KAMU PERSONEL SEÇME SINAVI
ÖĞRETMENLİK ALAN BİLGİSİ TESTİ
TÜRK DİLİ VE EDEBİYATI ÖĞRETMENLİĞİ
12 – 13 Nisan 2014
TG – 4
ÖABT –
EDEBİYAT
Bu testlerin her hakkı saklıdır. Hangi amaçla olursa olsun, testlerin tamamının veya bir kısmının “İhtiyaç Yayıncılık”ın yazılı izni olmadan kopya edilmesi, fotoğrafının çekilmesi, herhangi bir yolla çoğaltılması, yayımlanması ya da kullanılması yasaktır. Bu yasağa
uymayanlar, gerekli cezai sorumluluğu ve testlerin hazırlanmasındaki mali külfeti peşinen kabullenmiş sayılır.
AÇIKLAMA
DİKKAT!
ÇÖZÜMLERLE İLGİLİ AŞAĞIDA VERİLEN UYARILARI MUTLAKA OKUYUNUZ.
1. Sınavınız bittiğinde her sorunun çözümünü tek tek okuyunuz.
2. Kendi cevaplarınız ile doğru cevapları karşılaştırınız.
3. Yanlış cevapladığınız soruların çözümlerini dikkatle okuyunuz.
TÜRK DİLİ VE EDEBİYATI
ÖĞRETMENLİĞİ
2014 – ÖABT / TDE
1.
Dizelerde geçen “birligimizning” tebrenmes, ümidimizning, çırağı, kelgendir, kozgâşı” gibi sözcükler Türkmenceye özgüdür.
5.
Kıpçak ve Çağatay Türkçesinin özelliklerini
barındıran, Oğuz grubu şivelerinden olan
Türk şivesi Türkmencedir.
A B C D E
2.
I. sözcük (Mehri) “sevgi-si” sözcüğü iyelik
eki ve addır. III. sözcük (qaymåq) “koymak”
söz ağır addır. IV. sözcük (külçåm) sözcüğü “goncanım” anlamında sadece iyelik eki
almış ve addır. V. sözcük (ånäcönimsiz)
sözcüğü iyelik eki ve kişi eki almış ve addır. II. sözcük ise (här) “her” anlamında ve
“söz” adını belirtir sıfattır.
TG – 4
9.
A B C D E
Dizelerdeki I. sözcük (cırlarım) “türkülerim”
anlamındadır ve sadece 1. tekil kişi iyelik
ekini almıştır. III. sözcük (çeçek) “çiçek”
anlamındadır ve kök hâlindedir. Hiçbir
ek almamıştır. IV. sözcük (sézde) “sizde”
anlamındadır ve sadece bulunma hâl eki
almış ama iyelik eki almamıştır. V. sözcük (cirde) “yerde” anlamındadır ve o da
sadece bulunma hâl eki almış ama iyelik
eki almamıştır. II. sözcük ise (yöregémde)
“yüreğimde” anlamındadır ve hem I. tekil
kişi iyelik ekini (ém) hem de bulunma hâlini
(-de) almıştır.
A B C D E
6.
A B C D E
I. sözcük (mun-lı) “keder-li” anlamında ve
türemiş; II. sözcük (kuş-ım) “kuş-ım” iyelik
eki almıştır ve yapıca basittir. III. sözcük (tilini) “dil-i-nu” sözcüğü iyelik eki ve belirtme
ekini almıştır ve yapıca basittir. IV. sözcük
(turğan) “dur-an” sözcüğü sıfat - fiil eki almıştır ve türemiştir. V. sözcük (öte-den) “ülke-den” sözcüğü ayrılma hâl ekini almıştır
ve yapıca basittir. I. ve IV. sözcük yapıca
türemiştir.
10.
A B C D E
B’deki (okacak oglan) “okuyacak oğlan”
anlamındadır ve sıfat - fiil, C’deki (darmakçı boldılar) sözü “dağılacak oldular”
anlamındadır ve “-makçı” sıfat - fiil ekini
almıştır. D’deki “bolucı” sözcüğü “olucu”
anlamındadır ve “-ıcı” sıfat - fiil ekini almıştır. E’deki “geçdik köprü” ise “geçilmiş
köprü” anlamındadır” ve “-dık” sıfat - fiil
ekini almıştır. A’daki “yörüp” sözcüğü ise
“yürüyüp” anlamındadır ve “-ıp” zarf - fiil
ekini almıştır.
A B C D E
3.
B’deki “üyni” sözcüğü 3. tekil kişi iyelik ekini
(üy-ni), C’deki “üying” sözcüğü 2. tekil kişi
iyelik ekini almıştır. D’deki “buning” sözcüğü işaret bildirir ve tamlayan ekini almıştır.
E’deki “kolidän” (elinden) sözcüğü “-den”
ayrılma hâl ekini almıştır. A’daki “üyingiz”
sözcüğü Özbekçede “üy/ev” anlamında ve
2. çoğul kişi çekimine (-ingiz) girmiştir.
11.
7.
A B C D E
Sekiz ünlüsü ve buna ilave olarak altı tane
de uzun ünlüsü olan, yirmi ünsüzün kullanıldığı, Türk lehçeleri içerisinde küçük ünlü
uyumunun en sağlam olduğu lehçe Kırgızcadır.
Dokuz ünlü ve yirmi üç ünsüz harften
oluşan, dönüşlülük zamirinin “öz” olduğu
“men, min, moynuz” gibi sözcüklerin kullanıldığı Türkçe Azericedir.
A B C D E
A B C D E
12.
4.
I. sözcük “menmençi”; “ben” isminden türemiş ve “ben-cil” anlamındadır, türemiş
addır. II. sözcük de “ümidlik”; “ümit” sözcüğünden türemiş ve “ümitli” anlamında yine
türemiş addır. III. sözcük “yer-ge”; yönelme
hâl ekini (-ge) almıştır. Sadece çekim eki
almış basit addır. IV. sözcük “balilar”; “çocuklar” anlamında sadece çoğul ekini almıştır, yapıca basittir. V. sözcük “beliglarni”
“balıkları” sözcüğü “-lar” çoğul ekini ve “-ni”
belirtme ekini almıştır. Yapıca basittir. I. ve
II. sözcük yapıca türemiş addır.
8.
Dizelerde geçen “goruyup, azamatından,
torpağdanı, gopan, yanıglı” gibi sözcükler
Azericeye özgüdür ve dizeler Azerice ile
yazılmıştır.
“Kutadgu Bilig”, Yusuf Has Hacip tarafından yazılmış, insana ve dünyada ve diğer
dünyada mutlu olmanın yollarını anlatan
alegorik bir yapıttır. “Irk Bitig” Uygurlar zamanına ait bir fal kitabıdır. Divan-ı Hikmet”
Ahmet Yesevi’nin tasavvuf şiirlerinin olduğu yapıttır. “Göktürk Kitabeleri” ilk yazılı
belgelerimizden olup Bilge Kağan, Kültigin
ve Tonyukuk üzerinden Türk ulusuna seslenerek bazı bilgiler verir. Destan döneminden hâlk hikâyeciliğine geçişte bir köprü
görevi gören “Dede Korkut Hikâyeleri”
Müslüman Oğuz Türklerinin bazı olaylarını
konu alır. Bi önsöz on iki küçük hikâyeden
oluşur. “Dirse Hanoğlu Boğaç Han” bu
hikâyelerden biridir.
A B C D E
A B C D E
A B C D E
3
Diğer sayfaya geçiniz.
2014 – ÖABT / TDE
13.
TG – 4
Usullü türküler, oyun havası şeklindeki türkülerdir. Bu tür türkülerin ölçüşlü ve ritmi
bellidir. Ege’de “zeybek”, Ordu ve Giresun’da “karşılama” Karadeniz’de “horon”,
Isparta’da “dattiri” bunlardan bazılarıdır.
“Oturak” da Konya yöresine özgü usullü
bir türküdür. Usulsüz türküler, uzun hava
şeklinde olup ölçü ve ritim bakımından
serbesttirler. Bu türküler süre birimine bağlı
olmaksızın nota değeri ile usulsüz olan türkülerdir. Bozlak, Divan, Hoyrat, Kayabaşı,
Maya, Çukurova, Aydos... bu türkülerden
bazılarıdır.
17.
A B C D E
14.
Yapısalcı kuram, metin merkezli halk bilimi kuramlarından biridir. Halk edebiyatının
yapısal özelliklerini inceleyen bu kuramda,
belli bir bölgede veya anlatı grubu içinde
inceleme yapılıp ortaya çıkanlar bir formül
hâline getirilip evrensel seviyeye uygunluğuna bakılır. Böylece insanlığın kültürel ve
zihni gelişimi ortaya çıkarılmış olur. Kahraman biyografisinin yapısal çözümleme
modeli Vlademir Propp’un, yapısal anlatı
çözümleme yöntemi Claude Levi ve Strauss’un yapısal çözümleme yöntemleri bu
kuram içinde değerlendirilir. Propp’un masal inceleme çalışmaları C. Levi ve Strauss’un mit incelemleri bu kuramın ışığında
yapılmıştır.
18.
Allah’a duyulan sevgiyi anlatan ezgili şiirlere “ilahi”, Tanrıyla konuşuyor, şakalaşıyormuş gibi söylenen şiirlere “şathiye” adı verilir. “Hikmet” Hoca, Ahmet Yesevi ve onun
tarikatına özgü olan tasavvufi şiirlerdir.
Aleviliği ve Ehl-i Beyt sevgisini, düşüncesi
konu edinen şiirlere “deme” denir. Tekke
edebiyatında insanın Allah’tan ayrılarak
dünyaya geldiğini ve tekrar Allah’a döneceğini tasavvufa ve devir nazariyesine göre
işleyen şiirlere “devriye” adı verilir. Tarikata
yeni giren müridlere ‘öğrencilere) tarikat
adabını ve kurallarını anlatan coşkulu şiirlere “nutuk” denir.
A B C D E
16.
Bu şiir, koşmanın son dörtlüğüdür çünkü sanatçılar şiirlerinin son dörtlüğünde mahlaslarını kullanırlar. Burada kullanılan “Emrah”
sanatçısının mahlasıdır. Halk şairlerinin son
dörtlükte kullandıkları bu mahlaslara “tapşırma” adı verilir. Dörtlükte geçen “bî-karâr,
âşıkâr, târ’umâr” gibi sözcükler klasik edebiyata özgü söyleyişlerdir. 11’li hece vezniyle
yazılan şiirde “ar” sesleri uyak, “etti” sözcükleri rediftir. Bu dörtlüğe bakarak kavuştak
ve bentlerden söz edemeyiz. Bu yapısal
özellikler koşmada değil türkülerde bulunur.
20.
A’daki “Çarh-name”, mesnevi türünde bir
eserdir. B’deki “Har-name” Şeyhî’nin mesnevi türünde bir eseridir. D’deki “Ferhat
ile Şirin” ve E’deki “Kerem ile Aslı” halk
hikâyesi türünde birer eserdir. C’deki “Şikayet-name” ise Fuzuli’nin nesir türünde
örnek gösterebileceğimiz mektup türünde
bir yapıttır.
A B C D E
A B C D E
A B C D E
15.
“Nazire” bir şairin başka bir şairin şiirine
aynı uyak ve ölçüde benzer bir şiir yazması
demektir. “Lebdeğmez” âşıkların ustalıklarını sergilemek için içinde “b, p, m, v, f”
dudak ve diş - dudak sesleri bulunmadan
söyledikleri şiirlerdir. “Tarih bildirme” âşıkların kıtlık, yangın, savaş gibi toplumu yakından ilgilendiren olayları belgelendirmek
için dizelerde tarih belirtmeleridir. “Atışma”
âşıkların dinleyenler karşısında birbirlerini
iğneleyici fakat mizah çerçevesinde söyleşmeleridir. Âşıklık geleneği içinde yaygın
olarak kullanılan ve “askı” geleneği olarak
da bilinen “muammalar” âşıkların bazı varlıkların adını şiirde gizleyerek başka bir kişi
tarafından bulunmasına dayanır. Genellikle kahvehanelerde yapılan bu gelenek,
bilgi ve zekâ gerektirir.
Yunus Emre (1240 - 1322) tekke edebiyatın en lirik şairidir. Menkıbeye göre Taptuk
Emre’ye kırk yıl derviş olarak hizmet etmiştir. O, sözün gücünü iyi kavramış bir şairdir.
Yaradılanı sev yaradandan ötürü” felsefesiyle insanların gönlüne taht kurmuş bir
mutasavvıftır. Anadolu Türkçesini büyük bir
ustalıkla kullanan sanatçı ilahilerinde anlam derinliği olan yalın söyleyişlerle tasavvufî şiirler söylemiştir. Kaygusuz Abdal, Pir
Sultan Abdal Bektaşi kökenli şairlerdendir.
Şiirlerinde daha çok Alevi-Bektaşi felsefesini işlemişlerdir. Ahmet Yesevi ve Hacı
Bektaşı Veli Türk tasavvuf edebiyatının kurucularındandır. Bu sanatçıların dili Yunus
Emre’ye göre daha ağırdır.
21.
Gazelin ilk beyitine “matla” son beyitine
“makta” denir. Şairler mahlaslarını genellikle son beyitte kullanırlar. 5 - 15 beyitten
oluşan gazellerin kafiye örgüsü “aa ba
ca...” şeklindedir. Bu bilgelerden hareketle
dizelere baktığımızda A ve D seçeneklerinin kafiye örgüleri “aa”ya denk geldiği için
bunlar “matla” beyitine aittir. B ve C seçenekleri gazelin matla beyitinden sonra gelen diğer beyitlerdir. E seçeneğinde geçen
“İllet-i gâ’iyyeyüz ma’nen takaddüm bizdedür / Âdemüz âlemden ey Nâbî mu’anber
gelmişüz.” Nâbî mahlasını kullanmıştır, bu
dize “makta” beyitidir.
A B C D E
A B C D E
19.
Köy seyirlik oyunlarından biri olan “Çömçe
Gelin” oyunu kuraklığın hüküm sürdüğü,
toprağın çatladığı yıllarda yağmur yağdırmak için oynanan bir oyundur. “Zenne”
Karagöz ve orta oyununda kadın kılığına
girmiş erkek tiplerine denir. Fasıl Karagöz
oyununun asıl bölümü, muhavere karşılıklı
konuşmaların yapıldığı bölümdür. Hikâyeler anlatıp şive taklitleri yapan kişiye
meddah denir. Orta oyunu’nda Kavuklu
kabasaba konuşan, güzel sözler söylemeyi beceremeyen cahil bir tiptir. Pişekar ise
tam tersi okumuş, öğüt verip bilgiçlik taslayan kişidir.
A B C D E
A B C D E
4
22.
“Methiye” bir kimseyi övmek için yazılan şiirlere denir. “Tevhid” Allah’ın birliğini anlatır.
“Naat” Hz. Muhammed’i övmek için yazılan
şiirlerdir. “Hicviye” bir kimseyi yermek için
yazılır. Bir kimsenin ölümü üzerine duyulan acıyı, üzüntüyü anlatmak için yazılan
şiirlere “mersiye” denir. Bu şiir Hz. Muhammed’in torunu, Hz. Ali’nin oğlu olan Hz. Hüseyin’in Kerbela’da şehit edilmesi üzerine
bu acıyı dile getirmek için yazılmıştır. Şiirin
nazım türü “mersiye”dir.
A B C D E
Diğer sayfaya geçiniz.
2014 – ÖABT / TDE
23.
TG – 4
Bir konu üzerinde aralarında türlü yönlerden ilgi bulunan en az iki sözcük ya da
terimin dize içinde rastgele kullanılmasına
tenasüp denir. A seçeneğinde saki (içki
dağıtan kişi) ile kâm (kadeh) tenasüb sanatını oluşturur. C seçeneğinde “dert ve
derman” tezat sanatıdır. D seçeneğinde
“Ey melek sûretlü...” diye başlayan dizede
“ey” nida sanatını gösterir. E seçeneğinde
Hz. İsa’nın (Mesih) ölüleri diriltmesi mucizesine telmih yapılmıştır. B seçeneğinde
verilen dizelerde “iştikak” değil “akis” sanatı vardır. İştikak aynı kökten türetilen kelimelerin dizelerde birlikte kullanılmasıyla
oluşur. “Akis” ise bir cümle veya mısrayı
tersinden söyleyerek yeni bir cümle elde
etme sanatıdır.
26.
A B C D E
Şiir, Nedim’in Sadrazam İbrahim Paşa’ya
yazdığı medhiye türündeki bir kasideden
alınmıştır. Beyit “Cennet-i â’lâ altında mı
yoksa üstünde midir?” Doğrusu bu ne hoş
hâl, bu ne hoş iklimdir” anlamına gelmektedir. Şiir 14’lü kalıba uygun olarak “mef’ûlü
/ mefâîlü / mefâîlü / feûlün” kalıbıyla yazılmıştır. “Âb u hevâ” iklim anlamına gelmektedir. “Cennet, İstanbul’un altında mıdır
üstünde midir?” sözleriyle bilinen bir şeyi
bilmezden gelerek tecahüliârif sanatı yapılmıştır. Kasidelerin kafiye örgüsü aa xa xa
... şeklinde olduğu için son dize sonlarından hareketle matla beytinden sonra geldiği anlaşılmaktadır. Naat kasidenin türlerinden biridir. Hz. Muhammed’i övmek için
yazılır. Bu dizelere bakılarak D seçeneğine
ulaşamayız.
A B C D E
24.
17. yüzyılın divan şairlerinden biri olan Nabi,
“hikemi tarz” adı verilen öğretici şiirin en
büyük ismi olmuştur. Nabi, imparatorluğun
çöküşünün yarattığı toplumsal bozuklukları
darbımısel ve hikemi tarz şiirleriyle anlatmaya çalışmıştır. “Hayriye, Hayrabat, Tuhfetü’l
- Harameyn, Sur-name” onun eserlerinden
bazılarıdır. Nailî ince ve anlaşılması derin
hayallerle “Sebkihindî” anlayışına yakın
şiirler yazmıştır. Baki 16. yüzyılda şairler
sultanı adıyla ünlenmiş Kanuni Dönemi’nin
ihtişamını anlattığı gazelleriyle tanınmıştır.
Nef’î hicivleriyle, Fuzuli ilahî aşkı konu alan
tasavvufi yapıtlarıyla dikkat çekmiştir.
27.
28.
Türkibasit akımı 15. ve 16. yüzyıllarda dilde Türkçe sözcükler kullanmayı biçim ve
özde yenileşmeyi amaçlayan bir edebî harekettir. Bu tarzı savunan şairlerin iddiası
Türkçenin aruz vezniyle ve terkibsiz şiirler
yazmaya uygun bir dil olduğu şeklindedir.
Bu edebî hareketin temsilcileri Aydınlı Visalî, Edirneli Nazmi, Tatavlalı Mahremî olmuştur. Tatavlalı Mahremî 16. yüzyılda yaşamış Galata kadısı naipliği yapmış, aruz
vezniyle Türkibasit hareketine özgü şiirler
yazmıştır. Hoca Dehhani 13. yüzyılda yaşamış, Kadı Burhaneddin 14. yüzyılda hükümdarlık yapmış, daha çok tuyuğlarıyla
tanınmış bir şairdir. Süleyman Çelebi 15.
yüzyıl şairlerindendir. Türk edebiyatında
mevlid yazma geleneğini başlatmıştır.
Bağdatlı Ruhi ise 16. yüzyılda yaşamış
sosyal içerikli şiirleri ve “Terkib-i Bend’iyle
tanınmıştır.
31.
“Hurşîd” güneş, “şeb ü rûz” gece ve gündüz, “güher-i âdem” insan cevheri, “bîmâr”
hasta, “giryân” ağlayan anlamına gelmektedir. Seçeneklerde “giryân” sözcüğünün
açıklaması yanlış verilmiştir. Ayrılık “hicrân” demektir.
“Müstezat” divan şiiri nazım biçimlerinden
olup gazelden geliştirilmiştir. Artırmak, çoğaltmak anlamına gelen bu nazım biçiminde uzun dizelerin altına “ziyade” adı verilen
kısa dizeler eklenir. Uzun dizelerin aruz
kalıbı “mef’ûlü / mefâ’îlü / mefâ’îlü / fa’ûlün”
kısa şiirlerin kalıbı “mef’ûlü / fa’ûlün”dür.
“Terbi” dörtlük, dörtlü duruma getirmektir.
Bir gazelin beyitlerinin üstüne aynı vezin
ve kafiyede zemime adı verilen iki beyit
eklenmesiyle oluşan nazım biçimine denir.
“Hiciv” eleştiri demektir. Bu tarz yazılan şiirlere “hicviye” denir. Divan nesri yazarlarına
“münşi” bu yazıtların toplandığı kitaplara
“münşeat” denir. Yedi dizeden oluşan nazım biçimlerine “müsebba” denir. Gazelin
beyitlerinin üstüne beşer mısra eklenirse
buna “tesbi” adı verilir. Din uğruna yapılan
savaşları anlatan yapıtlara “gazavat-name”
denir. Bir kişinin saç, göz, kulak gibi organlarına ve dış görünüşüne bakarar onun
karakter yapısı hakkında görüşler ortaya
koyan bilime “kıyafe”, bu görüşleri ortaya
koyan eserlere “kıyafet-name” denir.
A B C D E
A B C D E
A B C D E
25.
30.
A, B, C seçeneklerinde verilen eserler 16.
yüzyıl şairlerinden Fuzuli’ye aittir. D ve E
seçeneklerindeki eserler ise İbn-i Sina’ya
aittir. “Rind ü Zahid” te Fuzuli tasavvufi bir
hava içinde dünya ve kâinata dair görüşlerini ortaya koymuştur. Eserin konusu Zahid
(baba) ile Rind (oğul) arasında geçen münazaraya dayanmaktadır. “Hadikatü’s - Süeda” onun Kerbela olaylarını ve İmam Hüseyin’i anlattığı yapıttır. Fuzuli’nin ruh ve
beden ilişkisini insan bedenini özelliklerini
anlattığı eseri “Sıhhat u Maraz”dır. Ruhun
beden ülkesine seyahatini o günün tıp bilimine dayanarak açıklamış, ruh - beden ilişkisini tasavvufi bir görüşle anlatmışlar. İbn-i
Sina, Kitabü’ş-Şifa’da pek çok bilime dair
bilgiler vermiş. El-Kanun fi’t-Tıp adlı eserinde kendi deneyimlerinden de hareketle
tıpla ilgili çeşitli bilgiler sunmuştur.
A B C D E
32.
İmge ve söz sanatlarının kullanıldığı, ahenge, ses akışına önem verildiği aruz, hece,
redif, uyak gibi biçimsel özelliklere yer verilen şiir akımı öz (saf) şiirdir.
A B C D E
A B C D E
29.
Kafiye (uyak) en az iki dize sonunda yer
alan ses benzerliklerine denir. Bu benzerlik tek harfe dayanırsa yarım iki olursa
tam üçve daha fazlası olursa zengin uyağı
oluşturur. Dilimize Arapça ve Farsçadan
geçen ve ünlü ile biten kelimeler de tam
kafiye kabul edilir. A seçeneğinde “dilcû,
câdû” sözcüklerinde “û” sesi, B seçeneğinde “muvâfık, ayık” sözcüklerinde “ık”
sesleri, D seçeneğinde “neden, geçen”
sözcüklerinde “en” sesleri, E seçeneğinde
“pervâ, bâlâ” sözcüklerinde “â” sesleri tam
uyaktır. C seçeneğinde “sûzâne, pervâne”
sözcüklerinde “âne” sesleri zengin uyaktır.
A B C D E
A B C D E
5
33.
“Sokak” kavramını edebiyatımıza taşıyan,
Servetifünun Dönemi’nde yaşamasına rağmen bu topluluğa katılmamış ve bağımsız
olarak sanat yaşamını sürdüren “şık, İffet,
Nimetşinas, Metres” gibi eserlerin yazarı
Hüseyin Rahmi Gürpınar’dır.
A B C D E
34.
Kız çocuklara bayan öğretmen yetiştirmek
için açılan okul Darülmuallimin-i Sıbyan
değildir. Bu okul ilkokul öğretmeni yetiştirmek için açılmıştır. Kız çocuklara bayan
öğretmen yetiştirmek için açılan okul ise
“Darülmuallimat”tır.
A B C D E
Diğer sayfaya geçiniz.
2014 – ÖABT / TDE
35.
TG – 4
“Kirpi” takma adını kullanan yurt içinde,
yurt dışında sürgün hayatı yaşayan “Kirpinin Dedikleri, Ago Paşa’nın Hatıratı, Guguklu Saat” adlı eserlerin yanı sıra “Memleket Hikâyeleri, Gurbet Hikâyeleri, Yezidin
Kızı, Çete” adlı eserleri bulunan sanatçı
Refik Halit Karay’dır.
41.
Zehra Öğretmen sınıftaki yanlış anlaşılmaları düzeltmek, konuları tekrar etmek
ve gözden geçirmek için “zıt panel” tekniğini kullanmıştır. Ayrıca öğrenme ortamının
soru soran ve cevap veren şeklinde ikiye
ayrılması da bu tekniğin özelliklerinden
biridir.
A B C D E
A B C D E
36.
“Enver Gökçe” toplumcu gerçekçi şiir anlayışıyla ürünler vermiş 1940 kuşağının
önde gelen şairlerinden olmuştur. Pablo
Neruda’dan şiirler çevirmiş, ilk şiirleri “Yurt,
Dünya” gibi dergilerde yayımlanmıştır. Ancak C’deki “Birinci Kilometre, Öğle Rakıları, Dünya Güzeli Olmalı” adlı yapıtlar Enver
Gökçe’ye değil Mehmet Kemal’e aittir.
45.
42.
A B C D E
Gizem Öğretmen öğrencilerinden Tevfik
Fikret’ in 1896-1901 döneminde yazdığı
şiirlerin özelliklerini yazmalarını istemiştir.
Öğrencilerin bu soruyu cevaplayabilmeleri
için bu konuyla ilgili temel kavramları, terimleri bilmesi; tanıması ve hatırlaması gerekmektedir. Bu da bilişsel alan basamaklarından “bilgi” basamağını karşılamaktadır.
Derste olay çevresinde gelişen edebi metinler türleri işleyen bir öğretmenin masal,
destan, mesnevi, roman hikaye, tiyatro gibi
türleri incelemesi gerekmektedir. A seçeneğindeki Üsküp’ten Kosova’ya adlı eser Yavuz Bülent Bakiler’e, C seçeneğindeki Göç
adlı eser Yusuf Ziya Ortaç’a, D seçeneğindeki Devlet Ana adlı eser Kemal Tahir’ e
ve E seçeneğindeki Mor Salkımlı Ev adlı
eser Halide Edip Adıvar’a ait romanlardır.
Fakat B seçeneğindeki Zambaklı Padişah
adlı eser ise Ece Ayhan’a ait bir şiirdir. Yani
coşku ve heyecanı dile getiren edebi metinler altında işlenebilir.
A B C D E
46.
A B C D E
Özellikleri verilen edebi akım fütürizmdir.
Fütürizm 20. Yüzyılın başlarında İtalya’da
ortaya çıkmış bir edebi akımdır. Türk edebiyatındaki temsilcisi ise Nazım Hikmet
Ran’dır.
A B C D E
37.
Parçada geçen “Zebercet” adlı kahraman
Yusuf Atılgan’ın “Anayurt Oteli” adlı eseridir.
A B C D E
38.
47.
43.
Verilen dizeler biçim ve içerik özellikleri dikkate alındığında dizelerin “manzum
hikâye” türüne örnektir. Manzum hikâye
türünde Tevfik Fikret eser vermiştir. Dizeler
Tevfik Fikret’in “Balıkçılar” adlı eserinden
alınmıştır.
A B C D E
39.
Romantizm akımından etkilenen “yazı
makinesi” diye bilinen, Servetifünuncuları
Dekadanlıkla suçlayan ve “Kıssadan Hisse, Letaif-i Rivayet, Hasan Mellah, Hüseyin Fellah, Felatun Bey’le Rakım Efendi,
Jöntürkler, Paris’te Bir Türk, Avrupa’da Bir
Cevelan” adlı eserlerin yazarı Ahmet Mithat Efendi’dir.
I. Öncülde verilen kavram, dikkati çekmedir. Dikkat çekme öğretmenin derse başlamadan önce öğrencilerin dikkatini çekmek
için farklı bir araçtan yararlanmasıdır. Burada da öğretmen bir şarkıdan yararlanmıştır. II. öncülde verilen kavram hedeften
haberdar etmedir. Hedeften haberdar etme
öğrencilere derste neler işleneceği konusunda bilgi verilmesidir. Öğrenciler konunun sonunda ne öğreneceklerini öğrenirler. III. öncüldeki kavram ise geliştirmedir.
Geliştirme öğrenciye kazandırılacak bilgi,
beceri ve davranışların uygulamasının yapılacağı her türlü etkinliği içermektedir.
Sürrealistler, insanın bilinçaltı dünyasını
anlatmaya çalışmışlar, şiiri akıl ve iradenin
dışında aramışlardır. Dadaistler, sanatta
hiçbir kuralı tanımamışlar, kuralsızlığı kural
edinmişlerdir. Fütüristler, yaşamın dinamizmini, hızı ve teknolojiyi edebiyata uyarlama
çalışmışlardır. Aklı ve sağduyu ön plana
alan akım ise klasisizm olmuştur. Empresyonizme bağlı sanatçılar dış dünyanın
sadece edinilen izlenimlerle anlatılacağını
savunmuşlar, sanat için sanat ilkesine bağlı kalan sanatçılar dünyayı değil, bu dünyanın hayalimize bezenmiş bizdeki izlenimini
yansıtmışlardır.
48.
Seçeneklere göre “Çeşitli dönemlere ait
şiirleri yapı bakımından karşılaştırır.” kazanımının ölçülmesi için en geçerli ölçme
yöntemi yazılı yoklamalardır. Bilindiği üzere öğrencilere cevaplama özgürlüğü tanıyan yazılı yoklamalar, öğrenciyi bir dereceye kadar da cevaplayıcı konuyu seçmede
ve cevabın ifadesinde serbest bırakılır.
Böylece öğretmen de öğrencinin konunun
cevabıyla ilgili sahip olduğu anlayış hakkında yeterli bir kanıya sahip olur. Ayrıca
yazılı yoklamalar kişinin özgün ve yaratıcı düşünme gücünü, ilgisini ve tutumunu
ölçmede çok kullanışlı bir değerlendirme
türüdür.
A B C D E
A B C D E
6
A, B, C ve E seçeneklerinde verilen özelliklerin hepsi ders kitaplarına konulacak
metinlerin özelliklerindendir. Fakat D seçeneğindeki ifade yanlıştır. Ders kitaplarına konulacak metinlerin hepsinin yazıldığı
dönem ve akımların belirgin özelliklerini
yansıtması gerekmektedir.
A B C D E
49.
44.
40.
A B C D E
A B C D E
A B C D E
Hayatilik öğretim süreci içinde kazandırılan
davranışların gerçek hayatta kullanılabilir olması ve gerçek hayatı kolaylaştırıcı
nitelikte olmasını vurgulayan bir ilkedir.
Sorunun her iki öncülü de bu ilkeyi desteklemektedir.
Sarmal yaklaşım konuların yeri geldikçe
tekrarlandığı, konuların kendi içinde ve
birbirleriyle ardışıklık ilişkisinin bulunduğu
bir yaklaşımdır. Önceki öğrenilenler tekrar
edilirken konuların kapsamı genişletilir ve
bu genişleyen kapsam bu tekrarın üzerine
kurutulur.
A B C D E
50.
Kahraman bakış açısında anlatıcı kahramanlardan biridir. Anlatıcı her zaman kendi
yaşadıklarını, bildiklerini, duyduklarını ve
hissettiklerini öne çıkarır. Kahraman anlatıcı kendi dil ve üslubunu kullanır ve birinci
tekil ağzıyla konuşur.
A B C D E
Diğer sayfaya geçiniz.
Download

TG – 4 - İhtiyaç Yayıncılık