EFSANE RÖPORTAJLAR
Fiyatı 25 Kr
www.yedigungazetesi.com
10 Şubat 2015 Salı
Bahçeli’nin nefesi
Erdoğan’ın
Prof. Dr. Doğu Ergil’in yanıtıyla…
‘Liderlik Enstitüsü’ne
İHTİYAÇ VAR MI?
ensesinde!
“Siyaset satranç gibi
mi, poker gibi mi
olmalı?” sorusunu
yanıtlayan Prof. Doğu
Ergil, “Siyaset pokere
benzememeli. Siyaset
satranca benzemelidir
ve açıkta olmalıdır”
diyor. Siyasete dair
yanıtladığı bir başka
ilginç soru da şu:
“Türkiye'nin bir liderlik enstitüsüne ihtiyacı
var mı?” Yanıtı
röportajda…
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, mitinglerinde doğrudan Cumhurbaşkanı Recep
Tayyip Erdoğan’ı hedef almaya başladı.
Bahçeli, partisince Kırşehir Cacabey
Meydanı'nda düzenlenen "Nefesimiz
Ensenizde Olacaktır" temalı açık hava
toplantısında yaptığı konuşmada,
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı çok sert ifadelerle eleştirdi.
Devlet Bahçeli şunları söyledi: “Biz daha
önce Erdoğan nerede miting yaparsa
orada olacağımızı, aynısıyla cevap vereceğimizi ve karşı duracağımızı söylemiştik.
Meydanın boş olmadığını kararlılıkla vurgulamıştık. Erdoğan'ın kanunsuz, hukuksuz ve
despot uygulamalarını yanına bırakmayacağımızı, Türkiye'nin iflasına sessiz kalamayacağımızı ilan etmiştik. Bu itibarla
madem Erdoğan buraya kadar gelip AKP
lehine kule nöbetçiliğini, ileri karakol vazifesini Cumhurbaşkanlığı makamına yakıştırmış o zaman bize düşen de buna cevap
vermektir. Erdoğan nerede olursa olsun,
siyasi propagandaya nerede tevessül ederse etsin nefesimiz ensenizdedir."
HABERİ 12. SAYFADA
Kendi ifadesiyle
“Kimsenin kritik
anlamda eleştirisel bir
gözle yazmadığı bir
dönemde”; ‘Terör ve
Şiddetin Kökenleri’ni,
‘Kürt Sorunu’nu yazan
ve o kanlı süreçte kimsenin sormadığı o basit
soruyu soran ve ‘niye’
diyen Prof. Dr. Doğu
Ergil, Efsane
Güzeldereli’nin sorularına çarpıcı
yanıtlar verdi.
Özerklik uygun mu?
“Kobani'nin IŞİD'in kontrolünden çıkması, Büyük
Kürdistan hayalini diri mi tutuyor?” bölgesel hatta
küresel bir soruna dönüşen bu sorunun içeriği çok
yönlü değerlendirmeye muhtaç… Peki, “Öcalan
serbest bırakılmalı mı?”Ergil’in, “Bu soru o kadar
duygusal bir soru ki…” deyip bitirdiğini sanmayın;
yanıtı röportajda olacak elbette… “Özerkliğin
Türkiye'ye uygun olduğunu düşünüyor mu?” Bu
soruyu da ayrıntılı biçimde yanıtladı Doğu Ergil.
SİSİ’NİN GÖZÜ
Siyaset
bahçesinin
tartışılan
‘Fidan’ı!
HABERİ 12’DE
şeyhlerin parasında
“Çözüm sürecinin ne olduğunu biliyor musunuz” sorusu için,
“Kimse bilmiyor” diyen Ergil, “Terörist bir örgüt, sizin
muhatabınız olamaz” vurgusu yapıyor.
Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah
es-Sisi'ye ait olduğu öne sürülen
ve savunma bakanlığı döneminde üst
düzey yetkililer arasında geçtiği iddia
edilen ses kaydı yayınlandı. Sisi,
Körfez ülkelerinden para talep etme
konusunun görüşüldüğü iddia edilen
ses kaydında, söz konusu ülkelerin
yöneticilerin mal varlığına ilişkin göndermelerde bulunuluyor. 12’DE
Genel anlamda Kürt siyaseti silahsızlanır mı?Ergil’in değerlendirmesi şöyle: “Kürt meselesi, artık bir Kürt meselesi
olmaktan çıkmış, tamamı ile bir Ortadoğu meselesi olmuştur ve
Kürtler şu anda varlıklarını korumak, özgürlüklerini elde etmek,
kendilerini yönetmek için verdikleri mücadelede, bütün Ortadoğu
sahnesinde silah filan bırakamazlar.”
HERKES SOKAKTA!
‘Smith’
sarayı!
Müzik dünyasının
saygın ödülleri
arasında bulunan ve bu
yıl 57'ncisi düzenlenen
Grammy ödülleri sahiplerini buldu. Ödül törenine, yılın en iyi yeni
sanatçısı, şarkısı ve
kaydı ile en iyi pop vokal
albümü dallarında ödül
alan 23 yaşındaki İngiliz
sanatçı Sam Smith
damga vurdu. 8’DE
Fehmi Koru
Mısır'ın çeşitli kentlerinde cuma
namazının ardından, darbe karşıtı
gösterilerin yanında, Cumhurbaşkanı
Abdulfettah Sisi'ye "terörle
mücadele için yetki" gösterileri de
düzenlendi. Darbeyi Ret ve
Meşruiyete Destek için Ulusal
İttifak'ın gösteri çağrılarının yanında,
rejime bağlı bazı medya kuruluşlarında geçen, "terörle mücadele için
Mısır'ın kuzeyindeki İskenderiye kentinde cuma namazının
Cumhurbaşkanı Abdulfettah Sisi'ye
ardından toplanan bir grup, Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi'ye
yetki" desteği gösterileri aynı anda
"terörle mücadele için yetki" gösterisi düzenlerken; gösteride elinde
gerçekleştirildi.
Kuran-ı Kerim ve Haç tutan bir gösterici dikkat çekti.
3. Sayfada
Türkçe Bakış
9. Sayfada
Hayrettin İvgin
M.Nuri Parmaksız
Hayata ve
Aşka dair
8. Sayfada
Bir dönem çok yazılıp çizildiği gibi, “Doğu Ergil CIA
ajanı mı?”, yaptığı çalışmalar yüzünden “Tehdit ya
da tehditler aldı mı?” kendisi yanıtlıyor.
‘uyuşturucuya hayır afişleri’
Prof.Dr. Nurullah Çetin
8. Sayfada
CIA ajanı mı?
ANKARA SOKAKLARINDA
Müzeyyen’i de
kaybettik...
Kültürel Boyut
Prof. Dr. DOĞU ERGİL
"Uyuşturucuya Hayır" sloganlarını içeren afiş
ve posterler Ankara sokaklarını süslüyor
www.
gazetesi.com.tr
gazetemizi bu adresten
takip edebilirsiniz
AYRICA; Wikileaks belgelerinin doğruluğuna inanıyor mu?, Hukuk, neden hukukçulara bırakılamayacak kadar önemli?,
Türkiye'de hukukun bağımsız olduğuna
inanıyor mu?, Atatürk'e dil uzatan siyasileri
nasıl değerlendiriyor?, Siyaset ve din ne
kadar iç içe olmalı ve ülkemizde nasıl?,
Bugün seçim olsa AKP'nin tek başına iktidarda kalabileceğine inanıyor mu?... Ve
daha pek çok soru
ve sorunun karşılığı...
Ankara İl Milli Eğitim Müdürlüğü, uyuşturucuyla mücadele etmek için şehrin dört bir
yanındaki otobüs duraklarına, bilboardlara ve
liselere asılmak üzere "Uyuşturucuya Hayır" sloganlarını içeren afiş ve posterler hazırlattı.
Ankara İl Milli Eğitim Müdürü Bozkurt,
"Öğretmenlere ve velilere yönelik hazırlanan
Uyuşturucu Maddeler, Uyuşturucu Bağımlılığı ve
Önlemleri Kılavuzu da 500 bin basıldı, yakın
zamanda dağıtımına başlanacak" dedi. HABERİ
’ü
’dan
takip edebilirsiniz
Gazetemizi
https://www.
.com/YediGün-Gazetesi
Gazetemizi
https://www.
/yedigun.gazetesi
Efsane
GÜZELDERELİ’nin
röportajı
YARIN
YediGün’de
2
TV / MAGAZIN
SINEMA
10 Şubat 2015 Salı
Kainat güzeli Vega’ya
barışa katkı için çağrı
ANKARA - Kolombiya hükümetiyle
barış görüşmeleri yürüten Kolombiya
Devrimci Silahlı Güçleri (FARC), bu yıl
Kainat Güzeli seçilen Paulina Vega'ya
görüşmelere katılması çağrısında bulundu.
İngiliz yayın kurumu BBC'nin haberine göre, örgüt internet sitesinde yayımladığı açıklama aracılığıyla 22 yaşındaki
Vega'yı barış görüşmelerine davet etti.
Açıklamada, ''Paulina Vega'nın
Havana'ya gelme isteğini memnuniyetle
karşıladık. Barış müzakerelerine
katılarak bu arzumuzu hayata geçirmenizi dileriz'' ifadesi kullanıldı. Örgütün
bu teklifine Vega'dan henüz cevap
gelmedi. Paulina Vega, daha önceki bir
röportajında Kolombiya'da barışı
görmeyi çok istediğini söylemişti.
FARC ile hükümet arasındaki barış
görüşmeleri Kasım 2012'de Havana'da
başlamıştı. FARC, 20 Aralık'ta süresiz
ateşkes ilan etmiş ve hükümet güçlerinin gerillalarını hedef alması durumunda ateşkesin sona erebileceği
uyarısında bulunmuştu. Kolombiya
hükümeti, yaklaşık 50 yıldır silahlı
mücadele veren FARC'ın süresiz
ateşkes ilan etme kararına ihtiyatlı yaklaşmıştı.
Sol görüşlü FARC'ın hükümete karşı
1964'ten bu yana yürüttüğü silahlı
mücadelede 220 bin kişi yaşamını yitirmiş, 5 milyon kişi yerlerinden olmuştu.
(AA)
Vizyona
yeni
girecek
filmler
Özgürlük Yürüyüşü: Selma"
"En İyi Film" dalında Oscar, 4
dalda da "Altın Küre" adaylığı
bulunan "Özgürlük Yürüyüşü:
Selma" filmi, Martin Luther King
Jr'ın önderliğinde 1965 senesinde
yaşanan özgürlük yürüyüşünü
beyazperdeye taşıyor. Yönetmen
koltuğunda Ava DuVernay'ın
oturduğu İngiliz-ABD yapımı
filmin oyuncu kadrosunda David
Oyelowo, Carmen Ejogo, Tim
Roth'un yanı sıra Tom Wilkinson,
Oprah Winfrey, Martin Sheen,
Giovanni Ribisi gibi isimler yer
alıyor.
05:13İstiklal Marşı ve Günün
05:15 Ana Ocağı
06:40 1'de Sabah
09:001'de Bugün
09:15 Beni Böyle Sev
11:25 İyi Fikir
13:25 Ana Ocağı
15:00 Annem Söyler Ben
Yaparım
16:10 1'de Bugün
16:25 Seksenler
19:00 Ana Haber Bülteni
19:45 Spor
19:50 Hava Durumu
19:55 Filinta
23:00 Bak Hele Bak
00:00 Annem Söyler Ben
Yaparım
01:00 Beni Böyle Sev
02:35 Komiser Rex
06:10 Benim Annem Bir Melek
07:00 Kahvaltı Haberleri
10:00 Müge Anlı İle Tatlı Sert
13:00 Kızlar ve Anneleri
15:00 Alemin Kıralı
16:00 Zahide ile Yetiş Hayata
18:45 Atv Ana Haber
19:45 Kupa Günlüğü
20:30 Kayserispor - Fenerbahçe
22:30 Kim Milyoner
Olmak İster?
19:55 FİLİNTA
Televizyon tarihinin ilk Osmanlı
Polisiyesi olan Filinta, adalet, dostluk,
kardeşlik kavramlarını ortaya koyan
bir dizi. İlim irfan sahibi Kadılar,
adaletin kılıcını 600 yıl Devlet-i
Aliyye-i Osmaniye'de taşımış,
dünyanın en büyük imparatorluklarından olan Osmanlı İmparatorluğu’nun
yüzyıllar boyunca dirliğini sağlamış,
toplumda huzuru ihtisas etmişlerdir.
Filinta işte bu nedenle, Osmanlı’nın
temel gücü olan hukuka bir saygı
duruşudur. Hikaye Galata Kadısı
Gıyasettin Hatemi ve onun yetiştirdiği
Galata Amiri Filinta Mustafa ekseninde geçmektedir. Mustafa oldukça
zeki, maharetli, yakışıklı bir gençtir.
Kendisi gibi öksüz ve yetim olan en
yakın arkadaşı Ali ile birlikte zaptiye
olarak görev yapmaktadır.
‘Şarkıcı’ rekabetini
Farah Zeynep
Abdullah kazandı
İSTANBUL - Çağan Irmak’ın ‘Unutursam
Fısılda’ filminde pop yıldızı Ayperi’yi canlandıran Farah Zeynep Abdullah’ın ardından
Belçim Bilgin de şarkıcı Yasemin karakteriyle ‘Çalsın Sazlar’ filminde rol aldı.
Her iki oyuncu da filmlerinde kendi sesleriyle şarkı söyledi. Abdullah’ın seslendirdiği şarkılar CD halinde piyasaya çıktı.
Filmler kısa aralıklarla vizyona girdi ancak, gülen taraf Farah Zeynep Abdullah oldu.
‘Unutursam Fısılda’, 1 milyon 714 bin 86
kişi tarafından izlenirken, ‘Çalsın Sazlar’, 28
bin 44 kişide kalarak hayal kırıklığı yaşattı.
Belçim Bilgin daha önce de yakın arkadaşı Beren Saat ile aynı rekabeti yaşamıştı.
Her iki oyuncunun da görme engelli genç
kızı canlandırdığı filmler art arda vizyona
girmiş ve kazanan Beren Saat olmuştu.
Beren’in ‘Benim Dünyam’ filmi 1 milyon
382 bin 471, Belçim’in rol aldığı ‘Sadece
Sen’ filmi ise 470 bin 134 kişi tarafından izlenmişti.
"Jupiter Yükseliyor"
Şikago'nun sokaklarından,
uzak galaksilere uzanan
"Jupiter Yükseliyor"u "The
Matrix" Üçlemesinin
yaratıcıları Lana ve Andy
Wachowski yazıp yönetti.
Üç boyutlu bilim-kurgu
türündeki filmde başrol
oyuncuları Channing Tatum
ve Mila Kunis'e; Sean Bean,
Eddie Redmayne, Douglas
Booth, Tuppence Middleton,
Doona Bae, James D'Arcy
ve Tim Pigott-Smith gibi
isimler eşlik ediyor.
07:00 HER SABAH
08:45 2.SAYFA
10:40 DUDAKTAN KALBE
DİZİ-TEKRAR
12:30 ERKAN AKKUŞ İLE
ÖĞLE HABERLERİ
12:50 DERYA'NIN DÜNYASI
KADIN PROGRAMI-CANLI
15:00 DUDAKTAN KALBE
17:00 İKİNCİ BAHAR
18:15 EKİN OLCAYTO İLE
ANA HABER
19:45 YABANCI SİNEMA
SAVAŞ SANATI İHANET
21:30YABANCI
SİNEMA
23:30 HAYATIN RENGİ
01:20 YABANCI SİNEMA
TEKRAR
02:40 YABANCI SİNEMA
TEKRAR
04:10 DÜNYAYI GEZİYORUM
TEKRAR
05:10 BOKS GECESİ
05:40 Benim Hala
Umudum Var
06:45 Aşkın Bedeli
07:30 Bugün
09:00 Beni Affet
10:00 Melek
11:45 Hayat Sevince Güzel
13:15 Aşkın Bedeli
14:45 Benim Kuaförüm
16:30 Beni Affet
18:30 Star Haber
19:15 Deniz Yıldızı
20:30 Kaderimin Yazıldığı Gün
23:30 Yerli Dizi
19:45 SAVAŞ SANATI İHANET 2
Orjinal İsmi:The Art Of War II:
Betrayal
Yönetmen:Joseph Rusnak
Oyuncular:Wesley Snipes, Lochlyn
Munro, Ryan Macdonald
Yapım Yılı:2008
Tür:Aksiyon/Gerilim
Ajan Neil Shaw, akıl hocasının
öldürülmesinden sonra intikam almak
için geri döner; fakat kendini kuvvetli
bir ihanet ve yozlaşma rüzgarının
içinde bulur. Senatör adayı ve yakın
arkadaşının emrinde çalışan Shaw,
işleri yoluna koymakla görevlidir.
Fakat ölü sayısı her geçen gün artmaya
başlayınca bir çember içine alındığını
fark eder. Şimdi yumruklarını,
herkesin onun arkasında olduğunu
düşündüğü bir suikast çemberini
aydınlatmak için savuracaktır.
"Süngerbob
Karepantolon"
Paul Tibbitt'nin yönettiği
ve Antonio Banderas,
Frankie Muniz, Clancy
Brown ile Tom Kenny'nin
seslendirdiği "Süngerbob
Karepantolon" haftanın
animasyon filmi.
Film, dünyanın en
sevilen, su altında
yaşayan omurgasızı
"Süngerbob
Karepantolon"un, hayatının en kahramanca
macerasını yaşamak için
kıyıya çıkmasını konu
alıyor.
00:15 Ütopya
01:30 Ver Fırına
02:30 Aramızda Kalmasın
04:30 Şeffaf Oda
05:30 Para Bende
06:30 Oynat Bakalım
07:15 Disney Çocuk Kuşağı
08:15 Magazin
08:45 Aramızda Kalmasın
11:45 Oynat Bakalım
12:45 Para Bende
14:00 Kaçak Gelinler
15:15 Ver Fırına (Yeni Bölüm)
17:00 Çok Güzel
Hareketler Bunlar
18:30 Ütopya (Yeni Bölüm)
06:00 Geniş Aile GENİŞ AİLE
06:45 Günaydın
09:30 Alın Yazım ALIN
11:00 Bana Her Şey Yakışır
12:30 Gün Arası
13:00 Ben Bilmem Eşim Bilir
15:45 Evim Şahane
17:15 Arka Sokaklar
18:40 Baba Haber Bülteni
19:00 Ana Haber Bülteni
20:00 Küçük Ağa
20:30 KADERİMİN YAZILIĞI GÜN
Defne sinir krizi geçiriyor!
Şirketten gelen fatura
Kahraman’ın bir kolye satın
aldığını göstermektedir. Defne
bu kolyenin kendisine değilse,
kime alındığını merak etmektedir. Hedefte Elif vardır. Evine
gider ve Defne kolyeyi Elif’in
boynunda görür. Üzerine
saldırır. Elif bunun altında
kalmaz.
Bu arada Kahraman da babasına bebeğin alınmadığını söyler.
Ziya bey havalara uçar.
Diğer tarafta ise, Meryem,
Kadir’le yüzleşir. Yirmi yıllık
bu yüzleşme çok sert olur.
Meryem bu noktadan sonra
ailesine yönelir. Konak
Meryem’in sesiyle çınlar.
10 Şubat 2015 Salı
Başkent caddeleri
“Uyuşturucuya hayır”
afişleriyle donatıldı
Ankara İl Milli Eğitim
Müdürlüğü, uyuşturucuyla mücadele etmek
için şehrin dört bir
yanındaki otobüs duraklarına, bilboardlara ve
liselere asılmak üzere
"Uyuşturucuya Hayır"
sloganlarını içeren afiş
ve posterler hazırlattı.
ANKARA - Ankara İl Milli Eğitim Müdürlüğü
Özel Eğitim ve Rehberlik Şube Müdürlüğü ve
Ankara Büyükşehir Belediyesi işbirliğiyle hazırlanan afişlerde, "Bağımlı Olma Özgür Ol",
"Çocuğum Yapmaz Demeyin", "Uyuşturucuyu
Reddet, Hayata Devam Et", "Madde Bağımlılığı
Zevk Değil, Esarettir", "Madde Bağımlılığı Yanlış
Arkadaş Seçimiyle Başlar", "Bağımlılık Sizi
Sevdiklerinizden Koparır" sloganlarını içeren uyarıların yer aldığı afişler ve posterlerin şehrin çeşitli
kesimlerine asılması bekleniyor. Afişlerin yanında
öğretmenlere ve velilere yönelik hazırlanan uyuşturucu bağımlılığına karşı uyarıların yer aldığı
"Uyuşturucu Maddeler, Uyuşturucu Bağımlılığı ve
Önlemleri Kılavuzu"ndan da 500 bin basılarak,
dağıtılacak. Kılavuzda, uyuşturucu kullanan bir
kişinin nasıl anlaşılacağına dair bilgilere yer veriliyor.
Ankara İl Milli Eğitim Müdürü Erol Bozkurt, AA
muhabirine, kasım ayında başlattıkları "Uyuşturucu
Bağımlılığı ile Mücadele Programı"nın detaylarını
anlattı. Bozkurt, uyuşturucu kullanma alışkanlığının
özellikle genç nüfus kesimini etkilediği ve uyuşturucu kullanımına başlama yaşının küçüldüğüne
işaret ederek, uyuşturucu bağımlılığı nedeniyle
ölümlerin belirgin olarak arttığının gözlendiğini söyledi. Sadece bireyi değil, toplumun tamamını etkileyen ve tedavi maliyeti önlem maliyetinden fazla
olan uyuşturucu bağımlılığının ortadan kaldırılmasının, toplumun tüm fertlerinin bilinçlendirilmesiyle
ve topyekun bir mücadeleyle sağlanacağını ifade
eden Bozkurt, bu kapsamda uyuşturucu bağımlılığı ile ilgili okul yöneticilerine, öğretmenlere, okulda
çalışan diğer personele, öğrencilere ve velilere
uyuşturucu bağımlılığı konusunda eğitimler verilerek toplumun bilinçlendirilmesine ve farkındalık
kazandırılmasının amaçlandığını belirtti.
Bozkurt, İl Milli Eğitim Müdürlüğü Özel Eğitim
ve Rehberlik Şube Müdürlüğünce 2014-2015 eğitim öğretim yılının başında "Uyuşturucu Bağımlılığı
ile Mücadele Programı" hazırlandığını belirterek,
eylem planında öğrenciler arasında uyuşturucu
kullanımını önlemek, ortak bir dil oluşturmak ve
yaş gruplarına uygun olarak öğrencileri uyuşturucu
problemi hakkında bilgilendirmek, bu konuda farkındalık seviyelerini arttırmanın hedeflendiğini bildirdi.
Eylem planı çerçevesinde, Uyuşturucu
Bağımlılığı İl Koordinatörlerinin, yöneticilere, rehber
öğretmenlere, öğrencilere, diğer okul çalışanlarına
ve ailelere yönelik ayrı ayrı eğitim kılavuzları, programı tanıtan broşürleri, kitapçıklar, afişler ve sloganlar hazırlandığını bildiren Bozkurt, ilçe koordinatörlerine de eğitim kılavuzları, programı tanıtan
broşürler, kitapçıklar, afişlerin tanıtımının yapıldığını
ve çalışmanın startının verildiğini kaydetti.
Bozkurt, 10-14 Kasım 2014 tarihleri arasında
uyuşturucu bağımlılığı ve önleme çalışmaları ile
ilgili "Ankara Numune Eğitim ve Araştırma
Hastanesi AMATEM Kliniği" ile işbirliği yapılarak,
ilçe koordinatörlerine hizmetiçi eğitim kursunun da
verildiğini söyledi. Bozkurt, okul müdürü, rehber
öğretmen, öğretmen, diğer personel, veli ve
öğrenci toplam 139 bin 350 kişiye ulaşılarak, program ve materyal tanıtımı ve bilgilendirme eğitimleri
verdiğini bildirdi. (AA)
“MEB, lise yerleştirmelerini
ortak akılla çözecek”
Afetlere hazır
bir Türkiye için
24 saat hizmet
ANKARA - Alo 181 çağrı merkezinde çalışanlar, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Alt Yapı ve
Kentsel Dönüşüm Hizmetleri Genel Müdürlüğü
yetkililerince eğitiliyor.
Bakanlıktan yapılan yazılı açıklamada, kentsel
dönüşüm sürecinde yürütülen faaliyetlere ilişkin
bilgi verildi.
Buna göre, Çevre ve Şehircilik Bakanlığının
sürecin daha sağlıklı işleyebilmesi için 2 yıl önce
faaliyete geçirdiği "Alo 181" çağrı merkezinden,
vatandaşlara 24 saat bilgi akışı sağlanıyor.
Vatandaşların en iyi ve en kaliteli hizmeti alması
adına operatörleri her dönem eğitime alan
Bakanlık, yeni bir eğitim planlaması daha yaptı.
Çağrı merkezinde çalışan 72 vatandaş temsilcisine, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Alt Yapı ve
Kentsel Dönüşüm Hizmetleri Genel Müdürlüğü
yetkililerince eğitim çalışmaları başladı.
Eğitimciler, çalışanlara şu konu başlıklarında
bilgilendirme yapıyor: "Vatandaşlar kentsel dönüşüme nasıl katılabilir? Riskli bina, riskli alan, rezerv
yapı alanı tanımları. Riskli bina tespit, itiraz ve
yıkım süreçleri. Vatandaşların 6306 sayılı kanun
kapsamında yapacakları yeni binada bakanlığın
sağlamış olduğu yüzde 4 hibe faiz desteği, 18 aya
kadar kira yardımı, harç ve vergilerden nasıl muaf
olabilecekleri. Bu haklardan yararlanılabilmesi için
vatandaşların ve bakanlığı lisanslandırmış olduğu
kuruluşların yapması gereken iş ve işlemler.
Bunun için hazırlanması gereken evrakların listesi.
Riskli olarak tespit edilen konutta ikamet eden
malik, kiracı veya sınırlı ayni sahiplerine yapılacak
kira yardımı ödemeleri hakkındaki genel hususlar."
Türkiye'nin ilk çevreci hattı olan Alo 181’in
temel hizmet alanlarına ilişkin olarak afiş çalışmaları da sürüyor. Türkiye’nin birçok noktasına ulaştırılan afişlerde çevre, kentsel dönüşüm ve tapu
kadastro uygulamalarına dönük bilgilendirmeler
yapılıyor. (AA)
ANKARA - Milli Eğitim Bakanlığı (MEB)
Müsteşar Yardımcısı Salih Çelik (sağda), liselere
giriş için yapılan Temel Eğitimden Ortaöğretime
Geçiş (TEOG) sisteminde öğrenci yerleştirmesine ilişkin hazırladığı "Ortaöğretim Kurumlarına
Geçiş Uygulaması Tercih ve Yerleştirme eKılavuzu" taslağını paydaşlarının görüş ve önerilerine sundu.
Çelik, AA muhabirine yaptığı açıklamada,
2013-2014 eğitim-öğretim yılında ilk kez liselere
giriş için uygulamaya alınan TEOG'a ilişkin çalıştay düzenlediklerini, öğrenci ve öğretmen sınav
memnuniyetini anketler yoluyla ölçtüklerini belirterek, bunların sonucunda sınav memnuniyetinin
yüzde 90'ların üzerine çıktığını bildirdi. Salih
Çelik, böylece öğrencilerin okul dışında bir dershane arayışına girmediğini anlattı.
Sınavlara ilişkin yakalanan başarıyı ve memnuniyeti ortaöğretime geçiş uyglamasının devamı olan yerleştirmede de elde etmek için bir
komisyon kurulduğunu bildiren Çelik, komisyonun çalışmaları sonucu 2015-2016 eğitim-öğretim yılında uygulanmak üzere, "Ortaöğretim
Kurumlarına Geçiş Uygulaması Tercih ve
Yerleştirme e-Kılavuzu" taslağının hazırladığını
aktardı.
Salih Çelik, e-klavuzun kamuoyunun bilgisine
sunulduğunu bildirerek, şöyle devam etti:
"Yerleştirme işleminin de hiçbir öğrenciyi
mağdur etmeden ve yerleştirme puan üstünlüğüne göre gerçekleşmesini sağlamak amacıyla
oluşturulan e-kılavuz taslağını 15 gün süresince
tüm paydaşların, veli, öğretmen, öğrenci, üniversiteler, basın-yayın organları, köşe yazarları ve
kamuoyunun görüş ve önerilerine açtık. Taslak
kılavuzumuz, dün itibarıyla MEB'in web sayfasında yayımlandı. Paydaşlar taslağa ilişkin görüş
ve önerilerini 15 gün içerisinde
"[email protected]",
"[email protected]" e-posta adreslerinden
Milli Eğitim Bakanlığına ulaştırabilecek
Buradan gelecek tüm görüş ve öneriler, eyerleştirme çalışma grubumuz tarafından dikkatle değerlendirilip son şekli verilerek uygulamaya
konulacaktır. Böylece öğrenci, veli ve toplumun
katılımı sağlanmış ve en etkili verimli ve yerindelik ilkesine uygun olarak öğrencilerimiz tercihlerine, ortaöğretime yerleştirme puan üstünlüğüne
göre okullarıyla buluşturulup eğitim öğretimi
aksatmadan devamı sağlanmış olacaktır."
Salih Çelik, taslak kılavuza ilişkin bugün
basına yansıyan bazı haberlere ilişkin de değerlendirmelerde bulundu. Eleştirilerin, kılavuzun bir
bütün olarak değerlendirilmeden sadece bazı
Fehmi KORU
[email protected]
3
[email protected]
bölge haberlerİ
Müzeyyen’i de kaybettik...
MÜZEYYEN Senar’ın ölümüne Türk musikisi sevenlerin bütünü üzgündür, fakat benim
üzüntüm bir başka... Hayatımla ilgili ilk anılarımda yer alan sanatçıydı; kulaklarımda hatırasını bırakmış en eski ses onunkiydi çünkü...
“En eski ses” demem şundan: 20. yüzyılın
ikinci yarısının hemen başında doğdum, ahenkli
sese aşinalığım o sebeple radyodan... Çocukluk
dönemimden hafızamda radyodan dinlediğim
biri erkek, bir diğeri kadın iki güzel ses var:
Zeki Müren ve Müzeyyen Senar’ın sesleri...
Aradan bunca yıl geçmiş, Müzeyyen Senar’ı
sonraları Ankara’daki Göl Gazinosu’nda ve
İzmir Fuarı’nda sahnede, yıllar boyu da plaklarından dinlemişim... Ancak hâlâ kulaklarımda
olan, İstanbul Radyosu’nda haftada bir ona
ayrılan saatte evimizin içini dolduran ve rahmetli anneciğimin de dudaklarını kıpırdatarak
eşlik ettiği şarkılarıdır...
Annem ve nesildaşları için “Müzeyyen” diye
ilk adıyla anılan kadın sanatçı bir tek o vardı...
Şimdilerde söylediğimde İzmirli hemşerilerimden bile Fuar’da onun adının verildiği bir
mekân olduğunu ve her yıl 20 Ağustos - 20
Eylül arasında Müzeyyen Senar’ın orada sahne
aldığını hatırlayan pek çıkmıyor: “Çamlık
Senar Aile Çay Bahçesi”... Adın önünde etnik
kimliği belirten Çerkez, Kürt, Arnavut, Boşnak
gibi sıfatların onurla taşındığı dönemlerde sahibinden dolayı “Kürt Beşir’in Bahçesi” diye de
bilinirdi Çamlık Senar...
Her fuar zamanı görerek dinlemek üzere ailece oraya gittiğimiz yetmezmiş gibi, bahçe anneannemin oturduğu mahalleyle sınır olduğu için,
akşamları onun sahne aldığı saatlerde duvarın
öte tarafından da sesine hayranlıkla kulak verdiğimizi hatırlıyorum.
Sahnelere veda ettiği ve artık sesini yalnızca
plaklardan dinleyebildiğimiz bir dönemde, bir
arkadaşımı ziyaret için gittiğim apartmandan,
kucağında köpeğiyle karşıma çıkıvermişti...
Üç yıl önce, kadirşinas dostları, İstanbul
Belediye Başkanlığı’nın desteğiyle “Müzeyyen
Senar’a saygı konseri” verdiğinde, Eda
Karaytuğ ve Bekir Ünlüataer’in seslendirdiği
onun tarafından ünlendirilmiş şarkıları dinlemek üzere CRR’ye koşmuştum...
“Ormancı”; elbette... “A Fadimem”; olmazsa
olmaz... “Keklik Dağlarda” ve “Meşesiz
Dağlarda Meleyen Kuzu”; tabii olacak... Ama
“Senden Bilirim Yok Bana Bir Faide Ey Gül”,
“Olmaz İlâç Sine-i Sad Pâreme”, “Âhım Gibi
Âh Var mı” ve “Güzel Bir Göz Beni Attı Bu
Derin Sevdaya” bulunmasaydı, program eksik
kalırdı... “Feraye”yi aynı akşam kızı Feraye’den
(Işıl) dinledik...
Pek çok seveni ayakta kalmayı göze alarak
koşmuştu CRR’ye...
Bu sevginin sebebini aramamız şart, o
zaman...
Allah vergisi bir sesti Müzeyyen’inki; rengi,
tınısı, üslubu sadece ona özel bir ses...“Kim
acaba?” diye düşünmeniz gerekmezdi sesini
duyduğunuzda... Taklit edenleri çoktu, bugün
de az değildir. Bundan yüksündüğünü hiç sanmam, ne de olsa taklit en büyük iltifat değil
midir?
Musikimize besteleriyle değer katmış büyük
üstatlar eserlerini ilk ona okutmak için kapısına
dayanırlarmış; “Müzeyyen’in okuduğu şarkı”
dilden dile dolaşacağı için... Pek çok şarkı o
okuduğu için yaygın tanınırlığa sahiptir.
Zeki Müren musikimiz için ne idiyse,
Müzeyyen Senar da kadın seslerinde oydu. İyi
ki, hemen her okuduğu şarkının kolayca ulaşılabilecek kaydı var; musikimizde standart belirlemiş oluyor o kayıtlar...
Allah rahmetini esirgemesin....
9 Şubat 2015/ HABER TÜRK
Mobil karakol aracı
Çankırı'da görev yapacak
bölümleri dikkate alınarak yapıldığına dikkati
çeken Çelik, "Burada öğrenci mağduriyetini
ortadan kaldıran bir uygulamayı hayata geçirmek istiyoruz. Dolayısıyla eleştirileri, dikkatle
takip ediyoruz. Muhtemel olumsuzlukları gidermek için de gerekli düzenlemeleri yapacağımızdan öğrenci ve velilerin şüphe duymamasını
isteriz. Özellikle de bunun taslak olduğunu ifade
etmek istiyoruz. Kimsenin mağdur edilmesi gibi
bir durum yaşanması söz konusu değildir" açıklamasını yaptı.
Taslakta, sınavla öğrenci alan özel okulların
kayıt işlemlerini, 24 Haziran-10 Temmuz 2015
tarihlerinde yapması gerektiğini anımsatan Çelik,
şunları kaydetti:
"Bu özel okula gidecek öğrencilerin mağduriyeti değil, öğrencilerimizin kendi tercihlerini kullanabilmelerine imkan vermektir. Daha sonra
yapılacak tercihlerin alınması sürecinde bu
öğrencilerin devlet okullarını tercih edememeleri,
devlet okullarına geçişlerine bir engel değildir.
Yerleştirme işleminin tek seferde yapılmasından
hareketle öğrencilerimizin kendi tercihleriyle gitmek istedikleri okullardaki kullanılacak kontenjanları fırsat vermeyi öngörmüştür. Sınavla
öğrenci alan özel okula kayıt yaptıran öğrencilerin de daha sonra fikir değiştirmesi halinde nakil
yoluyla devlet okullarına geçmesi mümkün olacak. Devlet öğrencinin mutluluğu için vardır."
(AA)
ÇANKIRI - Ilgaz Jandarma Karakolu'nda
görev yapacak olan mobil karakolun tanıtımı
yapıldı. Ülke genelinde sınırlı sayıda bulunan
araçlardan bir tanesi de Çankırı’da bulunuyor.
Mobil karakol aracında tuvalet, duş, dinlenmek
için yatak, ifade alınabilmesi için merkezle
bağlantılı bilgisayar yer alıyor. Araçta aynı
zamanda 2 adet dış kamera, 1’de iç kamera
yer alıyor. Kamera kayıtları merkezle entegre
çalışarak, veri aktarılabiliyor.
Ilgaz Dağı Doruk Otel'deki karakolun tanıtımını Jandarma Komutanı J. Yrb. Halil Altıntaş
yaptı. Mobil araç hakkında çeşitli bilgiler veren
Altıntaş, "Jandarma Genel Komutanlığı tarafından Çankırı İl Jandarma Komutanlığı’na mobil
asayiş karakol tertip edildi. Özellikle turistik
bölgelerde ve yol üzerinde bu mobil asayiş
karakolu kullanacağız. Aynı zamanda hizmetin
yerinde ifa edilmesi kapsamında karakola
gelme imkanı olmayanlar için personelimiz
aracılığıyla vatandaşın ayağına hizmeti götüreceğiz ve elimizden geldiğince şahısların karakola gereksiz yere intikal etmesinin önüne
geçmiş olacağız. Aynı zamanda önleyici kolluk
hizmetleri kapsamında, jandarmanın varlığını
değişik yerlerde 24 saat esasına göre kullanabilmek maksadıyla son derece teknik donanıma sahip olan bir araç Çankırı’ya kazandırılmış
oldu. Özellikle Ilgaz, Yıldıztepe, D-100 kara
yolu üzerinde ihtiyaç duyulan yerlerde mobil
olarak görevlendireceğiz.” şeklinde konuştu.
(CHA)
4
ANKARA
10 Şubat 2015 Salı
Sokaklardan eğitmenliğe
Ankara Büyükşehir
Belediyesi’nin 22 yıl
önce çocuklar için
hayata geçirdiği
projelerinden biri olan
“Sokakta Çalışan
Merkezi”nden mutlu ve
sevindirici haberler
gelmeye devam ediyor.
Bunun güzel bir örneği
bir kez daha bu eğitim
sezonunda merkezin
judo kurslarında
yaşandı.
HABER
MERKEZİYıllar önce yaşıtlarının
aksine Başkent sokaklarında
yaz-kış demeden boyacılık
yapan Serkan Can ile simit
satan Mevlüt Duman’a
“Sokakta Çalışan Çocuk
Merkezi” yetkilileri tarafından
sahip çıkılır ve merkeze davet
edilir. Sokakta simit satmaktan
ve boyacılık yapmaktan kurtarılan bu iki çocuk, merkezin
de desteği ile üniversite eğitimini tamamlar.
Serkan Can ve Mevlüt
Duman, merkezde kendileri ile
aynı kaderi paylaşan çocuklara
Judo eğitmenliği görevini
üstlenir. Bu işe sahip olmanın
gururunu yaşayan Can ve
Duman, tıpkı kendilerine
yapılanlar gibi merkezdeki yeni
yetenekleri yönlendiriyor,
başarıya ulaşıp topluma
kazandırılması için çaba veriyor.
Kendilerini çocukların
eğitimine adayan eğitmenlerden Serkan Can, duygularını
dile getirirken şunları söyledi:
“Ben sokaklarda boyacılık
yapıyordum, Mevlüt arkadaşım
ise simit satıyordu. Beni
ağabeyim buraya doğum
günümde hediye olsun diye
getirdi. Hatta o sabah bile
sokakta çalıştık, sonra buraya
geldik. O günden sonra
buradan çıkamadık. Bu merkez
bize umut verdi. Burası çocukları sokaktaki tehlikeden uzak
tutuyor. Bu merkez olmasaydı
bugün farklı konumlarda olabilirdik. Biz kendimizi kurtardık,
burada bizim gibi küçük yaşta
çalışmak zorunda kalan çocuklara eğitim veriyoruz.
Çocuklarla vakit geçirmek
bizim için çok anlamlı.”
Sokakta Çalışan Çocuk
Merkezi’nin çok iyi konumda
olduğunu belirten Can, sözlerine şöyle devam etti:
“Merkezimiz bugün sadece
sokakta çalışan çocuklara
yardımcı olmuyor. Çocukların
Yaşar, başkanlarla
bir araya geliyor
ailelerini de yönlendiriyor.
Ayrıca yaşadıkları bölge
nedeniyle sıkıntılar yaşayabilecek çocuklar da artık burada
vakit geçiriyor. Çocuklar çocukluğunu burada yaşıyor. Mesela
Judo çocuğa disiplinli olmayı,
zamanında hareket etmeyi,
sorumluluk sahibi olmayı
sağlıyor. Bu da okuldaki başarı
durumunu artırıyor. Ödevlerini
zamanında yapıyor. Ödevler
bunaltınca sıkıntısını Judo ile
atıyor. Judo’da da başarılıyız.
En üst kemerimiz sarı kemer,
kız takımı ve erkek takımı şu
ana kadar 3 maça gitti, 26
derece aldı. Bunların 9’u birincilik. Burası çocuklar için gayet
güzel bir yer.”
Dede Torun Evi’nde aşıklar atışması
HABER MERKEZİ-Pursaklar Belediyesi
Mimar Sinan Dede ve Torun Evi’nde âşıklar
gecesi düzsenlendi. Geleneksel hale gelen
Tebessüm Akşamları’nda belirli aralıklarla
âşıklar gecesi düzenleniyor.
Bu hafta Mimar Sinan Dede ve Torun
Evi, âşıklarla şairleri ağırladı. Pursaklar halkı
ile buluşan âşıklar, hem okudukları şiirlerle
hem de kostümleriyle unutulmaz bir gece
yaşattı.
Halil Demiral ve ekibinden oluşan sazın
ve sözün usta simleri, performanslarıyla
geceye katılanları mest etti. Yaklaşık iki saat
süren Âşıklar Gecesi’nin sonunda davetlilere
çiğ köfte ve içecek de ikram edildi.
Turizmcilerden, Vali Kılıçlar’a ziyaret
Çankaya’da evde temizlik
hizmetinin kapasitesi arttı
HABER MERKEZİEngelli ya da engelli yakınına bakmakla
yükümlü; yaşlı ve maddi imkânı olmayan ihtiyaç
sahibi vatandaşlara verdiği Evde Temizlik
Hizmeti’nde kapasitesini artıran Çankaya
Belediyesi, bu birimde görev yapan ekip sayısını
ikiye çıkardı.
Evde Temizlik Hizmeti, belediyenin en çok
talep gören sosyal projelerinden biri… Ayda yaklaşık 90 haneye ulaşan ekipler, bayram öncesi
daha da yoğun çalışıyor. Ücretsiz sunulan hizmeti
gerçek ihtiyaç sahiplerine ulaştırmayı amaçlayan
Çankaya Belediyesi bu nedenle önceliği engelli
ya da engelli bir yakınına bakmak durumunda
olan; yaşı gereği kendi işini yapabilecek durumda
olmayan ve ilgilenebilecek yakını bulunmayan;
temizlik elemanı çalıştıracak maddi durumu
olmayan kişilere veriyor.
Çankaya Belediyesi’nin Evde Temizlik
Hizmeti’ni alabilmek için belirtilen nitelikleri
taşıyan vatandaşlar, belediyenin 444 06 01
numaralı Çözüm Merkezi hattını arayarak durumları hakkında bilgi verdikten sonra ilgili hizmetten
yararlanabiliyorlar.
HABER MERKEZİAnkara Valisi Mehmet
Kılıçlar, Anadolu Turizm
İşletmecileri Derneği Yönetim
Kurulu Başkanı Seçim Aydın,
yönetim kurulu üyelerini ağırladı.
Turizm alanında faaliyet
gösteren işletmelerin ortak
ekonomik ve sosyal menfaatlerini korumak, işletmelerin
verimli çalışmasına katkıda
bulunmak amacıyla kurulan
Anadolu Turizm İşletmecileri
Derneği adına konuşan
Yönetim Kurulu Başkanı
Aydın, “Turizm sektörünün
gelişmeye başladığı 1984
yılından itibaren dernek
olarak sektörün daha iyiye
gitmesi için çalışıyoruz.” dedi.
Birleşmiş Milletler
Çölleşme ile Mücadele
Sözleşmesi’nin 12. Taraflar
Toplantısının 12-24 Ekim
2015 tarihlerinde Orman ve
Su İşleri Bakanlığı’nın koordinatörlüğünde Ankara’da
yapılacağını ve Anadolu
Turizm işletmecileri Derneği
tarafından destekleneceğini
söyleyen Başkan Aydın,
toplantıya 10 bin civarında
katılımcı beklediklerini
sözlerine ekledi. Başkan
Aydın, daha sonra Ankara’da
turizmin geliştirilmesi ile ilgili
dernek olarak yaptıkları diğer
çalışmalar ve projeler hakkında bilgi verdi.
Günümüzde turizm sektörünün ekonomik gelişme
açısından vazgeçilmez bir
değer haline geldiğini
söyleyen Vali Kılıçlar, “Sektör,
dinamik yapısı ile ilimizin
ekonomik ve sosyal kalkınmasındaki itici güçlerden
biridir. Ankara ili olarak turizm
gelirlerinden daha fazla pay
alabilmek için turizmi daha
çekici kılacak yeni arayışlara
yönelmek gerekiyor. Bu
anlamda sektörde görev
yapan girişimci insan kaynağımız, ilimizin en önemli
zenginliklerindendir. İlimizde
bugün itibariyle turizm işletme
belgeli 159 konaklama
tesisinde, toplam 11.076 oda
ve 22.177 yatak kapasitesi
mevcuttur. Mevcut kapasiteyi
en verimli şekilde kullanmak
gerekiyor.” dedi. Vali Kılıçlar,
Başkan Aydın ve yönetim
kurulu üyelerine teşekkür
ederek çalışmalarında
başarılar diledi.
HABER MERKEZİİlçe belediye başkanları ile bir araya gelmeye
devam eden Yenimahalle Belediye Başkanı Fethi
Yaşar, başkanlara Yenimahalle hakkında bilgi veriyor. Yaşar, “Hepimiz Ankara’ya hizmet ediyoruz.
Yaptıklarımız ve yapacaklarımız konusunda fikir
almamız gerektiğini düşünüyorum. Bu ziyaretleri
hasbihal etmek, gönül almak için yapıyorum” dedi.
Başkan Yaşar’ın bu hafta ki ziyaretlere Çubuk
Belediyesi ile başladı. Belediye Başkanı Tuncay
Acehan’la makamında buluşan Yaşar, Çubuk’ta
yapılan çalışmaları Acehan’dan dinledi. Başkan
Yaşar, ziyaretin anısına Acehan’a Yenimahalle
Belediyesi cam atölyesinde yapılan, el emeği göz
nuru cam aksesuarlardan hediye ederken Acehan
da Yaşar’a Çubuk’un meşhur turşusundan ikram
etti.
Ardından Pursaklar Belediye Başkanı Selçuk
Çetin’i ziyaret eden Yaşar, Pursaklar da üç dönem
üst üste seçilen Çetin’i tebrik ederek başarılarının
devamını diledi.
Haftanın son ziyaretinde ise Mamak Belediye
Başkanı Mesut Akgül, Başkan Fethi Yaşar'ı
Mamak'ta ağırladı. Mamak Belediyesi'nde bir araya
gelen ikili yaptıkları projeler hakkında karşılıklı fikir
alışverişinde bulundu.
Siyasi görüşün vatandaşlara hizmetin önüne
geçmemesi gerektiğini vurgulayan Yaşar, "Siyasi
görüşü ne olursa olsun ülkesine yararı dokunan
herkes benim dostumdur. Önemli olan halkı kucaklamak ve hizmet üretmektir. Rozetine, ırkına,
mezhebine bakmadan halkın belediye başkanı
olmayı başarmaktır" dedi.
Kanser hastalarına
moral gecesi
HABER MERKEZİYenimahalle Belediyesi, Onkoloji
Konukevinde kalan hasta ve hasta yakınları için
moral gecesi düzenledi. Defalarca kanseri
yenerek hayata tutunan Onkoloji Konukevi
Müdürü Hakkı Vatansever’in organize ettiği
gecede, konuk evi sakinleri hastalıklarına inat,
doyasıya eğlendi.
Şehir dışından gelen ve kalacak yer sorunu
yaşayan hasta ve hasta yakınlarının sıcak yuvası
olan Yenimahalle Belediyesi Onkoloji Konuk
Evi’nde tertip edilen eğlenceye, Yenimahalle
Belediye Başkanı Fethi Yaşar da katılarak
kanser hastaları ile yakınlarını yalnız bırakmadı.
Canlı müzik eşliğinde misket oynayan
konukevi sakinleri, şarkılara da eşlik ederek
gönüllerince bir gün geçirdi. Kanserle
mücadelede başarılı olarak hastalığı yenen
vatandaşların da bulunduğu eğlencede, hediye
de dağıtıldı.
Böyle bir geceyi düzenlediği için Başkan
Yaşar’a teşekkür eden hasta ve hasta yakınları,
“Başkanımıza bizleri yalnız bırakmadığı için
teşekkür ediyoruz” dedi.
Hastalara acil şifalar dileyen Yaşar, "Yaşama
azminizi, umudunuzu asla bırakmayın. Moral bu
hastalıklar için en büyük ilaçtır. Bu yüzden
moralinizi daima yüksek tutun. Kendinize iyi
bakın. Sizden önemli hiçbir şey yok bu hayatta.
Anadolu’nun neresinden gelirseniz gelin kapımız
sizlere her zaman açıktır. Hastalığın yanından bir
de konaklama problemiyle uğraşan hasta yakınlarının çektiği sıkıntıları gidermek için bu konuk
evini açtık. Sizlere hizmet etmek bizim görevimiz” diye konuştu.
ANKARA
10 Şubat 2015 Salı
Ankara Esnaf
ve Sanatkârlar
Odası Başkanı
İlhan Koyuncu,
Ankara Esnaf
ve Sanatkârlar
Odaları Birliği
Başkanı
Mehmet
Yiğiner ve
beraberindeki
birlik yönetimini
ağırladı.
Yiğiner’den Koyuncu’ya ziyaret
ALP ASLAN OĞUZANKESOB Başkanı Mehmet
Yiğiner, Ankara Esnaf ve
Sanatkârlar Odası Başkanı
İlhan Koyuncu’yu ziyaret
ederek, yürütülen oda çalışmaları hakkında bilgi aldı.
Koyuncu’ya başarılı çalışmalarından dolayı teşekkür
eden ANKESOB Başkanı
Mehmet Yiğiner, “Ankara Esnaf
ve Sanatkârlar Odaları
Birliği’nin özünde Ankara esnaf
ve sanatkar teşkilatımıza
hizmet anlayışı vardır. Bu
nedenle Ankara’da faaliyet
gösteren odaların da önceliği
hep esnaf ve sanatkârlarımız
olmuştur. Ankara Esnaf ve
Sanatkarlar Odamız da
üyelerine yönelik samimi ve
doğru hizmet anlayışı içerisinde
gayretli bir şekilde çalışmaktadır. Üye sayısının artması olumlu
bir gelişmedir. Her geçen gün üye
sayısı artan odamızın aynı zamanda hizmet kalitesinin de artmasını
gerçekten takdirle karşılıyorum.
Bundan sonra da birlik ve beraberlik içerisinde çalışmalarımıza
devam edeceğiz.” dedi.
Alışveriş merkezlerine ilişkin
düzenlemeyi de içeren Perakende
Ticaretin Düzenlenmesi Hakkında
Kanun Tasarısı’nın yürürlüğe
girdiğini hatırlatan Başkan Yiğiner,
“Artık, esnaf ve sanatkârlar
hizmet sunmaya devam
edeceğiz.” ifadesini kullandı.
Ziyaretten duyduğu memnuniyeti ifade eden Ankara
Esnaf ve Sanatkârlar Odası
Başkanı İlhan Koyuncu da üye
sayılarının her geçen gün
artarak 2 bine yaklaştığını
vurgulayarak, yeni katılımlarla
güçlerine güç kattıklarını
söyledi.
Koyuncu, “Başkanımız
Mehmet Yiğiner, örnek teşkil
edecek başarılı çalışmalara
imza atmıştır. Bizlere büyük
emek harcamış, her zaman
maddi ve manevi destek
sağlamış ANKESOB
Başkanımız Mehmet Yiğiner’in
bundan sonra da Ankara’da
esnafın sorunlarının çözümü
noktasında başarılı çalışmalar
yapacağına, kendilerini her
odalarında sicile kayıt sırasında,
zaman yanımızda göreceğimize
ustalık belgesi aranmayacak.
inanıyoruz.” diye konuştu.
Dolayısı ile bu gelişmenin devamınKonuşmaların ardından
da odalarımızın üye sayıları artaKoyuncu tarafından ANKESOB
cak; odalarımız daha da
Başkanı Mehmet Yiğiner ve ANKEgüçlenecektir. Güçlü odalarla esnaf SOB Yöneticilerine günün anısına
ve sanatkârımıza daha kaliteli
plaket takdim edildi.
Yaşar’dan Keskin’e
‘hayırlı olsun’ ziyareti
CHP İl Başkanlığı görevine atanan Adnan Keskin’i ziyaret
eden Yenimahalle Belediye Başkanı Fethi Yaşar, Keskin’e
yeni görevinde başarı diledi.
Altındağ Belediyesi
kansere savaş açtı
HABER
MERKEZİAltındağ
Belediyesi, yıl
boyunca
Altındağlı
kanser taraması
yaptırıyor.
Altındağlı kadınlar yıl boyunca
devam eden
seminerler
sayesinde
bilinçleniyor ve yapılan taramalar
sonucunda kanserin erken teşhisi ve tedavisinin
önemini fark ediyor.
Altındağlı kadınlar kanser taramasına
götürülmeden önce, kısa adı KETEM olan,
Kanser Erken Teşhis Tarama ve Eğitim Merkezi
tarafından gerçekleştirilen seminerlere katıldı.
Seminerler Altındağlı kadınlar tarafından büyük
ilgi gördü. Bu zamana kadar 4 bin 500 kadın bu
seminerlere katıldı.
Seminer sonrasında kadınlar, belediyenin
tahsis ettiği araçlarla KETEM merkezine
götürülerek, meme ve rahim ağzı kanseri taramasından geçirildiler. Kadınların hiçbir ücret
ödemediği tarama programına, 2014 yılında 650
Altındağlı kadın katıldı. 2010 yılından bu yana
kanser taramasına katılan kadın sayısı ise 3 bin
500’e ulaştı.
Muayene olan kadınlardan bazılarının kanser
oluşma riski taşıdığının anlaşılması üzerine, ikinci
kez muayene için randevu verildi. Bu muayeneler
neticesinde, risk taşıyan kadınlar, vakit geçirmeden merkez kontrolüne alındı. Böylece kanserin
erken teşhisi ve tedavisinde çok büyük ilerleme
kaydedildi. Bu zamana kadar 8 kişi de kanser
tespit edildi. Kanser teşhisi konulan Altındağlı
kadınlar hemen tedavi altına alınırken, 50 kadın
ise risk taşıdıkları gerekçesiyle takibe alındı.
HABER MERKEZİNecati Yılmaz’ın milletvekili aday adayı olması
nedeniyle istifasının ardından boşalan CHP Ankara İl
Başkanlığı’na atanan Adnan
Keskin’i makamında ziyaret
eden Yaşar’a, Başkan Vekili
Mehmet Kartal, Başkan
Yardımcıları Erhan Aras,
Başar Bal ve Yaşar
Neslihanoğlu da eşlik etti.
Yenimahalle Kent
Konseyi’ne de başkanlık eden Keskin’i yakından tanıdığını kaydeden Yaşar, “Seçim
yarışının yavaş yavaş
başladığı bugünlerde
önemli bir görev
üstlendiniz. İnşallah iş
dünyasında edindiğiniz
tecrübeleriniz ve heyecanınızla hem parti için
hem Ankara için güzel
projelere imza atarsınız”
dedi.
7 Haziran’da yapılacak
genel seçimlerin de değerlendirildiği ziyarette il yönetimine önemli görevler
düştüğünü hatırlatan Yaşar,
CHP İl Yönetimine başarılar
diledi. Yaşar, “Genel seçimler öncesi kan değişiminin
çalışmalarda başarıyı da
beraberinde getireceğine
inanıyorum” diye konuştu.
Keskin ise ziyaretten
duyduğu memnuniyeti ifade
ederek genel seçimlere
yönelik çalışmalara
başladıklarını söyledi.
Ankara’da tüm kapıları tek
tek çalacaklarını kaydeden
Keskin, “Üreten, üretmeyi
bilen ve bunu iyi şekilde
kullanan yöneticilerle
birlikte, CHP vizyonunu
genişletecek. 2015
genel seçimlerinde
birinci parti olmak için
çalışmalarımızı yürüteceğiz. Bu çalışmalarımızda belediye
başkanlığı konusundaki başarılı hizmetleriniz, tecrübeleriniz
ile bize ağabeylik yapmanız bizim için yol
gösterici olacaktır”
dedi.
5
Yazar Mehmet Doğan
Pursaklar’a konuk oldu
Pursaklar Kent Konseyi’nin düzenlemiş
olduğu programa katılan Türkiye Yazarlar
Birliği Kurucu Başkanı D. Mehmet Doğan,
Ankara’nın tarihi sürecini anlattı.
HABER MERKEZİPursaklar Kent Konseyi oluşturduğu Tecrübeliler
Meclisi ile şehir ve şehircilik üzerine katkı sunmaya
devam ediyor. Pursaklar’daki Çalışma ve Sosyal
Güvenlik Bakanlığı Eğitim Merkezi (ÇASGEM)’de
“Ömrüm Ankara” konulu bir konferans düzenlendi.
Konferansa Pursaklar Belediye Başkanı Selçuk
Çetin, Yıldırım Beyazıt Üniversitesi İslami İlimler
Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Mehmet Karakaş,
Pursaklar Kent Konseyi Başkanı Musa Kazım,
Pursaklar Belediye Başkan Yardımcısı Osman
Kayaer, Kent Konseyi Genel Sekreteri Akif Durmuş,
konsey üyeleri ve çok sayıda davetli katıldı.
Ankara’nın tarihi sürecini anlatan Yazar Mehmet
Doğan, Ankara’nın tarih boyunca önemli bir şehir
olduğuna vurgu yaparak, “İstanbul’un Fethi
Ankara’da pişirilmiş, İstanbul’da kotarılmış bir
yemektir. İstanbul’un Fethi’nde Akşemseddin’in
oynadığı rol, Hacı Bayram-ı Veli tarafından verilmiştir” dedi.
Ankara’nın Romalılar, Selçuklular ve Osmanlılar
döneminde de önemli bir merkez olduğunu belirten
Doğan, Selçuklu Sultanı Alaaddin Keykubat’ın bir
süre Ankara’da yaşadığı, hatta Akköprü’nün onun
eseri olduğunu açıkladı.
Osmanlının yükselişinde Ankara’nın büyük bir
rolü olduğunu ve Milli Mücadele’nin Hacı Bayram-ı
Veli’nin maneviyatı üzerine kurulduğunu kaydeden
Yazar Doğan, konuşmasını şu şekilde sürdürdü:
“Mustafa Kemal Atatürk, Ankara’ya gelişinde
Dikmen’de karşılandıktan sonra Hacı Bayramı
ziyaret etti. Meclis Cuma günü açıldı. Milli Mücadele
Ankara’nın maneviyatı üzerine kuruldu. Ne yazık ki
yeni Ankara başkent olduktan sonra onun manevi
zemini üzerinde bir başkent oluşturulmadı, eski
Ankara’nın maneviyatını geride bıraktılar. Mabetsiz
bir Ankara oluşturuldu. Ankara’ya cami yapımı
1950’de başladı. Eski Ankara’nın etrafı bağlarla
doluydu.”
Programın sonunda Mehmet Doğan son kitabı
“Ömrüm Ankara”yı Pursaklar Belediye Başkanı
Selçuk Çetin’e takdim etti. Başkan Çetin de
belediyenin bastırmış olduğu “Medeniyet Beşiği
Kadim Şehirlerimiz” kitabını Yazar Doğan’a hediye
etti.
Pursaklar’da yeni
yol çalışmaları
Pursatlar’daki çok sayıda sokağın asfalt
ve yama işini yürüten Pursaklar Belediyesi
Fen İşleri Müdürlüğü ekipleri, yeni imar
yolları açmayı da sürdürüyor.
HABER MERKEZİPursaklar, sosyal ve kültürel faaliyetlerin yanı
sıra alt yapı ve imar çalışmalarıyla da önemli çalışmalara imza attı. Pursaklar Belediyesi yaptığı
hizmetle ilçe halkının takdirini kazandı. Hızla
büyüyen ilçenin altyapısında titiz çalışmalar
yürüterek geleceğe dair daha iyi bir şehir hazırlayan ekipler, yeni imar yollarından asfalta, kaldırım
çalışmalarından yeşil alan çalışmalarına kadar bir
dizi çalışma yürütüyor.
İlçe genelindeki alt yapı çalışmalarında soğuk
ve yağış engeli tanımayan Pursaklar Belediyesi
ekipleri, asfalt yama ve serim işlerinin yanı sıra
Karacabey Caddesi üzerinde yoğun bir çalışma
yürüterek, metrelerce imar yolu açıyor. Böylelikle
hem Ankara Büyükşehir Belediyesi hem de
Pursaklar Belediyesi ekipleri ilçe genelinde gece
gündüz mesai yaparak hizmete devam ediyor.
6
ANKARA
10 Şubat 2015 Salı
“Geçmişe
Saygı,
Geleceğe
Katkı” projesi
kapsamında
geçen yıl
Keçiören’de
düzenlenen
yarışmanın
galipleri
Umre’ye
uğurlandı.
Masal yarışması galipleri
UMRE’YE UĞURLANDI
HABER MERKEZİKeçiören Belediye Başkanı
Mustafa Ak, “Bir Varmış Bir
Yokmuş, Masallar Dile Gelip
Çocuklarla Buluşmuş” adlı masal
anlatma yarışmasında birinci olarak
Umre’ye gitmeye hak kazananların
biletlerini verdi.
Makamında gerçekleşen
görüşmede ödül kazanan güngörmüş büyükleri Fazıl Biçer(61) ve
Nazire Kağızmanlı’yı (54) tebrik
eden Başkan Ak, “Anlattığınız
masalları dinlemiştim. Dereceye
girdiniz ve biz de sizi 9 Şubat
Pazartesi günü Umre’ye yolcu
ediyoruz. Güle güle gidin, sağlıcakla dönün ve bizler için de dua edin.
Peygamber Efendimize bizlerden
de selam söyleyin. İnşallah
geldiğinizde hurmamızı ve Zemzem
Suyumuzu da alırız” diye konuştu.
Masal anlatmanın kültürümüzün
temel öğelerinden sözlü anlatımın
en önemli örneği olduğunu hatırlatan Mustafa Ak, “Masal anlatma
yarışması ile büyüklerimizden dinlediğimiz masal kültürümüzü yeni
nesillere aktararak, bu güzel ve
unutulmaması gereken
geleneğimizi yaşatıp dede, nine ve
torun arasındaki bağı tekrar
kurarak güçlendirmek istedik.
Eğitimimizin bir parçası olarak
masal anlatmak önemlidir.
Dostluğu, arkadaşlığı, iyiliği, güzel
ahlakı ve edebi anlatan masallar
önemlidir. Bu anlamlı yarışmaya
cesaret edip katıldığınız ve
dereceye girerek umre ödülümüzü
kazandığınız için sizleri tebrik
ediyorum” dedi.
Umreye gidip kutsal toprakları
görecekleri için çok mutlu ve heyecanlı olduklarını söyleyen Fazıl
Biçer ve Nazire Kağızmanlı ise
duygularını, “Başkanım her zaman
yaptığınız hayırlı hizmetlerle sizi
yanımızda görüyoruz. İnşallah
Umre’de de sizin için dua edeceğiz. Her zaman sizin ve Keçiören
Belediyesi’nin yanındayız” şeklinde
dile getirdi.
“Bir Varmış Bir Yokmuş,
Masallar Dile Gelip Çocuklarla
Buluşmuş” adlı masal anlatma
yarışması geçen yıl Nisan ayında
düzenlenmiş, jüri üyeleri arasında
Keçiören Belediye Başkanı Mustafa
Ak da bulunmuştu.
Cadde ve sokaklara
ayrıntılı tabelalar
Gençlik Kış Kampı
sona erdi
HABER MERKEZİEtimesgut Belediyesi tarafından düzenlenen
ve Kent Konseyi Gençlik Meclisi üyeleri ile
okullarında başarılı olan öğrencilerden oluşan 100
kişilik gençlik grubunun kış kampı sona erdi.
Öğrenciler, Niğde Çamardı Demirkazık
Kampı’nda dolu dolu zaman geçirdiler. 4 gün
süren kamp boyunca gençler hem eğlendiler
hem de kendilerini geliştirecek aktivitelere
katıldılar.
Çeşitli oyunlar oynayarak eğlenen gençler,
bilgi yarışmalarıyla da bilgilerini ölçtüler.
Eğitici programlarla beyin jimnastiği yapan
öğrenciler, birlikte çalışabilme yeteneklerini de
gösterdiler. Kampta öğrenciler birbirleriyle kaynaştılar yeni arkadaşlıklar kurdular. Öğrenciler,
kamptan enerji depolayarak döndüler.
Etimesgut Belediye Başkanı Enver Demirel,
başarının ödüllendirilmesinin öğrencilerin motivasyonlarını artırdığını belirterek, “Etimesgut
Belediyesi olarak eğitime büyük önem veriyoruz.
Hem okullarımıza hem de öğrencilerimize yönelik
birçok projeyi hayata geçirdik. Yaz ve kış
kamplarımız da bu hizmetlerimizdendir. Bu yılki
kampımız yine dolu dolu geçti. Öğrencilerimiz
keyifli bir tatil fırsatı yakaladılar. Bütün öğrencilerimize ikinci eğitim öğretim yılında başarılar
diliyorum” dedi.
HABER MERKEZİ- Ankara Büyükşehir
Belediyesi, Ankara’da numarataj çalışmasını
yoğun bir şekilde sürdürüyor.
Büyükşehir Belediyesi Fen İşleri Dairesi
Başkanlığı Numarataj Şube Müdürlüğü
tarafından 2014 yılında 3 bin 500 adet direk
dikildi, 7 bin 500 adet tabela ile 14 bin 500
adet kapı numarası takıldı.
Fen İşleri Dairesi Başkanlığı Numarataj
Şube Müdürlüğü yetkilileri, daha önce 16
ilçe, 675 mahalle ve 95 köye numarataj
hizmeti verirken, 30 Mart Yerel Seçimleri
sonrası yeni ilçelerin Büyükşehir Belediyesi
sorumluluk alanına girmesiyle toplam 25
ilçe ve 1428 mahalleye numarataj hizmeti
verir hale geldiklerini söylediler.
Yetkililer, “2014 yerel seçimlerinin ardından Büyükşehir Belediyesi mücavir alan
sınırları içine giren Beypazarı, Çamlıdere,
Evren, Güdül, Haymana, Şereflikoçhisar,
Kızılcahamam, Nallıhan, Polatlı ilçeleri ile bu
ilçelere bağlı 658 mahalleye (köy) numarataj
hizmetleri
veriliyor” dediler.
Yapılan çalışmalarla ilgili bilgi veren yetkililer, 4’er kişiden oluşan 10 ekip ile haftanın
6 günü direk-tabela dikimi ve numarataj
yazımı gerçekleştirdiklerini, 2’şer kişiden
oluşan 4 ekip ile de keşif ve tespit çalışması
yaptıklarını belirttiler.
Yeni katılan ilçelerde kurulan yol asfalt
şefliklerinde numarataj görevlilerinin de
bulunduğunu kaydeden yetkililer, merkezi
ilçeler dışında bulunan vatandaşların işlemlerini Büyükşehir Belediyesi Numarataj
Şube Müdürlüğü’ne gelmeden kolaylıkla
yaptırabildiklerini ifade ettiler.
Yetkililer, Büyükşehir sınırlarına yerel
seçimler sonrası katılan 9 yeni ilçe ve
mahalle statüsü kazanan köylerde
numarataj çalışmalarının devam ettiğini
belirttiler.
Yenimahalle’nin yaz çiçekleri
şimdiden seradaki yerini aldı
HABER MERKEZİYakacık Mesire Alanı içerisine kurulan serada
mevsimine uygun onlarca türde, binlerce çiçek
Yenimahalle Belediyesi’nce yetiştiriliyor. Kış boyunca ilçeyi 70 bin süs lahanası ve 120 bin menekşe ile
donatmayı hedefleyen Yenimahalle Belediyesi Park
Bahçeler Müdürlüğü ekipleri, Mart ayının sonuna
kadar kış çiçeklerini toprakla buluşturmaya devam
ederken, bir yandan da yaz için kolları sıvadı. Yaz
mevsiminde ilçede renk cümbüşü oluşturacak
çiçekler, şimdiden seradaki yerini aldı.
Yenimahalle Belediyesi Park Bahçeler Müdürlüğü
ekipleri, parkların yaz-kış estetik görünümü için
çalışmaya devam ediyor. Şimdilerde parklarda kış
çiçekleri boy gösterirken, serada ise bin bir emekle
yetiştirilen, yaz çiçekleri, bahar havası estiriyor.
Mayıs ayında toprakla buluşacak aslanağzı, petunya, Çin karanfili, kadife gibi 10 ayrı türden çiçek,
yazın gelmesiyle birlikte parkları rengarenk bir
görüntüye kavuşturacak.
Yaz mevsimi boyunca serada özenle yetiştirilen
300 bin yaz çiçeği, Ekim ayına kadar Yenimahalle’yi
süsleyecek. Ekimden sonra ise parklar, kış çiçekleriyle renklenecek.
Bu yıl toplam 500 bin çiçek ekimi yapacak
ekipler, 2015’te de dur durak demeden daha yeşil,
daha güzel bir Yenimahalle için vatandaşa hizmet
edecek.
Öte yandan Yenimahalle Belediyesi, Yakacık’ta
bulunan serayı büyütüyor. Kapasiteyi 40 bin arttıracak olan yeni sera, ilçedeki renk cümbüşüne katkı
yapacak.
ATO eski Genel Sekreteri
açtığı davayı kaybetti
ATO aleyhine dava açan, Ankara Ticaret
Odası (ATO) eski genel sekreteri Dücane
Ergezen, açtığı davayı kaybetti.
HABER MERKEZİAnkara Ticaret Odası’ndan yapılan yazılı açıklamaya göre, oda eski genel sekreteri Dücane
Ergezen’in, ATO aleyhine haksız yere açtığı dava
sonuçlandı. Mahkeme, dava açan Dücane
Ergezen’in taleplerini reddetti.
Kurum eski genel sekreteri Dücane Ergezen,
ATO’nun 2013 yılında gerçekleşen organ seçimlerinin ardından ATO Yönetimince görevinden ayrılması hususunda herhangi bir sözlü ya da yazılı tebligat olmamasına rağmen, makam odasını boşaltarak,
kurum doktorundan 10 günlük rapor aldı.
Ergezen’in, bu raporun ardından 3 ay boyunca
sürekli rapor kullanmasına rağmen, tanıya yönelik
herhangi bir tetkik yapıldığına dair bir muayene ve
ilaç faturasının kuruma ulaşmaması üzerine şüphe
oluştu ve kurumda soruşturma başlatıldı. Bu soruşturma kapsamında, Ankara İl Sağlık Müdürlüğü ile
Sağlık Bakanlığı’na başvuruda bulunularak inceleme
yapılması talep edildi.
Sağlık Bakanlığı Türkiye Kamu Hastaneleri
Kurumu Ankara İli 1. Bölge Kamu Hastaneleri Birliği
Genel Sekreterliği, raporun doğruluğunun teyidi için
hakem hastane olarak Numune Hastanesi’ni belirledi
ve şahsın bu hastanede muayene olmasına karar
verdi. Ancak Dücane Ergezen, hakem hastaneye
muayeneye gitmeyerek, fen ve usule aykırı rapor kullandığı kanaatini güçlendirdi.
90 gün boyunca rapor kullanarak görevine
devam etmemesi üzerine, özlük hakları aynı kalmak
kaydıyla başka bir göreve atanan Dücane
Ergezen’in, aylık net kazancı ikramiyelerle birlikte
yirmi bin altı yüz Türk Lirası idi ve kendine tanınan
maddi olanaklara ek olarak şahsına tam zamanlı
makam aracı tahsis edilmişti.
Ankara 1. İş Mahkemesi, Ergezen’in davası üzerine gerçekleştirdiği duruşmalarda tarafların tanıklarını
dinleyip, belgelerini inceledi. Bilirkişi incelemesi
değerlendirmesinin ardından, mahkeme, kararını
verdi. Ergezen’in ATO aleyhine açtığı dava dosyasındaki bilirkişi raporuna göre, bakiye hizmet süresine
ilişkin ücret talebi brüt miktarı 438.784.-TL, kıdem
tazminatı brüt miktarı ise 13.938.-TL olarak belirlenirken, manevi tazminat talebi Mahkeme’ye
bırakıldı. Anılan rakamlara en yüksek banka mevduat
faizinin uygulanması gerektiği vurgulanan bilirkişi
raporunda, Ergezen’in kurumdan aldığı ikramiyeler
hesaplanmadı. Ergezen, iş akdini tek taraflı olarak
feshetmeyip kurumda çalışmaya devam etmiş olsa
idi, yıllık ikramiye, giyim yardımı ve bayram
ödemeleri ile birlikte aylık net maaşı 20.600.-TL olacak ve bir yılda eline yaklaşık 250.000.-TL geçecekti.
Ankara 1. İş Mahkemesi, 25 Aralık 2014 tarihli
kararında, Dücane Ergezen’in manevi tazminat talebi
ile bakiye ücret alacağı taleplerini reddetti.
Mahkeme, manevi tazminatın reddine ”talebe ilişkin
şartların oluşmaması”nı gerekçe gösterdi.
Ergezen’in çalışmadığı süreler için mahkemeden
alacağını düşündüğü miktar –en yüksek mevduat
faizi ile birlikte- yaklaşık altı yüz bin TL şeklindeydi.
Ergezen, yalnızca beş yüz TL kıdem tazminatı ücret
alacağını hak ederek, kendi açtığı davayı kaybetmiş
oldu.
EKONOMİ
10 Şubat 2015 Salı
Karadeniz'de
hava şartları
dolayısıyla
hamsi avının
azalmasıyla
balık
tezgahlarında
levrek ve
çupra bolluğu
yaşanıyor.
Karadeniz’de levrek ve
çupra bolluğu yaşanıyor
TRABZON - Trabzon'da balıkçılık yapan
Serdar Korkmaz, AA muhabirine yaptığı açıklamada, güzel ve bereketli bir palamut sezonu
geçirdiklerini belirtti.
Palamuda oranla hamside umduklarını bulamadıklarını dile getiren Korkmaz, "Hava şartları
bu sezon mevsim normallerinin çok üzerindeydi.
Deniz suyu sıcaklığı beklenilen düzeye inmedi
ve o nedenle de hamsi erken göç etti. Hamsi
bize şu anda Gürcistan tarafından belli günlerde
geliyor. Onun dışında avlanmadığı için de tezgahlardaki yeri boş" dedi.
Korkmaz, hamsi dışında diğer balık türlerinde de azalma yaşandığına dikkati çekerek,
"Balık ve hamsi avı azalınca tezgahları artık
kültür balıkları süslemeye başladı. Tezgahlarda
hamsi ve istavrit var ama bunun dışında ağırlıklı
olarak levrek ve çupra bolluğu yaşıyoruz. Bunun
dışında alabalık, çinekop ve somon da tezgahımızda yer alıyor. Önümüzdeki süreçte tezgahlarda ağırlıklı olarak kültür balıklarının görüleceğini tahmin ediyoruz" diye konuştu.
Kültür balıklarının taze olduğunu vurgulayan
Korkmaz, günlük tüketim yaptıkları için satacak-
ları kadar balık aldıklarını sözlerine ekledi.
Balıkçı tezgahından alışveriş yapan Hakan
Şen ise balık fiyatlarının hava şartları nedeniyle
yükseldiğini söyledi.
Fiyatların 10 ile 20 lira arasında değiştiğini
anlatan Şen, "Şu anda hamsi yok. Tezgahlarda
ağırlıklı olarak alabalık, çupra, levrek var. Balığın
her çeşidini seviyoruz ama bizim için hamsinin
yeri başkadır. Karadeniz denilince balık bir yana
hamsi bir yana. O nedenle umuyoruz ki hava
şartları düzelir ve tezgahlar yeniden hamsi ile
şenlenir" ifadesini kullandı. (AA)
Köprü ve otoyollar
saniyede 15 dolar getirdi
Türk Telekom Grubunun
konsolide gelirleri yıllık
13,6 milyar liraya yükseldi
İSTANBUL - Türk Telekom Grubu, operasyonel ve
finansal sonuçlarını açıkladı.
Gruptan yapılan açıklamaya göre, Türk Telekom'un konsolide gelirleri yıllık yüzde 3,7 artış göstererek 13,6 milyar
liraya yükseldi.
Konsolide bazda faiz amortisman vergi öncesi karı
(FAVÖK) 5 milyar lirayı aşan Grubun yatırım harcamaları
2,1 milyar lira olarak gerçekleşti.
Toplam geniş bant abone sayısı 7,6 milyona ulaşan
Grubun yüksek hızlı genişbant abone sayısı 1,1 milyonu
aştı.
Grubun mobil segmentte faturalı abone tabanı yüzde
48'e yükselirken, toplam mobil abone sayısı yıllık 1,8
milyon artış ile 16,3 milyona ulaştı.
Açıklamada görüşlerine yer verilen Türk Telekom
Üstyöneticisi (CEO) Rami Aslan, Türk Telekom Grubunun
2014 yılını sağlam operasyonel ve finansal sonuçlar elde
ederek ve önemli organizasyonel değişiklikler yaparak
tamamladığını belirtti.
Aslan, "Operasyonel olarak mobil ve geniş bantta müşteri tabanımızı genişletmeye devam ederken sabit sesteki
kaybı da azalttık. Finansal olarak yatırımcılarımız ile paylaştığımız gelir, FAVÖK ve yatırım giderine dair beklentilerimizi gerçekleştirdik. Organizasyon tarafında ise destek
fonksiyonlarımızı birleştirerek ve bireysel ve kurumsal iş
birimleri yaratarak fonksiyonel entegrasyonumuzu tamamladık" ifadesini kullandı.
Müşteri memnuniyetine odaklanmalarının ve en iyi değer
ve çeşitliliğe sahip ürün ve hizmetlerini müşterilere sunmalarının mobilde 1,8 milyon net abone elde ederek
toplamda 16,3 milyon aboneye ulaşmalarını sağladığını
ifade eden Aslan, şunları bildirdi.
"Toplam net yeni müşterilerimizin 1,3 milyonunu faturalı
müşterilerin oluşturmasıyla faturalı müşteri oranımızı geçen
seneki yüzde 45'ten sektörün en yüksek oranı olan yüzde
48'e çıkardık. Faturalı ve ön ödemeli müşteri oranı açısından sağlıklı bir dengeye sahip olmamız ve zenginleştirilmiş
data tarife portföyü ve kaliteli şebekemiz sayesinde akıllı
telefon kullanan müşterilerimizin oranını toplam müşterilerimizin yüzde 52'sine çıkardık. Abone tarafındaki bu
pozitif operasyonel değerler ve kullanıcı başına ortalama
gelirin de istikrarlı olması 2014'ün son çeyreğinde mobil
gelirlerimizi yüzde 22 artırmamızı sağladı. Karlılığımızı
iyileştirmek için müşteri tabanında ölçek oluşturma stratejisi tasarladık. 2014 yılında mobil FAVÖK marjı yüzde 16'ya
çıktı ve böylece 2011'den bu yana FAVÖK marjında yıldan
yıla elde edilen kademeli artış devam etti. Sabit hat ve
televizyon ürün portföyleri ile gücümüzü birleştirerek
mobilde önümüzdeki dönemde de üstün performans
göstermeye devam edeceğiz." (AA)
ANKARA- Köprü ve otoyollardan son 10
yılda 3 milyar 531 milyon araç geçiş yaptı.
Bu araçlardan elde edilen gelir 4,9 milyar
doları buldu. Bir başka ifadeyle köprü ve
otoyollar saniyede 15 dolar gelir getirdi.
AA muhabirinin, Karayolları Genel
Müdürlüğünün (KGM) verilerinden yaptığı
derlemeye göre, 2004-2014 yılları arasında
köprülerden 1 milyar 599 milyon 278 bin
128, otoyollardan da 1 milyar 931 milyon
355 bin 801 araç geçiş yaptı. Köprü ve
otoyollardan bu dönemde elde edilen
toplam gelir ise 4 milyar 876 milyon 309
bin 868 dolara ulaştı.
Son 10 yılda 3 milyar 531 milyon aracın
kullandığı köprü ve otoyollardan, en fazla
araç geçişi 2014 yılında oldu. Geçen yıl
köprü ve otoyolları kullanan 399 milyon 491 bini
aşkın araçtan, 469 milyon
120 bin 277 dolar gelir
elde edildi.
geçti.
KÖPRÜ VE OTOYOLLARIN
ÖZELLEŞTİRME SÜRECİ
Köprü ve otoyolların özelleştirilmesi
ihalesi 17 Aralık 2012 yılında yapılmıştı.
Tek paket halinde, işletme hakkının verilmesi yöntemiyle ve fiili teslim tarihinden
itibaren 25 yıllık süre için gerçekleştirilen
özelleştirme ihalesine 3 konsorsiyum
katılmış ve en yüksek teklifi 5 milyar 720
milyon dolar bedelle Koç Holding AŞ-UEM
Group Berhad-Gözde Girişim Sermayesi
Yatırım Ortaklığı AŞ Ortak Girişim Grubu
vermişti, ihale daha sonra iptal edilmişti.
(AA)
KÖPRÜLERDEN
SANİYEDE 5 DOLAR
Günde ortalama 400 bin
aracın geçtiği Boğaziçi ve
Fatih Sultan Mehmet
köprülerinden elde edilen
gelir saniyede 5 doları,
aynı dönemde otoyol ve
köprülerin toplam gelirleri
ise saniyede 15 doları
Avrupa Merkez Bankası
Yunanistan'a teminatı kaldırdı
FRANKFURT - Avrupa Merkez
Bankası'nın, bankaların Yunanistan'ın
borçlarını kredi teminatı olarak kullanmasına izin veren muafiyeti kaldırdığı
bildirildi.
Avrupa Merkez Bankası, Yunanistan
tahvillerinin Eurosistem para politikası
işlemlerinde teminat olarak kullanımına
ilişkin yazılı açıklama yaptı.
Açıklamada, "Avrupa Merkez Bankası
Yönetim Kurulu Konseyi, Yunanistan
tarafından ihraç edilen ya da tamamen
teminat altında olan menkul borçlanma
araçlarını etkileyen muafiyeti kaldırma
kararı aldı" ifadesi kullanıldı.
Kurul kararının, mevcut Eurosistem
kuralları çerçevesine uygun olduğu belirtilen açıklamada, "Söz konusu karar, programın gözden geçirilmesinin başarılı bir
sonuca varmasının mümkün olmadığı ve
mevcut Eurosistem kurallarına uygun
olduğu gerçeğine dayanır" değerlendirmesinde bulunuldu.
Yunan bankalarının, Avrupa Merkez
Bankası'nın Acil Kredi Desteği programı
aracılığıyla fonlara erişiminin sağlanacağı
aktarılan açıklamada, yeterli alternatif
teminatı olmayan Eurosistem taraflarının
likidite ihtiyaçlarının, Acil Kredi Desteği
yoluyla ilgili ulusal merkez bankası
tarafından Eurositem'in mevcut kuralları
dahilinde karşılanabileceği kaydedildi.
Ayrıca, söz konusu düzenlemelerin 11
Şubat itibarıyla geçerli olacağı kaydedildi.
Söz konusu muafiyet, bu araçların
Eurosistem para politikası operasyonlarında minimum kredi derecelendirme
gereklerini yerine getirmemesine rağmen
kullanılmasına imkan tanıyordu.
Öte yandan, söz konusu kararın
Yunanistan'ın uluslararası kreditörlerle
kurtarma programıyla ilgili anlaşma yapması bakımından yeni hükumeti daha
fazla baskı altına alması bekleniyor.
Yunanistan'ın borçlarını yeniden yapılandırılması için temaslarda bulunan
Yunan Maliye Bakanı Yanis Varoufakis,
sabah saatlerinde Frankfurt'taki ECB'yi
ziyaret etmiş ve Başkan Mario Draghi ile
görüşmüştü. (AA)
7
KARA’CA
İsmail KARA
[email protected]
EĞRİLERİN ÖZELLİĞİ
Dünyanın geçmişine baktığımız zaman, medenî
alanda pek çok atakların yapıldığını, bir kısım ilerlemeleri izliyoruz.
Tüm bu ilerlemelere karşın, gözlerden
kaçmayacak bir durumsa bence şudur; pek çok
insanın kişisel çıkarlarını ön planda tutması…
Bu nedenle de kötülükler eksik
olmamış/olmuyor. Çıkar meseleleri hep kavga,
dövüş, savaş, hırsızlık, arsızlık, yolsuzluk,
haksızlık gibi olumsuz davranışları da geleceğe
taşımış ve taşımakta… Oysa ki, medeniyet
ilerledikçe daha güzel bir dünya, huzur ve güven
içinde yaşanacak güzel bir dünya yaratmalıydı
insanlar. İlkel insanlara yakışan tüm kötülükler son
bulmalıydı. Nerede?
Teknikte gelişen insanlar, insana yakışır
yaşam tarzında, aksine yıldan yıla kötüye gidiyor.
Teknoloji (+), insanlık (-)…
Kimse yoğurdunda kara olduğunu kabul
etmiyor ve diyor ki; “Ben sütten çıkmış ak
kaşığım”.
Aşağıdaki sözleri ta milattan önce 427-347
yılları arasında yaşayan Eflatun, diğer adıyla
Platon söylemiş. Eflatun’dan bugüne yaklaşık 2000
yıldan fazla zaman geçmiş. Bu da yukarıdaki sözlerimizin bir kanıtıdır.
“...Eğrilerin en önemli özelliği doğru olmadan
DOĞRU GÖRÜNMEKTİR. En büyük eğrilikleri
işlerken adı en doğru adama çıkar. İşlediği suçlardan biri ortaya çıkarsa, güzel sözler söyleyerek
herkesi suçsuzluğuna inandırır. Gerekirse zenginliğine, gücüne ve dostlarına güvenerek zor kullanır, eğriliklerini doğru olarak kabul ettirir.
Düşmanına ve doğru kişilere karşı üstünlük sağlar,
kazanç sağlar, zenginleşir, çevresine iyilik eder.
Çevresi kalabalıklaşır. Böylece eğrileri savunanlar
çoğalır, her yönde etkin bir kişi olur, iyi bir hayat
sağlar. Tanrılara bol bol tantana ile kurban keser.
Doğru adam ise; doğruları savunduğu, eğrileri
ortaya çıkardığı için baskı görür. O zaman doğru
olarak değil, doğru görünmek gerektiğini anlar.
Böyle kişiler eğriler tarafından, EĞRİ OLMAKLA
suçlanır. Çoğunluk eğri olduğundan veya eğrilik
güç kazandığından DOĞRU ADAM eğrilikle
tanıtılır. Doğrular pasifize edilmiş olur.
Maharetleri EĞRİ OLUP ADINI DOĞRUYA
ÇIKARMAKTIR.
Kötülüğe akın akın gider insanlar,
Rahattır, yakındır kötülüğün yolu,
Erdemin ise alın teri koymuş önüne tanrılar”.
Eflatun’un dediği üzere; “Rahattır, yakındır
kötülüğün yolu”, erdemli yaşamak ise zordur.
Dilerim ki, ileride öyle bir zaman gelsin ve
tüm insan hak, adalet ve doğrulukta birleşsin.
Johns Hopkins Üniversitesi Uygulamalı Ekonomi Profesörü Hanke:
"Gelişen piyasalarda doların ateşi sürecek"
LONDRA GÖKHAN KURTARAN - Johns
Hopkins
Üniversitesi
Uygulamalı
Ekonomi Profesörü
Steve Hanke, ABD
Merkez Bankası'nın
(Fed) faiz artışını
piyasanın beklentilerinden daha geç
bir tarihte yapabileceğini belirterek, "Faiz artış kararı
alındığında piyasalardaki sıcak para akışı tersine
dönecek. Gelişmekte olan piyasalara akan dolar
şimdi bu ülkelerden çıkış yapıyor" dedi.
AA muhabirinin sorularını yanıtlayan Hanke,
Fed'in faiz artışıyla ilgili gelişmekte olan ekonomileri
para politikaları konusunda uyardı.
En son İsviçre Merkez Bankası'nın para politikasında beklenmeyen manevrasıyla daha sık tartışılmaya başlanan "kur savaşı" teriminin yerine
avro/dolar paritesine odaklanılması gerektiğini
söyleyen Hanke, yaşananları kur savaşı olarak
görmemek gerektiğini vurguladı.
"Daha çok parasal politikaların değişimine ilişkin
göstergeler var. Dünyadaki en önemli fiyat dolar/avro
kurudur. Şimdi biz burada ciddi bir değişim görüyoruz. Dünyada hemen her şeyi fiyatının belirlenmesinde bu kur oranı kullanıyor" diyen Hanke, 1,40
seviyesinde olan avro/dolar paritesinin 1,10'lara
kadar geldiğini anımsattı.
Hanke, "Fakat bu oldukça sağlıksız bir değişim.
Kurun daha istikrarlı bir seviyede 1,20-1,40 arasında
seyretmesi gerekiyor. Uluslararası piyasalarda bu
kurun sağlanması istikrar açısından son derece
önemli" değerlendirmesini yaptı.
Hanke, dünyanın en temel fiyatlaması olan
avro/dolar paritesinin istikrara sahip olmamasının
bütün piyasalarda etkisi olabileceği uyarısını yaptı.
Gelişmekte olan ülkelere finansal krizin
başlangıcından bu yana ciddi sıcak para akışı
olduğunu anımsatan Hanke, şöyle devam etti:
"Çin ve Endonezya bile sıcak para akışının yönlendiği yerler içerisinde. Fakat dolar avroya karşı
güçlendikçe gelişmekte olan ekonomilerin para birimlerine karşı daha da değerlenecek demektir. Bu
gelişmekte olan piyasalara akan dolar şimdi bu ülkelerden çıkış yapıyor. Gelişmekte olan ekonomilerin
para birimleri de yüzden değer kaybetmeye devam
edecek. Fed piyasaların beklentisinden daha geç bir
tarihte faiz artış kararı alabilir. Fed'in er ya da geç bu
yıl içerisinde faiz artışına gitmesi bekleniyor ancak,
ben bunun insanların düşündüğü kadar erken bir tarihte olacağını düşünmüyorum. Fakat faiz artışı kararı
alındığında piyasalardaki sıcak akışı tersine
dönecek." (AA)
8
EKONOMİ
10 Şubat 2015 Salı
Türkiye'nin dış
ticaretinde önemli
bir paya sahip ve
başlıca ihraç
pazarlarından biri
olan ABD'ye
ihracatı 2014 yılında
6,3 milyar dolara
yükselirken,
ABD'den ithalatı
12,7 milyar dolara
çıktı.
Türkiye'nin 2014 yılında
ABD'ye ihracatı yüzde 12,5 arttı
İSTANBUL- Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK)
ile Gümrük ve Ticaret Bakanlığı iş birliğiyle oluşturulan 2014 yılının aralık ayına ilişkin geçici dış
ticaret verilerine göre, ABD, ocak-aralık döneminde Türkiye ihracatı içinde yüzde 4'lük bir
paya sahip oldu.
ABD, Türkiye'nin en çok ihracat yaptığı
ülkeler sıralamasında Almanya, Irak ve
İngiltere'nin ardından 4. sırada yer alırken, en
çok ithalat yapılan ülkeler sıralamasında da Çin,
Almanya ve Rusya'nın ardından yine 4. sırada
yer aldı.
Türkiye'nin geçen yılın ocak-aralık döneminde ABD'ye ihracatı önceki yıla göre yüzde
12,5 artarak 6 milyar 345 milyon 64 bin dolara
yükselirken, ABD'den ithalatı ise yüzde 1 artarak
12 milyar 727 milyon 481 bin liraya çıktı. 2013
yılında, Türkiye'nin ABD'ye ihracatı 5 milyar 640
milyon 247 bin dolar, ithalatı ise 12 milyar 596
milyon 170 bin dolar olmuştu. Türkiye'nin
ABD'ye geçen yılın aralık ayında ihracatı ise
önceki yılın aynı ayına göre yüzde 33,6 artarak
722 milyon 264 bin dolara yükselirken, ABD'den
ithalatı ise yüzde 6,8 artarak 1 milyar 115 milyon
616 bin liraya çıktı. 2013 yılı aralık ayında,
Türkiye'nin ABD'ye ihracatı 540 milyon 817 bin
dolar, ülkeden ithalatı ise 1 milyar 44 milyon 289
bin dolar olarak gerçekleşmişti.
Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK) Başkanı
Ömer Cihad Vardan, Türkiye ekonomisinin ihracata dayalı büyüme stratejisi kapsamında ihracatını artırmayı hedeflediği önemli pazarlardan
birinin ABD olduğunu belirterek, "Türkiye'nin
ABD'ye yaptığı ihracatta geçtiğimiz yıl önemli bir
gelişme görülmüştür. Ancak dış ticaret
dengemiz açısından bu gelişme maalesef yeterli
değildir" dedi.Türkiye'nin, dünyanın en büyük
ithalatçı ülkelerinden olan ABD'ye ihracatının
daha hızlı artması ve dış ticaretinin dengelenmesinin en büyük arzuları olduğunu aktaran
Vardan, bu bağlamda DEİK olarak gerek eyalet
bazında gerekse sektörel bazda ihracatı artırma
çalışmalarının sürdüğüne dikkati çekti.
Vardan, şu değerlendirmelerde bulundu:
"Özellikle ABD ile ekonomik ilişkilerde Aralık
2009 iki ülke arasında imzalanan Ekonomik ve
Ticari Stratejik İşbirliği Çerçevesi (ETSİÇ) bu
anlamda atılan önemli bir adım olmakla birlikte
ikili ticaretimizde dengenin sağlanması
hedefleniyor. Ancak bu günlerde hepimizin gündemini meşgul eden en önemli konu;
görüşmeleri sürmekte olan Transatlantik Ticaret
ve Yatırım Ortaklık Anlaşması (TTIP) anlaşmasının sonucunun ne olacağı. Çünkü bunun
nereye varacağı bugün için, bizim hem ABD ile
hem de AB ile dış ticaretimizi olumlu ya da
olumsuz etkileyecek en önemli unsur. Öte yandan, ABD'ye yönelik ihracatımızı artırmaya
gayret ederken katma değerli ürün yelpazesinin
çeşitlendirilmesi de aynı şekilde önem arz
ediyor. Zira ABD'den ithal ettiğimiz kalemlerde
de katma değeri ve teknolojik değeri yüksek
ürünler dikkati çekiyor."(AA)
Türkiye'nin elektrik
faturası 94 milyar lira
ANKARA- Türkiye'de geçen yıl ortalama fiyatlarla 94 milyar liralık elektrik tüketildi.
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı ile Türkiye
İstatistik Kurumu verilerinden yapılan derlemeye
göre, Türkiye'de geçen yıl elektrik tüketimi, önceki
yıla göre yüzde 3,7 artarak yaklaşık 255 milyar kilovatsaate yükseldi.
Elektriğin kilovatsaatine 2014'ün 9 ayında ortalama 0,36 lira ödenirken, yılın son çeyreğinde elektrik
fiyatlarında artışa gidildi. Elektriğin kilovatsaati Ekim,
Kasım ve Aralık aylarında ortalama 0,39 lira oldu.
Aylık elektrik tüketim değerleri ve söz konusu
dönemlerdeki elektrik fiyatları dikkate alındığında
geçen yılki elektrik tüketiminin ekonomik karşılığı 93
milyar 856 milyon 389 bin 965 lirayı buldu.
Elektrik tüketimi Ağustos ayında en yüksek
seviyeye çıktı. Ağustos ayında 24 milyar 187 milyon
594 bin 226 kilovatsaatlik elektrik tüketimine
ulaşılırken, elektrik faturalarına ortalama fiyatlarla 8
milyar 707 milyon 533 bin 921 lira ödendi.
En az elektrik tüketimi, 19 milyar 376 milyon 216
bin 726 kilovatsaat ile Ekim ayında gerçekleşti.
Şubat ayında ise aylık toplam elektrik harcaması en
düşük seviyede kaldı.Bu aydaki elektrik tüketiminin
ekonomik karşılığı ortalama fiyatlarla7 milyar 82
milyon 597 bin 175 lira oldu. (AA)
KOÜ, evsel atıklardan
biyogaz üretecek
Seyahate çıkanlar
10,7 milyar lira harcadı
EPDK, elektrik dağıtım
şirketlerini yakından izliyor
ANKARA - Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu (EPDK)
Başkanı Mustafa Yılmaz, elektrik dağıtım şirketlerini yakından izlediklerini, faturalara yönelik manipülasyonları kabul
edemeyeceklerini belirterek, "Vatandaşlarımız rahat olsunlar. Şirketlerin yapacakları manipülasyonlar ve etkilerinin
tamamı Kurumumuzca bilinmekte ve gerekli tedbir ve
önleyici düzenlemelerimiz hazır" ifadesi kullandı.
Yılmaz, yaptığı yazılı açıklamada, elektrikte tüketici
şikayetleri ve akaryakıt fiyatlarına ilişkin değerlendirmelerde
bulundu. Son günlerde özellikle fatura dönemlerinin
değiştirilmesi ile gündeme gelen elektrik dağıtım ve tedarik
şirketlerinin mevzuat uyarınca yapması gerekenleri, tüketicilere doğrudan veya dolaylı olarak yansıyan tüm işlemleri
Kurum olarak yakından takip ettiklerini ve gerekli değerlendirmeleri yaptıklarını belirten Yılmaz, elektrik dağıtım şirketlerini yakından izlediklerini bildirdi. Tüketici şikayetleriyle
ilgili konuya özel önem verdiklerini ifade eden Yılmaz,
Elektrik Piyasası Dairesinde bir grup başkanlığının tamamen tüketici problemleriyle ilgili çalışmaları yürüttüğünü ve
EPDK'ya ulaşan tüketici şikayetlerinin ilgili birimce değerlendirilip cevaplandırıldığını ve gerekli görüldüğünde
dağıtım şirketlerinin uyarıldığını vurguladı.
Yılmaz, faturalara yönelik manipülasyonları kabul edemeyeceklerini belirterek, "Fatura dönemlerinin yılın son
ayında uzaması, ilk ayında kısalması, güvence bedeli tahsili-iadesi, sayaç sökme-takma, sayaç bedeli gibi fatura
tutarını veya ödeme sürecini etkileyen, tarifelere etkisi olan
tüm elektrik dağıtım ve tedarik şirketlerinin faaliyetlerini
yakından takip ediyoruz ve gerekli önlemleri alıyoruz"
ifadelerini kullandı.
EPDK Başkanı Yılmaz, fatura döneminin uzamasıkısalmasının kayıp-kaçak hedeflerinde şirkete kazandırabilecekleri ya da 2016 yeni tarife dönemi hesaplarına
yönelik etkisi, yine güvence bedelinin geç iadesi gibi usulsüz uygulamaların, sayaç bedeli gibi usulsüz tahakkukların, tüketiciye veya 2016 yeni tarife dönemine etkileri
üzerinde değerlendirmelerin devam ettiğine dikkati çekti.
Tüm fatura bileşenleri ile voltaj-gerilim dalgalanması,
kesintilerin süresi ve sayısı gibi teknik bileşenlerin de her
an yakından kontrol edildiğini, aynı zamanda şirketlerin
hizmeti, tüketiciye etkileri ve mali boyutlarının da incelendiğini belirten Yılmaz, 6446 sayılı Kanunla oluşan
dağıtım sisteminde tüketicilerin tesis ettiği hatların
işletilmesi, arızalarının giderilmesi, bakım-onarımının yapılması ve bu hatların devir alınmasında oluşan problemlerin
de takip edildiğini ve gerekli yaptırımların uygulandığını
kaydetti. (AA)
ANKARA - Yurt içinde ikamet eden 22
milyon 18 bin kişi, geçen yılının üçüncü
çeyreğinde seyahate çıktı. Yerli turistlerin
yurt içinde yaptıkları seyahat harcamaları
10 milyar 693 milyon 813 bin liraya ulaştı.
Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK),
2014'ün üçüncü çeyreğine ilişkin
Hanehalkı Yurtiçi Turizm Araştırması
sonuçlarını açıkladı.
Buna göre, üçüncü çeyrekte, yurt
içinde ikamet eden 22 milyon 18 bin kişi
seyahate çıktı. Bu dönemde bir ve daha
fazla geceleme kaydı ile ülke içinde
yapılan toplam seyahat sayısı, bir önceki
yılın aynı çeyreğine göre yüzde 7,1
artarak 28 milyon 332 bin oldu.
Bu dönemde seyahate
çıkanlar 307 milyon 450
bin geceleme yaptı.
Ortalama geceleme
sayısı 10,9, seyahat
başına yapılan ortalama
harcama ise 377 lira
olarak gerçekleşti.
Yerli turistlerin, yurt
içinde yaptıkları seyahat
harcamaları söz konusu
dönemde bir önceki yılın
aynı çeyreğine göre
yüzde 30,7 artarak 10
milyar 693 milyon 813
bin lira oldu. Seyahat
harcamaları, kişisel veya
paket tur harcamaları
olarak yapıldı. Yurtiçi
turizm harcamasının yüzde 95,2'sini
kişisel, yüzde 4,8'ini ise paket tur harcamaları oluşturdu.
Seyahate çıkış amacı olarak "yakınları
ziyaret" yüzde 60,3 ile ilk sırada yer aldı.
Seyahate çıkış sebeplerinde "gezi,
eğlence, tatil" yüzde 30 ile ikinci, "sağlık"
yüzde 5,3 ile üçüncü oldu.
Bu çeyrekte seyahate çıkanlar 198
milyon 327 bin geceleme sayısı ile en çok
"akraba, arkadaş evinde" kaldı.
Konaklama türlerine göre geceleme
sayısında ikinci sırada 68 milyon 585 bin
geceleme ile "kendi evi" yer alırken,
"otel" 15 milyon 328 bin geceleme sayısı
ile üçüncü sırada yer aldı. (AA)
KOCAELİ - Kocaeli Üniversitesi (KOÜ), Bilim,
Sanayi ve Teknoloji Bakanlığınca desteklenen
“Çöplerin Organik Kısımlarının Ayrıştırılarak Kuru
Fermantasyon Yöntemi ile Biyogazlaştırılması
Projesi" kapsamında evsel atıklardan biyogaz
üretecek.
KOÜ'de düzenlenen törende Rektör Prof. Dr.
Sadettin Hülagü ile Zarif Enerji Üretim AŞ Genel
Müdürü Mustafa Doğru arasında projenin
yürütülmesi amacıyla protokol imzalandı.
SAN-TEZ Programı kapsamında desteklenen
projenin yöneticiliğini KOÜ Teknoloji Fakültesi
Enerji Sistemleri Mühendisliği Bölümü Öğretim
Üyesi Prof. Dr. Durmuş Kaya yapacak.
Proje kapsamında Kırıkkale katı atık düzenli
depolama sahasında toplanan atıklar kullanılarak,
biyogaz üretilecek. 18 ayda tamamlanması beklenen projeyle atıkların enerjiye dönüştürülmesi, çöp
depolama sahasına ihtiyacın azaltılması ve çevre
kirliliğinin önlenmesi amaçlanıyor.
Proje, ülke genelinde evsel atıkların geri
kazanımının yaygınlaştırılmasına da örnek teşkil
edecek.(AA)
Köprü ve otoyollardan 854
milyon liralık gelir sağlandı
4 kişilik bir ailenin açlık sınırı bin 256,
yoksulluk sınırı da 4 bin 93 lira oldu
ANKARA- Türk-İş'in araştırmasında,
ocak ayında, dört kişilik bir ailenin açlık
sınırı bin 256, yoksulluk sınırı da 4 bin 93
lira olarak hesaplandı.
Share on facebook Share on twitter
Share on email Share on print More
Sharing Services 2
Türk-İş'in araştırmasında, ocak ayında, dört kişilik bir ailenin açlık sınırı bin
256, yoksulluk sınırı da 4 bin 93 lira
olarak hesaplandı.
Türk-İş tarafından, çalışanların geçim
koşullarını ortaya koymak ve temel
ihtiyaç maddelerindeki fiyat değişikliğinin
aile bütçesine yansımalarını belirlemek
amacıyla her ay yapılan "açlık ve yoksulluk sınırı" araştırmasının ocak ayı
sonuçları açıklandı.
Buna göre, dört kişilik bir ailenin
sağlıklı, dengeli ve yeterli beslenebilmesi
için yapması gereken gıda harcaması
tutarı (açlık sınırı) bin 256 lira 80 kuruş,
gıda harcamasıyla giyim, konut (kira,
elektrik, su, yakıt), ulaşım, eğitim, sağlık
ve benzeri ihtiyaçlar için yapılması zorunlu diğer harcamaların toplam tutarı (yoksulluk sınırı) ise 4 bin 93 lira 80 kuruş
olarak belirlendi.
Sadece tek bir çalışanın yaşama
maliyeti de aynı dönemde 135 lira artışla
bin 535 lira 85 kuruş olarak hesaplandı.
Araştırmaya göre, Ankara'da yaşayan
dört kişilik bir ailenin "gıda için" yapması
gereken asgari harcama tutarı bir önceki
aya göre yüzde 1,98 oranında arttı.
Gıda enflasyonunda 12 ay itibarıyla
artış oranı yüzde 14.34, yıllık ortalama
artış oranı ise yüzde 14,46 şeklinde
hesaplandı.
(AA)
ANKARA- Türkiye'de, köprü ve otoyollardan
2014 yılında 399 milyon 491 bin 789 araç geçti,
854 milyon 285 bin lira gelir elde edildi.
AA muhabirinin Karayolları Genel Müdürlüğü
verilerinden derlediği bilgilere göre, aralık ayında
köprü ve otoyolları 33 milyon 146 bin 679 araç kullandı. Bu araçlardan 70 milyon 684 bin 916 lira
gelir sağlandı.
Geçen yılın tamamında otoyolları kullanan 249
milyon 358 bin 765 taşıttan 628 milyon 237 bin
657 lira gelir elde edildi. İstanbul'daki Boğaziçi ve
Fatih Sultan Mehmet köprülerinden 2014 yılında
geçen 150 milyon 133 bin 24 araçtan da 226
milyon 47 bin 678 lira ücret alındı.
Böylece geçen yıl köprü ve otoyollardan 854
milyon 285 bin 335 lira gelir elde edilmiş oldu.(AA)
KÜLTÜR-SANAT
KÜLTÜREL
BOYUT
Prof. Dr. Hayrettin İVGİN
[email protected]
HOCALI SOYKIRIMI VE GERÇEKLER
Yirminci yüzyılın son çeyreğinin en acımasız ve
insanlık dışı soykırımı, Hocalı’da Azerbaycanlı kardeşlerimize yapıldı. Dünya; dilini yuttu, gözünü yumdu,
kulağını kapattı. 1992 yılının Şubat ayının 25’i günü
26’cı güne bağlayan gece Ermeniler insafsızca, silahsız
613 Azeri Türkünü katletti. Şehit olanlar; Hocalı’da
yaşayan sivil Azeri Türkleri idi.Bunların ellerinde silah
olmadığı gibi; yaşlı, kadın ve çocuklardan oluşuyordu.
Akıl almaz işkencelerle öldürüldü bunlar. Derisi canlıcanlı yüzülerek, bacakları kesilerek, kafaları koparılarak, karınları süngü ile deşilerek, gözleri oyularak, kafa
derileri yüzülerek, kulakları kopartılarak, ağaca asarak
vura vura, küçük bebeklere tek kurşun değil, en az 10
kurşun sıkarak, üstlerinden tankların paletleri geçirilerek, yalvarmalara kulak tıkayarak, hamile kadınların
karnındaki bebeğin kız mı oğlan mı lâdesi tutarak, süngüleyerek ve yakılarak ….
Daha fazlasını söylemeye dilim varmıyor. Nasıl bir
kin ve öfkedir bu? Anlatmak mümkün değil. Yüzlerce
kişi esir alındı. Onların akıbetleri halâ belli değil.
3000’e yakın esirden 700 tanesi büyük güçlüklerle geri
alındı. 2300 kişiden haber yok. Sakatlananları, yaralananları, evsiz-barksız kalanları, bir milyondan fazla göç
ettirilen Azeri Türklerini söylemeyi fazla buluyorum.
Bu katliamın üzerinden tam 20 yıl geçti. O yıllarda
Rusya’yı kim yönetiyordu? Devlet Başkanı Boris
Yeltsin. Ermenileri? Ermeni lider Leon Terpetrosyan.
Ermeniler daha yeni bağımsızlıklarını ilân etmişlerdi.
Hocalı’ya saldıran 81. ve 366. Rus Alaylarıydı.
Ermenileri silâhlandırıp yanlarına alarak bu katliamları
onlara yaptırıyorlardı.
Peki Azerbaycan’ı kim yönetiyordu o tarihte? Güya
Azerbaycan bağımsızlığını yeni ilân etmişti. Ama başlarında Ayaz Muttalibov adlı Rus yanlısı bir aşırı
komünist vardı. Sanki hiçbir şey olmamış gibi Hocalı
faciasını ve Ermeni işgallerini soğukkanlılıkla kabulleniyor ve tepki de ortaya koymuyordu. Azerbaycan
Yüksek Devlet Şûrası Başkanı Elmira Gaffarova da
çok tepkili değildi, olanlardan.
Olanlar sadece Hocalı katliamı değildi ki! Binlerce
Azerbaycan Türkü canlarını kurtarmak için yerlerinden
yurtlarından göç ediyorlardı. Göçkünlerin sayısı 1 milyonu aştı. Azerbaycan topraklarının %20’si Ermeniler
tarafından işgal edildi.
5 Mart 1993 tarihinde Azerbaycan Yüksek Devlet
Şûrası Başkanı Elmira Gaffarova istifa etti. Ayaz
Muttalibov istifa etmiyordu, direniyordu. Milletvekili
Sabir Rüstemli gibi “Bağımsız Azerbaycan” grubundan
olanlar Ayaz Muttalibov’a baskı uyguluyorlardı.
Sonunda Cumhurbaşkanı hain Ayaz Muttalibov, 6 Mart
akşamı istifa etti. Yeni seçimler yapılana kadar Yüksek
Şûranın yeni Başkanı Yakup Memmedov’a başkanlık
görevini ifa için yetki verildi.
Bir ülke başsız ve lidersiz olursa nasıl felâkete sürüklendiği ortadadır. O yıllarda, Ruslarla işbirliği yapan
satılmış ve hain Azerbaycan Cumhurbaşkanı ve bazı
Yüksek Şûra üyelerinin basiretsiz ve hainane işbirliği
felakete sebep olmuştur.
Hocalı olayı bir günlük bir sorun değildir.
Azerbaycan halkına karşı uzun süreden beri düşünülen
bir soykırımdır.
Sadece Hocalı’da bir gecede; 613 kişi hayatını kaybederek şehit düştü. 487 kişi yaralandı ve sakat kaldı.
Şehit edilenlerin 106’sı genç-kız ve gelin idi. 332’si
bebek idi. Yani yarısından fazlası bebekti. 46’sı ergenlik çağına bile girmemiş çocuktu. 70’den fazlası yaşlıydı. Hiçbirisi ama hiçbirisi silâhlı değildi. Altı aile tamamen yok edildi. 25 çocuk anne ve babasını, 130 çocuk
ise ya annesini, yada babasını kaybetti. Binlerce insan,
erkek, bayan, çocuk, hasta, yaşlı denmeden esir edildi.
Sağ kalan 5600 Hocalı vatandaş, (ki bunların bir kısmı
gazidir) Bakü’ye ve Azerbaycan’ın 55 ilçesine yerleştirildi. Esirlerden hâlâ haber yok. Ermeniler, akıl almaz
vahşilikle Azeri Türklerini katlettiler.
İşte 23 yıl önceki gerçekler bunlar. Bir ülkenin yöneticileri gaflet, dalalet ve hiyanet içinde olursa, sonuç
acıdır, elemdir.
Ahmet Kabaklı
ölümünün 14. yılında
mezarı başında anıldı
İSTANBUL - Gazeteci-yazar, Türk Edebiyatı
Vakfı'nın kurucusu, "Şeyhülmuharririn" Ahmet
Kabaklı, ölümünün 14. yılında Eyüp Piyer Loti
Tepesi'ndeki mezarı başında anıldı.
Kur'an-ı Kerim okunmasının ardından başlayan
anma törenine, Kabaklı'nın yakınları ve sevenleri
katıldı.
Türk Edebiyatı Vakfı Başkanı Servet Kabaklı,
gazetecilere yaptığı açıklamada, amcası Ahmet
Kabaklı'nın yaşarken şahsi menfaati için hiçbir
zaman kalem oynatmadığını söyledi.
Kabaklı, amcasının Türkiye'den yana bazı endişeler de taşıdığını belirterek, "O, hep toparlayıcı
Türk milliyetçiliğinden yana oldu. Onun Türk milliyetçiliği diye tarif ettiği milliyetçiliğin içinde elbette
şeref tacı olarak İslam vardı" diye konuştu.
Daha sonra Ahmet Kabaklı'nın mezarı başında
dualar okundu. Ahmet Kabaklı, 11 Şubat'ta Türk
Edebiyatı Vakfı'nda gerçekleştirilecek Çarşamba
Sohbeti'nde vakıf camiasından dostları, talebeleri,
nesilden nesile okuyucuları ve sevenleri tarafından
anılacak.
1300 yıllık Türk edebiyat tarihini tarafsız bir
gözle ele alan beş ciltlik bir anıt eser ortaya koyan,
"Temellerin Duruşması" gibi birçok kitap kaleme
alan, on binlerce makale ve binlerce röportaja
imza atan ve binlerce konuşma yapan Ahmet
Kabaklı, 30 Mayıs 1924'te Elazığ Harput'ta dünyaya geldi. (AA)
10 Şubat 2015 Salı
9
Grammy’ye Sam
Smith damgası
Müzik dünyasının saygın ödülleri arasında bulunan ve bu yıl 57'ncisi düzenlenen Grammy ödülleri
sahiplerini buldu. Bu yılki ödüllerde 23 yaşındaki İngiliz şarkıcı Sam Smith, yılın en iyi yeni sanatçısı,
şarkısı ve kaydı ile en iyi pop vokal albümüyle, 4 dalda ödül alarak geceye damgasını vurdu.
NEW YORK (AA) - Tüm müzik türlerinde 83
kategoride verilen 57'nci Grammy ödülleri için
Los Angeles'taki Staples Center'da tören düzenlendi. ABD Başkanı Barack Obama, törene gönderdiği video mesajında aile içi şiddet kültürüne
dikkati çekerek, sanatçılardan bu konuyla mücadelede duyarlılık oluşturulması için destek vermelerini istedi.
Bu yılki ödüllerde 23 yaşındaki İngiliz şarkıcı
Sam Smith (sağda), yılın en iyi yeni sanatçısı,
şarkısı ve kaydı ile en iyi pop vokal albümüyle, 4
dalda ödül alarak geceye damgasını vurdu.
Gecede Pharrell Williams, Rosanne Cash ve
Beyonce de üçer dalda ödül alarak önemli bir
başarı elde etti. Ödül töreninde Madonna, Paul
McCartney, Rihanna, Beyonce, Kanye West,
Katy Perry ve Pharrel gibi birçok sanatçı şarkıları
ve sahne şovlarıyla büyük beğeni topladı.
Grammy ödülüne layık görülen kişi ve gruplardan bazıları şöyle:
Yılın Kaydı: "Stay With Me", Sam Smith
Yılın Albümü: "Morning Phase", Beck
Yılın Şarkısı: "Stay With Me" Sam Smith
En İyi Yeni Sanatçı: Sam Smith
En İyi Pop Solo Performans: Pharrell
Williams, "Happy"
En İyi Pop Düet/Grup Performans: A Great
Big World ve Christina Aguilera, "Say
Something"
En İyi Pop Vokal Albümü: "In the Lonely
Hour", Sam Smith
En İyi Dans Kaydı: "Rather Be", Clean Bandit
ve Jess Glynne
En İyi Dans/Elektronik Albümü: "Syro",
Aphex Twin
En İyi Geleneksel Pop Vokal Albüm: "Cheek
to Cheek," Lady Gaga ve Tony Bennett
En İyi Rock Performansı: "Lazaretto" Jack
White
En İyi Metal Performansı: "The Last In Line",
Tenacious D
En İyi Rock Şarkısı: "Ain't It Fun" Hayley
Williams ve Taylor York
En İyi Rock Albümü: "Morning Phase", Beck
En İyi Alternatif Albüm: "St. Vincent", St.
Vincent
En İyi R&B Albümü: "Love, Marriage &
Divorce", Toni Braxton ve Babyface
En İyi R&B Performansı: "Drunk in Love",
Beyonce ve Jay Z
En İyi R&B Şarkısı: "Drunk in Love", Beyonce
ve Jay Z
En İyi Çağdaş Urban Albümü: "Girl", Pharrell
Williams
En İyi Rap Performansı: "I", Kendrick Lamar
En İyi Rap/Sung İşbirliği: "The Monster",
Eminem and Rihanna
En İyi Rap Şarkısı: "I", Kendrick Lamar
En İyi Rap Albümü: "The Marshall Mathers
LP2", Eminem
En İyi Country Solo Performans: "Something
in the Water", Carrie Underwood
En İyi Country Düet/Grup Performansı:
"Gentle on My Mind", The Band Perry
En İyi Country Şarkısı: "I'm Not Gonna Miss
You", Glen Campbell
En İyi Country Albümü: "Platinum", Miranda
Lambert
En İyi New Age Albümü: "Winds Of
Samsara", Ricky Kej ve Wouter Kellerman
En İyi Enstrümantal Caz Albümü: "Trilogy",
Chick Corea Trio
En İyi Caz Vokal Albümü: "Beautiful Life",
Dianne Reeves
En İyi Blues Albümü: "Step Back", Johnny
Winter
En İyi Reggae Albümü: "Fly Rasta", Ziggy
Marley
En İyi Dünya Müzik Albümü: "Eve",
Angelique Kidjo
En İyi Müzik Video: "Happy", Pharrell
Williams
En İyi Müzik Film: "20 Feet From Stardom",
Darlene Love, Merry Clayton, Lisa Fischer ve
Judith Hill.
Müzeyyen Senar, Atatürk’ün çok
sevdiği sanatçılardandı
İZMİR - Türk Sanat Müziği'nin efsane isimlerinden Müzeyyen Senar, 97 yıllık ömrüne
30'un üzerinde albüm sığdırdı.
Türk insanının dilinden düşmeyen "Ben Seni
Unutmak İçin Sevmedim", "Bir Bahar Akşamı",
"Akşam Oldu Hüzünlendim Ben Yine" gibi parçaları seslendiren Senar, 1918 yılında Bursa'da
dünyaya geldi.
Müzik eğitimine Anadolu Musiki
Cemiyeti'nde kemençe üstadı Kemal Niyazi
Seyhun Bey ve udi Hayriye Hanım gözetiminde
başladı. Güçlü bir sese sahip olan Senar'ın ünü
yayıldıkça, hafız Sadettin Kaynak, Selahattin
Pınar, Lem'i Atlı, Mustafa Nafiz Irmak gibi devrin önemli üstatları da ona dersler verdi.
Zamanın sevilen şarkılarının yanı sıra, kendi
bestelerini de öğretip söylemesine yardımcı
oldu.
Kemal Niyazi Bey ile İstanbul Radyosu'nda
şarkı söylemeye başlayan Senar, perşembe
günleri ilgiyle izlenen bu programla geniş kitlelere adını duyurdu.
Müzeyyen Senar'ın yeteneği, Türkiye
Cumhuriyet'in kurucusu ve Türk sanat müziğinin büyük hayranı Mustafa Kemal Atatürk'ün
de ilgisini çekti ve sanatçı birçok kez onun
huzurunda özel meclislerinde şarkı okudu.
Ankara Radyosu'nun 1938 yılındaki ilk
yayınlarına katılan ve 1941 yılına dek radyo aracılığıyla dinleyicileri ile buluşmayı sürdüren
Senar, Türk musikisine yeni bir soluk getirdi.
Senar, son sahne konserini ise 1983 yılında
İstanbul Bebek Gazinosu'nda verdi, bu tarihten
sonra yalnızca ender anlarda, müzikli özel toplantılarda şarkı söyledi.
Müzeyyen Senar, 1998 yılında Devlet
Sanatçısı seçildi. Senar, 2004 yılında Sezen
Aksu tarafından düzenlenen ve sanatçı dostlarının da katıldığı gecede 73. sanat yılını kutladı.
Kültür ve Turizm Bakanlığı, 2013 Kültür ve
Sanat Büyük Ödülleri çerçevesinde kültür ve
sanata hizmetlerinden dolayı Senar'ı ödüllendirdi.
İzmir'deki evinde 26 Eylül 2006 tarihinde
fenalaşan sanatçının beyin enfarktüsü geçirdiği
ve vücudunun sol tarafının felç olduğu açıklandı. 2007'de İstanbul'daki Darüşşafaka'da
Rehabilitasyon Merkezi'nde tedavi gördü, daha
sonra Bodrum'daki kızı Feraye Işık ile yaşamaya başlayan Senar'ın tedavisi burada sürdü.
Sağlık durumunun 24 saat tıbbi kontrol
altında tutulmasını gerekli kılması nedeniyle 7
Ocak 2015'de Bodrum'dan İzmir'in Urla ilçesindeki Daruşşafaka'ya ait yaşlı bakımevine götü-
MEHMET NURİ
PARMAKSIZ
[email protected]
BENCİLEYİN SÖZLER
Gözlerimizin ışığıdır aşkta umut, vuslatı güzelleştirendir ölüm.
Geceleri yalnızlığı mum ışığına asanların kandili
kalbe hâkim yârin hayalidir.
Asıl mutluluğun âşık olabilmek ve aşkı yaşayabilmek olduğunu unutmayalım hiç.
Ağlamak zayıflık diyor ya bazıları, bilmiyorlar
âşığın gönlünün gözyaşıyla aşkını suladığını.
Bir ağacın öncesi fidan, bir tohumun öncesi aşk…
Aşkın büyüsünde kaybolur sabrın zorluğu, aşkın
kucağında yaşarız asıl mutluluğu ve de sonsuzluğu…
Hüzünlerin geçici, dünyanın
bitici, nefeslerimizin ölüm koktuğunu unutmayalım hiç.
Aşktır gönlümüzün isteği, aşktır tevekkülün zirvesi, aşktır varlığımızın nefesi, nefesimizin bedeli.
Aşkın mutluluğu, huzurla alınan nefesteki dem, aşk sevda
kokan çiğdem.
Ben bir değirmenim aşkla
zamanı öğütüyor gönlüm, mutlu
aldığım her nefeste gözümde ufa-
AŞKA DAİR
Ellerindir merkezim, gözlerindir rehberim, ruhunun kokusu kâlû belâdan beri ezberim.
Ayrılık dert deryası, sabır vuslatın adı.
lıyor ölüm.
Aşksız bir kalbin yoktur ederi.
Yâr doruklarımı fethetti, yâr gönül sarayımı şad,
hüznümü tarumar, beni her nefeste kendine bende etti.
Bu dem başka bir dem; aşkın bana öğrettiği bir
şey var: Hayalleriyle nefes alır
âdem.
Ne yazarsa yazsın kalem, aşka
dâir sözlerin kifayetsizliğinden
kurtulamaz kelâm.
Aşk kalbin gizli odalarının
anahtarı, orda olanların bilinmezliği şaşırtır hem maşuğu hem de
âşığı çünkü tanınan ya da tarif edi-
rülen Senar, 15 Ocak'ta rahatsızlanması üzerine
Dokuz Eylül Üniversitesi Tıp Fakültesi
Hastanesi'ne kaldırıldı. Burada 13 gün gözetim
altında tutulan Senar, taburcu edildi ve
Urla'daki yaşlı bakımevine döndü. Senar, 2
Şubat 2015'de rahatsızlığının nüksetmesi üzerine Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi
Yoğun Bakım Ünitesi'ne kaldırıldı. (AA)
lebilen değildir aşkın ışığı.
Aşk denizi her gönülde kendi coğrafyasını yaşar
sınırsızlıkla.
Aşkın sözlüğünde sonsuzluğu çağrıştıran kelimeler saklıdır.
Aşkı anlatan dil aşkın mahremidir.
Aşkı çöl zanneder bazıları kalp vahasından
habersiz, aşk olmasa hayatın ne anlamı var ki yârsız?
Sükût güneş gibidir, susarak büyür gönlümüzde
gül ve aşkla tarumar olur susmayı bilmeyen gönül.
Hasret çekmeye, sükût etmeye, aşkı arayıp bulmaya geldik masivaya.
Yâr demek yardan korkmamak; aşk demek ölümün içindeki hayatta mutluluğun kalbindeki gülde
yaşamak demek.
Sevda herkesin isteği, aşk cümlemizin hevesi,
hasret ruhumuzu yakan ateşin delirten sesi.
GÜNÜN DÖRTLÜĞÜ
Desem ki sonsuzluk var; arzuladığım mahşer
Duyan durur düşünür hayır mıdır yoksa şer?
Gaybı kimse bilemez her şey Rabbime tabi,
O isterse seninle gülistan olur her yer.
10
SAĞLIK
10 Şubat 2015 Salı
Yeşilay'dan teknoloji bağımlılığına
"TEKNOLOJİK" çözüm
Yeşilay Cemiyeti tarafından geliştirilen "Outturnet" adlı uygulama ile akıllı
telefon kullanıcılarını teknoloji bağımlığından kurtarmak amaçlanıyor.
ANTALYA - Yeşilay Cemiyeti Genel
Müdürü Savaş Yılmaz, AA muhabirine
yaptığı açıklamada, bir madde ya da
davranışın insanı kontrol etmeye başlamasıyla oluşan bağımlılık kavramını
kimyasal bağımlılık ve davranışsal
bağımlılık olarak ikiye ayırdıklarını söyledi. Kimyasal bağımlılığın sigara, alkol
ve uyuşturucu gibi maddelerle ilgili
bağımlılık olduğunu belirten Yılmaz,
davranışsal bağımlılıkta ise teknoloji,
sosyal medya bağımlılığı bulunduğunu
ifade etti.
Sabah uyandığında yüzünü yıkamadan sosyal medya hesaplarına ve
mesajlarına bakan herkesin teknoloji
ve sosyal medya bağımlısı olduğuna
dikkati çeken Yılmaz, bu durumun
sosyal ve iş hayatını olumsuz etkilediğini dile getirdi.
Madde bağımlılığıyla davranışsal
bağımlılığın insana verdiği zarar
yönünden birbirinden farkı bulunmadığı anlatan Yılmaz, "Sosyal medya
bağımlılığı madde bağımlılığı kadar
tehlikeli. Sosyal medyada gençler, gerçek yaşamda asla muhatap olmayacağı kişilerle muhatap olabiliyor. Gençler
kontrolsüz bir şekilde her türlü tehlikeyle burada karşı karşıya kalabiliyor.
Bazı uyuşturucu maddelerin sosyal
medyada açık açık pazarlandığını
görebiliyoruz. Sürekli sosyal medyayla
uğraşan gençler aslında asosyal kişiler
haline gelebiliyor. Bu da kişiyi yalnızlaştırıyor ve kötü alışkanlıklara itebiliyor" dedi.
Gençleri teknoloji bağımlılığından
kurtarmak amacıyla "Outturnet" adlı
bir mobil uygulama geliştireceklerini
ifade eden Yılmaz, şöyle konuştu;
"Teknolojiyi ve sosyal meydayı kalbinden vuracağız. Gençleri internete
bağlılıktan kurtarıp sosyalleşmelerini
teşvik etmeyi amaçlayan bir uygulama
olacak. Uygulamada telefon ekranına
sürekli 'Dışarıya çık, şu arkadaşınla
yemeğe gidebilirsin, şurada şu etkinlik
var' gibi aktivite yapmaları için gençleri
teşvik edeceğiz. Mesela uygulamayla
telefon ekranına 'Spor yapman gerekiyor, iyilik yapman gerekiyor' gibi de
uyarılar gelecek. Bunların puanları olacak. Bu puanlar karşılığında hediyeler
vereceğiz. Uygulamada 'Bugün iyilik
meleği modundayım' diye bir seçenek
olacak ve bu durum sosyal medyadaki
hesabında paylaşılabilecek. Çivi çiviyi
söker diye düşündük. Amacımız gençleri dışarıya çıkartmak. Mart ayında bu
uygulama telefonlara indirilebilecek"
Yılmaz, Türkiye'nin yarısından fazlasının genç nüfus olduğunu bu durumun avantajı olduğu kadar büyük risklerinin de bulunduğunu sözlerine ekledi. (AA)
Stres ve çaresizlik kanser sürecini hızlandırıyor
İSTANBUL - Memorial Şişli
Hastanesi Liyezon Psikiyatrisi Bölüm
Başkanı Prof. Dr. Sedat Özkan, duygusal çatışmalar, kronik stres, travmalar,
kayıp, çaresizlik ve yasın kişideki mevcut kanser sürecini hızlandırdığını,
zihinde çözülemeyen problemlerin ruh
sağlığını bozarak hormonlar aracılığıyla
bağışıklık sistemini zayıflattığını bildirdi.
Özkan, 4 Şubat Dünya Kanser Günü
kapsamında yaptığı yazılı açıklamada,
kanser hastalarının sayısının gün geçtikçe arttığını, Sağlık Bakanlığı'nın verilerine göre önlem alınmazsa 2030'da
22 milyon yeni kanser vakasının ortaya
çıkacağının tahmin edildiğini kaydederek, kanserle mücadeleye bütün olarak
bakılması gerektiğini vurguladı.
Tedavi süresince beden kadar
ruhun da onarılması ve desteklenmesinin büyük önem taşıdığının altını çizen
Özkan, beden, beyin ve ruhun bir
bütün olduğunu, bedendeki olumsuzlukların beyni etkilediğini, ruha yansıdığını, ruhun sıkıntısının da beyin kanalıyla bedene geçtiğini aktardı.
Özkan, kişinin ruh halinin kanserin
ortaya çıkışında önemli rol oynadığı
gibi hastalığın seyrini de etkilediğini
belirterek, "Duygusal çatışmalar, kronik
stres, travmalar, kayıp, çaresizlik ve
yas kişideki mevcut kanser sürecini
hızlandırır. Zihinde çözülemeyen prob-
lemler ruh sağlığını bozar ve hormonlar
aracılığıyla bağışıklık sistemini zayıflatır" ifadelerini kullandı. Kanser hastalarına psikolojik destekte izlenen yol
hakkında bilgi veren Özkan, depresyonun, hastanın beyin kimyasını bozarak
kanserin seyrine etki ettiğini bildirdi.
Prof. Dr. Özkan, hastalığın tedavisinde,
hastanın psikolojisinin de iyileştirilmesi
gerektiğine vurgu yaparak, "Hastanın
iyi hissetmesi, tedaviyi kolaylaştırmak-
ta ve hastalığın seyrini önemli ölçüde
etkilemekte. Kanser hastası ruhsal
çöküntü içerisindeyse, depresyonu
tedavi edilmesi sürece kanseri atlatsa
da tam anlamıyla tedavi edilmiş sayılmaz. Depresyon sebebi ve süreçleri,
hastanın beyin kimyasını bozacağı için
hormonal sistem kanalıyla kanserin
seyrine de etki edecektir" değerlendirmesini yaptı. (AA)
T.C. BAŞBAKANLIK TOPLU KONUT İDARESI BAŞKANLIĞI (TOKİ)
MUHTELİF ALANLARDA 3194 SAYILI İMAR KANUNUN 15, 16 VE 18 MADDESİ UYARINCA
YAPILACAK İMAR UYGULAMALARI İLE TESCİL HARİCİ ALANLARIN TESCİLİ, PLANKOTE
VE HALİ HAZIR HARİTA İŞLERİNİN YAPILMASI HİZMET ALIM İŞİ
Muhtelif Alanlarda 3194 Sayılı İmar Kanunun 15, 16 ve 18 Maddesi Uyarınca Yapılacak İmar
Uygulamaları İle Tescil Harici Alanların Tescili, Plankote Ve Hali Hazır Harita İşlerinin Yapılması
Hizmet Alım İşi hizmet alımı 4734 sayılı Kamu İhale Kanununun 19 uncu maddesine göre açık ihale
usulü ile ihale edilecektir. İhaleye ilişkin ayrıntılı bilgiler aşağıda yer almaktadır:
İhale Kayıt Numarası : 2015/8052
1-İdarenin
a) Adresi : T.C. Başbakanlık Toplu Konut İdaresi Başkanlığı Halkalı Atakent Mahallesi 221. Sok.
No:5 34307 Halkalı - KÜÇÜKÇEKMECE / İSTANBUL
b) Telefon ve faks numarası : 2124954040 - 2124700316
c) Elektronik Posta Adresi :
ç) İhale dokümanının görülebileceği internet adresi : https://ekap.kik.gov.tr/EKAP/
2-İhale konusu hizmetin
a) Niteliği, türü ve miktarı : İmar Kanununun 18. Maddesine göre 135 Ha 15. Ve 16. Maddesine göre
Planlı alanlarda 75 Ha plansız alanlarda 50 Ha Uygulaması ve 10 Ha Alanda Plankote 10 Ha
Alanda hali hazır harita ve 10 Ha Alanda Tescil harici alanların tescili işleri
Ayrıntılı bilgiye EKAP’ta yer alan ihale dokümanı içinde bulunan idari şartnameden ulaşılabilir.
b) Yapılacağı yer : Afyon, Ağrı, Amasya, Ankara, Ardahan, Artvin, Aydın, Bartın, Bayburt, Bolu,
Çorum, Denizli, Diyarbakır, Erzurum, Eskişehir, Gümüşhane, Giresun, Iğdır, Karabük, Kars,
Kastamonu, Konya, Kütahya, Muğla, Ordu, Rize, Samsun, Sinop, Tokat, Trabzon, Uşak, Muş ve
Zonguldak
c) Süresi : İşe başlama tarihinden itibaren 18(onsekiz) aydır
3- İhalenin
a) Yapılacağı yer : T.C. Başbakanlık Toplu Konut İdaresi Başkanlığı Halkalı Atakent Mahallesi 221.
Sok. No:5 34307 Halkalı - Küçükçekmece / İSTANBUL
b) Tarihi ve saati : 03.03.2015 - 11:30
4. İhaleye katılabilme şartları ve istenilen belgeler ile yeterlik değerlendirmesinde uygulanacak kriterler:
4.1. İhaleye katılma şartları ve istenilen belgeler:
4.1.1. Mevzuatı gereği kayıtlı olduğu Ticaret ve/veya Sanayi Odası veya Meslek Odası Belgesi;
4.1.1.1. Gerçek kişi olması halinde, kayıtlı olduğu ticaret ve/veya sanayi odasından ya da ilgili meslek odasından, ilk ilan veya ihale tarihinin içinde bulunduğu yılda alınmış, odaya kayıtlı olduğunu
gösterir belge,
4.1.1.2. Tüzel kişi olması halinde, ilgili mevzuatı gereği kayıtlı bulunduğu ticaret ve/veya sanayi
odasından, ilk ilan veya ihale tarihinin içinde bulunduğu yılda alınmış, tüzel kişiliğinin odaya kayıtlı
olduğunu gösterir belge,
4.1.2. Teklif vermeye yetkili olduğunu gösteren İmza Beyannamesi veya İmza Sirküleri;
4.1.2.1. Gerçek kişi olması halinde, noter tasdikli imza beyannamesi,
4.1.2.2. Tüzel kişi olması halinde, ilgisine göre tüzel kişiliğinin ortakları, üyeleri veya kurucuları ile
tüzel kişiliğin yönetimdeki görevlileri belirten son durumu gösterir Ticaret Sicil Gazetesi, bu bilgilerin
tamamının bir Ticaret Sicil Gazetesinde bulunmaması halinde, bu bilgilerin tümünü göstermek
üzere ilgili Ticaret Sicil Gazeteleri veya bu hususları gösteren belgeler ile tüzel kişiliğin noter tasdikli
imza sirküleri,
4.1.3. Şekli ve içeriği İdari Şartnamede belirlenen teklif mektubu.
4.1.4. Şekli ve içeriği İdari Şartnamede belirlenen geçici teminat.
4.1.5. İhale konusu işin tamamı veya bir kısmı alt yüklenicilere yaptırılamaz.
4.1.6. Tüzel kişi tarafından iş deneyimini göstermek üzere sunulan belgenin, tüzel kişiliğin yarısından fazla hissesine sahip ortağına ait olması halinde, ticaret ve sanayi odası/ticaret odası bünyesinde bulunan ticaret sicil memurlukları veya yeminli mali müşavir ya da serbest muhasebeci mali
müşavir tarafından ilk ilan tarihinden sonra düzenlenen ve düzenlendiği tarihten geriye doğru son
bir yıldır kesintisiz olarak bu şartın korunduğunu gösteren, standart forma uygun belge,
4.2. Ekonomik ve mali yeterliğe ilişkin belgeler ve bu belgelerin taşıması gereken kriterler:
4.2.1 Bankalardan temin edilecek belgeler:
Teklif edilen bedelin %10 dan az olmamak üzere istekli tarafından belirlenecek tutarda bankalar
nezdindeki kullanılmamış nakdi veya gayrinakdi kredisini ya da üzerinde kısıtlama bulunmayan
mevduatını gösterir banka referans mektubu,
Bu kriter mevduat ve kredi tutarları toplanmak ya da birden fazla banka referans mektubu sunularak
sağlanabilir.
4.2.2. İsteklinin ihalenin yapıldığı yıldan önceki yıla ait yıl sonu bilançosu veya eşdeğer belgeleri:
a) İlgili mevzuatı uyarınca bilançosunu yayımlatma zorunluluğu olan istekliler yıl sonu bilançosunu
veya bilançonun gerekli kriterlerin sağlandığını gösteren bölümlerini,
b) İlgili mevzuatı uyarınca bilançosunu yayımlatma zorunluluğu olmayan istekliler, yıl sonu bilançosunu veya bilançonun gerekli kriterlerin sağlandığını gösteren bölümlerini ya da bu kriterlerin sağlandığını göstermek üzere yeminli mali müşavir veya serbest muhasebeci mali müşavir tarafından
standart forma uygun olarak düzenlenen belgeyi sunar,
Sunulan bilanço veya eşdeğer belgelerde;
a) Cari oranın (dönen varlıklar / kısa vadeli borçlar) en az 0,75 olması,
b) Öz kaynak oranının (öz kaynaklar/ toplam aktif) en az 0,15 olması,
c) Kısa vadeli banka borçlarının öz kaynaklara oranının 0,50’den küçük olması, yeterlik kriterleridir
ve bu üç kriter birlikte aranır.
Yukarıda belirtilen kriterleri bir önceki yılda sağlayamayanlar, son iki yıla ait belgelerini sunabilirler.
Bu takdirde, son iki yılın parasal tutarlarının ortalaması üzerinden yeterlik kriterlerinin sağlanıp sağlanmadığına bakılır.
Serbest meslek erbabının vereceği, ilgili mevzuatına göre düzenlenmiş ve onaylanmış serbest
meslek kazanç defteri özetinde gösterilen değerlere göre, son yıla ait toplam gelirin toplam gidere
oranının veya son iki yıla ait gelir ve giderlerin parasal tutarlarının ortalaması üzerinden bulunacak
oranın en az (1,25) olması şartı aranır. Serbest meslek kazanç defteri özetinin yeminli mali müşavir
veya serbest muhasebeci mali müşavir ya da vergi dairesince onaylı olması gerekir.
İhale veya son başvuru tarihi yılın ilk dört ayında olan ihalelerde, bir önceki yıla ait belgelerini sunmayanlar, iki önceki yıla ait belgelerini sunabilirler. Bu belgelerde yeterlik kriterini sağlayamayanlar
ise iki önceki yılın belgeleri ile üç önceki yılın belgelerini sunabilirler. Bu durumda, belgeleri sunulan
yılların parasal tutarlarının ortalaması üzerinden yeterlik kriterlerinin sağlanıp sağlanmadığına bakılır.
4.2.3. İş hacmini gösteren belgeler:
a) İhalenin yapıldığı yıldan önceki yıla ait toplam ciroyu gösteren gelir tablosu,
b) Taahhüt altında devam eden hizmet işlerinin gerçekleştirilen kısmının veya bitirilen hizmet işlerinin parasal tutarını gösteren, ihalenin yapıldığı yıldan önceki yılda düzenlenmiş faturalar,
Bu belgelerden birinin sunulması yeterlidir.
Toplam cironun teklif edilen bedelin %20’sinden, taahhüt altında devam eden işlerin gerçekleştirilen
kısmının veya bitirilen işlerin parasal tutarının ise teklif edilen bedelin %12'sinden az olmaması
gerekir. Bu kriterlerden herhangi birini sağlayan ve sağladığı kritere ilişkin belgeyi sunan istekli
yeterli kabul edilir.
Bu kriterleri bir önceki yılda sağlayamayanlar, son iki yıla ait belgelerini sunabilirler. Bu takdirde son
iki yılın parasal tutarlarının ortalaması üzerinden yeterlik kriterlerinin sağlanıp sağlanamadığına
bakılır.
Yılın ilk dört ayında olan ihalelerde, bir önceki yıla ait gelir tablosunu sunmayanlar, iki önceki yılın
gelir tablosunu sunabilirler. Bu gelir tablosunun yeterlik kriterini sağlayamaması halinde, iki önceki
yılın ve üç önceki yılın gelir tabloları sunulabilir. Bu durumda, gelir tabloları sunulan yılların parasal
tutarlarının ortalaması üzerinden yeterlik kriterlerinin sağlanıp sağlanmadığına bakılır.
4.3. Mesleki ve Teknik yeterliğe ilişkin belgeler ve bu belgelerin taşıması gereken kriterler:
4.3.1. İş deneyimini gösteren belgeler: Son beş yıl içinde bedel içeren bir sözleşme kapsamında
kabul işlemleri tamamlanan ve teklif edilen bedelin % 40 oranından az olmamak üzere, ihale konusu iş veya benzer işlere ilişkin iş deneyimini gösteren belgeler .
4.4. Bu ihalede benzer iş olarak kabul edilecek işler:
4.4.1. Tek sözleşmeye dayalı olarak yapılan imar uygulaması yapım işi ve/veya kadastral harita
yapım işi bitirmiş olmak benzer iş olarak kabul edilecektir.
5.Ekonomik açıdan en avantajlı teklif sadece fiyat esasına göre belirlenecektir.
6. İhaleye sadece yerli istekliler katılabilecektir.
7. İhale dokümanının görülmesi ve satın alınması:
7.1. İhale dokümanı, idarenin adresinde görülebilir ve 100 TRY (Türk Lirası) karşılığı T.C.
Başbakanlık Toplu Konut İdaresi BaşkanlığıHalkalı Atakent Mahallesi 221. Sok. No:5 34307 Halkalı
- Küçükçekmece / İSTANBUL adresinden satın alınabilir.
7.2. İhaleye teklif verecek olanların ihale dokümanını satın almaları veya EKAP üzerinden e-imza
kullanarak indirmeleri zorunludur.
8. Teklifler, ihale tarih ve saatine kadar T.C. Başbakanlık Toplu Konut İdaresi Başkanlığı Halkalı
Atakent Mahallesi 221. Sok. No:5 34307 Halkalı - Küçükçekmece / İSTANBUL adresine elden teslim edilebileceği gibi, aynı adrese iadeli taahhütlü posta vasıtasıyla da gönderilebilir.
9. İstekliler tekliflerini, Birim fiyatlar üzerinden vereceklerdir. İhale sonucu üzerine ihale yapılan
istekliyle, her bir iş kaleminin miktarı ile bu kalemler için teklif edilen birim fiyatların çarpımı sonucu
bulunan toplam bedel üzerinden birim fiyat sözleşme imzalanacaktır.
Bu ihalede, işin tamamı için teklif verilecektir.
10. İstekliler teklif ettikleri bedelin %3’ünden az olmamak üzere kendi belirleyecekleri tutarda geçici
teminat vereceklerdir.
11. Verilen tekliflerin geçerlilik süresi, ihale tarihinden itibaren 120 (Yüzyirmi) takvim günüdür.
12. Konsorsiyum olarak ihaleye teklif verilemez.
13. Diğer hususlar:
İhale, Kanunun 38 inci maddesinde öngörülen açıklama istenmeksizin ekonomik açıdan en avantajlı teklif üzerinde bırakılacaktır.
Basın - 21784 (www.bik.gov.tr)
Resmi İlanlar www.ilan.gov.tr.de
YAŞAM-ÇEVRE
BULMACA
10 Şubat 2015 Salı
Sıcak yuva özlemi
19 yıl sonra bitti
Yağlıdere ilçesine bağlı Sinanlı köyünde, sağlık koşulları açısından hijyenik olmayan
eşyalarla dolu, tek göz odadan oluşan serenderde 19 yıldır yaşamını sürdüren çift, yıllar sonra evlerine kavuşacak olmanın heyecanını yaşıyor.
GİRESUN - Yağlıdere ilçesine bağlı
Sinanlı köyünde, sağlık koşulları açısından hijyenik olmayan eşyalarla dolu, tek
göz odadan oluşan serenderde 19 yıldır
yaşamını sürdüren çift, yıllar sonra evlerine kavuşacak olmanın heyecanını
yaşıyor.
Karadeniz'in kendine özgü mimarisi
ile dikkat çeken ve genellikle yiyeceklerin saklanması ile mısır kurutma işleminin gerçekleştirilmesi için kullanılan
serender, Yağlıdereli Fazlı ve Fatma
Çukurlu çifti için 19 yıl boyunca yuva
oldu.
Hijyen koşulları açısından kötü
durumda olan ve maddi imkansızlıklar
nedeniyle tavuklarla birlikte aynı ortamı
paylaşan Çukur çifti, Yağlıdere Sosyal
Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı, Deniz
Yıldızı Kültür ve Yardımlaşma Derneği
ve köy muhtarının desteği ile yapılan
evlerine taşınmak için gün sayıyor.
45 yaşındaki Fatma Çukurlu, AA
muhabirine, durumları iyi olmadığı için
serenderde yaşamak zorunda kaldıklarını söyledi.
Zor günler yaşadıklarını ancak yardımlar sayesinde yıllar sonra evlerinin olacağını ifade eden Çukurlu, "19 senedir
serenderde yaşıyoruz. Aslında hayat
değil. Durduğumuz yerde çok sıkıntılar
yaşadım. Bugünlere sıkıntılarla geldik.
Ağlamadığım gün olmadı ama şimdi
yapılan evimizle her şey güzel olacak.
Emeği geçen herkesten Allah razı
olsun" dedi.
Eşiyle birlikte eve taşınacakları günü
beklediklerini belirten Çukurlu, yeni
evinde hayatını daha güzel yaşayabileceğini dile getirdi.
Fatma Çukurlu'nun eşi Fazlı Çukurlu
(55) ise kötü günler yaşadıklarını belirterek, "Yevmiye karşılığında bahçe işlerinde çalışıyorum. Tabiki buradan alınan
para az oluyor. Eşim de benimle çalışıyor. Bir oğlum var, o da dedesinde kalıyor. Eşimle beraber 19 yıldır serenderde
kalıyoruz. Rüzgar olduğu zaman hemen
dinmesini istiyoruz, korkuyoruz" diye
konuştu.
Yardımlar ile başlarını sokacak güzel
bir eve kavuşmanın mutluluğunu yaşadıklarını vurgulayan Çukurlu, ev yapımında emeği geçenlere teşekkür etti.
Deniz Yıldızı Kültür ve Yardımlaşma
Derneği Başkan Yardımcısı Ferhat Deniz
de yaşam koşulları zor olan aileye ulaştıklarını ve yaklaşık 3 ay önce yapımı
başlayan ev ile ailenin yeni bir hayata
adım atacağını söyledi. (AA)
Böbrek kontrolünde fıkra gibi olay
KONYA - Konya'da Hasan Hüseyin
Kahraman, üç böbrekli olduğu düşüncesiyle yıllarca çevresinde hayretle karşılandı, böbreklerinden birini vermeyi
düşündü, gazetelerde haber bile oldu.
Kahraman, son böbrek kontrolünde 25
yıl sonra iki böbreği olduğunu öğrenince
şaşkınlığını gizleyemedi.
Numune Hastanesinde ambulans
1
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
2
3
4
5
6
şoförü olarak çalışan 57 yaşındaki
Kahraman, 25 yıl önce böbrek rahatsızlığı nedeniyle gittiği hastanede kendisine üç böbreği bulunduğu söylendi.
Duydukları karşısında heyecanlanan
Kahraman'a karşı insanların bakış açıları
değişti. Kahraman'da üç böbreği olduğunu duyan herkes hayrete düştü.
Fazla olduğu için böbreklerinden birini
hastalara vermeyi düşünen
Kahraman'ın durumu, ulusal ve yerel
gazetelerde "üç böbreği başına dert
oldu", "üç böbrekle yaşıyor" gibi başlıklarla haber oldu.
Başkent Üniversitesi Konya Araştırma
ve Uygulama Hastanesi'ne üç böbreğinin çalışıp çalışmadığını öğrenmek için
giden Kahraman, duydukları karşısında
bu sefer farklı bir şaşkınlık yaşadı.
Doktoruna, "üç böbreğim var" diyen
Kahraman, iki böbreği olduğunu ve
bunlardan birisinde de iki adet taş olduğunu öğrendi. Fıkra gibi olayı AA muhabirine anlatan Kahraman, 25 yıl önce
filmi çeken kişinin defalarca röntgene
baktığını, kendisinin de üç böbreği
7
8
9
10
olduğunu duyunca hayrete düştüğünü
söyledi.
O günden sonra yaşadıklarının filmleri
aratmadığını ifade eden Kahraman, yıllarca sağlıklı şekilde çalışan üç böbrekle
yaşadığını sanırken böbreğinin iki olduğunu öğrendiğini bildirdi. Yıllarca,
"acaba birine böbrek ihtiyacı olduğunda
yardımcı olabilir miyim?" diye düşündüğünü aktaran Kahraman, şöyle devam
etti: "Öğrendiklerim karşısında hüsrana
uğradım. Çevremdeki herkes üç böbreğim olduğunu biliyordu. Bazen bu
durum şaka bile oluyordu. 'Sen de böbrek çok birini satalım' şeklinde espri
yapıyorlardı. Yıllarca böbreğimin birini
vermeyi düşündüm. Kontrol sonrası
'hocam ben üç böbreğim var biliyordum, siz iki taş, iki böbrekten bahsettiniz' dedim. Şok oldum yani.
Çevremdekiler çok şaşırıyordu. Şu an
duygularımı anlatacak durumda değilim.
Gerçekten şok oldum. 'Üç böbrek, üç
böbrek' diye övünüyordum. O zaman
gazeteciler, durumuma çok şaşırarak
haber bile yapmıştı." (AA)
BULMACA
Soldan sağa:
1. Değerinden çok daha ucuza alınan mal. 2. Haberci. – Suçsuz, günahsız. 3.
Mikroskop camı. – Soru sözü. 4. Ağaçlıklı yol. – Büyükler, ileri gelenler. 5. Türlü
renkte kareli kumaş. – Vilayet. 6. Kalça kemiği. – Labada. 7. Asya’da bir ülke. –
Uzaklık anlatır. 8. Binek hayvanı. – Bir tür yağmur kuşu, su tavuğu. 9. Soluk. –
EROL …… ( Türk sinemasında daha çok kötü rollerde oynayan rahmetli
sanatçımız ). 10. Herkesin içinde, gizlemeden, açıkça. – Ödeşme, razı olma. 11.
Defa, kez. – En çok, maksimum. 12. Kuvvetlerin maddeler ve hareketler üzerine
etkisini inceleyen fizik dalı. 13. Kesintilerden sonra geri kalan miktar. – Patak,
kötek. 14. Altın kökü. – Duman karası. 15. Bir ilimiz. – Yaprakları salata olarak
yenen bir bitki. 16. Mercanada. – Cevizin yeşil kabuğu. 17. Bir nota. –
Müzisyenlerin topladığı para. 18. Tayin etmek. – Endonezya’nın plaka işareti. 19.
Gürültü patırtı. 20. Tören.
Yukarıdan aşağıya:
1.Manisa ilinin bir ilçesi. – İmkân. – Bitmemiş, eksik, tamamlanmamış. 2.
Herkes, el gün. – Yağı alınmış sütten yapılan peynir. – Kulak iltihabı. 3. Mekânı
olmayan, mekânız. – Rize yöresinde dokunan bir tür ince bez. – Tanrıtanımaz,
dinsiz. 4. Baş çoban. – Her yıl düzenli olarak ekilen yer. – Gemileri iskele ya da
şamandıraya bağlamaya yarayan kalın halat. 5. Bir sınırdan geçebilmek için verilen yazılı belge. – Tane. – Bir tür zamklı cila. 6. Parola. – Eti lezzetli, çok pullu
bir balık. – Sih dininin kurucusu. – Mal alıp karşılığında mal vererek ödeşme. 7.
Güzel, hoş. – Seçkin. – Birini ya da bir yeri görmeye gitme. – Boru sesi. 8. Kutsal
günlerde karşılık beklemeden hayır için dağıtılan
su. – Geçinme parası. – Celse. 9. Rutenyumun simgesi. – Haberleşme, komünikasyon. – Zayıf, ince ve
ÇÖZÜMÜ
uzun boylu kimse. 10. Yılan. – Adale. – Herhangi bir
BUGÜN
kas kümesinin irade dışı hareketi. – Bir tür sinir
13. SAYFADA
hastalığı, tutarak, yilbik. – Dünyanın uydusu.
Hazırlayan: Ercan BOSTANCIOĞLU
11
TÜRKÇE BAKIŞ
Prof. Dr. Nurullah Çetin
[email protected]
AMERİKAN EMPERYALİZMİNİN SİNEMASAL GÖRÜNÜMÜ
Hem içte, hem de dışta Amerika'ya
Türkiye'nin özellikle ikinci Dünya
Savaşı'ndan sonra dünya devletleri
kıyam etmek, direnişe kalkışmak,
arasındaki kamplaşmada emperyalist evrensel kutsal yasalara karşı gelAmerika'nın safında yer alması, etki- mekle eş anlamlı görülmekte ve
sini en çok kültürel emperyalizm
cezası Amerikan askeri ve polisi
altındaki değerler erozyonunda göstarafından en ağır bir biçimde infaz
terdi.
edilmektedir.
Ekonomi sektöründeki liberalizm,
Televizyon ve sinema gündemimiticaret ahlâkını bozup insanları vahşî zi işgal eden Amerikan filmleri, vurkapitalizm altında ezen ve ezilen
guladığımız anlam ve temalarla
çakallar ve kuzular haline getirmiştir. yüklü olarak ya Amerika'nın üstün
Türkiye televizyonlarında ve sinema- askerî gücünü belgeleyen savaş filmlarında gösterime giren "Rocky",
leri, ya asayişin tek otoritesi olduğu"Rambo" ve "Kobra" gibi Amerikan
nu göstermeye çalışan polis filmleri,
filmleri, tek bir tema etrafında
ya da yine aynı şekilde Amerikalının
yoğunlaşmıştır. O da kendini dünyakazandığı boks filmlerinden oluşnın jandarması konumunda gören,
maktadır. Bunların hiçbir sanat değesürekli silâh gücüyle dünya devletle- ri yoktur.
rine vaziyet etmeye çalışan
Tüm insanlığın faydalanabileceği
Amerika'nın yenilmez bir güç sahibi
ortak duygu ve beklentilerini yansıoluşu vurgusu.
tan, evrensel insanî değerleri veren
Amerikan film şirketlerinin ürettiği filmler değil, tamamen "güçlü
Wietnam filmlerinde bir avuç
Amerika" imajını pekiştiren CIA
Amerikan askeri, düştüğü tuzaklarda, patentli resmî ve askerî Amerikan
kıstırıldığı esir kamplarında ve en
filmleridir.
zor şartlarda insanüstü zekâ ve
Hollywood yapımı "kahraman ve
dayanma gücüyle ne yapar yapar
üstün güç sahibi Amerikalı" imajını
kurtulmayı başarır.
beyinlere perçinleyen misyonuna
Rambo tipi, bir kişinin bir ordu
güdümlü şiddet filmleri, bizim
sahip,
tarafından sıkılan silâh bombardımagibi ezik, baskı altına alınmış ve
nı altında hiçbir yara almadan kurtulur ve düşman ordularını darmadağın onurlu toplum oluşturma gibi tamamen insanî ve İslâmî eğilimlerin
eder. Kendi arkadaşlarının ihanetine
de uğrasa yüce Amerikan menfaatleri örselenmesine, "ağzı açık hayran
uşak" psikozuna sokulmasına, başuğruna her fedakârlığı göze alır.
kaldırarak kendi olma azminin yok
Rambo, Amerikan emperyalizmiedilmesine dönük psikolojik, sosyal
nin karşı konulamayacak, itirafsız
ve siyasî sonuçları beklenen çalışmakabul edilmesi gereken askerî gücülardır.
nün ilâhlaştırılmış simgesel bir tipoMilletimin çocuklarının Roky'lerin,
lojisini verir. Rambo, ezilmiş, sömüRamboların, Kobraların imajları
rülmekte olan mazlum ve mustazaf,
altında ezilerek silikleşme değil, Hz.
geri bıraktırılmış milletlere verilmiş
Ali, Hz. Hamza, Battal Gazî, Mete
bir gözdağıdır.
Han, Alparslan, Fatih, Malkoçoğlu,
En komedisinden en dramatik olaKara Murat, Şeyh Şamil, Ömer
nına kadar Amerikan polis filmleri,
Muhtar, Atatürk, Sütçü İmam gibi
hep Amerikan polisinin ne kadar
ilâhî güçlerle donatılmış, hiç kimseye atalarının kahraman ruhlarını tevarüs
ederek yeniden dirilip doğrulmaya
göz açtırmayan zaptiye otoritesi
ihtiyaçları var.
oldukları vurgulanır.
Malatya'da kuş ve
kedilere “sıcak yuva”
MALATYA - Orman ve Su İşleri
Bakanlığı Doğa Koruma ve Milli
Parklar 15. Bölge Müdürlüğünce
yabani kuşlar ve sokak kedileri için
yaptırılan "konak"lar, hayvanseverlere dağıtıldı.
Malatya Vali Yardımcısı
Abdulkadir Duran, basın mensuplarına yaptığı açıklamada, kuş ve
kedi konaklarının vatandaşlara,
özellikle de çocuklara hayvan sevgisinin aşılanması bakımından çok
önemli olduğunu belirtti.
Doğa Koruma ve Milli Parklar 15.
Bölge Müdürü Ayhan Deligöz ise
nüfusun giderek artmasına paralel
olarak doğal yaşama ister istemez
zaruri ihtiyaçlar nedeniyle müdahaleler olduğunu söyledi.
İnsanoğlunun doğaya müdahalesinin asgari düzeye indirilmesi
gerektiğini belirten Deligöz, Orman
ve Su İşleri Bakanlığının doğal
hayata sahip çıkılması amacıyla
başlattığı proje kapsamında çalışmalar yürütüldüğünü ifade ederek,
"Bunların bir örneğini, belki kuş
evleri noktasında ilkini Malatya'da
gerçekleştiriyoruz" diye konuştu.
Deligöz, apartmanlarda, bahçelerde, bahçe duvarlarında, okullarda, camilerde kuşlara sahip çıkma
adına hayvanseverlere birer kuş
konağı hediye ettiklerini söyledi.
Kuş konaklarının yanında sokak
kedilerini de düşündüklerini dile
getiren Deligöz, "Kedi konakları da
yaptırdık. Bu kedi konaklarıyla da
sokak hayvanlarına sahip çıkılması
gerektiğini göstermek istedik.
Sokak hayvanlarının aç, susuz kaldıklarını ve barınak problemleri
olduğunu dikkate alarak Doğa
Koruma ve Milli Parklar Malatya
15. Bölge Müdürlüğü olarak örnek
projemizi gerçekleştirdik" ifadelerini kullandı.
Kedi ve kuş konaklarının hem
Malatya'ya hem Türkiye'ye örnek
teşkil etmesini istediklerini belirten
Deligöz, "Biz de bunları yaparken
apartmanın siluetini bozmayacak,
doğal hayata uyumlu ve mimarili
kuş konakları yaptırdık. İnşallah bu
kuşlarımız üreme dönemlerinin
yaklaşmış olduğu şubat ayının
sonuna doğru bu yuvaları sahiplenecek, bu yuvalarda kuluçkaya
yatacak" şeklinde konuştu.
Müdürlüğün talebi üzerine kuş ve
kedi konaklarını yapan Kenan
Durgun ise doğal hayatın korunmasının önemine dikkati çekti.
Durgun, Abdullah Gül'ün cumhurbaşkanlığı döneminde Çankaya
Köşkü'ne kuş konaklarından gönderdiğini söyledi.
Konuşmaların ardından, 3'ü kediler için yapılan 103 konak, hayvanseverlere dağıtıldı. Kedi konaklarının içine hayvanların rahat etmesi
için halıfleks döşendiği belirtildi.
(AA)
12
haber
10 Şubat 2015 Salı
BAHÇELİ, Erdoğan’ı
sert sözlerle eleştirdi
KIRŞEHİR - MHP Genel
Başkanı Devlet Bahçeli, "Türk
milletinin kazanımlarını,
geçmişin hatıralarını hiçe sayan
bir iktidar, Türkiye'yi hızla
çöküşe götürmektedir. Nitekim
vatan, nefes almakta zorlanmaktadır. Demokrasi yoğun
bakımda, yoğun taarruz altındadır. Ay yıldızlı al bayrağımız
solgun, üzgün ve yorgundur.
Türkiye, çok kötü yönetilmektedir" dedi.
Bahçeli, partisince Kırşehir
Cacabey Meydanı'nda düzenlenen "Nefesimiz Ensenizde
Olacaktır" temalı açık hava
toplantısında yaptığı konuşmada, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı
çok sert ifadelerle eleştirdi.
Bahçeli, "10 Ağustos
2014'te Cumhurbaşkanı seçilen
Recep Tayyip Erdoğan,
istikrarsızlığın sembolü, kavga
ve gerilimin simgesi mertebesine çıkarak ne huzur bırakmış
ne de esenlik koymuştur"
ifadesini kullanarak, şunları
söyledi:
"Yaklaşık 5,5 ay önce yemin
ederek resmen Cumhurbaşkanı
olan Erdoğan, bu kısa zamanda
anayasal sınırlarını sayısız kere
aşmış, yetki ve sorumluluklarını
defalarca kötüye kullanmıştır.
Erdoğan, anayasayı ihlal
etmiştir. Erdoğan, yeminlerini
bozmuş, yeminlerini çiğnemiştir. Şeref ve namusla arasına
kalın duvarlar dikmiştir. Tarafsız
olması gerekirken açıktan açığa
7 Haziran'da yapılacak milletvekilliği genel seçimleri için
AKP'ye oy istemiştir. 30
Ocak'ta Kırşehir'e gelerek toplu
açılış kisvesi altında siz
muhterem vatandaşlarıma
AKP'nin fiili eş başkanı gibi
konuşmuştur. Durmamış,
duraksamamış bu sorumsuz ve
ahlaksız tavrına en son
Bursa'da da devam etmiştir. Biz
daha önce Erdoğan nerede miting yaparsa orada olacağımızı,
aynısıyla cevap vereceğimizi ve
karşı duracağımızı söylemiştik.
Meydanın boş olmadığını kararlılıkla vurgulamıştık. Erdoğan'ın
kanunsuz, hukuksuz ve despot
uygulamalarını yanına bırakmayacağımızı, Türkiye'nin iflasına sessiz kalamayacağımızı ilan
etmiştik. Bu itibarla madem
Erdoğan buraya kadar gelip
AKP lehine kule nöbetçiliğini,
ileri karakol vazifesini
Cumhurbaşkanlığı makamına
yakıştırmış o zaman bize düşen
de buna cevap vermektir.
Erdoğan nerede olursa olsun,
siyasi propagandaya nerede
tevessül ederse etsin nefesimiz
ensenizdedir." Devlet Bahçeli,
"nefeslerinin zalimlerin, hainlerin, müzakerecilerin ensesinde
olacağını" belirterek,
"Nefesimiz, Türk ve Türkiye,
Türk milleti düşmanlarının her
an, her zaman, her daim
enselerinden ayrılmayacaktır
çünkü bizim nefesimiz, Türk
tarihi, Türk kültürü, Türk dilidir.
Bizim nefesimiz, Anadolu'yu
vatan yapan kahramanların
şuurudur. Erdoğan ve havarileri,
Türkiye'nin boğazına çöreklen-
görmek için başka yerlere bakmayın, millete küfreden
havuzcular, devletin malını
deniz gören asalaklar onlardandır. 30 yaşındaki bir İranlı
karaparacı ve bu karanlık
simanın eline düşen eski
bakanlar onlardandır. Ayakkabı
kutularına milyon doları koyan,
yatak odalarına servet saklayan
hırsızlar onlardandır. Rüşveti
bağış gören, yolsuzluğu kapatmak için fetvalar düzen sahte
alimler onlardandır. Hırsızı
günah işleme özgürlüğü olarak
temin eden arsızlar onlardandır.
Bir kolunuzdaki saate bakın bir
de 700 bin liralık saat takanları
düşünün. İşte bunlar ve elbise
kılıflarında, çikolata kutularında
rüşvet alan onlardandır. 17-25
Aralık'ta ele geçen soygun paralarını 'paralel polisler koydu'
diyerek hayasızca iftira atan ve
sonra da faiziyle birlikte geri
alınca ses çıkarmayan
haramzadeler, onlar arasındadır." "Onların gücü ve
güvencesi saraydadır" ifadelerini kullanan Bahçeli, "Onların
sevk ve idaresi, sarayda oturmaktadır. Biliyorum sizler su,
elektrik, kömür ve diğer ısınma
faturalarını zar zor ödüyorsunuz. Son zamanlarda ilave
kayıp kaçak bedellerine de
mahkum ediliyorsunuz. Aylık
elektrik faturası 700 bin lirayı
aşan, ısınma bedeli ise 10 trilyon lirayı bulan bir sarayın
maliyetini de maalesef sizler
karşılıyorsunuz. Sizler kıt
kanaat geçiniyorsunuz ama din
diyen, diyanet sömürüsü yapan
ne var ki Allah'tan da korkmayan müsrifler, münafıklar
saraylarda lüks ve şatafat
içinde yüzmektedir. Bu hak
mıdır, adalet midir, insanlık
Kırşehir'de yaşayan AKP'ye ve
miştir. Erdoğan ve yandaşları,
mıdır? Sizler gideceğiniz yere
diğer partilere oy vermiş bütün ya yürüyerek ya dolmuş veya
aziz milletimizin ve Kırşehir'in
kardeşlerimedir. Gelin elinizi
nefes borusunu kesmek için
otobüsle ulaşıyorsunuz. Şu acıvicdanınıza koyun, gelin
mücadele vermektedir. Buna
nası hale bakınız ki maliyeti 410
izin veremeyiz, buna göz yuma- samimiyetle muhasebe yapın.
trilyon lira olan ve tamamen
mayız. Bunu normal göremeyiz" Özellikle AKP'ye oy vermiş
cebinizden çıkan paralarla
kardeşlerim bir an için
dedi. Alandakilere, "Erdoğan,
karşılanan uçan saray, birilerine
düşünün, bir an için tefekkür
PKK ile anlaştı, İmralı canisindünya turu attırmaktadır. Aç
den vize aldı diye başkanlık sis- edin, Erdoğan'ı başbakan yap- kalan sizsiniz, açıkta kalan
tınız, cumhurbaşkanı makamına sizsiniz, muhtaç olan sizsiniz,
temine sıcak bakacak mısınız?
layık gördünüz, buna saygı
'Ne olmuş Amerika Birleşik
ihtiyaç sahibi sizlersiniz. Buna
Devletleri'nde de var Türkiye'de duyuyorum fakat 12 yıl
karşılık doyan bellidir, yiyen
Türkiye'yi yönetmiş Erdoğan
de olsun' diyecek misiniz?
bellidir, dolaşan, dolandıran,
hala sizden hala AKP'ye oy
Cumhurbaşkanlığı koltuğunda
milli idareyi dolmuşa bindiren,
veren vatandaşlarımdan yetki
oturan adamın partizanlık yapservetine servet ekleyen yine
istiyor, yeni unvanlar bekliyor.
masına, siyasi taraf tutmasına
bellidir" diye konuştu.
Kazanan Erdoğan'dır. 1 katrilyhoşgörü gösterecek misiniz?"
Bahçeli, Kırşehir'in bağlarınon 370 trilyona mal olan kaçak da üzüm kalmadığını, kalan
sorularını yönelten Bahçeli,
ve karanlık sarayda oturan
konuşmasını şöyle sürdürdü:
ürünün de para etmediğini
"Cevabınız hayırsa, Erdoğan Erdoğan'dır. Çalan, soyan,
savunarak, "Pekmez üreticisinin
yürüten 17-25 Aralıkçılarıdır. Şu karnı doymadı, ürünü fayda
neden bahsetmekte, neyin
işe bakınız ki yükselen
peşinde koşmaktadır?
etmedi. Kaman cevizi ithalatla
Erdoğan'dır, dolar milyarderi
Kırşehir'in azmi bu kadar kati
rekabet edemedi, üreticilerimolan, villaları, gemileri, kupon
ve kesinse Erdoğan kime neyi
izin keyfi kaçtı, sattıkları
arazileri sıra sıra düzen yine
kabullendirecektir? 'Tek adam
borçlarına yetmedi. Çiçekdağlı
Erdoğan'dır. Kırşehirli mazlumu, çiftçimizin hasadı tarlada kaldı,
olacağım' diyorsa Kırşehir bu
mağduru, işsizi, yoksulu hatıroyuna gelmeyecektir. 'Kral,
Mucurlu esnafımızın siftahı
layan, önemseyen, derdiyle
emir, şah, tiran, dikdatör olabelirsiz bir geleceğe bırakıldı.
dertlenen var mıdır? Varsa
cağım' hevesindeyse, buna
Erdoğan, Merkez Bankası ile
nerededir?" MHP Genel
Türk milleti müsaade etmeyekayıkçı kavgası yaparken döviz
Başkanı Bahçeli, şunları söyle- fırladı. Sıkıntılarınız arttı, dara
cek, onay vermeyecektir. Yeni
Türkiye parolasıyla milli bekayı, di: "Ne berbat bir düzendir ki
düştünüz. Kırşehirli kardeşlerçalışan sizsiniz, çalan onlardır.
milli varlığı, milli kimliği
imin banka borçları devasa
Vergi ödeyen sizsiniz, aşıran
parçalamak isteyenler hayalboyutlara ulaştı. Erdoğan'a
onlardır. Emek veren sizsiniz,
lerinde boğulacak, bozguncusorarsanız bunlar fasa fisodur,
alın teri hırsızları onlardır. Onları fuzuli şikayetlerdir" dedi.
luğun çamurunda soluk alauzaklarda aramayın, onları
mayacaklardır. Sözüm
(AA)
Siyaset dünyasının tartışılan ‘Fidan’ı!
İSTANBUL / ANKARACumhurbaşkanı Recep Tayyip
Erdoğan’ın, Kolombiya'ya hareket
etmeden önce Atatürk Havalimanı'nda
gazetecilere açıklamalarda bulunurken
MİT Müsteşarlığı'ndan istifa eden Hakan
Fidan'ın milletvekili adaylığıyla ilgili sözleri siyaset dünyasının en çok tartışılan
konularından biri oldu.
Erdoğan, 'Açık sözlüyümdür.
Adaylığına ben olumlu bakmıyorum. Bunu
Başbakan'a da söyledim' dediği konuşmasında, muhalefetin tepkisiyle ilgili bir
soru üzerine, "Bu değerlendirmelerin
hiçbirini kabul etmek mümkün değil.
Sayın Fidan'ın adaylığına olumlu bakıyor
muyum? Bunu da açık sözlü olarak
değerlendirmek isterim. Ben adaylığına
olumlu bakmıyorum” diye konuştu.
“Bunu açık ve net söyleyeyim” diyen
Erdoğan, şunları söyledi:
“Bunu Sayın Başbakan'a da söyledim.
Daha önce de söylediğim gibi, adaylığını
kabul etmek veya onu aday olarak
göstermek, o sayın Başbakan'ın
takdiridir. Ona da benim karışma yetkim
yok. Böyle bir hakkım da yok.
Muhalefetin, yani MİT'in başında olan bir
kişinin milletvekili olup olmayacağına
ilişkin takdirini de doğru bulmuyorum. O
da ayrı bir yanlıştır. Her memurun, nasıl
belli bir süre içinde istifa edip aday olma
yetkisi varsa, MİT'in başındaki bir insan
da istifasını yapar. Eğer parti kendisini
aday gösterirse, aday olur. Bu yargı için
de geçerlidir, güvenlik teşkilatlarımız için
de geçerlidir. Hiçbir devlet aygıtı
içerisinde, kurum içinde olan biri için
böyle bir yasak yoktur. Hepsi o süre
içinde istifa eder. Bu istifasından sonra, o
siyasi parti kendisini aday gösterirse
aday olabilir."
Güler milletvekili
adayı olmayacak
ANKARA - AK Parti Mardin Milletvekili ve eski İçişleri
Bakanı Muammer Güler, 7 Haziran'da yapılacak milletvekili genel seçiminde aday olmayacağını açıkladı.
Güler, yaptığı yazılı açıklamada, 2011'de Mardin milletvekili olarak seçildiğini ve 2013 yılında da İçişleri Bakanlığı
görevinde bulunduğunu hatırlattı. 17-25 Aralık 2013 tarihlerinde bazı emniyet görevlileri ve yargı mensuplarınca
yürütülen "yolsuzluk kılıflı kumpas operasyonları" girişimleriyle; Türkiye'de siyasetin, millet iradesine rağmen
yeniden dizayn edilmeye çalışıldığını ifade eden Güler,
şunları kaydetti: "Bu suretle de başta kurucu liderimiz
Sayın Cumhurbaşkanımızı, hükümetimizi, partimizi ve
doğrudan AK Parti iktidarını hedef alan bir darbe teşebbüsünde bulunulmuştur. Bu süreçte, kendi isteğimle
bakanlık görevinden ayrıldım ve hakkımda Türkiye Büyük
Millet Meclisince soruşturma komisyonu kurulmasını talep
ettim. Söz konusu darbe girişimi sonrasında yürütülen ve
halen devam eden adli, idari ve disiplin soruşturmaları
sonucunda, birçok hukuksuz işlemler tespit edilmiş ve
bunları yapan görevlilerle ilgili gerçekler ortaya çıkarılmıştır.
43 yıla yakın bir süredir, mülki idare amiri ve milletvekili
sıfatıyla; her kademede devletime ve milletime onurla
hizmet vermeye çalıştım. Misyonuna, yeni Türkiye
tasavvuruna, Çözüm Süreci çalışmalarına ve hizmet
anlayışına yürekten inandığım, Adalet ve Kalkınma
Partisine ve onun ilkelerine daima bağlı kaldım. Bundan
sonraki siyasi çalışmalarımı, aynı inançlar doğrultusunda
ve parlamento dışında sürdürmek amacıyla; önümüzdeki
milletvekili genel seçiminde aday olmayacağım.”
Sisi’nin gözü Körfez
şeyhlerinin parasında
İSTANBUL - Mısır Cumhurbaşkanı
Abdulfettah es-Sisi'ye ait olduğu öne sürülen ve
savunma bakanlığı döneminde üst düzey yetkililer arasında geçtiği iddia edilen ses kaydı Arap
dünyasında geniş yankı buldu.
Üç bölüm halinde yayınlanan ve sosyal
medyada yoğun ilgi gören ses kaydında, dönemin Savunma Bakanı Sisi, Özel Kalem Müdürü
Abbas Kamil ve Askeri İstihbarat Direktörü
Mahmud Hicazi ile Körfez ülkelerinden para
talep etme konusunu görüşüyor.
Ses kaydında, Kamil, Körfez ülkeleriyle işbirliğinin "Bir çeşit kıskançlığa dönüştüğünü"
söylüyor ve örnek olarak Kuveyt'i gösteriyor.
"Kuveytlilerden para istendiğinde 'Bizi zor
durumda bırakıyorsunuz' diyorlar" diyen Kamil,
Sisi'nin "Onları nasıl zor durumda bırakıyoruz"
sorusuna, "Biz çalışıyoruz, plan yapıyoruz, planlarımız uygulanıyor ve Kuveytlileri ihmalkar taraf
konumuna düşürüyoruz. Her defasında parlamento, bakanlar ve resmi işleri bahane ediyorlar" yanıtını veriyor.
- "Bedelini ödemeleri gerekirdi"
Kamil sonrasında Sisi'ye hitaben içinde
bulundukları durumun "Eski hatalarının" bir
sonucu olduğunu söylüyor ve "Arap milliyetçiliği
ve vatanperverliği bir kenara bırakarak" başından itibaren Suriye gibi "Ver kurtul" ilkesinden
hareket etmeleri gerektiğini söylüyor ve devam
ediyor:
"1990'da Irak'ı Kuveyt'ten çıkartmaya yardımcı olduk. Her şeyden önce bize bunun bedelini
ödemeleri gerekirdi zira bunlar küçük devletçiklerden başka bir şey değiller. Biz Yemen'den
sonra bu durumu iki defa tecrübe ettik. Bizim
halkımız aç ve şartlarımız kötü, sizse (Körfez
ülkeleri) hayatın tadını çıkarıyorsunuz, fazlasıyla
paraya sahipsiniz."
Burada devreye Hicazi giriyor ve şunları
söylüyor:
"Emirlerin kendi bütçeleri, ülkenin bütçesinden büyük, her emirin yüzlerce milyarı var.
Mesela Katar Emiri'nin özel bankasında (Katar
Ulusal Bankası) 900 milyarı var."
- "Onlarda para, denizdeki kum kadar çok"
Ses kaydının ikinci bölümünde Sisi,
Kamil'den isimini zikretmediği bir kişiyle konuşmasını ve ona ordunun hesabına koyulmak üzere
10'a(tam miktarı belirtilmiyor) ihtiyacı olduklarını
söylemesini istiyor. Sisi, bunun, (paranın) "başarı
sağlanıncaya kadar" bekletilip sonrasında devlet
hesabına kullanılacağını söylüyor ve Kuveyt ile
Birleşik Arap Emirlikleri'nden de bir o kadar
meblağı almaları gerektiğini ifade ediyor.
Kamil, bu paranın onlardan istenmesi durumunda "Şok geçireceklerini" söyleyince Sisi,
"Onlarda para, denizdeki kum kadar çok" diyerek cevap veriyor. Kamil ise bu kadar büyük bir
meblağın ancak 2-3 seferde transfer edilebileceğini söylüyor. Sisi, paranın Mısır'ın o ülkelerdeki şubelerine yatırılabileceğini ifade ediyor.
dış dünya
10 Şubat 2015 Salı
13
Zoraki müttefikler: Obama-Netanyahu
ABD ve İsrail tarihten
bu yana sürekli olarak
yakın müttefikliklerine
vurgu yapsa da özellikle ABD Başkanı
Barack Obama ile
İsrail Başbakanı
Binyamin
Netanyahu'nun iktidarda olduğu son 6
yılda ilişkilere müttefiklikten ziyade gerginlikler damgasını
vuruyor.
WASHINGTON - İki lider de daha iktidara gelir gelmez, bilhassa aralarındaki
dünya görüşü farklılığının etkisiyle adeta
ileriki yıllarda yaşanacak gerilimlerin
"habercisi" olarak ilişkilerde ilk çatlaklar
görülmeye başladı. Netanyahu'nun
ABD'nin İsrail'e her adımına "koşulsuz"
destek vermesi talebi, İran gibi konulardaki sert muhalefeti karşısında, Demokrat
Obama yönetiminin gelişmelere olabildiğince daha "rasyonel" ve "mantık çerçevesinde" yaklaşması, aslında sorunların
temelinde yatan ana nedeni oluşturdu.
Obama-Netanyahu iktidarları, özellikle
İsrail tarafından daha fazla olmak üzere,
kimi zaman "üst düzey bir yetkili" ağzıyla
perde arkasından, kimi zaman da
kamuoyu önünde iki ülkenin birbirine
yönelik eleştirilerinin alışılagelmiş dozun
ötesine geçtiği bir dönem olarak kayıtlara
geçti. Daha iki hafta önce Netanyahu'nun
Obama'dan habersiz biçimde Kongre'nin
konuşma yapma davetini kabul etmesiyle
yaşanan kriz ve hemen sonrasında
İsrail'in ABD'nin tüm itirazlarına karşın
Batı Şeria'da yeni yerleşim planı açıklayarak "yangına körükle gitmesi", ilişkilerdeki
sorunların hala giderilemediğinin en açık
göstergesi oldu.
İki lider arasında giderek daha aşikar
hale gelen "kan uyuşmazlığının" iki ülke
ilişkilerine yansımaması gayretleri genelde
başarısız oldu. İsrail Maliye Bakanı Yair
Lapid, geçen yılın ekim ayında "ABD ile
ilişkilerde kriz yaşıyoruz" ve İsrail'in bir
önceki Washington Büyükelçisi Michael
Oren, "İsrail'in ABD ile bağları 1975'ten
bu yana en kötü krizde" ifadelerini kullandı. Bu sözlerden sonra, iki ülkenin, ilişkilerinde son on yılların en kötü dönemini
yaşadığı yorumları ardı ardına geldi. Etkili
senatörlerden Cumhuriyetçi John McCain
de geçenlerde yaptığı bir açıklamada,
"ABD-İsrail ilişkileri hiç bu kadar kötü
olmadı" dedi.
Dolayısıyla iki ülke Obama ve
Hollande: "Fransa'ya yönelik
terör tehdidi sürüyor"
Netanyahu'nun iktidarları döneminde
adeta "zoraki ittifak" görünümü verdi.
İlişkilerdeki ilk çatlak, iki liderin de iktidarlarının ilk yılı olan Kasım 2009'da
görüldü. Obama'nın Batı Şeria ve Doğu
Kudüs'teki Yahudi yerleşim yerleri inşasının durdurulması taleplerine kamuoyu
önünde ret yanıtları veren Netanyahu, o
dönemde Yahudi liderlerin bir konferansında konuşmak için geleceği
Washington'da Obama ile de görüşmek
istiyordu ve bunun girişimleri ofisi kanalıyla yapıldı. Ancak medyada çıkan haberlere göre, Beyaz Saray, "son dakikaya"
kadar, hatta Netanyahu ABD uçağına
binene kadar görüşmeyi teyit etmedi.
Esas sürpriz ise görüşmede yaşandı.
Beyaz Saray görüşmede "olağan dışı" bir
uygulamaya imza atarak ObamaNetanyahu görüşmesine "pool" dahil hiçbir foto muhabirini almadı ve görüşmeden tek bir fotoğraf bile geçmedi.
Görüşmede, ortak basın toplantısı bir
yana, kısa açıklama bile yapılmadı.
İki lider arasındaki çatlağın ilk belirtisi
olarak nitelenebilecek bu olayın üzerinden 1,5 yıl sonra, ilişkilerde yeni bir kriz
bu sefer Obama'nın yaptığı açıklamayla
patlak verdi. Obama'nın Mayıs 2011'de,
yine Netanyahu'nun Washington ziyaretinin hemen öncesindeki Ortadoğu konulu
bir konuşmasında, İsrail-Filistin sorununun çözümü için 1967 sınırlarına dönülmesi gerektiği yönündeki sözleri İsrail'de
adeta "bomba" etkisi yarattı.
Konuşmanın hemen ardından yazılı bir
açıklamayla kendilerinden 1967 sınırlarına
dönüşü kimsenin isteyemeyeceğini belirten Netanyahu, görüş ayrılıklarının damgasını vurduğu Obama ile Beyaz
Saray'da yaptığı görüşmede de bizzat
ABD Başkanı'nın yanında ve kameralar
önünde Obama'nın talebini reddetti.
Obama'nın Netanyahu'ya karşı hislerini gün ışığına çıkaran en belirgin olaylardan biri ise, 3 Kasım 2011'de G20 zirvesi
sonrasında Obama ile dönemin Fransa
Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy ile arasındaki özel bir diyaloğun, basın toplantısı
sırasında üzerlerinde takılı mikrofonun
kapatılmadığını fark etmemeleri sonucunda yaşandı. O dönemde gündemi sarsan
meşhur diyalogda, Sarkozy, Obama'ya
"Netanyahu'ya katlanamıyorum, o bir
yalancı" derken, Obama'nın da "Sen
ondan bıktın ama ben onunla her gün
uğraşmak zorundayım" diye yanıt verdiği
duyuldu.
ABD ile İsrail arasında gerginliğe yol
açan olaylar sadece Obama ve
Netanyahu ile de sınırlı kalmadı. İsrailFilistin müzakereleri sırasında, çözüm için
9 ay süre biçilen süreçte en azından bir
çerçeve anlaşmaya varılması için büyük
gayret gösteren ve bölgeye defalarca
seyahat eden ABD Dışişleri Bakanı John
Kerry, zaman zaman İsrailli bakanların
eleştiri sınırını aşan sert sözlerine maruz
kaldı.
Bunlardan birinde, geçen yılın ocak
ayında İsrail Savunma Bakanı Moşe
Yalon'un kapalı bir toplantıda Kerry için,
"Anlaşılmaz bir saplantıyla ve bir Mesih
duygusuyla hareket eden Kerry,
Filistinlilerle ihtilaf konusunda bana bir
şey öğretemez. Güvenlik düzenlemelerine
dair bize gösterilen Amerikan planının,
üzerine yazıldığı kağıt kadar değeri yok.
Bizi kurtarabilecek tek şey, Kerry'nin
Nobel Ödülü alması ve bizi rahat bırakması" yönündeki sözleri İsrail basınına
sızdı.
Beyaz Saray ise İsrailli bakanın bu
sözlerine, "Eğer doğruysa İsrail Savunma
Bakanı'nın sözleri rencide edici ve uygunsuz. Kerry'nin güdülerini sorgulamak ve
onun tekliflerini çarpıtmak, yakın bir müttefikin savunma bakanından bekleyeceğimiz bir şey değil" açıklamasıyla tepki
gösterdi. Yalon, ABD'den gelen tepkiler
üzerine aynı gün Kerry'den özür diledi.
(AA)
le mücadelede alınan önlemler çerçevesinde ibadet yerlerinin daha iyi
korunacağını ve dinlerarası diyaloğa önem verileceğini ifade etti.
İfade özgürlüğü, din ve vicdan
özgürlüğü ve laiklik ilkesinin kendileri açısından vazgeçilemeyecek ve
taviz verilemeyecek değerler olduğunu vurgulayan Hollande, laiklik
ilkesinin okullarda daha iyi öğretilmesi için çaba sarf edileceğini söyledi.
Fransa'daki Müslümanları temsil
eden çatı kuruluşlardan biri olan
Fransa İslam Konseyi'nin (CFCM)
yeterli kapasiteyle çalışamadığına
dikkati çeken Hollande, İçişleri
Bakanlığı'nın din adamlarının yetiştirilmesi için CFCM'ye destek vereceğini açıkladı.
Hollande, daha önce dile getirdiği Fransızlar için "vatandaşlık
sözleşmesi" ve gençler için "evrensel hizmet" uygulamasına geçilmesi
için hazırlıkların sürdüğünü de kaydetti.
Basın toplantısında
Yunanistan'daki seçimler ve bu
ülkenin borç sorununa da değinen
Hollande, zor günler geçiren bu
ülkeye yardım etmenin Fransa'nın
da görevi olduğunu söyledi.
Hollande, kemer sıkma politikalarının tek başına uygulanmasının
ne Yunanistan ne de diğer ülkeler
için tek çare olamayacağını ifade
etti.
Cumhurbaşkanı Hollande,
Yunanistan'in yeni Başbakanı
Alexis Çipras'a, dün yaptıkları
görüşmede, Almanya Başbakanı
Angela Merkel ile görüşmesini tavsiye ettiğini de kaydetti. (AA)
PARİS - Fransa Cumhurbaşkanı
François Hollande, "Fransa'ya
yönelik terör tehdidinin sürdüğünü"
belirterek, hukuk devleti ilkesine
saygı çerçevesinde terörle mücadeleye kararlılıkla devam edeceklerini söyledi.
Hollande, Elysee Sarayı'nda
düzenlediği basın toplantısında iç
ve dış gelişmelerle ilgili görüşlerini
açıkladı ve basın mensuplarının
sorularını yanıtladı.
Fransa'da geçtiğimiz ay terör
saldırıları düzenleyenlerin
Fransızları bölmeye çalıştığını ifade
eden Hollande, ancak saldırıların
tam tersine Fransızların birbirlerine
kenetlenmesine neden olduğunu
belirtti.
Hollande, "Fransa'ya yönelik
terör tehdidi sürüyor. Tüm tehditlere rağmen Irak ve Suriye'deki taahhütlerimiz devam edecek" dedi.
Hukuk devleti ilkesine saygı çerçevesinde terörle mücadeleyi
kararlılıkla sürdüreceklerini vurgulayan Hollande, "Fransızlar terörle
mücadelede bütün dünyaya örnek
bir dayanışma gösterdi" diye
konuştu.
Hollande, Fransız birliklerinin
Afrika'da da terörle mücadele için
başta Nijerya olmak üzere ilgili
ülkelere lojistik ve operasyonel
desteği vermeyi sürdüreceğini de
ifade etti.
Ülkesinin Afrika'yı istikrarsız
hale getirmeye çalışan isyancılara
izin vermeyeceğini kaydeden
Hollande, bu konuda Fransa'nın
çabasının yeterli olmadığını, diğer
ülkelerin de destek vermesi gerektiğini belirtti.
Cumhurbaşkanı Hollande, terör-
Ürdün Kralı Abdullah: Ukrayna Parlamentosu, Yanukoviç'in
"Şehit pilot
"devlet başkanı" unvanını iptal etti
üzerine, başkent Kiev'de protesto gösKİEV - Ukrayna Parlamentosu,
Kesasibe'nin kanı geçen
terileri başlamıştı. Eski yönetimin gössene meydana gelen protesto
terileri sert bir şekilde bastırma girişiardından ülkesini terk
heder olmayacak” eylemlerinin
minin ardından, emniyet güçleriyle
eden Viktor Yanukoviç'in "devlet baş-
AMMAN - Ürdün Kralı Abdullah,
"Şehit pilot Muaz el-Kesasibe'nin kanı
heder olmayacak. Ürdün'ün bu korkakça
işlenen suça cevabı sert olacak" ifadesini
kullandı.
Ürdün Krallık Divanından yapılan yazılı açıklamaya göre Kral Abdullah, dün
terör örgütü IŞİD'in, alıkoyduğu Ürdünlü
pilot Muaz el-Kesasibe'yi yakarak öldürmesinin ardından başkent Amman'daki
Ordu Genel Komutanlığı karargahında
üst düzey askeri yetkililerle bir araya
geldi. Kral, burada yaptığı konuşmada,
"Şehit pilot Muaz el-Kesasibe'nin kanı
heder olmayacak. Ürdün'ün korkakça
işlenen bu suça cevabı sert olacak" dedi.
Kral Abdullah, "Bu terörist örgüt, yalnızca bizimle savaşmıyor, İslam dini ve
hoşgörü değerleri ile de savaşıyor. Biz
bu savaşı, inancımızı, değerlerimizi,
insani ilkelerimizi korumak için veriyoruz. Bunun için savaşımız amansızca
olacaktır. Suçlulara karşı tetikte olacağız, onları kendi yuvalarında vuracağız"
diye konuştu.
Bu arada Ürdün'ün çeşitli kiliselerinde, Kesasibe için ayinler düzenlendi,
çanlar çalındı. Ürdünlü Hristiyanlar, ayinlere katıldı, dünyaya barışın hakim olması
için dua etti. (AA)
kanı" unvanını iptal etti.
Parlamentoda yapılan oturumda,
Viktor Yanukuviç'in "devlet başkanı"
unvanının iptali konusu görüşüldü. 313
milletvekilinin hazır bulunduğu oturumdaki oylamada, 281 milletvekili,
Yanukoviç'in "devlet başkanı" unvanının iptal edilmesini öngören kararı
onayladı.
Parlamentonun kararında, 25 Şubat
2010'da devlet başkanı seçilen
Yanukoviç'in, ülkeden ayrılması üzerine
toplanan parlamento tarafından 22
Şubat 2014'te alınan kararla, "devlet
başkanlığı yetkilerini anayasaya aykırı
olarak bırakması" nedeniyle görevinden azledildiği hatırlatıldı.
Karara gerekçe olarak, Ukrayna
makamlarınca hakkında arama kararı
çıkartılan Yanukoviç'in cezadan kurtulmak için ülkeden kaçması ve yetkilerini
anayasaya aykırı olarak bırakması
neden gösterilirken, bir başka gerekçe
de Yanukoviç'in çalışmaları sırasında
Ukrayna'nın devlet yönetimini, toprak
bütünlüğünü ve egemenliğini tehlike
altına düşürerek, insan hak ve özgürlüklerini ihlal
etmesi olarak
açıklandı.
Eski
Devlet
Başkanı
Yanukoviç'in,
Ukrayna'nın
Avrupa Birliği
ile Ortaklık
Anlaşmasını
imzalamasını
Kasım
2013'te askıya alması
eylemciler arasında çatışmalar ortaya
çıkmıştı. Bunun üzerine Viktor
Yanukoviç 21 Şubat 2014'te ülkeyi terk
ederek Rusya'ya yerleşmiş,
Ukrayna'da geçici bir hükümet kurulmuş, parlamento, Meclis Başkanı
Aleksandr Turçinov'i "devlet başkanı
vekili" tayin etmişti.
Öte yandan, Ukrayna Hükümeti,
daha önce kimlik yerine geçen ve ülke
içinde kullanılan pasaport ile
Ukrayna'ya giriş yapabilen Rusya
vatandaşlarının, artık yurt dışı pasaportu ile girmesini kararlaştırdı.
Başbakan Arseniy Yatsenyuk tarafından imzalanan kararla, vatandaşların
karşılıklı olarak Rusya ile Ukrayna arasında vizesiz gidiş-gelişlerine izin veren
anlaşmanın bazı maddeleri iptal edildi.
Buna göre, daha önce ülke içinde kullanılan pasaport ile Ukrayna'ya giriş
yapan Rusya vatandaşları, bundan
sonra yurt dışı pasaportu ile
Ukrayna'ya giriş yapabilecek.
Başbakan Arseniy Yatsenyuk,
hükümet kararına ilişkin bugün kabinede yaptığı konuşmada, söz konusu
kararın ülkenin Rusya ile
sınırlarının
kontrolünün
pekiştirilmesine ve
Ukrayna'nın
ulusal
güvenliğinin
sağlanmasına hizmet
edeceğini
savundu.
(AA)
BULMACANIN ÇÖZÜMÜ
1
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
2
3
4
5
6
7
8
9
10
14
TURİZM
10 Şubat 2015 Salı
Akdeniz Oyunları, spor
turizmini de canlandırdı
Turizmin Rusya
krizinden
etkilenmemesi
için tedbirler
alınıyor
ISSN 1308-7622
MOSKOVA - Kültür ve Turizm Bakanlığı
Tanıtma Genel Müdürü İrfan Önal (üstte), turizmin Rusya'nın mevcut durumundan olumsuz
etkilenmemesi için çeşitli tedbirler aldıklarını
söyledi.
Türkiye ve Rusya'dan sektör temsilcileriyle
yaklaşan turizm sezonu öncesi son durumu
değerlendirmek amacıyla düzenlenen toplantıya katılmak için Moskova'da bulunan Önal,
Rusya'da tatil denince akla gelen ilk ülkenin
Türkiye olduğunu belirtti.
Önal, "Türkiye bir fenomen. Yılda dört
buçuk milyonu aşkın Rus turisti ülkemizde
ağırlıyoruz. Bu noktada Rusların en çok tercih
ettiği ülke konumundayız. Rusya'nın konjonktürel olarak yaşadığı, siyasi ve ekonomik
durum bütün ilişkilerini etkileyebilir. Biz de
buna bir önlem olsun diye özel sektörümüzle
Moskova'da resmi ve özel görüşmeler yapıyoruz" dedi.
Başbakan Ahmet Davutoğlu'nun açıkladığı
turizm sektörü ekonomik paketine ve iki ay
boyunca seyahat acentelerinin organizasyonuyla Rusya'dan Türkiye'ye gelecek her
yolcu uçağına 6 bin dolar yakıt verilmesi
planına değinen Önal, "Bu, Rusya'da
Türkiye'ye tur satışı yapan operatörlerin,
olağan faaliyetlerini Rusya'nın şu an yaşadığı
olağanüstü şartların öncesindeki gibi gerçekleştirmesini sağlamak anlamına geliyor. Bunun
operatörlere rahatlatıcı bir katkı olduğunu
düşünüyoruz" değerlendirmesinde bulundu.
Türkiye'nin Akdeniz'de trendleri belirleyen
bir ülke olduğunu vurgulayan Önal, Rusya
pazarında birinciliği korumak adına bakanlık
olarak ellerinden geleni yaptıklarını ifade etti.
Önal, "Buradaki tek önceliğimiz, Rus misafirlerimizin önceki yıllarda olduğu gibi aynı
şekilde, hatta artan bir ivmeyle tatillerini
Türkiye'de geçirmelerini sağlamak için tedbir
almaktı. Bugün hem kamu hemde özel sektörle yaptığımız toplantılarda bu işareti aldık"
diye konuştu. Türkiye Otelciler Federasyonu
(TÜROFED) Yönetim Kurulu Üyesi Gülçin
Güner, Rusya pazarında yaşanan şartlar göz
önüne alındığında mevcut kapasiteyi korumanın bu yıl için en önemli olgu olduğunu
söyledi. Güner, Rus turist profilinin Türkiye
için çok önemli olduğunu belirterek, "Bu yıl
mevcut kapasiteyi korumak, en önemli olgu.
Artırmak tabi ki çok hoş ama mevcudu azaltmadan götürebilmek için ne yapılabileceği
konusunda otelciler birebir kendi tur operatörleriyle işbirliği yapıyor ve durumu değerlendiriyor" dedi. (AA)
Yıl: 45
Sayı: 15092
10 Şubat 2015
Salı
GÜNLÜK SİYASİ GAZETE
Yayın Sahibi
Grup Birikim Matbaacılık Yayıncılık Bilişim
Medya Sanayi ve Ticaret A.Ş.
Genel Yayın Yönetmeni
Ahmet TEKEŞ
Haber Koordinatörü
Dursun ERKILIÇ
Yazı İşleri Müdürü
Şebnem ÜNAL
Sayfa Editörü
Abdülmecit KOYUNSAĞAN
İstihbarat Şefi
Ayşegül BALDEMİR
Muhabir - İnternet Editörü
Alparslan OĞUZ
Haber Merkezi
Şenol Günüç, Emine Özcan, Kenan Ergen,
Hakkı Murat Söbütay, Burcu Kerim, Ayşenur Gürer, Mihriban Demirel,
Tülay Canpolat, Zeynep Efsane Güzeldereli
İdari Merkez
Yeni Batı Mah. 2412 Sok. No: 12 Batıkent - Yenimahalle /
ANKARA Tel: 0312 397 49 79 - [email protected]
Yayın Sahibi
Temsilcisi:
Yiğit YİĞİT
Basıldığı Yer:
Dorukkaya Mat. Yay. Rek. Mağ. Enerji ve İnş. A.Ş. - İstanbul Yolu
6. km Macun Mh. 3. Cd. No: 2/1 Yenimahalle/ANKARA Tel: 397 11 97
Dağıtım: AK Dağıtım Abdulgani AKDAĞ Çağlayan Mah. Tıp
Fakültesi Caddesi No: 258/11 Mamak/ANKARA Tel: 0312 368 04 09
Yayın Türü: Yerel - Süreli (Pazar hariç)
Resmi ilanlarımızı internet sitemizden de görebilirsiniz.
www.yedigungazetesi.com.tr
Sözleşmesiz yazarlara ücret ödenmez
YediGün Basın Meslek ilkelerine uymaya söz vermiştir
Turizm pastasından her geçen gün daha fazla pay alan Mersin, ev
sahipliğini yaptığı 17. Akdeniz Oyunları için kente kazandırılan modern tesisler sayesinde son 16 ayda 22 binden fazla sporcuyu ağırladı.
MERSİN -Tarihi ve turistik yerleriyle Doğu
Akdeniz'in önemli turizm merkezlerinden
Mersin, deniz ve güneş turizminin ardından
spor turizminde de etkin olmaya başladı.
2013'te, 24 ülkeden 32 branşta sporcuları
konuk eden kent, yaklaşık 500 milyon liraya
mal olan 25 bin kişilik stadyum, Erdemli Atış
Poligonu, Nevin Yanıt Atletizm Kompleksi,
Bocce Tesisi, Olimpik Yüzme Havuzu gibi
spor tesisleri sayesinde birçok yabancı milli
takımın kamp için tercih ettiği yer haline geldi.
Gençlik Hizmetleri ve Spor İl Müdür Vekili
Ahmet Tarakçı, AA muhabirine, 17. Akdeniz
Oyunları sayesinde sadece kent merkezinde
mevcut olan 8 spor tesisinin modernleştirildiğini, 9 yeni tesis inşa edildiğini hatırlattı.
Yeni yapılan veya modernleştirilen tesis
sayısının 40'ı bulduğunu vurgulayan Tarakçı,
şöyle devam etti:
"Zkdeniz Oyunları'nda spor adına bu tesisleri ve organizasyonları planlarken hedefimiz,
'Mersin'e nasıl tesisler kazandırırız?' oldu.
Hedefimize ulaştık, büyük bir organizasyonu
ilimizde gerçekleştirdik ve Türk spor tarihine
altın harflerle yazılacak başarılar elde ettik.
Daha da önemlisi, Akdeniz Oyunları sayesinde
yeni tesislere kavuştuk. Herkes şunu merak
ediyor, 'bu tesisler kullanılıyor mu?'. Evet, kullanılıyor, bu tesisler tüm halkımıza açık.
Mersin'de Akdeniz Oyunları'ndan bu yana 16
ayda ulusal ve uluslararası 353 organizasyon
gerçekleştirildi. Sadece bu organizasyonlara
Sultanahmet Camisi kontrolden geçirildi
İSTANBUL - Sultanahmet Camisi'ni
tabanından minaresine inceleyen
Vakıflar Genel Müdürlüğü, kayma
nedeniyle can güvenliğini tehdit eden
bir minareyi restorasyona aldı.
Vakıflar Genel Müdürü Adnan
Ertem, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Türkiye'nin 6 minareli tek tarihi
camisi olan ve I. Ahmed tarafından
mimar Sedefkar Mehmet Ağa'ya 1616
yılında yaptırılan Sultanahmet
Camisi'nin, baştan aşağı incelendiğini
söyledi.
Caminin öncelikle zeminin röntgeninin çekildiğini belirten Ertem,
caminin yapımının
üzerinden yüzlerce yıl
geçmesine rağmen
zeminde ciddi sorun
olmadığının belirlendiğini
anlattı.
Çalışmalar kapsamında minarelerin statiğinin
kontrol edildiğini dile
getiren Ertem, ön çalışmalarda caminin 6
minaresinden birinin kaymakta olduğunun
görüldüğünü aktardı.
Ertem, "Minarenin bu
haliyle can güvenliği
açısından tehlike oluşturduğu tespit edildi. Zaman
zaman minareden taşlar düştüğü
gözlendi ve duruma acil olarak müdahale edildi" diye konuştu.
Vakıflar Genel Müdürü Ertem, ilgili
koruma kurulu onayıyla minarenin
külah ve peteklerinin söküldüğünü dile
getirerek, şu bilgileri verdi:
"İncelemede minarenin çok kötü
durumda olduğu görüldü. Şu anda
nasıl bir güçlendirme yapılması gerektiği hususunda statik raporu hazırlanması bekleniyor. Raporun sonucunda
uygulamaya geçilecek ve 1 sene
içinde minare güçlendirilmiş olacak,
külah ve petekler yerine takılacak."
gelen sporcu sayısı 22 bin 850. İdarecisi,
yönetici, antrenörü ve izleyenlerle bu rakam
35 bine ulaşır. Yani, 16 ayda 35 bin kişiyi
Mersin'de misafir etmişiz. Bu insanlar,
Mersin'in otellerinde kaldı, esnafından,
köylüsünden alışveriş yaptı. Akdeniz Oyunları
sürecinde ve sonrasında kazanan Mersin
oldu."
Son dönemde kentteki sporcu sayısının
arttığına da dikkati çeken Tarakçı, "Milli takımlara kazandırılan sporcularımızı kayıt altına
alıyoruz. Akdeniz Oyunları'ndan bu güne milli
sporcu sayımız 168'e yükseldi. Son yıllarda
spor alanında kentimizde yükselen trendimiz
var ama tesislerin yapılmasından sonraki ivme
çok daha hızlı" diye konuştu. (AA)
Cavcav'dan "gazozuna kupa" eleştirisi
10 Şubat 2015 Salı
ANKARA - Gençlerbirliği
Başkanı İlhan Cavcav, Ziraat
Türkiye Kupası'na ilişkin "gazozuna kupa" eleştiri yaparak,
"Gazozuna mı oynuyoruz, kupasına mı belli değil" ifadesini kullandı.
İlhan Cavcav, AA muhabirine
yaptığı açıklamada, Ziraat
Türkiye Kupası statüsünün
Türkiye Futbol Federasyonu
(TFF) tarafından belirlendiğini ve
kulüplerin de buna uymak
zorunda olduğu için maçlara çıktıklarını vurguladı.
Kulüpler Birliği Vakfı Başkanı
Göksel Gümüşdağ'ın "Kupa statüsü değişmeli, bunu TFF
Başkanına ileteceğiz" açıklamasına da değinen İlhan Cavcav,
"Bu Gümüşdağ'ın yalnız vereceği bir karar değil. Konu önce
Kulüpler Birliği'nde değerlendirilir, görüşülür ve alınan ortak
karar TFF'ye götürülür. 'Ben
yaptım' devri bitti.”
Minderde
çalışıp havuzda
şampiyon oldular
Kartal zirvede
RİZE - Spor Toto Süper Lig'de
deplasmanda Çaykur Rizespor'u
2-1 yenen Beşiktaş, 3 hafta aradan sonra yeniden liderliğe yükseldi.
Ligin 19. haftasında deplasmanda yeşil-mavili takımı mağlup eden Beşiktaş'ın gollerini, 59.
dakikada Sosa ve 88. dakikada
penaltıdan Demba Ba attı.
Çaykur Rizespor, 59. dakikada Kıvanç Karakaş'ın, 65. dakikada Koray Altınay'ın kırmızı kart
görmesiyle son 25 dakikayı 9 kişi
tamamladı.
Fenerbahçe'nin, sahasında
Trabzonspor ile golsüz berabere
kalmasıyla liderlik fırsatını ele
geçiren siyah-beyazlı takım,
Çaykur Rizespor galibiyetiyle
puanını 44'e yükselterek, sarılacivertli takımın bir puan önünde liderlik koltuğuna oturdu.
Ligin deplasmanlardaki en
başarılı takımı Beşiktaş, Rize'den
de üç puanla ayrılmasını bildi.
Siyah-beyazlılar, bu sezon 10.
deplasman maçında 9. galibiyeti-
ni aldı. Deplasmanda sadece
Suat Altın İnşaat Kayseri
Erciyesspor'a 3-2'lik skorla mağlup olan "Kara Kartallar", dış
saha maçlarından 27 puan çıkardı. Beşiktaş, ligde son 11 haftadaki 10. galibiyetine de ulaştı.
Çaykur Rizespor'a son maçlarda üstünlük kuramayan
Beşiktaş, aldığı galibiyetle bu
şansızlığını da kırdı.
Siyah-beyazlılar, Çaykur
Rizespor karşısında son 6 resmi
maçındaki ilk galibiyetini elde
etti. Bu sezon Süper Lig'de
sahasında rakibiyle 1-1 berabere
kalan Beşiktaş, Ziraat Türkiye
Kupası'nda ise İstanbul'daki
mücadeleyi 1-0 kaybetti. "Kara
Kartallar", son olarak hafta içinde deplasmandaki kupa maçından golsüz beraberlikle ayrıldı.
Beşiktaş, geçen sezon da
rakibine üstünlük kurma başarısı
gösterememişti. İki takım arasında ligde geçen sezonki maçlar
İstanbul'da 0-0, Rize'de 2-2 bitmişti. (AA)
AFYONKARAHİSAR - Kule ve tramplen atlama branşında Türkiye şampiyonlukları elde eden
Afyonkarahisarlı sporcular, minderde çalışarak
şampiyonalara hazırlanıyor.
Branşa uygun havuzları bulunmayan sporcular,
haftanın belirli günlerinde Atatürk Spor
Salonu'nda bir araya gelerek antrenörleri eşliğinde
bir süre kara çalışması ve yer jimnastiği yapıyor.
Temin edilen bir tramplenin önüne mavi minderler
yerleştirilmesinin ardından sporcular, egzersizlerini
sürdürüyor.
Keskinler Spor Kulübü Başkanı Osman
Keskin, AA muhabirine yaptığı açıklamada,
Afyonkarahisar'da, kule ve tramplen atlama dalında faaliyet gösteren tek kulüp olduklarını, gittikleri
yarışmalarda da kenti başarıyla temsil ettiklerini
anlattı.
Atlama kulesi ve havuz bulunmadığı için minderde çalıştıklarını, müsabakaların yapılacağı
şehre önceden gidip oradaki havuzda bir süre
antrenman yaptıklarını dile getiren Keskin, aldıkları
başarılardan da gurur duyduklarını söyledi.
Samsun'da yapılan Türkiye Yüzme
Federasyonu Kule ve Tramplen Kış Kupası'nda iki
Türkiye birinciliği, birer ikincilik ve üçüncülük elde
ettiklerini aktaran Keskin, "Bu yarışmalara katılanlar arasında daha önce milli olan sporcularımız
var. Bu sporcularımız kendisinden bekleneni yine
verdi. Bu sonuçlardan sonra da mart ve mayıs
aylarında yapılacak yurtdışı müsabakalara katılmak üzere bir sporcumuz milli takıma davet edildi.
Orada da Afyonkarahisar'ı ve Türkiye'yi en iyi
şekilde temsil edecek, iyi sonuçlar bekliyoruz"
diye konuştu. (AA)
Hakan, Onur'un boşluğunu doldurdu
TRABZON - Spor Toto Süper Lig'de dün
İstanbul'da Fenerbahçe ile golsüz berabere kalan
Trabzonspor'da kaleci Hakan Arıkan, yaptığı kurtarışlarla elde edilen bir puanda önemli katkı sağlarken, sezon
başında sakatlık geçiren Onur Recep Kıvrak'ın da boşluğunu doldurdu.
Ligde ilk 4 haftada kalesinde 2 gol gören Onur
Recep Kıvrak'ın sakatlanmasının ardından Fatih Öztürk
ve İbrahim Demir'den istediği verimi alamayan bordomavililerde, devre arasında PTT 1. Lig takımlarından
Kayserispor'dan 550 bin avro bedelle kiralık olarak
transfer edilen Hakan Arıkan, 5 resmi maçta kalesinde
sadece 2 gol gördü.
Bordo-mavili takımın file bekçisi, Ziraat Türkiye
Kupası'nda 0-0 berabere biten Keçiörengücü, 2-0 galip
gelinen Akhisar Belediyespor maçı ile ligde dünkü
Fenerbahçe maçlarında kalesini gole kapadı. Hakan
Arıkan, Karadeniz ekibinin ligde 3-1 kazandığı
Medicana Sivasspor ve 2-1 galip geldiği Suat Altın
İnşaat Kayseri Erciyesspor maçında birer gol yedi.
Trabzonspor, Hakan Arıkan'ın forma giydiği 5 maçta
3 galibiyet, 2 beraberlik alarak yenilgi yüzü görmedi.
Trabzonspor'da bu sezon Spor Toto Süper Lig,
UEFA Avrupa Ligi ve Ziraat Türkiye Kupası olmak üzere
33 resmi maçta 4 kaleci görev yaparken maç başına
gol ortalamasında kalesinde en az gol gören isim de
Hakan Arıkan oldu.
Onur Recep Kıvrak 8 resmi maçta 4 gol (maç başına
0,5), Hakan Arıkan 5 maçta 2 gol (maç başına 0,4),
Fatih Öztürk 16 maçta 24 gol (maç başına 1,5), İbrahim
Demir ise 5 maçta 7 gol (maç başına 1,4) kalesinde
gördü.
Trabzonspor'da ligde 19 haftalık bölümde ise Onur
Recep Kıvrak 4 maçta 2 gol (maç başına 0,5), Hakan
Arıkan 3 maçta 2 gol (maç başına 0,66), Fatih Öztürk
10 maçta 20 gol (maç başına 2), İbrahim Demir ise 2
maçta 6 gol (maç başına 3) yedi.
(AA)
Akhisar Belediyespor
13 haftadır kayıp
İZMİR - Spor Toto Süper Lig'de deplasmanda
Sivasspor'a 2-0 mağlup olan Akhisar Belediyespor,
ligde 13 haftadır galip gelemiyor. Ligde son galibiyetini 6. haftada Kasımpaşa karşısında alan Akhisar
Belediyespor, daha sonra oynadığı 13 maçta galip
gelemedi. Bu süreçte liderlikten 13. sıraya kadar
gerileyen Akhisar Belediyespor, 13 maçta 6 beraberlik ve 7 yenilgi aldı.
Bu 13 haftada 6 puanla ligdeki ekipler içinde en
az puan toplayan ekip olan Akhisar
Belediyespor'un ardından en az puan toplayan
takım 9 puanla Balıkesirspor oldu.
Balıkesirspor daha önce 4-13. haftalarda oynadığı 10 maçta 2 beraberlik ve 8 mağlubiyet alarak,
ligdeki en fazla galip gelemeyen takım unvanını
elinde bulunduruyordu. Ligde ilk oynadığı iki deplasman maçını kayıpsız geçen Akhisar
Belediyespor, daha sonraki 7 maçta "sıfır" çekti.
Balıkesirspor ve Kayseri Erciyesspor'u dış sahada
mağlup eden Ege temsilcisi, daha sonra İstanbul
Başakşehir, Kardemir Karabükspor, Gaziantepspor,
Galatasaray, Beşiktaş, Bursaspor ve son olarak
Sivasspor deplasmanlarını puansız tamamladı.
10 Şubat 2015 Salı
Gelişen teknoloji ve değişen yaşam şartlarıyla traktör,
"patpat" (pancar motorundan tasarlanan bir çeşit yük
aracı) ve kamyonet sayısı artsa da Anadolu'da
birçok ilçede at arabaları, halen toplu ulaşım
aracı olarak kullanılıyor.
At arabalarıyla
TOPLU TAŞIM
AFYONKARAHİSAR - ZAFER
AKPINAR - AA muhabirinin aldığı
bilgiye göre, 1990 yıllara kadar kırsal
yaşam alanlarında vazgeçilmez olan
at ve eşekler, yük taşımacılığı, tarla
işleri ve ulaşımda önemli yer tuttu.
Gelişen teknoloji ve buna bağlı
değişen yaşam şartları, köyden
kente göçün artması gibi nedenler,
kırsalda at ve eşek sayısını hızla
düşürdü. Traktör, patpat ve kamyonet gibi motorlu araçlar, yük ve yolcu
taşımacılığında kullanılan at arabalarının da giderek kaybolmasına
yol açtı.
Her ne kadar Anadolu'da at ve
eşek sayısı azalsa da birçok kişinin
geçimini sağladığı at arabaları, kimi
yerlerde halen toplu ulaşım aracı
olarak kullanılıyor.
Afyonkarahisar'ın Sultandağı
ilçesinde kurulan pazar yerinde toplu
taşıma yapan at arabaları, alınan
meyve ve sebzelerle birlikte en fazla
gelen 7 kişiyi taşırken, ulaşım ücretleri 2 ile 10 lira arasında değişiyor.
İndi-bindi ücreti 2 lira olan at arabalarına binenler, 2 kilometrelik uzak-
lık için 10 lira ödüyor.
Pazar yerinde alışveriş yapan
vatandaşları evlerine taşıyarak
geçimini sağlayan at arabacı İzzet
Özçelik, 25 yıl önce Sultandağı'nda
50 civarı at arabası bulunduğunu
belirterek, şimdilerde 3-4 kişi
kaldığını söyledi.
Kırsalın toplu ulaşım aracı olan at
arabalarında kısa mesafenin 2 lira
olduğunu anlatan Özçelik, şunları
kaydetti:
"Vatandaşın pazar malzemelerini
taşıyoruz. Kış aylarında odun ve
kömür ihtiyaçları olursa eve
götürüyoruz. İlçe dışından, Ankara ve
İstanbul gibi illerden gelenler,
ömründe at arabası, eşek görmemiş,
100 bin liralık arabası olanlar, merak
için kendi biniyor, çocuğunu
bindiriyor. Kış aylarında pazar yerlerinde taşımacılıktan haftada 15-20
lirayı zor kazanıyoruz. Bu da sadece
pazar ihtiyacımızı karşılıyor. Yaz
aylarında kiraz ve vişne taşıyarak
günlük kazancımız 50 lirayı buluyor."
Eskiden bugünün parasıyla haftada 250-300 lira kazandıklarını anla-
tan Özçelik, "Arpa saman daha
ucuzdu, at arabacılığının getirisi
vardı. Nal bugün 60-70 lira ayda bir
değişiyor. Yollar parke taş ve asfalt
olunca nallar daha hızlı eskiyor.
Arpanın demiri (13 kilogramı) 10,
samanın çuvalı 30 lira. Atın aylık
masrafı 250 lirayı buluyor" dedi.
At arabacı Cafer Battal ise 30
yıldır bu işten geçimini sağladığını
belirterek, "Eskiden herkes at
arabasına binerdi, şimdi herkesin
otomobili, kamyoneti, traktörü ya da
patpatı var" ifadesini kullandı.
Yazın pazar günleri kazancının
100 lirayı bulduğunu anlatan Battal,
"Kışın 20 lira zor elimize geçiyor.
Ankara ve İstanbul'dan at arabası
görmeyen çocuklar olursa ailelerinin
isteği üzerine biniyorlar. Çocuklar at
arabasında anne ve babaları otomobille arkadan gidiyoruz" diye konuştu.
Battal, at arabasının ulaşımda bir
nostalji olduğunu vurgulayarak,
ilçeye gelen birçok turistin hatıra için
fotoğraflar çektirdiğini, özellikle
Sultandağı turu attığını kaydetti.
(AA)
Türkçe öğrenmek
için geldiler
“ebruyu” öğrendiler
Türkçe öğrenmek için Antalya'ya gelen
165 öğrenci, kökleri 9. ve 10. yüzyıla
kadar uzanan ebru sanatını öğrendi.
ANTALYA - ORHAN KUZU
- Türkçe öğrenmek için
Antalya'ya gelen 165 öğrenci, kökleri 9. ve 10. yüzyıla
kadar uzanan ebru sanatını
öğrendi. Türkçe ve Yabancı
Dil Uygulama ve Araştırma
Merkezi'nin (TÖMER)
Antalya şubesine Türkçe
öğrenmek için gelen
yabancı uyruklu öğrenciler,
boş zamanlarında Antalya
Uluslararası Sanat Platformu
tarafından verilen ebru
kurslarına katıldı.
Azimleri sayesinde merak
sardıkları ebru sanatını hızla
öğrenen öğrenciler, yaptıkları birbirinden renkli desenleri sergilemek için gün
sayıyor.
TÖMER Antalya Şubesi
İdari Koordinatörü Duygu
Gülpınar Altuğ, AA
muhabirine yaptığı açıklamada, şube olarak 29 ülkeden 165 öğrenciye Türkçe
öğrettiklerini ve eğitimlerin
devam ettiğini söyledi.
Dil öğretmenin yanı sıra
Antalya'ya gelen öğrencilere
kültür de aşıladıklarını ifade
eden Altuğ, "Dil ve kültür
hiçbir zaman birbirinden
ayrılmaz. Öğrencilerimiz
Türk kültürünün önemli
sanatlarından biri olan
ebruyu öğrenerek Türkçe'yi
pekiştiriyor" dedi.
Antalya Uluslararası Sanat
Platformu kurucusu ve
resim öğretmeni Yusuf
Özdemir de Antalya'da 9
yıldır toplum adına faydalı
faaliyetler yaptıklarını anlattı.
Her yıl yeni bir proje
geliştirdiklerinin belirten
Özdemir, "Bu yıl ki projemiz
ebru sanatını yabancı öğrencilere tanıtmak. Antalya
Sanat Platformu olarak
TÖMER'de dil eğitimi alan
tüm öğrencilere ebru
sanatını tanıtmak ve öğretmek amacıyla bir çalışma
yaptık. Gördük ki ebru
sanatına öğrencilerin ilgisi
bir hayli fazla.
Öğrencilerimiz ebruyu
öğrendi. İlk eserlerini ortaya
çıkarmak onları çok mutlu
etti. 2 ay sonra sergi açacağız" diye konuştu.
İran'dan Antalya'ya Türkçe
öğrenmek için gelen Hediye
Bahrami de internette
gördüğü ebru sanatını
Antalya'da öğrenmenin mutluluğunu yaşadığını söyledi.
İki yıl önce Türkiye'ye
gelen ve Antalya'da bir
Türkle evlenen Polonyalı
Agnieszka Dizmen ise
Türkçe öğrenmek için
geldiği kursta ebru sanatını
da öğrenmenin kendisini
heyecanlandırdığını kaydetti.
(AA)
Download

SİSİ`NİN GÖZÜ - Yedigün Gazetesi