Ey beş vakit namazı camilerde kılıp ta sünnete uyan güzel müslüman…!
Allah kıldığın namazları kabul etsin…!
Ne mutlu sana ki yapmış olduğun ticaret ya da
herhangi bir işin seni Allah’ı anmaktan uzaklaştırmadı…!
Ve ne mutlu sana ki yapmış olduğun bu güzel
ameli Allah Kur’an’da övmüş ve seni de o övülen
makamda ağırlamış;
“Onlar, ne ticaret ne de alış-verişin kendilerini
Allah’ı anmaktan Alıkoymadığı insanlardır.”1, “Ey
inananlar! Mallarınız ve çocuklarınız sizi Allah’ı anmaktan alıkoymasın.”2
Evet…!
Allah’u Teâlâ Kur’an’da sizlerden bahsediyor…
Ne kadar mutlu olsanız ve ne kadar şükretseniz inanın yine de az gelir…
Bu nimetten mahrum olan o kadar çok insan var
ki… Düşünsenize yarın hesap gününde bütün amel
defterler açılmış ve insanlar namazdan soruluyorlar.
Ve o namaz kılmayanlar ise namazdan sorulduklarında bakın ne diyorlar;
“Sizi cehenneme sevk eden nedir? Derler
ki namaz kılanlardan değildik.”3
1 Nûr, 24/ 37
2 Munâfikûn, 63/ 9.
3 Müddesir. 42-43
Ne mutlu bizlere ki namazdan sorulduğumuzda
onlar gibi sıkıntı yaşamayacağız inşaallah…
İşin ilginç tarafı nedir biliyor musunuz?
“Namazın haramlardan uzaklaştıran bir
özelliğinin olduğunu bilemeyişimiz…”
Bakın Allah’u Teâlâ bu konuda ne diyor;
“Namazı dosdoğru kıl. Şüphesiz namaz;
insanı her türlü hayâsızlıktan, çirkinlikten ve
kötülükten alıkoyar.”4
Namazın alıkoyduğu üç şer;
1- Hayâsızlık
2- Çirkinlik
3- Kötülük
Namaz, bu üç şeyden alıkoymuyorsa kılınan namazın kabul olma ihtimali zayıftır… Çünkü namazın
bu üç şeyden alıkoyması gerekir.
Şimdi hepimiz ev ve iş yerindeki yaşantımızı güzelce gözden geçirelim… Gerçekten de bu üç şerden
uzak mıyız? Eğer bu üç şerden herhangi biri hayatımızda var ve hâlâ sıkılmadan o şerri işliyorsak bu
demektir ki “niçin namaz kıldığımızı bilmiyoruz …”
Hem vakit namazlarımızı camide kılıyor hem de
bu üç şerden en az birini işliyoruz…! Değerli kardeşim biz bir yerde hata yapıyoruz…! Hem de büyük
bir hata…!
4 Ankebut 29/45
2"
3"
Şeytan bizi fena avlamış…!
Biz, sadece namaz kılmakla kurtulacağımızı zannettik…!
Biz cami cemaati, Kur’an’ı Kerim’i mealinden
okumadığımız için Allah’ın bizlerden nasıl bir hayat
yaşamamızı istediğini bilemedik… Kıldığımız namazların yeterli olduğunu zannettik… Oysaki Allah’u
Teâlâ bakın bize ne diyor;
“(Ey müminler! ) Yoksa siz, sizden önce gelip
geçenlerin başına gelenler size de gelmeden
cennete gireceğinizi mi sandınız? Yoksulluk ve
sıkıntı onlara öylesine dokunmuş ve öyle sarsılmışlardı ki, nihayet Peygamber ve beraberindeki müminler: Allah’ın yardımı ne zaman! Dediler. Bilesiniz
ki Allah’ın yardımı yakındır.”5
Bizden öncekilerin başına nelerin geldiğini
okumuş muyduk?
Okumadık tabi ki.!
Çünkü kıldığımız beş vakit namazla cenneti garanti altına almış gibi yaşadık…!
Değerli müslüman kardeşim…!
İslam âleminde belkide camilerden en az faydalanan topluluk bizim topluluk… Diğer İslam ülkelerinde camiler yoğun bir şekilde kullanılıyor… Kimileri öğrencilerine Kur’an öğretiyor, kimi ezber yapıp
yaptırıyor, kimi ders halkaları oluşturmuş tefsir, hadis
ve fıkıh dersleri yapıyor kimi de bir köşeye çekilmiş
yalnız başına tefekkür edip Kur’an okuyor…
Ama maalesef bizim cami cemaati, imamın selam
vermesiyle camiyi terk etmesi bir oluyor… Bu bizim
eksik yönlerimizden sadece bir tanesi… Ama bundan çok daha önemli eksikliklerimiz de var…
Bir cami cemaati olarak bu eksikliğimizi araştırdım ve bazı notlar aldım. Bu notlarımı cami cemaatinden arkadaşlarımla paylaştım ve bunu broşür
olarak sizlere sunma ihtiyacı hissettim… Umarım
hayırlı olduğunu zannettiğim bu çalışmamdan Rabbim bizleri ve sizleri faydalandırarak rızasını kazanan
kullardan eyler…
***
5 Bakara. 214
4"
5"
CAMİ CEMAATİNİN İHMAL ETTİĞİ
BAZI DURUMLAR
1- Kitap okumuyoruz
Nedendir bilinmez ama cami cemaati olarak bizler doğru dürüs kitap okumuyoruz… Oysaki islamın
ilk emri “Oku” olmasına rağmen okumayı ihmal ettik… Allah’u Teala Kur’an’da demiyor mu;
“Hiç bilenle bilmeyen bir olur mu?”
Okumadığımız için ne islamın namaz dışındaki
emir ve yasaklarını doğru dürüs öğrendik, ne de İslam düşmanlarına karşı dinimizi güzelce savunabildik…
Kitap okumadığımız için ekrandaki birçok sapık
hocaların fetvalarının doğruluk derecesini bilemediğimiz için onların uyduruk fetvalarıyla amel ettik…
Hem inancımıza gölge düşürdük hem de sünnete
uymayan ameller işledik…
Oysaki bir amelin Allah tarafından kabul olması
için önce ihlâsın olması daha sonra da o amelin islamda olması gerekir… Amellerimizi ihlâsla yaptığımızdan hiç şüphem yok… Fakat amellerimizi islamdaki ibadetler listesinde görebilecek miyiz işte onu
bilmiyoruz…!
Kitap yerine takvim yapraklarından
beslendiğimiz için İslami bilgilerden
uzak kaldık…
Peki, ne yapmalı?
En kısa zamanda, hatta hemen şimdi bir kitab
evine gidip, dinimizi nasıl
daha iyi öğrenebileceğimize dair güzel kitaplar alalım… En azından evimizde
Riyazü’s-Salihin isimli
bir hadis kitabı olsun…
İlim öğrendikçe Allah’a
daha çok yaklaşacağımızı
aklımızdan çıkarmayalım
inşaallah…
2- İmamdan yeterince faydalanamıyoruz
Belki de birçoğumuz imamın adını daha bilmiyordur… Bu bizim ayıbımızdan başka bir şey değil…
İmamı tanımayan onun bilgisinden nasıl istifade
edebilir ki?
İmam demek öğretmen demektir… Bir öğretmen
nasıl ki öğrencilerine bir şeyler öğretip olası hatalarını
düzeltir, bir imam da cemaatini hem bilgilendirir hem
de ibadetlerindeki olası hataları düzeltmiş olur…
Şimdi size sorsam;
“Kıldığımız namaz gerçekten de Peygamber Efendimizin (s.a.v) kıldığı namaz gibi mi? Namazlarımızda hiç
mi hata yapmıyoruz? Belki de namazlarımıza bid’atler
ve hurafeler karışmış da haberimiz olmamış!”
Çokça yaptığımız hatalarımızdan bir örnek vermek istiyorum;
“Birçoğumuz imamdan önce rükûdan kalkıyor
ve yine imamdan önce secdeye gidiyor…” Oysaki
Efendimiz aleyhisselam bizleri şöyle uyarıyor;
“Sizden biriniz, imamdan önce başını (rükû veya
secdeden) kaldırdığı zaman, başını Allah’u Teâlâ’nın,
(o kişiyi) merkep başına veya suretini merkep suretine çevirmesinden korkmuyor mu?”6
Bu sebepten her namaz öncesi
ya da namaz sonrası imamın
yanına gidip nasihat dinlememiz lazım.
Bu şüphesiz bizim faydamızadır…
6 Buhârî, Ezân 53; Müslim,
6"
7"
3- İnançlarımızın doğru olup olmadığını
kontrol ettirmiş değiliz
İşte cami cemaati olarak en büyük eksikliğimiz
budur…! Neye ne şekilde inanmamız gerektiğini
maalesef bilmiyoruz… Dedelerimizden ya da takvim
yapraklarından öğrendiğimiz bilgilerle bir şeyler öğrendiğimizi ve bu bilgilerin yeterli olduğunu zannettik…
Mesela birileri gelse ve bize dese ki;
- Allah’a iman etmek ne demektir?
- Allah’a iman inancına zarar veren etkenler nelerdir?
- Şeytan, nasıl bir Allah inancına sahip olmamızı
ister?
- Kur’an’a iman etmek ne demektir?
- Kur’an ayetleri nelerden bahseder?
- Kur’an nasıl günümüze kadar gelmiştir?
- Batının Kur’an hakkındaki şüpheleri nelerdir ve
buna nasıl cevap verilir?
Gibi sorular yöneltse onlara nasıl cevap vereceğiz? “Biz bu konuları bilmiyoruz…! Biz namazımızı kılar Kur’an’ımızı okuruz. Bu bize yeter” mi diyeceğiz…!”
8"
Değerli müslüman kardeşim…!
Eğer inançlarımızda bir eksiklik ya da yanlışlık
varsa acilen tespit edip düzeltmemiz lazım. Allah
muhafaza, aksi halde bütün amellerimiz Allah katında hiçbir değer ifade etmez…! Kıldığımız bütün namazlar boşa gitmiş olur…
4- Cami cemaati olarak adımız iyiye
çıkmamış
Bu maalesef bizim acı gerçeğimiz…!
Hakkımızda söylenenleri sizinle paylaşayım da insanların bize bakışlarını görelim;
CAMİ CEMAATİ HAKKINDA SÖYLENENLER
- Cami cemaati ne anlar bu işlerden…!
- Cami cemaati, okumaz…!
- Cami cemaati, dünya Müslümanlarından habersizdir…!
- Cami cemaati, siyasetten anlamaz…!
- Cami cemaati, islamın hakim olması için gayret
göstermez…!
- Cami cemaatini kandırmak çok kolaydır…!
- Cami cemaati, islamın yayılması için davet çalışmalarından uzaktır…!
Bu sıraladıklarım, hakkımızda söylenenlerden sadece bir kaçı…!
Bu türden ithamlardan bir an önce kurtulmamız
lazım… Şeytan bizleri yeterince kandırdı maalesef…!
"
9"
5- İslami sohbetlerden uzak duruyoruz
Bugün, hemen hemen her mahallede islama hizmet etmeye çalışan dernekler ve vakıflar olmasına
rağmen maalesef yollarımız o güzel yerlere düşmüyor…!
Evden-camiye, ya da işten camiye, camiden
eve… Bu üçgen içinde koca bir ömür tüketiyoruz…
İslami sohbetlerden mahrum kaldığımız için de cahil
kaldık…!
Sohbeti verecek hoca birçok kitaptan özetler çıkararak sunum yapacağından dolayı İslami sohbetlerden çok istifade edilir…
Bugün birçok insan, sohbetlere katılarak ilim
tahsil etmiş ve dinini en güzel yoldan öğrenmiştir…
Sohbetlere katılmanın çok faydaları vardır. Bilmediğimiz ya da merak ettiğimiz soruları sorabiliriz…
Sohbetteki kardeşlerimizle tanışma fırsatımız
olur… Bu tanışıklık çok güzel dostluklara da vesile
olur…
Ama maalesef ihmal ettik… Kendimizi yeterli
gördüğümüzden dolayı İslami çalışmalardan uzak
kaldık…
"
10 "
6- Camiye ait çay ocaklarını yeterince
değerlendiremiyoruz
Vakti çok olan cami cemaatinin büyük bir kısmı
diğer vakit namazına kadar camiye ait çay ocağında
çay içerek vaktini geçirir… Camiye ait çay ocaklarına
baktığımızda üzeri tozlanmış Kur’an tefsiri, hadis kitapları ve ilmihal bilgilerini içeren kitaplar görürüz…
Kim bilir kim hayır işlemek için kütüphane yaptırdı ve kitaplar alıp oraya koydu… O hayırsever ahiretini düşünerek sevap kazanmak istedi ama o hayır
sahibinin sevap kazanmasını ısrarla istemeyen bir
cemaatiz cami cemaati olarak… maalesef böyle…!
Kitaplar; çay kokusu, güneş ışığı ve toz emerek
yaşlanırken! Bizler cami cemaatiyle havadan sudan konuşarak zamanımızı öldürdük… Hem de kitapların yanında…!
Oysaki diğer namaz vaktini beklerken sıcak çay
ocağında, kütüphanedeki kitaplardan Allah’ın emir
ve yasaklarını öğrenebiliriz…
7- Camiye çocuklarımızı alıştıramadık
Diğer İslam ülkelerinde çocuğunu ya da torununu camiye getiren Müslümanlar görürüz… Şimdiden
camiye alıştırıp namazı sevdirmeye çalışıyorlar…
Her ne hikmetse bizde böyle bir alışkanlık yok…!
11 "
“Biz kendimizi kurtaralım da kime ne olursa olsun!” dercesine hem de…!
Oysaki kendimizden ve ailemizden sorumluyuz…!
Çocuklarımızın da ahiretini düşünmek zorundayız…
Bugün birçok cami cemaatinin ya kızlarının başı
açık, ya da çocukları namaz kılmıyor… Her ne hikmetse de cami cemaati bundan rahatsız bile olmuyor…! Çok acı bir gerçek bu maalesef…!
8- Cami içindeki kütüphaneden yeterince
faydalanamıyoruz
Selam verir vermez camiyi terk ettiğimizden dolayı camilerdeki kütüphaneden faydalanamıyoruz…
Her caminin çay ocağı olmayabilir… Hem cami içinde kitap okumak daha güzeldir…
Bazı camilerde gerçekten de çok güzel kitaplar
mevcut… Yapmamız gereken her namaz sonrası en
az yarım saat ya da on beş dakika bile olsa kitap
okumayı alışkanlık hale getirmek… Eğer camilerdeki
kitaplardan faydalanırsak, başkalarına da örnek olmuş oluruz… Kısacası camiyi kütüphaneye çevirmemiz lazım…
Her bir köşede bir kardeşimiz elinde bir kitap
dinini öğreniyor… Vallahi şeytan deli olur bu duruma…
9- Camide öğrendiklerimizi ailemizle
paylaşmıyoruz
Özellikle de cuma namazında imamdan dinlediğimiz cuma hutbesini gereği gibi dinlemediğimizden
dolayı konuyu öğrenemiyoruz… Öğrenemeyince de
ailemizle paylaşamıyoruz…
Ama camiye erkenden gelir ve imama yakın bir
yer edinirsek, anlatılanları daha sağlıklı bir şekilde
dinlemiş oluruz.
İmamın anlattıklarını iş yerindeki arkadaşlarımızla paylaşırsak, konuyu hem pekiştirmiş oluruz, hem
arkadaşlarımıza davet etmiş oluruz hem de eve geldiğimizde öğrendiklerimizi ailemizle de paylaşmış
oluruz…
Ama maalesef bunu da yapmıyoruz…!
12 "
10- Camide çocuklara iyi davranılmaması
Çocukların camide yaramazlık yapmaları kadar
doğal bir şey olamaz… Zaten adı üzerinde; “çocuk…!”
Fakat çocukların camideki yaramazlıklarına tahammül edemeyen biz cami cemaati, çocukları azarlayarak camilerden soğuttuk… Oysaki camilerde
yaptıkları yaramazlıklar haram değildi… Fakat bizim
cami kültürümüz yanlış olduğundan dolayı hatalar
yaptık…
11- Cenaze namazları kılıyoruz ama
ölünün başına nelerin geleceğini
merak edipte araştırmıyoruz
Cami cemaatinin diğer insanlardan avantajlı kılan hususlardan biri de neredeyse haftada en az bir
gün cenazeye şahit olmalarıdır… Kıldıkları cenaze
namazından ziyade ölümün yakın olabileceğini hissetmeleridir…
Ölen her insanın, Allah’ın rahmetine kavuştuğuna inanıldığından olsa gerek ki, ölüm ötesi bilgileri
merak edipte okumadık… Sahi hiç merak ettik mi
kabirde nasıl bir hesap var? Ölüye neler soruyorlar? Ölen kişiye nasıl bir faydamız dokunur? Kabir
ve mahşerdeki hesaba nasıl hazırlanacağız? Bu gibi
soruları her ne hikmetse araştırmadık…!
Oysaki çetin bir hesap var…!
Kıldığımız cenaze namazlarının, ahiretimizi daha
çok düşündürtmesi gerekmez mi?
Günahlarımızı gözler önüne getirtip her günahımız için Allah’tan defalarca özür dilememiz gerektiğini hatırlatmaz mı?
Allah’u Teâlâ biz cami cemaatine mükemmel bir
ikramda bulunmuş, fakat yine her ne hikmetse bu
güzel ikramı değerlendiremiyoruz… Çarçabuk unutuyoruz… Oysaki gün gelecek bizim cenaze namazımız kılınacak…
13 "
12- Tevhid nedir, şirk nedir ve akide nedir
gibi sorular sorsalar ne cevap vereceğiz?
Bu konulara yabancı olduğumuzu düşünüyorum… Oysaki hayati önem arz eden konulardır
bunlar… Bu kavramları cami cemaatinden birine
sorsanız, kanaatimce sessizce bilmiyorum diyecektir… Çünkü ne kendisine anlatan oldu ne de kendisi
merak edip araştırdı…
Arapçasından okuduğu Kur’an’ı bir de Türkçe
açıklamasından okumuş olsaydı, bu kavramları hem
öğrenecek hem de önemini kavrayacaktı…
Tabi bu kavramları burada açıklamak isterim ama
diyorum ki bunu siz araştırıp öğrenin. Broşürümüzün son sayfasında acilen okumanız gereken kitap
listesini vereceğim inşaallah. O kitapları temin eder
öğrenirsiniz inşaallah…
13- Kur’an’ın Türkçe
açıklamasını okumuyoruz
Bizlere hidayet vererek
karanlıklardan
aydınlığa
alan Allah’u Teâlâ, yeryüzünde ve ahirette mutlu olabilmemiz için bizlere harika
bir kitap gönderdi…
Adına Kur’an dediğimiz bu kitap hemen hemen her evde bulunuyor… Buraya kadar güzel…
Ama güzel olmayan bir şey var;
“Kur’an’ın Türkçe açıklamasını okumuyoruz…!”
Elimizde reçete var fakat merak edipte reçetedeki
ilaçları kullanmıyoruz… Reçeteyi okumakla tedavi
olunamayacağını neredeyse bilmeyenimiz yok…
Ama buna rağmen okumuyoruz…
Kur’anı baştan sona kadar Türkçe açıklamasıyla
beraber okumuş olsak ne kadar da cahil kaldığımızı
o kadar net görürüz ki…!
14 "
Kur’anı incelediğimizde hemen hemen her konuya değindiğini görürüz… Bulutlardan tutun da aile
hukukuna kadar, güneşten tutun da anne babaya
itaate kadar her konuya değinen bir kitap… Bugün
batıda binlerce insan Kur’an-ı, kendi dillerinden açıklamalarını okuyupta iman ettiler… Ya biz ne yaptık?
14- Kütüphanemiz yeterli değil
Cami cemaatinin evlerinde gazetelerin verdiği
promosyon kitaplar dışında kitaplara rastlamak neredeyse mümkün değil gibi… Birkaç namaz hocası,
dua kitabı, rüya tabirleri ve Yasin cüzleri dışında yok
gibi…
Oysaki kitap demek ahirette kurtuluşun anahtarı demektir… Kütüphanemiz ne kadar zengin olursa bilgilenip Allah’a yaklaşmamız o denli
sağlam ve güzel olur… En azından
bir “Riyazü’s-Salihin” isimli hadis
kitabını edinsek bile bir müddet bizi
götürebilir…
Kütüphanesi zayıf olan bir insanın
ibadetleri ne derece sağlıklı olabilir ki?
15- Haberimiz olsun, kitapçılar
bizden şikâyetçiler
Camiye yakın kitapçılarla konuştuğumda cami cemaatinden oldukça
şikâyetçi olduklarını söylediler…
Yukarıda yazdığım kitaplar dışında kitap almıyorlar… İlimden uzak kaldıkları için hangi
konularda yetersiz olduklarını da bilemiyorlar! dediler.
15 "
Değerli müslüman kardeşim…!
Cami cemaatinin eski gücüne kavuşması gerekir… İyi bir ilim alarak insanlara davet eden, islamı
öğretip sevdiren, imamlardan faydalanan, camileri
kütüphaneye çeviren, halkı camiye davet eden bir
cemaat olmamız gerekiyor…
Bunun için de kitaplarla haşir neşir olmamız gerekiyor…
Bir hıristiyan gelse ve;
“Mensubu olduğun Hanefi mezhebini ya da Şafi
mezhebini ne kadar biliyorsun? Bunlar ne zaman yaşamışlar ve ne türden eserler kaleme almışlar bunu
biliyor musun?” diye sorsa ona ne cevap vereceğiz?
16- Bunları biliyor muyuz? Ya da hiç
düşündük mü?
1- Allah’ın üzerimizdeki hakları nelerdir?
2- Peygamberimizin üzerimizdeki hakları nelerdir?
3- Dinimizi kimlerden ve nasıl öğrendik?
4- Ya imanımızda eksiklikler varsa?
5- Ya Allah’ın dediği gibi iman etmemişsek?
6- İnsanın yaratılış gayesinin ne olduğunu?
Değerli müslüman kardeşim…!
Bu soruları sakin bir kafayla nefsimize soralım…
En azından eksikliklerimizi görürüz de tedavi sürecine gireriz inşaallah…
16 "
17- Peki, ne yapmalı?
Değerli müslüman kardeşim…!
Şimdi size bu saatten sonra neler yapabileceğimizi maddeler halinde sunayım…
1- Kur’anı Türkçe açıklamasından en az bir
defa okumalıyız.
Diyanet yayınlarından çıkan Kur’an-ı Kerim mealini tavsiye ederim.
2- Allah’ı tanımaya çalışmalıyız.
Polen yayınlarından çıkan tek ciltlik Esmaül Hüsna isimli eseri tavsiye ederim.
3- Peygamberimizin hayatını okumalıyız.
Diyanet yayınlarından Peygamberimizin
hayatını anlatan kitabı tavsiye ederim.
4- Sahabelerin hayatını okumalıyız.
Mahmut el-Mısri’nin Polen yayınlarından
çıkan Hayatu’s Sahabe isimli kitabı tavsiye
ederim…
5- Mezhep âlimlerimizin hayatını okumalıyız.
Hisar yayınlarından çıkan Mezhepler Tarihi isimli kitabı tavsiye ederim.
6- Ahiret hayatını anlatan iyi bir kitap okumalıyız.
Mahmut el-Mısri’nin polen yayınlarından
çıkan Ahiret Hayatı isimli kitabı tavsiye ederim.
17 "
7- İslam’da İnanç-Akaid konularını içeren
kitaplar okumalıyız.
Ensar yayınlarından çıkan Prof. Dr. İsmail
Lütfi Çakan isimli alimin İslam Akaidi isimli
eserini tavsiye ederim.
8- En az bir Kur’an tefsiri edinmeliyiz.
Guraba Yayınlarından çıkan Şeyh Sadi Tefsiri ile Polen yayınlarından çıkan gençler için
tefsir eserlerini okumanızı tavsiye ederim.
9- Riyazü’s-Salihin isimli bir hadis kitabı
edinmeliyiz.
Erkam yayınlarından çıkan üç profesörün
hadislere açıklama yaptığı 8 ciltlik Riyazü’sSalihin isimli eseri tavsiye ederim.
10- İyi bir İslam ilmihali kitabına sahip olmalıyız.
Hanefi mezhebi ağırlıkta olan bir toplum
olduğumuz için Polen yayınlarından çıkan
delilleriyle Hanefi Fıkhı isimli kitabı tavsiye
ederim.
***
Değerli müslüman kardeşim…!
Bir yandan tavsiye ettiğim kitapları temin etmeye
çalışırken, diğer yandan aşağıdaki tavsiyeleri dikkate
alırsanız umarım faydasını görürsünüz.
18 "
TAVSİYELER
1. Bir an önce günahlarımızın bağışlanması için
tevbe edelim.
2. Eğer umutlarımızı kabirdeki zatlara bağlamışsak, bir an önce tövbe edip; her dua’yı işiten ve her
dua’ya icabet eden Allah’a umut bağlayalım. Çünkü
yatan zat Peygamber dahi olsa dualarımızı işitip cevap veremez...
Oysaki Allah-û Teâlâ hiç bir şeye muhtaç değildir.
Zengin ve her dua’yı işitendir.
Hep merak etmişimdir; insanlar neden kabirdekilerine umut bağlayarak evlat, zenginlik, eş, iş, mal,
mülk isterler?
Hem namazlarında “Ancak sana ibadet eder
yalnız senden yardım dileriz” derler hem de
araya aracı koyarlar... Bu nasıl bir mantık?.. Vallahi
buna şeytan bile güler.
(Haşa) Allah (c.c.) duaları işitmiyor mu? (Haşa)
Allah (c.c.) kullarını gözetmiyor mu? (Haşa) Allah
(c.c.)’ın sekreterlere mi ihtiyacı var? Yoksa Allah’tan
umutlarını mı kesmişler?
Kur’an’ı açıp bakalım Rabbimiz ne buyuruyor;
“Allah’tan ümidini ancak kâfirler keser.” Evet...
Her şeyin Rabbi böyle buyuruyor. Allah’tan ümidini
kesmek, kâfirlerin vasıflarından bir şube olduğunu
söylüyor. Bunu ben demiyorum...
19 "
3. Tek ilahımız Allah’ı gereği gibi tanımalı, diğer
ilahların aciz, zavallı, işitmeyen, yaptırım gücü olmayan ve her haliyle muhtaç olduğunu net bir şekilde
görmeliyiz.
4. Ne tür ilahları reddettiğimizin bilincine vararak
“Lâ ilâhe illâllah” deyip kalple tasdik, dille söylem,
ve bedenle de pratiğini yapmalıyız.
5. Allah’la beraber herhangi bir ilaha tapmışsak,
güzel bir tövbeyle onlardan vazgeçip; her duayı işitip
icabet eden, hiçbir kimseye muhtaç olmayan ve kullarını her an gözeten Allah’a yönelmeliyiz.
6. İmtihan kılavuzumuz olan Kur’an’la aramızdaki
tüm engelleri atıp, Kur’an ve sünnete yönelmeliyiz.
“Andolsun ki biz Kur’an’ı öğüt almak için kolaylaştırdık. Peki var mı öğüt alıp düşünen?” (Kamer, 17)
7. Kur’an’ı anlamak; Kur’an’ın sahibini tanımaktan geçer düşüncesiyle Rabbimizi tanımak için isim
ve sıfatını anlayarak ve üzerinde tefekkür ederek öğrenip düşünelim.
8. İmtihan dünyasında başarıya giden yol Peygamber Efendimize tabi olmaktan geçtiği için O’nun
hayatını öğrenip yaşamaya çalışalım.
9. Allah’ın kendilerinden razı olduğu ve dinimizin
bizlere kadar ulaşmasını sağlayan sahabelerin hayatını okuyup öğrenelim.
10. Allah’ın razı olmadığı insanların (kafirlerin,
fasıkların) karakteristik yapısını, Kur’an ve hadislerden öğrenelim.
11. Başıboş yaratılmadığımızın bilincine varıp;
konuştuğumuz her harfin ve yaptığımız en ufak bir
eylemin, hatta içimizde geçirdiğimiz herhangi bir düşüncenin Allah-û Teâlâ tarafından işitildiğini ve görüldüğünü unutmayalım.
20 "
12. Adem (a.s.)’dan bu yana, kıyamet gününe
kadar yaşayacak ve bizlere düşman olan şeytanın
emekli olmadığını unutmayalım.
13. Günün yirmi dört saati Rabb’imiz tarafından
gözetlendiğimizi unutmayalım.
14. İki kişi konuştuğunda üçüncüsünün Rabb’imiz
olduğunu unutmayalım.
15. Allah’ın, insanlara şah damarlarından daha
yakın olduğunu unutmayalım.
16. Başımıza gelmiş ve gelecek her musibetin
Allah’ın izniyle olacağını unutmayalım.
17. Takvaya giden yolun nafile ibadetlerden geçtiğini unutmayalım.
18. Soframızdaki nimetleri hazırlayıp sunanın
Rabb’imiz olduğunu ve ilk teşekkürü de Rabb’imize
yapmamız gerektiğini unutmayalım.
19. İsteklerimizi ilk önce Rabb’imizden istemeyi
unutmayalım.
20. Allah’ın isim ve sıfatlarını detaylı bir şekilde
öğrenip, canlı ve cansızlar üzerinde tefekkür ederek
Rabb’imizi tanıyıp sevelim.
21. Tek dostun Allah (c.c.) olduğunu bilip bütün
hayatımızı Allah’la paylaşmayı unutmayalım.
22. Allah’ın yaratıcı sıfatını, canlı ve cansızlar
üzerinde görüp hayranlığımızı sesli bir şekilde dile
getirelim.
23. Rabb’imizin kullarına en yakın olduğu zamanın ‘secde’ anı olduğunu unutmadan, sevinç ve sıkıntılarımızı secde anında Rabb’imizle paylaşalım.
24. Rabb’imiz tarafından fark edilmek istiyorsak,
gece namazlarına devam ederek, onu çok sevdiğimizi her fırsatta dile getirelim.
21 "
25. Gece balkona çıkıp yıldızlara, bulutlara ve
aya bakarak gece ayetlerini zikredelim.
26. Unutmayalım ki Rabb’imizi tanıyabildiğimiz
oranda severiz. Zikrimiz, O’na olan sevgimiz kadardır.
27. Allah’û Teala’nın sürekli zikredilmek istediğini aklımızdan çıkarmayıp O’nu her an zikredelim.
28. İmana ve takvaya giden yolun tefekkürden
geçtiğini unutmayalım.
29. Müziğin ve televizyonun tefekkür ve takvadan uzaklaştırdığını unutmayalım.
30. Allah’ın (c.c.) verdiği nimetleri hatırlayıp,
şükrümüzü dile getirmeye devam edelim.
31. Zümer: 39/42’de belirtildiği gibi uyuyan herkesin ruhunun teslim alındığını, vakti dolanların da
ruhlarının bir daha bedenlerine dönmeyeceğini hatırlayıp, uyumanın ne kadar büyük bir risk olduğunu ve
uyumadan önce istiğfarda bulunmayı unutmayalım.
32. İmtihanı kazananların gideceği mekanı (cenneti) iyi tanıyıp, onu dünya hayatı karşılığında satın
alalım.
33. İmtihanı kazanamayanların gideceği mekanı
da iyi tanıyıp, kısa ömrümüzü ebedi bir cehenneme
dönüştürmeyelim.
34. İnsanın düşmanı olan şeytanın emekli olmadığını; sağdan, soldan, önden ve arkadan yaklaştığını unutmayalım.
35. Dünya hayatının tiyatro sahnesinden ibaret
olduğunu, herkesin bu sahnede başrol olduğunu ve
yarın sahneden ayrılıp tiyatroyu hazırlayana hesap
vereceğimizi unutmayalım.
22 "
36. Yüklendiğimiz ağır emanetin bilinciyle hareket edip, bunun hakkını vermeye çalışalım.
37. Gereksiz kitaplar okumak yerine, amelimize
aksettirecek kitaplar okuyalım.
38. Babanın, oğlundan kaçtığı bir günde, kimsenin, başkasının yerine yanmayacağını unutmayalım.
39. Kardeşlerimizi Allah için sevdiğimizi kendilerine söyleyelim.
40. Amel defterinin, bizlere sağdan verilebilmesi
için sağımızdaki meleği yoracak! Salih ameller işlemeye devam edelim.
41. Şunu da unutmayalım ki imanın kabullendiği
bilgi, pratiğe yansıyan bilgidir.
42. İmtihanın, ölümümüzle sona ereceğini hesaplayıp, her an ruhumuzu teslim edecekmiş gibi
ölüme hazır olalım.
43. Namazlarımızda ağlamaya çalışalım, ağlamak
içimizden gelmiyorsa kendimizi zorlayalım. Unutmayalım ki taşlaşmış kalpler, ağlayarak yumuşar.
44. Kur’an-ı Kerim okurken de ağlamaya çalışalım. Çünkü Allah için ağlayan göze cehennem ateşi
değmez.
45. Kur’an-ı Kerim’i sünnet ışığında anlamaya
çalışalım.
46. İnfak etmeye alışıp cüzdanımızdaki paramızı, en güzel elbiselerimizi ve eşyalarımızı gözümüzü
kırpmadan infak edelim. Unutmayalım ki sadaka
(infak, zekat) malı azaltmaz. Çoğaltır. Ve yine unutmayalım ki, Allah için neyi terk edersek Allah (c.c.)
ondan daha hayırlısını bizlere verir.
47. İsraftan uzaklaşıp mütevazi bir hayatı tercih
edelim.
48. Zamanımızı Kur’an ve sünnet ışığında değerlendirelim.
23 "
20. Müslüman Haramdan Uzak Durur
Haram kazanıp yemenin ne büyük bir günâh olduğu konusunda Kur’an-ı Kerim’de şöyle buyurulur:
“Onlardan çoğunun günaha, haksızlığa ve haram
yemeğe koşuştuklarını görürsün. Yaptıkları ne kötüdür! Rabbe kul olanlar ve bilginlerin onlara günah
söz söylemeyi ve haram yemeyi yasaklamaları gerekmez miydi? Yapmakta oldukları ne kötüdür!” (elMâide, 5/ 62.)
Değerli esnaf kardeşim…!
Yarın hesap gününde benim bunlardan haberim
yoktu dememeniz için bu broşürü size sunmuş oldum… Umarım Rabbim ticaretinize daha çok bereket katar ve imtihan edilmek için gönderildiğimiz şu
üç günlük dünyada alnı ak bir şekilde Allah’ın huzuruna çıkmayı bize nasib eder... Amin
Takva Yayınları
Soğan ağa camii sk. Büyük tulumba çıkmazı
Beyem Han No: 1/25 Beyazıt / İST
Broşür Sipariş Hattı:
Tel: 0212 638 46 66
30’a yakın broşür çeşitlerimizi incelemek için;
www.brosuriledavet.com
Download

(Cami Cemaati Bro\374r\374.indd)