İLİ
: İZMİR
TARİHİ : 06.02.2015
ِ‫بِس ِم ه‬
‫اَّلل ال هر ْْحَ ِن ال هرِح ِيم‬
ْ
‫اَنَ لَ ِيخ ْساْر ِإ ََّ الَّيَِ َ م َ َنوْ ا‬
ْ ‫َو ْال َع‬
َ ‫ال ْسْن‬
ِ ‫ص ِر ِإ َّن‬
‫ْ ْا‬
ِ َ‫ص َ ِل َت‬
َّ ‫ع ِملْ ا ال‬
َ ‫َو‬
َ ‫َ َوَ َ َ ا‬
َ ‫و َوَ َ َ ا‬
ِ ‫ْ ْ ا حِ َْل َت و‬
‫صب ِْر‬
َّ ‫ِحَل‬
ِ‫ول ه‬
‫اَّللُ َللَْي ِ َس َسله َم‬
‫صلهى ه‬
ُ ‫ال َر ُس‬
َ َ‫ق‬
َ ‫اَّلل‬
َ ‫ةِّْصَ ُْ َلارْ ْف‬
َ ُ‫َّغ َْ َن‬
َ ‫َّن لا ح‬
‫لا‬
‫ِِ ْيَّ ٌْرحِفَ حَنْ لاسا ح‬
‫ِح َن ْيَ ْ ح‬
‫َْغ اح ح‬
ÖMÜR SERMAYESİ
Muhterem Müminler!
Okuduğum ayet-i kerimede Rabbimiz şöyle
buyuruyor: “Asra yemin olsun ki, İnsan
mutlaka ziyandadır. Ancak iman edenler,
salih amel işleyenler, birbirlerine hakkı
tavsiye eden ve sabrı tavsiye edenler bunun
dışındadır”1 Okuduğum hadis-i şerifte ise
Sevgili Peygamberimiz (s.a.s.); “İki nimet
vardır ki, insanların pek çoğu bunların
değerini bilme konusunda aldanmaktadır:
Sağlık ve boş zaman.”2 buyurmuştur.
Yüce Allah’ın insana verdiği en büyük nimet,
hiç şüphesiz ona tahsis edilen ömür
sermayesidir. İnsandan kendisine verilen bu
sermaye ile dünya ve ahiret hayatını kazanması
istenir. Kuran’da zamana işaret eden birçok
âyet ve sûre vardır. İnsana zamanın kıymetini
bilmesi ve dünya hayatına aldanmaması sık sık
hatırlatılmaktadır.
Değerli Mü’minler!
İslam Dini, zamanı planlı kullanmayı
öğretmek için yıllık, haftalık ve günlük
ibadetlerle
bize
zaman
şuurunu
kazandırmaktadır. Dinimizin bize emrettiği
hemen hemen bütün ibadetlerde zaman şartı
vardır. Beş vakit namaz, zaman tanzimi
açısından bizim için adeta bir “günlük plan”
durumundadır. Herhangi bir namazı vaktinden
iki dakika önce veya sonra kılmamız,
tuttuğumuz orucu iftardan birkaç dakika önce
açmamız veya imsaktan bir-iki dakika sonra
başlamamız zikredilen ibadetleri kaza
etmemizi gerektirmektedir. Zamanın planlı
kullanılması ise, hayatı disipline etmek ve
ömrü en verimli bir şekilde kullanmak
demektir.
Aziz Mü’minler!
En uzun ömürlüler, dünyada en çok
yaşayanlar değil; hayatlarında daha çok ahiret
azığı hazırlayanlardır. Buna göre, yüz yaşında
kısa ömürlüler olabileceği gibi, onbeş-yirmi
yaşlarında iken, binlerce yılda elde
edilebilecek sevap ve kazancı elde edenler de
vardır. Zaman, insanın en kıymetli varlığı
olduğu halde ne yazık ki insanoğlu bu değerin
farkına varamamaktadır. Halbuki “vakit
nakittir.” Gelişmiş ülkelerle geri kalmış
ülkeler arasındaki en önemli fark zaman
anlayışıdır. Aslında hepimizin kısa bir zamanı
yok, ama biz zamanımızın çoğunu lüzumsuz
işlerle geçiriyoruz. Herkesin hayatı yeterince
uzun; hepimize büyük işler başarmaya
yetecek kadar ömür verilmiş, fakat onu iyi
kullanmamız şartıyla. Bize verilen zaman hiç
de kısa değil, onu kısaltan biziz; ömrümüz az
değil, aksine biz onu boşa harcıyoruz.
Değerli Kardeşlerim!
İnsana verilen ömür sermayesi bitmektükenmek bilmeyen bir bollukta değildir.
Ölüm kaç yaşında gelirse gelsin, ona hep
zamansız gelmiş olarak bakılır. Öyleyse bizim
için hedef, zaman öldürmek ve vakit geçirmek
değil, onunla dünya ve ahireti kazanmak
olmalıdır. Hutbemi Peygamber Efendimiz’in
bize zamanın kıymetini hatırlatan bir hadis-i
şerifiyle bitiriyorum: “Beş şeyden önce beş
şeyi ganimet biliniz: 1- İhtiyarlamadan
önce gençliğinizin; 2-Hastalanmadan önce
sıhhatinizin; 3- Fakirleşmeden önce
zenginliğinizin; 4- Meşguliyet çoğalmadan
önce boş vaktinizin ve 5- ölmeden önce de
hayatınızın kıymetini iyi bilin.”3
Ey Rabbimiz! Bizi ömür sermayesini senin
yolunda tüketen ve zamanın kıymetini
bilenlerden eyle.
-----------------------------------------------------1.
2.
3.
Asr, 1-3.
Buhari. Rikâk, 1; İbn Mace, Zühd, 15.
Kuzâî, Şihabü’l-Ahbar Tercümesi, Terc: Ali Yardım, İst. 1999,
s.147, No: 478.
Hazırlayan: Dr. Sabri ÇAP Bayraklı Vaizi
İLİ
: İZMİR
TARİHİ : 13.02.2015
‫حام هللا الرحم الرحيم‬
ٌ ‫وف َو َن ْغ ِي َرة‬
‫ْدَقَة ََتْبَعْ َهآ أَذًى َو و‬
َ
‫ن‬
‫ْر‬
‫ي‬
‫س‬
ْ‫اّلل‬
ِ
ٌ
ٌ ‫قَ ْ ٌل َّن ْع ْر‬
‫و‬
َ
‫خ َح ِلي ٌم‬
ٌّ ِ‫َغو‬
‫وقَل رس ل هللا ْلى هللا عليه وسلم‬
‫وف َو‬
ُّ َ‫تَب‬
َ َ‫أخيكَ لَك‬
ِ ‫س ُمكَ فِي َوجْ ِه‬
ِ ‫صدَقَةٌ َوأم ُْركَ بِ ْال َمع ُْر‬
ٌ
ْ
َ
ْ
َّ ‫ض ال‬
َ‫ضالَ ِل لَك‬
َ ‫نَ ْهيُكَ ع َِن ال ُمنك َِر‬
ِ ْ‫صدَقة َوإِرْ شَادُكَ الرَّ ُج َل فِي أر‬
ٌ‫صدَقَة‬
ْ
َّ
ْ
َ
َّ
َ‫ك‬
َ‫ك‬
‫ل‬
‫يق‬
‫ر‬
‫الط‬
‫َن‬
‫ع‬
‫م‬
‫ظ‬
‫ع‬
‫ال‬
‫و‬
‫ش‬
‫ال‬
‫و‬
‫َر‬
‫ج‬
َ
َ
ِ َ َ َ ْ‫صدَقَةٌ َو ِإ َما َطتُكَ ْال َح َ َ و‬
ِ ِ
GÜLERYÜZ SADAKADIR
Sevgili Kardeşlerim,
Okuduğum ayet-i kerimede Yüce Rabbimiz
şöyle buyurmaktadır: “Güzel bir söz ve
bağışlama, peşinden gönül kırma gelen bir
sadakadan daha hayırlıdır. Allah, her
bakımdan sınırsız zengindir, halîmdir
(hemen cezalandırmaz, mühlet verir).”1
Okuduğum hadis-i şerifte ise Sevgili
Peygamberimiz (s.a.v) de şöyle buyurmuştur:
“Mü’min kardeşine tebes- süm etmen
sadakadır. İyiliği emredip kötülükten
sakındırman sadakadır. Yolu nu kaybeden
kimseye yol göstermen sadakadır. Yoldan
taş, diken, kemik gibi şeyleri kaldırıp atman
da senin için sadakadır. .”2
Değerli Kardeşlerim!
Bizi yaratan, yaşatan, rızıklandıran Rabbimiz
huzurlu ve mutlu yaşayalım diye İslâm dinini
göndermiş ve insanları birbiriyle kaynaştıracak
her harekete değer vererek bunların sevap
kazandıracağını belirtmiştir. Bunlardan bir
tanesi de tatlı dilli, güler yüzlü olmaktır. Her
konuda bizlere yegâne örnek olan Allah
Rasulünü (s.a.v.) bakın Cerîr (r.a.) nasıl
anlatıyor: “Rasûlullah (s.a.v.) Müslüman
olduğum günden beri beni yanına girmekten
men etmedi. Beni görüp de yüzüme karşı
tebessüm etmediği de olmadı.”3
Sevgili Kardeşlerim!
Âlemlere rahmet Efendimiz bize sadakayı çok
vermemizi telkin ediyor. “Verecek bir şeyimiz
yok Ya Rasulallah” diyenlere de “İnsanlara
tebessüm etmeniz de bir sadakadır” buyuruyor.
Yüce Rabbimizin şu nimetlerine bakınız!
Herkese güler yüzle davranmayı sadaka vermiş
gibi sevapla mükâfatlandırıyor. Bir Müslüman
olarak
karşılaştığın
insanlara
verdiğin
selâmdan, sorduğun hal hatırdan bile mükâfat
kazanıyorsun!
Değerli Kardeşlerim!
Peygamber efendimiz güler yüzlü idi ve
tebessüm ederek gülerdi. Kahkaha ile güldüğü
hiç görülmedi. Konuşmaya tebessüm ederek
başlardı. Tatlı dil ve güler yüz Müslümanın
şiârıdır. Aile yuvalarında huzurun ve sevginin
kaynağı tebessümlü olmak, güler yüzlü
davranmaktır. Başarının sırrı, misafire en iyi
ikram, güler yüz ve tatlı dildir. Huzurun
anahtarı tebessümdür. Üstelik tebessüm,
masrafsızdır, alanı mutlu eder, vereni üzmez.
Sevgili Peygamberimiz: “Mallarınızla herkesi
memnun edemezsiniz. Güleryüz ve tatlı dil
ile güzel ahlâkla memnun etmeye çalışınız!”4
buyuruyor.
Netice olarak tebessüm, iç dünyamızın
güzelliklerinin, dışa yansımasıdır ve evde
saadet, iş yerinde ise başarı meydana getirir.
Tebessüm eden kimse, başkalarına ikramda
bulunuyor demektir. Gülümsemenin, bir
maliyeti, bir külfeti yoktur ama insana çok şey
kazandırır. Vereni fakirleştirmeden, alanı
zenginleştiren bir güce sahiptir. Gülümseme,
sadece bir an sürer. Fakat hatırası bazen
ebediyen yaşar.
Aziz Kardeşlerim!
Hutbemi bir Hadisi şerifle bitirmek istiyorum.
"Din, kardeşini güler yüzle karşılamaktan
ibaret bile olsa, hiçbir iyiliği küçümseme."5
------------------------------------------------------1.Bakara: 2/263
2.Tirmizî, Birr, 36.
3.Buhari;Menakibu’l- Ensar 21. Müslim;Fezailu’s-Sahabe 36.
Tirmizi, Menakıb, 3822.
4. İhya, Cilt 2. .s.159
5.Müslim, Birr 144. Ayrıca bk. Tirmizî, Et`ime 30, Birr 45
Hazırlayan:
Nursin ÜNALAN Kaymakkuyu C. İ.-H.Karabağlar
Redaksiyon: İl İrşat Kurulu
İLİ
: İZMİR
TARİHİ : 20.02.2015
‫حام هللا الرحم الرحيم‬
ِ
ِ ِِ
‫آم َن‬
ُ ‫آم َن ال هر ُس‬
َ ٌّ‫ول ِِبَا أُنْ ِز َل إِلَْي م ْن َربِِّ َسال ُْم ْؤمنُو َن ُكل‬
َ
ِ
ِ ِ‫اهلل سمالَئِ َكتِ ِ سُكتُبِ ِ سرسل‬
ُ َُ َ
َ َ ِ‫ب‬
ِ ُ ‫قاَ َل رس‬
‫صلهى هللاُ َللَْي ِ َس َسله َم‬
َ ‫ول هللا‬
َُ
ِ ‫الْم َالئِ َكةُ تُصلِِّي َللَى أ‬
‫ص هالهُ اله ِذي‬
َ ‫َحد ُك ْم َما َد َام ِِف ُم‬
َ
َ
َ
ِ
ِ
ِ
ُ ‫صلهى في تَ ُق‬
ُ ْ‫ول الله ُه هم ا ْغف ْر لَ ُ الله ُه هم ْار َْح‬
َ
MELEKLERE İMAN
Muhterem Mü’minler!
Okuduğum ayet-i kerimede Yüce Rabbimiz
şöyle buyuruyor:
“Peygamber, Rabbi
tarafından kendisine indirilene iman etti,
müminler de (iman ettiler). Her biri Allah’a,
meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine
iman ettiler.”1
Okuduğum hadis-i şerifte ise Sevgili
Peygamberimiz (s.a.s): Bir mümin namaz
kıldıktan sonra namaz kıldığı yerden
kalkıncaya kadar melekler onun için
Allah’ım, onu bağışla ona rahmet et diye
dua ederler.”2 buyurmaktadır.
Kardeşlerim!
Melekler İslam inanç sistemi içerisinde
varlıklarına iman edilmesi gerekli olan,
mahiyetleri itibariyle
nurdan
yaratılan,
erkeklikleri dişilikleri olmayan, yemeye içmeye
ihtiyaç duymayan, oldukça hızlı hareket eden
varlıklardır. Allah’ın emrine asla muhalefet
etmezler. Allah kendilerini hangi işle
görevlendirmişse o görevi eksiksiz bir şekilde
yerine getirirler.
Kardeşlerim!
Allah Teâlâ insanlık ile iletişimini büyük
ölçüde melekler eliyle gerçekleştirmiştir. Hz
Âdem’den
Hz.
Muhammed
(S.A.V)’e
gelinceye kadar bütün peygamberlere Allah’ın
vahyi Cebrail (a.s.) tarafından iletilmiştir. Bu
ilahi emirler insanların hak ve hakikate
uyanmalarını sağlamış; dünyadaki varlıklarının
gayesini onlara anlatmış; onları dünya ve
ahirette faziletli olana iletmiş ve iletmeye de
devam etmektedir. Yaşadığımız dünya ve bu
dünyanın içinde yer aldığı evrenin düzeni de
melekler aracılığıyla sağlanmaktadır. Allah
Teâlâ Mikail (a.s) aracılığıyla doğa olaylarını
düzenlerken Azrail (a.s) ile de ecelleri gelmiş
kimselerin
dünyadan
ayrılmalarını
sağlamaktadır. İsrafil (a.s),
bu âlemin
faaliyetlerine son verme görevini yapmak üzere
beklemektedir. Kiramen Kâtibin isimli
melekler ise insanları adım adım takip etmekte
ve
yaptıklarını
ilahi
bir
sicile
kaydetmektedirler. Münker ve Nekir ahiret
duraklarının ilki olan berzahta dünyadan
gelenleri karşılamakta onların ilk sorgusunu
gerçekleştirmektedirler.
Önümüzde
ve
arkamızda bizi takip edip koruyan Hafaza
Melekleri de yüce yaratanın sistemine hizmet
etmektedirler.
Kardeşlerim!
Kesin sayıları ancak Allah tarafından bilinen
melekler, inananların hem bu dünyada hem de
ahirette en büyük destekçileridirler. Bu gerçeği
yüce Allah şöyle ifade eder: Rabbimiz
Allah’tır deyip de sonra dosdoğru olanlara
gelince, onların üzerine akın akın melekler
iner ve derler ki “Korkmayın! Üzülmeyin!
Size va’dedilmekte olan cennetle sevinin. Biz
bu dünya hayatında da ahirette de sizin
dostlarınızız.3 Melekler bizim için Allah’ın
rahmetine vesile olan varlıklardır. Efendimiz
(s.a.v.) şu sözleriyle meleklerin inananlarla ne
denli irtibatlı olduğunu ifade etmektedir: Bir
Müslüman, din kardeşi için hayır duada
bulunsa melek ona bir misli de senin olsun
diye dua eder.4 İlim talep eden kişi için
göklerde ve yerde bulunanlarla birlikte
melekler de istiğfar ederler.5 Allah’ın
rahmetinin o kişiyi kuşatmasını talep
ederler. Melekler aynı zamanda bizim
yaptığımız duaya da âmin diyerek duamızı
güçlendirirler.6
Kardeşlerim,
Allah’ın bildirmesiyle haberdar olduğumuz bu
nurani varlıkların hakkımızdaki olumlu
tesirlerinin devamını istiyorsak imanımızı salih
amellerle
destekleyelim;
bu
sayede
görünmeyen bu dostlarımızı dünyada ve
ahirette yanımızda bulalım.
1
Bakara, 2/285.
Buhari, “Ezan”, 36.
3
Fussılet Suresi, 30-32.
4
Müslim, “Zikir”, 86-88.
5
Tirmizi, “İlim” ,19.
6
Müslim, “Cenaiz” , 7.
2
Hazırlayan: Hasan Rami Kara, Vaiz, Kemalpaşa
Redaksiyon: İl İrşat Kurulu
İLİ
: İZMİR.
TARİH : 27.02.2015
ِ‫بِس ِم ه‬
‫اَّلل ال هر ْْحَ ِن ال هرِحيم‬
ْ
َّ
َ
ْ
َ
ْ
َ
‫صالةِ فََ ْغ ِال ا‬
َّ ‫َََ أَُّ َهَ اليَِ َ م َنوْ ا ِإذَا ق ْمت ْ ْم ِإلى ال‬
‫ا ْت ا‬
َ ‫َ َو ْان‬
ِ ِ‫ْو ْج َه ْك ْم َوأَ َْ ِد ََ ْك ْم إِلَى ْال َم َراف‬
ًَ‫ِح ْر ْءو ِس ْك ْم َوأ َ ْر ْجلَ ْك ْم ِإلَى ْال َك ْع َب ْي ِ َو ِإ ْن ْك ْوت ْ ْم ْجوْب‬
َّ َ‫ف‬
‫َط َّه ْروا‬
ِ ُ ‫قاَ َل رس‬
‫صلهى هللاُ َللَْي ِ َس َسله َم‬
َ ‫ول هللا‬
َُ
‫ س ََر َجت‬، ‫ا َ ال ضـ َء‬
َ ‫ن ْ َ َ َ ضَّأ َ فَأ َ ْحـ‬
َ ‫َس‬
‫ظيَر ِه‬
ِ ‫ا ِد ِه حتَّى ََ ْخ ْر َج ِن ْ َت‬
َ ‫طَ َََهْ ِن ْ ج‬
ِ َ‫ت أ‬
MANEVİ TEMİZLİĞİMİZ ABDEST VE
GUSÜL
Muhterem Mü’minler,
Okuduğum ayet-i kerimede Yüce Rabbimiz
şöyle buyuruyor: “Ey iman edenler! Namaza
kalkacağınız zaman yüzlerinizi, dirseklere
kadar ellerinizi ve başlarınıza mesh edipher iki topuğa kadar da ayaklarınızı yıkayın.
Eğer cünüp iseniz iyice yıkanarak
temizlenin. ... O sizi tertemiz yapmak ve
üzerinizdeki nimetini tamamlamak ister ki
şükredesiniz.”6
Okuduğum hadis-i şerifte ise Sevgili
Peygamberimiz (s.a.s.); "Kim güzelce abdest
alırsa, o kimsenin günahları tırnaklarının
altına varıncaya kadar bütün vücudundan
çıkar."2 buyurmuştur.
Yüce dinimiz İslam, vücut temizliğine büyük
ehemmiyet vermiş ve bu mükellefiyetin ifası ve
faziletin bir ihyası maksadı ile abdest almayı
emretmiş
bulunmaktadır.
Abdest;
belli
organları usulüne göre yıkamaktan ve mesh
etmekten ibaret dini bir temizliktir. Namaz
kılmak, Kâbe-i Muazzama’yı tavaf etmek,
tilavet secdesi yapmak, Kur’an-ı Kerim’i elle
tutmak için abdest alma mecburiyeti; daima
temiz durmak için bozulan abdesti yenileme
veya yatarken abdestli olarak uyuma fazileti, bu
konuda gösterilen birçok örnekten ancak bir
kaçı olmaktadır. Cuma ve bayram namazlarına
gidileceğinde, Arafat’ta vakfe yapıldığında boy
abdesti almakta İslam’ın temizliğe verdiği
ehemmiyetin bir tezahürü olmaktadır.
Abdest; Huzur-i ilahiye çıkabilmenin ilk şartı,
kulluk kapısının anahtarı ve yapılacak ibadetin
makbul olmasının yegâna amilidir.
Abdest; maddi kirlerden uzuvlarımızı, manevi
lekelerden özümüzü temizler.
Sevgili peygamberimiz (s.a.v)’ in "Öfke
şeytandandır, şeytan ateşten yaratılmıştır.
Ateş ancak su ile söndürülür, o halde
öfkelendiğiniz zaman onu yenmek için
abdest alınız."3 sözünde, abdestin hem
fizyolojik hem de manevî faydasını içeren derin
bir hikmet gizlidir.
Peygamber Efendimiz (s.a.v) diğer bir hadisi
şerifte de şöyle buyurmaktadır. "Şüphesiz ki
benim ümmetim, kıyamet gününde, abdest
izlerinden dolayı yüzleri nurlu, elleri ve
ayakları parlak olarak çağırılacaktır.
Yüzünün nûrunu artırmaya gücü yeten
kimse bunu yapsın"4
Muhterem Mü’minler
Temizlik, sadece ibadetle ilgili bir vazife
değildir. İçtimai, ahlaki ve sıhhi bakımdan
temiz olmak zorundayız. Dini bütün bir mümin
ahlakı sağlam bir Müslüman, sağlığının
değerini bilen bir insan tertemiz olmalıdır.
"Temizlik imandandır,"5 buyuran peygamber
efendimiz (s.a.v) . Temiz olmadıkça insanın
Yüce Allah'ın manevî huzuruna giremeyeceğini
beyan etmektedir. Aynı zamanda temizlik
sağlık için yararlıdır. Rızkın çoğalmasına sebep
olur.
Muhterem Mü’minler
Hutbemi; her birimizin hayatta tatbik
edebilecek olduğu bir hadisi şerifle bitirmek
istiyorum. "Sizden biriniz güzelce abdest alır
-onu tastamam yapar- sonra da: Ben şehadet
ederim ki, Allah’tan başka ilah yoktur,
tektir ve O’nun ortağı yoktur. Yine şehadet
ederim ki, Hz. Muhammed O’nun kulu ve
elçisidir. (Eşhedü en lâ ilâhe illallâhü
vahdehû lâ şerîke leh. Ve eşhedü enne
Muhammeden abdühû ve resûlüh.) derse, o
kimseye cennetin sekiz kapısı açılır. O da
dilediği kapıdan girer."6
1.
2.
3.
4.
5.
6.
Maide, 5/6
Müslim, Tahâret 33
Ebu Davut, Edep,
Riyazu-s Salihin, 1024
Müslim, Taharet
Riyazu-s Salihin, 1032
Hazırlayan
: İbrahim KAYA
İmam Hatip Çiftlik Camii KINIK / İZMİR
Redaksiyon: İl İrşat Kurulu
Download

2015 Şubat Ayı Hutbeleri