ÇOCUKLUĞUN ORTA VE GEÇ DÖNEMLERİ
(OKUL DÖNEMİ ÇOCUĞU)
6-12 YAŞ
Gelişim Psikolojisi Ders Notları
Dr. Gözde Özdikmenli Demir
Fiziksel Gelişim





İlkokul çocuğu 11 yaşına gelene kadar yılda 5-7.5 cm. arası
uzamakta ve 2-3 kg almaktadır. Kilodaki artış iskelet
sistemi, kas sistemi ve organ gelişimi açısından gereklidir.
Okul öncesi dönemdeki egzersiz kas tonunda ilerlemeye yol
açar. Kas gücündeki ilerleme hem genetik faktörlere
bağlıdır hem de egzersiz yapmaya bağlı olarak şekillenir
İlkokul yıllarında çocuk kas gücü açısından okul öncesi
döneme göre 2 kat daha güçlüdür. Kas hücrelerindeki
fazlalık nedeniyle erkekler kızlara göre daha güçlüdür
Motor gelişim açısından da okul öncesi dönemden
kıyaslanamaz derecede gelişkindirler
Daha güçlü, hızlı ve çeviktirler
Örn: okul öncesi dönemde 1000 çocuktan sadece 1’i tenis
raketiyle vurduğu topu filenin öbür tarafına geçirebilirken
10-11 yaş çocuğu bu tarz sporları rahatlıkla yapabilecek
güçte ve çevikliktedir
Spor faaliyetleri çocuk için hem bir zevk kaynağı, hem de başarı
kaynağıdır…
“Yaşamın kalitesi onun aktiviteleri tarafından belirlenir.”
Aristotales, İ. Ö. 4. yy.
•Okul dönemi çocukları henüz fiziksel anlamda tam olarak olgunluğa
ulaşamamışlardır. Vücut kontrolleri ve fiziksel gelişimleri daha uzun
bir zaman daha devam edecektir (ergenliğin geç dönemlerine kadar)






Okul dönemi çocuğu için oturmak zorunda olmak koşmak,
zıplamak ve bisiklete binmekten çok daha yorucudur
Bu dönemde kendi yeteneklerini ve fiziksel gelişimlerini
olumlu yönde etkileyecek, onları aktif kılan faaliyetler
yapmaları gereklidir
Nöronlardaki artan miyelinizasyon sayesinde ince motor
hareketlerde artan bir beceri yükselişi mevcuttur. Bu
dönemde çocuklar ellerini daha ustaca kullanabilirler
8-10 yaş arası çocuklar ellerini büyük bir çeviklik ve
rahatlıkla kullanmakta, yazılar yazmakta, çizim ve
boyamalar yapmaktadırlar
10-12 yaş arası ise bir yetişkin kadar becerikli bir şekilde
yaratıcı ürünler ortaya koyar ve enstrümanlar çalabilir
Aşısı TV izlemek ise çocuğu pasifleştiriyor ve egzersiz
yapmasını engelliyor
STRES
Terim olarak kökenini fizik
biliminden alıyor. Metal gibi fiziksel
objelerin kendisine uygulanan
dışsal güç nedeniyle var olan
direncini yitirmesi demek
Çocuklar da çok sayıda sosyal
faktörden etkilenen varlıklar
Dolayısıyla psikolojideki stresi
açıklamak fizikteki stresi açıklamaktan çok daha zordur

Stres ile İlgili Bilişsel Faktörler

Stres araştırmacısı Lazarus’a göre çocuk başından geçen
stres verici yaşantıları 2 aşamalı olarak
değerlendirmektedir:

BİRİNCİL DEĞERLENDİRME: zarar verici ve kayba uğratan durum
yeni oluşmuştur ve 2 şekilde değerlendirilebilir:

1. gelecek için tehlikeli bulma,
endişe



2. sorunun üstesinden
gelmek için meydan
okuma
Örn: kötü geçmiş bir sınav sonrası ile ilgili düşünceler
İKİNCİL DEĞERLENDİRME: Çocuk var olan kaynakları hakkında
değerlendirme yapar. Bu durumla en etkin nasıl başa
çıkabileceğine karar verir
Örn: sınav sonucunu aileme söyleyerek destek almalıyım/
söylememeliyim ben bu işi yapabilecek kapasitede değilim zaten
Yoksulluk beraberinde tehlikeli ve kontrol edilemeyen yaşam
olaylarının yaşanma riskini arttırmakta ve çocuğu olumsuz yönde
etkilemektedir
 Kronik hastalıklar, tehlikeli bir mahalle ortamı, ekonomik
belirsizlikler, annenin depresyonu, çocuğun cezalandırıcı bir
ortamda büyütülmesi gibi ihtimaller arttıkça stres de artıyor
 Dayanıklılık (Resilience): Zorlayıcı yaşam koşulları (fakirlik gibi) ile
karşılaşan çocuklar daha dayanıklı olup bu olumsuz koşullara
karşı kendini daha rahat koruyabilir mi?
 Araştırmacılara göre (Garmezy, 1993) çocuğun stres verici yaşam
olaylarına karşı daha dayanıklı olmasını belirleyen 3 temel faktör
vardır:
 1. bilişsel beceriler (dikkat vb) ve diğer insanlara olan pozitif
tepkisellik
 2. sıcak, birbirine bağlı, çocukla ilgilenen en az 1-2 yetişkinin
bulunduğu aile ortamları
 3. dışsal destek (örn: büyükanne-baba, komşu, aile dostları,
kurumsal destek)
Engelli Çocuklar






Bedensel ve zihinsel engeli olan birçok çocuk var ve bu
kişiler toplumun %10-15’ini oluşturuyor. Bu çocuklar
özellikle ilkokula geldiklerinde bu engellerine karşı daha
hassas oluyorlar
Öğrenme Bozuklukları: Normalin biraz daha altında bir zeka
seviyesine sahipler. Birçok akademik alanda güçlükler ve
başarısızlıklar yaşarlar. Bu problemin kaynağını açıklayacak
başka fiziksel ve sosyal koşul da yoktur
Dinleme, düşünme, bellekte tutma, okuma-yazma, telaffuz
etme ve matematikte problemleri var
Dikkat bozukluklarında ise daha çok yerinde oturamama, bir
şeye dikkatini toplayamama ve konsantre olamama söz
konusudur
A. B. D. de 3-21 yaş arası öğrenme güçlüğüne sahip 2
milyon insanın olduğu düşünülmektedir
Özel eğitim alması gereken bu çocukların mümkün
olduğunca erken (bebeklik ve sonrasında) bu eğitimi
almaya başlamaları çok önemlidir. Ne kadar erken
başlanırsa o kadar fazla ilerleme kaydedilebilir
Anne ve down sendromlu
bebeği
Down sendromlu bir kız çocuğu
Down Sendromu genetik olarak aktarılan bir zihinsel
bozukluk türüdür. Bu çocuklarda ekstradan bir kromozom
(47. kromozom) daha var. 21. kromozomun trisomisi mevcut.
Yani normal bir bireyde 23 çift kromozom varken, down
sendromlu bireyin 21. kromozomu çift yerine 3 lü (Bkz. Ders
kitabınız)




Yuvarlak geniş bir yüz yapısı, çekik gözler
Kas gücü gevşekliği, kalp kusurları, hormon bezi kusurları
Zihinsel gerilik
Bodur parmaklı eller, alışılmışın dışında avuç içi çizgileri
gibi yaklaşık 60 değişik semptomun bazı bileşenlerini
gösterir
Down sendromlu bir bebeğim avuç içi çizgileri
ELEŞTİRİSEL DÜŞÜNMEYİ ÖĞRENMEK
Okul dönemi çocuklarına eleştirisel düşünme nasıl öğretilebilir?
 Dikkatli dinleme
 Benzerlik ve farklılıkları not etme
 Kendi düşüncelerini organize etme
 Sorular oluşturma
 Genelden özele nedensellik değerlendirmeleri yapma
 Mantıksal olarak uygun olan ve olmayanları ayırt etme. Sonuçlar
çıkarma
Çocuk aynı zamanda olaya açıklık getirecek soruları sormayı da
öğrenmelidir
Örn: bunun önemli noktası nedir? Bu söylediğinle ne demek istedin?
Neden? gibi soruları, doğru düşünme stratejilerini, problem
çözümüne yönelik işlerliği olan stratejileri geliştirme
Düşünme sistemini ortaya yeni bir ürün kuracak şekilde yapılandırma
Farklı görüşleri de anlama ve değerlendirme
Bilgi temelinde konuşma
Çocuklar eleştirisel düşünmeyi destekleyen bir biçimde eğitilmeli
Zeka ve Zeka Testleri



Zeka çok yönlü ve açıklaması oldukça güç soyut bir
kavramdır. Ancak, Stanford-Binet’nin zeka ölçümündeki
tanımı:
Günlük yaşam olaylarına uyumu sağlayıcı sözel beceriler,
problem çözme becerisi ve öğrenme yeteneğidir.
IQ = MA x 100
MA: zeka yaşı puanı
CA
CA: kronolojik yaş puanı
Wechsler’in zeka testi ve WISC-R önemli ve sık kullanılan zeka
testleri
Zeka testleri Kültürel Yanlılıklara Sahip mi?
İlk oluşturulan zeka testlerinin önemli bir kısmı kültürel
yanlılıklar içermekteydi
Orta SED, şehirli ve beyaz insanlara yönelik olarak
geliştirilmişti, onların daha kolaylıkla yanıtlayabileceği
soruları içeriyordu
Örn: Sokakta 3 yaşında bir çocuk bulduğunda ne yaparsın?
 Yanıt: polisi ararım. (Birçok şehirli çocuk bu seçeneği
seçebilir. Ancak şehrin varoşlarında yaşayan bir çocuk
polisle ilgili olumsuz geçmiş yaşantılara sahip olduğu için
ya da polisle pek karşılaşamadığından bu seçeneği
seçmemiş olabilir)
Zekaya yönelik değerlendirmeler de farklı kültürlerde farklı
anlamlar taşıyabilmektedir
Örn:
 Papua New Guine’de zeka, sayısı 10000-20000 arasında
olan klanların adlarını hatırlayabilme becerisi iken
Filipinlerin doğusundaki Carolina adalarında yıldızlar
aracılığıyla yön tespiti yapabilmek

Zeka geriliği (Mental retardasyon)








Genelikle 70’in altında zeka puanına sahip olan ve günlük
yaşam olaylarına uyumları güç olan kişiler zihinsel geriliğe
ya da bozukluğa sahip kişiler olarak adlandırılır
Zeka geriliğinin %89’u genelikle 55-70 IQ ranjında yer alır
(hafif düzey)
%6’sı 40-54 IQ (yetişkinin yardımına ihtiyaç duyar)
%3.5’i 25-39 IQ (konuşmayı biraz öğrenebilir, basit görevleri
yapar, ciddi bir yetişkin yardımı gerektirir)
%1’i 25 ve altı IQ (ileri seviyede zeka geriliği, sürekli bakım
ve ilgi gerektirir)
Zeka geriliklerinin kaynakları:
1. organik kökenli (kromozom bozukluğu, beyin hasarı,
fiziksel hasarlar)
2. sosyal-kültürel kökenli (aile bireylerinde zihinsel gerilik
olması, uygun sosyal-fiziksel koşullarda yetişmeme)
Üstün Zekalılık (Giftedness)
120’nin üzeri zeka puanına sahip olma ve/veya bir alanda
diğer insanlardan sıyrılan bir yeteneği bulunma
 Lewis Terman (1925) Standford-Binet zeka testinde IQ’su
ortalama 150 olan kişileri boylamsal olarak incelemiştir
(2010 yılına kadar sürmesi planlanmış bir çalışma)
(n = 1500)
800 erkekten 78’i doktoralarını tamamladı (aralarında Amerikan
Psikologlar Birliğinin başkanlığını yapmış 2 kişi de var)
48 masterlı
85’i hukuk fakültesini bitirmiş (normal bir grupta
bulunandan 10-30 kat daha fazla)
700 kadından 2/3’ü üniversiteyi bitirmiş 1930’lu yıllarda ve ¼’ ü
lisansüstü eğitim aldı
eğitim alanındaki bu başarılarına rağmen bu kadınlar 1.
sıraya aile, 2. sıraya arkadaşlar ve sonuncuya da kariyeri
koymuşlar
Ayrıca en çalışkan 30 kadından 25’inin hiç çocuğu olmadı

Aile-Çocuk İlişkileri
 Okul döneminde aile çocuğa okul öncesi dönemde
olduğunun yaklaşık yarısı ya da daha azı süre
harcamaktadır
 Birlikte geçirilen süre daha azalmış olsa da aile çocuk için
önemli bir sosyalizasyon kaynağı olma özelliğini
sürdürmektedir
 Alçakgönüllülük, yatış-kalkış düzeni, huy kontrolü,
kardeşler ve akranlarla olan didişmeler, yeme davranışı,
giyin kuşamda özerklik, dikkatini toplayabilme gibi konular
daha çok okul öncesi dönemde ebeveyn-çocuk
etkileşiminin temel noktalarıdır
 Bunlardan bazıları (akranla didişme ve disiplin gibi) okul
yıllarında da önemini korur. Genellikle 7 yaştan itibaren
okulla ilgili konular ve çocuğun başarısı temel meseleler
haline geliyor.
 Disiplin bu dönemde okul öncesi döneme göre biraz daha
kolaylaşıyor. Çocuk bu dönemde bilişsel anlamda daha
olgun ve davranış kontrolü daha fazla
Ergenlikte ise aile disiplinini kabul etmeme biraz daha
artıyor, bağımsızlık çabaları fazla
Okul döneminde ebeveynlerin yapması gerekenler:
 İzleme (monitoring), rehberlik ve destek
 Birlikte geçirilen zamanları işlevsel/etkin olarak
değerlendirmek
 Çocuğu kendi davranışlarını izlemesi konusunda
güçlendirmek, uygun/riskli olmayan davranışlara
yönlendirmek ve desteklendiğini hissettirmek önemli
 Bu dönemde hem çocuk hem de ebeveynler birbirleri
hakkında etiketlemeler yapıyorlar (soğuk ebeveyn, anlayışlı
ebeveyn, çalışkan çocuk, tembel çocuk gibi)
 Yıllar içinde anne-babalar ebeveynlik konusunda daha
deneyim sahibi oluyorlar. Çocuktan beklentiler biraz daha
azalıyor ve anneler kariyerlerine daha ağırlık verebiliyorlar

Çalışan anne-babaların “sürgü-anahtar” (latchkey children)
olarak adlandırılan çocukları da var. Okul çıkışında boş eve
gelip anne-babalarını bekliyorlar

Bu çocuklar birçok probleme açıklar, aile izlemesi, otoritesi ve
ilgisinden yoksun kalıyorlar genellikle

Akran İlişkileri
2 yaş: zamanın %10’u akranlarla geçiriliyor
4 yaş: %20’si
7-11 yaş: %40’ından fazlasında akranlarla beraberler
Erkek çocuklar bu zamanın %45’ini, kızlarsa %26’sını takım
sporları yaparak geçiriyor
Genel oyun, bir yerlere gitme, sosyalizasyon ortak faaliyetler
arasında
Bu faaliyetler genellikle ev dışında ya da eve yakın ortamlarda
gerçekleşiyor. Genellikle bu dönemde aynı cinsiyetten olan
kişilerle görüşme var






Akran Statüsü







Çocuklar arasındaki popülariteyi sağlayan nedir?
Popüler çocuklar çoğu çocuk tarafından sevilen ve yakın
arkadaş olarak görülen çocuklardır. Diğerleri:
1. İhmal edilen çocuklar (neglected children): En iyi arkadaş
olarak değerlendirilmiyorlar ama sevilmeyen grubunda da
değiller
2. Reddedilen çocuklar (rejected children): Sevilmeyen,
istenmeyen çocuklar
3. İhtilaflı çocuklar (controversial children): kimilerince iyi,
kimilerince de kötü arkadaş olarak tanımlanan çocuklar
Reddedilen çocuklarda ihmal edilenlere göre daha fazla
uyum problemleri oluyor. Okula gelmeme, saldırganlık vb.
Reddedilen çocukların %10-20’si ise çekingen çocuk
Akranları tarafından reddedilmiş bir çocuk
Reddedilen ve ihmal edilen çocuklara yönelik özel eğitim
programları düzenleniyor






Onlara arkadaşlarına ilgi duyma, onlarla ilgili sorular sorma,
sıcak ve arkadaşça davranma konusunda eğitim veriliyor
En önemlisi de özellikle reddedilen çocuklara “arkadaşlarını
dikkatle dinleme” eğitimi veriliyor
Videolar izletilerek uygun arkadaş ilişkilerinin ne olduğu
gösteriliyor
Aynı zamanda popüler olan çocuklara da reddedilen ve
itilaflı çocukları daha fazla kabul etmeleri yönünde eğitim
veriliyor
Okul Hayatı ve Okula Uyum
Liseden mezun olan bir çocuk eğitim hayatı boyunca 10000
saat ders yapmış durumdadır. Çocuklar yaşamlarının
önemli bir kısmını okulda geçirirler. Bu yolla içinde
yaşadıkları toplumun kurallarını, davranışlarını, duygularını
ve başarılması gereken görevlerin ne olduğunu öğrenirler
Okula ilk başlayan çocuklar “ev çocuğu” olmaktan “okul çocuğu”
olmaya geçtikleri ilk andan itibaren yeni roller ve sorumluluklar
edinmiş olmanın yarattığı kaygı ve şaşkınlığı yaşarlar




Bazı çocuklarda okul fobisi gelişebiliyor (kronik tip/akut tip).
Sabahları iştahsızlık, okula gitmeyi istememe, gece yatağını
ıslatma gibi gerileme davranışları olabiliyor
Öğretmenlerin çocuğa olan yaklaşımları, çocuğu
desteklemeleri, benlik saygısını ve akademik gelişimini
güçlendirici şekilde davranmaları çok önemli
Benlik saygısının oluşumunda ve şekillenmesinde
öğretmen ve akranlar büyük role sahip
Çalışkanlar/tembeller diye ayrımların yapılması ve çocuğun
aşağılanması çocukta olumsuz bir benlik algısının
gelişmesine neden olabiliyor
AHLAK GELİŞİMİ






KOHLBERG ahlak gelişimini ahlaki nedensellik temelinde ele
alarak dönemler halinde incelemiştir. Görüşme yöntemini
kullanmış ve çocuk-gençlere ahlaki gelişimlerini incelemeye
yönelik hipotetik hikayeler sunarak bunlara verdikleri yanıtlara
bakmıştır
Örn: Heinz’ın eşi kanserdir ve hastalığına iyi gelen ilaç 2000$ dır
(maliyeti ise 200$). Heinz bu ücretin yarısı olan 1000$’ı temin eder
ama gerisini tamamlayamaz. Durumunu anlattığında eczacı “Hayır
bu paraya veremem ilacı, bu ilacı ben keşfettim ve bu emeğin
karşılığında da bu işten para kazanmak isterim” der. Akşam eczacı
çıktığında dükkanından Heinz gelir ve dükkanın camını kırarak
ilacı çalar.
Heinz ilacı çalmalı mıydı?
Çalmak doğru mu yoksa yanlış bir davranış mı? Neden?
Bir eşin vazifesi eşi ölmek üzereyken ona gereken ilacı çalmak
mıdır?(bir başka çare olmadığı durumda)
Bir eczacı kendine bu konuda bir fiyat limiti konulmadıysa ilaca
istediği fiyatı koymaya hakkı var mıdır? Varsa neden vardır?
Yoksa neden yoktur?
Tüm bu ikilemli sorulara verilen yanıtlar ve nedenselliğe dönük
açıklamalar sayesinde Kohlberg belli yaş gruplarında belli yanıtların
daha çok verildiğini buldu ve farklı ahlaki aşamalar belirledi:





1. Gelenek Öncesi Dönem (9 yaş ve öncesi): Ahlak
gelişiminin en alt seviyesidir. Bu düzeydeki bir çocuk ahlaki
değerleri henüz tam olarak içselleştirememiştir. Ahlaki
nedenselliğin dışsal ödüllendirmeler ve cezalandırmalar
temelinde işlediğini düşünür.
Düzey 1: ceza ve itaat yönelimi:
Ahlaki düşünme ceza temellidir. Örn: çocuklar kurallara
uymalıdır çünkü yetişkinler uymalarını söylemektedir
Düzey 2: bireysellik ve amaç: Ahlaki düşünme ödül ve
kişisel ilgi odaklıdır
Örn: itaat etmek istediğim için ediyorum, doğru olan şeyin
kişi için ödüllendirici ve kendini iyi hissettiren şey olduğuna
inanma
2. Geleneksel Dönem (10-13 yaş)



Orta düzeyde bir içselleştirme mevcuttur. Toplumun ve
ailenin değer yargıları ve bunlara uymak ön plandadır.
Düzey 3: kişilerarası normlar: Kişisel değer, güven, bakım,
sadakat ahlaki kararların temelini oluşturur. Bu düzeyde
çocuklar genelde ailelerinin ahlaki karar ve
değerlendirmelerine uyarlar “iyi çocuk olmak” önemlidir.
Düzey 4: Sosyal sistem ahlaksallığı: Ahlaki kararlar sosyal
düzen, hukuk, adalet ve görevler temelinde verilir
3. Gelenek Ötesi Dönem (13 yaş ve üstü)
Kohlberg’in en üst düzey ahlaki gelişim evresidir. Ahlaki
değerlendirmeler yapılırken bu ahlaki değerlerin
içselleştirilmiş olması söz konusudur. Bu içselleştirilmiş
değerler diğer insanların standartlarına göre oluşturulmaz.
Evrensel etik değerler, fikirler, değerlendirmeler önemlidir
 Düzey 5: Toplumsal doğrulara karşı bireysel doğrular: Bu
düzeydeki kişi değerler ve kuralların bir insandan diğerine
değişebildiğini görür. Kanunlar toplum düzeninin
sağlanmasında önemlidir ancak değişebilirler de. Özgürlük
gibi değerler bazen kanunlardan daha önemli olabilir
 Düzey 6: evrensel etik prensipler: Bu düzeyde evrensel
insani değerler ve haklar dikkate alınarak değerlendirmeler
yapılır. Eğer insan yaşamı riskteyse bazı toplumsal ve
hukuk normları ihlal edilebilir
 GRUP ETKİNLİĞİ:
 Sizce sağlıklı ve üst düzey bir ahlak gelişiminde neler
etkilidir? Aileye, öğretmenlere ve toplumun kurumlarına ne
gibi görevler düşmektedir? Tartışınız.
Download

Gelişim Psikolojisi Ek 2