• Hecelerin uzunluk,(kapalılık) ve kısalıklarına
(açıklıklarına) bağlı olan şiir ölçüsüdür.
• Divan şiirinde kullanılmıştır. Bu şiirin ses ve ahenk
yani müzik bakımından güçlü olmasını sağlamıştır.
• Aruz ölçüsünde heceler açık (kısa),kapalı (uzun) ve
medli hece olmak üzere üçe ayrılır:
• Başlıca tef’ileler şunlardır:
• Fa' (-), Fe ul (. -),Fa' lün (- -), Fe i lün (. . -),Fâ i lün (- .
-), Fe û lün (. - -), Mef û lü (- - .), Fe i lâ tün (. . - -), Fâ
i lâ tün (- . - -), Fâ i lâ tü (- . - .), Me fâ i lün (. - . -),
Me fâ î lün (. - - -), Me fâ î lü (. - - .), Müf te i lün (- . .
-), Müs tef i lün (- - . -), Mü te fâ i lün (. . - . -)...
• Aruz vezninde tef'ileler heceleri bölebilir. Hece
ölçüsündeki gibi okuyuşta tef'ilelerde durgu
yapılmaz.
• Aruz vezninde hecelerin kısalığı ve uzunluğu esas
olduğu için bazı Türkçe kelimeler kısa olduğu halde
vezin gereği uzun okunur; buna imale denir. İmale
kısa heceyi uzun yapar. Arapça ve Farsça
kelimelerdeki bazı uzun seslerin vezin gereği kısa
okunmasına da zihaf denir. Zihaf ise imalenin tersine
uzun heceyi kısa yapmayı sağlar. Hece ölçüsünde
böyle bir mesele yoktur. Türk edebiyatında imale
çok sayıda bulunmakla beraber zihaf kusuru hoş
karşılanmadığı için çok az yapılmıştır.
• Farsça tamlama eki olan "-i" ile "ve" anlamındaki "ü, vü"
bağlacı vezin gereği uzun da kısa da olabilir.
• Medli heceler hafif bir "i, ı" sesi varmış gibi okunur. Bahâr
kelimesi bahâr[ı], eşkden kelimesi ise eşk[i]den şeklinde
söylenmelidir.
• Feilâtün / Feilâtün / Feilâtün / Feilün kalıbıyla yazılan şiirlerde
ilk tef'ile bazı mısralarda Fâilâtün, son tef'ile ise Fa'lün olabilir.
Bu sadece bu kalıba özgü bir durumdur. Bu kalıpla yazılan
şiirlerde başta imale yapmaya gerek yoktur. Farklı tef'ile
parantez içinde hemen altında gösterilir.
• Türkçe kelimelerle aruz veznindeki başarı Muallim Naci ile
başlamış olup Türk aruzu Tevfik Fikret, Yahya Kemal Beyatlı ve
Mehmet Âkif Ersoy tarafından gerçekleştirilmiştir. Hatta
Mehmet Âkif o kadar başarılı olmuştur ki bir çok kişi İstiklâl
Marşı'nın hece ölçüsüyle yazıldığını zanneder. Oysa bu marş
aruzun "Fe i lâ tün / Fe i lâ tün /Fe i lâ tün /Fe i lün" kalıbıyla
yazılmıştır.
• Aruzla yazılan bir şiirin hece sayısı bazen eşit olabilir. Mısralardaki
açık kapalı dizilişinin aynı olması o şiirin aruzla yazıldığın gösterir
• Cânı cânânı bütün vârımı alsın da Hüdâ 15 hece
• Etmesin tek vatanımdan beni dünyada cüdâ 15 hece
• Sessiz bir harfle biten kelime vezin gereği açık olması gerekirse,
kendinden sonra sesli ile başlayan bir hece varsa birinci kelimenin
sonundaki harf, ikinci kelimenin ilk hecesine ulanır. Buna ulama
denir. Ulama kapalı heceyi açık yapar. Ulama genellikle yapılır;
fakat her zaman yapılmak mecburiyetinde değildir
• Servet-i Fünun edebiyatçıları bir şiirde değişik aruz kalıpları
kullanmak suretiyle serbest vezne zemin hazırlamışlardır. Cenap
Şahabetin'in "Elhân-ı Şita" adlı şiiri bu şekilde yazılmıştır. Bu şiirdeki
bazı mısralar Feilâtün / Mefâilün / Feilün, bazı mısralar ise Mef'ûlü
/ Mefâîlü / Mefâîlü / Feûlün kalıbıyla yazılmıştır.
• Arapçada sözlük anlamı çadırın ortasındaki direği olan aruz
sözcüğü, Türk edebiyatında hem ölçünün adı olarak, hem de bir
beytin ilk dizesinin son cüzü (bölük) anlamında kullanılmıştır. Aruz
ölçüsünü ilk düzenleyenin Arap bilgini İmam Halil olduğu
bilinmektedir. İranlılar İslam dinini benimsedikten sonra, aruz
ölçüsünü de şiirlerinde kullanmaya başlamışlar, ama Farsçaya uyan
kalıpları alıp öbürlerini bırakarak yeni bir düzenlemeye gitmişlerdi.
Türklerse, İslam dinini benimsedikten sonra Fars edebiyatından
büyük ölçüde etkilendikleri için, şiirde aruzu İranlıların
düzenledikleri biçimde kullandılar.
• Aruzla yazılmış en eski yapıt, Yusuf Has Hacib?in Kutadgu Bilig?idir.
Aruz, 16. yüzyılda Çağatay ve Azeri lehçelerinde kullanılmaya
başlanmıştır.
• Tevfik Fikret, Mehmet Akif, Ahmet Haşim ve Yahya Kemal, şiirimizin
heceye yöneldiği dönemde aruz kullanmayı sürdürdülerse de o
dönemde, ilk şiirlerini aruzla yazan genç ozanlar (örneğin Faruk
Nafiz), Milli Edebiyat akımına katılarak heceyi kullanmaya
başladılar. Türk şiirinde aruzu hem yalın bir dille, hem de estetik bir
düzeye erişerek kullanan ozan, Yahya Kemal Beyatlı oldu. Onun
ölümünden sonra, aruz ölçüsünün kullanımı büyük ölçüde ortadan
kalktı.
ARUZ VEZNİNDE KUSURLAR
• 1. Zihaf,(kısma) uzatılması gereken bir ünlü harfi kısa
okumaktır. Mesala: «merhabâ ey âsi ümmet
melcei.» bu mısrada geçen(âsi) kelimesi Arapçadır.
Her iki hecesi de(â-si) uzunudur. Kelime mısrada(âsi)
olarak kalacak olursa vezin bozulur. Yukarıdaki mısra
Süleyman Çelebi’nin mevlid’inden alınmıştır. Mevlid
[fâilâtün fâilatün fâilün] vezni ile yazılmıştır. Zihaf
yapılmazsa mısranın vezni şöyle olur:
•
•
•
•
•
•
•
Mer – ha – bâ –ey / â – sî – üm – met / mel – ce – i
__
. __ __ __ __ __ __ __
. __
(si) hecesindeki (i) yi kısa okursak vezin düzelir.
Mer – ha – bâ – ey / â– si – üm – met / mel – ce – i
__
. __ __ __ . __ __ __ . __
Fâ
i lâ tün / fâ i lâ tün / fâ
i lün
Arapça ve Farsça’dan dilimize girmiş bulunan bazı
kelimeler zamanla Türk söyleyişine uygun bir hale
gelmiş bulunduğundan bazı uzun heceler yarım
hece haline, bir hayli birleşik hece de tam hece
haline gelmiştir. Bu yüzden Türkçeleşen bu tür
kelimeler zihaflı sayılmamalıdır:
• Vatan şehirleri karşımda, her saat, bir bir…
• Yahya Kemal
• Mısrasında geçen Arapça «saat» aslında« saât»tir. «Saât» kelimesi
tamamen Türkçeleşmiştir. Kendi imlamıza göre «saat» olarak
yazılmaktadır. Bundan ötürü mısrada geçen «saat» kelimesinde
zihaf aramak yersiz olur. Mısranın vezni: [mefâilün – feilâtün –
mefâilün- feilün(fa’lün)]dür.
• Ancak gene vezin zorunluluğu yüzünden aynı kelimeyi «saât»
olarak kullanan şairlerde vardır:
• Ah eden kim / dir bu sâat / kuytuda
• Faruk Nafiz Çamlıbel
• «Sâat»kelimesi mısrada «saat»olarak kullanılsaydı, vezin
bozulurdu:
• Ah eden kim / dir bu sâat / kuytuda
• __ ._ __ __ . _ _ _ . _
• Fâ ilâ tün fâ i lâ tün fâ i lün
• Ah eden kim / dir bu sâat / kuytuda
• __ . __ __ __ . . __ __ . __
• Fâ i lâ tün müf te i lün fâ i lün
• Aruz vezninde hecelerin sayısına önem verilmez. Ses
değerlerine önem verildiği için mısraların hece sayıları
birbirlerine eşit olmayabilir:
•
• Kork – ma – sön – mez – bu – şa – fak – lar – da – yü – zen – al
– san – cak
• 1
2
3
4
5 6 7
8 9 10 11 12 1
3 14
• Sön – me – den – yur – du – mu – üs –tün – de – tü – ten – en
– son – o – cak
• 1
2
3
4
5 6 7 8 9 10 11 12 13
14 15
• O – be – nim – mil – le – ti – min – yıl – dı –zı – dır – par – la –
ya – cak
• 1 2 3
4 5 6 7
8 9 10 11 12 13 1
4 15
• (fâilâtün)
feilâtün
feilâtün
feilün(f
a’lün)
•
•
•
•
•
•
İmale (çekme):
Vezin zorunluluğu ile bazen hece sonundaki kısa ünlünün uzun okunmasına denir.
Bûy-i gül taktir olunmuş, nâzın, işlenmiş ucu
Biri olmuş hoy, birisi destmâl olmuş sana
Nedim
İmale, gerçektende vezin zorunluluğu ile yapılır. Nedim’in yukarıdaki beytini
inceleyelim: beytin vezni, [fâilâtün – fâilâtün – fâilâtün – fâilün] cüzülerinden
meydana gelmiştir. Ancak ikinci mısradaki (biri) kelimesinin ilk hecesi, (birisi)
kelimesinin ise ikinci ve üçüncü hecelerini uzun okunması gerekmektedir. Uzun
okunmadığı taktirde vezin bozulur. Deneyelim:
Biri olmuş / hoy, birisi / destmâl ol / muş sana
.. _ _
__ . . . _ . _ _ __ . _
İmale yapılınca:
Bİri olmuş / hoy, birİsİ / desT-mâl ol / muş sana
_ . _ _ _
.__ _ . _ _ _ ._
•
•
•
•
•
•
• «imale») her zaman hata olmayabilir. Şair bazen duygu ve düşüncelerini imale
yaparak daha kuvvetli anlatabilir. Meselâ Baki, Kanuni mersiyesinde:
• Hurşide baksa gözleri halkın dolA gelür
• Zira bakınca hâtıra ol mehlika gelür
• Mef /ülü fâilâtü mefâilü fâilün
• «dola gelür» ün «la» sını uzatmakla ağlamayı âdeta şiddetlendirmektedir.
• Nef’inin şu beytindeki imale de sanatlıdır.
• Bu ne gerdiş bu ne cümbüş bu ne devran olsun
• Böyle KAlursa felek hâk ile yeksan olsun.
• Diye feleğe saldırırken “ka” hecesini uzatarak imale yapmıştır.
Ancak bu amale ile şair sanki hiddetini arttırmış gibidir.
• MED (uzatma):
• Med bir ses sanatıdır. “iki heceyi bir yapmaktadır.” Mesela, yar,
serv, sevk, şerm, Firidevs, Cemşid gibi kelimeler bir ses grubudur
ve iki hece sayılır.
• Yâ- r : ( -. )
• Ser- v : ( – .)
• Şer- m : ( -. )
• Ancak mısra sonlarında bulunan heceler ister yarım, ister tam, ister
bileşik yani bir buçuk ses ( -. ) olsunlar daima tam ses sayılırlar.
Şimdi iki hece nasıl bir yapılır onu görelim:
• O şûh ağlar bugün kasr-ı Şeref’âbâde geldikçe
• O nûşânûş demler hâtır-ı nâşâde geldikçe.
•
YAHYA KEMAL
•
•
•
•
•
•
•
•
•
•
•
•
O şuh ağlar / bugün kasr-ı / Şeref’âbâ / de geldikçe
. - - - . - - - . - - . - - Me fâ î lun me fâ î lün me fâ î lün mef â î lün
İkinci mısraın normal taktiinda ise aynı dörtlü ( mefâîlün) kalıbını
bulamıyoruz.
O nûşânûş demler hâtır-ı nâşâde geldikçe
Veznin ikinci cüzünün karşılığı “me” açık hece olması gerekirken karşımıza
“dem” kapalı bir hece çıkıyor. Bundan ötürüde kalıp bozuluyor. Kendi
kendimize soruyoruz: ikinci cüzün ilk açık hecesi nereye gitti? Diye! Bu açık
ve yarım sesi “demler” kelimesinden evvelki “nû-ş” kelimesinde aramamız
gerekecektir. (Nû-ş) bir buçuk sesli bir hece olduğu için(ş) yarım sesi karşılar.
Böyle olunca da dörtlü “mefâiîlün” arızasız, mısraın sonuna kadar devam
eder:
O nûşânû / ş demler hâ / tır-ı nâşâ / da geldikçe.
. - - - . - - .- - . - - Yahya Kemal Beyatlı’dan aldığımız başka bir beyitteki meddi heceleri
gösterelim:
Gördüm ol meh / dûşûnA bir / şâl atup lâ / hû r dan
- . - –. - - . - - - . –
Fâ i lâ tün fâ i lâ tün fâ i la tün fa i lün
•
•
•
•
•
•
•
•
•
•
•
•
•
•
•
•
•
•
•
•
VASL (Ulama):
Bir kelimenin sonu ünsüzle bir harfle biter, ondan sonra gelen kelimenin ilk harfi ünlü ile
başlarsa birinci kelimenin son ünsüzü ikinci kelimenin baştaki ünlüsü ile birbirine bağlanır.
Buna “vasl-ulama” denir.
“aslan asker – her gün olmaz”, bu sözleri söylerken kelimeleri ayrı ayrı değil, ulama yaparak
okur yada söyleriz: Aslanasker – hergün , olmaz
Ulamanın aruz vezninde çok önemi vardır. Yukarıdaki (aslan asker) sözünü ulama yapmasan
taktî edelim.
AS – LAN – AS – KER
Aynı sözü ulama yaparak okursak:
AS – LA – NAS – KER:
.
Fâ i
lâ
tün cüzü elde edilmiş olur.
(her gün olmaz ) sözünü ulama yapmadan okuduğumuzda hecelerin değerleri şöyledir: ( – - –
-) ulama yaparsak hecelerin değeri derhal değişir.
Her gü nol maz
. - Fâ i lâ tün kalıbına uyar.
Bu örnekler bize, aruz vezni ile yazılmış bir manzumenin kalıplarını bulmada ulamanın
önemini açık olarak gösterir.
Ulama ( __ ) işareti ile gösterilir.
Bahâr__olsun, bahâr__olsun da gönlüm
Biraz def’İ melâl__etsin, diyordum.
Tevfik FİKRET
Mefâîlün
mefâîlün feûlün
.- - . - - - . - -
• SEKT-İ MELİH (güzel duraklama) :
• Aruzun (mef’ûlü mefâilün feûlün) kalıbıyla yazılmış olan
manzumelerde bazen; bu kalıbın (mef’ûlün fâilün
feûlün) biçimi almasına (sekt-i melih) adı verilir.
• Yâd et be / ni gam lı gam / lı yad et
• Mef u lü me fâ i lün fe û lün
• Hay rân hay / rân ge zer / di her yan
• Mef’ û lün fâ i lün fe û lün
• Eskiden bu duraklama makbul sayılırdı.
• ”Kaldım mı, demişti yolda yolda bir gün,
• Hindistan’ın denizlerinde?”
•
Abdülhak Hamit Tarhan
• Aruz vezninde önemli olan hecelerin sayısı değil de ses
değerliliğidir. Yani uzunluğu ve kısalığıdır. Elbette ki aruz
vezninde şiir yazmak kolay değildir. Kalıpların bozulmaması
için bazı uygulamalara başvurulması gerekir. Bu bir eksiklik
değil o sanatın zorluğunun yani kalitesinin göstergesidir. Şiirin
sadece yazıda kurallı değil söylemde de kurallı olması gerekir.
Bunu da sözlerin uzunluğu ve kısalığı sağlar. Kuralların yerine
getirilmemesi hece sayısında belki eksikliğe yol açmaz
ama şiirin anlamlı ve ahenkli bir şekilde okunmamasına
sebep olur.
• Bûy-i gül taktir olmuş. Nâzın işlenmiş ucu
• Biri olmuş hoy, birisi destmâl olmuş sana
• Nedim
• Örneğin Nedim’in bu beytinde imalenin yapılması ses
ahengini ve kalıba uygunluğunu sağlamıştır.
• Beytin ikinci hecesinde ki biri sözcüğünün ilk hecesindeki “i”
kısa ünlüsü uzun okutulmuş ve kalıba uygun hale getirilmiştir.
ARUZ KALIPLARI
•
•
•
•
•
•
•
•
•
•
•
•
1. Tekdüzen ölçüler (müttarit vezinler) :
Bu ölçüler, bir tek kalıbın arka arkaya sıralanmasıyla meydana gelirler.
örnek : Me fâ i lün / me fâ i lün / me fâ i lün / me fâ i lün
(._._/._._/._._/._._)
Fa i lâ tün / fâ i lâ tün / fâ i lâ tün / fâ i lün
(_.__/_.__/_.__/_._)
2. Yarı karma ölçüler (Yarı muhtelit vazinler) :
Yarı karma ölçüler ayrı ayrı iki kalıbın önce yanyana gelmeleri, sonra da o
durumda tekrar edilmeleriyle meydana gelirler. İlk iki kalıbın ayrı yarı
olmalarından dolayı karma (muhtelit), bu durumlarıyla yinelenmeleri
(tekrarlanmaları) yüzünden de muttarid karakter taşırlar. Onun için bu çeşit
ölçülere Yarı karma ölçü denmiştir.
örnek : Me fâ i lün / fe û lün / me fâ i lün / fe û lün
(.___/.__/.___/.__)
Mef’ û lü / me fâ î lün / mef’ û lü / me fâ i lün
(__./.___/__./.___)
•
•
•
•
•
•
•
3. Karma ölçüler (muhtelit vezinler) :
Bu kümedeki ölçülerin, bütün kalıpları değişiktir.
örnek : Me fâ i lün / fe i lâ tün / me fâ i lün / fe i lün
(._._/..__/._._/.._)
Mef û lü / me fâ i lün / fe û lün
(__./._._/.__)
Aruz kalıplarının meydana getirdikleri ölçülerin
hepsini burada sayıp dökmek hem mümkün değil,
hem de faydasızdır. Asıl amaç, aruz hakkında toplu
bir fikre ulaşmaktır.
• Tekdüzen ölçülere (muttarit vezinlere) örnek :
• BÜLBÜL’den :
• Eşin var, âşiyânın var, baharın var ki beklerdin,
Kıyametler koparmak neydi ey bülbül, nedir derdin?
O zümrüt tahta kondun, bir semavî saltanat kurdun,
Cihanın yurdu hep çiğnense, çiğnenmez senin
yurdun!
Bugün bir yemyeşil vâdi, yarın bir kıpkızıl gülşen,
Gezersin hânümânın şen, için şen, kâinatın şen.
• Mehmet Akif ERSOY
• E şin var â / şi yâ run var / ba hâ rın var / ki bek ler
din
• .___/.___/.___/.___
• Ge zer sin hâ / nü mâ nın şen / i çin şen kâ / i nâ tın
şen
• . _ _ _ /. _ _ _ / . _ _ _ / . _ _ _
• Me fâ î lün / me fâ î lün / me fâ î lün / me fâ î lün
• Arada kalan mısralar da aynı şekildedir. Görülüyor ki
bu şiir, Mefâîlün kalıbının arka arkaya dört kez tekrar
edilmesiyle meydana gelen Dört Mefâîlün ölçüsüyle
yazılmıştır.
• Yarı karma ölçülere (yarı muhtelit vezinlere) örnek:
• Her kûşesinde dehrin nâm-ı bekâ-nisârın
Şâyestedir denilse âlem senin mezârın.
Kaldın cihanda bir ân, her ânın oldu bir devr,
Mülk-i ezeldi güya tahtında hemeivârın
• Abdülhak Hâmit TARHAN
• Her kû şe / sin de deh rin / nâ m-ı be / kâ-ni sâ rın
• (__./_.__/__./_.__)
• Şâ yes te / dir de nil se / â lem se / nin me zâ rın
• (__./_.__/__./_.__)
• Mef’û lü/ fâ i lâ tün/ mef’û lü / fâ i lâ tün
• Karma ölçülere (muhtelit vezinlere) örnek :
• Nedir bilir misin oğlum? Önünde harelenen
Şu mavi safhaya bak, şimdi ansızın seni ben
Tutup da fırlatıversem onun derinliğine.
Düşün bir an ne olur? Korku bilmesen de yine
Tahammül eyleyemez, çırpınırsın, ağlarsın;
Zavallı kollarının hükmü yok ki kurtarsın,
O mavi şey sesi yuttukça haykırır bağırır
Fakat halâs olamazsın; omuzlarından ağır,
Demir, haşin iki el muttasıl itip zedeler,
Ve çare yok ineceksin… Bu işte ömr-i beşer!
• Tevfik FİKRET
• Ne dir bi lir / mi si noğ lum ? / Ö nün de hâ / re le
nen
• (._._/..__/._._/.._)
• Şu mâ vi saf / ha ya bak şim / di an sı zın / sen ni
ben
• (._._/..__/._._/.._)
• Me fâ i lün / fe i lâ tün / me fâ i lün / fe i lün
• (._._/..__/._._/.._)
Download

aruz vezninin özellikleri