YÂKUB BEG
Yûsuf’tan sonra Bünyâmin’in ayrýlýðýna dayanamayýp “Gidin, iyice araþtýrýp Yûsuf ve
kardeþi hakkýnda bana haber getirin ve
Allah’ýn yardýmýndan ümidinizi kesmeyin”
diyerek (Yûsuf 12/87) oðullarýný tekrar Mýsýr’a gönderir. Bu âyetle ayný meâldeki “Lâ
teknatû min rahmetillâh” âyeti (ez-Zümer
39/53) hat sanatýna da intikal etmiþtir.
Mehmed Âkif Ersoy, “Âtîyi karanlýk görerek azmi býrakma” mýsraýyla baþlayan þiirini Yûsuf sûresindeki bu âyetten aldýðý
ilhamla yazmýþ ve þiirin baþýna âyetin metniyle tercümesini de koymuþtur. Ya‘kub’un
oðullarýnýn Mýsýr’a gidip durumlarýný Yûsuf’a anlatmalarýný, Yûsuf’un onlarý affedip babalarýný getirmeleri için geri göndermesini ve kardeþlerine gömleðini vererek,
“Bunu babamýn yüzüne sürün, gözleri açýlsýn” demesini (Yûsuf 12/93), kervanlarý Mýsýr’dan ayrýlýnca Ya‘kub’un, “Ben Yûsuf’un
kokusunu alýyorum; sakýn bana deli demeyin” (Yûsuf 12/94) þeklindeki sözlerini
nakleden âyetler telmih ve iktibas yoluyla
edebî eserlerde çokça kullanýlmýþ ve deðiþik biçimlerde yorumlanmýþtýr. Bir yoruma göre Yûsuf’un kokusunu Ya‘kub’a
sabâ rüzgârý ulaþtýrmýþtýr. Bu sebeple âþýkla mâþuk arasýndaki haberleþmeyi sabâ
rüzgârýnýn saðladýðý düþünülür. Karamanlý Nizâmî’nin, “Sen azîzin haberin ilteli (ulaþtýralý) gülzâra sabâ / Çâk eder hasret ile
Yûsuf-ý gül pîreheni” beyti bu düþünce
üzerine kurulmuþtur. Hz. Ya‘kub’un Yûsuf’un gömleðini yüzüne sürmesiyle gözlerinin açýlmasýný Sâbit, “Sürünce pîrehen-i
Yûsuf’u gül yüzüne / Açýldý dîde-i Ya‘kub
nergîs oldu ferîd” beytiyle ifade etmiþtir. Kastamonulu Sa‘dî bu hadiseyi, “Meþâmm-ý pîr-i Ken‘an’a þemîm-i pîrehenâsâ / Edip bûy-ý meserret çeþmime nûr-ý
basar îrâd” beytiyle anlatmýþtýr. Sevgiliden
gelen en küçük bir haber bile âþýk için büyük sevinç kaynaðýdýr. Bâkî’nin, “Rûþen
oldu açýlýp dîde-i Ya‘kub-ý emel / Demidir
menzil-i iþret ola beytü’l-ahzan” beyti bundan hareketle söylenmiþtir. Ya‘kub’un Mýsýr’a giderek Yûsuf’a kavuþmasýnýn ardýndan hayatýnda yeni bir dönem baþlar: “Þâdmân oldu bugün devr-i kühen-sâl yine /
Vuslat-ý Yûsuf ile niteki pîr-i Ken‘an” (Bâkî).
Türk edebiyatýnda Ya‘kub hakkýnda çok
zengin bir literatür oluþmuþtur. Kütüphane kataloglarý tarandýðýnda bu konuda
henüz literatüre girmemiþ metinlerle de
karþýlaþýlmaktadýr.
BÝBLÝYOGRAFYA :
Ahmed Bîcan, Envârü’l-âþýk¢n, Ýstanbul 1301,
s. 73-85; Harun Tolasa, Ahmet Paþanýn Þiir Dünyasý, Ankara 1973, s. 29, 442; Cemâl Kurnaz, Hayâlî Bey Dîvâný (Tahlili), Ankara 1987, s. 437,
454; Ahmet Talât Onay, Eski Türk Edebiyatýnda
Mazmunlar ve Ýzahý (haz. Cemâl Kurnaz), Ankara
1996, s. 244-245, 505; Nevin Akkaya, Türk Halk
Þiirinde Özel Adlar, Balýkesir 1999, s. 25, 124;
Ýskender Pala, Ansiklopedik Divan Þiiri Sözlüðü,
Ýstanbul 1999, s. 414, 418; Gönül Ayan, “Anadolu Sahasýnda Yazýlmýþ Yusuf u Züleyha Mesnevilerinde Kurt Motifi”, Türk Halklarýnýn Edebi
Geçmiþi: Türk Destanlarý: Uluslararasý Sempozyum, Bakü 2004, s. 64-69; Ýsmail Soyyiðit, Bâkî’nin Kasidelerinde Edebi Tasvirler (yüksek lisans tezi, 2006), ÝÜ Sosyal Bilimler Enstitüsü, s.
51-52; Adnan Uzun, “Beytü’l-hazen Kavramýna
Dair”, Ay Vakti, sy. 68, Ýstanbul 2006, s. 36-37;
Þahin Köktürk, “Halil Oðlu Ali’nin Yusuf ile Zeliha Hikâyesi”, Turkish Studies, II/4 (2007), s.
607.
ÿMustafa Uzun
–
—
YÂKUB BEG
(ö. 1877)
˜
Doðu Türkistan’da
baðýmsýz bir yönetim kuran
Kâþgar Haný
(1867-1877).
™
Muhammed Yâkub Beg 1820 veya 18261827 yýlýnda Taþkent yakýnlarýndaki Piþkent’te doðdu. Babasý kadý Pîr Muhammed Mirza’nýn (Muhammed Latîf) Timur
soyundan geldiði iddia edilirse de bu doðru
deðildir. Annesi devrin nüfuzlu kiþilerinden
Þeyh Nizâmeddin’in kýz kardeþidir. Eniþtesi olan Taþkent Valisi Nur Muhammed’in
yardýmýyla Hokand Hanlýðý ordusuna girdi. 1845’te Hokand Haný Hudâyâr Han’ýn
dýþ iliþkiler memuru oldu. Ayný yýl kumandan (koþbegi) rütbesiyle Akmescid’in (Kýzýlorda) savunmasýný üstlendi. 1853’te Rus
Çarlýðý’nýn yirmi altý gün süren Akmescid
kuþatmasýna büyük bir baþarýyla karþý koyduysa da Akmescid’in Ruslar’ýn eline geçmesini engelleyemedi ve ardýndan Taþkent’e döndü. Ertesi yýl Çimkent’i savunurken tekrar Taþkent’e yönelmeye mecbur kaldý. Burada Hokand Hanlýðý’nýn fiilen
hâkimi olan baþkumandan Âlim Kul’a katýldý. Kâþgar Haný Gasýp Sýddýk Beg, Kâþgar ve Yenihisar kalelerindeki Çin birliðiyle baþa çýkamayacaðýný anlayýnca Hokand
Hanlýðý’ndan yardým istedi. Bunun üzerine Âlim Kul, Yâkub Beg’i 1000 kiþilik bir
kuvvetin baþýnda Kâþgar’a gönderdi (Ocak
1865). Kâþgar’ý kuþatan Çinliler’e karþý koyan Yâkub Beg, Kâþgar halkýnýn takdirini
kazandý. Çarpýþmalar sýrasýnda öldürülen
Gasýp Sýddýk Beg’in yerine Hoca Büzürg
Han Töre han ilân edildi. Büzürg Han Töre hemen Hokand hâkimine tâbiiyet arzedip Yâkub Beg’i kumandanlýða getirdi ve
kendisine büyük yetkiler verdi. Büzürg Han
Töre’nin yetersizliðinden faydalanýp askerî ve mülkî kadrolara hâkim olan Yâkub
Beg, Büzürg Han’ý devre dýþý býrakarak Yenihisar’ý, Kâþgar Yeniþehiri’ni, Yarkent ve
Hoten’i ele geçirdi (1866). Aksu, Kuça ve
Karaþehir’i de alýp hâkimiyet alanýný geniþletti ve Büzürg Han Töre’nin iktidarýna
son vererek kendisini Atalýk Gazi Ba-Devlet (mesut hükümdar) unvanýyla Kâþgar
Hanlýðý’nýn yeni hâkimi ilân etti (1867). Doðu Türkistan’daki müstakil hanlýklarý kendi yönetimi altýnda birleþtirmek isteyen
Yâkub Beg, daha sonra Çinliler ve Dunganlar’la (Tungan) mücadeleye giriþti, onlarý
Urumçi’den uzaklaþtýrdý (1870). Ertesi yýl
Ruslar tarafýndan iþgal edilen Kulca (Ýli)
dýþýnda bütün Doðu Türkistan’ý egemenliði altýna aldý (Baymirza Hayit, s. 146; EI 2, V,
364).
Yâkub Beg konumunu saðlamlaþtýrmak
için Osmanlý Devleti, Ýngiltere ve Rusya ile
diplomatik iliþkiler kurdu. 1872’de Sultan
Abdülaziz’e yeðeni Seyyid Yâkub Han Kâþgarî baþkanlýðýnda bir elçilik heyeti gönderip yardým ve himaye talebinde bulundu. Kendisine biat ettiðini bildirerek Kâþgar Hanlýðý’nýn Osmanlý topraðý gibi kabul
edilmesini istedi ve askerî malzeme ile eðitim için uzman subaylar talep etti. Bunun
üzerine Sultan Abdülaziz’in emriyle bir askerî heyetle çeþitli malzemeler Hindistan
üzerinden Doðu Türkistan’a gönderildi.
Sultan, Yâkub Beg’e ayrýca mektup, mücevherli bir saat, murassa‘ hil‘at gibi hediyeler yolladý. Burada yapýlan törenle Yâkub
Beg’e Osmanlý Devleti tarafýndan “Emîr”
unvaný verildi. Yâkub Beg hutbeyi Sultan
Abdülaziz adýna okuttu, Osmanlý bayraðýný göndere çektirdi, bastýrdýðý altýn ve
gümüþ paralara Osmanlý padiþahýnýn adýný yazdýrdý.
Yâkub Beg, Rus Çarlýðý ile 8 Haziran
1872’de bir ticaret antlaþmasý, Hindistan’da bulunan Ýngiliz koloni idaresiyle de
2 Þubat 1874’te bir antlaþma imzaladý.
Böylece kurduðu devlet Ýngiltere, Rusya
ve Osmanlý Devleti tarafýndan resmen tanýnmýþ oluyordu. II. Abdülhamid’in tahta
çýkmasý üzerine Yâkub Beg, Seyyid Yâkub
Han’ý bir defa daha Ýstanbul’a gönderip
yine bazý taleplerde bulundu. Öte yandan
Yâkub Beg’in içte ve dýþta giderek kuvvetlenmesi doðu komþusu Çin’i bazý tedbirler almaya sevketti. Çin’in Mançu hükümetinin 1877 baharýnda General Zuo Zontang ve General Liu Cin-tang kumandasýnda yolladýðý ordu Kumul ve Urumçi’yi
iþgal edip Kâþgar’a doðru ilerlemeye baþlayýnca Yâkub Beg savunmaya geçti. Aksu etrafýndaki Davançýng Geçidi civarýnda
þiddetli çarpýþmalar meydana geldi. Ancak Yâkub Beg sayýca üstün düþman kar277
YÂKUB BEG
ve müslüman kitlelerin desteðini saðlayýp
bir hânedan tesis etmek isteyen bir maceracý olarak tanýtýr.
BÝBLÝYOGRAFYA :
Yâkub Beg
þýsýnda geri çekilmek zorunda kaldý ve General Tso Tsung-t’ang’a bir elçilik heyeti
gönderip antlaþma yapma isteðini bildirdi. Çinliler 16 Mayýs 1877’de Turfan’ý da ele
geçirdiler. Yâkub Beg teklifinin kabul edilip edilmediðini öðrenemeden vefat etti
(29 Mayýs 1877). Bazý kaynaklarda bir suikasta kurban gittiði kaydedilir. Rivayete
göre Hoten Valisi Niyaz Beg’le yardýmcýsý
Aþur Beg, Yâkub Beg’i yaverine çok miktarda para vererek zehirletmiþtir. Yâkub
Beg’in ölümü üzerine Çin istilâsý bütün
Türkistan’da devam etmiþtir. Oðullarý arasýndaki taht kavgalarý ve beylerin kendilerini hükümdar ilân etmeleriyle baþlayan
iç savaþ Kâþgar Hanlýðý’nýn çöküþüne zemin hazýrlamýþ, kýsa süren bir iç çatýþmanýn ardýndan duruma hâkim olan oðlu Beg
Kulý Beg ertesi yýl Hokand’a kaçmýþtýr. Çin
ordularý 16 Aralýk 1877’de Kâþgar’ý, 16
Mart 1878’de Doðu Türkistan’ýn tamamýný iþgal etmiþ (Saray, s. 207), esir alýnan
Türk subaylarý Ýngilizler’e teslim edilmiþtir. Böylece Yâkub Beg’in Doðu Türkistan’da kurduðu Kâþgar merkezli devlet sona
ermiþtir.
Çaðdaþlarýna göre Yâkub Beg, Orta Asya’da ilk defa yarý modern bir devlet kurmuþtur. Yine çaðdaþ kaynaklara göre kendisi Asya’daki diðer hükümdarlardan çok
farklý ve üstün özelliklere sahipti. Askerî
alanlardaki baþarýsý, teþkilâtçýlýðý, kahramanlýðý, sade bir hayat sürmesi ve kuvvetli iradesiyle öne çýkmýþtýr. Ancak bölgenin siyasî, dinî, ekonomik ve sosyal þartlarý kurduðu devletin yaþamasýna imkân vermemiþtir. Bazýlarý da onu Ýran’da Avþarlýlar hânedanýnýn kurucusu ve ilk hükümdarý Nâdir Þah’la karþýlaþtýrmakta ve modern yönetimini takdir etmektedir. Yâkub
Beg, XIX. yüzyýlda Orta Asya müslümanlarý arasýnda yeni ortaya çýkan siyasal ve
modernist uyanýþ hareketlerinin öncüsü
sayýlabilir. Öte yandan bazý araþtýrmacýlar,
Yâkub Beg’i Orta Asya’daki siyasî karýþýklýklardan faydalanýp iktidarý ele geçirmek
278
Mehmed Âtýf, Kaþgar Tarihi: Bâis-i Hayret Ahvâl-i Garîbesi, Ýstanbul 1300, tür.yer.; D. C. Boulger, The Life of Yakoob Beg: Athalik Ghazi, and
Badaulet, Ameer of Kashgar, London 1878;
a.mlf., “The Late Yakoob Beg of Kashgar”, Central Asian Questions: Essays on Afghanistan,
China, and Central Asia, London 1885, s. 360395; Mehmet Emin Buðra, Doðu Türkistan: Tarihî, Coðrafî ve Þimdiki Durumu, Ýstanbul 1952,
tür.yer.; G. J. Alder, British India’s Northern Frontier: 1865-1895, London 1963, tür.yer.; Wen-Djang
Chu, The Moslem Rebellion in Northwest China: 1862-1878, The Hague 1966, tür.yer.; R. L.
Shukla, Britain, India and the Turkish Empire:
1853-1882, New Delhi 1973, tür.yer.; A. Zeki Velidi Togan, Bugünkü Türkili Türkistan ve Yakýn
Tarihi, Ýstanbul 1981, tür.yer.; Kim Ho-dong, The
Muslim Rebellion and the Kashgar Emirate in
Chinese Central Asia: 1864-1877 (doktora tezi,
1986), Harvard University; Mehmet Saray, Rus
Ýþgali Devrinde Osmanlý Devleti ile Türkistan
Hanlýklarý Arasýnda Siyasi Münasebetler (17751875), Ankara 1994, tür.yer.; Veli Uçmaz, Kaþgar
Devleti ve Osmanlý Devleti ile Ýliþkileri (yüksek
lisans tezi, 1995), AÜ Sosyal Bilimler Enstitüsü;
R. von Mende-Altaylý, Die Beziehungen des Osmanischen Reiches zu Kashghar und Seinem
Herrscher Ya‘qub Beg: 1873-1877, Bloomington
1999; a.mlf., “Ya.kub Beg”, EI 2 (Ýng.), XI, 255256; Kemal H. Karpat, Ýslâm’ýn Siyasallaþmasý:
Osmanlý Devleti’nin Son Döneminde Kimlik,
Devlet, Ýnanç ve Cemaatin Yeniden Yapýlandýrýlmasý (trc. Þiar Yalçýn), Ýstanbul 2004, s. 101114; Baymirza Hayit, Türkistan Devletlerinin Millî Mücadeleleri Tarihi, Ankara 2004; Belgelerle
Osmanlý-Türkistan Ýliþkileri: XVI.-XX. Yüzyýllar
(haz. Ayhan Özyurt v.dðr.), Ankara 2005, s. 81,
86-90, 146; H. Trotter, “The Amir Yakup Khan
and Eastern Turkistan in the Mid-Nineteenth
Century”, JCAS, IV/4 (1917), s. 95-112; Tsing Yuan, “Yakup Beg (1820-1877) and the Moslem Rebellion in Chinise”, CAJ, VI (1961), s. 134-167;
Ahmet Rýza Bekin, “Yakup Beð Zamanýnda Doðu Türkistan’ýn Dýþ Ýliþkileri”, DDl., II/1 (1971),
s. 31-44; a.mlf., “Yakup Beð’in Doðu Türkistan’ý
Egemenliði Altýna Almasý”, a.e., II/2 (1975), s.
99-120; C. E. Bosworth, “Kuldja”, EI 2 (Ýng.), V,
364.
ÿMuallâ Uydu Yücel
–
—
YÂKUB BEY
(ö. 741/1340 civarý)
˜
Germiyanoðullarý Beyliði’nin
kurucusu.
™
Germiyanlý Kerîmüddin Aliþîr’in oðludur.
Hakkýndaki ilk kayda Ankara Kýzýlbey Camii minberinin 699 (1299) tarihli tamir kitâbesinde rastlanýr. Buradan Selçuklular’a
baðlý olarak Ankara’da hüküm sürdüðü,
nüfuz alanýný Kýrþehir’e kadar uzattýðý anlaþýlýr. Muhtemelen 1300 yýlýndan itibaren
baðýmsýz hareket etmeye baþlamýþtýr. Yâ-
kub Bey devri Germiyanoðullarý’nýn en parlak dönemini teþkil eder. XIV. yüzyýlýn baþlarýnda kuzey komþularý Osmanlýlar hariç,
Aydýn ve Ýzmir yörelerine uzanan Antalya,
Isparta çevreleriyle yukarý Sakarya havzasýný içine alan geniþ bir bölgedeki Türk beyleri Germiyanoðullarý’na baðlýydý (Varlýk, s.
31-35). Ýbn Fazlullah el-Ömerî, Germiyan
hükümdarýnýn Türk meliklerinin en büyüðü olup hepsinin memleketine hükmettiðini, hükümet merkezinin Kütahya olduðunu bildirmektedir. Yine Haydar Uryan’dan naklen Germiyanoðullarý’nýn 40.000 atlý askerinin bulunduðunu yazmaktadýr. Cenevizli Balaban’dan naklen de Germiyan
beyliðinin savaþ zamanlarýnda 200.000 süvari ve piyade askerini techizatlý þekilde
çýkarabildiðini kaydetmektedir (Mesâlik, s.
35). Bu son rakamýn Germiyanoðullarý’na
tâbi Aydýn, Menteþe ve Saruhan kuvvetlerinin tamamýný ihtiva ettiði ileri sürülmektedir. Yâkub Bey zamanýnda Bizans’tan
her yýl 100.000 dinar vergi ve bazý kýymetli eþyanýn geldiði de bilinmektedir. Yâkub
Bey’in büyük hükümdarlar gibi emîrleri,
vezirleri, kadýlarý, hazineleri ve konaklarý
olduðu, sultanlara mahsus her þeye sahip
bulunduðu söylenmektedir. Kendisi Ankara Kýzýl Bey Camii’nin kitâbesinde “el-emîrü’l-ecellü’l-kebîr” lakabýyla anýlmaktadýr.
Bizans tarihçisi Gregoras, Germiyanlý Aliþîr’in (Alisurios) Ýç Firikya’nýn büyük bir
kýsmýný ve Philadelphia’yý (Alaþehir), Menderes çayý civarýnda yer alan Antiokhia bölgesini ele geçirdiðini yazar. Buradan Aliþîr oðlu Yâkub Bey’in Bizanslýlar’la savaþtýðý ve Menderes civarýnda fetihler gerçekleþtirdiði anlaþýlmaktadýr. Yâkub Bey, Menderes nehri yakýnlarýndaki Tripolis þehrini
aldýktan sonra Alaþehir’i kuþattý, bu kuþatmada Sasa Bey ile Aydýnoðlu kuvvetleri de
hazýr bulundu. Bu durum karþýsýnda Bizans imparatoru Küçük Asya’da kalan son
arazi parçalarýný kurtarmak için teþebbüse geçti, paralý bir askerî birlik olan Katalan kuvvetlerini bu bölgeye yolladý. Bunlarla yapýlan savaþta (1304) Germiyan ordusu 8000 süvari ile 12.000 piyadeden meydana geliyordu. Ancak Germiyanlýlar az sayýda olmakla beraber profesyonel askerlerden meydana gelen Katalanlar karþýsýnda bozguna uðradý (Lebeau, XIX, 42). Yâkub Bey, Alaþehir’i ele geçiremeden geri
çekildiyse de 714’te (1314) burayý haraca
baðladý.
Daha sonra Yâkub Bey subaþýsý olarak
bilinen Aydýnoðlu Mehmed Bey’i Ýzmir yöresine gönderdi. Menteþe Bey’in damadý Sasa Bey de bu yöreye daha önce gelmiþ ve Tire ile Ayasuluk’u alýp Sakýz adasý-
Download

– — ˜ ™