GÜÇLÜ ETKİLERE GERİ DÖNÜŞ: GÜNDEM KURMA VE
SUSKUNLUK SARMALI MODELİ
GÜNDEM
KURMA
GÜÇLÜ ETKİLER DÖNEMİ
- 1960’lı yıllardan itibaren yapılan araştırmalarda,
özellikle “tutum” kavramı üzerinde odaklanılmıştır.
- Kitle iletişim araçlarının “doğrudan ve kısa vadeli
etkileri” olduğu yönündeki görüşler, yerini, “dolaylı
ve uzun vadeli” etkilere yol açtığı şeklindeki
görüşlere bırakmıştır.
- Teknolojik gelişmelerle birlikte, TV’nin
yaygınlaşmasının da etkisiyle, 1970’li yıllarda, kitle
iletişim araçlarının etkileri konusunda dile getirilen
“Gündem Kurma” ve “Suskunluk Sarmalı” gibi
kuramlar ise, kitle iletişim araçlarının toplum ve
bireyler üzerinde güçlü etkiler oluşturduğu
yönündeki görüşlerin yeniden ağırlık kazanmasına
neden olmuştur
GÜÇLÜ ETKİLERE GERİ DÖNÜŞ: GÜNDEM KURMA VE
SUSKUNLUK SARMALI MODELİ
GÜNDEM
KURMA
GÜNDEM KURMA (“AGENDA SETTİNG”)
- Gündem Kurma Teorisi 1972 yılında ortaya
atılmıştır.
- Teori, kitle iletişim araçlarının haberleri sunuş
biçimi yoluyla bazı konulara ağırlık vererek,
kamuoyunun gündemini belirlediği görüşüne
dayanmaktadır.
- Buna göre, medya haber ve bilgilerin önem
sıralamasını belirleyerek, toplumun neyi ne kadar
bilmesi gerektiğine onlar adına karar
vermektedir.
- Medyanın gündemine alarak büyük ağırlık ve yer
verdiği konuların kamunun da gündemine girdiği
ve kamu tarafından önemli olarak algılandığı;
medyada yer almayan konuların ise önemsiz
olarak nitelendirildiği varsayılmaktadır.
GÜÇLÜ ETKİLERE GERİ DÖNÜŞ: GÜNDEM KURMA VE
SUSKUNLUK SARMALI MODELİ
GÜNDEM
KURMA
GÜNDEM KURMA (“AGENDA SETTİNG”)
- Medyanın hangi bilgilerin toplum için yararlı
olduğunu belirleyebilmesinin temelinde ise, bireyin,
yaşamına ilişkin düzenlemeler yaparken, kendisine
bir referans veya dayanak noktası araması olgusu
yatmaktadır.
- Kitle iletişim araçları, toplumda meydana gelen
bazı olaylara daha çok ilgi gösterirken; bazılarına
daha az ilgi gösterir ya da tümüyle onları görmezden
gelirler.
- Başka bir deyişle, insanlar, medyanın kurmuş
olduğu gündem sayesinde olayların hangi
önemde olduklarını öğrenirler.
- Bu kuramın temeli, medyanın haberleri sunuş
biçimiyle, vatandaşın üzerinde kafa yorduğu ve
konuştuğu konuları belirlediği düşüncesine dayanır.
GÜÇLÜ ETKİLERE GERİ DÖNÜŞ: GÜNDEM KURMA VE
SUSKUNLUK SARMALI MODELİ
GÜNDEM
KURMA
GÜNDEM KURMA (“AGENDA SETTİNG”)
- Gündem kurma yaklaşımının temelini daha çok
siyasal olaylar, özellikle de seçimler ve seçim
kampanyaları oluşturur.
- Bu modele göre, medya tarafından ortaya atılan
iddialar, kısa bir süre içinde dikkat çekmezse, hızla
unutulup gidecektir.
- Gündem Kurma teriminin mucitleri Maxwell
McCombs ve Donald Shaw, tezlerini 1976 yılında
Watergat Skandalı, yani telekulak ve sonrasında
yaşanan siyasi rüşvet olayları konusuyla sınamaya
çalışmışlardır.
- Medyanın bu konuyu sürekli gündemde tutmasıyla, adı
geçen olay, uzun süre Amerikan toplum ve politikasının
gündeminde kalmış ve sonuç olarak Başkan Nixon istifa
etmek zorunda kalmıştır.
GÜÇLÜ ETKİLERE GERİ DÖNÜŞ: GÜNDEM KURMA VE
SUSKUNLUK SARMALI MODELİ
GÜNDEM KURMA (“AGENDA SETTİNG”)
GÜNDEM
KURMA
- McCombs ve Shaw’a göre, medya iletilerinin etkisi
bir zincir içinde gerçekleşiyordu.
- İlk aşamada etki “haberdar etme” ya da
“farkındalık yaratma” biçiminde ortaya çıkıyor;
- ikinci aşamada, insanlar haberdar oldukları sorunlar
hakkında daha fazla bilgi edinme yoluna gittikleri
için, etki “biliş düzeyinde” ortaya çıkıyordu.
- “Tutum değişikliği” ancak üçüncü aşamada
görülürken,
- son aşamada “davranış değişikliği” söz konusu
oluyordu.
-
Çerçeveleme”, “öne çıkarma” ya da “önemlileştirme” gibi
başka araştırma yaklaşımları da gündem belirleme sürecine
müdahale eden unsurlar olarak ele alınmıştır.
-
Daha sonraları da medya, kamu ve siyaset gündemine ilişkin çalışmalar “gündem
belirleme süreci” adını taşıyan modeller içerisinde tanımlanmaya çalışılmıştır.
GÜÇLÜ ETKİLERE GERİ DÖNÜŞ: GÜNDEM KURMA VE
SUSKUNLUK SARMALI MODELİ
GÜNDEM
KURMA
GÜNDEM KURMA (“AGENDA SETTİNG”)
Gündem Belirleme İle İlgili Bazı Faktörler
-
Medyanın kamu gündemini oluşturma yeteneğinin sorunlar
bazında gösterdiği farklılıklar nelerdir?
1 Gündem oluşturma, hızlı gelişen olaylarda daha
çok geçerli olurken, bazı dramatik gelişmeler
olmadığı sürece yavaş gelişen olaylarda pek
görülmemektedir.
2 Gündem oluşturma ile ilgili bir diğer faktör, konunun
medyada daha önce ele alınıp alınmamasıyla
ilgilidir.
Konu daha önce medyaca aktarılmış ise, daha sonra verilen
haberlerle konuya yeni bir bakış açısı getirilmesi söz konusu
olsa bile, olay, daha önceki haber çerçevesinde
yorumlandığından, olayın kamu gündemindeki etkisi
azalmaktadır.
GÜÇLÜ ETKİLERE GERİ DÖNÜŞ: GÜNDEM KURMA VE
SUSKUNLUK SARMALI MODELİ
GÜNDEM
KURMA
GÜNDEM KURMA (“AGENDA SETTİNG”)
Gündem Belirleme İle İlgili Bazı Faktörler
-
Medyanın kamu gündemini oluşturma yeteneği sorunlar
bazında gösterdiği farklılıklar nelerdir?
3 Yüksek öğrenim görmüş kişilerin siyasal bilinci
daha üst seviyede olduğundan, bu kişilerin
yönetim gereksinimleri de daha az olmakta ve
gündem oluşturma sürecinin bu insanlar
üzerindeki etkisi azalmaktadır.
4 Konuyla ilgili bireylerin başvuracakları bilgi
kaynakları azaldıkça gündem oluşturma etkisi
artmakta; başvuru kaynakları çoğaldıkça, etki
azalmaktadır.
5 Haberin yayınlandığı sayfa ve sütun, seçilen başlık
ve spot, haberin sunum biçimi gibi hususlar da
kamu gündemini etkileyebilmektedir.
GÜÇLÜ ETKİLERE GERİ DÖNÜŞ: GÜNDEM KURMA VE
SUSKUNLUK SARMALI MODELİ
GÜNDEM
KURMA
GÜNDEM KURMA (“AGENDA SETTİNG”)
Gündem Belirleme İle İlgili Bazı Faktörler
-
Medyanın kamu gündemini oluşturma yeteneği sorunlar
bazında gösterdiği farklılıklar nelerdir?
6 Kamu, kahramanlarla birlikte sunulan açık seçik
olaylara karşı daha duyarlı olmakta, buna karşılık,
yanlışların belirtilmediği ve sonuçları bilinmeyen
konularda ise daha az duyarlılık göstermektedir.
- Örneğin “Deprem Dede” lakaplı Prof. Dr. Ahmet
Mete Işıkara’nın depremle ilgili haberlerde
görüşlerine en sık başvurulan kişi olması, haberin
gündem oluşturma etkisini arttırmaktadır. Ya da ünlü
bir rock yıldızının AIDS hastalığıyla ilişkilendirilmesi.
GÜÇLÜ ETKİLERE GERİ DÖNÜŞ: GÜNDEM KURMA VE
SUSKUNLUK SARMALI MODELİ
GÜNDEM
KURMA
GÜNDEM KURMA (“AGENDA SETTİNG”)
Rogers ve Dearing’in “Farka Dayalı” Gündem
Koyma ve Saptama Modeli
- Rogers ve Dearing’e göre, gündem, “belli bir zaman
diliminde, önem hiyerarşisi halinde sıralanmış
konular ve olaylar listesi” olarak tanımlanmıştır.
- Olaylar belli bir zaman ve mekânla sınırlı ayrı ayrı
gelişmelerken; konular, birbiriyle bağlantılı olaylar
dizisidir.
- Rogers ve Dearing’e göre Gündem Belirleme,
iletişim araçlarındaki gündemin toplum üzerindeki
etkileriyle ilgilidir.
- Gündem Kurma ise, iletişim araçlarının ve
kamunun gündemlerinin kamusal siyaseti
etkilediği daha geniş bir süreci anlatır.
GÜÇLÜ ETKİLERE GERİ DÖNÜŞ: GÜNDEM KURMA VE
SUSKUNLUK SARMALI MODELİ
GÜNDEM KURMA (“AGENDA SETTİNG”)
GÜNDEM
KURMA
Rogers ve Dearing’in “Farka Dayalı” Gündem Koyma ve
Saptama Modeli
• Rogers ve Dearing, 3 farklı gündem ayırt ederler:
1 Kitle İletişim Araçları Gündemi: Kitle iletişim araçları içeriğinin
önceliği olan konu ve olaylara yöneltilen dikkati ifade eder.
2 Kamu Gündemi: Kamuoyu bilgisindeki konulara verilen farklı
önemi anlatır.
3 Siyasa Gündemi: Politikacıların konu ve siyasa tekliflerini
anlatır.
1975 Danimarka Genel Seçimleri’nde muhabirlerin neyi
izleyecekleri konusundaki enformasyonu siyasetçilerden aldıklarını
bulmuşlardır. Yani izleyicilerin kitle iletişimi gündeminin
belirlenmesinde hemen hemen hiçbir etkisi yoktur.
-
Rogers ve Dearing’e göre, gündem koyma ve saptama
“amaçlı” veya “amaçsız” olabilir; kitle iletişimi veya siyasa
oluşturucular tarafından başlatılabilir. Kamunun bizzat
kendisinin de kitle iletişim gündemini etkileme olasılığını
dikkate almak gerekir (Örneğin “Cumhuriyet Mitingleri”).
GÜÇLÜ ETKİLERE GERİ DÖNÜŞ: GÜNDEM KURMA VE
SUSKUNLUK SARMALI MODELİ
GÜNDEM KURMA (“AGENDA SETTİNG”)
GÜNDEM
Dan Berkowitz ve Gündem Kurma Kategorileri
KURMA
1
2
3
4
Dan Berkowitz gündem kuramında çeşitli
kategorileri birbirinden ayırır. Bu çerçevede
Medyadan kamuya doğru tek yönlü ilişki için
gündem saptama
Medyadan siyasal karar alıcılara doğru tek yönlü
ilişki için siyasal gündemi saptama
Medya ile kamunun sorunlara ilişkin tek yönlü
ilişkisi için siyasal gündemi kurma
Haber kaynaklarıyla iktidar kaynaklarının birlikte
medyaya doğru tek yönlü ilişkisi için “bildirişim
yardımı”.
GÜÇLÜ ETKİLERE GERİ DÖNÜŞ: GÜNDEM KURMA VE
SUSKUNLUK SARMALI MODELİ
GÜNDEM KURMA (“AGENDA SETTİNG”)
GÜNDEM
Gündem Belirleme Kuramına Yöneltilen Eleştiriler
KURMA
- Gündem belirleme yaklaşımıyla gerçekleştirilen
çalışmaların hedefi oldukça sınırlıdır (Genelde
siyasal kampanyalar, seçimler, propaganda).
- Kamu gündeminin tanımlanmasında zorluklar
vardır. Birden çok kamu gündemi olabilir (İşçilerin
kamu gündemi ile işverenlerin kamu gündemi, vb.
İşçilerin kamu gündemi, sigorta prim ödeme günü
sayısının azaltılmasıyken, işverenlerinki AB’ye uyum
yasalarının çıkarılması, vergi indirimleri, vb. olabilir).
- Bireyin kişisel gündeminin kişiler arası iletişimle mi,
yoksa medyayla mı etkilendiği sorusunun yanıtı
da verilmemiştir.
GÜÇLÜ ETKİLERE GERİ DÖNÜŞ: GÜNDEM KURMA VE
SUSKUNLUK SARMALI MODELİ
GÜNDEM KURMA (“AGENDA SETTİNG”)
GÜNDEM
Gündem Belirleme Kuramına Yöneltilen Eleştiriler
KURMA
- Bir başka sorun, farklı gündem türleriyle ilgilidir.
Bireylerin ve grupların gündemleri olduğu gibi,
kurumların, siyasal partilerin ve hükümetlerin de
gündemleri vardır.
- Gündem belirlemenin, medyadan mı, kamu
üyeleri ve onların gereksinimlerinden mi, yoksa
medyaya kaynak olan kurumsal seçkin tabakadan
mı kaynaklandığı konusunda bazı belirsizlikler
vardır.
- Bir başka eleştiri, medyanın güvenilirliğiyle
ilgilidir. Buna göre, kitle iletişim araçlarının
güvenilirlik bakımından farklılıklar gösterebileceği,
böylece tüm kitle iletişim araçlarının olası
etkilerinin aynı olamayacağıdır.
GÜÇLÜ ETKİLERE GERİ DÖNÜŞ: GÜNDEM KURMA VE
SUSKUNLUK SARMALI MODELİ
GÜNDEM KURMA (“AGENDA SETTİNG”)
GÜNDEM
Gündem Belirleme Kuramına Yöneltilen Eleştiriler
KURMA
- Medya mesajları, çevreden edinilen kişisel
deneyimle örtüşmeyebilir.
- Bu durumda da istenilen gündem kolayca
oluşturulamayabilir
- Medyanın paylaşma eğiliminde olduğu haber ve
olaylarla ilgili olarak birçok insan farklı değer
yargılarına sahip olabilir.
- Son olarak, medya gündeminin kamu gündemine
yansımasının ne kadar zamanda gerçekleştiğinin
tam olarak açıklanmaması da bir diğer eleştiri
noktasını oluşturmaktadır.
GÜÇLÜ ETKİLERE GERİ DÖNÜŞ: GÜNDEM KURMA VE
SUSKUNLUK SARMALI MODELİ
“SUSKUNLUK SARMALI (SPİRAL OF SİLENCE)”
SUSKUNLK
SARMALI
- Elisabeth Noelle-Neumann, medya ve kamuoyu
ilişkisini anlamaya ve açıklamaya yönelik olarak
geliştirdiği kuramda, 1980’li yıllarda medya
araştırmalarında güçlü etkilere geri dönüşün
öncülüğünü yapmıştır.
- Almanya’daki 1965 seçimlerinin sonuçlarını
irdeleyen Neumann, Suskunluk Sarmalı adıyla
anılan bu teoriyi geliştirmiştir.
- Bu model, bir bakıma Gündem Belirleme
modelinin “negatif ayna imajı”dır.
- Kitle iletişim araçlarının belli konuları, sorunları ve
bunların tartışılmasını halkın gündeminden
uzaklaştırma yeteneği üzerinde durur.
GÜÇLÜ ETKİLERE GERİ DÖNÜŞ: GÜNDEM KURMA VE
SUSKUNLUK SARMALI MODELİ
“SUSKUNLUK SARMALI (SPİRAL OF SİLENCE)”
SUSKUNLK
SARMALI
- Model, aynı zamanda kamuoyunun biçimlenmesi sürecine
ilişkindir.
- Kitle iletişim araçlarının kamuoyu üzerinde güçlü etkileri olduğu,
fakat bu etkilerin geçmişte araştırma kısıtlarından dolayı
kestirilemediği fikrinden yola çıkan Neumann, kişinin
düşüncesinin “başkalarının ne düşündüğüne ya da
başkalarının düşüncesini nasıl algıladığına” bağlı olduğunu
ileri sürmektedir.
• Neumann’a göre;
1 Toplum, normlardan sapan bireyleri dışlamakla tehdit
etmektedir.
2 Bireyler, sürekli olarak dışlanma korkusu içindedirler.
3 Bireyler, dışlanma korkusu nedeniyle kanaat iklimini sürekli
gözlemektedirler.
4 Bireyin yaptığı bu gözlem, düşünce ve kanaatlerini açıklayıp
açıklamaması sürecine etki etmektedir.
GÜÇLÜ ETKİLERE GERİ DÖNÜŞ: GÜNDEM KURMA VE
SUSKUNLUK SARMALI MODELİ
“SUSKUNLUK SARMALI (SPİRAL OF SİLENCE)”
SUSKUNLK
SARMALI
- Bireyler toplumda yalnız kalmaktan ve yalıtılma
korkusundan dolayı çevrelerini sürekli denetlemekte,
toplumda yaygınlaşan ya da gözden düşen kanıların neler
olduğunu saptayarak; kendi fikirleri yaygınlaştıkça fikirlerini
açıkça dile getirmekte, aksi durumda ise sessiz kalmayı
tercih etmektedirler.
- Birey, toplumda hangi görüşün kabul gördüğünü kendi
gözlemlerine dayanarak öğrenebileceği gibi, ağırlıklı olarak,
kitle iletişim araçlarından yararlanır.
- Bu noktada, belirleyici olan etmen, fikirlerin büyüklüğünden
ziyade, taraftarların bu fikirleri ifade etme isteği ve
yeteneğidir.
-
Kitle iletişim araçlarında az yer bulan görüşler, daha az sayıda kişi
tarafından desteklenip ifade edilebilirken, çok yer bulan görüşler,
kişilerin, çoğunluğun yanında yer alma kaygısıyla hareket
etmelerinden dolayı, kendine yeni taraftarlar kazanmaktadır.
- Bireyler suskun kaldıklarında bu görüş daha az yaygın ve
geçerli görüleceğinden, bir suskunluk sarmalı oluşmaktadır.
GÜÇLÜ ETKİLERE GERİ DÖNÜŞ: GÜNDEM KURMA VE
SUSKUNLUK SARMALI MODELİ
“SUSKUNLUK SARMALI (SPİRAL OF SİLENCE)”
SUSKUNLK
SARMALI
- Toplumda yaygın görüşlerin dışında bir görüşe sahip
olan insanlar seslerini duyurmada daha az istek
duyacaklarından, kitle iletişim araçlarınca ifade
edilen görüşler daha baskın ve doğru görüş
olarak algılanacaktır? neden_?
- Suskunluk Sarmalı Teorisine göre, bireyin toplumla
ve diğer bireylerle bütünleşme amacı taşıması,
toplum baskısından uzaklaşmak için diğerlerine
benzemesine ve benzer şekilde davranmasına
neden olmaktadır.
- Neumann’ın deyimiyle, “kurtlarla birlikte uluma”
durumudur bu.
GÜÇLÜ ETKİLERE GERİ DÖNÜŞ: GÜNDEM KURMA VE
SUSKUNLUK SARMALI MODELİ
“SUSKUNLUK SARMALI (SPİRAL OF SİLENCE)”
SUSKUNLK
SARMALI
1
2
3
Suskunluk Sarmalı Bağlamında Kitle İletişim
Araçlarının Rol ve Etkinliği
Bu teori, iletişim araçlarının rol ve etkinliğini 3
aşamada açıklamaktadır.
İlk olarak kitle iletişim araçları toplumda baskın
olan düşüncelerin neler olduğu yönündeki
izlenimleri şekillendirmektedir.
İkinci olarak, yaygınlaşmakta olan düşüncelerin
neler olduğuyla ilgili izlenimleri pekiştirmektedir.
Üçüncü ve son olarak da, herhangi bir birey
tarafından toplum önünde hangi düşüncelerin
dışlanmadan açıklanabileceğiyle ilgili izlenimleri
belirtmektedir.
GÜÇLÜ ETKİLERE GERİ DÖNÜŞ: GÜNDEM KURMA VE
SUSKUNLUK SARMALI MODELİ
“SUSKUNLUK SARMALI (SPİRAL OF SİLENCE)”
SUSKUNLK
SARMALI
1
2
3
4
Suskunluk Sarmalı Bağlamında Yapılan Bazı
Görgül (Ampirik) Araştırmalar
Toplumdaki çoğunluk kampı, etkili medya
tarafından desteklendiği takdirde konuşmak için
azınlığa göre daha isteklidir.
Eğer medya karşıt kampı, yani azınlığı
desteklerse, çoğunluk kampı sessiz çoğunluk
haline gelir.
Azınlık, medyanın düşmanca tutumuyla
karşılaşırsa sessizliğe bürünür.
Azınlık, medyadan destek gördüğü takdirde,
çoğunluktan daha fazla konuşma arzusu duyar,?
Neden?
çünkü etkili medyanın kamusal otoritesi tarafından
güçlendirilmiştir.
GÜÇLÜ ETKİLERE GERİ DÖNÜŞ: GÜNDEM KURMA VE
SUSKUNLUK SARMALI MODELİ
“SUSKUNLUK SARMALI (SPİRAL OF SİLENCE)”
SUSKUNLK
SARMALI
Üç “Sosyal Etki” Araştırması
1 Muzaffer Şerif’in (1936) “Grup Normunun Oluşması” Deneyi
2 Solomon Asch’in “Grup Normuna Uyma” Deneyi
3 Stanley Milgram’ın “İtaat” Deneyi
Muzaffer Şerif’in (1936) “Grup Normunun Oluşması”
Deneyi
- Muzaffer Şerif (1936), “otokinetik etki” diye bilinen
bir görsel algı yanılgısından yararlanarak grup
normunun oluşmasına ilişkin bir deney yapmıştır.
- Tamamen karartılmış bir odada hareketsiz duran bir
ışık noktasına bir süre gözümüzü kaçırmadan
dikkatlice bakarsak, ışık aslında yerinde durduğu
halde, onu hareket ediyormuş gibi görürüz.
-
Bu görsel yanılgıdan yararlanarak Şerif bir dizi araştırma
yapmıştır.
GÜÇLÜ ETKİLERE GERİ DÖNÜŞ: GÜNDEM KURMA VE
SUSKUNLUK SARMALI MODELİ
“SUSKUNLUK SARMALI (SPİRAL OF SİLENCE)”
SUSKUNLK
SARMALI
Üç “Sosyal Etki” Araştırması
Muzaffer Şerif’in (1936) “Grup Normunun Oluşması” Deneyi
- Araştırmada birbirini hiç tanımayan kişiler
kullanılmıştır.
-
- Bu kişiler ilk olarak teker teker laboratuara alınmış ve
kendilerine bir algı deneyi yapılacağı söylenerek tamamen
karartılmış odada, kendilerine ufak bir ışık kısa aralarla
gösterilmiştir.
- Işığın her gösterilişinde, bu ışığın hangi yönde ve ne kadar
hareket ettiği denekten sorulmuştur.
İlk bölümde birbirinden farklı standartlar geliştirmiş olan
deneklerin, bir araya geldiklerinde kendi kişisel
standartlarından vazgeçerek grup halinde tek bir standart
oluşturdukları gözlemlenmiştir.
- Böylece kişisel standartlar, yerini, tek bir standarda
bırakmış olmaktadır.
GÜÇLÜ ETKİLERE GERİ DÖNÜŞ: GÜNDEM KURMA VE
SUSKUNLUK SARMALI MODELİ
“SUSKUNLUK SARMALI (SPİRAL OF SİLENCE)”
SUSKUNLK
SARMALI
Üç “Sosyal Etki” Araştırması
Muzaffer Şerif’in (1936) “Grup Normunun Oluşması” Deneyi
- Bundan sonra, denekler, araştırmanın ilk bölümünde
olduğu gibi, yine tek tek laboratuara alınarak aynı
işlem tekrarlanmış ve bu bölümde her deneğin,
yalnız olmasına rağmen, ilk bölümde geliştirdiği
kişisel standardı kullanmayıp grup standardına
bağlı kaldığı görülmüştür.
Solomon Asch’in “Grup Normuna Uyma” Deneyi
- Solomon Asch’in deneyi, “insan, doğru bildiği
şeyin tersini iddia eden bir grup insanla
karşılaşırsa, ne yapar?” sorusunu araştırmıştır.
- Bu deneyde, laboratuarda belli sayıda bireyden
meydana gelmiş gruplara, sırasıyla birçok kart
gösterilmiştir.
GÜÇLÜ ETKİLERE GERİ DÖNÜŞ: GÜNDEM KURMA VE
SUSKUNLUK SARMALI MODELİ
“SUSKUNLUK SARMALI (SPİRAL OF SİLENCE)”
SUSKUNLK
SARMALI
Üç “Sosyal Etki” Araştırması
Solomon Asch’in “Grup NormunaUyma” Deneyi
- Bir çift karttan ilkinin üzerinde farklı uzunluklarda 3
çizgi, diğerinde ise tek bir çizgi olup, bu tek çizgi
diğer karttaki üç çizgiden biriyle aynı uzunluktadır.
-
Aynı uzunlukta çizgiler
GÜÇLÜ ETKİLERE GERİ DÖNÜŞ: GÜNDEM KURMA VE
SUSKUNLUK SARMALI MODELİ
“SUSKUNLUK SARMALI (SPİRAL OF SİLENCE)”
SUSKUNLK
SARMALI
- Deneklere, tek çizginin uzunluk bakımından diğer karttaki
çizgilerden hangisine benzediği sorulmuştur.
- Aslında deneklerden sadece birisi gerçek denektir, ötekiler
araştırmacının asistanlarıdır ve her defasında ne
söyleyeceklerine önceden karar verilmiştir. Ve esas deneğe
söz sırası hep en sonda gelmektedir.
Aynı uzunlukta çizgiler
GÜÇLÜ ETKİLERE GERİ DÖNÜŞ: GÜNDEM KURMA VE
SUSKUNLUK SARMALI MODELİ
“SUSKUNLUK SARMALI (SPİRAL OF SİLENCE)”
SUSKUNLK
SARMALI
- İlk birkaç kart gösterildiğinde, araştırmacının yardımcıları
doğru cevap vererek deneğin güvenini kazanırlar.
- Fakat sonra hep yanlış cevap vermeye başlarlar. Denek,
sıra kendisine gelene kadar, sıra ile herkesin yanlış cevap
vermesinden rahatsız olmaktadır. Nitekim sıra kendisine
gelince, onun da diğerlerinin dediğini tekrarladığı
görülmüştür.
Araştırmaya katılan her 3 denekten birinin bu şekilde diğerlerinin
kararlarına uyduğu saptanmıştır.
İnsanların %35 gibi azımsanmayacak bir kısmının, gruba uyarak,
apaçık gördükleri şeyin tersini söylemeleri, gerçekten önemli bir
GÜÇLÜ ETKİLERE GERİ DÖNÜŞ: GÜNDEM KURMA VE
SUSKUNLUK SARMALI MODELİ
“SUSKUNLUK SARMALI (SPİRAL OF SİLENCE)”
SUSKUNLK
SARMALI
Üç “Sosyal Etki” Araştırması
Stanley Milgram’ın “İtaat” Deneyi
- Stanley Milgram’ın deneyi “insanlar sosyal etkiye ne derece
kadar boyun eğerler?” sorusunu araştırır.
- Araştırmacı, gelen deneklere “cezanın öğrenmeye etkisi”
konusunda bir deneye katılacaklarını; birinin öğretmen,
diğerinin öğrenci rolünde olacağını ve öğrenci yanlış
yaptığında ceza olarak öğretmenin ona elektrik vereceğini
önceden bilgi olarak verir.
- Çekilen kura sonucu, denek öğretmen olduğunu öğrenir.
- Öğrenci için öğrenilmesi gereken işlem, genellikle öğrenme
psikolojisi deneylerinde kullanılan kelime çiftleri dizisidir.
- Öğrenci, kelime çiftlerini öğrenmek zorundadır. Öğrenci
kelimeleri doğru hatırlayamazsa, öğretmenin ceza olarak
öğrenciye elektrik şoku vermesi gerekmektedir. Öğrenciye her
yanlışta bir öncekinden 15 volt daha kuvvetli bir şok verilecektir.
GÜÇLÜ ETKİLERE GERİ DÖNÜŞ: GÜNDEM KURMA VE
SUSKUNLUK SARMALI MODELİ
“SUSKUNLUK SARMALI (SPİRAL OF SİLENCE)”
SUSKUNLK
SARMALI
Üç “Sosyal Etki” Araştırması
Stanley Milgram’ın “İtaat” Deneyi
- Öğrenme işlemi başlarda iyi gider, ancak sonradan öğrenci
yanlışlar yapmaya ve öğretmen de ona şok vermeye başlar. 75,
90 ve 105 voltluk şoklar sonunda yan odadan iniltiler gelmeye
başlar. İniltiler çığlıklara dönüşür ve 150 volttan sonra öğrenci
odadan alınması için bağırdığında, araştırmacı, öğretmene
devam etmesi için kati bir talimatta bulunur. Derken öğretmen
350 volta kadar çıkar.
- Bu araştırmadan önce, bir grup psikoloji öğrencisine “deneklerin
yüzde kaçı 450 volta kadar öğrenciye şok vermeye devam
ederdi?” sorusu yöneltilmiştir. Onların tahmini, deneklerin ancak
%1’inin bu duruma kadar şok verebilecekleri yönünde olmuştur.
Bir grup psikiyatrist de deneklerin çoğunun 150 volttan öteye
geçemeyeceği tahmininde bulunmuştur.
GÜÇLÜ ETKİLERE GERİ DÖNÜŞ: GÜNDEM KURMA VE
SUSKUNLUK SARMALI MODELİ
“SUSKUNLUK SARMALI (SPİRAL OF SİLENCE)”
SUSKUNLK
SARMALI
Üç “Sosyal Etki” Araştırması
Stanley Milgram’ın “İtaat” Deneyi
- Bu araştırma ilk önce Yale Üniversitesinde yapılmış ve çeşitli
mesleklerden ve yaşlardan 40 kişiden hiçbiri 300 volttan önce
durmamıştır.
- Bütün deneklerin %65’i 450 voltluk şoku öğrenciye vermiştir. 40
denekten 26’sının suçsuz bir insana emre itaat sonucu zarar ve
ıstırap vermeleri olayı, ancak bu 26 kişinin kişisel özellikleri ile,
örneğin sadist olmaları ile ya da saldırganlık güdüleri ile
açıklanabilir.
- Ne var ki, bu araştırma bulgularını deneklerin kişilik özellikleri
ile açıklamak yerine, bir sosyal etki olayı olarak yorumlamak
daha doğrudur.
- Otoritenin etkisinin bu tür bir aşırı itaati nasıl oluşturduğuna
ilişkin tarihi bir örnek, Nazi Almanyası’dır.
GÜÇLÜ ETKİLERE GERİ DÖNÜŞ: GÜNDEM KURMA VE
SUSKUNLUK SARMALI MODELİ
“SUSKUNLUK SARMALI (SPİRAL OF SİLENCE)”
SUSKUNLK
SARMALI
Üç “Sosyal Etki” Araştırması
Stanley Milgram’ın “İtaat” Deneyi
• Stanley Milgram, sonradan aynı deneyi biraz
değiştirerek iki farklı Avrupa ülkesinde; oldukça
bireyci olarak bilinen Fransa’da ve Fransa’nın
aksine, güçlü toplumsal bağlara sahip olduğu
düşünülen Norveç’te uygulamıştır.
• Milgram’ın deneyinde, denekler farklı kanaatteki
çoğunluğu görmedikleri, sırf sesini duydukları halde,
kendi kanaatlerinde yalnız kalmaktan korkarak,
çoğunluğa uymayı tercih etmişlerdir. Avrupalı
denekler Norveç’te %80, Fransa’da %60 oranında
bir uyma davranışı göstermişlerdir.
GÜÇLÜ ETKİLERE GERİ DÖNÜŞ: GÜNDEM KURMA VE
SUSKUNLUK SARMALI MODELİ
“SUSKUNLUK SARMALI (SPİRAL OF SİLENCE)”
SUSKUNLK
SARMALI
Suskunluk Sarmalı Kuramına Yöneltilen Bazı Eleştiriler
- Kuram, gerek insan doğasına, gerekse de kitle iletişimine
fazlasıyla “kötümser” bakışı yüzünden eleştirilere
uğramıştır. Aynı zamanda, kuramın “evrensel
uygulanabilirliği” de büyük ölçüde sorgulanmıştır
- Moscovici (1991) “sessiz çoğunluklar”a daha az; toplumların
yaşamında yaratıcı ve yenilikçi bir rol oynayan “gürültülü
azınlıklar”a ise daha çok dikkat etmemizi önerir.
- Moscovici, aynı zamanda, Suskunluk Sarmalı kuramının
kamuoyunun geleneksel aydınlanma nosyonu ile birlikte
bir derece güncelliğini yitirdiğini savunur.
- Dünyanın birçok yerinde suskunluk sarmalı modelini kullanan
incelemeler yapılmıştır. Bulgular farklı sonuçlar ortaya
koymaktadır.
- Örneğin ABD’de bazı bireylerin, diğer insanların ifade
edilmiş fikirlerine aykırı gelse de, kendi fikirlerini
belirttikleri görülmüştür.
GÜÇLÜ ETKİLERE GERİ DÖNÜŞ: GÜNDEM KURMA VE
SUSKUNLUK SARMALI MODELİ
SUSKUNLK
SARMALI
“SUSKUNLUK SARMALI (SPİRAL OF SİLENCE)”
Suskunluk Sarmalı Kuramına Yöneltilen Bazı
Eleştiriler
- Moy ve diğerleri ise (1999), televizyon
seyretmenin işlevsel olarak, grup üyeliğine eşit
olduğunu bulmuşlardır
- Bu model, anlık bir durumu veya gerçek bir
değişimi temsil edip etmediğini ya da tutum
değişiminin olup olmadığını bize
açıklayamamaktadır.
- Öte yandan, bu model, iletişimin iletişimsizliğini
dile getirmektedir. Çünkü burada kitle iletişiminin
kişiler arası iletişimi özendirmek yerine engellemeye
yönelmesi durumu söz konusudur.
Download

iletişim kur 4 - Estetik İzler