KAMU PERSONEL SEÇME SINAVI
ÖĞRETMENLİK ALAN BİLGİSİ TESTİ
TÜRK DİLİ VE EDEBİYATI ÖĞRETMENLİĞİ
TG – 5
ÖABT –
EDEBİYAT
Bu testlerin her hakkı saklıdır. Hangi amaçla olursa olsun, testlerin tamamının veya bir kısmının “İhtiyaç Yayıncılık”ın yazılı izni olmadan kopya edilmesi, fotoğrafının çekilmesi, herhangi bir yolla çoğaltılması, yayımlanması ya da kullanılması yasaktır. Bu yasağa
uymayanlar, gerekli cezai sorumluluğu ve testlerin hazırlanmasındaki mali külfeti peşinen kabullenmiş sayılır.
AÇIKLAMA
DİKKAT!
ÇÖZÜMLERLE İLGİLİ AŞAĞIDA VERİLEN UYARILARI MUTLAKA OKUYUNUZ.
1. Sınavınız bittiğinde her sorunun çözümünü tek tek okuyunuz.
2. Kendi cevaplarınız ile doğru cevapları karşılaştırınız.
3. Yanlış cevapladığınız soruların çözümlerini dikkatle okuyunuz.
TÜRK DİLİ VE EDEBİYATI
ÖĞRETMENLİĞİ
2015 – ÖABT / TDE
1.
Yapı bakımından diller; tek heceli (yalınlayan) diller, eklemeli (bitişken) diller ve
çekimli (bükümlü) diller olmak üzere üçe
ayrılır. Almanca - İngilizce - Sarpça - Rusça, yapı bakımından çekimli dillerdendir.
Tibetçe ve Vietnamca yapı bakımından
tek heceli dillerdendir. Türkçe ve Moğolca
yapı bakımından eklemeli dillerdendir. D
seçeneğindeki Japonca yapı bakımından
eklemeli, Çince yapı bakımından tek heceli
dillerden olduğu için yapı bakımından benzer değildir.
4.
Orhun Alfabesi (runik alfabe) 1891’de Heikel tarafından Run alfabesine benzetilerek
“Runik yazı” diye adlandırılmıştır. Göktürk,
Uygur, Yenisey, Hoytu - Tamir, Talas (Basıt Türkistan) yazıtları ve Doğu Türkistan
yazmaları Runik alfabesiyle yazılmıştır. Irk
bitig de Doğu Türkistan yazmaları içinde
hacim bakımından en önemlisidir.
TG – 5
7.
Öncülde verilen cümle Kül Tigin Yazıtı’ndan alınmıştır ve Orhun Türkçesi özelliklerini taşımaktadır.
yir - de " “de” bulunma hâl eki
olur - up < oturup " “up” zarf - fiil eki
tüz - ü - l - tü - m " “tü” belirli geçmiş zaman eki.
A B C D E
A B C D E
A B C D E
2.
Çağdaş Türk lehçeleri Oğuz, Karluk, Agah/
Tağlı, Kıpçak, Ayak/Tolu, Ayak/Tûlu, Azak/
Taġlıġ, Ayak/Taġliġ, Adak/Daġlıġ, Atah, Hadak, r-/l- gruplarına ayrılır. Gagavuz Türkçesi, Türkiye Türkçesi, Türkmen Türkçesi,
Azerbaycan Türkçesi Oğuz Grubu yazı
dilleri içinde yer alırken Özbek Türkçesi
Karluk Grubu içerisinde yer alır.
5.
Cümledeki “Oğuzların ... kendi lehçelerine
dayalı olarak Anadolu ve civarında ...” ifadesinden cümlede sözü edilen yazı dilinin
Eski Anadolu Türkçesi olduğu anlaşılmaktadır.
8.
üz
Orhun ve Uygur Türkçesinin devamı olan
bu dönem Türkçesi için “Hakaniye Türkçesi” terimi de kullanılmıştır. Kutadgu Bilig, Kur’an Tercümeleri, Divan-ı Hikmet,
Atabetü’l Hakayık adlı eserler Karahanlı
Türkçesiyle yazılmıştır. Muhakemetü’l Lügateyn ise Ali Şir Nevai’ye ait bir eserdir ve
Çağatay Türkçesiyle yazılmıştır.
+
üst, yukarı
A B C D E
e
yön gösterme eki
A B C D E
A B C D E
3.
Göktürk Yazıtları’ndan alınan parçada “sakınigma” ve “tongtamış” sözcükleri sıfat fiil,
“kilindukda” ve “olurupan” sözcükleri zarf
fiildir. “Üze” sözcüğü ise fiilimsi değildir.
6.
Türkçede (yansımalar dışında) sözcükler l,
z, c, f, r, j, p, n, h, ş, m sesleriyle başlamaz.
Bu nedenle “şen, mor, zor, pas” sözcükleri
Türkçe kökenli değildir, “diz” Türkçe kökenlidir.
9.
Parçada sözü edilen kuram Yeni Eleştiri
kuramıdır. Bu kuramın temsilcileri Richards ve Eliot’tur.
A B C D E
A B C D E
A B C D E
3
Diğer sayfaya geçiniz.
2015 – ÖABT / TDE
10.
TG – 5
Beyitte sözü edilen Efrasiyâp, Saka Hükümdari Alper Tunga’nın tanındığı diğer
addır. Dolayısıyla beyitte tanıtılan destan kahramanı Saka Türklerine ait Alp Er
Tunga Destanı’nın kahramanı olan Alp Er
Tunga’dır.
13.
A B C D E
Âşıklık geleneğindeki “bade içme” olayı üç
defada gerçekleşir. Parçadaki ilk boşluktan önce gelen “kendi bir, adı bin adına”
ifadesi bu boşluğa “Allah” sözcüğünün getirileceğini gösterir. Buna göre boşluklara
sırasıyla “ Allah - pirler - sevdiği” sözcükleri
getirilmelidir.
16.
Şiirin dört dörtlükten oluştuğu, 8’li hece ölçüsüyle yazıldığı, “haydi, bre” gibi seslenmelerin kullanıldığı ve yiğitçe, mertçe bir
söyleyiş edasına sahip olduğu göz önüne
alındığında şiir parçasının varsağı nazım
türünün özelliklerini taşıdığı söylenebilir.
A B C D E
A B C D E
11.
Parçadaki ipuçlarımız “... Türklerin hemen
tekmil illerini, obalarını, çöllerini karış karış
gezip dolaştım ... dillerini, kafiyelerini tamamen zihnime nakşettim ... her taifenin lehçesi ... elde edilmiş oldu. İşte bu kitabımı
bu kadar inceleme ve araştırmadan sonra
...” ifadeleridir. Dolayısıyla bu sözler, Türk
boyları arasında dolaşarak yaptığı incelemeler sonucunda Divan-ı Lügati’t Türk’ü
yazan Kaşgarlı Mahmut’a aittir.
14.
Dizeler, içerik olarak bir şathiyye örneğidir. Şathiyye, genellikle Bektaşi şairlerinin
kullandıkları şiir türüdür. Bu bilgilerden
yola çıkıldığında dizelerin, şathiyeleri ile
meşhur, Anadolu’da Bektaşi edebiyatının
kurucularından sayılan Kaygusuz Abdal’a
ait olduğu anlaşılır.
17.
A B C D E
Öncüldeki metin Eski Türk Edebiyatı Dönemi’ne ait bir süslü nesir örneğidir. Bu nesir
mecazlar ve söz sanatlarıyla bezenmiş,
“seci” adı verilen, düzyazıda kullanılan kafiyelerle anlatımı zenginleştirilmiş bir nesirdir. Bu nesrin ilk temsilcisi Sinan Paşa’dır.
Örnek metin Sinan Paşa’nın Tazarruname
adlı eserinden alınmıştır.
A B C D E
A B C D E
12.
Semai, kalenderî, satranç, selis ve divan
nazım türleri halk edebiyatının aruzlu şekillerindendir. Bu sorunun çözümünde öncüldeki beyitlerin ölçüsü bizim ipucumuzdur. Beyitler mefâîlün mefâîlün mefâîlün
kalıbıyla yazılmış, gazel tipi kafiyelenmiştir.
Buna göre beyitler semai nazım türüne örnektir.
A B C D E
15.
Halk hikâyeleri genel olarak fasıl, döşeme,
asıl hikâye ve bitiş (duvak kapama) olmak
üzere dört bölümden oluşur. Seçeneklerdeki fasıl, saz eşliğinde söylenen şiirlerin
oluşturduğu bölümdür; döşeme, âşığın
mensur olarak söylediği tekerleme bölümüdür; güzelleme, mutlu sonla biten hikâyelerde söylenir; karavelli asıl hikâyede yer
almaz anlatıcısına göre hikâyeye eklenir.
Kara hikâye ise karavelliye benzemekle
birlikte manzum parça içermemesi yani
türküsüz hikâyelerden oluşmasıyla karavelliden ayrılır.
18.
Parçada sözü edilen eserle ilgili ipuçlarımız
“destansı nitelikteki” ve “Türklerin ahlakla
ilgili genel kuralları” ifadeleridir. Metindeki
örnek cümleler de genel kural niteliğindeki
sözlerdir. Bu belirlemelerden yola çıkıldığında parçada sözü edilen eserin “Dede
Korkut” olduğu anlaşılır.
A B C D E
A B C D E
4
Diğer sayfaya geçiniz.
2015 – ÖABT / TDE
19.
TG – 5
Beyitteki “Nef’i kaside alanında güzel sözler söyler ama gazelde Bâkî ve Yahyâ gibi
güçlü değildir.” anlamından yola çıktığımızda Nef’i’nin kaside türündeki şiirlerinde
başarılı olduğu söylenebilir. Dolayısıyla
Nef’i’nin kaside türündeki şiirlerinde başarılı olduğu söylenebilir. Dolayısıyla Nef’i’nin
divan şiirinde tanınan özelliği, kaside ustası olmasıdır.
22.
25.
A’da, “güler - ağladığıma”,
B’de, “yoh - var”,
D’de, “katı - yumşak”,
E’de, “gündüzin - gice”
C seçeneğinde karşıt anlamlı sözcükler
birlikte kullanılmamıştır.
A B C D E
A B C D E
Metinde sözü edilen anlayış sembolizmdir.
Metinde verilen “musiki ve mecaz anlayışları”, “manzarayı olabildiğince hayal ve sır
ile kaplamak” ifadeleri bizi C seçeneğindeki dizelere götürmektedir. Dizelerdeki “hayatın dıştan görünüşünü hayal havuzunun
suyunda seyrettiğim için doğadaki tozlar
ve bitkiler benim için renkli bir yansımadır.”
ifadesi öncülde verilen anlayışı örneklemektedir.
A B C D E
20.
Parçada anlatılan sanatçı 19. yüzyılın
ünlü şairlerinden olan Bayburtlu Zihni’dir.
Sanatçı, Zihnî Divanı’nı hazırlayıp saraya sunmuştur. Âşıklığının yanı sıra iyi bir
nasirdir (nesir yazarı). Sergüzeştname,
başından geçen olayları manzum olarak
anlattığı bir eserdir.
23.
A B C D E
A’da saba rüzgârında uçacak kadar hafif
olmak, B’de küre-i arzı (dünya - yeryüzü)
patlatıp çıkmak, D’de tüm Avrupa ülkelerinin bir araya gelip sevgilinin kaşının kenarında ben olması, E’de aşk ateşinin bir
kıvılcımına bin Tûr Dağı’nın dayanmaması
mübalağa sanatlarına örnektir. C’de ise
teşbih, istiare ve tenasüp sanatları vardır.
26.
A B C D E
Öncülde sözü edilen durum, aruz kurallarından biri olan “med”dir. Öncüldeki örneklerde “med” yapılabilecek olan sözcükler
verilmiştir. Bu sorunun çözümünde beyitteki hece sayıları bizim ipucumuzdur. Hece
sayısı eşit olmayan dizelerde “med” için
uygun sözcük olup olmadığına bakıldığında hangi beyitte “med” yapıldığı anlaşılır.
Buna göre fâ’ilâtün - fâ’ilâtün - fâ’ilâtün
- fâ’ilün” vezniyle yazılmıştır ve A seçeneğindeki ilk dize ölçüye eksik geldiğinden
“mecrûh” sözcüğündeki “rûh” bir buçuk
hece alınarak dize ölçüye uydurulmuştur.
A B C D E
21.
27.
A) ... gürültü - lü
24.
... örtü - lü
C) ... uzak - ta
... plak - ta
D) ... al - acak
... boşal - acak
E) ... taht - ım
Metinde sözü edilen şair, Nabi’dir. Nabi,
edebiyatımızda çığır açan şairlerdendir.
Orijinaliteyi savunan şair, hikemi tarzın
edebiyatımızdaki öncüsüdür. Bu sebeple
şiirlerinin çoğunda öğüt verici bir hava sezilir. Sebkihindi üslubunun temsilcilerinden
olan sanatçının “Hayriyye” ve “Hayrabad”
adlı eserleri meşhurdur.
A B C D E
... baht - ım
B seçeneğinde “karlar” ve “sızlar” sözcüklerinde redif yoktur. Çünkü sözcüklerden
biri isim biri fiildir ve bunlara gelen ekler
aynı görevde olamaz. Bu nedenle de sözcüklerde redif gibi görünen “lar” dizelerde
zengin uyak oluşturmaktadır.
Öncülde sözü edilen durum Geçiş Dönemi’ne özgüdür. Bu dönemde ortaya çıkan
kültür çatışması İslamiyet Öncesi Dönem
Türk Edebiyatı ve İslami Dönem Türk
Edebiyatı özelliklerini aynı eserde buluşturmuştur. Bu durumun sonucunda A, C, D
ve E seçeneklerinde sözü edilen özellikler
Geçiş Dönemi eserlerinde görülmüştür.
B’de sözü edilen halk edebiyatının İslamiyet Öncesi Dönem Türk Edebiyatı geleneklerini küçük değişikliklerle sürdürmesi
öncülde sözü edilen kültür çatışmasının bir
sonucu değildir.
A B C D E
A B C D E
5
Diğer sayfaya geçiniz.
2015 – ÖABT / TDE
28.
TG – 5
A, C, D ve E seçeneklerinde verilen açıklamalar ayraç içinde verilen türlerle ilgilidir.
B seçeneğinde verilen açıklamada sözü
edilen tür, sefaretnamedir. Bu nedenle de
B seçeneğinde verilen açıklamayla ayraç
içerisindeki tür eşleştirmesi yanlıştır.
31.
A B C D E
Edebiyatın her döneminde belirli amaçları
ilke edinen sanatçılar, bu amaçlar doğrultusunda oluşturdukları akımlara bağlı olarak eser vermişlerdir. Öncülde sözü edilen
toplulukla ilgili ipuçlarımız “klasik zevki
paylaşan şairler”, “geleneğe zarar vermeden yenileşme”, “Tanzimat yeniliklerinden
rahatsızlık duyma” ifadeleridir. Buna göre
öncelde sözü edilen topluluk Eski Türk
Edebiyatı Dönemi’ne aittir. Bu dönemde
sözü edilen özellikleri taşıyan topluluksa
Encümen-i Şuara’dır.
34.
Öncüldeki her iki beyit de dönemine göre
sade bir dille yazıldığı için I numaralı belirleme; her iki beyit de düz uyak şeklinde düzenlendiğinden II numaralı belirleme; her
iki beyitte de anlatıcı olay kahramanlarından biri olduğu için IV numaralı belirleme
beyitlerle ilgili olarak doğrudur. Beyitlerde
kahramanların ruh hâlleri yansıtılmadığından III numaralı belirleme beyitlerle ilgili
olarak doğru değildir.
A B C D E
A B C D E
29.
Parçada sözü edilen şairden örnek olarak
verilen beyit, aynı zamanda bir fahriye beytidir. Bu beyitte şair, kendini yaşadığı dönemdeki şairlerin sultanı olarak değerlendirmekte, kaside ve gazel alanında rakip
tanımadığını söylemektedir. Sanatına bu
denli güvenen, döneminde “şairlerin sultanı” adıyla tanınan şairimiz Bâkî’dir.
32.
A B C D E
Nesib, kasidenin ilk bölümüdür. Bu bölüm
tasvir bölümüdür. Girizgâh, asıl konuya
geçişi sağlamak amacıyla yazılan beyittir.
Medhiye kasidenin yazılış amacını da ortaya koyan asıl bölümüdür. Fahriye, kasidelerde şairlerin kendini övdüğü bölüme
verilen addır. Öncüldeki beyitte “Hak, seni
her zaman korusun sana yardımcı olsun;
senin yükselişin her gün biraz daha artsın.”
anlamı söz konusu olduğundan bu beyitte
kasidenin yazıldığı kişiye dua edildiği anlaşılmaktadır. Dolayısıyla bu beyit, kasidenin
dua bölümünden alınmıştır.
35.
Öncüldeki ipuçlarımız “... realist öykülerdir.” ve “Sergüzeşt adlı romanı ...” ifadeleridir. O hâlde öncüldeki boşluklara hem
“Sergüzeşt” romanının yazarı hem de “realist” etkisiyle yazılan bir öykü kitabı getirilecektir. Bu ipuçlarındaki özellikleri taşıyan
sanatçı Sami Paşazâde Sezai, eseri de
“Küçük Şeyler”dir.
A B C D E
A B C D E
30.
Öncüldeki parçada geçen “... muhibbinüz
duacı Hoca Nasreddin’dür. ...” ve “Zirâ bu
Nasreddin’ün halk içinde latifelerin söylerlerdi.” ifadelerine göre bu parçada Nasrettin Hoca’dan söz edilmektedir. “Yazıya
geçirilen ilk Nasreddin Hoca hikâyesi Saltukname’de yer alır.” bilgisiyle öncül parçayı birleştirdiğimizde parçanın ’den alındığını söyleyebiliriz.
33.
Nabî, öncüldeki beyitte “Sorulan bir soruyu bilmek ve ona cevap vermek, ben onu
bilmem demekten daha güzeldir.” diyerek
bilmenin, dolayısıyla öğrenmenin önemini
okura anlatmıştır. O hâlde, Nabî bu beyitle,
bağlı olduğu değerler sistemiyle ilgili öğretici olmayı amaçlamıştır.
A B C D E
A B C D E
6
36.
Orhan Veli Kanık, Nasrettin Hoca’nın fıkralarını “Nasrettin Hoca Hikâyeleri” adıyla
nazma dönüştürmüştür.
A B C D E
2015 – ÖABT / TDE
37.
TG – 5
Soruda bizden istenen cevap, seçeneklerdeki yazarlardan roman türünde eser vermemiş olanı bulmaktır. Dolayısıyla Ömer
Seyfettin Efruz Bey’le, Sabahattin Ali Kuyucaklı Yusuf ve Kürk Mantolu Madonna’yla,
Sait Faik Medar-ı Maişet Motoru’yla, Memduh Şevket Esendal Ayaşlı ve Kiracıları’yla parçadaki boşluğa getirilebilir. Mustafa
Kutlu, roman türünde eser vermemiştir.
40.
Öncülde sözü edilen sanatçılar, bireyin iç
dünyasını esas alan eserler vermişlerdir.
Peyami Safa, A. Hamdi Tanpınar, Tarık
Buğra ve Oğuz Atay bu tutumla oluşturmuşlardır eserlerini. Sadri Ertem ise Çıkrıklar Durunca adlı romanıyla ün kazanan,
toplumsal gerçekçi bir yazarımızdır.
43.
A B C D E
Genç Osman Destanı Kayıkçı Kul Mustafa’ya ait, Üç Şehitler Destanı Fazıl Hüsnü
Dağlarca’ya ait, Selçukname Yazıcıoğlu
Ali’ye ait, Kuvayi Milliye Destanı Nazım
Hikmet’ e ait yapay destanlardır. Oğuz Kağan Destanı ise Hunlara ait bir doğal destanımızdır.
A B C D E
A B C D E
38.
Öncüldeki ipuçlarımız “basın hayatı”, “halk
zevkini okşayan”, “bütün gazetelerinde
fıkra, sohbet ve hikâyeleri çıkmıştır.” ve
“... Sevdiği ve her köşe bucağını tanıdığı
İstanbul’un bir çağını, hareketli ve renkli
tabolar hâlinde sunmuştur.” ifadeleridir. Bu
ipuçlarında sözü edilen sanatçımız Ahmet
Rasim’dir. Ahmet Rasim, özellikle fıkraları, sade ve açık anlatımı ve İstanbul’un o
dönemdeki yaşamına ışık tutan eserleriyle
tanınmıştır.
41.
A B C D E
I.öncülde verilen bilgiler klasisizm akımına aittir. Bu akımın en ayırt edici özelliklerinden biri kahramanlarının soylulardan
oluşmasıdır. Natüralizm akımın en belirgin
özelliği soya çekim (determinizm) üzerine
şekillenmiş olmasıdır. Bu akımda yazar
kendisini eserde asla hissettirmez, bu nedenle II. öncülde verilen bilgiler natüralizm
akımına ait bilgilerdir. Sembolizm akımına
göre dış dünya bireysel bakış açısıyla algılanır ve herkes dış dünyayı farklı algılar,
bu nedenle de sembolistler bireyin iç dünyasına yönelirler. Buradan hareketle III. öncülde verilen bilgiler sembolizm akımına ait
bilgilerdir, diyebiliriz.
44.
Ali Ekrem Bolayır, Servetifünun Dönemi
sanatçılarımızdandır. Doğru cevap C seçeneğidir.
A B C D E
A B C D E
39.
Öncüldeki parça Anayurt Oteli adlı eserden
alınmıştır. Eserin yazarı Yusuf Atılgan’dır.
B seçeneğindeki Aylak Adam, Yusuf Atılgan’ın bir eseridir.
Kürk Mantolu Madonna " Sabahattin Ali
Tehlikeli Oyunlar " Oğuz Atay
Midasın Kulakları " Güngör Dilmen
Onuncu Köy " Fakir Baykurt
A B C D E
42.
Öncülde verilen eserlere baktığımızda Halit Ziya Uşaklıgil’e ait olan Nemide adlı eserin Servetifünun Dönemi’ne ait olduğunu,
Ömer Seyfettin’ e ait olan Ashab-ı Kehfimiz
adlı eserin Millî Edebiyat Dönemi’ne ait olduğunu, 1921-1989 yılları arasında yaşamış olan Yusuf Atılgan’a ait Anayurt Oteli
adlı eserin Cumhuriyet Dönemi’ne ait olduğunu, 1960 yılında doğmuş ve günümüz
yazarlarından olan İhsan Oktay Anar’a ait
2014 yılında yayınlanmış Galiz Kahraman
adlı eserin de Cumhuriyet Dönemi’ne ait
olduğunu görüyoruz. Bu nedenle doğru sıralama D seçeneğinde verilen sıralamadır.
45.
İçerikte ve öğrenme - öğretme sürecinde bilgiler öğrencinin günlük yaşamda
kullanacağı ve yararlanabileceği türden
olmalıdır. Diğer bir söyleyişle kullanılabilir
bilginin öğrenciye verilmesi hayatilik(yaşama yakınlık) ilkesiyle doğrudan ilgilidir. Bu
nedenle doğru cevap E seçeneğidir.
A B C D E
A B C D E
7
Diğer sayfaya geçiniz.
2015 – ÖABT / TDE
46.
TG – 5
Verilen eserler incelendiğinde Reşat Nuri’ye ait Çalıkuşu adlı eserde Feride, Tarık
Buğra’ya ait Küçük Ağa adlı eserde Küçük
Ağa, Yakup Kadri Karaosmanoğlu’na ait
Yaban adlı eserde Ahmet Celâl Anadolu’ya
inen aydın kesimi temsil etmektedir. Ahmet
Hamdi Tanpınar’a ait Huzur ve Yakup Kadri’ye ait Sodom ve Gomore adlı eserler ise
İstanbul’u konu edinen eserlerdir. Doğru
cevap B seçeneğidir.
48.
Öncülde verilen kazanımlar, MEB Türk Dili
ve Edebiyatı Öğretim Programı’na göre
problem çözme becerisini geliştirmeye yönelik kazanımlardır.
A B C D E
Bloom taksonomisine göre kazanımların
gerçekleştirilme düzeyi aşağıdaki gibidir:
Bilgi: Bilgilerin olduğu gibi hatırlandığı basamaktır.
Ders planının aşamalarından dikkat çekme, öğrenme sürecinde öğrencilerin genel
uyarılmışlık düzeylerinin düzenlenmesi ve
dikkatlerinin çekilmesi amacıyla yapılan
faaliyetleri kapsar. Bu nedenle Alev Öğretmen’in kullanmış olduğu aşama dikkat
çekme aşamasıdır. Doğru cevap A seçeneğidir.
A B C D E
A B C D E
47.
50.
49.
Farklı etkinliklerden yararlanılarak tüm öğrencilerin ortak bir ürün ortaya koymalarını
sağlamayı amaçlayan öğretim tekniği istasyondur. Doğru cevap D seçeneğidir.
A B C D E
Kavrama: Bilgilerin yorumlanarak farklı
şekillerde ifade edildiği basamaktır.
Uygulama: Bilgilerin uygulanması, hayata
geçirilmesi, tatbik edilmesi aşamasıdır.
Analiz: Bilgilerin ayrıştırılması, sınıflandırılması, karşılaştırılması gibi yetenekleri içerir.
Sentez: Bilgilerin kullanımıyla özgün ve
yeni bir ürün ortaya koymayı gerektirir.
Değerlendirme: Ölçütlere göre; eleştirme,
değerlendirme ve yargılamayı gerektirir.
Bu bilgiler ışında doğru cevap A seçeneğidir.
A B C D E
8
Download

Türk Dili ve Edebiyatı 5