DENİZ TİCARETİ
Mart 2014 | Yıl 22 | Sayı 262 25. Kuruluş Yıl Dönümü Özel Sayısı
MERSİN DEN
İZ
ARET ODASI
TİC
MDTO 25 Yaşında
yıl
MDTO’nun 25. Yılı...
MDTO 25 Yaşında
MDTO’nın Aylık Yayın Organı
Mart 2014 Yıl: 22 Sayı: 262
25. Yıl Kuruluş Yıldönümü Özel Sayısı
MDTD Basın Meslek İlkelerine Uyar.
İÇİNDEKİLER
5
MDTO 25 Yaşında
6-24
25.Yıl Danışma ve
Değerlendirme Toplantısı
26-32
MDTO’dan Haberler
34-39
Kısa Kent Haberleri
41-47
Denizcilik Haberleri
48-49
Hatıra Kent Mersin
51
Deniz Feneri
53-54
18 Mart Çanakkale Zaferinin
99.Yılı ve Mersin
56-58
2014 Yılının İlk Çeyreğinde
Dünya Ekonomisi ve Dünya
Denizciliği
60-61
Arkeolojik ve Tarihsel Bulgular
Işığında Ortaçağ’da Mersin ve
Çevresinde Deniz Ticareti
63-65
MARİNTURK İşletme Direktörü
Akbulut Kahraman:
“Mersinlilere En Kısa Zamanda
Bir Tekne Almalarını Öneririm”
66
İstatistik
13 Mart 1989 yılında kurulan Odamız 25 yılı geride bıraktı..
25 yıl az uz bir zaman değil.
25. yaş insanoğlunun olgunlaşmaya başladığı bir dönem olarak görülür...
Gerçekten de öyledir.
Bu yaştan sonra alınacak kararlar, insanın gelecekteki yol haritasını belirler.
Ancak, geride kalan 25 yılın nasıl geçtiği de oldukça önemlidir!
Mersin Deniz Ticaret Odası da gelecekteki yol haritasını belirlemek ve netleştirmek için,
kuruluşunun 25. yılında bir çalıştay düzenledi...
Üyelerimizin ve paydaşlarımızın katıldığı çalıştay, Mersin Hilton’da gerçekleştirildi...
MDTO’nun kuruluş macerasını bilmeyenlere kısaca anımsatmakta yarar var.
MDTO, Türkiye’nin ikinci deniz ticaret odasıdır.
Yani Türkiye’deki iki deniz ticaret odasından biridir MDTO.
Bu çok önemlidir!
Diğer liman kentlerinde İMEAK Deniz Ticaret Odası’nın şubeleri vardır.
MDTO’nun kuruluş aşaması oldukça zorlu geçmiştir.
Bu aşamada 12 kişilik müteşebbis heyette bulunan yaşamlarını yitiren ilk Meclis Başkanımız
A. İrfan Solmazer, Hanri Atat, Albert Botros, Remon Kumdereli, İlyas Soysal, Abdülkadir
Hadra ve Ümit Öz’ ü rahmet ve minnetle anarken, Meclis Başkanımız Jan Taşcı, Yönetim Kurulu Başkanımız M. Cihat Lokmanoğlu, Meclis Üyemiz Haldun Kancaal üyelerimiz Semir Tınaz
ve Ali Ay’a da sağlıklı bir ömür diliyoruz.
Her zorluk başarıyı getirir.
Mersin Deniz Ticaret Odası da bu nedenle “görevinin bilincinde” olarak hem sektöre hem
de kente önemli katkılar koymuştur.
Bu yadsınamaz bir gerçektir.
Büyük Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün , “ Denizcilik Türk’ün milli ülküsü olmalı ve onu az
zamanda başarmalıyız” ve “Mersinliler; Mersin’e sahip çıkınız” deyişini her zaman kendine
ilke edinmiştir...
Sektöre eğitimli insanlar yetiştirmek için yaptırdığımız MDTO Anadolu Denizcilik Meslek Lisesi ile Denizcilik Meslek Yüksek Okulu’na destek çok önemlidir. Bu arada yeni kurulan
Denizcilik Fakültesi’ne de her türlü destek ve katkı sağlanacaktır.
25 yılda gerçekleştirilenleri bu satırlara sığdırmak oldukça zor.
Bu nedenle 25 yılı geride bırakıp önümüze bakmak istedik.
Çalıştaydan çıkan sonuç MDTO için çok önemli!
Yapamadıklarımızı görüp neler yapacağımızı planlamak açısından somut veri olacak.
Velhasıl MDTO da bundan önemli görevler çıkaracak.
Bu arada, Mersin Limanı’nın Mersin için önemini bir kez daha anımsatmakta yarar görüyorum.
Ancaaak, MDTO da Mersin’de sektörün kaptanıdır!..
Herkes de bunu bilmek zorundadır!
Ne demişler, “Ayinesi iştir kişinin lafa bakılmaz.”!..
Nice 25 yıllara...
Saygıyla
Ali ADALIOĞLU
Sahibi ve Sorumlu Yazı İşleri Müdürü (MDTO adına): M. Cihat LOKMANOĞLU
Genel Koordinatör: Ali ADALIOĞLU
Yayın Kurulu: M. Cihat LOKMANOĞLU, Jozef ATAT, Atahan ÇUKUROVA, Mişel ŞAŞATİ, İskender BOTROS,
Bedii CANATAN, Özcan BARUT, Korer ÖZBENLİ
Yayın Planlama Yönetimi: Tetis Medya Ajansı
Basım Yeri: Alev Dikici Basım & Ambalaj Ltd. Şti Tel : 0322 436 13 13 Fax : 0 322 436 34 81
Adres: Döşeme Mahallesi Cumhuriyet Cad. No:133 01130 Adana Basım Tarihi: Mart 2014
Yönetim Yeri: Pirireis Mah. İsmet İnönü Bulvarı No: 13 33110 Pk: 45 Mersin/Türkiye
Tel: 0324 327 70 00 (pbx) Faks: 0324 329 52 30 E-posta: [email protected]
[email protected] www.mdto.org.tr
MERSİN DENİZ TİCARETİ
MART 2014
MERSİN DEN
İZ
ARET ODASI
TİC
yıl
MDTO 25 Yaşında
Sanayi ve Ticaret Bakanlığı’nın 13 Mart 1989 tarih ve 12521 sayılı onayı ile kurulan
Mersin Deniz Ticaret Odası 25 yaşında.
MDTO, 25 yıl önce 52 üye ile başladığı yolculuğuna
bugün 410 üyesi ve ilk günkü heyecanı ile devam
ediyor. Oda, üyelerinden aldığı güç ve denizcilik
sektörü konusunda deneyimli, bilgi ve öngörü sahibi yönetim yapısıyla geçen 25 yılda sağlam temeller
üzerinde yükseldi ve bugün bölgenin önde gelen ve
saygın kurumlarından biri haline geldi.
Kuruluşundan itibaren Mersin denizcilik sektörünün
4
haklarını korumak ve ülkemiz denizciliğinin gelişimine katkı sağlamak hedefi ile faaliyetlerini sürdüren
MDTO, içinden çıktığı kentin ekonomik ve sosyal
gelişimine odaklanmayı da temel görevlerinden biri
saydı.
Bu süreçte en önemli motivasyon kaynağı üyeleri,
paydaşları, çalışanları ve kent insanı oldu. Aynı ilke
ve değerlerle nice 25 yıllara...
5
MERSİN DENİZ TİCARETİ
MART 2014
25.Yıl Danışma ve
Değerlendirme Toplantısı
Mersin Deniz Ticaret Odası (MDTO) 25. kuruluş yıl dönümünü üyeleri ve paydaşlarının katıldığı bir “Değerlendirme Toplantısıyla” kutladı.
MDTO tarafından 25. kuruluş yıl dönümü
kutlama etkinlikleri kapsamında “25. Yıl
Danışma ve Değerlendirme Buluşması”
adıyla bir arama konferansı düzenlendi.
MDTO’nun 25 yıllık faaliyetlerinin kent
kamuoyu tarafından nasıl algılandığını
belirlemek, Oda’nın gelecek yöneliminin
belirlenmesine katkı sağlamak ve denizcilik alanında paydaşlar arası diyalog ve
dayanışmayı geliştirebilmek amacı ile düzenlenen toplantı 13 Mart Perşembe günü
Mersin Hilton Oteli’nde gerçekleştirildi.
Sabah saatlerinde başlayan toplantıya
MDTO üyeleri, kamu idarelerinin ve sivil
toplum kuruluşlarının temsilcileri katıldı.
Yoğun katılımla gerçekleşen toplantının
açış konuşması MDTO Yönetim Kurulu
Başkanı Cihat Lokmanoğlu tarafından yapıldı.
Türkiye’nin ithalat ve ihracatının yüzde
87’sinin denizyoluyla yapıldığını ve deniz
ticaretinin Türk ekonomisinde çok önemli
bir yer tuttuğunu belirten Lokmanoğlu “İstanbul her işin olduğu gibi bu işin de merkezi. Biz, 25 yıl önce İstanbul’a alternatif
olarak bu Oda’yı kurmaya karar verdik. İstanbul’un yapısı ile
Mersin’in yapısı farklı. Bugün hala aynı şeyi söyleyebiliyoruz.
Konumumuz açısından Türkiye’de İstanbul’un tek alternatifi
Mersin’dir. Çok geniş bir alana hitap ediyoruz. Bizim hinterlandımız çok daha geniş. Bu yolda da çalışmalarımıza devam
edeceğiz” ifadelerini kullandı.
1989 yılında kurulan MDTO’nun kuruluş öyküsünü anımsatan
Lokmanoğlu, “O dönemde olmaz denilen şeyi oldurduk” dedi.
MDTO kurucu üyelerinin isimlerini tek tek anarak kendilerine
teşekkür borçlu olduklarını dile getiren Lokmanoğlu, “Vefat
eden kurucu üyelerimiz İrfan Solmazer, Abdulkadir Hadra,
Hanri Atat, Albert Botros, İlyas Soysal ve Remon Kumdereli’ye
6
7
MERSİN DENİZ TİCARETİ
MART 2014
Serbest Kürsü
Tartışma oturumunun bitiminde gerçekleşen “Serbest Kürsü” adlı bölümde katılımcılardan bazıları MDTO’ya ilişkin görüş ve önerilerini ve iletmek istedikleri mesajlarını dile getirdiler.
“Liman kentiyiz ama tersanemiz yok”
Allah’tan rahmet diliyorum. Jan Taşçı,
Haldun Kancaal, Semir Tınaz ve Ali
Ay’ın çok büyük destekleri olmuştu.
Kendilerine teşekkür ediyorum” diye
konuştu.
Aralarında kendisinin de bulunduğu 12
kurucu üyenin aslında sembolik birer
isim olduğunu dile getiren Başkan Lokmanoğlu, sözlerine şöyle devam etti:
“Kuruluşumuzda bütün Mersin halkı
Mersin’e yakışır şekilde destek verdi.
Her kesimden ve her kuruluştan insanlarla beraber hareket ettik. Hatta
Mersin tarihinde ender görülen bir biçimde, milletvekilleri, valiler ve komşu
illerin milletvekilleri bize yardımcı oldu.
Önemli bir hareketti.”
Toplantının amacının MDTO’nun 25
yıllık faaliyetlerinin Mersin kamuoyu
tarafından nasıl değerlendirildiğini ve
Oda’dan neler beklendiğini araştırmak
olduğunu söyleyen Cihat Lokmanoğlu, iyi bir netice alınacağına inandığını
söyledi.
Konuşmanın ardından başlayan ve TEPAV (Türkiye Ekonomi Politikaları Araştırma Vakfı) analisti Emre Koyuncu tarafından yönetilen tartışma oturumunda
katılımcılar ağırlıklı olarak “Mersin’in
denizcilik gündemi ve denizle ilişkisi,
MDTO’nun Mersin’in kalkınmasındaki
etkisi ve MDTO’nun sektörel ve sosyal
sorumluluk gereği yürüttüğü faaliyetleri
tartışıldı. Tartışma oturumu süresince
kısa sunumlarla Oda hakkında bilgilendirmeler yapıldı.
MDTO’nun öncülük etmesini istiyoruz
Yılmaz Deniz Motorları AŞ. yetkilisi Abdurrahman Hakan Uysal,
altyapı sorununa dikkat çekerek “Üç tarafımız denizlerle çevrili
diyoruz ama arkasından hiçbir cümle getiremiyoruz. Denizciliğimiz bu kadar iyi, bu yüzden balıkçılığımız bu kadar iyi, bu
yüzden yatçılığımız bu kadar iyi diyemiyoruz. Denizci kent olamadık. Doğru. Bundan sonra da zaten insanların denizci olmasını beklemek yerine bunun alt yapısını hazırlamamız gerekiyor.
Nasıl futbolda başarıyı altyapıyı hazırlayarak yakalıyorsak, sporda başarıyı altyapı olmadan düşünemiyorsak, denizcilikte de
altyapı olmadan başarının geleceğini düşünmek hayal olur. O
yüzden denizcilikte öncelikle altyapıya önem vermemiz gerekiyor” şeklinde konuştu.
Mersin’in büyük bir liman kenti olmasına rağmen, geminin ya
da römorkörün acil durumda karaya alınabileceği tek bir tersanesinin olmadığını vurgulayan Uysal, “Yat limanımız var, küçük
ölçekli birtakım işletmeler var ama yatların imal edildiği, bakım
onarımlarının yapıldığı yerler yok. Bu yüzden de Türkiye’nin en
büyük yat limanında 190 tane tekne duruyor zaten. Denizci nesiller yetiştirmeliyiz. O yüzden de altyapıya önem vermeliyiz diyorum” ifadelerini kullandı.
Hüseyin Kerim
Böyle bir toplantıyla üyeler ve paydaşları bir araya getiren
MDTO’ya teşekkür eden Alpmar Denizcilik yetkilisi Hüseyin Kerim ise, “Biz gemi sahibi, yat sahibi ve diğer acente sahipleri
olarak bölgemizde özellikle tersane, drydock, çekek alanı, yan
sanayi ve kaliteli personel istiyoruz. Bu konuda MDTO’nun öncülük etmesini rica ediyoruz” diye konuştu.
“Mersin denizciliği için farkındalık ve farklılık
yaratacak çalışmalara ağırlık verilmeli”
Abdurrahman Hakan Uysal
8
Mersin Uluslararası Liman İşletmesi (MIP) Genel Müdürü İsmail Hakkı Tas, bu tarz arama konferanslarının düzenlenmesinin
hem sektöre hem Mersin’e çok faydalı olduğunu belirterek,
son iki yıldır Mersin’de yaşayan biri olarak yaptığı bir tespiti katılımcılarla paylaşmak istediğini söyledi. Tas, Mersin’in
Türkiye’de en çok derneğin ya da sivil toplum örgütünün bulunduğu kentlerden biri olduğunu, sosyal yardımlar vb. faaliyetler yürüten, aynı sektörde ve aynı kulvarda onlarca benzer
yapılanma bulunduğunu belirterek MDTO’nun Mersin denizciliği için farkındalık ve farklılık yaratacak çalışmalara ağırlık
9
MERSİN DENİZ TİCARETİ
MART 2014
vermesi gerektiğini söyledi. MDTO’nun kendi sektöründe daha
aktif olmasını dilediğini belirten Tas, Oda’nın iletişime daha açık
olması gerektiğini de sözlerine ekledi.
bir proje yapması önerisinde bulundu. Deniz potansiyelimizin,
mevcut durumuzun, altyapı eğitim, liman vb. eksikliklerin tamamının bir proje formatında derlenerek, kent ve bölge ekonomisine ne gibi katma değer sağlanacağının ilgililer, yetkililer nezdinde ortaya konulması gerektiğini dile getiren Kumbur, böylece
kentin atıl olan potansiyelinin denizcilik sektörü açısından da
ortaya konacağını düşündüğünü belirtti. Böyle bir projeye üniversitenin her zaman destek vereceğini kaydeden Kumbur, projenin üniversite, MDTO, sektörden ilgililer ve devlet yetkililerinin
katılacağı bir ekiple yapıldığı takdirde çok olumlu sonuçlar alınabileceğini savundu. Kumbur sözlerine şöyle devam etti:
“Örneğin SEKA limanı diyoruz. Çoktandır can çekişiyor. Ne yapağız? Yat limanı mı yapacağız, çadır mı kuracağız , bina mı
yapacağız? Buranın potansiyelini önce ortaya koyup, yetkililerin
ilgililerin dikkatlerinin buraya çekilmesi lazım. Mersin Marina...
Devlet bu kadar yatırım yapmış ama yeteri kadar değerlendirilemiyor, yararlanılamıyor. Bunların hangi koşullarda kente ve
ekonomiye canlılık katacağını, istihdam ve katma değer yaratacağını anlatan bir proje yapılırsa son derece yararlı olacağını
düşünüyorum.”
“Doğu Akdeniz’de güvenlik problemine
odaklanılmalı”
Çağ Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr.
Sami Doğru da, konuşmasında Doğu Akdeniz’deki güvenlik
problemine dikkat çekti. Doğru şunları söyledi:
“Denizciliğin geliştirilmesini konuşuyoruz. Mavi vatanımızdan
istifade etmeyi konuşuyoruz. Ama mavi vatanımızın üzerindeki
egemenlik haklarımızın korunması da uluslararası alanda çok
önemli. Bu tabi ki daha çok, kamunun, devleti idare edenlerin problemi ama başta üniversiteler olmak üzere sivil toplum
örgütlerinin de buna katkı sunması lazım. Son dönemde Doğu
Akdeniz’de güvenlik problemi yaşanıyor ve Doğu Akdeniz’in altındaki kaynakların kullanılması söz konusu. Bu açıdan istiyorum
ki, Mersin Deniz Ticaret Odamız bu bölgede etkin bir kuruluş
olarak bu konuları değerlendirip katkı sunacak bir faaliyette bulunsun ve bu faaliyeti de sürekli hale getirsin.”
Mersin Üniversitesi Mimarlık Fakültesi Eski Dekanı Tamer Gök
ise, “Öncelikle böyle bir toplantı için TEPAV’ı kutluyorum ama
en büyük övgü TEPAV’ı seçen MDTO yönetimine. Önemli, güzel
bir tartışma değerlendirme süreci yaşandı. Ama işte zor kısmı
bundan sonraki bölümü. Bu çıkan bilgilerin, sonuçların Odayı
bilinçlendirmesi lazım” dedi.
Atahan Çukurova
kaydetti. Özelleştirme öncesi ve sonrası MDTO’nun çok büyük
katkıları olduğunu, gerek MDTO’nun gerekse salonda bulunan
denizcilerin bu süreçte işletmeci kuruluşun da yanında olarak
yaşanan büyük sıkıntılara göğüs gerdiklerini hatırlatan Çukurova, “Bu eksikliği de Odamızın yaptıkları arasına ilave etmek
istedim” diye konuştu.
İsmail Hakkı Tas
“Mersin ölçeğinde bir proje yapılsın”
Kuruculara Teşekkür
Mersin Üniversitesi (MEÜ) Çevre Mühendisliği Bölümü Öğretim
Üyesi Prof. Dr. Halil Kumbur ise, MDTO ve TEPAV’a teşekkür
ederek başladığı konuşmasında MDTO’nun Mersin ölçeğinde
Yrd. Doç. Dr. Sami Doğru
“MDTO’nun Mersin Limanı’nın özelleşmesinde
büyük katkısı vardır”
Prof. Dr. Halil Kumbur
10
Prof. Dr. Tamer Gök
Daha sonra söz alan MDTO Yönetim Kurulu Sayman Üyesi Atahan Çukurova, toplantının MDTO’nun neleri eksik yaptığını görmek üzere gerçekleştirildiğini vurgulayarak , Oda’nın bu arada
ne tür faaliyetler yaptığının da görüldüğünü söyledi. Bir eksikliği
tamamlamak üzere söz aldığını ifade eden Çukurova Türkiye’de
ilk özelleşen limanın Mersin Limanı olduğunu hatırlatarak
MDTO’nun Mersin’e en önemli katkılarından birinin Mersin
Limanı’nın özelleştirilmesi sürecindeki desteği olduğunu
Tarkan Karaçay
Çaytrans Kumanyacılık Yetkilisi Tarkan Karaçay ise, Türkiye’de
iki tane deniz ticaret odası olduğuna dikkat çekerek, “Belki de
MDTO hiç kurulmayabilirdi. Ben özellikle 25. yılda Sayın Başka-
11
MERSİN DENİZ TİCARETİ
MART 2014
nım Cihat Lokmanoğlu’na, Allah rahmet eylesin İrfan Solmazer
Bey’e ve buna destek veren diğer herkese bu Oda’yı kurdukları
için çok teşekkür ediyorum. İnşallah eksikleri de tamamlayarak,
daha güzel şeyler yaparak, devam edeceğimize inanıyorum”
dedi.
MDTO Kurucu Üyelerinden Merhum Albert Botros’un adına verilen
hediye MDTO Yönetim Kurulu Üyesi İskender Botros tarafından kabul edildi.
Serbest Kürsü bölümünün bitiminde tekrar söz alan MDTO Yönetim Kurulu Başkanı Cihat Lokmanoğlu tüm katılımcılara teşekkürlerini sunarak, toplantının kendileri için çok faydalı olduğunu,
gelecek dönem çalışmalarını toplantıda dile getirilen görüşler
çerçevesinde revize edeceklerini belirtti.
Tınaz ve Ali Ay hediyelerini Cihat Lokmanoğlu’nun elinden aldı.
MDTO Kurucu Üyesi Merhum Hanri Atat’ın adına verilen hediye
Fadi Atat tarafından kabul edildi.
MDTO Kurucu Üyelerinden Merhum İrfan Solmzer’in adına verilen
hediye kızı Zehra Solmazer tarafından kabul edildi.
MDTO Kurucu Üyesi Merhum Abdülkadir Hadra adına verilen hediye, Merve Hadra tarafından kabul edildi.
MDTO Kurucu Üyesi Merhum İlyas Soysal adına sunulan hediyeyi
oğlu Erol Uysal aldı.
MDTO kurucu üyesi ve Yönetim Kurulu Başkanı Cihat
Lokmanoğlu’nun hediyesi ise Çukurova Kalkınma Ajansı Genel Sekreteri Zekeriya Şarbak tarafından takdim edildi.
MDTO Kurucu Üyelerinden Merhum Remon Kumdereli’nin adına
verilen hediyeyi oğlu Aksel Kumdereli kabul etti.
MDTO Kurucu Üyeleri ve vefat eden Kurucu Üyelerin yakınları günün anısına hatıra fotoğrafı çektirdi.
12
Toplantının son bölümünde MDTO kurucu üyelerine 25 yıl anısına
birer hediye takdim edildi. Sunulan hediyeler, vefat eden kurucu üyelerin yakınları Zehra Solmazer, Fadi Atat, Aksel Kumdereli, İskender
Botros, Erol Soysal, Dilara Öz ve Merve Hadra tarafından kabul edildi. MDTO’nun diğer kurucu üyeleri Jan Taşçı, Haldun Kancaal, Semir
13
MERSİN DENİZ TİCARETİ
MART 2014
Ne Dediler?
25.Yıl Danışma ve Değerlendirme Toplantısı öncesi mikrofon uzattığımız katılımcılar
MDTO’nun kuruluş yıldönümüne ve MDTO aylık yayın organı Deniz Ticareti dergisine ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
Prof. Dr. Durmuş Tayyar Şen
Toros Üniversitesi Rektörü
Prof. Dr. Tamer Gök
Mersin Üniversitesi Mimarlık Fakültesi Eski
Dekanı
Göz açıp kapayıncaya kadar geçiyor, daha dün gibiydi; Oda’nın
kuruluşunu anımsıyorum ben. Bu kadar kısa bir sürede böylesine
önemli bir gelişmeyi sağlayan Oda’ya ve Oda yöneticilerine teşekkür etmek isterim. Oda sadece kendi mesleki ve iş alanındaki faaliyetleriyle değil şehrin ve bölgenin coğrafi iktisadi ve sosyal sorunlarıyla da uğraşmakta ve şehirdeki kurumlarla bu konuları sorunları
paylaşarak yürütmeye çalışmaktadır. Bugün de 25. yılı dolayısıyla
bir değerlendirme toplantısına davet edildik. Ben bu buluşmayı
çok önemsiyorum. Çünkü bu buluşma sonucunda MDTO’ya ve
şehrimize ‘daha iyisi nasıl yapılır, daha güzel hedeflere nasıl ulaşılır’ diye önemli hedefler çıkarılacaktır. Kendi aramızda tartışacağız,
paylaşacağız. Umarım güzel bir neticeye ulaşırız.
MDTO Kurucu Üyesi ve Yönetim Kurulu Başkanı Cihat
Lokmanoğlu’nun hediyesini Çukurova Kalkınma Ajansı Genel Sekreteri Zekeriya Şarbak takdim etti.
MDTO Kurucu Üyesi Ali Ay’a Oda’nın kuruluşunun 25. yılı anısına bir
hediye takdim edildi.
Yrd. Doç. Dr. Fikret Zorlu
Mersin Üniversitesi Mimarlık Fakültesi
Öğretim Üyesi
Prof. Dr. Durmuş Tayyar Şen
Türkiye’nin üç tarafı deniz. Deniz ticaretinin olması gerektiğinden
çok daha düşük düzeyde olduğunu düşünüyorum. Bunu artırmanın yollarını aramak lazım. Mersin bu anlamda geleceğin yıldızı olacak . Bu konuda tüm paydaşların ellerinden gelen her türlü katkıyı
vermeleri gerektiğine inanıyorum.
Mersin Deniz Ticareti dergisini başarılı buluyorum. En azından sektörle ilgili tüm haberlerin yer aldığı bir dergi. Tasarımı güzel, doyurucu içeriğe sahip diye düşünüyorum.
Murat Uçar
İlkay Denizcilik
14
MDTO Kurucu Üyesi Semir Tınaz’a Oda’nın kuruluşunun 25. yılı anısına bir hediye takdim edildi.
MDTO Kurucu Üyesi Haldun Kancaal’a Oda’nın kuruluşunun 25. yılı
anısına bir hediye takdim edildi.
Türkiye’de mevcut iki deniz ticaret odasından birinin Mersin’de olması büyük bir mutluluk. Hele ki Oda’nın 25. yılını kutlamak ayrı bir
onur. Denizcilik sektörü çok önemli bir sektör. Özellikle de Mersin
için. Türkiye’nin en büyük limanlarından birisi Mersin’de. Bu limana
önem vermek buradaki gemiciliği geliştirmek Mersin Deniz Ticaret
Odası’nın görevi. Bunu da en iyi şekilde yapmaya çalışıyor. Bu nedenle Yönetim Kurulu’nu kutluyoruz. Mersin Deniz Ticareti dergisini
takip ediyorum. Çok güzel bir dergi. Çıkmasını her ay dört gözle
bekliyoruz.
MDTO’nun 25. yılı hayırlı olsun. Buradaki katılımcılara baktığım
zaman MDTO’nun bugüne kadar yaptığı katkıların etkilerini görebildiğimizi düşünüyorum. MDTO’nun , sadece iş dünyasının, belli
bir sektörün ya da kentin gelişimi ve ihtiyaçlarının karşılanmasında
değil, kentin kültür ve sanat hayatında da her zaman desteği ve
katkısı oldu. Bu elbette kentin öncülerinden biri olan bir kurumun
yapması gereken bir faaliyet. Bütün kentlerde bu tür kurumlar bu
misyonu üstlenebiliyor ama MDTO bu anlamda kendisinden beklenenin ötesinde birtakım katkılar sağlıyor. Eğitim hayatında liseler
açılması, MEÜ Denizcilik Meslek Yüksekokulu’nun kurulmasına
yardımcı olması, Denizcilik Fakültesi’nin kurulmasına yardımcı olması, üniversite ile her zaman işbirliğini sürdürmesi, bu anlamda
önemli adımlar.
Dediğim gibi sadece iş dünyası ile sınırlı kalmayıp, faaliyetlerini sosyal ve kültürel hayatı ve ekonomik gelişmeleri destekleyecek şekilde yürütmesi önemli. Birçok önemli projede paydaş oldu. Bunların
bir kısmı gerçekleştirildi, bir kısmı henüz gerçekleştirilemedi. Ama
Odamız bu konuda girişimciliğini sürdürüyor. Önümüzdeki yıllarda
yine önemli birtakım projeler, yatırımlar ve organizasyonlara ortak
olacak veya bunların öncülüğünü yapacak. Bu anlamda ümidimiz var. Zaten buraya gelme sebeplerimizden biri bugüne kadar
yaptıklarından feyz alarak önümüzdeki yıllarda yapılacak birtakım
çalışmalara dair fikir teatisinde bulunmak. Böyle önemli bir misyonun yüklenildiğini görüyoruz. Oda’dan beklenti yüksek. Kamu kurumlarının, siyasetin, belediyenin eksik bıraktıklarını tamamlamak
gerekiyor. Aksi takdirde bazı adımlar atılamıyor. MDTO da sahiplenilmeyen konuları sahiplenmek açısından bir misyon yükleniyor.
Biz de olabilince katkı sağlamaya çalışıyoruz. MDTO her zaman
15
MERSİN DENİZ TİCARETİ
MART 2014
yaptığı etkinliklerde üniversite ile paydaş olmayı bildi, bunu
önemsedi. MDTO’nun bir sonraki 25 yıla kadar çok önemli işler başarmış olacağını düşünüyorum. Başarılarının devamını
diliyorum.
Mersin Deniz Ticareti dergisini takip ediyorum. Yerleşik, kurumsallaşmış bir dergi. Yerleşik bir formatı ve içeriği var. Farklı
alt başlıklarda hem sektöre yönelik hem kente yönelik yazılar
bulabiliyoruz Dolayısıyla bu anlamda memnunum. Bir standardı var, o önemli. Bir de sürdürülebilirliği önemli. Yıllardır
yayınlarını belli bir çizgide sürdürüyor. Gelecekte daha fazla
gelişebilir mi? Tabi, neden olmasın. Her şeyde olduğu gibi
derginin kendisi de bu anlamda gelişme gösterebilir. Farklı
kesimlere hitap eden yazılar var. Sektörün içinden, dışından
kurumsal olarak kentli olarak bu anlamda beklentileri büyük
oranda karşılayan bir dergi. Bu nedenle yayında emeği geçenlere teşekkür ediyor ve başarılarının devamını diliyorum.
Korer Özbenli
MDTO Genel Sekreteri
Odamızın 25. yılını gurur ve mutlulukla kutluyoruz. Sektöre ve bölgeye hakim, gelişme odaklı böyle bir yapının içerisinde yer almaktan mutluluk duyduğumu ifade etmek istiyorum. Bu yapıya harç
taşımak ve birkaç tuğla eklemek benim için bir onurdur. Bu vesileyle bana bu fırsatı veren Yönetim Kurulumuza ve Meclisimize de
şükranlarımı sunuyorum.
bir dergi. Birçok konuyu ele alıyor. Her bakımdan camiaya çok iyi
hitap ettiğini düşünüyorum.
Yasmina Lokmanoğlu
Akdeniz Belediyesi Meclis Üyesi
MDTO’nun Mersin’de çok özel bir yeri var. Diğer kuruluşlara nazaran daha değişik bir görüş yapısına sahip. Bugün de kendilerini
değerlendirmek üzere hepimizi davet ettiler. Açık, seçik ve gayet
cesurca biz onları değerlendireceğiz. Onlar da kendilerine buradan
çıkacak sonuçlara göre bir yol haritası çizecekler. Ben bu hareketi
çok cesurca buluyorum.
Kadir Dölek
Mersin Ticaret ve Sanayi Odası Genel
Sekreteri
Müh. Nihat Taner
Toros İnşaat Müdürü
Korer Özbenli
Müh. Nihat Taner
25. yıl yani çeyrek asır; herhangi bir kurum için önemlidir. Bir
insan yaşı belki 50-60 sene. Kurumların yaşı maalesef insanın yaşı kadar uzun olamayabiliyor. 25 yıl bence o açıdan
çok anlamlı. Bunun yanı sıra mesleki konularda, uzmanlık
konularında bilgiler veren MDTO dergisi hakikaten detayla
ve zevkle takip ettiğim bir dergi. Mersin tarihi ile ilgili Şinasi
Develi ağabeyimizin ve Mustafa Hergüner hocamızın tarihle
ilgili bölümleri, dergide benim için özelikle güzel olan ve çok
ilgimi çeken bölümler. O yüzden keyifle okuduğum, merak ve
hasretle beklediğim bir dergi oluyor. Devamını diliyorum.
16
Bugün MDTO deyince kurumsal anlamda sorunlarını büyük ölçüde
çözmüş, güçlü ve sağlam bir yapı akla gelmektedir. Sizler de çok
iyi bilirisiniz ki; ayakları yere basan böylesi güçlü yapılar inşa etmek
zor ve meşakkatli bir iştir. 1989 yılında Odamızın ilk temellerini atan
kurucularımızın o yıllara dair anılarını dinleme fırsatı olanlar, kuruluşun ne kadar zorlu bir süreç olduğunu bilirler. Kurucuların o dönemdeki azmi ve kararlılığı “Mersin Sevgisi”nden başka bir ifadeyle
açıklanamaz. Mersin Deniz Ticaret Odası’nı bu kente kazandırdıkları için, Mersin ekonomisine sağladıkları katkılar için ve hatta ülkemiz adına yaratılan katma değer için kendilerine şükran borçluyuz.
Nebil Barbur
Barbur Gemicilik
MDTO kuruluşundan bu yana denizcilik camiasına özellik getiren
bir kuruluş oldu. Özellikle yöremizin sorunlarına eğildiği için , kente
yönelik çalışmaları ile çok büyük katkılar sağladı. Gördüğüm kadarıyla, böyle bir toplantı ile bunları genişleterek bütün sivil toplum
kuruluşları ile el ele götürmesi bu konudaki ciddiyetini göstermesi
açısından çok önemli. İleriye yönelik çok iyi beklentiler içerisindeyim. Mersin Deniz Ticareti dergisini takip ediyorum. Çok doyurucu
Kadir Dölek
MDTO, Türkiye’de mevcut iki deniz ticaret odasından biri. Bu anlamda oldukça önemli bir misyon ve görev üstlendiğini düşünüyorum. Ciddi müsaadelerle kurulan MDTO’nun özellikle Mersin deniz
ticaretinin gelişimi ve kentle denizin birlikteliğinin sağlanması konusundaki görevlerini başarıyla yerine getirdiğini düşünüyorum.
Mersin Deniz Ticareti dergisi yazarlarından Doç.Dr. Mustafa Hergüner ise, MDTO’nun 25. kuruluş yıldönümünü gönderdiği bir mesajla kutladı.
Doç. Dr. Mustafa Hergüner
Hergüner Denizcilik
Ülkemizdeki Sivil Toplum Örgütlerinin kuruluşları ve gelişmeleri Tanzimat Dönemi (1839….) ile başlar. Fransız İhtilali (1789) ile başlayan
insan unsuruna olan saygı ve bağlılık, Osmanlı İmparatorluğu’nu
da etkilemiş ve 19. yüzyıldan itibaren "Kulluk Sistemi" terkedilerek "İnsanı Değerler" ön plana çıkmıştı. Midhat Paşa’nın 1867’de
hazırladığı "Vilayet Nizamnamesi" ilk belediyecilik düzenlemesidir.
19. yüzyılın sosyoekonomik tarihimizde bir başka özelliği daha
vardır. İki okyanusun birleştiği Akdeniz ve üç kıtanın birleştiği Anadolu, Avrupa sanayileşmesi için hem ham madde temini için ve
hem de mamul madde pazarı yönünden en stratejik bir ulaştırma
yolu olmuştur. Akdeniz’i yani Atlantik Okyanusu’nu Cebelitarık
Boğazı’ndan Süveyş Kanalı ile Hint Okyanusu’na birleştirilmesi düşüncesi bu yüzyılın ikinci yarısında gerçekleşmiştir.
Osmanlı İmparatorluğu tek tanrılı üç dinin doğup dünyayı etkisine aldığı yazının ve hatta denizciliğin doğduğu Doğu Akdeniz’de
daima egemen olmuş bu egemenliğin devamı için her türlü fedakarlığa katlanmıştır. Öyle ki Süveyş Kanalı’nın açılmaya başlandığı
1854 yılında Avusturya, Macaristan, İngiltere, Fransa ve İtalya ile
birlikte Rusya’ya karşı yapılan savaşın temel amacında kanal inşaatının yani Doğu Akdeniz’in Moskof tehdidinden korunması vardır. Gerçekten de Rusya Kırım Savaşı’ndan 1878 yılındaki Berlin
Konferansı’na kadar Karadeniz’de bile savaş gemisi bulunduramamıştır. Mersin’in küçük bir kent iken gelişip bölgede önemli bir
yer etmesinin başlangıcı işte bu yıllardır. Süveyş Kanalı’nın kazılmasında ihtiyaç duyulan ağacın Mersin (Toros) ormanlarından Mısır’a
gönderilmesi bölgenin değerini arttırmıştır. Bu artış geçen zaman
içinde her yönü ile devam etmiştir. Mersin bu büyümeleri yaşarken
devletine bağlılığından en ufak bir taviz vermemiştir.
Kurtuluş Savaşımızın ilk hazırlıkları -Yıldırım Orduları Komutanı
Mustafa Kemal Paşa’nın önderliğinde – Mersin’de başlatıldığı gibi,
burası savaş boyunca dışarıdan gelecek askeri malzemenin bir
"Kabul Limanı" olmuştur. Hatta pek çok komutanın -mesela Şükrü
Naili Paşa’nın- ailesi burada ikamet etmiştir. Bu nedenle Atatürk’ün
Mersin’i en fazla ziyaret etmesi tesadüf değildir. Aslında Mersin bölgesi ülkemizin diğer bölgelerine nazaran en değişik göç yollarının
kesiştiği bu nedenle çok değişik sosyokültürel yapıların barındığı
bir yerleşim alanıdır. Orta Asya’dan gelen Türk Boyları -mesela Karakeçili Aşireti- bölgede Asya’nın temel özelliklerini yaşatarak hayatlarını devam ettirmektedirler. Öte yandan Abbasiler döneminde
gelen Arap asıllı vatandaşlarımız ile Kavalalızade İbrahim Paşa’nın
Nizip’e seferinde birlikte getirdiği Mısır kökenli vatandaşlarımızın
sosyal yaşamlarındaki farkı anlamak hiç de zor değildir. Diğer taraftan Avrupa’dan toplanıp bölgeye gelen ve hatta İskenderun’u da
içine alan bu bölgede bir uygarlık bile kuran Haçlı ordusundan kalan Avrupa kökenli vatandaşlarımız da "Hristiyan Arap" olarak varlıklarını sürdürmektedirler. Burada ilave etmeliyiz ki Mezopotamya
Medeniyeti’nin uzantıları da Mersin ve bölgesinde yer almaktadır.
Bütün bu çok sesli çok kültürlü bir yapıya sahip Mersin’in Türkiye
Cumhuriyeti çatısı altında birlik ve beraberlik stratejisine bağlı bir
şekilde ülkemiz menfaatlerine hizmet etmesinden duyduğumuz
gurur gerçekten çok büyüktür.
Bugün kuruluşunuzun 25. yılını kutladığınız Mersin Deniz Ticaret
Odası’nın kurulmasına ait yazı 1924 yılında yayınlanmıştır. Cumhuriyet Hükümeti’ni ilk Ticaret Vekili 19 Ekim 1924 tarihinde İcra
Vekilleri Heyeti’ne (Bakanlar Kuruluna) gönderdiği 4863 sayılı yazı
ile Deniz Ticaret Odası’nın kurulmasını teklif etmişti. İcra Vekilleri
Heyeti 20 Ekim 1924 tarih ve 994 sayılı kararname ile "Türkiye Ticareti Bahriye Odası" kuruluşuna ait yönetmeliği kabul etmişti. Ama
ne var ki bu yönetmelik uzun yıllar önce 1882 yılında kurulan İstanbul Ticaret ve Sanayi Odası tarafından yerine getirilecektir. İstanbul,
Marmara, Ege, Akdeniz ve Karadeniz (İMEAK) Deniz Ticaret Odası
kuruluşu 1984, Mersin Deniz Ticaret Odasının kuruluşu 1989 yılın-
17
MERSİN DENİZ TİCARETİ
MART 2014
da gerçekleşmiştir.
Bilindiği gibi bir ülkenin gelişmesi, büyümesi için varlığını devam ettirebilecek temel unsurlara sahip olması gerekmektedir. Bu unsurlar
kültür birliği, örf, adet ve anane birliği, müşterek değerler -mesela
bölgenin karizmalarına sahip olma- gibi yüksek değerlerdir. 1989 yılında kurulan Mersin Deniz Ticaret Odası ve bu kurumun yayın organı olan Mersin Deniz Ticareti dergisi; sadece bölgenin denizcilik faaliyetlerini sahiplenmemiş, denizcilik kurum ve kuruluşlarına hizmeti
yeterli bulmamıştır. Bölgenin ekonomik kültürel ve sosyal bakımdan
gelişmesini ve bu gelişmenin yöreyi homojen bir yapı içinde bütünleştirmeyi temel amaç edinmiştir. Bizce "Birlikten Kuvvet Doğar veya
Kuvvetli Olunması için Birlikte Bulunulmalıdır" adlı eski bir Oğuz Atasözünün en güzel sentezi Mersin Deniz Ticaret Odası ve onun yayın
organı olan Mersin Deniz Ticareti dergisi tarafından yapılmaktadır.
onlarla birlikte ortaklaşa projeler yürütüyoruz. Bunların en başında
birlikte yürüttüğümüz III. Türk Deniz Ticareti Tarihi Sempozyumu
vardı. Yine deniz konulu kısa film yarışması gibi birlikte yaptığımız
pek çok etkinliğimiz oldu. Kendilerini bu açıdan da kutluyorum.
Mersin Deniz Ticareti dergisinde hem güncel konulara, hem bilimsel konulara yer veriliyor. Kendi üyelerine ve üyelerinin dışındakilere
deniz ticareti ile ilgili çok geniş bilgi veriyor. Ben özellikle takip ediyorum ve beğeniyorum.
Kuruluş Öyküsü
Mersin Deniz Ticaret Odası’nın kuruluşunun temelinde Mersin
Vapur Donatanları ve Acenteleri Derneği üyelerinin denizcilik
konusundaki deneyimleri ve ileri görüşlülüğü yatar.
Mersinli denizcilerin ticari açıdan yaşadığı zorluklara çözüm
üretmek amacıyla kurulmuş olan Dernek üyeleri 80’li yılların
sonunda Mersin’de deniz ticaretinin gelişmesini ve konteyner
taşımacılığının giderek yaygınlaşmasını dikkate alarak, Dernek
çatısı altında yürütülen faaliyetlerin yeterli gelmeyeceğini düşünür ve 25 Ağustos 1988 tarihinde Mersin’de bir Deniz Ticaret
Odası kurulması kararı alınır. Dernek üyelerine göre, bağımsız
bir Deniz Ticaret Odası’nın kurulması, denizcilikten sağlanan
kaynakların Mersin’de kalmasını sağlamak açısından önemlidir.
Mersin Vapur Donatanları ve Acenteleri Derneği’nin 12 girişim-
Mersin Deniz Ticaret Odası’nın 25. kuruluş yıldönümü bu güzel duygular içinde idrak ediyor başarılı çalışmalarınızın devamını diliyorum.
Prof. Dr. Yüksel Özdemir
Mersin Üniversitesi Rektör Yardımcısı
25 yıl sürdürülebilirlik açısından önemli bir yıl. MDTO ile ilişkilerimiz
zaten iyi. Sık sık birlikte çalışıyoruz. Devamını diliyoruz.
En çok önemsediğim konu şudur: Bir çok sivil toplum örgütünün
aksine MDTO, bilgi için nereye başvuracağını biliyor. Kimlerle ne
iş yapacağını biliyor. Bu anlamda bizden bilgi talep ediyor. Biz de
Prof. Dr. Yüksel Özdemir
İrfan Solmazer
Hanri Atat
Remon Kumdereli
Abdulkadir Hadra
Haldun Kancaal
18
Albert Botros
İlyas Soysal
Jan Taşçı
Semir Tınaz
Cihat Lokmanoğlu
Ali Ay
19
MERSİN DENİZ TİCARETİ
MART 2014
ci üyesi Oda’nın kurulması yönünde çalışmalara başlar. Kentin
köklü bir denizcilik geleneğinin olduğu, kentte ağırlıklı olarak
hizmet sektörüne yönelik faaliyet gösteren tacirlerin bulunması
sebebiyle Mersin ve o dönemde tek Deniz Ticaret Odası’nın
bulunduğu İstanbul’un yapı itibariyle birbirinden farklı olduğu
ve bu nedenle Mersin denizcilik sektörünün İstanbul’dan bağımsız bir Oda ile temsil edilmesi gerektiği mümkün olan her
platformda anlatılmışsa da; ilk müracaatlar başarısızdır.
Girişimciler, her tür olumsuz yaklaşımla ve bürokrasi ile baş
etmek zorunda kalır. Ancak kısıtlı kaynaklarına rağmen tüm engellemelere inat gün gelip kendi ceplerindeki paraları harcayarak ama daha da önemlisi emeklerini ve zamanlarını bu iş için
ortaya koyarak Oda’yı yoktan var ederler. Bu süreçte Sanayi
ve Ticaret Eski Bakanı Merhum Rüştü Kazım Yücelen’in büyük
desteğini görürler.
MDTO Yönetim Kurulu Üyesi Atahan Çukurova o günleri şöyle
ifade ediyor:
“Yaşamak ve yaşamamak savaşı verdiğimiz bir 6 aydı.”
Aydın Güven Gürkan ve Fikri Sağlar başta olmak üzere dönemin bazı bakanları, milletvekilleri, bürokratları ile görüşmeler
yapılır. MDTO’nun kuruluş sürecinde örneğine az rastlanır bir
şekilde kentin neredeyse her kesiminden ve hatta çevre illerin
bürokratlarından bile destek görürler. Nihayet lobi faaliyetleri
sonuç verir ve söz konusu yasa değişikliğinin önüne geçilir.
Takip eden dönemde, MDTO’nun çalışma ofisi olarak Mersin
Ticaret ve Sanayi Odası’nın yeni binasının 2. katı kullanılır.
Odanın kaynakları artmaya başlayınca üzerinde MDTO’nun
bugünkü binasının bulunduğu arsa satın alınır, daha sonra
MDTO binası inşa ettirilir.
Bu arada İMEAK Deniz Ticaret Odası ile MDTO arasındaki
buzlar da erimeye başlamıştır. İlk günlerde yaşanan sürtüşmeler yerini dostluğa ve dayanışmaya bırakmış, o günlerin kavgalı
olan iki Deniz Ticaret Odası sonradan Türk denizciliğine hizmet eden “İki Kardeş Oda” olmuşlardır.
MDTO kuruluş belgesi 13 Mart 1989 tarihinde Sanayi ve Ticaret Bakanlığı tarafından onaylanır. Yapılan ilk genel kurulda
merhum İrfan Solmazer Meclis Başkanı, Cihat Lokmanoğlu Yönetim Kurulu Başkanı seçilirler. Albert Butros, Haldun Kancaal,
Ayaydın Çayırlı, Salim Erdem ve Ali Ay Yönetim Kurulu Üyeleri,
Şakir Sayarı ise Genel Sekreter olarak göreve başlar.
Oda kurulmuştur ancak mücadele bitmemiştir. MDTO Yönetimi
uzunca bir dönem daha Oda hakkında açılan davalar, maddi yetersizlikler ve politik engeller de dâhil olmak üzere pek
çok olumsuzlukla karşı karşıya kalır. Öyle ki; seçim döneminde, iktidarda bulunan partinin seçim bildirgesinde 5590 sayılı
kanunda yapılacak bir değişiklikle Türkiye’de tek bir Deniz Ticaret Odası’nın olacağı ifadesi yer almaktadır. Bu değişiklik
İstanbul’dan başka bir yerde Deniz Ticaret Odası bulunamayacağı ve MDTO’nun kapatılması anlamını taşıdığından yeni bir
mücadele süreci başlar.
ve muhasebe servisi aynı odada çalışmaya devam eder. Bir
dönem, maddi sıkıntıları aşabilmek için Meclis Başkanı İrfan
Solmazer’in ricasıyla Meclis Üyelerinden Odaya katkı sağlamaları ve geri ödenmek koşuluyla Oda’ya borç vermeleri dahi
istenir.
MDTO bugün bölgenin önder kurumlarından biridir. MDTO’nun
MDTO yönetiminin hedefleri büyük ancak kaynakları kısıtlıdır. Oda, ilk yıllarda faaliyetlerini Mersin Vapur Donatanları ve
Acenteleri Derneği’nin küçük dairesinde yürütür. Yönetim Kurulu toplantıları ancak 8 adet sandalyenin sığabildiği bir masanın etrafında yapılır, toplantı bittikten sonra Oda Sekreteryası
kuruluşundaki temel felsefe, denizcilik sektörünün ekonomideki lokomotif özelliğini, bölgenin sosyal yaşantısına yansıtıp,
yaratılan katma değerin yine bölge insanı hizmetine verilmesidir. MDTO’nun geçen 25 yılda denizcilik faaliyetlerinin yanı sıra
eğitim, sağlık, kültür ve spor alanlarında sağlanan desteklerle
takdir toplayan bir kuruma dönüşmesinin temelinde bu anlayış
yatar.
MDTO’nun kuruluşu esasen tam bir sabır, azim ve kararlılık örneğidir. Yaşadıkları siyasi, maddi ve manevi zorluklar karşısında zaman zaman ümitsizliğe kapılsalar da, inançlarını ve heyecanlarını hiç kaybetmeyen, hiçbir zaman pes etmeyen, Mersin
sevdalısı 12 yürekli insanın yazdığı bir başarı öyküsüdür.
Kuruluştaki başarı her yeni dönemde daha fazla perçinlenmiş,
MDTO ilk günden bugüne kadar Oda’ya hizmet vermiş Meclis,
Yönetim Kurulu ve Komite üyelerinin, Kurum’da görev yapmış
ve bugün yapmakta olan tüm çalışanlarının omuzlarında çeyrek asıra ulaşmıştır.
20
21
MERSİN DENİZ TİCARETİ
MART 2014
Kuruluştan Bugüne
MDTO 52 üye ile başladığı yolculuğuna
bugün 410 üyesine hizmet vererek devam ediyor.
Mersin denizcilik sektörünün haklarını
korumak, sektör yönelimlerini ve üyelerinin değişen ihtiyaçlarını takip etmek
göreviyle yola çıkan MDTO, kente sektörel anlamda en büyük katkıyı Mersin
Limanı’nın özelleştirilmesi sürecinde
verdi. Türkiye’nin özelleştirilen ilk limanı
olan Mersin Limanı’nın, özelleşme öncesi ve limanın devri sonrası yaşanan
sıkıntılarının giderilmesinde önemli rol
üstlendi. Benzer şekilde Mersin için öne
çıkan sektörlerden biri olan lojistik sektörünün gelişebilmesi için yapılan planlamaları ve 2007 yılında kurulan Lojistik
Platformu’nu destekledi, Mersin Lojistik
Master Planı’nın hazırlanmasında önemli
rol oynadı.
Gerek kurumlar arası işbirliği, gerekse
denizcilik sektörünün paydaşlarıyla bilgi
ve görüş paylaşımında bulunmak anlamında iyi birer örnek olan;
• “Akdeniz Ticareti ve Liman Kentleri
Kongresi, (MTSO işbirliğinde )
• “Liman Kentlerinde Değişimi Yönetmek” Konulu Panel (Mersin Büyükşehir
Belediyesi, MEÜ. Mimarlık Fakültesi, Mimarlar Odası Mersin Şubesi, işbirliğinde)
• III. Türk Deniz Ticareti Tarihi Sempozyumu (Mersin Üniversitesi işbirliğinde)
gibi önemli organizasyonlara imza attı.
Kentin adını yurt içinde ve yurt dışında
duyuracak, sosyal ve ekonomik yaşamı-
22
nı zenginleştirecek Miami Seatrade Cruise Shipping Fuarı, Narenciye Festivali,
Lojistik Fuarı, XVII. Akdeniz Oyunları gibi
organizasyonlara imkanları ölçüsünde
destek verdi.
MDTO “En büyük yatırım insana yapılan
yatırımdır” anlayışı ile hareket ederek,
kentteki eğitim kurumlarını ve öğrencileri
destekledi. Mersin Üniversitesi’nin kurulma aşamasında verilen destek ve MEÜ.
Denizcilik Meslek Yüksek Okulu’na sağlanan simülatör desteği, geleceğimize
yatırım yapmak anlamında ayrı bir mutluluk kaynağı oldu. Ancak Oda’nın belki
de en büyük gurur kaynağı ve en önemli
yatırımı Milli Eğitim Bakanlığı tarafından
da model okul seçilen MDTO Denizcilik
Anadolu Meslek Lisesi oldu. Bugün 234
öğrenciye sahip bu okul, dünya denizle-
rine açılacak, Türk denizciliğine hizmet
edecek gemiadamları yetiştirmektedir.
Oda, düzenlediği STCW Eğitimleri, Gemi
Acenteliği, Lojistik ve Yabancı Dil Eğitimleri ile denizcilik sektörü çalışanlarına mesleğin gerektirdiği bilgi, beceri ve
uygulama yeterliliklerinin kazandırılmasına çalıştı, öğrencilere MDTO ve üyesi
firmalar bünyesinde staj yapma olanağı
tanıdı, yüzlerce öğrenciye burs imkanı
sağladı.
Mersin Devlet Hastanesi, Mersin Diabet
Hastanesi, MEÜ Tıp Fakültesi Hastanesi
ve Mersin Yaşlı Bakım Merkezi’ne maddi
katkı sağlayan Oda, Mersin Uluslararası Müzik Festivali ile Kültür Merkezi’nin
yeniden faaliyete başlaması sürecinde
yaptığı katkılar ile kentteki önemli kültür
Mersin Deniz Ticaret Odası, Mersin’de
toplum önderi bir sivil toplum örgütü
olmuştur. Gerek eğitime katkılarıyla gerek bizzat önderlik ettikleri okul
yapımında toplum önderi olma vasfını
güzel taşımıştır. Ne zaman başımız
sıkışsa, sağlık ocağı yaptıracağız;
buyurun katkılarınız...Derslik sayısını
artırıp, her sınıfa düşen öğrenci sayısını azaltacağız. Haydi buyurun...Her
yerde hem maddi hem manevi desteklerini yanımızda hissettiğimiz gerek
politikacı olarak, gerek devlet olarak
yanımızda hissettiğimiz bir meslek teşekkülüdür.
Rüştü Kazım Yücelen, 2000
sanat etkinliklerinin de en büyük destekçilerinden biri oldu.
Karaduvar Mesleki ve Sosyal Gelişim
Projesi, Ekmeğini Denizden Kazan Projesi, Mersin Lojistik Profesyonelleri Pro-
Mersin Deniz Ticaret Odası’nın gerek
Kültür Bakanlığım döneminde gerek
denizcilikten sorumlu olduğum dönemde benim için çok önemli katkıları vardı. Sadece ticari anlamda değil,
deniz ticaretini düzenlemek kolaylaştırmak onun gelişmesini sağlamak
adına değil, aynı zamanda kentin sosyal ve kültürel gelişmesi adına da elde
ettikleri birikimleri tekrar kente aktarmak açısından da MDTO, benzeri kurumlardan çok daha hareketlidir.
Sadece üyelerimize değil, Mersin’e
faydamız çoktur. O gayeyle müstakil
Oda olduk.
Jan Taşçı
jesi örneklerinde olduğu gibi kadın ve
genç istihdamına yönelik projeler üretti.
gıda gibi tüm boyutlarına dikkat çekmeyi
hedefleyen organizasyonlar yaptı. İlköğretim öğrencilerine yönelik deniz temalı
yarışmalar, ‘Denizin Çocukları’ etkinliği,
ulusal ve uluslararası fotoğraf yarışmaları, deniz temalı kısa film yarışması ve
su sporlarını desteklemeye yönelik çalışmalar verilebilecek örneklerden sadece
birkaçı.
MDTO, kentte deniz ve denizcilik bilinci
oluşturmak için hemen her kitleye yönelik etkinlikler organize etti. Ama en çok
da, geleceğimizi emanet edeceğimiz
çocuklarımız ve gençlerimizin denizden
uzak nesiller olmamaları için denizciliğin ekonomik, kültürel, turizm, ulaşım ve
Oda, amatör denizcilerin aralarındaki
dostluğu pekiştirmek ve Doğu Akdeniz’e
kıyısı olan ülkelerin kültürlerini tanımak
amacıyla düzenlenen Uluslararası Doğu
Akdeniz Yat Rallisi’nin Mersin ayağına
uzun yıllar ev sahipliği yaptı.
Fikri Sağlar, 2000
23
MERSİN DENİZ TİCARETİ
MART 2014
Kalite ve hizmet çıtasını yükseltecek,
sürekli gelişmeye ve kendini yenilemeye yönelik düzenlemelere önem
verdi. Bu kapsamda, 2009 yılında
ISO 9001:2008 Kalite Yönetim Belgesini aldı, 2010 yılından itibaren de
TOBB Oda/Borsa Akreditasyon sistemine dahil olarak Avrupa’daki Ticaret ve Sanayi Odaları ile eşdeğer
düzeyde hizmet vermekte olduğunu
kanıtladı. Kurumsal performansını
doğrudan etkileyen çalışanlarının
mesleki bilgi ve donanımlarını geliştirmeye, motivasyonlarını arttırmaya
yönelik faaliyetlere her dönemde
önem verdi.
Gerek kendi sektörüne gerek kente
duyarlılığını kuruluşundan itibaren
yürüttüğü faaliyetleri ile ortaya koyma gayretinde olan MDTO, 25. yaş
gününde de eksiklerini tespit etmeye yönelik olarak düzenlediği “Danışma ve Değerlendirme Toplantısı”
ile özeleştiri yapmayı unutmadı.
24
25
MERSİN DENİZ TİCARETİ
MART 2014
MDTO’DAN HABERLER
Gemi Adamlarının Karaya Çıkışları
Ulaştırma Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı Deniz Ticareti Genel Müdürlüğü Gemi Adamlarının Karaya Çıkışlarına İlişkin uygulama talimatı yayımladı.
Uygulama talimatında şu ifadelere yer verildi:
“Gemi adamları işlerinin doğası gereği
dünyanın diğer limanlarında olduğu gibi
ülkemizde de farklı liman idareleriyle karşılaşmakta olup; gemi adamlarının limanlardayken yeknesak bir şekilde haklarının
korunması ve mevzuatımızın çerçevesinde
kara tesislerinden yararlanmalarında gerekli kolaylığın sağlanması, hem deniz ticaretimizin sürdürülebilirliği; hem de Türk
gemi adamlarının diğer ülke limanlarında
eşit muamele talep edilebilmesi açısından
önem arz etmektedir. Uluslararası Denizcilik Örgütü’ne (IMO) yapılan bildirimlerde
limanlarda adaletsiz ve ayrımcı muamelelerin sürdüğü; karadaki tesislerden gemi
adamlarının yararlanamadığı bildirilmiştir.
Ayrıca bazı ülkelerde bayrak devleti farkı
gözetildiği gemi personelinin milliyeti, ırkı,
cinsiyeti, dini, politik görüşü, sosyal ortamına göre gemi adamlarına ayrım yapıldığı belirlenmiştir. Bilindiği üzere gemi ve
liman teknolojilerinin gelişmesiyle gemilerin
limanda kalış süreleri kısalmış, deniz emniyetinde insan faktörünün önemine karşın
26
gemi adamlarının karadaki tesislerden yeterince faydalanamamaları durumu ortaya
çıkmıştır.
• Karaya çıkış izni verilmesi ve karadaki tesislere erişim için personele eşit muamelede bulunulduğundan emin olunması,
Gerek SOLAS 74 Sözleşmesi ve 1965 FAL
sözleşmesi gerekse de ISPS kodu hükümlerine göre gemi adamlarının gemiden karaya; karadan gemiye çıkmaları için izin
verilmesinde, karadaki tesislerden istifade
etmelerinde liman sınırları içerisindeki kolluk kuvveti acenteler ve liman işletici kuruluşların mevzuatlarımız çerçevesinde kolaylaştırıcı önlemleri almaları gerekmektedir.”
• Gemilerin limanlara varışı için gerekli formalitelerin yerine getirilmesi şartıyla halk
sağlığı, emniyeti ve kamu kararları gibi nedenlerle karaya çıkış izni verilmemesi durumu bulunmaksızın tüm yabancı personelin
karaya çıkışının kamu birimlerince temin
edilmesi,
Söz konusu yazıda, IMO 28. Genel Kurulunda gemi adamlarının limanlarda yaşadığı sorunlara dikkat çekilerek A.1090(28)
sayılı kararı yayımlanmış olduğu belirtilerek,
liman başkanlıklarınca sorumluluk sahalarında bulunan limanlarda gemi adamlarının
kara izinleri hususunda sorun yaşamamalarını teminen, kolluk kuvveti, acenteler ve
liman işletici kuruluşlarca söz konusu karara uygun olarak;
• Karaya çıkış izni verilmesi ve karadaki tesislere erişim hakkında gemi personelinin
temel insan haklarına riayet edilmesi
MDTO’DAN HABERLER
Baltık Ülkelerinde Yaşayan Yabancılara
Mahsus Pasaport Hamilleri
Mersin Valiliği İl Emniyet Müdürlüğü tarafından MDTO’ya gönderilen yazıda, Emniyet
Genel Müdürlüğü’nün 18 Mart 2014 tarih
ve 34113419-49619-5-69-(41923-1/200-1)
sayılı yazısına atıfla; Baltık ülkelerinde (Estonya, Letonya ve Litvanya) yaşayan Rus
asıllı vatansız yabancılara anılan ülkelerce
düzenlenmiş yabancılara mahsus pasaportlar (“Alien’s Pasaport” –“Tİ”(Vizeye tabi,
istizan sonucu merkezden alınacak talimata
göre işlem yapılır) ve ikili anlaşmalara göre
pasaport yerine geçerli gemiadamı cüzdanlarıyla (“M” vizeden muaf) birlikte hudut
kapılarına gelmeleri halinde uygulanacak
işlemlerin Emniyet Genel Müdürlüğünün
17.04.2006 tarih ve B.05.1.EGM.0.13.05.02.
Vize-5-9784-35-35 sayılı genelgesine göre
yapılacağı ve bu konuda ilimiz deniz limanına sefer gerçekleştiren gemi acentelerinin
konuya ilişkin bilgi sahibi olmaları gerektiği
belirtildi.
• Gemide çalışanların milliyet, ırk, renk,
cinsiyet, din, politik görüş ve sosyal ortamı
ya da geminin bayrak devleti farkı gözetilmeksizin ayrımcılığı engelleyen önlemlerin
alınması,
Söz konusu yazının ekinde gönderilen 18
Mart 2014 tarih ve 34113419-49619-569-(41923-1/200-1)sayılı Emniyet Genel
Müdürlüğü’nün yazısında şu hususlar yer
alıyor:
• Personel ve kaptana karaya çıkış izninin
iptali hususundaki gerekçelerin bildirilmesi,
bu gerekçelerin yazılı olarak talep edilmesi
halinde yazılı olarak sunulması,
1Kocaeli
Emniyet
Müdürlüğünün
05.03.2014 tarih ve 290557438-20117201403041219234283 sayılı yazısı ile belirtilen, Baltık ülkelerinde(Estonya, Letonya
ve Litvanya) yaşayan Rus asıllı vatansız
yabancıların hamili oldukları gemi adamları
cüzdanlarında “Aien’s (Yabancılara Mahsus) ibaresi olmadığı, anılan ülkelerin kendi
vatandaşlarına düzenledikleri gemiadamı
cüzdanları ile bu ülkelerde yaşayan Rus asıllı
istenildi. Yazıda ayrıca konuya ilişkin olumsuz durumlarla karşılaşıldığında Bakanlığın
durumdan haberdar edilmesi gerektiği bildirildi.
vatansız yabancılara düzenlenen gemiadamı cüzdanlarının birebir aynı olduğu ,
danıyla vize muafiyetinden istifade ederek
ülkemize giriş veya transit geçiş yapabilirler.
Baltık ülkelerinde yaşayan (Estonya, Letonya ve Litvanya) Rus aslı vatansız yabancılara
anılan ülkelerce düzenlenmiş yabancılara
mahsus pasaportlar (“Alien’s Pasaport”
–“Tİ”(Vizeye tabi, istizan sonucu merkezden alınacak talimata göre işlem yapılır)ve
ikili anlaşmalara göre pasaport yerine geçerli gemiadamı cüzdanlarıyla (“M” vizeden
muaf) birlikte hudut kapılarına gelmeleri halinde nasıl bir işlem uygulanacağının bildirilmesi talep edilmiştir.
4-a) Baltık ülkelerinden Letonya ve
Litbanya’ya ait yabancılara mahsus pasaportlar (Alien’s Pasaport)ile birlikte anılan
ülkelerin gemiadamı cüzdanı hamili vatansız
denizcilerin hudut kapınıza gelmeleri halinde; ülkemiz deniz limanlarında bulunan
ya da gelecek olan gemiye, ülkemiz deniz
limanlarında bulunan gemiden ayrılarak
başka bir vasıtayla ülkelerine veya başka bir
ülkeye gitmek ya da bir limandan başka bir
limandaki gemiye katılmalarına ikili denizcilik
anlaşmasına, vize muafiyetine ve (yukarıda
tarih sayısı verilen)genelgemize göre izin verilecektir.
2- Bilindiği üzere ülkemiz deniz limanlarından gemiye katılmak, gemiden ayrılarak
başka bir vasıtayla ülkelerine veya başka bir
ülkeye gitmek ya da bir limandan başka bir
limandaki gemiye geçmek üzere vizesiz olarak hudut kapılarına gelen denizciler (gemiadamı, gemici, gemi personeli, tayfa, kaptan)
ile ilgili işlemler (yukarıda tarih sayısı verilen)
genelge ile belirlenen usul ve esaslar çerçevesinde yürütülmektedir.
3-a)Türkiye ile Estonya arasında yapılmış
“İkili Denizcilik Anlaşması” bulunmadığından
Estonya gemiadamı cüzdanı pasaport yerine geçerli bir belge olarak kabul edilmemektedir. Estonya vatandaşı denizciler sadece
geçerli bir pasaportla vize muafiyetinden
istifade ederek ülkemize giriş veya transit
geçiş yapabilirler.
b)Türkiye ile Letonya ve Litvanya arasında
yapılan İkili Denizcilik Anlaşması bulunduğundan Letonya ve Litvanya uyruklu denizciler geçerli pasaport veya gemiadamı cüz-
b) Baltık ülkelerinden Estonya’ya ait yabancılara mahsus pasaport (Alien’s Pasaport)
ile birlikte anılan ülkenin gemiadamı cüzdanı
hamili vatansız denizcilerin; istizan edilmek
suretiyle konsoloslukça verilen “denizci”
meşruhatlı transit vize ile hudut kapınıza gelmeleri halinde ülkemiz deniz limanlarında
bulunan ya da gelecek olan gemilere katılmalarına izin verilecektir.
Ülkemiz deniz limanlarında bulunan gemilerden ayrılarak başka bir vasıtayla ülkelerine veya başka bir ülkeye gitmek ya da bir
limandan başka bir limandaki gemiye geçecek Estonya yabancılar pasaportu (Alien’s
Pasaport) ve gemiadamı cüzdanı hamili
vatansız denizcilerin vize talepleri Bakanlığımızdan istizan edilecek, istizan sonucuna
(yukarıda tarih sayısı verilen) genelgemizde
belirtilen esaslara göre işlem yapılacaktır.
27
MERSİN DENİZ TİCARETİ
MART 2014
MDTO’DAN HABERLER
MDTO’DAN HABERLER
Türkçe Konuşan Girişimciler
Mersin İş Dünyasıyla Buluştu
23 ülke ve 2 özerk bölgeden girişimcilerin katıldığı 17. Türkçe Konuşan Girişimciler Programı, 1-13
Mart 2014 tarihleri arasında Ankara, Bursa, Adana, Mersin ve İstanbul’da gerçekleştirildi.
Lokmanoğlu’nun Annesi
Son Yolculuğuna Uğurlandı
Mersin Deniz Ticaret Odası Yönetim Kurulu (MDTO) Başkanı Cihat
Lokmanoğlu’nun annesi Nihal Lokmanoğlu vefat etti.
MDTO Yönetim Kurulu Başkanı Cihat Lokmanoğlu’nun
annesi Nihal Lokmanoğlu vefat etti. Merhumenin cenazesi
6 Mart 2014 Perşembe günü öğle namazını müteakip
Turgutreis Mahallesi-Müftü Camii’nden alınarak Şehir
Mezarlığı’na defnedildi.
Ülkemizin tanıtılması ve katılımcılarla ticari bağların güçlendirilmesine katkı sağlamak amacıyla TOBB tarafından bu yıl 17.si
düzenlenen “Türkçe Konuşan Girişimciler Programı"na Balkanlar, Doğu Avrupa, Kafkasya, Ortadoğu ve Orta Asya ülkeleri ile
Almanya ve Rusya’dan gelen 42 girişimci katıldı.
Genel olarak inşaat ve müteahhitlik hizmetleri, tesisat malzemeleri ve inşaat makineleri, gıda ve gıda makineleri, mobilya
ve mobilya makineleri, ambalaj, otomotiv yan sanayi, güneş
enerjisi, ısıtma sistemleri, iklimlendirme sistemleri, elektrik projeleri ve tesisatı, taşımacılık ve lojistik hizmetleri, sigorta, kargo
hizmetleri, temizlik ürünleri, turizm işletmeciliği, otel ve restoran
işletmeleri, yatırım projeleri ve hukuk, finansman ve danışmanlık
sektörleri ile ilgilenen girişimciler 13 günlük programları boyunca ziyaret ettikleri bölgelerdeki tesisleri ve üretim süreçlerini yerinde inceleme ve ikili görüşmeler yapma fırsatı buldular.
Mersin programları kapsamında Mersin Deniz Ticaret Odası’nı
(MDTO) da ziyaret eden girişimci heyet, MDTO Yönetim Kurulu
üyesi Özcan Barut, Meclis Üyeleri Haldun Kancaal, Orhan Haşimoğlu ve MDTO Sekreteryası tarafından karşılandı.
MDTO ailesi olarak Merhumeye Tanrı’dan rahmet, Yönetim Kurulu
Başkanımız Cihat Lokmanoğlu’na, ailesine ve yakınlarına başsağlığı dileriz.
28
29
MERSİN DENİZ TİCARETİ
MART 2014
MDTO’DAN HABERLER
Daha sonra MDTO Genel Sekreter Yardımcısı Halil Delibaş
tarafından Mersin’in lojistik ve ticari potansiyelini konu alan
bir sunum yapıldı. Delibaş Mersin Limanı başta olmak üzere
Mersin’deki kıyı tesisleri, Lojistik Merkez ve liman projeleri ile
Mersin’in lojistik altyapısı ve bölgedeki deniz ticaretine ilişkin
bilgi verdi.
Son bölümde ise MDTO Yönetim Kurulu Üyesi Özcan Barut ve
Meclis Üyeleri Haldun Kancaal ile Orhan Haşimoğlu girişimcilerin
sorularını yanıtladı. Toplantı bitiminde MDTO yönetimine misafirperverliğinden dolayı teşekkür eden konuk girişimciler,günün
anısına ülkelerinden getirdikleri yerel özellikler taşıyan hediyeleri
Barut’a takdim ettiler.
Toplantıda konuşan MDTO Genel Sekreteri Korer Özbenli girişimcileri Mersin’de ve MDTO’da ağırlamaktan büyük memnuniyet duyduklarını belirterek, yürüttükleri bu programla ülkemizdeki işadamları ile Türkçe konuşan ülkelerin girişimcilerini aynı
ortamda buluşturan TOBB’a teşekkürlerini iletti.
Mersin’in Türkiye’nin en önemli liman kentlerinden ve ticaret
merkezlerinden biri olduğunu vurgulayan Özbenli, “Kentimiz; limanı, geçmişten gelen ticaret yeteneği, stratejik konumu, güçlü
hinterlandı, tarım, turizm ve lojistik potansiyeli ile yatırım yapmak
için en cazip kentlerden biridir” diye konuştu.
Girişimcilerin Mersin ziyaretinin ticari ilişkileri geliştirmek, yeni
işbirlikleri ve güç birlikleri kurmak adına olumlu sonuçlar doğurmasını ümit ettiklerini dile getiren Özbenli, bu sürece deniz
ticareti ile ilgili her alanda katkı vermekten büyük mutluluk duyacaklarını söyledi.
MDTO’DAN HABERLER
MDTO’ya Ziyaretler
Vietnam Büyükelçisi MDTO’da
13 Mart’ta sona eren Türkçe Konuşan Girişimciler Programının
ardından, ziyaretlerine ilişkin görüşlerini yazılı olarak dile getiren
girişimciler MDTO yönetimine de teşekkür etti.
TOBB Uluslararası İlişkiler Müdürlüğü yetkilisi Birsen Karaloğlu
Karakuş mesajında “Bu programın ardında çok özel bir ordu var.
2005 yılından bu yana bu programın devam ediyor olması, sizlerin çok özel desteği ve yoğun emeği ile mümkün olabilmiştir.
Siz kıymetli devlet görevlilerine, oda/borsa ve OSB yöneticilerine, uzmanlarına, hizmet sağlayan tedarikçi kurumların değerli
ve çalışkan temsilcilerine, sevgili çalışma arkadaşlarıma, değerli dostlarıma yardımlarınız, destekleriniz ve yoğun emeğiniz
için gönülden teşekkür ederim” ifadelerini kullanırken, programa
Almanya’dan katılan Heyet Başkanı Recep Yıldız ise, seyahatleri boyunca çok değerli insanlarla tanışma fırsatı bulduklarını
belirtti. Yıldız mesajında, programın kendileri için ticari açıdan
çok olumlu geçtiğini vurguladı.
Bir dizi temasta bulunmak üzere Mersin’e gelen Vietnam Ankara
Büyükelçisi Nguyan The Cuong ve beraberindeki heyet programları kapsamında 18 Mart günü Mersin Deniz Ticaret Odası’nı
(MDTO) da ziyaret etti.
MDTO Yönetim Kurulu Üyeleri ile idari yetkililer tarafından kar-
şılanan Büyükelçi Nguyan The Cuong, Mersin’de bulunmaktan
duyduğu mutluluğu belirtti. Mersin ve Vietnam arasındaki ticaret ve işbirliklerini geliştirmek üzere değerlendirmelerin yapıldığı
toplantının sonunda Büyükelçi Cuong tarafından Yönetim Kurulu
Başkanı Cihat Lokmanoğlu’na günün anısına bir hediye takdim
edildi.
MDTO, Mart ayı Meclis toplantısında Mersin Üniversitesi Öğretim Üyesi
Doç. Dr. Tolga Ünlü ile Öğretim Elemanı Uzm.Tülin Ünlü’yü konuk etti
Doç. Dr. Tolga Ünlü MDTO Meclis Üyelerine Mersin Üniversitesi bünyesinde
faaliyet gösteren Akdeniz Kent Araştırmaları Merkezi hakkında bilgiler aktardı.
Merkezin kentsel araştırmalar yapmak,
projeler geliştirmek, kent arşivi oluşturmak ve bir kent müzesi kurulması için
çalışmalar yapmak amacıyla kurulduğunu anlatan Ünlü, merkezin belgeleme ve
alan araştırmaları ile kent tarihi araştırmalarını, kentin yakın geçmişine tanıklık
etmiş yerel şahsiyetler ile yaptıkları sözlü
tarih görüşmelerini ve arşiv oluşturmaya
yönelik faaliyetlerini anlattı. Merkez’in
her üç yılda bir “Tarih İçinde Mersin
Kolokyumu”nu düzenlediğini belirten
Ünlü, bu etkinlik ile disiplinlerarası bir
yaklaşımla Mersin ve bölgesine yönelik
yeni ve özgün çalışmaların paylaşılmasını hedeflediklerini söyledi.
30
31
MERSİN DENİZ TİCARETİ
MART 2014
MDTO’DAN HABERLER
Kılavuz Kaptanlar Eğitim Semineri İçin Mersin’de
Kılavuz Kaptanların Yeterlikleri, Eğitimleri, Belgelendirilmeleri ve Çalışma Usulleri
Hakkındaki Yönetmelik uyarınca, kılavuz
kaptanların iki yılda bir yapılması zorunlu
olan hizmet içi eğitimlerinin, ikincisi 1011 Mart 2014 tarihlerinde Mersin’de düzenlendi.
Eğitim semineri, Mersin Limanı İşleticisi
AŞ.’nin(MIP) önderliğinde, Mersin Deniz
Ticaret Odası’nın (MDTO) katkılarıyla,
MDTO Konferans Salonu’nda düzenlendi. MIP, İskenderun, Botaş, Toros Gübre,
Taşucu gibi bölge limanlarında görev
yapan kılavuz kaptanların yanı sıra Samsun bölgesinden de katılan kılavuz kaptanlarla birlikte toplam 41 kişi eğitim aldı.
Seminere eğitmen olarak İstanbul Bölgesi kılavuz kaptanlarından Uzakyol
Kaptanı Mutlu Dündar, Yusuf Koç ve
Halil Özdemir katkıda bulundu. Seminer
sonrasında katılımcılara sertifikaları Türk
Kılavuz Kaptanlar Derneği İkinci Başkanı
Uzakyol Kaptanı Merter Pişkin tarafından verildi.
32
33
MERSİN DENİZ TİCARETİ
MART 2014
KISA KENT HABERLERİ
Atatürk’ün Mersin’e Gelişi Törenlerle Kutlandı
Atatürk’ün Mersin’e gelişinin 91. yıldönümü, törenlerle kutlandı.
KISA KENT HABERLERİ
Bakan Elvan, Boğsak Tüneli’nin Açılışını Yaptı
Mersin-Antalya Akdeniz Sahil Yolu üzerinde yapımı devam eden 22 tünelden ilki olan Boğsak Tüneli,
Ulaştırma Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Lütfi Elvan ile Mersin Valisi Hasan Basri Güzeloğlu’nun
katıldığı törenle hizmete açıldı.
2’inci büyük limanı. Mersin inşallah hızla
kalkınacak, büyüyecek ve istihdam sorunu
olmayan bir il haline gelecek. Ve sizlerin
sorunları azalacak, refahı artacak” şeklinde
konuştu.
Atatürk’ün Mersin’e gelişinin yıldönümü
dolayısıyla bir mesaj yayınlayan Mersin Valisi Hasan Basri Güzeloğlu, mesajında, “O
günleri coşkuyla anarak bir kez daha yaşıyoruz” dedi. Güzeloğlu, Atatürk’ün, Kurtuluş Savaşı mücadelesi öncesi ve Türkiye
Cumhuriyeti’nin kuruluşu sonrası birçok kez
Mersin’e gelmesinin, Mersin tarihinin en güzel ve en değerli anlarını oluşturduğunu belirtti. Güzeloğlu, “Mustafa Kemal Atatürk’ün,
özellikle Mersin’e dönük değerlendirmeleri
ve işaret ettiği hedefler, bugün de en büyük
sorumluluğumuzu ve en büyük heyecanımızı oluşturmaktadır. Mersin olarak Büyük Önder’in ilkeleri doğrultusunda büyük
bir heyecanla yolumuza devam ediyoruz.
Bu doğrultuda başlatılan büyük çalışmalar, 2023 yılı hedefleri kapsamında hem
Türkiye’yi hem de Mersin’i güçlü, gelişmiş
ve kalkınmış bir geleceğe doğru taşımaktadır. Biz de Mersin Valiliği görevine başladığımız günden itibaren; Cumhuriyetimizin
kurucusu Atatürk’ün Mersinlilere vermiş
olduğu “Mersinliler, Mersin’e sahip çıkınız”
öğüdü çerçevesinde, Mersinimizin sahip
olduğu güzelliklere ve zenginliklere daha
da yenilerini ekleyerek, güzel kentimizi bir
‘Dünya Kenti’ yapma kararlılığında hız kesmeden çalışmalarımıza devam ediyoruz.
Gerçekleştirdiği büyük atılımlar ve başarılar
neticesinde son zamanlarda hem ulusal
hem de uluslararası alanda adından fazlasıyla bahsettiren Mersin, yakında tamamlanacak büyük proje ve yatırımlarla dünyanın
sayılı ekonomi, ticaret, turizm, lojistik, tarım
ve sanayi kentlerinden biri olacaktır. Bütün
bunlar da üst üste konulduğunda Mersin
gerçek bir ‘Dünya Kenti’ olacaktır. Bu duygu ve düşüncelerle başta Atatürk olmak
üzere kahraman tüm şehit ve gazilerimizi
sevgi, saygı ve minnetle anıyoruz” dedi.
Atatürk’ün Mersin’e gelişinin 91. yıldönü-
34
münün kutlandığı 17 Mart günü ilk tören
Tren İstasyonunda yapıldı. Sabah erken saatlerde gerçekleştirilen törene Mersin Valisi
Hasan Basri Güzeloğlu, Mersin Milletvekilleri, Akdeniz Bölge ve Garnizon Komutanı
Tuğamiral Hayrettin İmren, Büyükşehir Belediye Başkanı Macit Özcan, kent protokolü
ile öğrenciler katıldı.
Törende ‘Kurtuluş Treni’ Vali Güzeloğlu ve
protokol üyeleri tarafından karşılandı, temsili bayrak teslimi gerçekleştirildi. Vagondan inen Türkiye Muharip Gaziler Derneği
Mersin Şube Başkanı Kemal Cındız, Türk
bayrağını öperek Vali Güzeloğlu’na teslim
ederken, Güzeloğlu da bayrağı öperek teslim aldı.
Törende daha sonra Güzeloğlu, protokol üyeleri ve öğrenciler, bando eşliğinde
Cumhuriyet Meydanı’na yürüdüler. Burada
Atatürk Anıtı’na çelenklerin konulmasıyla
devam eden kutlamalarda öğrenciler Atatürk ve Mersin temalı şiirler okudu. Akdeniz
Bölge ve Garnizon Komutanlığı’ndan Deniz Kurmay Binbaşı Hızır İlyas Gürsoy’un,
Atatürk’ün Mersin’e gelişini anlattığı konuşmasının ardından Büyükşehir Belediye
Başkanı Macit Özcan da bir konuşma yaptı.
Atatürk’ün Mersin’e ilk geliş tarihi olan 17
Mart 1923’ten bu yana 91 yıl geçtiğini anımsatan Özcan, bu tarihten sonra Atatürk’ün
Mersin’e 6 kez daha geldiğini kaydetti. 17
Mart’ın ise kent için ayrı bir önemi olduğunun altını çizen Özcan, Atatürk’ün, bu tarihte o zaman Millet Bahçesi olan Cumhuriyet
Meydanı’nda yaptığı tarihi konuşmasında,
“Mersiniler, memleketiniz Türkiye’nin çok
mühim bir noktasında bulunuyor ve önemli
bir ticaret noktasıdır. Memleketiniz, bütün
dünya ile Türkiye’nin irtibatı noktasının en
mühim bir yeridir. Memleketin için zafer ve
terakki sahası ekonomi ve ticarettir. Bunu
takdir ediyorsanız çok çalışmaya mecbursunuz. Aksi takdirde memleketin hakiki
sahibi olduğunuzu söyleseniz bile kimseyi
inandıramazsınız. Sizlere son sözüm şudur ki, bu memleketin hakiki sahibi olunuz”
dediğini ifade etti. Özcan, “Atatürk’ün 91
yıl önce Mersin’in konumu ve geleceğiyle
ilgili söylediklerine bakarsak, O’nun ne kadar ileri görüşlü bir insan olduğunu daha iyi
anlayabiliriz. Çünkü Mersin, coğrafi konumu itibariyle istikbal vaat eden Türkiye’nin
önemli illerinden birisidir. Bizler de onun
vasiyetini yerine getirdik, hayata geçirdiğimiz projelerle Mersin’e sahip çıktık. Ancak,
yine O’nun belirttiği gibi daha yapacak çok
işimiz var” dedi.
Başkan Özcan’ın konuşmasının ardından
tören, Büyükşehir Belediyesi Halk Oyunları
Ekibi’nin gösterileriyle devam etti.
Törenin sonunda basın mensuplarına günün anlamına ilişkin açıklama yapan Güzeloğlu, “Büyük önder Atatürk’ün Mersin’e
ilk gelişinde ifade ettikleri ve sonraki tüm
gelişlerinde tekrar ettikleri gibi Mersin Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşundan bu yana
ülkemizin en önemli dışa açılan, ülkemizin ekonomik anlamda kalkınmasına katkı
sağlayan, her yönüyle Türkiye’nin çok özel
ve güzel bir ili ve bir büyükşehridir. Türkiye
Cumhuriyeti’nin 2023 hedeflerine yürüyüşünde de bunu zenginleştiren, geliştiren
ve bu anlamda çok büyük katkı veren bir
kentidir. Bugün biz bu coşkuyu yaşarken,
2023’e Mersin’i de Türkiye’nin ilk 5 büyük
kenti arasında yer alacak bir kent olarak hazırlamanın çabası içerisindeyiz. Ülkemizin
kurucusu ve kurtarıcısı Atatürk başta olmak
üzere tüm şehitlerimizi rahmet ve minnetle
anıyorum, kahraman gazilerimize milletçe
şükranlarımızı sunuyorum” diye konuştu.
(İHA)
Gidiş-geliş olmak üzere 2 tüp şeklinde yapılan, toplam uzunluğu bin 700 km olan
ve ulaşımı 3 bin 700 metre ve 45 dakika
kısaltacak olan Boğsak Tüneli’nin açılış törenine Ulaştırma Denizcilik ve Haberleşme
Bakanı Lütfi Elvan ve Mersin Valisi Hasan
Basri Güzeloğlu’nun yanı sıra Mersin Milletvekilleri Nebi Bozkurt ve Çiğdem Münevver
Ökten, Bakanlık Müsteşarı Habip Soluk,
Karayolları Genel Müdürü Cahit Turan, il ve
ilçe protokolü, daire başkanları, sivil toplum
kuruluşu temsilcileri ile çok sayıda vatandaş katıldı.
Bakan Elvan yaptığı konuşmada, şu ana
kadar 70’e yakın tüneli hizmete açtıklarını,
Bolu Tüneli’nin çok uzun bir süre sonra
kendi dönemlerinde hizmete açıldığını vurguladı ve bir vatandaşın kendisine yazdığı
mektubu okudu. Bakan Elvan, “Hayalleri
gerçekleştiriyoruz. Hükümetimizin ulaşım
alanında yaptığı yatırımlara Avrupa Birliği bütçesi bile yetmez. İşte Akdeniz Sahil
Yolu’nda 390 km’lik yolu tamamladık. Toplam 22 tünel var. Boğsak Tünelimiz bunlardan ilki. Diğerlerini de çok kısa sürede tamamlayacağız inşallah” diye konuştu.
Bakan Elvan, Mut-Ermenek, Mut-Silifke,
Ermenek-Gülnar, Tarsus-Tuzla, Silifke-Mut
ayrımı Gülnar yolu, Tarsus-Çamlıyayla ve
Uzuncaburç-Mut arasında yol standartlarının yükseltilmesi çalışmalarının bir kısmının
tamamlandığını, kalan kısımların ise 2 yıl
içinde tamamlanacağını ifade etti.
Vali Hasan Basri Güzeloğlu ise, Akdeniz
Sahil Yolu’nun çok önemli bir geçiş noktası olan Boğsak Tüneli’nin açılış töreninde
bulunmaktan duyduğu memnuniyeti dile
getirdi. Vali Güzeloğlu, Bakan Elvan’la çok
eski dost olduklarını belirterek kendisini bakan olduktan sonra Mersin’de ağırlamaktan
duyduğu memnuniyeti dile getirdi.
Güzeloğlu, “Bir ülkenin kalkınmasının en
önemli, en gerekli koşulu ulaşımdır. Ulaşımı
rahat ve güvenli bir şekilde sağlayamadığınızda ne gelişmeyi ne kalkınmayı gerçekleştirebilirsiniz. Yıllardır Akdeniz sahil şeridinde hep beklediğimiz, hep ötelediğimiz,
hep geciken bir beklentimiz vardı. Akdeniz
Sahil Yolu’nun geciktiği gibi. Sayın Bakanımızın, kalan bu yolda kalan çok az bir çalışmayı, çok kısa sürede tamamlayacağına,
Akdeniz Sahil Yolu’nu en kısa sürede hizmete açmak için elinden geleni yapacağına
inanıyorum” diye konuştu.
Boğsak Tüneli Mersin’de
Turizm ve Hizmetler
Sektörünün Gelişmesine
Katkı Koyacak
Akdeniz Sahil Yolu’nun bölgedeki ticaret
için önemine vurgu yapan Vali Güzeloğlu,
“Bu yol, Türkiye’nin ekonomik, sosyal ve
toplumsal kalkınmasını sağlayacak bir yoldur. Boğsak Tüneli, Mersin’i ve Mersinlileri
uluslararası kalite ile buluşturacak, turizm
ve hizmetler sektörünün gelişmesine katkı
koyacak. Kısalan mesafeler Türkiye’nin gelişmesine atılan adımlardır. Bu ülkeyi daha
ileriye götürmek mecburiyetindeyiz. 18
Mart gibi anlamlı bir günde Atatürk ve tüm
şehitlerimizin huzurunda söz verdiğimiz
gibi, hedefimiz bu ülkeyi daha ileriye götürmek, Türkiye Cumhuriyeti’nin 100’üncü
kuruluş yıl dönümü olan 2023 yılında dünyanın en büyük 10 ülkesi arasına sokmaktır.
Bu inançla çalıştığımız sürece inşallah o
günleri göreceğiz” açıklamasını yaptı.
Karayolları Genel Müdürü Cahit Turan,
Mersin’de 17 viyadük ve 22 adet tünelin
bulunduğunu aktardı. Turan, Akdeniz Sahil Yolu’nda yapılacak olan 22 tünelden ilki
olan Boğsak Tüneli’nin toplam yatırım bedelinin 65 milyon TL olduğunu, bu tünelin
Mersinlilere güvenli ve yüksek kalite standartlı yolculuk imkanı sağlayacağını dile
getirdi.
Konuşmaların ardından Bakan Elvan ile Vali
Güzeloğlu protokol üyeleri ile birlikte tören
için hazırlanan kurdeleyi keserek havai fişek gösterisi eşliğinde Boğsak Tüneli’nin
açılışını gerçekleştirdi. (İHA)
11 Saatlik Mersin-Antalya
Yolu 5 Saate Düşecek
Tüm tüneller tamamlandığında 11 saatlik
Mersin-Antalya yolunun 5 saate düşürüleceğini belirten Bakan Elvan, “Eğer ulaşım
alanında güçlü bir altyapısı varsa o ilin
gelişmemesi mümkün olamaz. Mersin’de
neye ihtiyacımız var, girişimciye. Biz
Mersin’de demiryolu altyapısını geliştiriyoruz. Karaman’ı Mersin’e hızlı trenle bağlıyoruz. Havayolunu karayolu gibi yaptık.
Mersinimize en büyük 2’inci havalimanını
kazandırıyoruz. Mersin önemli bir lojistik
merkezimiz. Mersin limanımız Türkiye’nin
35
MERSİN DENİZ TİCARETİ
MART 2014
KISA KENT HABERLERİ
“2014’de Su Sorunları Daha Fazla Olacak”
Mersin Üniversitesi (MEÜ) Mühendislik Fakültesi Çevre Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi
Prof. Dr. Halil Kumbur, küresel ısınmanın artması ve beraberinde getirdiği kuraklık ve diğer
olumsuzluklar nedeniyle, 2014 yılında su sorunlarının daha da fazla olacağının tahmin edildiğini söyledi.
Kumbur, '22 Mart Dünya Su Günü' dolayısıyla yaptığı açıklamada, su ve toprağın, kalkınma çabalarında ilk başvurulan doğal kaynaklar olma özelliklerini günümüzde de
koruduğuna dikkat çekti. Suyun, günümüzde ulusal ve
uluslararası politikaların belirlenmesinde önemli bir unsur
haline geldiğini vurgulayan Kumbur, "Bu politikaların tartışılması esasında su; ekonomi, hidroloji, siyaset, hukuk ve
biyoloji gibi her çeşit bilim dalında ele alınmaktadır.
Dünyadaki toplam suyun yalnızca yüzde 0,5 gibi çok küçük
bir kısmı insan ve diğer canlılar tarafından kullanılmaktadır.
Dünyanın bütün su varlığının 4 litrelik bir bidona konulduğunda ekonomik kullanılabilecek tatlı su varlığı yalnızca bir
çorba kaşığı kadardır. Su kıtlık indekslerine göre bir ülkenin
su varlıklı olabilmesi için yılda kişi başına düşen su miktarı
10 bin metreküp, su yoksulu
olabilmesi için ise bin metreküpün altında su olması gerekir" dedi.
Günümüzde su kaynaklarının, dünya üzerinde çok dengesiz bir şekilde dağıldığını
belirten Kumbur, "Dünyanın
kimi bölgeleri su varlığı açısından zengin, kimi bölgeleri yoksul durumundadır.
Dolayısıyla dünya coğrafyası
üzerinde su zengini ve su
yoksulu olan özellikle belirli
bölgeler, ülkeler bulunmaktadır. Su varlığı yüksek olan
bölge ve ülkelerde gelişen
teknoloji ve artan refah seviyesi ile birlikte su tüketimi
sürekli olarak artarken, su
yoksulu ülkelerde su taleplerindeki artışlar önemli bölgesel krizlerin çıkmasına ve ülkeler oranında büyük sorunların yaşanmasına neden olmaktadır. Yıllarca dinsel farklılıklar ve petrol gibi unsurlardan
kaynaklanan ve savaşa kadar varan sorunlarla gündeme
gelen Ortadoğu, günümüzde su yoksulluğu ile de dünya
gündemini meşgul etmeye başlamıştır. Ortadoğu'da son
yıllarda ortaya çıkan başlıca anlaşmazlık konusu da sudur.
Ortadoğu kapsamında düşünülen ülkelerde su yoksulluğu
önemli boyutlardadır. Ancak su sıkıntısı en üst düzeyde
olan ve burada belirtilen ülkelerin çoğu hem petrol, hem
de su yoksulu ülkelerdir" diye konuştu.
Bu bağlamda, AB uyum sürecinde sınır aşan ve ülkemizin
su potansiyelinin yüzde 30’nu oluşturan Dicle ve Fırat nehirlerinin, yönetimi ve bu nehirlerin suyuna dayalı yapılacak
36
KISA KENT HABERLERİ
13. Mersin Uluslararası Müzik Festivali
24 Mayıs’ta Başlıyor
13. Mersin Uluslararası Müzik Festivali, bu yıl 24 Mayıs-7 Haziran 2014 tarihleri arasında sanatseverlerle buluşacak. Bu yıl festivale, Buika, I Musici Di Roma, Yair Dalal, Cumhurbaşkanlığı Senfoni
Orkestrası ve Bülent Ortaçgil’in de yer alacağı dünyaca ünlü yerli ve yabancı 251 sanatçı katılacak.
her türlü yatırımların önem arz ettiğini dile getiren Kumbur,
şöyle devam etti; "Dünyada yaklaşık 250-300 milyon nüfusa sahip olan 30 ülke su yoksulu sınıfına dahildir. Afrika’da
10-15 ülke ve yaklaşık 300 milyon nüfus ortalama su sınırının altındadır. Yapılan tahminlere göre; 30 yıl içinde en
az 50, 2050 yılında ise 65-70 ülke daha su kıtlığı çeken
ülkeler sınıfına dahil olacaktır. Bu tablo ise dünyada, her 3
insandan birinin yeterli tatlı suya sahip olmadan yaşaması
demektir. Günümüzde ise her 15 insandan birinin yeterli
suya sahip olmadan yaşaması anlamındadır. Bu rakamlar
2050 yılında, 7 milyar nüfusa çıkacak ve bu da dünya nüfusunun yüzde 60’ının yeterli suya sahip olmadan yaşaması
demektir."
Türkiye'nin kullanılabilir su miktarının 110 milyar metreküp
olduğunu, 70 milyon nüfusa
bölündüğünde yaklaşık kişi
başına yılda bin 500 metreküp civarında su düştüğünü
belirten Kumbur, "Türkiye bu
değerlerle Ortadoğu ülkelerine göre biraz daha fazla suya
sahiptir. Kısa, orta, uzun vadeli kalıcı plan ve programlar
yapılmadığı takdirde her an
için su sorunu yaşanabilir"
uyarısında bulundu.
Mersin'in barajlar, yer altı suları, suni göller ve memba
suyu olarak zengin su kaynaklarına sahip olduğunu
ifade eden Kumbur, şöyle
devam etti; "Yıllık akarsu potansiyeli 7.3 milyar metreküp,
yer altı su kaynakları potansiyeli 0.83 milyar metreküp
olmak üzere toplam yıllık su potansiyeli 7.4 milyar metreküptür. Bu kaynaklarımızı çok iyi korumalı ve suyu planlı
- programlı kullanmalıyız. Günümüzde su kaynaklarımızın
korunması, kaliteli su temini, suyun nakli ve depolanması,
su kaçakları, suyun kullanıcıya ulaştırılmasında ciddi sorunlarımız var.
Yeni yürürlüğe girecek olan yasa ile hizmet alanı genişletilen Büyükşehir Belediyeleri Su ve Kanalizasyon İdareleri
Genel Müdürlüklerinin, yeni hizmet alanlarını kapsayacak
şekilde il, ilçe, belde ve köylerin içme suyu, atıksu ve yağmur suyu tesislerin mevcut hizmet durumları, eksiklikleri
gelecek yıllar için kısa, orta ve uzun vadeli altyapı yatırım
ihtiyaçlarının kalıcı bir şekilde tespit edilmesi ve çözümü
için plan program yapması gerekmektedir." (İHA)
Mersin Uluslararası Müzik Festivali Yürütme Kurulu Başkanı
Selma Yağcı, Festival Yürütme Kurulu üyeleriyle birlikte düzenlediği basın toplantısında, bu yıl ‘Mersin Ses Veriyor’ sloganıyla
gerçekleştirilecek festivalle ilgili bilgi verdi. Toplantıya, Kültür ve
Turizm Bakanlığı’nı temsilen Mersin İl Kültür ve Turizm Müdürü
Bahaettin Kabahasanoğlu da katıldı.
Festival ofisinde gerçekleştirilen toplantının başında, Mersin’de
meydana gelen ve 9 işçinin yaşamını yitirdiği tren kazasına değinen Yağcı, kaza nedeniyle toplantıyı ertelemeyi düşündüklerini
ama kendileri için de zamanın çok daraldığını belirterek “Kazada yaşamını yitiren ve yaralanan işçilerimizin ailelerinden Festival Yürütme Kurulu olarak özür diliyoruz” dedi.
“Festival 16 Mayıs’ta Tanıtım Etkinlikleriyle
Başlıyor”
Avrupa Festivaller Birliği’ne (EFA) kabul edilerek adını uluslararası alanda da duyurmayı başaran Mersin Uluslararası Müzik
Festivali’nin bu yıl 13.'sünü gerçekleştireceklerini belirten Yağcı,
“Hanri Atat, Nevit Kodallı ve Doğan Akça’yı özlem ve sevgiyle
anıyoruz. Onlarla çıktık yola. Yorulmadan, mutlulukla devam ediyoruz. Kolay bir şey değil yaptığımız. Çok dik ve sağlam ayakta
durmamız lazım ve her yıl bu işi biraz daha yukarıya taşıyarak
götürmemiz lazım. Bu yıl festival 16 Mayıs 2014’te tanıtım etkinlikleri ile başlayacak ve 24 Mayıs’taki açılış konseriyle devam
edecek. Çok güzel etkinlikler hazırladık sanatseverler için. Tüm
sanatseverleri festivalimize bekliyoruz. Başta Mersin Valiliği olmak üzere festivalimize katkı veren tüm kurumlara da teşekkür
ediyoruz” diye konuştu.
Çoksesli Korolar Şenliği’ne 60 Koro Katılacak
Festival takvimini ise Mersin Uluslararası Müzik Festivali Sanat
Danışmanı Remzi Buharalı açıkladı. Festivalin çalışmasına geçtiğimiz Ekim ayında başladıklarını ve hazırlıklarını kısa süre önce
tamamladıklarını bildiren Buharalı, festivalin tanıtım etkinlikleri
kapsamında 16 Mayıs’ta başlayacak ve 3 gün sürecek 16. Nevit
Kodallı Çoksesli Korolar Şenliği’ne başta Kıbrıs ve Bulgaristan
olmak üzere Türkiye’nin dört bir yanından 60 koro katılacağını
ifade etti. Bu şenliğin de Mersin’in farklılığını ortaya koyduğunu vurgulayan Buharalı, bu yıl 4. Beste Yarışması kapsamında
Mersin-Narlıkuyu’da bulunan Üç Güzeller mozaiğine ithafen
"Mersin Üç Güzeller İçin Müzik Arıyor" sloganı ile keman-viyolonsel-piyano üçlüsü için bestelenen eserlerden dereceye girenlere
ödüllerinin 21 Mayıs’ta verileceğini belirtti. Kültür ve Turizm Bakanlığı Devlet Halk Dansları Topluluğu’nun 27-28 Mayıs’ta Mersin ve Tarsus’ta gösteri yapacağını dile getiren Buharalı, festivalin açılışının ise Avrupa’nın seçkin orkestraları arasında yer alan
I MusiciDi Roma orkestrasının 24 Mayıs Cumartesi günü Kültür
Merkezi’nde vereceği konserle yapılacağını söyledi.
Buharalı, festivalde ayrıca etnik Arap-Hint müziğinin önde gelen isimleri arasında yer alan Yair Dalal’ın, ünlü keman sanatçısı
Cihat Aşkın ve perküsyon ustası Erez Mounk ile birlikte konser
vereceğini bildirdi. Buharalı, “Festivalimizde, İngiliz genç star
keman sanatçısı Charlie Siem, Çukurova bölgesinin gurur abidesi Çukurova Senfoni Orkestrası ile birlikte konser verecek.
Ülkemizin sanat elçisi Gülsin Onay, piyano resitali ile Mersinlilerin karşısına çıkacak. Flamenko ile cazı bir araya getiren aşkın
tutkulu sesi Buika Mersinli sanatseverlerle buluşacak. 1 Haziran
Pazar günü ise Kanlıdivane’de usta müzik sanatçısı Bülent Ortaçgil bir konser verecek. Klasik gitarın usta sanatçısı Christina
Sandsengen ile devam edecek festivalin 7 Haziran tarihindeki kapanış gala konserini ise festivalimizde 3. kez yer alacak
olan Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası, İtalyan orkestra şefi
AntonioPirolli ve Amerikalı soprano AngelJol Blue ile verecek”
şeklinde konuştu.(İHA)
37
MERSİN DENİZ TİCARETİ
MART 2014
KISA KENT HABERLERİ
Mersin 9. Uluslararası Tarım Fuarı Açıldı
Mersin Ticaret ve Sanayi Odası (MTSO) ile Forza Fuarcılık ve Organizasyon Hizmetleri
A.Ş. işbirliğinde düzenlenen “Mersin 9. Uluslararası Tarım Fuarı” düzenlenen törenle
açıldı. Fuara, Hollanda, İtalya, Fransa ve Güney Afrika ülkelerinden firmalar da katıldı.
KISA KENT HABERLERİ
Sanal Paylaşım İnsanın Yalnızlığını Derinleştiriyor
Mersin Toros Devlet Hastanesi’nde görevli Dr. Nedim İnce, dünyada ve Türkiye’de çığ gibi yayılan
ve milyonlarca insan tarafından kullanılan sosyal paylaşım ağlarının, yalnızlıktan kurtulma çabasıyla
sanal ortama sarılan insanın yalnızlık duygusunu, gerçek teması ve dokunabilmeyi ortadan kaldırdığı
için daha da derinleştirdiğini söyledi.
Mersin kamuoyunun, gazete ve dergi
yazıları, radyo-televizyon programları
ve kitaplarıyla yakından tanıdığı Mersin Toros Devlet Hastanesi Üroloji
Uzmanı Dr. Nedim İnce, şair ve yazar Celal Soycan’ın yönettiği ‘Sanatta
Düşünsel Pratikler’ söyleşi dizisinin
konuğu oldu. 46.’sı gerçekleştirilen
ve Sokak Kitap ve Kahve Evi’nde düzenlenen söyleşide Dr. İnce, “Sanal
Ortamda Sosyalleşme” başlığı altında
sosyal paylaşım ağlarının neden bu
kadar fazla insan tarafından yoğun
olarak kullanıldığına dair görüşlerini
katılımcılarla paylaştı.
Mersin 9. Uluslararası Tarım Fuarı’nın
CNR EXPO Yenişehir Fuar Merkezi’ndeki açılışına Mersin Vali Yardımcısı
Ayhan Bayhan, Mersin Milletvekili Vahap Seçer, Gıda, Tarım ve Hayvancılık
Bakanlığı Bitkisel Üretim Genel Müdür
Yardımcısı Cafer Kınanç, MTSO Başkanı Şerafettin Aşut, CNR EXPO İcra
Kurulu Üyesi Cengiz Ersun, sektör
temsilcileri ve çok sayıda davetli katıldı.
MTSO Başkanı Aşut çadırda yerel
başlayan fuarın bugün uluslararası bir
tarım fuarı haline geldiğini kaydetti. Fuarın henüz hayal ettikleri düzeyde olmadığını da belirten Aşut, “Ama alınan
mesafeleri yok saymak ve ekonomiye
olan katkıları görmemek sektöre haksızlık olur. Mersin 9. Uluslararası Tarım
Fuar’ında ulusal firmaların yanı sıra
Hollanda, İtalya, Fransa ve Güney Afri-
38
ka ülkelerinden katımları görmek, uluslararası ilginin somut göstergesidir. 17.
Türkçe Konuşan Girişimciler Etkinliği
kapsamında 22 ülkeden 42 girişimci
işadamını misafir etmenin mutluluğunu yaşıyoruz. İzmir Genç Girişimciler
Kurulu burada. Tüm bunlar Mersin dinamiklerinin, özellikle tarım sektörünün
bu işe sahip çıkmasının sonuçlarıdır”
dedi.
Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı
Bitkisel Üretim Genel Müdür Yardımcısı Kınanç ise Mersin’in sanayi ve ticari
değere sahip bitkisel ürün açısından
önemli bir tarım merkezi olduğuna
dikkat çekti. Bakanlık olarak, 2003’ten
2013’e kadar çiftçilere 62 kalemde 610
milyon lira destek verdiklerini, bu yıl
da mazot, gübre, yem bitkileri ve hububat primlerini 2 ay içinde 18 milyon
lira olarak ödediklerini anlatan Kınanç,
şunları söyledi: “Mersin, yıllık yaklaşık 3 milyar dolarlık tarımsal hasıla ile
Türkiye’de ikinci sırada yer alıyor. Mersin, meyve üretiminde de yüzde 12’lik
payla Türkiye’de ilk sırada, sebze üretiminde ikinci sırada bulunuyor. Örtü
altı üretimde de ikinci sırada yer alıyor.
Turunçgillerin yüzde 30’unu, limonun
yüzde 60’ını, muzun yüzde 72’sini, çileğin yüzde 54’ünü Mersin üretiyor. Yaş
meyve sebze ihracatının yüzde 24’ü,
turunçgil ihracatının yüzde 35’i, bakliyat ihracatının yüzde 86’sı Mersin’den
yapılıyor. Türkiye tarımsal üretiminin
büyük bir bölümünü karşılayan Mersin,
bu fuarla da başarısını ortaya koyuyor.”
Konuşmaların ardından protokol üyeleri, kurdele keserek fuarın açılışını
gerçekleştirdiler. Katılımcılar, fuardaki
stantları da gezerek, firma temsilcileriyle görüştüler. (İHA)
Söyleşiye, Balıkesir’in Gönen ilçesine
bağlı Hasanbey köyünde doğduğunda köyde elektrik olmadığını,
insanların doğayla barışık ve iç içe bir hayat sürdürdüklerini anlatarak başlayan Dr. İnce, bugün artık elektriksiz bir hayatın düşünülemediğini ve insan dayanışmasının yerini insan-alet ilişkisinin
aldığını kaydetti. Dr. İnce, bunun bir çok sıkıntıya yol açtığını da
ifade etti. İnternet ve sosyal paylaşım sitelerinin tarihçesini anlatan
İnce, 2004 yılında kurulan Facebook’un şu an dünyada 1 milyarın, Türkiye’de 30 milyonun üzerinde, 2006’da kurulan Twitter’in da
dünyada 230 milyonun üzerinde, Türkiye’de ise 20 milyona yakın
aktif kullanıcısı bulunduğunu söyledi. Artık herkeste bulunan cep
telefonlarının da küçük birer bilgisayar haline gelmesiyle internetin
insanların her anına girdiğini dile getiren İnce, şöyle konuştu: “Artık
aile içinde çocuklarla anne-babalar arasında, arkadaşlar arasında
aynı ortamda, aynı evin içinde bile iletişim internet üzerinden, sanal ortamda yapılıyor. Peki ne oluyor da sosyal paylaşım sitelerine
bu kadar sarılıyoruz? Başlangıçta insan, insanla doğayla temas
ederken doğrudan duygularıyla temas ediyordu. Ama teknoloji ilerlediğinde insan artık insanla doğrudan temas yerine araçla
temas etmeye başladı. Süreç içinde doğadan kopan insanın yalnızlığı, kendine başka insanlarla temas kurma konusunda olanak
sağlayan, üstelik de bunu yaparken zahmetsiz, risksiz, sıkıntısız
bir eğlence ve insan dostu olduğunu vaat eden böyle bir araç olduğunda yalnızlıktan kurtulmanın belki de en kolay, en zahmetsiz
yolu oluyor Facebook ve bir anda 300, 500, 5 bin arkadaşı oluyor.”
“İnsanlar yalnızlık ve değersizlik duygusunu
sanal ortamda gidermeye çalışıyor”
Yalnızlaşmayı derinden hissettiren bir de yabancılaşma olgusu
olduğunu vurgulayan İnce, yabancılaşmanın insanın kendini değersiz ve yalnız hissetmesine neden olduğunu belirtti. Dr. İnce,
kendini yalnız, yabancılaşmış, değersiz hisseden insanların böyle
bir ortamda arkadaşlarıyla kendini yalnızlıktan kurtardığını kabul ettiğini, bunu yaparken de karşıyı ikna edebilmek ve işin içine çekebilmek adına mahremiyetinden çok rahat vazgeçebildiğini söyledi.
Mahremiyetinden vazgeçerek kendi görünmezliğini sosyal ağlar-
da görünür hale getirerek ‘Gördüğün
gibi her şey önünde, açık. Ben iyi,
düzgün bir insanım’ duygularını karşı
tarafa vererek, bu arkadaşlık etme arzusunu devam ettirebilmek için çaba
gösterdiğini anlatan İnce, sözlerini
şöyle sürdürdü: "Diğer taraftan fark
edilmenin hazzını yaşıyor. Zaten mahremiyetinden vazgeçmesinin altında
yatan önemli nedenlerden biri de bu.
İnsanlar fark edilmeyi arzu ediyor. Bir
taraftan biricik olma arzusunda ama
diğer taraftan da bunu tek başına yapamıyor, böyle bir paradoks içinde.”
İnce, sosyal paylaşım ağları, haberleşme ve paylaşma anlamında çok ciddi bir erişim olanağı sağlarken, her şey herkesin gözü önünde ve her tür kontrole açık olması
nedeniyle çok ciddi bir kısıtlığı ve manipülasyonu da beraberinde
getirdiğine dikkat çekti.
“Sanal yalnızlığı ortadan kaldırıyoruz ama
gerçek yalnızlığımız daha da derinleşiyor”
Yapılan araştırmalarda, bir insanın aynı zaman diliminde ortalama
200 kişiyle arkadaşlık yapabildiğinin ortaya konduğunu dile getiren
İnce, şöyle devam etti:
“Biz yalnızlığımızdan kurtulmak için binlerce arkadaş edinirken
acaba onlar ne kadar arkadaş? Birebir temasımız yok. Bir kişiye
dokunmakla ekranda yazmak arasında, dokunduğumuz kişi arkadaşsa o nasıl bir arkadaş? Bu aradaki fark aslında sanal ortam
ve sanal bir arkadaşlığı beraberinde getiriyor. Biz o sanal ortamda
sanal arkadaşlarımızla aslında sanal yalnızlığımızı ortadan kaldırıyoruz ama gerçek yalnızlığımızı daha da derinleştiriyoruz. Çünkü
oradan beklediğimiz geri bildirimi, geri beslemeyi alamadığımız, o
yalnızlık duygusunu bir türlü ortadan kaldıramadığımız zaman bu,
bizdeki yalnızlıktan kurtulma yerine daha derin bir yalnızlık duygusunu da besliyor ve tekrar bir hayal kırıklığı bekliyor bizi.”
Gerek sanal ortamda gerek şu anki yapılanmada artık caddelerde, işyerlerinde, evlerde her yerde kameralar olduğunu, insanların
sürekli kayıt altında bulunduğunu söyleyen İnce, sözlerini şöyle
tamamladı: “Cep telefonlarından nokta olarak nerede olduğumuz
biliniyor. Kredi kartları ile bilgilerimiz bir yerlere gidiyor. İnsanlar bir
taraftan sanal ortamda mahremiyetinden kendi arzusuyla vazgeçerken, bir taraftan da ‘24 saat gözleniyorum’ hissi kendimizi denetlemeyi getiriyor. Sanal ortam bir taraftan yalnızlığımızı azaltma
çabasındayken bunu besleyebilen, iletişimi kolaylaştıran ama bunun yanında yüz yüze iletişimi koparan, insanı insandan koparan
bir ortam. Sanal ortamın kolaylığına çok çabuk alışıyoruz ama bize
bir gün çok ciddi bir ders verecek kaygısını taşıyorum.” (İHA)
39
MERSİN DENİZ TİCARETİ
MART 2014
DENİZCİLİK HABERLERİ
PARİS MOU, Yoğunlaştırılmış Denetim
Kampanyasını Açıkladı
Paris Memorandumu (Paris MoU), Tokyo MoU ile birlikte gerçekleştirdiği yoğunlaştırılmış denetim
kampanyalarının sonuçlarını açıkladı.
Y
EN
İR
EK
M
A
L
GE
C
E
L
!
K
E
Gemi Sevk Sistemleri ve Yardımcı Makineler konusunda 1 Eylül 2013-30 Kasım
2013 arasında yapılan son denetim kampanyasının ön sonuçları, Paris Mutabakat
Anlaşması bölgesinde (Paris MoU),68
geminin (toplam tutulan gemilerin %41’i)
3 aylık süre içerisinde tutulduğunu görüldü.
4 Kimyasal madde tankeri (%3)
Paris MoU denetimlerinde sorunlu konular
arasında, ana makine, makine dairesinin
temizliği ve acil durum jeneratörleri olarak
belirlenmişti. Denetimler; Liman Devleti
Kontrolleri’nin (PSC) en fazla eksikliklere
ya da yeni anlaşma şartlarının yürürlüğe
girmesine odaklanıyor. Kampanyalar senede bir ve üç ay süre ile yapılan düzenli
denetimler ile devam ediyor.
Acil elektrik kaynağı/acil durum jeneratörleri kaynakları (%12)
3 Soğutmalı yük gemisi (%2)
Kayıtlı Eksiklikler:
Ana makine (%20),
Makine dairesinin temizliği (%18),
Denetim Kampanyaları ile ilgili olduğu
açıklandı.
Kampanya Sırasında:
Genel kargo gemisi/çok amaçlı gemilerde 1270 (%33),
Acil durum aydınlatma/bataryaları/şalterleri (%12)
En Çok Denetlenen Ülkeler
Geçtiğimiz yıllarda, makine tahrik sistemleri ve makine teçhizatı ile ilgili eksiklikler,
Paris ve Tokyo mutabakat anlaşmalarının
kapsadığı bölgedeki toplam eksikliklerin,
%7’sini oluşturuyordu.
Dökme yük gemilerinde 805 (%21),
Panama (495 denetleme), Liberya (322
denetleme) , Malta (317 denetleme), Antigua ve Barbuda (246 denetleme)
Konteyner gemilerinde 458 (%12),
Bayraklara Göre Tutulma
Kimyasal madde tankerlerinde 343 (%9),
Yoğunlaştırılmış Denetim Kampanyaları
sırasında tutulan gemilerin %54’ünün, 20
yaşında ya da daha yaşlı olduğu belirlendi. 20 yaş ve daha üstü gemilerin toplamda %3,6’sı tutularak toplam %1.8lik tutulma yüzdesini ikiye katlandığı görüldü.
Petrol tankerlerinde 272 (%7) denetlendi.
6 Tanzanya bandıralı, 4 Togo bandıralı,
2 Curaçao bandıralı, 1 Tuvalu bandıralı
gemi tutuldu.
Denetim Kampanyası 4 bin 126 gemide
yapılan 3 bin 879 denetim ile sonuçlandığı, toplamda 68 gemi tutulurken, bin 105
eksiklik tespit edildiği, tutulmaların %41’i
Tutulan Gemiler:
34 Genel kargo gemisi/çok amaçlı gemi
(%50),
9 Dökme yük gemisi (%13),
9 Konteyner gemisi (%13),
6 Petrol tankeri, (% 4)
Yoğunlaştırılmış Denetim Kampanyası,
Tokyo Mutabakat Anlaşması’yla (Tokyo
MoU) ortak yapıldı. Kampanyanın detaylı
sonuçları daha ayrıntılı analizlerden geçirilip, Liman Devleti Kontrol Komitesi’nin
Mayıs 2014’deki 47. toplantısında açıklanacak ve sonrasında Uluslararası Denizcilik Örgütü’ne (IMO) sunulacak.(www.
denizhaber.com.tr)
Vapur Donatanları’nın Kitabı Yayınlandı
111. kuruluş yılını geriden bırakan Vapur Donatanları ve Acenteleri Derneği’nin Osman Öndeş’in kaleme aldığı ‘Vapur Donatanları ve
Acenteleri Derneği 111.Yıl, 1902’den Günümüze’ kitabı yayınlandı.
'Vapur Donatanları ve Acenteleri Derneği
111.Yıl, 1902'den Günümüze' kitabı, Osmanlı İmparatorluğu'ndan Cumhuriyet'e
dek deniz esnafı hakkında 19. ve 20. yüz-
40
yıllara ışık tutan ilk kaynak eser olma özelliği taşıyor. Eser Gemi Acenteliği mesleğine
ait kültürel ve tarihi belge boşluğuna ışık
tutuyor.
41
MERSİN DENİZ TİCARETİ
MART 2014
DENİZCİLİK HABERLERİ
Çıkarma Gemisi Müze Oldu
Adana Büyükşehir Belediyesi, 1974 yılında Kıbrıs Barış Harekatı’nda kullanılan tank çıkarma gemilerinden TCG 314-302’ı 18 Mart Şehitleri Anma Günü ve Çanakkale Deniz Zaferi’nin 99. Yıldönümü’nde
Merkez Park’ta Adanalıların ziyaretine açtı.
Kıbrıs Savaşı’nda kullanılan benzer gemiler arasında hurda fabrikalarına verilmeyen son gemi olarak bilinen çıkarma
gemisinde bir süredir devam eden bakım, onarım ve ışıklandırma çalışmaları
tamamlandı. Gemi Müze, 18 Mart’ta ziyarete açıldı.
Seyhan Nehri kıyısında bulunan Merkez
Park’a yerleştirilen çıkarma gemisi için tören düzenlendi. Törene, Adana Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Zihni Aldırmaz,
Albay Aykut Deniz ve Kıbrıs Harekatında
görev yapan çok sayıda gazi katıldı. Açılış töreninde konuşan Aldırmaz, geçmişin
ve tarihin mutlaka bilinmesi gerektiğine
dikkat çekti. Türkiye’nin geçmişi, tarihi,
şehitleri ve gazileri ile iftihar etmesi gerektiğini kaydeden Aldırmaz, “Şanlı tarihimize, şanlı ordumuza sahip çıkacağız.
Dolayısıyla bundan sonraki yaşamımızda
da bunun karşılığını göreceğiz. Çünkü
Türk milleti büyük devlettir. Tarih boyunca
daima yönetmiştir, yönetilmemiştir. Bundan sonra da yönetilmeyecektir. Daima
lider konumunu devam ettirecektir. Bu
güzel anıyı burada yaşatmak bizim için
çok önemliydi” dedi.
TCG 314-302 Tarihçe ve
Özellikler
42
Barbaros Türk Deniz Görev
Grubu’nun(TDGG) Tunus Limanı Ziyareti
Genelkurmay Başkanlığı, Barbaros Türk Deniz Görev Grubu’nun (TDGG) 21-23 Mart tarihleri arasında Tunus’a liman ziyareti icra ettiğini bildirdi.
makamlarıyla görüşülürken, bazı ulusal
basın ve Tunus'ta görev yapan yabancı/
yerel basın yayın kuruluşu temsilcilerinin
katılımıyla TCG GEDİZ'de basın toplantısı
düzenlendi, Tunus halkı ve Tunus'ta yaşayan Türk vatandaşları tarafından gemiler
ziyaret edildi.
letmeleri Genel Müdürlüğüne devredildi.
15.02.2007 tarihinde Çatalan Belediyesi tarafından Kıyı Emniyeti ve Gemi Kurtarma İşletmeleri Genel Müdürlüğünden
satın alınarak, İstanbul’dan Söndüren 5
gemisinin yedeğinde Mersin Limanı'na,
oradan da kara yoluyla Çatalan Baraj
Gölü'ne nakledildi ve yolcu taşımada kullanıldı.
Sınıfı: Türk Tip LCM Görevi: Çıkartma Gemisi, Numarası :Ç-314 İsmi :TCG. Ç-302
Sınıfı Çıkartma Gemisi, Tonajı Standart :
86 ton, Tonajı Yüklü :120 ton, Boyu:21.64
metre, eni :6.37 metre, çektiği su :1.40
metre, silahları; top : 2 ad. 12.7 mm Orligon Makinesi : 4xGeneral Motor 6.71 Dizel 696 HP, Azami Sürat :10 mil, Personel:
Astsubay :1 er :6, İnşa Tarihi ve Yeri :Haliç
Tersanesi-1965 Türkiye, Türk Donanmasına Katılış Tarihi :1965
Çatalan Belediyesi'nin kapatılması üzerine 5594 Sayılı Kanun gereği gemi
16.01.2008 tarihinde Adana Büyükşehir
Belediyesi’ne devredildi. Makine İkmal
Daire Başkanlığınca 2012 yılında gemi
batık olduğu yerden çıkartılarak 6 adet
balıkçı teknesi desteği ile eski Çatalan yolunun olduğu yere çekildi. Buradan özel
vinçlerle kaldırılarak özel treylere yüklendi
ve çok zorlu bir yolculuktan sonra Balcalı
Şantiyesine indirildi.
Gemi TCG Ç-302 Sınıfı, Ç-314 numaralı
tank çıkarma gemisi, personel çıkarmada
da kullanılıyor. 1965 yılında İstanbul Haliç
Tersanesinde yapıldı ve aynı yıl donanmaya katıldı. 1974 yılında Kıbrıs Barış Harekatına katıldı. Adaya tank ve personel
sevkiyatında kullanıldı.
Adana Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Zihni Aldırmaz’ın talimatıyla Merkez
Park’ta yaptırılan yerine taşındı. Burada
bakım ve onarımı kapalı ortamda yapılacak. Işıklandırma ve çevre düzenleme
çalışmaları tamamlanınca vatandaşların
ziyaretine açılacak. Geminin bulunduğu
bölgeye bir tanıtım panosu yaptırılıyor.
Bütün özellikleri ve geminin resimleri bu
panoda olacak. (İHA)
Daha sonra 1987 yılında hizmetten çekilerek Kıyı Emniyeti ve Gemi Kurtarma İş-
DENİZCİLİK HABERLERİ
Hapag-Llyod’dan
Uzakdoğu’ya
yeni hat
Dünyanın önde gelen konteyner operatörlerinden HapagLlyod, Japonya-Singapur ve
Jakarta arasına Asya’yı da kapsayan bir Uzakdoğu hattı kurduğunu açıkladı.
Dünyanın önde gelen konteyner operatörlerinden Hapag-Llyod, JaponyaSingapur ve Jakarta arasına Asya’yı
da kapsayan bir Uzakdoğu hattı kurduğunuaçıkladı.
Hapag-Llyod tarafından yapılan açıklamada, 12 Mart
2014 tarihinden itibaren Japonya-Singapur ve Jakarta arasına Asya’yı da
kapsayan bir Uzakdoğu hattı kurulduğu bilgisi yer aldı.
Yeni başlanacak olan Uzakdoğu servisi, Japonya,
Singapur ve Jakarta arasında 4 bin
200 TEU’luk dört gemi çalışacağı ve
ortalama 28 gün süreceği bildirildi.
(Vira Haber)
Genelkurmay Başkanlığı'nın internet sitesinde yer alan bilgiye göre, dünya denizlerinde sancak/varlık göstermek, Afrika
ülkeleri ile ikili askeri ilişkilerin geliştirilmesine ve yeni ilişkilerin tesis edilmesine
katkı sağlamak maksadıyla, Tuğamiral Ali
Murat Dede komutasında; TCG GEDİZ
ve TCG ORUÇREİS fırkateynleri ile TCG
HEYBELİADA korveti ve TCG YB. KUDRET GÜNGÖR lojistik gemisinden teşkil
edilen Barbaros Türk Deniz Görev Grubu
(TDGG), 17 Mart-27 Haziran 2014 tarihleri
arasında Afrika ülkelerine eğitim ve liman
ziyaretleri gerçekleştiriyor.
Bu çerçevede, TCG GEDİZ ve TCG
ORUÇREİS fırkateynleri ile TCG HEYBELİADA korveti 21-23 Mart 2014 tarihleri
arasında Tunus'a liman ziyareti icra etti.
Liman ziyareti kapsamında; Tunus askeri
TCG GEDİZ'de 205 kişinin katılımıyla düzenlenen eşli resepsiyona, Türkiye Cumhuriyeti Tunus Büyükelçisi Ömer Gücük
ve büyükelçilik personeli, La Goulette
Belediye Başkanı, Tunus Deniz Kuvvetleri
Komutanı Yardımcısı Tuğamiral AbderraufAtaallah, Tunus Silahlı Kuvvetler personeli, Tunus'ta görevli yabancı ülkelere
mensup askeri ataşeler ve Tunus'ta yaşayan Türk vatandaşlar katıldı.
Ayrıca Barbaros Türk Deniz Görev
Grubu'nda bulunan Sualtı Taarruz ve Amfibi Harekât Timleri tarafından Çok Uluslu
Deniz Güvenliği Mükemmeliyet Merkezi
adına, Tunus Deniz Kuvvetleri personeline TCG ORUÇREİS'te "Limanda Deniz
Güvenliği ve Boarding (Gemiye Çıkma)"
eğitimi ile "Denizde Denetim Harekatı"
eğitimi verildi.
Basra Petrolü Yumurtalık’a Akacak
Enerji Bakanı Taner Yıldız, Irak petrolünün tamamının Türkiye üzerinden dünyaya pazarlanacağını söyledi. Yıldız, “Kerkük-Yumurtalık Ham Petrol Boru Hattı’nın
kapasitesi yüzde 100’e çıkarılacak” dedi
Irak'tan yapılacak petrol sevkiyatı, Bağdat'ın
tavrı ve Bölgesel Kürt Yönetimi ile yürütülen
görüşmeler Meclis gündemine de taşındı. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner
Yıldız, Irak petrolünün tamamının Türkiye
üzerinden dünyaya pazarlanacağını bir kez
daha vurguladı. Yıldız, bölgedeki mevcut
siyasi gelişmeler dikkate alındığında Irak
hidrokarbon kaynaklarının dünya pazarlarına açıldığı en güvenli kapılardan birinin Türkiye olduğunu belirtti. Bakan Yıldız, "Yüzde
30 kapasiteyle çalışan Kerkük-Yumurtalık
Ham Petrol Boru Hattı'nın tam kapasiteyle çalışması hedefleniyor. Söz konusu hat
15 yıllık bir anlaşma kapsamında faaliyet
gösteriyor. Bağdat yönetimiyle yapılan an-
laşmada Irak'ın hangi bölgesinden çıkarsa
çıksın, petrollerin söz konusu hattan sevk
edilmesi esastır" dedi. TPAO'nun Irak'ın
Basra Bölgesi'nde 4 doğalgaz ve 2 petrol
sahasında çalışma yaptığını ifade eden Yıldız, şöyle konuştu: "TPIC, Irak Milli Petrol
Şirketi SOC ile imzaladığı anlaşma kapsamında Rumeila sahasında 45 adet kuyunun
açılmasına ilişkin büyük bir projeye imza
attı. Rumeila, hacmi itibarıyla Basra Bölgesi'ndeki en büyük proje. Basra petrollerinin geçmesi için Kerkük-Yumurtalık Boru
Hattı'nın tam kapasite çalıştırılması konusunda Irak'la işbirliği sürüyor."
Yıldız, Irak Kürt Bölgesel Yönetimi petrolü-
nün Türkiye üzerinden pazarlanmasının tüm
tarafların yararına olacak şekilde hayata
geçirilmesini arzu ettiklerini söyledi. Yıldız,
"Amacımız, Bağdat- Erbil anlaşmasından
sonra Kürt petrolünün Türkiye üzerinden taşınması, Irak'la tüm iyi ilişkilerin sürdürülmesidir" dedi. Taner Yıldız ayrıca Kuzey Irak'ta
ABD'den Güney Kore'ye kadar uzanan
coğrafyada 20'yi aşkın ülkeden 50'ye yakın
büyük enerji şirketinin faaliyet gösterdiğini
vurguladı.(www.denizhaber.com.tr)
43
MERSİN DENİZ TİCARETİ
MART 2014
DENİZCİLİK HABERLERİ
Maersk’den “Reefer Taşımacılık” Eğitimi
Dünyanın dört bir yanına yayılmış servis ağı, ısı kontrollü konteyner (Reefer) taşımacılığı hizmeti
veren Maersk Line tarafından Reefer Taşımacılığı konusunda Mersin ve Hatay’da bilgilendirme toplantıları düzenlendi.
MaerskLine, dünyanın dört bir yanına yayılmış servis ağı, ısı kontrollü konteyner
(Reefer) taşımacılığı konusunda dünyanın
en genç ve geniş “Reefer Konteyner”stoğu
ile hizmet veriyor. Maersk Line tarafından
Reefer Taşımacılığı konusunda Mersin ve
Hatay’da bilgilendirme toplantıları düzenlendi.
Deneyimli ve uzman personeli ve dünyaca
kanıtlanmış servis güvenilirliği ile ürünlerin
aynı tazelikte taşınması konusunda reefer
taşımacılığını büyüten Maersk Line, bu konuda bir eğitim seferberliği de başlattı. İlk
eğitim toplantısını Mersin’de düzenleyen
Maersk Line, reefer konteynerleri kullanırken dikkat edilmesi gereken konuları müşterileri ile paylaştı. Mersin’deki toplantının
açılışında konuşan Maersk Line Reefer
Satış Müdürü Esra Yaman Gündüz; müşterilerine sürekli daha iyi hizmet vermek
istediklerini belirterek, “Reefer konteynerleri
kullanırken dikkat edilmesi gereken hususları ve alınması gereken önlemlerle ilgili olarak müşterilerimizi bilgilendirmek üzere bu
forumu düzenlemeye karar verdik” dedi.
Hedef; taze sebze-meyve
taşımacılığında konteyner
kullanımını artırmak
Esra Yaman Gündüz; “Mersin’de Maersk
Line, Safmarine ve Seago Line markalarını
temsilen ve bu markaların temsilcisi arkadaşlarımızla bulunuyoruz” diyerek amaçlarının; reefer konteyner yüklemelerine ilişkin
teknik bilgileri güncellemek, yanlış anlaşılmaları ortadan kaldırmak ve ilgili soruları
yanıtlamak olduğunu vurguladı.
Bunun için Danimarka’daki reefer teknik
takımından Kaptan Peter Wedell’n de kendileri ile birlikte bulunduğunu hatırlatan
Esra Yaman Gündüz şöyle devam etti: “Her
anlamda yoğun bir narenciye sezonunu
hemen hemen geride bıraktık. Bizlere verdiğiniz destek için çok teşekkür ediyoruz.
Önümüzdeki sezonda hem iş yönetimi
anlamında, hem de servisler anlamında
hizmetlerimizin kalitesi arttırmak bizim önceliğimiz. Genel olarak ise taze meyve
sebze taşımacılığında konteyner kullanımını yaygınlaştırmak en büyük hedefimiz.
Bu sebeple sizlerin büyüme hedeflediğiniz
destinasyonlara daha kaliteli, daha hızlı
servislerle ulaşmanız için yatırım yapmaya
ve bugün olduğu gibi çalışmaya devam
ediyoruz”.
GİSBİR Genel Sekreteri Süheyl Demirtaş, “Tersane arazilerindeki kiralama süresi artarsa yabancı yatırımcılar gelir” dedi.
Offshore İçin İlk Adım
Türkiye'ye ilgisi her geçen gün artan yabancı yatırımcı şimdi de tersanelere talip.
Tersane arazilerini devletten 49 yıllığına
kiralayan sektör oyuncuları sürenin uzatılması halinde milyonlarca dolarlık yatırımın Türkiye'ye geleceğini söylüyor. Türkiye Gemi İnşa Sanayicileri Birliği (GİSBİR)
Genel Sekreteri Süheyl Demirtaş, "20022008 yıllarında dünyada sektör bire üç
büyürken Türkiye bire 10 büyüdü. Son
yıllarda kaydettiğimiz istikrar, yabancı
yatırımcının ilgisini çekiyor. Dünyanın her
44
Yabancının gelmesinin aynı zamanda
gemi sanayicilerine offshore inşası için
de bir fırsat doğuracağını dile getiren Demirtaş, bir platformunun günlük kirasının
1 milyon dolara kadar çıktığını hatırlattı.
Demirtaş, "Offshore alanında dünyada
söz sahibi firmalar var. Bunlarla işbirliği
geliştirebilmenin yolu da yabancı yatırımcının Türkiye'ye gelebilmesinden geçiyor.
Bunun yolunun açılması aynı zamanda
offshore için de ilk adım olacaktır" dedi.
Türkiye petrol ve gaz aramaları için birçok
Tarihin Akışını Değiştiren Gemi
99 Yıl Sonra Aynı Rotada
Çanakkale Boğazı’na döktüğü mayınlarla deniz savaşlarının kaderini değiştiren TCG Nusret gemisi,
99 yıl önceki rotasını izleyerek mayın döktüğü hatta bu kez çelenk bıraktı.
Toplantıda özellikle reefer konteynerleri kullanırken yapılan hatalar ya da yanlış anlaşılmalar masaya yatırıldı. Mersin ve Hatay’da
yapılan toplantıların ardından önümüzdeki
süreçte eğitim çalışmalarına diğer illerde de
devam edilecek.(www.denizhaber.com.tr)
Yabancı Yatırımcı Tersanelere Talip
yerinden Türkiye'ye gelmek isteyen yatırımcılar var" dedi. Tersane arazilerinin Milli
Emlak tarafından 49 yıllığına kiralandığını
belirten Demirtaş, bu sürenin dolmasına
20 yıl kaldığını söyledi. Demirtaş, "Yabancı yatırımcı önünü görmek istiyor. Sürenin
uzatılması halinde sektör milyonlarca doları Türkiye'ye çekecek" diye konuştu. DENİZCİLİK HABERLERİ
ülkeden kiralama yöntemiyle platform getiriyor. 10 Tekstil Fabrikasına Bedel
Tersane yatırımlarının büyük rakamlarla
ifade edildiğini dile getiren Süheyl Demirtaş, "Bir tersane yatırımı ortalama 10
tekstil fabrikası yatırımına bedel" dedi. Bir
tersanede en az 200-300 kişinin çalıştığını
vurgulayan Demirtaş, bu sayının işin yoğunluğuna göre 1.000'in üzerine de çıktığını kaydetti.
3 Tersane Platforma Çalışıyor
Türkiye'de offshore platformlarına bakım
ve onarım hizmeti verildiğini söyleyen Süheyl Demirtaş, "Üç tersane bu platformlar
için çalışıyor. Ayrıca 10 tersane de bu tür
projeleri yapabilecek kapasiteye sahip.
Yabancı yatırımcıyla bu rakam çok daha
yükselir" diye konuştu.
TCG Nusret gemisinin 8 Mart 1915 tarihinde Erenköy Koyu Liman mevkiinde
sahile paralel döktüğü 26 mayınla tarihin akışını değiştirmede üstlendiği rolü
bir kez daha hatırlatmak için anma töreni gerçekleştirildi. Çanakkale Deniz
Müzesi Komutanlığı yüzer iskelesinde
bağlı olan Nusret mayın gemisi, 8 Mart
günü sabah 06.00’da mayın dökülen
hatta doğru yol aldı. Seyir sırasında
Çanakkale Savaşları ve Nusret mayın
gemisinin kahramanlığını anlatan film
gösterildi. Saat 07.10’da 99 yıl önce
mayınların dökülmeye başladığı mevkiye gelinerek tören yapıldı. Çanakkale
Valisi Ahmet Çınar ile Boğaz ve Garnizon Komutanı Tuğamiral Aydın Şirin, 99 yıl önce mayın bırakılan noktaya iki çelenk bıraktı.
Çanakkale Valisi Ahmet Çınar, “Nusret, Çanakkale Savaşlarında
çok büyük bir görev üstlendi. Burada dökmüş olduğu mayınlarla
birkaç dakikalık sürelerle koca zırhlıların battığı bir işlem gerçekleştirdi. Bugün bunu sembolize eden bir etkinliği burada komutanlarımızla, ilimizdeki diğer yönetici arkadaşlarımızla gerçekleştirdik”
dedi.
"İlk Akla Gelen Gemidir"
Boğaz ve Garnizon Komutanı Tuğamiral Aydın Şirin, “Çanakkale
Deniz Zaferi, Türk milletinin kaderini ve
tarihin akışını değiştiren çok önemli bir
olaydır. Çanakkale Deniz Zaferi denildiği zaman ilk akla gelen, kahraman
Nusret mayın gemisidir. 8 Mart 1915
sabahı Yüzbaşı Hakkı Bey komutasında Erenköy Koyu’nda döktüğü 26 mayın bir anlamda tarihin akışını değiştirmiş ve Çanakkale Deniz Zaferi’nin
elde edilmesine en önemli rol oynamıştır” diye konuştu.
Daha sonra geminin boğaza döşediği mayınlara çarparak batan Ocean,
Bouvet, Goliati, Irresistible batıklarının
bulunduğu bölgelere intikal yapıldı. Boğazın Ege Denizi girişindeki Çanakkale Şehitler Abidesi önüne gelindiğinde ise selamlama
töreni yapıldı. Geminin dahili anons sisteminden, Mehmet Akif
Ersoy’un ‘Çanakkale Şehitlerine’ şiiri okundu, ardından abideye
selam duruldu.
TCG Nusret’in 99 yıl sonra mayın hattına yaptığı seyre Çanakkale
Valisi Ahmet Çınar, Çanakkale Boğaz ve Garnizon Komutanı Tuğamiral Aydın Şirin, Cumhuriyet Başsavcısı Salih Çokal, İl Jandarma
Komutanı Kıdemli Albay Enver Aydın, İl Emniyet Müdürü Yılmaz
Özden, Sahil Güvenlik Çanakkale Grup Komutanı Deniz Albay
Hasan Tunay, terör şehidi Jandarma Kıdemli Başçavuş Ahmet
Eryılmaz’ın eşi Tülay Eryılmaz ile Gazi Mesut Candan katıldı. (İHA)
45
MERSİN DENİZ TİCARETİ
MART 2014
DENİZCİLİK HABERLERİ
Limanda Yatan Tekneye
ÖTV’siz Yakıt Yok
ASBAŞ’ta İhracat Hedefi 1 Milyar Dolar
Yat imalatında Antalya Serbest Bölgesi’nin geçen yıl ticaret hacmi 902 milyon dolara ulaştı. ASBAŞ Genel Müdürü
Gürses: “2012 yılına göre ticaret hacmimizde yüzde 20’lik artış oldu” dedi.
Lüks yat imalatında dünyanın önde gelen
merkezlerinden biri haline gelen Antalya
Serbest Bölgesi'nde geçen yıl ticaret hacmi
902 milyon dolara ulaştı ASBAŞ Genel Müdürü Gürses: "Oransal olarak bakıldığında
2012 yılına göre ticaret hacmimizde yüzde
20'lik artış oldu. 2013 yılında 28 yat teslim
edilmişti, bu sene 40 yat üretimi bekliyoruz.
68 metre uzunluğunda yat, bölgede ilk kez
yapılacak'' dedi.
Antalya Serbest Bölge AŞ (ASBAŞ) Genel Müdürü Zeki Gürses, Antalya Serbest
Bölgesi'nde geçen yıl ticaret hacminin 902
milyon dolar olduğunu bildirdi.
ASBAŞ Genel Müdürü Gürses, 2013 sonu
itibarıyla bölgede 110 firmanın faaliyet
gösterdiğini, bu firmalardan 63'ünün yat
sektöründe bulunduğunu söyledi. Gürses,
bölgede faaliyet gösteren diğer sektörlerin
medikal, tekstil ve hizmet olduğunu ifade
etti.
Serbest bölgede geçen yılki toplam ticaret
hacminin 902 milyon dolar olarak gerçekleştiğini belirten Gürses, "Oransal olarak
bakıldığında 2012 yılına göre ticaret hacmimizde yüzde 20'lik artış oldu. Bölgede
Yatı Olana 5 Yıllık Vize Geliyor
Türkiye’ye gelen ya da gelmek isteyen yat sahipleri
ve ailelerine 5 yıl geçerli ikâmet vizesi verilecek.
İçişleri Bakanlığı zengin turistleri ülkeye
çekmek için çalışma başlattı.
Maliye ile Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı, kaçak yakıtla mücadele için yeni tedbirler
getirdi. Uygulamaya göre tekne ve gemilere takip cihazı takılacak.
Maliye ile Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı, kaçak yakıtla mücadele
için yeni tedbirler getirdi. Uygulamaya göre
tekne ve gemilere takip cihazı takılacak. Limanda yatan hiçbir tekne ve gemiye ucuz
yakıt verilmeyecek.
Türkiye ekonomisini her yıl milyarlarca liralık
vergi kaybına uğratan kaçak akaryakıtla etkin mücadelede yeni tedbirler getirildi. Özel
Tüketim Vergisi (ÖTV) ödemelerinin kolaylaştırılmasına yönelik sanayicinin uzun süredir beklediği tebliğler, Resmi Gazete’de
yayımlandı. ÖTV tebliğinde yapılan değişiklikler kapsamında vergisiz yakıt alan deniz
araçları sıkı takip altına alınıyor. Maliye Bakanlığı ile Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleş-
46
me Bakanlığı’nın ortak çalışması kapsamında deniz yakıtı alan tekne ve gemiler takip
cihazı ile donatılacak. Deniz araçlarında
GPS, GSM tabanlı çalışacak tekne takip
modülü kurularak işletilecek.
Başka amaçlarla
kullanılıyordu
Her araca ilişkin ÖTV’siz yakıt limiti olduğunu ifade eden Maliye kaynakları “Belirlenen
tonaja göre ÖTV’siz yakıt alınıp limanda
yatan bir tekneye verilebiliyordu. Oradan
da başka amaçlarla kullanılabiliyordu. Yeni
sistemle birlikte hareket halinde olmayan
hiçbir tekneye vergisiz ucuz fiyatlı yakıt
verilmeyecek” dedi. Tebliğde yapılan bir
başka değişiklikle de ÖTV’nin yoklama ve
diğer işlemlerine yönelik kolaylık getiriliyor.
Söz konusu işlemler ilgili vergi dairesi yerine ilgili vergi dairesi başkanlığı veya defterdarlık tarafından da yapılacak. Akaryakıt ve
türev ürünleri ithalatında teminatın alınması,
gönderilmesi ve çözümüne ilişkin işlemler
yeniden belirlenirken söz konusu işlemlere ilişkin formlar 1 Nisan 2014’ten itibaren
elektronik ortama taşınacak. Bir başka
değişikliğe göre ise verilen teminat mektuplarının, yapılacak nakden iade talepleri
için de kullanılabilmesi sağlanacak ve teminat çözümü işlemleri yeniden belirlenecek. Mahsup ve nakden iade dilekçeleri
de elektronik ortamda verilebilecek. (www.
denizhaber.com.tr)
İçişleri Bakanlığı'nın Türkiye'ye yabancı
sermaye ve zengin turistlerin gelmesini
sağlamak için başlattığı 5 yıl ikamet izni
çalışmasında önemli bir adım atıldı. Bakanlık, yat turizmi amacıyla Türkiye'ye
gelen ya da gelmek isteyen yat
sahibine, eşine ve
çocuklarına talepleri
halinde 5 yıl geçerli
ikamet vizesi verecek. Kişinin yalnızca
yat sahibi olduğunu
belgelemesi
yeterli
olacak.
Bugüne kadar özellikle Arap ülkeleri, Rusya, Ukrayna gibi Doğu
Blok'u
ülkelerinden
Türkiye'ye gelen turistlere 3 ay ikamet tezkeresi
veriliyordu. İçişleri Bakanlığı, geçen yıl haziran ayında yayımladığı genelge ile turizm amaçlı izni 6 aya
çıkarmıştı. Çalışma Türkiye'deki bankalarda en az 3 milyon dolar ve üzerinde
hesap açtıran yabancılara 5 yıllık ikamet
tezkeresi verilmesini içeriyor. Projenin
hukuki görüşlerin alınmasının ardından
5683 sayılı Yabancıların Türkiye'de İkamet ve Seyahatleri Hakkındaki Kanun'a
göre yürürlüğe gireceği belirtiliyor.
Belge Sınırı Var
Turistik amaçlı ikamet vizeleri dış temsilciliklerden verilecek. Yat sabinin 5 yıl
ikamet izni alabilmesi için Deniz Turizmi
Yönetmeliği'ne göre düzenlenen ve hudut kapısı
birimlerince onaylı Seyir
İzin Belgesi (Yat Kayıt
Belgesi/Transit
Log)
esas alınacak. Bu belge, anılan yönetmelik
gereğince yatla ilgili
tüm beyan ve işlemleri içerdiği için başka
herhangi bir belge istenilmeyecek.
İzni Yetkili
Acente
Alabilecek
İkamet izni işlemlerinde yat sahibinin bizzat kendi başvurusu şartı aranmıyor. Yat sahibi veya
kaptanın yetkilendireceği gemi acentesi,
seyahat acentesi, Deniz Ticaret Odası,
deniz turizmi tesisleri görevlileri tarafından yapılan başvuruları işleme alınacak.
Ancak ilgili makamlar tarafından düzenlenen ikamet tezkeresi, sahipleri bizzat
görülmek suretiyle teslim edilecek. (Vira
Haber)
faaliyet gösteren bütün sektörlerin ticaret
hacmi arttı fakat en ciddi artış yat sektöründe gerçekleşti" dedi.
Geçen yıl Antalya Serbest Bölgesi'nde
26 yatın tamamlanarak sahiplerine teslim
edildiğini belirten Gürses, halen firmaların
büyük ölçekli projeler üzerinde çalıştıklarını
bildirdi.
Büyük ölçekli yat projelerinin 1,5-2 yıllık
süreçte tamamlanabildiğini vurgulayan
Gürses, projelerin önemli bölümünün 2015
yılında tamamlanacağını söyledi. Yatlar sahibine teslim edildiği zaman bunun ticaret
hacmine yansıyabildiğini ifade eden Gürses, "2013 yılında 28 yat teslim edilmişti, bu
sene 40 yat üretimi bekliyoruz fakat bunlar
daha çok orta ölçekli projeler. Büyük projeler önümüzdeki yıla sarkacak. Bu nedenle
bu yıl ticaret hacminde 900 milyon doları
aşarız ama 1 milyar doları yakalayamayız,
şimdiden konuşmak doğru değil ama 1 milyar doları 2015 yılında yakalayabiliriz diye
düşünüyorum" diye konuştu.
2000 Yılından Bu Yana 243 Yat
Üretildi
Antalya Serbest Bölgesi'ne yat üretiminde
ilk yatırımcının 2000 yılında geldiğini belirten Gürses, 2000-2014 yılları arasında 243
yat üretildiğini, bunların toplam uzunluğunun da 4 bin 336 metre olduğunu bildirdi.
Bölgede bugüne kadar yapılan en büyük
yatın 47 metre boyunda olduğunu, bu yıl
biri 60, ikisi 63 metre, biri de 68 metrelik
mega yatın siparişinin alındığına dikkati
çeken Gürses, "68 metre uzunluğunda yat,
bölgede ilk kez yapılacak. Halen yapımı devam eden 63 metrelik yat, 2015 Ocak ayında teslim edilecek. Bunlar satış değeri çok
yüksek özel tasarım yatlar, fiyatı 30 milyon
avrodan aşağı değil" diye konuştu.
Bölgenin altyapısının 50 metreye göre dizayn edildiğine işaret eden Gürses, büyük
projeler nedeniyle denize indirme sistemlerini yenilediklerini söyledi. Gürses, "Büyük
yatların denize indirmesi kolay değil. Altyapı
konularını çözmeye gayret ediyoruz" dedi.
Büyük boy projelerin Türkiye ve Antalya'nın
önünü çok açtığını kaydeden Gürses, büyük projeler sayesinde Manavgat'ın yat
imalatı ihtisas bölgesi olarak konuşulmaya
başladığını vurguladı. (Vira Haber)
47
MERSİN DENİZ TİCARETİ
MART 2014
Hatıra Kent Mersin
1930’lu Yılların Uray Caddesi
1
Uray Caddesi
sadece bir
semt değildi,
başlı başına bir
Mersin’di.
O tarihte adı İstasyon ve Hükümet Caddesi idi. Uray
Caddesi, Mersin’in ilk kuruluş yıllarının izlerini taşıyan,
kentin o yıllardaki can damarı olarak kabul edebileceğimiz bir semti idi.
ve bu gibi yerlerin diğer kumluklarda olduğu gibi vakıf
yapılmasının uygun olacağı ve vakfa gelir sağlayacağı beyan edilince, Mersin’de Bezmialem Valide Sultan
Vakfı olmuştur.
Biraz gerilere gidecek olursak, Mersin 1836 yıllarında
kurulmaya başlamış ise de, 1855 yılına kadar gelişmemiş, daha çok kumluk bir köydür. Bazı tasarruf ve
tasavvurlar ile 1857 yılında sadır olan bir ferman, Mersin kumluğu, Mersin’in o yılları ve geleceği hakkında
bilgilenmemizi sağlamıştır.
Fermandan Mersin’in Vakfa dönüştüğünü öğrenmekle beraber; o yıllarda Mersin Kariyesi’nin Defteri
Amire’de kaydı olmadığını öğreniyoruz. Mersin’in
sahil kesiminde yerleşime açıldığını ve Uray Caddesi civarında doğup geliştiğini de öğrenmiş oluyoruz.
Esasen bunu bize öğreten bir başka belge, aşağıda
göreceğiniz üzere Eski Cami yanındaki çeşmede bulunan yazılardır.
Olay şu, 1855 yılı ve daha önceki yıllarda bazı insanlar
Mersin kumluğunda inşaat yapmak isteği ile İstanbul
Hükümeti’ne başvururlar. Hükümet keyfiyeti Adana
Valiliği’ne bildirir. Kentimizin kuruluş ile yakın ilgisi nedeniyle aynen yayınlıyoruz:
“Defteri Amire’de Mersin iskelesi ve Kariyesi hakkında bir kayıt olmadığı, buralara
evkafdan veya başka yerlerden
senet verilmiş ise muteber olamayacağı bu gibi yerler enbiye
inşa edildiği tarihte beher arşın
yer kaç kuruş götürürse hudut
ve miktarları ile, inşa edenlerin
isim ve şöhretlerinin ne olduğunu, Mersin kariyesi arazisinin
ahalisinin mutasarrıf oldukları
ev, dükkan, bağ, bahçe ve diğer
arazinin mutasarrıflarının isimleri
ile ve miktarlarının ne kadar icar
tahsiline yeterli oldukları ve mühendis marifetiyle bilmuayene
bunlara eskiden verilmiş senetler muteber tutularak, bunlar Hazinece tebdil ve idare edileceklerdir. Kumluğa sonradan verilen
senetler muteber olmadığından,
bunların değerleriyle iki defterinin ve haritasının gönderilmesi,
kumluk ile köyün boş yerlerine
istekli var mıdır? Varsa kimlerdir?
Bunların hudutlarını, miktarlarını
ve isteyenlerin isim ve şöhretlerini gösterir bir defterin Evkaf Nezaretine gönderilmesi…”
Bu işgaller Mersin’e yeni bir veçhe kazandırmıştır. Evkaf nazırı
Müşir Ahmet Hasip Paşa tarafından Babıali’ye bir takrir verilmiş
48
Uray Caddesi, eski Frenk Mahallesi’nin bir sokağıydı.
Buraya İskele Caddesi de denirmiş. Daha sonra Cadde iki kısımda isimlendirilmişti. İstasyondan Hükümet
Konağı’na kadar olan yerin adı ‘İstasyon Caddesi’,
bu noktadan sonrasının adı ‘Hükümet Caddesi’dir.
1922 yılında Mersin Belediyesi bu
Cadde’ye taşındı. İtfaiye Teşkilatı,
Belediye Dispanseri de binanın devamındaydı.
1935 yılında Türk Dili’nin Türkçeleştirilmesi sırasında Vilayet belediyelerinin adı ‘Uray’ oldu. Bu nedenle
Cadde ismi de Uray adını aldı. İsimin söylendiği gibi dekovil rayı ile
ilgisi yok.
Bu yazımızda Uray Caddesi’nin çok
eski geçmişinin değil, Mersin’in ticari durumunda çok etkili olduğu
yılları kapsayan 1930-1940’lı yıllardaki durumundan söz edeceğiz. Bu
yıllara ağırlık vermiş olmamın nedeni, o döneme yakın tanıklık etmiş
olmamdır.
1930 yılında pederim emekli olunca, burada dükkan açmıştı. Okul
çıkışlarında dükkanı ben beklerdim.
Avukatlık mesleğime de yine bu
caddedeki Azak Han’da açtığım
büroda başladım. Kısaca Cadde’yi
iyi tanıdığımı söyleyebilirim.
Dekovil
Mersin’in özelliklerinden biri olması
ve bugün hala Mersin’in bir raylı sis-
balarla yapılırdı. Çok yüklü iken, bu arabaların
tekerleklerinin sert parke taşları ile temasında
şerare çıktığı olurdu. Müfide İlhan’ın belediye
başkanlığı döneminde, 1950’de demir kasnaklı tekerlekler yasaklandı, lastik tekerler takıldı. Tenteli birkaç Ford araba taksi görevini
yapardı. Özel araba da parmakla sayılacak
kadardı. İhtiyacı faytonlar görürdü. Cadde’nin
fayton durak yeri; Azak Han’ın karşısındaki
meydanda idi.
teme kavuşamamış olması nedeniyle yazımda
dekovile öncelik verdim.
İki yıl süren Fransız işgali süresince işgal ordusunun deniz yönünden karşılanacak bütün ihtiyaçlarının giriş yeri Mersin’di. Bunun da tek yolu
Uray Caddesi’ydi. Bunun için İşgal Yönetimi bu
hat üzerinde bir dekovil hattı inşa gereğini duymuş olmalıydı.
Dekovil hattından işgal süresince istifade edildiğini biliyoruz ama işletilmesi ve sonucu hakkında
bir bilgi sahibi olamadık. Mersin hakkında araştırma yaparken, bu konuda o günleri yaşayanlardan bilgi alabileceğimi düşündüm ve bilgisinden
emin olduğum Zekeriya Hallaç rahmetli ile görüştüm. Gemi ile Mersin’e gelen emtia, dekovil
hattından istasyona naklediliyor, Mersin iskelelerinden Kilikya dışında gidecek emtia varsa, istasyondan Gümrük Meydanı’na bu hattan getiriliyordu. Dekovil vasıtasıyla taşıma, herhangi motorlu
bir araçla yapılmıyormuş. 25 Senegalli işçi bu işi
gerçekleştirmekteymiş.
Uray Caddesi üzerinden geçecek bir de Mersin
tramvay hattı olacaktı. Padişah fermanına göre,
tramvay da bu hattan geçecekti.
Dekovile yük hazırlanıyor
Doğudan Batıya Caddenin Genel Görüntüsü
Cadde’nin Özellikleri
1930’lu yıllarda Mersin’de dahili ticaretin merkezi Silifke Caddesi ve civarıydı. Bilindiği gibi,
dış ticaretinin de merkezi de Uray Caddesi’ydi.
Cadde’nin güzelliği hiç düşünülmemiş olmalı ki,
eski resimlerden de görüldüğü gibi, bir ana cadde görüntüsü vermiyordu. Yapılar hep, Mersin’in
eski yerleşim zamanlarından kalma yapılardı.
Yaz aylarında seyyar dondurmacı, soğuk
üzüm hoşafı ve ayran satan seyyar satıcılar
beklenirdi. Cadde sakinlerinin de giyim kuşamı, dikkat çekecek kadar temiz ve güzeldi.
Cadde, parke taşlarla kaplı olduğundan, kışın
çamur, yazın toz görülmezdi.
Belki biraz detay olacak ama, yazmadan edemedim: İpek keten, Halep ipeği, Beyrut sadakoru gibi beyaz ve açık renk elbiseli bayları
babamın küçük dükkanından çocukluk dikkati
ile izlerken, imrendiğimi hatırlarım. Şapka giyenler ise, hasır şapka ile koloniyal tip şapkaları tercih ederdi. Milli bayramlarda Cadde
boydan boya Türk bayrakları ile dopdolu olurdu. Böyle günlerde, İtalyan deniz acenteliğinde İtalyan; Neftsendikat Rus Şirketi’nde Kızıl
Yıldız bayrağı olurdu.
Tramvayın işletilmesi ilk önce, İşgal Döneminde
belediye başkanlığı yapmış olan babası Ahmet
Hallaç’a tevdi edilmiş. İrade-i Seniye’ye göre,
“…Demiryol istasyonundan Fransız acentesine
kadar şuabatı ile beraber tahminen 1000 kadar
metre tulünde…” gerçekleşecekmiş.
Ama ne gerçekleşecek güzergah, ne de gerçekleşme tarihi, yayınlanan İrade-i Seniye’deki gibi
olmamış; işletme 1912 yılında başlayabilmiş.
Hareket yeri; Uray Caddesi - Gümrük Meydanı.
Güzegahı da değişik; eski Sebze Hali’nin güney kısmından Mersin Çarşısı’nın bulunduğu
yere, oradan Atatürk Caddesi’ne geçip, Atatürk
Evi’nin yanından Silifke Caddesi’ni takiben Müftü Mahallesi’ne gidip dönecek. Çift değil, tek
vagonlu. Çekici, odunla çalışıyor. Bilet fiyatı 20
para. İşgalden sonra çalıştığı hakkında bir bilgiye
sahip değiliz. Konumuz bu olmadığı için, Uray
Caddesi’nin raylı sistemini bu kadarıyla bırakıyoruz.
Uray Caddesi’nde yabancı dilenci barınmazdı. Zabıta mani olmasa bile, esnaf bunlara sadaka vermezdi. Cadde tüccarının tanıdığı birkaç Mersin yerlisi dilenci, yalnız Cuma günleri
dilenmek için Cadde’ye çıkarlar, sadakaları
verilir, bir hafta görünmezlerdi.
Gümrük Meydanı’ndan Uray’a. Fotoğraf işgal yıllarından
Dışarıdan Mersin’e gelen bir yabancı bu
Cadde’ye ilk girdiğinde görünüm yönünden
değil, yaşam yönünden yabancı bir ülkeye
gelmiş gibi olurdu. Çünkü bir uçtan diğer uca,
gerek tüccar hanlarında gerek yazıhanelerde
Arapça ve Fransızcanın Türkçe kadar konuşulduğunu duyardı.
Motorlu taşıt yok denecek kadar az olduğundan, bugünkü anlamda caddenin trafik diye
bir sorunu yoktu. -Trafik deyince; Mersin’de
trafik lambaları da Zeki Ayan’ın belediye başkanlığı döneminde kuruldu.- Kamyon görmezdik. İstasyondan iskelelere, iskelelerden
istasyona devamlı mal nakli olur ve bunlar çift
atlı, dört demir kasnaklı, tekerlekli uzun ara-
Caddenin Tarihi Yapıları
Altı Satır Kitabeli Çeşme (1865)
Eski Cami (1870)
Maroni Kilisesi (1876)
Katolik Kilisesi (1892)
Hükümet Konağı ( 1901)
Ziraat Bankası
Merkez Bankası (1939)
Yeni Tüccar Hanı (Azak Han)
Taşhan (1871)
Sursok Blokları
Sadık Paşa Emlak’ı (8 mağaza)
Ziya Paşa Varisleri Emlak’ı (22 mağaza)
1
Şinasi Develi’nin bu çalışması iki bölüm halinde yayınlanacaktır.
49
MERSİN DENİZ TİCARETİ
DENİZ FENERİ
MART 2014
Yaptığımız şeyler için pişmanlık zamanla geçer, ne var ki yapmadığımız
şeylere pişmanlığın çaresi yoktur.
Sydney J.Harris
Bazen evrendek
i akıllı yaşamın
varlığına
ilişkin en kesin
işaretin, kimsenin
bizimle
temasa geçmem
iş olmasında ya
ttığını düşünüyorum.
Bill Waterson
İsmini unuttuğunuz kişi hakkında
muhakkak olumsuz bir düşünceniz vardır.
Her şeyinle eşsiz olduğunu sakın
unutma,
Tıpkı diğer herkes gibi.
Margaret Mead
Basit yaşa ki,
Freud
kelebek kar ama, şöhreti
pa
ya
tıl
tır
i
iş
n
Bütü
zanır.
Dahi, hayalinde kar canlandıran
bir Afrikalıdır.
George Carlin
Vladimir Nabokov
başkaları da var
olabilsin.
Mahatma Gandhi
zden kaçmık hayvanları si
Bir semtin soka
komşularınız
şayın. Çünkü
yorsa orada ya
r.
güzel insanlardı
İster kişiliğiyle
olsun, ister bi
lgisiyle bana
bir şeyler vere
bilen herkesi
severim. Benim tüm nefre
tim, gevezele
redir.
C. Morgenste
rn
Goethe
Konuştuğun zam
an sadece bildikl
erini
tekrar edersin;
Ama dinlersen ye
Dalai Lama
Akıl; nar, ayva
ve portakal gi
bi
geç renk ve
koku kazana
n bir
sonbahar ürün
üdür.
Ahmet Haşim
50
ni şeyler öğrenebi
it kılar.
Aşk herkesi eş
vantes
Miguel De Cer
lirsin
aşarıların
ost sizi b
Gerçek d
ir.
seven kişid
n
ıza rağme
nnett
Arnold Be
51
MERSİN DENİZ TİCARETİ
MART 2014
Doç. Dr. Mustafa Hergüner
18 Mart Çanakkale Zaferinin
99.Yılı ve Mersin
Tarihte her geçen gün anlamı gelişen ve
kutlamaları yaygınlaşan ender zaferler
vardır. Bunlardan biriside Çanakkale Savaşları ve bu savaşlarda kazanılan deniz
ve kara zaferleridir. Birinci Dünya Savaşı
her ne kadar dört imparatorluğun (Rusya,
Almanya,Avusturya- Macaristan ve Osmanlı İmparatorlukları) dağılmasını esas
almış ve bunda da başarılı olunmuş ise
de dünya jeopolitik dengesi Osmanlı’nın
dağılmasını bugün bile kabullenememiştir. Osmanlı’nın asırlarca egemenlik sürdüğü coğrafyalardaki anlamsız ve çok
kanlı boğuşmalar bunun en büyük kanıtıdır.
Birinci Dünya Savaşı, Türklerin genelde deniz kıyılarında yaptığı savaşlardır.
Çok tartışılan Sarıkamış Harekâtı, Doğu
Karadeniz ve Kafkasya, Bağdat Savaşları Basra Körfezi ve Dicle - Fırat, Filistin
Savaşları Doğu Akdeniz ve hatta Kızıldeniz, Libya Savaşları Güney Akdeniz
ve Kuzey Afrika kıyıları, Çanakkale Savaşları Boğazlar’ın Güney Cephesi ve
Donanma’nın Karadeniz’deki harekâtı
ise Kuzeyden gelecek deniz tehdidinin
önlenmesine yönelikti. Osmanlı İmparatorluğu, bu cephelerde sırasıyla İngiltere,
Fransa, İtalya ve Rusya’ya karşı göğüs
göğse savaşlar vermiştir. Bu savaşların
hiç birinde taktik açısından bir yenilgisi
söz konusu değildir. Osmanlı bu cephelerde coğrafya, iklim ve lojistik ile yaptığı
mücadelede başarılı olamamıştır. Bu savaşlarda Almanya ve Avusturya orduları
ile birlikte hareket ettiğine göre Osmanlı
700 senelik tarihinde "7 Düvel ile Mücadeleyi ilk kez yaşamıştır". Hiçbir Osmanlı
padişahı böylesine ağır bir savaş sendromu yaşamamıştır ve Türk askeri Birinci
Dünya Savaşı’nın böylesine kahraman bir
unsurudur. Kurtuluş savaşında ülkemizde
bulunan İngiliz, Fransız ve İtalyan askerlerinin Mustafa Kemal ile bir cephe savaşı
kabul edememesinin temel nedeni budur.
Yunanlıları, Pontusluları, Ermenileri ve
Gürcüleri silahlandırıp dört taraftan saldırılar düzenlemelerinde Birinci Dünya Savaşı’ndaki yenilgilerinin etkisi aranmalıdır.
18 Mart günü İngiliz ve Fransız donanmalarına ait 15 zırhlı ve arkasından bir o
kadar da lojistik gemi Boğaz’ı geçmeye
çalıştılar. Bu gemilerin toplam tonajı 400
bin Grostonu buluyordu ve bu gemilerin
bir çoğu (mesela Quin Elisabeth, Bouve,
Irrestable zırhlıları) 25 bin ton GRT civarındaydı ki bugün en büyük savaş gemimiz fırkateynler 4 bin GRT’dir. Kuvvetlerimizin mayın silahı ve kıyı topçu ateşleriyle
bu birleşik donanmanın bir kısmı batırılmış, bir kısmı yaralanmış ve sonunda İtilaf
Kuvvetleri savaş kabiliyetini kaybederek
geri dönmüşlerdir.
Ben emekli bir Deniz Subayı olarak şu hatıramı nakletmek isterim:
1981-1984 yıllarında 18 Mart günlerine
tesadüf eden tarihlerde İngilizler Montrö
Sözleşmesi’ne göre izin alarak İstanbul
limanına muhakkak bir çıkarma gemisi
gönderirlerdi. Ben de harekat odasında
nöbet tutan subaylardan bunu öğrenmiştim, daha önceki yıllarda da yaparlar-
52
53
MERSİN DENİZ TİCARETİ
MART 2014
mış. Şimdi devam ediyor mu bilmiyorum.
Ama bildiğim şu var. İngilizler Çanakkale
Kara Harekâtını nedense ANZAC (Avutralya, Yeni Zelanda ve Kanada yani müstemleke) kolordusuna yüklemektedirler.
Oysa doğrusu bu değildir. İtilaf Devletleri
Çanakkale’ye üç kolordu gönderdiler.
Birinci kolordu Helles Kolordusu idi. VIII.
kolordu olarak yapan bu birlikte Cemal
Paşa’nın Kanal Harekâtı’ndan sonra
Mısır’dan getirdikleri 29. Deniz Komando
Tümeni, 42 ve 52. İngiliz Piyade Tümenleri ile Fransız General Naphier’in kumanda
ettiği Fransız Tümeninden oluşuyordu.
Fransız Tümeni balıkçı koyundan çıkarken Yahya Çavuş tarafından bütün Tümen
ile birlikte hayatına son verilmiştir. Bu nedenle Balıkçı Koyu’nun adı şimdi Morto
Koyu olarak geçmektedir. Fransız Maşatlığı hemen buradadır.
İkinci Kolordu Anzac Kolordusudur. 2
Avustralya, 1 Yeni Zelanda ve 1 Hint Tümeninden oluşmaktadır. Bu Hint Tümeninin genelde Müslüman askerlerden oluştuğu da bilinmektedir.
Üçüncü Kolordu Suvla Kolordusudur ki
İngiliz askerlerinden oluşmaktadır. IX. Kolordu olarak bilinen bu Kolorduda 10, 11,
13, 53 ve 55. Tümenler ile 2. Atlı Tümen
vardır. Anafartalar’da Mustafa Kemal ile
savaşan bu kolordudur. General Harrington bu kolorduya bizatihi kumanda etmiştir.
Bir de iki tümenden oluşan Fransız Şark
Sefer Kuvveti vardır. Bu kolordu da diğer
birliklere destek sağlamıştır.
Biz Çanakkale Savaşları ile ilgili üç hususu belirterek yazımıza son vermek istiyoruz Çünkü biliyoruz ki bu konuda çok
yayın var.
Bunlardan birincisi İngiliz Kabinesinde
Bahriye Bakanı olarak görev yapan Sir W.
Churchill’in 10 Ağustos 1915’de Mustafa
Kemal’e karşı kaybettikleri Anafartalar Zaferinden sonra görevinden alınıp 1917’de
soruşturmaya uğramasıdır. W.Churchill
soruşturmasında Türk’lerin kahramanlığını, Boğazların her yönü ile kontrolünün
kendi ellerinde olmasına rağmen; büyük
bir cesaretle mayınları en tehlikeli geçiş noktalarına dökebilmelerini ama asıl
önemli olanın: Mustafa Kemal gibi bir
dahi komutanın kendileri ile savaşmasını
savunmasında esas yapmıştır.
Belirtmek istediğimiz diğer bir husus ise;
Türk’ün yalnızlığa mahkûm oluşudur.
54
Çanakkale’de düşman siperlerine lojistik destek sağlayan bir Yahudi Katır Alayı vardır. Simon Katır Alayı olarak bilinen
bu birlik Osmanlı Egemenliği’ndeki– Yıl
1915 ve daha buralara İngiliz Kuvvetleri
de gelmedi – Filistin’de Osmanlı’dan yalvar yakar aldıkları topraklarda yaşayan
Yahudilerden kurulmuştur. Daha acısını söyleyeyim. İkinci Dünya Savaşı’nda
Hitler’den, Nazi’lerden kaçıp Türk
Boğazları’ndan gemilerle geçip Filistin’e
giden Yahudi Mülteciler var ya; işte bu
Mülteciler Çanakkale’den geçerken bu
Osmanlı vatandaşı Yahudi’lerin Osmanlılara yani ülkesine karşı savaşırken hayatlarını kaybettikleri Gelibolu Yarımadası
önlerinde saygı duruşunda bulundular.
(Bu konuda meraklı olanlar Mersin Deniz
Ticaret Dergisi’ndeki "Sakarya Şilebi" adlı
makalemizi okuyabilirler).
Konu ile ilgili bir başka husus ise Çanakkale Savaşları’nın Mersin ile olan ilgisidir.
(*)İtilaf Devletleri Çanakkale Savaşları ile
ilgili yığınakları Mısır’ın Akdeniz kıyısında
ki Port Said Limanından yaptılar. Bu liman
Mısır’ın Mersin’e olan en yakın limanıdır.
Dolayısıyla Çanakkale Savaşlarına giden
birlikler Mersin önlerinden geçti. Esasen
bu sırada Basra Körfezi’nde bulunan 6.
Osmanlı Ordusu İngiliz Kuvvetleri Komutanı General Townshend’a karşı çok
başarılı savaşlar vermektedir. İngiltere 6.
Ordu’nun kuvvet birliğini bölmek için İskenderun Limanına da bir gösteri çıkarması planlar. Ancak bu gerçekleşmez.
İngiltere’nin inadına bakın ki Mondros
Mütarekesi’nden hemen sonra İskende-
run limanına yine çıkarma yapar ancak
bu kez bölgenin Yıldırım Orduları Grup
Komutanı olan Mustafa Kemal Paşa’nın
karşı koyması ile başarılı olamaz. Yıldırım Orduları’nın kaldırılıp Mustafa Kemal
Paşa’nın İstanbul’a çağrılmasının temel
nedeni budur. Hepimiz biliriz ki İngilizler
sonradan İskenderun’u Fransızlara bırakacaklardır.
Çanakkale Savaşları 1915 yılının başından sonuna kadar 1 yıl sürdü. Savaş sırasında Osmanlı Devleti 253 bin, İtilaf Devletleri ise 257 bin kayıp verdi. Her iki taraf
ta savaş boyunca bölgeye personel ve
lojistik nakliyatı yaptı. İngiltere bu nakliyatını Port Said Limanından - Çanakkale’ye
700 mil (yaklaşık 60 saat ) mesafededir
– Limni Adası’nın Mondros Limanı’nı ve/
veya Gökçeada’nın (İmbroz) Aydınlık
Limanı’nı kullanarak yaptı. Bu nedenle
Mersin’in Çanakkale Savaşları’nda ayrı
bir yeri vardır.
C
M
Y
CM
MY
CY
CMY
K
Çanakkale Zaferimizin bir başka özelliği
daha var. Hepimizin ailesinin geçmişinde
bir Çanakkale şehidi veya gazisi vardır.
Benim çocukluğum bu anıları dinlemekle
geçti. Bu güzel duygular içinde Çanakkale Zaferini kutluyor şehit ve gazilerimizi
minnet ve gururla anıyoruz.
(*)Çanakkale Savaşları’nın lojistik desteği ile
ilgili bilgiler Genel Kurmay Başkanlığı’nın 1939
yılında yayınladığı "Büyük Harbin Tarihi ÇANAKKALE GELİBOLU ASKERİ HAREKATI, I. ve II.
Cilt " Adlı kitaptan alınmıştır. Kitap İngiltere’nin
askeri bir yayını olup tercümedir ve orjinali arşivimde mevcuttur. M.H.
55
MERSİN DENİZ TİCARETİ
MART 2014
sonra gelmeye başlamıştı. Aşağıdaki tablo incelenecek olursa;
Gemi arz-talep dengelerinin bozulması nedeni ile 2010 yılından
beri yaşanan sıkıntı yavaş yavaş etkisini azaltmaya başladı. Deniz
ticaret filosuna 2012 yılında 168 milyon DWT’lik yeni gemi eklenirken 2013 yılında 70 milyon DWT eklendi. Bununla birlikte dünya
ticaret filosundaki yenilenme hızının artması ve hurdaya giden gemi
sayısında yaşanan artış nedeni ile 2014 yılı için denizcilik sektörünün daha iyi bir yıl olacağı yönündeki beklentiler arttı. Baltik Kuru
Yük Endeksi’nin (BDI) 2013 yılının ikinci yarısından sonra yükselişe
geçmesi de arz-talep dengesindeki düzelmeyi işaret etmektedir.
Filo büyüme hızındaki yavaşlama navlunların artacağı yönünde sinyaller vermektedir.
Meryem Boğa
MDTO Proje Finans Uzmanı
2014 Yılının İlk Çeyreğinde
Dünya Ekonomisi ve Dünya Denizciliği
2014 yılı ilk üç ayını geride bıraktığımız bu günlerde yılın ilk çeyreği ile ilgili raporları okumak mümkün ancak gelecekle ilgili
doğru tahminler yapmak oldukça zor. Her yıl olduğu gibi 2013
yılının ardından da ekonomik büyüme ve gelişme ile ilgili umutlar
bir sonraki yıla bırakılmıştı ve 2014 yılında hem dünya ticareti
hem de denizcilik sektörü için oldukça parlak bir yıl olacağı ile
ilgili yorumlar vardı. Ancak 2014 yılı ilk çeyreğindeki ekonomik
göstergeler ve gidişat ile ilgili tahminde bulunanlar için yanıltıcı aylar olduğu söylenebilir. Zira makroekonomik göstergelere
göre, işsizlik ve üretim ile ilgili verilerin tahmin edilenden daha
karamsar bir tablo çizdiği görülmekte. Küresel anlamda 2013
yılının ikinci yarısından sonra ticari aktiviteler güçlenirken hala
gelişmekte olan bazı kırılgan ekonomiler büyümenin önünde
risk oluşturmakta.
hızının yavaşlaması gerekiyordu.
Kaynak: IMF World Economic Outlook
dünya ticaret hacmindeki artışın 2013 ilk yarısından sonra artmaya
başladığı görülecektir. Bu durumun denizcilik sektörüne yapacağı
olumlu katkıların yanı sıra piyasalarda yükseliş sağlanacağını işaret eden bir etken daha vardı. Gemi arzındaki fazlalık! Aşağıdaki
tabloda son 4 yılda tonaj talebinin giderek düştüğünü ve bunun
filo büyümesini olumsuz yönde etkilediğini görmekteyiz. Ancak bu
olumsuzluk yanlış anlaşılmamalı. Arz-talep dengesi bozulan dünya
ticaret filosunun dengesinin tekrar sağlanabilmesi için filo büyüme
Yeni inşa siparişlerini incelediğimizde tanker gemisi siparişlerinin
(teslim edilecek olan siparişlerin) 2014 yılının geri kalanı için toplam
225 adet olduğunu görebiliriz 2013 yılının aynı dönemi için ise bu
rakam 119 idi. Kuru yük gemisi türleri içinse 2013 yılının aynı dönemi için 436 adet teslim edilmeyi bekleyen sipariş varken 2014 yılı
içerisinde toplam telim edilecek sayı olarak 636 görülmektedir. Bu
durum bize yük talebinin az olmasına rağmen siparişlerin devam
ettiğini göstermektedir. Ancak bir önceki paragrafta da açıkladığımız gibi dünya filosundaki kapasite fazlası durumu yavaş yavaş
dengelenmektedir.
2013 yılında yaşanan küresel ekonomik gelişmeler 2014 yılında özellikle denizcilik sektörü için olumlu sinyaller veriyordu. Bu
konuyla ilgili detayları aktarmadan önce geçen yılki tahminleri
hatırlamakta fayda var. Bilindiği gibi IMF her yıl düzenli olarak
yayınladığı dünya ekonomik göstergeleri raporunu yıl içerisindeki küresel ekonomik gelişmelere göre revize ederek belirli
aralıklarla tahminlerini yayınlar. IMF’in 2013 yılı Temmuz ayında
yayınladığı raporunda 2013 yılındaki küresel ekonomik büyümenin %0,3 daralarak bir önceki yıla göre %3,1 oranında gerçekleşeceği bekleniyordu ancak 2013 yılı sonunda bu oran %3,0
olarak gerçekleşti.
Dünya ortalaması bu şekilde iken gelişmiş ekonomilerdeki büyüme oranı %1,2; gelişmekte olan ekonomilerde ise ortalama
% 4,7 oranında gerçekleşti. Bu rakamlar 2014 yılı için 2013 yılı
Ekim ayında yapılan tahminlerin revize edilmesine neden oldu.
2014 yılında dünya ekonomisindeki büyümenin %3,7 oranında
gerçekleşeceği tahmin edilmekte.
Dünya ekonomik büyümesinde oranlar bu şekildeyken dünya
ticareti 2013 yılında %4,5’lik bir büyüme kaydetti. Bilindiği gibi
dünya ticaretinde yaşanan olumlu gelişmelerin denizcilik sektörüne olumlu yansıması gayet normal çünkü dünya üzerinde taşınan malların %90’ında fazlası deniz yolu ile taşınmakta. Dolayısıyla 2014 yılı için daha olumlu beklentilerin ortaya çıkması da
gayet normal. Özellikle denizcilik sektörü için piyasalarda canlanmanın olacağı yönündeki sinyaller 2013 yılı ikinci yarısından
56
57
MERSİN DENİZ TİCARETİ
MART 2014
Deniz ticareti ile doğrudan ilgili olan sektörlerin pazar paylarındaki değişimler için aşağıdaki tablo incelenebilir.
Pazar Göstergeleri % değişimleri
58
Özet olarak dünya ekonomisinde ciddi bir düzelme olmadan
denizcilik sektöründe bir düzelme olmasını beklemek aşırı iyimserlik olsa da 2014 yılının ikinci yarısı için umutları korumak gerekiyor. Makalenin ilk paragraflarında paylaştığımız gibi dünya
ekonomisinin geçtiği dar boğazın sürmesi insanların tüketim
alışkanlıklarını etkilemeye devam ediyor. Bununla birlikte ekonomik iflasın eşiğinde olan bazı ülkelerdeki iç karışıklıklar, toplumsal ayaklanmalar ve savaşlar dünya ticaretini olumsuz etkilemeye devam ediyor. Böylece ekonomik dar boğazı tetikleyen ve
kötüleştiren bir kısır döngü içine girilmiş oluyor. Hükümetlerin ve
ülkelerin uluslararası ekonomi politikalarını önemsedikleri kadar
ülke içi borçlanma, üretim çeşitliliği ve alt yapı yatırımlarına önem
vermesi, ülke içi huzuru sağlaması da uzun dönemde insanların
tüketim alışkanlıklarını etkileyecektir. Özellikle gelişmekte olan
ekonomilerin tutumlarının küresel etkileri sarsıcı olabilmektedir.
Sonuç olarak son derece yakın etkileşim içerisinde olan dünya
ekonomilerini birbirinden bağımsız düşünmek olanaksızdır ve
tek başına bir kurtuluş mümkün görünmemektedir.
59
MERSİN DENİZ TİCARETİ
MART 2014
Doç. Dr. Ergün LAFLI
Dokuz Eylül Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Arkeoloji Bölümü
Arkeolojik ve Tarihsel Bulgular Işığında
Ortaçağ’da Mersin ve Çevresinde Deniz Ticareti
Bu kısa yazıda Adana Bölge Müzesi’nde
bulunan ve Roma dönemi Kilikia’sının
denizsel tasvirlerinden birini yansıtan bir
yunus üzerine binmiş Eros heykeli tanıtılacaktır. Heykel müzeye Flaviopolis’ten,
yani Kadirli’den gelmiştir.
Klasik Hellen mythologiasında yunus
denizin yaşam gücü olarak kabul edilirdi ve ikonografik sanatlarda Poseidon
ile beraber sıklıkla tasvirlenirdi. Klasik Hellence’de “yunus“ yani “delphin“
“delphys“ sözcüğünden türemiş
olup, “ana rahmi“ anlamını taşımaktaydı. Buna göre “delphin“ denizin doğuran
bedenini sembolize etmekte ve her şeyin
başlangıcı olarak kabul edilmekteydi. Bu
kısa makalede Adana Bölge Müzesi’nde
bulunan yunus üzerinde tasvirlenmiş bir
Eros heykeli tanıtılacak ve Roma dönemi
Adana Bölge Müzesi’nden yunus üzerinde
Eros heykeli (fotoğraf: Ergün LAFLI, 2006).
Kilikia ahalisinin deniz tutkusu bir kez de
ikonografik olarak vurgulanacaktır.
Adana Bölge Müzesi’nin zemin katındaki
Heykel Salonu’nda girişe yakın bir noktada Flaviopolis, yani günümüz Kadirli’sinden gelme beyaz mermerden bir heykel
bulunmaktadır (res. 1-3). Heykel bir yunus
üzerine binmiş kanatlı bir Eros’u tasvirlemektedir. Korunan yüksekliği 42 cm ve
genişliği 21 cm olan bu büyük fragmanda
Eros’un kafası, sağ kolu, sağ bacağı, her
iki kanadının büyük bir kısmı ve yunusun
gövdesinin başından sonraki büyük bir
kısmı tahrip olmuştur. Eros topluca vücutlu ve adaleli bir çocuk olarak tasvirlenmiştir. Sol eli ile yunusun sırtını sıkıca
kavramış, sağ kolunu ise havaya kaldırmıştır. Belli ki yunus ile beraber denizde
yüzmektedir. Altta duran yunusun çehresi
ve ağzı iyi ayırt edilmesi adına vurgulanmıştır. Yunusun ağız kısmı bu heykelin havuz ya da çeşmeye konulduğunu gösterir
şekilde deliklidir.1 Hayvanın oturduğu alt
kısım cüssesi ile kırılan deniz dalgaları
olarak betimlenmiştir. Heykelin arkasının
belli bir noktaya bağlandığı görüntüsü bu
fragmanın büyük olasılıkla bir heykel grubuna ait olduğunu düşündürür. Heykelin
yüzeyi oldukça iyi parlatılmıştır.
Heykel, bulunduğu yer olan Flaviopolis
açısından da ilginçtir. Flaviopolis Adana
kent merkezinin 160 km kadar kuzeyinde
bulunan Kadirli’nin Roma dönemindeki
adıdır. Kent İ.S. 74 yılında Roma İmparatoru Vespesianus tarafından kurulmuştur.2 Kent özellikle İ.S. 2. ve 3. yy.’larda
öne çıkmış ve Roma kültürünün Ovalık
Kilikia’nın bu dağlık kısmında yayılmasına
tanıklık etmiştir.
Yunus üzerine tasvirlenen Eros daha baş-
60
ka birçok yerde sıklıkla betimlenmiştir. Erken örnekler özellikle koroplastik sanatında yaygındır. Örneğin Asklepieion’da İ.Ö.
3. yy.’a tarihlenmiş yunus üzerinde ters
binmiş ve kithara çalmakta olan bir Eroslu terrakottaya rastlanmıştır.3 Hatta bazı
terrakotta örneklerde Eros Aphrodite ile
beraber bir yunus üzerinde oturmuş bir
şekilde betimlenir. Geç Hellenistik çağda
artık Eros ve yunus kombinasyonu ikonografik anlamda bir “heykel tipine“ dönüşmüştür. Bu tipin Ephesos’ta bazı geç
dönem replikaları bulunmuştur.4
Bu betimleme tarzı Roma dönemi ile birlikte mermer heykellerde oldukça yoğun
olarak gözlemlenmektedir. Örneğin İ.S.
erken 1. yy.’a ait Villa Livia’dan getirtilip,
şu an Vatikan Müzesi’nde sergilenmekte
olan mermer Prima Porta Augustus heykelinde (res. 4) Eros Augustus’un ayağı-
Selçuk Müzesi’nden bronz yunus üzerinde Eros tasviri
nın yanında bir yunus üzerinde gösterilmiştir. Bazı mermer heykellerde Eros Aphrodite grubu içine dahil olacak şekilde temsil
edilmiştir. Bu tipin bronz örnekleri de bilinmektedir (res. 5). Mozaik sanatında oldukça yayılmış (res. 6-8) ve küçük sanatlarda
da (res. 9-11) sevilerek işlenmiştir.
Zeugma’dan İ.S. 1.-2. yy.’a ait bir zemin mozaiği, Gaziantep Müzesi.
Honolulu Academy of Arts’da sergilenmekte olan İ.S. 3. yy.’a ait
bir mozaik (envanter numarası
5110.1)
İ.S. 1.-2. yy.’a ait bir kandilin diskusunda Eros ve yunus betimlemesi.
DİPNOTLAR
* Bu heykelin yayın iznini veren Kültür ve Turizm Bakanlığı, Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü ile heykeli 2006 Temmuz’unda
çalışırken çok yardım gördüğüm Adana Bölge
Müzesi’ndeki meslektaşlarıma teşekkür etmeyi
bir borç bilirim. Sempozyum sırasındaki yardımlarından dolayı Sayın Ali YAVUZ’a da ayrıca
teşekkürlerimi sunuyorum.
Vatikan Müzesi’nde sergilenmekte olan
mermer Prima Porta Augustus heykelinden Eros ve yunus ayrıntısı (İ.S. erken 1.
yy.).
** Doç. Dr. Ergün LAFLI, Dokuz Eylül Üniversitesi, Edebiyat Fakültesi, Arkeoloji Bölümü, Ortaçağ Arkeolojisi Anabilimdalı Başkanlığı, Oda
No: A 418, Tınaztepe/Kaynaklar Yerleşkesi,
Buca, 35160 İzmir; <[email protected]>.
1
Adana Bölge Müzesi’nde denizsel öğelerin tematize edildiği daha başka heykeller de bulun-
Bu Roma döneminde çok iyi tanınan heykel tipinin Flaviopolis’de
bulunmuş olması Roma dönemi havuz kültürünün ve belki de
Roma villalarının (domii) bu kentte de yaygın olduğunun bir kanıtıdır. Heykelin bir grup içinde olasılıkla Aphrodite ile beraber
düşünülmesi mümkündür. Kilikia bölgesinin Roma dönemi ahalisi denizsel yaşantısını ikonografik sanatlara aktarmakta oldukça başarılıdır.
Antiocheia’da (Antakya) bulunmuş İ.S. 3. yy.’a ait Tethys mozaiğinde Eros ve yunus ayrıntısı, Baltimore Museum of Art, Baltimore, MD, A.B.D.
maktadır Müzedeki 1101 (ya da 4156) envanter numaralı Poseidon ile envanter numarası
olmayan bir başka havuz heykeli tarafımızdan
yayına hazırlanmıştır.
2
Roma dönemi Flaviopolis ile ilgili bilgiler için
bkz.: J. T. Bent, JHS 11 (1890) 223-26; R. Heberdey, A. Wilhelm, Reisen in Kilikien, şurada:
Wien. Denkschr. 44 (1896) 32-33; H. T. Bossert,
U. B. Alkım, Karatepe, Second Prelim. Report
(İstanbul 1947) 17ff; ve M. Gough, AnatSt 2
(1952) 93-95.
3
E. Töpperwein, Terrakotten von Pergamon,
Deutsches Archäologisches Institut, Pergamenische Forschungen 3, Berlin 1976, 264. Bu
tür terrakottalara Paestum’da da rastlanmıştır:
R. Miller Ammerman, The Sanctuary of Santa
Venera at Paestum II: The Votive Terracottas,
162, kat.no. 1887.
4
M. Aurenhammer, Die Skulpturen von Ephesos 1, Idealplastik I, Forschungen in Ephesos
10,1 (Viyana 1990) 89, no. 69, lev. 49 a-b: „Eros
auf Delphin“, Selçuk Efes Müzesi, env.-no.
1920, buluntu numarası: 65, 122. Bu konudaki
tartışma için: Aurenhammer 1990, 153: „einem
späthellenistischen Typus eines Delphinreiters,
von dem bis jetzt vier mehr oder weniger erhaltene Repliken“.
Bu çalışma 7-8 Nisan 2011 tarihlerinde Mersin
Deniz Ticaret Odası ile Mersin Üniversitesi işbirliğinde düzenlenen III. Türk Deniz Ticareti Tarihi
“Mersin ve Doğu Akdeniz” adlı sempozyumda
poster bildiri olarak sunulmuştur.
61
MERSİN DENİZ TİCARETİ
MART 2014
MARİNTURK İşletme Direktörü Akbulut Kahraman:
“Mersinlilere En Kısa Zamanda
Bir Tekne Almalarını Öneririm”
Marinturk İşletme Direktörü Akbulut Kahraman Mersin Deniz Ticareti dergisinin sorularını yanıtladı:
Sizi kısaca tanıyabilir miyiz?
Denizcilik sektörü ile ne
zaman tanıştınız? Kısaca
bahseder misiniz?
Anne tarafımın kökleri Sürmene Trabzon’a
dayanmaktadır. Dolayısıyla Trabzon’da
başlayıp sonrada İstanbul Rumeli
Kavağı’nda devam eden ve halen süren
balıkçılık mesleği nedeniyle denizcilik,
ailemizin her zaman bir parçasıydı. Ben
de Gemi İnşaatı Mühendisi olarak bu
geleneği sürdürmekteyim. Marinacılığa
Antalya Setur Marina’da atölye mühendisi olarak başladım. Ardından yine aynı
gruba ait Kuşadası Marina ve Ciner Grubuna ait Kemer Marina’da devam ettim.
2000 yılının sonunda Göcek’te Port Göcek Marina’da yönetici olarak çalıştım.
2008 yılında ise Ülker Grubu’na bağlı
MarinturkMarinaları’nın yatırım dönemimden başlayarak, Göcek İşletmeleri
Müdürlüğü’nü yaptım. 2011 yılından itibaren Marinturk İşletmeler Direktörlüğü
görevini yürütmekteyim.
Marinturk işletmeleri
hakkında bize bilgi verebilir
misiniz?
Marinturk markası altında İstanbul Pen-
62
dik ve Muğla Göcek’te işletilmekte olan
üç bağlama, iki çekek yeri ve bir alışveriş merkezinin işletmeler direktörü olarak
operasyon faaliyetlerinden sorumluyum.
Bağlama ve çekek yeri sözleşmelerinin
yönetimi ve ticari ünitelerin kiralama işlemeleri, pazarlama, operasyonel verimlilik
temel sorumluluk konularım.
hususlardır. Ayrıca hizmet sunacağınız
teknelerin ihtiyaç duyacakları teknik desteklerin, marinanın bulunduğu bölgede
gelişmiş olması da gerekiyor. Teknelerdeneredeyse havacılık sektörü ile aynı
derecede ileri teknoloji kullanılmaktadır
ve gelişmiş bir yan sanayiye her zaman
ihtiyaç duyulmaktadır.
Marinturk işletmeleri olarak
yat bağlama kapasiteniz
nedir? Bu konuda bilgi
verebilir misiniz?
Marinalarda önemli
hususlardan biri de o
bölgenin temizliğidir.
Marinaların temizliği
konusunda ne gibi tedbirler
alıyorsunuz?
Pendik’teki marinamızın bağlama kapasitesi 800 tekne, çekek yerimiz ise yaklaşık
100 teknedir. Göcek’teki Village Port marinamızın bağlama kapasitesi 210, çekek
kapasitemiz ise yaklaşık 300 teknedir. Butik bir marina olan ve ağırlıkça megayatlara hizmet veren Göcek Exclusive tesisimizin bağlama kapasitesi ise 100 teknedir.
Marina yatırımları yapılırken
göz önüne alınması gereken
hususlar nelerdir. Bu konuda
bizi bilgilendirir misiniz?
Marina yatırımları yapılırken, havalimanına yakınlık ve seyir destinasyonuna yakın
bir coğrafi bölgede bulunması, en önemli
Bizler hayatımızı deniz turizminden kazanıyoruz. Denizlerimizin temiz olması
ve temiz kalmasını, hem ülkemiz hem
de bizler için hayati mesele olarak görüyoruz. Marinaların işletilmesi esnasında
teknelerden kaynaklı kirliliğin oluşmaması
için pis su, gri su, sintine suyu, atık yağ,
kimyasallar, diğer sıvı ve katı çöplerin
kontrollü bir şekilde bertarafı için her türlü altyapımız mevcuttur. Ancak özellikle
yakıt ikmalleri esnasında dikkatsizlik ve
eğitimsizlik nedeniyle oluşabilecek kazalara karşı, temizleme faaliyetleri için bariyerler, spill kitler ve çöktürücülerle acil
müdahale ekipmanlarımız ve bu konuda
63
MERSİN DENİZ TİCARETİ
MART 2014
eğitimli personellerimizle, kirlilikle mücadele ediyoruz. Marinalar gerek çalışanları gerekse teknede bulunan mürettebat
ve tekne sahipleri nedeniyle son derece
dikkatli ve yoğun şekilde kontrol altında
tutulan tesislerdir. Asıl tehdidin marina
dışında gerek demirleme alanlarında, gerekse seyir esnasında vuku bulabilecek
kirlilik olduğuna inanıyorum. Çünkü bu
tür bir olay sonucu oluşabilecek kirliliğin
kaynağındakontrolünün, daha zor olacağını ve müdahalede geç kalınabileceğini
düşünüyorum.
Türkiye’de marina
yatırımlarını yeterli buluyor
musunuz? Bu konuda atılması
gereken adımları nasıl
sıralarsınız?
Marinalar oldukça yüksek maliyetli ve gerekli ruhsat ve izin işlemlerinin bir o kadar da karışık olduğu yatırım alanlarıdır.
Her ticari faaliyet gibi marina işletmek de
elbette kâr oluşturmak hedefli olacaktır.
Ancak gerek yatırımın yüksek maliyetleri
gerekse işletme sürecinde ortaya çıkan
ve neredeyse tamamı devlet kurumları
kaynaklı yüksek maliyetler, yatırımcılar
için kârı garanti görebileceği bölgelerde
yatırım yapmayı tercih etmesine neden
oluyor. Aksi takdirde alınacak yüksek
risklerden dolayı talep oluşmuyor. Bu nedenle Türkiye’de marinacılık, doluluğun
hızlıca yakalanabileceği Fethiye–Bodrum
arasında Muğla kıyıları ile mega şehir
İstanbul’da yoğunlaşmış durumda. Tüm
Karadeniz kıyısı boyunca hiç marina bulunmazken, diğer bölgelerde ise ancak
tek tük tesis bulunmakta. Çünkü yatırım
ve işletme koşulları tüm bölgeler için aynı
olmasına rağmen, talebin az olacağı yerlerde riskler çok daha yüksek olmaktadır.
Bunu değiştirmenin tek koşulu bölgesel
teşvik imkânlarının sağlanmasıdır.
Marinalarda hangi etkinlikleri
yapıyorsunuz? Etkinliklerin
arttırılması adına ne gibi
çalışmalarınız oluyor?
Gerek İstanbul, gerekse Göcek’te her yıl
yapılan ve 4 seriden oluşan “Gazozuna
Kapışalım” yelken etkinlikleri, İstanbul’da
düzenlenen Marinturk İstanbul City Port
Kupası Yelken Yarışları, Göcek’te yapılan
Plaj Voleybolu, yine İstanbul’da düzenlenen model yelkenlilerin katıldığı, RC Model Yelken Yarışları başlıca yaptığımız ve
marinada bağlı misafirlerimizin büyük ilgi
gösterdiği yarış etkinlikleridir. Ayrıca İstanbul marinamızda her ay düzenli olarak
64
Marinturk Denizci Kahvesi etkinliği yapılmaktadır. Bu etkinlikte, deniz, yelken, denizcilik ve yelkenciliğe dair her türlü konu
işlenmekte, karşılıklı bilgi paylaşımı ile
tecrübeler aktarılmaktadır. Sezonun açılması ile birlikte yine Denizci Kahvesi altında, “Tekne Mutfağı” faaliyetleri misafirlerimizin katılımı ile yapılmaktadır. Ayrıca
İstanbul marinamızda yer alan sergi salonumuzda çeşitli resim, fotoğraf sergileri
yapılmaktadır.
Geçen yıl, Class 1 Dünya PowerBoat
Şampiyonası’nın Türkiye ayağı İstanbul
marinamızda gerçekleştirilmiştir. Yapılan
tüm etkinliklerimiz, web ortamında internet üzerinden canlı olarak yat.tv adresinden canlı yayınlanmaktadır. İstanbul’da
her yıl denizde düzenlenen ve kendi alanında Avrupa’nın en önemli fuarlarından
olan İstanbul Boat Show Fuarı ise Marinturk İstanbul City Port’ta yapılmaktadır.
Türkiye geneli marina
yatırımlarının ileriye dönük
hedefleri nelerdir?
Doğu Akdeniz olarak tabir ettiğimiz coğrafi lokasyonda bulunan ülkemize, özellikle yurtdışından gelecek yabancı tek-
nelerin trafiğinin artırılması çok önemli.
Ancak istatistikler bu alanda son on yılda
yerimizde saydığımızı gösteriyor. Ancak,
yerli tekne sahipliği oranı ise oldukça yüksek bir oranda artıyor. Bunun artarak devam etmesi, marinacılığın ilerlemesindeki
ivmenin asıl unsuru olacağını düşünüyorum. Bu hedefe ulaşmak için marinacılar
olarak yelken okullarına, yat kulüplerine
ve yerli tekne sahipliğini özendirecek her
türlü faaliyete destek olmamız çok önemlidir.
Tekne sahiplerinin
Marinturk’e gelme sebepleri
nelerdir? Neden Marinturk’ü
tercih ediyorlar? Neden tercih
etmelidirler?
Marinturk olarak işletmekte olduğumuz
3 tesisimizi aynı şablona sokmayarak,
tesisin bulunduğu bölgenin gerçeklerine
ve misafirlerimizin farklı ihtiyaçlarına göre
birbirinden farklı koşullarda hizmet veriyoruz. Örneğin Pendik tesisimiz içinde orta
boy bir alışveriş merkezini de barındıran
büyük bir şehir marinası olarak,Tuzla yat
sanayiinin hemen yanı başında, Adalara
çok yakındır. Göcek’teki Village Port tesisimiz, charter operasyonlarının ağırlıklı
olduğu hareketli bir tesisken, Göcek Exclusive tesisimiz ise tamamen özel teknelere ve çok bakir, korunaklı ve mahremiyetin
en yüksek olduğu bir koyda hizmet vermektedir. Dolayısıyla müşterinin beklenti
ve ihtiyaçlarına göre şekillenmiş bir hizmet anlayışımız var. Tüm tesislerimiz kendi lokasyonlarında yer alan havalimanlarına kısa sürede ulaşılabilen, tekne seyir
ve demirleme alanlarına çok yakındır. Bir
diğer önemli farkımız ise, Türkiye’de Türk
Lirası ile hizmet veren tek marina işletme
firmasıyız.
Doğu Akdeniz yat trafiğinin
yoğun olmamasının sebebi
sizce nedir?
Doğu Akdeniz olarak Türkiye’nin Doğu
Akdeniz’ini kastediyorsak, başta belirtiğim gibi havalimanı ile ulaşım ve seyir
cazibesi maalesef bu bölgede fazlaca
değil. Bölgeye yakın ülkelerde yaşanan
karışıklıklar da maalesef olumsuz bir etki
yaratıyor. Kısa vadede pek olumlu bir görünüm olacağını söylemek zor. Ancak yerel pazarın gelişmesi orta ve uzun vadede
bu bölgedeki yatçılığın ve denizciliğin ilerlemesine büyük katkıda bulunacaktır.
Marina işletmecisi olarak
nasıl bir yerel yönetimle
çalışmak istersiniz?
Yerel yönetimler, bir marinanın çevresi-
ne ve sosyal dokusuna ne kadar olumlu
katma değer kattığının ve yarattığının farkında olurlarsa, eminim ki mevzuatın karmaşık ve belirsizliği nedeniyle yaşanan
zorlukların aşılmasında, yatırımcı ve işletmecinin önünün açılmasında çok büyük
rol oynayabilirler. Bu olumlu ilişki her şeyden önce marinanın bulunduğu bölgenin
menfaatine olacaktır.
gelişmediği bir coğrafyada işletmecilik
yapmak durumunda kalıyorsanız, kesinlikle ilgili hizmetlerin gelişmesi için marina yönetimi tarafından destek olunması
gerektiğini düşünüyorum. Bakım onarım
hizmetlerinden elde edilecek gelirin, öncelikli gelir hedefleri içinde yer almadığını,
önceliğin doluluğun sağlanması olduğuna inanıyorum.
Marina özelleştirmelerinde
ihaleye katılacak olan
firmalarda özellikle ne tür
kriterler aranması sizce
doğrudur?
Son olarak Mersin Deniz
Ticaret Odası dergisi
okurlarına neler söylemek
istersiniz?
Marina yatırımcılığı ve işletmeciliği her
şeyden önce uzun bir maraton, bu nedenle sermaye yapısı güçlü, nakit varlıkları kuvvetli firmalar olması gerekiyor. Marina işletmeciliği özel bir uzmanlık alanı
olsa da, bu konuda “know how” yani bilgi
transferi yapmak çok da zor değil. Ülkemizde ve dünyada bu konuda oldukça
yeterli bir çok firma var ve doğru firmalara
ulaşarak danışmanlık desteği ile çok kısa
sürede bu bilginin elde edilmesi mümkün.
Bir marinada tamir bakım
hizmeti ne derece önemlidir?
Marinanın müşteri tarafından tercih edilmesinde çok büyük öneme sahip bir
faktör. Eğer daha önceden, bu konunun
Mersin’deki marinanın çok güzel ve uzak
geleceği düşünülerek planlandığını düşünüyorum. Mimari ve teknik açıdan ülkemizin en güzel marina tesislerinden birisine
sahipsiniz. Özellikle çarşı bölümünün
Mersin’in yeni cazibe noktalarından birisi
olduğunu biliyorum. Yeterince gelişme ve
büyüme alanı da olduğundan, mevzuatın
yatırımcının bu gelişim imkanlarını değerlendirmesini sağlayacak düzenlemeleri
yaparak büyüyen Mersin’in ilerideki ihtiyacını da karşılayacak fırsatı yaratmasını
umut ederim. Böyle güzel bir tesisin bağlama hizmetlerinden faydalanmak için,
hâlâ tekne sahibi olmayanlara en kısa
zamanda bir tekne almasını öneririm. Her
bütçeye uygun bir teknenin var olduğunu,
ayrıca birkaç ortak bir araya gelerek daha
da konforlu bir tekne almanın çok da zor
olmadığını düşünüyorum.
65
MERSİN DENİZ TİCARETİ
MART 2014
MERSİN CHAMBER OF SHIPPING
PORT OF
MONTH OF
PORT STATISTICS
CARGO MOVEMENT - INWARDS/ OUTWARDS
LOADED (IN TONS)
COMMODITIES
DOMESTIC
EXPORT
: MERSİN
: JANUARY- 2014
DISCHARGED (IN TONS)
TRANSIT
TRSHPMNT TOTAL
COMMODITIES
DOMESTIC
IMPORT
TRANSIT
TRSHPMNT TOTAL
CEMENT5,896 49,177 1,786 56,859 CEMENT1515
CEREALS
10,098 1,659 69 11,826 CEREALS
44,784
133
69
44,986
CHEMICALS
88,999 2,364 1,691 93,054 CHEMICALS
237,093
3,700
1,042
241,835
CITRUS14,347
191516,263 CITRUS3,8003,800
CNTR24,787 24,787 CNTR38,09238,092
CONST. MACHINERY
400 1,595 10 2,005 CONST. MACHINERY
1,555
1,889
10
3,454
COTTON3,083 943 4,026 COTTON39,572
34739,918
FERTILIZERS4,629 169 4,798 FERTILIZERS20,026
50,858
652
142
80,679
FOOD STUFF
148,908 3297
1,199 153,404 FOOD STUFF
99,193
5,844
748
105,786
FROZEN MEAT73 73 FROZEN MEAT5,581
4,57510,156
FRUITS
32,750 166 28 32,944 FRUITS
11,780
33,475
46
45,300
GENERAL CARGO
198,545 14,817 5,453 218,868 GENERAL CARGO
268,002
39,580
7,799
317,419
52 2,038
GLASS13,492 273 13,765 GLASS1,370
2671,637
LEGUMES21,928 1,272 23,200 LEGUMES59,196
314
351
59,861
MACHINERY5,705 8
38 5,751 MACHINERY12,248
1,61513,863
MINERALS152,545 310 158,955 MINERALS15,323
9915,423
PETR.PRODUCTS
6,100 41,478
11 47,889 PETR.PRODUCTS
29,839
198,420
6,073
234,332
RICE6,400 9,824 44 9,868 RICE14,273
51314,786
SODIUM CARB.40,429 40,429 SODIUM CARB.5050
SUGAR21 878 899 SUGAR1,9241,924
TEXTILE
36,262 980 175 37,417 TEXTILE
64,941
3,820
176
68,938
TIMBER626 71 697 TIMBER6,114
652
60
6,826
VEGETABLE OIL
4,896 135 1,496 6,528 VEGETABLE OIL
93,636
2,089
1,097
96,822
VEHICLES3,232
649 14 3,895 VEHICLES6,760
10,897
11
17,667
TOTAL
18,848 882,645 56,104 10,604 968,202 TOTAL
60,903
1,236,487
154,628
TOTAL (LOADED & DISCHARGED) = 2.431.771 TONS
LOADED
num.
D+E+T TRSHPMNT TOTAL
DISCHARGED
D+I+T
num.
TRSHPMNT TOTAL
17,228278 17,50610,569280
574 0
574 9,0490
15,504189 15,69320,061223
5,9040
5,9044,5070
37,732467 33,19930,630503
6,478 0
6,478 13,5560
48,236656 48,89250,691726
12,3820
12,38218,0630
39,210467 39,67744,186503
60,618656 61,27468,754726
66
PASSENGER SHIP
G. TOTAL
num.
10,84928,355
9,0949,623
20,28435,977
4,50710,411
31,13364,332
13,55620,034
51,417100,309
18,06330,445
44,68984,366
69,480130,754
11,551
1,463,569
4
Download

Deniz Ticareti Dergisi Mart 2014 Sayısı