TERCÜMÂN-ý HAKÎKAT
sýndaki rekabetin öncesi de vardýr. Þinâsi’nin görücü usulüyle evlenmeyi eleþtiren
“Þâir Evlenmesi” adlý manzum oyununun
Tercümân-ý Ahvâl’in ilk sayýlarýndan itibaren tefrika edilmesi, okuyucunun ilgisini çekmiþ ve gazetenin tirajýný arttýrmýþtýr. Bunu çekemeyen Cerîde-i Havâdis
oyunu okuyucularýna kocakarý masalý diye tanýtmýþtýr (11 Aralýk 1860). Ardýndan
Tercümân-ý Ahvâl’de yer alan bir haberde (26 Aralýk 1860) Cerîde-i Havâdis sahibinin bir Ýngiliz, Tercümân-ý Ahvâl sahibinin “ehl-i Ýslâm” olduðu kaydedilmiþtir. Bu tartýþma ve polemikler uzun süre
devam etmiþ, her iki gazete saray tarafýndan uyarýlarak rekabet yüzünden haddi aþan söylemlerden kaçýnýlmasý istenmiþ,
bunun üzerine Tercümân-ý Ahvâl 51. sayýsýnda okuyucudan özür dilemiþtir. Ancak
devletten destek alan Cerîde-i Havâdis’in müslüman bir gazetecinin çýkardýðý Tercümân-ý Ahvâl’e patavatsýzca saldýrmasý Âgâh Efendi’yi öfkelendirmiþtir.
Âgâh Efendi, muhalefetine engel olmak
için 1861’de 5000 kuruþ maaþla Postahâne-i Âmire nâzýrlýðýna tayin edilmiþ, daha
sonra Vapurlar Nezâreti ile Ereðli Kömür
Madeni Nezâreti de uhdesine verilmiþtir.
Bu imtiyazlar doðrudan gazete için verilmemiþ görünse de temelde Cerîde-i Havâdis’e saðlanan maddî imkânlarýn bir
Türk gazetesine de saðlanarak basýn yoluyla saraya karþý kamuoyunda oluþturulmaya çalýþýlan muhalefetin önüne geçme
ve gazeteyle bir nevi barýþma amaçlanmýþtýr. Bu açýdan bakýldýðýnda Tercümân-ý
Ahvâl’in de devletten yardým aldýðý söylenebilir. Hatta Âgâh Efendi baþýna getirildiði nezâretlerle ilgili ilânlarý gazetesine vermekten çekinmemiþtir. Bu imtiyazlara raðmen Tercümân-ý Ahvâl’de gazetecilikte en önemli þartýn tarafsýzlýk olduðu vurgulanmýþ, gazetenin yayýmý süresince doðru haber vermeye dikkat edilmiþ, yanlýþ haber yazýldýðýnda bunu tekzip ederek doðrusunu yazmaktan çekinilmemiþtir. Bu arada diðer gazetelerin kamuoyunu yanýltmalarýna da fýrsat verilmemiþtir. Yayýn hayatýna baþka gazetelerin girmesi zaman içerisinde Tercümân-ý
Ahvâl’in önemli ölçüde tiraj kaybýna uðramasýna sebep olmuþ ve altý yýl gibi bir
süre çýktýktan sonra kapanmýþtýr (23 Þevval 1282 / 11 Mart 1866).
BÝBLÝYOGRAFYA :
Tercümân-ý Ahvâl ve Cerîde-i Havâdis koleksiyonlarý; Selim Nüzhet [Gerçek], Türk Gazeteciliði, Ýstanbul 1931, s. 38-40; Server R. Ýskit, Hususî Ýlk Türkçe Gazetemiz Tercümân-ý Ahvâl ve
Agâh Efendi, Ankara 1937; a.mlf., Türkiye’de
Matbuat Rejimleri, Ýstanbul 1939, Tahlil ve Ta-
rihçe, s. 14-16; Hasan Refik Ertuð, Basýn ve Yayýn Hareketleri Tarihi, Ýstanbul 1970, I, 165-178;
Hýfzý Topuz, 100 Soruda Türk Basýn Tarihi, Ýstanbul 1973, s. 10-11; M. Nuri Ýnuður, Basýn ve Yayýn Tarihi, Ýstanbul 1982, s. 184-192; Alpay Kabacalý, Baþlangýçtan Günümüze Türkiye’de Basýn Sansürü, Ýstanbul 1990, s. 25-28; Ali Gevgilili, Türkiye’de Yenileþme Düþüncesi, Sivil Toplum, Basýn ve Atatürk, Ýstanbul 1990, s. 40; Orhan Koloðlu, Osmanlý’dan Günümüze Türkiye’de Basýn, Ýstanbul 1992, s. 31-33; Hamza Çakýr,
Osmanlý Basýnýnda Reklam, Ankara 1997, s. 3839; a.mlf., Osmanlýda Basýn-Ýktidar Ýliþkileri, Ankara 2002, s. 32-33; Hasan Duman, Baþlangýcýndan Harf Devrimine Kadar Osmanlý-Türk Süreli Yayýnlar ve Gazeteler Bibliyografyasý ve Toplu Kataloðu, 1828-1928, Ankara 2000, II, 840841; Ýlhan Yerlikaya, “Tercümân-ý Ahvâl Gazetesi ve Hükümet Destekli Habercilik Anlayýþý”,
Toplumsal Tarih, IV/21, Ýstanbul 1995, s. 57-64;
Aysun Köktener, “Fikir Gazeteciliði ve Ýlk Türk
Fikir Gazetesi: Tercüman-ý Ahval”, Ýstanbul Üniversitesi Ýletiþim Fakültesi Dergisi, sy. 11, Ýstanbul 2001, s. 203-217.
ÿHamza Çakýr
–
˜
TERCÜMÂN-ý HAKÎKAT
(
)
Ahmed Midhat Efendi’nin
(ö. 1912)
çýkardýðý Türk basýnýnýn
en uzun ömürlü gazetelerinden.
—
™
Ýlk nüshasý 27 Haziran 1878’de yayýmlanan gazetenin sahibi Mehmed Cevdet
olarak görülmekteyse de gazeteyi kurup
yöneten Ahmed Midhat’týr. Otuz dört yýl
kesintisiz yayýmlanan gazete Ahmed Midhat’ýn ölümünden (28 Aralýk 1912) sonra
da çýkmaya devam etmiþtir. Tesbit edilebilen son sayýsý 12 Kânunusâni 1340 (12
Ocak 1924) tarihli 15325. sayýdýr. Kuruluþ
sürecinde yazý heyetinde Vâhid, Ýbrâhim,
Manas ve Mehmed Ali Bey gibi isimler yer
almýþtýr. Henüz geliþme döneminde bulunan Türk basýný için bir mektep vazifesi gören gazete halka okuma alýþkanlýðý
kazandýrma, bilgiyi halka ulaþtýrma, kültürü tabana yayma gibi bir misyonu da
üstlenmiþtir. Toplumun birtakým beklentilerini karþýlamada ve doðuþ sürecini yaþayan kamuoyunu biçimlendirip zihinleri
yönlendirmede en etkili yayýn organý olduðu görülmektedir. Bu özelliklerinin en
azýndan temel ilkeler düzeyinde, dönemin
padiþahý II. Abdülhamid’in halký eðitme ve
onu zararlý düþüncelerden koruma esasýna dayanan eðitim ve kültür politikasýyla
paralellik gösterdiðini söylemek mümkündür. Siyasî iradeyle örtüþen bu düþünce ve
amaç birlikteliði gazeteye maddî ve mânevî desteði de beraberinde getirmiþtir.
Tercümân-ý Hakîkat bu halkçý ve memleketçi hareketinde baþarý kaydederken
bir yandan da zamanýn genç kalemlerine
kapýlarýný açmýþ, onlarýn yetiþmesine yardýmcý olmuþtur. Bu yönüne dikkat çeken
dönemin bazý yazarlarý hâtýralarýnda gazeteyi bir ocak, bir bilgi ve irfan kaynaðý
diye anacaktýr. Bu ocaðýn eðitiminden geçenler arasýnda özellikle Ahmed Râsim’i,
Ýkdamcý Ahmed Cevdet ile Hüseyin Rahmi’yi (Gürpýnar) belirtmek gerekir. Bunlara gazetede yazýlarý çýkan Nigâr Haným,
Halide Edip (Adývar), Veled Çelebi (Ýzbudak),
Ahmed Ýhsan (Tokgöz), Hüseyin Cahit (Yalçýn) gibi kiþiler de eklenebilir. Tercümân-ý
Hakîkat’in bir irfan ocaðý misyonu yüklenmesinde Ahmed Midhat’ýn toplumu ve
gençleri kollayan ve koruyan pragmatik
anlayýþýnýn, yenilikçi bakýþ açýsýnýn önemli
rolü vardýr. Sayfalarýnda Batý dünyasýnda
bilim, fen ve sanayi alanýndaki geliþmelerle ilgili bilgiler aktaran gazete romantizm,
natüralizm, realizm gibi sanat akýmlarýndan okuyucularýný haberdar etmeye çalýþmýþtýr. Böylece haber verme yanýnda halkýn bilgi ve görgüsünü arttýrma, bilgilenme ve bilinçlenme süreciyle birlikte yeni
bir toplumu inþa etme amacý güdülmüþtür. Gazetenin bu tutumu en azýndan II.
Meþrutiyet’in hemen öncesine kadar devam etmiþtir. Siyasî iktidarýn saðladýðý ekonomik imkânlarýn katkýsýyla baský kalitesiyle de dikkat çeken gazetenin uzun yayýn hayatý süresince dört dönemden geçtiði görülür.
1878-1882 yýllarý arasýnda Ahmed Midhat, çevresince kendisine yakýþtýrýlan “yazý
makinesi” unvanýna denk düþen bir enerjiyle çalýþarak telif, tefrika, çeviri, uyarlama
yazýlarýyla gazeteyi þekillendirir. Bu dönemde halka kýssadan hisse verme amacýna
uygun biçimde macera romanlarýna, tarih ve coðrafya konulu yazýlara, o günün
tabiriyle “âsâr-ý mütenevvia”ya yer verilir.
Bu uygulama, Ahmed Midhat’ýn her þeyin öðrenilmesi gerektiði anlayýþýyla tam
bir uygunluk gösterir. Ahmed Midhat, kaleme aldýðý popüler romanlarýn yaný sýra
keþif ve icatlardan haber veren yazýlarýyla bir yandan genç kuþaklara okuma yazma zevkini aþýlar, diðer yandan onlara yayýnlarý izleme alýþkanlýðý kazandýrýr. Zengin içeriði ve kaliteli baskýsýyla gazete asýl
kimliðine ikinci dönemde (1882-1884) kavuþur. Bu dönem, Ahmed Midhat’ýn edebiyat dünyasýnda yýldýzý giderek parlayan
damadý Muallim Nâci’yi de yanýna almasýyla baþlar. Muallim Nâci’nin görevi gazetenin edebiyat sayfasýný yönetmektir. Bu
süreçte gazete, gerek toplum ve kültür
hayatýna getirdiði hareketlilikle gerekse
içerik zenginliðiyle güçlenip kamuoyuyla
497
TERCÜMÂN-ý HAKÎKAT
bütünleþme fýrsatýný yakalar. Bunda, Muallim Nâci’nin edebiyat sayfasýnda eskiyeni tartýþmalarýný yeniden alevlendiren
polemikçi anlayýþýnýn payý büyüktür. Zaman içinde bu anlayýþ, gazetenin öteden
beri izlemeye çalýþtýðý faydacý / toplumcu
amacý nisbeten gölgelemeye baþlayýnca
Ahmed Midhat kaleme aldýðý sert bir beyannâme ile edebiyat sayfasýný kaldýrýr; zaman zaman düzeysiz polemiklere yer verip gereksiz tartýþmalara yol açan Muallim
Nâci’yi de gazeteden uzaklaþtýrýr. Bu davranýþta, Muallim Nâci’nin gazeteyi eskinin
ocaðý haline getirmesi iddiasýndan çok toplumsal ayrýþmalarý uygun görmeyen siyasî
iradenin uyarýsýnýn etkisi olmalýdýr. 1884’ten II. Meþrutiyet’in hemen öncesine kadar devam eden üçüncü dönem, daha önce edebiyat sayfasýnda yaþanan polemikler bir yana býrakýlýrsa bir önceki dönemin
uzantýsý gibidir. Bu dönemde eski-yeni tartýþmalarý farklý bir düzeyde de olsa devam
eder. Yazý kadrosuna Faik Reþad’ý da katan Ahmed Midhat “Dilde Sadeliði Ýltizam
Edelim” baþlýklý yazýsýyla (Haziran 1896)
konuyu gündeme getirir. Bu yazý, henüz
oluþum sürecinde bulunan Servet-i Fünûncular’la Ahmed Midhat’ý karþý karþýya
getirir ve sert tartýþmalar cereyan eder.
Ahmed Midhat’ýn ertesi yýl Sabah gaze-
Tercümân-ý Hakîkat’in Girit muhtacîni için Mussaver Servet-i Fünûn’la beraber çýkarýlan fevkalâde nüshanýn ilk sayfasý (1895)
tesinde yayýmladýðý “Dekadanlar” baþlýklý
yazý tartýþmalarý daha ileriye, hatta kýrýcý
boyutlara taþýr. Edebiyat dünyasýnda yanký uyandýran ve gruplaþmalara yol açan bu
tartýþmalar zamanla hararetini kaybederek yerini basit polemiklere býrakýr. Ancak
Ahmed Midhat’ýn “Ýkrâm-ý Aklâm: Kalemlerin Ýkramý” (Eylül 1897) yazýsýyla tartýþmalar tekrar alevlenir. Bu dönemde rüþdiye öðrencileri için haftalýk özel eðitim ilâveleri de veren gazete (1879-1880, 26 sayý)
Musavver Servet-i Fünûn’la beraber Girit muhacirleri yararýna bir nüsha-i fevkalâde çýkarýr (1895).
Zamanýn siyasî þartlarýnýn etkisiyle kendi politikasýndan uzaklaþan gazete, 1908
inkýlâbýyla gelen hareketli ortamda tarafsýz görünmesine raðmen Ýttihat ve Terakkî karþýtý bir politika izler ve bu partinin
yandaþlarýyla þiddetli tartýþmalara girilir.
Tartýþmalar sadece gazetenin itibarýný sarsmakla kalmaz, Ahmed Midhat’ýn zihinlerde yer eden ve saygý duyulan portresini de
zedeler. Ýttihat ve Terakkî’nin yönetimi tamamen ele geçirmesinin ardýndan (1912)
bu muhalefet dönemi sona erer. Ahmed
Midhat’ýn ölümünü izleyen yýllarda el deðiþtirip Aðaoðlu Ahmet’in baþyazarlýðýnda Ýttihat ve Terakkî’yi destekleyen bir çizgide yoluna devam eder. Mütareke yýllarýnda Peyami Safa ve Ethem Ýzzet (Benice) gibi isimler yazýlarýyla katýlýr. Millî Mücadele’yi destekleyen bir politika takip edilir. Eski seviyesini hiçbir zaman yakalayamayan gazete Cumhuriyet’in ilânýndan
sonra bir süre daha çýkarak 1924 yýlý Ocak
ayýnda kapanýr. 1920’den itibaren edebî
ilâveler de verilmiþtir. Yazarlarý arasýnda
Ahmed Refik Altýnay, Ýbnülemin Mahmud
Kemal, Ýsmâil Safa (þiirleri), Ýbrahim Hakký Konyalý, Mehmed Cemâleddin Çauþeviç,
Midhat Bahârî, Müstecâbizâde Ýsmet Bey,
Nâbizâde Nâzým sayýlabilir. Basýldýðý Tercümân-ý Hakîkat Matbaasý’nda gazetenin
yayýnlarý gibi görünen Müntehabât-ý Tercümân-ý Hakîkat ve Müntehabât-ý Ahmed Midhat yanýnda daha önce tefrika
edilmiþ edebiyat (roman, hikâye, hâtýrat, mektup, seyahat), tarih, felsefe ve bilim alanlarýyla ilgili seri yazýlar ve bazý çevirilerin sayýsý 150 civarýndadýr.
BÝBLÝYOGRAFYA :
Ahmed Râsim, Matbûat Hâtýralarýndan. Muharrir, Þair, Edib (Ýstanbul 1342/1924) (haz. Kâzým Yetiþ), Ýstanbul 1980, tür.yer.; Mustafa Nihat
Özön, Edebiyat ve Tenkid Sözlüðü, Ýstanbul 1954,
s. 271; Münir Süleyman Çapanoðlu, Ýdeal Gazeteci Efendi Babamýz Ahmed Mithat, Ýstanbul 1964,
s. 24-40, 116-118, 186-189; Enver Behnan Þapolyo, Türk Gazeteciliði Tarihi ve Her Yönü ile
Basýn, Ankara 1969, s. 146-151; B. Lewis, Mo-
498
dern Türkiye’nin Doðuþu (trc. Metin Kýratlý), Ankara 1970, s. 188; Ahmet Hamdi Tanpýnar, 19.
Asýr Türk Edebiyatý Tarihi, Ýstanbul 1976, s. 595598; Ahmet Þerif Çaycý, Tercüman-ý Hakikat Gazetesinde Batý Edebiyatý: 1878-1896 (doktora tezi, 1993), ÝÜ Sosyal Bilimler Enstitüsü; Ýsmail Karaca, Tercüman-ý Hakikat Gazetesinin Edebiyat
ve Kültür Tarihi Bakýmýndan Tedkiki: 1878-1888
(yüksek lisans tezi, 1998), ÝÜ Sosyal Bilimler Enstitüsü; Kemal H. Karpat, Ýslâm’ýn Siyasallaþmasý: Osmanlý Devleti’nin Son Döneminde Kimlik,
Devlet, Ýnanç ve Cemaatin Yeniden Yapýlandýrýlmasý (trc. Þiar Yalçýn), Ýstanbul 2004, s. 360367; Bengi Kümbül, Tercüman-ý Hakîkat Gazetesine Göre Osmanlý Ermenileri (1914-1918),
Antalya 2006; Hakký Tarýk Us Kütüphanesi Kataloðu: Süreli Yayýnlar (haz. Selahattin Öztürk
v.dðr.), Ýstanbul 2006, s. 378-380; Harika Durgun,
Ahmed Midhat Efendi’nin Edebiyat Teorisi, Tarihi ve Eleþtirisine Dair Görüþleri Üzerine Bir Ýnceleme (doktora tezi, 2008), Ege Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü; Mehmet Tekin, “Halkýmýzý
Okumaya Alýþtýran Ýlk Gazete: Tercümân-ý Hakikat”, Tarih ve Edebiyat Mecmuasý, XVIII/12, Ýstanbul 1982, s. 28-33.
ÿMehmet Tekin
–
—
TERCÜME-i HÂL
˜
(bk. TABAKAT).
–
˜
™
—
TERCÜME HAREKETLERÝ
™
Tercüme (terceme) kelimesinin klasik dönemlerde “çeviri” anlamýnda kullanýlýp kullanýlmadýðý tartýþmalý olmakla birlikte Câhiz’in (ö. 255/869) Kitâbü’l-¥ayevân adlý eserinde (I, 75-78) kelime defalarca geçmekte, ayrýca “nakil” ve “tahvil” kelimeleri
kullanýlarak tam bir tercüme felsefesi yapýlmaktadýr. Baþta Ýbnü’n-Nedîm’in el-Fihrist’i olmak üzere klasik kaynaklarýn çoðunda nakil kavramý tercüme yerine kullanýlmýþtýr. Ýbnü’n-Nedîm’in eserinde (elFihrist, s. 111) tercüme lafzýnýn, sadece
Ebû Abdullah Müfecca‘ isimli bir dilciye atfettiði Kitâbü’t-Tercümân fî me£âni’þþi£r adlý eseri nitelemek için teknik anlamda geçtiði görülmektedir. Kelimenin etimolojisinden de anlaþýlacaðý gibi tercümede bir þeyin, durumun veya anlamýn bir
yerden bir yere, bir þeyden bir þeye aktarýlmasý söz konusudur. Buradan hareketle
tercümenin, münasebeti olan iki þeyin birbirine nisbetini yansýttýðý farkedilebilir. Teknik anlamda “tercüme hareketleri” denildiðinde genel olarak medeniyetlerin ve kültürlerin birbirleriyle karþýlaþýp temas kurmalarý sýrasýnda birikim ürünü eserlerin
karþýlýklý nakledilmesi anlaþýlmaktadýr. Ýslâm düþüncesi tarihi açýsýndan tercüme hareketleri terkibi, özellikle VIII, IX ve X. asýr-
Download

– — ˜ ™