Kamu Ölçmeleri Ödevi
Elçin KÜÇÜKER
081206060
Atatürk Döneminden
Günümüz Türkiye’sine
Arazi Yönetimi Anlayışı
Ve Avrupa Birliği
Ülkelerinin Arazi
Yönetimine Bakış
Açıları…
Toprağın İnsan Ve Ülke Açısından
Önemi Nedir?
İnsanların hayatlarını, gerekli imkânlara sahip
olarak sürdürebilmeleri için lâzım olan
maddelerin en önemlilerinden birisi de topraktır.
Diğer yandan ; tarım sektörü, bir ülkenin
(özellikle tarımsal bir ülkenin) milli gelirine
önemli derecede katkıda bulunur.
Toprağın, tarım sektöründe başlıca
üretim araçlarından birisi olması
nedeniyle; tarım sektörünün milli gelire
gerekli katkıda bulunabilmesi, toprağın
verimli bir şekilde işletilmesine bağlıdır.
Bu nedenle toprak reformu özellikle
tarım ülkeleri için kaçınılmaz bir kalkınma
ve ilerleme aracı olarak görülür.
“Toprak Reformu” ~ “Tarım Reformu”
Tanımı :
Klasik Anlamda: Geniş toprak mülkiyetinin parçalanarak
bu toprakların, onlar üzerinde çalışan topraksız ya da az
topraklı köylülere dağıtılması toprak reformu olarak
adlandırılır.
Modern Anlamda: Klâsik anlamdaki toprak reformuna ek
olarak, yönetici organ ve hizmetlerin kurulması veya
kuvvetlendirilmesi, su yolları, sulama kanalları ve genel
yollar yapılması, kredi hizmetleri veya kooperatifler,
pazarlama, tarımsal yayım ve araştırmalar, eğitim
olanakları, sağlık hizmetleri, ve buna benzer tedbirleri
kapsar.
Toprak Reformunun Kapsamı:
Toprak reformunun kapsamını belirlemek için,
toprak reformunun modern anlamından hareket
etmek daha uygun olur.
Toprak reformu kapsamını iki vasıfa ayıracak
olursak;
ilki toprak ile kişi arası ilişkiyi düzeltmek
yani devlete veya fazla topraklı kişilere ait fazla
topraklardan, az topraklı veya topraksız çiftçilere
toprak dağıtımı olur.
İkincisi ise dağıtılmış ve belirli sınırlar
içinde büyüklüğü tespit edilmiş toprağın verimli
şekilde çalıştırılmasını gerektiren diğer tedbirler
yer alması sayılır…
Atatürk Dönemi Arazi Yönetimi ve Toprak
Anlayışı:
Cumhuriyet’in kurulduğu tarihlerde Türkiye
nüfusunun çok büyük bir kısmı, yüzde 80’i, kırsal
kesimde yaşıyordu ve neredeyse bu nüfusun
tamamına yakını geçimini tarımdan sağlıyordu.
Atatürk de bu yüzden Cumhuriyet’in ilk yıllarından
itibaren toprak üzerinde özel mülkiyeti pekiştirici yasal
düzenlemelerin yapılmasını sağladı. Atatürk birçok
konuşmasında, her çiftçinin emeğinin
değerlendirebileceği ve geçimini sağlayabileceği kadar
toprağa sahip olmasını istemekteydi. O’nun tavsiye ve
direktifleriyle topraksız köylüye arazi dağıtılması için
bir takım çalışmalar yapıldı. 1938 yılına kadar
hükümetler köylüye önemli miktarlarda toprak
dağıtmıştı.
Bu dağıtılan araziler devlete ait arazilerden
ibaret kalmış, büyük toprak sahiplerinin elindeki
arazilere dokunulmamıştır. Yapılan bu çalışmalar
Türkiye’deki toprak mülkiyet yapısındaki
çarpıklığın belli ölçüde giderilmesine katkıda
bulunmuştur.
Cumhuriyetin ilk yıllarında tarımla uğraşan
çiftçiler nüfusun %70’ini oluşturuyordu. Ancak
toprak ağalarının güçlü olduğu Cumhuriyetin ilk
dönemlerinde, insanların başka insanlar tarafından
istismarının önlenmesi ve sosyal adaletin
sağlanması için tarım kesiminde çalışanların
asgari bir geçim eşiğine yükseltilmesi
gerekmekteydi.
Toprak reformlarındn birkaçı şunlardı;
 1924 Anayasasıyla gelen Kamulaştırma Kanunu
 1925 Anayasasıyla gelen Kadastro Kanunu
 1926 Medeni Kanunun kabulüyle gelen yasalarla güçlü
ailelerin, bu arazileri tam malik sıfatıyla tapuya
kaydettirmeleri kolaylaşmış oldu.
 Çiftçiler için en önmli olan bu madde de AŞAR ın
kaldırılması oldu.

Toprağa muhtaç çiftçiye elde mevcut milli arazi,
bedeli on yılda taksitle alınmak ve her haneye
verilecek arazi miktarı ellerindeki topraklarla
birlikte azami iki yüz dönümü geçmemek üzere
kıymet takdiri suretiyle dağıtılacak ve satılığa
çıkarılacaktı.
Atatürk ise 1937 yılında, toprak reformunun ilkelerini belirlenmesi açısından büyük önem
taşıyan, konuşmasında şöyle demiştir:
“Milli ekonominin temeli ziraattır.
Bunun içindir ki, ziraatta kalkınmaya
büyük önem vermekteyiz... Fakat bu
hayati işi isabetle amacına ulaştırabilmek
için ilk önce, ciddi etütlere dayanan bir
ziraat siyasetini tespit etmek ve onun için
de her köylünün ve bütün vatandaşların
kavrayabilecegi ve severek tatbik
edebilecegi bir ziraat rejimi kurmak
lazımdır...
Bu siyaset ve rejimde önemle yer alabilecek
noktalar başlıca şunlardır: Bir defa memlekette
topraksız çiftçi bırakılmamalıdır. Bundan daha
önemli olanı ise, bir çiftçi ailesini
geçindirebilecek topragın hiçbir sebep ve
suretle bölünemez bir mahiyet almasını, büyük
çiftçi ve çiftlik sahiplerinin işletebilecekleri
arazi genişligini arazinin bulundugu memleket
bölgelerinin nüfus kesafetine ve toprak verim
derecesine göre sınırlamak lazımdır.”
Mustafa Kemal Atatürk
TOPRAK REFORMUNUN MEDENİ HUKUKLA
İLGİLİ YÖNLERİ :
Tapulama ve Kadastro :
Tapu sicli, bir arazi parçasının malikini, yüzölçümünü, ve
sınırlarını,gayrimenkulun vasıflarını ve ona bağlı olan
ayni hakları,tahdit veya imtiyazları açıkça gösterir. Bir
gayrimenkulun sınır yüzölçümü ve diğer vasıflarını
güvenilir bir şekilde bir sicille göstermek için beklenen
fonksiyonu da kadastro yerine getirir.
Bir memlekette toprak reformuna girişilmesi halinde
tespit edilen bölgelerden bazılarında toprak parçalan çok
dağınık, düzensiz ve çok küçük parçalar halindedir. Bu
durum toprağın verimsiz bir şekilde işletilmesi sonucunu
doğurur. Bu durumda artık bu bölgede toprak dağıtımına
gidilmez ve toprağın verimli bir şekilde işletilmesini
sağlayacak başka bir tedbire (arazi toplulaştırılması
yoluna) başvurulur.
Arazi Toplulaştırılması : Arazi toplulaştırılması, çeşitli
sebeplerle verimsiz bir şekilde işletilen dağınık ve küçük,
mülkiyet ve işletme yapısı yönünden bir bütünlük
göstermeyen toprak parçalarının bir araya getirilerek
düzenli bir şekilde birleştirilmesidir.
Geniş anlamdaki toplulaştırma içine toprağın İslahı,
arazinin sulama ve drenaj şebekesinin geliştirilmesi, yol
inşaatı gibi tedbirler de girmektedir.
Arazi toplulaştırması yapılırken;
İlk önce toplulaştırma bölgesinin gerçek
durumunu tespit etmek gerekmektedir. Bu
bölgenin, toprak, sulama ve tarımsal koruma
yönünden özellikleri ve ihtiyaçları tespit edilir.
İşte bu anda kadastronun önemi belirir, çünkü bu
hususları ancak kadastro yoluyla düzenli bir
şekilde tespite imkân vardır. Toplulaştırma
bölgesinin kadastrosuyla birlikte o yerdeki
mülkiyet durumu, arazi üzerindeki yol, kanal,
kuyu, bina, ağaçlık, meyvelik vs. gibi şeyler ve
toprağın ölçülerini gösteren haritalar ile mülkiyet
durumunu gösteren listeler de tamamlanır.
Bundan sonra durumu çekişmeli olan toprak
parçaları hakkında tapulama mahkemelerinin
verdikleri kararlar da alınır ve toplulaştırılma için
parsellerin vasıf ve bulundukları bölgeler
bakımından derecelendirilmesine geçilir.
Yalnız reform bölgesindeki çekişmeleri
çözümlemek üzere bir gezici tapulama
mahkemesi kurulmalı ve bu mahkeme sür'atli bir
şekilde reform bölgesindeki çekişmeleri
çözümlemelidir.
Netekim Meclise sevkedilen 1965 tarihli Toprak
Reformu Kanun Tasarısı,106 ncı maddesinde,
reform bölgelerinde sulh ve asliye hukuk
mahkemelerinin gördükleri davaları halletmek
için asliye mahkemesi seviyesinde gezici
mahkemeler kurulur ve bunlar bu bölgelerdeki
çekişmeleri basit muhakeme usulüne göre
çözümlerler denilmektedir.
Bugün artık mülkiyet hakkının dokunulmaz bir
hak olduğu inancı yıkılmıştır. Mülkiyet hakkı
ancak kamu yararına aykırı olmamak şartıyla
kullanılabilen bir hak halini almıştır.25 Kaldı ki,
İsviçre Medenî Kanununda yer alan 702’nci
madde, kantonlarla ilgili olduğu ve bizim
bünyemize uymadığı gerekçesiyle bizim
Kanunumuza alınmamıştır. Halbuki, adı geçen
madde gerektiğinde, belirli bölgelerde, kamu
yararı için zorunlu toplulaştırmaya gitmeyi
öngörmektedir.
Avrupa Ülkelerinin Arazi Yönetimine
Bakış Açıları :
Uluslararası alanda yapılan çalışmalar genellikle dört
kuruluşun öncülüğünde gerçekleştirilmektedir.
Bunlar;
 Uluslararası Haritacılar Federasyonu (FIG),
 Birleşmiş Milletler (BM),
 Avrupa Birliği (AB) ve
 Dünya Bankası (DB)’dir.
Sık sık toplantılar yapılmakta, kararlar alınmaktadır









Avrupa Birliği Arazi Politikası İlkeleri (2004)
AB Arazi Politikası İlkeleri Raporu, AB Arazi Zilyetliği
Çalışma Grubu tarafından 2004 yılında yayınlanmıştır.
AB Arazi Politikası İlkeleri:
Tasarım uzun soluklu olmalıdır.
Politika, katılımcı bir yaklaşımla geliştirilmelidir.
Mevzuat ile uygulama arasındaki fark hesaba katılmalıdır.
Temel prensipler tanımlanmalı, diğer taraftan bu prensipler
farklı çözümlerin önünü tıkamamalıdır.
Kural, yöntem ve işlemler dikkatli bir şekilde tartışılmalı,
tasarlanmalı ve test edilmelidir.
Reformun etkisinin sadece yasal metinlere değil, aynı
zamanda uygulamadaki değişikliklere de bağlı olduğu
unutulmamalıdır.
Cinsiyet meselelerine dikkatli bir yaklaşım sergilenmelidir.
Azınlık ve yerlilerin hakları yeterli bir şekilde
tanımlanmalıdır.
Arazi Politikası güçlü bir arazi kulanım planlamasını
içermelidir.
Örnekler: (ALMANYA)
Yasal Düzenlemeler: Fed Almanya Cum. 16 eyalettir. Her bir
eyalet, Federal Cumhuriyet Anayasası’yla uyumlu olmak
kaydıyla, birçok alanda kendi yasalarını yaparlar. Bu
bağlamda, Almanya’da tapuyla ilgili yasalar federal
seviyede, kadastro ve harita yapımıyla ilgili yasalar ise
eyalet seviyesinde düzenlenmiştir(Hawerk, 2003a)
Tapu alanındaki yasalar; Medeni Kanun, Tapu Kanunu, Kat
Mülkiyeti Kanunudur. Ölçme ve Kadastro Kanunu ve
İşaretleme Kanunu bulunmaktadır. Ayrıca, federal seviyede
bir yasa olan Toplulaştırma Kanunu da kadastroyu
ilgilendiren hükümler içermektedir (Magel, 2005).
Kurumsal Yapı: Ulusal, eyalet ve yerel olmak üzere üç temel
idari seviye bulunmaktadır. Tapu faaliyetlerinden ulusal
bazda ve eyalet bazında Adalet Bakanlığı, yerelde ise tapu
ofisleri ve noterler sorumludur
Tapu İşlemleri:
Almanya’da taşınmazlara yönelik mülkiyet kaydı işlemleri,
noterler ve tapu ofisleri tarafından gerçekleştirilmektedir.
Örnekler (HOLLANDA)
Yasal Düzenlemeler: Hollanda’da tapu, kadastro ve harita
alanlarındaki faaliyetleri düzenleyen yasalar; Medeni
Kanun, Kadastro Kanunu, Toplulaştırma Kanunu,
Temel Kayıtlar Kanunu ve Kadastro Organizasyonu
Kanunu’dur (Wakker vd., 2003)
Kurumsal Yapı: Hollanda’da tapu ve kadastro ile orta ve
küçük ölçekli harita faaliyetleri, ulusal bazda, “Konut,
Fiziksel Planlama ve Çevre Bakanlığı” na bağlı “Hollanda
Ulusal Kadastro İdaresi” tarafından yürütülmektedir.
Mevcut durumda her ilde bir veya iki adet olmak üzere, ülke
genelinde toplam 15 tapu ve kadastro ofisi bulunmaktadır
(Wakker vd., 2003).
Tapu Kayıtlarının Elektronik Transferi : Hollanda’nın arazi
kayıt sistemi başlangıçta senet kayıt sistemi temelinde
yapılandırılmışken, zaman içinde yaşanan değişimle bugün
uygulamada tapu kayıt sistemine dönüşmüştür
ÖNERİLER:
Toprak kaynaklarının korunması, geliştirilmesi ve beklenen
faydaların sağlanabilmesi için idari, teknik ve hukuki
düzenlemeler ile sürdürülebilir arazi yönetimine ihtiyaç
vardır.
Tarım Şurası ve Kalkınma planlarında da arazi yönetimi ile
ilgili politika ve öncelikler belirlenmiştir.
Başarıya ulaşmak için;
- Ülke kadastro işlemleri CBS ile uyumlu olarak
bitirilmeli,
- Detaylı toprak etütleri, haritalama ve arazilerin
yeteneklerine göre sınıflandırılması yapılmalı, arazi veri
tabanı oluşturulmalı,
- Arazi Kullanım Planları yapılmalı ve kullanılmalı,
- Optimum işletme büyüklükleri havza ve bölgeler
bazında tespit edilmeli,
- Tarım işletmelerinin daha fazla parçalanması ve
küçülmesini önlemek için Medeni Kanunun Mirasla ilgili
hükümleri değiştirilmeli,
- Arazi Edindirme Ofisleri kurulmalı










Arazi toplulaştırmasına hız verilmeli, kırsal alan
düzenlemesi ile birlikte yapılmalı,
Hazine arazilerinin dağıtımı, işletme ölçeğinin
büyütülmesinde kullanılmalı,
Üretim planlaması yapılmalı,
Meraların ıslahı, yönetimi ve korunması ile ilgili 4342
sayılı mera kanunu uygulamaları artırılmalı,
Erozyonla ilgili mücadele havza bazında yapılmalı,
Su Yasası çıkarılmalı,
Su ile ilgili örgütlenme ve sorunları çözmlenmeli,
Sulama alanlarında aşırı su kullanımını önlemek için
menba kontrollü sulama sistemleri yerine mansap
kontrollü sulama sistemleri teşvik edilmeli,
Entegre toprak ve su kaynakları yönetimine
geçilmeli,
Arazi Yönetimi ve Sulama Genel Müdürlüğü kurulmalı
ve etkili uygulama, izleme ve değerlendirme sistemi
kurulmalıdır.
NOT 1.) :
Memba kontrollü sulama sistemi :
Cazibeli sulama sisteminde arz ve dağıtım
şebekeleri set halinde sıralanmış kanaletler vasıtasıyla
memba kontrol mekanizmasıyla yönetilirler.Memba
kontrollü bu açık kanaletler sıklıkla su kullanımı israfına
sebep olmaktadır. Üstelik bu tesislerde su dağıtımının
yönetimine ilişkin belirgin zorluklarla da
karşılaşılmaktadır. Bu sistemde çiftçilerin su talebi ile ana
kanaldan gönderilen miktarı denk getirebilmek için çok
dikkatli bir planlama aşaması şarttır. Memba kontrolü
genellikle toprak ve ürün özelliklerine dayanan akış
programlarının da hazırlanmasını öngörmektedir ki pek
çok durumda bu veriler güncelliğini yitirmiş planlama
raporları olmaktadırlar. Memba kontrolü dağıtım ve
taşıma etkinliği verilerine de iletim zamanını ve miktarını
tespit etmek üzere ihtiyaç duymaktadır.
NOT 2.) :
Mansap kontrollü sulama sistemleri:
Bu sistem memba sisteminin aksine kapalı
boru sistemiyle, düşük basınçlı sulama şebekesi
şeklindedir. su kayıplarını azaltmakla kalmayıp
uzun kanalet şebekeleri ile oluşmuş fiziksel
engel de ana kanalla birlikte yapımı süren tüm
dağıtım şebekelerinin yeraltı sistemleri olarak
tamamlanması ile aşılacaktır. Üstelik boşaltma
şebekenin başında bırakılmak yerine çiftçilerin
talepleri ile gerçekleşmektedir. Şebekeler sabit
(düşük) basınç altında tutulmakta, bu şekilde her
zaman su kullanıma hazır bulunmaktadır.
“Türk köylüsünü 'Efendi' yerine getirmedikçe
memleket ve millet
yükselemez.”
Mustafa Kemal Atatürk..
Download

081206060-Elçin KÜÇÜKER