TÜRKÎYE VE ORTA DOĞU AMME İDARESİ ENSTİTÜSÜ YAYINLARI, No: 123
İDARENİN YENİDEN DÜZENLENMESİ
İLKELER VE ÖNERİLER
İDARİ REFORM DHIŞMA KURULU RAPORU
Se¥İnç Matbaası, An.kara - 1972
İDARENİN YENİDEN DÜZENLENMESİ
İDARÎ EEFORM DANIŞMA KURULU
İsmail Rüştü AKSAL
Başkan
A. Şeref GÖZÜBÜYÜK
Başkan Yardımcısı
Kenan SÜRGİT
Proj e Müdürü, Genel Rapor töî
Alî Rıza ALPASLAN
Ziya' ÇÖKER
Turhan ESENER
Haiîiza GÜRGÜÇ
Ziya KAYLA
İbrahim SENİL
Şafak Z. UZSOY
İÇİN D EK İLER
Sayfa
SUNUŞ
1
GİRİŞ
7
I.
II.
İdarî Reformun Anlamıve Niteliği
Türk İdaresinin Bugünkü Durumu ve Yeniden Düzen­
lemeyi Gerektiren Nedenler
III. Bugüne Kadar Yapılan İdarî Reform Çalışmaları ve
Sonuçlan
7
14
18
Birinci Bölüm
İDARENİN YENİDEN DÜZENLENMESİNDE İZLENECEK YOL VE
ÖRGÜTLENME
29
İkinci Bölüm
İDARENİN YENİDEN DÜZENLENMESİNDE UYULACAK
İLKELER
I. Merkezî İdare Kuruluşu
Merkezî İdare Görevlerinin Saptanmasıve Yapılışı
Bakanlar Kurulu ve Başbakanlık
Başbakan Yardımcılığı ve Devlet Bakanlığı
45
45
45
46
47
II.
Başbakanlığa Bağlı Kuruluşlar
Bakanlıklar
Bakanlıkların Kuruluş ve Görevleri
Kuruluş ve Görev Kanunları
Merkez Teşkilâtı Tipinde Hizmet Ademi Merkeziyeti
Kuruluşları
Katma Bütçeli Kuruluşlar
Döner Sermayeli Kuruluşlar
Fonlar
47
50
50
53
Ortak Görevler
56
Planlama
Koordinasyon
Denetim
Haberleşme
Bilimsel Araştırma
istatistik
Tetkik ve İstişare Birimleri
Halkla İlişkiler ve Enformasyon
56
60
63
67
68
70
71
72
III. Merkezî İdare Görevleri
54
55
55
56
74
Adalet
İçişleri
Dışişleri
Sanayi, Ticaret ve Dış Ekonomik İlişkiler
Gümrük ve Tekel
Bayındırlık
Enerji ve Tabiî Kaynaklar
Ulaştırma
im ar ve iskân
Tapu ve Kadastro
H arita
Tarım
Besin
Meteoroloji
Ormancılık
Turizm
Eğitim-Öğretim
X
74
77
81
84
87
87
92
97
104
111
Î13
115
116
117
118
119
121
Kültür
Din îşleri
Çalışma Hayatının Düzenlenmesi ve Sosyal Güvenlik
Sağlık
IV.
V.
VI.
VII.
VIII.
IX.
128
131
132
137
Merkezî İdarenin Taşra Teşkilâtı
141
Mahallî İdareler
148
Personel Yönetimi
156
Malî Yönetim
175
Yer, Araç, Gereç, Metot, Mevzuat
184
Kamu Kurumu Niteliğindeki Kuruluşlar
200
Üniversiteler
Türkiye Radyo-Televizyon Kurumu
Anadolu Ajansı T.A.O.
Basm-îlân Kurumu
Türk Standartları Enstitüsü
İhracatı Geliştirme Etüt Merkezi
Millî Prodüktivite Merkezi
Tarım Kredi ve Tarım Satış Kooperatifleri ve Bir­
likleri
Meslekî Kamu Kuruluşları
200
202
205
206
207
208
208
X. Kamu İktisadî Teşebbüsleri - İdare İlişkileri
210
211
211
Ek 1.
Bakanlar
Kurulunun
7/2527 Sayılı K aran
220
Ek 2.
Bakanlar
Kurulunun 7/2749 Sayılı Kararı
221
Ek 3.
Danışma Kurulunun Çalışma Esasları
222
Ek 4.
Proje Örgütü ve Görevliler
224
Yeniden Düzenleme ile ilgili BaşlıcaRaporlar
XI
229
S U N U Ş
Danışma Kuralımun Görevi
1. Danışma Kuruluna, Bakanlar Kurulunun 29.5.1971 gün ve
111521 sayılı karanyle verilen görev, «Hükümet Programma göre
Devlet ıTcesiminin yeniden düzenlenmesmin genel yönünü ve stratejıisini saptamaik»tır. (B-k?. Ek: 1 ve 2)
2. Bu görev, Bıaşbatanlığın 15.6.1971 gün ve Kanunlar ve Ka­
rarlar Tetkik Dairesi 91-34/8308 sayılı yazısmıa ekli «Devlet Kesiminin Yeniden Düzenilenmeai İçin Kurulan Dianışma Koruıluntm
Çalışma Esasları» başlığını taşıyan direktifinde, (Ek: 3) aşağıdaki
biçimde açıklanm ıştır:
a. İdarenıin yeniden düzenlenmesinin genel yönünün ve stra­
tejisinin tespit edilmesi,
b. Yeniden düzenlenmeyi gerçekleştirecek örgütlenme biçi­
mini ortaya koymak,
c.
Yeniden düzenleme alanlarını ve öncelikleriini sapıtamak,
d. Bugüne kadar yapılan İdarî reform çalışmalarını değerlendıirmek ve uygulama pro'gramma bağlaimak,
e. İktisadî Devlet Teşekküllerinin yeniden düzenlenme çalış­
maları ile genel idare alanımda yapılan çalışmalar arasm da ahenk
sağlamalk,
3. Kurulumuz, sözü geçen Bakanlar Kurulu kararını ve Baş­
bakanlık direktifini göz önümde tuteaık suretiyle hazırladığı «Ça­
lışma Programı»nı 1.7.1971 tarihli yazısıyla Başbakanlığa sunmuş­
tur.
Bu programa göre çalışmanın ıhedefleri ve kapsamı :
a.
Hükümet politikasına esas olmak üzere, idarenin yeniden
1
düzenlenmesinde bütün kamu kuruluşları için uyulması zorunlu
olan genel ilkeleri, saptamak,
b. idarede kurum lararası ve kunım sal düzeydeki yeniden dü­
zenleme çalışmalanmn, genel ilkelerle ve birbiriyle uyumlu ve et­
kin bir biçimde yürütülmesi ve gerçekleştirilmesi için özellikle ör­
gütlenme ve izlenecek yol yönünden önerilerde bulunmak,
c. Kamu İktisadî teşebbüslerini yeniden düzenleme çalışma­
ları ile genel idare alanmda yapılan çalışmalar arasında, genel il­
keler, örgütlenme ve izlenecek yol yönünden uyum sağlamak, biçi­
minde saptanmıştır.
4. Bu rapor Bakanlar Kurulunca verilen görevi. Başbakanlı­
ğın 15.6.1971 gün ve Kanunlar ve K ararlar Tetkik Dairesi 91-34/
8308 sayılı yazısına ekli «Çalışma Esasları» göz önünde tutularak
ve 3 uncü maddede belirtilen çerçeve içinde, yerine getirmek üzere
hazırlanmıştır.
Raporun Kapsamı
5.Rapor, idarenin yeniden düzenlenmesinde izlenecek yol ve
örgütlenme, yeniden düzenlemede uyulacak ilkeler ve kamu İktisa­
dî teşebbüsleriyle uyum sağlama konularını kapsamaktadır.
6.
Kurulumuzun çalışma programının (a) bendinde öngörü­
len «idarenin yeniden düzenlenmesinde bütün kam u kuruluşları
için uyulması zorunlu olan* genel ilkeler»in saptanması için, çalış­
manın çeşitli aşamalarında girişimlerde bulunulmuş; sonuçta, ay­
rı bir genel ilkeler bölümü hazırlanması yerine, bu ilkelerin rapo­
run iki ana bölümü içinde belirtilmesiyle yetinilmesi kararlaştm lmıştır.
7. Bugüne kadar gerçekleştirilen idarenin yeniden düzenlen­
mesi çalışmalanmn değerlendirilmesi yapılmış; ancak, değerlendir­
me sonuçlannm bir uygulama programma bağlanması, önerilen ilkelenin Bakanlar Kurulunca benimsenmesiyle ilişkili görüldüğün­
den, raporun kapsamı dışmda bırakılmıştır.
8. Rapor, genel çerçevesi yönünden, tüm kam u idareleri ile
kamu kuruluşlarını k a p s a n ^ ta d ır. Bu genel çerçeve içinde, idare­
nin yeniden düzenlenmesinde izlenecek yol ve örgütlenme; merke­
zî idare; merkezî idarenin taşra teşkilâtı; mahallî idareler; kamu
kurumu niteliğindeiki kuruluşlar; personel yönetimi; malî yönetim;
yer, araç, gereç, metot, mevzuat ve kamu iktisadi teşebbüsleri-idare ilişMleri konuları incelenmiştir.
9.
Ctımhurbaşkaıılıgı Dairesi, Millî Savunma Bakanlığı, Millî
İstihbarat Teşıfcilâtı, kamu kım ım u niteMğindöfci kurum lardan bir
kısmı, değerlendlmıeye esas teşkil edecek yeterli etü t ve araştırm a­
lar mevcut buluiMnadıgmıdan ve verilen süre içinde yapılması müm­
kün görülmediğinden, raporun kapsamı dışmda bırakıkıuştır. Bu
kuruluşların aynca ele almaraik incelenmes^lljin yararlı olacağı d.üşünülmıektedir.
10. Kurulumuza verilen görevin niteıMği, konunım çalışana prog­
ramı çerçevesii içinde fcalınmaik suretiyle incelenmesini güçleştire­
cek niteliktedir. Bu nedenle. Kurulumuza başlangıçta verilen süre
aşılmış ve raporun çeşitli bölümlerinde bu sm ınn dışma taşılarak
bir yandan, hizmetlerin yapılmasında izlenecek politikalara, öte
yandan, hİ2axıetlerin düzenlenmesiyle ilgili ayrmtılara girilmesi zo­
runluluğu ortaya çılkmıştır. Bunumla birlikte, çalışmanın, olanak­
lar ölçüsünde. Kurulumuza verilen görev ve direktife ve başlangıç­
ta sap'taoısın progranm uygun olarak; yürütülmesine özen gösteril­
miştir.
Yöntem
11. Rapor, 4 Temmuz 1971-23 Ağustos 1971 tarihleri arasın­
da, Kurulumuzun genel gözetim ve denetimd ve kenıdi üyeleri ara­
sından seçtiği Proje Müdüııümün M im sel ve İdarî sorumluluğu al­
tında, bir Genel Araştırma Grubu ile dokuz Araştırma Grubu ta­
rafından (Bkz. Ek; 4) «İdarenin Yeniden Düzenlenmesinin Genel
Yönünü ve Stratejisini Saptama Projesi» çerçevesinde yapılan de­
ğerlendirme çalışmalarına dayanılaipaik hazırlanmıştır.
12. Araştırma Grupları, bugüne 'kadar yapılan idarenin yeni­
den düzenlenmesiyle ilgili araştıııma ve incelemeleri, ilgili kuruluş
ve kişilerin görüşlerinden ve ö td d kaynalklardan yararlanmak su­
retiyle, degerlendirereık trirer araştırm a ıgmbu raporu hazırlanmış­
lardır.
Bu değerlendirmede, 'bugüne kadar yapılan temel araştırm a­
lar sonunda hazırlanan «Merkezî Hükümet Teşkilâtı Araştırma
Projesii (MEiHTAP) Raporu», «Merkerf İdarenin Taşra Teşkilâtı
Üzerinde Bir İnceleme», «Türk Mahallî İdarelerinin Yeniden Dü­
zenlenmesi» ve «İktisadî Devlet Teşelbbüsleri Hakkında Rapor» ad­
larım taşıyan raporlar esas olarak alınmıştır.
Bu raporların değerîendirilmesm'cîe ;
a. Anayasa, ilgili kanunlar, ıkalikmma planlan. Hükümet Progr amı \ e siyasî partilerin görüşleri göz önünde tutul-muştur.
b. İdareyi ve İdarî -Metotları Yeniden Düzenlerne Komisyo­
nu, İktisadî Devlet Teşekküllerini Yeniden Düzenleme Komisyo­
nu ve Kamu Ikttisadî Teşebbüsleri Reform Komisyonu çalışmalarmdan, yıllık progi*amlardan, kürum lararası ya da kurum sal dü­
zeyde yapılan yeniden düzenleme çalışımaiârmdan yararlanılmıştır.
Yeniden düzenleme komisyonları tarafından saptanan ilkeler ile
Tarmı, İçişleri ve İm ar ve İsıkân Balkamlıklannda yapılan çalışma­
lar sonımda hazırlanan raporlar üzerinde özellikle durulmuştur.
c. Kuruluşların ve inceleme konusu yapılan alanlarda yetkili
kişilerin yeniden düzenıLme ilkeleri, yeniden düzenlemede örgüt­
lenme biçimi ve izlenecek yol ıkonusundaıki görüşleri yazılı olarak
alınmış; araştırm a gruplan, gereikli görülen hallerde, inceleme
alanlanyle ilgili kuruluş ve kişilerle doğruidan doğruya ilişkide bu­
lundukları gibi yararlı göriilen kişiler, davet edilerek görüşlerine
başvurulmuştur.
13. Araştırana Grubu raporlan, 11-23 Ağustos 1971 tarihleri
arasında yapılan 17 toplantıda, çeşitli uzmanlık alanlarına men­
sup uzmanlardan kurulu Genel Araştırma Grubunda, raporların
birbiriyle olan ilgisi göz önünde tutulm ak sıiretiyle, incelenerek
geliştirilmiş; aynı zamanda Genel Raportör olan Proje Müdürü bu
raporları birleşıtirmek ve tamamlamaik suretiyle, ön rapor taslağını
hazırlamıştır.
14. Proje çalışmaları, 5 Temmuz - 14 Eylül 1971 tarihleri ara­
sında, Türkiye ve Orta Doğu Amme İdaresi Enstitüsünün tüm ola­
naklarından yararlanmak suretiyle ve çeşitli kamu kuruluşlarının
yardım ve işbirliği ile, gerçekleştirihnişıtir. Projede, Türkiye ve Or­
ta Doğu Anime İdaresi Enstitüsü ile çeşitli bakanlık ve kuruluş­
lara rhensüp 40 uzman, 6 uzman yardımcısı ve 10 idari personel
görev almıştır.
15 Bu rapor , ön rapor taslağmm Kurulumuzun, 14 Eylül - 27
Ekim 1971 tarihleri arasında yapmış olduğu 47 toplantıda görüşü­
lerek geliştirildikten ve gerekli değişiklikler yapıldıktan sonra, GeneL Raportör tarafından yeniden kaleme alınmak suretiyle hazır­
lanmıştır.
4
Raporun Düzeni
16. Rapor, bir giriş bölümü ile iki ana bölümden ıkuruludur.
Girişte, lidarî reformun anlamı ve niteliği; Türk kamu idaresinin
bugünkü durum u ve yeniden düzenlenımeısiini gerektiren nedenler
ile bugüne kadar yapılan İdarî refornn çalışmaları ve sonuçlan ele
alınmıştır. Raporun birinci 'bölümünde yeniden düzenlemede izle­
necek yol ve örgütlenme, ikinci bölümünde ise, idarenin yeniden
düzenlenmesinde uyulacak ilkeler incelenerek önerilerde bulunul­
muştur.
Kurulumuz, çalışmaların bütün aşamıalannda tüm olanakları
ile yardımcı olan Türkiye ve Orta Doğu Amme İdaresi Enstitüsüne,
«İdarenin Yeniden Düzenlenmesdnin Genel Yönünü ve Stratejisini
Saptama Projesii»nde görev alan uzmanlara ve uzman yardımcıla­
rına, görüşlerini belirten kuruluş ve kişitee, kuruluş temsiloilerine ve ddarî personele, ilgi, yardım ve çalışmaları için teşekkür eder,
çalışmanın Türk idaresinin yeniden düzenlenmesiine ve geliştirilme­
sine yararlı okoasım d ie r.
Başkan
t,Rüştü Akeal
Başkan Yardımcısı
Şeref Gözübüyuk
Genel Raportör
Konan Sürgit
- n
üye
Üye
Hamza G ürgüç
Üye
H )raM în S e n l i
t)ye
Z iy a K a y la
G İ R İ Ş
1
İDARÎ REFORMUN ANLAMI VE NİTELİĞİ
İdarî Reformun Anlamı
1. İdarî refonm, çotk geniş ve belirsiz bir /kapsama saihip bülunmakta; bu kavrama, birbirinden çok farklı anlam lar verilmek­
tedir.
Bu terim, çoğu zaman idarenin büyük sortmlarmm ele alına­
rak düzeltilmesi anlamında; bazıan, idarenin yapısında esaslı yeni­
den düzenlemelerden, metotlarda yapılan ikincil mteliikte sayılabi­
lecek değişikliklere kadar uzanan, tüm düzenleme ve gelişmeleri
anlatmak için 'kullanılmaktadır. Aslmda, örgüt yapısında ya da me­
totlarda yapılan ikincil nitelikteki ve göze batmayan birçok düzelt­
meler, etikinlik, ekonomi ve hizmetin kalitesini yükseltme yönün­
den, tüm idareyi kapsayan büyük değişdıklikler kadar önemli ola­
bilir.
Kurulumuz, İdarî reformu, kamu kuruluşlarının amaçlarmda,
görevlerinde, görevlenin bölünüşünde, örgüt yapısında, personel
sisteminde, kayııaklarında ve bunların kullanılış biçiminde, metot­
larında, mevzuatında, haberleşme ve halkla ilişkiler sisteminde
mevcut aksaklıkları, bozuklukları ve eksiklikleri düzeltmeik am a­
cım güden, ikısa ve uzun vadeli, geçici ve sürekli niteMıfcteki düzen­
lemelerin tümü biçiminde anlamaktadır.
İdareyi Geliştirme ve Yeniden Püzenîeme Kavramları
2. Kamu yönetimi bir sistem ya da sistemler topluluğudur
Modern sosyal sistemlerin ayırıcı özelliğini, değişikliklere sürdili
ve sistemli Idr biçimde uyabilmeleri teşkil eder, idarenin modern­
leştirilmesinin anlamı ve yeniden düzenlememin amacı, değişikliğe
yatkm olmayan bir dıüzenıin değişikliklere sistemli bir biçimde ve
sürekli olarak uyabilecek bir düzene dönüştürülmesinden ibaret­
tir.
3. tdare, bir yandan sosyal dinamiğin, araçlarından birisidir;
öte yandan, değişikliklere büyüık ölçüde direnç gösteren bir sistem
görünüşündeddr. Bununla birlikte, hem iç ilişkileri hem de dış gö­
rünüşü yönünden sürekli olarak değişikliklere uğrar. Normal olarak, bu değişiklikler, giderek gerçekleşen ve hiç birisi tek tek
önemli sajalamayacak bir dizi küçük değişiklikler biçimindedir.
Bunların çoğu, hizmetlerin yürütülüşü sırasında karşılaşılan sorun­
lara çözüm yolu bulma niteligindedirler; hissedilmeden, herhangi
bir sarsıntı olmadan gerçekleşirler. Ancak, uzun bir süre içinde ve
toplu etifcileri itibariyle düşünülürse, bu değişiklikler, idarenin için­
de bulunduğu dinamik dış ve iç çevreye uymak için yaptığı sürek­
li çabalar niteliğindedir ve dıştan bakan bir gözlemciye dikkat çe­
kici, hatta devrimsel igörünebilirler. Statik , b ir çevrede faaliyette
bulunan, politik etkilere ve çeşitli akımlara açık bulunmayan ida­
reler daha yavaş; dinamik bir çevrede faaliyette bulunan idareler
daha hızlı gelişir ve değişir. Bu tür, giderek gerçekleştirilen ve sü­
rekli nitelikte olan çabalara, İdareyi geliştirme adı verilebilir.
4. Öte yandan, dinamik ve esnek olan idarelerde bile, deği­
şikliğe karşı, hemen daima direnç mevcuttur. Bu nedenle, idare,
değişen iç ve dış koşullara gelişme yoluyla gerektiği gibi uyamaz.
Bu durum un sonucu olarak, zamanla idarede bozukluk ve alksakIiiklar meydana gelir ve idarenin j ^ i d e n düzenlenmesi gerekir.
Yukarıdaki açıklamalardan da anlaşılacağı gibi, idarenin ye­
niden düzenlenmesinin dayandığı temel düşünce, faaliyetler ve iliş­
kiler sisteminin, gelişmeyen, içinde faaliyette bulundukları çevre­
nin koşullarındaki değişikliklere ayak uyduramayan yönlerini geliş­
tirmek ya da g e liştirilm e lin e olanak sağlamaktır.
İdarenin örgüt yapısının ya da m etotlanm n, kuruluş sırasında­
ki koşullara uygun olması ve o günün ihtiyaçlarmı en iyi biçimde
karşılamış bulunması mümıkündür. Ancaik, örgüt ve m etotlar deği­
şen koşullar içinde zamanla etkinliğini kaybeder, yıllar geçtikçe
ihtiyaçları karşılamaktan uzaklaşır, hatta tamamiyle gereksiz ha­
8
le gelebilirler. îş:tC' bu noıktada, bazı yeniden 'düzenlemeler yapıl­
ması zorunlu hale gelir.
Sonuç oliara'k, »dinamik bir toplumda, özeıllHe kamu idareleri,
giderek alınan tedbirlerle değişen ihtiyaç ve koşullara tam olarak
ay^k uydurmak olanağını her zaman bulamazlar. Bazen iç ve dış
etkenler, bazen politik, hukukî, hatta anayasal güçler, dıştan gelen
değişiklik ihtiyacına süratle uymayı güçleştirir. Ancak, bunun, bu
biçimde devamı 'da müm^kün değildir» Bu nedenle, zaman zaman
idarenin yeniden düzenlenmesıi'gerekli, hatta zo^runlu hale gelir.
Böylece yeniden düzenleme, giderek ve sürekli geliştirmeden
farklı olarak, alışılmış olan dengeleri fdeğiştirmeyi, mevcut düze­
nin katılıklarını gidermeyi 'amaç edinen büyük değişikliklemn ger­
çekleştirilerek yeni, bir dengenin kurulm:asmı, çeşitli kademelerde­
ki itedbirlerin birbirine bağlanarak bütünleştirilmelerîni sağlamaya
yönelmiş, bilinçli, kararlı ve planlı bir çaba olmaktadır.
.Genel Olarak İdarî Reformu-Gerektiren Nedenler
5.
idarede değişiklikler yapılmasını gerekli, hatta zorunlu
kılan nedenler çeşitlidir ve hepsi de, aşağıda gömleoeği gibi, ida.renin eskimesinin, yeterliliğini kaybetmesinin belirtileridir. '
a. Gelişen bir toplumda, idarede değişiklikler yapılmasını
gerelfctiren nedenlerin en yaygın olanlarından birisi, hizmetlerin
niteliği ve kullanılan teknikler değişsiin ya da değişmesin, hizmet­
ten yararlananların artması, kam u görevlerinin Sia3n ve çeşit yön­
lerinden genjişlemesidir„ Artma ve genişleme ço^ğu zaman, karar
mekanizmasının ve hizmetlerin yürütülüşıünün, yet.ki genişliği ve
yerinden yönetim esaslarına göre yeniden düzenlenmesini gerek­
tirir.
b. Îdarî reformu zo'runlu hale getiren öteki bir neden, ihti­
yaç ve koşullarda meydana gelen .değişıiklikleırin, program, örgüt
ve sorumluluklarda değişiklik yapılmasını gerektirmesidir. Yeni
görevlerin mevcut örgütlerle 'karşılanmaya çalışılması, ço-ğu zaman
/örgütlerin bünyesinde değişiklik yapılmasını gerektirir. îhtiyacın
daralması ya da ortadan kalkması ciddî teşıkilât ve personel soran­
larının ortaya çıkmaısına neden olur.
c. îıdarede değişiklikler yapılmasını gerektiren öteki bîr et­
ken, hangi görevlerin kamu görevi sayılacağı hususundaki felsefe­
de, hükümetlerin 'bu konudaiki siyasî tercihlerinde m eydana.gelen
değişikliklerdir. Günümüzde bu değişiklik, gençlikle, kamu hizmet­
lerinin genişlemesi yönündedir.
d. Bir başka etken, gelişen teknolojiniin, modern makina ve
teçhizatm, modern yönetim tekniklerinin idareye uygulanması, ya
da uygulanmak isıtenmesidir. Bu gelişmelerin, sonucu olarak, kullanılmak'ta olan metotlar, örgüt yapısı ve hatta personel, koşulla­
ra uym,aik olanağmı kaybedebilir.
e. Hükümet ya da üst yönetim, ikademeleri tarafından alınan
kararların sonucu olaraık da alt ikademelerde yeniden düzenleme
zomniu hale geleibiMr. Hükümetlerce verilen yeniden düzenleme
kararları bu niteliktedir,
f. İdarî reform ihtiyacını do^ğuran nedenler, sadece bunlar­
dan ibaret değildir. İdarede mevzuata sıkı sıkıya bağlı kalmaya da­
yanan geleneksel ve biçimci bir idare anlayışının ve dürüstlük sağ^
lama endişesiyle konulan aşırı kontrollarm idareyi işlemez hale
getirmesi; kuvvetli ve etkili bir idare özlemi; sosyal ve ekonomik
planların hazırlanmıasında idareye merkezî bir rol düşmesi ve bu­
nun sonucu olarak dikkatlerin idarenin yetersiz yönleri üzerinde
toplanması; idareyi geliştirme, öğretim ve eğitimle ilgili ikuruluşların idarede reform, yapılmasını teşvik edici etkileri; ülke statü­
sündeki değişiklikler ve politik bunalımlar, İdarî refo^rmu gerekli
kılan öteki önemli etkenlerden bazılarım teşkil ederler.
İdarî Reform Alanları
6.
İdareyi geliştirmenin ve yeniden düzenlemenin temel ama­
cının, ikamu görevlerinin, gecikmelere meydana verilmeden yürü­
tülmesini sağlamak, yapılan' işin kalitesini yükseltmek ve verim­
liliği azaltmaksızın hizmetlerin en ekonomik biçimde görülmesini
sağlamak olduğu bilinmektedir, ■
İdarenin bütün alanları geliştirmeye ve yeniden düzenlemeye
elverişlidir ve bir alanda meydana gelen değişiklikler öteki alan­
ları da etkiler. Bununla birlikte başlıca' İdarî reform alanlarını (.1)
örgütlenme, (2) personel ve (3) yer, araç, gereç, m etot ve mevzuat
sorunları olmak üzere birbirine sıkı sıkıya bağlı üç ana gruba
ayırmak mümkündür.
a.
Öı^gütlenme bozuklukları çok çeşitli ve yaygındır ve hiz­
metlerin yerine get,irilmesinde bir araç olması gereken örgütü adeÎO
ta bir engel haline getirm'aktedir. Örigütleriin amaçlara uygun bir
biçim^de planlanma'Si; görev .dağıtımınm rasyonel şeîkilde yapılma­
sı; görev ve yetki girişiklklerinin ve boşluiklarmm giderilmesi; g:örevlerin, soMmlmlukların ve yetkileırin açıklığa kavuştum im ası;
yetkilenin sorumluluklarla denk olması ve mümkün olduğu kadar
işin fiilen yapıldığı kademelere devri suretiyle örgütlenmeyi daha
rasyonel ve dengeli hale getirmek ve hizmetlerin daha iyi yürütül­
mesinde önemli gelişmeler sağlamak mümkümdür.
b. Îdarî refo^rmun en önemli alanlarından birisi de iş ile in­
san arasındaki .ilişkiyi, kamu yönetimlinin etkinliğini ve verimlili”
ğinıi artıracak biçimde gelişti:rmek amacını :güden personel yöne­
timi alanıdır. îd:are alanında ' yapılacak yeniden düzenlemeler ve
iyileştirmeler dizisinin başlangıcmı ve belki de temel şartını, per­
sonel yönetiminin gelişitirilmesi teşıMl eder. Örgütlenme ve metot­
larla ilgili sorunların çözülmesi, her ş^eyden önce, personel so-rununun çözülmesine bağlıdır. Personel sorununun çözülmesinde ilk ve
en önemli iadımın ise, güçM bir yüksek kamo. yöneticîsıî ikadrosunun meydana getirilmesi olduğuna şüphe yoktur.
c. Çalışma m etotlannın hizmet gereiklerine uygun hale geti­
rilmesi amacmı güden geliştirme ve yeniden düzenleme çabalan,
önemsiz gibi görünmekle birlikte, aslında hizmetlerin süratli, az
masraflı ve •iyi yapılması baıkımından büyük önem' taşımıaiktaıdır»
KamU' hizmetlerinin ' gö^rülmesinde kullanılan yer ve tesislerin,
araçların, gereçlerin' ve mevzuatın hizmet gereklerine uygunluğu­
nun sağlanması've b u aîanlard^M teiknolojiık gelişimelerin sürekli
olarak âzlenîlmesi suretiyle bu uygunluğun devam ettirilmesi de,
idareyi geliştirme ve yeniden düzenleme yönünden geniş olanaklar
sağlayan alanlardır.
İdarî Reformım A şam aîan,
7.
İdarenin geliştirilmesinde ve yeniden düzenlenm:0sinde ba­
şarı, büyük ölçüde, yapılan çalışmaların ciddî etüt ve araştırm alara
dayandınlmıasına bağlıdır.
Bu çalışmalar, genellikle, beş aşamada gerçekleştiriîebiîîr:
a. .Birinci aşama, sorunların teşhisi ve değişiklik ihtiyacının
saptanması aşamasıdır»
■ 11
b. îikinci aşama, araştırmaların yapılması ve önerilerin geliş­
tirilmesi aşamasıdır. K arar veriîımeden önce gerekli etüt ve ■araş­
tırmaların yapılması büyük bir önem taşır. Bu aşamada mevcuıt
durum ve so^mnlar incelenir ve öneriler geliştirilir.
c. ■
' Üçüncü aşama, önerilerin' incelenereık karara bağlandığı
karar aşamasıdır.
do Dördüncü aşama, uygulama aşamasıdır.' Bu aşamada, ka­
rarlar ilgililere iletilir, kararların uygulanması için gerekli tedbir­
lerin alınması, kararların uygulamaya konutoası ve uygulamanın
gerektirdıiği değişd-kliklerin yapılması sağlanır.
e. Beşinci aşama, uygulamanın izlenmesi, ortaya çıkacaik sorunlarm gerekirse ek araştırm alar yapılarak ıdüzeltilmesi ve karar­
ların .uygulanmasının fiilen gerçekleştirilmesi aşamasıdır.
'
Başarılı ■b ir yeniden düzenleme çalışması için bu aşamaların
dikkatle planlanmiası ve uygulamaların bu plm lara göre yüıütLilmesi gerekir. Yeniden düzenlemelerin tamamlanmasından sonra
yapılacak idareyi geliştirme çalışmalannın da, bu aşamalara uy­
gun biçimde planlanması ve yürütülmesi gerekeceği doğaldır,
İdarî Reformda Sorumluluk ve Örgütlenme
8.
İdarenin geliştirilmesi ve yemden düzenlenmesi, idarenin
kendisine düşen çok önemli bir görevdir. Her' şeyden önce, tüm ku­
ruluşlarda baŞ' yöneticiden en aşağı kademelerdeki personele kadar herkesin kendi kendini düzeltm^eyi ve geliştirm'eyi başlıca gö­
rev olarak benimisemesi ve bu görevi yerine getirecek biçimde yetiştirilmîesi .gerekir.
Bunun yanı sıra, idarenin geliştimlmesinin ve^ yeniden düzen»
lenmesinin esaslarını saptayacak, bu alandaki çalışmaları planla.yacak ve izleyecek ve soın olarak merkezî 'düzeyde yapılması ge­
reken görevleri yapacaik merkezî idareyi geliştirme birimine ihti­
yaç vardın
Kuruluşlarda, yöneticilere yardımcı olacak güçte idareyi geliş­
tirme birimleri kurulması; ilk kademe,'amirlerin, sistemli bir iş
basitleştirme eğitimi, programı uygulanm^aJk suretiyle, kendi sorun■larmı kendileri çözecek hale getirilmesi, büyük önem taşır. Teklif
sistemi yoluyle tüm personelin idareyi geliştirme çabasına aktif
12
biçiiBde katılmasının sağla'nması, idareyi geliştimıe
tüm 'bumluşa yaygm bir nitelik kazandırır*
çabalarııiâ,
9» Kuruluşların kendi sommIulukları altm da yüm ttükleri
idareyi geliştirme çabalaruıa karşın, zamanla idarede eksiklik, bo­
zukluk ve aks.alklıklar . m:eydana geldiği ¥C yeniden düzenlemeye
ihtiyaç du 5mlduğu bir gerçektir. Bu görevi yerine getirmek üze­
re, b^azı kişilerin görevlendirilmesi, gegici nitelikte kurallar ya da
komisyonlar kumlmaıSi gerekebilir. Bu gibi kurulların çalışmaların­
da da, temel kaynağı, idare içindeki uzmanların ve bunlar tarafın­
dan sağlanıan bilgi ve görüşlerin teşkil edeceği gözden uzak tutul­
mamalıdır.
İdarî Reformda Çevresel Koşulların Önemi
10e İdarî refo^ıımda başarı ^sağlanabilmesi için, idareyi geliş­
tirme ve yeniden düzenleme çabalarının, bu çalışmalarm yapılaca­
ğı çevre tarafmdıan .anlaşılması ve benimsenmesi, idari reforma el­
verişli bir psikolojik ortam ın yaratılmıası büyük önem taşır. Bu
amaçla çeşitli itedbirler alınması gerekir.
a. Her şeyden önce, idareyi geliştirme ve yeniden düzenleme;
konusunda ısoramlu hükümetin kararlı ve azimli olması, bu yol­
daki çaba ve çalışmalarının, önemli bir itici kuvvet teşkil eden ka­
muoyu tarafından anlaşılması ve benimsenmesi ve parlamento ve
siyasî partiler tarafından desteklenmesmin sağlanması gerekir.
b. Hükümet, partiler, idare ve İdareciler tarafından benim­
senmeyen ve desteklenmeyen lidarî :reform çalışmalarının başarı
şansının, önemlıi ölçüde azalacağı kuşıkusuzdur. Bu nedenle, bu
çalışmaların,, üsst ve yönetici kademeler tarafından anlaşılması, be­
nimsenmesi ve desteklenmesi üzerinde durulm ası büyük önem^ taşın
^
c. İdarî reformda başarı sağlanması için yöneticilerin deste»
ği önemli olmıakla^ birlikte, yeterli değildir. Baş yöneticiden en alt
kademedeki personele kadar tüm personelin bu çalışmaları anlama­
sının, benimısemesinin ve çalınmalara aktif bir biçimde katılmasi“
nın ■sağlanması gerekir.
11.
Öte yandan, idari reformda başarı için, psikolojik koşul­
ların yanı sıra, başta malî olanaklar olmak üzere, maddî koşulla­
rın da önemle göz önünde tutulması ve geliştirme ve yeniden düÎ3
zenleme tedbirİermîn ha toşulİar dikıkate alınmak suretiyle ha­
zırlanması gerekeceği doğaldır.
II
TÜRK İDARESİNİN BUGÜNKÜ DURUMU VE
YENİDEN DÜZENLEMEYİ GEREKTİREN
NEDENLER
İdarenin Bugünkü Durumu
Türk kam u idaresi, birçok yönlerdetn, bugünün ihtiyaç ve ko^
şullarma cevap vermeikten uzak; bulunmaiktadır. Bir kez, idaremiz,
genellikle, önceden belirlenen amaçları tüm olanakları en iyi bi­
çimde kullanarak gerçakleşıtirmeye çalışmak yerine, -kurulu düze­
ni, sadece yerleşmiş biçimsel usullere uymak suretiyle sürdürme
eğilimindedir. K arar mekanizması, ihtiyaç ve koşulların gerektir­
diği bigiımde geliştirilmediği için, hizmetlerin görühnesiaade tıka­
nıklıklar ve gecikmeler olmaktadır. İdarî planlama fikrinin yete­
rince anlaşılamamış ve benimsenmemiş olması, yönetimin tüm
fonıksiyonları üzerinde olumsuz etkiler yapmaktadır. Kaynakların
kullanılması, çoğu zaman, belirli amaç ve planlara uygun olarak
düzenlenmediği için, yetersizdir ve israfa yol açmaktadır. Örgüt
planlaması fikrinin yaygın bir uygulama alanı bulamamış olması,
çeşitli örgüt bozukluklarmm ortaya çıkmasına neden olmaktadır.
Hizmetlerin yürütülüşünü her kademede izlemek suretiyle, uygula­
maların planlara uygunluğunu sağlayacak düzeltici tedbirlerin
almmasmı amaç edinmesi gereken gözetim ve kontrol mekanizma­
ları, gereği gibi işletilememektedir. Amaçların açıkça belirlenme­
miş olması ve planlama mekanizmasının iyi işlememesi nedeniyle,
kuruluşlar içinde ve kuruluşlar arasında etkin hir koordinasyon
sağlanamamaktadır. Haberleşme düzeninin yetersiiz oluşu, tüm yö­
netim fonksiyonlarını olumsuz biçimde etkilemektedir. Ve, son
olarak, idareyi geliştirme görevi gereken ölçüde benimsenmediği
ve bu görevi yerine getirecek yeterli b ir örgütlenmeye gidilmediği
için, aksaklık ve eksiklikler birbirine eklenerek sürüp gitmekte­
dir. Planlı döneme geçişle birlikte dikkatlerin planları hazırlaya­
cak ve uygulayaraık olan idareye çevrilmesi sonucu, bu gerçekler
bütün ayrıntılarıyla ortaya çıkmıştır.
14
idarenin Yeniden Düzenlenmesini Gerektiren Nedenler
Türk kamu idaresinin yeniden düzenlenmesi, belli başlıları
aşağıda belirtilen nedenlerle, gerekli hale gelmiş bulımmaktadır.
1. Türk kam u idaresinin en çok :aıksayan yönü, kaynaikları
en iyi biçimde kuilastımak suretiyle, hdametleri süratli, etkin, öko
nomik ve kaliteli olarak yapmak yerine, birçoik hallerde değişen
koşuEara cevaz veremez hale gelmiş bulunan m evzm tı amaç ve
ruhunu göz önünde tutmaksızm uygulamaya, kurulu düzeni bu
yolla sürdürmeye dönük olmasıdır. Bu düzende, yetersiz hale gel­
miş kurallara uyma, çoğu zaman iş görmeye üstün tutulm akta, ve
yeterli görüknekted^. Biçimsel yöntemlere uymanın ağır müeyyideler uygulamasına neden oknasma karşılık, iş yapmama, hizme­
ti gereği gibi yerine getirmeme çoğu z^m^an müeyyidesiz kalmak­
tadır.
Bunun doğal bir sonucu olarak, birçok yöneticilerde ve per­
sonelde, iş görme yerine biçimsel yöntemlere uymak S'uretiyle için­
de bulunulan düzeni sürdürme; insdyatifini kullanarak girişimler­
de bulunma yerine pasif kalma yaygın düşünce ve davranış haline
gelmiştir.
2. Türk kam u idaresi, yerine getinmeıkle 3rükümlü olduğu gö­
revleri tam olarak gerçekleştirebilmek için yeterli maddî olanak­
lardan yoksun bulunmaktadır. iKamu görevleri için gereikli malî
olanaklarm bir sınır içinde artırılmjası, temel siyasî tercihlerle il­
gili bir konu olmakla birlikte, gelirlerin daha etkin bir biçimde
toplanması için idare tarafından alınan hukukî, malî ve İdarî tedbir­
ler de yetersiizdir. İdarenin elindeki malî kaynakların tahsisinde
çeşitli aksakhklar vardır ve cari giderlerin millî eikonomi içindeki
oram yüksektir. Varolan olanaklar, görevlerin başarılması yönün­
den en etkin biçimde kullanılmamaktadır.
Öte yandan, idarenin çeşitli ıkuruluşları arasında, malî yetki­
ler yönünden farklılıklar oluşu, özellikle örgütlenme ve personel
yönetimi yönünden çeşitli sorunların ortaya çıkmasına neden ol­
maktadır.
3. 'İdarenin kendisine verilen görevleri yerine getrmede kar­
şılaştığı sorunların belki de en önemlisi personel konusundaki ak­
saklıklar ve yetersizliklerdir. Kamu görevlerinin çeşitli hizmet
alanları arasında rasyonel bir biçimde dağıtılmak suretiyle etkin
15
bir örgütleiMri'^e gidilememiş olması, peTsonel rejiminin, yetersaz
b'Uİımıışıı, personelin gerek hizmet öncesi gereikse hizmete hazırhk
ve hizmetiçi eğitimi yöniintden gerekli tedbirlerin ahnmamış olma­
sı ve son olarak, Türk personel yönetiminin modern esaslara göre
yürütülememesi, bu eksiklik ve aksıaklıkların başlıca nedenlerini
teşkil etmektedir,
4. Kamu görevlerinin kuruluşlar arasında rasyonel bir bi­
çimde dağıtılmaması, Ikuruluşlapn örgüt yapılarmın gerçdkleştirecekleri amaçlara uygun O'imaması ve değişen ihtiyaç ve koşulla­
ra uyacak esnekliğe 'Sahip bulunmamjası, «gö'rev, 'sorumluluık ve yet-ki ■:sımrlarınm açük bir biçimde belirlenmemesi,, yetki devrinden
fcaçmılması, Tünk kamu idares.imn görevlerini gereği gibi yerine
getirilmesini engelleyen nedenlerin başıta gelenlerinden birisidir.
Öte yandan, iyi düzenlenmemıiş b ir merkezden yönetim, bir™
çok himietleıiin merkezde yapılmasım ve birçok temel kararlarm
yukarı bir düzeyde almmasmı gerektirmekte, bu durum zaman
kaybına,, tııkanıklıklara, yersel koşulların dikkate alınmamasına,
kontrolün güçleşmesıine, kırtasiyeciliğe ve hizmetlerde gecikme ve
yavaşlamalara neden olmıaktadm
5. Aynı .amaca dönüık çabaların, amaçlarda itutarlık. sağlama,
planlama, ydl gösterme, gözetim, idarenin bütün kademelerinde
yaygın ve etkili bir haberleşme ve işbirliği sağlama yoluyla koor­
dinasyonun gerçekleştirilem'emesi, idarenin geliştirilmesi üzerinde
olumsuz etkilerde bulunmaktadır.
6. Yol gösterici, yapıcı ve etkin b ir kontrol d^üzeninin kuru­
lamamış olması, plıanlarla uygulamaların sürekli olaraik karşılaş­
tırılmasını ve düzeltmeler yapılmak suretiyle amaçların gerçekleş­
tirilmesini^ engellemekte, Türk idaresM n, bu idareyi gelişıtirme ara­
cından gerekli ölçüde yararlanmasını güçleştirmektedir,
7. tdarî m etot ve işlemleıiin iyi düzenlenmemiş olması, değiş­
tirilmesi güç, kalıplar içinde donduruknalk suretiyle esneklikten
yoıksun bırakılması, m etot ve işlemlerin düzenlenmesinde ■hizmet­
ten yararlananların ihtiyaçlarının gerektiği ölçüde dikkate alınma­
ması, hizmetin süratli ve etkin bir biçimde yerine getirilmesini
önemli ölçüde engelleyen yoğun bir kırtasiyeciliğin doğmasına ne­
den olmuştur. Bu durum, vatandaş-devlet İlişkilerini olumısuz bi­
çimde etkilemektedir.
16
8.
Bugünün ihtiyaç ve toşullarnıa, 'uymayan^ asibimiş^ ve daba
çoık gelenek ve alışkıanlıkları yansıtan mevzoatm katı ve gereksiz
ayrıntılara inen kuralları, ıkamu idaresinin gelişmelere uymasını
güçleş'tirmefcte., hareket serbestliğini smırlamaıktıa, hizmetlerin yürütülmesme yardımcı olmiaik yerine, engel olmaktadır.
9o Yöneticilerin bir bölüm'ünün, ekonomik, sosyal ve kültürel
fcalkınmanın gerektirdiği bilgi, ıtecrübe, beceri ve davranışlara tam
olarak sıahip^ bulunmaniiası, Türk kam u idaresinin gelişmesmi en­
gelleyen önemli nedenlerden birini teşkil etmektedir.
10', Türk ikamu idaresinde, yönetimin geliştirilmesi ve destek­
lenmesi yönünden yöneticilerin en öneanjli yardımcılarını teşkil
eden bütçe, istatistik, organizasyon ve metot, personel ve eğitim
birimleri gibi danışma hizmetlerinin genellikle anlaşılamamış, be»
nimsenememiş^ ve gelişmemiş olması, kam u yönetimi alanındaki
gelişmelerin izlenmeshıi, öğretilmesini ve uygulanmasını güçleş­
tirmekte, mo'dern bir idare düzeni kuruhnasm ı büyük ölçüde engellemektedire
İL Halkın hizmetlerle ilgili kararların alınmasına ve uygulan­
masına ikatkısınm yetersiz oluşu, Türk fcamu yönetimini aslında
çok güçlü bir. idareyi geliştirme aracından yoksun bır^kmış^ bulun­
maktadır.
12
o Genellikle, idareyi gelişıM:rmeein ifeamu idaresinin bütün
kademelerinde, zorunlu ve sürekli bir görev olarak, kabul edilme­
mesi ve bu çok önemli hizmetin yeterli'bir örgütlenmeye kavuş turulamamış o^lması, gelişmelerin 'kurumlaşmasmı önlemiş, kişisel
takdir ve çabalara bağlı ıkılmıştır. Kişisel başarılar ise sürekli ola<
mamış, kişiler değiştikçe 'duraklamalar ve gerilemeler olmuştur.
Öte yandan, Türk kamu idaresinde gelişıtirmeyi başkalarından-, bek­
leme ve yaratıcılık yerine taıldide önem- verilmesi de, idareyi geliş­
tirme alanmda olums^uz etkiler yapmış bulunmaktadır*
13.
Biir yandan yukarıda bir kısmma değinilen falktörlerin s-onucu olarak, Türk kamu idaresmin modern bir yapıya ve etkin
bir işleme- düzenine kavuş!am;amış olması, öte yandan; siyasal, eko­
nomik ve sosyal koşulların yarattığı ortam ın olums-uz ■yönde geliş­
mesi, bir ölçüde idareye güveni sarsıan bir takım manevî ve .ahlakî
zaafların da yaygınlaşması ve yoğunlaşması sonucunu doğurmuş­
tur. Partizanlık, kayırma, röşvet, çalışma disip^Mnîn yetersiz olu­
17.
şu, otorite eksikliği, kanunların uygulanmasındaki fiilî ayrıcalık­
lar gihi hususlar idareye gölge düşıümıektedir.
III
BUGÜNE KADAR YAPILAN İDARÎ REFORM
ÇALIŞMALARI VE SONUÇLARI
Bugüne Kadar Yapılan İdarî Reform Çalışmaları
1.
Îdarî reform fikri Türık idaresi için yeni değildir. Türk
idarecileııi «Tanzimat »tan bu yana idareyi yeniden düzenleme fik­
rini bir slogan olarak kullanagelmiştir. Özellikle İkinci Dünya Sa­
vaşını izleyen dönemde idareyi yeniden düzenleme amacı ile çeşit­
li girişimler yapıldığı görülmektedir. Bunumla birlikte, 1960 yılına
kadar Türk idaresindn bütünüyle gözden geçirilerek yeniden düzen­
lenmesine girişildiği söylenebilir.
Bu dckıemde, belirli kurum ve kişilerce, harcanan çabaların
sonuç ve etkileri çok smırlı olmuştur. Ne 1947 yılında Başbakan­
lığın direktifiyle Devlet örgütünde rasyonalizasyon tedbirleri salık
vermdk üzere kurulan komisyonların çalışmalarından, ne de 1948'de yine Başbakanlığın isteği üzerine dairelerce sımulan raporlar­
dan olum,İ!U sonuçlar almabilmiştir.
Mıilletlerarası kuruluşlarla yabancı uzmanlara yaptırılan ince­
lemelerin sonuçları da bumıdan pek değişik olmamıştır. Bu arada.
Prof. ıDr. F. Neumank tarafından 1949'da Başbakanlığa sunulan
«Devlet Daire ve Müesselerinde Rasyonel Çalışma Hakkında Ra­
por»; 195rde Mr. Barker başkanlığmda Milletlerarası Kalkuıma
Bankasına mensup bir grup tarafından, malî politika ve İdarî me­
kanizma konusımda hazırlanan rapor; idareyi bir bütün olarak in­
celeyen Leim Grubu raporu; Maliye Bakanlığının örgüt, metot,
sevk ve idare ve personel sorunlarını inceleyen Martin ve Cush
raporu sözü edilmeğe değer.
Daire ve ıfcurumlarca yapılan çalışmalar ise, esas itibariyle,
sorunlar ortaya çıktıkça bunlara, çoğu zaman, doğrudan doğruya
yöneticiler tarafından çare aranması aşamasından öteye geçeme­
miştir, Bu dö>nemde özellikle kamu İktisadî teşebbüslerinde kıs­
1«
men bu amaç için organizasyon şubesi, etüt ve organizasyon büro­
su, etüt ve planlama müdürlüğü gibi çeşitli adlarla rasyonalizasyon amacı güden birimler kurulduğu dikkati çekmektedir.
Memleketimizde Cumhuriyet idaresioıin kuruluşundan 1960'a
kadar süren döneme ait İdarî refonm çalışmaları bir aşama okoıaikla birlikte, sonuçları bakımHidan yeterli olmaktan çok uzaıktır. Bu
başarısızlıkta rol oynayan etkenlerden üçü özellikle önemMıdir. Her
şeyden önce idiarî refom ı göreyiaıin niteliğiaıi, kapsanunı ve bu gö­
revi yapmak üzere kurulaoaık örgütleri ortaya koyacak ciddî bir
inceleme yapıknamış; ihtiyaç ve bunları karşılama yoUarmın, ola­
naklar ve koşullar göz önünde bulundurulmak sıuretiyle, saptanmasma çalışılmamış, kişisel görüş ve bügilere dıayamlarak yapılan
öğütlere uyularak hareket edilmiştir. İkinci olarak, kurulacak ör­
gütün işlemesi için en önemli unsur olan hiamete uygun yetenekli
elemıan sağlanması sorunu üzerinde, hemen hiç duruknam ıştır.
Üçüncü olarak, İdarî reform çahşmjalannm başarısı için çevreyi ha­
zırlamak işi, tümüyle iihmal edilmiştir.
Bunun doğal sonucu, Wr yanıdan bu hizmeti görecek birimle­
rin gelişememesi, başka yönlere kayması ya ıda ortadan kalkması;
öte yandan, bu alanda harekete geçilmesiniıı, meydana gelen gü­
vensizlik havası medeniyle, uzunca bir süre gecikmesi, olmuştur.
2. 1960 devrknmdn İdarî reform alamııda b ir dönüm nokta­
sı ve yeni b ir atılımm başlaıngıcı olduğuna şüphe yoktur. İhtilâlin
yapıldığı günlerde geçmişte karşılaşılan sakınca ve aksaklıkları
önleyecek yeni bir anayasanın problemlerd'miziıı tüm ünü olmasa
bile çoğTinu çözebileceği hususunda hayli yaygın b ir ümit ve inancm mevcut olduğu bilinmektedir. Aynı günlerde, Türkiye ve Orta
Doğu Amme İdaresi Enstitüsünde, 'bumm yalnız başma böyle bir
düzenin kuralmasm a yetmeyeceği, idareyi tüm olarak ele ahp ge­
liştirmedikçe arzulanan sonuçlara ulaşılamayacağı hususu üzerin­
de ısrarla durulması, İ960’ı izleyen yıllarda idareyi geliştirme ala­
nında yapılacak çalışmialar için önemli b ir hareket noktası teşkil
etmiştir. 1960-1962 yılları arasmdaki dönemde. Devlet 'Planlama
Teşkilâtı ve Devlet Personel Dairesinin kuruluşu bu yönde atılmış
önemli adım lar olmuştur.
3. 1961 yılında planlı kalkınma dönemine geçiş hazırlıklanna
girişilmesiyle birlikte, idarenin geliştirilmesine özel bir önem ve­
rildiğine ve yeniden düzenleme çalışmalarmm kalkınma planları
çerçevesinde yürütülmeye çalışıldığına tanık olmaktayız.
19
1961 yılında. Millî Birlik Komitesi ile Devlet Planlama Teşki­
lâtı Müsteşaıiığmm isteği üzerine, «İdarî reform ve reorganizasyonun mahiyeti hakkında realist bir görüşe varılmasına yardım et­
mek ve Türkiye’de girişilecek bir İdarî reformun hangi alanları
fcapsarnma alabileceği ve nasıl bir mekanizma ile gerçekleştirilen
bileceği hakkında somut bir fikir vermek: amacı ile», Türkiye ve
Orta Doğu Amme idaresi Ensititüsü tarafından bir rapor hazırla­
narak, aynı yılın Şubat ayında, adı geçen kuruluşlara sunulmuş­
tur. Devlet Planlama Teşkilâtı, bu raporda ileri sürülen teklifleri
gerçekleştirmek amacı ile biir ıkanun tasarısı hazırlayarak Temsil­
ciler Meclisine sevk etmişse de tasarı komisyonlarda kalmıştır.
Bu atılımdan hemen sonra. Devlet Planlama Teşkilâtı yetki­
lileri Türkiye ve Orta Doğu Amme İdaresi Enstitüsüne başvurmuş,
İdarî reform a temel olacak araştırm aların derhal ele abnmasım
teklif etmişlerdir.
Devlet Planlama Teşkilâtı lile yapılan ortak çalışmalarda, her
şeyden önce, idarenin bütününü kapsayan ve İdarî reformun ge­
lişme yönleri ile ilkelerini saptamaya esas teşkil edecek olan dört
önemli iaraştıımanın (merkezî hüküm et örgütü, merkezî idarenin
taşra örgütü, mahallî idareler ve kam u lilktisadî teşebbüsleri), mer­
kezî idareden başlanarak ele alınması kararlaştırılm ıştır. Bu ka­
rarın uygulanmasma, merkezî hükümet örgütünün 1962 yılı Nisan
ayında «Merkezî Hükümet Teşkilâtı Araştırma Projesi» çerçevesin­
de ele ahnmasıyla başlanmış; yuikanda açıklanan kararlara, aynı
yil içinde hazırlanan «Planlı Devreye Giriş - 1962 Yılı Program Ta­
sarısı »nda da yer verilmiştir.
4. Birinci Beş Yıllık Kalkınma Planı, İdarî reformu bütünüy­
le ele alan, gereğini, niteliğinii, amaçlarını, ilkelerini ve nasıl ger­
çekleştirileceğini etraflı biçimde ortaya koyan ilk temel dokümanı
teşkil etmeiktedir. Plana göre, ilk olaraik, «merkezî hüküm et kuru­
luşunu ve mahallî idareleri, kalkınm akta olan ekonominin ihtiyaçlarm ı rasyonel bir biçimde ve süratle karşılayabilecek bir duruma
getirmek şarttır. Araştırmalar süratle sonuçlandırılıp idarenin bü­
tününü kavrayan reform un temel ilkeleri ve reformu gerçekleşti­
recek ve 'izleyecek idari kuruluş saptanacak ve bu çerçeve içinde
idarede giderek ve sürekli reformun uygulanmasına başlanacak­
tır».
5. Birinci Beş Yıllık Planda öngörülen temel araştırm alardan
MEHTAP 1963 yılında, merkezî idarenin taşra örgütü ve mahallî
20
idarelerle ilgili araştırm alar da 1965 yılında itamamlanmıştır. Ka­
mu İktisadî teşebbüslerinin yeniden idüzenlenmesi konusunda 1961
yılında yapılan genel nitelikteki araştırm a, İktıisadî Devlet Teşekkiillerini Yeniden iDüzenleme Komisyonunun çalışmıalanyle tamam­
lanmış bulunmaktadır.
Bu dört temel araştırmanın gerçekleştirilmesiyle idarenin bü­
tününü ıkapsayan ve gelişme yönleriyle ilıkelerini sapıtayan çalış­
malar tamamlanmış olmaktadır.
6.
Bu dönemde, idarenin ve İdarî m etotların düzenlenmesi
ve idarede yeniden düzenlemeyi izleyeceık ve gerçekleştireceık İda­
rî kuruluşun kurulması için de bazı çabalar harcanmışıtır.
a. iBirinoi Beş Yıllık Kalkınma Planı 1964 yılı Programı ile,
MEHTAP Raporunda öngörülen biçimde süreıkld görev yapacak
merkezî bir idareyi geliştirme biriminıin ıkurulması yerine, idarede
yeniden düzenleme işlemlerini izlemelide iDevlet Planlama Teşkilâ­
tı görevlendirilmiş; bu teşıkilâta, MEHTAP Rapo'ra üzerinde ta­
mamlayıcı etütleri yaptıktan sonra düzenlemenin başlıca konula­
rında gerekli tedbirleri saptayıp gerçekleşıtirmek üzere Hükümete
sunmak görevi verilmiş ve «İdarî Metotları Yemden Düzenleme
Çalışma Grubu» adiyle 'bir örgütün ıkurulması öngörülmüştür.
b. Gerçekten bu çalışma grubu, 5.6.1964 günlü, 6/3167 sayı­
lı Bakanlar Kurulu kararıyla Devlet Planlama Teşkilâtı bünyesin­
de «idareyi ve tdarî Metotları Yeniden Düzenleme Komisyonu»
adı ile kurulmuş ve «MEiHTAP Raporu» üzerinde tamamlayıcı etüt­
leri yapmak ve örgütlenme, İdarî m etotlar ve personel 'konuların­
da gerekli düzenleme tedbirlerini saptamalkla görevlendirilmiştir.
1964 yılı Temmuz ayında çalışmalarına başlayan komisyon. Mer­
kezî İdarenin Taşra Örgütü ve Miahallî İdareler dle ilgili araştntroalarm yapılmasmı sağlamış; «tdareyi ve İdarî Metotları Yeniden
Düzenleme 'Konusunda Hazırlanacalk Mevzuatla İlgili Genel llke1er», «Mahallî İdarelerin Yeniden Düzenlenmesi ile İlgili İlkeler»
ve «Bakanlar Kuruluna Ait Bazı Yetkilerin İlgili Bakanlıklara Ve­
rilmesi» konularında yapmış bulunduğu çalışmaları ve Merkezî
İdare ile ilgili bazı tasan lar üzerindeki încelemeleninî tamamlaya­
rak sonuçlarını 8.11.1966’da Başbakanlığa sunduktan sonra dağıl­
mıştır,
c. 26.1.1966 günlü, 6/5875 sayılı Bakanlar Kurulu kararıyle,
idarede lüzumsuz formalitelerin kaldırılarak vatandaşın Devletle
21
olan ilişkilerini kolaylaştırmalk amacı dle bir «'Kırtasiyecildkle Sa­
vaş» programının uygulamaya konulması kararlaştırılm ış ve bu
konuda gerekli araştırm aları yaparak Hükümete tekliflerde bulun­
mak üzere Türkiye ve lOrta Doğu Amme îdaresi Enstitüsü görev­
lendirilmiştir. Enstitü bu program çerçevesinde bazı araştırmialar
yaparaık sonuçlarım Hükümete sunmuş, bu önerilerden bir bölü­
mü uygulamaya konulmuştur.
d. Bakanlar Kurulunun «Merıkezî Organizasyon ve Metot
Araştırmaları» hakkında 3.1.1967 günlü, 6/7498 sayılı kararıyle,
kamu kuruluşlanm n sorunlarını, genel idareye dahil kuruluşlar­
la, mahallî idareler ve kam u İktisadî teşebbüslerinin işbirliği ile
çözmek üzere, Türkiye ve Orta Doğu Amme idaresi Enstitüsünde,
bu ıkurumlardan alınacak elemanlarla bir «araştırm a gücü» mey­
dana getirilmesi sağlanmıştır. Bu karara uygun olarak, bakanlık
ve dairelerden alınan elemanlarla takviye edilen Türkiye ve Orta
Doğu Amıme îdaresi Enstitüsündeki Merkezî Organizasyon ve Me­
tot Teşkilâtınca kurum lararası nitelik taşıyan, ya da kuruluşların
kendi olanaklarının yeterli olmadığı konularda, O ve M araştırm a­
ları yapılarak raporları Başbalkanlığa sunulmuştur.
e. Kurumlarda O ve M birimleri kurulması, mevcut O ve M
birimlerinin desteklenmesi ve O ve M personelinin yetiştirilmesi
konusunda harcanan çabalar sonucunda bu alanda önemli geliş­
meler sağlanmıştır.
7.
İkinci Beş Yıllık Kalkınma 'Planında, planlı kalkınmanın
başarıya ulaşmasınm, kam u kuruluşlarının kendisinden bekleneni
tam olarak yapmalarına bağlı olduğu görüşü tekrarlanmış; m er­
kezî idarede, mahallî idarelerde ve kamu İktisadî teşebbüslerinde
uzun süreli ve köklü yeniden düzenleme tertip ve tedbirlerine baş­
vurulmasının zorunlu olduğu belirtilmiştir.
ikinci Beş Yıllık Plan, yeniden düzenleme çalışmalarının plan
uygulamasıyle birlikte yürütülmesini öngörmüş ve Birinci Beş
Yıllık dönemde yapılan temel araştırm alara d'ayanılarak saptanan
ilkelere göre gerekli yeniden düzenleme çalışmalarını yerine getir­
mek görevini, esas olarak, ilgili bakanlık ve kuruluşlara bırakmış­
tır. 1968, 1969, 1970 ve 1971 yılları programlarında bu hususta hem
genel hem de ayrıntılara inen direktifler verilmiştir.
İkinci Beş Yıllık Planın, yeniden düzenleme çalışmalarında
uygulanmasını öngördüğü sistem, belli başlı şu esaslara dayanmak­
ta d ır :
22
cL Yeniden düzeniem^ tedbiirlerinin ana yönleri ve
Birinci Beş Yıllık Planda -sap'tanmıştır.
ilk e lC T İ
h. Bu esas ¥e ilkelere göre almaraık ■uygulama tedbîr ¥e dü»
zeni, yıllık programlarla düzenlenecektir.
c. Yeniden düzenleme çalışmaları plan nygulamasıyle birlik­
te yürüt:ül^ecektdr.
d. Ilikelere göre ıkanmı tasarıları knm luşlarca hazırlanacak,
yeniden düzenleme ile ilgili araşıtımiialar ilgili bakanlık ¥e kuruluş­
larca yapılacaibtır.
e. Yeniden düzenleme çalışmaları b ir '«Danış'ma, 'Kurulu»nun
is'tişarî yardımı ile yeniden düzenlemmin s^e\^k ve idaresi ile görev­
li Devlet Bıakanı -tarafından yürütülecektir,
8. Bu dönemde çeşitli kuruluşlarca, örgüt yapısının tümünü
ya da bir bölümünü kapsayan ve giderek örgütün ikumluş ve gö­
rev ikanununu hazırlamayı amaçlayan araştırm alarla, İdarî usul ve
metotları geliştirme yolunda çalışmalar yapılmıştır. Bunun yanın­
da, Türkiye ve Orta Doğu Amme îdaresi (Enstitüsüne bağlı oliarak
çalışan. Merkezî. Organizasyon ve Metot Teşkilâtında da, kırtasiye­
cilikle savaş konularını kapsayan araştırm alarla kurumlararası nitelikteki araştırm alar ve örgütlerin kendi olanakları ile yapa­
madıkları yenidm düzenleme ya da tekil organizasyon ve metot
çalışmaları yapılmıştır.
9. Kamu İktisadî teşebbüslerinin yeniden düzenlenmesi ko­
nusunda Birinci Beş Yıllık Kalkmma Planınuı getirdiği ilkeler, bu
teşebbüslerin, toplu ikalkmmanın gerçokleşmıesa açısından başlıca
araçlardan bîri oldukları göz önünde tutularak, hükümetin genel
politıikası içinde ve plan gereklerine göre b ir bütün olarak yönetil­
meleri; kararlarda tutarlık ve çalışmalarda el ve işbirliği sağlanma'Si; yaratmaları gereken kaynakîann, m akro planda kaynağı be­
lirtilmeyen harcamaları da kavrayacak düzeye çıkanlması^noktala»
rında toplanmaktadır.
îkinoi Beş Yıllık Planda da kamu İktisadî teşebbüslerinin ye­
niden düzenlenmesi çalışmalarmın, 440 sayılı, kanunda öngörülen
anlayış liçinde tamamlanmasının sağlanacağı, her kuruluşun orga­
nizasyon ve işletmecilik konularında iç yapılarındaı gerekli iyileş­
tirme tedbirlerini sürekli olarak almalarının esas o faası, üzerinde
durulm uştur.
B
10. Kamu 'İktisadî teşebbüslerinin yeniden düzenlenmesi Iconusundaki ilk çalışmalar, 1960 devriminden sonra. Millî Birlik Hü­
kümetince kurulması öngörülen m üsteşarlar komisyonu ile başla­
mış, bu komisyon, ayrıntılı incelemeleri yapmak üzere ba’kanlıklararası bir kurulu görevlendirmiştir. Bu kurulun hazırladığı ra­
por ve bunım ardmdan yapılan çalışmalar sonunda, kam u İktisa­
dî teşebbüslerinin yeniden düzenlenmesiyle ilgili ilkeleri saptayan
«İktisadî Devlet Teşekkülleri ve îştirakleııi» hakkmdaki 440 ve
«Devlet Yatırım Bıankası» hakkındaki 441 sayılı kanunlar çıkarıl­
mıştır. Daha sonra, 440 sayılı kanunda öngörülen «Îktisadî Devlet
Teşekküllerind Yeniden Oüzenleme (Komisyonu» kumlaraik f a a lir
yete geçirilmiş, ana mevzuat çalışmalarını tamamlayan ve İktisadî
devlet teşekküllerinin iç reorganizasyonuna yardımcı nitelikte ça­
lışmalar yapan Komisyoın, iki yıl uzatılarak dört yıla çıkarılmış
bulunan görev ısüresini 1968 M art ayı içepisdnde tamıamlayarak, da­
ğılmıştır.
Bu kez. Balkanlar Kurulunun 2.5.1971 gün ve 7/2361 sayılı karanyle onaylanan Yüksek Planlama Kurulunun 29.4.1971 günlü,
19 sayılı raporu ile, «Hükümet Programında öngörülen reform­
lardan kamu İktisadî teşebbüsleriyle ilgili olanları gerçekleştirmek,
özellikle bu teşebbüslerin kârlılık, verimlilik ilkelerine ve modem
işlatmeciMk kurallanna uygun olaraik ve siyasî baskıdan uzak, fa­
kat etkin b ir ekonomik ve malî denetim altında çalışmalarmı sağ­
layacak b ir sistem geliştirmek üzere» teşkil ©dilen komisyon, incelemelenini tamamlayar'E^k Haziran 1971 tarihli raporunu Hükü­
mete sunmuştur. Halen, kuruluşlarda, bu Komisyonun ve merkez­
de bu amaçla kurulan bir kurulun gözetiminde, organizasyon etüt­
leri yapılmıaktadır.
11. Kamu personeli sistemlinin yeniden dürenlenmesi idarenin
yeniden düzenlenmesi çalışmalarının çok önemli b ir bölümünü teş­
kil etmektedir, TÜTikiye’de, kamu personelinin statüsünün sağlam
esaslara bağlanması sorunu bugüne özgü bir sorun değildir. Bu
konu İle ilgili ilk ciddî çalışmalar, Osmanlı İmparatorluğunun ba­
tıya açılma döneminde başlamış, Devlet memurlarına Maliye vez­
nesinden düzgün bir biçimde maaş ödenmesi usulü, 1838 yılmda
kabul edilmiştir. Türkiye Cumhuriyetinin kuruluşundan sonra,
1926’da Memurin Kanımu, 1927’de Maaş Kanunu, 1929'da Teadül
Kanunu çıkarılmış; 1939’da çıkarılan 3656 ve 3659 sayılı kanunlar.
24
personel rejiminin çeşitli yönlerini düzenleyen
olmuşitur.
önemli aşamalar
Personel refo'mm ikonusunda ilk ciddî adım, 1960' yılında Dev­
let Personel Dairesinin îkunıluşu ile atılmıştır.
Bu dönemide, personel rejiırojindn geliştirilmesi amiacı ile yapı­
lan çalışmaların ilki, 1962 yılında, «Devlet Personel Rejimi Hak­
kında Ön Rapor» hazırlanması olmuştur. Daha sonra bu raporun
bir -değerlendirilmesi, «Devlet Personel Rejimi Hakkında Teklifler
Rapom» adı ile Hükümete sunulmuş; 'tekliflerin Hükümetçe fcabuİlinden sonra sürdürülen çalışmalar sonunda 14J» 1965 tarihînde
657 sayılı Devlet Memurları Kanunu çiikarılmıştır. Ancak, bu ka­
nunun birçoik önemli hükümlerinin- uygulanmasının geri bırakıl­
masında zorunluluk görülmüştür. Bir duraklama döneminden sonra çıkarılan 1327 sayılı kanun ile, kamu kesimine dahil personelin
aylık, ücret ve öteki yan ödemeleri yeniden düzenlenmiştir.
Kamu İktisadî teşebbüsleri, il özel idareleri, belediyeler ve üniversiter kuruluşlar için öngörülen personel kanunları ise henüz çı­
karılmamıştır.
Bugüne Kadar Yapılan İdarî Reform Çalışmalarının Sonuçlan
12.
Yukarıda yapılan açıklamalar, 1960'dan sonraki dönem­
de, idarenin yeniden düzenlenmesine plan hedeflerinin gerçeıkleştirilebilmesi yönünden büyük önem verilmiiş olduğunu, ancak, mer­
kezî hükümet örgütü, merkezî idarenin taşra örgütü, mahallî ida­
reler ve kamu İktisadî teşebbüsleri üzerinde yapılan temel araştır­
malar dışında, çalışmaliarm etkinlikle ' sürdürülemediğini ortaya
koymaktadır, 19644971 döneminde, yıllık program larda bu konu­
da yapılmıası öngömlen işlerin, ya hiç ele^ alınamamış olduğu ya da
çok sınırlı ölçüde . gerçekleştirilebdldiği gÖMİmektedir. Bakanlık­
larda ve öteki kuruluşlarda yapılan çalışmalar, dagınıık ve y e te rs i­
dir; merkezî rehberlik ve gözetimden yaksunıdur.
Bu durumun başlıca nedenleri şöyle sıralan ab ilir:
a. İdarenin geliştirilmesiinin ve yeniden düzenlenmesinin süretkli bir hizmet olduğu gözden uzak' tutulm uştur.
b. Yeni'den düzenleme' çalışmıalarının ‘ajksamadan yürütülme­
si için konunun bütünü ile: ilgiM siyasî sorumlu olarak b ir Devlet
Bakanının görevlendirilmesi önemli bir adım olmakla birlikte, ken25
disıini destekleyecek ve yardımcı, olacak, bir merkezî kuruluşun
meydana getirilmemiş olması, aslında isabetli olan bu tedbirin et­
kililiğini geniş ölçüde kısıtlamıştır,
MEHTAP Rapo^runda önerildiği gibi, ıBaşbakanlıkta idareyi
geliştirme politikasının ve hedeflerinin sapıtanmasma yardımcı ola­
cak, idareyi geliştirme çalışmalarının genel planlam^a ve koordinas­
yonunu yapacak ve uygulamaları izleyerdk gerekli düzeltme tedbir­
lerinin alınmasını sağlayacak bir merkezî örgütün kurulm ası yeri­
ne, idarede yenidm düzenleme işlerini izlemekle .Devlet Planlama
Teşkilâtı görevlendirilmiştir. Çok çeşitli ve ağır görevlerin yükü
altında bulunan Devlet Planlamia Teşkilâtına bir de «İdarede yeni­
den düzenleme işlemlerini izlemek» görevinin verilmesi, yerinde
olmamıştır. 1964 yılı programına uygun olarak ıkurulan «İdareyi
ve İdarî Metotları Yeniden Düzenleme- Komisyonu» iki yılı aşkın
bir süre çalışmalarda bulunduktan sonra Kasım 1966'da dağılmış­
tır. Komisyona verilen, «MEHTAP» Raporu üzerinde tamamlayıcı
etütler yapmıak, örgütlenme, idari m etotlar ve personel konuların­
da gerekli tedbirleri almak görevi, yerine getiriİ 0m:em!İş;tir. Komis­
yonun yapılabiMigî,, merkezî idarenin taşra örgütü ve mahallî ida­
reler üzerindeki ■araştırm aları yaptırm ak ve yayınlamıaktan ve
MEHTAP Raporu ile bu iki raporda yapılan . b îr tıs ım önerileri
«Merkezî İdare ve Mahallî İdareleri Yeniden Düzenleme Konusun­
da tikeler» adı altında derlemekten ibaret kalmıştır.
c. Türkiye ve Orta Doğu Amme İdaresi Enstitüsünde faali­
yette bulunan Merkezî Organizasyon ve Metot Teşîkilâtınm çalışma­
ları çeşitli nedenlerle sınırlı olmuş; bu birim, merkezî O ve M gö­
revlerini gerektiği ölçüde yerine getirmek olanağını bulamamış­
tır.
d. Kamu İktisadî teşebbüsleri ile ilgili çalışmalar da, yuka­
rıda değinildiği gibi, yemden düzenleme ilkelerinî saptayan ana
kanunların çıkarılması dışında büyük b îr etkinlik sağlayamamış;
yapılan araştırm aların sonuçları uygulanamamış ve İktisadî dev­
let teşekküllerinden,,yeni kurulaolar dışında, hiç birinin özel ka-nunları çıkarılamamıştır. Bununla birlikte-, bu çalışmalar, sorun­
ları ortaya koyma bakımından yararlı olmoş> bazı ıkuruluşlarda,
kısmen de olsıa uygulamalara başlanmıştır. Öte yandan, kam u İkti­
sadî teşebbüslerinin yemden düzenlenmesi amacıyle merkezî dü­
zeyde görev yapmak üzere Devlet Planlama Teşkilâtı bünyesinde
kurulm.uş bulunan bîrim de başanlı olamiamıştır.
26
e.
Personel reformu ise, günün ıkoşulları içinde bir ücret so­
runu halini almış, modern bir örgütlenmenin gerektirdiği köklü
bir reform niteliğini kazanamamıştır. Personel rejimini sürekli çö­
zümlere karraşturacak ve sorunları önleyıici ve düzenleyici tedbir­
leri saptayarak uygulamaya koyacak etkin bir merkezî örgütün
kurulamamış olması, bu alandaki reform çalışm alannda uğranılan
başarısızlığın en önemli nedenini teşıkil etmektedir.
13.
Yeniden düzenleme çabalarmın ıgeçirdigi bu aşamalardan
sonra, son hükümet programında da aynı konuya yer verilmiş; ida­
ri ve ekonomik yapının modemleştirilmesi ve Devlet kesiminin et­
kin bir biçimde çalışır hale getirilmesi, ilke olaraik benimsenmiş­
tir. Programda, kalkınma çabasının süreıkli olmasının, reformcu
ve dinamik bir idarenin kurulm asına bağlı olduğu belirtilerek, bu
yönde ilk adımın. Devlet kuruluşlanm n reform cu bir yapıya ulaş­
tırılması için bugüne kadar yapılmış yeniden düzenleme çalışma­
larının değerlendirilmesi ve bir uygulama programına bağlanması
olacağı açıklanmıştır. Şimdiye kadar yapılan çalışmalara bir yön
verilmediği gibi, sahip çıkan da olmadığı üzerinde durulan Hükü­
met Programında, hükümetin bu alanda üç konuda çabuk davran­
mak kararında olduğu belirtilmıiştir.
1. Devlet kesimlinin yeniden düzenlemesinin genel yönünü ve
stratejisini saptamak üzere en kısa zamanda yargı, politika, idare,
askerlik ve üniversitede üstün başarılı ve tecrübeli kişilerden
yüksek düzeyde b ir Danışma Kurulu kurulması ve Kuruldan, ön­
ceden belirtilecek kısa b ir sürede Başbakana bir ön çalışma rapo­
ru vermelerinin istenmesi,
2. Bakanlıkların kuruluş kanunlarının günün gereklerine uy­
gun olarak hazırlanması,
3. Kamu İktisadî teşebbüslerinin kârlılık ve verimlilik ilke­
lerine ve modem işletmecilik kurallarına uygun olaraik çalışmala­
rını sağlayacak bir düzenin kurulması.
14.
Hükümet Programında belirtilen bu hususların yerine ge­
tirilmesi İçin, bir yandan ayrı b ir kurul tarafından kamu İktisadî
teşebbüslerinin düzenlenmesine ilişkin çalışmalar yapılırken, bir
yandan da Devlet kesimimn yeniden düzenlenmesi ile ilgili genel
yön ve stratejiyi saptamak üzere, 29.5.1971 günlü, 7/2527 sayılı Ba­
kanlar Kurulu kararı ile «Danışma Kurulu» adı verilen Kurulu­
muz görevlendirilmiş bulunmaktadır.
27
15,
On yıla yaıklaşan bir süre içinde yapılan çalışmaların.
Birinci Beş. Yılli'k Kalkınma Planında öngörülen, idarede giderek
ve sürekli bir refo-rmun uygulanmasına elverişli bir çerçeve saptan­
masını .tam 'olarak sağlayıp sağlamadığı, tartışm a konusu yapılabi­
lir, Ancak böyle bir ıtartışmadan pratik b ir yarar beklenemez. Ya­
pılmış olan çalışmıalarm, genellikle, merkezî ve kurumsal düzeyde
yeniden düzenleme çalışmaları ve bakanlık ve ikuruluşların kendi
örgüt ve hizmetlerini ele alarak geliştirmeleri için, elverişli bir or­
tam hazırlanmış olduğunu ileri sürm ek mümkündür.
Kurulumuz bu çalışmaları değerlendirmek ve kazanılan tecrü­
belerden yararlanmak suretiyle, kam u kuruluşlarınıü yeniden dü­
zenlenmesinde uyulacak ilkeler ve izleneodk yol ve örgütlenme bi­
çimi konusunda, ülkemiİ2iin ihtiyaç ve koşullarını da göz önünde
bulunduran, ileiıiye dönük ve gerçekçi önerilerde bulunulabileceği kanısına varmıştır.
28
BİRİNCİ BÖLÜM
İDARENİN YENİDEN DÜZENLENIVlESİiyDE
İZLENECEK YO L VE ÖRGÜTLENIVIE
idarenin Yeniden EHizenlenmesinde İzlenecek Yol
1. Îdarî reform, ıfcccnu kuruluşlarının amaçlarında, görevlerinde, liş ¥e görevlerinin bölünüşünde, örgüt yapısında, personel
sisiteminde, ihaynaklarmda ve bu fcaynaikların kullanılış biçiminde,
metoıtlarında, roevzuatınıda, haberleşme ve halkla ilişkiler sistemi
vb. konularmd'a mevcut aksaklıikları, bozuklukları ve eksiklikleri
gidermek için gerekli değişıikliklerin yapılması amacını güdecek
ve bu amaçların gerçekleştiriiiBesinde temel politika, kam u hizme-,
ti gören kuruluşları çabuk, kaliteli ve tasarruf sağlayıcı' biçimde
hizmet görecök bir düzene kavuşturmak ve böyle, bir diüzen içinde
iş görınelerini sağlamak olacaktır.
2. idareyi geliştirme hizmetinin önemli bir merkezî hükümet
görevi olarak kabul edilmesi :sağlanac^k; idareyi geliştirme poli­
tikasını tayin, bu alanda yapılacak çalışmaları düzenleme, yürüt­
me, değerlendirme ve idareyi geliştirme lamaçlarının gerçekleşti^
rilmesiini sağlama sorumluluğu merkezî idareye ait bulunacaktır.
Bu sorumluluk, genel idare dle birlikte merkezî idarenin taşra teş­
kilâtını, miahallî idareleri ve kamu İktisadî teşebbüslerini de içine
alacalktır»
3. Her kuruluş.un kendi kendini düzeltm-eyi ve geliştirmeyi
temel görevlerinden biri olarak benims-emesi sağlanacalk; en yuka­
rı kademedeki yöneticilerden ilk kademe amirlerine kadar tüm yö­
neticiler, bu görevin sistemli ve etkin bir biçimde ve sürekli ola­
rak yerine getirilmesinden sorumlu tutulacaktır.
29
4.
İdarî reform çalışmaları gerek merkezî gerek kurumsal
düzeyde, bu amaçla hazırlanacak uzun ve kısa vadeli plan ve prog­
ram lara göre birlikte ele alınacak ve paralel biçimde yürütülecek­
tir.
5» Bakanlık ve kuruluşlarm amaç ve^ görevlerinin saptanma­
sı ve yemden düzenlenmesi için yapılacak teşkilât araştırmaları,
tespit edilecek esaslar çerçevesinde ve merkezî gözetim ve yardımıyle öncelikle gerçekleştirilecek; teşkilât kanunlarının, araştır­
ma sonuçlarına dayan:an tekliflerin Başbakanlıkça incelenerek
onaylandıktan, sonra hazırlanması sağlanacaktır.
6. Kuruluşlarda yapılacak yapısal değişi^l^Hıkler Ikaralra bağlandiiktan sonra, her kuruluş, iç yönetimi ve m etotları ile ilgili ko­
nulardaki geliştirme çalış'malarma, plan ve program ları çerçeve^
sinde d ^ a m edecektir.
7. K uruluşlar tarafından- yapttac^ak iidareyi 'iliş tirm e çalışmalarının belirli amaçlara dönük, birbıiriyle koordine edilmiş bi­
çimde ve etkinlikle yürütülebilmesi için merkezî planlama, yol gö'Sterme ve yardım saglanacaiktır.
8. İdarî reform çalışmalarında esas., yeni yeni araştırm alar
yapmıaktan çok, yapılmış bulunan. araştırm alarla sap tm an tedbıirlerin uygulayıcılar tarafından süratle .uygulamaya geçirilmesi olaçaktır. Ancak uygulamalar için gereıkli ek araştırmıaların yapılma­
sı doğaldır.
9. Bu raporun ikinci bölümündeki' önerilerin Bakanlar Ku­
rulu tarafından görüşülerek karara bağlanmıasından sonra bir uy­
gulama programı hazırlanacak ve jdirürlüğe konulacaktır,
10. Bu raporda önerilen araştırm alarm öncelikle ele alınarak
yapılması sağlanacaktır.
11. Merkezî d=üzeyde yapılacak ortaik nitelikteki düzenlemeler­
le ilgili araştırm aların süratle ele almaraık gerçekleştirilmesi için
çaba harcanacaiktır.,
12. Merkezî idarenin, merkezî ya da kumm'sal düzeyde yapı­
lan çalışmiaları' sürekli olıarak izleyerek değerlendirmesini; amaç
ve planlarla uygulamaları karşılaştırarak gerekli düzeltme tedbir­
lerini almasını sağlayacak düzenlemeler yapılacaktır.
30
13. İdarî reform tedbirîerinin uygulamaya konulmasMidia kanmı kuvvetinde kararname, kararnam e ve İdarî metinlerden geniş
ölçüde yararlanılacak; uygulamanm süratle gerçekleştirilmesi için
çaba harcanacaktır.
14. idareyi geliştirme çalışınıaları ihtiyaç ve koşullara uygun
biçimide esnek olarak düzenlenecek; başlangıçtaki yo^ğun çalışma­
lardan sonra sürekM bir çalı-şma dm enine geçiş için gerekli düzen­
lemeler ve örgüt değişiklikleri planlı bir biçimde giderek g e rç e t
^leştirileoektir.
15. İdarenin yeniden düzenlenmesiniıı başanyle gerçekleştiri­
lebilmesi için, idareyi geliştirme hizmetleriniin alt yapısını teşkil
edecek olan merkezî birim ve kuruluşların, aşağıda bu bölümün
örgütlenme kısmında belirtıilen esaslara uygun bıiçimde kurulması
ve kurulm uş bulunanların geliştirilmesi öncelikle ele almacak; bu
birim ve kuruluşların görevlerini tam olarak, yerine getirecek bi­
çimde donatılması ve desteklenmesi sağl:anıacakıtır.
16. Kurumsal idareyi geliş'tirme biirimlerinin bu bölümün ör­
gütlenme ikısmmda belirtilen esaslara uygun olarak en kısa, zaman­
da kurulm ası ısağlanaoak, kurulm uş olanlar görevlerini etk,inlikle
yapacak biçimde desteklenecektir.
17e Kuruluşlarda, idareyi geliştirme hizmetlerine tüm orta ve
ilk kademe yöneticilerin alktif biçimde^ katılmasını sağlamak ama­
cını -güden işi basitleştirme program lan özel b ir önemle ele alına­
caktır.
18.
Kuruluşlarda, tüm kuruluş personelini idareyi geliştirme,
çalışmalarına etkin bir biçimde katılmaya özendiren teklif siısitemmin kurulm ası ve geliştirilmesi teşvik edilecek ve desteklenecek­
tir.
19.. İdareyi geliştimie çalışmalarının başaııya ulaştırılmasın­
da en önemli rolü oynamaısı zorunlu olan yöneticilerin ve yöneti­
cilerle birlikte çalışacak olan uzmanların yetiştirilmesi öncelikle
ele alınacak; belirli mevkilere atamada, tahsil yanında idarecilik
eğitiminde başarı arayan bir sistıemıin süratle kurulmiası için gere­
ken hazırlıklar tamamlanacak; mevzuatta gerekli değişiklikler ya-'
pılarak uygulamaya geçilmesd sağlanacaktır.
20.
'Denetim hizmeti ve bu hizmeti gören kuruluşlar süratle
ele alınarak, idareyi gdiştirm e çalışmalarına yardımcı olacak bi­
çimde yeniden düzenlenecektir»
31
idarenin Yeniden Düzenlenmesi İçin Örgütlenme
21. Bugüne kadar ddarî refoım ıkonusunda birçok kuruluş gö­
rev almıştır. Fakat bunlar kuruluş amaçları, görevleri, personeli
ve örgütsel yapıları yönünden bu işi ıbaşaracak olanaklara saıbip
olamıaflcnışlardır. Reform çalışmaları parça parça ele alındığı ve
çalışmalarm tümünden sorumlu biir örgüt bulunmadığı için, çaba­
lar istenen sonuca ulaşamamış ve başarı sağlanamamıştır.
22. Çalışmaları bir bütün halinde ele alacak merkezî bir biri­
me ve bu merkezî birimle işbirliği halinde çalışacak kurumsal bi­
rimlere duyulan ihtiyaç bugün her zamandan daha fazladır. Mer­
kezî ve kurumsal düzeyde kurulup çalışacak olan bu birimlere,
İdarî reformla ilgili öteki merkezî kuruluşlar ile bütün bakanlık
ve kuruluşların yardımcı olması ve yerüden düzenleme çalışmalarımn sıkı bir işbirliği ile amıacma ulaştırılması ıgerökmektedir.
23. İdarenin yeniden düzenlemesi için örgütlenmede aşağıdaki
hususlar esas olmalıdır :
a. İdareyi geliştirmede asıl sorumluluk kuruluşlarm kendile­
rine ait olmalı ve kurum sal idareyi geliştirme birimleri, öteki ku­
rum sal danışma birimleri gibi, kuruluşun yöneticilerine karşı so­
rum lu bulunmalıdır. Ancak, idareyi geliştirme çalışmalannm bir
bütün olarak planlı ve koordine bir biçimde yönetilebilmesi için,
merkezî birim ile kurum sal birimler arasında işbirliği sağlanması
gereklidir.
b. Kuruluşlar tarafından yapılacak idareyi geliştirme çalış­
malarına yol gösterme ve yardımcı olma görevi merkezî 'birim ta­
rafından yerine getirilmeli; özellikle başlangıçta özel bir önem ta­
şıyan bu ihtiyaç, merkezî birimin orgamizasyontmda önemle göz
önünde tuttdmalıdır.
c. Merkezî idareyi geliştirme birimi ile kurum sal idareyi ge­
liştirme birimleri arasındaki ilişki, teknik gözetim ilişkisi niteliğin­
de olmalıdır. Başka 'bir deyişle, kuruluşların idareyi geliştirme bi­
rim leri, merkezî idareyi geliştirme birimince saptanacak genel il­
ke ve esaslar çerçevesin'de, görevlerini serbestçe düzenlemeli ve yerine getirmeli, bu hususta doğrudan doğruya kendi kuruluşunun
yöneticilerine karşı sorumlu olmahdır. Buna karşılık, merkezî ida­
reyi geliştirme birimi, tüm idareyi geliştirme çalışmalannm genel
gözetimi ile görevli olmalı; bu çalışmaların saptanmış bulunan ge­
32
nel ilkelere ve genel plan ve programlara uygun olarak yürütülüp
yürütülmediğini izlemeklieoı, bunlar larasında koordinasyon temi­
ninden ve gereken düzeltme tedbirlerinin alınmasını sağlamaktan
sorumlu bulunmalıdır.
d. Kuruluşlaroa ayrı ayn yapılmasına olanak bulunmayan ya
da yararlı olmayan ortak nitelikteıbi hizmetler menkezî idareyi ge­
liştirme birimi tarafından yenine getirilmelidir.
e. Kuruluşun çak küçük oluşu gibi geçerli nedenlerle idareyi
geliştirme birimi ikuramayan örgütler için, bu hizmet merJkezî ida­
reyi geliştirme birimi tarafından yapılmabdır.
Merkezî İdareyi Geliştirme Birimi
"
24. Merıkezî idareyi geliştirme birimi idareyi geliştirme politiıkasınm ve hedeflerinin saptanmasından, idareyi geliştiııme çalış­
malarının genel planlamasından, uygulamaları izleyerek gerelken
tedbirlerdn alınmasını saglamaiktan ve merkezî düzeyde yapılması
gereken idareyi geliştirme hizmetlerini yerine getirmekten sorum­
lu olmalıdır.
Merkezî idareyi geliştirme biriminin sorumluluğu, genel ida­
re dle birlikte, merkezî idarenin taşra teşıkilâtmı, mahallî id arek ri
ve ikamu liktisadî teşebbüslerim de kapsamalıdır. Ancak, idareyi
geliştirmenin aslında her ıkuruluşun ıkendisine ait olduğu gözden
uzak tutulmamalı; merkezî birim, bütün geliştirme hizmetlerini
kendisi yapar duruma gebnemeMdir.
25. Merkezî idareyi geliştirme birimlinin görevleri şunlar ol­
malıdır :
a. İdareyi geliştirmede amaçları ve izleneoeik politikayı ve bu­
na uygun olarak plan ve program lan hazırlamak;
b. Ruram lardaki idareyi geliştirme birimlerinin, ana plana
uygun olarak kendi hazırlayacakları plan ve programlara göre ça­
lışmalarım sağlamak;
e.
Merkezî düzeyde ele alınması gereiken geniş ıkapsamlı araş­
tırm aları yapmak veya yaptırmak;
d.
Merkezî planlama, bütçe, personel, donatım birimleri ıgibi
danışma birimleri tarafındıan istenilecek araştırm aları yapmak;
33
e. Kuramsal düzeyde yapılan
yardmıcı olmak;
oalışonalara yol göstermek ve
f. İdareyi geliştirme birimi olmayan kıım luşlar dçin bu hiznıeti yapmaik;
g. Kurumsal düzeyde yapılan çalışmialarda işbirliği ve koordinasyonu saglamaik;
h. î'dareyi geliştirme birimlerinde çalışan personelin sürekli
olarak eğitilmesini, bilgi ve beceri yönlerinden geliştirilmesini sağlamaık;
d.
İdareyi geliştirme çalışmaları konusımda ilgilileri aydın­
latmak, bu amaçla idareciler için (konferans, seminer ve çeşitli top­
lantılar düzenlemek;
j. İdareyi geliştirme çalışmalarında ıkullamlan tekniklerin
sürekli olarak geliştirilmesi amacı ile, bu alandaiki gelişmeleri iz­
lemek, bunlardan yararlanm a yollarmı arayıp bulmak ve ilgililere
yaymaik;
k. Kurumlarda bulunan ya da yeniden alınması düşünülen
elektronik ıhesaplama ve bilgi işleme sistemlerini de kapsamak üze­
re, tüm büro m akinalannm seçimi ve bımların idarede en ekono­
mik ve verimli bir biçimde kullanılması ıkonularında danışmanlık
etmeık;
1.
Kuramlardaki çalışmaları izlemek, değerlendirmek, güç­
lükleri giderici tedbirlerin ahnmasım sağlamak.
26.
Merkezî idareyi geliştirme birimânin görevlerinin saptan­
masında bu birimin sürekli olarak yapması gereken görevlerin
esas olaraık alınması doğaldır. Ancaik, idarejd geliştirme çalışmalarmın ıbaşlangıcında idarenin kendi ıkendisini geliştirecek olanak­
lara kavuşturahnası için, bu raporcfe önerilen bazı değişikliklerin
yapılması, örgütlenmenin tamiamlanması ve sürekli nitelikte olma­
yan görevlerin yerine getirilmesi gerekeceıktir. Geçiş dönemi adı
verebileceğimiz 'bu ilk dönemde, merkezî idareyi geliştirme birimi
aşağıdaki görevlerin yerine getirilmesinden soram lu olmalıdır.
a.
Soramlu bir yönetici tayin edilip iküçük bir çekirdek kuraldulktan sonra, merkezî idareyi geliştirme birimi iç örgütlenme­
sini tamamlamalı ve kuraluşlarda kuralacaık olan idareyi geliştir­
34
me birimlerimn örgütlenmesini planlayıp
çekleştirilmesini sağlamalıdır.
bu Örgütlenmenkı ger-
'b. İdarenin tümü dçin yeniden düzenleme politikasını ve he­
deflerini saptamalı; genel nitelâktekd idareyi geliştirme plan ve
program lannı hazırlamalıdır.
c. İdarî Reform Danışma -Kumlu raporunda ileri sürülen il­
ke ve öneriler hükümetçe görüşülüp karara baglandııktan sonra,
bunları bir uygulama programına bağlamalı ve uygulama için ku­
ruluşlara intikal ettirmelidir.
d. İdarenin tüm ünü ilgilendiren ve kuruluşlarm örgüt yapı­
sının incelenroesin'i de ıkapsayan araştırm aları ya kendisi yapmalı
ya da gözetimi altmda öncelikle ele aîmmiasmı sağlamalıdır.
e. İdareyi geliştirme çalışmalarının amaçlarını ve çalışma
plan ve programlarını açıklamak ve degerlendimie sonuçlarmı
tartışmıak üzere, her ıkademedeıld idareciler liçin yoğun bir biçimde
konferans, seminer ve benzeri toplantılar düzenlemelidir.
f. İdareyi geliştirme çalışmalarında önemli sorumluluıklar ta­
şıyacak olan merkezî planlama, bütçe, personel, donatım ve eği­
tim birimleri ile öteki ilgili kuruluşlar arasında sıkı b ir işbirliği ve
koordinasyon kurulması ve sürdürülmesi için çaba harcanmalı­
dır.
27. Merkez! idareyi geliştirme birimıince düzenlenen plan ve
programların uygulanmasınm izlenmesii ve ıdegerlendiriknesi, mer­
kezî birimin gerçekleştirmek zorunda olacağı en önemli görevler­
den biri olacaktır. Uygulamalarm 'izlenmesinde bilinen çeşitli iz­
leme yöntemleri vardır. Bunlar periyodik raporlar, proje tamam­
lama raporları, teftişler, araştııımalar ve toplantılar biçiminde
özetieneHlir. Teftiş kurulları ve benzeri denetim birimleri aracılı­
ğı ile yapılmakta olan izlemeler şimdiki durumda ıbu tip çalışma­
lar için yeterli olmaiktan uzalfetır.
28. Etkin bir izleme için aşağıdaki tedbirlerin alınması sağ­
lanmalıdır :
a.
Büyük bir sabır ve özenle yürütülmesi geröken bu çalış­
malarda, daha yararlı b ir izleme aracı olanaik rapor verme ve top­
lantılar düzenleme yöntemleri kullanılmalıdır. iBununla birlikte,
denetim hizmetinin idareyi geliştirme çalışmalarının izlenmesine
35
yardımcı olacak 'biçimde geliştirilmesiııiıı yararlı olacağı kuşkusuz­
dur.
b. İdareyi geliştirme çalışmalarmın izlemmesi yönünden çoık
önemli olan bu raporlar, merkezî bitrimin ıkoyacagı esaslara göre
kuruluşların idareyi geliştirme biriımleri tarafından düzenlenip
merkezî birime gönderilmelidir. Raporlarda çalışmaların düzenli
ve etkin olarak yürütülmesini geciktiren, programlarda öngörülen
tedbirlerin uygulanmasını engelleyen nedenlere de yer verilmeli;
bunlara ilişkin çözüm biçimleri önerilmelidir.
c. Merkezî idareyi geliştirme biriminde, bu raporlar incelen­
meli ve uygulamaları olumsuz yönde etkileyen nedenler üzerinde
durularak alınması gerekli tedbirler saptanmalıdır. Böylece, İdarî
reform çalışmalarının tüm devlet kesiminde önceden saptanan
esaslara ve genel plan ve program lara uygun olarak yürütülmesi,
bütün çalışmaların sonuçlarınm b ir elden izlenmesi ve değerlendi­
rilmesi sağlanmalıdır.
d. Merkezî idareyi geliştirme birimi, belirli dönemlerde. Hü­
kümete, idareyi geliştirme çalışmalannın tüm ünü kapsayan geliş­
me raporları vermelidir.
Merkezî İdareyi Geliştirme Biriminin Örgüt Yapısı
29. Merkezî idareyi geliştirme birimi, üzerine aldığı görevleri
en doğru, etkili ve çabuk yapacaik şekilde örgütlenmelidir. Bu bi­
rimin ayrıntılı örgütlenmesi, ilk aşamada teşkil edilen çekirdek
çevresinde ve birim yöneticisi tarafından gerçekleştirilmelidir.
Türkiye ve Orta Doğu Amme îdaresi Enstitüsündeki Merkezî
Organizasyon ve Metot Birimi, Devlet Planlama Teşkilâtındaki
Yeniden Düzenleme Şubesi, Maliye Bakanlığındaki Kamu Yöneti­
mi Birimi, Devlet Malzeme Ofisindeki Form ve Büro Meikanizasyonu İşleri Grubu elemanlarından uygun görülenler merkezî idareyi
geliştirme birimine aktarılmalı ve bu birimin nüvesini teşkil et­
melidir. Ayrıca, merkezî birime, organizasyon-metot, bütçe, perso­
nel ve modern yönetim teiknikleri konularmda uzmian, yeter sayı
ve nitelikte araştırıcılar verilmelidir.
30. İdarî reforma ilişkin çalışmaların gereği gibi yürütülebil­
mesi için, bu çalışmalan yürütecek merkezî birirruin, idarede yetki­
li bir kademeye bağlanması; bu kademenin kum luşlar arasmda
36
koordinasyonu 'saglamıaya ve yeniden düzenleme ile ilgili çalışma­
ların yürütülmesi için gereıkli direfotifleri vermeye yetkili olması
gerekir. >Bu yönden, merkezî idareyi geliştıirme birimi Başbıakanlığa bağlı olmalıdır.
31. İdareyi geliştirme hizmetlerinin 'Başbakan adına yönetiminden sorumlu olmak üzere bir Oevlet Bakanı ıgörevlendirilmelidir. Merkezî idareyi geliştirme, personel ve donatım birimleri bu
devlet bakanının yönetimi altında bulunmalı; bu birimle menkezî
bütçe birimi arasında çok sıkı bir ilgi ve işbirliği kurulması zorun­
luluğu önemle göz önünde tutulmalıdır.
32. Merkezî idareyi geliştirme birimi, bir yandan organizas­
yon ve metot, bütçe, personel, donatım konusunda uzmanlaşmış
alt birimlere; öte yandan, genel idare, mahallî idareler ve kamu
İktisadî teşebbüsleri için ihtisas biriimler'ine sahip olmalı ve yeter­
li bir sekreteiT'a tarafından desteklenmeliddr.
33. Başlangıç döneminde yapılması zorunlu olan düzenleme­
lerin kısa bir zamanda gerçekleştirilebilmesi için, hızlı ve yoğun
bir çalışma gerekeceğinden bu dönemde mertkezî bîrimin hacminin
oldukça geniş tutulması ve bu birimide çalıştınlacak elemanların
önemli b ir bölümünün kuruluşlardan geçici olarak alınıp görev­
lendirilmesi gerekecektir.
Gerekli yeteneklere sahip ve yeter sajnda araştırmacı bu gibi
çalışmaların başarısı için vazgeçilmez b ir şarttır. Merkezî idareyi
geliştirme birimi için gerekli elemanlar, merkezî idare kuruluş­
ların dan ve kamu İktisadî teşebbüslerinden temin edilebileceği gi­
bi, kamu kuruluşları dışından da sağlanabilir. Ancak ikuruluşlardan alınacak elemanlardan bıirçoğunun kendi kuruluşlarında ya­
pılacak yeniden düzenleroe çalışmalarında da görevlendirilmek is­
teneceği hatırdan çıkanlmamalıdır. Ayrıca bunların önemli b ir
bölümü bu tür çalışmalar için gerekli bilgi ve araştırıma tekniğin­
den de yoksun bulunaoaiktır. Bu noiksanlık, düzenlenecek özel eği­
tim programları ile giderilmeli* Türlkiye ve Orta Doğu Amme İda­
resi Enstitüsü, hem kuruluşîarm hem de merikezî bîrim elemanlârının eğitim ■eksikliğinin öncelikle eiderîlmesîne yardımcı olmalı­
dır. ■
34. Bu gibi çalışmalar yetenekli personel, sistemli çalışma,
inanç ve sabır ister; çok sayıda personelin iş saatlerine bagh ol37
maksızııı 'imm yc yorucu çalışmalar 'yapmasmı gerektirir. Bu ne­
denle merlkezî idareyi geliştirme biriminde görevlendirilecek elemanlarm seçiminde titiz davramlmalı; bu elemanlarm görevleri ile
dengeli bir statüye kavuştnrulm'ası ve aslî görevleri dışmda idare­
yi geliştirme işinde çalıştırılanlara görevleriyle orantılı, ek bir öde­
me yapılması saglianmalıdır.
Kurumsal Birimler
35o İdareyi geliştirme, hizmetleri, a'Sİında her bakanlık ve dai­
renin kendisine düşen görevlerdir. H er kuruluşun yöneticisi ken­
di örgüt ve işleyişini düzeltmekle görevli ve bundan sorumludur.
Ancak idarenin yeniden düzenlenmesi çalışmıalannda yöneticiye
yardımcı olacak bir birime ihtiyaç vardır» Bu amaçla, merkezî ida­
reyi geliştirme biriminin saıptayacağı espaslar çerçevesimde, bütün
bakanlıklar île bağımsız genel m üdürlüklerde ve hizmetin gereikli
kıldığı öteki kuruluşlarda, idareyi geliştirme çalışmalarının yürü­
tülmesinden sorumlu olmak üzere bir idareyi geliştirme birimi
kurulmalıdır.
36, idareyi geliştirme .birimleri, bakanlıklarda ve öteki ku­
ruluşlarda mevcut iOrganiziasyon ve Metot birimlerinin, bütçe, per­
sonel, planlama vb. konulardaki uzmanlarla takviye edilmesi sure­
tiyle kurulmalı; bu birimlerin, bütçe, planlama, personel ve dona­
tım birimleri ile çok sıkı bir işbirliği içinde çalışmaları sağlanmalı­
dır. '
Bünyesinde' halen Organizasyon ve Metot birimi, olmayan kuru­
luşlar da yuıkardakine benzer şekilde örgütlenip^ idareyi gelişti,rme
birimleri kurmahdiTe İdareyi geliştirme birimleri. Bakanlıklarda
bakanlık makamına, bağımsız genel, .müdürlüklerde ise ya genel
m üdüre ya da planlama, personel, bütçe birimlerinin bağlı olduğu
genel m üdür yardımcısına bağlanmalıdır.
37. Kurumsal idareyi gelişti^rme birimlerinin
lar olm alıdır:
görevleri şun­
a. Kuruluşların merkez ve taşra örgütlerini, her türlü işlem
ve yöntemlerini içine alan genel araştırm alar yapmak;
b. H izm etlerin'yürütülüşü sırasında karşılaşılan örgüt, işlem
ve yöntemlerle ilgili sorunları incelem'ek;
c. Yeni kurulacak ö rg ü tler,' yeniden düzenlenecek işlem^ ve
yöntem lerle'ilgili'araştırm aları yapmak;
^38
d. 'Kurumlararası araştırm alara katılmaık;
e. Büro mabması ihtiyacı, ikullamlış yeri, seçilmesi ve kullanılomsı ile ilgili araştınm alan j^pmaık;
f. Ortak nitelikteki sonm lan merkezî
üzere bu birime bildirmek;
'birimce ele almmak
g. Bütçe, personel, donatım birimlerince istenilecek etüt ve
inoelemeleıi yapmak.
38. Kurumsal idareyi geliştirme birimlerinin önemli görev­
lerinden birisi de, tüm yöneticilerin sorumlu oldukları faaliyetleri
sürekli olarak inceleyip geliştirilmelerini sağlamayı öngören işi
basitleştirme programlarınm uygulanması olmalıdır. Kuramsal ida­
reyi geliştirme birimleri bu sistemin kum lm asmı sağlamalı; bu ko­
nuda yapılması gerekli eğitimi, Türkiye ve Orta Doğu Amme İda­
resi Enstitüsü ile işbirliği suretiyle gerçökleştirmelidir.
39. Kuruluşlarda tüm personelin idareyi geliştirmeye yararlı
tekliflerini değerlendirme olanaklarını sağlamak amacını güden
teMif sistemleri kurulması teşvik edilmeli ve desteklenmelidir. Ku­
rumsal idareyi geliştirme birimleri, tekHf sisteminin ikurulmasından, yönetimlinden, tekliflerin ciddî bir biçimde incelenmesinıi ve
değerlendirilmesini sağlamaktan sommiu olmalıdır.
40. Kurumsal idareyi geliştirme birimlerinin büyüklüğüne ve
personel sayısına esas olması gereken kriteri tayin güçtür. Bu ko­
nuda karar veriliriken, ıkumluşun büyüklüğü ve çalışmalannm ni­
teliğinin herhalde gözönünde tutulması gerekir.
41. Bu birimlerin iç örgütlenmesi, birimin büyüklüğü ve ya­
pılmakta olan işlerin niteliği ve somn alanlan göz önünde tutul­
mak suretiyle kararlaştırılmalı; bu birimler yeterli bir sektarya
tarafından desteklenmelidir.
42. Kurumsal idareyi geliştirme birimlerinin kuruluş ve gö­
revleri, kuruluşların özellikleri göz önünde tutulm ak suretiyle yö­
netmelikle düzenlenmelidir. Bu düzenlemede metfkezî idareyi ge­
liştirme birimi tarafından hazırlanacak bir ?Tip Yönetmelik» esas
almmalıdir.
,
43. Kurumsal idareyi geliştirme bimmlerinin çalışmaları bi­
rimlerce hazırlanacak uzun ve kısa vadeli plan ve program lara gö: 3-9
re -düzenlenmeli ve yürütülmelidir» B u ıbirimler. «danışma birim ­
leri» olarak görev yapmalı, çalışmalarını yüm tm e emirleri vermeık
suretiyle değil, araştırm alara d-ayanan önerilerde bulunmak sure­
tiyle yiirütm eldir.
'
44. Kurum,sal idareyi gelişıtirme birimleri de merkezî birim
gibi, başlangıç döneminde yorgun bir çalışmıa zorunluluğu ile kar­
şılaşacaklardır. Bu aşamad'aiki görevlerin hızlı.bir çalışma ile kısa
bir sürede tamamlanabilmesi için, kurum sal idareyi geliştirme bi­
rimlerinin yetenekli elemanlarla güçlenidirilmesi gerekir. Bu ele»
manlar kuruluşların'en yetenekli elemanları arasından özenle se­
çilmeli; merkezî" birim elemanları için belirtilen esaslar çerçevesinde yetiştirilmeli ve görevleriyle dengeli bir statüye kavuşturulmalı­
dır.
Îdarî Reformla Ilgîlî Ötekî Merkezî Kuruluş ve Birimler
45. Çeşitli zaimanlarda idari reform la ilgili görevler almış bel»
li başlı merkezî kuruluşlar, Türkiye ve Orta Doğu Amme İdaresi
Enstitüsü, ' Devlet Personel Dairesi, Maliye Bakanlığı, Devlet Mıalzeme Ofisi ve Üniversiteler gibi yüksek öğretim ikurumlarıdır. Bun­
ların yanı sıra bu raporda'idarenin yeniden düzenlenmesine aktif
bir biçimde’görev .yapmak üzere yeni bazı merkezî birim ler kurul­
ması önerilmiştir.
‘ Bu raporda ile ri' sürülen önerilere göre mevcut ■kumluşlardan
Devlet Personel Dairesine, Türkiye ve Orta Dbğu Amme ■İdaresi
Enstitüsüne ve ötdkî bilimısel kuruluşlara' idarenin yeniden-ıdüzenlenm-esi, ve geliştirilmesi konusunda önemli- görevler düşmeye de­
vam edecektir. Bu kum îuşlann görevleri, raporun ilgili bölümle­
rinde ileri sürülen öneriler ve aşağıdaiki hususlar, göz önünde tu­
tularak açıklığa kavuşturulmalı ve görevlerim tam' olarak yerine
getirecek biçimde desteklenmeleri sağlanmıalıdır. .
Türkiye ve O rta'Doğu Amme- idaresi' Enstitüsü
. 46. T'ürkiye^ ve Orta Doğu, Amme îdaresi Enstitüsü, kamu ida­
resinin, eğitim;,- öğretim, 'araştırm a ve yayın yoluyle geliştirilmesi
amacı ile kurulmuş' bulunan bîr eğitim' ve öğretim kurumudur.
1952 yılında kuru'luşundan bu yana, idareyi geliştirme amacı ile
yapılan girişimlerîn birço-ğuna kaynak teşkil etmiş, bu alandaiki
çalışmalarda'önemli•bir rol oynamıştır^
m
TürMye ve O^rta D'o^ğu Amm-e idaresi Enstitüsü, 7163 sayılı ka­
nonun çerçevesinde, amme idaresi görevlilerinin modern idareciilik ilke ve tekniklerine tgöre eğitiminin sağlanması için başta am­
m e, idaresi diploma programı olmak üzere, sevk, ve idare, organi­
zasyon ve metot, personel yönetimi, eğitim yönetimi, beşerî ilişki­
ler gibi konularda ö-zel kurslar ve idarenin tüm kademeleri için
yaygın bir seminer ve kurs, programı uygulamakta, idarenin prob­
lemleri üzerinde çeşitli araştırm alar yapmıakta, yurt içi ve yurt dı­
şındaki gelişmeleri izleyerek, ilgililere ç eşitli,araçlarla dejmrmakta, kendi alanında yaygın bir dokümantasyon, derleme ve yayın
faaliyeti göstermektedir.
47. Türk kamu idaresânin, modernleştirilmeisi ve sürokM ola­
rak geliiştirilmesi iamacını ^güden eğitim ve öğretim,, araştırm a, der­
leme ve yayın alanındaki ihtiyaçları çok geniş olup Türkiye ve Or­
ta Doğu Amme İdaresi Enstitüsü bugün liçin bu ihtîyaıçları itümüyle îkarşılayacafc olanaklara sahip' bulunmamaktadır. Öte yandan,
genellikle hizmetiçî eğitimin ve özellikle yöneticilik eğitiminin be­
lirli bir sisteme bağlanamamış ve kuruluşların eğitime gereken önem
ve ağırlığı verememiş olması bu görevlerin yerine getârilmıesini
güçleştiımektedir. İdareyi geliştirmıenin sürekli b ir görev olarak,
sistemli bir biçimde yerine- getîrilebilm.esi için iyi yetiştirilmiş yö­
neticiler, etkin bir hizmetiçi eğitimi, araştırm a, dokümantasyon,
derleme ve yayın faaliyeti şıarttır.
48. Türkiye ve Oırta' Doğu Amme İdaresi Enstitüsü idareyi
geliştirme ile ilgili olarak aşiağıd-^ki görevleri yerine getirmekten
/sorumlu olm alıdır:
a. Amme idaresi eğitim ve öğretimi yapmak;
b. Som m iu mevkilere atanm ada tahsil yanında idarecilik
eğitiminde başarı kazanmış olma şartı arayan bir sistem, içinde, bu
meı^kilere atanacak yöneticileri yetiştirmek; halen bu mevkilerde
bulunanları yetiştirmıek için özel program lar düzenlemek;
c. Kamu, iidaresinin personel yönetimi, planlama, organizas­
yon ve metot, eğitim, vb^. uzm'anlılk alanları için eleman yetiştirmek;
d. İdarenin isteği üzerine ya da doğrudan doğruya, Türk ida­
resinin geliştirilmesini amaç edinen araştırm aları yapmak;
e. Kamu idaresi alanında dokümantasyon, derleme ve yayın
hizmeti görmek.
41
Türkiye ve Ortado'ğu Amme idaresi Enstitüsü, bu süreikli ve
genel ııiteliıktöM görevlerin yanı sıra, idareyi geliştirme çalışmala­
rının 'başlangıç döneminde, yoğun bir çalışma ile merkezî ve ku- ’
m m sal idareyi geliştirme birimlerinde görev almak üzere seçilen
personeli yetiştirmek; her kademedeki yöneticiler için idareyi gegeliştirme konus'unda seminer ve toplantılar düzenlemek ve yay­
gın biir iş basitleştirme eğitimi programını yü'riirlüğe koymak gibi
görevleri de yerine getirmelidir.
49. Türkiye ve O rta Doğu ,■Amme îdaresi Enstitüsü en kısa
zamanda 'bu görevleri .etkinlikle yerine getirecek biçimıde yeniden
düzenlenmeli ve desteklenmelidir.
Devlet Persoîiei Dairesi
50. ,Devlet Persm el Dıairesi, merkezî personel birimi görevler in i, tümüyle yerine getirmek üzere kurulmuş, kuruluşundan bu
yana, personel, yönetiminin ' geliştirilmesi konusunda çalışmalarda
bulunmuş,,, idareyi geliştirme konusu ile yakından ilgilenmiştir.
Ancak''bu kuruluş görevlerini etkinlikle yerine getirecek bi^çimde ’örgütlenidirilmemiş ve gerdken biçimde desteklenememiştir.
Son 3allardaki düzenleme ve uygulam,alar. Devlet Personel Daire­
since yerine getirilmesi gereken görevlerin, başta Malîye Bakanlı­
ğı olmak üzere, çeşitli kuruluşlar iarasında bölüşülmesi sonucunu
doğurmuş, önemli karışıklıklıann ortaya çıkmasına neden olmuş­
tur.
■ ■
'
: ■
51. Devlet Personel Dairesi, personel reform unu gerçefkleştirmekten sommlu olmalı; bir yandan personel reform unu gerçekleştirecök, öte yandan, merkezî personel 'dairesi görevlerini yerine getirecek biçimde, tümüyle yeniden düzenlenmelidir. Bu amaçla 160
sayılı kanunda , gerekli değişiklikler yapılmalı; Devlet Personel
Dairesinin çeşitli kuruluşlarla olan görev ilişkileri bu raporda­
ki önerilere uygun olaraik yeniden düzenlenmelidir. Bu yeniden
düzenlemede, 'Malîye Bakanlığı ile mevcut görev girişikliHerî, per­
sonel yönetimi ile ilgili görevlerin Devlet Personel .Dairesinde top­
lanmasını sağlayacak biçimde çözülmelidir.
Devlet Personel Dairesinin, görevlerinin, yerine getirîlmesînde,
başta merkezî bütçe birimi olmak üzere merkezî planlama, dona»
tim-ve idareyi geliştirme birimleri île sıkı b ir işbirliği, balînde ça­
lışması sağlanmalıdır.
42
Merkezî Bütçe Birimi
'
52. Merkezî bütçe biriıirti, program-<bütçe sistemini düzenle­
yecek ve uyguİamıaya koyacak bir biçimıde geliştirilmelidir. Bu bi­
rimin örgüt yapısı ve bağlı olacağı yer, prograrm-bütçe sisıteınimn
gerekleri, merkezî planlama, personel, idareyi geliştirme, donatım
ve öteki merkezî danışma bimmleriyle çoık yalkm bir ilişıki ve sürek­
li işbirliği halinde çalışma zorunluluğu önemle göz önünde tutu­
larak, en kısa zamanda yapılacak bir araştırm a ile tespit edilme­
lidir.
Merkezî Bonatun Birimi
53. Donatım hizmstlerinin geliştirilmesinden ve merkezî do­
natım görevlerinin yerine getirilmesinderi sorumlu olmak üzere ku­
rulması öngörülen merkezî donatım biriminin kuruluşu, öncelikle
ele alınarak gerçekleştirikaeM; halen (Devlet Malzeme Ofisi ta ra ­
fından yerine getirilmeye çalışılan merkezî donatım birimi görev­
leri, bu birime devredilmelidir.
Öteki Bilimsel Kuruluşlar
54. Çeşitli bilimsel kuruluşlar aname idaresinin geliştirilme­
si alanında araştırma, eğitim ve öğretim faaliyetlerinde bulunmak­
tadır. Bu çalışmaların sınırlı ikalmasının önlenmesi ve izlenip koor­
dine edilerek resmî ve özel sektörün yararlanabileceği bir biçimde
düzenlenmesi gerekmefctedir. Bu kuruluşların idarenin geliştiril­
mesi kapsamına girecek nitelikte olan çalışmalannm merkezî ida­
reyi geliştirme birimi ile işbirliği halinde düzenlenmesıini sağlaya­
cak tedbirler alımnahdır.
İdarenin Yeniden Düzenlenmesi Sürecinin Aşamaları
55. Genellikle, birçok problemin çözümlenip sonuca bağlanmasmda yapıldığı gibi, idarenin yemden düzenlenmesi de, ihtiya­
cın saptanması, araştırm aların yapılması ve önerilerin geliştirilme­
si, önerilerin karara bağlanması, uygulama ve uygulamanın izlen­
mesi olmak üzere beş aşarmalı b ir süreçle gerçekleştirilecektir.
56. Kurulumuzun çalışmaları yönünden, bu raporun Başba­
kanlığa sunulmasıyle sürecin ilk iki aşaması tamamlanmış olmak­
tadır. Raporun Hükümetçe görüşülüp son şeklim almasından son43
ra, düzenleme çahşmalannm amacına ulaştınlmasmda önemli bir
yer tutan gerekli ek araştırmaları yapma, uygulama ve uygulamanm izlenmesi aşamaları gelmektedir.
Yeniden düzenleme çalışmalanndaaı istenen sonuouıı almabilmesinde, bu aşamalardan her birinin ayrı ayrı büyük bir önem ta­
şıdığı açıktır.
57.
Yeniden düzenleme çalışmıalarmm tümünde görülen bu
beş aşamalı süreç, özellikle uygulama sırasında karşılaşılacak çe­
şitli problemlerin çözümü için yapılması gerekecek araştırmalarda
da aynı veya benzeri şekilde ortaya çıkacaktır. Uygulama aşamasın­
da birçok kontmun yeniden ele alınması ve birçoik araştırma yapıl­
ması gerekecektir.
Bu çahşotnalarm sistemli şeifcilde yapılıp doğru sonuçlara ulaş-,
tırılması için bu beş aşamalı sürecin çok iyi bir şekilde planlanıp
özenle uygulanması büyük bir önem taşımaiktadır.
44
ÎKÎNCİ BÖLÜM
İDARENİN YENİDEN DÜZENLENIVlESİraDE
UYULACAK İLKELER
I
MERKEZİ İDARE KURULUŞU
Merkezî İdare Görevlerinin Saptanması ve Yapılışı
1. Bir ülkede çeşitli hizmetlerden bangileriınin kamu görevi
sayılması gerekeceği ve ta m u görevlerinin, merkezî idare ile ma­
hallî idareler arasında bölünüş biçimi, politik felsefe ve tercih­
lerle ilgili bir sorun olmakla birlikte, bu görevler, var olan ya da
sağlanması mümkün bulunan kaynaklar ve öncelikler göz önünde
tutulm ak ısuretiyle incelenerek, rasyonel bir biçimde saptanmalı­
dır.
2. Kamu görevi olarak merkezî hükümet örgütü tarafından
yüklenilen görevlerin yapılışında çeşitli eksiklik ve aksaklıklar
v a rd ır:
a. Bu görevlerden bazıları hiç yapıirmamaktadır.
b. Bazıları merkezî hükümet görevi olarak ele alımnış görün­
mekle birlikte, gerçekleştirilmeleri için ciddî bir örgütlendirmeye
gidilmemiş ya da yeter ölçüde çaba harcanmamıştır.
c. Bir kısım görevlerin yapılışında ya da hizmetlerin
ulaştırılmasında yersel farklılaşmalar görülmektedir.
halka
d. Bazı görevler, benimsenmelerine ve gereikli örgütün kurulmasma ıkarşın, ya etkinliği azalmış ya da başlangıçta öngörülen
düzeye yükseltilememiştir.
45
3. tdarenin yeniden düzenlenmesinde bu eksiklik ve aksaklık­
lar önemle göz önünde bulundurulmalıdır.
Bakanlar Kurulu ve Başbakanlık
4. Yürürlükte bulunan mevzuat. Devletin ıkollektif ve yüksek
yönetim organı olan Bakanlar Kuruluna bu çerçeveyi çok aşan ve
çoğu ayrıntılarla ilgili bulunan sorunlarda ıkarar verme görevi yük­
lemektedir.
5. a. Bakanlar Kuruluna verilecek görevler (1) Hükümetin
ortaik siyasî soıttmluluğuna giren ve bu bakımdan bütün Hükümet
üyelerinin katılmalarıyla karara bağlanması gereken işler ve (2)
aşağı düzeydeki 'koordinasyon çabalarma ikarşm, iki ya da daha
çok baıkanliik arasında anlaşmazlık konusu haline gelen ve Bakan­
lar Kurulunun hakemliği ile çözülmesi gereken sorunlarla smırlı
olmalıdır.
b. Yürürlükte bulunan ve Balkanlar
tüm mevzuat incelenerek yüksek yönetimle
ve bakanhklararası koor'dinasyon sm ınnı
inen görevler saptanmalı; gerekli olacılarm
için Balkanlar Kuruluna yetki verilmelidir.
Kuruluna görev veren
ilgili prensip sorunları
aşan ya da ayrmtılara
ilgili kuruluşlara devri
c. Bakanlar Kuruluna yeniden verilecek görevlerin, yukarıda
belirlenen düzeyde ve niteliklerde bulunması gereği, titizlikle göz
önünde bulundurulmalıdır. Bakanlar Kurulu, bakanlıklar düzeyin­
de yapılabilecek görevlerle yükümlendirilmemeli, görevlendirme­
nin kanunla yapılması temel kural olmalıdır.
6. Bakanlar Kurulu çalışmalannm daha iyi düzenlenmesi ve
verimli duruma getirilmesi için, Başbakanhgın, Bakanlar Kurulu
yanında bir seikreterya olarak yerine gatirdiği hizmetlerle İdarî nitelikteıki iç hizmetleri birbirinden ayrılmalı, çeşitli birim ler tara­
fından dağınık biçimde görülmekte olan kabine hizmetlerini yerine
getirmek üzere bir «Kabine Sekreterliği» ıkurulmalıdır.
7. Kabinenin çalışmalarını düzenleyen bir metnin mevcut ol­
mayışı önemli bir boşluk meydana getirmektedir. Bakanlar Kurulımun çalışma yöntemleri bir Başkanlar Kurulu Yönetmeliği ile dü­
zenlenmelidir.
8. Belli bir baıkanlığm sorıunluluk alanı içine girdiği halde
bakanlar düzeyinde danışmayı gerektiren, ya da aşlmda birer «ka­
46
bine sorunu» olmalarına ikarşın doğrudan doğruya ilgili bulunan
baikamlar tarafından enine boyuna görüşülmesinde yarar umulan
(konular için, «kabine komiteleri» yönteminden yararlamknalıdır.
Başbakan Yardımcılığı ve Devlet Bakanlığı
9. Hükümetin parlamento ile olan ilişkilerinde Başbakana
yardımcılık etmek ve ikabine içinde ^koordinasyon sağlaaııaik ama­
cı ile kurulan devlet baikamlığı, zamanla değişik bir rdteliık kazan­
mıştır. Bugün devlet bakanları arasında, (Başbakanlığa bağlı kuru­
luşların yönetimini paylaşmış bulunan devlet bakanları ile bazı
merkezî kuruluşların yönetimiyle uğraşmakla birlikte, koordine
edicilik initelikleri daha yoğun olan Başbaıkan yardımcılıkları ol­
mak üzere, iki ikategori doğmuş buluınmaiktadır.
10. a. Devlet balkanları ve başbakan yardımcılarınm. Hükü­
metin parlamento ile olan ilişkilerinıde Başbakana yardımcılık et­
meleri, ikabine içinde ıkoordinasyon sağlamalan, özel önem taşı­
yan konularda Başbakanın işlerini kolaylaştırmaları ve tecrübele­
rinden, bilgilerinden bütün hükümeti yararlandırmaları sağlanma­
lıdır.
b. Başbakanlığa bağlanması gereken merkezî kuruluşlar ye­
niden düzenlenmeli; başbakan yardımcıları ve devlet bakanları,
bu merkezî kuruluşlar dışmda ıkalan kuruluşların yönetimi ile uğ­
raşmamalıdır.
c. Başbakanlığa bağlı (kuruluşların genel politika saptama ve
koordinasyon sağlama görevleri, başbakan yardımcıları ve devlet
bakanlarmın gözetim ve denetimi altında jdirütülmelidir.
d. Başbaikanlığa bağlı kum luşlarm gözetimiyle görevli devlet
bakanlarının, görevlerini yerine getirebilmeleri için yeterli ve yete­
nekli personelle desteklenmeleri sağlanmalıdır.
Başbakanlığa Bağlı Kuruluşlar
■
11. Başbakanlığa bağlı olarak devlet bakanlarınca yönetilen
ve aslında doğrudan doğruya ilgili bakanlıklara bağlanabilecek ni­
telikte ikuruluşlann bulunması Başbakanın, Bakanlar Kurulunun
başikam olarak, bakanlıklar arasında işbirliği sağlamak ve hükü­
metin genel politikasınm yüriitülmesim gözetmek olan asıl göre­
vine uygun düşmemekte; devlet baikanlarmm görevlerini yerine ge­
47
tirmelerini engellettıekte, bu fcuruluşlarııı yönetim ve gözetiminin
gerekli biçimde yapılmasmı güçleştirmektedir.
12. Bir birimin Başbakanlığa bağlıligmm saklı tutuknasına
karar veriliılken ya da yeniden kurulacak birimlerin bağlanıtılarmı
kararlaştırıııken uyulması gereken ilkeler şunlar oknalıdır:
a. Başbakanın, baikanllklar arasında işbirliği sağlama ve hü­
kümetin genel politikasının yürütülmesini ıgözetme görevierioin
yapılmasına yardımcı olan, merkezî hükümet örgütü içinde koor­
dinasyon sağlamaya, ayrı ayrı birimleri belli amaçlara doğru yö­
neltmeye yarayan kuruluşlar Başbakanlığa bağlammalıdır.
b. Gördükleri hizmetlerden merkezî hükümet örgütü içinde­
ki birimlerin hemen hepsini yararlandıran kuruluşlar, daha uygun
bir bağlantı bulımmamışsa. Başbakanlığa bağlanabilir.
c. Başbakanlığa bağlanmaları için makul bir sebep bulımmamakla birlikte, başka bir yere bağlanmaları sakıncalı görülen
kuruluşların Başbakanlığa bağlanmaları tek çıkar yol olarak gö­
zükebilir.
Bu kriterlere uygun olmayan kuruluşlar Başbakanlıkıtan ayrılaraık ilgili bakanlıklara bağlanmalıdır.
13. Yukarıdaki ilkelere uygun olarak, aşağıda göisterilen kuruluşlarm Başbakanlığa bağlıhkları safclı tutulmalıdır:
(1)
Devlet Planlama Teşkilâtı
(2)
Devlet İstatistik Enstitüsü
(3)
Devlet Personel Dairesi
(4) Türkiye Bilimsel ve Teknik Araştırma Kurumu
(5) Millî istihbarat Teşkilâtı Müsteşarlığı
(6)
Diyanet îşleri Bakanhğı
(7) Basın ve Yayın Genel Müdürlüğü (Bkz. Halkla İlişkiler ve
Enformasyon Sayfa 85)
(8)
Yüksek Denetleme Kurulu
(9) Millî Güvenlik Kurulu Genel Sekreterliği
(10)
48
Türkiye ve Orta Doğu Amme İdaresiEnstitüsü (Bkz.
Yeniden Düzenlemede tzlenecek Yol veÖrgütlenme, Say­
fa 45)
(11) Vakıflar Genel Müdürlüğü
14. Bu raporda kurulması
bakanlığa bağlanmalıdır :
önerilen aşağıdaki birim ler Baş­
(1) Merıkezî idareyi geliştinme birimi (Bkz. Yeniden Düzenle­
mede İzlenecek Yol ve Örgütlenme, Sayfa 36)
(2) Merkezî donatım birim i (Bkz. Araç-iGereç, Sayfa 233)
(3) Merkezî mevzuat birim i (Bkz. Mevzuat, Sayfa 245)
(4) Uzmanlar K um lu (Bkz. Mevzuat, Sayfa 245)
(5) Türkiye Ekonomik ve Sosyal Araştırma
Planlama, Sayfa 67)
K urum u (Bkz.
(6) Devlet Proje Ofisi (Bkz. Planlamıa, Sayfa 67)
15. a. Başbaikanlığa bağlı 'kuruluşlarda ıbu raporda önerilen
değişiklikler yapıldıktan sonra, Başbaikan yardım cılao ve devlet
bakanlan arasında başlangıçtaki amaca uygun bir görev dağıtımı
yapılmalı; bir başbakan yardımcısı ya da devlet bakanı bir işin ge­
nel yürütm e ve ıkoordinasyonu ile görevlendirilmişse, bu amaca en
iyi hizmet edecek merkezî kuruluşlar da onun yönetimine verilme­
lidir.
b.
Başbaikanlığa bağlanması önerilen meı^kerf idareyi geliştir­
me, personel ve donatım b irimleri arasında ıfcurulması zorunlu
olan sıkı işbirliği ve ikoordinıasyon bu birimlerin aynı (devlet bakanmın yönetimi altında toplanması suretiyle sağlanmalıdır. Merke­
zî planlama, bütçe ve istatistik birimleriyle bu birim ler arasmda
çolk sıkı b ir işbirliği kurulmalı, bu hususu sağlamak için gereken
örgütsel tedbirler herhalde alınmalıdır.
16. Başbakanlıkta, toprak reform u ve benzeri am açlarla mey­
dana getirilecek olan ve görevi geçici nitelik taşıyan 'kuruluşların,
sürekli bir örgüt biçiminde kıırulması görev ikileme ve girişiklik­
lerine, koordinasyon güçlüklerine ve kaynak israfına neden olacak
nitelikte görülmektedir. Bu gibi geçi<â nitelikteki hizmetler, bir
devlet balkanınm sorumluluğu aîtmda komisyon ya da komite tipi
bir örgüt tarafından yürütülmelidir. Bu komisyon ve komiteler,
gerekli gördükleri alt birim leri geçici olarak Ikurmaya ve tüm kuruluşlann personel ve öteki kaynaklarmdıan yararlanmaya yetkili
kılmmalı, hizmetleri tamamlamnoa kaldırılmalıdır.
49
Bakanlıklar
17. Devlet, kamu hizmetlerini yerine getirmek amacı ile çe­
şitli faaliyetlerde tolm ıur. Yerinden yönetim zorunluluklanyle baş­
ka bazı kam u kuruluşları ve tüzel kişilikleri kurulm akla birlikte,
esas itibariyle, bu hizmetler, birlik teşkil edecek biçimde gruplan­
dırılarak bakanlıklar tarafından yürütülür. Ancak, bu esas, uygula­
mada çeşitli yönlerden aksamış; hizmetlerin bakanlııklar arasında
bölünüşünde, hizmette birlik ilkesi kaybolmuştur.
18. Kamu hizmetlerinin bakanlıklar tarafından yerine geti­
rilmesi temel ilke olmalı; görevlerin bakanlıklar arasında bölünü­
şünde, hizmette birlik ilkesi korunmalıdır.
Bakanlıklarm Kuruluş ve Görevleri
19. Türkiye’de idarenin örgütlenmesi ve görev yüıklemnesi,
genellikle, yasama organmoa düzenlenmektedir. Bu düzenleme ço­
ğu zaman, «kuruluş ve görev kanunları» ile ohnaktadır. Ancak, son
yıllarda, kuruluş ve görev kanunu bulunmayan, ciddî bir etüt ya
da araştırm a yapılmadan kurulan bakanlıklarm sayısında önemli
artışlar olmuştur. 4951 sayılı Bakanlıkların Kuruluşu Hakkmdaki Kanunxm l ’inci maddesi bu tü r uygulamalarm kanunî dayanatgım teşkil etmektedir. Bu durum un sonucu olarak, Bakanlıklar
arasmdaki görev dağıtmamda tutarlılık kaybolmuş, büyük girişiklikler, tekrarlar ve boşluklar meydana gelmiştir.
Öte yandan, mevcut bakanlık örgütleri de günün ihtiyaç ve
koşullarına uygun olmaktan uzaklaşmış bulunmaktadır.
20. Bakanlıkların örgütlenmesi, görev yüklenmesi ve görev de­
ğişiklikleri kanunla olmalıdM".
21. Mevcut bakanlıkların merkez örgütlerinin görevleri ve
örgüt yapıları, iyi düzenlenmemiş bir merkezden yönetim esasma
dayanmaktadır. Bımtm sonucu olarak, aslında yetki genişliği, hiz­
met ademi merkeziyeti ya da mahallî ademi merkeziyet kuruluşlar]
tarafından yerine getirilmesi gereken bir bölüm hizmetlerin ba­
kanlık merkez örgütleri tarafından yapılmasına çalışılmakta; ya
da, bu hizmetlerin görülmesi, bakanlık merkez örgütlerinin gerek­
siz ayrıntılara inen kontroluna bağlı bulunmaktadır. Bu durum,
hizmetlerin yürütülüşünde gecikmelere, tıkanıklıklara, israfa, kır­
50
tasiyeciliğe ve yersel koşulların göz önünde tutulmamasına neden
olmaktadır.
22. Bafcanlıklarm merkez öngütleri, yetki genişliği ve yerin­
den yönetim kuruluşları tarafından yapılması gerdken görevlerden
arınmalı; asıl görevleri olması gereten, amaç ve politika tayini,
planlama, taynakları düzenleme ve sağlama, denetim ve idareyi
geliştirme görevlerini etkili olaraik yerine getirecek biçimde yeni­
den düzenlenmelidir.
23. Bu raporda kurulm ası önerilen merkezî idareyi geliştir­
me birimi tarafından, ya da boı birimin gözetimi altında yapılacak
araştırm alara dayanılaralk;
a. Adalet, îçişleri, Dışişleri, Millî Savunma, Maliye, Bayın­
dırlık, Ulaştırma, Tarım, İm ar ve îakân. Turizm ve Tanıtma, Sağ­
lık ve Sosyal Yardım, Çalışma, Millî Eğitim, Enerji ve Tabii Kaynaıkiar ve Kültür Baıkanlıklarınm amaç, görev ve örgüt yapıları ye­
niden düzenlenmelidir.
b. 4951 sayılı ıkanunun verdiği olanaklardan yararlanmaik su­
retiyle İdarî metinlerle kurulan Orman, ıGençlik ve Spor, Sanayi
ve Ticaret ve Dış Ekonomik İlişkiler Bakanlıiklarmm (1) kuruluş­
larının gerekli olup olmiadıkları araştırılmalı ve (2) kurulmaferı
uygun görüldüğü takdirde, görevleri ve örgüt yapıları yapılacak
araştırm a sonuçlarına göre düzenlenmelidir.
24. Köy İşleri Bakanlığının bugünkü görevleri Tarım, Enerji
ve Tabiî Kaynaklar, Bayındırlık, İm ar ve İskân, Orman Bakanlıkla­
rı gibi kuruluşların çeşitli fonksiyonlarını kapsamaktadır. Bu rapor­
da belirtilen ilkelere uygun olarak yapılacak bir görevlendirme ve ör­
gütlendirmede, bu bakanlık fonksiyonsuz kalmaktadır. Merkezî hü­
kümet kuruluşlarında hizmet bütünlüğünü korumak, görev ve so­
rumluluk dengesini sağlamak, kuruluşlararası görev girişiklikleri ve
koordinasyon aksaiklıklarmı gidermeik ıbaikımlarmdan sağlayacağı
yararlar da göz önünde tutularaik, 'bu iBakanlıgm kaldınlm ası ve
bugünkü görevlerinin ilgili bakanlıklara devre(MImesii sağlanmalı­
dır.
25. Görevi malî mtelikte olan ve hizmette birlik ıkuralma
açıkça aykırı bulunan Gümrük ve Tekel Baıkanhğı .kaldırılmalıdır.
26. Merkezî idareyi geliştirme birim i ıtarafmdan ya da bu. bi­
rimin kılavuzluğu ve gözetimi altında yapılacak araştırm alarm so­
nuçlarına göre;
51
a. Saikanlıklann sayı ve görevleri saptanınalı, bu çalışmaîardaıı sonra kuruluş ve görev ıkainımları hazırlaimnıalıdır.
b. Varılan kararlara uygun olarak kuruluşlar tarafından ha­
zırlanacak kuruluş el ıkitaplan, merkezî idareyi geliştirme birimi
tarafından incelenerek onaylanmalıdır.
c. Kuruluş el kitapları, görev ve çalışma yönetmeliklerinin
ve kuruluş kadrolarmm hazırlanmasına temel teşkil etmelidir.
27. Bu düzenin kuruknasm dan ve işler duruma getirilmesin­
den sonra;
a. Kurumlararası görev böliinıünii ve ilişkileri ilgilendiren
tüm değişiklikler, kural olarak, merkezî idareyi geliştirme birimiin
incelenmesine ve Başbakanlığın onayına bağlı olmalıdır.
b. Kurumlarm iç örgütlenmesinde gerekli görülen değişiklik­
lerin kunnnsal organizasyon ve m etot birimleri tarafm dan yapıla­
cak araştırm alara dayandırılması ve değişiklik önerilerinin mer­
kezî idareyi geliştirme birimine bildirilmesi kural haline getirilme­
lidir.
28. Merkezî hükümet görevlerinin bakanlıklara ya da daire­
lere ayrılması sırasmıda dikkat edilmesi gereken en önemli nokta­
lardan biri, bakanlıklara veya dairelere yeni bir görev verirken,
personel ve başlka olanaklarm da yeni görevin getireceği faaliyet
artışına uygun olarak ayarlanmasıdır. Bu bakımdan bir bakanlık
ya da kuruluşa yeni görevler 3âj!kleyen kanunlar için merkezî ida­
reyi geliştirme biriminin görüşü alımmalıdır.
29. Görevlerin bakanlıklar arasmda rasyonel bir biçimde dağıtılmasmdan sonra, üzerinde dikkatle durulması gereken başka
bir nokta, bu görevlerin verildiği balkanlıklarm yetkili ve sorumlu
kılınmasıdır. Görevli kılınan bakanhğı o görevle ilgili k ararlan ala­
bilmek bakımından daima dsha üst bir kademenin onayına bağlı
tutmak, «sorumluluk» ve «yetki» arasmda bulunması gereken denk­
lik kavramına aykırı düşer. Öte yandan bir bakanlığın yetki alanı­
na giren fakat başka bakanlıkları da ilgilendiren konularda, koor­
dinasyon sağlıamaık amacı ile danışmaların yapılması gerekeceği
doğaldır.
30. Bu 'hususların sağlanabilmesi için, belirli görevler yükle­
nen baikanlıklar, bu görevlerin yerine getirilmesinden açıkça, «yet­
kili ve sorumlu» Jcılınmalı; sorumluluık ve yetki arasında denklik
sağlama gereği önemle göz önünde tutulmalıdır. Bakanlıklar, ken­
di yetki alanlarm a giren konularda, ilgili olabilecek öteki bakanlık­
larla koordinasyon sağlamaiktan da sorumlu sayılmalıdır.
Kuriîliîş ¥6 Görev Kanıuılan
31. Türkiye’de idarenin örgütlenmesi ve görev yüklenmesi
çoğu zaman görev ve kuruluş kanunları ile olmaktadır.
Görev ve kuruluş kanunları ile ilgili çeşitli sorunliar v a rd ır:
a. Bakanlıkların kuruluş ve iç örgütlenmesinin belirli stan­
dartlara bağlanmamış olması, kuruluşlar arasında büyük farklı­
laşmalara yol açmakta; hizmetlerin gereği gibi görükaesinî engel­
lemekte; kurumîıararası ilişkilerde koordinasyonu, çabukluğu, ve­
rimliliği ve eşitlik duygusunu olumsuz biçimde ©tkilemektedir.
b. Kuruluş ve görev kanım lannda a3nnmtılara inîîerelk, genel
ya da özel kanunlarda, tüzük ve yönetmeMklerde bulunması gere­
ken konulara yer verilmesi, esnekliği azaltmaktadır.
c. Görev ve kuruluş kamunlarmm hazırlanmasında diklkatsizlik, boşluklara, tekrarlara, koordinasyonsuzluiklara ve birim ler
arasında yetki girişikliklerine neden olmaktadır.
d. Görev ve kuruluş kanunlarına paralel olarak, idareye hiz­
met yükleyen başka özel kanun, tüzük ve yönetmeliklerin var olu­
şu m erkep hükümet görevleri arasında rastlanan boşluk ve yetki
tecaımzlerinin nedenlerini teş'fcil etmektedir. Bunun yanında soru­
nu tüm olarak görme olanağını ortadan kaldıracak derecede çok
değişiklik kanunları ve ek kanunlar mıevcuttur.
32.
Bu aksaklıkları gidermek için :
a. Bakanlıkların kuruluşu ve iç örgütlenmesi konusunda, b ir
ana kanun hazırîanmaîıdır. Bu kanunda, iç kuruluşım, kademe ve
yetkileri, ana birimler, ana birimlerin alt birimlere bölünüş biçi­
mi, her bakanlıkta mevcut ortak birimlerin görevleri ve balkanlıklarm görevinin saptanmasm da esas alınacak ölçüler gösteriîmeHdir.
b. 'Bakanlıkların kuruluş kanunlan, örgütün amacını, ana
görevini ve yetikilerinl saptamakla yetinmeli; birim lerin sayı ve gö­
:
53
revleri, iç örgütlenme ile ilgili sorunlar, ana kanun
İdarî metinlerle düzoılenmelidir.
çerçevesinde
Merkez Teşkilâtı Tipinde Hizmet Ademi Merkeziyeti Kuruluşları
33. Merkezî hükümet teşifcilâtmda hizmetlerin birlik teşıkil
edecek biçimde gruplandırılarak bakanlıklara verilmesi temel ku­
ral olmakla birlikte, çeşitli adlar taşıyan ve genellikle b ir bakanlı­
ğa ya da Başbakanlığa bağlı olan, ancak, bunlardan oldukça bağım­
sız biçimde çalışan merkez teşkilâtı tipinde hizmet ademi merkeziye­
ti kuruluşları teşkiline zorunluluk hasıl olmaktadır.
34. Bu kuruluşların
sıralanıabilir:
kurulmasını gerektiren
nedenler şöyle
a. Hizmetin belirli oluşu ve başka işlerden kolayca ayrılabil­
mesi; kuruluşun çoğu kez teknik nitelikteki görevlerini, bağlı ol­
duğu bakanlığın gözetim ve denetimi altında kendi kendine yerine
getirmesinin uygun bulım nası;
b. Hizmetin özelliğinin, onu bir bakanlığın normal hiyerarşik
yapısı içine yerleştirmeyi, yani bakanlığın müdahalesine açılk bırak­
mayı doğrulamaması,
o.
Bir mal varhğmın devlet mal varlığı dışında tutulmasmm
tercih edilmesi.
35. Yukarıda söz konusu edilen nedenler yanında, bazı kuru­
luşlarda, hizmet ademi merkeziyeti statüsüne geçme eğilimine yol
açan başka etkenler de vardır. Normal hiyerarşinin kayıtlayıcı
usullerinden kurtularak rahat çalışma olanağına kavuşma, ayrı
bütçe sahibi olma ve günlük işleyiş üzerinde baskı yapan kanun
hükümlerinden kurtulm a, gidereik ıtüzel ikişilik kazanma ve özel
hulkuk hükümlerine tabi olma gibi çeşitli nedenler bu arada sayı­
labilir. Oysa, bu tü r ıburuluşlann temel İdarî, mıalî ve hdkuikî ilke­
lerle bağdaştınlmasma olanak yoktur.
36. B ir hizmetin İdarî ve malî özerkliğe sahip b ir kuruluşa
verilmesi sorunu, her durum için ayrı bir inceleme konusu yapıl­
malıdır. Benzer kurumlara benzer idare biçimi uygulanmalı; İdarî
özerklik, kuruluşlarm yerine getirecekleri görevlerin özelliklerine
ve ihtiyaçlarına göre saptanmalı Ve bazı kuruluşları gereksiz yere
hizmet ademi m erk^iyeti statüsüne iten Genel Muhasebe Kanunu
54
ve Artırma ve Eksiltme gibi kanımların kısıtlayıcı hükümleri gide­
rilmelidir.
Katma Bütçeli Kımıluşiar
37. Katma bütçeli kuruîuşliar, bütçe birliği ilkesine açıkça
aykırı olmakla birlikte, bütçenin genelliğine aykırılık göstermemek­
tedirler. Katma bütçeli kuruluşların hukukî nedenleri, daha fazla
İdarî ve malî özerHik ve bir mal varligmı devlet mal varlığı dışın­
da tutmamn yararlı ve zorunlu görülmesi çevresinde toplanmak­
tadır. Ratma bütçeli kuruluş statüsü oîduıkça geniş idari ve malî
özerklik sağlamaktadır. Aynca özel görev ve kuruluş kanunları,
bu kuruluşlara pek çok konularda temel malî idare kanunlarından
ayrılan özel işlemler yapmak hakkmı vermektedir. Malî yönetimi
düzenleyen Genel Muhasebe Kanunu, katm a bütçeli kuruluşların
giderlerini, özel gelirleri ile karşılam alan yolunda h ir kural koy­
muştur. Gerçekten katm a bütçeli kuruluşların pek çoğunda bu
şart yerine getirilememekte; bu durum, gelir tahsisi şeklindeki
yanlış uygulamalara ve devlet gelirlerinin rasyonel olmayan b ir
biçimde bölünmesine yol açmaktadır.
38. Bu raporda malî yönetimin yeniden düzenlenmesi konu­
sunda öne sürülen ilkeler ve program bütçe esaslan göz önünde
tutulduğu takdirde, katm a bütçe uygulamalannm sürdiirülmesine
zorunluluk kalmayacağı söylenebilir. Bımunîa birlikte, katma büt­
çe uygulamasının sürdürülmesi için gerçek bir zorunluluk olup
olmadığı ayn bir inceleme konusu yapılmalıdır.
Döner Sermayeli Kuruluşlar
39. Malî yönetim sisteminin önemli ayncalıklarmdan birsi de
döner sermayelerdir. Genel Muhasebe Kanununun, ticarî ve sınaî
faaliyet şartına karşın, 'bugün sayıları 500'ü aşan döner sermayeli
kuruluş içerisinde gerçekten sınaî ve ticarf faaliyette bulunanların
sayısı azınlıkta kalmaktadır. Daha çok, malî ve İdarî özeıiklik, özel
olanaklar ve ayrıcalıkîıar sağlama gibi amaçlarla ıkurulmuş olan bu
tü r kuraluşlarm , sermaye saglayış biçimlerinin, sermaye ve gelir
fazlalarının yönetim ve denetim yöntemlerimin çok farklı olmiası
nedeniyle, malî ve hukukî b ir sistem içinde toplanarak incelenme­
lerine olanaik bulunmamaktadır.
55
40. a. Döner sermaye, ıkamu kuruluşlarm m yalnız ticarî ve
sınaî nitelik taşıyan faaliyetleri için verilmelidir. Bunun dışında­
ki kurum lann elindelki döner sermayeler inceleme konusu yapıla­
rak, gerekiyorsa, iptal edilmeli, ilgili boıkanlıklann bütçeleri kap­
samı içine alınmalıdır.
b. Döner sermayelerin hukukî, malî ve İdarî koşulları, incele­
me konusu yapılarak, bu kuruluşlanri tüm ünü kapsayacak biçim­
de saptanmalı, bugünkü karışıklığa kesin olaraik son verilmelidir.
c. Döner sermayeler üzerinde ilgili ıkuruluşlarm denetimi de­
vam etmeli; ayrıca, döner sermaye hesaplarının Sayıştayca da de­
netlenmesi sürdürülmelidir.
Fonlar
41. Temel malî yönetime en çok aykm düşen uygulama, fon­
lardır. Malî yönetimi düzenleyen Genel Muhasebe Kanımunda fon­
lara yer verilmemiştir. Buna karşılık genel bütçeden, bütçe dışın­
dan, hatta özel şahıslardan sağlanan feaynaklarla beslenen çok sa­
yıda fon kurulm uştur. Genellikle, fonların gerçek kuruluş nedeni,
bütçe ile ödenek almanın güçlüğüne karşılık, bütçe dışı kaynak
hazır bulundurm a ve btmun sağladığı harcama serbestliği, denetim
yokluğu gibi olanaklardan yararlanma eğilimlidir. Bu tü r b ir uygu­
lamanın tem el malî yönetim ilkeleriyle bağdaştırılamayacağı doğal­
dır.
42. Program bütçe taknilkleri geliştirilerek ve bütçelere nor­
mal yollarla yeterli ödenek ikonulması sağlanarak, fon ıkuruîması
gereği ortadan kaldırılmalı; malî yönetimi düzenleyecek olan ana
kanuna, afetler ve ülke güvenliğini ilgilendiren olağanüstü durum ­
larda, ödenek alma ve harcamalarda esneklik sağlayacak hüküm­
ler konulmalıdır.
n
ORTAK GÖREVLER
PLANLAMA
1.
Gelecekte izlenecek hareket tarzlarını önceden saptama,
faaliyetlerin mümkün olan yönlerini mümkün olduğu kadar ön­
56
ceden karara bağlama anlamında İdarî planlama fikri, idaremizde,
genellikle, gerektiği ölçüde yaygın bir uygulama alanı bulamamış­
tır. Bu eksiklik, yönetimin kaynaklardan yararlanma, gözetim,
koordinasyon ve denetim gibi tüm fonksiyonlarmı olumsuz biçim­
de etkilemektedir.
2. Kalkınma planlarının hazırlanmasında temel ağırlığm ba­
kanlık ve ilgili kuruluşlarda bulunması, ilk ve temel hazırlıkların
yapılması sorumluluğunun kuruluşlara ait olması gerekirken, bu­
gün beklenilenin tam karşıtı yapılmakta; plan, tüm aynntılanyle Devlet Planlama Teşkilâtı tarafından hazırlanmaktadır.
3. Plan çalışmaları, dikey bir yaklaşımla sektörler bakımın­
dan ele alınmakta; sektörlerarası bütüncü bir yaklaşımı gerekti­
ren bölge planlaması, çok dağınık, amaç, kapsam ve yöntem yö­
nünden çok yetersiz bir biçimde, îm ar ve iskân Bakanlığı tarafın­
dan yerine getirilmeye çalışılmaktadır.
4. Kuruluşların planlama birimleri, genellikle, kendilerine
düşen görevleri yerine getirebilecek biçimde kurulamamış ve ge­
liştirilememiştir.
5. Devlet Planlama Teşkilâtının kuruluşundan bu yana edi
İlilen tecrübeler, bu teşkilâtın, görevleri, hizmetlerinin bölünüşü
ve yürütülüşü ve planların uygulanmasmın izlenmesi yönünden, çe­
şitli aksaklıkların ortaya çıktığını göstermektedir. Aslında sorum
)u bakanlıklar ve öteki kuruluşlar tarafından yerine getirilmesi ge
reken görevlerin, çeşitli nedenlerle bu Teşkilâtça yapılmaya çalı
şılması Devlet Planlama Teşkilâtının gereksiz olarak genişlemesi
ne neden olmuştur.
6. Teknisyenlerle politik sorumlulardan kurulu olan, ve tek­
nik ve politik nitelikteki görevleri birlikte yürütme esasına daya­
nan Yüksek Planlama Kurulu mekanizması, gerektiği gibi işletilememiş; uygulamada, kurul bünyesinde temelden değişiklikler
yapılmasını gerektiren aksaklıklarla karşılaşılmıştır.
7. Kuruluşlarda ve Devlet Planlama Teşkilâtında görevlendi­
rilecek planlama uzmanlarının yetiştirilmesi ve geliştirilmesi gö­
revi, şimdiki durumda hiç bir kuruluşça yerine getirilmemektedir.
Ancak, bu amaçla Devlet Planlama Teşkilâtı bünyesinde bir Plan­
lama Akademisi kurulması girişimi, mevcut kuruluşlardan yarar­
lanma olanakları göz önünde tutulduğu takdirde, gereksiz bir iki­
leme ve israf olarak gözükmektedir.
57
8. Planlama görevlerinin yerine
getirilmesinde önemli bir
yardımcı araç olan sosyal ve ekonomik araştırmaların büyük ölçü­
de Devlet Planlama Teşkilâtı içinde yapılmaya çalışılması, Teşkilâ­
tın, plan ve program hazırlama, izleme ve değerlendirme çalışma­
larına bir ölçüde olumsuz etkiler yaptığı gibi; Teşkilâtı çok ağır
bir araştırma yükü altına sokmakta; bu iki görev arasında karı­
şıklıklara yol açmaktadır,
9. Kalkınma planları, yıllık programlar ve öteki amaçlar için
gerekli projeleri hazırlamakla görevli bir birim mevcut bulunma­
makta, bu durum gecikmelere sebep olmakta ve bu hizmetlerin ge­
reğince yerine getirilmesini güçleştirmektedir.
Bu aksaklıkları gidermek için planlama hizmetleri aşağıdaki
hususlar da göz önünde bulundurularak yeniden düzenlenmelidir,
10. Planlama fikrinin tüm yöneticiler tarafından anlaşılarak
benimsenmesi ve yaygın bir uygulamaya kavuşturulması için ça­
ba harcanmalı, yöneticilerin ve yönetim alanında çalışacak uzman­
ların eğitiminde bu konuya özel bir ağırlık verilmelidir.
İL Bakanlık ve kuruluşlar, kalkınma planlarının hazırlanma­
sında asıl yükü ve temel hazırlıkların yapılması sorumluluğunu
üzerlerine alacak biçimde yönlendirilmeli, ancak Devlet Planlama
Teşkilâtı kuruluşlarda hangi projeler üzerinde çalışılacağım genel
olarak önceden saptamalıdır.
Devlet Planlama Teşkilâtının, gerek bakanlık ve kuruluşlarca
yapılan hazırlıklara, gerek doğrudan doğruya yapacağı çalışmala­
ra dayanarak, makro düzeyde tercihlerde bulunmak suretiyle ulu­
sal ve bölgesel öncelikleri saptaması ve planı bütünlüğe kavuştur­
ması esas olmalıdır.
12. Kuruluşların planlama birimleri, planların hazırlanma­
sında kendilerine düşen görevleri yapacak biçimde örgütlendirilmeli ve güçlendirilmelidir.
13. Sektör planlaması yanında, bütüncü ve yatay yaklaşım
sağlayan bölge planlaması çalışmalarında sorumluluk, Devlet Plan­
lama Teşkilâtına ait olmalıdır.
14. Devlet Planlama Teşkilâtı, «kalkınma için izlenecek eko­
nomik ve sosyal politikayı ve amaçları saptamakta Hükümete yar­
dımcı olmak ve bu amaçları gerçekleştirecek uzun ve kısa vadeli
58
plan ve programları hazırlamak ve planın başarı ile uygulanması
için gerekli tedbirleri saptamak ve önermek» biçiminde özetlene­
bilecek olan asıl görevlerini yerine getirecek biçimde yeniden dü­
zenlenmelidir. Bu yeniden düzenlemede, plan uygulamasının izlen­
mesi ve koordinasyonu görevlerinin sektörler içinde yapılmasının
ve sosyal ve ekonomik planların birlikte hazırlanmasının sağlaya­
cağı yararlar, göz önünde tutulmalıdır.
15. Yüksek Planlama Kurulu, teknisyenlerle siyasî sorumlu­
lar arasmda pariter esasa dayanan bir kuruluş olmaktan çıkarıla­
rak, faaliyetleri planla çok yakından ilgili olan bakanlıkların yetkili
temsilcilerini bir araya getiren bir teknik karar hazırlama orga­
nı haline getirilmelidir. Bugün Yüksek Planlama Kurulu tarafın­
dan yerine getirilmekte olan siyasî nitelikteki görevleri yapmak
üzere, Bakanlar Kurulu bünyesinde, sürekli bir kabine komitesi
kurulmalıdır.
16. Kuruluşlarda ve Devlet Planlama Teşkilâtında görevlen­
dirilecek uzmanların yetiştirilmesi ve geliştirilmesi, hizmetiçi eği­
tim yoluyle ilgili kuruluşlar içinde ya da Türkiye ve Orta Doğu Am­
me İdaresi Enstitüsü, Üniversiteler ve ilgili öteki kuruluşlardan ya­
rarlanmak suretiyle gerçekleştirilmeli; bu alanda yeni kuruluşlara
gitmekten kaçınılmalıdır.
17. Kalkınma planının hazırlanması için gerekli olan sosyal
ve ekonomik araştırmaların, sektör temeli üzerine ilgili bakanlık­
lar tarafından yapılması esas olmalıdır. Sorunları daha geniş açı­
lardan ele alan temel araştırmalar, kurulmsı önerilen Türkiye Eko­
nomik ve Sosyl Araştırmalar Kurumu ve ilgili öteki kuruluşlarca
yapılmalıdır. Devlet Planlama Teşkilâtının bu alandaki görevi, pla­
nın yapılması için gerekli görülen ve Türkiye'nin sorunlarım bü­
tüncü bir yaklaşımla ele alan araştırmaların, başta Türkiye Ekono­
mik ve Sosyal Araştırmalar Kurumu olmak üzere, dış örgütler ta­
rafından yapılmasını sağlamak ve bunun gerektirdiği araştırma
tekliflerini hazırlamak olmalıdır.
18. Ülkenin ulusal çıkarlarını ilgilendiren projeleri hazırla­
mak ve planlama çalışmalarında Devlet Planlama Teşkilâtına yar­
dımcı olmak üzere Başbakanlığa bağlı bir Devlet Proje Ofisi kurul­
malıdır.
19. Devlet Planlama Teşkilâtı, başta Devlet İstatistik Enstitü­
sü olmak üzere, bakanlıklar ve diğer ilgili kuruluşlar ile işbirliği
59
içinde, ulusal planların hazırlanışı ve uygulamalarının izlenmesi sı­
rasında, çeşitli alanlarda esas alınacak verilerin neler olacağını, bu
verilerden hangilerinin hangi kuruluşlarda, ne biçimler içinde ve
ne gibi zaman aralıkları ile toplanacağını, ne amaçlarla nasıl ve ne
gibi zaman aralıkları ile değerlendirileceğini, •ne biçimde sunulaca­
ğını ve raporlanacağmı saptamak amacı ile bütüncü bir plan veri­
leri çalışması yapmalı; bu çalışma sonuçlarının yürürlüğe konulma­
sını plan ve programlara bağlamalıdır. Bütün kuruluşlar, bu çerçe­
ve içinde, kendi alanlarında sistemli bir veri toplama, depolama ve
değerlendirme çalışması yapmaya ve sonuçlarını uygulamaya teşvik
edilmelidir.
Mevcut elektronik bilgi işleme sistemlerinden bu amaçlara eriş­
mek için etkin bir biçimde yararlanma olanakları göz önünde tu­
tulmalıdır.
KOORDİNASYON
1. Ortak bir amacın gerçekleştirilmesi için harcanan çabala­
rın, uyumlu bir biçimde birbirine bağlanması ve zaman bakımın­
dan ayarlanması anlamında koordinasyon, idarenin, bir bütün ola­
rak ya da çeşitli kuruluşlarının kendi içlerinde, tek bir mekanizma
halinde çalışabilmesini sağlamak amacını güden her türlü faaliye­
ti kapsar. Aslında koordinasyon, bağımsız bir faaliyet olmayıp, yö­
netimin, amaç ve politika tayini, planlama, örgütlendirme, kaynak­
ları düzenleme, gözetim ve denetim gibi tüm unsurları içinde ve
onların bir parçası olarak mevcuttur.
Bir kuruluşta, amaç ve politikaları açıklıkla saptamadan, faali­
yetleri gereği gibi planlamadan, etkili bir örgütlenmeyi gerçekleştir­
meden ve kaynakları amaçlara uygun biçimde düzenlemeden, sade­
ce uygulama aşamasında alınacak tedbirlerle etkili bir koordinas­
yon sağlanması mümkün değildir.
2. Uygulama sırasında, kuruluş ve birimlerin çalışmalarının
uyumlu bir biçimde yönetilmesini sağlayacak olan koordinasyon,
sorumlu mercilerin kendi aralarında anlaşmaları ya da koordinas­
yon için ayrı bir merciin kurulması suretiyle, başlıca iki yoldan sağlanabilir. Koordinasyon için en uygun yol, birinci yoldur. Bununla
birlikte, özellikle kararların ortak grup kararı olması ya da uygu»
lamada sık sık ayarlamalar yapılması gereken hallerde, koordinas­
yon için ayrı bir mekanizma kurulması gerekebilir.
60
3.
Türk idaresinde, koordinasyon, genellikle, daha çok uygu­
lama aşamasında alman tedbirlerle, gerçekleştirilmeye çalışılmak­
ta; koordinasyon sağlamak hususunda sevk ve idare sürecinin öteki
unsurlarından, yeterli ölçüde yararlanılmamaktadır. Bu durum uy­
gulama aşamasındaki koordinasyon çabalarını olumsuz biçimde et­
kilemektedir.
Merkezî Düzeyde Koordinasyon
' 4. Merkezî düzeyde koordinasyon sağlamaktan sorumlu olan
makamların başında, Başbakan ve Bakanlar Kurulu gelmektedir.
Devletin en yüksek yönetim organı olan Bakanlar Kurulunun, ku­
ruluş amacı ve en önemli görevi, bakanlıklar arasında koordinasyon
sağlamaktır. Başbakanın ve Bakanlar Kurulunun görevlerini et­
kin bir biçimde yerine getirmesini sağlamak amacı ile yapılacak
yeniden düzenleme çalışmalarında, bu husus önemle göz önünde tu­
tulmalıdır.
5. En yukarı düzeyde koordinasyon sağlamada bir yol da,
kabine komiteleri metodundan yararlanılmasıdır. Bütün bakanlan
ilgilendirmemekle birlikte, politik
sorumluluk kademesinde ele
alınması gereken konuları, ilgili bakanlar arasında görüşüp karara
bağlamak ya da Bakanlar Kurulu kararları için hazırlık çalışmala­
rı yapmak bakımından, kabine komiteleri metodundan yararlanıl­
malıdır. Kurulacak kabine komiteleri, ele alınacak konuların nite­
liğine göre, «geçici» ya da «sürekli» olabilmelidir. Örneğin, bu ra­
porda, Yüksek Planlama Kurulunun politik nitelikteki görevlerini
yerine getirmek üzere sürekli nitelikte bir «Planlama Komitesi» ku­
rulması önerilmektedir. Aynı biçimde, sürekli bir faaliyet niteliği
taşıyan Ortak Pazar için, en yakından ilgili olan bakanların katıl­
ması ile, sürekli bir «Ortak Pazar» komitesi kurulması yararlı ola­
bilir.
6. Bu raporda Başbakanlık çevresinde toplanması, yeniden
kurulması ya da sıkı bir işbirliği halinde çalışması önerilen, merke­
zî planlama, bütçe, personel, idareyi geliştirme, istatistik, bilimsel
araştırma ve donatım birimleri gibi merkezî birimler, yerine getir­
dikleri görevler yönünden, merkezî düzeyde koordinasyon sağlayıcı
kuruluşlardır. Bugün var olan merkezî kuruluşların kendilerine dü­
şen koordinasyon görevlerini gereği gibi yerine getirdikleri söyle­
nemez. Yapılacak yeni düzenlemelerde, bu birimlerin, kendi arala­
61
rında uyumlu bir çaİışma düzeni kurmaları ve kendilerine verilen
merkezî koordinasyon görevlerini gereği gibi yapacak bir düzeye
getirilmeleri üzerinde önemle durulmalıdır.
Kuruluşlar Düzeyinde Koordinasyon
7. Koordinasyon ihtiyacı ve bu ihtiyacın gerektirdiği biçimde
karşılanamamasından doğan sorunlara idarenin bütün kademelerin­
de rastlanm aktadır. Bu nedenle, kuruluşlar düzeyinde de, koordi­
nasyon sağlamak amacı ile ihtiyaç ve koşullara uygun tedbirler alın­
ması gereklidir. Bir tek kuruluşun sorumluluk alanına girmeyen ya
da böyle gözükmekle birlikte, başka kuruluşları da ilgilendiren ko­
nularda, bakanlık ya da ilgili öteki kuruluşların temsilcilerinin katılmasıyle kurulan komitelerden şimdiye kadar olduğu gibi bundan
sonra da yararlanılması doğaldır. Ancak, bu komitelerin etkili ola­
bilmesi için gerekli tedbirler alınmalı, temsilcilerin yetkili ve yete­
nekli kimseler arasından seçilmesine dikkat edilmeli; temsilcilikler­
de sık sık değişiklik yapmaktan sakımimalı; komite çalışmalarını
destekleyecek yeterli bir sekreterya hizmeti sağlanmasına özen gös­
terilmelidir.
8. Koordinasyon ile ilgili olarak, üzerinde önemle durulması
gereken bir konu da, bu amaçla gereksiz ve aşın bir örgütlenmeye
gidilmemesi, ya da koordinasyonun, katı bazı kurallar konulmak
suretiyle gerçekleştirilmeye çalışılmamasıdır. Kuruluşlar arasında
işbirliği ve uyum içinde çalışma alışkanlığı yerleştirilmedikçe, aslın­
da yararlı olan bu gibi tedbirlerle koordinasyon sağlamaya olanak
yoktur. Etkin bir koordinasyonun sağlanması için tüm kuruluş ve
kademelerde amaç ve politikalar dikkatle ve tutarlı bir biçimde
tespit edilmeli, modern bir yönetim aracı olan planlamadan gere­
ken biçimde yararlanılmalı, rasyonel bir görev dağıtımı ve iyi bir
örgüt planlaması gerçekleştirilmeli ve iyi işleyen bir haberleşme
düzeni kurulmalıdır. Koordinasyon sağlanabilmesi için bunun öte­
sinde yapılması gereken şey, kişi ve kuruluşlar arasında işbirliği ve
uyumlu çalışma anlayışının yerleştirilmesi olmalıdır.
9. Koordinasyon yönünden önemli başka bir tedbir de, her­
hangi bir alan ya da konuda koordinasyon sağlamaktan sorumlu
olan kişi, birim, ya da kuruluşun açıklıkla belirtilmesidir. Bu bi­
çimde görevlendirilen kişi ya da makamlar koordinasyon sağlana­
bilmesi için gerekli danışmaların ve sekreterya hizmetlerinin yapıl­
masından da sorumlu tutulmalıdır.
62
DENETİM
1. Denetim, uygulamanın planlara uygunluğunu sağlamak
amacmı güder ve denetim standartlarmm saptanması, uygulama­
ların izlenmesi ve rapor edilmesi ve düzeltme tedbirlerinin alınma­
sı faaliyetlerini kapsar.
■Denetim, yönetim sürecinin öteki unsurlarına sıkı sıkıya bağ­
lıdır. Planlama, amaçları tayin eder ve hizmetleri kalite ve zaman
standartlanyle birlikte ortaya koyar. Denetim, planları, para, zaman
ya da fizikî ölçüler biçimindeki hizmet standartlanyle karşılaştıra»
rak gerekli düzeltici tedbirlerin alınmasını sağlar. Karşılaştırma,
sadece uygulamanın plana uygun olarak gerçekleşip gerçekleşmedi­
ğini gösterir, idarecinin aksaklıkları giderecek tedbirleri de alması
gerekir. Bu nedenlerle, etkin bir denetim için, amaçların açıklıkla
saptanması, amaçların nasıl gerçekleştirileceğini gösteren planların
hazırlanması, amaçlara uygun bir örgütlenmenin sağlanması, kay­
nakların iyi düzenlenmesi, iyi işleyen bir haberleşme sistemi kurul­
ması ve her kademede etkili bir gözetim şarttır.
2. İdaremizde, iç ve dış denetim olmak üzere başlıca iki dene­
tim türüne rastlanmaktadır.
«Iç denetim», idarenin kendi kendini denetlemesi, yani hizme­
ti yürüten görevlilerin işlemlerinin denetlenmesidir. Memurların
mertebeler silsilesine uyarak yukarıdan aşağıya doğru yaptıkları
kontrolü da ifade eden hiyerarşik denetim; kanun ve nizamların
uygulanmasını gözetme anlamında «İdarî teftiş»; idarenin malî iş­
lemlerinin ve levazım işlerinin, titizlik ve dürüstlük yönünden kont­
rol edilmesi amacını güden ve genellikle kayıtlarla birlikte nakit ve
ayniyatın da incelenmesini gerektiren «malî teftiş»; memurların
İdarî kadrolara alınmalarında, yükseltilmelerinde, cezalandırılmala­
rında, nakillerinde, işten çıkarılmalarında ve görevlerinin değişti­
rilmesinde, yetkililerin görevlerini objektif hukuk kurullarına göre
yapıp yapmadıklarını incelemek amacını güden «personel işlemle­
rinin denetlenmesi» iç denetimin çeşitli biçimlerini anlatmak için
kullanılmaktadır. Dış denetimle görevli kamu hizmetlilerinin de»
netlenmesi de iç denetimin kapsamına girer.
«Dış denetim», kanunların bazı yükümlülükler yüklediği özel
kişilerin ve kuruluşların, bu görevleri kanunlara uygun biçimde ye­
rine getirip getirmediklerinin denetlenmesidir.
63
«EtîdnIik denetimi» terimi, hizmetlerin, amaç, plan, bütçe, per­
sonel, örgütlenme, kadro, araç, gereç ve m etotlar yönünden, etkin­
likle yürütülüp yürütülmediğinin denetlenmesini belirtmek için
kullanılmakta ve bir ölçüde, tüm denetim biçimlerini içeren bir
nitelik taşımaktadır.
3.
Türk idaresinde, denetim hizmeti karışık bir manzara gös­
termekte ve bir bölümü aşağıda gösterilen çeşitli sorunlarla karşı
karşıya bulunulm aktadır :
a. Denetim, büyük ölçüde tahkikata dönük olup, kusurlu ha­
reketleri zamanında ortaya çıkararak düzeltme tedbirlerinin alın»
masını tam olarak sağlayamamaktadır.
b. İdareciler, denetim yoluyle idareyi geliştirmeyi genellikle
benimsemiş değildir. Denetim sonuçlarına göre aksaklıkları düzel­
tecek tedbirlerin alınması gereken biçimde yerine getirilmemekte­
dir.
c. Denetim genellikle sadece tekil birimler üzerinde yapılmak­
ta; denetimde ve denetlenecek birimlerin seçiminde periyodik ra­
porlardan ve gözetim sonuçlarından yararlanılmamaktadır.
d. Hiyerarşik denetime gereken önem verilmemekte, hiyerar­
şik denetim mekanizması iyi işletilememektedir.
e. Denetim hizmetinin idarenin bütününde yapılması gerekir­
ken, bazı kuruluşlar denetim dışında bırakılmış bulunmaktadır.
Başbakanlıkta ve bazı merkez kuruluşlarında teftiş birimleri yok­
tur. Bazı kuruluşlar arasında iç denetim yönünden görev girişiklikleri vardır.
f. Raporlama sistemi iyi düzenlenememiştir ve etkili bir bi­
çimde işletilememektedir.
g. Denetim raporları biçim ve içerik yönünden, amaçlara uy­
gun biçimde düzenlenmemektedir.
h. Mahallî idarelerin denetiminin amaçlara uygun biçimde dü­
zenlenmesi gerekmektedir. Mahallî idarelerin dış malî denetimini
yapacak merkezî bir organ yoktur.
i. Hâkimlerin gereken biçimde denetimi, henüz sağlanamamış
bulunmaktadır.
64
j. Son ve çok önemli bir sorun olarak denetim hizmetleriyle
kalkınma faaliyetleri arasmda paralellik kurulamamış; kalkınma
amaçlarına dönük faaliyetlerde kaynakların etkin bir biçimde kul­
lanılmasını sağlamak amacını güden etkinlik denetiminin gerekti­
ği gibi yapılması sağlanamamıştır.
4. Bu eksiklikleri gidermek amacıyle, yurt içinde ve yurt dı­
şında denetim hizmeti, amaç ve planlarla uygulamayı karşılaştıra­
rak aksaklıkları zamanında ortaya çıkaracak ve düzeltme tedbirle­
rinin alınmasını sağlayacak biçimde yeniden düzenlenmelidir. Bu
yeniden düzenlemede, hizmet standartlarının denetime esas olması
sağlanmalı; denetimin üst yönetim kademeleri ile aşağı kademeler
arasmda bir irtibat vasıtası; alt kademe memurların eğitimi için
bir araç, amaç ve politikaların tayininde idarecilere ışık tutan bir
vasıta olması, önemle göz önünde tutulmalıdır. Yeniden düzenlenen
denetim sistemi, süratli ve basit olmalı; hizmetin başarısı yönünden
önemli olan faktörlere ağırlık vermeli; denetim sorumlularını açık­
ça belirlemeli; beşerî faktörleri dikkate almalı; sosyal ve teknik
alanlardaki gelişmelere karşı duyarlı olmalı ve gelecekteki planla­
malar için yararlı olacak verileri sağlayacak biçimde düzenlenmeli­
dir.
5. idarecilerin, bir idareyi geliştirme aracı olarak denetim
hizmetinden etkin bir biçimde yararlanması için çaba harcanmalı;
yöneticilerin ve denetim personelinin yetiştirilmesinde bu konuya
özel bir önem verilmelidir.
6. Denetim faaliyetleri dikkatle planlanmalı; bu planlamada,
periyodik raporlardan ve teftiş ve gözetim çalışmalarının sonuçla­
rından yararlanılmalıdır. Sadece bireylerin teftişi ile yetinilmeyerek, karşılaştırmalı denetime ve raporlama sistemi ile almacak bil­
gilere göre sorun çözme biçiminde yapılacak denetime de önem ve­
rilmelidir.
7. îç denetimde hiyerarşik denetime ağırlık verilmeli; hiye­
rarşik denetimin etkinliğini artırm ak için gerekli tedbirler almmahdır.
Memurlar hakkındaki soruşturmalar, esas itibariyle, hiyerarşik
düzen içinde gerçekleştirilmelidir.
8. a. Her kuruluşun dilediği biçimde denetim birimleri kur­
ması önlenerek, hizmeti daha rasyonel biçimde yerine getirecek bir
görev ve yetki dağılımına ve örgütlenmeye gidilmelidir.
65
h.
Mevcut denetim birimleri arasındaki görev girişiklikleri gi­
derilmeli; teftiş kurullarm a görevleriyle ilgili olmayan işler ver­
mekten kaçmılmalıdır.
c.
Karayolları ve Devlet Su îşleri Genel Müdürlükleri kendi
taşra birimlerini etkili olarak denetleyecek biçimde örgütlendirilmelidir*
9. Raporlama sistemi geliştirilmeli; raporların, denetlenilen
işe uygun ve zamanlı olmasına, uygulamaları hizmet standartlarıyle karşılaştırarak amaç ve planlardan önemli ayrılmaları ortaya koy^
maya elverişli bulunmasına ve aksaklıkların düzeltilmesi için ge­
rekli tedbirleri kapsamasına dikkat edilmelidir.
10. a. Denetim raporları, belli ve klasik gözlemleri sıralayan
birer belge olmaktan çıkarılmalı; üst düzeyde değerlendirilebilecek
biçimde yazılmalı; denetim raporları için standart formlar gelişti­
rilmelidir.
b. Raporların, tekil birimlerin inceleme sonuçlarının yanı sıra
öteki birimlerle karşılaştırılmalarının sonuçlarını da içermesi, ku­
ral haline getirilmelidir.
c. Denetim raporlarının merkezde yapılacak değerlendirme
sonuçlarının, idareyi geliştirme ile ilgili merkezî birimlere de ulaş^
tırılması sağlanmalıdır»
İL Mahallî idareler için Sayıştay denetimine benzer ve etkin­
lik denetimi yapacak bir merkezî, denetim organı kurulmalıdır. Ay»
rica her bakanlık, mahallî idarelerdeki kendi görev ve sorumluluk
alanına giren görev ve işlemleri, kendi iç bünyesindeki denetime uy­
gun biçimde bu idarelerde de yapabilmelidir.
12. Hâkimlerin denetimi ve haklarındaki soruşturmanın, Ana-»
yasanın 144 uncü maddesine uygun olarak, Yüksek Hâkimler Kuru­
luna bağlı ve sürekli olarak görevli müfettiş hâkimler eliyle yerine
getirilmesi için gerekli düzenlemeler yapılmalıdır.
13. a. Kalkınma amaçlarına dönük faaliyetler, kaynakların
etkin biçimde kullanılması üzerinde önemle durularak denetlenmeli, tüm denetim türlerinin bu amacı sağlayacak biçimde düzenlen­
mesi sağlanmalıdır,
b.
Etkinlik denetimi esas itibariyle program yöneticileri tara­
fından yapılmalıdır. ■Kuramlarda yapılan faaliyetlerle, o faaliyetlere
66..
ilişkin harcamalar birbirine bağlanmalı; faaliyeti denetleyenin İdarî
ve malî denetimi birlikte yapması esas olmalıdır.
c. Malî denetim, esas olarak hukuka uygunluk denetimi bi­
çimde anlaşılmaktadır. Program bütçe sistemi, aslında malî dene­
timin de etkinliğe yöneltilmesini gerektirmektedir. Gerçekten dev­
let bütçesi hükümet tarafından yürütülecek faaliyetleri gösterince,
bu faaliyetlerin etkinlikle yürütülüp yürütülmediginin denetlenmesi
kendiliğinden gerekli olacaktır.
d. Öte yandan, hiyerarşik denetimin de raporlam a ve maliyet
muhasebesi, standartlar saptama gibi aletlerle desteklenmesi gere­
kir. İç denetim organları da etkinlik denetimi yapabilecek düzeye
yükseltilmelidir.
e. Türkiye’de dış malî denetim yapmakta olan Sayıştay’ın da
etkinlik denetimi yapabilecek biçimde geliştirilmesi zorunludur. Dış
etkinlik denetimi, kuruluşların etkisi içinde bulunmayan kişilerce
yapıldığı için büyük yararlar sağlayabilmektedir. Sayıştaym bu de­
netim biçimine yönelmesi ayrıca, program bütçe sisteminin normal
bir gereği olacaktır.
f. Denetim teknik düzey bakımmdan yükseltilmeli ve istatis­
tik yöntemlerinin geniş ölçüde kullanılması yoluyle denetim verim­
liliği artırılmalı, denetimin yapılması kadar, denetim sonucunda or­
taya çıkan veriler de iyi değerlendirilmeli ve bu veriler yönetimi ge­
liştirme bakımından kullanılmalıdır.
HA BERLEŞM E
1.
Kamu idaresi alanında haberleşme, yönetim sürecinin plan­
lama, yöneltme, koordinasyon ve denetim gibi tüm unsurları için­
de ve onların bir parçası olarak, karşı karşıya ya da haberleşme
araçları aracılığı ile yapılan, dikey ve yatay her çeşit bilgi alış veri­
şini kapsar. Bu anlamda haberleşmenin, iyi yönetimin temel koşul­
larından birisi olduğu kuşkusuzdur.
Türk kamu idaresinde, haberleşmeye, genellikle, gereken yer ve
değerin verildiği söylenemez. Haberleşme yöntem ve araçları ihtiya­
ca cevap vermekten uzaktır. Haberleşme eğitimi yetersizdir. Haber­
leşmede önemli bir rolü olan evrak ve dosya sistemleri formalitelere
67
boğulmuş olup hizmetlerin yürütülmesinde önemli gecikme ve ak­
saklıklara sebep olmaktadır. Arşiv sisteminin geliştirilmesi için on
yılı aşkın bir süreden beri yapılmakta olan çalışmalar, bu konuda
bir kanun ve tüzük de çıkarılmış olmasına karşın olumlu bir sonu­
ca bağlanamamıştır.
Bu nedenlerle, haberleşme hizmeti, aşağıdaki hususlar da göz
önünde tutulm ak suretiyle, yeniden düzenlenmelidir.
2. Yöneticilerin ve bütün kademelerde görevli personelin ha­
berleşme konusundaki eğitimine, hizmet öncesi ve hizmetiçi eği­
tim programlarında özel bir önem verilmelidir.
3. Tüm kuruluşlarda, iyi yönetimin gerekli kıldığı yatay ve
dikey haberleşmeyi sağlayan etkin bir haberleşme düzeni kurulma­
lı; haberleşme yöntem ve araçlarının iyi kullanılması için gerekli
tedbirlerin alınması suretiyle, haberleşmede zaman kaybı önlenme­
lidir.
4. Haberleşme araçlarının seçiminde ve satın alınmasında, ih­
tiyaçlar ve haberleşme güvenliği göz önünde tutulmalı, ekonomik
olmayan araçların satın alınmasından kaçınılmalıdır.
5. Dosya ve evrak sistemleri, gereksiz kayıtlar, havaleler ve
öteki formalitelerden kurtarılarak etkin bir biçimde işleyecek duru­
ma getirilmeli; bu hususta «Kurumlararası Evrak ve Dosya Sistem­
leri Araştırma Raporu»nda belirtilen esaslar göz önünde tutulm a­
lıdır.
6. Arşiv sistemi, bu konuda yapılmış bulunan araştırm aların
değerlendirilmesi suretiyle saptanacak ilkelere göre yeniden düzen­
lenmelidir.
BİLİMSEL ARAŞTIRMA
1.
Türk kamu idaresinin çeşitli dallarmda bilimsel araştırma
çalışmaları yapılmakta, çeşitli kuruluşların bünyesinde, değişik ad
ve yapıda, hiç de azımsanamayacak sayıda araştırm a birimi mevcut
bulunmaktadır. 1963 yılmda, pozitif bilimler alanında temel ve uy­
gulamalı araştırm aları geliştirmek, desteklemek, düzenlemek ve
koordine etmek üzere Başbakanlığa bağlı Türkiye Bilimsel ve Tek­
nik Araştırma Kurumu kurulmuştur.
68
Bununla birlikte, idaremizde bilimsel araştırm a çalışmaları ge
rektigi ölçüde yaygın değildir. Mevcut birim ve kuruluşlar dağınık
tır; birçok durumlarda, amaçları belirsiz ve faaliyetleri yetersizdir
Bazı alanlarda bilimsel araştırm alar yönünden boşluklar vardır
çalışmalar genellikle koordinasyondan yoksundur ve kaynak isra­
fı mevcuttur.
Bu nedenlerle, bilimsel araştırm a alanındaki çalışmaların aşa­
ğıdaki esaslara göre yeniden düzenlenmesi gerekir.
2. Bilimsel araştırm alar, kamu idaresinin bütün alanlarına
yaygın hale getirilmeli ve kalkınmaya yönelen bir biçimde yoğunlaştırılmalıdır. Öteki ülkeler tarafından yapılan araştırm alar izlen­
meli; bunlardan yararlanma olanakları üzerinde durulmalıdır.
3. Kuruluşlarda mevcut araştırm a birim leri tümüyle araştır­
ma konusu yapılarak, değerlendirme sonuçlarma göre yeniden dü­
zenlenmelidir. Araştırma birimlerinin amacı ve görevleri saptanma­
lı; olanakları geliştirilmeli ve birden çok araştırm a birimi bulu­
nan kuruluşlarda, bu birimlerin çalışmalarının koordinasyonu için
gerekli tedbirler alınmalıdır.
4. Üniversitelerde bilimsel araştırm alara önem verilmeli; tek­
nik araştırm alarda endüstriyel sorunlara öncelik tanınmalıdır.
Bilimsel araştırm aları teşvik yönünden, bugün teknik alanlar­
da sınırlı ölçüde yararlanılmakta olan teşvik ödülü sisteminden,
öteki alanlarda da yararlanılmalıdır.
5. Bilim adamı ve araştırm acı yetiştirilmesini hızlandırmak
için gerekli tedbirler alınmalıdır. Araştırmacı yetiştirmek için, burs
sisteminden de yararlanılmalı, bu amaçla burs sistemi geliştirilerek
ilgi çekici hale getirilmelidir.
6. Türkiye Bilimsel ve Teknik Araştırma Kurumu, bütün ku­
ruluşlarda araştırm anın öneminin anlaşılması ve ortamın bu yön­
de geliştirilmesi üzerinde çaba harcamalı; Devlet Planlama Teşkilâ­
tı ile sıkı bir işbirliği yaparak ulusal plan hedeflerinin gerçekleşti­
rilmesini hızlandıracak araştırm alara öncelik verilmesini sağlamalı­
dır.
7. Uzun süreli sosyo-ekonomik kararların alınmasma yardım­
cı olacak araştırm alara öncelik verecek ve Türkiye'nin sosyo-ekono­
mik yapısının daha iyi tanınmasına olanak yaratacak araştırm aları
69
düzenlemek, yapmak ve bu alanda koordinasyon sağlamak, bu ra­
porda kurulması önerilen Türkiye Ekonomik ve Sosyal Araştırma
Kurumunun görevi olmalıdır.
8. Ülkemiz yönünden özel bir önem taşıyan mühendislik sis­
molojisi ve deprem mühendisliği konularında gerekli araştırm ala­
rın yapılması sağlanmalıdır.
9. Îdarî alanda bilimsel araştırm alar yapmak üzere, Türkiye
ve Orta Doğu Amme Enstitüsü içinde bir «İdarî Araştırma Merke­
zi» ile bir «İdarî Dokümantasyon Merkezi» kurulmalıdır.
10. Marmara Bilimsel ve Endüstriyel Araştırma Enstitüsü,
ulusal ekonominin teknolojik sorunlarına eğilmeli; uygulamalı
araştırm aları yürütmek üzere gereken yerlerde bölgesel araştırm a
merkezleri kurulmalıdır.
11. Büjöik endüstriyel kuruluşlar kendi üretim dallarında ça­
lışmalarda bulunmak üzere araştırm a merkezleri kurmaya teşvik
edilmeli; Türkiye Bilimsel ve Teknik Araştırma Kurumu, bunlarm
çalışmaları arasında koordinasyon sağlamalıdır.
12. Türkiye Bilimsel ve Teknik Araştırma Kurumu bünyesin­
de kurulmuş bulunan dokümantasyon merkezi geliştirilmeli; tüm
araştırm aların sonuçlarının bu merkezde toplanması ve yine bu
merkez aracılığı ile endüstri alanlarına ve bilimsel ve teknik araştır­
malarla uğraşanlara duyurulması için gerekli tedbirler alınmalı­
dır.
13. özel endüstrinin, harcamalarının belirli bir yüzdesini araş­
tırmaya ayırmasınm, vergi tedbirleriyle gerçekleştirilmesi yollan
aranmalıdır.
,
İSTATİSTİK
1.
Her türlü çalışmayla ilgili istatistikleri düzenlemek ve ge­
liştirmek üzere, ilk kez 1926 yılında merkezî bir örgütlenmeye gi­
dilmiş; hizmetin, bu örgüte karşın süregelen dağınıklığını gider­
mek amacı ile de, 1962 yılında Devlet İstatistik Enstitüsü kurul­
m uştur. Kuruluş her türlü istatistikleri düzenlemek, geliştirmek,
bu konuda ilgili kamu kuruluşları arasında koordinasyon sağla­
mak, istatistiklerle yapılan çözüm ve incelemeleri yayımlamakla
görevlendirilmiştir. İstatistik hizmetinin bu biçimde merkezîleşti70
rilmesinin gerekli yararı sağlayabilmesi için bazı temel ilkelere
dayandırılması gerekmektedir.
2. Devlet İstatistik Enstitüsü, istatistik hizmetinin kuruluş­
lar arasında paylaşılmasına ilişkin ilkeleri saptamalıdır. Bu ilkele­
rin tespitinde, bakanlıkların, ilgili öteki kuruluşların ve Devlet
Planlama Teşkilâtının görüşü alınmalıdır. Kuruluşlarda istatistik
birimleri, Devlet İstatistik Enstitüsünün görüşü alınmak suretiy­
le açılabilmelidir.
3. Daireler özel istatistikleri doğrudan doğruya, genel ista­
tistikleri ise Devlet İstatistik Enstitüsünün iznine bağlı olarak
yayımlayabilmelidir. Hangi istatistiklerin genel, hangilerinin özel
mahiyet taşıdığı, ilgili dairelerin ve Devlet Planlama Teşkilâtının
görüşü alınarak Devlet İstatistik Enstitüsü tarafından saptanm a­
lıdır.’
4. Merkezî idarenin taşra örgütlerinden ve mahallî idareler­
den alman bilgilerin sağlıklı olabilmesi için, bu bilgileri toplayan
elemanlar, istatistik ve bilgi toplama metotları konularını kap­
sayan bir eğitimden geçirilmelidir.
5. Ulusal planların hazırlanışı ve uygulamalarının izlenmesi
sırasında, çeşitli alanlarda toplanması gerekli istatistik verilerinin
neler olacağı, hangi kuruluşlar tarafından, ne biçimde ve ne gibi
zaman aralıklarıyla toplanacağı, nasıl değerlendirileceği ve sunu­
lacağı, Devlet Planlama Teşkilâtı ve ilgili öteki kuruluşların işbirliğiyle saptanmalı ve uygulanması plan ve program lara bağlanma­
lıdır. Bu amaçlara erişmek için, mevcut elektronik bilgi işleme sis­
temlerinden etkin bir biçimde yararlanılmalıdır.
6. Devlet İstatistik Enstitüsü yayınlarının bedeli karşılığmda herkes tarafından satın alınabilmesi sağlanmalı; ancak millî
güvenlik nedenleriyle bazı yayınlar için gizlilik dereceleri koyma
gereği gözden uzak tutulmamalıdır.
TETKİK VE İSTİŞARE BİRİMLERİ
1.
Kuruluşların önemli bir bölümünde, «tetkik ve istişare
biçiminde tanımlayabileceğimiz görevleri yapmak amacı ile kurul­
muş bulunan birim ler vardır, «tetkik kurulu», «müşavirlik», «mer­
kez valiliği», hatta «fen heyeti» gibi çok değişik adlarla anılan bu
71
birimlerin çoğunun, modern idarelerde «planlama», «araştırma»,
«istatistik» ve «organizasyon ve metot» birim leri tarafm dan yeri­
ne getirilen görevleri yapmaya çalıştığı görülmektedir. Çoğu za­
man özel uzmanlığı gerektiren, bu nedenle de ayrı uzmanlık birim­
leri tarafm dan yürütülmesi gereken bu hizmetlerin tetkik ve isti­
şare birimlerinin görev alanı içinde sayılması ve bu birimlerce ye­
rine getirilmeye çalışılması, gereksiz ikilemelere yol açmakta ve bu
görevleri tam olarak yapacak birimlerin kurulup gelişmesine en­
gel olmaktadır.
Bu nedenlerle, kuruluşlarda «tetkik ve istişare» hizmetlerini
yerine getiren birimler aşağıdaki esaslara göre yeniden düzenlen­
melidir.
2. «Planlama», «araştırma», «istatistik» ve «organizasyon ve
metot» gibi uzmanlık birimleri mevcut olan kuruluşlarda, tetkik
kurulları ve benzeri birimler, esasen gereksiz hale gelmiş olacakları için, kaldırılmalı, sözü geçen uzmanlık birimleri henüz bu­
lunmayan kuruluşlarda, bu birimlerin kurulmas,ı yoluna gidile­
rek, gereksiz hale gelecek olan tetkik ve istişare birimlerinin var­
lığına son verilmelidir.
3. Hukuk müşavirlikleri değişik nitelikleri nedeniyle bu öne­
rinin dışında tutulmalıdır.
4. «Tetkik ve istişare» görevi yapan birimlerde çalışmakta
olup da, uzmanlık alanlarmm gerektirdiği nitelikler ile bilgi ve
tecrübeye sahip bulunanlardan, «planlama», «araştırma» ve «or­
ganizasyon ve metot» gibi danışma birimlerinde görevlendirilmek
suretiyle yararlanılmalı; durumları ve nitelikleri elverişli bulunan­
ların kendi kuruluşları içinde ya da öteki kuruluşlarda yönetici­
lik mevkilerinde görevlendirilmeleri olanakları üzerinde durulma­
lıdır.
HALKLA İLİŞKİLER VE ENFORMASYON
1.
Halkla iyi ilişkiler kurmak ve sürdürmek ve halkta yöne­
time karşı sempati yaratmak amacı ile girişilen faaliyetlerin tüm ü­
nü kapsayan halkla ilişkiler ve enformasyon hizmeti, halkı idari
faaliyetler ile yakmdan ilgilendirme çabalarını da içermekle bir­
likte, esas itibariyle, İdarî faaliyetler hakkında halkı aydınlatma
72
ve idare edilenlerin tepkileri hakkında idareye bilgi verme amacı­
nı gütmektedir.
İdaremizde, merkezî düzeyde, başta Milli İstihbarat Teşkilâtı
Müsteşarlığı ve Basın-Yayın Genel Müdürlüğü olmak üzere, çeşit­
li bakanlık ve kuruluşlarda bu görevi yapmak için, «kamusal iliş­
kiler» «halkla ilişkiler», «enformasyon ve tanıtma», «danışma»,
«İdarî damşma», «yayın bürosu» ve «basın müşavirliği» gibi adlar
taşıyan çeşitli birimler kurulmuş bulunmaktadır.
Şimdiki durumda, halkla ilişkiler ve enformasyon hizmetleri­
ni yerine getiren kuruluş ve birimler genellikle, yeterli ve etkin ol­
m aktan uzaktır. Bu nedenle, bu kuruluş ve birimlerin aşağıdaki
esaslara göre yeniden düzenlenmeleri gerekli görülmektedir.
2. Millî İstihbarat Teşkilâtı dışında, merkezî halkla ilişkiler
ve enformasyon hizmetlerini yerine getirmekle görevli temel kuru­
luş olan Basm-Yaym Genel Müdürlüğü, «Devlet Enformasyon Teş­
kilâtı» adı altında. Başbakanlığa bağlı olmah ve aşağıda gösteri­
len görevleri tam olarak yerine getirecek biçimde yeniden düzen­
lenmelidir :
a. Devletin halkla ilişkiler ve enformasyon politikasmın sap­
tanmasında Hükümete yardımcı olmak,
b.
c.
mek,
İdarî faaliyetler hakkında halkı aydmlatmak,
Devletin propaganda ve tanıtm a hizmetlerini yerine getir­
d. Kuruluşlarca yerine getirilen halkla ilişkiler ve enformas­
yon hizmetleri arasında koordinasyon sağlamak.
3. Bakanlıklarda ve gerekli görülen öteki kuruluşlarda halk­
la ilişkiler ve enformasyon birimleri kurulmalıdır. Kuruluşların
halkla sürekli ilişki halinde bulunan servislerinde, halka yol gös­
terecek ve yardımcı olacak danışma birimleri teşkil edilmeli ya da
uygun görülecek bir veya daha çok eleman esas görevlerine ek ola­
rak bu görevi de yapmaktan sorumlu tutulmalıdır.
4. Kuruluşlarda halkla ilişkiler ve enformasyon birimleri
baş yöneticiye bağlı olmalı; bu birimlerin yöneticilerinin kurulu­
şun baş yöneticisiyle yakın ilişkisi göz önünde tutularak, seçimle­
rine özel bir itina gösterilmelidir.
73
5. Kuruluşların halkla ilişkiler ve enformasyon hizmetleri.
Devlet Enformasyon Teşkilâtmm saptayacağı esaslara göre yürü­
tülmeli; bu merkezî birimle kuruluşların birimleri arasında, fonk»
siyonel ilişkiler kurulmalıdır.
6. Halkla ilişkiler ve enformasyon teşkilât ve birimlerinde
çalıştırılacak personel, bu hizmet alanı ile ilgili öğretim ve eğitim
birimlerini bitirenler arasından seçilmeli; halen bu gibi hizmetler­
de çalışmakta olanların kısa süreli hizmet içi eğitim programla­
rıyla geliştirilmesi sağlanmalıdır.
7. Şimdiki durumda Türkiye ve Orta Doğu Amme îdaresi
Enstitüsü bünyesinde faaliyette bulunan «Îdarî Danışma Merke­
zi», yakın görev ilişkisi göz önünde tutularak, Devlet Enformas­
yon Teşkilâtına bağlanmalıdır.
III
MERKEZÎ İDARE GÖREVLERİ
ADALET
1. Merkezî idare, yargı organlarının etkinlikle çalışabilmesi
için, adalet hizmetlerinin İdarî yönlerini düzenlemek ve yürütmek­
ten sorumlu bulunmaktadır. Bu görev, mevzuat, yargı örgütü, cum­
huriyet savcılarının İdarî görevleri, hükümlüler, tutuklular ve ce­
zaevleri, çeşitli sicillerin tutulması, noterlik işleri ve barolarla iliş­
kiler gibi görevleri kapsamaktadır.
Merkezî idarede bu görevlerin yapılmasından sorumlu bulunan
Adalet Bakanlığı, en eski bakanlıklardan birisi olmasına karşın he­
nüz bir teşkilât kanununa sahip değildir ve görevlerini yerine ge­
tirmek yönünden, çeşitli planlama, örgütlenme, personel, denetim,
araç, gereç ve metot sorunlarıyle karşı karşıya bulunmaktadır.
Bu nedenlerle, adalet hizmetlerinin aşağıdaki esasların da göz
önünde tutulması suretiyle yeniden düzenlenmesi gerekmektedir.
2. Adalet hizmetinin etkin bir biçimde yerine getirilmesini en­
gelleyen mevzuat, personel ve olanak yetersizliklerinin mutlaka gi­
derilmesi için gerekli tedbirler alınmalı; adalet hizmetine ayrılan
binaların adaletin mehabetine yakışır duruma getirilmesi sağlan­
malı, mahkemelerin verimli biçimde çalışması için gerekli araç ve
gereçler temin edilmelidir.
74
3. Adalet Bakanlığı, adaletin etkinlikle gerçekleştirilebilmesi
için, ihtiyaç ve koşulların gerektirdiği mahkemeleri kurma yoluna
gitmeli; çocuk mahkemeleri bir an önce kurulmalı; trafik suçlarıy­
la kabahat türünden suçlara bakacak polis mahkemelerinin kurul­
ması için girişime geçilmeli; üst mahkemeler dışında derece mah­
kemeleri kurulması üzerinde durulmalıdır,
4. Genel zabıtadan ayrı olarak, cumhuriyet savcılıklarına bağ­
lı bir adlî zabıta örgütü kurularak, savcıların suçluları izleme ve
suça el koyma görevlerini gereken biçimde yerine getirmeleri sağ­
lanmalıdır. Ceza ve tutuklama evlerinin iç ve dış güvenliğini sağlama görevi de bu örgüte verilmelidir.
5. Cezaevleri ile tutuklama evleri birbirinden ayrılmalı; ka­
dınlar ve erkekler için ayrı cezaevleri düşünülmeli; koğuş sistemi
kaldırılarak hükümlülerin sınıflandırılması esasına dayanan bir
sistem uygulanmalı, cezaevlerinin sağlık ve barındırma koşulları ge­
liştirilmelidir. Çocuk ıslah kurumlan yaygın hale getirilmeli ve iş
esasına dayan cezaevlerinin sayısı artırılmalıdır. Çocuk ıslah evle­
rinde yapılmakta olan eğitim konusunda Adalet Bakanlığı ile ilgili
öteki bakanlıklar arasında işbirliği ve yardımlaşma sağlanmalıdır.
6. Ceza ve özel hukuk alanını düzenleyen mevzuatın izlenenerek günün ihtiyaç ve koşullarına uygun hale getirilmesi Adalet
Bakanlığı tarafından temin edilmelidir. Kanunları Parlamentoya
şevkinden önce incelemek üzere Başbakanlıkta kurulması önerilen
uzmanlar kurulu île Adalet Bakanlığı arasında işbirliği sağlanmalı­
dır.
7. Adalet hizmetinin örgütlenmesinde, yönetiminde ve yargı
görevinin yerine getirilmesinde ülkenin sosyal gerçekleri göz önün­
de bulundurulmalı ve mahkemelerde görev alacak kimselerin yetiş­
tirilmesinde, ülkenin sosyal koşullarını
öğretmeye, hukukçuluk
mesleği ile sosyal sorunlar arasında bağlantı kurmaya önem veril­
melidir.
Adaletin dağıtımında sosyal görüşlere dayanan esaslar uygula­
narak mahkeme ve noter harçlarında, şartları iyi saptamak kaydıyle, bazı bağışıklıklar tanınmalıdır.
8. Hâkimlik ve savcılık mesleğine alınacaklar ahlâkî ve bi­
limsel nitelikleri bakımından esaslı bir inceleme ve- sınavdan geçi­
rilmelidir. Hâkim ve savcıların mesleğe girişte ve hizmet içinde ye­
tiştirilmesi ve eğitimi için bir kurum kurulmalıdır. Bu kurum ada­
75
let hizmetleriyle ilgili araştırmaları yapmaktan da sorumlu olma­
lıdır. ,
9. Adalet hizmetlerinin etkin bir biçimde
yürütülmesinde
önemli bir yeri ve rolü olan mahkeme kalemleri ve icra daireleri­
nin geliştirilmesi için gerekli tedbirler alınmalı, zabıt kâtipleri ve
öteki personel hizmetiçi eğitime tâbi tutulmalıdır.
10. Adlî tıp hizmeti gerçekten çok yetersiz olup bu hizmetin
yerine getirilmesinden sorumlu olan Adlî Tıp Müessesesinin güçlen­
dirilmesi gerekmektedir. Bu amaçla, müessese personel ve olanak­
lar yönünden süratle desteklenmeli; kurumun yükünü hafifletmek
için bölge adlî tıp müesseseleri kurulması yoluna gidilmeli; adlî
tıp uzmanlarının yetiştirilmesi ve hizmetin çekici hale getirilmesi
için gereken tedbirler alınmalıdır.
İL Sosyal güvenlik ve huzurun sağlanması bakımından bü­
yük önemi olan adlî yardım kurumu geliştirilerek amacını gerçek­
leştirecek bir düzene sokulmalı; hükümlüyü cezasını çektikten son»
ra topluma yararlı bir birey olarak kazandırmak amacını güden
patronaj usulüne özel bir önem verilmelidir.
12. Yargı organlarının kararlarının yayımlanması görevi ilgili
yargı organlarına ait olmalı; Yargıtay emsal kararlarının bu yük­
sek mahkemece yayımlanması sağlanmalıdır.
13. Hâkim ve savcıların denetimi ve haklarındaki soruşturma­
nın, Anayasanın 144 uncü ve 137 mci maddelerine uygun olarak ye­
rine getirilmesi için gerekli düzenlemeler yapılmalıdır.
14. Uygulamada rastlanan çeşitli sakıncalar göz önünde bu­
lundurularak, Noterler kamu görevlisi haline getirilmeli, ancak ya­
pılacak bu değişikliğin, örgütün gereksiz olarak genişlememesine
dikkat edilmelidir.
15. Barolar özerk kuruluşlar haline getirilmeli, avukatların
Adalet Bakanlığı ile ilişkileri Anayasa çerçevesinde ve hâkimlerin
ilişkilerine benzer biçimde düzenlenmelidir.
16. Ticaret Kanununun hükümlerine göre her asliye mahke­
mesinin yanında bir ticaret sicili tutulması gerektiği halde, ticaret
odaları memurları ya da ajanlar eliyle sürdürülmeye çalışılan bu
önemli görevin etkinlikle yürütülmesi için, gerekli yerlerde bu ko­
nuda özel eğitim görmüş personelin çalıştırıldığı ticaret sicili me­
murlukları kurulmalıdır.
76
17. 1888 tarihli bir nizamname hükmüne gÖre, Sanayi Bakanlığmca tescili yapılan «Alâmeti Farika»larm Adalet Bakanlığmca
da kaydedilmesi ve bu işlemden Sanayi Bakanlığına bilgi verilmesi
gerekmektedir. Yararsız bir tekrar niteliğinde olan bu görev Sanayi
Bakanlığına kesin biçimde devredilmelidir.
18. Adalet Bakanlığının örgüt biçimi bir araştırm a ile saptan­
malı, teşkilât kanunu buna göre hazırlanarak çıkarılmalıdır.
İÇİŞLERİ
1. İçişleri konusuna giren başlıca hizmetler, memleketin iç
güvenlik ve asayişini sağlamak, mahallî idarelerle merkezî idarenin
ilişkilerini düzenlemek ve onları vesayet yoluyle denetlemek; şahsî
hal sicillerini meydana getirme, devam ettirmek ve nüfus hareket­
lerini izlemek; vatandaşlıkla ve yabancıların Türkiye'deki seyahat
ve ikâmetleriyle ilgili işlemleri yürütmek; karayollarında trafiği
düzenlemek ve denetlemek ve yurdun sivil savunmasını sağlamak­
tır.
İçişleri Bakanlığı, İçişleri hizmetlerinin önemli bir bölümünün
yürütücüsü ve Îdarî Teşkilât» üzerinde koordine edici rolü olan bir
kuruluştur. Öteki bakanlıkların yetki alanına girmeyen çeşitli İda­
rî hizmet ve konular bu bakanlığın merkez ve taşra teşkilâtının
görevleri arasında yer almıştır. Birçok kanun belli görevleri belli
bakanlık ve kuruluşlara vermiş olmakla birlikte, yürütücü bir ör­
güte sahip bulunan İçişleri Bakanlığına da aynı alanda görevler
yüklemiştir. Fakat, bu raporun önerilerine göre içişleri hizmetleri­
nin yeniden düzenlenmesinin gerekeceği doğaldır.
2. İç güvenlik ve asayiş konusundaki görevler, esas itiba­
riyle Emniyet Genel Müdürlüğü ve Jandarma Genel Komutanlığı
tarafından yerine getirilmektedir. Ancak, bu konuda Genel Kurmay
Başkanlığı ve Millî İstihbarat Teşkilâtı ile bazı görev girişiklikleri
mevcut bulunmaktadır. Genel Kurmay Başkanlığı, İçişleri Bakan­
lığı ve Millî İstihbarat Teşkilâtının bu konudaki görev ve sorumlu­
lukları açıklığa kavuşturulmalıdır.
3. İç güvenlik ve asayişten sorumlu olan Emniyet Genel Mü­
dürlüğünün ve Jandarm a Genel Komutanlığının dayandıkları mev­
zuat ve uygulama biçimleri birbirinin aynıdır. Görevlerinin sınırları
hakkında mevzuatta açık ve kesin bir hüküm yoktur. Ayn bütçeleri
77
olan her îki Örgüt ortak birçok birime, araç, bina ve tesis gibi baş­
ka kaynaklara sahip bulunmaktadır.
Bu durumun ortaya çıkardığı gereksiz ikileme ve harcamaları
önlemek ve hizmete etkinlik kazandırmak için; Jandarma örgütü­
nün silâhlı kuvvetlerle ilişkisi kesilmek suretiyle, bu iki güvenlik
kuvyetinin birleştirilmesi olanakları, ciddî bir araştırma konusu
yapılmalıdır.
,
4. Önleyici kolluk görevi ile adlî kolluk görevi birbirinden ay­
rılmalı; adlî kolluk görevi, ceza ye tutuklama evlerinin iç ve dış
korunması sorumluluğu ile birlikte, Adalet Bakanlığına bağlı ola­
rak kurulması önerilen adlî zabıtaya verilmelidir.
5. Polis ve jandarmadan kurulu olan genel zabıta ile, özel
kanunlarla kurulan ve belirli yerlerde belli görevleri yerine getiren
mahdut yetkili kuruluşlar olan özel zabıtanın (Belediye zabıtası,
Gümrük ve Muhafaza Teşkilâtı, Tekel Takip Teşkilâtı, Orman Ba­
kım Memuru, Çarşı ve Mahalle Bekçileri, köy koruyucuları vb.)
uyum içinde çalışması sağlanmalı, genel zabıtaya esas görevleri dı­
şında hiç bir görev verilmemelidir.
6. Barışta sınır, kıyı ve karasularının güvenliğinin sağlanma­
sından sorumlu olan deniz polisi ve jandarma teşkilâtı, araç ve
gereç yönünden görevini yerine getirecek biçimde donatılmalı ve
desteklenmelidir.'
7. Mahalle bekçileri maaşlarım doğrudan doğruya genel büt­
çeden almalı; görevden ayrılan mahalle bekçilerinin yerine yenileri
alınmayarak hizmet zamanla tasfiye edilmeli ve bu görev polise
devredilmelidir.
8. İç güvenlik hizmetlerinin etkinlikle yerine getirilmesini
sağlamak amacı ile, polislerin eğitimine önem verilmeli; özel eğitim
görmüş kriminal polis ve toplum polisi yetiştirilmelidir. Polis Vazi­
fe ve Selâhiyet Kanunu geliştirilmeli polis tutum ve davranışı ile
vatandaşın sevgi ve güvenini kazanacak duruma getirilmeli ve poli' se, gereken saygının gösterilmesi sağlanmalıdır.
9. Karayollarında trafiğin düzenlenmesi merkezden yönetilen
bir kamu hizmeti olma durumunu sürdürmeli, kara ulaştırması­
nın düzenlenmesiyle ilgili politikanın uygulanmasında Ulaştırma,
İçişleri ve Bayındırlık Bakanlıkları arasında işbirliği yapılmalıdır.
78
Trafiğin bu genel ilkelere gÖre düzenlenmesi ve kontrolu, genel za­
bıtanın görevi olmalı, ancak hizmetin gerektirdiği yerlerde, özel
eğitim görmüş trafik zabıtası, hizmetle ilgili hukukî ve teknik bil­
giler veren bir eğitim görmeli, gerekli teknik araç ve olanaklarla
güçlendirilmelidir.
10. Trafik işaret, levha ve aygıtlarıyle yeraltı ve yerüstü geçit­
leri, köprü vb. kurma ve bakım sorumluluğu Karayolları Gene]
Müdürlüğüne ve yolu yapan öteki idarelere, karayollarından yarar­
lananların eğitimini sağlamak görevi ise genel zabıtaya ait olma
İldir.
11. Bölge trafik müdürlükleri kaldırılmalı, merkez trafik ko­
misyonları ile muayene ve ehliyet komisyonlarının oluşumu, uygu­
lamada ortaya çıkan ciddî sakıncaları giderecek biçimde yeniden
düzenlenmelidir,
12. Zorunlu trafik sigortası kamu hizmeti olarak ele alınma­
lı ve bir kamu İktisadî teşebbüsü olan Güven Sigorta tarafından
yerine getirilmelidir.
13. Mahallî idareler üzerinde merkezî idarenin vesayet dene­
timinin mahallî idarelerin özerkliğini zedelemeyecek, yersel girişim
gücünü ve gelişme potansiyelini kısıtlamayacak, yol gösterici ve
geliştirici bir nitelik taşıması temel ilke olmalıdır. Bu görev, ilgili
bakanlıklar tarafından yerine getirilmelidir. Fonksiyonel hizmet ku­
ruluşlarının sorumluluk alanı dışında kalan konularda vesayet de­
netimi içişleri Bakanlığı tarafından yapılmalıdır. Mahallî idare per­
sonelinin geliştirilmesi için eğitim programları düzenlemek, mahal­
lî idare birimlerinin kuruluş hazırlıklarını yürütmek, mahallî ida­
relerle ilgili genel nitelikteki kanun tasarılarını hazırlamak, mahal­
lî idareler üzerinde vaseyet denetimi yapacak kuruluşlar arasında
koordinasyon sağlamak gibi görevler de İçişleri Bakanlığı tarafın­
dan yerine getirilmelidir.
14. Türkiye'de nüfus hareketlerinin yeterli ölçüde izlenmediği
bir gerçektir. Özellikle sosyal ve ekonomik faaliyetlerin düzenlen­
mesi bakımından önemli olan bu hizmetin yerine getirilmesi, nüfus
kütüklerinin modern metotlara göre tutulmasıyle mümkün olabi­
lir.
Bu amaçlarla yeni bir nüfus kanunu çıkarılmalı, nüfus yazımı
yapılmalı, modern usullere göre saptanan sonuçlarla her türlü nü­
79
fus hareketlerinin izlenebilmesi sağlanmalıdır» Merkez ve taşra ör­
gütü bu görevleri yapacak biçimde geliştirilmeli, taşrada geçici nü­
fus memurlukları ihdas edilmelidir.
15. Sivil savunma hizmetleri çeşitli mevzuat ile düzenlenmeye
ve aralarında koordinasyon sağlanamayan değişik birim ler eliyle,
büyük giderler yapılarak, yürütülmeye çalışılmakta, buna karşın
hizmette etkinlik elde edilememektedir.
Sivil savunma görevlerinin olanaklar ölçüsünde etkin bir bi­
çimde yerine getirilmesini sağlamak amacı ile, hizmet gerçekçi bir
biçimde ve tümüyle yeniden düzenlenmelidir. Bu düzenlemede, (1)
hizmeti çeşitli adlar altında görev yapan birimlerin birleştirilerek
tek birim halinde İçişleri Bakanlığına bağlanması, (2) Sivil Savun­
ma teşkilâtına bağlı olarak bakanlıklarla gerekli görülen genel mü»
dürlüklerde ve il merkezlerinde teşkilât kurmakla yetinilmesi, (3)
sivil savunma kanununda belirtilen gezici kolların teşkilinden vaz»
geçilmesi ve (4) Sivil Savunma Fonu nun kaldırılarak bu hizmetle
ilgili ödeneklerin Genel Bütçeye konulması göz önünde tutulm alı­
dır.
16. Afetlerle ilgili olarak, afetlerin meydana gelmesinden he­
men sonra yapılması zorunlu bulunan acil kurtarm a ve yardım iş­
lerinin yurt ölçüsünde planlanması ve merkezî koordinasyonu içiş­
leri Bakanlığı Sivil Savunma Teşkilâtınca sağlanmalı, söz konusu
hizmetlerin gerçekleştirilmesinden, bu plan uyarmca, tüm kuruluş­
lar sorumlu bulunmalıdır.
Afet öncesi ve afet sonrası yapılması gereken imar, inşa ve is­
kân işleriyle îm ar ve îskân Bakanlığı görevlendirilmelidir. .
17. Yangın söndürme hizmet ve teşkilâtı yurt ölçüsünde ele
alınarak mahallî idarelerle işbirliği halinde düzenlenmeli; bu ko­
nuda merkezî sorumluluk, İçişleri Bakanlığı Sivil Savunma Teşkilâ­
tına ait olmalıdır.
18. 5917 sayılı kanunla vali ve kaymakamlara, «gayrimenkullere vaki tecavüzleri idari bir tasarrufla defetmek» yani zilyetliğin
İdarî yönden korunması yetkisi tanınmıştır. Böylece aynı konu hak­
kında hem adlî ve hem de İdarî makama başvurmak olanağı sağ­
lanmıştır.
Vali ve kaymakamlara verilen «gayrimenkule vaki tecavüzü de­
fetmek» yetkisi zamanla kaldırılarak sorunun çözümü, Hukuk Mu­
80
hakemeleri Usulü Kanununda gerekli değişiklikler yapılmak sure­
tiyle 15 gün içinde karar vermek zorunda olacak yetkili yargı or­
ganlarına bırakılmalıdır.
19. Adalet Bakanlığında merkezî adlî sicil arşivi kurulm uştur.
Ayrıca yersel güvenlik örgütlerinde alınan parm ak izleri, fotoğraf­
lar ve kimliklerden birer örnek Emniyet Genel Müdürlüğünde arşivlendirilmektedir. Bundan başka Emniyet Genel Müdürlüğü Tra­
fik Şubesinde, Jandarma Genel Komutanlığında, Millî İstihbarat
Teşkilâtı Müsteşarlığında da. bazı siciller tutulmaktadır.
Millî istihbarat ile ilgili bazı kayıtların saklı tutulm ası doğal ol­
makla birlikte, bu durumun ortaya çıkardığı ikilemeleri ve israfları
önlemek için, çeşitli dairelerce tutulm akta olan, nitelikleri birbiri­
ne çok benzeyen ve kişilerin hukukî ve suçluluk durumlarını sap­
tayan sicil kayıtları ile ilgili hizmetleri İçişleri Bakanlığmda birleş­
tiren bir birim kurulmalıdır. Bu birim hizmette çabukluğu sağlaya­
cak gereçlerle donatılmalı, bu gibi kayıt, sicil ve belgelerin biçimi,
toplanması, ilgililere verilmesi, gönderilmesi bir kanunla belirli
esaslara bağlanmalıdır. Adalet Bakanlığında adlî sicil tutulmaya de­
vam edilmeli, ancak suçluluk kayıtlarının İçişlerinde kurulacak
merkezî arşive de bildirilmesi sağlanmalıdır.
20. Kaçakçılığın men ve takibinde, görev çeşitli aşamalarda,
çeşitli bakanlıklar arasında büyük bir dağınıklık göstermektedir.
Bu arada malî reform lar nedeniyle malî zabıta özel bir önem ka­
zanmıştır. Halen yürürlükte bulunan ve bu konulan düzenleyen
mevzuat yetersizdir.
Kaçakçılıkla mücadelede esas görevli İçişleri Bakanlığı olmalı,
öteki bakanlıklarla işbirliği sağlanmalıdır. Malî zabıtanın geliştiril­
mesi üzerinde önemle durulmalıdır.
Kaçakçılığı men ve takiple ilgili mevzuat geliştirilmeli; Güm­
rük Muhafaza Teşkilâtı ve Tekel Takip Teşkilâtınca yapılmakta olan
görevler, bu teşkilâtla birlikte Emniyet Teşkilâtına devredilmeli­
dir.
•
DIŞİŞLERİ
1.
Dışişleri hizmeti, «devleti ülke dışmda temsil görevini ye­
rine getirmek; yabancı ülkelerin ve resmî ve gayrıresmî milletlera­
81
rası kuruluşların davranışlarını, gelişmelerini ve ilişkilerini izleye­
rek ve göz önünde bulundurarak dış politikada ana hedeflerin be»
lirtilmesinde hükümete yardımcı olmak;
hükümetin belirteceği
esaslara ve milletlerarası hukuk kurallarına göre dış politikayı uy­
gulamak; dış ilişkilerin bu politika ışığı altında gelişmesi için ge­
rekli faaliyetleri öbür bakanlıklarla işbirliği yaparak yürütmek ve
dış ülkelerdeki vatandaşların korunmasmı sağlamak» görevlerini
kapsar.
Milletlerarası ilişkiler alanındaki gelişmeler, bütün devlet hiz­
metlerini, ülke dışındaki olaylarla, faaliyetlerle ve kuruluşlarla iliş­
kili hale getirmiş, bu alanda da, çeşitli görev, yetki, sorumluluk ve
örgütlenme sorunlarının ortaya çıkmasına neden olmuştur. Dışişle­
ri Bakanlığının görev ve yetkileri kesin bir biçimde saptanmamış­
tır; bunun sonucu olarak bu bakanlıkla öteki bakanlıklar arasında
görev girişiklikleri doğmuştur. Dışişleri Bakanlığı modem sevk ve
idare esaslarına uygun biçimde örgütlendirilememiştir ve yeterli
bir teşkilât kanununa sahip bulunmamaktadır. Çeşitli bakanlık ve
kuruluşlar dış temaslar için yabancı ülkelerde teşkilât kurma eği­
limindedir. 1173 sayılı kanunla dış temsilciliklerimizde bir ekip
çalışması sağlanması için önemli bir adım atılmış olmakla birlik­
te, bu husus tam olarak gerçekleştirilmekten uzak bulunmakta­
dır. Dışişlerinde görevlendirilen personelin diplomasi mesleği dışın­
da yeterli bir eğitim görmesi ve ülkeye ve ülke sorunlarına aşina
kılınması gerekmektedir. Dış temsilciliklerimiz tarafından vatanda­
şa ve özellikle işçilere sağlanan hizmetler geliştirilmeye muhtaçtır.
Kuruluşların dış hizmetlerde görevlendirdikleri personelin seçimi
sağlam esaslara bağlanamamıştır. Teknik yardım hizmetlerinin yü­
rütülmesinde dağınıklık vardır ve ekonomik yardım yurt çıkarları
tam olarak değerlendirilmeden yürütülmektedir. Devlet protokolü
ile ilgili hizmetler geliştirilmeye muhtaçtır. Bu nedenlerle, dışişleri
hizmetlerinin, aşağıda belirtilen hususlar da göz önünde tutulmak
suretiyle yeniden düzenlenmesi gerekmektedir.
2. Dışişleri Bakanlığının görevleri kesinlikle saptanarak ha­
zırlanacak teşkilât kanununda gösterilmelidir. Dışişleri Bakanlığı­
nın çalışmaları ile öteki bakanlıklarm çalışma alanları arasında
görev ayrımı bakımından her zaman uygulanabilecek sağlam kri­
terler geliştirilmelidir.
3. Dışişleri Bakanlığı teşkilâtı, bütçe, planlama, araştırma ve
O ve M gibi merkezî danışma birimleri de kurulmak suretiyle geliş­
82
tirilmeli; bakanlık iç ve dış teşkilâtını denetleyecek bir denetim me­
kanizması kurulmalı ve bu raporda önerilen araştırma ve inceleme­
ler yapılarak Bakanlık teşkilât kanunu çıkarılmalıdır.
4.
Kuruluşların yabancı devletlerle ve milletlerarası kuruluş­
larla yapacakları iç ve dış temaslar, genel kural olarak, Dışişleri Ba­
kanlığı kanaliyle yapılmalıdır. Bununla birlikte gerekli görülen hal­
lerde esasları önceden saptanmak şartiyle bu bakanlığın aracılığı
olmadan yabancı devletler ve milletlerarası kuruluşlarla tamamiyle teknik nitelikteki temaslara olanak verilmelidir.
5. Dışişleri Bakanlığı ile öteki kuruluşların dış temsilcilikleri,
bir araştırma konusu yapılarak yeniden düzenlenmeli; dış temsilci­
liklerimiz arasında tam bir ekip çalışmasının geliştirilmesi, önem­
le göz önünde tutulmalıdır.
6. Dışişleri Bakanlığı meslek personelinin, diplomatik görev­
lerle birlikte ekonomik görevleri de yerine getirebilmelerini sağla­
yacak biçimde eğitilmelerine önem verilmeli; yurt gerçeklerine ve
hizmet koşullarına aşina olmalarını sağlamak amacı ile, yurt içi
hizmet dönemleri sırasında, konu itibariyle ilgili oldukları kuru­
luşlarda görevlendirilmeleri sağlanmalıdır^
7. Kuruluşların dış temsilciliklerinde görevlendirilecek per­
sonelin daha iyi seçilebilmesi için, nitelikleri ve öteki hizmet ko­
şulları yönetmeliklerle düzenlenmelidir.
8. Dış ülkelerde vatandaşların ve özellikle işçilerin daha iyi
korunması ve bunlara yapılan hizmetin" kalitesinin yükseltilmesi
için gerekli tedbirler alınmalıdır.
9. Teknik yardım hizmetinin dağınıklıktan kurtarılması için,
çeşitli bakanlıklar, teknik yardımcılardan yararlanılmak suretiyle
doldurulmasını düşündükleri insangücü ihtiyaçlarını uzun süreli
bir programla saptayarak Devlet Planlama Teşkilâtına bildirmeli;
plan önceliklerine göre düzenlenen dış teknik yardım ihtiyaçları­
nın karşılanması, Dışişleri Bakanlığının görevi olmalıdır. Bu amaç­
la Dışişleri Bakanlığında bir birim kurulmalı; Uluslararası İşbirli­
ği Teşkilâtı (AID) ile ilgili çalışmalar da bu birime ait olmalıdır.
Ayrıca, bu birimin Türkiye için önemli bir konu teşkil eden burs
verme işleriyle de görevli olması sağlanmalıdır.
10. Dış ekonomik ihtiyaçlar, uzun vadeli planlar ve yıllık prog­
ramların hazırlamşı sırasında, başta Maliye Bakanlığı olmak üzere
83
'
ilgili Bakanlıklarla işbirliği halinde Devlet Planlama Teşkilâtınca
saptanmalıdır. Gerekli görülen dış yardımın elde edilmesi için dış
temasları yapmak ve yardımı gerçekleştirmek, esas itibariyle, Dış
işleri Bakanlığının görevi olmalıdır. Sağlanan dış yardımlarm,
uzun vadeli planlara, yıllık programlara veya, bazı hallerde, yar­
dım alınırken kabul edilmiş bulunan kullanılış şartlarına göre
koordinasyonunu sağlamak sorumluluğu ile dış yardım lar alındık­
tan sonra, genel koordinasyon görevi. Devlet Planlama Teşkilâtı­
na ait olmalıdır. Yardımların dağıtımı ile ilgili hazine işlemlerini
yapmak, dış yardımın kullanılışı bakımından malî koordinasyonu
sağlamak, bu konudaki cari ihtiyaçları karşılamak Maliye Bakan­
lığının görevi olmakta devam etmelidir.
11.
Dışişleri Bakanlığı tarafından yerine getirilmekte olan
yurt içi ve yurt dışı protokol hizmetleri, ilgili öteki kuruluşlarla
da işbirliği yapılmak suretiyle yeniden düzenlenmelidir.
SANAYİ, TİCARET VE DIŞ EKONOMİK İLİŞKİLER
1. Ekonomik gelişmemizin itici gücü olarak kabul edilen sa­
nayi kesiminin toplum yararına uygun bir biçimde düzenlenmesi
ve iç ve dış ticaretimizin geliştirilmesi amacı ile yerine getiri­
lecek merkezî hükümet görevleri halen Sanayi ve Ticaret Bakan­
lığı ile Dış Ekonomik ilişkiler Bakanlığının sorumluluğunda bu­
lunmaktadır.
Bu alanlarda yetki ve sorumlulukların dağılımındaki karışık­
lık ve ikilemeler ve etkin bir örgütlenme sisteminin geliştirileme­
miş olması, görevlerin yeterli ölçüde yerine getirilmesine engel ol­
maktadır.
Bir görev grubu olarak ele alınan sanayi, ticaret ve dış ekono­
mik ilişkiler, aşağıda belirtilen hususlar da göz önünde tutulm ak
suretiyle yeniden düzenlenmelidir.
2. Daha önce Ticâret ve Sanayi Bakanlıkları ile Devlet Plan­
lama Teşkilâtının Teşvik ve Uygulama Dairesi tarafından yapıl­
makta olan iç ticareti düzenleme ve geliştirme, yabancı sermaye­
nin Türk ekonomisine katılmasını teşvik etme, dış ticaret işlerini
genel menfaatlere uygun bir biçimde tanzim ve idare etme ve sa­
nayi işlerine yönelmiş resmî ve özel yatırımların ihtiyaç ve olanak­
lara göre ayarlanmasını sağlama görevlerinin Sanayi ve Ticaret ve
84
Dış Ekonomik İlişkiler adiyle iki bakanlık kurularak bu bakanlık­
lara verilmesi, aslında birbiriyle yakından ilgili olan ve birbirini
tamamlayan bu görevlerin bölünmesine neden olmuştur.
Oysa, ekonomik gelişmemiz bakımından büyük önemi olan
dış ticaretin Ortak Pazar ile ilişkiler kurulduktan sonra kazandığı
hayatî önem, böyle bir bölünmeyi değil, tersine, bu görevlerin bir
bütün olarak ele alınmasını gerektirmektedir.
Bu bakımdan, sözü edilen görevlerin bir tek bakanlıkta top­
lanması üzerinde önemle durulmalıdır.
3. İç ticarette en önemli sorun ticaret kanallanm n işleme­
sindeki aksaklıktır. Üretici ile tüketici arasındaki bağ kurulama­
m ıştır ve kontrol edilememektedir.
Üretici ile tüketiciyi en kısa biçimde birbirine bağlamak için
aracıların yüklenmiş bulunduğu fonksiyonlarm sorumluluğunu
üzerine alacak büyük mağazalar ve tüketici kooperatifleri gibi ku­
ruluşların geliştirilmesi gereklidir.
4. Bugüne kadar ki uygulama kooperatifçilik alanında mer­
kezî hükümete düşen görevlerin etkili olarak yerine getirilmediği­
ni göstermektedir. Etraflı bir inceleme ve araştırm aya dayalı ola­
rak kooperatifçiliğin temel politika ilkeleri saptanmalı ve koope­
ratifler üst birimlerde toplanarak kendi kendilerini yönetme ve
denetleme gücüne kavuşturulmalıdır.
5. a. Türk Standartlan Enstitüsü tarafından hazırlanan
standartların yurt içi kontrolü, standart konusu madde ile ilgili
bakanlıklarca, ihracat mallarının kontrolü ise dış ticaretten so­
rumlu bakanlıkça yapılmalıdır.
b. İhracatta standart kontroluna önem verilmeli; standartla­
ra aykırı hareket edilmesi halinde uygulanmakta olan müeyyideler
ağırlaştırılarak etkinliği artırılmalı, bu konuda etkin bir denetim
sağlanmalıdır.
c. Türk Standartları Enstitüsü ticaret hizmetlerinden sorumlu
bakanlığa bağlanmalıdır.
6. a. Dış ticaret politikasının ciddî inceleme ve araştırm alara
dayalı olarak yürütülmesi sağlanmalı, bu politikanın uygulanmasın­
da Devlet Planlama Teşkilâtı ve sorumlu bakanlıklar arasında işbir­
85
liği kurulmalı ve dış ticarette etkin bir denetim sistemi geliştiril­
melidir.
b. Dış ticaretin geliştirilmesi ve döviz gelirlerinin artırılması
ülkemizin kalkınması açısından en hayatî konulardan biridir. Bu
nedenle, dış ticaret konusunda faaliyet gösteren bütün kuruluşlarm, dış ticaretten sorumlu bakanlığın çalışmalarını tamamlar bi­
çimde etkin bir işbirliği içinde çalışmalarının sağlanması; bu ba­
kanlığı, özellikle ihracat işlemlerinde, ilgililere doğru ve zamanlı
bilgi aktaracak düzeyde bir bilgi derleme, değerlendirme ve yazma
düzeyini kurm a ve işleme olanaklarım araması gereklidir. Dış tica­
retten sorumlu bakanlık, bu amaçla, yurt içinde ve dışında bütün
enformasyon kuruluşlarından yararlanabilmeli, ihracat yapan ka­
mu sektörü kuruluşları ile daha yakın ve etkin ilişkiler kurmalıdır.
c. İhracatı geliştirme hizmeti İhracatı Geliştirme Merkezinin
yerine dış ticaretten sorumlu bakanlık içinde bir birim kurulmak
suretiyle yeniden düzenlenmelidir.
7. Sanayi hizmetlerinin resmî ve özel sektörde yurt ekono­
misinin gereklerine uygun bir politika ile yürütülebilmesi için, sa­
nayi ile ilgili görevler aynı bakanlıkta toplanmalı ve bu bakanlık
büyük sanayi, küçük sanayi, el sanatları, yabancı sermaye, sanayi
sicili, patent, kalite, maliyet ve fiyat kontrolü, sanayide hizmetiçi
eğitim konularında gereği gibi görev yapabilecek biçimde örgütlen­
melidir.
8. Yabancı sermayenin ekonomimize katılması işinin gerek­
tirdiği merkezî hükümet görevleri sanayi hizmetlerinden sorumlu
bakanlığa verilmelidir.
Yabancı sermaye tekliflerinin karara bağlanmasında. Devlet
Planlama Teşkilâtı, Maliye Bakanlığı, Merkez Bankası gibi konu ile
yakından ilgili kuruluşların görüşlerinin de alınmasını sağlayacak
bir mekanizma geliştirilmelidir.
9. özel teşebbüsün sanayi faaliyetlerine rehberlik etme ve
özel sektörün yapamadığı araştırma, bilgi toplama ve yayın görev­
lerini yerine getirme sanayi hizmetlerinden sorumlu olacak bakan­
lığa ait olmalıdır.
10. Sanayide eğitim konusunda sorumlu bakanlıklar arasın­
daki görev ikilemesi önlenmeli, her kademe için gerekli eğitim prog­
ram ları saptanmalı ve küçük sanayide eğitim Sanayi ve Ticaret
86
Bakanlığı ile işbirliği suretiyle Millî Eğitim Bakanlığının öncülüğün­
de yürütülmelidir.
GÜMRÜK VE TEKEL
1. Gümrük gelirlerinin toplanması ve yönetimine ilişkin gö­
revler ile tuz, ispirto, sigara gibi üretimi Devlet tarafından yapılan
ya da Devletin gözetiminde bulundurulan, satışı ise malî amaçlarla
Devlet eliyle sağlanan tekel maddeleriyle ilgili hizmetler Gümrük
ve Tekel Bakanlığı tarafından yerine getirilmektedir.
2. Bakanlık, görevleri yönünden hizmette birlik kuralına açık­
ça aykın bulunmakta; bir yandan Devlet tekeli konusundaki ka­
nun yasaklarının denetimi ve tekel gelirlerinin toplanması gibi gö­
revleri yerine getirirken bir yandan da işletmeci bir idare olarak
döner sermaye ile çalışan tekel işletmesinin çalışmaları, gereğince
verimli olmamaktadır.
Üreticiyi koruma amacı ile yapılan destekleme alımlarında yü­
rütülen usul Devlet hesaplarındaki açıklığı bozmaktadır.
Bu nedenlerle bu hizmetlerin yeniden düzenlenmesi gerekmek­
tedir.
3. Hizmette birlik kuralına aykırı olan bu bakanlık kaldırıl,
malı ve,
a. Gümrük gelirlerinin toplanması ve yönetimi Maliye Bakan­
lığınca sağlanmalı,
b. Tekel maddeleri üreten
statüsüne kavuşturulm alıdır.
kuruluşlar bir kamu teşebbüsü
4. Kurulması önerilen kamu teşebbüsünde üreticiyi korumak
amacı ile yapılacak destekleme alımlarının hesaplan öteki hesap­
lardan ayrı olarak tutulmalı, bu yüzden doğacak zararlar bütçeden
alınacak ödeneklerle karşılanmalıdır.
BAYINDIRLIK
1.
Kamu idare ve hizmet binaları ile ulaştırm a alt yapı tesis­
lerini teşkil eden kara ve demiryollarının, hava meydanları ile li­
manların yapımı, bakımı ve onarımı, merkezî idarenin bayındırlık
görevlerini meydana getirmektedir.
87
Bugünkü uygulamada bu hizmetlerin yürütülüşü çeşitli kuru­
luşlar arasmda dağılnuş bulunmakta; bu kuruluşlarm görevleri
arasmda kesin sınırlamalara da gidilmemiş olduğundan, görev girişiklikleri, boşlukları ve yetersizlikleri ile ikilemeli çalışmaların
ortaya koyduğu gereksiz personel, araç ve gereç harcamaları orta­
ya çıkmaktadır.
Kamu Binalanmn Yapımı
2. Kamu binaları yapımının çeşitli kuruluşlar tarafından ye­
rine getirilmesi, uygulamada gereksiz personel, araç ve gereç harcamalarmın yanında, benzer hizmetlerde kullanılmak üzere birbirin­
den değişik nitelikte inşaat yapılmasına yol açmaktadır.
Bu durumun yarattığı sakıncaları önlemek üzere, kamu teşeb­
büsleri ile Millî Savunma Bakanligmın özellik taşıyan yapılan dı­
şında kalan tüm devlet kuruluşlarının bina ve resmî konut işleri­
nin proje ve inşaat işleri Bayındırlık Bakanlığınca yaptırılmalı­
dır.
3. Sürekli bir bakım ve onarım sistemi geliştirilmemiş ve bu
işten sorumlu kuruluş belirlenmemiş olduğundan, kamu binaları
genellikle harap ve bakımsızdır; onarılmaları da bu nedenle büyük
harcam alar yapılmasını gerektirmektedir. Bu durum u önlemek ve
binaların koruyucu bakım ve sürekli bir onarım düzenine kavuşturulmasım sağlamak için Bayındırlık Bakanlığınca gerekli esaslar
ve standartlar saptanmalı; binaların büyük onarım işleri bu Bakan­
lık tarafından sağlanmalı; küçük ve sürekli onarım çalışmaları il­
gili kuruluşlarca yürütülmelidir.
4. Kamu idare ve hizmet binalarmm sağlam ve ucuz olarak
yapılabilmesi için standardizasyonun sağladığı, ucuzluk, kolaylık
gibi olanaklardan yararlanmak üzere, çeşitli ihtiyaçlara cevap vere­
cek, tip projeler geliştirilmelidir.
5. îdare ve hizmet binaları inşaatının bir program içinde ele
almarak yürütülebilmesi için,
a. Bina ihtiyaçları ilgili kuruluş. Devlet Planlama Teşkilâtı,
kurulması önerilen merkezî bütçe ve merkezî idareyi geliştirme
birimleri ve Baymdırlık Bakanlığınca birlikte kararlaştırılm alıdır.
b. Yurt ölçüsünde bir envanter, istek, maliyet ve proje stan­
dartları saptama araştırması yapılmalı; standartların tespitinde ik­
88
lim, deprem ihtimali vb. yersel koşullar dikkate alınarak proje
standartlan saptama araştırması yapılmalıdır.
6. Teşkilât kanunu çıkmadan idari metinlerle kurulan örgüt­
lerin gelecekte alacağı durum kesinlikle bilinemeyeceğinden, bu gi­
bi kuruluşlar için bina yaptırılmamalıdır.
7. Bina yapımı için satın alman arsaların inşaata elverişli ol­
masını sağlamak için, arsa satın alınırken su ve zemin etütleri ya­
pılmalı; arsaların satın alınması sırasında Bayındırlık Bakanlığı ve
Arsa Ofisi ile işbirliği sağlanmalıdır.
8. Bayındırlık Bakanlığmm, yükümlü olduğu bir görev de
Devlet yapı işlerinin teknik ve mimarî bakımdan düzenlenmesidir.
Bu görevin yerine getirilmesi için, adı geçen Bakanlık, inşaat işle­
rinde gerekli, genel şartname, tip sözleşme, fiyat analizi, teknik
şartname vb. gibi belgeleri geliştirmeli ve bu esaslara tüm kuruluş­
larca uyulmalıdır.
9. Yürürlükte olan Artırma, Eksiltme ve İhale Kanunu, ön­
gördüğü ilân süreleri, katı biçim kuralları ve kalite yerine ucuzlu­
ğu ön plana alan uygulama biçimiyle kamu binalarmm çabuklukla
ve istenen nitelikte yapılmasını olanaksız hale getirmekte; Muhase­
be! Umumiye Kanunu günün ekonomik koşullarının gerektirdiği
esneklikten yoksun bulunmaktadır.
Bu iki temel kanunun değiştirilmesi sırasında, yapı ihtiyaçları
da, önemle göz önünde tutulm alıdır .
10. îlk keşiflerin yetersiz oluşu, buna göre hazırlanan şart­
namelerin gerçekçi olmayışı, kamu kurum larm m ihalelerin kendi­
sine yüklediği yüklemleri gerektiği biçimde yerine getirmemesi, in­
şaat müteahhitleriyle ihtilâfa düşülmesine neden olmakta; bu du­
rum inşaatın gecikmesi, inşaat bedellerinin büyük ölçüde artm ası
sonucunu doğurmaktadır. Bu sakıncaları ortadan kaldıracak ted­
birler alınmalı, sözleşmelerin dikkatle yapılması ve m utlaka uygu­
lanması sağlanmalıdır.
.
11 İnşaat kontrolü çeşitli nedenlerle yeterli olmaktan vaak
bulunmaktadır. Bayındırlık Bakanlığı Yapı ve İm ar İşleri Reisliği
teşkilâtı gerek bu hizmetin, gerek birime yüklenen öteki görevle­
rin gerektirdiği örgüt yapısı ve olanaklara kavuşturulmalı, özellik­
le teknik personel yönünden bu görevi yerine getirecek biçimde
geliştirilmelidir.
89
12. Kamu binalarmın istenilen nitelikleri taşıması, önemli öl­
çüde müteahhitlerin yeteneklerine bağlıdır. Bu bakımdan. Bayın­
dırlık Bakanlığınca yetersiz bir biçimde tutulan müteahhit sicili
ciddî biçimde ele alınıp geliştirilmeli, devlet ihalelerinde bu sicil­
ler önemle göz önünde bulundurulmalıdır.
13. Teknik personel, zorunluluklar dışında, İdarî görevlerde
çalıştırılmayarak teknik alanlara kaydırılmalı; pek çok görev de
kendilerinden yararlanılabilecek olan ikincil teknik eleman yetişti­
rilmesi üzerinde de önemle durulmalıdır.
Karayolları Yapımı
14. Karayolu yapma ihtiyacının saptanması, yatırımların öbür
ulaştırm a sistemleriyle dengeli olarak yapılması gibi ulaştırmanın
esasiyle ilgili etüt ve çalışmalar, bugünkü durum da Bayındırlık Ba­
kanlığına bağlı Karayolları Genel Müdürlüğünde sürdürülmekte­
dir. Ulaştırma işlerinin bir elde toplanması esasına göre Karayolla­
rı konusundaki sorumluluğun da Ulaştırma Bakanlığına devri ge­
rekmekte ise de, karayollarında tesis ve inşaat işlerinin işletme faa­
liyetlerine oranla çok büyük bir hacim tutması, karayolu yapım hiz­
metinin Bayındırlık Bakanlığında kalmasını gerektirmektedir. An­
cak genel ulaştırm a politikasından sorumlu olan Ulaştırma Bakan­
lığı ile bu konuda tam bir işbirliği yapılması şarttır.
Limanların Yapımı
15. MEHTAP Raporunda limanların Ulaştırma Bakanlığınca
yaptırılması önerilmiş ise de bu önerinin uygulanması, Baymdırlık Bakanlığında bu hizmette çalışan personelin ve tüm inşaat
makinalarmın Ulaştırma Bakanlığına devri gibi çeşitli işlemlerin
yapılmasını gerektireceğinden, böyle bir değişiklik zorunlu görül­
memiştir.
Bu bakımdan, liman yapımı hizmetinin şimdi olduğu gibi Ba­
yındırlık Bakanlığı tarafından yürütülmesi uygun görülmektedir.
Yapı Malzemesi Araştırması, Standart Saptanması ve Kalite Kont­
rolü
16. Yapı malzemesi ile ilgili görevler Bayındırlık, İm ar ve İs­
kân Bakanlıkları ile öteki bakanlıklar ve araştırm a kurum lan ara­
sında girişiklik yaratacak biçimde dağıtılmış bulunmaktadır.
17. Yapı malzemesi konusunda temel araştırm alar ile uzun
süreli araştırm alar, Türkiye Bilimsel ve Teknik Araştırma Kuru90
muna bağlı Yapı Araştırmaları Enstitüsü tarafından gerçekleştirilmeli, daha alt düzeyde, belirli bir sorunu cevaplandıracak rutin
nitelikte araştırmalar kuruluşların araştırma birimleri tarafından
sürdürülmelidir.
Yapı araştırmaları yapan çeşitli kuruluşlar arasında koordinas­
yon sağlama, dokümantasyon ve yayın hizmetleri bu Enstitüye ait
olmalıdır.
Yapı malzemesi araştırmaları ihtiyaçları arasında tam bir ben­
zerlik bulunduğundan, Bayındırlık Bakanlığı ile îmar ve îskân Ba­
kanlığı arasında bilgi alış-verişine özel bir önem verilmelidir.
18. Yapı malzemesi konusunun iki önemli yönünü de standart
saptanması ve kalite kontrolü sorunları teşkil etmekte ve bu konu­
da görev girişiklikleri mevcut bulunmaktadır.
19. Çeşitli kuruluşların kanunları, görev alanlarına giren ma­
mullerin standart saptanması görevini o kuruluşa vermiş, bunun
yanında, Türk Standartları Enstitüsü de aynı görevle yükümlen­
dirilmiş bulunmaktadır. Kuruluşların kanunlarında yapı malzemesi
standardizasyonu konusunda yükümlülük koyan maddeler kaldırıl­
malı ve Türk Standartları ■Enstitüsü konunun tek görevlisi haline
getirilmelidir.
20. Yapı malzemesinin kalite kontrolü ise daha karmaşık bir
durum göstermekte, gerek üretim evresinde, gerek şantiyede yapı­
lacak kalite kontrolü işlerinde Sanayi Bakanlığının yanında, îmar
ve îskân Bakanlığına da görev verilmiş bulunmaktadır. Oysa, ülke­
mizde özellikle tuğla, kiremit vb. gibi malzemenin yapımında ilkel
yöntemlerin uygulanmakta olması ve bu nedenle üretilen malzeme­
nin her zaman aynı nitelikleri taşımaması, üretim yerinde yapılan
kalite kontrolünü yetersiz hale getirmektedir. Bunun yanında ge­
rek kamu, gerek özel kesim yapılarında etkin bir inşaat kontrolü
düzeninin yokluğu, bilinen bir gerçektir. Bu bakımdan yapı malze­
mesinin kalite kontrolü konusundaki sorumlulukların belirlenmesi
zorunluluğu vardır.
21. Yapı malzemesinin üretimi sırasındaki kontrolundan. Sa­
nayi Bakanlığı, şantiyede ve inşaat yerinde kontrolundan. Bayındır­
lık ve îmar ve îskân Bakanlıkları ile ilgili öteki kuruluşlar sorum­
lu olmalıdır.
91
ENERJÎ VE TABİÎ KAYNAKLAR
1. Türkiye'nin enerji olanaklarını ve her türlü maden, petrol
ve yakıt gibi doğal kaynaklarını iyi biçimde değerlendirmek üzere
bir politika saptamak ve geliştirmek, bu politikanın uygulanması­
nı sağlayıcı tedbirler almak ve uygulamayı denetlemek, merkezî
idarenin bu konudaki görevleridir.
2. Mevcut uygulamada, Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanlığı,
politika tayini ile ilgili görevleri yapmakta, uygulamalar Bakan­
lığa bağlı ya da ilişkili kuruluşlar tarafından yerine getirilmektedir.
Ancak, bu kuruluşların değişik statülere sahip oluşu Bakanlığın
planlama, koordinasyon ve denetim görevlerinin etkinliğini kısıtla­
maktadır.
Bakanlığa bağlı birim ve kuruluşların görevleri arasındaki ka­
rışıklıklar, bir taraftan anlaşmazlıkların doğmasına, bir taraftan
da tekrarlanan hizmetler nedeni ile gereksiz personel, makine ve
donatım harcamalarına yol açmaktadır. Bunun yanında, örgütlen­
me açısından yetersiz olan birimler görevlerini istenen düzeyde ye­
rine getirememektedir.
3. Yürürlükte bulunan Petrol ve Maden Kanunları, Taş Ocak­
ları Nizamnamesi gibi mevzuat, kamu yararı ve kaynakların verim­
lilikle değerlendirilmesi açısından günün koşullarına cevap ver­
mekten uzaktır.
Bu nedenlerle, Türkiye'nin tabiî kaynaklarının ve enerji ola­
naklarının etkinlikle değerlendirilmesi için, enerji ve tabiî kaynak­
larla ilgili hizmetler, aşağıdaki hususlar da göz önünde tutulm ak
suretiyle, yeniden düzenlenmelidir.
Bakanlığın Örgüt Yapısı
4. Bakanlığın görevlerini etkinlikle sürdürebilmesi için örgüt
yapısının geliştirilmesi zorunlu bulunmaktadır.
5. Bu amaçla, ana fonksiyon gruplarına paralel bir örgütlen­
meye gidilmeli; Bakanlığın saptadığı genel politika bağlı ve ilgili
kuruluşlar tarafından tümü ile uygulanmalı. Bakanlığın uygulama­
ları izleyebilmesi ve gerekli direktifleri verebilmesi için bağlı ve il­
gili kuruluşların mevzuatında gerekli değişiklikler yapılmalıdır.
Bakanlığın görev alanı içine giren hizmetlerin tümü. Bakanlığa bağ92
İl kuruluşlarda toplanmalı ve bu kuruluşlar arasındaki görev girişikllkleri ortadan kaldırılmalıdır.
Elektrik Enerjisi
6. Türkiye Elektrik Kurumunun kurulmasından önce Türki­
ye'nin enerji politikasmı saptamak ve bu politikanın uygulanmasmı
denetlemek, izlemek ve genel koordinasyon sağlamak gibi ana gö­
revler Enerji ve Su Hakları Dairesine verilmiş bulunmakta, bu ana
birimin yanında çeşitli başka kuruluşlar da enerji ile ilgili çalış­
maların çeşitli evrelerine katkıda bulunmakta idiler. Bu durum
doğal olarak, tutarlı bir elektrifikasyon politikası uygulama olana­
ğım kısıtlıyor, görevin etkinliğini azaltıyordu.
Sorunun çözülmesi amacı ile yapılan çalışmalar sonunda, bazı
ayrıcalıklar dışında, yurdun ihtiyacı bulunan elektriğin üretim, ile­
tim, dağıtım ve ticaretini bir elde toplamak üzere Türkiye Elektrik
Kurumu kurulmuştur.
7. Böylece eski uygulamaların sakmcaları geniş ölçüde orta­
dan kaldırılmış ise de bu kez yeni bazı sorunlar ortaya çık m ıştır;
a. Köylerin elektriklendirme işleri konusunda Yol-Su-Elektrik Genel Müdürlüğü ile Türkiye Elektrik Kurumu arasında bir gö­
rev girişikliği doğmuştur. Ancak, elektrifikasyon, Türkiye’nin tü­
münü kapsayan bir genel politika içinde, bir elden yönetilmesi ge­
reken bir konudur.
b. Su kaynaklarmdan elektrik üretimi konusundalki çalışma­
lar dışında ikalan elektrik üretim, iletim, dağıtım ve ticaret işleri­
nin tümünün bir İktisadî devlet teşekkülü olan Türkiye -Elektrik
Kurumunda toplanması da bazı sakıncalar taşım aktadır. Çünlkü,
İktisadî devlet teşekkülleri, ikârlılıık ve verimlilik ilkelerine göre
hareket etmek ve yatırımlarım verimli alanlara kaydırmak zorun­
dadırlar. Oysa elektriklendirme özellikle küçük belediye ve köyle­
rin elektriğe ikavuşturulması, ihmal edilemeyecek bir kamu göre­
vidir. Bu görevin yerine getirilmesinde göz önünde bulundurulacak
temel kriterin ise «kârlılık ve verimlilik» olmayacağı doğaldır.
Bu nedenlerle elektrik enerjisi ile ilgili hizmetlerin aşağıdaki
esaslara göre yeniden düzenlenmesi gerekmek-tdir.
8. a. Köy elektriklendirme işlerinin de Enerji ve Tabiî Kay­
naklar Bakanlığı eliyle sürdürülmesi sağlanmalıdır.
93
b.
TürMye Elektrilk Ktmımunun proje ve tesis birimleriyle
işletme birimleri aym tekanlıga bağlı, iki ayrı 'kunıluş haline getirilmcHdir.
Bu dıüzenlemede Türkiye Elektrik ıKurumuntm proje ve tesis
birimleri bir İktisadî kam u kurum u biçiminde örgütlenmeli, işlet­
me görevinin ise ıkrsmu teşebbüsü niteliğine sahip bulunan Türkiye
Elektrik K urum u tarafından yerine getirilmesi sürdürülmelidir.
(Bkz. Kamu İktisıadî Teşebbüsleri4dare tlişıkileri Sayfa 264).
Nükleer Enerji
9. Ülkemizde nükleer enerji alanında yapılan çalışmalarda
bazı gelişmeler elde edilmiş olmakla birlikte, uygulamada bu ener­
jiden yararlanma olanakları ancak smırlı ölçüde gerçekleştirilebil­
miştir.
Nükleer enerjiden uygulama alanında daha geniş ölçüde yararlanılabilmesi için gereken tedbirler alınmalıdır.
10. Nükleer enerji konusunda yapılan çalışmaları destekle­
mek, koordine etmek ve deaıetlemek amıacı ile Başbakanlığa bağlı
olarak kurulan Atom Enerjisi Komisyonunun, yaptığı görevin do­
ğal sonucu olarak. Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bıakanlığı ile ilgilen­
dirilmesi gerekmektedir. Ancak, görülen hizmetin niteliği göz önün­
de bulundurularak. Komisyon Baıkanhğa değil, doğrudan doğruya
Bakana bağlanmalıdır.
11. Atom Enerjisi Komisyonu ile Enerji ve Tabiî Kaynaklar
Bakanlığı arasında gerekli işbirliği sağlanamadığından Türkiye
Enerji Kurumu, Komisyonunun laboratuvarlarmdan yararlanama­
maktadır. Öte yandan personel durumu nicelik ve nitelik yönünden
geliştirilmeye muhtaçtır. Bu eksiklikleri gideımek için, Türkiye
Enerji Kurumunun, Atom Enerjisi Komisyonunun laboratuvarla­
rmdan yararlanması sağlanmah; nükleer enerji alanında personel
yetiştirilmesine önem verilmelidir.
Maden Kaynaklan
12. Maden kaynaklarının aranması ve işletilmesi hİ2!metleri
ülkemizde Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanlığmm genel ıgözetiminde çeşitli kuruluşlar ve özel girişim tarafmdan yürütülmektedir.
94
Böyle karmaşık bir duruımda kaynakların verimlilikle işletil­
mesi önemli bir sorun olarak ortaya çıkmaktadır.
Anayasanın 130'ımcu maddesi, doğal servet ve kaynakların
Devletin hüküm ve tasarrufu altında olduğunu; bunlarm aranması
ve işletilmesi hakkının Devlete ait bulunduğunu; arama ve işlet­
menin Devletin özel girişimle birleşmesi suretiyle ya da doğrudan
doğruya özel girişim eliyle yapılmasmın kanunun açık iznine bağ­
lı olduğunu belirtmektedir.
Maden Kanunu bu m aksatla çıkarılmış ve özel girişime maden
arama ve işletme hakkı tanmmıştır. Ancak, kammun taşıdığı hü­
kümler, işletme hakkının sadece biçimsel koşullara riayetsizlik ha­
linde geri alınmasına imkân verdiğinden, işletme konusunda Dev­
letin öncelik hakkını ortadan kaldırmış bulunmalktadır.
13. Bu bakımdan, ancak Devletçe aranmasında ya da işletil­
mesinde yarar görülmeyen maden kaynaklarmm özel girişim eliy­
le aranmasına ve işletilmesine izim verilmeli, maden arama ve iş­
letme yapılan yerlerde atıl alan bırakılmaması ve alan spekülas­
yonlarının önlenmesi sağlanmalı, Maden Kanunu bu hususlara ola­
nak verecek biçimde geliştirilmelidir.
14. Özel sektör eliyle işletilen maden kaynaklarmın israf edi­
lip edilmediğini gözleyecek, sakıncalı görülen işletmeleri durdura­
cak etkin b ir denetim sistemi kurulmalı, kamu yaran gerektirdiği
takdirde, gereken tazminat ödenerek işletme hakkı geri alınabilmelidir.
15. Maden Sicili düzgün, sistemli ve son durumu yansıtır ha­
le getirilmeli ve maden haklarmın tapu sicillerine geçirilmesi sağ­
lanmalıdır.
16. Mermer, perlit ve benzeri maddelerin üretimi konusunda
büyük işletmeciliği köstekleyici etki yapmakta olduğundan. Taş
Ooaklan Nizamnamesi değiştirilmeli; ihracatm geliştirilmesi açı­
sından önemli olan bu tü r madenler nizamname kapsamından çıkarılmaîıdır.
Petrol
17. Petrol kaynaklarının aranması ve işletilmesi, iletimi, da­
ğıtımı ve satışı Enerji ve Tabiî Kaynaiklar Bakanlığının gözetimi
95
altında çeşitli statüde ikumm ve kumluş ve özel girişim tarafınıdan
sağlaiMii:aktadır« Bu duruıni/ bir yönden bu 'kuruluşlar arasında et­
kili bir işbirliği'nin 'sağlanmas'im ve belirli bir politikanın uygulan­
masını önlemekte, bir yönden de görev dağınıklığının sonucu ola­
rak verim:sizliğe yol açan-aktadır*
18. Bu b'alkımd'an, Petrol ile ilgili hizmetlerin yerine getiril­
mesiyle görevli olan' örgüt., etkin bir petrol politikası izlenmıesine
olanak verecek ve görev girişikliklerini önleyecek biçimde aşağıda­
ki esaslara uygun olarak yeniden düzenlenmelidir :
Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı ile Petrol Ofisi birleş­
tirilerek petrolün arama ve üretim, rafinaj, taşıma ve pazarlama
işleri tek bir yönetimde toplanmalı; bu örgüt, Enerji ve Tabiî Kay­
naklar Bakanlığı ile iliştoli bir kanmı İktisadî teşebbüsü haline ge­
tirilmeli ve kuruluş statüsünde,, çalışmalarm Enerji ve Tabiî Kay­
naklar Bakanlığının genel enerji ve petrol politikası içinde yü^rütüleceği belrtilmelidir.
b.
Bakanlık içindeki Yakıtlar iDairesi ile Petrol Dairesi birleştirilmeli; Bakanlığm petrol ve öteki yakıtlara ilişikin politikası­
nı etkinlikle yürütecek bir örgüt düzeni sağlanmalı ve bu kuruluş
şimdi Petrol Dairesinde olduğu gibi Bıakana değil, B^ak^anlığa bağlanm^ali'dır.
19. Üretilen ya da ithal edilen petrolü taşımada mevcut NA­
TO petrol bom hatlarından yararlanma olanakları üzerinde önem­
le durulmalıdır,
20e Gerek yurt savunması, gerek sanayiin geliştirilmesi açı»
smdan hüyuk önem taşıyan petrol ürünleri ihtiyacının karşılanma­
sında bugün için yurt işi kaynaklarımız yeterli değildir. Bu neden­
le ülke çapında geniş bir arama çalışmasına girişilmesi ve var
olan kaynakların en yüksek verimle çalıştırılması gerekmektedir.
Oysa, Petrol Kanununun boşlukları, aramia yapan özel girişimin
arama ve üretime' geçmeden ellerindeki alanları uzun süre kapalı
tutmalarına olanak vermektedir. Öte yandan mevcut kanun, fiyat
saptanması, vergilendirme vb. konularda da güçlüklere sebep ol­
maktadır.
21.
Bu nedenlerle. Petrol Kanunu, aramada kolaylık sağlaya­
cak ve-petrol alanlarmm arama ve üretim yapılmadan .elde tutul­
96
ması oîanaiklarmı ve fiyat saptam a ve vergilendirmede karşılaşı­
lan güçlükleri ortadan 'kaldıraoaik biçimde <degiştirilımelidir.
Öteki Yakıt İşleri
22.
Petrol ve petrol ürünleri dışında ikalan katı-ve gaz halin­
deki yaıkıtlarla ilgili, genel politikanın saptanmaisı ve: denetlenme”
si Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanlığı tarafından yerine,getirilmeıkte, çeşitli kuruluşlarla özel girişim, sahipleri yakıt arama, iş­
letme ve saitış işlerinin çeşitli aşamalarında çalışmalar yapmaıktadır.
Konu genel olarak yer altı servetlerimizin değerlendirilmesi­
ne ilişkin olduğu için, madenlerle ilgili, bölümde' değinilen, işlet­
melerde kam u ıkuruluşlarına öncelik tanmma,sı, özel Iceısim tarafın­
dan işletilen kaynakların verimlilikle işletilmesi, kaynak israfının
önlenmesi amacı ile etkin feir denetim: düzeninin kurulması ilke­
leri, bu bölüm için de geçerlidir.
Gerek ormanların,, gereli doğal gübrenin yakıt olarak kulla,nılması, ülkemiizde sık sık karşılaşılan bir durum'dur. Ulusal ekono­
mimiz açısından sakıncalar taşıyan bu duruma, elverişli başka ya-»
kıtlar ve yakıt kullanma araçları 'sağlanabildiği ölçüde, son veril­
melidir.
ULAŞTIRMA
1. Çeşitli ulaştırm a alt sistemlerinin tüm ünü kapsayacak bir
ulaştırma politikası saptamak, alt sisitemlerin yapımcı ve işletme­
ci Ikuruluşları arasında işbirliği, sağlayarak bu politikanın aksa­
madan uygulanmasını temiin etmeık ve denetlemek merkezî idare­
nin ulaştırm a alanındaki görevleridir.
Ancak, ulaştırm a ile ilgili alt yapı ve işleitme hizmetlerinin çe­
şitli baikanliıklara b'ağlı ya da ilişkili Çiok sayıda k,uruluşa dağılmış
olması, hizmetin tüm üne sahip^ olacak ve genel politikasını koru­
yacak ve uygulamaların bu politikaya uygunluğunu denetleyecek
bir sorumlunun bulunmaması sonucunu yaratmış, böylece hizmet­
te verim sıağlanamamıştır.
2. Ulaştırma Bfakanlığı ile ilgilendirilmiş olarak ıgörev yapan
kuruluşların, iktisadı devlet teşekkülü, anonim ortakli'k gibi çeşitli
97
statüler taşıması da Bakanlığın bu kuruluşlar üzerinde aynı oran­
da etkiM olabiîıme olanağını (kısıtlamaktadır.
3. Ulaştırma alt sistemleriyle ilgili inşaat işlerinin b ir bölüm ünün Bayındırlık Bakanlığı tarafından yürütülmesi, işlerin, plan­
landığı süre ve şartlar içinde sonuçlandınlmasmı güçleştirmekte,
bazı görev girişikliği sorunlarının doğmasına neden oknaktodır.
Ulaştırma Politikasının Saptanması
4. Türkiye’de var olan ulaştırm a alt sistemlerinden verimli­
likle yararlanılabilmesi için Ulaştırma Baikanlığmca, Devlet Plan­
lama Teşkilâtı ve ilgili öteki kuruluşlarla işbirliği yapılarak, bu
sistemlerin tüm ünü kapsayan genel b ir politika saptanmalı ve Ba­
kanlık çeşitli alt sistemler arasında koordiaasyon sağlayarak bu
genel politikanın yürütücüsü ve denetleyicis-i olmalıdır.
a.
Ulaştırma genel politikası şu esaslan k apsam alıdır:
(1) Ekonomik gelişmeyi kolaylaştırmak ve sektörün dengeli
bir biçimde gelişmesini sağlamaık amacı ile her alt sistemin benzer
şartlar altında rökabet etmesine olanak hazırlamak,
(2) Sistemi kullananların bakım ve yapım harcam alarına ka­
tılmalarım sağlamak,
(3)
Ulaştırma güvenliğini temin etmek.
b. Bakanlık, ulaştırm a politikasını uygulayacak biçimde ye­
niden düzenlenmeli, bu düzenlemede ulaşım alt sistemlerinin tü r­
lerine paralel bir örgütlenmeye gidilmelidir.
c. Ulaştırma politikasmın aksaanadan uygulanabilmesi için,
Bıakanlığa bağlı ya da Bakanlıkla ilgili kuruluşların tümü bu poli­
tikayı sürdürmekle yükümlendirilmeli; ıBakanlığın bu kurum ve
kuruluşisır üzerindeki denetim yetkisi belirli hale getirilmelidir.
Karayolları
5. Karayolları yapmıı Karayolları Genel Müdürlüğü tarafın­
dan sağlanmakta, bunun yanında; il yollan devletin malî yardımı
ve Karayollarmm malzeme ve makina desteği ile mahallî idareler­
ce yapılmalktadır. Köy yollarınm yapımı ise, mahallî idarelerle iş­
birliği halinde, Köy îşleri Bakanlığına bağlı Yol-Su-Elektrik Genel
Müdürlüğünün yükümlülüğünde bulunmaktadır.
98
6.
Aynı nitelikte bir ihizmetin ayrı kuruluşlar terafımdaıı yii
rütülmekte olması, ikilemeM b ir ÖTıgütlenme ihtiyacını ortaya çıfcarmakta, böylece personelynıakina, donajtım ve yapım kapasitesi»
niıı Yerimlilikle kullanılması olanaksız hale gelmektedir. Bunun
yanında, hizmetin tek elden yürütülememesi ve çalışmalar arasında
tamı bir uyum isağlianamamış olması, yol ağında bazı kopuklukların
doğm-ası sonucunu ortaya koymaktadır.
Bu 'Sakmcalarm, önlenebilmesi için, Türkiye'de karayolu yapı­
mı “mahallî idarelerce yapılanlar dışında - tüm olarak Karayol­
ları Genel Müdürlüğü elinde toplanmahdır. Karayolları Genel Mü­
dürlüğü mahallî idarelerce yaptırılan yollar üzerinde teknik göze­
timle görevli olmialıdır.
7, Öteki alt sistemlerde ilişkileri.belirlenmemiş bir karayolu
ağı, yurt ölçüsünde istenen verimi sağlayamiayacağı için karayolları
politikasının öteki alt sistemlerle uyumunu sağlamak üzere, ^Karayolla n Genel Müdürlüğü ile Ulaştıııma Bakanlığı arasında sıkı bir iş­
birliği sağlanmalıdır,
80 Karayolu ağının gelişmesi sonunda, taşımacılık geniş ölçü­
de bu sistem üzerinde yoğunlaşmış bulunmaktadır. Böyle' olmaikla
birMifcte, ıkarayolu trafiğini düzenleyen ve denetleyen mevzuat ve
örgütlenme artan ihtiyaca' cevap vermekten uzaktır. Bu bakımdan,
Trafik Kanunu günün koşuHarına göre geliştirilmeli ve^ yolcuyu ^
yükü ve sürücü)m kapsayan bir sigorta sistemi zorunlu hale-geti­
rilmeli; mecburî trafik sigortası bir devlet kuruluşu olan Güven
Sigorta tarafından yapılmalı; şehirlerarası ' yolcu ve yük taşıma
ile şehir içinde dolmuş ve taksi işletme işleri lisansa tabi tutulm a­
lı, ağırlık kontrolları sürdürülmelidir«
9e Karayolu işletmesmin düzenlenmesinjin yanmda, bu sistem.den yararlanan taşıyıcıların örgütlenmesi de, dkonomimmn gelişi­
mi açısından, önemli bir sorundur* Bu nedenle özellikle uluslarara­
sı taşımacılıkta büyük ortaklıklar biçiminde örgütlenmeyi idestekleyici ve etkili bir denetim olanağı sağlayıcı tedbirler almmahdır»
10,
Karayolu ağının yapım, bakım ve on'arımı için gerekli gi­
derlere bu hizmetten yaraıiananların bir ölçüde katılması sağlan­
dığı takdirde, hem öteki alt sistemlerle karayolu sistemi arasında
bir denge kurulmuş, hem de yeni yol yapımı ve mevcut yollarm
iyileştiriİmıesi için bir ıkaynak elde edilmiş' olacaktır.
"9 9 .
B'U nedenle, ilk pİanda sürat yolları ile Çevre Yolunun ve Boğaz
Köprüsünün pıaralı olarak, işletil'mesd, üzerinde durulmalıdır.
11.
Gereksiz israfı önlemıeik için karayollarınnı yapımı sıra-'
sında, gelecekteki ihtiyaçlar göz önünde^ tutulmaik şartıyle, yol ge­
nişliği ile bölgenin (trafik yükü arasında bir denge sağlanmalıdır.
Demiryolları
' 12. .Demi,ryiollarının yapım, bakım, onarım ve işletme çalış­
maları B'aymdırlık Bakanlığı ile Devlet Demiryolları İşletme Ge­
nel Müdürlüğü 'tarafından sürdürülmekıte, küçük ölçüde aynı gö­
reve Türkiye Kömür îşletmeleri Kurumu da katkıda bulunmaıktadır.
13.
Demiiryolu yapım işleri iile kural olarak Bayındırlık Ba­
kanlığı yükümlü bulunmi^kta, işletme' görevleri ise (Devlet Demir­
yolları ■İşletme: Genel. Müdürlüğünce sürdürülmektedir. Ancak, uygulamada kurallardan, bazı sapmalar olmuş' ve iki kuruluşun gö­
revleri birbirine karışmıştır.
14e Bu durum un getirdiği sakıncaları önlemek için, Dıemıiryoları yapım işleri. Ulaştırma Bakanlığına bağlı olarak halen D^evlet Demiryoları İşletmesinde ve Bayındırlık Bakanlığında bu hizme.ti yapmalcta olan personelden yararlanılmak suretiyle kurula­
cak örgüt eliyle yürütülmelıi; demiiryollarına ait yatırımlar' Ulaştır­
ma Bakanlığı bütçesine konacak ödeneklerle karşılanmalıdır. Bu
kuruluş ile işletmeci kuruluş olan Devlet Demiryolları İşletme Ge­
nel Müdürlüğü arasında açık bir görev d:ağılımı yapılmalı ve işbir­
liği düzeni kum lm ahdır.
15. Bugün demiryolları, alt yapı yetersizliği, işletme düzen­
sizliği gibi etkenlerle ulaşım ağı içinde alması gereken yeri, alama­
zmış, öteki ısistemlerle b ir ölçüde rekabet edecek, bir düzeye erişe'memiiş bulunmiaktadır. Bu diurumdıa sistemin .geliştirilmesi yolları­
nın aranması ,bir zorunluluktur.
16. Diemiryollarmın öteki ulaşım: sistemleriyle bir ölçüde re­
kabet edebilecek bir durum a gelebilmesi için işletme, yönet.im, ör­
gütlenme ve hatların ekonomik rantıabilitesi gözden geçirilerek va­
rılacak sonuçlara göre' tedbirler alınmalı; Devlet Diemiryolları İş­
letme Genel Müdürlüğü elinde bulunan, fabrika ve atelyeler ayrı­
larak ayrı bir girişim olara.k.örgütlenmeli ya da bu fabrika ve atel-
100
yeler imalât 'Sektörü içinde mütalaa edilerek touııa göre örgütleııdirilmelidir, Kurulacaik örgütün elindeki kapas^iteyi atıl halde ta t­
maması, dışarıya daha geniş ölçüde iş yapması olanakiari’ üzerin­
de durulmalı; öteki ulaşım sistemleri ile rekabet edebilmek için
gerekli görüldüğü hallerde esnek tarife uygulanmalıdır.
Limanlar, İskeleler ¥e îç Sular
17. Mevcut uygulamaida limanların yapımı Bayındırlık Ba­
kanlığınca gerçekleştirilmekte, işletme, onarıni' ¥e bakımları Oienizr
ciMık ’B'ankası, T.C. Devlet Pemîryolları işletme^ Genel Müdürlüğü ve
Türkiye-: Kömür îşletmeleri Kurumu tarafmdian sağlanmaktadır. Bir
bölüm küçük iskele ve kıyı tesisleri, de mahallî idareler eliyle yö­
netilmektedir, Kıyı güvenliğini sağlamia, deniz feneri ve radyo* far­
ları yapma ve yürütme .Denizcilik Bamkasmea sağlanmakıtadır.
18. MEHTAP Pvaporuııda, limanların inşaat işlerinin şimdi
olduğu gibi Bayındırlık Bakanlığmca değil, 'Ulaştırma, Btakanlığın”
ca yaptırılması önerilmiş i.se de Bayındırlık Baka,nlığında, bu hizr
m ette çalışan personelin, ve tüm inşaat makinalarmm Ulaştırma
Bakanlığına devri gibi çeşitli işlemlerin yapılmasmı gerektirecek
bÖ3rle bir değişilîliğe gidilmesi zorunlu görülm em ektedir.'
Bu balamdan, liman yapımı işleri Bayındırlık Bakanlığınca
yürütülmeli; yapım dışında kalan limanlarla ilgili öteki hizmetle­
rin tüm ünün it^ek, elden yapılmasını sağlamak üzere;, T’.C. Devlet
Demiryol,lan işletme Genel Müdürlüğü, Türkiye Kömür îşletmeisi
Kurumu ve Denizcilik Bankası tarafından işletilenleri kapsayan bir
Liman işletmesi kurularak bu. örgüt Ulaştırma Bakanlığına bağ­
lanmalıdır.
19. Deniz ulaşımının öteki, alt ‘SİiStamlerle rekabet edecek; biçiiTîıde geliştirilmesi için liman, tarifeleri ve harçlar yeniden ince­
lenmeli, deniz ulaştırmiasmın- daha çekici ve rantabl bir durum a ge­
tirilmesine çalışılmalıdır,
20 . Deniz ve ,kıyı güvenliğinin, sağlanması için, kıla,vuzluk hiz­
metleri yeterli hale getirilmeli, özel m otorlu deniz taşıtlarına, yol­
cu taşıdıkları, takdirde ıDenizcilik Bankası gemilerinin tabi, olduğu
Mal ve' Can Güvenliği Tüzüğü uygulanmalıdır.
101
Hava Alanları ve Hava Ulaşımı
21. Bugün mevcut uygulamada hava meydanları ve akaryakıt
tesislerinm yapımı ve büyük onanm işleri Bayındırlık Bakanlığmca; işletme tamir, yenileme ve küçük genişletoe işleri Ulaştırma
Bakanlığınca; hava taşıma işleri de Tüı^k Hava Yollan Anonim Or­
taklığınca yapılmaktadır.
Hava meydanları ve yardımcı tesislerin yapımı ile işletmesinin
ayrı balkanlıklarda olması, görev boşluk ve girişikliklerine yol aç­
makta, ayrıca iki örgüt arasında kurulması zorunlu olan işbirliği
de sağlanamamaktadır.
22. Bu sakıncaları gidermek için, hava meydanları ve akar­
yakıt tesisleri yapım, tam ir ve idame hizmetleri Ulaştırma Bakan­
lığına bağlı olarak kurulacaık bir örgüt eliyle yürütülmeli; Baymdırlıîk Bakanlığı Etevîet Hava Meydanları ve Akaryakıt Tesisleri
înşaat Reisliğinin personel, malkina, araç ve gereç varlığı bu örgü­
te devredilmelidir. Kurulacak 'bu örgüt ile Devlet Hava M ^ d an lan
İşletmesi Genel Müdürlüğünün hizmet ve çalışma alanları görev
ikilemelerine meydan vermeyecek biçimde açıkça aynlmalıdır.
23. Günün gelişen koşullan ve hava trafiğinin gittikçe artan
yoğunluğu, hava meydanları işletmeciliğinde yeni koşullara uyacalk
tedbirlerin alınmasını zorunlu hale getirmeıktedir. Bu amaçla ya­
pılacak çalışmalarda, bir yönden hizmetin kalitesini yükseltici ted­
birler alınırken, bir yönden de işletmenin zarar etmeyecek duruma
getirilmesi için bazı tedbirler alınmalı; 'bu arada, yer hizmetleri
Devlet Hava Meydanları tşletmesi Genel Müdürlüğü tarafından tek
elden yapılmalıdır.
24. Bunxm yanında, hava işletmeciliğinin uluslararası hava
ortaklıklan ile rekabet edeceik bir düzeye çıikarılması bir zorunlululk haline gelmiş bulunduğundan, Türk Hava Yollan Anonim Or­
taklığının İdarî, ticarî, teknik ve işletmecilik esasları yeniden dü­
zenlenmeli ve uygulama kesinlikle bu esaslara uydurulmahdır.
Özellikle yurt dışında çalışan Türk vatandaşlarının geliş-gidişlerinde Türk Hava Yollarının yabancı şirketlerle rekabet edebilmesi
için, işletmeye bağlı b ir «Charter» şirketi kumîmalıdır.
25. a. Bazı illerde hem askerî, hem sivil alan bulunm akta­
dır. Her iki alana birden sürekli yatırımda bulunm ak büyük har­
camalara yol açmaktadır.
102
b. Öte yandan, asikerî hava alanı bulımaıı bazı illerde, ayrıca
sivil alan yapılması ekonomik oîmaimaktadır.
c. Mülkiyeti as-kerî yönetimde olan, fakat daha çok sivil
amaçlar için kullanılan meydanlarda, ihizmetler tek elde toplanamadıgmdan. Millî Savunma Bakanlığı ve Devlet Hava Meydanlan
îşletmesi arasında gereksiz yazışmalar oknakta, yatırımlarda gecik­
meler meydana gelmektedir.
26. Bu aksaklıkları gidermek için, NATO
askerî ıkoşullarm olanak sağladığı ölçüde ;
anlaşmalannm ve
a. Gereksiz harcamalara son veımek üzere sivil ve askerî iki
alan bulunan yerlerde olanaklar ölçüsünde bunlardan biri seçilme­
li ve balkım ve geliştirme harcamaları seçilen alan üzerinde yoğunlaştırılmalıdır.
b. Askerî alan bulunan illerde aynca sivil alan yapılmasının
ekonomik olmadığı anlaşıldığı ıtakdirde, askerî alanlardan sivil
havacılık amacı ile de yararlamlmalıdır.
c. Mülkiyeti askerî yönetimde olan fakat daha çok sivil amaç­
lar için 'kullanılan hava alanlannm intifa haklarının Devlet Hava
Meydanlan İşletmesine verilmesi sağlanmalıdır. Bu İkonuda önce­
lik dış seferlere açık hava alanlarına tanınmalıdır.
27. Türkiye'de sivil hava ulaşımında çalışacak pilot, makinist
ve her türlü personelin yetiştirilmesini sağlayacak bir okul yoifctur.
Bu hizmetlerde çalışanları genellikle, askerî hizmetten ayrılanlar
meydana getirmektedir.
Gelişen şartlar önünde, gittikçe artan personel ihtiyacmm olanaklar ölçüsünde zamanında karşılanabilmesi için bir Sivil Hava­
cılık Okulu kurulmialıdır.
28. Yabancı hava yolu işletmelerinin yurda girişinin tek hava
liimanından olması sağlanmalı, yurt içi hava limanlan arasında
yolcu taşıma münhasıran millî hava yollanna ait bulunmalıdır.
29. Başka ülkelerle yapılacalk hava ulaşım anlaşmalarında
yer alan karşılıklı haklara ve yükümlülüklere ilişikin hükümler,
ulusal yararlara hizmet edecek biçimde, yortum hatalarına olanaik
vermeyecek açıklıkta ve Hükümet denetimine elverişli bir biçimde
düzenlenmeli; eski anlaşmalar da bu esaslar içinde gözden geçiril­
melidir.
103
ÎMAR VE İSKÂN
1. İm ar faalıiyetleriııi ikentleşme ve^ yerleşme ilkelerine uygun
hiçimde yönlendirme, planlama, denetleme; (toplumun kısa^ ve uzun
vadeli, mesken ihtiyaçlarmı saptama, yurdun, malzeme, kaynaik ve
olanakları ile bu ihtiyacı en rasyonel biçimde karşılamıak için ıtedbirler alma; bu amaçlarla yapılacak inceleme, araştırm a, planla­
ma, programlama, uygulama, .de’netimi, teşvik, geliştirme, değerlen-'
diirme ve koordinasyon sağlama, görevlerinden İm ar ve tskân Ba­
kanlığı sorumlu bulunmıaıktadır.
2. Son yıllarda sosyal ve: ekonomik polıi t ikalarda ö,nemili igeÜşmeler olmuştur. B u gelişim ve değişimi, im ar ve İskân hizmetle­
rinin am;aç ve politikalarını da^ geniş: ölçüde etfcilemıiş, yeni görev­
ler, yeni yükümlülükler getirmiştir. Heıd:eflere ulaşmada, mevzu­
atın, görev dağıtımı ve örgüt yapısının, personel ve malî kaynakla­
rın, uygulanan yöntemlerin ve benzer çeşitli şartların uyumsuzlu­
ğu yüzünden, önemli aksamalar meydana gelmiştir. Bölge planlama
hizmetleri etkili olarak yürütülememiş.; kentsel planlamaya ve
kente akın ve yerleşme sorunlarına hâkim, olunamamış; imar plan­
ları geniş, bir perspektif içinde ve esnek, planlama yaklaşımlarıyla
isabetli olarak değerlendirilememiş; özel sektörün ve uygulayıcı
bakanlıkların yatırım, ikai'^arları :ile.kentleşme ilkeleri aras.ında uy­
gunluk sağlanamamıştır. Köy imıarı konusundaki, çalışmalar çok
yetersiz: kalmıştır. Gelişen toplumısal ihtiyaçlar 'karşısında konut
yapımı düşük düzeyd:e kalmış., konut maliyetleri elverişsiz duruma
gelmiştir. Afet öncesi, afet sırasında ve afet sonrası alman tedbir­
ler ve yapılan çalışmalar yetersiz olmuştur. Yapı malzemesi ile ilgi­
li hizmetler etkinlikle yiirütülememıiştir.
Bu nede.nlerle iimar ve iskân hizmetlerinin, amacındaki değişme' ve gelişm.eler de göz önünde tutularak,, aşağıdaki ilkeler uyarın­
ca yeniden düzenlenmesi ge.rekmektedir.
Bölgesel Planlama
3. İm ar ve İsıkân Bakanlığı bölge: düzeyinde planlama hiz,mıetlerinden so-rumlu tutulmamalı; bölge planlama .hizmetleri, ulu­
sal planları hütünleyici özellikleri, konu ve meıtot benzerlikleri
göz önünde tutularak, Devlet Planlama Teşkilâtının görev kapsamı
içine alınmalıdır. Bölge planlama hizmetleri ile ilgili sorunlar ve
104
çözüm yolları, bu rapom n Devlet Planlam’a Teşkilâtı ile ilgili bölüıntünde incelenmişitir.
Kentsel Planlama
4. KeMİeŞ'ineyi, ekonomiyi olumlu yönde etkileyioi bir güç,
bir araç olarak kullanimağa doğru bir eğilim görülmektedir, Keııtleşme^ olayı içersinde, kenft ve kırın ekonomik ve -sosyal şartları
arasıod^aki dengesizlik, kentin çekiciliği ve kırın iticiliği arttığı öl­
çüde önemli -soranlar yaratmakta, dengeli.kentleşme, yerini düzen­
siz kelleşmeye bırakmaktadır. Kente akın geniş çapta uygulanan
genel politikanın sonucu olduğu halde, bu akımın düzenli olarak
yerleşmesinden Belediiyeler sorumlu itutulmaktadır. Özellikle bü­
yük merkezlerde, yurdun tüm ünü kapsayan b ir uygulama, sonucu
ortaya çıkan kente akının ve bunun doğurduğu yerleşme sorunla­
rının sorumluluğunun, 'tümünü mahallî iîdareye yüklemek, pr'oblemi çözmeye yeterli olmamıaktadır.
5. Bu nedenlerle, merkezî idarenin belediyelere karşı soramluluğu, belediyelerin yurt çapında, taşıdıkları sosyal ve ekonomik
Oiiıeme göre ayarlanmalıdır. Bölge gelişme merkezlerinde im ar
hizmetlerinin temel sorumluluğu Devlette olmalı; orta büyüklükte­
ki belediiyelerde, idari vesayet merkezî planla ilişkileri sağlayacak
oranda tutulmalı; ıküçük beledıiyelere ise: olanaklar elverdiği kadar
malî ve teknik yardım, yapılmalıdır» Buna karşılık, ulusal düzeyde
im ar düzenini, aksatıcı nitelikteki bir kısım im ar yetkileri beledayc'lerden alınmalı, merkezî yetkilerin İm ar ve iskân Bakanlığında 'toplanmıası sağlanmalıdır.
6. Sektörlerin yatırım, ikararlarının imar disiplini içerisinde
gerçekleşmesini sağlamak için îm,a.r ve îskân Bakanhğını.n görev­
lerini ve yetkileri.ni kısıt.layan kanunlar yeniden gözden geçirilme­
li, imarla ilgili genel politika esaslarını saptama, .mevzuatı derle­
me ve hazırlama yetkisi İm ar ve îskân Bakanlığında bulunmalı­
dır.
7. Bakanlıklar, belediyeler ve özel sektö-r tarafından hazırla­
nan kentlerin düzerılenmesiyle: ilgili bütü.n yatırım projelerinin d:enetimi sağlanmalı; niitelik,, öncelik ve yer seçimi yönünden çevre
düzeni ve kent planlarına aykırı projele^r yıllık programlara alın»
miamalıdır. Uygulayıcı bakanlıkların yatırım, kararları ile kent plan­
ları arasında uygunluğu,n sağlanması için, kesinleşen kent planlam,a
105
kararları, ilgili bakanlıkların bilgisine sunulmalı; öteki baikanlıklarm planlama birimleriyle sıkı işbirliği kurulmalı; koordinasyon-'
dan îm ar ve îs'kân Bakanlığı sorumlu olmalıdır.
8. İm ar ve îskân Bakanlığı, ilk anda bir fizikî planlama re­
vizyon merkezi biçiminde işe başlayarak, bütün sektörlerde yürütülmekte olan işlerin fizikî im ar planma ayfkın ve hatalı olarak ya­
pılmasını önlemelidir.
9. Çevre, alan ve kent planlannm yapımı ve uygulamasında,
askerî eğitim ve idare binaları, üniversite tesi'sleri, stad 50imlar,
sanayi tesisleri, gar ve garajlar, can ve mal ıgüvenliği için sakınca­
lı depolar, yoğun yerleşme yerleri dışında, çevre alan ve uzantıları
içinde yerleştirilmelidir» Özellikle büyük kentlerin hızla gelişme
ve genişlemeleri, geniş bir perspektif içinde esnek planlama, yak­
laşımlarıyla isabetli olarak değerlendirilmeli, ihtiyaçlar ve planlar
araısındaiki uyumsuzluk yüzünden büyük kentlerde, ticaret, sanayi,
yönetici merkez ve bu merkezlerin yakın çevrelerindeki iskân alan­
larının ve alt yapı tesislerinin bir çok kez yapılıp yıkılmasına, dolayısıyle önemli ölçüde ulusal kaynak ve .emdk kaybma engel olunmalıdır.
10. Alt yapı tesisleri, im ar planı ve yatırım programlarınm
yersel koordinasyonunda, çekici, özendirici, düzenleyici bir araç
olarak kullanılmalı; bu tesislerin yapımına uygulamada öncelik ve­
rilmelidir. Kentleşme olayı ile alt yapı uygunluğunu sağlam^^k için,
kentleşme ve gelişme süreci, uzun bir perspektif içinde esnek planla­
ma yaklaşımlarıyla isabetli olarak saptanmalı; alt yapı.ile yerleşme
kapasiteleri arasında uygunluk sağlanmalıdır. Kent planlarında
alt yapı tesislerinin optimum, kullanımına engel olacak değişikliikler yapılmaması için planlayıcı, kurucu ve yönetici birimler ara­
sında sıkı bîr işbirliği ve disîp^lin sağlanmalıdır.
İL îller Bankası, kent ve köy im arı ile ilgili planlama, pro­
jeleme ve uygulama görevlerini, tm ar ve Isikân Bakanlığının ilgili
genel müdürlüklerine devretmelidir.
Köy îm ar Planlaması
12.
Köy imar planlaması ile ilgili hizmetler îm ar ve İskân,
Bayındırlık, Sanayi, Millî Eğitim., Enerji ve Tabiî Kaynalklar, Or­
man ve Köy İşleri Bakanlıkları arasında dağılmış bulunm-aktadır.
106
im ar ve îskân Bakanlığınca, dmar hizmetleri içinde köyde yapıla­
bilen im ar hizmetleri, yol do^ğrultu planlarmın hazırlanmasrodan
öteye geçmemdktedir» .Çeşitli 'kuruluşlar tarafıedan köy im an konusu, işletmecilik esaslarına uygunluğu ölçüsünde ele almm'akta,
bu konuda ciddî bir çalışma yapılamamaktadır.
13. Şehre akma kaynak teşikil eden, toplu olan veya bir ara­
ya (topl'anması mümkün bulunan ya da hızlı gelişme olanakları
olan köylerin imar dşlerini planlamak 'amacı ile tm ar ve İskân Ba­
kanlığında bir köy imar birimi kurulmalı; bu birim kent imar
planlamasıyla görevli birimle sıkı bir işbirliği halinde çalışmalı­
dır.
Konut Hizmetleri
14. Konut hizmetlerinin amacı, yurtta, çeşitli- gelir grupları­
nın konut ihtiyaçlarını, olanaklarına uygun standart ve maliyette,
çevre ve kent düzenleri dçinde programlı Ifconut üretimi sağlaya­
rak karşılamaktır. Bu amaca ulaşmak için yapılan hizmetlerde
önemli aksamalar meydana gelmiştir. Konut politikası plan hedef­
leri yönünde gelişememiştir. Konut isteği ile konut yapımı ara­
sında denge sağlanamiamış; sosyal ve toplu konut yapımı için ge­
rekli tedbirler alınamamış; üst gelir graplanm n lüks konut yapı­
mı önlenememiş; küçük birikimler konuta kaydırılamamış; ucuz
arsa, ucuz yapı malzemesi, ucuz kira 'hizmetleri tersine işlemiş;
amaca dönük bir örgütlenme sağlanamtamıştır. Bir yandan kentleş­
meyi amaçlayan bir ekonomi politikası uygulanırken, öte yandan
kente akının birlikte getirdiği yerleşme' ihtiyaçları gerektiği biçimıde karşılanamamıştır. Sonuç olaraik konut isteği île^ konut ya­
pımı arasındaki açık büyümüş, yerleşme ise kent düzeni dışında
ve lilerde önemli sorunlar yaratacak biçimde idarenin kontrolundan çıkmıştır.
15. Kentleşme ve^ yerleşme süreci içinde, toplam, konut isteği-konut üretimi! dengesini sağlamak, kırsal alandan' kente .akında
kırın i:tici gücünü azaltmıak için gerekli tedbirleri almak bakanlık­
ların ortak görevleri arasında yer a'hnalıdır.
Nüfus hareketlerindıen, kentleşmeden ve afetlerden doğan ya
da ilerde doğabiilecek,olan konut somnîa:nnın çözümünde uygula­
nacak ilkeler îm:ar ve isk ân Bakanlığınca saptanmalı; bu ilkelerin
merkezî ve yersel örgütler' tarafından gözetilmesini isağlamafctan
yine aynı bakanlık som m lu olmalıdır,
107
16. Konut planı ve programlarının gereği gibi, hazırlanması­
nı sağlamıaık üzere, 'bilimsel yöntemlerle .konut 'sayımı, konut piya­
sası analizleri, 'standardizasyon ve teknolojik araştırm aların yapıl­
masına önem verilmelidir.
17. Türk toplumunun gelecakte^ ulaştırılması istenen yaşama
düzeyi göz önünde tutularak, nitelik ve nicelik yönlerini kapsaya­
cak uzun süreli konut üretim programları hazırlanmalı; konut
üretiminin öteki sektörlerle bağlantıları göz. önünde tutularak,
programların aksamaması için her sektörde alınma.sı gereken ted­
birler kararlaştırılmalıdır.
18. Konut kredisi sistemi özellikle d ar ve orta gelirgrupları
ihtiyaçlarının tümünü kapsayacak, sosyal ve toplu konutu teşvik
edecek biçimıde düzenlenmelidir. Kredi öncelikle sosyal ve. toplu
konut projelerine, kâr ama.cı .gütmeyen kuruluşlara verilme.li; kıamu karakterli ıkonut finansman kaynaklarının tümü üzerinde^ îm ar
ve: İskân Bakanlığı, konut politikası hedefleri yö.nünde düzenleme
yetkisiine sahip olmalıdır.
19. Toplu konut üretimine gidilebilmiCsi için, .Mesken. Genel
Müdürlüğünde, istekleri toplu hale getiirmek ve sistemleştirmekle
görevli bir örgütlendirme birimi kurulmalıdır.
20. ıDievlet, konut maliyeti-gelir, konut k irası-g çlir oranları­
nı normale indirmek için konut piyasasında,, maliyetin ;her safha­
sında etkin bir düzenleyici olarak yerini almalı; özel girişimin ko­
nut yapımının 'düşük gelir düzeyindeki, halkın ihtiyaçlarma göre
yö.nlendirilmesinde, vergi politikasını etkili bir araç olarak kullan­
malıdır.
21. Belediyelerin yapı denetimini salt «ikamet ruhsatı» ver­
me sırasınd,a yapm,a,ları ve gerekli, değişiklikleri inşa.at tam.amlandiktan sonra yapt.ırmaları, konut maliyetini art.ıran etkenlerden
biridir. Bu sakıncanın giderilmesi için, belediyelerin yapı kontroluyla görevli bîrim,leri, inşaat sırasında, denetim, yapabiilecek bi­
çimde geliştirilmelidir.
22. Gecekondu polit:ikası tekrar gözden geçirilmeli; özellikle,
önleme, arsa politikası, imar planlarına uygunluk ve kredi yönle­
rinden daha, gerçekçi ve olumlu bale getirilmelidir. Politika, plan­
lama ve uygulama, arasında tutarlık sağlanmalı, bu tutarlık etkin
bir denetim. mekani.zması ile^ korunmalıdır. Mahallî idarelerin, ge108
ceıkoııdu yapımmı Önlemek amacı ile konut yapmaları teşvik edd^
meli ve desteiklenmelıidir.
23. Devlet, *kam,u hizmeti götürülmesi nedeiîiiyle meydana ge­
len değer artışlanndan ve arsa spekülasyonu sonucu elde edilmiş
olan yüksek k-azançlardan yararl:anmalıdır.
24. Arsanın konut nıaliyetdni artırıcı etıkisinin azaltılması ve
spekülasyonların önlenmesi amacı ile, ıkent içlindeki ve gelişme' alan­
larındaki 'arsalar üzerinde ^kamu kontrolü sağlanmalıdır. Devlete
ait arsaların envanteri süratle yapılmalı; amaç dışı satışlardan ka­
çınılmalı ve gelir sağlama amacı iile* belediyelerin arsalarını elden
çıkarmalarının ve amaç dışı kullanmalarının önüne geçilmelidir.
25. îKentlerin çevre düzeni planları öncelik yapılarak ucuz
konut alanları açılmalıdır. Kamu uygulamalarında kullanılabdlecek arazi ve arsaların elde edilebilmesi için Arsa Ofisi Genel Mü­
dürlüğüne yeterli kaynak bir an önce sağlanmıalı; toplu ve eıkonomik konut yapımına özendirmede, arsa tahsisi, etkin bir araç ola­
rak kullanılmalıdır.
tm ar planlarının arsa parselasyon ölçüleri, mahalle düzeninde
yerleşmeğe ve toplu konut yapısına elverecek biçimde yemden dü­
zenlenmelidir. 26. Kooperatifler konut' politikası hedeflerinin gerçekleştiril­
mesinde yeterli ölçüde etkili olamamaktadır. Çeşitli statüde^ örgüt­
lenme, kuruluŞ: ve yönetim koşulları, denetim eksiklikleri, kaynak
yetersizlikleri gibi nedenler toplu ıkonut yapımını önemli ölçüde
aksatmaktadır.
Yapı ,kooperatifleri, konut politikası hedeflerinin gerçekleşti­
rilmesinde etkili bir araç olarak kullanılmalıdır. Çeşitli kuruluş ve
am:açtaki yapı kooperatifleri için tip statüler hazırlanmıalı; kaynak­
ların kullanılmasında im ar ve îsikân Bakanlığınca hedeflere nygunluk yönünden denetim sağlanmalıdır» Ayrıca soısyal konut yap^acak
olan kooperatiflere ayrılacak arsaların alt yapı tesislerinin olanak­
lar ölçüsünde Devlet tarafından yapılmaısı esas kabul edilmelidir.
27. îm ar Talimatında yer alan yapıya ait bazı hükümler pro­
jelerin fonksiyonel olmamasına ve bu nedıenle gereksiz, büyüklük­
lerin ortaya çıkarak inşaatların pahalılaşmasına yol açmıaktadır.
Araştırma birimlerinin ortaya koyacağı uygulamaya dönük sonuç-
109
1ar yayımlanarak, bunlardan gerekli olanlara im ar talimatlarmda
yer verilmeli, projelerin fonksiyonel oknası sağlanmalıdır.
28. Köy konutu konusunda yersel şartlara uygun, kolay ve
ucuz konut teknikleri araştırılmalı; kendi evini yapana yardım hiz­
metleri yaygm biçimde uygulanmalıdır.
Plan hedefleri göz önünde tutularak malî yükü çok yüksek tu­
tulan örnek köy yapımları yerine daha yaygm b ir kitlenin daha et­
kin biçimde hizmetten yararlanmalarını sağlayacak yöntemler ge­
liştirilmelidir.
29. Konut konusundaki mevzuat genellikle dağınık olup bir
bütün meydana getirmesi düşünülmeden düzenlenmiştir.
Her türlü çalışma ve hazırlanacak yeni mevzuat, konut soru­
nunun çözümü için düşünülmüş, planlanimış b ir sistemin meydana
getirilmesine yönelmelidir. Bu mevzuatı toplama, gözden geçirme,
gerektikçe kanun tasarılarını hazırlama görevi, îm ar ve İskân Ba­
kanlığınca yerine getirilmelidir.
Afet Hizmetleri
30. Afet hizmetleri merkezî idare kuruluşlarm m hemen tü­
münün görev ve yetki alanlarına girdiği halde ıkuruluşlar arasında
görev ve yetkilerin belirlenmeımiş olması, planlama ve koordinas­
yon eksiklikleri gibi nedenler hizmeti önemli ölçüde aksatm akta­
dır.
31. Afet hizmetlerinden amaç, vatandaşın can ve mal kaybı­
nın en düşük düzeye inmesini sağlayacak tedbirlerin alınması ve
çalışmaların yapılması, afete uğrayanlara gereken teknik ve malî
yardımın yapılması, yapılan mal ve para yardımlarmm yerinde
kullanılması ve gerçek ihtiyaç sahiplerine ulaşması için gerekli ted­
birlerin alınması olmalıdır.
32. Afet bölgelerini saptaımalk, afetlerden önceıki imar, inşa
ve iskân işlerinde afet bakımından önleyici tedbirleri almaV ve
afetlerden sonra yapılacak yeniden im ar ve sürekli iskân gibi işle­
ri gerçekleştirmek îm ar ve tskân Bakanlığının görevi olmalıdır.
Hizmetlerin sürat ve etkinlikle yürütülebilmesi için îm ar ve
İskân Bakanlığının taşra birimlerine geniş çapta yetki devri ya­
pılmalıdır.
110
33. Afetin oluşu sırasında ya da afetten hamen sonra kurtar»
ma ve acil yardım işleri ile bütün kuruluşlar görevlendirilmelidir.
Bu hizmetlerin planlanma:smdan ve merkezî koordinasyonundan
İçişleri B.aikanlığı Sivil Savunma Teşkilâtı .so-mmlu olmalıdır.
34. Birçok hallerde para yardımının derhal yapılması zor’un»
ludur. Bu yardımın Bakanlar K um lu kararına -dayandırılması işi'
geciktirmekte ve peşıin yapılan giderlerin mıahsubunu güçleştirmek­
tedir. Bu konudaki yetki, îm ar ve İskân Bakanlığına verilmeli ve
Bakanlıkça yersel mülkî amirlere devredilebihnelidir.
35. Afetin genel hayata etki gösterip göstermediğini sapta­
mak ve- yardıma karar vermek için. Maliye Bakanlığınca ileri sürü­
len «nüfuslun % lO'unun zarar görmüş olması» gibi ölçüler bırakı­
larak bu konudaki takdir yetkisi İm ar ve İskân Bakanlığma bıra­
kılmalıdır.
Yapı Malzemesi
36. Yapı malzemesi hizmetleri ile ilgili sorunlar ve çözüm
yolları, bu raporun Bayındırlık Bakanlığı bölümünde incelendiğin­
den bu bölümde ^üzerinde durulmamıştır.
TAPU ¥ E KADASTRO
L Taşınmaz mal hukukunun ıdüzenli olarak yürütülmesini
sağlamak, taşınmaz mallarla ilgili tescil işlemleri yapmak, tapu
'Sicilleri tesis etmek ve tapu kayıt örneklerini tasnif ederek sakla­
mak görevleri/Başbakanlığa bağlı Tapu ve Kadastro Genel Müdür­
lüğü tarafından yürütülmektedir,
2.
Memleketimizde bugünkü anlamda kadastrO' uygulaması
2613 sayılı kanun ile 1934'te başlamıştır. Bundan sonra konuyu
düzenleyen mevzuat çeşitli değişiklikler geçirmiş ve son olarak
28,6.1966 gün ve 766 sayılı Tapulama Kanunu yürürlüğe girmiştir.
Bu iki ıkanun mülkiyetin saptanmasında ayrı ayn yöntemler koy­
muştur. Şehir kadastrosu hizmetleri ile arazi kadastrosu hizmetleri­
nin ayrı kanunlara, ayrı yöntemlere tabi olması, merkezde Merke­
zî iKadastro' Müdürlüğünün, Arazi Kadaistrosu ve Fotogrametri
Dairesinin kurulmasına, taşra örgütünde ise çeşitli düzeyde çok sa­
yıda küçük ve etkisiz birimiin doğmasına neden olmuştur. Böylece
Genel Müdürlüğün yönetiminden so^rumlu olduğu çeşitli düzeydellf
ki ibiriın sayısı toplam olarak 1083 e ulaşmış, geröksiz parçalanniâ1ar iile örgüt etkenliğini kaybetmiştir.
Örgütün merkez birimleri içinde esas görevler ve danışma
hizmetleri içiçe girmiş durumdadır. Öte yandan örgütte ayrı ayrı
fonk'Sİyonları bir arada, birlikte yürütülmesi gerekenleri, ayrı ayrı
birimlerde ele alan bir fonksiyonel parçalanma görülmektedir.
Arşiv hizmetleri tam, bir düzensizlik içinde ıkalite ve süratten
yoiksun biçimde yürütülmektedir. Kütüklerin arşivlenmesi. merkez­
de yapılmakıta, bu durum, merkezî birimin yükünü önemli ölçüde
artırm aktadır. Arap harfleriyle yazılı tapu kayıtlarının yenilenmesi
yavaş işlemektedir. H arita yapımı örgütün esas görevi olmaidığı
halde Türkiye^ nin 1/5000' ve daha büyük ölçekli harita ihtiyacının
% 80ı örgüt tarafından kiarşılanmakta, bu da esas^ görevlerin ak­
samasına sebep olmaktadır. Ayrıca, bu amaçla saıtın alınan aygıt,
araç ve gereçler ya hiç ıkullanılamamakta ya da kapasitelerinin
altında kullanılmaktadır.
Hizmetin yürütülmeısinde: ikarşılaşılan 'so^runların çözülmesi
için Tapu ve Kadastro hizmet birimi, yeniden düzenlenmeli ve bu
düzenlemıede aşağıdaki ilkeler göz önünde bulundurulmalıdır.
3. Tapu ve KadastrO' Genel Müdürlüğü, bu rapo-run Merkezî
îdare bölümündeki 'kriterler uyarında; Başbakanlıktan ayrılmalı;
hizmet yönünden sıkı ilişkili bulunduğu îm ar ve İskân Bakanlığı­
na ya da Adalet Bakanlığına bağlanmalıdır.
4. Kad,astro, taşınmaz malların hukukî' ve ölçüse! durumları­
nı saptamak demıektir. Hizmetin belediye hudutları içi ya da dı­
şı diye ayırımı gereksizdir. Hıizmetler şehir ve arazi^ ayırımı yapıl­
maksızın .aynı birim yönetiminde hirleştirilmeli, bütün yurtta ka­
dastro hizmetlerinin süratle tamamlanabilmesi için gerekli tedbir­
ler bir an önce alınmalıdır.,
5. Spesifik konular dışındaki harita ile ilgili hizmetler, kurul­
ması öngörülen haritia hizmet biriminin yönetim,ine devredilmeli,
mevzuat, bu amacı sağlayacak biçimde yeniden düzenlenmelidir.
6. Kadastro^ hizmetleri memleketin yüzeyine dağılmış bir ça­
lışmadır. Hizmetin daha iyi gö^rülebilmesi için personel ve olanak­
ların bölgelerde' yoğunlaşmiası hizmete hız ve esneklik kazandıra­
caktır.
112
7.
T»apu ¥e Kadastro Ğeneî Müdürlüğünde bütün arşiv hiz­
metleri tek bir yönetim altında birleştirilmelidir. Kütüklerin arşivle-nmesi bölgelerde yapılmalı, itutanak defterleri dse merkezde
kalmalıdır» Kütükler ve paftalar 'üzerindeki ıdeğişiklikler bölgeler»
de işlenmelidir. Arap harfleriyle yazılı tapu kayıtlarının yenilenme­
si çalışmaları kısa zamanda bitirilmeM; Osmanlı tarihini aydmlatacak b'ilgileri ihtiva eden «Kuyudu Kadim€'»nin her türlü olanak­
tan faydalanılarak bugünkü bakımsız durum dan kurtarılm ası için
gerekli tedbirler alınmalı ve bu konuda Kültür Bakanlığınm olanak­
larından ve işbirliğinden geniş çapta yararlanılmalıdır»
■ H A R İ T A
L Harita ile ilgili görevler, İktisadî kalkmma, millî savunma,
kadasitro ve im ar gibi çeşitli .amaçlar için kullanılmasına ihtiyaç
duyulan, çeşitli ölçekte ve .nitelikte, harita, ortofoto, fotoplan ve
fotoğrafların standardizasyon, yapma - yaptırma, işleme - yenileme,
kontrol, tasnif ve s^aklama, çoğalma ve is'tek sıahibi resmî kuruluş­
lara dağıtma hizmetlerini kapsamakta olup bugün bu hizmetler,
32 kuruluş arasmda dağılmış^ bulunmaiMadır,
2. Çeşitli kuruluşlaroa değişik ^amaçlarla yapılan haritalarda
ölçök, yöntem ve nirengi birliği sağlanamamakta, bu durum b ir ku­
ruluş tarafından yapılan haritalardan başka kuruluşlann yararlanamamasına neden olmıakta, yapılan ikilemeler ise önemli ölçüde
kaynak ve emek kaybına yol açmaktadır.
.^
3. Çeşitli bakanlıklar tarafından ihtiyaç görülen ■harita ve
planların bir bölümü H arita Genel Müdürlüğüne yaptırıldığı gibi,
foto mozaikler ve haritalar bu kuruluşta bastırılm akta ve arazi
etütleri için arazi fotoğrafları yine bu örgütten ödünç olarak alın­
maktadır, Fotoğrafların büyütülmesi, küçültülmesi, mozaiikleriojin
yapılması Askerî Ceza Kanununun 121, 132 ve 133 üncü maddeleri
hükmü ile yasala edildiğinden, fotoğraflardan gereği gibi yararlanılamamaktadır«,Diğer yandan Türkiye'nin yıllık harita üretim, ka­
pasitesinin (1/5000 ve daha büyük ölçekli) % 801 Tapu ve Kadas­
tro Genel Müdürlüğünce, % 20'si, ise iHarita Genel Müdürlüğünce
gerçekleştirilmefctedir. Oysa Tapu ve :Kadastro Genel, Müdürlüğü­
nün esas görevi harita yapmak değildir. H er türlü yatırım planla­
ma ve uygulamalarında haritanın ilk ve vazgeçilmez bir araç ni­
teliğinde olması, harita ihtiyaçlarını aşm ölçüde artım ıış, bu biri­
113
mi, hem isteği ıkarşılayamayacak, hem de esas görevlerini gereği
gibi.yerine getireni'eyecek duram a düşürm üştür.
H arita hizmetlerinin; aksatılm-adan yüm tülm esi -için, teşkilâ­
tın, ımevzuatm ,ve görev dağılımının aşağıd'aiki ilkeler göz önünde
'tutularak yeniden düzenlenmesi gerekmdktediro
4.
Halen 32 kuruluş tarafından yapılan harita hizmetlerini
dağınıklıktan' kurtarm ak, Millî Savunma Bakanlığı dışındaki ka­
mu kuruluşlarm m çeşitli ölçek ve nitelikteki harita ihtiyacım kar­
şılamak amacı ile, hizmetin gizlilik taşıyan bölümü ile gizli olma­
yan bölümü kesinlikle birbirm den ayrılmalı, gizli olmayan harita­
ların yapımıyla görevlendirilmek üzere. İm ar ve İskân Bakanlığına
bağlı b ir birim ikurulmalıdır. Bu amaçla bugümkü harita örgütü­
nün yeteri kadar bir bölüm,ü askerî ihtiyaçlar için harita yapan bir
birim olarak kalmıalıdır. '
203 sayılı kanun ve konu ile ilgili ö'teki mevzuat bu bölümideki görev ve yetkileri îm ar ve İskân B-aıkanlığma verecek biçimde
yeniden düzenlenmelidir. .
5', İm ar ve İskân Bakanlığına bağlı ve askerî ihtiyaçlar dışındaki harita ihtiyaçlarını karşılamak üzere ayrı bir birim^ kurulm a­
sı m üm kün,olmadığı takdirde H arita .Genel Müdürlüğü bu görevi
tam olarak yerine getirecek biçimde geliştirilmeli ve donatılmalı;
çeşitli kuruluşların harita ihtiyaçlarının karşılanmasında gerekli
koordinaısyon sağlanmalıdır.
. 6» Evvelce çeşitli. kuruluşlarca ya.pılmış olan haritaların bir
envanteri ve değerlendirilmesi yapılmalı, haritaların standartları,
ilgili kuruluşlarla işbirliği halinde, Harita 'Genel Müdürlüğü ya da
îm ar ve îskân Bakanlığınca saptanmalıdır.
7» H arita işleriyle görevlendirilecek birim, harita programı
hedeflerini gerçekleştirecek biçimde üretim, kapasitesini tam ola­
rak kullanmah, ancak bu takdirde bitirilem^eyecek işleri ihale yo­
lu İle özel sektöre yaptırmalıdır.
8.
Haritaların ıdüzenlenme biçimleri, teknik şartları ve bu
işleri yapacak personelde aranacak Şiartları sa,pt.ama yetkisi, Ba­
yındırlık Bakanlığından, îm ar ve İskân Bıalkanlıgına devredilmeli­
dir. ^
■
114
H arita ve tapu ıkadastTO hizmeti-gören^ birim ler arasmda
gerekli işbirliği sağlanmalı, fcadastro'scı ■yapılacak yerlerin harita- .
lan öncelikle yapılmialıdır.
■
■■
^' ' ' '
' ■
ir A R I İM
L Toplum yaşa.iîjti!mızd:a ea önemli yeri tu to a k ta d-evam^ eden
tarım sektörüne Anayasa, Kalkmma. Planları. ¥e .yürürlükteki mev»
zuat gibi to p lm ı tercihleriiııi yansıtan belgeler, .genel çizgileriyle,
insan-toprak ilişkilerim dmenleme, toprak, ; kaynaklarını, .korumia
ve verimli olarak işletme, tarımsal verim ve üretiimi artırma,,; tarım "ürüıılerim değerlendirme ve sanayie gelişme ortamı hazırlama
amaçlarını saptamıştır^ Bu. amaçlara '' ulaşabilmek için izlenecek
tarım politikasının yürütülmesii görevi 3203 sıayılı (kanun ve öteki
mevzuat ile T a rm Bakanlığına verilmiş bulunmaktadır.
Halen tarım, .alanında insaiFtoprak. ilişkileri çağımız gerekle­
rine ve yurt gerçeklerine uygun bir ,biçimde düzenlenmiş :değildir
ve kırsal nüfus .baskısı nedeniyle, yo;'ğun tarım a ayrılan- doğal kaynaklarım.ız rasyonel bii'" biçimde ıkullanılmamaktadır. Verim dü­
şük ve üretim yetersizdir^ .üretici teknik bilgi ve girişim sahibi ol»
madiği gibi, yeteıi kadar üretim girdisi ' ile donatiîmamışıtır. Ta­
rımsal ürünlerin pazarlaması ve 'değerlendirilmesinde iyi ' bir sis­
tem geliştirikııemiştir. Tarım hizmetlerinden sorumlu örgüt halen
dağınık, ıkoordinasyondan yoks^un ve etkisiz durumdadır. Tanm
alanındaki yukarıda ana çizgileriyle değinilen başlıca sorunların
çözümü için tedbirler alınması, zorunludur, '
'
2
e Tarım alanında menkezî hükümet görevleri yönünden ge­
rekli yetki ve so-rorııluluık Tarım/■Bakanlığında toplanm,ahdı.r.
Bu bakanlık, } ^rtta bitkisel ve ha 3^ansal üretim ile su ürün­
leri üret..iminin artırılması, ıslahı, çeşiitlendirilmesi, stand.artlaştırılmasi; koTOnması, pazarlanması ve değerlendirilmesinde .izlenecek
politikayı,- gerekli program ve' projeleri ■hazjrlamak, uygulamak ve
ya,pıla-ıı uygulamala.rı koordine etmek, izlemelv ve sonuçlarını.de=
ğerlendirmekteiı sorumlu olmalıdıre
3,
Bakanlık örgütü, tarım alanında yapılan uygulamalı araş­
tırm aların sonuçlarını, yeni bulgu ve teknikleri, yayım ve eğitim
5^olu ile çiftçilere -ulaştıracak, benimsetecdk ve uygulanmasını sağ­
layacak; çiftçinin her tlirlü üretim -girdileri ile. donatılmasına'yar»
■
115
dımcı olacak; bitkıisel ve hayvansal hastalık ve zararlılarla savaşılmasım gerçekleşıtirecek; elde edilen tarımsal ürünlerin en ekono
mik biçimde değerlendârilmesini mümkün kılacak ve tarım işlet­
melerinin ıgelişmesini sağlayacak alt yapı tesislerini yerine getire­
bilecek bir düzene kavuşturulmalıdır.
4. Yeni düzende tarımsal alanda güdülen amaçların gerçek­
leştirilmesi ile doğrudan doğruya veya çok yakın ilgisi bulunan
hizmetlerle bu hizmetleri gören kuruluşlar Tarım Bakanlığmda
yer almalı; Toprak-iSu Genel Müdürlüğü, hizmetleri Tarım Bakanlığmın yukarıda belirtilen esas görevleri içine girdiğinden, Tarım
Bakanlığma bağlanmalıdır.
5. Tarım alamnda hemen her tarım kolu için, her yerleşim
yerinde kurulan ve bölgeler arasında dengesiz bir dağılım göste­
ren kooperatifleşme yerine gehşme merkezlerinde çok yönlü koo­
peratiflerin kurulmasmı teşvik edici bir politika uygulanmalıdır.
6. Yurt ekonomisinde büyük önem taşıyan hayvancılık ala­
mnda ıslah, üretim, dağıtım, kontrol gibi başlıca hizmetlerin plan­
lanması, yönetimi, denetimi ve koordinasyonundan sorumlu mer­
kezî bir zootekni birimi kurulmalıdır.
7. Ayrı nitelik taşıyan ve birebirinden farklı yöntem, araç ve
personeli gerektiren hayvan ve bitki hastahkları ile savaş konula­
rındaki hizmet ve faaliyetler en üst kademede koordine edilen ayrı
birer merkezî birim içinde örgütlendirilmelidir.
8. Araştırma, eğitim ve yayım kuruluşlarının kendi faaliyet­
leri ile ilgisi olmayan düzenleme, yasaklama, kontrol gibi özel mev­
zuatla verilmiş bulunan hizmetlerle ilişkileri ıkesilmelidir.
9. Tarım Bakanlığı taşra örgütü, çiftçinin ihtiyaçlarmın kar­
şılanması ve tarım işletmelerinin geliştirilmesi amacı ile yapılacak
tarımsal teknik hizmetleri en verimli ve en etkili bir ölçüde uygu­
layabilecek biçimde, «Bölge» esasına göre düzenlenmelidir.
10. Tarım hizmetlerinin yeniden düzenlenmesinde yetki, so­
rumluluk ve örgütün ağırlığı taşrada ve hizmetin fiilen yapıldığı
yerlerde bulımmalıdır.
B E S Î N
1.
Halkın gereği gibi beslenebilmesi için bir politika gehştirerek bu politikanın uygulanmasını desteklemek, tüketime sunulan
116
îıer türlü hosm maddesiniıı sağlık kurallarına uygunluğunu sağla­
mak, bu ıkonudaki liretimi artırıcı tedbirleri almak, besin madde­
si ile ilgili iç ve dış ticareti düzenlemek gibi hususlar, merkezî ida­
renin besin konusundaki görevini teşkil etmektedir.
Besin işlerine ilişkin bu görevler, Tarım, ıSağlık ve Sosyal Yar­
dım, Sanayi ve Ticaret, Gümrük ve Tekel Bakanlıkları ile beledi­
yeler ■taraifından yürütülmeye çalışılmakta ve b ir bölüm görev ya
gereği gibi ele alınmamakta ya da Mç yapılamamaktadır.
2. Besin konusunda yapılacak araştırm alar, halkın eğitilme­
si, teknik yardım sağlanması, standardizasyon ve ıkalite kontrolü
gibi konularda denetleme ve düzenleme işleri, bu alanda Devletin
öncülüğünü gerektiren hallerde lüzumlu tesislerin kurulm:ası ve
işletilmesi gibi hizmetlerle Tarım Bakanlığı görevlendirilmelidir.
3. Besin maddeleri ile ilgili iç ve dış (ticareti idüzenlemek,
memleket sanayiinin besinle ilgili sorunlarını çözmek Sanayi ve
Ticaret Bakanlığınca sağlanmalıdır.
Bugün etkin bir briçimde yapılmayan, besin miaddelerini sağ­
lık açısından denetleme görevleri yine Sağlık ve Sosyal Yardım
Bakarjığı ve mahallî idarelerce yapılmalı, faikat daha etkili bir ha­
le getirilmelidir.
4. Düzenli ve yeterli ■besİenmeniiı gereklerine uygun bir be­
sin ve beslenme politikasmm' saptanması ve bu politikanm iuygu”=
îanabilmesi için Tarım Bafcanlığmm koordinatörlüğünde ilgili ba­
kanlıklar arasında, koordinasyon sağlanmalıdır,
5. B^esleııme iko^nusunda, çeşitli bakanlıklarca yapılan halk
eğitimi çalışmalarının etkili bir hale gelmesini sağlamak üzere ay­
rı ayrı uygulanan program lar bu kuruluşlar arasında sıkı işbirliği
sağlanarak, birbirini tamamlayacak biçimide düzenlenmelidir.
M E T E O R O L O J İ
Her türlü meteorolojik gözlemlerin yapılması, değerlendirilme»
si ve sonuçlarının yayınlanması yetki ve sorumluluğu Devlet Me­
teoroloji İşleri Genel Müdürlüğünde bulunmalıdır» Ancak, nijillî
güvenlik ve yurt savunmasının gerektirdiği, ikoşullai'* içinde Genel
Kurmay Başkanlığı ile sıkı işbirliği sürdürülmelidir,
117
Resmî ve özel ikııraluşlarm,-Oevlet Meteoroloji Genel Müdür­
lüğünün muvafakatini aîmaık suretiyle kendi özel am açları için be­
lirli gözlemler yapabilmeleri mümıkün kiîmmalıdır»
Devlet Meteoroloji İşleri Genel Müdürlüğünün ’Tarım Biaikanlığı ile bağlantısı,' şimdi olduğu gibi sürdürülmelidir.
O' R M A N C I L I IC
Ormanlar 'toplumumuza ekonomik ve sosyal yararlar sağ­
layan en önemli doğal kajmaklarımızdan biridir. Toplumun bu kay­
naktan çok yönlü, sürekli ve düzenli bir biçimde yararlanabilmeısi’,
ormanların korunması/^ nicelik ve nitelik yönünden geliştirilmesi,
ekonomilc, teknik ve sosyal isterlere göre işletilmesi, ormıan ürün­
lerini işleyen 'end.üstrimn geliştirilmesi, su toplama havzalarında
doğal dengenin sağlanması gibi başlıca amaçların gerçekleşmesine
bağlıdın.
1.
Bu amaçlara ulaşabîlmiek i^in yerine getirilmesi gereken gö­
revler halen Orman Bakanlığının sorumluluğunda bulunmaktadır.
Ormancılık alanında karşılaşılan belli başlı soranların çözümü
için': ■
2. Anayasamız o^'rmanların korunması, gö'^etim, denetim^ ve
işletilmesini Devlete görev olarak :vermiştir. ■tdarenin yeniden dü­
zenlenmesinde^ kıarşılaşılan ormancılık sorunları değerlendirilirken
bu temel ilke: esas.- alınmalıdır,
3. Türkiye nin o-rmancıhk sorunları ve bunların gerektirdiği
tedbirler bir bütün teşkil.ederler. Bu neıdenle, ormancılık politika­
sı esaslarının hazırlanmasında temel yetki ve sommIulük w bunun­
la •ilgili örgüt, bir elde ...toplanmalıdır».,
4 / -Ormanların- ' korunm ası,■gözetilmesi v e ' sürekliMklerinin
sağlanması, verim., nicelik ve nitelik itibariyle geliştirilmesi, or­
man ürünleri üretimînin artırılması, o^rman topraklarında (doğal
dengenin sağlanması, orman alanlarının genişletilmesi, ormanların
sosyal, ekonomik ve'teknik isterlere göre, yönetilmesi ve işletilme­
si, orma.n köylerinin ■sorunlarının çözümüne 0 'rma.ncılık yönünden
katkıda bulunulması,'sa.nayiin ham mad.de’' ihtiyacının karşılanm a­
sı, lüzumlu, orman ürünleri sanayiinin kurulması ve orman ü^rünlerinin işlenm iş' olarak' ihracının artırılm ası gibi ana görevlerden
1.18
sorumlu olan ba;kaıılığııı bu görevleri gereği gibi yerine getirebile­
cek biçimde' merkezde ve taşrada örgütlemııesi saglamnialıdır.
5* Ormaııcılık hizmetlerinde yiiFÜtmeye ilişkin her türlü yet­
ki, sorum M uk ve teşkilâtın ağırlığı hizınetin fiilen yapıldığı taşra
birimlerİBde olmalıdır.
■6. Ormancılık politikasımo başarı ile uygulanabilmesi için
orman sınırlarının kesiııMkîe çizilmesi şart' oMuğundan, isınırlama
çalışmaları hızlandırılmalı ve meto-tlar rasyoneîleştirilmelidir.
7. Ormanların koi'unması yönünden igenel ıkÖy sonjinları için­
de orman köylerinin sosyo-ekonomik sO'rtmlarının çözikn'üne önce­
lik verilmelidir.
8.^ Artan o^rman ürünleri ihtiyacının karşılanması ve doğal
dengenin sağlanması amacı ile ağaçlandırma ve erozyon to n tro l
hizmetlerine önem, verilmelidir.
9. Doğayı korum a yönü, ağırlık ve önem ^taşıyan ulusal park­
lar ve kara ı^tvcılığma ilişicin hizmetler ormancıliik hizmetlerinden
soriumlu bakanlıkta itoplanmalıdır.
10,
İldir»
Orman ürünleri ihracatı devlet kum m ferı eliyle yapılma»
T U R I Z M
L Ülkemiz ekonomisi bakımından büyüık bir önem, taşıyan tu­
rizm görevlerinin gereken ölçü d e,başarı, ile yürütüldüğünü söyle­
mek mümkün değildir.
Bir çok ülkenin dış ödeme bilançosunda önemli bir yer tutan
turizm geliri memleketimizde çok düşüktür. Turizm^, politikasını
yürütmekle görevli kuruluşlar koordine b ir çalışmıa duz,enine fcavuşturulamamış, kendilerine düşen .görevi tam olarak yerine geti­
rememişlerdir,. Turizm., planlam,asi; Turizm, ve Tanıtma Bakanlığı,
İm ar ve iskân ,Bakanlığı ve Devlet Planlama Teşkilâtı tarafından
biîibirinden ikopuk ,faaliyetler halinde yürütülmekte;, uygulamada
gerekli koordinasyon sa,ğlanam.amaktadır. Turizm, , ve Tanıtma, Ba­
kanlığının iç ve dış teşkilâtınm amaçlarına uygun bir biçimde ça­
lışamaması görevin ■etkin şekilde yapılmasını ■güçleştirmektedir.
Sahillerimiz turistik amaçlar yönünden gerektiği gibi ikoranamıa»
1.19
maktadır. Sımr işlemleri turistlerin yurda giriş ve çıkışlarıııı güç­
leştirici niteliktedir. Turistik ıtesislerin ve bu tesisler için verilen
kredilerin denetimii yetersizdir. Turistik tesislerde çalışan eleman­
lar nicelik ve nitelik yönünden yeterli olmaktan uzaktır. Turistik
tanıtma faaliyetleri geliştirilmeye muhtaçtır. Ve nihayet, turizm
ile ilgili mevzuatı bir araya toplayan bir kodifikasyon çalışması
yapılamamıştır.
Bu nedenlerle, turizm bizimetinin aşagıdalki hususlar da göz
önünde tutulmak suretiyle yeniden düzenlenmesi gerekmektedir.
2. Turizm planlaması için gerekli fizikî planlama tmar ve İs­
kân Bakanlığı tarafından yapılmalıdır. Bu çalışmalara dayalı ola­
rak turistik tesislerin planlanması görevi. Turizm ve Tanıtma Ba­
kanlığı tarafından yerine getirilmelidir. Gerek planlama gerek uy­
gulama aşamasında ilgili kuruluşlar arasında etkin bir işbirliği ve
koordinasyon temini için gerekli tedbirler alınmalıdır.
3. Turizm ve Tanıtma Bakanlığı bu görevleri daha yeterli
olarak yürütecek biçimde yeniden düzenlenmeli ve ters bir görünü­
şe sahip olan personel piramidi düzeltilmelidir. Dış ülkelerde bu­
lunan turizm bürolarımız, aynı zamanda bilet de satabilen ticarî
bürolar haline getirilmelidir. Turizm planlarının uygulamaya ko­
nulmasında çok önemli bir araç olan Turizm Koordinasyon Komi­
tesi ile Turizm ve Tanıtma Bakanlığının sıkı bir işbirliği halinde
çalışması sağlanmalıdır.
4. Hudut kapılarında görev yapan kuruluşlar arasında etkin
bir işbirliği kurulmalı; sınır işlemleri basitleştirilmelidir.
5. tç ve dış turizm yönünden büyük bir önem taşıyan sahil­
lerimizin korunması için gerekli tedbirler alınmahdır. Bu amaçla.
Anayasada gereken değişiklik yapılarak, sahillerimizde kamu mül­
kiyetinin esas olduğu hüiküm altına alınmalıdır.
6. Turistik tesislerin denetimi konusunda mevcut görev girişiklikleri giderilerek, görev, yetki ve sorumlulusklar belirlenme­
li; görevli kuruluşlar arasında koordinasyon sağlanmalıdır. Dene­
timin daha etkili hale getirilebilmesi için uygulanmakta olan ceza­
landırma sistemi geliştirilmelidir.
7. Turistik tesisler için açılan kredilerin amaca uygun ola­
rak kullanılıp kullanılmadıkları daha etkili bir biçimde izlenmeli;
120
kredilerin yerinde ıkullamlmasını temin için gereken tedbirler alın­
malıdır.
8. Turizm endüstrisinde rehber, acente personeli vb. görev­
lerde çalışacak elemanları yetiştirmek ya da halen bu görevlerde
çalışanları eğitmek üzere özel programlar düzenlenmeli, bu husus­
ta mevcut kurumlardan yararlanılmalıdır. Anılan alanlarda çalışma
hakkı, bu eğitimi gören personele tanınmalıdır.
9. Turistik tanıtma faaliyetlerim desteklemek üzere floklar
çalışmıalarmı geliştirecek tedbirler alınmalı; bu ıkonuda Kültür Ba­
kanlığı ve Halkevleri ile işbirliği yapılmalıdır.
10.
Turizm ile ilgili mevzuatı bir araya getiren bir turizm ko­
du hazırlanmaliidır.
EĞİTİM - ÖĞRETİM
1. Eğitim, okul içi ve okul dışı olanaklarla Türk toplumunun sanayileşme ve modernleşme çabasma yetişkin insan gücü
sağlayarak katkıda bulunur. Bunun yanında, genç kuşakları, Ata­
türkçülük ilkelerine bağlı, iyi vatandaş ve sosyal ve ekonomik de­
ğişmeler karşısında uyum gösteren, bu tür değişmeleri gerçekleş­
tiren bireyler olarak yetiştirmek eğitimin amacıdır.
Eğitim Örgütü ve Görevleri
2. Bakanlığın örgüt yapısı ve öğrencilerle ilgili konularda ba­
zı yetersizliklere rasitlanmaktadır. ,
a. Millî Eğitim Bakanlığında geniş kapsamlı bir Planlama,
Araştırma ve Koordinasyon Dairesi kurulduğu halde, fonksiyonu­
nu yitirmiş olan Talim ve Terbiye Dairesi kaldırılmamıştır.
b. Millî Eğitim Şûrası, eğitiom alanında bir forum haline ge­
tirilmesi gerekirken, çoğunluğunu Bakanlık mesuplannm teşkil
ettiği bir organ olmaktan ileri gidememiştir.
c. Okul-Aile Birlikleri görevlerini yerine getirebilecek biçim­
de geliştirilememiştir.
d.
Ülkemizde sosyal adalet ve fırsat eşitliği ilkesinin gerçek-
121
leştirilmesme geniş ölçüde katkıda bulunabilecek bir bursluluk
sisitemi, özellikle orta öğretim kademesinde, uygulanamamıştır.
. .e. Yurtların yapımında mahallî idarelerin katkıları gereği gi­
bi yöneltilmemiş .ve özellikle orta öğretim dikkat nazarına alınma­
mıştır.
f.
Eğitim-öğretim alanında yönetici yetiştiren bir fakülte ku­
rulduğu halde, m ezunlan planlama, araştırm a vb. alanlarda yeter­
li ölçüde çalıştırılmamaktadır.
Bu eksiklik ve aksaklıkların giderilebilmesi için bakanlık ör­
gütü ve öğrencilerle ilgili konular, aşağıdaki hususlar da. göz önün­
de tutulmtak suretiyle yeniden düzenlenmelidir.
3. Fonksiyonunu yitirmiş^ olan Talim ve Terbiye Dıairesi kal­
dırılmalıdır.
4. Eğitim Şûrası, Bakanlığın bir iç organı olmak durumun­
dan çıkanimalı, üyelerin ço'ğunluğu Bakanlık örgütüne mensup ol­
mayan bilim adamı ve yöneticilerden oluşan ve millî eğitim poli­
tikası üzerinde her türlü görüşü yansıtacak b ir danışm a organı ha­
line getirilmelidir. '
5. Okul Aile Birlikleri kuruluş, amaçlarına yöneltilmeli; okul
ile aile arasında işbirliği sağlayacak b ir kuruluş haline getirilme­
lidir.
6. Özellikle orta öğretimi kapısayacak, köy ve kentin öğreti­
me devam etme olanaklarmdan yoksun gençleri üzerinde yoğunla­
şacak bir bursluluk sistemi geliştirilmelidir. ■■
" 7. 'Y urt yapımmıda orta öğretime belirli bir ağırlık verilmeli­
dir. Bu tü r yurtların finansmanında m:ahallî idarelerle işbirliğine
gidilmelidir.
' Yüksek öğretimde birkaç ilin olanaklarını bir araya getiren
ortak 5mrtlar kurulmalı; Yüksek Öğretim, Kredi ve Yurtlar' Kuru­
mu Genel Müdürlüğü söz'konusu yurtlar üzerinde denetim ve reh­
berlik yetkilerine sahip kılınmalıdır.
8.
Eğitim fakültesi mezunlarından eğitim yöneticiliği, ■eğitim,
plancılığı alanlarında daha büyük ölçüde yararlanılmalıdır.
122
GENEL ve MESLEKÎ OKUL İÇİ EĞİTİM
İlk Öğretim
9.
İlik öğretim alanında çeşitli sonullar vardır:
a. Ödenek yotersizliği ve artan giderler karşısında okullaşma
oranının planda öngörüldüğü şekilde 1972’de yüzde yüze erişeme­
yeceği anlaşılmaktadır.
b. İlk öğretimde büyük ağırlıkla araştırmaya, gözleme ve de­
nemeye dayanan bir sistemin geliştirilmösi olanakları bol, ileri de­
recede sanayileşmiş ülikelerde uygulanabilen bir yöntemdir ve Tür­
kiye’nin bugünkü koşullarma tamamiyle uymamaktadır.
e. Köy ve kent bölgeleri için aynı tipte bir eğitim içeriğinin
geliştirilmesi, ilk öğretimden sonra öğrenimini sürdürme olanağı­
na çok düşük oranda sahip olan köy çocukları için bÜ5âik ölçüde
sakıncalı sonuçlar yaratmaktadır.
d. Bölge okulları çocuğu sunî bir ortamda bulundurmakta,
kendi ortamlarına uyumu bakımından zorluklarla karşı karşıya
bırakmaktadır.
e. Öğretmen yetiştirilmesinde öğretmenin toplum içinde et­
kin olmasmı öngören dikeler göz önünde tutulmamaktadır.
İlk öğretim alanında yapılacak yemden düzenlemede aşağıda­
ki hususlar da göz önünde tutulmalıdır.
10. İlk öğretimde daha önce saptanan hedeflere zamanında
varmak için finansmana katılan tarafların yükümlülüklerini yerine
getirmelerini sağlayacak tedbirler alınmalıdır.
11. İlk öğretimde Türkiye’nin koşullarına uymayan öğretim
ve eğitimin yöntemlerinden kaçınmalı; köylerde uygulanan ilk öğ­
retim programları yukarı kademe öğrenimi izlemeye olanak sağla­
ma amacı ile birlikte, iyi bir üretici olmaya yöneltici olmalıdır.
12. Az nüfuslu ve dağınık ıköyler için bölge okulları sistemi
yaranda okul otobüsü gibi alternatif sistemler denenmelidir.
13. Öğretmenin görev yapacağı bölgelerdeki topluluklarla ça­
lışabilecek biçimde yetiştiriimesi ve özellikle köylerde huzur için­
de çalışması sağlanmalıdır. Öğretmenin teknolojik değişmeyi sağ123
lamia amacına dönük bir eleman olarak
harcanmalıdır.
yetiştirilmesi için çaba
Genel Orta Öğretim
a. Orta öğretimin ilk kademesi genellikle tektip orta okul ha­
line getirilmektedir.
b. Orta okullar üzerinde baskı artmış bulunmakta ve bu du­
rum liselerde de okuyan öğrenci sayısının artmasına neden olmak­
tadır»
c. Orta okulların yapımında küçük nüfus birimlerine inil­
mekte olup, programsız olarak orta okul açılması bölgeler arasın­
da dengesizliği artırmış, öğretimin kalitesi üzerinde olumsuz etki­
ler yapmıştır.
Orta öğretimin yeniden düzenlenmesinde aşağıdaki hususlar
da göz önünde tutulmalıdır.
15. Orta öğretimde fırsat eşitliğinin sağlanmasına yardımcı
olmak ve genel orta öğretimin üstündeki baskıyı kaldırmak için
imam-hatip okulları birinci kademesi dışında kalan meslekî ve tek­
nik orta okulların yeniden açılması yoluna gidilmeli ve böyle orta
okullar meslek okulları haline getirilmelidir. Bu tedbir sekiz yıllık
politeknikler kurma politikasının gerçekleşmesinde bir aşama ola­
caktır,
16. Bunun yanısıra genel orta okul ve liselerin gelişigüzel açıl­
ması önlenmeli, en az onbin nüfus için bir orta okul açılması esa$
olmalıdır.
Yüksek Öğretim
17. Yüksek okullarla ilgili sorunlardan bir kısmı aşağıda gös­
terilmiştir :
a.
Yüksek öğretim kurumlarmm açılması, bunların yurt için­
de dağılış tarzları, öğretim kadrosu, öğretim araç gereçleri ve in»
san gücü hedefleri açılarından dengesizlikler meydana getiren bir
sonuç vermekte; Devlet öğretim kurumlan haline getirilen eski
özel yüksek okullar bu dengesizliği artırıcı bir etki yapmaktadır.
Durum böyle olduğu halde yeni yüksek öğretim kurumlan açılmak­
tadır.
124
b. Üniversitelerle yüksek okullar ve akademiler arasında ye­
tiştirecekleri insan gücünün alan ve nitelikleri bakımından yapıl­
ması gereken ayırım yapılmamıştır. Bazı yüksek okullar varoluş
nedenlerini haklı çıkaracak gerekçelerden yoksun bulunmaktadır­
lar.
c. Yurt içine dağılan üniversite ve yüksek okulların artan öğ­
retim üyesi ihtiyaçlarını karşılayacak bir program uygulamaya ko­
nulamamıştır.
d. Dış ülkelerde öğretim üyesi yetiştirme programları da özel­
likle dil bilgisi yetersizliği nedeni ile hedeflerine ulaşamamaktadır.
e. Meslekî ve teknik okul mezunlarının kendi dalları dışın­
daki yüksek öğretim alanlarına kaymaları bu okulların varoluş ne­
denlerini zayıflatmaktadır. Öte yandan, bu kuramlardan yüksek
öğrenime geçişi kolaylaştıran tedbirlerin bulunmayışı fırsat eşitli­
ğini zayıflatmaktadır.
f. Lisans düzeyinde öğrenim görmek için dış ülkelere Türki­
ye için yarar derecesi saptanmadan gereğinden fazla öğrenci gön­
derilmektedir.
g.
Yüksek öğretimin malî
külfeti hemen hemen
tamamen
Düvlet tarafından yüklenilmiş bulunmaktaidır»
Yüksek öğretimin yeniden düzenlenmesinde aşağıdaki husus­
lar önemle göz önünde tutulmalıdır.
18. Yüksek öğretim kurumlarmm kuruluşu, yurt içinde da­
ğılışları, öğretim kadrosu, öğretim araç ve gereçleri, insan gücü
hedefleri bakımından meydana gelen dengesizlikleri önleyici bir
plana göre gerçekleştirilmelidir.
Bu plan içerisinde eski özel yüksek okulların öğretim üyesi,
büro, araç ve gereç ihtiyaçları karşılanmalı ve bunların insan gü­
cü hedeflerine aykırı düşen yönde gelişmeleri önlenmelidir.
19. Üniversitelerle yüksek okul ve akademiler arasında yetiş­
tirecekleri insan gücü alan ve nitelikleri açısından ayırım yapılma­
lı; yüksek okul ve akademiler pratik mesleklere yöneltilmeli ve
varoluş nedenleri incelenerek gereksiz olanların tasfiyesine gidil­
melidir.
20. Üniversite ve yüksek okulların artan öğretim üyesi ihti­
yacı Millî Eğitim Bakanlığı tarafından yapılacak bir programa gö­
125
re karşılanmalı; bunun, için/yurt içi lisans üstü öğretim olanakla­
rı geliştirilmeli, , yurt dışı öğretim olanakları tam olarak değerlen­
dirilmelidir.
Yurt dışı öğretim olanaklarından yeterince yararlanmayı en­
gelleyen, bunun yanında başka önemli sakıncalar getiren dil öğre­
timi yetersizliğini gidermek ■üzere yüksek öğrenim kurumlarmda
dil öğretimini' geliştirmek amacı ile tedbirler alınmalıdır,
21. Meslekî ve teknik okullar mezunlarının öğrenim dallarını
karşılayan alanlarda yüksek öğrenime devamlarına olanak verilme­
li, bu okulları bitirenlerin yüksek öğrenime geçişlerinde fırsat eşit­
liğini sağlayacak tedbirler alınmalıdır.
22. Lisans düzeyinde öğretim esas itibariyle
pılmalıdır.
Türkiye'de ya­
23. Şekil ve şartları daha sonra yapılacak incelemelerle sap­
tanmak suretiyle, yüksek öğretim makul bir ölçüde ücretli olmalı­
dır. Ancak bu durum sosyal adalet ve fırsat eşitliği ilkelerini zedelememelidir.
Meslekî ¥c Teknik Öğretim
24. Meslekî ve teknik öğretimde bir kısmı aşağıda gösterilen
çeşitli sorunlar vardır :
a. , Meslekî ve teknik orta öğretimde plan hedeflerine ulaşıla­
mamıştır.
b. îmam-hatip okullarından Atatürk devrimlerine bağlı ku­
şaklar yetiştirilememiştir.
c. Orta dereceli meslekî ve teknik okullar ile sanayi arasın­
da gerekli bağlar kurulamamıştır.
Meslekî ve teknik öğretimin yeniden düzenlenmesinde aşağı­
daki hususlar da göz önünde tutulmalıdır.
25. îmam-hatip okulları programları
yeniden düzenlenmelidir. ,
Atatürkçü doğrultuda
26. Sanat Enstitüleri ve liseleri ile sanayi arasında bağlar ku­
rulmalı, bu kurumlar sanayide okul dışı eğitim merkezleri haline
getirilmelidir.
126
■
GENEL ¥e MESLEKÎ OKUL ÖIŞI EĞİTİM
Hizmet İle İlgisi Olmayan Okul Dışı Eğitim (Haîk Eğitimi)
27. Türkiye nüfusumın önemli bir bölümü okuma yazma bil*memekte, temel vatandaşlık ve yaşam bilgilerinden yoksun,bulun­
maktadır,
28. Okuma yazma ve temel eğitim programlarına ayrılan öde­
nekler yeterli miktara çıkarılmalı, Halk Eğitimi Genel Müdürlüğü­
nün bu alandaki çalışmaları desteklenmelidir.
29. Özellikle köye hizmet götüren yayım birimlerine bağlı
olarak okuma, yazma ve temel bilgiler komiteleri kurulmalı; bu
komitelerden Halk' Eğitimi' G enel' Müdürünün başkanlığında bir
kurul teşkil edilmelidir. Okuma-yazma eğitimi ile bilgi ve beceri
eğitimi bir arada 3mrütülmelidir.
Hizmetle ilgili Okul Dışı Eğitim
30. Hizmetle ilgili okul dışı eğitim alanında bir kısmı aşa-^
ğıda gösterilen çeşitli soranlar mevcuttur :
a. Köy îşleri Bakanlığı tarafından açılan kurslarda başarı
oranı düşüktür. Kurs çeşitlerinin köylerimizde ’ oluşan teknolojik
gelişmeyi izleyemediği gözlenmektedir.
b. Sanayi Bakanlığı tarafından açılan ve temel amacı kırsal iş
gücüne ek çalışma alanları yaratmak olan kursların kentsel özel­
likleri taşıyan ortam lara kayması gereksiz bir gelişme niteliğini ta­
şımaktadır.
c. Gezici kadın kursları başarılıdır, bununla beraber, kurs
araç, gereç ve malzemesi yönünden yetersizlikler vardır. .
d. Gezici erkek kursları daha önceki kapalı ekonomi koşul­
larına göre biçimlendirilmiş olup marangozluk ve demircilik gibi
çalışma kollarına ağırlık verilmektedir. Bu meslek dalları köyün
değişen ve toprak reformu ile daha da değişecek olan teknolojik
düzeyinden geride kalmış bulunmaktadır.
e. Dış ülkelerden alman ev ekonomisi ve 4 K eğitim hizmet­
leri gelişememiş ve Türk toplumuna uyarlanamamıştır .
Hizmetle ilgili okul dışı eğitimin yeniden düzenlenmesinde
aşağıdaki hususlar da göz önünde tutulmalıdır, ■
127
31. Köy el sanatları köydeki teknolojik değişime paralel ola­
rak yeniden gözden geçirilmeli; gezici eğitim kurslarmm çalışmalarmı düzene sokacak, programları yapacak, izleme ve denetleme gö­
revini yerine getirecek sabit kurs merkezleri kurulmalıdır.
32. Kırsal işgücüne ek çalışma olanakları yaratmak amacını
taşıyan hizmetler, görev karışımını ve kentsel bölgelere kaymayı
önleme amacı ile bir tek bakanlıkta toplanmalıdır.
33. Gezici kadın kursları, ev ekonomisi çalışmalarını da dçine
alacak şekilde genişletilmeli, yeterli düzeyde araç-gereç ve ders
malzemesi ile donatılmalıdır.
34.
Gezici erkek kursları konu b^akımından yeniden düzenlen­
melidir,
35. 4 K hizmetleri kaldırılmalı, ev ekonomisi hizmetleri ve
gezici kadın kursları birleştirilerek geliştirilmelidir.
Beden Eğitimi ve Spor
36. Beden Terbiyesi Genel Müdürlüğünün çalışmaları genel­
likle seyir sporu ve profesyonel faaliyetler çevresinde toplanmış­
tır. Yurt içi spor çalışmalarının finanse edilmesinde yardımcı ol»
ması gereken Spor-Toto Kuruluşunun gelirleri büyük ölçüde fut­
bol sahalarının ve stadyumların yapımını finanse etmek için kul­
lanılmaktadır.
37. Beden Terbiyesi Genel Müdürlüğü çalışmaları ulusal öl­
çekte beden terbiyesi çalışmalarına doğru yönlendirilmeli, amatör
ve profesyonel spor ile uğraşmak üzere Beden Terbiyesi Genel Mü­
dürlüğünden ayrı bir daire kurulmalıdır.
38. Spor-Toto gelirleri öncelikle beden terbiyesi tesislerinin
finanse edilmesine ayrılmalıdır.
KÜLTÜR
1.
Güzel sanatlar, kültür hizmetleri ve anıtları koruma, mer­
kezî idarenin başlıca kültür görevlerini teşkil etmektedir.
Başta Millî Eğitim Bakanlığı olmak üzere çeşitli kuruluşlar ara­
sında dağılmış bulunan bu görevleri yerine getirmek üzere, kısa
bir süre önce, bir Kültür Bakanlığı kurulmuştur. Henüz teşkilât ka-
128
nurıu çıkarılmamış olan bu bakaiılığm amaç ve görevlerinin tespi­
tinde ve örgütlenmesinde aşağıdaki hususlar göz önünde tutulm a­
lıdır. .,
,.
.,
■^
^
^ .
2. Kültür Bakanlığmm amacı, devletin yurt içinde ve dışmda
uygulayacağı kültür politikasının ana 'hedeflerinin saptanmasında
Hükümete yardımcı olmak ve Hükümetin belirteceği esaslara göre
kültür politikasmı uygulamak; kültür hizmetlerinin bu politikanm
ışığı altmda'gelişmesi için gerekli faaliyetleri ilgili öteki bakanlık­
larla işbirliği yaparak yürütmek olmalıdır. .
3. Kültür Bakanlığının görevleri, güzel sanatlar, tiyatro, ope­
ra ve bale, sinema, dil ve ta rih ’ve kültür eserlerinin yayımlanması
ve dağıtımı, Türk forklorunun geliştirilmesi ve, anıtları koruma hiz­
metlerini içermelidir.
- ■ '
■
4. Kültür Bakanlığı, eğitimden sorumlu olan Millî.Eğitim Ba­
kanlığı, eğitim^ ve kültüre yardımla görevlendirilen Türkiye Radyo
ve Televizyon Kurumu ve kültür hizmetleriyle ilgili öteki kuruluş­
larla işbirliği sağlam aktan, sorumlu olmalıdır.
5. Güzel sanatlar, tiyatro, opera ve bale ile ilgili merkezî hü­
kümet görevleri Kültür Bakanlığına ait olmalıdır. Bu,nedenle, Gü­
zel Sanatlar Genel Müdürlüğü (kendisine bağlı, okullar ve öteki kurumlarla birlikte) ile Devlet Tiyatrosu ve Devlet Opera ve Balesi
Genel Müdürlükleri Kültür Bakanlığına bağlı; kalmalıdır.
6. .Tiyatro,, opera ve, bale konusunda Kültür Bakanlığının esas
görevi, ülkemizde bu sanat dallarını geliştirme ve yurda yayma
olmalıdır. Devlet Tiyatrosu Genel Müdürlüğü, tiyatroyu, bölge ti­
yatroları kurulması gibi yollarla yurda yayma görevini yerine geti­
recek biçimde güçlendirilmelidir.
7. Sinema s-anayiini teşvik ve bu sanayiin niteliğini yükseltme
ile ilgili gör-evler iCiiltür Bafcanlığı tarafından, yerine getirilmelidir.
Bu am:açla, Devlet Konservatuvarı ya da uygun görülebilecek bir baş­
ka öğretim kurumu içinde sinema sanayiinin çeşitli dallarına ■ele­
man yetiştirecek bir bölüm kurulmalıdır. .
8. Yurt içinde yapılan filmlere ait senaryoların ve yurt dışın­
dan ithal edilen filmlerin denetimiyle görevli olan kurul ve denetim
yöntemleri günümüzün koşullarına ‘göre yeniden düzenlenmeli;
Kültür Bakanlığının sözü geçen kurulda temsil edilmesi sağlanmalı­
dır,
129
9. Türk dili ve tarihi ile ilgili merkezî idare görevleri Kültür
Bakanlığına ait olmalı; bu bakanlık Türk Dil Kurumu ve Türk Ta­
rih Kurumu ile işbirliği ve koordinasyon sağlamaktan sorumlu bulunmalıdır.
10. Kültür eserlerinin yayımlanmasını ve yurt içinde ve dışın»
da dağıtımını sağlamak, yurt yüzeyinde kütüphaneler kurulmasını
ve desteklenmesini temin etmek Kültür Bakanlığının görevi olmalıdır« Bu amaçla Kütüphaneler Genel Müdürlüğü ile Basma Yazı ve
Resimleri- Derleme JMüdürlüğü Kültür Bakanlığına bağlanmalıdır.
Kültür Bakanlığı, kültür eserlerinin hazırlanmasından ve yayımın­
dan sorumlu olmalı; kültür politikası yönünden yararlı görülen ya­
yınların yurt içinde ve dışında etkili bir biçimde dağıtımını sağla­
yacak örgütsel tedbirler alınmalıdır.
11. Türk folkloru konusunda araştırma, geliştirme ve dokü­
mantasyon görevi Kültür Bakanlığına verilmelidir. Türk folkloru
ile ilgili bir araştırma ve dokümantasyon merkezi olarak çalışması
gereken Türk Folklor Enstitüsü bu bakanlığa bağlanmalıdır.
12. Anıtları koruma görevlerinin yerine getirilmesinden ve bu
konuda görevli öteki kuruluşlarla işbirliği ve koordinasyon sağlan­
masından Kültür Bakanlığı sorumlu olmalıdır. Eski Eserler ve Mü­
zeler Genel Müdürlüğü ile Millî Saraylar Müdürlüğü bu bakanlığa
bağlanmalı, özelliği nedeniyle Başbakanlığa bağlı kalması uygun
görülen Vakıflar Genel Müdürlüğü ile gereken işbirliği ve koordinas­
yon sağlanmalıdır.
13. Eski eserlerin bakım, onarım ve restorasyon işlerinde
uyulacak prensipleri ve bunlarla ilgili programları saptamak ve
uygulanmasını genel olarak izlemek ve desteklemek amacı ile Millî
Eğitim Bakanlığına bağlı olarak kurulan ve görevlerini gereği gi­
bi yapacak olanaklara sahip bulunmayan Gayri Menkul Eski Eser­
ler ve Anıtlar Yüksek Kurulu, Kültür Bakanlığının kurulmasiyle
gereksiz hale geldiğinden kaldırılmalı; bu görevler sözü geçen ba­
kanlık tarafından yapılmalıdır.
14. Bilim kurulları tarafından yapılacak kazılarda işbirliği
sağlama ve arkeolojik eserlerin korunması görevleri Kültür Bakan­
lığı tarafından yerine getirilmeli; bu konuda gerekli örgütsel ted­
birler alınmalıdır.
130
15.
Halk eğitimi hizmetleri, eğitimin bütünlüğü ilkesi uyarm-
ca Millî Eğitim Bakanlığı sorumluluğunda kalmalı; Halk Eğitimi
Genel Müdürlüğü de bu Bakanlığa bağlı kalmalıdır.
16. Kültür hizmeti yapmakta olan kuruluşlar arasında işbirli­
ği sağlanmalı; Atatürkçü bir geleneğe sahip olan Halkevleri özellik­
le desteklenmelidir.
17. Kültür Bakanlığının ayrıntılı görevleri ve örgüt biçimi, bu
konuda yapılacak bir araştırma ile saptanmalı; Bakanlık teşkilât
kanunu, bu raporda önerilen incelemeler tamamlandıktan sonra
hazırlanmalıdır.
■ b in
i ş l e r i
1. Türkiye’de büyük çoğunluğu teşkil eden müslümanların
din işleriyle ilgili görevler. Anayasanın 154 uncü maddesine göre
bir merkezî idare kuruluşu olan Diyanet îşleri Başkanlığı ile bu
kuruluşun taşra örgütünü teşkil eden il ve ilçe müftülükleri tara­
fından yerine ■getirilmektedir.
Ülkemizde çeşitli zararlı dinsel akım lar zaman zaman huzursuz­
luk kaynağı olmakta; bunlara karşı alınan tedbirler yeteri kadar
etkili olamamaktadır. Cami hizmetlilerinin önemli bir bölümünün
başka bir meslek ya da geçim kaynağına sahip bulunmamaları bu
kimseleri tamamiyle Devlet kapısından maaş bekler duruma getir­
mektedir. Imam-Hatip Okulları gerici akımların etkisi altında kal­
mış; öğrencilerin sayısı ihtiyacı aşacak biçimde artmıştır. Öte yan»
dan, ülkemizde çağdaş eğitim gör'memiş^ büyük bir ûm adamı gru­
bu vardır. Cami yapımı da bir düzen altına alınamamıştır.
Din işlerinin bu aksaklıkları da ortadan kaldıracak biçimde ye»
niden düzenlenmesi gerekmektedir.
2.
Ülkemiz için huzursuzluk kaynağı teşkil eden dinsel akım­
larla daha etkili bir biçimde savaşılmalıdır.
3. Diyanet îşleri Başkanlığı merkez örgütü, il ve ilçe müftü­
lükleri ve vaizler dışında kalan cami hizmetlileri genel iıdare dışmda mütalaa edilmelidir. Cami hizmetlilerinin dinî görevlerini asıl
meslekleriyle birlikte yürütmeleri ya da iki meslekli olarak yetişti­
rilmeleri olanakları incelenmeli; ancak bunların da genel idarenin
rehberlik ve denetimi altında hizmet görmeleri sağlanmalıdır.
131
4. Îmam-Hatip Okullarının ve öğrencilerinin sayısal gelişmesi,
yukarıda belirlenen ilkenin ışığı altında, kontrol altına alınmalı­
dır. Bu okulların eğitim yöntemleri ve içeriği, eğitici kadroların
eğilim ve yetenekleri incelenerek, Atatürkçü bir doğrultuya getiril­
melidir.
5. Halen din işlerinde görevli bulunan din adamları için, Halk
Eğitimi Genel Müdürlüğü ile işbirliği yapılarak, hizmetiçi eğitim
programları düzenlenmelidir.
6» Cami yapımı, estetik ve teknik yönden,,Diyanet işleri Baş­
kanlığı ile K ültür ve Bayındırlık Bıakanlıklan tarafından denetlenmelidir.
ÇALIŞMA HAYATININ DÜZENLENMESİ VE
SOSYAL GÜVENLİKÇalışma koşulları ve sosyal güvenlik birbirini tamamlayan iki
görev grubudur. Çalışma hayatının düzenlenmesi, çalışma koşullannm , Anayasanın çalışanlara tanıdığı asgarî çalışma ve yaşama
standartları çerçevesinde düzenlenmesıiyle ilgili görevleri; sos­
yal güvenlik, tüm nüfus için gelir güvenliği sağlama amacına dönük
düzenlemelerle ilgili görevleri kapsamaktadır.
ÇALIŞMA , HAYATIMIN -BÜZENLENMESİ-
;
L Çalışma koşullarmm düzenlenmesiyle ilgili çeşitli eksiklik
ve aksaklıklar 'vardır :.
a. İş kanunu kapsamı dışında kalan küçük işletmelerde çalı­
şan işçilerin,, ev işçilerinin ve çocukların çalışma koşulları düzen­
lenmemiştir ve İş Kanunu ile işçilere sağlanan koşullardan genel­
likle daha elverişsizdir.
b. îş kanunu kapsamına giren inşaat vb. sektörlerde çalışan
işçilerle ilgili çalışma koşullarını düzenleyen tş Kanunu hükümleri­
nin uygulanması gereken biçimde denetlenememektedir.
c. Tarım sektöründe artık eskimiş bulunan ortakçılık müessesesi süregelmektedir; kiracılık müessesesi geleneksel kuralların
etkisi altındadır, tarım işçilerinin çalışma koşulları düzenlenme­
miştir*
'
■
132
Bu sektörde iş aracılığı özel aracılarııı eline bırakılmış olup Iş
ve İşçi Bulma Kurumununun faaliyet alanı dışında kalmaktadır.
d. Yurt dışındaki işçilerin sayısının yıldan yıla artm asına ve
yurt ekonomisine olan katkılarının büyük bir önem kazanmasına
karşın, sorunlarını bir bütün olarak ele almak ve çözmek mümkün
olamamıştır* Yurt dışına tercihli olarak gönderilecek işçilerin mes­
lek ve niteliklerini saptayan esaslar geliştirilememiştir.
e, îş ve İşçi Bulma Kurumu görevlerini tam olarak yerine ge­
tirecek bir örgüte ve olanaklara kavuşturulamamıştır.
Bu nedenlerle, çalışma koşullarının aşağıdaki hususlar da göz
önünde tutulmak suretiyle yeniden düzenlenmesi gerekmektedir.
2. îş kanununun kapsamı küçük işletmelerde ücretle çalışan­
ları da içine alacak biçimde genişletilmelidir. Ev işçilerinin çalışma
koşulları, özellikleri göz önünde tutulm ak suretiyle düzenlenmeli­
dir.
3. îş Kanununun çalışma koşullarını düzenleyen hükümleri­
nin tam olarak uygulanmasını sağlamak için gerekli tedbirler alın­
malıdır.
4. Tarımda ortaklık ve kiracılık istisna olmalıdır. Tarım, sek­
töründe çalışma koşulları, bu sektörde çalışan çocuMarm durum u da ^
göz önünde bulundurulmak suretiyle düzenlenmelidir. Bu konuda
işletme sahiplerine belirli sorumluluklar yüklenmeli ve etkin bir
denetim sağlamııalıdır.
5. Yurt dışına giden ve dış ülkelerden yurda dönen işçilerin sos­
yal, ekonomik, bireysel ve ailevî sorunları tüm olarak ele alınmalı;
Çalışma Bakanlığında bu sorunların çözülmesine yardımcı olacak
bir birim kurulmalıdır. Yurt dışına tercihli olarak gönderilecek iş­
çilerin mesleklerini ve niteliklerini saptayacak esaslar geliştirilme­
lidir,
'
' ■
6. îş ve îşçi Bulma Kurumu yapmakta olduğu ve ileride yük­
leneceği görevleri etkin bir biçimde yerine getirmek üzere yeniden
düzenlenmeli; Kurumun, tarım sektöründeki geleneksel aracılık
mües'sesesini gereksiz hale getirecek bir d_üzeııe kaımştumlmıas’mıa
özel bir önem verilmelidir.
7. Çalışma Bakanlığının, görevlerini tam olarak yapacak bir
örgüte ve olanaklara kavuşacak biçimde yeniden düzenlenmesi sağ­
lanmalıdır.
■133
SOSYAL GÜVENLİK
8. Sosyal güvenliği doğal ve sosyal risklere karşı gelir güven­
liğini sağlayan bir sistem olarak tanımlamak mümkündür. Sosyal
güvenliğin sağlanmasında sigorta sistemi esas olmakla birlikte, ge­
liri olmayan ya da çok düşük olan grupların güvenliğinin devlet ta­
rafından sağlanması halinde sosyal yardım sosyal sigortayı tamam­
layıcı niteliktedir.
Sosyal Sigortalar
9. Sosyal sigorta hizmetlerinin görülmesinde çeşitli eksiklik
ve aiksaklıklar vardır:
a. Sosyal güvenliğin bir unsurunu teşkil eden sosyal sigorta
kapsamına girmesi gereken zümrelerin bir kısmı sosyal sigorta kurumlannın görev alanı dışında kalmıştır. Kırsal alanlarda yaşayan­
ları kapsayan bir ihtiyarilik ve hastalık sigortası sistemi yoktur.
Sakat ve yaşlılar ile bunların eş ve çocukları sigorta kapsamı dı­
şında bırakılmışlardır.
b.
işsizlik sigortası tesisi henüz mümkün olamamıştır.
c. Sosyal Sigortalar Kurumu, hastahane ve konut yapımı gibi
hizmetlerin gerektirdiği yükümlülükler nedeniyle, asıl görevi olan
sigortacılık hizmetlerini gereği gibi yerine getirememektedir, öte
yandan sosyal sigortaların karşıladığı riskler yetersizdir.
d. Kurumun yatırımları arasında sağlam ve verimli olmayan­
lar da bulunmaktadır.
e. Belli başlı iki büyük sosyal sigorta kurumu olan T.C. Emek­
li Sandığı ve Sosyal Sigortalar Kurumu dışında birçok küçük sos­
yal sigorta müessesesi karşılıklı geçişe olanak vermeyen sistemcik1er yaratmaktadır.
f. T.C. Emekli Sandığının hizmetleri bir sosyal güvenlik kuru­
mu olarak çok sınırlı ve yetersizdir. Sandığın yatınmlan arasında
sağlam ve verimli olmayanlar vardır. 1425 sayılı kanunun geçici
14'üncü maddesi Sandık gelirlerinin bir bölümünün Maliye Bakanlığına devrini öngörmektedir. Öte yandan, eskiden emekli maaşını
Maliye Bakanlığından alanlar için genel hütçeden Emekli Sandığı­
na ödenmesi gereken meblağ ödenmemektedir.
134
g.
Devlet Memurları için 1327 sayılı kanun ile öngöıülen ana­
lık ve hastalık sigortaları kanunu çıkarılamamıştır.
İl. Devlet Memurları Kanununun bir Memur Yardımlaşma
Kurumu kurulmasını öngören hükmü yerine getirilememiştir.
Bu nedenlerle, sosyal sigortalar hizmetlerinin aşağıdaki husus­
lar da göz önünde tutularak yeniden düzenlenmesi gerekmektedir.
10. Tarım alanında çalışanlârı sosyal güvenliğe kavuşturacak
tedbirler, toprak reformu ile meydana gelecek yapı esas alınarak
düzenlenmelidir.
11. Sakat ve yaşlılar ile bunların eş ve çocukları sosyal güven­
liğe kavuşturulmalıdır.
12. İşsizlik riskine karşı, çalışma olanaklarını artıracak ted­
birler alınmakla birlikte, doğrudan doğruya sigorta tedbirleri alın­
ması hedef olmalı ve giderek gerçekleştirilmelidir.
13. Sosyal Sigortalar Kurumu özellikle sigortacılık hizmeti
görecek bir kurum haline getirilmeli; kapsanmayan risk alanlarının
da karşılanması için gerekli tedbirler alınmalıdır.
14. Sosyal Sigortalar Kurumunun yatırımlarının sağlam ve ve­
rimli alanlara yapılması sağlanmalı; yatırım alanlarının seçiminde
kalkınma planı hedefleri ve öncelikleri göz önünde tutulmalıdır.
15. Özel banka ve sigorta şirketlerinin sosyal güvenlik sandık­
ları temel kuruluş olan Sosyal Sigortalar Kurumuna bağlanmalı­
dır.
16. T.C. Emekli Sandığı görevlerini etkinlikle yapacak biçim­
de yeniden düzenlenmeli, Sandık tarafından tanınan haklar aktuarya hesaplarına dayandırılmalıdır. Memur ve emeklilerin sandığın
yönetimine katılması sağlanmalıdır. Sandık yatırımları sağlam ve
verimli alanlara yapılmalı; yatırım alanlarının seçiminde Kalkın­
ma Planlarının hedef ve öncelikleri göz önünde tutulmalıdır.
Sandık gelirlerinin bir bölümünün Maliye Bakanlığına devrini
öngören hüküm ilgili kanunda değişiklik yapılmak suretiyle kaldı­
rılmalı; eski emekliler için genel bütçeden Emekli Sandığına öden­
mesi gereken meblağın düzenli bir biçimde ödenmesi sağlanmalı­
dır.
135
17. Devlet Memurları için öngörülen hastalık ve analık" sigor­
talarının T.C. ■Emekli Sandığı tarafından kurulması sağlanmalıdır.
18. Devlet Memurları Kanunu ile öngörülen Memur Yardım­
laşma Kurumu bir an önce kurularak faaliyete geçirilmelidir.
Yukarıda, sosyal sigortaların genişletilmesi ve yeniden düzen­
lenmesi bakımından ileri sürülen tavsiyelerin bu raporun «sağlık»
kısmındaki «sosyalleştirme» ile ilgili tavsiyelerle birlikte düşünül­
mesi gereği gözden uzak tutulmamalıdır.
Sosyal Yardım
19. Sosyal sigortalar kapsamına girmeyen alanlarda, bunları
tamamlayacak nitelikte, başka sosyal hizmetlerin geliştirilmesi zo­
runluluğu vardır. Fakir ve kimsesiz ve sokağın tehdidine maruz ço­
cuklardan bakım bekleyen ihtiyarlara kadar çeşitli gruplar için ge­
rekli hizmetler yerine getirilmedikçe sosyal güvenlik sistemi tamam­
lanmış sayılamaz. Bu arada çalışanların boş zamanlarını değerlen­
direcek ve tatillerinin iyi geçmesini sağlayacak tesislerin kurulması
üzerinde durulması gerekmektedir.
20. Şimdiki durumda sosyal yardım hizmetleri çeşitli merke­
zî ya da mahallî kamu kuruluşları v e ' sosyal yardım dernekleri ta­
rafından yerine getirilmeye çalışılmaktadır. Merkez kuruluşları doğ­
rudan doğruya ya da mahallî idarelerle birlikte, korunmaya muh­
taç çocuklar, suçlu çocuklar, kazazedeler, göçmenler vb. ile ilgili
hizmetler görmektedir. Mahallî idareler, özellikle belediyeler, güç­
süzlere, ihtiyarlara ve fakirlere yurt açmak, para yardımı yapmak
gibi bazı hizmetleri yürütmektedir. Dernekler de tamamlayıcı ve
yardımcı nitelikte çalışmalar yapmaktadır. Ancak yapılmakta olan
hizmetler çok yetersizdir; dağınıktır ve çeşitli idareler arasında
koordinasyon yok denecek kadar azdır.
Bu nedenlerle sosyal yardım hizmeıtlerinin yeniden düzenlen­
mesi zorunluluğu vardır. Bu düzenlemede aşağıdaki hususlar da
göz önünde tutulmalıdır.
21. Hizmetlerin gereken biçimde görülemeyişinden ileri gelen
aksaklıkları ve koordinasyon noksanlıklarını gidererek etkin bir yö­
netim sağlanması için Sağlık Bakanlığı bünyesinde kurulmuş bulu­
nan Sosyal Hizmetler Genel Müdürlüğü nüve teşkil etmek üzere
bir «Sosyal Hizmetler Kurumu» kurulmalıdır. Bu kurum sosyal
136
yardım konusundaki merkezî idare görevlerinin tümünden ve ilgili
öteki kuruluşlarla koordinasyon sağlamaktan sorumlu olmalıdır.
22. Mahallî idareler ve dernekler sosyal yardım hizmetlerinin
yapılmasında kendilerine düşen önemli görevleri yerine getirmeye
devam etmeli ve buna göre desteklenmelidir.
23. Mahallî idareler ve dernekler tarafından yapılan sosyal
yardım hizmetleri için standartlar koymak, teknik ve malî yardım
sağlamak ve bu kuruluşların faaliyetlerini izlemek ve denetlemek
Sosyal Hizmetler Kurumunun görevi olmalıdır,
24. Çalışanların boş zamanlarını değerlendirecek ve tatilleri­
nin iyi geçmesini sağlayacak müesseselerin, özellikle yaz kampla­
rının, fazla masrafa girişilmeden kurulması sağlanmalıdır. Bu gibi
tesislerin kurulmasında ve bugüne kadar kurulmuş bulunan tesis­
lerden yararlanmada mevcut imtiyazlar ve farklılıklar ortadan kal­
dırılmalıdır.
25. T.C. Emekli Sandığı, Sosyal Sigortalar Kurumu, Sosyal
Hizmetler Kurumu, Bağ-Kur gibi büyük sosyal güvenlik kuruluşla­
rının bağlanacağı bir Sosyal Güvenlik Bakanlığı kurulması ele alın­
malı; bir geçiş tedbiri olarak, sosyal güvenlik politikasının uygulan­
masında birliğin sağlanmasına yardımcı olmak üzere, sosyal güven­
lik kuruluşlarının temsilcilerinden oluşan bir Sosyal Güvenlik Ku­
rulu kurulmalıdır.
S AĞL I K
1.
Sağlık hizmetleri, esas itibariyle, koruyucu ve tedavi edici
sağlık hizmetlerini kapsamaktadır. Öte yandan, sağlık hizmetlerinin
koruyucu sağlığa ağırlık verilerek sistemleştirilmesinden ibaret bu­
lunan « sosyalleştirilmiş sağlık hizmetleri» ile sağlıklarının korun­
ması için katkıda bulunabilen gruplara tedavi edici sağlık hizmetle­
ri sağlanması için kurulan «sağlık, hastalık ve analık sigortaları»
da bu kapsama dahil bulunmaktadır.
Ülkemizde bu alanda önemli gelişmeler elde edilmiş olmakla
birlikte, sağlık hizmetleri ihtiyaçlarımızı karşılamaktan ve günü­
müzün koşullarına uygun olmaktan uzaktır. Çok büyük bir önem
taşıyan koruyucu sağlık hizmetlerinde, tedavi edici sağhk hizmet­
lerinde ve sosyalleştirme hizmetlerinde çeşitli ve ciddî sorunlar
mevcuttur.
137
Koruyucu Sağlık Hizmetleri
2. Koruyucu sağlık hizmetleri sağlam ölçülere dayanan bir
planlama yaklaşımma kavuşturulamadığı için gereken öncelikle
ele almamamakta ve gerçekleştirilememektedir.
Hastalıklarm kontrolü alanında yapılan çalışmalar yatak ve
doktor olanaklarının birkaç merkezde yoğunlaşmış olması yüzün­
den yetersiz kalmaktadır. Sıtma mücadele personelinin koruyucu
sağlık hizmetleri yerine başka hastalıklarla mücadele alanına yönel­
tilmiş olması bu alanda bir yan sorun teşkil etmektedir.
Beslenme ile ilgili hizmetlerde gereksiz ikilemeler ve boşluklar
vardır. Yapılmakta olan hizmetlerin çoğu, besin eksikliğini gider­
mekten çok yanlış beslenme aksaklıklarını giderici niteliktedir.
ilaçların fiyat ve kalite kontrolü ile ilgili hizmetler yetersizdir
ve yapılan çalışmalar yeterince değerlendirilememektedir. Yapımcı,
depocu ve perakendeci kâr hadleri genellikle çok yüksektir.
Bu nedenlerle, koruyucu sağlık hizmetlerinin yeniden düzen­
lenmesinde aşağıdaki hususlar göz önünde tutulmalıdır.
3. Koruyucu sağlık hizmetlerinde merkezî idareye düşen gö­
rev, standartların saptanması, teknik ve malî yardım, rehberlik ve
denetim olmalıdır. Sosyalleştirme bölgelerinde bu görev sosyalleş­
tirme örgütleri tarafından yerine getirilmelidir. Mahallî idarelerin
sağlık hizmetleri çevre sağlığı hizmetlerine öncelik verilecek biçim­
de planlanmalı, merkezî idarenin taşra örgütü bu konuda mahal­
lî idarelere yol göstermelidir.
4. Hastalıkların kontrolü ile ilgili çalışmaların daha etkili ha­
le getirilebilmesi için, doktor ve yatak olanaklarından daha iyi ya­
rarlanılabilmesini sağlayacak tedbirler alınmalı; sıtma mücadele
personelinden koruyucu sağlık hizmetleri alanında yararlanma ola­
nakları üzerinde önemle durulmalıdır.
5. Her türlü besin maddelerinin sağlık kurallarına uygunluğu­
nu sağlamak konusunda, başta Tarım ve Sağlık Bakanlıkları olmak
üzere tüm kuruluşların kendilerine düşen görevleri tam olarak ye­
rine getirmelerini sağlayacak tedbirler alınmalıdır.
6. Toplu sözleşme kapsamına giren işçiler için de, girmeyen
işçiler için de aynı olanağın sağlanması üzerinde önemle durulma-
hdır.
138
7. İlkokul öncesi dönemde besin noksanlığı çeken çocuklara,
ana-çocuk sağlığı merkezleri aracılığı ile, Sosyal Hizmetler Kurumu
tarafından }^ardım yapılması sağlanmalıdır.
8. Ana-çocuk sağlığı ve nüfus planlaması hizmetleri ile bu hiz­
metleri yürüten merkez ve taşra örgütleri birleştirilmeli; merkezde
Nüfus Planlaması Genel Müdürlüğü ile AnaÇocuk Sağlığı Müdür­
lüğünün birleştirilmesi suretiyle bir Ana-Çocuk Sağlığı Genel Mü­
dürlüğü kurulmalıdır.
9. ilaçların 'kalite fcontrolu ile görevli Sağlık ve Sosyal Yar­
dım Bakanlığı örgütü ile kalite kontrolü yapan kurumlar görevleri­
ni tam olarak yapacak duruma getirilmelidir. Kalite kontrolü sıra­
sında saptanan eksiklik ve aksaklıklar etkili müeyyidelerle önlen­
melidir,
10. îlaç ithali için gerekli izin ilaç fiyatlarının iyice incelen­
mesinden sonra verilmeli; Türkiye'de bulunan sentetik ilaç ham
maddelerinin ithalini engelleyecek tedbirler alınmalıdır.
Sosyalleştirme Programı
11. Sosyalleştirme hizmetinin karşısına önemli engeller çık­
mış bulunmaktadır. Programın hızı kesilmiştir. Sağlık ocaklarına
sağlık personeli bulunamamakta; mevcut doktorların birçoğu da
uzman olma amacı ile bir an önce ayrılmayı düşünmektedirler. Alt
yapı hizmetleri koordine bir yaıklaşımla yürütülemediği için sağlık
merkezi yapımında gecikmeler olmaktadır.
12. Sosyalleştirme programı ciddî bir araştırma konusu yapı­
larak aiksayan yönleri saptanmalı; program aşağıdaki hususlar da
göz önünde tutulm ak suretiyle yeniden idüzenlenmelidir:
a. Koruyucu sağlık hizmetleriyle uğraşması beklenen sağlık
ocakları için doktor yerine, bugünkü öğrenimlerine ek olarak 1-2
yıl öğretim görmüş olan yüksek sağlık teknisyenleri yetiştirilmesi
üzerinde durulmalıdır.
b. Sosyalleştirilmiş sağlık hizmetlerinin yersel yönetiminde,
Sağlık İdaresi Yüksek Okulu mezunlarından yararlanılmalıdır.
c. Pratisyen doktorların uzman olmak için
sosyalleştirme
hizmetinden ayrılmalarını önlemek amacı ile sosyalleştirme hizme­
tinde çeşitli statü kademeleri teşkil edilmesi, bu hizmet için bir an­
139
lam taşıyan özel uzmanlaşma alanları meydana getirilmesi üzerin­
de durulm alıdır/
Tedavi Edici Sağlık Hizmetleri
13. Tedavi edici sağlık hizmetleri dağınık bir şekilde yürütül­
mektedir. Sağlık personeli ve yatak sayısı yetersizdir ve dağılım ba­
kımından yurt düzeyinde dengesizlikler vardır. Hastanelerin çok
çeşitli kurumlar tarafından yönetilmesi hizmetin etkinliğini ola­
naksız bırakmaktadır.
Tedavi hizmetlerinde hastane öncesi bir kademe olmadığı için
hastanelerde gereksiz yığılmalar meydana gelmektedir.
Hastaneler tarafından yapılması gerekli olmayan çeşitli sağlık
işlerinin bu kurumlara verilmiş olması hastanelerin yükünü artır­
maktadır.
Uzun bir sürede ve büyük harcamalar karşılığında yetiştirilen
ve hizmetlerine yurt içinde büyük ihtiyaç duyulan doktorların ça­
lışma amacıyle yurt dışına gitmesi, sağlık hizmetlerinin görülmesini
olumsuz biçimde etkilemektedir.
Sağlık Bakanlığı merkez örgütünde ve hastanelerde sayısı
önemli bir toplama varan uzman hekimlerin İdarî görevlerde kul­
lanılması aslında kıt olan bu kaynağın israfı sonucunu doğurmak­
tadır.
Tüm nüfusu, belli bir sürede kapsamı içine alacak bir genel
sağlık sigortasının ilkeleri ve stratejisi saptanamamış; tarım sektö­
ründe çalışanların giderek sağlık sigortası kapsamına alınması için
gerekli tedbirler alınmamıştır.
Hastane hizmetlerinin planlanması amacına uygun düşmeyen
özel hastaneler sayıca artmakta, bugünkü koşullar, bu çeşit kurumlarm gelişmesini teşvik edici nitelikte bulunmaktadır.
Bu nedenlerle, tedavi edici sağlık hizmetlerinin aşağıdaki hu­
suslar da göz önünde tutulmak suretiyle yeniden düzenlenmesi ge­
rekmektedir.
14. Askerî ve özel hastaneler dışında kalan tüm hastaneler,
merkezî bir kuruluş tarafından yönetilmeli; hastane sahibi kuruluş­
ların temsilcilerini de içerecek olan bu kuruluş Sağlık Bakanlığı­
na bağlanmalıdır.
140
15. Bir süzgeç rolü oynamak suretiyle hastanelere başvurma­
ları düzenleyecek semt dispanserleri kurulması üzerinde durulm a­
lıdır.
16. Hastaneler tarafmdan yapılmasmda
zorunluluk olmayan
sağlık işleri inceleme konusu yapılarak ayıklanmalı; bu gibi görev­
lerin niteliklerine uygun kuruluşlarca yerine getirilmesi sağlanma­
lıdır.
17.
Devletin, Anayasıanm 49'uncu m'addesine göre «herkesin
beden ve ruh sağlığı içinde yaşayabilmesini ve tıbbî bakım görme­
sini sağlama ödevini» yerine getirebilmesi için, Anayasanın 42 nci
maddesindeki esaslar içinde doktorların çalışmak üzere yurt dışına
gitmelerini sınırlayan ve yurt dışında çalışmakta olan doktorların
yurda dönmelerine olanak hazırlayan tedbirler alınmalıdır.
18. Bakanlığın üst sevk ve idare kademeleri dışındaki idarî
görevlerde doktorların kullanılmasını önleyecek tedbirler alınmalı;
İdarî görevlerin bu konuda uzmanlık eğitimi görmüş elemanlarca
yerine getirilmesinin sağlayacağı yararlar gözden uzak tutulmama­
lıdır,
' '
19. Giderek tüm nüfusu kapsamı içine alacak bir genel sağ­
lık sigortasının ilkeleri ve stratejisi saptanmalıdır. Genel sağlık si­
gortası uygulamasına kentlerden başlanmalıdır. Sigortanın giderek
bütün tarım kesimini kapsaması esas kabul edilmeli; tarımsal böl­
gelerde sosyo-ekonomik gelişmişlik esasına göre aşamalı bir uygu­
lama seçilmelidir. Düşük gelirli kentsel gruplar ve tarımsal bölge­
ler için Devlet yardımı düşünülmelidir.
20. Hastane hizmetlerinin planlanması amacına uygun düşmC”
yen özel hastanelerin artmasını ve gelişmesini teşvik edici nitelikddki hükümler gözdicn geçirilmelidir.
IV
' MERKEZÎ İDARENİN TAŞRA TEŞKİLÂTI
L Merkezî idarenin taşra teşkilâtı tam bir karışıklık ve dü­
zensizlik örneği vermektedir. Çeşitli bakanlıklara ait taşra birim­
lerinin ülke düzeyine dağılışları, hukukî statüleri ve birbirleriyle
olan ilişkilerinin genel bir plan içinde düzenlenmemiş olması hiz­
metlerin rasyonel bir biçimde yürütülmesini engellemektedir.
141
Mülkî birimlerin yatay ve dikey açılardan genişletilmesi ve ço­
ğaltılması, diğer kuruluşların hizmet birimlerinin ise hizmetin ge­
reğine bakılmaksızın her mülkî kademede kurulmağa çalışılması
hizmet güçlerinin ve olanaklarının dağılmasına ve etkinliğinin kay­
bolmasına neden olmuştur.
Taşra teşkilâtının sağlam kurallar üzerine oturmuş bir idare
görünüşü arzetmemesi, geniş ölçüde, merkezî hükümet teşkilâtın­
daki düzensizlik ve aksaklıklardan ileri gelmektedir. Bu itibarla,
taşra teşkilâtında köklü değişiklikler yapılabilmesi, merkezî idare­
nin, Anayasanın ve ulusal kalkınmanın gereklerine uygun bir düze­
ne kavuşturulmasına bağlıdır.
İl Sistemi ve Bölge Kumîuşları
2.
Anayasa, merkezî idarenin yurt ölçüsünde kuruluşu bakı­
mından «dİ ya da valilik sistemi »ni kabul etmekle birlikte, birden
çok ili içine alan çevrede yetki genişliğine sahip bölge kuruluşları
meydana getirilmesine de olanak vermektedir. Anayasadaki «kamu
hizmetlerinin gerekleri» kriterinden hareket edilerek t^eknik ve akomik hizmetlerin bölge düzeyinde örgütlenmeleri gittikçe hız kaziaıımaktadır. Örneğin 45 bakanlık ve daireden 30 u bölge kuruluşları
meydana getirmiştir. Bunlar ülkemizi 26 çeşit bölge bölümlemesine
tabi tutarak 286 bölgeye ayırmışlardır. Hükukî dayanakları ve alt
birimleri bakımmdian büyük farklılıklar gösteren bölge kuruluşlarınm gerek illerle gerekse kendi aralarmda bağlantı ve ilişkileri hiz­
metlerde verimi sağlayacak biçimde düzenlenmemiştir.
Bugüne kadarki uygulamada, birden fazla ili kapsayacak şekil­
de kurulmuş olan bölge kuruluşları ile il valileri arasında gerekli
işbirliği ve koordinasyon kurulamamıştır.
Bir bakanlık bünyesindeki çeşitli, dairelerin taşrada ayrı birim­
ler kurmuş olmaları, o bakanlığın taşrada temsilinde birliği orta­
dan kaldırmaktadır.
3.
Öte yandan genişleyen hizmetler karşısında mevcut duru­
muyla illerin korunması ve merkezî idarenin taşra teşkilâtının tü­
münün mevcut il bölümlerine uydurulmaya zorlanması mümkün
görünmemektedir.
Anayasa, illerin, coğrafya durumuna, ekonomik şartlara ve ka­
mu hizmetlerinin gereklerine göre kurulmasını öngörmektedir. Bu­
142
güne kadarki uygulamada bu ilkelere uyulmamıştır. İl bölümleme-»
sinde genellikle, tarihî oluşum, gelenekler, halkm istek ve baskısı
ya da tümüyle seçimlerle ilgili siyasî düşünceler gibi rasyonel sa­
yılamayacak etkenlere dayanılmıştır.
Mevcut iller, genellikle kamu hizmetlerinin büyük bir bölümü
İçin ortak bir alan olmıak niteliğini yitirm iştir. Yönetici ve yürü­
tücü personelin ve maddî kaynakların dağıtımında, illere yeterli
pay ayrılamamaktadır. Merkezî idare, hem sayısı fazla hem de ken­
disinden çok uzakta bulunan valilerin ve teknik birim yöneticileri­
nin çalışmalarını yönetme ve denetlemede güçlükle karşılaşmakta­
dır.
Bu nedenlerle merkezî idarenin taşra teşkilâtının aşağıdaki
esaslara uygun olarak yeniden düzenlenmesi gerekmektedir.
4. Anayasada öngörülen il sistemi, esas itibariyle saklı tutul­
malıdır.
5. Mevcut iller, coğrafya durumu, ekonomik koşullar ve kamu
hizmetlerinin gerekleri göz önünde tutulmak suretiyle, Anayasanın
115'inci maddesindeki tanıma uygun olarak yeniden düzenlenmeli
ve il sayısı azaltılmalıdır.
6. plan bölgeleri belirlenmeli; bölge planlaması sorumluluğu
Devlet Planlama Teşkilâtına ait olmalıdır.
7. Mevcut bölge kuruluşları gözden geçirilerek ili aşan çevre­
de kurulmasında zorunluluk bulunanlar, olanaklar ölçüsünde mer­
kez ve alanları ortak olacak biçimde, plan bölgeleri içinde örgütlendirilmelidir.
8. Yeni bölge kuruluşları meydana getirilmesine esas olacak
kriterler saptanmalı; bu kuruluşların, olanaklar ölçüsünde plan böl­
geleri içinde örgütlenmesi sağlanmalıdır.
9. Merkezî idare kuruluşlarının taşrada örgütlendirilmesinde
esas, hizmet gerekleri olmalıdır. Hizmetin niteliği zorunlu kılmadık­
ça mülkî idare kademelerine göre örgütlendirme istenmemelidir.
Başka bir deyişle, taşrada, «hizmetin gerektirdiği yerde ve ölçüde
örgütlenme» esası benimsenmelidir.
10. Î1 ya da bölge içinde yer alıp da aynı bakanlığa ya da mer­
kezî kuruluşa ait bulunan çeşitli birimler, olanaklar ölçüsünde tek
bir yöneticiye bağlı olmalıdır.
' 143
11. Merkezî idarenin taşra teşkilâtının kırsal alanlarda Dev-,
let Planlama Teşkilâtınca belirtilecek gelişme merkezlerine yönel­
tilmesi önemle göz önünde tutulmalıdır.
İllerin Kademeli Bölümleri
12. Anayasa, sadece illerden söz etmektedir. Başka deyişle,
ilçe ve bucaklar Anayasanın zorunlu kıldığı kuruluşlar olmaktan
çıkmışlardır, «merkezî hizmetleri olanaklar oranında halka yaklaş­
tırma» amacının, şimdi yapıldığı gibi, İdarî kademeleri çoğaltma
yoluyle değil, halka bulunduğu yerdeki kamu merciine başvurarak
merkezî idareyle ilişkide bulunabilme, isteklerini duyurma ve bun­
ları elde edebilme olanaklarını sağlamak suretiyle gerçekleştirilme­
si gerekir.
Merkezin taşradaki hizmetlerinin bu yolla basitleştirilmesi hal­
ka sayıca daha az, fakat daha ehliyetli personelle daha süratli hiz­
met etme olanağını sağlayacaktır.
Bu hususlar göz önünde tutulmak suretiyle illerin kademeli bö­
lümleri aşağıdaki biçimde yeniden düzenlenmelidir .
13.
İllerin kademeli bölümü ilçelerden ibaret
olmalı; köyler
kendilerine verilecek merkez görevlerini yerine getirmeye devam et­
melidir.
14. Bugün merkezî idare hizmetleri çoğunlukla ilçelere kadar,
o da çok eksik bir biçimde götürülebilmektedir. İlçeler bir ölçüde
idarenin halkla doğrudan doğruya ilişkide bulunduğu ve hizmetle­
rin toplandığı merkezler olarak, görecekleri hizmete uygun biçimde
örgütlendirilmeli ve gerekli yetki ve olanaklarla donatılmalıdır. An­
cak her yerde ilçe teşkilinden ve her ilçede standart biçimde ve ge­
niş çapta örgütlenmeden kaçınılmalı; ilçe örgütü hizmetlerle ölçülü
olarak ele alınmalıdır.
15. Bucaklar fonksiyonel örgütlenme ve bu örgütlenmenin ge­
rektirdiği personel ve maddî kaynaklar bakımından pek zayıf ve
yetersiz birimlerdir. Tam örgütlü hale getirilmeleri için yapılan
çalışmalar da durdurulmuştur. Hizmetlerin' koordinasyonunun ve
müracaatların sonuçlandırılmasının daha üst kademelerde gerçek­
leştirilmesi nedeniyle, yönetim ve denetim rolünü tamamiyle yitir­
miş bulunan bucak kademesi kaldırılmalıdır.
144
16. Merkezî idare hizmetleri ile halk arasındaki bağlantıyı
sağlamak ve halka bulunduğu yerdeki kamu merciine başvurarak
istediklerini duyurabilmek yönünden en elverişli kuruluşlar birer
mahallî idare birimi olan köyler ile belediyelerdir. Ancak köylere
verilmiş olan merkezî idare görevleri sayı ve çeşit yönünden çok
fazladır ve bir çoğu gereği gibi yerine getirilmemektedir.
Bu nedenlerle, (1) köyler ile bağlı oldukları ilçeler arasındaki
ilişkiler sıkı bir işbirliğine olanak verecek biçimde yeniden düzen»
lenmeli;- (2) köyler tarafından yerine getirilecek hizmetler olanak­
larla orantılı olarak saptanmalı; (3) köy hizmetlerinin sürekli ve
düzenli olarak yürütülebilmesi için olanaklar ölçüsünde, köy katip­
likleri kurulm^ası yoluna gidilmelidir.
Plaiî Bölgesi Içla Yonetîın Mekanizması
17. îlı. aşan hizmetlerin plan'bölgeleri içinde toplanması eko»
öomiik ve idari yönünden zorunlu olduğuna göre, il sistemini zedele'meksizin, bölge düzeyinde nasıl bir yönetici mekanizma kurulabi­
leceği üzerinde durulması gereklidir. Mümkün olan .çözüm yolları
nın belli başlıları valiler toplantısı, koordinatör valilik ve bölge
planlama örgütü olmak üzere çeşitlidir.
,
a. Yönetici mekanizma için kurul tipi tercih edildiği takdirde
planlama bölgesi içindeki illerin valileri belli aralıklarla toplanarak
bölgesel sorunlarla ilgili kararlar alabilirler. Alınacak kararların bir
îFi'ilgilendiren bölümü iFin valisi tarafından uygulanır.. Valiler top­
lantısı, standart alanlar içerisine alınmamış olan bölge kuruluşları
arasında işbirliği ve koordinasyon sorununa bir çözüm getirmemek­
tedir. Böylece valiler, toplantısı, valilerin kendilerine doğrudan doğ­
ruya bağlı birimlerle yürütebilecekleri kararları almak gibi sınırlı
bir görevle karşı karşıyadır.
b. Başka bir çözüm yolu koordinatör valilikler kurulmasıdır.
«Koordinatör Vali», bölgedeki illerin valileri arasından seçilir ve
kendi ilindeki valilik statüsünü saklı tutar. Koordinatör valinin
başlıca görevi, bölge ile ilgili ekonomik sorunlarda bir girişim ve
karar organı olarak hareket etmek, İdarî konularda ise sadece bir
koordinatör rolü oynamaktır* Koordinatör valinin yetkileri, ulusal
plana girecek yatırım teklifleriyle ilgilidir; ulusal planın bölgesiy­
le ilgili bölümünün kendi bölgesinde uygulanmasından sorumlu­
dur.. Bundan başka bölgedeki kamu kuruluşlarının isteklerini, gö­
•
14,5
rüşlerini belirterek, ilgili bakanlık ve kuruluşlara iletir; faaliyet ve
ilgileri bir ili aşan bütün komisyonlara başkanlık eder.
c.
Üçüncü bir alternatif olarak, bölge düzeyinde koordinasyon ve planlama sorumluluğu Devlet Planlama Teşkilâtına bağlı ola­
rak kurulacak bir «bölge planlama» kuruluşuna da verilebilir. An­
cak bu çözüm yolu, ekonomik ve sosyal kalkınmanın idaresinde
bir genel yönetici olan valinin rolünü kabul etmediğinden, valilik
sisteminden ayrılma anlamına gelecektir. Bunun yerine, ekonomik
ve sosyal nitelikli hizmetlerin bölge planlamasından sorumlu bir
organ yardımıyla gerçekleştirilmesine olanak veren bir düzenleme
daha uygun olabilir.
18. Bu nedenlerle ili aşan sorunları il sistemi içinde çözme­
ye çalışan ve bunu ekonomik ve sosyal gereklerle İdarî gerekleri
ayırmak suretiyle yapmayı öngören koordinatör valilik sistemi üs­
tün tutulmalıdır. İdarenin ili aşan hizmetlerinin plan bölgeleri için­
de örgütlenmesini sağlamak için bir yönetici mekanizma olan koor­
dinatör valilik, ilk aşamada, seçilecek olan plan bölgelerinde sınırlı
olarak denenmelidir. Bu sistemin, deneme sonuçlarına göre geliş­
tirilerek ikinci aşamada, bütün plan bölgelerine uygulanması sağ­
lanmalıdır.
VaUnin Yetkileri
19. Anayasa il idaresinin yetki genişliğine dayanmasını öngör­
mektedir. Ancak Anayasanın nasıl bir yetki genişliği öngördüğü­
nün açıklıkla anlaşılamaması, yetki genişliği politikası ve uygulama­
sında açıklanması zor değişikliklere yol açmaktadır. Bu nedenle yet­
ki genişliği kavramının anlamı bakanlıkların ve dairelerin ona ve­
recekleri içeriğe bağlı kalmaktadır.
Genellikle bu ilke çok dar bir yorumlama ile bütün karar ve
imza yetkilerinin valide toplanması biçiminde anlaşılmaktadır. Oy­
sa çözüm isteyen sorunların çoğalması ve taşra örgütünün günden
güne genişlemesi Devletin görevlerini önemli ölçüde artırmış bulun­
maktadır. İl düzeyinde bütün görev ve yetkilerin valide toplanması,
gerekli kararların doğru olarak ve süratle alınmasına olanak ver­
memektedir. Bu anlamda bir yetki' genişliği teknik birimlerin yü­
rütme sorumluluklarını da dikkate almaz görünmektedir.
20. Bu durum, il düzeyindeki sorunların çözümünde valinin
yanında başka karar merkezlerinin de bulunmasını zorunlu kılmış­
146
tır. il idare birimleri yöneticilerinin hukuken geçerli kararlar ver­
melerini sağlamak için belirli bir yetkiye dayandırılmaları gerek­
mektedir. Bu da5'anaik ıfearar yetkilerinin birimlere devri ile sağlan­
malıdır.
21. Vali taşra teşkilâtının bir bütün olarak etkinlikle işleme­
sinden sorumlu sayılmalı; bu gerek dışında teknik hizmetlerin yü­
rütülmesine karışmamalıdır. Ancak valiye, genel koordinasyonu
sağlayabilmesi için taşra kuruluşlarından periyodik raporlar ve iler­
leme raporları isteme, yapılmakta olan ve tamamlanmış işleri teftiş
etme, koordinasyon toplantı ve komisyonlarına başkanlık etme yet­
kileri verilmelidir.
22. Ekonomik ve teknik nitelikli kuruluşlar, kriterleri hizmet
gereklerine uygun olarak saptanmak suretiyle, bakanlık ve daire­
leriyle doğrudan doğruya haberleşmeli, onlara rapor ve hesap ver­
meli; iş sahiplerinin validen geçmeksizin müracaatlarını kabul ede­
bilmeli; İdarî işlerden ise valiye karşı sorumlu olmakta devam et­
melidirler.
23. Bu çeşit bir ikili denetim düzeni, bakanlıkların taşra bi­
rimlerinin yöneticileri ile fonksiyonel uzmanlık grupları arasında
da kurulmalıdır.
24. Bu olanakların etkinlikle kullanılması uygun bir seçim ve
eğitim yöntemi kullanılarak valilerin kalkınma idaresinde uzman­
laştırılmasına bağlıdır. Bu takdirde uzmanlar valinin otoritesini da­
ha kolay kabul edeceklerdir.
25. a. Taşra teşkilâtının. Anayasanın 115'inci maddesindeki
tanıma ve ulusal kalkınmanın gereklerine uygun bir düzene kavuş­
turulması için temel metin olan, 1924 Anayasasma dayalı 5442 sayı­
lı İl idaresi Kanununun yerini alacak yeni bir taşra teşkilâtı kanu­
nu çıkarılmalıdır.
b. Yeni kanunda, taşra teşkilâtının temel düzeni genellikten
ve soyutluktan kurtarılm ak suretiyle, Anayasadaki ilkeler ve bu
arada görev, yetki ve sorumluluklar yer almalıdır.
c. Bu kanunla devlet memurluğu ve malî yönetim gibi alanla­
rı düzenleyen öteki temel kanunlar arasında uyum sağlanmalıdır.
d. Taşra teşkilâtı ile ilgili temel kanunun ilkelerini etkileyebi­
lecek kanun tasarısı ve teklifleri, bu temel kanunla birlikte ele alm147
malı, sistemde değişiklik gerekiyorsa bu, başka kanunlarla değil,
temel kanunun değiştirilmesi yoluyle yapılmalıdır.
e.
Kanundaki ana ilkelerin bir tür yorumlanması amacı ile
çeşitli bakanlık ve kuruluşların genelgeler çıkararak, sistemi zede­
lemeleri ya da bozmaları önlenmelidir.
V
■MAHALLÎ İDARELER
'
1. Kırsal ve kentsel alanda görev yüklenmiş mahallî idare bi­
rimleri, günümüzde, bu görevlerini etkin bir biçimde yürütmekten
çok, uzak düşmüşlerdir. Başta temel felsefe olmak üzere, yapısal
örgütsel ve fonksiyonel nitelikleri incelendiği zaman, mahallî idare­
lerin alan, görev, yetki, denetim, vesayet, personel, malî ve teknik
olanaklar, öteki kuruluşlarla ilişkiler bakımlarından çok sayıda ve
önemli sorunlarla karşı karşıya bulundukları görülmektedir.
Bu durum mahallî idarelere verilmiş hizmetlerden bazılarının
hiç yapılmamasının, bazılarının ise, eksik, verimsiz, kalitesiz ve ya­
vaş yürütülmesinin nedeni olmaktadır. Öte yandan mahallî idare­
lerimizin karşılaştıkları sorunlar sadece yönetim sistemini değil,
taşra siyasal düzenini de olumsuz biçimde etkilemektedir.
Belediyeler
2. Genel olarak bütün belediyelerimiz yapı, görevler, yetkiler,
malî olanaklar, personel, merkezle ve öteki kuruluşlarla ilişkiler
bakımlarından çözülmesi gereken pek çok sorun nedeniyle etkin
hizmet yapamamaktadırlar. Belediyelerimiz içinde nüfusu 10.000'in
altında olan kasaba belediyeleri ile metropol alan belediyelerinin
diğer belediyelere oranla çok d^aha yo>ğun' ve önemli sorunlarla kar­
şı karşıya bulundukları görülmektedir.
Çoğunluğu çok az nüfusa sahip kasaba belediyelerimizin malî
kaynaklarının ve personel olanaklarının son derece sınırlı oluşu ve
görev yaptıkları sosyal ve kültürel ortamın bazı özellikleri bu bi­
rimlerin kendilerine verilmiş olan görevleri başarı ile yürütmelerini
önlemektedir. Bazı kasaba belediyelerinin, bir kısım hizmetleri is­
tenen etkinlikte yürütmek amacı ile üstün nitelikte personel kullan­
maları ekonomik olmamaktadır.
Bu nedenlerle, bugünkü sistem aynen sürdürüldüğü takdirde,
kasaba belediyelerinin, optimal bir büyüklüğe erişinceye kadar, ba-
148
:
zı önemli hizmetleri ya yetersiz bir biçimde ya da ekonomik ol­
mayan yollarla yürütmelerine rıza göstermek gerekecektir.
Metropol alanlarm plansız, dengesiz ve hızlı büyümeleri sonu­
cunda da önemli mahallî yönetim sorunları ortaya çıkmıştır. Özel­
likle, hızlı nüfus artışı, hizmet isteklerini artırmış, bu hizmetleri
metropol alan içinde yürütmekle görevli mahallî idare birimlerinin
malî kaynakları ve personel olanakları aynı oranda artmadığı için,
bu birimler istekleri karşılayamaz duruma düşmüşlerdir. Öte yan­
dan sosyo-ekonomik bir bütün olarak ele alınması gereken bu yer­
leşme yerleri, birçok halde birbirleri ile ilişkisiz çok sayıda büyük
ve küçük mahallî idare birimleri arasında bölünmüş, bu durum,
metropol alanlarda çok önemli yönetsel sorunlar ortaya çıkarmış-
tır.
İl Özel İdareleri
3,
Koruyabildikleri bir kısım görevleri, kendilerine ait olma­
yan personel, örgüt ve parayla, hizmetin fiilen yapıldığı kırsal alan­
lara uzak bir kademeden yapmak zorunda kalmış bulunan il özel
idareleri günümüzde başarı ile hizmet yapma olanağından çok uzak
düşmüş bulunmaktadırlar. Bu durum, bir yandan kırsal yerler ma­
hallî toplulukları için çok önemli olan bayındırlık, eğitim, sağlık ve
tarım hizmetlerin yürütülüşünde aksaklıklar yaratmakta, öte yan. dan siyasal katılma bakımından önemli sorunların ortaya çıkması­
na neden olmaktadır.
Köyler
,
' ,
. 4, Köy mahallî idare birimlerine verilmiş ve hepsi de köy
topluluklarının ekonomik ve sosyal yaşantısı için önemli olan çok
sayıdaki görev, günümüzde, malî olanak kıtlığı, köy personelinin
sayı ve nitelik bakımlarından yetersizlikleri, köylerimizin çok da­
ğınık ve çoğunluğunun çok küçük birimler olması nedenleriyle, ya
hiç yürütülmemekte ya da çok küçük bir bölümü son derece yeter­
siz bir biçimde yerine getirilmektedir. Halen hizmetlerin büyük bir
bölümü ise sahipsizdir. Bu durumun sonucu olarak kırsal yerler­
de yaşayan mahallî topluluklar köy mahallî idare birimi aracılığı
ile yürütülmesi öngörülmüş olan hizmetlerden geniş ölçüde mah­
rum kalmış bulunmaktadırlar.
149
Mahalle Muhtarlıkları
5. Belediye hudutları içinde meydana getirilmiş olan mahalle
muhtarlıkları, günümüzün koşulları altında, kendileri için öngörül­
müş bulunan fonksiyonu yerine getiremeyen gereksiz kuruluşlar
durumuna düşmüş bulunmaktadırlar.
Bu nedenlerle, mahallî idareler aşağıdaki ilkeler göz önünde
tutulm ak suretiyle yeniden düzenlenmelidir.
Genel İlkeler
6. Mahallî idarelerimizin yeniden düzenlenmesine ilişkin çalış­
malarda, her şeyden önce, mahallî idarelere yöneltilmiş gelenek­
sel olumsuz temel felsefenin değişmesi, bu kurum lann yabancı ve
eğreti değil, parlam enter demokratik düzende yaşamak isteyen ve
planlı bir ekonomide kalkınmasını arayan bir toplum için, yapısal
ve fonksiyonel önem taşıyan kurum lar olarak görülmesi gerekli­
dir.
Bu temel felsefeye dayalı olarak mahallî idare alanında yapıla­
cak yeniden düzenlemenin amacı, «gerek kentsel, gerek kırsal yöre­
lerde bir yandan halkın siyasal sürece ve yönetime en etkin bir
biçimde katılmasına ve kamu hizmetlerinin yükünü istekle benim­
semesine yardım edecek, öte yandan ulusal kalkınma hedeflerinin
gerçekleşmesini sağlayacak biçimde çabuk, verimli, ekonomik ve
kaliteli hizmet yapacak ve giderek taşrada daha çok kamu hizme­
tinden sorumlu olacak, dengeli bir mahallî idare sistemi kurmak»
olmalıdır.
7. Mahallî idarelerin temel esasları ve özellikleri Anayasada
yer almalıdır. Ancak, birimler Anayasada ismen sayılmayıp, kanun­
la yenilerinin kurulabilme yolu açık bırakılmalı. Anayasanın 116’ncı
maddesi bu yönde değiştirilmelidir.
8. Mahallî idareler idarî özerklik ilkesine göre çalışma ve ör­
gütlenme olanaklarına kavuşturulmalıdır.
9. Mahallî idarelere görev ayırımında belli ölçütlere göre ha­
reket edilmelidir. Bütün mahallî idare birimleri tarafından yapıl­
ması zorunlu görevler ile çeşitli mahallî idare birimlerinin yapacak­
ları görevler liste ilkesine göre belirlenmeli, daha fazla görev alma­
ya istekli mahallî idare birimlerinin bu istekleri, mevcut görevlerini
150
etkin bir biçimde yaptıkları ve gerekli malî olanaklara sahip bulun­
dukları saptanmış olmak şartı ile, kabul edilmelidir.
10.
Mahallî idare birimlerine görevleri ile orantılı gelir kay­
nakları sağlanmalıdır.
İL
Mahallî idarelerin işlemleri,
muhasebe usul ve teknikleri
birömek, basit ve sade olmalı; ihtiyaç ve şartlara göre sürekli ola­
rak geliştirilmelidir.
12.
Maliyet hesabına dayalı bir program bütçe esası ve tekni­
ği bütün mahallî idareler için temel hedef olmalı ve giderek gerçekleştirilmelidir.
13* Mahallî idarelerin güçlü birer kuruluş olarak görev yap­
malarını sağlamak amacı ile, bunlara, merkez düzeyinde araştırma,
hukukî yardım, eğitim, kredi sağlama, teknik yardım gibi destek
hizmetler yapılmalıdır. ■
14. Mahallî idarelerin yeniden düzenlenmesi ve geMştiril-m-e»
sinde merkezî sorumluluk, Başbakaıılıkta ikurulması önerilen mer­
kezî idareyi geliş'tirme birimine ait olmalıdır.
15. Her mahallî idare türü için bir temel kanun hazırlanarak,
mevzuat dağınıklığına ve ortaya çıkardığı güçlüklere son verilme­
lidir. Kanunlardaki hükümler, mahallî idarelerin durum ları ile oran­
tılı biçimde, basit, anlaşılabilir ve uygulanabilir olmalıdır.
Malıaîîl İdare Kademeleri
16. ÎI Özeî İdareleri: Bugünkü biçimiyle saklı tutulmalı; te­
mel görevleri, il düzeyinde politika tayini, planlama, koordinasyon,
ilçeler için gerekli destek hizmetleri yapma ve denetim olmalıdır.
ilçe Maîıalîî İdareleri.: İl özel idarelerine paralel biçimde
ilçe mahallî idareleri kurulması denemesine girişilıııelidir. Tem­
17.
sil niteliği taşıyacak bir bölüm ilde yapılacak deneme başarılı oldu­
ğu takdirde, gerekirse Anayasada da değişiklik yapılarak, bütün
ilçelerde mahallî idareler kurulması yoluna gidilmelidir. Bu dene­
menin, programların ve il özel idareleri bütçelerinin ilçeler itibariy­
le hazırlanması ve esasen mahallî düzeyde temel hizmet birimi olan
ilçe kaymakamına ita amirliği yetkisi verilmesi suretiyle, şimdiki
mevzuatta değişiklik yapılmadan gerçekleştirilmesi mümkündür.
151
18. K öyler: Köy mahallî idare birimleri varlıklarmı koruma­
lı, fakat bu birimlere sosyo-ekonomik durumları ile orantılı gerçek­
çi bir görüşle çok sınırlı görevler verilmelidir.
19. Belediyeler: Belediye kuruluşu için gerekli taban nüfus
5.000 olmalıdır.
(1) Mevcut belediyeler varlığını sürdürmeli; beldenin turistik
vb. öizellikleri nedeniyle 2000*5000 nüfuslu yerlerde belediye kurul­
ması, objektif esaslara bağlanmalıdır.
(2) Belediyeler, nüfus, gelişme potansiyeli, sosyo-ekonomik
koşullar gibi objektif kriterlere göre kasaba, şehir ve büyük şehir
olarak gruplandırılmalı, örgütlenme biçimi ve görevleri bu grup­
landırma esas alınarak saptanmalıdır.
20. Metropol Alan Yönetimi: Hizmetlerin çeşitli belediyeler
ve belediye şubeleri arasında bölünmesi nedeniyle ortak hizmetle­
rin görülmesinde güçlüklerle karşılaşılan İstanbul, İzmir vb. bölge­
lerde, bu yörelerin özel sorunlarına' cevap ^verecek metropol idareleri kanunla kurulmalıdır.
21. Mahalle Muhtarlıkları: Mahalle muhtarlıkları kaldırılarak,
bu örgütün yararlı sayılacak görevleri, zabıta teşkilâtına ve ilgili
diğer kuruluşlara devredilmelidir. Belli konular için vatandaşların
beyanda bulunmaları zorunlu hale getirilmeli, bu usul müeyyide ile
pekiştirilmelidir.
Mahallî İdarelerin Karar Organları
22. Mahallî idare birimlerinin karar organları için seçim sis­
temi saklı tutulmalıdır.
23.
Köy ihtiyar meclisi ve köy derneği kaldırılmalı, bunların
. yerini 'alaca:k «Köy Meclisi»nin üye sayısı sınırlı tutulmalıdır.
■Mahallî İdarelerin Yürütme Organları
24. tl özel idarelerinin bugünkü yürütme organları saldı iutulmalı; ilçe mahallî idarelerinin yürütme organları deneme döne­
minden sonra ve il özel idarelerine paralel olarak kurulmalıdır.
25. Belediye başkanları şimdiki sistemde olduğu gibi tek de­
receli seçimle iş başına gelmeye devam etmelidir. Ancak bunların
152
yanında, özellikle büyük şehirlerde, belli alanlardaki görevleri ön­
ceden kanunla belirlenmiş, meslekten yönetici niteliğinde İdarî baş­
kan yardımcılarmm görev yapmaları sağlanmalıdır.
26 . Meslek mensubu İdarî başkan yardımcılarının bir plana
göre yetiştirilmeleri sağlanmalıdır. ,
27 . Belediye başkanlarmm özlük hakları ve işlerini açıklığa
kavuşturacak gerekli düzenlemeler yapılmalıdır.
28. Köy mahallî idare biriminin başı olan muhtar, şimdiki sis­
temde olduğu gibi, tek dereceli seçimle iş başına gelmelidir.
Görevler ve İç Örgütlenme
29 . Mahallî idarelerin örgütleniş biçimini tayin edecek faktör,
bu birimlere verilecek görevler olmalıdır.
30. Mahallî idarelerin ticarî ve sınaî nitelikteki hizmetleri
için işletmeler kurmaları zorunlu hale getirilmeli, örgütlenme ve
işletme düzeni kanunla düzenlenmelidir.
31. Genel ilkeler arasında belirtilmiş olan esasların ışığı altın­
da, mahiyetleri itibariyle mahallî olan, öncelikle mahallî halka hi­
tap eden, mahallî halkın benimsemesini ve dolayısıyle katkısını ge­
rektiren veya katkı sağlamasına açık olan, büyük yatırım projele■rinin uygulanmasını gerektirmeyen ve birden fazla il veya bölgeyi
kapsamayan hizmetlerin yürütülmesi, giderek daha büyük oranda
mahallî idarelere bırakılmalıdır.
Malî Olanaklar
32. Mahallî idare birimlerine. Anayasanın 116'ncı maddesine
uygun olarak, görevleri ile orantılı gelir sağlanmalıdır.
33. Tüm mahallî idare birimlerinin gelir kaynakları yeniden
etüt edilip, görevlerle orantılı değerlendirme, tahsis ve dağıtımı ya­
pılmalıdır. Görevlerle gelirler arasındaki denge sürekli olarak izlen­
melidir.
34. Dengeli kaynak dağıtımı için bir ana tevzin planlaması
yapılmalı, bu planlamada nüfus, hizmet ve gelişme faktörleri dikka­
te alınmalıdır.
153
35. Etüt edilecek gelirlerde hangi çeşit gelirin doğrudan doğ­
ruya, hangilerinin merkezden tahsil edilip pay olarak verileceğinin
ilkeleri açık bir biçimde saptanmalı; mahallî idarelerin kendi öz
gelirleri olmasına önem ve ağırlık verilmelidir.
36. Kredi ve yardım kurumu geliştirilmeli, bunun aracılığı
ile mahallî idare birimleri arasında hizmet ve malî denge sağlanma­
sına önem verilmelidir. Yardımlar ve krediler, belirli merkezî bir
sistem ve program içinde denge sağlayıcı karşılıksız yardım, şart­
lı malî yardım, proje kredileri biçiminde düzenlenmeli ve uygu­
lanmalıdır.
37. îller Bankası bütün mahallî idarelere kredi ve başka ban­
kacılık hizmetleri yapacak hale getirilmeli, belediyeleri üstün tutan
şimdiki durum düzeltilmelidir.
38. Mahallî idarelerin borçlarını tahkim usulü kesin olarak
kaldırılmalıdır.
Merkezî İdare île Bağ ve İlişkiler
39. Mahallî idare kuruluşlarının gerçek mahallî idare kurumu
niteliği kazanabilmelerinin ön şartlarından birisini, bunların kendi
hizmet alanlarında yönetsel özerklik ilkesine göre çalışmalarına ola­
nak sağlanması teşkil etmektedir. Bu niteliğe dikkat edilmediği tak­
dirde, mahallî idare kurumundan beklenen yararlar gerçekleşememekte ve bu kuruluşlar, merkezî idarenin taşra örgütü haline dö­
nüşmektedirler. Bununla birlikte, Türkiye gibi halen sosyo-ekonomik yapısal sorunlarını tüm olarak çözememiş bir ülkede, kalkın­
ma çabalarında mahallî idarelerin kendilerinden beklenen fonksi­
yonu yerine getirebilmeleri için özerklik ilkesinin kullanılmasında,
mahallî girişkenliği önlememek ve mahallî idare kurumunun temel
felsefesini zedelememek şartı ile, aşırılıkları önleyecek tedbirler üze­
rinde de durmak zorunludur. Mahallî hizmetlerde bu tedbirler
bir yandan ulusal planla, mahallî idarelerin kendilerine kanunlar­
la verilmiş görevlerini kapsayan mahallî planlar arasında uyum
sağlamaya yönelmiş yol ve yöntemler; öte yandan denetim, malî ve
teknik yardım düzeni içinde, uygun biçimde alınabilir. Bu noktalar
göz önünde tutularak mahallî idarelerin merkezî idare ile bağ ve
ilişkilerinin düzenlenmesinde aşağıdaki ilkeler esas olmalıdır :
a.
154
Mahallî idarelerin merkezî idare ile bağ ve ilişkilerinde ve
kendilerine kanunla tanınmış hizmetlerde idari özerklik anlayışın­
dan yararlanmaları esas felsefe olarak göz önünde tutulmalıdır.
b.
İdarî özerklik esasının, özellikle az gelişmiş çevrelerde hiz­
metlerin görülmesini ve belirli bir hizmet standardının gerçekleş­
tirilmesini önleyici bir etkide bulunmaması için aşağıdaki tedbir­
ler alınmalıdır :
(1) Hizmet standartları merkezî hükümet organlarınca sap­
tanmalıdır,
(2) Mahallî idareler arasında plan önceliklerine uygun bir hiz­
met dengesi kurulması için, merkezden mahallî idarelere, «şartlı
malî ve teknik yardım» sistemi uygulanmalıdır.
(3) , Mahallî idarelerin denetimlerinin öğretici ve yapıcı bir ni­
teliğe kavuşturulması, hizmete dönük tutulması, daha rasyonel ha­
le getirilmesi, sonuçlarının izlenmesi ve değerlendirilmesi sağlan­
malıdır.
(4) Genel ve katma bütçelerin malî denetimini yapan Sayıştayın denetimline benzer ve o derecede etkinlik denetimi de yapacak,
bir merkezî denetim organı mahallî idareler için de kurulmalıdır,
(5) Bakanlıklar ve öteki merkezî kuruluşlar kendi görev ■ve
sorumluluk alanına giren mahallî idarelerdeki görev ve işlemlerin
denetimini mahallî idarelerde de yapabilmelidir. Hiç bir kuruluşun
görev alanına girmeyen denetim görevleri İçişleri Bakanlığı tara­
fından yerine getirilmelidir.
40. Vesayet yetkisini kullanacak makamların sayısı azaltılma­
lı, aralarında koordinasyon sağlanmalı ve yetkinin ilçe düzeyinde
kaymakamda toplanmasına ağırlık verilmelidir. 11 düzeyinde dene­
tim ve vesayet, valiler ile kaymakamlar aracılığı ile uyumlu bir
biçimde yapılmalıdır.
41. Mahallî idarelerde otokontrol sistemi geliştirilip kuvvetlendirilmelidir.
42. Mahallî idareler için merkezî idare
hizmetler yapılmalıdır :
düzeyinde aşağıdaki
a.
Ulusal plan ile mahallî plan ve hizmetler arasında bağlan­
tı ve uyum sağlamak,
155
b.
Mahallî idarelere kanunla verilen hizmetlerin, ulusal plana
uygun genel politika ve stratejisini saptamak,
e.
Mahallî idare birimlerinin kuruluşuna ve sınır düzeltme­
lerine ilişkin hizmetleri yürütmek,
d.
Hizmet standartlarını saptamak,
e. Kamu kuruluşları ile mahallî idareler arasında ve mahallî
idarelerin kendi aralarında koordinasyon sağlamak,
f.
Yetiştirici, yol gösterici, aydınlatıcı hizmetler yapmak,
g.
Mahallî idarelerin ihtiyacı bulunan personeli yetiştirmek,
h. Mahallî idarelerin her yönden gelişmesini sağlayacak ted­
birleri almak.
43. Bu hizmetlerin yürütülmesi veya bunları yürütecek kuru­
luşlar arasında koordinasyon sağlanması bakımından başta içişleri
B^akanlığı olm:ak üzere çeşitli bakanlık ve öteki merkezî kuruluşla­
rın hizmet alanlarıyle ilgili görevleri tam olarak yerine getirmesini
sağlayacak tedbirler alınmalıdır.
44. Mahallî idarelerle ilgili araştırma, geliştirme ve eğitim
hizmetlerini yapıp yürütecek merkezî örgüt olarak bir «Mahallî
İdareler Enstitüsü» kurulmalıdır.
45. Mahallî idare birimleri için ortak olarak yürütülmesi uy­
gun, rasyonel, etkin ve gerekli olacak bazı hizmetlerin yapılmasını
sağlamak üzere, çıkarılacak kanuna göre birlikler kurulmalı, bun­
lara katılma zorunlu olmalıdır.
46. Türk Belediyecilik Derneği güçlendirilmeli; bir bölüm ma­
hallî idare hizmetlerini merkez düzeyinde yerine ■getirecek ortak
kuruluşlar kurulması teşvik edilmeli ve desteklenmelidir.
VI
PERSONEL YÖNETİMİ
Genel Görünüş
1.
Türkiye'de, kamu personelinin statüsünün sağlam esaslara
bağlanması sorunu bugüne özgü bir sorun değildir. Problemin
Cumhuriyet döneminin ötesine uzanan uzun bir tarihi vardır. Bu­
nunla birlikte denilebilir ki, hiç bir dönemde personel sorunları bu-
156
günkü kadar «acil» bir nitelik kazanmamıştır. 1960 yılından beri
bu alanda girişilen çabaların tatminkâr bir sonuca ulaştırılama­
mış olması, ele alıştaki hataları olduğu kadar sorunun çok yönlü ve
fcanmaşık bir sorun olduğu gerçeğini de göstermiş bulunmıaktadır.
2. Son 20 yıl içinde Türkiye'de kamu görevlilerinin sayısının
3 katını bulduğu anlaşılmaktadır. Bu artış, genel idarede üç katma
ve İktisadî devlet teşekküllerinde ise 8 katına yaklaşmıştır. Halen
kamu personelinin toplam sayısı (askerler hariç) 750.000 civarında­
dır. Bu niteliği ile Devlet kesimi en büyük istihdam alanıdır. Bu
alanda çalışanların niteliksel dağılımı ise bir hayli düşündürücüdür.
1968 durumu itibariyle genel ve katma bütçeli kurumlarda çalışan
personelin (386.496) % lO'nu tahsilsiz, % 27'si de ilkokul mezunu “
bulunmaktadır. Daha önemlisi, kamu görevlilerinin büyük bir kıs­
mının hizmete sınavsız girdikleri anlaşılmaktadır. 1963 yılı memur
istatistiklerine göre genel ve katma bütçeli kurumlarda çalışan
269,913 personelden 84.11 Tinin (% 31) devlet hizmetlerine sınav­
sız girdiği saptanmıştır. Aynı istatistiklere göre toplam personelin
81.984 u (% 30) Devlet hizmetlerine mecburî hizmet yükümlüsü
olarak, sınavsız girmişlerdir.
3. Bugün görülen manzara k ısaca-şu d u r: 657 sayılı, kanunu
değiştiren 1327 sayılı kanun yürürlüktedir. Malî hükümlerin bü­
yük bir kısmı geniş bir memur kitlesine uygulanmış ve intibaklar
tamamlanmıştır.
Bununla birlikte kanunun uygulanmayan hü­
kümleri uygulananlardan fazladır. Rejimi işletecek düzenleyici
İdarî metinlerin hemen hemen hiç birisi, kesin kanunî sürelere
karşın çıkarılamamıştır. Ücret sisteminin en önemli bir kesimini
teşkil eden yan ödemeler düzeni bir esasa bağlanamamış ve uygu­
lamaya konulamamıştır. îlk dört derece ile ilgili çalışmaların so­
nuçları 'tatmin edici olmaktan uzaktır. Torba kadrolar makulun
hududunu zorlayacak biçimde gelişigüzel olarak dağıtılmış ve
kontrol altına alınamamıştır. Başta üniversite öğretim üyeleri ol­
mak üzere, kapsam dışı personelle ilgili özel kanunların hiç birisi
çıkarılamamıştır. Öte yandan, mevcut rejimden kopma eğilimleri
açıkça görülmektedir. Getirilen personel rejimi sanıldığının aksine
kamu personelini tatmin etmemiştir. Özellikle startejik meslek
grupları arasında memnuniyetsizlik ve huzursuzluk yaygındır.
4. Yeni rejimin bir yıla varan uygulaması, gerek mevzuatın
kendisinden, gerek uygulamadan doğan önemli bazı aksaklıkların
157
mevcudiyetini açıkça göstermiştir. Hukukî statü ve istihdam şekil­
leri konusunda getirilen hükümlerin idarenin iş görme olanakları­
nı zorlaştırdığı anlaşılmaktadır. Hizmete alma ve terfi ile ilgili hü­
kümler; pratik güçlükler dolayısiyle, uygulanamamaktadır. Yük­
sek yönetim mevkilerine yapılan atam alarda bir «kıstas» getirile­
memiştir. Sınıf sistemi, işe yaramaz bir haldedir. Sistem yeteri
derecede belirli olmadığı için «meslek gruplandırma» yönetmeliği
ve «görev ve çalışma» yönetmelikleri yapılamamaktadır. İntibak
hükümleri ve özellikle uygulaması, sistemi temelinden sarsmıştır.
Uygulamada yapılan hatalar ve adaletsizlikler kamu personelinin
reforma olan güvenini yok etmiştir.
5. Sistemi işletecek ve uygulamada birörneklik sağlayacak
merkezî organlar etkisiz kalmışlardır. Devlet Personel Dairesi var­
lığını güçlükle sürdürür bir daire durumuna gelmiştir. Maliye Ba­
kanlığı ise klasik görev sınırlarını aşarak bu alanda çok ağır so­
rumluluklar yüklenmiştir. İki kuruluş arasında bir koordinasyon
sağlanamamıştır. Uygulamada Sayıştaym bazı kararları da tered­
düt konusu olmuştur. Boşlok ve tereddütlerin giderilm.e.si için ka­
nunda öngörülen Bakanlar Kurulu mekanizması etkin bir şekilde
işletilememiştir. Personel rejimi uygulaması tam, anlamıyla sahip­
siz kalmıştır.
6. Bugün mevcut şikâyet ve aksaklıklara kısmî çareler aran­
makta ve bu amaçla yeni bir personel kanunu tasarısı hazırlanmış
bulunmaktadır. Mevcut aksaklıkların saptanmasında ve soruna çö­
züm yolu getirilmesinde yine aynı hatalı yöntemler kullanılmakta­
dır. 1327 sayılı kanun orijinal kanunun % 55 mi değiştirmişti. Bu
kez hazırlanan üçüncü değişiklik tasarısı ise mevcut kanunun %
40'mı değiştirmektedir. Bu kadar kısa süre içinde bu denli kap­
samlı değişiklik ihtiyacı, konuya sistemli bir şekilde yaklaşılma­
dığını göstermektedir.
7. Bütün bu gerçekler karşısında çıkar yol, sorunun İdarî re»
form çerçevesi içinde ele alınıp çözümlenmesidir. Bu amaca çe­
şitli yollardan varılabilir. Belli başlı tercihler şunlar olabilir:
a.
Mevcut kanunu bütünü ile kaldırarak eski rejime dönmek
ve ortaya çıkacak boşluğu belli bir oranda yapılacak genel bir
zamla karşılamak ve köklü çözümleri.İdarî reform çerçevesi için­
de aramak,
158
b.
Mevcut kanuna hiç
dokunmamak ve personel rejimine
ilişkin sorunlarm çözümünü İdarî reform çalışmalarmm sonuna
kadar ertelemek,
c. Mevcut kanunun intibak hükümleri ile birlikte en çok
şikâyet edilen ve dar boğazlar yaratan esas hükümlerinde bir ta■takım düzeltmeler yapmak, bu suretle geçici de olsa bir ferahlık
yaratarak İdarî reforma uygun bir ortam hazırlamak.
8. Bu üç yoldan ilk ikisinin seçilmesi derece derece çeşitli
sakıncalar doğurabilir. Tartışılmağa en elverişli alternatif sonuncu
alternatiftir. Daha önce de işaret edildiği gibi mevcut personel re­
jimine ilişkin şikâyetler hem idareden hem de memurlardan gel­
mektedir. Şikâyetlerin bir kısmının çözülmesi gerçekten son dere­
ce acil gözükmektedir. Mevcut rejimde görülen acil ve açık aksak­
lık ve haksızlıkların vakit geçirilmeksizin
düzeltilmesi gerekir.
Bununla birlikte bu yol ihtiyatla kullanılmalıdır, iyi hesaplanma­
mış müdahaleler başka sorunlara yol açabilir. Yapılacak düzelt­
meler sadece mevcut rejimi işletecek ve bir bakıma soluk alma
olanağını verecek nitelikte olmalıdır. Maliye Bakanlığınca hazırla­
nan değişiklik tasarısının bu düşüncelerin ışığı altında yeniden ve
hızla gözden geçirilmesi isabetli olur.
Genel Burum île ilgili Bilgi Eksikliği
9. Memleketimizde kamu personelinin sayısı ve niteliği üze­
rinde kesin ve güvenilir bilgiler mevcut bulunmamaktadır. Devlet
İstatistik Enstitüsünce yapılan sayımlar, tutulan kadro istatistik­
leri, istatistik yıllıkları, bütçe ve personel rejimine ilişkin kanun
gerekçeleri, çeşitli araştırma raporları ve benzeri
kaynaklarda
rastlanan bilgiler arasında tutarsızlıklar vardır. Belki kesinlikle
söylenebilecek tek şey, Türkiye'de kamu personelinin yılların iler­
lemesiyle birlikte genel bir artış seyri izlediğidir. Oysa elde sağlam
bilgiler olmadıkça personel politikasının isabetle tayinine imkân
bulunamaz.
10. Reform hazırlıklarına ciddî bir envanter çahşmasiyle baş­
lanmalıdır. Bu çalışma, son uygulamalarla ortaya çıkan durumu
bütünüyle saptama amacım da gütmelidir. Bunun yanında, kamu
personelinin sınıf, meslek, maaş derecesi, yaş, cinsiyet, kıdem,
kurumlararası ve coğrafî dağılım, sosyal ve eğitimsel köken yö­
nünden tam bir portresi çıkarılmalıdır.
159
îstihdatti Şekilleri ve Hukukî Statü
İL Yürürlükteki rejimin, istihdam şekilleri ve hukukî sta­
tüye ilişkin hükümleri bazı sakmcalar doğuracak niteliktedir.
. a. Mevcut hükümler kamu hukukuna tabi hizmetlerin aslî
personeline özgü bulunan memuriyet statüsünü genişleterek bede­
nî hizmetlileri de kapsar duruma getirmiştir. Bedenî hizmetliler
kamu hizmetinin aslî unsuru değildir. Bu kimseler tarafmdan görü­
len hizmetlerin Devlet memurları eliyle yürütülmesinde bir zorun­
luluk yoktur. Bugünkü düzenleme biçimi işe alma, atama, sicil, di­
siplin, terfi vb. bakımlardan çeşitli güçlükler yaratabilir.
b.
Bugünkü sistemde öngörülen üç istihdam şekli dışında per­
sonel çalıştırılmaması ilkesi ihtiyaçlara uygun düşmemiştir. Örne­
ğin, mevsimlik ya da geçici nitelikte diğer bazı işlerin gördürülmesi
güçleşmiş, eskiden çok ucuza gördürülebilen bazı hizmetler bu kez
daha pahalıya mal edilir olmuştur.
12. Bugünkü düzenlemenin sakıncaları memur-hizmetli ilke­
sine dönülmek ve geçici nitelikteki aslî görevlerin ekonomik bir
şekilde gördürülmesine olanak verecek esnek bir istihdam düzeni
kabul edilmekle mümkün olabilir. Bu nedenle,
a. Yeniden düzenlemede hizmetliler, malî ve sosyal haklar açı­
sından devlet memurluğu rejimine benzer bir rejime tabi tutulma­
lı, ancak İdarî statü yönünden, hizmetin niteliği göz önünde tutu­
larak, farklı esaslar uygulanmalı ve bu esaslar 657 sayıh kanunda
gösterilmelidir.
b.
Üç istihdam biçimi dışında personel çalıştırılamayacağı yo-
lundaiki ilke yemden gözden geçirilmeli ve aşırı kayıtlamalar hafifletilmelidir.
c. Benzer nitelikteki görevler için benzer istihdam biçimi
uygulanmalıdır. Böylece, bir kurumda «devlet memurluğu» statüsü
ile gördürülen bir hizmetin bir başka kurum da «sözleşmeli» perso­
nel statüsü ile gördürülmesine olanak verilmemelidir.
Kapsam Dışı Kuruluşlar
13. Bugün 657 sayılı kanun kapsamı dışında, biri tamamen
ana rejimin dışında, öteki ana rejimle sadece malî hükümler yönün­
den bağlantı halinde olmak üzere iki grup personel kategorisi mev-
160
cuttiir. Kapsam dışı kalmanın nedeni hizmet özelliklerine dayan»
m alda'birlikte, bazı hallerde bunu farklı ücret alma isteği de tah»
rik etmektedir,
14. Yeniden düzenleme sırasmda
esaslar dikkate alınmalıdır :
kapsamla ilgili olarak şu
а. Hizmet özellikleri yönünden «devlet memurluğu» statüsü­
ne tabi tutulm aları pratik yarar getirmeyen (tiyatro, opera, bale
ve'ses sanatkârları;'Devlet san'atçıları ve orkestra teknik personeli
gibi) personel sunî oiarak kapsam içinde tütulmamalı; öte yandan,
hizmet özellikleri genel kapsam çerçevesinde ihdas edilecek özel ve
esnek ıısııllerle karşılanabilecek {Türkiye Büyük Milet Meclisi, Tür­
kiye Radyo Televizyon Kurumu, Merkez Bankası personeli gibi)
personel kategorileri ise kapsamı dışında bırakılmamalıdır.
б. 657 sayılı kanunda devlet m^emurlarınm genel hizmet şart­
ları, temel hak, ödev ve sorumlulukları ve tabi oldukları yasaklar­
la ilgili genel hükümlerin kapsam dışı personel için de geçerliliğini ■
sağlamak üzere özel kanunlarında gerekli atıflar bulunmalı ve boylece kamu görevlileri arasında bu yönden bir paralellik kurulmalı»
dır.
Çeşitî! Ödemfs Fiejıanleri Arasında Denge Sağlanması
15. Kapsam dışı personel kategorileri arasında ücret yönün­
den makûl bir denge sağlanması sorunu büyük önem taşımaktadır.
Uygulam^ada daha avantajlı bir ücret rejimine sahip olmak için
«kapsam» dışına çıkmak gerektiği yolunda yanlış ve yaygın bir
kanaat mevcuttur. Bugün, bir yandan ana rejimle geçici ilişkisi
olanların ana rejim, öte yandan da ana rejimle hiç ilişkisi bulunmayan bağımsız kategorilerin yine ana rejimle denge halinde bulun­
durulmaları gerekmektedir. Özellikle kamu İktisadî teşebbüsleri ve
657 sayılı kanunun Tinci maddesiyle kapsam dışında bırakılan aka­
demik personelin ücret rejimleri denge konusunda iki acil sorun
teşkil etmektedirler.
16. Kapsam dışında kalan bütün personel kategorilerinin üc­
ret rejimlerinin saptanması işi kesinlikle merkezî personel örgütü­
ne ait bulunmalı ve bunların ana ücret rejimiyle denge halinde bu­
lundurulması sağlanmalıdır.
17. Kamu İktisadî teşebbüsleri personel rejimiyle ana rejim
1:61
arasında ücret rejiminde denge sağlama konusunda izlenecek esas­
lar ise şunlar olmalıdır:
a. Gerçek anlamda İktisadî teşebbüs niteliği taşıyan kuruluş­
larla taşımayan kuruluşlar birbirinden ayırt edilmeli ve İktisadî
teşebbüs niteliği ağır basan kuruluşlar için ayrı bir personel rejimi
uygulanmalıdır.
b. Ücret rejiminde devlet kesiminde uygulanan gösterge tab­
losu ve katsayı esas alınmalıdır.
c. Her iki kesimde aynı ya da yakın benzerlik gösteren hiz­
metlerde çalışanlara aynı ücret rejimi uygulanmalıdır.
d. Üretim sürecini planlayan, yürüten ve denetleyen meslek
personeli ile sevk ve idare personeline akçalı ek teşvik tedbirleri
uygulanmalıdır.
e. Teşebbüslerin yüksek yöneticilik mevkilerini işgal edenle­
re, devlet dairelerinde çalışan yüksek yöneticilerden fazla ücret
verilmesi, teşebbüsün üretian düzeyinin düşürüknemesi ya da öngörülen zararın hafifletilmesi şartına bağlanmalı, bu şartı yerine ge­
tirmeyen yöneticinin mevkiinden ayrılma zorunluluğu esas olma­
lıdır.
f. Ancak bu kesimde, bazı meslek ve teknik personel için ta­
nınacak ücret esnekliği devlet kesimindeki eşitlerinin üstünde bir
takım imkânlar yaratmamalıdır. Bu alanda genel bir denkliğin mu­
hafazasına özen gösterilmelidir.
18. 657 sayılı kanunun Tinci maddesiyle kapsam dışında bı­
rakılan üniversiter kuruluşların akademik personeli ile ilgili ücret
rejiminin kapsanması sırasında şu esaslar izlenmelidir :
a. Belirtilen personel kategorileri ile ilgili ödeme rejimleri tek
bir düzenleme konusu olmalı, varsa özellikleri aynı kanunda göste­
rilmelidir.
b. Devlet memurları için kabul edilen genel gösterge tablosu
ve katsayı sistemi, bu kategoriler için de geçerli olmalıdır.
c. Kadro alınması farklı usullere bağlanmalı ve bu konuda
ilgili kuruluşların yetkili organları söz sahibi olmalıdır.
162
Sınıflandırma
19. Bugün 657 sayılı kanunla getirilen 8 sınıflı sistem perso­
nel işlemlerinde beklenen kolaylığı sağlayacak nitelikte değildir.
Sistemde güçlük ve sorumluluk derecesi kavramına gereğince yer
verilmemiştir. Sistemin temel yönelimi belli olmadığından meslek
gruplandırma yönetmeliği ile görev ve çalışma yönetmelikleri bu­
güne kadar çıkarılamamıştır.
20.
Sınıflandırmada izlenecek esaslar şunlar olmalıdır :
a. Sınıflar meslek gerçeği üzerine bina edilmeli, kendi içlerin­
de bir bütünlük ve benzerlik göstermelidir. Bu benzerlik,' o sınıfa
mensup kişilerin hizmete giriş, yetişme ve yükselme koşulları ve
ödeme rejimi yönünden aynı işleme tabi tutulmasına olanak verme­
lidir. Buradaki ölçü (1) hizmetin mahiyetinde ve (2) gerektirdiği ye­
tişme niteliklerinde benzerlik derecesidir.
b. Sınıflar içinde yeter sayıda güçlük ve sorumluluk derece­
leri saptanmalıdır. Gerektiğinde tek dereceli sınıf tesisinden kaçı­
nılmamalıdır.
^
^
c. Sınıflandırma, kurumlarm işbirliği ile merkezî olarak
rütülmelidir. Özellikle ortak nitelikli hizmetler merkezî olarak
alınmalı; kesin olarak kurumsal niteliktekiler, merkezin yakın
zetim ve denetimi altında ve merkezce saptanmış standartlara
re, bakanlıklara bırakılmalıdır.
yü­
ele
gö­
gö­
d. ‘ Kabul edilen sınıflandırma taslağı pilot proje olarak önce
belli bir veya birkaç kuruluşta uygulanmalı ve alınacak sonuçlara
göre gerekli düzeltme ve" ayarlamalar yapıldıktan sonra kapsamlı
uygulamaya geçilmelidir.
e. Bugün sınıflandırma aracı olarak düşünülen görev ve çalış­
ma yönetmelikleri, yapılacak teşkilât ve görev analizlerinin sonuç­
larına ertelenmelidir,
-Ücret Rejimi
2L
lardır :
. „
,
,
Bugünkü ücret rejiminin yarattığı bellibaşlı sorunlar şun­
'
■
■ '
'
a.
■Bugünkü rejimde hizmetle insan arasında sınıflandırmaya
dayanan objektif bir ilişki kurulamadığı için hizmet özelliklerini
karşılamak üzere ihdas edilen yan ödemeler mekanizması büyük
163
güçlüklerle karşılaşmaktadır. Gerçek bir sınıflandırma yapılmadık­
ça bu mekanizmanın objektif bir biçimde işlemesine olanak yok­
tur, Bu yolun ileride yaygın bir istisnalar düzeni yaratacağı a ç ı t
tır.
b. Bugünkü ücret rejiminde barem yelpazesi dar tutulm uş­
tur. Genel idare hizmetleri-sınıfında görev alan bir yüksek okul me­
zunu düzenli bir şekilde terfi eder ve 1. dereceye kadar yükselirse
30 yıl sonunda alabileceği net aylık, giriş aylığının üç katı olacak­
tır. Ancak, her yüksek öğrenim görmüş memurun ilk dört derece­
ye hele rin c i dereceye kadar yükselebilmesi mümkün olmadığına
göre aradaki oran 1.8'e düşmektedir. Bu durum, bir taraftan aylık
m iktarının teşvik edici gücünü azaltmakta, öte yandan yüksek öğ­
renimli memurların ilk dört dereceye girme isteklerini körüklemek­
te ve dolayısiyle prim adin üst kısmı zorlanmaktadır.
c. 657 sayılı kanunun 68 inci maddesiyle getirilen «derece
atlaması» olanağını veren müessese, sınırlanmadığı takdirde, me­
kanik bir «tatmin» aracı olarak kullanılmaya ve böylece ücret den­
gesinin bozulmasına yol açacaktır.
d. 146'ncı madde ile getirilen «Devlet memurlarına sağlanan
haklar dışında ücret ödenemeyeceği ve hiç bir menfaat sağlanama­
yacağı» yolundaki kayıtlama, hizmet karşılığı ödüllendirmenin tek
bir ücret sistem içinde yapılabilmesine olanak verecek objektif bir
hizmet değerlendirmesi mevcut olmadığı için, uygulamada güçlük­
ler ve tereddütler yaratmaktadır.
e. Ücret rejiminde Önemli unsur olan katsayının her yıl nasıl
ve hangi mekanizma ile saptanacağı belirtilmemiştir.
22. Ücret rejiminde izlenecek esaslar şunlar olmalıdır :
a. Ücret rejimi, esas itibariyle, gerçek bir sınıflandırma ya­
pısına dayandınlmalıdır.
b. Gerçek bir sınıflandırma yapılıncaya kadar yan ödemeler
asgarî hadde tutulmalı, mümkün olduğu kadar objektif kıstaslara
dayandırılmalı, memurların yurt düzeyinde uyumlu olarak dağılımı-,
nı sağlayacak biçimde kullanılmalıdır.
c. Barem yelpazesi yukarıda belirtilen sakıncalar önlenecek
biçimde yeniden düzenlenmelidir.
164
d. Derece atlaması olanağım veren mekanizmanın ücret yö­
nünden mekanik bir tatmin aracı olarak kullanılmasını engelleye­
cek yeni kayıtlamalar getirilmelidir.
e.
146 ncı madde ile getirilen kayıtlamanın ereğini aşıp aş­
madığı, idarenin hareket serbestliği ve iş görme olanakları üzerin­
deki etkisi bir araştırma konusu yapılmalı ve varılacak sonuca gö­
re yeni formüller üzerinde durulmalıdır.
f. Parlamentonun kararma esas olmak üzere katsayının ob­
jektif olarak saptanmasını sağlayacak teknik mekanizma ve bunun
işleyiş tarzı açıkça belirlenmelidir.
Devlet Memtırluğuna Gîrîş
23. Hizmete girişte temel ilkelerden biri de liyakat ilkesidir.
Ancak asıl önemli olan, bu ilkeyi tarafsız bir biçimde gerçekleştire­
cek bir mekanizmanın var oluşudur. Bugün hizmete alma, kurumlarm takdirine ^bırakılmış, gelişigüzel yürütülmekte; merkezî siste­
min sağlayacağı objektiviteden yoksun bulunmaktadır. Oysa bazı
ortak hizmetler için tek elden eleman alınması,'ekonomik ve etken­
lik yönünden tercih edilmesi gereken bir usuldür. Bugün hizmete
almada sınav ilkesi gereğince uygulanmamakta ve beklenen sonuç­
lar alınamamaktadır. Kurumlarca açılan sınavlar merkezî bir de­
netimden yoksundur. Uygulamada bazı kariyerler dışında, memur
genel olarak isimsiz bir görev için hizmete alınmaktadır. Öte yan­
dan, bugün gözlemlenen biçimiyle, mecburî hizmet yükümlülerinin
sınavdan istisna edilmeleri, eşitlik ilkesini zedelemektedir,
24.
Devlet memurluğuna giriş konusunda izlenmesi mümkün
olan esaslar şunlardır :
a. Kurumlar için ortak nitelikte hizmetlere tek elden eleman
alınması üzerinde durulmalı; bu mekanizma ve yöntem önce bir
pilot proje şeklinde uygulandıktan sonra kapsamlı uygulamaya ge­
çilmelidir.
b. Girişte sınav (ya da seçme) ilkesi bütün unsurları ile gerçekleştirilmelidir. Hizmetin gerektirdiği nitelikler önceden belirtil­
meli, adayların önceden belli bir hizmet için memuriyete alınması
esası kabul edilmelidir. Üniversite ve yüksek okul programları bu
usulle olumlu yönde etkilenmelidir.
165
c.
Sınavsız memuriyete giriş 657 sayılı kanunun 49'uncu mad­
desi hükmüne inhisar ettirilmeli; meoburî hizmet yükümlülerine
ayrıcahk itanınmamialıdır. Bu nedenle, yatılı öğrenci ya da burs ile
mecburî hizmet yükleme yerine, esas itibariyle, «kredi verme» yo»
luna gidilmelidir.
Yerinde Kullanma
25. Yerinde kullanma, kişinin eğitildiği amaca ve taşıdığı ni­
teliklere uygun yerde ve işlerde çalıştırılması ve sınıf ve derece hiz­
metlerinin dışında görevlendirilememesi demektir. Devlet kesimin­
de hizmetle kadro arasında yeterli bir ilişki kurulamadığı için per­
sonelin yerinde kullanılması mümkün olamamakta ve bu yüzden
önemli bir israf göze çarpm^aıktadır. Yerinde kullanma ancak gerçek
bir sınıflandırma yapısı içinde mümkün olabilir.
26. Personelin yerinde kullanılmasını sağlama amacı ile izle­
necek esaslar şunlar olm alıd ır:
a. Hizmete girişte’ kişinin nitelikleriyle kadro gerekleri arasında kessin bir ilişıki kurulmalıdır.
b. H er kuruluşta organizasyon' piramidi, görev ve yetkiiler
açısından yeniden düzenlenmeBdir.
c. Kuruluşlar, ilerisi için insan gücü ihtiyaçlarını karşılayı­
cı program lar yapmalıdırlar.
d.Insan gücü fazlalığı olan alanlardan ihtiyaç du 3mlan alanlara
kaydırmalar yapılmalıdır.
e.
malıdır.
Mevcut insan gücü nitelik yönünden ihtiyaçlara uydurul-
- f. Coğrafî atam a ve-yer değiştirmeler objektif esaslara ve genel bir sistem e. bağlanmalıdır.
Personel Hareîfetllîîği
27. Personel hareketliliğinden, idareye esneklik, canlılık ve
etkinlik kazandıracak b ir insangücü hareketliliği kastedilmekte
olup bu haraketlilik, kurumsal, kurum lararası, sınıflar ve derece­
ler arası ve devlet kesimiyle özel (kesim arasında olabilir. Yeni re­
jim, bu alanlarda «işleyiş» ve «yerindelik» yönünden tatm inkâr ol­
166
mayan hatta sakıncalı sonuçlar doğurabilecek olan bazı tedbirler
getirmiştir.
a. iKummlararası hareketlilik için lihdas edilen «geçici süre­
li görevlendirme» müessesesi tek yönlü olarak düzaalenmiştir. Bu­
na göre 657 ^sayılı .kanunun kapsamı dışında kalan kuram larda ça­
lışan personelin Devlet Memurları Kanununa tabi kurum larda gö­
revlendirilmesi olanağı düşünülmemiştir.
b. Re’sen yapılan yer değiştirmelerde aranan «memuriyet un­
vanının değişmemesi şartı »ndan neyin ıkastedildigi belli olmadığı
için uygulamada tereddütler ve güçlüıkler doğmaktadır.
c. Sımflararası hareketliliğin «eşit dereceler arasında» olma­
sı ve «geçilecek sınıfm niteliklerini taşıma» zoranluluğu bu müesseseyi işlemez hale getirmiştir.
d. Kamu kesimiyle özel sektör arasındaki hareketlilik sade­
ce sağlık personeli ve tekniık personelle smırlandınimış ve kamu
kesiminden özel kesime gidiş hiç b ir kayda tabi tutulmamıştır.
e. Derece yükselmesindeki süre kaydı aranmaiksızın daha
aşağı iderecelerden yapılacak atam alarla ilgili 68’inci madde bazı
sakıncalar doğuracak niteliktedir. Madde, ilk dört dereceye giren
bütün kadrolara alt derecelerden belli şartlarla atam a yapılma ola­
nağı sağlamaktadır. Bu derece geniş bir olanağın tanınması «kari­
yer» sistemini temelden zedeleyebilir.
28.
olm alıdır:
Personel hareketliliği konusunda izlenecek esaslar şunlar
a. Geçici süreli görevlendirme, belli görevler ve projeler için
ve merkezî personel örgütünün denetimi altında işletilmeli ve tek
yönlü olmaktan çıkarılmıalıdır.
b. Kurum içi hareketliliği kısıtlayan «memuriyet unvanı» deyüni açıklığa fcavuşturuîmahdır.
c. Kamu sektöründen daha önce iş ilişkisi içinde bulunulan
özel sektöre geçiş sınırlanmalıdır.
d. Derece atlaması, sadece ilâve gösterge hakkı tanınan belli
ve mahdut sayıda mevkilere ve çok istisnaî hallerde uygulanmalı­
dır.
167
e.
Bu atam alarda bazı temel nitelikler
görme gibi) m utlaka aranmalıdır^
-(Yo'neticilik eğitimi
J . Yasama organı üyeliği yapmış olanlara ..tercihli atanma im­
kânını veren fıkra 68 inci maıddeden çıkarılmalıdır^
g.
Merkezî personel örgütü, özellikle ilk dıört derecedeki kiiit mevkilere yapılacak atamalarda, yetkili organlara tekliflerde
bulunmalı ve bu amaçla, yetenekli adaylara -dair 'Sİstemli bir bilgi
■derleme ve değerlendirme mekanizması kurmalıdır.
Kadrolar
■. '
29. Kadroların hazırlanmasında, M:aliye ıB^aJ^anlığı, Devlet
Personel Dairesi ve ilgili kurum lar arasında yapılmaîsı öngömlen
işbirliğinin hangi esaslara dayanacağı ve nasıl b ir yol izleneceği
belirtilmediğinden, uygulamıada aksaklık veı geciilkmeler olmakta­
dır» Öte yandan, kanunda kadrolarm ■hizmetle ilişki dereceleri ve
bu ilişkilerin nasıl kurulacağı belirtilmemiştir. Bu yolda öngörü­
len görev ve çalışma yönetmeliklerİ3/le saptam a işleminin fiilî ve
pratik sonucunun ne olacağı bilinmemektedir.
30. Kadronun temel hizmet, birimi olarak anlamı ve fonksi­
yonu iyi belirîenröeliidir» Kadro- istandardiziasyonuna teşkilât ve gö­
rev analizlerinden, sonra gidilmıeHdir. Düzenlemede kaidroların
.unvanlarının saptanması ile yetlnilmemeli, unvanların tekabül et­
tiği eşdeğer görevler de dikkatle tespit olunmalıdır.
Hizmet İçi Eğitim
3L Bugün ülkem,izde kamu ke'siminde hizmet içi eğitim ola­
nakları henüz kurumlaşmış değildir. Ötedenberi merkezî düzeyde
■eğitim yapan Türkiye ve Orta Do-ğu Amme îda.resi Enstitüsü bir
tarafa bırakılırsa, bu alanda ısistem.âtik olarak eğitim le. ilgili bir
hizmet içi, eğitim: kuruluşuna, rastlam ak mümkün değildir. Kurumlarm yurt içi ve yurt dışı eğitim olanaklarından yara:rlanma usul ve
esasları düzensizdir. Dış yardım ka.ynaklarmdan •sağlanan burslar
gelişigüzel, belli ilkelerden yoksun, b ir tarzda ■harcannıakıtadır. Ya­
bancı dil öğretimi pa.halı, elverişsiz ve düzensiz bi,r biçimde yürü­
tülmektedir.
32.
Hizmet içi eğitim. konusund.a izlenmesi öngörülen esas­
lar şu n lard ır:
168
la» Yurt içi ve dışı hizmet içi eğitim dhtiyaçlarmı karşılayabilecak nitelikte bir genel eğitim^' planı yapılmalıdır. Planda, genel
ülke ve yöntemler, öncelik ve 'sorumluluklar, eğitim tipleri, k a y n a t
lan, programları, eğitim, kurul ve merkezleri, eğitim: bütçesi vb.
teiTıel unsurlar belirtilmelidir» Eğitim genel planı, esas itibariy’C,
kurumsal planlara dayandırılmalıdır. Bu ise kamu kesiminde her
kuruluşun fcnksiyönlarınm tanımlanmasına ve bu fonksiyönlarm
gerektirdiği niteliklerin belirlenmesine bağlıdır,
b. Yurt içi ve yurt, dışı eğitim olanaklarını kısıtlayan hüküm­
ler gözden, geçirilmeli, hizmet içi eğitim çabaları özel bir biçimde
teşvik edilmelidir,
c. Yurt iı;i, eğitim, kurum larında eğitim görecek memurlara
izin verilebilme yolu açılmalıdır.
d. Hizmet içi ' eğit.imde görevlendirilecek eğitim, yöneticileri­
nin ve eğiticilerin yetiştirilme-sine öncelik verilmelidir»
e. Dış eğitimin olanaklarından. yararla.nm:a, belli ve kesin ku­
rallara bağlanmalıdır» Dış ve iç bursların dağıtımı merkezîleştirilmeli; burslar Genel Eğitim Planında, belirtileceik öncelik ve ilkelere
göre dağıtılmalıdır. Merkezî Personel örgütü içinde kurulacak burs
dağıtım mekanizmasında Devlet Pla:nlama Teşkilâtı ve Türkiye ve
Orta Doğu Amme idaresi Enstitüsü tem.sil olunmalıdır,
f. 'Dış eğitim olanaklarından gereğince yararlanılmasını sağ­
lama amacına yönelik bir yabancı diller merkezi kurulmalıdır.
Yöneticilerin Yetiştirilmesi
33,. Halen idarenin yönetici personel ihtiyacı üniversite ve
yükseik okullardan :sağla:nmaktadır. Ancak bu öğrenimin idareci­
lik eğitimi ile doğruda.n doğruya bir ilişkisi yoktur» Sonraki yıllar­
da yapılacak yöneticilili eğitiminin başarısını geniş. ölçüde, etkileye­
ceğinden, genel öğretim, i^urumlarında, yapılmakta olan öğretim^ ve
eğitim faaliyetleri üzerinde önemle durm ak gerejkir»
Üniversite öğrenimi yöneticilik açısından .daha çol^ genel kül­
tür verme amacım .taşır, Üniversite mezunu yönetici adaylarının
ayrıca bir haz.ırlık eğitiminden geçirilmesi gerekir. Bunun amacı,
yönetici adaylarına ortak yöneticilik formasyonu- kazandırmaktır.
Hazırlık eğitiıminin merkezî bir^ kurum tarafından yerine getirilme­
169
sinde zorunluluk vardır. Gerek Beş Yıllıık Planlarda, gerekse araş­
tırmalarda açıkça kabul edilen bu görev Türkiye ve Orta Doğu
Amme İdaresi Enstitüsüne verilmiştir.
34. Yöneticilerin yetiştirilmesine ilişkin esaslar şunlar olma»
İldir:
a. tik dört derece yüksek sorumluluk mevkileri açıkça belir-’
tilmeli, buralara yapılacak atamalarda mezuniyet sonrası yüksek
yöneticilik eğitiminin görülmüş olması esas olmalıdır.
b. Yöneticilik eğitimi, (1) gelecekteki yönetici mevkilerine ata­
nacakların hazırlık eğitimi; (2) yakın gelecekte bu mevkilere ata­
nacakların geçiş dönemi eğitimi; (3) halen bu mevkilerde bulunan"
iarın eğitimıi^ olmak üzere, üç düzeyde ele alınmah-dır.
c. Yüksek yöneticilik mevkilerine atanma, h er yıl d^aha çok
artan oranlarla, hazırlık eğitimi .görme şartına bağlanmalı, ilerde
bütün yöneticilerin bu eğitimi görmüş olmaları sağlanmalıdır. An­
cak bu arada, istisnaî değer taşıyan kimselerin bu mevkilere gel­
me olanağını tümüyle ortadan kaldırmamak için belli bir oranda
bu şartın aranmaması mümkündür. Her sınıfa mensup tüm. yöne­
tici adayları bu eğitimden geçirilmelidir.
d. • H azırlık .eğitimme katılacaklar, girişte, ciddî bir sınav ve
seçmeden geçirilmelidir.
e. Yakın gelecekte yöneticilik mevkilerine atanacaklar için
kısa süreli, farklı ve özel bir geçiş programıi uygulanmalıdır. Ke­
za, halen bu mevkilerde bulunanlar için de kısa süreli programlar
düzenlenmelidir.
f. Hazırlık eğitimini başarıyla tamamlayanlar, yüksek mev­
kilere atanıncaya kadar, hizmet içinde yetiştirilmeğe devam, olun­
malıdır. Rotasyon, işbaşında geliştirme, kurumsal ve kurum dışı
eğitim olanakları vb. yöntemlerden bu amaçla yararlanılmalıdır.
g.
Hazırlık ve geçiş dönemi eğitimleri Türkiye ve Orta Doğu
Amme İdaresi Enstitüsü tarafından yapılmalîdır. Enstitü, bu gö­
revleri gereği gibi yerine getirebilecek bir örgütlenme düzeyine,
kaynaklara kavuşturulmalı ve akademik statüsü geliştirilmelidir.
Memur Örgütleri, Ek Sosyal Sigorta ve Yardımlaşma
35. Memurlar kendi örgütleri aracılığıyla istenen düzey ve ni­
telikte temsil olunamamaktadır. Bu nedenle, memurların örgütlen170
mesimn Anayasa ilkeleri göz önünde bulundum larak yeni baştan
ele alınması gerekmektedir» Öte yandan memur m aaşlarından ke­
silen % 5lerle kurulm ası öngörülen ıMenıur Yardımlaşma Kurumu
bugüne kadar kurulamamıştır. Bu konuda en geç b ir yıl içinde çı­
karılacağı bildirilen kamun hâlâ çıkarılamamıştır. Bu durum me­
murun güven duygusunu büyük ölçüde zedelemektedir.
36. Memur örgütlerinin kendilerini toplu olarak ilgilendiren
konularda görüşme, danışma ve tekliflerde bulunma olanakları ye­
niden gözden geçirilip' işleyebilir kurallara bağlanmalıdır. Bu yol­
da, düzenli ve dengeli örgütlenmeye imkân verecek tedbirler üze­
rinde durulmalıdır. Memur yardımlaşma kurum unun kuruluşu
geciıktirilmemeli ve memurun güven ıduygusunun daha fazla sarsıl­
masına meydan verilmemelidir. Sözü geçen kurum un yönetiminde
memurların etkin bir şekilde temsil edilme’ olanağının sağlanması
gerekir.
Personel Rejîmînîîi Bütünliiğtieüiî Korunması
37. Bugün personel mevzuatı önemli bir sorun kaynağı teş­
kil etmektedir. Temel ilkeler ana kanunlarda yeteri kadar açıklık
ve sadelikle gösterilemediği için uygulamada çok sayıda düzenlC"'
yici İdarî metinlere ihtiyaç hasıl olmaktadır. Kanunlarda bir çö­
züme bağlanamayan ana konular tüzük ve yönetmeliklere bırakıl­
makta ve böylece sistemin işleyişi, bütünü ile bu metinlerin kade­
rine terkedilmektedir. Bu yolun sakıncaları açıkça görülmektedir.
Öte yandan, bugün bütçe ve teşkilât kanunlarına personel rejimi­
ni' değiştiren ya da etkisiz bırakan hükümlerin konulması usulü
oldukça yaygındır. Rejimin, bütünlüğünü koruımak amacı ile 657
sayılı kanuna konulan'hüküm yetersiz kalmıştır.
38. Personel rejimıinin kendi içinde
yolunda şu esaslara riayet olunm alıdır:
bütünlüğünü sağlamak
a. Personel kanunu tekrar ele alınırken, sistemin temel unsurlarıyle genel yönelimi ve felsefesi fcanunda açıkça belirtilmeli­
dir. '
b. Biaşka kanunlara konulacak hükümlerle 'Sİstemin bütün­
lüğünün zedelenmesine imkân verilmemelidir. Teşkilât kanunları
merkezî idareyi geliştirme biriminin incelenmesinden geçirilme­
den Bakanlar Kuruluna :sunulmam:alıdır.
171
Bu konuda merkezî idareyi geliştirme ve personel birimleri
arasında sıkı bir işbirliği düzeni kurulmalıdır.
İntibaklar'
39. İntibak ihükümileri en çok eleştirilen hükümilerdendir. •
İntibak esasları tutarsızdır. Uygulamad'aki. ihatalar memurun reji­
me güvenini sarsmıştır. Dayanılan esasların ne olduğu belirsizdir.
Müktesep hak, eşitlik; adalet, kayıp hizmetlerin telâfisi amaçları
birbirine karıştırılmıştır. İntibak anarşisi eski rejime dönüş özlemi uyandırmıştır.
40. İntibaklar konusuyla ilgili olarak göz önünde bulunduru­
lacak esaslar şunlardır:
a.
İntibaklarla ortaya çıkan durum ayrıntılarıyla saptanıp
göz önüne konmalıdır, İntibaklarla ilgili haksızlık, adaletsizlik vb.
iddiaların eksiksiz olarak sapitanması şarttır. İntibak sonuçları
doğru bir şekilde' tespit edilmedikçe^ haksızlıkların, adaletsizlikle­
rin ve hataların giderilmesi mümkün olamaz.
h.
■ Hatailı uygulamalar, haksızlıklar ve adaletsizlikler, mük­
tesep haik diye meşru kılmmıamahdır.
e.
İntiba,k hükümlerinden yararlanmada personel kategorileri
arasındaki farklar kaldırılmalıdır.
. d. Eski memur, yeni memur iayırımı yaratan hükümler gözden geçirilmeli, bu ayrımı ortadan kaldıracak tedbirler alınmalı­
dır.
e. Kayıp hizmetlerin telâfisi yolundaki uygulamaların (1214
ve 1186 sayılı kanunlarm ortaya çıkardığı durum dahil) doğurduğu
sakıncalar giderilmelidir.
f. İntibak hükümlerinin kendi bünyesindeki
boşluklar ortadan kaldırılmakdır.
tutarsızlık ve
Merkezî ve Kuramsal Personel Örgütleri
41. Devlet Personel Dairesi bugün fonksiyonunu kaybetmiş
durumdadır. Maliye Bakanlığı personel sorunlarına müdahale et­
miş ve bizzat bir merkezî personel organı haline gelmiştir. Devlet
Personel Dairesi, bugünkü statüsüyle, görevlerini vasat ölçüde dahi
yerine getirememektedir. Kararları sadece istişarî nitelikte olup
172
Bakanlar Kumlunun onayına bağlıdır; yürütmeye ilişkin hiç bir
yetkisi yoktur. Karar yetkisi, terkip ve atanma şekli söz götüren
bir heyete bırakılmıştır. Başkanın rolü, daha ziyade «biçimsel» ni­
teliktedir. Karar mekanizması yavaş işlemektedir. Örgütlenme ve
çalışma tarzı yetersizdir. Daire içersinde bir ekip çalışması yoktur.
Uzman kaynağı elverişsiz ve uzman kullanma olanakları sınırlıdır.
Bakanlık ve kurumların personel birimleri de son derece basit
İdarî üniteler halindedir. Bu birimlerin, belli statik görevler dışın­
da, bir özellikleri yoktur. Bugünkü statü ve eleman durumları iti­
bariyle hiç bir görevin üstesinden gelecek güç ve nitelikte değiller­
dir. Devlet Personel Dairesiyle de bir bağlantıları bulunmamakta­
dır.
Personel reformunun gerçekleştirilmesi için güçlü bir merkezî
örgüte olan ihtiyaç bugüne kadar geçirilen acı denemelerle sabit
olmuş bulunmaktadır. Bugün bu konuda yapılacak bir yeniden dü­
zenlemede, (1) merkez, (2) merkezin denetimi altında kurumlar ve
(3) yalnız başına ve doğrudan doğruya kurumlar tarafından hangi
ölçüde ve ne gibi görevlerin yapılacağının belirtilmesine ihtiyaç
vardır,
42. Merkezî örgütün genel niteliği ve yetkileri aşağıdaki esas­
lar çerçevesinde saptanmalıdır.
a. Merkezî personel örgütü, kendi alanında güçlü bir kuruluş
olmalıdır. Örgüt, kapsam dışı personelin günlük yönetim ve işleyi­
şi dışında, tüm kamu personelinin sorunlarıyla ilgilenmelidir.
b. Merkezî personel örgütü tek başlı bir örgüt olmalı, kamu
yönetimi müsteşarlığı aracılığıyla Başbakanlığa bağlı bulunmalıdır.
c. Merkezî personel örgütüyle, bakanlık ve diğer kuruluş per­
sonel birimleri arasında, belli konularda ve teknik düzeyde fonk­
siyonel bir ilişki kurulmalıdır.
d. Merkezî personel örgütünün yüksek yöneticilerin atanma­
sında Başbakana tekliflerde bulunması kural olarak kabul edilme­
lidir. Bu amaçla, merkezî örgüt tarafından, söz konusu kişiler hak­
kında dosyalar tutulmalı, sicil durumları vb. hususlarda bilgi edin­
me olanakları sağlanmalıdır,
43. Merkezî personel örgütünün ana görevleri aşağıdaki esas­
lar çerçevesinde saptanmalıdır :
a.
ması,
Personel rejimi ve politikası ile ilgili mevzuatın hazırlan­
173
b. Sınıflandırma
konması,
esaslarının
hazırlanması ve
uygulamaya
c. Maaş rejiminin esaslarının tespiti ve maaş/ücret yönetimi,
(Bu konuda Maliye Bakanlığı ile sıkı bir işbirliği içinde bulunma­
lıdır).
d. Hizmete alma yöntemlerinin geliştirilmesi; bazı ortak ni­
telikli hizmetler için tek merkezden eleman tedariki sisteminin ku­
ruluşu ve işletilmesi,
e. Genel olarak personel ihtiyaçlarının saptanması ve insangücü planlamasının yapılması,
f. Hizmet içi eğitim politikasının tayini ve devlet memurları
eğitimi genel planının hazırlanması ve uygulanma esaslarının tes­
piti,
g.
ması,
Yıllık kadroların saptanması ve bu konudaki esasların kon»
h. Personel istatistiklerinin tutulması; kamu personeli ve ka­
mu kuruluşları üzerinde araştırma ve etütler yapılması,
1 . Personel politikasının bütün kuruml-arda bdrömek uygu­
lanışı yönünden gerekli gözetim ve denetim faaliyetlerinde bulunul­
ması.
44. Bakanlık personel birimleri merkezce tespit edilmiş per­
sonel politikalarının bakanlık çapında yürütülmesinden sorumlu
olmalı ve bu görev ve sorumluluklarına uygun bir biçimde yeni­
den örgütlenmelidirler. Kurumsal personel birimlerinin, aynı za­
manda merkezî örgütle fonksiyonel bir ilişki halinde bulunmaları
esası gözden uzak tutulmamalıdır.
45. Merkezî örgütün personel statüsü genel rejime uymalı, an­
cak, istihdam konusunda kendisine Devlet Planlama Teşkilâtına ta­
nınan yetkilere benzer yetkiler tanınmalıdır. Örgütün daimi per­
soneli asgarî sayıda olmalı ve bu personelin iyi yetişmiş olması
üzerinde durulmalıdır.
Reforma Gene! Yaklaşım ve Hazırlık Çalışmaları
46. Personel konusu bütünüyle, örgüt ve yöntem konuların­
dan soyutlanamaz. Bu konuların bir arada ele alınmasında zorun­
luluk vardır.
174
47. Reform çalışmalarına, merkezî personel Örgütünün, bu­
günkü Devlet Personel Dairesi yeniden düzenlenmek suretiyle ku­
rulmasından başlanmalıdır. Merkezî örgütün kuruluşu çalışmala­
rında Türkiye ve Orta Doğu Amme İdaresi Enstitüsü, Devlet Plan­
lama Teşkilâtı vb. kuruluşlar yardımcı olmalıdır.
48. Reform çalışmalarında ikinci bir tedbir olarak halen mev­
cut durum saptanmalıdır.
49. ^Yeni personel
rejiminin kuruluşuna geçilirken yapılacak hazırlık çalışmalarında, açıklık ilkesi ana ilke olmalı, ilgili ku­
ruluşlarla meslek teşekküllerinin görüşlerinin alınması gereği unu­
tulmamalıdır,
50. Hazırlık çalışmaları sonunda ana sistemin kuruluşuna ve
işlemesine kadar ertelenebilecek sorunlarla, acil sorunların neler
olduğu açık bir şekilde ortaya çıkarılmış olmalıdır.
51. ' Personel sisteminin sınıflandırma çalışmaları etrafında
şekilleneceği hususuna bir kez daha değinilmesi yerinde görülmek­
tedir. Hazırlık dönemindeki çalışmaların, sınıflandırma çalışma­
larına da geniş ölçüde katkıda bulunacak tarzda yürütülmesi hu­
susu gözden uzak tutulmamalıdır. Geçiş döneminde ve daha sonra
giderek uygulanacak tedbirlerin nelerden ibaret bulunacağı husu­
su hazırlık çalışmaları sonunda açıkça ortaya çıkarılmış olmalıdır.
Hizmete alma ve personel tedariki sorunlarının öncelikle ele alın­
ması gibi sorunlar daha sonradan kararlaştırılabilir.
VII
MALÎ YÖMETÎM
Malî idare reformu ana unsurları itibariyle aşağıda İncelen­
mektedir. Malî idare ile malî sistem arasındaki yakın ilişki, bazı du­
rumlarda sistem sorunlarıyle de ilgilenilmesini zorunlu kılmıştır.
Gider Sistemi ve Yönetimi
L Devlet giderlerinin ve dolayısıyle devletin tasarrufu altına
geçen kaynakların önemli bir bölümü israf edilmektedir. Bu du­
rum kamu kesimince kaynakların önemli biçimde artırılabileceği­
ni ortaya koymaktadır.
îsrafm başlıca nedenleri şunlardır :
a.
Türk idaresinde ödenek saptamaları esaslı programlama­
■
175
lara dayanmamaktadır. Gerçekten, hedeflerin ve bu hedeflere ulaş­
ma olanağmı sağlayan alternatiflerin bilimsel değerlendirilmesi
yaygm bir faaliyet değildir.
b. Programlama çalışmalarmm yaygın olmayışı, hedef ile kaynak ve ö^rgüt ar'asındaiki ilişkilerin sürekli bir bıiçimde incelenmesi
olanağını da ortadan kaldırmaktadır.
Gerçekten Türk idaresinde
çok sayıda gereksiz örgüt bulunduğu gibi, kaynaklar hedefin ge­
rektirdiğinin altında veya üstünde olabilmektedirler.
, 2. îsrafm ortadan kaldırılması ve dolayısıyle kamu kesimin­
ce yaratılan değerlerin önemli oranda artırılması, her şeyden ön­
ce, devlet faaliyet hcideflerinin ve bu hedeflere ulaşan alternatif­
lerin doğru biçimde belirlenmesinde bağlıdır. Bir planlama-programlama faaliyeti biçiminde, tanımlanabilecek bu belirleyiş, çağ­
daş maliye literatüründe program-bütçecilik olarak isimlendirilmektedir.
3. Program-bütçe uygulamasının kamu kesimine yayılmasına,
bu suretle hedeflerin ve hedefler ile kaynak ilişkisinin, gerek yöne­
ticiler ve merkezî organlar ve gerekse parlamento tarafından etkin
bir şekil de^ değerlendirilmesine ve devlet faaliyestlerinin mümkün
olduğu kadar bilimsel yöntemler tullamlmaısı yoluyle saptanmiasına olanaik sağlanmalıdır.
4. Genellikle kabul edildiği gibi, program-bütçe deyimi aşa­
ğıdaki üç unsuru kapsamaktadır :
a. Bütçenin yapısının değiştirilerek, devlet faaliyetlerini gös­
teren bir belge durumuna sokulması,
b. Devlet faaliyetlerinin daha, etkin yöntemlerle saptanması
ve bu hususta sistem analizi, maliyet-yarar analizi vb. yöntemler­
den yararlanılması,
c. Faaliyetlerin izlenmesine ve yeni faaliyetlerin seçilmesine
yardımcı olacak sistemlerin ve s-ayısal göstergelerin oluşturulması.
Bunlar arasında raporlama, maliyet muhasebesi, standartlar, bi»
rim maliyetler vb. kavramlar yer almaktadır.
Bütçenin strüktürünün değiştirilmesi güç bir aşama değil ise
de (b) ve (c) fıkralarında söz konusu edilen hususlar tam anlamıyle
ancak uzun bir süre içinde gerçekleştirilebilir.
5. Program-bütçe uygulaması belirli bir sıra izlenmek sure­
tiyle giderek gerçekleştirilmeli; bu uygulamada analiz ve sayısal
176
göstergelerle ilgilenddrilîiıesd daîıa, ıkolay olan faaliyetlere önceliık
verilmelidir»'
^ ■
6. Günümüzde yatırım giderleri Devlet Planlama Teşkilâtı ve
cari giderler Maliye' Bakanligmca saptanmaktadır. İki kuruluş arasmda bu giderler arasmdaki organik ilişkinin gerektirdiği koordi­
nasyon kurulamamıştır. Âslmda yatırım ve cari giderlerin tek bir
merkezden değerlendirilmesi gerekmektedir. Bu değerlendirme ör­
güt, personel, donatım ve idareyi geliştirme sorunlarını kesinlikle
kapsamalıdır. Öte yandan, bütçeyi planın daha iyi hazırlanmasmı
ve uygulanmasını sağlayan bir araç durumuna getirmek lâzımdır.
Program-^biitçe telmiğinin etkin bir biçimde uygulanması bu 'ama»
cı da gerçekleştirecektir.
7. Gider sistemini düzenleyen çeşitli kanunların israfa yol
açan nedenlerden biri olduğu kuşkusuzdur. Kaynak Sağlama işlem­
lerini uzun ve gereksiz usullere bağlayan 2490 sayılı kanun bunlar
arasındadır.
^
^'
'8. a, I^'rogram-bütçe sisteminin iteorisine uygun olarak, kay­
nak sağlama işlemleri, gereksiz formalite ve sürelerden kurtarılm a­
lıdır. / .
^
. ■ '■
b. Genel Muhasebe Kanunu yerine geçecek olan-kanun, program™bütçe tekniği, yürütme sorumluluğu, hazine birliği, etkinlik
denetimi ve kuruluşlarda kaynak kullanımını denetleyebilecek yük­
sek düzeyde birimlerin kurulması gibi konuları kapsamına alma­
lıdır. ■
c. Öte yandan, program sorumlularına kamu ödeneklerini
programlara uygun olarak kullanma açısından geniş bir hareket
özgürlüğü verilmeli, kesin hesap tasarıları,'uygulanm ış programlar
hakkında ayrıntılı bilgileri kapsayacak biçimde düzenlenmelidir.
^ 9. Kaynak israfına yo! açan nedenlerden birisi de idaremizde
israfa ilişkin herhangi bir s-orumluluk mües'sesesinin bulunmayışı­
dır. Genellikle, sadece saymanlar sorumlu tutulm akta, toplumun
kaynaklarını bilgisizlik .ve öteki nedenlerle israfa sebep olan yöne­
ticilere yöneltilecek bir sorumluluk fiilen bulunmamaktadır. ■
10. Kaynak kullanımı ile ilgili sorumluluk müessesesi gehştirilmeli; yöneticilere düşen sorumluluklar açıklıkla belirlenmelidir.
İL Katma bütçe, döner sermaye ve fon uygulamaları, genel
bütçe dışında .kaynak kullanımına yol açan öteki bütçe biçimleri
177-
ve Genel Muhasebe Kanununun dayandığı bazı bütçe ilkeleri program-bütçe sistemine uygun duruma getirilmeliıdir. Bu arada döner
sermaye ile bütçe dışı kaynak kullanımını sağlayan başka biçimle­
rin de program-bütçe kapsamına sokulması gerekir. Program^bütçecilik alanındaki gelişmeler fon ve katma bütçe biçimlerini gerek­
siz hale getirecektir.
12. Devlet muhasebemiz ancak merkezî hazine ve bütçe yöne­
timi ihtiyaçlarına karşılık verebilmektedir. Bu yönden geliştirilme­
si zorunlu görülmektedir.
13. Devlet muhasebemiz hizmetlerin etkinlikle görülmesini
sağlayacak biçimde geliştirilmeli ve bazı durumlarda maliyet mu­
hasebesi uygulamasına gidilmelidir.
Merkezî tek bir devlet muhasebesi yerine, her kuruluşta ayrı
muhasebe sistemi kurulmalı ve bunların sonuçları merkezî bütçe
ve hazine idaresi için konsolide edilmelidir,
14. Kamu kaynaklarının daha verimli kullanılması hizmetler­
den sorumlu olanların değer yargılarıyle yakından ilgilidir. Bu yön­
den her kademeddki personelin israfa karşı bir idavranışa sahip ol­
ması büyük önem taşımaktadır.
15. îsrafm ortadan kaldırılması için, gereken durumlarda, eği­
tim ve zihniyet değişikliğini sağlayacak çalışmalara önem verilme­
lidir.
16. Merkezî bütçe dairesinin çağdaş bütçeciliği yapabilecek
biçimde örgütlenmesi ve çok yüksek bir personel düzeyine ulaşma­
sı, .güçlü bir icranın zorunlu tamamlayıcısı olan güçlü bir bütçecilik için kesinlikle gereklidir. Bütçe incelemeleri bugünkü pazarlık
sisteminden çıkarılarak gerçek program analizi esasına dayandırılmalıdır. Öte yandan kuruluşlarda bütçe hazırlama ve uygulama ça­
lışmalarını yürütecek ve bütçe ile organizasyon ve metot, muhase­
be, personel, donatım, denetim ve planlama arasındaki zorunlu iliş­
kiyi kuracak birimlerin etkin biçimde faaliyete geçirilmesi gerekli
bulunmaktadır.
17. Bütçe idaremiz çağdaş bütçe tekniğine uygun biçimde ör-*
gütlenmemiştir.
Devlet Planlama Teşkilâtı, makro planlama dolayısıyle bütçe
ödenek tavanlarını saptama açısından etkili olduğu gibi, mikro
178
planlama ile yatırım ödeneklerini tayin etmektedir. Maliye Bakanlı­
ğı cari ve bir kısım transfer ödeneklerini saptamaktadır. Buna kar­
şılık, Maliye Bakanlığı ile Devlet Planlama Teşkilâtı arasında bu
ilişkinin gerektirdiği koordinasyon ve işbirliği hiç bir biçimde ku­
rulamamıştır. Bütçe hazırlama ve uygulama çalışmaları ile perso­
nel, donatım ve idareyi geliştirme çalışmaları arasında varlığı zo­
runlu olan yakın ilişki, hemen hemen hiç mevcut bulunmamakta­
dır.
Öte yandan. Bütçe ve Malî Kontrol Genel Müdürlüğü çağdaş
anlamıyle bir menkezî bütçe birimi olmaktan ^çok, bir uygulama
dairesi durumundadır. Bu Genel Müdürlüğün gerek personel duru­
mu gerekse çalışma yöntemleri yeterli bir düzeyde olmaktan uzak­
tır.
18. Bütçe çalışmaları ile planlama, personel, idareyi geliştir­
me ve donatım çalışmaları arasında yönetimin tüm aşamalarında
sıkı bir koordinasyon ve işbirliği kurulması zorunluluğu kuşkusuz­
dur. Öte yandan, bugün için, bu hizmetleri yerine getiren kuruluş­
lar arasındaki işbirliği ve koordinasyonun yeterli olmaktan uzak
bulunduğu ve bazı durumlarda hizmetleri önemli ölçüde aksatacak
uygulamalarla karşılaşıldığı bilinmektedir. Ancak, bu konuda ke­
sin bir öneride bulunulması için yeterli araştırmalar mevcut değildir.
19. Bu nedenlerle, merkezî bütçe biriminin bağlanacağı yer
öncelikle araştırma konusu yapılmalı; gerekli işbirliği ve koordinas­
yonun sağlanamamasının örgütlenme bozukluklarından doğduğu
saptandığı takdirde, gerekli örgüt değişikliği gerçekleştirilmelidir.
20. Parlamentodaki bütçe çalışmalarının kısaltılması ile hedef
ve alternatiflerin daha geniş biçimde değerlendirilmesini sağlaya­
cak bir düzeye ulaştırılması gereklidir.
Bilindiği gibi, bütçe tasarısı önce Karma Bütçe ve Plan Komis­
yonunda İncelenmektedir. Bu komisyonun çalışmalarında çoğu za­
man teknik ayrıntılara inilmemekte, genellikle politik düz^eyde ka­
lınmaktadır. SenatO' ve Millet MecBiSİnde yapılan gö'rüşmeler ise,
daha çok politik eleştiri niteliğindedir. Ancak Hükümetçe kurulan
bütçe denkliği Parlamento tarafından kabul edilen ödenek artışları
nedeniyle bozulabilmektedir. Öte yandan. Parlamentoca yürütülen
bu çalışmalar zaman alıcı olmakta ve devlet faaliyetleri ile kaynak­
lar arasındaki ilişkilerin kurulması yönünden gereğince etkili ola­
mamaktadır.
' 179
21. Bu nedenlerle, bütçe denkliğinin Parlamentoda yapılacak
değişikliklerle bozulmasını önleyecek ve görüşme süresini kısalta­
cak tedbirler alınması önerilmeye değer görülmüştür.
Gelir Sistemi ve Yönetimi
22. Anayasamız, verginin herkesin malî gücüne göre saptan­
masını öngörmüş bulunmaktadır. Gelir vergisi sistemine geçilmesi
ile vergilerin gerçek vergileme kapasitelerine dayandırılması yö­
nünde önemli gelişmeler sağlanmıştır. Bununla birlikte, ülkenin
ekonomik koşullarındaki değişmeler, gelir vergisinin bugünkü kap­
samının ve oranlarının gözden geçirilmesini zorunlu kılmaktadır.
Bu arada, tarımsal vergileme tarımdaki yapısal değişmelere uygun
olarak geliştirilmelidir.
23. Gider vergileri, gelir vergisinin kapsayamadığı ve gelir­
lerin harcanması sırasında beliren ödeme gücünün de vergilendirilnjesini sağladığından, tamamlayıcı bir rol oynamaktadır. Bu vergi­
ler, mamule kaydırılarak yaygın hale getirilmeli; daha ileri bir aşa­
mada katma değer vergisine geçiş ile gider vergileri sistemimiz da­
ha da geliştirilmelidir.
24. Bir vergi yükü modelinde herhangi bir ekonomik birimin
ödediği vergiler ile vergilerne kapasitesinin oranlanması yapılarak,
bu oranın çeşitli birimler açısından durumu göz önüne alınır. Öde­
nen vergiler bakımından yalnızca gider veya gelir vergisi olarak
ödenen miktarlar değil, aynı zamanda bu ekonomik birime yansı­
yan vergiler de hesaba katılmalıdır.
Vergileme kapasitesi ise, gelir, servet, gelir ve servet dağılımı
gibi çeşitli değişkenlerin bir fonksiyonudur. Modelin daha geniş
tutulması durumunda, Hükümet giderlerinin çeşitli ekonomik bi­
rimler arasında dağılımı ve hatta sektörler arasındaki ticaret had
leri gibi unsurları da göz .önüne alm.ajk mümikündür* Öte yandan
vergilemede dikey eşitliği sağlamak için modele bir mürekakkiyet
unsurunun sokulması gerekmektedir.
25. Vergi yükü karşılaştırmaları, gerek bütün vergilerin top­
lanmasındaki zorluk ve gerekse bazı sübjektif unsurlara başvurmak
zo'runda bulunuluşu nedeniyle oldukça zor yapılabilmektedir. Ek­
sik unsurlara dayanmak ■suretiyle: sektörler arasında vergi yükü
karşılaştırmalarına girişmek ve böylece bir sektörün başka bir sek­
töre göre daha az vergi ödediğini öne sürmek, çoğu zaman bir yan-
180
lıştan ibarettir. Üstelik vergi yükü karşıiaştırmalarmın sektörler
arasında değil, ekonomik birimler arasında yapılması gerekir..Ger­
çekten, vergilemenin amacı sektörler arasından çok birimler arasın­
da adalet sağlamaktır. Yurdumuzda bazı vergi önerileri, eksik un­
surlara dayanılarak yapılan vergi yükü tahminlerine dayanmakta­
dır.
■ ■
26. Vergi yükü hesaplarının resmî makamlar tarafından da­
ha bilimsel şekilde yapılması sağlanarak önerilerdeki önemli yanlış­
lar ortadan kaldırılmalıdır. ■
- /
27. Vergi sisteminin etkinliği, önemli oranda, sistemi oluştu­
ran unsurların birbirini tamamlar ve denetler duruma getirilmesine
bağlıdır. Ödeme gücünü belirlemede önemli bir başka unsur olan
servete dayalı vergilerin bu açıdan da geliştirilmeleri gerekmekte­
dir.
28. Vergi sistemimizdeki otokontrol unsuru güçlendirilmelidir. Bunun yanında vergi muafiyetlerinin ancak vergi kanunlarında
yer alması esas kabul edilmeli ve vergi tahsilâtındaki etkinlik 6183
sayılı kanunun geliştirilmesi suretiyle yükseltilmelidir,
29. Vergi sisteminin ekonomik etkileri ve ekonomik amaçlar
için bir araç olarak kullanılması, günümüzün en önemli konuların­
dan biridir. Gerçekte verginin ekonomik amaçlar için verimli bi­
çimde kullanılabilmesi, tabanının genişliği yanında vergi sistemi­
nin hukukî ve otomatik esnekliğine bağlıdır. Bu açıdan vergilerimi­
zin bir politika aracı olarak kullanılması olanakları yeterli' sayıla­
maz.
Bazı ülkelerde, hükümetin, Parlamentonun önceden iznini al­
maksızın vergi oranlarını değiştirme yetkisi vardır. Bu değişiklik­
ler sonradan Parlamentonun onayına sunulmaktadır. Bu yolla, ver­
gi değişikliğinin ilânı ile kanunlaşıp yürürlüğe girmesi arasındaki
sürede mükelleflerin tedbirler alması, mal stoku, spekülasyon yap­
ması gibi sakıncalar ortadan kaldırılmaktadır. Gerek vergi sistemin­
de ve gerekse vergi uygulamasında esnekliğin bulunması kuvvetli
ve etkin bir yürütme için zorunludur.
30. Ortak Pazara katılma nedeniyle,,gümrük vergilerinde ka­
demeli şekilde yapılacak indirimlerin yaratacağı vergi kaybının kar­
şılanması, gümrük duvarlarının kalkmasına ilişkin sınaî yapı deği­
şiklikleri ve sınaî mamullerle ilgili iç vergilerin durumu önemli so­
' 181
runlar olarak ortaya çıkmaktadır. Vergilerde iç ve dış uyumu gerekli kılan bir çalışmamn daha planlı ve ilgili kuruluşlarla koordi­
nasyon içinde yapılması zorunlu görülmektedir.
31.
Vergi yönetiminin başarılı olması için vergi sistem ve mev­
zuatının değişen koşullara göre geliştirilmesi ne kadar zorunlu ise,
vergi yönetiminin de vergi sistem ve mevzuatındaki reform hare­
ketlerine ayak uydurması aynı derecede zorunludur.
Bu sahada alınacak tedbirler şunlar olabilir :
a. Gelirler yönetimi merkez örgütünde vergi politikası hiz­
metleri ile uygulama hizmetleri, gerek örgüt birimleri ve gerekse
bu hizmetleri yapanlar bakımından, birbirinden ayrılmalıdır.
b. Bütün vergicilik hizmetlerinin taşrada en küçük ilçelere
kadar götürülmesi yerine, bölge örgütleri kurulmalı ve merkezî ör­
gütün bazı hizmetleri bölgelere devredilmelidir.
c. Halen 10 pilot vergi dairesinde uygulanan ve başarılı so­
nuçlar veren yeni çalışma düzeni, öteki vergi dairelerine yayılmaİl ve gerekli eğitim, malzeme ve personel olanakları bir an önce sağ­
lanmalıdır.
d. Vergi kayıplarının ve özellikle vergi kaçakçılığının önlen­
mesi için beyanname revizyonu ve mükellef nezdinde vergi incele­
meleri yapacak kontrol ve inceleme elemanlarının sayısı yükselitilmelidir. Bu arada vergi uyuşmazlıklarını hızlı biçimde çözümleye­
cek alt kademe vergi mahkemeleri en kısa zamanda kurulmalıdır.
e. Vergi gelirinin artmasını engelleyen ve geniş vergi kaybına
yol açan, vergi kanunları dışındaki kanunlarda bulunan vergi mua­
fiyetleri kaldırılmalı; muafiyetler tümüyle yeniden değerlendirile­
rek gerçekten gerekli görülenler ilgili vergi kanunlarına konulmalı­
dır.
f. Vergi ile ilgili formalitelerin basitleştirilmesi yoluyle hem
vergilerin tahsili hem de vatandaşın vergilerini ödemesi kolaylaştırılmalıdır.
g. Vergi mevzuatının vergi mükellefi olan vatandaşlar tarafın­
dan kolaylıkla anlaşılabilir hale getirilmesi zorunluluğu önemle göz
önünde tutulmalı, bu hususu sağlamak için gereken tedbirler alın­
malıdır.
182
Hazine Sistem. ¥e Yönetimi
32. Hazine idaresi, günümüzde, nakit planlamasına dayanma­
maktadır. Devlet kuruluşlarında iş bütçeciliğinin uygulanması dev­
let hâzinesinden finanse edilen kuruluşların sınırlandırılması, ek
ödenek alınması ve otomatik ödenek eklenmesi gibi uygulamaların
asgarîde tutulması etkin bir nakit planlaması için lüzumludur. Ha-,
zine birliğini gerçekleştirecek diğer tedbirlerin alınması sağlanma­
lıdır.
Devlet Maîîarı
33. Devlet faaliyetleri ile taşınmaz mallar arasındaki ilişkiler
başlangıçta iyi kurulmalı ve zaman içinde geliştirilmelidir. Öte yan­
dan, Devletin mülkiyeti ile hüküm ve tasarrufu altında bulunan kül­
tür arazilerinin dağıtım işlemleri durdurulmalı ve toprak reformu­
nun kapsamı içinde yeniden ele alınmalarıdır. Devlet mallarının ke­
sin bir envanterinin yapılması yanında, muha'söbasini'iı totalm ası,
bu alanda önemli gelişmeler sağlayacaktır.
Maîi Denetim
34. Esas olarak hukuka uygunluk araştırmasına yönelmiş iç
ve dış denetim sistemlerinin etkinliğe ve olay sonrasına yöneltilme­
si, program-bü'tçeciliğin de gereği olaraık, zorunludur. Öte yandan,
hiyerarşik denetim, raporlama ve muhasebe ' gibi araçlarla destek­
lenmelidir. Denetim elemanlarının teknik düzeylerinin yükseltilme­
si ve denetim çalışmaları arasında eşgüdüm sağlanması da zorunlu
bulunmaktadır.
Malt Politika
35. Malî politika ile bununla çok yakından ilişkili İktisadî
politika çalışmaları çeşitli kuruluşlarca yürütülmektedir. Gerçekten
Maliye Bakanlığı, Devlet Planlama Teşkilâtı, T.C. Merkez Bankası
ve kısmen Dış Ekonomik İlişkiler Bakanlığı politika kararlarına
etkili olabilecek çalışmalar yapmakta ve kararlar almaktadırlar.
Söz konusu kuruluşlar arasında görev ayrımı kesin bir biçimde ya­
pılmadığı gibi etkin bir koordinasyon da mevcut değildir. Öte yan­
dan malî politika çalışmalarının teknik açıdan geliştirilmeye muh­
taç olduğu ortadadır,
183
36.
Çeşitli kuruluşlarca yürütülen malî
politika çalışmaları
açısından kesin bir iş bölümü yapılmalıdır. Malî politika kararları
ilgili kişilerin tecrübeleri yanında bilimsel ve teknik yöntemlere
dayandırıîmalıdır. _Malî politika ile ilişkili kuruluşlar arasında daha
.iyi ikoo’r dinasyon sağlanması, para piyaısası, banka ve ödemeler
dengesine ilişkin sistemlerin geliştirilmesi gibi tedbîirlerle malî politikanın etkinliği aptınlm'alıdır»
Örgüt ve Personel
37. Malî yönetimin ana örgütü olan Maliye Bakanlığı 1936
yılında kuruluş kanununun çıkışından beri değerlendirmeye tabi
tutulmamış; yenileşmesini ve çağdaş koşullara uymasını sağlayacak
bir düzenlemeye konu olmamıştır.
38.
Bu nedenlerle, Maliye' Bakanlığı görevlerini etkinlikle ya-
paea:k biçimdie yeniden düzenlenmeli; bu düzenlemede, politika ve
uygulama hizmetleri birbirinden ayrılmalı; kuruluşlar arasında da­
ha iyi koordinasyon temini, insangücü ve eğitim planlaması yanın­
da personel reformunun diğer gereklerinin yerine getirilmesi sağlan­
malıdır.
. .
,
,
,
¥ IÎI .
YER, ARAÇ, GEREÇ, METOT, MEVZUAT
'YER (Arsa, Bina, Tesis)
1. Kısaca «Yer» kelimesiyle ifade edilen arsa, bina ve tesis­
ler, kamu hizmetlerinin süratli ve etkin biçimde yapılmasında
önemli ölçüde yardımcı olmaktadırlar.
Kamu hizmetlerinin günden güne çoğalmasına paralel olarak
kuruluşların da gerek sayı gerek hacim bakımından gelişmeleri, ka­
mu hizmetlerinin yapıldığı bina ve tesislerin önemini hergün biraz
daha artırmaktadır.
Hizmet .Da^Iışı ■
2. a» Dairelerin elinde bulunan arsa, bina ve tesisler konu­
sunda mülkiyetle ilgili yetkileri Maliye Bakanlığı kullanmaktadır.
Bunların tapuya tescil işlemleri ile öteki kayıt ve sicillerini tutma
görevleri; Millî Emlâk Genel Müdürlüğünce yapılmaktadır. Ayrıca,
Devlete ait umumî malların kiralama, satış ve tasfiyeleri ile Devlet­
184
'
çe yaptırılan memur koııutlarmm yönetimi işlerini yapmak ve Dev»
iete intikali “gereken- taşm ır ve tiaşınmaz malların duromm m izle­
mek görevleri Millî Emlâk Genel Müdürlüğüne verilmiştir.
b. Arsa konusu ile görevli başka bir kuruluş da Arsa Ofisidir. Bu örgüt, özellikle «sanayi ve turizm bölgeleri ve konutlar için
arsa sağlamak» amacı ile kurulmuştur ve öteki kamu kuruluşlarma
da arsa sağlamaktadır.
c. «Bakanlık ve müesseseierce planlanmış bulunan bina ve
lesisat işlerini bu kurum lar adına 3capmak, yaptırmak ve kendile­
rine devretmek, aynı konularda ilgili katma bütçeli idarelerin, özel
idare ve belediyelerin ve bazı hallerde özel sektörün proje ve keşif
tasdiki işlerini yapmak ve bunlardan kanunlarına göre gerekenleri
inşa etmek ve onarmak» görevleri Bayındırlık Bakanlığına verilmiş­
tir.
d. Millî S^avunmıa Bakanlığı ile Sosyal Sigortalar Kurumu ve
Emekli Sandığı gibi bir bölüm kamu kuruluşları ise bina ve tesis­
lerini kendileri yapmaktadırlar.
e. Uygulamada bazı daireler, arsa, bina ve tesis ihtiyaçlarını,
Devlet Planlama Teşkilâtının onayından geçirerek bütçelerine koy­
dukları ödeneklerle sağlamakta, buna karşılık öteki bazı kuruluş­
lar ancak Millî Emlâk Genel Müdürlüğü eliyle bunlara sahip ola­
bilmektedirler,
3, Görülüyor ki, salıip olma ile ilgili görevlerin dışmda kalan,
ihtiyacın saptanması, yapım, kiralama, tahsis, bakım ve onarım
işlerini bir elden planlayan, programlara bağlayarak u}^gulayan ve
bunlardan sorumlu olan me^rkezî bir kuruluş yoktur. Bu durum,
Devlet mallarını sağlama, kullanma ve yönetmede büyük bir boşluk
meydana getirmektedir.
4.
Bu aksaklıkları gidermek için :
a.
Devlete ait arsa, bina ve tesislerle ilgili hizmetlerde görülen
karışık duruma son vermek amacı ile, kamu teşebbüsleri ve Millî
Savunma Bakanlığının özellik arzeden yapı ve tesisleri dışında ka­
lan bütün devlet teşekkül ve kurumlarmda, arsa, bina ve tesislerle
ilgili her türlü, ihtiyaç saptanması, yapım, kiralama, satmalma, tah­
sis, bakım ve onarım işlerinin düzenlenmesi hizmetleri Bayındırlık
Bakanlığında toplanmalı ve bu işlerden bu bakanlık sorumlu olma­
lıdır.
185
b. Hizmetler hu biçimde bir elde toplamrken gizlilik ve özel­
lik taşıyan binalarm^ ve tesislerin durumları ve nitelikleri göz önün­
de tutulmalıdır.
c. Baymdırlık Bakanlığına verilecek görevler dışında kalan,
arsa, bina ve tesislerin mülkiyeti ile ilgili yetkiler ve bunlara iliş­
kin malî ve hukukî sorunların çözümü görevi Millî Emlâk Genel
Müdürlüğünde, konut yapımı görevi de şimdi olduğu gibi tmar ve
îskân Bakanlığında kalmalıdır.
Devlete Alt Arsa, Bina ve Tesislerin Kayıtları
5. a. Devlet mallarının belirtilmesi, çeşitli yollarla intikali ge­
reken taşınmaz malların devralınması, tescil işlerinin yapılması,
bunlara ait kayıt vb. tutulması ve bu kayıtların saklanması gibi gö­
revler, Millî Emlâk Genel Müdürlüğünün görevleri arasına girmek­
tedir. Ancak, Millî Emlâk Genel Müdürlüğü, Devlete ait arsa, bina
ve tesislerle ilgili tam ve güvenilir kayıtlara sahip değildir.
b. Mahallî idareler de çoğunlukla, sahip oldukları taşınmaz
mallar hakkında açık ve sağlıklı bilgilere sahip bulunmamaktadır­
lar.
c. Arsa, bina ve tesislerin teknik durumlarını gösteren kayıt­
lar hemen hemen hiç tutulmamaktadır.
6. Devlete ait bu mallar üzerinde yapılacak İdarî ve teknik
işlemlerin kolay ve doğru olmasını sağlamak amacı ile gereken ye­
terli ve güvenilir bilgilerin bulunması için :
a. Merkezî idarede mülkiyetle ilgili her türlü kayıt, Millî Em­
lâk Genel Müdürlüğünce tutulmalı ve bu Genel Müdürlük, bu göre­
vi eksiksiz yapacak biçimde geliştirilmelidir.
b. Teknik hususlardaki kayıtların tutulması görevi Bayındır­
lık Bakanlığına verilmeli ve Bakanlık, Devlete ait arsa, bina ve te­
sislerin tam bir envanterini çıkardıiktan sonra bunlara ait proje
vb. teknik bilgileri gösteren kayıtları tutmalı ve meydana gelecek
bütün değişiklikler bu kayıtlara vaktinde işlenerek, kayıtlar eksik­
siz ve güvenilir hale getirilmelidir.
c. Kuruluşların, kendilerine ait binaların
tutması zorunlu hale getirilmelidir.
teknik kayıtlarını
d. Mahallî idarelere ait taşınmaz malların mülkiyetle ilgili ve
teknik kayıtları kendileri tarafından tutulmalıdır. Ancak, mahallî
186
idarelerce tutulacak bina ıkayıtlarıyle ilgili. S'tandartların ve esasla­
rın ■s'aptamıi'ası sorumluluğu bu ıkonularda vesayet denetiıninden
sorumlu Maliye ve Baymdırlık B'akanlıklarına ait olmalıdır.
Îlîtiyaç Saptanması ¥e'Tahsis işleri
7. Uygulamada, kamu kuruluşlarının arsa, bina ve tesis ihti­
yaçlarının saptanması için belli ölçüler ve standartlar kullanılma­
makta ve buna bağlı olarak tahsis işleri bir plana göre yürütülmemektedir. Bu durum, yeni bina yapılmasında ve kiralanmasında ba­
zen lüks ve israfa yol açmakta; bazen de bütçesine yeteri kadar
ödenek koyduramayan daireleri, ihtiyaçlarını karşılamaktan uzak
binalarda elverissiz koşullar altında çalışmak zorunda bırakmakta­
dır.
8. a. Kamu kuruluşlarına tahsis edilen arsa, bina ve tesisle­
rin ihtiyaçla dengeli olabilmesi için objektif esaslar ve standartlar
konulmalı, tahsis işleri bu ölçüler içinde ilgili kuruluş, merkezî do­
natım birimi, Devlet Planlama Teşkilâtı, merkezî bütçe birimi ve
merkezî idareyi, geliştirme birimi ile yakın bir işbirliği içinde Ba­
yındırlık Bakanlığınca yapılmalıdır.
b.
Yurt içi ve dışındaki bina ihtiyaçlarının karşılanmasında,
Devlete ait binaların tahsisi ya da ihtiyaca göre bina yapımı esas
olmalıdır. İhtiyaç bulunan binaların yapımı bir plan dahilinde gerçekleştirilmelidir.
c. Satınalma ve kiralama, belli usullere göre ve ilgili kuruluşla
işbirliği yapılarak Bayındırlık Bakanlığınca karara bağlanmalı; bi­
na yapımı için arsa satmalması işlerinde Arsa Ofisi ile işbirliği ya­
pılmalıdır.
Yapım İşleri ^
9. Bayındırlık Bakanlığınca yapılan binalarda işler genellikle
teknik koşullara uygun olarak yapılmakta ise de Bakanlığın kont­
rolü dışında kalan yapım işlerinde istenen mükemmellik her za­
man sağlanamamaktadır.
10. Yapım işleri bir bütün halinde Bayındırlık Bakanlığının
sorumluluğuna verilince hizmetin teknik koşullara uygun olarak
görülebilmesi için gerekli tedbirler bu bakanlık tarafından alınma­
lıdır.
187
Bakım ve Onarıııı îşîerî ■
11. Kuruluşlar, kullandıkları bina ve tesislerin bakım ve ona­
rım ihtiyaçlarını kendileri saptamakta, Bayındırlık Bakanlığınca
yapılan keşiflere göre bütçelerine bu işler için ödenek koydurmak­
tadırlar.
, Bakım ve onarım işi, Bayındırlık Bakanlığının hazırladığı keşfe
dayanarak, hazırlanan şartname ve taahhütnameye uygun olarak,
ihale yoluyle yaptırılmaktadır. Teknik nezaret ve hakediş belgele­
rinin hazırlanması yine Bayındırlık Bakanlığı tarafından yapılmak­
tadır.
12. Dairelerin, sahibi bulundukları bina ve tesislerin küçük
, çaptaki bakım ve onarım işlerini kendilerinin yapması, sürat ve
ekonomi sağlanması bakımından yararlı, hatta zorunlu olmakta­
dır. Ancak, bu konuda kendilerine yol gösterecek, bu işlerin rasyo­
nel biçimde yapılmasını sağlayacak ve daireler arasında usul ve
uygulama birliği meydana getirecek esasları gösteren mevzuat bu­
lunmamaktadır.
13. Büyük çaptaki bakım ve onarım işleri, yapım konusun­
da olduğu gibi Bayındırlık Bakanlığınca yapılmalı, süreklilik gös­
teren bakım işleri ise Bayındırlık Bakanlığının hazırlayacağı esas­
lara ve standartlara göre ve onun denetimi altında ilgili kuruluşlar­
ca yapılmalı veya yaptırılmalıdır.
Tehlikelerden Korama
14. Büyük paralar harcanarak meydana getirilen Devlet bina
ve tesi'slerinin, yangın, yıldırım, hırsızlık ve sabotaj nedeniyle zarar
görmesi her zaman mümkündür. Zaman zaman bunun acı örnekle­
ri görülmektedir.
Yangın tehlikesinin daha yaygın "olması nedeniyle bu konuda
«Hükümet Konaklarının Yangından Korunması Yönetmeliği» çıka­
rılmıştır ve halen uygulanmaktadır. Sabotajlara karşı sivil savun­
ma teşkilâtınca konulmuş bazı esaslar mevcuttur. Ayrıca Başbakan­
lığın aynı konuda çıkardığı bir tamim bulunmaktadır.
15. Devlete ait bina ve tesislerin yangın, yıldırım, hırsızlık, sa­
botaj ve bunun gibi tehlikelerden korunması ile ilgili esaslar ve
standartlar ile mevzuat Sivil Savunma Teşkilâtı tarafından hazırlanmalıdır. Kuruluşlar, koruma işlerini, bu esaslara ve standartla­
188
ra uygun olarak düzenlemekten ve uygulamaktan sorumlu olmalı­
dır. Koruma hizmetlerinin yürütülmesinde, sorumluların açıkça
belirtilmiş olmasına ve uygulamaların sürekli olarak
özel bir önem verilmelidir.
izlenmesine
ARAÇ, GEREÇ
1. Kamu kuruluşlarının, görevlerini etkili biçimde yapabilme­
lerinde çok önemli rol oynayan faktörlerden birisi de kendilerine
ayrılan kaynaklardan en iyi biçimde yararlanabilmeleridir. Perso­
nel ve malî olanaklar kadar, kullandıkları araç ve gereçlerden de en
verimli biçimde yararlanma yollarını arayıp bulma, tüm kuruluş­
ların üzerinde önemle durmaları gereken bir husustur.
Hizmetlerin Dağılışı ve Örgütlenme
2. a. Bugün kamu kuruluşlarının malzeme yönetimi, bir sis­
tem bütünlüğü içinde ele alınabilmiş değildir. Mevcut örgüt ve sis­
temler ile ihtiyaçların saptanmasından malzemenin elden çıkarılma­
sına kadar uzanan işlemler gerek kurumsal gerek kurumlararası
düzeyde dağınık ve sahipsiz durumdadır. Malzeme araştırmaları -ve
standardizasyonu gibi görevler ise gereğince yapılamamaktadır.
b. Malzeme yönetiminde, ihtiyaçların saptanması, sağlama,
depolama, dağıtım, bakım-onarım ve son işlemlerin bütününü kap­
sayan merkezî görevleri üzerine almış bir merkezî donatım birimi
mevcut değildir.
c. Çeşitli kuruluşlarca satmalma, bakım, onarım, elden çı­
karma işleri birbirleriyle ilişkisiz hizmetlermiş gibi ayrı ayrı düzenlenmeye çalışılmaktadır.
d. Bu durum, malzeme yönetiminde ortak nitelik taşıyan bir­
çok görevlerin yapılamaması sonucunu doğurmakta, ayrıca kurum­
sal düzeyde yürütülen işlerin de gerektiği biçimde birörnekliğe ka­
vuşturulmasını güçleştirmekte, hatta engellemektedir.
e. Devlet dairelerinin bazı araç ve gereçleri Devlet Malzeme
Ofisi eliyle satın alınmaktadır. Sağlama işinin bir bölümünün merkezîleştiriîmiş olması birçok yararlar sağiam.akla birlikte 'Satınalmalarda gecikmeler olması, istenen nitelikte araç ve gereç yerine,
bazen, kuruluşların işine yaramayacak derecede bozuk ve isteğe uy-
189
gün olmayan malzeme satmalınmâsı, Ofisle kuruluşlar arasmda
anlaşmazlıklarm çıkması sonucunu doğurabilmektedir.
f.
Sadece satınalma işinin merkezileştirilmesi ve bu arada ba­
zı standartlaştırma ve tipleştirme işlerine girişilmiş olması yeterli
görülmemekte; araç, gereç konusunun daha geniş kapsamlı olarak
ele alınması gerekmektedir.
3.
Bu aksaklıkların giderilmesi için :
a. İhtiyaçların saptanması, gereken araç, gerecin sağlanması,
depolanması, dağıtım, bakım ve onarımlarmm yapılması ya da yap­
tırılması, son olarak da işe yaramayan araç ve gerecin elden çıkarılması işlerini bir bütün halinde ele almak, malzeme yönetiminin
genel planlamasından sorumlu olmak, hizmetlerin bir bölümünün
merkezî olarak, kurumsal nitelikteki öteki bazı işlerin de kuruluş­
lar düzeyinde yürütülmesini ana batlarıyla planlayıp, hizmetlerin,
konulan esaslar içinde yürütülmesini sağlamak üzere Başbakanlık­
ta bir merkezî donatım birimi kurulmalıdır.
b. Devlet Malzeme Ofisi, merkezî düzeyde yerine getirilmesi
gereken donatım hizmetlerini etkinlikle yerine getirecek biçimde
yeniden düzenlenmelidir.
İhtiyaçların Saptanması
4. Bugün kamu kuruluşlarının malî olanakları birbirinden
farklı olduğu gibi kullandıkları araç ve gereçler de birbirlerinden
çok farklı bulunmaktadır. Bazı kuruluşlar gerçek ihtiyaçlarını kar­
şılayamazken bazıları da lükse, israfa kaçmaktadırlar. Hizmet
taşıtları, büro araç ve gereçleri, kırtasiye ve büro döşeme eşyası
yönlerinden kuruluşların birbirlerinden çok farklı biçimde donatıl­
mış olmaları her yerde göze çarpan hususlardır. Bu durumun nede­
ni de, ihtiyaç saptanmasında kuruluşların uymak zorunda kala­
cakları ortak esaslar, ölçüler ve standartların bulunmayışıdır.
5.
Bu değişik uygulamayı önlemek için :
a. Kuruluşların ihtiyacı olan araç, gereç ve kadro standart­
ları merkezî donatım birimi tarafından saptanmalı ve bu ölçüler
içinde kalınmaya dikkat edilmelidir.
b.
190
Kuruluşların araç, gereç ihtiyacı, merkezî donatım birimin­
ce konan ilkelere göre saptanmalı; hizmetle
kaynaklarm tahsisi
orantılı olmalıdır.
6. Bazı kuruluşların hizmet özellikleri pahalı araçların kulla­
nılmasını gerektirebilir; çeşitli büro makinalarma, hatta elektronik
hesaplama ve bilgi işleme sistemlerine ihtiyaç duyulabilir. Bu gibi
durumlarda merkezî donatım birimi, gerekli metot incelemeleri
yapılmadan bu makinalarm satınalmmasma izin vermemelidir.
Araç, Gereç Sağlanması
7. Kuruluşların araç, gereç ihtiyaçları, belli ölçülere ve konan
standartlara göre saptandıktan sonra bunların en kolay, çabuk ve
ucuz biçimde sağlanması gerekir. Toptan satmalma, kiralama vb.
gibi biçimlerde yapılacak sağlama işi, iyi yönetilirse büyük çapta
ekonomi sağlar.
8. Kamu kuruluşları için merkezî düzeyde araç, gereç sağlama
işi. Devlet Malzeme Ofisi tarafından yerine getirilmelidir. Alımların piyasa durumlarına göre en uygun zaman ve koşullarda yapıl­
ması için piyasa etütleri yapılmalıdır. Sağlama işinin çabuk yapıl­
ması için gerekli tedbirler alınmalı, kuruluşlar ihtiyaç içinde bekle­
tilmemelidir. Bu bakımdan envanter ve stok kontrolü işlerinin özen­
le yapılmasına dikkat edilmelidir. Bunun yanı sıra sağlama işinin
sadece bir satmalma işi olmadığı, kurumlararası araç, gereç aktar­
malarının ve karşılıklı yardımlaşma olanaklarının aranması gerek­
tiği gözden uzak tutulmamalıdır.
Depolama ve Dağıtım İşleri
9.
Kuruluşların
ihtiyaçlarının zamanında
karşılanabilmesi
için birçok araç, gerecin elde hazır bulundurulması gerekir,
10. a. Merkezî donatım birimi, araç, gereç depolama siste­
minin modern şekilde kurulması için gerekli araştırmaları yapmalı
ve dağıtım işlerini kolaylaştıracak bir depolama sistemi kurmalı­
dır. Merkezî depolamadan başka, kuruluşların depolama işlerinin
de bu modern tekniklere göre yapılabilmesi için merkezî donatım
birimi, ilgili kuruluşlarla işbirliği yapmalıdır.
b.
Dağıtım işinin, kuruluşların işlerini aksatmayacak biçimde
çabuk yapılması için iyi bir dağıtım sistemi kurulmalı ve dağıtım­
da uygulanan metotlar sürekli olarak izlenip geliştirilmelidir.
191
Bakım - Onarım
İL Halen Devlet Malzeme Ofisi yok denecek derecede sınır­
lı, ve yetersiz malzeme bakım ve onarım çalışması yapmaktadır»
Kamu İktisadî teşebbüslerinde dahi araç ve gereç bakım ve onarımı malzeme yönetimi sürecinin dışında yürütülen dağınık sistem­
ler halindedir. Maliye Bakanlığının Muhasebat Genel Müdürlüğü,
bakım ve onarım işlerinin sadece mevzuat ve yönetmelikleri yenilemek yoluyle iyileştirilmesi için, sınırlı mevzuat düzenlemesi çalış­
maları yapmaktadır. Ortak düzenlemeden yoksun bakım ve onarım
tesislerinde boş kapasite veya ağır iş yükü sorunları vardır.
12. a. Kamu kurumlarmm araç ve gereç bakım ve onarım sis­
temleri, ayrı bir konu olarak değil, malzeme yönetimi sisteminin
verimli, etkin ve ekonomik bir dalı balinde ö^rgütlenmeli; bu alan­
daki merkezî ve yersel örgütlenme ilişkileri yeniden düzenlenme­
lidir.
b.
Merkezî donatım birimi, malzeme bakım ve onarım hizmet­
lerinin geliştirilmesinde öncülük yaparak, araç-gereç-bakım ve ona­
rım sistemini tam kapasiteli ve yeterli bir düzene kavuşturmalıdır.
Elden Çıkarma
13. Kamu kuruluşlarındaki stoklarda mevcut araç ve gereç­
lerden ihtiyaç fazlası olanlar yararlanılamayan kaynaklar halinde
düzensiz bir durumda bulunmakta ve önemli bir sorun teşkil et­
mektedir. Araç ve gereçlerin yenileştirilmesi, gereksiz stokların eri­
tilmesi, kurtarma metotlarıyle eski araç ve gereçlerin yeni parça­
larının stoklara geri verilmesi, ölü stokların paraya çevrilmesi gibi
çeşitli yararlar sağlanabilir ve bunların iyi değerlendirilmesi, ulu­
sal ekonomiye olumlu etkiler yapabilir.
14. Merkezî donatım birimi, kuruluşlardaki
ihtiyaç fazlası
araç ve gereçlerin genel stok kontrolünü yapmak, bunların elden çı­
karılmalarını planlamak, uygulamak ve izlemek amacı ile rantabl
metotlar ve sistemler geliştirilmesini ve bunların. uygulamaya ko­
nulmasını sağlamalıdır.
METOT
Örgüt Kurmada Metot
1.
Belli amaçlara ulaşmak üzere kurulmuş olan bir örgüt, ku­
rulduğu zaman ne kadar kusursuz olursa olsun, değişen ihtiyaçlar
192
ve koşullar kcirşısıııda -zamanla yetersiz duruma düşebilir. Özellik­
le devletin vatandaşa.karşı görevlerinin ve bu' nedenle hizmet alanlarmın hızla arttığı günümüzde kamu kuruluşları yeni yükümlülük­
ler altına girmekte ve örgütlerinde değişiklik yapmak ihtiyacını
duymaktadırlar,
2. Değişiklik ihtiyacı belirince nasıl bir değişikliğe ,gidileceği
ve bunun nasıl gerçekleştirileceği sorunu önem kazanır. Yeterli incelemeler yapılmadan, akla gelen herhangi bir yeni biçimi uygulamak, bazen gerekli değişikliğin- yapılmamasmdan doğacak sakınca­
ları aşan yeni düzensizlikler yaratabilir. Bu nedenle, ihtiyaçlara ce­
vap veremez hale gelen örgütün alacağı yeni biçim, işin önemi ile
orantılı incelemeler sonunda o rta y a ' konmalı, inceleme yapmadan
yeni örgüt kurulm„am_alıdır.
Metotlarm Gelîştirîlînesî
3. Hizmetin, gereklerine uygun' bir ■örgütün kurulmuş olması
ve bunun değişen ihtiyaçlara göre geliştirilmesi çok- gerekli olmakla
birlikte, amaca ulaşılması için yeterli değildir, İşlerin yapılmasında
kullanılan metotlarm da ihtiyaç ve. koşullara uygun olması gerekir.
Bu bakımdan metotlar saptanırken ya da-mevcut m etotlarda deği­
şiklikler yapılırken, metot incelemeleri yapılmalı ve akla gelen bi­
çimler incelemesiz' uygulama alanına konulmamalıdır, ' ■
Metotlarda BlrörneHilc ..Sağlanınası
.
,
4. Kurumların her birinde birbirinin ^aynı ya da çok benzeri
olan iş ve işlem ler,birbirlerinden çok farklı biçimde yapılmakta,
çok defa bu işler ve işlemler önceden belirlenmiş bir metoda göre
yapılmadığı için de emek, zaman,, para ye gereç israfına yol açıl­
maktadır.
Bu bakımdan, kurum larda ortak nitelik taşıyan malî işlemler,
evrak, dosya ve arşiv işleri,'yapı,4am ir ve bakım hizmetleri, basım
ve yayım faaliyetleri, daktilo hizmetleri, -depolama ve dağıtım iş­
leri, büro makinaları idaresi-ve mevzuat derlemeleri, form ve kitap­
lık işleri gibi konularda kurumların özellikleri göz önünde tutul­
mak kaydıyle- standartlar konmalı ■ve birörneklik- sağlanmalıdır.
Metotların Basîtleştlrîlmesî .
, ,
-.
5» a. Kamu kuruluşlarınca, vatandaşa götürülen hizmetlerin,
her zaman,' süratli, ekonomik ve.kolay bir-biçimde görüldüğü soy193
lenemez. Özellikle ticaret, gümrük, tapu, posta, telgraf ve telefon,
nüfus ve trafik vb. işlerle ilgili işlemlerin yapıldığı dairelerde, has»
ta-lıastahane ilişkilerinde gereksiz formaliteler çoktur. Oysa, aslın»
da gereksiz olan birçok işlem kaldırılarak metotlar büyük ölçüde
basitleştirilebilir.
b. Vatandaş işini gördürürken bazı hallerde araya işle doğ­
rudan doğruya ilgisi olmayan kişiler ya da dernekler girmekte ve
fazladan menfaat sağlamaktadır. Örneğin, trafik ehliyeti alırken
gerekli formlar Şoförler Demeğinden alınmaktadır.
c. Bazı hallerde vatandaştan görülen işle ilişkisi olmayan bel»
geler istenmektedir. Örneğin, avlanma izni isteyen vatandaş çiçek
aşısı olduğunu gösteren bir belge getirmek zorunda bırakılmakta­
dır.
6. Devlet dairelerinde işi olan vatandaşlara işin yapılması için
gerekli bilgiler verilerek uygulanan metotları kolayca anlayıp bunlara uyabilmeleri sağlanmalı; görevli memurlar vatandaşa yol gös­
termelidir. İşlemler basitleştirilmek suretiyle vatandaş işini aracı
ile görmek zorundan kurtarılmalı, bu yolla gümrük komisyoncuları
ve benzeri aracıların ortadan kalkması sağlanmalıdır.
7. tş sahiplerinden, gereksiz olarak başvurma dilekçeleri istenmemeli, başvurmanın gerçekten yazılı olarak yapılması zorunlu­
luğu olan durumlarda, bunun, idarelerce vatandaşa verilecek basit
formlarla yapılması sağlanmalıdır.
8. Vatandaş, işini yapacak görevliye doğrudan doğruya başvu­
rabilmeli, gereksiz yere vali, kaymakam gibi yüksek idarecilere
başvurmak ve işini oradan asıl görevliye havale ettirmek zorunda
bırakılmamalıdır.
9. îş sahibi vatandaş, ilgili memura başvurduktan sonra zo­
runluluk olmadıkça işini her evrede kendisi izlemek ve bu biçimde
birçok memurla karşı karşıya gelmek durumunda kalmamalı, ilk
başvurmadan sonra, o iş idarenin kendi bünyesi içindeki bir dizi
işlemle sona erdirilmeli ve sonuç en kısa yoldan vatandaşa ulaştırıl­
malıdır.
10. Vatandaşın işi görülürken araya işle doğrudan doğruya
ilgisi olmayan kişi ya da derneklerin girmesi önlenmeli, vatandaş
gerekli formları ve belgeleri kolayca idareden sağlayabilmelidir.
194
İL Vatandaştan, görülen işle doğrudan doğruya ilişkisi olma­
yan belgeler istenmemelidir.
12. işin özelliği zorunlu kılmadıkça vatandaştan beyanını tev­
sik için belge istemekten kaçınılmalı; bunun yerine, resmî makam­
lara yalan beyanda bulunmanın suç olduğu hatırlatılarak vatandaş
beyanına itibar edilmelidir»
13. Metotlar konurken sadece idarenin değil, işin çabuk ve
kolay görülmesi suretiyle vatandaşın da yararı korunmalıdır. Bunu
sağlamak için, sadece alışılagelmiş formaliteler gereği yapılan ge­
reksiz kontrol ve işlem kademeleri kaldırılmalı, görevli memurlara
yeteri kadar yetki verilerek işlerin çabuk ve kolay yoldan sonuçlandırılması sağlanmalıdır.
M etotların Geliştirîlmesine Halkın Katkısı
' 14. Devletin halka götürdüğü hizmetlerde, idarelerin halkla
yakın ilişki kurması çok yararlı ve zorunludur. Bu bakımdan ida­
renin işlemlerinin kolaylaştırılmasına ve iyileştirilmesine halkın da
yardımcı olması sağlanmalıdır.
Bu amaçla, halkın, dilek ve şikâyetlerini idareye duyurmasını
sağlayacak ve kolaylaştıracak olanaklar hazırlanmalı ve bunları ön­
leyen engeller kaldırılmalıdır. Dileklerin usulüne uygun, haklı ve
makul olmasını sağlamak ve halkı mümkün olanın en iyi biçimde
yapıldığına inandırmak amacı ile teşkilâtın metotları, görevleri, ola­
nakları ve çalışmaları hakkında halka bilgi verilmeli, halkın dilek
ve şikâyetleri, idareciye ışık tutan çok önemli uyarılar olarak kabul
edilerek haklı ve doğru görülen hallerde metotlarda gerekli düzelt­
meler yapılmalı; halkın teşkilât çalışmalarını desteklemesi, bunla­
ra yardımcı olması ve gönüllü olarak katılması sağlanmalı ve me­
tot konularındaki önerileri üzerinde dikkatle durulmalıdır.
İdare-Özel Sektör tîişkîîerî
15.
Bilindiği gibi, bazı kuruluşlarda idare temsilcileriyle özel
sektör temsilcileri yanyana yer almakta ve karar hazırlama veya
karar alma mercii olarak çalışmaktadırlare Bu m etot isabetli de­
ğildir ve hazı hallerde idarenin zarar görmesi söz konusu olmaiktadır.
Bunun için, idare-özel sektör ilişkilerinde karar alma yetkisi
195
idareye ait olmalı, özel sektörün görevi bilgi vermekten ya da dü­
şünce ve istek belirtmekten öteye geçmemelidir.
Metotların Modemîeştîrîîmesî
16. Metotlarm O ve M tekniklerinden yararlanmak suretiy­
le sürekli olarak geliştirilmesi sağlanmalıdır. Öteki ülkelerin geliş­
tirdikleri metotlar da sürekli olarak izlenmeli, bunlar arasından
İdarî ve sosyal yapımıza uygun olanlar gerekirse kendi koşulları­
mıza uyacak hale getirilerek uygulanmalıdır. Kuruluşlar birbirleri­
nin denemelerinden ve bilgilerinden geniş ölçüde yararlanma yolla­
rını arayıp bulmalıdırlar.
Uygulanan Metotların Yazılı Metin Haline Getirilmesi
17. Uygulamada birörnekliği ve saptanan metotlara uymayı
sağlamak amacı ile, uygulanmaya konmuş olan metotlar «mevzuat
ve görev kılavuzu» biçiminde yazılı metinler haline getirilmeli ve
el kitabı şeklinde uygulayıcıların yararına sunulmalı, gereken hal­
lerde, vatandaşın da iş izleme sırasında bunlardan kolaylıkla yarar­
lanması sağlanmalıdır.
M E V Z U A T
1. Ülkemizde mevzuat kavramı. Anayasa, kanunlar, uluslara­
rası andlaşmalar, tüzükler, yönetmelikler, kararlar, Türkiye Büyük
Millet Meclisi kararları, yüksek yargı organlarının içtihadı birleş­
tirme kararlan ile çeşitli İdarî metinleri kapsamaktadır.
Mevzuatımız miktar olarak önemli bir hacme ulaşmıştır. Yalnız
kanunların sayısı 10.000'in üzerindedir. Tüzük, yönetmelik ve öte­
ki mevzuat türlerinin sayısının bunun çok üstünde bulunduğu tah­
min edilmekte ancak kesin olarak bilinmemektedir.
Kamu kuruluşları, mevcut mevzuatı son değişikliklere uygun
bir bütün olarak kullanamamaktan doğan sakıncalar ile çıkarılacak
mevzuata bir sistem yaklaşımı içinde yön vermekte karşılaşılan
zorluklar olmak üzere iki büyük sorunla karşı karşıya bulunmak­
tadır.
'
'
2. Bugün, mevzuat yönetimi ile ilgili görevler, esas itibariyle,
aşağıdaki biçimde görülmektedir.
196
a. Mevzuat tasarıîarı kamu lıizmetini
yürütDiekle sorumlu
bakanlık veya kuruluşun ilgili birimlerince hazırlanmaktadır.
b. Yasama organma ya da Bakanlar Kuruluna sunulması ge­
rekli kanun, tüzük, kararname vb. mevzuat tasarıları hazırlandık­
tan sonra ilgili bakanlıklar tarafından Başbakanlığa gönderilmekte­
dir.
c. Başbakanlık merkez örgütünde bu konu ile görevli birim,
Kanunlar ve Kararlar Tetkik Dairesi Reisliğidir.
Bu dairenin görevleri, Başbakanlığa gelen kararname teklifle­
rinin mevzuata uygunluğunu incelemek ve bunları imzaya sunula­
cak biçime getirmek; Bakanlar Kurulu toplantılarına ait gündemi
hazırlamak ve alman kararları Kararname haline getirerek ilgilile­
re intikal ettirmek; bakanlıklardan gönderilen kanun tasarılarını
ve tüzükleri inceleyerek, tüzükler için Danıştayın görüşü alınmak
suretiyle, Bakanlar Kurulu üyelerinin imzasına sunulacak biçime
getirmek ve sonuçlandırmak; senatör ve milletvekillerince verilip
Türkiye Büyük Millet Meclisinden Başbakanlığa tevdi edilen kanun
tekliflerinin gereklerini yerine getirmektir.
do Millet Meclisi ve Cumhuriyet Senatosunda birer Kanunlar
Müdürlüğü vardır. Bu birimler, tasarı, teklif ve kararların düzen­
lenmesi, komisyonlara, genel kurullara ve kanunlaş diktan sonra
Cumhurbaşkanlığına yollanması, Kanunlar Dergisinin hazırlanma­
sı işleriyle uğraşırlar.
e.
Mevzuatın yayımlanması, düsturların hazırlanması ve bun­
ların dağıtımı sorumluluğu. Başbakanlığın diğer bir birimi olan
Neşriyat ve Müdevvenat Genel Müdürlüğüne aittir. Bu Genel Mü­
dürlüğün görevleri. Resmî Gazete yi hazırlamak, bastırmak ve da­
ğıtmak; kanun ve- tüzüklerin kamuyu ilgilendirenlerini gereği kadar
çoğaltarak dairelere dağıtmak ve ilgili makamlara verilmek üzere
valiliklere göndermek; Meclisin her toplantı yılına ait düsturları
hazırlayıp bastırmak, dağıtmak ve Devlet Matbaasını idare etmek­
tir.
3,
Bugün yürürlükteki mevzuatı tümüyle ve topluca görebil­
mek çok güçtür. Dil ve kavram karışıklıkları, tasnif düzensizliği,
konu-kavram endekslerinin yetersizliği, mevzuat hazırlama, yayın,
değiştirme ve kaldırma usullerinde dağınıklık, konunun bütünün­
den sorumlu olan bir teşkilâtın bulunmaması ve aşağıda belirtilen
öteki hususlar bu güçlüğü yaratan başlıca nedenlerdir,
197
a. Kanunlar ve Kararlar Tetkik Dairesine ve Neşriyat ve Müdevvenat Genel Müdürlüğüne önemli görevler verilmiştir. Ancak
mevcut organizasyondaki bozukluklar ve dairenin personel ve diğer
olanaklarmm smırlı olması nedenleriyle bu görevler gereği gibi ye­
rine getirilememektedir.
b. Düsturlar hatalı ve yetersizdir. Bu nedenle sayı itibariyle
onbinleri bulan mevzuatı uygulama durumunda bulunan kişi ve
kuruluşlar, çoğu kez mevzuatın değişiklik seyrini bilmediklerinden,
eksik ve hatalı kararlar verebilmektedir. Herhangi bir konu üzerin­
de araştırma yapacak olan kişiler veya bilimsel çalışmalarla meş­
gul olanlar, meşgul oldukları konu ile ilgili mevzuatı elde edebil­
mek için özel bir emek harcamak zorunda kalmakta ve zaman
kaybetmektedir. İlga edilmiş ya da yürürlükten kalkmış kanun mad­
delerine dayanılarak kararlar verilmiş olduğu ve yürürlükten kal­
dırılmış kanun maddelerinin değiştirilmesi için kanun teklifleri ya­
pılmış bulunduğu bir gerçektir.
c. Yeni çıkarılacak mevzuatın, mevcut mevzuattan hangileri­
ni yürürlükten kaldırdığı belirlenmediğinden ve yürürlükteki metin­
lerle ilişkileri açıklanmadığından uygulamada güçlüklerle karşıla­
şılmaktadır.
d. Dilimizi, kendi benliğine kavuşturma amacına dönük ça­
lışmalar, özellikle yazı dilimizde süregelen değişme ve gelişme so­
nucunda, mevzuatta bulunması zorunlu olan terim ve kavram bir­
liği bozulmuştur. Bugün mevzuatımız tam bir dil ve kavram anarşi­
si içine düşmüş bulunmaktadır.
e. Mevcut mevzuat arasında ilişki ve bağlantılar kurulmamış;
uyum ve koordinasyon sağlanmamıştır. Hiç değilse kanun ve tüzük­
ler için bütün hukukî kavramları kapsayan yeterli bir endeksin
hazırlanmamış olması, uygulayıcılar yönünden ortaya büyük güç­
lükler çıkarmaktadır.
f.
Mevcut mevzuat belli bir sisteme göre numaralanmamış-
tır.
g. Bazen uygulama olanakları dikkate alınmadan mevzuat çı­
karılmakta, fakat te n la rm gereken biçimde uygulanmasına imkân
bulunamamaktadır.
h .' Hizmetlerin ayrıntılarının idari metinlerle düzenlenmesi
yerine her hizmet için aşırı derecede ayrıntılara inen kanunlar çı­
198
karılması eğilimi vardır. Bunun sonucu olarak, hizmetin ayrıntılı
bir biçimde kanunlarla düzenlenmediği durumlarda, görevlilerin
hizmet görmekten kaçındıkları ya da ihtiyaç ve koşulların değişme­
si nedeniyle kanunların yetersiz hale geldiği görülmektedir.
i.
Mevzuatın hazırlanma usulü saptanmamıştır. İdarî metin­
lerde görülen düzensizlikler, yöneticileri ve vatandaşları çeşitli güç­
lüklerle karşı karşıya bırakmaktadır.
Bu nedenlerle, mevzuat yönetiminin aşağıdaki esaslar da göz
önünde tutulmak suretiyle yeniden düzenlenmesi gerekmektedir.
4.
a. Başbakanlıkta, Kanunlar ve Kararlar Tetkik Dairesi ile
Neşriyat ve Müdevvenat Genel Müdürlüğünü de içine alan bir «mer­
kezî mevzuat birimi» kurulmalıdır.
b. Halen Kanunlar ve Kararlar Tetkik Dairesi tarafından ye­
rine getirilmekte olan Bakanlar Kurulu sekreterya hizmetleri, bu
raporda kurulması önerilen «Kabine Sekreterliği »ne devredilmeli­
dir.
c. Mevzuat yönetimi ile ilgili planlama, uygulama, koordinas­
yon ve denetim hizmetlerinden sorumlu olması gereken bu bîrim
mevzuatın hazırlanması, yayımı, sınıflandırılması,, dağıtımı, reviz­
yonu ve yürürlükten kaldırılması gibi işlerin tümünü üzerine al­
malıdır.
d.
Merkezî mevzuat birimi Adalet Bakanlığı ve ilgili öteki ku-
m luşîann yardım ve rehberliğinden yararlanmalıdır.
5. Yine Başbakanlığa bağlı olmak ve merkezî mevzuat birimi
ile sıkı bir işbirliği halinde çalışmak üzere bir «uzmanlar kurulu»
kurulmalıdır. Bu kurul, kanun tasarılarını, Bakanlar Kuruluna şev­
kinden önce incelemelidir. Kanun tekliflerinin de bu kurulca ince­
lenerek görüşlerinin Hükümete bildirilmesi sağlanmalıdır.
6. Tüm kanunlar yürürlük yönünden incelenerek ayıklanmak
suretiyle toplanmalı ve bu suretle hazırlanan metin parlamento»
dan geçirilerek yürürlüğe konulmalıdır.
7. Yeniden çıkarılacak kanunların, yürürlükteki mevzuat hü­
kümlerinden hangilerini kaldırdığı, hangileriyle ilişkili olduğu açık
ve seçik olarak belirlenmelidir.
8. Mevzuat dili ve kavram sözlükleri, bilimsel kuruluşların
yardımıyla merkezî mevzuat birimi tarafından hazırlanmalıdır.
199
9.' -Yürürlükteki kanunlar, konunun incelenmesi yolu ile sap­
tanacak' sisteriıe göre yeniden numaralandırılmalıdır. ■
10. Kanun, tüzük ve yönetmelikler için konu ve kavram en­
deksi hazırlanmalı; olanaklar geliştikçe bu endeksler öteki mevzuat
türleri için de düşünülmelidir.
11. Uygulama olanakları bulunmayan kanunların çıkarılması­
nı önlemek için, kanunlara konulacak esasların yapılacak araştır­
malara dayanılarak saptanması kural haline getirilmelidir.
12. Hizmetlerin genel esaslarını kanunlarla tespit etmekle
yetinilmeli; ayrıntılar ilgili kuruluşlar tarafından İdarî metinlerle
düzenlenmelidir. Söz konusu idari metinlerin ihtiyaç ve koşullara
uygun olarak sürekli biçimde geliştirilmesi sağlanmalıdır.
13. Mevzuatın hazırlanması ve denetim esasları ile yayım ve
dağıtım işlerini düzenleyen yeni bir kanun çıkarılmalıdır.
Görev ve kuruluş kanunları ile ilgili sorunlarla, bunların çözül­
mesi için ileri sürülen öneriler bu raporun «Merkezî İdare» bölü­
münde ' (Bkz. Merkezî İdare, sayfa 59) ele alınmış bulunmaktadır.
■ IX : , ....
KAMU KURUMU NİTELÎĞİNBEKİ
KURULUŞLAR
■Ü N î ¥'E R.S İ:T E-L E R'
1. Anayasal kuruluşlardan olan üniversitelerin, millî eğitim
hedeflerinin saptanması, eğitimin ülke ihtiyacına göre düzenlenme­
si, kalkınmaya yararlı bilimsel araştırmaların yapılması gibi yönle­
riyle idare ile önemli ilişkileri bulunmaktadır.
Bunun yanında, Devletin saptamak ve sürdürmekle yükümlü
olduğu eğitim politikası ve gerçekleştirme çabasında bulunduğu
eğitim reformu içinde, üniversiteler önemli bir rol oynamak du­
rumundadır.
2. Üniversite ve yüksek öğrenim kuruluşlarının yeniden dü­
zenlenmesinde şu ilkeler esas.alınmalıdır :
a.
Yüksek öğretim, eğitim sistemi içinde ve onun bir parçası
olarak ele alınmalı ve planlanmalı; yüksek öğretimin örgütlenmesi
buna göre gerçekleştirilmelidir.
200
b.
Yüksek öğretim tümüyle bir devlet görevi olmalıdır»
c.
Yüksek öğrenime girişte ve sistem içindeki çalışmalarda
kişilere fırsat ve olanak eşitliği sağlanmalıdır.
d* Yüksek öğretim, öğretmenlerin ve öğrencilerin yönetime
katılabildiği demokratik bir sistem içinde yürütülmelidir.
e.
Eldeki kaynakların etkin biçimde kullanılması için öğretim
üyelerinden, tesislerden ve öğrencinin zamanından azamî derecede
yararlaminıasuiı sağlayacak tedbirler alınmalıdır.
3. Yüksek öğretimde, ülke kalkınmasına ve ihtiyaçlarına uy­
gun alanlarda yeterli eleman yetiştirilmesine öncelik tanınmalı;
Millî Eğitim Bakanlığı bu amaçla Üniversitelerle ortak bir plan ha­
zırlamalıdır,
■.
Bu planlamada, üniversite ve özellikle teknik okulların ülkeye
dağılışı, bu kurumlarm bölgesel sorunlar üzerine eğilmelerinin sağ­
lanması, üniversitelerin eksik olan şubelerinin tamamlanması, ge­
lişme halindeki yüksek öğrenim kurumlan gibi sorunlar öncelikle
ele alınmalıdır.
4. Üniversitelerin bilimsel araştırmaları planlanırken bu araş­
tırmaların öncelikle kalkınmaya yararlı olacak biçimde, düzenlen­
mesine ve koordine edilmesine özen gösterilmelidir. Öte yandan,
üniversitelerin, bilimsel araştırmaları sürekli olarak, ders program­
larına aktarmaları' ve gelişmelere katılmaları desteklenmelidir.
5. Yeni üniversitelerin açılmasını kolaylaştırabilmek için, öğ­
retim üyesi ihtiyacının uzun vadeli programlarla giderilmesi sağlan­
malı, bu hususta büyük merkezlerdeki üniversitelerin öğretim üye­
lerinin belirli akademik düzeylere erişebilmeleri için, bu merkezler
dışında belirli süreler çalışmaları şartından yararlanılmalıdır. Ayrı­
ca, üniversite dışından yetenekli kişileri öğretim üyesi olarak kul­
lanabilecek bir sistem geliştirilmelidir.
Üniversiteler ortak bir yapıya kavuşturulmalıdır. Ortak statü,
bazı üniversitelerin özelliklerinin dikkate alınmasına olanak verecek
biçimde saptanmalı ve özellik gösteren hususlar ilgili üniversitele­
rin kuruluş kanunları ile düzenlenmelidir. Öğretim ile öğretim dı­
şındaki kamu hizmetini birlikte yürüten tıp fakültelerinin durumu
özellikle göz önünde tutulmalıdır.
Üniversitelerin dışında kalan yüksek okulların sayısı olanaklar
■
201
ölçüsünde azaltılmalı ve bu okullar ortak bir statüye bağlanmalı­
dır.
Üniversiteler tarafından kurulan fakülte ve yüksek okulların
belirli esaslara bağlanmamış bulunan statüleri inceleme konusu ya­
pılarak yeniden düzenlenmelidir.
Üniversite ve yüksek okul öğretim üyelerinin ve öğretim yar­
dımcılarının statüleri birörnek biçimde yeniden düzenlenmeli; maaş,
unvanlar ve bunların elde edilme yılları gibi hususlarda birlik sağ­
lanmalıdır.
6. Devlet Memurları Kanunu kapsamı dışında bırakılmış bu­
lunan yüksek öğretim kurumlan mensuplarının bu konudaki sorun­
ları, ilgililerin görüşleri de göz önünde tutularak en kısa zamanda
çözülmelidir.
7. Üniversite ve yüksek öğrenim kurumlarının iç güvenlik so- ,
rununu çözebilecek ve bilimsel özerklikle bağdaşabilecek bir dene­
tim düzeni kurulmalıdır.
8. Yüksek öğrenim gençliğinin sorunlarına en uygun çözüm
yollarının bulunması için çalışmalar yapmak üzere, Millî Eğitim
Bakanlığının yöneticiliğinde, üniversiteler ve konuyla ilgili öteki ku­
ruluş ve kişilerin katılmasıyla bir danışma kurulu kurulmalı; bu
kurulda yüksek öğrenim gençlik örgütleri de temsil edilmelidir.
Millî Eğitim Bakanlığı teşkilâtında yüksek öğretimin genişleme
ve gelişme sorunlarına cevap verecek biçimde bir yeniden düzenle­
meye gidilmelidir.
TÜRKİYE RADYO-TELEVİZYON KURUMU
1.
Radyo ve televizyon aracılığı ile haber hizmetleri görmek,
eğitici, öğretici, kültür ve eğitime yardımcı, eğlendirici, yurdu içe­
ride ve dışarıda tanıtıcı, yeterli, doğru ve tarafsız yayın yapmak,
yurdun gerekli yerlerinde yeni radyo ve televizyon tesisleri kurmak,
bu tesisleri işletmek, mevcut radyo yayın tesislerini ihtiyaca göre
geliştirmek, radyo ve televizyon postaları arasındaki iş ve yayın
uyumunu sağlamak, uluslararası teşekküller ve yabancı radyo ve
televizyon kurumlan ile ilişkileri düzenlemek ve yayınların müm­
kün olduğu kadar geniş bir alanda en iyi biçimde yapılabilmesini
202
sağlamak için araştırmalarda bulunmak, tedbirler almak görevleri
Türkiye Radyo-Televizyon Kurumuna verilmiş bulunmaktadır.
2. Görevliler ile örgüt yapısının ve kaynakların uyumsuzluğu,
görev ve yetki dağılımının belirsizliği, denetim karışıklığı, hizmet­
le ilgili diğer kuruluşlarla koordinasyon ve işbirliği sağlanamamış
olması, bağlantı yerinin isabetsizliği gibi nedenler Türkiye RadyoTelevizyon Kurumunun görevlerini gereği gibi yerine getirmesini
engelleyen sorunların başlıcalarmı teşkil etmektedir.
Kurumun Hukukî Statüsünden Boğan Soranlar
3. a. Türkiye Radyo-Televizyon Kurumuna bir kamu iktisadı
teşebbüsü hüviyeti verilmesi kurumun görevlerini, yapısını ve işle­
yişini olumsuz yönde etkilemiş bulunmaktadır.
b. 359 sayılı kanunun 3 uncü maddesinde, Türkiye Radyo-Te­
levizyon Kurumunun en yüksek karar ve yönetim organının, Yöne­
tim Kurulu olduğu hükmü yer almaktadır. Ancak, Kamu İktisadî
Teşebbüsleri için uygun olan bu sistem. Kurum için önemli sakın­
calar doğurmuş, yürütme ve karar orgam arasında görev ve yetki
karışımına yol açmıştır.
c. 440 ve 1327 sayılı kanunlar, Türkiye Radyo-Televizyon Ku­
rumunun, özellikle program personeli ve teknik personel kullanma
olanaklarını önemli ölçüde kısıtlamış bulunmaktadır.
4.
Bu aksaklıkları gidermek amacıyla,
a. Türkiye Radyo-Televizyon Kurumu hizmetin gereğine uy­
gun olarak bir kamu teşebbüsü biçiminde ve Başbakanlığa bağlı
olarak yeniden düzenlenmelidir.
b. Türkiye Radyo-T elevizyon Kurumunun yönetim organları
arasındaki yetki ve sorumluluk sınırı kesin olarak belirlenmeli;
yönetim kurulu karar organı olmalı, yürütmeden ise kurumun Ge­
nel Müdürü sorumlu bulunmalıdır.
c. Türkiye Radyo-T elevizyon Kurumunda çalışmakta olup
«devlet memurluğu» statüsüne tabi olmaları pratik yarar getirme­
yen (tiyatro ve ses sanatçısı gibi) personel sunî olarak Devlet Me­
murları Kanunu kapsamında tutulmamalı, bunlar dışında kalanlar
söz konusu kanun kapsamjna 'alınmakla birlikte, :kendilerine, hiz­
met özellikleri göz önünde bulunduralarak, genel ‘k apsam çerçeve­
sinde ihdaS' edilecek özel ve esnek esaslar uygulanmalıdır.
203
Malî Sorunlar
5. a. Türkiye Radyo-Televizyon Kurumu bugüne kadar sağlam
b ir. malî yapıya kavuşturulamamıştır. 359 sayılı kanunun 24 uncü
maddesinde Türkiye Radyo-T elevizyon Kurumunun sermayesi 300
milyon TL. olarak saptanmıştır. Bu miktarın bugüne kadar önem­
li bir bölümünün ödenmemiş olması hizmeti önemli ölçüde aksat­
mış bulunmaktadır. Ayrıca kurumun radyo ve televizyon ile yapa­
cağı okul, halk eğitimi ve yurt dışı yayınlarının gerektirdiği tesis
ve işletme giderlerinin Devlet bütçesinden tam olarak karşılanması
gerekirken, bu husus yerine getirilmemiştir. 359 sayılı kanunun
27 nci maddesinde bütçe yardımından söz edildiği halde bu yardım
sınırlı kalmıştır. Bu nedenlerle, Türkiye Radyo-Televizyon Kuru­
munun gelir-gider açığı devam etmekte, kurum finansman güçlük­
leri içinde bulunmaktadır. Bu durum radyo yayınlarında, amaçtan
uzaklaşarak reklam yayınlarına bir ölçüde ağırlık verilmesinin ne­
denini teşkil etmektedir.
b.
359 sayılı kanunun 28'inci maddesinde Türkiye Radyo-Televizyon Kurumunun yıllık bütçe ve programlarının yönetim kuru­
lunca hazırlandıktan sonra ilgili Bakanlığın onayı ile kesinleşeceği
öngörülmüş; 440 sayılı kanunda ise, bütçenin yönetim kurulunun
kararı ile kesinleşeceği belirtilmiştir. Bu çelişki uygulamada karı­
şıklıklar yaratmaktadır.
6.
Bu aksaklıkların giderilmesi için :
a. Kurum sermayesi artırılmalı ve ödenmemiş kısmı ödenme­
li; kurumun kamu kesiminden olan alacaklarının kısa sürede tah­
sili sağlanmalı; Posta, Telgraf ve Telefon Işletmesince toplanan rad­
yo ve televizyon ruhsat ve yıllık ücretleri, Türkiye Radyo-Televizyon Kurumuna zamanında aktarılmalıdır.
b. Türkiye Radyo-Televizyon
Kurumu bütçesinin onaylan­
ması yetkisi, kurumun bağlanması önerilen Başbakanlığa ait olma­
lı, 359 sayılı kanunda bu hususu sağlayacak değişiklik yapılmalı­
dır.
Denetim Sorunu
7. Türkiye Radyo-T elevizyon Kurumunun 440 ve 468 sayılı
kanunlar çerçevesinde nasıl bir denetime tabi olmasının gerekece­
ği hukukî bir sorun niteliği taşımaktadır.
204
8. Son Anayasa değişikliği ile tarafsızlık statüsü verilen Tür­
kiye Radyo-Televizy on Kurumu için bu tarafsızlığı koruyacak bir
denetini sistemi geliştirilmelidir.
Başka Kumîuşlarla İşbirliği
9.
a. Türkiye Radyo-Televizyon Kurumu ile hizmetle ilgili di­
ğer kuruluşlar arasında gereken koordinasyon ve işbirliği sağlana­
mamaktadır. Bu eksiklik özellikle tanıtma ve haberleşme hizmetle­
rinin aksamasına yol açmaktadır.
b.
Devletin dış politikası bakımından, haberlerin yayımlanma­
sında uygulanacak ilkeler ve yöntemlerin Dışişleri Bakanlığı ı^e il^gili öteki kuruluşlarca saptanarak Türkiye Radyo-Televizyon Kuru­
mu Genel Müdürlüğüne bildirilmesi gerekirken bu görev bugüne
kadar yerine getirilmemiştir.
10. a. Türkiye Radyo-Televizyon Kurumu ile öteki ilgili kuru­
luşlar arasındaki gerekli işbirliğini temin edecek tedbirler alınmalı;
haberlerin yayımlanmasında uyulacak ilkeler ve yöntemlerin ilgili
kuruluşlarca saptanarak Türkiye Radyo-T elevizyon Kurumuna bil­
dirilmesi sağlanmalıdır.
b.
Türkiye Radyo-T elevizyon Kurumu ile Devlet Enformasyon
Teşkilâtı ve Anadolu Ajansı gibi haberleşme kuruluşları arasında
etkili bir işbirliği kurulmalıdır.
Yerîci Radyo îstasyoiîîariîîiîi Denetimî
11. Türkiye Radyo-T elevizyon Kurumunca yapılan ulusal ya­
yınlar dışında, çeşitli kuruluşlar tarafından küçük güçte verici is­
tasyonlar kurulmuştur. Ancak, bu vericilerle yapılan yayınlar hiç
bir kuruluş tarafından denetlenmemektedir.
12. Küçük çaptaki verici istasyonların Kültür Bakanlığı ve is­
tasyonu kuran kurumlarca denetimi yapılmalıdır.
ANADOLU AJANSI T.A.O.
1. 1926 yılında anonim ortaklık olarak kurulan ajans, her çe­
şit haberleri abonelere ve yayın organlarına ulaştırmak, bülten ve
servis çıkarmak, basın ve yayın işleri yapmakla görevlidir ve enfor­
masyon hizmetlerinin gözetiminden sorumlu Devlet Bakanlığına
bağlı olarak çalışmaktadır.
205
Anonim ortaklık paylarının durumu ortakların bir kısmının Ölü­
müyle değişmiş ve hâzinenin pay oranı % 50'nin üzerine çıkmıştır. Bu nedenle Ajansın statüsünde bir değişiklik zorunluluğu or­
taya çıkmış bulunmaktadır.
Anadolu Ajansının kuruluş sermayesi sembolik bir nitelik ta­
şımakta ve malî gücü her yıl devletten haber satma karşılığında
aldığı belirsiz ödeneklere dayanmaktadır. Bu nedenlerle Ajansın
çalışmaları bugünün koşullarına uygun olarak yürütülememektedir/
2.
Bu aksaklıkları gidermek için :
a. Statüsü, hizmetlere cevap veremeyecek derecede eskimiş
bulunan Anadolu Ajansı, gördüğü hizmetin gereğine göre yeniden
düzenlenmeli ve Devlet Enformasyon Teşkilâtı ile ilgilendirilmiş
bir kamu İktisadî teşebbüsü haline getirilmelidir.
b. Ajansın statüsü ile beraber, kadro ve personel durumu ve
karşılaşılacak malî külfet göz önüne alınmalı; bu konunun çözül­
mesinde personele ödenecek tazminatlar için gerekli tedbirler dü­
şünülmelidir.
BASIN ÎLÂN KURUMU
1. Basın îlân Kurumu, resmî ilânların tarafsız bir biçimde
dağıtılıp yayımlanmasını düzenlemek ve basının gelişmesine yar­
dımcı olmak amacı ile kurulmuştur.
■
Kurumun gelirleri ilân ve reklâmlardan alman komisyonlarla
basın mensuplarına dağıtılan kredi karşılığı alman faizlerden mey­
dana gelmektedir.
2. a. Kurumun kredi vermek, basın mensuplarına yardım,
kendileri için tatil kötü kurmak gibi çeşitli sosyal girişimleri ve
benzeri görevleri, basın mensuplarının kurmuş oldukları dernek
ve sendikaların görevleriyle benzerlik taşımaktadır.
b.
Kurumun gelirleri amacına uygun bir biçimde kullanılma­
makta ve bu husus gereken biçimde denetlenememektedir.
206
3.
Bu aksaklıkları gidermek için :
a.
Devlet ilân ve reklâmlarının yine Devlet tarafından çıkarı­
lacak bir «ilân Gazetesi»nde yayımlanması yoluyle bu alandaki ge­
reksiz harcamalar önlenmelidir.
b.
Kurumun; kredi verme, basın mensuplarına yardım ve
bunlar için sosyal tesisler kurma gibi görevleri, ilgili sendika ve
dernekler tarafından yerine getirilmelidir.
TÜRK STANDARTLARI ENSTİTÜSÜ
L Türk Standartları Enstitüsü 18.11.1960 tarih ve 132 sayılı
kanunla kurulmuş ve bu kanun «Türk Standardı» adını taşıyacak
her çeşit standardı hazırlama görev ve yetkisini bu Enstitüye ver­
miştir.
2. a. Tarım mahsulleri, sanayi mamulleri ve inşaat malze­
mesinin standartlaştırılması Sanayi ve Ticaret ve imar ve îskân
Bakanlıklarının görev alanlarına girmekte olup bu bakanlıklara
kendi teşkilât kanunlarıyle, standartlaştırma konusunda belli gö­
revler verilmiştir. 132 sayılı kanun, sözü geçen teşkilât kanunla­
rındaki hükümleri kaldırmamıştır.
b. Hazırlanan ve uygulamaya konulan standartların kontro­
lü etkili bir biçimde gerçekleştirilememektedir.
c. Hazırlanan standartların bunları uygulayacak olan imalât­
çılara ve üreticilere iletilmesi ve eğitim yoluyle benimsetilmesi ye­
tersizdir.
d. Ortak Pazar amaçlarına uygun standardizasyon çalışma­
ları, planlı ve daha yoğun bir çalışma yapılmasını gerektirmekte­
dir.
Bu nedenlerle, standardizasyon hizmetlerinin, aşağıdaki hu^
suslar da göz önünde tutularak, yeniden düzenlenmesi gerekmek­
tedir.
3. Standartları yapma ve yaptırma ve ihtiyarî standartların
uygulamaya konulmasını teşvik görevi Türk Standartları Enstitü­
süne ait olmalıdır. İhtiyarî bir standardın zorunlu standart haline
getirilmesi. Enstitünün girişimi ya da ilgili kuruluşun teklifi üze­
rine yapılmalıdır.
4.
Zorunlu standartların uygulama ve kontrolü konu ile
ilgili bakanlıklar tarafından yerine getirilmeli;
kontrolün etkili
bir biçimde yapılması için gereken tedbirler alınmalıdır.
207
5. Standartların hazırlanması, uygulanması ve kontrolü ko­
nusunda Enstitü ile ilgili kuruluşlar arasında işbirliğini temin için
ilgili kuruluşların katılmasıyle bir « Standartlaştırma
yon Komitesi» kurulmalıdır.
Koordinas^
6. Hazırlanan standartların bunları uygulayacak olanlara in­
tikali ve bunlar tarafından benimsenmesini sağlamak için gereken
tedbirler alınmalı; ilgililerin, özellikle üreticilerin bu konuda eği­
tilmesi üzerinde önemle durulmalıdır.
7. Ortak Pazar amaçlarına uygun standartların hazırlanabil­
mesi için, standartların birleştirilmesi ve bundan doğacak sonuç­
lar geniş bir araştırmaya konu yapılmalı; ihtiyaçların planlı ve
yoğun bir çalışmayla zamanında karşılanması sağlanmalıdır.
İHRACATI GELİŞTİRME ETÜT MERKEZİ
1. 2 Kasım 1960 gün ve 118 sayılı kanun ile, üretimi artırıcı,
ihracat faaliyetlerini düzenleyici ve geliştirici,çalışmalar ve araş­
tırmalar yapmak amacı ile tesis olunan fonun idaresi için kurulan
İhracatı Geliştirme Etüt Merkezi kuruluşundan bu yana görevle­
rini etkin bir biçimde yerine getirememiştir. Kuruluş kanununda
saptanmış bulunan görevler ihracatı geliştirme hizmetlerini tü­
müyle kapsamamaktadır. Ayrılan fon ve personel yetersiz, uygula­
ma başarısız olmuştur. Bu nedenlerle ihracatı geliştirme hizmeti­
nin yeniden düzenlenmesi gerekmektedir.
2.
Bu aksaklıkları gidermek amacı ile :
- a. İhracatı geliştirme konusundaki merkezî hükümet görev­
lerinden dış ticaretle ilgili bakanlık sorumlu olmalıdır.
b. İhracatı Geliştirme Etüt Merkezi yerine bakanlık bünye­
sinde geçmiş deneme ve örneklerden de yararlanılarak, ilgili sek­
törlerle işbirliği yapabilecek, yeni ve dinamik bir birim kurulmalı­
dır.
c. İhracatı geliştirme işleri, ciddî etüt ve araştırmalara daya­
lı olarak yürütülmelidir.
MÎLLÎ PRODÜKTİVİTE MERKEZİ
1.
Millî Prodüktivite Merkezî ülkemizde iş verimini artırmak
ve bu konuda gerekli tedbirleri almak amacı ile kurulmuş, genel
208
olarak özel girişim ' alanına hizmet veren, tüzel kişiliğe sahip bir
kuruluştur*
Millî Prodüktivite Merkezinin .çalışmaları (1):.prodüktiviteyi
artırıcı yöntemlerin saptanması ve tanıtılması, (2) ■eğitim ve (3)
prodüktivite- araştırm aları olmak üzere üç grupta toplanmaktadır.
2.
Millî Prodüktivite Merkezinin çalışmaları bir kısmı aşağı­
da gösterilen nedenlerle başarılı olamamıştın
■ , ■■■:
a. Merkez bu görevleri etkinlikle yapabilecek ö rg ü t' yapısına
ve çalışma yöntemlerine sahip değildir,. . „
. ,
b. Merkezin sınaî ve ticarî girişimlerle olan ilişkilerinde çe­
şitli aksaklıklar bulunduğu gibi, çalışmalarıyle kalkınma planları
arasında gerekli uyum sağlanamamıştır. '
' '" '
c. Malî kaynakları görevlerini ifaya yeterli . olm-adığından,
Merkezin faaliyetleri sınırlı kalmakta ve daha çok yayına yönel­
miş bulunmaktadır.
d. Merkez, araştırıcı personel sıkıntısı çekmekte, özellikle
Devlet Memurları Kanununun taşıdığı hükümler ' nedeniyle belir­
li projeleri gerçekleştirecek kurum dışı-, .araştırmacı sağlayama­
maktadır,
e. Prodüktivitenin artırılması için yapılan çalışmalara temel
olacak «verilerin» toplanmasında, girişim sahiplerinin çekingenliği
ve bilgi verilmemesi halinde uygulanacak müeyyideler. bulunma­
ması nedeniyle, büyük güçlük çekilmektedir»
f. Millî Prodüktivite Merkezinin prodüktivitenin, artırılması
ile ilgili olarak. koyduğu ilkeler, zorlayıcı bir -nitelikte olmadığın^
dan, uygulamalara gereğince etkili olamamaktadır.
3 o Bu- aksaklıkları gidermek için :
a. Millî Prodüktivite Merkezî -ciddî bir inceleme konusu ya-^
pılarak, görevlerini tam olarak yerine getirecek biçimde yeniden
düzenlenmelidir.
b. Merkezin özel sektör kuruluşları ile birlikte kamu sektö­
ründeki sanayi kuruluşlarına da hizmet etmesi' sağlanmalıdır,
c. Merkezin çalışmaları ile Sanayi ve Ticaret .Bakanlığı/Dev­
let Planlama Teşkilâtı, Devlet istatistik Enstitüsü, Türkiye Bilim­
sel ve Teknik Araştırma Kurumu, Üniversiteler ve ilgili öteki kü-'.
ruluşlar arasmda uyum ve işbirliği sağlanmalıdır. , ,
209
.
'
TARIM KMEBİ VE TARIM SATIŞ
KOOPERATİFLERİ VE BİRLİKLERİ
.
1. Tarım kredi kooperatifleri çiftçiye kredi sağlamak ve üre­
timi artırıcı yardımlarda bulunmak, tarım satış kooperatifleri ve
birlikleri ise ortakların ürünlerinin değerini korumak ve bu ürün­
lere alıcı bulmak amacı ile kurulmuşlardır.
2. Tarım kredi ve tarım satış kooperatiflerinin çeşitli sorun­
ları vardır.
a. Ticaret ve Sanayi Bakanlığı, kooperatif ve birliklerin sis­
tem, işleyiş ve kontroluna ait etkin bir düzen saptayamamıştır.
b. Tarım kredi ve tarım satış kooperatif ve birliklerinin da­
ğınık oluşu, ortak bir program ve yeterli bir koordinasyon sağla­
namaması tarım potansiyelinden etkinlikle yararlanılmasını önle­
mektedir.
c. Kooperatif ve birliklerin üyelerine sağlanan krediler ge­
nellikle amaca uygun biçimde kullanılmamaktadır.
d. Tarım ürünlerinin birbiriyle olan
ilişkileri göz önünde
tutulmadan girişilmiş fiyat politikaları, fiyatlardaki dalgalannıa1ar, çiftçi ile pazar arasında gerekli ilişkinin kurulmaması gibi ne­
denler üretim miktarını ve çiftçinin gelirini sınırlamaktadır.
e. Destekleme alımlarmda sübjektif ve politik sebeplerin
esas alınması kooperatifçiliğin amacına uygun
düşmemektedir.
Kooperatiflerin muhasebe sistemleri bozuk olup, bilançolar kabartılmakta ve gerçeği yansıtmamaktadır. Kooperatiflerin deneti­
mi de gereği gibi yapılmamaktadır.
f. Kooperatif üyeleri kooperatifçiliğin yararları hakkında ge­
rekli bilgilerle donatılmış değildir.
3.
Bu aksaklıkların giderilmesi için :
a. Bakanlık tarım kredi ve satış kooperatifleriyle birlikleri
arasında koordinasyon sağlayacak bir örgütlenme düzenine sahip
kılınmalıdır.
b. Kredilerin aynî olarak dağıtımına ağırlık verilmeli, kredi
dağıtımında topraklandırma ve üretimin artırılmasıyla ilgili proje
sahibi kooperatiflere öncelik tanınmalıdır.
210
c.
Pazarlama^ işleri, depolama, sınıflandırma, paketleme ve
ulaştırma olanakları geliştirilmelidir.
■
d. Destekleme alımlarma ilişkin kararlarda objektif ölçüler
kullanılmalı, Devlet taban fiyatlarını zamanında saptamalı ve ilân
etmelidir.
e. Tarım kredi ve tarım satış kooperatifleri ve birliklerinin
muhasebe sistemleri ve bilançoları geliştirilmelidir.
f. Kooperatifçiliğin gelişmesi, yayılması ve kuruluş amaçları­
na göre işlemesi için gerekli eğitim çalışmalarını yapmak üzere
Ticaret ve Sanayi Bakanlığında bir araştırma ve eğitim birimi ku­
rulmalıdır.
M E SL E K Î KAMU KURULUŞLARI
Anayasanın 122 nci maddesine göre kanunla kurulan meslekî
kamu kuruluşları, kanundan doğan bazı yetkilere sahip olup Dev­
lete karşı bazı ödevleri yerine getirmekle yükümlü bulunmaktadır­
lar.
Kamu idaresinin yeniden düzenlenmesinde meslekî kamu ku­
ruluşları üzerinde de durulması doğaldır. Ancak bu konuda yeter­
li araştırma ve etütler mevcut değildir.
Bu nedenle, meslekî kamu kuruluşlarının
mesi ayrı bir araştırma konusu yapılmalıdır.
yeniden düzenlen-
KAMU İK TİSA D Î TEŞEB B Ü SLE R İ - İDARE
.
İL İŞ K İL E R İ
1.
Memleketimizde kamu İktisadî teşebbüslerinin çözüm bek­
leyen bir takım sorunları vardır. Bunlar, bu teşebbüslerin kuruluş
amaçlarına ulaşmalarını engeller niteliktedir. Ancak bu durum,
sadece ülkemize has değildir. Kamu İktisadî teşebbüslerinin var
olduğu hemen bütün ülkelerde benzer sorunlar, derece farkı ile
vardır ve henüz kesin bir çözüme bağlanamamıştır.
Kamu İktisadî teşebbüslerinin temel sorunları bu teşebbüsle­
rin idare ile olan ilişkilerinden doğmaktadır. Gerçekten, bu kuru­
luşların kaynak yaratmaları, kârlılık, verimlilik ve modern işlet­
mecilik esaslarına göre çalışmaları ve bunun sonucu olarak gele­
211
neksel kamu kuruluşlarından farklı, özel girişim Örgüt ve usulle­
rine benzer bir biçimde yönetilmeleri ile kamu yararının savunu­
cusu ve söz konusu kuruluşların sahibi olan Devletin gözetim ve
denetim görevi arasında optimum bir denge kurmanın çok güç ol­
duğu anlaşılmıştır. Teorik bazı formüller, uygulamada beklenen
sonuçları vermemiştir. Bunun başlıca nedeni, hiç kuşkusuz konu­
nun teknik bir sorun olmaktan çok, ülkenin siyasal, sosyal, kültü­
rel ve ekonomik yapısı ve koşullarıyle ilgili bir nitelik taşıması­
dır.
Kamu İktisadî Teşebbüsleri Arasında Bir Ayınm Yapma
Zorunluluğu
2. Modern devletin klasik kamu hizmetleri dışında, ekono­
mik nitelikte bir takım görevler yüklendiği ve bu görevlerin ge­
leneksel yöntemlerden değişik, özel girişim örgüt ve usullerine
benzer bir biçimde yerine getirilmesinin istendiği bilinen bir ger­
çektir. Hiç kuşkusuz, klasik kamu hizmetlerinde olduğu gibi, bu
nispeten yeni sayılan görevlerin yerine getirilmesinde de egemen
olan prensip «Kamu Yararı» fikridir. Ancak kamu hizmeti ve ka­
mu yararı terimlerinin kapsamı ve anlamları gelişen ve değişen
koşullara göre değişebileceğinden, bir örgütün kurulmasında ya
da yeniden düzenlenmesinde ölçü olarak • kullanılırken, açıklığa
kavuşturulmaları gerekir. Kamu hizmeti yoluyle kamu yararı sağ­
lama ya da kamu yararı sağlamak için bir hizmet görme mutlaka
«kârlılık ve verimlilik» esaslarına ve «basiretli bir tüccar zihniye­
ti »ne uygun olmayabilir.
3. Öte yandan, İktisadî devlet teşekküllerinin temelinde ya­
tan fikir bunların kârlılık ve verimlilik esaslarına göre çalışmala­
rıdır. Bunu sağlamak için onların özel hukuk hükümlerine ve ti­
carî usullere göre yönetilmelerine hemen her yerde özel bir itina
gösterilmekte, işletme dönemleri sonucu yapılan değerlendirmeler*
de bu ölçülere uymayanların,tasfiyesi veya özel sektöre devri yolu­
na gidilebilmektedir. Bunlar kaynak yaratan ekonomik birimler
niteliğinde görülmektedirler. O halde bu kuruluşlar kamu yararına
çalışmakla beraber kamu hizmeti niteliğinde olmayan ya da bu
nitelikleri ikinci planda kalan kuruluşlardır. Halbuki, paralı ol­
makla birlikte, kamu hizmeti niteliği ağır olan görevlerle yükümlü
kuruluşlar için yukarıdaki düşünceler geçerli olamaz.
Bu itibarla ister tekel durumunda, lister rekabet reji.mi içinde
olsun, bu İki tip kurumun aynı statü içinde yönetilmeye çalışılma»
212
sı hem mevcut İktisadî devlet .'teşekküllerinin gelişmesini engelle­
mekte, îıem de İkincilerin hukukî durumlarıyle fiilî durumları ara™
sında derin bir farHılıg.ın devamına sebep- O'lmafctadır.
4. Ancak bir noktayı da gözden uzak tutm am ak ^gerekir. Ka­
mu hizmeti niteliğinde olmakla birlikte, bu hizmetlerin giderleri
klasik kamu hizmetleri gibi vergilerle değil, esas itibariyle, hizmetten yararlananlardan alınaıi ücretlerle karşılanmaktadır. Bu ba­
kımdan, bu özellikleri' göz önünde tutulur ve hazîneye -jiik olmala­
rı istenmez ise, geleneksel yönetimin sert ve bürokratik kalıpları­
nın bunlara uygun düşmeyeceğini de kabul etmek gerekir. Bu yön­
den, etkinlik ve verim liliğin/hiç kuşkusuz, yöneticilere rehber bir
ilke olma niteliğini sürdürmesi, ayrıca, ekonomik dalgalanmalara
karşı fiyatları sabit tutm ak ve , m odem leştiım e finansmanında
kullanılmak üzere, belli oranda bir kâr amacı gütmenin de bu te­
şebbüslerin özelliklerinden sayılmasına devam edilmesi icap eder.
5.
Yukarıda açıklanan nedenlerle,
a. Kamu İktisadî teşebbüsleri, kamu hizmeti niteliği ağır ba­
san ve özelliği olan teşebbüsler ve Devletin mal sahibi-müteşebbis
olarak kurduğu teşebbüsler olarak ikiye ayrılmalıdır. Kamu hiz­
meti niteliği ağır basan ve özelliği olan 'teşebbüslere «İktisadî ka­
mu kurumlariyy; Devletin mal 'sahibi-müteşebbis olarak, kurduğu
teşebbüslere «Kamu teşebbüsleri» adı verilebilir.
b. Kamu İktisadî teşebbüslerinin bu kritere göre sınıflandı­
rılması, bu amaçla yapılacak' bu araş'tımıaya dayandırılmalı ve
«(Kamu 'İktisadî Teşebbüsleri Reform Komisyonu Ön Raporu »nda
önerilen hususlar, bu araştırm a sonuçları da göz önünde tutulmak
suretiyle karara bağlanmalıdır: ‘
.
İktisadî Kamil Kıımmîarı - İdare îîîşkîlerî
6. , Tek tip halinde ele alınması mümkün olmayan İktisadî
kamu kuram ları aşağıdaki esaslar dairesinde yeniden düzenlenme­
lidir :
.
■
. .' ,'
a.
Ekonomik bir görevle yükümlü olmakla birlikte, kamu
hizmeti niteliği ağır basan kam u İktisadî teşebbüsleri, görev alanı
ile ilgili bakanlığa bağlı birer «İktisadî kamu kurumu» haline ge­
tirilmeli; bu kurum ların statüsü yukarıda belirtilen özellikleri
göz önünde tutulm ak suretiyle saptanmalıdır,:
213
b.
İktisadî kamu kurumlarının üst kademe yöneticileri ka-
mu teşebbüslerine benzer usullere göre atanmalı ve belli nedenler
dışmda görevden alınmaları önlenmelidir.
c. Genel ekonomik politikaya uygun olarak, İktisadî kamu
kurumlarının amacını, ana hedeflerini ve yıllık programlarla ilgili
ara hedeflerini saptamak yetkisi ilgili bakana ait olmalıdır. Bu
çerçeve içinde kısa süreli ara hedefleri saptama, hedefleri gerçek­
leştirecek araçları seçme ve uygulamaya koyma ve genellikle kuru­
mun normal yürütülmesiyle ilgili kararları alma yetkisi kurumun
sorumlu yöneticisine ait olmalıdır. Bakanın olağan dışı müdaha­
lesi kamu teşebbüsleri için önerilenlere benzer tedbirlerle sınırlan­
dırılmalıdır.
d.
Çalışmalarda etkinlik' ve verimlilik
yöneticilere egemen
bir ilke olmaya devam etmelidir.
e.
Bu kurumlar, olanaklar ölçüsünde hâzineye yük olmadan
dengeli bütçeler ile yürütülmeli; kararsız
ekonomik dönemlerde
fiyatları sabit tutmak ve modernleşme finansmanını karşılamak
amacı ile, mümkün olduğu takdirde belirli bir oranda kâr sağlaya­
bilmelidir.
f. İstihdam politikası kamu teşebbüslerine benzer biçimde
saptanmalı, gereksiz personel istihdamını önleyecek tedbirler alın­
malıdır.
g. İktisadî kamu kurumlarının denetimi, kamu teşebbüsleri­
ne benzer biçimde düzenlenmeli ve Yüksek Denetleme Kurulu ta­
rafından yerine getirilmelidir.
Kamu Teşebbüsleri - İdare İlişkileri
Kamu Teşebbüslerinin Yapısal Yönden Düzenlenmesi
7.
Bazı batı ülkelerinde olduğu gibi, memleketimizde mevcut
kamu teşebbüsleri siyasal ya da ekonomik bir doktrine dayanmak­
tan çok ekonomik hayatın zorlamaları sonucu ve politik görüşleri
farklı iktidarlar zamanında kurulmuş oldukları için, görev alan­
ları ve teknik nitelikleri itibariyle birbirlerinden oldukça farklılık­
lar göstermektedirler. Bu durum, sözü geçen kuruluşların tek bir
statü altında toplanmalarını ve kendilerine özgü bir hukuk rejimi­
nin geliştirilmesini güçleştirmektedir. Kanun koyucunun bu tür
bir kuruluş meydana getirirken özel b ir titizlik gösterdiği noktalar­
214
dan biri ve belki de birincisi, bu teşebbüslerin, bazı ayrıcalıklar
dışında, özel hukuk hükümlerine ve ticarî esaslara göre yönetil­
mesidir. Ancak uygulamada, kamu teşebbüslerinin özel teşebbüs­
lerle biçimsel ve yüzeyde bir benzerlik göstermesinden daha öteye
geçmek mümkün olamamıştır. Bunun, siyasal müdahale, yönetici
kadrosunun yetersizliği gibi etkenler yanında başlıca nedeni, ku­
ruluşların yapısının ne özel hukuk ne de kamu hukuku esaslarına
tam olarak elverişli olmasıdır.
8. Devletin kamu yararının savunucusu ve 'Sermayenin sahi­
bi olarak etkili bir gözetim ve denetimde bulunması ne kadar hak­
kı ise, ilkelerini kendisinin koyduğu bir yönetim sistemine uygu­
lamada riayetkâr olması da o kadar ödevidir. Bu dengeyi optimum
' düzeyde sağlayacak örgüt biçiminin ne olacağının araştırılması ge­
rekir.
Şimdiye kadar yapılan etüt ve araştırmalardan dört alterna­
tif ortaya çıkmaktadır.
a. Başlarında yönetim ya da müdürler kurulu olan kamu te­
şebbüslerinin görev alanlarıyle ilgili olan bakanlıklara bağlanma­
sı (bugünkü durum),
b. (a) bendindeki yönetim organlarına sahip olan kuruluşla­
rın bir tek bakanlığa bağlanması,
c. Kamu teşebbüslerinin sektör hoMingleri biçiminde görev
alanlarıyle ilgili bakanlıklara bağlı olması,
d. Kamu teşebbüslerinin tek bir holding halinde Başbakan»
lığa bağlanması,
9. «Kamu l'ktisadî Teşebbüsleri Reformu Komisyonu Ön Raporu»nda belirtildiği gibi, şikâyetlere yol açan tek bakanlığa bağlı
olma biçimi ile şimdiki durum bu tarafa bırakılırsa, idare ile
uyumlu ilişkileri sağlayacak en uygun örgüt biçimi olarak sdktör
holdingleri ile tek holding biçimi kalmaktadır. Kanımızca, daha
radikal bir aşama olan tek holding biçimi, bir yandan, söz konu­
su Komisyonun raporunda da belirtildiği gibi, «sarsıntı» yara­
tacak nitelikte görülmekte, bir yandan da çok büyük ve güçlü ör­
gütlerin yönetim ve koordinasyon bakımından getirdiği, kısa sü­
rede aşılması kolay olmayan güçlükler taşımaktadır. Öte yandan
görev alanı içinde bulundukları bakanlıklarla bu teşebbüslerin doğ­
rudan doğruya ilişkilerinin kesilmesi, doğal olarak, bakanların Par­
215
lamentoya karşı sorumlulukları
doğuracaktın ■
açısından da bir takım sorunlar
Sektör holdingleri sistemi, bugünkü duruma göre ileri bir adım
sayılabilire. Çünkü, ^bir kere, siyasal etki bakımından bir tampon
kademe meydana getirmektedir. Ayrıca özel girişim zihniyetine ya­
kın bir karar merkezi kurulmasına da elverişlidir. Yeniliklere daha
kolaylıkla açık tutulabilir. Tek holdingin sakıncaları, da bir dere­
ceye kadar önlenmiş olur.
10.
Yukarıda açıklanan nedenlerle,,.
,
a. Kamu teşebbüsleri sektör holdingleri biçiminde örgütlendi­
rilerek görev alanlarıyle ilgili bakanlığın gözetim ve denetimi altına
konulmalıdır.
b. Sektör holdinglerinin teşkilinde kalkınma planındaki sek­
törlere ayırma biçimi esas alınabilir. Çok geniş olan imalât sektö­
rünün birden çok holdinge ayrılması gerekebilir.
c.
Sektör holdingleri kanunla kurulmalı ve tüzel dişiliğe sahip
/bulunmalıdır.
■ ■
Kamu Teşebbiisleriiîiiî Hukukî Statüleri ve Organları
. 11. Sektör holdinglerinin karar (yönetim) o^rgaııları sorunu­
nun bir inceleme ıkonusu yapılarak, çözülmesi gerekir. Bununla
birlikte mevcut araştırmalara dayanılarak ve uygulanan sistemin
sakıncaları göz önünde tutularak, iki ana organın' kurulmasmın
uygun olacağı düşünülmektedir : Holding Yönetim. Kurulu ve Sektörlerarası Koordinasyon Kurulu.
12. Holding Yönetim Kurulu teşekküllerin yatırım, finansman
ve denetimlerinden sorumlu olmalıdır. Kurul belli zamanlarda top­
lanıp ortak'sorunlarla ilgili kararlar almalı; Holding Yönetim Ku­
rulu Başkanı bu kararların yürütücüsü olmalıdır.
13. Sefctörlerarası .Koordinasyon Kurulu holdinglerin genel
yatırım ve işletme politikalarına yön vermek, uygulamanın öngörü­
len çerçeve, içinde yürütülmesini gözlemek ve üst düzeyde sektörlerarası koordinasyonu sağlamakla görevli olmalıdır. Holdingler
kurul kararlarına uymakla yükümlü bulunmalıdır.
14. İktisadî devlet teşekkülü biçimindeki kamu teşebbüsleri­
nin yönetim kurulları, Genel Müdürün başkanlığında üç üyeden
216
oluşmalı ve bu üç üye teşekkül yöneticileri arasından seçilmelidir.
Gereken hallerde bu kurullarda işçilerin temsiline de olanak veril­
melidir.
■
■
'
15. Sermaye paylarının tümü kamuya ait bulunan ortaklık
biçimindeki kamu teşebbüslerinin bugünkü statüleri esas itibariy­
le saklı tutulmalı ve bu ortaklıklar konu itibariyle ilgili oldukları
holdinge dahil edilmelidir. ,
16. iSermaye paylarının yarısından fazlası kamuya ait olan
karma ortaklık biçimindeki kamu teşebbüsleri kamu yararı yönün­
den incelemeye tabi tutulmalı, muhafazalarında kamu yaran görül­
meyenler tasfiye edilmelidir. Muhafaza edilmesine karar verilen
karma ortaklıklar bu rapordaki öneriler göz önünde tutularak ye­
niden düzenlenmelidir.
17. Sermaye paylarının yarısından azı kamuya ait bulunan ka­
tılma biçimindeki karma ortaklıklar, kamu yararı yönünden incele­
nerek, muhafazalarında kamu yararı görülmeyenler tasfiye edilme­
lidir.
Kamil Teşebbüsü - İdare îlişkiîeri
18. Bugün kamu teşebbüsleri hakkında yapılan eleştirilerin
başında, yöneticiler üzerinde yapılan siyasal baskılar ve yöneticile­
rin sık sık değiştirilmesi gelmektedir. Hatta, bu baskıyı yapan siya­
sî kişilerin bizzat kendileri de zamanla bu durumdan şikâyetçi ol­
maktadırlar, Yapılan araştırmalara göre, yüksek kademe yönetici­
lerden % 24.2'sinin görevde kalma süresi bir yılı bulmamakta­
dır.
19. Kamu teşebbüsleri hukukî bakımdan oldukça bağımsız
bir yönetim biçimiyle donatılmış görünmekte ise de, uygulamanın
bundan tamamen farklı cereyan ettiği ve bütün yetkilerin bakan
tarafından kullanıldığı gözlenmektedir. Her ne kadar bir bakanın
kendisine bağlı bir kuruluş üzerindeki gözetim ve denetim yetkile­
rini madde madde saymak olanajksız ise de, bazi genel ilkeler koy”
m a k mümkündür.
20. Hükümetin genel ekonomik politikasına uygun olarak
sektör amaçlarını, holdingler içindeki teşebbüslerin genel amaçları
m, bunların plan dönemleri sonunda gerçekleştirecekleri hedefleri
saptama yetkisi Hükümete ait olmalıdır.
217
21. Bakanlar Kurulu, kamu yararı mülâhazası ve ilgili holding
aracılığı ile bir teşebbüse görev alanı ile ilgili ek bir görev veya bir
külfet yükleme yetkisini haiz olmalıdır. Ancak bu durum, umulan
yarar ile teşekkülün katlanacağı zarar, gerekçeleriyle belirtilmek
şartiyle, yazılı olarak holdinge bildirilmelidir. Bu yüzden teşebbüsün uğrayacağı zarar ve müessesenin kaybettiği normal kâr ekleme
olarak ertesi yılın genel bütçesinden karşılanmalı ve teşebbüsün
değerlendirilmesinde göz önünde tutulmalıdır.
22. Bakanlar, kendilerine bağlı holdinglerin denetim ve gö­
zetiminden sorumlu olmalıdır.
23. Holding Yönetim Kurulu, ilgili bakana sürekli olarak bil­
gi vermeli; bakan gözetim görevinin gereği olarak, holding yönetici­
lerinden her türlü bilgiyi isteme yetkisini haiz olmalıdır. Ancak bu,
günlük yönetime müdahale şekline dönüşmemelidir.
Kamu Teşebbüsleri Personeli
24. Genel idare için olduğu gibi, kamu teşebbüslerinin idaresi
için de yeterli bir yönetici kadronun yetiştirilmesi konusuna gere­
ken önem verilmemektedir. Bunun sonucu olarak, yapılan bütün
düzenleme çalışmaları, etkisiz kalmakta ve biçimsel değişikliğin al­
tında eski durum devam etmektedir. Kesinlikle denebilir ki, bir
İktisadî devlet teşekkülünün başarılı olması her şeyden çok başın­
daki yöneticinin yeterli olup olmamasına bağlıdır. Bu soruna bir
çözüm bulunması, özellikle biçimsel olmayan ilişkilerden doğan
sorunların çözümünü büyük ölçüde kolaylaştıracaktır.
25. Kamu teşebbüslerinin istihdam politikası, gereksiz per­
sonel istihdamını önleyecek biçimde düzenlenmelidir.
26. Kamu teşebbüslerinin personel statüsü, hizmetin gerekle­
rine uygun nitelikte ve gene hizmetin gerektirdiği miktarda perso­
nel almaya elverişli ve siyasî kişilerin etkileriyle hizmete alma yo­
lunu tıkayacak bir titizlikle hazırlanmalı; üst kademe yöneticilerin
özel sektöre kolayca kaymalarını önleyecek bir ücret rejimi öngö­
rülmelidir.
27. Holdinglerin Yönetim Kurulu başkanları ile teşekküllerin
genel müdürleri gibi yöneticileri bu raporda yüksek yöneticilerin
atanmasında uyulması önerilen usule göre, Bakanlar Kurulu tara­
fından, plan dönemi gibi belli bir süre için atanmalı ve önceden be­
218
lirlenmiş nedenler dışında görevden alınmamalıdır. Süresi dolan
yöneticilerin göreve devamları otomatik bir biçimde olmamalı, bu­
na karşılık görevden alınmaları da, önceden saptanmış kriterlere
göre yapılacak değerlendirmelere bağlı bulunmalıdır.
Kamu Teşebbüslerinin Denetimi
28. Kamu teşebbüslerinin önemli bir sorununu da denetim
teşkil etmektedir. Halen sayıları pek çok ve biri ötekini kontrol için
konulmuş izlenimini veren etkili olmaktan uzak bir denetim siste­
mi mevcuttur.
29. ' Kamu teşebbüsleri üzerinde mevcut çeşitli denetim türle­
ri gözden geçirilerek, güvene dayanan fakat müeyyideye bağlanmış,
süratle sonuç almayı sağlayan bir denetim^ 'sıistemi geliştirilmelidir.
30. Yüksek Denetleme Kurulu, sektör holdinglerinin ye hol­
dinge dahil teşekkül ve ortaklıkların hesap ve işlemlerini, teknik,
ekonomik ve idari yönlerden incelemeye yetkili olmalıdır. Kurul
bu denetimi etkinlikle yapabilecek biçimde güçlendirilmelidir.
31. Maliye müfettişlerinin, belirli durumlardaki teftiş yetki­
leri saklı tutulmalıdır.
219
Ek: 1
T.C.
BAŞBAKANLIK
Kanunlar ve Kararlar Tetkik Dairesi
Başkanlığı
KARARNAME
SURET i
Hükümet Programına göre Devlet kesiminin yeniden düzenlen­
mesinin genel yönünü ve stratejisini saptamak üzere ilişik listede
adları, sıfat ve unvanları gösterilen zatlardan bir Danışma Kurulu
kurulması; Bakanlar Kurulu'nca 29/5/1971 tarihinde kararlaştırıl­
mıştır.
CUMHURBAŞKANI
C. SUNAY
29/5/1971 tarih ve 7/2527 sayılı Kararnamenin ek listesi.
Soyadı
Adı
Sıfat ve Unvanı
AKSAL
i. Rüştü
Eski Maliye Bakanı
ALPASLAN
Ali Rıza
Danıştay Üyesi
ÇÖKER
Ziya
İçişleri Bakanlığı Araştırma-Plcinlama ve Koordinasyon Genel Mü­
dürü
ESENER
Turhan
Prof. Dr. Ankara Hukuk Fakültesi
GÖZÜBÜYÜK
Şeref
Prof. Dr. TODAİE Genel Müdürü
GÜRGÜÇ
Hamza
Orgeneral
Üyesi
KAYLA
Ziya
Vakıflar Bankası Yönetim Kuru­
lu Başkanı
UZSOY
Şafak
ODTÜ öğretim Üyesi
SENİL
İbrahim
Anayasa Mahkemesi Eski Başkanı
220
Yüksek
Askerî Şûrâ
E k: 2
Karar S ayısı: llTIAf)
Hükümet Programına göre Devlet kesiminin yeniden düzen­
lenmesinin genel yönünü ve stratejisini saptamak \izex& 19ISI1911
tarih ve 112521 sayılı Kararname ile kurulan Danışma Kurulu'na
raportör üye olarak Türkiye ve Orta Doğu Amme İdaresi Enstitü­
sü Öğretim Üyesi Kenan Sürgit'in katılması; Bakanlar Kurulunca
2/7/1971 tarihinde kararlaştırılm ıştır.
CUMHURBAŞKANI
C. SUNAY
221
Ek: 3
T.C.
BAŞBAKANLIK
KANUNLAR VE KARARLAR TETKİK DAİRESİ
İVEDİ
Sayı: 91-34/8308
Ankara
15/6/1971
Türkiye ve Orta Doğu Amme İdaresi Enstitüsü Genel Müdürlüğüne
İLGİ :
10/6/1971 tarih ve 91-34/7994 sayılı yazımız.
1. (İlgi) yazı ile bilgilerine sunulan 29/5/1971 tarih ve 7/2527
sayılı Bakanlar Kurulu Kararına göre Devlet kesiminin yeniden
düzenlenmesi için kurulmuş bulunan Danışma Kurulu 18 Haziran
Cuma günü saat 15.00 de Türkiye ve O rta Doğu Amme İdaresi Ens­
titüsünün Ankara - Yenişehir Bankacı Sokaktaki 15 numaralı bina­
sında ilk toplantısını yaparak çalışmalarına başlayacaktır.
2. Danışma Kurulunun çalışma konusu hakkında genel direk­
tif ilişiktir. Bu ana direktif içinde yapılacak işlerin teferruatlı pla­
nı bizzat kurul tarafından hazırlanacaktır.
3. İlk toplantıda Danışma Kurulu kendi içinde görev taksi­
matı ve çalışma programını yaparak bunları Başbakanlığa gönde­
recektir.
4. Bildirilen gün ve saatte toplantıya şeref vermenizi rica
eder, memleketimizin bu çok önemli davasında deruhte ve kabul
buyurduğunuz değerli hizmetin şükranı içinde en iyi başarı dilek­
lerimi ve saygılarımı sunarım.
İmza
Sadi KOÇAŞ
Başbakan Adına
Devlet Bakanı
Başbakan Yardımcısı
Eki ;
222
1. Çalışma Esasları
Dağıtım
Sayın
»
»
»
»
»
»
»
»
İ. Rüştü Aksal
Ali Rıza Alpaslan
Ziya Çöker
Turhan Esener
Şeref Gözübüyük
Hamza Gürgüç
Ziya Kayla
Şafak Uzsoy
İbrahim Senil
Türkiye ve Orta Doğu Amme İdaresi Ens.
Devlet Kesiminin Yeniden Düzenlenmesi îçin
Kurulan Danışma Kurulunun Çalışma Esasları
1.
Danışma Kurulunun görevleri genel olarak şunlar olacak­
tır.
a)
İdarenin yeniden düzenlenmesinin genel yönünün ve
stratejisinin tespit edilmesi,
b)
Yeniden düzenlenmeyi gerçekleştirecek örgütlenme bi­
çimini ortaya koymak,
c)
Yeniden düzenleme alanlarını ve önceliklerini sapta­
mak,
d)
Bugüne kadar yapılan İdarî reform çalışmalarım de­
ğerlendirmek ve uygulama programına bağlamak,
e)
İktisadî Devlet Teşekküllerinin yeniden düzenleme ça­
lışmaları ile genel idare alanında yapılan çalışmalar
arasında ahenk sağlamak,
2.
Kurul, ön raporunu en geç 1971 Ağustos ayı sonunda Baş­
bakanlığa sunacaktır.
3.
Bakanlıklar, mahallî idareler, diğer kamu kuruluşları ile
kamu İktisadî teşebbüsleri, kurul tarafından görevlerinin
gerçekleştirilmesi konusunda istenecek her türlü yardımı
yapmakla yükümlüdürler.
4.
Danışma Kurulunun sekreterya görevi Türkiye ve Orta Do­
ğu Amme İdaresi Enstitüsü tarafından görülecektir.
Resmî mühür
223
Ek :
4
Proje Örgütü ve Görevliler*
I. PROJE MÜDÜRÜ
SÜRGİT, Kenan
II.
TODAİE Öğretim Üyesi
GENEL ARAŞTIRMA GRUBU
SÜRGÎT, Kenan (Başkan)
Proje Müdürü
ÇÖKER, Ziya
içişleri Bakanlığı
Araştırma-Planlama ve Koordi­
nasyon Genel Müdürü
DÎNÇER, Nabi
Devlet Planlama Teşkilâtı SPD,
Uluslararası İlişkiler Şb. Md. V.
DÎRİMTEKİN, Metin
İçişleri Bakanlığı İç-Düzen Pro­
je Müdürü
OK, Süha
Orman Bakanlığı
Muavini
UZSOY, Şafak
ODTÜ öğretim Üyesi
PAYASLIOĞLU, Arif
ODTÜ Öğretim Üyesi
TOSUN, Mustafa
TODAİE Öğretim Üyesi
TUTUM, Cahit
TODAİE öğretim Üyesi
YALÇINDAĞ, Selçuk
TODAİE Öğretim Üyesi
YULUĞ, Mustafa
Maliye Bakanlığı
Bütçe ve Malî Kontrol
Genel Müdürlüğü Müşaviri
Müsteşar
Ayrıca Turan ERSOY ve Adnan Başer KAFAOĞLU kendi
uzmanlık alanları içine giren konuların görüşülmesinde.
Genel Araştırma Grubu toplantılarına danışman olarak
katılmışlardır.
(*)
224
Buradaki listelerde soyadlarmın alfabe sırası esas alınmıştır.
III.
ARAŞTIRMA GRUPLARI
A. m e r k e z ! İDARE
B.
SÜRGİT, Kenan
Başkan
Proje Müdürü
BAŞARA, Güner
Uzman
TODAİE Merkezî O ve M
Teş. Uz.
BOSTANOĞLU, Lütfü
Uzman
Orman Bakanlığı
O ve M Başkam
ÇAĞLAR, Rafet
Uzman
TODAİE Merkezî O ve M
Teş. Uz.
DİNÇER, Nabi
Uzman
Genel
Üyesi
ERTÜRK, Selâhattin
Uzman
Basın-Yaym Gn. Md. Yard.
GÖKPINAR, Nermin
Uzman
TODAİE Merkezî O ve M
Teş. Md.
NALİŞ, Seyfettin
Uzman
Mülkiye Müfettişi
OK, Süha
Uzman
Genel
Üyesi
ÇEÇEN, Anıl
Uz. Yard.
TODAİE Asistam
UYSAL, Birkân
Uz. Yard.
TODAİE Asistanı
m erkez!
Araştırma Grubu
Araştırma
Grubu
İDARENİN TAŞRA ÖRGÜTÜ
TOSUN, Mustafa
Başkan
Genel
Üyesi
BAŞARIR, Aslan
Uzman
İçişleri Bakanlığı
İller İdaresi Gn. Md.lüğü
Araştırma
Grubu
Müşaviri
ELDEM, Nejat
Uzman
Mülkiye Müfettişi
YALqiNDAĞ, Selçuk
Başkan
Genel Araştırma Gr. Üy.
BAŞSOY, Ahmet
Uzman
Mülkiye Müfettişi
C. MAHALLİ İDARELER
225
BOYSAN, Ethem
Uzman
Merkez Valisi
NAZLIOĞLU Bedri,
Uzman
Mülkiye Müfettişi
CANMAN, Doğan
Uz. Yard.
TODAÎE Asistanı
D. ÖTEKİ KAMU KmUMLARI
Başkan
TODAÎE Öğretim Üyesi
ÇAĞLAR, Rafet
Uzman
TODAÎE Merkezî O ve M
Teş. Uz.
SULHUN, İhsan
Uzman
Türkiye Emlâk Kredi
Bankası Eğitim Müdürü
TUTUM, Cahit
Başkan
Genel Araştırma Gr. Üy.
GÖNÜL, Vecdi
Uzman
îçişleri Bakanlığı
Zatişleri Gn. Md.lüğü
Sosyal İşler Müdürü
KALKANDELEN,
Uzman
Devlet
e r k in ,
Vedat
E. PERSONEL YÖNETİMİ
Personel
Dairesi
Müşaviri
Hayrettin
MORAL, Yaşar
Uzman
Toprak Mahsulleri
Kontrolü
Ofisi
MÜDERRÎSOĞLU,
Alptekin
Uzman
Mâliye Bakanhğı Bütçe
ve Malî Kontrol Gn. Md.
M.
Maliye Müfettişi
SANCAR, Feyyaz
CEM, Cemil
Uz. Yard.
TODAÎE Asistanı
ERTÜRK, Berin
Uz. Yard.
TODAÎE Asistanı
F. MALÎ YÖNETİM
,226
YULUĞ, Mustafa
Başkan
Genel Araştırma Gr. Üy.
AKINCI, Muammer
Uzman
Maliye Bakanlığı
Genel Müdürü
Hazine
ORAL, Sümer
Uzman
Maliye Müfettişi
ÖZSOY, Numan
Uzman
Maliye Bakanlığı Gelirler
Genel Md. Başmüşaviri
OYAL, Erkan
Uz. Yard.
TODAİE Asistanı
G. YER, ARAÇ, GEREÇ, METOT, MEVZUAT
GÜNDÜZ, Nihat '
Başkan
TODAİE Öğretim Üyesi
ÖZGÜVEN, Mehmet
Uzman
Karayolları Gn. Md.lüğü
Köprüler Dairesi Uzmanı
ÜNVER, Vehbi
Uzman
Başbakanlık Kanunlar ve
Kararlar Tetkik
Dairesi
Üyesi
SAYGI, Şükrü
Uzman
Yüksek Öğrenim Kredi ve
Yurtlar Kurumu Gn. Md.
lüğü O ve M Şubesi
Müdürü
VARAN, Şerafettin
Uzman
TODAİE Merkezî O v6 M
Teş. Uz.
H. YENİDEN DÜZENLEMEDE İZLENECEK YOL VE ÖRGÜTLENME
ERTÜRK, Selâhattin
Başkan
Başbakanlık Basm-Yayın
Genel Müdür Yard.
ALPERGUN, Yıldırım
Uzman
Toprak Mahsulleri Ofisi
O ve M Şubesi Müdürü
COŞKUNTÜRK, Mithat
Uzman
DSİ O ve M Müşaviri.
i. KAMU İKTİSADÎ TEŞEBBÜSLERİ — İDARE İLİŞKİLERİ
KUNTBAY, İhsan
Başkan
TODAİE Öğretim Üyesi
ÇADIRCI, Suat
Uzman
T.C. Ziraat Bankası
O ve M Şube Müdürü
ŞAYLAN, Gencay
Uz. Yard.
TODAİE Asistanı
Başta Nermin Gökpmar olmak üzere, Güner Başara, Rafet Çağlar,
Anıl Çeçen, Nabi Dinçer, Mehmet Özgüven, Ekrem özkul ve İhsan
227:;
Sulhun Araştırma Grubu Raporlarının redaksiyonuna ve ön rapoı
taslağının hazırlanmasına yardımcı olmuşlardır.
IV. DOKÜMANTASYON ŞEFLİĞİ
İKÎZOĞLU, Haşan
Şef
TODAİE Malzeme Müdürü
GÖKBULUT, Bayram
Memur
TODAİE Muhasebe Şefi
ŞENÖZ, Cevdet
Şef
TODAÎE Genel Sekreter V.
USLU, Reşat
Sekreter
Proje Md.lüğü Sekreteri
ÇEVÎK, Celâl
Teksir M.
TODAİE Teksir Memuru
USLU, Nurten
Daktilo (Şef) TODAİE
ÖZYALIM, Muzaffer
Daktilo
Proje
TÖREYİM, Hatice
Daktilo
Proje
UĞUT, Tülin
Daktilo
TODAİE
URUK, Müzeyyen
Daktilo
TODAİE
V. BÜRO ŞEFLİĞİ
228
Yeniden Düzenleme ile İlgili Başlıca Raporlar
Akyol, Avni
İl KcMirdinasyoıı Kurallarmiîi YenMea Diizeîileîîm esi Üzerine Bir Araştırma. DPT yayını, Ankara
1968, (çoğaltma).
Aydogan, Kadir
Beledıyelertn ŞeMr Harttasım Yapma €öre¥İeıi,
İçişleri Bakanlığı, Iç - DÜZEN Yayınlan, Ankara,
1969, (çoğaltma).
Belediyelerin Bayındırlık Göre¥Îeri. İçişleri Ba­
kanlığı, îç - DÜZEN Yayınları, Ankara, 1970, (ço­
ğaltma).
Balogiu, Hikmet
Personel Som alan. İçişleri Bakanlığı îç ™DÜZEN
Yayınlan, Ankara, 1970, (çoğaltma).
Başsoy, Ahmet
Mahallî İdareîeıiiî Konnîmaya .Muhtaç Çocuklarîa îlglH GörcYİeri. İçişleri Bakanlığı, İç - DÜZEN
Yayınlan, Ankara, 1970, (çoğaltma).
Bayar, Cahit
Mahallî îdareleriM Turizm CoreYİer! İçişleri Ba­
kanlığı, İç “ DÜZEN Yayınları, Ankara, 1970, (ço»
galtma).
Coşkuntürk, Mithat
Pevlet Kamu tdaresînl Yenide» Mlzenleme Orga»
ımasyoncmîiıı Nasıl Oîınası Gerektlp Konıısımda
Araştımıa Raporu» B öllim : I Devlet Su İşleri O
ve M Miişavirliği Yayını, Ankara, 1971, (çoğalt­
ma).
Çöker, Ziya Üzeîgen, Atıl
Belediye Harcamaları (Bütçe Analzleri) İçişleri
Bakanlığı, îç - DÜZEN Yayınları, Ankara, 1970,
(çoğaltma).
Çöker, Ziya Demiröz, A. Nazif
Eğitim Hizmetleri Açısından M ahall tdareleıin
Yemden Düzenleımıesi İçişleri Bakanlığı, îç . DÜ­
ZEN Yayınları, Ankara, 1970, (çoğaltma).
229
Dantel, Maurice
Chailleux
Demiröz, A. Nazif
Tiirkîyede Devlet Personeli Hakkında Bir Araş­
tırm a .,TODAİE Yayım, Ankara, 1966,
İl Özel İdarelerînin K ültür ¥e Eğitim Göre¥leri«
İçişleri Bakanlığı, İç - DÜZEN Yayınları, Anka­
ra, 1970, (çoğaltma).
Devlet Personel Dairesi
Devlet Personel Rejimi Hakkında Ön Rapor» DiFD
Yayını, Ankara, 196-2.
Devlet Personel Rejimi Hakkında Ön Rapora Daîr
,KuriHiîlann €örüşlerio DPT Yayım, Ankara, 1963,
(çoğaltma).
Hükümete Sunulan Yabancı Uzman Raporları
(1949-1959 Y ıllan •Arasında)» DPD Yayını, Ankara,
1963, (çoğaltma).
Devlet Personel Rejimi Hakkında Devlet Personel
Heyetince Hükümete Sunulan Teklifler, DPD Ya­
yını, Ankara, 1963.
Dokuzlar UzmanMc Komisyonunun
Çalışmaları.
DPD Yayını, Ankara, 1967, (çoğaltma).
Devlet Planlama
Teşkilâtı
İdareyi ve İdarî Metodları Yeniden Düzenleme Ko«
nusunda Hazırlanacak Mevzuatla İlgiM Genel İlke»
1er. DPD Yayını Ankara, 1965.
Mahalli İdareleri Yeniden Düzenleme Konusunda
Hazırlanacak Mevzuatla İlgili Genel İlkeler» DPT
Yayını, Ankara, 1966, (çoğaltma).
..Kooperatifçilik Özel İhtisas Ko'iîiîsyonu Raporu,
DiPT Yayını, 1969, (çoğaltma).
' Kooperatifçilik. Sorunları Araştırması* Cilt: II. DPT
Yayını, Ankara, 1969.;
İktisadî Devlet Teşekkülleri ■Çalışmaları ■Sonuçla» ■
' n .Özeti» DPT Yayını, Ankara, 1969.
İ9.70 Yılına Girerken ’Bölgelere Genel Bir Bakış.
'•DPT Yayını, Ankara, 1969, (çoğaltma).
Y atm m lann ve İhracatın Teşviki ve Uygulama
Esasları» DPT Yayım, Ankara, 1969.
:Yeniden .Düzenleme Faaliyetleri İçin El Kitabı.
DPT Yayını, Ankara, 1970, (çoğaltma).
Tapu ve. Kadastro Genel Müdürlüğü. Yeniden Dü“
•^zenleme Mapoıru/DPT Y ayını,A nkara, 1970-,. «(ço­
ğaltma). .
■
230
Y atınm îanıı ¥e İhracatın Teş¥İM ¥e Uygulama
Sonuçlan. DPT Ya.ymı, Ankara, 1971, (çoğaltm a).
Türk Vergi Sisteminm Eleştîıilm esi ¥e Reforı»
Teklifleri* DPT Yayım, Ankara, 1971, (çoğaltm a).
Ulaştırma Komisyon Proje Merkezî Müdürlüğü
K um lttş ¥e Gelişme Raporu. DPT Yayını, Ankara,
1971, (çogaltma)^.
jMahallî İdareler ¥€ Söruııîan» (Üçüncii Beş Yıl»
İlk Kalkmma Planı Çalışmaları) Öze! İhtisas Ko­
misyonu, Alt Komisyonlar Raporları. DPT Yaymı,
Ankara, 1971, (çoğaltm a).
Mahallî İdareler ¥e Soruııları* (Üçüncü Beş Yıllık
Kalkımna Planı Çalışmaları) Özel ÎMisas Komisyoîîiî Raponı. DPT Yayım, A nkara, 1971, (çoğalt­
m a).
Köye Götürülen Hizmetlerde Kullaımlan Kıstas­
lar ¥e Hizmet Koordinasyonıı. DPT' Yayım, Anka­
ra, 1971, (çoğaltm a).
Çalışma Sektörü SorMiıIan Ön Raporu. (Üçüncü
Beş Yıllık Kallonma. Plam Çalışmaları) DPT Yayım , Ankara, 1971, (çoğaltm a).
Eğitim Sefctö'iüo (Üçüncü Beş Yıllık Kaikmına
Plam Çalışmaları), DPT Yaymı, Ankara, 1971, (ço­
ğaltm a),
Duran, Lütfü
TeşMlâtlaııma Koımsuııda Yasama ¥e Yürütme
Orgaeîan ArasıııdaM Yetki Sının Hakkında Eapor« DPT Yayım, 1966, (çoğaltm a).
Eldem, M.- Necat
Bıtcak İdaresi Üzerinde Bir Araştırma, İçişleri
Bakanlığı, İç - DÜZEN Yayınları, Ankara, 19’69.
(çoğaltm a).
E rtü rk , S elâhattin
Merkezî Organizasyon Ye Metot Birîminîn Kuru
ÎMşu Hakkında Rapor* TODAÎE Yayım, Ankara,
1966, (çoğaltm a),
G erdaneri, Halis
İdarî Reform Açısından Değişen Şartlar. İçişleri
Bakanlığı,, îç - DÜZEN Yayınları, Ankara, 1970,
(çoğaltm a).
Gregoire, M. Roger
De¥İet Personel Baîresîni İlgilendiren Sorunlar
Hakkında Rapor. DPD' Yayını, Ankara, 1966, (ço­
ğaltm a).
231
Günel» Namık
Köyterin Sağlık Hizmetleıi*
İçişleri Bakanlığı,
İç - D'ÜZEiN Yayınlan, Ankara, 1969, (çoğaltma).
Güzeliş, İsmail
Alan DiizeiîlemesL İçişleri Bakanlığı Tetkik Ku­
rulu Başkanlığı Yayınları, Ankara, 1970.
İçişleri Bakanlığı
Türkiye Mülkî Taksimatı Hakkiîida Rapor. An­
kara, 1960, (çoğaltma).
Yelliden Düzenleme Çalışmalan» Ankara, ■1968,
I, ve II, tdarecîler Kongresînde Görüşülen Konu
ve Problemler» Ankara, 1969, (çoğaltma).
İl Genel İdaresi ve Planlı Kalkınma. Ankara, 1970.
Köy İşleri Bakanlığı Kuruluş ve Görevleri Hak­
kında Kanun Tasansı Üzerînde Bir înceleme. An­
kara, 1971, (çoğaltma).
İçişleri Bakanlığı Merkez Örgütününy Taşra Yö»
netîmînîn ve Mahallî tdarelerîn Yeniden Büzenlenmesme tllşMn Gene! tikeler. Ankara, 1971. (ço­
ğaltma) .
Özel İdare ve Belediyelerde Kişi Borçlan. Ankar%
1971, (çoğaltma).
İdareyi ve İdarî Metotla o Yeniden Düzenleme
Komisyonu
Lüzum Görülen Hallerde Bakanlar Kurulu K arar­
ları İle Ortak K ararlara Ait Kanunî YetMIerîn
Devri Hakkında Kanun Tasaosı ve Gerekçesi*
DPT Yayını, 1966, (çoğaltma).
Merkezî Hükümet Teşkilâtını Yeniden Düzenle­
me Konusunda Hazırlanacak Mevzuatla İlgîîl Ge­
nel İlkeler. DPT Yayını, 1966, (çoğaltma).
Mahallî İdareleri IMizeııleme Konusunda Hazırla-»
nacak Mevzuatla İlgili Genel İlkeler. DPT Yayım,
1966, (çoğaltma).
Bakanlar Kurulunca Yerine Getirilen Bazı İşlem­
lerin Devri Hakkında Kanun Tasansı ve Gerek­
çesi. DPT Yayını, 1966, (çoğaltma).
Bakanlar Kuruluna Ait B^azı Yetkilerin İlgili Ba­
kanlıklara Verilmesi Hakkında Kanun Tasaosı ve
Gerekçesi. DPT Yayını, 1966, (çoğaltma).
Merkezî Hükümet Teşkilâtının Yeniden Düzenlenmesi İle İlgili Genef İlkeler. DPT Yayım, 1966,
(çoğaltma).
232
Mahallî tiarelerin Yeniden Büzenlemııesi ile İl-,,
gîli Genel İlkeler. DPT Yaymı 1966, (çoğaltm a).
İktisad î Devlet Teşek­
küllerini Yeniden Dü­
zenleme Kom isyonu
Genel Rapor« Ankara, 1968.
îm a r ve İsk ân Bakan»
lığı
İmar Gücü Planlaması Projesi. Yeniden Düzenle­
me Proje Müdürlüğü Yaymı, Ankara, 1968, (ço­
ğaltma).
Afet Hizîîietleriııe tlişMn Araştırma Raporu. Ye­
niden Düzenleme Proje M üdürlüğü Yayını, Anka­
ra, 1968, (çoğaltma).
Bölge Planlama Hizmetine Î I ş M h Araştımia MapoTOe Yeniden Düzenleme Proje M üdürlüğü Yayı­
nı, Ankara, 1969, (çoğaltma).
Harita Hiziîietine İlişMe Araştırma Rapora. Ye­
niden Düzenleme Proje Müdürlüğü Yaymı, Anka­
ra, 1969, (çoğaltma).
Yapı Malzemesi Hizmetlerine İlişkin Araştırma
Raporu» Yemden Düzenleme Proje Müdürlüğü Ya»
ymı, Ankara, 1969, (çoğaltma).
Koııııt Hizmet ve TeşMIâtına İlişkin' Araştırma
Rapora, Yeniden Düzenleme Proje Müdürlüğü Ya­
yını, Ankara, 1970, (çoğaltma).
ŞeMr Planlama, Programlama Hizmetleri ve Teş­
kilâtı Hakkında Rapor* Yeniden Düzenleme Proje
Müdürlüğü Yayını, Ankara, 1970, (çoğaltma).
ŞeMr Planı Uygulaması ve Kamu Tesisleri Hiz­
metleri' Teşkilâtı Araştırma Raporu. Yeniden Dü­
zenleme Proje Müdürlüğü Yayını, Ankara, 1970,
(çoğaltm a).
K am u İktisad î Teşeb­
büsleri Reform Kom is­
yonu
2 / 5 /1 9 7 1
tarih ve 7/2361 Sayılı Bakanlar Kurulu
Kararnamesiyle Başbakanlığa Bağlı Olarak K um ­
lan Kamu İ k t is a t Teşebbüsleri Refom ı Komisyo­
nu Ön Raporu. Ankara, Haziran 1971, (çoğaltma).
Kamu İktisadî Teşebbüsleri Reform Komisyonun­
ca Kurulan Alt Komisyonlarm Düzenledikleri Ra­
porlar lo (Kamu İktisadi Teşebbüslerinin Perso­
nel Sorunları). Ankara, Haziran 1971, (çoğaltma).
Kamu İktisadî Teşebbüsleri Reform Komisyonun­
ca Kurulan Alt K öm isyonların Büzenlediklerl Ra­
porlar IIo (—Ortaklıkların Hukukî Statüleri-Bev-
233
îet Teşeljiîüsleîiiîiıı İşçi Sorunlan-— T a n m SektÖ-
rii-De¥İet Teşebbiisleıimn Dilzenlenmesi) Ankara,
Haziran 1971, (çoğaltma).
Kamu İktisadî Teşebbüsleri Reform Kofiîlsyonunca K uralan Alt Komisyonlar Tarafındaıı Biizeııle-nen Raporlar III* (Kamu İktisadî Teşebbüsleri Yö­
netimi İçin Bilişim Sisteiîii) Ankara, Haziran 1971,
(çoğaltma).
Maliye Bakanlığı
Hesap Uzmanlan KurîîlunuB Vergi Kaçakçılığına
İlişkin Raporlao. (Yıllık Süreli Yayınlar).
Kamu İktisadî Teşebbüslerine Ait Özel Raporlar.
Maliye Bakanlığı Yayını, Ankara, 1961.
Türkiye Kamu İktisadî Teşebbüsleri Hakîçmda Bır^
leştirilmiş Rapor. Maliye Bakanlığı Yayını, Anka­
ra, 19'61.
Türkiye'de İktisadî De¥İet Teşekkülleri Hakfcmda
.Rapor. (Yabancı Uzmanlar Raporu), Maliye Ba­
kanlığı Yayım, Ankara, 196L
Vergi Reform Komisyo-nıı Tüm Raporlar. Maliye
Bakanlığı Yayını, Ankara, 1969-1970'.
Merkezî Hükümet Teş­ Merkezi Hükümet TeşMIâtı Ktımluş ¥e Görevleri
kilâtı Araştırma Projesi (MEHTAP). (Merkezî Hükümet Teşkilâtı Araştır■ma Projesi Yönetim Kurulu Raporu), TODAİE
Yönetim Kurulu
Yayını, Ankara, 1966.
Merkezî Hükümet Teşkilâtı Kuruluş ve Görevle­
ri (MEHTAP). (Merkezî Hükümet Teşkilâtı Araş­
tırma Projesi Yönetim Kurulu Raporu Özeti)
TODAÎE Yayını, Ankara, 1963.
Millî Eğitim Bakanlığı
Eğitim Reformu Stratejisi ve Yöntemi. (Millî Eği­
tim Reform, Strateji ve Koordinasyon Komisyo­
nu Yayını) Ankara, Haziran 1971, (çoğaltma).
Yüksek Öğrenim ve Üniversite Reform îlkeleri
MiEB Yayım, Ankara, 1971.
Nazlioglu, Bedri
Belediyelerin; İktisadî Görevleri* içişleri Bakanlı­
ğı, İç-DÜZEN Yayınları, Ankara, 1970, (çoğalt­
ma).
Belediyelerin Eğitim Görevleri, içişleri Bakanlığı.
Iç - DÜZEN Yayınları, Ankara, 1970, (çoğaltma).
Belediyelerin İçme Suyu Tedarik Etm e ve İşlet’
me Görevi, içişleri Bakanlığı, Iç - DÜZEN Yayın­
ları, Ankara, 1970, (çoğaltma).
234
.
O'miaıı,Bakanlığı
Ormaîicıhk Hizmetleri ve Teşkilâtı Araştırma Eaporu. Orman Bakanlığı Yayını, Ankara, 1970.
Özer, Ahmet
Îîîcelemeli €öre¥ ve 'İEşM Listesi, M ahall îdare
Birimi Olarak Köye Yerilen Görevler. Köy ve
Toplum Kalkınması Ekibi, İçişleri Bakanlığı, İçDÜZEN Yayınları, Ankara, 19'69, (çoğaltma).
Köylerfn İmar Planı ve Konut Sortmlan» İçişleri
Bakanlığı. İç - DÜZEN Yaymları, Ankara, 1970,
(çoğaltma).
Özsoy, Numan.
Türkiye’de Benetım^ Soruıılan Hakkııi'da Mapor.
Maliye Bakanlığı Teftiş Kurulu B-aşkanlığı Yayı­
nı, Ankara, 1968, .(çoğaltma).
Payaslıoğlu, Arif
Merkezî tdarenin Taşra Teşkilâtı Üzerinde Bîr
İnceleme» TÖDAÎ.E ve D'PT Ortak Yayını, Ankara,
1966.
Siyasal Bilgiler Fakül­
tesi
Soylu, Tahsin
Kaza ve ¥îlâyet Üzerinde Bir Araştırma. SBF Yaymı, Ankara, 1957.
■
Î1 Özel idarelerinin ¥eterînerllk Hizmetleri. İçiş­
leri Bakanlığı, .îç ~ DÜZEıN Yayınları, Ankara,
1969, (çoğaltma).
II Özel tdarelerinîıı Tarım Hizmetleri. İçişleri
Bakanlığı, İç - DÜZEN Yayınları, Ankara, 19'69,
(çoğaltma).
lî Özel tdareleriMiî Ekonomik Görevleri. İçişleri
Bakanlığı, İç - DÜZEN Yayınlan, Ankara, 1969,
(çoğaltma).
Tarım Bakanlığı
Tanın Hizmetleri ve TeşMlâtının Yeniden Düzenlenmesi Hakkında Rapor. Teşkilât Proje Grubu
Yönetim Kurulu Yayını, Ankara, 1964.
Türkiye Bilimsel ve
Teknik Araştırma Ku­
rum u
Türk Pilot Ekibi Raponmiîiî, Kısa Takdimi. TÜ­
BİTAK Yayını, Ankara, 1969, (çoğaltma).
Teknoloji ve Araştmna 'Özel ÎMisas Komîsyoıııı Raporu. .-(Üçüncü Beş Yıllık Kalkınma
Planı Çalışmaları). TÜBİTAK Yaymı, Ankara, 1971,
(çoğaltma).
Türkiye ve Orta Doğu
Amme İdaresi Ensti­
tüsü
TODAİE Mezunlan Hakkında Bir Araştırma. TODAİE Yayını, Ankara, 1968.
235
Türkcan, Ergün
Türkiye'nin Araştırma Potansiyelini Tespit Amacıyle Yapılan Envanter Çalışmaları Hakkmda Ön
Rapor. TÜBİTAK Yaymı, Ankara, 1964, (çoğalt­
ma).
Türkiye Bilimsel ve Teknik Araştırma Kurumunmı
Bilim Politikası Fonksiyonu Hakkmda Bîr Görüş,
TÜBilTAK Yaymı, Ankara, 1968.
Tüzün, Ö. Erdal
Bölgesel Örgütlerin Kuruluşları Üzerinde Bir Araş­
tırma. İçişleri Bakanlığı, İç - DÜZEN Çalışmala­
rı, Ankara, 1960, (çoğaltma).
Utku, Ali İhsan
Belediyelerin Esenlik Görevleri. İçişleri Bakanla
gı, İç - DÜZEN Yayınları, Ankara, 1969, (çoğalt­
ma).
Belediyelerin Sağlık Görevleri. İçişleri Bakanlığı,
İç - DÜZEN Yayınları, Ankara, 1970, (çoğaltma).
White Grabu Rapora
Vergi İdaresi Hakkmda Rapor. AID Yaymı, An­
kara, 1963.
Yalçın, Durmuş ve
Urfalı, Sami
Mahalle Muhtar ve İhtiyar Heyetleri Üzerinde Bir
Araştırma. İçişleri Bakanlığı, İç . DÜZEN Yayınla­
rı, Ankara, 1970, (çoğaltma),
Yavuz, Fehmi
Türk Mahallî İdarelerinin Yeniden Düzenlenmesi
Üzerinde Bir Araştırma. TÖDAİE ve DPT Ortak Ya­
yını, Ankara, 1966.
Yücefer, Adil ve
diğerleri
Vergi Kaçakçılığı ve Vergi İncelemeleri Hakkm­
da Rapor. Maliye Bakanlığı Yayını, Ankara, 197L
236
Download

idarenin yeniden düzenlenmesi ilkeler ve öneriler