KÜLTÜR PENCERESİ
Ahmet Özdemir
3 MART 2015 SALI
KÜLTÜR-SANAT
www.bizimgazete.org.tr
Çocuk oyuncuların filmi
Berlin Festivali’ne gidecek
Türk-Alman yapımı olan amatör çocuk oyuncuların rol aldığı 'Mavi Bisiklet' adlı
çocuk filmi, 2016 yılında düzenlenecek olan Berlin Film Festivali'ne katılacak
Yönetmenliğini Ümit Köreken'in
yaptığı film, Konya'nın Akşehir ilçesinde çekildi. Yaklaşık 200
oyuncunun rol aldığı filmdeki oyuncuların tamamı Akşehir'den ve
amatör oyuncu. Yetim kalan ve anneannesiyle yaşama tutunmuş ve
mavi bisikleti olması için hayal kuran bir çocuğun hikayesinin anlatıldığı filmde ana karakterler, Akşehir'den seçilmiş daha amatör
çocuk oyunculardan oluşuyor.
Filmi kendi memleketinde çektiği için mutlu olduğunu belirten yönetmen Ümit Köreken, çekimlerin
24 Şubat tarihi itibariyle sona erdiğini belirtti. 4 haftada filmin çekimini gerçekleştirdiklerini belirten
Köreken, çekim öncesi 2014 yılı
Ekim ayından itibaren de film için
hazırlık çalışması yaptıklarını kaydetti. Köreken, şunları söyledi:
''Çocuklar ana rollerde olduğu
için zorlandığımız zamanlar da
oldu. Genel olarak biz önceden
verdiğimiz o eğitimin meyvelerini
hep topladık. Akşehir merkezinde
ve çevresi mahallelerinde çekimlerimizi tamamladık. Akşehir’in
doğusundan basına kadar birçok
alanda çekilerimiz oldu. Bu anlamda filmin Akşehir’in güzelliklerini de tanıtması açısından ciddi bir
katkısı olacağını düşünüyorum.''
Artık filmin montaj bölümün kaldığını ve 2016 yılında vizyona gireceğini ifade eden Köreken, filmin
2016 Şubat ayında Almanya'da
düzenlenecek olan Berlin Film Festivali'ne katılacağını belirtti. (DHA)
‘Son süngerci’ mesleğin
altın yıllarını kitapta anlattı
Mehmet Baş'ın, süngercilerin hikayelerini kaleme aldığı 'Son
Süngerci-Derin maviye adanmış bir ömür' adlı kitabı yayımlandı
İnsanlık tarihinin
başladığı mağaralar
İnsanlık tarihinin bilinen en eski yerleşim yerlerinden biri olan Tekkeköy Mağaraları Arkeoloji Vadisi'ni, restorasyon
çalışmalarının başladığı 2013 yılından
bu yana 150 bin kişi ziyaret etti.
Tekkeköy Belediye Başkanı Hasan Togar,
5 ay önce ABD'de yayımlanan resmi bir makalede, Nuh tufanından sonra bilinen en
eski üç yerleşim yerinden birinin Samsun'un
Tekkeköy ilçesi olarak yer aldığını söyledi.
Katlı yaşamın ilk örneklerinin de bu
mağaralarda olduğunu anlatan Togar,
yaklaşık iki yıl önce başlayan restorasyon ve düzenleme çalışmalarının devam
ettiğini dile getirdi.
Çalışmalar devam ederken vadinin ziyarete açık olduğunu vurgulayan Togar, şöyle konuştu: "Şehir içinden ve dışından
yaklaşık 150 bin ziyaretçimiz olmuş. Bu bölgeyi tarihi alanlı arkeoloji müzesi yapmak
istiyoruz. Yani o ilk yaşamın mağaralarda
sembolize edildiği insan figürleriyle, hayvan figürleriyle donatalım ve ziyaretçilere
o dönemin yaşamını da canlandıralım diye
düşünüyoruz. Bunun için Anıtlar Kurulu, Kültür ve Turizm Bakanlığıyla yazışmalarımız
devam ediyor. Gerekli izinlerin sonuna geldik. İnşallah bu yazın sonunda orada turistlerin de merakla geleceği güzel bir tarihi doku ortaya çıkartacağız."
Son süngerci olarak bilinen
Aksona Mehmet lakaplı evli 2
çocuk babası Mehmet Baş,
yaklaşık 30 yıldır fotoğraf ve tuttuğu notları derledi. Süngercilikle ilgili bilgi ve belgeler; 5
yıllık hazırlığın ardından 448
sayfalık 'Son Süngerci- Derin
maviye adanmış bir ömür' adlı
kitapla okura sunuldu. Geçen
hafta Naviga Yayınları'ndan çıkan, ilk olarak 2 bin basılan
kitapla ilgili bilgi veren Mehmet
Baş şunları söyledi:
"Süngerciliği 200 yıl önce biz
başlattık. Dünya lideriydik.
1986 yılında baş gösteren bir
bakteriyel hastalık nedeniyle
süngercilik yasaklandı. Yasak
kalkmayınca, sünger avcıları
birer birer teknelerini mavi yolculuğa ayırdı. Bugün mavi yolculuk varsa Bodrumlu süngerciler sayesinde vardır. Komşu Yunanistan'a ait Kilimli (Kalimnos)
Adası süngerciliğin başkenti
oldu. Onlar yılda yüz binlerce
dolar kazanırken, biz süngeri vitrinlerde görmeye başladık. Yasaklamayla koruma olmuyor."
'DÖNDÜKLERİNDE
KURBAN KESİLİRDİ'
Süngerciliğin tehlikeli ve zor
bir meslek olduğunu vurgulayan
Baş sözlerini şöyle sürdürdü:
"Bu nedenle haftalarca denize açılan süngerciler döndüklerinde anne babaları kurban keserdi. Haftalarca denizde kalıp
her gün onlarca metreye indikten sonra karaya döndüğümde
toprağı öperdim. Süngercilik
devlet eliyle bitirilmeden önce,
Bodrum ekonomisini ayakta tutan en gözde mesleklerden biriydi. Bu kitapta 35 yılda tutuğum notların yanı sıra süngercilikle ilgili önemli fotoğraflar da
yer alıyor. Belgesel tadındaki kitabım ile ilgili olumlu tepkiler almaya başlayınca ne kadar
önemli bir kültür hizmeti yaptığımı fark ettim." (DHA)
TGC, Galatasaray Üniversitesi İletişim Fakültesi ve Hürriyet işbirliği ile düzenlendi
Çetin Emeç Ödülleri’ni kazananlar belli oldu
Özay Gönlüm
Türküleriyle olduğu kadar
kendine özgü kişiliğiyle “kubbede hoş seda” bırakan Özay
Gönlüm, on beş yıl önce aramızdan ayrılmıştı. Denizli’nin
Tavas ilçesine bağlı Kızılcabölük beldesindendi. 5 Şubat
1940’da babasının görevli
bulunduğu Erzincan’da doğdu.
Küçük yaşta ağız armonikası
çalarak müziğe başladı. Ortaokul yıllarında keman çaldı.
Denizli Erkek Sanat Enstitüsü'nde farklı kişiliği ve müziğe
yatkınlığı ile
okulda sevilen
öğrenciydi.
Bağlama çalmayı öğrenmişti. On altı
yaşında Muzaffer Sarısözen'le tanışması
geleceğini belirledi. Ankara
Radyosu Yurttan
Sesler programına konuk olmasıyla sanat
dünyasına adım attı.
Özay Gönlüm Kısa bir süre
Milli Eğitim Bakanlığı Film ve
Radyo Televizyon Merkezi'nde
görev yaptı. Sonra “Yurttan
Sesler”de yetişmiş saz sanatçısı"
olarak çalışmaya başladı. Özgün bir yorumu vardı. Ege şivesiyle söylediği, yörenin otantik türküleri, yalnız Egeliler tarafından değil, herkes tarafından sevilerek dinlendi.
Özay Gönlüm geleneğin kalıplarını zorlayarak divan, tambura ve cura sazlarının bir
araya gelmesinden oluşan “Yaren” adını verdiği bir çalgı aleti ortaya çıkarmıştı. Denizli şivesi ile anlattığı hikâyeleri, fıkraları, "Ninenin Mektupları" ile
çok sevildi. Saz çalıp söylemenin yanına şovmenlik ve
taklit yeteneğini de katmıştı..
Özellikle zeybek türküleri ve ezgilerindeki yorumuyla göz doldurmuştu.
Özay Gönlüm, yalnız Denizli, Aydın, Muğla yöresi türkülerini okumuyordu. Balıkesir,
Kütahya, Edirne, Bilecik, Isparta, Burdur, Erzincan, Eskişehir ve Çankırı`ya ait türküle-
ri de seslendiriyordu.
Özay Gönlüm, "Yâren"ini
yanına alıp kırk iki ülkede konserler verdi. Kültür Bakanlığı
Halk Kültürlerini Araştırma ve
Geliştirme Genel Müdürlüğü ve
TRT Türk Halk Müziği Repertuar Kurulu üyeliği yaptı. Özay
Gönlüm, Ayten Hanımla evliydi. İki kızı vardı. Türküleri gibi
sevecen ve neşeliydi. Radyolardan ve Televizyondan sık sık
dinlediğimiz türkülerinden bazıları şunlardı: “Elif dedim be
dedim”, “Evlerinin önü bulgur
kazanı”, “Arabaya taş koydum”, “Asmam
çardaktan”, “Denizli'nin horozları, “Çil Horoz”, “Çöz de
al Mıstıvali”,
“Cemilemin
gezdiği dağlar
meşeli”, “Tepsi
tepsi fındıklar”, “Sobalarında
kuru da meşe yanıyor”, “Karahisar kalesi”, “Hatçam çıkmış
gül dalına”, “Dağların başındayım”, “Elindedir bağlama,
“Manisa’yla Bergama’nın arası”, “Onikidir şu Burdur'un dermeni”, “Hıkkıdık duttu beni”,
“İki keklik”, “Gımıldanıver”,
“Bağlamamın Dügümü”
Özay Gönlüm TRT'de, tarıma
ve çocuklara yönelik programlarda yer aldı. En sevilen
türkülerinden biri olan "Çöz
de Al Mıstıvali" türküsünü, "Fişini
de Al Mustafa Ali" diye de seslendirerek, halkı fiş toplamaya
davet etmişti. otuz civarında
33'lük ve 45'lik plak, otuz kaset doldurmuştu.
Özay Gönlüm, 1 Mart
2000 Çarşamba günü, birkaç
gündür tedavi gördüğü Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi
Göğüs Hastalıkları Hastanesi'nde gece yarısına doğru solunum yetmezliğinden vefat etti.
Her zaman neşeli, güleç yüzünü ve türkülerini sevenlerinin
anılarında bırakan Özay Gönlüm, Türk Halk Müziği repertuarına onlarca türkü kazandırmıştı. Ruhu Şad olsun.
Kafkas şarkıcı Nahush
Kerim konser verdi
Etnik Çerkez müziğini modern pop ile harmanlayan Kafkasya bölgesinin tanınan şarkıcısı Nahush Kerim, Kayseri Kafkas Derneği’nin davetlisi olarak
Kadir Has Kültür ve Sanat Merkezi’nde verdiği konserde sevilen şarkılarını seslendirdi. Derneğin halk dansları topluluğu
Aşemez’in de sanatçıya sahnede eşlik ettiği konsere izleyenler alkışlarla eşlik etti. Türkiye’ye 8 yıl aradan sonra gelen Nahush Kerim’in konseri 2
saat sürdü. (DHA)
Yunus Emre Türk Kültür
Merkezi’nde piyano konseri
Çetin Emeç Gazetecilik Ödülleri’ni kazanan gazetecilerin ödül plaketleri, 7 Mart
2015 Cumartesi günü Galatasaray Lisesi’nde düzenlenecek törenle verilecek
Çetin Emeç Gazetecilik Ödülleri sahipleri belli oldu. Buna
göre haber dalında Hürriyet Gazetesi’nden Arda Akın, Fotoğrafta
AFP ’den Bülent Kılıç, Karikatürde Önce Vatan Gazetesi’nden
Oğuz Gürel ödül kazandı.
Türkiye Gazeteciler Cemiyeti,
Galatasaray Üniversitesi İletişim Fakültesi ve Hürriyet Gazetesi’nin işbirliğiyle düzenlenen “Çetin Emeç
Gazetecilik Ödülleri” Seçici Kurulu
Doğan Hızlan Başkanlığı’nda
Özalp Birol, Uğur Dündar, Fikret
Ercan, Prof. Dr. Yasemin İnceoğlu,
Öznur Kalender, Turgay Olcayto,
Doç. Dr. Mehmet Sağanak, Prof.
Dr. Haluk Şahin, Pınar Türenç ve
Prof.Dr. Dilruba Çatalbaş Ürper’den oluştu. Türkiye Gazeteciler
Cemiyeti’nde düzenlenen toplantıda Seçici Kurul’un Sekreterliğini Namık Koçak üstlendi.
Seçici Kurul, Reza Zarrab’ın
eski Bakan Zafer Çağlayan’a
700 bin TL değerinde saat gönderildiğini kanıtlayan, vergi cezası makbuzunu bularak yazdığı “İşte Belgesi” başlıklı haberle
Hürriyet’ten Arda Akın’ı ödüle değer gördü.
Seçici Kurul ayrıca Cumhuriyet
Gazetesi’nden Aykut Küçükkaya’nın, “Koruyu da satmışlar”
başlıklı haberini Övgüye Değer
bulurken; “İşte Çanakkale Gazetesi”nden İlyas Çolak’ın “Kesilen alan 125 futbol sahası büyüklüğünde” başlıklı haberine de
Yerel Basını Teşvik Ödülü verdi.
Seçici Kurul Fotoğraf ödülünü AFP
Ajansından Bülent Çelik’in Soma
Maden Kazası’nda çektiği “Madenci ve Babası” fotoğrafına ödül
verirken, Doğan Haber Ajansı’ndan Ali Leylak’ı da “Savaş Yarası” Fotoğrafıyla Övgüye değer
buldu. Ayrıca Demokrat Kocaeli
Gazetesi’nden
Şive Bağdiken’de
“Hiç Yakışmadı”
başlıklı fotoğrafıyla
Yerel Basını Teşvik
Ödülü’ne değer bulundu.
Seçici Kurul Karikatür dalında
Önce Vatan Gazetesi’nden Oğuz
Gürel’in çizdiği; “Dolar’ın Düşüşü”
konulu karikatürü ödüllendirdi.
Çetin Emeç Gazetecilik Ödüllerini kazanan gazetecilerin ödül
plaketleri, 7 Mart 2015 Cumartesi Günü Galatasaray Lisesi’nde saat 16.00’da düzenlenecek törenle sahiplerini bulacak.
Kosovalı Türkler'in yoğun yaşadığı Prizren’de faal olan Yunus
Emre Türk Kültür Merkezi faaliyetlerini aralıksız sürdürmeye devam ediyor. Türkiye Cumhuriyeti tarafından Kosova’da kurulan ve dönemin Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu tarafından hizmete açılan
Yunus Emre Türk Kültür Merkezi,
Balkanların en eski müzik okulunda piyano konseri düzenledi.
Prizren Müzik Okulu ile birlikte
düzenlenen konsere yoğun ilgi
gösterildi. Balkanlar'ın en eski
okullarından olan ve dünya çapında sanatçıların yetiştiği Prizren
Müzik Okulu'nda düzenlenen
konsere çok sayıda üst düzey davetli katıldı. Genç piyanist Kaltrina Krasiçi’nin piyano resitali davetliler tarafından ilgiyle izlendi.
Dünya klasikleri arasında yer alan
eserlerden oluşan konsere Kosova’da görev yapan Türk subayları
da katıldı. Konser yaklaşık 2 saat
sürdü. (DHA)
Download

3 MART 8.QXD:Mizanpaj 1