ANKARA ÜNİVEBSİTESİ BASIN-YAYIN YÜKSEKOKULU YAYINLARI: 10
TÜRKİYE VE ORTA DOĞU AMME İDARESİ ENSTİTÜSÜ YAYINLARI s 221
HALKLA
İLİŞKİLER
SEMPOZYUMU
Ankara, 20-21 Msm 1987
ISBN
975-482-001-5
© C op yrigh t:
A .Ü .
Basın - Yaym Yüksekokulu, 1988
Türkiye ve
O
r t a
Doğu Amma İdaresi Enstitüsü, 19CS
A.Ü. SİYASAL BİLGİLEE FAKÜLTESİ VE BASIN - YAYIN YÜKSEKOKULU BASIMEVİ, ANKARA -1988
^. j^İSrîVMlSİTELEŞ , jJJE '^KAflVİÛâ^ ■.VE/ ,pZEL
KUHULÜŞLARIN ' BİLİM SEL: İŞBİRLİĞİNE BİR
ÖRNBE'" OLMn ^
¥M
a RLI
■YAYİNIN'' ' OKUYUCUYA
OLMASI DİLEĞİYLE. ,
III
T E Ş E K K Ü R
Sempozyumun gerçekleştirilmesinde, aynı süre
içinde açık tutulan “Anadolu Basınından Örnekler
Sergisi”nin hazırlanmasında, .bû-'yapıtın yayımlanma­
sında emeği geçen ve katkıda bulunan A.Ü. BYYO
ile TODAİE’nin akademik ve idarî personeline, Semliözyımâ bildiri sunarak, oturürii başkanı ve'tartış­
macı ölarâk katılanlara^ Basıri-Yaiyın ve Enformas­
yon Genel; Müdürlüğü ile Anadolu Basın Birliği ve
Türkiye Halk Bankası ile Ankara Ticaret Borsaşı
yetkililerine, ayrıca BYYO öğrencileri ile A.Ü. SBF
ve BYYO Basımevi çalışanlarına içtenlikle teşe'kkür
ederiz.
W
İÇİN D EKİLER
AÇILIŞ OTURUMU
BAŞEAN: Prof. Dr. Nermin ÂBADAN-ÛNAT " '
(Ankara Üniversitesi Siyasal B ilgiler; Fakültesi)
,i. ...
3
KONUŞMALAR:
® Prof. Dr. Tarık SOMER
....... .... ... .... ... ... ... ... ...
5
(Ankara Üniversitesi Rektörü)
© Prof. Dr. Nııri TORTOP
(TODAlE Genel Müdürü) ,
... ............................................ ... ... .... ........... ;• ..
® Prof. D r.'Ferruh DİNÇER
S'
(Ankara Üniversitesi Basm-Yaym Yüksekokulu Müdürü) ........
...
,
BİRİNCİ OTURUM
HALKLA İLİŞKİLERİN DOĞUŞU, ■GELİŞİMİ VE KURUMSALLAŞMASI
BAŞKAN; Prof. Dr. Özcan ÖZAL
■'
(Ege Üniversitesi-Basın- Yayın'Yüksekokulu Müdülrü) ... ... ........
19
BİLDİRİLER:
® Betûl MARDİN
^
..........
Halkla İlişkilerin ABD’de ' Gelişimi ve Avrupa’ya Girişi ..........................
© M ., Alâeddin AŞNA ,
.,
Halkla İlişkilerin Türkiye’de Benırns'enmesi .................. . ... .........27
® Dr. Mehmet TURAÇ , . : r , ı, ,
.....................
Türkiye’de H ^kla İlişkiler Eğitimi, Nasıl Olmalıdır?/....... . ... ... ... ...
® Doç. Dr. Yiteel ERTEKİN
.
Halkla İlişkiler ve Mesleİcleşme Olgusu ......................................................
TARTIŞMA
........................ : .............................................................
..................... . ...
21
, :
31
35
47
İKİNCİ OTURUM'
TÜRKİYE’DE HALKl X İLİŞKİLER ÜYCÜLAMALÂRİ 'VE SORUNLARI
BAŞKAN: Prof. Dr. Ozdemir AKMUT
(Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültek)
.........................
53
'
Î3İLDİRİLEÎI:
® Dr. Selçuk YALÇINDAĞ
Kamu Sektöründe Halkla İlişkiler Uygulamaları ve Sorunlarının Genel
Görünümü ..................................................................................................................
@ Prof. Dr. Osman TEKİNEL
Üniversitelerde Halkla İlişkiler Uygulamaları ...........................................
© Yard. Doç. Dr. Hikmet SEÇİM
Hastanelerde Halkla lUşkiler ve Sağlık Hizmetleri Temel Kanun Tasarısı
TARTIŞMA
.........................................................
..........................................
55
85
97
m
ÜÇÜNGÜ OTURUM
ÖZEL SEKTÖR&E HALIMLA İLİŞKİLER UYGULAMALARI VE SORUNLARI, .
BAŞKAN: Prof. Dr. Osman TEKİNEL, , (Çukurova Üniversitesi Rektör Yardımcısı)
BİLDİRİLER:
® Sunuk PASİNER
Özel Sektör ve Halkla İlişkiler ... ... ...
© K em al DOĞANGALI
Bankacılıkta Halkla İlişkiler Uygulamaları
TARTIŞMA
................ ....... .............
....................................
117
... ... ... ...’ ... .........
119
... ..............
125
V'
..1 ... ...
„. ... ...
... ... ...........131
DÖRDÜNGÜ OTURUM
HALKLA İLİŞKİLERDE ARAÇLAR VE ARAŞTIRMA
'
BAŞKAN; Prof. Dr. İsmet GİRİTLİ
;
(Marmara ıt^niversitesi. Başm-Yayın Yüksekpkulu,,Müdüi’ü)
........
133
BİLDİRİLER;
® Doç. Dr. Aysel AZİZ
Halkla İlişkiler ve Sözlü Basın .................... ... ...
... ...
135
@ Doç. Dr. Oya TÖKGÖZ ' '
'
''
Gazeteoilik-Halkla İlişkiler İlişkisinde Yazılı Basmın Rolü ve Önemi 141
® İbrahim ÇAMLI
., :
,
Halkla İlişkilerde Araştırma Yöntemleri-Teknikleri ve Sımrları ... ... ... 147
® Yard Doç. Dr. Mehmet KÜÇÜiatURT ' '
Halkla İlişkilerde Araştırma Yöntemleri ye/Değerlendirme
... ... ... 155
TARTIŞMA
................................................................................................................... . , . , . 1 7 3
BEŞİNCİ OTURUM
, , HALKLA İLİŞKİLERDE KURAMSAL SORUNLAR
BAŞKAN: Doç. Dr. Ömer BOZKURT
(TODAİE Öğretim, Üyesi) ^
.
;
VI
, ,
, ,
,
,
.
BİLDİRÎLER:
® Dr. Haluk GÜRGEN
Halkla İlişkiler Faaliyeti Olarak Sosyal Reklamlar .....................................
© Dr. Muhan'em VAROL
Siyasal Alanda Halkla İlişkiler
.................................................................
® Doç. Dr. Niyazi ÖKTEM
Halkla İlişkilerin Şuurları
.............................................................................
© Dr. Birkân UYSAL-SEZER
Bir Halkla İlişkiler Kuramı Olabilir mi?
................................................
177
187
191
197
PANEL
TÜRKİYE’DE HALKLA İLİŞKİLERİN GELİŞMESİ İÇİN
YAPILABİLECEKLER
BAŞKAN: Prof,, Dr. Nuri TORTOP
CTODAİE Genel Müdürü) .............................................................................
225
KONUŞMACILAR:
®
®
®
®
®
®
®
Ruhman AldL ...........................................................................................................
M. Alâeddin AŞNA ..............................................................................................
İbraliim ÇAMLI ....................................................................................................
Doç. Dr. Yücel ERTEKİN ...................................................................................
Doç. Dr. Niyazi Ö K TEM ........................................................................................
Canan USMAN .........................................................................................................
Dr, Birkân UYSAL-SEZER ................................................................................
227
231
232
233
233
234
235
TARTIŞMA .............................................................................................................................
237
DEĞERLENDİRME VE KAPANIŞ
® Prof, Dr. Ferrulı DİNÇER ... .............................................................................
241
vn
A p iIŞ - ÖTÜRÜMÜ
BAŞKAN:
Prof. Dr. Nermin Abadan-UNAT
frof. Dr. NEEMİN ABA d AN - ÜİSFAf
Çok değerli Ankara Üniversitesi Eektörü, öğretim üyeleri, Sayın,
A.Ü. Basın-Yayın Yüksekokulu Müdürü Prof. Dr. Ferruh Dinçer Bey, de­
ğerli gençler:
Bu onurlu görev bana nasıl teveccüh edildi diye düşünürken, kendi
kendime dedim ki, herhalde, Ferruh Bey, eski SBF Dergilerini karıştırıp,
1955 yılında “halkla ilişkiler” üzerine yazmış olduğum makaleyi görmüş
olacak. Belki, ondan dolayı bana bu görevi verdi. Fakat, “halkla ilişkiler”
kavramım, belki, tesadüfen yaşım dolayısıyla, ilk ben yazdıysam da,
programa baktığınız zaman görüyorsunuz ki, ondan sonra o kadar çok de­
ğerli bilim adamı ve araştırıcı bu hususta yapıtlar vermişlerdir. Kavrara
çok çabuk gelişti, serpildi, ürünlerini verdi ve bu sempozyumda, bunla­
rın gayet güzel bir şekilde, kronolojik sıra ile gelişimini ve getirdiği so­
runları göreceğiz.
,
ı
Şimdi, gündemimiz gereğince, ük konuşmayı yapmak üzere, A.Ü.
Sayın Prof. Dr. Tarık Somer’i rica ediyorum.
.^HALKLA^İLİŞKİI,ER S E M P O ZY U M U 87,,
■Açış Konuşması :
20 Nisan ,1987
Prof. Dr. TarüfeASomör '
■Arikarâ' jÜriivefsitesi Rektörü
Sayın Davetliler,
ÜniversitenıiZ; Basın Yayın Yüksek Okulu ,,ye.,, Türkiye^^^
Orta
Doğu Amme idaresi Enstitüsü tarafından ortaklaşa, tertip edilen “Hallda
İlişkiler Sempozyumu - 87”nin açılışında sizlere hitap etmek benim için
bir'gurur' veMİesidir;' Sempozyumun ülkemize ve rnilletimize hâyıflı ve
uğurlu *ölmâsmı, ekonöniik ve sdsyat hayatıttiızın'^ gelişmesine katkılardk
bulunmasını içtenlikle dilerim. ■
’
Bir şahsın veya kuruluşun çevresiyle ,olan münasebetlerini açıklığa
kavuşturmak veya bu münasebetleri geliştirmek amacıyla
yürüttüğü
faaliyetlerin tümüne “Halkla İlişkiler” diyoruz. Bu konu şüphesiz tari­
hin derinliklerine kadar inmektedir. Bununla beraber, uygularna alanı ge­
niş ve bağımsız bir konu haline gelişi, I. Dünya Savaşından sonralara
rastlar j
19. Yüzyılın ba.şlarihda Amerika’daki"gazetelerin pekçoğu para kar­
şılığında yazılar yayınlayarak bazı şahıs ve kuruluşların haber şüturüarında reklamlarını yapardı. Değersiz bir kişi övülür, seçimde kazandırılır,
hisse senetleri ahnmakıistepıeja, kârlı bir şirketin.iflas .etmekte olduğ;u et­
rafaf; yayılarak r-panik yaratılırdı., Emlâkçüar, : demiryolu şirkştleri, politi,kapılar .-yfe finanş .gurupları bu etik ye, terbiye dışı ypllafdan g
ölçüde
faydalanıyorlardı; |;Pjara t karşılığında yalan;, yanlış haberİerr, yayınlatmak
ve bundan sayısız çıkarlar, sağlamak o kadar şyaygmlaştı ki, 189p’larda ti­
cari kuruluşlar ve politik dernekler “Yazışma Bürosu” adı altında kendi
bünyelerinde 'birer büro kurmayi faydalı ve? lüzumlu gördüler. 1900’larda
“Ne^r Yorkîta bü işleri tezgahlayan veyai'iyürüten'reklam ■menajerleri' bir’dehbire artmağa başlamıştı; Bunların çoğu eski gazetecilerdi. Halkın han­
gi haberlerden hoşlandığını bildikleri için, 'reklam 1uğruna haberler uy-
duruyor ve bunları para karşılığında serbestçe yayınlıyorlardı. 1909’da
Amerikan Gazeteciler Birliği’nin yaptığı bir etüdde, bu faaliyetlerde bu­
lunan 757 kişi tesbit edilmişti. Bununla beraber, gazetecilerin aldığı pa­
ralar, yayınladıkları sansasyonel haberler dolayısıyla gazete tirajmdaki
artış, tatlı geliyor, neticede bu uygulama Amerika ve İngiltere’de sürüp
gidiyordu.
20.
Yüzyılın başlarında ticâret ve finans kuruluşlarının bu tutumuna
karşı çıkıldığını görüyoruz; halka yalan ve yanlış haberler vererek şahsi
çıkar saklayanlara müsaade edilmemesi kararına varılmıştı. Buna karşı
şiddetli tepkiler oldu. Mesela, Banker George F . Baker “ben istediğimi
yaparım. Benim yaptığım halkı ilgilendirmez” denaişti. Meşhur milyarder
J.P. Morgan, “ben halka hiçbir şey borçlu değüim”, ifadesinde bulımmuştu. Demiryolları kralı William H. Vanderbilt, “halkm canı cehenneme”
diyecek kadar ileri gidebilmişti. Halk ve iş çevreleri arasındaki bu çekiş­
me meclis tahkikatlarına kadar vardı. Bu arada Henry Clew:s, yazdığı bir
makalede, bankacılık ve , sigortacılıkta gizlilik politikasına son yerihnesi
gerektiğine işaret ederek, bu gizlilik politikasının “halkın hissiyatinı hiçe
saymak anlamına geldiğini” belirtmişti.
Halkla ilişkilere ve kamuoyuna önem vermiyen zihniyet 20. Yüzyı­
lın ilk senelerinde iflas etmiştir. Nitekim, 1906 yılında antrasit kömür
ocakları işleten bir şirketler gurubuna müşavir tayin edilen Ivy L. Lee,
gazetecilere şöyle söylüyordu; “Ben her olayı, her konuyu sizlere bütün
açıklığı ile bildireceğim; bundan sonra gizlilik diye birşey 'tanımıyorum”.
Bu sözlerle Lee, yeni bir inanç ve akıma önciilük etmiş oluyördü. Artık
bütün iş kazaları, olaylar, işçi ve işverenle ilgili kararlar, anında gazete­
lere bildiriliyordu.
1923 yılında Ed‘ward L. Bemays’ın yayınladığı “Kamu Oyunun Kris­
talleşmesi” adlı kitabı, haber ve reklam fonksiyonlarını, sosyal sorumlu­
luk duygusunu ye etik kurallarım dile getiren önemli bir eserdir. 6 u ki­
tap, “Halkla İlişkiler” tabirinin yerleşmesine öncülük etmiştir.;
II; Dünya İSavâşı sırasında İngiltere ve-Aıherika Hükümetleri tarafın­
dan halkla ilişkiler daireleri kurulmağa babanmış, bu dairelere müdür­
ler tâyin edilmiştir. Savaştan söıira Üniversite ders programlarına “Halk­
la İlişkiler” derslerinin konulduğunu görüyoruz. İlk halkla ilişkiler okulu
da Boston Üniversitesinde 1947 senesinde açılmıştır.
. Şu hususu^ önemle belirtmek gerekir ki, haM a ilişkilerin ardında
önenüi'bir felsefe yatar; bu;; da halk oyunun en üst düzeyde . otorite oldu­
ğu ve önem, taşıdığı felsefesidir. Böylece, halkla ilişkilerin esas; amacı, her
türlü işlemde veya olayda iyi niyetin yerleştirilmesi, doğrımun dile geti­
i
6
rilmesi ve ;bu:geleneğin yaşatılmasıdır. ^Herhangi bir olayın veya faaliye­
tin-açıklanmasında tahrif veya j kısıtlama asla düşünülemez. Bii' inanca
bağlıc kalan Amerika .Birleşik Devletleri, Watergate; ve İran’a silah satışı
olaylarını kamu oyuna açıklanmaktah kaçınmamış, bu arada acaba dış
politika veyam illi güvenlik yara sâhr mı diye düşünmemiştir. Bujömek1er de gösteriyor ki, herhangi bir kuruluşun tasarladığı bir işin ilerde eh
az teiTkide maruz kalabilmesi için önceden iyi planlanması ye kusursuz
biçimSe yapıjması gerekir. Bu suretle halklaı' ilişkiler bir ilerleme, gelişilme
ve kontrol mekanizması duruııriundadır. Zira, bir işin önceden iyi yapıl­
masını sağlamak, sonradan çıkacak özürleri kapatmak için tedbir aramak­
tan veya bahane bulmaktan çok daha sağlıklı ve tutarlı bir yoldur. Her­
hangi bir kuruluş, herhangi bir konuda bir uygulama düzeni kabul etmiş
ve yürürlüğe koymuş ise, bunu oldu bitti haliyle çevresine, benimsetnıek
yoluna gitmemeli, bunun yerine, çok daha önceden uygulamanın halkın
kabul edebileceği ve benimseyebilecĞği tarzda olmasına özen gösterme­
lidir. Gazetecilikte, bir gazetenin halk tarafından benimsenmesi, haber­
lerin ilgi çekici olmasına, halk tarafından tasvip görmesine bağlıdır. Halk,
neyi, niçin ve nasıl ister soruları, basının en çok ilgilendiği ve sürekli araş­
tırmak zorunda olduğu sorular arasmdadır.
Her sınai kuruluş işçinin gönlünü kazanmak zorundadır. Zira, işçinin
morali ve işinden memnuniyeti, üretimi ve ürün kalitesini tayin eden
bir faktördür. O kuruluşun çevresiyle olan ilişkileri, mahalli idarenin o
müesseseye karşı tutumunu belirliyecektir. Hiçbir halkla ilişkiler prensi­
bi, normalin altında bir işçi ücretini veya çahşma şartlarını hedef alamaz.
Bir kuruluşun aldığı kararlar derhal açıklanmak, işçi ve personele bildi­
rilmek durumundadır. Aksi takdirde konu üzerinde yapılan tahminler ve
çıkartılan dedikodular çok acı olaylara yol açabilmektedir. Şirketlerin iş
ve işçi politikaları, gelir ve giderleri, geleceğe matuf planları, halkla iliş­
kilerin normal faaliyetleri içinde olup, açıklanmak zorundadır.
Halkla ilişkiler, her türlü haber ve bilgileri söz, yazı, resim, bülten,
ilan, makale, reklam, video, fikn, radyo, televizyon ve grafik gibi araç
ve metodlarla ilgililere zaman kaybetmeden ulaştırmak zorundadır. Maa­
lesef bu uygulamayı ülkemizde gerekli titizlik ve sür’atle yerine getire­
miyoruz. Bu konuda çok şeyler öğrenmek ve öğretmek zorundayız. Mev­
cut eksikliğin çok zararlarını görüyoruz. Zira, yurt içinde ve yurt dışında
kötü niyetli kişiler ve kuruluşlar, yaydıkları yalan haberlerle ve dediko­
dularla psikolojik savaşta başarılı olmaktadırlar. Geçmiş tarihimiz, ülke­
sine iyi niyetlerle hizmet edenlerin sürgüne gönderilmesi, hükümetlerin
iyi ve faydalı kararlarının kötü gösterilmesi, kasıtlı propagandalarla grev
ve boykotların düzenlenmesi gibi acı olaylarla doludur. Şu hususu da be­
lirtmek isterim ki, halkla ilişkilerde zayıf kalan bir milletin, uluslararası
ilişkilerde başarılı olması düşünülemez. Yabancıların bizi tariimayışij .ne­
ticede uluslararası kararlarda pek çok sonuçların aleyhimize tecelli edişi,
•hâMa ilişkilerde geç- kalışımızın, yetersiz kalışımızın tabii birer sonücu■düri l923’deh-beri, değil Atatürk ilkelerini dünyaya tanıtmak, fesi çıkar­
tıp şapka giydiğimizi bile yeterince duyuramâmışız, Hâlâ dünya karika­
türleri- Türkleri püsküllü fesle göstermektedir.
.Sanayileşmemiz, dünya, pazarlarına açılmamız, turizmdfe başarı şağliyabilmemiz, halk ye hükümet ilişkilerinde gelişmeler kaydedebiMıemiz
için büyük önem' taşıyan halkla ilişkiler konusunda Sempozyum- 87’nih
tertip edilmiş ,olmasıHın, büyük fa y d a lı sağllyacağma ve sık sık tekrar­
lanması gerektiğirie samimiyetle inanıyorum, Sözlerime
son verirken,
ŞerHjpozyumdâ görev ala^ı arkadaşlarıma teşekkür ederek başarılar diler,
siz sayın davetİilere en içtbn saygılarımı sünarım.
,Fröf .f i Dr. ^N.üeİ lEORTOF’u n .Konuşması
i
: .Sayın sBaşkan/iSayın Rektör-j değerli konuklar, sevgili ioğreıicilerBaism-Yayın Yüksekokulumuzun girişimi; ye iiTODAÎE’nin işbirliği ‘ ile ger'çekleştirilfen bü; sempozyuma^ teşriflerinizden dolayı teşekkürlerimi' suiıarım. Bu sempozyumun gerçekleştirîMesinde ilk; girişiiTfi: B .Y .Y ;0. ^Müdürrüınüz îSaym:ıPröf. iDrj Ferruh DÎNÇER tar.afından. başlatılmıştır. .Bunun
içın benıkendilerine îve diğer emeği geçeri B jY.Y.O:^ rtıensuplarıria ve' Eristitümüz■'öğretim üyelerine teşekkür.'ediyorum.
.
, . Halkla''ilişkiler, konusu, Türkiye’de daima yönetimin iyileştirilmesi,
kamu yönetimi reformu konularıyla birlikte ele alınmıştır. Nitekim 1962
yılında geniş' kapsamlı olarak gerçekleştirilen ilk Merkezi Hükümet .Te.şkilatı Araştırma. Erojesi’nde, kısaca ismine* MEHTAî^ dediğiıııiz projede,
halkla .ilişkilere, değinilmiş ve Türkiye’de yönetimin , iyileştirilriıeşinde
halkla ilişldleıin ka1)kısma yer verilmiştir. Yine 1971 yılında, yapılan;ida­
renin yeniden düzenlenmesiyle ilgili çalışmalarda ve hazırlanari. projede
halkla ilişkilere daha çok yer ‘yerilmiş, özelUkle 'b projede,Türkiye’de
İıalkl'a iUşkiİCT konûsunuin ;çeşıtli,İDİçimlerde değişik isimler, altında yürü­
tüldüğü, bu konuda bir birlik beraberUğin yâratilmaşı gerektiği vurgulan­
mış, ve halkla* ilişkiler eğitiminin Tiırki|ye’de gereği, gibi yer almadığı belirtiknış|;ir.' Bu konuda: kunımlâr , arasında bir işbirhği sağlanması_, teldif
edilmiştir. O ,yıllarda, 1971’li yıllarca, yapılap^“t)u önerilerin büyük :ölçude
gerçekleştiğini, görüyoruz. Bir defa,' Devlet M emurları. Kanu
istis­
nai. mevkilerle ilgili; valilik ve büyük elçilikleri sıralayan 59. raaddede,
değişiklik yapılarak, basın ve halkla, ilişkiler, müşavirlikleri de istisnai
mevki olarak, eklemrıiştir.,Yine, eğitim konuşundaki,o tekliflerin gereğini
yerine getirmek' için,'^'ö yıllarda, mevcut olan gazetecilik yüksekokulları,
“gazetecilik ve halkla ilişkiler” yuksekokullan haline dönüştiirülmüştür.
1982’den sonraki' YÖK’ndan sonra, bilindiği gibi,, bütün bu okullara aym
isim, “Basın Yayın Yüksekokulu’’/ism i verilmiştir. Bu pkullarrbün-^şsin^
de Halkla'İlişkiler’ ayrı bir bölürii olarak ve agırlıldı derslerle yer aknı§tı:ç,.
Bir başka geHşme de, kalkınma planlarında; ve ■özellikle planların gör
liştiıilmesinde halkla; ilişkilerin ' payının! 'belirtilmesi ve haUda-; ilişkilere
geniş yer verilmesidir. Nitekim, 1985-1989' yıllarım kapsayan 7.nBe§yıllık
Kalkınma Planı’nda, hem plan hedefleri ve stratejisinde ve hem de planın
kendisinde, “tanıtma ve kamuoyunu aydınlatma” başlığı altında halkla
ilişkilere geniş yer ayrılmıştır. İçinde bulunduğumuz 1987 yılım kapsa­
yan 1987 Uygulama Programında da, yine aynı başlık altında, tanıtma ve
Kamuoyunu aydınlatma faaliyetlerinin nasıl yapılacağına ait bazı direk­
tifleri görüyoruz. Bunlar arasmda en önemlisi, planda ve programda Tür­
kiye’de halkla ilişkiler eğitimine yer verilmesi, özellikle kamu kuruluş­
larının bu alanda eğitim yapmalarına değinilmesidir. Devlet Personel
Dairesi ve T.O. Amme İdaresi Enstitüsünün işbirliği ile bu programın ger­
çekleştirileceği de yine planda yer almaktadır. Nitekim, Enstitümüz ge­
çen yıllar çeşitli kamu kuruluşlarmda çalışan halkla ilişkiler uzmanları
için bir kaç seminer düzenlemiş bulunınaktadır. Bir başka gelişme, 1984
yılında çıkarılan KHK ile halkla ilişkiler hizmetlerinin düzenlenmesidir.
202 sayılı KHK, bildiğimiz gibi bakanlıkların nasıl teşkilatlandırılacağına
dairdir. Orada, her bakanlıkta basın ve halkla ilişküer müşavirlikleri ku­
rulabileceği vurgulanmıştır.. Daha sonra 203 Sayılı KHK ile de, Başbakan­
lıkta basın ve halkla ilişkiler müşavirlikleri birbirinden ayrılmıştır. Söz
konusu kararnamede basın müşavirinin ve halkla ilişkiler müşavirinin
neler yapacakları ayrı ayrı belirtilmiştir. Dışişleri ve Milli Savunma Bâkanlıkları hariç, diğer bakanlıklarda, 202 Sayılı KHK’yi izleyen 203 ve
204 Sayılı KHK’lerle basın ve halkla ilişkiler müşavirliği yardımcı birim
olarak yeraknıştır. Basın ve halkla iliş'kiler müşavirliklerinin görevleri,
bu bakanlıkların teşkilat kanunlarında belirtilmiştir. Basın ve halkla iliş­
kiler müşavirlerinin görevi, bu alandaki faaliyetleri kurunilarında planlariıak ve belirtilen ilkeler çerçevesinde haİkla ilişkiler faaliyeitlerini yü­
rütmek olarak belirtilmiştir. İki bakanlık istisna demiştim. Bunlardan
Dişişlefi Bakanlığı ile Milli Savunma Bakanlığında, onların teşkilat ka­
nunlarında basın ve halkla ilişkiler müşavirliği. yoktur. Dışişleri Bakan­
lığında 5 müsteşar yardımcısından birisi bakanlık sözcüsü olarak göreviehdirilmekte ve basın ve halkla ilişkiler görevleri bu sözcü tarafından ye­
rine getirilmektedir. Milli Savunina Bakanlığında ise, teşkilat kanunun­
da olmamakla birlikte, biir şulbe müdürlüğü ki, ismi “Basın, Protokol ve
Halkla İlişkiler §ube. Müdürlüğü’’dür, basın ve halkla ilişkiler görevini
yürütik. Bu gelişmelferdfen gördüğümüz giİDi, Türkiye’de 1962’li yıllarda
Mfehtâp projesinden bu yana, gerek halkla ilişkiler eğitimi alanında, ge­
rekse teşkilatlahma alanında büyük gelişmeler olmuştur^ Düzenlenen bu
sempdiiyumun bu gelişmelerin değerlendirilmesinde ve değerli uzmanla­
rın fikir alış yerişinde bulunmalarında katkısı olacaktır. Konunun ne gibi
aksak yönleri bulunduğu, Türkiye’de bu konuda neler yapılması gerekti­
ği konularında dai sempozyumun büyük k;atkıları olacağını umud, ediyo­
rum. iBendeniz bu duygular, içinde. sempozyumun başarılı geçmesini dilerken hepinize, saygılar sunuyorum.
u; v
? ,
10
^-Prof: Dr. FERRUH DİNÇEE' '
■Â.Ü. Basın-Yayın Yüksekokulu
'Müdürü
Sayın Başkan, Sempozyumun değerli konuşmacıları, Saym konuklar,
,A;Ü.;fBaşın,-(Yayın Yüksekokulu’nda;bir yılı aşan görevim içerisinde!geçirdiğİEH heyecanlı günlerden birini iyaşıyorum. Bu nedenle Sempozyumda
göriilebiiecek eksikliklerle birlikte benim de hatalarımın hoşgörülmesini
diliyorum.
■■■'.m
^
Konuşmama başlamadan öhcei'Basın-Yayın YııksekÖkulu’na bugüne
kadar /âpımş olduğu değerli yardımları ve yakın ilgileri için Â.Ü. Rek­
törü Prof. Dr. Sayın Tarık SOMER’e ve bu sempozyumun düzenlenmesinde verimli bir işbirliği ortamı yaratarak tüm •olanaklarım bize açan
TpDAÎE Genel Müdürü Prof. Sayın Nuri TORTOP’a burada bulunanla.rın, huzurunda içtenlikle teşekkür etmek istiyorum. Türkçemizde çok gü­
zel bi? söz yar; “bir elin nesi var, iki elin sesi var” diye. Benim o kadaı
çok;elim var ki^ b,u,eUerin en büyüğünü,Rektörden, daha sonra rektörlük
ycinetiminden ve çok içok sıcak elleri de müdürlüğünü iyapmakta olduğum
Yüksekokulumdaki öğretim . elemanlarından, sevgili öğrencilerimden , ve
işbirliği yaptığımız kurumlarınjj yöneticilerinden alıyorum. Bu sıcak ilgi
rve [işbirliği olmasa, sanıyorum ki, temeli halkla ilişkilerle pekiştirilen bu
tür olaylar gerçekleşemeyecekti. Bu nedenle, bugün, burada bulunmamızı
sağlayan; tüm ilgililere teşekkür;etmeyi bir. borç kabul ediyorum, f
Ha Ikla ilişkilerin tarihsel süreç içerisinde günümüze kadar gMişi, öne^
mi ve TiirMye’deki durumu konusunda. Sayın Rektör ye değerli Gene]
Müdiirütnüz bilgi sundıılar. İzmir Halkla İlişkiler Seîminermde bir konuş­
macı 'Türk toplumunda halkla ilişkilerin önemine değinmiş; Tüfklerrn
düıiya üzerinde hiç bir millette görülmeyen sevgi bağlarına ssihip oldu­
ğunu, halkla ilişkilerin ana öğesini sevginin teşkil elitiğini; o halde, “T üT'
kiye’de değil de, nerede halkla ilişkilerden bahsedilebileceğini” somiuştü.
Konuşmacı devamla,'“Aslında, bizj yıUarm ötesinden, halkla ilişkileri en
iyi uygulayan bir milletiz; ne var ki, birçok şeyde olduğu gibi, bunun
kuramsal iVe kurumsal yönlerini ithal etmişiz” demişti.n Bu-yoruma katılımamaki mümkün değil., Sanıyorum 16-17 .bildiride bu konulara sık-sık
11
değinilecek. Ben çok kısa bir geçmişten örnek vermek istiyorum. Neden
bu toplantıyı düzenledik?
Geçtiğimiz (1986) ekim ayında Halkla İlişkiler Derneği’nin İstanbul
toplantısına basın-yayın yüksekokulu müdürleri ve ilgili öğretim üyeleri
katıldı. Orada, halkla ilişkilerin Ülkemizde uzun bir geçmişi olmasına kar§m arzu edilen, beklenen sonuçların henüz alınmamış olduğu üzüntüyle
belirtildi. “Biz profesyoneller, siz teorisyenler ile el ele verelim ve halkla
ilişkileri Batıda olduğu gibi, hızla gelişmekte olan Ülkemizde de gerçek
anlamıyla yerleştirelim, kabul ettirelim” denildi.
Bu öneriden hareketle, hatırlanacağı gibi, Kasım 1986’da İzmir’de ve
bir hafta önce (Nisan 1987) yine İzmir’de ve bügüti ve yarın da burada
halkla ilişkiler toplantıları düzenledik. İstanbul’daki ilk toplantidâ' bir ko­
nuşmacı çok duygulanmış ve “Bu toplantı o ‘kadar öhetrilidir ki, bin kilo­
metrelik yola atılan ilk adımdır” demişti;'Ben de, olaya “sev^ 6 ^ 1” açıaından baktığımda mesafeyi gerçekten bin kilometre görüyorum. Ancak,
mesafeyi kpşanlarm ipo km.lik hıza ulaştıklarını hişsedebiliyorıün.,Uma­
rım ki, bu 1 0 0 0 kilometrelik yol 1 0 0 - km/saatlik hızla aşılır ve ip göğüs­
lenir.
.
. . . ■ ,.r; ■■
Şüphesiz kı, bildirilerde konu derinliğine incelenecektir. Ben İzmir’
deki toplantıdan esitileıierek bir ' iki noktaya: değinmek isierim. Gazetele­
re de intikal etniişti, çok yerinde bir eleştiri^ ile üniversitelerde hâlkla iliş­
kiler eğitiminin a:rzu edileli düzeyde ölmadığı söyleniyor. Objektif bir de­
ğerlendirme' ile >bü görüşe katılmamak' elde değil. Bmîu biliyor ve kabul
ediyorüz. Esasen, bir süredir basın-yayın yüksekokiıllârmda eğitini V&r öğ­
retimin 'yeniden düz^nlenrnesi könüsüridEi- ’ yâpılağelen toplantılarda' *bu
sorun önemle ele alınmıştır. Bui-âda'bulunan ’E.Ü. Bâsm-Yâyıh Yüksek­
okulu'Müdürü Proî. i& . Sayın Özcari ÖZAL’ın İzmir’de de belirttikleri
gibi biz bü Eksikliği biliyoruz. Yüksekökulumuzun Siyasal Bilgiler,’İFakültesi’ne bağlı olduğu ilk yıllarda gazetecilik ve halkla, ilişkiler iki ajnri bö­
lüm hahn^eydi, l).aha sonraki düzenlernelerle bu iki böliim birleştirilmiş­
tir. Yine, İzmir’de üzerinde ısrarla durulmuştu. Neden kamu kuruluşİpın;
da “basın ye halkla ihşkiler’’ gibi iki ayrı işlev bir başlık içinde yan yana
kullanılıyor? Oysa, basın, haM a üişkilerin bir öğesidir,,pn hizmet eden
bir; iletişim aracıdır Asıl olan halkla ilişkilerdir. Ben, değerli başın men­
suplarının burada göründüklerinden çök, daha öted.e, halkla ilişkiler ko­
nusuna değer vereceklerini, ilgi duyacaklarını ye belki de bunu yaptıkça,
gelecekte hizmetlerini de beklenen ölçüde değerlendirebileceklerini zann^iyorum.
■ r^r.
,
.
......
i Sayın Baişkanım^ belirtmiş 'dlduğunuz makalenizi okumadım. Aslında
Burada bü'açıhşiotürıımünda:, Prof. Dr. Nermin ABADAJSF-UNAT’ı başkan
12
olarak görmek bizim, için “basm ve bilim ahlâkı açısmdan” yerine getiril­
mesi gereken bir görevdir. Çünkü, Değerli Hocamız Yüksekokıılumuzun
Müdürlüğünü yapmışlardır. Bizi yetiştiren büyüklerimizi unutmadığınız
ölçüde, gelecek nesillerin de kendilerine hizmet edenleri hatırlayacakları­
na inanıyoruz. Bu sözlerimle egoistik bir yorum yapmak istemediğime
inanmanızı diliyorum. Bu bağlamda, değerli hocama bu sempozyumda
görev kabul ettikleri için huzurlarınızda içtenlikle teşekkür ediyorum.
Sayın Başkanımız mutlaka hatırlayacaklardır, dışarda bir sergimiz
var; “Anadolu Basınından örnekler Sergisi”. Bu serginin gerçekleşmesinde
emeği geçenlerin başında Basın-Yayın ve Enformasyon Genel Müdürü
Sayın Tımcer TOPUR Bey ile Anadolu Basın Birliği Başkam Sayın Lüt­
fü AKCAN geliyorlar. Kendilerine teşekkür ediyorum. Umarım ki, bu
ilk örnek giderek çoğalacak ve daha yaygın ve yararlı hizmetleri sizlere
sımma olanağına sahip olacağız.
Huzurlarınızdan sevgi ile ayrılıyor, sempozyumun sağlıklı sonuçlar
getirmesi inancı ile tüm konuşmacılara ve katkıda bulunanlara başarılar
diliyorum.
13
İProf. Dr. NERMİN ABADAN-UNAT
Sayın Prof. Dr. Ferruh Dinçer’e gösterdikleri kadirşinaslık için ger­
çekten teşekkür ederim. Şahsın sözkonusu olnıası önemsiz, fakat gerçek­
ten, meşalenin bir kuşaktan diğerine geçerken unutulmaması gerekir. Bu
bakımdan kendilerine karşı özel bir minnet duygusu taşıyorum.
Bir küçük noktayı belirtmeme izninizi rica ediyorum: Sayın Proü.
Dinçer, basm ve halkla ilişkiler şubelerinin eskiden ayrılmış ohnası ya­
hut tekrar ayrılarak, halkla ilişkilere gereken önemin verilmesi dileğin­
de bulundu. Bu dileği, ben, can-ı gönülden desteklerim. Çünkü, kitle ile­
tişimi araçları çeşitli özellikler taşıyan özerk bir konudur. Halkla ilişkiler
gibi, daha çok onları değerlendiren ve bunu bilimsel bir yaklaşım içinde
gerçeldeştiren bir faaliyet de başka bir konudur. Bu vesileyle bir noktaya
daha değinmek istiyorum: Bilindiği üzere, dünyanın her yerinde halkla
ilişkiler, hem özel sektörün hallîa verebildiği ölçüde hizmet ve katkılarını
yansıtmaya yardım eder, hem de, kamu sektörü bu yöntemlerle yapmış ol­
duğu hizmeti kamuoyuna duyurur. Demokratik süreci bu şekilde güçlen­
dirir. Bugünlerde, basmda yer yer bazı kişilerin, biz bundan sonra PİAR’cılık yapacağız dedikleri gözüme çarptı. Şimdi, bilmeyenler olabilir, PÎAE,
İngilizce’de Public Relations’ın kısaltılmış biçimidir. Özellikle Amerika’da
hayat çok hızlı geçtiği için, insanlar, kısaltılmış harflerle konuşmaktan
hoşlanırlar. Bizim Türkçe’de de çok güzel bir terim yerleşti: “halkla iliş­
kiler”. Temennim şudur ki, halkla ilişkilere sahip çıkalım ve PÎAR’ı de­
ğerli hizmetler yapan bir kuruma bırakalım. O da onun özel tanıtma is­
mi olsun. Bu, benim başkan olarak, özür dileyerek yaptığım küçük bir
katkıdır. Hepinizi sevgilerimle selamlayarak bu oturumu kapatıyorum.
1§
BÎRMCÎ ÖTÜRÜM
HAIKIA İIÎŞKİIERİN BOĞÜŞÜ, GElİŞÎMl ¥E
KÜRÎIMSAIİAŞMASI
BAŞKAN:
Prof. Dr. Özcan ÖZAL
Prof. Dr. ÖZCAN ÖZAL
Sayın konuklar, sevgili öğrenciler, halkla ilişkilerin, dünyada geliş­
mesine paralel olarak ülkemizde de önem ve gerekliliği gittikçe anlaşıl­
maktadır. Bunun sonucu olarak da, özel kuruluşlar ve kamu kuruluşları
konuya ilgi göstermektedir. Bugün için belki değil ama, ileride bu kuru­
luşların tümünde halkla ilişkiler ünitelerinin mevcut olabileceğine inanı­
yoruz. Ancak, halkla ilişkiler alanının gelişmesi, gerek üniversitelerin ge­
rekse diğer kuruluşların konu ile ilgili çalışmalarına bağlı bulunmaktadır.
Bugün, A.Ü. BYYO ile TODAÎE bu görevin bir bölümünü de bu sempoz­
yumla yerine getirmiş bulunmaktadırlar. Bu nedenle her iki kuruma te­
şekkür ediyoruz... Sizleri saygı ile selamlayarak birinci oturumu açıyo­
rum.
19
HALKLA İtİŞKİLERÎN ABD’DE GELtŞİMİ-VE; AVRUPA’Y A GİRİŞİ'
Betûl MAİRDÎN
..fjj, Günümüzde 1dünyamn,|en büyük Halkla İlişkiler Şirketlerinden :biri
olarak değerlendirilen Burson Mai-şteller’in tanıtun kitapçığı §u sözlerle
başlıyor:.;
' ‘ ‘ ' ’“Dünyâiıın hei: bölgesindeki merkezlerimizde Halkla İlişkiler hizme­
tini aynı standartta vermeye 'çalışıyoruz. Büyük şiirkeilerden’ Huküinetlere, 'hayır cemiyetlerifiden' öğretim 'kül'^Iârıha kad!âr 4()Ö ,ayrı müşterimiz
var...
..........
^ '. - ...
...............................
Borşalardan rİngiltere’deki; Avam Kamarasına, moda ve; kozmetikı fir­
malarından; hükümet; temsilcilerinin konuşmalarınav kadar r h e r yerde biz
y a rlZ .;r s,
■
Sorunları çÖzniek için olaylara daima çok yöiılü yaklaşırız. Tüm per­
sonelimiz üetişim kuramları, .hukuk, medeni, kanun, çoziimleme,, ekonomi,
işletme, pazarlama gibi konularda eğitim görmüş ya da pratikte bilgilen­
miştir. Ayrıca perşçnelimiz tüm bu niteliklerin yanı sıra değişik yapı ve
kültürlerden gehııekte,, tüm farklı kültürlerle, iletişimimizi sağlamaktadır.”
" ' Güniirnüzde böylesine'geçerli bir meslek halini âlmış olan halkla iliş­
kilerin gerçek ; bâşlâıigıcı aslında insanlığın başlahğıciyla’' aynı zamanda­
dır;’ Ancak son yüzyılda'Halklâ İlişkiler çeşitli iletişim araçlarıhih kulla­
nıldığı yeni bir bilim dalı haline gelmiştir.
Halkla İlişMler’in ABD’de Gelişimi:
i Amerika Birleşik Devletlerin’de tanıtım olayı toplumun tarihinden
de daha eskidir. (Amerikalı’lar mesaj göndermenin önemini Kızilderililer’dni' dmuan sinyallerinin getirdiği sonuçlardan öğrendiler.)
Yapılan
afaştıırmalara göre,; Amerika’nın tanıtmaya yatkınlığı ■1644’de Doğu kıyı­
sında yerleşen guruplara dayanır. İlk sistemli bağış' toplama veya fon
kurma' çabaları 1641’de o devirdeki ufak Harvard Ühiversitesfnin îngiltfere’ye gönderdiği misyoner ekiple başladı. Bu misyonerler İngiltere’ye
21
vardıklarında Harvard hakkında bilgi içeren bir tanıtım mektubuna veya
bir kitapçığa ihtiyaçları olduğunu anladılar. Bu kitapçık basılmadıkça
yardım toplamaya başlamayacaklarım bildirmeleri üzerine Harvard yöne­
ticileri Massachussets’de metinleri hazırladılar ve daha ucuz olacağından
baskısı Londra’da yapılan kitapçık misyonerler tarafından kullanıldı. î§te, adı “İlk Meyvalar” olan bu tanıtım materyali halkla ilişkiler tarihin­
de kabul edilen ilk broşürdür. Günümüzde milyonlarca basılan bu broşür­
ler şirketler aracılığıyla hedef kitlelere gönderilmektedir.
Amerika’da halkla ilişkiler tekniği ve silahlarının politik anlaşmaz­
lıklarda kullanımı gene çok eski bir geçmişe dayanır. İngiltere’ye karşı
yürüttükleri Bağımsızlık Savaşı döneminden öncelerde bile kamunun fi­
kirlerini etkilemek ve yönlendirmek için sürekli olafâk kampanyalar dü­
zenlenmiştir. Devrin ileri gelen devlet adamlarından Samuel Adams ve
arkadaşları toplum desteğinin ne denli önemli ve etkili olduğunu anladık­
larından bunu çeşitli yönlerde değerlendirdiler. Hayal gücüne dayanan,
ilgi çekici, cesur, hatta acımasız bir üslupla kaleme alınan yazılar, açık
ve kapalı yerlerde yapılan ateşli konuşmalar, özel olaylar ve kolay akılda
kalacak simgesel sloganlar, sızıntı halberler ve fısıltı gazeteleri ile kamu­
yu etkilediler. Adams “Toplumun büyük çoğunluğu mantığından çok duy­
gularıyla yönlendirilir.” fikrinden yola çıkarak çalışmalarını sürdürdü.
Amacına hizmet edecek bir olay olmadığı zaman bile kendine yeni olay­
lar yaratan bu ekip bugünki halkla ilişkiler mesleğinin prensipleri göz
önünde tutulursa, ağırlıklı olarak propaganda yaprrıaktaydı.
Halkla ilişkilerin gelişmesinde bir başka dönüm noktası 1787-88 yıl­
larında Alexander Hâinilton, Madison ve Ray tarafından önce gazetelere
gönderilen 85 inektubun sonradan kitap halinde yayınlanmasıdır. “Fedaralist” adı altında toplanan bu mektuplar anayasanın kabulünde önemli
bir rol oynadı. Devrin ünlü devlet adamı, hukukçu ve ekonomist Hamilton’a göre toplumun bir konuda fikri yoksa bu boşluğu gerçek bilgilerle
doldurmak gerekiyordu. Dolayısıyla Hamilton yalnız ^anayasayı sunma,kla
kalmadı, onun anlaşılması ve kabulü için, de büjmk çaba harcadı. Tarihçi
Allan Nevins’e göre tarihin en başarılı halkla ilişkiler örneklerinden biri
genç Amerika’nın anayasayı bu denli içtenlikle kabullenmesidir.
Başkanlık seçimlerinde halkla ilişkiler kampanyalarının düzenlenme­
si ise 19. y.y. başlarında Andrew Jackson döneminde başladı. Halk ara­
sında okuryazarlığın hızla yayılması politikaya olan ilgiyi de arttırdı. Do­
ğan yeni demokrasi bireye güç ve haklar kazandırdı; Kibar sımfın “ayak­
takımı” diye nitelendirdiği gurup da demokrasi istiyordu. Seçimlerin ge­
tirdiği fırtınah günlerde Başkan adayı Andrew Jackson kendisine bir ba­
sın danışmam tu ttu : Amos Kendall... Fikirlerini iletmede pek başarli ol22
-madıgmdan tüm politik kampanya sırasında ve daha sonra da kamuoyu­
nun mimarisinde Kendall’m stratejisinden ve uzmanlığından iyararlândı.
: :Bu i sırada *özeİ sektör bankacıları gazete sahiplerine kredi vererek
basını etkileme yollanma aramaya başladılar. Fakat tüm bu faaliyetler
Jack"on Kcndall çalışmalarının yanında söniik kaldı.
iHama ilişkilerin -çağdaş i içeriği ve terimleri 19. yüzyılın g & ç 'Amerikasıhdâ henüz' bilimniyordu.'Ancak bu yüzyılda “tanıtım” açısmdah 'üç
olay gelişti: 1. Basın ilişkilerinin önemi kavrandı ye basıri sözcüleri işe
alındı, 2 . Reklamcılık gelişti, 3. İşveren çevrelerini eleştiren guruplar sa­
yesinde sosyal reformlara gidildi ve "tanıtımında yeni yöntemler gelişti.
Bu konuda ı öinekler vermek gerekirse; Amerika’nın efsâne kahra­
manlarından Daniel Boone’un hikayesi Kentucky’e yerleşimi )Sağlâmak
aıtıâci ile buradaki toprak sahiplerinden biri tarafından uyduruldu.: Dave
Crockett ise Başkan Jackson’un muhalifleri tarafından ortaya çık^ıldı.
Barnum Sirİîi’nih kurucusu Phineas Barnum ile başlayâh artist ve sanat­
çı tanıtımı basın sözcülerinin kudı-etini bir kez daha kanıtladı.
İİ81Ö-1891. yılları arasında yaşayan Barnum tümı hayatı boyunca " hal?
JnnJ istekIeriniî oıH;ayai çıkmadan önce tasarlayıp halka sunduğunu' söyler­
di. Denebiliri ki,'Bârnum’ün yarattığı her olay halkla ilişkiler mesleğinde
bir kilometre^ taşıdır. “Başarılı iseniz taklitçileriniz ^çoğalır.’' diyerek bu
sahne adamının başlattıği"akımın ardından tanıtım olayları çığ, ıgibi^ safe
ne dünyasına ve oradan sosyal yaşama girdi. Kitap satışirı için imza .gün­
leri düzenlendi. Devlet tahvilleri ünlü yıldızİâr tarafindan satıldı.;. Deni­
ze indirilen gemilerin burnuna yıldızlar, ünlü kişiler şampanya; ıvurdu...
vs.... vs... Ve olaylar bpın sözcüleri tarafından gazetelere yansıdı.
Çağdaş politik kampanya tekniklerinin gelişmesi de yine 19 yüzyılın
son dönemine rastlar. Yüksek doğum oram ye^ göçler yüzünden sürekli
artan seçmen sayısı karşısında destek sağlamak amacıyla yem yollar aran­
maya başlandı.
1Ş88 kampanyası süresince gazeteler büyük ölçüde kullamidı. Seçim
propagandası, artan baskı teknikleri ye ucuz kağıt temini ile geniş tirajlı
basın organlarında seçim haberleri yayınlandı. Bu kampanya esnasında
yalnız bir eyalette, adayın 300.000 litograf baskı portresi yine 300.000 ro­
zetle birlikte seçmenlere dağıtıldı ve aday evinin verandasında Temmuz’
dan Kâsım’a kadar her gün saatlerce oturarak 200.000 kişiyle konuştu ve
sonuçta seçimi lîazandı.
*
' . İşte :1890’li 'yıllarda uygulanan afişli, bültenli, resimli, rozetli, basın
sohbetli seçim kampanyası o denli başarı kazandı ki, Tadyo've nTV gibi
23
■medyaların Ieklenmesine rağmen aynı, metodlar değişmeden günümüzde
de kullamimaya devam ediliyor. ;
İş çevrelerinin ge;reksinmelerini karşılamak için halkla ilişkiler yön­
temlerinin gelişmesi:'de.gene yüzyılın son döneminde oldu.
1875-1900 yıEarı arasında Amerika’nın nüfükü iki katına çıkarak insanlari):Batıya yöneltti. Artan üretime cevap vermek içiiı seri üretim ve
makineleşme hızlandı. Demiryolu ve hat haberleşmesi,ülkeyi birleştirdi
ye geniş bir basın ağı kuruldu.
B ir ya.ndan güçlii tekellerin doğuşu, diğer yandan biiyiik servetlerin
getirdiği aşılmaz güçler ve fırsatçı iş adamlarının acımasız yöntemleri 20!
yüzyıl başlairında bir ‘itiraz’ hareketinin doğmasına neden oldu. Amerika’
hm ibaş döndiirücü bir hızla geliştiği bu dönemde karşıt iki tarafın, ezen
ve: ezilenin meydan ikavgasından bugünkü halkla ilişkiler mesleği doğdu.
. , Çağdaş anlamda ilk halkla ilişkiler departmanını ,1889 yılında, George
Westinghouşe, kendi , elektrik şirketi , içinde meydana gelen bir kriz es­
nasında kurdu. Westinghouse alternatif akımı, rakibi General Elektrik
şirketinin kurucusu, mucit' Edison' ise doğru akımı savunuyordu. îdam ce­
zasında Ikullanılan elektrikli sandalyede alternatif akım kuUahıliyor diye^
rek Westinghouse’u aşağılayan Edison’a karşılık Westinghouse basın söz­
cüsü olarak yetenekli bir gazeteci olan Heinrich’i işe aldı. Bu şekilde ba­
sın ile 'bilgi ahşverişinin önemi buı olayda tekrar ortaya çıktı. ..
, .,Haİkla İlişkiler mgsleğ^
gelişimi §ü beş devre ile özetlenebilir :
1.
1900-1917; Gazcitecilikte sorumsuzluk döhenii ve buna karşı olü■şan'savunma, tanıtma ve geniş kapsamlı reforıhlar süreci.
2.
1917-İ.9İ9: (1. Dünya Savaşı) Devlet tahvillerinin satışım hızlandırmak amaci ile yapılan halkİEİ ilişkiler faaliyetleri ve vatanse­
verliği alevlendirecek kampanyalar.
/
3., 1919-1933 : (Kükreyen Yirmiler) Savaş döneminde halkla,ilişkiler
■Şeneyimi kazarianların ortaya , çıkan prensipleri ürün tanıtımında
İ5Üllanmâİa;rı, iktidar kavgaları ve hayır cemiyetlerine bağış top­
lama kampanyaları sayesiıide ortaya çıkan y;erii uygulama alanlan.
'......... ........ *
'7 '.... ^
' 4.
1
24:
1933-1945; . (Eoosevelt Dönemi) Büyük kriz ve II. Dünya Savaşı.
Mesleği geliştiren ve uzmanlaşmayı sağlayan, deneyimler.
:>
5. ıGünümüzdfe : , Halkla ilişkiler çalışmalarında büyük 'patlama ve
. mesleğin olgunlaşması. ...
u '
^
/
'o - Amerika’nın endüstriyel gelişimi; içinde: ortaya çıkan topluma lilğisizlik, yasa dişilik, ahlaksızlık sonucunda ortaya sansasyon yazarları çıktı.
Tanınmış i§ ,adamlarının kirli çamaşırlarım ortaya döken yazılar tirajları
yükseltti. Aynı zamanda gerçek sosyal sorunlar da ortaya çıktı.’ ,;
' r : 1900’lerde en az 50 gazetenin 100.000 tirajı: vardi; Ladies Home Journal
adli rkadın dergisinin tirajı ise 1 000.000’a ulaşıyordu.!
î§ adamları savunmaya geçmek zorunda lıaldıiaı Bir . süre İıerşe^i
saklamak ve savunucu konuşmalar yapmalc gerektiği zannedildi. Aiicâk
bu işin de liasılî;yapılacağını:biLmedikleririden! reklani'cılar a : ve i avukatla­
ra ;başvurdula:ri iReklamlarinı arttirarak basmi susturmaya yöneldiler.' Bu
şırada ABD’nin ilk halkla ilişkiler firması kuruldu. Michaels; Smair ve
Marvin adli; üç kişi basınla ilişkileri düzenlemek amacıyla birleştiler.; İlk
büyük işleri demiryolları için kongreye suiıulân: bir-kaiiun, tasarısı ile:ilgili şirketin görüşlerini basına yansıtmaktı. Ancak .devrin, başkam ,tarafın­
dan basında başlatılan daha güçlü bir kampanya faaliyetleriiıin başarısız­
lıkla'-sonuçlanmasına üeden oldu. Ama çabaların sonucunda demiryolu
şirketi kendi bünyesinde bir halkla ilişkiler departmanı'kurdur,/Kongreye
yakın olmak amacıyla Waşhington’da kurulan ikinci şirket ise 10 yıl sonra
kapanâı. Bu Mrâda'OTtaklık'kuraıı ,ancak 4 yıl sçjnra; ajrnlan P k ’ker ve
Lee adlı iki kişiden Lee daha sonra çağdaş halkla'ilişkilei: mesleğinin .en
etkin isimlerinden biri halini aldı.
Amerika’da halkİa ilişkiler mesleğinin doğuşu ve gelişmesinin özeti­
nin sonunda îvy‘ Lee‘ve Bernâys âdındaki iki dev uzmanın hayat hikâye­
lerine de değinmekte yarar var.
■ IVY LEE, Princeton Üniversitesinden naezun olduktan sonra Önce
muhabirlik yaptı. 1904’de düzenlenen Başkanlık kampanyasında basın burosımû idare ettii' Bu sırada::tânıştiğı Parkeir ile bir halkla ilişkiler firma­
sı kurarı Lee beraberliklerinden hoşnut
olrhâyarak ayrıldı ve 1908!de
Pennsyivania ıDemiryolu şirketine basın sözcüsü olarak ■girdi .
Lee, antrasit kömür grevinde yayınladığı “Prensipleı Bildirisi” ile
farkına varmadan halkla ilişkiler mesleğinin teniel kurallarım açıkladı.
Bildiride şu esaslar yer alıyordu : “Bu gizli bir basın bürosu değildir. Yap­
tıklarımız ortadadır. Amacımız haber iletmektir. Bu bir reklam firması
da değildir. Amacımız kısaca resmi ve özel sektör adına, basma ve kamu­
ya doğru bilgi vererek topluma yararlı olmaktır.”
Lee yaptığı işe “tanıtım” adını verdi. Halkla ilişkiler deyimini ancak
1919 yılında kullandı. 1914’de Rockefeller’ın özel danışmanı olan Lee’nin
ünü bütün ülkeye yayıldı. Çağdaş halkla ilişkiler mesleğinin ana prensip­
lerinin çoğunu oluşturan ve 31 yıl bu meslekte çalışan Ivy Lee 1934 yılm25
da öldüğünde bü’ Alman Şirketine danışmanlık yaptığı için eleştirilmek­
teydi. ' ^
j
Ivy Lee ile birlikte duyulan bir ikinci isim ise haİen hayatta plan
Edward Bernays’dır. Tarım mühendisi olan Bernays önceleri tarımla ilgi­
li bir dergide çalıştı ve bir tesadüf sonucunda halkla ilişkiler çahşmalarına başladı. 1917 ile 1925 yılları arasında, en ünlüsü Bernays’ın “Kamuoyu­
nun Kristalleştirilmesi” adını taşıyan 28 kitap yazıldı. Bernays üniversite­
de halkla ilişkiler dersi veren ilk uzmandır.
Renkli bir kişiliğe sahip olan Bernays ünlü tenor Caruso’dan ilaç sanayinej salamdan sabuna, II.' Dünya Savaşında Seferberlik’ -Komitesine
kadar çeşitli kuruluşlarda danışmanlık yaptı. Halen 95 yaşında olaiı ve
kendisiiıi “imaj mimarlığına” adayan Bernays kendini “kamuoyunu oluş­
turma mühendisi” olarak tanıtır.
c
Halkla İlişkilerin Avrupa’ya Girişi:
'
îlk kez İngiltere’de, Başbakan L. George’nin l<912’deki seçim kampan­
yasında halkla-ilişkiler yöntemlerine b aşv u ru ld u . .
' ;
İngiltere’de bilinen ilk bilinçli halkla; ilişkiler uzmanı Sir Stephen
Tarrents’dir. Yine İngiltere’de halkla Uişkiler sözcüğü ilk kez 1932 yılında
kullanıldı.
1939-1945 yıllarında yani II. Dünya Savaşı sırasında devlet tarafından
yürütülen kampanyalar da halkla ilişkiler mesleğinin yerleşmesini sağla­
dı.
1946 yılında COI (Merkez Informasyon Bürosu) kuruldu. Hükümetin
tanıtımı bu merkezden yapılmaya başlandı.
Kanada’da 1940’da, Fransa’da 1946’dan itibaren (Lâ'Maison de Vevre:
Cam Evi), Hollanda’da 1948’de, JNİorveç’te 1949’da mesleki faaliyetler baş­
ladı. İtalya, Belçika, İsveç ve .Finlandiya’da, 1950’den itibareni Orta Ame­
rika, Güney Amerika, Avustralya, Japonya, Yeni Zellanda ve Güney Af­
rika’da ise 1950-55 yılları arasında Halkla îlişküer mesleği yayılmağa baş^ladı.
26
HALKLA İLtŞEtL-EKİN ;TÜRKİYE’DE :BENİMSENMESİ
M. AlaaddiM^ ÂSNA
Sayın başkan, değerli dinleyiciler. Halkla ilişkilerin Türkiye’de be­
nimsenmesi konu olarak bana söylendiğinde, konuyu, Türkiye’de ^başlaması ve kabul görmesi anlamma aldım. Yani bir çeşit Türkiye’de geliş­
mesi.’ Önün için, müsaade ederseniz, olaya o açıdan bakacağım. Öış ülke­
lerde gelişme konusunu Betûl arkadaşım anlatmaya çalıştı. Konüşmasımn sonuna doğru Avrupa’ya geçtiğinde görüldü ki, bazı ülkelerde-halkla
ilişkilerin 1950’lerin sonuda başladığı ortaya çıkıyor. Türkiye bu bâkimdan öbür ülkelerden çok geri değil. Amerika’da 1920’lerde çağdaş anlam­
da halkla ilişkiler başlıyor. 1950’lere doğru Avrupa’ya geliyor. 1960’lard.'i
dünyanın çeşitli ülkelerinde yaygınlaşy^-or... Türkiye’deki gelişimi' 1960’lı
yıllarda başlıyor. Aslında, 1960 öncesinde de kamu kuruluşlarımn, bügüri
halkla ilişkiler diye tanımlanan birtakım çalışmaları var: Örneğin,-Dış­
işleri Bakanlığı Enformasyon Genel Müdürlüğü 1950’li yıllardan itibaren
çalışan bir birim ve yaptığı çalışmalar halkla ilişkiler. Milli Savumnâ B a­
kanlığı ve Genelkurmay Başkanlığının sadece Ankara’da değil, İstanbul’
da bile “basın irtibat bürosu’’, “yayın ve temsil şubesi”, “basın ve halkla
münasebetler daire başkanlığı” gibi isimlerle anılan birimleri oknûş...
Çağdaş anlarnda halkla; ilişkiler dediğimizde, bunu, üniversitelerde
öğrenci arkadaşlarımıza 4 adım kuralı diye anlatıyoruz: Bilgi toplamaaraştırma, planlama, uygulama ve değerlendirme gibi. Bütün bunları içi­
ne alan bilimsel ; anlamda halkla ilişkiler çalışması, Türkiye’de 1960’dan
sonra, 27 Mayıs’tan sonra kurulan ya da organize edilen kamu kuruluşla­
rında görülüyor. Bunlardan birincisi de 1961’de ;91Sayıh Kanunla kuru­
lan :DPT, 3 yıl sonra da DPT ve SSYB ortaklaşa bir nüius planlamaşr ya-,
pıyorlar. Nüfus planlaması genel müdürlüğü kuruluyor.r Bu, ikisinde de
kıu-uluş yıllarında halkla ilişkiler üniteleri yar. Birincisinde, planlı,kal­
kınma:fikrinin halka tanıtılması, benimsetilmesi ve desteklenmesi amaç­
lanıyor. İkincisinde, nüfus planlaması ya da doğuııjı kontrolü veya aile
planiamasnıın halka tanıtıhp benimsetilmesi amaçlanıyor. Görüyoruz ki,
her ikisi de ihtiyaçtan, yani şartların zorlanmasından çıkıyor. Türkiye’de
belirgin bir plan fikri, planlı kalkınma fikri yok. Daha evvel pbir takım
planlı kalkınma girişimleri olmuş elbette. Ama yanda kalnriiş. Bilimsel
27
olarak planlı kalkınmaya gidilecek. Planlı kalkınma halktan belirli feda­
kârlıkların istenmesini gerektiren bir çalışma. Dolayısıyla, halk desteği
olmadan olmaz. Nüfus plânlaması, doğum kontrolü eşler arasındaki bir
olay, siz bunu devlet gücüyle yapamazsınız. Eşlerin karar vermesi lazım....
Öyleyse bunun halka benimsetilmesi, kabul ettirilmesi, bunu bir ihtiyaç
zorlaması haline getirmek gerek. Bunu da halkla ilişkiler çalışmasıyla ya­
pacaksınız. Bütün bunlardan şu çıkıyor: Mardin arkadaşımın Amerika’
dan verdiği örneklerde görülüyor ki, Rockefeller bu kadar sıkışmasaydı,
kendi toplumunda bile pis Ikapitalist nitelemelerine maruz kalmasaydı ve
•Amerüîan kapitalizminde bir hareket başlamasaydı, halkla: ilişkilere ihti­
yaç ;duyulmayacaktı. Ivy Lee’yi yaHinda müşavir olarak çalıştırmayaeaktı. O zamanın parasıyla bin dolar (o zamanlar bin dolara Teksas’m yarı­
sından iazlası satın alınırdı) maaş vermeyecekti. Halkla ilişkiler: çahşması, şartların zorlamasıyla meydana gelen bir çalışma. Şartlar deyince şun­
ları anhyor u z : demokrasinin yönetimi ı açık: hale getirme, yöne timler iıı
halka (layanai’ak lierşeyin listesinden gelebilecekleri inâncı yönündeki ge­
lişmesi. Öte. 3?:andan, açık, ekonomi dönemine:geçilmesi, ve'haberleşmemn
gelişmesi: ve böylece gizliliğin sürdürülemeyecek hale gelmesi.; Ekonomik
rekabet de, özel sektörde hallda ilişkiler ihtiyacını ortaya-•çıkarmış.. Yanı
ha;lkla ilişkiler, bir toplumsal zorlamanın, sonucu olarak ortaya, çıkan-; bir
meslek.’ Oyle olduğu içindir^ ki, Türkiye’de her alanda .olduğu' gibi, kamu
sektöründe başlamış, devlet öncülüğünde. Türkiye’ye gelmiştir. ..Çoğu alan­
da .olduğu gibi boynuz kulağı geçtiğinden; . özel sektörde., gelişmiş : kamu
sektöründe; güdük'kalmıştır. Bunun .en önemli sebebi de, - özel sektörün
mali; olanaklarının kamu rektörüne göre daha geniŞ;,Olması ve gelişme­
leri. daha; yakından izleme avantajına ya da esnekliğine: sahip olmasıdır.
Özel sektörde gelişmiştir de iyi mi olmuştur? Bence hayır. Çünkü dejene­
re'oJmuştur. Çünkü, Türkiye’de halkla ilişkiler mesleği' öyliâ' hale gelmek­
tedir ki,- gerçek tarifinden' uzaklaşmakta ve halkla ilişkiler bir' protokolcülük ya''da teşrifatçılık, görevi olmaktadır. Bunun sebebi, aslında, zorun­
luluğun getirdiği halkla ilişkilerin bir moda olarak benimsenmesidir. 'Zen­
gin Ahmet Bey “benim arkadaşım zengin Mehmet ^Bey’in ha.lkla ilişkileri
var; haydi benim de olsun” diyor. O zaman Hasâh Bey de “bende de ’ol­
sun” diyor. Fakat Hasâii Bey halkla ilişkilerin ne olduğunu bilmediği için
halkla ilipîiler ■biriminin' başına getirdiği elemanları da ince eleyip 'sık
dokumuyor. İşin uzmanını çalıştırmaya da-gerek görmüyor. “Bizim' ba­
canak boşta, işi ğücû vok, boşta gezmefün, bizim holdingin halkla ilişkiler
müdürü yapalım” diyor
Bir'başkası,'O bh:ıım‘fkapatıyor, yahut-reklamcılığa bağlıyor, onun bir
parçası yapıyor. Y a da satış müdürlüğünün bir parçası yapıyor^ BöyleCe;
halkla ilişkiler mesleği, ileri gitmesi gerekirken, geri gidiyor. Şimdi, bu
28
geri,gidişin bir sebebi patronlarsa... bir başka sebebi yeterli jhalkla iliş­
kiler elemanı; ^bulunmayışıdır. Bu ne demek? Türkiye’de beş tane yüksek­
okul iyar., Gazeteçilik, Rd. Tv. yanında hallda ilişkiler mgşleğlne iadarn: :yetiştiriyor.,-IÇüzlerce mezunrveriyorlar. Hâlâ da eleman yok ne:deraek? Şu
demek: Tiû'kiye’de sadece bizim meslek alanımızda değil, her alandaj eği­
tim sorunun: bir sonucu olarak, liseden: iyi yetişmiş; elemanlar bu tokulla-:
ra, gelmedikleri için, bu okuUar dört yıl boyunca, onlararbirşey'veremiyor.
Çünkü, halkla ilişkiler mesleği, biraz da yapısal güçlüğe dayanan, yani
sağlam bir kumaşın üzerine inşa edilmesi gereken bir ^eğitini: sistemi. ge­
rektirir. pHalkla ilişkiler eğitimine başladığınız zaman ,Türkçe’yi çok:riyiı
biliyor; olmalısınız.; Çok iyi yabancı dil, sosyoloji, psikoloji, sosyal politika
tarih vs. biliyor olmanız gerekir. Bunlar eksikse, : o dört yıl içinde gazeteciliği.jhalkla ilişkileri, Rdı-i- Ty’yi tanımakla başarılı bir mezun olamıyor­
sunuz. Diploma alıyorsunuz, iama, lişeden ;gelen açıklarınız o dört yıl bo­
yunca idevam ediyor. Benim , A.Ü. sBYYO ’nun ilk halkla, ilişkiler; hocasıolduğum söylendi. Eklemek istiyorum ki, TODAlE’nin de ilk halkla iliş­
kiler elemanıyım. Burada bu güzel semineri düzenleyen bu iki önenıli ku-ruluşun dajbaşlangıçta içinde olma gururunu,ayrıca taşıyorum.
,
Bunu şunun için söylüyorum: O yıiian hatırlıyorum^ ilk BYYO me­
zunlarını, 1967-1968 mezımlarml.' Bu arkaclaşiârıniız arasında şımdı çok
başarılı olan, kişiler, {Var. Gerek halkla ilişkilerde gerek gazetecilikte, tele­
vizyonda, ye, gerekse; öğretim alanında. Benim :ilk sınıfına, yanılmıyorsam
20-25, kişiydi. Bunların hepsi. başarılıydı. Hepsi iyi ,ıyerlerde.; çalıştılar., Ne
oldu da, b e n ;şimdi eleman , sıkıntısından bahşediyorum. Olan, bizim eği­
tim sistemimizin her yıl jdaha .bozulduğu. Ayrıca, ben bu gelişimi hocaliT
gım devam ederken her yıl gömerimle görebildim. 0 ;nedenle bu muka­
yeseyi yapabildim. îyi yetişmiş:öğrenciler şimdi BYYO’larmı seçmıyorl aro
Bu önemli neden de, Türkiye’de,yabancı dil eğitiminin yeterince, önemsen­
memesi. H aM a ilişkilerde yabancı dil hayati önem taşıdığı için bir başka,
zorluk,; sıkıntı da ordan geliyor.
V Diyeceğim şu 'ki;‘ HâM â İlişkiler rûesleğihin başlatıhrıâşında Tıirkiye'
hiç de geri kalmamıştır. Buna ihtiya:ç görühnüştür, eleman yetiştirilmeye
başlanmıştır. Başta petrol şirketleri ohnak üzere, çok uluslu şirketler ko
hıiya önem -vermişler, ıherkezlerinden esinlenerek, onları model alarak
öncülük etmişlerdir. Çok uluslu şirketlerin hemen arkasından Koç, Eczâcıbaşı. Sabancı gibi büyük holdinglerin olaya eğilmeleri halkla ilişkiler
mesleğine katkı sağlamıştır. Hallda ilişkiler elemanları 1972’de bir dernek
kuracak sayıya ulaşmışlardır. Dergiler çıkartmışlardır. Bu mes­
leki gelişme, sonradan olayı moda gibi gören patron, ve yöne­
ticilerin himmetleriyle... bir yandan da mesleğe gelen, yani piyasaya;
yeni arz edilen elemanların azlığı ve yetersizliği yüzünden bir bocalama
29
devrine girmiştir. Bu bocalama devrinde, halkla ilişkiler bir teşrifatçılık
kururiıü haline geliyor demiştim. Bu endişemin Türkiye dışındaki ülkeler­
de de görüldüğünü söylemeden geçemeyeceğim. Bu endişelerden dolayı­
dır ki,' PUİ3İİC relatiohs deyimi bile bazı ülkelerde kaçılan deyim oldu.
Özellikle Amerika ve İngiltere’de şirketler, artık public affairs deyimini
yani kamu işleri deyimini kullanıyorlar. Çünkü public relations yapan
adamların bir kısmı gerçekten teşrifatçılık yapıyor. Hakikaten kokteyl
düzenliyor, parti yapıyor, işte bu kadar diyor. Bir kısmı da lobicilik yâpiyor. Halbuki lobicilik, public relationscıların sevdikleri iş değil. Kara­
ladıkları, kötümsedikleri bir iş. Onun için public affairs deyimini kulla­
nıyorlar ve public relations’ı kendi mukadderatıyla başbaşa bırakmak gi­
bi bir eğilim var dünyada. Türkiye’de de bu dejenere oluş devam eder­
se, önümüzdeki yıllarda belki de, halkla ilişkiler deyinüni bırakacağızSevgili hocam, Abadan-Unat PlAR deyimini kullanmayın, halkla ilişki­
ler deyimini kullanın, çünkü yerleşti diyor. Haklılar, ama ben halkla iliş­
kiler deyimini sevmiyorum, kişisel olarak: Çünkü, halkla ilişkiler dediği­
miz zaman ne olduğunu bir türlü anlatamıyoruz. Onun için de bir ilişki
var, halk public kelimesinden tercüme edilmiş. Ama public halk değil.
Belki de, onların public relations’ı bırakmaları gibi, halkla ilişkileri tek
başma bırakıp bir deyim arama telaşına düşeceğiz.
,
Özetle, 25-30 yıl içinde halkla ilişkiler olumlu bir başlangıç yaptı, hız­
la yükselen bir grafik çizdi. Bana öyle geliyor ki, bocalama devrini de
geçmiş düşüşe başlamıştır. Yani grafik aşağı inmektedir. Bu son sözleri
söylerken genç arkadaşlarım kulaklarını tıkasınlar, sadece öğrenci ohhâyanlar bu sözümü dinlesinler ve tedbir almaya çalışsınlar... Neden öğrenci
arkadaşlarım kulaklarını tıkasınlar?, Çünkü morallerini bozmasınlar.i.
Oülar mezun oluncaya kadar şartlar düzelir belki. Ayrıca, halkla ilişkiler,
mesleğinin onlardan bekledikleri v a r : Kendileri üstün nitelikli elemanlar
olarak mezun olurlarsa ve piyasaya ^rip de, piyasadaki alaylıları kenara
itebilir, halkla ilişkiler mesleğine sahip çıkarlarsa, o zaman halkla iliş­
kilerde bu tehlike de ortadan kalkabilir. Çünkü, biliyorum ki, basın-yayın
gazetecilik-halkla üişküer okulu kurulurken çok iyi elemanlar yetiştirmek
amaçlçanmıştı. Bunu yapmak da bu genç mezunlara düşüyor. İlk mezunlar
bunu yaptılar. Fakat son sıralarda iyi eleman yetişmediği için alaylılar
geri dönebildiler. Bunu önlemek genç arkadaşların elinde.
30
^TÜRKİYE’D E 'HALKLA İLİŞKİLER ;
EĞİTİMİ NASIL OLMALIDIR?
Dr. Mehmet TURAÇ
Yaşadığımız çağin şartları nedeniyle günlük lıayatıınizın vazgeçilmez
bir parçasi hâline ğeleri
il^kiler, Basın-Yayiii" YüksekokuÜarımİz-'
di gittikçe daha fazla öiıem kazanarak okutulmaya başlariinış olup, öğrencılerm 'de çok ilgi ’düi^’dukları ve ilerde iheslek olarak tei'cihah seçmek' is-"
tedikleri bir dersdir.
Kamuoyunun gittikçe artan etkisi> iletişim^ ;metodlarındaki gelişme' ve'
yenilikler, endüstri.ive:>ticâretteki iç i ve/ dış rekabet, artık, halkla ilişki­
leri günümüzün en önemli bir konusu: haline, getirmiştir.,
.. Yeni bir ilim dalı olması ye, Türkiye’den önce, dışarda gelişmesi nede-niyle, referanslarımızın çoğu da yabancı yazar ye uygulama,çılardır, X^^
mizde bu sahada çalışan, hâlen çoğu pratikten yetişen veya başka sahalar­
dan gelmiş,: sayıları :yüzü. geçmeyen, haiklarilişkiler: uzmanına karşılık, dışarda, ,yârısi Avrupa ve; Amerika’da olmak üzere, 1 milyona yakın bU mes-rl
lekf mensubu vardır. Demek ki, Türkiye’de de Ijuc sahada kalifiye elemana
ihtiyaç vardır ve ■üniversitelerimizin bu ihtiyaci ^karşılamak için çalişnıalâri doğru ve yerindedii.
i; <
Peki öyle ise,.,neden 4 yıllık bir Gazetecilik ve, Halkla ,İlişkiler eğiti­
mi gören arzulu ve bilgili,bu gençler hayatta işetdikleri meslek dalların-,
da-, çalışarak başarılarını şiirdüremiyorlar?
Bence bunun çeşitli nedenferi var.
; i! Birincisi, bazı öğrencilerin bu eğitim dalını ilk veya öndeki tercihler
olarak değil de, yedek, veya spn çare olarak seçmeleri ve yüksek tahsil ol­
sunda^ ne olursa olsun diye okulumuza gelmeleridir.-iBuna karşıhkj i bu'
mesleğe: heveslii ve mutlaka gazeteci veya halkla ilişkiler uzmanı olmak
isteyenler ise bu .eğitimi görme şansına sahip olmasalar bile bu sahâtoa
yönelmekte ve .arzu ve gayretleriyle başarıya ulaşmaktadırlar.
31-
Ancak sınıfın % lO’u 1. veya 2. tercihi olarak halkla ilişkilerij yani bi­
zim BYYO’yu seçmiştir. 15. tercih olarak seçenler bile vardır.
Bir ikinci sebep ise, bu branşlarda özel eğitim, bilgi ve kültürün öne­
mini anlamamış ve Halkla İlişkileri yalnız ağırlama sanan bazı iş sahip­
lerinin bu göreve özel nitelik ve diploma aramadan, hiç ilgisi olmayan
kimseleri getirmeleri, onların da bilgisizlikleri nedeniyle bu işi yaparım
sanıp üstlenmeleri.
Bu öğrenciler içinde meslek lisesinden, marangozluk bölümünden,
teşfiye bölümünden gelenler var. İmam Hatip Okulu mezunları var. Dil
biliyor musunuz deyince arapça diyorlar. Bu işin gerektirdiği geniş ge­
nel kültür ve yabancı dil bilgisinin önce liselerimizde, sonra yüksek okul­
larımızda verilemediği de maalesef acı bir gerçektir. Bu, arada ekono­
mik nedenler de, gençlerimizi derslerinin yanısıra, para, kazanmaya zor­
lamakta iş ve ders arasında bölünen öğrenciler derslerine gereği kadar
kendilerini verememektedirler. Sonuç olarak da derslerinde arzulanan ba­
şarıyı •gösteremeyip, özlenilen, aranılan nitelikte mezun, olamamaktadır­
lar. Yeni gelen öğrencilere ticari bir mektup yazın deseniz yazamıyorlar.
Sonra pek çok hemşire okulu mezunu var. Kendi branşında yükselmemiş,
gelmiş basın-yayın okulıma: Halbuki Amerika’da çocuklar ortaokülda is­
tedikleri alanı seçip onda ilerliyorlar. Belki de bizim eğitimimizdeki ak­
saklık bu % 10 dediğim, kalifiyeyi ortaya çıkarıyor. Eskiden otuz kişiye
teker teker hitap ediyorduk. Şimdi 200 kişilik sınıflar,' bu bakımdan eği­
tim hem öğrenci, hem de öğretici için zor oluyor.
Nedenlerden en önemli birisi ve belki en önemlisi de, pratik çalışma­
ların: bu meslekte her meslekten fazla önemli olmasına karşılık, öğrenci­
lerimizin pek az bir süre için, o da müesseselerin keyif ve isteğine bağlı
olarak staj yapabilmeleridir. Teorik olarak mesleğiyle ilgili bilgileri mü­
kemmele yakın bir düzeyde öğrenen bir Basın-Yayın Yüksek Okulu öğ­
rencisinin pratik bilgisi genelde sıfırdır. Nasıl bir doktor pratik hastahane
çalışması yapmadan, bir hâkim, bir avukat mesleki stajırii bitinheden
çalışma hayatına atılamıyörsa, bizim mezunlarımızın da meslekleriyle il­
gili pratik çalışma yapmadan iş hayatında gerektiği ve beklenildiği gibi
başarılı olmaları beklenemez. Bunun için ild yol vard ır: ya ders ;programlarmda değişiklılc yapılarak staj ders yıh içinde, yapılır. Zira yaz aylarında
çoğu Anadolu’dan gelen öğrenciler memleketlerine dönmekte ve orada staj
İmkâm bulamamaktadırlar. İstanbul’da kalıp staj için seçilen ve stajyer
kabul etmiş müesseselfere devam etmiş dlsalar bile, bu-devrenin ilgililerin
yaz tatiline rastlamâsı'dolayısiyle, bu pratik çahşma sembolik olmadan Öte­
ye igidememektediri'¥ahut da yukarıda bahsi geçen diğer meslek dalların­
da olduğu gibi, mezun olduktan sohraı' 6 ay veya; 1 yıllık mecburi stajı bu
32
dalîârı ‘kendileirme Meslek- seçenler îçin ■mecburi' tolmâk' 'ğefekiı% ■ ■salka-i
dâ' i§ âr ay an değerli mezünlarimızın- karşısına'çıkan ■2 -önemli enğelin BM
yabaöcıidüji "diğeri Hse pratik" tecrübe noksanlı^ olmaktadır.
Öğrencilerimin çoğu ılei mezun olmalarından sonra da okulda kurdur
ğumuz samimi ilişkileri ve diyalogu devam ettirmekte ve iş sahibi olmalâflilâf* yardımcl' olmaya, 'çalışmaktayıöii i Mâaleseiü '-bu'könüdâi ^tam bir ba­
şarı- eldesedemediğimi d e 'üzülereki İtiı at etmek ‘ isteriııij ' ’ f "' ' i" ;ı i£ ııo
Zira genellikle müessese salıiİsi veya kendilerini işe alacak yönetici­
ler; Hallda' İlişkilerin iie ö
tkıri-manasiyle: bilfernedikleri-^bl, ^day"ardâ-da ne^^gibi nit'dlikler âramâlari'^ğerektiğînderi E a b e r s i z d i r l V r i {
■
"
1
" ,
i
^
Basın-Yaym Yüksek Okullarımızın gayeleri, programları ve mezuıiT
lan hakkında her fırsatta her yerde bilgi vermek, onları tercihlerinde
doğru istikamette yönlendirmek, hem iş sahiplerinin, hem mezûnlarırnızm,
hemr de memleketimizin mehfaatine olacaktır. >/Bu maksatlaÎ JBksınlâ ve
Halkla İ İlişkilerî I)ernekleriyle; işbirliği şartdir. Halkla: t İlişkilere : duyulâcaK
ihtiyaç belirlenip şekillendikçe yeniıiŞ ’sahâları açılacak, hâlen köşelefi
tutmuş eski Halkla, İlişkiler uzmanları da işlerinin daha da iyileşeceğine
şaşırarak şahit olacaklardır. TRT kanalıyla, konferans, toplantı ve seminer­
lerle, basında makalelerle, şahsi temaslarla, herkese Basın-Yayın Yük­
sekokulları olarak neler yaptığımızı devamlı olarak duyurmalıyız. Hatta iş
sahipleriyle i§ arayan eski mezunlarımız arasında irtibat km’ulması, kendi­
lerine} ihtiyâîçlafına) uygun kalifiye eleriıani tavsiye-’edilrnıesinde ^de. bsişarıh
........................
bir rol oynayabiliriz, an • '
t
■ Resmi î çevrelerin de - günün şartlanhâ‘: üyarâk “TÜrkiye!yi9;Tanitma
Vakfını”: klumüş olmaları,- şimdiye^kadar-gereksiz"^bir tevâzu ile -ve hakli
oknamnfl^rdiği jfükırlâ'isüsan devletimizin,'Idu suskunlûktani^glkaraî-âki:
Dünya'Eâmuoyu: ve: Oluşturucularına geç de' ;ölsa hitapi etmeye .karar, ve4
rip uygulamaya geçmesi, tezinüzi kuvvetlendirmekte ölüp; iyivyeti'şmişc’elieKlanlara ihtiy;acın ^her, g^n ^biraz daha artacağına |dİx , işarettir. .
Üniversitelerimizin de büj çalışmalara' destek olrdasi'iHâlklaıiİlişkiler
Dernekleriyle birlikte gerek fikir ve planlama gerek media ve eleman yö­
nünden Vakfa hizmet etmeleri, Türkiye için yapabileceğimiz en iyi ve
en faydalı hizmet olacaktır. Dünya üzerinde bu yolda o kadar çok ve ba­
şarılı örnek var ki, Amerika’yı yeniden keşfe kalkmaktansa başarılı uygu­
lamaların Türkiye’ye uyanlarını adapte ederek kullanmak bize hem za­
man kazandıracak, hem de israfı önleyecektir.
Halika İlişkilerde 17 yıllık Üniversite görevimin yanısıra, 27 yılı aşan
mesleki çalışmalarımın çok büyük bir kısmı çok uluslu bir şirketin Halkla
İlişkiler şubesi müdürü olarak geçmiştir. Bu konuda edindiğim çeşitli tec33
rübelei’i derslerimde uygulamalı olarak öğrencilerime ;aktp'makta,r -jm
han. şoi’ularmı ise aktüel HaM a İlişkiİpr. Problemlerinin hâlledümeşi malcı
sadiyle öğrencilerimin teorik bilgHerini pratik sahada kuUanmalarmı sağ?
layaeak şekilde seçmekteyim. Neticeler beni çok memnun edecek derece­
de oluırilu.'
. Halkla İlişkiler metodunu eksiksiz ^olarak “01ay”a göre :uygulanaakta,
ön araştırma, plânlama, olaya ve probleme ;yaklaşmu,: hedef kitle,, elernao,
ve media seçimleri, sonuçları değerlendirmeleri çok başarılı.
.V : ,0 halde, bu gençlerin değerlendirilmıeınelerinde bizler de kabahatli­
yiz. Orteda. mezunlarımıza yani Halkla İlişkiler :elemanlarına, , ihtiyaç
varken, elimizde de memleket şartlarına göre en iyi şekilde eğitilmiş genç­
ler mevcutken, Türkiye’nin dei gerek Milletlerarası, gerek yürt-içi tanıtma
ve Halkla İlişkiler yönünden büyük sorunları varken ne duruyoruz?
; Hep birlikte.ün, yağ ve şeker mevcutken: helvayı yapmamız .gerekiyori
Başlangıçta Mengeınli ahçılar kadar başarılı olinasak da,-.şârtlâr bizi; zorla-;
yacak,. zamanla becerimizi;arttıracaktır.;
ÜMyersitölerimiz ko^^^
özelİip dolayısiyle pratik çalışma ve Msâüi
dfersiti'iine daha fazla Önem vererek bunlara a ^ ’ilan zaman ve gayelere
uygun öğretim elemanlarım arttırmak suretiyle problemin hâllinde büyük
rol oynayabilirler.
i! ; Bu, yolda gönüllü olarak;, baştan beri koşuşup duran;,bir avtiç leski
Halkla İlişkiler uzmanının bekledikleri ne şöhret ne de paradır.
■: ;
! ; ; B u ,gençleş,; daha iyi .yetiştirilip, gaye ve nıaksada uygun Halkla İliş­
kileri uzmanı jOİarak ıbaşaTih/Oİduklarmda, biz eski/P,R-,cılar ;bayrak yarı­
şında kendimizden sonra koşacak-elemanlara, Türkiye’nin geleceğii İÇİn .en
iyi/ şartlarla, içimiz . rahat işi devredeceğiz. : Bu, , bizler; için mutlüluldafın
eni .büyüğü placaktır. ı
Türkiye, halika ilişkiler sayesinde, tanıtma sayesinde, naühâkiak' gü­
nün; birinde! lâyık olduğu yere kavuşup ilerler.
34
HALKLA İLİŞKİLER VE MEŞLEKLEŞMe '|ÖLMÜŞÜ
Doç Dr. Yücel EATEKİI^
TODAlE Öğretim tîyesi
Bü bildirinin konusu esas olarak! nieslek kâwâmi ve-MaMa ilişkilerin
meslekleşme yönünde" ne gibi^'ğâişınelfer^ sağladığı vemeslekle ilgili
dlarâk ortaya çıkan ^t'eiriel noktalarla birtakiıri'^ âraştirinalarîn vurğulantnâsr olatak özetlendMlii'?Bü"nedenle önce “meslek nedir?”^sörusü'üzerin^
de düfülacak mesle Isl'eşmeyi'etkileyen başlıca ‘etinenİer i^^
bâirtilecfk ve ondaff sonra! da Halkla ilişkilerin^^mesleklefme yönündeki
görünümü" çöziiriüenriıeye ç'alışılacaktiK'Küşküsiız/tiiin İdÜ a'çiM^
ve
kavramların fâmmlatiması"az veya çok güçlüklerle' doludur
de birtakırri slnır^^
dâ birlikte’ ğetirmekte&if/ Bü'ğerçegin' öz®ikle
yeni bir meslek olarak hakla ilişkiler alanında gözönünde Mtuliiiâ'si ge­
rektiğini önceliMe belirtmek, isterim.
Meslek
Meslek, bir kişinin hayatını kazanmak ve geçimini sağlamak için sü­
rekli^ blarak üzerinde'çalıştığı iş,, veya" îikir'alahi o l a r a k ' B u ,
mesleğe daha çok ekonomik yönden ağırlık veren bir tânirndıri'Aslında
ber meşleğin bu ;yönü; pek fezlaiaçıklamayii gerektirme
açıktır.
Oysa meslek aynı zamanda sosyal,- kiiltikel ve : iteknik ıbir ıbütündiir. Sos­
yolojik anlamda meslek, belirli faaliyet, alanları etrafında yoğunİaşrnış ve
biçimlenmiş insani ilişkiler but unudur. Mesleki ilişkiler kendilerine özgü
ve bü ilişkileri düzenleyip ayarlayan ve kolaylıkla âkip gitmelerini sağla­
yan- birtakım normlar, değerler ve tatumlar '“geliştirirler.- ‘Meslek ahlakı,
ıneşlekij-değerler sistemi ve ,mesleğe bağh tu1;unılar bütünii^-bımlarda^
Meslek,, kişinin bedeni özellikleri, davranışlar,.; ,tutjuıiarı, duyguİarıye
düşünceleri üzerinde olduğu gibi, eğilimleri ve kişilik özellikleri üzerinde
âe bfelirlejricr etkiler yapar. Bü nedenle mesleğin hem 'tanımlahriıâsınd^
hem ,de onun yer ve zaman içerisindeki, farklılıklarında fu olgunun'ğpzönünde bulunduruİtnasi gerekmektedir. Bu bakımdan mesleği, sosyp-kültürel, ekonomik ve teknik özelliklere sahip belirli ,bir.;alandaki, spesifik
35
işler ve faaliyetlerin bir bütünü olarak tanımlamak mümkündür. Meslek
terimi çoğunlukla kapsamına giren ondan daha dar anlamlı terimlerle de
karıştırılmaktadır. Örneğin, iş, zenaat, san’at, kariyer ve profesyon gibi
terimler onunla karıştırılanların başında gelmektedir.^
Genellikle meslek karşılığı olarak dilimizde “uğraş” sözcüğü de kullanılmaktadırv .Arıçak. bu, şözçıj,k , tam bir. mesleki faaliyeti .anlatmaktan
uzak görüniü'eMedir': Uğrâş'd
kaıpsaırılıdır Oysa Meslek, belirli bir
öğrenim ve tecrübe sonunda kazanılan bilgi ve beceriler yoluyla, belirli
kuraUara uyularak yapılan çalışmalar olarak tanımlanabilir. Öğrenim sejViyesi ,^e, tecrübe ;,a^
meslekler arasında farklılıklar vardır. Meslek
deyimiyle daha çok belirli bir işin, belirli ayrıntılara inilerek yapılması
sözkonusu olabilir. Buna karşılık uğraş deyimi daha dar kapsamlı olarak
anlaşılabilir.^:QzeUikle fŞ^anayide çok kısa sürede pğrçinüen ve çok dar bir
çerçeve İçinde sımrlanabilen çah^^
meşlekıyerine uğraş demejs
d a h a . u y g u n d u r . ; . ı r o ® s l ® k l e r ye uğraş?
1ar yardır,^ Belirli; ve tek jamaca.jdaşmak için, yapılaı;! faaliyeti anlatan.iş
k a y r ı l ; ;d§jjmeşlek kavralnından ;dahaç:da^
rıylai -ilişki
kendi |dışına yaptığı,^.sqşya,L kabullenme görmer
miş ye, piyasa değeri ^4e .bulunmayan,iş ye iaaHyetler; mesleki; şayılm
Çünkü,, meslek, Jşigin^ |başkalarıyla,y işbirliği ^ederek,, geçimjni .sağlamak
ve' toplum; içinde yşrinif almak için s,ürey olarak yerineı getirdiği;faş.|iyet7
1er biitüniidür.fij,
Herhangi bir uğraşın meslek olarak‘nitelenebilmesi içiıi üzerinde ■dü^
ruhnası gereken birtakım noktalar şöyle sıralanabilir;
1. îşin sosyal niteliği nedir?
2;;, I^gslek; yapısının,çözümlenm
- d.eıüerL,nelerdir?;,.r. ,
geçirdiği; -değişim ye ;bunun |oaej
'^3; ^Bu uğraşm{k;ürümsâl:iç^^
ile ilgili blarâk' üzerinde dürübnasi
......... "
gereken noktalar neler' olabilir?
, ’f-İ. ' Ugrâşih ^toplum' içindeki diğer işlerle ilişki'^içiihi, sosyal tabakar
lâ|hıa,'yaşam biçimi ve ptekî . etmenlerle
he‘ |iüzeydedir?
,i.ip-Toplumda^belirlifbir meşle^
oynadığı rol nedir? .-v
. : Ykpilan görevin- m^eÎ6hrriesiyle\ ortaya" çi%filah- birtakim-'’öİçüti
göre! irdeleniiıesi,''iiasil*^-‘b ir 's d h ü ç ^
< - " : h — Lİ3SÖ
r î i j L ı f i ' i i ' . ,',c'ri;
A y rıca 'ü ğrâş k a lıp lâ fı’Ve
ı
'
i i ; i - , ; -, ' ' . .■.. f i ' Ki rj i '
^ Eyüp Kemerlıoğlu,j Erzurum’da Meslelder ve Sosyal Tabakalaşma, Yayımlamnamış
Doktora Tezi, Er2;ıınm . 1973, s. 28-33.
,
^ Ferhat Şenatalar, #ersoneİ Yönetimi ve Beşeri İlişkiler, İstanbul: İstanbul Üni’
' -vetsitesi Kitabe'^V "İ978,
73;-'‘-'
®lE. Kemerlioğlu,['a.g.İBİ, si 36. ^ y!
36
süreMdlifcburadâ büzerinde enr çok rduruigıâsıoğereken; nbKtâlar? olmalıdır;
MesleğinjbİE g e ç i m - o l a r a f e i duaruı-mi nedir,^.bunun ■tartışılması ge:-;
rekiri'Acabaisbsyal['statüderideğişini;rQ6 slekte/;s,ayğınlıktav .yetkij:': görev ve
sorümlülıâMarâa}; Igelis'-y^ refah.; düzeyinde ıtae' gibi-i farklıliMar tyaratinafe
tadır?uBu:îdeği§kenlefiri ibirinde: veya birkaçında; mfeydâna gelen [yükselme
ya ;da alçalma, "genellikle; öteki değişkenlerde de' bir farklılık meydâna iğe^:
tirebilir/mi?ft Özellikle balda ilişkilerin iyfem ıbirimeşlek olafaki'gelişriıeşinr.
de/ iyükâi'idaiJ değinilen noktaların; açıldığa^ ı kavpşturülmâsı,ubu isbrulara
dbyurucü'ryamtlarrı verilmesi gerekir-*'i
■
Meslelî Öİaraît?®aM&>îli§tilerI'
’
' i ' jiı
o
I'i d Iİ-i İ i e j i ö "
(o
riii ı:.!"!
iifrifjiEmM:/
,
Bugün birtakmı yazar,,,araştırmacı ve yöneticiler halkla ,ili^
,İ3İr
rn,eşlek hem de topimnj-içinde^jöneMir^etk-l^e. .şah-p^bir meslel^ ,.oİ^ak ,g fe
mekteâir. 196X .yıÜnda-ibifleşenı^
prgüt olan PEŞA^;(Pvı^
E( lalions Şpciety,, ,of(^|America)^^, ive j APE^- (i^ e ric a n ı, ^Çjıblicr, Eşlationş,
Aî socıalıpn)„haİkla, iîlişlsilşr, mesleği ile,ipgili:, şt^dartla:r. iv'e^
ge*;
reken .ahlâki; rkuraUarı^ saptayarak,’meslekle|meyi,: .giiçlendirmel^teŞirler.!
Öte;yanjdan,jbir^
kuruluş-;iSje.;henü^^
ilişkilerin b ir^ e ş l^ ,
dazeyıne yukselrnejdiği!kanısını taşımaktadırlar.,Diçto
of Occupa|;İ9 nal
lıtlcs halkla ilişkileri bir meslek, plarak el^;.alraakta^e^ yönetsel^
lık^ alanlarından .biri,,olduğunu, kabul,ietmektşdi^^
i , ; , r,,
j r^iV, ■î i'
rffU]
riaeslek’îğiİDİ'tialda ilişkilet -me'sleği de'^âmatiila'ilgi' âtTâfimi‘'gemş-^
letm'ekiediri" Bu-aılâhin'’ zaten‘ oldukça ğeüiş ’bldüğü/ 'birçok^ iesimf-'ve" uy­
gulamayı kapsadığı bilinmektedir. The International PÜMic 'Eel'atiörisŞpçml, Şçience, Eesearcb j^enter’m, yayınladığı-ıbiır, gelişrp.e -;rapqrunjd değmildiği ,gibi,: (halkla üişkiler,pUzma
bağımsız,.|Oİarak ,ister,;M
rpunı danışnıani: olarak,.çalışsın,,,hizmet ver,diği; yönetimİe.,davranış.,'ra
lerinin ıverilerinden yararlanma konuşunda:.önemli rbir, aracılık igöreyir yiıfei
lenmiştİE.. Bu .aracılık verjlerin|iuygulama, .alanına.piletilm
ikindini
gos,tepmektedir;®: î ş t e b u , noktada halkla;.ilişkiler fuzmanlarınındeğer ;yar?^
gıları önem kazaıın:ıa,ktadır. pG.erçekten,, .genel, ola,rakj .halkla ilişİ5;ilerde,,,iiçayn...deger, sisteminin,.^arlığmd.aıı,;ŞÖzj, .edilmek^
,Buı.,,4eğer".siştertüerj;
teknik,;, yanlı (taraf tutan).,ye;karşılıklı, plmak, ü^^ere;
niteHktekipdeğerrj^apgıları.-m^
düpnlenmpşi,ı-4 pğru:.olarakr,;i^^
uygunr ı^itlelerin saptanması ■(seçilmeşi)., jye ıbı^ jşürpcin nşi;; denjijetkp; 0 I7 ■
* .Herbert Goldİışiîie^»
; .j^terı^ıatfo
ŞfşçM.
Sciences, C l4*,'New"TOrİc,:^!^^
İ968,'s!’'42ö!'^
'n... ... ...... .
^ Dictidiîary of 'Ö'ccupattbnal^-Tities 1965/'Vöİ. ' ]I/'Öccüi3ation&' ClasstticatiynV''Tİ^^
Edition.
■
..............
Boy -■Jv('Leffin'gwöli; -‘SGC!ial .Sciences Gömmentary”, : Puhlic' Relatiorts" QüarteFly,'’
Spring 1977, s. 16.
37;
duğunun: süreldi bin biçimde ıdeğerlendirilmesi ile ilgilidir. Teknik' olarak
nitelendirilen! değer yargıları ise ne imesaj in içeriğinin doğruluğu! file ve
ne de kaynak ve hedefin; yükümlülükleri ye hakları ile; ilgilidir. Yani bu
tür değer yarğilarıhı, kişisel olmayan: ve ahlâki kaygilarla: da: ilgisi bulunmayan teknik nitelikteki özelliklerin gözönünde tutulması ‘olarak: anlarriak
mümkündür;: İkinci tür değer yargılarını yanlı yâ da taraf tütah, değer
yargıları ::qlarak niteleyebiliriz; Bunlâr inanç ve ideolojilerden: kaynaklan­
maktadır.-Burtür değer yargılarıyla anlatılmak istenen, halkla ilişkilerin
hizmet ettiği amaca bağlılık (sadakat) , ğüven ve bu amacı büyük'ölçiide
temsil eden kişi ve kuruluşlara inanmak olarak özetlenebilir. Taraf tutan
yargıların en önemli özelliği kişisel oluşudur. Kişisellik, halkla iUşkiler
uzmanının (birim veya danışmanının) yöneticilerle ilişkilerinde açığa çıkâı Dam |ma hizmeti olarak halklâ ilişkilerde bir dereceye kadar' yanlı
değer yargıları etkili olsa da sorumluluk d u y g u s u z a m a n gozafdı
edilmemelidir. Son olarak, halkla ilişkilerde karşılıklı değer yargıları
üzierindie de durulabilir. Bu, halkla ilişkiler uzmânıriın özel: isteklerden
daha çök gerçeklerden hareket etmesi, gerçeklerle ilgilehm&iyle' ortaya çı­
kar. 'Burada, herbir kitleyle ilgili politikâ, hak ve yükümlülükler önem
taşu-. H ed^ ■kitlelere bilgi verine bü karşÜiklı öluşda özellikle önemlidir.
Kârşiİiklı değer yargılarına, göre, halklâ ilişkiler “örgütün vicdânı” olarak
riiMendirÜebilir ve yâlnız böyle bir sistern içinde halkİa ilişkiler bir mes­
lek olarak ele alınabilir.’' Gerçekten bü tür değer yargıları'halkla'ilişkileri
yşni birt meslek olarak önemli oranda etkileyebilir. Mesleğe karşı duyulan
kuşkuları,;hakla ilişkiler; uzmanlarmm- "tutum, davranış ve çalışmaları rortadan kaldırabilir. ;
Halkla ilişkilerin meMekİeşmesi konusuyla ilgili olarak üzerinde durülliıâsi gereken önemli bir nokta da örgütlenihe sorunudur. Örgütlenme ile
anlatılmak istenen halklâ ilişkiler uzmanlafi' ile konu ile ilgili çevreletin
ulusal ve ülüslararasi düzeydeki bilgi ve deney alışverişini gerçekleştiirmek, küllâmlan yöriteni ve tekniklerle sağlânm'âk istenen amaçlar ve kainu
yararı arasında denğe kurmâk için gösterilen çabaların birarayâ getiril­
mesi ve uyumlu kılınitnaisidır. Dünya,da hakla ilişkiler fikrinin gelişmesi
ile birlikte bu meslek mahsuplarının ulusal veUluslararası düzeyde örgüt­
lendiklerini görmekteyiz. Halkla ilişkiler alanında uluslararası ' ilk meslek
örgütü İ955 yılında Londra’da kurulan “Uluslararası Halkla îlişkiler £>erneği”dir. Derhöğih, küruİuşü ile il^li ilk çalışmalar, Batı Avrupa ülkeleri
ye, Amerika’dan 20 tanıtmacının 1949’da Hollanda’da toplanması ile başla­
mıştır. Sominda, uluslararası bir örgüt,kurulması blanaklarım araştıracak
bir komite, kurulması kararlaştırılmış ve; 1950’de .Norveçli Odd Medboe’nun
\vAlbert.J. Sullivan, “Valüe Systems of Public Relations”, Public Relations Quarterly,
8, (1963), No. 1. 2, 3.
38
başkkniığindâ' İmrülan fkdmitej ülkelerdeki‘î^meslek örgütleri ile ilişkilere
ğirişm iştir.B ü ■âlândaki' ikiilci uluslararası ' 'kurülüş merkezi ’ Brüksel’di
olanj (Centr'e "Europeeri des Relations 'Pübliques) Avrupa Halkla İMşkiler'
Merkezi’difL Saikla ^filişküer konusunda ilk ulüslkrarası Itöplântı Belçika
Füârmm âçildigi'Birükserde İÖSS’deiyapılmıştir. 'Arâlârında'Eusya ve^GüÂnıerikâ' ülkMer^
de bulunduğu C'23 ülkeden23’7î temsilcinin^ kkM-:
dığıibü;i“Halkla;İli§kiler Bitirici: lUluslarara'sı EonğreM”ndin:'sonrâ'ikiilci
kongre ' 1961’de !¥e'nedik’te‘ toplanmıştır? Bü^'kongrö‘ Ulu'slararâsi 'Saikla
İlişkiler standartlarının belirlenmesi için 'hâreketeîgeçmıiş ’vö' Avrupa"©terneklerinin, 1965’dekif Yasası bundan uyarlanmıştır,'’.
Uluslârarâsı' i Hâlkla İlişkiler: Dern'eğirJ (International Public'Relations
Associâtiori)/; i hâlkla iilişkilerin: bütün'dünyada' iyayilıria'smâ yardımcı i pl->
maki veıbü imesleğih ibelli; kurallara' uyularâk'yapılmasını saglaniakf üzere
“GodecEd’Athenes” :rolarakf: anılan’ fcirtakım,:^ kurallar ; saptamıştır;:; Amaçy
hâlkla; îliş'kilerî uygulamalarını daha .üyumilüskılmakJ'Dİnsan hakla'rlnâ,^;m6r:
râl ve sosyal .g^erekşinmfelereLdaha genişi ölçüde cevapi Vermek ye-kurallara
uymama halini- halkla ilişkiler görevlileri- için ağır jbir kusur olarakF-s.apta-:
maktır.lAtinâr-kurallarma göre halkla ilişkiler görevlilerinin ;uymaldanyür]
kümlü oldukları hususlar şunlardır:
c ilt î' iînsanj S a ’klard ^Evrensel Demecinde belirtilen ıhaMardan insanlârın
yararlanması; jieint .moral [ v e : kültürel koşulların gerçeldeşmesine iyardımcı
olmakyrnrrifiıo^
ni2;' ::BelIi bâşlıf Haberlerin^serbest :yayıhını kölaylaştırârak,iiherklesinjsdi^'
rumlu' ilgili Ve -bilgili olabileceği haberleşme ^kanalları' ^ve bft'amîri'ı:yarat- ‘
mak,
‘
.... . ; 1 .
■ /
... ... ..
3.' Davrahıpârıhıri benzer işlerde çâlî|ari'’&ğeir meslfekdâşlai'irii‘‘^iM et- ‘
Mİe57Mceğiriî.'5gözöhüride tiıtrn âl;*"''
........ .
"
..................... ,.ı- ,
'
4; “însan" haklarınia ve'|;kişiliğirie ‘ saygıyı, mesle^^
daima unutmamak;, insanların görüşlerini ifâdfe edebileceği moral, psiko­
lojik; entellektû%î' kdşüllafi sağlamak,
' ^
,
5.' Tarafların'.her "za^
çıkarları olduğunu dikkate alarâki;
örgüt W halkı birlikte düşürirnek,
6. Sözlerinde durmalı, halkın memur ve diğer ilgililerin güvenlerini
sağlamak için yasalara ve ahlaka uygun hareket etmek,
j 7., Gerçekleri diğer yükümlülükler yiiziinden saklamamak, ha-berleriıi’
dögrüluğunu incelemeden yayımlamam^.® ■'
"‘
I; ; Yurdumuzda tarihsel olarak kamu^i-kesimlikurulüşlârmda daha föriceo
HaÜiIa İUşMİeh Ankara TOpAÎE Yayiiaı,'İ969, s. 32-33.'’
8 'Nlii-i'f t o r t o p ; k
HaÎMa' îlişldler,- A nkara: TODAÎE ' Yaymi!'
-;1975;; s; "195-198.:'-"
^■'v:':
i'-'-':
(; i . j ; ; . ! : ;
39'
örgütlenmeye^ başlşyan ve kısmen de işlevsel olan [halkla İlişkiler; rbirim-:
leri, gidereki özel; kesim kuruluşlarını dar etkilemiş, meslekleşme yönünde
bir; gelişimi; hızlandırmıştır^ Kuşkusuz bu gelişmede, özel;keşim kuruluş--;
larının toplıunsal sorumluluk anlayışlarındaki değişimlerin ye kamuoyunu
daha çok hesaba ikatan,: bir düşüncenin;.'etkisi büyük olmuştur. Aıjiık jözel
yada: kamusalj; hiçbir örgüt kamuoyu etmenini gözardı yetmemekte,, hedel
kitlelerini sürekli bilgili kılmak ve iyarattıkları imajlarii canlı ' tutmak;,! iste’ >
mektedirler; İşte! bü “süreklilik” de meslekleşmeye :önemli oranda katkıda
bultınan bir durum olarak düşünülebilir.
Halkla ilişkileri bir Etieslfek'olarak yapan' kişiler;' kıİşküsüz jmşarnlarının'ibeİli döneınilerinde çok'farklıiişlerle de uğraşmış olabilirler. Bir başka
desrişle). 'acaba (halkla ilişkiler uzmanları ya da yöneticileri,: dahaiönce nfe
gibi işlerle, he kadar süre ile uğraşmışlardır? Bü konuda; ayrıntılı bir bilgi'
vermenin fzorluğu ortadadır. Ancak hakla ilişkiler uzmanlarının gazeteci­
lik ağırlıklı görevlerde çalıştıkları, kamu ve öze! kesim" kuruluşlafırida
personel ve eğitim yöneticiliği yaptıkları, şube müdürlüğü vb. yönetsel gö’
revlerde bulunduldarı, teknik niteliği ağır basan birtakım rneslek mensup^
larının da^ zaman ^zaman hakla ilişkiler^ -işleriyle jmkümlü kılındıkları an­
laşılmaktadır.
■
hr';'
Halkla İlişkileri bir meslek olarak seçen kişilerin’ kökenleri,'statü ve
toplumsal rolleri üzerinde, g elir‘ve refah düzeyleri' konusunda’ ayrıntılı
çalışmalar henüz yapılmamıştır. Meslekleşme olgusundaki gelişmenin bü'
tür araştırmaları özendireceği kuşkusuzdur.;Çünkü ancak bu tür:; araştırma­
larla ıhalkla ilişkiler uzmanlarının tutum ye davranışları dahai iyi sapta­
nabilecek ve zaman içerisindeki değişiklikleri izlenebilecektir. Gerçekten^
her meslek gibi halkla ilişkiler; mesleği de toplumsal ve; yönetsel yapıdaki
değişikliklere paralel olarak birtakım farklılıklar göstermektedir. Bu, tür
değişikliklerden bazıları şunlar olabilir; Devletin sosyal ve ekonomik ye­
ni işlevler kazanması ve toplpıısaİ yaşama daha çok karışması, kırsal yar
samdan kentsel yaşama geçiş, servet, ve gelir birikmıindeki farklılaşma­
lar, sanayileşme ve giderek uzmanlaşma alanlarının artması, örgütlerin
büjmmesi ve yeni'öfgütlerin oluşturulması, çevreyi algılamada ortaya çı­
kan zorluklar vb.
Birçok'ileri sanayi ülkelerini de kapsayacak biçimde, halMa ^ilişkiler
uzmanlarının farklı eğitim, ve. deneyim düzeyinden gelmiş olmaları bir­
takım sonuçlar dÖğurniaktadır. Herşeyden önce, halkla ilişkilerin no ol­
duğu konusunda farklı anlamların kaynağı böyle bir türdeş olmama hali
olabilir. 'Ayrıca bir kısım ‘uzmanlar, halkla ilişkileri önemli bir yönetsel
işlev olarak algılar ve uygularken, bazı halkla ilişkiler görevlileri daha alt
düzeyde ye rutin, işleri amaç edinebihnektedir. Kuşkusuz bu tür bir yak­
laşım da halkla ilişkileri meslek olarak seçenler üzerinde ve onların yetiş­
40
meleri koiıusunda çok larkb. ve birbirine zıt birtakım iuygulamalan gün­
deme /getirebilmektedir. Gerçekten birkfsmi halkla 'ilişkiler görevlileri için
halklaf ilişkiler adı, 'altında yapılan iş herkese göre değişebilen; sanait yönü
ağır basanrdGİayısıyla öğretihnesi : oldukça zor* yalnızca, yapılarak öğrenilebilen,' sezgisel yönleri de oldukça önemli, olanıbir iş; görünümündedir;'Bü
anlamdajihalenvbirçok halkla ilişkiler uzmanı, leğitilmemişî halkla ilişkiler
adamları (HömoN in Bublicus Eelâtiöhibus Ihdoctus) olarak nitelenebilir;
Oys8L;ço!kiyâkınvbirı gelecekte,' halklarilişkilerle bir iineslek iolarak uğraşacak
olanların' sosyal ve ;-davranı§sar bilimlerle ilgili v e , halkla, ilişkilere, ıuyarr
lanabilen gelişmeleiri titizlikle; izleineleri, sorunlara bu; açıdan bakarak; çözüril; yollarıCönermeleri, araştırmaya daha çok' hız vermeleri gerektnek, tedir.W>2 ,;
Halkla ilişkiler danışmanı, uzmanı ya da görevlisi, ne dersek diyelim
yöheitirhle'uytunlu ;olarak çalışması gereken biri olduğuna kuşku yok- Da­
ha jaçık bir deyişle,, hâllda,ilişkiler uzmanı ile yöneticinin, mevcut ve ile­
ride ;ortaya; ;çıkabilecek durumları da 'kapsayacak genişlikteki ;bir alan üze­
rinde anlaşmaları; gerekmektedir.; Bu olağanüstü halkla ^ilişkiler' planlâmasmı da kapsamına almalıdır.-Böyle; bir anlaşrriamn ohnaması hem birbi^
rine zıti fikirlerini kamuoyuna yasahııasına; hemı ^de, çevre ile olan ilişldlerin bozulmasına; neden dolabilir; Uzun ve sabırh bir; çaba ile; İmrulan sağ­
lıklı kitleisel ilişkiler zara;r görebilir. Bu noktada ıyöneticilerin halkla iliş­
kiler işlevini, nasıl {gördüğü, halkla ilişkiler uzmanına ne denli'önem verdiğii;de ; gündeme;!geLtnektedir. Şu; bir gerçektir ki;^eğer yöneticilerimiz,
zardan zaman halkla; ilişkilern'işlevini rbir temsil -göreviı gibi;bizzat kendi-;
leri üstlenerek çıkabilecek ;sorunlardan habersiz olarak birtakım girişim­
lerde! ibıilunürlarsaî ya da'halkla ilişkileri önemsiz bir ;işlev olarak igörür,;
onü örgütsel açıdan etkili kılmazlarsa; bu hizmetin pek fazla gelişmesi ve
tam bir meslek olarak benimsenmesi de'zörlaişır.i Biri örgütte çalışan halkla'
ilişkiler uzmanı ;kendi uzmanlığı ile; birlikte, halkla; ilişkiler >fikrini de o
örgüte/taşımayı ve aşılamayı bilmelidir; Meslekleşmede bu yeni' bilgi girişi
de önemli .bir etkiye f/sahiptir., Herhalde halkla ilişkiler uzmanı bu yeni'
bilgi ye anlayışı örgütle birleştiren, yapılan işe en iyi uygulayabilecek
olan bir kişilik yapisiridâ olmalıdır! Yöneticilere halkla!'ilişkileri benimset­
me' ke öneinli' bii- görev olarak ortaya çikriiaktâdır. Halkla ilişkilet mesleği,
herhalde yalnızca ekonomik yaraf sağ'lamak içiri süriülân'hizrhetler bütünü
olarak anlaşılmamalıdır.
‘
Meslekîeşme Ve Biritâkİm Âraşiırmâlar
Halkla ilişkiler, , insanlararası ietkileşimin yoğunluğuyla , ortaya çıkan;
Edward J . Robinson, Commımication and Public Relations, Olılo: Merril,- 1966,
s. 40-41
■
.................................
41
yeni bir olgudur, Psikolojinin uzun bir geçmişe- ve Sakat kısa^'bir tarihe
sahip olması gibi halkla- ilişkilerde asimda eskiden i beri uygulanan, : ama
bir ilgi, alanı: olarak ele. alınıp incelenmesi, öbür disiplin'veoüğrâşılardari
ayrıldığı noktaların belirlenmesi ve birtalam genellemelere gidilmeğe' ça­
lışılması oldııkça yenidir. Bir çalışmanın^ rridslek düzeyine, yükseltilmesi
için o işin herkes tarafından yapılamayacağının, kabul edilmesi gerekir.
Bü önemli nokta, artık bugün tüm ülkeler tarafından halkla ilişkileri alanı
-için de bemmsennlektedir. Bu benimseme, batı ülkelerinde daha ihızlı .olr
muştur denebilir. Batıda, özellikle Amerika Birleşik Devletlerimde Ve
Ingiltere,'Fransa gibi ülkelerde hakla ilişkiler naesleği ile İlgili araştırma­
lar giderek artmaktadır. Öriıeğin Amerikan Halkla ilişkiler Derneği New
York Bölümü tarafından yapılan bir araştırma, meslekleşme açısından
.................
ilginç bulgu ve rakamlar içermektedir.^
. .. Araştırmanın amacı, New .York’ta profesyonel' olarak rhalkla ilişkiler,
ve tanıtma işlerinde çalışan kişileri çalıştıkları yerlere bakıhaKsızın,; (da­
nışma firmaiari; şirketler, hükümet 'kuruluşları,. kâr arriaeı gütmeyen cörgütler,: reklaiıa.i şirketleri ve öteki kuruluşlar) saptamaktır.;'Araştırma ssonuçlarına göre‘halkla ilişkiler - uzmanlarının üçte biri konuyla' doğrudan’
doğruya ilgili danışma firmalarında,. geriye kalan üçte biri ticareti ve.sa­
nayi kui’uluşlarında ve kalanı da reklam, şirketleri ile kâp amacı gütmeyen'
örgütlerde çalışmaktadırlar. 717 halkla ilişkiler firması ve 241 reklâıh şir­
ketinin:.bulunduğu New: York’da,^halkla ilişkiler''uzmanlarının,dörtde üçü
genel olarak her ıtürlü sorun ve; müşteri ile ilgilenmektedirler.; Bazıları
ise-daha çok uzmanlaşmış işlere yönelerek, örneğin,^sanayi; gıda, seyahat,
moda ve tüketicilerle, ilgili faaliyetlerdir çalışmaktadırlar. 6 8 8 şirket ise
kendi halkla ilişkiler birimlerirıi kurrhüşlardir. 'Bunların içinde' yıllık sa­
tışı 100: milyon doların üzerinde olanları % 4Ö’dır v 6 bu dev: firmalarötüm
halkla ilişkiler uzmanlarının:% 57’sini çalıştırmaktadırlar. Halklaı ilişkileruznâanlarıhin :üçte biri ise basın yayın;- ulaştırma ve seyahat, kimya ilaç
ve kozm.etik dallarında çalışmaktadırlar; Bu alanları; ise tekstil; elektrikelektronik, gıda, içki, siğara ve eğlence sektörleri izlemektedir.
... 607 halkla ilişkiler biriminin ise kâr. amacı gütmeyen .örgütlerle ;Mkü -7
met kuruluşlarında çalıştıkları anlaşılrnıştır. Bu. kapsamda da halkla ilişkiİer uzmanlarınm yarışının ticari kuruluşlar,,sağlık ,ye. refah örgütleriiile;
hükümet kuruluşlarında görev aldığı sonucuna varılm.ıştır.- Dinsel .kurum
larla araştırma ve eğitim örgütleri ise bunu izlemektedirler. Araştırma,
2488 yönetici personele karşılık yalnızca 1315 halkla ilişkiler personelinin
bulunduğunu göstermektedir. Bu rakama tahmin edilen 700 halkla ilişkiIfer personeli de eklendiğinde'' -toplam olarak 2500 yönetici durumundaki
“ Public Relattons Quarterly, November 1969.
421-
halkla>\ıli§Mler ‘ personeline ikarşılık-' 2000 halkla'--iMşkiiei" 'Cgöre^Iisinihlröl*
düğü sbriücüha Vaıfıhîİakta'dır.'Sünuni'teitiâ-'nöHerii,^ halkla ilişkiler'bikini­
lerinin ortalama olarak çok küçük örgütler halinde bulunnıalarıdırl'îfatta
ıhatl^a jM^kşU-ey;
. halkla iüşkiler jperşpn^li ile;birliktej düş/indiiğiupüzde -.her: rbm
h^l^|a ilişkiler,personelinin. isabet
ettiğini söyleyebiliriz. Kuşkusuz çok büyük firmalar ve birimler vardır.
Ancak küçük çaplı örgütlerin yaygın oluşu böyle bu sonucu doğurmakta­
dır.' Hatta bazı üniversitelerde her fakültehin-' kendi halkla ilişkiler' yöııeticisi vârdirV 'Nei?'York '^Sehtinin ’yonötimiyİe 'ilgili f e r ‘ de'partmahıh"da.
âynca'‘bâsmîâ'ilişkil# bmndi
; ' j .i. j ç - İ f V '
1'//^ i
j (7 0 2
i i
T: [
.
?
.
. i ’ . 1 i ! '
New York’un beş bölgesinde ve 4500 halkla ilişkiler uzmanı^^üzerinde
meslekleşme yönünde yapılan bu' arastrfmalnm bulguları şöyle' özetlene^
1. New York’da 700’den fazla hali la,ilişkiler firması;faaliyet göster­
mektedir. Ayrıca 250 civarında reklam şirketi de lıalkİa ilişkiler konusun­
da çalışmaktadifi'
2. Öteki iş alanlarına göre basın ve yayın ışicrmde daha çok halkla
ilişkiler person'elinin' çahştigl' anlaş^
,3. New Yoi'k’da ticaret şirketlerinin üst ^kuruluşları öteki kâr amacı
gütmeyyh örgütlere göre daha çok" halkla 4'hğkiler ii^mam'-çalıstırmakte
dırlari Biinii hemen sağlık ve'refah lıizrrietleri ile ilgili’'birimler ve hiiüümet örgütleri izlemektedir.
j.
.. ; 4; 'VÇalışan ■halkla: ilişkiler, uzmanlarının,i%, 20’şi; kadındıı
i
■5." Haliââ'ilişkiler-firmalarınciald yönetici sayısının uzman sayısından'
daha çök olduğu g o r ü l m
e k t e d i i : . ..... >
. •'-Halkla /ilişkilerin geleceği-konusunda;:yapılan birt;akım';araştırmala^^
genelhkle I halkla dlişküeri; yeni biıı meslek; olarak kabul-, etmektedir. p,Örb
neğin, rünlü Edward rL. Bernays tarafından j^azılan;bir makale iözellikle;ışu[
dört noktayii vurgulamaktadır ;^^
- n,: rii
1'. "Bugün lierkes'’ keıi(iihi' halkla-' ilişkiler uzmanı sa'mııaktadir. ‘Ame­
rikan Halkla - ilişkiler <Derh'eği’riiri- keıidi ■üye' kayitlârlridâ' halkla 'ilişkiler'
uzmanlarının çah|VıkIari?yerlere' -göre ‘her^''îed§re' ‘devİetih -kayıt ■4'e izini
belgelerini araması, mesleki s'tandartların ve uyuhnası önerilen ahlak ku­
rallarının saptanması yönünden ğeı^eklidır.
;1:' İ2; î Halklar ilişKileriiı âslıhöa okutulduğu,: Gazetecilik ve iHabeıieşme
ile’:ilgili' 'yükseköğretim ' kurumlatıhm.Jproğrainlarıhın Anierik'anı rHalMa i
'Ed-reard L'.î cBemâys,'“Foür iSteps.Töwardâ' Enhancing th'e' 'Fjiture ,■lOf; Public rBela- ^
tions” Public Eelations Quarterly, Summer 1977, s. 26.
:
4 3 :'
İlişkiler :Derneği’nce izlenmesi ve sosyal bilimlerden- daha çok, yazmıla
ilgili yeteneklerin geliştirilmesine önem verilmesinin sağlanması beklen-^
mektedir.
" Si ’ Aınfefikan Halkla İlişkiler Derneği tarâiEıridân âçllan kurslârda
ise yazı yazma ile anlatım yerine sosyal'bilimlere ağırlık verilmektediri
4.
Halkla ilişkiler mesleği rnenşui)ları potaiısıyel mii§teri,ye. iş adam­
larını, halkla ilişkilerin, değeri ve gerçek anlamı üzerinde, bUgilendirm^
iidir. lîallçla inşkilerin bir meslek olarak geleceği konusundaki bir, baş­
ka çalışma da Amerika Birleşi!; Devletleri’nin batı bölgesinde 139,meslek
mensubu arasında yapılmıştır. Araştırma, şu sonuçları verm iştir:
1. Halkla ilişkilerde meşlekl^şme olgusu giderek güç kazanmaktadır.
Çünkü halkla ilişkiler uzmanlarının üst düzeyde politikaların saptanma­
sına katkıları artmaktadır. Buna bağlı olarak, günlük basını izleme ve
rütiri birtaküh' işleri yapma da ısu bir' azalma' görülmektedir. ............
2. Halkla ilişkiler çalışmalarında “uzmanlaşma” önernli, bir boyut
olarak ortaya çıkmaktadır.
3. Sosyal sorunlara karşı ;.,ügi, .çevre . sorunlarına, , yö^nelrne ye . tartış­
malı konular üzerinde bilinçli bir şekilde durma önem kazanmaktadır.
Araştırn'iaya katılan halkla ,.ilişkiler ...uzmaı-üarı,' gelecek, pn yıl içinde
halkla ilişkiler alanının daha bir açıklıkla. tanımlanacağınaV dalıa yoğun
bir biçimde inceleneceğine ve giderek daha çok yasal düzenlemelere konu,
olacağına inanmaktadırlar. Ayrıca, soruşturma kapsamındaki bazı halkla
ilişkiler uzmâiilari, üye -devletlerin'b'eige 'vermesini' yararlı’ğörarken ba­
zıları, .Amerikan Halkla, İlişkiler .Derneği’nin izlediği politikaların ve mesJekleşme yönünde aldığı önlemlerin daha yararlı olduğunu ve mesleki stan­
dardı yükselttiğini vurgulamaktadırlar. Öte yandan, araştırmaya katılan
Mi: 'kısırri halkla ilişkiler Uzmanı ise bu mesleğin gelecekte'yönetimden
daha bağımsız ölairak çalışaca:ğı ve bîr hukuk bürosu gibi işle^yleri'de yük­
lenebileceğini söylenifektMirler. Ayrıca;'araştırmaya katılan bif kısıttı halk­
la ilişkiler uzmanı da danışman rolünden dâhâ üst düzeyde’ politika' iıre-’
ten ye örgütü tiimüyle etkileyebileçek yöneticilik kademelerine geçebile­
ceklerini ıaçıklamaktadırla.r.i Özellikle bu son nokta, ,halMa; iHşkil^^
giitsel başarıya katkısını, göşterrneşi yönünden ilginçtir,*? -,
SONUÇ; :VE/ÖNERİtEP
'Yirminci yüzyıhn ilk çeyreğinden özellikle de 1950’lerden'sönra hâM a
ilişkilerin üzerinde daha çok durulan b ir ’olgu; olmasımiT kuşkusuz birçok
Bem ard iAj. Shepard,'“The Euture öf PR-A View Froia the Wes!t)’’;: PübliG Belatiöîıs*
Journal, Nov. 1969, s. 32-33.
■
44:
riddefiii vâfcdir. Bım lârıa ibaşında; bilgü alışverişindeki'Hızlı 'gelişimı.iiej iletil
liiüfiİeknoiöjisindeki .‘ib'a'şdöridürücüı ^değişimn'gelmektedir'. lKiWej;âleti§im
arâçlârııilri; yaygınlığı; 1ülköler,! örgütler ^ve gruplar arasındaki sürekli bilgi
a'lışverişiC'toplumsal ‘ soi-ümlüluk iduygusuhuiı: güçlenmesine.; ve ı:etkile§im
olanakiarankn- krtıriâsma iıeden oiniüştur. iYönöticileritt giderek' çevrelerine
karşı- dâba -düyarlı^tilınası," iletişiriıdei dbğrulukı ve içtenliğe dahâı çob önem
yeriM esim , fendisîyle'âlişki'ikurüla'n^hedef kitlelere^ saygıyı ^ve^'her^uygü'
lama'dâ ikâniüS y ararm ın 'öri' plâna; çıkarılmasını* gerekli kılmıştır. Kuşku­
suz, bunların tümünü^'etkileyen geneli‘bir- etmen ;de, sanayileşmeyle) birl|kte| ortaya çıkan toplumsal değişim ,ve gelişiımn kendisi ^olrnaktadır. Ge­
lecekte,, tüm. bu etmenlerimde gözöp.^e,a|âı^i]^ıi|^a,
,bi|;ç
meşlş,kfpla,rak .da^ çok talebi özendireceğini,,. .bu alanın, ıdaha ^^oğ^
inceİertıeye ve yasal düzenlemelere' konu olacağını söylemek nernalde yan­
lış olmayacaktır. Çünkü kamuoyunun sosyal sorunlara karşı artan ilgisi,
karmaşık., örjgiitlerd^ alınan, kararlarda h aM a ili^^^^
uzmampın da .bu
s,ürece' katılmaşıni^ z p rı^ u kılacaktır., Üeride haMa' ilişkilerin .daha iyi bir
inıaj^.bırakaçağım |.kestinTaek.,z
olmasa.: gerektir.
Bu bildiri çerçevesinde bir kısmının üzerinde bile dürâm'âdiğİmız, âıi-i
cak,Ihakla-1iHşküeri ,birı meşlek.jO.laraki etkileyeceği -kuşkuşuz,,olan: bazı et'
menleri:itartışma^^ olanak; yermişilaçısındani kaba, .çizgileriyle,,şöyle şıra?
lamak miiıııkimd^
;,
''i:.'' %alkla ilişkilerde' araştırmaya' dâhâ çök"'öneıri veirmek* mesleğin
gelişimi;için jkaçınıl^
H aM a -ilişküer. rgörevlisi, örgüte ,veya yöneti­
ciye, ;iikamuyu; ıaraştırmaya ; dayalı rıglarak: yorumlayabiLtnelidir., . Bilimsel
yöntem kullanma burada önem,-taşımaktadır. Çünkü, güvenilir bilgi,;,çey-;
reyle daha sağlıklı ilişkilerin kurulması ve sürdürülmesi için gereklidir.
rf[,s 2., .Zamanla,;;halkla üişküenn rherkes^^te
bir
görev, olmadığı,daha, çok ;anlaşılacaktır. B u . kanının, iyice .yerleşmesinde,
hem^halkla: ilişkUer uzmanlarınm^
ile ;yöneticilerle ilişMr
leri etkili olacak hem.-de halkla^ ilişkiler ,dernekleç^
üst kuı^uluşları kat­
kıda bulunacaktır.,; : i
' 3. Halkla ilişkilerin yeni bir mesİek ol&âk personel v e ’eğitiin' 'so­
runları kuşkusuz oıiemini kormnaktadir. îyi'yetişmiş insah gücü' nleslekleşmede de etkili> bir .etmendir. İnsan gücii .kaynakları titiz bir inçelemeye
ve,:değerlendirmeye, ftabi. tutulmalıdır. Yani rg
ye halkla üişkiler
okuUarıj ,program, [dil; eğitimi,; jStaj yb^ konularda yeniden gözden geçirilr
melidir. Uygulamaya daha dönük bir eğitim: ye ,-;Staj programı •üzerinde
özellikle durulmalıdır. Bu konuda halkla ilişkiler derneklerinin görüşlerin­
den de yararlanılmalıdır. Nasıl ki örgüt psikoloğu hem psikoloji hem de
işletmecilik alanlarında eğitim görmeli diyorsak, bunun gibi halkla ilişki45
1er uzmanları:; da birçok alanı kapsâjran genel; bîr; eğitimle, ihalkla: ilişki­
lere özgüî özel bir eğitimden mutlaka geçirilrnelidir. iBasın yayın eğitimi
veren i yüksek öğrenim kurumlarında hallda , ilişkileri ;bir meslek olarak
seçenlerin staj ve ek çalışmalarla (bizzat örgütlerde çalışarak); deney ka­
zanmaları hem teorik bilgilerini . uygulama ile birleştirmelerini hem de
daha güçlü bir meslek bilincine .sahip olmalarını sağlayacaktır. Bu arada
meslek çevresi ve kamuoyunu tanımak;da küçiimsenmeyecek bir kazanç­
tır. Ücret rejimi ve iş olanakları ile mesleğin standart ve ahlak kurallarım
uygulamada [bizzat yaşayarak algılamak da yararlıdır.
4.
HaİMa ilişkilerin önem verilen biir işlev haline dönüştürülmesi
gerelanektedir. Burada heni hâlkla ilişkiler uzmanlarının hem de yönetıçilerin sörıirnlulukları vardır. Herhalde^ yetki, ğörey ye'sorumlulukların
açıklıkla saptanması, halkla; ilişkiler birîrnleırinin en* uygun büyül^üğB
(o^timal) ülaştırılinası gereklidir. Kamu kurünüarı’ başta oİmak üzere,
halkla iliiMerin yerleşraesi ve‘ saygınlık liazanrnâsı meslekleşme yönün­
de önem taşlmâktadir. Bugün birçok basin mensübunun bile, halkla iliş­
kiler danışmanını atlamak suretiyle üst düzey yöneticileriyle görüşmeye
çalışması ilginçtir. ,
‘ 5. Halkla ilişkiler uzmahlarımri yeterlikleri konusunda ortak ölçüt­
lerin yokluğu ya da böyle bir düzralemehin hayata geçirilmeihiş olması
meslekleşmeyi olumsuz yönde etkilemektedir. İstanbul ve lİzmir-deki der­
neklerin, de katkısıyla bu tür düzenlemelerin yapılması yararlı olabilir.
6. Bugün hakla ilişkiler uzrıiahı^ çevrenin karmaşıklığı, kullanılan dil
ve yomm güçlükleriyle karşı karşıyadır. Buna bir kısım kurumlardâki yönetirrile ilişkileri de.eklemek ğerçelîçı olacaktır.' ■'
7. Halkla ilişkilerin bir uygulamalı sosyal ve davranışsal bilim oldu­
ğu, durağan' (statik) değil dirik (dinânlik)-bir yönü bulunduğu, çevrenin
tütum ve ‘tiawanışlarını ölçtüğü, değerlendirdiği- ve yorumladığı gözden
üzâli tütülnıarnailıdir; Ayrıca, halkla ilişkilerin hedef kitlelerin- gereksihftieleri, ‘âıriâ’ç ve ilgilerini örgütsel politii'ka: Ve 'amaçlârla birleştirici' yönü
üzerinde de durarak, halkla ilişkiler uzmanının örgüt için önemli'bir kişi
olduğiüi vurgulanmalıdır. Halkla ilişkiler, ,uzmanının jörgüte, getirdiği tu­
tum dıvramş ,ve ,değer .yargıları da,naesleldeşmeyi güçlendirici olmalıdır.
8 Halkla ilişkiler uzmanları, gördüğü eğitim ve kazandığı becerilerii
baştaı iletişim becerisi oknâk üzere en son- yöntem ve tekniklerle birföştirebileh, örgütsel statülerinden çok mesleklerine' bağlıhkla saygınlık-kazan­
maya çalışan kişiler olmalıdır.
46
^TAÎÎTIŞMA"
i:iI; ,,Şoruj:;r;Bayan rjMardin; Lobiliciliğej (değinebilirler ^mi? >Türkiye’de ■-lobiciliküneyölçiidejmeyGU^^
3 ij
MAEÖÎN’: ‘Lbbiciİi'ls'''zannediyorum, daha fâzla Amerika’da gyişmiş.
Tiirkİye’dö İliç' yok 'saniyörüni; Yarin- buıiü marişet yapmâsmlaf, âmk zanriediyorüiîi ^Kıç ■yok. V^rsâ bile' ‘ ben bilriıiyoruöl. Amerika-dâ' çök küvvetlil
Amerika’da büiidân- hayatini kazarian -’b ihİerce' ihsan var. Çögühlügü'-'ta-i
bii ki Washington’da odaklaşmış vaziyette. Biliyöi?'sünüzV=ldbicilik-‘hâkkihda çok şey çıkıyor. Türkiye’de-çpk aşağılanaraktan bakılan antirchambre
diye bir terirtij var. Yani müsteşar beni kabüV etmeyecek, jben de bakana
gideceğim. Özel'kalemiiıde bekleyeceğim. Beklerken de^ birileriyle (!) Icot
nüşarak durumu onlara kendi açımdan anlatarak sorunumu böylece çöze-,
ceğim. Bu tür lobiciMk hej) var. Herhalde, Marie Antuanette’te do vardî,
Neron’da da var. Galiba, hep var bu anti-chambre’cılık. Ama şımdı çok da­
ha bilimsel yapılıyor. Kanunların değiştirilmesi mekanizmasında ştken
olmak söz konusu olduğu içindir ki, Amerika’da daha çok hıj^u^Ç^r^ı
avükatlâira' dönük bir iştir.'
liiSV
'
1 ı
‘TU EA Ç : Bayân ‘Mârdih^^ olayı hep Amerika^yâ- bağladı ®
-dS
tersine: ‘Frâhs'ız eğitimi’gördüğüm iph', "3Srâpolyöh’dan iki kâim e söz ede­
yim; -'Nâpolyon.-.. Eeridisiıli kontrol edecek ’ devlet şürâsınî'^Mürüyor. Ayni
zamanda Fransız medeni' ■kkriühu —Code Nâpölyon— ■ğun‘ümüzde hâlâ
merrİ5İirf((yüriirliikte
rînşanlann sadece paraya,;değil,-; şan’a-tşerefe de
ihtiyacı- rpiduğunu rjdüŞ^nypr., “Şeçkiıüşrc ıalayı’;’ jdiye, big •m şaıı, çıkanyor.
Bu adam bence, Amerika’dakiler kadar halkla ilişkilerin babası. Çünkü,
iiisanîârmj ' 'bir müessesenin^ veya ‘ devletin bâşârılı olması '^yetmez, '|bımu
h&Mkri^ bilmesi gerekir,"Öiyör:‘ “Ba§aiilı blinâk‘yö bunu duyürnial:.’’ Bü
ıtib ® â, miisaade ederseniz' i ^ ’e nkâlılâfın .yanında/bira^
‘Frahsızlanri
tuzu' feıdûnsüfİ, halkla ilişkili'çörÜ)asinâa.
‘
' • : cl
/inrfigUf;;)
nj"
ly
.
;!Tn:':vij:j
"
ioEhMAIlDİN:: Efendim, bana konu olarak, Eransa^ii.vermediler.';Yoksa
beii ,de;:Frahsızlâra,'iMarie iAntaunette’eikâdar giderdim. O pasta hikâye?
sinii ona hâsıl yakıştırmışlar/ diye başlâfdniiii Bastil hapishanesini, bastık-i,
larmdâ ısiyasi tutuklu '.olarak kaç :kişi: hulünmuş ^biliyor hıusunuz?; jYedii ki^
İ7
§i varmış ve hiçbiri siyasi tutuklu değilmiş. Seks suçundan içerdelermiş.
Burada propagandanın önemini vurgulamak gerekir.
BAŞKAN : Sayın Aşna, BYYO öğrencilerinin liseden eğitim düzey­
leri düşük olarak geldiklerini ifade ettiler. Ancak ben bu konuya şöyle
bakılmasında yarar görüyorımı: Üniversiteyi fen fakülteleri, sağlık bi­
limleri ve sosyal bilimler olarak ayırmak isabetli olacaktır. Böyle değer­
lendirdiğimiz zaman göreceğiz ki, BYYO’İarına gelen öğrenciler ortala­
manın üzerindeler...
“Alaylılar ve" mektepliler” ' konusuna ’gelidıceV ^Sâyin' Asri^’nın dediği
gibi alaylıları piyasadan kovmak sözkonusu değil. Öğrericilerimîz öyle-^ yetişmelidir ki, mezun olduklarında işverenler onları, tercih etsin.
. Bir başka konjı da, yine, haUda; ilişkiler eğitiıjıine ilişkin. :;Bugiin ta lk ­
la ıilişkiler eğij;iıni BYYO gazetşcilik ve. halkla ilişkiler bölümiinde-yiirii-r
tülüyor,:,Halkla ili§kiler ,bir ;iiçün.gü bölüm ;olursa,,zannediyorum, eğitimd,en daha iyi sonuç:alınacaktır, r
PROF. pK.'l^ERMİN ABADAN -UNAT : Benim sorudan çok. küçiîlî
bir j^orunSuiii blaçâk. Binhcisı,’Asna’mn belirttikleriyle ilgili. Aşna, halkla
ilişkiler mesleğiriin aşağıya doğru bir gıafık çizdiğini söyledi ve ‘ cİaha iyi
bir kavrâni bulunması gerektiğini ilen sürdü. Ben bu konuda kehdısiylie
ayni filsirde değilim. Halkla ilişkiler, belki anlam bakımından değerini
yitirmiş ölâîiilir. Ama,' bu ilerde tekrai: düzelmeyeceği anlamına gelmez.
Bir '^avfâniı. başka bir kavranüa ikarne et^^
kanınıcâ, isabetİir’bir şey
değil. Zaten, bütün bu ka:vramlar Türli toplumu için’yenidi^
kez, halk­
la ilişkiler doğru anlaşıhnıyorsa, onun yerine konulacak Ölaıi yeni terim
de, .belki anlaşılamayacaktır. Unutmamanuz gerekir ki, biz zanıan zaman
bazı kelinıeleri doğru yorumlamıyoruz.; Demokrasi, pontikacı vb., keli­
meler bazen fkazaya kurban gidiyor^ Sonra. ,tekrar :rayına oturuyor. ;Onun
İçin; “halklariüşkiler’^ kavramına sadık kalalım;I,
.
“ - İkinci ‘ndkta' da,' lobicilikle -ilgili. Bet'ûl hanımın bürâdâ’ ölmâsihi-is­
terdim. Türkiye’de lobicilik yapılmıyor âendi,' ben buna ■kâtilmıyoruıri;
j , .Lobicdik, tümüyle Amerikan siyasal yaşarnınm bir p^çasıdtt, ve orad ^ i lo^bi koridor anlarnma geliyor
koridortbelli bir koridordur. .Kong­
re binasııun koridorlarıdır. LobM^
dolaşanlar.a resmen
verilmiş bir isimdir. Çünkü, Amerikan, ,ş is te ^
kanun, şinışar-ı
lığı yapmak, yani bir yasayı çıkarmak veya çıİimaması için çalışmak bir
hak oluyor; LGerekli niteliklere ısahip birisi lobidi olduktan soılrâj temsilci
veya senatörlerle.heı-zaman: görüşüp tartışabiliyor.^ Bunlar (oldukça yük­
lü iücretle,, çalışıyorlar. iLobicilikj Türkiye’de; yanlışlıkla' farklı:,bir .şekilde,
baskı igrübui!olarak anlaşilıyor;, Zaman zaman, şurda burda i lobimiz yok
48
gibü Haberlere' R a s tlıy o r s u n u z .'terirnr ^açıklığa'"Kavtı^uımak da^ ziannediyorump^haMâiiüişkiler :üzraaMarinîâ* düşe&o bir görevi-EoİîîciJ-'yal^^
resmen îhaki sahibi olarakı 'Aüierikan ‘köngresindö ^faaliyet gösteriyor;'!Amaidünyanın biitün"kbngrelârinde â:rka )kapıdan, ğireh'lobiciler vârdırV-M
letvekilleri^’yehaeklerö 2çâğrılar, ‘ klüplerde cpazârlik’iy^
Türkiye’de dej^
samrun^i'halkiirâdesine' dayalı parlâİHentölar öldüğüMâiî'bü'yânâ lobicilik:^
faaliyetleri:;ölrnüştüri
SO RU : Halkla ilişkiler biriminin örgüt içindeki yeri ne olmalıdır?
BELÎĞ ONAT: Mektepli-alaylı meselesinde durum şöyle: şu anda
halkla ilişkiler elemanı olanların büyük bir kısmı mektepli değil. Örne^
ğin, E. Bernays tarımcıydı. Bu konuda biraz daha durulabilir mi?
A ŞN A : Önce, yaptığım konuşmayla ilgili yanlış anlamayı düzeltme­
ye çalışayım.
— Ben, Türkiye’de bazı kuruluşlarda, halkla ilişkilerin teşrifatçılık
anlamı taşıdığını ve bunun yanlışlığım belirttim. Bu, birim, aşağı sıralar­
da olmalı anlamına gelmez. Benim her çalışmamda belirttiğim gibi, halk­
la ilişkiler birimi en tepedeki yöneticinin hemen yambaşmda yer almalı...
Çünkü, halkla ilişkiler elemanı yöneticinin sağ koludur.
— Olay şudur: her alanda olduğu gibi, halkla ilişkiler alanında da
eğitim görmüş elemanlara ihtiyacımız var. Mesleği küçümseyip, herkes
yapabilir diyorsak, o zaman eğitime ihtiyaç yok. Sayın Onat, E. Bernays
tarımcıydı diyor. Ama, o zaman dünyada halkla ilişkiler eğitimi yoktu.
Aksi takdirde, bugün var olan okullara gerek yok demeye varırız. Halk­
la ilişkiler uzmam için sosyal bilim eğitimi şarttır.
Dr. M. TURAÇ: Müzik ve halkla ilişkiler konusu: Halkla ilişkiler
eğitiminde müziğin de yeri olmalı. Örneğin Hitler Ahnanyası’nın bir id­
diası v ard ı; Aryen Ahnan ırkı dünyanın en üstün ırkıdır. Wagner’i ideolo-Jilerine uygun bulmuşlardır. Beethoven ile yahudilik arasında da ilişki
kurmuşlardı... Müzik de bir medya. Bir ülkenin tamtıknasmda önemli.
Örneğin, İstanbul Festivali... Artık, dünyadaki sayılı festivaller araşma
katıldı.
Derya B ÎÇ E R : Halk bilimin önemi ve halkla ilişkilerde kullanılıp
kullamlamıyacağı konusunda. Sayın Ertekin’in görüşlerini rica ediyorum.
ER TEK ÎN : Halkla ilişkilerde hemen hemen herşeyi kullanabilirsiniz.
Bu sizin maharetinize, yeteneğinize bağlı.
Şükran YA LÇ IN : Halkla ilişkileri üst yönetime benimsetmek için
neler yapılabüir?
-..ERTEKİN : Bu önemli b ir, sorun olarak: karşımızda -duruyor. Ülke­
mizde, ;yöneticilerimizin birçoğu günlük şişlere, kendilerini oi kadar , kap­
tırmışlar, ki, halkla ilişkiler^ sorununu rpek önemsemiyorlar. N e: zamana
kadar?; Kamuoyunda ■önemli bir sorun çıkana kadar. O ' zaman, o mesele
çok a.Gİl olarak giindeme rgetiriliyor, ama, iş işten geçmiş oluyor. Bu ner i
denle, r,ben,,:yönetİGÜerin ]DU konuda eğitilmelerini ve onların 'lıaMa iliş­
kiler danışmanlarını sağ kolları gibi yanlarında bulundurmalarım önörİT
yorum.
50
İKtN d ÖTÜRÜM
TÜRKİYE’DE H A L K U İltŞKİlER D Y G S IÂ İA IÂ R I VE
SO H CNUR I
BAŞKAN:
Prof. Dr. Özdemir AKM UT
Prof. Dr. Özdemir AKMUT
A.Ü. B.Y.Y.O. ile TODAİE'nin birlikte düzenledikleri bu sempozyuma
ben de hoşgeldiniz diyorum.
Kaderde A.Ü. B.Y.Y.O’nun müdürlüğünü yapmak varmış. 1980-1982
arası yıllarda bu görevi zevkle yürüttüm. Bu 3rüzden, bu oturumun başkan­
lığını da zevkle yürüteceğimi belirterek, oturumu açıyorum.
58
Oü.
: K AM U;YÖNETİMİNDE HALKLÂ; İLİŞKİLER,,
,
Selçuk YALÇINDAĞ*
H A ÎE L A İLİŞEÎBEEİN "YÖNETİME K A D IS I:
-ICAVRAMLAR, YAKLAŞIMLAR "^ ' ' * ’
'
i ■/
Halkla ilişkiler alanındaki yazıların' “Giriş” b-ŞümlettŞâiâe _'|'(^ndÜûMS
iki konunm vurgulandığını göriiyorüz: Halkla ilişkiler yeni' bir disipliıiHir
ve daha önemlisi,' kâinramın içerdikleri üzerinde üzmanlar arasmda görüş'
birliği yoktur.
/o Hemen belirtelim ki, özellikle kamu yönetiminin halkla ilişkileri sözkonusu olduğunda, bu genel yargıya biz de katılıyoruz. Kamu yönetim
sosyal bir disiplin. olduğuna, göre, bu disiplinin kendi konularında ye alt
dallarında, içerik, kavrâin, tamm ve terim anlaşmazlıklarının varlığım bir
ölçüde doğal , karşılamak '^gerekiyoı Ama, örneğin kamu yönetiminin çok
az dalında halkla ilişkilerde olduğa gibi aralarında anlayış, yaklaşım ve
içerik farklılıkları da olan bir düzinenin üzerinde tanım yapılmıştır. Ne­
rede ise yânılmâdan, halkla ilişkiler- konusunda': uzmanrısayısi' ka:dar deği­
şik' tanım ve bir o kadar da yaldaşım: olduğunu söyleyebilecek!'durum-:
dayız.
'i..
Bu neden böyle oluyor’ Bir kez kuşkusuz konunun yeni oluşunun et­
kisi var.. Gerçi kamusal ;yonetnnın,yar olduğu hşr; .ort,amdaj^ yöne^^^
ya da.bu,biçimde haM a ilişkileri^ hep olagelnıiştir. B,u.^artıdar halkla,iliş^
kiler, insanlık tarihi kadar eski bir olgudur.^ Ama bilimsel, bilinçli, ■'^eplanlı bir çaba olarak geçmişi, ancak bu yüzyılın birinci çeyreğine kadar
uzanmaktadır. Konu Türk kamu yörietiirii olunca, halkla ilişkilerin-bü an­
lamda tarihi dâiıa dâ ■kısalıyor. Kamu‘ yönetiııiihde halkla. ilişküeriri*‘so-runlârıriâ ve'önemine deyirleıiilk bilimsel çalışma^ MEHf'AE'rapöiu’€ur.Dr.. TODAİE, Öğretim Üyesi.
^iWilliam' Hv:rGiltaert (ed.) Public Relations in Local Government, Int; eity;M anai
gement Association Yayım, Washington D.C., 1973, s. 5.
55
1963’deki bu rapordan sonra halkla ilişkiler konusmıda ilk yayın 1964 yılj
tarihini ta§ır.“
İkincisi, halkla ilişkiler konusunxm kamu yönetiminin çevresiyle çok
yakmdan ilgili bir disiplin oluşu. Toplumsal yapmın özellikleri, bireysel
ve toplumsal değerler, kamu yönetiminin toplumdaki yeri, ekonomik ko­
şullar, gelişme düzeyi, teknoloji, siyasal .yapı ye.değerler, gelenekler ka­
mu yönetiminin halkla ilişkileri sözkohusu olduğıinda, hep gözönünde tu­
tulması gereken öğeler. Böyle olunca da konuya çok çeşitli biçimlerde
yaklaşılabıtmesini doğal karşılamak gerekiyor.
Bi] gerçek daha var: Halkla İlişkiler öncelikle ABD’de gelişmiş olan
bir disiplin. Ama yapısında, özel kesim damgasını taşıyor. 1930’ların kamu
yönetimine getirdiği-baskılarla birlikte kama ]$;t;sıminde de hallşla; iliş­
kiler, bilinçli ve planlı bir çaba olarak. ele., alınmaya başlanıyor. Benzer
koşulların etkisi, siyasal sistemlerin demoKraıiKieşmesi ve insanla ilgili
(îeğerleriu geUşnıesine koşut- olarak öteki .[toplumlarda, da giderek, kamu
yönetiminin: alt, disiplini, olarak ^gelişiyor. A m a, hâlâ. daha birçok.kc nııları
Özel kesimdeki halkla ilişkilerin konularıyla 'içiçe, ,Bu durum kayram lia
rışıklığına ve yaklaşım farklılıklarına yol açabiliyor.®
. Yukanda özetlenen nedenlerle kamu, yönetiminin halMa ilişkileri kohusuhdâ, sâyısıj. zaten çok şıhırlı olan Türk yazınında, tiu disiplin için, ta-;
riimlamadan başlayarak, çok değişik yaklaşımlar ve ele alış biçimleri ile
karşılaşıyoruz. Bunu, yeni bir inceleme alanı için sağlıklı bir başlangıç
olarak da düşünebiliriz. Böylece çeşitli yönlerden ele alına alına Türk
kamu yönel;irninde halkla ilişîiiler'konuşu, giderek çok yönlü araştırma­
lara âay^ı, genel kabul .gören bir içeriğe kavuşaıbilecektir.
' Biz, kamu'yönetimindebhalkla ilişkileri disiplinini, teknik bir iletişim
konusunun :çök^;öteöihde, kamu! yönetiminin çevresi île geniş boyutlu bir
alış-veriş gerçekleştirme, bir uyum ve denge sağlama konusu olarak gö­
rüyoruz. Böyle bir yaklaşımın özelliği, halkla ilişkilerin, kamu yönetimihih çevresini öluştürâö toplümsâl, ekonomik ve siyasâti ' koşullar bağla­
mında ve bunların tai^ sel gelişirh siireci içinde ele alınmasıdır Aynı savj
bu alanda karşiİaşılan 'sonınlar ve burdara ilişMn çözüihler ıçm de geçerlidir.
, f£(- Ancakehemen belirtelim M buf yazıda, kamu yöne.timinde halkla ilişr
kiler konusu, yazının boygtunun elverdi^ ölçüde, bir başka: deyişle, ancak
önenıli.;saydıgımızikim^
ile, p da şzet, olarak, ele almabilmektedir. ,
* Nermin Abadan, Modem Toplumlarda Halkla Münasebetler, .TODAtE Yayım,
Ankara, 1964.
ı , '
®:Bu konu' için tokz;: Metin Kazancı,’ HalMa; İlişMler, A.Ü.S.B.F. Yayını, Ankara,
1980.5.22,23,31-3.
.."aC ,no
s.r.rrJ::.'.
,56
BelİEttiMerimizin ışığında, kamu; cyön'etimînde:' Üal'kla silişltiiyf ‘disiplini
ıçın gimdiye kadar,ryapılmış olanlaoîdan''yâraöânâraki;'fâ|a!|ıMkı t'âüımı'be^
nımsiyoruz.- •
Iiip.:Kamu:'yönetiminde! halkla diişkiler., bir' kamuik\irMû§ünun>ili§kidfe bu­
lunduğu,, toplumi-i kesimiiıin .güıyeri ve idesteğini ' sağlâııikk'îçiri'-giriştiği, iki
yönlü iletişime dayalı, sonuçta kamuoymıda'Uîürulu§ün,;kUrulüşta:='da'tbj)i
lumun istediği yönde .değişiklUderin gerçekleşmesine, böj^le^eı- kurru^uş ile
çevresi arasında olabilecek en uygun ölçekte uyum, ,y,e^denge şağlapmaşiT
na yönelik sistemli ve süreM, çabalardır...
(I Hemen,farkedileceği' gibi)tanımda;;!-halk, J toplumy îtöplum^ *kesimi^' ^pvre,wve. kamuoyu;teriM eri' eşanlamlı' olarak!kıülaüilmrştır. ''Biiiiü özellikle
belirtmek)!istiyoım:[ Çünkü! tüm halkla .ilişkiler 'yazınında' dâ>'‘bü'tfei?imter;
birbi'riiıin - yerine; [kullanılmakta,- hatta,vibu disteye kitlfej*"yön6tileiil&.
terirnlerr :,de Ifiklenmektedir. •Tümü iileı janlatılmak; istenen fâyıîidif"vfe= 'ye­
rine ıgöre /kâpsamlaıinajf toplumun :tümü,i.'beili b ir’kesiimiy steik tete bireylerbireybgruplan özel ve^ kamusdiikurulüşlar girmektedirUii ^
■ '' Tanımda' da açıkça 'belirtiliyor: Halkla ilişkilerin en belirgin^ .'özelli|i>
iki yönlü bir iletişim olayı olmasıdır. Bu özellilî "tüm halkla ili|kiler yazı­
nında •:en :;başat, konudur. ■,Sistemli:; ye^ bilinçle.îyürütmen (halkla:!ilişkiler
çalışmalarından,en başta; yapılan,;Tkuruluştah:i;hdka.i ^halktan,-.da,'kuruluşa
bilgi. îakımını ^sağl^aktır.. Buj mıaçlaı rçağımızınj: geliş;miş; iletişim-;teknor
İojisiaıin- verdiği lOİanaMardanr ıetkin; biçimde; ryarârlanılmasii-daM.beklehii-^
mektedir. '
■ .......................
I
'
- i l
|ı 1
I -f
I
I 'r,--)
.
i ,
'J
I.İ I
Ne var ki yukarıda .belirttiğimiz gibi, .halkla ilişkiler konusunu yalnız
iletişiiTi'tekniklerini kullanma süreci gibi almak, ,çqk| eksik v e. y^mıltıçı
yaklaşım olur. !Öu, özellikle yöneticiler için önemlidir. Çjinkü,.halkla iliş,-]
lîiler olayi, tümden'bir yöıletim konusudur.
. 1! HaMa,; dlişkilerin ,-.şalt. liki yönlü bir,iletişim,i süreç plrnay.özşllig) açı­
sından çözümlenmesi.-bile, b-ut savi; doğndamaktadır. -Örneğin,-âkijr
İletişimin birinci -yanım,,:kurıkuşun. halka ,tanıtılma,s.ı,, halkta kuruljış 4çin
olumlu . bir;;göriintii yaratılmaş^,içabalarını .; alalım,,jTanı
,oİ;ım:üu
imaj yaratm a ile -.ilgili; en ileri iletişim, telçniMe.n; ,de, .kullanılsa, b ir,kuru­
luşun eğer.,,aslında , halktan.,yana,: .hafe
hizmet politikası!
yoksa, ya da böyle bir politikası olsa bile bu, günlük yaşama geçirileme^ Çeşiüi t^n mlar çın bl İV Alaeddiii Asria. 'Hallüâ'-İlişkiler, -TOBAİE'-'
i kara, 1969;:Yücel:iErtekm. 'Halkla İlişitiler, TODAÎEi iyayımvS Aııkara;.Jİ986;',Metia
Kazancı, Halkla İlişkiler, A.Ü.S.B.F. Yayını, Ankara, 1980; Nuri Tortop, ;Hallda
İlişldler, TODAİE Yayını, Ankara, 1982; Birkan Uysal, “Halkla îlişkiler: Bir Dei,. gerlendiıme’^ .Aınme 1İdaresi Dergisi,riCilt: 16; Sayıü 3; Eylül a983,v s.ı 23-3İJ i i
57:,
mişşe, halkın beklentileri doğrultusunda, etkili ve verimli Hizmet verileamyorsai halkla ilişkiler tekniklerinin en etkili ve çarpıcı kullânımları
bile başarılı hizmet verilmemesinin eksikliğini giderilebilir mi?
; Topluma beklentileri yönünde etkili ve verimli hizmet sağlayamayan
bir kuruluşun yöneticisi, halkla ilişkiler bağlamında tanıtma sözkonusu ol­
duğunda.nasıl bir yol izleyebilir?
,
'
'■ Örneğin, yönetici yürüttüğü hizmete ilişkin politikalar ve, uygulama'
1ar halktan yana olmadığı halde, halkla ilişkiler programları aracılığı ile
bunları halktan yana imiş gi'bi göstermeğe, böylece olumlu bir imaj ya­
ratmağa-çalışabilir .mi? Bunun olanak dışı olduğunu söyleyeceğiz. Çünkübir kez, ileride gör.eçeğiz, halkla ilişkiler bağlamında tanıtma sözkonusu
olduğunda,, tartışmasız. uyulması gereken ilk ilke, halka gerçekleri, yalnız
gerçekleri söylemektir. Bunun tersinin, yani halka? gerçek dışı bilgi aktarmumn, uzun.solukta kuruluşa, onaramayacağı zararlar verdiği.hep biUnmektedir. İkincisi, bizim anladığımız nitelikte: bir halkla ilişkiler olgu­
su, yalnız özgürlükçü, demokratik bir toplumda sözkonusu iedilebildiğine
göre, böyle bir toplumsal ve siyasal yapıda kuşkusuz, halktan uzun, süre
gerçekler gizlenemeyecektir.
'
;
_ Yöneticinin yeiğleyebileceği bir başka yaklaşım-, susmak, olabilir, diye
düşünülebilir. Halka söyleyebileceği olumlu birşeyi olmayan yönetici,' ger­
çek dışı tanıtım yapmaktansa, susmak, kuruluşunu dilsizleştirmek yolu ile;
halk yararına olmayan hizmet politikalarmm ve uygulamalarının topluma
yansımasını önleyebilir mi? Bir kez hemen belirtmeliyiz ki, demokratik
bir toplumda, yönetimin susmak yoluyla kuruluşunu kamuoyunun ilgisin­
den: üzâkta tutması, kUşkusüz sözkonusu olahıaz. Tüm kamuoyu oluşturma
mekanizmaları, ona bu lüksten yararlanma olanağım vermezler. Ayrıca
böyle bir brtamda dedikodu mekanizmasının işleyeceğini de ünutmamak
gerekir.
Göirülüyor ki, susmakla ya da en ileri halkla iletişiin teknikleri kullaliılsâ bile gerçeğe uymayan tanıtım çaibaları ile olumlu bir'örgütsel görün­
tü yaratmak, olanak dışıdır. Bu bağlamda yönetici‘için izlenmesi gereken
te k ‘bir yâklâşım kalmaktadır, görüşündeyiz: Halka tanıtılmağa değer bir
hizmet politikası oluşturmak; ve bu politikanın halkın yararına'proıgramlâr"aracılığİ'ile etkili ve verimli bir uygulamasını gerçekleştirmek. ' '
îşte ancak bu tür bir yaklaşımla, halkla ilişkilerin tanıtım gibi ilk ba­
kışta yalnız ;teknik bir iletişim olgusu izlenimi bırakan yönü, gerçek an­
lamı ve içeriğine kavuşabilmck-^e yani ta~ı yönetsel bir nitelik kazan­
maktadır.
■ .
<.
, ■
Halkla :ilişkilerde iletişim, olgusunun, halktan- kuruluşa-doğru, bilgi
58
akımını sağlayan ikinci: yönüne^ iliaktıgmıizda}, d a ' belız'er gözlemleri yapa­
biliriz
Küruluşün yürüttüğü hizmetlere ^ilişkin ^plarak Khalkım beMentileri,
görüş, dilek ve yakınmalarının, iyi işleyen halkla ilişkiler programları
aracılığı ile, kuruluşa akması, salt iletişim süreci olmanın ötesinde bir
anlam ve içenk‘ kazanmak "^oruh'âaâir:' itürüluşa yansıyân; tümJ bilgiler
yönetim süreci içinde özümsenip, bunlara karşı halkın istek ’ ve beklen­
tileri doğrultusunda bir örgütsel tavır gerçeldeştirilmezse, halla, duyma­
ya,*'dinlemeye'ilişkin Mkın halkla ilişkiler programlarının ne'anlamı ka­
lacaktır? Özgürlükçü demokratik bir siyasal ortamda, kamu kuruluşlarımn halkın beklenti;'dilek ve yakınmalarına sağır kalamayacakları,da kuş­
kusuz olduğuna göre, halkla ilişkilerin bir iletişim: tekniği olan bu yönü­
nü'de, örgütsel iyileştirmenin bir'önemli, hatta vazgeçilmez aracı olarak
düşünmek g erecek ted ir. Halktan sağlanan bilgi aİım ı,, halkta yanlış
yere;^ kumlûs hakkında-olumsuz bir görüntü yaratilrnış olduğunu d a ’gösT
terefeilir'' Burada gene yapılması gereken, halkla ilişkiler olayının boyut­
larını yönetsel çerçeve içerisinde görebilmek ve halktan elde edilecek bil­
gilerle, yanlış, görüntüyü düzeltecek örgütsel çabayı yönetsel ve örgütsel
tavir’‘ ve-yaklaşıih'içinde bütürileştireibilmektif. '’ ''
Özetlersek; hallda ilişkiler olayı, bir 5/-önetsel ve örgütsel olgudur. Yö­
neticiler tarafından yönetimin geliştirilmesiy örgütsel verimlilik ve etkin­
liğin. gerçekleştirilmesi süreci ile,, birarada.- diişünü^eli,; ,bu. .amacın ■çok
eçtkiİi'bir, .aracı, ’ o g e s ı ^,Qİarak değerlendirilmelidir ,Bu yaİdaşıımn, dpğal. şon,
nücu oİaıraık, kuruluşta halkla ilişkiler birinıine,;ve uzmaıüarına gerekli
roller verilmeli, örgütsel konumları ona göre düzenlenmelidir. Kuşku yok
ki; bu birimlerin ('görevlileri de; 2işlevlerini; 'aynı ^yaklâşirh 'içinde algıla­
malıdırlar
Yukarıdan beri yaptığımız açıklamaların ışığında artık şunu söyleye­
biliriz: Bir kamu kuruluşunda düzenh ve programcı biçimde yürütülen
halkla ilişkiler ’ çalışrhâlârı, iki öneınli' örgütsel ^ a c m gerçeldeştirılmesıne
önemli katkılarda ^bulunabilmekte, daha doğru'bİr söyleyişle, bü amaçla­
rın gerçekleşmesinin vazgeçilmez ög^si olmaktadır. ■
'
DBu iörgütsel amaçları; ’ -
— Halkta kuruluşriçin destek.y güven şa.ğlamaya yönelik-iolumlu gö-.
rüntü yaratılması,
— Kuruluşun hizmet polıtiköârının h^ beklentileri doğrİLÛtusurida
geliştirilmesi ve bu politikâlâra değiğin uygulamaların daha verimli ve et-'
fâM i duruma getirilmesi, olarak özetleyebiliriz.;
59
, , Aşağıda bu ^ a ç l ş r ı a gerçekleştirilmesi açısından, Türk rkaniü .yöne­
timinin sorunlarının neler olduğu ve bu sorunlara, iyi işleyen halkla ^iliş­
kiler programları aracılığı ile ne gibi çözümler getirebileceği, bu yazının
sımrlârlnın.' elverdiği- ölçüde •ele' ‘aimniakîiâdır.
TOPLÜMÖA' ÖLUMLÜ^GÖRÜNTÜ, YARATILMASIi^VE.
HALKLA ÎL Îşk îL E R
Halk üzerinde olumlu görüntü yaratnıa amacı sözkonusu olduğunda
öncelikle şunu söyleyebiliriz. İlişkili olduğu halk kesimi üzerinde olumlu
izlenim bırakmak, iyi bir ö r^ tsel görüntü yaratm ak:her, tür .kuruluşun
örgütsel amaçlarının gerçekleşmesi açısından önertüi ölçüde yarar şa|laT
maktadır. Örneğin, müşteri kitlesi üzerinde olumlu izlenim bırakmışı plan
bir özel sektör kuruluşu, yarattığı bu olumlu göröntünün yararını,, satı­
şını, dolayısı ile kârını artırarak sağlar. Aynı başarıyı^ elde, eden siyasa]
bir kuruluşmı,’bir başka deyişle siyasal partinin ,y a r^ ı daha çok oy aİmak
olacaktır. İlişkili olduğu toplum kesimi üzerinde olımîu^.izleniın.; .yaratan
bir kamu kuruluşu için de sonuç bir bakıma aynıdır. Yalattığı bu olumlu
görüntünün kamu kuruluşu. içiri yaran, toplumun guvrâini,’ sevgisini, ve
desteğini kazanmaktır.
fKoııuııun ^Kamu Kuruluşları İçin Önemi
Toplumun ‘desteğim ve güvenini sağİaniak kamu kurmuşları'ıçih yaşamsar öneni' taşıri'Toplıımsal destek, kâmü kuruluşlarının .başarısının ilk
koşülüdur bile-diyebiliriz. “ '
^
' r( " ı ' '[
.r ij Ne yar: ki rkonu ;kanau-,kuruluşları, için bundan,:ıdâ ,öte:,',bir :anlana!.taşı-:
maktadır. Çünkü, toplum üzerinde olumlu izlenim yaratacak bir, örgütsel
yapı, işleyiş ve ça:ba içinde olmak, kamu kuruluşları için, aynı zamanda
b i r ' ' ğ ö r e v d i r . ■
Bunun nedenini, yönetimin^, toplumun hizmetind.e bir araç olmasu gerçe^nde bulmaktaîçz.,Kokuşuz .yönetimin, bu, niteliği;angak ,demokratikr,
leşmiş toplumsal 'yapılar jçin şözkonusudur ye toplumların,bu,ievreye ge-,
lebilmeleri kolay olmamıştır. Ama demokratik değerlerin yerleşmiş oldu­
ğu toplumsal sistemlerde ya da bu değerleri oluştu?3n.aya: çalış.an toplumlarda kamu yönetiminin kendisini hizmet eden, toplıunu ise hizmet edilen
olarâki' görmesi; 'dölaylsi'ile toplumsal vyarkrı -sağlayacak/-hâlMa "dönük,~toplumsal beklentilere uygun bir hizmet anlayışına ve halka''kârlr'-sörûmluj
duy;arlı ve saygılı bir örgütsel davranışa sahip olması, demokratik değer
sisfeîmerihin eğem^^ olduğu,'yapılarda artık Jtartışıİm^akta^^
Konu ülkemiz açısından, özel, bir önem taşıyor.-Yüzyılifaşkın birisÜEer--60
den ;f:beri: itopİmiısal lyaşkatıtnızı demokrasi -ilkelerine ’ göre^ düzenleıne çabasii âçinüeyiz: Demokiratik değerleri ve'ûygtllâmüârtöp^
kirkii kesim­
lerinde 1îgiderekJ iartahrölçüde' >yerleşiyor, ‘ yay^nİâşıybr. ■'ÂıriaBayriİ yâi^iyi'
kanluiiyörtetiminiînfslıalkla' ilişkileri"'ve- sözellikle'‘kaınü^ ^küriJİıışlarinın’'tG^'
lum üzerinde olumlu izlenim bırakmaları %ısindân, ’ yiiielbmfek ö
-ön] -.jü i'C'Jonö ;
İ£';;iijv y/
f i mjol''
ıli;.ijrı"'>u
<.İ3jBuı işoruya.iutaıjli’iyanıt iverebilmek ıiçin ıkoütiyâj herşeyden ıönce j'- hal*î
kın Tgözüyle;bakma,k'gerekiP^ !Tiirk kamubyMnıiii, bireysel,; iya ida örgütlen- '
miş - örigütleşnnıemiş; birey grüplârii olarak birçok nedeıılerle',ükamu; yöne-;
timinden yakınmakta olduğu,? bilinen )';bir ;gerçek.: Çeşitliı bilimselnçalişma-'
larî -ve ;k ^ u o y » .yoklamaları;yanınday ihergün; gazete, isütunlarim: fboy i:boy'
dolduran haberler, röportajlar; fokuyucu mektupları ^ve; 0]îürk insanının ki-:
şisel deneyimleri ve gözlemleri hep bu yarıgıyı doğrulamaktadır.___ _____
.-hi ' f ıef vr; -/
-il :;
'hiıl;,.':,
"'rj îij
; r:
. i
y'i'inlil
İ ' JÖİ I
''
Bü dıİT,um
şü sorunun sörmmas^^
HgdenrıkFffa yö­
netiminin toplumdaki görüntüsü !QİıımlU;değil,!,hangi etmenler ibu. görüntÜyÜ-,boZUyor?ovi;:j fr'Jİ'-'i
.-lilico nı:::j ^İ'-.V
;aıjp;:v:^3 üirıs-'i j}rA jı;âıjl.!r>
Bu etmenlerin iki ayrı kumedeı eleı alınmasımn/igerektiği kanısında­
yız. i:Bunlardanjibirincisi 5 onetseiı/ve; örgütseli nitelikteki güncel sorunlar­
dır. Kamu yönetimimizin, bilindiği gibi topluma istenen nitelik vS 'iücelikte hizmet götürmesi bakımından birçok sorunları var. Dolayısı ile, hal­
ism gözünde kamu'yönetimi ağır, pahalı çalışan gene de istenen hizmetleri
vermeyen, kalabalık görevlilerden oluşan, giderek kşımagıklaşan ve.ıiüaşılması zorlaşmakta olan bir yapıdır.® Bu yapıda görev alaniarint vuı'dümduyinazlıgi, sorumsuz, ' hatta saygısı^ *•davrânışlâirı, işleîıılefdeki ’âşin bi­
çimcilik, yetki kullanımındaki sorıınlar ve tüm bunlar nedeniyle ortayâ çı­
kan,'ar'i;Mik^'''kayimaâüffi ruşyei gi|i. uyg^^^
nerede ise çözüm bulunmasından umudunu 3dtirdiği kimi sorunlar; i; plarâk,;j yöîigtiınin: kamuoyundaki . görüntüsünü sürekli /bozanıtetkenlerdir;
Kanımızca kamu yönetiminin, toplumdaki,gönintüşimm
ile;;ilgili,,birj önteırdi^ııeden rde;t a r i t o
sgelişmelerdesyatmaktadır. Bir
başkai deyişle/-kainu,/yönetimimize iKşkinîgeneldekirölümsuz -görüntü Turk
toplumuna herşeyden önce tarihihdra miras- kalmış bulunuyor.
;
-.i,-;' r, '
'iid .lo-.'iJ.ojJ.u',) ■'=rıır.-^i B .'aış.'iIaiİBji'
Sorunun Tarihsel .Boyutu
r j .-
iı
... - ■
*1
.
l ^ k kamuoyunun, yönetim.mekanizması hakkında olumsuz izlenim­
lere
nliı^^rııın' tgmei nederüeri Ln
dönenıindeki bürokra­
tik atabaka^^
kadar îUzamyor. j Gerçekten ^“Bevlet baba” gibi
olumlu bir dejdş yaratmış olan bir toplumda, zamanla “Allah kimseyi'haIoa!İrîi3‘.r - i : - - j r ' . . : / - "
® Nuri Tortop, a.g.e.,
S.
80f: .s lO’-rOi "fo-ır
.-■ r:.;’.;
6Ij
kime,- hekime, hükümete muJataç etmesin'^ “D&vletin mah:; deniz, yem e-=
yen; dc>muz”, “Hükümetin ayağmı bastığı iyerde ot bitmez”® gibi darbıme-'
sellerde dile gelmiş, hatta halk şiir, ve edebiyatına kadar gitmiş: olan lolumsuz yargılar, ye yakınmaların ol uşmasmdaki temel iiedenier târihteki; top-:
lumsal‘gehşmelerde yatmaktadır
^ r: ' >
Osmanlı devletinin kuruluş ve yükseliş döneminde yönetim ile top­
lum arasında olumlu ilişkilerin var olduğunu hep biliyoruz. Bu dörieinde,
devlet y e yönetim h ^ a dönük, halkın yarannâ işlev yapmaktadır. Halk
(r6a:ya):, yönetimin gözünde önem taşımaktadır. Örrieğüi bü dönemde pa­
dişahların: adalet fermanlarında şu formül hep tekrarlanır: “Reaya taifesi,'
ki Tannhm bir emanetidir, anları himayet etmek ve kimsenin zulüm yap-^
masma müsaadedetmemek, padişahın vazifesidir.'”
i
® Ref’i Cevat U lı^ay “Ata Sözleri ve Fıkralar” başlıklı bir yazısında her atasözü
ve darbınieselin bir'olay a dayandiğııu 'beİirttikten soııra “Bastığı yferde pt bit­
mez", darbımeseliyle ilgili olarak aşağıdakileri:anlatıyor:
‘
■‘
“Konya’ya yeni bir vali tayin edilir. Kendilerinden Evliya diye bahsedilenlere
çok müteveccih olduğu için Perde Çavuşuna sorar:
;',^:Bür'adahayatta olmak uzere^ehliHalderıkim'vardır?' ' = ' i ' •'
:-^\Efendim,. falan yerde oturan hacı falaıi:: vardir k i,: veli ı olduğundan ^şüphe ,
, yoktur, j
;
M
I
''
. ■ I' ■
. ■0-ha,lde,hemen,ziyaretine.gidelim.
..............
Vali paişa arabasına biner, o zatın evine gider. Adam evin damına çıkmış, Kon-;
ya’da o zamaialarda Mremit kullanılıaâd].ğı için evin üstüne serdirdiği su sızma­
yan bir cins toprağı,‘jnıvairlak taşla sıkıştırıyor.^ ‘
'
Valiyi görünce;
i.;'
^
, — Efendimder, affedersiniz yaşlı-olduğum için inemiyeceğim, kusura bakmayın..
; V a Jiv ’.',,
'.i-;-:
. .
— Ne münasebet. Ben yanmıza geleyim diyerek dülger merdiven nden, tırma' mr, mübarek zatın yanma çıkar, müsafaha ederler.
Velî;
— (Efendim der,i Konya'da damlar kahû direkler üstüne konulan ^kamışlarm
üzerine yayılan toprağı sıkıştmnakla olur.
- Btmu söylerken'Valinin' koluha girer, ■dâında. döla^tınııağa başlar.
: — Evlerin her şeriö böyle , bir tamire ihtiyaçları Vardm
ö t‘ tohumları ‘
:' kalıyor, ne kadar .şıkıştmhrsa güneşi; görünce uyamyorlar,ifilizleniyoflarL;kökler'
kahnlaşıyor.. Biraz da şu kenar tarafa ..gidelim.; _
.
■ :[rr;.
Velî devam eder;
— ... Kökler kalmlaşmca toprağı çatlatıyor, bir yağmur olursa tabiatiyle bir sızmtı yapıyor. Rica ederim paşam, şu bacamn yaiılariria' da igidelim.
Vali.i bu gezintinin sebebini merak eder;
— Efendi hazretleri...
iyi,
at beni neye böyle dolaştırıyorsunuz?
,
’
Airzedeyim‘ efendim. Hükümetin ayağım bastığı ‘yerHe Öt bitmbz derler. Beö'
de dâmdâ öt bitmesin diye sizi’ böyle gezdirdim”. '(Milliyet 28 Şubat 1966, s. 2,'
Sütun 1).
^:ıviiu
’ Selçuk Yalçındağ, "Kamu Yönetim Sistemimizin Tarüısel Evrimi Üzerine Notlar”.
Amme İdaresi. Dergisi, Cilt 3, Şayi 2, Haziran 1970, s. 34;' ’
62.
i;;Aşıkpaşazade. Tarihi’nde, hükümdar için en önemli- şej^n, ■'i-eayanın
hayıı- duası olduğu şöyle anlatılıyor: “Ariflerden birihe'sordular “Padişaiı-'
lara hazine gerek inidir?” dediler, Arif cevap verdi:'“Bir asıl hâzihö vflr-idır, ol gerektir” ve sordular kim “Ne asıl hazinedir?” Arif aydur “reayahıh'
hayır dualan pa,di§aha asıl hazinedir’^®, , ı a
; i
; wı; i rı , i; ,
Defterdar Sarı Mehmet Paşa 'da aynı konuda şunları yaziyor; “Mekâhi
cennet ola> merhum ıve •mağfur Sultân ■Süleyman •H ân'hazretleri, Aİlahın*
rahmetleri(-onuh büzerine yağsın, /birgün^ yüde meclislenride has ‘y
rina inciler' saçar gibi :hitap lederek “Âlemin ,veHnimeti kimdir?'-*diye-b'uyurduklarında, hepsi; bir ağızdan: ‘‘Besbelli ırfuilânn- padişahı^ ve herşeyin> sahibi: Sultanımız Hazretleridir” î deyince, has =yakınlarından çıkan bu'
sözü’ insafJ sahibi padişah kabul etmeyip, “Velinimet filhâkika reâyadır ki,
anlar ziraatle, çiftçilik emrinde huzur ve istirahati kendilerine haram
ederek, »edindikleri nimetlerle bizi doyururlar” diye buyurmuşlar.”®
YohetİMe halk arasııidâki, İleri ‘Osmahlı Toplum' Düzeninin’ geliştir­
diği'ıhşkilere ait-büarüayiş salt'kürâmsal bir olgu, değil. Bu dönemin
en belirgin özelhklerihderi' birisi, hükümdarın' ve oiıa* bağlı olarak bütün'
yönetim mekanizimasının kendilerinden beklenen tiim fonksiyonları b^âr] İle yerine ğetifinekte olmasında. Böylece Kerim Devlet, halki koruyan
ve gözeten bir devlet yönetiminde, bir yandan' tarım a've el sanatlarına
dayalı üretim en üst düzeyde gerçekleşrnekte, öte yandan toplum can ve
mal güvenliği içinde, adalet ve eşitlik ilkelerinirt üy^landığı bir’bit&rida, mutlu, yaşamaktadır.
■
-m :
, :
Ne var ki bu düzen devam edemedi. 17. yüzyıldan başlayarak düzen-'
deki ekonomik ve toplumsal bozulmalara koşut olarak, yönetim kurumlarında da bozulmalar ve yozlaşmalar başladı. Bir zamanların Kerim Dev-,
let’i, giderek halka karşı olan, onu ezen, soyan ve horlayan bir Ceberut!
Devlet niteliğine dönüştü.
Bu donemde reayayı ezme ve sömürnle mekanızmasmıri çeşitli yol ve
yöntemlerinin ■'uygulandığını biliyoruz. Örnegİrl,’''zâten ekonomik iyıkmtı‘
içinde ; olan reayânın sırtına yeni vergiler yüklendi, ■mevcut ' vergilerin
oranlari' artırıldı. Daha kötüsü;’ vergi' tahsilatı mültezimlere' satıldı^ Mül­
tezimler de. Devlete ödediklerini kat kat çıkarmak için reâyayâ ve’ es­
nafa yüklenmeye başladılar. B i r , zamanların halkın hizmetindeki güven­
lik görevlileri de, bu baskı mekanizmasının zulüm aracı işlevini üstlen-,
diler.
a.y.
■.
Defterdar Sarı Mehmet Paşa (Derleyen ive bugünkü dile arüaştıran: Bagıpl Uğu-'
rai). Devlet Adamlarına Öğütler, TODAÎE Yayım, Ankara, 1969, s. 7 4 .s'; L'
63:
öte yandan, memuriyetler de para ile satılmaya başlandı. Kamu >hizırıştim böyle ele, geçirenlerin yâ da. onlardan-bu görevi ikinci elden satiri^
alan naiplerin, amaçları; ise, artık halka hizmet etmek: değil, onu söymâ
yarışmda miimkün,plan en,büyük.paya almaktır.
^
Bu durumdan Sultan I. Ahmet’in'Adalet Ferniailı’ndâ 'şöyle yakinıldığını görüyoruz; “Kadılar; nahiyelerini kendilerine niyabet edecek olan­
lara; iltizama .verdiler,, b i r !taraftan: rkadılar, diğer' taraftan voyvodalarla
uyuşan naipler :beraberce halkı soydular, gezerlerken: her fkasabâi ve köye^
yakın gelince mezarlıklarda yeni gömülmüş' mezarları sayıp;; “Bunlar ne
zanıan öldü? MetrûkaM,.ne oldu?:.:-.M'için bizei hajberi .vermediniz?” ^diye
. halka eziyet;ettiler,, cebren ölünün m.uhâllefa.tım yazıpı ikiyüzf akçe değer
eşyayı, bin ve 'binbeşym^âkçe b^ayaıtutup resm-i kısnıet a l d ı l a r . . . i "
’ iri. Selim ise, yörietun 'mekanîziöâsı.tarafından.siırâiir^en
sömürüniin’ önlenmesi i$ih Sadaröt' Kayınâkamına şuhları yazdı':' “Kayma­
kam : P a ş a :, Kes^etri, mezalirnden, âlem harabpMu. Reayada .tak at, kalma’
mış.tır. .Kadılar; ;y,ei.yoy'.ypdalar ve âyan veş cizyedarların; etmedikleri imeza­
lim,y^ok., Buıüar ’.hepı,,^ a n e t ^ehline sipariş olmunadığından ııeş’.et.;-etmiştir,.. Sana tenalbıhi eylediğim hususu semahatlû efendi dain^
devletimiz ile birer, ,birer müzakere, edüp, def-i ilacını,b,ulup,. ,arzedesin..;..
^Bugünden şonra.riişv.et, aiup^ ye.^zûl^
ve edenleri.ibilûp ligarezin kat-,
mederseniz yaUah iben elb,et duyarım, aba ve ecdadım ervahı içm evladım
daM.,olşalayarım^ye siyaset ederim”
Bu tabloya, bir de bozulan sosyo-ekonomik düzfenin Sönucü oftayâ çı­
kan “celali” olaylarını ekleyen Profesör Haşan Reşit Tankut, bu dönemde
özeUikle kırsal alanlarda yaşayan halkın.içinde btılunduğu durrnnıj, şöyle
düe,getiriyor: “Zavallı köyMer sampşizcîi." M
.vazgeçmişle^,-'^caıi7j
larını diişünü^orİar^i. Hürriyete kavüşa'bilrhek^ için açlığa ve s,efale;te razı,
idiler. Zorbalarıiı' gelemeyecekleri' yerlere çekiliyorlar, onların, katlanamayacağı hayata intibak ediyorlardı. Böylece köyler beşer onar evlere
dağılmıştı... Herkes yollardan kaçıyordu... Atlının tırmanamadığı velbalunarnadıgii taş içleri, çıplak dağ dorukları,, y o l,yermeyen orman izbeleri,
susuz -step ortaları,...Ah^bunlar ne mukaddes,yerlerdi. Oralarda;ne sipahi','
ne celalî,! ne levent,,ne ısaruça, ne; deli vardı.j Çünkü şehirlejin ye hüküme­
tin bulunduğu yerde hayat boğucu ve öldürücü: idi”.“
; ;
i-f
’ Tanzimat';'döneminde yönetimi-ha^lk,' ilişkileri, yeni boyutlar ,kazanmışr
tır. II. M ^ m u t doriemittcien ıtibMren dlüşmayâ''' başlayan Osmahlı b'ürokI. H. Uzunçarşılı, Osmanlı Tarihi, Cilt II, Ankara, 1948, s. 125, dn.
...... .....- - ...
i’- Anan: S. Yalçmdağ, a.g.e., s. 51.
.t •
“ H. R îrânkut, Köylerimiz; Düö Nasıldij Buğüri Nasıldır, Yaria N asır ;01fflalıdır?
Ankara,.1939, s
l
3
â
2
.
^
v.r;..;:; .Cni-;
64
^■asîsi; Tanzimâtla birlikte siyaisal gücü ele g eçi^ ey e başlamaktadır. Bû
dönemin aydm kesimini’ oluşturan sivil-asker bürokratlar, devleti ö e ge4
çirme ^ a ç l a r ı bakımından iki ayn gruba bölünmüştür. İlerici diyebilecek
ğiımz'bir grap' Ösm!âü^
devleti''yıkılmaya gidişten kur-,
tarmak isfemektediiier, airia; çkbalân h alfan 'ü ^ ai, kbpü^^ barekeÜef ni­
teliğindedir. N ^ ı k .Kenaal gibi bir aydın Mle, o, idönemde, ilericilerin hal­
ka ne or^da:,güvenden jızak olduklarını şöylej ;dile ;getiriypr: ‘•
‘Tanzimati;
o^ zaman efkârdı junıumiye himayesine vermek, cellat eline teslim -etmek
oİmaz mıydı?”.^^
^^i
;..v
.k;
Devlet gücünü ele geçirmek isteyen çıkarcı bir grup .bürokratın ise
bu amaç için, ahlak ve erdem sınırlarının çok ötesinde, çeşitli, yol v,e ;yön':',
temlere baş vurduklarını tarihçiler anlatıyorlar.^ Bu yönleri , ile toplum
üzerinde çok olumsuz izlenimler bıralonış olan bu kesim bürokratlai', hal-r,
ka eziyet ve baskı geleneğini, eskisinden daha dâ ağır biçimde ,sürdürdü^^
1er. Ziya Paşa, 1867’de Abdülaziz’e gönderdiği bir lâyihada, bu zulmün
yalnız, bir yönünü şöyle anlatıyor: “Ehalinin harabına bais olan esba.bın
biri de tahsilat maddesidir. Babiâli tahsilat için taşra memurların! sıkışfcırdıkça, vali v e ’mutasafrûf daireleri de bayram ederler. Çünkü tesri-i
tahsilat maksadıyla vali ve mutasarrıf mühürdarı ve' "kaskvbaşısı gibi birisil kazalara‘gönderilir. Bunlar, tevaibiat jve zaptiyeler ile bir sürü atlı ol­
dukları, halde-rbâran-ı bela-gibi,, .her .gece .bir Lkaryeye.,hüzûl eder..; ver-*,
gisini veremeyenleri ağaca ,sarıp,h falakaya. yatırıpn döymek. . . -ihatunların ;
uçkurlarına; varıncaya; vkadar akçe aramak.. dahi mazur .tutulurıu iHükü^
metijis:e,; bui.şiddetleri .edenleri meneder ise, artık; akçe tahsili. mumteni
olürTZânneder’’.^^
. .; .y;;!
jisbni.hiijiv:,;
üv//;
.
i
.
'Selim döneıhinde ûlema k6siminin; ö^Mikîe iâşra^uzâhtısi softala-^
rin. Bati taklikçiliği biçiminde yürütmen yeiriileşme'hareketleri için ılygun;
bulduğu gâvurluk yakıştırması, bu dönemde de sürdürülmekte, ^^halkla
bürokrasi arasındaki uçurumun daha da büyümesine neden olıhaktadır. '
: :rn .Osmanli rİmparatorluğunun yıkılmasma. yalsın ;yıUarda:ıbiirpkrasi-halk|
zıtlaşmasının ne, oranda ;sivrilmiş olduğunu, 1877; fyılmda; toplanan Millet
Meclisi’nde öncelikle: ele alman . konulardan jbirisi..plan “menıur” . sorunu­
nun, millet temsilcileri tarafından dile getiriliş biçimi açıkça belli ediyor.
Milletvekillerine göre; “zirâat, ticaret, sân’at, ilim'^ve’fe^^^
bütüıi iımuıhİ -mehîaatlerimiziri böyle ‘ kendi - hâline terkedilmiş ölmâsı, memurları-^ •
mizıh-vazifeleıihi kötüye’ kManmalafi^'dblâyısıyledir. Bir takım derebey-i
leririe, sahte Hariesdâhlarâ, insafsiz mültezTihlere, namussuz ço»bacilarâ '(hı-"
“ 'Anan: S. Yalçmdâğ, â.g.e.," s.' 51.
a.k., s. 47-52.
65^
riştiyan büyüMerine -verilen ad), fesâtçı .ve tezvirci-.;adamlarai:yer veren,;
fukarayı bir kat .daiha perişan eden, memurlardır”.^
i.;j!.
Cumhuriyet' dönemi,-. yıkılan,' Oşmanlı imparatorluğundan, .yönetimhalk ilişkileri konusûnda bu kötü mirası: devralarak işe başladı.;,
;
^Cumhuriyet yonetıröıniri hizmet- devleti ve'halkçılık' ahlay^
karşin; •btı - dönemde de yöhetimle yönetilenler arasında ’tam b ir' bütünleşme
ha:tta'yâklâşmanin sâğlknmiş öMuğu söylehtemtez. -B ü ■aniacih gerçekleş-'
meşini önleyen çeşitli etkenler var olmuştur.
Bir kez Çürahuriyet bürokrasisi /de,' liep biİiyoı-uz,' Ösnianlı bürok-,
faiisi '^gibi uzun Süre siyasal, ğücii ’elinde tuttu. Hatta yeni hizme^ yüktımferi ile toplumun karşısına çiktiği için, sıradan büfokfâtin'^ bile yetkileri,'
eskisine .oranla, datıâ "da arttı. Öte yandan ’Cumhuriyet bÜf öirâsisi, ekonöini'k' statü bakımından tppTünıuh. çoğunluğ'una birania,, d'%a ,iyi bir konüıha. kavuştu. Bu'lîoşüllar'altında; _yetkili, güçlü, toplumun öteki ‘ kesi­
mine göre',',' daiha 150. koşullarda. yaşayan memur kesimine karşı, halkın'
gıpta duyduğu, ancak öteki- nedenlerin de etkisi ile diıygûlarının imrennıe düzeyim aştığı şöylehe'M
’
Bunun; nedenleri bellidir. Cumihııriyet bürokrasisi ide, , .Osmanlı bü­
rokrasisi gibi, ondan devraldığı elitist davranıştan vazgeçmeiniş ve hal­
ka karşı niisyonunü yanlış yorumlayarak;; ona tepeden bakma alışkanlığı­
nı isürdüfniüştür:- 'Devrini- öncüsü olarak değer' yargıları, davranışlari, sos­
yal yaşamı hatta giyimi'ile Cumhuriyetin ;bâ§langıç dönehıîndeki bürok-ratları halk, kendisinden farklı, başka dünyaların insanlairı gibi; görmek-'
tedir. Yol v e rişi, hayvan-.yeresi ^gibi özeUiMe, kırsal yörelerde .yaşayan­
lara ağır gelen yükımlerin yerine getirilmesinde .y:Ş;^irnece çalışmalarında,
başvurulan yönteM.er. ise, eski giinlerin baskı .ve ,eziy^lerini zanian’,, za-.'
man anımsatacak .diizeylere ulaşmaktadır. Deyrime. karşı piçlerin işlâmeyi
sürdürdüğü eski temalar, halkın en azından belli bir kesiminin büro-kratlârâ- karşı olumsuz d'üygularını; pekiştirmektedir.”: îkincii'-sDüriySÎiSavaşının
sıkihtilı yıllarında, meraura ayrıcalık tanıyan bir - dağıtım; veı ifiyat’ -poli­
tikası* ise, bir tür bardağı'taşıran son'dah^âlar olnıaktadır.
■, : ı;.!; jf/
: İ9501ere gelindiğinde,; sosyo-ekonomik koşulların oluş-tuğu ilk, fırsat­
ta,. halkın,bürokrata karşır,olum,suz duygularını,,memu^
olarak de-,
ğerlendirdiği partiyi iktidardan jdüşüyerek, gösterdiği ışöyleneibilir, Gerçelc-^
ten ',de 1950lerden; başlayarak memurun ■tarihinde görmediği bir yetki, ve;
“ E. Ziya Karal. Osmanlı Tarihi, Cilt VIII. T. Tarilı Kurıamu Yaym , - ^ k a r a ıTa ,
rih Yok). s. 322.
■” Metin Heper, Bürokratik Yönetim Geleneği, ODTÜ yayım. Ankara, 1977.. s. ı36-ı4i;
6 6fi
,
saygınlık kaybı, akçalı ve. sosyal' statü erozyonu dönemine girdiğini görü'
yoruz.“
O i ; ! - ; : . , i
:''iı
Tüm bu gelişmelere bürokrasinin gösterdiği tepkiler ise, yonetim-halk
ilişkileri açısından önemli sayılması gereken sonuçlar yaratmıştır: Bun­
ları şöyle özetleyebiliriz:
Bürokratların bir kesimi yeni durumu öfkeyle karşıladı ye zaten soşyo-ekonomik soruıüardan, bunaldığı ortamda, pojitikacılar tarafından yet­
kilerine .karışılmasına ■ve hyönetilfenlerce ilk kez eleştirilmeye başlanma­
sına*® sert tepki gösterdi. Bunların bu dönemde, politikacılarla çatışan ve
sürekli yenik-düşmüş olan bürokrat kesimi ölüştürduğünu b^yöruz. ‘Kız­
gın, küskün ya da yorganı sırtında bürokrat^” olarak adlandırılan bu gru­
bun, halkın ü.zerinde olumlu izlenim bıralanayı amaçlayan bir yönetsel
tavır içinde olmaları kuşkusuz beklenemezdi.
Bir başka grup bürokrat, belld birinci grubun başına gelenlerdenetldlenerek ya da başka^ nedenlerle ye amaçlarla yeni siyasal güçlerİei iş-i
biıiigi yapmayı, denenıiştir,) iBunların bir kesimi koyu partii:an bürokrattipinin ilk örneklerini oluşturdu. Kişiler arasında ayırım yaparak kendi­
lerinden olmayanlara, hukuka aykırı ifeylem ve işlemler yapan bü partizanbürolffatlar hakkındaki halk yargılarının çök olumsuz olduğu bilinmek-:
üçüncü grup bürokratın tepkisi, tepki göstermemek biçiminde oldu.
Bunlar^; yukarıda" kisaîca anlatılmağa ‘ çalışılan bürökrâtlârıii’ dürı^una
düşmemek için, kehârâ çekilmeyi ‘ etliye-sütlüye liarışmainayı yeğlediler.,
Ecdat-bürökratlarm, özellikle uzun süren II. Abdülhamit döneminde ge­
liştirdikleri nemelazımcı,İdare ı maslâhatçı tutumunu benimseyen bu ka-,
mü görevlilerinin sergiledikleri’ yöitetsel tavır, eyîeimşizlik olarak adlan-*
dirılabilir. îş ’ yapmayan, - sorumluluk üstlenrneyenj*’konuları başkalarına
havale ‘ederek işin İçiiıden 'siyrılînağa çalışan bu büyökrat tipi’nin, özel­
likle yöhetünden halk belîleritilerinin ve hizmet isteklerinin gidetek arttığı
I950’den 'söüraki döheiiîde, halk üzerihde biraktığı "görüntü, diğer grup;
bürokratlarınkinden farklı, ama kuşkusuz gene de olumsuzdu.
' ' ’Böylece Igörayorüz' ki ‘'i950’den sonraki gelişmeler, gelenekse! bürokrasi-'Halk’ zıtlaşmasiha yeni boyutlar getirmiş ve bir bakıma bu üçüi’üm'üır
artması sonucunu bile doğürinuşturl
. -ı
ı .
“ Metin Heper^ Tüi-k Kam BüroliTasisinde Gelenekçilik ve ModemleşmĞ, Boğaziçi
Üniv. yaymı, İstanbul, 1977, s. 100; A. Şeref Gözübüyük, Anayasa Hukuku, S Ya­
yınları. Ankara. 1986, s. 124.
......... . ______
ı®r>Metinr,Kazancı,: Halkla îlişidler.r A.Ü. ' S.B.F; yayını; A nkara,;1980, s. ■85-88. i:: ü ■
ak., s, 88.
.,7
67:
. ^;,,v:fiü;n;edeH|edir\ ki/. l-97r0flere .:geli^
halk ozam “Devlet Kdr
pısı”ndan aşağıdaki biçimde yakınabilmekteydi.^’■
“Devlet Kapısıridaıi'.Şekvacıyun■'■■Efendim” ■
“Bir çocuğum oldu nüfus memua'u
Deftere ’ kayıt et 'böyim, efendim ' ' ■
Dedi, bugün'ölmkz dinle ■amiri,.. .■ Dedim çok uzakta köyüm efendimi
N.’olur yaç, deyincp - çattı bana kaş;
Doğmadan .besbelli işte dertli baş.,
Hami din kar‘deşim, Keıni vatandaş,
Türk 'sülâlesinden soyıim efendim.
Dair.ende bizim için durursun, ^
'Vataiidaşı surum sürüm sürürsün,'
Niçra benı sandan düşük görürsün,
Böyle yaramclım, Duyum efendim.
Ekin biçiyordum orak eUmde,
İki gtodür gel git oldum yolunda.
Bir sepat yumurta yoksa elinde,, .,,
kapıdaiı kovai-lâr düyun efendim.
O a,n için razı idim ölüme.
Galan geçen ja la m n a inan^,
Y ap işiıni’' dönüjp' gidam' 'yöluma.; ■' ’
Doğrusu 'bu İşİOT biraz kınanır,
B şktî ■
‘çanğıma!,i b ir ,da dalıma. ' : •
"Sözda Anayasa^ eşit hak tanır,'
Şu-azığım, şu: da şuyunı;.efendim.,:
; Yok' mil bu -Mssedan paym efendim-■
,
İşte,-garip köylü şaşmmş kalmış.
MemOT bey cetvelde yanlışlık bulmuş.
Kapıda kalmİ^â gözümüz yılmış.
Böyle öğrettiniz, huyum efendim.
1
, r,.
İbrahim der yölul sarpa saptadım, ) ;
Ben yakamı., lıal bihneze' kaptırdım.;
Bir kodaman bulup işi yaptırdım.
Kendim insan mıyım neyim afendüri?”
Bu ^alan^ kamu yönetiminin toplumdaki göriintiisüniin yakın bir.
geçinişte de ne ölçüde olumsuz olduğunun yalnızca bir belirtisi. Çoğı^cu
bir, toplumsal yapı oluşturma,-ekonomik,gelişmeı ıve demokratikleşme .yö-;
niiride .rbelli bir aşamaya gelmiş olan toplumumuzda bireylerin y& prgiitlemniş. ya da .örgütlenmemiş birey gruplarının kamu yönetiminden güniimüzde de çeşitli .bakımlardan yakındıkları,, kamu yönetiminin toplumdaM
görüntiisijne, ilişkin, sorunların hâlâ daha, güncelliğini ve ağırlığım korud.uğunü, yukarda da belirttiğimiz gitiı,çeşitli kamuoyTi yoManıaları, özel-^
likle,basına ve yönetim, yazınına yansıyan görilntüler .açıkTseçik ortaya■
köyrnaktâdır.
- ,-.v ^
Yukarıdan beri yaptığımız açıklamaların ı ışığında , özellikle bir konu­
nun altıpıı tekrar çizmek istiyoruz. Türk k ^ u yönetiminin toplumdaki
olumsuz İmajına ilişkin sorunun kökleri, .tari'hmizi^ oldulrça eski, döneme
lerine kadar u«anmaktadır. Bunlara Cumhuriyet dönemindeki etkenlerin
ejdediği. boyutlarda,, gjmümüzde sorun, tiim ağırlığı üe varlığım sürdürıriekteHir..,
v;-.'
Darende’nin; Irmaklı i Köyünden Halil-': İbrahim <Güleç, MilUyet,- 21 ■Ocak-i 1989;
Olaylar ve İnsanlar” sütımu.
, ' '
68
Taiıhsel Mirastan Çıkarmamız Gereken Ders ■
:
/ i ‘^ r ;
Bu tafiÜser'miras'tân çıkâmlamız; gereken İki .öneml^^
nısındayız.
■
.....■'
'
olduğu.ka­
Bunlardan birincisi, toplumumuzda kamu yönetimi,ye, kamp görevlile­
rine karşı yerleşmiş olan bu geleneksel olumsuz görüntüyii, silmek görevimiı; kiirıü kûrulüşlânudâM';en'iist yöneticiden en uçtâİ:i ’görevliye, ka­
dar; öncelikli kamu j^Önetinıiriiri kendisme düşmekte olduğu gerçeğidir. Bu
nedenle ykamü kümlüşlârı Ve'y^^
İlalkia’ ilişkilet köâüsuria, ;bü tariHsel ' bakiş 'açısmdan bakmaya özel önem'vermelidirler.
• , '
Kanımızca vurgulahnıası gereken ikinci, nçkta şudur: Gene jyukarıdan
beri belirtmeğe çalıştığımız nedenlerle, "Türkiye’de kamu yöneticileri ile
hâlklâ ilişkiler-^uzraaMârinln ve^ tiini''’>kamü'götevlilerinin lialkla ilişkiler
'alanılıdâki i’ğÖrevlen'Jvö- sorıûnMuklâirij' benzeri sorunlan^ ölmayaiı ülkelerde'M^'-Mesl'ektaşl^rımnkİndfe •dâihk ■zordur,' dblajasi'' ile "-Üalkla ' ilişMIef
alanında daha yoğun,^' sistemli'; ve özöiüi çabâlâr Mrcarrialarmı-'gerektir­
mektedir. .
f.-,!
Kamu bürokratlarının halkla ilişkiler Jsonasunu , bu ibojmtta-; algıla­
ması; 1 çağımızın’!toplumsal:! beklentileri: verkoşullariîdleVıde-' denk' rdüşniektedif.:,'l'950’rerden:jsonra;: ekonomik; yapısıhda-,'geniş?öi'çüde başlayan; değiRİklîklereij koşut jolarak,' .Türk ı insanının' kamu yönetiminden:; hizmet ■bek­
lentilerinin ;ârttığını,!T 1961 ■Anayâsasi ile ■.iyön'etilenlerin^ î .kanfû yönetimi
ka'rşısındaki"'kohumunda': .gerçekreşen^bdeğişiklikleri, .dolaj^sıyl'a- birey sta-i
tüsühden'i vatandaş ;statüsüne .geçeh' lyönetileninj . yönetim .-karşısında: artıkyalnız olmadığı, onu demokratik yol ve.ı yöntemlerle rdenetleyelbilecek top­
lumsal dinamiklere kavuştuğu gerçeğini,^^ kamu bürokratlarının artık
gözardr etmeleri; olanaksızdır!‘"Toplümda t{im‘' kurÜrnlöfm giderek yerli
yerine oturma- sürecine-■girdi^‘■güriümiizdej'-^ k^mü biirökratlarihin yönetim-yönetilen,’ hizmet eden-hızrriet’ öâiİen 'gibi t'oplümsâl'- denge ^öğelerini
süreldi' gözönüiıde' tütmalâri- g'erelûhektedirP ÇŞâ^
Türkiye’sinde k'âmü
yönetimi, tarihten miras kalmış bürokrasi-halk zıtlaşması yeriüe'kamü- yön^.timi ye ;biirokratJıaik.;bütünleş^
kaynaşmağı, konuşunu ;giin^^
öncelikli maddesi yapmak zorundadu’. İşte halkla ilişElerin katkısı, bu
açıdan önem kazanmaktadır. Halkla .ilişkilerin, kam,u yönetimi ile çevresi
pasında denge .ve uynni sağlama, çabası olduğu, sayı, sanırız ,ancak: bpyl^^^
bir yaklaşımla:.g^erçek anlam -ve içeriğine kavıa|şabi]^e,fe
' .... ',
Çözüm Yolları Neler? ,
-
.
' T
\
.... r
Karh,ü yönetiminin toplum üzerindeM görüntüsüne ilişkin soruhlârin
çozumü, sorunlara bir yandan yukarıda diX^ getirmeğe çalıştığımız tarihAfetin Kazancı, a.g.e., s. 86-90.
' V 5)
/‘i
ih ;;.
, :• ....
•
69'
sel açıdan bakarken, öte yandan günümüzde kamuoyunun yakındığı ko­
nular dikkate alarak bulunabilecektir. Bunların neler olabileceği bu bö­
lümde özetlerimeye çalışılmaktadır.
^
,
Hizmeîtie Başarının Kamu Yönetiminin Gonintüsüiıe EtMsi
. Toplum, üzerinde kamu yönetiminin olumlu ,görijntüye sahip olabil­
mesinin, en keştirmş yolu, kuşkusuz, her kamu kuruluşımun üstlendiği
hizmeti en etkili ve verimli bir biçimde yürütmesidir. Beklentilerine uy­
gun hizmet politikalarını, hızlı, nitelikli, ucuz ve verimli hizmet üreterek
gerçekleştiren bir kamu kuruluşu için toplum doğal olarak olumlu izleniniler edinecek, oha güven, sevgi besleyecek' ve destfek sağlaya.caktır..
Ne: var İd, kamu yönetiminin genel olarak gunumüzde:hâlâ daha bu
özlenen etkinlik ,ve verimlilik düzeyine erişememiş / olduğu bilinmektedii-.'
Oysa kamu yönetiiTiinin yönetilenler üzerinde olumlu imaj yaratması; örn
çelikle bu ,temel soruna çözüm bulunmasına; bağlıdır.
Aslında kamu yönetimini geliştirmeye değgin çalışmaların geçmişi,
Gsmanh İrnparatDrluğu döneminde, yönetûh : sistemindeki bozulmalara
çözüm'bulmağa uğraşan risaleci devlet ricalinin ya da hükümdarların ça­
balarına kadar geriye götürebilir. Curiıhuriyet' döneminde de, ^özellikle
II. Dünya'Savaşından sonra bu alanda önemli i çalışmalar yapıldığı bilininektedir. Bu çalışmaların özellikle 1960’lardân sonra. planlı kalkınma; ça­
balarına koşut olarak, yoğunluk kazandığım da biliyoruz.^ Ne var ki bu
çalışmalardan istenen ölçüde sonuç elde edilememiştir. Bu durum, örne­
ğin, kalkınma planlarında, şöyle, dile getiriliyor;
r. “Bugünkü .kuruluş, esas olarak Osmanİı, İmparatorluğundan devralı­
nan sistemde yeni şartlara uydurulmak üzere yapman d®§i§Wiklerle or­
taya çıkmıştır. Ancak bu değişiklikler belirli ilkelere dayanmadığından
işbölümü ve koordinasyon bakımından tamamen yetersiz ve güç çalışır bir
kuruluş meydana:gelmiştir.”^*;, j; ■ . .
, . •!
. n.
• <= . ^
“Üçüncü Plan, döneîmine girilirken,, kamu yörietirni. Birinci ve İMnci
Planlarda öngörülen etkinlik ve verimlilik .düzeyine çıkarılamamıştır! Bu­
günkü duruniu ile, özellikle, Yeni'Stratejide saptanmiş bulunan hız ve
biçimde sahayilfeş&ek kaİkinrria amacının ve yaklaşmakta olan Batı ile
entegrasyonun gerektirdiği aşamanın gerisinde kalmıştır.’’^''
Bu konuda bkz.j Kenan Sürgit, Türkiye’de İdari Reform, TODAÎE Yayını; An. kara, .1972; ;A. pilcrjet'^ Ar, ,“T^M ye’deı :ve A.B.P/^e, Yapılan; ;Ba,zı. îdari; .Reform
Çalışmaları’V Alim e; İdai'şsi Dergisi, Cilt 16, Sayı 3, Eylül 1983, s. 65-88. , .
,
I. Beş Yıİlık Kaİkımna Planı, (1963-1967) , DPT, Ankara, 1963, s. 80^
IIL Beş Yıllık Kalkınma Planı, (1973-1977), DPT. Ankara, 1973, ş. 916.
>i: :
70
>!ıj [ıV'Kamu, yönetimi,' işleri gerekli jnitelikte,. hızda, v e , verimlilikte yüfütülenıediğinden,' kalkmmanmi etkin i bir . araeı ölamâmaktadır.^ Kalkınmaya
destek _,plmak-i niteliğinden j yoksun olarl '. kamy.i idaresingiderek: biiyiimekte ^
kendini,-: yeriilememektei iıpaitalılaşmakta;.; ve:; çözümü':.ğüçleşeÂ; kati yapılıbir soruhi ölmaktadır.’?® iMı': i
■ ■: Ti
j
' '^‘Plânli' kalkınma. çib aİam
ulaşnı'asın'da ’kamu yönetimi­
nin daiha etkin ve veriiıİİi olmasının taşıdığı’büjailî önem, bugüne kadar'
yürürlüğe konan üç planda da belirtilmiş, ancak geçen süre içinde yapılan
çalışmalar istenen düzeye ulaşmamıştıt.”^’ '
’ '
./
>.
-' "IV: Plân dönenairide,'Özellikle sön yilİarda kâniü yöhetımiriiri ğâiştirilmesi 'amacıyla^ •yeniden! bir "dizi çalişmâ yâpilip;’.bîr bölümü'de sönüçl^iı-'
dırılnuştır. Am’âî 1^85 -Yılı Pföğr'aıriında sorunun hâlâ daha varlığını sür­
dürdüğü'şöyfö-belii'tiiiyorr'''''
'
“Kamu yönetiminin planlama, organizasyon,^ kontrol ve koordinasyon
yönünden etkinliğinin.ve .vermliliğinin; artınimaşı, ve,bu, kukuna, ye kuru-,
luşların, işleyişlerinin iyileştirilinesi, ;iUlçern kalkıımaşı .bakmından önemtaşımaktadır, t'Hizme^tlerin ekonomik, ,.jkaliteli. ^ye, şhızlı birrgekilde,götürül^,
]TLesini sağlayıcı ve.^tasarruf incelerin,e\uygun...; yönetim,usulen
lerefe;,-uygulamaya, konulacakt
■ı j , ,
,,r.,
' '''’i'OSO’lı yıİlafiîi. başından ba yahâ kaiflü yöhetiımhi yeniden düzeiıleme’
ve'ğeliştimıe-'çffliş
bir yandan'kıirüm:lâi’arâsi ''düzeyde’-'^rütüliirkeh^^^
öte' yândan' 'her i ' ^ u kurûlıişühdâ ^styiü ain'açla' küraımsal -ç'âlışinâların -yâ-pılması için çeşitli adlarda yönetimi geliştifM6^biriMenf'ölüştüralmü|M^
duğunu da göı;üyoruz.., Bu| yaklaşma, özeUikle dqğr^udur.,.,Çiink:ü. yönetimin
geliştirilesi, Jiıa|^0 :[yalda§mılarr;yanında.-önceliklefjher-,.k
kesintisi,z.,^ir yönetseljÇaba :Oİar,ak-ele..alınması .gerek^
bölümü bitirniedeh'-*ön:ce,‘•baş'tâ'%ıMadigiiiıız temfel^'saî^h ışığin^^
da, bu açıdan yöneticinin sbrümluluğMün bir kez>'dahâ^‘ffiiiıl 'çizm'ek-iö-'
tiypruz. ,,Kt o u . kuruluşu,yöneti
,yönetiJjnin jgeliştmlnıe^ijkpnıısunu,
kurı4.;u§İarının,|to^
üzerinde., :bıraktığı„gönintüyü;: e
..etkUeyen,
öğelerden..birisi,,olarak'görmelidirler.,
"i'injH-;
Bu görüntüyü' düzeltihek İsteyecek' yöneticinin öncelikle' yapması ge­
rekeni' kurülüşüiıüh3üstlehilüş' öldüğü 'hizmfet''dalında k to ü ' yarârirü'feh
üst düzeyde ’ ğefçekleştire’cek'hizimet politikaları üreterek,'bü-'politikalaK^
efeli 've verimli bii: 'üy^lam â ile' gefçekleştirilmesihi' sa!ğ!âıh'âktır demek,
sanırız yanlış olmayacaktır. Bu amaca ulaşmak için yöneticinin tüm ku-.
a.k„ s. 978,
'
IV. Beş Yıllık Kallamna Planı, (1977-1983), DPT, Anicara, 1977, Md. 1İ02. - ' I
“ 1985 Yılı Programı, DPT, Ankara, 1985, s .'33.'
oV! i
\':u.r'' '■
rülüş, çalışmalarında topluma; karşı tarihsel ve demokratik sorumluluk
duygusu 'ye insan sevgisi ile pekiştirilnüş .bir hizmet [coşkusu,, itoplıımün
beklentilerine .uygun bir duyarlılık yaratraaya: öncelik vermesi’ gereke­
cektir. Kuruluşundaki; yönetimi geliştirme ve halkla: ilişkilerden sorumlu
birimlere verecep önem, bunlar ve bunlarla tüm eylemci birimler ara­
sında sağlayacağı uyum ve işbirliği, bu amaca ulaşmada, herhalde izle­
yebileceği eh ‘uygıın‘”yöhetird ve liderlik tarzı olacaktır.^®
Tanıtma ve Halka Bilgi Verme
Bu noktada, halkta ,olumlu izlenim.yaratma;k.a:çısındajg. topluma başa­
rılı [hiznıetr götürmenin î genelde gerekli, ancak, heri izaman yeterli olma­
yabileceğini de fbelirtmek gerekiyor. Bir çok-:; hizmet dalında, yönetimin:
toplumun beklentileri doğrultusunda etkili, verimli çalışmalar gerçekleş­
tirdiği, kendiliğinden toplum tarafından anlaşılabilecek niteliktedir. Ör­
neğin ‘karâyolü, sulâina, haberieşme ^b. hizniMer bu ‘ ‘tii'rdendir. Hizmet-^
ten ' yararlâhma' durumüridâ olan bireyler, ya da gruplâi^,' üretilen bu tür
hizrnetlerin somut ‘öönüçlaıı; görüntüleri ve etkilerini' kolayca değerlendirebüirler. T op lû ıi/b ı^ ard an doyum sağlarsa, kuşkusuz km ^uş hakRihda yargısı 'dâ ölümlü ölacâlktır. Örriöğih uzun yıllar -karayolu yapımın­
da, baraj ve sulama çalışmalarındaki başarılı sonuçlar nedeniyle Kara:yollan y e Devlet S u ,İşleri kuruluşları kamuoyunun genelde beğenisini
ve güvenini sağlamışlardır. Son yıUarda üstlendiği hizmetlerde olağanüstü
başarı düzeyi tutturan PTT’nin toplıımdaki görüntüsünün ne ölçüde olum­
lu jrönde değiştiğini hep biliyorm .,
^ Ne var ki’,' birçok hizînet tiirİeri yaıkarıda belirtmeğe çalıştığırmz so­
mut bkşan görüntülerini oluşturmak olanağından yöksüfıdur. Aynca, hiz­
met birinci türden bile‘ olsa: btt hizmetin hangi koşullarda, ne tür çalışma­
larla, hatta belki de özverilerle başarıya ulaştırılmış olduğunu kamuojnınun kendiliğinden bilmesi, öğrenmesi de olanaksızdır,..
Bu nedenle, 'bâşan ile yürütülen bir hizmetin hangi koşüllarda, ne tür
çalışmalar, yol ve yöntemlerle gerçekleştirildiğihiri, halka dujHırulması ge­
rekmektedir. Basın, radyo-televizyon, film, videb, yazılı' araçlar, sergiler,’
fuarlar, açılışlar,' . toplantılar, yarışmalar ve benzeri yol ve , yöntemler,
güniimuzde ta,nıtmanın fistenen etkinlikle yapıirnaşı, açışından yönetimlere
zengin olanaklar şağl^aktadır. Bu , yazının sınırları, çerçevesinde bu yol
ve yöntemleri salt anmakla yetiniyoruz.^" Ancak şunu tekrar belirtelinı:.
Bu konuda bkz.: Birkan Uysal, "Yönetsel Liderlik ve Halkla llişMlere Etkisi”,
Amme îdareisi Dergisi, Cilt 18, Sayı 1, Mart 1985, s, 81-96: Nuıı Tonopi a.g.e„
s. 120-126.;;
Bunlar için 1 No.lu dip nottald kaynaklara bkz.
’ ' fi
72
İBilinçM,-;. sistemli ■;halMa^^
programları aracılığı ile „bu' .tanıtımıri
yapılmaması,^
hizmet: ihakkında,; :kamuöyunun:: 'salt tahminlere
daya.narak; değerlendirraeler! yapması,; [dolayısıyla; da istenmeyen; jbeklen­
meyen yanlış izlenimlerin ; ye jgöıröıtülerin ortaya çıkmasi sönucünüi doğ\ırmaktadır“
, ini
Öte yandan, kamu kurtduşlarınca, kamusal kaynaklai’in nasıf harcan­
dığı,, çalışınalardan. hangi sonuçlar ^alındığına ilişkin ^olarak itopluma -bilgi,
d^ajdoğruş.u .hesap verihnesij !yukarıda ibelirtmiş olduğumuz gi'bi,: demokrş.ifciMeşmiş,jbir|]^
i^yapıday ,kamu -yönetiminin görevidir; ,de.“" :Bu.
nedenle bu anlamda, halka bilgi;yerilmeıneşi ■
ve tanıtmanın: yâpılmâmâsı,
toplumun demokratik denetim olanağının sınırlanması olarak düşünül­
melidir.
^; [[,; B u ; bölüme son vermeden önce tanıtma: ıkonusunun önenili bir başka
yönüne jdaha,,değinmek, istiyoruz-; Kamu kuruluşlarının:, tanıtma^ .etkinlik^
lennin, r reMam ye r propaganda; i l e ; karıştırılmaması, gerelo.xiektedir. -Pro-.
paganda; ıve^reldamııı bir özelliği,' gerçeklerin bellifioranlardai’şüslenmesi;
abartılrnaşly:■ tek^yönlülüğÜ!ıYe; kanıu:oyunun bellirbife: yönde-oluşturülrhası
amacıylabazı dıırıımlarda gerçeklerin;f dışına -çıkma: fsonucunu: yaratan
aşıri: ça.balar,r harcanmasıdır. Oysa .halkla İlişkiler .^bağlamındaki tanıtma
ve; bilgi;yerm e: etki,nl;iklerinin ,;çok ifaıidı..bir .yaklaşımla: yürüti£mesi ^gere]a:nektedir;rrTanıtma. pro:granîilan aracılığı ile: verilecek bilgiler; gerçek-,
lere tam anlamıyla ;uygun olmalıdır;: Kuruluşlar, başarılan kadar, başa­
rısız oldukları yönleri ve bunun nedenleri ile ilerisi için öngördükleri çöz to le ri de dürüstlük ve içtenlikle kan).upyuna ulaştırmalıdırlar. Toplum­
da-yaratılacak sahte bir görüntünün, üzım\sölükİu olamayacağı ye bekle­
nenin tam tersine kârhüoyuntm tüm sevgi, destek ve'giiveniriin yitirilmesinejfned,eniplaçağı?;unutulmamalıdır“
• r^:. ;■
Günlük îyi İlişkilerin Önemi
,-;ı .
- m- -
îş sa'hipleri ile kamu kuruluşlarınıii günlük, dolaysız doğrudan- diye
adlahdıratoileceğimiz; türden iyi ilişkiler kurmaları, aslında, genel anlam­
da kamu yönetiminin iyi hizmet vörmesiiıe ilişkin’.'bir konudur ve yönetirnin;' geliştirilınesi çalışm^annın; bir, ıbölünıünii,.oluşturur. Ancak konu­
nun toplum üzerinde, kurulpşa ilişkin :joluMıı, imaj yaratılması, bakımın­
dan özel, bir. önemi var. Genelde başarılı olan ve toplum yararına sapBirkan Uysal, “Yönetsel Duyarlık ve Tunus Yuvarlak Masa Toplantısı", Amme
o ;
, .
;
Sait; Güran, Yönetimde Açıkl^, İdare .Hukuku, ve İlimleri Dergisi,: Yıl 3, Sayı 1-3,
1982,5.103.
Yücel ; ErteMn, ‘'Halkla İlişkiler ye Görüntü Yaratma”, . :Amme . İdaresi Dergisii
Çilt II, Sayı 2, Eylül 1978.
;W- ,v
(. İdaresi ©ergisi, Cilt 18, Sayı 4 Aralık 1985, s. 95.
73
tadığı hizmet politikalarını, tutarlı ve: etkili programlarla toplmııâ g^^^
ron kuruluşlarda günlük, dolaysız ■İlişkiler açısından ortaya çıkâiBilecek
sorunların, başarının yaratacağı oluınlu izlenimleri silebilecegini,-ya' dÜ
bu ilişkilerdeki basit gibi görüneîi iyileştirmelerin;-kaimüdyunda kürulüş
için var olan sevgi, beğeni ve güveni desteklejdci etkiler' yapabildiğini
biliyoruz.
............ ,
Bu nedenle halkla dolaysız, güıİlük ilişkiler konusu iizerihde âynca
durmayı yararlı görmekteyiz. Günlük, dolaysız' ilişldler"'- başlığı: altında;
kamu.’ personelinin iş' sahiplerine ' davranışları ile" günlük* ilişkilerde toalka
kolaylık sağlanması konularını ele alacağız.’
'
Kamu Görevlilerinijı Davramışı
' , Halk yakınmalarının önemli bir bölümünün, kamu görevlilerihifi halk­
la dolaysız ilişkilerindeki tuturh ve davranışlarıiıdan kayhaM'âhdığı''biİıniyör. Bir kamu görevlisini, iş sallipleriile'-karşr duyarsız, Jsöi:urhı uz ilgi­
siz ve saygısız davranmaya çeşitli; nedenler itebilmektedii:. Bunların bir
bölümü Mşisel nedenlerdir.®* Kamu'görevlisinin' kişiliğinin' geçimsiz. *kö^'
tümser, başkaları'ile aıygun ilişkiler-küramâyacak>bir yapıda öİması kus­
kusuz işine: de yansıyacaktır. -Kam'û: görevlisinin elitlst bir 'değerler siste­
mine sahip olması'da, halka yaiklaşimıni' etkileyecek' bij-başka etmen'ola­
caktır. Örgütsel bazı etmenler,! uküruluştalci geHel 'yönetim tarzı da, kamu'
görevlisinin iş sahiplerine davranış k'aliplarinı olumlu ya da olumsuz yöhde;etkileyebilir.''
ı';.:';’
- ’n: :
i Kamu görevlisinin halÜa, giinkik,.. dolaysız ilişkilerini düzeltmeye j'-ö-,
nelik ça!balarda/tüm bu etkenlerin gözönünde tutulması g er ek ec ek tir ./.
Kanımızca en başta düşünülmesi gereken, halkla dolaysız ilişkide bu­
lunacak görevlilerin işe alınırken, halkla iyi ilişkiler kurmak yetenekleri
bakımından özenle seçilmeleridir.
'
, ; Özenle seçilmiş-görevlilerin, kuruluşları adına olumlu imaj, yaratacak
davranış: içinde olmalarını sağlamak; için: de ayrıca sürekli've sistemli bir
hizmet içi eğitim programı uygulanmalıdır. M , : ; ı,
:•
firanx . .
'
Eğitim pro'ğramlarıhda hefşeyden önce kâmü ğofevlisittîn- demokratik
bir '■toplumda halka karşi’ kohümU' 'üzerinde dutûlüıali;' halka' kdrşi duyârli,-'
saygılı, sorumlü- ‘bir tuturnun! demokratik “değerlerin ve toplumun' kam’u
yönetiminden beklentilerinin gereği olduğu vurgulanmalıdır.
- “... adet otobüs almak üzere Japonya’ya heyet gönderecek olan (...)
Belediyesi,'bu arada otobüs personeline^ terldbinide terbiye, vazife anlayışı
:
Dündar, “Polisin Kamusal ÎUşMleri’’, Amme İd ^ esi Dergisi, iGilt 17. Sayı 3,
Eylül 1984, s. 95.
r . ; ; . J:;
74
ye ^asaf;
.haplar da ,getirtsin lütfen. İşaretli duraklarda bekleyeli
halkı görduğii ye araba .yari jboş-plduğu: halde bileş son süratle; geçen veya
hiç bir mani yokken durakların ilerisinde ve gerisinde! idurarak halkı :ko§-.
turan, buna rağmen kapıları açmayanları kim^ doğru yola, getirecek?.. ArabâMrı ‘sev&denlerde^^'haOiim olan zihniyet insan naklet‘tiği değil,'büyük
b â f' cânîi' ‘tagıdlklairidır' . •)' ■y e ' (;;.) §e;hirlerin şoförleri tam Avrupai nezâkettep’‘(:..^)‘‘persöiielini'1 5 ‘ günde bix 'topM^^^^ bir ‘terbiiyeci tarafmdan
hâlka-hasıl -ihüamöle edileceğini öğretmek, çalıştıkları müesseseye ihanet
Sfinânfieü ‘üsulleîM-^i^ösliĞnnek-- Ikfelml' '"üiyjlca maaş zarflarına; “Bu parayı
SİZ&'kendilerine hizmet etrâeniz için halk veriyor” ibaresi de konulmalıdır.”^=
‘
■
^'Bir günlüJi gkzfeteyeVğönderilmiş' olan okuyucu’ nielttubundan alınan
yükâfldâki satırlar/^'birfeyleri bü''konudâki bilinçlenme.' ve beİdenti diiz'eperi'açısıhdân-yöiieticiler’ve iâıriü ;ğörevliİeri için uyarıcı ip uçla!ri tâşııh^adirı'^ö
‘
•
LI
M
. ■■■ T
'
Eğitim programlarında üzerinde dui’ulmaşı gereken, konulardan bir
diğeri,'İDkşta-‘siyksâl liiteliktekiİ^ olmak uzete, 'çeşitli, iedenl.erlö' kanau
görevlileıinihlş' 'sahipleri arksirida 'ayırım yapmalafınıh,.'halk üzerinde .çok
ölümsüz' etkiler-ya!râtma:kta''oldiiğüdur. Böyle bir ayırırii yapİlıhası,' hukiilî
devleti ilkfeîne' ters''düştüğü' kadar,' kişilerin' dil, "ii^k,' reiık,' cinsiyet, siyasal
düşünce,''felsefe■ınanÇ,' din,' hıözhep ve' be'hzeri' nedenlerle ayırım gözetiliheksizih 'yasa' Öhüride eşit öldüklarıhı ve dövlet' organları ile yönetihiin
bütün işlemlerinde bu ilkeye uymak zorunda olduğunu belirleyen Ana­
yasa hükınü“® gözönüne;alınırsa, açık ;bir,Anayasa-j suçu saj^ılmalıdır.
■ ' Eğitim programları aracılığı ile kamu görevlilerine, iş saâıiplerM
nıma yeteneği de kazandırılmalıdır. Kamu görevlisi, iş ilişkisine gircliği
bireyin o andaki ruhsal durumunu değerlendirebilırieli ve davranışlarını
ona göre ayarlayabilmelidir. Kamu görevlisinden böyle bir tutum isteme­
nin aşırı bir beklenti olacağı ileri sürülebilir. Bu kanıda olma,dığımızı be­
lirtmek istiyoruz. Tam tersine, kamu görevlilenne iş' sahiplerine karşı bu
tiir bir . davranış içinde olacak^ bir eğitim, verilmesi, bizce.halkla, ilişkUer
anlayışının <bu yönünün en önemli özelliğini oluşturmaktadır. Çîzel ke­
simde “müşteri daima haldıdır” ilkesi, kâr elde etme dürtüsü ile de flls^,
m;üşteriye saygı, duyarlılık, ye spr^luluğun simgesi haline gelmiş, bulu­
nuyor. IÇamu yönetiminde, halka ^hizmet:etrnek için, yar, plan, halkın,^
gileri ile yaşamını sürdüren, kendi, işi için iİ3İr başka, ikamu .kurıaluş^^^
gittiğinde kendisi de bir iş sahibi, halktan bir kişi olan kamıi görevlisinin,
İş'sa'hibinis bu ■düzeyde bir sdrüml'uluk*duygüsü,'duyarlılık ve özenle davy a j , '
-;U
== HüİTiyet 21İ10;İ96^^ ; ’ ' ;
??:T.e.::Ana^asası;(1982/Mdi;lÖ)''
yi,rh'!';
,
, v, l>■i" -
; '
ı-j ■
r-."
'
q l:
::l.
’
ly cm^.
i'-"?.
75’
ranmasını-beklemek, demokratik ilkelerin, hııkuk devleti düzeninin geçer­
li olduğunu savunduğumuz bir toplumsal sistemde neden aşırt bir bek­
lenti olarak düşünülsün? ^
Bu bağlamda, örneğin, toplumun kamu görevlisinden iş sahibi karşı­
sındaki kişisel görüntüsü ve çalışma çevresinin fiziksel görünümü açısın­
dan da beklentiler içinde olması. dpğal karşılanmalıdır. K ^ u görevlileri­
nin giyim kuşanolarına, çalışma yerlerinin düzen veı temizliğine özşn. gös*
termeleri lıem kendilerine ve çalışma arkadaşlarına hem de topluma karşı
sorumluluklarının gereği değil midir? Eğitim programlarında bu konular
üzerinde de durulması gerektiğini belirtmekle yetinmek istiyoruz.
Ne var ki kamu, görevlisinden tüm bu beklentilere-uygun davrarıışlar
içinde olması istenirken, onun davranışlarına,, yön -veren Mşisel ne,denlerin ötesindeki etkenlere de bakmak gerekecektir. .Bımlar^kuruluştaki,;yö­
netsel ve örgütsel nitelikteki etkenlerdir. Başında da kamu görevlilerinin
morali konusu gelmektedir.
Çalışma şevki, isteği olarak tanımlayaıbüeceğimiz, görevli moralini et­
kileyen çok çeşitli nedenler var. Örgütteki insan;ilişkilerinden,!ödeme,re­
jimi, güdüleme yöntemleri ve öteki çalışma koşullarına kadar uzanan |şİ3:;
dizi nedenin etkilediği çalışanın moralini yüksek tutacak koşullar;hazırlan­
madığı sürec.e kamu görevlilerinden yukarıda belirtmeye;çalıştığımız da.yranışlari: beklemek, haksız, daha doğrusu, haksızlıktan ,öteye imkansız ^ol­
mayacak mıdır?
, ,^
, ,
Moral-konusu yanında,' kaıhu görevlisinden beklen& görevi başarıyla
yerine getimaesine olanak sağlayacak örgütsel düzenlernelerin yapılması,
ö.nlemlerin de .tın m ası’ gerekecek ve ancak bund.a.n sonra! kâmu görevli­
sinden. eğitimle öngörülen davranışların beklenmesi' anlamlı olabilecektir
' ■'
■' .
V "V--- . '\:'r '
■- '
Günlük ilişkilerde Kolaylıklar
-
İş'sahiplerinin kamu yönetim naekanizinası üzerindeki yargılarım olmu­
şuz yönde etkileyeli nedenlerden bir tiaşkası da günlük ilişlnlerinde kar­
şılaştıkları çeşitli güçlükler. Bu güçlükleri ortadan kâidiraicak her önle­
min^' yönetim-yönetileh ilişkilerini kolaylaştırmaya' ve kamu korulaşları
hakkında toplumda çok daha iyi izlenirriİerin oluşmasına yardım eaecegi
kuşkusüz. Yapıla;bilecek oİanlan-’ şöyle Özetleyebiliri?:
YoL Göstericilik Hizmeti: ÖzeUiklej Myük ve karmaşık iç örgiitlenmeye sahip kamu kuruluşlarında günlük başvuruların hangi bölümde kime
ve nasıl yapılması gerektiği, vatandaşlar için çözümü zor bir: şorun olmak­
tadır. Hele başvurmalara eklenmesi gerekli belge sayısının çok, izlenen
76
i§e,, ili§kin formalitelerin, karmaşık: olduğu durünJ
hangi belgeyi, ne­
reden almak ve belli işlemler için nasıl bir yol izlemek, gerektiğini bulup
çıkarmak çok kişi için hertıen hemen, olanaksızdır.
Böyle durumların, ortaya; çıktığı kamu kurıduşlarında .yapılması ge­
reken şey, vatandaşa yol göstericilik hizmeti ile görevli özel birimlerin
oluşturulmasıdır. Bu konuda aklaigelen ikinci çözürh yolu İstanbul,-'İzmir,
Bursa, Adana ve' benzeri büyük kentlerimizde^ Ankara’da' bir zaınahlâr ^de­
nenmiş olan “İdari Danışma Merkezi”ne benzer örgütlerin'kurulması. Bi­
lindiği gibiıfAnkara’daki: merkez, ivatandaşların çeşitli kamu küfulüşlsırıhdaki . idari işlernlere ilişkin' sorulannı telefonla- yanıtiıyordü.^^ Ne var ki
İdari panışm a Merkezi, yurt Içapırida hizmet yaphıâk üzere kurulmuş ol­
masına , karşın;'gerçekten -Möfkez’iri hizmetinden’ yalnız' Başkent’te vyâ dâ‘
Başkent yakırilarında otüran ivatandaşlarımız yararlanabildilö;"Bir süre
sonra ida Merkez’iıi' çalışmalarına son verildi. Günümüzde'belli'başli bü^üi'
şehirleümizde yersel “Yönetsel Danışma 'Merkezleri’’nin'kufülmasının va­
tandaşa yol göstermek bakımından yararlı olacağı diişünülebilir.
Bu amaçla yararlı olabilecek bir yöntem
Büyük
Şehir Belediyesince yapıldığı,gibi-, “Hizmet Röhberi” ,ya; da. benzeri el ki-,
tapçıkları yayınlamaktır. ,
,-r.r n:.; : ı-ır' i ■■ ı
Yönetsel Yöntemleri Geliştirme ve Daha İyi Örgütlenme: Günlük iliş
kilerde'vatandaşı en çbk tedirgiıı eden konulardan biri de işlömlere iliş­
kin yöntemlerin ■karmaşık ve uzun oluşu. Bü yöntemlerden kimi, aslında
belli yönetsel gereksinmelere dayanmakla birlikte; üzerinde 4yice düşü-’
niilmeden konulmuş pek çok:formalitenin yönetim sistemimizde jhala; da­
ha, ,y;arlığmi: sürdürdüğü bir gerçek. ,
i
■ Yönetsel yöntemlerin sadeleştirilmesi bu yolla da yonetıiiı-yönetılen
1er- ilişkilerinin iyileştirilmesi aslında -özellikle 196Ö’lardan sonra tum hü­
kümetlerin proıgramlannda hep yer -ümış bir konu olma özelliği taşıyor. '
fi:'.Örneğin, 1965 yihnda Parlamentoya^ sunulan Hükiimet proıgrama'nda
kamu kuruluşlarında, kısaca kırtasiyecilik ^terimiyle-' adlan'dıiılari - sorünüh ^
halkla ilişkiler açısıhdari önemi şöyle belirtiliyor:
'
-■
i ii: .;
“Bu cümleden olarak girişmeyi ‘düşiindüğiunüz; idaffeyi ve' idari
metodları yeniden düzenleme çalışmaları çerçevesi içinde,"-lüzum-j
sUz ve sıkıcı fofmaliteleri; bertaraf ederek, vatandaşın günlük ha-^
yatına ve Devletle olan temaslarına ferahlık getii^cek bir “Kır-” İdari Danışma Merkezi hakkında ayrıntılı bilgi için bkz.: Amme idaresi Bülteni,
No. 4 ve izleyenler.
Nuri Tortop, a.g.e., s. 88.
Metin Kazancı, Halkla İlişkiler ve İdari Danışma Merkezleri, Amme İdaresi Der-'
gisi, C. 5, S. 2, 1972, s. 11-24.
^
77‘
. r, ■ tasiyecilikle Savaş” programının .uygulanmasına‘en kısa zamanC).;:
;:da,başlayacağız.”'.'
^
Progi’amda anılan kırtasiyecililde savaş çalışmaları 1966 yılında Tür­
kiye ve Orta Doğu Amme İdaresi Enstitüsünün aracılığıyla yürütülmüştür.
Bununla birlikte kırtasiyecilik sorunu; aradan geçeıl süre içinde'<gün.'
çelİiğini hep korumuştur. III. Beş. YıUık Kalkımna Planıdle .1973 Yilı.Programından alınan aşağıdaki satırlar, bu durumu açıkça^ ortaya ikoyuyor:
“Kamu kmuluşları ;doğum, ölüm, evlenme,, işyeri : açma'; ehliyet ialma,,
muayene, tapu,, yergi , gibi, halka hizmet^ konulatrmda yaygın ve belirgin^
bir yayaşlık içerisindedirler. Devlet dairelerinde.halka; hizmetin, ve-.genel-'
üMe; işte verimliliğin ödiilü yoktur.”^® “Halkla' münasebetleri,; uygulama­
nın etkinliginLartıracak ve halka ien iyi şekilde hizmeti ,sağlayac^ibiçim!de: düzenlemek^amaci;ile, halkın idare ile^ temasa geldiği konuların, başlıcaları (doğum, ölüm, eylenme, nüfus, miras, tapü,ı ehliyet yb.)nmıbir en­
vanteri yapılarak,, basitleştirme . çalışmaları. yapılacaktır.”*'’ C
■ , '
III.
Plandan bu yana geçen süre içinde, özellikle sön yıllarda yapılan
çalışmalarla bU’'alanda âzımsanamayacak yol alihdığirii’ bŞirtm.eliyiz. Bu
çalışmalar içinde sanırız en önemlisi, yeni bir yaklaşını-'biçiminiiı deheıimesidir. Bu, yönetimle, ilişkiye giren yönetilenlerin beyanlarının doğrulu­
ğunu,,ilke alarak, işlemleri azaltmaya, yönelen anlayıştır. .Bu. ilkeye odaya-'
nıiarak birçok.işlemlerde gere;ksiz belge hazırlanması yükünden iş sahip^;
lennm kurtarılması sağlana;bilmektedir.
- i;'
- ■İNe' var' ki, yönetilene ■ve ’kamü görevlilerine gelenekse! ğüvĞnsizlilc' ah-'
layışımn yıUar boyunca biriktirdiği yoğun formalite ■feriğeller'ihi bir çırpıdaay'iMamanın olanak dışı olduğunu, bu alanda daha yapılacak çok ,şey .kal­
dığını, 1(. Beş Yıllık Kalkınma Planı (1985-1989) ile 1985 Yılı Prpgramm
dan, alınan, aşağıdaki satırlar,.,gösteriyor:
' , .
r[;;:“Organizaşyon;ve.;yönetim araştırmaları yapılarak, bürokratik işlem­
ler,; basitleştirilecektir..,, gerektiği , hallerde , vatandaş beyanını esas alan
yönetim usulleri geliştirilerek: uygulamaya ■konulacaktır.”-'’.
. Bu bölüıne son vermeden önce şu noktayı da belirtelim: •Yönetimin
toplumdaki, görüntüsüne, ya da bir başka anlatımla kamüi yönetiminin
toplumun: beklentilerine uygun işlev yapmasına değgin sorunlara çözüm
bulunamaması, halkla: ilişkiler açısından doğal, olmayan uygulamaların or­
taya çıkması .sonucunu yaratmaktadır.
, - ...-......
=3 Prg. 2130.
s. 296. . .;.
'
Plan. s. 173; Program, s. 331.
7Şv
Bu uygulamaları halkın topluma dönük işlev yapmayan kamu , yöne­
timine kargı tepkisinini.yarattığı bir tür sayunma: mekanizması, :ölarâk dfi".
ğerİendir^biliriz. .Bu .mekanizmaların,aracı kullanma, rü§yet,. iş ..takibi,' bagın.j ıve;öteki; yol y e ; yöntemleri kullanarak ,yönetimden .yakınma, Lyönetici
v^ıjöteki . görevlilerle: ryüz yüze tartışma" ,vşryargı, yolıma. başvurma gibi
;^Qİlaı^plduğunu b i l i y o r u z . ,
..r •,
n:..
>r :
i
Konumuz açısından önemli "olan şudur: Bu tür yöllarâ baş’vurmâ brâmmn. yi^sekliği;. yöneticiler tardından,,kurıoİTişlarında halkla ilişkiler: açışındsjı, işlerin , yolumda gitrnediğini, ;kuruııü ilgili,itpplum kesimleri ara­
sında luyum kurulmasına iilişkin:soıunların üstesinden .'gelinememiş oldu­
ğunu, bu alanda etkili oniîmler alınraası gerektiğini belirten göstergeler;
olarak değerlendirilmelidir.
,, .i: J
.
İ L
I
i-
fi f ı i i i i i
i.i
t-;’ /
İ Ş
K
İ L
E
R
, ;
;;
.
ı.
.H ıj.v /.';
i ( T l ^îJJ1' i ' ' ' - ■;
; Halkın. kamu; yönetinûnden beklentilerine,; görüş,, .dilek ye, yakınma-i
l.ai’ina.âlişkin fbilgiler, ancak iyi işleyen ;bir, halkla ilişkiler. düzeni ,kurul-.
muşsa,, yönetime., .ulagaibilir.. Ama, başta da belirttiğimiz gibi; gene de asıl
amag salt;iyi lişleyen: bir ;iletişim,olgustı yaratmak ıdeğildir.^ Önemli olan, ‘bu!
bilgi) akınunıniŞpnucu^^ i-yönetimin kendisine çeki:düzen vereıbilnıesidir. ;
"-■-’Öte yandan''halkla ilişİîiler prograırdarı âracâifİ ile'halkta da yon'e-'
timih'"beldediği'- doğrıiltüda ‘değişikliMer ğefcekleştirilöbilîr, orhegin ■yariliB'" anlamalar varsa düzeltilebilir, halkın yönetimi desteklemesi ve ışbir';’
liği yapması sağlanabilir.
. . . . . . . . . . .1
' ’ İ'üm' ‘buhlârin ' gerçekleştirilmesi haİkin ‘istediği' doğrültuâa, daha et­
kili ve'’verinıli' 'hizniet' yapan bir 'kamu yönetimi deine’ktir.^' Yöiıetirnih bü'
ahiâmida gelipirilrûesi' &
bundan önceki bMiim'de ele almmiş olduğu
için, bu bölümde'halıda ilişkiler aracılığı ile yönetsel'erkinlik ve'-vSirintıli^'
lik açısından önemli saydığımız halkın işbirliğinin ve desteğinin sağlan­
ması konusu üzerinde d'urmak istiyoruz.
"'
'
Halkın Katılımı, İşbirliği ve Desteğinin Önemi
, ■j j
; GÜnÜtoÜZÜni, dewpkr^^^iö®§w§
çok;.programının ■başarıyla, uygulaıu'nasımnj, bu programlarla ilgiU toplurn,
kesimlerinin-.työneMmi, desteklemesine;,ve kimiodurumlarda, bundan .da öte.;
katılmasına ive 1işbirliği yapmasına bağlı! olduğu biliniyor,,
.
- o
** Metin Kazancı, a g e , s 112-117. : l
!
Mümtaz Soysal. Halkm Yönetime Etkisi, TODAÎE, Ankara, 1968, s. 80.
Metin Kazancı, a.&e., s. 13.
, ,■
.,;j
•■
79;
Kalkınma planları, pograırlkrı, yeni vergi uygulamaları' gitei teplumün büyük, kesimlerini^ ilgilendiren ■könulardânrbeleffiyelerin k entiçi'tra­
fik: düzenlemeleri ya dâ zabıta önlemleri' gibi belli çevreleri ilgilendiren
prograrnlarına kadar çök-dayıda yöiıetsel etkinlikte başarı, ilgili''toplum'
kesimlerinin destek -ye i işbirliğinin- sağlanması oranında artıyor.' Topliımun bunlara tepkisinin ters-yönlü olması ise etkili hizmet yürütiilmesi
açısından yönetimlere türlü sorunlar yara,tıyor.^^
, İşte halkla ilişkilerin ,yöiıetsel : etkinliğin gerçekleştirilmesi açısından
rolü ve önemi bu bağlamda sözkbhusu olmaktadır. Çünkü yönetimler 'et­
kili ve; sistemli halkla ilişkiler programları aracılığı ile hizmet ilişkisi için­
de oldukları toplum kesinıleriniri katılımım, desteğini ve işbirliğini' sağla-ı
yabilmefctedirler.
l.v
.:.,::;,
Bu amacın gerçekleştirilmesi için halkla ilişMler-programlarından iki
yönlü olarak yararlanılniâsı gerekmektedir. B ir yönüyle bu prograırılar,
yönetimlere hizmet politikalarını saptarken ve uygulama kararlarını ahrken, bunların halkın ..beklenti ve ğereksihimleriyle tütarli Ölmalai’ina yar­
dımcı olmalıdırlar! Öte yandaıi gene hallda^ ilişkiler prograrnları âracıliğı
ile bu politikaların ^ve -uygulama kararlarının halka ' benimsetilmesi ve'
halkın desteğinin'sağlanmasına çaba hafcanmalldıf. HalMa .:ili§kiler ■pröğ-’
ramlarının bu iki yönü, aslında birbiri-ile yakından ilintilidir;- Daha doğ-'
rusu çoğunlukla birinci yönü, İkincisi için bir tik “olmazsa, olmaz”, türündendir. Gerçekten halkın beklentileri ve gereksınirnleıri ile tutarlı, uyarlı
olmayan kararların ve prograıhlarm, halk tarafından benimsenmesi ve:
desteklenmesi nasıl beklenebilir?
'
. ,
Halkla ilişkiler programlarının yukarıdaki amaçlara döaiik birinci yö­
nü, halktan yönetinıe bilgi akımı sağlamakla ilgili olan ya da kısaca halkı r
tanıma diyebileceğinüz yol. ve yöntemler, ikinci yönüyle ilgili çalışraalar
ise, tanıtma başlığı altında toplayabileceğimiz programlardır ■
Haİkı Tamma Yol ve Yöntemleri.
Şimdi halkı tanımaya yönelik halkla ilişkiler yol ve yöntemlerini, kı­
saca görelim.
.
, . .
' Halldia Yüz Yüze İUşMler: Yönetimin-günlük işl'eyi|i içinde kamü'ku­
ruluşunun çeşitli düzeydeki' görevlileri,- değişik nedenler ■sönücü yöneti­
lenlerle ya da topluınun Öteki kesimleri ile yüz yüze-ilişkilere girmekte­
dirler. Bir bakıma bu, yönetiniin. doğal'bir yöniidib: 'Ancak-ıkonümüz^
açısından önemli olan bu ilişkilerden yönetimin, kendisi için gerekli ge­
riye yansıyan bilgiyi (feed-back) alması, halkın; tepkisini değerlendirecek-'
Bu konuların geniş bü' açıklaması için bkz.: Mümtaz-Soysal',' a.g.e.
gekilde' ’bw 'bililerden yararlanabilmesidir. Bunun için herşeydeıl 'Önce,
yönetimin‘%ü olanaktan yararlanraâyı amaçlaıiıası, sonra da bu âmaCa
ujguxi örgütsel önlemleri alması gerökir. Örneğin bil bağlamda";îı‘0kteıj|’
yüz '-yüze- ilişkilöf- âiracıliğı' 'ile sağlanan bilgilerin, ‘ yönetime' ulaşması İçirt"
iletişim^yolları hazırlanılalı ve-açık-tütülabiimelidir!
" ‘
'
Halkla yüz yüze, ilişkiler, üst d.üzey yöneticilerçeiyapıldığı kadar;; hatta
ondan çok öteki düzeylerdeki: görevlilerce gerçekleştirilmektedir. ı Ayrıca
halkla ilişkileri ;birimi-.mensjıpları bu amaçla özel, programlarla, [görevlen­
dirilebilirler! ve,, doğal: .üişkiler daha da ;yaygmlaştırılabilir..
,,
,
Ne var M-uygulamalar, özel önlemler‘âlııımazsa, halkla alt duzeyİÖrdeki .yüz yüze tema,şlar.,şpnucu; elde : edilen hbilgilerin, ;şüzülerek iye genel­
likle yalnız, olumlu yöııleriyle üst kademelere, yaıjşıtıldığını göştejiypr. ;Bu
tü r: bir bilgi, birikiminin, halkın gerşkşinim,:, 4ilek ve. ,yakınmalaşçı dya, r.da
oltmılu i tepMlerini-r saptamaya i yönşlik, tan m a etkinliği açısından; istener;
nijı tj?jn;-,tersi sonuçlar dpğurapağı .açıktır. .Halkla .ihşkiler olgusunun, tüm
ypn,etimi iilgilendirdiği ,ye ,genel yönetsel sürecin bir parkası plarakaJeğer-.
lendirilrneşi,gerektiği .b^^ noktada bir kez ,d ^ a doğrulanmaktadır. , ı[iti j;:,
Özetlemek gerekirse, yöüetimin doğal işlerüefeihih bir parçası olan yüz-yüze| iü§kiler, halla tanm ak için kolay ve,^etkili bir halkla ilişkiler yön­
temi . olarak kullanılabilir, Ancak,herşeyin Ipaşında yönetimin' bunu, iste­
mesi, amaçlaması y e , bunüri: için uygm önlemler alması gerekmektedir.
Danışma, halkı'::taflimak'için yönetimin 'yararlanabilecep en etkili yön-'temlerden ■bir başkası. Hâlldâ ■ilişkilerin -bir yöntemi.^olarak- 'danışma, iyö­
netim ifö' yönetileMer krâsıhda tıyum:! sağlamaya yönelik^bir çâbadlrJİBu'
amacı gerçekleştirdiği^ oranda iyönĞtsel etkinliğin sağlanmasının afaçlârin-'
dâh birisi -olâfâk yararlı olacaktır. “Yönetimin kimi kezi toplümda oluşacak'
teplkiJ ve' sPnuçları düşünmeksizin karar ^alıp, dahai sonra yönetilenini tepki'
ve' ‘engelleinesiile 'adım'^;‘adırdi ya da birden -.gerilediğine sık; ^'sık rastlanıhaktadır. Dâtiışma, yönetimin bu tü r 'güç dürumlarâ düşmesini önleyecek
yöhteirâer arasındadır: B ir' başka anlatımla damşmay yönetsel kararın' uygulamasındaii' sonra ortaya çıkabilecek ^sürtüşmeleri örieedeh öğrenip cönleme olanağı vermektedir.”^* , ,
^ ^
Danışm'i yönteminden yönetim, çeşitli biçimlerde yararlanabilir. Tem-,
silcilere danışma .:ve.ikanıuoyu,; yoklaınalan bunlar <arasında;:eh ,etkili,'ölan-:i
lardır. Aslında siyasal: ve. yönetsel .düzenlemeler; kimi) kez j temsilcilere :da-i
nışmaya-örgütselinitelik kazandırmış olabilir. Danışma kurullarının,.ya da;
belli meslek örgütlerinin görüşlerinin alınması, karar oluşturuhnasından;
önce, zorımlu da kılınabilir. ,
-Metin Kazancı, a.g.e.,
S,
62 .
8İ-'
, Ne. yar M .danışma yönteminin ,özelliği, ,zorunlu,,ya, da yönetimin is­
teğine de kalmış olsa,, danışnıadan,sonra karar verme .yetkisinin gene de
yönetimle, ait olmasıdır. Bu, özellikle.,çok güçlenmiş baskı gruplarının gö­
rüşlerinin yönetimin kararlarına, yön verecek ölçüde etkili olması ihtimali
açısından önem kazanır. Baskı gruplarının görüşlerinin, ,kanıu, yararı; ile
çakışmaması durumlarında yönetim, danışma sonucundan etkilenmemeye
özen ^göstermek-^zorüiıdâdirl'Burada vurgulaninası'gereken, kamu -yöneti­
minin demokratik bir- toplum^ yapısı içinde bir kâniü projesi için'kârai- ve­
rilirken-danışma yöntemini; ilgili tüm' toplümsal kâtegorileriıı görüşleri­
nin yanılmasına olanak sağlayacak'bir biçimde kullanması,' kârârinda'da
toplumş^ .yarar sağlayacak,pptimal dengeleri bulaibikneşidir.; ■,■
-■ ■ Kamuoyu ''araştu-maları, -'danışmanın özeL bir türünü' oluşturur. 'Bu
âraştırnialarj kamu* kuruiüşunün kendi halkla ilişkiler birimi’ arâciliği ile
yapılabilit^ ya 'dâ başka kuruluşlarca'-yapılimş' araştırmalardan yönetsel
aınaçlârM-yararlanılabilir. Ancak sonuç hep’ aynıdır. -Kamu''yönetiminin'
bilğisinii¥yetersiz olduğu bir-’alahda’ karai- verilinedeii 'ohce yönetimin
değeîlenÜirmeleri'hfe ışık'tutacak’ bilgiler, kamuoyu' araştıfinasî41e sağla­
nabilir. Yeter ki uygulanan âraştırnia, anket, görüşme yöhteinleiri'tutarlı,
yansız, .ye gerçekleri- yansıtacak nitelikte olsun...
■
■ ' Basiiî; yönetimin başkâ yol've yöntemlerle uzUn sürşde ve 'güçliiltle
elde edebileceği bilgileri kolaylıkla- sağlamak açısından, toplum kesimlö-'
■rinin' isteklerini, tepkilerini tanımada, yönetime yardinicı iletişim araç­
larının : başında yer almaktadır.;ıBasında yer,ıalan,bireylerin tek tek oku­
yucu i'inektupları, röportajlar, , haberler, inceleme yazıları,' araştırma;^so-'
nüçlarl,: h,ep toplum ile yönetim,, arasında :kö,prü,:kuran, i öna/,:hal-k' tepki-,
lerini i■sürekli .aktaran kaynaklardır. Ypastim;: için, başının;-, bilgi, aktarma
işlevi,.: .Özellikle' toplumsal; fkatmanlarr temsil, ed.en,.: belli -.kiimelerin ,sözcü?.;
lüğünü yapan, gazetelerin,, dergilerin-çoğalması ile.';önem, kazanmaktadır.:
B;asinın. toplumsal bir güç olarak teınsil .ettiği .toplum kesimlerinin: .sesine
yöjıetimin kulak tıkaması, deınokrşıtikleşmiş: toplumsal,koşullarda. olanak
dışıdır.. Ama burada yönetimin gene çeşitli:grupr.çıkariari:ile ıgenel kamu,
yararı arasındaki dengeyi, hep .gözönünde :tutması, gerekecektir.,b.
. 'n;
Basından optimal yaran sağlamak için, kamu Kuruluşu, basını sistemli
izlemelidir.^'Bu görev, halkla: ilişkiler, birimi tarafından' etkinlikle: yerine
getirilebilir. Ne var ki: basının izlenerek elde edilen- bilgilerin, yönetimin'
belleğine: salt depo^ edilmesi,, elbette yeterli olmayacaktır.^ Elde' e'dilen. bil- i
giler, ' süzülmeden ve seçime.'uğramadan'karar verme liiek-ânizmalarına;
ülaşabilmelidir;": ■' . i - ; . ^ I ,
’ '
I .
Vatandaşlarııı yazılı başvurulan, yönetimin halkı tanımak için kendi
olanaklarını seferber etmesine gerek kalmadan, halkın kendiliğinden sağ82,.
ladığırbilgiler 'için:.zengin bir. kaynâk.^ öiuşturür^aŞilîayett-veaâirelİ’ kütulâ-''
rından [ yâraiplariinanm.; iiısanlârımızıîn o alışkankldâri ^ airaisinda blfriafilâsma
kargın, dilekçe: alıgkanlığınıri ,ıie‘ ölçüde ;yaygıriğöMüğu' he'püMliffiybrl--'Kü§-'
küsüz ;Anayasanın ':;dâ :verdiği:'diiekçe/^ -Hakkının'--ibMlariınılÇjfiöizüa'de’^dalîâ'.
çok kigisel sorunların çözülmesi isteklerine yöneliktir. Ama yönetimiö -tb'ı>'
Turadan dilekçe ile gelen,mesajlara,kar^ı,tavır ,takmacağ:ı., [d41 ekçel^
getirikn , mesajların üzer|inde . özenİĞ.l^urül^
inanç yaratılması ^durumunda, dilekçeler aracılığı. ile
cede'“yararlı Mlgilerin akacağını ^öngörmek, herhalde yanılü^^ olmaya­
.................
M I .
i I■r -Icaktır. . .
..
f- ,
Halkın gefeksiriimleririeV'beklentilerine uyumüj h^lkı4‘aiiiriiâ yöntSniS
leriyle' pekigtifilmig' kamu pfoğrEÎnaKnmn Halk -târaîindaii b'enim^ehme’
şansı kuşkusuz yüksek olacaktır. Am'a bu kamu-^ k^ürMüglârİflih 'k^fârİa-'
rmı oluşturduktan sonra, programlarını ve projelerini halka tanıtarak,
daha büyük ölçekte destek ve işbirliği sağlama gereksinimini ortadan
kaldırmaz. Daha önceki bölümlerde yönetimin çalışmaları hakkında top­
luma bilgi vermesinin demokratik görev niteliğine değinmiştik. Burada
salt yönetsel etkinlik açısından da, halka bilgi ulaştırmanın gerekliliğini
belirtmek istiyoruz. Bu iki yönlü işletilen bilgi alış-verişi aracılığı ile top­
lum kesimleri kamu programlarının önemini ve yararını algıladıkları öl­
çüde, kararlan destekleyecekler, programların uygulanmasında kendileri­
ne düşeni, istekle yapacaklardır. Kaynakları sınırlı olan bir ülkenin kamu
yönetimi için, destek ve benimseme, toplumsal kaynaklan harekete ge­
çirmek açısından büyük önem taşımaktadır. Toplumun, yönetimin karar­
larının doğru, haklı, yerinde olduğuna inanması, örneğin, j^-önetsel düzen­
lemelere ve yasaklamalara ilişkin kararların başarısı için de çok önemli
olan güven ve destek ortamım yaratacaktır.
Halkla ilişkilerin yönetsel etkinliğe olan katkısı konusunda son ola­
rak şu noktayı belirtmek istiyoruz. Demokratik bir toplumda kamu yöne­
timinin varlık nedeni, toplumun gereksinimleri, beklentileri yönünde iş­
lev yapmaktır. Kuşkusuz dar anlamda kamu yönetimini bu yöne doğrul­
tacak olanlar çok partili parlamenter düzende, başta yasal düzenlemelerle
ve yürütme organını denetleme yetkisiyle parlamento, sonra da iktidar­
daki siyasal partinin görüşleri doğrultusunda hazırlanan hükümet prog­
ramının ilkeleridir. Ama siyasal süreç ne kadar belli kategoriler çerçe­
vesinde işlese de, öteki kategorileri görmezlikten gelemeyeceğine göre,
yürütme organı da yukarıda sözünü ettiğimiz halkı tanıma yol ve yöntem­
lerinden yararlanmak zorunda olacalctır. Toplumsal barışı sağlama soru­
nunun çözümlerinden birisi burada yatmaktadır. Dar anlamda kamu yö­
netimi, yani tek tek kamusal kuruluşlar ise bir yandan genel anlamda
yürütme organına bu açıdan yardımcı olmak durumundadırlar. Öte yan835
dajii takdir:;yetkileri 'içine. ;giııen: jâİ'anlarda;karar::plu§turürkeH:.: âyrii yön-:
tenılerii:kul.laninal^^^ sözköjausui [olacaktır.: Önenıli olan yönetimin bu koaudakiukğrariılığı,' 1 istekliliği' :ye ijhalktan'.' bilgi. lakimını ,:sâğlayacak yol ve
yöntenjleri; kamu ıkumluşunun işleyiginihi bir doğal öıgesi durumuna getirmeleridir,;;^':^.’ i;;
'iö'v crM'ıv;.
'
.f' ,'i
-i^ î.
"■ Halikla'ilişkilöç birîM
bu' ârnaçlârın gerçekleşrrîfeitıde kuifi±ıay ‘-Mz'met‘ veren'd^
yârdırncûardır. 'Bu nedenle" kendi-:
l&indgn''beffl^nen'işlevi'yâpâç^^ niteliklere kavuşturulmalı, örıgütsel ko-'
ntıölari' bu 'nokta gözönünde' tütdiâfâk"belirlenmelidir & na halkla ijn
ilişkiler kurma, halka yönetimi tanıtma ve halla tanıma, yönetimle hök
arasında ,yerimli; .bir' ujruııi;-, sağlama;, amacının, rkamu ;kı^uluşlarında en
üst yöneticiden aşağıya.doğru tüıri; örgüt.mensuplarının,Minen;,, ortak ça­
balarıyla ,-gerçekleştirileceği ,;unut^^
'm■
i
il.:!.'i'/::
:/;•
' '
o■
.
.
■■
'
: VV.Ü;.
J
..
j'üJj.:u:..),;'
m;:;;.
i
:
ik' .:f:;îo L';- j :e
. , '..A.
t , L'.;
U'!'-
v;,
>
'
:>
ı.'j':
"'ı--
m:'.'.r.ır{/-:.i
jn'.,:'; ,1i.fğrı:.;,;
c;:j ;i\H 'f;:::: f ''
-(.iü i;.::'
L-J'::;
i
i'bi'.'i’IiliOİ
'.id
ı,:';s r
a Iaj 'i
.sAM:.
i:
'
u.,.;”
\>Hiî’y
.-.i
r: : .jjvi'i./î,'";': H:.
1 - 7 ' v : , " . i . ; 7 kİ";:.S
i; l ü l e n
- r a ' ■;;/ i.ov ,
ioruî,;;
-c;..'' ;'i;ü
84:i
6
J
.
j
- . :::>
.',1
. ■;
. ı i'X''■
,
i
h
î
!'
.1.;
r;,n v
1
' j İ!iî;;'D
.'î; ’ :.[!-'OBİo
'iicl :iil
: : " : : ı i m;:'.::
'
i';::;;,/ ;
' '
:
u ehîû jn :'-;
Viarı
‘. r ; ': \ı<
:■;;;,
l'Oi'î'O
'.'n
i--
-"-noiö :-U'- Lr\ nbf:::!-
,■ i , / i
' b;;! / ı'-'ö;. ;■'•■;>
.^ l E E Ş İ T E L ^ R D ^ İ H A m İ İ
Prof. Dr. Osman TEKİNİ^r,rn-;iiu;'j,; ooi'hisr;
Doç. Dr. OğKz YUEDAKUL
Dr. Nafi BAYTORUN
ÖZET:""*
:'b
5;rff-=r;o l
a i o i
n :'r(;jjQ '
.'.ıFÎİd K iın ît';
'
j
U
'j£ i
■ î^ ■ Y e t i ş m i ş i î r i s â n ı ğ u c ü * ’ ' i n s a n i ı ğ ı - a y d i n i â t a ı i , ' d r i a ' h a y a t - v e r e n
n a k tır.
B u
v e rs itiile r
g e lir
da
an cak
iy i
e g itim -^ ö ğ re tim
b ir
e
4„ n , i n s a n
r
i
e ğ itim
ile
s a ğ la n a b ilir.
h iz m ^
fe lse fe şi iç e ris in d e
.^ b i r i m i n i : b i ç i M
;
B u n u n
a r i â ''K a y ­
iç in
d e 'ü n i ?
g ö r e v i n i ,, y ü k l e n e n - ; ü l u ş a l r k u r u l ı ı ş l a r - ı n / b a . ' | ı n d a
Ü n i v e r s i t e l e r i n ,, h a lk a
ışfls l -
l
gü ç,
7
:
-
t o p lu m a ,^ h e r
k a y n a ş tıra n
!
Ü
g ö rev ­
. 7 . 'b r : o i ; ; ! r u j ' : l ' •i
m ;r :
:i Üniversite ve bağlı küraLuşların genellikle'-yâsa ile' çâçeveleiimîş ğö^.
revlerihisbellr.:ba§lı.'3 jânargrüpta-'iföjplamak İTİüınkühdür.^''’-':' rgBOK'j.:-: ' ını.'-ıH.,'!
iKiiiV’ fr^^ani nbısf■:;■■[:; Hi^îo f.;jîviiıii
^B u n la r
■
s ıra s ıy la ;
B u n la rd a n
p | r e ;t i m ,.,
y a y ım
h i z m 'e t i ;:,y a l n ı z c a
a r a ş tır m a !) s o n u ç la r ın ı
la n
to p lu m u n
v e rş ite
y a y ı n l a m a k ,t d e ğ i l ,
y a ra rın a
ş e k lid ir. H a lk ta n
a n la y ış ı
......... B e l i r t i l e n : b u
ü n iv e rs ite le rin ly â p m iş n o ld u k la ri
k u lla m n a ğ a
k o p a n p n a
çağd aş
o la n a k
a k s i n e ,; i b u h l a r ı
s a ğ lıy a n
çok
d ç i n d .e
e tk ili
y a ş a d ık -'
b ir ia â liy e t
h i z m e t , g ö t ü r m e ı y e n , s a d e c e . , b , i l g i ■, i i r e t e n Y Ü n i '
d ü n y a d a .d e ğ e r i n i
ç o k t a n .,y i t i r m
r r u -t
h u s u ş u n - ı ş ı ğ ı ş a l t ı n d a ,, . b ö l g e l e r d e .;-a ç ü a n ]f Ü n i^ ^ ^
: ‘ i: r
ve
Fakültelerin,; çeYrejjerine Ç.şşitli jönlerden katkıla-ri ;glduğur. gün-geçtikçe
açık bir şekilde ortaya çıkmaktadır. Bölgelere kurulmuş
siteler, kuruluşlarıyla, birlikte, ö|renci. öğretirni yanında, bölgşnm;-,,çf§itli
söi^ıilarlhâ, 3>öheİ& araştırirîâl^ra'hemâh. ba^^
İ a r ı , 'İ i j i r d i ğ e r i n d e n
i â r M ı ^ ö z M İik W ^ d î d ü ğ u ı ç i n ,\ ''y ö r e ' i l e ' i İ g i k
iv e d i
a ra ş tırm a
lik te
o la b ilm e k te d ir.
la n , ra d y o
ve
s o n u ç la rın ın
b a s ın
s o f u h l a r m a 'ç ö z ü m
d e n : ö tk ile in d
o rta y a
k o n m a s i , ' v a t a n d a ş a ' ışıkj(ut'üc^^^^^^ ? ı i t e ^ -
Ç e ş itli y a y ın la i-,
y o lu y la
ş e k li
y a p ıla n
b ilim se l,
te k n ik ' v e ;K ^ f ;İ o J i :f â ^ ^ ^
g i r i ş i m l e r , t o p l u m u n 'y ^ a l n î z 'e k o n o m i k '
g e t i r n i e îd e ğ ıl,
â jm i"-z a m a n d a ' ç e v r e y i " s o s y a l-y ö n ­
a ç ı s ı n d a n ; t i ü y ü k : ö n e fia ^ t s î ş ı m a k t â d l r i
‘
:-0 c
8g
üniversiteler kuruluşlar: çevrede bulunan kamu kuruluşları ve va­
tandaş, bir zincirin üç halkasını oluştururlar. Bu halkalardan birinde or­
taya çıkacak kopukluk, sistemin etkin şekilde çalışmasını engelliyebilecek
nitelikte olduğundan birleştirici, uygulayıcı olma yönünden üniversitele­
rin görevleri bu alanda büyük ölçüde önemlidir.
“Üniversitelerde Halkla îlişkiler Uygulamaları” adlı bu bildiride Çu­
kurova Üniversitesi'Ve' bağlı bilim kurulüşlarınm, küruluşlannaan bu gü­
ne kadar geçen süre içerisinde bölge halkına teknik, ekonomik, sosyal,
kültürel yönlerden katinda bulunmak amacıyla sürdüregeldiği çalışmalar
özet halinde sunulmuştur
1.
GİEÎŞ
Yetişmiş insan gücü; insanlığı aydınlatan, ona hayat veren ana kay­
naktır. Bu güç, ancak iyi bir eğitim ile sağlanabilir. Bunun için de ünijı-p^şitelgp ,eğitimi •öğretim göi'eyini yüklenen^tulusar kuruluşlairm' başında
© m v e r s ite le i’V'biliöisel' ö ze rk liğ e v e k a m u tü z e l M
yükse k t-d ü zey d e '''eğitimiÖğretim; b ilim s e l araştırm a , y a y ım v e d a n ış m a n lık
yapan-, fa k ü lte / elıstitü,* 'y ü k se k o k u l v e berizeri- k u r ü lu ş b iriiM & in d e n ' o lu ­
şan ö ğretim k u ru lu ş la rıd ır. Ü n iv e r s ite le r in gö rev ve iş le v le rin in ; 2547 sa­
y ı l ı pYjikşek, O ğ r ş t m 'K a rıu n u n a :, göre lyap ılan j bU ta n ım ın d a n ı d a ı â ş ık ç a
a n la ş ıla c a ğ ı g ib i, . y^üksek--eğitim iVe! . ö ğretim k u r u lu ş la r ı, -, sadece ülk en in,
ih t iy a c ı o lan a la n la rd a in sa n g ü cü y e tiştirm e k te k a lm a y ıp , y a p t ık la r ı ara ş­
tır m a la r la ü lk e n in ‘ekonom ik, so syal v e k ü ltü r e l g âlişriıesihe ö n e m li k a t k ı­
la r i ;ğe tirm ek ted irleri’'Ü n iv e rs ite le r a y rıca - s ü rd ü r d ü k le ri ■çok^ y ö n lü sosyal,
Ico itürel; sp o rtif fa a liy e tle rle de b u lu n d u k la r ı b ö lgeleri, ile b ü tü n le şm e k ­
t e d i r l e r . • i'i , ' , 1 _
■ r
' 'Ü iıi’^e'i’siteleriri, hallîa" hizrriet le lse fe si içe risin d e to p lu m a h e r a lan d a
ış ık tu tan , b ir e y i biçinile'ncliren v e to p lu m a k a y n a ş tır a n g ö re v le ri v a r d ır.
G v iÜ h iv e M fe le r in '-y a s â ile ger^
b e lli b a ş lı 3 ana
ğM ptSaopİâm als'Jtoüniki^^^
B u n la r ' s ır a s ıy la ; Ö ğ r'e tim -E ğ itim j A r â ^ vW Y â y im ’dır?'^^^^^^^
•:
o r
f
-
'
"
'
i
'
f
^ I
i ı i
■,
- l i ' i M '
■ ‘; O C T
g e rçe k le rim ta ra f s ız lık ilk e s in e d a y a n a ra k ö ğ - ’
iB n ç ıy e şu n m ^
^Öğrencide b ilim s e l d ü şü n ü şü y a ra tm a k , o n la rı k o la y ca
etki“ â lf in d a ^
o b je k tif k ısta sla ra jğpre , d a v ra n ış gösteren b ire y le r
h alin e, ğ e tirm e lî; ^araştırma'^ y e te n e k le rin .!'g ü çle n d i
b u a şa m a n ın ana
amacını oluşturur.
.’ riüJv ruj ( ı i ' j ı
.
> '> ■ , ni:-üqr,'
„|.İÖvARAJ|,TISMA^^ Üniverşitelerin ikinci .önemli göreyidir.ııiÜniversiteler,
toplumun sorunlarını, kurulduğu^bölgenin sosyailv ekdnomik, kültürel, sağ-86
lıkijve' tarımsâl yöMeriiıî dikkâte/alârâK değerlendirmek zofundafe Biliin âdâmı/i bir :târaftân ■tebrik sistemler üzerinde görüşler ileri ■sürerkm j-diğer î'-taraftan’’ bülünd^^
bölge,'dölayısiyla ' ülke kalkınmasını
arhâçlâyan aı'yğMâmalı çâlişmiâlara öhöelik ‘ vermelidir. 'Her Üniveröite;
büründüğü^ bölgede §ewesi ile kârşılikli çök iyi diyalog içerisinde bülürian
bifitsistem içerisinde’^gelişmelidir;' Topumun sofunlarına çözürii' 'yolu' - ge-i
tifm^k, üniversitelerin' yükleneceği '-eti' Önemli" sörumlülufc alMnlarindâri
bilisidir. '
’
'
■■■'/
^
„;rjc YAYM,HİZ;METİ[: -:Ün^^^
üst düzeyde-, insan güc.üf.yetiştirr:
me ve araştırma yapma gibi önemli görevlerinin yanısıra,-en‘âz; önlarfkas
dar önemli gördüğümüz diğer bir yasal görevi de yayım faaliyetidir. Bu
görevP 'ütiiversitelefin; özenikİe -afaşliırniaTâiiâ elHI^‘fettıklerı' ve ‘uygulamayâ-'kÖnuMüğü -takdirde' ‘muHeİidisliktei'' sanayide; tarımda' vb. alanlard'a ;örieİTcni' ' gelişmeler- sâğlayâc
'biİğilferin; çeşitli' yöntömlerlei toplumâ
âklâfılmasıdıri ■Töplüniü özellikle' âktarilan bilgilerden' - yafarlanâcâk’
olan kesimleri bü bilgilerin%iğmda"‘sâğlâyacâklaM'^ilerlemey^^^ lienı''keiıdi ’bilgi beceri ve-'dolayisıyİe ekonomik' ölanaklariin afttırabiİĞcekler; hefn
devbun „n sonucu,-- ülke ■ğenelihde-' •çağdâf "aiılâmdâ'' bir ‘ğelişnü|lik' tabloöu
öf tayaî ■çıka:caıktıfi' 'önceki-yıliaf da,''ünivef sitelefîn
' yönde yöterli ■'^abâ
göstefnıediMerİ ve ■ulke"' kâlkinmasinâ beklenilen ‘ Öfafldâ kâtkfdâ^'büluft-'
m:ayari‘bir bilgi dağı hâline''geldikleri ■tarfeşü^
eleştirîlifdi.' Son^yillâfdâii''öze'lliklĞ'-- bölgg'-ünivefsiteleri kufülüp çoğaldıkça, bunlafıti eğitİm^oğretim /araştırnıa ve-yayim olanâklâfı-'aîfitıkca ba küfülüşlarıniıkdan; işbif^
fiği içfefısin'de - yâfârlaiiıiııa' eğili
dâKa’ da -artmıştır. iSslında' üiiivefsite­
lerin, bilgi -yetersizliği, hatta -açliği içinde çırpman‘ kesimlerey’bilgi'^ak’t a’’
rumnda bulunrnası en önde gplen görevlerinden.biridir,
.. ,, , ^, q
"' B eL/tileh -nedenle' yâyim hiziheti -yaTnızÖâ -üniversitelerin-' yapriilş‘' oİdüklafı-^afaştıfma'soMçlâfmı' yâyıMâmak'değil,-’-’âksine‘%üÜlâfİ-'îçiMe <yâşâd]'Man-'‘^öplümüh''-yâf
kü-llanmayâ''olanak' saiğl'ayan çok fetkili~'bif
fâaliyet -şeklidifi’ 'Hâiktâa kopan; sâdece" 'B i l g i ' üreteri ünivefsitefanlâ-yişi;
çâğdaş dünyada değerim çoktai¥'yitirmiştif! - ;
' ‘ :
•49!;..ır ^ ü ; :
i;
'i
f!
i ^ r:' -"’
. . "I :
/■ iıa ı;)'-/
'Ünivei’sitelerın yayıni rfaalijfetleri iiçerişinde ;.şüphesiZii (gazetev/idgEgi,!
bülten vb. yazılı araçlar ile konferans, seminer, kongre, sempozyum gibi
düzenlemeler önemli yer tutmaktadırlar. Bununla birlikte, araştırma ve
denemelerle elde edilen bilgi ^kümesi içinden, halkın veyâ- ilgileneli ‘ ke^
simlerin anlayacağı düzeyde süzülerek çıkarılan pratik bilgilerin, geniş
kitlelefe ^Ülâştırılmk'sîhda en ietMn çağdaş iletişirri: âfâçla'fi' radyo ‘ ve-.Aelevizyönduf. ^Bu afaçlan olabildiği kadar sik ve etkin kullanarak- halka ülagâbileri üniversiteler^-kuruluş aröâçlarındân'en öriömlisi ölâü yâyım'faâli-i
yetini o denli başarıyla yapmış sayiliıİaf;---'i''^
fi
■ Yukarıda;açıklanan,bu husıısların ışığı altında, bölgelerde açılan-üni-'
yerşitelerln- çevrelerine .çeşitli yönlerden katkıları olduğu gün,]geçtikçe
açık bir şekilde ortaya çıkmaktadır.'Bölgelerde kurulmuş bulunan .üniyerH
siteler,, baf İl kuruluşlarıyla birlikte , öğrencinin yetiştirilmesi yanında,
bölgenin ekonomik, sosyal ve diğeri sorunları,'bir diğerinden: farklı özeli
likte olduğu,' için yöre ile ilgili ayrıntılı ye ivedi araştırına sonuçlarınııı
ortaya kpnması vatandaşa ışık, tutucu nitelikte olabilmektedir.' Çeşitliryayınlar, bilimsel teknik ve halk konferansları, radyo ve basın yoluyla ya­
pılan girişimler, toplumun yalnız sosyal ve ekonomik sorunlarına çözüm
şekli getirme değil, aynı zamanda çevreyi kiÛtiirer yönden» etkileme açı­
sından :büyük önem taşımaktâdıri
'
,.n 1973 yılında kurulan Çuliuroya Üniversitesi, faaliyetlerini sadece ;;bu-lunduğu iiniyersite , kampusu sınırları içinde tutmaımş, kuruluşunun 14.
yılını kutladığı 1987 yılmda, ayrıntıları aşağıda özetlenmiş: bulunan giiçlû öğretim ve araştırma kadrosu ile, Çukuroya Bölgesi ile iilkemizin biliiTt
ve. kültür yaşamına, rtarımsal ye teknolojik gelişmelere, öneınli ; ; katkılar
getirebilecek ■düzeye, ulaşmıştır.; Çukurova Üniyerşitesinin ulaştığr etkinUk, yurt dışı ilişkilerinde de; aynı şekilde rkendini Mssettirmektedir. .Çu­
kurova, p'niversitesinin ana amacı, bununla yetinmeyip Dünya’da hızlı
bir gelişini-gösteren bilim ye t|eknplojiyi yakından izleyerek, bölge ye iül­
kenin her ypnden daha hızlı, gelişmesine katkıda bulunan çağdaş bir üniyerşi^te; •Özelliğini sürekli, olarak canlı tutmaktır. Şüphesiz, bu durumurt
istenilen düzeyde gerçekleşmesi, önemli ölçüde Üniverşite-Deylet-Toplum
i§bii’h|:ine; bağlıdıı Bu,iş|3irliği istenilen ölçü ve kapsamda kurulabildiği
siireçe,- ,bu amaca daha ,kolay ;Uİaşılabilmesi mümkün olacaktır. • ; '
Bunun için de öncelikle, Çukurova Üniversitesi've bağlı akadenaik
birimleriyle,, bunlarda sürdürülen tüm faaliyetleri çeşitli yönleriyle tamttnayi iye böylece üniversite ve faaliyetleri hakkında toplumu aydmlatmayi ;gerekİi gördük. Böylepe, yarının yüksek öğrenim mezunu gençlerimiz
ile, Üniversitenin yakın işbirliği kurmaktan önemli yararlar umduğu çe­
şitli meslek kuruluşlarına kadar, geniş bir . tpplum kesimine genelde üni­
versite, özelde Çukurova Üniversitesini ve halkla ilişkiler faaliyetlerini
daha iyi anlama ve tanıma inikanı sağlamak istedik.
r
'
'
-V
'1 ’
î
.
î
i
.
2.’ ' ÇUKUROVA UNIVEESITEŞÎNÎN Y A P I Ş I ' j;;
' '
'
'
■i •
-
■
: frs
Çukurova Ünıversıtepi, Ankara: Üniversitesi Ziraat Fakültesine bağlı
olaraic.faaliyet: gösteren lAdana Ziraat Fakültesiyle Atatürk Üniversitesine
bagiı olarak kurulmuş bulunan Adana Tıp Fakültesinin 1786 sayılı kanun­
la birleştirilmesi sonucu kurulnauştunv
:. : ,
;; - : n
i=> ,
88
Yükseköğretim Kurumlan Teşkilâtı Hakkuîdaki 2809 sayılı kanunla
yapılan son düzenlemeye göre Çukurova Üniveraitesi 6 Fakülte ile Rek­
törlüğe Bağlı 6, Fakültelere baj,]ı 3 'Yüksekokuldan ve 3 Enstitüden oluş­
maktadır.
(1)
Fakülteler:
■-sJ\];iU./ı;ğitim^FaLkiiltösi*^
şv/o-.,;!.,:-: ^;r - ' ü ur.';
— Fen ■- Edebiyat Fakültesi
— İktisadi ve İdari Bilünler Fakültesi
— Mühendislik - Mimarlık Fakültesi
'
— Tıp Fakültesi
. — Ziraat Fakültesi
- ı ' j'2) ' ■Yüksekokullar :
a)
Rektörlüğe bağlı Yüksekokullar ,
,
,^takya.,,Meşlek:Yüksekqkulu .
.
i-Çeyhan Mesleki Yüksekokulu t
Yüksekokulu
‘- - .—^iMersin Meslek Yüksekokülü
— Osmaniye Meslek Yüİisekokulu
— Su Ürünleri Yüksekokulu
'
. .
b) iFakültelere bağli Yüksekokullar:
"
Adana Eğitim Yüksekokulu (Eğitim Fakültesine bağlı)
"
— Hatay Eğitim Yüksekokulu (Eğitim Fakültesine bağlı)
— Mersin Türiziiı İşletmeciliğive Otelcilik Yük. Ok. ( 1.1. Bl. Fakül­
tesine bağlı)
(3) -Enstitüler— Sağlık Bilimleri Enstitüsü
Sosyal Bilimler Enstitüsü
—^Fen Bilimleri Enstitüsü
Öğrenci Sayısı:
1986-87 eğitina-öğretirn. döneminde 6 fakültede ve bü fakültelere bağ­
lı yüksekökullardâ 8491, Rektörlüğe bağlı yüksekokullarda 2393, enstitü­
lerde 611; olmak m ere toplam. 11495 öğrenci öğrenimlerini sürdürmekte­
dir.
^-'li
89'
Akademik ve Diğer-PersonelÖui’umu : - '
Halen üniversitemizde 5 2 profesör, 111| ,doçent, 100 yardımcı doçent.
581 öğretim üyesi yardımcısı olmaİc üzere toplam 844 akademik . personel
görev yapmaktadır. Ayrıca, değişik birimlerinde teknik, idari ve işçi sta­
tüsünde 2264 personel çalışmaktadır.
;v
>i
Üniversite Rektörlüğünü halen Çukurova Üniversitesi Ziraat Fakülte­
si öğretim üyelerinden Prof. Dr. Mithat ÖZSAN, yapmaktadır.
3. ÇUKUROVA ÜNÎVEESÎTESİNİN SOSYAL- KÜLTÜEEL . VE.. ,
SPOETİF ETKİNLİKLERİNE ÎLÎŞKİ n 'OLANAKLARI,.:/
Öğle ve akşam yemekleri için üniversitemizin sahip olduğu ve 10.000
kişiye aynı anda yemek servisi yapabilecek büyük ve modern bir, kafe­
terya ile bölümlerdeki kantinlerden öğrencilerimiz yararlanmaktadır.
Sportif çalışmalar (futbol, basketbol, hentbol, voleybol, atletizm ve
masa tenisi) yetkili görevliler yönetiminde Rektörlüğümüzde düzenle nrnektedir. Sportif çalışmalar için üniversitemiz bünyesinde haleü kapah
yüzme havuzu, 10 basketbol, .ikisiı çim< ve ikisi toprak, zemih oh-hak-üzere
futbol sahası, bir uzun atlama pisti, 16ÛÛ nı.- uzunluğunda bir koşu, pisti
ve değişik yerlere serpiştirilmiş 50’den fazla ;.maşa tenisi. masa.sı. bulun­
maktadır. Ayrıca, bir kapalı spor 'salonunun^temen atıhnış, inşaatının
öğrenci fonundan yararlanılarak 1987 yıh içerisindfe'tamamlahniası prog­
ramlanmıştır. Büyük Anfi bloku altında .15. masa bulunan masa tenisi sa­
lonu ile öğrenci kafeteryasında 25 masalı yeni bir satranç, salonu da yeni
hizmete açıirhiştır (Çizelge 1). ,
,: —^Üniversitemiz ana kampusunda Morfoloji binasındaki geçici ye­
rinde tesis edilmiş Üniversite Merkez kitaplığı ve bölüm, ;kitaplıkları ge­
rekli her türlü yayın ile donatılmış durumdadır. Merkez kitaplığımız Cu­
martesi ve Pazar günleri de öğrencilerimize hizmet verniektedir. Üniver­
site Merkez Kütüphanesi inşaatı halen devam etmektedir.
— Ders notları, halen fakültelerin t e k s i r h a n e l e r i n d e : bastırılarak ma­
liyet fiyatına öğrencilere dağıtılmaktadır. ^
— Bölümlerce değişik zamanlarda “Bölüm Günü” adı altında tanış­
ma ve eğlence günleri düzenlenmektedir.
:
: .i; '
, ;— . Olanaklar elverdiği ölçüde Dekanlıklar veya Bölünılerce Bahar ay­
larında eğlence ve uygulamalara; yönelik çevı;e gezileri d:üzenlenmektedir.
-c.. —^lÜhiversitemiz Mediko-iSosyal Merkezi ve, Numune Hâstâhahesi öğ­
rencilerimize sağlık hizmeti vermektedir.
^
90
.iTr ”, Çizelge 1. Çukurova Üniversitesinde; Mevcut Spor Tesisleri
Cinsi
Adedi
özelliği
. '
.
Y ü ^ e havuzu
1
Kapalı', ısıtma sistemli, elektronik tramplen, skorbord, 3 tramplen. 500 seyirci kapasiteli olimpik -’ ■
.standartlarda
y
Kapalı spor salonu
1
lyanşm aj 1 antrenman, 1 kondisyon merkezini içe­
ren, 1500 Kişilik seyirci tribünlü Cinşa halinde)
M. tenisi salonu
1
15 masalık kapah antrenman salonu
Antrenman salonu
1
Güreş, Judo ve Taek-wondo çalışma salonu
Futbol sahası
4 ’
Itanesi nizami .ölçülerde ve tamamınm zemini çim.
Basketbol sahası
^9 - '
Zemini toprak, asfalt ve beton olmak üzere kam•püse dağıtılinıştır.
Voleybol sahası
9
Zemini toprak, asfalt ve beton olmak üzere ka,mpüse dağıtılmıştır.
Hentbol sahası
1
Asfalt zeminli ve nizami ölçülerde
Tenis kortu
2
Asfalt zeminli ve çevresi tel örgü ile çevrili
Koşu parkuru
1
1600 m.lik ve üzerinde. 15 istasyon vardır.
Satranç salonu
1
25 masanm bulunduğu, satranç salonu
Atletizm çalışma
alanları
1
Gülle, disk ve cirit atma çalışm aları için alanlar.
Çukurova Üniversitesinde ayrıca, 1985-1986 öğrenim döneminde faali­
yete geçirilen ve Güzel Sanatlar Bölümüne bağlı olarak faaliyetini sürdü­
ren bir “Kültür ve Sanat Merkezi”de bulunmaktadır. Bu Merkezde, “Gü­
zel Sanat Dallan”nda hizmet dersleri verilmektedir. Merkezde, derslik­
ler, resim atölyeleri, folklor çalışma alanları, müzik dinleme ve çalışma
alanları bulunmaktadır. Ayrıca, bir tiyatro salonu ile bir TV istasyonu­
mla da yapımı planlanmıştır.
4. ,,,ÇUKUEOVA ÜNİVEKŞÎTESÎNDE HALKLA İLÎŞKÎLEE
UYGULAMALARI
'■ Çukurova Üniversitesi ve bağlı bilim kuruluşları, kuruluşlarından bu
giine kadar geçen süre içerisinde basın ve TRT gibi çeşitli yayım kuru­
luşlarından yararlanarak onlarla biıiikte teknik ekonomik, sosyal, kültüreİ bilgi yönünden her yıl artan naiktarlarda bir çalıgma temposu içerişin91,
de bölge halkına katkıda bulunmak amacıyla etken bir faaliyet sürdürme
gayretine girmişlerdir.
.
Çukurova Üniversitesine bağh Fakültelerin bölge sorunlarına'.yöne­
lik olarak 1985-86 akademik yılında düzenledikleri araştırma projelerinin
Fakültelere göre sayısı Çizelge 2’de; son 10 yıllık yayın sayıları Çizelgö
3’de, yöre halkına yeni teknolojiyi iletmek ve katkıda bulunmak amacıyla
düzenledikleri diğer bilimsel toplantı faaliyetleri Çizelge 4’de verilmiştir.
Çizelge 2. 1985-06 Akademilc Yılında Devanı Projeler
Fakülte
Olanakian
FAKÜLTELER
Ünv.
Arş.
Fonu
Baikanlık
Endüst.
KuraTÜBİTAK luş
î^.' 'i.
'e;.'.-
Yurtdışı ■
Kuruluş Toplam
Eğitim
—
Fen-Edeb.
18
Ik. îd. Bl.
—
—
—
—
5
6
4'.
i
Tıp
210
. 14
4
—
1
229
Ziraat
178
20
16
2
4
22Ö'"'.
TOPtAM
411
46
32
lo
''.503 , ■\;
Müh. - Mim.
—
■—
6 "
~TT
r— '
— ■ _
8
2
-
34
'’
3
" 1.-
Çizelge ;3. Son On Yıldaki Y sm n SajTisı
Yayın Tüı-ü
1976
1377
1978
1979
1980
1981
Yurt içi
makale
'57
86
107
91
112-
: ıs ı'
Yurt dışı
makale
22
14
18
15
20
^ ____
_
5
3
3
, 2:
1,,
1
3
Yurt içi
bildiri
Yurt dışı
bildiri
92:
1983
182
175
1984 . 1 9 8 5
" _(
_
Kitap
TOPLAM
1982
— ■
79
102
■
2
133
■'
■ 35 '■
. 7: ,
'2'V
—■
110
' 20 ' "26
138
198
'■'■42' ' '
49
8
47
65 ^
50
L04-'
, 18
v:-,7 , "'"'2 :
262
166' ■■ '^255 : '
276
19
7 ■'■■ ■12 ':^
, 288 ''■'45â’,."
r :
Çizelge 4. Son Ön Yıldald İDiğer Bilimsel Faaliyetler
Faaliyet
Tüllü
1S76
Sem iner’ '
-S'
Üni. İçi. Kon^
Kurs
Panel"^ ’
Açık Otm.
Sempozyum
Kongre
TOPLAM
1973
1979
6
3
5
4
33’
45
13
6
3
10
2
3
3
24
6
16
8
7
1
T.
, ; 6
7
'22
1
1
_— —
—
1
—
—
4
15
54
15
44
59
36
1977
24
2
1980 1981
1982
5
1983,
1985
47 ‘‘' 65
16
8
,
1984
23
6
2
■11942
8
3
10
4
11
10
77
108
189
Çukurova Üniversitesi kuruluşundan bu yana halkla ilişkiler fâali­
yetleri olarak belirtilen amaçlara ulaşmada TRT ve basının önemli yerini
d i^ a te almıştır. Bu nedenle Üniversitemiz her iki ^grubun çalışmalarını
kolaylaştırmak için her türlü yardımı yapmayı ve kolaylığı sağlamayı il­
ke olarak benimsemiştir. Bu amaçla, Rektörlük bünyesinde; bir “Basın ve
Halkla, İlişkiler Bürosu”, oluşturulmuş ve .başına, konu ile ilgili bir yöne­
tici atanmıştır. Anılan büro, üniversitemize gelen basın ve TRT temsil-:
çilerinin rahat çalışabilmeleri için gerekli tedbirleri almakla görevlendi­
rildiği gibi, onların işlerini kolaylaştırıcı haftalık “Basın ve TRT Duyu­
ruları” yayinlattıaya ve önemli konularda “basın toplantılari” düzenleme­
ye başlaniıştır. Ayrıca, üniversitedeki bilimsel faaliyetlerin halka, öğren­
ciyi ve ilgililere duyurulmasının sağlanması için “Çulcurova Üniversitesi
Bülteni” çılîarılmaya başlanmış ve öğrencilerin çokjbüyük katkısı ile 3
ayda bir .yayınlanan “Çukurova Üniversitesinin Sesi” gazetesi .yayın ha­
ya tına sokulmuştur. ■
^
1973 yılında kurulmuş bulunan üniversitemiz, her geçen yıl TRT Çu­
kurova Bölge Müdürlüğü ile eski yıllara kıyasla daha kapsamlı bir işbir­
liğine' girmektedir. TRT Çukurova Bölge Müdürlüğünün gerek bölgeseli
ve gerekse TRT - 1 ortak yayınlarında geniş bir dinleyici kitlesine sunu-;
lan, progranaların hazırlanmasında, öncelikle ve bazi- önemli sahalarda ül­
kenin, güncel sorunlarına değinen, pratik bilgi veren açıklamalar 41 e uy­
gulamada görülen yanlışlıklaıın düzeltilmesini sağlayıcı konular ele alın­
maktadır. Kohuşmalarcİa politik ve gizliliği gerektiren hususlara yer ve­
rilmediği gibi, değişik kesimden dinleyici kitlelerini ilgilendirdiğinden
köhuşrnalarm anlaşılabilir olmasını sağlayabilmek için fazla ayrıntıya gir­
mekten kâçmılmakta, mümkün olduğu kadar açık, anlaşılabilir bir dille
93
kısa ve özlü cümleler kullanılarak vatandaşa hitap etmeye çalışılmakta­
dır'.......................................................................................................................... ,
' ,
Çukurova'Üniversitesi ile TRT Çukurova Bölge Müdürlüğünün yal­
nız son 2, yıldaki işbirliği ile 1985 yılı içerisinde 129 ve 1986 yılı içerisin-;
de 143 olmak üzere hazırlanmış radyo konuşmalarının niteliği hakkında
kısa bir özet aşağıda verilmiştir (Çizelge 5) .
'
■
Çizelge 5. Çukurova Üniversitesi Fakülte ve Yüksekokullarmca Sürdürülen
Eadyo Konuşmala;n, Halle Konferansları Gibi Yayım
ve Eğitim Fa^iyetleri C1985-19SS Yıllan).
YILI
FAALİYET TÜRÜ
1983
1988
Radyo Konuşmaları
129
143
Halk Konferansları
64
,
67
. Çukurovı Yöresinde en önemli gelir kaynâğmı halâ “tarım sektörü”
düştürdüğü için Salı ve perşembe günleri 6.30- 7.30 saatleri arasında kır­
sal alanlardaki dinleyici kesimini ilgilendiren kön'ülara‘ ‘değinilen “Gü­
naydın” programında,, Üniversitenin Ziraat Fakültesi, öğretim üyelerinin
konuşmalarını içeren 68 program hazırlanmıştır.
Haftada bir, Cuma günleri T R T - 1 ortak yayınında )'?öğle üzeri” prog-;
raıhında genel dinleyici kesimi ve yayın saatlerinin özellilderi dikkate,
alınarak kültürel, toplmnsali ekonomik ve sportif olaylarla ilgili bilgi ve
açıklamaları içeren ve öğretim üyelerimizin konuşmalarına yer^ verilen.
44 program düzenlenmiştir. ,..
. ■
Yine T R T - 1 ortak yayın programı içerisinde saat 15.05’teki öğleden
sonra programında 32 adet, saat 17.05’teki “Köyümüz, Köylerimiz” prog­
ramı içerisinde 25 adet olmak üzere, diğerleri ile birlikte, TR T,Çukurova
Bölge Müdürlüğü tarafından yalnız son iki yıllık yayın döneminde öğre-'
tim üyelerimizin konuşmalarına yer verilen toplam 272 adet program ya^;
yınlanmıştır. ^
TRT Çukurova Bölge Müdürlüğü ve bölge basını ile üniyârsitemizin
söz konusu işbirliğinin ileride daha da geliştirilmesi ve bölge halkına üni­
versite ölairak daha geniş \^e etkin sosyal, kültiirel ve teknik'yâyın hizmeti
sağlamak aha amacımızdır.
- Çukurova Üniversitesi ana kampusu dışında özellikle Meslek Yük-'
sekokullarının bulunduğu Antakya, İskenderun, O sm an iye,. C e y h a n ve
m
İçel gibi il ye: ilçelerde vatanda§ı aydınlatmak ■Ye bilgi iletimi sağlamak
smapıyla jeskijyıllardan bu yana çoki sayıda halk ikonferanşı düzenlenegelmiştir.j Bir iikir vermesi açışmdanjvbu amaçla 11985 iyılında :64; 198.6 yılın­
da 67 ve; diizenlgııdiğini,-1^87 bahar yarıyılında ise 32 konferans düzenlen­
diğini-^belirtrpek; yerinde olur., , r
Radyo' koiiüşıriâİajrı ve halk konferanslâi'l ‘ dişıfidâ Âdanâ’lılara saiıat
hizmeti götürmek amacıyla bir dizi faaliyet diızeiüenmektedir.
Güzel Sanatlar Bölümüne bağlı olarak hizmet veren Kültür Sanat
Merkezi; öğrenciler, üniversite topluluğu ve özellikle Adanalılar için sa­
nat ve müzik ile ilgili konferans dizileri konserler ve temsiller sunmakta,
halkoyunları ve müzik dallarında ders-dışı çalışmalar düzenlemektedir.
Çizelge 6. Güzel Sanatlar Bölümü Kültüi-- Sanat Faaliyetleri
1986 YILI
1985 YILI
İzleyici
Sayısı
FAALİYET TÜRÜ
Faaliyet
Sayısı
İzleyici
Sayısı
Faaliyet
Sayısı
Çok Sesli Müzik
Konser Resital
8
2520
6
2685
Hafif Müzik
Konseri
2
1060
2
1255
Türk Halle Müziği
Konseri
3
1350
5
2170
Klasik Türk
Müziği Konseri
2
900
4
1700
Tiyatro/Bale
Temsilleri
4
2025
31
11640
Konferans Bale
4
1350
9
2200
23
9205
57
21CG0
TOPLAM
'
SONUÇ:
Üniversiteler yalnızca eğitim-öğretim, araştırma ve yayım yapmakla
değil, bunlarla birlikte kuruldukları yöre halkına teknik, ekonomik, sos­
yal, kültürel ve sportif yönlerden de katkıda bulunmakla yükümlüdürler.
Böylece üniversiteler bir yandan bilime katkıda bulunur, yöre sorunlarına
çözüm ararken, diğer yandan çevrelerini sosyal yönden etkileme, hatta
çok kez önder olma durıunundadır.
95^
Çukurova üniversitesi, kuruluş târilıi olan 1973 yılnidarı' bü'-yaria^
yaptığı bilimsel çalışmalar ve yayınlara ek- olarak, düzenlediği bilimsel
toplantılar, radyo konuşmaları, haUs konferansları, kültür ve sanat faali­
yetleri ile kurulduğu yöreye önemli katkılar sağlamıştır; Ülkemizin çeşitli
bölgelerinde kurulmuş olan ve varolan olanâklarıylâ çevrelefiiii her yön­
den etkileyen üniversitelerimiz giderek geliştikçe toplum hayatına sosyal
ve kültürel etkileri de artacaktır.
96^
-M s t M e I - E E D E ^H^tKLA İLİŞKİLER VE SAĞLIK HİZMETLEEİ
^n^' - TEMEL'KANUNÜ'^
^
’
"
Y. Doç: Dr. Hikmet SEÇİM
Anadolü'Ümversitesi ' -
Bilindiği üzere, 1986’nın son' aylarında hazırlanıp; bü yilın başlarında
son şeklini alan, bugün için Bütçe Komisyonundan da geçrniş olan ve va­
tandaş olarak hepimizi yakından vilgilendiren bir kanun; Sağlık‘Hizmetleri
Temel Kanunu Tasarısı, kanaatimizce gene bu yıl içinde kanunlaşıp,'yü^
rürlüğe girecektir. Beri; konuşmartıda, sağlık sektörünün bir elemanı ola­
rak, bu sektöre Hİal ve hizmöt'sunan bit-girişimci olarak ve nihayet bu
sektörün hizmetini'^ tüketerl bir birey olarak tercihlerimizi ya 'da^ zörunluluklârımızı belirleyecek, en azından yönleridiirecek olan bu kanunun has­
tanelerimizin halkla ilişkilerini muhtemelen ne yönde etkileyeceği üzerin­
de duracağım. Bu gayeyle, önce hastanelerimizdeki mevcut halkla, ilişkiler
faaliyetlerinden, sonra da kanun tasarısının getirdiği yeniliklerden, ye bu
yeniliklerin halkla ilişkiler açısından, olası etkilerinden söz edeceğim;
Bugün % 87’si kamu' kesimine ait olan hastanelefiriıizde halkla ilişki­
lerin nasıl ele alındığını ya da halkla İlişkiler uygulamalarıriı örnekleye­
bilmek için, öncelikle SSYB Yataklı Tedavi Kurumlan İşletrrie 'Yönetme­
liğine bakmamız gerekir.'Çünkü'Devlet Hastaneleri'için geçerli olan bu
yönetmelik, aynı zamanda diğer kamu hâstâneİeri için de yönlendirici' bir
metindir. Örneğin, SSK hastanelerinde, DY ve PTT hastaneleri ile üni­
versite hastanelerinde sözü edilen bu yönetrhelik esas alınmaktadır?
SSYB Yataklı Tedavi Kuramları İşletme Yönetmeliğinde, halkla iliş­
kilerden sorumlu İki'görevliye yer verilmiştir. Bunlardan biri halkla iliş­
kiler memuru, diğeri de sosyal hizmet uzmanıdır. Yönetmelikte ifade ediliş
biçimiyle, halkla! ilişkiler memurunun görevleri; sosyal hizmet uzrnarima
bağli' olarak, müracaat ve halkla ilişkiler hizmetlerini yiirütmek, bu ga^
yeyleühasta sahiplerinin hastalarını aramaları için düzenleneni pano veya
listelefeigiren-çık.an hastaları muntazam olarak işlemek ve hastaların posta
hizmetlerini düzenlemektir. Sosyal hizmetler uzmanımn görevleri.ise;:özet­
97
le, hastaların iyileşmelerinde destek olmak üzere, psikolojik ve sosyo-ekonomik sorunlarmın çözümlenmesinde yardmıcı olmak, halkla ilişkiler faali­
yetlerini yürütmek, sağlıkla ilgili diğer kurumlarla koordinasyonu ve yar­
dımlaşmayı sağlamak ve hastanedeki gönüllülerin çalışmalarını düzenle­
mektir.
Görüldüğü üzere, esas itibariyle halkla ilişkiler içinde değ;erlendirile. bilecek görevler sosyal hizmet uzmanına verilmiş olup, halkla ilişkiler
memuru da bir “danışma” görevlisi olarak mütalaa edilmiştir. Dolayısıyla,
yönetmeliği düzenleyenlerde, ki bu, SSYB demektir, bugün bizim anladı­
ğımız. anlamda çağdaş halkla ilişkiler kavramının ve işlevinin gelişmemiş
öldüğünü ifade eder. Ancak, gerçek durum bu da değildir. Çünkü, tara­
fımdan 1984 te yapılan bir araştırmada, pek çok hastanede sosyal'hizmet
uzmanının bulunmadığı, sosyal hizmet uzmanının olduğu bazı üniversite
hastanelerinde de, bu, uzmanların; genellikle pediatri servislerinde istihdam
edilerek, yukarıda sözü edilen göreyleıri yapmadıkları ya da yapamadık­
ları gözlemlenmiştir. Aradan yaklaşık üç ryıl geçmesine rağrnen bu duru­
mun peki değişmediğini de .biliyoruz. Dolajasıyla, hastanelerimizde halkla
ilişkiler uygulamalarının kurumsal bir faaliyet veya işlev olarak yer etme­
diğini görüyoruz, Ayrıca, bu yönetıneliğin ilgili hükümleri gerçekten uy­
gulanabilmiş .olsa da, bunun bugün hakla ilişkilere yiMenen işlevleri ger­
çekleştirmekten .çok; uzak olduğu da.ayrıca dildjate değer başka bir;hu­
sustur.,
'
Alicâk, hemen belirtilmesi-gerekir ki, yukarıda özetle ifade ettiğimiz
dururii, halkla ilişkilerin 'kııruımsal bir faaliyet olarak olmadığım gösterir.
Başka bir 'deyişle, kişisel -bireysel-f aaliyet ofafâk, hallda ilişkilerin olma­
dığını ifade etmez. Çünkü, entropiye maruz kalmadan varlığım sürdürüp
amaçlarına ulaşmak isteyen her organizasyon ve yönetici, herhangi bir
seviyede, kısmen de olsa hakla ilişkiler uygulaması içine girmek durumun­
dadır. Bu fakımdan, diğer organizasyonlarda olduğu gibi, hastaneıerae de,
bu, kurumlan dışarıda temşil eden, hastane içi ve dışı çevrelerle ilişkiler
kurup, bu ilişkileri sürdüren, çevrenin anlayış ve desteğini, gene kısmen
de olsa sağlayan birimler mevcuttur. Bu birimlerin başında başhekimlik
ile hastane müdürlüğü gelmektedir. Yapılan bir araştırmada, başhekimlerih, mesai sürelerinin % 80’ini hastaneyi temsil ile hastane içi üniteler ve
hastane dışı çevrelerle iletişimi sağlamak üzere .harcadıkları tesbit edil'
miştir. Doktora tezi olarak hazırlanan başka bir çalışmada da, İstanbul’daki
başhekimlerin, iş çevreleri, hasta sahipleri ve yakınları, hastane pfersoneli
ve ilgili kamu görevlilerinden: oluşan ziyaretçi sayısının,; saatte ortalama
18 ;olduğu belirtilmiştir .(.Hastanedeki bütün destek hizırietlerin yürütücü­
sü durumunda olan hastane' müdürleri için de benzer şeyleri söylemek^
sanırım yanlış olmaz.
; :.
98
Buradan hareketle; başhekim, hastane müdürü ve başhemşire önde
gelmek, üzere, hastanedeki: pek çok görevlinin, ; halkla ilişkilerviçinde'i de­
ğerlenebilecek:faaliyetlere vakit ayırdıkları^ söylenebilir. JDaha" önce' sö'zü
edilen; yönetmelikte-; Halkla. İlişkiler, Memuru ’ bir danışma ^igörevlisi i gibi
mütalaa edilmiş olsa bile, halkla- ilişkilerin kısmen de olsa ^icra edildiği
görülmektedir. Bununla birlikte, MINTZBERG’in 1973’te "yayınladığı' Yö­
netsel Roller Yaklaşımı içinde de açıklanabilecek bu faaliyetlerin, hangi
ölçüde halklâ ‘ ilişkiler 'içinde değerlenebileceği,‘ açıklık, dürüstlük," ilgili
çevreler (kamulara) uleişabilme gibi halklâ ilişkilerin temel ilkelerine uy­
gunluğu ve bu faffiyestlerin kişiye bağımlı, sübjektif özellikler taşıyan bir|
yönetim işlevi olarak ortaya çıkinası, üzerinde durulması gereken konulâ f‘ölıhâktâdır. Özetlö, halkla ilişkiler faaliyetlerini^ hâstaneleîrimizde ku­
rumsallaşmamış öldüğü, buna karşılık bireye bağlı bir işlev olarak ortaya
çıktığı görülmektedir.
;
.
Çünkü, gene hastanelerimizdeki uygulamalara bakıldığında, gerek
hastane yönetimiyle dış çevreler arasında, gerekse hastane' çalışanları ara­
sında iletişimin sürekliliğini sağlayacak araçlardan yararlamimaması, ihas­
tane hizmetlerini ve faaliyetlerini tanıtıcı dergi, broşür, el kitabı veya
rehber (manual) gibi yayınların çok yetersiz ölüşü, kamuoyu araştırma­
larının yapılmaması,,hastaıne hizmetlerinin;.yürütülmesinde -vej finansma­
nında çevreyle gönüllü -ilişkilerin kurulmaması ya da, kurulan; ilişkilerin
uzun süreli olmaması, zartıan zarnan basınımızda da örneklerini gördüğü-,
müz üzere,; jhastane personelinin; istismara yönşlik davranışları ye ^çevre
şağlığını olumsuz yönde: etkileyecek boyutlara ulaşanjjhastane,frar.tıkları"
gibi hususlar dikkate alındığında hastanşlerimizdekiohalkla iiiişkiler, uy-gulamalarmm beklediğimiz . çağdaş halkla ilişküer uygulamalarından ol­
dukça uzak olduğu sonuctına ulaşılabilir, f i ; ,a;
M i ;}:■
idilAna başlıklarım çizerek verdiğimiz bu örnekleri tfersİiı'e ıSeviîrerek ge­
ne halkla İlişkiler açısından değerlemek münikündür.' Öriıeğih, özellikle
son ibirkaiç yıldır hastanelerimizde görülen'-eksiklik ve -'aksaklıklara' 'bâ'smımızda geniş yer verildiği görülmektedir; Burada şuhu-sofm.Eik istiyörum. Sözü edilen ekşiklik aksaklıklar tamamiyle yöneticilerin rkusuru-mudur? Bu eksiklik ve hatalar bütün yöneticilere, hekim, her^şire^verdiğer^
sağlık personeline maledilebilir mi? .Tabii ki,hayir. Fakat, bu eksüilik.jve
aksaklıkların sebeplerinin duyurulması, problemlerin çözürnü için de kar-:
müoyunun katılımının ye , desteğinin sağlanması; hususunda sürekli olan,
kampanya halinde bir girişirni d.e, en azından biz d u y m a d ı k . „ ■Hemşire personelle dlgili başka bir örnek :verey!ni. Bilindiği u^ere,
hastane personelinin:iyaklâşık .% ;60’ı;hemşirelerden oluşur. Ve; hemşire'
personel devir oranının ;5mksek oluşu hastanelerin :en öriemM- sbrunlarıiîJ
dan: bir: tanesidir. Hemşirelerin işten ayrılmalanhdakıj-temel sebeplerden
99!
biri Lise, evlendikten sonra çocuklarına bakamamalarıdır. Yani kf e§ sorunüduf;. Bugün pekçofc.hastanemizde kreş yoktur. Bu ylizden, evlenen hemşirBİerin. çoğu çocuklarına bakabiMek, ev düzenlerini koruyabilmek için
işten ayrılmaktadırlar. Oysa, kamu. ve~ özel- kühıluşlarırii mali desteği de
sağlanarak hastanelerimizde kreş ve; anaokulu açılması kana;atimizce çok
zör bir girişim değildir.
O
. / i t;
Örnekler^ daha .da arttırılabilir. Bugün hastaneden/korkmamızın, he­
kimden çekinnıeınizin' ve naevcut kaynaklardan tam kapasite yararlanamarnızın başında,, işte bu -tür halkla ilişkiler kapsaınında değerlendirilebilecek;uygıilamalarm eksikliği. geM
Özetle hastaneler, halMa iKşkilere şn çok ihtiyaç d u lla n ve halkla ilişkiler uygulamalarının en güzel
örnelderinin verilebileceği kuruluşlardan bir tanesidir demek istiyorum.
Bunu söylerken de hastaneleri diğer organizasyonlardan ayıran üç temel
özellikten hareket ediyorum. Hastanelerin bu üç özelliği şunlardır:
..a),., Hastaneler ;birer. hizmet kuruluşudur;
• ’ b)
HâstaneİĞr birer refah küruinudur.
' ■ c)
Hastaneler karm:a§ık yapıda örgütlerdir.
.
‘
'
’
' "
'
: 'iHastaneleriiı''bii-'er hizrnet kuruluşu okhaları, BLAU ve SCOTT’ün
tanımlarıyla, mevcudiyetlerinin sebebinin hastalara hizmet götürme ve
haştaların ikendilerihe suhulaiı hizmetin türünü, niceliğini* ve kalitesini
belirleyemenie durumunda ‘ olmaları anlariıında küllanıhnaktadır. Bir bak­
kala,^ înlanEtvayi otele, bankaya gidildiğinde müşteri'satın almak iötediği mâl
veya hizmfetin' kalitesini ve miktarım seçme, belirleyebilme olanağına sa­
hiptir. Ama hastanede hâstaların bu tür imkahları yoktur. Başka bir de­
yişle, hasta kendisi için gereldi olanı bilemez. 'Bu yüzden de basta istis­
mara, ald^tıtoaya-; açıktır.,. Onun ınerıfaatinin koyunnıasii ;kendisi için ge­
rekli ı, planın yapılması, halkla, ilişkiler bağlanımda hastane personelinin
başta;.-gelen, görevidirı; ^Hastaneleri. halMa, ilişkiler açısından önemü ,ve:
aj^iç^ıklı Manrbaştaf gelen sebep budı^
.
;/
-i '
' -'‘''CtJİJTEIP,-' ĞEST^ ve BROOM'un yaptıkları bir sınıflamaya göra”
hastaneler ayhi zamanda, birer “refah” kurumudur. Bu anlamıyla haştafeler İiisan yaşamiıiı kolayla§tır'axi‘ yaşam standardını yükselten kurufülardır. Diğer tbpImhMrdk öldüğü gibi^ bizde de hastanelere olâh talep gi­
d e r i ‘artmaktadirl- Ya!pİ;ığımız bir hesaplamaya gÖre, Türkiye’de 1960’da'
toplam nüfusüiı % 29’u hastanelere başvurmuşkenj bu oran 1974’te % 49’a,'
1983’te de iyaklaşık :
6 ö’a yükselmiştir.: Bü i branıni i önümüzdeki yıllarda
d9 ha .;da artacağı: kuşkusuzdıır.. Özellikle yaşlı ihsanların hastane hizmet­
lerinden daha sıküyararlanmaları kaçınılmaz olup, herkes güzel bir has­
tanede,- sıcak ;ye! yakın ilgi.:beklemek hâMana sahiptir. Bu bakımdan* has­
■ 100
taneler, halkla ilişMler açısıridari. iletişimin, işbirliginiü' ve- gönüllü 'fâalim
•yetlerin k o la c a teşvik ^edilebileceği ortamlar olarak karşımıza Çikar.--^ ^i.
Nihayet, halkla ilişkiler açısından haştaneşleri önemli ,kılan ^şç^n ,
özellik de, karmaşık yapıda, trafiği yoğuri kuruluşlar olmaşıdm Hastaneler
rin karmaşık yapıda olmasının baş]ıçş..'işel)e|ji,; i§bj5l%aü,,'iı ^.uzpı^a^ajnın çok gelişmiş olmasıdır. 1971’de ÂBD’de 27 hastanede yapılan şİsir araşr
tırmada 800 değişik iş unvanı saptanmıştır. Bû derece ayrı u^manlıldara
bölünmüş, birbirine göre farklı alanlarda, farklı seviyede eğitira, görrn.üş
personelin birarada bulunduğu başka bir organizasyon türü.[Çok azdır.. Ta­
bii bu personelin kendi içinde çok,farklı.ihtiyaçlara, ,değerle
ve tutumlara sahip öldüğü dikkate "alınırsa, hastane perşpnelinin kendi
içinde ve personelle hastalar arasında iletişimin ve anlayışın sağlanması­
nın,! sürtüşrhelefini yanlış anlamaların-ve gerginliklerin''âzâltıliSi
ne
kadar/güç,; ama 'o kadar'da önemli ;öldüğü kolayca anlâşilâbilir;' Zatehj 'ör­
gütsel îçatışma konusunda hastaiıelerin klâsik örnek olarak >sunülmasiy' b'ü’
sit _bir tesadüf değildir. iDölayısıylia, Jıastkiîelerin bü; kâriMâşık •yâp'ısi' içitii
de iletişimin ve^ işbirliğinin sağla:nrhası ihalika •ilişkilere'‘yükleneıf’'önemli
işlevler /olmaktadır. Bunlara ek oMrak, hastanelerde trafiğin yoğün ölmâsî
da 'halkla ilişkilere;'öneîhli görevler yüMenıektedir. Gene pek ’çok organik
zasyonda^ müşteriler işlerini orgânizâsyon içinde bir-iki üniteyie başvürSrak
lıalledebilirlefken; hastânede en basit, rütîh bir inüayeneiçiö '6 n az' beş' ümteyle ilişki kurı±ıak gerekir.- Bu^ dürüm, hastâiıe içindeki ünitelerin'-göre\^^^
le'rin-'birbirleriyle olan ilişkileri açısından da âyriıdır. Örneğin,-bir hemşire
hâsta bakım ifaâliyetlerini yürütürken hekirnlfe; eczangyle^fev idaresi pefsb^
rieliyle^ çamaşırhaneyle, ■lâboratüvarla ^sürekli ilişki kiai?inak dıürümuhdadır. Bü ve benzeri ilişkilerin işbirliğine ve -karşılıklı anlayışa da:yâlı ola­
rak'; kurulması ve sürdürülmesi halkla ilişkilerin bir kâyrani" ve bir işlev
olarak geliştirilmesini ve icra edilmesini önettül kılaİF.- '- • '
rrcı; j
;‘^>i- Hastaıi'dlerin bu'özelliklerine ‘kisaca’ değindikten sönra,’ bizim'^hastane­
lerimizde' neden'«Batıda; özellikle ABD’de" örneklerini'gördüğümüz türdeıi
Hallda ilişkiler uygulamaları ^görühîıektedir sorus'lmû' ^sormak; ■istiyoirüml
Kanâatimizce bu isorunun cevâbını öluştürabileceki iki temeli sebep bülünmaktadır. iBunlardan 'birincisi ' ülkemizdeki işletmecilik ^Ve hakla' ilişkiler
uygulamalarıhâ ida paralel olarak, hastanelerimizde halkla ilişkilerih; ye^
teririceu bilinmemesi,;' dolayısıyla' önem verilmemesidirıi iKöhuşttıânln; ^ba­
şın da'sözünü ettiğim 'yazılı metihlerden de bü husus* kolayca! ânlâşılabil^
mektedir.. Peki, neden böyledir?'iYani, neden halklâ ilişkiler uygulamaları
yetersizdir'ya da gelişmemiştir;;Bizce bunun cevabını ülkenin;sosyal; ekondrtıik;ve kültürel; gelişmişlik ■seviyesinde ve özelliklefinde' âramâfc ;gterekif.. Başka: bir' deyişle çâğdaş;¥alkla; ilişkiler iüygülanialarinm^ geliştirilmfeiriıizor'uhlu kılan^ şartlar oluşmamıştır.' iBuinedenle halkla ilişkiler faalilöi:
yetiprr bireysel, kişiye bağlı bir faaliyet olarak gözükmektedir. Çünkü,
yöneticilerden başlayarak Örgütteki en alt düzeydeki görevliye kadar insanları bizim anladığımız anlamda bir halkla ilişkiler ^uygulamaya ,zorla­
yan ya da teşvik eden unsurlar yoktur. Basit bir örnek vermek istiyoruz.
Bugüh'devlet hastânelerimizin hemen hiç birinde hastane personeline ve
hastalara yönelik bir el kitabı yoktur. Hastane hizmetlerinden nasıl yarârİamlâbiİec'eği, hastanede uyulması gereken kurallar, hastaların hakları
gibi'İronuların'İşleneceği'böyle bir el kitabının ya da broşürün hazırlanması
zor mudur? Kesinlikle değil. Ama bakıyoruz, hiçbir yönetici böyle biı
bröşüi'üh ya ela el kitabının hazırlanmasını gerekli görmemektedir, bunun
ihtiyacını duymamaktadır. Çünkü, şartlar yöneticiyi bu şekilde davranfaaya zdrİaniamaktadır.
Bu, görüşümüzü desteklemek Üzere, bugün modern halkla ilişkilerin
kurucusu' .olarak tanımlanan IVY L E E ’yi ortaya çıkaran 1930’lar ABD’deki
şartlan göz önüne, getirmemiz gerektiğini düşünüyorum. Büyük bir ekonopıik buhranın yaşanıp, özel sektöre düşmanlığın arttığı yerleşik değer­
lerin ve inançlarıni bile sarsıldığı yıllarda, ROGEFELLER’e danışmanlık
yapan LEE, halkla ilişkiler uygulamalarını geliştirmek zorunluluğunu duy­
muştur. Çünkü, sistemin kendisi “olmak ya da olmamak” durumuyla jmz
yüzej jlîalmıştır.. Bizde de, eğer benzetmek gerekirse, nasıl ki işletmeleri­
mizde 1980; öncesinde yalnızca üretime önem verilip,, pazarlama faaliyet­
lerine, önem verilmernişse, fakat 24 Ocak K ararlan olarak anılan ekononıik tedbirlerden sonra üretmenin yeterli olmadığı, pazarlamanın da sis­
temin zorunlu bir unsuru olduğu tartışılrnaz biçimde kabul edildiği göz
önüne alınırsa,; daha sonra açıklamaya çalışacağımız gibi, sağlık hizmet­
leri Temel Kanunu Tasaırı’sımn, kanunlaşması halinde benzer etkiler ya­
ratacağı, başka bir deyişle halkla; ilişMler uygulamalarına zorunlu olarak
önem ve ağırlık verileceği: beklenebilir.
ı
! . Hastanelerimizde halkla ilişkilere önem verilmemesinin ikinci .önemli
sebebi, bizce, hastanelerimizin kısmen yerinde merkezi: olarak yönetilme­
leridir. Yani, mevcut organizasyon yapısı diğer önemli bir sebep olarak
ortaya çıkmaktadır. Çünkü bu örgütsel yapıda idarecilerin hareket serbestiyetleri önemli ölçüde kısıtlanmıştır. Bunun bir neticesi olarak, has­
tanelerimizdeki idareciler kendilerini yalnızca merkezin isteklerini yerine
getirmekle sorumlu ve aynı zamanda: yeterli görmektedirler; Gerçi, biraz
öncehörneğini verdiğimiz, bir hastane el kitabının hazırlanması konusun­
da hiçbir engelleyici; düzenleme ya da müeyyide de söz, konusu olmama­
sına rağmen, merkezin kısıtlayıcı tutumunun bu, konuda da ;etkili olduğu
BÖylenebilir. Çünkü^: örneğin hastanede bir kreş açılinasi söz konusu oldu^
gunda -uzun; .bürokratik işlemlerin gerçekleştirilmesi gerekmektedir. An­
cak, Vyine ’ de yerel yönetimlerin ı -hastane idarecilerinin- halkla ilişkiler
102
konusunda yeterli bilgiye sahip olmamaları ve bu konuya önem verme­
meleri en önemli faktör olarak karşımıza çıkmaktadır.
. . m İ!
Başlıca iki ana sebebe bağladığım hastanelerimizdeki' mevcut Ealklâ
ilişkiler uygulamalarına, sözünü ettiğimiz Sağlık Hizmetleri Temel Kanu­
nu Tasarısı’nın, kanunlaşması halinde, olası etkilerinin neler olabileceği
konusunda ise, öncelilde bu kanunun neler getirdiğine bakmak gerelmektedir. Kanunun getireceği yeni uygulamalar yedi başlık altıiıda toplana­
bilir, :(bkz;;:aEK-l) I
i
!
■
1
— Sağlık hizmetleri zincirinin -başvuru sisteminin- oluşturulması
2 — Yeterli büyüklüğe: ulaşan sağlık küruluşlarımn Sağlık İşletmesi
: ,'haline::dönüştürülmesi, !-: - _
3 — Yeterli "büyüklükte 'olmkyân sağlık kuruluşlarıiıın tek bir sağlık
. dişletmesi altında toplanması,.
İh,
4 — Sözleşmeli persöher düzenlemesine geçiş,
5 — GeneL Sağlık Sigortasına geçiş,
6
..
:
' -
: ,
■
.
— Şağlık ,Kütüğü uygulamasına geçiş ve
7 — Sağlık Hizmetleri Destekleme ■Ve Geliştirme ■Fonunun oluştürüli
' . m a s ı . .............................. r
i.,
Öncelikle şunu söylemek istiyorum!'Her şeyden önce bü -kanuhüri
kendisi ®tanıtılmaya' ihtiyaç . göstermektedir. Hepimizin yaşamını yakın­
dan: îlgilöhdirip, 'etkileyecek' uygulamaları ‘öiigören bu tasarıda' yer =alan
İpek- çok kavr am kainubymıcâ bilinnıerhektedir. Örneğin,^ sağlık Mznletleri zinciri he demektir? Bu zincir oluşturulduğunda, sağlık sektörünün
birer tüketicisi- olarak bizlerin nasıl davranması gerekecektir? Şü ’ânda
hastaneye gitmekten korkan, çekinen bizlef sağlık ocaklarına ya da mer­
kezlerine nasıl gideceğiz? -Sağlık işletmesi ne dernektir? ■Şu arıdaki has­
taneler birer sağlık işietniesi'değil "midir? Eğer öyleyse;'-sağlık işletmesi
kavramına yeni ‘ âhiamlar mı ’yüklenmektedir? Sözleşmeli personel' dü­
zenlemesi nasıl gerçekleştirilecektir? Sağlık kütüğü uygularnasıhın bizlere ğetirecegi yükümlülükler nelerdir? Görülüyor ki, pek çok şeyi •bil­
miyoruz. BiMiklerimiz ise-kesinlikten yoksundur. Bu bakımdan öncelik­
le kanuhiın tâmtılihası, halka benimsetilmesi gerekmektedir.
Bu kanunun hastanelerin halkla ilişkilerine etkilerine gelince, önce
bu kanunun halkla ilişkiler uygulamalarını olumlu yönde etkileyeceğini
söyleyebilirini. Çünkü, bu kanunla, halkla ilişkiler uygulamalarının ge­
lişmesine sebep olarak gösterdiğimiz faktörlerin önemli ölçüde, en azın­
dan kısmen ortadan kalkacağını söyleyebiliriz. Örneğin, bu kanunla, has­
tanelerin idari ve mali açıdan özerkliği amaçlanmaktadır. Tasarının ilk
103
metninde de yer alan bu ifade, sonradan kaldırılmış olsa da, hâlâ ge^
çerlidir. Gerçi, hizmetin karnusal niteliğinden dolayı, hastanelerin tanı
bir.idjari ye mali özerkliği olmasa da, bu değişiklik ile şu andaki,pek çok
idari sorunun çözülebileceği öngörülebilir. Başka bir deyişle, idareciler
kendilerini daha serbest; hissedebileceklerdir. Daha doğru bir ifadeyle,
karar alma alanları genişleyecektir.. Bunu §u anda KÎT’lerdeld uygular
malara da benzetebiliriz.
Halkla ilişkiler uygulamaları açısından kanunun ikinci' bir etkisi de
sağlık kuruluşlarının, özellikle hastanelerin hizmetlerini farklılaştırma­
sıdır.. Eğer sağlık hizmetleri zinciri oluşturulabilirse, hastanelerde Veri­
len hizmetler de farklılaşacaktır. Ayrıca, herkes her istediği hastaneye,
en azından belli koşullarda, gidemeyecektir. Bu durum^ hastanelerin ve
hizmetlerinin halka daha iyi anlatılmasını gerekli kılacaktır.
Bir başka etki de, sözleşmeli personel uygulamasına geçiş ile yeterli
büyüklükte olmayan hastanelerin bir işletme altında toplanacak olmasmdan ileri gelebilir. Her iki uygulama da, gerek hastane içindeki gerekse hastaneler arasındaki iletişimi geliştirici, koordinasyonu arttırıcı et­
kiler yaratacaktır denebilir. Bunu, gene şu andaki KÎT’lerin uygulama­
larına bakarak delillendirmek mümkündür.
Sonuç olarak diyebiliriz ki, çeşitli sebeplerle, hastaneye giden her
kişinin .bir şikayetinin olduğu ve, halkla ilişkiler bakımından çok zayıf
durumda bultman hastanelerimizde, bu tür uygulamaların Sağlık Hizmet­
leri Kanunu Tasarısının kanunlaşması ile gelişebileceğini söylemek müm­
kündür. Bizce bu kanun, hastaneler üzerinde 24 Ocak kararları kadar
etkili ve geliştirici olacaktır. Ancak, bunun şartlarının da sağlanması ge^
reklidir. Çünkü, hemen belirtmem gerekir ki, şu anda söz konusu olan pek
çok yenilik aslında 1963’te çıkarılış olan Sağlık Hizetlerinin Sosyalleştirilmesiyle ilgili kanunda da yer almaktadır. Fakat, bu kanunun icra edile­
bilmesiyle ilgili şartlar gerçekleştirilemediği içindir ki, uygulamada pek çok
sorun çılmıış, neticede kanundan arzu edilen fayda temin edilememiştir.
Aynı , şey bu, kanun için de geçerlidir. Bununla birlikte, sevinerek söyle­
yebilirim kij ilk işaretler olumlu yöndedir. Örneğin, Başbakanlık bünye­
sinde kurulmuş olan İdareyi Geliştirme Başkanlığı’nın ele aldığı ilk konu
hastanelerin halkla ilişkileri olmuştur ve 1987 başlarında hastanelerin
halkla ilişkilerini geliştirmek amacıyla bir araştırma yapılması projesi
geliştirilmiştir. Bu çalışmaların sürdürülmesi ve sonuçlarının uygulanma­
sı dileğiyle...
104
; EK — 1
SAĞLIK HİZMETLEEİ TEMEL KANUN TASAEISI’NIN
" " 'H A L K L A 'İ L t Ş K I L lt e i £ g ÎLİ M A D D E L E R İ ' \
am İs®
\
.
" Madde 1 — Bu kanünun amacı, sağlık Mzıııetleriyle iiğilî teiiıei esasiârıı düzenlemektir.
-VG KAPSAM ; '
'
Madde 2 — Bu kanun MSB hariç bütün kurum ve kuruluşları ile özel
hukuk tüzel kişilerini ve gerçek kişileri kapsar. ■ ’
•4-:fi;TEMEL.'ESASLAE: ■
h•r' ; :v
Madde 3 — Sağlık hizmetleriyle •ilgili temel esaslar, şunlardır :
! r^
'-i'
. ..
a) Sağlık kurum ve kurulüşlârı yurt sathında; eşit, kaliteli ve verimli
hizmet sunacak şekilde diğer Bakanlıkların da göriişii alınarak Sağlık ve
Sosyal Yardım; Bakanlığınca:planlanarâk koordine edilir, rmali yönden des­
teklenir ve geliştirilir.
b) i Koruyucu sağlık hizmetlerine öncelik vei'ihnek suretiyle kamu
ve özel bütün sağlık kurum ve kurulüşlarmih kurulması ve işletilmesinde
kaynak israfı ve atıl kapasiteye yol açılıhaksızm gerektiğinde hizinet satın
alınarak •kaliteli' hizület arzı ^vfe verimliliği esas alınır. ' Sağlık ve Sosyal
Yardım Bakanlığı, ilgili Bakanlığın muvafakatini alarak, kamu ve özel
bütün sağlık kurum ve kuruluşlarına koruyucu sağlık hizrneti görevi ve­
rir ve bu kurum ve kuruluşların bütün sağlık hizmetlerini denetler. ,
c) ' * Bütün -sağlık ^kurum ve kuruluşları ile sağlık personelinin ûlkö
sathindi' dengeli dağılımı v e ' 3rayğmlaştırılinası ^esastır. Sağlık kurürh ■ve
kuruluşlarının kurulması ve işletilmesi bu esas içerisinde Sağlık ve Sosyal
Yardım Bakanlığınca düzenlenir. Bu düzenleme ilgili Bakanlığın görüşü
alınarak yapılır. Bu kuruluşların ücret; tarifeleri gerek görüldüğünde Sağ­
lık ve Sosyal Yardım Bakanlığınca onaylanır.
d) Sağlık kurum ve-kuruluşları, kişilerin hekim ve sağlık kurulu­
şunu; seçme hakkı kısıtlanmaksızın sağhk hizmet zinciri oluşturulacak şe­
kilde; düzenlenir. Acil .vak’alar hariç olmak üzere sevk sistemine uyma­
yanlar îhizmet, karşılığı fazla ücret öderler. Sosyal güveiilik kuruluşlarına
bağlı olanlar bu farkı kendileri karşılar.
105
^ i—■-
a)
Tesis edilecek eğitim, denetim, değerlendirme ve oto kontrol sis­
temi ile sağlık kuruluşlarmm tespit edilen standart ve esaslar içinde hiz­
met vermesi sağlanır.
f) Herkesin sağlık durumunu takip edebilmek için gerekli kayıt ve
bildirim sistemi kurulur!
g) Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığı, sağlık ve yardımcı sağlık per­
sonelinin yurt sathında dengeli dağılımını sağlamak üzereinsafı gücü plan­
laması yapar, ülke ihtiyacına uygun nitelikli sağlık personeli yetiştirilmesi
amacıyla hizmet öncesi eğitim programları için Yükseköğretim: Kumlu
ile, devamlı hizmetiçi eğitim programlarında ise üniversitelerle ve ilgili
kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları ile işbirliği yapar ve ay­
rıca yardımcı sağlık personelinin eğitim esaslarını belirler.
h) Serbest ya da kanau kuruluşlarında mesleklerini icra eden sağlık
ve yardımcı sağlık personelinde aranacak genel ve özel şartlar ile bu şart­
lardan herhangi birini taşımadığının sonradan anlaşılması veya bu şart­
lardan birinin kaybedilmesi veya bu şartlardan birine ujrulmaması halinde
alınacak meslekten geçici veya daimi çıkarma dahil bütün tedbirler Sağlık
ve Sosyal Yardım Bakanlığınca tesbit edilir.
ı) Sağlık hiznietlerinin yurt çapında istenilen seviyeye ulaştırılması
amacıyla; Bakanlıklar seviyesinden en uçtaki hizmet birimlerine, kadar
kamu ve özel sağlık kuruluşları arasında koordinasyon ve işbirliği yapı­
lır. Çağdaş tıbbi bilgi ve teknolojinin ülkeye getirilmesi ve teşviki sağla­
nır. Sağhk kurum ve kuruluşları coğrafik ve fonksiyonel hizmet alanları,
yerecekleri hizmetler, yönetim, hizraet ilişki ve bağlantıları gibi konu­
larda tespit edilen esaslara uymak ve verilen görevleri yapmakla yüküm­
lüdürler. , '
, ' , ' '
i) Vatandaşların hastalıktan korunma, sağlıklı çevire, beslenme, ana
çocuk sağlığı ve aile planlaması ve benzeri konularda eğitihneleri ve ta­
kipleri, bütün kamu kuruluşlarının sorumluluğu ve kamu kurumu nite­
liğindeki meslek kuruluşları, özel ve gönüllü kuruluşların işbirliği içeri­
sinde gerçekleştirilir.
, k) Koruyucu, teşhis, tedavi ve rehabilite edici hizmetlerde kaliteli
ilaç, aşı, serum ve benzeri biyolojik maddelerin üretimini teşvik, ve te­
mini esas olup her türlü müstahzar, terkip, madde, malzemeler, farmökope
, mamülleri, kozmetikler ve bunların üretiminde kullanılan ham^ ve yar­
dımcı maddelerin ithali, ihracı, üretimi, dağıtımı, tüketimi ve amaç dışı
kullanımı suretiyle fiziki ve psişik bağımlılık yapan veya yapma ihtimâli
bulunan madde, ilaç, aşı, serum ve benzeri biyolojik maddeler ile diğer
terkiplerin kontrol ve murakabesi ve .bunların, yurtiçi: ve yurtdışıhda uc106
ret iaişılıgı .kalite kontrolüne Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığı yetki­
lidir.
.
■
Özel mevzuatına göre izin veya ruhsat alınnıamış ilâç ve terkiplerin
üretimi, ithali, satışı ye ruhsat veya izin alınmış dahi olsa ilaç ve. terkip­
lerin bilimsel araşturma amacıyla Sağlık ve Sosyal Yardım; Bakanlığı ye
ilgili kişinin rızası olmadan insan üzerinde kullanmı yasaktır.
or '
/V 'TEŞK İI^TLA N BIA : "
Madde 4 — Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığı üçüncü maddede sayı­
lan hizmet ve esasları bu sistem içerisinde gerçekleştirmek üzere ülke ça­
pında, teşkUatkura,r ye kurdurabilir. Genel Sağlık .Sigortasının tek elden
yürütiiMeşini sağlamak,,amacıyla, bütün sosyal güvenlik kuruluşlarının
Sağlık Sigortası bölümleri,ile tahsil ettikleri sağlık bölümlerini, mevcut
sosyal güvenlik kuruluşlarının biri veya bu amaçla kuurimuş yeni bir
kurum bünyesinde toplamaya ve bu şekilde görevlendirilen veya yeni
kurulan kurumun çalışma usûl ve esaslarını tesbit Bakanlar Kurulu tesbit eder.
'.:r,:i'SAĞMK;İŞLETMESİ
Madde 5 — Bu kanun kapsamına giren sağlık kuruluşları Sağlık ve
Sosyal Yaraim Bakanlığı’nm uygun görmesi halinde Başbakanlığın onayı
ile “Sağlık îşletmesf’ne dönüştürülürler.
; :; Yeterli işletme büyüklüğünde bulunmayan sağlık kuruluşları tek bir
sağlık işletmesi! altında toplanabilir.
A)
Sağlık İşletmesinin Gelirleri Şunlardır :
a)
Sağlık hizmetleri karşılığında elde edilen gelirler,
b)
Bağış ve yardımlar,
e)
Bu şekilde kurumlaştırılan sağlık işletmelerine gerek görüldüğüiıde yapılacak Devlet desteğinin yanındaki kuruluşun bağlı Bakanlığın veya kurumun her yıl bütçesine koyduğu ödenek
d)
Diğer gelirler.
B)
Sağbk İşletmesinin Giderleri Şunlardır :
a)
Sözleşmeli personel ücreti
: >
:j b); Kurum dışından satm :alınacâk her türlü sağlık ve, laboratuvar
hizmeti İçin sözleşmeli personel ve hizmet ücreti.
i .
.
107
: c) ^ Kuruluşun lîapasitesi, niteliği, verilen hizmet,'tedavi edilen, kişi
sayısı, sağlık işletmesine katkısı dikkate alınarak ilgili sağlık işletmesinin
bağlı olduğu Bakanlığın veya kuruluşun teklifi üzerine Sağlık ve Sosyal
Yardım Bakanlığı’nın tesbit edeceği esaslar çerçevesinde sağlık küruluşunun sağlık ve yardımcı sağlık ve diğer personel ile kuruluşiın dişiıidan
sözleşme ile Hizmeti satın alınacak personele y a p ıl^ işle orantılı olarak
ödenecek teşvik primi.
.
d) Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığı’nca tespit edilecek, usûl ve
esaslara göre mesleklerini serbest icra etmeyen tabip kui^lüşta özel teşhis
ye tedavi yapmaları karşılığında tabip ve ilgili sağlık personelin^ öde­
necek; prim. .
^
e) Sağlık kuruluşunun tevsii, modernizasyonu, her türlü cihaz ve
malzeme tedariki, kurum cihazların bakım ve onarımı ile personelin yurt
.......
içi ve yurtdışı eğitimi için gerekli harcamalar. '
f)
Sağlık işletmesinin işletilmesi ile ilgili diğer Iiarcamalar.
SAĞLIK İŞ'LETMİESİJLE İLĞİLÎ DİĞEE PERSONEL:
^ ,,
Madde 6 — Koruyucu sağlık hizmetlerinde görevli sağlık ve yardımcı
sağlık personeli ile diğer personelin sağlık işletmesi kapsaîhinâ alınma
ve mali imkanlarından yararlandırma usul ve esasları Sağlık ve Sosyal
Yardım Bakanlığı’nca tesbit edilir.
SÖZLEŞMELİ PER SO N EL:
'
- ,
'
-Madde 7 — Sağlık işletmesi uygulamasına geçirilen -sağlık kuruluş­
larında sağlık ve yardımcı sağlık personeli sözleşmeli olarak çalıştırıla­
bilir. 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu ve diğer kanunların sözleşmeli
personel çalıştırılması hakkmdakı hükümler bu ■personele uygulanmaz.
Bu suretle çalıştırılacakların ücretleri sağlık kuruluşunun niteliği, kapa­
sitesi, bulunduğu yer, verilen hizmetler, personelin bilgi ve becerisi, ku­
ruluşa katkısı, verdiği hizmetin türü ve önemi ile benzeri nitelikler esas
alınarak Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığı ile Maliye ve Gümrüfc Bakanhğı ve ilgili Bakanlıklarca tespit edilir. ^
:
TEDAVİ MASRAFLARININ TAHSİLİ :
,
, |,
Madde 8 — Sağlık kuruluşlarında teşhis, tedavi ye rehabilite edici
hizmetler ücretli olup, sağlık işletmesince tahakkuk ettirilen masraflar
ilgili kurumca öncelik ve ivedilikle ve;ödeme emri aranrtialçşızın ödenir.
•: , Bütçe uygulaması dışında olup da herhangi bir şosyaV güvenlik ku­
ruluşuna tabii olanlara ait masraflar,, ilgili sosyal -güyenlik kurüluşuhâ
108
tebliğ edilmek suretiyle tahsil edilir. Bu suretle tebliğ edilen masraflarııi
15 gün içinde ödenmesi zorunlu olup, bu süre içinde ödenmediği takdirde
durum mahalli vergi dairesine bir tezkere ile bildirilerek tahsili istenir.
Vergi dairelerince tahsil edilen masraflar, Maliye ve Gümrük Bakanlığı’nca belirlenecek esaslar dahilinde tahsilatın yapıldığı ayı izleyen
ayın sonuna kadar sağlık kuruluşuna ödenir.
Bu maddenin uygulanmasında zaman aşımı ile ilgili hükümleri hariç
6183 sayıh Amme Alacaklarının Tahsil Usûlü Hakkındaki Kanun ve bu
kanuna dair mevzuat hülmmleri uygulanır.
Süresi içinde gönderilmeyen masraflar müşterek ve müteselsilen so­
rumlularından % 1 0 fazlasıyla tahsil edilir.
YARALANILAN KAYNAKLAR
1 — Hikmet SEÇİM, Hastane Yönetim ve Organizasyonu-Türkiye’de Hastanelerin
Organizasyonu İçin Biı- Model Önerisi, Doktora Tezi, (Eskişehir: Anadolu Üni­
versitesi Yayın No: 130, 1985).
2 — Ahmet SABPYENER, Hastane Yönetim ve Organizasyonu ve Türldye’de Uygu­
lamaya İlişldn Örnekler, Yayınlanmamış Doktora Tezi, (İstanbul: îst. Üni.
İşletme Fakültesi, 1977).
3 — Peter M. BLAU ve W. Richard SCOTT, Formal Organizations: A Comporative
Approach (San Francisco: Chandler Publishûıg Com., 1962).
4 — Scott M., CULTLIP, AUen H. ÇENTER ve Glen M. BROOM, Effective PubUo
Relations, 6. B.. (New Jersey : Prentice-HaU Inc., 1985).
5 — Robert M. CUNNINGAM, “The PR War isn’t the Real W ar”, Hospitals, C. 53,
(1 Ağustos, 1979).
6 — Richard H. GREENE, “Commımity Survey Profiles-Hospitals Image, Helps Set
Goals”, Hospitals, C. 55 (1 Ocalc, 1981).
7 — Dolaras S. SULUTA, “How to Evaluate s. PR Program”, Hospitals, C.ı 53 (18
Arahk 1979).
8 — Donald SNOOK, Hospitals: What They Are and How They Work (London:
An Aspen Publication, 1981).
109
TA RTIŞM A
B A Ş K A N S î z l e r i n soruları gelinceye kadar, ben Sayın YALÇIÎTDAĞ’a bir soru sormak
or uin.
Sayın YALÇINDAG, “halktan yönetime akan bilgiler, yöneticiye sü­
zülmeden ülaşamıyorsa, halkla ilişkiler uygulaması yetersizdir.” dediler.
Şimdi, bü tartışılabilir. Arkadaşımızın bir tesbitidir. Ama, bir gerçek var:
Kamu yönetimi ve kurumlarıyla ilgili bir takım yasalarda bu düşünceye
ve bana ters gibi gelen bir takım hükümler var; Bir kamu k^uluşunda
çalışan bir kışı çalışma alanı yâ da göreviyle ilgili bilgileri kamuya ak­
taramaz. Bir suistimal ya da görevi kötüye kullanma olayı olsa, bunu
kamuoyuna açıklamak yasalara göre suç teşkil etmektedir. Sayın YALÇINDAĞ, söz konusu düşüncesiyle, yasalardaki bu hükmü bağdaştırabili­
yor mu? Buna ilişkin olarak ne düşündüğünü bize açıklar mı?
Dr. S. ^ ALÇINDAĞ: Sanıyorum, konunun iki boyutu var : Bunlar­
dan biri de, halktan elde edilecek bilgilerin kuruluşa doğru dürüst yansımasım sağlamak. Bunu şöyle değerlendirmek gerekiyor. Çeşitli halkla
ilişkiler teknikleriyle halkın nabzım yoklarsınız. Ama, eğer bu bilgilerin
örgütte en baş yöneticiye kadar ulaşmasını sağlayamazsanız çabalarınız
bosunadır.; Çünkü, örgütü çekip çevirecek, halkın gereksinimlerine göre
ona şekil verecek ve örgütsel bir tavır takındıracak olan baş yöneticiler­
dir. Deneyimler gösteriyor ki, aslında, eğer iletişim kanalları açısmdan
bilgilet alttan yukarıya doğru akma eğilimi gösteriyorsa, bu bilgiler süzül­
mektedir. Yâni baş yöneticiye pembe tablolar gitmekte, kara tablolar ulâştırılmamaktadır. O nedenle, yöneticinin bu konuda çok dikkatli olması
gerelanektedir.
Saym AKMUT’un belirttiği konu ise, sanıyorum, tablonun çok önem­
li öbür yanı ile ilgili: Yani, kuruluştan halka bilgi akması yönü ile, hal­
kın kamu yönetimi hakkında bilgi edinme hakkı ile ilgili bir konu. Öz­
gürlükçü demokrasilerde bu hak vardır ve olmalıdır. Halkın bilgi edin­
mesi^ yönetimin şeffaf olması, demokratikleşme çabalarımızı hep yoğun
bir- şekilde gündemde tuttuğumuz ve gerçekleştirmeye çahştığımiz bu
günlerde en önemli konulardan birisi olsa gerekir. Herkesin, kuruluş hak­
kında sher bildiğini halka bildirmesi de tartışılabilir. Ama, önemli olan,
özeUikle halkla ilişkiler biriminin bu açıdan görevlendirilmesi ve başta
m
basın olmak üzere, başvuran bütün vatandaşların kamu yönetimiyle ilgi­
li bilgileri alabilmelerinin sağlanmasıdır. Sanıyorum; bunun ayrım nok­
tası yalnızca ulusal güvenlik ve kişi şeref ve onuru ile ilgili konulardır.
Bu bütün ülkelerde de böyledir. Bunlar ayrı tutulduğunda, eğer öteki ko­
nularda gizlilik varsa, orada halka ters olan birşeyler vardır.
Dr. Halûk GÜEGEN: Sorum Sayın TEKiNEL’e, Çukurova Üniversitesi’nin halkla ilişkiler faaliyetlerinin etkileri neler olmuştur? Bölge hal­
kının üniversite hakkmdaki, imajı, halkla ilişkiler faaliyetlerinin öncesi
ve sonrasında ne ölçüde değişmiştir? Bu konuda hiç araştırma yap.ılmışmıdır?
; Prof. Dr. O. T E K İN EL: Efendiin, yalnız bir örnek vereceğim. 1984 yi7,
Jına kadar Çukurova Üniversitesi’nde okuyan öğrencilerin, Türkiye’nin
dört bir yanından gelen öğrenciler olduğunu görüyoruz. Belki, bir sınıfİ^ ıay a tabi, tutmadık ama, 1985-86’da üniversitemizi Çukurova’daki lise-,
lefe tahıtmâimzdah sonra, bir istatistik değerlendirme .yaptık. Gördük ki,_
üniversitemize giren öğrencilerin % 25’i' Çukurova’dan geliyor. En basit
şekliyle tanıtımımız, Adana’Iının üniversitemizde okumasını sağladı. , Ay­
rıca, Ç.Ü. Ziraat Fakültesi 1970’den bu yana, her yıl tarım ile ilgili kon­
feranslar verir. Çiftçinin ayağına gider. Bugün Çukurova çiftçisi arasında
Üniversite’yi tammayan—ki Ziraat Fakültesi diye tanırlar— yoktur. Göz­
lemlerimiz, çiftçinin, faaliyetlerimizden çok büyük ölçüde etkilendiğini
göstermektedir.
. ^
,
Fahri SA r AÇOĞLU : Üniverşite’de yapılan hallda ilişkiler çalışmala-:
rma öğrenciler katılabiliyor mu?
;
.
TEKİNEL : Öği-enciler istatiksel bilgi toplama ile ilgili projelerde gö­
rev alabiliyorlar. Onun dışmda araştırma görevlileri bu işi yürütüyörlâr.
Zakir AVŞAR : Sorum Sayın Hikmet SEÇÎM’e. YALÇINDAG, kamu­
sal ilişkiler uzmanının görevi danışmanlık, yapmak, öneriler sunmaktır,
yöneticilik d,eğil diyor. Bununla birlikte, Sayın Hikcrıet SEÇİM, halkla
ilişkiler uzmanı kısmen icra yetkisine sahiptir, ama yönetici değildir dedi.
Konuya açıklık getirirmisiniz?
j H. SEÇİM : Arkadaşımız çok hakh. Bir yanlış anlama nu . oldu, bil­
miyorum... Yönetimden kopuk, yönetimi bir örgüt olarak ye yönetsel sü­
reci bir bütün o^rak düşünmeyen halkla ilişkiler uzmanı da görevini ;tam
yapıyor,'sayılamaz. Onun için, o da, olayın bir bütün olarak, büinci iç M
plmalı.ve yöneticiye o açıdan danışmanlık görevini tam olarak yerine ge­
tirmeye çalışmahdır.
,
:-Hâmdiye A K G Ü L: YÖK sürekli tartışılan bir km’um. YÖK’nun üni­
versitelerle olan kamusal ilişkilerim değerlendirir -misiniz? Kâmusaİ ilişli»
: kiler Örgütler kamu arasında: :sağhklii ilişkiler' kurmayı «kapsadiğına . göre,
-bu itartışmalar YÖK’na na;sıl yansımaktadii:? ;i
.j
;V TİEKİNEL: O sırada üniversite’de olmadığım için, Üniversite’ye etki’sini kolayca izlemek, mümkün değildi. Üç sene sonra üniversite’ye dön­
düm. Arkadaşlarım odalarına kapanmıştı. Alman öğrenci sayısı üç misli-ne: çıtomştı. Biraz üzüntülü çahşıyörlardı. Merakla ; sordıîm: / ‘YÖK’nun
size etkisi} nedir?’’ Herhangi bîr kürümur methetineye imezun değilim.
Üniversitemiz YÖK’nun etkisi altında görünmüyor.. BeUi yönetmelikler
gönderiliyor, orilar uyğülanmaya çaiışıliybr. ,Biziin urıiversite^
bu, ka­
nun çıktıktan sonra, herhangi bir öğretim görevlisinin ‘ üniversite’deh
uzaklaştırıldığını, bu kanundan zarar gördüğünü görmedim. O nedenle,
arkadaşlarımın sorusuna cevap, YÖK’den oldukça şikayet var gibi görün­
mesine karşılık, kendi üniversitem için şikayet konusu olacak bir,Ör^mm
gelişmediğini söylüyorum. B ir noktada basınla hem fikir değilim. Devam­
lı şikayetler dile getiriliyor. Ama, belki, Ç.Ü.’ne herhangi bir etkisi gö­
rünmediği, bize yansımadığı için tiöyle düşünüyorum, onu bilemem. Bunu
arz etmeyi görev sayıyorum.
S oru : Sayın YALÇINDAĞ, hemı başbakanlığa bağlı bir eğitim, kuru­
mu jolarakj') :hem; de halklayjilişMİOTiieğitimİ! veren;ıbir enstitü; olarak,
TQDAİE^in UBi gibi, halklia ilişkileri faaliyetleri; vardır?! : r
;
id ,
YALÇINDAĞ: “Terzi kendi söküğünü pek güzel dikemez” deyişini
hâtırlatmalıyun.''TODAlE’nün haMa:- ilişkiler açısından tanitimil; j belki,
•yeterli; olmayabilir..Yalhizi ^şunu söylemeliyim. Enstitü, kendi halkı ola:n
Türk kamu yönetimi ile ilişkilerini mimâkün oldüğünca sıcak tutmaya ça­
lışmaktadır. Bu, aslında ilginç ve duyarh bir konudur. .Çuruluş yasasına
göre, üniversite’den daha özerk görünmektedir. Çü^ii,,^yasamıza göre;
büünsel, yönetsel ve akçal açıdan da biz özerkiz. Bunu dikkate alırsak,
biraz önce meslektaşımın söylediği gibi, sırça köşkte falan mı yaşayaca­
ğız sorusu akla gelebilir. Biziriı kuruluş nedenimiz. ’Türk'kamu yönetimi­
ne eğitimle, öğretiM
yayınla hizmet etmektir.^ Tiirk-^kâmÜ-yönetim
ile ilişkiyi sıklaştırmak için de, ana karar organımızda ’kaiiiü -yönetürii
geniş bir biçimde temsil edil&eıkitedif. Ya:ni, idare,’ bizim karar örğâhıiniza
etki lyâpmak iyoluyla Enstitünün...; [çahşmalarım, yönlendirmek imkanına
sahiptir. BİKibütÜn' bu yasal verilerin içerisinde ;şu çizgiyi tutturm aya; çahşıyoruz: Türk kamu yönetiminin gereksinimi plan , eğitim, araştırma ve
yayın konusunda bizim anlayabildiğimiz ölçüde hizmet vermek çabasındayız.
.....
, ■ ' 'Kendi Mikımız: olan ikinci kesim- öğrencilerimizdir.; OnlarİA lisans üs­
tü öğrencilerimiz, kamu yönetiminde deneyimleri îölan ve öğrenci deme,;^e de pek dilimizi alıştırmak; isterhediğimiz mensüplarımızdır.i Sanıyorum,
113
./mlarj-jda^? buradan,r bazı; jyâkımnalân f'oisa' bilej ■belli: bir yuvamn: mensubu
olarak ayrılmaktadırlar. îlişkilferini de. sıkı tutmaktadırlâr; •Amme İdaresi
Enstitüşii, h a ^
gitsin, y^ .karnu ,yönetimi uzmanlık
grögr^ın^^^
mezun veya bm^
öribinİeri ğeç^ sayıda, kışa ?süxeli
‘ prögfamlarımızdân''^
gÖreyİileriyle karşılagmaütadır.
SEÇİM rrSâyıni Şükran yALÇINj ‘‘h:âstane’de görev yapan halkla iliş..fciier görevlisinin yetki .ve sorumluluğu, hangi ölçüdedir?" diyor.
Efendim, hi^^^^
yetkisi yok,‘sprımı^^
var. Yönetmelik yasal bir
metî', holduğunâ göre,, yöne^tmeliktekı görevleri yerine „gştırmek zorunda'dji.''Kapıd^^ girince'görurşm
giren, .çıkan ve yatan'haşta| şayısmi: gös’ tefen İDİr' tabâa'vardır.^ H
memurunun en önemli somut gö­
revi’ budur. Metinde halkla ilişkiler faaliyetinin ne olduğu açık değil. Çün­
kü, halkla ilişkiler, hastane içindeki bütürı, maka
bir görev
olmaktadır. Yani, başhekimden hastane belsçişine ^
Herkes bir parça
^görevin düştü^^
bütünü" oluşturmaktadır. Halkla ilişkiler memuru
1 îüHM''ûânği ’lnâaım'yeitine ‘^ei:ırecâ£iiif, bu açık değildir, ö te yandan,
daha önce belirttiğim gibi, aynı görev sosyal hizmetler uzmanına da verilmiştif; Yönetmelikte ide,:'halkla! alişkiler meniüruriuh, -'sOsyM; hizmetler
, uzmanına- bağlı olarak^'çalışması öngÖriîlriiüşliüri'Fakat' pek çok hastane­
de böyle bir uzman'Bİmadıgii içinjl halkla ilişkiler ;memurû 'Hâstaıİe mü-.dürüne bağlı olarak, çalışpaaktadır,
; . ; : |kmei :bİE:soru‘ ,söyîeydi
oraya binbîr„'zorlııkla, gelen: iriiSamn::,oradan oraya igönderilmesi,: gfec'en saat 02--03’te. sırai alnaaklâçih: bekJenıeşi; koşulları-düzeltilemez;,.m^^
ii';. 1r;.ı. t^
, Ben, olayı 'bir' yöiietîm ölayi' olârak' görüyorum.'' Halİclâ İlişkileri de
yönetimin bir'işlevi ölarak görüyorum: Yani, yönetirhdeki'aksaklıklar ği"derilâiği takdirde, söz konusu koşullar da düzelir.
;Â,. AZİZ Sayın'Osman,.TEKİMEL’e: teşekkür :ede^^
;yersiteşinin.: halklaj ilişMleri •gibi- ^görünen ,konuşnıası„ gerçekte,, halkla ilişjküer uygulamasmm güzel bir, ^
oiuştjırdu. ,pm
türlü uy.gulamaİar, diğer unıversitelşrimiz? için de özendirici olur, ,
=
;:r;.;;:ijŞ,. YAİiÇIN : OğrenGilferih 'sorühiarı: ust-'düzey yöneticilere götürülü­
yor- mü -ve^a çöziimlbmek ■iÇin' onlara- nasıl yardımcı ölünüyor?
-V
'Ö
hafta rektörün “yıİhk dert dinleme toplan­
ası”' var.'Bizim Üniversitemizde' danışman sistemi' 'd&Vkm ediyor. Her '-bö­
lümün bir danışmanı var. Danışmanlar ayda bir defa öğrenciyi dinlerler.
-Bünunlâi ilgili: bilgileri dekanhktâ; toplanır ye rektörlüğe: dletilir. EeMör de,
yılda, birıdefâ, 'heKtbölümün >her .;smıfindah.i3’er öğrencîyi karşiBmar.a]^:],dinleribBQylecfe,;,öğrencilerinuistekleri;:.karşılanmaya'Salışıhr;;;; : sb o z
tm
Prof. Dr. ferru h DİNÇE®,: Sayın Osman TEKÎNEL’e özlemini çekti­
ğimiz bir konuşma yaptığı için teşekkür ederiz. 1986 Ekim ayında îstanbul’da yapılan toplantıda, üniversitelerin halkla ilişkileri konusunun ele
alınması ve sonuca ulaşılması için, mutlak surette halkla ilişkiler ile ilgili
görevlerin, rektör yardımcısı düzeyinde bir yöneticiye verilmesi zarureti
üzerinde durmuştum. Bu konuşma, benim bu özlemimi somut örnekleriy­
le ortaya koymuş oldu. Biraz önce, bir arkadaşımız; “neden yalnız Çu­
kurova Üniversitesinden söz ediyorsunuz? Daha 27 Üniversite var” dedi­
ler. Ben Bill^ent Üniversitesi’nin halkla ilişkiler hizmetlerini bir kenara
bırakmak istiyorum... Ama, geri kalan 27 Üniversite için “neden” sorusu­
na şu cevabı vermek istiyorum. Gerçekten, Sayın TEKÎNEL çok şanslı.
Çünkü, diğerlerinde göremediğimiz büyük etkinlikler gösteriyorlar. Halk­
la ilişkiler alanında bu etkinlilderin, elbette eksildikleri var. Ama, zanne­
diyorum, pek çoğuna cevap verebiliyor. Yeni üniversiteler kurulurken
amaçlanan buydu zaten. Bölgeye, yöreye hizmet götürülebilmesiydi. Ben
Doğu Üniversitelerinde hizmet verdim. Ama, hiç birinde halka gidilip,
sorunlarının araştırılıp, çözümler aranarak onlara sunulduğunu görme­
dim...
Bu işler rektör yardımcısı düzeyinde ele alınıp öğrenciden öğretim
üyesine bir köprü kurulmadıkça hiçbir zaman çözümlenemez. Askerî de­
yimle, emir komuta zinciri içerisinde, rektörün yetkilerine sahip bir ki­
şinin, hem emir veren, hem de sonucunu isteyen durumunda olması lâ­
zımdır. Yoksa, mediko-sosyal merkezi bünyesi içersinde gösterilecek olan
kültürel-sosyal faaliyetlerde, yapacağınız bir yağlı boya tabloya koyaca­
ğınız boyanın hesabı sizden sorulduğu takdirde, siz hallda ilişkiler hiz­
metlerinin en küçült bir nüvesini dahi yerine getiremezsiniz. Öğrencinin
korkulacak bir varlık olmadığı, ona yaklaşılması halinde olay çıkmayaca­
ğı ortaya konmuştur. îşte, Çukurova Üniversitesi yıllarca bunu yapmış­
tır... Umarım ki, bunu kısa sürede diğerlerinde de görebiliriz.
115
ÜÇÜNCÜ OTURUM
ÜZEL SEKTÖRDE flKlUk İLİŞKİLER DYGDLAIHALARI
VE SORUNLARI
BAŞKAN :
Prof, Dr, Oşman TEKİN EL
•Tr
sıı^ T aH ;»
.■
i,hOi7ÖC! 3 h
ifTL/bii)
nS./;,,'riO!?:A
3'i9İn^¥İ)j ıd-H;:.!.:
'iHİ.-.-i o;
i':,:/'
av dsYİİBiHJ: K/iıirı^n füjI Eni';':!xuj ^&^ü n is io k ls ^ X:-:l n^ r-'.r
ıi
6
.si/i
u l'jb io
i:.:q îu l
'u d
-'
lii'.k .H
iîljjd îi.u '
:■
ryjcUiM İİ ni.M :höZl][iSM llÖk>W M O Ö b ^ tM
ijV ıS 'iS fiiN İ;;
'.•hLis
■>■.
ifc 'ii
■ M .iJ js 'T f r
, ;; iT iݣ a s v
'V'K ob;dî'a:./::,U '^d
,iU'.
ılü
ü o-ıo/
ii^ v
u 'iiS 'i’ s i J f n v s ş ‘ î f J
^ z\ /'-7 ݣ -a .cu'neioi
;::';rii/:ra t
5n
r v
f i . r i '- ’ p m I b I j
-,7
!vr:.v ,o
Sımuk PASİNER
Tekfen Holding A.Ş...........
. :^-d'îi liTO"',ı "ı/rj ûii i.lad'jjc İsb-'-'H ';’Cİ ûii)rrı';.ii. ^ 'r ^
■; -iiq/V;_ iurro;! ij";.'i',i,d .'dj^sni
,fijj>)V/no
- İ986 yümda^^
sekt'öruû-rİMâfn hârcamâsi-yaHapk’'î
ıMlyâr-i4irâte7^Bûnüiâ' 'Mtiimü '‘35."ffiilyar''lıfâ'sifiı ‘^^^
İlişkiler- ğıdöri'kabul edebiliriz. Ayrıca'M'd25'milyar4-âkamria^‘jübileV‘d
la m a , a r m a ğ a n , bayi, ,masi[aŞarı, kurum [içi-r sosyal .organizasyonla spor,
yalgf gyerleri.de,.daM
vîi'-ioJo üoİoy -iisüîjrî*-,o.-; : /rrs;. dd:div-;
'-‘"''"Bûnları da dahil edersek'iakâiîı' :35-^iiiiİyârı‘^'¥^
kx;-'ülkemizde küçümsenmiyedâr oİçüâe‘'bir 1 iMklâ' ıİi§^^^^
cuttur. Fakat önemli'Öİâü bü' liar'caİ3İâ:nın'rie“Öfâiıda'kiir{Hn
kilerybMmlerirya ida özelidanı§m®lıkrkurulu§larmcadyiir.ütü^
Demet^
mey^
iliŞ'--'
Soruya somut biı ce^kp. verm em
Ancak kalben biliyoruz ki,
cevap arzu ettiğimiz diizeyde olumlu değildir Cunkü nedeni de, bu fonk^
siyoıîun yurdumuzda İcâiııu kesimi gibi özel kesim tarafından_,da henüz
yeteri kadar benimsenmiş bir fonksiyon olmayışıdır. Yukarıda sırâîâdığımız organizasyonları'dkurulugün büyüklüğüheLiğÖre. bâzeridpatröHÜnCibiz-'
zât ikeridisi;;rbazen iç'öcukları, 3 sekreterii'3 sâtıriı alriia'-rpâzafltaâ,'ipersonel,i
hattaîîhukuk servisi leleriı'arilarınmd.yaptrğirıa tanık olmaktayız Kımı kezv
deı :bü.:işoreklam-aj anâna;”hayâle: edilmektedir
•'"‘'-''Bu köMşmamh'^-âiriad,'"halkla-^ •ilişkilefin!^-öz%F'&
nelHfe-ve kuruluş düzeyihde-b^İirlenieye^çâlişmâkti-^^
' S'-'-••■idc'd.'-d
îIdddK erbn,d;9Vjii.;d ?i.d'-j;id ıdfT'.rnud huîb
v.Artık günümüzde kabul etm,ek; gerekir ki# jPiB..:özellikle-serbest
nomi rejimine geçme evresinde bulunan^ ya da bunu uygulayan ülkeler­
de,- 'özel sektör iledkamuö^’ arasındaki'isitf Öûemli kÖpM’ Mteliğindedir.
Öze^l-'öektefünv ‘ toplum'açindeki ■konumunu -Kendi lehin¥%eliştirmg^k ve
başârİsmi' 'sürdiSfmek' İçin-haİkİa"‘iliş^^^
Kesifflikl& ihtiyâci--vâ^
Halkla;-'ili§kiİ6 rjdözel sektörün.':töplüinâ'idönük iima^ınin 3v& toplufhlâ •üyutounun
önemli bir belirleyicisidir.
’fisl/iaiii ;;d.sî;;’.if
1İ9 İ
Bu, Amerika’da böyle olduğu kadar Türkiye’de de böyledir.
Özel Sektörün bugüne kadar genelde hakla ilişkilere getirdiği başhca
eleştiri ise, sektörün esas amacını kârı arttırıcı faaliyet ve fonksiyonların
teşkil ettiği, halbuki P.R.’ın sadece bir masraf kapısı olduğudur. P.R. bir
fantezidir.
Oysa bu görüş-doğru ideğildir.,-Çok sade bir anlatunla, halkla ilişkilere
inanan ve ona yönetiminde yer veren bir şirket ürettiği mal ve hizmetleri
daha rahatlıkla, daha geniş bir çevrede tanıtma ve satma imkânına sahip
olacaktır.
r ■ > -,
Burada iki örnek vermek isterim. Trakya’da, büyük bir ilçemizde E-5
Karayolu üzerinde bir inşaat şirketi ile bir motel işletmesine ait, yaşan^
mış bir olaydan bahsedeceğim. İnşaat şirketi konut yapıp satmaktadır.
Piyasa sınırlıdır, Ancak şirket sahipleri bilinçli olmamakla beraber-P.R.
yöntemlerinden yararlanrnışlar, çe\freyle iyi bir ilişki kuraMk önceden
tahmin dahi edemiyecekleri bir pazar yaratmışlardır^
' Motel isö E - 5 ' M
iyi bir konuma sahiptir. Fakat
sahibi, seyahat acentaları, yolcu otobüs şirketleri, mahallî basııi ve üğilî
çevrelerle hiçbir temas kurmadığı için, örneğin Kapıkule de bir . sezon,
bir hafta yurda giriş yapan işçilerimize adres kartı dağıtmağa dahi gerek
g;örmedigi için tesisini kapatma noktasına kadar gelmiştir.
Bu bir küçük işletme örneğidir. Bir de büyük kuruluşlar^ milyarın
üstünde reklâm harcaması yapan kuruluşlar vardır.. Zaman zaman, bu
kuruluş yöneticilerinin P.R. sorumlusuna gerek duymama, “Reklamcı yeterİidir,” veya “başka servisler de bu işi yapar,” tarzındaki görüşlerine ta;^
nık oluyoruz.
0; On-ara, reklamla P.R.’ın farkını, he: olduğunu, [kuruluşa yararım, or­
ganize 1bir halkla ilişkiler faaliyetinin,. görevin çeşitli ve ana işi farklı
personele yaptıırimasındaki maliyetin hiç de üstünde olmayacağının an­
latılması icab ediyor. Belki de zaman yâ da dış çevre bu; görevi yapacaktır.
. Şimdi; size büyük bir;,endiistri kuruluşumuzdan; glumlu bir örnek ver­
mek istiyorum. Bu şirkelıde geı-eğinde milyarca liralık reklâm harcaması
yapmaktadır, ama bununla birlikte bünyesinde Halkla ilişkiler Müdür­
lüğü de mevcuttur; Nedeni de kısaca şudur:
— Fabrikanın kuruluş ye açıhsında :^.R.’a geniş gereksinim vardır, .
— Marka, model imajının çeşitli kesirnlerde (örneğin, kamu kesimin­
de) yerleştirilmesi:ye geliştirilmesi için reldâm yeterli; değildir.;
— îşçi raileleri, hisse rsenedi isahiplerii tüketici kesimi, mahallîm kuru­
luşlarla ilişkiler vardır.
,i
:
h
120
— Fabrika’nittj davetleri, jübileleri -vardır,
i
i
o
^ i
— Anadolu 'îçkpinda bayi örgütii ve ilişkileri mevcuttıor, bayilerin de­
netimi, firma standartİarmâ üyuinu sÖz köriüsüdıır.'
— Basmla ilişkiler önemlidir.
,,
,
— Kurumsal:haber, örgariiıyaymlânması gerekıriektedir.
'- :
— Spor faaliyetleri, ağırlama faaliyetleri mevciittür: ' ”
herbirinin kendine özgü yânları vardır. Bun­
ların bir kısmı sempozyumda ayrı görüşme konusu olacağmdan burada
asmntısına girilmiyecektır. ' Sadece birkaç örnek vermek istiyöfuin.;
Milliyet Gazetesi’nin rahmetli Halkla ilişkiler Müdürü Necdet Günkut, yine İAnakâra’da biMikte' katıldığımız' bir MPM Halkla ‘İlişkiler Pa­
nelindeki konuşiaâsinâ “Basın, bir nazik arâç” başlığım' koym!u§tü. ’
Evet, basınla ilişkiler, ,bir kuruluş için tek başına önemli bir konu de­
ğil mi?
;
Ö r n e ğ in bajılefle ilişkiler. Bayi seçimi, Bayinih kişiliği, çe-^esindeki
imajı, prestiji vs. Iştfe bir başka P.E. konusu.
, Çalışanlar ve aileleriyle ilişkiler de yine öyle.
Söz konusu endüstri'kuruluşu büıgün piyasa payım daha'da arttıra­
rak satışlarım, sürdürüyor. Müşteri kesimi, bayi jörgütü çalışanları ile iliş­
kilerinde'P.R.; fonksiyonunun da katkıları m e v c u t t u r . ! ;
Bu örnekte’ ayrıca kuruluşun başarı grafiği açısından işverenleri ^bi­
rinci derecede ilgilendiren kirliliğin artışında ilk .sorumluluğu taşiyâiı
üretim ve satış örgütleriniiı, halkla ilişkilerin oluşturduğu kuruınsâl imaj
ortamında; d ^ a rahat başarıya tdaştıklarının; bir kamtınii ıgörüyoruz,
Çünkü kürüluşîâr 'büyüdükçe toplumla karşılıklı fetkileşim de o ölçüde
artmaktadır. Dolayisıyle P.R;’ın gerekliliği de o oranda fazla olmaktadır.
Evet, belli boyut ve onun üstiinde ,büyüklülîteldj [kuruluşlardan
ettiğimiz zaman, yönetim bilinçli ya da bilinçsiz olarak halkla ilişkiler
sofunu ile daha sık 'karşılaşir. En âzindân, halkla ilişkiler açısında^ ku­
ruluşun 'ötfâfmdaki ’ çeşitli halkaları ölüştıifah' ilişki l£esimlefinihı ’ yöne-'
timden beklentileri ortaya çıkar ve bu beklentiler görmezlikten geline^
mez.
' O halde, bütün bu konularla ve çevrelerle kim ilgilenecektir? Şirketin'
genel müdür'^selâ-etefi mi, satış etemânlari iıiı, doğrudan genel müdürü'
mü, yoksa bizzat patronun kendisi mi? Y a kullamlacak yöntemler? Üre^
tim, istihdam, satış jya da ihracat «yöntemleri ile bu konu çözümlenebilir mi?
121
Şüphesiz ki, cevap lıaMa-ilişkiler yöntemleri ve-uygulani'aîâridir. Trak­
ya’daki inşaat şirketinden, motele ve de endüstrim kıımluşuna kadar be­
nimsenmesi gereken yöntem budur. Küçük biı- işletmefje ieab .edere pat­
ron bizzat kendisi bu görevi üstlenebilir. Onun yapması gereken “Hallda
ilişkiler dosyası” açmaktır. İsterse çevre ilişkileri de diyebilir. Dileğimiz
dosyanın yerini-giderek bir halkla ilişkiler ,elemanminv daha sönra da bu
i.şle görevli bir birimin almasıdır.
,, , , • r - : - , r
Tabii bu arada şöyle bir saptama yapmak da gşrekiypr,: [RR.’ınföze]
sektörd.e arzu edilen düzeyde gelişmesi için ne yapmak ,gerekir?- Belki ,bu*
sorunun da yanıtını .‘‘halkla ilişkilerin haM a .ilişİşilerinde”-, a r ^ a k îlâ-'
zımdır. Aja’i bir bildiri konusudur.
î ’alşat şunu hemen söyliyebiliriz: Bir kuruluşta ya d a ;işletmemde tek'
kelime ile .P.R. hizmetine karar verecek;insan işverenin ,ya-da? patrqnurı
kendisidir. Ö halde işverene “Günümüzde dünyanın artık bir iletişim ve
halkla ilişkiler- çağında- yaşadığınnı” anlatılması ■gerekıhektedir-J Gelişmiş
ülkelerde halkla ilişkilerin, öncelikle özel sektörle önemli ölçüde özdeg'
[eştiğini,,bir, üst y.önetim fonksiyonu olarak,.benimsendiğini,; kimirzaman
halkla iİişildercinin patronun en yakın. ,çevresinde yer- aldığını ,ye ken--.
dişine danışılmadan kuruluşun iç ve dış ilişkilerine yönelik kararların
alınmadığını anlatmak icap edecektir. Bu örneklerin bîr-'abartffiâ olma­
dığını, da, örneMerle.belirtm,ek herhalde jararlı,.olacaktır.,,
Türkiye’de P.R; bugün b-u denli güçlü bir gönıhiMde'değildir i ^Amâ
şunun bilimnesi lâzımdır ki “ P.R. patronun üçiihcü gözüdür’’. Bu ğöSe,^
işletmenin,,iç,,ve dış, çevresiyle .ilişkilerinin nasıl ,old-uğu,,ticari.,.gelişme ve
kârlılıkta başarının artması, -için. daha, .neler -yapılması, icab ettiği, görülür...
Ve .bu goz herhalde değerli bir , göz olsa gerekir.
Ayrıca' -^unutmamak lazımdır ki, airtık günümüzde müşteri •■kesimin--'
den hisse senedi , sahibine, çalışanın ailesinden. ,rakipl{şr.e,; alacaklıdan, ban-kaya,, uluslararası gözlemci ye araştırma kuruluşlarına, ,ye , de şüphesiz ..il-.
Ugili kamu kuruluşlarına kadar başkalarının da ikinci ya da üçüncü gözleri
vardır. Bu gözler de’ kuruluşu görmektedir.
Yukarıda da, değiııdiğimiz gibi bu iletişim ve halkla ilişkiler, çağında
bu çevrelerin gözlerini ve beklentilerini görmezlikten, gelmek olanağı-yok- ,
Deminden beri verdiğim örnekler de özel sektörün işleviyle P.R;’ın"
büyük bir.bütünleşme içinde îplduğu ,ye .özel sektörün hedeflerine P.R.’a
daha kolaylıkla ve daha rahatlıMa kavuşması zannediyorum kanıtlan- ,
maktadır.
^
^ ^ ,. j;,,".,
VGünümüzde tiirizm büyük: önem.kazânân bir konu.,Bügün.bazı! önemli:
122 ı
hedefler elde edildi, yatak sayısı arttı, hedef bildiğimiz ülkelerin bütün
tur opratörleri, programlarına Türkiye’yi almaya başladılar ve bu arta­
rak devam edecek. Batı Avrupa ülkeleri, Ispanya’ya, Güney İtalya’ya rağ­
men Türkiye’ye geldiler ve merhaba Türkiye dediler. Bazıları ilk defa
geliyor. Ama önemli olan Türkiye’ye geldikleri zamanki uygulamadır. Dolajnsıyla Türk turizmi açısından Türk turizminin geleceği açısmdan da
halkla ilişkiler büyük faktördür. Seyahat acentaları ve oteller düzeyinde
bu konu, başka sempozymnda da tartışılıyor. Yine özel sektörün en yaygın
bir düzeyde faaliyet gösteren turizm şirketleri halkla ilişkiler açısmdan
önemli bir olayı vurgulamakta.,
123
BANKACILIKDA; HALKLA -İLİŞKİLER UYGULABIALARi;
rrK e m a l D O G A N C A L I: ,
^ l:^:HALKEA].İLݧKÎLERLE^TANIŞMAn,. ,f.Iİçinde bulunduğım ,, 20. yüzyılın:: başından itibaren , yurdumuzun
.ekonomik gelişmesiyle, .bankaGihğıııuzm kaydettiği ilerlemeı;tam bir pa­
ralellik arz rediyor. ;Müli ekonomimizin yoktan var edikrıeğe b,aşlandi;ğı
, Eumhuriyetûn^^
birlikte, milli bankacılığımızın da kuruluşuna şahit: olu­
yoruz. ,; Herşeye: yeniden başlanırken, milli; tas^rufİarın birikmesif;ve üljkemizin' ihtiyacı olan milli sermaye şekline dönüşmesi, başlıca sorun bu
ryıllarda.:'''
■
■
.-- f.
Bankacılığımızda halka yönelik bir uj^^gulama olarak önce (kumbara)
çıkıyor ortaya, ikinci Dünya harbinden sonra Milli bankacılığımız bir
hamle yaparak (Tasarruf mudilerine ev, apartman daireleri ve altın ol­
mak üzere) ikramiye konusunda bir hayli ilerleme' kaydediyor. Adeta
Banka demek ikramiye demek oluyor. Tasarrufların toplanması gene ye­
gane hedef. 1950’li yıllardan itibaren ülkemizde tüketim artmış yerli sa­
nayi kurulmağa başlanmiştıf; Ârtik yatırım-yapmak çok kârlıdır.'Banka­
lar topladıkları mevduatı kârlı bir şekilde yatırımcılara satıyor. Mevduat
hızla artıyor, plase edecek yerler ise hazır. Bankacılığımız modern âiılam'
da halkla ilişkilerle henüz tanışmış değil.
• ' ■ 'Şimdi bir an için -Dünyadaki halkla ilişkiler anlayışının geçirdiği gelişiheye kısâ bir nazar atalım. Halkla -ilişkiter 'Amerika’da î20;i yüzyılın
■başından itibaren kuruluş =ve 'gelişine’ sürecine girmiş: durumda. ■Halkla
ilişkilerih-irieslek ‘olması ıhüstâkil halkla ilişkiler bürolarının: kurulması
'2. Cihan Hârbiisbnrâsııîa kadar büyük gelişmeler göstererek süfüyot. Harpteiı söhfâ ayni gMişinelerih kıta avruipasmâ atladığını ve orada da inki­
şafini itaîhamlâdığinı görüyoruz, i Türkiye’de ise halkla ilişkiler 'adına 60’İı
yillard.â5 OKamüî ^küi^ıluşlârı ’teşkilâtlarmda rastlamağa başlıyoruz. Halkla
ilişkilei-in batı beiizeri teşkilatiar kurulârâk özel sektörce benimsenmesini
125
v/e uygtılamalâra geçilmesini ancak 70li yıllarda görmekteyiz. Adı halkla
ilişkiler olan ve reklam dışında halkla ilişkiler faaliyetleri gösteren bu
birimlerin, gene de tam anlamıyla halkla ilişkiler yaptığı söylenemez.
Bu durumun Bankalarımıza yansıması farklı değildir. Bankalarımızın
teşkilatlarında artık halkla ilişkileri yönetecek birimler vardır. Reklam
bütçe, ye programları hazırlanırken böliimJer halinde gerçek anlamda
halkla iligkileî'' faaliyetleri' sayabileceğimiz etkinlilder yei'" almakta ve uy­
gulamalar da buna göre yapılmaktadır.
701i-yıllâMa'sâriayile§mesi hızlanan ve her türlü yatırımın değer ka­
zandığı ülkemizde, bankalar mevduat toplama yarışına bütün hızlarıyla
devam ediyorlar. Ayrıntılara girmeden yapılacak iş yeni yerlere uzanarak
şubeler açmak ve bol bol ikramiye ve hediye dağıtarak bunu duyuracak
reklamlarla halkı şubelerine çekerek meyduatTtoplamaktır, diyebiliriz An­
cak banlîalar bu sahada yarışırken ölçüyü de kaçın;;, orlar. Aşırılıklar ve
•israf ^TDâşliyörJ ‘Böyleee' bü ^üygulâmMarın sonü gaiyor.- Önce Bankaların
hediye ve ikramiye dağıtımı yasâklaniyöi^^
da reklâm'hafcâmâlafa
ki'sitlâhlyor;VArtık bânkalarıihızıh ne yapâcâklarmı ne mesaj vmp-hâ^^
■hâsıl' ‘ulaşâeâklâirım şaşırdıkları 'bir ara dönem baslamış ölüyor.'' Aslında
■şü âşâmâda,' halkla ilişkilerle tanışmış olan'bankalanmızm varlıklarını eh
iyi -şekilde duyurmak ve halka ulaşmak için, halkla -ilişkiler; 'yöntemlerini
tam anlamıyla uygulamaya aralıksız başlamaları gerekiyordu. Nitekim’ bü
4 §yrş. fazla, uzun-şürrnedi,. 1980^^
ülkemizin liberal ekonomiye ge'çi§ döriernihde ise halkla ilişkiler uygıÜamaları açışınâ.an bankaların he­
def kitlelerinde önemli bir değişiklik olmadı. Ancak uygulamaların artık
daha rasyonel daha hesaplı bir gözle incelenmesi ve değerlendirilmesi dönemi başladı.
, .
,
.
.
— BANKALAEira-ZGA N ELEE ¥AÇILI¥OR;,r-
"
Bankalarımızın halkla iKşkıler konusunda neler yap-tığına, baktığı­
mızda gördüklerimiz şunlardır: Bir araştirmâ'sonucu de^^
neyim ve sezişlerin getirdiği tecriibeye dayanarak bahkâlarımiz, güven
kqnusunu::i§lemekte, ^güvenli, itirnada 'şayan, banka. :.meşajınic;ver
bi•rinci plânda ele alnaaktadırlar.i îstişnasız hepsi aynı konuyu 4 şlemektedir1er. Gene bânkalarınıızın;ınüşterekenpdeğindikleri^
konu da hizmettir.
;Bu konuda (hizmetinizdedir..; hizmette .ısınır yoktur.i; hizmet^yarışındaî. ön­
de, ■çabuk.'kolay., hizmet) fgibi iprnekleri ;Şiralayabiliri:Z.: ;Bixj ara
pilarak değil, olması'lazun geldiği^ düşiinülerıek. h
;bung|biıneşaj;:ların :dışında ^biri hedef-Mtle seçilerek yapıla%)gerçekten örnek-'çalışmakr.-.da^yardır. Bunların başında, lyıırt - dışındaki Tfürk iişçilerine şyönelik^^ gene
Jbütün Ibankalarınuzın'.juyguladığı ;halkla âlişküerı faaliyetlerini .göşterebi126
İMz. iBu ; cİurünî; .Tîürkiye’nin i önemli-ıbîr. işçi Mtle'sini. çalışmak; ■için Av­
rupa’ya göndermiş olmasından doğmuştur//İşçii;dövizlerinih:.mevduata idönüştürülmesi bütün bankalarımız için hedef olmuştur. İşçilere ulaşmak
için plan ve programlar yapılmış, ^bütün -bankato
MIhasşa yBatı .Al­
manya’da muhtelif şehirlerde temsilcilikler açmışlardır. Temsilcilikde göprevû'alan lisafo'biliri elemânlafei bölgöerindöki -Türk'işçirerihi bülüyorlar.
i Onlara bankalarını' itanıtarak-;.y urda - dövizi VgöMermeleri - ve -hesap'-'açtirimalarıhıhftemini için her türlüı 'girişim'de bulunuyorlar. Sorunlarini 'çöze­
cek bröşürler-I<kitaplairhazırliyârak dağıtiyorlaKfiBü %önuda çok değeirli
'-yayımlarıri'bit hayliiçöğaldığını ve: çeşitlendiğini belirtmek isteriz.; Bu bürölaxdâ3idevaıMı-^aştırmaiatf tyapılmaktaiye cTürk işçilerine ■ülâşmâ- ybİlarıritamîhalkla ilişkiler yöntenîlenyle sürdürülmektedir. ‘ Ss' i ;
Yurt içinde ise en önemli halkla ilişkiler faaliyeti köylere yönelik
olarak, yapılmaktadır., Bu faaliyetlerjjbanka.pelemanlanmn ciyar^rköylş^^^
. ekipler halinde ı giderek çevreyle ilişki, kurması, -.tanışması - ve ;kö|ylper
-şehirdeki bnka, şiibeşineı davet ^ederek onlararrbankayi r.ye b
.-.nıtması,şeklinde ceryan etmektedir-rBankalarırnızın;birçoğu, Köy, karnpan.yasi dediğimiz bu çalışmalarım, desteklemek için-köylere bölgelerine uy­
gun anlaşılması kolay yararlijkitapları,: broştoleri, afişleri, küçük ve fay,d.aİl, hediyeleri gotuımel te .ye: dağıtmaktadırlar.fpKöylülerle; kurulan bu
. İlişkiler,,ve.. sonuçlan^ .raporlar halinde bir merkezde toplanıp, değerlen­
dirilmekte ve- müteakkip.çalışmaların programladı,-bunlara;)göreryönlen,dirilmektedir. Bu çalışmalar,., modern anlamda halkla ilişkiler., faaliyetleri
.oİaraknitelenjiirile.cek, mahiyettedir
■" ^ ’Bârikâlarımız ulaşmak- istedikleri halli kitlelerine, büyük şehirlerde,
'sanat-faaliyetlerini desteklemek, kultur ve'sanat kitapları yayımlanmak,
kokteyller düzenlemek gibi halkla:' ilişkilör çaliirfialariyla bir yaklaşım
,.yaptıklanm-görüyoruz,
ij-.;.:/":
Ayrıca Bankalar, çoculdarın sempatisini kazanmak amacıyla, ohia'fîn
..hoşuna, .gideceğine; inandıkları,; ;çocuk tiyatroları: çoc.uk sinemaları; pynat:tıklarım, .çocuk yayımları yaptıklarım, başta trafik oimşk;,üzere, faydalı
kurslar düzenlediklerini görüyoruz.,Bankalar, iş ımuMtlerinden ■'Uzak ye
daha çok ikametgâhların bulunduğu bölgelerdeki şubeleri vasıtasıyla ev
hanımlarına ulaşmak için programlar hazırlamışlar ve u y g u l a a ı a l a r m so­
nuçlarını ise mevduat artışlarıyla ölçmüşlerdir. İEîanım yöneticiler tayini,
evdbammlarma:, kabul günleri tanzimiy bankada hanmalr köşesii ıdüzenle-»
,nyipîhahımlârı ilgilendiren.;moda,mecınualari ivs; ^bulundurûlıiıasi; \elişi, ser­
gileri açılması bu faaliyetler cümlesihdendir; j i d k'; i şf; : : ' . : ; obni j .>
.
Bun benzer, içinde halkla ilişkiler .lyönternleri bulunan ..çeşitli [saha­
lardaki çeşitli uygulamaları sayabiliriz. Ancak ;bunlarm, . :semp'ozyumu12!7
muzun tamamını kaplayacak kadar zaman alabileceğini düşünerek şinidilik bu kadarla iktifa ediyoruz.
■III
HALKLA İLİŞKİLER ■EĞİTİMİ
' ' ■ ■_
Hangi okuldan mezun olursa olsun, bir elemanın bankada hemen'iş
yapabüecek durumda olmadığım ve mutlaka özel bir eğitimden geçmesi
gerektiğini belirtelim. Bu sebepten bankalarıımzııi personelini eğitici
:faaliyetleri önem kazanmaktadır. Başta mesleki; bilgiler olmak üzere çe­
şitli faydah bilgiler kademe kademe banka personeline öğretilir. Okulunu
bitirdikten sonra bir bankaya giren genç eleman, servislerde aldığı pratik
bilgileri eğitim kurslarma katılarak: geliştirir; Bu kurslar yetkili olana; ve
üst düzey yöneticiliğe tırmanana kadar sürer gider. Şimdi biz başta gelen
bankalarıımzdan birini ele alsak ve eğitim progrâniiarmi iribele&k ne­
ler görürüz? Hukuktan iktisata muhasebeye, mâkinalârıri bakımındaiı bil­
gisayar kullanmağa kadar bütün bilgilisrin eksiksiz"Verildiği komple bir
"pi’oğramla karşılaşırız.’ Ancak eksiksiz demekte iacele etm^eyelim. Çok
önemli bir noksan var. Biz böyle bir-prögramı inceledik Ve herkesin ilave
edecek bir şey yok, noksansız dedikleri sırada halkla ilişkiler eğitiıhihin
eksikliğine, açıklamak bir şekilde değindik. Bankacıyı başarılı yapacak,
gök iyi'sonuçlar' almasını sağlayacak;‘bilgiler ve uygulamalar, halkla iliş­
kiler Bilmekle sağlanır dedik. Eğitim proğrâmıhin bu' yönden tamamlâririıası maksadıyla bizden 1 günlük bir seminer istediler. Şube müdürleri
seviyesinde -ğürüplarla yaptığımız seminer çok büyük ilgi gördük Seminere
katılan banka müdürleri, şimdiye kadar tasavvur bile 'edemedikleri ve
kendilerini mutlaka başa.rıya göt&ecek yönternleırle: karşılaştıklarım, ön­
lerinde, yeni bir ufuk açıldığım, halkla ilişİdleri dahı detayh öğrenip mut­
laka uygulamaya çahşacaklarını, söylediler.
. i
Halkla ilişkilerle tamştırdığımız bankacıların bu heyecani'bizi de; et•kiledi.,
■(
r,..
Biz bü sempozyumda, bankalarm 'eğitim programları içine hakla iliş­
kiler eğitiminin de sokulmasını ve uzmanlara bü 'derslerin verdirilmesi
lüzümünü bilhassa belirtmek istiyoruz.
^
.
IV
"BANKALARA ÖNERİLERİMİZ
' :Hİ!zıriet bir bankanın yegâne ürünüdür! Ancak müşterilerin, bir ban­
kanın: . yaptığı ‘ hizmetlerin olduğu >kadar, ‘ o hizmetlerin yapıhna: tarzııiın
üzerinde durdukları da bir geirçektir. . ://^ i '
^ '
'i-i: a
■: i . Bühların!aıeler olabileceğinin araştırılması gerekir. Bu -da (halkla
■ilişkilerle); tamşmakla olur.'ıv,'\ '
1.28
Bankalarımız teşkilatlan içine gerçek halkla ilişkiler uzmanlan al­
malı onlaar gerekli olanakları vererek bir program hazırlatmalıdır. Bu
programların uygıılaması da gene halkla ilişkiler uzmanları nezaretinde
yaptınimahdır. Her bankanın bir kimliğinin ortaya çıkması ve bu kimliğin
halka benimsetihnesi ve sevdirilmesi gerekmektedir.
Bütün personelin, bu kimliği ve halkla ilişkiler çalışmaları sonucu
bulunacak takdim tarzını bilmesi ve benimsemesi için bütün çalışmalar
yapılmalıdır. Halkın bankadan verilen bu mesajları iyi algıladığı anla­
şılması halinde uygulamaya devam edilmesi, ancak daima hassas ve dik­
katli olunması icap edecektir. Halkla ilişkiler faaliyetlerinin bir defalık
bir iş olmadığım bilmek ve ülke çapındaki olayları dikkatle izlemek ve
dei’hal halkın isteyeceği ve beklediği ve hatta beklemediği faydalı davra­
nışları yapmak o bankaya puan kazandıracaktır.
Bunları birçok misallerle kanıtlayabiliriz. Hatta hepimizin aklına bir­
çok örnek şu anda gelebilir. Küçük bir misal vereceğim. Bulunduğumuz
semtte 4 tane bankanın şubesi var. Ancak 1 tanesi elektrik faturalarını
alıyor. Diğerleri almayıp o bankaya gönderiyor. Bu belki zahmetli bir iş.
Fakat çevrenin ihtiyacını iyi takip eden bu bankanın şubesi bu işi yap­
makla çevreyi memnun ettiğini ve sempati ve iş kazandığını belirtmek
isterim.
Merkezden küçük şubelere kadar inen halkla ilişkiler çalışmalarının
önemi ortaya çıkıyor. Şubelerde halkla ilişkiler anlayışı olan yöneticile­
rin olması gene hallda ilişkiler eğitiminin personele verilmesi lüzumunu
da ortaya koyuyor.
Konumuz çok uzayabilir. Biz bankalarımıza diyoruz ki, çağımız mes­
leği olan halkla ilişkilerle tanışın, onu personelinize öğretin ve kadrola­
rınızda gerçek halkla ilişkiler uzmanları bulundurarak gerçek hallda ilişMler faaliyetleri yapın...
129
TARTIŞMA
Dr. M. V A EO L: Ben, Sayın Pasiner’den özel sektörde halkla ilişki­
ler uygulamalarına ilişkin özgün örnekler bekliyordum. Ama, genel nite­
likte açıklamalarda bulundular... Kendilerine şunu sormak istiyorum:
özel sektörde halkla ilişkiler uygulaması, kuruluş içinde olup bitenleri
kamu gözünden kaçırma aracı oluyor mu?
Dr. H. GÜRGEN: Halkla ilişkilerin, özel sektördeki temel problem­
leri ve gelişememe nedenleri nelerdir?
PA SÎN ER: Ben, halkla ilişkilerin, özel sektörde kuruluş bazında na­
sıl örgütlenmesi gerektiğini, pasif ya da aktif profil verme konusunun ne
olduğunu, halkla ilişkiler elemamnın deneyimi ile başarı arasındaki iliş­
kiyi dile getirmek isterdim. Ama, bunların hepsi müstakil konuşma ko­
nulandır. Sempozyum ise, bana, makro düzeyde bunları ele alacak gö­
ründü. Ben de böyle dile getirmeye çalıştım...
131
DÖRDtlNCÜ ÖTÜRÜM
HALKLA İLÎŞSİLEIM AMAÇLAR VE ARAŞTIRMA
BAŞKAN:
Prof. Dr. İsmet GİRİTIİ
':.:HADKLA İIiİŞKİLERj¥l]; ;SÖZLÜ BASIN' ı
" 'fi^ç.:'br:‘A ‘'‘ÂZİZ-
" ü . : ' . r r ; :
■■j -rîvi ;^iü
-Lfi/iSâyittiBaşkanv-ideğerH-konuklari' Dünkü oturıımu. iizleyeıılerf'a:mmsaj>
1ar; dûn flalkra! İlişkilerakoriusu ; genel, ?olarafcj ele alındı.' Halkla İlişkileri
rirı! îortayaiçikışı, Amerika’daki ve; Tiirkiye’deki gelişimi konulan: uzerinT
de_ duruldu. Bu: arada-kamui ısektömnde . halkla ilişkileri r^özel sektörde
halkla ilişkiler, konularına■değinildi. .Bir örheM:'olarak Çukurova Üriiveıv'
sitesinin hâM a ilişkiler .faaliyetlerine değinildi.‘Bu arada bir Sköhuşmaci
daiSâglıkjBakanlığı’ndaki halkla iilişkiler uygulaniasmdan rörneklers iverdi.'
Ben Ibugün ionuyu; biraz daha iteknik /düzeye, ?indirerek, halkla ilişkilerin'
yapısına değinmek istiyorum. Aslında konunıi hklkl'a ilişkilerde' ikitle
iletişim araçları olan elektronik basın: Radyo ve TV’den yararlanmak
olmakla birlikte, halMa ilişkilerin nasıl bir olgu olduğu ve bunun^ile-,
tişim bazında nasıl ele alınması gerektiği konusunda, bir anlamda tekni­
ğe varan kısa bir açıldama yapmak istiyorum., Ondan sonra asıl konunıüz
olan' RD ve TV’den halkla ilişkilerden yararlanma konusunâ^geçeceğım.
Bundan ötürü, bu genel girişi yapiuak için ilk sözü ben aldım. ' , 7^
Genel olarak alındığında halkla ilişkiler olgusu, iletişim;dediğimiz ol-i
gudan ayrılmayan bir olgu. Hepimizin bildiği üzere iletişim gediğimiz ol­
guda bir halkla ilişkiler sözkonusudur. Halkla ilişkilerde'de
bir' yerden bir' yere iletilmesi sözkonusudur.rHalkla ilişkiler olgüsunım
iletişim olgu ve sürecinin dışında herhangi'bir olgu, ve süreç,olmadığir
söylenebilir. Ancak halkla ilişkiler salt bir iletişimdir” deiriek, istemi-,
yorum. Halkla ilişkilerin temelinde İletişim yatar. Bu bakamdan üe'tişimi
bilmeyen kişinin, iyi bir şhal^^^
olacağı kanısındja değüiih.
Şöyle bir karşılaştırma-iyapmak iistiyörum;' İletişimde,i ibildiğimiz üze-.
re'hir kaynak yardır^ yani mesajı veren-vardır, bir i kaynağın hedeîDvar-'
dır, ve bu mesajin iletildiği kanallar vardır. ^Halkla iiişküere baktığıımz-'
da aynı; şeyleri görüyoruzu ; Halkla; ilişkilerde bulunan dikişi 'mesajın kay­
nağını: bluş'turur.rHâlldâ: ilişkilerin hedefi olan izleyici kitle,;.mösajı alanf
kitledir. Halkla ilişkilerin konusu rise âletişihı sürecindev' ileti; mesaj dedi-’
ğimiz olgunun kendisidir.
" ;v ;ü : V
r
:
i ,=v
135i
îletişimde dördüncü etmen olan kanal konusu ise, halkla ilişkilerin
yöntem ve tekniğini oluşturur. Bu kısa açıklamadan da görüleceği üze­
re, halkla ilişkiler olgusu ve süreci, iletişim olgu ve sürecinin hemen he­
men bütün kurallarını yerine getirmesi gereken zorunlu bir süreç ve olgu
oluyor. Şunu bir kere daha vurgulamak istiyorum: eğer iletişim olgu ve
sürecini bilmiyorsak iyi bir halkla ilişkilerci olmamızda sözkonusu değil.
Bir bakıma bunun: böyle, olduğu şundan'belli; halkla ilişkiler öğretimi
genelde dünyada, özelde ise Türkiye’de basın-yaym yüksekokullarında
yeralmıştır. .Bu h^
bir rastlantı değildir. Özellikle yapılmıştır. Niye
bir ışleiîiiıe" fakültesi içinde veya hukuk fakültesi içinde değildir? Çünkü
halıda ilişkilerin temelinde iletişimin temel kuralları yeraldığı için halk1a iilişjsiler,' iletişim iöğretiminin yapıldığı iyer.colah basin-yayıp Şüksekokullari-'rrl-îkmi basm-yayin ajma'dışârdavdahafçok'iletişM;;=ökullâfal;ölarak :ge4
yer-TT-i: iletişim oküllârı fiçerisinde iyerâknıştıf I Çünkü iöğrencinin,yapıMio
iletişim öğretimini; temel salarak ıbuı i ibilgileri.ı alması i gerekiri Bü i bilgileri
aldıktan sonra ıiyi bir hâlkla ilişkilerci i artık ionun> tekniğini geliştirebilir,'
Halklai ilişkiler konusundaLiletişim olgu?ive sürecini s:bü‘'şekilde üst iüste
dliurttuktah rsohra;; [asıl konu;jolani: yani i iletişim konusunda ''dördüöcü- et-'
menıiolâri: iletişirnihrıyapıldıği/■kânallârıh halkla ilişkilerde’ nksıl :kullanft
la’câğı kG'nusünângeM'ekf istiyorüm.
ö ^
' Bilindiği'üzere halkla ilişkiler sürekli bir gelişme, içerisindedir. Es­
ki' bir ğeigmiîinifr^^
teknolojik gelişıneler halkla ilişkiler
olgu ye^ surecini 'de Şeği^in^^değiştiriyor?. Tekniğini ve yöntemini 'âe^iştırj.yoi Bu'"olguların daha doğrusu teknolojik gelişmenin en^
ohemliM de /k-ınalda"’goı^ü^
.Mesajın üetüdiği ya da halkla ilişkilerde
kullanılan ‘ kanâUâryaki gelişmeler ile halkla ilişkiler'yöhteim ve teknik­
lerinden,'der-değişmeler oluyor. ■ iı ' '.............. i
utü-,
< . i- ü--.:'
' Cağımız, ^biliyoruz kı teknolojik çağ ve hızlı teknolojik gelişmeler var.
İîattd ba gelişmeler o kadar hızlı ki bir alanda diin yaptığınızı belki yarır btjgenîneyeceğiz, başka kanallar bulacağız. O Jbakınıdan halkla ilişki­
lerin'iletişi^
takım değişmeler var! ' Bugün artık
haİMa 'ilişkilerin kanallâri eski klasik kanalların’dişıria taşmış durumda.
Anımsarsak halkla ilişkiler kanallarını, klasik yöntemle j^^üz yüze ilişki­
lerin'Sfiflıklı olduğunu görürüz. Konferanslar, basın toplantıları, geziler,
yanşmala^j; .'ödüller, cgibi -klasik. yöritein;' diyeceğimiz bir. -takım: yöntemler
var. Günümüzde ise? ğiderekrlartanı.dozda: yeni: kânallarrbrtayarçıkıyor.i Bui:
kanallardan enoönernlisi; iMtle .iletişim, /kanallâri,: i îletipmde : kullandığımiz:
kitle iletişim ikânallarım .güniiinüzdfe halkla ilişkilerde ide ;kullanrnayav;başr
ladık rve bunun.; dâ .süratle .değişinesi :sözkohüsül; Beri.i konum olarak Mtle;
iletişim:.araçlarıhın Ihalkla ilişkilerde .kullanılmasıha ^değinmekle! birlikte,
daha çok radyo ve televizyona ağırlık vereceğini;; Çünkü diğer[ konüyüs:
138
basından nasıl yararlanılacağı,konusunvı, Oya Tokgözjarkadaşımız anlâtacalc.
■
r:
:
'
Radyo ve televizyonu artık' halkla ilişkilerde bulunan türn kişiler, ku­
rumlar klasik yöntemle tekniklere ek olarak Icullanmaiktadııiar. Bir an­
lamda bugün artık halkla ilişkilerde kullanılan klasik yörıtemlerle kitle­
sel iletişim konusunda kullanılan ^teknikler birbirine girmiş durımda^^^^
Bir örnek vermek gerekirse, şu anda yapmış olduğumuz toplantı bir halk­
la ilişkiler semineri ve...şü anda biz jmz yüze bu^toplantıyı yapıyoruz. Ol­
dukça geniş bir izleyici topluluğu ,ile karşı karşıya, yüz yüze iletişim
yöntemini kullanıyoruz. Ama bir de istiyoruz ki, bizim bjı yaptığımız top­
lantı basında da yankı bulsun, istiyoruz ki, radyo ve' televizyonda da yan­
kı bulsun, İ3U ne demektir? Bir a n l ı d a bu tekniklerin artık iç içe girmesi
demektir. Halkla ilişkilerde bugün artık klasik telmiHerle yetihilmemekte,
bu yapılan çalışmaların çok daha ğpniş kitlelere aktarılması istenmekte­
dir. Hatta TRT Haber Dairesi’nderi arkadaşlar, şunu söylerler : Öyle top­
lantılar biliriz ki, biz gitmediğimiz' için toplantıya başlamıyorlar. B u ol­
dukça ilginçtir. Amacının dışına çıkarak bir hailkla ilişMler .şözkönüsu.
Toplantı hazır, herşey hazır ama TV gelecek diye toplantı b a ş İ^ iybr Bu 'kille'ilMi^^
ne deriL önem verildiği koilüsuuda
ğuzel bif'•örnek''öluştu
Kitle iletişim araçlarından yararlanma
konasLi küşküsüz Halkla ilişkiler açısından son derece işlevsel, neden ış
levselt^ '^ünkü’ ki^le'Hletişim^âraçları mesajımızı karnu sektörü olsun, özel
sektör" olsun milyoıilkra; aktarabiliyor’. Zaten:'eh öneinli özelliği bu.’ Ârtik
günümüzde toplumlar küçük ölçeldi değil,‘ milyonlara varan toplüıriİar.
Hatta "üydu kanalı ile mesajınızı’ miiyaHara verebiliriz. 'Son bir örheikte
I9Ö6’da fieksika’ââki ' İütbbİ şampiyoiıasinı bitbuçu^^ milyar kişinin izlediği'dir. Şimdi burada ‘hâlkM; ilişkiler va!rmty^ ayrı bir konu., Amk en
azından “kanalın ^pımu^^
açısiiidâh, yapacağım^ bir halkla iliş­
kilerin rte'’denli geniş kitlelere ’ulaşacağı konusunda küçük bir örnek dlüşt'uruyor.'-'Elektronik basıHda:h ;y
ya Üa^'. TV’deh yararlanrna kuş­
kusuz herkesin istediği bir sey. Ancak, bünlarm küllanıl&aşıhda bazı ku
fallara uyulması gerekir
‘ '
• ■ Kanalın seçiminde,; ıgereKse ulaşacağımız hedefin .seçiminde çok -bilgi
sahibi ' değilsek, milyonlara sesleneGeğini um duğm nuz mesajın hiç etkisi de
olmayabilir:; ya da ^
bulamayabiliriz.; .Bunun; için kitle­
sel; iletişimde 7--buna;.yazıh,ibasmı -da katıyorum— bıdunurkenij ha,lkla
ilişküeçde ıbtdunurken,. sesleneceğimiz kitlenin; özelliklerini çok , iyi ,;bilm pnıizjgerekiyor.3-,3u; sadece;! M
: ilişkilerde, değil, , bütünrkonular(3a
önemlidir. H b i r ,mesaj;, veriyoruz.,Karşınıızdaki hedef (kit­
leyi (iyi tanıyamazsalî,: özelliklerini iy i. bilmezsek yapacağımız halkla ilişr
kilerin;, verim li: oiraası kuşkuludur., B u n u n ; için şu özellUder; aranmalıdır.;
İİ37
Birincisi, seslendiğimiz kitle bizim ulaşmak istediğimiz kanalların yaslın
kapsa:mına giriyor mu? Örneğin; TV’nin ikinci kanalından bir mesaj’ ile­
tiyoruz. Verdiğimiz bir mesaj eğer Güneydoğu Anadolu’yu ilgilendiriyor­
sa ve o alan yayın kapsamına girmiyorsa, bizim amacımıza ulaşmamız sözkonusu olamaz. İkincisi, bizim seslendiğimiz bu kitle yayın kapsamında
olmasına rağmen acaba izleme olanağına sahip mi? Yani maddi olanağı
var mı? Bu da çok önemli, gönderilecek bir mesajı çok iyi hazırlayabili­
riz, ancak izleyicinin olanağı yoksa yine hedefe ulaşamamış oluruz. Oysa,
halkla ilişkilerdeki amacırtıız hedefe ulaşmaktır. Üçüncü özeUik, \erdıgı
miz mesajın zamanı, izleyicinin kendi izleme zamamyla uyuşabiliyor mu’
Örneğin çalışan kadına seslenen bir halkla ilişikler programını, kaaimn
çalıştığı saatte verirsek, amaca yüzde 1, belin de daha az oranda ulaşıla­
caktır. Dolayısıyla saydığım üç temel etmeni gözönünde bulundurarak,
halkla ilişkilerde bu kanalları ancak kullanabiliriz. Bimün dışında yapı­
lacak olanlar sadece halk deyimiyle yasak sayma, “biz radyo ya da
TV’nin kanalını kullandık” demekten öteye geçmez. Bu genel girişten
sonra, Türkiye’de halkla ilişkiler açısından elektronik basın dediğimiz
radyo ve TV’den yararlanma durumuna geçmek istiyorum.
Buna bir yerde video, olgusunu da katmak gerekir kanısındayım. He­
pimizin bildiği gibi ülkemizde radyo ve TV bir tekel, halinde, düzenlenmiş.
Hatta o denli devletin tekeli halinde ohnuş ki,; 1961 rAnayasasından sonra
hem tekeli hem de özerkliği Anayasa kapsamına alınmış. 1982 Anayasa­
sında aynı durumu görüyoruz. Gerçi yapısal bir, takım değişikliklere uğ­
ramış. Özerklik gitmiş, tarafsızlık gelmiş, yasalar değişmiş, yasalar tüm­
den kalkmış. Son duruma gelecek olıırsak, bir olgu olarak bir tekel var.
Radyo ve TV’den halkla ilişkilerde yararlanmak olgusunu bu yayın teke­
lini gözönünde bulundurarak düşünmek gerekiyor. Son durunia değin­
mek gerekirse, 2954 sayılı yasa radyo ye televizyonun TRT’nin tekelinde
olduğunu belirten bir yaşa ,.Bu yasa, yalnızca TRT’yi değil. Radyo ve Te­
levizyon Yüksek Kurulu’nun da yapısını düzenliyor. A ma ,temelde TRT’­
nin işleyişini geniş olarak, düzenlemekte. Bu yasaya baktığımız zaman,
özellikle haUda ilişkiler açısından nasıl bir durum olduğunu şu madder
lerde görüyoruz: —Genelde TRT tekel olduğu için, kamu kuruluşu oldu­
ğu için, kamu kuruluşlarının halkla ilişkiler konusunda yâyınlarmâ da yer
vermek zorunda. Yani kamu kurumları kendi halkla ilişkilerini yöiıetir-'
ken TRT’nin radyo ve televizyon yayınlarından yararlanmak dürumühdâ.'
Özel sektöre geldiğimiz zaman ise durum farklı. Ülkemizde şu anda özel rad­
yo ve televizyon ölmadığı için bu konuyu biraz sonra dahâ değişik bir
biçimde ortaya koymak istiyorum. İlk bakışta radyo ve televizyon kürümühün kamu kuruna ve kuruluşlarına açık öldüğü gözleniyor. Birinci
açıklık her şeyden evvel haberlerde göriilüyor. Bugün hepirhiz görüyoruz.
Kamu kuruluşlarının ayrıntı bile olabilecek çalişniaları haberlerde-yier
138
alıyor. Bu bir anlamda halkla ilişkilerdir. Kamu kurumlarımn halkla iliş­
kileri haberler yoluyla aktarılmaktadır, kamuoyuna. Bu birincisi aina
haberlerin dozu nedir? Nasıl olmalıdır? Bu da tartışılabilir. Bu bir siyar
sadır, politikadır. Aksayan yönleri olabilir. Ama bir olgu iolarak haberr
lerde kamu kuruluşlarının çalışmaları özellikle yansıtılmaktadır. İkinci ola­
rak, yine^TRT yasasmdâ kamu kuruluşlarıyla, özellikle eğitim konusunda
sıkı bir işbirliği öngörülmektediir. Dolayısıyla, TRT ile kamu kuruluşları
arasmda eğitim konusunda sıkı işbirliği var demektir. O ihalde bu bir ba­
kıma,: kamu kuruluşlarmm eğitim programları aracılığı ile halkla iHşkilerini i düzenlemektedir. 2954 sayılı yasadaki bu kurâUar, maddeler bir
bakıma eski yasada da vardı- Eski olan bir maddeye değineyim. Yeni ya­
sada 18. madde. (359 sayılı yasada l l. maddeydi.) Bu madde hükümet bil­
dirilerine ayrılmıştır. Derki. “Hükümetle ilgili bir takım güncel konula­
rın radyo ve televizyondan verilmesi, asildir.” Bu daha önce de vardı. Bu
halkla ilişkilerin güncel olan kamusa! faaliyetlerine has olan bir madde.
Asıl değinmek istediğim konu, 19. madde; “Hükümet Uygıdamalarınm
Tanıtılması” başlıkh madde. Bunun somut örneği, “İcraatın İçinden” prog­
ramı. Bu yeni bir olgu, izninizle okumak istiyorum.
“Madde 19” : TRT kurumunun yayın esaslarına uymak, cevap hak­
kı doğuracak nitelikte olmayacak, ve siyasi çıkar amacı taşımamak kaydı
ile, mevzuat veya idari kararlarla yürürlüğe konan ve halkın katılımı ile
başarıya ulaşacak hükümet uygulamalarının gerekçelerinin, yararlarının,
vecibelerinin, usul ve esaslarmın kamuoyuna benimsetihnesini amaçla­
yan, tanıtıcı radyo ve televizyon programları hükümet tarafından TRT
kurumu dışında hazırlanır ve kurum tarafından haber bültenleri dışın­
da yayınlanır.” Bu durum daha önce içinde olduğumuz bir olgu idi, 2954
sayılı TRT yasasında ilk olarak düzenlenmiştir. Bunun anlamı, hüküme­
tin yaptığı ve kamuya tanıtılmasında yarar gördüğü —ama koşulları gibi
uygulamaları yani kamu kuruluşlarının halkla ilişkilerini de bu maddeye
göre vermek olanaklıdır. Sanıyorum ki, bu kamu kuruluşlarına hükümet
tarafından verilen bir düzenleme. Bu iyi mi kötü mü tartışılabilir. Özel
sâktöre gelindiğinde ilk bakışta yasal olarak herhangi bir yararlanma ön­
görülmemektedir. Ama halkla ilişkiler kavramını biraz zorlayarak halkla
ilişkilerin içine reklam kavramını sokarsak —^ki ben buna inanırım—^2954
sayılı yasada özel sektörle ilgili bir düzenleme öngörülmüştür. 26. mad­
dede reklam konusu düzenlenmiş. “TRT kurumu görev ve yayın esaslarına
ujmaak koşulu ile gerçek kişiler, kurumlar ve özel hukuk tüzel kişilerince
de hazırlanan programlı veya proframsız reklam kuşaklarım radyo ve te­
levizyondan yayınlayabilirler.” Yalnız burada bir kural getirmiş; “yamitıcı
haksız rekabete veya karşılıkh cevaplaşmaya yol açıcı, diğer ürünleri kö­
tüleyici, herhangi bir ürünün israfını telkin ve ima edici ve genel olarak
memleketin ekonomik durumuna zarar verici hususlara yer verilmez. Si­
139
yâsi propaganda yapılamaz” der. Bu madde yeni bir madde.'Bu a ç ıd ^
.baktığıiıuzdai özel sektör rahatlıkla ama para karşılığı, kendi halkla: iliş­
kilerini geniş olarak, dar olarak ise kendi reklamini yapabiliyor./Geniş an­
lamlı halkla ilişkiler olarak, ‘‘benim şu malımı , al” ' diye i değilde, pj ;kurumun faaliyetlerini yansıtarak da yapılabilir.: Yani herhangi biri smirlama
yok. Bunu çeşitli bankalar ve kuruluşlar ile KÎT’lerde görüyoruzi. Yalnız
bu kadar mı? Değil. Yine, bir yerde .TRT ile halkla, ilişkiler faaliye­
tinde bulunmak isteyen o kurum arasındaki ilişkilerden doğan, bir durıım
sanırım. Çeşitli km’umlarm halkla ilişkilerden. doğan fâaliyetleri: de, yan­
sıtılmakta. Ancak kamu yararına olan faaliyetleri', yansıtılmakta.' Büyük
holdinglerin çahşmaları zaman zaman, kamu uyaran gerekçesi: ile birlikte
verilmektedir. Son olarak, TRT konusunu bundan; istiyoruıh; :Son; olarak
değirmıek istediğim konu. Video olgusu. Gerek, kamu, "gerekse .özel-sek?
törde her ne kadar milyonlara bir andarseslenme olanağı yoksa da;,video’
dan görsel ve işitsel olmasından dolayı yararlanılması ^şözkohüsuv;
Teşekkür ederiııi.,
140
(^AZETEGtBÎK.HA^IimL'A; İLÎŞKÎBEK ■
<İLİŞKtSİNÜE -YAZîLlrBASININ
EOLÜ VE ÖNEMİ
......... ...........
Oya TOKGÖZ
. Kitle lelişim Araçları ve ^Hallda .İlişkiler. ^.....
■ ' Hiç-küşküsuz, ’günümüzde ğazetecilik-hallda ilişkiler’ ilişkisindfe ^iüm
kitle iletişim araçlarımn rolü bulunmaktadır.’ Kitaptan'soiira eö-eskt kitle
iletişim , araGi olma niteliğini koruyan gazetelerin ise bu ilişkideki rolü ve
öneşiı diğer kitle ile lisım ,almaçlarına göre farklı bir konumdadır. Giinümüzde ytızılı[basın diye; nitelenen gazeteler ve dergiler halkla ilişMerj
alanında bayük ve onenıli görevler üştlexırni§ durumdadırlar.
' Yazılı basın halkla ilisk 1er alanında,; radyo ve televizyon gibi sözlü
basın' araçlaılnın yanında, jrâzyılların getirdiği bırıkiıilden 'ötürü; ^'sözilü
basın*'araçlarına göre‘ayrıcalıklı durumunu'İıâlâ körumâktadı'r.'Bii dürüm
ise, yazılı basının sözlıi'‘basın araçlarihd
dalla 'önce “gelişmesi, yazılı
basın kıirkllarıhin sözlü' basın ara;çlarmca da benimsenip, kullanılmasmdan kaynaldanmaktadır. Bütün bunlar bir yana, yazılı basının halkla ılış^-'
kilerle olan Uişkısı çok yakın ve derinliğinedir.
Yönetim -Halkla ılhşkiler- Gazetecilik İlişkisi
Halkla ilişkiler yazılı basın ılişldsi denilince ilk öıice akla, gerek kamu
gerekse özel sektörde olsmı yönetimin yönetileni tai'um.a,ve yöpetimi ta­
nıtma işlevlerinde yazılı basının rplünün ne olduğu gelir. YaM ı basın,
yönetim hakkında yönetileıılerp. bilgi verir, enformasyon şağkrkpn,, ^yö­
netilenlerin düşündüklerini açıklamayı ihmal etmez. Buna karşılık, yöne­
limin yazılı ;% sm a halkla ilgih haberieri benimsetme göpyi,, gücü yoktm’. jj^edenine gelince,,;yazılı ,basın dünyanın pek; çok ülkesinde büjâik
çoğunlulda özel girişimin elindedir, kâr amacı ile çalışır. ., .
... ı
i Işın dıger bir ilginç- yönü daha vardır. Yöıİetim,; kendi yönetünini sâğlamlaştırnsâki- korümak ‘^pekiştirmek için bilgi toplâr. Yüzyıllârdir- i'bü
amaç hep tböyle işlöyip durur. Basının temel görevi haber verme olduğu
141^
için, haber yapabilmek bakımından bilgi toplar, enformasyona ulaşır. Bu
açıdan değerlendirildiğinde, yönetim ister kamuya ait olsun isterse özel
sektör bakımından olsun, basın için önemli bir haber kaynağı oluşturur.
Daha öz deyişle, basın haber kaynağı olarak çeşitli yönetsel faaliyetlere
yönelir, onları izler, haber değeri taşıyanlara sayfalarında yer verir. Ör­
neğin : Bankalar Birliğinde banka faizlerinin artışı veya düşüşü hakkında
alınan karar veya Bakanlar Kurulunda ileri saat uygulanmasına geçilmesi
kararı alınması gibi.
Doğal olarak, yönetimlerin her ne olursa olsun, gazete, dergi okuyu­
cusu ile kendisi arasındaki ilişkiyi gözönünde tutması gereklidir. Özel­
likle, gazete ve dergilerde yer alan okuyucu mektupları, okuyucu köşe­
leri bunlara gazetelerde, dergilerde ayrılan yer ve verilen yanıtları, yö­
netimin yönetilenleri tanıması yönünden önemli bir etkileşim olarak de­
ğerlendirilmelidir. Okuyucu mektuplarını, yönetilenlerin yönetimden neler
beklediklerini gösterdiği gibi, yönetimce yapılmaması gerekenlere de işa­
ret eder nitelikte kabul etmek anlamhdır.
.
Halkla ilişkilerden, yönetim yönetimini tanıtma bakımından çeşitli
işlevler beklemektedir. Bu nedenle, hemen' hemen gerek kamu sektörün­
de gerekse özel sektörde, bu işlevler yerine getirilsin diye halkla ilişkiler ve
basın büroları veya merkezleri kurulmuştur. Hâlen kurulmamış olanların
da sayısı az değildir. Böyle bir büro veya merkez kurulmamışsa, anlaşma
imzalanmış reklâm şirketi de, büro veya merkezin görevlerini yerine ge­
tirmek için çalışmaktadır. Amaç burada, basın ve halkla ilişkiler çerçe­
vesinde, yönetimi tanıtma' için neler yapılabileceğidir. Daha doğru bir
deyişle, basın ve halkla ilişkilerin, halkla ilişkilerinin nasıl ve ne, şekilde
olduğu, gerçekleştirilmek istendiğidir.
Hallda ilişkilerde Bilg^i Verme Nasıl Yerine Getirilir?
Genelde, basın ve halkla ilişkiler büroları veya imerkezleri aracılığıy­
la, temelde yapılan yönetimi tanıtına için bilgi verilmesidir. Bilgi verme
3'^önünden dikkat edilecek en önemli nokta ise, zamanlamanın sağlıklı bir
biçimde yapılması, verilmek istenenin amacına ulagması yönünden ha­
yatidir. Doğal olarak, böyle bir sürecin işlemesi, işleyebilriıesi için, yö­
netimde belirli karar mekanizınalarımn çalışması gereMi blmaktadır. Ör^
neğin: Bakanın izni veya patron veya geriel müdürün onayı gibi. Hiç
kuşkusuz, burada verilen bilgilerin “verilmesi gerekli olduğuna karar
verme” veya “uygun bulunması”, durumu mekanizma içinde söz konüsü
olmaktadır. Karar verme mekanizması, işletilerek iielerin söyleneceği, ne­
lerin söylenmeyeceği kararlaştırılmaktadır. Bu süreç içinde^ iletişim ku­
ramındaki“ eşik bekçisi (gate keeper)” kavramı etkili olmaktadır. Aynı
şekilde, bu süreçte, gazetecilik sosyolojisi açısından önemli bir konumu
142
olan; “habeı*: yöıüendirme”; (news management) yer almaktadır. Gerek
eşik bekçisi gerekse haber yönlendirme kavramları, gazetecilerin v e halkla
ilişkiler'.uzmanlarının devamlı olarak dikkatten uzak tutmadıkları kav­
ramlardır.
Yönetimce “verilmesi uygun görüleni İsilgi olarak vermek” hiç; kuş­
kusuz, ilk bakışta meşruiyetçi bir yaklaşim olarak karşımıza çıkmaktadır.
Yalnız, bu durum çoğu kez yaniltıci, aldatıcı olmalstadır. Verilmesi uy­
gun görülenler, yönetimin yönetimini tanıtmak; işlevini yerine getirmek
ıçm verilirlerken,, yönetilenlerin yönetimi itarümasına yardımcı blmayabilmektedir Yönetilenlere aıfacılık edecek olan basın ve hailkla . ilişkiler
büroları, “verilmesi uygun görülenleri” he kadar iyi bir şekilde, zamanlı,
sağlıklı olarak verseler de, çoğu kez yönetilenlerde tatmin edici bulun­
mamaktadır.
Türkçe’de sıkça kullanılan “iki: cami arasında kalmış beynamaz” du­
rumunda kalmak deyimi, basın ve halkla ilişkiler büro ve merkezlerinde
çalışanların görev yap irken karşılaştıkları zorlukları dile getirebilir. Bir
yandan çalıştıkları kurum, kuruluşta ast-üst üişkileri içinde hakla ilişki­
leri şürdürebihnek diğer, yandan kurum ve kuruluşun yönetimini tanıtma
bakımından basınla halkla ilişkileri düzenlemek, durumundadırlar.
.
Basın Bultem, Basın Bildirisi Hazırlama
Çok hassas bir denge üzerine kurulu olan bu düzende, basın ve halkla
ilişkiler bürolarinın sözlü bazı girişimleri yanında, en önemli faaliyetleri
basın biilterii veya basın bildirisi hazırlamadır,. Hazırlanan; basın bülten­
leri'veya^ıbasm bildirileri, basmai kolaylık sağlasın diye, çoğu kez gazete
haberi şeklinde kaleme alınırlar. Basm bülteninin, yazılı basın için önemli
bir; haberi kaynağı olduğu açıktır. Gazetecilik açısından, ikinci el kaynak
olmakla birlikte, basm bülteni basın için haber toplama ve yapma bakı­
mından büyük bir kolaylık sağlaniaktadır. Basın bülteninde, haber yönlen­
dirme devamlı olarak bulunmaktadır. Denetlenmiş, verilmesi uygun gö­
rülmüş bilgilerle de donanmış olsa bile, basın bülteni basın ve halkla iliş•tıler bürolarınca, iyi zamanlama ile basma gönderilirse, yönetimin ken­
dini tanıtması yönünden önemli bir adım atılmış olUr.' İletişim açısından
düşünüldüğünde, bilme-tanıma üyümsuzluğunü önleme bakımından önemli
bir etken .de oluşturur. Hele hele yeni enformasyon teknolojileri gereği,
gazete baskı saatlerine göre iyi zamanlama yapılırsa, önemli bir mesafe
alınmış olur.
Basın bültenleri veyâ bildirileri, zaman zaman belirli ölçüde ambargo
ile yüklü olabilirler. Ambargo konduğu takdirde, bu genelde “zaman kay­
dı” yeyat “olayın gerçekleşmesi: kaydı” şeklinde gerçekleşir. Bu şekilde,
143
basın veya halkla, ilişkiler' büroları; ■bilgi': verııie' l§levini’ yerine getirmiş
olurken, yazıli basın kendisine yollanan basın bültenine eğer haber ola­
rak kıillamlacaksa basit bir i’edaksiyon işlemi uygulayacak sayfala;rınâi yer­
leştirebilir. Daha doğru bir deyişle, “bir taşla iki kuş vurmuş” olur: İYalnız, yukarıda a.ıılatılan bu süreç her zanaan saflıklı olarak iglemeyeıbilir.
Hİlklâ ilişkiler birinaleri ile başın araşmdâki etküeşim, başına bilgi, ver^
meme.şeldine de dönüşebilir. Yazılı ye> sözlü basınla halkla ilişkiler ,bi­
rimleri, arasındaki etkilegirn sağlıksız bir şekilde işlemeğe ’ başlaröa, 'ba­
sın kendine yt;ni haber kaynaldarı bulma yollan aramağa başlar. Yeni
yaklaşımlar ^kallanarak, dolayjh veya dolayjsız şekilde, yönetimden kaynak­
lanan bilme ,v,e tanıma: uyunîsuzluğunu giderecek, yöntemlere başvurur.
.Bu .durum, zaman zaman, hassas bir denge üzerine ıkurulu; ihasıai ,ve
halkla ilişkiler ilişkisini zedeleyebilir, bozabilir, hatta koparabilir,, .Dotlaylı ve dolaysız yollardan haber sağlama bakımından basının başvurduğu
yöntemlerden- bir tanesi, yönetimden haber sızdıirniadır (hews 'leak) ! Yö­
netimin katı tutmhu, ilişkileri-koparma/koparıhamk' dengesinde ' tütrhasi,
basının haber sızdırma yönündeki ahşkariliğıni arttıracaktır. Daha' çok;
“özel haber” yapiiıa yolları- arayacak, hiâsrâfh<'%lsâ' bile,'-araitiri
teciTiğe yönelecektir. Araştırıcı gazetecilik yâıhıhdâ, açıklayıcı've yorünilayıcı gazetecilik yapma yönünden de yollar döşeyecektir. Bu- sâyılarüai',
günümüzde yazılı basının yönetileni haberli kılma bakımından başvurdu­
ğu olağan, alışılmış yöntemlerdir.
........ • ■ "
Haber sızdırma-mekanizmasının sık L .k çalışmasmı ıistemeyen-yöne­
timler, zaman zaman basım' bilgilendirme yollarını da; denerler. Zaman
zaman da ■eksik bilgi verirler, bu ’kasıth olabildiği ^gibi, kasıtlı ■olmayacak,
şekilde de yapılabilir. Bazah ela tümden atlatmai yoluna gidebilirler. Gü-i
vendikleri basın' mensuplarına,- bilgi olarak-: yazılmaması kaydiyla i:bazi
noktaları açıklarlar.^ Basının sağır kalmamasını- sağlayan .buıyaklaşıin,. yu-:
varlak sözlerle acele bilgi verme:şeklinde yapıldığı;için, basınla: yöhetim>
arasırİdaki ilişkilere soğukluk girmesini önler. :
ricî
' ’ü
Gazetecilik terminolojisinde “off the recörd bilgi verme” diye adlan­
dırılan bu yaklaşımın arkasında basm ıhensuplârimn naeslek sofumlulüklarını denemek yatrnaktadır.' Kendisine öff the record .olarak verilen bil­
gileri, anonim kaynak göstererek yayın organında kullanan gazeteci, yö­
netimdeki kendisine haber .veren' kaynağın başını belaya sokabilir. Bu
ctürmTida, yönetim yazılanların yayın prgamndah ispat edilmesini isteye­
bilir. J3öyİe durumlara düşmemek” İçin'dikkat gösterilrnelidir.
Başın ..Toplantısı, -Başui: ıKonferaıısij'.Basın'-Tmları
Basın "bülteni hazırlayan basın ve haM â ilişkiler bürölairı,' âyiu'za-'
mâildâ,' yönetimin' tâiiıtılmâsına -yardimcı olmak üzere, basın‘'toplantısı,'
144'
.bışın-'konfet'ansiLdacdüz
Ayrıca, bâsittLjturları.rseyşilıatlâri; ile
yönetimi® tanıtılması^iiçinüçalişabiMrler.; Başiri toplantisı iji'e; basıîni IcoiTfe.ransınmy hazırlıM^
kU§kusuz;rbasıhi’b.iilteriii veyaMbasıînCbildii'isi- 'har
zplamaM^nr:daha ;:uzunilzaınan; çalışmaj IKe. em ek' sarfetni&is
olarakj, bunları düzenleme galışmalarıi yânında' yine ibasın itoplânlisi; i veya
basın konferansmdajikoîiji§anjkmısenin! elinde:jbülunân/;:basınac[çpğ'altıto
olarak dağıtılan metnin oluşturulması da büyük bir zorunluluktur. Basın
bülteni, basın bildirisi, basın toplantısı veya konferansı için hazırlandığın­
dan basmla yönetim arasındaki ilişkilere soğukluk girmesini önler.
Basın toplantısı veya basın konferansı halkla ilişkiler basın ilişkisi
içinde basın bülteni, basın bildirisi hazırlama yanında daha az sık baş­
vurulan yollardır. Basın toplantısı yapmanın geçmişi, X IX . yüzyılın son
ç e y r e ğ i n e kadar gitmektedir. Kıta Avrupa’sına gelen yabancı muhabir­
lerin bilgi alınak için, oraya buraya sık sık başvurmalarını önlemek için,
“basın toplantısı” düzenleme yoluna gidilmiştir. “Basın toplantısı yapma”,
günümüzde sıkça kulianıhnaktadır. Gerek kamu sektöründe gerekse özel
sektörde Türkiye’de giderek yaygınlık kazamxıaktadır.
Basın konferansı ise, A.B.D.’de Başkanın basınla haftalık konuşma­
sına verilen ad olarak, günlük kullanıma girmiştir. Gerek basın toplantısı,
gerekse basın konferansı yönetimin kendini tanıtması için başvurduğu
yollardır. Basın toplantısı ve basın konferansında basın bülteni dağıtılır,
bunlarla katılan gazetecilerin toplantıyı daha kolay izlemeleri sağlanır.
Örnek verilecek olursa, Türk Dış îşleri Bakanlığınca her hafta yapılan
olağan basın toplantısı ile Başbakan veya Cumhurbaşkamnın zaman za­
man yaptıkları basın toplantıları gibi.
Basın turları ve basın seyahatları, yönetimi tanıtma bakımından diğer
bir halkla ilişkiler uygulamasıdır. Tanıtma bakmamdan önemi küçümse-''
nemez, pahalıdır. Hazırlanması uzun zaman alır. Örnek verilecek olursa
NATO basın turları veya Güneydoğu Anadolu Bölgesine düzenlenen ba­
sın turları gibi. Ayrıca, çokuluslu örgütler ve çok uluslu şirketlerin önemli
toplantıları için devamlı veya geçici basın merkezleri kurmaları, diğer
bir basm-hallda ilişkiler ilişkisini oluşturmaktadır. Basın merkezinde ga­
zetecilerin rahat haber alma ve göndermeleri bakımından her türlü ko­
laylık gazetecilerin emrine verilir. Örneğin: daktilo makinası, telefon,
teleks, bilgisayar terminali, faks, her türlü basılı malzemenin çoğaltıl­
ması gibi. Önemli basın merkezleri uygulamalarına örnek olarak NATO,
Birleşmiş Milletler, Avrupa Konseyi, OPEC, İslam Konferansı verilebilir.
Değerlendirme
Gazeteciliğin günümüzde amacı dünyayı tanımlamadır. Sokaktaki ada­
ma dünyanın resmini sunmadır. Halkla ilişkiler ve gazeteciliğin temelinde
m
iİĞİtîşiin îOlgusu yatmaktadır. ;Yalnız dikkat edilecek en önemlt nokta; ga­
zeteciliğin iletişimle olan ilişkisinin genelde işleyiş ■açısından tek yönlü
olmasıdırl Daha doğru bir deyişle, gazetecilik yapan araçlar tek yöiılü
iletişimi, sürdüren, araçlardır. Buna .karşılık- halkla ilişkilerin amacı çift
yönlü- iletişimi kurabilmektir. Halkla ilişkiler gazetecilik ilişkisinin be­
lirleyicisi, bu hassas ilişkisinin, sağlanması, sürdürülmesidir.'
: : .
146
‘;H A L k L A ,,İL İŞ â
.^YÖNTEMI^EIİTEKNİK
; İbraMmi ÇâMLPc^
: i:: .Sayın. Başkan,
>
'".Sayın Prof. Tortop, Sayın Prof. Dinçer, değerli nıeslelitaşlarım; ^
! : Konu; aka'demik niteliktedir. Bu .nedenle,îisöze başlânıadanp bana bir
akademisyen değil , bir uygtılayieı, olduğumu ^ihatırlayarak :bakmanizıa vd
böşgörünüzü esirgememenizi'rica edeceğim; Nitekimırkonuşmamda tebrii
den çok uygulama üzerinde duracağıin .ve: halklaülişküerdelaraştırmaf tür­
leri ve bunların özelliklerine gayet fasa olarak değindikten sonra, size sunrftâp tasarladığım üç .vaka raporun^
■
f -n ,
: r:H. :İlişkilerdey , uygulamada i:astladığımız ;kadarı ile, üç ana ;ara§tırma
türü vardır. B u n l a r ı
,
', , 1 - 1
' 1 u
1) Kamuoyu‘yoklamâ^^
^
2) Hallîİa ilişkilerin işlevine özgü, halkla ilişkiler kampanyalarını des­
tekleyici malzeme sağlamak amacı ile yapılan tarih ve sanat araş­
tırmaları, ve
..
.......................
r
3) Kuruluş içi araştırmalardır.
Önce kamuoyu yoldamalanm ele alalım:
,j; IHalkla ilişkilerde kamuoyu,, ypkIamaları, ^genellMe, .[kampanyaların
stratejisini; kurmaya ye mesajı şekillendirmeye yarayan-verileri.şa^^
veya, kampanya; sonunda düzenlenen ye, mesajın ihedefe jüdaşıp^. ulaşm
ğını, .ulaşmışsa .nasıl;bir tepki.yarattığını ölçmşk iş.in yapıla .anketler gek-j
linde belirmektedir. Bunların birincisine .pretest, |ikinçisine. posttest de-,
mektejdz.
* Gazeteci/H. İlişkiler Danışmam. Basın Organizasyon İA.Ş. Yönetim Kurulu Üyesi.
A.J. Wallis
WalUs Ltd. London CH. İlişkiler)
İli
Xürklye,Temşilcisi. Uluslar arası, Basm Ensti■' tüsü ■■
Ülüsİararası ^H. ‘ îlişldler "Derneği CIPRA) konsey •Üyesi; 'Türk
^'CİPİ) Üyesi. Ülüslararas
Tanıtma Valıfı Kurucu Üyesi.
147ı
Biz burada sadece pretest’ten söz edeceğiz. Zira, posttest tipi anket,
daha çok, kontrol işleminin gazete ilanları ile radyo ve TV spotlarının ha­
tırlanıp hatırlanmadığının saptanması ile daha somut bir şekilde gerçek­
leştirildiği reklam kampanyalarında uygulanmakta, halkla ilişkilerde ise
buna nadiren rastlanmaktadır.
Pretest’in halkla ilişkiler araştırmalarında yerini böy^lece saptadıktan
sonra, bu anket türiinde'uygulânan örnekleme yönteMni ve buradan yü­
rüyerek bunun halkla ilişkilerdeki özel anlamım belirtelim.
Uygulanan yöntem, genellikle, tüketici eğilimleri araştırmaları, veya
geniş,kapsamlı sosyal araştırmalar gibi büyük halk kitlelerine dönük an­
ketlerde uygulanan kantitatif örnekleme sisteminin tersine, belirli toplum
kesitlerinin içinden, önceden belirlenen sınırlı sayıda örnelderin kullanıl­
dığı, salt kalitatif olan, “Quota Sampling” sisteminin en dar-^anlamında ele
alındığı bir yöntemdir. Bunun da nedeni, hplkla^ ü
disipüninde, araş­
tırmada^ kullanılan örheMerfn, teinsin dlınamn ötesinde, kampanyada liitap
edilen, hedef'ilerözdeş olmal^ımn.; tercih edîilriıesidir. Bü. tercüı de, örnek­
lerin,başli:,:ba§ıria'j,.bir ikamüoyaoluşturueuşü;; başka'biriideyiınle:“öpihioh
Makers’^, olanlarriarasmdMi'Seçilmeleri .halinde,';: inesajın:dletilmesindeid#ıa!
çok isabet [Sağlanacağı idüşünce'sine idayanmaıktadır ■ ..'ö r.ıu':JL;u;v!; :
;i:
‘ Kuşkusüz uygulanan"b u . yönteımn de ıstısnalaii J,varâır,' 'Binnej ka­
musal niteliği ağır basan ve pretestlerinde kantitatif oriieMeme' sisteinîni
uygulayan kürıılüşlaMai-rastiâMiiaktadırl B ir’diğerine;'gene‘%
luşlarda, fakat değişik bir maksatla yapılan anketlerdi''râstlaiimaktadıri
Bu anketler esas itibarı ile pretest karakterinde,,ohn^a beraber, .belirli bir
kahapanya. inşası için yen,,to|)lamak.. yerine, ku
.k ^ u o y u n a ,^nasıl
bir İniaj 'yansit^igmi ölçmek’ ye ‘İ3una'*'da3râm
içinde
bam' reföfiy.âra girişraek- içiıi yâpılihakiladir.''Tabİı bürada'dâ, u^^
örnekleme sistemi kantitatif karakterdedir.
'
.yi
H,
I. Kampanyalarım destekleyici malzeme sağlamalt amacı iie yapılan
tarih ve sanat araştmnalarma gelince:--"'^ i;;i.i-îsk'trjîibi;;-■
' ' Bunlar ^hakkıiıdii ‘bâşliktan' çi'kâiı' tâhımih' 'dışihdâ" söylenecek fâzla bir-
Mşun imajını' yüceltm e^"‘döhük -lıÜMii-' ^işim leiihi" ’öluşlfürhfe^ ’ yarâ^’
yari araştırmalar--bldüMatt'ilâve^diİ^ilir;
j,a.:vSoır;.plarafc;4a>:;Ku3^«§:-iSİ::aKa§tu:Bialan;pleviM^a^^
'■
'’Öâİm"'doğrusü,^''adınâ. 'H’İ ^faâİiye'^i:ı^i^üfiüen^ku^
etii’fiü ■diye
isimlendirebileceğimiz bu araştırma türünün, .iönce ,_değindi^miz;jitü^^^^^
148
gorfc;açık olan IfarkülıManndaö'başka’ bir
döj kürtıluş^n'Hİ^imüdürü^-'^e/ivfeyâ'Jdânıgmâmnın,' araştirmayi; b'aşisa-' uzmMlik-'Öallkrmda' çalı­
şanlara ıba§vxırmai ^ger'eği ölmalan-'kândif-Mmpet'ansı içinde yürüttüğiidür.Biiî £';aîaştırmâlai:daâinaç' ■iBey:) Ikuruluşl'a! Jılgiliistünîönitelik ■
. -ve ^-niceliklerikapsayani^bilgilferin itöplartmasis;vei öisteMİeş'tirilmesMifif
bMği' tablosti,'
daha sonra, gerek hedefMkitleye Mönük'bir imaj übinkimis'oluşturıiiak'için'
yapacağı rutin çalışmalarda (Preventive PR ), gerekse elde olmayan nedeplerle ,^e:^d.ana ,^elen. imaj ^krizlerini karşılamak. için--.baş;pıracagı gın
şimİerde'(Cm-afâye^^.ra
temel tanıtım mâlzemşsini ,te§Bİ ede
i
r
,
....... —- _______ ___ -__ __________
cektir..______
Belirtilmesi gereken bir husus da, H İ. uzmanının bu araştıraıayı yaparkeh-çoğu' 'zâmaü bir'’'ğâzeteâı Gezisi ile hareket -e’d'erek 'kürülüş'y’etkilii
lerinin bile farkında Wmâdikl^ri^ kuruluş ile ilgili haber-imaj değerindeki
baziHÖzellikleri keşfetmeşi: gereMiğidir. Nitekim;
uzrnanir bununlâ .•dâ
yetinmeyerek, kuruluşun jiaaliye.tleri sırasında ortaya çıkabilecek bu karakterdşM özelliMerin saptanabilmesi için,, kuruluş,,, yetkilüerini,eğilecek
v e’bu 'tüir'gdîşm^eiâe'’Üg|Jı
kendisine sistematik bir şekilde ulaş­
tırılmasını sağlamak üzere iürülüş kompleksi içinde bir haberleşme ağı
kuracâktirJ'”:
ı/du'rO
.-r
Şimdi de izninizle'vaka'raporlarına geçiyorum.
1)
p r e t e s t ;a r a ş t i r m s i
-Büî^lraştırmâÜa ‘dar'‘“Qü6tâ-’ Sampling” yöntem i'"üy^ânM ştır'/ Yknü
belirli -topİünî‘‘ke’sitIeri'Hçinaeh
belirlenen sınırlı sayıda örnekler
k^llanÜHUştır. 'Araştırma.iilş:jilgili^ olarak yayımlanana imporda .bu igrujilar
“Referans Grupları”;; olarak /ad^aîidırılmıştır.
- i c: ^Araştırma, 197§’da,{; “Tüiikiye’de Sigorta’nın; 100. iyılir [v;esilösi îüe^Tiir-:
kiye Sigorta ve;] ReasüransŞirketleri Birliği tarafından yaptırılmıştır.
Maksat, ;k ^ u o y u . olu§turuçularından_ oluşan.,örneklerâ îTürkiy^’<ie.^;Sİg^
tacıİıkla ilgili olarak; e 0 İ m .yej görüşlerini saptamak've elde edileh’veri­
lere dayanarak sigo:ka î»mısünda eğitici karakterde bir bilinçlendirme
kampanyası düzenlemekti. Anket ve onu izleyen rapor, İstanbul Üniver­
sitesi îşletıiie^FaküIfesi’iİMnans^fve '^FihaMâl i.Iîüîrumlar.'¥önetimi E
tarafından gerçekleştirilmiş ve çalışmalari3^i;öf.î'Br3 Alllai'Ğörienli yöne­
timinde, başta Doç. Dr. Ünal Bozkurt ve ajmı fakültenin Pazarlama ve
Paza#ama^'Ara'ştîrmalari'.;:Eristitüsü’ndenıPröf;’ Dri'iSfemalrKurtTaluşrolmak
üzere b)ir ıızrttanlar^ heyeti; ;ile yürütülmüştür^r'İAİ1aştırmaaın'‘ yöSi, -kapsam^
Ve.!'sorur.formuhun^;/sapitandığı- çâhşmalara',f'Müşterimiz Sigortfcive:; Rfeasü-'
rans^ 'ŞirketleriBBirltgi’ni'diTânıtım ''K’oMtesiıBa|kanifyeiIIal&îSlgörta!-Ge-'
rielı Müdür İ5fârdıincısı ©zkanvKâyniak* Vei Birllpn S.ÎC Dâüışntanİ )İbrahii'n'
Çamlı da katılmıştır.
.iXjKİîX;ii'j:b(i9.''i::4öi3
1}®
-iı tıRapor -SS şahifedir. 55 tablo içermektedir. Raporu Özkan Kaymak’ın
kışa, bir notu ile Ankara-ÜıiiversitesI Basm. Yaym Yüksek Okulu’nda mu­
hafaza ;;edilmek üzere iOkul cMüdürü Prof. Dr. Ferrulh Dinçer’e sunacağım;
Burada sadece, daha iönce isöylediklerimle! doğrudan ilişkisi olan ve örnek­
leme. sistemimizi belirleyeiiiL [raporun ' 11. ..sahifesindeki toplaini 368 kişideıi
Gİp.şan, “Referans; rCxruplarl"r tablosunu'okuyacağım:
'
,; ; ■
Kefei’ans Grubu Olarak Kabul
Edilen Meslek Gruplan
1. Grubu Oluşturanların Meslek
2 . kıt Âynmİan
l;j Din Adamları (3-rubu
Müftü, yönetici,, imam-müezzin ve
dinj eğitimcisi; !
2: Öğretim ’ Üyeleri Grubu
‘
Üniversite öğretim üyesi ve öğreüm yardımcısı
- v
;
3; Politlkacılar-Bürokrâtİar Grubu
Politikacı ve kamu km'uluşlari'üst
yöneticileri
4.’ Haber dışı TRT Grubu
Program görevlileri, yapımcı, su­
nucu ve diğer yetkililer
5. Yazılı ve Sözlü Basın
Basın yöneticisi, yazar, muhabir ve
TRT habercileri
6 î§ Adamları iGrubu rf13
Yönetim Kurulu Başkanı,, üyesi, di­
ğer üst kademe yöneticileri
,
7. Öğretmenler Grubu
îlkökul öğretmeni, ortaokul öğret­
meni ve lise öğretmeni
^
Mimar, mühendis, müteaKdt-mimar ve laûteaihhit
9; Hukukî ve Malî Müşavirler Grubu
Özel sektör hükıik müşaivirleri ve
riıalî müşavirler.
8 ;'Teknik Adamla^ Griibuı
i'
.Li;:;:; 2) .,,B î r KAMPANÎAMKDESTEKLEYİCİ, ÜRÜNE DÖNÜK
i;TARİH .ARAŞTIRMASI,
,
' Bu araştırma, yukarıda sözü ' geçen' pretest araştırmasını izleyerek ay­
nı, vesile ile, aynımüşteri için düzenlenen ve amacı Türkiye’de sigorta bi^
linçini geliştirmek olan kampanyaya: mâlzeıne sağlamak ?üzere yapılmış­
tır:) Araştırma sonuçları,:'basili bildirisi ile birlikte dağıtılaiı Mlgiıidosyalaı'mda: i(ı‘Press Kit’O'yeri işlaıi bir ,“Bilgi Föyü”nde yazı haline getirilerek
değerlendirilmiştir.
. . , ' ■■/ '; j •i,;,, ■,
150
; Kon%:Osmardı dp^nem
Deıibend teşkilatıdır. Adı Farsça’daki Der
(geçit) ve Bend (tutmak) sözcüklerinden kaynaklanan bu müessese, bazı
belirli niteliklere sahip fertlerin, İmparatorluğun tehlikeli sayılan ■yolla-r
nnı korumaları ve bıı yollardan geçenlerin mallarına zarar gelmesi, ha­
linde-bü zararı ta z ^ h etmelerine ‘karşılık' bazı veiıgilerden (ş^ri ölmayan Avarızı Divâhiye ve Tekâlifi'Öffiye vergileri) muaf tütülnialarıhi öiirgömyordüi Vergi muafiyeti karşılığında böyle bir Vazifeye talip olanlar
gehellikle'söz konusu yolların üzerinde bülühan köylerin halkları oluyordü;'-Der<be'nd'çi denilen bü kişiler,' ’illeVlefihi müşterekeii ‘ve feiriİsirine kefil
olârâki yürütüyorlârdi. Ü ç' yüzyil süreri' ve ilk izlerine II. Murat ve Fatih
dörıeminde rastlanan Derbend düzenlemesi modem sigortacılığın bütün
öğelerini içermekteydi.
,
r
. 'i Araştırma Doç. ;Dr.-rÇengiz; Orhpnlu’nıın “Osrnanlı, Imparatorluğu’nda
Derbend Teşkiİatr: (1963) kitabından} hareketle- tbrahim-ıÇarnlı. ve ken^^
dişine yardımcı^ olan değerli; gazeteci-araştırıcr;Niyazi tAlmet Banoğlu tM
rafından Başbakanlık, ve Topkapı, Müzesi arşivlerinde sürdiiriUmüştür.-rBu araştırma ile ilgili‘dört belgejd de Ahkara Üniversitesi Basın Y a­
yın Yüksek Okulu’nda; mülıafaza edilmek üzere suhâca^m. Birinci belge,
biraz önce söz ettiğini, konuyu d^a^ ayrıntüı şekilde işleyen" Bilgi' Föyü’-'
dür. Diğer üç belgeden ikisi Başbakanlık Arşiyi’nden çıkarılan Kanuni
dönemi sadrazamı Rüstem Paşa ile, II. Selim dönerni sadrazamı Sokullu
Mehmet Başa?nın .ko-nu ile ilgili buyrultulannın fotoğraflarıdır. Fotoğraf­
ların arkasında, metnin Osmanlıcası, Türkçe çevirisi ve diğer bilgileri içe-*
ren resim altları yapışıktır. Son belge ise 16. jo^’da bir Derbend Köyü’nün
nüfus sayımına laittir. Ayrıntılar ilgili fotoğrafın resim altında verilmekt o d i r .^ i '
^
■■i - ' M ; : / ;
3)
' KUKULUŞUN İMAJINI- YÜCELTMEYE DÖNÜK''''KÜLTÜR
i^-;'r:.;::PRÖGRAMI- İÇİN .SANATHARAŞTIRMASI
' B u . araştırma örneğinin özelliği'r ona neden olan ’ -kültür programının
belirli bir kampanyaya destek sağlamak için yapılmadığıdır.-Nitekim, H.
İlişkilerde, ikampanyalardah bağırtısızi başka vesilelere dayanarak^ yapılan
kültür programlarına zaman zaman rastlanmaktadır.
_^
Örneğimizde'müşteri Türkiye’nin en büyiUc ilaç iiretiçilerinden .DevaHolding; vesile, , bu ikuruluşun 25. yıldönüınü; prpgram; ise, Osrnanlı döner,
minde ruh hastalıklannın tedavisi: için^ ■çalınan müziğe dayalı,; 27 ,Eylül,j
1983 tarihinde Topkapı Sarâyında,.Akâğalar Kapısı-önimde; zamanın;, otan-,
tik sazları, kullanılarak verilen,kon^
ı
;v
'
: ır ■
•: i; Araştırmarniza gelince; o idc&j bii tür' imüziğin;- niteliği, ve tarihçesi' ile,i
151.
Osıhanlüar’da . hangi .tarih ve mekânlarda uygulandığı,siğili'tarihlere ait
bestelerin:, bulunup modern notaya transkripsyorüarıni'n* yaprknası’ üzerinö
o l m u ş t u r . ; . : ' ; , -,;;qrfr; '
'w
, Milliğin tarihçesi, ve.niteliği, ,î|ıUiy;et GazetesijKahire Muhabiri Mur£^t Bardakçı tarafından araştırılmış, b.u) arada,. Osmanlı Pevleti’nde,. tedavi
müziğinin en belirli uygulanış talihinin. JI,; Beyazıd, dönemi, mekânının
da.,.bu. paıiişa^ ^kurduğu .Edirne; Darüşşifası, olduğu, saptanmıştır;.jDar,üş-.
şifa ile ilgili , araştırma, bıı binanın, restorasyon 4§İennde ;çalışan; ;Mimarr.
yazar ■Cengiz Şek;taş, ta,rafından yapılmıştır. .O ,döneme. jyaMaşık. tarihlerde;
tedgyi maksadı , ile, çalınmış olabilen, bestelerin bulunması; jise. yi^ejMurat,
Bardakçı ve ITMDK öğretim görevlisi, orkestra şefi İRuhi. ÂyangU. tar^^^^^
fından üstlenilmiş ve neticede, Farabi’nin tedavi müziği ile ilgili olarak 12
makam' üzerine- yaptiği 'tasniften 'sekizi kullâhılmak üzere, 17. yy. da îstanburda' rehine’ ölafâk yaşayan Mölda;vyâ Prensi Dimitriüs "iC'antemir’iiî
İst'ahbür Türkiyat' Enstitüsü’ride: bulunan ve Ebcet usulü' ile yazılı, müzik
risaleleri' koleksiyoıiü 'ile,' yine 17. y y da îstanbul’da iraşayâiı Pblohyali
rnuhtedi Alberto , Bobovski’nin Britişh,,Mus^e.um’da bulunan .Batı, ,Npta İl­
kel ^.Ş^kli iler yazılı,.müzik .risaleleri , lîoleksiyonundan, 8, bpste seçilmiştir.
Bunu,' bestelerin.modern' notaya..tranşlo’ipsyonu çalışmaları ,izlerniştir. .
;''Bü' ârâîtirnia ile'İlg ili’dokiithah o l a r a k , Y a y ı n Yüksek Oku^
lu’hâ, ' ârâştiı manm 'sonuçları saya;bileceğimiz, Topkapı’daiki' konser sırasııida dkvetlilere d L'ğitüan program dosyasını sunacağım'.' Bu dosya şuhIaW'içöfnektedır: ";
'■
■i ) ' Program: Bunda, konserin' repörtuarı ile Saray’ın o. gün ilk kez:,
açılan Cariyeler Hastanesi ve Hekimbaşı Odası’nın gezilmesi v&
Müze’deki Konyalı Lokantası’nda yemek ,gibi diğer etkinlikler sıa r a l a n ı y o r . ...
. .
2) Bilgi broşürü: Bunda da, renkli :resimler kullariilâfök; Bardakçı’nın
tedavi müziği üzerine giriş yazısı, Bektaş’ın Edirne Darüşşifası’nı
:
tanıtan yâzısij Evliya : Çelebi’nin iSeyaihatnamesi’nden; Darüşşifa’ya
a it; bir âlıntiy ayrıca Müze; Müdiirü Sa;bahattin Türkoğlu’nun; Ca-i
riyeler .Haâtanesi ile Hekimibaşı G.dası üzerine-iki yazısı, veriliyor;:'
Bu 3 örnekle, vaka raporlarımız tamamlanmış oİuyor. Konuşmama
son veririedeh b ir' öneride 'bülunacağım: Bazı gazetelerin ve TRT’niÜ zaniah' zâiükn'yapto^
oküyücü 've se^fdi ahkötleri dişıhdk' H.î.
kâinüöyu ybklamalaW'oîâral: meleğimizin 30 yıllık târihinde btığüne deM'
yâ:ptırüân‘'''’âraştirmalar,''bildiğim'' k a d ^
sâdöce' üçtür: 'Mehhİet Türaç’ın SheU için yaptırdığı pretest ile' pbstteöt,^'Alaettin Asha’nın Vö'g içi'h
yaptırdığı Türkiye’de: kadın giyimi eğilimleri üzerine 15.000 örnekli kan152
titatif anket ve bu bildiride sözü geçen Sigorta Şirketleri Birliği için yap­
tırılan araştırma. Kapsamlı kampanya stratejisi çalışmaları ile kültür
programları projeleri de çok az. Bu meslek dalını, daha fazla dejenere
olmadan, teşrifatçılık. Halkla İlişkiler yerine kişisel ilişkiler ve basına,
özgün içerikten yoksun bildiriler empoze etmekten oluşan kısır döngü­
den kurtaralmı. Biraz daha akademik, biraz daha ciddi ve biraz daha
idealist olalım. Maddi fedakarlıldar pahasına da olsa sosyal H.İ. alanında
vazifeler alalım, bu tür H.î.’in yaygınlaşmasına yardımcı olalım. Teşek­
kür ederim.
153
HALKLA İLİŞKİLERDE ARAŞTIRMA YÖNTEMLERİ VE
'DEĞERLENDİRME
Yard. Doç. Dr. Mehmet EÜÇÜKKURT*
•î : B u ' çalışmada Önce halkla ilişkiler ’süreci içinde değerlendirme çalış­
malarının işgal ettiği yeri göstermeye çalışacağiz.'-İkinci bölüiTİde, yeni bir
meslek veya faaliyet alanı,, olan, haM a ilişkiler için değerlendirme araş­
tırmalarının (önemini ye/gereğini açıklamaya çahşaçağız. Daha sonra üçün­
cü bölümde, değerlendirrneye ta b i;tutulması; gereken faaliyet alanları ve
bu faaliyetlerin değerlenirilmesinde. kullanılan yöntemler üzerinde du­
racağız.
;:r
i
Halkla ilişkUer biriminin çalışmalarını değerlendirecek olan halkla iliş­
kiler görevlisi yeya kurumun başındaki üst yönetici veya kurum dışın­
dan birisi, kurumun halkla ilişkilerini bir bütün olarak ele almalı veya
eğer halika ilişkiler faaliyetlerinden sadece birisini değerlendirecekse, o
fa^iyetin bütün içindeki yerini gözönünde tutmalıdır. Halkla ilişkiler faa­
liyetlerini lâyıkıyla değerlendirebilmek içini onun hem kavramsal hem de
uygulama yönünü iyi kavramak, ayrıca sosyal bilimlerde kullanılan araş­
tırma yöntemleri ve tekniklerini de iyi anlamak gerekir. Onun içindir ki,
halkla iüşkiler çalışmaları içinde değerlendirme çok önemli bir yer tut­
masına rağmen, değerlendirme işini lâyıkıyla yapalbilecek _çok az sayıda
eleman bulunması yüzündeiı uygulamada en fazla ihmal edilen bir alan
oMaktadır. Halkla ilişkilerin ülkemizde; de gerek bir^ bilim dalı gerekse
yöneticilerin önem verdiği rbir uygulama veya meslek alam haline gelerek
gelişebilmesi için değerlendirme araştırmalarına önem verilmesi gerekir.
I ^ HAHKIiA ÎLİŞEÎLER SÜRECİ ; İÇİNDE
DEĞERLENDİRMENİN YERÎ
Halkla ilişkiler sürecini 4 safhada incelemek mümkündür. Bunlar:
Ege L)niyersitesi,,BYYO ive.Ziraat Fakültesi, Tanm Ekonomisl Bölümü, Tarımsal
Yayım ve Haberleşme Birimi Öğretim Üyesi.
■!
155
Bilgi toplanıa-araştırma, plâıılama-karar verme, uygulama ve değerlen­
dirmedir.’1. Bilgi Toplama-Araştırma: Bir halkla ilişkiler çahşmasmda herşeyden önce işe araştırmayla başlamak gerekir. Kurumla ilgili belli başh
bilgilerin toplanması, kurumun faaliyetlerinden etkilenen veya etkilene­
bilecek,; -dacağı. .kararlarla kurumun faaliyetlerini;,îetkileyen^:v^^^
etkile­
yebilecek kişi, kurum ve grupların,: (hedef ^
düşünce, duygu, tu­
tum ve davranışları araştırılarak ortaya konulmalıdır. Elde edilen bu bil­
giler analiz edilerek kurumun kuvvetli ve zayıf noktaları-problem alan­
ları tespit edilmeMir,Burra§amada. yapılacak işler ve alınacak kararlar
daha sonraki aşamalara temel teşkil edeceğinden hayati önem taşımak­
tadır. Onun için, bilginin elde edilişinden analiz ve yorumuna kadar kullandacak-.-araç,iye^yönt^mler ç,ok;,diMîatli,, seçilmelij. güvenilir; ;Vş-,objektif
olmalarına:özen-^gösterilmelidir. , 1,:.., ,
rjrfır,: iKn;
' ' 2. ' Planlama-Kâraf ’Vıerme: 'Birinci aşamadâ'^iespit edilen'prbıbİemlerih çözümü' içih saptahâcâk'ahlâcihv' izlenecek yolun,' kullanılacak''ârâcini
efkilenecek hedef Idşij kûruın'''ve“ kitlelerin \Hb; bir ' plâna v İ ' pfoğf ânia'
ğ'öre/ kürünıun gener 'pblitik'dsi- ve amkçiârı -çerçevesinde oncecieü-‘k arara
bağlanmasıdır.
.in i:
- ■: 3;: ÎJygttiamâ: Karara ^bağlanan plân' 've' "prb'gramül fiiliyata -igeçirilmesidir.' Bürâda plâna ‘göre: he yapıldığı ^ve':niçiö 'yapırdlğı üzeriıide 'dik­
katle dürülmâlrdır; ■>"' i 'ijı'c- 'ii''
' '
'
I
A. ^Değerlendirıııe;., Değerlendirme, -bir-_norm veya kriter-plçü' kiillanılarak veya karşılaştırma y^
bir şeyin değerini ortaya koy™a iş­
lemidir.
'
i
■ ■• Halkla fİlişkiler faaliyeti - nasıl-/değerlendirilmelidir? sorusuna, cevap
aranırken,: onun fonksiyonu' - yant ^yaptığı iş: y e amacı-nedir?^ -sorusuna- dacevap: aranmalıdır. Günkü bir şejdn-değeri yaptığı: iş've hizmet ;fettiği;amaçile-i ölçülür: Bunu:'ortayâ' :koymak- amacıyla değerlendirme araştırmaları*,
halkla ilişkiler faaliyetleri,ile gerçekleştirilmek dstehen amaçların, ne. ka­
darının gerçekle§tirile;bildiğini ; tespit'etmek içini yapılır.,; .
' ;
' Değerlendirme yapılırken lie^şik araştırma'’tekniÜerijâe, kampanya­
nın başansı hakkında bilgi toplanır. Elde edilen sonuçların, elde edilmek
istenen sonuçlarla karşılaştırilinâSi;t küllânılâh :âra.çla;rın,Uyöntem/ 'v€ tek-^
Diklerin tesir derecesi vib. gözden geçirilir^^ 'o:
f :Scptt' M, ;Cutlip:ive AUen; Hr Çenter.t Effectiıre .'PubUc-:;Belations ,C4th ed.) [(CEhglewood Cliffs, N.J.: Prentice-Hall 1971). Ayrıca bakınız: Craig E. Arpnoff ve, Qtiş
W. BâsMn, Public Relatiöns: The Profession andi'the’.Prâctice, ,;(New Ybrİc: West
Pıiblishing 1983).
r- dh. : - ; . - - i : - - - , . ' ,
-r,156'
..jo Değerlendirme araştırmalarının
sürecinin jatraşürm^^
bilgi ,-t9plamaj^;plânfe
Yjeraa.® ve ; ttjfgMİamai^jaınalarınç^
geldiği kabul edilnaektedir. Fakat değerlendirme araştırmalarıyla eldeı edi-;
lecek bilgiler, halkla ilişkiler sürecinin her aşamasında ye halkla iIişMleî
faâliyytlerimh her' alaıiiiıda'''yoI'ğösterici'‘‘oiniattâ," geleceğe'yönelik'^
içinipuç-lari'vermektedit;v"'"
'•
-'i
.'.uuu.cau.
.
.. ,u yu,..,,-.
Aslında -halklai iUşkilerinjrne■,:pl_fiuğu ;Üzerinde’ .bir,: görijş,: birliği, .olınaj^
dığı için, .Gİgükaeşl .üzerinde de; :dşğişik,.görüşlerryardir.- Bir: göriişe;; göre;
halıda:ilişkiler bir; sanattır,;.Sanat:,i^ünlerim
plçiyanesi,:sübj.pk''
ti| İDazıyargılarla: yapıl.abilir., Ç iğer; bij; görüşe, .göre, -ise, h^Ma; ilişkileE
bişcitbüişıdir; ye
ilişMler;|aaHyştleriyle;reM edilen; şoııuçlar hilim'sel/bazı yönteiEderlŞ; kautitatif pOİ^ak, ortaya: k^^^
; -j , ı ,r Halkla ilişkiler çalışmalarının idari bir fonksiyon olduğu da düşünü­
lürse, diğer jd a ri faaliyetler gibi onun da-plânlı, proıgramlı ye kurumun
amaçlarını''gerçeMeştiımeye katkısı' ‘oknalıdir■' Çevrenin , belirsizliği art­
tıkça,, .'tiilgilerin : elde edilmesi, içiiı değerlendifme\araştırmalârina ■ihtiyaç
duyulmaktadır. "Sadece gazetecilik" yetenekleri, iş tecrübesi veya "sosyal'
presttjme. |üye;^erefc iş görmeye çalışan halkla ihşMeir görevlileri,'araş­
tırma .yöiıtemİeri, yönetim .bilimleri v e . soşyaİ davranış bılımienyle de
kendilerini yenilemelidirler.' Çimkü, artılî sadece" bireysel Ve mesleki tec­
rübelere dayanarak sübjektif'tahminler yapmaktan ^ziyade, pbjeittif, bi­
limsel araştırma yöntemleriyle Sistematik veri toplama ve 'analizlerle şe4
bep-sonuç ilişkilerindeİşi jdü
tespit ^yöhtemler^^^ , sâ^likİı ^so­
nuçlara varılması bir zörimlüluktur!
^
I I —"DEĞERLENDİRME ARA ŞtlRlİÂL^RlN IN ÖNEMİ’VjE GEREĞİ'
Vr.' .fi-i'
r> I
.
H:;. o
ı
.
O'ir!:-.
.
n M'
M,
' ,
,
Kurumların kaynaldarı ,sınırlı olduğundan, her t|ürlü faaliyeti lâyı-Kıyİa yerine getirnle imkânı, yoktur. Bu.yüzden kurum, içinde değişik faa­
liyet birimleri arasında bir öne geçme, kurumun'imkânlarından (Özellikle,
bütçesinden) kendilerine daha :fazla pay ayrılması v e kururinm içind,e
dalîa'' fâzla’ sÖz' sahibi" olma" ârzura'gibt''sebeplerle'b rekabet yârd ır; Çû'^'
zaman özellikle de mali kaynakların azaldığı dönemlerde, halkla ilişkileır
prögrâmlârl-proj eleri .'en fazla kesintiye uğr.ayan ^faaliyet.' âlânları îTolihaktâdır; ■'Bü VnedenİB,;.halkla -ilişkiler,. ibirimii‘iküruriıun^ ^amaçlannâ vne;İöIçüh
de^hizmfetiettiğinv som:utibiıv şekildeiggsterineli,deh.; âz; diğer birimlet.,kadar!
kiitlümün âmaçferına,'hizmet etmede ; önemlii.bir' fonksiyonu.; oldiiğuhıv'işç
pat ederek kendini kabul ettirmelidir.
' ^jHâlfla'.,ü^^
' kimlin; İçin degennin-yâtarıılin Somuî
bir şekilde ortaya .^gnulamaması, ..hs^^î,,il^Mler..,fa^yetli#^niiı. kurum
157:
için taşıdığı yarann ispatlanamamasına, halkla ilişkiler birimlerinin ge­
leceklerini etkileyecek kararların olmnlu yönde oltnanaasına seibep ola­
caktır;- ■'
Halkla ilişkiler faaliyetlerinin kuruma sağladığı fayda somut b.r je^kilde nasıl ortaya konAilir? Öncelikle halkla ilişkiler birimi faaliyetlerini
miktar olarak ortaya koymaya çalışmalıdır. Bu amaçla çoğu zaman cm-sütun veya zaman olarak kurumla ilgili basında çıkan haber, röportaj, fo­
toğraf vıb. faaliyetlerin niceliği yani miİrtan ortaya konmaktadır. Bü faa­
liyetlerin miktarı halkla ilişkiler biriminin gayretini ifade edebilir. FaTcat asıl önemli olan, basında çıkan bu yazı ve fotoğrafların hedef'kitlede
kurum için sağladığı yararın ortaya konulmasıdır. Bunun tespit edilelbilmesi için ise, değerlendirme araştırmalarının yapılmasına gerek vardır.
Nitekim, Amerikan Bell Telefon Şirketi’nin halkla ilişkiler birimi, de­
ğerlendirmeye yönelik bir araştırmayla kitle iletişim araçlarında kurum
hakkında çıkan yazılan, içerik açısından (işçi ilişkileri, müşteri servisi,
tefeoloji vb.) kategorilere ayırarak, her kategorideki yazının olumluolümsuz veya nötr mü olduğunu yüzde olarak tespit etmiştir.^ Böyleee
sonuçta hedef kitleye ulaşacak olan olumlu yazıların yayınlanmasında
halkla ilişkiler biriminin rolünü, hedef kitleye ulaşacak olan olumsuz ya­
zıların yayınlanmadan önce halkla ilişkiler birimine sorulup sorulhıadığını, olumsuz ^yazılann yayınlandıktan sonra tekzip edilip edilmediğim
vs. yüzde olarak ortaya koyarken aynı zamanda kurumun yararına ola­
cak yazılar yayınlanmasında, olumsuz yazıların ise yajanlanmamâsında
halkla ilişkiler biriminin kuruma katkısını ispatlaniiştır.
Yine aym halkla ilişldler biriininin, halkla ilişkiler faaliyetlerinin ge­
reğini ve önemini bağlı bulunduğu şirketin üst düzey yöneticilerine ve
diğer birimlere ispatlamak için yaptığı bir diğer değerlendirme çalışması
şöyledir: Halkla ilişkiler, biriminin bütçesinin büyüklüğii ile kurumun sa­
tış gelirleri ve satılan telefon sayısı arasındaki korelasyon araştırilmiş, ve
bu korelasyonun .&1 gibi yitoek bir oran olduğu tesjpit edilmiştir. Böyleee,,
halkla ilişkiler faaliyetlerine sarf edilen para arttıkça hera satış gelirle­
rinin hem de satılan telefon sayısının aiitığı ispatlanmış, somut bir şekil­
de ortaya konmuştur.
Halkla ilişkiler faaliyetlerini değerlendirmeye yönelik araştırma ça­
lışmalarıyla, halkla: ilişkiler faaHyetlerinin kuruma sağladığı ifayda somut
bir şekide ortaya konalbildiği gibi, gelecekte yapılması veya yapıhnamasii
gerekli faaliyetlerin neler olacağı, da ortaya çıkarılabihnektedir. Örneğin,
^ Jam es F. Tirone, “Measuring The Bell System’s .Putolic Belations", Public Bela/iîons Beview, V. III, No: 4, 4977. pp. 21-38. Bu derginin bu sayısında The Arînstrpng şirketinin değerlendirdıe sistemi de tartişılmaktadır.
158
yine; ıBell iTeleîonHŞirketinin halkla dlişkiler biıimiy kitle iletişim 'araçla­
rıyla: ■üişkilerindeki : başarısını i ortaya; çıkarııiak amacıyla yaptığı değer­
lendirme ' çalışmasının ;sonucunda,: kurumuna ait >olumlu ve olumsuz yâzıların,: ;ha'berlerin, ibilgilerin; hangi tür yayınlarda: ne oranda yer aldığını
tespit ederek,; ıkurümuna; kitle iletişim araçlarıyla ilişkilerinde daha -isâbetli kararlar alm ası:yolunda iveri sağlanuştır;
:i !
III — DEGERLENBİKME: ALANLARI. V E , YÖNMJPLERİ
,. .
.,
Kurumların girdileri ve çıktıları ile içinde bulundukları toplumun
diğer birey, grup.ve kurumlarırun girdileri ye çıktılarL birbirleriyle , karşif
lıîdı ilişkifbağıMılık^ içindedirler; Bundan dolayı da p birey, grup ye kurumlara karşı sorumluluklan .yardır Keza :sqşyal ye fiziki çevrenin de
kurumların amaçlarını gerçekleştirmeleri için :oy^aması gereken roller ye
görevler vardır.
, ,
î KurıûMarih
rolleri've görevlerini- âhlaırnak için toplumu-oluş­
turan bütün birey,, grup ve kurumların birbirleriyle karşılıklı bağırhlılık
içinde olduğunu savunan sistem yaklaşımının; kayram ye .önermelerini
gözden geçirerek, değerlendirme araştırmalarıyla değerlendiımeyekitabi
tutulması gereken faaliyet alanlarını,incelemeye çalışacağız.,
j [,, ■,
SİSTEM YAKLAŞIMI ;i ;
,:
Sistem Yaklaşımı
Sistem “birbirleriyle karşılıklı bağımlılık içinde bulunan birimleririparçalarm ,oluştOTduğu set-bütün’’“ ; olarak ta^ı^annıaktadır.: Sistem; yak­
laşımı, kurumu,; içinde .sınırlı görevleri ıye; amaçları bulunan ,a lt birimler­
den veya alt sistemlerden; oluşan beUrli ;bir .yapıya sahip bir biitün olarak
ele almaktadır., ;Kuruxa; bu alt biıiınlerin-topİanundan farklı olarak görül­
düğünden, parçaların değil, bütünün anlaşılması ve açıkİanmaşı gerektiği
ileri sürülmektedir.
Sistemi çevresinden ayıran bir sınırı vardır. Bu sınır genellikle ılgr,
tişim yoğunluğu ile çizilmektedir. Sistemi oluşturan parçalar arasındaki,
iletişim yoğunluğu, sistemin.; sınırı dışındaki . diğer sistemİerle olan ileti­
şim ; yoğuiiluğundan daha fadadır, Fakat, sistemin diğer sistenılerle ,kuracaği iletişimin yoğuıüuğu,, ıkenjdi .içindeki alt sistemler arasındaki ileti­
şimin yoğunluğu kadar önemlidir. Çünkii. sisteınin yarlığmı devam etti­
rebilmesi için çevresindeki diğer sistemlerden bilgi, .madde ve enerji alış-.
? E.. M; JRögers ve AgarvvaJa Rbgers, Commuiiicatioh in OrganJzatiöııs, (Englewood
Cliffs, N.J.: Prentice-Hall, 1976)..
. 11
;
'
- Jn
*
159;
vej^şi; -yaiJttiasii g6ıtekm,.eİ5te(îii5.;).iBöjl'e içaVresiyle'
j mâ'dcİe.
vejra,; enerji ,,alı§yıŞşi§i;;iserisirtde;;?kaLmiiancsistemiered apfc£sist
mçMediri :;Tabj.i b.â -açıklığın i.da' .;bir- .derecesi; .vardır.'. îBttüai' kâtşılıii kabalışigterrrlepjçeyrenile jgilgi-;.'.-madde;; -^eysL şpııerji;. iaiışyörişindöi'ibTİtüiıma^larî
smırları;Jî%ğalitdm!;piitü%can|xraistendej?I.ve^!kı±mnlar/tosrh
ğe'giĞi
olarak tamamen kapatüabilİ3İpri::;.ÖmeğiîQ,v MirküsıpusiMefelemtkett-böIIrli
bir zaman dilimiyle veya mekânla sınırlanabilir yani kapatılaibilir.
Kurmn, çe-viiöiridSn''%irditbîara^'aî&§ı-^ilgif mâdde-'Ve"^^
yerek çıktı olarak yine çevresine verir. Bundan dolayıdır ki, çevrede vuM ••b’ûîlâ^ak' ■’defişiMifâere’ ‘kâr|ı ^itımrh-’-kâ^feiz -^aliıiâi^tfâSf'b'ri" değişikliMere iayiij2S^'s'â^toâ£*i§^ Bit ■^tzi'fe&bffleî'--afâc'^^^
şeMÎde'İiı-,
rtım ■İçiıider. vüku- “bülacâk'fdegişİklödef- di" gevî4yı''-etÖİeyece^^^
f^vıW S # ilişkilerde 6'zefflkîe%âlİâ-a- ilîşkiiet _6iriMk¥"bti6SM'-göfevİ^r"M
mfektedir.-HâlkK i®şKiM^<göre^İen'{ö5'tıimm^smirİâıiö
iyi tespit etmelidir. Toplumu oluşturan sosyal kurum ve gîHlpi'ar’~afasİ3İ^'
daM, il^tişiüi ve, etkileşimin, hızla, arttığı günimıüzder kgr^u
çök;,geniş,' tutmak.-zojundadııia^
w •.rüv.'-ı .y-j'iid
i.;r.ov
•'■'" -H^r- sistenri'^daKâ''-büyüM-î)İr-OT
âİt‘ -Mstemi '^dürmtiün'dâdir;
Bir'''kiîi'4ffiıih"-çeiiiTea
ktirımda alınan k’âr^^
oîttmilt
veya olumsuz’"'StkiSi-öla!bîlecek; -kururri‘-dişÎTidâki'’so'syai ^"'-fiziîa •faktötleîi'
o kurumun çevresini oluşturmaktadır. Bu çevre, kurumun duyarlı olduğu sınırlı bir çevredir. Fakat, kurumun sımrlaımi-nasü:':çiz6riz?J"Bffiâra§tırmamn amacına göre değişebilir. İşçilerin yanında müşteriler ve hisse­
darlar da araştırmanın amacına göre kurımcıun sınırKfi^ îçihde düşuttiile/-i/nij;!;,;.! jlaiı»:
iL i'.:;ın ::İ ni'vi'ı.;/;;idı;d"
' Halkla’-'ilişkildf ■-f&alîyeileriniö-de^erlendirmesihp'yâpârkÖi^
araştırma ■■yapâfeâğlmiz''fedfef-"MtIelenri‘ ye^a'Jaâİîy^'-aiah^^^
d'hiâca göre-' de^ğİşecektiri‘ öheinli-'ölan' küılTmü'HııüinkıiM""^
açık bir sistem olarak‘'Öö"-âiıp; -ç6&''s'a^da: ve" çeşitte'dep^
değerlendıarmeye-alââilmefcliir?
‘
^ ^
Kurumun çevre hakkında karşılaştığı belirsizlik-^bilıgisizlik durmnu
dâ"-öheriili^r;■B ir' könudâ”Isarar 'âlmırken" 'kâale âlıhüiası ’ğereik'eh' ‘'faktör
sâyisr-'yahi çevraüh •ba^t^mi', karıriafık ‘im;' dürâ'^^ mı, döğiş^eh^mr Öl­
düğü, 'Eütüiriüri''çeyresihiii’belifsizlik;;dery;ceşini''ört
müh 'yohetifcileri ‘•çevMeriiıi%^
dfe“değişkeh'-ölaralr göru-=
^•W^-rı-lreı4TV\ıiTY>'rîiT‘^
w-■
g I p ii ’•(miiriikÜıf ‘b İâü ^ - îkadar ’îaçîk''si^ehi)i''t)lmâ^
ftiMaEK;iEZMcElreatb^:;tP.ui)llc. BelaMorıs;Eyalaa1a.5;%ıResearoh;' Şunm ary Ştjatemen±’",
Public Relattons Beview. V. III, No; 4, 1977, pp. 12fiTİae,-!I:ıH.--oJi&'i;-L
ım
.^KÖ'gKapalijSistem'y^lagımıy^a Değerlen^
"M'stem' yakİaşımıyla yapılacak b ir değerlendirmede, halkla iligMİer kampahyâsm'dâ''küllariıİan; mesaıİâr,^ olayla ve araçların hedef alıhan kişi, kurum ve Mtleler üzerinde' yaptığı etki odak noktası olarak alın­
maktadır. Halkla'ilişkiler kampany^simir etkisini ölçmek için hedef 'alıhan kişi, küruni'Ve‘ kitlelerin hali hazırdaki, durumu tespit ydifö& , 'kâmİpariyâ gerçeklegÜfiİdikten sonra hedef üzerinde m eydana' gelecek' deği­
şiklikler kampanyanın etkisine bağlanmaktadır.
_i,.RTBuyada; belirli bir. bağımlı değişilen (örneğin kurumun biffi jlaMiyetine
kaEŞhbelirlirrbiîvigrubunj tı^^
ele / almmakta,.,bu ıbağımlı adgğigteniseti
kileye,ceğifj düşünülenj smırİi şayıdaM ■faktörlere,;iletişim:-, kampanyişsuıda
yer ,;v:erilerekr'bağımSiz;=4.eğişkenlerlei?jSeb:ep_-:şpnuç ilişkileri-,raraştırılmakT
tadır.lKampanyaNsjraşında: veya, sonrasında,.[i3UYtutıımları-.;etMlem§şi^
temel: ekpnomik,£politik faktörleri veya: rakiplerin karşı kampanyalarının
yaratacağı olumsuz je^kilerr gözönüne, çoğunlukla, alınmayacaktır.iF^ru jıiiIs
Sistem Yaldaşiinıyla Değerlendirme"
’
‘
I h 9 ]Açık; :sistem-3 'yaklaşımıyla ıyapılacak,; bir ı^değerlendirı^ede, ı;halMa.,ili§7
kiler; 1faaliyetlerinin j; başarısının, kui'umunrj diğer xfaal|yetlerinin: başarış]
İlel üzerindeherzaman kontrol - imkanı ^bulunamayan çeyfrei'rfaktörierine
bağlı .jOİduğui'gerçeğine-de; yer^jyeıilmektedir. ; Örneğin, rıböyler
jâgğşj?
lendirmede .lükeninb ekonomik, i;politik, sosyal ,:ye :fi_zild [.şartlarında^ tutuiî
daikurummnüst -.düzey;yöneticilerinin ikıurum içinde gelişen iolaylar^ıHijîv
faaliyetlerin.e_,,,veiç,evreye karşı.ntutumları-iye,[liderliki,kaabUiyetterinşjto
darır.çok; îşayidarj.yei.: değişik..faktörlerin;,gözpnüne.i:.:alımnaşir gerektiği- v.ur:;
gulanmaktadır.5 Halkla ^ilişkiler fa.aliyetlerinin, -kurumun'.Liçin,de. bulundy-:
ğ:Ujfeurf.çevre üzerinde,yaratacağı etkij onun/bagarısının bii’; göstergesi id'ö
sayılabilir,!,Örneğin, ekonomik; ş.artlai'in değişm.esi, kur.umun.ürettiği ,mal
veya hizmeti tüketenlerin kuruma karşı, tutum ve davranışlarını etkile­
yecektir. Kapalı sistem yaklaşımında bu değişiklik gözardt redileçek, r.Şadece., kampanya ile bu tutum ve davranışlar, arasındaki ilişki üzerinde, dub ; : .fre n ; : ! : : ,
'
'; - i o
^
1 .:ö 'i ; : ı
r;:y
vbis i-ıM r r
■'ir '
i:, HALKLA ÎLİŞKİLERDE-PEREORMANS ALANLARI VE
. . . .İ DEĞE
Değerlendirme çalışmalarıyla neyin, yani hangi faaliyet aîanlannın
arâş'tirılmasr' gerektiği de önem .taşımaktadır. Literatürde, değerlendirme
SıIbid.-> -,icf
-iii
r:Oİ - ■:
J .Uf.;.,-: "M
161
araştırmaları sadece iletişim çalışmalarının değerleMirilmesi 'olarak gös­
terilmektedir. Biz, halkla.; ilişkiler çalışmalarının birbirini, tamarcılayan en
az , 3, performanstan-oluştuğunu savunuyoruz.. B ir , çalı^
hallSa. ilişkilşr .çalışması denilebilmesi içiıi ortada yerimîilik esaslarına.göre üretil­
miş” iyi kaliteli ve yararlı bir mal veyi hizmet'olmalıdır. Buna iş performapsı giyebiliriz! Temelinde iyi kaliteli ve yararlı j bir mal veya hizmet
almayan bir kurürn veya faaliyetin halkla, ilişkileri "olmaz; ^ols.k ,olsa rek­
lamı veya propagandası olur, iîalkla ilişkileri diğer tanıtma, faaliyetlerin­
den (reklam, propaganda) ahlâk yasası ve teamülüyle âyırdeden" önemli
bir-özelliktir bü: İkinci-olarak, bu mâİ veya hizmetle veya öndaıi''âyri faa­
liyetlerle;;:-sosyal sortıinluluk bilinciyle kâmü- yârairı'-saglâyan ^^'döğrüdâîi
kuruma bir- çıkar ‘ sağlamada,h)- bir faaliyet olmalıdır. Bıi İkinci-perfoirmansa etik performans Lda diyebiliriz. Ancak *eri'az- ‘bu- ikif'performan's ye-,
rihe -getirildikteri' sonra;-; -yafiılanların- 'mesa;j- verilmek: istenen:; hedef’-lsişi,
kurüıiı ve gruplara -iletişim teknikleriyle iletilrhesi -veyai-onlardan mesaj
alınması•gerekir. Buna- ilötişim .performansı...da‘ d i y e b i l i r i z . ; - = i;.-G
Bu üç performansı birMriyle içiçe, birbirini tamamlayan ve halkla
ilişkileri oluşturan 3 öğe olarak düşünmek gerekir.' Bir öncelik sırası koy­
mak gerekirse-'-iş performansı kuröammi idamesi içiıi- gerekli' fakat' yeterli
değil; etik performansı ise ^-kurum veya kişinin içihd&J-bulündüğul sosyal
ve-lia-k çevrenin iyi bir üyesi (iinajı, prestij) olması için gereklidirv Fakat
bu ?iki performansın; üçüncü^' olarak 'İletişim perforüıansı- i le .'tithamlânması gerekir.-'Çünkü, kurum -veya kişilerin toplum‘^desteğiıi'e ihtiyaçlari
vardır. Bir iyilik yap dfenize at, balık bilmezse'halik bilir-zihniyetiyle'ha­
reket' edilemez; Yapılan iyi-işlerin yafli-üretilen mal ve hizmetler ile..top­
lum' yaratma yapılan İşlerin ^etkin bir şekilde ilfetişim^ kurülârâk-tanıtılmâsında-; çevrenin İstek ve ihtiyaçlarının ta;nınmaşııld^-öğrenih]aesihde-ile­
tişim- performansına ,gerek: vardır; Büi'ada bu 3 performansın değerlendir
riM esi yolunda neler yapılaibilir konusu üzerinde durulacaktır
-İş-.Performansı '
-
ı
j
>
Bir kurumun amacı ne olmalıdır sorusuna çeşitli cevaplar verilmek­
tedir. Bu kurum eğer bir özel kurum* ise, ekonomik kaynakları en iyi
şekilde değerlendirerek hizmete sunmak, böylece maksimum kârı elde
etmek en -öuemlî birinci arhaç olmalıdır. Öyleyse'-firflıa-yöneticilerinin
görevi bu amaca direk veya endirek-yollardan kâtlâsi- blacak'¥iitüıi! faa­
liyetleri gerçekleştirmektir. Amaç böyle saptanırsa, işçi sermaye makina,
* Bürkda i görüşlerimizi’; ömekiendinriek. am acıyla,. özel Inıramlarm; halklai iilışMler
çalışmalarmm değerlendirilmesi üzerinde dm'ulacaktır. Fakat ,önerilen, ,çalışmar
1ar kamu kuruluşları için de geçerlidir. Bu konuda daha detaylı bir çalism a.
daha sonra yapılacaktır.
162
hâmiinaGMe: VS; ^denjjen'; verimli şekilde yararlaMaralî.'Vtoplumüıı'aİltiyaci
.olan-iinal 1ve hizmetâer'aiyi' kaliteli Ar& ucuz ürfetiîeö'el^öeıi'uyguıi®§krtlar^
toplumun lüzmştine isunülacâktır. Büriü f'baprâbilen-firma kendisine'duşen/görevîfjhakkıyla yerine getirmiş olâĞâktır: Dolâyısiyla- töplüma-’fâiy'daiıdıi:. Böylece; iişçi,: makina, hammadde,- sermâye vsV ğirdilöe 'göre^'eri fâzla
mal-hizniet! çıktısım gerçeldeştirebilen firmaî EârJjedâ^ek tbpluffla 3’’âi:âi‘li
olmaktadır; , çıktıları? idaha;‘a2; olaıh firma ise-kâynaklain is ra f‘ederek top­
luma daha az yararlı hatta zararliwûlma:ktkdıfl ‘ ‘ ■' ............... ‘
j^f ' Kurmn bu afflâyışla üretimdi"ySrimliliğf 'arttirma gayretlerinden başMp'ürettiği''kaliteli mâl'Veya’'hi^nietlei’le ülke^ eköiiömisinin ‘gbİişiii&ine
öİluuİu-kMkılâr ■dâ'-sağİâmiş' ölacâlîtıt:'%ürûmm ış 'peHöritiansbti'
fari“verimlilik,' öîoriomistleriri ğâiştirdiği masfaf/fayda ''(co'st/beheij.t) analia ’'yöhtemiyle.v Örtayâ köhu^
Ülke' ekori'omisinin ' ğeliştnesine 1 atkı
ise^^'ğayrisafi: y u r t i ç i (veya bölge) üretime'sağlanan katkıyla ve yillar'iti-bariyle! bü. kd^kıdaki değişnieyle ölçiiiybilir! Üretilen mal ve hizmetlerin
kalitesi- =İ£e uluslârâra'si veya ulusal standartlara üygühluk vöya' da3’’ahıki
lıİik' ölçülerine göre ortaya kohulabilii'l Ülkemizde TSE veya -'diğbr mes­
lek tai'üluşl^rmîhkoyduİdarı standartlara lâyıkıyla üygunlui bu açıdan
........
öneniü-bir‘göstege-olarak"4mbiü edilebilir.
Kurumun elde ettiği kârı, yeni, iş planlarına yatırarak daha çok kim­
seye) iş inıkanı; sağlama, araştırma-^eliştirme i v e: teknoloji -transferine; ^ay­
rılan para, döviz girdisi sağlamada ülke/bölge; içindeki payı, vb. ekono­
mik faaliyetler de hem kuruma hem de ülke, ekonomisinin, kalkımnasına
olumlu katkılar sağlayan faaliyetlerdir./'/ iAyrıca, benzer iŞ daiimnda çalışanlara, oranla işçilere sağlanan üc­
ret düzeyi ve yan odenıelsr^ iş^guvenliği ve; çalışma şartlarım . geliştirici
yatırımlar, terfi ve .gelişmeyi teşvik edici .uygulamalar,-,yb. kurmnj içinde
çalışanları motive edici, iç ilişİlleri ve kurum ildimini geliştirici harca­
maları da iş performansı içinde düşünebiliriz. Çimi u buradT. yapılan hırca-'
malara karşılık, kuruma doğrudan bir yarar umulımktadn Bır^z sonra
göreceğimiz gibi etik performansta ise yapılaıi harcamalara, karşıuk ku­
ruma doğrudan bir yarar veya kazanç sözkbnüsu değildir. Fakat, kuruma
kârfi ölümlü tutum yfe .imaj,'dolay^^
uzun yaÖöde hem kurum için­
deki Heni de "dışındaki' hedef lütleîerin'kuruma karşı davranışlarını' olum­
lu yönde etkilediği ve kalıcı olduğu için reklam, propaganda ve promos­
yon, gibi diğer tamtma faaliyetlerinden daha büyük bir; kazanç sağlayacağı
varsayılmaktadır..; 5 üU;,;,;
■; :;i''
; t;;.
E ü k P erform an s
.
-■
,
Toplum, firmalardan ıhy. ve hizmetlerden başka şeyler de beldemek-'
İ63
te, daha başka- şeylere, de değer yerjmektedir/.'Bir kuriimun' geleceği;;.'bû
beklentilere vereceği cevaplara şıkı sıkıya .bağlıdır.i Öncelde belirttiğimiz
gibi, .ştik p e r f o r m a n s k u n im a : doğrudaft bir: kazanç, sağlaniâ amacı’güdiÜmez;^ soşyal sorumluluk bilin.Gİyle kamu; yar.ari' ön .plânda ttutulur.,veya
İş peçfoımahşıyla. dolaylı olarak, kamu yararına işler: yapılır.. .Ontlrn içln^
fjrm.a,. içinde,■ bulunduğU'sosyal.ye fizik,.çevrenin; problemlerinö;de. duyara
Jılık gösteımeli, ;bU; problenıleri dürüst bir! yaMaşmıla çözmeye:’yârdımeı
olmalı, yani sosyal soruııüuluk taşımalıdırv ;
,
^
/vL: ,
,. -Firma ile,çeyreşi. arasındaki bağındılık,; gelişen,iletişim, ve ulaştırma
;teknolojişi ile iyice.,artmıştır/'Halkla İlişkiler çalışrnalarımn amacı, fimıar
nın, çalışmalarını, sosyal çevrenin'beklentilerine .göre adapte, e le k tir,.B ir
firmanın: sosy^. s,oi’iimlyIuk bilinciyle;,,hareket,, etmesi ^yeya bur.soruınju}uk:tan.,. kaçınmaması halkın, beklentileri veya,.değer ■yerdiği, şeyler: araşın^
dadır;ı ;kan].uqyu‘ veya kamu otoritelerinin zo.rlamaları karşısıiıda kendine
çeki'düzen vermek .sosysd, sorumluluk değildir,-:Kamuoyuna; veya--kamu
otoritelerine^ hoş göriinerek iyi , niyet , geliştirme veya şatış: arttırma; da tdet
ğildir., .İşletmenin- kâr yanında ğenel kamu, yararını da-gözetrnesi gerekir,
Ş,^İeceJ, ,.şosyal çevrenin ekonornik ve-, ekonomik •olmayan ihtiyaç, ,ye :işf
teklerine yöneticilerin duyarlı olması-gerekmektedir. :Çiinkii artık ekono7
mik kâr işletmelerin mal veya hizmet olarak ürettikleri değerlerden sadece bir tahesidif.- f§retmeierin'--ekonomik, b'akîtodân''verimlî' ve--kârîı olıîiâla:rı''kâdâr,. 'sdsyal- çevrenin, ■kamu .yârarihl-'da -gözefen birer ekdndihik
ve^sösyal' kurjMı .'oirhaları da-beklenmektedir.-■ ‘
i
Sosyal Ve' fiziki çevrenin' ihtiyaç ve ist'eÜerihe karşı bir işletmenin
şu politikaları veya yaklaşımları i'zte'yebileceği' ileri sürülmektedir:............
■' İv--ilgisizlik:' İşletme, - kehdi' kâbuguha''çekilerek klâsik işletmelerin
öyhâdiği: ekönoıhik- rolü yani ekonomik kâr ile kendini-sınırlar." Böyfe bir
ilgisizlik' işletmenin değişen- şartlara adapte .olmasını ■güçleştirerek,' "yal­
.....
nızlığa itecektir.
•
‘
■ - ...... •- .-.-..i
^
(Çevire^: .İletişim Tekmklei’inden. Yararlaaarak ,EtkiIem,e: rîşletme,
lİetişiın te'&nik ye' ^araçlannı, da .küÜanarak sosyal, ve fiziki' çevreye yaptığj
Hirnıe-tleri abartaıjak. anlatır. B;unun ö'tesi-nd,e, .ş,oşyâl ve ,fizik-çevreye fiili
oİarak^tertiel bazı yârdıM
(yanı iş : ve .etik ,performansı) tatmin edici
dijzeye. getirme gayreti içine girmez. : ŞosyÜ. ve.fiziki çevreden gelen uya­
rıla ra v e istfelçlere .de. kulak^-a^^
,.f
' ."^asal ;¥ükn!iıIülttMeı*i--¥eiine Getirme:--İşletm'eV -yasâlarm -kendine
emrettiği şeylerin minimumunu yerine getirir. Onun ötösinde bir ''gâyrdt
sarf etmez.
'' G.A. Stiner, Business and Society (2nd Ed.) (Ne-w York; Ranâom HÖTise, İ97S),
164
4. Baskı ve Menfaat Gruplarıyla Anlaşma: ݧlefmH“¥osj/âri've'fizik
çevreye karşı .yüpM ülüH erm i.
rfetiıpesje, dayet.edenryeya.bufyönde ’ zorlayah-'bâşkı ye.'menfaat, gruplan,ile ,,diğeı-. ekonomik,^ .politik, sosyal;
giiçteHe'pazarlık'yapai'a-k' anlaşmaya çalışır. Fakat bu tür girişimler olum-;
lu sonüç verse bile, çoğu zaman bir grup ile yapılan anlaşma öteki grubun
atleyMneîisonuçrar'îdöğurdüğu ıveya- üzeniıde''anlaşılan' sofüiıun yerine-- yenMen ortkya'içiMığı ’içın-'bü' yöllşletmeler içiii üzuri vadede‘dlumlü”sonûç''
lar getirmez.
'
'
''i '’
;
5. Problem •Çözme: işletme sosyal ve-fizik çevrenin.,problemlepni,
araştırır4 nçeler., Sonra kendi ,'d,eğerlerini-ihtiyaçlarını ve isteklerim fuzifnve‘ kısa vadede) de, gözöiiüncie'buljmdurarak, .^ tiy aç,y,g..işteMerin:ypriııp,,
getirilerek, prpfolemlenn .çoziHrneşin^,.,yardımcı,'olur^^
çpğu'^za-r
man acil proıblemlerin,,çözımune ^yardımcı; o to
önemli ola,n .çıkmasi;, muHlemel' problemleri önceden., ;şezip, .praib;lenıleriı^jortâya çıkmasfnı önleyici ^tedbirler almaktır.-Böylece. .işletınel^r. akg rol^
oynayarak sosyal ve'.fiziki çevrelerine: karşı, olan ,sorumMuMarın:bilinr^^^
emde olduklarını ispat ederek, o toplumun güyenilir .bir üyeşi oldı^arım^
kanıtlayabilirler.
. r
i
,4
Problem çözme yaklaşımını kabul edenJ^k-ü'râMİar,'sosyal ç%vi«nin sa^^
İlk, kültür,,, sanat, dinlenme, eğitim-öğretimj sakat, .ye m ^ ta çla ra .yardım,
çevre kirlenmesi, :§eıh,ircilik "problemden.,- .kırsal. :kaİkınm^;rvb,-, .alaü
doğrudan-kâr getirmeyen sırf ,sosyal sorumlultik bilinciyle j.y e,,k ^ u '.ya-;
ran'gözetilerek,yapılan çalışmalarda.bulunmalıdırlar.■:ı 1-Klurumun 'etik'’^performansı •değerlöMirilirkenfi
öa^la!n-' alarûâr'dâ
kaç ;iaaliyeto(Örneğin- kaç-=kişiye ’sâğlik yardımı, 'işçilerıri'-çâlışima köşullanve.^ iş.egüvenliğini "âW;tiriGi;'-tedJbirierilUriİ.tür-sahat-diiılenın§--fââMyetlei:ine^
maddi.'-veya--nakdioyardimlar,'-; Ögrenbıler -'ve-j'eğiti-ın.^ küi’üManna--'verileri-^
burs, finansman bağışı vb.) gerçekleştirdi'ğiffi,-bü. faa:liyetÎ6 f-açiîl‘ liaröa■^‘
nan- paraiıın.rkurum bütçesi yeyajkâr içindeM oranı-değerlendirmede:;esas
alınmalıdır.;.-,
B a türden; 1doğrüdan kâr- sağlamayan' -faaliyetlere-' hârcanâtf pâirâ,- olum­
lu imaj, tutum yaratmaktan başka uzun vadede-'4ür-uma oiiemli-î yararlar
sağlaraaktadır.' .Örneğin,, eğitime-ryapılan; yardım,- farzmıafaal verilen,
lar,:.kuruma;..daha; kaliteli; elemşn, alma, şansı yaratmaktadır^
;;
.^ri:i;Bujidaiı ;ba|ka,: sos^yal vg; fiziki çevrenin proıblemleriyle ilgilenme-,--ktf:.'
Eü-mâ .töplum-ı^İGtîîâe -gkonomik-pölitik-güç- ve-statü' de-- sağlamâktâ'air.' B â-’
zen, bu güç ve statü, sosyarîç&v-reyiıha-tta-4üfcüme1;i-kontrol-^ed-ip/.yönlen--'
direrek haksız kâr sağlamaya kadar varalbilmektedir.., PnüH~|Çip7 ''b
etik performans derken, kurumun nereye kadar gidügceğini;;; nerece du-^
rulacağım bilmesi de gerektiğini vurgulamak istiyoruzi'
“•
Iİ2 ti§im^: Fşrformansı
iJç^ anâ ■İletişim' âmacı üzerinde değerlendirme araştırmaları ,yapılr
rhaktadır.' Öünlar: 1. Mesaj Hazırlama ve Üretim, 2. KovĞr'âj, 3^ Etki'Ana­
lizler.'-'
i ■ .
1.
Mesaj Hazırlama ve^ Üretim: Üretilen iletişim mesajı ve malzemesi:
(hazırlanan filrojjbiüt
fotoğraf,;afiş, konuşma metni, vb.) miktarı daha;
önce de belirttiğimiz gibi hallda ilişkiler biriminin iletişim gayretif hak-’
kında bir fikir verir. Fakat, üretilen mesaj miktarı ve hedef alınan kimsölei’e istemlen'mesajların ulaştırilmasındart^^b
bu kişilerin bu mesajlari anlaYijp';âhlamâdığı da; önemlidir. Onun için mesaja öyle bir şekil
vĞ İçerik ‘ veirilmfelidir ki anlaşılması kolay olsun. Bu hususta ABD’de ge­
liştirilmiş Flesh'formülü, Guriihg formülü ve Cloze yöhterhleriyle mesa­
jın okunabilirliği,‘ anlaşılabilirliği ve' ilgi çekiciliği test edilebilir. İBü jön-'
temlere benzer yönternler, Türkçe metiüler için henüz geliştirilmiş degıN
dir. Eaihpanyada kullanılacak mesajı, geniş çapta kullanmadan önc° kaçiik' bir ‘ örnek’ üzerinde okunabilirlik, dikkat çeldcilik, anlaşılabilirlik ve
şekir açisihdari' test etmelidir. Bü amaçlarla kullanılabilecek İngilizce (özel­
likle Amerikan İngilizcesi) dili için başka teknikler de geliştirilmiştir. Bir
fikir vermek amacıyla b u :yöntemler j iizerinde; durmak istiyoruz!
MssK F o ^
Bü test 2 kısımdan bluşmakta&i;^ Birincisi, okunia'
kolayliğı testidir. Bu testte cümlenin uzunluğu ve küllanüân kelimelerin
hece sayısının okumayı ve anlanıayi zorlaştıracağı varöâyımındah hare­
ket edilmiştir. Metni oluşturan cümlelerin ortalama uzünluğunüıi 15 ke­
limeyi, çok heceli uzun kelimelerin;sayısının da toplam;kelime, sayısının
%25’ini geçmernesinin lise mezunu bir Amerikalıya okuma kolaylığı sağIjafdıği: ortaya, konulmuştur,;İkincisi, ilgi uyandırma testidir. Bü testte, me­
tinde kullanılan; özel isimlerin ve; hitap cünjlelerinin, oranının artmasıyla
metneulginin de, artacağı .varsayılmaktadır.-,
.;
’ GriHrimag Fornıülü:® Bü yöntemle okuma kolaylığı,'cümle uzunluğu^
kullanılan basit cümlelerin oranı, fiil türünden kelimelerin gücü, kohuş^
ma dilinde-iSik kullanılaa kelimelerin oranı, iUzUn kelimelerin (çok heceli)
opani'VS;ile.ölçülırıekte(iir.-,.v' ■' ı,;;.
v
^ Gloze-Yöntemi:^® Bu yöntem, boşlukları' doldurma yoluyla yapılır. Be­
lirli aralıklarla-boş bırâldlah kelimelerin v'eya görüntülerin yerlerinin okü.yucuy: dinleyici veya; seyirci ı tarafından: metnin akışını ve; anlaşılırlığını
bpzm.adan doldm^ulup dpldiHTilamamasij metnin heln okunabilirliği, hem
d e . anlaşılabilirliği haktenda -likir!^ vermektedir.
^ Gutlip and Centeri öî). cit.
® Gutlip and Çenter, öpi cit
“ Cutlip and Çenter, pp. cit.
1.6S
2
- o - r : .M : K o v e r a i : r / H a l | d a i l i g M l e r , k a m p m
he­
d e f ı o l a r a k . s e ç i l e n : b i r e y , i k u r u m , :.y e p g r j ı p l a r a . , y e d i l m e k : ; i s t e n e n
n e j ; i g t e n e n ; - a r a ç l a r l a ^y e : i s t e n e n ; f i m e k â n d a î ' y e / a a m a n d
l d r ;.r .B u .f ) h e d e f l e r e - i s t e n e n : ; p r a n d a / ş a y ı d a - , t ı l a § ı p
d e n g e ç irilm e s i g e re k ir.
m e sa jın
y i-
i u l a ş t ı r ı l t t ı a s ı : gere^^„
, ı ı l a ş ı i a n ı a d ı ğ ı m n ' ;d a i g ö z - ,
. '
.
.....
s,;;, f Kamp ınyada;lulaşıhnak istenen- h ed ef;kitlelere,değişik iiie#§im; 'kanal­
larıyla ulaşmajun: nıa^^analizi; de;iyapılmalıdıro-Kampanya -için
kııUanılan basm bülteni, fiLm,:;;bro§üay;;mektup iyb;;\malzeme için .;kullanı­
lan para ve, zaman gibi faktörlere bu analiz içinde yer verilmelidir.. Ay•ficâ 'kaihijiâriyada "kııU anıl^
yazılı "basm^' ra:d5^i'' tV.,^;direk
posta, vb!. İletişim kanallarindâh' heır‘ fârihiii‘ he 'ölçüde" külİânılcîığı liâkkıhda &a;ta kayıtları' da tutulmalıdır. B ü kayıtlat mesajm etiiiliİiği .-açısln-'_
dan bir fikir vermez, fak'ât kamp^anyanıh verimliliği hakland a'bir'‘fikir
verebilir!
.....' ' ; " !
B elirli: itürden .mesaj 1araTkonıılaraîî hangijiözelliMere jhaiz kinıselerin
ilgiijduyduğu,; bu <tiirden^mesajlara;!;günündhangii saatindef, veya,-haftanın
hangi gününde, hangi iletişim araçlarıyla maruz,.-k:alm,d3Lğı hakkında bilgisahibi olunursa, olaylar, haberler , ona göre, plânlanarak, dikkat çekilebilir.
3pi :Etki .Analizi:,,iHalkla)ilişkiler'faaliyetleriyle -ve:;:rn:esaj,larıyla_;-hedef-,
lenenî,iamaç-;!:he;def fkişi,,^kur-um,-ve:kitlelerin ,;zihninde pİuMu-İmaj,--tutum,
niyet .ıve- davranış geliştirmek olduğuna,:göre, bu;imaj, tutum, niyet rye-.dav-rânışl.âııdaki,; değişiMiklerin-:ölçülmesi,,^ha.l!da-!İi^ faaliyetlerinin :ba-;
şansını tespit açısından çok önemlidir.
; j ;o j-^.r; ■İiBîıaJ: ;B i r in ş a n ; ^ a k k ın d a ,,k o n u ş u rk e n - şıca k -şp ğ ü k ,. k u v v e tli-z a y ıf , .i y i iç ö tü ,y a r 'd ım ş e y e r -e g o iş );;, vs.- -şözİer-. jk td la m rız . B u . ,g e n e l b ilg ile rd e n h a re -.,
k e tle o k im se h a k k ın d a b ilg i s a h ib i o lm a d ığ ım ız d iğ e r k o n u l a r d a , d a ;ak ıl.
y ü r ü tü r ü z ,
ç ık a r s a m a la r d a b u lu n u ru z . Ö r n e ğ in , b ir k im se
s o ğ u k o la r a k
t â h ı h ı y o r s a i ,c ö m e r t , y a r d ım s e v e r v b .f“G İaG ağm r;;dü§ünürüz.';:i:‘'
;.B i r ;j f i r ı ı ı a r k u r u m ; r h a k k ı n d a ,| k p n u ş u r k e n ,.d e
-h ız lı, g e l i ş e n - g e l ı ş m e y e n ,,
is t i k b a l i p a r l a k - d u r u m u k ö tü , m o d e r n -g e le n e k ç i,, ,g ü y e n ü ir -g ü v e n ılm e z , z e n -,
' gin-fakir, cimri-yardımsever gibi sözler kullanırız. B u sözler daha önce'o
kurum'fhakkında? ie'dihdiğifflizbilgilerden voluşah'.bir 'im ajı,.ifade:'etıiiekte
ölüp, I bizi t;oi' kuruma rkarşı .oluriılu^ veya-- olumsuz itutürri ve'-davranışlara,
s-ürii]dem.ektediriî-;'-î'
rı„-:r .--Psikologlara göre imaj, imgeleme yoluyla zihinde canİandınlan nesne-kavraıri-dürum-semboUerdir.' B u ! haliyle i ima:j,ö düyun organlarıyla, rdoğrudah; j nesnelerden i alinân sinyallerle' tzihihdei roluşahvı görüntülerden yanir
algı ölayıM an’-'ayrilniaktadır.. Eakat. imaj,ı algı ..yoluyla elde■edilerek: zi-i
hinde depolanmış bilgilerin canlandırılmasıyla (duyu orgahlârındah.: sin-.
1671;
yar gelmeden)' oluşmaktadır. -ElsaĞa'sl, imaj,-zihiıide' earilandirılan bir-kroki;r;; plân;- kâvram-durum-sembol, harita v e y a , 'resimdir. ^Bünü'-kabıil’' *ederi’
sek,- imaj^ ibu 'haliyle nötrdür. Fakat/kişinin değer- verdiği, şevlerle -ilişki-'siıie: bağlı!'olarak ^teınsil- ettiği-canlahdırdığ-ı -iıesne -'-veya ■ka-vram değeriıir
de içermektedir.
v, r.ci,;
^Tâsıl' bir insana karşı davranışlarımız oitia verdiğimiz değere:bağlı ise
bir firmaya veya -ori-un-ürettiği -mâl- ve hizmetlere karşı 'davrâriışlarımlz
(satıh âirha)- da oıiâ/ verdiğimiz-değere■bağlıdıt. • - ^
i. :;-ı
Önmı içindir ki, firmalar olumlu yönlerini (bir bütün olarak firma
veya ürettikleri mal veya hizmetlerini) ilgili birey ya da;,gruplara tanıt­
maya çalışırlar. Bu görevi çoğu zaman ^alJd,a. .üişkıİer .yışjeSâ^n uzman­
ları yürütmektedirler. Bu birimler, firmanın hali hazırâa ilgili birey ya
da grupların zihninde canlanan imaj ile canlanmasını* istedikleri olumlu
imaj arasındaki ilişkiyi araştırmak ve gereken işlemleri yerine getirmek
durumündadirlâr.-Çünkü,-bireyler bir firmayı seçerken veya firıh'a’^ile il­
gili’ bir kai'âr' alırköh zihinleriride canlanan imaj, davranış için bir ^plân^
program-vazifesi! görmektedir;':■- :i
'
Firmanın, ürettiği mal ve hizmetlerin aîım-satımı, müşterilerin zih­
ninde ■cereyan- ettiğinden firma yöneticileri (Ö2;ellikle halkla ilişkiler ve
reklam),., mal-hizmet veya kurum - hakkında, kururtiüh ortakları, finans-'
mancılari, pötahsiyel müşterileri, işçi, yönetici, yakın ve iuzak sosyal çev­
releri?,- rakipleri- vb. hih- zihinlerinde yarattıklara imajlarıyla) yakııidan 'il­
gilenmek zorundadırlar.
- ' ' ■' '
Onun İçin, duyarlı oldüklârr bireyler veya' grupların (eski, şimdiki
ve potansiyel) zihınleıınde firma hakkında blümlü imajlar yaratmak zo
rundadırlar.................. \
■■
Mal ve hizmetlerin pazarlanması ve satışı için firma ve ürün imajı,
firmanın başarısı için ürettikleri mal ve hizmetlerin kalitesi ve fiyatı ka­
dar önemlidir. Çünkü,''bu mal-ve hizmetlerin güzelliği, ’iyiliği-^" müperilerin gözündeki, zihnindeki sübjektif güzellik ve iyiliktedir.
- ''
•; :. Firmada, .çalışan yöneticiler ve işçiler ğözündeki-zihnindeki, firma; imari
jı ida dönemlidir. Çünkü :onların firmaya karşı tutum ıve -davranışları: da ■
firmanın geçmişi, halihazırdaki durumu ve geleceği hakkındaki düşün-,
çeleri üretim davranışını etkileyecektir.
- t ' o.îmâjr etkileyen''faktÖ3?lerii mâl i ve hizmetin görünüşü, paketlenişi, ;:firr::
ıha/yeya üfühühf'ismi, rs,embdlütiharkâsı; [fiziki görühüşü-binası, müşte'ülerle 'ilişkilerdeki sıcaklık, yalanlık,; firma.. v.eya ürünün prospektüsü, isik .
'nıticıbroşürüdür.'LU rı^Kb;
..'-l..,;:;;'..
I68[
oi'^^ıJigamîmftoajıj^auSlgiH değerlendirme ygpılöiiöa 5kaaüaıalan:abîa^§röntemel^ göre,'Ibelirli;MrdendkürünM.âmnfarzwBdilepj:bazırözeHiMeörniteliEleril
nenkadarcstagınîasin:'gerek4iği:tespît'fe^dilerek;;Jkurumtm; büîideâjE.özelliMer©
^i3Bic%ad^î£sabip.-ioldıığıi. baMi1;atifr§'eküdeivara'§tirıilniakta;:3önaij göre imaj
kampanyaları; düzenlenmektedir.:iü i:,Îj:.bri.i£'rxE f:r£.iS'r;i'Jj e ! i rçur ı >
-ı.
'Başka bir"i^onteme.,gOT^
İjelirİi bir kuramun belirli'^
de^ jne kâdarıni taşidl-ği'ilgili hedef kitlelere, sorularâlc^'''&rumiîn" imajı
tespit edilmekte; daha^" sonra da bu. özelliklerin^ btı kâinseler tarafıı;ıclan
ne k ^ a r 'arzU| ^M^j^^,şa|)tanarak
imajının ne'kaçlar olumlu
âümsıız''blüüğu "örtaya^^^
_ '
\
Tutum: Tutum (Attitude) Webster’s New CoIMgate Dictionairy (1973)
de “Organizmanın bir uyarıcıya (obje,vkavram.ıyeya:;jduf.üm:)Iikar§x^^^^
teristik bir tepld göstermeye hazırlık hali” olarak tanımlançpaktadır.
Tutum psikologlarca değişik şekillerde, tanımlanmıştır.
“Bireyin kendi dünyasının, bir yönünü, bir objeyi veya sembolü olum­
lu'veya dİüıiisuz bir şekilde 'değerlendirme eğilimi’’’^
- j - ı ,- .
ı^ n s'i
BVEixırı.r: i j j '
* ’■
l
ı
j
'
v
“Varlıkları veya kavramları, öğrenilmiş bilgiler; ışığında kazamimış
degerlendiime eğilimi”^
. •
,
....
“Çoğu zaman .değerlendirici, öğrenikçıiş. tepki gösterme eğUmû’’^®.
Bu tanımlara göre, tutumun (1) bir obje, kavram, sembol veya durı^aiikarşi;i (2) "ğegmiştenı geleıîı öğrenilmiş bazı;,bilgilere ;veya ritecrübelereş.dayanan izihinsel bir^ değerlendirme fâaliyeti sonuçu; ;(3)-bireyin göş-i
terebileceği'Oİumlu-ölümsuzMfizikselitepMnin zihindeki hazırlık,jy.ani;jplanr
aşaması coldüğu) anlaşılmaktadır, j Ayrıca/Zihnini aşsociation:yçluylâr feirbirİTi
ne benzeyen obje, kavram, sembol veya durumları tıimevarım yoluyla-ge-:;
nelleştirerek veya tümdengelim yoluyla özelleştirerek belirli türden-gruptaıiîjobje, îkayrmnK7şembol,ıyeya/duruMara,rkarşı,.benze:^,A
nışlâfda^bülünacağı düşünülürse, tutum kavramın:^n.; hedef rbirey -iVeya' kit­
leler üzerinde davranış değişikliği yaratmak isteyen İletişimciler için' ne
iad^v kullanışlı, bir İca tam blÜuİu"kolayca;'_âfll
'
Louise Cohen, “The Dıfferentiation Ratio in Corporate Image EeseaiGhci.rJp'araal
of Advertising Research, 1967, pp. 32-36. Ayrıca baJamz: SteüârdırHendersbâ'
Britt “Psychological Principles of the Corporate Imagery Mix>”,rBusmess Horizpns,'
-s.iJuiıe'1971ppp. 55-59.- '
o.i rrıj.';:»
riÂ"
i:: .V br
11
>2; I b i d . 3İo:»P
D .H
'
.
;r:;Ü.Ç
,
'
Daniel Katz, “The Fun'ctional Approaclı to the Stüdy b£ Attitudes”, .PuMc öpinion
Quarterly, V. 24, 1960.
.ii:j .c;:- ,rî:.5e.;;oH *“
HiM.rRökeachpBeliefs.lAttitudesiand ValuesJ -CSaıi:Fransiscd, 'Ca: JosseyrBass. :196Ö)^‘
^®.iE;P._ HoUahder;APrinciples: :andiMethöds .;.of lxSocial rföyoholöğyij (2nd ed.) : .(New
York: Oxford Univ. Press, 1971).
.iDS-.;c:
,s:2 .Y
mm
. Tutûrı>dav
digili. 46 ; ayn araştırmayı; inceleyen?-Wicker’f tutturilar. ile davranışlar arasındaki; ilişkinin, çok' zayıf olduğu sonu­
cuna İvarmıştır. iBu ara§tırmd,arın çoğurida^tutum üe davranış- krasindaki'
korelasyonun derecesi ortalama 30 - civarındadır. Ayni' 1araştirmayâ' -göre,'
Wicker tutum ile davranış arasındaki ilişkinin' derecesinin yüksek olma^
sı gerektiği, elde edilen bu sonuçların, tutım larm ölçülmesi ye değer-lendirilmeşinde yapılan .yanİişlıMardan kaynaMandiğını ileri sürmektedir.
Diğer bazı araştırmacılar da ona katılmaktadır. Örneğin, Ajzen ve Fishbein” ,bireyin davranışını geliştirdikleri bir modelde aşağıdaki şekilde
formüle ederek tutum ve davranış arasında fonksiyonel bir ilişki oldu­
ğunu göstermeye çalışmışlardır.
B veya B I—(Aact) Wo, (NBs).;Wı;. • ^ .
B=Davranış (Behavior)
r
v
el
'
BI=Dâvranış için niyet
'
ı
•
^
Âact==Bireyin belirli şartlar altında, bir obje, birey, ^kavram ve-,
ya sembole karşı belirli bir davranışta Bulunniâya karşı
NBs=Birejdn davranışı ile ilgili sosyal normlar,' kurallar,
Wo, Wı=R6graSyon analiziyle tâyin, edilecek ağırlıklar.
i Bu model test edildiğinde,: tutum ile da'VTanış-arasında önemli bİEilişki olduğu gömülmüştür. Konuyla ilgili âraştırmalai: iyap'aiı di^er; araştır­
macılar' ^da Wicker*° ile Aj'zen ve Fishbein?® rinr. vardıkları ^sonuçlara' ^kâtılmaktâdııiar. (Örneğin: Hyman' and Siriger^“, Rokeaöh.^* ve^ ıRdkeaehi ■and
Kliejaiîtis?^).^ ^
o;
■ A .W ;
W
ic K e ^ ^
B e h a y iö r
E x a m
r: îia71,,pB._. 18-30. . :
Ic e k
A jz e n
a n d
N
in a tio n
I n c o n s is t e n c y ” ,
o r m
v e
M
a tiv e
J o u m
o f
ia l
O
o f
th e r -
H .
J o u r n a l
o f
i
H
y m
a n
v e
E .P .
it : ; ';
R o k e a c h ,
M
.
.. j e c t
lo g y ,
170
o p .
R o k e â c h
2 2 .
S in g e r ,
t . / . - L
“ A
v e
n
H
u n t
• 'A t t it u d e - '
' y ' . l 1 0 ,i
,
A
t t it u d in a l
P s y c h o îo g y ,
V .
C,
■ı ! ; . . . r
,v o s :,v
s ;.;
jo
..
to
C e d s ),
x f o r d
F r o m
S o c ia l
R e fe r e n c e
C
u r r e n t
^
G
r o u p
V
ü m
v , : ; P r e s s , ; il9 7 6 1 . r :'
â s
F ü n c tio ı i
'
T h .e q ry >
P e r s p e c t iv e s
c it.
;v e
ö f
P s y c h ! o lo g y , i
B e h a y iö r
. ''. " r , ;
In t r o d u c t io n
R .G .
. E d . ) i J , : ( N e w ' ı .î5f o r k ı . O
i n
a n d [.R e ­
S o c ia l
. :
P s y ^
.
.O t,
P .
a h d . A t titu d e ,
V .
c ît.
H o U a n d e r
. i: c h ö lö g y '. ; ( 4 t h .
^
o p .
E .
S o c ia l
E x p e r u n e n < a l
.i j j
F is h b e in ,
s e a r c h ” ,
o î
a r t in , F is h b e in , , . “ T h e ,.P r e d ıc tıo n
V a r ia b le s ” ,
^ : c 5A S c k e r i - x » p j ' C i t . o 3
v e
E k p la r iâ tio n '
a n d
. :,i
i ■■1 9 7 0 j ^ p ^ ’ i 4 6 6 - 4 8 T . '
A jz o n
V a r ia b le s :
E e r s o n a llty
1 9 7 2 ,
K lie ) a h u s ,i " B e h a v io r
T o w
p p .
â r d
t h e ; S i t u 'a t i o n ’ !i
1 9 4 -2 0 1 .
J o u r n a l
o f
o f
A
t t it u d e
T o w a r d
E e r s o n a lity ia n d
th e
O b -
S o c ia l P s y c h o _ ,Y
GenelliMe tutum ve imaj geliştirme ve oluşturma amacı güden, ileti­
şim performansınm gerçek başansi iletişim programıyla elde edilmek is­
tenen sonuçların sağlanıp sağlanmadığı ile ölçülür. İletişim programı is­
tenen tepkiyi,' imaj, bilgi, tutıun veya davranış değişikliğini sağlamış mı­
dır? Böyle fiili sonuçlar başarının gerçek testidir. Onun için dikkatli bir
gözlemle data toplanmalı ve analiz edilmelidir. Bu çok zaman alabilir. Bu
nedenle başka yöntemler de denenmelidir. Bunlardan birisi, mesaja ma­
ruz kalanlarla yapılacak derinlemesine mülâkatlardır. Bu mülâkatlarda
çok rahat bir ortamda, kurumlarla ilgili çalışmalar hakkında serbestçe so­
rular sorulmalı, sefbestçe cevaplar alınarak, içeriği ima edilen anlaıtdar,
tutumlar, motivasyonlar açısından analiz edilmelidir.
B ir başka yol da deneysel çalışmalardır. Burada iletişim programının-projesinin amaçladığı etkinin gerçekleşip gerçeldeşmediği, gerçekleştiyse ne kadar gerçekleştiği, mesaja maruz kalmadan önce ve sonra yapı­
lacak ölçümlerle ortaya konabilir. Başka bir yöntem de benzer özelliklere
haiz iki gruptan mesaja maruz kalan ile kalmayan grubun tepkileri ara­
sındaki farklar ölçülerek karşılaştırma yapılır. Bulunan farkın sebebinin
mesaja maruz kalma olduğu varsayılır.
171
TARTIŞMA
ABADAN: Aysel Aziz’den Midnight Express’e değinmelerim bekler­
dim.
AZÎZ: Sayın hocam haklılar. Değinmemiz gere'kirdi. Ancak, ben elek­
tronik basın olayını ele aldığım için değinmedim. Video olajana biraz de­
ğinmek istiyordum, ama zaman kalmadı.
Film konusu elektronik basından gittikçe ayrılıyor. Çünkü, onun kit­
lelere ulaşım biçimi çok farklı. Fikn yoluyla yapılacak halkla ilişkilerin
kitlelere ulaşması kademeli bir süreç izliyor.
Midnight Express, bildiğiniz üzere, Türkiye’deki hapishaneleri konu
edinmiş. Dış tanıtım açısından olumsuz imaj yaratan bir film. Dışarda iz­
leme olanağı buldum... Amerikalıların, îtalyanların, Fransızların vs. nin
kendi hapisihanelerini oldukça yeren filmleri var. Bu filme karşı, biz ne­
den bu kadar duyarlıyız? Onların benzer filmlerini görünce, onlar hakkındaki fikirlerimiz, hemen değişiyor mu? Kızılderililere yaptıklarına ba­
karak, “barbar Amerikalılar” diyor muynz?
Başka ültelerin insanları ülkemizi, bizleri henüz yeterince tanımıyor­
lar. O nedenle, Midnight Express ile olumsuz bir imaj yaratılabiliyor...
Soru: Ülkemizde, elektronik basında tekel olan TRT, hükümetin halk­
la ilişkiler çalışmalarına ne derecede araç olmaktadır? Bu, TRT’nin ta­
rafsızlığını nasıl etkiler?
AZÎZ: TRT bu konudaki görevini yasa çerçevesinde yerine getiriyor.
Yine, yasaya göre TRT’nin tarafsızlığı sözkonusu. Ama, yasa beUi bir yo­
rumla uygulanırken, zaman zaman tarafsızlığın bozulduğu da gözlenelbiliyor...
173
BEŞÎICt ©TÜKÜİ
BAİKIA lllŞKllEBÖE KÜBAMSAl SORUNLAR
BAŞKAN:
Doç. Dr. Ö m er BOZKURT
B İE HALKLA İLİŞKİLEK FAALİYETİ OLÂRÂlS- '
SOSYAL EEKLABILAE
Yard. :f)oç. Dr. Halûk GÜJEIGEN*
Son yıllarda bazı ülkelerde olduğu gibi Türkiye’de de toplum kalkın­
masına ilişkin çeşitli programların benimsenmesini sağlamak, sigara, al­
kol, uyuşturucu gibi kötü alışkanlıkları önlemek, sağlık, aile planlaması
ve trafik gibi çeşitli konularda kamuoyunu bilgilendirmek için yapılan
halkla ilişkiler etkinlikleri, sosyal reklâmlar olarak bilinen, kampanya­
larla desteldenmektedir. Sosyal reklâm kampanyaları, ticari ve politik
reldâm kampanyaları gibi, kampanya sahiplerinin özel çıkarları için de­
ğil, toplumun yararına yönelik olarak hazırlanmaktadır. Bununla birlik­
te, bu tür kampanyaların da hedef kitleyi etkileyerek tııtıun ve davranış­
larını değiştirmeyi amaçlaması açısından diğer reklâm kampanyaları ile
benzer özellikler taşıdığı söylenebilir.
Başta Amerika Birleşik Devletleri’nde olmak üzere çeşitli ülkelerde,
sosyal reklâm kampanyalarının etkilerini ölçmek amacıyla çeşitli araştır­
malar yapılmaktadır. Sözkonusu araştırmaların sonuçları birbirini doğrulamamakla birlikte, araştırmacılar genellikle bu tür kampanyaların pek
etkili olmadıkları konusunda birleşmektedirler.^ Bu sonuçlar araştırmacı­
ları, sosyal reklâm kampanyalarını daha etkili kılmak için neler yapıl­
malı sorusu üzerinde çalışmaya yöneltmiştir. Özellikle sosyal pazarlama
ve etkileyici iletişime (persuasive communication) ilişkin kuramsal yak­
laşımlardan yararlanılarak bir dizi öneri geliştirilmiştir.
Sözkonusu kuramsal yaklaşımlara bağlı olarak geliştirilen öneriler şu
şekilde incelenebilir.
* Yard. Doç. Dr. Halûk Gürgen, Anadolu Üniversitesi, Açıköğretim Falcültesi ile­
tişim Sanatları Bölümü Öğretim Üyesi.
^ Alfred McAlister, "Antismoking Campaigns: Progress in Developing Effectivo
Communication”, İçinde-. Bonald E. Rice ve WiUiam J. Paisley (der). Public
Communication Campaigns CLondon: Sage Publications, 1981), s. 91-93.
.177
Sosyal Pazarlama ‘laklağımı Açısından Sosyal Eeklâmlaj?
Sosyal pazarlama, destekleyen kıırum ya da kişinin özel çıkarları dı­
şında bir düşünce ya da amaca ilişkin, hedef kitlede tutum ve davranış­
lar yaratmak, sürdürmek ya da değiştirmek amacıyla yürütülen pazarla­
ma faaliyetlerini kapsayan bir pazarlama disiplinidir.^ Sosyal pazarlama­
ya ilişkin çalışmalarda da, ticari pazarlamada olduğu gibi mal planlaması,
fiyatlandırma, dağıtım, satış çabaları (tutundurma) ve pazarlama araştır­
masına ilişkin teknikler gözönünde bulundurulmaktadır.^ Bu açıdan sos­
yal reklâmlar, sosyal pazarlamanın satış çabaları fonksiyonunun bir öğesi
olup, sosyal bir amaç,için reklâm araçlarının kullanılmasıyla sınırlı bir
faaliyet alanı şeldinde tanımlanabiilr.*
Sosyal pazarlamacılar, sosyal reklâm kampanyalarının başarısız ol­
malarını bu -tür kampanyaları hazırlayanların sosyal pazarlamanın yal­
nızca satış çabaları fonksiyonuna önem vermelerine bağlamaktadırlar.
Kotler’e göre bu durmu, bir. pazarlama hedefinin satış çabaları, fiyat, da­
ğıtım ve ürün karmaları arasında olması gereken uyumlaştırma işlemini
dikkate almama anlamı taşımaktadır.®
Sosyal pazarlama yıaklaşımına göre, sosyal reklâm kampanyalarının
başarılı olması için, bu kampanyaların sosyal pazarlama kavram ve tek­
nikleri gözönünde bulundurularak hazırlanınası gerekmektedir. Sözkonusu
sosyal pazarlama kavram ve teknikleri, sosyal reklâmlarla ilişkilendirilerek şu şekilde incelenebilir®
Pazarlama Felsefesi: Pazarlama Felsefesi kavramı, bir kuruluşun, her
şeyden önce hedef tüketicilerin istek ve ihtiyaçlarım karşılama:k amacıy­
la mal, hizmet ya da fikir üretmesi gerektiğini savunmaktadır. Bir başka
deyişle, hedef tüketiciler, kuruluşun pazarlama faaliyetlerini yönlendiren
etkenlerin başında gelmektedir.’ Bıma göre sosyal kampa:nyaları düzen­
leyen kuruluşların, kampanyalarım pazarlama felsefesi kavramı doğrul­
tusunda planlamaları, sosyal pazarlama yaklaşımının ilk koşulu olmak­
tadır. ,
/
^ VVilliam Lazer, “Marketing’s Changing Soclal Role: Conceptual Foundations”,
İçinde: Williaın Lazer ve Eugene J. Kelley (der.) Social Marketing Perspepttve
aad Vietvpaints (Illinois s Ricard D., Irwin, Inc., 1973), s. 4.
^ Philip Kotler (Çev: Erdal Yaman), Pazarlama Yönetimi Cilt 2 (Ankara: Bilimsel
Yay. Der., 1976), s. ,609-610.
^ Douglas S. Solömon, “Asocial Marketing Perspective on Coinpaigns”, îçindis:
Ronald E. Rice ve Wllliam J . Paisley (der), agk, s. 285.
5 Kotler.: s. 610.
\® Solomon, s. 282.
■
’ Solomon, s. 282.
178
Pazarlama K arm ası: Sosyal kampanyalar açısından geniş çapta uy­
gulanabilirliğe sahip bir diğer sosyal pazarlama kavramı da, pazarlama
karmasıdır. Pazarlama karması, ürün, fiyat, yer ve satış geliştirme öğe­
lerinden oluşmaktadır.
Ürün fiziksel bir bileşimden oluşabileceği gibi yalnızca fikirlerden,
uygulamalardan ya da hizmetlerden oluşabilir.' Ürünün, hedef tüketici­
lerin bir ihtiyacım karşılayıcı, bir sorununu çözücü özellikte olması ge­
rekir. Bu açıdan sosyal kampanyaların da ticari bir ürün gibi, hedef tü­
keticilerin istek ve ihtiyaçları dikkate alınarak planlanması gerekmek­
tedir.
'
Bir ürünün fiyatı, parasal maliyetinin de ötesinde İ3ir anlarn taşı­
maktadır. Özellikle sosyal kampanyalarda parasal maliyet faktöründen
de önemli olan zaman, kültür ve sosyal maliyet faktörleri olmaktadır.®
Örneğin, gelişmekte olan ülkelerdeki sağlık kuruluşlarının bir çoğunda
ücretsiz hizmet yerilmesine karşılık, bu kuruluşlar halktan gerekli ilgiyi
görememektedirler. Sosyal pazarlamacılar, bu konuda, hizmetin ücretsiz
verilmesi dışındaki diğer etkenlerin dikkate alınmadığını bü nedenle bu
tür kampanyaların başarısız olduklarını söylemektedirler. Sözgelimi, dev­
letin özellikle kırsal kesime yönelik sağlık hizmetlerinden halkın yarar­
lanması sırasında karşılaştığı uzun bekleyişlerin doğurduğu zaman mali­
yeti, batıdan gelen ilaçların kullanılması konusundaki kültürel maliyet­
ler, doktor ve diğer sağlık personelinin hastaların onurunu kmcı davra­
nışlarının neden olduğu psikolojik maliyetler gibi parasal olmayan ma­
liyetler, kampanyaların başarısında önemli rol oynamâktadu'lar; Fiyatın
aynı zamanda bir değer kavram-inı da içerdiği uhutulmamalıdir. Bazı ül­
kelerde gebeliği önleyici ilaç ve araçların küçük bir ücret karşılığında
satılmasının, ücretsiz verilmesinden daha olumlu sonuçlar yarattığı gö­
rülmüştür.®
Pazarlama karmasının bir diğer öğesi olan yer (place), ürünün hedef
tüketicilere ulaştırılabilmesi için gerekli dağıtım kanalları anlamına gel*
mektedir. Araştırmalar pek çok sosyal kampanyanın amaçlarına uygun
dağıtım kanalı kuramadıkları için başarısız olduklarını göstermiştir.
Sözgelimi, hedef tüketicilere, yeterince yetişmiş eleman ve malzeme
olanağı olmayan ve henüz tam anlamıyla örgütlenememiş yerel bürolarla
ilişkiye geçmelerini isteyen duyuruların sıkça yapıldığı gözlenmektedir.
Bu durum kampanyaların başarısını doğal olarak 'olumsuz yönde etkile­
mektedir.
® Nathan Maccoby ve Douglas S. Solomon, "Heart Dlsease Prevention. Commımity
Studies”, İçinde: Ronald E. îUco ve William J . Paisley (der)., agk, s. 113.
’ Solomon, s. 284.
179
Satış çabalan öğesi ise, bir kampanyanın tanıtılmasını başka deyişle,
kampanya mesajlarımn hazırlanmasını, kitle iletişim araçlarında yayın­
lanmasını, gerekli değerlendirme ve düzeltme çalışmalarını kapsayan ge­
niş bir süreci içermektedir.
Etkileşim Grupları: Kotler, etkileşim grupları kavramını, bir kuru­
luşun faaliyetleri ile şimdi ya da gelecekte doğrudan ilgili ya da o kuru­
luş üzerinde etkili olan ve belirgin bir biçimde birbirinden farklı özel^
likler taşıyan gruplar ve/veya örgütler olarak tanımlamaktadır.'" Örne­
ğin Kotler, etkileşim gruplarım üniversite açısından §u şekilde örnekle­
mektedir; Üniversite bünyesindeki iç gruplar (fakülteler ve personelleri),
üniversitenin sunduğu hizmetlerden yararlanan gruplar (öğrenciler) üni­
versitenin yasal düzenlemelerini gerçekleştiren gruplar (ilgili bakanlık
ye diğer kuruluşlar), üniversiteyi destekleyen gruplar (üniversitenin miezunları, vakıflar ve diğer kuruluşlar). Üniversite ile ilgili herhangi bir
kampanyanın başarıya ulaşabilmesi için, sözkonusu etkileşim gruplarının
desteğinin sağlanması gerekmektedir. Sosyal kampanyalarda bu konunun
da üzerinde pek durulmadığı saptanmıştır.^
Ticari Kuruluşlardan Yararlanm a: Sosyal kampanyaların planlama
ve uygulama aşamalarında, reklâm ajansları, pazarlama, reklâm ve ka­
muoyu araştırmaları yapan kuruluşlar, dağıtım şirketleri, v.b., çeşitli tica:ri kuruluşlardan yararlanılması, kampanyanın başarısını olumlu yönde
etkilemektedir. Sözgelimi, Gana’da Aile Planlaması ile ilgili bir kampan­
yada Gana Ulusal Ticaret Kuruluşu, parakende satış mağazalarından yak­
laşık 200 tanesini kampanyanm hizmetine sımmuş ve bu mağazalarda
düşük bir fiyatla hamileliği Önleyici ilaç ve araçların satışı gerçekleşmiştir;“*Rekabet Etkeni: Ticari ve politik kaihpa'nyalardâ olduğu gibi sosyal
kampanyalarda da, rekabet etkeninin dikkate alınması gerekmektedir.
Sözgelimi, kalp hastalıklarını önleme- konusuna ilişkin bir sosyal kam­
panyanın, yalnızca kâr amacıyla ‘sağlığa zararh ürünler üreten kuruluş­
larla değil, aym zamanda. toplumun beslenme alışkanlıklarıyla, kişinin,
uymakta zorluk çektiği ya da zamanını alan çeşitli, tutum ve davramşlarıyla da rekabet etmesi gerekebilir.
Başarı Beklentisi : Sosyal kampanya düzenleyicileri genellikle tüm
dünyayı bir gecede değiştirmek isterler. B u kişiler, yeni bir düşünceyi herr
kese öğretmek ya da tüm kişilerin % '90’ınm davranışlarını istenilen şe­
“ Philip Kotler, Marketing ForNon-Porfit Organizatlons (Engle ^ood ) €üffs, Neyf
Jersey : Prentice HaU, İ975), s .' 17.
“ Solomon, s. 288.
“ Solomon, s. 280.
180
kilde değiştirmek gibi, pldıikça iddialı, fakat gerçekleşmesi .çok zor amaç­
lar belirlerler. Oysa insanlarm tutum ve davramşlârım değiştirmeleri,
yeni bir dayramş biçimini benimsemeleri oldukça güç. gerçekleşmektedir.
Bu nedenle. sosyal kampanyalarm planlama aşamasında özellikle kısa dönfeınde başarı bekleritileri ile ilgili fazla iyimser olmamak gerekir.
• ■ Pazarlamanın kavram ve tekniklerinden'yararlanmasına karşılık, sos­
yal pazarlama pek çok açıdan pazarlama disiplininde bir çalışma alanı
olarak kabul, edilmektedir. Sözgelimi, ticari amaçlara dönük pazarlama
disiplini kâr getirecek hedef tüketici gruplarıyla ’ ilgilenmesine karşılık,
sosyal pazarlamacılar çabalarını daha çok /ulaşılması zor ve gelir düzey­
leri düşük hedef kitlelere yöneltmektedirler. Ticari pazarlamacılar, tü­
keticileri, mal. ya da hizmetlerin .satın almaları konusunda etkilemeye ça­
lışırlarken, sosyal pazarlamacılar, insanları daha çok belirli bir konuda
tutum ve davranışlarını dieğiştirmeyi amaçlarlar. Bu iki pazarlama disip­
lini arasında daha pek çok farklılık bulunmaktadır. Bu nedenle iyice araş­
tırılmadan ve düşünülmeden ticari pazârlama kavramlarının tümüyle sos­
yal pazarlama alanına uygulanmaması gerekir.
Özetlemek gerekirse, sosyal pazarlama yaklaşımı, sosyal reklâmları,
sosyal kampanyaların bir öğesi olarak ele almaktadır. Başka ^deyişle, sos­
yal reldâmların, kendi, başlarına planlanarak, uygulanmasının, bu tür ça­
lışmaların başarılarını engellediğini ileri sürmektedir. Diğer yönden etr
kili sosyal kampanyaların, gerçekleştirilmesinin de, sosyal pazarlama kav­
ramlarının ve tekniklerinin kullanılmalarına bağlı olduğu belirtilmek­
tedir.
Etkileyici İletişim Yaklaşımı Açismdan Sosyal Eeklâmlar
Sosyal reklâmlarda hedef kitleye bilgi verme amacıyla kurulan ile­
tişim, gerekli olmakla birlikte yeterli değildir. Bir iletişim süreci olarak
sosyal reklâmlar, hedef kitleyi kampanyanın konusu hakkında bilgilen­
direrek, tutum ve davranışlarım güçlendirmeyi, değiştirmeyi ya da yeni
bir tutmii ve davranış oluşturmayı amaçlar. Bu açıdan sosyal reklâmların
bir etkileyici iletişim (persuasive communication) biçimi olduğu söylene-^
bilir. “Etkileyici iletişim, bir kişinin ya da grubun, başka kişi ya da grup­
ların tutuinlarını belirleyip, biçimlendirmek, denetim altına aünak ya da
değiştirmek amacıyla yaptıkları bilinçli bir iletişim etkinliğidir”.'®
Etkileyici iletişim konusunda yapılan araştırrnalar, daha çok sosyal
psikologlar tarafından laboratuvar yöntemiyle gerçekleştirilmiştir, AraşTerence It. Qualter ■(Çev: Ünsal Oskay),-“Propaganda Teorisi ve Pröpagandahm
Gelişimi”, S.B.F. Dergisi, C; 35, COcai-Aralık 1980), s. 279.181
tırmalarm kui’amsal temelini “Davranış Psikologları” tarafından gelişti­
rilen “uyaran-tepki” adıyla bilinen öğrenme kuramı oluşturmaktadır.^
McGuire, etkileyici bir iletişim kampanyasının amaçlarına ulaşma­
sında rol oynayan etkenlerin belirlenip, incelenebilmesi için, “uyaran-tepki” öğrenme kuramından yararlanarak bir model geliştirmiştir. Bu mo­
dele göre, iletişim süi’ecinin kaynak, mesaj, kanal ve alıcı öğeleri modelin
uyaran grubunu oluşturmaktadır.
Bu uyaranların sonucunda hedef kitlede oluşması istenen dikkat, an­
lama, kabul (ikna), hatırlama ve da-vranış ise modelin tepki grubunu
meydana getirmektedir. Modelin uyaran grubu bağımsız, tepki grubu ise
bağımlı değişkenler olarak adlandırılmaktadır.” Etkili sosyal reklâm mesajlarınin hazırlanması bu modelin, uyaran grubunu oluşturan iletişim
öğelerinin bazı özelliklere sahip olmalarına bağlı olmaktadır. Buna göre
etkileyici iletişim yaklaşımı açısından, sosyal reklâmların başarılı bir şe­
kilde gerçeîdeşmesine ilişkin öneriler iletişim öğelerine bağlı olarak şu
şekilde açıklanmaktadır.
İki bin yıl önce Aristo, “konuşma araçlarını belirleyen alıcıdır” sö­
züyle iletişimde alıcının önemine dikkat çekmiştir. Gerçektende iletişim­
de neyin, nasıl, ne zaman, nerede, kimin söyleyeceğini belirleyen alıcı ol­
maktadır. Bu nedenle bir sosyal reklâm kampanyasında da iletişim öğe­
lerinin özelliklerini alıcıdan başlayarak incelemek daha doğru olacaktır.
Hedef A lıcı: Bir sosyal reklâm kampanyasında kaynak, mesaj ve ka­
nal öğelerinin kampanya amaçları doğrultusunda planlanması herşeyden
önce hedef kitlenin doğru bir şekilde tanımlanmasına bağlı olmaktadır.
Bu nedenle bir araştırma yapılarak, hedef kitlenin ihtiyaçları, zevkleri,
konuya ilişkin tutum ve davranışlarının öğrenilmesi gerekir. Hedef kitle
ne kadar, iyi tanınırsa, kampanya mesajları o ölçüde iyi algılanır, iyi an­
laşılır, istenilen tepkiler alınır.
Tersi durumda ise, hedef kitlenin mesajları, umursamama, yanlış an­
lama, mesajlardaki iddiaları karşı iddialarla çürütme gibi kampanyanın
başarısını olumsuz yönde etkileyen davramşlarla karşılaşabilir.^
Burada üzerinde durulması gereken bir diğer noktada hedef kitlenin
bölümlenmesi konusudur. Herkese aym anda ulaşacağını sanan bir kam­
“ Çiğdem Kağıtçıbaşı, tnson va İnsanlar 3. B. (İstanbul: Cem Ofset A.Ş., 1079),
s. 167.
Willi<ım J, McGuire, "An Information-Processiag Model of Advertising Effectiv.eness”, içinde: Davis ve Sille (der.) Behavioral and Management Science in Marketing, (New York: Ronald Press, 1P78), s. 156-180.
Charles K. Aticin, "Mass Media Information Campaıgn Effectiveness”, İçinde;
Ronald E. lüce ve WiIIiam J. Paisley (der.) a.gJc., s. 265.
182
panya ancak kendisini aldatır. Bu nedenle hedef kitleyi bölümlemek kaçımlmaz bir zorunluluk olmaktadır. Bu bölümleme sonucunda, kampanya
da önceliği olan gruplara daha' fazla kaynak ayrılacak ve bu grupların
ihtiyaçlarım karşılayacak en uygun kampanyanın gerçekleşme olasılığı
artacaktır.
Hedef kitlenin toplumsal özellikleri ise bir diğer önemli noktayı oluş­
turmaktadır. Kişilerarası iletişim, kitle iletişim araçları ile iletilen me­
sajları destekleyebileceği gibi engelleyici de olabilmektedir. Diğer yönden
bir sosyal reklâm kampanyasının başarısında kitle iletişim araçlarıyla
iletilen mesajların niteliği de önemli rol oynamaktadır. Bu tür kampaiıyalar, haber, eğlence, reklâm ve diğer prograhılâr tarafından. destekle­
nebileceği gibi engellenebilmektedir de. Bu nedenle, bir sosyal reklâm
kampanyası planlanırken hedef kitle ile ilgili kişisel, toplumsal ve kitle
iletişim değişkenlerinin incelenmesi gei’ekir.
Kampanyanın amaçlanan etkisinin ne olması gerektiğini saptamak açı­
sından da hedef alıcıyı tanımlayan araştırrriaların yapılması gerekmek­
tedir. Sözgelimi araştırmalar, sigaranın sağlık açısından zararlairınm far­
kında olduklarını hatta sigaranın sağlığa zararlı olduğuna inandiİdarını
ve sigara içme alışkanlığından kurtulmak istediklerini ortaya koymuştur.*’
Bu durumda böyle bir kampanya da hedef kitleye' sigafahm sağlığa
zararlarını anlatmaktan çok, sigarayı nasıl bırakacaklarını - öğreten, baş­
ka deyişle bu konuda beceri kazandırmayı amaçlayan kampanyaların yapılinası daha doğru olacaktır.
Sosyal reklâm kampanyalarının başarılı olmasında, hedef kitlenin
kampanya mesajları ile yeterli ölçüde karşılaşmalarr da önemli rol oy­
namaktadır. Bu konudaki araştırmalar, pek çok kişinin kampanya me­
sajlarıyla h iç' karşılaşmadıklarım ya da tesadüfen karşılaşan kişilerin de
mesajlara dikkat etmediklerini ortaya koymuştur. Eğer hedef kitle gö­
nüllü olarak reklâm mesajlarını izlemiyor, dinlemiyor ya da okumuyorsa,
hedef kitlenin mesajları algılaması, anlaması, tutum ve davranışlarını
istenilen yönde değiştirmesi de zor olacaktır.*® Bü nedenle hedef kitlenin
kampanya mesajlarıyla yeterli ölçüde karşılaşmalarım ve mesajlarla il­
gilenmelerini sağlayıcı önlemlerin alınması oldukça önemli olmaktadır.
K aynak: Sosyal reklâm kampanyasında kaynak, hedef kitle açisihdan
reklâm mesajını sunan kişi ya da kişiler olmaktadır. Kaynak durumunda
olan kişilerin inanılır ve çekici olması kampanyanın başarısmda önemli
rol oynamaktadır:
<
McAlister, s. 93.
Charles K. Atkin, ‘‘Instrumental Utilities and Information Seeking”, içinde:
P. Clarke tder.) New Models Fer Communication Research CBevefly Hills, CA:
Sage. 1973), s. 241-243. , ^
:
i ;
183
Araştırmalar etkileyici iletişimde inamlır kaynaktan gelen mesajlarnı, hedef kitlede daha fazla tutum değişimi yarattığmı, inanılırlığm ise,
kaynagm, alanmda uzman ve güvenilir olma özelliklerine bağlı olduğunu
ortaya koymaktadır.*®
Kaynağın ilettiği mesaj konusunda uzman olup olmaması kaynağın
inanırlığını olumlu j^a da olumsuz yönde etkiler. Bu konuda yapılan araş­
tırmalar, kişilerin konusunda uzman ve uzman olmayan iki ayrı kaynak­
tan gelen aynı mesajı farklı biçimde algiladıklarıiıı ve değerlendirdiklei'ini göstermiştir. Bu nedenle kaynağın bu özelliğine bağlı olarak, mesajın
anlamının da değiştiği söylenebilir. Diğer yönden kampanya mesajlarım
sunacak kişilerin, kampanya konusu dikkate alınarak seçilmesine de özen
gösterilmelidir. Sözgelimi kampanya konusu teknik ve karmaşık olduğun­
da, ayrıca bilgi ve beceri kazandırmayı amaçladığında, kaynağın konunun
uzmanlan arasından seçilmesi kaçınılmaz bir zorunluluk olmaktadır.
Kaynağın uzman olmasının yanısıra, güvenilir ohnası da gerekmek­
tedir. Kaynak kişi, konusunda ne kadar uzman olursa olsun sözkonusu
mesajı iletmekteki amacı, hedef Idtleyi kandırmak olarak yorumlandığında
pek başarılı olamayacaktır.®"
Diğer yandan çekici, güzel, ünlü bir iletişim kaynağı tarafından su­
nulan mesajın daha başarılı olduğu saptanmıştır, özellikle bu tür kişi­
lerden, hedef kitlenin kampanyaya olan ilgileri düşük olduğunda ya da
kampanya konusu basit, sıkıcı bulunduğunda yararlanılması halinde da­
ha başarılı sonuçlar alınmaktadır.^^
Hedef kitle, kendilerine benzej'-en kişilerden de etkilenebilirler. Bu
konuda yapılan bir araştırma kişilerin, iletilen mesajın kendilerine bc,nzer bir kaynaktan geldiğine ne kadar çok inanırlarsa, istenilen tutum ve
davranış değişiminin de o kadar güçlü bir şekilde gerçekleşeceğini göstermiştir.^^
Nitekim, gebelikten korunma tekniklerini benimsetmede hedef kitle
ile aynı yaşlarda olan sıradan bir kişinin, aynı konuyu işleyen fakat ünlü
ve yaşıt olmayan bir kişiye oranla daha başarılı olduğu saptamnıştır.^
David A. Aker ve Joim G. Myers, Advertising Management Z.B. (Englewood
CUffs, N .J.: Prenctice-Hall, Inc., 1982), s. 268.
Kağıtçıbaşı, s. 170. ■
Larry Percy ve JoIm R. Rossiter, Advertising Strategy (New York: Proeger
Publishers, 1980), s. 78.
McGuire, s. 164.
f Kantei', J. ^ve M. Zelnick, "Contraceptive Patterns and Premarital Pregnancy
Among Women Aged 15-19 in 1976”, Family Plamiing Perspectives, s. 10 (1978),
184
: M esaj: Sosyal reldâm kampanyalarının mesajları hedef kitleyi,- olum­
lu, olumsuz ya da her ikisinin birlikte kullanıldığı, hitap etine yaiklaşımlarma dayanarak etkilemeye çahgır:^*
'
Olumlu hitap etme yaklaşımı, hedef kitlenin kampanya köriusund.aki
endişesini azaltan, olumsuz hitap' etme yaklaşımı ise endişesini artıran
bir mesaj stratejisi kullanır. Kampanya mesajları genellikle' hedef kit­
lenin korku, vatanseverlik, aşk, nefret, seks, ihtiras, mizah vb. çeşitli tür­
de psikolojik gerilimler uyandıran, Mtâp etme yaklaşımları kullanılarak
tasarlanır. Bu yaklaşımlar rasyonel ve duygusal olmak üzere iki grupta
toplanabilir; Araştırmalar rasyonel yaklaşımların güdüleri uyarma konu­
sunda, duygusal yaklaşımlara oranla pek etkili olmadığım- göstermiştir.
Bununla birlikte, rasyonel yaklaşımlarının zeki ve kültürlü kişilerde bi­
lişsel bir değişim yaratılması amaçlandığında, duygusal yaklaşımların ise
kayıtsız kişilerin dikkatini çekmede daha etkili olduldarı gözlenmiştir.
Korkuya dayalı yaklaşımların ise, sağİılda ilgili sosyal reklâm kam­
panyalarında etkili olduğu saptanmıştır. Diğer yandan araştırmalar kor­
kuya dayalı yaklaşımların kişiler üzerinde oldukça karmaşık bir etkisi
öldüğünü göstermiştir.
McGuire, orta düzeyde korku yaratan mesajların, az ya da yüksek
düzeyde korku yaratan mesajlara oranla daha etkileyici olduklarım be­
lirtmektedir.^® Hedef, kitlenin korkularına hitap eden bir mesajın etkili
olması, mesajın uyandırdığı korkuyu gidermek için ileri sürdüğü vaadlerin, hedef kitle tarafından inandırıcı bulmımasına bağlı olduğu söylenebilir.“
Araştırmalar bir mesajın iletihne sildiğinin ya da tekrarının öğren­
me, dolayısıyla kampanyanın etkisini artırmada önemli rol oynadığım gös­
termiştir.^’ Bununla birlikte bazı araştırmalar da mesajın belli bir tekrar­
dan sonra olumlu etkisinin azalacağına dikkat çekmiştir. Bu nedenle me­
sajın, sunuluş biçimi değiştirilerek tekrar edilmesinin daha uygun olacağı
söylenebilir.
Mesajların hangi sıklıkta sunulacağının kararlaştırılması da, üzerinde
duruhnası gereken bir diğer nokta olmaktadır. Araştırmalar kısa bir za­
man dilimi içinde çok sık tekrar edilen mesajların uzun sürede fakat sık
tekrar edilmeyen mesajlara oranla daha etkili olduklarını göstermiştir.^®
Percy ve Rössiter, s. 52j
McGuire. s. 168.
Aalter ve Myers, s. 280.
Percy ve Rossiter, s. 78.
2“ K. Atkin, s. 255.
185
Kanadı: Sosyal reklâm kampanyası mesajlanm hedef kitleye ulaştı­
ran kitle iletişim araçlarının seçimi, kampanyanın başarısında önemli rol
oynar. Kitle iletişim araçları içinde en etkili olanı televizyon olmakla bir­
likte genel olarak bu araçların seçimi kampanya konusu ve hedef kitlenin
özellikleri dikkate alınarak yapıldığında radyo, gazete, dergi gibi araçların
da etkisi yüksek olmaktadır.
SONUÇ
Sosyal reklâm kampanyalarımn planlama ve uygulanması konusunda
sosyal pazarlama kavram ve teknikleri ile etkileyici iletişim özelliklerinin
dikkate alınması, bu tür kampanyaların başarısını artıracaktır. Bununla
birlikte, sosyal pazarlama kavram ve teknikleri uyulması gereken tek ba­
kış açıları biçiminde değerlendirilmemelidir. Başka deyişle sözkonusu kav­
ram ve teknikler sıkı sıkıya bağlı kalınacak çerçeveler olarak ele alınma­
malıdır. Bu kavram ve teknikler daha çok bu tür kampanyaların planlan­
ması ve uygulanmasında yeni bakış açıları kazandırmaktadırlar.
Diğer yandan etkileyici iletişim özelliklerine dikkat edüerek hazır­
lanmış sosyal reklâm kampanyalarımn daha etkili olacağı söylenebilir.
Özellikle hedef kitle tarafından güvenilir olarak algılanan ve hedef kit­
lenin dikkatini mesaja çekebilme yeteneğine sahip insanlar kaynak kişi­
ler olarak seçilmelidirler. Kampanya mesajlarım oluştururken ve yayın­
larken mesajın sunuluş tarzına en az yayınlanma sıklığı kadar önem ve­
rilmelidir. Kişilerarası iletişim ve diğer iletişim araçları hedef kitlenin
kampanyaya ilişkin tepkilerini etkilemesi nedeniyle, mesajların algılan­
ma konusu üzerinde dikkatle düşünülmelidir. Kanalın seçimi, kanal, me­
saj ve hedef kitle etkenleri birlikte ele alınarak gerçekleştirilmelidir. Ay­
rıca, kampanyanın hedef kitle analizinin ve alternatif kaynakların, hitap
etme yaklaşımlarının ve sunuş tarzlanmn ön araştırmalarla test edilme­
sinin önemi gözardı edilmemelidir. Diğer yandan kampanyanın değerlen­
dirilmesi amacıyla yapılan son araştırmaların da önemli olduğu unutul­
mamalıdır.
186
SİYASAL ALANDA HALKLA İLİŞKİLER
Dr. Muhşrreın VABOL
Burada amacımız, siyasal alanda halkla ilişkilerin bazı sorunlarını so­
ru işaretleriyle tartışmaya açıriaktır. Siyasal örgütlerin ne derece dürüst
iletişimde bulunacaklarını, burada, şimdilik bir yana bırakacağız.
Siyaset havanda su dövmekten kurtulacaksa, siyasalar toplumsal ge­
reksinimlere gerçekten çözüm olacaklarsa, çift-yönlü iletişimin bir yönü
olan halkın sorunlarım tanıma ve saptamaya özel önem vermek gerekir.
Halkla: ilişkilerin temel işlevi, bir öi'güt ile —^ne tür ve hangi düzey­
den olursa olsun— onun başarı, ya da başarısızlığının kendilerine bağlı
olduğu çeşitli kamular (genel olarak çevre-halk) arasında karşılıklı ya­
rara dayah ilişkileri ,dürüst iletişim ve araştırmayı kullanarak saptamak,
kurmak ve sürdürmektir.
Siyaset alanı bakımından ifade edersek, siyasal kurum veya örgüt­
lerin, toplumsal kaynaklarından kopmalarını, kaynaklarına yabancılaşma­
larını önleme işlevini görecek bir etkinliktir denilebilir. Şüphesiz, gereken
önem verilip gereği gibi uygulanabildiği ölçüde...
Özellikle siyaset alanında siyasal örgütler için böyle bir işlevin “ol­
mazsa olmaz’lığı son derece açıktır. Siyaset alanında başarının temeli bu
tik bir işlevin gereği gibi yerine getirilmesidir denilebilir. Şüphesiz, bu
saptama, öncelikle çoğulcu rekabetçi demokratik sistem için doğrudur.
i
Bilindiği gibi, halkla ilişkiler elemanı siyasal kampanyalarda kendi-;
sine en çok başvurulan bir elemandır. Bu eleman için önemli ve ilgili ol­
duğu kampanya türü demokratik yönetim kuramı bakımından değer ta­
şıyandır. Çünkü, halkla ilişkiler elemanının siyasal alanda yaptığı işler­
den biri de, “yönetim görevlilerinin seçilmesiyle ilgili olan kamusal tar­
tışma evresini yönetmek ve kamusal siyasanın tartışmah sorunlarını düzenlemek”tir. (Stanley Kellöy, 1956’dan Cutlip, et al., 1985: 564).
Siyasal kampanya deyince, şunu hemen belirtelim ki ,artık adayları
deterjan gibi satma fikri hoş karşılanmıyor. Çünkü bu satış biçimi, seç187
menlerin bilgilendirilme ve buna göre makul kararlar alma kapasitesine
sahip oldukları inancma ters düşüyor (Cutlip, et al., 1985 : 564).
Halkla ilişkilerin işlevi/işlevleri ve bunun siyaset alanı bakımından
önemine ilişkin bu kısa anlatımdan sonra, asıl tartışılması gerektiğini dü­
şündüğümüz noktalara geliyoruz : Siyaset alanında halkla ilişkilerin h a z ı
sorunları ve smırlıhkları. Bunlara geçmeden önce belirtilmesi gereken ba-<
zı şeyler şunlar olabilir:
— Siyaset; bir toplumda kimin, neyi, nasıl ve ne zaman alacağımn
kararlaştırılmasıdır. Çatışma ve uzlaşma süreçlerinden oluşur. Siyasal sü­
reç, kaynak dağılımı süreçlerinde ortaya çıkan çatışma ve uzlaşma süreç­
lerinden oluşur.
. O halde, siyaset alanında halkla iKşkiler bakımından temel sorunun,
bu süreçleri yönlendiıraek, bu süreçlerde etkili olabilmek bakımından in-;
sanları ve grupları belli bir siyaset doğrultusunda mobilize etmek, siyasal
katıMâyı artırmak oİduğu söylenebilir. Bunun başlıca önkoşulları çevre/
halk desteğİ5de ilgilidir. .
— Bireylerin siyasete katılma biçimleri, nedenleri kadar çok ve çe­
şitlidir. Bizim burada tartışmaya sunmak istediğimiz bazı sorunlar hatta
iküenıler şunlar olacaktır:
1) Bilimnektedir ki, pafaon-yanaşma ilişkileri hem bir siyasaL katıl­
ma biçimidir, hem de bir tür halkla ilişkiler etkirdiğidir.
Bu katılma biçimi, yerleşik elitlerin; toplumsal-ekonomik olanakları
bakımından görece nüfuzlu olan kimselerin; alt statüden bireyleri dikey
olarak mobilize etmelerini sağlayan bir araçtır. ÇHuntington.ve Dominguez, 1985 : 57).
Katılma kültürünün yaygınlaşmasını,,.siyasal-yönetsel sürecin işleyi­
şinin, kamu yaşamının dokusunun sade vatandaşın kavrayış. sımrları içi­
ne girmesini (ki hallda ilişkiler uygulamasının etkinliği oranında bu so­
nucun doğması beklenir) ne ölçüde istiyoruz? Bunlar olursa, patron-yanaşma ilişkilerinin göreli azahnası beklenir. Acaba, bu ilişkilerde birincil
taraf olan patron bu beklentilerin gerçekleşmesini ne kadar ister? Yönetim-yönetilen ilişkilel-indeki aracılık rolünü kaybetmek ister mi?
2) Siyasa.1 alandai halkla ilişkilerin amacının, belli bir siyaset doğ­
rultusunda halkın mobilizasypnu, siyasal katılmanın artırılması; plabileçe^
ğini belirttik.
ı ■
,
,
,
^
Siyasal kurumlar/örgütler, katılmayı arttırmayı seçim zamanları dıgında. da, ya da her zaman ve her durmııda, isterler mi?
188
Bilindiği gibi, siyasal örgütler de, yÖnetim-yÖnetilen ilişkilerinde ârâcılık işlevi yaparlar. Bu rollerinin öneminin kalmayacağı bir açık kapı
ortamının doğmasına çalışırlar mı?
Bil ikilemler henüz olumlu yönde çözlUemediği içindir, ki, günümüzün
görece en demokratik diyebileceğimiz ülkelerinde bile, çeşitli kesimlerin
kendilerinin de başvurdukları halkla ilişkiler işlevine karşı iyi duygulara
sahip olmadıkları belirtiliyor. Örneğin, ABD’de çeşitli yönetim birimlerin­
den,, siyasal partilerden, yasama organları ve üyelerinden ve yerleşik çı­
karları bozulanlardan hallda ilişkiler işlevine düşnianca tavırların yönel­
tildiği belirtiliyor. (Cutlip, et al., 1985 : 560). Bunun da 4 temel nedeninden
sözediliyor/:
a)
Basın-hükümet görevlileri arasındaki bilgi alma-yerme kavgası,
b)
Hükümetin yasama ve yürütme bölümleri arasındaki güç dengesi
çatışması,
ç)
Siyasal partiler arasındaki güç çatışması,
d)
Yerleşik çıkar sahipleri ya dâ küruluşlarından.
-
Bu dört muhalefet kaynağının, yönetimin tüm düzeylerinde işlevin
yerine getirilmesini sınırladığı belirtiliyor. (Cutlip, et âl., 1985 : 569).
Bu sorunların çözümü yine demokratikleşmeyi
geçiyor.i-:,A' •' ^
2 —^Propaganda ve Halkla İlişkiler
■
yaygınlaştırmaktan
(
Propaganda ile halkla ilişkileri birbirinden ne ölçüde ayırabiliriz?
Bu iki etkinliği farklılaştırmakta kullanacağımız ölçütler neler olabUir?
Siyaset alanı sözkonusu olduğunda bu ayrımı yapmak daha da zor görü­
nüyor.
1)
Amaç ortaklığı
“Her ikisi de devletin topluma ideoloji aşılama ya da mevcut ideolojiyi- sürdürmek için , kullandığı teknik, ya da araçlar arasında” (Kazancı,
1982: 2 9 ) -sayılabilirler mi?
, ,
•
- - .Çevreyi etkileme-amacı her ikisinde de ortak amaçtır denilebilir. (Bk.,
Kazancı, 1982 : 29).
■- .
2)' Halkla ilişkiler, totaliter ülkelerdeki propagandanın çoğulcu toplumlardaki adı mıdır? (Kazancı, 1982 : 29).
3) îkisi arasındaki temel farklılık, propaganda mesajların tek
yönlü olması ve tek merkezden yönetilmesine karşılık, halkla ilişkilerin
bunun tersi bir uygulama oluşu mu? Bir başka deyişle, farklılık iletişimin
tek-yönlü ve çift-yönlü işleyişi arasındaki farklılık mı? Acaba, propagan­
da yapanlar, toplumım kendi amaçlarına uygun özelliklerini propaganda
mesajlarına temel almaları nedeniyle, yine bir tür çift-yönlü iletişim kur­
muş olmuyorlar mı?
Bir partinin şu veya bu düzeydeki örgütleri, bazı insanlar ve gruplarm yönetim ile bir takım sorunlarını çözmekte aracı olurlarken, öncelikle
İDİr halkla ilişkiler etkinliğinde bulunmuş olurlar. Ama bunun dolaylı bir
siyasal propaganda olduğunu da söylemek olanaklıdır. Örneğin, bir par­
tinin bir yörede, bir toplumsal kategoriye veya her toplumsal kategoriden
kişiyi kapsayan bir gruba dönük bir sorun saptama, dert dinleme toplantı­
sı öncelikle bir hallda ilişkiler etkinliği olarak sayılabilir. Ama, bu da yine
dolaylı bir propaganda değil midir? O halde; temel farklılıklar şu nokta­
larda aranabilir:
— Mesajlarda süzme propagandada vazgeçilmez bir öğedir.
— Propagandada iletişimin çift yönlülüğü süreci dolaylı işleyen biı
süreç. Halkla ilişkilerde ise, çift yönlülük iletişim sürecinin esasım oluş­
turuyor.
— Halkla ilişkilerde propaganda etkisi ancak dolaylı ortaya çıkan bir
olgudur.
^
Sanıyorum, Türkiye’de ya da başka ülkelerde özgün bir takım siyasal
kampanya örnekleri üzerinde burada durabilme zamanı ve fırsatı olsaydı,
hem propaganda ve hallda Uişkiler arasındaki farklılıkları hem de burada
tartışmaya açmayı denediğim, bir takım ikilem ve problemleri, bir takım
somut örnekleri üzerinde daha açık bir şekilde, tartışma olanağı doğabi­
lirdi. Ama olmadı, ilerde olabileceğini düşünerek hepinize teşekkür ede­
rim.
GÖNDEEMELEB
— CUTÜP, Scott M., ÇENTER, AUen H., BROOM, Glen M.. Effective PubUc
Belatlons, Prentice-Hall Inc., Englewood Cliffs, New Jersey, 1985.
— HUNTINGTON, Samuel P.. and DOMINGUEZ, Jorge I., Siyasal Gelişme.
Çev. Ergim Özİ)udun, Siyasi İlimler Demeği Yay., Ankara, 1985.
■
— EİAZANCI, Metin, Halkla İlIşkUer: Kıaramsal va Uygulamaya îligkin S.onızt>
1ar, Savaş Yay., Ankara, 1982.
ISO
HALKLA ÎLtŞKÎLEEÎN SINIELABI
Doç. Dir, Niyazi ÖKTEM
Aristo’nun deyimiyle iiısah bir “zoon politicon”dur. Bireyin toplum
içersinde yaşaması bir zorunluluktur. Toplum içerisinde yaşayan insan1ar birbirleriyle ilişki kurarken kendim diğerine kabul ettirmek, benimsetnlek durtraıundadırlar. “Topitımsal hayvan” olmak nasıl bir zorunlu­
luksa, biribirini tanımak ve kendini diğerine kabul ettirmek yaşamını
sürdürebilmesi açısından zorunludur.
O
halde burada bile ben size sevimli, olumlu, şakacı ama bir parça­
da bilimsel görünmeliyim ki huzurunuzda, meclisinizde itibar göreyim,
“hoca da eh fena lâf etmedi” sözlerini alayım ve tarafınızdan kabullene­
bileyim.
Kişilerin kendilerine topluma iyi ve olumlu bir biçimde tanıtması ya­
şamsal önem içerdiği kadar psikolojik bir olgudur. İyi, olumlu bir kişiliği
ortaya koymak psikolojik bakımdan da insanları rahatlatır, iç huzurunım
oluşmasında yardımcı olur.
Halkla, toplumla ilişkiler yaşamsal, psiklojik açıdan gerekli olduğu
kadar çıkarların en optimal düzeyde elde edihnesi bakımından da gerek­
lidir. Biliyoruz ki, kişisel çıkar diğerinin çıkarıyla her zaman için bir ça­
tışma oluşturacaktır. Benim çıkarıma sınır tanınmadığı takdirde başka­
sının çıkarına tecavüzüm söz konusu olur ki, bu diğerinin çıkarını ve öz­
gürlüğünü zedeler, onun üzerinde bir baskı ve koşullandırma yaratmasına
yol açar.
O
halde toplumla, halkla ilişkiler bir ikilem şeklinde görünüm ka­
zanmaktadır:
Ben ve Diğerleri: Bu ikilemi denge içerisinde tutarak başkasına te­
cavüzü önlemek bir sınırlandırmayı gerektirecektir.
Halkla, toplumla ihşkiler bir kişi veya kuruluştm, belli amaçlar elde
191
edebilmek güdüsüyle halkın ve toplumun eğilimlerini de göz önünde bu­
lundurmak suretiyle kendini diğerlerine tanıtma çabasıdır.
Kuşkusuz tanıtma olumlu bir nitelikle olacaktır ki kişi veya kuruluş
maddi veya manevi amacım gerçekleştirebilsin.
Halkla ilişkiler kavramında iki öğe karşı karşıyadır:
Halk - Ben veya Biz (Bir kuruluş, bir parti, bir şirket vs.)
Bu öğeleri teker teker inceleyelim:
Ben veya B iz :
Bir menfaat olgusuyla donatık durumdayım, kendimi kabul ettirece­
ğim veya bir şirket olarak kâr amacı için kendimi tanıtacağım. Ben ken-:
di kendime bırakılırsam hiçbir sınırlama istemem. Alabildiğine kâr etme­
liyim, alabildiğine şirketimi, grubumu güçlendirmeliyim ki bundan en
üst düzeyde çıkar sağlayayım. Özgürlükçü, liberal zihniyet içersinde, kişi
özgür olduğundan herşeyi yapabilir, herşey mübahtır. Hiçbir kişi, kuruluş
benim davramş ve tutumumu sımrlayamaz.
Liberal, özgürlükçü <sistemler içersinde kişi dilediğince davranış öz­
gürlüğüne sahiptir. Kimse ona karışamaz. “Bırakınız yapsınlar, bırakınız
geçsinler” temel ilkedir.
Salt özgürlük açısından belki de doğrusu budur, ama toplumsal reali­
te başka türlü ortaya çıkmaktadır.
H alk:
Benim karşımdaki menfaatini tatmine yönelik toplum belli özellik­
ler içermektedir. Toplurtı bireysel bilinçlerin ötesinde ve üstünde “Kollektif bir bilinçle” bir kişilikle karşımıza, gelir. :
KoUektif bilincin oluşturduğu “kişilik” sosyolojik ve tarihsel koşullarm sonucu belli doğrultulara yönelmiştir. Bu “kişilüı”, koşullarm sonucu
yüksek ve çağdaş kültür düzeyine ulaşmamış olabilir. Bü nedenle ne ve­
rilirse onu alabilir, adeta yönlendirmelerin pasif ve reseptif bir nesnesi­
dir:
Halkla ilişkilerde, tüm görünümleriyle halk olgusu bu sosyolojik ko­
şulların iyi değerlendirilmeşi açısından büyük önem taşır. Denilebilir ki,
halkın eğilimi ve düşüncesi kutsaldır. Mademki şu veya bu doğrultuda
bir eğilim gösteriyor o halde ona yabancılaşmamak gerekir. Onun eğili­
mine hitap etinek zorundayız.
192
BURADA BÎR GAZETENİN HALKA İNMEYLE ÎLGÎLİ ÖRNEĞİNİ
ANLAT...
Hlakm eğilimine kuşkusuz değer vereceğiz, biz de ve ben de zaten hal­
kız. Ama sosyolojik boyutta bir bütün olarak halk kavraiiıırii soyut bir
şekilde irdelediğimizde, “haUcmda kültürel, tarihsel ve sosyolojik; konumunu iyi gözlemlememiz gerekir. Halkın her dediği doğrudur, her eğilimi'
gerçeği ve hakikati deyimler - vox popili vox dei - hallan sesi hakkın sesi’\
demektir ki bu popülizmdir ve çeşitli istismarlaraı yol ıaçabilir. ' ,
Bu anlayıştan yol alırsak halk eğilimleri ustaca değerlendirilerek an^
ket ye röşerjlerle zaaflar saptanır ve halkla ilişkiler olgusunda “şeytani”
yollar seçilebilir.
r ,
SINIRLAM A.
Halıda ilişkilerin sınırlarında birinci öğe olan “Ben veya Biz”e gelı ,
riİebilecek sınırlama ahlaksal olabilir. Kendini tanıtan kişi veya kuruluş ^
adeta Kant’çı bir ahlak anlayışı içinde “Sana yapılmasını istemediğin şe­
yi sen de başkasına yapma, koşullar ne olursa olsun'^alan söyleme, salthkla dürüst ol” ilkelerini benimseyebilir diyebiliriz. Ancak unutmayalım
ki toplum içerisinde yaşıyoruz, iyi-kötü ikileııü ahlaksızlıktan öte< yaşan^,
ması zorunlu, belki de zevkli bir olgudur. O halde tek yönlü, sadece kişi-,
nin vicdanına yönelik sınırlama mümkün olmadığı kadc^r ütopik bir yak­
laşımdır.
Bu durumda halkla ilişkilerin sınırlarında ikinci öğe olan halkı, top­
lumu ele alalım. “Toplumun Spontane, günlük, gelişigüzel eğilimleri be­
nim kendimi tanıtmamda temel dayanak olmalıdır” diyebiliriz,. Bu takdir­
de iş çok kolaylaşır.
Yukarıda da belirttiğim gibi, usta ellerin düzenlediği araştırma ve
soruşturmalarla (anket ve röşarj) halk eğilimlerini saptarım ona göre
tutumu belirlerim ve kendimi, menfaatimi, satacağım mah kolaylıkla
halka tanıtırım, halkla sağlam ilişkiler kurarım. Bu iş aslında oldukça
kolaydır.
Kaldı ki kitle iletişim araçlarıda benim elimdeyse toplmnu dilediğimce belli yönlere sürükler, ondan sonra da o yön ve çerçeve içersinde
(ki o çerçeve benim bildiğimkurallarını benim çizdiğim bir çerçevedir) di»
1ediğim tarzda hareket eder, adeta ilahlaşırım. Ondan sonra: kendimi de,
malımı da, kişiliğimi de, politikamı da, siyasa] düşüncelerimi de kolaylık­
la kitlelere aktarabilirim. Böylelikle ün, ünvan, iktidar, güç, menfaat ve
para benimdir.
193
Görüybmz ki-bir dilemma ile karşı karşıyayız. Bir yandan benim kişi-sel özgürlüğüm ve kişisel çıkarmı öte yandan halkm, toplımıun özgürlüğü
ve onun çıkarı.
0 halde ne' yapmalı?
• - Otoriter ve Totaliter siyasal rejimlerde iş çok kolaydır. Oralarda
halk bir denektir, siyasal iktidarların adeta oyun aracıdır. Siyasal ğü§
kendi çıkarlarını sürdürmek- için halkı bir denek taşı haline getirip çe^
şitli yönlere sürükler, ondan sonra da halk zaten bunu istiyor der.
■Üyesi olduğumuz demoTo-atik, liberal ve özgürlükçü, kişiser eylemle­
rin ön planda olduğu siyasal rejimlerde durum karmaşıktır. Eğer, otori­
ter rejimlerde olduğu gibi, tek yönlü özgürlük olsaydı işler kolaylaşırdı.
Kamuoyunu da biz oluştururduk, sınırımızı da biz çekerdik, ondan sonra
da referandumlar, plebsitler yapıp halka görüşümüzü onaylatarak büyük
çıkarlar elde ederdik. Durum “ne yazık ki” böyle değil, gerçek demokrasi
özgürlükler açisıhdân-aslıMa sımrlamalar getirmektedir. Doğrusu da budur.'
'■
............................... ............................. . ■'
Sınırlama gerekmektedir.
' Demokratik ve-liberal-rejimlerde halkla ilişkiler alanında yasaların
metnine bağlı bazr sınırlamalar önce söz konusu olur. Bunlar herşeyden
önce-şunlardır:
1 — Kendi ilişkilerimizi sağlam temellere dayamak için diğer özel,
ve tüzel kişilere yönelik hakaretlerde bulunamayız.
' 2 — Bu bağlamda suç işlemeye teşvik ve tahrike yönelinemez.
. ,3 -rr-Belli .guruplara kendimi kabul ettireceğim diye ayrıhkçı eğilim
ve akımlar desteklenemez, bunların propagandası yapılamaz.
. 4 — Halkla veya belli bir gurupla iletişim kurabilmek için devlete
ihanet edilenaez. , ;
5 — Aynı gerekçe ile ordunun ve ulusım maneviyatı demoralize edi'
V.
■ lertiez. ■ ; .............. ...................................................................
6 — Ulusal savunma küçümsenemez ve önemi yatsmamaz.
7
__ Vatana ihanet söz konusu olamaz.
'., 3 — Ahlâksızlığa yönelme mümkün değildir.
Ancak bu saydığımız kısıtlama- ve- sınırlamalar hiçbir şekilde istismar
edilmemelidir; Bu sınırlamaları bahaneyle beUi kişi ve kuruluşlar üzerin->'
de hükümetler, tarafından baskı yapılırsa bireysel özgürlüğün özü çiğnen­
miş olur ve ortada halkla ilişkiler kavramı kalmaz.
•
1'04^
Ayrıca tüm devletlerin katıldığı ve huktıksal açıdan tüm anayasaların
bağlı olması gereken Birleşmiş Milletler şartıda insanın değer ve onuruna
ve temel haklarına ilişkin köklü düzenlemeler getirmiştir. Nasıl devletler
bu düzenlemelere kendilerini bağımlı sayıyorlarsa aynı şekilde bireyler
ve kendini halka tanıtmak isteyen onunla ilişkiler kurmak çabasında olan
kişi ve kuruluşlar însan Hakları Evrensel Bildirgesinin ilke ve ahlaksal
düzenlemelerine saygı göstermek mecburiyetindedir.
Anayasal boyutta ve idare hukukunda ele alınmış bir başka kavrara
vardır ki, kanımızca, halkla ilişkilerin sınırlarında temel ölçüt bu kavram
ohnahdır: Kamu yararı.
Sınırlama bağlamında üzerinde dui’mak istediğimiz
bizce bu kamu yararı kavramıdır.
temel kavram
Kamu yaran yirminci yüzyılda Batı Demokrasilerinin benimsemiş
olduğu, sınırsız liberalizmin eksik yanlarını düzeltici ve klasik liberal dev­
letin çağdaş aşaması olarak kabul edilen sosyal devletin benimsemiş olduğu temel bir ilkedir. Kamu yararı kavramıyla klasik liberal devlet “bı­
rakınız yapsınlar - bırakınız geçsinler”! terk ederek, kamu aleyhine beli­
ren menfaat çıkışlarında güçsüzü güçlendiren sosyal devlet ilkesini ge­
tirmiştir.
Sosyal Devlet ilkesi ülkemizde ilk kez 1961 Anaj^-asasıyla kabullenil­
miş ve 1982 Anayasasıyla da sürdürülmüştür. Bu illîeye göre toplumda
güçsüz olan kitle, yani halk devlet tarafından güçlendirilecek ve istismar
karşısında korunacaktır. Artık sosyolojik tarihsel ve şkonomik koşullar
nedeniyle belli durumda olan insanlar güçlünün onu şartlandırması kar­
şısında pasif bir öğe durumundan çıkacak, devletin desteği ile kendi ka­
derini kendi bilinciyle kendi seçecektir. Bu bir anlamda toplumsal güçle­
rin yaşam mücadelesi içinde dengeleştirilmesi, eşit mücadele ortamının ha­
zırlanması demektir. Sosyal güçlere gerçek, eşit, dengeli bir mücadele
ortamının hazırlanması devletin güçsüzü, pasif öğeyi güçlendirmesiyle
olanaklıdır. Devletin çağdaş eğitim düzeyini getirmesi, kültürle donatık
insanın özgürce kendi kaderini ve kendi seçişlerini kendinin tayin etmesi,
kamu yararının gözetilmesinde >'rlki de en etkin önlem olacaktır. Kamu
yararı kavramı Sosyal Devlet ve Sosyal Demola’asi sistem ve olgiüanyld
gür deme gelmiştir.
195
BÎR HALKLA İLÎŞKÎLEE KURAMI’ÖLABİLÎR Mİ?*.
Birkân UYSAL - SEZER**
HALKLA İLİŞKİLER NEDİR?.
“Bir halkla ilişkiler kuramı olabilir mi?” . sorusunu yamtlamak için
herşeyden öne,e bir .başka soruya kesin, olarak yanıt vermemiz gerekmek­
tedir : “Halkla ilişkiler nedir?”; Dilîkat edilecek olur ise bu soru bizden bir
tanım istememekte, ancak halkla ilişkilerin niteliği, onun bir yöntem mi,
bir işlev mi, yoksa bir bilim alanı mı olduğu konusunda kesin bir belirleme
yapmamızı talep etmektedir. .Hallda ilişkilerin ne olduğu sorusuna veri­
lecek yanıtların, halkla ilişkiler tanımları kadar çok olmasa bile bu ta­
nımlara uygun , bir nitelik taşıyacağı açıktır. Örneğin, kamu kuruluşunda
görevli biri için hallda ilişkiler “basınla ilişki kurma yol ve yöntemi”ni ifa­
de ederken, özel bir kuruluştaki görevli için kuruluşun ürünlerini satma ve
kârı artırmayı sağlayıcı bir yöntemi, siyaset bilimci için bir siyasal kont­
rol mekanizmasını, bir toplum bilimci için ise . toplumsal değişimi sağla­
ma ya da var olan toplumsal düzen sürdürme aracını ifade edebilmekte­
dir; Ya da bir kitle İletişimci için halkla ilişkiler ikna edici iletişim anla­
mım taşıyabilmektedir. Böylece hakla ilişkiler bir yöntem ya da bir süreç
olarak kabul edilmektedir.
Ancak halkla ilişkileri yalnızca bir yöntem y^ da bir süreç olarak
kabul ettiğimizde bir yöntem ya da sürecin bir kuramı olamayacağı açık­
tır. Bununla birlikte hiçbir yöntem ya da sürecin kendi başına, kendi için
var olamayacağını dikkate aldığımızda, gerçekleştirmeye çalıştığı bir iş­
levin ve onun da gerisinde bir düşünce sisteminin varlığım da kabul et­
mek gerekmektedir. Zira ancak bir kuramın süreç, mekanizma ve yön­
temlerinden söz edebiliriz. Şu halde nasıl kabul edersek edelim halkla
ilişkiler belli bir düşünce sistemine dayanan, bize göre ise belli bir dü* 20-21 Nisan 1987 tarihinde Ankara’da yapılan “Halkla îlişküer Sempozyumu”na
•
* *
b ild ir i,
D r ..
T O
o la r a i
D
A İE
s u n ı o lm
Ö
ğ r e t im
u ş tü r .
'
.
.■
,
‘
;
^
'
Ü y e s i.
197
şünce sistemini oluşturan bir olgudur. Yukarıdaki çeşitlemeler btıgün halk­
la ilişkiler adı verilen, doğrudan ve açıkça sistemleştirilmemiş, kavramsal
çerçevesi belirlenmemiş karmaşık olgular bütününe kimin nasıl baktığın­
dan kaynaklanmaktadır. Bu nedenle, bu yöntem, mekanizma ve süreçlerin
hangi bütünün parçasını oluşturduklarını, neyi gerçekleştirmeye çalıştık­
larım, nasıl ve hangi değişkenlere bapı olarak işlediklerini bilmek gerek­
...........
........
mektedir."Alandaki Eserlerin İrdeleıımesi
Her ne kadar bu eserlerde uygulama ilkeleri, örgütlenme şemaları, iş­
leyiş süreci ve çeşitli kuruluşlarda halkla ilişkiler uygulamasına ilişkin
bilgilei' varsa da, bunlar halkla ilişkileri anlamamızı-ve düşünsel bir bü­
tün olarak yapılaştırmamızı engellemektedir. Başka deyişle alandaki eser­
lerden, halkla ilişkilerin parçasını oluşturduğu bütünü ya da örgütleniş ve
işleyişini belirleyen ve etkileyen değişkenleri görmek-mümkün olamamak•tadır. îlk, olarak-bu. eserlerde y&' alan, amaçlarla uygulamaya ilişkin bil­
giler arasında içsel bir bağ, bir neden-sonuç ilişkisi açık değildir. Bunun
-yanı ■.sıra . amaç . v e , ilkelerin. evTenselliğine karşın —uygulama bilgileri,
kullanılan - teknikler : ve -süreçler' bağlamında evrensel görünseler dahi—
bunların kullanılış biçimleri, j^a da göreli ağırlıkları evrensel bir nitelik
taşımamaktadır. Öte yandan, gerçek uygulama ile kitaplardaki uygulama
örnekleri ■arasında bir .boşluk:bulunmaktadır.
îkinci olarak, örgütleniş ve işleyişine ilişkin bilgiler, de halkla ilişki­
lerin sistemli bir bütün olarak kavranmasına bir katkıda bulunımamaktadır.. Örneğin, halkla ilişkilerin" bir kamu kuruluşunda, bir ticari kuruluşta
ya da bir eğitim kuruluşundaki işleyişinde sanki farklı ilkeler varmış gibi
bir; izlenim doğmaktadır. Üçüncü, olarak, bu İdtaplarda yer alan bilgiler
ka'p!3ayıcı bir görüşĞUlaşmaya "da yardimcı olmamaktadır. Örneğin, halkla
ilişkilerin örgüt şemasındaki yerine baktığımızda biçimsel bazı bilgiler
edinilmekte, birimin biçimser bağlantıları, alt işlevleri :vb. görünmekte,
ancak nasıl bir işleyişin gerçekleştiği ya da bumm nedenleri, hakkında ,bir
bilgi: edinilememektedir. Her ne kadar kimi eserlerde uygulamanın bir ku.luluşun ana amacına, yapısına, geleneklerine, yeı-ine getirdiği hizmetin tür'üne, halkla ilişkilerin o kuruluştaki statüsüne ve saygınlığına >bağlı bla,çağı belirtilse de' bunlarınuygulamayı nasıl ve neden etkileyecekleri açıklanmamaktadır. Alandaki sorunların, örneğin halkla ilişkilerin sınırlı ka­
bul görüşü ve işleyiş nedenleri de açık değildir. Bir başka nokta ise bütün
sınırlılıklarına karşın uygulamanın j^'aygmlığının açıklanamamasıdır.
* L. W . Nolte, Fımdameııtals of Public Relations, New Y o rk : PergamoniPress, 1974,
s. 13-
198
Dördüncü olarak yine bu kitaplar 'ha:,lkla ilişkiler sürecinin - ya ; da
araştu'ma, planlama, haberleşme ,ye değerlendirme-nin toplumbilimlere
özgü yöntemlerden yararlanması. gerektiğini,, ya da kitle iletişime ilişkin
bilgilerle; bütünleşmesi gerektiğini söylemekle,birlikte, bunlarm hangi, tür
kuruluşlarda işlerlik kazanacagmı, ne ölçüde yerine getirileceklerini açıkiamamaktadırlar. Başka bir deyişle bu bilgiler: belli bir hiyerarşik konu.nçıu ve gerekli işlevlerin neler olduğunu açıklasa da bu uygulamanın halkla
ilişkiler bütünü içinde neyi .içerdiğini, örneğin ■.halkla ilişkilerin,hangi
amaçlarını ne kadar ve nasıl gerçekleştireceğini açık bir biçimde anlatmamaktadır. Dahası, belli bir konumlandırirııada uygulamaya ilişkin, tahrûinlerde'bulunmamıza, ya dâ b\ı tahminlerin gerçeğe uygunluk derece­
sine önemJi bir katkıda bulunmamaktadırlar. Örneğin, bir kuruluşta hâUda
ilişkiler' biriminde çalışanların neden yalnızca' gazeteterdö. ;kUruluşla ilgili
yazıları kesip üst yöneticiye iletilmek üzere dosyalarken, bir diğerinde yön eticinin basına vereceği bilgiyi kaleme" aldığını, bir ’başkasında 'ise kar
naat araştırmaları vb. yaptığını, veya ^konumu ne olursa' olsun İdmi; ku­
ruluşlardaki halkla' ilişkiler görevlilerinin yalıiızca kupür kesmelde uğ­
raştığım, diğer işlerin özel kalemce yferirie ’getirildiğini, ya da meslekleşme ve kurumsallaşmamtt" neden gerçekleşmediğini açıldamamâktadır.
Böylece'bir kuruluşta birimin konumu.değişip daha üst kademeye geçti­
ğinde ne iğle ilgilendirileceğim tahmin \etme olasılığımız 'hemen hiç. bu­
lunmamaktadır.'Bunun .sonucunda çeşitli uygulamalar ya yöneticinin, ya
da. birimde, çalışanların bireysel ö'zeiİiklerine; bağlanmakta ve alanın, kim­
lik arayışı sürüp gitmektedir.
'
' Aîaadaki Araşiırm alâr
-
Alandaki görgül araştırmalar ise daha çok kitle iletişim alamnda yer
almakta, iletişim süreci, iletişimin etkilerinin belirleyicileri, tutum deği­
şimi - iletişim ilişkisi, ikna edici iletişimin koşulları, iletişim engelleri vb.
konular araştırılmaktadır. Yine alanda çeşitli konularda kanaat yokla­
maları, kamuoyu araştırmaları yapılmakta, kimi konularda örnek olay yönteiaileri geliştirilmektedir. Ancak, bütün bu araştırmaların kendi içlerin­
de bir bütün oluşturmalarına ve' halkla ilişkilerle ilişkili bulunmalarıîia
karşın, gerek tutum değişimine gerek kitle iletişime Hişkin^ araştırmaların
varsayımları iletişim ve toplum psikolojisi'ile-bütünleştirihnekte, bunların
halkla ilişkiler ile. sistematik bağlantıları kurulmamaktadır.-Başka deyişle
halkla ilişkilerden bir anlamda farklılaştırılmış .alanların kavramları, iliş­
kileri ve süreçlerine ilişkin varsayımlara dayalı çalışmaların, b.ulguları
halkla, ilişkilerin kullanması' gerekli, veriler olarak .kabul edilmektedir.'
: . Aslında gerek iletişipa kuramlarının ve bunların bulgularının, gerek
tutum değişimine ilişkin kuramların, araştırmaların ve bunların hülgula199
rının, gerekse bu bulgulan sağladığımız toplum bilim yöntemlerinin halkla
ilişkilerin amacı ve işleyişi ile organik bir bağı bulunmaktadır. Örneğin,
kitle iletişim kuramlarının ve iletişimin hareket noktası toplumda birey­
lerin, grupların, toplulukların bilgi, tutum ve davranışlarının nasıl etki­
leneceği ile ilgilidir. Öte yandan halkla ilişkiler alanındaki sorunların he­
men hepsinin tutum ve davranış değişimine indirgenebileceği kabul edil­
mektedir?^ Y a da çeşitli örnek olaylarda, belli kitle ya da yönetici davra­
nışının j'-arattığı sorunları çözümlemek için ne yapılması gerektiği araş­
tırılmaktadır.®
Böylece halkla ilişkiler daha önce de belirttiğimiz gibi, adeta birbiriyle bütünleşmemiş kavramlar, yapılar, süreçler, etkileşimler ve bulgu­
lardan oluşan dağınık bir alan görünümü ve niteliği taşımaktadır. Bunda
halkla ilişkilerin geniş bir ilişkiler bütünü içinde yer almasının, amaçla­
rının demokratik kuramın kabullerine dayanmasına karşın, işlerliğinin
bürokratik yapılarda gerçekleşmesinin, toplumsal yapının örgütleniş bi­
çimi ve etkileşimlerinden kaynaklanan ve biçimlenen insan davranışına
yönelmesinin, kısaca uygulamalı bir toplum ve davranış bilimi olmasının
önemli bir rolü bulunmaktadır. Bu alanların her birinin ise, çok genel
olarak bağlantılı olmalarına karşın, iç dinamiklerinin birbirinden farklı,
sonul amaçlarının kimi zaman birbiriyle çelişen nitelik taşıdığı açıktır.
Bu konuda etkileyici olan bir diğer unsur ise gerek toplum bilimin, gerek
yönetim biliminin, gerek toplum psikolojisi ve iletişim kuram ve uygu­
lamalarının halkla ilişkilerin bir yönetim anlayış ve işlevi olarak kabul
edilmesinden çok önce ve ondan bağımsız olarak gelişmiş bulunmalarıdır.
Bu durumda disiplinler arası bir alan olan halkla ilişkilerin ilgili
alanlarla bağlantılarının kurulması, yapılandırılması gerekmektedir. Bu
ise bir halkla ilişkiler kuramının geliştirilmesi anlamını taşımaktadır.
HALKLA İLÎŞK İLES KURAM DENEMESİ
Halkla ilişkilerin bilimsel bir yaklaşımla ele alınması, onun oluşmasmı belirleyen etkileşimleri anlama ve sonuçlarını tahmin edebilmeyi'"
amaçlayan kapsayıcı bir çalışma anlamını taşımaktadır. Başka bir deyişle,
bir model oluşturmak üzere kavramların seçilmesi, sınırlarının belirlen^ Edward J. Robinson, Public Relations and Survey Research, AcMeving Organizational Goals in a Communicatibn Context, New Y o rk : Appleton-Century-Crofts,
1969, 3. 6.
!
2 Örnek olarak bkz.: Scott M. Çutlip ve Ailen H. Çenter, Effective Public Relations.
, 4. B„ 1971.
Robert Dubin, Tlıeory Bulding-A Practical Guide to the Construction and Testing
of Tlıeoretioal Models, New York: Free Press, 1969, s. 10.
200
mesi, sistemin btılgulara ilişkin belirleyiciliğine ve kuramsal birimin de­
ğerinin ölçülmesinde görgül ölçütlerin gelişimine yardımcı olmak üzere
çeşitli değişkenlerin özellikleri ve bunlar arasındaki etkileşimlerin kav­
ranmasına yardımcı olarak, varsayımları kuramsal olarak verecek bir ça­
lışmanın yapılması gerekmektedir. Bu çalışırianın başlangıçta betimsel bir
nitelik taşıyacağı açıktır. Ancak böyle bir çalışma yapılmadan da alanın
bütünleşip bütünleşemeyecegini söylemek, ya da mevcut sorunları çözüm­
lemek mümkün olamayacaktır.
Bilimin amacı bir olgujm yalnızca anlamak değil, aynı zamanda onu
yapılandırmak ise® başlangıçta bu tür kavramsal bir yapının kurulması
kaçınılmaz olacaktır. Ancak bundan sonra kuram ile görgül araştırmalar
arasında bir bağ kurtılabilecektir. Zira genel olarak güvenilebilir bilgiler
sağlamak için kullanılan yöntemlerin tümü,® özel olarak ise varsayımsal
bir tahmini sınamak için kullanılan yöntemler’ olarak tanımlanan araş­
tırmanın bu varsayımları belli bir kuramdan alması gerekir. Ancak bu
noktadan sonra elde edilen araştırma bulguları kuramı etkileyecek ve
geliştirecektir.
Halkla ilişkiler kuramı olabilir mi sorusunu yanıtlamak, ya da “bir
olguyu anlaşılabilir hale getiren kavramsal bir örgütlenme biçimi” bağ­
lamında bir halkla ilişkiler kuramı üretebilmek için bir kuramın sahip
olması, gereken aşağıdaki unsurların ortaya çıkarılması gerekecektir.'
1. Bir sistemin matematiksel soyutlaması ya da mantıksal iskele­
tinin çıkarılması ve temel kavramlarının tanımı,
2. Bu soyutlamanın gözlem ve deneyimden gelen somut malzemeyle
ilişkilendirilerek görgül içeriğini verecek kurallar dizisinin saptanması,
3. Matematiksel soyutlamanın modeli ya da yorumu, yani bu iskelet
yapıya bilinen ve gözlenebilen verilerle biçim verilmesi.
Bu çalışmada ilk iki unsur üzerinde durulacaktır.
HALKLA ÎLİŞKÎLERÎN MANTIKSAL ÎSKELETÎNÎN ÇIKARILMASI
VE TEMEL KAVRAMLARININ TANIMI
İskeletin Çıkarılması
Halkla ilişkilerde mantıksal iskeletin çıkarılması ya da bir kavramVVilliam Snizek ve Ellswortlı R.. Fıılannaıı, “Theoretical Observations on Applied
Belıavioral Scienöe”, The Journal of Applied Behavioi’al Science, Vol. 16, N. 1,
Jan-Feb.-March 1980 (93-106), s. 97.
® Robinson, a.g.e., s. 89.
Dubin, a.g.e., s.:6.
.
“ Snizek ve Fuhrman, a.g.m., s. 97.
201
laştırmaya gidilebilmesi için elimizde üç seçenek bulunmaktadır. Bunla;rdan ilki makro düzey soyutlamalara gitmek, İkincisi halkla ilişkileri mikro
sosyolojik bir olgu olarak alıp sistemleştirmek, üçüncüsü ise Merton’un
savunuculuğunu yaptığı orta-boy bir kuram denemesine girişmektir.® Mikro
çalışmaların ve iletişim ya da tutum değişimi gibi kuramların varlığının
bütünleştirici bir yapıya ulaşmayı mümkün kılamadığı dikkate alındığın­
da başlangıç olarak herhangi bir sojmtlama türüne gitmeden önce halkla
ilişkilerin amaç ve işlevlerini, bunların hangi alanlarla ilişkili olduğunu
belirlenmesi, başka deyişle bir taxonomy yapılması kavramsal sınıfların
sınıflandırılması, gerekmektedir.^®
Bunun nedeni, alandaki bütün dağınıklığa karşın, halkla ilişkilerin,
gerisinde yine de temel bir düşünce sisteminin, global bir kavramsal çer­
çevenin varlığının açıklığıdır. Ancak bu global çerçeve ile uygulamalar, ile­
tişim ve tutum değişimi kuramları ve bunlara ilişkin araştırma bulguları
ile halkla ilişkiler uygulaması arasında açık ve sistemli bir bağın kurul-'
ması,, ilişkilerin: ve etkileşimlerin gösterilmesi de gerekmektedir. Bu ise
halkla ilişkilerin makro yapısının ve bu yapının alt sınıflarının belirlen­
mesi demektir.. Bunu yapabilmek için de önce bir bütünün unsmiarı ola­
rak tanımlanan soyut ve somut kavramların ve sonra da bu kavramlar
yardımıyla, tanımlanan alt sınıfların belirlenmesi gerelonektedir.^
Böyle b ir,ele ahş makro düzey bir yaldaşımı ifade etmektedir. Her. ne
kadar makro yaklaşımların somut gerçeği açıldamada yetersiz kaldığı ileri
sürülürse de“ bm’ada bu zorunlu olmaktadır. Zira maliro yaklaşım hem
kuramsal kavramların bir sistem düzesdnde ele alınmasında, hem de bi­
reysel malvro-düzey tepkilerden çıkarılan verilerin toplujnsal birimlere
Jcarakterize edilmesinde kullanılabilmektedir.*^ Böylece bireyselden ge® Dublıi’e göre küram terimler r e ifadelerden oluşan bir taütün olup,' makro ku­
ramlar bir olguyu anlamayı, orta-boy kuramlar sonuçkırım talimin edebilmeyim
müvro-kuramlar ise belli bir varsayımın sınanmasım sağlamaya yöneliktirler
CDubin, a.g.e., s. lO-îl).
Caıi G. Hempel, Aspects of Scientific Esplanation and Other Essays in the
Pîıiloscpîıy' of Science, New York: Free Press, 1964, s. 137.
Hempel, a.g.e., s. 137-138.
“ Makro bir denemede çıkış noktası olaralc insan davı-anışmı alabilmemize karşın,
bm"adan toplumsal davranışın örgütlenişine ve değişiminin tüm yönlerini kapsa­
maya çalışan bir grand teoriye varılacağı, ancak bu makro'' küramm bizi tıpkı
milcro sosyolojik çalınmalar, gibi ara bağlantıların kurulmasmdan engelleyeceği
" ileri sürülmektedir. B k z.: Robert K. Merton, On TheoreticalSociology-Piye, Esayş. Old and Newi. New Y o rk : Free Press, 1967, s. 45.
,■ ■;
Karin D,., Knorr-Cetina, “Introduction, The Micro-Sociological Challenge of MacroSociology. Towards a Reconstruction of Social Theory and Methodology”, . Advances în Social Theci’y and Methodology-Toward an Integration of Micro-and
Macro Sociologies, Der. Karin D. Knorr-Cetina ve A.V. Cicourel, London: Routledge and Kegan Paul. 1981 (1-47), s. 2.
.
. .. ....
202
nelde, genelden bireysele uzanan ikili yapıları kurmak, nıakfo-mikro ge­
çişleri gerçekleştirmek mümkün. olabilecektir. Halkla ilişkilerin disiplin­
ler arası bir olgu niteliği taşıması bir balama böye bir ınakro ele alışı zo­
runlu .kılmaktadır.
Bu makro 'yaklaşımda alt sınıflamalaxın ortaya ■çıkarılabilmesi için
Önce halkla ilişkilerin ilişkili, olduğu alanlarm saptanması gerekmektedir.
Bu saptamada'davranış bilimlerinden alınan rol-dizileri (role-set)'kavra­
mından yararlanabiliriz. Bunun için de role-set’in izlediği yolu izleyecegİZ.“
--
1.
ÎUs olarak bir kavram ve buna ilişkin betimlemelerle işe başlamak
gerekmektedir. Bvı kavramı seçmek için halkla ilişkilerin tanımlanan amaç­
larından, bu amaçların dayandığı temel varsayımlardan, görev ve işlevler­
den hareket ederek bunlardan belli genellemelere, soyutlamalara: ulaşa­
biliriz.
'
Cutlip ve . Çenter halkla ilişkileri “karşılıklı olarak, doyurucu bir iki
yönlü iletişime dayah, toplumsal sorumİukığu içeren bir işleyişle, kanaat
ve eylemleri etkilemek üzere gerçekleştirilen planlı çabalar” olarak tammlâi-naktadır.^® Bu amaç, anlam ve tanım çerçevesinde hallda ilişkiler
Robinson’a göre^®:
' (1)\ B ir kuruluşla ilgili çeşitli kamuların tutum larım ölçmek, değer­
lendirmek ve yorumlamak,
(2) Kuruluşun ürün, politika ve personelinin kabulü ve kamunım
anlayışının, artırılması için amaçların tanımlanmasında yönetime yardımcı
olmak,
(3) İlgili çeşitli kamuların çıkar, gereksinme ve hedeflerini kurulu­
şun amaçları! ile eşleştirmek ve
(4) .Kamunun anlayış ve kabulünü kazamnak için bir program geliş­
tirmek, uygulamak ve değerlendirmek;
Role.:set kavramı toplumsal rol kavramından yola çıîanakla birlikte. ondan farklı
olarak, bir statüye sahip olmanın aynı zamanda başka roUeri de birlikte, getir­
mesini ifade etmektedir CMerton, a.g.e., s. 42) ^Rol ve role-set kavramları bireyle
■ilişkilendirilmekle birlikte burada yeni bir kııram denemesinde farklı alanlara
ilişkin kavram ve süreçleri kendi amacımız için,kullanmamızda bir sakmca bu­
lu nmamalctadır (Bkz.: J. L. Metcalfe, “System Models, Economic Models and the
Causal Texture of Organizational Environments: An Approach to Macro-Organization Theory”, Human Eeiations, Vol. 27, N. 7, 1974 (639-663) s. 641.
Cultip ve Çenter, a.g.e., s. 2.
“ Robinson, a.g.e., s. 45.
. : ..
203
Bernays’a göre ise,” uyarlama (adjustment), ikna (persuasion) ve bil­
gi verme (information) işlevlerini yerine getirmektedir.
Kısaca ifade etmek gerekirse halkla ilişkilerin amacı bir kuruluş ile
ilgili olduğu kamular arasında karşılıklı anlayış, uyum ve iyi niyeti ger­
çekleştirme, kuruluş amaçları ile toplumun gereksinme, tutum ve davra­
nışlarını kamu yararı etrafında bütünleştirme, böylece toplumda onay
(consent)*® yani konsensüs (görüşbirliği)un sağlanmasıdır.^ Bu bağlamda
halkla ilişkiler: (1) bilgi verme, (2) tutum ve davramşların değiştirilmesi
için kamuya yönelik ikna ve kuruluşla kamunun karşılıklı olarak bütün­
leştirilmesi çabalarmı^“ ifade etmektedir.
Bu bağlamda halkla ilişkiler ilk çağlardan günümüze toplumda lider­
lik ve bütünleşme gereksinmesiyle birlikte gelişen ,b ilgi verme, ikna et­
me ve bütünleşmeye yönelik^^ uygulamalı bir toplum ve davranış bili­
mi^® olarak tanımlanabilir. Böylece halkla ilişkiler onay geliştirici, bunun
için de toplumun ekonomik, yönetsel ve entellektüel otorite alanlarına
yerleşerek bir katalizör^^ ve toplumu harekete geçirici bir manivela gö­
revi yapmaktadır.
Bütün bu tanım, amaç ve işlev betimlemelerinden, nitelik belirleme­
lerinden halkla ilişkilerin onay yaratma olduğunu söyleyebiliriz.
2.
Halkla ilişkilerin mantıksal iskeletinin çıkarılmasında yapacağı­
mız ikinci şey yukarıdaki tanım, amaç, işlev ve özelliklerde yer alan kav­
ramların dökümünü yapmak ve bunların ilişkili olduğu alanları sapta­
maktır.
Söz konusu kavramları kabaca “kuruluş”, “kamu”, “kitle”, “toplum”
“tutum”, “kabul”, “anlayış”, “gereksinme”, “eşleştirme”, “anlayış”, “iyi
niyet”,' “uyarlama”, “ikna”, “bilgi verme”, “kamu yaran”, “bütünleşme”,
“onay”, “görüş birliği”, “liderlik”, “bütünleştirme”, ‘iletişim”, “liderlik”,
“davranış”, “otorite” olarak alabiliriz. Bunlara 3mkarıdaki ifadelerde açık­
ça yer almamalda birlikte içlerinde saklı bulunan “tepki bildirme (feedback)” kavramını da eklemek gerekmektedir.
Edward L. Bemays, Public Relations, Norman: Unlversity of Oklaiıoma Press,
■ 1952, S. 7/
“ Bemays, a.g.e., s. 5
Charles Steinberg, The Creation of Consent-Putalic Relations in Pi’acticiB, New
York: Hasting House, 1974, s. 15.
Bernays, a.g.e., S.I 3.
Bemays, a.g.e., s. vli.
“ Bemays, a.g.e., s^ 7.
Robinson, a.g.e., s. 6.
'
Steinberg, a.g.e., Sj 3.
204
Bu soyut ya da somut kavramlara baktığımızda bunların lıepsmin
belli bazı gruplar içinde toplanabileceği görülür; bunlar otorite, onay ve
iletişimdir (Şekil 1). Bir bakıma halkla ilişkilerin temel unsurları olan
bu kavram grupları, onun mantıksal iskeletinin kurulmasında bize yar­
dımcı olacaktır. Zira halkla ilişkiler daima örgütlenmiş bir bütün ile ör­
gütlü ya da örgütsüz toplumsar gruplar arasında iletişim kanalıyla ger­
çekleşen bir olgu niteliği taşımaktadır.
Şekil 1 — Hallila İlişkilerde Kullanılan Kavramların Toplandığı Gruplar*
Otorite
kuruluş
yönetim
kaynak
onay
liderlik
'
bütünleşme
görüşbirliği
Onay
kabul
■ ikna
bilgi verme
etkileme
uyarlama
iletişim
görüşbirliği
’
İletişim
kaynak
kuruluş
bilgi verme
tutum
davranış
kanal
araç
alıcı
etki
tepki bildirme
(feedback)
uyarlama
görüşbirliği
* Bu gruplar tüketici bir yalîlaşımla değil, ömeldeyici olarak ahımuşlardır.
3.
Üçüncü olarak, bu grupların global toplımıda hangi alanlarda, han­
gi toplumsal mekanizmalarla ilişkili olduğunu saptamak gerekmektedir.
,Söz konusu kavramlardan onay ve otoriteyi aldığımızda, her ikisinin
de global toplumda hem siyasal, hem yönetsel hem de toplumsal alt sis­
temlerle ilişkili oldukları görülür (Şekil 2). Ayrıca bu iki kavram kesin
olarak birbiriyle ilişkili bulunmaktadır. Başka bir deyişle otorite ve onay,
biribirinin (daha doğrusu onay kavramı otoritenin) ayrılmaz ve bütün­
leyici. parçasını oluşturmaktadır. Bunun yanısıra otorite ve onay her üç
alt sistemde de belli bir etkileme ve Bunun sonucu kabul ya da red dav­
ranışını ifade etmektedirler. Yani davranışsal bir özeUik taşımaktadırlar.
Öte yandan onay ile iletişim arasında da bir bağ bulunmaktadır. Zira ile­
tişim. otoritenin kabulünde, onay sağlanmasında bir araç olarak kullami-.
maktadır. Başka deyişle onay otoritenin kabulü ya da reddi ile ilgili bir
iletişim sürecinin varlığını ve buna dayalı bir etkilemenin sonucunu da
205
ifâde etmektedir. Ayrıca önay ya da bunun yöneldiği görüşbirliği (kon­
sensüs) ile iletişim arasında da bağ bulunmaktadır. Zira hem görüşbirliği
hem de-iletişim “bir şeye .yönelik benzer oriyantasyonları”^®içermekte ve
iletişim görüş birliğini artırıcı ya da azaltıcı bir, etki yaratmaktadır. Böylece otorite ve onay kadar iletişim de, hem global-, ışisternin alt sistemleri
hem de bu sistemlerdeki otorite ile ilişkili bulunmakta.dır.
Şekil 2 — Halkla İlişkilerde Kullanılan Kavramlaı-m İlişkili Olduğu
Sistemler ve-. Kavramlarım- .îÇiîlIamMıklan İçerikler* ' . Kavramlar'
OTORÎTE
ONAY
ÎLETÎŞÎM
Siyasal
""Sistem.........
iktidar
egemenlik
liderlik
kabul
görüş birliği
ikna
manipülasyon
bilgi verme
etkileme
ikna
propaganda
Toplumsal
Sistem
egemenlik
liderlik
kabul
görüş birliği
ikna
uyarlama
bilgi verme
etkileme
ikna
uyarlanma
Yönetsel
Sistem
liderlik
kabul
görüş birliği
ikna
özdeşleşme
benimseme
bilgi verme
etkileme
ikna
Bağlantılar ve içerilder tüketici değil, ömekleyici niteliktedir.
4.
îletişim kavramı bunun yanısıra karar verme, iletişim ve etkileme
süreçleriyle de bağlantılı bulunmaktadır Başka deyişle iletişim, kim,
kime, ne zaman, nasıl ve ne etkide gerçekleşeceği sorularına verilecek,
yanıtlar hem karar vermeyi, hem belli bir iletişim sürecini ve hem de
belli bir etkiyi ve bunun koşullarını içermektedir. Bu ise son olarak, oto­
rite, onay ya da görüşbirliği ve iletişimin karar verme, iletişim ve etki
süreçleriyle bağlantılarının kurulmasııiı, aralarındaki ilişkilerin ve etki­
leşimlerin ve bunlârih olası sonuçlarına ilişkin bazı varsayımların ve ge-’
nellemelerin önerilmesini gerektirmektedir. ' '
■
B uraya kadar yaptığımızı özetleyecek olursak, halkla ilişkiler alanın­
da kullanılan kavramlardan hareketle, temel kavramları ve buna bağlı ola­
rak haİlda ilişkilerin ilişkili olduğu alanları makro bir yaklaşımla belir-,
^
Bu konuda bkz.: Theodore M. Ne-^comb. “The Study öf Coıısensüs”, Sociology
Today-Problems and Prospects”, Vol. II, Der. Robert K. Merton, Leonard Broom
,%e Leonard ,S. Cotrell, Jr,. New Y ork: Harper-Torch.bqok, 1965 :(277-292).
206:
lediğimizi söyleyebiliriz. Rol-dizisi kavramından yararlanılarak . yapılan
bu sınıflama ile bir kuramdan beklenen “bir olguyu basit, nedensel ve
manipülasyona uygun olaylar dizinine indirgeme” koşullarından yalnızca
“basif’lik koşulunun, “göreli olarak basit, az sayıda değişkene -indirgeme
ve bunlar arasında az sayıda ilişkiye dayandırma” gevreklerinden^® ancak
az sayıda değişkene indirgeme gereği kısmen j^erine getirilmiş bulunup
maktadır. Başka deyişle halkla ilişkileri otorite, onay ve iletişim unsur­
larına-ayırıp, onayla iletişim ■arasındaki koşutluklardan yararlanıp soru­
nu bir otorite-iletişim çerçevesine oturttuğmnuzda değişken ,sayısı çok aza
inmekte ve hallda ilişkiler bir anlamda iletişim ile eş anlamlı olmaktadır.
Bu ise bir bakıma alanda var olan durmnun, soyutlamalar kanalı ile
yeniden saptanması olmaktadır. Bu durumda, yine başladığım-iz noktaya
geri-döndüğümüz ileri sürülebilir. Zira daha önce de belirtildiği gibi halkla
ilişkileri iletişim ile eş tutan yaldaşımlar ve iletişim kuranolan zaten mev­
cuttur. Ancak bu yaklaşım ve ktıramların halkla ilişkilere kapsayıcı bir
bakış açısı vermediği ve karşılaşılan sorunlara bir çözüm getirmediği de
bilinmektedir.
Bu durumda bir adım daha ileri gidilmesi ve karışıklığın nedenleri­
nin saptanması gerekmektedir. Söz konusu saptamayı bize verecek olan
ise Şekil 2’de yer alan alt sınıfların siyasal, toplumsal ve yöneitsel sis­
temlerdeki kullanım içerikleridir. Şekilde de göüldüğü gibi halkla iliş­
kilerin temel kavramları olan otorite, onay ve iletişim çeşitli alanlarda
farklı bağlamlarda kullanılabilmekte, birbiriyle çelişebilen içeriklere sa­
hip bulunabilmektedir. Başka deyişle halkla ilişkiler ister iletişimin etki­
liliği, ister konsensüs (görüş birliği, oydaşma) geliştirme olaı^ak alındı­
ğında hem içinde yer aldıkları sistemlerin tek bir yönü ile değil, çeşitli
yönleri ile ilgili bulunmakta, hettı kavramları çeşitli alanlarda farklı bağ­
lamlarda kullanılmakta ve hem de kendisinden, farldı alanlarda farklı rol­
ler beklenmektedir. Böylece halkla ilişkiler bir yandan rol çokluğu, öte
yandan rol çatışması ile karşı karşıya bulunmaktadır. Bizim açımızdan
önemli olan, halkla ilişkilerin konsensüs geliştirmeye yönelmesihdeiı kay-,
naklanan ve bu nedenle onu hem farklı alanlarla, hem de aynı alanın'
farldı yönleriyle ilişkilendiren rol-dizini (role-set)’nden kaynaklanan rol
çatışmasıdır.^’
lîaikla İlişkilerde Eol Çatışması
Halkla ilişkilerin rol-çatışması, onun bütünleştirildiği bazı kabuUerSnizek ve Fuhrman. a.g.m., s. 98.
‘Rol çokluğu' ve rol çatışması için bkz'.: Merton, a.g.e., s. 41-45.
207
den kaynaklanmaktadır. B u nedenle bu kabullerin belirlenmesi gerekmek­
tedir.
(1) îlk olarak halkla ilişkilerin demokratik toplum ve yönetim an­
layış ve uygulaması ile bütünleştiği kabul edilmektedir. Zira onay yarat­
ma bağlamında bir etkileşim, demokratik olsun ya da olmasın tüm topItımsal- yapılarda otoritenin kabulüne ilişkin bir olgu olarak kaçınılmaz
olarak bulunur. Ama bu onayın “ikna”ya dayanması ancak demokratik
toplum ve ve yönetimin bir gereği olarak ortaya çıkmaktadır.
(2) Ayrıca demokratik yapının çoğulcu bir nitelik taşıması halkla
ilişkilerin dayandığı ikinci kabulü oluşturmaktadır. Zira toplumsal grup­
ların ya da bir kuruluşla ilgili olduğu kitlelerin amaç, hedef, tutum ve
davranışlarının bütünleştirilebilmesinin sözkonusu olması için bunlar ara­
sında bir farklılaşmanın bulunması gerekmektedir. Böyle bir farklılaşma­
nın ise ancak çoğulcu bir yapı içinde bulunabileceği (daha doğrusu meşru
olarak kabul edilebileceği) açıktır. Bir bakıma demokrasinin kendisi de
en azından azınlık-çoğunluk ikilemini koyması ve azınhğın çoğunluğa kar­
şı korunmasını getirmesi ile bu farklılaşmayı dile getirmektedir.
(3) Üçüncü kabul, halkla ilişkilerin amaç ve işlevlerine ilişkin bu­
lunmaktadır. Halkla ilişkiler gerek kuruluşların gerek kitlenin çoğunluğun
yararını ifade eden kamu yararından farklı yararlarla bütünleşebilecekle­
rini kabul etmektedir. Bu nedenle kuruluş ile kitlenin amaç, gereksinme,
tutum ve davranışlarının kamu yararı etrafmda bütünleştirilmesi gerek­
liliğini kabul etmektedir.
(4) Halkla ilişkiler dördüncü olarak kamu yararının tanımlanmasın­
da daha çok kitlelerin farklı düşünebileceği kabulüne dayanmaktadır. Bu
nedenle kuruluş ile kitle arasında bütünleşme olgusunda kuruluşlara ön­
celik tanımaktadır.
(5) Beşinci olarak, bu bütünleşmenin bilgi verme, etikleme, ikna et­
me ve uyarlama yolu ile ve iki yönlü iletişime dayalı olarak gerçekleşeceği
kabulü bulunmaktadır.
(6) Bu bütünleşmenin tutum ve eylem (davranış) değişiminin ger­
çekleşmesine bağlı olması, bu nedenle kitlenin değerlendirilip yorumlan­
masının gerekliliği, halkla ilişkilerin bir yönetim işlevi niteliği taşıması
ise sonuncu kabulü oluşturmaktadır.
Bütün bu kabullere bakarak halkla ilişkilerin yönetsel, siyasal ve top­
lumsal amaçh bir yönetsel işlev olduğunu söylemek yanlış olmayacaktır.
208
■ Bunun sonucunda halkla ilişkiler hem her alanın farklı ve kimi zaman
çatışan talepleri ile, hem de içinde bulunduğu alanların herbirinin farklı'
yönlerinin farklı beklentileri ile karşı karşıya bulunmaktandır. Bu talep ve
beklentiler örneğin siyasal bağlamda demokrasinin işlerlik kazanması; için
toplumun tüm kesimlerinin yönetime sesini duyurabilmesini sağlayacak
katıhmın gerçekleşmesinin önkoşulu olmak kadar, bu katılımın çerçeve­
sini de belirlemek (ya da sınırlayıcı bilgileri vermek) pİrnaktadır. Toplum­
sal bağlamda, onay ya da red .biçimindeki tepkinin âçıkla,nabilmesinin sağ-'
lanması yanında, toplumun çeşitli unsurlarının kaniu yararı etrafında bir­
leşmesini sağlamak da olabilmektedir. Yönetsel bağlamda ise 'kuruluş'^
ve kitlenin, kuruluş lamaç, politika ve ürünleri etrafında: bütünleşmesiyle,
hem hedef kitlede istenen etki veya değişimin sağlanabilmesi, ve -hem del
kuruluşta kitlenin talep ye gereksinmelerine .uygun değişimlerin, gerçek­
leşmesi istienebümektedir. Dahası kitleyi tanımayı sağlayacak araştırma,
değerlendirme işlevleri ile kitleyi kuruluşla bütünleştirecek iletişim işlev­
leri arasında-verimlilik saçısından iletişiminıyeğlenmesi biçiminde ortaya
çıkan-çatışma çıkabilmektedir.
Görülüyor ki, tüm bu beklentiler (ve diğerleri) yöneldikleri sonul
amaçlar açısından olduğu kadar, kendilerini ortayai çıkaran: üç dinamikler
ve amaçlarının gerçekleşmesini sağlayacak işlevler v e ; sorunlarının çözü^i
müriün bağlı olduğu değişkenler açısından farklılık göstermektedirler. Böyr:
lece. halkla üişkiler genel amaçları siyasal, toplumsal ve yönetsel, işlerlik.-:
amaçları yönetsel ve toplumsal nitelikli olan,; ama işlerliği yönetsel.ve.
toplumsal değişkenlere bağlı bulunan ve bunların çeşit|i biçimlerde, bir
araya gelmeleriyle oluşan değişken dizilerince etkilenen'V6 belirlenen bir
yönetsel işlev özelliği taşımaktadır.
‘ Bütün bu çelişen taleplere ve sözkonusu değişkenlerin çokluğuna kar-».
§m yine de bir bütünleştirme yapılabilir. Bü bütünleştirme'ise halkla iliş­
kilerin kavramlarının belirlenmesi ve tanımlanması,' aralarındaki ilişkile­
rin ve etkileşimlerin saptanması ve bunlara ilişkin kurallar dizisinin veril­
mesi ile mümkün olacaktır. Ancak bu tanımlamanın iletişimi, bir davranış
biçimi olarak kabul ederek yapıhiıasi gereİaiıektedir. Zira iletişinıin kon-,
sensusâ yönelmesi, konsensüsün ise iki ya da daha çok. kişinin bir şeye olan
yönelimlerinin, benzerliği^® olarak tanımlanması, iletişim Olarak halkla iliş­
kiler kâvramlarınm davranışsal olarak açıklanmasını gerektirmektedir.
Kavramların Tanımlanması
<
Bu belirlemelerden sonra bir kuramda olması- gereken ikinci özelliğe,
yani mantıksal soyutlamamızın görgül içeriğini verecek kurallar ^dizisini.'
saptamamıza yardım edecek olan kavramların tanımlanmasına geçebiliriz.
209
Yııkarıda, ifade edilen'genelUemeİĞrÖ.eki özellikleri dikkate alarak, bir
iletişim, sorunıı olarak halkla ilişkiler.konusunda önce halkla ilişkiler -otorite, daha sonrakise iletişim- otorite bağlantılarından hareketle ve otoriteyi,
iletişime yönelik karar verme, ve ; örgütsel önderlik ^davranışı olarakitammladıgımızda} ; ,J
i;.
•. '
1. Belli toplumsal yapılarda, başat olan otorite örgütlenmesinin biıro&atik otorite, hükla ili|kilere bakış açısı, halkla ilişkiler işlevinin öfgütlehişihe (yapılamşıha) etkisi, başat iletişim biçimi, mesajların nitelik
ve içerip ve amaçlanan etM,
’
2. Belli, iletişim : sistemleri; içinde örgütsel,otorite, olarak
kitle arasında mesajların içerik; ve niteliği,. '
■
3. Belli alıcı (hedef kitle) kategorilerinde
niteliği, içeriği ve etkisi,
kaynak ile
kabuledilebilirmesajların
. 4. •BeUi.alıcı kategorilerinde; kaynaktan, gelen mesajlara yönelik ka­
bul ya da red edici tepki biçimleri arasında çeşitli modeler. üretilmesi, müm­
kün olabilecektir,
i Bu modellerde: .belli bir. atanımdan, hareket ederek kavramların belirlenmesii ve tanımlanması, kuracağımız modelin .unsurlarını oluşturan kav­
ramlar, ile bu kavramların.yardımıyla-, tanımlanan alt sınıfların belirleıi-i
ıhesi,^® kavramlar ile alt sınıflar'arasındaki ilişki ve etkileşimlere; dayalı,
varsayımların türetiİmesi^° mümkün olacaktır.; ri
: îletişim Bağlamında .Halk^ İlişkiler Modelinin Kavramları. (Unsurla­
rı) nın Tanımları
,
. .. Burada’yukarıdaki tanımlardan herhangi biri ilerbir de işlev sınıfla­
masından;,hareket, edebiliriz. Ama bi? her üç, tanımdan ve bir işlev sınıf­
lamasından: ;hareket etmeyi yeğliyoruz. Bunlar anımsanacağı gibi., Berr'
nays,- Robinson ve Steinberg’in tanımları, olacaktır::
:,
: ,
Halkla ilişkiler, bir kuruluş ile ilgili olduğu kitleler arasında karşı-,
hklı anlayiş,, kabul ve ,uyumu gerçekleşi;irmek amacıyla, kuruluşun amaç
ve pplitikaİarmı iİğili olduğu kitleye açıklamak,, kitlenin amaç y e gerek­
sinmelerini kuruluş yönetimine yorumlamak, , kuruluş ve kitlenin âmâç,
tutuın, gereksinme ve davranışlarım kam u' yararı etrafında bütünleş­
tirmeye yönelik iki yönlü iletişime dayalı bir yönetim anlayışı ve uygu­
lamasıdır (Robinson).
ş ’V:
:
Newcoın'b, a.g.m., s. 279.
Hemçel,' a.g.e., s. 138.
Heinpel,' a.g;0.i sM39j
2-10
•■ Ha Ma ilişkiler bilgi verme (iııformatiori) dir (Steinberg).
Halkla ilişkiler, onay (consent) yaratmadır (Bernaj^’s).
Halkla ilişkiler, bilgi verme, etkileme, ikna etme ve uyarlama işlev­
lerini yerine getirir (Bernays).
•Ancak: ihalkla ilişkileri iletişim olarak kabullendiğimizde halkla iliş­
kileri bir kuruluş ile ilgili olduğu kitle (1er) arasında onay yaratmaya yö­
nelik iletişim olarak tammlayabiliriz. Bu tanım çerçevesinde ise lıallda
ilişkilerin kavram ları: kuruluş, onay, kitle ve'iletişim olacaktır. Burada
onay; sonul amacı, iletişim ise onay yaratma sürecini oluşturduğundan te­
mel kavrarrilar olarak kuruluş ve kitleyi alıp,.kuruluş ve kitlenin çeşitli
niteliklerine, tanımlarına, göre hem iletişime, hem sonul amsıca ilişkin çı-^
karsamalar yapabiliriz.
Böylece daha önce halHa ilişkilerin kavramları olarak belirlenen oto­
rite, onay ve iletişüni 'dikkate aklığmuzda, iletişim olarak tanımlanan
halkla ilişkiler kavramlarından kuruluş ile otorite çakışmaktadır. Bu çar,
kişma bir çelişki niteliği taşımamaktadır. Zira ister kuruluş, ister yöne­
tim, ister otorite diyelim hepsinde de belli bir otorite örgütlenmesini, belli
karar yerme ye iletişim modellerini, kısaca toplumsal; ilişkilerin belirli
biçimlerini;kastediyoruz. Öte yandan iletişimin, özü gereği daima örgiitlenmiş bir bütün ile, örgütlü ya da örgütsüz bir başka bütün araşında
gerçekleşmesi ve sonul amaçlarının insan tutuın ve davranışına yönelik
olması' yönetim, kuruluş ya da ‘ otoritenin gerektiğinde eşanlamlı olarak
kullanılmasında bir salanca yaratmayacaktır. '
vBjınunla,birlikte bu çakışmayı ve çakışmanın çeşitli biçimlerini beliıv,.
lemek; gerelonektedir. Zira halkla ilişkiler ya da iletişini daima belli bir
toplumsal yapıda gerçekleşmektedir. Sözkonusu toplumsal yapı belli, bij;:
j^önetim anlayış ve uygulaması olarak yönetimi, yönetimin iletişiminin
biçim ve içeriğini, belli biir iletişim'sisteminin işlemesini, iletişimin blkilerinin yönü ve içeriğini ve, kitlenin iletişim karşısındaki, tepküerini de
belirlemekte, kısaca yapı değiştikçe bunlar da değişebilmektedir.
Şu hâlde önce yönetim ve kitlenin kendi içlerinde içinde bulunabilecakleri koıium ve'koşullara göre tanımlamalarım yapmak, daha sonra dsî
yine bu konmn ve koşullara ilişkin olarak aralarındaki bağlantıları kürrnâk
gerelîmektpdir^ ir:
Kuruluş
;.,Yukarıda .belirtilenler çerçevesinde kuruluş (ya da otorite veya yöretim) iki farklı konumda ele alınabilir. Bunlardan ilki onun belli bir top­
lumsal örgütlenme biçimi olarak ele alınması, .İkincisi ise iletişim sürecini
211
başlatan taraf olarak-incelenmesidir. B u konumlar da ayrıca farklı ko­
şullarla bütünleşebilir.
1. Karar verme ve iletişime yönelik davranış, bağlamında toplumsal
bir örgütlenme biçimi olarak yönetim üç farklı genel kategoriye ayrıl­
maktadır : geleneksel, karizmatik ve bürokratik (ya da yasal-üssal). Bü
sınıflamalar aym zamanda yönetimin içinde oluştuğu ve işlediği toplum­
sal .yapının karar verme, ve buna bağlı iletişim biçimleri, için de geçerli
sayılabilir. Weber’den aldığımız sınıflamada geleneksel otoriteyi, ilişki­
lerin kişisel yakınlık ve bağımlılık üzerine kurulduğu, iletişimin yukarı^
dan (otorite veya yönetimden) aşağıya, otoritenin istediği zaman, konu
ve miktarda ve emredici biçimde gerçekleştiği, emir içeriklerinin belirsiz
olduğu, smırlayicı kurallarda, düzensizlik ve değişkenliğin geçerli bulundu­
ğu toplumsal ilişkiler biçimi olarak tanımlıyoruz. Yasal-ussal ya da bürokra­
tik otoriet. ile ilişkilerin anonim olarak ve belli kurallara göre biçimlen­
diği'- iki yönlü iletişimin yer aldığı bir otorite yapısı ifade edilmektedir.
Karizmatik otorite ise burada kişisel've yasal-ussal öğelerin birlikte iş­
lediği kurallar yahmda keyfi üygvüamaların birlikte geçerli olduğu oto­
rite yapısını tammlani'ak’ için kullanılmaktadır,
2. Karar verme ve iletişime yönelik bir örgütsel davranış olarak yö­
netim ise biçimsel bir yapıyı ve bu yapı içinde belli bir yönetim uygula­
masını ifade etmektedir^
,
■
a. Biçimsel yapı olarak kuruluşun tabamnm (ya da piramit biçi­
minin) geniş ya da dar oluşu, yaptığı işin niteliği, sonul ve işlerlik amaç­
ları, yapıdaki hiyerarşik kademelerin sayısı, emir-kumanda ilişkileri vb.
unsurlar kastedilmektedir. Bu yapı işbölümü, görevlerin tanımlanışı; uy­
gulama standartları, otorite yapıları ve karar aktarış biçimleri vb. etnienlerle halkla ilişkilerin yapılâmşmı ^e işleyişini etküeyecekttr.^^ '
. :
b. Yönetim uygulaması olarak kuruluş ise
,
(1)
Belli bir yapı içindeki biçimseL olmayan ilişki ;biçimlerihi, kuru­
luş üyelerinin ve özellikle kârar vernae konumundaki yöneticilerin davra­
nış biçimlerini de. ifadei etmektedir. İletişimin yönüne ve içeriğine karar
verm e açısmdan aldığımızda “yönetim uygulaması olarak kuruluş” bir
kuruluştaki önderlik davranışı anlamını taşımaktadır. ,
Bu bağlamda, özellikle yönetim bilimi alamnda çeşitli sım-flamâlarm:
yer aldığmı görmekteyiz. Ama tüm sınıflamalara baktığıımzda hepsinin
Yapınm örgütsâ- işlevler üzerindeki etkileri için bkz. : Peter M. Blâu ve Rieliarci
Formal Örganizations : A jComparatlve Approach, i San Francisco :
Chmdler PublisMng Ço.. 1962, s. 5.
. '
, ' ., . .
W. Soot,
212
de, karar verme ve iletişim değişkenlerine bağlandığmı ve biçimsel ya da
doğal ilişkiler arasmda kurdukları dengenin niteliğine dayandığmı görü­
rüz. Burada yalmzca Bass ve Valenzi’nin smıflaması ve çeşitli önderlik
biçimlerinin temel' özellikleri alınarak “yönetim uygulaması olarak kuruluş”ün tamnilamaları yapılacaktır. Sözkonusu sınıflamaya göre beş tip
yönetim uyğultoası bulunmaktadır:®^
:
Yöneltici: ;neyih nasıl yapılacağını anlatır, etkinlikleri başlatır, ast­
larını sıkı bir biçinıde denetler, işe ilişkin standartlan keıidi saptar.
Görüşmeci i: çevresine kişisel ayante^
dui^ma göre davramş
değiştirir, istediği kişiye bilgi verir, astlarına kendi görüş ye kararlarım
satar. ;
s" ■
i
^
^
■
'Danışnaacı: a'stların görüşlerini alır, ancak her .konuda son kararı ken­
di verir.
'
: ,
K atılm acısorunları-ortaklaşa çözümler, astlarına sorumluluk bıra­
kır, kuruluş içinde çok yönlü iletişim (dikey ve yatay) uygular. :
Aktarrriacı : yetki aktarır, önerilerde bulunur, işle ilgili kararları ast­
larına bırakır. |
:
Bu temel özellikler, bizim b
halkla ilişkiler biriminin ör­
gütleniş ve Iişleyişine ilişkin çıkarsamalar yapmamıza, ha,lkla ilişkiler, uygulâyıcılarının; karşılaşacakları yönetsel dayanışı ve bu davranışın etki­
lerini anlamamıza yardımcı olabilecek bağlântüâr kurmaımza olana:k sağ­
layacaktır.®?
'
.
'
Başka bir deyişle ortak-bir amacı -gerçekleştirmek .üzere işbirliği' ya­
pan birey ve grupların çabalarının eşgüdümü bağlanıında yönetim, amacı­
na, gördüğü işin niteliğine, büyüklüğüne ve biçimine göre lizmanlık alan­
ları,: teknik ve yönetsel uzmanlıkların biçimleri, insanların birbirleriyle
ilişkileri, iletişimin yapılanışı ve işleyişi vb. üzerinde etkili olmaktadır.
(2)
Yönetim uygulaması, olarak kuruluş, ayrıı zamanda b^ toplum­
sal davramş kategorilerini de ifade etmektedir. Zira kuruluş içinde bi­
çimsel olmayan ve biçünsel ilişkilerin de işleyişini tanımlayan “doğal ör­
güt” aslında toplumsal davranış biçimlerinin kuruluşa yansımasıhdan ]s:aynaklaninaktadır. 'Bu yansımayı toplumsal ve örgütsel otorite davranışla­
rının niteliklerini ilişkilendirerek göstermek mümkündür (Şekil 3). ’
Oğuz Onaran^ ve Turgay Ergun’un “Örgütü Geliştirme Aracı Olarak Yönetim
Tarzlaıı’_\ J Yönetim PsUrolpjişi
TODAİE Yaymı, 1982 (141-167)’den
özetlenmiştir^
............. .....................
Bu konuda bkz.: Birkân. Uysal-Sezer, “Yönetsel Liderlik ve Halkla İlişkilere
Etkisi”, Amme İdaresi Dergisi, C. 18, S. 1, Mart 1985 (81-96).
2lâ
Şekil 3 — Toplumsal ye Örgütsel Otorite Davramşı İlişkileri
1
.W
P
.
•rC
w>
ıH
•H
•U
to
fO
r. . .
u
r<
H M
M
cO
H
OJ
CO u
u »T3 q; rH rH
U
UH
•2j ..: *i4
fo 0) co> -.(0 »Q
a
r~
i •H M cd
K
•H
,^
C
■H
■
U
H
XJ a u
u
W
CJ q S •rt «0
<î
q «H »H
'
H
M
rd
''. f
'
4>.
1
Â
.«
C N
c r< :q
s
3
*43 H
>>
N U
6
:o «0 •ü M •rt
Ch t—1 3 o
H
COı
AJ rH o» •rt
U)
tft İÎ3
4J
•- CO «
r-H Wı < H
0
c ta
B u t-H
3 r-J
P H •H
.44 u
O
ca 0) O
a
CO 4J r-i CO u rH
; ;•
•
i', .
.
1
y
M
CO
<
<•
'
W
!Z
M
to
1
9
M,
M
H
<;
•Îî
o
+
1
4
1
CO
rH
»
eo
s>
tH
M
O
. <
H
«
m
A5
H
tH
rt
•H
H
trr
■U
S
O
:o
»J
w
w
H
»
o
Pd
ÎO
•M
•H
O
■§
:&
W
:o
O
•M
to
»
W
- <1 ■
> •H
.O
. . o> •H
> 'Eh
w
CO
•<
w
•
u
»J'
<}
CM
O
W
Er,
:0
:o
C
Q
>
+
+
+
•H
»O
C
3Q
i
Qİ
j ■
»rj' : 1
•H cd Ö
,i«î +j. M
c
a
QJ C3 «
>
■c
•H to
CO
(M
<ü r-î «
V4 OJ rH
(0
)Î
3Û
>
OJ *r{ JO
CO
,U’ W
1
" J 1
Rj CO 0)
l>> ı-H tM
c
rH
'H
•H
H
CO H
a
<tl n- •rl
p;
,İ4
)bO 4J
<0 (U
Ü
c
•H «0
!>. t— ! M
H
OJ H
Î25
•J-»,
1 M
1
CO •ri ‘
H •H
»H U tOi
> •H
.•H o
«} ü , M >
•X3 CT/>
•H •H rH
ftj JÛÛ 3bQ' öO
<u •H fH
K3 'Ü T3 •H
ÖO
<U
■U
<0 H W
CU
C •H
a
“1
<U
•rl
H3
1 »Tİ
Jh OJ G
C
H •a CO Q]
■W a jj M
10 •ıH to
rH Ol
H
CO' •H
.O u CO
0) rH
H rH JJ
4J U
>H cu CO
CO tı{
M
«U CO
>. CQ
r
.
,H
:S .C
w H
x> u
w
•H
•lİ
P
01
CO '
rH
CO
Cd
■+
,
: ' H* '
}4
0}
T
3'
a•
w
+
H
tO
4J
'■
CO
w
....:
.
•f*
•f-
. . .
CU
■
...
.
u
ı,
: l.-. ■ ■.!■
CO
A
5
.ö
M
l.
1
a
^ ^ ^
1
<J
W
Ü3
{25
•W W
M • . ■
•H
'
W
Pİ M
m O
CO
w H
O
S-.' ’
214
C
O
to
U
U
Û)
>
•H
»J
M
CO
b4
Ö, -'
a
•M
' *w
H
-*M '
H
<î
Nî
•M
■
•«5 - ■
g
. : a-
W
O
c / ' Yönetim ya da kuruluş aynı zamand’â bir iletişim;, sistemim. de
.ifade etmektedir. Bu bağlamda yönetira Williâms’â göre otöfiter, korü’yucu, ticari ve demokratik'otebilmektedir.®"* Bu sistem smrflamalan. hem
;belli örgütsel [önderlik'biçimleri (Şekil4), hem'de belli toplumsal, otorite
imödelleri (Şekil 5) ile birlikte düşünülüp şemalandırılabilir. ; : |
Şekil 4=— Haberleşme Sistemîerî-Örgütsel-ÖaderKk İlişkisi
HABERLEŞME, SİSIEM IıERİ
KORÜYÜCÜ
o to r iter
AMACI :
BASS ve
düşünce ,
VALENZÎ 'nin
aktarma '
ÖRGÜTSEL
ÖNDERLİK '
DAVRANIŞI'
SINIFLAMA'S
-yöNEH»®
■'d e g e r '-Al i ş -
K A N L I K AKİAR. MA.,
.
.
■\'ÖîffiaMî GÖREVİ '
,-ICARŞIT GÖRÜŞÜ :
. DIŞLAMA
■AMACA GÖ.RE. ■
B İL G İ VERME
.
'
- T ü m c i ARAÇ '
KOHIROLU
■K E NDİ ■ERKlkt''
^ AŞAN. D E S E R -.
'■V E - A M A Ç L A R
•''SİSTEM'BOâjCü '
■UNSURLARA ICARŞI
KONTROL ' ....
- ,------
TİCAR?
■ DÜŞÜNCE -A L IŞ ^.DÜŞÜNCE ALIŞ..VERİŞİNDE '
' V E R İŞ İN D E ■ '
'SUNUM -İSTEM
^.SUNUM-rlSTjEH'
ÖZGÜRLÜGÜ
Ö Z G Ü R L Ü Ğ Ü VE
ANCAK SA T IL A BİLECEK :WŞÜN-.'
CEN İN-Ü pİÎM İ
SHİMAYE GERM . SİNİMİ
'V
- SİSTEMİ KORUMA
SÜRDÜRlffi
. (Dûroma göre
g e liş t in n e ) ;
\
• SİSTEM İN BEK­
Ç İ S İ OLMA
• iY Ü K I L M Â Z L I K '
HAKKI
icoSronj-Sro
rÖNAYLADIÖI
•DÜŞÜNCELEKİN ' ■
.ÜRİS^İLİP,: .
^ PAYLAŞILMASI '
■■SER^!A■^E SAHİP^ ■
' DÜŞÜNCENİN •
LERİMİN KÖNTRO-
ETKİN.KATILANLARCA kONTRÖLÜ
m.
i'‘ÇÖeUIfLtJÖÜN -
■DOSRUDAN VE DOLAYLI SANSÜI
• KAMUSAL ÇIKAI
DEMOKRATİK
KONTROI
SİSTEM İN
İŞ LE Y İŞ İN İ
SAĞLAMAYA
YÖ NELİK' .
KONUŞMA HAKKI­
NIN TOPLUMSAL
HAK OLMASI
:
HÜKÜMET KONT­
R O L Ü N Ü N OLM A - .
'YIŞI
;
KORU'YUCÜ SİS-.
TEME' D Ö N Ü Ş M E
TEHLİKES'İ
■
■ PROTAGAHDA
- SINIRLI HOŞGÖRÜ
Y Ö N E L T İc f
GÖRÜŞMECİ
DANIŞMAĞI
+/-
K ATILMACI
iAKTARMACI
'» .. n£S,-..jr .
55
-/ +
“^ .E ay m oıid '^ îU iâm s.-'G o aım ım iC ation i'P en g u in '’-Booli:s, 197li 's. '■116-123;
■
215
Şeîdl 5 --r Habertegme Sîstemleri-Toplumsal Otorite Modelleri İlişkisi
Webeı:’in
Toplumsal
Otorite
Modelleri
Haberleşme Sistemleri
^ ■
Geleneksel
Otoriter ,
.Koruyucu
-î-
Karizmâtik----Bürokratik -........ ....... —........ .
+
(yasal-ussal)
Ticari
—
+
.
Bemokratik
------ + , . -.
+
+
.....
* Toplumsal koşulların gelişme yönüne ve derecesine bağlı ^
** Otoritenin yenililtçi ya da gelenekçi olmasına, bağlı
Görülüyor M hem toplumsal ve örgütsel otorite (yönetim) smıflari,
hem de toplumsal ve örgütsel otorite modelleri ile iletişim sistemleri ara­
sında belirli geçişler bulunmaktadır. Bunun nedeni karar verme ve ileti­
şimin biçimsel olmaktan çok davranışsal bir nitelik taşımalarıdır. Bu ni­
telik, söz konusu olguların biçimsel düzenlemelerden olduğu kadar, top­
lumsal kategorilerden de etkilenmelerinden kaynaklanmaktadır.
Kitle
Kitle ile örgütlenmiş ve/veya örgütlenmemiş toplumsal varlıklar (bi­
rey, grup, toplum, alıcı) ifade edilmektedir. Bu toplumsal varlıklar nite­
liklerine göre:.
/
1. Toplumsal örgütlenme’ açısından geleneksel, çağdaş ve geçiş toplumları olarak sımflanabihnektedirler. Geleneksel toplumsal örgütlenme
biçimi birincil ilişkilerin ağırlık taşıdığı, yüzyüze ilişkilerin, sadakat ve
itaatin koruma ile ödüllendirildiği, tepkilerin ya hiç ifade edilmediği, ya
da bireysel şikayetler veya toplumsal patlamalarla açığa vurulduğu yapı­
ları ifade etmektedir. Çağdaş olarak nitelediğimiz örgütlenmede ise ano­
nim ilişkilerin geçerli olduğu, ikincil gruplara dayalı toplımısal örgütlen­
meler ifade edilmektedir. Geçiş toplumları ise göreli ağırlığı toplumsal
gelişmişlik düzeyi ile orantılı olarak değişmekle birlikte yüzyüze-anonim
ilişkilerin, birincil-ildncil grupların birlikte görüldüğü yapıları ifade et­
mektedir.
2. Kitle, iletişim açısmdan büyük ölçüde örgütsüz, simrlı alanlarda
örgütlü, büyük ölçüde örgütlü ya da karmaşık olarak da sınıflandıırlabilir.
Kitlenin örgütlii olması ile iletişim karşısında tepkilerini aktarabileceği
216
otoritece, tanımlanmış ve meşru kabul edilmiş kendini ifade mekanizma­
larının varlığı ve bu mekanizmaların kitlece kullanılabilirliği anlatılmak­
tadır.
3.
Kitle iiçüncü olarak iletişime yönelik tepkilerinin içeriği açısından
sınıflandırılabilir. Bu bağlamda kitlenin içinde/bulunulan toplumsal ve
örgütsel ja p ı biçimi ve kendi içindeki örgütlemne ölçüsüne göre şikâyetçiricacı, kabul edici-görüş bildirici, görüş bildirici-talep bildirici talep bildirici-öneri getirici,-katılımcı olarak sınıflandırılması mümkündür.
A.
Tepki biçm i açısından ise yüzyiize, aracı kanalı ile, iletişim ,araç­
ları, ile,, örgütlü-eylemle, ve ara karar mekanizmaları ile olmak üzere de
sm ıflanirılabilir..
İletişim
Kuruluş (otorite, yönetim, önderlik) ile kitle (birey, grup, toplum, alı­
cı) arasında gerçekleşen iletişim (ya da halkla ilişkiler), bir araç kanalı
ile bilgi, duygu, düşünce ve deneyimleri içeren mesajların aktarımı ve
paylaşımı sürecidir. İletişim de tıpkı kuruluş ve kitle gibi çeşitli biçim­
lerde sımflandırılabilir;
i',: ■T:
. 1 ■-
• .
■
'. ^
'
'
' ■
1. Yönü açısından: yukardan aşağı tek yönlü, yukardan aşağı ve aşa­
ğıdan yukarı iki yönlü, smkardan aşağı-aşağıdan jmkarı ve yatay olmak
üzere çok yönlü olarak sınıflandırılabilir.
2. Niteliği ve içeriği açısından: emredici-değer ve norm aktarıcı, ko,ru3nıcu - değer ve norm aktarıcı, bilgi verici - düşünce aktarıcı ve paylaşıcı, bilgi verici - düşünce-deney aktarıcı ve kısmen paylaşıcı, bilgi-düşünce-deney paylaşıcı olarak gruplanabilir.
3. Hitap ettiği tutum öğesi açısından: duyguya^ düşünceye (bilgiye),
davranışa yönelik mesaj aktarıcı olarak ayrımlanabilir.
4. Aktardığı bilgi miktarı açısından: zorımlu bilgi verici, sınırlı bilgi
verici, gerekli bilgi verici, yeterli bügi verici ve her tür bilgi verici olarak
sınıflanabilir.,
5. İletişim araçları açısından: yüzyüze, kitle iletişmine yönelik ve
karma olarak ayrılabilir.
6. Etki amacı açısından: bilgi verici, etkileyici, ikna edici, uyarlayıcı
olarak ayrılabilir.
7. Sonul amacı açısından: sistem süfdürücü, sistem koruyucu ve ge­
liştirici, sistem geliştirici ve korujrucu, ikna edici ve sistem geliştirici,
uyarlayıcı ve sistem geliştirici olarak sınıflandırılabilir.
Bütün bu sımflamalardan hareketle bazı genellemelere gitmek müm­
kündür. Ancak burada ımutulmaması gereken husus, yaptığımız sınıfla217
ma ve tanunlann tüm alam kapsayıcı olmayıp, yalnızca: örnek ya da bir
deneme girişimi için yeterli sayılabileceğidir.
;
■
Halkla İlişkiler Varsayımları (Ya Da Genellemeler)
Kuram denememizde yukarıdaki tanım ve sınıflamalara dayanarak
balkla ilişkiler konusunda bazı genellemeler yâpabilm z:
1.1. Halkla ili^iler herşeyden önce yönetsel bir ortamda yer almak^'■tadıh'
■■
1.2. ■Halıda ilişkiler gerek uygulayıcılar, gerek hedeî alman kamu
(ya da kitİe)’ açısından insan davrafiışmâ ve bu davrânişm'et­
kilenmesi ya da değiştirilmesine yönelik bulurrmaktadıı*.
■
1.3. Bu etkileme genel olarak her tür iletişime, özel olarak ise kitle
' , iletişimine.-dayalı bulunmaktadır.
^
1.4. Halkla ilişkilerde iletişim daima örgütlenmiş (ya da yönetsfel)
bir yapı ile örgütlü ya da örgütsüz birey, grup ve topluluklar
arasında gerçeldeşmektedir.
1.5.
İletişimin etkililiği (yani istenen tutum ve davranış değişiminin
gerçekleşme derecesi) açısından tutum ve davranışların oluşu­
mu ve değişûni ile ilgili bilimsel bulguların dikkate alınması zöv
runludur.
"'• >
1.6.
Halkla ilişkiler bu nedenle belli bir halkla ilişkiler politikasına
' dayah programların gerçekleştirildiği sistemli, planlı ve sürekli
bir yönetim ^anlayış v e ' işlevi niteliği taşımaktadır.
’
=
:
1.7.
Bir yönetim işlevi olarak, etkililiği halkla ilişkiler alanında ve
■ilişkili olduğu alanlardaki uzmanlaşrnanm yönü, içeriği ile ölçü-sü ile mevcut bilimse! bilgilerin birikimine bağlı olarak sınırlan^, ..maktadır.; ,
; .
: . .- ■ ; .
1.8.
‘
Halkla ilişkilerin etkililiği ayriı zamanda içinde işlediği kurulu­
şun belli bir zaman boyutunda bağlı olduğu koşullar karşısında da değişebilmektedir.
-
1.9. Halkla ilişkiler, bir yönetsel işlev olarak verimlilik' ve etkililik
■r ; sorunları;ile ^karşı karşıya bulunmaktadır. Bunun soiıucu olarak
da genellikle ilişkilendirildiği varsayımlardan olduğu kadar, . iliş, kili olduğu diğer alanların amaçlarından ve.bir yönetsel işlev ola, '
rak üstlendiği genel amaçlardan farkh olan r işlerlik amaçlarına
■ağırlık yemaektedir.
■. . ;
^
1
.
, : 2.1. Halkla ilişkiler toplumsal bir ortamda y e r almaktadır.
' i,2.2. - İnsan . davramşına yönelik bulunmaktadır.'
218
i i 2.3.'! Bu nedenle gerek; halkla ilişkileri harekete geçirecek yönetsel
davranış ve gerek etkilenecek kitle açısından toplumda başat
olan davranış kategorileri ile ilişkili bulunmaktadır.
2.4. : B u davranış modelleri toplumdald otorite modeline göre belir-
' r ’ ' lenecektir.
.
2.5.
Kullanacağı iletişim aracı ve mesajların niteliği, içeriği ve etkiliği yine toplumda bâşat olan iletişim modellerine uygun olarak
belirlenecektir.......... .............
" 2.6.
İletişimin etkililiği toplumsal otorite ve iletişim modellerine uygünlüğü ölçüşünce artacaktır.
i
. 3.1.
Halkla ilişkilerin ohay y a da görüşbirliği yaratmaya yönelik ol­
ması önım, demokratik bir ortamda yer almasını gerektirir.
3.2. Bu ortam içinde halkla ilişkiler önce kuruluş içinde, kuruluş ile
kitle arasında; karşılıklı anlayış ve kabulün gerçekleşmesi zo■ runluluguriun kabulüne, sohî-â kuruluş ile kitle arasında i karşı­
lıklı olarak amaç, tutum ve eylemlerin kamu yararı etrafında
bütünleştiriknĞsine, bu konuda onay ya da görüşbirliği yaratıl­
masına ve böylece denaolcrasinin işlerliğinin geliştirilmesine yö; nelik bulunmaktadır.
ı
i
3.3. Bu niteliği ile halkla ilişkiler
' 3.3.1.
3.3.2.
i
îçinde yer aldığı toplmnun demokratiklik^ düzeyine.
Bu düzeye bağlı olarak yasal düzenlemelerin içeriği ve
! iletişim: sisteminin demolofatiklik derecesine.
■ ' i 3.3;3. ; yine bu düzeye Ipağh olarak yönetsel ve toplumsal alanda
'i
idavranışların otoriter ya da demokratik olma ölçüsüne.
3.4. Toplumda mevcut iletişim araçları ve bunların kullamlabilirlik
! ölçüsüne ve ;
3.5. îçinde| bulunulan durumun diğer özel koşullarına göre belirle^I necektir. ■■■; ;
ı •
i "
Görülüyor ki halkla ilişkiler!bir tek değil, birçok değişkene ve:değiş­
kenler, arasındaki çeşitli ilişki biçimlerine ve etkileşimlere göre farklılaşaİDİlen bir özellik taşımaktadır. Başka deyişle toplumsal ve yönetsel
yapıya, buradaki otorite (önderlik) ye iletişim modeline göre hallda iliş­
kiler iletişiminin yapılanışi^ uygulaması (biçim ve içeriği) ve etki, dere­
cesinin değişeceğini söyleyebiliriz. Şekil 6’da kaynakta geçerli yönetim
davranışına göre halkla lişkiler iletişim süreci şemalaştırılriiış bulunmak­
tadır.
219
Şekil 6 — Kaynakta Geçerli Yönetim Davramşma Göre HaUda İlişkiler
İletişim Süreci
' ALICININ MUHTEMEL
K A Y H a ’Ğ A
İ L İ Ş K İ M
ö Z E L L I lİ t E R
TEPKİSİNE
İ Lİ ŞKİ N
ÖZELLİKLER
ÖRGÜTSEL
ÖNDERLİK
İLETİŞIMÜ
MESAJIN
AKTARRAN
K t T A P EDİLEN
ARAÇLARIN
YÖN Ü
Nİ T EL İĞ İ
SİLGİ
TUTUM
GÖREL İ
Ü Z E Rİ N D E K İ
VE
tCERİÖt
M İ K TA RI
Ö ĞE Sİ
kULANIM
A Ğ IR LI Ğ I
n
D A VR AN I ŞI
KURUMDAN
E M RE Dİ C İ
D U Y GU
KİTLEYE
U
TEK
îU
ül
2
O
>
VÖNLi)
u
Cx}
S
uy
o
u
u
<
2
to
BÜYÜK
ÖLÇÜDE
H K Y Ö NL Ü
KORUYUCU
S I NI RL I
AL.ANLARDA
İKİ Y ÖN LÜ
D E Ğ ER
VE
NORM
AKTARICI
BİLGİ
DAVRANIŞ
DUYGU
SI NI R LI
İKİ YÖ NLÜ
B İL Gİ
-KURUMDAN
Kİ TLEYE,
VER-İCİ
-KİTLEDEN
KURUMA
SIN IR LI
M E K A N İ Z ­ DÜŞÜNCE
MALAR
r A K T A RI MI
-Ş i k a y e t
VE
kutusu
KISMEN
-Ş i k a y e t
PAYLAŞ­
Bürosu
TIRICI
2
<
C
İKİ YÖ NL Ü
QÎLG!
V E Rİ Cİ
GEREK­
TİĞİNDE
Ç O K Y ÖN L Ü
DÜŞÜNCE
D EN EY
AKTARICI
u
<
YÜZYÜ2E
BİLGİ
İLETİŞİM
VERİCİ
KISMEN
K İT LE
•İL E T İŞ İM
u
<
■■ H
:<
■Si
220
-
ÇOK
YÖ NL Ü
D İ K EY
VE
Y A T AY
İ TA AT
YÜZYÜZE
ŞİKAYET
•ARACI
KA NA LI
İLE
E T Kİ LE Y İ Cİ
BİL Gİ
YÜZYÜZE
B İL Gİ
V E Rİ Cİ
ETKİLEYİCİ
K İ TL E
İLETİŞİM
SİSTEM
KORUYUCU
VE.,
GELİŞTİRİCİ
RİCA
İ T A AT
YİİZVÜZF
;KABUL
KISMEN
K İ T LE
İL E T İ Ş İ M
B İlGİ
■
DAVRANIŞ
BİLGİ
K İ T LE
İLETİŞİM
GÖRÜŞ ‘
BİLDİRME
B İL Gİ
VERİC İ
ETKİLEYİCİ
KABUL,
İKN A
E Dİ Cİ
GÖRÜŞ
BİLDİRME
SİSTEM
GELİŞTİRİCİ
VE
KOPÜYlini
T AL EP
BİLDİRME
K İ T LE
İ L E Tİ Ş İ M
K A B UL
KİTLE
İL E T İ Ş İ M
T A L EP
DİLDİRME
YÜZYÜZE
İLETİŞİM
SİSTEM
GELİŞTİRİCİ
Ö NE Rİ
GETİRME
ÖRGÜTLÜ
EYLEM
B İL Gİ
DÜŞÜNCE
D E N EY
PAYLAŞİCİ
KABUl,
YÜZYÜZE
)
GERE KL İ
BİLGİ
D U Y GU
YÜ Z Y Ü Z E
İLETİŞİM
DAVRANIŞ
B İ LG İ
Kİ TL E
■İ L E T İ Ş İ M
YETE RL İ
-a
„■ <■
f-
TEPKİNİN
B İ Çİ Mİ
NİTELİĞİ
ZORUNLU
DEĞER
VE
NORM
AK T A R I C I
^
a
TEPKİHİH
ETKİ TÜRÜ
AMACI.
SİSTEM
5ÜRDÜRÜCÖ
O
u
<
AL IC I
BİLGİ
Bİ LG İ
SINIRLI
DÜŞÜNCE
ALANDA
• DENEY
. . B İL Gİ
PAYLA• KISIT­
ŞİCİ
LAMA S I
DAVRANIŞ
YÜZYÜZE
İ L E Tİ Ş İ M
D.UYGU
K İ T LE
ÖR G Ü T L E R İ
M lgI
KİTLE
İLETİŞİM
DUYGU
YÜZYÜZE
İLETİŞİM
.
DAVRANIŞ
K İ T LE
ÖRGÜTLERİ
BİLGİ
VE Rİ Cİ
D E N EY .
PAYLAŞİCİ
İKN A EDİCİ
:.
- KİTLE ■
İLETİŞİM
TALEP
BİlOİRHE
•YÜZYÜZE
İLETİŞİM
ÖN ER !
GETİRME
ÖRGÜTLÜ
E Y L EM
KATILMA
mmmm
UYARLAYİCI
1
SİSTEM
KORUYUCU
A R A K AR A R
Şekilde .töpİTiınsal-yönetsel-iletişim modelleri geçişlerinden hareketle
gerçekleşebilecek halkla ilişkiler (ya da iletişim) uygulamalarınm sergi­
leyebileceği çeşitli özellikler gösterilmeye çalışılmıştır. Böylece tanımla­
rımız ye genellemelerimiz çerçevesinde modelimize bilinen ve gözlenebilen
verilerle biçim verilebilmesi aşamasına geçilebilecek ve model geliştirile­
bilecektir. Üçüncü âşamamn, kabaca betimlemeye çalıştığımız kavramsal
soyutlama ve tanımlarımızı, etkileşim biçimlerini ve sonuçlarmı geliştir^
mesi, eksiklerini tamamlaması ve hatalı yönlerini düzeltmesi gerekmek­
tedir. Bunmı ise mikro araştırmalarla yapılması gerekmektedir.
Bununla birlikte yine de şemamızdan beUi bazı sonuçları çıkarmaımz
mümkün görünmektedir. Buna göre şemalardan:
1. İletişimi başlatan kuruluşun halka nasıl bakacağına.
2.
“Yönetimin duyarlığı”nın ölçüsüne;
3. “Kamu yararı”nm neden farkh biçimlerde oluştuğu ve ileriye
yönelik olarak hangi noktada ve içerikte oluşabileceğine;
4. Bir kuruluşta halkla ilişkilerin ne ölçüde bir yönetim anlayışı ve
uygulaması olabileceğine, ne ölçüde ve ne tür uzmanlığa dayanacağma;
5. Kuruluş içinde hangi alanlarda gelişip, ne tür yetki ve işlevlere
sahip olabileceğine;
6. Halkla ilişkiler eğitiminin üst kademeye mi yoksa birimde çalışan­
lara mı yönelik olması gerektiğine ve bu eğitimin içeriğine;
7. Çeşitli yönetici davranışlarının (ya da iletişim davranışmm) için­
de çalıştıkları yasal ve davranışsal iletişim sistemlerinden hangisinde da­
ha etkili olabileceğine;
8. Neden bazı ülke, kuruluş ya da yönetimlerde halkla ilişkilerin dar
ya da geniş tanımlarına ilişkin uygulamaların yer aldığına;
9. Neden belli tür iletişim kampanyalarımn başarılı olurken, diğer­
lerinin başarısız olabildiğine;
10. Halkla ilişkiler iletişiminin başarılı olabilmesi için neden kitlenin
özelliklerinin bilinmesi gerektiğine;
11.
Hangi tür kitleye hangi tür araç ve mesajla, ne ölçüde etkili bir
iletişim yöneltilebileceğine;
12. Kitlenin tepkilerinin biçim ve içerik açısından nasıl sağlanıp, nasıl
değerlendirilebileceğine ilişkin kimi ipuçlarını elde etmek mümkün ola­
caktır.
m
Ancak, böyle bir şeırialaştırmanın insan, davranişının (önderlik,, ileti­
şim ve etki açısından) tüm özelliklerini ve biçimlerini yansıttığı ileri sü­
rülemez. Kaldı ki, böyle bir şemalaştırma ile tüm davranış biçimlerinin
ile ,davranışın manipülasyonu değil, olsa olsa belli değişkenlere bağlı ola­
rak anlaşılması ve: açıklanması kolaylaştırılmak istenmektedir. Yoksa bn
şemalara bakarak belli davranışlar kesin kategorilerde ,değilmez biçiiû.1er olarak kabul edilemezler.
222
PANEl
TİlBHYî’DE lA lI I A ÎİİŞIÎIERİM GEIÎŞMESÎIÇÎI
YAPIUBÎIECEİİEI
BAŞKAN:
Porf, Dr. Huri TORTOP
Prof. Dr. Nuri TORTOP
Panele katılan arkadaşlar programda belirtilen 5 dakikalık süre bo*
yunca, Türkiye’de halkla ilişkilerin gelişmesi için yapılacakları madde
madde özetleyecekler. Ardından kalan 30 dakikalık süre içinde de salondakilere söz verilip soruları ve katkıları alınacak. Soruları cevaplana­
cak. Son olarak BYYO Müdürü Prof. Dr. Ferruh DÎNÇER Bey genel bir
değerlendirme yapacaklardır.
225
“HALKLA İLtŞKİLEE SEMPOZ¥ÜMU - 87” Pİ^NEL KONUŞMA METNİ.'
Ruhman AKÎL
HÎD Genel Sekreteri
Sayın Başkan, Değerli Öğretim Üyeleri, Konuldar ve Basın mensup­
ları; Halkla İlişkiler Uzmanı olmamın yanısıra Hallda İlişkiler Derneği
Genel Sekreteri de olduğum için, Şahsım, Derneğimiz, Üyelerimiz ve
meslektaşlarım adına hepinize saygılar sunarım.
Ben, hep birlikte iki gün boyu izlediğimiz konuşmaların dışında so>
mut birtakım gerçeklerden örnekler vererek konumuza yaklaşmak ve so­
runlara eğilmek istiyorum. Eğer gerçekten bu sempozyumun ve Panel’in
bir çözüm, bir anlam ifade etmesini istiyorsak-şu anda yaşanan olumsuz­
luklara yönelmeli hatta daha açığı üstüne gitmeli ve etkin önlem ve yön­
temler gündeme getirmeliyiz.
“PEM BE GÖZLÜKLERİMİZİ” çıkaralırn diyorum. Tabi bu sempoz­
yumun amacına ulaşmasını istiyorsak.
YÜZYILIN MESLEĞİ, BİR İHTİYAÇ, BİR GEREKSİNİM olarak ni­
telendirilen “PUBLIC RELATIONS” yani “HALKLA İLİŞKİLER” Batı
dünyasında güncelliğini koruyadursun, Halkla İlişkiler Uzmanlık Bilim
Dalı çalışanları yeni yeni SENTEZLER üretiyorlar.
Halkla ilişkilerin tarihi üzerinde EVRENSEL, bir görüş birliği yoktur.,
— Bazı insanlar uygarlığın gelişim süresince Halkla İlişkiler üzerine
yeterli yeteneklerle donatıhnış kişiler olduğuna inanırlar. .
— Bazıları Kraliçe ELİZABET I’i gösterirken, diğerleri KÖLELİĞİN ^
kaldırılmasını sağlayan WILBERFORCE’u anar.
Belki de bugün için Halkla İlişkiler olarak adlandırdığımız işlevler
ORTA ÇAĞ’daki Esnaf Loncaları tarafından görülüyordu. Bu loncalarm
üyeleri çeşitli olayları bağlı, bulundukları örgütün görüşüne sunup “Hal­
kın Fikirlerini” etkilemeye çahşarak bugün Halkla İlişkiler uygulaması
227
içinde olan bir kimsenin normal çalışmalarmdan bir kısmını yerine geti­
riyordu.
İngiltere’de bugün bildiğimiz anlamıyla Halkla İlişkileri uygulayan
ilk isim Sir. STEPKEN TALLENTS’dir.
“İNGİLTERE’nin ATILIMLARI” adlı kitabında, 1926’yı İRLANDA’
daki atılımlar açısından baz alırsak Halkla İlişkiler terimi Okyanus’un
Öte yakâsindan bu yakaya ancak yedi yıl sonra ulaşabildi ve Kraliyet ikna
oldu, bu bir kapasite ve “SEZİŞ ve ANLAYIŞ” gerekliliğine inanıştır şek­
linde açıklıyor.
MEXICO CITY’de 1978’de yapılan büyük International Public Relations Sempozyumunda Halkla İlişkiler uygulaması, eğilimleri çözümleme,
sonuçlarını önceden görme, organizasyon, başkanlarına danışma ve hem
organizasyona, hem de halkın çıkarlarına hiznaet eden planlı eylem prog­
ramlarını yertae getirme sanatı ve'toplumsal bilimidir diyor.
Şu anda A.B.D.’de Halkla İlişkilere “YÖNETİM FELSEFESİ ve İLE­
RİYE DÖNÜK YÖNETİCİLİK FONKSİYONU” gözüyle bakıhyor. Çin’de
250 bin öğrencinin Halkla İlişkiler eğitimi görniıekte olduğu ve A,B.D.’nin
yalnız NEW-YORK eyaletinde (1986 İndekslerine göre) 75 bin Halkla
İlişkiler Uzmanı “ORDUSU” çalıştığı gözönüne ahnırsa batı dünyasının
Halkla lilşkilere “MERKEZİ BEYİN” veya “ODAK NOKTASI” sözcük­
lerini yakıştırmasınm ne denli doğal ve gerçekçi olduğunu anlayabiliriz.
Hollanda’nın başkenti Amsterdam’da yapılan büyük IPRA 16. Dünya
Kongresinde değişik fakat çağdaş ve akılcı bir tanımdan söz ediliyor..
“Halkla İlişkiler dürüstlük ilkesi karşılığında ekonomiye büyük fonlar yaratan bir sosyo-ekonomik olay, bir güvence unsuru, bir dayanışma me­
kanizmasıdır. Başka deyişle bir ülkedeki H aM a İlişkiler Uzmanı sayısı
o ülkenin kalkınma ve ekonomik göstergesidir deniliyor.”
Batı dünyasını bırakıp ülkemize yani kendimize bir göz atalım; Bi­
raz önceki cümleyi ülkemize, kendimize uyarlarsak “AZ GELİŞMİŞ ÜL­
KELER’’ sınıflamasına konmamızı yadırgamamak gerekir.
Objektif olarak sektörel açıdan yerini bulamamışlık gözlemlenmekte
hatta YOZLAŞMA gündemde olup gelişmeye eşdeğerde paraleL grafik
çizmektedir.
Şimdi sizlere somut Örnekler vermek istiyorum.
— Ülkemizde bazı kişiler ve yapılan çalışmalar Halkla İlişkiler Uz­
manlığına ve Halkla İlişkiler'başlığına yakıştırıhnaktadır^
D.G.S.A. mezunu (Seramik Böl. tercihan). Halkla İlişkiler Uzmanı
228
aranmakta, oysa esasında seramik pazarlama şirketine plasiyer isr
tenmektedir.
Halkla İlişkiler Uzmanı (Tercihan Em! Astsubay) aranniaktâ, yine
; idari amirlik düşünülmektedir.’
:
:
36 -38 Beden tercihan Halkla İlişkiler Uzmam aranm akta, ye bu
komik ilanın arkasından da îlıracata yönelik Konfeksiyon firma,sma Prova Mankeni istedikleri anlaşılmaktadır.
Kamuoyunda sanatçılığı tartışılır bir bayan da basına vefdiği de■' meçde evlenip çocuk sahibi olduğunu, hayallerinin gerçekleştiğini
:amâ evde sikildiğini ve de ancak Halkla ilişkiler Müdürlüğü tekli­
fi alırsa çalışabileceğini avaz avaz söylemektedir.
'
Tüm bu örneklerden de anlaşılacağı gibi Türkiye’de Halkla İlişkile­
rin “Ünvan ve Kavram” kargaşası geçirdiği görülmektedir. Daha da il­
ginç ' yanı birisi oirtaya çıkıp rahatlıkla acaba Kamusal Münasebetler mi
desek, veya Tanitım desek de fena değil yani diyebiliyor. Uhutülan birşey var ki, artık Halkla İlişkiler Uzmanlık Bilim Dalı’nm batıdaki yeri‘ve
literatürü ansiklopedi düzeyindedir. Örnek olarak da International Public
Relations Encyclopedia’yı verebilirim. Yazarı da PeterıBiddlecombe.
Şimdi sizlere söyliyeceklerime özellikle BASIN MENSUPLARPTIN
dikkatini çekmek istiyorum.
— Bir öğretim üyesi “TURÎZM’de HALKLA İLİŞKİLER” ohnaz di­
yerek tezi almıyor. Bu öğrenci ancak öğretim üyesi emekli olduk­
tan sonra tekrar aynı tezi veriyor ve mezun oluyor.
— Üniversitelerde Yönetim Organizasyon Şemasında Halkla İlişkiler
Müdürlüğünün yeri yok. Basın’a demeç veremiyor.
— YÖK’ün en son uygulamasında. Üniversitelerarası Kurul’un 4 Şu­
bat 1984 tarihli toplantısında “DOÇENTLİK BİLİM DALLARI”
kapsamında üzülerek söylemek gerekirse HALKLA İLİŞKİLER
yoktur.
Bu soruların cevabı mı?
1960’h yıllar Halkla İlişkiler açısından ülkemizde ilk filizlenme olarak
kabul edilir.
Şimdilerde, 1987’de, aradan yarım asır’ı geçmiş zaman diliminde, yani
yaklaşık 27 yılda eğer bu branş hala yerinde sayıyorsa;
Güncel ve Çağdaş gelişmeye paralel Halkla İlişkiler Uzmanı ihtiyacı
karşılanamıyor ve hala komili rakamda sabitliliğini koruyorsa. Yani bu
229
ihtiyacı karşüayamıyorsa ve kamuoyunda hala “MASON LOCALAEINDAKÎ DUL KESESİ” özelliğini koruyorsa,
Bunun tek açıklaması vardır:
Her konuda bakir olan ülkemizde bu branş’da kullanılmıştır. Hatta
daha yalın bir dille SÖMÜRÜYE alet olmuştur. YıUarca bazı kişilerce
MÜŞTERİ PORTFÖYÜ oluştm’ma savaşına alet edilmiştir.
Çağımızda, batılı ülkelerde çok yaygın bir biçimde günlük hayatın
içine girmiş bulunan Halkla İlişkiler, ne yazık ki, bazı kişilere göre bizde
gereken ilgiyi görmediğinden yeterince bilinememiş, gelişememiş değil.
Halkla İlişkiler Uzmanıyım diyenlerin yaklaşık 27 senede konuyu ka­
muoyuna tam ve doğru olarak açıkça anlatmayıp gerekliliğine inandıra­
mamış olmalarındandır. En büyük yanılgı da İŞ ADAMI - ÎŞ ÇEVRELERİ
bu konuda eğitilmemiş, aydınlatılmamıştır.
İşte önceki yıllardan sarkan bu mesleki problemlerin öncelikle çözü­
me kavuşturulması gerekmektedir, aksi taktirde bu sempozyuma da panel’e de gölge düşer.
Panel süresinde, sorularınızı ve oturumun akışına göre de fikirlerimi
ayrıca belirteceğim.
Teşelikür ederim.
230
■M. Alâeddîn.ASNA
' Bir. fıkra,ile sözlerime başlariıafc istiyorum. Karadenizli/doktorun;mua­
yene ' odasından p atırtı,; gikültü .geliyormuş.: Hemşireler merak., etmişler,
kulaklarım, kapıya; d a y a m ı ş l a r . : . O
' i.
’
— -Ben sana .üç aydır sarıİık ravıamelesi uyguluyorumv Neden şimdiye
kadar ^Çinli olduğunu .söylemiyorsun... .Çinli köşesinde hüzülmüş,.,;“s.öylememe Mzum var mıydı, görmiiyor musıui?” demiş. Doktor .ise, “gene de
söylemen lazımdı”; demiş. .
. .. .
.
Sosyologlara ya da bizim mesleğimizde çalı|anlâra göre üç tiir görüş
vardır.
— Birincisi, iyi bir şey yaparsanız, söylemenize gerek yok. Herkes
anlayabilir. : .
.■
r:. '
■'
— .İkincisi, bir şey yapmasamz da olur,, ama onu ballandır.abiİiyorşanız bu.yeterlidir.
.
.
.... ’
— Üçüncüsü, ki benim de katıldığını, ijd şeyler yapmalısınız ve bunu
duyurmalısınız. Nasıl; olsa görürler, nasıl olsa farköderler'dememelisiniz.
Ben bu üç dakikalık süre içindö‘bunu Katirlatmak istiyorum;
;
Sabahki oturumda “Midnight Express” konusu açıldı. Abadan Hoca!,
Aysel Hanımın bu konuya, değinmiş olmasmı beklediğini belirtti. Bu ko­
nuda bir saptama yapmak istiyorum. Söz konusu'olaydan rahatsız olduk.
Aysel AZİZ hoca Türkiye’yi tanımadıklarını söylüyor. Doğru...
:
Çok kısa bir şüre önce Turizm, Bakanlığının düzenlediği bir dış tanir
tim toplantısı vardı. Dışardan tanıtma ateşeleri de gelmişlerdi ve yaptık^
larını anlatıyorlardı.’ Büyük merkezlerde-görevli bir -kaç arkada.ş faali­
yetleri anlattılar: Bin 350 kg, broşür dağıttık, 400; kg poster geldi... gibi.
Dayanamadım, “siz tanıtmayı adetle değil de kg’la mı yapıyorsunuz?’’
dedim. Dış tanıtım, olayını bir sanat ve kültür olayı olarak görürsek, Ay^rşel Hocamın dediği .gibi Midnight Express’den etkilenmeyeceğiz.
;
■- Bir -şeyi daha- "vurgulamak- -istiyorum: •t)izim şimdilerde" Türk - Sanat
231
olayı, kültür olayı diye tanıttığımız olay da Osmanlı sanat ve kültürüdür
(Kanuni Sergisi). Oysa biz bir taraftan Osmanlı olmadığımızı, Türkiye
Cumhuriyeti olduğumuzu iddia ediyoruz. Özellikle Ermeni olayları konu­
sunda “O Osmanlı zamanında oldu, biz ise yeni bir devletiz, adımız T.C.”
demiyor muyuz? Oysa, biz Kanunimizle, mehterimizle Osmanlı kültür ve
sanatını dünyaya tanıtmaya çalışıyoruz. Oysa bizim, İdil BİRET, Suna
KAN gibi müzisyenlerimiz, ünlü heykeltraşlanmız, grafikerlerimiz, res­
samlarımız, karikatüristlerimiz, yazarlarımız var. Biz bunlarla tanıtmaya
yönelmedikçe, Türkiye’yi ekonomik, askeri ağırlığı olan bir Türkiye ola­
rak tanıtamayız. Çağdaş sanat ve kültürümüzle tanınmak, temsil edil­
mek zorundayız. Diyorum ki, bu yüzlerce sanatçı ürünleriyle, devletin de
desteğiyle bizi tanıtsalar. Osmanlı kültür ve sanatından medet, umacak
yerde, kendi 60 yıllık sanat ve kültürümüzün olduğunu söyleyebiliriz. îşte o zaman “Midnight Ekxpress”lerden korkmayız. Hatta o filmi oynatır,
o ülkelerin gazetecilerini de çağırır birlikte tartışırız. “Bizde hapishaneler
eskiden böyleydi. Ama her ülkede böyle şeyler olmuştur. Biz düzeltmeye
çalışıyoruz” deriz. Bunun yerine yayına engel olmadığı için BBC’ye v.b. larina protestolar çekiyoruz...
İŞraMna ÇAMLÎ
Efendim, “benim elimde olsa; devlet, hayır kurumlan, eğitim kurum­
lan, çevre koruma, uyuşturucu-alkol, sigara alışkanlığıyla mücadele eden
kuruluşlara her türlü şeyi mübah sayar ve halkla ilişkilerin devamı için
çalışır, diğer kurıüuşları, özel kuruluşları da kaldırırdım. Gerçekten, ben­
ce meşru bir halkla ilişkiler çalışması olan, gerçekten bir imaj çalışması
olan, yani gizli ve dolaylı yoldan ürüne yönelmeyen yegâne halkla iliş­
kiler çalışması bunlardır. Bunların dışında halkla ilişkiler, reklamın bir
yardımcı uygulamasıdır.” Bu bir kahve ağzıdır Bugünkü bizim içinde
bulunduğumuz. kapitalist ülkelerde buna imkân yok. Yani bunu söyleyen
kişinin müşterisi büyük silah satıcısı... Bu şirket onların halkla ilişkile­
rini yapacak, bundan, kaçınmak mümkün değil .Fakat şunu yapabiliriz:
kendi meslektaşlarıma söylüyoruıh, kendimizi biraz daha araştırmaya,
bilimsel araştırmalara, proje ve program araştırmalarına dönderelim. Ön­
ce kendimizi eğitelim ve müşterilerimizi bu yönde şartlandıralım. Hiç ol­
mazsa halkla ilişkileri biraz daha yüceltmiş oluruz. Bu akım ÎPRA’da
başlamıştır. Hatta banini bir teklifimle dolaylı olarak başlamıştır. ÎPRA’daj o milyonerleri milyoner yapan ve kendileri de milyoner olan ÎPRA
üyeleri arasında, İPRA’nın birgün büyük hayır çalışmalarına hiç olmazsa
profesyonel katkıyla yardımda bulunması karara bağlanmıştır: Sağlık pro­
jesi ve uyuşturucuyla mücadele projesi gibi projelere.- Bu benim temen^
nimdir ve halkla ilişkilerin geliştirilmesinde ana sorundur. Teşeklcürler.
232
:¥ücelEETEKİM
Ben kısaca, maddeler halinde, Türkiye’de halkla ilişkiler konusunda
neler yapılmalı, onu arz etmek istiyorum,
— Türkiye’de bir çok yükseköğretim kurumunda yaptığımız hatayı,
halkla ilişkilerde yapmamamız gereldr diyorum. Çok çeşitli yerlerde güç­
süz halkla ilişkiler okulları yerine, güçlü bir tek hallda ilişkiler okulu;
stajıyla, .diliyle , güçlü bir okıd. Birinci önerim bu. ■
— Türkiye’de yönetimden herkes yakınıyor. Devlet dairesine giden
oradan yakınıyor. Biz buna basit manada lartasiyecilik diyoruz. Ama bu,
devleti de, devlet yetkililerini de rahatsız ediyor. Onun için, acilen yeni
bir düzenlemeyle “idari danışma merkezi” kurulması gerek.
— Türkiye’de halkla ilişldler mesleği çok yeni bir meslek. Onun için
bu mesleğe girenlerin, çevreye; devlete; müşteriye; hedef kitleye çok du­
yarlı olmaları lazım. Bu duyarlılığı geliştirici tedbirler alınması lazım.
Kamu kurumlan ve özel kuruluşlarda eğitim çalışmalarına hız vermek
lazım. Bu önerimle ilgili olarak yalnız Ankara’da değil, ülkenin birçok
bölgelerinde hailkın dilek, istek ve şikayetlerini yanıtlayacak büroların,
görevlilerin de olmasını temeımi ediyorum.
Niyasi ÖKTEM
Halkla ilişkiler mevzuatına ben bir parça kültürel açıdan bakmak
istiyorum- Zaten değinildi: akıl ve duygu meselesi. Ben tüm konularda
olduğu gibi, halkla ilişkiler konusunda da akılcılığı öneriyorum. Bu ne
demek? Halkın duygularını tabii göz önüne alacağız. Topluma karşı bir
görevimiz var: toplumlari belli bir düzeye getirmek, sorunları gören sağ­
lam toplumlar yapmak istiyoruz. Akılcılık meselesi daha ziyade Kara
Âvrupası, kültüründe işlenmiş. Deney ve duygulara yönelme ise, AngloSakson kültürünün işlediği .bir şeydir.
Kara Avrupası kültürüne eğilmek lazım. Eğilirken bunun içine sos­
yoloji, ^sosyal antropoloji giriyor. Bu konular çok daha yoğun ve köklü
bir şekilde Avrupa’da işlenmiştir. Bunu yaparken Anglo-Sakson ülkele­
rim ihmal edelim demiyorum. Ama olaya global bakış, felsefi kültürle do­
nanmış insanların tekelinde oluyor, onlar dünyayı yönlendiriyor. Bu ba­
lâmdan, son günlerde Avrupa Ekonomik Tolpuluğuna da giriyoruz, akılcı
bakışı benimsemek lazım. Akılcı bakış açısı benimsenirse, AŞNA ve TUîlAÇ’ın belirttikleri gibi, kalkan-kılıç ekibiyle kendimizi tanıtma yoluna
gitmeyiz. Örneğin, Attila bizim yakın akrabamız, Macarların doğrudan
doğruya dedesi, Macaristan’a, gidin, Attila. üzerinde pek öyle bizim gibi
bir övünme meselesi çıkmaz. Ama biz Attila’yı ceddimiz yapıyoruz. Av­
233
rupa’mn Attila’ya bakışını biliyoruz, “geçtiği yerde ot bitmez” şeldinde.
Biz ise, ona dedemiz diyoruz. Akılcılık bunları kesinlikle yaptırmaz.... Biz
Kara Avrupasındayız, onunla ıçiçeyiz. Kara Avrupasınm getirdiği rasyo­
nalizmi ön planda tutmalıyız, önerdiğim budur.
Bir de dil sorunu var. Dil seçimlik olmalı mı, olmamalı mı? Bugün
liselerde dil eğitimi yapılıyor. Sağlıklı bir İngilizce eğitimi yapılıyor mu?
Hayır. Onun için, dili seçimlik yapmalı ve isteyenleri yoğun bir şeklide
oraya kanalize etmeli. Bence böylesi akılcı bir tutum olur. Teşekkür
ederim.
CaiiaaUSMAN
-. '
Eğitim kuruluşlarıyla uygulamacılar arasında, yani B.Y.Y.O. lularla
bu sahada çalışanlar arasında, geçen yıl İstanbul’da bir toplantı ile baş­
layan ilişkilerin devam, etmesinin çok önemli olduğuna inanıyorum.
Bugünlerde mesleğimizde çok güncel bir mücadele konusu var. Bu­
na toplantılarda, makalelerde rastlıyoruz. Bu sahada çalışanlar için eği­
tim gerekli mi, değil mi? Bir görüşe göre gerekli değil, biz yapıyoruz olu­
yor diyenler var.
Türkiye’de bu konuda eğitim veren okullar yokken, büyük kuruluş­
lar, özellilde uluslararası kuruluşlar halkla ilişkiler elemanlarını başka
ülkelere seminerlere, toplantılara gönderirlerdi. Bugün artık böye bir so­
run yok. Onun için yukarıdald türden bir soru yersiz. Yapılacak şey
B.Y.Y.O. larımn daha iyi hale getirilmesi olmalı. Örneğin yabancı dil,
uygulamalı çalışma v.s. bakımından eksiklikler varsa, elbirliğiyle bunla­
rın giderilmesine, iyileştirilmesine çalışılmalıdır.
Bu ve bundan önce yapılan toplantılarda; sadece halkla ilişkiler ko­
nusunda eğitim görmemiş olanlar değil, eğitim görmüş olanlar da bilgi­
lerini tazelemek, gerek bu bilim dalındaki gerekse tekholojidelü son ge­
lişmeleri izleme fırsatı bulmuşlardır. Onun için ben bu çeşit seminerlerin
devamını ve tüm halkla ilişkiler elemanlarına açık olmasını öneriyorum.
îkinci önerim; halkla ilişkiler derneğine veya demeklerine çalışanla­
rın sahip çıkması. Umuyorum ki, gelecekte, bu konuda çalışanları arayan
kuruluşlar, muhakkak önce derneğe başvuracaklar, yahutta derneğin, üye­
si olması şartı koşacaklar. Bunun olması için de, çalışanların derneğe sa­
hip çıkmaları ve derneğin bu meslek mensuplarını temsil edecek bir dü­
zeyde yönetilmesini temin etmeleri gerekir.
Geçen sene, İstanbul’da, Hdkla İlişkiler Demeğinin iki yılda bir ya­
pılan genel kurul toplantısnda, 120 üyeden sanırım sadece 20 üye: vardı.
234
Çoğunluğu çok zor temin ettik. Bence bu, meslek açısından büyük bir
eksiklik.
Üçüncüsü, mesleğimizi gittikçe fikir alanına, felsefe alanına çelanemiz lazım. Sayın İbrahim Çamlı, genel konularda ,işsidik, eğitim gibi
konularda yapılan çalışmaların asıl hallda ilişkiler çalışmaları olduğunu
söylediler. Ben daha ileri giderek... hallda ilişkiler alanında çalışanların,
gerek kendilerini gerekse yöneticileri bu yöne iterek; dünyayı günümüz­
de ilgilendiren veya bugün çok önemli olmasa da, yarın çok önemli ola­
cağına inandığımız konularda düşünmelerini, fikir beyan ötmelerini ve
ileride çıkacak sorunlara hazırlıklı olacak entellektüel çalışmayı teşvik
etmelerini öneriyorum.
B. UYSAL-SEZEE
Aslında, iki gün boyunca, bir bakıma halkla ilişkilerin kimlik buna­
lımı geçirdiğini ve bu yüzden de kimdik arayışı içinde olduğunu gördük.
Ama, bu sadece Türkiye’de değil, dünya’da da geçerli bir olgu.
Türkiye’de neler yapılır? Bu tür toplantıları süreldi hale getirebiliriz.
Kendi içimizde, başkası için yapmayı düşündüğümüz davranış, düşünce
modellerini geliştirmek, ortak tanımlar ve ortak süreçler geliştirmek ola­
bilir. Çeşitli alanlardan gelen deneyler paylaşılabilir. Yani:
—
Özel sektör, kamu sektörü ve akadenaisyenler, bulgularını bütün­
leştirip birbirlerine aktarabilirler.
Ayrıca, halkla ilişkiler, her yönetim işlevi gibi, bir yasal çerçevede,
bir görev çerçevesinde çalışıyor. Bu görev çerçevesini, biz, halkla ilişki­
lerle ilgilenenler, çizersek ,geriye, ikinci aşamada yasal çerçeveyi belir­
leyenler kalıyor. Yasal çerçeveden kastım şu: 1960’lı yılların başında ha­
zırlanan MEHTAP projesinde, yatırım açısından hallda ilişkilere ajnrılan
sayfalara, verilen içeriğe bakarsak, bugünkü yasal çerçevede baktığımız­
dan faridı tanımlar görüyoruz. Bugün, artık süratle basınla ilişkiler bağ­
lamında bir halkla ilişkiler uygulamasına gidiliyor. Bunun nedeni de,
Kamu yönetiminde verimlilik, kârlılık endişesinin, etkililik endişesinin
üzerine çıinnası. Demek ki, yasal çerçeveyi yeniden, en azından MEHTAP
raporundaki ya da 1971 yılındaki “idarenin yeniden düzenlenmesi” ilke­
lerinde belirlenen çerçeveye çekebilmek gerek. Ondan sonra, belki, yapı­
labilecek iki şey var:
1); Üst kademe yöneticilerine duyarlılık eğitimini başlatmak, geliş­
tirmek. Çünkü, beklentileri farklı. Basınla ilişkileri iyi oldu mu tamam
zannediyorlar. Duyarlı yönetici olmanın yollarını anlatabilmek gerek. Bu­
nun için, sanıyorum TODAİE yoğun bir çabaya girdi. Bir yıldır, en azın­
235
dan 4 halkla ilişkiler semineri yaptık. Hepsi de üst ve orta kademe kamü
yöneticilerine yönelikti.
2)
Orta kademede çalışanlara halkla ilişkilerin nasıl örgütleneceğini,
üst kademe yöneticilerine bu alanın gerekliliğinin nasıl anlatılacağım öğ­
retmek.
^
^^
Bir de pratik çalışma konusu var. Bunu da, sanıyorum, bu toplanfalardan elde edilen somut verilerle, alanda çalışan kişilere kurslar yoluyla
aktararak yapabiliriz.
,
'
236
T ARTIŞ,M A
; 'Prof. Dr. İsmet GİEİTLt:
—
günkü
süreci
cilerle
,
.,
Herkes önemli şeylere değindi. Sayın ASNA’mn dediği gibi, bu­
Türkiye’nin çağdaş sanat ve kültürünün Atatürkçü modernleşme
içinde tanıtılması önemli. Sayın USMAN’ın da dediği gibi, eğitim­
uygulayıcılar arasında bir diyaloğun kurulması önemli.
Sayın.ERTEKÎN’in değindiği önemli bir nokta da, yanlış anlamadımsa, ibir çok güçsüz hailkla^ ilişkiler okulu , yerine tek bir güçlü okul olması. .
Tabii.biz de kesin,olarak güçsüz okul istemiyoruz. Ama, ne kadar güçlü
olursa olsun, bir tek. okulla Türkiye’nin içte ve dışta tanıtılması ve PR
dediğimiz olay kesinlikle çözümlenemez. Biz B.Y.Y.O. larının yöneticileri >
olarak şuna inanıyoruz ki, B.Y.Y.O. lan fakülte haline gelmeli. Gazete­
cilik, Rd-Tv ve Halkla İlişkiler gibi üç ayrı bölüm olmalı. . . .
Şiikı-an YALÇIN .(TEK):
— Ben bir kamu kuruluşunda 17 yıldır halkla ilişkilerle uğraşıyorum.
Ben, toplantının kuramsal olmaktan daha çok uygulamacılara yönelik
açıldamalar içermesini isterdim.
— Tek okul olmasa büe, lisan bir yıl zorunlu olmalı ve staj süresi
uzatılmalı.
— Dış görevlere gönderilecek elemianlar özenle seçilmeli....
— Basın mensupları kurum/kuruluş haberleri ahnak., için, doğrudan
üst yöneticiye gidecek yerde, halkla ilişkiler birimlerine başvurmalı.
7— Üst düzey yöneticilere bu mesleğin önemi kavratılm^ı.
Prof. Dr. .Özcan ÖZAL:
— Önce halkla ilişkiler derneklerine değinmek istiyorum. Bugün iki
dernek var. Bu derneklerin halkla ilişkiler konusunda üzerlerine düşeni
237
yapip yapma'dıldan konuşmada endişelerimiz var. Geçen hafta İzmir’de
bir halkla ilişkiler sempozyumu düzenledik. Bu sempoz5mmda 50 küsur
üyesi olan derneğin 3-4 üyesinin katıldığım saptadık. Bu kendi meslek ko­
nularına yeterince ilgi duymadıklarının bir işaretidir...
Bugün için B.Y.Y.O. larında halkla ilişkiler eğitiminin gereği gibi ya­
pıldığını söylemek mümkün değil. Çünkü, genel kültür dersleri dışında,
yalnızca 2 veya 3 halkla ilişkiler dersiyle, hallda ilişkiler eğitimini gereği
gibi yaptığımızı söyleyemeyiz.
— Gönül arzu ederki, B.Y.Y.O. larının üst kademeleri, rektörler, ka­
mu ve özel diğer kuruluşların üst düzeyi konuya gerekli ilgiyi göstersin.
Aralarında işbirliği ve koordinasyon sağlanırsa, alanın gelişmesine kat­
kıda bulunulmuş olur.
Dr. Mehmet TURAÇ: ■
Bütün dünyada halkla ilişkilerin birinci safhasını teşkil eden ön araş­
tırmanın büyük önemi vardır, memleketimiz hariç. Çünkü biz çok kabi­
liyetli olduğumuzdan hemen problemin ne olduğunu anlarız. Bu konuda,
bilhassa genç arkadaşlar için söylüyorum, dtinya’da komik duruma düşü­
yoruz. Bir toplantı veya bir kampanya hazırlanıyor. Hangi veriler, gerek­
çeler buna yol açtı diye soruyorsunuz, “öyle takdir ettik veya yöneticimiz
böyle karar verdi” diyorlar. Öyle bir şey olmaz. Doktorların çalışma
sistemini göz önüne alın... Ön çalışma yapmaya kendimizi alıştırmalıyız.
Mesleğimizin gelişmesi bakımından bunun rolü büyük olacaktır.
. Dr. Halûk GÜEGEN:
— Dış dünya’ya kendimizi tanıtırken ne söyleyeceğimiz önemli. Ti­
pik reklam kampanyalarında olduğu gibi, kendimizi nasıl tanıtacağımızı
ele alıp ayrıntılı bir şekilde belirlememiz lazım. Bu konuda geniş çaplı bir
toplantının yapılmasından yanayım... Biz önce kendimizle iletişimimizi
belirli bir düzeye... demokratik bir yapıya kavuşturmalıyız. Ondan sonra,
kendimizi, dışarıya daha rahat tanıtabiliriz.
— Halkla ilişkiler okutulan okullarda belirli standartların sağlanması
gerekiyor. Bu okullardan mezun olan öğrencilerin aym düzeyde olmasınm sağlanması lazım.
— İstanbul ve İzmir’de dernekler var. Bizim bölüm yöneticileri, der-!
neklerlö sıkı bir işbirliği ve koordinasyon çerçevesinde staj olanaklarım
tek elden yönetmeliler.
238
*— Dernek v6 üniversite yöneticisinden oluşacak yeni bir birim, İıalkla
ilişkiler elemanlarının sürekli eğitimini sağlamalı.
— Halkla ilişkiler elemanlarının düzey kaybına uğramamaları için.
B.Y.Y.O. lan planlı çalışmalılar. Ekip çalışması yapmaları lazım.
Yard. Döçw Dr. Hilsmet SEÇİM:
Efendim, ben Uysal-Sezer’in konuşmalarıyla ilgili olarak bir yorum
getirmek istiyorum. Gerçekten heyecanlandım ve meraklandım. Çünkü
konu fevkalade enteresandı...
: Sosyal bilimlerde, pozitif bilimlerde ve disiplinlerde bile, o disiplin
içindeki tüm olayları açıklayıp genelleyen bir kuram geliştirilmemişken,
halkla ilişkilerde bunun yapılması, ya da bu tür bir girişimin yapılması
beni gerçekten meraklandırdı. Biraz da endişelendirdi. Çünkü bizi çok
farklı boyutlara götürebilir. Şunu söylemek istiyorum: oluşturduğu ku­
ramda liderliği açıklayıcı değişken olarak kullandılar. Örneğin liderlik­
te durumsalhk yaklaşımım dikkate aldığımızda, liderliğin' açıklayıcı bir
değişken olarak ele alınâmâyacağı sohucuria' ulaşılır .Dolayısıyla, benim
burada önerim; halkla ilişkilerde modellerin, yaklaşımların geliştirilmesi
faydalı sonuçlar verebilir, fakat kuramsal çalışmaya gitmek, bizi tehlikeli
boyutlara da ulaştırabilir, götürebilir.
Fröf. Dr. .Fehmi YAVUZ:
“En Alttakiler” kitabının yazarının adı geçti. Adam ne diyor : “topu
ben şimdi sahiplerine attım. Şimdi artık sorunun üzerine onlar eğilecek­
ler.” Araştırıcı, araştırmacı gazetelerden bahsediyor.
Şimdi, şu konuya değineceğim: Doğu ve Güneydoğu Anadolu, sanı­
rım, halkla ilişkiler açısından en bakir bir yer. Devlet gücü doğuya gir­
memiştir diyenlerin sayısı az değildir. Bizim halkla ilişkilerle uğraşmamız
güzel, ama,' şu en' alttakilerle Mm uğraşacak, onlar halk değil mi? Ağa,
bey,' aşiret reisi, şeyh... Onların dediği olur. Sanırım bunları tanımak için
kılık‘kıyafet değiştirmeye gerek yok... Şurda gecekondular var... Gunter
Wallraf’ın yönetimini kılık kıyafet değiştirerek değil de, halkın içine gi­
rerek uygulayıp halkla iHşkileri sürdürmemizin büyük yararı olacağın^
inanıyorum.
— Ben bir yazımda Ma'hmut MAKAL’m “Bizim Köy” kitabım örnek
verdim. Ö kitabını hiç hallda ilişkiler açısından ele almamıştır. Ama, sa­
nırım, köyde yaşayan en alttakilerin durumunu su yüzüne çıkarmıştır,
îşte, halkla ilişkiler üzerinde dururken, gecekondularda, Güneydoğuda
yaşayanları unutmamamız gerekir derim.
239
OsmanlI’dan beri, aydınlar toplumu hep ikiye ayırmışlardır: halk ve
biz. Sayın ÖKTEM de konuşmaları sırasında bu ayrıma düştüler. Genelde
söylenen söz halkın seviyesine inmek... Oysa, toplum, tanıtma program­
larından öğreniyoruz ki, toplum rasyoneldir. Gerçekten rasyonel olma­
yan, maalesef yöneticilerdir.
Öner KILIÇALP
— 233 sayılı KHK, bakanlıldarda halkla ilişkiler müşavirliklerini dü­
zenliyor. KIT’lerle ilgiH herhangi bir düzenleme getirilmedi. Bu konuda
bilgi istiyorum.
— Halkla ilişkilerde liderin önemi, nedir?
Zakir AVŞAE:
— Dil Öğrenimine önem verilmeli.
— Ders sayısı azaltılarak uzmanlık derslerine ağırlık verilmeli.
— Gazetecilikte yeni tekniklerle öğretim yapılmalı.
Doç. Dr. N. ÖKTEM:
Benim söyledilderim biraz yanlış anlaşılmış görünüyor. Sayın Ertürk’ün söylediklerinden bu çıkıyor. Ben, “biz de halkız, halkın bir par­
çasıyız” diye belii’ttim. Sadece pedagojik açıdan ben ve onlar diye koy­
dum. Fehmi Yavuz Hocanın görüşlerine, katılıyorum.
Rasyonahzasyon derken şunu kastediyorum: Halkın %90’ı arabeske
yönelik. Halkın kültür seviyesini yükseltmek gerek.
BAŞKAN:
Belirtilenleri biraz toparlamak istiyorum. Türkiye’de halkla ilişkilerin
gehşimi konusunda iyimserim. 1960’lı yıllarda, ne özel bir halkla ilişkiler
kuruluşu, ne dernekler ve ne de kamu kuruluşlarında konuyla ilgili et­
kili birimler vardı. Tercüme olmayan kitap bile yoktu. Tercüme olmayan
tek kitap, Sayın Asna’mn 1969 baslalı TODAİE yayını olan kitabıdır. Bu­
gün ise özel girişimciler halkla ilişkiler ajansı/şirketi kurmuş durunada1ar. Bunlar yaygınlaşabilir.
Halkla ilişkiler herşeyden önce insan unsuruyla ilgilidir. Bu konu­
daki başarı da, insan davranışlarındaki başarıya bağlıdır. Çalışanlar, kurumlarının vitrinidirler, aynasıdırlar. O nedenle, halkla ilişkiler eleman­
ları uygulamaya dönük olarak yetişmelidirler.
240
A.Û. BASIN-YAYIN YÜKSEKOKULU MÜDÜRÜ
PROF. DE. FERRUH DÎNÇER’İN
SEMPOZYUM KAPANIŞ KONUŞMASI ^
(Genel'Değerlendirme)
Sayın Başkan^ değerli konuklar, sevgili öğrenciler, iki gündeü beri
yapılagelen toplantmin değerlendirilmesi 10 dakika içine nasıl sığdırıla­
bilecekse onu yapmaya gayret edeceğim.
Herşeyden önce bir noktayı belirtmek istiyorum. Basın-Yayın Yüksekbkulu’nun “Anadolu Basinı’ndan Örnekler Sergisi”ne iHşkin olarak ilk
günkü könuşmartida,. o günün heyecanı içinde' atlamışım. Bu Serginin
hazırlanmasında, Anadolu Basın Birliği Ba:§kanı Sayın Lütfü AKCAN’ın
çok samimi yardımları oldu. Kerıdilerine ve aynı zamanda sergiyi hazır­
layan Yüksekokulumuz Gazetecilik ve Halkla İlişkiler Bölümü Başkanı
Doç. Dr. Sayın Oya TOKGÖZ ile değerli öğretim elemanım Sayın Nevzat
DAĞLI’ya, Yüksekokulumuzun Sekreteri Sayın Yalçın TARCAİST’a, ve gö­
revli öğrencilerime teşekkür etmek istiyorum. Halkla ilişkilerde “sevgi,
iletişim ve dayanışmanın” önemini sergileyen somut bir örnek verdiler.
! Bü toplantı hiçin yapıldı?
Önce buna giriyorum; 22 Ekim 1986 îstanıbul Halkla İlişkiler Toplan­
tısı kararları uyarınca bü toplantı yapıldıj O kararlarda andaç şuydu: Teorisyehlerin pratisyenlerle biraraya gelmesi ve işte bugün burada açıkla­
nan konuların ortaya konulup çözüm bulunihasıydı. Benim tespitlerime
göre' aradan altı ay geçmiş. Altı ayda ikisi İstanbul’da, ikisi İzmir’de biri
de feufadâ olmak üzere 5, toplantı yapılmış. Ne yapıldı ve ne sonuç alındı?
Herşeyden önce pratisyen ve teorisyen işbirliği gerçekleşti. Pratisyenler­
den, uygulamada görüp karşılaştıklarını aktarmaMa eğitime; teorisyenlerden ortaya koyduldarı metodoloji ve ulaştıkları araştırma sonuçlarım
sunmakla pratiğe katkılar sağlanabileceği ortaya çıktı. Halkla ilişkiler
alanında bir dağınıklık bulunduğu saptandı. Pratikte sorunlar ve bunlar
içerisinde halkla ilişkiler uzmanlarının taşıması gereken nitelikler ortaya
çıktı. Bü nitelikler sıralanırken, iyi bir ihsan, iyi bir prezantösyon, iyi bir
görgü ve yüksek bir kültür üzerinde duruldu. Bunların bir kısmı eği­
241
tim-öğretim sırasında verilmeli denildi. Bu alanda eğitim veren basın-yayın yüksekokullarının eğitim-öğretim pro^granalarmda bazı değişiklikler
yapılması üzerinde duruldu. İlk toplantıdan hemen sonra basın-yayın yük­
sekokulları temsilcileri çalışmalarını başlattılar. Sempozyumda yabancı
dil konusuna değinildi. Basın-yayın yüksekokuUarmda hazırlık sınıfı ku­
rulması için çalışmalar yapılıyor. Özel sınav sistemi düşünülüyor. Staj
imkanlarının artırılması ve son yarı yılın staja ayrılması konusu üzerin­
de duruldu. Yine bu çahşmalar sonucu alınan kararlar doğrultusunda E.Ü.
Basın-Yayın Yüksekokulu, Gazetecilik Bölümünden ayrı olarak “Ha.lkla
İlişkiler ve Tanıtım” bölümü kurulması kararlarım aldılar ve E.Ü. Sena*,
tosuna götürdüler. Biz de böyle bir karara ulaştık. Sayın Rektöre arz et­
tim. Marmara Üniversitesi Basın-Yayın Yüksekokulu Müdürü Prof. Dr,
îsmet GÎRÎTLÎ de aynı çalışmaları yapıyor. Görülüyor ki, bir üçüncü bö­
lümün kurulmasına elbirliği ile ve gönülden katılıyoruz. Giritli Hoca be­
lirttiler; Bu çalışmaların içinde “fakülte” olma isteği de var. Ruhman
AKİL Bey; “YÖK sistemi içinde halkla ilişkileri bilim dalı olarak gör­
müyoruz” dediler. Haklıdırlar, yalnızca “İletişim Anajbilim Dalı” vardır.
Bu daldan doçentliğe başvurulabilecektir. Fakülte statüsüne kavuşulunca
anabilim dalları kapsamı gelişecek ve çok çeşitli dallarda doçent oluna­
bilecektir. Görülüyor ki, çok kısa sürede çok mesafe alınmıştır. En azın­
dan hem teorisyenlerin kendi aralarında, hem pratisyenlerin kendi ara­
larında, hem de her iki kesim arasında karşılıklı bir iletişim operasyonu
sağlanmıştır. Böylelikle 1000 km.’lik yola atılan ilk adım sıklaştırılabilmiştir. Bundan böyle neler yapılabilir? Herşeyden önce bu iletişim bağı
koparılmamalıdır, belirli periyotlarla bu toplantılar yapılmalıdır. Hangi
tür toplantılar? Makro düzeyde dünden beri konuşuldu. Özellikle iki ko­
nunun altı çizildi. Halkla ilişkiler bir bilimdir tezi üzerinde duruldu. Sa­
natı ve uygulamayı içine alan bir bilim. Gerçekten de: öyle! Öyle hir biIm ki, statik ve normatif değil, dinamik ve pozitif. Değişen, gelişen, sınır­
sız, uygulamalı bir bilim. O halde, giderek makro düzeyden mikro düzeye
inmek gerekiyor. Bu açıdan bakınca yapılacak toplantılara bu bilim ala­
nının teorisyenleri ve pratisyenleri dışında kamu ve özel sektör yöneti­
cilerinin mutlaka ve mutlaka katılımları sağlanmalıdır. En azından bu­
rada alınacak olan kararlara ve önerilere katılımları ve bunları uygula­
maları şağlanabilmelidir. Türkiye’de bu bilinç uyandırılmalıdır. Mikro
düzeyde ne yapılabilir? Sorunlar saptanmalı, araştırma projeleri hazır­
lanmalı, araştırma sonuçları uygulanmalı, uygulama sonuçları bu gibi
toplantılarla ve yapılacak yayınlarla tartışma ortamına açılmalıdır. Ay­
rıca süreli yayınlar konusu da var. Bunun sahibi kim olacak? Halkla İliş­
kiler dernelderi mi? Halkla ilişkiler federasyonu mu?. Ya da temelini Ana­
yasadan, alan, bir meslek kuruluşu, bir birlik mi? Bu örgütlenme hangi
düzeyde ve nasıl olacaktır? Görülüyor ki, topyekün, planlı, programlı bir
242
dayanışma söz konusudur. Bunu burada bulunanlar ve katıİamayanlar
arzu etmektedirler. îşte bu noktada, basın-yaym yüksekokullarının mü­
dürleri ve öğretim üyelerinin de izinleri ile belirtmek isterim ki; bizler
eğitim-öğretimden araştırma-uygulamaya kadar böylesine önerilere ve iş­
birliğine açığız. Tüm kamu kuruluşlarının ve konuyla ilgili benzeri ku­
ruluşların önerilerini tartışıp sonuca ulaştırmaya çaıbalıyoruz. Ne var ki;
olanaklarımız sınırlı, kısıtlıdır. Bundan maddî imkânlarımızı kastediyo­
rum. Desteğe ihtiyacımız vardır. Bu toplantıda örneği verildiği gibi,
TODAİE’den büyük bir destek sağlamış oluyoruz. Huzurlarınızda Değerli
Genel Müdürü Sayın Prof. Dr. Nuri TORTOP olmak üzere emeği geçen
tüm ilgililere teşekkür ediyorum. Sempozyum’un kitabı da ortak bir ya­
yın olarak çıkarılacak ve tüm ilgililere dağıtılacaktır.
Sonuç olarak diyebilirim ki; nereden bakılırsa bakılsın, olumlu olum­
suz eleştirilebilecek yönleriyle iki günlük bir toplantı yapılmıştır. Konuş­
macılar bu sürenin nasıl geçtiğini anlayamamaktadırlar. Tüm gayretleri
ve katkıları için oturum başkanlığı yapan, bildiri sunan, panel ve tartış­
malara katılanlara içtenlikle teşekkür ediyoruz. Ayrıca, dinleme sabrı
gösterdikleri ve böylesine uzun bir toplantıyı bılcmadan ilgiyle izledilderi
için konuldarımıza teşekkür etmek istiyorum. Özellikle sevgili öğrenci­
lerime de teşekkür ediyorum. Zannediyorum ve hocalarımızın izniyle
söylemek istiyorum ki; 15 günde elde edebileceklerine iki günde ulaşa­
bildiler.
Bana verilen süre içinde değinemediğim, değerlendiremediğim konu­
ları siz izleyenlerin eleştiri ve yorumlarına bırakarak huzurlarınızdan
saygılarla ayrılıyorum.
243
Prof. Dr. Nuri TORTOP’ım Kapanış Konuşması
Basın-Yayın Yüksekokulunun değerli Müdürü Saym Feıruh DÎNÇER’e kısa ve öz değerlendirmeleri için çok teşekkür ederim. Toplantı­
mıza katılan siz değerli uzmanlarımıza, Enstitümüz ve B.Y.Y.O. adına,
tekrar ayrıca teşekkür ederim.
Halkla ilişkiler dostlarının çok yakın zaman sonra düzenlenecek bir
toplantıda yeniden toplanmasını dileyerek toplantıyı kapatıyorum.
245
Download

HALKLA İLİŞKİLER SEMPOZYUMU