EFSANE RÖPORTAJLAR
Fiyatı 25 Kr
www.yedigungazetesi.com
12 Şubat 2015 Perşembe
Tasarı gerdi
Davutoğlu
“ÇIKARILACAK”
Başbakan Ahmet Davutoğlu,
"Bir haftalık erteleme, iç
güvenlik paketinin zamana
yayıldığı veya vazgeçildiği
intibası oluşturmasın. İç güvenlik paketi çıkacaktır, çıkacaktır,
çıkacaktır" dedi. Davutoğlu, 6-7
Ekim olaylarından sonra çok
ciddi bir iç güvenlik reformuna
ihtiyaç hissedildiğini gördüklerini
dile getirdi. HABERİ 12’DE
Prof. Dr. Doğu Ergil’e göre;
AK Parti yine kazanır mı?
Koalisyon ihtimali var mı?
HDP barajı aşabilecek mi?
‘Başkanlık sistemi’ iyi mi?
Efsane Güzeldereli’nin röportaj konuğu Prof.
Dr. Doğu Ergil, her konuya dair soruları yanıtlarken, 7 Haziran seçimlerinden, Fethullah
Gülen ile ilgili duygu, düşünce ve çalışmalarına
kadar her konuda görüşlerini açıkladı.
Kılıçdaroğlu
İki buçuk yıl süren araştırmanın ürünü olan üçüncü
kitabı, “100 soruda Fethullah
Gülen ve Hareketi”ni yazan,
bu çerçevede iki kez
Pensilvanya'da Gülen ile
görüşen Ergil, “Fethullah
Gülen tehlikeli bir adam
mıdır?” sorusuna nasıl yanıt
verdi?
‘BİRİNCİ SINIF DEMOKRASİ’
Cumhurbaşkanı Recep
Tayyip
Erdoğan,
"Eğer, bugünü
anlamak,
bugünün
dünya siyasetini doğru
yorumlamak
istiyorsak,
mutlaka ve
mutlaka
Birinci Dünya
Savaşı'nı iyi
incelemek, iyi
analiz etmek
zorundayız"
diye konuştu.
12’DE
AB ile 1915
gerginliği
Avrupa
Parlamentosu’nun
Türkiye raporuna,
“Ermeni soykırımı
iddialarını” da içeren
şekilde 442 değişiklik
önergesi verilmesi
Ankara-Brüksel
arasında tansiyonu
yükseltti.
Partisinin grup toplantısında konuşan CHP
Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun gündeminde yine İç Güvenlik Paketi
vardı. Kılıçdaroğlu konuşmasında,
İç Güvenlik Paketi'ni bir kez daha
eleştirerek, "Biz kendi ülkemizde
birinci sınıf demokrasi istiyoruz.
Üçüncü sınıf demokrasi istemiyoruz, baskı, şiddet istemiyoruz.
Uygar bir toplum olarak kendi
yaşamımızı sürdürmek istiyoruz. Ve
en önemlisi kendi ülkemizde huzur istiyoruz"
ifadelerini kullandı.
Ergil’e göre, Fethullah
Gülen nasıl birisidir? Nasıl
bir kişiliktir? Fethullah Gülen;
Prof. Doğu Ergil, Prof. Ahmet
İnam ve Prof. Cengiz Güleç ile
birlikte hangi Türküyü çığırdı?
ABD’nin Gülen’i ‘makbul bir
insan’ olarak gördüğünü
söyleyen Ergil’in bakışı nasıl?
Bahçeli
Siyaset ve din ne kadar iç
içe olmalı ve ülkemizde
nasıl?, Bugün seçim olsa
AKP'nin tek başına iktidarda
kalabileceğine inanıyor mu?,
Önümüzdeki dönemde koalisyon görüyor mu?, HDP'nin
barajı aşacağını öngörüyor
mu?, Başkanlık sistemine
geçilsin mi? Sorularının yanıtları da röportajda.
MHP Genel Başkanı Devlet
Bahçeli, TBMM Genel
Kurulu'nda görüşülmesi ertelenen
ve kamuoyunda "İç Güvenlik Paketi" olarak bilinen
tasarıyı değerlendirdi. Bahçeli, İç Güvenlik Paketi'nin
görüşmelerinin AK Parti tarafından ertelendiğini
anımsatarak, "Dileğim bu tasarının Meclis gündemine hiç alınmamasıdır. Anayasa'ya aykırı olan, hukuk
devleti prensiplerini iğfal eden iç güvenlik paketinin,
polis devletini tesis edeceği, can ve mal güvenliğini
sakatlayacağı kuşkusuzdur" dedi.
Eğitim ‘
Efsane GÜZELDERELİ’nin
röportajı 13. SAYFADA
’a takıldı
Kar, Türkiye’yi bir kez daha esir aldı. Dün,
İstanbul, Ankara'da ve bazı şehirlerde, kar yağışı
ve buzlanma tehlikesi nedeniyle eğitim ve öğretime bir gün ara verildi.
İstanbul Valiliği, dün devam eden kar
yağışı nedeniyle ilkokul, ortaokul, liseler ile özel eğitim ve rehabilitasyon
merkezlerinde eğitim ve öğretime 1
gün süreyle ara verildiğini duyurdu.
Ankara Valiliğinden de, Milli Eğitim
Bakanlığına bağlı temel eğitim ve
ortaöğretim okulları ile kurumlarında
eğitim ve öğretime dün itibariyle bir
gün ara verildiğini bildirdi.
18-19 Şubat’ta
İstanbul’da yapılması
kararlaştırılan
Türkiye-AB Karma
Parlamento
Komisyonu (KPK)
toplantısı iptal edildi.
Toplantıyı Türkiye tek
taraflı olarak iptal
etti. Gelişme, AP’nin
Türkiye raporuna
verilen soru
önergelerine diplomatik tepki olarak
değerlendirildi.
Karabük'ün Ovacık, Çanakkale'nin Çan ve Yenice,
Konya'nın Bozkır ve Hadim, Ankara'nın Polatlı
ilçeleri ile; Kocaeli Üniversitesi Tıp Fakültesi ve
Bilecik, Burdur, Denizli, Kırıkkale, Kütahya’nın bazı
ilçe ve köylerinde okullar dün tatil edildi.
Fehmi Koru
Bürokratlar adaylık
heyecanında
3. Sayfada
Prof.Dr. Nurullah Çetin
Türkçe Bakış
9. Sayfada
Hayrettin İvgin
Kültürel Boyut
8. Sayfada
M.Nuri Parmaksız
Hayata ve
Aşka dair
8. Sayfada
www.
gazetesi.com.tr
gazetemizi bu adresten
takip edebilirsiniz
’ü
’dan
takip edebilirsiniz
Gazetemizi
https://www.
.com/YediGün-Gazetesi
Gazetemizi
https://www.
/yedigun.gazetesi
Putin: Suriye'de siyasi
çözüm arayışındayız
HABERİ 12. SAYFADA
2Hugh Jackman, İstanbul'da 4 konser verecek
SINEMA
TV / MAGAZIN
12 Şubat 2015 Perşembe
Film yıldızı Hugh Jackman, mart ayında İstanbul'da 4 konser verecek.
İSTANBUL Zorlu Performans
Sanatları
Merkezi'nde 17-20
Mart'ta hayranlarıyla buluşacak
sanatçıya, İstanbul
gösterisinde 30
kişilik orkestra ile
dansçılar eşlik edecek.
"An Evening with
Hugh Jackman"
isimli gösterisiyle
Türk hayranlarının
karşısına çıkacak
olan Jackman,
Broadway'de
seslendirdiği
"Singin in the Rain"
ve "Guys and
Dolls" gibi klasikleşmiş müzikaller-
den yorumlara da
yer verecek.
Organizasyon firması, Türk yemeklerini çok seven
Jackman'ın, diyette
olmasına rağmen
beslenme
uzmanının önerisine göre her şeyi
denemek için
sabırsızlandığını
aktardı.
Sosyal medyada
da oldukça popüler
olan sanatçıyı,
Instagram'da 1
milyon 300 bin,
Twitter'da ise 4
milyon 800 binin
üzerinde kişi takip
ediyor.
(AA)
"Sonsuz Bir Aşk" filminin galası yapıldı
Yönetmenliğ
ini Ozan
Uzunoğlu'nu
n yaptığı
"Sonsuz Bir
Aşk" filminin
galası
yapıldı.
İSTANBUL - Maslak TİM
Show Center'da gerçekleştirilen galaya, yönetmen
Uzunoğlu, filmin oyuncuları ve
davetliler katıldı. Filmin başrol
oyuncularından İsmail
Hacıoğlu, gazetecilere yaptığı
açıklamada, güzel bir film
olduğunu düşündüğünü
belirterek, bu akşam ilk kez
görücüye çıktıklarını söyledi.
Hacıoğlu, heyecanlı olduklarını
dile getirerek, "Her filmde
olduğu gibi zorlukları vardı. Bu
ülkede film çekmek gerçekten
çok zor bir hal almış vaziyette.
Biz de bugüne kadar geldik.
Vizyona
yeni
girecek
filmler
Özgürlük Yürüyüşü: Selma"
"En İyi Film" dalında Oscar, 4
dalda da "Altın Küre" adaylığı
bulunan "Özgürlük Yürüyüşü:
Selma" filmi, Martin Luther King
Jr'ın önderliğinde 1965 senesinde
yaşanan özgürlük yürüyüşünü
beyazperdeye taşıyor. Yönetmen
koltuğunda Ava DuVernay'ın
oturduğu İngiliz-ABD yapımı
filmin oyuncu kadrosunda David
Oyelowo, Carmen Ejogo, Tim
Roth'un yanı sıra Tom Wilkinson,
Oprah Winfrey, Martin Sheen,
Giovanni Ribisi gibi isimler yer
alıyor.
05:58 İstiklal Marşı ve Günün
Program Akışı
06:00 Yamak Ahmet
06:40 1'de Sabah
09:00 1'de Bugün
09:15 Avrupa Avrupa
11:10 İyi Fikir
13:15 Ana Ocağı
14:55 Dizi Klip
15:00 Elde Var Hayat
16:15 1'de Bugün
16:30 Seksenler
19:00 Ana Haber Bülteni
19:45 Spor
19:50 Hava Durumu
19:55 Seksenler
23:00 Yerli Dizi
01:15 Ana Ocağı
02:30 Avrupa Avrupa
04:05 İyi Fikir
07:00 Kahvaltı Haberleri
10:00 Müge Anlı İle Tatlı Sert
13:00 Kızlar ve Anneleri
15:00 Alemin Kıralı
16:00 Zahide ile Yetiş Hayata
18:45 Atv Ana Haber
20:00 Jurassic Park
23:10 Nihat Hatipoğlu
ile Dosta Doğru
01:10 Hayat Devam Ediyor
20:00 ARAMIZDA KALSIN
Bahattin evi kimin aldığını
çözmeye çalışırken yeni bir sürprizle karşılaşır:Mahir ve
Arife'nin aşkı!
Ailede her şeyin ondan gizli saklı
yapıldığına inanan Bahattin
sonunda kızıp evden gider. Onu
geri getirmek ve kızlarıyla
babalarının arasını düzeltmek
yine Hüsne'ye düşecektir.
Hüsne evde barış görüş olmasını
sağlamakla kalmaz, aşıkları da
kavuşturur.
Düğün günü ortalık karışıyor!
Yadigar ve Civan, Hatçik ve
Battal aynı gün evlenmek için
gün almıştır. Onların düğünü için
kolları sıvayan Hüsne'yi üzen tek
bir şey vardır: Evlendiği ortaya
çıkan Ceylan'ı telli duvaklı görememek!
Bu film, bir devam filmi değil.
Bunu her yerde söylüyorum.
İlk filmi izlemeyenler de gelip
rahatlıkla filmi izleyebilirler"
diye konuştu. Filmde yaşadıklarını anlatan Özlem Tekin de
filmde kendisini canlandırdığını
ifade etti. Yapımcılığını Ferhat
Eşsiz ve Ümit Gündoğdu'nun
üstlendiği filmin senaryosunu,
Can Sinan kaleme aldı. İsmail
Hacıoğlu, Ferhat Gündoğdu,
Özlem Tekin, Ceren Balıkçı,
Orçun Kaptan ve Ayfer
Dönmez'in başrolleri paylaştığı
filmde, içten bir dostluk
hikayesi anlatılıyor.
"Jupiter Yükseliyor"
Şikago'nun sokaklarından,
uzak galaksilere uzanan
"Jupiter Yükseliyor"u "The
Matrix" Üçlemesinin
yaratıcıları Lana ve Andy
Wachowski yazıp yönetti.
Üç boyutlu bilim-kurgu
türündeki filmde başrol
oyuncuları Channing Tatum
ve Mila Kunis'e; Sean Bean,
Eddie Redmayne, Douglas
Booth, Tuppence Middleton,
Doona Bae, James D'Arcy
ve Tim Pigott-Smith gibi
isimler eşlik ediyor.
07:00 HER SABAH
08:45 2.SAYFA
10:40 DİLARA KOÇAK İLE
İYİ YAŞAM
12:30 ERKAN AKKUŞ İLE
12:50 DERYA'NIN DÜNYASI
15:00 DUDAKTAN KALBE
16:45 İKİNCİ BAHAR
18:15 EKİN OLCAYTO İLE
ANA HABER
19:30 SPOR BÜLTENİ
19:45 YABANCI SİNEMA
KARTAL 1
21:30 YABANCI
SİNEMA
00:50 THE UNIT (EKİP)
TEKRAR
01:50 YABANCI SİNEMA
TEKRAR
03:20 YABANCI SİNEMA
TEKRAR
04:50 DÜNYAYI
GEZİYORUM TEKRAR
06:00 HAFTANIN ANNESİ
06:00 Benim Hala
Umudum Var
06:45 Aşkın Bedeli
07:30 Bugün
09:00 Beni Affet
10:00 Melek
11:45 Hayat Sevince Güzel
13:15 Aşkın Bedeli
14:45 Benim Kuaförüm
16:30 Beni Affet
18:30 Star Haber
19:15 Deniz Yıldızı
20:00 Aramızda Kalsın
22:00 Reaksiyon
19:45 KARTAL 1
Orjinal İsmi:Hunt For: Eagle One
Yönetmen:Bryan Clyde
Oyuncular:Mark Dacascos,
Theresa Randle, Rutger Hauer
Yapım Yılı:2006
Tür:Aksiyon/Savaş
General Frank Lewisİ, Filipinli
isyancılarla birlikte saklanan teröristleri yakalamak için tartışmalı bir
baskını yönetmektedir. Ancak,
helikopter pilotu Kaptan Amy
Jennings ve ekibi düşman sınırında
düşürülür. Böylece görevlerini tehlikeye atarlar. Ekibi kurtarmak için
Lewis en iyi adamı olan Matt
Daniels’ı seçer. Tüm imkansızlıklara
rağmen Daniels, Jennings’i kurtarmak için düşman bölgenin derinliklerine doğru ilerler. Jennings gizli bir
şarbon laboratuarında tutulmaktadır.
"Sevimli Tehlikeli"
filminin Gaziantep
galası yapıldı
GAZİANTEP - Başrollerini Şükrü Özyıldız
ve Ayça Ayşin Turan'ın paylaştığı "Sevimli
Tehlikeli" filminin Gaziantep galası yapıldı.
Kentteki bir alışveriş merkezinde gerçekleştirilen galaya sinemaseverler ilgi gösterdi.
Galada, filmin yönetmeni Özcan Deniz ve
oyuncu Burçin Birben'in yanı sıra "Karagül"
dizisi oyuncularından Ece Uslu, İlayda Çevik
ve Turan Selçuk Yerlikaya da yer aldı.
Yönetmen ve oyuncular, sinemaseverlere
film hakkında bilgi verdi.
Deniz, gazetecilere yaptığı açıklamada,
hafta sonundaki gösterimle ilgili gelen raporlara göre filmin en çok Gaziantep'te
izlendiğini ifade etti.
Filmin başarılı olduğunu ve insanların
sevdiğini dile getiren Deniz, kendilerini yalnız
bırakmayan Karagül ekibine de teşekkür etti.
Oyuncular Özyıldız ve Turan da
Gaziantep'te olmaktan büyük mutluluk duyduklarını ifade ettiler. Galaya Gaziantep
Büyükşehir Belediye Başkanı Fatma Şahin
ile Şahinbey Belediye Başkanı Mehmet
Tahmazoğlu da katıldı. (AA)
"Süngerbob
Karepantolon"
Paul Tibbitt'nin yönettiği
ve Antonio Banderas,
Frankie Muniz, Clancy
Brown ile Tom Kenny'nin
seslendirdiği "Süngerbob
Karepantolon" haftanın
animasyon filmi.
Film, dünyanın en
sevilen, su altında
yaşayan omurgasızı
"Süngerbob
Karepantolon"un, hayatının en kahramanca
macerasını yaşamak için
kıyıya çıkmasını konu
alıyor.
06:15 Oynat Bakalım
07:15 Disney Çocuk Kuşağı
08:15 Magazin 8
08:45 Aramızda Kalmasın
12:00 Para Bende
13:30 Oynat Bakalım
15:15 Ver Fırına (Yeni Bölüm)
17:00 Çok Güzel Hareketler
18:30 Ütopya (Yeni Bölüm)
20:00 Kaçak Gelinler
23:15 Ütopya
00:30 Ver Fırına
01:45 Aramızda Kalmasın
04:00 Arda’nın Mutfağı
05:00 Para Bende
06:00 Geniş Aile
06:45 Günaydın
09:30 Alın Yazım
11:00 Aşk-ı Memnu
12:30 Gün Arası
13:00 Ben Bilmem Eşim Bilir
15:45 Evim Şahane
17:15 Arka Sokaklar
18:40 Baba Haber Bülteni
19:00 Ana Haber Bülteni
20:00 Kurtlar Vadisi Pusu
23:15 112 Acil
20:00 KURTLAR VADİSİ
Biritanya hizmetkarı Brandon
Polat'ın annesinin öldürülmesinden sorumludur. Polat Alemdar
ise annesinin yasını tuttuğu günlerde her yerde bu ismi aramaktadır. Son bölümde Brandon'a
çok yaklaşan P.Alemdar
intikamını alabilecek mi ?
Kurtlar Vadisi Pusu'nun James
Bond'u Cahit için büyük gün.
Cahit sonunda Yüce Majeste'nin
gözüne girmiştir ve Majeste
Cahit ile görüşmeyi kabul
etmiştir. Peki Cahit gerçekten de
tapınakçıların en tepesindeki
isimle görüştürülecek midir? Bu
sorunun cevabı Kurtlar Vadisi
Pusu 246.bölümde olacak.
12 Şubat 2015 Perşembe
ERÜ “siber savaşçılar”
yetiştirecek
Erciyes
Üniversitesi
(ERÜ) Bilgi
Güvenliği Kulübü
ve Bilgi
Güvenliği
Akademisi tarafından düzenlenen Siber
Güvenlik Kış
Kampı başladı.
KAYSERİ - Erciyes Üniversitesi (ERÜ) Bilgi
Güvenliği Kulübü ve Bilgi Güvenliği Akademisi
tarafından düzenlenen Siber Güvenlik Kış Kampı
başladı.
ERÜ Mühendislik Fakültesi'nde verilen eğitimlere, üniversitelerin ön lisans, lisans, yüksek
lisans ve doktora programlarında eğitim gören
25 öğrenci katılıyor.
Kampta, deneyim sahibi akademisyenler ile
kamu ve özel sektör yöneticileri tarafından çeşitli
konularda bilgiler verilecek.
Bahçeşehir Üniversitesi Öğretim Görevlisi ve
Bilgi Güvenliği Akademisi Yöneticisi Huzeyfe
Önal, AA muhabirine yaptığı açıklamada, 14
Şubat'a kadar sürecek kampta, öğrencilere siber
savaş ve saldırı teknikleri, savunma yöntemleri
gibi konularda eğitim vereceklerini söyledi.
Önal, Türkiye'nin siber güvenlik konusunda
2012'ye kadar ileriye çok fazla adım atamadığını
ve yatırım yapamadığını, bunun da başka problemlerle uğraşmasından kaynaklandığını kaydetti.
Son dönemde bu konuya ilginin arttığına dikkati çeken Önal, "Bu alanda yetişmiş insan
gücümüz maalesef yok. Hala belli konularda
yurtdışından besleniyoruz. Siber savunma ürünlerinde yüzde 97 oranında dışa bağımlılık var"
diye konuştu.
Önal, Türkiye'nin yetişmiş insan kaynağının
çok olduğunu belirtti.
Türkiye'nin genç nüfusunu bu konuda eğitmesi halinde dünyaya siber güvenlik alanında
bilgi ihraç edebileceğini dile getiren Önal, şunları
kaydetti:
"Siber güvenlik konusunda uzmanlaşanlar
genelde alaylıdır. Bu konuda Avrupa Birliği projemiz vardı ama bürokrasiye takıldı. Niyetimiz ortaokul ya da liseden terk kişilere ulaşarak belirli bir
eğitimden sonra sektöre kazandırmayı istiyorduk
ancak olmadı. Aslında bu çok da kolay bir iş.
Milletimiz de bilgisayara meraklı ama bu merak
oyun oynamakla sınırlı kalıyor. Oyun oynamak
yerine oyun yazarsak Türkiye çok daha iyi yerlere gelir" diye konuştu.
Huzeyfe Önal, son 1-1,5 yıldır siber şantaj
olaylarının arttığına dikkati çekerek, şu önerilerde
bulundu:
"Birisi size e-mail gönderiyor. Bunu açtığınızda bilgisayarınızdaki bütün verileri, şifreleri ele
geçiriyor ve sizden para istiyor. Önceden çok
daha azdı bu tür olaylar. Bunun bir teknik çözümü yok. Bunu çözecek bir yazılım geliştirdiğini
iddia edenler bir ay sonra yalanlanacaktır çünkü
burada saldırganlar hep bir adım önde.
Kullandığımız bütün güvenlik sistemlerini atlatma
üzerine yoğunlaşıyorlar. Burada farkındalık
önemli. E-mail kimden gelmiş, bana mı geliyor,
içeriğinde gerçekten açmam gereken bir şey var
mı? Merak etmeli ve şüpheci olmalılar. Bu
konuyla ilgili bir kamu spotu yayınlanmasına ihtiyaç var."
Yazılımların her zaman söylendiği gibi çalışmayacağını belirten Önal, yazılımcıların bilerek
ya da bilmeyerek ürünlerinde eksiklikler bırakabildiklerini savundu. (AA)
Ateşi Ankara’da YOBİDAV yaktı
“Çamlığın Başında Tüter Bir Tütün”
Sütü yüzde 70
tasarruflu ısıtmayı
başardı
KONYA - Konya'da 42 yıldır süt ve süt
ürünleri imalatı yapan Ahmet Üstündağ, geliştirdiği sistemde sütü suyla değil doğrudan ısıtarak yüzde 70 oranında elektrik tasarrufu
sağladı.
TÜBİTAK destekli buluşuna 2012 yılında
patent alan Üstündağ, AA muhabirine yaptığı
açıklamada, 42 yıl önce bakır kazanlarla bu
mesleği yapmaya başladığını söyledi.
Gelişen teknolojiye ayak uydurarak,
vakumlanmış süt üretimi için vakum makinesi
satın aldığını dile getiren Üstündağ, "Fakat
vakumlama hem çok miktarda su hem de
elektrik kullanılmasını zorunlu kılıyordu.
Fabrikaya gelen soğuk sütün ısınması için belli
enerjiye ihtiyaç vardı. Kuyudan veya şebekeden alınan su, sıcak süt buharının üzerine
püskürtülüyor, bu buhar yoğuşarak sıvı hale
getirilip atılıyordu. Bu durumda su kullanımı ve
sütün ısıtılmasında kullanılan enerji çok yüksek oluyordu. Biz de su faktörünü ortadan kaldıran bir sistem geliştirdik. Bu sistemle 3-5
derecedeki sütü daha maliyetsiz olarak 71
dereceye kadar ısıtmayı başardık" dedi.
Üstündağ, bu sistemle sütü az bir enerjiyle
ısıtmayı sağladıklarını belirterek, "Yüksek
verimli ve kaliteli konsantre süt elde ettik.
Diğer süt üretim ünitelerinde günde 100-150
ton su kullanılırken, geliştirdiğimiz cihazla hiç
su kullanmadan üretim yapıyoruz. Suyun ısıtılmasında kullanacağımız enerjiyi, sadece sütün
ısıtılmasında kullanıyoruz. Bu sayede üretim
maliyetini yüzde 70'e kadar düşürüyoruz" diye
konuştu.
Büyük firmalara fason üretim yapmaya
başladıklarını aktaran Üstündağ, geliştirdikleri
sistemi birçok firmaya sattıklarını ifade etti.
Üstündağ, sistemin diğer işletmelerde de
kurulabilmesi için Konya Teknokent'ten destek
aldığını anlattı. (AA)
ANKARA- Yozgatlılar Birlik ve Dayanışma
Vakfının (YOBİDAV) tertiplediği “Çamlığın Başında
Tüter Bir Tütün” adlı konser ve gösteri geceye katılan Ankara’daki Yozgatlıları coşturdu.
Gençlik Parkı Tiyatro Salonu’nda sunulan
“Çamlığın Başında Tüter Bir Tütün” adlı konser ve
gösteri büyük ilgi uyandırdı. Bozok Türk Halk
Müziği Korosu’nun hazırlayıp sunduğu program
dolu dolu geçti. Şefliğini Hasan Basri Dumlupınar’ın
yaptığı Bozok Türk Halk Müziği Korosu birbirinden
güzel Yozgat türküleri okuyarak izleyenleri büyüledi.
“Çamlığın Başında Tüter” adlı oyun ve gösteride
ayrıca Ankara Seymenler Kulübü oyuncuları
“Hüdayda” oyununa eşlik ederken, Aksak Kültür
Sanat oyuncuları Feyli Turnam, Şu Boyda ve Ekin
Ektim Çöllere adlı oyunlarıyla izleyenleri coşturdu.
Programın ikinci bölümünde Bozok Halk
Oyunları Topluluğu, halaylarıyla herkesi Yozgat’a
götürdü.
Dolu dolu geçen gecede programın sunuculuğunu Serap Besimoğlu üstlendi. “Çamlığın Başında
Tüter Bir Tütün” adlı türkünün hikâyesini oyunlaştırıp sunan Habib Coşkunsoy, aynı zamanda programın koreografisini yaptı. Türkünün hikâyesinin sahnede canlandırılması seyircilere duygulu anlar
yaşattı. Programda koronun okuduğu türkülerin
yanında, solistler de çok başarılıydı. Programda
misafir olarak bulunan Kültür Bakanlığı Ankara
Devlet Türk Halk Müziği sanatçılarından Mihriban
Türkmen “Dersini almış da ediyor ezber” türküsünü
seslendirirken, Pelin Çetin Karakuş da “Sabahınan
eser seher yeli mi” adlı türküyü icra etti. Koronun
içinde bulunan Elanur Tunca, Zehra Kayımcak
İlhan, Murat Erdoğan, Güler Başkaya, Korkmaz
Alkaçır ve Gökhan Baran sololarıyla büyülediler.
Yaklaşık iki saat süren programın sonunda kısa
bir konuşma yapan Vakıf Başkanı Mustafa Erkılıç;
“Yozgat’ı sevmek Yozgat’a gitmekten geçer.” diyerek turların başlaması stardını verdi. Ayrıca;
“Yozgat’ın gelişim vizyonunda bulunan tarım-termal
projelerinin vakıflarınca devamlı destek olunacağını” ifade ederek hemşehriciliğin önemine vurgu
yaptı.
Türkiye Diyanet Vakfı’na ayda 2 milyon
170 bin dolar bağış yapılıyor
ANKARA- Türkiye Diyanet Vakfı (TDV) Genel
Müdürü İsmail Palakoğlu, Vakfa 13 bin 440 kişi
tarafından ayda ortalama 2 milyon 170 bin dolar
bağış yapıldığını belirtti.
TDV'den yapılan yazılı açıklamaya göre,
Palakoğlu, Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından
Başkent Öğretmenevi'nde düzenlenen Dünya
Bağışçılık Endeksi Paneli'nde yaptığı konuşmada,
İslam dininin vakıf kültürü ve medeniyet anlayışının,
Türkiye toplumunda hakim kültür olduğunu ifade
ederek Osmanlı ile vakıf çalışmalarının altın çağını
yaşadığını söyledi.
Palakoğlu, vakıfların her alanda hizmetler yürüttüğünü, hayatı kuşatan tüm sahalarda büyük hizmetler yaptığını, istikrar ve imkanların artması ile
Türkiye'nin İslam dünyasının umudu haline dönüştüğünü vurguladı.
TDV olarak da yeni vizyon ve misyon çerçevesinde çalıştıklarını kaydeden Palakoğlu, vakfın 40.
hizmet yılında olduğunu ve 995 şubesi ile 7 kıtada
ve 102 ülkede insanlığın hizmetinde olduğunu
anlattı.
Yeni yapılanma ile insani yardımlar, kalıcı projeler, eğitim, kültür, hayır işleri ve sosyal faaliyetlerin
de arttığına işaret eden Palakoğlu, yurt dışı ve yurt
içinde 18 eğitim kurumunda 10 bin 170 öğrencinin
eğitim gördüğünü dile getirdi. Palakoğlu, "Bugüne
kadar 4 bin 289 öğrencimiz mezun olmuştur.
Türkiye'de, uluslararası Anadolu imam hatip liselerinde bin 216, lisans, yüksek lisans ve doktora
düzeyinde bin 328 olmak üzere toplamda 2 bin
544 öğrenci ilahiyat eğitimi görmektedir. 2014 yılı
itibarıyla Türkiye'deki uluslararası Anadolu imam
hatip liselerinden 686, ilahiyat fakültelerinden 780
olmak üzere toplamda bin 466 öğrenci mezun
oldu. 2014 yılına kadar 220 binin üzerinde öğrenciye 44 milyon 347 bin 99 TL eğitim ve burs yardımı
yapıldı. 2010 yılında açılan 29 Mayıs
Üniversitesinde lisans, yüksek lisans ve doktora
düzeyinde 875 öğrenci öğrenim görmektedir. 10
ilde 12 öğrenci yurdumuzda 4 bin 764 öğrenciye
hizmet vermekteyiz" diye konuştu. (AA)
3
Fehmi KORU
[email protected]
[email protected]
bölge haberlerİ
Bürokratlar adaylık
heyecanında
SİYASETE benim kadar yakın duruyor, siyasi
gelişmeleri profesyonelce gözlemliyorsanız,
dünü, sizler de, “Kimler istifa etti?” sorusuna
cevap arayarak geçirmişsinizdir.
Yüksek Seçim Kurulu’nun (YSK) genel seçimde adaylığı düşünen bürokratlar için son istifa
tarihi olarak belirlediği dünü ben öyle geçirdim
çünkü...
Haber merkezlerine akan yeni istifaları “Aaa, o
da mı?” merakıyla...
MİT Müsteşarlığı koltuğunu milletvekili olmak
amacıyla terk eden Hakan Fidan kadar önemli
fazlaca isim bulunmasa da, son iki günde bayağı
çok sayıda bürokrat aynı amaçla görevlerini
bıraktı.
Her istifa eden aday olacak ve listelerde yer
bulabilecekse, bürokrasi dışından milletvekilliğini düşünenler hiç heveslenmeseler iyi olur; istifa
eden bürokratların sayısı çok fazla çünkü...
İyi bir şey mi bu? Hiç kuşkusuz iyi bir şey.
Bürokraside belli makamlara erişmiş insanların
çözüm yerini Meclis olarak görmeleri ve kendilerini halkın beğenisine sunmaları, ülkede
demokrasinin yerleşmişliğinin işareti sayılabilir.
Tabii, “seçilmişler” ile “atanmışlar” arasında
var olan farkın artık “seçilmişler” lehine sonuç
verdiğinin de işareti...
AK Parti iktidarı 12 yıldır sürdüğü ve AKP
yapılacak seçimin de galibi olarak görüldüğü
için, istifa eden bürokratların kapısını çalacakları
ilk adresi tahmin etmek zor olmasa gerek. Bazısı
CHP’yi ve MHP’yi tercih edecek olsa da, çoğu
bürokrat, AK Parti listelerine girmeye çalışacak.
Kolay mı?
Dışarıdan bakanlar, hükümet merkezine yakın
ve yetkililerle iç içe yaşadıkları için bürokrasiden
isimlerin şanslarının daha fazla olacağını düşünebilirler. Ancak, listelere son biçimini verecek
olan parti yöneticileri açısından, isimlerin seçmenlere cazip gelmesi de önemli bir unsurdur.
Bürokratların seçime girmede ilk tercihi AK
Parti’nin, bu seçim için belirlediği eğilimin,
sınırlı sayıda bürokratı Meclis’e götürmek olduğu anlaşılıyor. Başarısı tescilli bürokratı yerinde
bırakmak akıllıca bir tercih elbette...
Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın, MİT
Müsteşarı’nın milletvekili olmak üzere istifa
etmesine olumlu bakmamasının sebebini, ziyaret
ettiği ülkede, “Kendisinden yerine getirmesini
beklediğimiz daha pek çok hizmet vardı...” sözleriyle açıklaması da bunu gösteriyor.
Meclis’e gelmesine mutlak gözüyle bakılan
bazı başarılı bürokratların neden istifa ettirilmedikleri de herhalde anlaşılmış oluyor.
Tabii, oturduğu koltuğu dolduramamış birini
Meclis’e taşımak da herhalde pek anlamlı kaçmaz.
İstifa eden bürokratlar arasında CHP’den adaylık düşünenlerin sayısının beklenenden az olmasının makul bir sebebi var: CHP bu seçimde milletvekili adaylarını büyük çapta “önseçim” yöntemiyle belirleyecek... CHP Lideri Kemal
Kılıçdaroğlu, dün, önseçim yönteminin ağırlığını
yüzde 85 olarak ilan etti. Bir bürokratın önseçimde oy kullanacak partili tabana kendini beğendirebilmesi, önümüzdeki şu kısa sürede, hiç kolay
değil.
Önseçim, taban tercihini belirlemek için ideal
bir sistem. 1980 öncesinde bütün siyasi partiler
önseçimle aday belirlerdi. “Başkanlık sistemi”
tartışmaları sırasında hep unutulan bir gerçeği de
hatırlayalım: Dar bölge sistemine dayandığı için,
başkanlık, milletvekili adayını parti örgütünün
belirlemesini zorunlu kılıyor...
AK Parti her seçim öncesinde başvurduğu
geleneksel temayül yoklamasını aleniyete dökebilse, o da pekâlâ önseçim yerine geçebilir.
Haziran ayında yapılacak seçimin ilk heyecanlı
evresini geride bıraktık; önümüzde yeni heyecanlar var.
11 Şubat 2015/ HABER TÜRK
İşsizlik Fonu'na
başvurular yüzde 18 arttı
ANKARA - İşsizlik Sigortası Fonu'na başvurular 2014'te bir önceki yıla göre yaklaşık
yüzde 18 artarak, 899 bin 795 kişi oldu.
Geçen yıl fondan toplam ödeme ise 1 milyar
657 milyon 723 bin liraya ulaştı.
AA muhabirinin İŞKUR verilerinden derlediği bilgilere göre, Mart 2002'den beri uygulanan İşsizlik Sigortası Fonu'na 2014'te 899 bin
795 kişi başvurdu.
Fona başvurular 2014'te bir önceki yıla
göre yüzde 17,94 artarken, en yoğun başvuru
96 bin 288 kişiyle aralık ayında, en düşük
başvuru ise 60 bin 275 kişiyle mart ayında
gerçekleşti.
Geçen yıl, işsizlik ödeneğini almaya hak
kazanan kişi sayısı bir önceki yıla göre yüzde
16,91 artarak 439 bin 10 oldu.
Fon kapsamında Aralık 2014'te, 288 bin
992 kişiye işsizlik yardımı yapıldı. Ödeme
yapılan kişi sayısı 2013'ün aynı ayına göre
yüzde 23,32, Kasım 2014'e kıyasla yüzde
5,81 arttı.
Geçen yıl fondan yapılan toplam ödeme
ise bir önceki yıla göre yüzde 30 artarak, 1
milyar 657 milyon 723 bin liraya ulaştı.
Sigortalı işsizlerin, hizmet akdinin sona
erdiği tarihi izleyen günden itibaren 30 gün
içerisinde İŞKUR birimlerine veya elektronik
ortamda başvurulduğunda en az 600 gün
çalışmış sigortalılar 180, 900 gün çalışmış
sigortalılar 240 ve 1080 gün çalışmış sigortalılar 300 gün süreyle işsizlik sigortası hizmetlerinden yararlanabiliyor. (AA)
4
ANKARA
12 Şubat 2015 Perşembe
BİM-FED, yeni yönetimiyle
yoluna devam edecek
Hoş Geldiniz Masası’ndan
bir ayda 15 bin kişiye hizmet
HABER MERKEZİÇankaya Belediyesi’nin birimi Hoş Geldiniz
Masası çalışmalarına tüm hızıyla devam ediyor.
Çözüme yönelik hizmeti kısa sürede sunduğu için
vatandaşın uğrak noktası olan Hoş Geldiniz Masası
yeni yılın ilk ayında 15 bin 467 kişiye hizmet verdi.
Vatandaşa imar, ruhsat, denetim, dilekçe ve
şikayet, harita, çap bilgilendirme gibi hizmetlerde
kolaylık sağlayan Hoş Geldiniz Masası’nda işlemler
yaklaşık 4 dakikada sonuçlanıyor. 40 kişilik ekiple
hizmet veren birimde bir ay içerisinde ruhsat işlemlerinden 4 bin 331, mali hizmetlerden 2 bin 338,
imardan bin 359, imar işlem ve başvurulardan bin
803, dilekçe kabulden 646, vezneden ise 4 bin 990
vatandaş faydalandı. Çankaya Belediyesi ayrıca
veznelerde vatandaşa kredi kartıyla ödeme kolaylığı
da getirdi.
Birleşik İnşaat
Müteahhitleri
Federasyonu
(BİM-FED),
yeni Yönetim
Kurulu ile
çalışmalarına
devam edecek.
HABER MERKEZİBİM-FED, 4’üncü döneminde sektörün geleceğini kurgulayacak. Birleşik İnşaat
Müteahhitleri Federasyonu
(BİM-FED), 7 Şubat Cumartesi
Günü Wyndham Otel’de düzenlediği kahvaltılı toplantısında
yeni yönetim kurulu ile bir
araya gelerek, yeni dönem
faaliyetlerini ve vizyonunu tanıttı.
Saygı duruşu ve İstiklal
Marşı’nın ardından toplantının
açılış konuşmasını yapan BİMFED Genel Başkanı Mustafa
Şahin, yeni yönetimleri ve
anlayışları ile yolarlına daha
güçlü devam edeceklerini
belirterek, değişen dünya
ekonomik anlayışında Türk
inşaat sektör temsilcileri olarak
kendilerinin de rol alacaklarını
ve bu konuda önemli projeler
hazırlayacaklarını ifade etti.
Şahin; “ Ekonomimizin ve istihdamın lideri olan inşaat sektörünün Türkiye'ye katkılarını
arttırmayı hedefleyen BİM-FED,
4’üncü çalışma döneminde
mesaisini şirket ortaklıkları
kurulmasına ve bu ortaklıklara
iş imkanlarının sağlanmasına
yoğunlaştıracak. Günümüz rekabet ortamında şirketler kendi
kaynakları ile belli bir ölçüde
ilerleme sağlayabilirler.
Acımasız rekabetin yaşandığı
iş dünyasında şirketler yeni
kaynak sağlamayı öğrenmek
zorundadırlar. Yeni kaynak
sağlamanın en kolay ve hızlı
yolu kendi kaynaklarını,
başkalarının kaynaklarıyla birleştirmek, yani sermaye birlikteliklerine gitmektir. Küçük ve
Orta Ölçekli Müteahhitlik sektörü olarak gerek parasal,
gerekse bilgi paylaşımı ile rekabet avantajlarımızı geliştirmek
zorundayız.
Şirket birlikteliklerini zorunlu
kılan bir başka konu da ülkemizde başlatılan kentsel
dönüşüm projesidir. Başlatılan
kentsel dönüşüm projesi ile
Türkiye'de 20 yılda yaklaşık 7
milyon konutun yenilenmesi
öngörülmektedir. Kentsel
dönüşüm projesi Türk İnşaat
sektörü için büyük bir fırsattır.
Bu fırsattan güçlü bir yapı ve
sermayeye sahip olanlar faydalanabilecektir. BİM-FED,
federasyon ve sektör olarak
çalışma tarzı ile sektör şirketlerinin yeniden yapılandırılması
gerekliliğinin bilincinde olarak,
başta yönetim kurulu üyeleri
arasında olmak üzere sektörümüzde sermaye birliktelikleri oluşturulması amacıyla
çalışmalar yürütecektir.
Sektörümüzün Türk ekonomisine katkılarının ve küresel sermayelere karşı rekabet
gücünün arttırılmasını
amaçlayan bu çalışma ile BİMFED, Türkiye Küçük ve Orta
Ölçekli Müteahhitlik sektörünün
geleceğini de kurgulamayı
hedeflemektedir.
Bu hedefine de inanmış,
yeni, güçlü yönetim kadrosu
ve üyelerinin desteğiyle kısa
zamanda ulaşacaktır” şeklinde
konuştu.
Açılış konuşmasının ardından BİM-FED’in yenilenmiş
vizyonunu tanıtan kısa bir
tanıtım filmi gösterilerek, yeni
dönem ve faaliyetler hakkında
bilgi verildi. 4’üncü dönem
yönetim kurulu üyelerinin
kendilerini tanıtmalarının ardından toplantı sona erdi.
BİM-FED 4’üncü dönem
Yönetim Kurulu şu isimlerden
oluştu; Genel Başkan Mustafa
Şahin, Genel Sekreter Abbas
Demirbaş, Genel Başkan
Yardımcıları; Baki çelen,
İbrahim Buğdaycı, Suat Alp,
Cafer Acar, Genel Muhasip M.
Nuri Kaya, Genel Sekreter
Yardımcısı Ömer Faruk Çabuk,
Yönetim Kurulu Üyeleri; Vildan
Orhan Altınel, Eyüp Yılmaz,
Yunus Özdogan, Hasan Bozkul,
Ali Memioğlu, Adem Yılmaz,
Mehmet Nazlı, Özgür
Gökdemir, İlyas Şirin, Kenan
Uzun, Süleyman Tamkoç,
Tuncer Öztürk, Serhat Özdemir,
Emre Ekinci, Mustafa Serhat
Damar, Yusuf Aykaç, Mehmet
Halis Yama, Mustafa Şimşek,
Kadir Temizgül, Süreyya
Karataş, Musa Arslan, Erdal
Güngör, Fatih Yılmaz, Gökmen
Yüzbaşıoglu, Saffet Murat
Kılıçer, Murat Güleç, Emrah
Kaymak, Coşkun Palalı, Erkan
Bek, Alpay Aslan, Şahin
Karakoyun, Murat Özsümbül,
Tuncay Tekay, Bestami
Gündüz, İrfan Yay, Murat
Canbaz, Danışman; Gökhan
Dolu ve Av. Eren Turan.
Yarım Elma gönül alıyor
HABER MERKEZİDar gelirli ya da yardıma muhtaç vatandaşlara
gıda, giyim ve eşya yardımı yapan Çankaya
Yardımlaşma ve Ekonomik Dayanışma Derneği
(ÇAYED) Yarım Elma- Mimar Sinan Mahallesi sakinlerinin yanındaydı.
Geçtiğimiz hafta da Mürsel Uluç ve İlker mahallelerini kapsayan bölgede yaşayan ihtiyaç sahiplerine
gıda yardımında bulunan Yarım Elma ekibinin ziyaretlerine, Çankaya Belediye Başkan Yardımcısı Anıl
Sevinç de eşlik ediyor. Vatandaşlarla bir araya gelerek
sorunlarını dinleyen Anıl Sevinç, hazırlanan gıda
kolilerini Belediye Başkanı Alper Taşdelen’in sevgi ve
saygısını ileterek teslim ediyor.
Mürsel Uluç ve İlker mahallelerinde geçtiğimiz
hafta 150 koli gıda yardımında bulunan Yarım Elma,
Mimar Sinan Mahallesi sakinlerine de 70 koli yardımda bulundu. Mahalle muhtarları aracılığıyla koordine
edilen yardımlar, muhtarlığa ve ÇAYED Yarım Elma’ya
başvuran vatandaşların ismine hazırlanıyor. Adı önceden kayıtlı olanların dışında gelenlerin de isimleri tek
tek alınarak bir sonraki yardım dağıtımında gıda
kolileri teslim ediliyor.
Sokak hayvanlarına
SICAK BİR YUVA
Yenimahalle’de ‘engel’siz proje
Kongo heyeti
Hamamönü’nde
HABER MERKEZİHamamönü, Kongolu misafirlere kapılarını
açtı. Aralarında Kongo İçişleri Bakanı Raymond
Zephirin Mboulou’nun da bulunduğu heyet,
Hamamönü’ne hayran kaldı.
Kongolu heyet, önce Altındağ Belediyesi El
Ürünleri Pazarı’nı gezdi, daha sonra Hamamönü
Sanat Sokağı’nda ebru sanatı üzerine
denemeler gerçekleştirdi. Taceddin
Dergâhı’ndan da oldukça etkilenen Kongolu
misafirler, öğlen yemeğini Hamamönü’nde yedi.
Kongo İçişleri Bakanı Raymond Zephirin
Mboulou, Hamamönü ile tarihte yolculuğa çıktıkları hissine kapıldıklarını dile getirdi.
Hamamönü’ndeki restorasyon çalışmaları ve
çevre düzenlemesi hakkında bilgi alan
Mboulou, kültürel yapının halâ canlı olduğunu
vurguladı. Bakan Mboulou, Hamamönü Sanat
Sokağı’ndaki atölyeleri gezerek bölgedeki
sanatsal faaliyetleri yerinde inceledi.
HABER MERKEZİYenimahalle Belediyesi, Umut
Evi ile engelleri ortadan
kaldıracak. Engellilerin yaşama
katılmaları, üretmeleri ve
engellerini yenmeleri konusunda destek olacak bu merkezde
dezavantajlı bireyler hayata
tutunacak. İlkyerleşim
Mahallesi’nde Umut Evi projesini hayata geçirmeye hazırlanan Yenimahalle Belediyesi,
proje ile engellilerin hayatlarını
kendi kendine idame
ettirmelerini ve yaşama etkin
bir biçimde katılmalarını
sağlayacak.
Her ayrıntı düşünülerek titizlikle hazırlanan Umut Evi projesinde engelliler, kafeterya,
yaşam odası, uygulama mutfağı, etkinlik-oyun odası, evcil
hayvan parkı, hobi bahçesi,
engelsiz parkı, galoş üretim
atölyesi gibi uğraş alanlarıyla
hem sosyal-kültürel faaliyetlere
katılacak hem de üretim yapabilecek. Göreve geldiği günden beri herkesi düşünerek
projeler ürettiklerini kaydeden
Yenimahalle Belediye Başkanı
Fethi Yaşar, “Bu merkez,
engellilerin topluma kazandırılması için büyük imkanlar
sunacak. Engelli evladının
yaşama tutunduğunu gören
anne, babanın mutluluğunu
görmek bize yeter. İnsanları
hayata kazandırmaktan daha
büyük bir hizmet yoktur.
Çabamız bunun için, bu yüzden dur durak bilmeden üretmeye, halka hizmete devam
edeceğiz. Kimin, ne zaman
engelli olacağını bilmemiz
mümkün değil. Bu nedenle
dünyayı bir bütün olarak
görmeli, engelli ve engelsiz
vatandaşlar arasında ayrım
yapmamalı, herkese eşit
davranmalıyız” dedi.
Yenimahalle’yi engelsiz bir
ilçe haline getirdiklerini kaydeden Yaşar, “Biz engelli kardeşlerimizin şans verildiğinde ne
kadar büyük işler başarabildiğini biliyoruz. Bölgemdeki
hiçbir engelli bu şanstan, fırsattan uzak kalmayacak”
ifadelerini kullandı.
HABER MERKEZİKeçiören Belediyesi Sokak Hayvanları
Rehabilitasyon Merkezi, sahipsiz sokak hayvanlarını sıcak yuvaya kavuşturuyor.
Tüm sağlık kontrolleri ve aşıları yapılmış, ayrıca
kısırlaştırılmış bir hayvan edinmek isteyen vatandaşların yapması gereken tek şey ise
www.kecioren.bel.tr internet adresinden “sahiplenmek istiyorum” linkine tıklayarak istedikleri hayvanı
fotoğraflarına bakarak seçmeleri.
Keçiören Belediyesi Sokak Hayvanları
Rehabilitasyon Merkezi, Avrupa standartlarında
sahiplendirme sistemi ile tüm Ankaralılar’ın
hizmetinde. Tüm sağlık kontrolleri ve aşıları
yapılmış, ayrıca kısırlaştırılmış bir hayvan edinmek
isteyen vatandaşların yapması gereken tek şey ise
www.kecioren.bel.tr internet adresinden “sahiplenmek istiyorum” linkine tıklayarak istedikleri hayvanı
fotoğraflarına bakarak seçmeleri.
Merkezin sistemi ise şöyle işliyor: Öncelikle
internetten beğenilen hayvan için Keçiören
Belediyesi aranarak randevu alınıyor. Daha sonra
geçici Rehabilitasyon Merkezi’ne gelinerek, sokak
hayvanı ile sahip adayı buluşturuluyor.
Ardından sahiplenmek isteyen vatandaşın
‘daha önce hayvan beslemiş mi?’, ‘evi ve apartmanı uygun mu?’ gibi konular belediye yetkilileri
tarafından araştırılıyor. Son olarak, bir protokol ve
taahhütname imzalanarak hayvan sahibine teslim
ediliyor. İlerleyen süreç de de hayvanın aşı ve
kontroller için Evcil Hayvan Kliniği’ne getirilmesi
isteniyor. Böylece sahiplendirilen hayvanın ne
şekilde bakıldığı da sürekli kontrol altında tutuluyor.
ANKARA
12 Şubat 2015 Perşembe
7 Haziran'da yapılacak genel seçimlerin odak noktasına Cumhurbaşkanı
Recep Tayyip
Erdoğan'ın,
"Başkanlık Sistemi"
tartışmasını
koyması siyaset
gündemini
hareketlendirdi.
Erdoğan, gündemin
en çok konuşulan
ismi oldu.
Siyaset gündeminin
ismi Erdoğan oldu
HABER MERKEZİ7 Haziran'da yapılacak genel seçimler için
geri sayım başladı, Medya Takip Merkezi,
siyaset gündeminin nabzını tuttu ve gündeme
kimlerin ve hangi partilerin ne ölçüde ağırlığını
koyduğunu araştırdı. İktidardaki AK Parti
siyaset gündeminin bir numaralı adresi. Prof.
Ahmet Davutoğlu liderliğindeki AK Parti, yolsuzluk iddiaları nedeniyle 4 eski bakan için
gerek Meclis Komisyonu ve gerekse TBMM
Genel Kurulu'ndaki yapılan Yüce Divan oylamalarında önemli bir sınav atlattı. Genel Kurul,
AK Parti'den gelen firelere rağmen 4 eski
bakanı Yüce Divan'a göndermedi. AK Parti,
Ocak ayı boyunca tüm mecralarda 208 binden
fazla habere konu oldu. Ana muhalefet partisi
CHP, 121 binden fazla haberde yer aldı.
Milliyetçi Hareket Partisi MHP, 61 binden fazla
haberle gündemin üçüncü partisi. Çözüm
sürecinin TBMM'deki temsilcisi HDP, 41 bin'den fazla haberle dördüncü sırada.
Veriler, MTM Medya Takip Merkezi’nin
Ocak 2015'te 4 bini aşkın gazete, dergi, TV
kanalı ve 10 bini aşkın internet medyasında
yaptığı haber takibi sonuçlarından derlenmiştir.
ERDOĞAN GÜNDEMİ BELİRLEDİ
Devletin zirvesini Beştepe'deki
Cumhurbaşkanlığı Sarayı'na taşıyan
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın
gündemi "Yeni Türkiye". 7 Haziran'da yapılacak genel seçimlerin odağında yeni anayasa
ve "Başkanlık Sistemi"nin olması gerektiğini
söyleyen Erdoğan, tartışmanın fitilini ateşledi.
Muhalefetten yoğun eleştiri alan
Cumhurbaşkanı, çıktığı yurtdışı gezilerine
katılan gazetecilere ve yurtiçi gezilerinde de
halka bu yönde mesajlarını yoğun şekilde
verdi. Erdoğan, gündemi belirleyen tavrı ile
120 binden fazla haberle en tepedeki isim
oldu. İkinci sıradaki Başbakan Ahmet
Davutoğlu'nun ağırlıklı gündeminde ise
ekonomi ve çözüm süreci var. Başbakan
Davutoğlu, 97 bin haberle, CHP lideri Kemal
Kılıçdaroğlu'nun önünde yer aldı. CHP lideri
Kılıçdaroğlu'nun gündemini ise ağırlıklı olarak
yolsuzluk iddiaları oluşturdu. Başbakan
Yardımcısı ve Hükümet Sözcüsü Bülent Arınç,
gündemin dördüncü sırasında. Yolsuzluk
soruşturmasında Yüce Divan'a gönderilmeyen
eski bakan Zafer Çağlayan da gündemde ilk
beşe giren isimler arasında.
Esnafa kolaylık
Sincan Belediye Başkanı Doç. Dr. Mustafa Tuna, Ankara
Ticaret Odası’nı(ATO) Sincanlıların ayağına getirdi.
Ankara Kalesi'nde
temizlik yapıldı
HABER MERKEZİBüyükşehir Belediyesi Kent Estetiği Dairesi
temizlik ekipleri, Ankara Kalesi’nde temizlik
gerçekleştirdi.
Büyükşehir Belediyesi ekiplerinin zor koşullar
altında Ankara Kalesi’nin ziyaretçilere açık olan
kısmında gerçekleştirdiği çalışma sonrasında
burçlara yazılan yazılar silindi, uyuşturucu ve
alkol bağımlıları tarafından kirletilen gözetleme
kuleleri yıkanarak hijyenik hale getirildi.
Başkent’te turistlerin en fazla ziyaret ettiği yerlerin başında gelen Ankara Kalesi’nde aynı
zamanda Ankara’nın 360 derece seyir mekanı
olan burçlarda Büyükşehir Belediyesi ilk kez Yazı
Silme Makinesi kullanarak basınçlı su ile görsel
kirlilik oluşturan yazıları silerek, Kaleyi turizme
yakışır hale getirdi.
Büyükşehir Belediyesi Kent Estetiği
Dairesi Başkanlığı Temizlik Şube Müdürlüğü ekipleri, Türkiye’de bir ilk olan Yazı Silme Makinesi
kamyonunu çok zor koşullar altında sur dibine
kadar yaklaştırarak, basınçlı su hortumlarını
burçlara taşıdılar.
Kaleye gelen turistlerin ve yerli ziyaretçilerin merakla izlediği temizlik aşamasında Kent
Estetiği ekipleri, 2 ton kumlama malzemesi, 1.5
ton is temizleyici madde kullanarak Ankara
Kalesi’nde görsel çirkinliğe neden olan yazıları
sildi, isli ve kirli bölgeleri temizleyerek dezenfekte
etti.
Ankara Kalesi’nde surlarda ve burçlarda zorlu
bir çalışma gerçekleştiren Kent Estetiği Dairesi
yetkilileri, “Kale turistlerin akınına uğrarken, çirkin
görüntülerin oluşmaması için elimizden geleni
yapıyoruz. Ancak Ankara Kalesi’nin korunmasında vatandaşların daha fazla duyarlılığına ihtiyacımız var, çalışmanın zorluğu ortada” diye
konuştular.
HABER MERKEZİSincanlı esnaflar, Ankara
Ticaret Odası’ndaki(ATO)
işlerini artık kolayca tamamlayabiliyor. Ankara Ticaret
Odasındaki işleri için büyük
bir yol kat etmek zorunda
kalan esnaflara Sincan
Belediye Başkanı Doç. Dr.
Mustafa Tuna büyük bir
kolaylık sağladı. Belediyenin
içine ATO’nun hizmet biriminin açılmasına imkan veren
Başkan Tuna, esnafın
yüzünü güldürdü. Belediye
binasına açılan büro ile
esnaf belgelerini kolayca
alabiliyor. Oda kayıt sureti,
faaliyet belgesi, müteahhitlik
sicil belgesi, ihale durum
belgesi gibi birçok belgenin
alınabildiği büro hafta içi her
gün 9.00-16.30 arasında
hizmet veriyor.
Merkezdeki yoğunluk ve
sıradan dolayı esnafın
neredeyse bir gününü alan
belgeleri anında veren büro
sayesinde esnafın yüzü
gülüyor.
Büronun hayırlı olmasını
temenni eden Sincan
Belediye Başkanı Doç. Dr.
Mustafa Tuna, “ATO’nun bir
şubesinin de belediyemizin
içinde olması esnafımız için
büyük bir kolaylık sağlayacak. Sincan’ımızda ticaretle
uğraşan esnaf kardeşlerimiz,
ATO’ya gitmeden burada da
işlerini halledebilecek. Bu
güzelhizmete aracılık eden
ATO Başkanımız Salih
Bezci’ye de teşekkür ediyorum. Hayırlı olsun.” dedi.
5
Mucurlulardan Yaşar’a
teşekkür ziyareti
HABER MERKEZİYenimahalle Belediye Başkanı Fethi Yaşar’,
Mucurlular Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma
Derneği Başkanı Mustafa Köksal, beraberindeki
yönetim kurulu üyelerini konuk etti.
Yenimahalle Belediyesi’nin derneklerine verdiği
desteklerden dolayı Yaşar’a teşekkürlerini ileten
Köksal, “Kapınızı ne zaman çalsak, bizi hep güzler
yüzle karşıladınız. Yenimahalle’de kendimizi
evimizde gibi hissediyoruz” dedi.
Yaşar’a Mucur hakkında da bilgiler veren Köksal,
Ankara’da 100 bin civarında Mucurlu olduğunu
belirtti. Yenimahalle’de de çok sayıda Mucurlunun
yaşadığını ifade eden Köksal, Yaşar’a hemşehri
derneklerine verdiği destekten dolayı teşekkür etti.
Ziyaretten duyduğu memnuniyeti ifade eden
Yaşar ise Mucurlularla sohbet etti.
İranlı sanatçılar
ÇSM’de buluştu
HABER MERKEZİTürkiye’de lisans, yüksek lisans ve doktora eğitimi yapan sanat öğrencileri ve İran’dan gelen 15
genç sanatçının eserleri Çankaya Belediyesi
Çağdaş Sanatlar Merkezi’nde sergilendi.
Serginin açılışını yapan İran Büyükelçisi Dr. Ali
Bikdeli, Türkiye’de 5 bini aşkın İranlı öğrencinin
eğitim gördüğünü belirterek, Türkiye’den gençleri de
eğitim ve kültürel gezi amaçlı İran’a davet etti.
Kültür Müsteşarı Dr. İbrahim Fatollahi ise “İranlılar,
her alanda etkileşimi bulunan Türkiye'yi çok seviyorlar. Biz de inşallah Türk öğrencilerini İran'da görmek
istiyoruz. Türkiye'den turlar düzenleyerek İran kültür
ve sanatını yerinde izleyebilirler. Bizlere başvurmaları
halinde yardımcı olabiliriz. İran'nın gelişen modern
sanatı ile aşina olabilirler, ortak sanat ve kültürlerimizi karşılıklı paylaşabiliriz" şeklinde konuştu.
Sergi’de tezhip, hat, yağlıboya, grafik, fotoğraf
ve seramik çalışmaları yer aldı.
Altındağ Belediyesi’nden
bir yenilik daha
HABER MERKEZİAltındağ Belediyesi, yeni uygulamasıyla da
göz dolduruyor. Altındağ Belediyesi resmi internet sitesinde yer alan ‘Satılık emlak ilanları’
bölümü birçok kolaylığı beraberinde getiriyor.
Belediye web sitesi üzerinden ulaşabileceğiniz
yeni siteye, emlak.altindag.bel.tr adresini girerek
de ulaşabilirsiniz.
Vatandaşlar, bu yeni uygulama sayesinde
belediyenin satışa sunduğu farklı mahallelerdeki
belediye ait konut ve dükkanlardan daha çabuk
haberdar oluyor hem de Altındağ Belediyesi ile
daha kolay iletişime geçebiliyor.
Altındağ Belediyesi’nin satışa sunduğu
dükkanlar, daireler ve Hamamarkası bölgesindeki
konaklar hakkındaki tüm bilgiler bu butonun altında. Satılık yapıların iç dış görüntüsünden fiyatlarına, konumundan metrekare büyüklüklerine, adres
bilgilerinden görüşme sağlanacak kişiye kadar en
detaylı bilgilere ulaşmak artık daha kolay. Web
sitesinde bilgisi sunulan konutlar hakkında daha
detaylı bilgi almak isteyen vatandaşlar, 0312 507
00 80 numaralı telefonu arayabilirler.
6
ANKARA
12 Şubat 2015 Perşembe
Keçiören
Belediyesi’nin
Engelli
Çocuklar
Gündüz
Misafirhanesi
engelli çocuğu
olan ailelerden
büyük ilgi
görüyor.
Keçiören'de engelsiz misafirlik
HABER MERKEZİEngelli çocuğu olduğu için
sosyal yaşantıdan kopan ailelerin
yardımına koşan Engelli Çocuklar
Gündüz Misafirhanesi ve Oyun
Merkezi Keçiören’deki önemli bir
eksiği giderdi. Misafirhane, gün
içinde işlerini takip etmekte,
alışveriş yapmakta, hastaneye gitmekte, kendilerine zaman ayırmakta vb. sıkıntısı olan ve çözüm üretmeye çalışırken psiko-sosyal yönden ciddi sorunlar yaşayan ailelerin
imdadına yetişti. Sosyal Yardım
İşler Müdürlüğü’ne bağlı Engelli
Danışma Merkezi bünyesinde kurulacak olan Engelli Çocuk
Misafirhanesi ve Oyun Evi
sayesinde aileler, engelli çocuklarını
güvenle emanet edebilecekleri bir
kuruma kavuştular. Hafta içi saat
08.00'den 17.00'ye kadar engelli
çocuklara geçici süreli ücretsiz
bakım hizmeti veren misafirhane,
ailelerin ihtiyaçlarını karşılamasının
kalmadan sosyal hayatın gereklerini yapabilmelerini sağladık” dedi.
“Engelsiz bir Keçiören” için çalıştıklarını söyleyen Başkan Ak, “Sosyal
belediyecilik anlayışımızla engelli
vatandaşlarımıza her alanda
yardımcı oluyoruz.
yanında çocukların kendi yaşıtlarıyla bir arada olmalarına da
imkan tanıyor.
Keçiören Belediye Başkan
Mustafa Ak, engelli ailelerinin
çocuklarını sürekli gözetim altında
tutmak zorunda oldukları için
Engelli vatandaşlarımızın diğer
bireylerle aynı şartlara sahip
olmaları için bugüne kadar birçok
projeyi hayata geçirdik, inşallah
önümüzdeki dönemde de yeni projelerimizi hayata geçirmeye devam
edeceğiz” mesajını verdi.
Engelli Çocuk
Misafirhanesi’nden dolayı Belediye
Başkanı Mustafa Ak’a teşekkür
sosyal hayattan koptuklarına dikkat eden engelli aileleri ise, “Artık
çocuğumuzu gönül rahatlığıyla
çekerek, “Biz de Engelli Gündüz
emanet edebileceğimiz bir yer var.
Misafirhanesi’ni yaptık ve ailelerin
Misafirhane sayesinde alışverişimizi
çocuklarını güvenle emanet edip
yapabiliyor, akrabalarımızı ziyaret
çarşı, pazar alışverişlerini yapaedebiliyoruz” görüşünü dile
bilmelerini, ihtiyaçlarını karşılayagetirdiler.
bilmelerini, akılları çocuklarında
Sokak hayvanları için
10 BÜYÜK PROJE
Cemil Meriç Halk Kütüphanesi
YOĞUN İLGİ GÖRÜYOR
HABER MERKEZİKeçiören Cemil Meriç İlçe Halk
Kütüphanesi, 20 bin kitap kapasitesi ile açıldığı
tarihten bugüne öğrencilerin akınına uğradı.
Geçen yıl hizmete açılan halk kütüphanesi
ilçedeki önemli bir eksiğin giderilmesini
sağladı. Ümit Meriç, Yunus Emre Kültür
Merkezi içerisinde yer alan kütüphaneye
babası Cemil Meriç’in görmeyen gözleri ile
yazdığı bir sayfayı da hediye etti. 563
metrekarelik alana kurulan kütüphanede yerli
ve yabancı romanların yanısıra, tarih, edebiyat,
siyaset, din, aktüel kitaplar, sağlık ve felsefe
gibi yazın dünyasının hemen her türünden kitap
bulunuyor. Kütüphaneye gelenler istedikleri
kitapları okuma salonunda okuyabiliyor, eğer
kitap ödünç almak istiyorsa üyelik formunu
doldurduktan sonra bu haktan faydalanabiliyor.
Kütüphaneye büyük ilgi gösteren öğrenciler,
okuma salonlarında ayrıca LYS, KPSS ve
KPDS gibi sınavlara da çalışabiliyor. Proje ve
performans ödevleri için gelen öğrencilere
yardımcı olan kütüphane personeli, aranan
eserleri okuyucunun kullanımına sunuyor.
Keçiören’de sadece kaldırım ve asfalt
çalışması yapmadıklarını, sosyal ve kültürel
belediyecilik anlamında da hizmet sunduklarını
ifade eden Keçiören Belediye Başkan Mustafa
Ak, “Kültürümüzü geliştirmek için de çok zengin programlar düzenliyoruz. Cemil Meriç
üniversite öğrenciliğim yıllarında ve şimdi de
kitaplarından faydalandığım bir
düşünürümüzdür. Ülkemizin düşünce dünyasına çok katkıları oldu. Ankara’nın en güzel
kütüphanelerinden bir tanesini Keçiörenlilere
hediye ettik. İçerisinde 20 bin kitap var.
Kütüphanemizde çocuklarımızın faydalanması
için çocuk kitapları bölümümüz de mevcut.
İnşallah Keçiören’e üçüncü kütüphaneyi de
açacağız. Keçiören kitap yuvası olsun
istiyoruz” dedi.
HABER MERKEZİÇankaya Belediyesi,
başkent Ankara’nın en
büyük sorunu olan sahipsiz
sokak hayvanları konusunda
büyük bir adım atıyor.
Taşdelen, “Sokak Hayvanları
Hayata Katılıyor” başlığı
altında Çankayalıya verdiği
sözü tutarak, tek hamlede
10 önemli projeyi hayata
geçiriyor. Var olan çalışmaları revize edip yenileriyle
birlikte uygulamaya koyan
Çankaya Belediyesi, sahipsiz sokak hayvanları için
artık “Şanslı” ismini kullanacak. Eğitimden
sahiplenmeye, aşılamadan
barınağın rehabilitasyonuna
her bir başlık için farklı proje
geliştiren belediye çalışmalarına yeni yıl itibariyle
başladı.
Yaklaşık 20 bin sahipsiz
sokak hayvanının yaşadığı
başkentte konuya en duyarlı
belediye olarak çalışmalarına devam eden Çankaya
Belediyesi’nin hayata
geçireceği projeler şunlar:
“Şanslı’nın Şansı Olun”,
“Şanslı’yım Turuncu
Küpeliyim”, “Şanslı
Mahalleler”, “Şanslı’nın
Renkli Evi”, “Yaşam
Alanlarımıza Saygı Duyalım
Birlikte Sevgiyle Yaşayalım”,
“Şanslı’yız Çünkü Eğitim
Şansımız Var”, “Haydi
Evimize Gidelim”, “Bu
Canlar Hepimizin”, “EŞanslı” ve “Hem Şanslıyım
Hem Çevreci”.
Sahip olduğu Türkiye’nin
en büyük hayvan barınağı
ile kentte yaşayan sahipsiz
sokak hayvanlarını geçici
sürelerle misafir eden
Çankaya Belediyesi’nin yeni
projeleri arasında en önemlisi “Şanslı’nın Şansı Olun”.
Proje, sokaktan toplanarak
barınağa getirilen ve tedavileri yapılan hayvanların
sahiplendirilmesini
hedefliyor. Barınaktan
sahiplenilecek her sokak
hayvanının aşıları ömür
boyu Çankaya Belediyesi
tarafından ücretsiz yapılacak. Barınaktan sokak hayvanı sahiplenmek isteyen
vatandaşlar ayrıca
www.sanslibarinak.org
adresinden de Şanslıları
görme fırsatı olacak.
Sokak hayvanlarına
ilişkin çalışmalarda sevginin
ve duyarlılığın ön planda
olduğunu vurgulayan
Çankaya Belediye Başkanı
Alper Taşdelen, “Bu Canlar
Hepimizin” projesinde
konuyla bağlantısı olan tüm
kurumları ortak çalışmaya
davet ediyor. Taşdelen, ilgili
Bakanlıkların, Ankara
Büyükşehir Belediyesi’nin
ve diğer ilçe belediyelerinin
el ele verdiği takdirde sorunun her kesim açısından
daha sağlıklı bir şekilde
çözüme kavuşacağını söyledi. Sokakta yaşayan canlıların üremesini kontrol altına alabilmek adına
başlatılan uygulamada
belediye ekipleri aşıladığı
hayvana küpe takıyor. Her
belediyenin farklı renkte
küpe takarak yaptığı çalışmada Çankaya
Belediyesi’nin küpe rengi
turuncu.
“Şanslı’nın Evi” olarak
lanse edilecek Mühye’deki
Çankaya Belediyesi
Sahipsiz Sokak Hayvanları
Bakım ve Rehabilitasyon
Merkezi’nde de bir takım
yenileme çalışmaları proje
kapsamında başladı. Zemin
iyileştirilmelerinin yapıldığı
barınak ayrıca renklendirilecek.
Çankaya Belediyesi
“Şanslıyız Çünkü Eğitim
Şansımız Var” başlığı altındaki proje kapsamında
Türkiye’nin sayılı profesyonel köpek eğitmenlerinden
Tarkan Özvardar ile birlikte
çalışıyor. Özvardar, hem
belediyenin barınakta
çalışan personeline eğitim
veriyor hem de okullarda
öğrencilerle bir araya gelerek sokak hayvanlarına
nasıl yaklaşılması gerektiği
bilgilerini paylaşıyor.
Çankaya Belediyesi’nin barınakta çalışan veterinerleri
de köpeklere temel eğitim
veriyor. Eğitimde köpeklere
sahibini tanıma, tuvalet
eğitimi ve ‘dur-gel-bekle’
gibi basit komutlar
öğretiliyor. İnsanların
birçoğunda “Barınaktan alınan köpek uysal değildir”
algısının olduğunu ancak bu
algının tamamen yanlış
olduğunu vurgulayan
Özvardar, “Sevgiye ihtiyacı
olan her canlının uysal ve
öğrenebilir” olacağına dikkat
çekiyor.
Aktaş 3. Etap'ta
sona yaklaşıldı
HABER MERKEZİ1.ve 2 etabın ardından Aktaş Mahallesi 3. Etap
Toplu Konutları’nda geri sayıma başlandı. Yaklaşık 20
bin metrekarelik bir alan üzerine kurulu olan modern
yapılar, 6 blok ve 342 daireden oluşuyor. 2+1 ve 3+1
daireler halinde inşa edilen Aktaş 3. Etap Toplu
Konutları için 100’e yakın gecekondu yıkıldı. Çevre
düzenlemesiyle de dikkat çeken yapılar, Altındağ’ın
gelişen yüzüne bir örnek. Yapımında son yaklaşılan
Aktaş Mahallesi 3. Etap Toplu Konutları, bu yıl içinde
sahiplerine teslim edilecek.
Bugüne kadar gerçekleştirdiği tam 10 kentsel
dönüşüm projesiyle Altındağ’a değer kazandıran
Başkan Tiryaki, ilçede mülkiyet sorununu giderdiklerinin altını çizdi. Tiryaki, kentsel dönüşümle birlikte
Altındağ’ın her geçen gün daha fazla değer
kazandığını söyleyerek bu konutların şehircilik örneği
modern yapılar olduğunu belirtti. İlçeye kazandırdığı
yatırımlarla dikkat çeken Başkan Tiryaki, çarpık
yapılaşmanın önüne geçmekte de kararlı. Tiryaki,
Altındağ’da zihinlerin aydınlanmaya başladığını
kaydederek yıkımların artık vatandaşlar tarafından
istendiğini sözlerine ekledi.
Üniversiteli kadınlar
Taşdelen’i ziyaret etti
HABER MERKEZİTürk Üniversiteli Kadınlar Derneği Başkanı
Gaye Erbatur ve dernek yönetim kurulu üyeleri
Çankaya Belediye Başkanı Alper Taşdelen’i ziyaret
etti. Önceki gün Çankaya Belediyesi Çağdaş
Sanatlar Merkezi’nde gerçekleştirilen “Laiklik ve
Kadın” konulu panele katılımlarından dolayı
Taşdelen’e teşekkür eden heyet, ayrıca kadının
güçlendirilmesi için hazırladıkları projeleri
aktardılar. Taşdelen, ziyaretten duyduğu memnuniyeti ifade ederek, kadının güçlendirilmesi ve
girişimcilik yanının desteklenmesi konusunda
yapılan çalışmalara açık olduklarını belirtti.
Yenimahalle'de türkü ziyafeti
HABER MERKEZİAnkara Devlet Türk Halk Müziği Korosu,
Yenimahalle Belediyesi’nin katkılarıyla
Yenimahallelilere türkü ziyafeti sundu.
Nazım Hikmet Kongre ve Sanat Merkezi’nde
gerçekleşen Yurt Ahengi adlı konsere çok sayıda
türkü dostu katıldı. Şef Necmi Kıran yönetimindeki
Ankara Devlet Türk Halk Müziği Korosu, gecede
seslendirdikleri farkı yörelerden türkülerle
Yenimahallelileri Anadolu yolculuğuna çıkardı. Türk
Halk ezgilerinin en seçkin örneklerinin farklı bir
yorumla sunulduğu gecede vatandaşlar, unutamayacakları bir akşam yaşadı.
İki bölüm halinde gerçekleşen konserde, koronun seslendirdiği eserlerin yanı sıra solo performanslar da büyük beğeni topladı. Kastamonu,
Silifke, Çorum, Samsun gibi çok farklı yörelerden
eserler seslendiren ekip, ayrıca Rumeli türküleriyle
de kulakların pasını sildi.
Sanatçılar Nuray Topak Tutuş ve Pelin Çetin de
seslendirdikleri Karadeniz türküleri ile geceye
damga vurdu. Hareketli Karadeniz türküleri salonda Karadeniz rüzgarı estirirken, vatandaşlar da
alkışlarla tempo tuttu. Sanatçıların renkli yöresel
kıyafetleri de büyük beğeni topladı.
EKONOMİ
12 Şubat 2015 Perşembe
Et ve Et Ürünleri Tebliği'nde
yapılacak değişiklikle ambalajsız
tavuk satışı yasaklanacak.
Gıda, Tarım ve Hayvancılık
Bakanlığından yapılan açıklamaya göre, Gıda ve Kontrol
Genel Müdürlüğü, tüketici
sağlığının en üst düzeyde
korunması, daha kaliteli
ürünlerin tüketicilere ulaştırılması ve tüketicinin yanıltılmasının önlenmesi amacıyla
5 Aralık 2012'de yürürlüğe giren
Et ve Et Ürünleri Tebliği'ni
revize edecek.
Ambalajsız tavuk
satışına yasak geliyor
ANKARA - Söz konusu değişiklikle kasap,
market gibi perakende işletmelerde parça
kanatlı etlerinin dökme satışı yasaklanacak,
kanatlı etleri, sadece hazır ambalajlı olarak
piyasaya arz edilebilecek. Bu işletmelerde, fermente sucuk, pastırma, köfte gibi et ürünleri
üretilemeyecek, önceden çekilmiş ve paketlenmiş günlük kıyma satılamayacak.
Lokanta, restoran, otel gibi son tüketiciye
hizmet veren işletmelerin, çiğ durumda bulunan
hazırlanmış et karışımlarını satması yasaklanacak.
Yeni düzenleme ile kavurmada yüzde 5 olan
tuz oranı yüzde 3'e düşürülecek. Bu ürün raflarda "kavurma" ve "kıyma kavurma" olmak üzere
iki çeşitte yer alacak. Tebliğ kapsamında yer
alan ürünlere, kaliteli et yerine dışarıdan et proteini katılması yasaklanarak haksız kazanç
engellenecek.
Geleneksel metotlarla üretilen ürünleri korumak amacıyla coğrafi işaret alarak tescil edilmiş
et ürünleri, yatay gıda kodeksi hükümlerine
aykırı olmamak şartıyla piyasaya arz edilebilecek, bu ürünlerde kullanılan çiğ et ve kıyma
tebliğ hükümlerine uygun olacak.
Et ürünlerinde "yüzde 100 dana eti" ya da
"yüzde 100 göğüs eti" gibi ifadeler ve logolar
kullanılamayacak.
Tebliğ kapsamında yer alan ürünlerin
etiketinde, ürün adları aynı renk, aynı yazı
karakteri ve aynı puntoda olacak.
Düzenleme ile "ısıl işlem uygulanmış et
ürünü", "emülsifiye et ürünü" gibi genel ürün
grup isimlerinin ürün adı olarak kullanılması
yasaklanarak tüketicinin yanıltılması engellenecek. Herhangi bir et ürünü "ısıl işlem görmüş sucuk" ise bu ürünün reklamında,
tanıtımında "sucuk" veya "kangal sucuk"
ifadeleri kullanılamayacak. (AA)
Türk Telekom’un girişimlere
desteği sürüyor, PİLOTT’ta
üçüncü dönem başladı
Hisarcıklıoğlu’ndan,
Başçı’ya övgü
İSTANBUL - Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB)
Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu, "TCMB Başkanı Erdem
Başçı, küresel kriz sonrasının en başarılı merkez bankası
başkanlarından biridir" dedi.
Hisarcıklıoğlu, Uluslararası Finans Enstitüsü (IIF)
tarafından düzenlenen "Türkiye Başkanlığındaki G20
Gündemi" konferansında, 2015'in herkes açısından çok
özel bir önemi olduğunu ve Türkiye'nin G20 Dönem
Başkanlığı'nı üstlenmesinden gurur duyduklarını söyledi.
Ülke genelinde 1,5 milyon üyeye sahip olan TOBB'un
başkanı olarak, B20 Dönem Başkanı olduğunu belirten
Hisarcıklıoğlu, küresel iş dünyasının sorunlarını en etkin
ve kapsamlı şekilde G20 liderlerine aktarabilmek için
eksiksiz bir gündem oluşturduklarını aktardı.
Hisarcıklıoğlu, G20'ye fevkalade bir önem atfettiklerini
dile getirerek, çok ilginç bir zamandan geçildiğini, pek
çok küresel sorunun gündemde olduğunu, bunların
küresel koordinasyonlarla çözülebileceğini ifade etti.
Son altı yıldır küresel durgunluğu sürdürülebilir şekilde
geri döndüremediklerini belirten Hisarcıklıoğlu, şöyle
devam etti:
"Geçmiş yıllarda ticaret, küresel büyümenin
motoruydu. Ama bugün ticaretteki artış küresel büyümenin bile altında kalıyor. Genç işsizlik oranları oldukça
yüksek seviyelerde. Bazı ülkelerde bu yüzde 40'lara
ulaştı. Finans sektörü diğer tüm sektörlerle kesişir.
Ekonomik hayatın tüm aşamasında bu böyledir. Bugün
finans piyasaları hem kapsam hem de karmaşıklık
açısından patlamaya uğramıştır. Tek bir hata veya politika kararındaki yanlışlık, büyük bir çalkantıya yol açabilir
ki bunları geçtiğimiz yüzyıllarda gördük. Bu gibi hataların
bedeli milyar hatta trilyonlarca doları bulabilir. Bunlar
kaybolan fırsatlar ve milyonlarca yeni iştir. Orta gelirli
insanlar bir gecede yoksulluğa mahkum olabiliyor.
İşletmeler değişiyor. Sınır ötesi siyasi gerginlikler artıyor
ve finansal krizler bir yerde sivil toplumda da
huzursuzlukları ateşliyor."
ABD'nin bugün daha istikrarlı bir zeminde olduğunu,
IMF'nin ise düşük de olsa büyümeyi öngördüğünü anımsatan Hisarcıklıoğlu, bütün gelişmekte olan pazarlarda
uyanma işareti olduğunu söyledi.
Hisarcıklıoğlu, 6 yıl öncesine göre daha iyi dönemde
olunduğunu tam anlamıyla düşünmediğini, hala yapısal
sorunların bulunduğunu vurgulayarak, "McKinsey Global
Institute bunu son raporunda belirtti. Küresel borç 2007
yılında 142 trilyon dolar seviyesinde idi. Bugün ise 199
trilyon dolar seviyesine çıktı. Başka bir deyişle, dünya
her yıl elde ettiği gelirin neredeyse üç katı kadar borçlandı ki bu sürdürülebilir bir durum değil" diye
konuştu.(AA)
Türk Telekom, Girişimleri Hızlandırma Programı
PİLOTT ile girişimcilere destek olmaya devam
ediyor. İlk iki döneminde Türkiye’ye önemli girişimler kazandıran PİLOTT, üçüncü dönemi için 9
Şubat’ta başvuru almaya başladı.
ANKARA- HABER MERKEZİTürk Telekom’un girişimleri
desteklemek, girişimcilik
ekosistemini büyütmek
ve yenilikçi fikirleri
Türkiye’ye katma
değer sağlayacak
işlere dönüştürmek
amacıyla hayata
geçirdiği PİLOTT
programı, 9 Şubat’ta
açılan üçüncü
başvuru çağrısıyla
devam ediyor.
Türkiye’de özel sektör
bünyesinde hayata
geçirilen ilk girişim hızlandırma programı olan ve
girişimcilerle iş birliği yaparak
yenilikçi ürün ve servisler
geliştirmeyi amaçlayan PİLOTT, seçilen
ekiplere çekirdek sermayesi, mentorluk,
eğitim ve ofis alanı gibi birçok imkan
sunuyor.
PİLOTT programı kapsamında ekipler,
Türkiye’nin önde gelen yatırımcı ve girişimcileri ile Türk Telekom yöneticilerinden mentorluk alıp, PİLOTT ekibiyle
birlikte çalışarak ürünlerini geliştirme ve
Türk Telekom’un iş ortağı olma fırsatını
elde ediyorlar. PİLOTT girişimleri aynı
zamanda dünyanın en
başarılı hızlandırma
programı YCombinator ve
Telefonica’nın
hızlandırma
programı
Wayra iş
birliği ile
dünyaya
açılma
şansını
yakalıyor.
Şimdiye
kadar
başarıyla
tamamlanan
2 PİLOTT
dönemi sonunda,
• 700’den fazla
başvuru arasından 21
yenilikçi girişim seçildi,
• Seçilen ekiplere toplamda 500 bin TL
yatırım yapıldı,
• 21 ekipten 7’si
yatırım aldı,
• 1 proje TT
Grubu tarafından
satın alındı ve
ürünleştirildi,
• 6 girişim
Türk
Telekom’un iş
ortağı oldu,
•11 girişim
Türk Telekom
Grubu ile iş birliği sürecine
devam ediyor,
• 6 girişim Silikon
Vadisi’ne götürüldü,
Silikon Vadisi’nin önemli
oyuncuları ile 18 günde 54
toplantı yapıldı,
PİLOTT’TA ÜÇÜNCÜ
DÖNEM BAŞLIYOR
Geçtiğimiz kasım ayında ODTÜ Kristal
Ağaç Ödülleri’nde “Yılın Girişimci
Destekçi Kurumu” seçilen PİLOTT,
üçüncü dönem başvurularını
www.pilott.com.tr adresinden almaya
başladı. Başvurular 29 Mart’a kadar kabul
edilecek. Yapılacak değerlendirme sonucunda PİLOTT’a katılmaya hak
kazanan girişimler, 12 hafta sürecek programın sonunda ortaya
çıkaracakları temel niteliklere
sahip ürünü Türk Telekom
Genel Müdür
Yardımcıları’ndan oluşan
jüriye sunacaklar. Eylül
ayında düzenlenecek
PİLOTT Girişimcilik
Zirvesi’nde açıklanacak
değerlendirme sonuçlarına göre, en başarılı üç
girişim 60, 30 ve 10 bin
TL’lik girişim sermayesine
ve Silikon Vadisi seyahatine
katılmaya hak kazanacak.
PİLOTT’a bir buçuk yaşından
genç şirketler tüzel başvuruda
bulunabilirken henüz şirketleşmemiş,
18-40 yaş arasındaki üniversite öğrencisi
veya mezunu olan girişimciler de ekip
olarak başvuru yapabiliyor.
7
Tatil valizine
rekor sığdı
ANKARA - GÖKSEL YILDIRIM - Türkiye'de
geçen yılın üçüncü çeyreğinde seyahate çıkmadan
önce yapılan giyecek, ilaç, çanta, kamera ve film
gibi kişisel harcamalarda rekora imza atıldı. Bu
ürünler için yılın üçüncü çeyreğinde yapılan yaklaşık 355 milyon liralık harcama, çeyrek dönemler
itibarıyla ulaşılan en yüksek seviye oldu.
Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre,
yurtiçi turizm faaliyetleri kapsamında seyahat
öncesi yapılan harcamalar, hanehalklarına önemli
fatura çıkardı.
Türkiye'de geçen yılın 9 aylık döneminde seyahat öncesi giyecek, ilaç, çanta, kamera ve film gibi
kişisel harcamaların ekonomik büyüklüğü bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 46,6 artışla 562
milyon 943 bin lirayı buldu. Bu ürünler için bir
önceki yılın aynı döneminde 384 milyon 83 bin lira
harcanmıştı. Başka bir ifadeyle seyahat öncesi
giyecek, ilaç, çanta, kamera ve film gibi kişisel harcamalarda, geçen yılın 9 ayında bir önceki yılın
aynı dönemine göre 178 milyon 860 liralık artış
görüldü.
Yılın ilk çeyreğinde seyahat öncesi ihtiyaçlar için
70 milyon 635 bin lira harcandı. Bu miktar, yılın
ikinci çeyreğinde 137 milyon 387 bin liraya çıktı.
Seyahat öncesi harcamalar, temmuz, ağustos ve
eylül aylarını kapsayan yılın üçüncü çeyreğinde ise
354 milyon 921 bin liraya ulaştı.
Söz konusu ürünler için yılın üçüncü çeyreğinde
yapılan yaklaşık 355 milyon liralık harcama, TÜİK'in
çeyrek dönemler itibarıyla yaptığı tespitlerde
ulaşılan en yüksek seviye oldu. (AA)
Tariş Başkanı Çetin:
“Zeytinyağındaki fiyat
artışı tesadüfidir”
BALIKESİR - HAKAN FİRİK - Tariş Zeytin ve
Zeytinyağı Tarım Satış Kooperatifleri Birliği Başkanı
Cahit Çetin, bu sezon zeytinyağındaki fiyat artışının
tesadüfi olduğunu belirterek, "Bu, değerini bulmuş
olmanın getirdiği planlı bir artış değil çünkü
İspanya'da zeytinyağı rekoltesi çok az" dedi.
Çetin, AA muhabirine yaptığı açıklamada, bazı
ülkelerde yaşanan rekolte düşüklüğünün etkisiyle
Türk zeytin üreticisinin bu yıl biraz
para kazandığını,
emeğinin karşılığını
alabildiğini söyledi.
Türkiye'nin geleceğe dönük
zeytinyağı üretim ve
tüketimindeki en
büyük tehdidin,
üreticisinin emeğinin
karşılığını alamaması
olduğunu vurgulayan
Çetin, şöyle konuştu:
"Bir eksiklik var.
Zeytinyağındaki fiyat
artışı tesadüfidir. Bu,
değerini bulmuş
olmanın getirdiği
planlı bir artış değil çünkü İspanya'da zeytinyağı
rekoltesi çok az. Bu ülkede geçen yıl gerçekleşen 1
milyon 700 bin tonun yarısı, aşağı yukarı 800 bin ton
civarında. Dünya üretiminin yarısını ürettiğini
düşünürsek İspanya'nın, Türkiye'nin bundan etkilenmesi kaçınılmazdı. Dolayısıyla etkilendi. Komşu ülkelerde de yeteri kadar zeytinyağı yok. Bu bakımdan da
birbirini destekleyen unsurlar, üreticiye artı değer
olarak döndü. Seneye bu fiyat artışının ya da
üreticinin kazancının korunması için ülke politikalarının daha özenli uygulanması gerekiyor.
Türkiye'de zeytinyağı fiyatlarının artmasını temin edecek tesadüfler olmamalı. Yani bunlar bir projeyle
gerçekleştirilmeli. Ülkenin zeytinyağı politikası, iç
pazarda tüketim, dış pazarda kendi markamızla yerleşebilmemiz çok önemli."
Çetin, Türkiye'nin yıllık 700 bin ton zeytinyağı üretimi hedeflendiğini ve bu doğrultuda çok ciddi
yatırımlar yapıldığını dile getirdi.
Söz konusu yatırımları başından beri desteklediğini anlatan Çetin, "Buna karşın Türkiye'nin pazarlama
politikasının yeterli olduğunu söyleyemeyiz; işte sorun
burada. Keşke İspanya'nın üretiminin bol olduğu yılda
da Türkiye'deki zeytinyağı üreticisi yine memnun
olsa. İspanya'da, diğer ülkelerde rekolte bol olduğu
zaman acaba Türkiye'de zeytinyağının seviyesi ne
olacak? İşte bu sorunun cevabını bulamıyoruz. Bence
doğru politikayı uygulamak lazım. Dışarıda pazar,
içeride tüketim artışını sağlamak ve bu ülkenin değerlerini kendi halkımıza tükettirmek, mevcut sorunları
çözecektir" ifadesini kullandı.
Cahit Çetin, tüketicinin bütçesine uygun bir fiyat
politikası uygulanması gerektiğini vurguladı. (AA)
8
EKONOMİ
12 Şubat 2015 Perşembe
İstanbul'daki
Atatürk ve
Sabiha
Gökçen
havalimanları
kendi
kategorilerinde geçen
yıl Avrupa'nın
en hızlı
büyüyen
havaalanları
oldu.
Avrupa’nın en hızlı büyüyen
havaalanları İstanbul’da
BRÜKSEL - Uluslararası Havaalanları
Birliği'nin (ACI) verilerine göre 2014'te
Avrupa'daki havalimanlarının yolcu sayısı ortalamada yüzde 5,4 artarken bu oran Türkiye
dahil AB dışındaki Avrupa ülkelerinde yüzde
7,3'ü buldu.
Geçen yıl Avrupa'nın en büyük havaalanları
arasında İstanbul Atatürk, yolcu sayısını yüzde
10,6 artırarak ilk sırayı aldı. Dev havaalanlarının
sıralandığı birinci grupta Moskova
Sheremetyevo yüzde 7,9 artışla ikinci, Londra
Gatwick yüzde 7,5 artışla üçüncü, Moskova
Domodedovo yüzde 7,4 artışla dördüncü ve
Barcelona yüzde 6,6 artışla beşinci sıraya yer-
leşti.
İkinci gruptaki havaalanları arasında Sabiha
Gökçen geçen yıl yolcu sayısını yüzde 25,4
artırarak birinci olurken ilk beşte yüzde 21,3
artışla Atina, yüzde 14,7 artışla Brüksel
Zaventem, yüzde 13,3 artışla Lizbon ve yüzde
11,8 artışla Londra Stansted havalimanları yer
aldı.
ACI Avrupa Genel Direktörü Olivier
Jankovec, yaptığı yazılı açıklamada, 2008 yılındaki küresel mali krizden bu yana Avrupa'nın
en büyük 3 havaalanı Londra Heathrow, Paris
Charles de Gaulle ve Frankfurt'un sıralamadaki
yerlerinin değişmezken İstanbul Atatürk'ün
yolcu sayısını yüzde 50 artırarak 10'uncu
sıradan 4'üncülüğe tırmandığını duyurdu.
Aynı dönemde yolcu sayısı yüzde 440 artan
Sabiha Gökçen Havaalanı'nın ise Avrupa'da
81'inci sıradan 18'inciliğe kadar yükseldiği
bildirildi.
Uluslararası Havayolları Birliği'ne göre
Avrupa'daki havalimanları doğrudan veya
dolaylı olarak 12,3 milyon istihdam sağlıyor ve
ülke ekonomilerine yılda 675 milyar avro katkı
yapıyor. Birlik bu rakamları Türkiye için 1
milyon 457 bin istihdam ve ekonomiye 44
milyar avro destek şeklinde hesaplıyor.
(AA)
Ekonomi yönetiminde görev yapan çoğu
üst düzey bürokrat, Meclis yolunda
Otomotiv ihracatında
AB'nin pazar payı arttı
BURSA - HALUK YÜKSEL - Türk otomotiv sektörü,
ocak ayındaki 1 milyar 730 milyon 321 bin dolarlık ihracatının yüzde 77,28'ini, Avrupa Birliği ülkelerine gerçekleştirdi.
Sektör, geçen yılın aynı ayında ise ihracatının yüzde
71,55'ini AB pazarından sağlamıştı.
Ocak ayındaki genel ihracatı yüzde 9,1 artan otomotiv
sektörü, parite engeline rağmen AB pazarında yüzde
17,83'lük büyüme hızını yakaladı.
AA muhabirinin Türkiye İhracatçılar Meclisi kayıtlarından
derlediği bilgilere göre, Türk otomotiv sektörü, ocak ayında
gelişmiş batı ülkeleri başta olmak üzere 5 kıtada 149 ülke
ve özerk bölgeyle 12 serbest bölgeye dış satım yaptı.
Ocak ayında, 1 milyar 730 milyon 321 bin dolarlık otomotiv ihracatının 1 milyar 337 milyon 203 bin dolarlık kısmı,
Türkiye'nin geleneksel olarak en büyük ticari partnerleri
konumundaki AB ülkelerine gerçekleştirildi. Bu rakam,
toplam otomotiv ihracatının yüzde 77,28'ini karşıladı.
Sektörün, geçen yılın ocak ayındaki 1 milyar 585 milyon
958 bin dolarlık ihracatında, AB'nin payı yüzde 71,55 ile 1
milyar 134 milyon 863 bin dolarda kalmıştı.
Ayrıca, ocak ayında yüzde 9,1 artan sektör ihracatı, AB
pazarında yüzde 17,83'lük büyüme oranını yakalarken,
diğer pazarlara göre ciddi bir performans ortaya koydu.
Ocakta 1 milyar 337 milyon 203 bin dolar ihracat yapılan
AB üyesi 27 ülke, böylece 122 ülke karşısındaki potansiyelini de gösterdi. AB dışındaki bu ülkelere sadece 393
milyon 118 bin dolar ihracat kaydedildi. Güney Kıbrıs Rum
Kesimi'ne ise dış satım yapılmadı.
Ocak 2015'te, geçen yılın aynı ayına göre, AB
ülkelerinden İngiltere'ye yüzde 53,96 artarak 275 milyon
809 bin, Almanya'ya yüzde 9,18 düşüşle 253 milyon 245
bin, Fransa'ya yüzde 17,18 artışla 159 milyon 33 bin,
İtalya'ya yüzde 20,28 yükselişle 154 milyon 726 bin ve
İspanya'ya yüzde 36,42 artışla 91 milyon 564 bin dolar
ihracat gerçekleştirildi.
İlk 5 sıradaki ülkelerden elde edilen 934 milyon 377 bin
dolarlık dış satım, sektörün ocak ayı ihracatının yarısından
fazlasını karşıladı. Sektörün Ocak 2015'te, geçen yılın aynı
ayına göre ihracat artışı kaydettiği ülkelerden Belçika'ya 85
milyon 558 bin, Slovenya'ya 53 milyon 705 bin, Polonya'ya
37 milyon 53 bin, İrlanda'ya 20 milyon 699 bin,
Danimarka'ya 19 milyon 481 bin, Portekiz'e 13 milyon 562
bin, Yunanistan'a 10 milyon 635 bin, Slovakya'ya 5 milyon
811 bin, Litvanya'ya 879 bin ve Malta'ya 818 bin dolar dış
satım yapıldı. Otomotiv endüstrisi, ocak ayında
Almanya'nın da aralarında bulunduğu 13 ülkede ise ihracat
kaybı yaşadı. Bu ülkelerden Romanya'ya 41 milyon 126
bin, Hollanda'ya 28 milyon 950 bin, İsveç'e 23 milyon 465
bin, Çek Cumhuriyeti'ne 17 milyon 792 bin, Avusturya'ya
12 milyon 416 bin, Bulgaristan'a 8 milyon 30 bin,
Hırvatistan'a 2 milyon 347 bin, Macaristan'a 12 milyon 237
bin, Finlandiya'ya 6 milyon 664 bin, Lüksemburg'a 905 bin,
Letonya'ya 549 bin ve Estonya'ya 144 bin dolarlık ihracat
gerçekleştirildi. (AA)
ANKARA - Ekonomi yönetiminde
görev yapan çoğu üst düzey
bürokrat, 7 Haziran'daki seçimler
dolayısıyla milletvekili aday adayı
olmak için istifalarını verdi.
Gümrük ve Ticaret Bakan
Yardımcısı Fatih Metin, Kalkınma
Bakan Yardımcısı Mehmet Ceylan,
Maliye Bakan Yardımcısı Abdullah
Erdem Cantimur, Maliye Bakanlığı
Kalkınma Bakan
Maliye Bakan Yardımcısı
Gümrük ve Ticaret Bakan
Müsteşarı Naci Ağbal, TCDD Genel Yardımcısı Fatih Metin Yardımcısı Mehmet Ceylan Abdullah Erdem Cantimur
Müdürü Süleyman Karaman, TSE
Başkanı Hulusi Şentürk ve TETAŞ
Genel Müdürü Münib Karakılıç'ın da
aralarında bulunduğu bürokratlar,
seçim maratonu için ilk startı vermiş
oldu. Enerji ve Tabii Kaynaklar
Bakanlığı, Gümrük ve Ticaret
Bakanlığı, Bilim, Sanayi ve Teknoloji
Bakanlığı, Gıda, Tarım ve
Hayvancılık Bakanlığı, Kalkınma
TCDD Genel Müdürü
TSE Başkanı
Maliye Bakanlığı
Süleyman Karaman
Hulusi Şentürk
Bakanlığı, Maliye Bakanlığı,
Müsteşarı Naci Ağbal
Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme
Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı Türker
Bakanlığı ile bağlı ve ilgili kuruluşlarında
Yörükçüoğlu - AK Parti
görev yapan birçok üst düzey bürokrat isti- TCDD Genel Müdürü Süleyman
falarını sundu.
Karaman - AK Parti
Sayıştay, Sermaye Piyasası Kurulu (SPK),
- Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme
Tütün ve Alkol Piyasası Düzenleme Kurulu
Bakan Danışmanı ve TCDD Pazarlama
(TAPDK), Tasarruf Mevduatı Sigorta
Daire Başkanı Mehmet Aycı - AK Parti
Fonunda (TMSF) görevli bürokratlar ile bazı
- Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu
akademisyenler de milletvekili aday
(BTK) Basınla İlişkiler Müdürü Bilal Çetin adaylığı için görevlerinden ayrıldı.
AK Parti
Bu kapsamda istifa edenler şöyle:
- Türkiye Elektrik Ticaret ve Taahhüt AŞ
- Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı
(TETAŞ) Genel Müdürü ve Yönetim Kurulu
Müsteşar Yardımcısı Hakan İlyas Aydoğan
Başkanı Münib Karakılıç - AK Parti
- AK Parti
- Türkiye Kömür İşletmeleri Kurumu (TKİ)
- TSE Başkanı Hulusi Şentürk - AK Parti
Yönetim Kurulu Üyesi Abdullah Tombul - Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı
AK Parti
Başmüfettişi Süfyan Emiroğlu - AK Parti
- Elektrik Üretim AŞ (EÜAŞ) Genel Müdür
- TÜBİTAK Kurumsal İletişim Müdürü
Yardımcısı Nurettin Kulalı - AK Parti
Yahya Coşkun - AK Parti
- Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu
- Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı
(EPDK) üyeleri Fazıl Şenel ve Abdullah
Hayvancılık Genel Müdürü Mustafa Kayhan
Tancan
- AK Parti
- Ulusal Bor Araştırma Enstitüsü Başkan
- Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı
Yardımcısı Beyhan Sayın - AK Parti
Personel Genel Müdürü Nizamettin Ekinci
- Sayıştay Başkan Yardımcısı Fehmi
- Gümrük ve Ticaret Bakan Yardımcısı
Başaran - AK Parti
Fatih Metin - AK Parti
- Sayıştay Başsavcısı Ömer Duman
- Gümrük ve Ticaret Bakanlığı Müsteşarı
- Sermaye Piyasası Kurulu (SPK)
Ziya Altunyaldız - AK Parti
Başkanvekili Prof. Dr. Nurullah Genç - AK
- Gümrükler Genel Müdürü Cenap Aşcı Parti
AK Parti
- Tütün ve Alkol Piyasası Düzenleme
- Gümrük ve Ticaret Başmüfettişi Ali
Kurulu (TAPDK) Üyesi Dr. Şanal Tosun - AK
Aygün - AK Parti
Parti
- Rekabet Kurumu Başuzmanı Hilmi
- Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu (TMSF)
Bolatoğlu - MHP
Varlık Yönetimi Daire Başkanı Hasan
- Kalkınma Bakan Yardımcısı Mehmet
Köroğlu - AK Parti
Ceylan - AK Parti
- TOBB Başkan Yardımcısı ve Antalya
- Kalkınma Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı
Ticaret ve Sanayi Odası Yönetim Kurulu
Erhan Usta - MHP
Başkanı Çetin Osman Budak - CHP
- Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) Başkan
- Siyaset, Ekonomi ve Toplum
Yardımcısı Musa Yılmaz - AK Parti
Araştırmaları Vakfı (SETA) Ekonomi
- Maliye Bakan Yardımcısı Abdullah
Direktörü ve Yıldırım Beyazıt Üniversitesi
Erdem Cantimur - AK Parti
Siyasal Bilgiler Fakültesi Öğretim Üyesi
- Maliye Bakanlığı Müsteşarı Naci Ağbal Erdal Tanas Karagöl - AK Parti
AK Parti
- İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi
- Özelleştirme İdaresi Başkan Yardımcısı
Öğretim Üyesi Prof. Dr. Metin Toprak - AK
İbrahim Halil Kırşan - AK Parti
Parti (AA)
- Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme
Av sezonu, kıyı
balıkçılarını sevindirdi
ORDU - "Vira bismillah" diyerek av sezonuna
başlayan Karadenizli kıyı balıkçılarının, geride kalan
5 aylık sürede bol miktarda avladığı istavrit, mezgit
ve barbun gibi çeşitlerle yüzü gülerken, açık deniz
avcıları aynı verimi yakalayamamanın üzüntüsünü
yaşıyor.
Ordu Kumbaşı Balıkçılar Kooperatifi Başkanı
Şahin Aydemir, AA muhabirine yaptığı açıklamada,
av sezonun başlamasının üzerinden 5 ayı aşkın bir
sürenin geçtiğini anımsattı.
Söz konusu süre zarfında uzunluğu 10 metreyi
geçmeyen küçük teknelerle avcılık yapan kıyı
balıkçılarının verimli bir sezon geçirdiklerini belirten
Aydemir, "5 aylık sürede küçük gırgır tekneleri ile
avlanan kıyı balıkçılarımız son yılların en iyi sezonunu geçiriyor. İstavrit, mezgit ve barbun gibi türlerin
bol miktarda çıkması balıkçıların yüzünü güldürüyor.
Şuan hala palamut avlayan balıkçılarımız var.
Dolayısıyla bolluk kıyı balıkçılarımızı mutlu etti" diye
konuştu.
"HAMSİ, BU SENE DE ÜZDÜ"
Açık denizde büyük teknelerle avlanan meslektaşlarının ise sezonu tam tersine kötü geçirdiklerini
vurgulayan Aydemir, şunları kaydetti:
"Bilimsel bir çalışmanın sonucu olmasa bile
"palamut çok olduğu zaman hamsi az olur' söylemi
yine balıkçıları yanıltmadı. Özellikle hamsinin az
olması balıkçıların umudunu yitirmesine neden oldu.
Çünkü hamsi, avlanan türler arasında getirisi en
yüksek olan balıktır. Hamsinin az olması bu
arkadaşlarımızın kötü bir sezon geçirmelerine neden
oluyor. İnşallah onlarda seneye bol miktarda hamsi
avlarlar ancak maalesef son yıllarda hamsi, pek çok
balıkçıyı üzdü."
Aydemir, hamsinin tekrar eski yıllardaki gibi bol
miktarda avlanması noktasında alınması gereken
tedbirlerin olduğunu ve bu tedbirlere herkesin
uyması gerektiğini sözlerine ekledi. (AA)
OECD çok uluslu şirketleri
vergi konusunda uyardı
İSTANBUL - OECD Genel Sekreteri Angel
Gurria çok uluslu şirketleri vergiden kaçınmamaları konusunda uyararak, "Şirketlerin bütün
yatırımlarını teşvike devam etmek istiyoruz ama
aynı zamanda şirketler de vergi konusunda
kendine düşeni yapmak zorunda" dedi.
G20 Maliye Bakanları toplantısı öncesinde
düzenlenen "OECD Going for Growth"
(Büyümeye geçiş) raporu tanıtım toplantısında
konuştu
Türkiye'nin, G20 dönem başkanlığı için iyi hazırlandığını belirten Gurria, OECD'nin 2015'ten
büyük beklentiler içinde olduğunu söyledi. Gurria,
"Türkiye'nin yapısal dönüşüm süreçlerine olan
reform taahhütleri çok umut verici bir yaklaşımdır.
Türkiye'ye teşekkür ediyorum" dedi.
Çok uluslu şirketlerin, 80 yıl boyunca çifte
vergilendirmeyi engelleyen OECD sistemine göre
hareket ettiğini belirten Gurria, küresel şirketlere
yönelik şu uyarıları yaptı:
"Çifte vergilendirmeyi engelleyen bir sistemi
kurmuş durumdayız ama istediğimiz bu değildi
aslında, şirketlerin beklentisi bile bu değildi. Yani
temel problem şu, eğer çok uluslu bir şirketseniz
karlarınızı oraya buraya götürebilirsiniz.
Vergilendirilecek gelirinizi azaltırsınız. Kazancınızı,
yatırımlarınızı öyle yerlere götürürsünüz ki
vergilendirme çok düşüktür veya hiç yoktur.
Hiçbir şeyin vergisini ödemezsiniz. Bu hukuki olabilir. Ama doğru bir şey değil, orası çok net. Şimdi
biz bunu düzeltmeye çalışıyoruz.
Şirketlerin bütün yatırımlarını teşvike devam
etmek istiyoruz ama aynı zamanda şirketler de
vergi konusunda kendine düşeni yapmak zorundalar. Şu anda bizim üzerinde çalıştığımız 15
madde var. Bunların tamamını önümüzdeki birkaç
yıl içinde başarmayı hedefliyoruz. Ama bunu ilerletmede G20 kesinlikle en kritik motor. Ve 2015
yılı ve özellikle Türkiye çok kritik bir faktör olacak
başarımızda..."
Gurria, rapora göre, kapsamlı bir reform gündemi doğrultusunda kararlı ve sistemli adımların atılmasının hükümetlere, büyümeyi canlandırma
imkanı vereceğini belirterek, küresel ekonomik
kriz sırasında kayda değer biçimde hızlanan
yapısal reformların birçok gelişmiş ekonomide
yavaşladığına dikkati çekti.
Raporda, 2013'ten bu yana ülkelerin reformlarda kaydettiği gelişmelerin değerlendirilip
karşılaştırıldığını aktaran Gurria, büyümeyi canlandırıp daha kapsayıcı hale getirecek yeni önceliklerin ortaya konulduğunu anlattı.
Gelişmekte olan ekonomilerin reform sürecine
hız kazandırdığını söyleyen Gurria, iddialı yapısal
reformların iş olanaklarında ve verimlilikte artış
yaratarak talebi de destekleyeceğini belirtti.
Gurria, "Reformların artması, zayıf talebin ve artan
eşitsizliklerin potansiyel büyüme ve güven için
tehdit oluşturmalarına engel olmak için çok
önemli. Aynı zamanda bir kısır döngüye girilmesini engellemek açısından oldukça önemli" diye
konuştu. (AA)
KÜLTÜR-SANAT
KÜLTÜREL
BOYUT
Prof. Dr. Hayrettin İVGİN
[email protected]
"PERDE GAZELİ" OKUMAK
Karagöz oyunlarımızda önemli bir gelenek de "Perde
Gazeli" okumaktır.
Bilindiği gibi oyun başlamadan önce perdeye bir "göstermelik" yerleştirilir. Göstermelik "nareke" denen kamış
bir düdükten çıkarılan zırıltılı bir sesle perdeden kaldırıldıktan sonra oyunun "Giriş" bölümü başlar.
Hacivat bir "semai" söyleyerek perdeye gelir. Semaiyi
bitirince "Hay! Hak!" diye seslendikten sonra bir "perde
gazeli" okur.
"Perde Gazeli" okumak Karagöz oyunlarımızda bir gelenektir. Bu gazel, bir çeşit tasavvufî görüşün seyredenlere
açıklanmasıdır. Bir nasihattir, bir uyarıdır. Dünyanın geçiciliği anlatılır. Dış görünüşlere aldanılmaması, onun arkasındaki dünya gerçeğinin görülmesi gerektiği yolunda
tasavvufî görüşlerin anlatılmasıdır.
Oyunlardaki gazeller divan edebiyatı türünün kuralları
ile yazılır. Bir defa ölçüsü aruz olup genellikle düz kalıp
olan "Mefâîlün/Mefâîlün/Mefâîlün/Mefâîlün"ile
"Fâilâtün/"Fâilâtün/"Fâilâtün/'Fâilün" kalıpları ile yazılır.
Ben şimdiye kadar, bu uzun düz kalıpların dışında sadece
bunların kısa kalıpları ile yazılanlarına rastladım.
En çok kullanılan perde gazeli "Kemterî" mahlaslı
gazeldir. Bu gazel Bektaşi dervişi: Reşit Ali Baba tarafından yazmıştır.
Raşit Ali Baba (H.1312, M.1896) yılında Hakkın rahmetine kavuşan Musikî-i Hûmâyun'dan bir zattır. Perde gazelleri çok yazmıştır. Bu gazellerde genellikle "Raşit" adını
diğer şiirlerinde "Kemterî" adını kullanmıştır. Üsküdarda
ölmüş ve Karacaahmet'e gömülmüştür.
Genellikle bazı karagöz sanatçıları tarafından yanlış söylenen Kemterî'nin perde gazeli'ni aşağıya yazıyorum. Bu
gazel "Fâilâtün/"Fâilâtün/"Fâilâtün/Fâilün" ölçüsü ile yazılmıştır.
Nakş-i sun'un remz eder hüsnünde rü'yet perdesi
Hâce-i hükm-i ezeldendir hakikat perdesi
Sireti sûrette mümkündür temâşâ eylemek
Hâil olmaz ayn-i irfana basiret perdesi
Her neye im'ân ile baksan olur iş aşikâr
Kılmış istilâ cihâna hâb-i gaflet perdesi
Bu hâyal-i âlemi gözden geçirmektir hüner
Nice kara gözleri mahv etti sûret perdesi
Şem'-i aşka yandırıp tasvîr-i cismindir geçen
Âdem âmed-şüd etmekte azimet perdesi
Hangi zılla iltica etsen fena bulmaz aceb
Oynatan üstadı gör kurmuş muhabbet perdesi
Dergeh-i Âl-i abada müstakim ol Kemterî
Gösterir vahdet elin kalktıkça kesret perdesi
Bu güzel gazelin manâsı şudur:
"Perdede görünen güzellikler Allah’ın yarattığı şekillerin
simgesidir. Allah’ın ezeli hükmünden başka bir şey değildir. / Dış görünüşte iç görünüşü seyretme imkanı vardır.
Kalp gözüyle görülen perde gerçekleri anlayan göze engel
olmaz. /Gaflet uykusu perdesi dünyayı kaplamış, her neye
dikkatle ve imanla baksan iş açığa çıkar. / Marifet bir
hayalden ibaret olan dünyayı gözden geçirmektir. Bu dış
görünüş perdesi nice kara gözleri perişan etti /Aşk
mumuyla yanıp geçen şey senin vücudunun tasviridir, bu
gidiş perdesi insanı gelip geçici etmektedir. /Hangi gölgeye
sıgınsan yok olmaz acaba, muhabbet perdesi kurup oynatan üstadı gör. /Ey Kemteri, Muhammed soyunun dergahında doğru ol, çokluk perdesi ortadan kalkınca birlik
gücünü gösterir."
Karagöz oyununu tasavvuf açısından yorumlayan bu
gazel, Bursa'da Karagöz'ün Çekirge yolu üzerindeki
mezartaşında kazılı idi. Nakşibendi tarikatına bağlı Hayalî
Mustafa Tevfik ile Bahrî dergâhı şeyhinin 1892 yılında
diktirdikleri kitabe taş, bugün mezarın başında yoktur.
Bursa’nın Yunan işgali sırasında kırıldığı söylenir. Bu kırık
taş şimdi Bursa müzesinde bulunuyor.
Perde gazeli, Karagöz oyunlarında önemlidir. Çünkü
gazel ile Karagöz oyununun felsefesi dinleyicilere aktarılır.
Biz istiyoruz ki Karagöz sanatını geleneksel olarak icra
eden sanatçılarımız, perde gazeli geleneğimizi ihmal etmesinler.
Geleneksel el sanatları
gençlere emanet
ANKARA - Gençlik ve Spor Bakanlığı yok olmaya yüz tutan geleneksel el sanatlarını yaşatmak için
çalışma başlattı.
"Tematik Gençlik Merkezleri" adı verilen yeni
projeyle ilgili bilgi veren Gençlik ve Spor Bakanı Akif
Çağatay Kılıç, "Gençlerimiz sayesinde bizi biz yapan
kültürel değerlerimiz nesiller boyu aktarılacak ve
hayatta kalmayı başaracak" dedi.
Bakan Kılıç, ilk olarak 32 ilde uygulanmaya başlanacak projenin 81 ilde yaygınlaştırılacağını belirterek, şöyle konuştu:
"Binbir renge sahip olan kültürümüzün nesiller
boyu aktarılmasındaki en önemli basamak gençlerimizdir. Doğu'dan Batı'ya, Güney'den Kuzey'e her
yöremizin, her kentimizin kendine özgü el sanatları
olduğunu, maalesef ki bu değerlerimizin bir kısmının
yok olmaya başladığını biliyoruz. Sürekli olarak yeni
projelerle kendini gösteren ve ürettikleri güzel fikirleri
pratiğe yansıtan gençlik merkezlerimizin, unutulmaya yüz tutmuş el sanatlarımız, yaşasın diye başlattığı
Tematik Gençlik Merkezleri projesi sayesinde, genç
kardeşlerimiz hem kültürel mirasımıza sahip çıkacak
hem de sanat sahibi olacaklar."
Tematik Gençlik Merkezleri projesinin ilk aşamada uygulanacağı iller şöyle:
Burdur-Folklorik bez bebek, Uşak-Türk işi işleme, Kahramanmaraş-Sim kırma, Konya-Kündekari,
Eskişehir-Lüle Taşı işlemeciliği, Manisa-At arabası
maketi, Samsun-Kaşık boyamacılığı, Nevşehir-Kök
boyacılığı, İstanbul-Minyatür ve lale işlemeciliği,
Tokat-Aynalı çarık yapılımı, Yozgat-Bağlama yapımı,
Denizli-Buldan el dokuması, Kütahya-Çinicilik,
Mersin-Çul dokuma, Sivas-Sivas Halısı dokumacılığı, Kastamonu-Ağaçtan mutfak araç-gereç yapımı,
Mardin-Telkari, Niğde-Halı desen hazırlama, IspartaGül ağacı işleme, Ordu-Kemençe yapımı, SakaryaKeten dokuma, Gaziantep-Antep işi işlemeciliği,
Osmaniye-Ağaç beşik yapımı, Tekirdağ-Karaca
Klavuz el dokumacılığı, Erzurum-Oltu Taşı işlemeciliği, Sakarya-Hasır dokuma, Zonguldak-Devrek bastonu yapımı, Rize-Serender yapımı, Siirt-MuğlaMalatya-Halı dokuma, Erzincan-Şanlıurfa-Bakır işlemeciliği. (AA)
12 Şubat 2015 Perşembe
9
3. Sihirli Mikrofon Radyo
Ödülleri sahiplerini buldu
Fatih Belediyesi'nin katkılarıyla bu yıl üçüncüsü gerçekleştirilen "Sihirli
Mikrofon Radyo Ödülleri"
sahiplerini buldu.
İSTANBUL - Zorlu Center PSM'de düzenlenen ve 2 milyon 300 bin kişinin oylamasıyla finale kalan yılın en iyi radyo, radyocu ve radyo
programlarının ödüllendirildiği geceye, ulusal ve
yerel platformda yayın yapan 101 radyo, 59 radyocu ve 7 radyo portalı katıldı. Etkinlikte 17 farklı
kategori ile "özel" ve "vefa" ödülleriyle başarılı
radyocular ödüllendirildi.
Fatih Belediye Başkanı Mustafa Demir, yaptığı konuşmada, radyonun ve radyocuların günümüzde büyük önem taşıdığını belirterek, şunları
söyledi:
"Türkiye'de ilk radyo yayıncılığının 6 Mayıs
1927'de şu an Fatih sınırları içinde yer alan
Sirkeci Büyük Postane'nin bodrum katında başlamış olması nedeniyle radyonun ve radyocuların
desteklenmesini kendimize tarihi bir vazife olarak addediyoruz. Fatih Belediyesi olarak, 'Sihirli
Mikrofon Radyo Ödülleri' ile hayatlarımıza sesleriyle dokunup yalnızlığımıza arkadaş olan, programlarıyla trafiği çekilir kılan, kimi zaman yüzümüzdeki gülümsemenin sebebi olan ve gündeme dair haberleri en hızlı şekilde sunan o gizemli
sesleri görünür kılmayı umuyoruz. Bu vesileyle
gelmiş, geçmiş tüm radyocuları saygı ve sevgiyle anarak, vefa borcumuzu bir nebze olsun ödemek istiyoruz."
Demir, hiçbir kitle iletişim aracının insanlara
radyo ve radyocunun verdiği özgürlüğü veremeyeceğini dile getirerek, "Fatih Belediyesi olarak,
Sihirli Mikrofon Ödülleri'ne destek vermemizin
birden fazla amacı var. Öncelikle mikrofonun
arkasındaki kahraman kardeşlerimizin üzerlerine
spotları çevirmek ve hayatımıza anlam katan bu
isimleri, alkışlamayı hedefliyoruz. İkinci amacımız
ise ülkemizin kültür-sanat hayatına katkıda
bulunmak. Yani sanatı ve sanatçıyı radyocu
arkadaşlarımız aracılığıyla desteklemek istiyoruz.
Şahsen bu programın, bu şekilde amacına ulaştığını düşünüyorum" dedi.
TRT Genel Müdür Şenol Göka da
Türkiye'deki radyo yayıncılığının yıl dönümü olan
6 Mayıs'ta yurtdışından da radyocuların katılacağı uluslararası bir radyo ödüllerinin verileceği bir
gece düzenleyeceklerini söyledi.
Ceyhun Yılmaz'ın sunumuyla gerçekleşen
etkinlikte, Mustafa Ceceli'nin orkestrasıyla sahne
alan Bengü, Gökhan Türkmen, Funda Arar ve
Emre Aydın birer şarkı söyledi.
Gecenin sonunda Mustafa Ceceli ve orkestrasıyla Fatih Belediye Başkanı Mustafa Demir,
geceye katılan sanatçılar ve radyocular, birlikte
sahneye çıkarak "Dalgalandım da Duruldum"
şarkısı eşliğinde toprağa verilen Türk sanat
müziğinin unutulmaz seslerinden Müzeyyen
Senar'ı sahnede andı. Gecede izleyicilere
İstanbul'u anlatan bir sinevizyon gösterisi de
sunuldu.
Ödül törenine, eski radyoculardan Sezen
Cumhur Önal, İzzet Öz ve Orhan Ayhan ile Nuri
Sesigüzel, Işın Karaca, Burcu Güneş, Can
Bonomo, Gökhan Tepe, Gripin grubu, Betül
Demir, Mustafa Topaloğlu, Ahmet Selçuk İlkan,
Sibel Tüzün, Ayşe Tolga, Ahmet Çakar, Ertem
Şener, Ersin Düzen gibi sanat, medya ve spor
dünyasından davetliler de katıldı.
Gecede ödül kazanan radyo, radyocu ve
radyo programları şöyle:
Yılın En İyi Pop Radyosu: Power Türk
Yılın En İyi Talk (Konuşan) Radyosu: Kral FM
Yılın En İyi Yabancı Müzik Radyosu: Power FM
Yılın En İyi Slow Müzik Radyosu: Slow Türk
Yılın En İyi Haber Radyosu: NTV Radyo
Yılın En İyi Spor Radyosu: Radyo Spor
Yılın En İyi Tematik Radyosu: Radyo Trafik
Yılın En İyi Halk Müziği Radyosu: Medya FM
Yılın En İyi Arabesk Radyosu: Star Artı
Yılın En İyi Yerel Radyosu: Baba Radyo
Yılın En İyi Üniversite Radyosu: Radyo
Dumlupınar (Kütahya Dumlupınar Üniversitesi)
Yılın En İyi Radyo Konuk Programı: Duygu
Özkan
Yılın En İyi Şiir Edebiyat Programı: Bora Öge
- Radyo 7
Yılın En İyi Radyo Show Programcısı: Cem
Arslan - Best FM
Yılın En İyi Radyo Programcısı: Duygu Özkan
Yılın En İyi Yerel Radyo Programcısı: Tuğba
Saraçlar - Radyo Alaturka
Yılın En iyi Radyo Portalı: karnaval.com
Onur Ödülleri: Gezegen Mehmet (Mehmet
Akbay), Hopdedik Ayhan (Ayhan Güngör), Cem
Ceminay (Remzi Cem Gökmen), İtalyan radyocu
Bay J (Jerfi Benveniste), Kadir Çöpdemir
Vefa Ödülleri: Orhan Ayhan, Sezen Cumhur
Önal, İzzet Öz (AA)
Venedik Bienali'nde Sarkis'in "Nefes"i yer alacak
İSTANBUL - Venedik Bienali 56.
Uluslararası Sanat Sergisi Türkiye
Pavyonu'nda, kavramsal sanatçılardan
Sarkis'in eserleri yer alacak.
İstanbul Kültür Sanat Vakfı'ndan (İKSV)
yapılan açıklamaya göre, Okwui Enwezor'un
küratörlüğündeki Venedik Bienali 56.
Uluslararası Sanat Sergisi, 9 Mayıs-22 Kasım
2015 tarihleri arasında izleyicilere açık olacak.
İKSV koordinasyonunda, Fiat'ın sponsorluğunda, Dışişleri Bakanlığı ile Kültür ve Turizm
Bakanlığı himayesinde, Mehveş-Dalınç
Arıburnu ve SAHA Derneği'nin prodüksiyon
desteğiyle gerçekleştirilen Türkiye
Pavyonu'nun ana hatları, sanatçı Sarkis ve
küratör Defne Ayas'ın katılımıyla Salon
İKSV'de düzenlenen toplantıda açıklandı.
İKSV Genel Müdürü Görgün Taner,
Türkiye'deki sanatçıları dünya izleyicisiyle
buluşturan serginin, ülkenin uluslararası arenada görünür kılındığı önemli platformlardan
olduğunu belirtti.
Bu yıl Türkiye Pavyonu'nda, sanat tarihinde
önemli yeri olan ve dünya çapında da bugünün önde gelen sanatçıları arasında sayılan
Sarkis'in yeni bir projesinin yer aldığını ifade
eden Taner, "Sarkis, yarım yüzyılı aşkın bir
süredir birçok farklı sanat formunda eserler
üretti. Yapıtları, günümüzün en önemli sanat
merkezlerinde, müzelerinde sergilendi. Şimdi,
Türkiye Pavyonu'nda Defne Ayas'ın küratörlüğünde onu ağırlamaktan ve 'Respiro' projesini
tüm sanat dünyasıyla paylaşmaktan gurur
duyuyor ve kendisine bu heyecan verici proje
için teşekkür ediyoruz" değerlendirmesini
yaptı.
Sarkis de projesiyle ilgili "Zamanların başlangıcına, ilk gökkuşağına, diğer bir deyişle ışığın ilk kırılma anına gideceğiz. Tarih içindeki
belirli anlara sabitlenmek yerine, bugünün ve
uzak geçmişin güncelliğine aynı anda sahip
çıkacağız. Durağanlığa karşı dönüşmeye, dönüştürmeye, nefes almaya, hissettirmeye
devam edeceğiz" ifadelerini kullandı.
İtalyanca'da "nefes" anlamına gelen
"Respiro" başlıklı projesinde Türkiye
Pavyonu'nu tiyatro sahnesi gibi düzenleyecek
olan Sarkis, obje ve görselleri, düşünce ve
kodlar ile bir araya getirecek, eserlerinin özünü
oluşturan sonsuz diyalog ve dönüşüm fikirleri-
MEHMET NURİ
PARMAKSIZ
Ey fâni dünya! Aslında bir
kaşık kadarsın gözümüzde, sana
hayat veren şeyse benim özümde.
Hayatın bir tarafı ölüm, diğer
tarafı da sonsuzluk…
[email protected]
BENCİLEYİN SÖZLER
Dünya hiçlik yeridir, ukba varlık makamı.
Kıyamet bir son değil, sonsuzluğa merdiven…
HAYATA DAİR
Ne yazarsam yazayım, ne söylersem söyleyeyim
kalbimi ve kalbimin gözlerinin gördüğünü tam anlatamamak derdim...
Noktayı özler ömür, hayat bir
virgül gibi…
Bitmez gibi görünen dünya her
aldığımız nefeste aslında can çekişiyor.
Varlık ve yokluk arası savaştır hayat.
Yazdıklarımız veya söylediklerimizle tamamen
anlaşılmasak da, hayatın ve ölümün içindeki güzelliği seyran edebilmenin mutluluğuyla sermest olmalı kalbimiz.
Varlık olmalı hedef, hayat dediğimiz yokluktan
varlığa geçiş.
Devrik bir cümle gibi hayat; ne öznesinin yeri
belli, ne yükleminin…
Bir gün ölüm bile fani olduğunu haykıracak bize.
Dünya, yaratılışın ve eşyanın özünü görmemizi
engelleyen duvardır.
Nefes ki ona varlığı vereni unutursa değerini
kaybeder, ömür ki nimetleriyle onu süsleyenden
uzaklaştıkça dünyaya bağlanır ve varoluş amacını
kaybeder.
Yokluğun kemendi dünyaya ait, varlıksa mahşere…
Nefesin ardı vuslat...
Saatlerin durması mümkün mü,
her geçen nefes kıyamete koşuyor?
Hayat ellerimizden kayan bir
ni incelemeye devam edecek.
Aynalar, vitray panolar ve mekana özgü
üretilmiş neon ışıklandırmalardan oluşacak
yerleştirme, sanatçının ürettiği gökkuşağının
yedi renginin çiziminden esinlenen Jacopo
Baboni-Schilingi'ye ait bir besteyle tamamlanacak.
"Respiro" sergisi ile Sarkis'in yerleştirmesine dair denemeler ve görsel okumaların yer
alacağı bir kitap da yayımlanacak. Defne
Ayas'ın editörlüğünü yapacağı yayının yazarları
arasında Ruben Arevshatyan, Uwe Fleckner,
David Kazanjian, Wendy Meryem Kural Shaw,
W. J. T. Mitchell, Aaron Schuster ve Jalal
Toufic yer alıyor. Tasarımını APFEL'in (A
Practice for Every Day Life) yapacağı kitap,
Venedik Bienali'nin açılışı sırasında yayımlanacak ve seçkin kitapçılarda da satışa sunulacak.
Sarkis'in 7 Mayıs'ta eş zamanlı olarak
İstanbul ve Cenevre'de iki yerleştirmesi daha
olacak. Böylelikle, Türkiye Pavyonu'nda yer
alacak eserler ile bu yerleştirmeler arasında
devam eden bir diyalog da oluşturulacak. (AA)
yıldız; sonsuzluk, güneşimizi bulmaya davet ettiğimiz duadır.
Her saniye bir basamak mahşere, her gün mutlak
mutluluğa merdiven.
Duadan gayrısının yalan oluşunu yaşar ömrümüz.
Sayılı gün dünya, sayısız dem sonsuzdur.
Dünyaya gelişimiz nefsimizle oynadığımız lades
oyununun başlangıcıdır.
Yağmur damla damla düşer toprağa, hayat nefes
nefes yaşanır.
Herkes bir gün için yaşar dünyada ve o bir gün
için dualarla bir ömür bekleyenler mutlu olur hayatta.
Bir nefeslik ömrün sonsuzluktan önceki son
durağıdır dünya ve bir gün bitecek gördüğümüz bu
rüya.
Her dert er geç bir gün geçer, her ömür bir gün
biter.
GÜNÜN DÖRTLÜĞÜ
Âşık olmak ne güzel hele eminsen ondan,
Doğru olanlar elbet nasiplenecek sondan.
İçimdeki o huzur her gün sürgün veriyor,
Köküm kâlû belâda "mahşer "deyişim bundan.
10
SAĞLIK
12 Şubat 2015 Perşembe
Sigara her altı saniyede bir can alıyor
Dünya'da her yıl 5 milyon kişinin sigaraya bağlı hastalıklar nedeniyle yaşamını yitirdiği, başka
bir deyişle altı saniyede bir kişinin hayatını kaybettiği belirtiliyor.
ANKARA - Hacettepe
Üniversitesi (HÜ) Tıp Fakültesi İç
Hastalıkları ve Medikal Onkoloji
Uzmanı Prof. Dr. İsmail Çelik, AA
muhabirine yaptığı açıklamada,
sigaranın başta kanser olmak üzere
birçok hastalıkta önemli bir faktör
olduğunu söyledi.
Tütün kullanımının her çeşit kanseri arttırdığını vurgulayan Çelik,
kanserlerin yaklaşık yarısının,, tütün
ve tütün mamullerinin kullanımından
kaynaklandığını ifade etti.
Çelik, tütün ve tütün ürünleri kullanımının başta akciğer kanseri
olmak üzere gırtlak, yutak, yemek
borusu, ağız boşluğu, rahim ağzı,
mesane, böbrek, pankreas, idrar
yolları kanserine neden olduğuna
dikkati çekti.
Özellikle akciğer kanseri ile içilen
sigara miktarı arasında açık bir ilişki
olduğuna dikkati çeken Çelik, sigaraya başlama yaşı, sigara kullanma
süresi ve günlük tüketilen sigara
miktarının kanser riskini belirlediğini
bildirdi. Çelik, sigaranın zararlı etkisinin sigara bırakıldıktan 10-15 yıl
sonra bile devam ettiğine işaret
ederek, şunları kaydetti:
"Sigara dumanında 4 bine yakın
sayıda kimyasal madde bulunmaktadır. Bunun 50'ye yakını kanserojendir. Bunların dışında sigaranın
kağıdının imalatında bile 269'u (yanmış) katkı maddesi olmak üzere 602
farklı madde kullanılır.
Sigara kağıdı için 25 (yanmış),
kenar ek yeri yapıştırıcısı için 9 (yanmış), sigara kağıdı üzerindeki
mürekkepte 35 (yanmış), filtreleme
için 39 (yanmamış), filtre sargısında
51 (yanmamış), filtre yapıştırıcısında
37 (yanmamış), uç kağıdı ve mürekkebinde 137 (yanmamış)."
Çelik, dünyada 15 yaş üstü 1,2
milyar kişinin sigara içtiğini ve bu
rakamın 2025'te 1.6 milyara ulaşmasının beklendiğini belirterek, "Her
yıl dünyada 5 milyon insan sigaraya
bağlı hastalıklar nedeniyle yaşamını
yitirmektedir. Diğer bir deyişle 'altı
saniyede 1 kişi' ölmektedir. 2030'da
ise 8 milyon kişinin sigara ve tütün
kullanımına bağlı hastalıklardan
hayatını kaybedeceği ve bu ölümlerin yüzde 70'inin de gelişmekte olan
ülkelerde olacağı öngörülmektedir"
diye konuştu.
Türkiye'de yılda 120 bin kişinin
sigaraya bağlı hastalıklar nedeniyle
yaşamını yitirdiğini dile getiren Çelik,
"Bu günde yaklaşık 300 kişinin
ölmesi anlamına gelir" dedi.
Çevresel tütün dumanına maruziyetin akciğer ve meme kanseri riskini arttırdığına dikkati çeken Çelik,
pasif içicilikten her yıl dünyada milyonlarca, Türkiye'de de yaklaşık 17
bin kişinin hayatını kaybettiğini söyledi. Çelik, evde ailesi sigara içen
çocukların günde beş sigara içmiş
kadar zehirlendiğini belirterek, "Eşi
sigara içen kadınların akciğer kanserinden ölme riski 2-3 kat, meme
kanseri gelişme riski ise 2 kat daha
fazla olmaktadır" diye konuştu.
Sigara bağımlığında tıbbi desteğin çok önemli olduğunu vurgulayan
Çelik, "Farmakolojik tedavi ile başarı
oranı artmaktadır. Destek almaksızın
kendisi sigara bırakan kişilerde bir
yıl sonunda sigara içmeme oranı
yüzde 5'te kalmakta, profesyonel
destekle başarı şansı yüzde 15'e
çıkmakta, farmakolojik tedaviyle
Diş plakları
çene kaymasına
neden oluyor
yüzde 25-30'ların üzerinde başarı
sağlanmaktadır" açıklamasında
bulundu.
Üsküdar Üniversitesi
Nöropsikofarmakoloji Uygulama ve
Araştırma Merkezi Müdürü Prof. Dr.
Tayfun Uzbay da sigarayı bırakmak
için kullanılan elektronik sigaranın
da kontrolsüz ve denetimsiz alındığında farklı bir bağımlılık yapabildiğini ifade etti.
Uzmanların, ABD'de e-sigara
kullanımının belirgin şekilde arttığını
belirtiğini anlatan Uzbay, şu bilgileri
paylaştı:
"Özellikle Çin ve Uzakdoğu menşeyli elektronik sigaralar tehlike
oluşturuyor. Son zamanlarda kısaca
e-sigara denilen elektronik sigara
kullanımı, yerine koyma yaklaşımı
olarak ortaya çıktı. Ancak bunun da
sakıncalı tarafları var, mutlaka hekim
kontrolünde kullanılmalı ve kontrolsüz (merdivenaltı üretim gibi) e-sigarayı kesinlikle önermiyoruz. Çünkü
taşıyıcı sistemlerinde ne olduğunu
bilmiyoruz. Çünkü, e-sigarada
buharlaşan taşıyıcı sistemden nikotin doğrudan alınıyor. Bu çok riskli
bir yol, sigaranın içindeki kanserojen
maddeleri içermiyor ancak kullanan
kişi saf nikotini doğrudan alıyor.
E-sigara Avusturalya gibi bazı
ülkelerde yasak. ABD'de ve
İngiltere'de serbest ancak dikkatli
bir denetim altında. Türkiye'de de
yasak. Ancak yurt dışından siparişle
ya da farklı yöntemlerle insanlar
buna ulaşılabiliyor. Özellikle Çin ve
Uzakdoğu menşeyli ürünler vücut
için zararlı olabilecek kalitesiz içeriğe sahip." (AA)
Bebeklerde sağlıklı kalp için ilk bir aya dikkat!..
KAYSERİ - Türk Pediatrik
Kardiyoloji ve Kalp Cerrahisi
Derneği Başkanı Prof. Dr. Nazmi
Narin, doğumsal kalp hastalıklarının
tedavisinde yenidoğanda ilk bir ayın
önemli olduğunu belirterek, "Bebek
doğduktan sonraki ilk ayda aile uyanık olmalı, bebeği iyi takip etmeli"
dedi.
Çocuk kalp hastalıkları uzmanı
Narin, AA muhabirine yaptığı açıkla-
mada, 7-14 Şubat tarihlerinin Dünya
Doğumsal Kalp Hastalıkları
Farkındalık Haftası olduğunu,
doğumdan itibaren ortaya çıkan
veya öncesinde de saptanan kalp
hastalıklarına karşı duyarlılık oluşturmak, minik kalplerin sağlığına
kavuşmasına destek olmak amacıyla bu haftada çeşitli etkinlikler
düzenlendiğini söyledi.
Doğumsal kalp hastalığı görülme
sıklığının Türkiye'de yaklaşık yüzde
1 olduğunu belirten Narin, tanı
konulan kalp hastalıklarının yüzde
98'inin Türkiye'de tedavi edilebildiğine dikkati çekti.
Narin, hamilelikte ilaç kullanılması, radyasyon, gebelik sırasında
travmaya maruz kalmak, ciddi bir
hastalık geçirmek ve genetik nedenlerin doğuştan kalp hastalıklarına yol
açtığını, hastalığın anne rahminde
şekillendiğini belirterek, şunları kaydetti:
"Şekillenmenin büyük çoğunluğu
hamileliğin ilk 3 ayında olur.
Gebeliğin ilk 3 trimesterinde (gebelikte her 3 aylık döneme verilen ad)
sorun olmasa bile son trimesterde
kalp hastalığı karşımıza gelebilir. En
sağlıklı tespiti 16-22 haftaları arasında yapabiliriz. Bazı rahatsızlıklara
anne rahmindeyken müdahale
etmemiz gerekir, örneğin ritim
sorunlarına. Bu nedenle gebenin
takip edilmesi önemli. Bazılarına da
doğar doğmaz müdahale edebiliriz.
Örneğin, ritim sorunu, kalp deliği,
darlık, yetmezlik gibi sorunlara. Bir
günlük bebeğe bile tedavi uygulanabiliyor. Bebek doğduktan sonraki ilk
ayda ve bazı türlerde ilk bir haftada
aile uyanık olmalı, bebeği iyi takip
etmeli. Bebekte ağlamanın yanında
bir morluk varsa, solunumu yeter-
sizse, özellikle prematüre ve erken
doğan bebeklerde nefes alırken
nefesi duruyorsa, beslenirken terliyorsa, yoruluyorsa, bunlar hastalığını önemli işaretleri. İlk hafta atlanan,
gözden kaçan şeyler, hastanın
hayatının kaybına kadar gidecek
kötü sonuçlara yol açabilir."
Prof. Dr. Narin, gebenin rahmindeki bebeği iyi koruyarak kalp hastalıklarının önlenmesine büyük katkı
sağlayabileceğinin altını çizdi.
Gebelik sırasında dikkati edilmesi gerekenlere değinen Narin, "Anne
adayı, stresi azaltacak, iyi beslenecek, sigara, alkol, uyuşturucu ve ilaç
kullanmayacak. Eğer belli bir hastalığı varsa hamilelik öncesi bunun
etkilerini değerlendirecek. Hastalığın
hamilelik sırasında iyi bir takibi
yapılmalı. Özellikle sağlık sisteminin
bu kadar geliştiği bir ortamda iyi bir
kadın doğumcu tercih edilmeli" şeklinde konuştu.
Doğuştan kalp hastalıklarının
tedavisinde Türkiye'nin iyi bir yerde
olduğunu vurgulayan Narin, özellikle
girişimsel tedavi yöntemleri alanında
yetişmiş çok iyi bir kadro bulunduğunu kaydetti.
Narin, kalp hastalılarının yüzde
60'ının girişimsel, geriye kalanının
ise cerrahi olarak tedavi edilebildiğini sözlerine ekledi. (AA)
Yeşilay, kamu kuruluşlarına bağımlılık eğitimi verecek
İSTANBUL - Yeşilay çatısı altında faaliyet gösteren Yeşilay Eğitim
ve Danışmanlık Merkezi (YEDAM)
kapsamında 48 kamu kuruluşundan
aralarında idareci, psikolog, sosyolog, sosyal izleme uzmanı ve gençlik
liderlerinin yer aldığı 55 kişiye,
bağımlılıklar konusunda 4 gün eğitim verilecek.
Yeşilay Genel Başkanı İhsan
Karaman, İstanbul Kalkınma Ajansı
desteğiyle düzenlenen eğitimler
öncesinde, Sepetçiler Kasrı'ndaki
derneğin genel merkezinde kursiyerlere hitap etti.
Eğitimin ülke genelinde yürütülen
bağımlılıkla mücadelenin önemli bir
parçası olduğunu belirten Karaman,
projenin, İstanbul Kalkınma
Ajansı'ndan alınan fonla modelleme
çalışmasıyla başladığını anlattı.
YEDAM'ın bağımlılık riski taşıyan
ya da bağımlılığın tuzağına düşen
hedef kitlenin, başta çocuklar ve
ergenler olmak üzere 7 gün 24 saat
online ya da telefonla başvurabileceği bir yer olduğunu ifade eden
Karaman, "Fiziki olarak da bulunduğu mekana gelerek, eğitim, hukuki,
danışmanlık, sosyal beceriler artırılması gibi faaliyetleri içeriyor. Burada
sürekli olarak görev yapacak,
Yeşilay'ın yetiştirdiği danışmanlar
aracılığıyla bağımlılıkla karşı karşıya
kalan hedef kitleye, adeta ailenin bir
ferdi gibi her türlü eğitim ve danışmanlık sunulacak" diye konuştu.
YEDAM'ın bir model olarak
Türkiye'nin her yerine yayılabileceğini anlatan Karaman, şunları kaydetti:
"Bir bataklığı kurutma felsefesiyle Türkiye Yeşilay Cemiyeti başka
bir projeyi de hayata geçirdi. Türkiye
Bağımlılıkla Mücadele Eğitim
Programı dediğimiz başka bir projede de öncelikle Milli Eğitim
Bakanlığı'yla yaptığımız protokol
çerçevesinde ülkemizin dört bir
yanından gelen 500 öğretmenimizi
Antalya'da bir kampta toplayarak
eğittik. Böylece bağımlılık konusunda yetişmiş 500 formatör kazandık.
Önümüzde ikinci yarı yılda bu formatörler ülke çapında saha eğitim-
cilerini, onlar da çocuklarımızı eğitmek suretiyle yıl sonunda 20 milyon
öğrencimize Yaşilay'ın bağımlılık
eğitimi ulaştırılmış olacak."
Karaman, Yeşilay'ın gelecek projelerinin en önemlilerinden birinin
"Yeşilay Bağımlılık Köyü" olduğunu
aktararak, burada bağımlı olanların
bir süre tedavi ve eğitime tabi tutulacağını dile getirdi.
Türkiye Yeşilay Cemiyeti tarafından İstanbul Kalkınma Ajansı'nın
Çocuklar ve Gençler Mali Destek
Programı kapsamında yürütülen
YEDAM projesiyle, dezavantajlı
konumda olan madde bağımlısı ya
da madde bağımlılığına yakalanma
riski olan çocuk ve gençlerin, toplumsal yaşamın tüm alanlarına etkin
katılımlarına ve sosyal hizmetlere
eşit fırsatlarda erişim sağlamaları
amaçlanıyor.
Hedef kitlenin toplumsal hayata
katılımının arttırılmasına yönelik
model niteliğinde bir eğitim ve
danışmanlık sistemi geliştirilen ve
kurulan YEDAM kapsamında danışanlara destek sunacak bir çağrı
merkezi ve online destek sistemi
hizmeti verilecek. (AA)
İZMİR - Katip Çelebi Üniversitesi Diş
Hekimliği Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Tancan
Uysal, toplumda yüzde 50-60 oranında görülmeye başladığını bildirdiği diş sıkma problemlerine yönelik hastalara diş plağı verildiğini, bu
plakların "çene kaymalarına neden olduğunu"
söyledi.
Prof. Dr. Uysal, AA muhabirine yaptığı
açıklamada, insanların günün stresini, sıkıntısını geceleri dişlerinden çıkardığını, çene kaslarının istem dışı kasıldığını, bilinçsiz olarak
diş sıkma, gıcırdatma gibi sorunların yaşandığını belirtti.
Kişinin sabah uyandığında çene, baş bölgelerinde şiddetli ağrı hissettiğini ifade eden
Uysal, "Diş sıkma toplumumuzda yüzde 5060 oranında görülmeye başladı. Bugünlerde
bu şikayetten dolayı o kadar çok gelen var ki
biz de bu kişilerin problemlerine çözüm bulmaya çalışıyoruz" dedi.
Normalde ağızın kapanışının uyumlu olduğunu, dişlerin iyi bir şekilde arka bölgelerle
kapanışa geçtiğini ifade eden Uysal, bu tür
şikayetleri olanların teşhis ve tedavisinin yapılarak problemin kaynağına ulaşılmasının
gerektiğini ifade etti.
Prof. Dr. Tancan Uysal, şöyle konuştu:
"Bu sorunu yaşayanlara genelde gece
yatarken kullanması için şeffaf diş plağı veriliyor. Bunlar sert, yumuşak olabiliyor. 1,2,3 milimetre kalınlıkta olabiliyor. Hastanın ölçüsü
alındıktan sonra hazırlanan modellerin üzerine
gece plakları hazırlanıyor ve hastalara teslim
ediliyor. Bununla tedavi olmalarını bekliyoruz.
Kronik ağrılara yönelik de bir takım kas gevşeticileri kullanmalarını öneriyoruz. Bir süre
sonra problemin azaldığına şahit oluyoruz.
Ama bu yine bir şekilde stresle, problemle
öğrencilerin ders dönemleriyle erkeklerin iş
problemleri nedeniyle aynı sıkıntılar nüksedebiliyor. Hangi diş hekimine 'Diş sıkma problemim var' dense teşhis, tedavi yapılmadan
ölçü alınıp diş plağı veriliyor. Gece plakları o
kadar da masum değiller. Geceleri yatarken
diş sıkma problemi olanların yüzde 50'si şeffaf plaklar kullanıyor. Kaslar artık buna uyum
sağlıyor. Hastalar normalde dişlerini çok güzel
kapatırken diş plağı kullanımıyla ağız tam
kapanmıyor, dişler arasında mesafe oluşuyor,
kaslar gevşiyor, çene 5-10 milimetre geriye
gitmeye başlıyor. Ondan sonra da karşımıza
çok travmatik problemli ağızlar çıkıyor. Hasta
bunu bilmiyor tabi. 'Bunu kullandım dişlerim
kötü hale geldi' diyor. Belki kas gevşetici,
belki uygulanacak bir takım apareylerle, ortodontik tedaviyle giderilebilecek sorun bu aşamaya gelmiş oluyor." (AA)
Sağlık Bakanlığı
denetimlerde dijital
kayıtçılığa geçiyor
ANKARA - Hastane denetimlerinde yapılacak yazılı işlemlerde artık kağıt üstünde kayıt
dönemi sona eriyor. Sağlık Bakanlığı tarafından
yürütülen yeni proje kapsamında, denetim
sonuçları tablet bilgisayar üzerinden dijital ortama aktırılarak, anında merkeze ulaştırılacak.
Sağlık Bakanlığı Sağlık Hizmetleri Genel
Müdürlüğü Denetim ve Değerlendirme Daire
Başkanı Aydın Sarı, AA muhabirine yaptığı
açıklamada, projenin kendi başkanlıkları tarafından hazırlandığını söyledi.
Denetim yapılırken işlemler sırasında hem
çok sayıda kağıt israf edildiğini hem de zaman
ve iş gücü kaybına yol açıldığını vurgulayan
Sarı, artık tablet bilgisayar dönemine geçildiğini
belirtti.
Projenin, ilk olarak özel sağlık kuruluşları
daha sonra üniversite ve kamu hastaneleri
olmak üzere tüm sağlık kuruluşlarını kapsayacağını anlatan Sarı, "Denetlemelerde, tablet bilgisayarlar kullanılmak suretiyle denetim sonuçları anında merkeze ulaşacak. Eksiklik ve
aksaklıkların giderilmesi için de kısa sürede
gerekli tedbirler alınacak" dedi.
Sarı, Türkiye'de ilk kez uygulanacak yöntemin, diğer kurumlara da örnek olacağını ifade
ederek, şunları kaydetti:
"Projenin altyapısı hazır. Pilot uygulaması
başlandıktan sonra birkaç ay içinde tüm ülkede
yaygınlaştırılacak.
Web tabanlı uygulama ile denetleyicilere
şifre verilecek ve denetim tamamlandığında
denetim tutanağı kaydedilerek denetim sonuçları İl Sağlık Müdürlüklerine ve Bakanlığa bildirilecek. Elektronik imza uygulaması ile de imzalar elektronik olarak atılacağı için denetimlerde
herhangi bir kağıt kullanılmayacak. (AA)
11
YAŞAM-ÇEVRE
BULMACA
12 Şubat 2015 Perşembe
Sel ile giden umutlar
bilgiyle yeşerecek
İzmirli Boşnaklar Derneği, Bosna Hersek'te geçen yıl sel felaketinin
özellikle çocuklar için getirdiği umutsuzluğu aşmak için yürüttüğü projeyle 3 okulda bilgisayar sınıfı açacak.
İZMİR - İzmirli Boşnaklar Derneği,
Bosna Hersek'te geçen yıl sel felaketinin
özellikle çocuklar için getirdiği umutsuzluğu aşmak için yürüttüğü projeyle 3
okulda bilgisayar sınıfı açacak.
Bosna Hersek'te bahar aylarında yaşanan sel felaketi sonrası "Acılar Ata
Topraklarında Paylaşılıyor" kampanyasıyla Bosna Hersek'te sel felaketinden etkilenen ailelerin çocuklarının yüzünü, giyim
eşyası, oyuncak ve hediyelik eşya yardımıyla güldüren İzmirli Boşnaklar Derneği,
yürüttüğü yeni projeyle de çocukların
geleceğe daha umutla bakmalarını sağlamayı hedefliyor.
Bosna Hersek'teki 3 okulda birer bilgisayar sınıfı oluşturmayı hedefleyen projede, bağışçılar tarafından sağlanan 51
masaüstü bilgisayar ve 3 yazıcı, Bornova
Kaymakamı Kadri Canan'ın da katılacağı
Bosna Hersek ziyaretiyle 13-15 Şubat
tarihlerinde belirlenen okullara teslim edilecek.
İzmirli Boşnaklar Derneği Başkanı
Hamza Yavuz, AA muhabirine yaptığı
açıklamada, geçen yıl sel felaketi sonrası
yaşanan acıya ortak olmak ve özellikle
bundan etkilenen çocuklara psikolojik
destek sağlamak amacıyla 10 Temmuz'da
gerçekleştirdikleri ziyaretle Bosna
Hersek'te yaklaşık 700 çocuğa giysi ve
oyuncak hediye ettiklerini hatırlattı.
Bosna Hersek'te çocuklar için okullarda bilgisayar sınıfı oluşturma fikrinin de
bu ziyaret sonrası ortaya çıktığını dile
getiren Yavuz, şöyle konuştu:
"Biz orada okulları ziyaret ettiğimizde,
fiziki şartların çok kötü olduğunu gördük
ve orada bize gösterilen sıcak ilgi sanki
bir mıknatıs gibi bizi oraya çekti. Çok pırıl
pırıl çocuklar var. Bu çocuklara yardım
malzemesi götürdüğümüzde, o çocuklara karşı kendimizi manevi anlamda borçlu hissettik ve gezimizin sonunda
Kaymakamımızla konuyu değerlendirdiğimizde, 'Sel ile Giden Umutlar Bilgi ile
Yeşerecek' adlı projemiz ortaya çıktı. Bu
projeyle selden zarar gören Boşnak
çocuklara birer bilgisayar sınıfı yapmayı
hedefledik."
Yavuz, Bornova Kaymakamlığı ve
Bornova Belediyesi'nin yanı sıra
Bursa'dan Yıldırım ve Nilüfer belediyeleri
ile Bursa Balkan Kadınlar Derneği'nin
destekleriyle yürüttükleri projeyle Bosna
Hersek'in Zaidoviçi, Kalasiye ve
Srebrenitsa şehirlerinde belirlenen 3
okulda, 17'şer bilgisayar ve bir yazıcıdan
oluşan bilgisayar sınıfları oluşturulacağını
kaydetti. Çalışmayı ilk başlattıkları
dönemde okulların belirlenmesi için yaptıkları yazışmalarda, mutlulukla beraber
umutsuzluğu da hissettiklerini ifade eden
Yavuz, projenin adıyla uyumlu şekilde sel
felaketi mağdurları için umudu yeşerttiğini belirtti.
Yavuz, şunları söyledi: "Bosna Hersek
ile proje için ilk irtibat kurduğumuzda, bir
umutsuzluk vardı. 'Böyle bir projeyi gerçekleştiremezsiniz ama gönülden bile
söylemeniz yeterli' diyorlardı. Bugün ata
topraklarımız için böyle bir projeyi gerçekleştirmenin mutluluğunu yaşıyoruz
çünkü daha önceki ziyaretimizde oradaki
çocukların gözlerindeki özlemi gördük
biz. Sanırım bu ziyaretimizde biraz daha
fazla duygulanacağız çünkü eminim o
çocukların mutluluğu bizi çok farklı yerlere götürecek." (AA)
Cezasını cami temizleyerek çekiyor
KOCAELİ - Kocaeli'nin Karamürsel
ilçesinde, adam yaralamak suçundan
2,5 yıl hapis cezasına çarptırılan Oktay
1
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
2
3
4
5
6
Basar (45), cezasını denetimli serbestlik uygulaması kapsamında cami
temizleyerek çekiyor.
7
8
9
10
Basar, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Karabali Camisi'ni haftanın 5
günü temizlediğini belirtti.
Hafta sonu çalışmadığını vurgulayan
Basar, şunları söyledi:
"Camide göreve başladığım günden
itibaren çok mutluyum. 5 vakit namazıma başladım ve Kur'an-ı Kerim öğreniyorum. Karamürsel Müftülüğü İlahi
Korosu'nda da yer aldım. Haftanın 5
günü cami temizleme işi verildi ama
ben her gün camiye geliyorum. Hem
dışarıdayım, hem de camiyi temizleyerek güzel iş yapıyorum."
Basar, sabah namazını kıldıktan
sonra camiyi süpürdüğünü, camları
sildiğini ve kütüphanedeki kitapları
düzenlediğini kaydetti.
Daha sonra bahçeyi temizlediğini ve
ektiği çiçekleri suladığını bildiren
Basar, "Ben çok memnunum, umarım
cami cemaati de memnundur. Bu yasa
sayesinde, devletimize ve milletimize
hizmet yapıyorum" dedi. (AA)
BULMACA
Soldan sağa:
1. Ekmek, peynir, et suyu veya sütle yapılan bir tür yemek. – Eski bir devlet. 2. Kiraya
verilerek gelir getiren mülk. – Giyinişinden, konuşma ve davranışlarından seviyesiz,
dengesiz ve saf olduğu anlaşılan kimse. 3. Kelem. – Eli açık, cömert. 4. Alüminyumun
simgesi. – Ankara ilinin bir ilçesi. 5. Evrensel alıcı kan grubu. – Posta sürücüsü. 6.
Üye. – Yabancı. 7. Kanara, mezbaha. 8. Akciğerleri dinlerken hekimin duyduğu patolojik ses. – Öç almayı amaçlayan gizli düşmanlık, garez. 9. Kabul etmeyerek geri
çevirme. – Sorun. 10. Acıklı. – Subay. 11. Damak sesleriyle başlayan kelimeleri ve
heceleri tekrarlayarak birdenbire söyleyen ve keserek konuşan. – Bir renk. 12.
Yumurtanın bir bölümü. – Zorba hükümdar. 13. Her türlü müzik aracı, çalgı. –
Uzakdoğu’da yetişen ve dokumacılıkta kullanılan değerli bir bitki. 14. Yankıca. –
Astatinin simgesi. 15. Bütün, tüm. – Yararsız, boşa giden. 16. Güney Amerika’nın
dağlık bölgelerinde yaşayan bir yük hayvanı. – Yapan, işleyen, etmen, sebep, faktör. 17.
Satrançta bir taş. – Çocuk sahibi olmuş kadın. 18. Gösteriş, çalım, caka. – Yeşil
Abanozun eşanlamlısı. – Kemiklerin toparlak ucu. 19. Arjantin’in plaka işareti. – Bir işi
yapma, yerine getirme. – Doğum işini yaptıran kadın. 20. Bir yarışın belirli uzaklığı
kapsayan bölümlerinden her biri, aşama, merhale. – Kaba dokunmuş, dayanıklı bir
çeşit yün kumaş.
Yukarıdan aşağıya:
13
14
15
16
17
18
19
20
1. Kavisli, kısa, uç bölümü geniş kabzasına doğru daralan bir tür kılıç. – İlkel silah. –
Kekemelik. – Dördül, murabba. 2. Bir pamuk türü. – Labada. – Geminin kaplama tahtaları arasını üstüpü ile doldurup ziftleyerek su geçirmez duruma getirme işi. 3. Eğik
olarak kesilmiş kenar. – Erkek sesinde bir perde. – Herhangi bir kas kümesinin irade
dışı hareketi. – Afrika’da bir ülke. 4. Pirinç ve şekerkamışından elde edilen bir tür rakı.
– Eski dilde alt, aşağı. – Maden. – Kuzu sesi. – Kalın sicim. 5. Bitmemiş, eksik,
tamamlanmamış. – Üç veya daha çok direği bulunan yelkenli gemilerde arka direk. –
Akdeniz’de hapishaneleriyle ünlü küçük bir ada. 6. Ermeni terör örgütü. – Sadist. –
Lantanın simgesi. – Külhanbeyi, hayta. 7. Yiyecekleri, nesneleri yüksek ısıyla sterilize
ve dezenfekte etmekte kullanılan kapalı araç. – Nazi
Hücum Kıtasının kısaltması. – Yiyeceği ortaklaşa
sağlanan toplantı. 8. Birkaç rengin karışımından oluşan
ÇÖZÜMÜ
renk. – Japon çiçek düzenleme sanatı. – Dolaylı anlatma.
BUGÜN
– Seslenme sözü. 9. Afrika’da bir başkent. – Kemiklerin
iç boşluklarını dolduran yağlı madde. – Afrika’da bir
12. SAYFADA
ülke. – Göçebelerin konak yeri. 10. Yüzük yapımında
kullanılan parlak ve değerli bir taş. – Tanrının ilgisinden
ve sevgisinden yoksun olma. – Bir şeyin niteliğini belirtmek.
Hazırlayan: Ercan BOSTANCIOĞLU
TÜRKÇE BAKIŞ
Prof. Dr. Nurullah Çetin
[email protected]
KÜLTÜR EMPERYALİZMİNİN BAYRAĞINI SIRTLAMAK
kimliğine sahip vatandaşlarımızın,
Batının bize dönük en önemli
emperyalist politikalarından biri, kül- gençlerimizin giydiği tişörtlerde
tür emperyalizmidir. Kültür emperya- tamamı İngilizce olmak üzere şu tür
yazılar gördüm:
lizmi, Batının bizim yerli, millî,
“Just live for (for kelimesinin “o”
İslamî kültürel değerlerimizi itibarharfi kalp şeklinde)”, “Live what you
sızlaştırıp yok ederek, yerine kendi
like”, “My life is my chose”, “Ru 4
kokuşmuş kültürel değerlerini bize
Real? (altında Pinokyo resmi var)”,
benimsetmesi, kabul ettirmesi ya da
“We can’t live in here forever”,
bilerek bilmeyerek dayatmasıdır.
“look your happy day enjoy you will
Kültür emperyalizmi, siyasî, ekohave special thing today I will be
nomik ve askerî emperyalizmin
waiting in your favorite restaurant”,
zeminidir, aracıdır. Kültürel değerler
bağlamında zihni, ruhu, kalbi, beyni, “Ain’t nobody got time for that”,
”We love Beats”, “Dreams MXXVI
bilinci iğdiş edilmiş, teslim alınmış,
Follow your freedom”, “Yal youth
mankurtlaştırılmış bir millet, millet
against Abes on the spot”, “Treces”,
olmaktan çıkar; kuru, boş, mankafa
“Smile to summer”, “Paris,
bir kalabalık sürüye dönüştürülür.
Ondan sonra bu ruhsuz, kuru kala- Newyork, London”, “Los Angeles
Lakers”, “Dear God Thanks for beer
balık, kolayca siyasî emperyalizmle
women & football”, “I don’t need
yönetilebilir, ekonomik emperyaGoogle my girlfriend knows everytlizmle soyup soğana çevrilebilir,
hing”, “lots of kisses from Paris”
askerî emperyalizmle de kolayca
Bu yazılar, anlamları bakımından
işgal edilebilir hâle gelir.
incelenirse hemen hemen hepsinin
Bugün modern dünyada kültür
bireyci, bencil, salt dünyevî hazları
demek, hayatın tamamını kaplayan
öne çıkaran; hatta kutsallaştıran,
bir atmosfer, solunan bir hava, yaşamateryalist, Batılı değerleri, nesnelenan bir ortam ve duyma, düşünme,
ri, şehirleri, sanatçıları, futbolcuları
yapma biçimlerinin tamamıdır.
yücelten, Batılı kültür unsurlarına ve
O yüzden kültür demek kimlik,
hayat tarzına özendiren, konformist,
kişilik, hayat, var oluş demektir.
Haçlı-Siyon azgınlığı, kendi dışında- hazcı yaşama biçimini telkin eden
ki dünyayı; özellikle İslam dünyasını metinler olduğu anlaşılıyor.
Sokaklarımız, caddelerimiz, şehirkolayca sömürebilmek ve güdebillerimiz köylerimiz; Türkiye’nin her
mek için, emin bir şekilde kontrol
altında tutabilmek için diğer mazlum yeri yaz gelince Türk gençlerinin sırtında âdeta Amerikan kültür bayrakmilletlerin olduğu gibi Türk milletiları taşınıyor. Bu bir şuursuzluktur,
nin de ruhunu, vicdanını, bilincini
bu bir aşağılıktır, bu emperyalist
kıskıvrak teslim alma projelerine hız
Amerika’nın, soyguncu Avrupa’nın
vermiştir.
gönüllü propagandasını yapma zilleBu bağlamda Türk’ü Türk olmaktidir. Bu tavır, Müslüman Türk’ün
tan çıkaracak, Müslüman kimliğinkendi şahsiyetine, kendi kimliğine,
den soyutlayacak, salt bir ceset halidinine, kendi milliyetine bir ihanetne getirecek, bütün ferdî, dinî ve
millî ülkülerinden uzaklaştırıp sadece tir.
Deli gömleğinin yanında çok çok
günlük; hatta anlık yaşayan bir cesede dönüştürecek emperyalist projeler ehven kalacağı, bu gâvur gömleğini
sırtında bir bayrak gibi taşıyan
yoğun bir şekilde devam ediyor.
Müslüman Türk evladının bir an
Bu bağlamda Batı, özellikle
önce sırtını işgalden kurtararak
Amerika ve yerli işbirlikçileri, Türk
özgürleşme, tam istiklâl yolunda
milletini salt bedensel ihtiyaçlara
dönük bir hayat kurgusu içinde çürü- adım atmasını temenni ediyoruz.
Bunun için de millî ve manevî
tüp atmak için sinema, müzik, edebideğerler hassasiyeti taşıyan şuurlu
yat, gündelik hayat, eğlence, tören,
Türk iş adamlarının muhakkak suretgiyim, yeme içme, hasılı gündelik
hayatı ören her türlü kültür emperya- te Müslümanlık ve Türklük değerlerini, dinî ve millî kahramanlarımızı,
lizmini bir bombardıman halinde
Türk-İslam dünya görüşünü, tarihsel
uygulamaktadır.
Bu çerçevede yaz mevsiminin gel- değerlerimizi telkin eden, özendiren,
hatırlatan hafif, yazlık T gömlekler
mesiyle birlikte kadın, erkek, çoluk
üretmesi ve Türk gençlerinin böyleçocuk; hemen hemen herkes, tişört
giymektedir. Bu tişörtler öyle masum likle kendi kimlik ve kişiliğini
kuşanması kaçınılmaz bir zorunluluk
bir elbise hüviyetinden çok ötelerde
haline gelmiştir.
bir işleve sahip.
Türk’ün özgürleşme yürüyüşü kalBu giysiler, sırtımızda Batının külbini, beynini ruhunu, bilincini ve sırtür emperyalizminin bir propaganda
aracı, bir bayrağı gibi sergilenmekte- tını kıskıvrak teslim alan her türlü
emperyalist işgale isyanla başlayadir. Mesela örneklem yoluyla yaptıcaktır.
ğım bir derlemede, Müslüman Türk
Türkiye 2014'te yağışa doydu
AFYONKARAHİSAR -Türkiye'nin
2014 yılında, önceki yıla göre
yüzde 24 daha fazla yağış aldığı
bildirildi.
AA muhabirinin Meteoroloji
Genel Müdürlüğünden aldığı bilgiye göre, yıllık yağış normali ortalama (1981-2010) 646 milimetre
civarında olan Türkiye'de, yağışlar
genellikle kış aylarında görülüyor.
Geçen yıl ortalama 697,3 milimetre yağış kaydedilirken, yağışlar
Karadeniz Bölgesi'nde Hopa, Rize,
Giresun, Akçakoca, Zonguldak,
İnebolu, Bartın ve Ünye, Marmara
Bölgesi'nde Uzunköprü ve Bursa,
Akdeniz Bölgesi'nde Marmaris,
Manavgat, Alanya, Antalya ve
Finike; Ege Bölgesi'nde ise
Muğla'da bin milimetrenin üzerinde
gerçekleşti.
İç Anadolu Bölgesi'nin neredeyse
tamamıyla Doğu ve Güneydoğu
Anadolu Bölgeleri'nin önemli kısımlarında yağışlar 500 milimetrenin
altında kalırken, Rize ve Hopa'da 2
bin milimetrenin üstü yağışlara
rastlandı. Doğu ve Güneydoğu'da
ise yağışların 200-300 milimetre
aralığında seyrettiği görüldü.
Türkiye genelinde yağışlarda,
normaline göre yüzde 8, 2013 yılı
yağışına göre ise yüzde 24 artış
görüldü. Normale kıyasla en fazla
artış yüzde 99 ile Uzunköprü,
yüzde 84'le Kırklareli ve yüzde 74
ile Kastamonu'da yaşanırken, azalmanın en çok görüldüğü yerler
yüzde 32 ile Bitlis, yüzde 34'le
Kilis, yüzde 45'le Tortum oldu.
Yıl içerisinde en fazla yağış 2 bin
257 milimetre ile Hopa, en az yağış
ise 233 milimetreyle Tercan'da gerçekleşti.
Türkiye'de 2014 yılında kaydedilen 697 milimetre yağış, normalinden 51, önceki yılın yağışından ise
metrekareye 133 milimetre daha
fazla olurken, bölgesel olarak normaline göre artış sırasıyla
Marmara, Ege, Akdeniz ve İç
Anadolu Bölgeleri'nde yaşandı.
Marmara Bölgesi'ndeki artış miktarı 200 milimetre civarında gerçekleşirken, en fazla düşüş ise yüzde 14
ile Güneydoğu Anadolu
Bölgesi'nde yaşandı.
Geçen yıl yağışlarına göre ise
yüzde 1 azalma yaşanan
Güneydoğu Anadolu Bölgesi dışında diğer bölgelerde artışlar görülürken, en çok artış yüzde 57 oranı ile
İç Anadolu Bölgesi'nde gerçekleşti.
2014 yılı yağış verileri bölgesel
olarak değerlendirildiğinde ise en
fazla yağış 886 milimetre ile
Marmara Bölgesi'nde, en az yağış
ise 456 milimetreyle İç Anadolu
Bölgesi'nde kaydedildi. Yağışlar
Karadeniz, Doğu ve Güneydoğu
Anadolu Bölgeleri'nin dışında kalan
tüm bölgelerde normallerinin üzerinde gerçekleşti.
Geçen yıl yağışlar ocak, şubat,
nisan, ağustos ve kasım aylarında
normallerinin altında, diğer aylarda
ise aylık normallerinin üstünde gerçekleşti.
Ortalama yağışlı gün sayıları en
fazla 14,8 günle ocak ve 12,1
günle mart ayında görülürken, en
az yağışlı gün sayısı yaz aylarında,
ortalama 3,5 ve 3,9 gün ile temmuz ve ağustosta yaşandı.
Yıl içerisinde görülen günlük en
yüksek yağış ise 14 Kasım'da
Marmaris'te 243,8 milimetre olarak
kaydedildi. (AA)
12
haber
12 Şubat 2015 Perşembe
Putin: Suriye'de siyasi
çözüm arayışındayız
Bugünün ‘anahtarı’
I. Dünya Savaşında
BOGOTA- Cumhurbaşkanı
Recep Tayyip Erdoğan, "Türkiye'nin,
hiçbir ülkenin sınırlarında, hiçbir
ülkenin topraklarında ve içişlerinde
gözü yoktur, niyeti yoktur. Türkiye,
teröre çok ağır bedeller ödemiş bir
ülke olarak, her türlü terörün ve
terör örgütünün kesin ve net şekilde
karşısındadır" dedi.
Erdoğan, Bogoto Externado
Üniversitesi ve Ankara
Üniversitesi'nin işbirliğiyle düzenlenen "1915: Osmanlı
İmparatorluğu'nun En Uzun Yılı
Sempozyumu"nda katılımcılara
hitap etti.
Bundan 100 yıl önce vuku bulan
Birinci Dünya Savaşı'nın, sadece
savaşa dahil olan ülkeleri ve kıtaları
etkilemekle kalmadığını anımsatan
Erdoğan, "Üç kıtanın, yani Asya,
Avrupa ve Afrika'nın yanında,
Avustralya kıtası ve Amerika kıtası
da bu savaşta rol almıştı. Savaş
sonrasında yeni bir dünya kurulurken, elbette, Amerika kıtası da
bütünüyle savaşın sonuçlarından
etkilenmişti" değerlendirmesinde
bulundu.
Cumhurbaşkanı Erdoğan,
Özellikle, Osmanlı coğrafyasından
Latin Amerika'ya yönelik göç dalgasının, Latin Amerika'nın da savaştan sonra yeniden şekillenmesinde
önemli rol oynadığını dile getirerek,
"Dolayısıyla, Birinci Dünya
Savaşı'nın burada, Kolombiya'da,
Externado Üniversitesi'nde ele
alınıyor olması çok manidardır"
ifadesini kullandı.
"Eğer, bugünü anlamak,
bugünün dünya siyasetini doğru
yorumlamak istiyorsak, mutlaka ve
mutlaka Birinci Dünya Savaşı'nı iyi
incelemek, iyi analiz etmek zorundayız" değerlendirmesinde bulunan
Erdoğan, şöyle devam etti:
"İkinci Dünya Savaşı, belki
insanlık tarihinin en kanlı savaşlarından biridir. Ancak, etki bakımından,
inanın, Birinci Dünya Savaşı'nın
gerisindedir. Bugünkü dünya
siyaseti, özellikle de bugün birçok
ülkenin sahip olduğu sınırlar, Birinci
Dünya Savaşı sonrasında şekillenmiştir. Bugün, tüm dünyayı
ilgilendiren birçok uluslararası
meselenin kökeninde, Birinci Dünya
Savaşı vardır. Filistin meselesi,
bugün can alıcı bir noktada bulunan
Irak ve Suriye meseleleri, Yemen,
Mısır, Kuzey Afrika, Kafkasya ve
Balkanlar'daki sorunlar, Birinci
Dünya Savaşı'nın sonucunda ortaya
çıkmış, ne yazık ki 100 yıldır devam
eden sorunlardır. Afganistan meselesi, Somali başta olmak üzere
Afrika'daki yoksulluk, bugün bütün
dünyayı tehdit eder hale gelen terör
meselesi, aynı şekilde Birinci Dünya
Savaşı'nın ürettiği sorunlardır."
Erdoğan, Birinci Dünya
Savaşı'ndan sonra ortaya çıkan
düzenin iyi anlaşılması gerektiğine
dikkati çekerek, şunları söyledi:
"Ortadoğu ismi verilen bölge,
Birinci Dünya Savaşı sonrasında,
işte tam da böyle bir bölge olmak
üzere kurgulanmıştır. Ortadoğu,
bundan 100 yıl önce, savaşı
kazananlar tarafından, bir çatışma,
bir kriz bölgesi olarak tasarlanmış ve
bu tasarım, 100 yıl boyunca tam da
hedeflendiği şekilde muhafaza
edilmiştir. Ortadoğu'daki sınırlara
baktığınızda, sınırların cetvelle
çizilmiş gibi dümdüz olduğunu
görürsünüz. Araplar, aralarındaki
hiçbir hassasiyet gözetilmeksizin,
farklı ülkeler olarak parçalanmışlardır. Hatta akrabalar, aynı şekilde köylerinden geçen sınırlar
nedeniyle birbirlerinden
koparılmışlardır. Türkiye'nin sınırları
dahi, köylerin, kasabaların içinden
geçmiş, akrabalar, kardeşler iki farklı
ülkenin vatandaşları olarak birbirlerinden ayrılmışlardır."
Cumhurbaşkanı Erdoğan,
"Sınırlar, sadece topraklara değil,
aynı zamanda zihinlere, kültürlere,
inançlara da zorla empoze edilmiş,
halklar arasında yapay sınırlar oluşturulmuş, kardeşler, birbirlerine
hasım hale getirilmişlerdir" dedi.
Bugün, İsrail ve Filistin'in bulunduğu toprakların, Birinci Dünya
Savaşı öncesinde Osmanlı
Devleti'nin egemenliğinde olduğunu
anımsatan Erdoğan, Osmanlı
Devleti'nin, tesis ettiği mükemmel
idare sistemiyle, bu bölgeyi adaletle
yönettiğini, huzurlu ve güvenli bir
bölge olarak muhafaza ettiğini dile
getirdi. Erdoğan, Müslümanların,
Hristiyanların ve Musevilerin
özgürce ibadetlerini yaparak, kutsal
mekanlarına özgürce giderek, birbirleriyle barış ve hoşgörü içinde
yaşadıklarını hatırlatarak, Birinci
Dünya Savaşı'nın hemen
öncesinde, Osmanlı Sultanı 2.
Abdülhamit'e, Kudüs ve Filistin'de
toprak satması ve buralara göçmenlerin yerleştirilmesi için çok ağır
baskılar yapıldığını ifade etti.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, şu bilgileri verdi:
"Sultan 2. Abdülhamit, bölgeye
yönelik ölçüsüz bir göç akımının,
buradaki nüfusun huzuru, dengesini
bozacağını biliyordu. Onun için bu
teklifi kabul etmedi, böyle bir duruma asla izin vermedi. Sultan
Abdülhamit düşürüldü, Birinci
Dünya Savaşı yapıldı, Osmanlı
Devleti bu topraklardan çekildi ve
işte o andan itibaren, bu bölge
kanla, gözyaşıyla, zulümle anılmaya
başlandı. Filistin'e çok yoğun bir
göçü oldu, demografi değişti.
Biliyorsunuz, 1948 yılında da İsrail
KAHİRE- Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi,
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in ziyaretinin zamanlamasının "teröre karşı savaşlarında kendilerine destek
anlamı taşıdığını" söyledi.
Sisi, başkent Kahire'deki Kubbe Sarayı'nda Rus
mevkidaşıyla düzenlediği ortak basın toplantısında,
ülkesinin, Cenevre Konferası sonuçları doğrultusunda
Suriye krizinin siyasi çözümüne destek verdiğini ifade etti.
Yemen, Libya ve Irak'ın "birlik ve beraberliğini koruyacak" siyasi çözümlerde Putin'le mutabık kaldıklarını dile
getiren Sisi, başkenti Doğu Kudüs olan Filistin devletinin
kurulmasını öngörecek her türlü çözüme destek vereceklerini vurguladı.
''Putin'in böylesi bir dönemde geçekleştirdiği ziyaret,
teröre karşı savaşımızda bize destek anlamı taşıyor''
diyen Sisi, görüşmelerinde iki ülke arasında serbest
ticaret bölgesi kurulmasının kararlaştırıldığını bildirdi.
Rusya'nın, Mısır'ın batısındaki ed-Dab'a bölgesinde
elektrik üretimi için nükleer santralin inşasına yardım edeceğini söyleyen Sisi, bu konuda iki ülke arasında mutabakat zabtının imzalandığını kaydetti.
Rus lider Putin ise iki ülkenin, Ortadoğu’da cereyan
eden olaylara ilişkin vizyonunun uyumlu olduğunu dile
getirdi. Moskova yönetiminin, "Suriye krizi için siyasi
çözüm arayışı"nda olduğunu ifade eden Putin, bu
çerçevede Suriye muhalefetiyle rejim arasındaki müzakerelerin ikinci turuna da ev sahipliği yapacağını sözlerine
ekledi. Bu arada, Mısır ile Rusya arasında, Mısır'da nükleer santral kurulmasını içeren mutabakat zaptı imzalandı.
(AA)
devleti kuruldu. Tabii, İsrail Devleti,
1948'de kurulduğu sınırlarda
kalmadı. İsrail, bugün hala sınırlarını
genişletmenin, Filistin topraklarını
daha fazla işgal etmenin, Filistinlileri
o coğrafyadan tamamen silmenin
gayreti içinde."
"Bizim Türkiye olarak tavrımız
çok nettir"
Erdoğan, "Biz Türkiye olarak,
İsrail devletinin genişleme politikalarına ve bu yönde yaptığı ağır
zulümlere, ağır katliamlara itiraz
ettiğimizde, bunu dünyada çok farklı
yerlere çekmeye çalışıyorlar" diye
konuştu. Cumhurbaşkanı Erdoğan,
"Bizim Türkiye olarak bu konuda
tavrımız çok nettir. 'İsrail, 1967
öncesi sınırlarına çekilmeli, Doğu
Kudüs'ün başkent olduğu bir Filistin
devletinin kurulmasına, Filistinlilerin
egemenlik haklarına saygı göstermelidir' diyoruz. Bunu yapmadığı
sürece İsrail, bölgenin zalim, terörist
devleti olmaya, bütün bölgeyi kan
gölüne çeviren bir sorun olmaya
devam edecektir" değerlendirmesinde bulundu.
"İsrail zulmü ve İsrail terörü
devam ettikçe de hem Ortadoğu'da
hem de tüm insanlığın vicdanında
kanama hiçbir zaman durmayacaktır" yorumunu yapan Erdoğan,
konuşmasını şöyle sürdürdü:
"Bakın biz, Türkiye olarak,
Filistin-İsrail meselesinde, Suriye,
Irak meselesinde, Mısır, Libya
meselesinde insani ve vicdani bir
duruş sergilediğimizde, dünyada
bazıları bundan ciddi şekilde rahatsız oluyorlar. Mısır'da biz rahatsız
olduk. Niye? Halkın oylarıyla seçilip
iş başına gelmiş olan, yüzde 52'yle,
Mursi'ye karşı, onun kabinesinde
Milli Savunma Bakanı olan şu andaki Sisi, darbe yapmak suretiyle onu
cumhurbaşkanlığından indirip hapse
atıyor ve şu anda da maalesef naylon iddianamelerle onun hakkında
idam kararı verdiriliyor. Burası
anlamlıdır, eğer biz insani ve vicdani
olarak bir şeye karar vereceksek,
biz bu dünyada darbecilerin değil,
sandıktaki iradenin yanında olmaya
mecburuz. Türkiye'ye yönelik, son
derece ağır, haksız ve gerçekten
ahlak dışı ithamlarda bulunanlar işte
bunu hazmedemeyenlerdir."
Bürokrasi boşaldı
ANKARA- 25. Dönem Milletvekili Genel Seçimi
öncesinde, kamuda görev yapanların istifa veya emekliye ayrılma süresi saat 17.00 itibarıyla sona erdi.
Yüksek Seçim Kurulunun (YSK) kararına doğrultusunda, 7 Haziran'da yapılacak seçimde milletvekili
adayı olmak için isteyen kamu görevlileri, istifaları ilgili
birimlere sundu.
AA muhabirinin derlediği bilgiye göre, milletvekili
seçimlerinde aday adayı olmak üzere kurumlarına istifa
veya emeklilik dilekçesi veren kamu görevlileri şöyle:
Adalet Bakan Yardımcısı Veysi Kaynak, Aile ve
Sosyal Politikalar Bakan Yardımcısı Çiğdem Erdoğan
Atabek, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakan Yardımcısı
Halil Etyemez, Çevre ve Şehircilik Bakan Yardımcısı
Muhammet Balta, Gümrük ve Ticaret Bakan Yardımcısı
Fatih Metin, İçişleri Bakan Yardımcısı Osman Güneş,
Kalkınma Bakan Yardımcısı Mehmet Ceylan, Maliye
Bakan Yardımcısı Abdullah Erdem Cantimur, Milli Eğitim
Bakan Yardımcısı Orhan Erdem, Kültür ve Turizm
Bakanı Yardımcısı Abdurrahman Arıcı, Orman ve Su
İşleri Bakan Yardımcısı Nurettin Akman ve Sağlık Bakan
Yardımcısı Erkan Kandemir.
MİT Müsteşarı Hakan Fidan.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın
Başdanışmanı Aydın Ünal, Cumhurbaşkanlığı
Başdanışmanı Prof. Dr. Mustafa İsen.
Başbakan Ahmet Davutoğlu'nun başmüşavirleri Ali
Sarıkaya, Ertan Aydın, Vedat Bilgin, Emine Nur Günay
ve Taha Özhan ile Başbakanlık Sağlık Koordinatörü
Prof. Dr. Celil Göçer.
Başbakanlık Ekonomik Sosyal ve Kültürel İşler
Başkanı Kasım Bostan, Başbakanlık Basın ve Halkla
İlişkiler Müşaviri Bilal Çetin, Başbakanlık Başmüşaviri ve
eski Somali Büyükelçisi Kani Torun, Başbakanlık
Müşaviri Mahmut Turunç, Başbakanlık Müşaviri Kenan
Bozgeyik, Başbakanlık Basın Halkla İlişkiler Müşaviri
Mustafa Öz, TBMM Başkan Müşaviri Cengiz Sağlam.
(AA)
‘İç güvenlik reformu paketi çıkacak…
TBMM- AK Parti Genel Başkanı
ve Başbakan Ahmet Davutoğlu, partisinin TBMM Grup toplantısında
çeşitli konularda değerlendirmelerde
bulundu.
Başbakan Davutoğlu, konuşmasının başında Türk sanat müziği
sanatçısı Müzeyyen Senar'ın vefatı
nedeniyle başsağlığı diledi.
Milletvekili genel seçimlerine
gidilirken siyasetin hareketlendiğini
belirten Davutoğlu, "Ümit ederiz 7
Haziran'a giderken siyasi ortamda
seviye, vakar, demokratik yarış
atmosferi ve karşılıklı saygıya dayalı
halka kendimizi anlatma çabası
suhuletle devam eder. Biz AK Parti
olarak her zaman siyasette vakarı,
milletle birlikte yürümeyi, seviyeyi,
vizyonu, misyonu ve dava ahlakını
savunduk. Bu çerçevedeki tutumumuz bundan sonra da şimdiye kadar
olduğu gibi devam edecek" diye
konuştu.
AK Parti olarak il kongrelerine
devam ettiklerini, ana kademe kongrelerinin yanı sıra Gençlik ve Kadın
Kolları'nın kongrelerinin de aynı
coşkuya yapıldığını aktaran
Davutoğlu, özverili çalışmaları
nedeniyle parti teşkilatına teşekkür
etti.
Kongrelerinin kendilerine heyecan ve coşku kattığını ifade eden
Davutoğlu, şöyle devam etti:
"Bizim AK Parti olarak farkımız
gençlik ve kadın kollarımıza
verdiğimiz önemde düğümleniyor.
Çünkü biz gençliği siyaseti izleyen,
geriden takip eden ya da sadece
sokakta bazı faaliyetlere katılarak
siyaset yapan bir noktada görmüyoruz. Aksine gençliğin siyasetin
merkezinde olmasına büyük önem
veriyoruz. Buradan da bütün gençlerimizi Türkiye'nin geleceğiyle ilgili
olarak düşünmeye, düşünerek
siyaset içinde aktif rol almaya davet
ediyorum. AK Parti Gençlik Kolları
büyük bir dinamizm ile sadece 7
Haziran seçimlerine hazırlanmıyor.
2023'e hazırlanıyor, 2053'e hazırlanıyor. Gençlik Kollarımızda
gördüğüm dinamizm her kongrede
gençlerimizin yükselttiği şiarlar, sloganlar, ilkeler bana büyük bir ümit
veriyor. Gelecek emin ellerdedir. AK
Parti Gençlik Kolları bu anlamda
geleceğimizin de Türkiye'nin geleceğinin de teminatıdır."
AK Parti Kadın Kolları'nın da aynı
coşku ile çalışmalarını sürdürdüğünü
anlatan Davutoğlu, fırsat buldukça
gençlik ve kadın kollarının faaliyetlerine de katılmaya çalıştığını söyledi.
Davutoğlu, üçüncü prensip olarak
zikrettikleri güvenliğe değinerek,
güvenliği özgürlükleri teminat altına
alan bir ilke olarak niteledi.
Güvenliğin olmadığı yerde özgürlüklerin korunamayacağını, bunu en iyi
gösteren gelişmenin de herkesin
gözü önünde cereyan eden Suriye
ve Irak'taki gelişmeler olduğunu
ifade eden Davutoğlu, güvenlik
olmadığı zaman özgürlüklerin hayata
geçirilemeyeceğini vurgulayarak,
"Bugün üç muhalefet partisinin birlikte, arkalarındaki gerçek muhalefet
olan paralel muhalefetin de
Pensilvanya'da yapmak istediği şey
Türkiye'yi bir kaos ortamına sürüklemek" diye konuştu.
6-7 Ekim olaylarından sonra çok
ciddi bir iç güvenlik reformuna
ihtiyaç hissedildiğini gördüklerini
dile getiren Davutoğlu, kapsamlı bir
iç güvenlik reformu hazırladıklarını
ifade ederek, şunları söyledi:
"Buradan bir kez daha meydan
okuyorum. Geçtiğimiz hafta biz grup
toplantısı yaptıktan sonra CHP
Grubu'nda Kılıçdaroğlu konuştu,
öncesinde Bahçeli konuştu,
Demirtaş konuştu. Şimdi tekrar
bugün de konuşacaklar. Bize bu
konuşmalarda İç Güvenlik
Reformu'nun içinde tek bir umde
gösterin ki AB standartlarına aykırı
olmuş olsun, tek bir fıkra gösterin ki
evrensel demokrasi standartlarına
aykırı olsun. Gösteremezler çünkü
biz her bir fıkrayı, her bir kanun
maddesini yazarken detaylı olarak
inceledik. Bizzat benim başkanlığımda Bakanlar Kurulu'nda, İçişleri
Bakanlığı'nda yine bizzat katılarak
bu evrensel standartlardan sapmama konusunda duyarlılık gösterdik.
Ama meseleleri o değil. Meseleleri
Türkiye'de güvenlik ortamının
sağlanıp sağlanamaması değil,
özgürlüklerin korunup korunmaması
da değil, sandıktan ümitleri olmadığı
için son 12 yıldır her sandıktan
yenilgiyle çıktıkları için iktidara gelmenin tek umudu olarak kaosu
görüyorlar, krizi görüyorlar. İstiyorlar
ki öyle bir kriz çıksın ki Türkiye'de
iktidar değişimi mümkün.
BULMACANIN ÇÖZÜMÜ
1
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
2
3
4
5
6
7
8
9
10
12 Şubat 2015 Perşembe
EFSANE
RÖPORTAJLAR
Efsane GÜZELDERELİ
[email protected]
-2Efsane Güzeldereli’nin röportaj
konuğu Prof. Dr. Doğu Ergil, her konuya dair soruları yanıtlarken, Fethullah
Gülen ile ilgili çalışmalarını ve düşüncelerini de anlattı.
İki buçuk yıl süren araştırmanın
ürünü olan üçüncü kitabı, “100 soruda
Fethullah Gülen ve Hareketi”ni yazan,
bu çerçevede iki kez Pensilvanya'da
Gülen ile görüşen Ergil, “Fethullah
Gülen tehlikeli bir adam mıdır?” sorusuna nasıl yanıt verdi?
Ergil’e göre, Fethullah Gülen,
ABD’nin dediği gibi ‘makbul bir insan’.
Fethullah Gülen; Prof. Doğu Ergil,
Prof. Ahmet İnam ve Prof. Cengiz
Güleç ile birlikte Sarı Gelin Türküsünü
çığırmış.
Bir dönem çok yazılıp çizildiği gibi,
“Doğu Ergil bir CIA ajanı mı?”
Wikileaks belgelerinin doğruluğuna
inanıyor mu? Hukuk, neden hukukçulara bırakılamayacak kadar önemli?
Siyaset ve din ne kadar iç içe olmalı
ve ülkemizde nasıl? Bugün seçim olsa
AKP'nin tek başına iktidarda kalabileceğine inanıyor mu? Önümüzdeki
dönemde koalisyon görüyor mu?
HDP'nin barajı aşacağını öngörüyor
mu? Başkanlık sistemine geçilsin mi?
Tüm bu soruların yanıtı Doğu
Ergil’in Efsane Güzeldereli ile yaptığı
sohbetti… Okuyalım…
E.G: İki buçuk sene süren bir
araştırma sürecinden sonra, ''100
soruda Fethullah Gülen ve
Hareketi'' adlı bir kitap yazdınız. İki
kez Pensilvanya'da Gülen ile görüştünüz. Kitapta yer almayan satırlar
ile Gülen ve hareketi için bize neler
söylersiniz.
D.E: Başta da söylemiştim.
Türkiye'nin üç tane sorunu vardı anlamadığı ve çözemediği. Birincisi terör
ve şiddet sorunu idi. İkincisi Kürt
sorunu idi. Üçüncüsü Fethullah Gülen
ile nasıl bir ilişki kuracağını Türk Milleti
bilemedi. Yani ''Fethullah Gülen tehlikeli bir adam mıdır?'', ''Gizli bir gündemi mi vardır?'', ''Yoksa hep iyi şeyleri öneren, işte anlayışı, uzlaşmayı
savunan bir kişi midir?'', Türk Milleti
bu konuda objektif bir değerlendirme
yapamıyordu. O yüzden de ilk defa
Türkiye'de terör ve şiddet, ondan
sonra Kürt sorunu, Fethullah Gülen'in
yandaşları falan değil laik ve tarafsız
bir kişinin yazdığı bir kitaptır o. Üç
sorun ve bu sorunlarda bilimsel bir
araştırma, bir yapıt ortaya koymak
gibi yani benim kimdir dendiği zaman
bunları yapmış kişidir diyebileceğimiz
şeyler yaptım. Ben bu 100 soruyu,
hani bir gelenek vardır ya Türk literatüründe 100 soruda laiklik, milliyetçilik
şu bu gibi. Gençliğimizde öyle kitaplar
okudum. Ben hem bu geleneği sürdüreyim, hem de bu 100 soruyu herkese
sorarak, en merak ettikleri şey nedir,
diye. Bir sürü kişiden topladım o 100
soruyu. Bu 100 soruyu toplumun beklentilerine uygun sordum. Aslında
sorulmayan bir şey yoktu. Toplumun
merak ettiği her şey soruldu. ''Gülen
hakkında ne bilmiyoruz?'' sorusu o
kitaptan sonra ortaya çıkan bir sorudur. Hükümet işbirliği yaptığı zamanda
gerekli bütün soruların yanıtlarını
temin etmiştim ben. Şimdi sizin sorunuz hükümet ile başlayan çatışma
sonrasında, ya bilmediğimiz bir şeyler
varmış demek ki. O da şu: Gülen'in,
Gülen hareketinin siyasi gündemi neymiş? sorusu demek ki varmış varsayımından kaynaklanıyor.
E.G: Sorum şu; yineliyorum:
Gülen ve Hizmet Hareketi için
kitapta yer almayan satırlar ile ne
söylersiniz?
D.E: ''Gülen ve hareketinin bir
siyasi gündemi var mı?'' sorusunun
yanıtını ben bilmiyorum. Çünkü kendisine yönelttiğim sorularda; ''ben, bana
bağlı olan kişileri siyasetten uzak
durun. Çünkü bu aranıza nifak sokar
ve bu hareketi de böler dedim. Ama
siyasete ilgisi olan, siyasete katılmak
isteyen bireylerin önü açıktır.'' demiştim. Şimdi Gülen hareketinin bir siyasi
gündemi var mı? Bu nedir? Bu herhalde çok dar ve iç grubun bilebileceği
bir şey.
E.G: Size göre, nasıl birisidir?
Nasıl bir kişiliktir?
D.E: Kendisi ile yaşayan ancak,
onun öğrencisi olanlar, onun yoldaşı
olanların yanıtları farklı olabilir.
Kendisine verdiğim soruların yanıtlarını
bana yazılı olarak verdi.
E.G: Birkaç gün geçirdiniz kendisiyle? Sohbetleriniz oldu
Pensilvanya'da?
13
Ünlü Sosyolog Prof. Dr. Doğu Ergil’e göre;
AK Parti yine kazanır mı?
HDP barajı aşabilecek mi?
D.E: Verdiği yanıtlardan sonra ben
kendisi ile boşluklar için görüştüm. En
önce soruyu vereceğim konusunda
görüşmüştüm. Ondan sonra sorulardan sonra görüştüm. Orada şu kadarını söyleyeyim. Ben tabi gözlem olarak söylüyorum. Son derece mütevazı
bir insan bir kere. Yani yönetmiş olduğu, o birbirlerine eklemlenmiş olan
çoğu ilişki ağından bağımsız olarak
söylüyorum ben size bunları. Mesela
kendisinin şahsi odası, o genişçe
binanın üst katında. Mesela seccadesi
hasırdı. Tek kişilik mütevazı bir yatağı
vardı. Ama kendisine bağlı olan ya da
kendisinden ilham alınarak geliştirilmiş
olan cemaatin çok geniş ekonomik
faaliyetleri var. Ama kendisinin bundan
yararlanması sözkonusu bir şey değil.
Çünkü ihtiyacı yok. Yani aşağıda
yemeği pişiyor. Etrafında bir sürü
insan, ağzının içine bakan. Çünkü
konuştuğu zaman herkes susuyor.
Çünkü hikmet bekliyor kendisinden.
Çok velut. Velut derken verimli anlamında, üretken. Pek çok kitabı çıktı.
Şimdi bunu tek başına kendisi yazmıyor. Öğrencileri ile birlikte çalışma
yapıyor. Yani bir tür şey gibi.
Rubens'in atölyesi, Da Vinci'nin atölyesinde herşeyi kendisi yapmıyor.
Öğrencileri ile birlikte üretiyorlar. Şimdi
mesela eğitimin öneminden bahsettiği
zaman, okulları kendisi kurmuyor.
Gidiyor başkaları kuruyor. Ne demek
istediğimi anlatabiliyor muyum? O
yüzden kendisi bir kanaat önderi. Ama
benim söylediklerimi yapan insan çok
az, onun söylediklerini yapan insan
çok. Etkileyebiliyor insanları. İnsanları
hangi konuda etkileyebileceği konusunda keskin bir sezgisi var. Türkiye,
bir göçmen toplumu. Hep kırdan
kente, kentten de dünyaya açılan bir
şey. Şimdi kırdan gelen insanların bu
gelenekleri, bu değerleri, alışkanlıklarının bu yeni geldikleri yere uymadığını
görmüş ve bunları yeni şartlara uymalarını sağlayacak biçimde yorumlayabilme basiretini gösterebilmiş. Yeni
şartlara yani modern dünyaya göre
uyumunu sağlayabilecek yorum sunabilmek bir zeka meselesidir. Bir geleceği görme meselesidir. Bu aynı
zaman da laikleşmeyi de kolaylaştıran
bir şey. O yüzden Fethullah Gülen'i
bütün bu dinsel önderler arasında
laikleşmede lokomotif rolü oynamış
bir kişi olarak görmek gerekli.
İnsanların da buna ihtiyacı vardı. O
yüzden ben onu değişimci bir müçtehit olarak görüyorum. Müçtehit yeni
içtihatlar yapabilen bir insan.
Geleneksel değerler ile modern dünya
arasında köprü kurabilen insan olarak
görüyorum ve biliyorsunuz resmi eğitimi ilkokuldur. Köyden çıkma bir insandır. Fakat oturduğunuz zaman, ilk gittiğimizde ben bir felsefe profesörü ve
bir alevi dedesi psikiyatri profesörü ile
beraber gittik.
E.G: Prof. Ahmet İnam ve Prof.
Cengiz Güleç ile birlikte gitmişsiniz.
D.E: Evet. Orada Cengiz ile türkü
söylediler.
E.G: Sarı Gelin'i söylemişler.
D.E: Evet. Ahmet ile felsefe tartışmaları yaptı. Sosyolojik analizler yaptı.
Beklediğimizden daha donanımlı bulduk kendisini.
E.G: Çok okuduğunu ve fotoğrafik hafızasının müthiş olduğunu
duymuştum.
D.E: Türkiye'nin sosyal değişimini
çok iyi çözebilen ve deşifre edebilen
biri. Arap İslamı’nın değil, Anadolu
İslamı'nın Türkiye için hayırlı ve önü
açık, bağnazlığa yol açmayacak bir
akide olduğunu kavramış bir insan. O
yüzden de Türkiye'deki siyasi kavga
patladıktan sonra, bizimkiler terörist
olarak onu nitelendirdiler, ABD, ben
öyle bir şey görmüyorum aslında işte
bu İslam'ın bağnaz yorumuna karşı,
modern yorum yapan bir insan olarak
onu makbul bir insan olarak görüyorum dedi.
E.G: Siz nasıl görüyorsunuz?
D.E: Doğrudur diyorum.
E.G: CIA Ajanı olduğunuz ve
hayli de yüksek bir ödenek aldığınız
bir çok çevrede konuşulan neredeyse yaygın bir kanaat haline
geldi. Siz ne dersiniz bu konuda?
D.E: Yaygın bir çevre sözü beni
şaşırttı. Bunu her zaman söylerim.
Mülkiye'deki öğretim üyeliği sırasında,
Türkiye askeri darbeler yapılmış, dünyadan soyutlanmış iken Türkiye, ben
çalışmalarımdan ötürü çok sık yurtdışında konferanslara çağrıldım. Bildiri
sunmak ve tartışmak için. Çok az kişinin dışarı gidebildiği zaman, benim
niye dışarı gidebileceğim, bu kadar sık
gittiğim tartışılırdı. Bilim üretmeyen
Türkiye'de, tamam mı? Bilim adamı
olarak öne çıkmanın zor olduğu bir
ülkede, siz bilim adamı olarak uluslararası arenada eğer talep görüyorsanız,
bunu sizin bilimsel birikiminize değil,
dışarıda hangi bağlantılarım var diye
soruluyor ise bu, siz ancak gülersiniz
ve acırsınız böyle düşünenlere. Bu bir.
İkincisi, şimdi ben bu sözünü ettiğim
Türkiye'nin bir türlü anlamadığı ve
çözemediği sorunlarda öncü çalışmalar yaptığım için herkes ''bu adam, bu
cesareti nereden buluyor?'' dedi.
Şimdi Türkiye'de sizin babalanmanız
için, cesaret gösterebilmeniz için
arkanızda mutlaka devlet desteği
olması lazım. Şimdi baktılar ki bunlar
devlet adına yapılmıyor. Haaa o
zaman, devletten daha büyük bir
gücün adına yapılıyordur. Kimdir o da
dünyada? İşte Amerika'dır. Türkiye'de
Amerika'yı biliyorsunuz, şu veya bu
hayırlı kurumu ile değil, ancak CIA gibi
ortalığı karıştıran bir kurum üzerinden
tanır. Çünkü Türkiye'de gerçek bilgi
değil, biliyorsunuz komplolar üzerinden meselelere bakılır ve bu cesarete
Kürtler bile en önce böyle baktılar.
Benim yaptığım çalışmalarda Kürtler
lehine bir çok şey var. En önce onları
anlama çabası var. Sorunlarını çözme
çabası var. Onlar bile, ulan bu kadar
cesaret, ancak bunun arkasında
büyük bir güç var ise mümkündür ya
da bunu para karşılığında yapar.
E.G: Tehdit aldınız mı?
D.E: Almadığım bir zaman olmadı
ki hiç. Çünkü siz ne zaman meseleleri
sorgulamaya başlarsanız, yerleşik güç
ilişkilerini tehdit edersiniz. Oradan
kaynaklanan bir şey. Hangi cesaret ile
yapıyor? Ne yaptığına hiç bakmıyor
insanlar. Kimin için yapıyor? Hangi
amaç ile yapıyor? Güç devşirmek için
yaparsınız ya da bunu para karşılığında yaparsınız.
Ya söylüyoruz diyoruz ki bak kardeşim ben TOBB Başkanlık
Danışmanıyım. Ben maaşlı elemanım.
TOBB kendi elemanına başkaca bir
para vermez. Yönetim kurulu kendisine bir ödeme yapılmamıştır, masrafından başka, o da seyahat, meyahat
falan hepsi belli diyor, gönderiliyor
bunları yazan adamlara. Buna rağmen
gene bildiklerini söylüyorlar.
Bunu söyleyen ahmaklar, CIA'yi de
tanımıyorlar. Çünkü CIA'nin iki bölümü
vardır. Birincisi bilimsel analizler yapar
ve çok ciddi bilim adamları vardır
orada. İkincisi de casustur. Casuslar
devletin, hükümetin, kritik kurumların
içindeki kişiler ile temas sağlarlar.
Benim hayatımda hiç resmi bir görevim olmadı. O yüzden casusların
temas kuracağı bir kişi değilim.
Bilimsel analizler yapma konusunda
da bizim gibi yoksul ülkelerin bilim
adamları zaten onların işine yaramaz.
Kendi bilim adamları, kendi diplomatları, kendi araştırmacıları zaten harıl
harıl çalışıyor. O yüzden Wikileaks'de
kimler ile temas ettikleri bir bir şey
yaptı Amerikalıların. Benim hiç adım
sanım filan yoktu orada.
E.G: Wikileaks belgelerinin doğruluğuna inanıyor musunuz?
D.E: Gayet tabi. Wikileaks belgelerinin doğruluğu kanıtlandı. O yüzden
bunları ileri sürenler zaten bilgi düzeyleri son derece düşük adamlar. Ama
dediğim gibi bu yüzden ben hiç hayır
demedim zaten. ''Evet, ben bir CIA
ajanıyım. Eskiden KGB ajanıydım,
şimdi Sovyetler çöktü. Artık bana
ödeme yapamıyorlar. Şimdi CIA'ye
çalışıyorum'' dedim ve dalga geçtim
onlar ile.
E.G: “Hukuk, hukukçulara bırakılamayacak kadar önemli bir şeydir”
diyorsunuz. Peki hukuk, hukukçulara bırakılamayacak ise kimlere bırakılacak? Ayrıca hukukçular da
başka türlü isyan ediyorlar.
D.E: Bugün hukukçu adı altında
birtakım insanlar Başkanlık sistemini
savunuyorlar örneğin. Onlar da
hukukçu. Diğer başkaları tam tersine
parlamenter sistemi savunuyorlar.
Bugün bir sürü hakim, savcı
Anayasa'ya aykırı kararlar verebiliyor.
Bırakın Anayasa'ya aykırı kararlar vermelerini, yargıçların verdiği kararlar,
bizim Anayasamız ile Avrupa Haklar
ve Özgürlükler Sözleşmeler ile uyumlu
hale getirildiği için gidiyor AİHM'nden
dönüyor ve bunların büyük çoğunluğu
maalesef usul yanlışlığı yapılmasından
kaynaklanıyor. Ne demek istiyorum?
Sadece ve sadece hukuku hukukçular
temsil etmemeli. Aynı zamanda hukuki
ölçülerimizin hak, insaf ve evrensel
ölçüler ile bağdaşır olması lazım.
E.G: Türkiye'de hukukun bağımsız olduğuna inanıyor musunuz?
D.E: Bu ayrı bir mesele. Bizim
hukuki ölçülerimizin evrensel ölçüler
ile tam uyuşmadığını söylüyorum.
Zaten yargının özerkliğine bu kadar
büyük saldırının yapılması, bu özerkliğin ortadan kaldırılması, kuvvetlerin
birleştirilmesi arzusundan kaynaklanan bir şey. Bu da bir siyasi tercih ve
orada artık hukuk hukukçuların da
elinden kayıp tamamı ile siyasetçilerin
eline ve yorumuna tabi olmuş oluyor.
E.G: Ülkemiz de böyle mi sizce?
D.E: Tabi, tabi. Eğer öyle olmasa
idi ''Anayasa Mahkemesi'ne güvenmiyorum'' demezdi siyasiler değil mi?
E.G: Atatürk'e dil uzatan siyasileri nasıl kimlikler olarak tanımlarsınız?
D.E: Bir kere tarih bilmeyen olarak
tanımlarım. Tarih dediğiniz şey başka
şekilde olmadığı için, başka türlüsü
olmayacağı için, öyle olduğu için tarih
gerçekleşmiştir bu bir. Yani olan tarihi
olmuş olarak değil, olmaması gereken
bir sapma olarak siyasi gözlük ile
görülüyor demektir bu bir. İkincisi
Atatürk belirli şartların ortaya çıkardığı,
belirli şeyleri gerçekleştirmiş, tabi
Millet ile gerçekleştirmiş bir önder.
Sizin onu eleştirmeye hakkınız vardır.
Ama olmamalıydı, Cumhuriyet bir reklam arasıdır gibi bir şey söylediğiniz
zaman, ne tarihi anlıyorsunuz demektir, ne sosyolojiyi anlıyorsunuz demektir, ne de olmuş olan şeyleri doğru
dürüst yorumluyorsunuz demektir. Bu
nedir? Bu tamamı ile siyasi bir tercihtir. Bir ideolojik saplantıdır. Bu kadar.
E.G: Siyaset ve din ne kadar iç
içe olmalıdır ve ülkemizde nasıl?
D.E: İnsanoğlu inanmak ihtiyacındadır. Din de insanlara bu inancı
oldukça sistematik bir şekilde sunar.
Yalnız siz bütün yaşam alanlarını,
yönetimi ve hukuku dinileştirdiğiniz
zaman, insan iradesi dışına çıkarırsınız. Halbuki hukuk toplumun değişen
ihtiyaçlarına uygun kural koymaktır.
Toplumun kendisini yönetmesi için
gereken ilkeleri arz etmek demektir.
Siz bunu insan iradesi dışına çıkarıp
da, ilahi bir kaynağa, yani ilahi emirlere bağladığınız zaman, bu Tanrı'nın
buyruğu olmayacaktır. Gene dünyevi
bir otoritenin tercihi olacaktır. Bir kere
bu çelişkiyi aşmanız mümkün değildir.
İki bu dünyanın işlerini, bu dünyaya ait
olmayan bir iradeye ve onu temsil
eden bir güce bağlayarak, insanı edil-
genleştirirsiniz. İnsanı köleleştirirsiniz.
O yüzden hukuk ile yönetim ile isterseniz bunlara siyaset deyin dinin birbirini etkilemesi her zaman mümkündür.
Ama birbirini denetlemesi son derece
sakıncalıdır. Denetlemesi ve belirlemesi.
E.G: Bugün seçim olsa AKP'nin
tek başına iktidarda kalabileceğine
inanıyor musunuz?
D.E: Valla yapılan araştırmalar
yüzde 40 civarında oy alacağını,
kararsızlar dağıtıldığında bunun yüzde
45'e çıkacağını gösteriyor. Yüzde 45
bir partiyi tek başına iktidara taşır. Bu
benim değil çeşitli araştırma kurumlarının bulguları.
E.G: Araştırma kurumlarının bulgularının da kimi zaman doğruyu
yansıtmadığını da görüyoruz.
D.E: Şöyle söyleyeyim. Farklar oluşuyor. Ama gene birinci parti ve yüzde
40'ın üstü olduğu konusunda hiçbirinin bir tereddüdü yok.
E.G: Önümüzdeki dönemde koalisyon görmüyorsunuz o halde.
D.E. Şu anda görmüyorum. Yalnız
şöyle bir durum var. HDP'nin yüzde
10 barajını aşması ihtimali söz konusu
olduğundan parlamento aritmetiği
AKP'ye Başkanlık sistemine geçişin
önünü kapatır. Ama iktidarını önlemez.
E.G: HDP'nin barajı aşacağını
öngörüyor musunuz?
D.E. Bilmiyorum. Valla bir sürü şey
kentli, laik, liberal diyebileceğimiz kişi,
ben HDP'ye oy vereceğim diyor. Fakat
Metropol yeni bir araştırma yayınladı.
HDP barajı geçmesin diyen, bu toplumun yüzde 70'i. Kürt alerjisi.
E.G: Tüm bu bilgiler ışığında
sizin öngörünüz barajı geçer mi,
yoksa geçmez mi yönünde.
D.E: Oldukça yaklaşacak. Benim
endişem şu; Girmedi. Ne olacak o
zaman? Girmeyince HDP'nin çıkaramadığı milletvekillerini AKP alacak ve
o zaman parlamentoda sadece
çoğunluk değil, Anayasa'yı değiştirebilecek bir çoğunluğa sahip olacak.
Başkanlık sistemine Türkiye'yi zorladığı zaman , Başkanlık sistemine geçilmesin diyenlerin oranı çok daha fazla
Türkiye'de.
E.G: Sizce Başkanlık sistemine
geçilsin mi?
D.E: Tabi ki geçilmesin. Çok sakıncalı buluyorum.
E.G: Neden?
D.E: Başkanlık bir özerklikler sistemi üzerine oturmuş bir şeydir. Eğer
Amerika'yı önemsiyor ve benimsiyorsak örnek olarak, bir kere orada eyaletlerin bağımsız meclisleri, parlamentoları var. Eyaletlerin hükümetleri var.
Yargı tamamı ile bağımsız. Senato ve
temsilciler meclisi. Kongre bunlardan
oluşuyor ve bunlar da birbirlerini
denetliyorlar. Bugün Türkiye
Cumhurbaşkanı, Amerikan
Başkanı'ndan çok daha güçlü.
Yaptırmak isteyip de yaptıramayacağı
hiç bir şey yok.
E.G: Sadece yetkilerle mi güçlü?
D.E: Hem yetkiler ile hem de fiili
durumu zorlayarak. Daha fazla güç
istemesi, gücün daha merkezileşmesi,
daha keyfileşmesi ve hukuktan uzaklaşması demektir. O yüzden çok
sakıncalı buluyorum. Bizde birbirini
denetleyen güçler söz konusu değil.
Birbiri üzerinde kat kat yükselen idari
bir sistem yok. Ademi merkeziyetçi
idari bir sistem yok. Amerikan
Başkanlığı müthiş bir özerklik düzeni
üzerine konmuştur.
E.G: Sistem yerli yerince oturtulmuş diyorsunuz.
D.E.: En önce ademi merkeziyetçilik gerçekleştirilmiş. Ondan sonra başkanlık bunun üzerine konmuştur
Amerika'da. Ademi merkeziyetçilik,
merkez dışı yönetim demek.
E.G: Çok teşekkürler açıklamalarınız için. Son bir sözünüz, mesajınız var mı?
D.E: Türkiye, akıllı ol. Çözümü sen
üret. Başkasından bekleme.
Kurtarıcılar bekleme. Sen kurtuluşu
formüle et. Kurtarıcı arama. Çünkü
kurtarıcılar önce kendilerini kurtarmaya çalışıyorlar.
(BİTTİ)
14
TURİZM
12 Şubat 2015 Perşembe
Tarihi Rum konağı
butik otel olacak
Doğu Karadeniz'de
“MAVİ ROTA”
oluşturulacak
ISSN 1308-7622
TRABZON- Doğu Karadeniz Kalkınma Ajansı
(DOKA), bölgede turizmde farklı alternatiflerin
oluşturulmasına yönelik hazırlanan projeler kapsamında, "Mavi Rota" kurma çalışmalarını uygulamaya koyuyor. Doğal güzellikleri ve sunduğu
tarihi, kültürel ve sportif aktiviteleriyle yerli ve
yabancı turistlerin ilgi odağı olan Doğu Karadeniz,
her yıl milyonlarca yerli ve yabancı turisti ağırlıyor.
Her mevsim yerli ve yabancı turistlerin ilgisini
çeken Doğu Karadeniz'de, bölgede farklı alternatiflerin oluşturulması çalışmaları kapsamında, 200
milyon liralık harcama öngörülerek hayata geçirilecek "Mavi Rota" projesiyle, bölgenin kruvaziyer
turizmi ve su sporlarında da cazibe merkezi
haline getirilmesi amaçlanıyor.
DOKA Genel Sekreteri Çetin Oktay Kaldırım,
AA muhabirine yaptığı açıklamada, Doğu
Karadeniz'i ziyaret eden yerli ve yabancı turist
sayısının önceki yıla oranla 2014 yılında yüzde 25
artış göstererek 5 milyonu aştığını söyledi.
Kaldırım, DOKA olarak turizm potansiyelini
artıracak projeler geliştirdiklerini dile getirerek,
"Amacımız Doğu Karadeniz'i cazibe merkezi
haline getirmek için kruvaziyer turizmi ve su sporu
faaliyetlerini destekleyerek, bölgede bir mavi rota
oluşturmaktır" ifadesini kullandı.
Bölgede farklı alternatiflerin oluşturulmasının
önemli olduğunu anlatan Kaldırım, "Proje kapsamında Trabzon'da bir kruvaziyer yat limanı ile
Artvin'de su sporları merkezinin kurulması, Ordu
ile Trabzon arası kıyı kesiminde yat turizmi için
uygun bir noktaya marina inşası, iç sularda uygun
yerlerde rafting parkurlarının oluşturulması ve
yelken sporunun geliştirilmesi için de bir merkez
yapılması öngörülmüştür. Doğu Karadeniz projeyle hem kıyı kesimi hem de iç sularıyla bütün
olarak ele alınacaktır" şeklinde konuştu. Kaldırım,
projenin uzun vadeli bir çalışma süresini kapsadığını da belirterek, çalışmalara kısa süre sonra
başlayarak "Mavi Rota" projesini hayata geçireceklerini ifade etti. Projenin bölge için önemli
olduğunu da vurgulayan Kaldırım, sözlerini şöyle
sürdürdü: "Projenin gerçekleşmesiyle bölgeye
gelen kruvaziyer gemi sayısının artmasını planlıyoruz. Bu Trabzon açısından da önemli bir sıçrama
olacaktır. Kruvaziyer turizmde Trabzon önemli bir
destinasyon ve çok hızlı gelişme gösteriyor.
Kruvaziyer geminin gittiği yere üst gelir grubundaki kişiler gidiyor. O nedenle de kruvaziyer bölgeye
harcama eğilimi çok yüksek olan insanları getiriyor ve bu nedenle de kruvaziyer turizmi gittiği yere
marka değeri kazandırıyor. Dolayısıyla yerli ve
yabancı turistlerin bölgeye gelmesi hem şehre
ekonomik katkı sağlıyor hem de şehrin dünyadaki
marka değerini artırıyor." Kaldırım, su sporlarının
da bölge için önemli olduğuna dikkati çekerek,
"Bu kapsamda bölgede su sporlarını çeşitlendirecek çalışmalar yapıyoruz. Su sporlarının çeşitlenmesi, yat ve yelken yarışları gibi aktivitelerin artmasıyla bölgeye gelen turist sayısında yüzde
30'luk bir artışın meydana geleceği düşünülmektedir" diye konuştu. (AA)
Yıl: 45
Sayı: 15093
12 Şubat 2015
Perşembe
GÜNLÜK SİYASİ GAZETE
Yayın Sahibi
Grup Birikim Matbaacılık Yayıncılık Bilişim
Medya Sanayi ve Ticaret A.Ş.
Genel Yayın Yönetmeni
Ahmet TEKEŞ
Haber Koordinatörü
Dursun ERKILIÇ
Yazı İşleri Müdürü
Şebnem ÜNAL
Sayfa Editörü
Abdülmecit KOYUNSAĞAN
İstihbarat Şefi
Ayşegül BALDEMİR
Muhabir - İnternet Editörü
Alparslan OĞUZ
Haber Merkezi
Şenol Günüç, Emine Özcan, Kenan Ergen,
Hakkı Murat Söbütay, Burcu Kerim, Ayşenur Gürer, Mihriban Demirel,
Tülay Canpolat, Zeynep Efsane Güzeldereli
İdari Merkez
Yeni Batı Mah. 2412 Sok. No: 12 Batıkent - Yenimahalle /
ANKARA Tel: 0312 397 49 79 - [email protected]
Yayın Sahibi
Temsilcisi:
Yiğit YİĞİT
Basıldığı Yer:
Dorukkaya Mat. Yay. Rek. Mağ. Enerji ve İnş. A.Ş. - İstanbul Yolu
6. km Macun Mh. 3. Cd. No: 2/1 Yenimahalle/ANKARA Tel: 397 11 97
Dağıtım: AK Dağıtım Abdulgani AKDAĞ Çağlayan Mah. Tıp
Fakültesi Caddesi No: 258/11 Mamak/ANKARA Tel: 0312 368 04 09
Yayın Türü: Yerel - Süreli (Pazar hariç)
Resmi ilanlarımızı internet sitemizden de görebilirsiniz.
www.yedigungazetesi.com.tr
Sözleşmesiz yazarlara ücret ödenmez
YediGün Basın Meslek ilkelerine uymaya söz vermiştir
Yozgat'ın Akdağmadeni ilçesinde 1865 yılında Rum Nigola tarafından
kızına düğün hediyesi olarak yaptırılan tarihi konak, restore
edilmesinin ardından butik otel olarak faaliyet gösterecek.
YOZGAT - Çamlık Mahallesi orman
yolu üzerinde bulunan, uzun yıllar hastane
olarak hizmet veren ve günümüzde Halk
Eğitim Merkezi olarak kullanılan tarihi
konak, restorasyon çalışmalarının ardından
turizme kazandırılacak.
Akdağmadeni Kaymakamı Ahmet Yıldız,
AA muhabirine yaptığı açıklamada, tarihi
konağın turizme kazandırılması için
harekete geçtiklerini belirtti.
Konağın restorasyonu için Kayseri
Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu
Müdürlüğüne restorasyon, restitüsyon ve
rölöve projelerini sunduklarını ifade eden
Yıldız, binanın aslına uygun restorasyonu
için proje hazırladıklarını söyledi.
İhale çalışmalarının tamamlanmasının
ardından Nisan ayının ilk haftasında çalışmaların başlayacağını bildiren Yıldız,
"İnşallah restorasyon bittikten sonra
önümüzdeki yıl bu vakitlerde açılışı olacak.
Müze havasında bir butik otel olacak
çünkü Akdağmadeni'ndeki otantik eşyaları
butik otelin lobisinde, koridorlarında ve
odalarında kullanacağız. Dolayısıyla müze
havasında güzel bir butik otel olacak" diye
Tarihi bina harabeye döndü
IĞDIR (AA) - Rus mimarisine ait
yüz yıllık taş bina, madde bağımlıları
ve define avcıları yüzünden yok olma
tehlikesi yaşıyor.
Söğütlü Mahallesi'nde bulunan ve
uzun yıllar ev olarak kullanılan tarihi
yapı, yok olmaya yüz tutmuş durumda. Bakımsızlık nedeniyle ahşap
kapıları çürüyen ev, son yıllarda özellikle madde bağımlıları ve define
avcılarının hedefi oldu.
Odaları define avcıları tarafından
kazılan yer yer 3 metre derinliğindeki
çukurlar nedeniyle harabeye dönen
binanın duvarları ve ahşap tavanı ise
yakılan ateşle kullanılamaz hale
geldi.
Vatandaşlardan İsmet Tağal,
gazetecilere yaptığı açıklamada,
1908 yılında inşa edilen tarihi evin
her geçen gün yok olduğunu
belirterek, el işlemeli figürlerin yer
aldığı duvarların madde bağımlıları
ve define avcıları tarafından harabeye dönüştürüldüğünü söyledi.
"Yabancı ülkelerde böyle binalar
müze yapılıyor" diyen Tağal, İl Kültür
ve Turizm Müdürlüğünün binaya
sahip çıkması gerektiğini ifade etti.
(AA)
konuştu. İki kattan oluşan binanın üst
katında odaların bulunacağını kaydeden
Yıldız, 1'i süit, 3'ü normal olmak üzere 4
odanın yer alacağını, konağın alt katında
ise günlük ihtiyaçların giderilebileceği yerlerin olacağını söyledi.
Yıldız, Akdağmadeni'ndeki 14 tescilli
yapıdan biri olan konağın turizme
kazandırılacak olmasından duyduğu memnuniyeti dile getirerek, "Binanın müze
havasında bir butik otel olacağından
dolayı çok mutluyuz. Şimdiden hayırlı
olmasını diliyorum" dedi. (AA)
İlhan Cavcav PFDK'ya sevk edildi
12 Şubat 2015 Perşembe
İSTANBUL - Türkiye Futbol
Federasyonu (TFF) Hukuk
Müşavirliği, Gençlerbirliği
Kulübü Başkanı İlhan Cavcav'ı
Profesyonel Futbol Disiplin
Kurulu'na (PFDK) sevk etti.
TFF'den yapılan açıklamaya
göre, Cavcav, medyada yer
alan sportmenliğe aykırı açıklamaları nedeniyle tedbirli olarak
PFDK'ya gönderildi .
Trabzonspor, Bursaspor,
Torku Konyaspor, Balıkesirspor,
Suat Altın İnşaat Kayseri
Erciyespor, Torku Konyasporlu
Spor Toto Süper Lig'in 19 haftasında Çaykur
Rizespor'u deplasmanda 2-1 yenerek liderliği Fenerbahçe'den alan Beşiktaş, teknik
direktör Slaven Bilic yönetiminde son 11
sezonun en uzun süreli liderliğini yaşadı.
İSTANBUL - Siyahbeyazlı takımda geçen
sezon göreve başlayan
Hırvat çalıştırıcı Bilic, son
dönemlerde uzun süreli
liderlik mücadelesi veremeyen Beşiktaş'ı özellikle bu
sezon zirvede tutmayı
başardı.
Slaven Bilic, "Kara
Kartallar"ı iki sezonda 13
hafta liderlik koltuğunda tutmayı başarırken, önceki 9
sezonda görev alan teknik
adamlar Beşiktaş'ı toplam
11 hafta zirveye taşıyabildi.
Bilic, geçen sezonki ilk
dönemini uyum süreci olarak yaşadı.
Beşiktaş, Hırvat çalıştırıcı
yönetiminde sezona iyi başlayarak 2. haftada liderliği
ele geçirdi. Üst üste galibiyetlerle 3 ve 4. haftaları da
lider geçen siyah-beyazlı
takım, Galatasaray ile oynanan ancak taraftar olayları
nedeniyle yarıda kalan
maçın ardından liderlikten
oldu. Bu karşılaşmanın etkilerini uzun süre yaşayan
siyah-beyazlı takım, sezon
sonuna kadar bir daha zirveyi göremedi.
Beşiktaş, Bilic'in önderliğinde bu sezon daha iddialı
bir performans ortaya
koydu.
idareci Seyit İçgül, Gençlerbirliği
idarecisi Emrah Atasoy, Kayseri
Erciyesspor kalecisi Gökhan
Değirmenci, İstanbul
Başakşehirli futbolcu Sedat
Ağçay, Çaykur Rizesporlu futbolcular Koray Altınay ve
Kıvanç Karakaş da tedbirli olarak PFDK'ya sevk edildi.
PTT 1. Lig ekiplerinden
Şanlıurfaspor, Karşıyaka,
Gaziantep Büyükşehir
Belediyespor ve Bucaspor'un
da PFDK'ya sevkine karar verildi. (AA)
“Mesele ligi
lider bitirmek”
Ligin başından itibaren
zirve yarışına ortak olan
siyah-beyazlı ekip, son 11
sezonun en fazla liderlik
keyfini de 2014-2015'te
yaşadı. Süper Lig'in 5. haftasından itibaren liderlik için
iddiasını ortaya koyan "Kara
Kartallar", şu ana kadar 10
hafta liderlik koltuğunda
oturdu. Siyah-beyazlı takım,
sezonun 16 haftalık ilk bölümünde 9 hafta zirvede kaldı.
16. haftada Galatasaray'a
sahasında 2-0 mağlup olarak liderliği kaptıran
Beşiktaş, 19. haftada
Fenerbahçe'nin
Trabzonspor ile 0-0 berabere kalmasının ardından
Çaykur Rizespor'u yenerek,
tekrar liderliğe yükseldi.
"Kara Kartallar", son 11
sezonun 7'sinde liderlik koltuğuna oturamadı.
Bilic öncesindeki 4
sezonda liderlik keyfi yaşayamayan siyah-beyazlı
takım, şampiyon olduğu
2008-2009 öncesinde de 3
sezon zirvenin uzağında
kaldı.
Beşiktaş, 2012-2013,
2011-2012, 2010-2011, 20092010, 2006-2007, 2005-2006
ve 2004-2005 sezonlarında
taraftarlarına liderlik sevinci
yaşatamadı. (AA)
İSTANBUL- Beşiktaş Kulübü Başkanı
Fikret Orman, Spor Toto Süper Lig'de lider
olmalarına rağmen daha önlerinde çok maç
bulunduğunu söyledi.
Beşiktaş Kadın Basketbol Takımı ile
Odeabank arasında Beşiktaş İntegral
Arena'da gerçekleştirilen sponsorluk anlaşması töreni sonrası basın mensuplarının sorularını yanıtlayan Orman, lider olmaktan mutluluk duyduklarını belirterek, "Bu, günlük bir
şey. Mesele ligi lider bitirmek" dedi.
Siyah-beyazlı takımın şu anda 44 puanı
olduğunu hatırlatan Fikret Orman, "15 maçımız var. 15 maçta 3 puan derseniz 45 daha
alınabilecek, 'alınır' demiyorum, potansiyel
puan var" ifadelerini kullandı.
Henüz işin yarısında olduklarını kaydeden
Orman, köprünün altından çok suların akacağını dile getirdi.
Yoğun bir maç trafiğinin içinde olduklarına
dikkati çeken Başkan Orman, şunları söyledi:
"Derbi maçları var. Futbol takımı,
Kayseri'ye gidiyor. Sonra Bursaspor maçı,
ardından Liverpool ve geliyoruz Eskişehir'e
gidiyoruz. Sonra Liverpool geliyor. İç saha
maçlarımızı Ankara'da oynuyoruz. Bu kadar
yoğun trafik var. Sakatlıklar, maçlar birçok şey
olacaktır."
Fikret Orman, Trabzonspor Kulübü Başkanı
İbrahim Hacıosmanoğlu'nun Fenerbahçe ile
oynadıkları maç öncesi hakemi aramasıyla
ilgili yorum yapmaktan kaçındı.
Bu konunun Türkiye Futbol
Federasyonu'nu ilgilendirdiğini belirten
Orman, kendilerinin yorum yapmasının doğru
olmayacağını kaydetti. (AA)
Çaykur Rizespor'un sıkıntısı gol
RİZE - Spor Toto Süper Lig'in 19 haftalık bölümünü 20
gol atarak geride bırakan Çaykur Rizespor, forvet hattındaki
önemli oyuncularına rağmen sonuca gitmekte sıkıntı yaşıyor.
Yeşil-mavili ekip, ligde geride kalan 19 haftada 18 gol
atan Torku Konyaspor'un ardından 20 golle Balıkesirspor'la
ligin en az gol atan ikinci takımı konumunda bulunuyor.
Çaykur Rizespor'da 20 golün 3'ü defans oyuncularından,
6'sı orta saha oyuncularından gelirken, forvetler 10 gol kaydetmeyi başardı. Bir golü ise rakip takım oyuncusu kendi
kalesine attı.
Karadeniz ekibi geride kalan 19 haftada deplasmanda
Mersin İdmanyurdu ve Galatasaray, iç sahada ise
Bursaspor, İstanbul Başakşehir, Kardemir Karabükspor ve
Gaziantespor'a gol atmayı başaramadı.
Ligde sahasında galibiyeti bulunmayan ve kaybettiği
puanlarla alt sıralarda kendine yer bulan Çaykur Rizespor,
evindeki 9 karşılaşmanın 4'ünde gol kaydedemezken sadece 6 gol atabildi.
Yeşil-mavililerin golcüleri iç sahada adeta suskun kaldı.
Holosko ve Deniz Kadah iç sahada sadece birer kez gol
sevinci yaşarken, iki gol defans, iki gol de orta saha oyuncularından geldi.
Deplasmanda 10 maçta 14 gol sevinci yaşayarak daha
başarılı bir görüntü çizen Çaykur Rizespor'da, Deniz Kadah
4 golle deplasmanda en fazla gol atma başarısı gösteren
oyuncu oldu. Kamerunlu Kweuke ise ligdeki 3 golünü de
deplasmanda bulurken, Holosko bir kez gol atabildi. Orta
saha oyuncuları deplasmanda 4 kez rakip fileleri havalandırırken, bir gol defans oyuncusundan geldi. Bir golü de rakip
takım oyuncusu kendi kalesine attı.
Yeşil-mavili ekipte golcüler içerisinde en az süre almasına
rağmen 5 gol atma başarısı gösteren Deniz Kadah, takımın
en golcü oyuncusu oldu.
Deniz, ligde görev aldığı 795 dakikada 5 gol atmayı
başardı. Kamerunlu forvet Kweuke ise bin 228 dakikada 3
gol attı. Beşiktaş'tan kiralanan Filip Holosko ise bin 348
dakika ile en fazla süre alan oyuncu olurken sadece 2 gol
kaydetti. (AA)
Karadeniz ekibi
geride kalan 19
haftada deplasmanda Mersin
İdmanyurdu ve
Galatasaray, iç
sahada ise
Bursaspor, İstanbul
Başakşehir,
Kardemir
Karabükspor ve
Gaziantespor'a gol
atmayı başaramadı.
Ligde sahasında
galibiyeti bulunmayan ve kaybettiği
puanlarla alt sıralarda kendine yer
bulan Çaykur
Rizespor, evindeki 9
karşılaşmanın
4'ünde gol kaydedemezken sadece 6
gol atabildi.
Kasımpaşa'dan
Şota’ya güvenoyu
İSTANBUL - Kasımpaşa Kulübü Başkan
Vekili Hasan Hilmi Öksüz, Spor Toto Süper
Lig'de kötü sonuçlar ve farklı yenilgiler almalarına rağmen teknik direktörleri Shota
Arveladze'ye güvendiklerini söyledi.
Hasan Hilmi Öksüz, AA muhabirine yaptığı
açıklamada, ligde dün Mersin İdmanyurdu'na 62 kaybettikleri maç hakkında fazla söylenecek
bir şeyin olmadığını aktararak, "Bu maça bir şey
söylemek zor. Bir hayli üzüldük. Bu takım bu
sonuçları hak edecek bir ekip değil ama aslan
düştüğü yerden kalkacaktır. Takım zaman
zaman böyle psikolojik sorunlar yaşayabiliyor.
Futbolda böyle şeyler var" dedi.
Arveladze'nin sonuna kadar yanında olduklarını dile getiren Öksüz, "Hocamız hakkında bir
sıkıntı yok. Shota Arveladze'yle uzun yıllar yolumuza devam edeceğiz. Bu kötü sonuçlar
hocayla alakalı değil. Kasımpaşa, bu kaliteli
ekiple bunu hak etmiyor. Futbolda bunlar var.
Kendimizi toparlayıp önümüzdeki maça bakacağız. Bu hafta arkadaşlarımızdan Kardemir
Karabükspor karşısında telafi bekliyoruz" ifadelerini kullandı. (AA)
12 Şubat 2015 Perşembe
UNESCO tarafından Dünya Mirası Geçici
Listesi'ne alınan İslahiye ilçesindeki "Yesemek
Açık Hava Müzesi ve Heykel Atölyesi", heykelin
yapım aşamasındaki hemen her evresini doğal
ortamında görme fırsatı sunuyor.
“Heykel tarlası”nı gezdiniz mi?
GAZİANTEP- VELİ GÜRGAH İlçeye 20 kilometre mesafedeki
Yesemek köyü Karatepe mevkisinde
yaklaşık 100 dönümlük alana yayılan
açık hava müzesinde, yapım ve işleme
sürecinin değişik basamaklarındaki
taslaklar halinde 300'den fazla bazalt
heykel ve kabartma yer alıyor.
Alman Doğu
Araştırmaları Kurumu adına Felix Von
Luschan tarafından Zincirli Höyük'te
yapılan kazılar sırasında 1890'da
keşfedilen bölgede, 1957-1961
yıllarında Prof. Dr. Bahadır Alkim, 19891991 arasında ise arkeolog İlhan
Temizsoy'un yürüttüğü kazılarda bulunan heykeller geniş bir alana yayılıyor.
Ortadoğu'nun en büyük ve en açık
hava müzesi niteliği taşıyan
Yesemek'te, heykel atölyesinin nasıl
işletildiği, çalışmalarda hangi teknik ve
malzemelerin kullanıldığı örnekleriyle
doğal ortamlarında görülebiliyor.
UNESCO tarafından 2012'de
Dünya Mirası Geçici Listesi'ne
alınan müzede, sfenksler, kapı
aslanları, oturan aslanlar,
kanatlı aslanlar, Amanos
Dağları'nı temsil eden Dağ
Tanrısı kabartmaları,
savaş sahnesi kabartmaları ve mimari
parçalar bulunuyor.
Taşların ocaktan kesilmesi, yontu
taslaklarının hazırlanması ve tamamlanmasına kadar geçen evrelerin örnekleriyle yer aldığı müzedeki eserler
arasında, ayı-insan karışımı yaratık
heykeli, kökeni eski Mısır'a dayanan
insan başlı aslan gövdeli sfenksler ile
saat 13.00-15.00 arası güneşin yatay
gelmesi nedeniyle üzerine düşen gölgeyle daha net görülebilen savaş
arabası sahnesi dikkati çekiyor.
"HEYKEL TARLASI"
Yesemek Açık Hava Müzesi görevlisi
Haydar Çiçek, AA muhabirine yaptığı
açıklamada, bölgenin halk arasında
"heykel tarlası" olarak anıldığını söyledi.
Kazılarla gün yüzüne çıkarılan 300'e
yakın heykelin yanı sıra, binlerce heykelin de geniş bir alanda ayağa kaldırılmayı beklediğine işaret eden Çiçek,
"Açık hava müzesinde heykelin her
aşamasına ilişkin evreler yer alıyor.
Ziyaretçiler, özellikle de heykele ilişkin
bölümde okuyan
üniversite öğrencileri heykellerin
yapım aşamasını
yerinde görebilir"
dedi.
Ziyaretçilere
heykel ve kabartmalar hakkında
bilgi veren Çiçek,
özellikle yabancılar
tarafından bilinen
bölgenin turizme
kazandırılması
gerektiğini kaydetti.
Yesemek'te o
döneme ait çalışmalar hakkında da
bilgi veren Çiçek,
şöyle devam etti:
"Kesilmek istenen blok kenarına
açılan oyuklara sıkıştırılan kuru ağaçlar
ıslatılmak suretiyle genişletilmiş. Oluşan
basınçla meydana gelen çatlaklar,
balyoz ve kama tipi aletlerle genişletilip
kaya, ana kütleden ayrılmış. Hazırlanan
bloklar, dağın yanındaki heykel atölyesine getirilerek, istenilen şekiller şablonlarla bloklar üzerine çizilmiş. Daha
sonra bazı detaylar işlenmiş. Üçüncü
aşamada da detayların daha özenli
işlendiği görülüyor. Eserlerin en son
rötuşlarının ise kullanıldığı mimari yapı
içinde yapıldığı anlaşılıyor. Bu yontu
taslaklarını bugün Yesemek'te görmek
mümkün."
Kazı ve düzenleme çalışmasında
uzun yıllar görev alan Ali Çiçek de
Anadolu Kültür Varlıkları Envanteri'nde
seçkin yeri olan ve bugüne kadar
değişik nedenlerle yeteri kadar tanıtımı
yapılamayan Yesemek'in gerek kazı
anlamında gerekse ziyaret anlamında
ilgi beklediğini vurguladı.
Prens Charles, İngiliz gençlerin radikalleşmesinden endişeli
LONDRA - İngiltere kraliyet tahtının birinci
sıradaki varisi Galler Prensi Charles, "Birleşik
Krallık'taki genç nüfusun radikalleşmesinin
endişe verici olduğunu" söyledi.
İngiliz yayın kurumu BBC Radyo 2'ye açıklamada bulunan Charles, İngiliz gençlerinin
radikalleşmesinden duyduğu endişeyi dile
getirdi.
Radikalleşme konusunun "örtbas edilemeyeceğini" ifade eden 66 yaşındaki Prens
Charles, "radikalleşme sorunun en büyük
endişelerinden biri olduğunu" belirtti. Prens
Charles, "Burada doğan, okula giden kişilerin bu ülkedeki değerlere ve bakış açısına
bağlı kalacağını düşünüyorsunuz. Korkutucu
olan, insanların bir başkasıyla iletişimi son-
rası veya internet aracılığıyla radikalleşebiliyor olması" dedi.
Charles ayrıca, bazı gençlerin
radikalleşmesinin arkasında yatan sebepler
arasında "macera ve heyecan peşinde
olmanın" bulunduğuna inandığını söyledi.
Prensin çalışmalarını yürüttüğü hayır kurumu Prince's Trust'ın çalışmaları kapsamında
radikalleşmeyle mücadelenin ele alındığını
belirten Charles, "Prince's Trust'la uzun
yılardır, genç yaştaki kişiler ve ergenlerin risk
alma, macera ve agresiflik duygularına alternatif olarak, kendi coşkuları ve enerjilerini
yönlendirebilecekleri yapıcı yolları bulmaya
çalışıyorum. Gençleri yapıcı şeylere yönlendirmek lazım" diye konuştu. (AA)
ASUR VE SURİYE KÜLTÜRÜNE
AİT UNSURLARA RASTLAMAK
MÜMKÜN
Bilimsel yayınlara "Yesemek Açık
Hava Müzesi ve Heykel Atölyesi" olarak
giren bölge, Gaziantep Kültür ve Turizm
Müdürlüğü verilerine göre, Hitit kralı I.
Şuppiluliuma döneminde (MÖ 13751335) Hitit hakimiyetine girmesiyle işletmeye açılmış ve bölgede yerli halk
Hurriler de çalışmış.
Frigler'in Hitit şehirlerini ele geçirmesiyle bir süre duran çalışmalar, Geç Hitit
Dönemi'nde kurulan Sam'al (Zincirli)
krallığı tarafından milattan önce 9.
yüzyılın ilk çeyreğinden itibaren tekrar
başladı. Bu döneme ait buluntularda
bölgenin karışık siyasi durumu sebebiyle Asur, Hitit ve Suriye kültürüne ait
unsurlar görülmektedir. Daha sonraki
dönemde bölgeye gelen Aramiler'in de
eserler üzerindeki etkisi izlenebilmektedir. (AA)
Putin’den,
Sisi’ye anlamlı
HEDİYE
KAHİRE - Rusya Devlet
Başkanı Putin'in Mısır
Cumhurbaşkanı Abdulfettah
Sisi'ye Kalaşnikof marka tüfek
hediye ettiği bildirildi.
Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü
Ala Yusuf yaptığı açıklamada,
Putin'in Kahire ziyaretine
değinerek, iki liderin
görüşmede hediyeleştiğini
belirtti.
Mısır resmi ajansı Mena'nın
yayımladığı fotoğrafta da
Putin'in Kahire'de onuruna verilen akşam yemeği sırasında,
Cumhurbaşkanı Sisi'ye verdiği
hediyeler arasında "Ak-47"
Kalaşnikof marka tüfek bulunması dikkati çekti.
Analistler, bu hediyeyi, Mısır
ile Rusya arasında yapılması
planlanan silah anlaşması
öncesi "anlamlı" olarak yorumladı.
Putin, Rusya ziyareti sırasında Sisi'ye kızılyıldızlı ceket
hediye etmişti.
Öte yandan Mısır medyası,
Putin'in Kahire ziyareti sırasında iki ülke arasında 3 milyar
dolarlık silah anlaşmasının
imzalanmasının beklendiğini,
söz konusu anlaşmanın finansmanının Birleşik Arap
Emirlikleri tarafından
karşılanacağını iddia etti. (AA)
Download

Tasarı gerdi - Yedigün Gazetesi