2. HAFTA PFS109 EĞİTİMDE PROGRAM GELİŞTİRME Yrd.Doç. Dr. Yusuf ESER [email protected] KBUZEM Karabük Üniversitesi Uzaktan Eğitim Uygulama ve Araştırma Merkezi EBB109
EĞİTİMDE PROGRAM GELİŞTİRME
PROGRAM GELİŞTİRMENİN KURAMSAL TEMELLERİ
Program geliştirme çalışmalarının bilimsel bir nitelik kazanmasında, kuramsal temel oluşturmanın önemi
göz ardı edilmemelidir. Ancak program geliştirme çalışmalarında temele alman kuram ile uygulamaların
birbiri ile tutarlı olması da oldukça önemlidir. Bu bölümde program geliştirme çalışmalarının dayandığı
kuramsal temeller; tarihsel, felsefi, psikolojik, toplumsal ve ekonomik temeller başlıkları altında
incelenmiştir.
PROGRAM GELİŞTİRMENİN TARİHSEL TEMELLERİ
Bilimsel bilgi birikimlidir. Tarih boyunca artarak, birikerek günümüze gelir. Program geliştirme
alanında ortaya konan bilgilerin günümüze kadar nasıl bir değişim gösterdiğini anlamanın ve geçmiş
deneyim ile anlayışlardan yararlanmanın, gelecekteki program geliştirme çalışmalarda yol gösterici
olacağı söylenebilir.
Eğitim programı kavramı ve eğitimde program geliştirme çalışmalarının bilimsel anlamda özellikle 20.
yüzyılda incelendiğini görmekteyiz. Ancak eğitim ile ilgili "kimler eğitilmeli?", "niçin eğitilmeli?", "ne
öğretilmeli?" ve "eğitim nasıl olmalıdır?" gibi sorulara insanoğlunun cevap aramaya başlamasından
İtibaren aslında eğitim programı kavramının da oluşmaya başladığını söylemek mümkündür. Bu açıdan
bakıldığında eğitimde program geliştirme çabalarının tarihsel sürecini daha iyi anlayabilmek için,
öncelikle eğitim programı kavramının oluşumuna etki etmiş eğitim anlayışının tarihsel sürecini
incelemenin yararlı olacağı düşünülmüştür.
Tarihsel Süreç İçinde Eğitim Anlayışının Gelişimi
Tarihîn belli başlı dönemlerindeki eğitim anlayışına genel bir bakış kazandırmak amacıyla, eğitim
programının hedef - içerik - eğitim durumları temel öğeleri bağlamında, dönemler kısaca bu başlık
altında İncelenmeye çalışılmıştır.
Antik dönemden (M.Ö. 4-5. yüzyıl İle M.S. 3-4. yüzyıllar arası) itibaren birçok düşünür eğitimin ne
olduğu ve nasıl yapılması gerektiği konusunda önemli fikirler ileri sürmüştür. Çünkü bu dönemde
eğitim, düşünsel bir problem olarak görülmeye başlanmıştır. Ancak eğitim sürecinin uzun yıllar belli bir
yazılı programdan, plandan yoksun olarak yapıldığı görülmektedir. Antik dönemin, Grek ve Roma
dünyasında eğitim, genelde akla, İyiye ve erdeme dayalıdır. Bir seçkinler eğitimidir. Genelde eğitim,
bedenen ve ruhen güzel insan yetiştirmeyi amaçlamaktadır. Bunun için hürlerin yedi sanatı
okutulmaktadır. Bu dersler gramer, retorik, diyalektik, aritmetik, geometri, astronomi ve müziktir.
Felsefe ve mantık eğitimi de yoğun bir şekilde verilmektedir. Bu çağda, eğitimin belirleyicileri,
Sokrates'in, Platon'un ve Aristoteles'in öğretileri olmuştur.
Ortaçağ Asya'sında Müslüman Türk devletlerindeki eğitim anlayışını özellikle Farabi ve İbn-İ Sina'nın
düşünceleri etkilemiştir. Farabi (870-950), kendisine Aristoteles'ten sonra Muallim-i Sani (ikinci
öğretmen) denilen önemli bir düşünürdür. Ona göre eğitimin amacı bireyi topluma kazandırmak ve
KBUZEM Karabük Üniversitesi Uzaktan Eğitim Uygulama ve Araştırma Merkezi 2 EBB109
EĞİTİMDE PROGRAM GELİŞTİRME
mutlu kılmaktır. Öğretimde felsefe ve mantığa yer verilmelidir. Öğretimde basitten karmaşığa, kolaydan
zora gidilmeli, bir şey öğretilmeden diğerine geçilmemelidir. Öğretmen, öğrencilerle -Sokrat gibi tartışmayı bilmelidir. İbn-i Sina (980-1037), eğitimde ahlak ve fazilete önem verilmesi, hangi sınıf ve
statüde olursa olsun her çocuğun eğitilmesi gerektiğini savunmuştur. Çocuğun eğitiminde "oyun"un
önemine değinmiş, deneye, gözleme, nedenleri araştırmaya dayanan bir öğretim yöntemi önermiştir. İbni Sina altı tür öğretimden söz eder; "zihni" (konu nedenleriyle örnekler vererek açıklanır), "sınai" (araç,
gereç kullanması öğretilir), "telkini" (tekrar ederek), "tedibi" (nasihat yoluyla öğretim), "taklidi"
(söylediklerini aynen benimseyerek) ve "tenbihi" (olayların nedenlerini ve etkilerini öğretir).
Selçuklularda medreseler geliştirilip yaygınlaştırılmış ve ahilik gibi meslekî eğitim kurumu ortaya
çıkmıştır. Dönemin ünlü medreselerinden Nizamiye medresesinde; din ve hukuk dersleri (Tefsir, Hadis,
Fıkıh, Kelam), dil ve edebiyat dersleri (Fars, Hitabet, Şiir, Tarih, Edeb vb.) felsefe dersleri (Felsefe ve
Mantık) ve müsbet bilim dersleri (Tıp, Cerrahi, Hesap, Geometri, Astronomi, vb.) okutulurdu. Medreselerin öğretim yöntemi daha çok ezbere dayanıyordu. Fakat tartışmalar da olurdu. Belli bir öğretim
süreleri yoktu. Yıl bitirme değil belli kitapları okuma amaçlanırdı. Selçuklularda yaygın eğitim kurumu
olarak Ahilik Teşkilatı kurulmuştur. Ahilik eğitiminin genel amacı: meslek erbabı, zanatkar yetiştirmek
ve sağlam bir kişilik ve ahlak kazandırmaktır. Ahilikte bireye, mesleki bilgi ve beceri ile birlikte kişilik
ve ahlak eğitimi verilirdi. İşbaşında eğitim yöntemi uygulanırdı. Bu dönemde İslam dünyasındaki
eğitimin Ortaçağ Avrupa'sındaki eğitimden çok ileride olduğu söylenebilir.
Yeniçağda Osmanlı'da Fatih döneminde kısmen felsefi ve bilimsel düşünüş Osmanlılarda yer almış fakat
daha sonraları bundan uzaklaşılmıştır. Medreselerde Fatih ve Kanuni döneminde; hem akli ve müsbet
bilimler (Matematik, Fizik, Kimya, Astronomi, Tıp vb.) hem de dini hukuki bilimler (Fıkıh, Kelam,
Hadis vb.) öğretilirken; Fatih ve Kanuni döneminden sonra daha çok dini bilgiler öğretilmeye başlanmıştır. Daha sonraki zamanlarda medreselerde akli müsbet bilimlere gittikçe daha az yer verilmiştir.
16. yüzyılın ortalarından itibaren akli ve müsbet bilimler müfredattan çıkarılmış, yalnızca dini, hukuki
bilimler öğretilmiştir. Eğitim-öğretim yöntemi, esas olarak nakilci (aktarmacı) ve ezbercidir. Osmanlı'da
medreseler dışında bulunan Sıbyan mekteplerinin temel amacı ise; anlamı açıklanmadan Kur'an'ın
okunuşunu ve bazı duaları öğretmekti. Sıbyan mekteplerinde de ezber ve dayak önemli öğretim yöntemi
olarak görülmüştür.
19. ve 20. Yüzyılda Program Geliştirme Alanının Doğuşu
"19. Yüzyılda eğitim programlarının içeriği ve öğretim yöntemleri konusunda yapılan tartışmalar
eğitimde program geliştirme alanının doğuşunu hazırlamıştır" (Demire!, 2010: 11). Yüzyılın başlarında
Thorndike'nin araştırması okul programlarında yer alan belirli konuların kabul doktrinini çürütmüştür.
Yüzyıl boyunca belirli klasik konular programın içinde yer almıştır, çünkü bu konuların düşünme
alışkanlıklarını disipline ettiğine ve zihni geliştirdiğine inanılıyordu. 19. yüzyılın sonlarında ve 20.
KBUZEM Karabük Üniversitesi Uzaktan Eğitim Uygulama ve Araştırma Merkezi 3 EBB109
EĞİTİMDE PROGRAM GELİŞTİRME
yüzyılın başlarında kilisenin okullar üzerindeki denetimi ortadan kalkarak yerini devletin yönetimi
almıştır. 20 yüzyılın başlarından itibaren eğitim programları Avrupa'da devletin resmi komisyonları
tarafından hazırlanmaya başlanmıştır.
Türkiye'de Program Geliştirme Çabaları
Türkiye'de bilimsel anlamda program geliştirme çalışmalarının, Avrupa ve Amerika'daki program
geliştirme çalışmaları kadar eski tarihlere dayandığını söylemek maalesef mümkün değildir. "Program
geliştirme çabalan, yerel okullarda başlamış, Milli Eğitim Merkez Örgütüne geçmiş, 1965 yılında Gazi
Eğitim Enstitüsü pedagoji bölümünde okutulmuş, üniversitelerde bir inceleme alanı olarak 1968- 1969
yılında yer almıştır".
Cumhuriyetten Önceki Dönemlerde "Müfredat" Çalışmaları
Tanzimat döneminde, hükümet tarafından hazırlanan "1847 Talimatı" İle, Sıbyan mekteplerinde
okutulacak dersler, kullanılacak öğretim araç gereçleri, öğretim yöntemi, öğretim süresi ve disiplin gibi
konular ayrıntılı olarak belirlenmiştir. Hazırlanan bu "Talimat" bilimse! bir program geliştirme çalışması
olarak değerlendirilemez ancak ilk defa ayrıntılı bir biçimde bir okulun müfredatının belirlenmiş olması
bakımında önemlidir.
1908 yılında II. Meşrutiyetin ilân edilmesi ve 1876 Anayasası'nın yeniden yürürlüğe girmesiyle birlikte,
çökmekte olan Osmanlı İmparatorluğu'nu, eğitim ve öğretmenlerin kurtaracağı şeklinde bir görüş ileri
sürülür olmuş ve bunu eğitimdeki yenilikler izlemiştir. Bu dönem, "'Tedrisât-ı İbtidâİyye Kanûn-ı
Muvakkati" (Geçici İlköğretim Kanunu) ile ilköğretime damgasını vurmuştur. 1913 yılında, Fransa
İlköğretim Kanunu'nun etkileri altında kalınarak çıkarılan 'Tedrisât-ı İbtidâİyye Kanûn-t Muvakkati"
nın (Geçici İlköğretim Kanunu) "geçici" başlığına rağmen Cumhuriyet yıllarında da birçok maddeleri
yürürlükte kalmıştır. Bu kanuna göre 1913 tarihli "Mekâti-i İbtidâiyye Ders Müfredâtı" (İlkokulların
Ders Müfredatı) yapılmıştır. Ancak bu dönemdeki çalışmalar sadece okutulacak dersleri ve zaman
çizelgelerini belirleme çabası olarak kalmıştır.
Cumuriyet Döneminde Müfredat Çalışması ve Program Geliştirme Çabaları
Türkiye'de Cumhuriyetin ilanıyla beraber 1924 yılında çıkarılan "Tevhid-i Tedrisat Kanunu (Öğretim
Birliği Yasası)" ile ülkede yüzyıllardır devam eden ve modern okullar yanında yer alan dinsel-geleneksel
eğitim kurumlarına son verilmiş; Milli Eğitim Bakanlığının sorumluluğu altında laik bir eğitim sistemi
kurulmuştur. Bu laik eğitim sistemi, Türkiye Cumhuriyetinin temel taşı olmuştur.
1924 yılının önemli olaylarından biri de John Dewey'in dönemim eğitim bakanı Vasıf Çınar'ın daveti
üzerine Cumhuriyetimizin ilk yıllarında ülkemize gelmesi ve İstanbul, Ankara ve Bursa'da gözlemlerde
bulunduktan sonra eğitim sistemimizle ilgili tespitlerini ve önerilerini rapor hazırlayarak sunmasıdır. Bu
raporda ele alınan başlıklardan biri de programdır. Dewey'in rapordaki önerilerinden bazıları şunlardır;
KBUZEM Karabük Üniversitesi Uzaktan Eğitim Uygulama ve Araştırma Merkezi 4 EBB109
EĞİTİMDE PROGRAM GELİŞTİRME
İlk önemli nokta Türkiye okullarının hedefini belirlemek olmalıdır, okul programları, ülkenin çeşitli
bölgelerinde yerel şartlara ve ihtiyaçlara uyum sağlayacak şekilde, öğrenci merkezli ve yaparak
yaşayarak öğrenme temelinde geliştirilmelidir. Dewey'in görüşlerinin, daha sonraki yıllarda ilkokul
programı geliştirme çalışmalarını ve köy enstitülerin programlarını etkilediği söylenebilir.
Cumhuriyet döneminde önemli program geliştirme çalışmalarından biri de "Köy Enstitüleri"
programlarının geliştirilmesidir. 1940 yılında Köy Enstitülerinin kurulmasında Haşan Ali Yücel ve
İsmail Hakkı Tonguç'un çok emeği geçmiştir. Öğretmen yetiştirmede çok önemli bir yere sahip olan
Köy Enstitüleri maalesef 1954'te geleneksel ilköğretim okullarıyla birleştirilerek . 1945 yılında ülkemize
Dewey tekrar geldiğinde Hasanoğlan Köy Enstitüsünü inceledikten sonra söylediği İngiltere ve
Amerika'daki konuşmalarında da aynen tekrarladığı "Benim düşlediğim okullar Türkiye'de köy
Enstitüsü olarak kurulmuştur. Tüm dünyanın bu okulları görüp eğitim sistemini Türklerin kurduğu bu
okulları yeniden yapılandırması isabet olacaktır"' şeklinde batı basınında yayınlanan sözleri tarihe
geçmiştir.
1954 yıllarında başlıca iki ilde Bolu ve İstanbul'da deneme adı altında etkinliklere başlanmıştır. Esnek
bir köy okulu programının yapılması ve geliştirilmesi Bolu ilinde gerçekleştirilmiştir. Öğrencilerin
serbest bir atmosfer içinde çalışmaları, sosyal etkinliklere yer verilmesi, konuların tertip ve düzeninde
öğretmenin esnek davranması gibi esaslara dayanan ilkokul çalışmaları, kontrol okulları saptanmış
olmasına rağmen bu okulların devamlı ve sistematik bir değerlendirme amacıyla kullanamamaları
dolayısıyla program geliştirme ya da laboratuvar faaliyeti niteliği kazanamamıştır. Bu çalışmalarla
birlikte okul düzeyinde İlköğretimin amaçlarını belirleme çalışmalarına başlanmıştır.
1953-55 öğretim yılında İstanbul Atatürk Kız Meslek Lisesi'ndeki program komisyonu tarafından
geliştirilen deneme okulu programı da ortaöğretimdeki program geliştirme çalışmalarının öncüsü
olmuştur. Ancak ortaöğretimde program geliştirme çalışmalarında devamlılık sağlanamamıştır. Sonraki
yıllarda program geliştirme çabalarının daha çok ilkokul programları üzerinde yoğunlaştığı görülmüştür.
1961 yılında kabul edilen 222 sayılı İlköğretim Kanunu'nun getirdiği hükümler, programların geliştirilip
değerlendirilmesini zorunlu kılmıştır. 1962 ilkokul program taslağı beş yıl süre ile bir kısım okullarda
denenmiş ve geliştirilmesi şartıyla uygulamaya konması uygun görülmüş, 1962-1963 öğretim yılında,
Önce 14 ilde seçilen 106 okulda uygulamaya konmuştur. 1962 ilkokul program taslağı ve geliştirilmiş
biçimiyle 1968 ilkokul programında derslerin toplulaştırılması ve konuların üniteleştirilmesiyle, tek bir
kitaba bağlı kalmaktan kurtarılmış, önerilen yöntem ve tekniklerle öğretmen ve öğrencilerin her türlü
kaynakları inceleme ve araştırma yapmaları kolaylaştırılmıştır. Ayrıca 1968 programının genel
açıklamalarında diğer programlardan farklı olarak, programın uygulanması sırasında ara ve genel değerlendirmelerin nasıl olması gerektiği belirtilmiştir. 1968 programında yer alan öğretim programları daha
sonraları bağımsız ders olarak ele alınıp geliştirilmiş, ayrı birer kitap şeklinde basılmıştır.
KBUZEM Karabük Üniversitesi Uzaktan Eğitim Uygulama ve Araştırma Merkezi 5 EBB109
EĞİTİMDE PROGRAM GELİŞTİRME
Talim Terbiye Kurulunun 2004 yılında ortaya koyduğu program geliştirme modeline göre yeni
programlar hazırlanmıştır. 2004-2005 öğretim yılında Milli Eğitim Bakanlığı Talim Terbiye Kurulu
yeniden yapılandırdığı ilköğretim programının 1-5 sınıflar kısmını deneme amacıyla 120 okulda
uygulamıştır. Deneme uygulamasından elde edilen sonuçlar başarılı bulunmuş ve 2005-2006 Öğretim
yılında ülke genelindeki tüm ilköğretim okulların birinci kademesinde (1-5 sınıflar) geliştirilen yeni
ilköğretim programı uygulanmaya başlanmıştır. Yeni programın psikolojik temeli bilişsel ve
yapılandırmacı öğrenme yaklaşımlarına dayanmaktadır. Dolayısıyla öğrencilerin öğretme-öğrenme
süreçlerine aktif katılarak kendi öğrenmelerini anlamlı bir şekilde oluşturmaları öngörülmektedir. "2005
Programı" ile amaçlanan sürekli değişen ve gelişen dünyaya ayak uydurabilen bireyler yetiştirmektir.
Daha sonraki yıllarda da diğer kademelerde ve ortaöğretimde programlar aynı anlayışla yani öğrenci
merkezli ve yapılandırmacı öğrenme yaklaşımı temelinde geliştirilmiş ve uygulanmaya başlanmıştır.
Doğrudan program geliştirme çalışmaları ile bağlantılı görünmese de Milli Eğitim Bakanlığı tarafından
2002 yılında başlanan "Teme! Eğitime Destek Projesi" kapsamında belirlenmeye çalışılan öğretmenlik
mesleği genel ve özel yeterlikleri de ülkemizde program geliştirme çalışmalarına verilen önemi
yansıtacak niteliktedir. Özellikle "Program ve İçerik Bilgisi" ana yeterliği içerisinde yer alan "Özel Alan
Öğretim Programını İzleme-Değerlendirme ve Geliştirme" alt yeterliliği; program geliştirme sürecinde
öğretmenlere doğrudan görev yüklemesi ile sürecin dinamikliğini sağlamada önemli bir adımdır.
PROGRAM GELİŞTİRMENİN TOPLUMSAL VE EKONOMİK TEMELLERİ
Toplumsal temeller resmi ve örtük program bağlamında ele alındığında farklılıklar gösterecektir.
Genellikle bürokratik makamlar tarafından oluşturulan ve uzmanların yer aldığı bir ekip tarafından
"resmi programlar" geliştirilirken, toplumun kültürü ve beklentilerinin yanında toplumdan bağımsız
olarak o alandaki bilimsel gelişmelerin de temele alındığını söylemek mümkündür. Örtük program ise
daha çok katılımcıların sosyo-kültürel özellikleri ile şekillenmektedir. Ayrıca resmî programın, okul
dışındaki somut yaşamla ilişkisi sınırlı iken örtük program, gerçek yaşamla (toplumla) birebir ilişkilidir.
Bu nedenle örtük programda, toplumun beklentilerini, değerlerini, toplumsal kuralları ve işleyişini hiçbir
değişikliğe uğramadan bulmak mümkündür. Emile Durkheim'm varsaydığı gibi, okullar bir parçası
oldukları daha büyük toplumu yansıtıyorsa, o zaman gizli müfredatın (örtük programın) da daha iyi
ya da daha kötü yönde eğitimle karşılıklı ilişkisi olan toplumdaki diğer sistemlere nüfuz eden değerleri
yansıtması şaşırtıcı bir olgu sayılmaz. Toplumsal denetim, eğitim kurumu içinde gizli müfredat (örtük
program] aracılığı ile de sağlanır. Örneğin, okul içinde öğrencilere toplumsal eşitsizliklerin doğal olduğu
öğretilir. Toplumda ise bireyler, otoriteye uymak ve itaat etmek için yetiştirilirler. Gizli müfredat
değerlerin aşılanması, siyasal toplumsallaşma, itaat ve uyumlu olmaya yönelik yetiştirme gibi işlevleri
yerine getirerek bir bakıma toplumsal denetim işlevi görür ve böylece düzenin sürdürülmesinde önemli
rol oynar. Bowles ve Gints'e göre sınıftaki yaşamın büyük ölçüde okul dışındaki yapısal güçlerle
KBUZEM Karabük Üniversitesi Uzaktan Eğitim Uygulama ve Araştırma Merkezi 6 EBB109
EĞİTİMDE PROGRAM GELİŞTİRME
şekillendiğini ve kapitalist ilişkileri sonucu doğal olarak ortaya çıkan sınıf farklılıklarının, okul
yaşamında da aynen i devam etmekte olduğunu savunmuşlardır. Örtük programa bir bakıma toplumun
okula yansıması olarak bakılabilir;; Resmi programda toplumun değerleri ile bilimin beklentilerini
uzlaştırma çabası varken, örtük program tamamen toplumun yanındadır. Dolayısıyla bir okulun?
eğitim programının toplumsal temellerini ortaya çıkarmak istiyorsak, öncelikle-: örtük programının
ortaya çıkarılmasında yarar vardır.
Eğitim Programı ve Toplumsallaşma
Toplum ile toplumu oluşturan bireylerin eğitimini birbirinden ayırmak ve ilişkisiz hale getirmek, bireyin
sosyal bir varlık olduğunu göz ardı etmek anlamı taşıyacaktır. Bu nedenle eğitim ve eğitimi yönlendiren
programa ilişkin kararlarda, toplumun kültürü, yapısı, beklentileri, imkanları vb. özellikleri dikkate
alınmalıdır/ Geliştirilen eğitim programları ile yetişen bireylerin toplumun birer üyesi olduğu
unutulmamalıdır.
Eğitim
yetiştirdiği
bireylere
kazandırdığı
nitelikler
ölçüsünde,:
bireyin
toplumsallaşmasını, toplumsal düzenin devamlılığını aynı zamanda toplumun değişmesini ya da
gelişmesini sağlayacaktır. Bu niteliklerden hangisine ağırlık verileceği ya da verilmesi gerektiğini ise
eğitimin felsefi temelleri belirleyecektir.
Toplumsallaşma, bulunduğu ortam ve çevreyi anlama, algılama, öğrenme, uyum gösterme ve eğitilme
sürecidir. O nedenle de eğitim yoluyla hayatın ve toplumun beklentilerine uygun davranış
geliştirmeksizin topluma sağlıklı bir katılım gerçekleşmeyeceği gibi hayatta başarılı olmak da zordur.
Program geliştirme uzmanlarının hazırladıkları eğitim programlan, öğrencilerin toplumsallaşma ve
şekillenmesinde önemli rol oynar. Eğitim programı bir toplumu yansıtır ya da toplumun şekillenmesine
yardımcı olur. Programlar bireyin sosyal gelişimini ve topluma uyumunu sağlayacak biçimde
hazırlandığı takdirde toplumsal temel üzerine oturmuş olacaktır.
Program Geliştirmenin Ekonomik Temelleri
Geliştirilen eğitim programları ile yetişen bireylerin sahip olduğu niteliklerin, toplumun ekonomik
kalkınmasındaki katkısı nedir? Ya da "Eğitim programları ekonominin İhtiyaç duyduğu nitelikli insangücü yetiştirmede ne kadar yeterlidir? Bu soruların cevabı program geliştirmenin ekonomik
temellerini ortaya çıkaracaktır. Büyükkaragöz'e göre, yetiştireceğimiz insanlar, ekonomik kalkınmaya
katkıda bulunabilecek nitelikte olmalıdır. Ayrıca toplumun ihtiyaç duyduğu insangücü ile bu gücü
geliştirecek gerekli yatırımlar arasında ilişki kurulmalıdır. Kaya'ya göre de bir ülkenin ekonomik
durumu ile eğitim düzeyi arasında doğru orantılı bir ilişki vardır. Eğitim programlarının hedefleri
arasında, kişilerin çağdaş teknolojiye uygun bilgi ve becerilerle donatılması yer almalıdır. Bununla
birlikte kalkınmanın gerektirdiği her alanda istenen sayıda ve nitelikte insangücü yetiştirecek programlar
geliştirilmelidir.
KBUZEM Karabük Üniversitesi Uzaktan Eğitim Uygulama ve Araştırma Merkezi 7 EBB109
EĞİTİMDE PROGRAM GELİŞTİRME
Toplumumdaki iş olanakları (istihdam) da programlar üzerinde oldukça etkilidir. Eğitilmiş kişi, okuldan
mezun olduktan sonra bir iş bulamayıp açıkta kalacaksa, bu durum okulun işlevini gözden düşürecektir.
Bu nedenle programlar bireylere bir mesleğin gerektirdiği bilgi ve becerileri kazandırarak İş
bulabilmelerini meslek edinmelerini sağladığı ölçüde ekonomiye katkısı olacaktır. Bu gerçekleşmezse
toplumun önemli sorunlarından bir olan işsizliğin daha da artmasına katkı sağlamış olur.
Program geliştirmenin ekonomik temellerine bir başka açıdan bakarsak, bir programın başarısı, onun
öngördüğü etkinliklerin yapılabilmesi için gerekli olan maddi imkânların varlığı ile sınırlıdır. Bir dersin
amacına ulaşabilmek için deney yapılması gerekiyorsa ve araç-gereç eksikliğinden dolayı yapılamıyorsa
bu durum da programın ekonomik temelinin olmadığının bir göstergesi olarak değerlendirilebilir.
Programın hedeflerine ulaşabilmek için mevcut imkanların arttırılması gerekir. Maliyet -yarar
analizlerinin yapılması da ekonomik temeller arasında yer alır. İstendik davranışların kazandırılması için
gerekli yatırımlara harcanacak para ya da emek ile o davranışların sağlayacağı faydanın karşılaştırılması
gerekir. Ayrıca eğitim programlarının bilinçli tüketici ve üretici yetiştirmedeki rolü ile ekonomiye
katkısı da unutulmamalıdır.
Kaynakça 1- Şeker, Hasan.(2013), Eğitimde Program Geliştirme Kavramlar Yaklaşımlar, 2. Baskı,
Anı Yayıncılık, Ankara.
2- Demirel, Özcan. (2012), Eğitimde Program Geliştirme, Kuramdan Uygulamaya, 18.
Baskı, Pegem Akademi Yayınları, Ankara.
3- Özçelik, D.Ali. (2010), Eğitim Programları ve Öğretim(Genel Öğretim Yöntemleri), 2.
Baskı,Pegem Akademi Yayınları, Ankara.
4- Karakaya, Şerafettin.(2001), Eğitimde Program Geliştirme Çalışmaları, Atatürk
Üniversitesi Yayınları:917, Kazım Karabekir Eğitim Fakültesi Yayınları:120, ders
Kitapları No:60, Erzurum.
5- Büyükkaragöz, S. Savaş. (1997), Program Geliştirme Kaynak Metinler, Kuzucular Ofset,
Konya.
KBUZEM Karabük Üniversitesi Uzaktan Eğitim Uygulama ve Araştırma Merkezi 8 
Download

gözat - Fen Edebiyat Fakültesi