DİVAN EDEBİYATI
Divan edebiyatı Türklerin İslam dinini benimsemelerinden sonra ortaya çıkan yazılı
edebiyattır. Arap ve Fars edebiyatının etkisi altında gelişmiştir. Bu etki Arapça ve
Farsça sözcüklerin Türkçeye girmesinin yanı sıra, bu dillerin anlatım biçimlerinin
benimsenmesiyle de kendini gösterir. Divan edebiyatı denmesinin nedeni, şairlerin
şiirlerini divan denen el yazması kitaplarda toplamış olmalarıdır. Kur ’an-ı Kerim’in
Arapça olmasından dolayı pek çok toplumun kültür dili değişime uğradı. İranlılar,
9.yüzyılda edebiyat ürünlerini, Yeni Farsça diye adlandırılan bir dille vermeye
başladılar. İran edebiyatının ürünlerinden Türk edebiyatı büyük ölçüde
etkilenmiştir.
Öte yandan Anadolu’da kurulan Türk devletleri, resmi yazışma dili olarak
Arapça ve Farsçayı kullandılar. Bu durum edebiyat dilinin değişmesine yol açtı.
Özellikle saray çevresindeki şairler ve yazarlar, yapıtlarını Arapça ve Farsça
yazmaya başladılar. Osmanlı devleti döneminde Arapça ve Farsça ’nın yoğun
etkisinde kalmış olan Osmanlıca dili divan edebiyatında kullanılan ana dildir.
Divan edebiyatı ‘’ saray-medrese-konak ‘’ çevresinde toplanan aydın bir
topluluğun edebiyatıdır. Divan Edebiyatı’na ‘’ Yüksek Zümre Edebiyatı ‘’ , ‘’Havas
Edebiyatı ‘’ , ‘’Klasik Türk Edebiyatı ‘’ gibi isimlerde verilir.
DİVAN EDEBİYATI’NIN GENEL ÖZELLİKLERİ








Bu edebiyat temelde bir nazım edebiyatıdır.
Şiirde aruz ölçüsü kullanılmıştır.
Asıl konu sevgili, tema ise aşktır. Bunlar soyut olarak işlenir, gerçek
yaşamla pek ilgileri yoktur. Genellikle aşk, şarap, ölüm, övgü, yergi,
tabiat ve tasavvuf gibi konular işlenir.
Şiirler, aralarında konu birliği bulunmayan ve her biri bağımsız bir söz
olan beyit birimiyle yazılmıştır. Ayrıca nazım birimi olarak dörtlüğün
kullanıldığı şiir türleri de vardır.
Tüm şairlerin ortak kullandıkları, mazmun denilen klişeleşmiş,
kalıplaşmış sözler kullanılır.
Dil süslü ve sanatlıdır. Arapça, Farsça kelime ve tamlamalar sıkça
kullanılır.
Söz sanatlarına fazlaca yer verilmiştir.
Divan edebiyatında düzyazı türleri azdır. Tarih, tezkire, seyahatname,
münşeat türlerinde eserler verilmiştir.








Gazel, kaside, mesnevi, rubai gibi Arap ve Fars edebiyatından alınan
nazım şekilleri kullanılmıştır. Bunun yanında tuyuğ ve şarkı gibi divan
edebiyatına Türklerin kazandırdığı nazım biçimleri vardır.
Şiirde konu bütünlüğü aranmaz, beyit bütünlüğü önemlidir. Konu her
beyitte tamamlanır. Parça güzelliği, bütün güzelliğinden önemlidir.
Anlamdan çok söyleyişe önem verilir. Ne söylendiği değil, nasıl söylendiği
önemlidir. Kafiye göz içindir ve çok önemlidir. Divan edebiyatında
genellikle zengin kafiye kullanılır.
Konu bütünlüğü olmadığı için şiirlere başlık konulmaz. Her şiir redifiyle
ve türünün adıyla anılır.
Divan edebiyatı, insanın iç dünyasına yönelik, soyut ve kitabi bir
edebiyattır. Şiirde gözlemden daha çok hayallere yer verilir.
Yaşamdan kopuktur, günlük hayata pek yer verilmez.
Özgün değildir, taklitçidir. Arap ve Fars edebiyatlarının etkisinde
gelişmiştir.
Divan edebiyatı, İslamiyet’in gölgesinde gelişen bir edebiyattır. Tasavvuf,
bu sebeple en çok işlenen konulardandır.
DİVAN ŞİİRİ’NİN KONULARI ve ÖZELLİKLERİ
Aşk teması divan şiirinin merkezini oluşturur. Divan edebiyatı eserlerinde
aşk-âşık-maşuk kalıbı her daim bulunur. Aşk uzlaşımsaldır; yani temel
özellikleri hiç değişmez. Mesela bütün aşklar tek yanlıdır, âşık hep sever, acı
çeker, hiçbir karşılık görmez, her zaman ondan ayrı kalışını dile getirir;
ayrıca rakipleri de vardır. Sevgili ise hemen her zaman aşığa ilgisiz davranır,
onu tanımamazlıktan gelir. Sevgili(maşuk) hep bir sultan, efendi, sahip
kimliğinde gösterilir. Sevgili şah, âşık ise kuldur. Divan şiirinde betimlenen
sevgili tipi de tektir ve değişmez. Bütün divan şairleri farklı çağrışımlara yol
açabilecek mazmunlar kullansalar da, gerçekte tek bir tip sevgili imajı
çizerler. Bu geleneksel sevgili tipinin boyu selvi gibi uzun, beli ince, saçları
uzun ve siyah, yanakları gül kırmızısı, gözleri siyah, bakışları kılıç gibi
keskin, ok gibi yaralayıcıdır. Divan şiirinde bütün şairlerin kullandığı bu tür
benzetmelere ‘’ mazmun ‘’ denir. Bu mazmunları yerli yerinde ve başarılı bir
biçimde kullananlar başarılı şair sayılırdı.
Divan şiirinde aşk iki türlü işlenmiştir. Dünyevi aşk ve ilahi aşk . Aşk konusu
ozanın dünya görüşüne koşut olarak anlam kazanırdı (ilahi aşk). Tasavvuf
yoluna giren ozan için amaç mutlak güzellik olan Tanrı’ya kavuşmaktır. Bu da
ancak maddeden sıyrılıp benliği yitirmek ve dervişlik yoluna girmekle olur. İlahi
aşk; maddi aşkla başlar. Dünya üstündeki bir güzele aşık olan ozan , dünyanın
güzelliklerine aşık olan o zaman, bu durumu soyutlama yoluyla ilahi aşka
dönüştürür ve Tanrı’nın benliğine kavuşmaya çalışırdı.
Yaşamdaki güzellikler ve güzelliğiyle simgeleşen kadın, divan şiirinde önemli
yer tutar. Dünya nimetlerine bağlı divan edebiyatı ozanları, bu nimetlerden zevk
alarak yararlanmasını bilmişledir. Söz konusu ozanlar için kadınlar tapılacak
biridir; güzelliğiyle büyüler, zaman zaman ilgi gösterip zaman zaman
rakipleriyle gönül eğlendirerek aşığını üzer. Aşık sürekli bir üzüntü içinde
kıvranıp durur, daha doğrusu platonik aşkın girdabında boğulacak gibi olur ve
kadının benliğine kavuşmaya çalışırdı.
Divan şiirinde yaygın işlenen konulardan biri de doğadır. Ama doğa, şairin
hünerini göstermesi için bir araçtır. Çünkü şair, doğayı kendisinin gördüğü gibi
değil, önceki usta şairlerin gözüyle yansıtır. Doğa, daha çok kasidelerin ve
mesnevilerin konusu olmuştur.
DİVAN EDEBİYATI NAZIM ŞEKİLLERİ
Nazım Birimi Beyit Olanlar
1.GAZEL:

Güzellikten, aşktan ve aşk yüzünden çekilen acılardan, içkiden söz eden şiirlerdir.

Türk edebiyatına İran edebiyatından girmiştir.

Gazelin ilk beyitine matla, son beyitine makta denir.

En güzel beyitine beytü’l gazel ya da şah beyit denir.

Son beyitte şairin mahlası yer alır.

Gazelin beyitleri arasında konu birliği bulunma şartı yoktur. Eğer gazelin bütün
beyitlerinde aynı konu işleniyorsa buna yek-ahenk gazel denir. Bütün beyitleri
aynı söyleyiş güzelliğine sahipse buna yek-avaz gazel denir.

Beyit sayısı 5 - 15 beyit arasındadır, ilk beyit kendi arasında kafiyelidir. Sonraki
beyitlerde ilk dize serbest, ikinci dize birinci beyitle kafiyelidir.
Kafiye düzeni: aa, ba, ca, da … şeklindedir.

Fuzuli, Baki, Nedim bu alanın tanınmış şairlerindendir. Çağdaş edebiyatımızda
Yahya Kemal gazel tarzını yeni bir anlayışla kullanmıştır. Gazelin konu
bakımından halk edebiyatındaki benzeri , ‘’ koşma ‘’ sayılabilir.

Musammat Gazel: Gazelde, dize sonlarındaki uyaklardan başka, ortalarında da
uyaklar görülür. Bu tür gazellere ‘’ musammat gazel ‘’ adı verilir.
Fuzuli rind-i şeydadır hemişe halka rüsvadır
Sorun kim bu ne sevdadır bu sevdadan usanmaz mı
2.KASİDE:

Din ve devlet büyüklerini övmek amacıyla belirli kurallar içinde yazılan uzun
şiirlere denir.

İlk beyitine matla, son beyitine makta denir.

Şairin mahlasının bulunduğu beyite taç beyit denir.

En az 33, en çok 99 beyit olur.
Kaside belli bölümler haline yazılır. Bunlar;

Nesip (Tesbib) Bölümü: Bahar mevsimi,kış manzaraları betimlenir ya da
kurban ve ramazan bayramı anlatılır.

Girizgah Bölümü: Nesib bölümünden asıl konuya geçişi ifade eden bir veya
birkaç beyittir. Nükteli, ince sözler söylenir.

Mehdiye Bölümü: Bu bölümde şair, kimi övecekse, onun yüceliklerini sıralar.

Fahriye Bölümü: Şair burada kendini ve şiiri över.

Tegazzül Bölümü: Şair bu bölümde kasideyle aynı ölçüde bir gazel yazar.

Dua Bölümü: Methedilen kişi için dua edilir,iyi dileklerde bulunulur.
Kasideler nesib bölümlerinde işlenen konulara göre; bahariye (bahar), iydiye
(bayram), ramazaniye, şitaiyye (kış), sayfiye (yaz); rediflerine göre; su kasidesi,
güneş kasidesi gibi isimler alır.
Kasidenin Konularına Göre Adlandırılması:






Tevhid: Allah’ın birliğini anlatan kasidelerdir.
Münacat: Allah’a yalvarıp, yakarmak için yazılan kasidelerdir.
Naat: peygamberimizi övmek için yazılan kasidelerdir.
Methiye: Padişahları, vezirleri ve devrin ileri gelenlerini övmek için
yazılan kasidelerdir.
Mersiye: Devlet büyüklerinin ölümünden duyulan üzüntüleri anlatan
kasidelerdir.
Hicviye: Bir kimseyi yermek amacıyla yazılan şiirlere denir.
3.MESNEVİ:








Öğüt verici bir olayı anlatan uzun şiirlerdir.
Bu şiirlerde savaş, aşk, tarihi olaylar, din ve tasavvuf konularıyla birlikte,
çeşitli toplumsal konular da işlenir.
Mesneviler Divan edebiyatında bir bakıma günümüzdeki roman ve
hikayenin yerini tutar.
Beyit sayısı ve konu bakımından sınırsızdır.
Her beyit kendi arasında kafiyelidir.
Kafiye düzeni: aa, bb, cc, dd …şeklindedir.
Aruzun kısa kalıplarıyla yazılır.
Beş mesnevinin bir araya gelmesiyle hamse oluşur.
Mevlana’nın mesnevisi yaklaşık 25.700 beyitten oluşmuştur. Ünlü İran
şairi Firdevsi’nin Şehname’si ise yaklaşık 60.000 beyittir.
Süleyman Çelebi’nin Mevlid’i, Şeyhi’nin Harname’si, Nabi’nin
Hayrabat’ı, Fuzuli’nin Leyla ile Mecnun’u, Şeyh Galip’in Hüsn-ü Aşk’ı
edebiyatımızda ünlü mesnevi örnekleridir.
4.KIT’A:

Belli bir uyak düzeniyle yazılmış olan, dizeleri arasında ölçü
birliği bulunan, herhangi bir düşünce ya da duyguyu en az
ikiden başlamak üzere, en çok on altı beyitte anlatan nazım
biçimine denir.
Gazelden farklı olarak matla beyiti bulunmaz.
xa, xa, xa … şeklinde kafiyelenir.

Daha çok toplumsal ve felsefi düşünceler anlatılır.


5.MÜSTEZAT:

Bir uzun bir kısa dizeden oluşan nazım şeklidir.
Kısa dizelere ziyade denir.
Aruzun bir tek kalıbıyla yazılır.

Kafiyelenişi gazel gibidir. Konu olarak gazelle aynıdır.


Nazım Birimi Dörtlük Olanlar
1. RUBAİ:
 Dört dizelik bir nazım şeklidir.
 Kafiye düzeni aaxa şeklindedir.
 Şarap, dünyanın türlü nimetlerinden yararlanma, hayatın
anlamı ve hayat felsefesi, ölüm gibi konular işlenir.
 Kendine özgü 24 kalıbı vardır.
 İranlılara aittir. Rubainin en büyük şairi, İranlı Ömer
Hayyam’dır.
 Türkçe rubailerin en güzel örneklerini Yahya Kemal
vermiştir.
2.TUYUĞ:
 Dört dizelik nazım şeklidir.
 Kafiye düzeni aaxa şeklindedir.
 Aruzun sadece Failatün, Failatün, Failün kalıbıyla yazılır.
 Konu sınırlaması yoktur.
 En çok aşk, onun yüzünden çekilen acılar ve şarap için
söylenmiştir.
 Divan edebiyatına Türklerin kazandırdığı bir nazım şeklidir.
 Kadı Burhaneddin, Ali Şir Nevai, Nesimi tuyuğlarıyla
ünlenmiş şairlerimizdendir.
3.ŞARKI:
 Besteyle okunmak için yazılan dörder dizelik bentlerden
oluşan nazım biçimidir.
 Dörtlük sayısı 3-5 arasındadır.
 Birinci dörtlükte 2. ve 4. , diğer dörtlüklerde ise 4. dize
tekrarlanır. Bu dizelere nakarat denir.
 Kafiye örgüsü abab, cccb, dddb … şeklindedir.
 Türklerin kazandırdığı nazım biçimidir.
 Günlük hayat, aşk, sevgi gibi konular işlenir.
 Nedim şarkı türünün en önemli ismidir.
4.MURABBA:
 Dört dizelik kıtalardan oluşur.
 Kafiyelenişi aaaa, bbba, ccca … şeklindedir.
 Genellikle felsefi konular ve aşk işlenir.
 Tanzimat edebiyatında Namık Kemal murabba örnekleri
vermiştir.
Nazım Birimi Bent Olanlar







1.TERKİB-İ BENT:
Her bent 5 ya da 10 beyitten oluşur.
Bentler birbirine vasıta beyitlerle bağlanır.
Gazeldeki gibi kafiyelenir.
Talihten, hayattan şikayet, dini tasavvufi ve felsefi
düşünceler anlatılır.
Terkib-i bentlerde her bentten sonra vasıta beyiti değişir.
En ünlü ismi Bağdatlı Ruhi’dir.
2.TERCİ-İ BENT:

Biçim ve uyak yönünden terkib-i bente benzer.

Terkib-i bentte değişen vasıta beyiti terci-i bentte değişmez, aynen
tekrar edilir.

Vasıta beyitinin aynen tekrarlanması bütün bentlerde aynı konuyu
işlemeyi zorunlu kılar.

Felsefi konular, Allah’ın kudreti, kainatın sırları, tabiatın zıtlıkları gibi
konular işlenir.

En ünlü şairi Tanzimat şairi Ziya Paşa’dır.
DİVAN EDEBİYATINDA NESİR
Divan edebiyatında nesir dili ve üslubu bakımından üç ayrı bölümde ele
alınabilir;

Sade Nesir: Halk için, sade bir dille yazılan eserlerden oluşur. Temelde
konuşma dili niteliğini kaybetmiştir. Genel olarak tefsir ve hadis
kitapları, din ve tasavvuf konularında yazılanlarla, tarih menakıpname
ve destan niteliği taşıyan eserler bu türdendir. Katip Çelebi’nin bazı
eserleriyle Evliya Çelebi’nin Seyahatname’si buna örnek gösterilebilir.

Süslü Nesir: Ustalık, hüner ve marifet göstermek amacıyla, yabancı
kelime ve tamlamalarla yüklü ‘seci’lerin kullanıldığı, söz sanatlarıyla
dolu, bağlaçlarla uzayıp giden cümlelerle örülmüş, güç anlaşılır bir
nesirdir. Özellikle dil yönüyle halktan tamamıyla kopmuştur. Veysi ve
Nergisi süslü nesir yazarlarımızdandır. Divan edebiyatında nesir
türünün karşılığı olarak ‘’ İnşa ‘’sözü kullanılır. Süslü nesir türündeki
yazılara ve süslü nesir örneklerinden oluşan kitaplara ‘’münşeat’’ adı
verilir.

Orta Nesir: Halkın konuştuğu dilden ayrılmış, yer yer süslü
nesrin nitaliklerini taşımakla beraber; anlatmak istediğini,
anlaşılır bir şekilde ortaya koyan nesirdir. Öğretici bir amacı
olan, bilim ve kültür konularında yazılmış eserlerin çoğu orta
nesir özelliği taşır. Özellikle tarih, gezi, coğrafya ve din kitapları
bu türde yazılmıştır.
Divan Edebiyatında Düzyazı Türleri

Münşeat: Değişik konularda yazılan düzyazı biçimindeki ürünlerin ya da
mektupların toplandığı kitaplara verilen genel addır. Divan edebiyatında
sanatlı bir söyleyişle yazılan düzyazıya ‘’ inşa ‘’, düzyazı yazarına da ‘’
münşi ‘’ denir.

Tarih: Resmi niteliği olmayan bir türdür. ‘’ Vakayiname ‘’ Osmanlı
Devleti’nin resmi tarihidir. Tarih yazana ‘’ müverih ‘’, vakayiname
yazana da ‘’ vakanüvis‘’ denir.

Seyahatname (Gezi Yazısı): gezilip görülen yerlerin anlatıldığı
seyahatnamenin en iyi örneği Evliya Çelebi’nin 10 ciltlik Seyahatname
adlı eseridir.

Sefaretname: Osmanlı elçilerinin bulundukları ülkelere ait bilgileri veren
yapıtlara verilen addır. Yirmi sekiz Mehmet Çelebi Efendi’nin ‘’Paris
Sefaretnamesi ‘’ adlı yapıtı ünlüdür.

Velayetname: Velilerin (ermişlerin) hayatının anlatıldığı eserlerdir.

Siyer: Hz. Muhammed’in konu edildiği eserdir.

Surname: Düğün, ziyafet ve şenlikleri tasvir eden hem düzyazı hem de
manzum olarak yazılan eserlerdir.

Tezkire: Edebiyat tarihi veya biyografinin divan edebiyatındaki
karşılığıdır.
DİVAN EDEBİYATI NESİR YAZARLARI
15.YÜZYIL



Sehi Bey : Heşt Behist (Anadolu’daki İlk Tezkiredir.)
Sinan Paşa (1440-1486) : Süslü ve sanatlı bir dil kullanmıştır.
Türkçe hiç yoktur. Tazarruname en önemli eseridir.
Maarifname(Nasihatname), Tezkiretü’l Evliya (Evliyalar
Tezkiresi), Tezkiretü’l Embiya(Peygamberler Tezkiresi) adlı
eserleri vardır.
Mercimek Ahmet: Kabusnâme (Sade nesirdir.)
17.YÜZYIL



Katip Çelebi (1609-1657) : Bilime değer veren yazar ve düşünürlerimizdendir.
Arapça yazdığı ‘’Keşfü’z Zünun‘’ adlı eserinde, birçok bilim ve eser hakkında
bilgi verir. Tarih alanında ‘’ Fezleke ‘’, coğrafya alanında ‘’ Cihannüma ‘’,
denizcilik alanında ‘’ Tuhfetü’l Kibar fi Esfarü’l Bihar ‘’ (büyük fetihler ve
denizler seferi) adlı eserleri vardır. Toplumla ilgili konularda yazdığı ‘’ Mizanü’l
Hak ‘’ (hak terazisi) önemli eserlerindendir.
Evliya Çelebi (1611-1682) : Gezilerine İstanbul’u dolaşarak başlamış, bazı
görevlerle Anadolu’yu, komşu ülkeleri; Kuzey Afrika ve Avrupa’ya kadar birçok
yeri gezmiştir. 50 yılı aşan gezilerini izlenimleriyle birlikte Seyahatname adlı 10
ciltlik eserinde anlatır.Seyahatname adlı eserinde söyleyeceklerini çoğunlukla
açık, anlaşılır; ama mübalağalı bir anlatımla hikaye etmiştir.
Naima: Naima Tarihi adlı eseri vardır
18.YÜZYIL

Yirmi Sekiz Mehmet Çelebi : Sefaretname adlı eseri vardır.
DİVAN EDEBİYATI SANATÇILARI
13.YÜZYIL




Hoca Dehhani : Horasan Türklerindendir. 13.yy’da yaşamıştır.
Anadolu’da, İran edebiyatı etkisiyle din dışı şiirler yazmıştır. Divan
edebiyatının ilk şairi olarak kabul edilir. Şiirlerinin en önemli teması
aşktır. Farsça bir Selçuk Şehnamesi yazdığı söylenir.
Şeyyad Hamza : Anadolu’daki ilk Yusuf u Züleyha ona aittir.
Ahmet Fakih : Çarhname adlı eseri vardır.
Sultan Veled : Mevlana’nın oğlu ve Mevlevilik tarikatının kurucusudur.
Üç ayrı divanı vardır.
!!! NOT : 13.yy’da Anadolu’da Şeyyah Hamza, Ahmet Fakih ve Sultan
Veled dini konularda eser yazmışlardır.
14.YÜZYIL




Seyyid Nesimi : Eserlerinde Azeri Türkçesini kullanmıştır. Tasavvuf
alanında şiirler yazmıştır. Dili oldukça sadedir. Şiirleri son derece liriktir.
Divanı vardır. Gazel ve tuyuğlarıyla tanınır. Bağdat’ta derisi yüzülerek
öldürülmüştür.
Ahmedi : Din dışı konularda şiirler yazmıştır. Şiirleri liriktir.
İskendername adlı mesnevisi önemlidir. Cemşid-i Hurşid adlı mesnevisi
vardır.
Kadı Burhaneddin : Tuyuğ nazım şeklini bulan ve uygulayan kişidir. Din
dışı konularda yazmıştır. Gülşehri, Mantıku’t Tayr, Felekname adlı
eserleri vardır.
Aşık Paşa : Garipname adlı eseri vardır.
15.YÜZYIL


Ali Şir Nevai (1441-1501) : Büyük bir devlet adamı ve büyük bir
edebiyatçıdır. Türkçenin güzelliklerini görerek onun Farsçadan daha
zengin olduğunu ilk söyleyen dilcimizdir. Türk dil kurumunu kurmaya
çalışmış ve bu amaçla şiirleri vardır. Muhakemetü’l Lügateyn adlı
eserinde Türkçeyle Farsçayı karşılaştırarak, Türkçe’nin daha üstün bir
dil olduğunu söyler. Çağatay sahasında yaşamış ve Çağatay lehçesini
kullanmıştır. İlk hamse sahibidir. Edebiyatımızın ilk şairler tezkiresi olan
Mecalisü’n Nefais adlı eseri vardır. Garaibü’s Sıgar (küçüklüğün
gariplikleri), Bedayiül Vasat (orta yaşlılığın güzellikleri), Nevadirü’s
Şebab (gençliğin şenlikleri) ve Fevaidü’l Kiber (yaşlılığın faydaları)
adlarıyla bilinen dört divanı vardır.
Eserleri: Mahzenü’l Esrar (sırlar hazinesi), Mantıkut Tayr (kuşların dili),
Mizanü’l Evzan (vezinlerin terazisi)
Şeyhi (1371-1431) : Germiyan’da, Osmanlı saraylarında bulunmuş, devlet
büyüklerine kasideler sunmuştur. Padişahtan aldığı tımarın verilmemesi
üzerine, Harname’yi yazdığı 2.Murat’a sunduğu söylenir. Hüsrev-ü Şirin
adlı mesnevisi vardır.
16.YÜZYIL


Fuzuli (1495-1556) : Divan edebiyatının en büyük şairi sayılır. Kerbela’da
yaşamıştır. Türbedarlık yapmış, iyi bir eğitim görmüştür. Şiirlerini Azeri
Türkçesi ile yazmıştır. Dönemine göre dili sadedir. Gazel şairi olarak
şöhret kazanmıştır. Şiiri bir ilim işi olarak görür. İlimsiz şiiri temasız
duvara benzetir. Şiirlerine başta tasavvufa önem verir. Diğer bir konuda
aşktır. En önemli eserlerinden biri Leyla ile Mecnun mesnevisidir. Fuzuli
bu mesneviyi, İranlı şair Genceli Nizami’nin aynı konuda yazdığı eserine
nazire olarak yazmıştır. Arapça, Farsça ve Türkçe üç divanı vardır. Beng
ü Bade (esrar ve şarap), Sakiname, Şah ü Geda (şah ve kul) gibi
mesnevileriyle 134 beyitlik Enisü’l Kalb (gönül dostu) adlı bir kasidesi
vardır. Düzyazı türünde yazdığı Şikayetname adlı mektup ve Hadikatü’s
Süreda gibi eserleri vardır.
Baki (1526-1600) : İyi bir medrese eğitimi görmüş ve çeşitli medreselerde
müderrislik yapmıştır. Kadılık görevlerinde bulunmuştur. Hayatı
boyunca Şeyhülislam olmak istemiş ama olamamıştır. Hiç dini şiir
yazmamıştır. Aşk, tabiat ve devrinin ihtişamı şiirlerinde yer alan başlıca
konulardır. Gazel türünün tanınmış şairlerindendir. Dili kullanmada
başarılıdır. Ahenkli, akıcı, zevkli bir dili vardır. Söz sanatlarını başarıyla
kullanmıştır. Sultanüş Şuara (şairler sultanı) olarak bilinir. En önemli
eseri Divan’ıdır. Divanında yer alan Kanuni Mersiyesi çok ünlüdür. Nesir
türünde Fezail-i Mekke adlı eseri vardır.




Zati : Divan edebiyatının gelmiş geçmiş en fazla gazeline sahip olan
şairdir. 3 divanı gazellerle doludur.
Muhibbi (Kanuni Sultan Süleyman) : En çok gazeli olan 2. şairdir.
Taşlıcalı Yahya : Yusuf u Züleyha, Şah u Geda adlı eserleri vardır.
Hamse sahibidir.
Bağdatlı Ruhi : Divanındaki 17 bentlik hicivleriyle tanınır.
17.YÜZYIL


Nef’i (1582-1636) : Asıl adı Ömer Nef’i Erzurumludur. Çok ağır bir dili
vardır. Süslü ve sanatlıdır. Padişahlara ve ileri gelenlere yazdığı
kasideleri ve hicivleriyle tanınır. Ölçüsüz bir şairdir. Övdüğünü göklere
çıkarır, kötülediğini yerin dibine sokar. Hicivlerini Siham-ı Kaza adlı
eserinde toplamıştır. Din dışı konularda yazdığı şiirlere gurur ve gösterişli
bir ses getirmiştir. Divan’ı vardır. Sadrazam Bayram Paşa’ya yazdığı
hicivleri nedeniyle boğularak öldürülmüştür.
Nabi (1642-1712) : Toplum düzensizliklerini, hayatın kişiyi kötülüklere
götüren yönlerini göstermeye çalışmış, din ve töreyle ilgili öğütler
vermiştir. Şiirlerinde hikmetli sözlere, atasözlerine yer vermiştir. Dili
akıcıdır. Didaktik bir şairdir. Hayriye ve Hayrabat adlı iki didaktik
mesnevisi; gezi notlarını içine alan Tuhfetü’l Haremeyn (Kutsal
Şehirlerden Hikayeler), mektuplarını topladığı Münşeat adlı kitapları
vardır.
18.YÜZYIL


Nedim (1681-1730) : Lale Devrini yaşamış ve şiirlerinde yansıtmıştır.
Şiirlerindeki zevk, sefa, eğlence, nükte, musiki bir aradadır. Şiirde
inceliğe büyük önem vermiştir. Divan edebiyatının katı kurallarına karşı
çıkmış, kendine özgü bir dil kullanmıştır. Edebiyatımızda ‘’Mahallileşme
Cereyanı‘’ Nedim’le başlamıştır. Dili açık, yalın, ahenklidir. İstanbul
Türkçesini şiire getirmiştir. Şarkı nazım şeklini buldu ve kullandı.
Divan’ında hece vezniyle yazdığı bir de türkü vardır. Şiirde İstanbul ‘un
mesire yerlerini anlatır. Dini konulara hiç yer vermemiştir.
Şeyh Galip (1757-1799) : Divan edebiyatının son büyük şairidir. Galata
Mevlevihanesi’nin şeyhidir, mutasavvıfıdır. Süslü ve çeşitli söz sanatları
ile yüklü, ağır bir dili vardır. Sebk-i Hindi adı verilen üslubun
edebiyatımızdaki temsilcisidir. Düşünce ve tasvirlerle örülü yoğun bir
hayal gücü vardır. Şiirlerinde musiki oldukça önemlidir. Başlıca eserleri
Divan’ı ve Nabi’ye nazire olarak yazdığı tasavvufi bir eser olan Hüsn-ü
Aşk isimli mesnevisidir.
Download

divan edebiyatı