SEÇİM 10 ŞUBAT’TA
Fiyatı 25 Kr
www.yedigungazetesi.com
6 Şubat 2015 Cuma
Yargıtay Başkanı Ali Alkan'ın 9 Şubat'ta yaş
haddinden emekliye ayrılmasıyla boşalacak başkanlık için 10 Şubat'ta seçim
yapılacak. Daire Başkanları İsmail Rüştü
Cirit, Erdal Gökçen, Fevzi Altınok,
Başsavcıvekili Mehmet Ekmekçi ve üye
Ali Suat Ertosun başkanlık için yarışacak. Ali Alkan, 9 Şubat'ta veda konuşması yapacak. HABERİ 12. SAYFADA
Bölgeyi Türkiye
heyecanı sardı
Başbakan Ahmet Davutoğlu, Kanal 7 ve Ülke TV kanallarının ortak canlı yayınında, AK Parti'nin
Türkiye'de elde ettiği başarının Ortadoğu halkları üzerinde büyük bir heyecan yarattığını söyledi.
Mısır'da Müslüman Kardeşler
Örgütü'ne (İhvan) yönelik baskılar ve
İslam dininin IŞİD adlı terör örgütünün
kanlı eylemleriyle özdeşleştirilmesine
yönelik soruyu yanıtlayan Davutoğlu, "AK
Parti'nin elde ettiği başarı Ortadoğu halkları üzerinde büyük bir heyecan yarattı.
Arap baharında da Kahire'de olsun,
Tunus'ta olsun, Libya'da olsun elde
edilen AK Parti'nin sağladığı başarı benzeri bir başarı" ifadesini kullandı.
Davutoğlu, Sünni olmadığı halde İyad
Allavi'yi Irak'ta seçimi kazanmış
olması nedeniyle desteklediklerini, yine
aynı şekilde Lübnan'da seküler bir Sünni
olan Fuad Sinyora'yı, Tunus'ta seküler bir
Arap siyasi hareketin lideri olan Sipsi'yi
sırf halk desteğini alarak seçimleri
kazandıkları için desteklediklerini vurguladı. HABERİ 12. SAYFADA
Tazminat teselli eder mi?
Kahramanmaraş 2. Asliye Hukuk Mahkemesi,
Esas Hava Taşımacılık Turizm Ticaret
Şirketi'nin, 25 Mart 2009'da meydana gelen
helikopter kazasında hayatını kaybeden aralarında eski BBP Genel Başkanı Muhsin Yazıcıoğlu ile
2 kişinin ailelerine 1 milyon 356 bin lira maddi ve
manevi tazminat ödemesine hükmetti. 12’DE
AK Parti Ankara milletvekili Prof. Dr. Emrullah İşler ve beraberindeki
Bürokrat Ankaralılar Derneği üyeleri, Altındağ Belediye Başkanı
Veysel Tiryaki’yi ziyaret etti. HABERİ 6. SAYFADA
CHP, ‘GELECEĞİ’
GÖKÇEK
‘6 DAİRE’
haberine
dava açtı
birlikte kuruyor
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, partisince Ankara'da bir
otelde düzenlenen "Geleceği Birlikte Kuruyoruz" toplantıları kapsamında, engelli derneklerinin temsilcileriyle bir araya geldi.
Sarıyer Gazetesi
Genel Yayın
Yönetmeni Bekir
Batu'nun “Gökçek, 17
Aralık’ta 6 daire birden
satın aldı” başlıklı
haberiyle ilgili yapılan
şikayeti İstanbul
Cumhuriyet
Başsavcılığı’na bağlı
Basın Savcılığı Bürosu
yerinde buldu ve Batu
hakkında dava açtı.
HABERİ 6’DA
Kılıçdaroğlu,
engellilerin sorunlarına ilişkin engelli
dernekleriyle fikir
birliği sağladıkları 11
başlığın, seçim
bildirgelerinde yer
alacağını söyledi.
Kay Projesi
Basına kapalı yapılan toplantının ardından açıklamalarda
bulunan CHP lideri Kemal
Kılıçdaroğlu, toplumda sorunları en
derinden yaşayan kesimin, engelliler olduğunu vurguladı.
AYRINTILI HABERİ VE FOTOĞRAFI 12. SAYFADA
HABERİ 6’DA
Fehmi Koru
Bana
düşmez ama...
3. Sayfada
Prof.Dr. Nurullah Çetin
Türkçe Bakış
9. Sayfada
Hayrettin İvgin
Kültürel Boyut
Hayata ve
Aşka dair
8. Sayfada
www.
gazetesi.com.tr
gazetemizi bu adresten
takip edebilirsiniz
Büyükelçi Akil, Türkiye ile Fransa
arasında yabancı savaşçılarla mücadele
konusundaki işbirliğiyle ilgili soru üzerine
Türkiye'nin, bu mücadelenin mutlaka
savaşçıların çıkış yaptığı ülkelerden başlaması gerektiği yönündeki görüşünü anımsattı.
HABERİ 12. SAYFADA
‘Yüzdüren’ hediye
İLESAM Genel Başkanı Mehmet Nuri Parmaksız,
AYB Başkanı Anar Rzayev’e plaket takdim etti.
8. Sayfada
M.Nuri Parmaksız
Türkiye'nin Paris Büyükelçisi Hakkı Akil,
(üstte) Türkiye'nin yabancı savaşçı
olarak aranan yaklaşık 40 Fransız vatandaşını Fransa'ya iade ettiğini açıkladı.
Tebrikler İLESAM
Türkiye İlim ve
Edebiyat Eserleri
Sahipleri Meslek Birliği
(İLESAM) ile
Azerbaycan Yazarlar
Birliği (AYB) arasında
işbirliği anlaşması
imzalandı. Anlaşma
gereği taraflar, her yıl
en az iki eseri karşılıklı
olarak tercüme ederek
yayımlayacak ve "21.
Yüzyıl TürkiyeAzerbaycan Şiir ve
Hikaye Antolojisi"
ortaklaşa hazırlanacak.
HABERİ 9. SAYFADA
SÜRÜYOR
Toplantıda 11 konu üzerinde fikir
birliği sağlandığını aktaran
Kılıçdaroğlu, dernek yöneticilerinin,
"yapılan sosyal yardımların, bir
sömürü aracı olarak kullanılmamasını" istediklerini belirtti.
Türkiye, Fransa’ya
‘terörizm şüphelisi’
40 kişiyi iade etti
’ü
’dan
takip edebilirsiniz
Gazetemizi
https://www.
.com/YediGün-Gazetesi
Gazetemizi
https://www.
/yedigun.gazetesi
Keçiören Belediye Başkanı Mustafa Ak,
5., 6., 7. ve 8. sınıf öğrencilerine karne
hediyesi olarak yüzme havuzundan ücretsiz
yararlanma imkanı sundu.
Etkinliğe, Keçiören Belediyesi Bağlum Spor
Kulübü Yıldız Yüzme Takımı sporcuları da
katıldı. Etkinliğe katılan öğrencilerden 13
yaşındaki Ahmet Berk Keçeli’nin 50
metre kelebekte Ankara birinciliği de
bulunuyor.
Kenan ERGEN’in haberi 4’TE
2
SİNEMA
TV / MAGAZİN
6 Şubat 2015 Cuma
Ozan Doğulu’ya uyuşturucu
kullanmaktan 10 ay hapis
Ünlü müzisyen Ozan Doğulu "Uyuşturucu madde kullanmak" suçundan 10
ay hapis cezasına çarptırıldı. Ünlü müzisyen Ozan Doğulu "Uyuşturucu
madde kullanmak" suçundan 10 ay hapis cezasına çarptırıldı.
dışındadır. Burası bir işyeridir. Bu yer temini anlamına gelmez. Müvekkilim
uyuşturucu kullanmamıştır.
Beraatine karar verilsin"
dedi. Söz alan diğer
avukatlar da müvekkillerinin beraatlerine karar
verilmesini istedi.
Davayı karara bağlayan
mahkeme Ozan
Doğulu'nun da aralarında
bulunduğu 7 sanığı "uyuşturucu madde kullanmak"
suçundan 1 yıl hapis cezasına çarptırdı. Mahkeme
sanıkların duruşmadaki iyi
halini ve sabıkasız olmasını
da gözönünde bulundurarak cezayı 10 aya
indirdi. Hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına
karar veren mahkeme,
Doğulu ve diğer sanıkların
5 yıl süreyle denetim süresine tabi tutulmasına hükmetti. Sanıklar 5 yıl içinde
suç işlemezse dava düşecek. Öte yandan mahkeme,
Ozan Doğulu'nun arasında
bulunduğu 4 sanığın
"Uyuşturucu kullanmak için
yer temin etmek" suçundan
ise ayrı ayrı beraatlerine
karar verdi.
İSTANBUL - Ünlü
müzisyen Ozan
Doğulu'nun da aralarında
bulunduğu 7 sanığın
yargılandığı uyuşturucu
davası karara bağlandı.
Ünlü müzisyen Ozan
Doğulu "Uyuşturucu
madde kullanmak" suçundan 10 ay hapis cezasına
çarptırıldı. İstanbul Adalet
Sarayı'nda bulunan 36.
Asliye Ceza
Mahkemesi'nde görülen
karar duruşmasına Ozan
Doğulu ve diğer sanıklar
katılmadı. Sanıkları duruşmada avukatları temsil
etti.
Ozan Doğulu'nun
avukatı Aydın Kurban
müvekkilinin müzisyen
olduğunu belirterek,
Doğulu'nun bir albümünde
20-30 müzisyenin yer
aldığını belirtti. Avukat
Aydın, "Müvekkilim yılda
çok fazla albüm aranje
eden, düzenleyen biridir.
Stüdyoya onlarca insan
gelip gidiyor. Stüdyoya
gelip giden insanların
uyuşturucu kullanıp, kullanmamaları Ozan
Doğulu'nun sorumluluğu
Vizyona
yeni
girecek
filmler
Özgürlük Yürüyüşü: Selma"
"En İyi Film" dalında Oscar, 4
dalda da "Altın Küre" adaylığı
bulunan "Özgürlük Yürüyüşü:
Selma" filmi, Martin Luther King
Jr'ın önderliğinde 1965 senesinde
yaşanan özgürlük yürüyüşünü
beyazperdeye taşıyor. Yönetmen
koltuğunda Ava DuVernay'ın
oturduğu İngiliz-ABD yapımı
filmin oyuncu kadrosunda David
Oyelowo, Carmen Ejogo, Tim
Roth'un yanı sıra Tom Wilkinson,
Oprah Winfrey, Martin Sheen,
Giovanni Ribisi gibi isimler yer
alıyor.
05:13 İstiklal
Marşı ve Günün
Program Akışı
05:15 Ana Ocağı
06:40 1'de Sabah
08:50 1'de Bugün
09:05 Beni Böyle Sev
11:00 İyi Fikir
13:25 Ana Ocağı
15:00 Annem Söyler Ben
Yaparım
16:10 1'de Bugün
16:25 Seksenler
19:00 Ana Haber
Bülteni
19:45 Spor
19:50 Hava Durumu
19:55 Yeşil Deniz
23:00 Filinta
01:25 Annem
Söyler Ben Yaparım
02:25 Ana Ocağı
03:45 İyi Fikir
07:00 Kahvaltı Haberleri
08:00 Nihat Hatipoğlu
Sorularınızı Cevaplıyor
10:00 Müge Anlı İle Tatlı Sert
13:00 Kızlar ve Anneleri
15:00 Alemin Kıralı
16:00 Zahide ile Yetiş Hayata
18:45 Atv Ana Haber
20:00 Yabancı Sinema
00:15 HAWAII FIVE
20:30 MEDCEZİR
İnanç Pars’ın ilgisi karşısında, Mira
kendisini geri çektikçe yörüngesine
daha çok girer. Yakışıklı Oyuncunun
her hamlesi, Yaman cephesinde daha
büyük yankı uyandırırken bir tesadüf
de Ankara’da Yaman’ın kapısını çalar.
Asım'ın boşanmaya kararlı olduğunu
fark eden Sude büyük bir kumara oturur. Bu oyunun sonunda her şeyini
kaybetme ihtimaline rağmen geri adım
atmaz. Zor zamanında bir ümitle
Kenan’ın kapısını çaldığında karşılaşacağı sürpriz Sude’yi yine eski sert, acımasız günlerine döndürecektir.
Mira kimseden çekinmeden Yaman’la
verdikleri kararı ilan eder. Herkesi
sevindiren haber bir tek Orkun’un
hoşuna gitmez. Daha önce Mira’ya
evlenme teklif edip reddedilen Orkun
bu evliliğe kolayca razı olmayacağının
sinyallerini verir.
"Jupiter Yükseliyor"
Şikago'nun sokaklarından,
uzak galaksilere uzanan
"Jupiter Yükseliyor"u "The
Matrix" Üçlemesinin
yaratıcıları Lana ve Andy
Wachowski yazıp yönetti.
Üç boyutlu bilim-kurgu
türündeki filmde başrol
oyuncuları Channing Tatum
ve Mila Kunis'e; Sean Bean,
Eddie Redmayne, Douglas
Booth, Tuppence Middleton,
Doona Bae, James D'Arcy
ve Tim Pigott-Smith gibi
isimler eşlik ediyor.
07:00 HER SABAH
08:45 2.SAYFA
10:40 DUDAKTAN KALBE
12:30 ERKAN AKKUŞ İLE
12:50 DERYA'NIN DÜNYASI
15:00 DUDAKTAN KALBE
16:45 İKİNCİ BAHAR
18:15 EKİN OLCAYTO İLE
ANA HABER-CANLI
19:30 SPOR BÜLTENİ
19:45 YABANCI
SİNEMA BABYLON MS
21:40 YABANCI
SİNEMA
23:30 THE UNIT (EKİP)
00:20 YABANCI SİNEMA
O GÜZEL TOPRAKLAR
01:50 YABANCI
SİNEMA TEKRAR
03:10 YABANCI
SİNEMA
04:40 DÜNYAYI
GEZİYORUM TEKRAR
05:40 Dila Hanım
07:00 Aşkın Bedeli
07:45 Deniz Yıldızı
09:00 Beni Affet
10:00 Melek
12:00 En Güzel Bölüm
12:30 Aşkın Bedeli
14:30 Benim Kuaförüm
16:00 En Güzel Bölüm
16:30 Beni Affet
18:30 Star Haber
20:30 medcezir
23:30 Yerli Dizi
01:20 Kim O!
19:45 BABYLON MS
Orjinal İsmi:Babylon Ad
Yönetmen:Mathieu Kassovitz
Oyuncular:Vin Diesel, Michelle
Yeoh, Melanie Thierry
Yapım Yılı:2008
Tür:Aksiyon/Macera/Bilim
Kurgu
Filmde Gorsky, Aurora adında
manastırdan bir kadının
Rusya’dan Çin’e götürülmesi için
misyoner Toorop’u görevlendirir.
Dönüşte ciddi miktarda para ve
temiz bir pasaport sahibi olacaktır. Toorop, birlikte çıktıkları bu
yolculuk sırasında Aurora’nın
özel yeteneklerinin olduğunu fark
eder. Bu sırada bir gün haberlerde Noelite Manastır’ının bombalandığını görürler.
ABD’li rapçi
cinayetten
yargılanacak
LOS ANGELES - ABD'de rap müziğinin
önemli isimlerinden Marion "Suge" Knight'ın,
"cinayet" ve "cinayete teşebbüs" suçlarından
yargılanacağı bildirildi.
Savcılık'tan yapılan açıklamada, Knight'ın
geçen hafta film setinde yaşanan kavganın
ardından aracıyla iki kişiye kasıtlı olarak çarptığı
ve daha sonra olay yerinden kaçtığı belirtildi.
Olayda bir kişi hayatını kaybetmiş, bir kişi de
yaralanmıştı. Knight'ın avukatı James Blatt ise
müvekkilinin çıkan kargaşadan kaçmak isterken
iki kişiyi ezdiğini, olayda kasıt bulunmadığını
öne sürdü.
Knight'ın bugün hakim karşısına çıkması
bekleniyor. Geçmiş yıllarda Dr. Dre, Snoop
Dogg ve Tupac Shakur gibi isimlerle çalışan ve
Death Row Records şirketinin kurucuları arasında yer alan 49 yaşındaki Suge Knight, kabarık
bir suç dosyasına sahip.
(AA)
"Süngerbob
Karepantolon"
Paul Tibbitt'nin yönettiği
ve Antonio Banderas,
Frankie Muniz, Clancy
Brown ile Tom Kenny'nin
seslendirdiği "Süngerbob
Karepantolon" haftanın
animasyon filmi.
Film, dünyanın en
sevilen, su altında
yaşayan omurgasızı
"Süngerbob
Karepantolon"un, hayatının en kahramanca
macerasını yaşamak için
kıyıya çıkmasını konu
alıyor.
07:30 Aile Doktoru
08:45 Magazin 8
09:00 Aramızda Kalmasın
12:15 Ütopya
13:45 Ver Fırına
15:30 Bu Tarz Benim (Yeni)
18:30 Ütopya (Yeni Bölüm)
20:00 Yetenek Sizsiniz Türkiye
23:15 Hülya Avşar (Yeni Bölüm)
00:30 Ütopya
01:45 Bay Tahmin
02:45 Bu Tarz Benim
05:00 Ütopya
06:00 Geniş Aile
06:45 Günaydın
09:30 Alın Yazım
11:00 Aşk-ı Memnu
12:30 Gün Aras
13:00 Ben Bilmem Eşim Bilir
15:45 Evim Şahane
17:15 Arka Sokaklar
18:40 Baba Haber Bülteni
19:00 Ana Haber Bülteni
20:00 Arka Sokaklar
23:15 Beyaz Show
02:00 Yerli Dizi
00:30 HAWAİİ FİVE
Hawaii Five-O CBS’de 19681980 yılları arasında 12 sezon
yayınlanan polisiye dizisinin
yeni versiyonu. 12 sene önceki
diziyle aynı adı taşıyan dizinin
yapımcıları Fringe dizisininde
yapımcıları olan Alex Kurtzman
ve Roberto Orci.
Dizinin kadrosunda ise Lost‘tan
tanıdığımız Daniel Dae Kim
(Jin Kwon) var. Ayrıca 1 sezon
yayınlanan Moonlight dizinin
yakışıklı vampirini canlandıran
Alex O’Loughlin,Scott Caan ve
Grace Park’da dizinin kadrosuna dahil.
Dizinin konusu önceki versiyonunda olduğu gibi sadece
valiye hesap veren hawaii eyalet
polisini ele alıyor.
6 Şubat 2015 Cuma
Katsayının kalkması meslek
lisesi tercihini ikiye katladı
3
Fehmi KORU
[email protected]
[email protected]
bölge haberlerİ
Bana düşmez ama...
Milli Eğitim Bakanlığı
(MEB) Mesleki ve Teknik
Eğitim Genel Müdürü
Osman Yıldırım, üniversiteye girişte (28 Şubat
süreciyle birlikte) getirilen katsayı uygulamasının 2009'da kaldırılmasıyla, mesleki ve teknik
eğitime devam eden
öğrenci oranının yüzde
27'den yüzde 54'e çıktığını bildirdi.
ANKARA - MEB Basın ve Halkla İlişkiler
Müşavirliği'nce Sakıp Sabancı Basın Merkezi'nde
düzenlenen toplantıya katılan Yıldırım, gazetecilere çalışmaları hakkında bilgiler verdi.
Mesleki ve teknik eğitim okullarında 20142015 eğitim öğretim yılında 3 bin 296 okul ve 1
milyon 875 bin 599 öğrencinin bulunduğunu belirten Yıldırım, mezunların işgücüne katılım oranının
yüzde 65 düzeyinde olduğunu dile getirdi.
Yıldırım, mesleki ve teknik lise mezunlarının yüzde
25-30'unun üniversiteye devam ettiğini söyledi.
Mesleki ve teknik eğitimde geçen yıl yapılan
düzenlemeyle 22 okul çeşidinin "mesleki ve teknik anadolu lisesi" altında birleştirildiğini dile getiren Yıldırım, hazırlanan Mesleki ve Teknik Eğitim
Strateji Belgesi ve eylem planının uygulanmaya
başladığını vurguladı. Eylem planına göre, mesleki
ve teknik eğitimde kalite güvence sisteminin kurulacağını ifade eden Yıldırım, böylece okulların belli
standardın üzerinde kalması ve bu standardı
taahhüt etmelerine ilişkin çalışma yapılacağını ve
okulların dış denetçilere açılacağını belirterek,
"akredite"ye dayalı bir sistemin kurma çalışmalarını da sürdürdüklerini bildirdi.
Yıldırım, (28 Şubat süreciyle getirilen) üniversiteye girişte katsayı uygulamasının 2009'da kaldırılmasının ardından mesleki ve teknik eğitimi tercih eden öğrenci sayısında büyük artış yaşandığına dikkati çekerek, "2009'dan itibaren yüzde
27'lere düşen mesleki ve teknik eğitim öğrenci
oranı, katsayının kaldırılmasının ardından kademe-
li olarak artarak, geçen eğitim-öğretim yılında
yüzde 54'e ulaştı. Böylece Türkiye, mesleki ve
teknik eğitimde okullaşma oranında, yüzde 46
olan OECD ortalamasının üzerine çıktı" dedi.
TEOG sonuçlarına göre mesleki ve teknik eğitimi
tercih eden öğrenci sayısının 2014-2015 döneminde 638 bine ulaştığını bildiren Yıldırım, mesleki
ve teknik liselerin, kısa vadede meslek edinmek
isteyenler için değil, aynı zamanda üniversiteye
devam etmek isteyenler için de fırsatlar içerdiğini
ifade etti.
Meslek lisesi 9. ve 10. sınıf öğrencilerinin fizik,
kimya, matematik ve biyoloji derslerini zorunlu
olarak, 11. ve 12. sınıf öğrencilerinin de seçmeli
olarak alabildiğini; teknik lisesi öğrencilerinin de
bu dersleri 4 yıl boyunca zorunlu olarak aldıklarını
bildiren Yıldırım, böylece lise eğitiminin ardından
üniversiteye gitmek isteyen öğrencilerin akademik
eğitimine de destek verildiğini kaydetti.
Yıldırım, yapılan araştırmalara göre, mesleki ve
teknik eğitim mezunu ve sektörde çalışan öğrencilerin okulda edindikleri becerilerden memnuniyet oranının yüzde 80 düzeyinde, sektörün öğrencilerden memnuniyetinin ise yüzde 70'in üzerine
çıktığını bildirdi.
Avrupa Birliği ülkelerinde özellikle "usta" istihdamı için sadece meslek lisesi diplomasının yetmediğini, bunun yanında ayrıca belgeler gerektiğini aktaran Yıldırım, bu sebeple Ulusal Referans
Noktası (URN) ile çalışmaların tamamlandığını ve
URN sitesinde mesleki ve teknik eğitim alan ve
dallarına ilişkin EUROPASS sertifika eklerinin
yayımlandığını bildirdi. Yıldırım, bu uygulamanın
Avrupa ülkelerinde işe girme ya da ücret artışı için
gerekli olduğuna işaret ederek, özellikle
Almanya'daki Türk vatandaşlarının mesleklerinde
ilerlemeleri için büyük önem taşıdığını kaydetti.
Osman Yıldırım, mesleki ve teknik eğitimde
Türkiye'de bir ilki hayata geçireceklerini bildirerek,
Ankara'da "yeşil teknoloji" konusunda uluslararası
eğitim merkezi olarak faaliyet gösterecek bir okul
yapmayı planladıklarını bildirdi.
Bu okulun iş ve işlemleriyle ilgili ihale aşamasının Ankara Valiliği tarafından yürütüldüğünü belirten Yıldırım, "Burada yenilenebilir enerji ile ilgili 3
yıl önce bir alan açtık. Öğrenciler, bu okulda rüzgar ve güneş enerjisi gibi dallarda eğitim alacaklar, bina ise kullandığı enerjiyi tamamen kendi üretecek. Yani okul tamamen akıllı bir okul olacak"
bilgisini verdi.
Mesleki ve teknik eğitimde ilk defa uygulamaya konulacak "sivil havacılık" alanı yer hizmetleri
öğretim programının geliştirileceğini ve uygulamaya konulacağını kaydeden Yıldırım, "Ülkemizde
dünyanın en büyük 3. havaalanı yapılacak.
Bununla birlikte yer hizmetleri alanında çok fazla
elemana ihtiyaç olacak. Bu ihtiyacı karşılayabilmek için sivil havacılık yer hizmetleri öğretim
programını taslak olarak hazırladık. Önümüzdeki
yıl, bunu uygulamaya koyacağız" ifadesini kullandı. (AA)
Öğretmenlerin çoğu, öğrencilerin
kendi okullarında sınava girmesinin
stresi azalttığı görüşünde
İstanbul Adalet
Sarayı'nda BİK
irtibat bürosu açıldı
İSTANBUL - Basın İlan Kurumu'nun (BİK)
İstanbul Adalet Sarayı'ndaki irtibat bürosu törenle
açıldı.
Resmi ilanları yerinde teslim alarak kamuyu iş
yükü ve maliyetten, vatandaşı da büyük bir külfetten kurtaracak irtibat bürosunun açılış kurdelesini,
İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı Hadi Salihoğlu ve
BİK Genel Müdürü Mehmet Atalay beraber kesti.
Törende konuşan başsavcı Salihoğlu, adliyeye
irtibat bürosu açılmasının vatandaşlara birçok
kolaylık sağlayacağını dile getirerek, vatandaşların
ilan vermek için adliyeden BİK'in şubesine gitmesine gerek kalmadan buradan halledebileceklerini
belirtti. BİK Genel Müdürü Atalay da kurum olarak
hizmeti insanların ayağına getirdiklerini kaydetti.
BİK İstanbul Şubesi'nin Cağaloğlu'nda olduğuna işaret eden Atalay, ''Vatandaşlar her gün
buradan vermek zorunda kaldıkları ilanları gidip
şubemize teslim etmek zorunda kalıyorlardı. Ama
şimdi hemen burada bir alt katta da banka hizmetlerini görerek ilanlarını verme şansına sahipler.
Günde yaklaşık 100 müşterimiz bu vesileyle rahat
etme imkanı bulacak" diye konuştu.
Konuşmaların ardından büroda, başsavcı
Salihoğlu ve Atalay beraber fotoğraf çektirdi.
Fotoğraf çekiminin ardından geçen ay, adliye
girişinde ele geçirilen kesici ve delici aletler sergisinin açılışında kırmızı kurdele kesilmesine ilişkin
haberlere tepki gösteren Salihoğlu, şunları söyledi: "Geçenlerde burada yine bir kurdele kestik.
Ciddi şekilde eleştirilere neden oldu basında.
Sebebine gelince adliyeye girerken insanların
üzerinde çıkan yasak aletlerin sergisinin açılışında
nasıl kırmızı kurdele kesermişiz. Halbuki orada bir
senenin emeği var, o işlemi yapan arkadaşlarımızın onure edilmesi söz konusu. Maalesef bundan
bile tenkit yiyoruz. İşimizin ne kadar zor olduğunu
artık sizlerin takdirine bırakıyorum." (AA)
ANKARA - İstanbul Gönüllü Eğitimciler
Derneği (İGEDER), Temel Eğitimden Ortaöğretime
Geçiş Sistemi (TEOG) kapsamında, 8. sınıf öğrencilerinin girdiği merkezi ortak sınavlarda yer alan 6
dersin branş öğretmenleriyle anket yaptı. Ankete
katılan 5 bin 621 öğretmenden 4 bin 715'i, öğrencilerin kendi sınıfında sınava girmesinin stresi
azalttığını söyledi.
İGEDER, Milli Eğitim Bakanlığının geçen yıl
uygulamaya başladığı TEOG sisteminin, eğitimöğretime yansımalarını gönüllü öğretmenlerin katkılarıyla araştırdı.
Derneğin Ar-Ge Koordinatörü Mücahit Kıbrıs
ve Yrd. Doç. Dr. Mustafa Otrar'ın direktörlüğünde
gerçekleştirilen çalışmada gönüllü öğretmenler,
merkezi sınavlara konu olan Türkçe, matematik,
din kültürü ve ahlak bilgisi, İngilizce, fen bilimleri,
sosyal bilgiler derslerine giren 5 bin 621 branş
öğretmeniyle, 7 bölgede 38 ilde yüz yüze görüştü.
Geçen eğitim öğretim yılının iki döneminde de
yapılan görüşmelerde elde edilen veriler, Ocak
ayında İstanbul'da düzenlenen TEOG çalıştayında, MEB Müşaviri Ercan Demirci'nin de bulunduğu 26 katılımcı tarafından değerlendirildi ve raporlaştırıldı.
Anket sonuçlarına göre, 5 bin 621 öğretmenden 3 bin 328'i, merkezi sınavların, öğrenci okul
ilişkisini güçlendirdiğini ifade etti. Bu kapsamda,
"Merkezi sınav süresince öğrenci okul ilişkisi güncellendi mi?" sorusuna, 3 bin 328 öğretmen
"evet", 2 bin 293 öğretmen de "hayır" yanıtını
verdi. Öğretmenlerin çoğunluğu yeni sınav sisteminin eğitim sistemine uyumlu mu buldu. Konuya
ilişkin soruyu 3 bin 642 öğretmen "evet", bin
979'u da "hayır" şeklinde cevaplandırdı.
Öğretmenlere, "Müfredat takviminin işlenme
süreci, sınıf içi öğretim yöntemlerindeki çeşitliliği
azalttı mı?" sorusu da yöneltildi. Bu soruya katılımcıların 3 bin 888'i "evet", bin 733'ü "hayır"
cevabı verdi.
Branş öğretmenlerinden, ankette kendilerini de
değerlendirmeleri istendi. Ankete katılan 3 bin 481
öğretmen, merkezi sınavların kendilerini derse
daha hazırlıklı gelmelerini sağladığını belirtti.
Ankette, merkezi sınavların, strese etkisi de
araştırıldı. Anketteki "Öğrencilerin, kendi okullarında sınava girmeleri sınav stresini azalttı mı?" soru-
CUMHURİYET Halk Partisi (CHP) Genel
Başkanı, “Yeniden bir kurtuluş savaşı başlatmak
zorundayız” demiş ve eklemiş: “Bu süreç biraz
daha hızlanarak giderse halkın direnme hakkı
ortaya çıkacaktır.”
“Bu süreç” ile kastettiği, yine kendi ifadeleriyle,
“Anayasa’nın askıya alınması, parlamentonun ve
yargının yürütmenin kontrolü altında bulunması”...
Yeniden kurtuluş savaşı... Halkın direnme
hakkı... Herhalde üzerinde uzun uzadıya düşünülüp sarf edilmiş sözler bunlar...
Kusura bakılmasın, ama boş sözler...
Bilinenleri tekrarlamak gibi olacak, ama yine de
yazacağım: Kurtuluş savaşı, yabancı devletlerin
işgali altına düşmüş bir ülkenin halkı tarafından
yapılır; adı üstünde, ülkeyi istila ve işgalden kurtarma savaşıdır çünkü... Türkiye bugün yabancı
bir gücün işgali altında bulunmadığına ve CHP
Lideri bu sözleri halkın oyuyla iktidar koltuklarında oturanlara karşı sarf ettiğine göre...
Dediğim gibi, boş bir sözdür “kurtuluş savaşı”nı
ağza almak...
“Halkın direnme hakkı”na gelince... Evet,
bunda siyaset kokusu var, demokratik bir hakkın
ifadesi; ancak sanki yokmuş da, bugün birtakım
şartlara bağlı olarak kullanılması söz konusuymuş
gibi yansıtılması yanlıştır. Demokratik bir ülkede,
hepimizin, yapılan hatalı uygulamalara karşı
çıkma ve bunu gerekirse direnerek yerine getirme
hakkımız var.
İşte daha dün, bir valinin annesi olduğunu
öğrendiğimiz bir hanımefendi, çevredeki ağaçları
kesmeye kalkışan buldozerlerin karşısına çıkıp
çalışmaları durdurmaya çabalamadı mı?
Ülkemizin dört bir tarafında, insanlar, hatalı uygulamalara karşı bu haklarını özgürce kullanabiliyorlar.
CHP Lideri’nden davet beklemeksizin...
Acaba CHP Lideri’nin meramı, bundan ilerisi
mi? Bazılarının ileri sürdüğü üzere, halkı sokaklara dökmenin zeminini oluşturma derdinde mi
Kemal Kılıçdaroğlu?
Umarım öyle bir niyeti yoktur...
Demokrasinin ABC’sini hatırlatmak gibi olacak,
ama olsun: Demokrasi “temsil” üzerine oturan bir
sistemdir. Tabandan yukarıya -bireyden devletedoğru bir örgütlenmeyi amaçlar ve bunu kişiler ile
kurumlar aracılığıyla gerçekleştirir. Devletin
kurumlarının karşısında toplumun sivil kurumları
yer alır.
Oyumu kullanarak vatandaşlık görevimi yerine
getiririm; tercih ettiğim partiden de beni ve çıkarlarımı en iyi şekilde temsil etmesini beklerim.
Yapmazsa, oy vereceğim parti mi yok?
Aldığı oylarla temsil görevini doğal olarak üstlenmesi gereken partinin lideri, kendi görevini
yerine getirmek dururken “halkın direnme hakkı”
kavramını telaffuz etmeye başlarsa...
“Fuzuli şagil” kavramı kullanılır böyle durumlarda...
Siyasi partilerin birincil görevi, halktan aldıkları
temsil görevini yerine getirmektir; doğruları savunarak, muarızlarının yanlışlarını sergileyerek...
Halk doğru ile yanlışı temyiz edecek güçtedir ve
oyunu o güçle kullanır.
CHP’ye düşen, seçime gidilen günümüz ortamında, halkı tahrik etmektense sandıkta başarılı
olmaya yoğunlaşmaktır. Elbette iktidar partisinin
yanlışlarına işaret edecektir; ama seçmen kendisinin hangi maharetini öne sürerek hangi kadroyla
iktidara talip olduğunu da öğrenmek ister.
Güven verici bir aday listesi ve doyurucu bir
seçim beyannamesi beklenir her partiden...
“Kurtuluş savaşı” ve “halkın direnme hakkı”
kavramlarını ağzına alanları, halk, çaresizlik içerisinde görüp sandıkta o partiden uzak durursa haksız mıdır?
Söylemesi bana düşmez, ama yine de söyleyeceğim: Şunun şurasında seçime dört ay kaldı;
muhalefet silkinip kendine gelmeli.
5 Şubat 2015/ HABER TÜRK
AK Parti Ankara İl
“Bu çaresizliğe dur de”
kampanyası başlattı
su, öğretmelerin en fazla "evet" yanıtını verdiği
soru oldu. Bu soruya 4 bin 715 öğretmen "evet",
906 öğretmen "hayır" cevabını verdi.
"Öğretmenlerin, müfredatı yetiştirme kaygısı
taşıdığını düşünüyor musunuz?" sorusu da 6 dersin branş öğretmenlerinin en fazla olumlu yanıt
verdiği sorulardan biri oldu. Bu soruyu da öğretmenlerin 4 bin 556'sı "evet", bin 65'i "hayır" şeklinde cevaplandırdı.
Merkezi sınav sürecinde tartışma konusu olan
din kültürü ve ahlak bilgisi dersi sorularının sınavda yer alıp almaması da araştırıldı. Ankete katılan
öğretmenlerin çoğunluğu, sınavda öğrencilere din
kültürü ve ahlak bilgisi dersinden soru yöneltilmesi uygulamasına devam edilmesi yönünde görüş
bildirdi.
Bu kapsamda, "Din kültürü ve ahlak bilgisi
dersinden sınav yapılmaya devam edilmeli mi?"
sorusuna 4 bin 372 öğretmen "evet", bin 249
"hayır" cevabını verdi.
TEOG sisteminin, üniversiteye giriş sürecinde
de uygulanıp uygulanamayacağı öğretmenlere
sorulan sorular arasında yer aldı.
Öğretmenlerin 3 bin 180'i, bu sistemin üniversiteye geçişte de uygulanabileceğini ifade ettiler.
Ayrıca, "Sınav süreci, ders esnasında kaynaştırma öğrencilerine ayrılan ilgiyi azalttı mı?" sorusunu öğretmenlerin 3 bin 412'si "evet", 2 bin
209'ü "hayır"; "Sınav süreci öğrencilerin okula
devamını olumlu etkiledi mi?" sorusunu ise öğretmelerin 3 bin 930'ü "evet", bin 691'ü "hayır" şeklinde cevaplandırdı. (AA)
ANKARA - AK
Parti Ankara İl
Başkanlığı, "Bu çaresizliğe dur de" sloganıyla Suriye için yardım kampanyası
başlattı.
İl Başkanı
Mustafa Nedim
Yamalı (sağlı), yaptığı
açıklamada,
Türkiye'nin devlet
olarak Suriye'ye
büyük yardımlarda bulunduğunu belirterek, daha
büyük boyutta hem Ankara içindeki hem de
Suriye'de sınır ötesindeki muhtaç kişiler için yeni
bir yardım kampanyası başlattıklarını söyledi.
Yamalı, yardıma muhtaç kişilerin maddi ve
eğitim ihtiyaçlarıyla ilgilenmeye çalıştıklarını
belirterek, "Ankara'da 35 bin civarında Suriyeli
misafirimiz var. Sürekli bunların takiplerini yapıyoruz, bunu devletimiz ve milletimiz de yapıyor.
Yaklaşık 100 tır dolduracak şekilde bir kampanya çalışmamız başlıyor. Bunların bir kısmı Kızılay
ile iş birliği ile sınıra ve sınır dışına götürülecek
bir kısmı Kahramanmaraş'taki, bir kısmı da
Ankara'da bulunan Suriyeli kardeşimize dağıtılacak" diye konuştu.
Kampanyanın yüzde 40'ının taahhüdünü
aldıklarını belirten Yamalı, kampanyayla ilgili
sosyal medyada duyurular yapıldığını, broşürler
hazırlandığını ve bilboardların da kullanılacağını
kaydetti. (AA)
4
ANKARA
6 Şubat 2015 Cuma
Başkan Mustafa Ak’tan,
çocuklara karne hediyesi
ABD Büyükelçiliği
Akarsu’yu andı
Keçiören
Belediye Başkanı
Mustafa Ak,
5., 6., 7. ve 8. sınıf
öğrencilerine karne
hediyesi olarak
yüzme havuzundan
ücretsiz yararlanma
imkanı sundu.
ÖZEL
HABER
HABER FOTOĞRAF
KENAN ERGEN
Mevlana Kültür ve Spor
Merkezi, yarıyıl tatilindeki
5., 6., 7. ve 8. sınıf öğrencilerini
ağırladı.
Keçiören Belediyesi tarafından düzenlenen etkinlikte çok
sayıda öğrenci, ücretsiz havuzdan yararlanma imkanı buldu.
Keçiörenli öğrenciler birinci
eğitim döneminin yorgunluğunu
Belediyenin havuzundan ücretsiz yararlanarak attı.
MADALYALI SPORCULAR
Keçiören Belediye Başkanı
Mustafa Ak'ın karne hediyesi
olarak yarıyıl tatili süresince
buradaki havuzdan ücretsiz
yararlanmaları sağlanan öğrenciler, havuzun keyfini doyasıya
çıkardı. Etkinliğe, Keçiören
Belediyesi Bağlum Spor Kulübü
Yıldız Yüzme Takımı sporcuları
da katıldı. Etkinliğe katılan
öğrencilerden 13 yaşındaki
Ahmet Berk Keçeli’nin 50 metre
kelebekte Ankara birinciliği de
bulunuyor.
OBEZİTEYE
KARŞI YÜZME
Obeziteye karşı savaşta
HAKKI MURAT SÖBÜTAYABD'nin Ankara Büyükelçiliği’ne 1 Şubat 2013
tarihinde yapılan canlı bomba saldırısında hayatını
kaybeden güvenlik görevlisi Mustafa Akarsu mezarı
başında anıldı.
Kızılcahamam İlçe Mezarlığı’ndaki kabri başında
anılan Mustafa Akarsu’nın ölüm yıldönümü için
düzenlenen törene Büyükelçilik Başmüsteşarı Larry
Mandell, Kızılcahamam Belediye Başkanı Muhittin
Güney, Ailesi, Elçilik diplomatları ve çalışma
arkadaşları katıldı.
Mustafa Akarsu’nun ölüm yıldönümü için
Kızılcahamam’a gelen Büyükelçilik Başmüsteşarı
Larry Mandell, Kızılcahamam Belediye Başkanı
Muhittin Güney ve elçilik çalışanları ilk olarak
Mustafa Akarsu’nun Annesini evinde ziyaret etti.
Ardından İlçe Mezarlığı’ndaki kabri başına gelen
heyet burada Mustafa Akarsu için dua etti.
ABD Büyükelçilik Başmüsteşarı Larry Mandell ve
beraberindeki ABD Personeli ile Belediye Başkanı
Muhittin Güney Soğuksu Milli Parkı’nda bulunan
Seyr- et lokantasında kahvaltı yaparak heyet ilçeden ayrıldı.
yüzmenin etkili olduğunu
belirten Yüzme Antrenörü Eray
Temamoğlu, Türkiye ve
Avrupa'da başarılı olmak istediklerini ifade etti.
Temamoğlu, yüzme ve koşu
antrenmanlarının olduğunu
belirterek, yüzme sporunu
bütün çocuklara tavsiye ettiklerini ve Türkiye'de yüzme
sporunun geliştirilmesi gerektiğini kaydetti.
HAT SANATI
Mamak’ta canlandı
Karşıyaka’ya yeni proje
HABER MERKEZİYenimahalle’yi daha modern ve yaşanabilir bir ilçe haline getiren Yenimahalle
Belediye Başkanı Fethi Yaşar, bu kez de
Karşıyakalılara müjde verdi. Yenimahalle
Kapalı Pazar Yeri ve Sosyal Tesisi’ne benzer
bir projeyi Karşıyaka’da hayata geçirecek
olan belediye, tesisin içerisinde yer alacak
tüm etkinlik merkezlerini de açıkladı.
Kadın Dayanışma Merkezi’nden
Otoparkına kadar her şeyin düşünüldüğü
tesiste, İkinci Bahar Lokali, çok amaçlı
salon, gençlik merkezi, düğün salonu,
taziye evi, iş yerleri, kreş, YENİMEK kursları,
bay-bayan spor salonu, etüt merkezi ve
akvaryum bulunacak. Karşıyaka’nın göz
bebeği olacak Karşıyaka Kapalı Pazar Yeri
ve Sosyal Tesisleri’nin 2016 yılına kadar
bitirilmesi hedeflenirken, tesis Türkiye’nin
en modern pazarlarından olacak.
Proje hakkında bilgi vererek
Karşıyakalıların pazar alışverişinin keyfe
dönüşeceğini belirten Yaşar, “Bu tesis ile
Karşıyaka’daki dağınık alışveriş görüntüsüne son vereceğiz. Titizlikle yürüttüğümüz 7’den 70’e herkesi düşünerek
hazırladığımız proje, vatandaşı memnun
edecek. Önceliğimiz vatandaşın memnuniyetidir. Bu doğrultuda elimizden
geldiğince çalışmalarımızı hızla devam
ettiriyoruz. Bu sayede de Türkiye’nin örnek
ilçelerinden biri haline geldik” dedi.
Keçiörenli gönüllülerden
Suriyeli ailelere destek
Pursaklar’da
özverili temizlik
HABER MERKEZİPursaklar Belediyesi Temizlik İşleri
Müdürlüğü ekipleri her gün yoğun mesai harcayarak ilçeyi temizliyor. Temiz Pursaklar için el
ele veren ekipler, her gün 08.00 ila 17.00
arasında Pursaklar genelindeki cadde, sokak ve
kamu kurumlarının temizlik işlerini yürütüyor.
İşçiler ve iş makineleri ile günlük 2 bin 400 litre
su eşliğinde binlerce kilometre alanın temizliği
yapılıyor.
Araç filosunun da güçlenmesiyle her
seferinde 2 metreküp atık toplayan çöp
kamyonları, günlük 35-40 kilometre alanda
temizlik yapıyor. Pursaklar, Saray, Altınova ve
Sirkeli gibi geniş bir coğrafyadan sorumlu olan
Pursaklar Belediyesi, hizmet kalitesini her
geçen gün arttırıyor. Ankara’da yeraltı çöp
konteynırı uygulayan ikinci belediye olmasıyla
da büyük bir takdir gören Pursaklar Belediyesi
Temizlik İşleri Müdürlüğü, hazırladığı geri
dönüşüm kampanyaları ile ekonomiye katkı da
sunuyor.
HABER MERKEZİKeçiören Belediyesi Gönüllü
Akademisi’ne üye vatandaşlar,
Suriyeli aileleri ziyaret ederek
“yalnız değilsiniz” mesajı verdi.
Keçiören’in Yeşilöz
Mahallesi’nde ikamet eden
Suriyeli sığınmacıların kapısını
bu defa Gönüllü Akademisi
üyeleri çaldı. Savaş nedeniyle
memleketlerinden koparak
Türkiye’ye sığınmak zorunda
kalan Suriyeli ailelere “aidiyet
duygusu ile sahiplenilmenin
verdiği gururu hissettirmek”
amacıyla yapılan ziyaret sıcak
ve samimi görüntülere sahne
oldu. Keçiörenli gönüllüler,
ziyaret sırasında getirdikleri
sıcak yemekleri de Suriyeli
kardeşlerine ikram ederek paylaşmanın mutluluğunu
yaşadılar. Yardımlaşmanın dinimizin bir gereği olduğunu ifade
eden gönüllüler, diğer vatandaşlara da çevrelerindeki
ihtiyaç sahibi insanların
yardımına koşma ve dayanışma çağrısında bulundular.
Gönüllü Akademisi,
toplumsal sorunlara birlikte
çözüm üretmek, kişilerin
yetenekleri ölçüsünde bilgi,
beceri ve deneyimlerini
başkalarına aktarmalarını
sağlamak amacıyla 2011 yılının
Aralık ayında hizmete başladı.
Genç, yaşlı ve çocuk toplumun
her kesiminden insana verdiği
eğitimlerin rehberliğinde
toplumsal farkındalık oluşturmayı hedefleyen akademi,
dayanışma duygusunu
geliştirirken sivil toplum kuruluşlarına da destek veriyor.
HABER MERKEZİMamak Kültür Merkezi’nde, geleneksel Türk
el sanatlarından hat sanatı hayat buluyor.
Kursiyerlere yazıyı sevdirmek, geleneksel sanatlarını gelecek nesillere aktarmak amacıyla hat
öğretmeni Ali İhsan Sakal tarafından verilen
eğitimde, kursiyerler hat sanatının inceliklerini
ve uygulama tekniklerini öğreniyor. Harflerin tek
tek yazımını gerçekleştiren öğrenciler, ardından
eserlerini süslemeyi öğreniyor. Yazılanın ifade
ettiği anlam kadar, yazının ortaya koyduğu
resmin estetiğinin de önem kazandığı derslerde,
kursiyerler değişik motifler kullanarak hat
sanatını öğrenme şansı yakalıyor. Şehirleşme ile
birlikte değişen koşullarla kaybolmaya yüz
tutan, unutulan geleneksel el sanatlarının açılan
kurslarla yeni nesillere aktarıldığını belirten
Mamak Belediye Başkanı Mesut Akgül, “Ebru,
hat, tezhip, keçe gibi kurslarımız sayesinde
özellikle genç kuşaklar, Türk kültürünü yaşayarak tanıyorlar. Kurslarımız sayesinde bu
önemli sanatımız da gelecek nesillere en doğru
şekliyle aktarılacak” dedi.
8 ay süren eğitimin sonunda, kursiyerlere
sertifika ve başarı belgesi veriliyor. Hat sanatıyla
tanışan kursiyerler, yıl içinde birbirinden güzel
eserlere imza atıyor. Kursun sonunda üretilen
eserler, yılsonu sergisi ile görücüye çıkıyor.
Osmanlı’da padişahların büyük takdirini kazanarak destek gören bu sanatın günümüzde
tekrar ilgili görmesini mutlulukla karşıladıklarını
belirten hat öğretmeni Sakal da “Hattatlık
yüzyıllar boyunca usta-çırak ilişkisi içerisinde
devam ederek diğer nesillere aktarılmış bir
sanattır. Bu sanatlarla uğraşanlar ustalaştıkça,
daha güzel eserler ortaya koydukça sanat tutku
haline dönüşüyor. Bu sanatın bir sonu yok,
merakla başlanıyor bir daha bırakılamıyor” dedi.
Sakal, “ Güzel yazı yazan sanatçı” anlamına
gelen hattatların tarih boyunca hep saygı
gördüğünü belirterek, hat sanatının yaş tanımadığını kaydetti.
ANKARA
6 Şubat 2015 Cuma
Erbakan Vakfı
Genel Başkanı
Dr. Fatih
Erbakan,
Erbakan Vakfı
mensuplarının
devlet yönetiminde, karar
mekanizmasında
yer almaları
gerektiğini
söyledi.
Prof. Dr. Necmettin Erbakan Vakfı Genel Başkanı Fatih Erbakan:
“ Milli Görüş'ün Meclis’e
hareketi başlamalı”
ANKARAProf. Dr. Necmettin Erbakan Vakfı Genel
Başkanı Fatih Erbakan, 7 Haziran seçimlerinde, bağımsız milletvekili adaylığına ilişkin
henüz bir karar vermediklerini belirterek,
"Büyüklerimizle vakfımızdaki mensuplarımızla
yönetimimizle yakınlarımızla istişare edeceğiz" dedi.
Fatih Erbakan, Prof. Dr. Necmettin
Erbakan Vakfınca, Gazi Üniversitesi Sosyal
Tesisleri'nde düzenlenen toplantıda yaptığı
konuşmada, vakfın, eski Başbakanlardan
Necmettin Erbakan'ın yaptığı gibi ülkede ve
dünyada hayrı yaygınlaştırmak, sömürü ve
haksızlığın kaldırılması için hak ve adalete
dayalı, hakkın üstün tutulduğu adil bir
dünyanın kurulması için çalışacağını ifade
etti.
Küresel güç odaklarının dünya genelindeki
faaliyetlerine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Erbakan, 54. Hükümet'in Fadime Şahin
ve Aczimendiler yüzünden devrilmediğini
savunarak, "Çünkü 1 kuruş yeni borç almayıp
1 kuruş onlara yeni faiz ödemedi. Onların
sömürü çarkına çomak soktu da onun için
devrildi" diye konuştu.
Türkiye'de son 10 senede olumlu icraatlar
yapıldığını, bunların hiçbir zaman inkar edilemeyeceğini vurgulayan Erbakan, "Evet bu
hizmetler yapıldı, her ne kadar yapılan bu
hizmetleri toplasanız 30 milyar dolarlık bir
maliyeti var. Diğer taraftan 300 milyar dolar
faiz ödemişsiniz, 300 milyar dolar da
neredeyse borç almışsınız. Yaptığınız
hizmetin belki 20 misli millete zararınız
dokunmuş mali olarak. Bu da işin ayrı bir
boyutudur" görüşünü dile getirdi.
Savundukları temel değerlerin ülkede
hakim olmasını önemsediklerini, bunun için
vakıf olarak ilmi çalışmalar, konferanslar
düzenleyeceklerini ancak bununla yetinmeyeceklerini anlatan Erbakan, şöyle konuştu:
"Bu projelerin, bu fikirlerin fiilen uygulanması ve hayata geçirilmesi gereklidir. Bunun
yapılabilmesiyle bu zihniyette olan insanların,
Erbakan Vakfı mensuplarının devlet yönetiminde karar mekanizmalarında olmalarını da
gerekli kılmaktadır. Bu sebeple bütün bunların yapılabilmesi için öncelikle milli görüş
zihniyetinin 13 sene aradan sonra mutlaka
Ankara Büyükşehir
Belediye Başkanı
Melih Gökçek:
“Dikmen'i bu
çirkin ve
sıkıntılı
durumdan
kurtaracağız”
HABER
MERKEZİDikmen
Vadisi’nde bu yıl
yıkımların yapılacağını açıklayan
Ankara Büyükşehir
Belediye Başkanı Melih Gökçek, inşaatlara
başlanacağını açıkladı.
Başkan Gökçek, CHP Milletvekili Levent
Gök’ün, TBMM’ye verdiği ve içerisinde “Boşaltılan
ancak yıkılmayan gecekonduların Suriyeliler, kağıt
toplayıcılar ve tinerci çocuklar tarafından mesken
olarak kullanılmakta oluşunun çevrede yarattığı
huzursuzluğa engel olmak için bir planınız var
mıdır?” sorusunun da yer aldığı önergesine twitterdan cevap verdi.
Soru önergesine ilişkin twitter hesabından açıklama yapan Başkan Melih Gökçek, “CHP Ankara
Milletvekili Levent Gök’ün Çiğdem Mahallesi için
verdiği önerge aynı şartlarla Dikmen Vadisi’ni de
kapsamaktadır… Merak etme Levent Gök, bu sene
Dikmen’i mutlaka bu çirkin ve sıkıntılı durumdan
kurtaracağız... Bu evler yıkılacak ve inşaat başlayacaktır” mesajlarını attı. Twitter’daki takipçilerine
Dikmen Vadisi’nin bu sene içerisinde gecekondulardan arındırılacağı müjdesini veren Başkan
Gökçek, şu twittleri attı: “Levent Gök'ün geç gelen
itirafı için kendisine teşekkür ediyorum... Umarım
yakında yıkımına başlayacağımız Dikmen’de gelip
gene show yaparak yıkımlara engel olmaya kalkmaz.
Çünkü bugün Dikmen Vadisi’nde kağıt
toplayıcısı, Suriyeli göçmen çadırı ve tinerci varsa
en önemli unsurlardan biri Levent Gök'ün
Dikmen’de ki showlarıdır. Ankara’da yıkımı
bekleyen ve mağdur olan 1000 gecekonducu adına
teşekkür.”
Başkan Gökçek, eylemler nedeniyle yıkımı
gerçekleştirilemeyen Dikmen Vadisi’ndeki kentsel
dönüşüm alanıyla ilgili olarak da şu mesajı paylaştı:
“Merak etme Levent Gök bu sene Dikmen'i
mutlaka bu çirkin ve sıkıntılı durumdan kurtaracağız... Bu evler yıkılacak ve inşaat başlayacaktır.”
TBMM'de temsil edilebilmesi gereklidir. Bu
nedenle de önümüzdeki günlerde ama bu
Haziran seçimlerinde ama bir sonraki
seçimde ama muhakkak yurt sathında bütün
Türkiye genelinde yeniden milli görüş
hareketi, milli görüş meclisi hareketi başlatılmak mecburiyetindedir. Ben de dahil olmak
üzere Erbakan Vakfının bütün mensupları,
böyle bir harekete öncülük etme noktasında
üzerlerine bir görev düşerse bunu seve seve
yerine getireceklerdir."
Erbakan, toplantının sonunda, bağımsız
milletvekili adaylığı konusundaki haberlere
ilişkin soruyu şöyle yanıtladı: "Henüz bir karar
vermedik. Büyüklerimizle vakfımızdaki mensuplarımızla yönetimimizle yakınlarımızla
istişare edeceğiz. Müzakere ediyoruz, değerlendiriyoruz. Henüz öyle net bir karar
almadık. Basına yansıyanlar bizim dışımızda
yansımış ve erkenden bir karar alınmadan
böyle bir açıklama ortaya konulmuş. Fakat
biz kendimiz daha bir karar almadık.
Müzakere edeceğiz, değerlendireceğiz.
İnşallah Türkiye için de milletimiz için de
bizim içinde hayırlısı olur." (AA)
Keçiören Belediyesi
sosyal medyayı kullanıyor
5
Çankaya Belediyesi’nde
GÖREV DEĞİŞİMİ
HABER MERKEZİÇankaya Belediyesi Meclis 1. Başkanvekili Selçuk
Dereli’nin 2015 Genel Seçimleri öncesi CHP Çankaya İlçe
Başkanlığı’na atanmasıyla boşalan Çankaya Belediyesi
Başkanvekilliği görevine Kadir Yıldırım seçildi. Yıldırım, 45
meclis üyesinin 43’ünün oyunu aldı.
Çankaya Belediye Meclisi’nin 1. dönem 58. birleşiminde yapılan oylamada 5393 Sayılı Kanun’un 19.
Maddesi gereğince, Dereli’nin istifası nedeniyle boşalan
Meclis 1. Başkanvekilliği için yeni üyenin seçimi yapıldı.
Meclis üyelerinin tamamının katıldığı oylamada Kadir
Yıldırım, geçerli oyların tamamını alarak Çankaya
Belediyesi Başkanvekilliği görevine seçildi. Yapılan
seçimde iki meclis üyesi boş oy kullandı. Selçuk Dereli’nin
görevini devralan yeni Başkanvekili Kadir Yıldırım, bundan
sonraki süreçte Çankaya Belediyesi Başkanvekilliği
görevini yürütecek.
BBP’li kadınlardan
anlamlı ziyaret
MİHRİBAN DEMİRELBüyük Birlik Partisi Kızılcahamam İlçe Teşkilatı, Ankara
İl Kadın Kolları Başkanı Zekiye Demirel ve yönetimi ağırladı. Büyük Birlik Partisi Kadın Kolları İl Başkanı Zekiye
Demirel ve yönetimi Kızılcahamam Büyük Birlik Partisi İlçe
Teşkilatına gelerek Kızılcahamam Kadın Kolları Başkanı
Meliha Keleş ve partililerle görüştü. İl yöneticileri
Kızılcahamam'da yaptıkları temasların ardından akşam
saatlerinde askere gidecek olan Arif Çok'un oğlu Bilal
Çok'un asker kınasına katıldı.
Keçiören Belediyesi, sosyal medya aracılığıyla vatandaşlara
ulaşıyor. Keçiörenliler, belediye hizmetlerini Facebook ve
Twitter hesaplarından takip etme imkanı buluyor.
HABER MERKEZİ-Keçiören
Belediyesi, sosyal medyayı da aktif bir
şekilde kullanıyor. Facebook, Twitter ve
Youtube gibi sitelerde bulunan kurumsal
hesapları aracılığıyla vatandaşlara ulaşan
Keçiören Belediyesi, sadece duyuru ve
ileti amaçlı değil, çift taraflı iletişime de
geçerek vatandaşların istek ve önerilerini
iletmelerine imkan tanıyor. Keçiörenliler,
Keçiören Belediyesi tarafından gerçekleştirilen sosyal ve kültürel etkinlikler, projeler, açılışlar ve belediye ile ilgili haberleri
takip ederek anında haberdar olabiliyor.
Hizmet ağına sosyal medyayı da katan
Keçiören Belediyesi, ilçeyi 7’den 70’e birlikte yönetmenin en güzel örneğini veriyor.
Takipçi sayısı bakımından Keçiören
Belediyesi'nin son güncellemelere göre
Facebook’ta 42 bin 773, Twitter'da ise
12 bin 598 takipçisi bulunuyor.
Takipçilerden gelen görüş, istek ve öneriler titizlikle incelenerek raporlanıyor ve
kısa sürede neticelendiriliyor.
Belediye olarak sosyal medyayı aktif
bir şekilde kullandıklarını ve kurumsal
olarak sosyal medyada yer aldıklarını
belirten Keçiören Belediye Başkanı
Mustafa Ak, sosyal medyaya ilk adım
attıklarında “sosyal medya iletişim stratejisi” oluşturduklarını söyledi.
Vatandaşların sosyal medya aracılığıyla
kendilerine her türlü konuda ulaşabildiklerini belirten Başkan Ak, takipçilerle
karşılıklı iletişime geçtiklerini vurgulayarak, "Facebook, Twitter ve Youtube'da
sadece mesajlarımızı iletmek için değil,
çift taraflı bir iletişim kurmak için yer alıyoruz. Vatandaşlarımızın sosyal mecralar
aracılığıyla bize ilettikleri düşünce ve
isteklerini dinliyoruz. Bu talep ve önerileri
raporluyor ve yanıtlıyoruz. Aynı zamanda
belediye olarak etkinliklerimizi, yapmış
olduğumuz çalışmalarımızı, projelerimizi
günlük olarak takipçilerimizle paylaşıyoruz. Vatandaşlarımızın belediyemizin
hizmetlerinden ve faaliyetlerinden daha
hızlı bir şekilde haberdar olmalarını
sağlıyoruz. Sosyal medya bireylerin,
toplumun gündemini, düşüncelerini çok
daha kolay bir şekilde takip etmemize
imkan tanıyor. Bu bakımdan Keçiören
Belediyesi olarak sosyal medyaya önem
vererek, takipçilerimizden gelen istek ve
düşüncelerle kendimizi ve hizmetlerimizi
geliştirebiliyoruz” diye konuştu.
Çankaya’da
sel önlemi
HABER MERKEZİÇankaya Belediyesi, dere yataklarını olası bir taşma
ve sel felaketini engellemek üzere ıslah ediyor. Dere
yataklarının kar ve yağmur suları nedeniyle taşması
riskine karşı önlem alan ekipler, su kanalları yaparak
sel baskınlarının önüne geçiyor.
Kırsal mahallelerdeki tarım alanlarının, meyve-sebze
bahçelerinin ve evlerin sel baskınına uğramaması için
iki metre derinliğinde su kanalları açan ve suyun en
hasarsız biçimde tahliyesini kolaylaştıran ekipler son
olarak Karataş Mahallesi’ndeydi. Mahalle içinden geçip
Eymir Gölü’ne bağlanan dere yatağında su kanalı
kazma ve ıslah çalışması yürüten ekipler; vatandaşların
can ve mal güvenliğinin sağlanması için önceden
tedbir alıyorlar.
6
ANKARA
6 Şubat 2015 Cuma
Çankaya
Belediyesi’nin Evde
Sağlık Hizmeti,
daha fazla hastaya
ulaşabilmek için
ekip sayısını artırdı.
Sosyal yardımlara
kademeli olarak
devam eden ve
bunu hizmet ağının
her alanına taşıyan
Çankaya
Belediyesi, Evde
Sağlık Hizmeti kapsamında geçtiğimiz
yıl 4 bin 278 kişiye
ulaşmıştı.
Çankayalı 5 bin kişiye
evde sağlık hizmeti
meyen hastalara veriliyor. Evde Sağlık
Hizmetinden yararlanmak için engelli yurttaşlarda ise yaş sınırı aranmıyor.
Çankaya Belediyesi, hastalara evinde sağlık
hizmeti vermesinin yanı sıra gerekli hallerde
hastanelere ulaşımlarını ya da hastaneden eve
dönüşlerini de sağlıyor. Ambulansla nakil
hizmeti de veren Çankaya Belediyesi sağlık
ekipleri, hastalara hangi rahatsızlık için hastanelerin hangi bölümlerine başvurulması
gerektiğinden hasta bakımı konusuna kadar
pek çok konuda bilgilendirme de
yapıyorlar.
Çankaya Belediyesi’nin sağlık hizmetlerinden
yararlanmak isteyen vatandaşlar, 08.00-17.00
saatleri arasında belediyeye başvurarak bu
hizmetlerden yararlanabiliyorlar.
HABER MERKEZİKapasiteyi artırarak daha çok kişiye ulaşmayı amaçlayan Çankaya Belediyesi’nin Evde
Sağlık Hizmeti; pansuman, enjeksiyon, tetkik
için kan alma, hasta nakli, tansiyon ölçme ve
hasta değerlendirme gibi birinci basamak
sağlık hizmeti olarak tanımlanan bu hizmetleri
ücretsiz veriyor. Sağlık hizmetine ihtiyaç duyanların evine kadar giden Çankaya Belediyesi
sağlık ekipleri, ileri tetkik ve tedavi gerektiren
durumlarda hastaları daha kapsamlı sağlık
kuruluşlarına yönlendiriyor.
Engeli bulunan tüm yurttaşların yararlanabildiği Evde Sağlık Hizmeti, genellikle 65 yaş
üzerindeki hastalara ve maddi imkânsızlıktan
dolayı herhangi bir sağlık kuruluşuna gide-
Sarıkamış şehitleri
fotoğraf sergisi
Gökçek’in şikayetine
savcılıktan onay
HABER MERKEZİSarıyer Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Bekir
Batu'nun “Gökçek, 17 Aralık’ta 6 daire birden
satın aldı” başlıklı haberiyle ilgili yapılan şikayeti
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’na bağlı Basın
Savcılığı Bürosu yerinde buldu ve Batu hakkında
dava açtı.
Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih
Gökçek’in avukatı Fatih Atalay’ın başvurusu
üzerine yapılan soruşturma neticesinde, “Kamu
görevlisine görevinden dolayı alenen hakaret
ettiği” gerekçesiyle Bekir Batu, Kaan Özbek ve
Orhan Duman hakkında İstanbul 2. Asliye Ceza
Mahkemesi’nde dava açıldı.
Geçtiğimiz hafta, kendisine hakaret ettiği
gerekçesiyle CHP Genel Başkanı Kemal
Kılıçdaroğlu’ndan 6 bin TL tazminat kazandığını
twitter hesabından duyuran Başkan Gökçek’in,
başka bir “iftira” başvurusu da yerinde görüldü.
Sarıyer Gazetesi Bekir Batu’nun, “Gökçek, 17
Aralık’ta 6 daire birden satın aldı” başlıklı haberi
nedeniyle şikayette bulunan Başkan Gökçek’in
başvurusu, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı
Basın Savcılığı Bürosu tarafından yerinde
görüldü.
Yapılan soruşturma neticesinde Bekir
Batu’nun, sözkonusu haberde “Kamu görevlisine
görevinden dolayı alenen hakaret ettiği” yerinde
görülerek, hem Batu hakkında hem de gazeteciler Kaan Özbek ve Orhan Duman hakkında
TCK’nın 125/1, 125/3a, 124/4 ve 53 maddeleri
gereğince İstanbul 2. Asliye Ceza
Mahkemesi’nde dava açıldı.
HABER MERKEZİ1914’te Sarıkamış’ta
donarak şehit olan askerlerin
anısına Ankara Büyükşehir
Belediyesi fotoğraf sergisi
açtı.
Güvenpark Sanat
Galerisi’nde hazırlanan
serginin açılışına Büyükşehir
Belediyesi Basın Yayın ve
Halkla İlişkiler Dairesi
Başkanı Ahmet Recep
Tekcan, Kars milletvekillerinden Ahmet Arslan ve
Yunus Kılıç, Sarıkamış
Belediye Başkanı Göksal
Toksoy, Anavatan Partisi
Genel Başkanı İbrahim
Çelebi, Ankara Kent Konseyi
Başkanı Seyfi Saltoğlu,
Türkiye Gaziler Vakfı Başkanı
Lokman Aylar ile vatandaşlar
katıldı.
Ahmet Tekcan, açılışta
yaptığı konuşmada,
“Sarıkamış şehitlerinin 100.
yıl anısına Başkent’in
merkezi bir yerinde sergi
açmanın gururunu yaşıyoruz.
Sarıkamış, Çanakkale gibi
Türkiye’nin destanıdır.
Toprağımızın kutsallığının ve
geçilemeyeceğinin
destanıdır. Bizim asli
vazifemiz bunu gelecek
nesillere aktarmaktır.
Şehitlerimizi rahmetle
anıyoruz” dedi.
Sarıkamış Belediye
Başkanı Göksal Toksoy da,
“Sarıkamış, bir asrın simgesidir. Sarıkamış şehitleri, bir
vatan nasıl savunulur, bütün
dünyaya göstermiştir” diye
konuştu.
Kars Milletvekili Ahmet
Arslan ise sergideki her
fotoğrafın insana farklı bir
anlam ifade ettiğini
belirterek, “Bu toprakları
gözünü kırpmadan koruyan
şehitlerimizi gençlere anlatmak birinci görevimizdir”
dedi.
Türkiye Gaziler Vakfı
Başkanı Aylar, gençlerin
sergiye daha fazla ilgi
göstermesinin sağlanması
gerektiğini kaydederek,
Ankara Büyükşehir
Belediyesi’nin böyle anlamlı
sergilere imza atmasının
kendileri açısından çok
büyük önem taşıdığını
söyledi.
Başkentlilerin yanı sıra
Kars, Ardahan ve Iğdır’dan
gelen sivil toplum örgütü
temsilcilerinin de katıldığı
sergide, Sarıkamış’ta şehit
olan askerlerle ilgili 110
belge ve fotoğraf yer alıyor.
Konuşmaların ardından
sergiyi gezen katılımcılar,
Sarıkamış’ta yaşananlarla
ilgili belgelere büyük ilgi
gösterdiler.
Ankaralı bürokratlardan
Başkan Tiryaki’ye ziyaret
HABER MERKEZİAK Parti Ankara milletvekili Prof. Dr. Emrullah
İşler ve beraberindeki Bürokrat Ankaralılar Derneği
üyeleri, Altındağ Belediye Başkanı Veysel Tiryaki’yi
ziyaret etti. Emrullah İşler ve beraberindeki heyetle
makamında bir araya gelen Başkan Tiryaki, misafirleriyle Altındağ’da gerçekleştirilen çalışmalar ve
ileriye dönük projeler hakkında da görüş alışverişinde bulundu. Ziyarette Altındağ Kaymakamı Ali
Fuat Türkel de yer aldı. Başkan Veysel Tiryaki
yapılan ziyaret sonrası duyduğu memnuniyetini dile
getirdi.
Keçiören'in sokaklarında
HURDA ARAÇ TEMİZLİĞİ
HABER MERKEZİKeçiören Belediyesi, cadde ve sokaklarda, görüntü
kirliliğine ve sağlık sorunlarına neden olan hurda
araçları bir bir topluyor.
Keçiören'in değişik cadde ve sokaklarına
gelişigüzel bir şekilde terk edilen, madde bağımlısı
insanların ve başıboş hayvanların mesken tuttukları
plakasız hurda araçlar Keçiören Belediyesi’ne bağlı
Zabıta Müdürlüğü ekiplerince bulundukları yerden
kaldırılıyor.
Halk sağlığının hey şeyden önemli olduğunu vurgulayan Keçiören Belediye Başkanı Mustafa Ak,
“Nüfusu 850 bin olan ilçemizin cadde ve sokaklarına
adeta çürümesi için terk edilerek görsel ve fiziksel
kirliliğe neden olan, özellikle de çocuklarımız için çok
büyük bir tehlike arz eden, mahalle sakinlerinin de
şikayetlerine neden olan hurda araçları, Zabıta
Müdürlüğümüz bünyesinde oluşturulan ve mahalle
muhtarlarının da dahil olduğu bir komisyon
nezaretinde, bulundukları yerden kaldırarak Ovacık’ta
bulunan hurda araç park alanına çekiyoruz” dedi.
Zabıta Müdürlüğü’ne gelen tüm şikayet ve ihbarların
anında değerlendirildiğini belirten Başkan Ak,
“Halkımızın sağlığını ve yaşam koşullarını tehdit edecek olaylara müsaade etmiyoruz, bu gibi olaylara
anında müdahale ediyoruz.”
KAY Projesi sürüyor
HABER MERKEZİÇiğdemim Derneği’nin mahalllledeki sokak
köpekleri sorununun çözümü için başlattığı KAY
( Kısırlaştır-Aşıla-Yaşat) Projesi sürüyor.
Mahalledeki hayvan severler, mahalle muhtarı ve
Çankaya Belediyesi ile birlikte yürütülen proje kapsamında bugüne kadar 100 köpek yakalanıp aşıları
yapıldı ve kısırlaştırılarak mahalleye geri bırakıldı.
Projenin bilgilendirme ve bilinçlendirme aşaması
da bu çalışmalara paralel olarak devam ediyor.
Okullarda çocuklara yönelik olarak yapılan bilgilendirmelerde sokak köpeklerine nasıl davranılması
gerektiği ve onlardan korunma yolları anlatılırken
büyükler de unutulmadı.
Veteriner Hekim ve Köpek Eğitim Uzmanı Tarkan
Özvardar tarafından verilen “Sokak Hayvanlarıyla
Yaşam ve Doğru Davranış Biçimleri” verilen konulu
seminere mahalle sakinleri yoğun ilgi gösterdi.
Seminerde köpeklerin kökeni ve evcilleşme
süreçleri, köpek çeşitliliği, köpeklerin nasıl avcıyken
toplayıcı oldukları, neden sürü halinde yaşadıkları,
sürü psikolojisi, erkek mi yoksa dişi köpeğin mi kısırlaştırılması gerektiği konularında Tarkan Özvardar
katılımcılara bilgiler verdi. Daha sonra da köpeğe
nasıl yaklaşılması gerektiğini anlattı. Gelen sorular
üzerine köpeklerle karşılaşıldığında nasıl davranılması gerektiğini de örneklerle anlattı.
Dernek yönetim kurulu üyesi Buket Polat Tarkan
Özvardar’a teşekkür belgesi verdi ve seminerlerin
mahalle sakinlerinin istek ve ihtiyaçları doğrultusunda çeşitlenerek devam edeceğini bildirdi.
EKONOMİ
6 Şubat 2015 Cuma
Otomotiv
Distribütörleri
Derneği (ODD),
Türkiye otomobil
ve hafif ticari araç
toplam pazarının,
2015 yılı ocak
ayında geçen yılın
aynı ayına göre
yüzde 5,95 artarak,
34 bin 615 olarak
gerçekleştiğini
bildirdi.
Otomobil ve hafif ticari araç
pazarı Ocak’ta yüzde 5,95 arttı
İSTANBUL - ODD'den yapılan açıklamaya
göre, Türkiye otomobil ve hafif ticari araç
toplam pazarı, ocak ayında, geçen yılın aynı
ayına göre yüzde 5,95 artarak, 34 bin 615
olarak gerçekleşti. 2014 yılı ocak ayında otomobil ve hafif ticari araç toplam satışı 32 bin
670 adet olarak gerçekleşmişti.
Otomobil satışları, ocak ayında geçen yılın
aynı ayına göre yüzde 0,53 artarak, 24 bin
498'e ulaştı. 2014 yılı ocak ayında 24 bin 368
adet otomobil satılmıştı.
Hafif ticari araç pazarı ise yılın ilk ayında
geçen yılın aynı ayına göre yüzde 21,86
oranında artarak, 10 bin 117 oldu. Hafif ticari
araç satışları 2014 ocak ayında 8 bin 302 adet
olarak gerçekleşmişti.
Ocak ayında, 1600cc altındaki otomobil
satışlarında yüzde 0,10, 1600-2000cc aralığında motor hacmine sahip otomobil satışlarında
yüzde 9,66 ve 2000cc üstü otomobillerde
yüzde 11,85 artış görüldü.
Yılın ilk ayında, 85 kilovat altı 3, 121 kilovat
üstü ise 2 elektrikli otomobil satışı gerçekleşti.
Dizel otomobil satışlarının ocak ayındaki
payı yüzde 62,55'e, otomatik şanzımanlı otomobillerin payı ise yüzde 46,62'ye yükseldi.
Ocak ayında, otomobil pazarı segmentinin
yüzde 80,77'sini vergi oranları düşük olan A, B
ve C segmentlerinde yer alan araçlar oluşturdu. Segmentlere göre değerlendirildiğinde, en
yüksek satış adedine yüzde 52,06 pay alan C
(12 bin 754 adet) segmenti ulaştı. Kasa tipler-
ine göre değerlendirildiğinde ise en çok tercih
edilen gövde tipi yine Sedan otomobiller
(yüzde 50,99 pay, 12 bin 491 adet) oldu.
Açıklamada görüşlerine yer verilen ODD
Genel Koordinatörü Hayri Erce, 2015 yılında
ABD Merkez Bankası'nın (FED) ekonomideki
iyileşmeye paralel olarak, politika faiz artırma
beklentisi, Avrupa Merkez Bankası'nın (ECB)
ekonomik toparlanmayı desteklemek amacıyla
parasal genişlemeye devam etme kararı,
jeopolitik gelişmeler, TCMB'nin enflasyonla
mücadele kararlılığı, cari işlemler açığındaki
gelişim, yapısal reformlara ait atılacak adımlar
ve içerisinde bulunulan seçim sürecinin etkili
olacağını kaydetti.
(AA)
Tasarruf edilen her 2 liranın
1 lirasını İstanbullu biriktiriyor
TZOB, afetzelerin kredi
borçlarına erteleme istedi
ANKARA - Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel
Başkanı Şemsi Bayraktar, hafta sonu lodos fırtınası ve
aşırı yağışların, tarım ve hayvancılık alanında zarara neden
olduğunu belirterek, "31 Aralık'tan sonraki doğal afetlerden zarar gören çiftçilerimizin kredi borçları da ertelenmelidir" ifadesini kullandı.
Bayraktar, yaptığı yazılı açıklamada, kuraklık ve don
başta olmak üzere 2013-2014 üretim döneminde hemen
hemen bütün afetleri yaşayan üreticilerin, 2015'e de
afetlerle başladığını belirtti.
Ocak ayında aşırı yağmur, kar yağışı ve su baskınlarının
ardından, 31 Ocak-2 Şubat arasında meydana gelen
lodos fırtınası ve aşırı yağışların büyük zarara yol açtığına
dikkati çeken Bayraktar, tarımın üstü açık bir fabrika
olduğunu, çiftçinin, iklim koşullarında meydana gelen
olumsuzluklardan en fazla etkilenen kesim olduğunu
kaydetti.
Bayraktar, yaşanan doğal afetlerin, içinde bulunduğu
sıkıntılara rağmen üretimi bırakmayan çiftçinin belini büktüğünü belirterek, fırtına nedeniyle ahırların, küçükbaş
hayvan barınaklarının, kümeslerin, seraların zarar
gördüğünü, yer yer ağaçların kökünden söküldüğünü,
bazı yerlerde ise dallarda kırılmalar meydana geldiğini
bildirdi. Bayraktar, Yalova'da etkili olan lodosun, ildeki
seraların yüzde 80'inde zarara yol açtığını belirtti.
Bayraktar, Edremit'te sebzelerde hasar meydana
geldiğinin altını çizerek, Çanakkale'de daha çok ahır
çatılarının zarar görmesi nedeniyle maddi kayıp
yaşandığını, zeytinliklerde dal kırılmalarının olduğunu ifade
etti. Muğla'da soğuk esen fırtınanın seralarda ve
turunçgillerde zararlara neden olduğuna dikkati çeken
Bayraktar, şunları kaydetti: "Dalaman'da fırtınanın kesilmiş
olmasına rağmen, 2 gündür yağış devam ediyor. Fırtına
seraların uçmasına, yıkılmasına, portakal bahçelerinde dal
kırılmalarına, portakal dökümlerine neden oldu. Ortaca'da
seralarda zarar yok denecek kadar azken, portakal
bahçelerinde dal kırılmalarına, büyük oranda portakal
dökümlerine neden oldu. İlçede yıllık üretimi 10 bin ton
olan portakalda yaklaşık yüzde 50 zarar meydana geldi.
Bilecik'te de ahırların, samanlıkların çatıları uçtu, sebze
alanları zarar gördü. Kocaeli'nde daha önce kar yağışından zarar gören seraları, bu sefer de fırtına vurdu. Daha
yeni seraların naylonlarını yenileyen üreticiler, büyük
maddi kayba uğradı. İldeki seraların ancak yüzde 10'unun
sigortalı olduğu dikkate alındığında, kaybın faturası daha
da ağır hissedildi. (AA)
İSTANBUL - SÜMEYYE DALKILINÇ İstanbul, yaklaşık 18 bin lira ile Türkiye'de
kişi başına tasarruf miktarının en yüksek
çıktığı il oldu.
Yaklaşık 14,3 milyonun insanın yaşadığı
kentte, halkın toplam tasarruf mevduatı
260 milyar lira civarında. İstanbul, 260
milyar liralık toplam tasarruf mevduatıyla
Türkiye geneli rakamın da yarısına denk
geliyor. Buna göre neredeyse Türkiye
geneli tasarruf edilen her 2 liranın 1
lirasını İstanbul biriktiriyor.
AA muhabirinin Bankacılık Düzenleme
ve Denetleme Kurumu (BDDK) ile Türkiye
İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerinden yaptığı derlemeye göre, nüfusun yaklaşık 77
milyon 695 bin olduğu Türkiye'de
bankalardaki toplam tasarruf mevduatı
miktarı da 595 milyar 141 milyon lirayı
buldu.
İller arasında kişi başı tasarrufta zirvenin
sahibi ise İstanbul oldu. İstanbul'da kişi
başına düşen tasarruf miktarı 18 bin
408,3 lira olarak gerçekleşti. Kentin
toplam tasarruf mevduatı ise 260 milyar
670 milyon lirayı geçti. Buna göre toplamı
595 milyar 141 milyon lirayı bulan Türkiye
geneli tasarrufun yarısını neredeyse
İstanbul biriktiriyor.
Tasarrufta İstanbul'un hemen arkasından Ankara geliyor. Nüfusu 5,1 milyon,
toplam tasarruf mevduatı ise 59 milyar
lira olan Ankara'da kişi başına düşen
tasarruf miktarı 11 bin 700,5 lira. Hemen
ardından gelen Muğla'da ise bu rakam 10
bin 865,66 lira olarak gerçekleşti.
Kişi başına düşen tasarruf miktarında
Muğla'yı 10 bin 478 lira ile İzmir, 8 bin
601,77 lira ile Antalya, 7 bin 731,24 lira ile
Uşak, 7 bin 673,03 lira ile Yalova, 7 bin
276,88 lira ile Tunceli, 7 bin 255,21 lira ile
de Denizli takip etti.
EN AZ BİRİKTİREN ŞIRNAKLILAR
Türkiye'de kişi başına düşen tasarruf
miktarının en düşük olduğu il ise Şırnak.
Nüfusun 488 binden fazla olduğu kentin
toplam tasarruf mevduatı 301 milyon lira
civarında. Buna göre de kentte kişi başına düşen tasarruf mevduatı miktarı
633,99 lira.
Bu anlamda Şırnak'ı Hakkari takip
ediyor. Hakkari'de kişi başına düşen
tasarruf mevduatı miktarı ise 697,55 lira
olarak gerçekleşti.
Hakkari'yi 756,6 lira ile Muş, 839,4 lira
ile Ağrı, 840,66 lira ile Bitlis, 853,57 lira ile
Şanlıurfa, bin 42,46 lira ile Mardin, bin
145,03 lira ile Van, bin 177,52 lira ile Siirt,
bin 341,31 lira ile de Kilis takip etti.
(AA)
ABD IŞİD ile mücadele ve Suriye'deki
krize 3,5 milyar dolar ayırıyor
WASHINGTON - ABD Başkanı Barack
Obama'nın 2016 bütçesinde, IŞİD ile
mücadeleye 3,5 milyar dolar ayrılıyor.
Obama, Kongre'ye 2016 mali yılına
ilişkin yaklaşık 4 trilyon dolarlık bütçe
sundu.
Obama'nın 2016 bütçesinde ABD
Dışişleri Bakanlığı ile ABD Uluslararası
Kalkınma Ajansı (USAID) için ayrılan
bütçe ise toplamda 50.3 milyar dolar. Bu
bütçenin 7 milyar doları Denizaşırı Olası
Operasyonlar kalemi için öngörülüyor.
Bütçede, IŞİD ile mücadele ve
Suriye'deki krize yanıt vermeye 3,5 milyar
dolar ayrılıyor. Bu bütçe, IŞİD ile
mücadele çabaları, bölgesel partnerleri
geliştirme, insani ihtiyaçları sağlama ve
müzakere edilmiş bir siyasi geçişi sağlama koşullarını yükseltmek için Suriyeli
ılımlı muhalifleri güçlendirme adımları için
kullanılacak.
Bu 3,5 milyar dolarlık dış yardım
fonunun yanı sıra, bütçede, stratejik
ortaklığı sürdürme ve Amerika'nın çıkarlarını artırma noktasında Irak ile diplomatik diyaloğu desteklemek için 1,1 milyar dolar kaynak sağlanacak.
Diğer ülkelerle birlikte küresel ortak
güvenlik sorumlulukları kapsamında uluslararası örgütler ve arabulucu misyonlar
için ise 5,4 milyar dolar ayrılıyor.
Rusya'nın Ukrayna'daki "agresif eylemleri ve baskısı"yla mücadele ve Ukrayna'yı
desteklemek için, Ukrayna'nın IMF programında ilerleme sağlaması, reformları
uygulaması ve diğer koşulları yerine
getirmesi halinde, 275 milyon dolar ek
kredi garantisi de dahil 1 milyar dolar
kadar bütçe ortaya konuluyor.
Bütçe ayrıca, Suriye, Güney Sudan,
Orta Afrika Cumhuriyeti ve Irak ile BM
tarafından belirlenin en üst düzeydeki
insani krizleri ele almak için 5,6 milyar
dolar öngörüyor. (AA)
7
“AYDINLI”k
Mustafa Şevki
KAVURMACI
[email protected]
“ DUA VE TEVEKKÜL, MEYELAN-I HAYRA
BÜYÜK BİR KUVVET VERDİĞİ GİBİ;
İSTİĞFAR VE TÖVBE DAHİ, MEYELAN-I
ŞERRİ KESER, TECAVÜZATINI KIRAR.”
BEDİÜZZAMAN SAİD NURSİ
Dua, ızdırap diliyle Cenab-ı Hakk’a yönelmek ve halini arz
etmektir. Duada en önemli husus samimiyet ve ihlâstır. İhtiyaç
sahibinin, rahmeti ihtizaza getirecek şekilde halini ulu dergâha arz
etmesidir. Bunun için çabalaması; duanın kabul olacağı vakitleri ve
duanın icabetine vesile olacak halleri gözetmesidir. Avının peşinden sabırla ve ısrarla koşan avcı gibi icabet avına çıkmasıdır.
Bazen ihtiyaçlarımızı arz ederken esma-i ilahiyeyi şefaatçi
yaparız. Rızık talep ederken Rezzak ismine, şifa için Şâfî ism-i
şerifine, rahmet ve mağfiret için Rahim ve Ğafûr isimlerine
sığınırız. Bunlarla bir anlamda Rahmet kapısının tokmağına
dokunuruz.
En çok Nebiler Sultanı’nın dualarını okuruz. Verdiği rakamlara
sadık kalırız. Subhanallah zikrini 33 defa, Elhamdülillah’ı 33 defa,
Allahu Ekber’i 33 ya da 34 defa okumayı O öğretmiştir bize. O
kulların en güzelidir. En güzel kulluk da O’nun kulluğudur.
Rabb’ine iyi kul olmak isteyen O’nun ibadetini, duasını ve sünnetini kendine rehber edinmelidir.
Bir de O’nun manevi varisleri olarak kabul edilen hak dostları,
mürşitler vardır. O ışık insanların duaları ve ibadet hayatları da
bizler için yol gösterici mahiyettedir. Allah Resûlü’nden rivayet
edilen duaların yanında bu kutluların dua ve zikirleri de kulluk
yolculuğunda bize azık olabilir. O dualar sarsılmaz bir imanın,
engin bir marifetin ve ihlâsla yoğrulmuş kulluk tecrübesinin
neticesi olarak yüreklerden dillere dökülmüştür.
İhtiyaçlarımızın arzı, sıkıntılarımızın def’i için böyle hak dostları tarafından tavsiye edilen dua ve zikirleri de okuyabiliriz. Bu
bazen Kur’an’dan bir sure ya da ayet demeti, bazen Efendimiz’den
rivayet edilen bir dua, bazen de hak dostları tarafından okunan ve
tavsiye edilen zikirlerden biri olur. Gün olur Cevşen’i bir zırh gibi
alırız elimize. Bir başka zaman Şah-ı Nakşibendî’nin Evrâd-ı
Kudsiye’si dökülür dilimizden. On dokuz defa Fetih Suresi ya da
iki yüz kere Nasr Suresi okumak da tavsiyeler arasındadır.
Bedir Savaşı’na katılmış kahraman sahabilerin mübarek isimlerini sayarak onların manevi şahsiyetlerini duamıza vesile yapmak
da yaygın bir uygulamadır. İmam Gazali’nin Hizbü’l-hasîn ve
Hizbü’l-masûn duaları da okunagelen dualardandır.
Bediüzzaman Hazretleri’nin işaret ettiği şu husus kesinlikle
unutulmamalıdır: Kulluğun ve duanın sebebi Allah’ın emri
olmalarıdır. Neticeleri de sadece Allah’ın rızasıdır. Bunun dışında
hiçbir şey dua ve ibadet için birinci ve asıl maksat olamaz. Ancak
bu dualar halisane bir şekilde, kulluk düşüncesiyle okunursa bu
ihlâsa ve samimiyete terettüp eden bir kısım neticeleri olabilir.
İlahi rahmet, bu dualar hürmetine talep edilmeden bazı ikram ve
ihsanlarda bulunur. İşte daha önce tecrübe edilen bu ikram ve
ihsanlardan dolayı bazı talepler için bir kısım hususi dualar tavsiye
edilmiştir.
• Boş Dönülmeyen Kapıyı Hakkıyla Çalmak
Eller semaya kalktığında kalp de yüce Yaradan’a açılır.
Kimseye söylenemeyenler, O’nda sır olur. Pişmanlıklar dile
getirilir, her şeye gücü yetenden af dilenir. Dua kulluğun gereği,
ibadetin özü, ilahi muhabbetin kaynağı olduğu gibi bir itiraftır aynı
zamanda. Acziyetimizi, muhtaçlığımızı itiraf ettiğimiz ölçüde
Cenab-ı Hakk’ın kudretini ilan ederiz. Aslında biliriz ki O, bize
şahdamarımızdan daha yakın. İşte bu yakınlığı hissetmek için dua
mümine verilmiş bir hediye anlamı taşır.
Kendimizi çok çaresiz ve aciz hissedip başımızı iki elimizin
arasına alıp saatlerce düşündüğümüz anlar olur. Elden gelen yapılır
ve sonrasında endişeli bir bekleyiş başlar. Her şeye gücü yeten,
kudret sahibi, yardımından emin olacağımız birine muhtaç olduğumuzu hissederiz. Göz yaşı döktüğümüzde biliriz ki bizi anlayan
hatta bizi bizden daha iyi bilen biri var. İşte tam burada çaresizlerin çaresi Yüce Mevla yetişir imdadımıza. Bediüzzaman
Hazretleri’nin ifadesiyle, “Dua eden adam anlar ki, birisi var; onun
hâtırât-ı kalbini işitir, her şeye eli yetişir, her bir arzusunu yerine
getirebilir, aczine merhamet eder, fakrına meded eder.”
• En sevdiklerinizin kapısını bile her an çalamazken işte böylesine büyük bir kapı her daim açıktır bize.
O öyle bir kapıdır ki kul asla boş döndürülmez. Nitekim
Efendimiz (sallallahu aleyhi ve sellem) “Allah Tealâ, yeryüzünde
dua eden hiçbir Müslüman’ın isteğini geri çevirmez. Mutlaka bir
karşılık verir. Ya dileğini kabul eder ya onun yerine kendisinden
bir kötülüğü kaldırır ya da duasının mükâfatını ahirete bırakır.”
müjdesini verir.
Sadece muhtaç olduğumuz anlarda değil arz-ı hal etmek için de
Yüce Mevla her an bizleri bekler. Ancak çoğumuz, beş vakit
namazın arkasına hapseder duayı. Oysaki otururken, kalkarken,
yürürken, yerken, içerken, uyurken kısacası her anımızı dua ile
bereketlendirebiliriz. Fakat kavlî yapılan dua kulun gayretiyle
desteklenmelidir. Çünkü her güzel iş emek ister. “Önce gayret
sonra himmet” motivasyonuyla kul elinden geleni yaparak Allah’a
dua etmelidir. Nasıl mı? Önce fiilî dua yapılacak, yani sebeplere
riayet edilecek, sonra da kavlî dua için eller açılacaktır. Zira sadece
istemek yetmez. Mesela bir insan su ister ama önüne gelmesini
beklemez, gider suyu bardağına koyar ve sonra içer. Yani kul istediği şeyin gerçekleşmesi için Allah’ın kendisine öğrettiği sebeplere
riayet ederek sonucunu O’ndan bekler.
Yeryüzünde meydana gelen tüm olaylar da zaten belli sebeplere
bağlanmıştır. Gündüz güneşin doğmasına, gece batmasına bağlı.
Tesadüflere yer olmayan yaşamımızda doğumumuzdan
ölümümüze kadar her şey bir sebeple gelişir. İnsana ise bu
sebeplere, doğru yer ve zamanda riayet etmek düşer. Bediüzzaman
Hazretleri’ne göre sebepler, Cenab-ı Hakk’ın kâinattaki isim ve
sıfatlarının birer tecellisi: “Çift sürmek fiilî bir duâdır. Rızkı
topraktan değil; belki toprak, hazine-i rahmetin bir kapısıdır ki,
rahmetin kapısı olan toprağı sabanla çalar.” Toprağa tohum
atmadan o tarladan bir verim almanın mümkün olmadığı açıktır.
Bu da demek ki esbap (sebepler) adına ne gerekiyorsa mutlaka
ortaya konulmalıdır.
Bazen de hem kavlî hem fiilî dua etsek de istediklerimiz bir
türlü gerçekleşmez. “Dua ediyorum ama neden istediklerim
olmuyor?” diye şikayet etmeye başlarız. Arzu ettiğimiz şeyin
gerçekleşmemesine odaklanma yapılan duayı ibadet olmaktan
çıkarıp bir alışveriş haline sokacaktır. Oysa biz hakkımızda neyin
hayır, neyin şer olduğunu bilmekten aciziz. Doktora giden hastaya
istediği ilaç değil; ona iyi gelecek, derdine derman olacak ilaç
verilir. Bebek istemese de hastalanınca annesi bebeğine ilacını
zorla içirir. Zira anne o acı şurubu içince bebeğinin Allah’ın izniyle
şifa bulacağını bilir. Rabbine muhtaç olan kul da tıpkı bu bebek
gibidir. Kendisine neyin iyi geleceğini bilmediği için gelene razı
olmalıdır.
Bu noktada İbrahim Ethem Hazretleri’nin şu sözleri de ufkumuzu açmaya yeter de artar. “Cenab-ı Hakk’ı bilirsiniz, fakat emir
ve yasaklarını yerine getirmezsiniz. Peygamber aleyhissalatu vesselam’ı bilirsiniz ama O’na uymazsınız. Kur’an’ı okursunuz ama
onunla amel etmezsiniz. Allah Tealâ’nın nimetlerini yersiniz ama
şükretmezsiniz. Cenneti bilirsiniz, onu istemezsiniz. Cehennem var
dersiniz, ondan korkmazsınız. Ölüm var dersiniz, hazırlanmazsınız. Anne-baba ve ölülerinizi kendi elinizle kabre koyarsınız,
fakat ibret almazsınız.”
• Duada Usûl ve Âdâb Nasıl Olmalı?
Dua etmenin ehemmiyetini bilmek kadar kabulüne vesile olması
için usul ve adabını öğrenmek de önemli. Dua için öncelikle
abdest alınır, kıbleye dönülür ve eller semaya kaldırılır. Talepler
alçak sesle, samimi ve içten dile getirilir. Allah Tealâ’ya hamd ve
sena, Efendimiz’e (sallallahu aleyhi ve sellem) salavat getirerek
başlanır. Kur’an-ı Kerim “Ona korkarak ve umarak dua edin.”
(A’raf, 56) tavsiyesinde bulunur. Korkmalıyız, çünkü amellerimizin
kusurundan dolayı duamız reddedilebilir. Ümitlenmeliyiz, çünkü
kendisine el açıp yalvardığımız kerem ve lütuf sahibi Rabbimiz
ellerimizi boş çevirmez.
Duada dikkat edilmesi gereken noktalardan biri de Esma-i
Hüsna’dan istifade etmek ve ısrarcı olmak. Zira Peygamberimiz
(sallallahu aleyhi ve sellem) “Allah Tealâ ısrarla dua edenleri
sever.” buyurmaktadır. Ayrıca dua için faziletli vakitleri kollamak
gerekir. Mesela sene içinde arefe ve bayram günleri, aylardan
Ramazan, gün içinde seher vakitleri ve cuma günü dua için makbul zamanlardandır. Dua ederken kalbi uyanık tutmak ve yapılan
duaya icabet edileceğinden emin olmak gerekir. Oruçlunun, hastanın, yolcunun, yaşlının, mazlumun, misafirin, secde halindeki
kişinin duası ve başkasının gıyabında yapılan dualar da makbuldür.
Hayırlı Cumalar,
8
EKONOMİ
6 Şubat 2015 Cuma
Başbakan Yardımcısı
Ali Babacan, "Her şeyin
başında güven unsuru
var, güven olamayınca
bir ülkede istihdamın
artması mümkün değil.
İşverenler geleceğe
güvenecek ki yeni
insanları işe alabilsin,
güven olmayınca ne
yaparsanız yapın bu
sağlanamıyor. Pek çok
ülkede bunu görüyoruz"
dedi.
Babacan: “Güven olmayınca bir ülkede
istihdamın artması mümkün değil”
ANKARA - Babacan, L20 Başlangıç
Toplantısı'nda, toplantıyla birlikte Türkiye'nin
dönem başkanlığındaki G20 kapsamında Emek
20 (L20) çalışmalarının resmen başlatıldığını
söyledi.
Dünyada çalışanların büyük sorunları olduğuna, uzun dönem işsizliğin ciddi boyutlara
ulaştığına, emeğin gayri safi yurt içi hasıladaki
payının pek çok ülkede düştüğüne dikkati çeken
Babacan, böyle bir ortamda L20'nin yapacağı
çalışmaların son derece önemli olacağını ifade
etti. Babacan, "G20 Bakanlar Toplantısı'na ve
G20 Zirvesine L20'den verilecek destek ve
oluşacak görüşler bizim için çok çok kıymetli
olacak" diye konuştu.
Türkiye'nin dönem başkanlığında G20
bünyesinde yeni bir yapıyı başlatmak istediklerini dile getiren Babacan, "W20 yani Kadın 20.
Özellikle kadınların iş dünyasındaki rolünü ve
etkinliğini artırmaya yönelik olarak yaptığımız bu
çalışma dünyada genel kabul gördü. Kısa
zaman içerisinde W20'nin startını vermek
istiyoruz" dedi.
Pek çok ülkenin sözler verdiğini, G20
masasında taahhütlerde bulunulduğu ifade eden
Babacan, bunların yapılması için de büyük bir
gayret içerisinde olunması gerektiğini vurguladı.
Babacan, "Söz vermek bazen kolay ama uygulama her şeyin başı" dedi.
Dünyadaki büyümeye ilişkin de değerlendirmelerde bulunan Babacan, "Büyüme var
gibi görünüyor fakat bu büyümenin nimetlerinden kim faydalanıyor diye bakıldığında
çalışan kesim, emekçi kesim buradan yeterince
pay almıyor. En gelişmiş ekonomiler dahil burada büyük bir sorun var" ifadelerini kullandı.
Babacan, yatırımlar alanına bakıldığında,
istihdam yaratan yatırımların öncelikleri arasında
yer aldığını vurguladı.
Ali Babacan, dünyada eşitsizliğin ulaştığı
boyutların herkes için kaygı verici olduğuna
dikkati çekerek, son dönemde uluslararası kuruluşların yaptığı çalışmaların da eşitsizliğin
büyüme üzerindeki olumsuz etkilerini açıkça
ortaya koyduğunu söyledi.
Büyümenin nimetlerinden tüm toplum kesimlerinin yararlandığı ülkelerde büyümenin
sürdürülebilirliğine işaret eden Babacan, aksi
halde büyümenin saman alevi gibi geçici
olduğunu kaydetti.
Babacan, pek çok ülkede istihdam üreten
büyümenin henüz görülmediğine işaret ederek,
şunları kaydetti:
"Burada belki bir istisna ABD var, işsizlik
düşüyor gibi ama iş gücüne katılım oranı da
hızla düşüyor. Dolayısıyla düşük işsizlik
rakamının biraz arkasına baktığımızda aslında
orada bile sonuçların çok olumlu olmadığını
görüyoruz. Genç işsizlik bazı ülkelerde yüzde
50'nin üzerine çıkmış durumda, bu çok ciddi bir
problem. Gençleri hedefleyen ne yapılabilir buna
özellikle eğilmemiz gerekiyor."
Ekonomideki güven unsuruna vurgu yapan
Babacan, şu değerlendirmelerde bulundu:
"Her şeyin başında güven unsuru var, güven
olamayınca bir ülkede istihdamın artması
mümkün değil. Bu ülkede işverenler geleceğe
güvenecek ki yeni insanları işe alabilsin, güven
olmayınca ne yaparsanız yapın bu sağlanamıyor.
Pek çok ülkede bunu görüyoruz.
Merkez bankaları trilyonlarca dolar, avro para
basıyor piyasaya sürüyor. Ancak bir ülkede
öngörülebilir bir ekonomi ortamı yoksa, bir
ülkenin iş dünyası geleceğe dönük politikalar
konusunda o ülkenin hükümetine, ekonomi
yönetimine güvenmiyorsa, yatırım duruyor.
Yatırım durunca istihdam da duruyor." (AA)
T.C. ANKARA 26. İCRA DAİRESİ
2014/163 TLMT.
TAŞINIRIN AÇIK ARTIRMA İLANI
Türkiye “suya” 16 milyar
dolar yatıracak
ANKARA - GÖKSEL YILDIRIM Türkiye'de 4 yılda enerji sektöründe yaklaşık 50 milyar dolar yatırım yapılacak.
Enerji yatırımında aslan payını su kaynaklarına yönelik tesisler alacak. Söz
konusu dönemde hidrolik tesisler için
yaklaşık 16 milyar dolarlık yatırımda
bulunulacak.
Kalkınma Bakanlığı koordinasyonunda
10. Kalkınma Planı çalışmaları kapsamında oluşturulan Enerji Güvenliği ve
Verimliliği Özel İhtisas Komisyonu, enerji
alanında önümüzdeki yıllarda oluşacak
mali yük ve finansman konularında değerlendirmelerde bulundu.
Komisyonun raporunda, Enerji ve Tabii
Kaynaklar Bakanlığı tarafından yapılan bir
iç çalışmada dikkate alındı. Elektrik iletim
ve dağıtım sektörlerinin yanı sıra kaynak
bazında elektrik üretim sektörüne yönelik
yapılması gereken yatırımların ortaya
konulduğu iç çalışmada, yatırımların
devreye girdiği tarihteki yatırım büyüklügu
̆ ̈
yerine yatırımların inşaatlarına başlanılan
yıldan itibaren harcanacak miktarlar
değerlendirildi. İnşaat sürelerinin doğalgaz
ve rüzgar santralleri için 2 yıl, kömür ve
hidroelektrik santralleri için 3 yıl, nükleer
için 6 yıl süreceği varsayımıyla hareket
edilen çalışmaya göre, Türkiye'de 20152018 yıllarını kapsayan 4 yılda enerji sektöründe 49,73 milyar dolar yatırım yapılacak. Enerji yatırımında aslan payını su
kaynaklarına yönelik tesisler alacak. Söz
konusu dönemde hidrolik tesisler için
15,70 milyar dolarlık yatırımda bulunulacak. Su kaynaklarından elde edilen elektrik, enerjide büyük oranda dışa bağımlı
olan Türkiye'de enerji maliyetlerini aşağı
çekme açısından hayati bir öneme sahip
bulunuyor. Yatırımların yoğunlaşacağı bir
diğer alan nükleer olacak. Nükleer enerji
için 4 yıllık dönemde yapılacak yatırımların
büyüklüğü 11,20 milyar dolara ulaşacak.
Yerli kömür kaynaklarını ekonomiye
kazandırma hedefi doğrultusunda kömür
santralleri de enerji yatırımları arasında
önemli bir yer tutacak. Kömür santrallerine yönelik yatırımların tutarı yüzde
10,78'i bulacak. (AA)
Aşağıda cins, miktar ve değerleri yazılı mallar satışa çıkarılmış olup:
Birinci artırmanın aşağıda belirtilen gün, saat ve yerde yapılacağı ve o gün kıymetlerinin
%50'sine istekli bulunmadığı taktirde, yine aşağıda belirtilen gün, saat ve aynı yerde 2. artırmanın yapılarak satılacağı; şu kadar ki, artırma bedelinin malın tahmin edilen değerinin %50'sini
bulmasının ve satış isteyenin alacağına rüçhanı olan alacakların toplamından fazla olmasının ve
bundan başka paraya çevirme ve payların paylaştırma giderlerini geçmesinin şart olduğu; birinci
artırmadan on gün önce başlamak üzere artırma tarihinden önceki gün sonuna kadar
esatis.uyap.gov.tr adresinden elektronik ortamda teklif verilebileceği, birinci artırmada istekli
bulunmadığı takdirde elektronik ortamda birinci artırmadan sonraki beşinci günden başlamak
üzere ikinci artırma gününden önceki gün sonuna kadar elektronik ortamda teklif verilebileceği,
mahcuzun satış bedeli üzerinden aşağıda belirtilen oranda KDV.'nin alıcıya ait olacağı ve satış
şartnamesinin icra dosyasından görülebileceği; gideri verildiği takdirde şartnamenin bir örneğinin
isteyene gönderilebileceği; fazla bilgi almak isteyenlerin yukarıda yazılı dosya numarasıyla
dairemize başvurmaları ilan olunur. 28/01/2015
1. İhale Tarihi
2. İhale Tarihi
İhale Yeri
No
: 11/03/2015 günü, saat 11:50 - 11:55 arası.
: 01/04/2015 günü, saat 11:50 - 11:55 arası.
: Adliye 3 nolu Mezat salonu
Takdir Edilen
Değeri TL.
Adedi KDV
Cinsi (Mahiyeti ve önemli Nitelikleri)
1
40.000,00 TL.
1
%1
43 SH 686 plakalı, 2012 model, Hyundai marka, RB tipli
rengi kırmızı, Accent Blue tipinde, sol arka çamurluk ezik ön tampon ezik ve çizik. Muhtelif yerlerinde çizikler var. Yakalama kaydına göre ruhsatı yok. Anahtar hakkında bilgi mevcut değil.
Basın - 19324 (www.bik.gov.tr)
Resmi İlanlar www.ilan.gov.tr.de
T.C. ANKARA BATI 1. İCRA DAİRESİ
2014/2425 ESAS
TAŞINIRIN AÇIK ARTIRMA İLANI
Aşağıda cins, miktar ve değerleri yazılı mallar satışa çıkarılmış olup,
Birinci artırmanın aşağıda belirtilen gün, saat ve yerde yapılacağı ve o gün kıymetlerinin
%50'sine istekli bulunmadığı taktirde, yine aşağıda belirtilen gün, saat ve aynı yerde 2. artırmanın yapılarak satılacağı; şu kadar ki, artırma bedelinin malın tahmin edilen değerinin %50'sini
bulmasının ve satış isteyenin alacağına rüçhanı olan alacakların toplamından fazla olmasının ve
bundan başka paraya çevirme ve payların paylaştırma giderlerini geçmesinin şart olduğu; birinci
artırmadan on gün önce başlamak üzere artırma tarihinden önceki gün sonuna kadar
esatis.uyap.gov.tr adresinden elektronik ortamda teklif verilebileceği, birinci artırmada istekli
bulunmadığı takdirde elektronik ortamda birinci artırmadan sonraki beşinci günden başlamak
üzere ikinci artırma gününden önceki gün sonuna kadar elektronik ortamda teklif verilebileceği,
mahcuzun satış bedeli üzerinden aşağıda belirtilen oranda KDV.'nin alıcıya ait olacağı ve satış
şartnamesinin icra dosyasından görülebileceği; gideri verildiği takdirde şartnamenin bir örneğinin
isteyene gönderilebileceği; fazla bilgi almak isteyenlerin yukarıda yazılı dosya numarasıyla
dairemize başvurmaları ilan olunur. 27/01/2015
1.İhale Tarihi
2.İhale Tarihi
İhale Yeri
No
: 05/03/2015 günü, saat 10:45 - 10:50 arası.
: 23/03/2015 günü, saat 10:45 - 10:50 arası.
: Bahçekapı Mah. 2460 Sokak 11-13 Şaşmaz-Etimesgut/ANKARA
Takdir Edilen
Değeri TL.
Adedi KDV
Cinsi (Mahiyeti ve Önemli Nitelikleri)
1
7.000,00
1
% 18 06 AS 7282 PLAKALI, 1993 MODEL, PD 950 AS TİPLİ,
FARGO MARKA AS 950 KIRMIZI RENKLİ DAMPERLİ KAMYONUN MUHTELİF YERLERİ
HASARLI OLUP, ÇALIŞMAZ VAZİYETTE OLUP AKÜSÜ YOK
Basın - 19908 (www.bik.gov.tr)
Resmi İlanlar www.ilan.gov.tr.de
TUBİTAK, bu yıl TEYDEB’e
1,5 milyar lira destek verecek
ANKARA - Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı
Fikri Işık, TÜBİTAK'ın Teknoloji ve Yenilik Destek
Programları Başkanlığı (TEYDEB) aracılığıyla geçen
yıl verdiği desteğin 500 milyon liraya yaklaştığını
belirterek, "Bu sene yetmemesini temenni ederek
söylüyorum, 1,5 milyar lira nakit hibe desteğimiz
var" dedi.
Işık, TÜBİTAK 1513&1601 Teknoloji Transfer
Ofislerine Yönelik Destekleme Programı sözleşme
imza törenine katıldı.
Dünyanın kuruluşundan bugüne bilginin her
zaman en önemli güç olduğunu belirten Işık, salt bilginin tek başına yeterli olmadığını, bilginin değere
dönüştürülmesinin ülkelerin kalkınmasında başat rol
olduğunu söyledi. Işık, bilgiyi hızla değere
dönüştüren ve ticarileştiren ülkelerin çağın önde
gelen ülkeleri olduğunu ifade etti. Işık, şunları kaydetti: "Maalesef biz, bu yarışa çok geç başladık.
Bilginin ticarileşmesi noktasına da hele hele uzun
süre hocalar etik açıdan sorunlu alan olarak baktılar.
Biz bilimi yapalım, onu sanayici ticarileştirsin. Ama
dünyanın son dönemde aldığı mesafe ve Türkiye'nin
bu noktada görece geri kalması bu anlayışı tümüyle
değiştirdi. Bugün artık bu tartışmalar geride kaldı.
Üniversitelerimiz bu noktada kendi aralarında ciddi
bir yarışa girdi."
Türkiye'nin teknoloji transferine odaklandığını
anlatan Işık, 2012'den itibaren TÜBİTAK'ın her bir
üniversiteye 10 yıl boyunca yılda 1 milyon liralık
destek vermeye başlamasını üniversiteler arasında
rekabeti beraberinde getirdiğini söyledi.
Işık, 2012 ve 2013 yıllarında 10'ar üniversitenin
destek aldığını, bugün atılacak imzalarla da 14
üniversitenin bu desteği almaya hak kazanacağını
bildirerek, "Üniversitelerde var olan güçlü alt yapının
değere dönüşmesi ve ticarileşmesi, ülkenin bilgi
toplumuna, ekonomimizin bilgi ekonomisine
evrilmesi noktasında verilen destekler, önümüzdeki
süreçte ciddi rol oynayacak" dedi. Türkiye'nin son
12 yılda önemli bir başarı hikayesi yazdığını anlatan
Işık, ülkeyi ekonomide yeni bir sıçrama dönemine
taşınması için kendi yüksek teknoloji ürünlerinin
üretilmesi gerektiğini ifade etti.(AA)
Kocaeli’nde “lojistik
köyler” oluşturulacak
KOCAELİ Bilim, Sanayi ve
Teknoloji
Bakanlığınca
sanayi kenti
Kocaeli'nde iki
"lojistik köy"
kurulacak.
Bakanlıktan
yapılan yazılı
açıklamada, Gebze, İzmit, Kartepe ve Gölcük hattındaki iki noktada kurulacak lojistik köylerin, bölgenin
ve Türkiye'nin dağıtım kalbi olacağı bildirildi.
"Lojistik Köy Projesi"nin, bölge ve ülke ihracatını
rahatlatacağı, üretilen malzemelerin daha hızlı pazar
alanlarına sevkini sağlayacağı kaydedilen açıklamada, Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Fikri Işık'ın,
Kocaeli Valisi Hasan Basri Güzeloğlu, Büyükşehir
Belediye Başkanı İbrahim Karaosmanoğlu, AK Parti
İl Başkanı Mahmut Civelek ve AK Parti İl Başkan
adayı Şemsettin Ceyhan'la gerçekleştirdiği toplantıda çalışmalarla ilgili bilgi aldığı ifade edildi.
Işık'ın başkanlık ettiği il koordinasyon toplantısında Gebze'de trafik ve metro gibi bazı ulaşım projeleri üzerinde durulduğu vurgulandı.
Açıklamada görüşlerine yer verilen Işık, projenin
kısa zamanda hayata geçirilmesinin kente büyük
katkı sağlayacağını, sanayisiyle adından sıkça söz
ettiren Kocaeli'nin lojistik potansiyeliyle imalatın
pazara daha hızlı ulaştığı stratejik nokta haline geleceğini belirtti. (AA)
TÜRKİYE KÖRLER
TOPLUM DERNEĞİ
GENEL KURUL TOPLANTISI
İLANI
06.001.196 Kod numaralı derneğimizin olağan
genel kurul toplantısı 21.02.2015 Cumartesi
günü Saat 13.00'da Kızılbey Sokak 6/41 UlusAltındağ/ ANKARA adresinde yapılacaktır.
İlk toplantıda yeterli çoğunluk sağlanamadığı
takdirde ikinci toplantı 28.02.2015 Cumartesi
günü aynı yer ve saatte yapılacaktır.
Tüm ü̈yelerimize duyurulur.
YÖNETİM KURULU
GÜNDEM:
1- Yoklama, açılış ve saygı duruşu
2- Divan Başkanlığının teşkili
3- Yönetim ve Denetim Kurulu Raporlarının
okunması, müzakeresi ve
aklanması
4- Yönetim ve Denetim Kurulu seçimi
5- Dilek ve temenniler
6- Kapanış
YediGün-1
KÜLTÜR-SANAT
KÜLTÜREL
BOYUT
Prof. Dr. Hayrettin İVGİN
[email protected]
KARACAOĞLAN GELENEĞİ VAR MI?
Karacoğlan’ı Karacaoğlan yapan nedir? Üçyüz yılı
aşkın bir süredir Türk toplumu tarafından sevilmesini
neye ve hangi sebebe bağlayabiliriz?
Yüzyılları aşarak bize, topluma kendisini sevdiren;
onun canlı üslubu, içten deyişleri, şiirlerindeki hassas
denge, dilimizi çok temiz bir saflıkla kullanması ve
şiirlerindeki ahenktir.
Sana derim allı gelin has gelin
Suya gider sağ elinde tas gelin
Yedi yıldır ben sevdana düşeli
Kerem eyle şu sevdamı kes gelin
Sanki bugün yazılmış gibi temiz, duru bir Türkçe ve
müzik dinler gibi bir ritm. İşte Karacaoğlan'ın dili bu.
Bir ekolün veya bir geleneğin oluşması için şu
hususlar gereklidir. Nedir bunlar? Üslup, ifade, imla,
anlatım orijinalliği gibi konularda ayrı bir kişilik ve
hüviyetin ortaya konulmasıdır. Bu hususlar ekolleşmeyi
ortaya çıkarır.
Karacaoğlan, bu sebeple başlı başına bir ekol olacak
durumdadır. Bir tek dörtlük bile Karacaoğlanı bize
tanımlar:
Gariplik gurbetlik düşmüş özüne
Kudret sürmesini çekmiş gözüne
Dökünce zülfünü bedir yüzüne
Ben sandım ki bulut aya bağlandı.
Bu söyleyişin Karacaoğlan'a ait olduğu hemen anlaşılır.
Karacaoğlan, halk edebiyatımız içinde bir ekol ve
gelenek olmuştur. Bunun sebebi, şiirlerinin üçyüz yıldır
sevilip günümüze intikal etmiş olmasıdır. Bir anlamda
Karacaoğlan, Türk Halk Edebiyatının klasiği olmuştur.
Karacaoğlan'da hiçbir zaman bir taklit söz konusu
olmamıştır. Kendinden önce yaşamış Köroğlu, Öksüz
Dede, Geda Muslu, Kul Mehmet ile aynı çağı paylaştığı Kuloğlu, Kayıkçı Kul Mustafa, Katibî, Âşık gibi
ozanların hiçbirisinden etkilenmemiştir. Herhangi bir
âşıktan etkilendiğini söylemek mümkün değildir. Yani
Karacaoğlan orijinaldir.
Ak imiş gerdanı beyaz kar gibi
Boyu gül ağacı selvi dal gibi
Seherde açılmış gonca gül gibi
Sandım kan damlamış karın üstüne.
Bu samimi ve özgün şiiri ancak Karacaoğlan söyleyebilir. Bırakın onun başkalarını taklit etmesini, halk
şiirimizde yüzlerce ozan Karacaoğlan'ı taklit etmiş ve
onun şiirlerine benzek düzmüşlerdir.
Karacaoğlan, klasik divan şiiri ve tasavvuf şiirinden
de etkilenmemiştir. Bir Fuzuli'ye, bir Yunus Emre'ye
benzer tarafını katiyen bulamazsınız.
Onda hiçbir zaman bir öykünme, hatta açık bir etkilenme söz konusu değildir. Bu sebeple Karacaoğlan,
Türk halk şiiri içinde başlı başına bir gelenektir. Bir
"Karacaoğlan Ekolü" veya bir "Karacaoğlan Geleneği"
vardır, diyebiliriz. Daha doğrusu Karacaoğlan bir gelenek olmuştur.
Karacaoğlan'ın günündeki ya da daha önceki yazılı
edebiyattan da etkilendiği söylenemez. Ona şiirlerin de
ilham veren kendi çevresinin güzellikleri, tabiatı, kavimi ve insanlarıdır.
İşte bu sebepledir ki klasik divan şiiri ve tasavvuf
şiiri çevresinden çok farklı özellikler taşır.
Karacaoğlan, hayata, tabiata, insana, güzelliklere ve
günlük olaylara çok farklı açıdan bakan bir kişidir.
Baktığı şeyleri çok farklı anlamlandıran bir ozandır.
Sevdiğim üstüne dört libas giymiş
Bir kara, bir yeşil, bir al, bir beyaz
Güzellere dört şey adet olmuş
Bir işve, bir cilve, bir eda, bir naz
Ehildir hüsnünü muhalif etme
Mekteb-i irfanda bir kalem gitme
Sana dört sözüm var sakın unutma
Bir öğren, bir öğret, bir oku, bir yaz
Karacaoğlan'ın bir başka niteliği de soyut kavramlarla uğraşmamış olmasıdır. O somut şeyleri dile getiren
bir sanatçıdır. Ne gördüyse şiirlerinde onu dile getirmiştir. Yalnızca şu dörtlükte bile soyut hiç bir kelime
bulamazsınız.
Şunda bir güzelin salınışı
Selviye benzettim dallar içinde
Irmak kenarında derya yüzünde
Kuğuya benzetim göller içinde
Karacaoğlan'ın şiirleri hemen tamamiyle yetiştiği ve
büyüdüğü, yöreden gelen kültürden kaynaklanır. Bu
yöre kültürü ki günlük hayatta yaşayan insanların
konuşmaları, davranışları, tepkileri, sevgileri, aşkları ve
hüzünleridir.
Karacaoğlan'ı; bazı bölümlemelerde ve "âşık-ozan"
sınıflandırmalarında kendisine "profan şair" yakıştırması yapılır. "Profan" kelimesi "dindışı, dini ölçülere
aykırı ve bu ölçülere saygısız, küfür içinde bulunan"
anlamlarına gelir. Oysa ki Karacaoğlan bu ölçünün
içinde değildir. Gerçi o bir sevgi ve tabiat şairidir. Ama
Allah'a, dine saygılı bir kişidir.
Arttırayım ahım ile zarımı
Harc edeyim elde olan varımı
Önde sonda vereceksin yârimi
Hemen ver hey güzel Allah hemen ver
Şimdi bu dörtlükte bir küfür, dini ölçülere aykırılık
ve saygısızlık var mı?
Güzel sever diye isnat ederler
Benim Hak'tan özge sevdiğim mi var
Bilakis şiirlerinin bazılarında Allah sevgisi bu dörtlükte olduğu gibi açıkça söylenir.
Karacaoğlan'da göreceli bir kavram olan, "güzellik"
anlayışı çok derin ve anlamlıdır. Soyutluk yine yoktur.
Somut güzellikler ön plandadır.
Her nedense aşkı ve sevdayı, bizim toplum suç değilse bile kusur olarak görür. Oysa ki Karacaoğlan güzel
sevmeyi, aşık olmayı çok doğal ve sempatiyle karşılar.
Ondaki güzel sevgisi hem caizdir, hem de sevaptır.
Güzel sevmek günah değil
Ben kitapta yerin gördüm
Buradaki kitap Kur'an'dır. Yani Kur'an'da güzel sevmenin günah olmadığının belirlendiği inancındadır.
Aslında buradaki "güzel" kelimesi "güzellik" anlamındadır.
Güzel seven murat alır dünyadan derken de bütün
güzelliklere gönlünün açık olduğunu gösterir.
İşte bu anlayışta da, Karacaoğlan'ın bir orijinallik
niteliği taşıdığı ortadadır.
Karacaoğlan'daki dil konuşma dilidir. Yaşadığı yörenin ve Türkçeyle konuşulan dolaştığı yerlerin dil değişimlerini yakından görmüş, bunları da şiirlerinde kullanmıştır.
Kısaca söylemek gerekirse, Karacaoğlan'ın şiirlerinde; üslûp, kafiye, ritm, sanat, dil ustalığı çok üstün
seviyededir ve de Karacaoğlan özgün bir şairdir. İşte
bütün bunlar gözönüne alınırsa; "Karacaoğlan
Geleneği"nin üçyüz yıldır yaşadığını ve daha da süreceğini söyleyebiliriz.
6 Şubat 2015 Cuma
9
43. İstanbul Müzik Festivali
31 Mayıs - 29 Haziran’da
İstanbul Kültür Sanat Vakfı (İKSV) tarafından Borusan Holding sponsorluğunda düzenlenen
43. İstanbul Müzik Festivali, 31 Mayıs-29 Haziran'da gerçekleştirilecek.
İSTANBUL - Festivale ilişkin Martı İstanbul
Otel'de düzenlenen toplantıda konuşan festival
direktörü Yeşim Gürer Oymak, festivalin resitaller
ve senfonik orkestra konserleriyle oldukça zengin
bir seçkiyi sanatseverlerle buluşturacağını ifade
etti.
Oymak, festivalde akşam konserleri ile ücretsiz hafta sonu konserlerinin yer aldığını aktararak,
festival mekanlarının Aya İrini Müzesi, Lütfi Kırdar
Uluslararası Kongre ve Sergi Sarayı, Süreyya
Operası, İş Sanat, Boğaziçi Üniversitesi Albert
Long Hall, Heybeliada Aya Triada Manastırı, Aziz
Antuan Kilisesi, Surp Vortvots Vorodman Kilisesi,
Hollanda ve Avusturya Konsolosluğu bahçesi,
Sabancı Müzesi Bahçesi ve Özgürlük Parkı olacağını dile getirdi.
Festivalin bu yılki temasının "Kültürel
Manzaralar" olduğunu kaydeden Oymak, "Bu
temayı belirlerken daha çok, farklı kültürlerin
müziklerindeki yerel ve folklorik özeliklerinin altının
çizildiği, ülkelerin kültürel kimlikleri ile özdeşleşmiş müzikal değerlerin ön plana çıktığı konser
programları oluşturmaya ve bu özellikteki eserlere
programda yer vermeye çalıştık" dedi.
Oymak, festivalin "Onur Ödülü"nün, çok sesli
batı müziğinin gelişip yaygınlaşmasına yönelik
çalışmalarıyla kültür sanat hayatına kattığı değer
ve 50 yılı aşkın eğitimci kimliğiyle birçok müzisyen
ve müzikoloğun yetişmesindeki emekleri nedeniyle piyanist, müzikolog, müzik eleştirmeni ve yazar
Prof. Filiz Ali'ye, "Yaşam Boyu Başarı Ödülü"nün
ise 70. yılını kutlayan Borodin Quartet'e verileceğini söyledi.
Yeşim Gürer Oymak, festival kapsamında
Çanakkale Savaşı'nın 100. yılı sebebiyle besteci,
keman virtüözü ve şef Hasan Niyazi Tura'ya sipariş edilen senfonik şiirin dünya prömiyerinin,
Sascha Goetzel yönetimindeki Borusan İstanbul
Filarmoni Orkestrası tarafından açılış konserinde
yorumlanacağını ifade etti.
Festival için Ermenistan'ın ünlü bestecilerinden Tigran Mansurian'a sipariş edilen eserin ise
viyola virtüözü Kim Kashkashian ve piyanist Peter
Nagy eşliğinde sanatseverlerle buluşacağını aktaran Oymak şöyle devam etti:
"Mansurian'ın neredeyse bin yıllık bir geçmişi
olan Ermeni müzik geleneğiyle modern elemanları
bir araya getirdiği müzikal bilgi ve tekniği, onu
günümüzün en orijinal bestecilerinden biri haline
getirdi. Viyola ve piyano için bestelenen eserin
dünya prömiyeri, 10 Haziran'da Surp Vortvots
Vorodman Kilisesi'nde gerçekleştirilecek. Bu eserin 1915'te Ermeni kardeşlerimizin yaşadığı trajediyi ve kaybettiklerimizi hep birlikte anmamıza
vesile olmasını diliyoruz."
Toplantıya katılan Borusan Kocabıyık Vakfı
Genel Sekreteri Canan Ercan Çelik ise müziğin
yaygınlaşması, geniş kitleler tarafından sevilmesi
ve farklı kültürlerle köprü oluşturmasına yönelik
yatırımlar yapmanın başlıca misyonları olduğunu
ifade etti.
Festivalin açılış ve kapanış konserlerini gerçekleştirecek Borusan İstanbul Filarmoni
Orkestrası'nın (BİFO) 11 yıldır festivalde yer aldığını vurgulayan Çelik, şöyle konuştu:
"40 yılı aşkın süredir müzikseverlerle buluşan
festivalin önemli bir misyonu da toplumun birliğine damgasını vuran olayları sanatın ışığında ele
almaktır. Müziğin, farklı kültürleri, huzur ve barış
içinde yaşatacak sınır tanımayan birleştirici bir
gücü olduğuna inanıyoruz. 43. İstanbul Müzik
Festivali, çok kültürlü bir ülkede yaşamanın doğal
dinamiği olan, duyarlılık ve hoşgörüye sahip çıkmamız gerektiğini hatırlatıyor bize." (AA)
Harper Lee 55 yıl sonra ikinci İLESAM ile AYB
işbirliği yapacak
romanını çıkaracak
NEW YORK - Amerikan edebiyatının klasikleri arasında sayılan "Bülbülü Öldürmek" romanının yazarı Harper Lee, 55 yıl aradan sonra
ikinci romanını yayımlayacak.
HarperCollins Yayınevinden, Pulitzer ödüllü
Harper Lee'nin 50'li yıllarda yazdığı ancak
yayımlamadığı "Go Set a Watchman" adlı kitabın 14 Temmuz'da piyasa çıkacağı bildirildi.
Yayınevinden, kitabın ilk basımının
Amerika'da 2 milyon kopya olarak yapılmasının
planlandığı, farklı bir yayınevi tarafından
İngiltere'de de yayımlanacağı belirtildi.
Kitapta düzeltme veya değişikliğe gidilmediği, yazıldığı gibi basılacağı ifade edilen yayınevi
açıklamasında, Go Set a Watchman'in e-kitap
olarak da çıkacağı kaydedildi.
HarperCollins'in açıklamasına göre, 88
yaşındaki Harper Lee, ikinci romanının hikayesini, "Go Set a Watchman, Bülbülü Öldürmek'in
kahramanı Scout'u yetişkin bir kadın olarak
karakterize ediyor. Editörüm, Scout'un çocukluğundan hatırladıklarından çok etkilendiği için
beni genç Scout'un bakış açısından bir roman
yazmaya ikna etmişti. İlk kez roman yazıyordum, bu nedenle denileni yaptım" ifadesiyle
anlattı.
Kitabın orijinal kopyasının hala var olduğunu
bilmediğini, kayıp olduğunu sandığını belirten
Lee, arkadaşı ve avukatı Tonja Carter'ın kitabı
bulması üzerine çok şaşırdığını ve sevindiğini
söyledi. Geçen kış müsveddeleri bulunan "Go
Set a Watchman", Bülbülü Öldürmek kitabının
devamı niteliğinde ancak ondan önce yazılmış.
304 sayfalık eser, Lee'nin 55 yıl aradan sonra
çıkarttığı ilk kitap olacak. Roman, Bülbülü
Öldürmek kitabından yaklaşık 20 yıl sonra yani
ABD'de yurttaşlık hakları hareketinin yükselmeye başladığı, 1950'li yılların ortalarında geçiyor.
Alabama doğumlu yazar Harper Lee'nin 11
Temmuz 1960'ta yayımlanan Bülbülü Öldürmek
romanı çok beğenilmiş ve satış rekorları kırmıştı. Yazarına 1961 yılı Pulitzer Edebiyat Ödülünü
getiren roman 1962 yılında filme çekildi. Filmin
başrol oyuncusu Gregory Peck en iyi erkek
oyuncu Oscar'ını almış, film de en iyi senaryo
Oscar'ı ödülüne layık görülmüştü. (AA)
MEHMET NURİ
PARMAKSIZ
Hiç pişman olmayacağım diye
yola çıkanlar için en kötü hâl, asıl
pişmanlığı yârin kalbinde yaşamalarıdır.
[email protected]
Aşkın en zor hâli, çok özleyip
de ‘özledim’ bile dememeye
mahkûm yaşamak zorunda kalmaktır.
BENCİLEYİN SÖZLER
Gönül aşk üzre yaratılmış, kalbin nefesi ayrılık ateşinde aşkla
damıtılmıştır.
AŞKA DAİR
Ne yârin güzelliğini anlatabilir kelimelerim, ne
de kalbimdeki aşkının ölümsüzlüğüne kifayet eder
nefesim.
Bir tohumun toprağa kendini bırakışıyla uyanabiliyorsak aşkla yarınlara, aşk gönlümüzü fethetmiş
demektir.
Bir yürek aşk yangınında yanarken ancak şükrün
duasında serinleyebilir.
Mutluluğun mutsuzlukları ötelemek, beklemenin
her güne yârin hayalini eklemek olduğunu tecrübe
eden yürek âşıkla beklemenin fevkinde yanıyor
demektir.
Şükrün secdesiz, ömrün duasız, inancın teslimiyetsiz, aşkın
maşuksuz ne önemi var?
Aşksız dünya, manasız savrulan yaprak misali; yârsız mahşer boşlukların emsali.
Yaşadığımızı aşkla anlarız, insan olduğumuzu
merhametimizle; ömrün mayasını aşkla yoğurmazsak ne kemâle erebiliriz, ne hilâle.
Zamanı durdurabilmenin yolu
sevgide, zamanı donduran şey kalbimizde.
Sonsuzluktur zamanın durduğu
yer, ömrümüz neye yarar olmazsa
mahşer?
Aşk varsa cümle yaratılmış
ilham olur gönlümüze, aşk varsa
BAKÜ- Türkiye İlim ve Edebiyat Eserleri
Sahipleri Meslek Birliği (İLESAM) ile Azerbaycan
Yazarlar Birliği (AYB) arasında işbirliği anlaşması
imzalandı. İLESAM Genel Başkanı Mehmet Nuri
Parmaksız, temaslarda bulunmak için geldiği
Azerbaycan'da, AYB yöneticileriyle bir araya geldi.
AYB Natavan Kulübü'nde yapılan toplantıya
Parmaksız'ın yanı sıra AYB Başkanı Anar Rzayev,
AYB Genel Sekreteri Reşat Mecid, Türkiye'nin
Bakü Büyükelçiliği Kültür ve Tanıtma Müşaviri Seyit
Ahmet Arslan, İLESAM Genel Başkan Yardımcısı
İlter Yeşilay ile yazar ve şairler katıldı.Toplantıdan
sonra Parmaksız ve Anar, iki kurum arasında işbirliği yapılmasını ve ortak projeler geliştirilmesini
öngören anlaşmaya imza attı.
Anlaşma gereği taraflar, her yıl en az iki eseri
karşılıklı olarak tercüme ederek yayımlayacak ve
"21. Yüzyıl Türkiye-Azerbaycan Şiir ve Hikaye
Antolojisi" ortaklaşa hazırlanacak.
Taraflar, çıkardıkları dergi ve bültenlerde karşı
tarafın faaliyetini tanıtacak, kültür sanat faaliyetlerine karşılıklı olarak yazar ve şairleri davet edecek.
Çocuk edebiyatı alanında işbirliği yapılacak, yılda
bir kez büyük
şiir şöleni
düzenlenecek, yazar ve
şairlerin, ilim
ve fikir adamlarının ortak
biyografi
eserleri neşredilecek.
(AA)
cümle dertler çekilir, aşk için dünyadan bile vazgeçilir.
Maddiyat nefsimizi doyurur, bir ruh ancak aşkta
ruh eşini bulunca huzur bulur.
Güvenmek sevmenin anahtarı, asıl mutluluksa
kalbimizde saklı.
Ne gam yer edebilir gönlümde, ne hasret çünkü
aşkla duracak kalbim, inancımın büyüklüğünden
yerle bir olur bende nedamet.
Aşk değil midir mübalağaların mübalağası, aşk
değil midir kalbimizin tatlı ağrısı.
Zirvesine âşık olduğumuz dağın etekleri her
şeyiyle biz kokmalı.
Mutluluk ellerimizde, sevda gözlerimde.
Çılgınlık kalbimizde, hasret her yerimizde…
Sonsuzluk türküsüyse türkümüzün adı, hasretin
bile onunla bir başkadır tadı.
GÜNÜN DÖRTLÜĞÜ
Gönlüm şad oldu senle sevgilime teşekkür
Herşeyin sahibi O, Yaradan'a şükür
Rabb'imden bir başkası susturamaz dilimi
Sende benden emin ol, sevdam mahşere yürür.
10
SAĞLIK
6 Şubat 2015 Cuma
Peynirdeki katkıya dikkat
EDİRNE - Türkiye Süt, Et, Gıda Sanayicileri ve
Üreticileri Birliği (SETBİR) Bilim Kurulu Üyesi ve
Ankara Üniversitesi Ziraat Fakültesi Süt Teknolojisi
Bölümü Başkanı Prof. Dr. Barbaros Özer, tüketicinin, katkılı peynir tüketmemek için üreticisi bilinen,
paketli ve etiketli ürünleri tercih etmesi gerektiğini
söyledi.
Özer, AA muhabirine yaptığı açıklamada,
Türkiye'de iyi derecede peynir tüketildiğini ve
kaşar peynirinin de en çok tüketilen peynir türlerinden olduğunu belirtti. Birçok sektörde olduğu
gibi peynir sektöründe de merdiven altı üretimin
sağlığı tehdit ettiğini ifade eden Özer, kaşar peynirinde de kayıt ve kontrol dışı üretim ve ticaret
yapan işletmelerin usulsüzlüklere başvurabildiğini
vurguladı.
Kayıt dışı üretimde, peynire bozulmayı engellemek için antimikrobiyel katkıların katılması, soya
unu ilavesi, hayvansal yağ yerine bitkisel yağ kullanımı, jelatinize edici madde kullanımı gibi mevzuata aykırı uygulamalar yapılabildiğini ifade eden
Özer, şöyle konuştu: "Tüm bu olumsuzlukların
temelinde denetim yetersizliği nedeniyle kayıt dışı
firmaların rahatça faaliyet göstermeleri ve bu firmalar tarafından düşük fiyatla pazara sunulan
gıdaların tüketiciler tarafından kabul görmesi yatmaktadır. Vatandaşın sofrasının baş köşesinde yer
alan kaşar peynirini kontrol ederek alması önemli.
Önemli olan, üreticisi bilinen, paketli ve etiketli
peynir markalarının tüketilmesidir."
Özer, kaşar peynirinin ateşe tutularak yakılmasıyla içeriğinde katkı maddesi olup olmadığının
anlaşılamayacağını söyledi.
Vatandaşa, tüketeceği peyniri evine getirmeden incelemesini öneren Özer, şunları kaydetti:
"Tüm özellikleri araştırılmadan, sadece yanma
kriteri temel alınarak kaşar peynirinin katkılı olup
olmadığını anlamaya çalışmak son derece hatalıdır. Yüksek düzeyde yağ içeren tüm organik maddelerin yanma özelliği vardır. Usulüne uygun
koşullar altında üretilen ya da usulsüz üretilen tüm
kaşar peynirleri organik karakter taşır ve yanma
özelliğine sahiptir. Bu nedenle, yanma özelliği,
sahtekarlığı ayırt edici bir özellik değildir." (AA)
T.C. ELMADAĞ (SULH HUKUK MAH.) SATIŞ MEMURLUĞU 2014/30 SATIŞ
TAŞINMAZIN AÇIK ARTIRMA İLANI
Satılmasına karar verilen taşınmazın cinsi, niteliği, kıymeti, adedi, önemli özellikleri :
1 NO'LU TAŞINMAZIN
Özellikleri : Ankara İli, Elmadağ İlçesi, 5773 Parsel, Merkez Mah. Orman Mevkii. Kadastro parselidir. Yola cephesi yoktur. Parsel yaklaşık %3-8 eğimli, sığ profilli taşlık bir toprak yapısına sahiptir.
Adresi: Merkez Mahallesi Orman Mevkii Elmadağ/ ANKARA
Yüzölçümü: 9.660 m2
Arsa Payı: Tam
İmar Durumu: Mer'i 1/1000 ölçekli Uygulama İmar Planı Sınırları dışındadır
Kıymeti: 24.150,00 TL
KDV Oranı:%18
1. Satış Günü: 12/03/2015 günü 10:00- 10:05 arası
2. Satış Günü: 06/04/2015 günü 10:00 - 10:05 arası
Satış Yeri:Elmadağ Adliyesi 1 .Kat Mezat salonu Elmadağ/ANKARA
2 NO'LU TAŞINMAZIN
Özellikleri : Ankara İli, Elmadağ İlçesi, 5769 Parsel, Merkez Mah. Orman Mevkii. Kadastro parselidir. Yola cephesi yoktur. Parsel yaklaşık %3-8 eğimli, sığ profilli taşlık bir toprak yapısına sahiptir.
Adresi: Merkez Mahallesi Orman Mevkii Elmadağ/ ANKARA
Yüzölçümü: 7.500 m2
Arsa Payı: Tam
İmar Durumu: Mer’i 1/1000 ölçekli Uygulama İmar Planı Sınırları dışındadır
Kıymeti: 18.750.00 TL
KDV Oranı: %18
1. Satış Günü: 12/03/2015 günü 10:10- 10:15 arası
2. Satış Günü: 06/04/2015 günü 10:10- 10:15 arası
Satış Yeri: Elmadağ Adliyesi l.Kat Mezat salonu Elmadağ/ANKARA
3 NO'LU TAŞINMAZIN
Özellikleri : Ankara İli, Elmadağ İlçesi, 5771 Parsel, Merkez Mah. Orman Mevkii. Kadastro parselidir. Yola cephesi yoktur. Parsel yaklaşık %3-8 eğimli, sığ profilli taşlık bir toprak yapısına sahiptir.
Adresi: Merkez Mahallesi Orman Mevkii Elmadağ/ANKARA
Yüzölçümü: 4.020 m2
Arsa Payı: Tam
İmar Durumu: Mer'i 1/1000 ölçekli Uygulama İmar Planı Sınırları dışındadır
Kıymeti: 10.050.00 TL
KDV Oranı: %18
1. Satış Günü: 12/03/2015 günü 10:20- 10:25 arası
2. Satış Günü: 06/04/2015 günü 10:20- 10:25 arası
Satış Yeri: Elmadağ Adliyesi 1.Kat Mezat salonu Elmadağ/ANKARA
4 NO'LU TAŞINMAZIN
Özellikleri : Ankara İli, Elmadağ İlçesi, 5839 Parsel, Merkez Mah. Orman Mevkii. Kadastro parselidir. Yola cephesi yoktur. Parsel yaklaşık %3-5 eğimli, sığ profilli taşlık bir toprak yapısına sahiptir.
Adresi: Merkez Mahallesi Orman Mevkii Elmadağ/ANKARA
Yüzölçümü: 1.960 m2
Arsa Payı: Tam
İmar Durumu: Mer'i 1/1000 ölçekli Uygulama İmar Planı Sınırları dışındadır
Kıymeti: 4.900.00 TL
KDV Oranı: %18
1. Satış Günü: 12/03/2015 günü 10:30-10:35 arası
2. Satış Günü: 06/04/2015 günü 10:30- 10:35 arası
Satış Yeri: Elmadağ Adliyesi 1.Kat Mezat salonu Elmadağ/ANKARA
5 NO'LU TAŞINMAZIN
Özellikleri Ankara İli. Elmadağ İlçesi, 5774 Parsel, Merkez Mah. Orman Mevkii. Kadastro parselidir.
Yola cephesi yoktur. Parsel yaklaşık %3-8 eğimli, sığ profilli taşlık bir toprak yapısına sahiptir.
Adresi: Merkez Mahallesi Orman Mevkii Elmadağ/ANKARA
Yüzölçümü: 1.490 m2
Arsa Payı: Tam
İmar Durumu: Mer'i 1/1000 ölçekli Uygulama İmar Planı Sınırları dışındadır
Kıymeti: 3.725.00 TL
KDV Oram: %18
1. Satış Günü: 12/03/2015 günü 10:40- 10:45 arası
2. Satış Günü: 06/04/2015 günü 10:40 - 10:45 arası
Satış Yeri: Elmadağ Adliyesi 1 .Kat Mezat salonu Elmadağ/ANKARA
Satış şartları:
1- İhale açık artırma suretiyle yapılacaktır. Birinci artırmanın yirmi gün öncesinden, artırma tarihinden önceki gün sonuna kadar esatis.uyap.gov.tr adresinden elektronik ortamda teklif verilebilecektir. Bu artırmada tahmin edilen değerin %50 sini ve ruçhanlı alacaklılar varsa alacakları toplamını
ve satış giderlerini geçmek şartı ile ihale olunur. Birinci artırmada istekli bulunmadığı takdirde elektronik ortamda birinci artırmadan sonraki beşinci günden, ikinci artırma gününden önceki gün sonuna kadar elektronik ortamda teklif verilebilecektir. Bu artırmada da malın tahmin edilen değerin %50
sini, rüçhanlı alacaklılar varsa alacakları toplamını ve satış giderlerini geçmesi şartıyla en çok artırana ihale olunur. Böyle fazla bedelle alıcı çıkmazsa satış talebi düşecektir.
2- Artırmaya iştirak edeceklerin, tahmin edilen değerin % 20'si oranında pey akçesi veya bu miktar
kadar banka teminat mektubu vermeleri lazımdır. Satış peşin para iledir, alıcı isteğinde (10) günü
geçmemek üzere süre verilebilir. Damga vergisi. KDV. 1/2 tapu harcı ile teslim masrafları alıcıya aittir. Tellaliye resmi, taşınmazın aynından doğan vergiler satış bedelinden ödenir.
3- İpotek sahibi alacaklılarla diğer ilgilerin (*) bu gayrimenkul üzerindeki haklarını özellikle faiz ve
giderlere dair olan İddialarını dayanağı belgeler ile (15) gün içinde dairemize bildirmeleri lazımdır;
aksi takdirde hakları tapu sicil ile sabit olmadıkça paylaşmadan hariç bırakılacaktır.
4- Satış bedeli hemen veya verilen mühlet içinde ödenmezse İcra ve İflas Kanununun 133 üncü
maddesi gereğince ihale feshedilir. İhaleye katılıp daha sonra ihale bedelini yatırmamak sureti ile
ihalenin feshine sebep olan tüm alıcılar ve kefilleri teklif etlikleri bedel ile son ihale bedeli arasındaki
farktan ve diğer zararlardan ve ayrıca temerrüt faizinden müteselsilen mesul olacaklardır. İhale
farkı ve temerrüt faizi ayrıca hükme hacet kalmaksızın dairemizce tahsil olunacak, bu fark, varsa
öncelikle teminat bedelinden alınacaktır.
5- Şartname, ilan tarihinden itibaren herkesin görebilmesi için dairede açık olup gideri verildiği takdirde isteyen alıcıya bir örneği gönderilebilir.
6- Satışa iştirak edenlerin şartnameyi görmüş ve münderecatını kabul etmiş sayılacakları başkaca
bilgi almak isteyenlerin 2014/30 Satış sayılı dosya numarasıyla müdürlüğümüze başvurmaları ilan
olunur. 28/01/2015
Basın - 19608 (www.bik.gov.tr)
Resmi İlanlar www.ilan.gov.tr.de
DEVLET ORMAN İŞLETMESİ BOLU MÜDÜRLÜĞÜ İLAN ORMAN EMVALİ SATILACAKTIR
BÖLGE MÜDÜRLÜGÜ : BOLU
İŞLETME MÜDÜRLÜGÜ : BOLU
DEPOSU
Muhtelif
Muhtelif
Muhtelif
Muhtelif
Ç.Gölcük
Ç.Gölcük
C.Göicük
Ç.Gölcük
Ç.Gölcük
Ç.GölcUk
Ç.Gölcük
Soğuksu
Ç.Gölcük
Muhtelif
Muhtelif
Muhtelif
Muhtelif
Muhtelif
Muhtelif
Soğuksu
Muhtelif
Muhtelif
Ömerler
Ç.Gölcük
Ç.GÖlcük
Muhtelif
İHALE TARİHİ : 26.02.2015
İHALE YERİ: İşletme İhale Salonu
İHALE SAATİ: 14:00
PARTİ
EMVALİN CİNSİ
ADEDİ
BOY
2.SNB.KL.KT.KN.TOM.
9
2.SKB.KL.KT.KN.TOM.
3
3.SNB.KL.KT.KN.TOM.
18
3.SKB.KL.KT.KN.TOM.
6
3.SNB.İN.KT.KN.TOM.
3
KAYIN KAĞ.ODUN
18
2.SUB.KL.KT.ÇS.TOM.
2
2.SUB.KL.KT.ÇS.TOM.
1
T. İRAD
2.SNB.KL.KT.ÇS.TOM.
2
3.SNB.KL.KT.ÇS.TOM.
6
3.SNB.İN.T.ÇS.TOM.
1
3.SKB.KL.KT.ÇS.TOM.
1
2.SUB.KL.KT.ÇK.TOM.
1
3.SNB.KL.KT.ÇK.TOM.
12
3.SNB.İN.KT.ÇK.TOM.
9
2.SUB.KL.KT.GÖK.TOM.
8
2.SNB.KL.KT.GÖK.TOM.
7
3.SUB.KL.KT.GÖK.TOM.
5
3.SNB.KL.KT.GÖK.TOM.
23
3.SNB.KL.KT.GÖK.TOM.
1
T.İRAD
3.SNB.İN.KT.GÖK..TOM.
9
3.SKB.KL.KT.GÖK.TOM.
4
2.S.ln.Çk.Mad.Dir.
1
Sarıçam Kağ.Odun
2
Karaçam Kağ.Odun
7
T.İRAD
Göknar Kağ.Odun
25
TOPLAM
184
MİKTARI
M3.DM3
291,447
61,106
573,508
90,714
32,797
343.406
115,628
29,049
57,877
148,487
17,960
6,290
23,405
198,455
353,518
313,627
231.265
180,288
851,639
32,804
171,912
35,513
17.611
83,171
300,795
530,024
5.092,296
Ster
Muh.Bed.
TL
410.00
330.00
280.00
240.00
220.00
170.00
400.00
360.00
380.00
280.00
220.00
240.00
390.00
270.00
210.00
370.00
340.00
300.00
280.00
210.00
220.00
230.00
170.00
170.00
170.00
170.00
TEM.%3
TL
3590,00
606,00
4827,00
656,00
218,00
1760,00
1868,00
314,00
661,00
1250,00
119,00
48,00
274,00
1614,00
2231,00
3484,00
2363,00
1625,00
7165,00
207,00
1139,00
247,00
90,00
426,00
1538,00
2717,00
40555,00
AÇIKLAMA
2014-2015
2014-2015
2014-2015
2014-2015
2014
2014-2015
2014-2015
2014
2015
2014-2015
2014
2014
2015
2014-2015
2014-2015
2014-2015
2014
2014
2014-2015
2014
2014-2015
2014
2014
2014-2015
2014
2014-2015
1- İşletmemiz depolarında mevcut 184 parti orman emvallerinden: ibreli ve Yapraklı Tomruk Maden Direği Sanayi Odununun % 40' ı ile vergiler karşılığı peşin, bakiye kalan kısmı aylık % 0.6 vade faizli
9 ay vadeli:
İbreliye Yapraklı Kağıtlık. Odunun, % 30'u ile vergiler karşılığı peşin, bakiye kalan kısmı aylık % 0.6 vade faizli 9 ay vadeli olmak üzere limit dahili suresiz, kati banka teminat mektubu karşılığında EK1.EK-2 No'lu şartnameler uyarınca açık artırmalı olarak satışa çıkartılmıştır. ,
2- Açık artırmalı satış 26 ŞUBAT 2015 Perşembe günü 14:00'de Bolu Orman İsletme Müdürlüğü İhale Salonunda toplanılacak Komisyon huzurunda yapılacaktır. Alıcıların Muvakkat teminatlarını yatırmış
olmaları o partiyi Muhammen Bedel üzerinden kabul etmiş sayılırlar, % 3 Teminatlar Saat:13:30'a kadar alınacak olup, bu saatten sonra yapılacak müracaatlar kesinlikle kabul edilmeyecektir,
3 - Satış EK.No;1,2 Nolu Model ile özel şartnamedeki şart ve esaslar dahilinde yapılacak olup alıcıların son sene vizesi yapılmış kapasite belgesini. Ticaret ve Sanayi Odası Belgesini. Vergi
Numaralarını. Vekiller Vekaletname ve Yetki Belgeleri ile Kimliklerini ibraz etmeye mecburdurlar, Bu belgeleri ibraz etmeyenler kesinlikle ihaleye alınmayacaktır.
4 - Satışa ait ilan.şartname ve satış öncesi bilgi cetveli Orman Genel Müdürlüğü,Bolu Orman Bölge Müdürlüğü ile civar Orman İşletme Müdürlükleri ile İşletmemiz Müdürlüğünden temin edilebilir.
5- Global olarak ihaleye çıkartılan partiler % 50 eksik veya fazla olabilir İhale günü kesin miktarlar üzerinden ihale olunacaktır.
6- Tüm emvallerimiz FSC % 100 Sertifikalıdır.
7- Taliplilerin belirtilen gün ve saatte Komisyona müracaatları ilan olunur.
TEL : 0.374.21 537 40-41 den 240
FAX : 0.374 21 592 31 MUH.FAX: 0 374 21 517 44
BANKA IBAN NO ; TR 87 0001 0025 6435 1587 00 5004 BOLU ZİRAAT BANKASİ İNTERNET: ogm.gov.tr
Basın - 19661 (www.bik.gov.tr)
Resmi İlanlar www.ilan.gov.tr.de
YAŞAM-ÇEVRE
BULMACA
6 Şubat 2015 Cuma
Yağışlarla temizlenen Bafa
Gölü'nde balık bereketi
Muğla'nın Milas ilçesinde geçmiş yıllarda da kirlilik iddialarıyla gündeme gelen
ve sürdürülen çalışmalarla kirliliğin büyük oranda ortadan kalktığı Bafa Gölü'nde
yağışlarla birlikte göl temizlenirken balık çeşitliliğinin de arttığı bildirildi.
MUĞLA - Milas ilçesi Bafa Gölü'ndeki
Kapıkırı ve Gölyaka yerleşim yeri kıyılarında yaz aylarında kirlilik nedeniyle oluşan
su yosunu ve balçıklar bölgede son günlerde yaşanan etkili yağışlar nedeniyle
temizlenerek, gölde balık sayısında artış
yaşandı.
Muğla ve Aydın sınırları içinde yer alan,
Ege bölgesinin en büyük doğal gölü olan
Bafa Gölü, nesli tehlike altında bulunan
birçok kuş türüne üreme ve kışlama ortamı sağlıyor. Bölgede son günlerde etkili
olan yağışlar nedeniyle Bafa Gölü temizlenirken balıkçılık faaliyetleri de yeniden başladı.
Milas Kaymakamı Fuat Gürel, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Bafa Gölü'nde
yaz aylarında yaşanan çevre kirliliğinin
ortadan kalktığını söyledi.
Özellikle son yağışlarla gölün kirlilik seviyesinin kabul edilebilir ölçülere gerilediğini
belirten Gürel, "Bafa Gölü normal haline
dönmüş durumda. Balıkçılık faaliyetleri
devam ediyor. Yazdan kaynaklı sıkıntılar
bertaraf edildi. Şu an her şey yolunda
gözüküyor. Bölgede, sivil toplum örgütlerinin kirlilikle alakalı duyarlılık yaratma adına
çalışmaları sürüyor. Kamu kuruluşları da,
üniversiteler de inceleme yapıyorlar.
Önümüzdeki günlerde Bafa Gölü'ndeki kirliliğin önlenmesiyle alakalı güzel gelişmeler
olur ümidindeyim" dedi.
Gürel, bölgede etkili olan yağışın Büyük
Menderes Nehri'nin su seviyesini yükseltti-
ğini vurgulayarak, "Bafa Gölü'nde yağışların ardından su seviyesi yükseldi ve Büyük
Menderes'ten göle verilen su akımı, göl
üzerinde oluşan yosunları temizledi. Göle
yıl boyunca sürekli temiz su veriyoruz. Son
yaşanan yağışla verilen su seviyesi de artış
gösterdi" diye konuştu.
Bafa Gölü'nün köyleri için vazgeçilmez
olduğunu ifade eden Kapıkırı Köyü
Muhtarı Necmettin Mekeci ise göldeki kirliliğin ve kirliliğin neden olduğu kokunun
ortadan kalktığını söyledi
Kirliliğin ortadan kalkmasıyla balık çeşitliliğinde de artış yaşandığını vurgulayan
Mekeci, şunları söyledi:
"Geçtiğimiz yaz ayında Bafa Gölü'nde
çok yoğun bir kirlilik yaşandı. Yağışlarla
birlikte şu an gölde durum tamamen normale döndü. Balçık benzeri görüntü ve
koku ortadan kalktı. Kirlilik sürecinde balıkçılarımız hiç av yapamıyordu. Yakaladıkları
balıklar bile hemen bozuluyor, satış yapılamıyordu. Şimdi kooperatife bağlı 270
balıkçı gölden geçimini sağlıyor. Daha çok
kefal, levrek, yılan balığı ve çupra balığı
yakalanıyor. Bafa Gölü, ilkbahar ve sonbahar aylarında yoğun olarak ziyaretçi alır. Şu
an gölümüz, tüm güzelliğini sergileyerek
ziyaretçilerini beklemekte."
Bafa Gölü'nde 60 yıldır balıkçılık yaparak
geçimini sağlayan Mehmet Akgün ise 80'li
yıllarda gölde tatlı su balıklarının da bulunduğunu, susadıkları zaman gölden su
içtiklerini söyledi. (AA)
Hasta oğlu için anne sütü çağrısına
yurt dışından bile yanıt geldi
EDİRNE - Keşan ilçesinde yaşayan
Türkan Kürklüoğlu'nun, beyincik kanserine yakalanan 19 yaşındaki oğlu İsmet
Polat Kaşıkçı için sosyal medyadan yaptığı "anne sütü" çağrısına yurt içinden ve
yurt dışından yanıt geldi.
Anne Türkan Kürklüoğlu, AA muhabirine yaptığı açıklamada, oğlunun geçen yıl
üniversite sınavına hazırlandığı sırada
rahatsızlandığını söyledi.
Baş ağrısı çeken oğluna beyincik kanseri tanısı konulduğunu ve ameliyat edildiğini belirten Kürklüoğlu, şöyle konuştu:
"Tedavi sürecinde birinci kemoterapi
kısmını atlattık, ikinciye devam ediyoruz.
Oğlum hastanede kaldığı sürede kan
değerleri 900'ü gösteriyordu ve kemoterapiye devam edemiyorduk. 15 gün kan
değerlerini yükseltemedik. Böyle bir
derde düşüldüğü zaman ve özellikle de
anneyseniz evlanız için çırpınıyorsunuz.
Ben çok araştırdım. Bu arada televizyonda bir profesörün konuşmasına denk geldim. Anne sütünün kan değerlerini yükselttiğini ve bağışıklığı kuvvetlendirdiğini
1
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
2
3
4
5
6
söyledi. Bunun üzerine sosyal medya
üzerinden anne sütü aradığıma dair
mesaj gönderdim."
Kürklüoğlu, sosyal medyadaki mesajının ardından çok güzel geri dönüşler aldığını söyledi.
Hem yurt içinden hem de yurt dışından
arayanların oğlu için anne sütü göndermek istediğini aktaran Kürklüoğlu,
"Yunanistan'dan bir anne aradı. Bebeğini
hiç emzirmemiş. Sütünü paketleyip buzla
muhafaza ederek gönderdi. 4.30'da bana
bu süt ulaştı. Hastanede bu sütü oğluma
içirdim. Kan değerleri 4 bine yükseldi ve
7
8
9
10
tedaviye devam edebildik" diye konuştu.
Kürklüoğlu, kanıtlanmamış olmasına
rağmen anne sütünün faydasını gördüklerini vurguladı. Edirne'den arayan bir
kadının da kendisine eşiyle süt gönderdiğini, yurt dışından arayanlar da olduğunu
aktaran Kürklüoğlu, şöyle devam etti:
"ABD, Almanya ve Hollanda'dan bile
arayanlar oldu ancak onların göndermek
istediği sütü kabul edemeyeceğim.
Hakikaten Allah razı olsun çok fazla süt
geldi. Türkiye'nin her yerinden Adana,
Antalya, Eskişehir, Konya, Kocaeli gibi
birçok ilden süt yağdı. Hatta beni bir
amca aradı, 'İki gelinim var, ikisi de yeni
doğurdu. Gerekirse sağıp gönderelim'
dedi. Bu sütlerin hepsini içirebilmem
mümkün değil. Oğlumun en fazla bir aylık
sütleri içmesi lazım. Şu an elimizdeki sütler kafi ama yarın öbür gün ihtiyacımız
olursa tekrar duyuracağım. Çok duyarlı
anneler var, annelere çok teşekkür ediyorum." (AA)
BULMACA
Soldan sağa:
1. Hokkadaki mürekkebe batırılarak yazı yazmaya yarayan ve değişik uçları
olan bir tür kalem. – Bir peygamber. 2. İşletilen paranın faiz katılmamış
bütünü. – Tümör. 3. Tenis oynama aracı. – Kanun. 4. Tibet öküzü. – Kumarda
ortaya sürülen para. 5. Senatörlerin toplandıkları yer. – Dolaylı anlatma. 6.
Giysilerin buruşukluklarını gidermeye yarayan kızgın araç. – Mersin ilinin bir
ilçesi. 7. Kürkü için avlanan bir hayvan, mink. – Arjantin’in plaka işareti. 8.
Klavsene benzeyen klavyeli bir çalgı. – Dolaşma, devir. 9. Ulusal Havacılık ve
Uzay Dairesinin kısaltması. – Evin bir bölümü. 10. İridyumun simgesi. –
Tırpana balığı. – Binek hayvanı. 11. Dualardan sonra söylenir. – İslamiyet’ten
önce Kâbe’de bulunan üç puttan biri. 12. Eskrimde bir kılıç türü. – Bir mülk
kaça satın alınmışsa, o mülke o para ile sahip olma, şufa. 13. Kabiliyet. – Bir
nota. 14. Astatinin simgesi. – Bir besin maddesi. – Gizem, giz. 15. Bir cetvel
türü. – Tayin. 16. Hitit. – Buyruk, komut. 17. Japonya’da kullanılmış eski bir
hacim ölçüsü. – Anakaralardan biri. 18. Şarap bardağı, içki kadehi. 19.
Endüstri, uran. – Mesafe. 20. Çanakkale ilinin bir ilçesi. – Tütün sergisi.
13
Yukarıdan aşağıya:
14
1. Ensiz. – Kasnağa gerilmiş kumaşa iğne veya tığla yapılan bir tür nakış. –
Yönetim bakımından bir tür bağımsızlığı olan büyük il. – Tavlada bir sayı. 2.
İyilik, ihsan, lütuf. – Korkuluk, küpeşte. – Değerli bir tür taş. 3. Osmanlı
Devletinde tarih yazarı. – Çelik çomak oyunu. – Titanın simgesi. –
Kayınbirader. 4. Altın kökü. – Japon şintosunda pirinç tanrısı. – Fırınları temizlemekte kullanılan ucu bezli sopa. – Belli, açık. 5. Lezzet. – Bayat olmayan. –
Eskişehir ilinin bir ilçesi. – Üzeri emayla kaplanmış olan. 6. Tekdüze, yeknesak. – Gizli bir tehlikesi olduğu sanılan, tekin
olmayan. 7. Sıvı, likit. – Lahza. – İç organlarımızdan biri. – İzmir ilinin bir ilçesi. 8. Bir işteki engelÇÖZÜMÜ
leri yenme kararlılığı. – Uzaklık anlatır. – Bir renk. –
BUGÜN
Mısırlı kadınların ulusal giysisi. – Güzel sanat. 9.
13. SAYFADA
Sansargillerden, tüyleri kahverengi, iyi yüzen, kürkü
beğenilen küçük bir hayvan, lutr. – Hamle. – İcar.
10. İri gövdeli bir papağan türü. – Ağrı Dağının eski
adı. – Hastalık, illet. – İki tarla arasındaki sınır.
15
16
17
18
19
20
Hazırlayan: Ercan BOSTANCIOĞLU
11
TÜRKÇE BAKIŞ
Prof. Dr. Nurullah Çetin
[email protected]
SURİYE MESELESİNE ATATÜRK BAKIŞI
Rabbi.
Bugünlerde Suriye patırtısı gündemi
işgal ediyor. Aslında bu mesele, salt
Tâ ki yükselsin ezanlarla müeyyed
Suriye meselesi değildir. Suriye, empernâmın,
yalist Haçlı-Siyon ittifakının İslam dünGalip et, çünkü bu son ordusudur
yasını işgali genel meselesinin bir parçaİslâm'ın!"
sıdır. Mesele şudur:
Atatürk’ün ordusu Türk vatanını, devAmerika’nın liderliğinde Batı emperletini ve milletini tehdit eden kim olursa
yalizmi İslam dünyasının yer altı ve yer
olsun Amerika’dan, şundan bundan emir,
üstü zenginliklerini yağmalayıp talan
izin ve müsaade alma ihtiyacında değildi.
etmek ve bu dünyayı İslamsızlaştırıp
Atatürk’ün İslam ordusu, Haçlının emir
Hristiyanlaştırmak için Büyük Orta Doğu eri değildi, tam tersine Haçlıya karşı direadında bir projeyi yürürlüğe koydu.
nen bağımsız millî bir iradeye sahipti.
Bu bağlamda İslam dünyasına ait millî
Ancak Atatürk’ten sonraki süreçte
devletleri kendi içlerinde etnik köken,
istiklalci bağımsız millî Türk devleti,
mezhep, coğrafî farklılık, hayat tarzı gibi
hemen hemen bütün kurumlarıyla Batı
unsurlara dayalı farklılıkları kaşıyarak
emperyalizmine bağlandı, dolaylı sömürMüslümanları birbiriyle çatıştırıp bölüp
ge sistemine geçildi.
parçalama politikası uyguluyor.
Atatürk’ten sonra Türkiye, bir dönem
Irak, Afganistan, Libya, Mısır, Tunus
demokrasici sivil vesayetçi kadrolar, bir
gibi ülkelerden sonra şimdi de Suriye’ye
dönem NATO generallerinden oluşan
yönelik bir eylem içinde. Fakat Suriye’yi
askerî vesayetçi kadrolar tarafından
de, arkadaşa sen Orta Doğu’nun padişahı- nöbetleşe olarak yönetilmemekte; Batı
sın filan diye sırtını sıvazlayarak işi
emperyalizmi adına “idare edilmekteTürkiye’ye havale etmiş durumda.
dir!”. Bugün de idare edilmeye devam
Hiç masraf etmeden ve kendi askerinin ediyoruz. Türk, istiklalci efendi ruhunu
ölümüne sebep vermeden angaryayı
tekrar kazanıncaya, Haçlıya esareti norTürkiye’ye yüklemek istiyor. Bunun için
malleşme, değişim, ileri demokrasi,
Amerika, Avrupa ve İsrail üçlüsünden
uygarlık, çağdaşlık bilmem ne diye algıoluşan Haçlı-Siyon emperyalizmi, yeni
lamaktan vazgeçinceye kadar “idare edilbir taktikle Müslümanı Müslümana kırme” sürecinde tutulacaktır.
dırma, sonra da gelip akbabalar gibi leşe
Atatürk’ün, Haçlı karşısında bağımsız
çullanma oyunu oynuyor. Türkiye hükûmillî irade insiyatifi kullanan Türk ordumetiyle, ordusuyla, milletiyle, bütün
su, 1951’de Haçlı ordusu olan
kurumlarıyla bunun farkına varmalı ve bu NATO’nun bir birliği haline dönüştürülHaçlı-Siyon oyununa gelmemelidir.
dü. Bugün ordumuz, NATO tarafından
Zira bu coğrafyada tarih boyunca hiçSuriye’ye girmesi için zorlanmaktadır.
bir Türk Devleti, tabii hiçbir Türk ordusu, Büyük Şeytan Amerika, işbirlikçileri
gâvurun keyfi ve menfaati için hiçbir
Avrupa ve İsrail, doğrudan ve dolaylı yolmüslümana saldırmamıştır. Tam tersine
lardan tahriklerle iki Müslüman ülkeyi
tarih boyunca “asâkirullah” (Allah’ın
birbirine kırdırmaya çalışmaktadır.
askerleri), “cündüllah (Allah’ın ordusu)”
Amerika ve Avrupa Birliği vesayeti
ve ”Mehmetçik” (Küçük Muhammedler
altında siyaset yaparak ayakta kalabileordusu) olarak bilinen Müslüman Türk
ceklerine inanan arkadaşlar, bir gün önce
orduları, Haçlı saldırılarına karşı
ciğer kuzu sarması oldukları Suriye
can
Müslümanları koruyan bir konum ve
yönetimine ertesi gün efelenmeye başlaeylem içinde olmuştur.
dılar.
1095’ten itibaren onlarca kez tekrarlade orada demokrasi yokGerekçeleri
nan Haçlı saldırılarına karşı Türk orduları
muş, devlet halkına zulmediyormuş,
Allah’ın askeri ve İslam kahramanı olabizim oraya demokrasi götürmemiz ve
rak savaştı. En son Millî Mücadele de
ora halkını zulümden kurtarmamız lazımböyledir.
mış. Bir gün evvel orada demokrasi var
Haçlı saldırıları ile Büyük Orta Doğu
mıydı? Hem başka devletlerin rejimini
Projesinin hedef ve amaçları aynıdır.
Haçlı saldırılarının iki temel hedefi vardı: değiştirmek, ne zamandan beri bizim işimiz olmaya başladı?
1.Kudüs’ü Müslümanların elinden
Her şeyden önce Türk ordusunun ve
almak, yani bu coğrafyayı
devletinin başka egemen bir devletin rejiHristiyanlaştırmak,
mini değiştirmeye çalışmak gibi bir gör2.Ticaret yollarını ele geçirmek ve bu
evi yoktur. Ama Türk devleti ve ordusucoğrafyayı işgal etmek yani ekonomik.
nun önce kendi devletini, milletini ve
Bugünün modern haçlı orduları da
vatanını tehdit eden düşmanlara karşı
Birleşmiş Milletler ve NATO adı altında
mücadele etmek gibi bir görevi vardır.
aynı 2 hedef için çalışıyorlar.
Türk milleti tarafından kendilerine Türk
Türk’ün son başbuğu Mustafa Kemal
devletini işletme görevi verilen arkadaşAtatürk de Millî Mücadeleyi o dönemin
lar, Türk ordusunu Suriye’den önce
Haçlı orduları olan ve kendilerine İtilaf
devletleri denilen İngiltere, Fransa, İtalya, Kandil’e göndermelidir.
Zira Kandil merkezli PKK eşkıya çeteYunanistan ve Amerika’ya karşı verdi.
Atatürk’ün ordusu, Yahya Kemal’in tabiri si, Türk milletine Suriye devletinin kendi
ile Haçlı sürülerine karşı savaşan İslam’ın halkına yaptığı zulmün bin mislini yapıHer gün benim evlatlarım kalleşçe,
yor.
son ordusu idi.
acımasızca, haince şehit edilirken Türk
Yahya Kemal, 26 Ağustos 1922'de
ordusunun ilk gideceği yer Kandil’dir,
Büyük Taarruz'un başlaması üzerine, "26
Kuzey Irak’tır. Suriye’nin halkına zulAğustos 1922" adıyla şu muhteşem şiiri
münden önce PKK’nın Türk milletine
yazdı:
zulmünü önlemeye çalış. Arkadaşlar
"Şu kopan fırtına Türk ordusudur yâ
Suriye’deki zulme seyirci kalmak istemiRabbi.
yorlarmış. (DEVAM EDECEK)
Senin uğrunda ölen ordu, budur yâ
Ergene’deki arıtma
tesisleri tamamlanıyor
ISPARTA - Orman ve Su İşleri
Bakanlığı Müsteşarı Lütfi Akca,
Ergene nehrinde 12 arıtma tesisinden
6'sının tamamlandığını, 4'ünün nisan
ayı içerisinde, 2'sinin de yıl sonu
tamamlanacağını kaydetti.
Akca, Isparta'daki bir otelde Dünya
Sulak Alanlar Günü dolasıyla düzenlenen toplantıda yaptığı konuşmada,
sulak alanların ekosistem içerisinde
eşsiz bir rol oynadığını söyledi.
Sulak alanların korunması ihtiyacının bulunduğunu bu korumanın
sadece belli kurumların katkısı değil
tüm toplum marifetiyle olması gerektiğini ifade eden Akca, her ferdin üzerine düşen görevlerinin olduğunu
kaydetti.
Ekosistemin en önemli birleşimlerinden birinin sulak alanlar olduğunu
belirten Akca, ekosistemin en üretken kısmının da sulak alanlar olduğunu dile getirdi. Ekosistemdeki tüm
canlıların üzerine düşen görevi yaptığını ancak insanın müstesna olduğunu anlatan Akca, insanların kendi
üzerlerine düşen görevi yapması
gerektiğini vurguladı.
Sulak alanların koruma ve kullanma
dengesi içerisinde olması gerektiğini
vurgulayan Akca, "Sulak alanlar,
biyolojik özelliklerinin yanı sıra önemli
su kaynaklarıdır. Biz bakanlık olarak
tüm su kaynaklarımız
için 2008 yılından itibaren başlattığımız çalışma ile havza koruma
eylem planlarını hazırladık. Bu eylem planları
çerçevesinde
Türkiye'nin 25 havzasının tamamında su kirlili-
ğine karşı tedbirlerin nerede, ne
zaman, kim tarafından alınması
gerektiğini belirleyerek, planlar haline
getirdik. Geçtiğimiz yıl da bunları
Yüksek Planlama Kurulu kararları
haline getirerek, bir havza stratejisi
olarak yayınladık" ifadelerini kullandı.
Bu kararların uygulamasında diğer
kurumlara büyük görevler düştüğünü
belirten Akca, 2 yıl önce kurulan
koordinatörlüklerce havzalardaki
mevcut durumu takip etmeye başladıklarını kaydetti.
Bunlardan önemli neticeler aldıklarına dikkati çeken Akca, şöyle konuştu: "Ergene havzası, Türkiye'nin su
kirliliği açısından adeta kangren
olmuş bir nehri. Plansız sanayileşme,
nüfus yoğunluğu sebepleriyle hiç bir
canlının yaşamadığı adeta simsiyah
akan nehri, koruma altına aldık. Şu
anda Ergene nehrinde 12 arıtma tesisinden 6'sı tamamlandı. 4'ü nisan ayı
içerisinde, 2'si de yıl sonu tamamlanacak. Buradaki tekstil sanayisi kuruluşlarının alacağı tedbirleri daha etkin
hale getirmek için, onları organize
sanayi bölgesi haline getirdik. Ortak
ileri arıtma tesisleri kuruluyor. Bu arıtmalardan çıkan suların da Marmara
Denizi'ne deşarjı sağlanarak Ergene
Nehri bu kirlilik baskından kurtarılıyor." (AA)
12
Bölgeyi Türkiye
heyecanı sardı
6 Şubat 2015 Cuma
ANKARA- Başbakan Ahmet
Davutoğlu, AK Parti'nin Türkiye'de
elde ettiği başarının Ortadoğu halkları üzerinde büyük bir heyecan
yarattığını söyledi.
Davutoğlu, Kanal 7 ve Ülke TV
kanallarının ortak canlı yayınında
gündeme dair soruları yanıtladı.
Mısır'da Müslüman Kardeşler
Örgütü'ne (İhvan) yönelik baskılar ve
İslam dininin IŞİD adlı terör
örgütünün kanlı eylemleriyle
özdeşleştirilmesine yönelik soruyu
yanıtlayan Davutoğlu, "AK Parti'nin
elde ettiği başarı Ortadoğu halkları
üzerinde büyük bir heyecan yarattı.
Arap baharında da Kahire'de olsun,
Tunus'ta olsun, Libya'da olsun elde
edilen AK Parti'nin sağladığı başarı
benzeri bir başarı" ifadesini kullandı.
AK Parti'nin Ortadoğu halkları
arasında yarattığı heyecanın kendileri için önemli olduğuna işaret eden
Davutoğlu, sözlerine şöyle devam
etti:
"İnsanoğlunun bedeni dürtüleri
dışında insanı farklı kılan en önemli
hususiyeti ve Allahu Teala'nın ona
kendisinden bir şey gibi zerk ettiği
bir husus yani birçok Esmaül
Hüsna'nın insanda tecelli etmesi gibi
hususlardan bir tanesi bilinme, tanınma arzusudur. Bilinmek tanınmak
kibire gitmediği zaman insani bir
husustur. İnsanoğlunun vakar sahibi
olması bu sebeple. 'Ben varım, tarihin bir parçasıyım, özneyim' demek
ister. İnsan nesneleşmeyi arzu
etmez."
"Kendi rızasıyla itaat etmek
insanoğlunun tabiatında var.
Ortadoğu'daki rejimlerin rızayı yok
etmeleri sonucu Ortadoğu halkları
sokağa düştü" değerlendirmesinde
bulunan Davutoğlu, şunları kaydetti:
"İnsanoğluna öyle bir duygu verilmiştir ki insanoğlu kendisi olmak
ister. Birisinin kendisine bir şey dayatmasından rahatsız olur. Kendisi
olamadığı zaman insanlıktan uzaklaştığını düşünür. İtaat edecekse teslimiyette olacaksa kendi iradesiyle
olsun ister. Rızasıyla itaat etmek
ister. Tutup da ona baskıyla 'itaat
edeceksin' dediğiniz zaman buna
karşı çıkar. Ortadoğu rejimleri rızayı
yok ettiler. İdeolojisi Stalinist yöntemlerle kurulan Baas ideolojisine
itaat, rızayla olan bir şey değildi. O
sebeple kitleler sokağa düştü. Bu
imizin açıkçası İslam dünyasının
geleceği konusunda hem kaygılanması hem de çok yoğun bir çabayla
bu algı ve siyasi operasyonlara karşı
dimdik, dipdiri ayakta olmamız
lazım. Ama en önemlisi de hala
İslam dünyasında bir ümit olmak,
din varoluşunu koruyabilmek için
Türkiye'de AK Parti tecrübesini,
demokratikleşme ve özgürlük
mücadelesini mutlaka başarılı kılmak
zorundayız."
-"Seçime kesinlikle Konya'dan
gireceğim"Davutoğlu, genel seçime ilişkin
bir soruya karşılık, seçime kesinlikle
Konya'dan gireceğini, buna karşılık
tüm milleti temsil edeceğini vurguladı.
anlamda İslam ilk defa bir dinin rıza
Tunus'ta seküler bir Arap siyasi
Davutoğlu, sözlerini söyle
ile bir sosyal düzen kurmasının en iyi hareketin lideri olan Sipsi'yi sırf halk
örneklerinden biridir. İslam hiçbir
desteğini alarak seçimleri kazandık- sürdürdü:
"Seçildikten sonra herkes
zaman baskıcı olmamıştır. Tevhid
ları için desteklediklerini vurguladı.
Türkiye milletvekilidir. Konya'dan
inancı bağlamında söylüyorum.
-"IŞİD bir projedir"seçilirsiniz ancak seçildiğiniz andan
İslam'ın herhangi bir ideolojiyi, bir
IŞİD terör örgütünün, toplumsal
itibaren bütün bir milleti temsil ederkişiyi putlaştırması mümkün değil.
tabanı olan barışçıl İhvan hareketi
Oradan hareket ettiğinizde Allah'a
boğularak yerine getirildiğini anlatan siniz. Bu bakımdan hiçbir vilayetin
diğerinden farkı yok. Tabii ki ben
muhabbetle iman eden birinin de
Davutoğlu, "İhvan hareketi toplumKonya'dan gireceğim onda hiç
onun yarattığı birine zulüm etmesi
sal tabanı olan, Müslüman ve
şüphe yok, yalnız gelecek dönemle
mümkün değil. Bizim dinimiz merbarışçıl bir hareket olarak devam
ilgili olarak 2019'da şayet Allah ömür
hamet dini, selam dinidir. Biz böyle
etseydi, hep barışçıl yollarla İslam
verir yine buralarda olursak bazı
bir merhamet dininin temsilcisi
siyasasında bir örnek oluşturacaktı.
vilayetlere meydan okuyucu olaolarak siyasete bakıyoruz."
Onu boğdular, boşalan alana da
cağım. 'Büyükşehir belediyelerinden
Davutoğlu, İhvan hareketini
DAİŞ girdi ve bu birilerinin hoşuna
hangisi Konya'yı geçerse 2019'da
halkın desteklediği barışçıl bir
gitti" dedi.
ondan girebilirim' diyorum. Hem
hareket olduğu için desteklediklerini
IŞİD'in yaratılmasının bir proje
Konyalıları teşvik ediyorum, onlara
anlatarak, şunları ifade etti:
olduğunu kaydeden Davutoğlu,
güvenimi yansıtıyorum hem de
"AK Parti'nin başarısı, barışçıl
"Çıkış dinamikleri itibarıyla hiçbir
diğerlerini hayırda yarışa davet ediyyöntemlerle bir Müslüman toplumda proje bir şart oluşmamışsa başarılı
orum, hayırlısı bakalım."
rıza ilişkisinin doğduğunu gösteren
olamaz ama böyle bir hareketin
-"Anketlerde yüzde 48 ile yüzde
bir örnektir. Yani başarılı oluyorproje olmaması da mümkün değil"
52 arasındaki bir banttayız"sunuz. Kimseye baskı yapmadan
diye konuştu.
AK Parti'nin yaptırdığı seçim
insanlar size oylarını veriyor. Sürekli
Davutoğlu, IŞİD hareketinin sosyanketlerine ilişkin soruya verdiği
test ediliyorsunuz. Test edilmeyen
olojisinin, Suriye'deki Beşşar Esed
yanıtta Davutoğu, şu ana kadar 5 ay
rejimler, AK Parti örneğinde bundan rejiminin baskıları, Filistin'de sürekli
çekindiler. Test edilmeden otoriteyle tahkir edilmişliğe, ideolojik bir körlük içinde düzenli olarak her ay, çalışmaları nedeniyle güvendikleri iki-üç
rızası alınmadan baskı ile idare
ve zalimce olsa bile duyulan tepkianket şirketinin yaptığı çalışmalarda
edilen kitleler de heyecan duydular.
den kaynaklandığı belirtti.
yüzde 48,5'in altını görmediklerini
Bu bir başarı hikayesiydi. Bu başarı
IŞİD'in Ürdünlü pilotu kafese
hikayesiyle harekete geçen barışçıl
koyup yakarak öldürmesine de gön- söyledi.
Davutoğlu, "Birçok ankette
siyasi hareketler Mursi ve İhvan o
dermede bulunan Davutoğlu, bir
yüzde 51,5'e kadar çıktığımız oldu.
anlamda önemlidir. Yoksa biz hiçbir
insanın yakılmasının Hz.
Yüzde 48 ile yüzde 52 arasındaki bir
şekilde ne İhvan hareketinin
Muhammed'in sünnetine de aykırı
banttayız. Son gelen anketler yüzde
Türkiye'deki temsilcisiyiz ne de her- olduğunu söyledi.
49,5, yüzde 50'yi görüyor. Ama yethangi bir demokratik topluma bu
Davutoğlu, şöyle devam etti:
mez bizim için bugün AK Parti'li olan
anlamda uzağız."
"Savaş durumunda dahi bir
vardır, bir de yarın AK Parti'li olacak
Davutoğlu, Sünni olmadığı halde insanın yakılması İslam geleneğine
İyad Allavi'yi Irak'ta seçimi kazanmış tamamen aykırıdır. Hz. Ali ahlakı bu, olan. İnşallah yüzde 50'yi aşar.
Bütün vatandaşlarımızın kalbine
olması nedeniyle desteklediklerini,
Kerbela ahlakı bizde. Dolayısıyla
girene kadar uğraşacağız" değeryine aynı şekilde Lübnan'da seküler burada çok büyük bir oyun var, bir
lendirmesinde bulundu.
bir Sünni olan Fuad Sinyora'yı,
tuzak var. Bu tablo karşısında hep-
CHP, ‘geleceği birlikte kuruyor’
ANKARA - CHP Genel Başkanı
Kemal Kılıçdaroğlu, engellilerin
sorunlarına ilişkin engelli dernekleriyle fikir birliği sağladıkları 11
başlığın, seçim bildirgelerinde yer
alacağını söyledi.
Kılıçdaroğlu, partisince
Ankara'da bir otelde düzenlenen
"Geleceği Birlikte Kuruyoruz"
toplantıları kapsamında, engelli
derneklerinin temsilcileriyle bir araya
geldi. Basına kapalı yapılan toplantının ardından açıklamalarda bulunan Kılıçdaroğlu, toplumda sorunları
en derinden yaşayan kesimin,
engelliler olduğunu vurguladı.
Düzenledikleri toplantıyla
engellilerin sorunlarını görüştüklerini
ve düşüncelerini aldıklarını aktaran
Kılıçdaroğlu, katkıları için dernek ve
konfederasyon yöneticilerine
teşekkür etti. Toplantıyı Konyalı
Hediye'ye armağan ettiklerini
bildiren Kılıçdaroğlu, "Hediye 30 yaşında ve
beyin felci geçirmiş bir kardeşimiz, babası diyor
ki: 'Hediye bir gün bizden bir şey istedi fakat
ne istediğini bir türlü anlatamıyor, 3 ay sonra
öğrendik ki Hediye bizden parfüm istiyor. Biz
oysa şöyle düşünüyorduk: karnını doyurduk,
altını temizledik, bir sorunu yok. Ama o bir
kadın ve o parfüm istiyor.' O nedenle bu
toplantıyı Hediye'ye adıyoruz" dedi. Toplantıda
11 konu üzerinde fikir birliği sağlandığını
aktaran Kılıçdaroğlu, dernek yöneticilerinin,
"yapılan sosyal yardımların, bir sömürü aracı
olarak kullanılmamasını" istediklerini belirtti.
Kılıçdaroğlu, dernek yöneticilerinin, "Biz
onurlu bireyleriz, onurumuzla oynanmasın.
Sosyal yardımları zaten devletin bütçesinden
alıyoruz, dolayısıyla bunun istismar konusu
edilmesi doğru değil" dediğini ifade etti.
Dernekler ve konfederasyonların objektif
koşullarda bütçeden yardım yapılması talepleri
olduğunu da anlatan Kılıçdaroğlu, "Bir üçüncü
konu, 'biz engelliler olarak kentlerde rahatlıkla
dolaşamıyoruz, kentler bizim için yaşanamaz
unsurlar olarak ortaya çıktı, oysa bizde kentin
sosyal yaşamından yararlanmak istiyoruz' diyorlar" değerlendirmesinde bulundu.
Katılımcıların, bu konuda bir yasa çıktığını
ancak belediyelerin gereğini yapmadığını
söylediğini de dile getiren Kılıçdaroğlu, yöneticilerin gereğini yapmayan belediyelere ağır
yaptırımlar uygulanması talepleri olduğunu kaydetti. Engellilerin "Muhtaçlık aylığı tanımlaması,
bizim onurumuza dokunuyor" dediğini belirten
Kılıçdaroğlu, engellilerin buna "Engelli Yaşam
Aylığı" denmesini istediğini vurguladı.
Engellilerin iş yaşamında görev almak istediklerini açıklayan Kılıçdaroğlu, ayrıca iş yeri
çalışma koşullarının da engelliler için
uygun hale getirilmesini istediklerini
ifade etti.
Kılıçdaroğlu, engellilerin parlamentodan güzel yasalar çıktığını
söylediğini ancak uygulamada sıkıntılar yaşadıklarını anlattıklarını vurgularken, engellilerin yasaların kendilerine sağladığı hakların kısıtlanmamasını istediklerini de söyledi.
Dernek yöneticilerinin yedinci
konu olarak, engellilerin iyi koşullarda eğitilmesi talebini ilettiklerini
anlatan Kılıçdaroğlu, "özel eğitim
kurumlarının güçlendirilmesi, kaynaştırma eğitimine de önem verilmesi" talebini açıkladı.
Toplantıda zihinsel engellilerin
eğitiminin de konuşulduğunu ifade
eden Kılıçdaroğlu, "Zihinsel
engellilerin çok daha ağır koşulları
var, aileler 'bizim de cenaze törenlerimiz, düğünlerimiz oluyor, en azından zihinsel engelli çocuklarımızı bir kaç
saatliğine bırakabileceğimiz yerler olmalı', bu
insani taleplerin belediyeler tarafından karşılanması gerekiyor" dedi. Engellilerin sağlık ve
tedavi hizmetleri dolayısıyla kendilerinden katkı
payı alınmamasını istediklerini de aktaran
Kılıçdaroğlu, engellilerin bu konuda pozitif
ayrımcılık yapılmasını istediğini söyledi.
Kılıçdaroğlu, engellilerin siyaset de yer alma
talepleri bulunduğunu da dile getirirken,
engellilerin açacağı davalarda mahkeme
harçları ve icra takiplerinden muaf olmak istediklerini de açıkladı.
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu,
"Konfederasyon ve dernek başkanı
arkadaşlarıma şunu açık yüreklilikle söyleyebilirim; bu 11 konu CHP'nin seçim bildirgesinde yer alacak" dedi.
haber
Türkiye, Fransa'nın
‘terörizm şüphelisi’
40 kişiyi iade etti
PARİS - Türkiye'nin Paris Büyükelçisi Hakkı
Akil, Türkiye'nin yabancı savaşçı olarak aranan
yaklaşık 40 Fransız vatandaşını Fransa'ya iade
ettiğini açıkladı.
Büyükelçi Akil, Türkiye ile Fransa arasında
yabancı savaşçılarla mücadele konusundaki
işbirliğiyle ilgili soru üzerine Türkiye'nin, bu
mücadelenin mutlaka savaşçıların çıkış yaptığı
ülkelerden başlaması gerektiği yönündeki
görüşünü anımsattı.
Ülkelerin kendi vatandaşlarının yurt dışına
çıkışlarını kontrol etmesinin önemini vurgulayan
Akil, "Ben, Türkiye Cumhuriyeti olarak, hangi
Fransız vatandaşının yabancı savaşçı olduğunu,
hangisinin olmadığını ayırt edemem. Bunu
benim havalaanındaki veya diğer yurt içine girişlerdeki sınır polisimin bilmesi imkansız. Ancak
hareket noktasındaki ülkeler bize bilgi akışı
sağlarlarsa işbirliği yapabiliriz" dedi.
Konunun gerek Fransız gerekse diğer ülke
makamlarıyla paylaşıldığını belirten Akil, "Bu
işbirliği, ilk başlarda maalesef sağlıklı yürümedi,
ama şimdi daha somut adımlar atıldı. İşbirliğinin
daha iyi yürüdüğünü söyleyebiliriz. Kaynak
ülkeler bu işin ciddiyetine vardılar" diye konuştu. (AA)
Yargıtayda seçim 10 Şubat’ta
ANKARA - Yargıtay Başkanı Ali Alkan'ın 9
Şubat'ta yaş haddinden emekliye ayrılmasıyla
boşalacak başkanlık için 10 Şubat'ta seçim yapılacak. Alkan'dan boşalacak Yargıtay 1. Başkanlığı için
5 kişi adaylık dilekçesi verdi.
Buna göre, 10 Şubat'ta yapılacak seçimde, 3.
Ceza Dairesi Başkanı Erdal Gökçen, 20. Hukuk
Dairesi Başkanı Feyzi Altınok, 13. Ceza Dairesi
Başkanı İsmail Rüştü Cirit, 6. Ceza Dairesi Üyesi Ali
Suat Ertosun ve Yargıtay Cumhuriyet Başsavcıvekili
Mehmet Ekmekçi yarışacak.
Yargıtay Başkanı seçilebilmek için üye sayısının
salt çoğunluğunun oyunu almak gerekiyor. İlk üç
turda adaylardan biri yeterli çoğunluğu sağlayamazsa üçüncü turda en çok oyu alan 2 aday
dördüncü ve beşinci turda yarışacak. Bu turlarda da
sonuç alınmazsa yeniden başa dönülerek turlara
devam edilecek.
Yargıtay Başkanı Ali Alkan için 9 Şubat'ta veda
töreni düzenlenecek. Alkan, törende veda konuşması yapacak.
Alkan, 9 Şubat 1950'de Kızılcahamam'da doğdu.
Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesinden 1973'te
mezun olan Alkan, askerliğini Antalya'da yedek
subay olarak yaptı.
Ankara hakim adayı olarak mesleğe başlayan
Alkan, sırasıyla Pervari, Çayıralan, Haymana
Hakimliği, Ankara Ticaret Mahkemesi Üyeliği ve
Başkanlığı ile Ankara Adli Yargı Adalet Komisyonu
Başkanlığı görevlerinde bulundu.
Alkan, 1997'de Yargıtay Üyeliğine, 2009'da
Yargıtay 13. Hukuk Dairesi Başkanlığı'na seçildi. 7
Mayıs 2012'den bu yana Yargıtay Birinci Başkanlığı
görevini yürüten Alkan, evli ve bir çocuk babası.
Tazminat teselli eder mi?
KAHRAMANMARAŞ - Kahramanmaraş 2. Asliye
Hukuk Mahkemesi, Esas Hava Taşımacılık Turizm
Ticaret Şirketi'nin, 25 Mart 2009'da meydana gelen
helikopter kazasında hayatını kaybeden aralarında eski
BBP Genel Başkanı Muhsin Yazıcıoğlu ile 2 kişinin
ailelerine 1 milyon 356 bin lira maddi ve manevi tazminat ödemesine hükmetti.
Göksun ilçesinde yaklaşık 6 yıl önce meydana gelen
helikopter kazasında hayatını kaybeden 6 kişiden
Muhsin Yazıcıoğlu, Yüksel Yancı ve pilot Mustafa Kaya
İstektepe'nin aileleri, farklı tarihlerde Kahramanmaraş
Adliyesi'ne müracaat ederek maddi ve manevi tazminat
davası açtı.
Kahramanmaraş 2. Asliye Hukuk Mahkemesi'nde
görülen davanın karar duruşmasında, "Davacıların
Muhsin Yazıcıoğlu'nu kayıp etmeleri nedeniyle ömürleri
boyunca onun yokluğunu ve manevi acısını yüreklerinde hissedecekleri her türlü kuşkudan uzaktır ve
tazminatın sebepsiz zenginleşmeye neden olmayacak
miktarda olmalıdır" görüşü savunularak, Muhsin
Yazıcıoğu'nun eşi ve çocuklarına, 206 bin lira maddi,
550 bin lira da manevi tazminat ödemesine karar verdi.
Mahkeme, Yancı ve İstektepe ailesinin 8 ferdine de
75'er bin lira manevi tazminat ödemesine karar verdi.
Buna göre, ilgili havacılık firmasının ailelere 1 milyon
356 bin lira maddi ve manevi tazminat ödemesi kararlaştırıldı.
Mahkeme ayrıca kaza tarihinden itibaren geçerli
olmak üzere yasal faizin işletilmesini ve sigorta şirketinin poliçe limitiyle sorumlu tutulmasına hükmetti.
Bu arada helikopter kazasında yaşamını yitiren
gazeteci İsmail Güneş'in ailesinin ise ilgili havacılık firması hakkında İstanbul'da maddi ve manevi tazminat
davası açtığı öğrenildi.
dış dünya
6 Şubat 2015 Cuma
13
Uzmanlar Çipras'ın
mesajlarına ihtiyatlı yaklaştı
Çipras: Kıbrıs’ta 2 bölgeli
2 toplumlu federal bir
çözümü destekliyoruz
Yunanistan Başbakanı
Aleksis Çipras'ın Güney
Kıbrıs Rum Yönetimi'ne
(GKRY) yaptığı ziyarette
adadaki soruna ilişkin
değerlendirmeleri
uzmanlar tarafından
ihtiyatlı karşılandı.
Uzmanlar, Çipras'ın ilk
açıklamalarının geleneksel Yunan hükümeti
politikalarının çizgisinde
olduğu görüşünde.
ANKARA - Yunanistan'da iktidara
gelirken merkez partilerin geleneksel
politikalarına karşı "radikal" değişiklikler getireceği söylemini kullanan
Çipras'ın Güney Kıbrıs'taki açıklamalarını AA'ya değerlendiren uzmanlar,
henüz kayda değer bir değişim beklemediklerini belirtti.
İstanbul Kültür Üniversitesi
Uluslararası İlişkiler Bölüm Başkanı
Prof. Dr. Mensur Akgün, Çipras'ın ziyareti esnasında perde arkasında
Anastasiadis ile "radikal" bir görüşme
yapmış olsa bile kameralara karşı
önceki Yunan hükümetlerinden farklı
tutum takınmadığına işaret etti. Akgün,
"Çipras bunca sorunla uğraşırken,
ekonomik anlamda kendi içerisinde bir
sürü engel aşmaya çalışırken ve iktidar
ortağı olan parti de bariz bir şekilde
milliyetçi iken Çipras'ın Kıbrıs'a gidip
de radikal açıklamalar yapmasını beklemiyordum" dedi.
Çipras'ın açıklamalarında sertleşme
olmadığını söyleyen Akgün, yeni Yunan
hükümetinin Kıbrıs sorununa katkıda
bulunmak gibi bir iddiası bulunmadığını
ifade etti. Çipras'ın Barbaros gemisi
hakkındaki açıklamasını "açık kapı"
olarak değerlendiren Akgün, geminin
bölgede bir pazarlık unsuru olarak
bulunduğunu dile getirdi. Akgün, şöyle
konuştu:
"Türkiye, tek taraflı olarak münhasır
ekonomik bölge ilan edilmesine ve
Kıbrıslı Türklerin hakkı korunmadan
hidrokarbonların aranmasına karşı çıktığını göstermek amacıyla Barbaros
gemisini orada tutuyor. Kapıyı açık tuttuğunu söyleyebiliriz Çipras'ın, pazarlığa hazır. Tutumu bundan önceki Yunan
Almanya’daki
PEGIDA hareketi
bölündü
BERLİN - Almanya'nın Dresden
kentinde geçen yıl ekim ayında ortaya
çıkan "Batı'nın İslamlaşmasına Karşı
Vatansever Avrupalılar" (PEGIDA) hareketinin sözcülüğü görevinden ayrılan
Kathrin Oertel, '"Avrupa İçin Doğrudan
Demokrasi" adlı yeni bir dernek kurdu.
Oertel, Dresden kentinde düzenlediği basın toplantıda, "Avrupa İçin
Doğrudan Demokrasi" derneğinin kendisini, Almanya Başbakanı Angela
Merkel'in başında bulunduğu ve merkez
sağda yer alan Hristiyan Demokrat Birlik
(CDU) partisinin sağında konuşlandıracağını söyledi. Derneğin "vatandaşa
yakın" ve "muhafazakar" olacağını ifade
eden Oertel, "Biz PEGIDA'ya karşıt bir
oluşum değiliz" dedi.
Oertel, derneğin, PEGIDA'nın gösteri
düzenleyeceği günlerde kesinlikle etkinlik yapmayacağını vurgulayarak bundan
dolayı Dresden kentinde gelecek pazar
için gösteri planladıklarını kaydetti.
Göçmen ve iltica konularının yeni
oluşumda da rol oynayacağını ifade
eden Oertel, koydukları hedeflere yönelik çalışmaları sürdüreceklerini, temel
hedef olarak "her alanda doğrudan
demokrasiyi" talep ettiklerini belirtti.
Oertel, avro karşıtı "Almanya için
Alternatif" (AfD) partisine üyelik başvurusunda bulunduğu ve bunun reddedildiği yönündeki haberleri de yalanladı.
Açıklamayı, PEGIDA hareketinden
ayrılan diğer beş kişinin yerine de yaptığını ifade eden Oertel, PEGIDA'dan
ayrılma sebepleri olarak, bu hareketin
Leipzig'deki uzantısı LEGIDA ile PEGIDA derneğinin eski başkanı Lutz
Bachmann'ın bundan sonra da organizasyon ekibinde yer alıp almamasıyla
ilgili tartışmaları gösterdi. (AA)
hükümetlerinden çok farklı değil, zaten
Kıbrıs sorunu konusunda böyle bir
iddia ile gelmediler. Diğer iddiaları var,
onları gerçekleştirmeden de kökleşmiş
sorunlar konusunda adım atmaları
mümkün gözükmüyor."
Akgün, radikal sol bir hükümetin
Türkiye ile ilişkilerin normalleşmesine
katkıda bulunacağını, Çipras'ın iyi niyeti ve barışçıl çabalarını Kıbrıs ve Ege
konusunda da gösterecek olurlarsa bu
durumda farkını göstereceğini söyledi.
Akgün, "Tehlike koalisyonun küçük
ortağından kaynaklanıyor. Savunma
Bakanının ilk icraatı Kardak kayalarını
ziyaret etmekti. Umarız bu tür şeyler
olmaz" değerlendirmesinde bulundu.
KKTC Yükseköğretim Denetleme ve
Akreditasyon Kurulu Üyesi Prof. Dr.
Mehmet Hasgüler, Çipras'ın adanın
çözümü hakkında "Kıbrıslı Türklerin ve
Kıbrıslı Rumların karar verecekleri bir
mesele" olarak tanımlama yapmadığına dikkati çekti. Hasgüler, "Çipras,
münhasır ekonomik bölgeden bahsetti
ve Birleşmiş Milletler Güvenlik
Konseyi'nin 186 sayılı kararına iştirak
etmiş oldu. Kendisi de durumu uluslararası kuruluşlara şikayet ediyor, egemenlik, saldırı olduğunu söylüyor. Bir
taraftan egemenliğin meşruiyetinin iki
halktan kaynaklandığını kabul etmiyor.
Bunun neresi radikallik?" ifadesini kullandı.
Hasgüler ayrıca kısa vadede müzakerelerin devam etmesini beklemediğini bildirerek, "SYRIZA'nın iktidar ortağı
Kıbrıs konusunda Türkiye'ye hiçbir
taviz vermeme niyetinde olan bir parti.
Çipras, küçük ortağına ayak uydurdu
gibi görünüyor. Muhalefetteyken Kıbrıs
konusunda söylediklerini Kıbrıs'a gelince hatırlamıyor. Doğal olan da budur"
değerlendirmesini yaptı.
Yunanistan'ın ekonomik bir çöküntü
içinde olduğunu ve klasik milliyetçiliği
aşamayacağını aktaran Hasgüler,
Çipras'ın farkını Avrupa Birliği içinde
Almanya'ya ve Fransa'ya karşı bir
mesafe koymak istemesiyle gösterebileceğini kaydetti. Hasgüler şu değerlendirmelerde bulundu:
"AB içerisinde Almanya'ya ve
Fransa'ya karşı bir mesafe koymak istiyorsa bunun yolu Kıbrıs'ta farklı bir
söylem geliştirmek ve Türkiye ile işbirliği yapacağı bir ortamı yakalamaktır. Bu
ülkelere ne kadar mesafe koyacağı ve
ekonomik olarak ne kadar kendi ülkesinin haklarını savunacağının yolu,
Türkiye ile ne kadar ekonomik işbirliği
yapabileceğinden geçeceğini düşünüyorum. Çipras bir farklılık yaratmak istiyorsa komşusu Türkiye ile ekonomik
işbirliğini derinleştirmelidir."
Almanya ve Fransa'nın adada
çözüm istemediğini anlatan Hasgüler,
Çipras'ın bu çözümsüzlük tutumunu
AB ile ekonomik pazarlığa dönüştürebileceğini dile getirdi.
Yunanistan Savunma Bakanı ve iktidarın küçük ortağı ANEL Partisi lideri
Panos Kammenos'un, Kardak olaylarının 19. yıl dönümü nedeniyle Kardak
kayalıklarının bulunduğu deniz bölgesine çelenk bırakmasını ise "1990'lı yıllara geri dönmek" olarak yorumlayan
Hasgüler, "Çipras'ın küçük ortağından
bu tür delilikler her zaman beklenebilir.
Onun için keşke Çipras bu konuda
hakkında bir şey söyleyebilseydi" dedi.
(AA)
İsrail, Filistin'e “yerleşmeye”
devam ediyor
Belçika terör suçlularını vatandaşlıktan
çıkarmayı planlıyor
(UCM) taşımayı planlıyor.
Filistin topraklarındaki Batı Şeria'yı
1967'de işgal eden İsrail, ele geçirdiği
topraklara Yahudileri kitleler halinde yerleştirmeyi devlet politikası haline getirdi.
İşgal ettiği topraklara yüz binlerce
vatandaşını sistematik politikayla yerleştiren İsrail, ilk etapta Kfar Etzion yerleşim yerini inşa etti. Daha sonra da yeni
yerleşim birimleri kurmaya devam eden
İsrail, Filistin'in 2011'de UNESCO'ya
tam üye olma hakkı kazanmasını gerekçe göstererek, özellikle Doğu
Kudüs'teki yerleşim faaliyetlerini hızlandırdı. O tarihten sonra İsrail, Doğu
Kudüs'te 550, Batı Şeria'da ise 300 yeni
konut inşaatı için faaliyete başladı.
Barış görüşmelerinin devam etmesi
için yerleşim faaliyetlerinin durmasını
isteyen Filistin tarafının şartına ise İsrail,
"masaya ön koşul getirilmemesi" ve
"yerleşimlerin tamamen durdurulmasının söz konusu olamayacağı" karşılığını
verdi. (AA)
Muhalefet partileri ve insan hakları
örgütleri ise hükümetin, göçmen ailelerin Belçika'da doğan fertlerini suç
işlemeleri durumunda vatandaşlıktan
çıkarma girişiminin ayrımcılık olduğu,
çifte vatandaşlığı bulunmayan ikinci
ve üçüncü nesil göçmenlerin tabiiyetsiz durumuna düşebileceği uyarısında
bulunuyor.
Flaman Yeşiller'den federal milletvekili Stefaan Van Hecke, "Böyle bir
önlem çok ileri gitmek olur çünkü
Belçika'da doğan ve yaşayan insanlardan bahsediyoruz. Bunlar biraz da
bizim sorumluluğumuz" dedi. (AA)
BRÜKSEL - Belçika'da merkez
sağ koalisyon hükümeti, terör suçlarından mahkum olanları vatandaşlıktan atmayı planlıyor.
Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri
Bakanı Didier Reynders, Fransızca
yayın yapan devlet televizyonu
RTBF'ye yaptığı açıklamada, hükümetin terör suçlarına bulaşan çifte
tabiiyetlilerin Belçika vatandaşlığından
çıkarılması teklifinin kapsamını genişletmeyi düşündüklerini söyledi.
Reynders, "Amacımız ikinci ve
üçüncü nesilleri de (aynı kapsamda)
ele almak. Çünkü ana sorun burada
yatıyor" dedi.
BULMACANIN ÇÖZÜMÜ
1
1
KUDÜS - İsrail'in, Batı Şeria 450
konut inşası için ihale kararı tepkiyle
karşılansa da Tel Aviv yönetimi, bu
konuda geçmişte olduğu gibi uluslararası camiaya kulaklarını tıkamaya
devam ediyor.
Uluslararası hukuku hiçe sayarak
1967 yılındaki "6 gün savaşı"ndan
sonra Batı Şeria ve Kudüs'te yerleşim
faaliyetlerine hız kesmeden sürdüren
İsrail, geçen cuma işgal ettiği topraklarda 450 konut daha inşa edeceğini açıkladı.
Yerleşim faaliyetlerini yakından takip
eden İsrail merkezli Peace Now sivil
toplum kuruluşu, yaptığı açıklamada,
Batı Şeria'da 114 konutun Adam'da,
156'sının Elkana'da 78'inin Alfei
Menaşe'de ve 102'sinin ise Kiryat
Arba'da inşa edileceğini duyurdu.
İsrail'in yakın müttefiki ABD yönetimi, İsrail Hükümeti'nin 450 yeni yerleşim birimiyle ilgili kararı için 'derin endişe' duyduğunu dile getirdi. Beyaz Saray
Sözcüsü Josh
Earnest, bu adımın
ve İsrail'in 1967 topraklarında devam
ettirdiği yerleşim politikasının İsrail-Filistin
barış müzakerelerindeki çabaları boşa
çıkartacağını ifade
etti.
Filistin tarafı ise
İsrail'in yerleşim faaliyetlerini, "uluslararası
hukuka aykırı bir suç"
olarak nitelendirerek,
konuyu Uluslararası
Ceza Mahkemesi'ne
rağmen Ankara ile diplomatik
kanalların açık tutulması gerektiği
görüşünü dile getirdi.
Yunanistan Başbakanı Çipras,
Güney Kıbrıs ziyareti kapsamında,
Rum siyasi partilerinin liderleri ve
Başpiskopos Hrisostomos ile de
görüştü. Daha sonra, 1955-1959
yıları arasında İngiltere'ye karşı
bağımsızlık mücadelesi verirken
hayatlarını kaybeden EOKA'cıların
mezarlığının bulunduğu Merkezi
Cezaevi'ne giden Çipras, burada
düzenlenen dini ayine katılarak
EOKA anıtına çelenk bıraktı.
Çipras, yarın da Kıbrıs Barış
Harekatı'nda ölen Yunan askerlerinin gömülü bulunduğu Egkomi'deki
mezarlığa gerçekleştireceği ziyaretin ardından İtalya'ya hareket edecek.
Çarşamba günü de Paris ve
Brüksel'i ziyaret edecek olan
Çipras, Avrupalı liderlere yeni
Yunan hükümetinin borçlar konusundaki düşüncelerini aktaracak.
Çipras'ın Avrupa temasları sırasında Avrupalı liderlerden hükümetinin
yeni bir kurtarma programı hazırlamasına zaman tanınması için destek istemesi öngörülüyor. (AA)
LEFKOŞA - Yunanistan
Başbakanı Aleksis Çipras,
Yunanistan'ın ve "Kıbrıs
Cumhuriyeti"nin güvenliğinin ve
uluslararası alandaki yerlerinin
Ada'daki sorunun çözümüyle bağlantılı olduğunu" söyledi.
Güney Kıbrıs Rum Yönetimi'ni
ziyaret eden Çipras, Rum meclisinde yaptığı konuşmada Kıbrıs sorununa değinerek, Atina'nın Ada'da
"oldubittileri" kabul etmediğini
belirtti.
Helenizm tarihinin ve gelecekle
ilgili mücadelenin Yunanlılar ile
Rumları birleştirdiğini ifade eden
Çipras, "Yunanistan'ın ve Kıbrıs
Cumhuriyeti'nin güvenliği ve uluslararası alandaki yerleri Kıbrıs sorununun çözümüyle bağlantılıdır.
Atina oldubittileri kabul etmiyor"
dedi.
Çipras, Yunanistan'ın Kıbrıs'ta
iki bölgeli, iki toplumlu federal bir
çözüm sürecini desteklediğini belirterek, Kıbrıs Cumhuriyeti'nin varlığını tanımayan Kıbrıs sorununun
çözümüne yönelik hiçbir biçimde
uluslararası konferans kabul etmediğini kaydetti.
Konuşmasında, Kıbrıslı Türklere
Türkiye'nin politikalarına uymamaları çağrısında bunan Çipras, buna
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
2
3
4
5
6
7
8
9
10
14
TURİZM
6 Şubat 2015 Cuma
İstanbul'un sarnıçları
turistlerin ilgi odağı
Hakkari Dağları
kayakseverlerin
gözdesi oldu
ISSN 1308-7622
HAKKARİ - Hakkari Valiliği öncülüğünde
yapılan yatırımlarla yenilenen Merga Bütan
Kayak Merkezi, özellikle yarıyıl tatilinde ve
hafta sonları Hakkarililerin akınına uğruyor.
Bölgede uzun yıllar yaşanan terör olayları nedeniyle gündemden düşmeyen
Hakkari, çözüm sürecinin ardından yaşanan
olumlu gelişmelerle adından söz ettiriyor.
Kış mevsiminin çetin geçtiği ve yılın 6
ayı dağları karla kaplı olan kentte, kış turizmini canlandırmak için atılan adımlar
semeresini vermeye başladı.
2010 yılında kurulan ve küçük bir pist ile
bugüne kadar hizmet veren kent merkezine
12 kilometre uzaklıktaki Merga Bütan
Kayak Merkezi, valilik öncülüğünde bu yıl
yapılan yenileme çalışmalarıyla bambaşka
bir görünüme büründü.
Merkezin faaliyete geçmesiyle kayak
öğrenmek isteyen vatandaşların sayısının
her geçen gün arttığı tesis, özellikle yarıyıl
tatilinde ve hafta sonları çok sayıda kişinin
akınına uğruyor.
Gençlik Hizmetleri ve Spor İl Müdürlüğü
Kayak Temel Eğitim Kamplarında da yarıyıl
tatili boyunca başta öğrenciler olmak üzere
kayakseverlere eğitim veriliyor.
Gençlik Hizmetleri ve Spor İl Müdürü
Reşit Güldal, AA muhabirine yaptığı açıklamada, önceki yıllarda az sayıda kişinin ilgi
gösterdiği kayak merkezinin, yapılan son
yatırımlar ve bölgede oluşan olumlu havayla binlerce kişiyi ağırladığını söyledi.
Kentte kayağa olan ilginin geçmiş yıllara
göre 10 kat arttığını belirten Güldal, şunları
kaydetti:
"2010 yılında burayı hizmete açtığımızda
çadırlarda hizmet veriyorduk. 2012 yılında
da konteynerler ilave ettik. Aileleri ile kayak
yapmaya gelen insanların konaklayacak,
çocuklarını teslim edecekleri bir yer yoktu.
Kayak evinin yapılmasıyla insanların ailesini, çocuklarını bırakacakları sıcak bir ortam
oluşturduk. Kayakla hiç alakası olmayan
insanların bu defa kış mevsiminde değerlendirebilecekleri bir alan oluştu. Evden
dışarı çıkabilecekleri güzel bir alan buldular
ve gelip hafta sonlarını güzel bir şekilde
geçiriyorlar."
Güldal, vatandaşların, sosyal etkinliğin
olmadığı kentte günlerini değerlendirmek
için kayak merkezine geldiğine değinerek,
"Kayak merkezinin gelişmesi, pistin
büyümesi ve kayak evinin yapılmasıyla birlikte binlerce insan hafta sonları buraya
akın ediyor. Bununla beraber sporcu
sayımız da çoğaldı" diye konuştu.
Vatandaşlara belirli bir ücret karşılığında
eğitim verildiğini anlatan Hakkari Kayak
Antrenörleri Gençlik ve Spor Kulübü
Başkanı Emin Yıldırım da kayağa ilginin
beklenenin üzerinde olduğunu ifade etti.
Yıl: 45
Sayı: 15089
6 Şubat 2015
Cuma
GÜNLÜK SİYASİ GAZETE
Yayın Sahibi
Grup Birikim Matbaacılık Yayıncılık Bilişim
Medya Sanayi ve Ticaret A.Ş.
Genel Yayın Yönetmeni
Ahmet TEKEŞ
Haber Koordinatörü
Dursun ERKILIÇ
Yazı İşleri Müdürü
Şebnem ÜNAL
Sayfa Editörü
Abdülmecit KOYUNSAĞAN
İstihbarat Şefi
Ayşegül BALDEMİR
Muhabir - İnternet Editörü
Alparslan OĞUZ
Haber Merkezi
Şenol Günüç, Emine Özcan, Kenan Ergen,
Hakkı Murat Söbütay, Burcu Kerim, Ayşenur Gürer, Mihriban Demirel,
Tülay Canpolat, Zeynep Efsane Güzeldereli
İdari Merkez
Yeni Batı Mah. 2412 Sok. No: 12 Batıkent - Yenimahalle /
ANKARA Tel: 0312 397 49 79 - [email protected]
Yayın Sahibi
Temsilcisi:
Yiğit YİĞİT
Basıldığı Yer:
Dorukkaya Mat. Yay. Rek. Mağ. Enerji ve İnş. A.Ş. - İstanbul Yolu
6. km Macun Mh. 3. Cd. No: 2/1 Yenimahalle/ANKARA Tel: 397 11 97
Dağıtım: AK Dağıtım Abdulgani AKDAĞ Çağlayan Mah. Tıp
Fakültesi Caddesi No: 258/11 Mamak/ANKARA Tel: 0312 368 04 09
Yayın Türü: Yerel - Süreli (Pazar hariç)
Resmi ilanlarımızı internet sitemizden de görebilirsiniz.
www.yedigungazetesi.com.tr
Sözleşmesiz yazarlara ücret ödenmez
YediGün Basın Meslek ilkelerine uymaya söz vermiştir
Yapımı asırlar öncesine dayanan İstanbul'daki sarnıçlara, yerli ve yabancı
turistler büyük ilgi gösteriyor. Binlerce yıllık tarihe sahip eserlerin bulunduğu İstanbul'da, Yerebatan, Binbirdirek, Nakkaş ve Nuruosmaniye gibi çok
sayıda tarihi sarnıç da önemli kültürel miras arasında yer alıyor.
İSTANBUL - İstanbul Kültür ve Turizm
Müdürü Ahmet Emre Bilgili, AA muhabirine
İstanbul'un sarnıçları ve bu sarnıçların gelecek nesillere aktarımında yapılması
gerekenler hakkında değerlendirmede
bulundu.
Tarihte suyun çok stratejik unsur
olduğunu dile getiren Bilgili, bu nedenle
insanların suyu biriktirmek için çeşitli fikirler
geliştirdiklerini söyledi.
Bunlardan birisinin sarnıçlar olduğunu
ifade eden Bilgili, şu bilgileri verdi:
"Bugün suyu depolamak için başka
teknolojiler kullanmamız gerekiyor. Ama
sarnıçlar çok büyük kültürel miras. Bizim
için öncelikli olan bunların korunmasıdır. Bu
sarnıçlara tekrar su doldurup aynı fonksiyonu veremeyeceğimize göre başka fonksiyonlar düşünmemiz gerekir. Biz şunu da
biliyoruz ki, kültürel miras restorasyonla
beraber yaşıyor. Ama restorasyonla beraber
fonksiyon veremediğiniz zaman yine
yaşamıyor. Eskisinden daha da kötü olabiliyor. Dolayısıyla bu tarihi sarnıçların yaşaması için mutlaka bir fonksiyon vermemiz
gerekiyor." Bilgili, sarnıçların gelecek
nesillere aktarımında dikkat edilecek en
önemli noktanın koruma ve kullanma dengesi olduğunu vurguladı. Kullanmadan korumanın pek mümkün olmadığına dikkati
çeken Bilgili, "Dolayısıyla koruma-kullanma
dengesini iyi hesap ederek fonksiyonlar vermemiz gerekiyor. Bu sarnıcın yeri ve yapısına göre fonksiyonlar değişebilir. Turizm
amaçlı kullanılabilir, müze yapılabilir,
sarnıcın kendisi sergilenebilir, etkinlik alanı
olabilir. Ama verdiğimiz fonksiyon ne olursa
olsun mutlaka o sarnıcı, koruma kurallarına
riayet ederek kullanmalıyız. Koruma-kullanma dengesine dikkat ettiğimiz takdirde bu
yapılara bir şey olmaz" ifadelerini kullandı.
Bilgili, ticari kaygıların ön plana çıkmaması gerektiğini ifade ederek, "İstanbul'da
çok sayıda sarnıç var. Yeni kazılarda ortaya
İki bin yıllık kaplıcalar sular altında
MUĞLA - Köyceğiz ilçesinde etkili olan yağışların ardından su
seviyesi yükselen Köyceğiz
Gölü'nün kuvvetli lodosla taşması
sonucu gölün karşı kıyısında bulunan ve bölgede şifa kaynağı olarak
bilinen Sultaniye Kaplıcaları, çamur
banyoları ve tesisler sular altında
kaldı İlçeye adını veren Köyceğiz
Gölü'nün güneybatı kıyısında bulunan ve içinde taşıdığı 12 ayrı mineral
nedeniyle Türkiye'nin nadir kaplıcalarından biri olan Sultaniye
Kaplıcaları, şifalı sularının yanında
çamur banyosu ile de turizme
hizmet ediyor.
Kapalı ve açık havuzları bulunan
Sultaniye Kaplıcaları'nı ziyaret etmek
isteyen turistler, Köyceğiz ve
Dalyan'dan hareket eden yolcu
tekneleriyle kaplıcalara taşınıyorlar.
Yaz sezonunda günde yaklaşık 2
bin yerli ve yabancı turistin geldiği
Sultaniye Kaplıcaları'nda bulunan
çamur banyoları, kaplıca havuzları
ve tesisler yağışlarla birlikte oluşan
lodos nedeniyle sular altında kaldı.
(AA)
çıkan sarnıçlar var. Çünkü sarnıç evde,
küçük sarayda da kullanılabilen yapılardır.
Asıl olan sarnıçların gelecek nesillere
aktarılmasını sağlamak" diye konuştu.
İstanbul Kültür ve Turizm Müdürü Ahmet
Emre Bilgili, turistlerin sarnıçlara ilgisine
değinerek, şöyle devam etti:
"Turistler buraları görmek istiyor. Bugün
Yerebatan Sarnıcı, Ayasofya Müzesi'nin
yarısı kadar ziyaretçi alıyor. Yerebatan
Sarnıcı'nı 2014'te 2 milyon 120 bin 862 kişi
ziyaret etmiş. Bu demek ki sarnıçlara büyük
ilgi var. Onun için bunları daha çok kültür,
turizm amaçlı kullanmalıyız. Tabii ki farklı
etkinliklerle de değerlendirilebilir ama asıl
amacını hiçbir zaman unutmamalı ona göre
hareket etmeliyiz."
Bilgili, İstanbul'daki sarnıçların daha çok
Bizans döneminde inşa edildiğinin altını çizerek, Osmanlı ile birlikte su kültürünün
çeşmelerle sürdürüldüğünü dile getirdi.
(AA)
6 Şubat 2015 Cuma
Hidayet Türkoğlu’nun 1000 hedefi
NEW YORK - Amerikan
Basketbol Ligi'ndeki (NBA)
en tecrübeli Avrupalı oyunculardan Hidayet Türkoğlu,
NBA'deki kariyerinin
"1000"inci maçını hedefliyor.
Takımı Los Angeles
Clippers'ın Brooklyn Nets'e
son saniye basketiyle 102100 yenildiği maçın ardından AA muhabirine konuşan Türkoğlu, NBA'de
‘Finalini
kaybedince
ağladım’
Beşiktaş'ın yıldız
futbolcusu Jose Sosa,
Şampiyonlar Ligi finalinde
Real Madrid’e kaybetikleri
maçta gözyaşlarına hakim
olamadığını itiraf etti.
İSTANBUL - Beşiktaş'ın 5 numaralı formayı giyen
10 numarası Sosa, futbola sokakta başladığını ve bir
yakınının teşvikiyle 7 yaşında Atletico Carcarana'ya
transfer olduğunu açıkladı. Sosa, "Ailede başka
sporla ilgilenen var mı?" sorusuna şu cevabı verdi:
"Amcam atletti, babam da amatör futbolcu. Ancak
benim doğduğum şehirde kadın futbolu meşhurdur.
Normalde biz futbolcular için hep babasına çekmiş
denir. Ama ben rahatlıkla anneme çekmişim diyebilirim. Ben hatırlamıyorum ama çok iyi oynadığını söylüyorlar. Fark yaratan ofansif bir futbolcuymuş."
14 yaşında Estudiantes kariyerinin başladığını
belirten Sosa şöyle devam etti: "İlk gittiğimde stadın
altında bir yer vardı, orada kaldım.Sonra 15 çocuk
bizi bir apartman dairesine yerleştirdiler. Profesyonel
kontrata imza attıktan sonra kendi evime çıktım. İlk
sene gerçekten hem benim hem de annem için
zordu. Ailemi görmek için otobüse binip 7-8 saat yol
gidiyordum. Evet ağladığım da oldu. Diğer yandan 14
yaşında evimden ayrılmam beni çabuk olgunlaştırdı.
Ülkemden uzakta kariyerimi sürdürebiliyorsam o
deneyimler bana yardımcı oluyor."
"En son ne zaman ağladın?" sorusu üzerine,
"Dövme yaptırırken"diyen ve ardından gülerek bunun
bir şaka olduğunu vurgulayan Jose Sosa, normalde
pek ağlama taraftarı olmadığını dile getirdi. Ancak,
kendisini etkileyen iki olayı anlatmadan da geçmedi:
"Şampiyonlar Ligi'ni finalde kaybedince gözyaşlarıma hakim olamamıştım. Ondan önce de İtalya'da
oynarken. Yılbaşıydı ve ailem yanımda yoktu.
Kendimi çok yalnız hissetmiştim ve o zaman ağlamıştım." dedi.
bininci maçına çıkmadan
kariyerine başka bir yerde
devam etmeyi düşünmediğini söyledi.
2000-2001 sezonunda
başlayan NBA kariyerinin
966'ncı maçına Brooklyn
karşısında çıkan "Hido"
lakaplı Türkoğlu, iyi bir kariyeri geride bıraktığını ve iyi
hissettiği sürece basketbol
oynamaya devam edeceğini dile getirdi. (AA)
Yiğidolar'da
“siyah-beyaz”
değişim
SİVAS - Spor Toto Süper Lig ekiplerinden
Medicana Sivasspor'da teknik heyet ve futbolculardan 10 ismin bir dönem Beşiktaş'ta
forma giymesi dikkati çekiyor.
Kırmızı-beyazlı ekipte teknik direktör
Sergen Yalçın'ın göreve başlamasının ardından yaşanan "siyah-beyaz" değişim göze çarpıyor. Profesyonelliğe adımını attığı
Beşiktaş'ta uzun yıllar top koşturan Yalçın'ın
Sivasspor'daki teknik ekibinde bir dönem
siyah-beyazlı formayı giyen Orhan Kaynak,
Tamer Tuna ve Murat Şahin de yer alıyor.
Sivasspor'da teknik heyetin yanı sıra futbolcular arasında da Beşiktaş'ta forma giyen
isimlerin sayısının çokluğu dikkati çekiyor.
Sergen Yalçın ile bir dönem Beşiktaş'ın başarısı için ter döken ve aktif futbol yaşantısını
sürdüren İbrahim Toraman ve İbrahim Akın,
bu isimlerin başında geliyor.
Beşiktaş'ta bir dönem takım kaptanlığı
görevini üstlenen ve sezon başında
Sivasspor'a 1 yıllığına kiralanan 33 yaşındaki
Toraman'ın yanı sıra yine ara transfer döneminde kırmız-beyazlı ekibin kadrosuna kattığı
İbrahim Akın, Aydın Karabulut ve Nijeryalı forvet Michael Eneramo da Beşiktaş forması
giyen isimler arasında bulunuyor.
Sivasspor'un kadrosunda bulunan forvet
Batuhan Karadeniz ve kaleci Korcan Çelikay
da önceki sezonlarda siyah-beyazlı ekibin
başarısı için mücadele eden isimler arasında
yer alıyor. (AA)
Trabzonspor’da tek hedef 3 puan
Spor Toto Süper Lig'in 19. haftasında Fenerbahçe ile deplasmanda karşılaşacak Trabzonspor, rakibiyle
futbolda şike soruşturmasının yaşandığı "3 Temmuz süreci"nden sonra oynadığı maçları kazanamadı.
TRABZON - İki takım
arasında 9'u Süper Lig,
1'i de Türkiye Kupası
olmak üzere son 10
resmi maçta
Trabzonspor,
Fenerbahçe'yi mağlup
etme başarısı gösteremedi. 1'i hükmen 6 karşılaşmayı sarı-lacivertli
takım kazanırken 4 karşılaşmada ise taraflar
sahadan beraberlikle
ayrıldı.
Bordo-mavililer, sarılacivertli takımı hafta
sonunda yenerek "3
Temmuz süreci" sonrasında ilk galibiyetini
almanın hesaplarını
yapıyor.
Trabzonspor, 10 karşılaşmanın 8'inde gol
atamazken, 2 karşılaşmada birer gol olmak
üzere 2 kez rakip fileleri
havalandırabildi.
Fenerbahçe karşısında süreç öncesi maçlar
da olmak üzere son 11
karşılaşmada galip gelemeyen Trabzonspor, en
son galibiyetini 20102011 sezonunun 2'nci
haftasında almıştı.
Bordo-mavililer,
Hüseyin Avni Aker
Stadı'nda oynan karşılaşmada rakibini 3-2
mağlup ederek sarı-lacivertli takım karşısında
son galibiyetini elde
etmişti.
Trabzonspor, söz
konusu dönemde 1 kez
de Türkiye Kupası'nda
Fenerbahçe ile karşılaşarak sahadan üzüntüyle ayrıldı.
2012-2013 sezonunda Ankara'da oynanan
karşılaşmada sarı-lacivertil takım, karşılaşmadan 1-0 galip ayrılarak
kupayı müzesine götürdü.
Trabzonspor, geçen
sezon Hüseyin Avni Aker
Stadında Fenerbahçe
maçında çıkan olaylar
nedeniyle hükmen mağlup olmuştu. 45+9. dakikada Fenerbahçe'nin
maçı 1-0 önde götürdüğü sırada çıkan olaylar
nedeniyle karşılaşma
tatil edilmiş ve daha
sonra bordo-mavili
takım, 3-0 hükmen yenik
sayılmıştı.
Trabzonspor'da
"hakem endişesi"
TRABZON - Spor Toto Süper Lig'de 7
Şubat Cumartesi günü deplasmanda
Fenerbahçe ile karşılaşacak Trabzonspor'un
Başkan Yardımcısı ve Basın Sözcüsü Yakup
Aslan, bu maçtaki en büyük korkularının
hakem hataları olduğunu söyledi.
Aslan, AA muhabirine yaptığı açıklamada,
bu sezon önemli hakem hatalarıyla karşı karşıya kaldıklarını belirterek, "Biz, takımımıza,
hocamıza güveniyoruz ancak güvenemediğimiz bir şey var hakem yönetimi. En büyük
korkumuz, hakem hataları" dedi. Bu sezon
hakem hataları nedeniyle 10 puan kaybettiklerini savunan Aslan, "Sürekli hakemlerden
niye bahsediyorsunuz' diye bize söylüyorlar.
Daha birkaç gün önce KarabüksporFenerbahçe maçını Türkiye'nin bir numaralı,
dünyanın 8. büyük hakemi olarak tanımlanan
Cüneyt hocamız yönetti. O maçta Cüneyt
hoca bile ciddi hakem hatası yapıyor, ev
sahibi takımın puanları gasbediliyorsa, büyük
takım unvanlı takım 2 puanı haksız yere alıyorsa konuşacak fazla bir şey yok. Benim
korkum odur" diye konuştu. (AA)
6 Şubat 2015 Cuma
Osmanlı mutfağı ve yemekleri üzerine Türkiye'nin ilk
ve tek derneği olarak geçen yıl kurulan Osmanlı
Mutfağı ve Yemeklerini Araştırma Gelişwtirme
Derneği, bu alanda unutulmuş lezzetleri araştırarak
tek tek ortaya çıkarıyor ve kayıt altına alıyor.
Osmanlı mutfağı ve yemekleri
koruma altında alınıyor
İSTANBUL - UĞUR ASLANHAN - Osmanlı ve
Türk yemeklerini korumak ve bu alanda çalışma
yapmak için kurulan derneğin faaliyetlerini AA
muhabirine anlatan dernek başkanı Metin
Uçar, Osmanlı yemeklerinin sayısı için
belirli bir rakam söylemenin imkanı
bulunmadığını ancak bu rakamın
binin üzerinde olduğunun tahmin
edildiğini söyledi.
Uçar, sayının her an artabildiğini, hatta Yedikıta Tarih
ve Kültür Dergisi'nin son
sayısında röportajı yayınlandıktan sonra bazı
kişilerin derneğe
ulaşarak bu konuda
ellerinde tarihi evrak
bulunduğunu ilettiğini kaydetti.Bu
konudaki kıstaslarının "saray
mutfağının kayıtları,
o devrin yazarları,
bu topraklardan
geçen yabancı
seyyahların, Osmanlı
ile ticari veya siyasi
işleri dolayısıyla irtibat
kurmuş yabancı devlet
adamlarının notları ve
yazdıkları" olduğunu
ifade eden Uçar, tüm bu
belgelerin Osmanlı Mutfağı
hakkında ipucu verdiğini
dile getirdi.
Uçar, bu bilgilerin dağınık ve
farklı eserler içinde yer alması
nedeniyle bilgi bütünlüğünden pek
söz edilemediğine işaret ederek,
"Bütün bu bilgileri bir araya toplayarak
belirli bir yemek kültürü envanteri yapmaya
çalışıyoruz" dedi. Yemeklerin mevcut
reçetelerinin orijinalliği konusunun da önemli olduğunu
vurgulayan Uçar, geniş
coğrafyalı Osmanlı
Devleti'nin mutfak
kültürünün de yemekleriyle
beraber değişim yaşamış
olabileceğini
kaydetti.
Belirli yörelerin ağız tatlarının yemeklere farklılıklar
katmasının normal olduğuna
değinen Uçar, bunların belgelenip bilgi kirliliğinin önüne
geçilmesi gerektiğini belirtti.
Uçar, sağlığın en önemli
parçalarından yemek
konusunun 100 yıl sonra dahi revaçta olmaya devam
edeceğine dikkati çekerek, zaman içinde insanların
sağlıklı beslenmeyi tercih ettiğini aktardı. Osmanlı mutfağının en önemli özelliğinin yemeklerin çeşitliliği
olduğunu söyleyen Uçar, aynı sebzeden onlarca
yemek yapılabildiğini kaydetti. Etlerin ve balıkların
çeşitliliği ile pişirilme şeklinin çok önemli olduğunu
Osmanlı'da geleneksel yöntemlerle odun ateşinde
pişirilen yemeklerin çok leziz ve sağlıklı olduğunu dile
getiren Uçar, bu anlamda 5 bin 250 metrekare büyüklükle öne çıkan saray mutfağında tatlılar için ayrıca helvahaneler bulunduğunu dile getirdi. Uçar, bunun
Osmanlı'da yemek kültürüne verilen önemi gösterdiğini aktardı. Derneğin
çok değerli profesörler,
araştırmacılar, konusunda
başarılı, farklı sektörlerden
girişimcilerin bir araya
gelmesiyle geçen yıl kurulduğunu anlatan Uçar, şöyle
devam etti:"Amacımız,
Osmanlı mutfağını belgelemek ve dünyaya tanıtmak.
Yemek kültürümüze sahip çıkmak ve bunu tüm toplumlara
tanıtmak istiyoruz. Yemekleri
belgeleyip bunları kayıt altına
alıyor, envanter çalışması
yapıyoruz. Dünya tarihinin en
önemli mutfaklarından biri olan Osmanlı mutfağının
kayıtlı-kayıtsız tüm yemeklerini bilinir kılmayı
hedefliyoruz.
Osmanlı ve Türk mutfağının reçetelerini belgelemek, yemek kültürümüzü yaşatmak, Osmanlı sofra
kültürünü, sofra adabını, sağlıklı yemeklerini toplumların ilgisine ve beğenisine sunmayı misyon edindik. Bu
sebeple geniş çaplı bir araştırma ekibi ile farklı projelere imza atmak istiyoruz. Gerek kitap gerekse belgesel çalışmamızla projenin amacına ulaşmasını umut
ediyoruz."
(AA)
Osmanlıca, Siirt
battaniyesini süslüyor
SİİRT - FECRİ BARLIK - Siirt
Üniversitesi (SİÜ) Siirt ve Yöresi El
Sanatları Araştırma ve Uygulama
Merkezi'nde tiftikten üretilen ve kentin
önemli bir el sanatı ürünü olan Siirt
battaniyesine Osmanlıca harf, kelime
ve isimler dokunuyor.
Milli Eğitim Şurası'nda Osmanlı
Türkçesinin liselerde zorunlu ders
olmasına yönelik tavsiye kararı alınmasının ardından SİÜ Siirt ve Yöresi El
Sanatları Araştırma ve Uygulama
Merkezi'nde Siirt battaniyesine
Osmanlıca harf, kelime ve isimler
işlenmeye başlandı.
Merkez müdürü Muhammed Keskin,
AA muhabirine yaptığı açıklamada,
belli aşamalardan geçilerek dokunmaya hazır hale getirilen ve özellikle
turistik çevrelerde geniş bir pazar
alanına sahip olan tiftikle ilgili çeşitli
araştırma ve geliştirme çalışmaları
gerçekleştirdiklerini söyledi.
Merkezde çalışan ustalarla çalışmaları modernize etmek amacıyla
çeşitli kurslar düzenlediklerini aktaran
Keskin, "Gerek yazı gerek motif gerek
biçim gerek resimsel çalışmaların
kalitesi kendini göstermeye başladı.
Bunun sonucunda Osmanlıca dahil
olmak üzere her çeşit motif ve yazıyı
battaniyelere rahat işleyebiliyoruz"
dedi.
Keskin, 300 yıllık geçmişe sahip Siirt
battaniyesine Osmanlıcayı işlemeye
başladıklarını ve SİÜ'nün adını da
Osmanlıca yazdıklarını belirtti.
Siirt battaniyesine daha önce de
Osmanlıcanın işlendiğini, Harf
Devrimi'nin ardından Osmanlıca
işlemelere ara verildiğini dile getiren
Keskin, "Osmanlıca'nın gündemde
olduğu bugünlerde yeniden
Osmanlıca'yı ele almaya karar verdik.
Muhteşem bir tasarım skalası elde
ettik. SİÜ olarak Osmanlıca'yı tekrar
canlandırmak ve biçim, motif ve
desen olarak tiftik ürünümüzde kullanma yoluna gittik" diye konuştu.
Merkezde dokuma ustası Özgür
Harman ise arkadaşlarıyla bugüne
kadar birçok çalışmaya imza attıklarını belirtti.
Siirt battaniyesini de Osmanlıca ile
yeniden buluşturdukları için mutlu
olduklarını belirten Harman, şöyle
devam etti: "Cumhurbaşkanımız
Recep Tayyip Erdoğan ve Fatih Sultan
Mehmet gibi devlet büyüklerimizin
fotoğraflarını mekikle tezgahta tiftiğe
dokuduk. Osman Hamdi Bey'in
Kaplumbağa Terbiyecisi ve Leonardo
da Vinci'nin Mona Lisa eserini de
tiftikle buluşturduk. Tamamen el
yapımı olan çalışmalarımızda
Osmanlıca da ön planda tutmaya
çalıştık. Siparişlerimizde de
Osmanlıca harflere ve kelimelere ilgi
daha da arttı."
(AA)
Download

Bölgeyi Türkiye heyecanı sardı