KAMU PERSONEL SEÇME SINAVI
ÖĞRETMENLİK ALAN BİLGİSİ TESTİ
TÜRK DİLİ VE EDEBİYATI ÖĞRETMENLİĞİ
TG – 7
ÖABT –
EDEBİYAT
Bu testlerin her hakkı saklıdır. Hangi amaçla olursa olsun, testlerin tamamının veya bir kısmının “İhtiyaç Yayıncılık”ın yazılı izni olmadan kopya edilmesi, fotoğrafının çekilmesi, herhangi bir yolla çoğaltılması, yayımlanması ya da kullanılması yasaktır. Bu yasağa
uymayanlar, gerekli cezai sorumluluğu ve testlerin hazırlanmasındaki mali külfeti peşinen kabullenmiş sayılır.
AÇIKLAMA
DİKKAT!
ÇÖZÜMLERLE İLGİLİ AŞAĞIDA VERİLEN UYARILARI MUTLAKA OKUYUNUZ.
1. Sınavınız bittiğinde her sorunun çözümünü tek tek okuyunuz.
2. Kendi cevaplarınız ile doğru cevapları karşılaştırınız.
3. Yanlış cevapladığınız soruların çözümlerini dikkatle okuyunuz.
TÜRK DİLİ VE EDEBİYATI
ÖĞRETMENLİĞİ
2015 – ÖABT / TDE
1.
Göktürklerden kalan en eski yazıt Bugut
Yazıtı’dır. I. Göktürk Kağanlığı’nın nasıl kurulduğu konusunda bilgiler içeren bu yazıt,
Sogd alfabesiyle ve Sogdça yazılmıştır.
5.
Kutadgu Bilig din, devlet, siyaset, terbiye
ve halk üzerine yazılmış bir nasihat, felsefe, din ve siyaset kitabıdır.
TG – 7
9.
Divan-ı Hikmet, Ahmet Yesevi’nin tasavvuf
içerikli hikmetlerinden oluşan bir eserdir.
Orhun harfli ilk yazıt ise Çoyr(en) Yazıtı’dır.
Bir erin, malı mülkü geride bırakıp İlteriş
Kağan’ın ordusuna katılışını anlatır.
A B C D E
Divanü Lügat’it Türk, Araplara Türkçeyi öğretmek amacıyla yazılmış bir ansiklopedik
sözlüktür.
A B C D E
I’de “yanıl-sar”, II’de “olur-sar”, IV’te “olurup”, V’te “bar-sar” sözcükleri zarf-fiildir.
III’te geçen “tut-sık” sözcüğü sıfat-fiildir, bu
nedenle III numaralı cümlede farklı türde
bir fiilimsi kullanılmıştır.
Muhakemet’ül Lügateyn, Türkçeyle Farsçayı karşılaştırarak Türkçenin üstünlüğünü
anlatan bir eserdir.
Öncüldeki cümlelerse atasözüne benzer,
örnek alınacak sözler niteliğindedir, dolayısıyla bu sözler Dede Korkut’tan alınmıştır.
A B C D E
2.
Orta Türkçe Dönemi, 13. yüzyıl Moğol istilası ile ortaya çıkan Türk edebî dillerinin
bugünün bağımsız dillerini oluşturduğu dönemdir. Brockelmann, bu terimi Karahanlı
Türkçesi için kullanmıştır.
6.
Beyitteki altı çizili ekler, sırasıyla teklik I.
kişi iyelik eki, ayrılma (çıkma) eki ve belirli
geçmiş zaman (tekil 3. kişi) ekidir.
10.
A B C D E
A B C D E
3.
Kumuk, Hakas, Yakut ve Nogay Türkçesi
Çağdaş Türk lehçeleri arasında yer almaktadır. Moğolca ise bir Türk lehçesi değildir.
Moğolca, Türkçenin de içinde yer aldığı Altay dillerindendir.
Göktürk yazısıyla yazılmış bir fal kitabı
olan Irk Bitig’de “Biliniz ki bu iyidir; biliniz ki
bu kötüdür.” gibi günlük konuşma diline ait
pek çok ifade yer alır. Metinlerde karşımıza
çıkan bu ifade bizi Irk Bitig’e götürür.
A B C D E
7.
A B C D E
Beyitteki tüm sözcüklerde kalınlık - incelik
uyumu olduğundan A, “tonandı” ve “bezendi” sözcüklerinde belirli geçmiş zaman
3. teklik kişi çekimi olduğundan ve “-(x)n-”
dönüşlü çatılı eylem türettiğinden B ve E,
“yiġaçlar” sözcüğünde “+lAr” çoğul eki olduğundan C, Karahanlı Türkçesiyle ilgili
olarak doğrudur. “ḳurımış”, “yipün” sözcüklerinde düzlük-yuvarlaklık uyumu olmadığından D, Karahanlı Türkçesiyle ilgili
olarak yanlıştır.
11.
Alegorik bir eser olan Kutadgu Bilig’de Kün
Togdı “adalet”i, Ay Toldı “baht, talih ve ikbal”i, Ögdülmiş “akıl ve anlayış”ı, Odgurmış
“dünya işlerinin sonu”nu temsil eder. Buna
göre I ve II numaralı tiplerin birbiriyle yer
değiştirmesi gerekir.
A B C D E
A B C D E
4.
Fransızca, İtalyanca ve Almanca Hint - Avrupa dillerinin Avrupa kolunda, Farsça ise
Hint - İran kolunda yer alan dillerdir. Arapça
ise köken bakımından Hami-Sami dil ailesine mensuptur.
A B C D E
8.
A, C, D ve E’de verilen sözcükler klasik Osmanlıca ile ses bilgisi bakımından farklılık
göstermektedir. B’de ise Çağataycadaki
yönelme eki “+GA/+KA” klasik Osmanlıca’da “+(y)A” şeklinde olduğundan biçimce
farklılık vardır.
12.
Beyitten Nevaî ile ilgili olarak A, B, C ve E
seçeneklerinde verilenlerin hiçbiri kesinlikle doğru olamaz. Beyitte geçen “hamse”
sözcüğüne göre Nevaî’nin bir hamse oluşturacak beş mesnevisi vardır.
A B C D E
A B C D E
3
Diğer sayfaya geçiniz.
2015 – ÖABT / TDE
13.
TG – 7
I numaralı sözcük birleşik yapılı olduğundan sözcükte büyük ünlü uyumu aranmaz.
II, III ve V numaralı sözcükler Türkçe olduğu hâlde büyük ünlü uyumuna aykırı ekler
aldıkları için uyuma aykırıdır ama bu sözcüklerde ünlü uyumu aranır. IV numaralı
sözcük ise Türkçe kökenli değildir çünkü
Türkçe sözcüklerin başında “c” ünsüzü
bulunmaz.
17.
Öncüldeki dörtlüğün nazım türü destandır.
Destanlar âşık edebiyatının en uzun nazım
şeklidir, genellikle on birli hece ölçüsüyle
söylenir; konusunu savaş, göç, salgın hastalık gibi felaketlerden, az çok efsaneye
karışmış olaylardan, toplumun alay ve iğnelemeye uygun yönlerinden alır.
21.
İskender, divan edebiyatında adalet, âb-ı
hayat, âyine-i İskender, sedd-i İskender
gibi mazmunlarla anılır. İlk dizede İskender’in, cihanı baştan başa adaletiyle doldurduğundan söz edildiği için beyitte İskender, adaletiyle anılmaktadır.
A B C D E
A B C D E
A B C D E
14.
Öncülde sözü edilip örneklenen mazmun
“Dediler, dû çeşm-i yâr ne demek olur?
dedim: / İki nergis, iki badem, iki sâhir, iki
âhu” beytindeki ikinci dizede kullanılmıştır.
Divan edebiyatında göz (ceşm, dîde, ayn)
denince görünüşüyle “nergis, badem, ahu”;
rengiyle “kâfir, siyah”; özellikleriyle “sarhoş,
nazlı, mahmur, hasta”, eylemleriyle “büyücü, katil...” hatırlanır.
18.
Parçadaki “Köroğlu”, “Yanık Kerem” ifadeleri, halk arasında canlı ve kutsal varlıklar
olarak yaşatılan ve sevilen halk hikâyesi
kahramanlarını anlatmaktadır. Parçanın
bütününde de bu kahramanların halkla bütünleşmesinden söz edildiğinden parçada
sözü edilen edebî tür halk hikâyesidir.
22.
Teşhis, insan dışındaki canlı, cansız varlıklara insan özelliği verme, onları insan gibi
düşünme sanatıdır. A’da “gönül”, B’de “bülbül”, C’de “gül”, D’de “eşcâr-ı bağ” kişileştirilmiştir. E’de insan dışı herhangi bir varlığa
insan özelliği yüklenmemiştir.
A B C D E
A B C D E
A B C D E
15.
“Gelişme, Yapısalcılık, Yayılma, Psikoanalitik, Tarihî - Coğrafi Fin” kuramları halk
biliminin metin merkezli kuramlarındandır,
“İşlevsel Halk Bilimi, Sözlü Kompozisyon,
Performans Kuramı” halk biliminin bağlam
merkezli kuramlarıdır.
19.
Parçada sözü edilen sanatçı Bayburtlu Zihni’dir. Bayburtlu Zihnî, âşıklığının yanında
iyi bir nesir yazarıdır. Şiirlerinde aşk, sevgili, gurbet, memleket sevgisi gibi konuları
işleyen Bayburtlu Zihnî taşlamalarıyla ünlü
bir halk şairidir.
23.
A B C D E
A B C D E
Beyit, tasavvufun temeli olan Vahdat-i Vücûd teorisini işlemektedir. Bu teoriye göre
varlık tektir, birdir. Bu tek varlık, mutlak varlık olan Tanrı’nın varlığından ibarettir. İlk dizede geçen “birlik hânına kandum” ifadesi
bu teoriyi işaret etmektedir. Bu nedenle bu
beyit tasavvuf zihniyetini yansıtmaktadır.
A B C D E
16.
Türk destanlarında görülen ortak motiflerden biri de öncüldeki destan parçasında
gördüğümüz “rüya” motifidir. Bu motif Türk
destanlarından sadece Ergenekon Destanı’nda görülmez.
A B C D E
20.
Parçada özellikleri verilen şair Pir Sultan
Abdal’dır. Şairin asıl adı Haydar’dır. Şiirlerinde ağırlıklı olarak Allah, İslâm, Hz. Muhammed, Hz. Ali, On İki İmam ve Ehlibeyt
konularını işler. Alevi Bektaşi anlayışında
olan bir halk şairidir.
A B C D E
4
24.
Parçadaki boşluklara sırasıyla “Şeyh Galip”, “Hüsn ü Aşk” ifadeleri getirilmelidir.
Şeyh Galip, son büyük divan şairi olarak
kabul edilen, edebiyatta sebki hindî akımının temsilcilerinden bir şairdir.
A B C D E
Diğer sayfaya geçiniz.
2015 – ÖABT / TDE
25.
TG – 7
Öncüldeki ipuçlarına göre beyitlerin içinde
sade bir dille ve din dışı konuda yazılan
beytin Hoca Dehhani’ye ait olması gerekir.
Bu özellikleri taşıyan beyit de C seçeneğinde verilmiştir.
29.
A B C D E
Cümledeki I, III, IV ve V numaralı sözcüklerle ilgili olarak verilenler doğrudur. II. sözcük ise amaç sonuç ilişkisi kuran bir edat
değil, neden sonuç ilişkisi kuran bir edattır,
bu nedenle II. sözcükle ilgili olarak verilen
bilgi yanlıştır.
33.
A B C D E
A B C D E
26.
Şair, bu beyitte, “Nâbi ile o güzelin hâlini anlat, Leyla ile Mecnun efsanesinden
usandık” diyerek artık yeni konular söylenmesi gerektiğini, aynı konuların bıkkınlık
verdiğini anlatmak istemiştir.
30.
A B C D E
Şairlerin hayatlarının anlatılıp kısa da olsa
onların eserlerinden örnekler verilip söz
edildiği manzum ve mensur eserlere şuara
tezkiresi denir. Öncüldeki parça da Safâi
Tezkiresi’nde Nâbi’nin anlatıldığı bölümden
alınmıştır.
Redif, dize sonlarında kafiyeden sonra
gelen ve aynı görevdeki seslerin tekrarlanmasıdır. Buna göre A, B, C ve D’deki
dizelerde redif vardır. E’de aynı görevde
ekler bulunmadığı için “lık” sesleri “redif”
oluşturmaktadır.
34.
A B C D E
Metindeki “iyi kötü karşıtlığı” ifadesinden
I, “olay örgüsüyle ilgisiz betimleme” ifadesinden IV, “sağlam bir neden sonuç ilişkisi
kurulmamış” ifadesinden III numaralı niteliklerin Tanzimat romanlarında bulunabileceği anlaşılıyor. Metindeki “romantizmin
etkisiyle” ve “kişiliklerini gizleme gereği
duymamışlardır.” ifadelerine göre Tanzimat
romanında yazarlar romanın içinde müdahaleci bir tavır sergilemekte ve gerektiğinde bilgi de öğüt de vermektedirler.
A B C D E
27.
Öncülde sözü edilen aruz kusuru D seçeneğinde verilen beyitte görülmektedir.
Beyitteki “mâh” ve “siyah” sözcükleri ölçü
gereği hafifletilmiş “meh” ve “siyeh” şeklinde kullanılmıştır.
31.
A B C D E
Musammatla ilgili olarak A, B, C ve E seçeneğinde verilenlerden herhangi biri söylenemez. Bu musammatla ilgili olarak Bâki,
Necati’nin gazelini tahmis ettiği için sadece
musammatı oluşturan mısraların kime ait
olduğu söylenebilir.
35.
A B C D E
28.
Öncüldeki sözler, gerçeği olduğu gibi kabul etmeyen, gerçekleri kendine göre yorumlayan bir anlayışı ifade etmektedir. Bu
anlayışta gerçek âlem yani dış dünya olduğu gibi değil hayalle yoğrulmuş şekliyle
yansıtılır. Bu özellikleri taşıyan dizeler C’de
verilmiştir.
32.
Meddah hikâyelerinde son bölüm “taklit”tir. Bu bölüm seyircilerin alınmaması için
özür dileyici basmakalıp nezaket ve reklam
cümleleriyle sona erer. Öncüldeki metin de
bu bölümün son sözleridir.
A B C D E
A B C D E
Metindeki “konusu basit, güldürü, yerli sanatlardan yararlanma, Müştak Bey, adıyla
karakterin bütünleşmesi” ifadeleri cümledeki bilgi yanlışını ortaya koymaktadır. Bu
bilgiler Ahmet Vefik Paşa’nın “Zoraki Tabip”
adlı eserine değil, Şinasi’nin “Şair Evlenmesi” adlı eserine aittir.
A B C D E
36.
Parçada sözü edilen manzum hikâye türünün ustalarından biri olan Tevfik Fikret, şiirde dizelerdeki anlam bütünlüğünü kırarak
anlamı dizelere yaymış, nazmı nesre yaklaştırmış, böylece eski edebiyattaki müstezat nazım şeklini serbest müstezat şekline
dönüşmüştür.
A B C D E
5
Diğer sayfaya geçiniz.
2015 – ÖABT / TDE
37.
TG – 7
Dilde sadeleşme, Tanzimat Dönemi’nde
ilke olarak benimsenmiş ama gerçekleştirilememiştir. Genç Kalemler’de başlayan,
Millî Edebiyat’ta kendine yer bulan Türkçecilik hareketi XX. yüzyılda bazı sanatçılar
tarafından benimsenmemiştir. Cenap Şahabettin de bu sanatçılardan biridir.
41.
A B C D E
Süreçte öğretmenin öğrencilere sorular
sorup onlardan cevaplar alması aktivite ilkesiyle alakalıdır. Öğretmenin, öğrencilerin
önkoşul bilgilerinin olup olmadığını belirlemesi düzeye uygunluk ilkesiyle açıklanır.
Konuya ilişkin bilgilerin açığa çıkarılarak
dersin bu yönde işlenmesi bilinenden bilinmeyene ilkesinin kullanıldığını gösterir.
Farklı şiirlerin tahtaya yansıtılıp öğrencilerin onlar hakkında yorum yapmasının
sağlanması da yaşama yakınlık ilkesiyle
alakalıdır. Yaşama yakınlık öğrenme-öğretme sürecinde öğrenciye verilen bilgilerin
kullanılmasını ifade eder. Güncellik ilkesiyle alakalı bir durum ise söz konusu değildir.
46.
A B C D E
47.
A B C D E
38.
Numaralanmış cümlelerde özellikleri verilen roman türü psikolojik romandır. Bu
roman türünün edebiyatımızdaki örneklerinden olan Mehmet Rauf’un “Eylül” ve
Peyami Safa’nın “Dokuzuncu Hariciye
Koğuşu” adlı romanları D seçeneğinde bir
arada verilmiştir.
42.
A B C D E
Öğrencilerin bir metni inceleyerek o metnin
oluşmasına zemin hazırlayan zihniyeti belirlemesi için kullanacağı en uygun teknik
araştırma ve inceleme stratejisidir. Metnin
gelenekle ilişkisini belirler kazanımını gerçekleştirmesi içinse argümantasyon tekniğinden yararlanmalıdır. Argümantasyon iddiaları dayandıkları veriler ile ilişkilendiren
uygun seçenekleri yapılandırma sürecidir.
Bu kavram daha çok, görüşleri kanıtlarla
savunma ve açıklamaya çalışma olarak
karşımıza çıkar.
Öğretmenin derse başlamadan önce öğrencilerin ilgisini derse çekmek için örnek
olaydan, sorulardan, güncel bir olaydan,
hatıra, grafik, şekil ya da fıkradan yararlanması dersin dikkat çekme aşamadır.
Soruda verilen öğretmenin derse dönemin
sanatçılarının portreleriyle gelmesi de dersin dikkat çekme aşamasıdır.
Bloom taksonomisine göre; tanıma ve bilginin aynen hatırlanması süreçlerini kapsayan basamak bilgi; yorum yapma, örnek
verme, özetleme ve açıklama süreçlerini
içeren basamak kavrama; bilgiyi kullanmayı gerektiren basamak uygulama, bilgileri
ayrıştırmayı, karşılaştırmayı içeren basamak analiz; yeni, özgün, alışılmadık ürünler oluşturmayı kapsayan basamak sentez;
ölçütlere göre eleştiri yapmayı, var olan bir
yargının doğruluğu ya da yanlışlığı hakkında karar vermeyi, hangi niteliğe sahip
olduğunu ispat etmeyi kapsayan basamak
değerlendirme basamağıdır. Bu bilgilerden
hareketle doğru cevap D seçeneğidir.
A B C D E
48.
A B C D E
Öncülde özellikleri verilen akım romantizmdir. Doğru cevap C seçeneğidir.
A B C D E
43.
39.
Öncüldeki parça Yaşar Kemal’in “İnce
Mehmed”in den alınmıştır. Roman, sosyal
gerçekçi bir tavırla oluşturulmuştur, dolayısıyla A, B, C ve D’de verilen sanatçılar bu
roman anlayışına yakındır. Nedim Gürsel,
1955’lerden sonra, bizde “Soyutçular” olarak eser veren roman hikâye yazarlarının
havası içindedir. Bu nedenle parçadaki anlatım özelliklerine uzaktır.
Öğretmenin sorduğu soruyu sınıfın tamamına yönlendirdiği ve önceliği söz hakkı
isteyen öğrencilere vererek bütün öğrencilerin görüşlerini aldığı, konu hakkında
düşünceler üretmelerini sağladığı teknik
büyük grup tartışmasıdır.
49.
A B C D E
A B C D E
44.
Bilgilerin aşamalılık ilkesine ve tümdengelim (genelden özel ) metoduna uygun bir
şekilde anlatıldığı strateji sunuş stratejisidir. Öğretmen de bu ders sürecinde tanımlardan başlayarak ayrıntılı bilgilere doğru
ilerleyen bir sırayla dersini işlemiş ve sunuş stratejisini kullanmıştır.
Parçada kendinden söz eden yazar Ayla
Kutlu’dur. Kendi deyişiyle “Türkiye’nin çalkantılı yıllarını” daha çok Marksist bir açıdan anlatır. “Sen de Gitme Triyandafilis” te
topladığı hikâyeleri de beğenilmekle birlikte asıl şöhreti romanlarından gelmektedir.
A B C D E
45.
A B C D E
50.
Öğrencilerin daha önce görmediği üst düzey bir metni irdelemelerini ve ayrıştırmalarını sağlayan entelektüel bir tartışma sürecini kapsayan teknik Sokrat semineridir.
Bu teknik öğrencilerde eleştirel, analitik ve
lateral düşünme becerilerinin gelişmesini
sağlar.
Öğretmenin öğretim sürecine “ Arkadaşlar
günümüzde dilimiz git gide yozlaşıyor. Bizim bunun farkında olmamız ve toplumda
bu konuda bir farkındalık yaratmamız gerekiyor.” diyerek başlaması öğrencilerin bu
bilgileri hayatın neresinde kullanacaklarını
gösterdiği için yaşama yakınlık ilkesine
hizmet eder. Yaşama yakınlık ilkesi içerikte
ve öğrenme-öğretme sürecinde öğrenciye
verilen bilgilerin günlük yaşamda kullanıp
hayatını kolaylaştıracak türden olması gerektiğini vurgular.
A B C D E
A B C D E
A B C D E
40.
I numaralı öncülde bahsedilen eser Samipaşazade Sezai’ye ait Sergüzeşt adlı
eserdir. Eser Tanzimat Dönemi’nde kaleme
alınmıştır. II numaralı öncülde bahsedilen
eser Yusuf Atılgan’a ait Anayurt Oteli adlı
eserdir. Eser Cumhuriyet Dönemi eseridir.
III numaralı öncülde bahsedilen eser Yakup Kadri Karaosmanoğlu’na ait Sodom ve
Gomore adlı eseridir. Bu eser Milli Edebiyat Dönemi’nde kaleme alınmıştır. IV
numaralı öncülde bahsedilen eser de Mehmet Rauf’a ait Eylül adlı eserdir. Bu eser
Servetifünun Dönemi’nde kaleme alınmıştır. Dolayısıyla sıraya konulduğunda doğru
cevabın D seçeneği olduğunu görüyoruz.
6
Download

Türk Dili ve Edebiyatı 7