Tarih: 19.12.2014
ALLAH’A İMAN VE ALLAH SEVGİSİ
ّ ‫س َمهْ يَتَّ ِخ ُز ِمهْ دَُ ِن ه‬
ِۜ ّ ‫ّللاِ اَ ْوذَادًا يُ ِحثُُّوَ ٍُ ْم َك ُح ِّة ه‬
َ‫ّللاِ ََالَّ ۪زيه‬
ِ ‫ََ ِمهَ الىَّا‬
‫اب اَنَّ ا ْلقُُجَ ِّله‬
‫ه‬
ْ
َۙ
َ
َ
ْ
َّ
ّ
َ
َ
ً
ِۜ
‫ز‬
‫ع‬
‫ل‬
‫ا‬
َ
‫ش‬
‫ي‬
‫ر‬
‫ا‬
‫ا‬
ُ
‫م‬
‫ل‬
‫ظ‬
‫ز‬
‫ل‬
‫ا‬
ِ
‫ش‬
‫ي‬
ُ
‫ل‬
َ
‫ِل‬
‫ا‬
‫ث‬
‫ح‬
َ َ‫ها َمىُ ُٓا ا‬
َ‫۪ يه‬
َ َ َ‫ُ ٓ ِ َ َ ْ ن‬
َ َ ْ َ ِ ِ ّ ُ ‫ش ُّذ‬
ِ ِ َّ
‫ه‬
َ
ّ َّ‫َ ۪م ًع َۙا ََاَن‬
‫ب‬
ِ ‫ّللاَ ش َ۪ذي ُذ ا ْل َعزا‬
ٌ َ‫ ثَال‬:‫َه الىَّثِ ِّّ صلّ ّللا عل ً َسلم قَال‬
َّ‫ث َمهْ ُكهَّ فِ ًِ ََ َ َذ تِ ٍِه‬
ِ ‫ع‬
َ
َّ
ُ
َ
َ
َ
َ
‫ا‬
‫م‬
‫م‬
ً
‫ل‬
‫إ‬
‫ة‬
‫ح‬
‫أ‬
ً
‫ل‬
ُ
‫س‬
‫س‬
َ
‫ّللا‬
‫ك‬
‫م‬
،
‫ن‬
‫ا‬
‫م‬
‫ي‬
‫إل‬
‫ا‬
‫ج‬
َ
‫ال‬
ْ‫ ََأَن‬،‫س َُا ٌُ َما‬
ْ‫ه‬
َ‫ان‬
ْ
ِ َّ ِ ِ ِ َّ َ ُ ُ َ َ ُ
َ ِ َ ِ َ ‫َح‬
َُ‫ ََأَنْ يَ ْك َشيَ أَنْ يَ ُعُ َد فِّ ا ْل ُك ْف ِش تَ ْع َذ أَنْ أَ ْوقَزي‬،ِ‫ة ا ْل َم ْش َء الَ يُ ِحثًُُّ إِالَّ ِ َِّل‬
َّ ‫يُ ِح‬
َّ
‫ َك َما يَ ْك َشيُ أَنْ يُ ْق َز َ فِّ الىَّا ِس‬،ًُ‫ّللاُ ِم ْى‬
Muhterem Müminler!
Okuduğum
buyuruyor:
ayet-i
kerimede
Rabbimiz
şöyle
“İnsanlardan kimileri vardır ki, Allah’tan başka bazı
varlıkları Allah’a denk tanrılar sayar da bunları
Allah’ı sever gibi severler. İman edenler ise en çok
Allah’ı severler. Keşke o zalimler -azapla yüz yüze
geldiklerinde anlayacakları gibi- şimdi de bütün
kuvvetin Allah’a ait olduğunu ve Allah’ın azabının çok
şiddetli olduğunu anlasalardı!” i
Okuduğum hadis-i şerifte ise Sevgili Peygamberimiz
(sas) şöyle buyuruyor: “Şu üç özellik kimde bulunursa
o kimse imanın tadını alır: Allah ve Rasûlü’nü her
şeyden çok sevmek, bir kimseyi yalnızca Allah rızası
için sevmek, Allah kendisini kurtardıktan sonra tekrar
inkârcılığa dönmekten, ateşe atılmaktan kaçındığı gibi
kaçınmak.” ii
Aziz Kardeşlerim,
İman, Allah’ın varlık ve birliğini, O’nun sevgili elçisi
Hz. Muhammed (sas)’in peygamberliğini ve o Seçkin
Elçinin Allah’tan getirdiği her şeyi kalp ile tasdik, dil
ile ikrar etmektir. İman, insanın iç dünyasında
doğuştan getirdiği temizlik ve berraklığın, tüm
hayatını kuşatması ve gönlünü Yaratıcısına tarifi
imkânsız bir sevgiyle bağlamasıdır. Allah’a olan bu
sevgi ve bağlılık, kişiyi dar kalıplara sıkışmış fikir
buhranlarından, niyet bozukluklarından ve ruhi
dengesizliklerden kurtarır; basit dünya hesaplarının
dışına çekerek onu, hem bu dünya hem de ebedi âlem
için büyük hesapların, ulvi davaların, engin
düşüncelerin insanı haline getirir.
Kardeşlerim!
İmanın temelinde büyük bir sevda yatar. Sevgiliye
ulaştıran bu sevda yolunda insan birçok çile ve
sıkıntılarla karşılaşabilir. Mümin, bunların Cenab-ı
Hak tarafından sadakat ve sabrının sınandığı birer
imtihan olduğunu kabul eder. Hiçbir zaman endişeye
düşmez, asla ümitsizliğe kapılmaz. Eşref oğlu
Rûmi’nin dediği gibi; “Hoştur bana senden gelen/Ya
hil’at-ü yahut kefen/Ya gonca gül yahut
diken/Lütfun da hoş kahrın da hoş” diyebilme
teslimiyetini gösterir. “Secde et, yaklaş!” iii ayetinin
emri gereği, Rabbine daha bir gönülden secde ve dua
eder. Allah’ın emir ve yasaklarına itaat etmeyi en
büyük sorumluluk bilir. İşte iman böyle bir sadakati ve
samimiyeti gösterebilmektir.
İman ile, konuşma hikmete, sükût tefekküre, çalışma
ibadete, bakış ferasete dönüşür. Hayatın nezaket,
zarafet ve nezafetle yaşandığı, dostlukların vefalı,
arkadaşlıkların çıkarsız ve içten olduğu, yüzlerden tatlı
tebessümlerin yayıldığı,
dertlerin paylaşıldığı,
sevinçlerin ortaklaşa yaşandığı iklimler iman ile
kurulur.
Allah için birbirini seven, merhameti,
affetmeyi, paylaşmayı bilen, mümin kardeşini
kendisine tercih eden bir hayat kapısı iman ile açılır.
“Nerede benim için birbirini sevenler? Gelsinler;
Arşımın gölgesinden başka hiçbir gölgenin
bulunmadığı bugün onları gölgelendireyim” iv çağrısı,
Allah tarafından işte bu iman sevdalılarına
yapılmaktadır. Yunus’un dilinden; “Yaratılanı hoş
gördük Yaratan’dan ötürü” mısralarını terennüm
ettiren işte bu imandır. 741. vuslat gününü idrak
ettiğimiz Mevlana’ya, “Benim bu gecem şeb-i
arustur.” diyerek ölümü düğün gecesi gibi karşılattıran,
böyle bir iman ve Allah aşkıdır.
Kardeşlerim!
Müminin yüreği her daim Allah sevgisi ile çarpar. Bu
sevgi, sadece kalpte hissedilen bir duygu olarak
kalmaz; amellere, söz ve düşüncelere yansır. Böyle bir
mümin, “İman edip dünya ve âhiret için yararlı
işler yapanlara gelince, Rahmân onlar için
(gönüllerde) bir sevgi yaratacaktır.”v âyetinin
müjdesine mazhar olur.
Kardeşlerim!
İman, Rabbimiz ile biz kulları arasında bir sevgi
kaynaşmasıdır. İman, imanımızda samimiyeti,
ibadetlerimizde istikrarı, ahlakımızda güzelliği
gösterebilmek; böylece Rabbimizin sevgisini ve
dostluğunu kazanabilmektir. Unutmayalım ki iman,
kalbimizde bu anlayış ve teslimiyetle okyanuslar gibi
dalgalandığı ve bir güneş misali gönlümüzü
aydınlattığı gün, özümüzde, ailemizde, mahallemizde,
işimizde topyekûn bütün bir cemiyette huzur
atmosferini yaşarız. Allah’a imanımızla canlı, dipdiri
bir millet olur, sağlam hisarlar gibi dimdik ayakta
dururuz.
Hutbemi Sevgili Peygamberimizin (sas) bu meyanda
yaptığı bir dua ile sonlandırmak istiyorum.
“Allah’ım! Bana senin sevgini, seni sevenin sevgisini,
beni sana yaklaştıracak amellerin sevgisini nasip eyle!
Allah’ım! Bana senin sevgini, canımdan, ailemden ve
soğuk sudan daha sevimli eyle!”vi
i
Bakara 2/165.
Müslim, İmân, 67.
iii
Alak 69/19.
iv
Müslim, Birr, 37.
ii
v
vi
Meryem, 19/96.
Tirmizî, De’avât, 74
Download

19.12.2014 Tarihli Hutbe Değişikliği