EUGENE IONESCO
‘GERGEDANLAR’
EUGENE IONESCO KIMDIR?
Benim oyunlarım bilincin iki temel durumundan
doğar. Bunlar usulca kaybolan ile katılık; boşluk ile
aşırı varlık; dünyadaki gerçekdışı şeffaflık ile ışık
geçirmezlik; ışık ile kesif karanlıktır.”
Eugene Ionesco ( Rumence: d. 26 Kasım 1909- ö.
28 Mart 1994) uyumsuz (absürd) tiyatronun önde
gelen yazarlarından biridir.
 Sıradan durumların ötesinde bireyin var
oluşundaki anlamsızlığı kendine özgü bir dille
anlatmaktadır.

Romanyada doğmuş babası Rumen annesi
Fransızdır.
 1925 yılında anne-babasının boşanmasının
ardından Romanya’ya dönerek 1928-1933 yılları
arası Bükreş Üniversitesi’nde Fransız Edebiyatı
okuyup öğretmenlik sertifikası alır.
 1936 yılında evlenip 2. Dünya Savaşının patlak
vermesi ile 1938 yılında doktora çalışmasını
tamamlamak için Marsilya’ya taşınırlar ,
Fransa’nın özgürlüğüne kavuşmasından sonra
1944’te Paris’e yerleşir. 1994 yılı 84 yaşında vefat
eder.

Bazı Öne Çıkan Eserleri
 La Leçon ( Ders, 1951)
 Kel Kantocu ya da Kel Şarkıcı (1950)
 Gergedanlar( Rhinoceros, 1959)
 Kral Ölüyor(1962)


Avangart sanat, kültür, gerçeklik tanımları
içindeki kabul edilmiş normları sarsıp sınırlarını
değiştirmeyi amaçlar. Bu normlar sosyal
reformdan estetetik deneyimlerin değişimine
kadar değişiklik gösterebilir.
AVANGART AKIM NEDIR?
Avangart( Fransızca avant-garde), Fransızca
askeri bir terim olan öncü, birlik sözcüğünden
gelmektedir. Gerek Fransızca gerek diğer
dillerde kültür, sanat ve politika ile bağlantılı
olarak ‘yenilikçi’ veya ‘deneyse’ işler veya kişiler
anlamına gelir.
 Sanat ve siyaset alanında kullanılan bu terim,
Rönesans’ın askeri teorisinden devşirilmiş bir
metafordur. Hareket halindeki bir ordunun üç
bölümünü temsil eder. Bu terimi sanatsal alanda
ilk kullanan Saınt-Simon’dur. Bundan sonra da
devrimci siyasi hareketlerin, komünist
hareketlerin jargonuna girer.

ABSÜRD( UYUMSUZ) TIYATRO NEDIR?
Uyumsuz tiyatro, absürd tiyatro olarak da
bilinir. Uyumsuz Tiyatronun anlaşılabilmesi için
çıktığı dönem ve coğrafi şartların bilinmesi
gerekir.
 2. Dünya Savaşından sonra patlak veren, sanatın
her alanındaki değişik yansımalar, tiyatro
alanında da kendini göstermiş ve Absürd Tiyatro
ortaya çıkmıştır.


Nietzsche, ‘Tanrı Öldü’ diye bağırırken aslında
yaşamı anlamlandıramayan Batı insanının
önemli bir sorununu dile getirmiştir. 2. Dünya
Savaşı patlamasından sonra bu çığlıklar artık
tüm Avrupa’nın ortak derdi olmuş, yaklaşık elli
milyon kişinin öldüğü insanlığın en büyük yıkım
döneminden sonra yaşamın anlamı üstüne ciddi
bir sorun baş göstermiş ve tam bu anda Avrupa
sahnelerinde birbirinden de etkilenerek uyumsuz
tiyatronun öncüleri ortaya çıkmıştır.
Beckett’in Godot’yu Beklerken ve Ionesco’nun Kel
Şarkıcı adlı oyunları bu tiyatronun ilk
örnekleridir.
 Bu akım, yaşamın temelde bir saçmalığa
dayandığını ve sanat da yaşamı yansıttığından
sanatın da aynı türden bir saçmalığa sahip
olması gerektiğini savunur.
 En büyük amacı yaşamın anlamsızlığını ve
amaçsızlığını göstermektir.

Seyirciyi hayatı sorgulamaya yöneltir.
 Dili de çoğu zaman küfürlüdür.
 Klasik oyun örgüsünü redder.
 Okuyucuya ve izleyiciye hikayenin sonunu kendi
zevkine ve anlayışına göre hayal etme imkanı
verir.
 Konuya göre dekoru reddeder.
 Amaçsız bir tiyatrodur.

KİŞİLER














EV KADINI:
BAKKAL KADIN: Dedikoducu, kendi karakteri olmayan boş bir
karakter
JEAN:
BERENGER: Gergedan olamadığı için Gergedan olmayan ilk
farkındalığı olmayan bir anti- kahraman, sonradan farkına vardıktan
sonra direnen kahraman
MASALARA BAKAN KIZ: İşveren altında onun dediklerini yapan
figüran
BAKKAL: Gözlemci, farkındasız figüran karakter
YAŞLI BAY: Saçma mantıkçının iknalarına aldanan adam
MANTIKÇI: Saçma mantığın anlatılması üzerine somutlaşan bir
karakter
PATRON: İşçi üzerinde baskı kuran, faşist kontrol mekanizması
DAISY: Sürünün baskısı sonucu iradesini kaybedip sürüye katılan kişi
BAY PAPILLON: Patron gibi kontrol mekanizması olan baskıcı tipleme
DUDARD: Verilen göreve bağlı, kontrol mekanizmasını kabullenmiş
karakter
BOTARD: Gergedan olmayı kınayan sonra onlara katılan iradesiz kişi
BAYAN BOEUF:Durumu kabullenen, iradesiz, sürüden biri
PERDE 1
 Çevre
düzeni: bir taşra kentinde küçük
meydan, bakkal dükkanı,evin üzerinden
görünen uzaklardaki bir kilisenin çan
kulesi, kafe, kafe önündeki terasa
konmuş sandalyeler, masalar..
 Perde açılmadan önce çan sesleri
duyulur. Jean ve Berenger, kafenin
terasında bir masaya oturacaklardır.
 Perde açıldığında bir elinde alışveriş
sepeti, bir elinde kedi olan kadın
sahneden konuşmadan geçecektir.
Perde açılır ve bakkal kadın sahne önünden
geçen kadın için bakkaldan alışveriş
yapmadığından yakınan bir dedikodu yapar.
 Sonra sahneye Jean ve Berenger aynı anda gelir.
 Jean, takım elbise, kravat, parıl parıl
ayakkabıları ile özenli görünümdeyken, Berenger
tam tersine saçları darmadağınık, giysisi eski,
buruşuk, yorgun uykusuz bir biçimde gelir.

Jean, Berenger’in düzensizliğinden yakınır. Jean,
olağan yaşamın düzeni içinde ilerlemekte,
düzeni, zamanını her insan gibi planlı programlı
yaşamasının aksine Berenger’in bu görünümü
ona uyumsuz gelir.
 Aralarında geçen konuşmalar sürekli Berenger’in
düzensizliği, içkisi, dış görünüşünün yadsınması
üzerinedir.
 Berenger kendini savunurken şu cümleleri
sarfeder:

- ‘ Ama, herkeste sizdeki irade olmaz. Ben
uyamıyorum. Olmuyor, yaşama uyamıyorum’
der. Bunun üzerine Jean ona herkesin uyması
gerek olduğunu söyler ve ona ‘ yoksa sen üstün
insan mısın ?’ diye bir soru sorar. Jean ‘a göre
üstün insan görevini yapan bir insan olarak
tanımlanıyor.
 Konuşmalar esnasında uzaklardan gelen hızla
yaklaşan bir gürültü, vahşi hayvanın solumaları,
koşarken çıkardığı sesler ve böğürtüsü duyulur.

Masalara bakan kız ne içmek istediklerini
sorarken gürültünün şiddetiyle ne olduğunu
sorgulamaya koyulur. Berenger ise
vurdumduymaz, hiç gürültü duymuyormuşcasına
Jean ile konuşmasını sürdürmeye çalışır.
Jean ayağa kalkar ve ‘ hiii bir gergedan!’ ardından
bakkal kadın, bakkal, mantıkçı, ev kadını, yaşlı
bay , masalara bakan kız herkes aynı tedirgin
cümleyi söyler.

Jean, Berenger’a içmemesi konusunda eleştiride
bulunurken Berenger yaşamdaki insanlar
arasında kendini rahat hissetmediğini bir kaygı
durumunu yok edip rahatlamak için içtiğini ifade
eder. Jean onu alkolik olması ile yadırgarken
aslında Berenger’i alkolik olmaya iten neden
şimdiye kadar ki yaşamının vermiş olduğu
ağırlık duygusu, varoluşsal sorgulamasına sebep
olacaktır.
Jean ve Berenger konuşmalarına başı boş gezen
gergedanın nasıl olup ta etrafta dolaştıkları ile
devam ederler. İlk başta Jean bu duruma
tepkilidir, berenger ise kayıtsız bir tavır
izlemektedir.
 Gergedan hakkında tartışmalar aralarında sürüp
giderken bir ara sahneye genç ve sarışın daktilo
kız Daısy girer. İlk başta Berenger kötü
görünümlü bakımsız olduğu için Daısy’den
saklanır.

Berenger yalnızlık hissine kapıldığını ve bunun
ağır geldiğini ve toplumun vermiş olduğu ağırlığı
da üzerinde hissettiğini ifade eder.
 Jean Berenger’e hayatının olumlu gitmesi için
birtakım önerilerde bulunur, düzgün giyinmeyi
mantıklı düşünmeyi, topluma uymayı,herkes gibi
zamanını kullanmayı başarmasını söyler.
 Berenger, Jean’in önerdiği şekile uygun olarak
tiyatroya gitme kararı alır ve jean’den de
gelmesini söyler; fakat Jean’in arkadaşlarına
sözü vardır ve meyhaneye gideceğini söyler.

Berenger bu duruma çok şaşırır ve tepkilidir.
Hem Berenger’ı içmemesi için uyaran adam
kendisi de meyhaneye gidecektir. Jean alkolik
olmaklık ile ayrım yapar kendi ve Berenger
arasında. Jean ölçüden bahseder ve kendisinin
ölçülü olduğunu savunur.
 Bu esnada tekrar gürültü duyulur ve yavaş yavaş
gürültü yaklaşır.

Jean yerinden doğrulur, mantıkçı, bakkal,
masalara bakan kız, herkes yeniden irkilir ve
Gergedan görürler. Berenger yine yerinde
durarak izler. Gürültüler hızla uzaklaşırken
çığlık çığlığa ev kadını gelir. Her zaman elinde
sepeti olan kadının bu kez elinde sepet yoktur ve
kanlar içinde ölü bir kedi vardır:
 ‘ kedimi ezdi, kedimi ezdi!’ diye ağlaşır.

Herkes ev kadınının etrafına toplanıp olayı
anlamaya çalışırlar. Kedinin durumuna herkes
hayıflanır bu esnada bakkalcı, Jean, Bakkalın
karısı gergedanın daha önce geçen mi farklı mı
olduğu hakkında tartışmaya girerler.
 Jean şimdiki geçen gergedanın tek boynuzlu
Afrika gergedanı, öncekinin ise çift boynuzlu
Asya gergedanı olduğunu söyler.


Berenger, hızlı geçen gergedanın görünemediği
şeklindeki görüşünü ifade edince Jean ve
Berenger tartışmaya girişirler. Jean, kendinden
başka farklı bir görüşü kabul etmemektedir ve
saygı da göstermez büyük tepki gösterir.
Berenger’da yanlış bulduğu Jean’ın düşüncesini
eleştirirken Jean alınır ve sahneyi terk eder.
Berenger sonra düşünür kendi kendine böyle
yapmaması gerektiğini düşünür bir konyak daha
alır müze fikrini erteler perde kapanır.
 İKİNCİ PERDE/BİRİNCİ TABLO
 Çevre Düzeni:
 Bir özel şirket veya devlet dairesinde çalışma
ortamı, Daısy’nın masası, şef yardımcısı olan
Dudard’ın masası, Botard ve Berenger’ın masası,
bay Boef’un masası…


Çalışanlar gazete haberlerine çıkan gergedan
olayını konuşurlar. Botard olayı saçma sapan
hikaye olarak bulur, Dudard konuya biraz daha
yöntemsel yaklaşarak gazete haberinin doğru
olabileceği kanısına daha yakındır. Daısy ise
bizzat gördüğünü söyler. Bay Papıllon da pek
fazla gergedanların sokakta dolaştıığına inanmış
değildir. Arada konuşulurken tam işe geçileceği
üzere şef, Dısy’den devam çizelgesini
doldurmasını ister.

Tam bu sırada işe yetişmiş olan Berenger gelir.
Tekrar bu gergedan konusu açılınca Berenger’da
gördüğünü söyler. Bay Papıllon bir kontrol
mekanizması olması bakımından artık bu
gergedan konusunun kapatılıp bir an önce işe
dönülmesini ister. Bu arada şef Bay Papıllon,
Bay Boef’un gelip gelmediğini sorguladığı anda
eşinin geldiği görülür. Bayan Boef, eşinin hasta
ve haftasonunu geçirmek için ailesinin yanına
gittiğini söyler fakat bu sırada soluk soluğadır.
Herkes bu kadar neye endişelendiğini sorunca
bir gergedanın onu buraya kadar kovaladığını
hatta şuan da aşağıda olduğunu ve giriş
merdivenlerini yıktığını söyler.

Herkes aşağı baktığında gergedanı görmüştür.
Ahşap merdiven yıkılınca çalışanlar içeride
kalmış, çıkış yolu aramaktadır. Bu arada hayvan
böğürerek bir şeyler anlatınca Bayan Boef onun
eşi olduğunu anlamıştır ve bu durumunda sevgisi
uğruna onu yalnız bırakamamıştır ve camdan
atlamıştır onun kucaklarına. İş yerindekiler ise
bir itfaiye çağırmışlardır.
Merdivenler yapılana kadar işe ara verilmiştir.
 İtfaiye aranınca bir başka gergedanlar içinde
yardıma gidildiğini öğrenmişler ve bir çok
gergedan olduğunun farkına varmışlardır.
 Teker teker itfaiye yardımı ile dışarı çıkılmış ve
perde kapanmıştır.

İKİNCİ TABLO
 Çevre Düzeni
 Jean’ın evi, Jean’ın yatmakta olan yatağı,
duvarlar, sandalye, koltuk, sağda ortada banyoya
açılan kapı….
 Perde açıldığında Jean yatağında yatıyordur.
Berenger kapıyı çalar ve kapı bir süre sonra
açılınca ufak tefek yaşlı bir adam çıkar ve kimi
aradığını sorar ve kendisinin de adı Jean olduğu
için öbür komşusu Jean’e gelmiş olduğunu anlar
evdedir der ve kapıyı kapatır.

Berenger yukarı çıkıp Jean’ın kapısını çaldığında
kim olduğunu söyler Jean kalkar kapıyı açar
gider tekrar yatar.
 Berenger tartışmalarının gereksiz olduğunu
söyler ve dostunun gönlünü almak için gelmiştir.
Jean ‘ın ise sesi kalınlaşmış homurtu ile konuşur
ve Berenger Jean’ın hastalandığını düşünür.

Jean, Berenger’e kötü davranmaktadır. Hep
kendini üstün görmüştür. Jean’ın gittikçe sesi
kalınlaşmış, Berenger kaygılanmaya başlamıştır.
 Jean’ın bileklerinin kalınlaştığını damarlarının
şişer gibi olduğunu görür; Jean’se buna hastalık
değil güç göstergesi diyerek açıklamaya çalışır ve
katiyyen doktor istemez.

Jean’ın derisi de gittikçe yeşilleşmektedir. Jean
artık insansızlaşmıştır ve bunda bir sakınca
görmez bir amacının olduğunu ve ona doğru
yöneldiğini söyler.
 Jean, kıyafetleri içinde daralır, terlemektedir ve
bu arada serinlemek için banyonun yolunu tutar.
Berenger ise Boef’un gergedan olduğunu
söylemektedir. Jean ise bunun isteyerek
olabileceğini ima etmiştir. öyle ki ‘ siz herşey de
kötülük görüyorsunuz, gergedan olmak hoşuna
gidiyorsa ne var bunda’ diye desteklemiştir.

Jean ile Berenger, insan ve değerleri konusunda
tartışır, artık Jean daha da dönüşmeye
başlamıştır. Tekrar banyoya girdiğinde buğultulu
sesi ve böğürtü sesi gelir.
 Berenger banyoya girer ve Jean’ın gergedan
olduğunu görür önce dostunu bu halde bırakmak
istemez doktor çağırmaya niyetlenir ancak Jean
izin vermez. Berenger banyodaki gürültü patırtı
kırılan eşyalardan sonra güç bela banyo kapısını
kapatarak kaçmaya çalışır.


Merdivene doğru koşar bir akar ki bir çok
gergedan görmüştür ve ufak tefek yaşlı adam,
karısı onlarda birer gergedana dönüşmüştür.
Korkarak oradan uzaklaşmaya çalışır. Sahnede
fondaki duvarı yıkar ve bir sokak görünür.
‘Gergedanlar, Gergedanlar’ diye bağırarak kaçar.
ÜÇÜNCÜ PERDE
 Çevre Düzeni
 Jean’ın odasına benzeyen Berenger’ın odası,
solda merdiven, sahanlık, divan, koltuk,
sandalye, pencere..
 Perde açıldığında Berenger, gördüğü düş ile
inlemektedir. ‘ hayır, boynuzlar, Gergedanlar,
hayır’ divandan düşüp düşünden uyandığında
korkmuş görünür ve korkarak sardığı alın
sargısına tekrar bakar ve bir şişlik var mı yok
mu alnında diye kontrol eder. Bir değişiklik,
şişlik yoktur.

Dudard, Berenger’a gelir. Berenger kapıyı
korkarak açar. Berenger, Dudard üzerinden
kendini, sesini kontrol etmek için Dudard’ı
sorgular ve bir değişiklik olmadığı için biraz daha
rahatlar. Dudard bu halinin nedenini Jean’e
bağlar. Dudard olanlara biraz daha ılımlı
yaklaşarak şöyle söyler:
 ‘ Kendinizi dünyanın merkezi sanıyorsunuz, olan
biten her şeyin özellikle sizi ilgilendirdiğini
düşünüyorsunuz ‘ Hedef noktası siz değilsiniz!

Berenger’ın cevabı: ‘ belki de öyledir. Aklı
başında düşünmeye çalışacağım. Ancak olgunun
kendisi kaygı verici. Doğrusunu isterseniz, alt
üst ediyor bu beni. Nasıl açıklanabilir ki bu
olanlar?
 Dudard ve Berenger bunun bir çözümlemesini
yapmaya çalışırlar. Dudard’a göre bu anlamsız
dönüşüm, doğanın bilinmeyen yönü, gariplik,
tuhaflık, oyun olabilir.


Berenger ise gergedanlığın bulaşıcı bir hastalık
olmaktan korkmaktadır. İki adam durum
değerlendirmesi yaparken pencereden yine o
gergedan sürülerinin sesleri, böğürtüleri
duyulur. Yine konuşmaya devam ederken
Dudard bu duruma alıştığından söz eder.
Berenger ise bir türlü etkisinden
çıkamamaktadır.
Dudard bir başka fikir olarak olayı kabullenip
aşabileceğini söylemektedir fakat Berenger’a
göre bu durum, kadercilik olacaktır.
 Konuşmalar devam ederken Dudard Bay
Papıllon’un da gergedan olduğunu söyler. Fakat
Botard çok karşı çıktı der. Berenger Papıllon’a
şaşırır Botard’ı ise mert biri olarak nitelendirir.

Berenger ile Dudard, normal-anormal- delilik
kavramları üzerine tartışmaya girişirken
Berenger sinirlenir ve mantıkçıya sorma kararı
alır fakat bir bakar ki mantıkçı da gergedan
olmuştur.
 Daha sonra kapı çalınır ve Daısy gelir. Botard’ın
gergedan olduğu haberini verir ve Berenger
büsbütün sinirlenmiştir.

Dudard , Berenger ve Daısy yemek yerken bir
yandan da pencereden duyulan sesler gürültüler,
gergedanların çoğunluk olarak tüm sokaklarda
yürümesi dikkatleri çekmektedir.
 Dudard da yavaş yavaş iradesini kaybetmeye
başlamıştır.
 Berenger’ insan gergedandan üstündür’ derken
Dudard ta aksini söylemediğini ama
onaylamayıp deneyin kanıtladığını
söylemektedir.

Dudard görevine bağlı biri olarak daha fazla
dayanamaz ve idarecilerinin, arkadaşlarının
yanında olması gerektiğini düşünür, kapıyı açar
ve hızla sahanlıkta o gergedan sürülerinin
arasına katılır.
 Artık sadece Daısy ve Berenger kalmıştır. Daısy,
Berenger’e onun yanında olacağına dair söz
vermiştir.

Fakat her yeri kaplayan gergedanlar telefonlara
kadar ulaşmış, televizyon, radyo, herşeye
yayılmış ve büyük bir tehdit oluşturmaktadır.
Berenger ve Daısy çok kaygılıdırlar. Onlardan
başka kimse kalmamıştır, Daısy ve Berenger
yapayalnızdırlar.
 Berenger, Daısy’e evlenmeyi çocukar yaparak
insanlığı kurtarabileceğini söylemiştir. Fakat
Daısy olumsuz görüştedir.

Daısy etrafına bakar ve kendi türlerinden başka
kimsenin mamasını kaygılı bulur. Hatta bazen o
dönüşen kişilerin mutlu neşeli hatta kendilerine
göre de haklı olduklarını düşünür.
 Daısy, onların seslerini güzel bulmaya başlar.
 Berenger ile tartışmaya giriştiklerinde Daısy,
onların Tanrı olduklarını söylediğinde Berenger
çok kızmıştır.

Daısy, arkasını dönüp aynada kendine dönen
Berenger’e artık birlikte yaşamalarının mümkün
olmadığını söyler. Berenger aynaya bakmaya
devam ederken Daısy usulca kapıya yönelir ve
çıkar gider.
 Berenger: ‘ o kadar da çirkin değil insan denen
şey . En yakışıklılar arasında olmadığım halde
inan bana Daısy ‘ der ve arkasına döndüğünde
Daısy’nın gitmiş olduğunu görür. Kapıya koşar.

Önce arkasından seslenir sonra seslenmeyi
bırakarak zaten anlaşamadıklarını düşünür. Pes
etmeyeceğini söyler ve koltuğa oturur.
 Bir ara kendisi ile çelişir ve kendini ve diğerlerini
sorgulamaya başlarken eski fotoğraflar ile
gergedan tablosunu inceler.
 Sanki insan yaşlı, çirkin görünmektedir.
 Bir an der ki güzel değilim, güzel olan onlar,
keşke benimde ellerim sertleşte tenim yeşillense..

Kendini dener, onlar gibi sesler çıkarmaya çalışır
fakat olmaz.
 Birdenbire silkinir, ve oyunu sonlandıran
cümleleri dile getirir: ‘ Ne yapalım peki, ne
olmuşşsa olmuş. Bende bütün herkese karşı
savunurum kendimi! Son insanım ben, sonuna
kadar da insan kalacağım! Teslim olmuyorum!

GERGEDANLAR ESERİNİN ÇÖZÜMLENMESİ
 Eser, Jean Paul Seartre, Albert Camus gibi
egzistansiyalist yazarların etkisiyle ortaya çıkan absürd
tiyatronun özellikleri olan modern insanın içine düştüğü
saçma varoluşsal özellikleri en göz alıcı noktaları ile
gözler önüne sermektedir.


Gergedan oyununda durmadan yinelenen varoluş
felsefesinin temeli, dünyanın “saçma” olgusudur. Oyun
ofisinin içinde kendisini kapana kısılmış hisseden,
anlamlandıramadığı saçma bir dünyada, çıkışı alkolde
arayan ana karakter Berenger’ ın, yabancılaşmasını,
iletişimsizliğini, grotesk bir kara güldürü ile anlatır.
“Gergedan” daki Berenger karakteri Ionesco’nun yarı
otobiyografik tiplemesidir. Ionesco bu oyunda
Fransızların Alman işgali altındayken Nazi barbarlığına
karşı koymamalarını şiddetle kınar.

Saçma Mantık göstergesi olan mantıkçı karakterinde
gösterildiği gibi, saçma mantıkta sürüleşme aşamasında
karakterler hem kendilerini, hem de çevrelerindekileri
inandırmak için “ Dört bacaklı hayvanlar kedidir, Benim
köpeğimin dört bacağı var. Öyleyse kedidir” gibi
mantıksız savlar ortaya sürerler. Bu mantıksızlığı ileri
sürenler sadece işlerine yarayan kanıtları kullanarak
savlarını ispatlarlar. İkna edilenler ise aldatılanlardır.
Oyunda saçmalıklara ödün vermeyen, tek kişi, aklı
başında olan Berenger’dir.
Nietzche Etkisi - Ionesco eserdeki ilk
gergedana dönüşen kişilerden biri olan Jean
karakterinde, insanın kaba güce sahip olma
tutkusunu simgeler. Yazar bu tiplemede
Nietzche’nin yanlış algılanan “Üstün insan”
kavramına gönderme yapar. Nietzche
“üstinsan/insanötesi” kavramı ile insanın kendi
kaderini, ahlâkî bütünlüğüne sadık kalarak,
kendisinin yönetmesini ister. Nietzche sanki
bugün bize sesleniyormuş gibidir. .
 . “Yeryüzünün anlamı olacak İnsanötesi!
Yalvarırım size, kardeşlerim, yeryüzüne
bağlı kalın, inanmayın size dünya ötesi
umutlardan söz edenlere!”



Başından itibaren İonesco insanî değerlerin ne
olduğunu sorgulamaya başlar. Değerler Jean’ın
dediği gibi görüntüde midir? Ya da daha büyük,
daha girift, daha cesur kavramlarda mıdır? Bizi
insan yapan, değişen koşullarda etik
değerlerimize sahip çıkmamızı sağlayan özsaygımızda mıdır?

Varoluşçu felsefenin ana meselesi, insanın kendi hayatına
anlam kazandırabilmesi, sorumluluklarının bilinci içinde
özgür iradesini kullanarak ahlâkî değerler sistemi içinde
kendisini yaşama adamasıdır. Başlangıçta, içkinin verdiği
rehavet ile hayata seyirci kalan Berenger, etrafındaki
insanların gergedana dönüşmeye başlaması ile toplumun
içine düştüğü bu açmazda kendi sorumsuzluğunun ve
kayıtsızlığının payı olabileceğini düşünmeye başlar.
Oyunun sonuna doğru Berenger otoriteye teslim
olmadan, kişiliğinden ödün vermeden, başkaldırarak,
tüm insanları kapsayan koşulsuz bir sevgi ile yaşamın
gerçek anlamını bulur.



Daisy karakteri ise ülke terminolojimizle “mahalle baskısı”
üzerine kendine mazeretler uydurarak sürüye katılan kitleleri
temsil eder. Bu kitleler özgür iradelerini üst otoritelere teslim
ederek, uyum rehavetini seçen kolaycı kişilerdir.
Bütün oyun boyunca durumun saçmalığı,
“Boş verin BİZ tehlikede değiliz,” söylemi ile gözlerini
gerçeğe kapamak, tehlikeyi rasyonalize etmek şeklinde
görünür. İnsanların yavaş yavaş gergedan sürülerine
katılmaları bahanelerle açıklanır: “Aslında kötü değiller. Hatta
bir tür doğal masumlukları var. ama artık alışmaya
başlıyorum…. Zamana uymalı,,, Düşlerine kaç. Onlara
sığın….Bunlar neşeli insanlar, şarkı söylüyorlar. Çıldırmışa da
benzemiyorlar. Kibarlar, kenara çekiliyorlar… Madem böyle,
başka türlü olamadığı için böyledir,”
diye kendi kendilerini aldatan topluma Berenger karşı koyar.

En başından beri karşımıza bir anti-kahraman
olarak çıkan Bérenger, oyunun traji-komik
finalinde bir kahramana dönüşmüş gibi görünse
de aslında durum çok farklıdır. Bérenger,
insanlık onurunu korumak için değil,
çaresizlikten, gergedanlaşamadığı, sürüye
katılamadığı için savaşmaya devam etmek
zorundadır.

Öyle ki Ionesconun absürd tiyatro ile yaptığı şey
çok açıkça görünmektedir. Sonucu kurmak, hayal
etmek, anlamlandırmak bize düşer. Öyle ki trajik
olan durumun Berenger’ın kendi istediği için
değil de olamadığı için gergedan olmaması
eserdeki ve gerçeklikteki iğneleyici tavrı gözler
önüne serer. Karar sizin. Ya Gergedan
olursunuz, ya da İnsan!
HAZIRLAYAN
KÜBRA YILGIN
DOKUZ EYLÜL ÜNİVERSİTESİ
EDEBİYAT FAKÜLTESİ
FELSEFE/4
Download

Eugene Ionesco`nun Gergedanlar Oyununun Varoluşçu