Sayı – 5
Harp Mecmuası
Fiyatı: 20 para
Şubat 1331
İdârehâne: İstanbul – Cağaloğlu
Kapalıfurun Sokağı: 6
On beş günde bir çıkar asker ve
muharebeden bahs eder risale-i musavvere
Yıl – 1
Rebiulahir 1334
Bir yıllık iştirak bedeli
”Bir tayyare topu ateþ vaziyetinde“
Çanakkale harp cephesinde: Ordumuzun gökteki düþman tayyarelerini avlayan kahramanlarý top baþýnda
15 kuruş
Harp Mecmuası
Teşrinisani, 1331
(1915)
Sayı – 5
Sahife 66
Harp Mecmuası
Şanlı sancağını altun ve
gümüş imtiyaz madalyaları
ve kurdelasıyla tezyin eden
bir alayın taltifi merasiminden
Yirmi Sekizinci alayın sancaðýna maa kurdela altun ve gümüþ imtiyaz madalyalarýnýn baþkumandan vekili tarafýndan
resm-i ta‘likini müteâkib geçid esnasýnda
Şiir
Kal‘a-i Sultaniye Karşısında
Halid bin el-Velid o Mevla’nın
Her cebel, her kenara, her saha
Dest-i sanatda şimdi hep kelimat
Seyf-i meslûl intikamı olan
Bir hayal-i hamaset-âkinin
Olsa mermerden, olsa altundan,
Ebedî ma‘kes-i makdesidir;
Fışkırup taşsa cümlelerde hayat,
Sanki Kur’an kahramanının
Etse üsluba ca-be-ca sereyan
Birer i‘caz-ı eser sahifesidir
Ra‘d ve berkiyle hep yanar dağlar,
Bu büyük kahramanların yâdı
Bu mübeşşir cuyûş-ı gufranın
Bir güneş doğsa ruh-ı manaya,
Vardırırken rüku‘-ı tebcîle
O şehidan-ı hakpesendanı
Çıksa söz arş-ı sanihata kadar
Bir tarafdan lika-yı Merih’i,
Sıdretü’l-Münteha’da yezdanın
Bu temaşa-yı Hakk Tecella’ya
Kurb-ı peygamberîde mihmanı
Yine bir sade tercüman olamaz.
***
Ne kadar tac ve taht-ı ikbale
Canfedeyan-ı mülk ve din, hepsi
Bir hacim-i sükut olan o boğaz
Yâr-ı gar-ı Nebi-i muhteremin
Türklerin dest-i intikamıyla,
Hepsi Faruk-ı madelet-şîyemin,
Bu büyük kavm Hakk için her evci
Esedullâh-ı galibin, hepsi
Adn-ı rahmetle evc-i tarihe
Yâr ve serdar-ı fahr-ı âlemyân
Müntehi kehkeşan-ı şan oldu.
Kahraman cihan-ı imanın,
Tarık bin Ziyad’ın, Orhan’ın
Hepsi Sultan Selim’in ahfadı
Bütün iclal-ı haşmetiyle yârın
Bir tarafdan sema-yı tarihi
Boğazın sırtlarında bu yüksek
Heykel şîre-i istihale ile
Ebediyen bu şehri bekleyecek
Faik Âlî
Sahife 67
Harp Mecmuası
Sayı – 5
Başkumandan Vekili Enver Paşa ve fahri süvari mülazımı Adliye Nazırı İbrahim Bey Çanakkale harb cebhesinde
torpito ile Beşinci Ordu karargahına giderlerken
Seddülbahir üzerine gelerek resimde görülen heyete bombalar yağdırmakda iken karşıdan havalanan tayyaremizin şiddetli savleti önünde neye uğradığını şaşıran ve firara da vakit bulamayan çift satıhlı bir Fransız tayyaresini tayyaremizle bir çaryek saat kadar havaî muharebe ve mitralyöz ateşi
neticesinde düşmanın râsidi mecruh ve pilotu maktulen tersine çevrilerek yere inip teslim olduğu sırada alınan fotoğrafıdır. Resmini ayrıca köşeye
derc etdiğimiz tayyareci mülazım “Budekke” bu vakanın kahramanı olup bu kere yüzbaşılığa terfi‘ ve altun liyakat madalyasıyla taltif edilmiş ve şimdiye kadar bu sahada dört düşman tayyaresini iskata muvaffak olmuşdur.
Seddülbahir üzerinde tayyaremizin açdýðý bir muharebe-i havâiye neticesinde maðluben yere inen bir düþman tayyaresinin akýbeti
Sayı – 5
Harp Mecmuası
Sahife 68
Çanakkale cebhesinde: Düşmanın ihrac iskelesi yapmak için bir eski zırhlı ile Fransız mesajeri vapurlarından birini ve bir İngiliz şilebini
batırarak liman haline koyduğu sahil
Kimdir bu kaçanlar, kýzýnýz mý karýnýz mý?
Cidden o mehâbetli dirednotlarýnýz mý?
Bir þâibe þeklinde duran öyle denizde?
Nâmusunuzun derbeder enkâzýný biz de
Askerleriniz zannediyor aldanýyorduk!..
Ýngiltere, ey maskeli haydûd-ý müdebdeb.
Ey arzý soyan rahat-ý akvâmý çalan hep
Biz kavmini millet, seni devlet sanýyorduk!
Git tayf u hayâlet gibi mâziye refîk ol,
Çýk râhýna müstakbele kuttâ’-ý tarîk ol
Müstemleke çal, çöller aþýr, kâfileler soy;
Git süfre-i akvâma sokul bâd-ý hevâ doy:
At armaný örneðini.. ok, balta, asâ bul.
Sen ey çete efrâdýna hûnîn rü’esâ bul,
Harb etme fakat; tîgini râyâtýný kýr, at;
Kâfi sana bir pençe-i gâret yed-i sirkat.
**
ÇANAKKALE’DEN KAÇANLARA
– ÝNGÝLÝZLERE –
Tarih mürekkeple yazýlmaz, onu her gün
Tedvîn eder akmaktan usanmaz kaný Türk'ün
Türk'ün ki eðer nâmýný etmezse zaman yâd
Tarihini milletlere eyler gider inþâd
Pür velvele bir sel kesilip hûn-ý cerîsi,
Osmanlýlarýn kanlarýdýr vak’a-nüvîsi!...
Siz, iþte bu fýtrattaki bir kavme tecavüz
Etmiþtiniz amma, o salâbetli o gürbüz
Hûn-âb-ý celâdet sizi emvâcýna gömdü;
Dârâtýný matbuanýzýn tâcýna gömdü,
Sizlerde fakat sade hayânýn adý varmýþ.
Türk'ün kaný etmiþ de temas öyle kýzarmýþ
Tarihinizin çehre-i bî-hiss ü hayâsý!
Askerleriniz fenn-i firârýn ulemâsý!
İhrac iskelesinin düþmanýn tahliyesinden sonra dâhilen görünüþü
Sahife 69
Harp Mecmuası
Sayı – 5
Heykeller, o taþlardaki hüsn-i müteennî;
Sensin sulayan arzý yine hûn-ý beþerle
– FRANSIZLARA –
A’sâra güzergâh-ý vakûr olmuþ alýnlar;
Ýnsan kaný bulamazsan eðer eþk-i gözle
Ey Paris, evet ey koca fecr-i medeniyyet,
Pîþâni-i þöhretleri zî-hâle kadýnlar,
Vahþette terakkî yine bir süllem-i âmâl;
Lâyýk mý o gölgeyle bu teþrik-i hüviyyet?
Meþalleri, þehbâl-i perîyâneleriyle
Sensin yine insaný itip eyleyen idhâl
Ýnsanlýðý her dindeki insanlara bir din
Ýrfanlara bir efser olan defneleriyle
Ukbâya sarây-ý medeniyyet eþiðinden;
Birleþmeyi âmâl için efkâr için âyin
Gelmiþ seni süslerse de... Kalbin yine heyhât
Ehrâm-ý temeddün yine insan kemiðinden
Þefkatle kucaklaþmayý evza’-ý ibâdet
Bir bâdiyedir etme o süslerle mübâhât
Türk’ün kanýdýr kavminizin maksadý hâlâ;
Yapmak, der ü dîvarý alýnlardan ibâret
Çehren: Medenî velveleler, fabrikalar hep
Ecsâdýmýzýn topraðý doldurmadý hâlâ,
Bir mabed-i fikir eylemek inþâ emelindi
Kalbin: Uçurumlar, kayalar, sâikalar hep
Hayret, ne derin bir uçurum gayz-ý dininiz.
Efserleri ilgâ eser-i bî-bedelindi
Tevkif için âtîyi kolundan yakalarsýn.
En hisliniz, en fâzýlýnýz, en medenîniz,
Eyvanlarý bir hufre kýlýp kubbeyle
A’sârý þakîler gibi baðlar ve boðarsýn.
Türk’ün kanýný mezc ederek Hakk’ýn adýyla,
Mâziyi yýkýp putlarý ucûbeleriyle
Ey tüller ipekler bürünen þehr-i mehâsin,
Tersîm eder âmâlini kartal kanadýyla.
Müstakbeli mezru’-ý ziyâ bir küre-i nûr
Kanlarla tezyîn ne demek ey vatan-ý fen?
Yapmak sana muhtasdý bu mefkûre-i mebrûr
Çöller bile ümmî þefkatlerle müzeyyen!..
Hep nûr u ziyâ tohumu saçýp arz-ý denîye
Yoktur þefakat namýna olsun, koca Paris
Topraklarý bir baþka hasad-ý medeniyye
Kalbinde, þerâyîn-i þuûnunda neden, his?
Bir sine-i hassas edebilmekti merakýn
Ey fahr-ý asýr-dîdesi ilmin o semânýn
Ýnsan idi, beyne’l-milliyet idi nâmýn.
Binlerle fuhûlün, üdebânýn, ulemânýn
Ýnsanlýk o bir mezra’an olmuþtu müzehheb;
Alnýndaki yorgun mütefekkir buruþuklar;
Þairleri âlimleri asrýn, amelen hep
Þelale-i efkâra hibâl olmuþ ufuklar;
Bunlar meðer efsâne meðer kizb-i mutantan!...
Eflâke hurûþan o müesser o mebânî;
Sensin yine âfâký dumanlarla karartan;
Bir kanlý palaspâreye lâyýk bedevîsin!
Ýrfân-ý beþer meþali ey hisli Fransa
Vicdanýnýn umkunda eðer sâmia varsa
Ýnsanlýðýn âlâmýný, feryâdýný dinle;
Fahret o zaman (Panteon)un (Invalid) inle!
Midhat Cemal
Başkumandan vekili Enver Paşa bir topu muayene ederlerken
Sayı – 5
Sahife 70
Harp Mecmuası
Arýburnu’nda düþmanýn parçalanmýþ uzun bahriye
toplarýndan “Baþda Esad Paþa ve ortada Müsteþar Muâvini
Fahreddin Bey oturmakda.”
Arýburnu’nda düþmanýn tahassun ettiði koğuklar
Çanakkale’da “Ýntepe’de” topçu tarassud mevziinde telefonla muhabere
KAHİRE YOLLARINDA...
“Dördüncü sayıdan maba‘d”
Kemal Paşazade derhal bir te’vil ciheti buldu, Sultan
Selim’e şu cevabı verdi:
Çehrelerinde neþve-i zafer parýldayan iki kahraman gâzi askerimiz
— Sultanım. Kahraman askerlerimiz bu ganaimi elde
etmek için bi’t-tab‘ her dürlü fedakarlığı göze aldıracaklardır.
Binaen aleyh düşman askerinin şu suretle zîb u zîvere müstağrak bulunması muzafferiyet-i şahanelerine delalet eder.
Sultan Selim bu cevabdan
pek memnun olmuşdu. Artık
hiçbir lahza tevakkuf etmiyordu. Emirler veriyor, askerine
muharebe tertibatı aldırıyordu.
Sultan Selim muharebe tertibatını Osmanlı usulü mucibince
ittihaz etdi: Muharebe Ana­do­
lu’da vukua geldiği için Ana­
dolu Beylerbeyisi Sinan Paşa ile
Karaman Beylerbeyisi Hüs­rev
Paşa ve Ramazanzade Mah­
mud Bey’i Anadolu askerleriyle
sağ cenaha,
Çanakkala’da avcı hattı gerisinde bir bölük (mola) ederken
Sahife 71
Sayı – 5
Harp Mecmuası
etmiş, kendisi 20.000 kişilik bir
kuvvetle merkezde ahz-ı mevki
eylemişdi. Bundan başka Sultan
Selim ordusunun yanlarını ve gerilerini tehdid için hususî kıt‘alar
ayırmakdan da geri durmamışdı.
Mercidabık Muharebesi müdhiş bir suretde başladı. İki tarafdan
Çanakkale’de Ýngilizlerden esterleriyle beraber iğtinam edilerek “Ganimet Mitralyöz Bölüðü”
nâmýyla teþkil olunan bölüğün ordu kumandanı huzuruyla tevsîm-i merasiminde duâ olunurken
Ordumuzu yýldýramayan otuz sekiz
santimetrelik mermilerden biri
Çanakkale cebhesindeki torpil toplarýmýzdan
Rumeli Beylerbeyisi Sinan Paşa
ile Diyarbekir Beylerbeyisi
Bıyıklı Mahmud Paşa’yı ve
Amasya Beylerbeyisini Rumeli
askerleriyle sol cenaha tayin
etdi. Kendi kapıkulu, sipah ve
silahdarlarla merkezi işgal eyledi. Çaldıran Muharebesinde
olduğu gibi bu seferde kuvvetli
bir topcu ile muzafferiyeti istihsal eylemeği düşündü. Düş­ma­
nın taarruzunu kırmak, kıt‘âtına
bir siper vazifesi görmek üzre
cebhe ilerisini toplar ve arabalarla tahkim etdi.
Kansu Gavri de hemen buna
yakın muharebe tertibatı almışdı: Sağ cenaha Haleb Valisi
Hayır Bey’i, sol cenaha Şam
Va­lisi Zibey’i tayin
Çanakkale cebhesinde siperler dahilinde bir akarsu: “Arif Bey Çeşmesi”
Sayı – 5
vermemekdi. Hususiyle bu şehir Mısır’a karşı icra edilecek
bir seferde büyük bir ehemmiyeti haizdi. Buranın düşman
elinde bulunması ordunun ricat hattını daima tehdid edebilirdi. Sultan Selim bu sevkü’l-ceyş düşünceleriyle
(Haleb)’in zabtına karar verdi.
Sahife 72-73
Harp Mecmuası
Yunus Paşa birgün mütemadiyen takib yürüyüşü icra
etdi, Haleb surları önünde Memlük ordusunu şiddetli bir
kumandanı muhtelif istikametlere, Şam ve Haleb taraflarına
firar etmişlerdi; bunlar: Canberd Gazali ile Hayır Bey idi.
Selim kahramanane hareketleriyle ordusuna numune oluyor, Kosova kahramanlarının fedakar hafidlerini yeni muzafferiyetlere sevk ediyordu. Son hücum düşmanın bütün
mukavemetini kırdı. Bu ümidsizlik kumandanlarda da görülüyordu; artık hepsi de kahraman Selim’in şiddetine
Sultan Selim bütün muzafferiyetlerinde takib eylediği
usulü Mercidabık muzafferiyetinden sonra da tatbikden hâlî
kalmadı. Onun için bozgun bir orduyu takib, en
esaslı galibiyet şartlarındandı. Çaldıran zaferinden
sonra da böyle yapmamış mıydı? Bu hareket kahraman Selim’i servetlere,
top ve tüfenk sadaları, kös ve nefir(?) avazeleri işidiliyordu.
Osmanlı toplarının korkunç tarakaları Dabık sahrasını
duman bulutları içinde bırakıyordu. Bu kesif bulutlar arasından ipekli bayraklar; beyaz kavuklar, mai, kırmızı ve erguvani esvablar, uzun ve parlak sorguçlar, zerre ve kalkan parıltıları,
bayrak temevvücleri görülüyor,
Paşa
her iki tarafın davul ve kerre nay
Haleb’e girdiği sırada Hayır Bey
sadaları muharebeye başka bir
mütemadiyen firar ediyordu. Hayır
dehşet veriyordu.
Bey’in maksadı Şam’a doğru firar
eden ordu aksamıyla birleşmekdi.
icra edilen hücum pek dehşetli
Yunus Paşa buna meydan vermek
olmuşdu. Her iki taraf olanca
suretde
sıkışdırdı.
Yunus
istemedi. Takib harekatını daha ziya-
azmiyle birbiri üzerine atılıyordu.
de bir süratle icra etdi. Hayır Bey
Sultan Selim muharebenin bu
felaketden yakasını kurtaramayaca-
müdhiş velveleleri ortasında yağız
ğını anlayınca, kahraman Selim’e
atını oynadıyor, kahraman asker-
dehaletden başka çare bulamadı.
lerini teşcî‘den geri durmuyordu.
Sultan Selim Mercidabık zaferini
ikmal eylemişdi. Hayır Bey’in otağ-ı
Osmanlı cenahları zaafa duçar
Tortum civarında “Kal‘adibi” nam mahal
oldukca, kahraman paşalar tara-
hümayunu önüne gelişi, düşmanın
Hareket emrini alan bir kıta üçüncü ordu kumandanı tarafından selamlanırken
firarı kısımlarının da inhizamına
“Kumandan Mahmud Kamil Paşa’ya fırka kumandanı Halil Bey veda‘ selamında”
delalet ediyordu. Sultan Selim, bu
Sultan Selim dumanlar
lar ortasında celadet harikaları
çadırında yorgunluk almakla meş-
gösteriyordu. İki taraf birbiriyle
guldü. Fakat bu yorucu muharebe-
kıyasıya harb ediyordu. Bu esna-
den sonra bile rahat durmak istemi-
da idi ki Kansu Gavri kulakları
yordu. Askerî muzafferiyeti mülkî
dibinden geçen bir mermiden
tensikat ile ikmal etmek Yavuz’un
birdenbire ürkdü. Muha­rebe hat-
evsaf-ı mümeyyizesindendi. Bunun
tının gerisine bir havz başına
için, zabt edilen yerlerde mülkî teş-
geldi, seksen senelik yor­gunluğa
kilat yapıyor, ahalinin refahını temin
inzimam eden kor­ku onu olduğu
etmek, yeni tebeasını memnun
yerde efna etdi. Gavri’nin vefatı
eylemek istiyordu.
Memlük ordusuna o derece bir
Sultan Selim, Kansu Gavri’nin
tesir icra eylemişdi ki, efrad bey-
suret-i vefatını merak etdi, Dergah-ı
Malazgird Meydan Muharebesinde hayvanlarıyla beraber Ruslardan zabt ve
Karakilise civarındaki muharebelerde kendilerine karşı isti‘mal etdiğimiz seri ateşli
bir top
âlî çavuşlarından birini Gavri’nin
vefat etdiği yere gönderdi. Çavuş,
fından derhal takviye ediliyordu.
içinde parlayan kılıçlar ve mızrak-
zaferden memnun, Kansu Gavri’nin
Topcu ateşini müteakib
Üçüncü ordu kumandanı — Kolordu ve fırka kumandanlarıyla birlikde — ileri hatda teftişde
Gavri’nin cesedini görür görmez
başını kesip getirmek istedi. Bu cüret Sultan Selim’in hidde-
ganimetlere nail etmiş, ordunun muzafferiyetini temin eyle-
tini mucib oldu. Kahraman Selim mağlub kumandanın
mişdi. Şimdi de aynı usulü takib ediyordu. Sultan Selim,
cesedine hürmet etmek istiyordu. Hatta çavuşu şiddetli bir
Hayır Bey’in takibine Yunus Paşa’yı gönderdi. Maksadı
ceza ile te’dib etmek istemiş, vüzeranın şefaatleri üzerine
(Haleb)’i süratle elde etmek, Memlük ordusunun orada yer-
sarf-ı nazar eylemişdi.
leşmesine, müdafaa mevzileri almasına meydan
husule gelmiş, Memlüklerin hareketlerinde ricat emareleri görülmeğe başlamışdı.
karşı dayanamayacaklarını anlamışlardı. Memlük ordusunda
Kafkas Harp Cephesi
Menazirinden
ninde azim bir havf-ı umumî
elim bir ric‘at baş göstermişdi. Kansu Gavri ordusu perişan
bir suretde firar ediyor, Sinan Paşa’nın takib-ı harekatı
aczine karşı gitdikce artan bir gayretle hücum ediyorlardı.
Mercidabık muzafferiyetini kat‘î bir suretde temin eyliyordu.
Şimdi düşmanın her iki cenahı Osmanlı taarruzları karşısın-
Düşmanın iki büyük
da eriliyordu. Sultan
Sultan Selim’in kahraman askerleri, hasımlarının bu
Sayı – 5
Sahife 74
Harp Mecmuası
Sultan
Selim
“Mercida­
bık”’da iki gün kaldı. Haleb
önlerine, Gökmeydan civarına geldiği zaman, bütün
ahali tarafından parlak bir
suretde
istikbal
edildi.
Kahraman Selim’in Haleb’e
girişi mutantan ve müdebdeb idi. Mev­kib-i hümayun
ahalinin alkışları, meserret
Irak harb cebhesinde: Bir alayın bölükleri avcı hendeğinde ateş açarken
teşkil eylemişdi.
Her tarafda
şenlikler yapı­
lıyor, eğlenceler
tertib olunuyor,
muhtelif
hükümetlere
zafernameler
.gönderiliyordu
Ahmed Refik
Umera ve zabitanımızdan bir grub toplu bir vaziyetde
avazeleri içinde şehre giriyordu.
Sultan Selim Haleb’de de
boş durmadı, vilayeti Karaca
Paşa’ya, kadılığını Kemal
Çe­le­bi’ye verdi. Haleb emvalinin yazılmasına Abdi Çele­
bi’yi memur etdi. Haleb,
Mer­cidabık zaferinden sonra
ilk mola mevkiini
Irak’da İngilizlerden zabt ve kendilerine karşı istiğmal etdiğimiz seri ateşli toplardan
Sahife 75
Harp Mecmuası
Sayı – 5
Başdan birinci resim
— Sîneleri harp aþkýyla
yanan tarîkat-ý aliyyeden
Mevlevi
Gönüllü
Taburu’nun
Kâdiri
Bölüðü kol ni­za­mýn­da
cihada azimeti.
Ýkinci resim — Müca­
hidin-i Urbân hecinler
üzerinde
meydan-ý
ma’rekeye þitab ederlerken.
Üçüncü resim — Mev­
levi Gönüllü Taburu
Kâdiri Bölüðü hareketden evvel silah çatarak
hâl-i istirahatde
Sayı – 5
Sahife 76
Harp Mecmuası
harbin ve ölümün kýzýl ve siyah ufuklarý önünde her
kapandýkça ýrkýmýz ve tarihimiz yeni bir fecr-i þeref kazandý.
Siz ki hayatý ve hüzûzât-ý hayatý herkesten ziyade görmüþ
ve tanýmýþtýnýz, ezvâk-ý ömrü sevmeye herkesten ziyade
müstehak idiniz. Halbuki vazife
huzurunda en bî-tereddüt ölen yine
siz oldunuz.
ÇANAKKALE’NÝN ÝSTANBULLU ÞÜHEDASINA [*]
Süleyman Nazif Bey'in "Batarya ile Ateþ" eser-i
güzîne­lerinden bir sahife:
6 Kânûn-ý evvel 1915
Yukarýdaki satýrlarý yirmi sekiz ay
Nâmýnýz da þânýnýz gibi muhalled
olsun!..
evvel
Bugün Ýs­tan­bul'da ne kadar kibar
ve mâtemdâr aile vardýr ki sadme-i
ziyânýnýzla müebbeden kýrýlan gönüllerinde mütevekkil, hamûl, sabûr,
müheyyâ-yý inkiþâf kahramanlýk ve
fedâkarlýk hislerinin hiçbir zerresine
halel gelme­miþ­tir. Sizin düþtüðünüz
ufuklara hüzn ü hasretle merkûz
olan gözlerin katarat-ý telehhüfünden
bile bir gurur-ý semavî mündemiç
bulunuyor. Onlar bu memleketi bundan sonra daha ziyade seveceklerdir. Çünkü en ziyade sevdiklerinin
bu memleket yolunda can verdiklerini gördüler.
kýsým Ýstanbullularýn tegâfül ve ihmali,
Ey þühedâ-yý mübareke!... Ey
vatanýn tarihinde ve kalbinde ilelebed yaþayacak evla­dý!...
Her sülâle ve silsilesi
baþka bir mâte­min
âþinâ-yý ebed-mah­zûnu
olan Anadolu, bugün
size
ve
sizin
Ýstanbul'unuza þükran
ile müteveccihtir. Âl-i
Osman
padiþahýnýn
pâyi­tahtýna göðüslerini
siper etmek için gön­
der­diði oðullarý ve
onlarýn ölenleri, kalan­
larý o pâyitahtýn kapý­larý
önünde sizin arslanlar
gibi döðüþtü­ðünü­ze
þahâdet ettiler.
yazmýþ
ve
neþr
etmiþtim.
Vatanýmýn o vakitki ye's ve haliyle bir
bir çok gönüller gibi benim de kalbimde -nöbet be nöbet nâlân ve cûþan- bir
mahþer-i infiâl oluyordu. Bu satýrlarý o
za­manýn
-o zaman müþteki, bugün
mahçup- bir ma'kes-i enî­nidir. Eðer rûh-ý
kibriya karinenizi incitecek sözler se­vâ­
dý arasýna karýþmýþsa -iþte dûdest
istiðfarýmý sizin son na­zar­larýnýzý bel'
eden ufuklara doðru ref' ediyorum- O
Bolayýr’da düþmanýn mermilerine hedef ittihaz
ettiði Þehzâde Süleyman Paþa Camii minaresi
günahkar kalemi affediniz! Vatanýmýn
tahtgâhýný kalbgâhýný, Ýstanbul'a kurmuþ
olan Allah'ýn bârgâh-ý inayetine bir kere
de sizin vesâtât-ý âsmâni­niz­le âlâ-yý
þükran etmek isterim.
Ýstanbul'un
bil-
mem kaç seneden ve
kaç asýrdan beri hâbide-i
sükûn olan ruh-ý necibi
sizde birdenbire uyandý.
Yaradan Allah'ý bu bel­
de-i mev'udeyi Türk eliyle Ýslâm'a hediye ederken
surlarý
önünde
öl­müþ ve öldürmüþ olan­
Süleyman Paþa Türbesi
Þehriniz de nâmýnýz
gibi müebbed olsun!...
larýn pek asîl, pek merd
ve pek mütekâmil oðul­
larý olduðunuzu bu âle­
me kanla, þanla gösterdiniz. Ýstanbul'un âfâk-ý
kebûdundan
güzel­likler
taþan
karþýsýnda
açýlmýþ ve yaþarmýþ olan
gözleriniz,
Süleyman Paþa Türbesi’nin düþman mermileriyle harab olan müþtemilâtýndan
Ýtalya ve Balkan Muha­ ]*[
rebeleri esnasýnda meþgul
zevk ü heva olan bir kýsým
Ýstanbullulardan þikâyet ve
ser­zeniþi mutazammýn ve
Ana­­dolu'nun metrûkiyet ve
se­f â­letini
musavver
bir
.makaleye zeyl
Sahife 77
Sayı – 5
Harp Mecmuası
YAŞAYAN ÖLÜLER
Seyyar Topçu Yüzbaþýsý
Recep oðlu Vefik Efendi
(8 Aðustos 331)
Y 7 T2 K8 Yüzbaþý
Hüseyin oðlu Emin Efendi
(17 Mayýs 331)
Y27 K1 Kumandaný Yüzbaþý
Hüseyin Sabri Efendi (12
Nisan 331)
Mülâzým-ý evvel Dimetokalý
Osman oðlu Mustafa Efendi
(26 Nisan 331)
Y11 K3 Mülâzým-ý sânî Ali
Rýza oðlu Manastýrlý Saffet
Efendi (29 Haziran 331)
Tayyâre Mülâzým-ý sânîsi
Makriköylü Mustafa oðlý
Sami Efendi (19 Nisan 331)
Y46 T3 K1 Yüzbaþý
Necati Efendi
(26 Temmuz 331)
Kolordu 1 Y70 K10
Mülâzým-ý evvel Salih Hâmi
Efendi (22 Haziran 331)
Y1 K5 Zâbit Namzedi
Taþkasaplý Süreyya Efendi
(22 Mayýs 331)
Sahra Topçý Y5 K5
Mülâzým-ý sânî Rüstem oðlu
Hasan Besim Efendi
(26 Temmuz 331)
Jandarma Mülâzým-ý sânîsi
Tokatlý Râsim Efendi
(6 Mayýs 331)
Mülâzým-ý evvel Harputlu
Ali oðlu Mehmet Faik Efendi
(29 Teþrîn-i evvel 330)
Y33 Depo T3 K4 Mülâzým-ý
evvel Anadoluhisarlý Ýzzet
Efendi (14 Nisan 331)
Mülâzým-ý sânî Ýzmirli
Mümin oðlu Ali Efendi
(18 Nisan 331)
Mülâzým-ý sânî Bursalý
Hasan oðlu Hüseyin Efendi
(1 Nisan 331)
Binbaþý Erzurumlu Recep
oðlu Kamil Efendi (26
Teþrîn-i evvel 330)
Sayı – 5
Harp Mecmuası
Şehzadegan hazeratı teşrifat me’murunu takiben tabutun arkasında (1) Vahideddin Efendi hazretleri
Hey’et-i Vükela’nın şehzadegandan sonra cenazeyi takiben mürûru
Merhum Veliahd Yusuf Ýzzeddin Efendi Hazretlerinin cenaze alayý Sarayburnu parkýndan geçerken
Sahife 78
Sahife 79
Siperler içinde ateş açan
bir müfrezeyi gösteren
dördüncü resim,
Selom(?) civarındaki
mücahidîn düşmana
taarruz ederken.
***
Beşinci resim: Hecin(?)
süvar bir akıncı bölüğü
harekete müheyya bir
vaziyette.
Harp Mecmuası
Sayı – 5
Başdan birinci resim:
Trablusgarb mücahidîni
“Matruh” muhasarası
esnasında avcı siperlerinde ateş açarlerken.
***
Görünen mağruk düşman vapuru
Trablusgarb sahillerinde
torpillenmişdir.
Selom’da mücahidîn kumandan karargahı
Download

harp mecmuası sayı 5