bülent
Saraç, AA muhabirine yaptığı açıklamada, grip ilaçlarının çok fazla tedavi
edici özelliği olmadığını ancak ateş,
burun akıntısı ve öksürük gibi şikayetleri azalttığını söyledi.
Grip ilaçlarında sempatik sistemi
(otonom sinir sistemi) aktive eden ve
vücutta adrenalin salınmasına yol
açan maddeler olduğunu belirten
Saraç, "Bundan 5-10 yıl önce bu
maddeler bu ilaçlarda çok daha yüksek dozdaydı. Bu nedenle yurtdışında
bazı grip ilaçları toplatıldı, tümüyle
yasaklandı. Günümüzde bu maddeler
daha az ama neticede sempatik sistemi aktive eden adrenalin salınımına
neden olabilecek maddeler, tansiyon
yüksekliğine ve çarpıntıya yol açabiliyor" diye konuştu.
Saraç, kalp damar sistemi rahatsızlığı bulunanların, tansiyon ve çar-
pıntı şikayeti olanların grip ilaçlarını
kullanırken mutlaka uzman hekime
başvurması gerektiğine dikkati çekti.
Yüksek tansiyonu ve çarpıntısı olan
kişilere grip ilaçlarının çok tavsiye edilmediğini dile getiren Saraç, şunları
kaydetti:
"Mümkün olduğunca çok fazla kullanılmaması gerekir ancak günümüzde
herkes, bu ilaçları çerez gibi kullanıyor. Grip ilaçları, çerez değil. Doktora
girmek yerine muayene olmadan bu
ilaçlar eczaneden alınarak tüketiliyor.
Bu şekilde kullanımı çok fazla tavsiye
etmiyoruz. Şikayetleri azaltmak için
günde 1-2 kez alınabilir ama bu ilaçların çok uzun süre kullanılmaması
gerekir. Kalp damar ve tansiyon hastalarının çok daha dikkatli olmaları ve
bu ilaçlardan yüksek dozda kullanmaması lazım. Sağlıklı insanlarda da çok
fazla alındığında sıkıntılar yaşanabilir.
Bazen kişi, çabucak iyileşmek için
günde 5-6 kez hatta daha fazla ilaç
alabiliyor. Böyle durumlarda ölüme
götüren yan etkiler ortaya çıkabiliyor.
Yine kalp krizi ve tansiyon sorunu da
yaşanabilir."
de iyileşme süresini uzattığını düşünenlerdenim. Çok fazla ateş, öksürük
ve halsizlik varsa uzman doktor tavsiyesiyle kullanılabilir" dedi.
Doç. Dr. Bülent Saraç, gripte ilaç
kullanımı yerine bol sıvı ve bitkisel çay
tüketimi, C vitamini takviyesi ve istirahat önerdiklerini sözlerine ekledi. (AA)
Parmaklardaki uyuşma hastalık habercisi olabilir
“Grip ilaçları, çerez değil”
Bazı bilim insanlarının grip ilaçların
grip süresini uzattığını iddia ettiğini
ifade eden Saraç, "Normalde bir haftada iyileşme sağlanırken ilaçla bu
sürenin 15-20 güne çıktığını iddia
edenler var. Bazıları da grip ilaçlarının
süreyi uzatmadığı hatta rahatlamak
için kullanılabileceğini söylüyor. Ben
BURSA - Uludağ Üniversitesi
(UÜ) Tıp Fakültesi Spor Hekimliği
Ana Bilim Dalı bünyesinde yeni kurulan "Kronik Hastalıklar Egzersiz
Polikliniği"nde hastalar, egzersizin
yararları, uygulama esasları ve kullanılan ilaçlarla ilişkisi konularında eğitilerek güvenli bir şekilde spor yapmaları sağlanacak.
Spor Hekimliği Ana Bilim Dalı
Başkanı Doç. Dr. Bedrettin Akova,
AA muhabirine yaptığı açıklamada,
Kronik Hastalıklar ve Egzersiz
Polikliniğinin Türkiye'de ilk kez
Bursa'da açıldığını söyledi.
Kronik hastaların tedavisine
egzersizle katkı sağlamayı amaçladıklarını belirten Akova, "Özellikle
diyabet, hipertansiyon ve obezite
sorunu olan vatandaşlarımıza egzersizle hastalıkların tedavisine nasıl
katkı sağlayabileceklerini öğretmek
istiyoruz" dedi.
Akova, vatandaşları bilinçlendirme düşüncesinden yola çıkarak
böyle bir poliklinik açtıklarını bildirdi.
Bu işin bilimsel yönünü, halkın
anlayacağı şekilde onlara aktarmak
ve eğitmek istediklerini dile getiren
Akova, şöyle konuştu:
"Ülkemizde sporu bilinçli bir şekilde yaptıracak kişi sayısı fazla değil.
Bu konuda yanlış uygulamalar nedeniyle harekete geçtik. Hastalara, spor
öncesinde nelere dikkat etmeleri,
nasıl beslenmeleri, spor sırasında
neler yapmaları, hangi saatlerde,
hastalığın durumuna göre ne şiddette yapmaları gerektiği gibi konularda
eğitim vermeyi planlıyoruz. Hastalar,
hastane sekreterliğine ulaşarak randevu alabilir. Günlük 20-30 hasta
kabul etmeyi planlıyoruz, talep durumuna göre bu sayıyı artırabiliriz.
Haftada üç gün öğleden sonraları
eğitim vereceğiz. Hastalarımıza
öncelikle ciddi bir eğitim vermeyi,
daha sonra talepleri doğrultusunda
aylık kontrol ve değerlendirmeler
yapmayı planlıyoruz."
Akova, poliklinikte öğretim üyesi
düzeyinde hizmet verdiklerini belirtti.
Poliklinikte, hastaların değerlendirmesinde kullanılan bir vücut analiz
cihazı bulunduğu bilgisini veren
Akova, "Yaralanma tedavisine ait
cihazlarımız ve kişinin dayanıklılık
kapasitesi ile kas kuvvetini değerlendirmede kullandığımız cihazlarımız
da var" ifadesini kullandı. (AA)
“Klinik
araştırmalarda
hedef ilk 10”
İZMİR - Yürütülen klinik araştırmalarda bir yıl içinde 6 basamak
atlayarak, ülkeler arası sıralamada
31. konuma yükselen Türkiye, yeni
stratejilerin hayata geçirilmesiyle ilk
10 ülke arasına girmeyi hedefliyor.
Sağlık Bakanlığı Müsteşar
Yardımcısı İrfan Şencan, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Sağlıkta
Dönüşüm Programı ile hizmet sunumunda kalitenin ve ilaca erişimin arttığını, tanı ve tedavilerde yüksek teknolojinin sunulduğunu, Türkiye'nin
bu alanda en iyi hizmet veren ülkeler
arasında yer aldığını söyledi.
Türkiye'nin, hizmet sunumunda
kullanılan teknolojinin üretilmesi ve
yerli ilaç geliştirilmesi gibi alanlara
ağırlık vereceğini vurgulayan Şencan,
"Bunların yapılabilmesi için araştırmalara daha fazla önem verilmesi
gerekiyor. Bu çalıştayda da klinik
araştırmalar her yönden gözden
geçirilerek, eksiklerimiz tespit edilecek, yapılacaklar planlanacak. Klinik
araştırmalara ilişkin Türkiye'nin yeni
yol haritası belirlenecek. Artık sıçrama yapmak istiyoruz" dedi.
Şencan, Türkiye'nin yürütülen klinik araştırmalar açısından dünyada
daha ön sıralara yerleşmesinin
amaçlandığını altını çizerek, söz
konusu sıralamanın uluslararası bir
kayıt sistemine göre yapıldığını anlattı. (AA)
YAŞAM-ÇEVRE
BULMACA
Karacabey Ovası
“göl”e döndü
Türkiye'nin en verimli tarım arazilerine sahip Karacabey Ovası'nın önemli bir bölümü,
son aylarda etkili olan yağmur ve kar yağışı nedeniyle sulara gömüldü.
BURSA - Türkiye'nin en verimli tarım
arazilerine sahip Karacabey Ovası'nın
önemli bir bölümü, son aylarda etkili
olan yağmur ve kar yağışı nedeniyle
sulara gömüldü.
Sonbahar mevsimindeki yağışlar
yüzünden gerektiği gibi hasat yapamayan ve 2014'ü 100 milyon liraya yakın
zararla kapatan üreticiler, bu kez de
sular altındaki arazilerine giremedikleri
için yeni sezona yönelik ekim işlemini
gerçekleştiremiyor.
Karacabey Ziraat Odası Başkanı
Erhan Erdem, AA muhabirine yaptığı
açıklamada, 2014'ün eylül ayı ortalarından itibaren etkili olan sonbahar yağışlarının ovadaki tarım arazilerini sular
altında bıraktığını, bu dönemde salçalık
domates, mısır, ıspanak, pancar ve karnabahar gibi ürünlerin hasadının
tamamlanamadığını ve ciddi zararlar
meydana geldiğini hatırlattı.
Erdem, sonbahar yağmurlarının ardından kış aylarındaki kar yağışlarının da
etkisiyle ovanın adeta göle döndüğünü
ifade ederek, "650 bin dekarlık
Karacabey Ovası'nın yaklaşık 400 bin
dekarlık bölümü sular altında. Yaklaşık
100 bin dekarı böyle, kalan 300 bin
dekarı da balçık halinde" dedi.
Karacabey Ovası'nın kurtuluşunun
drenaj ve kapalı devre sulama sisteminden geçtiğini anlatan Erdem, Karacabey
çiftçisini mağdur eden bu durumdan,
200 milyon lira gibi kendisini iki yılda
amorti edecek bir yatırımla kurtulmanın
mümkün olduğunu vurguladı. Erdem,
şöyle devam etti:
"Bu drenaj ve kapalı devre sulama
sisteminin Karacabey dışında, Türkiye
ekonomisine de katkı sağlayacağını
düşünüyorum. Geçen yıl yaklaşık 100
milyon lira değerinde ürünümüz yerde
kaldı. Bunlara da en iyi örnek, bu alan.
Bu alanlarda sadece Karacabey için
söylediğim bir rakam bu; 100 milyon
lira. Mustafakemalpaşa'yı saymıyorum,
onların zararının ne kadar olduğu konusunda tam bilgiye sahip değilim ama
Karacabey Ovası'nın 100 milyon lira
minimum zararı var."
Ekim zamanı geldiği halde sular altındaki arazilere giremedikleri için bu işlemi yapamadıklarını aktaran Erdem,
Karacabey'de buğday ekimlerinin
genellikle kasım ayından başlayıp ocak
başına kadar tamamlandığını dile getirdi.
Söz konusu bölgenin sular altında
olması nedeniyle arazinin üçte birinin
ekilebildiği bilgisini veren Erdem,
"Bunun dışında ocak ayı ile bezelye
ekimleri başlardı, bunun da Türkiye
genelinde bir istatistik vereyim, 45 bin
dönüm ancak ekilebildi. Bizim
Karacabey ve Mustafakemalpaşa ovalarında o rakamlar ekiliyordu. O yüzden
bezelyede de bir mağduriyetimiz var.
Aynı zamanda ocak sonu, şubat başında pancar ekimi oluyordu. Pancar ekimimiz de şu anda mümkün değil. Mısır
ekimi de nisan ayının 15'inde başlıyor, o
zamana kadar mümkün değil bu suların
çekilmesi" değerlendirmesinde bulundu.
(AA)
Özgürlükleri Türkiye'de, özledikleri Suriye'de
KAHRAMANMARAŞ -Ülkelerindeki iç
savaş nedeniyle sığındıkları Türkiye'de
zor şartlara rağmen özgür şekilde yaşayan Suriyeliler, ülkelerindeki yakınlarına
kavuşmanın hayalini kuruyor.
Suriye'de 2011'de başlayan çatışmalar
nedeniyle binlerce insan hayatını kaybetti, milyonlarca kişi de komşu ülkelere
sığınmak zorunda kaldı.
Geçmişte birçok medeniyete ev sahipliği yapan Suriye toprakları bugün acı ve
gözyaşıyla anılır hale geldi. Yetim çocuklar, eşini kaybetmiş kadınlar veya evladından haber alamayan annelerin anlattığı hüzünlü hikayeler ise bu ülkedeki
dramı gözler önüne seriyor.
Gurbette özgür ama yakınlarının hasretiyle yaşayan Suriyeliler, bazen el öpecek
bir büyük, ziyaret edecek bir mezar, hal
hatır soracak arkadaş arıyor. Türk devletinin kendilerine uzattığı şefkat elinden
mutlu olan sığınmacılar, bu dostluğun
ömür boyu sürmesini istiyor.
Savaştan kaçan Suriyelilere kucak
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
1
2
3
4
5
6
açan Türkiye ise bütün imkanlarını sığınmacıların hizmetine sunuyor. Olayların
başladığı ilk günden itibaren Suriyelilerin
acısına ortak olan Türk halkı, uzattığı yardım elini hiç bırakmıyor.
Kahramanmaraş'taki çadır kentte
yaşayan 55 yaşındaki Cemal Gazel, AA
muhabirine yaptığı açıklamada,
Türkiye'de iki yıldır özgür şekilde yaşadığını ancak ülkesinde kalan yakınlarının
hasretini çektiğini söyledi.
Suriye'de birçok yakınını kaybettiğini
belirten Gazel, şöyle devam etti:
7
8
9
10
"Suriye'de sorun halen devam ediyor.
Ölen çocuk, anne ve baba kimsenin
umurunda değil. Bakın benim ailemden
85 kişi, Esed askerleri tarafından toplu
halde öldürüldü. Buna hangi yürek dayanır. Türkiye'de huzurluyuz ama öldürülen
yakınlarımızın mezarına gidemiyoruz.
Sevdiklerimizin hasretini çekiyoruz."
Türkiye'de özgürlük olduğunu ve herkesin istediği gibi yaşadığını dile getiren
Gazel, Türk halkının kendilerine "merhaba" demesinden ve hallerini sormasından mutlu olduklarını vurguladı.
Kendilerini bu topraklarda Türkiye
vatandaşı olarak hissettiklerini aktaran
Gazel, "Sanki bir kardeş, sanki bir aile
gibi muhabbet duyarak bütün Suriye
vatandaşlarına şefkat gösterdiler.
Misafirperver bir ülkedeyiz. Biz burada
özgürüz. Allah'a hamdolsun bizim
Türkiye gelmemizi nasip etti. Kendimizi
burada rahat ve güvende hissediyoruz"
dedi. (AA)
BULMACA
Soldan sağa:
1. Kabiliyet. – Eski dilde ayak. 2. Maksat, gaye, amaç. – Yılan. 3. İçine su
veya başka bir sıvı katılmamış içki. – Koruma, esirgeme, gözetme. 4. İki tarla
arasındaki sınır. – Asya’da bir ülke. 5. İlave. – Dar ve kalınca tahta. 6.
Anakaralardan biri. 7. Sevinç, şenlik, neşe. – Radyumun simgesi. 8. İlkel
deniz taşıtı. – Çirişli bir çeşit parlak bez. 9. Kötü, fena. – Rusçada evet. –
Bağırsaklar. 10. İlinek. – Kuşlarda uçma organı. 11. Hekimlikte gaz söktürücü
olarak yararlanılan bir bitki. 12. Kısırlık, verimsizlik. – İlgi eki. 13. Küçük ve
sevimli. – İçinden çıkılması güç, sakıncalı durum. 14. Bir renk. – Dişi deve. –
Favori. 15. Askerlikte, verilen bir görevi başarabilecek en küçük birlik. –
Ezgi, kakam, nağme. 16. Pirinç ve şekerkamışından elde edilen bir tür rakı. –
Endonezya’nın plaka işareti. – Vilayet. 17. Köpek. – Hafifseme duygusu ile
insan, mal, eşya için kullanılan sözcük. 18. Telli balıkçıl. – Bütünsel. 19.
Düşünüleni, dolaylı olarak anlatan söz. 20. Türk müziğinde bir makam. –
Yağı alınmış sütten veya yoğurttan yapılan peynir.
Yukarıdan aşağıya:
1. Kanun. – Meslek. – Bir tür etli ve büyük zeytin. – Evin bir bölümü. 2.
Arapçada birinci tekil şahıs, ben. – Yapıt. – Zayıf, ince ve uzun boylu kimse.
3. Eşi olmayan, biricik, yegane. – Birbirine bağlı iki tekneden oluşmuş bir tür
gezinti teknesi. – Askerin su kabı. 4. Rütbesiz asker. – Alınıp satılabilen her
türlü eşya. – Taban, döşeme, yer. 5. Türk müziğinde bir makam. – İslam’ın
beş şartından biri. – Kiloamperin simgesi. 6. Takım, grup, kol. – Kekemelik. –
Tırnak, boynuz, kıl gibi üst deri ürünü olan yapıları oluşturan proteinli
madde. 7. Nitelik. – En kısa zaman süresi. – Erkek sesinde bir perde. 8.
Manda yavrusu. – Yumuşak çelikten yapılmış üzeri kalay kaplı ince sac. –
Cüretkar. 9. Hisse, üleş. – Balık yumurtası ile
yapılan bir tür meze. – Sonsuza kadar. 10. Boğa
ÇÖZÜMÜ
güreşi alanı. – Yurdumuzun güneyinde Akdeniz’e
dökülen bir çay. – Bal. – Kokmuş hayvan ölüsü.
BUGÜN
13. SAYFADA
Hazırlayan: Ercan BostaNcıoĞlu
3 Mart 2015 Salı
11
TÜRKÇE BAKIŞ
Prof. Dr. Nurullah Çetin
[email protected]
AYDIN ÜZERİNE MÜLAKAT 5
temine geçirmeye çalışır.
Mehmet ÇEVİK: “Türkiyeli
aydın”ın küreselciliğinden bahseder
Türkiye’nin üniter devlet yapısını
misiniz?
çözüp federasyona geçirmek ister.
Prof. Dr. Nurullah ÇETİN:
Kıbrıs’ın, Rumlara bırakılması için
Tanzimat’tan beri Türkiyeli aydın,
elinden geleni arkasına koymaz. Ege
yerli değil yabancı güçlerin, kurum
kıta sahanlığı konusunun
ve kişilerin emrinde ve onların sözYunanlıların istediği gibi olmasını
cüsü olan kişidir. Ziya Paşa’nın o
önemsemez. Türkiye'nin Ermenistan
beytini hep hatırlamak lazımdır. Ne
ile sınır ticaretinde Batının emirleri
diyordu Paşa:
doğrultusunda Ermeniler lehinde
“Milliyeti nisyân ederek (unutarak) düzenlemeler yapılmasında bir sakınher işimizde
ca görmez.
Efkâr-ı Frenge (Batılı fikirlere)
Mehmet ÇEVİK: “Türkiyeli
tebaiyyet (bağlı olmak) yeni çıktı”.
aydın”ın Ermeni meselesinde
Milliyetini unutmuş Türkiyeli
Ermenici kesilmesini nasıl yorumlaaydın, Tanzimat’tan Cumhuriyet’e
kadar İngiliz medeniyeti, 1960’lı yıl- malı?
Prof. Dr. Nurullah ÇETİN: Türk
larda Komünist enternasyonalizmi,
dayalı uyduruk Ermeni
düşmanlığına
şimdilerde de Amerika globalizmi ve
karşısında
propagandaları
katliamı
Avrupa Birliği Kozmopolitizmi bağşartsız,
kayıtsız
aydın,
Türkiyeli
lamında küreselcilik oynuyor. Dış
düşünmeden, sorgulamadan bu fikrin
güçlerle her anlamda işbirliği içinde
doğru olduğunu belirtip hemen özür
olan, gazeteci, siyasetçi, akademisyen, araştırmacı gibi etiketler taşıyan dileyici bir pozisyona geçmemiz
bu figür, ülkemizde küresel sermaye- gerektiğini söyler. Özür dileyelim
kurtulalım, başımıza belâ almayalım,
nin istediği gibi at oynatmasını normal görmek, hatta destekleyip sömü- savuşturalım düşüncesindedir. Bir
rü için uygun zemini hazırlamakla
kısmı da Batılı Ermenilerin tahsis
görevlidir.
ettikleri fonlardan yararlanıyorlar ve
Bugün küreselleşme, kendi işimizi
bu maddî imkânların ücreti olarak
kendimizin gördüğü, kendi aşımızı
Ermeni tezlerini savunmakta beis
kendimizin pişirdiği tam bağımsız ve görmüyorlar.
bağlantısız bir millet ve devlet
Batılılar, sürekli olarak bizi suçlaolmaktan uzaklaştırıp, yerlerde sürü- yıcı ifadelerle psikolojik baskı altına
nen bir sömürge devleti hâline getiralmaya çalışırlar. Kendimizi suçlu
meye çalışmaktadır. Küreselciler,
hissetmemizi, utanmamızı, özür dilekişisel menfaatlerini millet genelinin memizi hatta tazminat ödememizi,
menfaatlerinden üstün görerek dış
toprak vermemizi isterler. Milliyet
güçlerle işbirliği hâlindedirler.
ruhumuzun yok edilmesine dönük
Küreselcilik Batının Türkiye’ye
çalışma ve propaganda yaparlar.
dayattığı bir kavramdır. Batı, kendi
Türkiye’nin kendi iyiliği için
içinde asla küreselci değil, tamamiyve Türkiye’deki
Ermenistan’a
le millîdir. Yabancı düşmanı ve ırkçı
uzatmasını isteyen
el
Ermenilere
olan Batı, kendi içinde farklı, bizim
Bakan Yardımcısı Dan
Dışişleri
ABD
için farklı uygulamalar içindedir..
der:
şöyle
Fried
Mehmet ÇEVİK: “Türkiyeli
“Tarihe bakma sürecini devam ettiaydın”ın siyasetçi türevinin özelliklerin. Amerika’nın geçmişinde de
rinden söz eder misiniz?
utanç verici dönemler oldu; biz geriProf. Dr. Nurullah ÇETİN:
“Türkiyeli aydın”ın politikacı türevi, ye bakıp bunu dürüstçe konuştuk.”
İçerde de Türk adını taşıyan bazı
tam bağımsız bir Türkiye
Cumhuriyeti devletinin millî iradesi- Türkiyeli aydınlar, aynı üslubu kullani temsil eden alnı açık, başı dik,
nıyorlar. “Tarihimizle yüzleşmemiz
milletine karşı sorumlu bir idarecisi
gerekir, bundan utanmayalım, özür
gibi değil de, daha çok kendini bir
dileyelim, yanlış yaptık diyelim”
sömürge memuru gibi görür.
diye hiç olmayan bir suçu kabul edip
“Türkiyeli aydın”ın siyasetçi türözür dilememizi istiyorlar.
evi, bağımsız düşünen ve bağımsız
Böylece Türk milletinin tarihine,
karar verebilen, Türk milletinin men- atalarına, değerlerine olan inancını
faatlerini öne alan politikalar gütmez. kırarak kozmopolit, değerlerinden
Batıya teslim olmuş, onların emirlearınmış, kimliksiz, kişiliksiz, ayıplı
rini uygulayan bir sömürge memuru
bir millet hâline getirmek istiyorlar.
gibidir. Türkiye’nin güvenliğini başAtatürk şöyle der: “Aleyhimizde
kalarına teslim etmeyi, tüm millî
ileri sürülen görüşler yanlıştır. Bu
kurumlarını Batının izni ve isteği
hususu yalnız Batıya değil, hatta
çerçevesinde düzenlemeyi, gerektivatandaşlarımıza da önemle ihtar
ğinde kısıtlamayı ve ortadan kaldırmayı dünyayla birlikte hareket etmek etmek gereğini duyuyorum. Çünkü
nadir şekilde de olsa üzüntüyle işitiolarak algılar.
yoruz ki milletin tarihini okumamış
Millî güvenliğimize tehdit oluştuveya millî duygudan yoksun kalmış
kurdurduğu
Batının
rabilecek olan
oldukları anlaşılan bazı şahıslar,
korsan devletçikleri tanımayı kabulyabancıların aleyhimizde ileri sürlenir. Türkiye’nin kendi başına millî
dükleri suçlamaları reddetmedikten
güvenlik siyaseti uygulamasını aklı
almaz. Etnik ayrımcılığa dayalı siya- başka; vatanlarını kabahatli göstersete imkân ve kolaylık sağlar. Uygun mekten de çekinmiyorlar.”
(DEVAM EDECEK)
yasalar çıkarıp Türkiye’yi eyalet sis-
Hamile kadının organları,
6 kişiye umut olacak
SAMSUN - Samsun'un Atakum
ilçesinde beyin ölümü gerçekleşen
8 aylık hamile kadının bağışlanan
organları, 6 hastaya nakledilecek.
Yaklaşık 10 ay önce Kürşat
Gürcan ile evlenen ve özel bir hastanenin tıp merkezinde çalışan 8
aylık hamile Duygu Gürcan (25), kız
bebeğinin karnında ölmesi üzerine
önceki gün çalıştığı hastanede
ameliyata alındı. Operasyonun
ardından beyin kanaması geçiren
Gürcan, yoğun bakım ünitesine kaldırıldı. Burada beyin ölümü gerçekleşen Duygu Gürcan'ın ailesi,
organlarının bağışlanması talebini
kabul etti.
Bunun üzerine uzman ekiplerce
alınan akciğer uçakla İstanbul'a,
karaciğer ve böbrekler helikopterle
Erzurum Atatürk Üniversitesi Tıp
Fakültesi Hastanesine, kornealar da
Samsun Ondokuz Mayıs
Üniversitesi (OMÜ) Tıp Fakültesi
Hastanesine gönderildi. Organların,
söz konusu illerde organ bekleyen 6
kişiye nakledileceği öğrenildi.
Acılı eş Kürşat Gürcan, yaptığı
açıklamada, eşini kaybetmenin
üzüntüsünü yaşadığını belirterek,
"Umarım verdiğimiz organlar birilerini hayata bağlar" dedi.
Samsun Sağlık Müdürlüğü Organ
ve Doku Nakil Bölge Koordinatörü
Dr. Mehmet Kazak ise büyük bir
fedakarlık örneği göstererek Duygu
Gürcan'ın tüm organlarını bağışlayan ailesine teşekkür etti.
Organ nakli bekleme sırasında
pek çok insanın kaybedildiğine dikkati çeken Kazak, "O insanların
hayata bağlanması için tek çareleri
organ nakli. Bu hastamızın organları
6 kişiyi hayata bağlayacak" diye
konuştu.
Duygu Gürcan'ın cenazesi ise
Atakent Merkez Camisi'nde kılınan
cenaze namazının ardından Alanlı
Mahallesi'ndeki aile kabristanında
defnedildi. (AA)
dış dünya
3 Mart 2015 Salı
13
ŞİDDET ŞİDDETLE ÇÖZÜLEMEZ
sorunların tartışılabilmesi gerekir
Prof. Dr. İbrahim
ORTAŞ,
(Çukurova üniversitesi öğretim
üyesi)
Üniversitede
Şiddet Değil,
Tartışma Hâkim
Olmalıdır
Hiç bir şey insan kadar değerli değildir. Son
günlerde dikkat çekici bir biçimde her alanda,
evde, okulda, sokakta, üniversitede şiddet tırmanmaya başladı. Özgecan hunharca öldürüldü,
benzer şekilde bir kızımız yakılarak bir bağ evine
bırakılmış, bir başka kızımız erkek arkadaşı tarafından arabadan aşağı atılarak ve sonrada araba
ile ezerek öldürüldü, bir kadın kocası tarafından
evde hapsedilerek darp edildi, bir üniversite
öğrencisi karşıt görüşlü kişi/kişiler tarafından
öldürüldü. Parlamentoda günlerdir tansiyon çok
yüksek. Açıkçası çok ciddi bir güvensizlik ve
huzursuzluk var.
Birbirimize Kıymayalım Gençler
Unutmayalım, dünyada hiç bir şey insan
kadar değerli değildir. Ege Üniversitesinde
öğrencilerin kavgası sonrası Fırat Çakıroğlu’nun
öldürülmesi/ölmesi kabul edilemez ve bu gidişat
hoş değil. Ailesine sabır dilerim. Üniversite, bilim
gibi tartışma ortamında insanlarımızın bir birlerini
öldürmesi üniversiteye yakışmaz. İnsan yoksa
hiç bir ideoloji, siyaset ve nesnenin anlamı yoktur. Bugün yaşadığımız birçok sorunun kaynağı
gençliğin geçmişte birbirine kırdırılması sonrası
oluşan ortamda politik ve ideolojik dayatmalardan kaynaklandığını, ABD ile AB’nin istediği gibi
at oynattığı bir yapının oluşturulduğunu unutmayalım. Türkiye'de ne zaman işler kötü gitse hep
böyle kargaşaları yaşayarak gördük. Bir daha bu
duruma düşememek için biraz bilinç ve tarih
bilerek hareket edelim. Daha dün yaşanan
“soğuk savaşı” ve onun ülkemizdeki etkilerini
analiz etmemişken bugün yeniden üniversitelerde kanlı kavgalara girmek, bilim ve araştırma
ortamına yakışmıyor. Gencecik insanlar farklı
görüşte diye ortadan kaldırmak ancak ilkel
koşullar için geçerli olabilir. Hiçbir insan savunduğu görüşten dolayı kötü ve önemsiz değildir.
Hiçbir insan hangi görüşte olursa olsun görüşlerinden dolayı öldürülmeyi hak etmez. Her insan
bir değerdir ve kıymetlidir. Herkesin kurmak iste-
diği bir dünyası/geleceği, bir ailesi ve seveni vardır. Her insanın onuru ve varlığı aynıdır ve herkese insan olduğu için saygı duymak gerekir.
Ancak bir insan kendisini geliştirmişse ve ne
aradığını biliyorsa, kendisine, çevresine ve ülkesine yararlı ise o kişi daha değerli ve kıymetli
olmayı hak ediyordur.
Üniversite Özgür Düşüne Açıklama
Ortamıdır, Kavga Yeri Değil
Üniversiteler özgür ortamlar olmalı ve bin
çiçek açar gibi farklı görüş ve düşünceler üniversitelerde yer bulmalı. Türkiye'nin içinde bulunduğu jeopolitik konumu, sosyal dokusu, eğitim ve
ekonomik yapısı ile sorunları çok ve bu gerçekleri ebetteki sorgulanacak. Bunu başta gençliğin
yapması gerekir. Doğal olan ve beklenende
geleceğini kurgulayan gençlerin daha iyi bir
yaşam için eğitimin, ekonominin, sosyal yaşamın ve dünyanın sorunlarına kafa yormaları ve
tartışmalarıdır. Türkiye'yi ileriye taşıyacaklar
başta Türkiye’deki gençler, aydınlar ve sorumluluk sahibi kişilerdir. Bu kişilerin hele hele lider
konumlu kişiler ise kavga etmez, diyaloga girerler.
Ülkesini ve dünyayı tartışacak gençlerin
düşüncelerini özgürce dile getirmeden bir birlerini yok sayması ve şiddette yönelmesi bilginin
önemine aykırıdır. Bu bağlamda eğitimli insanlar
için şiddete yönelmeleri bütün inandırıcılığını
kaybettirir.
Üniversitelerde farklı görüşler olmalıdır hepsi
muteberdir ve görüşler bütün boyutları ile tartışılmalıdır. Bu bağlamda öğrenci olan herkesin
okuma ve görüşlerini özgürce açıklama hakkı
vardır. Üniversite ortamı bu bağlamada kişinin
kendini gerçekleştirme yeridir. Kişi biraz daha
görüşlerin serbeste ifade edildiği üniversite ortamında okuyarak, tartışarak ve de görerek kendi
gerçekliğinin farkına varacak ve yaşam dair yol
haritasını bu sıralarda oluşturacak. Bu çağlarda
kişinin dünyası oluştuğu için kişi ile aynı görüşte
olmayabiliriz. Ancak onun varlığına ve görüşlerine saygı duymak zorundayız. Voltaire’in ifadesi
ile “sizin ile aynı görüşte değilim ancak görüşlerinizi söylemeniz için sizinle aynı koşullarda
mücadele ederim” anlayışı üniversal ve insani
olandır.
Öğrencilerimizin her ne şart altında olursa
olsun karşıt görüşe tahammül göstermeyi, farklılıklardan beslenmeyi öğrenmesi kendi yararlarınadır. Bu bağlamda en azında üniversite gibi
Diyarbakır'da olumlu hava
kişinin kendisini gerçekleştirme imkânı bulduğu
özerk ortamda farklılığına tahammül edebilmeliyiz.
Tartışmayı Biliyor muyuz?
Gençliğin verdiği heyecanla sinirler gerilebilir,
ancak yine de büyüklük ve eğitimin önemi sorunu konuşarak aşmayı becermektedir. Kişi bizim
gibi düşünmeyebilir, onu eleştirebiliriz de ancak
onun yaşama hakkının elinden alınması asla
kabul edilemez.
Görebildiğim genel bir sorun veya eksiklik ise
tartışmayı bilmiyoruz. Konuları tartışmıyoruz/tartıştırtmıyoruz. Ne yazık ki eğitim sistemimizde
tartışma ve diyalog eksikliği sorunu var. Felsefe
mantık, sosyoloji dersleri ortaöğretimde kaldırıldı. Üniversitelerde bilimsel olarak eleştirel bakış,
metodoloji ve karşılaştırmalı okuma dersleri
olmadığı için tartışma ve karşılıklı konuşmayı bilmiyoruz. Üniversitede kaba kuvvet ile tartışma
işin doğasına aykırıdır. Binlerce yıl önce insanlar
bir birleri ile diyalog kurarken bugün biz iletişim
çağında konuşamıyoruz. Sokrates’in denemeleri
sanırım bu konuda önemli ipuçları veriyordur. Ve
Voltaire gibi düşünebilmekte geçer gerçek
düşünce sahipliği.
Kamplaşmadan Konuşmaya Geçmeliyiz
Açıkçası memleketin bunca soruna rağmen
artan şiddet ve can güvenliği her yönü ile hepimize ve ülkemize zarar veriyor. Hepimizin olayları objektif ve gerçekçi bir anlayışla değerlendirmemiz gerekiyor. Sorun artık temel bir zihniyet
sorunu. İnsanın insana bakış açısı günümüzde
çok sorunlu. Ortalıkta, “bir duralım, ne oluyor,
sorunlar nereden kaynaklanıyor” diyecek kimse
de yok.
Unutmayalım, bugün hızla ilerleyen şiddet
sarmalı siyasi gelişmelerden ayrı gelişmiyor.
Siyaset gerildikçe yansımaları topluma da yansıyor. Ülkemiz çok kamplaşmış, biz ve onlar ayrımı birkaç fay hattında çok kırılgan ve her an
ciddi depremlere neden olacakmış gibi geliyor.
En azından sokaktan yansıyan hisler bu doğrultuda.
Türkiye’nin bu şiddet sarmalı ortamından çıkması için başta öğrencilerimiz ve yetkililer olmak
üzere herkesin objektif ve sağduyulu olması
gerekir. Başta yetkililer olmak üzere olayları
körüklememeli, özgürlükleri de kısıtlamamalı yalnızca ve yalnızca şiddete müsaade etmemeleri
konusunda duyarlı olması gerekir.
Her şeye rağmen kızmak ve çatışmak yerine
farklılıkları doğal görüp sağduyulu olmak zorundayız. Her birimizin dünyayı ve yaşamı anlamaya
yönelik görüşlerimiz vardır/var olmalıdır. Hatta
görüşlerinin olmaması yanlış olur. Ancak görüşlerini karşı tarafa anlatırken ve/ya benimsetmeye
çalışırken zorlayıcı olmamalıyız. Bugün geriye
baktığımızda çoğu insan iyi niyetle kendince
dünyayı anladığı ölçüde veya çevresinin etkisi ile
bir görüş sahibiydi/görüş sahibidir, ancak diğer
taraftan soğuk savaşın tarafları nasıl bir birine
kırdırttığını şimdi daha iyi anlıyoruz. Bu şiddet
sarmalı ortamında gençlerimizin yakın geçmişte
ülkemizde binlerce insanın ölümüne ve gözyaşına neden olan tarihimizi biraz araştırılmasını
öneririm. Yeniden diyelim ki bir dünyayı analiz
etme görüşümüz olsun/olmalı ancak şiddete
ASLA.
Unutmayalım önce insan. İnsan yoksa hiçbir
şeyin anlamı ve önemi yoktur.
Türkiye'de yeni bir sayfa açıldı
Akil İnsanlar Heyeti'nde yer alan isimler PKK'ya silah bırakma çağrısını olumlu bulurken,
Türkiye'de "yeni bir sayfanın açıldığı" yönünde görüş bildirdi.
DİYARBAKIR- Başbakan Yardımcısı Yalçın Akdoğan ve İçişleri
Bakanı Efkan Ala'nın HDP grup başkanvekilleri Pervin Buldan, İdris
Baluken ve HDP İstanbul Milletvekili Sırrı Süreyya Önder ile yaptığı
görüşme Diyarbakır'da olumlu karşılandı.
Dolmabahçe'deki Başbakanlık Ofisi'nde çözüm sürecine ilişkin
yapılan görüşmeyi televizyondan takip eden vatandaşlar
"Görüşmenin ardından yapılan açıklamaların çözüm sürecine katkı
sağlayacağı" değerlendirmesinde bulundu.
Sivil toplum kuruluşu temsilcileri, PKK'ya silah bırakma çağrısının yapıldığı Dolmabahçe'deki Başbakanlık Ofisi'nde görüşmenin
çözüm sürecinin barışla nihayete ermesi konusunda umutları artırdığı görüşünde.
Diyarbakır Baro Başkanı Tahir Elçi, AA muhabirine, 21 Mart
2013'te gerçekleştirilen Nevruz etkinliğinde Abdullah Öcalan'ın
çağrısının Kürt sorununun çözümünde silahların tümüyle devreden
çıkarılması ve demokratik siyasetin esas alınması olduğunu hatırlattı.
"Bugün açıklanan çağrı ile artık barış ve çözüm sürecinin en
stratejik hedefi olan silahların devreden çıkarılması hedefine yaklaşıldı. Bu çağrı üzerine PKK'nın yetkili organlarını, kongresini toplayarak Türkiye'de Kürt sorununun çözümünde silahların devreden
çıkarılacağına dair bir iradeyi ortaya koyduğunu açıklaması önemli
bir aşamayı ifade eder" diyen Elçi, böylece sorunun demokratik
yollarla çözümü umudunun da ete kemiğe bürünmüş olacağını dile
getirdi.
bahar dönemi için olumlu gelişmeler beklendiğini, bugün yapılan
HATAY/ANTALYA/İZMİR/VAN- Akil İnsanlar Heyeti'nde yer
açıklamalarla bunun teyit edilmiş olduğunu kaydetti.
alan isimler, Başbakan Yardımcısı Yalçın Akdoğan ve İçişleri
Silahsızlanma ve merkezden siyasete katılım aşamasında
Bakanı Efkan Ala'nın, HDP Grup Başkanvekilleri Pervin Buldan,
önemli bir sürecin yaşandığını belirten Çelenk, "Ankara'nın kararlıİdris Baluken ve HDP İstanbul Milletvekili Sırrı Süreyya Önder ile
lığıyla Öcalan'ın kararlılığıyla çözüm süreci bu aşamalara geldi"
Dolmabahçe'deki Başbakanlık Ofisi'nde görüşmelerinin ardından
dedi.
yaptıkları ortak açıklamaya dair değerlendirmelerde bulundu.
Akil İnsanlar Heyeti Akdeniz Grubu Üyesi Hüseyin
Yayman, ortak açıklamanın, çok önemli olduğunu
BULMACANIN ÇÖZÜMÜ
söyledi. Uzun zamandır böyle bir açıklama beklendiğini ifade eden Yayman, şöyle devam etti:
"Türkiye'de yeni bir dönem, yeni bir tarihin ve
10
9
8
7
6
5
4
3
2
1
beyaz bir sayfanın açıldığının ilan edilmesidir.
Türkiye'de silahlı mücadelenin, silahlı çatışma döne1
minin bir anlamda şiddetin son bulması bağlamında
gerçekten çok çok önemli. Uzun zamandır böyle bir
2
açıklama bekleniyordu. Ben HDP'nin açıklamasını,
Kandil'de görüşüldüğü için Kandil tarafından da
3
benimsendiği için bunun çok önemli olduğunu düşünüyorum. Bazı insanlar, "daha önce de örgüt bu tür
4
açıklamaları yaptı ama mücadeleyi bırakmadı"
demişti. Bugünkü bu şartlar diğerlerinden çok daha
5
farklı çok daha olumlu bir noktadayız.
6
7
8
9
10
11
Akil İnsanlar Heyeti Ege Bölgesi Grubu Başkanı
Tarhan Erdem de, ortak açıklama yapılmasının, bazı
konularda sağlanan anlaşmayı gösterdiğini söyledi.
Genel seçim öncesi böyle bir anlaşmanın sağlanmasının Türkiye için çok değerli ve etkili olduğunu
ifade eden Erdem, "Bu anlaşma basit bir mesele
değil. İki taraf da bir parti. Açıklayan Sırrı Süreyya,
yanında heyetin tamamı var. Başbakan Yardımcısı
Akdoğan'ın yanında İçişleri Bakanı Ala, yani hükümet
içindeki fiili, hukuki sorumlusu... İki heyetin bir araya
gelmesi ve ortak bir metin okuması çözüme ulaşma
noktasında çok değerli. Bundan sonra mırın kırın
etmeden devam etmeleri gerekiyor. Bölünmeden korkanlar var ya, bölünmek isteyenler de var, bu ikisi
ortak vatanda anlaşmış oldular" diye konuştu.
Akil İnsanlar Heyeti Akdeniz Bölgesi Grubu Genel
Sekreteri Tarık Çelenk ise açıklamaların, bazı konularda sağlanan anlaşmayı gösterdiğini söyledi. Çelenk,
12
13
14
15
16
17
18
19
20
12
AK Parti’den
CHP’ye 2.000’den seçim tatbikatı
fazla başvuru oldu
haber
3 Mart 2015 Salı
ANKARA- CHP'de milletvekilliği aday adaylığı için
resmi başvuru bugün sona
erdi.
Alınan bilgiye göre, milletvekili aday adaylığı için
onaylanan resmi başvuru
sayısı 2 bini aştı.
Kontenjan adaylığı başvurusunda bulunan Genel
Başkan Kemal
Kılıçdaroğlu'nun seçim bölgesi
belirtilmedi.
CHP Genel Başkan
Yardımcısı Mehmet Bekaroğlu
ile CHP İstanbul Milletvekili
İhsan Özkes, kontenjandan
İstanbul 1. Bölge milletvekilliği
adaylığı için başvuruda bulundu.
Yerel seçimlerde İstanbul Büyükşehir
Belediyesi başkan adayı olan Mustafa
Sarıgül ile Genel Başkan Yardımcısı Ercan
Karakaş da İstanbul 2. Bölge'den ön seçim
adaylığı başvurusu yaptı.
CHP Denizli Milletvekili İlhan Cihaner,
İstanbul 3. Bölge'den, İzmir Milletvekili
Mustafa Ali Balbay ise İzmir 2. Bölge'den
ön seçim adaylığı başvurusunda bulundu.
Parti Meclisi üyesi Şenal Sarıhan da
Ankara'dan kontenjan adaylığı için başvurdu.
CHP Merkez Yönetim Kurulunun eski
üyelerinden Hakkı Süha Okay Ankara'dan
ön seçim, eski devlet bakanlarından
Mehmet Sevigen İstanbul 2. Bölge'den ön
seçim başvurusunda bulundu.
Genel Başkan Yardımcısı
Sezgin Tanrıkulu, İstanbul 2.
Bölge kontenjan adaylığı için
başvuru yaparken, Veli Ağbaba
eğilim yoklaması yönteminin
uygulanacağı Malatya'dan
aday adayı oldu.
Baykal ile Savaş
Antalya'dan aday adayı
Parti Sözcüsü ve Genel
Başkan Yardımcısı Haluk Koç
ise Ankara 1. Bölge kontenjan
adaylığına başvurdu.
Kontenjan adaylığı için başvuran MYK üyelerinden Yakup
Akkaya'nın da bölgesi belirtilmedi.
Eski Genel Başkan Deniz
Baykal ile Yargıtay Onursal
Başsavcısı Vural Savaş, ön
seçim yönteminin uygulanacağı
Antalya'dan aday adaylığı başvurusunda
bulundu.
Grup Yorum'un eski solistlerinden Hilmi
Yarayıcı da kontenjan adaylığı için başvurdu. CHP'de, 85 seçim çevresinin 55'inde
ön seçim kararı alınmıştı. Üyelerin katılımıyla gerçekleştirilecek ön seçim 29 Mart'ta
yapılacak.
ANKARA - AK Parti, milletvekili aday adaylığıyla
ilgili başvuru sürecinin tamamlamasının ardından
hafta sonu 85 seçim bölgesinde teşkilat temayül
yoklaması yaparak çalışmalarına devam edecek.
AA muhabirinin edindiği bilgiye göre, Yüksek
Seçim Kurulunun belirlediği takvim doğrultusunda
seçim çalışmalarını aralıksız sürdüren AK Parti,
sandık güvenliği konusunda da 1 milyon 800 bin
sandık görevlisi ile 7 Martta "sandığa sahip çıkıyoruz" adı altında seçim tatbikatı yapacak.
Türkiye'nin dört bir yanında evlere, işyerlerine ve
kahvehanelere temsili olarak kurulacak sandıklarla
gerçekleştirilecek tatbikata, sandık koordinatörleri ile
sandık yönetim kurulu üyelerinin yanı sıra parti
yöneticileri, milletvekilleri ve bakanların katılması
istendi. Tatbikat, aynı zamanda 7 Haziranda gerçekleştirilecek seçimlerin de provası olacak.
Tatbikatla AK Parti'nin 3 ana kademe, 3 kadın
kolları ve 3 gençlik kolları üyelerinden oluşan 9 kişilik
sandık yönetim kurulları da aktif hale gelecek, eksiklikler tespit edilerek, en kısa zamanda bunların
tamamlanması sağlanacak.
Sandık Yönetim Kurulu üyelerinden, temsili
sandıkların başına gelmeyenler tespit edilerek, yerlerine yeni isimler belirlenecek.
Parti, sandık yönetim kurulu üyelerinin seçim
gününe kadar görevli oldukları sandıklardaki seçmenlerle yakın temas içinde olmasını ve görevli
olduğu sandıktaki seçmenleri tek tek ziyaret
etmelerini istedi.
Öte yandan, bir önceki seçim sonuçlarını da
inceleyen AK Parti yönetimi, oyların az çıktığı sandıkları tespit etti ve bu sandıklara yönelik özel çalışma
yürütülmesine karar verdi.
Ankara Ticaret Borsası 88 yaşında
1925 yılında
Atatürk’ün imzasıyla kuruluş kararnamesi yayınlanan
Ankara Ticaret
Borsası 27 Şubat
1927 tarihinde
kuşat edilerek ilk
toplantısını gerçekleştirdi…
ATB Başkanı Yavuz,
yaptığı açıklamada
“Ankara Ticaret
Borsası kuruluş
tarihindeki heyecan
ve azimle çalışmalarını
sürdürmektedir”
dedi…
Avrupa Müslüman
nüfustan rahatsız
ANKARA- Ankara Ticaret Borsası
(ATB) 88 kuruluş yıldönümünü kutluyor.
19 Şubat 1925 yılında Cumhurbaşkanı
Atatürk ve dönemin Bakanlar Kurulu’nun
imzaladığı kararname ile kurulan Ankara
Ticaret Borsası, 27 Şubat 1927 tarihinde
ilk toplantısını gerçekleştirerek küşat edildi.
Ankara’da bugün Ankara Adalet
Sarayı’nın bulunduğu yerde, Hububat
silosuna yakın bir binada faaliyete geçen
Ankara Ticaret Borsası, kuruluş tüzüğü ile
ülkemizdeki birçok ticaret borsasının da
kuruluşuna öncülük etti.
ATB’nin kuruluş yıldönümü nedeniyle
bir açıklama yapan ATB Başkanı Yavuz
“Ankara Ticaret Borsası kuruluş tarihindeki heyecan ve azimle çalışmalarını
sürdürmektedir” dedi…
ATB’nin 88 yıllık tarihi boyunca, borsacılıkta ilk olan birçok tesisin kurulmasına öncülük ettiğine dikkat çeken Yavuz “
ATB, çağdaş borsacılık adına tüm alt yapı
çalışmalarını tamamlamış ve dünya borsalarıyla aynı hizmet anlayışını verebilecek düzeye ulaşmıştır” şeklinde konuştu.
Yavuz sözlerini şöyle sürdürdü:
“ATB olarak Ankara ekonomisiyle birlikte, ülke ekonomisine de önemli alt yapı
tesisleri kazandırarak örnek bir çalışma
Filistin parasız kaldı
KUDÜS- İsrail ordu
sözcülüğünden ismini vermek
istemeyen bir yetkili, AA
muhabirine, bugün başlayan ve
yarın akşama kadar sürecek tatbikat için 3 bin askerin birliklerine çağrıldığını, telefonla aranan
10 bin askere de teyakkuz
halinde olmalarının istendiğini
söyledi.
Kaç askerin tatbikata
katıldığına dair rakam vermekten kaçınan yetkili, "tatbikatın
her iki yılda bir yapılan rutin
uygulama" olduğunu savundu.
Bu arada, Filistin Yönetimi,
İsrail'in vergi ödemesini kesmesi
nedeniyle son aylarda çalışanlarının maaşını ödemekte zorlanıyor.
Filistin’in, ayda yaklaşık 175
milyon dolara ulaşan ithalat ve
ihracattan elde ettiği gelirin vergisine İsrail tarafından önce el
konuluyor, ardından
Ramallah’taki Filistin hüküme-
tine teslim ediliyor. Filistin yönetimi, bu gelirlerle 175 bin
memurun maaşını ödüyor.
Filistin Devlet Başkanı
Mahmud Abbas, Filistin topraklarındaki İsrail işgalinin sona
ermesi için hazırlanan karar
tasarısının BM Güvenlik
Konseyi'nde reddedilmesinin
ardından 31 Aralık’ta,
Uluslararası Ceza
Mahkemesi'nin kurucu temel
anlaşması "Roma
Sözleşmesi"nin de aralarında
bulunduğu bazı uluslararası
anlaşmalara katılma belgesini
imzalamıştı. İsrail, bu
gelişmelerin ardından Filistin
yönetimine ödediği vergi gelirlerini dondurma kararı almıştı.
Filistin yönetimi, geçen hafta,
İsrail'in 2 aydır el koyduğu vergi
gelirlerinin yaklaşık 75 milyon
dolarından (300 milyon şekel),
elektrik borcuna karşılık feragat
etmişti.
sergiledik” diyerek, “ATB olarak bundan
böyle, Cevat Bingöler Canlı Hayvan
Borsası, ATB Et Kombinası, ATB İş
Merkezi, ATB Et Borsası, Ahiboz Hububat
Depolama, Kantar ve Tam Yetkili ve
Sınıflandırıcı Lisansa sahip Uluslararası
Akreditasyon Belgeli Laboratuar tesisleri
ve ATB Hububat ve Yağlı Tohumlar Satış
Salonu ile çağdaş anlamda borsacılık
yapan bir borsadır”
Yavuz, ATB’yi bugün getirilmesinde
emeği geçenlere teşekkür ederek,
“aramızdan ayrılmış olan büyüklerimize
de Allah’tan rahmet diliyorum” diyerek
sözlerini tamamladı.
İSTANBUL- Avusturya Millet Meclisi'nde kabul edilen
"İslam Yasası" ile ilgili İstanbul Sebahattin Zaim Üniversitesi
Sağlık Bilimleri Fakültesi Dekanı kültürel antropolog Prof. Dr.
Kadir Canatan, "Avrupa Müslüman nüfustan rahatsızlık
duyuyor" dedi.
AA muhabirine konuşan Canatan "Tarihe ve demografik
verilere rağmen Avrupa'nın İslam'ı benimsemediğinin" altını
çizerek "Avrupa İslam'ı kendi coğrafyasına ve medeniyetine
ait bir olgu olarak kabul etmiyor. Tarihsel ve demografik
hakikat böyle olsa da... Özellikle göç hareketleri yoluyla
giderek artan Müslüman nüfustan rahatsızlık duyuyor"
ifadelerini kullandı.
"Başlangıçta genç kuşakların Avrupa kültürüne adapte
olacağı ve kendi kökünden uzaklaşacağı" öngörüsü ve beklentisinin hakim olduğu Avrupa'da şimdi kaygı ve korkuların
ortaya çıktığını savunan Canatan şöyle devam etti:
"Fakat bu beklentinin gerçekleşmemesi ve tam tersine
azınlık psikolojisi içinde artan dini duyarlılık ve bunun tezahürleri ortaya çıktıkça gerilimler tırmanmaya başladı.
Farklılıklarla birlikte yaşamanın bir avantaj olabileceği henüz
tam olarak anlaşılmıyor."
"Avusturya örneği yeni değil" diyen Canatan, daha önce
İsviçre'nin Müslüman dernek ve vakıfları yasal abluka altına
aldığına, örgütlenme özgürlüğüne sınırlamalar getirdiğine
dikkati çekti. Avusturya'nın İsviçre'yi izlediğini vurgulayan
bilim adamı başka ülkelerin de bu iki örneği izleyebileceği
öngörüsünde bulundu.
Kerbela’ya yardım
KERBELA- Türk Kızılayı, IŞİD saldırıları nedeniyle
çoğunluğu Telaferli Türkmenlerden oluşan Irak'ın Kerbela
kentindeki 200 sığınmacı aileye, insani yardım malzemeleri
dağıttı. Türkiye Bağdat Büyükelçisi Faruk Kaymakcı ile
Kızılay ekibi, sığınmacılara yardım dağıtmak için Kerbela
kentine gitti. Burada, IŞİD şiddetiyle sığınmacı durumuna
düşen Telefarli Türkmenlere gıda kolileri dağıtıldı.
Kaymakcı ve Kızılay ekibi, Irak'ın farklı noktalarına
dağılarak zorlu bir yaşam mücadelesi yürüten sığınmacı
alilere, Türkiye'ninyardım elini ulaştırmaktan dolayı büyük
bir memnuniyet duyduklarını belirtti. İnsani yardımın
dağıtılmasının ardından Kaymakcı, Kerbela Vali Yardımcısı
Casim el-Fetlavi ile görüştü. İkili, ortak basın toplantısı
düzenledi. Irak'taki güvenlik durumu ve terör örgütünün
saldırılarına değinen Kaymakcı, "Türkiye'nin, DAEŞ
terörünün karşısında olduğundan hiç kimse şüphe duymamalıdır" dedi. "Kutsal topraklarda bulunmaktan dolayı
çok mutluyum. Bu vesileyle İmam Hüseyin ve şehitlerimizi
anıyorum" diyen Kaymakcı, şunları dile getirdi: "Irak, iki
belayla uğraşıyor. Birincisi DAEŞ belası, ikincisi insani kriz.
Biz iki konuda da Irak'a yardım etmeye hazırız ve ediyoruz. DAEŞ, sadece Irak'ın değil, tüm ortak coğrafyamız
ve dünyanın düşmanıdır. DAEŞ ile mücadelesinde Türkiye,
Irak'ın yanında. Önümüzdeki birkaç gün içerisinde Irak ile
güvenlik ve savunma alanında çok daha yakın bir işbirliği
yapacağız. Yabancı terörist savaşçıları, engelleme
konusunda Türkiye üzerine düşeni yapıyor. 10 binden
fazla DAEŞ şüphelisinin Türkiye'ye girişi yasaklanmıştır.
Bu, kaynak ülkelerin Türkiye ile istihbarat işbirliği yapmasından sonra mümkün oldu. Bin 200 DAEŞ şüphelisi
Türkiye'den sınır dışı edilmiştir. Türkiye-Suriye ve TürkiyeIrak sınırlarında güvenlik önlemleri artmıştır
14
3 Mart 2015 Salı
"İnsanlık tarihinin başladığı"
mağaralara 150 bin ziyaretçi
TURİZM
İnsanlık tarihinin bilinen en eski yerleşim yerlerinden biri olan Tekkeköy Mağaraları Arkeoloji
Vadisi'ni, restorasyon çalışmalarının başladığı 2013 yılından bu yana 150 bin kişi ziyaret etti.
Ani'de 21 eser
daha turizme
kazandırılacak
KARS - Kars'ta birçok medeniyete ev
sahipliği yaptığı için "dünya kenti" olarak
nitelendirilen Ani Ören Yeri'ndeki 21 eserin
hazırlanan yeni projelerle turizme kazandırılması hedefleniyor.
Kültür ve Turizm Müdürlüğü, Kars ile
Ermenistan sınırında yer alan Ani Ören
Yeri'nin UNESCO Dünya Kültür Mirası
Listesi'ne alınması için çalışmalarını
sürdürüyor.
Kurulduğu tarihten bu yana birçok
medeniyete ev sahipliği yapan ve mimari
özelliğiyle yerli ve yabancı turistlerin ilgisini
çeken ören yeri, müdürlüğün hazırladığı yeni
projelerle daha ihtişamlı hale getirilecek.
Kafkaslardan Anadolu'ya giriş kapısı
olarak nitelendirilen ve milattan önce 5000'li
yıllardan günümüze kadar gelen antik kentteki tarihi yapıların gelecek nesillere ulaştırılması ve farklı medeniyetlere ait tarihi izlerin
yaşatılması için restorasyon çalışmaları bu yıl
da devam edecek.
Kültür ve Turizm Müdürü Hakan Doğanay,
AA muhabirine yaptığı açıklamada, kent
merkezine 40 kilometre uzaklıktaki Ani Ören
Yeri'nin, Kars ve bölge turizmi için önemli bir
yere sahip olduğunu söyledi.
Bu yıl içinde ören yerindeki kurtarma
kazılarının Pamukkale Üniversitesi Klasik
Arkeoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof.
Dr. Fahriye Bayram başkanlığında yürütüleceğini belirten Doğanay, birçok medeniyetin
bir araya geldiği Ani'de çok kültürlülüğün
eşsiz örneklerini görmenin mümkün olduğunu
vurguladı. Antik kent surlarının restorasyonuyla ilgili projelerin tamamlandığını anlatan
Doğanay, şunları kaydetti:
"Antik kentimiz UNESCO Dünya Kültür
Mirası Listesi'ne aday oldu. 2016 yılında
Oslo'da yapılacak toplantıda listeye girebilmek için aday olabilir. 2015-2016 yılı Kars
ve Ani Antik kentinin yılı olacak. Kültür ve
Turizm Bakanlığımız da bu konuda bize
büyük destek veriyor. Bu kapsamda ören
yerinde yeni karşılama merkezleri, yürüyüş
yolları gibi önemli projeleri de hayata
geçirmeyi hedefliyoruz. Ayrıca antik kentteki
farklı kültürlere ait 21 yeni eseri de turizme
kazandıracağız. Böylece kentimiz için çok
önemli olan tarihi değerimizden üst düzeyde
yararlanabileceğiz. Ani, bizim için dünya
mirasları listesine girmesi gereken bir
hazinedir."
Doğanay, eserin korunması, yaşatılması
ve gelecek nesillere aktarılmasının bütün
insanlığın görevi olduğunu ifade ederek,
Almanya, Ermenistan, Gürcistan,
Japonya'dan gelen çok sayıda turistin antik
kenti ziyaret ettiğini sözlerine ekledi.
ISSN 1308-7622
Yıl: 45
Sayı: 15108
3 Mart 2015
Salı
GÜNLÜK SİYASİ GAZETE
Yayın Sahibi:
Grup Birikim Matbaacılık Yayıncılık Bil. Med. Sanayi ve Ticaret A.Ş. adına
Ahmet Serkan Küçük
Genel Yayın Yönetmeni
Ahmet TEKEŞ
Haber Koordinatörü
Dursun ERKILIÇ
Yazı İşleri Müdürü
Şebnem ÜNAL
Sayfa Editörü
Abdülmecit KOYUNSAĞAN
İstihbarat Şefi
Ayşegül BALDEMİR
Muhabir - İnternet Editörü
Alparslan OĞUZ
Haber Merkezi
Şenol Günüç, Emine Özcan, Kenan Ergen,
Hakkı Murat Söbütay, Burcu Kerim, Ayşenur Gürer, Mihriban Demirel,
Tülay Canpolat, Zeynep Efsane Güzeldereli
İdari Merkez
Yeni Batı Mah. 2412 Sok. No: 12 Batıkent - Yenimahalle /
ANKARA Tel: 0312 397 49 79 - [email protected]
Basıldığı Yer:
Yayın Sahibi
Temsilcisi:
Yiğit YİĞİT
KONYA -Tekkeköy Belediye Başkanı
Hasan Togar, AA muhabirine, 5 ay önce
ABD'de yayımlanan resmi bir makalede,
Nuh tufanından sonra bilinen en eski üç
yerleşim yerinden birinin Samsun'un
Tekkeköy ilçesi olarak yer aldığını söyledi.
Katlı yaşamın ilk örneklerinin de bu
mağaralarda olduğunu anlatan Togar, yaklaşık iki yıl önce başlayan restorasyon ve
düzenleme çalışmalarının devam ettiğini
dile getirdi.
Çalışmalar devam ederken vadinin
ziyarete açık olduğunu vurgulayan Togar,
şöyle konuştu:
"Şehir içinden ve dışından yaklaşık 150
bin ziyaretçimiz olmuş. Bu bölgeyi tarihi
alanlı arkeoloji müzesi yapmak istiyoruz.
Yani o ilk yaşamın mağaralarda sembolize
edildiği insan figürleriyle, hayvan figürleriyle
donatalım ve ziyaretçilere o dönemin
yaşamını da canlandıralım diye düşünüyoruz. Bunun için Anıtlar Kurulu, Kültür ve
Turizm Bakanlığıyla yazışmalarımız devam
ediyor. Gerekli izinlerin sonuna geldik.
İnşallah bu yazın sonunda orada turistlerin
de merakla geleceği güzel bir tarihi doku
ortaya çıkartacağız."
Bölgeyi yurt içinde ve dışında tanıtmak
amacıyla tur firmalarıyla da projeler
geliştirmeyi planladıklarını anlatan Togar,
vadi içinde bir de imitasyon müze kurulduğunu, bu müzede bölgeden çıkan tarihi
eserlerin imitasyonlarının sergilendiğini
belirtti.
Hürrem Sultan'ın yaptırdığı hamam müze oldu
KONYA - Kanuni Sultan
Süleyman'ın eşi Hürrem Sultan'ın 16.
yüzyılda Konya'nın Karapınar ilçesinde
yaptırdığı tarihi Valide Sultan Hamamı,
atıl durumdan kurtarılarak bir müzeye
dönüştürüldü. Yüzyıllardır ayakta
kalan, 1970'li yıllara kadar gelin ve
damatlar için "güveyi (damat) başı
yıkama" geleneğinin de mekanı olarak
kullanılan hamam, aynı dönemde yaptırılan Sultan Selim Camii ve
Kervansarayı ile yıllara meydan okuyor.
Vakıflar Genel Müdürlüğünce
restore edildikten sonra Karapınar
Belediyesine devredilen Valide Sultan
Hamamı, Osmanlı Dönemine ait ev
eşyasından tarım aletlerine kadar yaklaşık 500 tarihi eserin sergilendiği bir
müze haline getirildi.
Türkiye'de çölleşme riski en yüksek
yer olan ve zaman zaman kum fırtınalarının görüldüğü Karapınar'ın
belediye başkanı Mehmet Yaka, AA
muhabirine yaptığı açıklamada, 16.
yüzyılda Mimar Sinan tarafından
yapılan cami, kervansaray ve hamamın
yüzyıllardır ayakta durarak bugünlere
kadar geldiğini, 2007 yılında restore
edilerek belediyeye devredildiğini
söyledi. (AA)
Togar, bölgenin özellikle hafta sonları
öğrenci grupları tarafından sıkça ziyaret
edildiğini dile getirerek, şunları kaydetti:
"Yabancı ülkelerden gelen öğrenci gruplarımız oluyor. Buradan etkilenen öğrencilerin ülkelerine döndükten sonra büyüklerini
de alıp burayı görmeye geleceklerine
inanıyorum. Bu ilçenin içinde mağaralarından sonra tarihi kiliseler var. Belki dünyanın
birçok ülkesindeki insanların büyükleri, ataları, dedeleri buradan gitmişler. Onların
buradaki o heyecanlarını görüyorsunuz.
Dünyanın çeşitli yerlerinden gelen öğrenci
grupları gördüklerinden çok etkileniyorlar.
En son Macaristan, İtalya, İngiltere, Fransa,
Avusturya'dan gelenler oldu. Yaklaşık 40
değişik ülkeden bu bölgeye gelenler var."
ABONE TALEP FORMU
$',62<$',
)ù50$$',
6$'(&(7h=(/.ùúù/(5
9(5*ù180$5$6,9(5*ù'$ù5(6ù
6$'(&(7h=(/.ùúù/(5
6$'(&(7h=(/.ùúù/(5
$'5(6
6(07ù/d(ú(+ù5
3267$.2'87(/()21*60
(3267$7&.ù0/ù.12
$%21(/ù.6h5(6ù<,//,.<,//,.
g'(0(ú(./ù3(úù1..$57,DOÖQPÖûWÖU
$ERQHOLNELWLûWDULKLQGHQLWLEDUHQJQ|QFHDERQHOLNLSWDOL\D]ÖOÖûHNLOGHLVWHQPHGLøLWDNWLUGHDERQHOLNVUHVL\ÖOX]D\DFDNWÖU
7$5ù+
)RUPGDNLELOJLOHULQHNVLNVL]GROGXUXOXSLP]DODQPDVÖQGDQYHWDUDIÖPÖ]DXODûPDVÖQGDQVRQUDDERQH
OLNLûOHPOHULQL]EDûOD\DFDNWÖU
<HGLJQ*D]HWHVLQH
$ERQH2OPDNùVWL\RUXP
Dağıtım: AK Dağıtım Abdulgani AKDAĞ Çağlayan Mah. Tıp
Fakültesi Caddesi No: 258/11 Mamak/ANKARA Tel: 0312 368 04 09
Resmi ilanlarımızı internet sitemizden de görebilirsiniz.
www.yedigungazetesi.com.tr
Sözleşmesiz yazarlara ücret ödenmez
YediGün Basın Meslek ilkelerine uymaya söz vermiştir
Büyük Anadolu Medya Grup Özel Eğitim Gıda ve İnşaat Ltd. Şti.
İstanbul Cad. Elif Sokak No:7/244 İskitler - Ankara TEL: 0 312 384 30 70 Pbx
Yayın Türü: Yerel - Süreli (Pazar hariç)
ù0=$
<XNDUÖGDNLELOJLOHULQGRøUXOXøXQXNDEXOYHEH\DQHGL\RUXP
%HOLUWWLøLPJD]HWHJD]HWHOHULQDGUHVLPHJ|QGHULOPHVLQLRQD\OÖ\RUXP
:2
<,91
4;
8735
*5; <97: 7/2
<+; .6/ <
. 3*
:8' 8<,
612
:11 4: <-65' 69<; 6/,;7
944 1-6
;6<
;<* 6<:6< 87;1;8#97927:;87 0.6$
438
98, 8; <5;4;/<;043 4:1<: 2< %698: 0/8 <*94 6<+%7- 9*<(
12
/. 6;5 <+9
5;28:7<.7;4;<: 0+:
(: 6/2 6989<5;;7' 87:69
4/ :7: .,0 4:
7:
8(
4: 8/8<, <8: 7795 %8:2 38
/ 8.295 :8: 9)<4 87;638 9$
:5. +9796$< <56 .6; 6<4:4
295
.7; 8. /&< -0.
:A
:5. 84:<, 6-7
4>
7:69 13#3<(%
:?
;61
BA
*
;B
>9@
-2
B=,
>?>
$
"$
$
>AB
$6@
&
# %
"
'
!
$
#
$
#
$ERQHOLNùûOHPOHULYH'DøÖWÖPÖ<DSDQ)LUPD
*UXS%LULNLP0DWEDDFÖOÖN
<D\ÖQFÖOÖN%LOLûLP0HG\D6$1YH7ù&$ú
%DWÖNHQW<HQL%DWÖ0DK6RNDN1R
<HQLPDKDOOH$1.$5$
ZZZ\HGLJXQJD]HWHVLFRPWU‡JD]HWH\HGLJXQ#JPDLOFRP
=8
;B9A
@(
-= ;
B92 @6 <[email protected]
9@> ;<5 ?B@ ?6A.
B+@ @=AB 8
=A. 9'B ,><A5
B), @=A
B), 0@>A <4B @=@ 41
94=
.B5 @
A9A
;>; ;> A:A>
<A 7B1?=B? A=B B89?:
@6 6@
0@
@B0 7 ?<:?'B# @: @+@/ [email protected];=>?>B?> 31A95
A: A>[email protected] &?& A=? B8@ ?8'
>;
8@
=A8 /6 >B@ 9?<< [email protected] ?=:
>
@/
)A @+@ ;&; "B8@'B!2- ?/9
7=1 3?- [email protected]@
9;'B :@:;5B
:;8 ?B:A(
50 @3 @/ B?<A %?>
A @/;>; @& =?>
7 A-B!AB# (<7 >B?
@5 B3A
>@
792 32 >.
A
>B+
@8
(@ @+ [email protected] =8A ;
1;= 1A>?>
:A
:2
94=
"
$= 5A9B" =B2 <;B /8@><7.
*0 8@><@@/@=;A<B#@ =2(
9A
1@ 8B1 A> :@
:?9 %
%2 B <B;<;%+<A9. 9A0 ;-B8@ =A
5@ B:A >B?<8B [email protected] =?69<A
A<
A %<4 ;<@ B1; =,
! &
4 <@/<@=;>; .B9A <A BA>
=/;
(?< A8 8?>
8@
[email protected]
B:A =5
92- 8<@ +A :?'B A<B!A >7 7
$%
"
5@ =6?>?B= B:A 4=6 [email protected] 2> ?<A
&
!
:A >7 9A=?B -A [email protected] 4B:
4>
'
'
!
&
!
&
2<7 8=A 0B2 2- 4/ A<
A .B @ @9B ,= A>
?6A (?<.B597=B)B
:A 7/ ?'B
2<59?=: <?
)A @0%A
B#
<A9 @0
A+
;B" 5@>B); @
@>
@3 8% ;=
/8 <A3
#@ .B 4 ?B+AB =8@;<5;/9 @-9;'
:A =1A6 2<[email protected] A6?B3
63
!4 [email protected] B1; ?=5
A=@ @>
@ &4694 >:
B2- ;6;>:<@=;>
34 (A=<A
3?
3A ;/B@%/;5
:A
?5
=8?
?=
!4 @[email protected]@8<@ ;<B1 ?B6A% A5
@6
2> B17
>B> A(?>6;<B,>=;>:@
<4>
1, @6A9A A=A :A.B@ %<@
B
6?3 >7%B+ =?> B62>7
$
62 8A9<A ?5
"*
#$ *
@> ?B6A% A(?&'
* *
<?6 =A
'B
),
#
'
& **
%
"*
5? @> >7
)
:4<0@@3;[email protected];>
?B [email protected]?:BB-A@>B@
$
9?
B
B
B
B
B
<
B
<
<
B
B
B
B
B
B
B
B
B
B
B
B
<
<
<
<
<
<
<
B
B
<
<
<
<
B
<
<
B
B
B
B
B
B
B
B
B
B
B
B
B
B
B
B
<
<
<
<
B
B
B
B
B
B
B
B
<
<
<
<
B
B
B
B
<
<
<
<
<
<
<
B
<
<
<
<
<
<
<
<
<
<
<
<
<
B
B
>
>@
7>
2=7
5?
92= >2(<7 :A 5?<<A%28B, A=@ B17 .B8
.
B2-4>:A <@[email protected]
5@ .B "A =8B ?>B
B?% 3<A
6 8?> B!4A:B?% -;<@>B,>
5@ :464@&@
@ ,&
?<?/ 1A6?.55
)4 0@ B@<5@ ?
94= 0@ 9<?:?='B9<A=B)
57 ;>@ :A<A6
7 5A ?3A
@<9 @ >7 8;3 [email protected]
54 (7 32
0@
<:7 >4 :?
B B
>
:A <A=
4> A>
<5 85
B&7 B!4= B
" @> 3A
<
B
B
:?
>B8?>1:4<0 B;[email protected] 35 5A ?B+A B17 =7
7> :7
5 5<
( 7<9@ 7B* .[email protected] &B4<A
9?.B >A 632> <7>
8
B%2
;[email protected] A=A "$
@0B A8B4&
:?'B
/9?=
2(<7.B?B),=4/5
8<A
B
B
B
B
B
B
B
B
B
B
B
B
B
B
B
$
3 Mart 2015 Salı
Ülkesindeki olaylar nedeniyle Türkiye'ye sığınan ve Osmaniye'deki konaklama tesisinde
kalan 2 metre 28 santimetre boyundaki Suriyeli
cuma Türkmen çadır kentte uzun boyunun
sıkıntısını yaşıyor.
2,28’lik Suriyeli Cuma’nın
çadır kentte zorlu yaşamı
OSMANİYE - A. ERKAN YİĞİTSÖZLÜ Suriye'nin Lazkiye kentine bağlı Bayırbucak bölgesinde yaşayan 22 yaşındaki Türkmen, ülkesindeki iç savaş nedeniyle 2 yıl önce annesi ve 6 kız
kardeşiyle Türkiye'ye sığındı. Babası Ramazan
Türkmen ise Suriye'de muhalifler safında savaşmaya devam ediyor.
Ailesiyle Osmaniye'deki konaklama tesisinde
kalan Türkmen, kentte herkes tarafından "dev
adam" olarak tanındı.
Kendisi için tahsis edilen çadırda tek başına
kalan Türkmen, AA muhabirine yaptığı açıklamada,
çadır kentin ağır şartlarında 2,28 metrelik boyuyla
daha da zorlandığını, en çok üzerine uygun kıyafet
bulamak ve günlük işlerini yapmakta zorlandığını
söyledi. Hormonal bozukluk nedeniyle 12 yaşından
sonra boyunun hızla uzamaya başladığını belirten
Türkmen, Suriye'nin Şam ve Humus kentlerinde
gördüğü tedaviden sonuç alamamış. Türkmen'in
boyunun uzaması 1 yıl önce Çukurova Üniversitesi
Tıp Fakültesinde gördüğü tedavinin ardından
durmuş.
Suriye'de iç savaş başlamadan önce güzel bir
hayatı olduğunu anlatan Türkmen, "Şam ve
Humus'ta bir süre basketbol oynadım. Aynı
zamanda eğitimime de devam ediyordum.
Ülkemizde karışıklıklar baş gösterince Türkiye'ye
kaçmak zorunda kaldık. Burada bir çok zorlukla
karşılaştık. Önce şeker hastalığına yakalandım
sonra bel fıtığı nedeniyle hiç bir şey yapamaz
oldum. Kullanmak zorunda olduğum ilaçlar ailem
için verilen küçük buzdolabının yarısından fazlasını
kaplıyor. 6 kız kardeşim ve annem bir çadırda
kalırken ben tek başıma ayrı bir çadırda yaşamak
zorunda kalıyorum. Boyumun uzun olması
nedeniyle çok sıkıntı yaşıyorum" diye konuştu.
Fiziki yapısı nedeniyle günlük hayatta çok zorlandığını vurgulayan Türkmen, şöyle devam etti:
"Sağlık sorunlarımdan sonra en büyük
sorunum bedenime uygun kıyafet bulamamak,
mesela 56 numara ayakkabı kullanıyorum. Şimdi
giydiğim ayakkabıyı vali yardımcımız
Kahramanmaraş'ta özel olarak yaptırmıştı. Bir tane
pantolonum var, geçen hafta İstanbul'dan bir iş
adamı iki kazak gönderdi, kışı bunlarla geçiriyo-
rum. Kamp müdürümüz bir terlik yaptırdı ayağıma
göre. Toplu mekanlarda, yemek ve televizyon izlemek için uygun tabure ve koltuk bulmakta güçlük
çekiyorum. Kent merkezine gittiğimde herkesin
gözü üzerimde oluyor, çok fazla dikkat çekiyorum.
İnsanlar benimle fotoğraf çektirmek istiyorlar.
Boyum nedeniyle çok fazla tanınıyorum, insanlar
ilgi gösteriyor fakat gerçeklerle ben yüzleşiyorum.
Şeker hastalığım nedeniyle yaz aylarında çadırda
kalmakta çok zorlanıyorum. Yetkililerden bir
konteyner talebim oldu umarım kısa zamanda
karşılanır. Ülkemize ne zaman döneceğimiz belli
değil. Buradaki misafirperverlikten memnunuz ama
ülkemdeki savaşın en kısa sürede sona ermesini,
yeniden yurduma dönmeyi istiyorum." (AA)
Yaran Ekibi
sezonu açtı
Ahi Yaran Ekibi'nin 2015
sezonu açılışı Çankırı'da
alışveriş merkezinde
yapılan gösteriyle başladı
Ahi Yaran Ekibi'nin 2015
sezonu açılışı bir alışveriş
merkezinde düzenlenen
gösteriyle yapıldı.
Başağalığını Recep
Dereci ve küçük
başağalığını Ali Dereci'nin
yaptığı yaran ocağının
2015 sezonu açılışına,
yaran gösterisiyle başlandı."Yaran"a özgü
kıyafetleriyle Çankırı'daki
bir alışveriş merkezinde bir
araya gelen yaran üyeleri,
alışveriş merkezinin
ortasında halk oyunları
oynayarak gösteri yaptı.
Gösteriye yoğun ilgi
gösteren vatandaşlar,
yaran oyunlarını ilgiyle
izledi.
Yaranın sorumlusu
Büyük başağa Dereci, AA
muhabirine yaptığı açıklamada, 24 yaren ve bir
çavuştan oluşan yaranda
2015 sezonunun açılışını
yapmanın mutluluğunu
yaşadıklarını söyledi.
Gelenekleri yaşatmak,
İslam ahlak ve faziletiyle
bir araya gelen tüm örf ve
adetleri yaşatmayı
amaçladıklarını ifade eden
Dereci, şöyle konuştu:
"Yaran da Oğuzlar'dan
günümüze gelen kültür
mirasıdır. Bu mirasa sahip
çıkıp, gelecek nesillere
aktarmak istiyoruz. Yaran
düsturuyla yarenler, yaran
gecelerinde eğitildi. 'Eline,
beline, diline hakim ol'
düsturuyla yaran sezonumuzu açtık."Dereci, yaran
gecelerini Türk kültürünün
aktarıldığı etkinlikler
olarak gördüklerini sözlerine ekledi.
YARAN GEcELERİ
Erkeklerin sazlı sözlü
vakit geçirdikleri bir esnaf
birlikteliği olan yaran
gecelerinde, özellikle kış
aylarında haftada bir gün
bir araya geliniyor.
Sadece eğlence değil,
bir dayanışma biçimi
olarak görülen gecelerde
katılanların birbirleriyle
küs olmaması gerekiyor.
Küsler, bu gecede
barıştırılıyor. .
İmam, camide “gençlik
kolları” ve “çocuk
kulübü” kurdu
BALIKESİR - HAKAN FİRİK - Ayvalık
ilçesi Küçükköy Mahallesi'ndeki Merkez
Camisi'nin imam hatibi İlhan Köse, camiye
daha fazla çocuk ve gencin gelmesini
sağlamak için bazı projelerini uygulamaya
başladı. Köse'nin kurduğu, "gençlik kolları" ve "çocuk kulübü"nün üyeleri, sportif
ve kültürel etkinliklere katılıp yabancı dil ve
çocuk oyunları öğrenecek.
Köse, AA muhabirine yaptığı açıklamada, camiye daha fazla çocuk ve gencin
gelmesini sağlamayı, onların kötü yerlerden uzak tutarak derslerine destek olmayı
amaçladıklarını söyledi.
Hedefleri doğrultusunda "gençlik kolları" ve "çocuk kulübü"nü kurduklarını
anlatan Köse, "Çocukların boş zamanlarını
sportif aktiviteler yaparak, geziler
düzenleyerek değerlendireceğiz. Havaların
ısınmasıyla halı saha maçlarımız, iki haftada bir kahvaltı programlarımız da olacak.
Çocuklara ve gençlere Allah'ı anlatabilmeyi, Peygamber Efendimizi anlatırken
örf ve adetleri öğretirken güzel zaman
geçirmeyi amaçlıyoruz" dedi.
Çocuklara geleneksel çocuk oyunlarını
da öğretebilmek için bununla ilgili kurslara
katılıp sertifika aldığını dile getiren Köse,
kısa sürede mendil kapmaca ve seksek
kursları açıp çalışmalara başlayacaklarını
anlattı.
Caminin internet sitesini bile kurduklarını aktaran Köse, "10 kameralı sistem
kurduk. İç ve dış cephesi olmak üzere
camimiz 10 kamera ile günün 24 saati
izlenebiliyor. Bunun haricinde camimize
projeksiyon cihazı kazandırdık. Bir dizüstü
bilgisayar aldık. Çocuklara yaz Kur'an kursunda derslerimizi görsel materyallerle
veriyoruz. Bunun haricinde bir de jeneratör
temin ettik" diye konuştu.
Trabzonlu olduğunu bildiren Köse,
çalışmalarının başta kimi vatandaşlar
tarafından yadırgandığını hatırlattı.
Rutin olarak yaşlıları ziyaret ettiklerini,
ihtiyaç sahiplerinin yanında olmaya
çalıştıklarını vurgulayan Köse, "Bu durum,
insanların tuhafına gitti. Rutin olarak imam
profili sadece cami ve ev. Bunun dışına
çıkıp bizzat halkın ayağına gitmeye
niyetlendik. İnsanları ziyaret ettikçe onların
mutlu olduğunu öğrendik" değerlendirmesinde bulundu.
Necmi Komili Ortaokulu Uzman Beden
Eğitimi Öğretmeni
Jale Yentür Karaoğlu,
gençlik kolları ve
çocuk kulübü kurduğunu öğrendikten
sonra Köse'ye destek
olmaya karar verdiğini
anlattı.
Sportif çalışmalar,
etütler, matematik
dersleri vermeye
başladıklarını aktaran
Karaoğlu, "Hocamızın
başlattığı mendil kapmaca, benim başlattığım tombik ve
Türkiye'de yeni yeni
gelişen spor branşları
olan badminton, çim
hokeyi, dünya spor
branşlarını da burada tanıtıp gençlerimizin
bu alanda daha aydın daha sportif
kendine öz güveni olan yapıya sahip bir
nesil yetiştirmek amacını güdüyoruz"
görüşlerini iletti.
Kulüp üyesi çocuklardan Kardelen
Sayman ise çok güzel bilgi ve davranışlar
öğrendiklerini dile getirerek, Köse ve
Karaoğlu’na teşekkür etti.
Fatih Ulus da okul dışı etkinlikler yapmanın çok hoşlarına gittiğini dile getirerek,
"İlk başta merak ettik neler olacağını.
Heyecanlıydık ilk başta, sonradan alıştık,
heyecanımızı giderdik. Burada matematik,
Arapça, Almanca dersi alacağız. Satranç,
tombik, mendil kapmaca öğreneceğiz"
ifadesini kullandı. (AA)
3 Mart 2015 Salı
Wesley Sneijder'den eğitime destek
Beşiktaş kalesini
savunamıyor
İSTANBUL Galatasaray Futbol
Takımı'nın Hollandalı yıldızı
Wesley Sneijder, "Geleceğin
Tohumları Filizleniyor" eğitim
projesine imzalı formasıyla
katkı sağladı.
Kavram Meslek Yüksek
Okulu'ndan yapılan açıklamada, Öğrenci Konseyi tarafından gerçekleştirilen proje
kapsamında, Süper Lig'de
forma giyen yıldız oyunculardan alınacak imzalı formala-
rın satışından elde edilecek
gelirin, eğitime destek amacıyla kullanılacağı duyuruldu.
Açıklamada, etkinliğe ilk
katılan ismin Wesley
Sneijder olduğu belirtildi.
Sneijder tarafından gönderilen imzalı formanın satıldığı ve elde edilen gelirle,
Adana Lütfiye Kısacık
İlköğretim Okulu'nun bilgisayar laboratuvarına tablet bilgisayarlar alındığı kaydedildi.
(AA)
Kasımpaşa'da
yüzler gülüyor
İSTANBUL - Spor Toto Süper Lig'in 22.
haftasında Balıkesirspor ile 2-2 berabere
kalan Beşiktaş, bu sezon kalesini savunmakta
zorlanıyor.
Siyah-beyazlılar, Süper Lig'de oynadığı son
5 maçta da kalesinde goller gördü. En son 26
Ocak'ta Gençlerbirliği ile oynadığı 17. hafta
maçında sahadan 2-0 galip ayrılan Beşiktaş,
daha sonra yaptığı 5 lig karşılaşmasında 7 kez
rakip oyuncuların gollerine engel olamadı.
Bu dönemde maç başına 1,4 gol yeme
ortalamasıyla oynayan siyah-beyazlılar, 3 galibiyet, 1 mağlubiyet alıp, 1 kez de berabere
kaldı.
Bu sezon Spor Toto Süper Lig, Avrupa
kupaları ve Ziraat Türkiye Kupası'nda toplam
41 resmi maça çıkan "Kara Kartallar", bu kar-
şılaşmaların 28'inde kalesinde gol gördü,
sadece 13'ünde gol yemedi.
Siyah-beyazlılar, Avrupa kupalarında 4,
Süper Lig'de 7, Türkiye Kupası'nda da 2
maçta kalesini gole kapatabildi.
Avrupa kupalarında Arsenal (0-0), Partizan
(4-0), Tottenham (1-0) ve Liverpool (1-0), Spor
Toto Süper Lig'de Mersin İdmanyurdu (1-0),
Bursaspor (1-0), Balıkesirspor (1-0),
Kasımpaşa (2-0), Trabzonspor (3-0),
Gaziantepspor (1-0) ve Gençlerbirliği (2-0),
Ziraat Türkiye Kupası'nda da Sarıyer (4-0) ve
Çaykur Rizespor (0-0) maçlarında kalesinde
gol görmedi. Beşiktaş, bu sezon oynadığı 41
resmi maçta 37 kez topu filelerinden çıkarmak
zorunda kaldı.
Maç başına 0,9 gol yeme ortalamasıyla
oynayan siyah-beyazlılar, Avrupa kupalarında
12 maçta 9 (maç başına 0,75), Süper Lig'de
22 maçta 22 (maç başına 1), Türkiye
Kupası'nda ise 7 maçta 6 (maç başına 0,85)
gol yedi.
Beşiktaş'a bu sezon bir maçta en çok golü
Suat Altın İnşaat Kayseri Erciyesspor attı.
Ligde 16. sırada bulunan Kayseri
Erciyesspor, 7. haftada Kayseri'de oynanan
maçta siyah-beyazlıları 3-2 mağlup etti.
Beşiktaş, bu karşılaşma dışında oynadığı 40
maçta başka takımdan bir maçta 3 gol yemedi. Bu Beşiktaş karşılaşmasına kadar maç
başına 1 gol ortalamasıyla oynayan ve
Gaziantepspor'la birlikte ligin en az gol atan
takımı olan Balıkesirspor da siyah-beyazlı fileleri 2 kez havalandırmayı başardı. (AA)
“Atmacalar” haftalar sonra kanatlandı
RİZE- Spor Toto Süper Lig'de sahasında Eskişehirspor'u 3-0
yenen Çaykur Rizespor, bu galibiyetle 10 hafta aradan sonra
puan cetvelinde küme düşme hattının üzerine çıkarak taraftarını
sevindirdi.
Sezona teknik direktör Mehmet Özdilek'le başlayan yeşilmavililer, ligde alının başarısız sonuçların ardından 12. haftada 30'lık Kardemir Karabükspor mağlubiyeti ile 17. sıraya gerilemişti.
Bu maçın ardından "Şifo Mehmet" ile yolları ayıran Atmacalar,
teknik direktör Hikmet karaman yönetiminde sezona devam
etme kararı almıştı.
Karaman'ın göreve gelmesiyle ligde ve kupada toparlanmaya
başlayan yeşil-mavililer, 22. haftada Eskişehirspor'un 3-0 mağlup ederek puanını 21'e yükseltti. Bu sonuçla 15'inci sıraya yükselen Karadeniz temsilcisi, 10 hafta aradan sonra küme düşme
hattından çıkmayı başardı. Çaykur Rizespor'da, ligin 13. haftasındaki Trabzonspor maçı ile göreve gelen Hikmet Karaman
ligde ve kupada takımının başında 16 maçta sahaya çıktı.
Karaman yönetiminde, ligde 10 maça çıkan yeşil-mavililer
Akhisar Belediyespor, Gençlerbirliği ve Eskişehirspor'u mağlup
etti. Torku Konyaspor ve Bursaspor ile berabere kalan Yeşilmavililer, Galatasaray, Beşiktaş, Trabzonspor, Mersin
İdmanyurdu ve Gaziantepspor'a yenildi.
Karaman yönetiminde yeşil-mavililer ligde 10 maçta 14 gol
atarken kalesinde de 14 gol gördü.
Çaykur Rizespor, Ziraat Türkiye Kupası'nda ise Karaman
yönetiminde çıktığı 6 karşılaşmada 4 galibiyet 2 beraberlik 1
yenilgi aldı. Kupada F grubunu Beşiktaş'ın önünde namağlup
lider olarak tamamlayan yeşil-mavililer, tek yenilgisini son 16
turunda Fenerbahçe'ye karşı 4-1 alarak kupaya veda etmişti.
Kulüp Basın Sözcüsü Aykut Ferah, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Afrika Kupası, sakatlıklar ve beklenmeyen şansızlıkların
ligde kendilerine zor günler yaşattığını söyledi. İyi oyun oynamalarına rağmen bunu bir türlü sonuca yansıtamadıklarını ifade
eden Ferah, "Son iki haftada iyi oyunumuzu sonuca da yansıtmaya başladık. Son iki haftada topladığımız 4 puan moral olarak
ayağa kalkmamızı sağladı. İç sahada 11 maç sonra galip gelerek
bir anlamda takımın ve taraftarın üzerindeki olumsuz atmosferi
dağıttık. Hem iç sahada kazandık hem de küme düşme potasının üzerine çıkarak stresten uzaklaştık" diye konuştu.
İSTANBUL - Kasımpaşa Kulübü Başkan Vekili
Hasan Hilmi Öksüz, Spor Toto Süper Lig'de dün
Gaziantepspor'u deplasmanda 2-0 yenerek galibiyet özlemlerini dindirdikleri için mutlu olduklarını
söyledi. Hasan Hilmi Öksüz, AA muhabirine yaptığı açıklamada, çok önemli bir galibiyet aldıklarını
ve artık üst sıralara tırmanmaya başlayacaklarını
belirtti. Galibiyetten dolayı mutluluğunu dile getiren
Öksüz, şunları kaydetti: "Olmazsa olmaz diye tabir
ettiğimiz bir maçtı. Gaziantep'e galibiyet için gittik
ve bunu başardığımız için çok keyifliyiz. Uzun süre
10 kişi oynamak zorunda kaldık. Takımımız, disiplinden kopmadan sonuna kadar mücadele etti.
İnşallah Gaziantepspor'a karşı aldığımız galibiyet,
bizim geri dönüşümüz olur. Seri yakalamamız
lazım. Bizim yerimiz bu sıralar değil. Üst sıralarda
olmamız lazım. Takım kendine gelmeye başladı.
Son 2 yıldır oynadığımız futbolu tekrar sahaya
yansıtıyoruz." Maçın 47. dakikasında Orhan
Şam'ın kırmızı kart görmesiyle 10 kişi kaldıklarını
hatırlatan lacivert-beyazlılı kulübün başkan vekili,
"İkinci yarının tamamına yakınını 10 kişi oynamak
zorunda kaldık. Bu sürede neredeyse rakibimize
pozisyon vermedik ve önemli fırsatlar bulduk.
İkinci golü de atarak maçı kazandık" diye konuştu.
Öksüz, son iki sezonda ligi en iyi dereceleri olan 6.
sırada bitirdiklerini belirterek, bu sıranın altına düşmek istemediklerini dile getirdi. Sezon başında birtakım sıkıntılar yaşadıklarını aktaran Öksüz, "Ufak
tefek sıkıntılardan dolayı özellikle defansımızdaki
iki önemli oyuncumuzu kaybettik. İstediğimiz noktaya gelemedik. İddiamızdan geride kaldık. Ligin
ne getireceği belli olmaz. Türkiye'den 3. ve 4.
takım Avrupa Ligi'ne katılıyor ancak 5. veya 6. da
katılabilir. Sezonu, son iki sezon elde ettiğimiz
altıncılık derecesinin altında bitirmek istemiyoruz.
Bunu başarırsak başarılı bir 3 yıl geçirmiş oluruz"
ifadelerini kullandı. (AA)
Semih atıyor, İstanbul
Başakşehir kazanıyor
İSTANBUL - Spor Toto Süper Lig ekibi
İstanbul Başakşehir, tecrübeli forveti Semih
Şentürk'ün bu sezon gol kaydettiği 7 maçı da
kazandı. Sezon başı Antalyaspor'dan lacivertturuncululara transfer olan Semih, gösterdiği performansla takımının başarısında önemli pay sahibi
oluyor. İstanbul Başakşehir'in Süper Lig'de bu
sezon elde ettiği 10 galibiyetin 7'sinde Semih gol
atma başarısı gösterdi.
Rakip fileleri 17 maçta 9 kez havalandırarak
İstanbul Başakşehir'in en golcü futbolcusu olan
Semih, ligin ilk 4 haftası forma şansı bulamadı. İlk
maçına 4. haftada Akhisar Belediyespor karşısında
ilk 11'de çıkan tecrübeli futbolcu, 77 dakika sahada
kalarak hat-trick yaptı. Takımının 4-0'lık farklı galibiyetinde başrol alan Semih, Galatasaray karşısında
aldıkları 4-0'lık skora da 1 gol atarak katkı verdi.
(AA)
Download

SORUNLAR tartışılabilmeli