İÇİNDEKİLER
AYIN KONUSU
HABERLER
6 KURBANLIK FİYATLARI
MAKUL SEVİYEDE KALDI
28 BAYRAKTAR GÖNEN'DE
ÇELTİK HASADI YAPTI
54 TÜRKİYE AYÇİÇEĞİ ÜRETİMİ
TZOB Adına
Genel Başkan Ş. Şemsi Bayraktar
Genel Yayın Müdürü
30 BAYRAKTAR KARACABEY'DE AFET
BÖLGESİNDE İNCELEMELERDE BULUNDU
Bekir Şinasi Özdemir
Sorumlu Yazı İşleri Müdürü
Ebru Mine Esen
32 BAYRAKTAR SAKARYA'DA
Yayın Kurulu
34 BAYRAKTAR MANYAS'TA SEL BÖLGESİNDE
İNCELEMELERDE BULUNDU
T ZOB DİYOR Kİ!
12 BAYRAKTAR RİZE'DE
14 BAYRAKTAR TRABZON'DA
35 TZOB’UN ÜRETİCİ-MARKET
FİYATLARI ARAŞTIRMASI…
38 SANAYİYE AKTARILAN SÜT MİKTARINDA
ÇİFT HANELİ ARTIŞ
18 BAYRAKTAR GİRESUN’DA…
44 YUMURTA SEKTÖRÜ RUSYA PAZARINA HAZIR
24 BAYRAKTAR KONYA'DA
AYÇİÇEĞİ HASADINA KATILDI
46 ÜRETİCİLERİMİZ GÖZETİLMELİ
26 BAYRAKTAR ALTINEKİN'DE
TOHUM ELEME TESİSİ AÇTI
48 ELMADA HASAT BURUK GEÇİYOR
56 TÜRKİYE YAĞLI TOHUMLAR ÜRETİMİ
M. Hikmet Yavuzyiğit
Metin Türkyılmaz
Ömer Kaya
Dr. M. Fethi Güven
Salim Altay
Hasan Hüseyin Coşkun
Dr. Fethi Güven
Prof. Dr. Mevhibe Albayrak
Prof. Dr. Şengül Hablemitoğlu
Prof. Dr. Erdoğan Güneş
Dr. Özden Hiçbirol
Görsel Katkı
60 KOLZA ÜRETİMİ VE PAZARLAMASI
64 DÜNYADA VE TÜRKİYE'DE YAĞLI TOHUMLU BİRKİLER SEKTÖRÜ
68 BİTKİSEL YAĞ SANAYİSİ
70 ASPİR ÜRETİMİ, PAZARLAMASI VE KULLANIMI
ODALARIMIZDAN
73 SORUNLAR BAKAN EKER'E İLETİLDİ
ORGANİK ATIKLAR DEĞERLENDİRİLECEK
74 20. ELMA-TARIM VE KÜLTÜR FESTİVALİ
SERTİFİKALI TOHUM UYARISI
75 VERİMLİ SEBZE YETİŞTİRİCİLİĞİ EĞİTİMİ
50 TARIMDA İHRACAT DA İTHALAT DA ARTTI
İmtiyaz Sahibi
PİRİNÇ SAPLARINDAN BİYOGAZ ÜRETİLECEK
Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı
"Tarım ve İnsan" fotoğraf
yarışmasından alınmıştır.
Yayın Türü
Yaygın Süreli Yayın
Basım Tarihi
27.10.2014
Dağıtım
MNG Kargo
Yönetim Yeri
Türkiye Ziraat Odaları Birliği
Basın ve Halkla İlişkiler Müdürlüğü
GMK Bulvarı No: 25
Demirtepe/ANKARA
Tel: 312 231 63 00
Fax: 312 229 65 38 - 231 30 77
e-mail:[email protected]
Baskı
Dorukkaya Matbaacılık Yayıncılık
Reklamcılık Madencilik
Enerji ve İnşaat A.Ş.
Macun Mahallesi 195. Cadde No: 2
Yenimahalle - ANKARA
Tel: 0312 397 11 97-98
Çiftçi ve Köy Dünyası dergisi
basın ahlak kurallarına uymayı
taahhüt eder. Yayımlanan yazıların
sorumlulukları sahiplerine ait olup,
Birliğimiz görüşlerini yansıtmamaktadır.
Dergide yayımlanan yazılar, kaynak
gösterilmek koşuluyla, diğer yayın
organlarında yayımlanabilir.
Gönderilen yazılar iade edilmez.
TÜRKİYE ZİRAAT ODALARI BİRLİĞİ
BAŞKANDAN
BAŞKANDAN
SESLENİŞ
Ziraat Odalarımızın değerli mensupları, sevgili çiftçi dostlarım,
Hepinizin çok yakından bildiği gibi, bu yıl çok zor bir üretim sezonu yaşıyoruz. 2013-2014 üretim sezonu başlangıcından itibaren yaşanan doğal
afetler nedeniyle çiftçimizin bağına, bahçesine adeta ateş düştü. Kuraklıkla
başlayan, ardından don afetiyle devam eden, dolu, fırtına, aşırı yağış, hortumla, iki bölgemiz dışında ülkemizin tamamına yakını büyük zarar gördü.
Kısaca, çiftçimizin ürettiği her dilim, her salkım, her dane, geçtiğimiz yıllardan çok daha fazla önemli hale geldi. Bin bir emek ve özveriyle sofralarımıza kadar gelen her bir ürüne, her zamankinden fazla değer verilmesi; bu
anlamda ülkemiz gerçeklerinin toplum tarafından çok iyi bilinmesi; ekerken
de, toplarken de, satarken de tüketirken de asla israf edilmemesi, bu yıl çok
daha fazla önem verilmesi gereken bir hal aldı.
Değerli Arkadaşlarım, çiftçimizin bin bir zorluk ve emekle tarladan sofralara taşıdığı ürünlerin çok ciddi boyutlardaki önemli bir bölümünü, birçok
nedene bağlı olarak kaybediyoruz. Her yıl, hasat, hastalık, zararlı, yanlış depolama, taşıma ve tüketim aşamasındaki yanlışlardan kaynaklanan ve çok
önemli boyutlara ulaşan kayıplar yaşıyoruz. Öyle ki, tahılda, önceki sezonda,
32,4 milyon tonluk üretimin 2,5 milyon tondan fazlası üretimde ve kullanımda kaybedildi. Sebzede 24 milyon ton üretime karşın, 2,87 milyon ton kayıp
yaşanıyor; meyvelerde 15 milyon ton üretime karşılık,1,33 milyon ton kayıp
bulunuyor. Bu durum hem üreticilerimiz hem de ülkemiz açısından büyük
bir israf. Ne yapıp edip, bu yönde yürüttüğümüz çalışmaları bir eğitim kampanyasına da dönüştürerek; Bakanlığımız ve sektörün bütün paydaşlarının
da katılımıyla bu sorunu çözmek, bu kayıpları ortadan kaldırmak istiyoruz.
Bütün bu gerçeklerden hareketle, Türkiye Ziraat Odaları Birliği olarak,
hem üreticileri, hem aracı kişi ve kuruluşlar hem de tüketicileri israf konusunda uyarmak ve toplumsal bir farkındalık ve bilinç geliştirilmesini sağlamak amacıyla kamu spotları hazırladık. Televizyon ve radyolar için ayrı ayrı
hazırlanan bu çalışmamız, Radyo Televizyon Üst Kurulu’nca “kamu yararına
yönelik spot film” olarak onaylandı ve bütün ulusal, bölgesel ve yerel radyo
ve televizyonlarda, bu filmler yayımlanmaya başlandı. Umuyoruz ve diliyoruz ki bu çalışmalar, çok zor ürettiklerimizi en kolay kaybetmenin yolu olan
israfa karşı etkili olur, halkımızın bu konuda bilinçlenmesine katkısı olur.
Ş. Şemsi BAYRAKTAR
Türkiye Ziraat Odaları Birliği
Genel Başkanı
Kıymetli Dostlarım,
Maddi ve manevi dayanışmamızın; sevginin, saygının,
hoşgörünün ve kardeşliğin doruğa ulaştığı bir bayramı
daha idrak edeceğiz. Kurban Bayramınızı kutluyor, bayramlarda oluşan dayanışma ve kardeşlik havasının daim
olmasını Cenabı Allah’tan niyaz ediyorum.
Biliyorsunuz, kurban kesmek, Müslümanlar için dayanışmayı ve paylaşımı öngören önemli bir görev. Kurban
Bayramları, Türkiye gibi Müslüman ülkelerde et tüketiminin
olağanüstü arttığı dönemler. Çok kısa zamana yığılan canlı
hayvan talebi çeşitli sıkıntıları da beraberinde getiriyor. 10-15
gün içinde milyonlarca hayvan kurban olarak kesiliyor. Kimi
zaman, bu talebi karşılamakta üreticilerimiz zorlanıyor; ulaşım, barınma, kurban alanı sağlama gibi sorunlar baş gösterebiliyor. Bayrama hazırlanmak, üreticilerimiz kadar, bu
konuda yetki ve sorumluluk sahibi olan kamu kurum ve kuruluşlarımıza da önemli ve ciddi bir çalışmayı zorunlu kılıyor.
Kurban Bayramı öncesi düzenlediğimiz basın toplantısında bütün bunları dikkate alarak uyarılarımızı yaptık. Ayrıca, Birliğimiz uzmanlarının il il belirlediği kurbanlık fiyatlarını da kamuoyumuzla paylaştık.
Bu yıl, geçmiş yıllardaki gibi kurbanlık ithal edilmemesi, üreticilerimizin ellerindeki hayvanları satması, mağdur
olmalarının önlenmesi açısından önemli bir durumdur.
Bu aynı zamanda hayvancılığımız açısından da fevkala-
de önemli bir gelişmedir. Böylesine önemli bir dönemde,
onca ithalat söylemlerine rağmen, kurbanlık ihtiyacının ülke
içinden karşılanacak şekilde bir üretimin yapılabilmiş olması, gelecek açısından da umut vermektedir.
Yaptığımız araştırmalardan elde ettiğimiz veriler, bayramda kurbanlık hayvan sayısı açısından yeterli hayvanımız olduğunu ve vatandaşlarımızın hayvan temininde sıkıntı yaşamayacaklarını göstermektedir. Geçen yılki talebin
çok üzerinde kurbanlık hayvanımız vardır. Ancak, üreticilerimizin, bayram döneminde satılamayan hayvanlarının
da, maliyetlerin altında yok pahasına ellerinden çıkmaması
gerekir. Et ve Süt Kurumu’nun, üreticilerimizin satılamayan
hayvanlarını bayram sonrasında uygun bir fiyata alması
önem kazanacaktır. Bunun için yetkililerden beklentimiz,
kurbanlıkları satamayan ve elinde kalan üreticilerimize yönelik belirleyecekleri alım fiyatlarını, üreticilerimizin yaptıkları masrafları da dikkate alarak, kurbana özel tespit etmeleridir. Bu durumda, üreticilerimizin bir yıllık emekleri boşa
çıkmayacak, mağdur olmaları engellenecektir.
Değerli Arkadaşlarım, hepinizin bildiği gibi İslam dünyası sıkıntılı bir süreçten geçiyor. Milyonlarca Müslüman, her
gün çatışmanın, iç savaşın, katliamın, kanın, gözyaşının
hüküm sürdüğü, barışa hasret kalan bir ortamda yaşıyor.
Bir an önce barış, huzur temennilerimle, Kurban Bayramınızı şimdiden kutluyor, milletimize ve bütün İslam âlemine
huzurlu bir Kurban Bayramı diliyorum.
◄ TZOB ► ÇİFTÇİVEKÖYDÜNYASI
5
HABERLER
KURBANLIK FİYATLARI
MAKUL SEVİYEDE KALDI
TZOB Genel Başkanı Bayraktar:
"Yurt dışından nasıl et geldiği de belli değil.
Siz içerideki tanıyorsunuz ve denetliyorsunuz.
Yurt dışındaki üretimi denetleme şansınız yok.
Çok değişik ülkelerden çok ucuz ve kalitesiz
etler de geliyor. Dolayısıyla biz bu yıl halkımıza
yerli üretimle kaliteli üretimle et vermenin de
gururunu yaşıyoruz.”
Türkiye Ziraat Odaları Birliği Genel Başkanı
Şemsi Bayraktar, geçen yıla göre kurban satış fiyatlarının fazla artmadığını, makul seviyede kaldığını
bildirerek, “İllere göre ve canlı ağırlığa göre değişmekle birlikte hayvan başına büyükbaşta 2 bin lira
ile 11 bin 200 lira arasında, küçükbaşta ise 350 lira
ile 1350 lira arasında değişecek. Canlı ağırlık fiyatı
da büyükbaş hayvanlarda kilogram başına 11 ile 12
lira dolaylarında, küçükbaşta kilogram başına 12 ile
13 lira civarında olacağı tahmin edilmektedir” dedi.
Bayraktar, Kurban Bayramı öncesi düzenlediği
basın toplantısında, kurbanlık sayılarını, bazı illerdeki kurbanlık satış fiyatlarını, üreticilerin beklentilerini
açıkladı.
Müslümanlar için yerine getirilmesi gereken
önemli bir görev olan kurban ibadetinin, Allah’a
yakınlaşmayı, insanlar arasında dayanışma ve paylaşımı amaçladığını vurgulayan Bayraktar, şunları
söyledi:
“Kurban, komşusu açken tok yatmama davranışının, insan olmanın bir gereği olduğunu bize hatırlatır. Türkiye ve diğer Müslüman ülkelerde, Kurban
Bayramı bu coşkuyla kutlanırken, bu dönem, Kurban kesimi dolayısıyla da et tüketiminin olağanüstü
arttığı bir dönemdir. Çok kısa zamana yığılan canlı
hayvan talebi de çeşitli sıkıntıları beraberinde getirmektedir. 3-4 gün içinde milyonlarca hayvan kurban olarak kesilmekte, bu talebi karşılamakta üreticiler zorlanmakta, ulaşım, barınma, kurban alanı
sağlama gibi sorunlar da baş göstermektedir.
Bütün bunlardan dolayı Kurban Bayramı’na
hazırlanmak önemli bir olaydır ve ciddi bir organizasyonu ve çalışmayı gerektirmektedir. Kurban
Bayramı besiciliği, ülkemizde yıllardır yapılan geleneksel bir yetiştirme yöntemidir. Türkiye’de Kurban
Bayramlarında ortalama olarak 2 milyondan fazla
6
◄ TZOB ► ÇİFTÇİVEKÖYDÜNYASI
◄ TZOB ► ÇİFTÇİVEKÖYDÜNYASI
7
HABERLER
HABERLER
küçükbaş, 800 bin baştan fazla da büyükbaş hayvan kesilmektedir. Yani 4 günlük bayram süresince 3 milyon dolayında
hayvanın kesimi yapılmaktadır.”
Kilo başına kurbanlık fiyatları
büyükbaşta 11-12, küçükbaşta 12-13 lira
Kurbanlık satışlarının illere ve bölgelere göre farklılık arz ettiğini, kimi yerlerde
canlı kilogram ve et fiyatı üzerinden, kimi bölgelerde ise canlı hayvan üzerinden
pazarlık yöntemiyle satış yapıldığını bildiren Bayraktar, şöyle devam etti:
“Ziraat Odalarımızdan aldığımız bilgilere göre, bu yıl Kurban döneminde hayvan
fiyatları, illere göre ve canlı ağırlığa göre değişmekle birlikte hayvan başına büyükbaşta 2 bin lira ile 11 bin 200 lira arasında, küçükbaşta ise 350 lira ile 1350 lira
arasında değişeceği; canlı ağırlık fiyatının da büyükbaş hayvanlarda kilogram başına 11 ile 12 lira dolaylarında, küçükbaşta kilogram başına 12 ile 13 lira civarında
olacağı tahmin edilmektedir.
Geçen yıla göre kurban satış fiyatlarının fazla artmadığını, makul seviyede kaldığını görüyoruz. Kurbanlık fiyatlarının maliyetlerdeki yükselişin altında kalmasında,
kurbanlık hayvan sayısındaki artış etkili oldu. Bu yıl kurbanlık büyükbaş hayvan sayımız, geçen yıl kesilen sayının yüzde 41,7’si, küçükbaş hayvan sayımız ise geçen
yıl kesilenin yüzde 56,3’ü kadar daha fazladır. Tabii bu fiyatlar, Kurban Bayramı
öncesi tahmini fiyatlardır. Söz konusu fiyatlar ancak, kurban pazarında oluşacak
fiyatlara referans olarak kabul edilebilir. Bayram yaklaştıkça, talebe göre fiyatlar da
değişebilecektir.”
4,85 milyon baş hayvan ahırlarda
ve kurbanlık satış merkezlerinde
Türkiye’de geçen yıl 851 bin 948 büyükbaş, 2 milyon 331 bin 917 küçükbaş
hayvanın bayramda kurbanlık olarak kesildiğini, kesilen hayvan sayısı 3,2 milyon
başa yaklaştığını belirten Bayraktar, “Bu
yıl ise; 1 milyon 207 bin 608 büyükbaş, 3
milyon 645 bin 918 de küçükbaş olmak
üzere toplamda 4 milyon 853 bin 526
baş hayvan, bayramda kesilmek üzere
ahırlarda ve kurbanlık satış merkezlerinde yerlerini almıştır. Veriler, bayramda
kurbanlık hayvan sayısı açısından yeterli
hayvanımız olduğunu ve vatandaşlarımızın hayvan temininde sıkıntı yaşamayacaklarını göstermektedir” dedi.
Kurbanlık ihtiyacının ülke içinden
karşılanacak şekilde üretim yapılması
Bu yıl, geçmiş yıllardaki gibi kurbanlık
ithal edilmemesi, üreticilerimizin ellerindeki hayvanları satması, mağdur olmalarının önlenmesi açısından önemli bir
durum olduğuna dikkati çeken Bayraktar,
TZOB Genel Başkanı Bayraktar:
"Canlı ağırlık fiyatı büyükbaş
hayvanlarda kilogram başına 11 ile 12
lira dolaylarında, küçükbaşta kilogram
başına 12 ile 13 lira civarında olacağı
tahmin edilmektedir."
şöyle konuştu: “Bu aynı zamanda hayvancılığımız açısından da fevkalade önemli bir
gelişmedir. Böylesine önemli bir dönemde, onca ithalat söylemlerine rağmen, kurbanlık ihtiyacının ülke içinden karşılanacak
şekilde bir üretimin yapılabilmiş olması,
gelecek açısından da umut vermektedir.
Görüldüğü üzere, geçen yılki talebin
çok üzerinde kurbanlık hayvanımız vardır.
Ancak, üreticilerimizin, bayram döneminde satılamayan hayvanlarının da, maliyetlerin altında yok pahasına ellerinden
çıkmaması gerekir.
Her platformda, hayvancılık için, bir
müdahale kurumu kurulması gerektiğini
savunduk. Bunun hayvancılıkta piyasa
istikrarının korunması için, bir zorunluluk
olduğunu ifade ettik. Sonuçta hükümetimiz, taleplerimize kulak verdi ve Et ve
Süt Kurumu’nu bir müdahale kurumuna dönüştürdü. Et ve Süt Kurumu’nun,
müdahale kurumu olarak çalışması için
gereken, ana statüsü, Resmi Gazete'de
yayımlanarak yürürlüğe girdi. Hayvancılık sektörü için yararlı bir fonksiyon yerine
getireceğine inanıyoruz.
Tabii kurumdan beklentimiz çok.
Öncelikle şunu belirtelim ki, Et ve Süt
Kurumu’nun, üreticilerimizin satılamayan
hayvanlarını bayram sonrasında uygun
bir fiyata alması önem kazanacaktır. Bunun için yetkililerden beklentimiz, kurbanlıkları satamayan ve elinde kalan üreti-
8
◄ TZOB ► ÇİFTÇİVEKÖYDÜNYASI
cilerimize yönelik belirleyecekleri alım
fiyatlarını, üreticilerimizin yaptıkları masrafları da dikkate alarak, kurbana özel
tespit etmeleridir. Bu durumda, üreticilerimizin bir yıllık emekleri boşa çıkmayacak,
mağdur olmaları engellenecektir.”
Ekonomik olarak da ciddi bir
hareketliliği beraberinde getiriyor
Kurban Bayramının bu kadar çok hayvanın besiye alınması ve uzun süreyle bakılmaları dolayısıyla ekonomik olarak da
ciddi bir hareketliliği beraberinde getirdiğini bildiren Bayraktar, şunları söyledi:
“Beslenme amaçlı hayvan alımları için ödenen paradan, yem, veteriner
hizmetleri, hayvanların satılması, satış
yerlerinde yer kiraları ve kişisel masraflar, bu hayvanların nakilleri, kesimler için
kasaplara ödenen para ve derilerin satılmasına kadar birçok ticari faaliyet, bu
dönemde söz konusu olmakta ve bütün
bunlar ekonomik anlamda önemli bir yekun tutmaktadır.
2014 yılı Kurban Bayramı döneminde,
tahmini olarak geçen yıla yakın yani 850
bin baş büyükbaş, 2,3 milyon baş da küçükbaş hayvan kesileceğinden yola çıkıldığında; yem masrafları şöyledir:
Kurbanlık için besiye alınan büyükbaş
hayvanların en az 6 ay beslendiği düşünüldüğünde, 6 aylık yem masrafı, hayvan
başına tahmini olarak bin 550 lira olarak
hesaplanmıştır. Kesilecek olan 850 bin
baş kurbanlık hayvan için toplam 1 milyar
317 milyon 500 bin lira yem masrafı yapıldığı tahmin edilmektedir.
Kurbanlık için besiye alınan küçükbaş
hayvanların en az 6 ay beslendiği düşünüldüğünde, 6 ay süreyle hayvan başına
738 lira yem masrafı yapıldığı, 2,3 milyon
baş küçükbaş hayvan için yapılan yem
masrafının ise 1 milyar 697 milyon 400
bin olduğu tahmin edilmektedir.
Toplamda 3 milyon 150 bin baş kurbanlık canlı hayvan için üreticilerimizin 3
milyar 14 milyon 900 bin lira civarında bir
yem masrafı yaptıkları, dolayısıyla bu kadar bir paranın yem sektöründe kullanıldığı tahmin edilmektedir.
Ortalama 400 kilogram canlı ağırlığa
sahip büyükbaş hayvanın canlı kilosunun
12 lira civarında satılacağı düşünüldüğünde bayram süresince kesilecek yaklaşık
850 bin baş hayvana halkımızın ödeyeceği para 4 milyar 80 milyon lirayı bulacaktır.
Bir küçükbaş hayvanın ortalama 600
liradan satılacağı düşünülecek olursa,
kesilecek yaklaşık 2,3 milyon küçükbaş
hayvana halkımızın ödeyeceği para 1 milyar 380 milyon lirayı bulmaktadır. Toplam
olarak halkımızın, 5 milyar 460 milyon lira
gibi bir parayı kurbanlık almak için harcayacağı tahmin edilmektedir.”
◄ TZOB ► ÇİFTÇİVEKÖYDÜNYASI
9
HABERLER
HABERLER
TZOB Genel Başkanı Bayraktar:
"Bu yıl kurbanlık büyükbaş hayvan
sayımız, geçen yıl kesilen sayının
yüzde 41,7’si, küçükbaş hayvan
sayımız ise geçen yıl kesilenin yüzde
56,3’ü kadar daha fazladır."
Sorulara yanıtlar
Bayraktar, basın mensuplarının sorularını da yanıtladı. “Kurban bayramına
yaklaşan dönemlerde kasaptaki et fiyatlarında bir artış oluyordu. Bunun sebebini
ne olarak görüyorsunuz?” şeklindeki bir
soru üzerine Bayraktar şöyle dedi;
Kurban derileri, kasap ücretleri
Bayraktar, kurban derilerinin de önemli olduğunu, standartlara göre kesilmiş ve
tuzlanmış yaş koyun derisinin fiyatının
yaklaşık 4 lira civarında satıldığını, ortalama 2,3 milyon koyun kesildiği hesap
edildiğinde, küçükbaş hayvanların derilerinin ekonomik değerinin yaklaşık olarak
9 milyon 200 bin lirayı bulduğunu belirtti.
400 kilogram ağırlığındaki bir sığırdan,
ortalama olarak, yaklaşık 60 kilogram
civarında deri çıktığını bildiren Bayraktar, “derinin kilosu 2,5 lira olarak hesaplandığında kesilecek 850 bin büyükbaş
hayvandan elde edilecek derinin değeri
127 milyon 500 bin lirayı buluyor. Toplam
olarak kurbanlıklardan, standartlara göre
elde edilecek derilerin ekonomik değeri,
yaklaşık 136 milyon 700 bin lirayı geçmektedir. Fakat kurbanlıklar çoğu yerde,
ehil olmayan kişiler tarafından kesildiği
için deride ciddi olarak ekonomik kayıp
oluşmaktadır. Bu kaybın yüzde 20'ler civarında olduğu tahmin edilmekte, bunun
da ekonomik değeri 27-27,7 milyon lirayı
10
◄ TZOB ► ÇİFTÇİVEKÖYDÜNYASI
bulmaktadır. Deri kaybı düşülecek olursa
Kurban Bayramı’nda ekonomiye kazandırılan derinin değeri 109 milyon lira civarında olacaktır” dedi.
Şemsi Bayraktar, hayvanların bağırsak gibi iç organlarının büyük bir kısmının
da değerlendirilmeyip atıldığı için, buradan da ciddi ekonomik kayıplar oluştuğunu vurguladı.
Kurbanlıkları satmak isteyen üreticilerin metropol illerde her ilçede farklı olmak üzere kurbanlık satış yerlerine çadır
kirası ödediğini bildiren Bayraktar, şunları
kaydetti:“Fiyatlar ilçelere göre farklı olduğu için net bir rakam verilememekle birlikte, kalınan sürede harcanacak paraları da
dahil edecek olursak önemli bir miktarda
para buralarda harcanmaktadır.
Üreticilerimiz, Türkiye'nin dört bir yanından hayvanları metropollerdeki kurban satış yerlerine nakletmekte, bunun
için nakliye parası ödemektedir. Ayrıca
satılan hayvanlar, bayramda kişilerin kesim yapacakları yerlere taşınmakta, bunun için de para ödemektedirler. Kesilen
hayvanların sayısal büyüklüğü dikkate
alındığında, net rakam verememekle birlikte, önemli bir nakil masrafının olduğu
söylenebilir.
Kurban bayramları son yıllarda, kasaplar için önemli bir gelir kapısı olmuştur. Kasaplar, yüzme, parçalama gibi
işler için küçükbaşta 50 lira, büyükbaşta ise 200 lira civarında para almaktadır. Büyükbaşın en az yarısının kasaplar
tarafından ücret mukabilinde kesildiğini
düşünecek olursak, 425 bin baş hayvan
için ödenecek meblağ, 85 milyon lirayı
bulmaktadır. Aynı şekilde küçükbaşların yarısının kasaplar tarafından kesildiği düşünüldüğünde, 1 milyon 150 bin
baş küçükbaş hayvan için ödenecek
meblağ 57-58 milyon lirayı bulmakta,
kesim için kasaplara ödenecek toplam
meblağ 142-143 milyon lira civarında
olmaktadır.”
“Bizim ziraat odalarımızın marifetiyle
yaptığımız tespitlerde, hayvan sayısındaki artışa bağlı olarak kurban fiyatlarında
hem canlı hayvan, hem kilogram fiyatında geçen yıla göre ciddi manada bir artış
olmadığını gördük. Şu ana kadar fiyatlar
çok makul seviyede seyrediyor. Kurban
bayramına 1 hafta var. Fiyatlar bir miktar
değişir mi bilmiyorum. Ama hayvan sayısının geçen yıla göre arttığını görüyoruz.
Bugün için önemli olan kurbanlık hayvandır. Herkes kurbanlık hayvan almaya
çalışıyor. Bizim takip ettiğimiz ve önemli
olan da bu. Yeterli hayvan var ve fiyatları da gayet makul. Hatta bazı bölgelerde
geçen yıl ki fiyatlardan satıldığını da görüyoruz.
Yem fiyatlarındaki artışın hayvan fiyatlarına yansımadığını da görüyoruz. Kurban kesmek isteyen vatandaşlarımız için
hem fiyat hem de hayvan temini açısından bir sıkıntı görmüyoruz” dedi.
Fiyatların semtlere göre değiştiği, alım
gücü yüksek semtlerde fiyatların daha
yüksek olduğu, aradaki farkın sebebinin
sorulması üzerine Bayraktar, “Bu arz talebe bağlı olan bir hadisedir. Zaman zaman
Et ve Süt Kurumu da elindeki hayvanlarla
piyasa çok yükseldiği zaman piyasaya
müdahale ediyor. Böyle bir görevi de var.
Bazı semtlere göre fiyat farklılıkları olabilir
ama çok ciddi bir sapmalar görmüyorum.
Türkiye genelinde ciddi manada sapma
yok. Çok yakın rakamlar bize geliyor”
diye konuştu.
Et ve Süt Kurumu’nun kalan hayvanları satın alıp almayacağı, buna yönelik
bir hazırlık olup olmadığı yönündeki soru
üzerine, Bayraktar, “Et ve Süt Kurumu,
kurban bayramı sonrası alım yapıyor.
Bu yıl da yapacaktır. Zaten elde kalan
malların değerlendirilmesi yani maliyetin
altında piyasaya sürülmemesi açısından
Et ve Süt Kurumu'nun maliyeti dikkate
alan bir fiyatla üreticilerimizin kurbanlık
hayvanlarını satın almasını bekliyoruz.
Bu hem üreticilerimizi ekonomik olarak ta
destekleyeceği gibi üretimin sürdürülebilir noktada olması açısından da fevkalade
önemli” dedi.
Bayraktar, “Geçtiğimiz yıllardan farklı
olarak, kurban ihtiyacının yurt içinden karşılanmasının nesnel bir sebebi var mı?”
şeklindeki soru üzerine de şunları söyledi:
“Bu sene yurt içinden karşılanmasının sebebi şu; üretim artıyor. Her zaman
söylüyoruz. Siz üretimi desteklediğinizde
ve ithalat yapmadığınızda üretim artar.
Üreticimiz ahırlarını doldurur. Ve ihtiyacın
önemli bir kısmını karşılar. Hatta şu anda
tamamını karşılıyoruz. Bizim bu görüşlerimizde ne kadar haklı olduğumuz ortaya
çıktı. Ve bu yıl ithalat yapılmadı, biliyorsunuz. Dolayısıyla bu üretimin artmasına
sebebiyet verdi. Ve bunun doğal sonucu
olarak da fiyatlar makul seviyede kaldı.
Ama siz ithalat yaptığınızda ahırları boşaltıyorsunuz. Burada önemli olan üretim.
Üreticiyi üretimden çektiğinizde belli bir
dönem için ithalat yaparsınız ama sürekli
ithalat yapamazsınız. Yurt dışından nasıl
et geldiği de belli değil. Siz içeridekini
tanıyorsunuz ve denetliyorsunuz. Yurt dışındaki üretimi denetleme şansınız yok.
Çok değişik ülkelerden çok ucuz ve kalitesiz etlerde geliyor. Dolayısıyla biz bu yıl
halkımıza yerli üretimle kaliteli üretimle et
vermenin de gururunu yaşıyoruz.”
İslam dünyasının, sıkıntılı bir süreçten
geçtiğine dikkati çeken Bayraktar, milyonlarca Müslümanın, her gün çatışmanın, iç savaşın, katliamın, kanın, gözyaşının hüküm sürdüğü, barışa hasret kalan
bir ortamda yaşadığını bildirerek, bir an
önce barış, huzur temennisinde bulundu, tüm İslam alemine huzurlu bir Kurban
Bayramı diledi.
◄ TZOB ► ÇİFTÇİVEKÖYDÜNYASI
11
HABERLER
HABERLER
BAYRAKTAR RİZE'DE
Bayraktar: ÇAYKUR çiftçiyi daha fazla kucaklayan, çiftçiye bir takım sosyal hizmetler sunan
ve çiftçinin alın terini değerlendiren çok önemli bir kurum
da güçlendirilmeli. Çay sektöründen ekmek yiyen 200 bin kişinin hak ve menfaatlerini arama noktasında ÇAYKUR'un
ayakta kalması ve özelleşmemesi büyük
önem taşıyor."
Çay bahçelerinin yenilenmesi
çok önemli
TZOB Genel Başkanı Bayraktar:
"Çay kanununda tarafların,
başta Türkiye'de tarımın
şemsiye kurumu olarak
Türkiye Ziraat Odaları Birliği'nin
görüşünü almasını fevkalade
önemsiyoruz."
Türkiye Ziraat Odaları Birliği Genel
Başkanı Şemsi Bayraktar, "Çay sektöründen ekmek yiyen 200 bin kişinin
hak ve menfaatlerini arama noktasında
ÇAYKUR'un ayakta kalması ve özelleşmemesi büyük önem taşıyor" dedi.
Bayraktar, Rize Ziraat Odaları İl Koordinasyon Kurulu toplantısında yaptığı
konuşmada, toplantı sayesinde kentteki
üreticilerin sorunlarını masaya yatırarak,
çözüm yolları bulmaya çalışacaklarını
söyledi.
Şemsi Bayraktar, 1984 yılında çıkarılan kanunun ardından çayda devlet
tekelinin kaldırılarak özel sektörün önünün açıldığını ifade etti. Bayraktar, "Özel
sektörün açılmasına karşı değiliz. ÇAYKUR gerçekten üreticimiz için çok hayati
ve fonksiyonel bir görev ifa ediyor. Bunu
herkesin bilmesi lazım. ÇAYKUR'u buradan çektiğimizde çayda rekabet ve üreti-
12
◄ TZOB ► ÇİFTÇİVEKÖYDÜNYASI
ci lehinde gelişmeler olmaz. ÇAYKUR bu
manada çok ciddi ve önemli bir hizmet
veriyor" diye konuştu.
ÇAYKUR'un özelleşmesine karşı olduklarını vurgulayan Bayraktar, şöyle devam etti:
"Özel şirketlerin işleyiş ve üreticiye hizmet verme anlayışı ile ÇAYKUR'un hizmet
verme anlayışı fevkalade farklı. ÇAYKUR
çiftçiyi daha fazla kucaklayan, çiftçiye bir
takım sosyal hizmetler sunan ve çiftçinin
alın terini değerlendiren çok önemli bir
kurum. Yeni çay kanununda bu bakımdan
ÇAYKUR ile yapılacak olan düzenlemelere dikkat edilmesi lazım. Çay kanununda
tarafların, başta Türkiye'de tarımın şemsiye kurumu olarak Türkiye Ziraat Odaları
Birliği'nin görüşünün almasını fevkalade
önemsiyoruz. Yeni çay kanunda çiftçi
hak ve menfaatleri gözetilmeli. Kanunda
ÇAYKUR tasfiye edilmemeli hatta daha
Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı
ile çay konusunda görüşmeler yaptıklarını
dile getiren Bayraktar, "Çay bahçelerinin
yenilenmesi çok önemli. Bu projeye destek veriyoruz. Aynı projenin fındıkta da
uygulanmasını istiyoruz. Fındıkta bahçelerimiz maalesef çok eski. Çayda özellikle
bu bölgedeki çaylar hep tohumdan yetiştirme. Bu bir ayrışmaya da sebep oldu.
Tabii çay bahçeleri bunun yanında eskidi.
Bunlar verimliliği etkileyen unsurlar. Çay
bahçelerinin bakanlık tarafından bir projeyle yenilenmesini destekliyoruz" ifadelerini kulandı.
Bayraktar, kaçak çay konusuna da
değinerek, mücadelenin önemine dikkat
çekti ve şunları kaydetti: “Kaçak çay ile
iyi mücadele edilmeli. Halkımızın damak
zevkini de değiştiriyor. Türkiye’de üretim
yapan üreticilere zarar veriyor. Zaman zaman çayda stok oluşmasına neden oluyor. Kaçak çay ile çok iyi mücadele edilmesi lazım. Bunu yıllardır söylüyoruz. Bir
miktar başarı sağlandı ama yeteri kadar
başarı sağlandığını söyleyebilmek tabii ki
mümkün değil. Üreticimiz, maliyeti yüksek üretim yapıyor. Bu manada biz Türkiye Ziraat Odaları Birliği olarak üreticimizin
hasatta ürününün değerlenmesine çok
önem veriyoruz ama hükümetimizden
de girdi maliyetlerinin aşağı düşürülmesi
noktasında taleplerimiz var. Yani gübrenin, mazotun ucuzlamasını istiyoruz. Biz
tüccar gibi girdilerde ödenen vergileri
mahsup etmiyoruz. Tüccar girdi alırken
KDV ödüyor ama satarken faturasında
tahsil ediyor. Sizin böyle bir şansınız yok.
Siz girdi alırken ÖTV ödüyorsunuz. Ama
müstahsil keserken de KDV olmadığı için
tahsil etmiyorsunuz. Peşin vergi veriyorsunuz. Dolayısıyla bu vergiler üreticimize
ağır geliyor. Üreticimizin de bizden talebi
var. Muhakkak suretle girdilerde, gübre
ve mazot başta olmak üzere KDV indirimi,
mazotta hem KDV hem de ÖTV indirimi
olmasını hükümetimizden talep ediyoruz.
Yapacağımız görüşmelerimizde dosyamıza bu taleplerimizi koymuş olacağız.”
TZOB Genel Başkanı Bayraktar:
"Çay sektöründen ekmek
yiyen 200 bin kişinin hak ve
menfaatlerini arama noktasında
ÇAYKUR'un ayakta kalması ve
özelleşmemesi büyük önem
taşıyor."
Bayraktar çay da yapılması istenen
uygulamanın fındık içinde istediklerini
belirterek, kivi üreticilerinin sorunlarına da
değindi.
Kivide soğuk hava depolama
ihtiyacı çok fazla
Şemsi Bayraktar, şunları kaydetti:
“Bölge başkanlarımdan aldığım bilgiye
göre kivi üreticilerimizin sorunları var. Pazarlama sorunları, soğuk hava depolama
ihtiyacı çok fazla. Bazı odalarımız soğuk
hava depo ihtiyacını karşılıyor ama bu
ürünlerin soğuk hava depolarında muhafaza edilmesi yeterli değil. Pazarlama sorunlarının aşılması noktasında bunun fevkalade önemli olduğunu düşünüyorum.
Rize deyince akla çay geliyor ancak
kivi de akla geliyor çünkü üretimde Türkiye ikincisi görülüyor. Oda başkanlarımız, çay ve kivi üreticileriyle ilgili sorunları
başta olmak üzere sorunları bu toplantıda
masaya taşıyacaklardır. Bizde kendilerini
dinleyeceğiz. Bu sorunların çözümüne
katkı sağlamaya çalışacağız. Bu üreticilerimizin borçlarını etkilendi ama biz zarar
gören üreticilerimizin sosyal güvenlik kurumuna olan borçlarını ve elektrik borçlarının yapılandırılmasını talep ediyoruz.
Sayın başbakanımıza ve bakanlarımıza
bunu bir rapor halinde sunmuş olacağız.”
◄ TZOB ► ÇİFTÇİVEKÖYDÜNYASI
13
HABERLER
HABERLER
BAYRAKTAR TRABZON'DA
Bayraktar: Bu sene fındıkta istediğimiz rekolteyi yakalayamadık
TZOB Genel Başkanı Bayraktar:
"Afetin boyutu büyük. Üreticilerin
SGK ve elektrik borçlarının da
yapılandırılmasını istiyoruz. Özel
bankalara da ciddi borçlar var,
bunların da yapılandırılmasını
istiyoruz."
Türkiye Ziraat Odaları Birliği Genel
Başkanı Şemsi Bayraktar, bu sene fındıkta istenen rekoltenin yakalanamadığını
bildirerek, “Dünya üretiminin yüzde 70’ini
sağladığımız bu üründe yaşadığımız rekolte kaybı, sadece üreticimizi değil, genel
olarak ekonomimizi de etkileyecek” dedi.
Bayraktar, Trabzon Su Ürünleri Merkez Araştırma Enstitüsü Müdürlüğü’nde
gerçekleştirilen Trabzon Ziraat Odaları İl
Koordinasyon Kurulu toplantısı öncesinde basın mensuplarına açıklamalarda
bulundu.
Karadeniz Bölgesi’nin en önemli geçim kaynağının başında fındığın geldiğine işaret eden Bayraktar, “Bu sene fındıkta istediğimiz rekolteyi yakalayamadık.
14
◄ TZOB ► ÇİFTÇİVEKÖYDÜNYASI
Özellikle Ocak ve Şubat aylarının çok
sıcak geçmesi, akabinde Mart ayında
yaşadığımız don hadisesi, hem Doğu’da
hem de Batı’daki bazı illerimizde fındık rekoltesini fevkalade olumsuz etkiledi. Dünya üretiminin yüzde 70’ini sağladığımız bu
üründe yaşadığımız rekolte kaybı, sadece üreticimizi değil, genel olarak ekonomimizi de etkileyecek. Çünkü 2012-2013
sezonuna baktığımızda 2 milyar dolarlık
fındık ihracatı yapmışız. Bu rekolte ile bu
ihracatı bu sezonda gerçekleştirmemiz
pek mümkün görünmüyor” dedi.
Afetin boyutu büyük, borçların
yapılandırılması şart
Doğal afetlerin sadece fındığı değil,
Türkiye’nin değişik bölgelerinde faklı ürünleri de etkilediğini hatırlatan Bay-
raktar, şöyle konuştu: “Hububatta, bazı
meyvelerde önemli zararlarımız var. Hem
kuraklık, hem dolu, hem de arkasından
gelen yağışlar, maalesef Türk tarımını
bugüne kadar görülmemiş bir afetin içine sürükledi. Türk çiftçisi ve Türk tarımı
bu yılki gibi bir afet görmedi. Böyle bir
afetle karşı karşıya kalmadı. 2007 yılında yaşadığımız afetle mukayese edilemeyecek bir afet yaşadık. Bu tür afetler
neticesinde sadece çiftçi değil, esnaf ve
ülke ekonomisi de zarar görüyor. Üretici
desteklenmeli. Bu afetler nedeniyle bizim
taleplerimiz doğrultusunda Tarım Kredi
ve Ziraat Bankası borçlarına bir erteleme geldi. Ama bunu yeterli görmüyoruz.
Çünkü afetin boyutu büyük. Dolayısıyla
üreticilerin SGK ve elektrik borçlarının da
yapılandırılmasını istedik. Özel bankalara
da ciddi borçlar var, bunların da yapılandırılmasını istiyoruz. Bunları yapmamız
lazım.”
Bayraktar, fındıkta 2014 yılına kadar
uzatılan Alan Bazlı Desteğin 2014’ten
sonra da devam etmesini bekledikleri-
ni dile getirdi. Fındıkta yaşanan afetin
sadece üreticiyi etkilemediğini anlatan
Bayraktar, “Bu afetler esnafımızı da ciddi
manada etkiliyor. Dolayısıyla çiftçimizin
desteklenmesi demek, Doğu Karadeniz
Bölgesi’nde aynı zamanda sosyo-ekonomik yapısının da desteklenmesi demektir.
Bunun dikkate alınacağını umuyorum”
dedi.
Alivre satış yaptınız
kendinizi bağladınız
TZOB olarak oluşturdukları bir komisyonla rekolte tespiti yaptıklarını hatırlatan
Bayraktar, kendi tahminlerini eleştiren
TZOB Genel Başkanı Bayraktar:
"Dünya üretiminin yüzde
70’ini sağladığımız fındıkta
yaşadığımız rekolte kaybı,
sadece üreticimizi değil,
genel olarak ekonomimizi de
etkileyecek."
bazı sektör temsilcilerine, bu seneki rekolte tahminlerinin 371 bin 185 ton civarında
olduğunu tekrarladı ve şunları söyledi:
“Yaklaşık olarak 68 kilogram civarında
bir verimlilik rakamı var, 9 lira civarında
da fındığın maliyeti görünüyor. Şuanda
fındık fiyatları 12 lira civarında seyrediyor.
Tabii bazı çevreler fındık rekolte tahminleri açıklıyorlar, bu tahminleri 500-550
bin ton olarak açıklıyorlar. Madem fındık
üretimi 500-550 bin ton da niye fındık
fiyatları 12 lirayı buldu, ben de bunu soruyorum. Fındık fiyatları yükseliyorsa bu
fındığın doğal afetlerden etkilendiğini ve
üretimin düştüğünü gösterir. Hadi şimdi
düşürebiliyorsanız, düşürün de göreyim.
Fındık 550 bin ton olsaydı fiyatlarla istediğiniz gibi oynayacaktınız. Ve bu fındık fiyatlarını aşağıya çekecektiniz. Alivre satış
yaptınız, yani fındık piyasaya çıkmadan
dalındayken sattınız. Kendinizi bağladınız, rekolteyi 550 bin ton alarak tahmin
ettiğiniz, rekolte doğal afetlerle düşünce
‘Ziraat Odaları Birliği’nin yaptığı rekolte
tahmini yanlıştır, bizim rekoltemiz doğru◄ TZOB ► ÇİFTÇİVEKÖYDÜNYASI
15
HABERLER
HABERLER
3 tane tüccar, alivreci para kazanacak
diye, fındık fiyatlarını düşürmeye kimsenin
hakkı yok. Bu olağanüstü durum ülkenin
meselesi, sadece fındık üreticilerimizin
meselesi değil. Doğal afetler ülkemizin
ekonomisinin etkiliyor. Biz doğal afetlerin
olmasını istemeyiz. Ama ortaya çıkıp da
‘bizi Türkiye Ziraat Odaları Birliği vurdu,
bizi batırdı’ demek, insafsızlıktır. Sizi Türkiye Ziraat Odaları Birliği vurmadı, sizi doğal afetler vurdu, eğer kendinizi vurulmuş
hissediyorsanız. İşini doğru yapan, alivre
satış yapmayan tüccarın bir sıkıntısı yok.
Parayı basar alır, satar. Niye alivre satış
yapıyorsunuz? Bu ülkedeki çiftçinin alın
teriyle oynamaya ne hakkınız var? Biz, sizin hoşunuza gitsin diye rekolteyi yüksek
mi göstereceğiz?
TZOB Genel Başkanı Bayraktar:
"İşini doğru yapan, alivre satış
yapmayan tüccarın bir
sıkıntısı yok. Parayı basar alır,
satar. Bu ülkedeki çiftçinin
alın teriyle oynamaya ne hakkınız
var? Biz, sizin hoşunuza gitsin diye
rekolteyi yüksek mi göstereceğiz."
dur’ dediniz. Doğal afetler olmasa sizin
rekolteniz doğru olabilirdi ama büyük bir
afet yaşadık, sizin rekolteniz doğru değil.
Fiyatlar da bunu gösteriyor.”
Maksat fiyatı aşağı çekmek
Rekolteyi yüksek gösterenlerin maksadının fındık fiyatlarını aşağı çekmek olduğunu belirten Bayraktar, sözlerine şöyle
devam etti: “Ben insafa, vicdanlı olmaya
davet ediyorum. Normal koşullarda üre-
tim yapmıyoruz, olağanüstü bir durum
var. Rakımı yüksek olan yerlerde hiç fındık yok. Batı bölgelerde de belki fındık
rekolte tahminlerimiz tutmayacak. Orada
da bir miktar düşme olabilir. Yani hasat
bunu gösteriyor. Şimdi bu insanların fındıktan başka geçimi var mı? Karadeniz’de
fındığın dışında bir ekonomik faaliyetten
bahsedebilir misiniz? Sanayi ve hizmetler
sektörü Karadeniz’de gelişti mi? İnsanlara
tarım dışı sektörlere istihdam yaratacağı-
mız sektörler var mı? Yok. O halde fındık,
Karadeniz’in herşeyi. Bunu herkesin anlaması lazım. Fındık bu bölgede üreticinin
yegane geçim kaynağıdır. Üreticimiz çoluk
çocuğunun rızkını böyle temin ediyor. Şu
an bu insanlarımızın fındığı yok. Ben herkesi vicdanlı olmaya davet ediyorum.
Fındık fiyatlarını düşürmeye
kimsenin hakkı yok
Bayraktar ve beraberindeki heyet, İl Koordinasyon Toplantısı
sonrası Trabzon Su Ürünleri Enstitüsü’nde yetiştirilip doğaya salınan balıkları besledi.
Kaldı ki Bakanlığın oluşturduğu komisyonda Ziraat Odalarımız da var. Gıda,
Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’nın tahmini de bize fevkalade yakın. Türkiye Ziraat
Odaları Birliği’nin ve bakanlığın tahminlerinden çok farklı bir tahminleri var. Bu
olacak şey değil.”
Afet nedeniyle bu sene fındık fiyatlarının yükseleceğini belirten Bayraktar,
bunu düşürmeye kimsenin gücünün yetmeyeceği de gayet açık olduğunu kaydetti. Bayraktar, buna rağmen elinde fındık olmadığı için birçok üreticinin bundan
istifade edemeyeceğinin altını çizdi.
Bayraktar, “fındıkla alakalı bizim
sadece fiyat politikalarını belirleme,
yönlendirme gibi bir görevimiz yok.
Biz Bakanlığımızla son yıllarda sık sık
bir araya geliyoruz, birlikte çalışmalar
yapıyoruz” dedi.
Çaydaki bahçe yenileme projesini örnek gösteren Bayraktar, aynı projenin fındıkta
da ivedi olarak uygulanmasını talep ettiklerini
söyledi. Toprak Koruma
ve Kullanım Kanunu’nun
önemine de dikkat çeken
Bayraktar, daha fazla
üretim için üreticinin
önündeki engellerin
kaldırılması gerektiğinin altını çizdi.
16
◄ TZOB ► ÇİFTÇİVEKÖYDÜNYASI
◄ TZOB ► ÇİFTÇİVEKÖYDÜNYASI
17
HABERLER
HABERLER
BAYRAKTAR GİRESUN’DA…
Bayraktar: Rekolte tahminimizin yine arkasındayız
12 lira olmuş, 13 lira olmuş bağırıyorlar,
fındık fiyatı 15 lira olsa ne olur, fındık yok.
Fındık fiyatı 20 lira olsa ne olur, fındık yok.
Siz zannediyor musunuz bu fındık fiyatları
20 lira olsa benim üreticim para kazanacak. Olmayan fındığın neyini satacaksın
da neyini kazanacaksın" diye konuştu.
Bayraktar, fındık üreticiliği yapan bölgenin ekonomisinin çökmüş olduğunu
belirterek, "Biz çiftçimizin yangınını söndürmeye çalışıyoruz. Çiftçimizin moralini
yükseltmeye çalışıyoruz, çiftçimiz demoralize olmuş. Hükümetle de görüşmelerimiz
devam ediyor, yardım istiyoruz, çiftçimizi
ayakta tutamazsak önümüzdeki yıl kimi
tutacaksınız siz? Ya tarlasını satacak göç
edecek ya traktörünü satacak göç edecek, buradan gidecek" ifadesini kullandı.
TZOB Genel Başkanı Bayraktar:
"Madem fındık 500-550 bin
ton rekoltede, bu fındık niye 13
liraya vurdu, fındığın 550 bin ton
olduğu dönemlerde hiç 13 lira
olduğunu gördünüz mü?"
Türkiye Ziraat Odaları Birliği Genel
Başkanı Şemsi Bayraktar, "Madem fındık 500-550 bin ton rekoltede, bu fındık
niye 13 liraya vurdu, fındığın 550 bin ton
olduğu dönemlerde hiç 13 lira olduğunu
gördünüz mü?" dedi.
Bayraktar, Giresun Ziraat Odaları İl Koordinasyon Kurulu toplantısında yaptığı
konuşmada, fındık fiyatlarına değindi.
Fındık fiyatlarının 12-13 liraya yükseldiğine dikkati çeken Bayraktar, "Fındık
Türkiye'nin tahmini fındık rekoltesine
değinen Şemsi Bayraktar, şöyle konuştu:
"Madem fındık 500-550 bin ton rekoltede,
bu fındık niye 13 liraya vurdu, fındığın 550
bin ton olduğu dönemlerde hiç 13 lira olduğunu gördünüz mü? Şimdi bu sene stoklarda da fındık kalmadı. 2009 yılından bugüne
Toprak Mahsulleri Ofisi ve Fiskobirlik yaklaşık olarak 600-700 bin ton fındığı piyasaya
sürdüler. Şu an stok yok, her yıl piyasaya
sürülen stokları üretim gibi göstermeye alıştılar. Bu sene de onu yapmaya çalışıyorlar
ama bu sene fındık yok. Bu sene fındık çıkabildiği kadar çıkacak. Bunlar yeterli değil,
bu fiyatlar yeterli değil. Çiftçimize muhakkak devlet desteğini ulaştırmamız lazım."
Çay bahçelerimizi yenileme
programı fındıkta da uygulanmalı
Bayraktar, fındık bahçelerinin ekonomik ömrünü kaybettiğini gördüklerini ifade ederek, "Bunu da göz ardı etmiyoruz.
Mesela çay bahçeleriyle alakalı bahçeleri
yenileme programı başladı bakanlık bünyesinde. Bunun fındığa da uygulanmasını
istiyoruz. Üreticiyi desteklemek suretiyle
fındık bahçelerimizi artık yenilemeye başlamamız lazım" diye konuştu.
Şemsi Bayraktar, diğer ülkelerin dekarda 200-250 kilogram fındık ürettiğine
dikkati çekerek, "Bunun da üzerinde durmamız lazım. Fındık bu bölgenin geleceği, sadece fiyat politikası değil yapısal
sorunların da üzerinde durmamız lazım ki
çocuklarımıza iyi bir miras bırakalım diye
düşünüyorum" dedi.
18
◄ TZOB ► ÇİFTÇİVEKÖYDÜNYASI
Giresun’un Türkiye’de kaliteli fındık üreten fevkalade önemli bir il olduğunu bildiren Bayraktar, şunları kaydetti: “Türkiye’de
kaliteli fındık üreten bir ilimiz. Ama bu sene
üzülerek ifade ediyorum Türkiye’de büyük
bir doğal afetle karşı karşıya kaldık. Sadece Doğu Karadeniz değil, Türkiye’nin
değişik bölgelerinde de üreticilerimiz çok
büyük zarar gördüler. Türkiye’nin değişik
bölgelerini gezdik. Özellikle İç Anadolu
bölgesinde hububat, mesela Malatya’ya
gittik. Orada da kayısı olmadığını gördük.
Oranın da ekonomisi kayısıya bağlı. Birçok
bölgede meyve üretiminde doğal afetlerden dolayı kayıplar var.
Tarım sektörü son yılların en büyük
afetini yaşıyor
Tarım sektörü son yıllarda gördüğümüz en büyük afeti yaşıyor. Ben 2007
afetini de biliyorum. Hepiniz biliyorsu-
nuz. O afetle mukayese etmemiz mümkün değil. O afet kuraklıkla alakalıydı.
Ancak 2013 yılının Ekim ayından itibaren
başlayan kuraklık Mart ayının sonu itibariyle dona dönüştü. Büyük bir don afetiyle karşı karşıya kaldık. Tabii bununla
kalmadı. Arkasından dolu, yağışlar, sel
felaketi yani tarım sektörünün bu sene
kalmadığı afet kalmadı. Bunun için diyorum ki, Allah bu bölgeye bu afeti bir
daha göstermesin.
Bu bölgeye geldiğimizde, özellikle rakımı yüksek olan yerlerde fındık üretimi
yok denecek kadar az. Bu bölgede fındık
üretimi çok önemli. Ekonomi ona bağlı.
Fındığı buradan çekip aldığınızda ekonomi burada biter. Sonuçta tarım alanları
da bir açık fabrika. Bir fabrika gibi çalışıyoruz. Yani fabrikanın kapanması neyse,
insanların işsiz kalması neyse bu arazilerde fındığın zarar görmesi aynı şey. Hiç
◄ TZOB ► ÇİFTÇİVEKÖYDÜNYASI
19
HABERLER
farkı yok. Yani şuan insanımız işsiz kalmış
durumda. Daha önce Ordu’ya geldik.
Bakan yardımcımızı, ilgili genel müdürleri, hazineden sorumlu bürokratlarımızı,
maliye ve sosyal güvenlik kurumundan
bürokratlarımızı da oraya getirdik. Bu bölgeden de değerli başkanlarımız geldiler.
Onların da görüşünü aldık.”
Rekolte tahminimizin arkasındayız
TZOB olarak her yıl yaptıkları gibi
Ordu Üniversitesi Ziraat Fakültesi Dekanı
Turan Karadeniz’in başkanlığında bir komisyon oluşturduklarını belirten Bayraktar, şöyle devam etti: “Ve bu komisyon
doğu ve batı bölgelerinde fındık rekolte
tahmininde bulundu. Ve bu tahmin 371
bin ton olarak önümüze geldi. Bu arada
Ziraat Odalarımızın da içinde bulunduğu
bir komisyon da bir tahminde bulundu. O
da 388 bin ton civarında. Yani bize fevkalade yakın. Gıda, Tarım ve Hayvancılık
Bakanlığımızın tahminiyle, Türkiye Ziraat
Odaları Birliği’nin rekolte tahminleri birbirine yakın. Biz bunu açıkladık. Üzülerek
ifade ediyorum kıyamet koptu. ‘Türkiye
Ziraat Odaları Birliği maksatlı olarak fındık
fiyatları yükselsin diye açıklama yapıyor’
dediler. Biz bu açıklamayı her yıl yapıyoruz. Turan Karadeniz bizim maaşlı bir elemanımız değil. Biz ona para verip de ‘git
HABERLER
şu rekolteyi çıkar bize getir’ demiyoruz.
Çiftçi dostu bir kişi. Fahri olarak görev
yapıyor. Başkaları gibi maaşlı bir eleman
değil. Bu işi Allah rızası için yapıyor. Biz
bu rekolte tahmininin arkasındayız.
Bu rekolte tahmininden sonra özellikle
alivre satış yapanlar, ihracatçılar, sanayiciler, rekolte tahminimize fevkalade tepki
gösterdiler. Bunu bir taraftan anlamakta zorluk çekiyoruz ama bir taraftan da
kendilerini anlıyoruz. Çünkü doğal afetler
olmasaydı rekolte tahminleri 500-550 bin
ton olacaktı. Bunlar satışlarını doğal afetlere göre yapmadılar. Bunlar doğal afet
olmayacakmış gibi rekolte tahmininde
bulundular. Fındığı dalında sattılar. Sıkıntıları bu. Kimse kimseyi kandırmasın. Fındığı dalında sattınız. Zarar ettiniz. Şimdi
diyorsunuz ki Türkiye Ziraat Odaları Birliği
Genel Başkanı ve Ziraat Odaları bizi batırdı. Ben sizi batırmadım. Sizi doğal afetler
batırdı. Fındık 550 bin ton olsaydı fiyatıyla
istediği gibi oynayacaktınız. Ama şimdi
oynayamıyorsunuz. Hadi oynayın da göreyim. Oynayamazsınız. Çünkü fındık yok.
Tüccarın hak ve menfaatlerini
korumak durumunda değiliz
Türkiye Ziraat Odaları Birliği çiftçinin
hak ve menfaatlerini korumak üzere ku-
rulmuş anayasal bir meslek kuruluşudur.
Tüccarın hak ve menfaatlerini korumak
durumunda değiliz. Elbette çiftçimizin
hak ve menfaatlerini koruyacağız. Ama
bunu yaparken de yasal ve doğru zeminde yapacağız. Biz tarlada örnek bahçelerde çotanak sayımı yapmak suretiyle
tahminde bulunuyoruz. Biz bunu her yıl
yapıyoruz. Düzgün insanlarla yapıyoruz.
Ve yine söylüyorum rekolte tahminimizin
yine arkasındayız. Birileri batacakmış bizi
ilgilendirmiyor. Zaten şunu anlamakta zorluk çekiyorum. Alivre satış yapmayan işini
doğru yapan tüccar zaten para kazanıyor.
Benim emeğimin üzerinden para kazanıyor. Emek ben de sermaye ben de her şey
ben de. Mal benim, her şey benim, masraf
benim, külfet benim, risk benim sen bunu
alıyorsun satıyorsun para kazanıyorsun.
İşini doğru yapanın başımızın üstünde yeri
var. Onlara da ihtiyacımız var. Sanayiciye
de ihtiyacımız var. Ama bizim derdimiz
alivre satış yapanlarla ilgili. Fındığı dalında
satanlarla ilgili. Yurt dışından parayı alıp
fındığı bağlayanlarla ilgili. Ve onların tespit
ettiği fiyatı Türkiye’de bize dikte etmeye
çalışan kesimlerle alakalı. Bizim kavgamız
onlarla ilgili.
BAYRAKTAR ORDU’DA
Bayraktar: Çiftçimizin bu yıl görmediği doğal afet kalmadı
TZOB Genel Başkanı Bayraktar:
"Doğal afetler olmasaydı bu sene 550 bin ton rekoltemiz
olacaktı. Bu rekolteyi bekleyen alivreciler doğal afeti
hesaba katmadan fındığı dalında sattılar."
Türkiye Ziraat Odaları Birliği Genel
Başkanı Şemsi Bayraktar, "Çiftçimizin bu
yıl görmediği doğal afet kalmadı" dedi.
Bayraktar, Ordu’nun merkez ilçesi
Altınordu Ziraat Odası’nda Ordu Ziraat
Odaları İl Koordinasyon Kurulu toplantısına katıldı. Toplantı öncesi açıklamalarda
bulunan ve çiftçilerin çok kötü bir sezon
geçirdiğini ifade eden Bayraktar, "Bu
sene tarım sektörü ve çiftçilerimiz, son
yıllarda görülmedik şekilde bir afetle karşı
karşıya kaldılar" diye konuştu.
Oluşan tablo karşısında çiftçilerin
çaresiz kaldığına işaret eden Bayraktar,
şöyle konuştu:
"Ben son yıllarda böyle bir afet görmedim. Türkiye'yi karış karış geziyoruz.
Gezilerimiz sırasında bu afetin sonuçlarını üzüntüyle izliyoruz. Özellikle 2013 yılı
ekim ayından itibaren yağışların mevsim
normallerinin altında seyretmesi havala-
20
◄ TZOB ► ÇİFTÇİVEKÖYDÜNYASI
rın fevkalade sıcak gitmesi müthiş bir kuraklık yarattı. Yaşanan bu kuraklık başta
İç Anadolu Bölgesi olmak üzere birçok
bölgemizde hububat üretimini olumsuz
etkiledi. Arkasından şubat sonu ve mart
ayında bu bölgede müthiş bir don olayını
yaşadık. Yaşanan bu don olayı bu bölgede tarım sektörüne ve çiftçimize ciddi zarar verdi. Ve yine söylüyorum çiftçimizin
bu yıl görmediği afet kalmadı. Bu durum
elbette üretim rakamlarını olumsuz etkileyecek. Mesela hububatta yüzde 20’ler
civarında düşüş bekliyoruz. Türkiye’nin
buğday ihtiyacı 18 milyon tonlar civarında. Ama biz 18 milyon tonun altında da
üretim beklemiyoruz. Felaket tellallığı da
yapmış olmayalım. Hemen arkasından
‘ekmek zammı gelir mi? Buğday fiyatları
çıkar mı?’ diye sorular geliyor ya da bazıları bu şekilde düşünüyor ama şu an 18
milyon tonlar civarında bir buğday üretimi
bekliyoruz. Ama geçen yıla baktığımızda
geçen yılın yüzde 20-25 altında olduğumuzu da ifade edelim."
Rekolte tahminimizin arkasındayız
TZOB olarak her yıl yaptıkları gibi
Ordu Üniversitesi Ziraat Fakültesi Dekanı
Prof. Dr. Turan Karadeniz’in başkanlığında bir komisyon oluşturduklarını belirten
Bayraktar, şöyle devam etti: “Bu komisyon doğu ve batı bölgelerinde fındık rekolte tahmininde bulundu. Ve bu tahmin
371 bin ton olarak önümüze geldi. Bakanlığın oluşturduğu ve Ziraat Odalarımızın da içinde bulunduğu komisyon da bir
tahminde bulundu. O da 388 bin ton civarında. Yani bize fevkalade yakın. Gıda,
Tarım ve Hayvancılık Bakanlığımızın tahminiyle, Türkiye Ziraat Odaları Birliği’nin
rekolte tahminleri birbirine yakın. Biz
bunu açıkladık. Üzülerek ifade ediyorum
kıyamet koptu. ‘Türkiye Ziraat Odaları Birliği maksatlı olarak fındık fiyatları yükselsin diye açıklama yapıyor’ dediler. Biz bu
açıklamayı her yıl yapıyoruz. Turan Karadeniz bizim maaşlı bir elemanımız değil.
Biz ona para verip de ‘git şu rekolteyi çıkar bize getir’ demiyoruz. Çiftçi dostu na◄ TZOB ► ÇİFTÇİVEKÖYDÜNYASI
21
HABERLER
HABERLER
muslu bir kişi. Fahri olarak görev yapıyor.
Başkaları gibi maaşlı bir eleman değil. Bu
işi Allah rızası için yapıyor. Biz bu rekolte
tahmininin arkasındayız.
diler. Biz 5,5 milyon üyesiyle Türkiye”nin
en büyük meslek kuruluşuyuz. Anayasal
meslek kuruluşuyuz. Bizim görevimiz çiftçimizin hak ve menfaatlerini her platformda korumak ve temsil etmektir.
Onları bizler değil,
doğal afetler batırdı
Zirai donun özellikle bazı sektörleri
ciddi anlamda olumsuz etkilediğini vurgulayan Bayraktar, şunları kaydetti: "Fındık üretimimiz Doğu Karadeniz'de çok
etkilendi. Bu sene sadece Ordu'da 65
bin ton civarında rekolte bekliyoruz. Normal şartlarda bu rakam 180-200 bin civarındaydı. Türkiye genelinde yaptığımız
çalışma sonucunda rekolte tahminimiz
yaklaşık 371 bin tondu. Bugün fındık fiyatlarının 13 lira seviyelerine çıkması bizim
ne kadar doğru rekolte tahmini yaptığımızı ortaya çıkardı. Bu rekolte sanayicilerin,
alivrecilerin ve ihracatçıların iddia ettiği
gibi 500-550 bin ton değil. Eğer rekolte
onların dedikleri gibi olsaydı fiyat bugün
13 lira seviyelerinde olmazdı.
Piyasaya sürülen stokları üretim
rakamlarına dahil etmedik
Bu sene fındıkta stok yok. Bu çok
önemli. 2009 yılından bugüne TMO’nun
ve Fiskobirlik’in elinde olan 700 bin ton
civarında fındık piyasaya çıktı. Stoklar-
Bayraktar Altınordu Ziraat Odası'nın yeni hizmet binası ile laboratuvarında incelemelerde bulundu. Ziraat Odası'nın çalışmaları ile ilgili Başkan Uğur Cörüt'ten
bilgi aldı. Bayraktar Altınordu Ziraat Odası'nı başarılı çalışmalarından dolayı tebrik
ve teşekkür etti.
da fındık kalmadı. İşte fiyatlar onun için
yükseliyor. Ama bugüne kadar biz sahada üretim rakamlarını verdik. Piyasaya
sürülen stokları üretim rakamlarına dahil etmedik. Ama birileri fındık üretimini
hesaplarken veya açıklarken, stokları
dahil etmek suretiyle açıklama yaptılar
ve yüksek gösterdiler. Fındık fiyatlarının
düşmesine sebebiyet verdiler. Düşmesi
için çaba sarf ettiler. Bunun karşısında
mücadele veren Ziraat Odaları ve Türkiye
Ziraat Odaları Birliği’ni hedef haline getir-
Fındığın Karadeniz bölgesinde çok
önemli bir ürün olduğunu bildiren Bayraktar, şöyle devam etti: “Biz fındıkta bir
felaket olduğunu söylüyoruz. Üreticimize
verilmesini istediğimiz destek, sadece
üreticimizle alakalı değil. Sadece fındıkla
alakalı. Bu bölgede fındık çöktü mü, benim üreticim çöktü mü, bu bölgenin sosyo-ekonomik yapısı tümüyle çöküyor. Bu
bölgede yaşayan herkes bundan zarar
görüyor. Bunu neden göz ardı ediyorlar.
Ben fındık üreticisine yardım isterken sadece üreticime mi yardım istiyorum? Bu
bölgenin sosyo-ekonomik yapısının düzelmesi için de yardım istiyorum. Bu para
esnafa da, tüccara da gidecek. Bu bölgenin ekonomisine katkı sağlayacak.
Alan bazlı desteğin ivedi bir şekilde
üreticilerimize ulaşmasını istiyoruz
Biz geçmiş yıllarda çiftçimizle alakalı
alan bazlı destek istedik. 2014 yılına kadar bu desteklerin uzatılmasını sağladık.
Bugün de alan bazlı desteğin devamını
ivedi bir şekilde üreticilerimize ulaşmasını
istiyoruz. Biz bunları yaparken fındık ticareti yapanlar biz fındık üreticisinin menfaati için uğraşırken nerdeydiler? Bugün
neredeler? Dün nerdeydiler?”
Gıda,
Tarım
ve
Hayvancılık
Bakanlığı’nın çay bahçelerinin yenilenmesi konusunda yaptığı projeyi dile getiren
Bayraktar, "Biz bahçelerimizin yenilenmesi için de bir mücadele içerisindeyiz. Çay
bahçelerimizin yenilenmesi çok önemli.
Bakanlığımızın bu projesine destek veriyoruz. Ağaçlarımız yaşlandı. Verimlilik
rakamları bugün için düşük ama normal
şartlarda 100 kilogram ama fındık üreten
ülkelerde bu rakam 200 kilogramı buluyor. Bizim verimliliği artırmamız lazım. Biz
bu çalışmaları yaparken bu işin ticaretini
yapanlar nerede? Onları hiç göremiyoruz.
Bizim verdiğimiz mücadele ortada.”
Bayraktar Ziraat Odalarının son yıllardaki hizmet atağına da değinerek, sektördeki tüm paydaşların yol arkadaşlığı
yapması ve omuz omuza vermesi gerektiğinin altını çizdi.
22
◄ TZOB ► ÇİFTÇİVEKÖYDÜNYASI
Ordu Valisi Balkanlıoğlu’nu ziyaret
Bayraktar, Ziraat Odaları İl Koordinasyon Kurulu toplantısı öncesinde Vali İrfan
Balkanlıoğlu'nu makamında ziyaret etti.
Burada gazetecilerin sorularını yanıtlayan
Bayraktar, Türkiye'de son yıllarda et üretiminde artış olduğunu söyledi.
Besi hayvancılığının, süt hayvancılığına bağlı olarak geliştiğini anlatan Bayraktar, şöyle konuştu: "Kurbanlık temininde
bir problem yok. Kurban Bayramı'na yeterli üretimle giriyoruz. Herkes rahat olsun. Burada sektöre darbe vurabilecek
en önemli faktör ithalattır. Daha önce
ithalat yapıldı, bunun sıkıntılarını bir süre
yaşadık. Ondan sonra ithalat yapılmayınca fiyatlar da belli bir istikrara kavuşunca
üretim hızlı bir şekilde artmaya başladı.
Biz bundan memnuniyet duyuyoruz ama
ithalat lobileri tabii ki boş durmuyor. Bunlar her yere ulaşmaya çalışıyor. Ramazan
ayından önce ithalatı açtırmak istediler
ama TZOB olarak buna karşı çıktık.
Bakanlığımızla ithalata karşı birlikte
hareket ediyoruz. Şimdi yine bugünlerde
ithalat lobileri hortladı ve bunlar yine kapıları açmaya çalışıyorlar. İşte fiyatların yüksekliğinden bahsediyorlar ancak fiyatlar
makul seviyeye geldi, üretimde arz talep
dengesini sağlama noktasına geldi. Şu
an Allah korusun ithalat, besi hayvancılığına büyük darbe vurur."
Üreticilerin her açıdan bayrama hazır olduğuna dikkati çeken Bayraktar,
şunları kaydetti: "Bayram yaklaştı. Zaten
fiyatların şu anki fiyatlar civarında seyredeceğini düşünüyorum. Çok fazla bir
artış beklemiyorum. Aynı zamanda kurbanlık temininde bir problem yok. Bunu
özellikle vurgulamak lazım. Çünkü bu işin
tartışmasını yapmak isteyenler bayramda
et ihtiyacının çok fazla olacağını ve yerli üretimin bunu karşılamayacağını iddia
ediyorlar. Kurban Bayramı'na yeterli üretimle giriyoruz, herkes rahat olsun."
Çiftçilerin sorunları hakkında bilgi
almak, çözümü noktasında görüş alışverişinde bulunmak amacıyla bölge
toplantılarına başladığını ve Ordu’yu ziyaret ettiğini belirten Bayraktar, “Sayın
Valimizle daha önce Afyonkarahisar’da
tanışmıştık. Afyonkarahisar’da tarım makineleri fuarı düzenlemiştik. Düzenlediğimiz fuara Sayın Valimizin büyük desteği
ve katkısı olmuştu. Sayın Valimizin tarım
sektörüne bir yatkınlığı var. Oda Başkanlarımızın da memnun olduğu, övgüyle
bahsettiği bir Valimizsiniz. Ordu’da da
çok başarılı olacağınıza inanıyorum. Sizlere, her türlü desteği vermeye hazırız“
dedi ve Balkanlıoğlu’na Ordu’daki görevinde başarı dileğinde bulundu.
Vali Balkanlıoğlu, TZOB Genel Başkanı Şemsi Bayraktar’ın hem çiftçilere,
hem de mensubu olduğu camiaya büyük destek verdiğini söyleyerek, “Her ne
kadar sanayi toplumu olmaya özensek
de, çiftçi, ziraatçı toplumuyuz. Asıl çiftçi
memleketi ise Ordu. Ordu’nun ekonomisi fındığa dayalı. Bu konuda ürün çeşitliliğine gideceğiz” dedi. Balkanlıoğlu,
Bayraktar’a ziyaretinden dolayı teşekkür etti. Ziyarette, TZOB Yönetim Kurulu
Üyesi ve Arsin Ziraat Odası Başkanı Hasan Kozoğlu, Perşembe Ziraat Odası ve
Ordu Ziraat Odaları İl Koordinasyon Kurulu Başkanı Arslan Soydan ve Altınordu
Ziraat Odası Başkanı Uğur Cörüt de hazır
bulundu.
◄ TZOB ► ÇİFTÇİVEKÖYDÜNYASI
23
HABERLER
HABERLER
BAYRAKTAR KONYA'DA
AYÇİÇEĞİ HASADINA KATILDI
Bayraktar: Bu sene üretimin de artmasıyla üreticimizin çok daha
bereketli bir sezon geçireceği kanaatindeyiz
nı görüyoruz. Bu çok önemli bir rakam ve
Türkiye’de yağlık açığının kapatılmasına
da fevkalade katkı sağlıyor.”
Konya, ayçiçeğinin yanı sıra
buğday, arpa, kuru fasulye,
havuç ve şeker pancarında da lider
Konya’nın sadece ayçiçeğinde değil,
buğdayda, arpada, baklagillerden kuru fasulye, havuçta, şeker pancarında Türkiye
birinciliğini muhafaza ettiğini belirten Bayraktar, “Konya, kiraz başta olmak üzere
bazı meyve çeşitlerinde ve özellikle tavukçulukta ve süt hayvancılığında fevkalade
büyük gelişme gösteriyor. Bu bakımdan
üretimin önündeki engelleri kaldırdığımızda Konya’da çiftçimiz neler yapabileceğini
de göstermiş oluyor” dedi.
Hükümetten beklentiler
Özellikle ayçiçeği alımını Türkiye’de
Trakyabirlik, Karadenizbirlik ve Çukobirlik’in
yaptığını bildiren Bayraktar, şöyle devam
etti:
“İç Anadolu bölgemize geldiğimizde
bu birliklerin alım yapmadığını görüyoruz.
Burada da bu açığı Konya Şeker Fabrikaları kapatıyor. Onlar da bu bölgede ayçiçeği alımı yapmak suretiyle üreticimize
destek veriyorlar.
Trakyabirlik’in açıkladığı avans fiyatını biraz daha yukarı çekmesini, üreticiye
daha fazla sahip çıkmalarını bekliyoruz.
Primler de biliyorsunuz 30 kuruşa kadar
TZOB Genel Başkanı Bayraktar:
"Tarife dışı engeller koymak
suretiyle ithalatın önüne
geçmek lazım. Hatta Dünya
Ticaret Örgütüyle yeniden
görüşmek suretiyle, ayçiçeği
gibi bazı ürünlerimizin
gümrüklerinin bir miktar daha
yükseltilmesini istiyoruz."
Türkiye Ziraat Odaları Birliği Genel
Başkanı Şemsi Bayraktar, özellikle Marmara bölgesinde yağışların mevsim normallerinin üzerinde gerçekleştiğini, 2013
yılında 1 milyon 523 bin ton olan ayçiçeği
üretiminin bu yıl 1 milyon 623 bin ton civarına çıkacağını bildirerek, “bu sene üretimin de artmasıyla üreticimizin çok daha
bereketli bir sezon geçireceği kanaatindeyiz” dedi.
Konya’nın Altınekin ilçesinde ayçiçeği hasadına katılan Bayraktar, ayçiçeği
üretiminin Türkiye için önemli olduğunu,
bitkisel yağ tüketiminin yüzde 83,4’ünün
ayçiçeğinden temin edildiğini vurguladı. Bu yıl özellikle Marmara bölgesinden
yağışların mevsim normallerinin üzerinde
gerçekleştiğini bildiren Bayraktar, 2013
yılında 1 milyon 523 bin ton olan ayçiçeği
24
◄ TZOB ► ÇİFTÇİVEKÖYDÜNYASI
üretiminin bu yıl 1 milyon 623 bin ton civarına çıkacağına dikkati çekti.
Ayçiçeği üretiminde Konya’nın önemli
olduğunu bildiren Bayraktar, şunları kaydetti:
“Eskiden Trakya bölgesinde üretim
yapan Tekirdağ, Kırklareli, Edirne gibi illerimiz ayçiçeği üretiminde zirvedeyken,
özellikle son 10 yılda ayçiçeği üretiminde
büyük artış gösteren Konya ilimiz, üretimini yaklaşık 7 bin tonlardan 263 bin
tonlara çıkarmıştır. Türkiye’de liderliği ele
geçirmiştir. Yani Konya ayçiçeği üretiminde bugün liderdir. Verimlilik rakamlarına
baktığımızda Türkiye’nin dekar başına
verimlilik ortalaması yaklaşık olarak 265
kilogramken, Konya’ya geldiğimizde verimlilik rakamlarının 391 kilograma çıktığı-
geldi. Bu sene üretimin de artmasıyla üreticimizin çok daha bereketli bir sezon geçireceği kanaatindeyiz. Hükümetimizden de
bu manada farklı beklentilerimiz var. Bunlardan bir tanesi ayçiçeğindeki korumalar
yani gümrükler Dünya Ticaret Örgütü’nün
kararlarıyla belirleniyor. Bu yıl, hasat döneminde özellikle ayçiçeği ithalatının yapılmasını istemiyoruz. Tarife dışı engeller
koymak suretiyle bu ithalatın önüne geçmek lazım. Hatta Dünya Ticaret Örgütüyle
yeniden görüşmek suretiyle, ayçiçeği gibi
bazı ürünlerimizin gümrüklerinin bir miktar
daha yükseltilmesini istiyoruz. Yine Hükümetimizden bir beklentimiz var. Özellikle
gübrede ve mazotta vergi yükü çok ağır.
Mazotta, ÖTV ve KDV, yine çok pahalı
olan elektrik fiyatlarında bir indirim, gübre
de KDV indirimi bekliyoruz.”
Enerji maliyetinden üreticilerimizi
kurtarmamız lazım
Bölgede sulamanın çok önemli olduğunu, üreticinin cazibe suya kavuşturulamadığına dikkati çeken Bayraktar, şunları
söyledi:
“Bu manada Konya Ovası Projesi’ni
projesini çok önemsiyoruz. Sulama kanallarıyla beraber bir an evvel bitirilerek,
devreye girmesi üreticilerimizin de elektrik maliyetlerini de aşağıya çekecektir. Bu
bölgenin üreticileri yer altı sularını kullanmak ve her yılda bir miktar aşağıya inmek
suretiyle yüksek bir maliyetle karşı karşıya.
Bu enerji maliyetinden de bu üreticilerimizi
kurtarmamız lazım. Bu çok önemli bunları
yaptığımızda sadece Konyalı üreticilerimiz
değil, ben inanıyorum ki Türkiye’deki çiftçilerimiz bugün 62 milyar dolar civarında
olan gayri safi yurtiçi hasılaya olan katkısını
100-150 milyar dolarlara çıkaracaktır. İhracat potansiyelini 17 milyar dolardan 45-50
milyar dolara çıkaracaktır.
Yani tarım sektörü sadece çiftçimizin
değil, ülkemizin zenginliği olacaktır. Biz
yeter ki üreticimizin önündeki engelleri
kaldıralım. Onların üretmesini ve sürdürülebilir üretim noktasında olmasını sağlayalım.”
Hasadın hayırlara vesile olmasını, bol
bereketli bir sezon dileyen Bayraktar, biçerdöverle ayçiçeği hasadı yaptı.
Bayraktar, hasadın ardından, Altınekin
Ziraat Odası Tohum Eleme Tesisinin açılışını yaptı, Ezme-Yem Ünitesinin temel
atma törenine katıldı.
◄ TZOB ► ÇİFTÇİVEKÖYDÜNYASI
25
HABERLER
HABERLER
BAYRAKTAR ALTINEKİN'DE
TOHUM ELEME TESİSİ AÇTI
Bayraktar: Sadece KOP değil, sulamaya yönelik diğer bütün
projelerin bir an evvel bitirilmesini önemsiyoruz
tığımız ayçiçeğinde Konya, geriden gelerek Türkiye birinciliğini yakaladı. Eskiden
Trakya Bölgesinde ayçiçeği üretimi yoğun bir şekilde yapılırdı. Edirne, Tekirdağ
ve Kırklareli birinciliği paylaşan illerdi ama
Konya son yıllarda üretimini 7 bin tondan
263 bin tona çıkararak Türkiye birinciliğini
ele geçirdi.
Ayçiçek üretiminde verimlilik rakamlarına baktığımızda Türkiye ortalaması 265
kilogram iken Konya’da 391 kilogram verimlilik rakamlarına ulaşmış bulunuyoruz,
bu Konya’da üretimin ne kadar verimli
olduğunu göstermesi açısından önemli.
Aslında Türkiye’de üreticimizin önünü açtığımızda üreticimizin sorunlarını ortadan
kaldırdığımızda üreticimiz neler yapabileceğini gösteriyor.
Sulama yatırımları
ürün çeşitliliğini artırır
Konya Ovası'nda basınçlı sulama
sistemlerinin yaygınlaşmasından memnun olduğunu vurgulayan Bayraktar,
bölgedeki sulama faaliyetlerinin verimliliği ve ürün çeşitliliğini artıracağına dikkati çekti.
TZOB Genel Başkanı Bayraktar:
"Çiftçimize bilgiyi ulaştırmadığımız takdirde
ne yaparsak yapalım
tarımda verimliliği yakalama şansımız yok."
Türkiye Ziraat Odaları Birliği Genel
Başkanı Şemsi Bayraktar, Türkiye'nin
her tarafında kadın çiftçilerimizi eğitmeye
başladıklarını bildirerek, “Hızlı bir şekilde
göç veriyoruz. Tarım, kadınlara kalmaya
başladı. Eğer kadın çiftçilerimize tarımı
öğretemezsek, tarımda verimliliği yakalayamayız" dedi.
Bayraktar, Konya'nın Altınekin ilçesinde Ziraat Odası Tohum Eleme Tesisi'nin
açılışını yaptı, Ezme-Yem Ünitesi'nin de
temel atma törenine katıldı.
Bayraktar, açılış töreninde yaptığı konuşmada, tarımda verimliliğin çok önemli
olduğunu söyledi.
Tarımda ilerlemenin sağlanabilmesi
için başta Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı olmak üzere, kendilerine de büyük
görevler düştüğünü aktaran Bayraktar,
"Çiftçiye bilgiyi veremez ve yeni gelişmelerden haberdar edemezseniz, tarım teknolojisi ve tekniğine dair bilgi veremez-
26
◄ TZOB ► ÇİFTÇİVEKÖYDÜNYASI
seniz, verimliliği yakalamanız mümkün
değildir" diye konuştu.
Tarımda eğitim dönemi
Bayraktar, Ziraat Odalarının teknik
elemanlar istihdam ederek, hızlı şekilde
bilgiyi çiftçiye ulaştırmaya başladığını ifade etti. TZOB, Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı ile Aile ve Sosyal Politikalar
Bakanlığı işbirliğiyle proje geliştirdiklerini ifade eden Bayraktar, şöyle konuştu:
"Türkiye'nin her tarafında kadın çiftçilerimizi eğitmeye başladık. Hızlı bir şekilde
göç veriyoruz. Tarım, kadınlara kalmaya
başladı. Eğer kadın çiftçilerimize tarımı
öğretemezsek, tarımda verimliliği yaka-
TZOB Genel Başkanı Bayraktar:
"Türkiye’de üreticimizin önünü
açtığımızda üreticimizin
sorunlarını ortadan
kaldırdığımızda üreticimiz neler
yapabileceğini gösteriyor."
layamayız. Bunun bilinci içinde eğitimleri
veriyoruz. Her iki bakanımızla da gidip,
kadın çiftçilerimize sertifikalarını veriyoruz. Genç çiftçilerimize yönelik eğitim
programını da başlattık. Türkiye'nin her
tarafında genç çiftçilerimizi eğiteceğiz.
Bunu fevkalade önemsiyorum. Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı ile yaptığımız
proje kapsamında araştırma enstitülerini
eğitim merkezi haline getirdik. Buralarda
uzmanlarımızca çiftçilerimize eğitim verilmeye başlandı. Kendi bünyemizde de
ziraat mühendislerimiz ile verdiğimiz eğitimler var, paydaşlarımızın verdiği eğitimler var. Çiftçimize bilgiyi ulaştırmadığımız
takdirde ne yaparsak yapalım tarımda verimliliği yakalama şansımız yok"
Üreticimizin sorunlarını ortadan
kaldırdığımızda üreticimiz neler
yapabileceğini gösteriyor
Özellikle ayçiçeğinde, son yıllarda verimliliğin arttığının altını çizen Bayraktar,
şöyle devam etti: “Bugün hasadını yap-
Bayraktar, bu kapsamda Konya Ovası
Projesi’ne (KOP) önem verdiklerini ifade
ederek, şunları kaydetti:
"Sulama kanallarıyla beraber bir an
evvel bitirilerek, devreye girmesi, üreticilerimizin elektrik maliyetlerini de aşağıya
çekecektir. Bu bölgenin üreticileri, kullandıkları yer altı sularının her yıl bir miktar
aşağıya inmesi nedeniyle yüksek bir maliyetle karşı karşıya. Bu enerji maliyetinden
de bu üreticilerimizi kurtarmamız lazım.
Sadece KOP değil, sulamaya yönelik diğer bütün projelerin de bir an evvel bitirilmesini önemsiyoruz."
ğunu yüksek karlar ile çalıştığını gösteriyor. Üretici ile tüketiciyi muhakkak suretle
buluşturmamız lazım.
Artık gıda önemli, dünyada manipülasyonları başladı. Kendi kendimize yetmek önemli ama bu da yeterli değil 17
milyar dolar ihracatımızı çiftçimizin önünü
açtığımız takdirde 45 milyar dolara çıkarmak mümkün.
Bugün 63 milyar dolarlık tarımsal hasıla ile övünüyoruz bu bize yetmez bunu
150 milyar dolara çıkarmak bizim hedefimiz olmalı. Türkiye Ziraat Odaları Birliği
olarak hükumetimizle bu gayretin içindeyiz. Bu hedeflere ulaşmak içinde çiftçimizin önündeki engelleri kaldırmamız
lazım.”
Programa, TZOB Yönetim Kurulu Muhasip Üyesi Mustafa Hepokur, AK Parti
Konya Milletvekili Ayşe Türkmenoğlu,
Gıda, Tarım ve Hayvancılık İl Müdürü
Seyfettin Baydar, oda başkanları ve yöneticileri ile vatandaşlar katıldı.
Sektör spekülasyona açık
Gıda fiyatlarındaki manipülasyonları izlediklerini ifade eden Bayraktar, gıda
enflasyonları yükselirken, üretici fiyatlarının
genel ÜFE’nin altında kaldığını söyledi.
Bayraktar şöyle devam etti;
“Üreticimiz üretiyor, ama bu işin fiyat manipülasyonu yapılıyor. Demek ki
sektör spekülasyona açık, üretimden
vazgeçmeyeceğiz, aracı zincirini kaldıracağız. Bu sektörde aracıların fazla oldu◄ TZOB ► ÇİFTÇİVEKÖYDÜNYASI
27
HABERLER
HABERLER
BAYRAKTAR GÖNEN'DE
ÇELTİK HASADI YAPTI
Bayraktar: Türk çiftçisi olarak 2013 yılının Eylül ayından itibaren
çok büyük afetlerle karşı karşıya kaldık
bu manada biraz geç başlatmış oluyoruz.
Sel felaketinde hayatını kaybeden Pakize
Kalfalı kardeşimize de Allah’tan rahmet,
yakınlarına başsağlığı diliyoruz. Bunlar
Allah’tan gelen afetler. Çiftçimizin moralini yüksek tutmamız lazım."
TZOB Genel Başkanı Bayraktar:
"Çiftçimizin önümüzdeki yıl
tarlaya girmesini sağlamak
lazım. Üretimi sürdürülebilir
noktada tutmak gerekir."
Türkiye Ziraat Odaları Birliği Genel
Başkanı Şemsi Bayraktar, Türk çiftçisi
olarak geçen yılın Eylül ayından itibaren
çok büyük afetlerle karşı karşıya kaldıklarını belirterek, "Bu yıl çiftçimizin görmediği
afet kalmadı desek yeridir" dedi.
Bayraktar, Gönen Sarıköy Mahallesi’nde çeltik hasadı yaptı. Hasattan
önce, Gönen Ziraat Odası’nı ziyaret eden
Bayraktar, Oda Başkanı Necati Özkurt’tan
brifing aldı, üreticilerle görüşüp dertlerini
dinledi.
Balıkesir'in, bitkisel üretim açısından
meyve ve sebze ile hayvansal üretim açısından büyük bir potansiyele sahip olduğunu bildiren Bayraktar, çiftçilerin hasat
döneminde yanında olmaya gayret gös-
28
◄ TZOB ► ÇİFTÇİVEKÖYDÜNYASI
terdiklerini, onların sevincini ve sorunlarını
paylaştıklarını anlattı.
Çeltik hasadı bol ve bereketli olsun
Çeltik hasadının bol ve bereketli olması dileğinde bulunan Bayraktar, şöyle
devam etti:
"Türk çiftçisi olarak 2013 yılının Eylül
ayından itibaren çok büyük afetler ile karşı karşıya kaldık. Bunları üzüntüyle ifade
ediyorum. Özellikle Eylül ayında başlayan ve Mart-Nisan ayına kadar süren kuraklık, İç Anadolu, Doğu ve Güneydoğu
Anadolu bölgemizi olumsuz etkiledi. Çok
şükür Marmara Bölgesi, kuraklıktan zarar
görmedi. Ancak, özellikle son günlerde
meydana gelen yağışlar, Marmara'yı da
olumsuz etkiledi. Bugün çeltik hasadını
Afetlerin yaşanabileceğini ancak bu
noktada sel felaketinden zarar gören çiftçilerin moralinin yüksek tutulması gerektiğini vurgulayan Bayraktar, "Çiftçimizin
önümüzdeki yıl tarlaya girmesini sağlamak lazım. Üretimi sürdürülebilir noktada
tutmak gerekir. Bu manada bizlere de hükümetimize de önemli görevler düşmektedir. Tüm afetleri rapor haline getirdik
ve getirmeye de devam ediyoruz. Afetler yakamızı bırakmıyor. Bu yıl çiftçimizin
görmediği afet kalmadı desek yeridir.
Çiftçilerimizin kurumlara olan borçlarının
muhakkak yapılandırılması lazım. Çiftçilerimizin de tarım sigortalarını yaptırmaları
bizim için önemli" diye konuştu.
Çeltik çok önemli bir ürün
Çeltiğin çok önemli bir ürün olduğuna
dikkati çeken Bayraktar, şu bilgileri verdi:
"Çeltik, nişasta bakımından buğdayın
üstünde bir ürün. Dünyanın yarısından
fazlası çeltikten besleniyor. Yaklaşık olarak bu yıl 711 milyon ton civarında çeltik
üretimi bekleniyor. Ülkemizde geçen yıl
itibariyle 900 bin ton civarında olan üretimin bu yıl 890 bin ton civarında gerçekleşmesi bekleniyor. 2013 rakamını
yakalayacağız. Ancak çeltikte yeterlilik
oranı yüzde 86,5 civarında. Bu, şunu da
gösteriyor, yaklaşık 164 bin ton civarında
çeltik ithal ediyoruz. Bu da 118 bin ton civarında pirince tekabül ediyor. Yani çeltik
üretimini henüz talebi karşılayacak seviyeye getiremedik. Yurtiçi ihtiyacın karşılanması için bu ürünün desteklenmesi
gerekir. Son 10 yıla baktığımızda yüzde
83’lük bir artış gözleniyor. Üreticimizin
verimlilik oranında da son 10 yılda yüzde
16’lık bir artış var ve bunu daha da çok
önemsiyorum."
Sarıköy’deki hasada, TZOB Yönetim
Kurulu üyesi Tuncer Başoğlu, Balıkesir
Gıda, Tarım ve Hayvancılık İl Müdürü Zekeriya Erdurmuş, Gönen Gıda Tarım ve
Hayvancılık İlçe Müdürü Hazim Demirhan, Balıkesir Ziraat Odalarının başkanları ve çiftçiler de katıldı.
Şemsi Bayraktar, Gönen’deki hasat
programından sonra, beraberindeki heyet ile sel felaketinde zarar gören alanları
gezdi ve mağdur çiftçilerin sıkıntılarını
dinledi. Bayraktar, Gönen’de, Balıkesir
Ziraat Odaları başkanlarıyla istişare toplantısı yaptıktan sonra Manyas ve Bursa
Karacabey’e hareket etti.
◄ TZOB ► ÇİFTÇİVEKÖYDÜNYASI
29
HABERLER
BAYRAKTAR KARACABEY'DE AFET
BÖLGESİNDE İNCELEMELERDE BULUNDU
Bayraktar: Önümüzdeki yıl için gıda güvencesinin sağlanabilmesi adına
çiftçiye destek verilmesi gerekir. Sadece borç ertelemesinin yeterli değil
Türkiye Ziraat
Odaları
Birliği
Genel
Başkanı Şemsi Bayraktar,
yağmur ve doludan olumsuz
etkilenen Karacabey çiftçisine geçmiş
olsun ziyaretinde bulundu.
TZOB Genel Başkanı Bayraktar:
"Bayraktar, özel bankalardan
da makul faiz oranlarıyla çiftçiyi
rahatlatmaları çağrısında
bulundu."
Karacabey ovasında incelemelerde
bulunan Bayraktar, Ziraat Odası yetkililerinden yaşanan afetle ilgili brifing aldı.
Büyük bir afet yaşandığını vurgulayan
Bayraktar, “Tek tesellimiz can kaybı olmayışıdır” dedi.
2014 yılının başlarında dolu felaketi
yaşandığını hatırlatan Bayraktar, şunları
kaydetti: “Marmara bölgesinin kuraklıktan
en az derecede etkilendiğini düşünürken
peş peşe felaketler yaşadık. Bunlar küresel ısınmanın sonuçları. Çok şanssız bir
yıl geçirdik. Tek tesellimiz bu felaketlerde
can kaybı yaşanmamış olmasıdır. Çiftçinin moralinin yüksek tutulması ve tarlada
kalması için yaraların sarılması gerekir.
30
◄ TZOB ► ÇİFTÇİVEKÖYDÜNYASI
Borçların yapılandırılması konusunda teşebbüslerimiz sürüyor. Önümüzdeki yıl
için gıda güvencesinin sağlanabilmesi
adına çiftçiye destek verilmesi gerekir.
Sadece borç ertelemesi yeterli değil.
Gelecek seneye de gelir sıkıntısı yaşanacağından tarım sigortalarının işlerlik kazanması hayati önem taşıyor.”
Özel bankalara çağrı
Bayraktar, özel bankalara da makul
faiz oranlarıyla çiftçiyi rahatlamaları çağrısında bulundu.
Kurban Bayramı öncesinde hayvan
ihtiyacı konusunda Türkiye’nin kendine
yeter durumda olduğunu, hayvan ithalatının söz konusu olmadığını anlatan
Bayraktar, “Yerli üreticinin hayvan üretimi
yeterli. Spekülasyonlara meydan verilmemelidir.” dedi.
Karacabey Eskisarıbey, Sultaniye, Hamidiye mahallelerini ziyaret eden TZOB
Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, üreticilerle karşılıklı bilgi alış verişinde bulundu.
Bayraktar'ın Karacabey'deki ziyaretlerine
TZOB Yönetim Kurulu Üyesi Tuncer Başoğlu da katıldı.
Türkiye Ziraat Odaları Birliği, doğal afetler
nedeniyle bu yıl çok zor
bir üretim sezonu geçirilmekte olduğuna vurgu yapan, çiftçimizin ürettiği her
dilim, her salkım ve her danenin geçtiğimiz yıllardan çok daha fazla önemli hale geldiğine dikkati çeken, bu nedenle her türlü israftan kaçınılması
gerektiği mesajını veren bir kamu spotu hazırladı.
Radyo ve televizyonlar için ayrı ayrı hazırlanan; Radyo
ve Televizyon Üst Kurulu’nun “kamu yararına yönelik spot
film” onayından da geçen 45’er saniyelik spotlar hem üreticileri,
hem aracı kişi ve kuruluşları, israf konusunda uyarmak ve toplumsal
farkındalık ve bilinç geliştirilmesini sağlamak amacı taşıyor.
HABERLER
HABERLER
misyonlar marifetiyle yapılan fındık üretim
tespitleri de 388 bin ton civarında çıktı.
Yani Ziraat Odaları ile Tarım Bakanlığı'nın
rekolte tahminleri birbirlerine fevkalade
yakın görünüyor.
BAYRAKTAR SAKARYA'DA
Bayraktar: Kurban Bayramı yaklaştı. İthal et lobileri yeniden hortladı
Diğer illerde üretimin düşmesiyle birlikte Sakarya’nın 91 bin ton ile fındık rekoltesinde Türkiye birincisi oldu. Artan
fiyatlardan Sakaryalı fındık üreticilerinin
istifade etmesini bekliyoruz.
timi artırmaktır. Et ithalatımızı şu an için
açmamız, et üretimine çok büyük darbe
olur. Türkiye'de ette ithalat kapısı kesinlikle açılmamalı.”
Fındık fiyatları
TZOB Genel Başkanı Bayraktar:
"Maliyet arttığı için et fiyatları
artıyor. Yoksa üretimde artış var.
Bu yüzden biz hükümetimizden,
hayvancılarımız için kaba
yemdeki ve kesif yemdeki
KDV’nin yüzde 8’den 1’e
çekilmesini talep ediyoruz."
Türkiye Ziraat Odaları Birliği Başkanı Şemsi Bayraktar, Kurban Bayramı’nın
yaklaştığını, ithal et lobilerinin yeniden
hortladığını bildirerek, “Hükümetimize
sesleniyorum. Bu lobilerin oyununa gelmeyelim. Esas olan üretimi artırmaktadır.
Et ithalatımızı şu an için açmamız, et üretimine çok büyük darbe olur” dedi.
Bayraktar, Sakarya’da Adapazarı Ziraat Odası’nda düzenlediği basın toplantısında, et konusunda önemli mesajlar verdi. Kurban Bayramı’nın yaklaştığı
şu günlerde “ithal et lobilerinin” yeniden
hortladığını ifade eden Bayraktar, şunları
kaydetti:
“Bunu Ramazan öncesi de yaptılar.
‘Et fiyatları yükseliyor’ diyerek, et ithaline
kapı açılmasını istediler. Şimdi de ‘Kurban Bayramı yaklaşıyor. Et fiyatları yükseldi. Yeterli kurban yok’ diyerek ithalat
kapısını açmaya çalışıyorlar ve Türkiye’ye
32
◄ TZOB ► ÇİFTÇİVEKÖYDÜNYASI
hayvan ithali yapmak istiyorlar. Et fiyatlarına baktığımızda makul bir düzeyde olduğunu görüyoruz. Şimdi benim üreticim
kuraklıktan dolayı saman bulamıyor, yem
bitkileri pahalanmış, kesif yem hızlı bir
şekilde yükseliyor ama kimse yem fiyatlarına bakmıyor. Herkes et fiyatlarına bakıyor. Maliyet arttığı için et fiyatları artıyor.
Yoksa üretimde artış var.
Fındık fiyatlarının bir miktar daha
yükseleceğini belirten Bayraktar, şöyle
devam etti: “Tarım sektörünün şanslı bir
yıl yaşamadı. Özellikle 2013 yılının ekim
ayından itibaren kuraklık, hububat üretimimizi fevkalade olumsuz etkiledi. 2014
yılının özellikle Ocak ve Şubat aylarının sıcak gitmesi, birçok meyvede çiçeklenmeye neden oldu. Mart ayında yaşadığımız
büyük bir don felaketi başta bu bölgede
fındık olmak üzere birçok meyvemizin zarar görmesine sebebiyet verdi.
Çiftçiler için hükümetten talebimiz
var. Çiftçilerimiz, Tarım Kredi ve Ziraat
Bankası'na olan borçları ile Sosyal Güvenlik Kurumu'na ve elektrik şirketlerine
olan borçlarının yapılandırılmasını istiyor.
Ordu Üniversitesi Ziraat Fakültesi
Dekanı Prof. Dr. Turan Karadeniz başkanlığında oluşturulan heyet, 371 bin ton
fındık rekoltesi tahmin etti. Ziraat odalarının da içinde bulunduğu Gıda, Tarım ve
Hayvancılık Bakanlığı'nın oluşturduğu ko-
Ziraat Odaları Birliği olarak her yıl
yaptığımız rekolte tahminlerinde, stokları
üretim rakamlarına dahil etmedik. Toprak
Mahsulleri Ofisi ve Fiskobirlik’in elinde
olan 700 bin ton fındık, 2009 yılından bu
zamana kadar bitti. Şu an stoksuz bir yıldayız. Alivre satış yapanların bu manada
telaşını anlıyoruz. Çünkü onlar fındığı dalında sattı. Ama 500-550 bin ton fındık rekoltesini bekleyerek sattılar. Bir kısmı battı,
bunun faturasını da Türkiye Ziraat Odaları
Birliği'ne çıkarmaya çalışıyorlar. Madem
Türkiye’de 500-550 bin ton fındık var da
bu fındık fiyatları 12-13 lira civarında neden
seyrediyor? Türkiye’deki fındık rekoltesi
dedikleri gibi olsaydı, fındık fiyatları ile oynayacaklardı. Ancak şimdi oynasınlar da
görelim diyorum. Çünkü fındık yok. Batan
ihracatçıları, alivrecileri, doğal afetler batırdı. Üreticimiz dikkatli olursa bu fiyatlar bir
miktar daha yükselmeye devam edecek.”
Bayraktar, Sakarya Valisi H. Avni
Coş'u ziyaret ederek, il tarımı ile ilgili görüş alışverişinde bulundu.
Bu yüzden biz hükümetimizden hayvancılarımız için kaba yemdeki ve kesif
yemdeki KDV’nin yüzde 8’den 1’e çekilmesini talep ediyoruz. Eğer et fiyatlarının
aşağıya düşmesini istiyorsak, yem üzerindeki vergi yükünün kaldırılması lazım.
Bunu yapmadığımız gibi eğer bir ithalat
kapısı açarsak, Allah korusun üretime büyük darbe vururuz, üretimi bir daha ayağa
kaldırma şansımız olmaz.
Hükümetimize sesleniyorum, bu lobilerin oyununa gelmeyelim. Esas olan üre◄ TZOB ► ÇİFTÇİVEKÖYDÜNYASI
33
HABERLER
TZOB DİYOR Kİ!
BAYRAKTAR MANYAS'TA SEL BÖLGESİNDE
İNCELEMELERDE BULUNDU
Bayraktar: Bölge gerçekten çok büyük bir afete maruz kaldı
TZOB’un üretici-market
fiyatları araştırması…
TZOB Genel Başkanı Bayraktar:
"Ağustos ayında market fiyatlarına bakıldığında,
5 üründe fiyat değişimi görülmezken, 13 üründe
azalma, 18 üründe ise fiyat artışı oldu."
TZOB Genel Başkanı Bayraktar:
"Su tahliye kanallarının düzenli olarak
en azından iki yılda bir temizlenerek
bakımının yapılması gerekiyor."
Türkiye Ziraat Odaları Birliği Genel
Başkanı Şemsi Bayraktar, Manyas ilçesinde sel felaketinden zarar gören tarım
alanlarında incelemelerde bulundu.
Balıkesir'in Gönen ilçesinde çeltik hasadına katılan Bayraktar, buradan Manyas ilçesine geçti.
Yaşanan sel felaketinde zarar gören
Manyas'ın Akçaova Mahallesi'ni ziyaret
eden Bayraktar, Manyas Ziraat Odası
Başkanı Hüseyin Danç ve mahalle Muhtarı Hayrettin Yıldız’dan afetle ilgili bilgi
aldı.
Bölgenin gerçekten çok büyük bir
afete maruz kaldığını belirten Bayraktar,
şunları kaydetti:
“Her yıl özellikle bu bölgede bu tür
kuvvetli yağışlara şahit olduk. Su tahliye
kanallarının düzenli olarak en azından iki
yılda bir temizlenerek bakımının yapılması
gerekiyor. Bu arada ürünlerin sigortalanması bu tür afetlerde son derece mühim.
Sizlerin sigorta şirketleri ile olan sıkıntılarınızın Ankara'da takipçisi olacağım. Can
kaybı olmaması büyük şans. Bu afet gece
olsaydı Allah korusun can kaybı olabilirdi.
Büyük geçmiş olsun."
34
◄ TZOB ► ÇİFTÇİVEKÖYDÜNYASI
◄ TZOB ► ÇİFTÇİVEKÖYDÜNYASI
35
TZOB DİYOR Kİ!
TZOB DİYOR Kİ!
Türkiye Ziraat Odaları Birliği Genel
Başkanı Şemsi Bayraktar, Ağustos ayında market fiyatlarına bakıldığında, 5 üründe fiyat değişimi görülmezken, 13 üründe
azalma, 18 üründe ise fiyat artışı olduğunu, üretici fiyatlarında ise Ağustos ayında,
8 üründe fiyatlar değişmezken, 9 üründe
azalma, 15 üründe ise fiyat artış meydana
geldiğini bildirdi.
TZOB Genel Başkanı Bayraktar:
"Üretici fiyatlarında ise Ağustos
ayında, 8 üründe fiyatlar
değişmezken, 9 üründe azalma,
15 üründe ise fiyat artış
meydana geldi."
% 26,5
Şemsi Bayraktar, Ağustos ayında en
fazla fiyat düşüşünün markette yüzde
26,5 ile karpuzda, üreticide yüzde 39,29
ile elmada, en fazla fiyat artışının markette yüzde 42,44 ile yeşil soğanda, üreticide yüzde 55,88 ile yeşil mercimekte görüldüğünü belirtti.
Bayraktar, yaptığı açıklamada, Türkiye
Ziraat Odaları Birliği olarak, spekülatif hareketleri önlemek için üreticiden tüketiciye, halkın tamamını yakından ilgilendiren
gıda fiyatlarındaki değişimleri, takip etmeye ve kamuoyunu doğru bilgilendirme
amacıyla açıklamalara devam ettiklerini
bildirdi.
Market fiyatlarındaki değişimler
TZOB Genel Başkanı Bayraktar, Ağustos ayındaki market fiyatlarına bakıldığında, 5 üründe fiyat değişimi görülmezken,
13 üründe azalma, 18 üründe ise fiyat artışı olduğunu belirtti.
Ağustos ayında kuru soğan, Antep fıstığı, yumurta, süt ve toz şeker fiyatlarında
değişim görülmezken, fiyat düşüşünün
yüzde 26,5 oran ile en fazla karpuzda
olduğunu bildiren Bayraktar, şunları kaydetti:
“Karpuzdaki fiyat düşüşünü yüzde
21,99 ile kavun, yüzde 16,90 ile patates,
yüzde 13,74 ile elma, yüzde 7,71 ile kuru
kayısı, yüzde 6,36 ile kuru üzüm, yüzde
4,26 ile şeftali, yüzde 2,29 ile mısırözü
yağı, yüzde 1,56 ile fındık, yüzde 1,44 ile
limon, yüzde 1 ile kuru incir, yüzde 0,73
ile pirinç, yüzde 0,48 ile kuzu eti izledi.
Markette en fazla fiyat artışı ise yüzde 42,44 ile yeşil soğanda görüldü. Yeşil
soğandaki fiyat artışını yüzde 33,68 ile
salatalık, yüzde 29,97 ile kabak, yüzde
16,47 ile domates, yüzde 14,24 ile marul, yüzde 12,25 ile yeşil fasulye, yüzde
9,37 ile sivri biber, yüzde 6,50 ile patlıcan, yüzde 5,73 ile ayçiçeği yağı, yüzde
4,13 ile yeşil mercimek, yüzde 4,05 ile
maydanoz, yüzde 1,73 ile zeytinyağı,
yüzde 1,43 ile kırmızı mercimek, yüzde
1,01 ile kuru fasulye, yüzde 0,66 ile havuç, yüzde 0,51 ile tavuk eti, yüzde 0,43
ile nohut ve dana eti takip etti.”
Üretici fiyatlarındaki değişimler
Üreticilerde fiyatı en fazla artan ürün
olan yeşil mercimekte, fiyat artışının nedeninin ürünün yeni sezon ürünü olmasından kaynaklandığını bildiren Bayraktar, şunları kaydetti:
Ağustos ayında havuç, maydanoz,
pirinç, kuru kayısı, kuru üzüm, kuru incir, fındık ve süt fiyatlarında değişim olmazken, en fazla fiyat düşüşünün yüzde
39,29 ile elmada meydana geldiğini belirten Bayraktar, şu bilgileri verdi:
“Salatalık, patlıcan, yeşil fasulye, biber,
domates gibi ürünlerde arz, açıkta tarla
yetiştiriciliğinden sağlanıyor. Meydana gelen aşırı yağış, ürünleri olumsuz etkiledi.
Bunun yanı sıra, ürünlerin hasat olgunluğuna gelme durumuna göre piyasaya arz
ediliyor olması da fiyatlara yansıdı.
“Elmadaki fiyat düşüşünü yüzde
34,66 ile karpuz, yüzde 24,86 ile limon,
yüzde 17,29 ile marul, yüzde 12,62 ile kavun, yüzde 11,07 ile patates, yüzde 4,71
ile şeftali, yüzde 3,23 ile kuru soğan, yüzde 0,48 ile kuzu eti takip etti.
Üreticide en fazla fiyat artışı yüzde 55,88 ile yeşil mercimekte oldu. Yeşil mercimekteki fiyat artışını
yüzde 40,45 ile salatalık, yüzde 30,08 ile
patlıcan, yüzde
28,15 ile yeşil fasulye,
yüzde 18,92
ile
yumurta,
yüzde 18,27 ile
sivri biber, yüzde 17,79
ile domates, yüzde 10,62 ile
yeşil doğan, yüzde 10,23 ile nohut, yüzde 9,62 ile kabak, yüzde 5 ile
Antep fıstığı, yüzde 4,10 ile kırmızı mercimek, yüzde 3,51 ile dana eti, yüzde 2,94
ile zeytinyağı, yüzde 1,56 ile kuru fasulye
izledi.”
Bayraktar, Ağustos ayındaki, seçilmiş
ürünlerde üretici ve market fiyatları ara◄ TZOB ► ÇİFTÇİVEKÖYDÜNYASI
Fiyat değişimlerinin nedenleri
Bayraktar, Ağustos ayındaki üretici
fiyatlarına bakıldığında, 8 üründe fiyatlar
bir ay önceki fiyatlara göre değişmezken,
9 üründe azalma, 15 üründe ise fiyat artışları olduğunu bildirdi.
Üretici-market fiyat farkı
36
sındaki fark incelediğinde, en fazla farkın
yüzde 492,31 ile maydanozda görüldüğünü bildirdi. Şemsi Bayraktar, limonda
yüzde 415,38, marulda yüzde 329,94,
kabakta yüzde 302,95, kuru soğanda
yüzde 293,33, salatalıkta 284,90, sivri
biberde yüzde 277,30, elmada yüzde
254,51, domateste yüzde 249,89, pirinçte yüzde 247,87, havuçta yüzde 238,15,
kuru üzümde yüzde 227,37 fiyat farkı bulunduğunu vurguladı.
ralmaya bağlı olarak fiyatlar geriledi. Son
dönemde fiyatı en fazla artan ürün olarak
görülen limonda, hasadın yaklaşmasıyla
birlikte alım satımın başlaması sonucu
erkenci limon çeşidi olan Mayer 1,3 liradan alıcı buldu. Bu limonların iç piyasaya
yavaş yavaş arz edilmeye başlamasıyla
birlikte limon fiyatları geriledi. Patates ve
kavun gibi ürünlerde hasat edilen ürün
miktarındaki artışa bağlı olarak fiyatlarda
düşüş meydana geldi.
Genel olarak değerlendirdiğimizde
arz ve talepteki değişime bağlı olarak
fiyatlarda artış ve azalışlar görülmektedir.”
TZOB Genel Başkanı Bayraktar:
"Market fiyatlarında Ağustos
ayında en fazla fiyat düşüşü
yüzde 26,5 ile karpuzda, en fazla
fiyat artışı yüzde 42,44 ile
yeşil soğanda görüldü."
% 42,44
Üreticilerde fiyatı düşen ürünlere baktığımızda, elmada hasadın başlamasıyla birlikte piyasaya arz
edilen ürün miktarının artışı, fiyatlarda düşüşe yol açtı. Karpuzda ise talepteki da◄ TZOB ► ÇİFTÇİVEKÖYDÜNYASI
37
TZOB DİYOR Kİ!
TZOB DİYOR Kİ!
2014-2015 dönemi okul sütü ile uygulama esaslarının belirlendiği tebliğ,
Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe
girdi. Sağlıklı çocukluk, sağlıklı nesiller
demektir. Bu yüzden henüz küçük yaşta
iken çocuklara düzenli süt tüketimi alışkanlığının kazandırılması gerekiyor.
Yakın zamanda 25 milyon ton süt
üretiminin hedeflendiği ülkemizde, böylesine düşük kişi başı içme sütü tüketimi,
üretilen sütün tüketiminde sıkıntı yaşanmasına neden olabilecektir. Bu nedenle
Hükümetimizin son üç yıldır uygulamış
olduğu tüm dünyada talep artırıcı politikalardan biri olarak kabul edilen okul çağındaki çocuklarımıza 200 mililitre uzun
ömürlü süt dağıtımı, eleştirilere ve tartışmalara rağmen başarılı bir şekilde yürütüldü.”
Sanayiye aktarılan süt miktarında
çift haneli artış
Türkiye Ziraat Odaları Birliği Genel
Başkanı Şemsi Bayraktar, sanayiye aktarılan inek sütü miktarının Temmuz ayında
yüzde 10,03, Ocak-Temmuz döneminde
yüzde 9,72 arttığını bildirerek, “Temmuz
ayında 743 bin ton, son bir yıllık dönemde 8,4 milyon ton inek sütü sanayiye aktarıldı. Gelişen süt hayvancılığı ile birlikte
etçi ırk hayvancılığı da yaygınlaştırabilirsek damızlık ve beside ithalatçı olmayız”
dedi.
Bayraktar, yaptığı açıklamada, 2014
yılı Temmuz ayında sanayiye aktarılan
inek sütü miktarının geçen yılın aynı ayına
göre, yüzde 10,03 artışla 675 bin 158 tondan 742 bin 901 tona yükseldiğini belirtti.
Şemsi Bayraktar, 2013 yılı Ocak ayında 637 bin 956 ton olan sanayiye aktarılan süt miktarının, Şubat ayında 622 bin
381 ton, Mart ayında 710 bin 712 ton, Nisan ayında 733 bin 380 ton, Mayıs ayında
38
◄ TZOB ► ÇİFTÇİVEKÖYDÜNYASI
772 bin 785 ton, Haziran ayında 692 bin
84 ton, Temmuz ayında 675 bin 158 ton,
Ağustos ayında 628 bin 996 ton, Eylül
ayında 594 bin 456 ton, Ekim ayında 605
bin 194 ton, Kasım ayında 611 bin 918
ton, Aralık ayında 653 bin 490 ton olduğu
bilgisini verdi.
2014 Ocak ayında sanayiye 710 bin
33 ton, Şubat ayında 684 bin 115 ton,
Mart ayında 789 bin 355 ton, Nisan ayında 793 bin 573 ton, Mayıs ayında 828 bin
417, Haziran ayında 767 bin 112, Temmuz ayında ise 742 bin 901 ton inek sütü
aktarıldığını belirten Bayraktar, şunları
kaydetti:
“2013 yılında sanayiye 7 milyon 938
bin 510 ton inek sütü aktarılmıştı. Sanayiye aktarılan inek sütü miktarı Temmuz
ayı itibarıyla yıllık bazda 8 milyon 409 bin
559 ton ile 8,4 milyon tonu aştı. OcakTemmuz dönemlerine bakıldığında 2013
yılında 4 milyon 844 bin 456 ton olan sanayiye aktarılan inek sütü miktarı, 2014
yılında yüzde 9,72 artışla 5 milyon 315
bin 506 tona ulaştı.
Okul Sütü Programını
Destekliyoruz
Toplam süt üretimi
2013 yılında 18,2 milyon
tonu aşmış durumda.
Sürekli artan süt üretiminin sekteye uğramaması
için tüketimin artırılması
gerekir. Sütün, çocukların gelişimi ve insan
sağlığı açısından faydalı
bir besin olduğu tartışılmaz. Bu çerçevede, bu
yıl da uygulanacak okul
sütü programını, TZOB
olarak çok önemsiyor ve
sonuna kadar destekliyoruz.
TZOB olarak programın sadece sütle
sınırlı kalmaması gerektiğini bildiren Bayraktar, “sağladığı fayda ve gelişmiş ülkelerdeki uygulamalar dikkate alındığında,
bu programın başlatılmasının yanında,
ayrıca bu programın kesintisiz devam
ettirilmesi ve peynir, yoğurt gibi süt ürünleriyle çeşitlendirilmesi gerektiğine inanıyoruz” dedi.
Süt üretiminin hayvancılığın olmazsa olmaz bir unsuru olduğunun unutulmaması ve desteklenmesi gerektiğini
vurgulayan Bayraktar, süt fiyatlarında
istikrarın hayvancılığın genelini ilgilen-
dirdiğini, 2008 ve sonrasında sütte yaşanan krizinin 3 milyar doları aşkın ithalat yapılmasına neden olduğuna dikkati
çekti.
Kanatlı sektörü
Bayraktar, tavuk yumurtası üretiminin
Temmuz ayında yüzde 0,04 artışla hemen hemen yerinde saysa da tavuk eti
üretiminin yüzde 2,41 gerilese de OcakTemmuz döneminde yumurtada yüzde
4,44, tavuk etinde yüzde 4,88’lik artış olduğunu bildirdi.
Tavuk yumurtasında, 2010 yılının Eylül ayında, aylık 1 milyar, 2011 yılı Ocak
ayında 1,1 milyar, 2012 yılı Mart ayında
1,2 milyar, 2012 Ekim ayında 1,3 milyar,
2013 Ekim ayında 1,4 milyar adetlik üretim sınırlarının aşıldığını belirten Bayraktar, şunları kaydetti: “2014 Ocak ayında 1
milyar 462 milyon 302 bin, Şubat ayında
1 milyar 396 milyon 670 bin, Mart ayında
1 milyar 461 milyon 93 bin, Nisan ayında
1 milyar 417 milyon 93 bin, Mayıs ayında
1 milyar 394 milyon 510 bin, Haziran ayında 1 milyar 349 milyon 899 bin, Temmuz
ayında 1 milyar 335 milyon 838 bin adet
tavuk yumurtası üretildi.
Ocak-Temmuz döneminde, 2013 yılında 9 milyar 401 milyon 54 bin olan tavuk yumurtası üretimi, 2014 yılında yüzde
4,44 artışla 9 milyar 818 milyon 278 bine
yükseldi.
2013 yılı Temmuz ayında 169 bin 158
ton olan tavuk eti üretiminin, yüzde 2,41
düşüşle 2014 Temmuz ayında 165 bin 74
tona indiğini bildiren Bayraktar, “OcakTemmuz döneminde, 2013 yılında 1 milyon 51 bin 278 ton olan tavuk eti üretimi,
2014 yılında yüzde 4,88 artışla 1 milyon
102 bin 536 tona yükseldi” dedi.
Bayraktar, 2013 yılında 16 milyar 496
milyon 751 bin adet olan yumurta üretiminin Temmuz ayı itibarıyla yıllık bazda
16 milyar 913 milyon 975 bin ile 17 milyar
adede dayandığını, 1 milyon 758 bin 363
ton olan tavuk eti üretiminin ise Temmuz
ayı itibarıyla yıllık bazda 1 milyon 809 bin
621 ton olduğunu bildirdi.
Hindi eti üretiminde de artış
Şemsi Bayraktar, hindi eti üretiminin
2014 yılında Ocak ayı hariç, Şubat, Mart,
Nisan, Mayıs, Haziran ve Temmuz aylarında arttığını bildiren Bayraktar, “hindi
eti üretimi Ocak ayında 2 bin 976 tondan 2 bin 905 tona indikten sonra, Şubat
ayında 2 bin 83 tondan 3 bin 255 tona,
Mart ayında 2 bin 727 tondan 3 bin 959
tona, Nisan ayında 2 bin 639 tondan 3
bin 558 tona, Mayıs ayında 3 bin 193
tondan 4 bin 61 tona, Haziran
ayında 3 bin 359 tondan
4 bin 538 tona, Temmuz ayında 3 bin 723
tondan 3 bin 819
tona yükseldi” dedi.
Dış ticaret
Bayraktar, 2013 yılının tamamında 406 milyon 352 bin 441 dolar
yumurta, 607 milyon 930 bin 13 dolar
kümes hayvanları etleri, sakatatları ve
benzeri ürün, 285 milyon 776 bin 482
dolar süt ve süt ürünleri, 2014 OcakTemmuz döneminde ise 219 milyon 499
bin 704 dolar yumurta, 364 milyon 437
bin 150 dolar kümes hayvanları etleri,
sakatatları ve benzeri ürün, 235 milyon
59 bin 560 dolar süt ve süt ürünleri
ihracatı yapıldığı bilgisini verdi.
◄ TZOB ► ÇİFTÇİVEKÖYDÜNYASI
39
TZOB DİYOR Kİ!
TZOB DİYOR Kİ!
12,21 olmuştur. Buna karşılık, tarımda
üretici fiyatları endeksindeki artış ise yüzde 7,58’de kalmıştır.
2012 yılına gediğimizde ise, tarımın
genelinde üretici fiyatları endeksinde yüzde 4,17 düzeyinde azalma olurken, gıda
ve alkolsüz içeceklerde tüketici fiyatları
endeksi yüzde 3,9 oranında artmıştır.
2013 yılında, gıda ve alkolsüz içeceklerde tüketici fiyatları endeksi yüzde 9,67
oranında artmışken, tarımda üretici fiyatlarındaki artış yüzde 7,58’de kalmıştır.
2014 yılında da göstergeler diğer yıllara benzer bir seyir izlemiş, tarımda üretici fiyatlarındaki artış, gıdadaki tüketici
fiyatlarındaki artışın altında kalmıştır. Bu
yılın Haziran ayında tarımda üretici fiyatları yüzde 1,18, Temmuz ayında yüzde
0,73, en son Ağustos ayında yüzde 0,55
oranında düşmüştür. Buna karşın gıda
ve alkolsüz içeceklerde Haziran ayında
yüzde 0,36, Temmuz ayında yüzde 0,30,
Ağustos ayında yüzde 0,89 oranında artış
yaşanmıştır.
TZOB Genel Başkanı Bayraktar: "Rakamlardan
görüldüğü gibi gıda fiyatlarındaki artışın kaynağı
üretici değildir. Aksine üretici de, toplumun büyük bir
kesimi gibi enflasyondan zarar görmüştür"
Türkiye Ziraat Odaları Birliği Genel
Başkanı Şemsi Bayraktar, çiftçinin enflasyonun sorumlusu değil, açıkça mağduru
olduğunu bildirerek, “tarımda üretici fiyatları, Haziran ve Temmuz’un ardından
Ağustos ayında da geriledi. Haziran’da
yüzde 0,18, Temmuz’da yüzde 0,73 gerileyen tarımda üretici fiyatları, Ağustos
ayında yüzde 0,55 düştü. Gıda ve alkolsüz içeceklerde fiyatlar, Haziran ayında
yüzde 0,36, Temmuz ayında yüzde 0,30,
Ağustos ayında yüzde 0,89 artmıştı” dedi.
Bayraktar yaptığı açıklamada, Ağustos ayında tarımın genelinde üretici fiyatlarının (ÜFE) yüzde 0,55, tarım ve avcılık
ürünlerinde yüzde 0,41, ormancılık ürünlerinde yüzde 2,41, balıkçılıkta yüzde 3,98
gerilediğini bildirdi.
Üretici fiyatlarının, Ağustos ayı itibarıyla
son bir yıllık dönemde tarımın genelinde
yüzde 10,54, on iki aylık ortalamalara göre
yüzde 7,88 arttığını belirten Bayraktar, şunları kaydetti: “Ağustos ayı itibarıyla son bir
yıllık dönemde, tarım ve avcılık ürünlerinde
40
◄ TZOB ► ÇİFTÇİVEKÖYDÜNYASI
yüzde 10,81, on iki aylık ortalamalara göre
yüzde 6,95, ormancılık ürünlerinde 31,82,
on iki aylık ortalamalara göre yüzde 9,47
artış oldu. Balıkçılıkta Temmuz ayı itibarıyla
son bir yıllık dönemde fiyatlar yüzde 4,16
geriledi. On iki aylık ortalamalara göre, balıkçılıkta fiyatlar yüzde 6,96 arttı.
Gıda ve alkolsüz içeceklerde, Temmuz ayında enflasyon yüzde 0,30, Temmuz itibarıyla son bir yıllık enflasyon yüzde 12,56, on iki aylık ortalamalara göre
enflasyon ise yüzde 11,11 olmuştu.
Tüketicide gıda ve alkolsüz içeceklerde Temmuz itibarıyla son bir yılda fiyat artışı yüzde 14,44’ü bulurken, tarımın
genelinde yüzde 10,54, on iki aylık ortalamalara göre yüzde 7,88’de kaldı. Balıkçılıkta fiyatlar bir yıllık dönemde yüzde
17,17 geriledi.”
İthalatın gıda fiyatlarını düşüreceği
varsayımı…
Son dönemlerde enflasyonda görülen
Üretici fiyatları, Ağustos ayı itibarıyla
son bir yıllık dönemde tarımın genelinde yüzde 10,54, on iki aylık ortalamalara
göre yüzde 7,88 artmışken, gıda ve alkolsüz içeceklerdeki fiyat artışı, Ağustos
itibarıyla son bir yıllık enflasyon yüzde
14,44’ü, on iki aylık ortalamalara yüzde
11,45’i bulmuştur.
artışın sorumlusunun gıda fiyatlarındaki
yükseliş olduğu yönünde açıklamaların
çeşitli kurum ve kuruluşlar tarafından yapıldığını bildiren Bayraktar, şunları kaydetti: “Hatta, çeşitli kesimler tarafından,
gıda fiyatlarının kontrol altına alınması
gerektiği, gıdada enflasyonun belli rakamlara çekilmeden genel enflasyonun
düşmeyeceği öne sürülmekte ve gümrük vergileriyle oynanmasının bir önlem
olacağını dile getirilmektedir. 2007’de
yaşanan kuraklık da hatırlatılarak, gümrük vergilerinin aşağı çekilmesi suretiyle, fiyatların kontrol edilebileceğinden
bahsedilmektedir. Bu gümrük vergilerini
düşürerek ithalat yapılmasının yolunun
açılmasını istemek demektir. Sonuç olarak, bu söylemler, ithalatın gıda fiyatlarını
kontrol altına alacağı ve düşüreceği varsayımına dayanmaktadır.
Üreticilerin, 2013-2014 üretim sezonunun başından itibaren kuraklık, Mart ayı
sonunda görülen don zararı başta olmak
üzere, dolu, fırtına, aşırı yağış, sel, su
baskını gibi hemen hemen bütün doğal
afetlerle uğraştığına dikkati çeken Bayraktar, şöyle devam etti:
Öncelikle gıda enflasyonuna iki açıdan, üretici ve tüketici yönünden bakmak
gerekir. Şunu belirtmekte fayda var. Gıda
ve alkolsüz içeceklerde 2011 yılında tüketici fiyatları endeksindeki artış yüzde
“Normalin dışındaki iklim koşulları
yüzünden oluşan hastalıklarla mücadele
etmiştir. Buğday, arpa, çavdar ve yulaf
üreticisi kuraklıktan, fındık, kayısı, elma,
ceviz başta olmak üzere birçok meyve ve
Rakamlardan görüldüğü gibi gıda fiyatlarındaki artışın kaynağı üretici değildir.
Aksine üretici de, toplumun büyük bir kesimi gibi enflasyondan zarar görmüştür.”
Çiftçi afetlerin ve enflasyonun
mağduru
bazı sebze yetiştiricileri ise don kaynaklı büyük kayıpları göğüslemek zorunda
kalmıştır. Üreticimiz borç yükü altındadır.
Bankalara, elektrik şirketlerine, Sosyal
Güvenlik Kurumu’na borçları bulunmaktadır. Mazot, gübre, ilaç ve elektrik girdi fiyatlarının yüksekliği maliyetleri artırmakta,
zaten aşırı derecede parçalanmış arazi
yapısı nedeniyle verimli işletme olanağını yitirmiş tarım topraklarında karlı üretim
yapılmasını neredeyse imkansız hale getirmektedir.
Buna rağmen, çiftçi enflasyonun sorumlusu değil, açıkça mağdurudur.
Bu şartlar altında, çift hanelere yaklaşmış enflasyonu kontrol altına almak için
ithalatı cazip hale getirecek gümrük vergisi indirimleri, zaten zor durumdaki çiftçimizi daha da büyük sıkıntıya sokacaktır. Yaklaşık 77 milyon nüfusu, 37 milyon
turisti doyuran, 6 milyona yakın istihdam
yaratan, tarım ve gıdada 17 milyar dolarlık ihracata imkan sağlayan tarım sektörünün ayakta tutulması gerekirken, ihtiyaç
dışı ithalatın tam anlamıyla yıkıcı sonuçlar
doğuracağını bilmek için müneccim olmaya gerek yoktur. Zaten ülkemizde 11,2
milyar doları aşkın gıda ve tarım ürünleri
ithalatı yapılmaktadır. Ayçiçeği, soya gibi
yağlı tohumlarda ülke içi üretim tüketimi
karşılamaktan uzaktır. 3,6 milyar dolarlık
bir yağlı tohum ithalatı yapılmaktadır. Bu
alandaki ihracatın da 1,2 milyar doları
bulduğunu söylemek gerekir. Yağlı to-
humlardan üretilen yağda ülke ihtiyacının
yüzde 70’i ithalatla karşılanmaktadır. Soyanın yüzde 84’ü ithal edilmektedir. Yine
ülkemiz önemli bir pamuk tüketicisidir.
Üretimde 6’ıncı olmasına karşın, pamuk
ithalatında Çin’in ardından ikinci sırada
bulunmaktadır. 1,5 milyon tonluk pamuk
ihtiyacının 800-900 bin tonu ülke içinden,
kalanı yurtdışından karşılanmaktadır. Ülkemiz kaliteli buğday ithal etmektedir. Un
ve makarna üretimi için bunu yapmak bir
zorunluluktur. Türkiye, un ve makarna ihracatında dünyanın iki büyük ülkesinden
biridir. Türkiye, muz ithalatçısıdır. Muzda
son yıllarda üretim hızla artsa da tüketimin yine de yarısı ithalatla karşılanmaktadır. Görüldüğü gibi tarım ürünlerinde ithalat vardır. Zaten bu ithalata karşı çıkmak
da mümkün değildir. Önünde sonunda
ülke ihtiyacı için ithalat yapmaktan başka
çıkar yol da yoktur.
İthalatı cazip hale getirmek
sektörü baltalar
Fakat, gıda fiyatlarını kontrol etmek
için ithalatı cazip hale getirmek, ülke içi
üretim varken, ürün ithal etmek tarım sektörünü baltalamaktan başka bir işe yaramaz. Tarımda en temel öncelik, yapısal
sorunları çözerek, sürdürülebilir üretimi
sağlamak, üreticiyi tarlada tutmak, ülke
içi üretimi artırmak, üretim fazlasını ihraç etmek olmalıdır. Bunlar yapılmazsa
ortaya çıkacak sorunun büyüklüğüyle
baş etmek mümkün olamayacaktır. Aksi
takdirde, tarımdan kopacak milyonlarca
◄ TZOB ► ÇİFTÇİVEKÖYDÜNYASI
41
TZOB DİYOR Kİ!
TZOB DİYOR Kİ!
Traktör sayısı
artışında Doğu ve
Güneydoğu birinci
nüfus, hangi alanlarda istihdam edilecek
ve doyurulacaktır? Bunun cevabının verilmesi gerekir.”
Ayrıca gümrük indirimleriyle ithalatın
önünün açılmasının doğrudan fiyatları indirip indirmeyeceğinin de muğlak bir konu
olduğuna dikkati çeken Bayraktar, “Geçmişte, bunun tersi örnekleri görülmüştür.
2008 sonrası sütte yaşanan kriz sonucu
besilik, kasaplık canlı hayvan ve et ithalatı
yapılması, et fiyatlarını düşürmemiş, tüketici fiyatlarında önemli bir değişiklik olmamıştır. Parayı, ithalatçılar, aracılar kazanmış ama ülke çiftçisi kaybetmiştir. Tüketici
de ithalattan daha ucuz ürün tüketerek
faydalanamamıştır. Olan ülkenin 3 milyar
doları aşkın dövizine olmuştur” dedi.
TZOB Genel Başkanı Bayraktar:
"Son 5 yılda Türkiye’de toplamında traktör sayısı
yüzde 17,3 artmasına karşın, Doğu Anadolu’da
yüzde 32,7, Güneydoğu Anadolu’da yüzde 31,8
artış görüldü."
Gıda fiyatlarını kontrol altına
almanın ithalattan başka yolları da var
Gıda fiyatlarını kontrol altına almanın
ithalatı gümrük indirimleriyle teşvik etmekten başka yolları da bulunduğunu
belirten Bayraktar, şunları kaydetti:
“Ürünün üreticinin elinden çıkış fiyatı ile
tüketicilerimizin aldıkları fiyatlar arasında
4-5 katına ulaşabilen farklar oluşmaktadır.
Üretici-market arasındaki makasa dikkat
edilmeli. Bu sorunu halledemezsek, gıdada enflasyon sorununu çözemeyiz.
Ürün tarladan sonra çeşitli kanallardan geçerek tüketiciye ulaşır. Pazarlama
kanalları olarak tarif edilen bu yolda devlet alımlarının yanı sıra, kooperatif alımları
ile çok sayıda aracı tüccar, komisyoncu,
dağıtıcı, toptancı, perakendeci, simsar
gibi değişik isimler altında faaliyet gösteren aracılar bulunmaktadır. Bunların
tarladan markete olan zincirdeki sayıları
arttıkça pazarlama kanalları uzamakta,
ürün fiyatları artmaktadır.
Tarladan markete fiyat artışının en
aza indirilmesi için, kısa vadede, nakliye
maliyetlerini azaltacak formüller üzerinde
çalışmak gerekir. Yüksek akaryakıt fiyatları nedeniyle ulaşım giderleri perakende
ürün fiyatlarını artırmaktadır. Tarım ürünleri taşıyan nakliye araçlarına ucuz mazot
sağlanması, vergi oranlarının indirilmesi
gibi çeşitli önlemler alınabilir.
Orta ve uzun vadede demiryolu ağının yaygınlaştırılması, soğuk hava depo-
42
◄ TZOB ► ÇİFTÇİVEKÖYDÜNYASI
ları bulunan vagonların devreye alınması
nakliye giderlerini en aza indirecektir. Çiftçi ekonomik örgütlülüğünün ve gücünün
artırılarak aracı sayısının azaltılması, ambalajlama, depolama ve nakliye maliyetlerinin en aza indirilmesi, üreticiden tüketiciye kadar geçen süreçte kar marjlarının
makul seviyelere düşürülmesi için rekabet koşullarının oluşturulması gerekir.”
Bütün bunların, tarladan markete oluşan fiyat farkını en aza indireceğini, fiyat
istikrarını sağlayacağını bildiren Bayraktar, “Çiftçi düzenli ve yeterli bir gelire kavuşacak, tüketici de makul bir fiyatla gıda
tüketebilecektir. Ülkemizin gıda ve tarımda, sosyal ve ekonomik istikrarını bunda
görüyoruz” dedi.
Tarım, Haziran ayında 5,9
milyondan fazla istihdam sağladı
Bayraktar, tarımda istihdamın Haziran ayında 5,9 milyonu aştığını bildirerek,
“Tarım, yüzde 11,1 olan işsizliği 2 puan
düşürerek yüzde 9,1’e çekti” dedi.
Şemsi Bayraktar, Haziran ayında tarımda çalışan sayısının, Mayıs ayına göre
117 bin kişi artarak 5 milyon 820 bin kişiden 5 milyon 937 bin kişiye çıktığını belirtti.
TZOB Genel Başkanı, Mart ayının ikinci yarısından sonra tarımda istihdamın
yoğun olduğu döneme girildiğini bildirerek, “özellikle bu dönemde çapalama,
sulama gibi kültürel işlemlerin artması ve
birçok üründe hasat yapılması nedeniyle
istihdam 6 milyona yaklaştı. Tarım, Haziran ayında istihdamda sanayiye 605 bin
fark arttı” dedi.
Bayraktar, 26 milyon 586 bin olan istihdam edilenlerin 13 milyon 360 bininin
hizmetler, 5 milyon 332 bininin sanayi, 1
milyon 958 bininin inşaat, 5 milyon 937
bininin ise tarımda çalıştığını vurguladı.
Tarımın işsizliği sürekli düşürdüğünü
bildiren Bayraktar, “tarım işsizliği, Nisan
ayında 1,8, Mayıs ayında 1,9, Haziran
ayında ise 2 puan düşürdü ve işsizliğin
tek hanede kalmasını sağladı. Tarım erkeklerde işsizliği 1,2 puan düşürerek
yüzde 9,5’den yüzde 8,3’e, kadınlarda
4,8 puan indirerek yüzde 15,7’den yüzde
10,9’a çekti” dedi.
Haziran ayında, tarımın istihdamda
yüzde 22,3 pay aldığını, buna karşın sanayinin payının yüzde 20,1, inşaatın payının yüzde 7,4’de kaldığını belirten Bayraktar, istihdamda aslan payının yüzde
50,3 ile hizmetler sektöründe olduğunu
vurguladı. Bayraktar, Haziran ayında tarımda 3 milyon 132 bin erkek, 2 milyon
805 bin kadının istihdam edildiğine dikkati çekti.
Türkiye Ziraat Odaları Birliği Genel
Başkanı Şemsi Bayraktar, Temmuz ayları itibarıyla son 5 yıllık dönemde Türkiye
toplamında traktör sayısının yüzde 17,3
artmasına karşın, Doğu Anadolu’da yüzde 32,7, Güneydoğu Anadolu’da yüzde
31,8 artış görüldüğünü bildirdi.
Bayraktar, yaptığı açıklamada, 2009
Temmuz ayında Türkiye’de 1 milyon 360
bin 795 olan traktör sayısının 2014 yılı
Temmuz ayında yüzde 17,3 artışla 1 milyon 595 bin 667’ye çıktığını belirtti. Şemsi
Bayraktar, 5 yıllık sürede traktör sayısının
234 bin 872 adet arttığını vurguladı.
Son 5 yıllık dönemde traktör sayısı artış hızında yüzde 32,7 ile Doğu Anadolu
Bölgesi’nin ilk sırada yer aldığını bildiren
Bayraktar, Doğu Anadolu Bölgesi’ni, yüzde 31,8 ile Güneydoğu Anadolu Bölgesi,
yüzde 19,2 ile İç Anadolu Bölgesi, yüzde
18,2 ile Akdeniz Bölgesi, yüzde 16,4 ile
Ege Bölgesi izlediğini belirtti. Bayraktar,
bölgeler arasında en az oransal artış yüzde 9,6 ile Marmara Bölgesi, yüzde 13 ile
Karadeniz Bölgesi olduğuna dikkati çekti.
Toplam sayıda 323 bin 681 adetle
Ege Bölgesi birinci
2014 yılı Temmuz ayında traktör sayısında 323 bin 681 adetle Ege Bölgesi’nin
ilk sırada yer aldığını bildiren Bayraktar, şunları kaydetti: “Bu bölgemizi, 312
bin 740 traktörle İç Anadolu, 296 bin 66
traktörle Marmara, 230 bin 150 traktörle
Akdeniz, 230 bin 150 traktörle Karadeniz bölgelerimiz izledi. Traktör sayısı artış
oranında ilk iki sırayı alan Doğu Anadolu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerimiz
toplam sayıda sonda yer aldılar. Temmuz
ayında, Doğu Anadolu Bölgemiz 111 bin
636, Güneydoğu Anadolu Bölgemiz ise
109 bin 298 traktöre sahip bulunuyorlar.
Son 5 yıllık dönemde, traktör sayısında miktar olarak en fazla artış İç Anadolu
Bölgemizde yaşandı. İç Anadolu Bölgemiz, 5 yıllık dönemde traktör sayısını 50
bin 465 adet artırdı. Bu bölgemizi 45 bin
511 traktör artışıyla Ege Bölgemiz, 32 bin
642 adetle Akdeniz Bölgemiz, 27 bin 533
adetle Doğu Anadolu Bölgemiz, 26 bin
522 adetle Karadeniz Bölgemiz, 26 bin
368 adetle Güneydoğu Anadolu Bölgemiz izledi. 5 yıllık dönemde traktör sayısı
en az artan bölgemiz, 25 bin 831 adetle
Marmara Bölgemiz oldu.”
Traktör sayısı İstanbul’da azaldı,
Tunceli’de yüzde 72,8 arttı
2009-2014 döneminde traktör sayısı
en fazla artan il, yüzde 72,8 ile Tunceli
olduğunu bildiren Bayraktar, şu bilgileri
verdi: “Tunceli ilimizi, yüzde 71 ile Ardahan, yüzde 69,7 ile Şırnak, yüzde 66,6 ile
Siirt, yüzde 58,5 ile Kilis, yüzde 54,8 ile
Iğdır, yüzde 52,2 ile Mardin izledi. Son
5 yıllık dönemde traktör sayısı sadece
İstanbul’da geriledi. İstanbul’daki traktör
sayısı yüzde 19,9 azalarak 27 bin 121
adetten 21 bin 712 adede indi. En az artış yüzde 3,6 ile Zonguldak, yüzde 5,1 ile
Rize, yüzde 6,2 ile Karabük, yüzde 8,6 ile
Bursa, yüzde 9,7 ile Samsun’da görüldü.
Miktar artışında 13 bin 996 adetle
Konya birinci
5 yıllık dönemde traktör sayısı artışında 13 bin 996 adetle Konya birinci olur-
ken, bu ili 10 bin 969 adetle Manisa, 7
bin 814 adetle Şanlıurfa, 7 bin 656 adetle
İzmir, 7 bin 624 adetle Denizli, 7 bin 246
adetle Balıkesir, 7 bin 79 adetle Adana
takip etti.
Traktör sayısı İstanbul’da 5 bin
409 adet azalırken, Rize’de sadece 2, Trabzon’da 32, Hakkari’de 160,
Bingöl’de 163, Ordu’da 258, Karabük’te
296, Zonguldak’ta 303, Gümüşhane’de
343, Artvin’de 349 adet arttı.”
Bayraktar, 2014 Temmuz ayında,
2014 Haziran ayına göre, traktör sayısının
4 bin 244 adet artarak 1 milyon 591 bin
423 adetten 1 milyon 595 bin 667 adede çıktığını bildirdi. Şemsi Bayraktar, bir
aylık sürede Konya’da 255, İzmir’de 156,
Denizli’de 150, Bursa’da 130, Sivas’ta
122, Balıkesir’de 107, Gaziantep’te 104,
Şanlıurfa’da 103, Çanakkale’de 101
adet artarken, Bingöl, Hakkari, Trabzon
ve Rize’de traktör sayısında değişim olmadığını, artışın Ordu’da 1, Karabük’te
2, Artvin’de 4, Zonguldak, Kırıkkale ve
Gümüşhane’de 7, Siirt’te 8 adette kaldığını belirtti.
En fazla artış Konya’da olsa da toplam traktör sayısında 76 bin 928 adetle
Manisa’nın birinciliğini koruduğu bilgisini veren Bayraktar, “Konya 75 bin 348
adetle ikinci, Balıkesir 56 bin 168 adetle üçüncü, İzmir 55 bin 451 adetle dördüncü, Bursa 55 bin 378 adetle beşinci
sırada. Son sırada bulunan Rize’de 41
traktör var. Traktör sayısı Bingöl’de 973,
Hakkari’de 761, Trabzon’da 183 adetle
binin altında” dedi.
◄ TZOB ► ÇİFTÇİVEKÖYDÜNYASI
43
TZOB DİYOR Kİ!
TZOB DİYOR Kİ!
YUMURTA
SEKTÖRÜ
RUSYA
doğru bir değerlendirme değildir.
Çünkü
fiyatların,
Ocak
2014 tarihinde
24,5
kuruşken, Ağustos
2014’te 22 kuruş seviyelerine
kadar düştüğü
görülmektedir.
Genel itibariyle
bakıldığında, 2014
yılında üretici fiyatlarının aylık bazda inişli
çıkışlı bir seyir izlemiştir.
2013 yılında yumurta da toptan fiyatlar düşmüştür.”
TZOB Genel Başkanı Bayraktar:
"Yumurta üretimi 2010-2013
döneminde, yüzde 39,3 artışla
11,84 milyar adetten 16,5
milyar adede yükseldi."
PAZARINA
HAZIR
Türkiye Ziraat Odaları Birliği Genel
Başkanı Şemsi Bayraktar, yumurta üretiminin 2010-2013 döneminde, yüzde 39,3
artışla 11,84 milyar adetten 16,5 milyar
adede yükseldiğini, sektörün ihracatının
aynı dönemde yüzde 120,6 artışla 142,7
milyon dolardan 315 milyon dolara çıktığını bildirerek, “yumurta sektörü Rusya
pazarına hazır” dedi.
Bayraktar, yaptığı açıklamada, yumurta sektörünün üretimde 2010 yılında yüzde
14,4 düşerek, 13,83 milyar adetten 11,84
milyar adede indikten sonra büyüme trendine girdiğini, üretimin, 2011 yılında yüzde
9,4 artışla 12,95 milyar, 2012 yılında yüzde 15,1 artışla 14,91 milyar, 2013 yılında
yüzde 10,6 artışla 16,5 milyar adede ulaştığını, üretimin 2010-2013 döneminde üretimin yüzde 39,3 arttığını belirtti.
Sektörün gelecekte büyümede nasıl
bir seyir izleyeceğine ülke içi tüketim rakamları ve ihracat miktarının belirleyeceğini vurgulayan Bayraktar, şunları kaydetti:
“İşte bu aşamada dış piyasaların önemi ortaya çıkıyor. Ülke içi tüketim çok fazla büyümüyor. Üretim artışının ihracata
44
◄ TZOB ► ÇİFTÇİVEKÖYDÜNYASI
Rusya pazarının sektör açısından önemli bir potansiyel taşıdığına dikkati çeken Bayraktar, bu pazarı etkin kullanabilmek
ve fırsata çevirebilmek için yaşanan önemli sorunlara yönelik
çözüm önerilerinin hızlı bir şekilde hayata geçirilmesine ihtiyaç
bulunduğunu belirtti.
Yapılması gerekenler
yönlendirilmesi gerekiyor. 2009 yılında
yumurta ihracatı 100,8 milyon dolardı. Bu
rakam 2010 yılında 142,7, 2011 yılında
258,6, 2012 yılında 320,8 milyon dolara
çıktı. 2013 yılında ihracat 315 milyon dolara düştü. 2010-2013 döneminde, yumurta ihracatı yüzde 120,6 arttı.
İhracatın ilerleyen dönemlerde daha da
artmasını bekliyoruz. Çünkü sektörün çok
daha fazla ihracat yapacak potansiyeli var.
Yumurta ihracatındaki sorun, ihracatın belli
ülkelere hatta tek ülkeye yönelik olmasıdır.
Her ne kadar Türkiye, 2013 yılında 25 ülkeye yumurta ihracatı gerçekleştirmişse de
315 milyon dolarlık ihracatın yüzde 92,2’si,
290,3 milyon doları Irak’a yapılmıştır. Son
aylarda bu ülkede yaşanan karışıklıklar
ihracat yapmayı zorlaştırdı. Bu ortamda
Rusya’nın ortaya çıkması sektör için çok
büyük olanaklar yaratacaktır.”
Rusya’ya ihracatın fiyatları
artırdığını söylemek doğru değildir
Rusya’ya yapılacak ihracatın yumurta
fiyatlarında önemli bir artışa sebep olacağını söylemenin pek mümkün görülmediğine
dikkati çeken Bayraktar, şu bilgileri verdi:
“2013 yılında, bir önceki yıla göre yumurta da üretici fiyatlarında yüzde 1,72’lik
bir azalma oldu. Yıllık ortalama olarak 2012
yılında adet başına 18,8 kuruş olan yumurta fiyatı, 2013 yılında 18,5 kuruşa indi. Ama
aylık bazda bakıldığında bir önceki yılın
aynı ayına göre kimi aylarda, 2013 Mart
ayında görüldüğü gibi yüzde 27’leri geçen
oranlarda bir azalma yaşandı.
2014 yılında ise bir önceki yılın aynı
ayına göre yaşanan artışlar, baz yılı olan
2013 yılı yumurta fiyatlarındaki düşüklükten kaynaklanmıştır.
Öyle ki 2014 yılının Ağustos ayında
olduğu gibi bazı aylarında yumurta fiyatları, 2012 yılı fiyatlarıyla aynı seviyeye gelmiştir. 2012 yılı Ağustos ayında 22 kuruş
olan yumurta fiyatı, 2013 yılında 19,6 kuruşa indikten sonra bu yıl Ağustos ayında
yeniden 22 kuruşa yükselmiştir. Sonuçta
yumurta fiyatları, Ağustos ayı itibarıyla
son bir yılda artsa da, 2012 yılı seviyesine
ancak çıkmıştır.
2014 yılında fiyatların arttığını söylemek, bunu Rusya’nın ithalatta ülkemize
yönelmesi kararına bağlamak ise çok
Türkiye’de sürekli gelişen bir yumurta sektörünün var olduğunu ama birçok sorunla baş etmek durumunda kaldığını vurgulayan Bayraktar, şunları kaydetti: “Yemde dışa bağımlı olunması ve
yükselen yem fiyatları maliyetleri etkilemekte, üreticileri sıkıntıya
sokmakta, üretimin sürdürülebilirliğini ve karlılığını engellemektedir. Dolayısıyla üreticiyi yemde dışa bağımlılıktan kurtaracak,
ucuza yem teminini sağlayacak destekler hayata geçirilmelidir.
Özellikle yumurta sektöründe tüketim azlığı ve fiyat istikrarsızlıkları nedeniyle üretim kapasitesinin tamamının kullanılamaması,
başka bir değişle üretim planlaması yapılamaması çoğu zaman
sıkıntı yaratmaktadır. Bu nedenle üretim kapasite artışlarının yumurta tüketimi ve ihracat miktarlarına paralel bir seyir izlemesine,
arz fazlası oluşmaması için üretim planlaması yapılmasına, yurt
dışı damızlık girişlerinin de bu planlamaya paralel hale getirilmesine ihtiyaç vardır.
Sektörde örgütlenme hızla gelişmektedir. Örgütlerin üreticilerin üretimden son aşamaya kadarki tüm süreçte üyelerine etkin hizmet vermesi için iç ve dış kaynaklarla desteklenmesi ve
güçlendirilmelerine ihtiyaç vardır. Bu gelişim, üretici ve tüketici
arasındaki fiyat farkının azalmasına aynı tüketicilerin daha uygun
fiyatla yumurta tüketmesine neden olacaktır. Bu sayede kişi başı
tüketim rakamlarında da artışlar meydana gelebilecektir.
Sektör her zaman hastalıkların tehdidi altındadır. Yakın zamanda
en çok baş ağrıtan hastalık kuş gribi olmuştur. Fakat bilindiği üzere
Türkiye kuş gribiyle mücadelede önemli bir başarı göstermiştir. Ülkemiz için bu hastalığın her zaman risk oluşturduğu düşünülerek,
mücadelenin taviz verilmeden sürdürülmesi gerekmektedir.”
◄ TZOB ► ÇİFTÇİVEKÖYDÜNYASI
45
TZOB DİYOR Kİ!
TZOB DİYOR Kİ!
Üreticilerimiz
Gözetilmeli
Türkiye Ziraat Odaları Birliği Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, Kurban
Bayramı yaklaşırken, kurban üreticileri
açısından da hareketli günlerin başladığını bildirerek, üreticilerin, kurbanlık
pazarlarında ödeyecekleri çadır kiraları,
vekaleten kesim, pazarların besicilerin
sosyal ihtiyaçları açısından da donanımı
ve denetim konularında mağduriyetler
yaşamaması için uyarılarda bulundu.
Bayraktar, yaptığı açıklamada, besicilerin, kurbanlıklarını özellikle büyük
şehirlere götürme konusunda hazırlıklarını yoğunlaştırdıklarını bildirdi.
Türkiye’de kurbanlık hayvan satışlarının illere ve bölgelere göre farklılık
gösterdiğini, kimi yerlerde canlı kilogram ve et fiyatı üzerinden, kimi yerlerde ise canlı hayvan üzerinden pazarlık
yöntemiyle satış yapıldığını belirten
Bayraktar, şunları kaydetti:
“Birliğimizce, her yıl olduğu gibi bu
yıl da hayvanlar pazarlara indirilmeden
önce, iller bazında tahmini fiyatlar derlenip, kamuoyuna duyurulacak, vatandaşlarımız hayvan almadan önce bilgilendirileceklerdir.
TZOB Genel Başkanı Bayraktar:
"Belediyelerimizin çadır kiraları üreticimizi
mağduretmemeli, kira bedelleri mümkün
olduğunca düşük tutulmalıdır."
46
◄ TZOB ► ÇİFTÇİVEKÖYDÜNYASI
Kurbanlıkları büyük şehirlerde belediyelerin belirlediği yerlerde satmak
isteyen üreticiler, satış süresince hayvanlarını bulunduracakları yerlere kira
bedelleri ödemektedirler. Bayramın
yaklaşmasıyla birlikte bu tür yerlerin
kira bedellerini belirleme çalışmaları da
başlamıştır.
Üreticimiz mağdur edilmemeli
Üreticilerimizin yüksek maliyetli üretimleri ve hayvancılığımızın geçtiği zor
süreç de dikkate alınarak belediyelerimizin bu yerlerin kira bedeli belirlemede daha hassas davranmalarını,
kurbanlık satış yerlerini kiraya verirken,
çadır kiralarını, gelir getirici bir yer değil, bir kamu hizmeti olarak görmelerini
ve kira bedellerini mümkün olduğunca
düşük tutmalarını bekliyoruz. Üreticimiz
mağdur edilmemelidir.
Çadır kirası yanında üreticilerimiz
başka masraflar da yapıyor. Hayvanların taşındığı mesafeye göre değişmekle birlikte, yüksek nakliye ücreti ödüyor,
eğer hayvanları satamazsa dönüş için
de nakliye parası veriyor, bu da masrafların daha da artmasına neden oluyor.
Ayrıca, hayvanlarını satacakları yere bir
iki hafta önceden giden üreticilerimiz
kaldıkları sürede kişisel masrafları için
de önemli denebilecek harcamalar yapıyor. Yani pazara kurbanlık sevk eden
her üretici nakliye, çadır kirası ve yeme
içme gibi harcamalar da dahil olmak
üzere kişi başına yüksek miktarlarda
masraf yapıyor.”
Kişisel ihtiyaçlar için altyapı
hizmetlerine özen gösterilmeli
Belediyelerin, hayvan pazarlarındaki
üreticilerin kişisel ihtiyaçlarını karşılamayacak tedbirleri de almaları gerektiğine
dikkati çeken Bayraktar, “belediyelerimiz, hayvan pazarlarında üreticilerin su,
tuvalet gibi, kişisel ve sosyal ihtiyaçlarına
yönelik alt yapı hizmetlerine azami özeni
göstermesi gerekmektedir. Uzun bir süre
zor şartlarda buralarda kalan üreticilerimizin, bedel ödeyerek kalacakları bu
yerlerde ihtiyaçlarının karşılanması, mağduriyetlerinin önlenmesi büyük önem arz
etmektedir” dedi.
Vekaleten kurban kesmeyi
taahhüt kuruluşlar kontrol edilmeli
Kurban pazarlarında denetimin de
çok önemli olduğunu vurgulayan Bayraktar, şunları kaydetti:
“Yetkili kurumlarca denetimler sıklaştırılmalı, sanal kesime geçit verilmemelidir. Kurban Bayramı döneminde
birçok dernek ve vakıf, hayır işlemeyi
düşünen vatandaşlarımızın verdiği vekaletle onlar adına kurban kesmek için
faaliyet içine girmektedir.
Bilindiği üzere, geçtiğimiz yıllarda
yaşanan bazı olumsuzluklar birçok vatandaşımızın mağdur olmasına yol açmıştır. Dernek ve vakıflara yatırılan paraların kurban kesiminde kullanılması
ve bunların iyi bir şekilde denetlenmesi
çok önemlidir. Aksi takdirde hem halkımızın hem de üreticilerimizin mağduriyetine neden olunabilecektir. Vekaleten
kurban kesmeyi taahhüt eden bu kuruluşların, bu dönemde ne kadar hayvanı
nereden aldığının, hangi şartlarda ve
nerelerde ne kadar kurbanlık kestiğinin, vekaleti veren kurban sahibinin vekaletinin yerine getirilip getirilmediğinin
yetkili kurumlar tarafından sıkı bir şekilde kontrol edilmesi, hem hayır işlemeyi
düşünen vatandaşlarımızın, hem de
üreticilerimizin mağdur olmasını önleyecektir.”
Kurbanlıkların sağlık ve vasıfları
denetlenmeli
Kurbanlıkların gerek sağlık, gerekse
kurbanlık vasfı yönünden sıkı bir şekilde denetlenmesi gerektiğini belirten
Bayraktar, “Bilindiği üzere hayvan pazarlarında kamu kuruluşlarınca hayvanlar sağlık kontrolünden geçirilmektedirler. Bu kontrollerin yanı sıra hayvanların
yaş uygunluğu, gebe olup olmadığı
gibi vasıflar yönünden yapılan kontrollerde de titiz davranılması gerekmektedir. Böylece halkımıza gönül rahatlığıyla kurbanlığını seçme imkanı getirilecek
ve mağduriyeti önlenecektir” dedi.
◄ TZOB ► ÇİFTÇİVEKÖYDÜNYASI
47
TZOB DİYOR Kİ!
Elmada hasat
buruk geçiyor…
TZOB Genel Başkanı Bayraktar:
“Mart ayı sonunda meydana gelen don
felaketi elma üretimini çok olumsuz
etkiledi, üreticimiz tedirgin”
TZOB DİYOR Kİ!
Türkiye Ziraat Odaları Birliği Genel
Başkanı Şemsi Bayraktar, ihracatının yeni
gözdelerinden elmada hasadın buruk
geçtiğini bildirerek, “Mart ayı sonunda
meydana gelen don felaketi elma üretimini olumsuz etkiledi. Üreticimiz tedirgin”
dedi.
Bayraktar, hasadı yapılan elma konusunda yaptığı açıklamada, en önemli
meyvelerden elmada Türkiye’nin dünyanın büyük üreticilerinden biri olduğunu
ama ürünü yeterince iyi değerlendiremediğini belirtti. Şemsi Bayraktar, 2012 yılın-
da dünya genelinde 76,4 milyon ton olan
elma üretiminin 37 milyon tonunu Çin, 4,1
milyon tonunu ABD, 3,1 milyon tonunu
Türkiye’nin ürettiğini, bu ülkeleri Polonya,
Hindistan, İtalya, İran, Şili ve Rusya’nın izlediğini vurguladı.
Mart ayı sonunda yaşanan don felaketinin elma üretimini çok olumsuz etkilediğini belirten Bayraktar, “üreticimiz
tedirgin. Geçen yıl 3,1 milyon ton dolaylarında olan elma üretiminin, bu yıl iyimser tahminlere göre bile 2,5 milyon ton
civarına gerilemesi bekleniyor. Rekoltede
beşte bire yakın bir kayıp olacağı tahmin
ediliyor. Ziraat Odalarımız, rekoltenin bu
tahminin bile altında kalabileceğini bildiriyorlar. Hasadın tamamlanmasıyla rekolteyi tam olarak görebileceğiz” dedi.
Üretime göre ihracat yetersiz
Türkiye’nin hemen her yerinde elmanın
yetiştiğini ama Isparta, Karaman, Niğde,
Denizli, Antalya, Kayseri, Çanakkale’nin
elma üretiminin yoğun yapıldığı iller olduğunu bildiren Bayraktar, şunları kaydetti:
“Dondan en fazla zarar gören Isparta,
Karaman, Niğde, Konya, Osmaniye, Aksaray, Kırıkkale, Kırşehir, Nevşehir, Yozgat, Kayseri, Elazığ, Sakarya ve Çorum’da
2013 yılı toplam elma üretiminin yüzde
59’unun üretildi. Isparta, 634 bin 862 ton
elma üretimiyle yüzde 20,3, Karaman 571
bin 479 ton üretimle yüzde 18,3, Niğde
ise 349 bin 122 ton üretimle yüzde 11,2
pay alıyor. Elma ülkemizde sevilen bir
meyve. Yurtiçi tüketimi 2 milyon tonu geçiyor. Böyle olunca, rekoltenin de düşük
kalacağını dikkate aldığımızda elma ihracatının olumsuz etkilemesinden endişeleniyoruz. Zaten üretimde Çin ve ABD’den
ardından 3’ncüyüz ama ihracatta miktarda 18, değerde 21’nci sıradayız. Üretimi bizden az olan birçok ülke,
bizden çok daha fazla elma
ihracatı yapıyor. 2012 yılında
68 bin 774, 2013 yılında 125
bin 682 ton elma ihracatı
yapıldı. Bu meyvenin ihracatından 2013 yılında
49 milyon dolar döviz girdisi sağlandı.
2011 yılında elma
ihracatından ABD,
952 milyon dolar
ihracat geliri sağ-
48
◄ TZOB ► ÇİFTÇİVEKÖYDÜNYASI
ladı. Aynı yıl bizim yarımız kadar elma
üreten Fransa’nın ihracatı 737 milyon doları bulurken, bizim ihracatımız 36,6 milyon dolarda kaldı.”
Türkiye’nin pazarda kabul gören çeşit ve kalitede ürün temin ederek, dünya
elma ticaretinden daha fazla pay alması
gerektiğini bildiren Bayraktar, şöyle devam etti:
“Uluslararası pazarlarda kabul gören
çeşitlerle yüksek kalite üretim yaparsak,
standardizasyon, ambalajlama ve depolamaya daha fazla özen gösterirsek ihracatımızı artırırız. Böylece hasat sonrası
ürün kayıplarını da azaltmış oluruz.
Bunu başarabilmek için öncelikle modern kapama bahçelerle, rağbet gören,
yüksek verimli ve dayanıklı çeşitlerle yeni
üretim alanları oluşturulmalıyız.”
Özellikle bu yıl
üreticiye destek olunmalı
Girdi maliyetlerinin sürekli artmasına
göğüs geren, bin bir emek harcayarak
ülke ekonomisine katkıda bulunan, özellikle bu yıl doğal afetlerin hepsini birer
birer yaşayan ama üretimden vazgeçmeyen çiftçinin yaralarının sarılması, destek
olunması gerektiğini bildiren Bayraktar,
“üreticimize bereketli bir hasat diliyorum.
Ülkemizin gıda güvencesini sağlayan
üreticimizi tarlada, bahçede, bostanda
tutmak zorundayız. Üretimi sürdürmesini
sağlamalıyız. Bu da ancak destekle, zararların telafisiyle mümkün olur” dedi.
◄ TZOB ► ÇİFTÇİVEKÖYDÜNYASI
49
TZOB DİYOR Kİ!
TZOB DİYOR Kİ!
Tarımda ihracat
da ithalat da arttı
TZOB Genel Başkanı Bayraktar: “Gıda ve tarımda Ağustos
ayında yüzde 21,9 artışla 1,27 milyar dolar ihracat, yüzde
23,5 artışla 978 milyon dolarlık ithalat yapıldı”
Şemsi Bayraktar, yaptığı açıklamada, tarım ve gıdada Ağustos ayında
ihracatın, geçen yılın aynı ayına göre
yüzde 21,9 artarak 1 milyar 40 milyon
760 bin dolardan 1 milyar 268 milyon
776 bin dolara, ithalatın ise yüzde 23,5
artarak 791 milyon 739 bin dolardan
978 milyon 205 bin dolara yükseldiğini
vurguladı.
8 ayda gıda ve tarımın, 3,18 milyar
dolar dış ticaret fazlası verdiğinin altını
çizen Bayraktar, son 12 ayda tarım ve
gıdanın 5,7 milyar dolar dış ticaret fazlasına ulaştığını belirtti.
Türkiye Ziraat Odaları Birliği Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, gıda ve
tarımda Ağustos ayında yüzde 21,9 artışla 1,27 milyar dolar ihracat, yüzde
23,5 artışla 978 milyon dolarlık ithalat yapıldığını bildirerek, “Haziran ve
Temmuz aylarındaki düşüşten sonra ihracatımız artışa geçti” dedi.
Bayraktar, Ocak-Ağustos öneminde gıda ve tarımda ihracatın
2013-2014 yıllarında 9,86 milyar dolardan, 11,14 milyar dolara çıktığını,
ithalatın ise 7,53 milyar dolardan 7,96 milyar dolara yükseldiğini belirtti.
50
◄ TZOB ► ÇİFTÇİVEKÖYDÜNYASI
Bayraktar, Ağustos itibarıyla 12 aylık
ihracatın 17,35 milyar doları bulduğunu
belirterek son 12 aylık ithalatın 11,63
milyar dolarda kaldığını vurguladı.
Şemsi Bayraktar, Ağustos ayında
genel ihracatın yüzde 2,9 artarak 11
milyar 118 milyon dolardan 11 milyar
440 milyon dolara, genel ithalatın ise
yüzde 7 artışla 18 milyar 198 milyon
dolardan 19 milyar 476 milyon dolara
çıktığını bildirdi.
Bayraktar, sektörün, kuraklık, don,
fırtına, dolu gibi bütün olumsuz iklim
koşulları ve tabii afetlere rağmen, gıda
ve tarım ihracatını artırdığını, kronik bir
şekilde dış ticaret açığı veren Türkiye’ye
2014 yılının 8 ayında 3,72 milyar dolarlık bir dış ticaret fazlasıyla katkıda
bulunduğunu bildirdi.
Tarımdaki büyük potansiyel
Türkiye’nin tarımda çok büyük bir
potansiyeli içinde barındırdığını, yapısal
sorunların çözülmesi halinde rahatlıkla
150 milyar dolarlık tarımsal hasılaya, 40
milyar dolarlık gıda ve tarım ihracatına
ulaşılmasını sağlayacağını vurgulayan
Bayraktar, şunları kaydetti:
“AB, ABD, Kanada, Avustralya ve
Norveç’e gıda ve tarım ürünleri ithalatı
ambargosu koyan Rusya’nın, dünyada
üç dört ülkeye yönünü çevirdiğini görüyoruz. Çin, Brezilya, Arjantin ile birlikte Türkiye. Bu bizim potansiyelimizi
gösteriyor. Dünyada gıda ithalatı yapılabilecek çok sayıda ülke yok. Dünya
ülkelerinin çok büyük bölümü tarım ve
gıdada net ithalatçı. Gıdaya ulaşma
özellikle yoksul ülkeler için çok büyük
bir sorun. Dünyadaki aç insan sayısı
son rakamlara göre 800 milyonun üzerinde. Türkiye, çiftçisini desteklerse,
yapısal sorunlar başta olmak üzere sorunları çözerse, hem 2023 yılında 83-85
milyona ulaşacak nüfusunu, 50 milyon
turist doyurabilir. Rusya, Ortadoğu, Kuzey Afrika başta olmak üzere çok büyük bir bölgenin gıda açığını kapatmada öncelikli ülkelerden biri olur.”
◄ TZOB ► ÇİFTÇİVEKÖYDÜNYASI
51
Türkiye Ziraat Odaları Birliği Genel
Başkanı Şemsi Bayraktar, Türkiye’nin
toplam üzüm üretiminde Çin, İtalya, ABD,
Fransa ve İspanya’nın ardından 6’ncı,
kuru üzümde birinci olduğunu bildirerek,
“Üreticilerimizin emeklerinin karşılığını almaları, iyi bir sezon geçirmeleri ve üretimi
artırma gayretlerinin desteklenmesi için
sorunların çözülmesi gerekir” dedi.
Bayraktar, yaptığı açıklamada, üzümde bazı bölgelerde hasadın yapıldığını,
İç Anadolu’da daha yeni yeni başlayacağını, bağlarda hasat tarihinin belirlenmesinde şeker oranı ölçümünün mutlaka
yapılması, erken kesime izin verilmemesi
gerektiğini belirtti.
Şemsi Bayraktar, üzümün tarihçesinin
bundan 7 bin yıl öncelerine kadar dayandığını, anavatanının Anadolu’nun içinde
bulunduğu Doğu Akdeniz ve Kafkasya’yı
içine alan bölge olduğunu, Türkiye’de
1200 çeşit üzüm bulunduğunu ancak üretilen çeşitlerin 50-60’ı geçmediğini bildirdi.
AB standartlarına
uyum göstermek
için çalışmalar
yapılmalıdır
Şemsi Bayraktar, şunları kaydetti:
“Kuru üzüm pazarlamasında ve ihracatında önemli sorunlardan biri temizliktir.
Ambalajlamada özellikle en büyük pazarımız olan Avrupa Birliği (AB) standartlarına uyum göstermek için çalışmalar yapılmalıdır.
52
◄ TZOB ► ÇİFTÇİVEKÖYDÜNYASI
Çekirdeksiz kuru
üzümde AB benzeri
bir depolama kuruluşunun oluşturulması
ve depolama maliyetinin desteklenmesi gerekmektedir.
Ambalajlamada özellikle en
büyük pazarımız olan AB standartlarına uyum göstermek
için çalışmalar yapılmalıdır.
Çekirdeksiz kuru üzümde
AB benzeri bir depolama kuruluşunun oluşturulması ve depolama
maliyetinin desteklenmesi gerekmektedir.
Daha iyi kalitede ürün için yapılması gerekenler
Üzümde
alternatif değerlendirme
şekillerinin geliştirilmesi gerekmektedir.
Ürün ihtisas
borsaları oluşturulmalı.
Girdi
fiyatları
düşürülmeli,
kuru
üzüm üreten diğer
ülke üreticileriyle rekabet edebilmesi için
üzüm üreticisi desteklenmelidir.”
Kuru üzümün depolanması ve nakledilmesi esnasında kullanılan ambalaj malzemelerinin kaliteli ürünün muhafazası açısından önem arz ettiğini vurgulayan Bayraktar, şunları kaydetti: “Üretim ve işleme aşamasında kuru üzümün çuvallar yerine
jüt çuvallar veya 200-400 kilogramlık çipli plastik kasalar ile nakliye ve depolanması
yapılmalı.
Pestisit, mikotoksin ve kalite analizlerinin yapılarak ürünün hasat sonrası sertifikalandırılması yapılmalıdır.
Hızlı alternatif kurutma yöntemlerinin geliştirilmesi gerekir.
Hasat zamanı kuru madde üzerinden tespit edilmeli ve farklı bandırma yöntemlerinin renk üzerine etkisine yönelik çalışmalar desteklenmelidir.
Hasat tarihinin belirlenmesinde şeker oranı ölçümü mutlaka yapılmalı, erken kesime izin verilmemelidir.”
Bazı ithalatçıların İran’dan getirdikleri kuru üzümü, Türkiye üzerinden hatta Türk
üzümü gibi Avrupa ülkelerine ihraç etmesinden duyulan rahatsızlığı vurgulayan Bayraktar, “sınır ticareti adı altında ülkemize giren ve sınır illerinde kalmayıp, ihraç edilen
kuru üzümün içine karıştırılarak kalitemizi tehdit eden kaçak girişler, daha sıkı kontrollerle önlenmelidir” dedi.
AYIN KONUSU
Üzümde hasat
ve sorunlar…
yağlı tohum
TZOB DİYOR Kİ!
AYIN KONUSU
Tuncer Başoğlu
TZOB Yönetim Kurulu Üyesi
TÜRKİYE
AYÇİÇEĞİ
ÜRETİMİ
Ayçiçeği, ülkemiz ekonomisi açısından oldukça önemli bir yere sahiptir.
Tohumları yüzde 40-45 oranında yağ
içermekte olup, bitkisel yağ tüketimimizin
yüzde 83,4’ü ayçiçeğinden elde edilmektedir. Ayçiçeğinden elde edilen küspenin
içerdiği yüzde 30-40 oranındaki protein
ile de değerli bir yem olarak, hayvan beslemesinde kullanılmaktadır.
Ayçiçeği çekirdeği demir bakımından
fındıktan düşük, kuru üzüm ve fıstıktan
zengindir. Potasyum ve Vitamin E bakımından da zengin olan ayçiçeği çekirdeği önemli bir Linoleik asit kaynağıdır. Linoleik asit bakımından zengin yiyecekler
kandaki kolesterol seviyesinin düşmesine
yardımcı olduğuna göre ayçiçeğinin beslenmedeki değeri de böylelikle ortaya çıkmaktadır. Bunun yanı sıra sabun ve boya
sanayinde değerlendirilmekte; sapları da
yakacak olarak kullanılmaktadır.
2004-2013 yılları arasında Türkiye ayçiçeği ekim alanları yüzde 11 oranında
artmıştır. Bu yıllar arasında yüzde 52,4
olarak gerçekleşen verim artışı üretim rakamlarının artmasında daha etkili olmuştur. 2004 yılında 900 bin ton olan üretim
ayçiçeği üretimi yüzde 69,2 oranında artarak 2013 yılında 1 milyon 523 bin tona
ulaşmıştır. Toplam ayçiçeği üretiminin
1 milyon 380 bin tonunu yağlık, 143 bin
tonunu ise çerezlik ayçiçeği oluşturmaktadır. Bu yıl ise rekoltenin geçen yıla göre
yüzde 6,5 oranında artarak toplam 1 milyon 622 bin 903 tona ulaşması beklenmektedir.
Yağlık ayçiçeği üretimi ülke geneline
yayılmış olmakla birlikte üç bölgede yoğunlaşmıştır. Türkiye ayçiçeği üretiminin
yüzde 88,4’ü Marmara, İç Anadolu ve
Karadeniz Bölgesinde yetiştirilmektedir.
54
◄ TZOB ► ÇİFTÇİVEKÖYDÜNYASI
Marmara bölgesi toplam üretimden yüzde 47,2 oranında pay alırken, İç Anadolu
bölgesi yüzde 29,2, Karadeniz Bölgesi
yüzde 12 pay almaktadır.
Marmara bölgesinde ise Edirne, Kırklareli, Tekirdağ illeri ayçiçeği üretiminde
ilk sıralarda yer almaktadır.
Son yıllarda İç Anadolu ve Güneydoğu Anadolu bölgesinde ekim alanlarının
Yıllar İtibarıyla Türkiye Ayçiçeği Ekilen Alan,
Üretim ve Verim
Yıllar
Ekilen Alan
Üretim
(Da)
(Ton)
Verim
(Kg/Dekar)
2004
5.500.000
900.000
164
2005
5.660.000
975.000
172
2006
5.854.000
1.118.000
191
2007
5.546.778
854.407
154
2008
5.800.000
992.000
171
2009
5.840.000
1.057.125
181
2010
6.414.000
1.320.000
206
2011
6.557.000
1.335.000
204
2012
6.046.160
1.370.000
227
2013
6.097.839
1.523.000
250
2004
5.500.000
900.000
164
2005
5.660.000
975.000
172
2006
5.854.000
1.118.000
191
2007
5.546.778
854.407
154
2008
5.800.000
992.000
171
2009
5.840.000
1.057.125
181
2010
6.414.000
1.320.000
206
2011
6.557.000
1.335.000
204
2012
6.046.160
1.370.000
227
2013
6.097.839
1.523.000
250
2014*
1.622.903
Kaynak: TÜİK *:1.Tahmin
artması, yağ açığının kapatılması amacıyla yapılan destekler, Çukobirliğin ayçiçeği
alımına başlaması vb. sebeplerle ayçiçeğinde ekim alanları artış göstermiştir.
Ancak buna rağmen Marmara bölgemiz
gerek 2.8 milyon dekar ekiliş alanı gerekse de yaklaşık 0.7 milyon ton üretimi ile
bölgelerimiz içerisinde ilk sıradaki yerini
korumaktadır.
Ülkemizde yağlık ayçiçeği Trakyabirlik, Karadenizbirlik ve Çukobirlik tarafından alınmaktadır. Birlikler yaptıkları
alımlar ile piyasada etkili olmakta üretici
pazarlama sıkıntısı yaşamamaktadır.
2013 yılı itibarıyla yağlı tohum, bitkisel
yağ ve bunların küspelerinin işlenmesi
sonucu arta kalan küspelerinin ithalatı
için ödenen döviz miktarının 3,6 milyar
dolar olduğu dikkate alındığında ayçiçeği
üretiminin artması oldukça sevindiricidir.
Ancak, artan ayçiçeği üretimine rağmen
halen üretim açığı kapatılamamaktadır.
Ülkemizde yağlı tohumlu bitkiler içerisinde üretimi en fazla yapılan ayçiçeği
üretiminin arttırılarak ithalatın önlenmesi
için büyük bir potansiyel mevcuttur. Ülkemizin yıllardan beri çözüm bulamadığı
bitkisel yağ açığı, mevcut imkanlarımıza
rağmen yeterli üretim artışı sağlanamaması sonucu kapatılamamıştır. Üretimin
yeterince artırılamamasında birçok faktör
etkili olmaktadır. Öncelikli olarak; ülkemizin yağ ve protein gereksinimleri göz önüne alınarak, yağlı tohumlu bitkilerin, en az
tahıllar kadar stratejik öneme sahip bir
ürün olduğu her kesim tarafından kabul
edilmesi gerekmektedir.
sınırlar, dış piyasa fiyatları ile üreticimizin
rekabet edebilmesi için yeteri kadar yüksek değildir. Bu nedenle özellikle üreticinin ürün pazarlama döneminde(hasat ve
sonrası) tarife dışı engellerle ithalat kesinlikle önlenmelidir. Dünya Ticaret Örgütü
ile yapılan anlaşmalar gereği, yağlı tohum
ve ham yağ ithalatındaki sınırlamayı kaldıran vergi oranlarının ülkemiz lehine yeniden düzenlenmesi gerekmektedir.
Üretici için alım garantisi çok önemlidir. Yağlı tohumlu ürünlerden üretimin
yaygın oldu ayçiçeğinin yıllardır Trakyabirlik, Karadenizbirlik ve Çukobirlik tarafından alınması üretimin gerçekleştirilmesi için önemli bir etken olmaktadır. Ancak
oluşturulan politikalarla Birlikler finansman güçlüğü içine girmişlerdir. Bu durum
Tarım Satış Kooperatiflerinin pazarda ve
fiyat oluşumunda denge görevini yerine
getirmelerini engellemektedir. Tarım Satış
Kooperatiflerinin etkili bir çiftçi örgütü olarak çalışmalarına yardımcı olmak üzere
4572 sayılı yasa ile kesilen finansal desteklerinin yerine, yeni finans kaynakları
oluşturulmalı, ekonomik kayıplara neden
olan depolama koşulları iyileştirilmelidir.
Ayçiçeği genelde alım istasyonlarında oluşturulan toprak silolarda depolanmaktadır. Ülkemizde bir depolama
sorunu mevcut olup, depolama tesislerinin kurulması da son derece yüksek bir
maliyet gerektirmektedir. Ürün kayıplarını
önlemek açısından uygun muhafaza depolarının kurulması ve bu konuda birlik ve
kooperatiflerin teşvik edilmesi gereklidir.
Bu unsurların yanında diğer ülkelerdeki üreticilerin, ülkemizdeki üreticilere göre
daha fazla desteklenmesi, verimlerinin
yüksek oluşu ve ucuz girdi temin etmeleri dolayısıyla üretim maliyetlerinin daha
az olması nedeniyle, dünya fiyatları daha
düşüktür. Ülkemizde ise ilaç, gübre, mazot, sulama ve sulamada kullanılan elektrik gibi girdilerde fiyatların yüksek oluşu
maliyeti artırmaktadır. Bu durumda, üreticilerimiz haksız bir rekabetle karşı karşıya kalmaktadır. Üreticilerimizin verimli bir
şekilde üretim yapabilmeleri bakımından
ucuz girdi kullanımı sağlanmalı, gübre,
mazot ve elektrikteki KDV oranları indirilmelidir.
Ayçiçeği tarımı ülkemizde bazı bölgeler hariç genelde kuru koşullarda yapılmaktadır. Ayçiçeği bitkisi oluşturduğu
kuvvetli ve derinlere inen kök sistemi
nedeniyle kurağa nispeten dayanıklı bir
bitkidir. Ancak, ayçiçeğinde su ihtiyacının en fazla olduğu dönem tabla oluşumu başlangıcıyla tanenin süt gibi olduğu
devre olup, en kritik dönemdir. Bitki sulandığında %100’e yakın verim artışı sağlanabilmektedir. Bu nedenle ayçiçeğinde
sulamaya yönelik teşvikler artırılmalı ve
bu tür uygulamalar desteklenmeli, sulamada kullanılan elektrik fiyatları makul bir
seviyeye getirilmelidir.
2013 Yılı Türkiye Yağlık Ayçiçeği Üretimi
Bölgeler
1. Akdeniz Bölgesi
Ekilen Alan (da)
Üretim (Ton)
Verim (Kg/Da)
% Dağılım
426.765
119.825
213
8,7
75.259
15.867
232
1,1
3. Marmara Bölgesi
2.814.268
650.878
219
47,2
4. İç Anadolu Bölgesi
1.138.378
403.374
263
29,2
5. Karadeniz Bölgesi
634.258
165.103
208
12,0
61.629
12.931
218
0,9
2. Ege Bölgesi
6. Güneydoğu Anadolu Böl.
7. Doğu Anadolu Bölgesi
Türkiye Toplam
52.043
12.022
210
0,9
5.202.600
1.380.000
223
100,0
DTÖ çerçevesinde yağlı tohumlar ve
bunların ürünlerinin ithalatında uygulanan
gümrük vergilerinin üst sınırları bellidir. Bu
◄ TZOB ► ÇİFTÇİVEKÖYDÜNYASI
55
AYIN KONUSU
AYIN KONUSU
Sibel Şerifoğlu
TZOB Teknik Müşavir
maktadır. Konya ilini Tekirdağ, Edirne,
Adana ve Kırklareli illeri takip etmektedir.
Yağlı tohumlu bitkiler, gıda sanayi başta
olmak üzere, yem, kozmetik, boya, enerji
gibi çeşitli sektörlere ham madde sağlaması
bakımından ülke ekonomisinde büyük öneme sahip ürün grubumuzu teşkil etmektedir.
Yağlı tohumlu bitkiler olarak adlandırdığımız
grubun içerisinde, çiğit (pamuk tohumu),
ayçiçeği (yağlık), soya, yerfıstığı, susam,
kanola (kolza), haşhaş (tohum), aspir, keten
(tohum) ve kenevir (tohum) yer almaktadır.
Ülkemizde toplam 3,3 milyon ton yağlı tohum üretimi gerçekleştirilmektedir.
Geçtiğimiz on yılda toplam yağlı tohumlar üretimi %32 oranında artış göstermiştir. Ürün bazında son on yılda ayçiçeği,
soya, yerfıstığı, kanola, aspir üretimi artarken, çiğit, susam üretimi azalmıştır.
Ayçiçeğinde üretim artışı %72,5, yerfıstığı
%76,6 gerçekleşirken, soyada üretim 2,6
kat, kanolada 21 kat, aspirde 30 kat artış gerçekleşmiştir. Aspir üretiminin yağ
açığının kapatılmasında önemli bir ürün
olması, ülkemizde hemen hemen tüm
bölgelerimizde yetiştirilebilir olması gibi
sebeplerle üretimin artırılması için 2006
TÜRKİYE YAĞLI
TOHUMLAR ÜRETİMİ
yılından itibaren prim desteği uygulanmaya başlanmıştır. Prim desteğinin yanısıra
pazar imkanlarının da oluşturulması ile
aspir üretimi on yıl önce yok denecek kadar az iken son yıllarda çalışmalar sonuç
vermiş ve üretim önemli düzeye ulaşmıştır. Kanolanın yağ olarak tüketiminin yanısıra biyodizel içinde önemli hammadde
olması üretim artışında önemli etken olmuştur. 2006 yılında ülkemizde biyoyakıt
firmaları Türkiyede kanola üretiminin artırılması için çalışmalar yapmış, şözleşmeli
üretim yaparak üreticinin ürününe alım
garantisi vermiştir.
Yağlı tohumlar içerisinde geçmiş yıllarda üretimi en fazla gerçekleştirilen çiğit
üretimi son on yılda %9,7 oranında azalmıştır. Susam üretimi de %32,8 oranında
azalarak 15 bin tona gerilemiştir.
Ülkemizde genel olarak pamuk tohumu Ege Bölgesi, Akdeniz Bölgesi ve
Güneydoğu Anadolu Bölgesinde, ayçiçeği Marmara, İç Anadolu ve Karadeniz
Bölgesinde, soya fasulyesi Karadeniz ve
Akdeniz Bölgesinde, yerfıstığı Akdeniz
Bölgesinde, susam Akdeniz, Güneydoğu Anadolu bölgesinde yetiştirilmektedir.
Kanola üretimi ise geçmiş yıllarda Trakya
Bölgesinde yoğunlaşırken 2006 yılından
itibaren ülke geneline yayılmaya başlamıştır.
Ülkemizin hemen hemen her bölgesinde yağlı tohumlar üretimi gerçekleştirilirken yağlı tohumlar halen ülkemizde
üretim açığı bulunan ürünler arasındadır.
Yağlık ayçiçeği üretimi ülke geneline
yayılmış olmakla birlikte üç bölgede yoğunlaşmıştır. Türkiye ayçiçeği üretiminin
yüzde 88,4’ü Marmara, İç Anadolu ve
Karadeniz Bölgesinde yetiştirilmektedir.
Marmara bölgesi toplam üretimden yüzde 47,2 oranında pay alırken, İç Anadolu
bölgesi yüzde 29,2, Karadeniz Bölgesi
yüzde 12 pay almaktadır.
Ayçiçeği üretiminde il düzeyinde de
yoğunlaşma vardır. Toplam 5 ilin üretimleri toplam üretimin % 60’ını oluşturmaktadır. Bu illerden Konya toplam üretimin
% 17’sini karşılayarak ilk sırada yer al-
Türkiye Yağlı Tohumlar Üretimi (Ton)
Yıllar
Çiğit
2004
1.425.850
Ayçiçeği
800.000
Soya
50.000
Yerfıstığı Fıstığı
80.000
Susam
23.000
Kanola
4.500
Aspir
150
Toplam
2.501.419
2005
1.291.180
865.000
29.000
85.000
26.000
1.200
215
2.421.338
2006
1.476.556
1.010.000
47.300
77.454
26.545
12.615
395
2.789.149
2007
1.320.831
770.000
30.666
86.409
20.010
28.727
2.280
2.352.383
2008
1.077.440
900.387
34.461
85.274
20.338
83.965
7.068
2.311.432
2009
1.021.200
960.300
38.442
90.081
21.036
113.886
20.076
2.396.044
2010
1.272.800
1.170.000
86.540
97.310
23.460
106.450
26.000
2.969.477
2011
1.527.360
1.170.000
102.260
90.416
18.000
91.239
18.228
3.227.588
2012
1.373.440
1.200.000
122.114
122.780
16.221
110.000
19.945
3.138.361
2013
1.287.000
1.380.000
180.000
141.263
15.457
102.000
45.000
3.312.965
Susam ülkemizde Güneydoğu, Ege
ve Marmara bölgesinde birinci ve ikinci ürün olarak tek bitki, ara tarımı veya
bazı bitkilerle karışık olarak ekilmektedir.
En fazla üretim Antalya, Muğla, Manisa,
Uşak, Adana, Balıkesir’de yapılmaktadır.
Soyanın Çukurova ve Ege Bölgesinde münavebeyle ikinci ürün olarak, İç
Anadolu, Karadeniz Bölgesi ve Marmara
Bölgesinde ise ana ürün olarak ekimi oldukça uygundur.
Birçok alanda kullanılan soya fasulyesinin ülkemizde üretiminin artırılmaması
için bir engel bulunmamaktadır. Soya
üretiminin en fazla yapıldığı iller Adana,
Mersin, Samsun, Osmaniye, Mardin’dir.
İklim ve toprak istekleri göz önüne alındığında, Doğu Anadolu Bölgesi hariç ülkemizin hemen her bölgesinde sulanabilir
alanlarda soya yetişebilmektedir. Özellikle; Akdeniz, Ege ve GAP bölgelerinde,
ikinci ürün olarak üretim yapılabilmekte
ve yüksek verim alınabilmektedir.
Yerfıstığı, Ege, Akdeniz ve Güneydoğu Anadolu Bölgelerimizde ana ürün
ve buğday hasadından sonra da ikinci
Türkiye Yağlı Tohumlar Tüketimi
Dünya Sağlık Örgütü (WHO) verilerine göre, bir kişinin yıllık yağ tüketimi en az
30 kg olması gerekmektedir. Dünya kişi başı yağ tüketimi 15 kg olmasına karşılık,
ABD’de kişi başı tüketim 38,5 kg, Almanya’da 34 kg, AB’de ise 30 kg’dır. Ülkemizde
kişi başına düşen bitkisel yağ tüketimi 20 kg’dır (BYSD).
Ülkemiz toplam yağ kullanımının 1.500 bin tonu iç piyasada tüketilirken, 771 tonu
ihraç edilmektedir. İç tüketimin %65’ü sıvı yağ olarak tüketilirken, geri kalanı ise margarin olarak tüketilmektedir. 983.000 ton olan toplam sıvı yağ tüketiminin %84’ünü
ayçiçek yağı, %6’sini mısır yağı, %5’sını pamuk yağı, %4’ünü kanola yağı, %1’ini soya
yağı oluşturmaktadır. Susam tohumları dünyada yağ üretmek için kullanılsa da, Türkiye ve diğer Ortadoğu ülkelerinde simitlik, bisküvilik, tahin ve tahin helvasına işlenerek
değerlendirilmektedir. Yerfıstığı da ülkemizde çerezlik olarak tüketilmektedir.
Türkiye Toplam Sıvı Yağ ve Margarin İç Tüketimi (Ton)
Ürünler
Ayçiçeği
Soya Fasulyesi
2011
2012
2013
786.000
819.000
824.000
8.000
14.000
22.000
47.000
52.000
61.000
Pamuk
160.000
126.000
95.000
Palm Yağı
341.000
343.000
428.000
Mısırözü Yağı
Kanola Yağı
Toplam
74.000
93.000
76.000
1.455.000
1.447.000
1.506.000
Kaynak:BYSD
2013 yılında toplam yağlı tohum üretimi 3,3 milyon ton’dur. Bitkisel yağ sanayicileri derneği verilerine göre ülkemizde üretilen yağlı tohumlardan elde edilen yağ
miktarı ise 811 bin ton, toplam yağ kullanımı ise 2,57 milyon tondur. Görüldüğü üzere yağ ihtiyacının sadece %31’i ülkemizde üretilen yağlı tohumlardan karşılanmaktadır. Yağ ihtiyacımızın karşılanması amacıyla her yıl yağ ve yağlı tohumlar ithalatı
gerçekleştirilmektedir.
2013 yılı itibarıyla ülkemizin yağlı tohum ithalatı 2.012.000 ton, bitkisel yağ ithalatı
1.400.000 ton ve bunların işlenmesi sonucu arta kalan küspelerin ithalatı ise 1.722.000
ton olarak gerçekleşmiştir. Bütün bu ithalat kalemlerine ödediğimiz döviz tutarı ise 3,6
milyar dolar’dır. İthalat miktarları ve ödediğimiz döviz miktarı her yıl artış göstermektedir.
Soya fasulyesi, olağanüstü özellikleriyle sağlıklı beslenmedeki öneminin
yanı sıra
tutkal, mürekkep, sabun, benzin, böcek ilacı, alkol, plastik
ve lastik gibi 400'ün üzerinde endüstriyel ürünün üretimin
de kullanılan ender tarla bitkilerinden biridir. Türkiye’de
gıda sektöründe son yıllarda yaygınlaşmaya başlayan tüketiminin dışında soya, ağırlıklı olarak yem sektöründe kullanılmaktadır. Yağı alındıktan sonra geriye kalan küspe bol
miktarda protein içerdiğinden, iyi bir hayvan yemi olarak özellikle kanatlı yem rasyonlarında yüksek oranda kullanılmaktadır.
Bu sektörde soya yeşil gübre olarak da kullanılmaktadır.
Yağlı tohumlar içerisinde en fazla soya ithalatı gerçekleştirilmektedir. 2013 yılında toplam yağlı tohum, yağ ve küspe ithalatı toplam 5,1 milyon
ton’dur. Gerçekleştirilen toplam ithalatın %42’sini soya ve ürünleri oluşturmaktadır.
Kaynak: TÜİK
Not: Toplam yağlı tohumlar rakamlarına tabloda yer almayan keten, kenevir, haşhaş tohumları dahildir.
56
◄ TZOB ► ÇİFTÇİVEKÖYDÜNYASI
◄ TZOB ► ÇİFTÇİVEKÖYDÜNYASI
57
AYIN KONUSU
AYIN KONUSU
ürün olarak başarıyla yetişebilmektedir.
Diğer bölgelerimiz yerfıstığı tarımı için
uygun değildir. Yerfıstığı Ülkemizde en
fazla Adana, Osmaniye, Kahramanmaraş, Aydın, Antalya illerinde üretilmektedir. Yağ içeriği bakımından en yüksek
(%50-55) yağlı tohumlu bitkilerin başında yer almaktadır. Son yıllarda, özellikle,
Çukurova Bölgesinde yerfıstığı hasadının
mekanize olması ve birim alandan getirisinin de yüksek olması nedeniyle, geniş
alanlarda üretilmeye başlanılmıştır.
Aspir üretimi ülkemizde en fazla Ankara, Eskişehir, Konya, Kırşehir, Kırıkkale,
Aksaray illerinde gerçekleştirilmektedir.
Kurağa çok dayanıklı olduğu için, ülkemizin hemen her bölgesinde yetişebilme
potansiyeli mevcuttur. Özellikle nadas
uygulamasının yapıldığı bölgelerde, iyi
bir münavebe bitkisidir. Bu açıdan bakıldığında; Orta Anadolu ve Doğu Anadolu
bölgeleri aspir tarımı için çok uygundur.
Yağlı Tohumlar
Genel Değerlendirme
Ülkemizde yağlı tohumlu bitkiler
içerisinde, özellikle ayçiçeği, soya, yerfıstığı, susam ve kanola gibi bitkilerin
üretimlerini arttırabilmek için büyük bir
potansiyel mevcuttur. Ülkemizin yıllardan beri çözüm bulamadığı bitkisel yağ
açığı, mevcut imkanlarımıza rağmen,
üretim artışı sağlanamaması sonucu
kapatılamamıştır. Üretimin yeterince
artırılamamasında birçok faktör etkili
olmaktadır. Öncelikli olarak; ülkemizin
yağ ve protein gereksinimleri göz önüne alınarak, yağlı tohumlu bitkilerin, en
az tahıllar kadar stratejik öneme sahip
bir ürün olduğu her kesim tarafından
kabul edilmesi gerekmektedir.
Yağlı tohumlu bitkilerin üretiminde
üretimi teşvik edici bir fiyat politikası izlenememesi üreticileri üretimden vazgeçiren unsurların başında gelmektedir. Ekim
alanlarındaki artışa neden olabilecek en
önemli faktör alımlar ve uygulanan fiyat
politikalarıdır. Üretici için alım garantisi
çok önemlidir. Yağlı tohumlu ürünlerden
üretimin yaygın oldu ayçiçeğinin yıllardır
Trakyabirlik, Karadenizbirlik ve Çukobirlik
tarafından alınması üretimin gerçekleştirilmesi için önemli bir etken olmaktadır.
Soya fasulyesinin Karadeniz ve Akdeniz
Bölgesinde yaygınlaşmasının bir nedeni
58
◄ TZOB ► ÇİFTÇİVEKÖYDÜNYASI
de buradaki birliklerin alım yapmasındandır. Ancak oluşturulan politikalarla Birlikler finansman güçlüğü içine girmişlerdir.
Bu durum Tarım Satış Kooperatiflerinin
pazarda ve fiyat oluşumunda denge görevini yerine getirmelerini engellemektedir. Tarım Satış Kooperatiflerinin etkili bir
çiftçi örgütü olarak çalışmalarına yardımcı
olmak üzere 4572 sayılı yasa ile kesilen
finansal desteklerinin yerine, yeni finans
kaynakları oluşturulmalı, ekonomik kayıplara neden olan depolama koşulları iyileştirilmelidir.
Yağlı tohumlu bitkilerin üretimini teşvik
etmek amacıyla uygulanan fiyat politikalarından biri de prim uygulamasıdır. Prim
uygulamasının amacı, bilindiği üzere üretimin yönlendirilmesi, üreticilerimizin gelir
seviyesinin korunması, tarımsal üretimde
sürekliliğin sağlanması, sanayici ve ihracatçıya dünya fiyatlarından mal temini ve
rekabet şansı kazandırılması, sağlıklı bir
piyasa oluşumunun sağlanması, spekülatif hareketlerin önlenmesi, kayıt dışı
ekonominin kayıt altına alınmasıdır. Prim
uygulamasının amacına ulaşabilmesi ise
ancak primlerin yeterli miktarda verilebilmesine bağlıdır. Primler kendinden beklenen amacı gerçekleştirecek düzeyde
belirlenmelidir.
Yağlı tohumlu bitkilerin üretim alanlarının başka ürünlere kaymasını önlemek
bakımından, üretimi teşvik edici bir parite sisteminin uygulanması büyük önem
taşımaktadır. Örneğin ayçiçeği-buğday
arasındaki fiyat paritesinin 2’nin altına
düşmesi ayçiçeğinde ekim alanların daralmasına yol açmıştır. Ülkemizde yağlı
tohumlu bitkiler üretiminde ilk sırada ayçiçeğinin olduğu dikkate alındığında bitkisel yağ açığımızın daha da artırılmaması
için ayçiçeği-buğday fiyat paritesi 2’nin
altına düşürülmemelidir.
DTÖ çerçevesinde yağlı tohumlar ve
bunların ürünlerinin ithalatında uygulanan
gümrük vergilerinin üst sınırları bellidir. Bu
sınırlar, dış piyasa fiyatları ile üreticimizin
rekabet edebilmesi için yeteri kadar yüksek değildir. Bu nedenle özellikle üreticinin ürün pazarlama döneminde (hasat ve
sonrası) tarife dışı engellerle ithalat kesinlikle önlenmelidir. Dünya Ticaret Örgütü
ile yapılan anlaşmalar gereği, yağlı tohum
ve ham yağ ithalatındaki sınırlamayı kaldıran vergi oranlarının ülkemiz lehine yeniden düzenlenmesi gerekmektedir.
Bu unsurların yanında diğer ülkelerdeki üreticilerin, ülkemizdeki üreticilere göre
daha fazla desteklenmesi, verimlerinin
yüksek oluşu ve ucuz girdi temin etmeleri dolayısıyla üretim maliyetlerinin daha
az olması nedeniyle, dünya fiyatları daha
düşüktür. Ülkemizde ise ilaç, gübre, mazot, sulama ve sulamada kullanılan elektrik gibi girdilerde fiyatların yüksek oluşu
maliyeti artırmaktadır. Bu durumda, üreticilerimiz haksız bir rekabetle karşı karşıya kalmaktadır. Üreticilerimizin verimli bir
şekilde üretim yapabilmeleri bakımından
ucuz girdi kullanımı sağlanmalı, gübre,
mazot ve elektrikteki KDV oranları indirilmelidir.
Ucuz girdi temininin yanı sıra girdilerin
verimli bir şekilde kullanılmasının sağlanması bakımından üreticilerin eğitimi de
büyük önem taşımaktadır. Eğitim faaliyetleri ile girdilerin doğru zamanda, doğru
miktarda optimum verimi elde edecek
şekilde kullanımı sağlanmalı ve tarımda
teknoloji kullanımı yaygınlaştırılmalıdır.
Sulu tarım yapılan yörelerde ekim
alanlarının artırılması bakımından yağlı tohumlar üretimi teşvik edilmelidir. Bu
amaçla, sulamaya yönelik teşvikler artırılmalı ve bu tür uygulamalar desteklenmeli,
sulamada kullanılan elektrik fiyatları makul bir seviyeye getirilmelidir.
Tohumlarda gerekli performans analizleri ve demonstrasyonlar yapılmadan
piyasaya sürülmektedir. Bu da üretimi
ve verimi olumsuz etkilemektedir. Yabancı ot, hastalık ve zararlılara dayanıklı
çeşitlerin geliştirilmesine ağırlık verilmeli
ve geliştirilen çeşitlerin performans denemeleri ve adaptasyon çalışmaları yapılarak sonuçları üreticilerimize aktarılmalıdır.
Yağlı tohumlu bitkilerin üretimin artırılabilmesi bakımından münavebe durumu
gözden geçirilerek, bu yolla ekim alanında artış sağlanmalıdır.
GAP bölgesinde, yağlı tohumlu bitkiler için ön görülen üretim hedeflerine ulaşabilmek için, başta soya olmak üzere,
ayçiçeği, kanola, yerfıstığı ve susam gibi
bitkilerin üretimleri planlı bir şekilde teşvik
edilmelidir.
Ülkemizde soyanın işlenmesi ve değişik kullanım alanları ile ilgili bilgiler yeterli düzeyde değildir. Soyanın hasadı,
depolanması ve işlenmesi ile ilgili eğitim
faaliyetleri günümüzde yok denecek kadar azdır. Soya yağlı tohum olduğundan
çabuk bozulabilmekte, bu sebeple uygun
şartlarda depolanması önem arz etmektedir. Ülkemizde soyanın depolanması
ile alakalı kurutma ve depo tesisleri yeteri
kadar bulunmamakta, bulunanlarda ise
modern teknolojiler kullanılmamaktadır.
Soya üretiminin artırılmasına paralel olarak soyanın işlenmesi ve depolanmasına
yönelik eksiklikler giderilmelidir.
Nadas alanlarında yetişebilecek başta aspir olmak üzere, uygun yağ bitkileri
belirlenmeli ve bunların nadas yapılan
bölgelerde yetiştirilmeleri için gerekli teşvikler sağlanmalıdır.
Ülkemizde yemeklik yağ tüketiminde
en fazla ayçiçeği tercih edilmektedir. Son
yıllarda kanola marketlerde yerini alırken
halen tüketici tarafından tam olarak benimsenmemektedir. Yağlık bitkilerden
son yıllarda aspir üretiminin de yaygınlaştırılarak tüketimde yerini alması yönünde
çalışmalar artırılmalıdır.
Kaynak:TÜİK, BYSD
◄ TZOB ► ÇİFTÇİVEKÖYDÜNYASI
59
Anadolu’da hububat tarlalarında yabancı ot olarak bulunan ve halk arasında
kanola olarak da bilinen kolza, yabani hardalın içinde bulunduğu Cruciferae (Haçlıgiller, turpgiller) familyasının Brassica L.
(Lahana) cinsine ait bir kültür bitkisidir.
Yağ şalgamı (B.rapa n=19) ve lahananın
(B napus n=10) doğal şartlarda melezlenmesiyle meydana gelen bir türdür.
Kolza, insan beslenmesinde temel gıda
maddesi ve biyoyakıt olarak kullanılması
nedeniyle stratejik ürünler olarak değerlendirilen yağlı tohumlu bitkiler grubunda yer
almaktadır. Yağlı tohumlu bitkiler üretiminin
yeterli olmadığı ülkemizde, bitkisel yağ bakımından dışa bağımlılığımızın azaltılması,
ülke topraklarının en verimli şekilde kullanılarak ülke ekonomisine katkısının arttırılması
ve aynı zamanda çiftçinin gelirinin yükseltilmesi için, iklim, toprak şartları ve münavebe sistemlerine uygunluğu yönünden en
önemli aday bitkilerden birisi kolzadır.
Kolza diğer yağ bitkilerine göre farklı
birtakım üstün özelliklere sahiptir. Türkiye’ de diğer yağ bitkilerinin yetişme
mevsimi ve bölgesi dışında yetiştiği için
büyük avantaja sahiptir. Kolza ülkemizin
her yerinde yetiştirilebilir, buğdaydan bir
ay kadar önce hasat edildiği için yöresine
göre ikinci ürüne olanak sağlar. Böylece
hem üreticinin eline erken para geçmesini sağlar hem de ikinci üründen faydalanılır. Kolzanın yetişme devresi diğer yağ
bitkilerine göre daha kısadır. Diğer yağlı
tohumlar çok daha geç hasat edildiğinden, atıl kapasite ile bekleyen yağ fabrikalarının ölü dönemlerini erken hasat
edilen kolza doldurur. Büyük miktarda
60
◄ TZOB ► ÇİFTÇİVEKÖYDÜNYASI
KOLZA
(Brassica napusL.)
ÜRETİM VE
PAZARLAMASI
yağ ithal etmekte olan
ülkemizin yağ ihtiyacını
karşılamada önemli rol
oynar.
Şahin Gizlenci
Karadeniz Tarımsal Araştırma
Enstitüsü - SAMSUN
AYIN KONUSU
Mustafa Acar
Karadeniz Tarımsal Araştırma
Enstitüsü - SAMSUN
AYIN KONUSU
İlkbaharda ilk çiçek açan kültür bitkisi
kolzadır. Bu özelliği bakımından arıcılıkta
büyük önem taşımaktadır. Çiçeklerin kıt
olduğu Şubat ve Mart aylarında arılar için
değerli bir arı mer’a sı oluşturur.
Kolza çok iyi bir rotasyon bitkisidir.
Boş kalan araziyi değerlendirir ve kış
erozyonuna engel olur.
Kolzanın Botanik Özellikleri
Kolza kuvvetli ve çok dallanmış kazık
kök sistemine sahiptir ve toprakta 100120 cm derinliğe kadar inmektedir. Buğ-
asit oranının 20’den yüksek
olması yemeklik olarak kaliteli olduğunu göstermekte ve
dünyada üretim alanı hızla artmaktadır.
tohumların boydan boya uzanan bir zar
(plesenta) üzerinde sıra halinde meydana gelmesi ve uçlarında bir gagayı ihtiva
etmesidir. Tohumlarının bin dane ağırlığı
3-5,5 gr, tohum büyüklüğü 2-4 mm arasında değişim göstermektedir. Tohum
rengi kahverengi veya siyahtır.
Kolzanın Tarihçesi
Yazlık ve kışlık varyetelerinin bulunması, birim
alandan yüksek verim sağlanması ve tohumlarında yağ
oranının yüksek olması (% 35-50) ekiminden hasadına kadar bütün yetiştirme
tekniğinin mekanizasyona uygun olması
üstün bir yağ bitkisi olduğunu göstermektedir. Üretim masrafları diğer ürünlerin birçoğuna göre azdır. Tarımı kolay,
ekstra bir yatırım gerektirmeyen bir bitkidir. Buğday tarımında kullanılan makine
parkı ile rahatlıkla kolza tarımı da yapılabilmektedir.
Yağ fabrikasyonunda ayçiçeği ve pamuk tohumu gibi yağlı tohumlar önce
kabuk ayırma işlemine tabii tutulmaları
gerektiği halde, kolza tohumu doğrudan
doğruya öğütülmektedir. Elde edilmekte
olan ayçiçeği tohumu küspesi ve çiğit
küspesinde protein ve selüloz oranları
değişiklikler göstermesine karşın kolza
küspesinde bunlar sabit kalmaktadır.
day nadas sisteminin uygulandığı alanlarda kışın boş kalan alanlarda kolzanın
ekilmesi durumunda, kazık kök sistemine
sahip olması sebebiyle toprak erozyonunu önlemede büyük bir öneme sahiptir.
Sapı ise yuvarlak, sert, dayanıklı, dik ve
dallı olup selüloz oranı yüksek odunsu bir
yapıya sahiptir. Bitki boyu yetişme dönemine ve ekim zamanına bağlı olarak 55195 cm arasında değişim gösterir.
Kolza yağı mevcut bitkisel yağlar içerisinde en fazla doymamış yağ oranına
sahip olması, tohumlarında % 35-50 yağ
bulunması, katı, sıvı, ham yağ olarak kullanılması, kaynama noktasının yüksekliği
(238 0C) ile iyi bir kızartma yağı oluşu, E
vitaminince zengin olması özellikle yüksek oranda oleik asit içermesi ve linoleik
Kolza, zengin protein içeriği (% 39–40)
nedeniyle hayvan besleme alanında
önemli bir yere sahiptir. Küspesi yem sanayimizin protein kaynağı açığını hem de
en çok sıkıntısı çekilen dönemde karşılar.
Böylece proteinli ham madde ithalatını
kaldırır veya azaltır. Kolza, yeşil yem ve
silaj olarak da kullanılabilmektedir.
Kolzanın çiçek yapısı, seyrek (gevşek)
salkım şeklindedir. Çiçek rengi genellikle
sarıdır. Çiçek 4 çanak, 4 çiçek yaprağı,
6 erkek organ (ikisi kısa dördü uzun) ve
1 adet dişi organdan ibarettir. Kolzanın
meyveleri harnup şeklindedir. İki karpelden (meyve yaprağından) teşekkül etmiştir. Bakladan farkı, meyvenin içerisinde
Kolza (Brassica napus oleifera (L.)
dünyanın birçok ülkesinde önemli endüstri bitkilerinden birisidir. M.Ö. 2000
yılında ilk defa Hindistan’da kültüre alınmış, daha sonra Çin’e ve Japonya’ya yayılmıştır.
1942’de Kanada yağını gemicilikte
kullanmak amacıyla kolza üretimine başlamış daha sonra düşük erüsik asit içeren
yazlık çeşitler geliştirerek 1956-1957’de
insan gıdası amacıyla ilk kolza yağını işlemiştir.
Kolza 2. Dünya savaşı sırasında Bulgaristan ve Romanya’dan gelen göçmenler yoluyla Türkiye’ye ise girmiştir.
Başta Trakya olmak üzere 1980 öncesinde kolza birçok yöremizde yetiştirilmiştir.
Ancak ekimi yapılan kolzanın yağındaki
erüsik asit ve küspesindeki glikosinolat
oranının yüksek olması sonucunda kolza
ve yağ şalgamının üretimi yasaklanmıştır.
Kolza yağında erüsik asit oranının yüksek
olması halinde (% 1den yüksek) özellikle yaşlıların beslenmesinde zararlı (kalp
kaslarının yağlanmasına) olmakta; küspesi yüksek oranda glikosinolat içerdiği
zaman hayvanlarda troid bezi büyümeleri, gut iltihaplanmaları, karaciğer rahatsızlıklarına neden olmaktadır. Erüsik asit
ve glikosinolat değerleri sıfıra yakın olan
“00” çift sıfırlı çeşitlerin geliştirilmesi sonucunda Sağlık Bakanlığı 1987 yılında
kolza yağının kullanımına izin vermiştir.
Erüsik asit (% 1’in altında) ve glikosinolat
oranları (20 mikromolün altında) kabul
edilebilir sınırın üzerinde kalan, sanayide
kullanılan ve erüsik asit miktarı yükseltilerek biyodizel olarak kullanılan çeşitlere
kolza adı verilmiştir. İnsan gıdası olarak
kullanılan, erüsik asit ve glikosinolat oranı
sıfıra yakın bir değere düşürülmüş “00” lı
çeşitlere kolza adı verilmiştir.
Kolza bitkisi toprak ve iklim koşulları bakımından fazla seçici olmadığı için
üretimi bütün dünyada yapılabilmektedir.
Kolza tohumu üretimin en yaygın olduğu
ülkeler Çin, Kanada, Hindistan, Almanya, Fransa ve İngiltere, Polonya, ABD ve
Pakistan’dır. 2010 yılı itibarı ile dünyada
en fazla kolza ekiliş alanına (7.370.000
ha) ve üretime (13.082.010 ton) sahip
olan ülke Çin’dir. Bunu ekiliş alanı ve üretim bakımından Kanada, Hindistan, Fransa ve Almanya takip etmektedir.
Ülkemizde giderek ekilişi artan kolza
bitkisi, yetiştiriciliğinin kolay, birim alana
getirisinin yüksek olması ve kolay pazarlanabilmesi sayesinde ülkemizin birçok
yerinde üreticilerin ekim nöbetine girmektedir. Kolza üreticilerinin yağlı tohumlara
uygulanan prim ödemelerinden de yararlanabilmeleri ekiliş alanlarının artmasına
katkı sağlamıştır.
Kolza Tarımı
İklim ve Toprak İstekleri
Kolza bitkisi kışlık ve yazlık olarak yetiştirilebilmektedir. Yazlık çeşitler ile yapılan
adaptasyon çalışmaları neticesinde verimleri 100-150 kg/da arasında değiştiği ve ülkemiz için ekonomik olmadığı; kışlık kolza
çeşitlerinin verimlerinin yüksek olduğu ve
geniş bir adaptasyon kabiliyeti gösterdiği
tespit edilmiştir. Hem hava hem de toprak
sıcaklığı kolza bitkisinin gelişme ve verimini büyük ölçüde etkilemektedir Kolza en
◄ TZOB ► ÇİFTÇİVEKÖYDÜNYASI
61
AYIN KONUSU
AYIN KONUSU
gecikmesi tarla hazırlığını da geciktirmekte dolayısıyla ekim ve bitkilerin çıkışı gecikeceğinden, kolza kışa rozet döneminde
giremez. Bu durumda meydana gelebilecek olan soğuk ve don zarar görmesi ve
büyük miktarda ürün kaybı söz konusu
olabilecektir.
iyi gelişmesini 12 oC nin üstünde ve 30 0C
altında gösteren nispeten serin mevsim
bitkisidir. Kışlık kolzanın sıcaklık isteği toplamı 2300-2500 0C dir.
Kolza, humuslu derin yapılı, verimli
nötr veya hafif alkali ve iyi drenajlı topraklara ihtiyaç göstermektedir. Kolzanın
300 ile 2800 mm yıllık yağışa, 5 ile 27 oC
arasında yıllık ortalama sıcaklığa ve 4.2
ile 8.2 arasında pH'a toleranslı olduğu bildirilmektedir.
Yetiştirilme Şekli
Toprak Hazırlığı ve Ekim
Kolza tohumlarının küçük olması sebebiyle başarılı bir yetiştiricilik için toprak
hazırlığının çok iyi yapılması gerekmektedir. Sürüm zamanındaki toprağın nem
içeriği (toprağın tavında olması) büyük
oranda uygun toprak yapısının sağlanıp
sağlanamayacağını belirlemektedir.
Geçit bölgelerinde ön bitki buğday
ise, buğdayın hasadından sonra tarla
gölge tavında mutlaka soklu pulluk ile
10-15 cm derinlikte sürülür. Burada kritik
olan unsur iç ve geçit bölgelerinde normal ekim zamanı döneminde yağışların
62
◄ TZOB ► ÇİFTÇİVEKÖYDÜNYASI
İç ve geçit bölgelerinde kolza
ekimi yapılması düşünülüyorsa
buğday hasadından sonra gölge tavına mutlaka ana toprak
işlemesi (ilk sürüm) yapılmalıdır. 20 Eylül ile 10 Ekim arasında düşecek olan ilk yağıştan sonra yardımcı toprak
işleme hemen yapılmalı ve
kolza ekilmelidir. Eğer buğday
hasadından hemen sonra gölge
tavına arazide ana sürüm
yapılmamış ve kolza ekimine karar verilmişse yağışların gecikmesi durumunda
sulama yapılmak suretiyle
arazi işlenebilecek şekilde tava
getirilmeli, uygun tohum yatağına
ekim yapılmalı, çıkışı sağlayabilecek düzeyde yağmurlama sulama
yapılmalıdır. Yukarıda belirtilen iki unsur
da yerine getirilememiş ise kuruya yapılacak ekim ve çıkışı sağlamak için beklenecek olan yağış çiftçilerimiz için oldukça
büyük bir risk taşımaktadır. Ekim, zamanında yapılsa bile, tohumun çimlenmesi
için yeterli nem olmaması sebebiyle çıkış
sağlanamazsa kış soğuklarından zarar
görmesi kaçınılmazdır.
Ekim - Ekim Zamanı
Kolza ekimi için optimum toprak sıcaklığının 10 0C olduğu yapılan çalışmalarla belirlenmiştir. 10 oC nin üzerindeki
toprak sıcaklığı yüksek çimlenme oranı,
hızlı çıkış ve hızlı bir yaprak gelişmesi
sağlamaktadır.
Başarılı bir kolza üretimi için ekim zamanı oldukça önemlidir. Kolza çıkış esnasında oldukça hassas olmaktadır. Ekim
zamanı gecikir ve iki yapraklı (kotiledon)
dönemde ani don olayları meydana gelirse soğuktan büyük oranda zarar görür.
Bu nedenle kolza bitkisinin mutlaka kışa
4-6 yapraklı olduğu dönemde (rozet) girmesi gerekmektedir. Rozet döneminde
koşa giren bitki kuvvetli bir kök yapısı
geliştirdiğinden -15 ile -23 oC arasındaki kısa süreli soğuklara dayanır ve uzun
süre kar altında zarar görmeden gelişmesine devam eder.
Ülkemizde kışlık kolza Karadeniz,
Marmara, Ege, Akdeniz bölgelerinde 10
Eylül-20 Ekim tarihleri arasında; Güneydoğu İç Anadolu, Doğu Anadolu bölgeleri ile Sahil kuşağının iç kesimlerinde 20
Eylül–10 Ekim tarihleri arasında ekimleri
yapılmalıdır. Ekim zamanı geciktikçe sağlıklı çıkış gecikir, fideler kışa rozet döneminde giremeyeceğinden ve kuvvetli bir
kök yapısı oluşturamayacağından dolayı
soğuk ve don olaylarından zarar görmesi
kaçınılmaz olur. Karadeniz Tarımsal Araştırma Enstitüsü Müdürlüğü tarafından
yürütülen çalışmalar neticesinde Geçit
bölgesi için en uygun ekim zamanı 20 Eylül-10 Ekim tarihleri; Sahil kuşağında ise
en uygun ekim zamanı 10 Eylül-20 Ekim
tarihleri arasında olduğu tespit edilmiştir.
Kolza ekimi, buğday yonca fiğ gibi küçük tohumları ekebilen mekanik ya da pnomatik mibzerlerde yapılacak küçük ayarlamalarla ekilebilir. Üreticiler gelişmiş ekim
makinelerini kullanarak sıra arası sıra üzeri
ve ekim derinliğini kolaylıkla ayarlayabilirler.
Tohum miktarı ve sıra arası mesafesi
bölgelere göre değişmektedir. Mibzerle
ekim için önerilen sıra arası mesafe 20
cm’dir. Dekara atılacak tohum miktarı ise
Geçit bölgesinde 1000 gr/da, Sahil kuşağında 800 gr/da olarak tespit edilmiştir.
Tohumun ekim derinliği 2.5 cm ve daha
az olmalıdır, fakat toprak kaymak tabakası bağlamazsa fideler 5 cm ve daha derinden çıkış yapabilmektedir.
Bakım ve Gübreleme
Kolza bitkisi tohumları küçük olduğundan ve çıkış esnasında yavaş gelişmesinden dolayı yabancı ot mücadelesi kültürel,
mekanik ve kimyasal yöntemlerle yapılır.
Kimyasal olarak geniş yapraklı yabancı otlara karşı ekimle birlikte trefluralin etkili maddeli yabancı ot ilacı, dar yapraklı yabancı otlara karşı avadex etkili maddeli yabancı ot
ilaçlarının toprağa karıştırılarak kullanılması
tavsiye edilmektedir. Mart ayından itibaren
sapa kalkma dönemi ve dallanmanın başlamasıyla birlikte kolza bitkisi altında yabancı ot barındırmaz ve kendisinden sonra ekilecek ürün için temiz bir tarla bırakır.
Drenajı bozuk olan alanlarda kolza bitkisi mart ayına kadar olan gelişme döneminde toprakta taban suyu yüksekliğine
ve su tutmasına karşı çok hassas olduğundan yağışlı dönemlerde tarlada göllenme olursa hemen su tahliye edilmelidir.
Başarılı bir kolza üretimi için toprak
analiz sonuçlarına göre gübreleme yapılmalıdır. Kolza tarımında saf madde olarak dekara 15 kg azot ve 8-10 kg fosfor
verilmelidir. Azotlu gübrenin yarısı ekimle
birlikte, diğer yarısı ise sapa kalkma döneminde, fosforlu gübrenin ise tamamı
ekimle birlikte verilmelidir. Azotlu gübrenin ekimle birlikte Amonyum Sülfat, üst
gübre olarak ise Amonyum Nitrat formunda olması tavsiye edilir. Kolza, azot
ve fosfat gübrelemesine iyi tepki vermektedir, fakat gübreyle direk temas zarar
meydana getirmektedir.
Kolza, yetişme döneminde kükürt besin maddesine diğer bitkilere göre daha
fazla ihtiyaç duyduğundan toprakta kükürt noksanlığı varsa, sülfat veya kükürtlü
gübrelerin kullanılmasında fayda vardır.
Eksikliğinde erken büyümeden çiçeklenmeye ve bakla oluşumuna kadar dönemde problem oluşturur. Kükürt protein ve
glikosinolat oluşumunda temel elementtir. Polen oluşumunda aktif rol oynar. Eksikliği görülen yerlere 2-3.2 kg S/da erken
ilkbaharda uygulanmalıdır.
Ekim Nöbeti (Münavebe)
Tarım yapılan alanlarda aynı bitkinin
aynı tarlaya üst üste ekilmesi toprağın fakirleşmesine ve o bitkinin hastalıklarının artmasına neden olmaktadır. Bu nedenle kolza yetiştiriciliğinden yüksek verim alabilmek
için mutlaka münavebe yapılmalıdır.
Kolzanın girebileceği bazı münavebe
modelleri şu şekilde olabilir:
1. Model: Buğday+Kolza+Mısır
(Tane veya Silajlık)
2. Model: Ayçiçeği+Kolza+
Buğday+Baklagil
3. Model: Baklagil+Kolza+Mısır+
Şeker pancarı
4. Model: Kolza+Mısır+Buğday+
Baklagil
Kolza Hastalık ve Zararlıları
Ülkemizde kolza yeni yeni ekim alanları bulmaya başlamış ve şu anda belirgin
bir hastalık ve zararlı ortaya henüz çıkmış
değildir. Aşırı sıcaklık ve kuraklığın olduğu
iklim şartlarında çiçeklenme döneminde
yaprak biti (aphis spp) zararı görülmektedir. Ayrıca iç ve geçit bölgelerde erken
çiçeklenen kolza da bazı yıllarda çiçek
zınnı (Epicometis hirta) zarar vermektedir.
Yaprak biti zararı uygun insektisitler kullanmak suretiyle önlenebilmektedir.
Hasat
Kolza havaların sıcak veya yağışlı gitmesine göre ve çeşidin ekenciliğine bağlı
olarak çiçeklenmeden 40-50 gün sonra hasada gelir. Meyveler farklı zamanda aşağıdan yukarıya doğru olgunlaştığı ve kolayca
dağılma gösterdiği için, el ile hasat yapılacaksa bu dağılmayı önlemek için ürünün
sarı iken hasat edilmesi ve tohum sarıdan
kahverengiye dönene kadar ürünün yere
yatırarak bekletilmesi önerilmektedir. Kuru
ve olgun tohumlar doğrudan biçerdöverle
hasat edilebilir. Kolza tohumu küçük olduğundan hasada başlamadan önce biçerdöverin ayarları çok iyi yapılmalıdır.
Hasatta kayıpları azaltmak için en iyisi tohumlar tamamen olgunlaşana kadar
beklemek ve bitkilerin nemli olduğu bulutlu havalarda biçerdöverin uygun şekilde
ayarlarının yapılmasıyla hasat edilmelidir.
Karadeniz Tarımsal Araştırma Enstitüsü
tarafından yapılan çalışmanın sonuçlarına göre; kolza ile biçerdöver hasadında
en az tane kaybının gerçekleştiği, en ideal ayarlar; vantilatör devri: 500 dev/dakika, ilerleme hızı: 4 km/h, dolap devri 30
devir/dakika, tabla helezonunun önünde,
batör devri: 700 devir/dakika, kontürbatör
aralığı: 30 mm uygulamalarından elde
edilmiştir. Dekardan alınan verim ekilen
çeşidin verim gücüne ve toprak verimliliği
ile iklim koşullarına bağlı olarak 200-500
kg/da arasındadır.
Depolama
Makineli hasat işlemi esnasında harman da beraberinde yapılmaktadır. Kolza
tohumları % 35-50 oranında yağ içermesinden dolayı depolama işlemi oldukça
dikkat ve bilgi gerektirir. Depolamada en
ideal nem miktarı % 7-8 arasıdır.
Sonuç
Kolza, yemeklik yağ kalitesi yanında,
fosil yakıtlara alternatif olan yenilenebilir
enerji kaynağı biyodizelin en önemli tarımsal hammaddelerinden biri olarak da
son yıllarda oldukça rağbet görmektedir.
Dünyada üretilen biyodizelin % 86’ sı kolzadan elde edilmektedir.
Ülke çapında yapılan araştırmalar neticesinde de kolzanın ülkemizde rahatlıkla yetiştirilebileceği ve ülkemiz şartlarına
uyum sağlayabilen yüksek verim veren bir
yağlı tohumlu bir bitki olduğu belirlenmiştir.
Bu sebeple kolzanın üretimi teşvik edilmeli
ve ekim alanı hızlı bir şekilde arttırılmalıdır.
Son yıllarda uygulanan tarımsal politikalarla ve yağ bitkileri üretimi çiftçi yönünden kârlı hale getirilmeye başlanmış, yeni
uygulamalarla da sözleşmeli üretim biyodizel işletmecisi yönünden ve yağ sanayicisi yönünden tercih edilir hale getirilmesi
gerekmektedir. Kolzanın satış ve pazarlama problemi bulunmamaktadır. Birlikler
ve özel sektör kolza alımı yapmaktadır.
◄ TZOB ► ÇİFTÇİVEKÖYDÜNYASI
63
AYIN KONUSU
Dünyada giderek artan nüfusa paralel olarak tarımsal ürünlerin üretimi ve tüketiminde önemli bir değişim yaşanmaktadır. Üretim ve tüketim artışları dikkate
alındığında, yağlı tohumlar bu alanda en
fazla gelişme gösteren sektörlerin başında gelmektedir. Yağlı tohumlu bitkiler insan beslenmesinde, yağlı tohumlu küspeler ise hayvan beslemesinde önemli
bir protein ve enerji kaynağıdır. Gıda
ve yem sektöründeki yoğun kullanımı
yanında, biyoyakıtlar başta olmak üzere
son yıllarda artan endüstriyel talep, bitkisel yağları stratejik bir ürün haline getirmiştir.
Ülkemizde bitkisel yağ tüketimi de
son zamanlarda küresel eğilime paralel
olarak artış göstermekte ve bu alanda
bitkisel yağ üretimine hammadde teşkil
DÜNYADA VE
TÜRKİYE’DE
YAĞLI TOHUMLU
BİTKİLER
SEKTÖRÜ
edecek yağlı tohumlu bitkilerin üretim
alanlarını yaygınlaştırabilmek için önemli
çalışmalar yapılmaktadır.
Dünya’da Yağlı Tohumlu
Bitkiler Sektörü
Son yıllarda yağlı tohumlu bitkiler sektörü, dünya tarımında en çok gelişme
gösteren sektörlerden biridir. Son 20 yılda
ortalama yıllık %4,3 büyümüştür. Aynı dönemde tarımın genel olarak %2,3 oranında
büyüdüğü dikkate alındığında, bu büyüme
oranı oldukça yüksektir [1]. Gıda ve yem
olarak kullanımı yanında biyoyakıt olarak
kullanımı, yağlı tohumları 21 inci yüzyılın
tarım ürünü haline getirmiştir [2].
Tohum Üretimi (2013/2014)
Ülkeler
Üretim Miktarı
(Milyon Ton)
A.B.D.
97
Brezilya
90
Çin
59
Arjantin
58
Hindistan
38
Diğer
161
Toplam
503
2013
7,0
2014
7,5
Kaynak: USDA, Eylül 2014
◄ TZOB ► ÇİFTÇİVEKÖYDÜNYASI
Brezilya, Arjantin, Çin ve Hindistan takip
etmekte olup, söz konusu beş ülkenin
dünya üretimindeki payı yaklaşık %70 seviyelerindedir (Tablo 1).
Dünya yağlı tohum bitkiler üretim miktarında en önemli payı %56,27 ile soya
üretimi almaktadır. Soya üretimini %14,14
ile kanola (kolza) takip etmektedir. Ayçiçeğinin payı %8,52 pamuk tohumunun
payı %8,90’dır. Palm üretiminin payı ise
%3,13 olup son yıllarda üretim miktarı artış eğilimindedir (Şekil 1).
Kaynak: USDA, Eylül 2014
yağı, %26,71’i soya yağı, %14,77’si kanola yağı, %9,09’u ayçiçek yağı, %2,84’ü
pamuk yağı, %10,80’i ise diğer yağlardan
elde edilmektedir (Şekil 2).
Şekil 1. Yağlı tohum üretiminde
ürünlerin payı
Küresel olarak yağlı tohumlu bitkiler üretimi giderek artmaktadır. 2010/11
döneminde 460,72 milyon ton olan yağlı tohumlar üretimi, 2013/14 döneminde
503,12 milyon tona çıkmıştır. 2014/15
döneminde ise 528 milyon tonluk bir
üretim beklenmektedir [3]. 2013/14 döneminde dünya yağlı tohum üretiminde ilk sırada yer alan A.B.D.’yi sırasıyla;
Tablo 1. Ülkeler İtibariyle Dünya Yağlı
64
yerfıstığı ve haşhaştır. Yetiştiriciliği yapılan yağ bitkileri içerisinde tohumundan ortalama %38 - 50 civarında yağ
elde edilen ayçiçeği, ülkemizin bitkisel
yağ tüketimindeki ortalama %45’lik payı
ve yüksek yağ oranı ile en önemli yağlı tohum bitkisidir. Yağlık ayçiçeği üretimini pamuk tohumu (çiğit) üretimi ve
soya fasulyesi üretimi takip etmektedir.
Mevcut yağlı tohumlu bitkiler arasında
payı düşük olmakla birlikte aspir üretiminde, son yıllarda önemli bir artış yaşanmaktadır. 2002 yılında sadece 25
ton olan üretimimiz, 2013 yılında 45 bin
ton’a yükselmiştir. 2014 yılında ise 76
bin tonluk bir üretim tahmin edilmektedir (Tablo 3).
Şekil 2. Ham Yağ Üretiminde Ürünlerin payı
Dr. Mehmet Hasdemir
Birkisel Üretim Genel Müdürlüğü
Tarla ve Bahçe Bitkileri
Daire Başkanlığı Şube Müdürü
Fatma Ayhan
Ziraat Mühendisi
AYIN KONUSU
Türkiye’de Yağlı Tohumlu
Bitkiler Sektörü
Türkiye’de son on yılda yağlı tohumlu bitkiler üretiminde önemli bir artış yaşanmıştır. 2003 yılında 2,39 milyon ton
olan toplam yağlı tohum üretimi, 2013
yılında yaklaşık %33 artarak 3,17 milyon tona yükselmiştir. Ülkemizde tarımı
yapılan yağlı tohumlu bitkiler; ayçiçeği,
pamuk, susam, kanola (kolza), soya fasulyesi, keten(tohum), kenevir(tohum),
Tablo 2. Dünya Soya İhracat Fiyatları
15 Eylül 2013
Yağlı tohumlar üretiminde en önemli
payı soya almakta iken, ham yağ üretiminde en önemli payı palm almakta ve oranı gittikçe artmaktadır. Palm yağı üretimi
2010 yılında 49 milyon tondan 2013 yılında
59 milyon tona çıkmıştır. 2013 yılı itibariyle
dünya ham yağ üretiminin %35,80’i palm
Değişim (%)
ABD- No.2 (Gulf)
561 $/ton
432 $/ton
-22,99
Arjantin - (Up River)
563 $/ton
447 $/ton
-20,60
Soya İndeksi
283
226
-20,14
GOI* İndeksi
262
226
-13,74
Kaynak: Uluslararası Hububat Konseyi (IGC), 15 Eylül 2014.
*GOI; Küresel Hububat ve Yağlı Tohumlar İndeksi
Kaynak: USDA, Eylül 2014
Yağlı tohum üretimine paralel olarak
dünya ham yağ üretimi de artmaktadır.
2010 yılında 149 milyon ton olan dünya
ham yağ üretimi, 2013 yılında 170 milyon tona çıkmıştır. 2014 yılında ise 176
milyon tonluk bir üretim beklenmektedir
(Şekil 2).
15 Eylül 2014
Tablo 3. Türkiye Yağlı Tohum Üretimi (Bin ton)
Ürünler
Y. Ayçiçeği
Pamuk (çiğit)
2003
2004
2005
2007
2008
2009
2010
2011
2012
2013
800
800
865
770
900
960
1.170
1.170
1.200
1.380
1.337
1.426
1.291
1.321
1.077
1.021
1.273
1.527
1.373
1.287
Soya
85
50
29
31
34
38
87
102
122
180
Yerfıstığı
85
80
85
86
85
90
97
90
123
141
7
5
1
29
84
114
106
91
110
102
Kanola
Aspir
Susam
0
0
0
2
7
20
26
18
20
45
22
23
26
20
20
21
23
18
16
15
Diğer *
52
18
14
9
11
34
37
45
4
19
Toplam
2.388
2.401
2.311
2.268
2.220
2.299
2.819
3.063
2.968
3.170
Kaynak: TÜİK
*Keten, kenevir ve haşhaş üretimlerini içermektedir.
◄ TZOB ► ÇİFTÇİVEKÖYDÜNYASI
65
AYIN KONUSU
Yağlı tohumlu bitkiler üretimindeki artışa paralel olarak Türkiye ham yağ üretimi de artmaktadır. 2013 yılında ham yağ
üretimi bir önceki yıla göre %20 artarak
815 milyon tona yükselmiştir (Şekil 3).
2013 yılı itibariyle bitkisel yağ üretimi
815 bin tondur. 2013 yılındaki 1,8 milyon
ton bitkisel yağ ihtiyacımız göz önüne
alındığında bitkisel yağ açığımız 985 bin
ton’ dur. Aynı zamanda ihracatta yapan
Türkiye, ihtiyacının büyük bir kısmını ithalat yoluyla karşılamaktadır. 2013 yılında
5,1 milyon ton yağlı tohum ve türevleri
ithal edilmiş olup bu ithalattın yaklaşık
2 milyon tonu yağlı tohum, 1,72 milyon
tonu küspe ve 1,4 milyon tonu ham yağdır (Tablo 4).
Şekil 3. Türkiye Ham Yağ Üretimi
Sonuç ve Değerlendirme
Dünya tarımı; gıda güvenliği yanında
enerji ihtiyacı, GDO, iklim değişikliği ve
çevre sorunları nedeniyle arz ve talebin
yeniden tanımlandığı bir dönüm noktasındadır. Bu noktada, gıda, yem ve biyoyakıt başta olmak üzere birçok kullanım
alanına sahip yağlı tohumlar, tarımın en
önemli sektörlerinden biri haline gelmiştir. Bu nedenle Türkiye, yağlı tohumlar
üretimini artırmak durumundadır. Gıda
Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’nın 20132017 Dönemi Stratejik Planında, arz açığı
olan yağlı tohumlu bitkilerin üretiminin artırılması, sektörün hammadde ihtiyacının
karşılanması ve ithalatın azaltılması öngörülmektedir. Bu kapsamda desteklenen yağlık ayçiçeği, soya, kanola, aspir
ve pamuk tohumundan oluşan yağlı tohumlar üretiminin 4,5 milyon tona çıkarılması hedeflenmiştir.
Kaynak: TÜİK ve Bitkisel Yağ Sanayicileri Derneği.
Türkiye; yağlı tohum, küspe ve ham
yağ ithal etmekle birlikte aynı zamanda bu
ürünleri işleyerek likit yağ ve margarin şeklinde ihraç etmektedir. 2003 yılında 223
bin ton olan yağlı tohum ve türevleri ihracatı, 2013 yılında 772 bin tona yükselmiştir. Bu ihracatın %80’i likit yağdır (Tablo 5).
Tablo 4. Türkiye’nin Yağlı Tohum ve Türevleri İthalatı (Bin Ton)
Ürünler
Yağlı Tohum
Ham yağ
Küspe
Toplam
2003
2004
1.378
1.254
757
688
2005
2006
2007
2008
2009
2010
1.844
1.661
1.053
1.315
2011
2012
2013
2.095
1.949
1.723
2.735
2.322
2.131
2.012
794
1.063
932
812
1.046
1.325
1.391
574
895
840
786
794
715
727
945
1.301
1.880
1.723
2.709
2.837
3.737
3.762
3.683
3.727
3.382
4.492
4.669
5.336
5.126
Kaynak: TÜİK ve Bitkisel Yağ Sanayicileri Derneği.
Tablo 5. Türkiye’nin Yağ İhracatı (Bin Ton)
Likit
2003
2004
2005
2006
2007
2008
2009
2010
2011
2012
2013
97
67
98
272
118
265
267
182
448
600
618
Margarin
126
96
144
106
114
143
91
101
121
110
154
Toplam
223
163
242
378
232
408
358
283
569
710
772
Kaynak: TÜİK ve Bitkisel Yağ Sanayicileri Derneği.
66
◄ TZOB ► ÇİFTÇİVEKÖYDÜNYASI
Ayrıca 5488 sayılı Tarım Kanunu ile
tarımsal politikalar doğrultusunda, yağlı
tohum üretimini artırmak üzere Kanunun
19. Maddesi çerçevesinde çiftçilere destekleme ödemesi yapılmaktadır. 2010
yılından itibaren Fark Ödemesi Destekleri; iklim, toprak, topografya, arazi sınıfları
ve kullanım şekillerine dayalı olarak belirlenen Türkiye Tarım Havzaları Üretim ve
Destekleme Modeline göre yürütülmektedir. Bu doğrultuda, yağlık ayçiçeği yirmi
altı, kanola yirmi bir, kütlü pamuk on üç,
soya on beş, aspir on dokuz havzada
desteklenmektedir. Yağlı tohumlara yapılan mazot, gübre, toprak analizi, sertifikalı tohum desteği ile fark ödemesi (prim)
desteği yanında, 2014 yılında yeni iki ayrı
destekleme daha başlatılmıştır. 2014 yılında sözleşmeli soya fasulyesi, aspir
ve kanola üretimi yapan üreticilere, fark
ödemesi desteğine ilave olarak 10 TL/da
destekleme ödemesi yapılacaktır. Ayrıca
‘Patates siğili’ hastalığı görülen Adana,
Giresun, Gümüşhane, Kayseri, Niğde,
Nevşehir, Ordu ve Trabzon illerinde patates yerine soya fasulyesi, aspir, kanola ve
yağlık ayçiçeği üretimi yapan üreticilere,
aldığı fark ödemesi desteğine %50 ilave
ödeme yapılacaktır.
Stratejik plan çerçevesinde, sektörde üretimi ve kaliteyi artırmaya yönelik
Bakanlık destekleri ve yayım çalışmaları
devam etmektedir. Bunun yanında, yağ
oranları ve verim oranları yüksek çeşitlerin
yetiştiriciliği de büyük önem arz etmektedir. Yağlı tohumların depolama koşulları
ve değişen pazar olanakları, başta soya
yetiştiriciliği olmak üzere çiftçilerin üretim
kararlarını büyük ölçüde etkilemektedir.
Sektörün istediği kalite ve miktarda yağ
üretimini sağlayacak çeşitlerin yetiştirilmesinde sözleşmeli tarım önemli katkılar
sağlayabilecektir.
Türkiye’nin sulanabilen arazi miktarı
ve bu alanlarda yetişen rakip ürünler dikkate alındığında kuru tarım alanlarında
yetişebilen yağlı tohumlar üretimi önemli
hale gelmektedir. Bozkırın verimli sarıçiçeği aspir, kurağa dayanıklılığı ile yağışı
yetersiz, sulanmayan Orta Anadolu ve
geçit bölgeleri için bir fırsat oluşturmaktadır. Ayrıca her yıl nadasa bırakılan tarım
arazileri dikkate alındığında, münavebeyle nadas alanlarının daraltılmasında Aspir bitkisi çiftçilerimiz için önemli fırsatlar
sunmaktadır. Aspir, geleneksel olarak
uzun yıllardan beri tarımı yapılan ve kurak şartlara dayanıklı, yağ açığımızı karşılayabilecek, Gıda Tarım ve Hayvancılık
Bakanlığı tarafından yaygınlaştırılması
amaçlanan stratejik bir üründür. 2014 yılı
ürünü Aspir için belirlenen destekler ise
aşağıdadır.
Fark Ödemesi (Prim) Desteği:
45 Kr/kg,
Mazot ve gübre desteği 15 TL/da,
toprak analizi desteği 2,5 TL/da,
Sertifikalı Tohum Kullanım Desteği
4 TL/da,
Sözleşmeli üretim yapan
üreticilere fark ödemesi desteğine ila
ve olarak 10 TL/da
Patates siğili hastalığı görülen
illerde patates yerine aspir üretimi
yapanlara, aldığı fark ödemesi
desteğine %50 ilave ödeme
yapılacaktır.
Uygulanan destekleme politikaları ile
eğitim ve yayım çalışmaları yanında, Gıda
Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı ile Enerji
ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı arasında 23
Kasım 2013 tarihinde imzalanan Biyoyakıt Üretimi İle İlgili İşbirliği Protokolünün,
Türkiye’de yağlı tohumlar üretim ve pazarlanmasına önemli katkılar sağlayacağı
düşünülmektedir.
◄ TZOB ► ÇİFTÇİVEKÖYDÜNYASI
67
Dr. Hüseyin Büyükşahin
Bitkisel Yağ Sanayicileri Derneği
Genel Sekreter
AYIN KONUSU
Bitkisel Yağ Sanayicileri Derneği 1975 yılında kurulmuş ve aralıksız 39
yıldır ülkemiz Bitkisel Yağ sektörüne ve
sanayicisine hizmete devam etmektedir.
Derneğimiz ikisi bölgesel dernek olmak
üzere (Trakyader ve Günyağder) 56 üyesi ile sektörün tamamına yakın kısmını
temsil etmekte, sektör sorunlarının çözümünde, sektörü ilgilendiren düzenlemelerde aktif görev üstlenerek etkinliğini
sürdürmektedir.
Bitkisel yağ sanayi 7,4 milyon ton
kapasiteli kırma sanayimizde 88 adet
faal, 22 adet gayri faal toplam 110 tesis
vardır. 4 milyon ton kapasiteli rafinasyon
yağ sanayimizde 81 adet faal, 19 adet
gayri faal toplam 100 tesis bulunmaktadır. Sektörümüzde yıllara göre değişmekle birlikte kırma kapasite kullanım
oranı % 55-60 ve rafinasyon tesislerimizde kapasite kullanım oranı %50-55
oranında değişmektedir. Sektörümüzün
cirosu 4 milyar dolar civarındadır.
Ülkemizde kişi başı bitkisel yağı tüketimi, zeytinyağı dahil, 21kg/yıl dır. Bu
rakam gelişmiş ülkelerde kişi başı 30-35
kg/yıl civarındadır. 2013 yılında 2,6 milyon ton bitkisel yağ arzının 1 milyon tonu
likit yağ, 523 bin tonu margarin olarak iç
piyasayada tüketilmiş, 771 bin tonu likit
yağ ve margarin olarak ihraç edilmiş ve
279 bin ton bitkisel yağ diğer sanayide
(yem, boya sabun vb.) kullanılmıştır.
Ülkemizde, 2013 yılında 650 bin
hektar alanda yağlık ayçiçeği tohumu,
29 bin hektar alanda aspir, 31 bin hektar alanda kolza ve 43 bin hektar alanda
soya olmak üzere toplam 750 bin hektarlık alanda yağlı tohum üretimi yapıl-
68
◄ TZOB ► ÇİFTÇİVEKÖYDÜNYASI
BİTKİSEL YAĞ
SANAYİSİ
maktadır. 2012 yılında ayçiçeği tohumu
fiyatı beklenenin çok üzerinde oluşması
üreticiyi memnun etmiş ve 2013 yılındaki ayçiçeği tohumu ekim alanları artmıştır. 2013 yılında ekim alanlarındaki artış
ile beraber iklim şartlarının da nispeten
iyi gitmesiyle ülkemizde rekor ayçiçeği
tohumu üretiminin olduğu bir yıl olarak
tarihe geçmiştir. Aynı durum dünyanın
başlıca ayçiçeği tohumu ihracatçısı ülkelerde de gerçekleşmiş, iç ve dış piyasalarda ciddi fiyat düşüşleri ile başlayan
bir sezona girilmiştir. 2013 yılında tüm
yağlı tohum fiyatları 20-30% düzeyinde
düşmüştür.
2013 yılında ayçiçeği tohumu üretimi bir önceki yıla göre % 30 artışla 1,4
milyon ton olarak gerçekleşmiştir. Buna
karşılık pamuk tohumunda düşüş olmuş, son 2-3 yıl içindeki desteklemeler
sayesinde aspir tohumu 45 bin tona
ulaşmıştır. 2013 yılında toplam 2,7 milyon ton yağlı tohum üretilmiştir. 2014
yılında ise Ayçiçeği tohumu ekim alanları %15 dolayında düşmesine rağmen,
elverişli iklim koşulları ile birim başına
verim artmıştır. 2014 yılı ayçiçeği tohumu üretimi 1,2 milyon ton ve pamuk
tohumu üretimi 1,1 milyon ton olması
tahmin edilmektedir. Toplam yağlı tohum üretimimiz 2,6 milyon ton olması
beklenmektedir.
Bu rakamlar ışığında 2013 yılında
yerli kaynaklardan 560 bin ton ayçiçeği hamyağı, 127 bin ton pamuk tohumu yağı, 40 bin ton kanola yağı, 33 bin
ton soya yağı ve 16 bin ton aspir yağı
üretimi gerçekleşmiştir. 2013 yılı toplam hamyağ üretimi 810 bin ton olarak
gerçekleşmiştir. Bitkisel yağ sektörün-
de 2013 yılında iç tüketim açısından
önemli bir büyüme görülmemiş, kırma
sanayi aspir üretimi ve keten/ketencik
ithalatında artış nedeniyle kapasite kullanım yönünden % 5’e yakın bir büyüme
gerçekleşmiştir.
Hammadde yönünden büyük oranda dışa bağımlı olan sektörümüzün
2013 yılında 1,1 milyon tonu soya fasulyesi olmak üzere, yağlı tohum ithalatı 2
milyon ton, hamyağ ithalatı 1,4 milyon
ton, küspe ithalatı 1,7 milyon ton olarak
gerçekleşmiştir. Tüm yağlı tohum ve türevleri ithalatı için 3,7 milyar dolar civarında döviz ödenmiştir. Ayçiçeği tohumu
ithalatı sırasıyla Bulgaristan, Moldova,
Romanya, Ukrayna ve Rusya’dan, ayçiçeği hamyağı ithalatı ise büyük oranda
Rusya ve Ukrayna’dan yapılmaktadır.
1,4 milyon ton hamyağ ithalatının 710
bin tonu palm yağı, 626 bin tonu da ayçiçeği ham yağıdır. Ayçiçeği hamyağı ithalatının 576 bin tonu, diğer bir ifadeyle
% 92’si DIR kapsamında ihracat amaçlı
ithalattır.
Sektörümüzün en önemli sorunu hammadde yönünden büyük oranda dışa bağımlı olmasıdır. Bu duruma ek olarak yağlı
tohum ithalatı yerine, ara ürün bazlı hamyağ ithalatının artması, ihracatçı ülkelerin başta Rusya ve Ukrayna’nın kendi kırma sanayilerini kurmaları ve tohum yerine ham yağ ihracatını teşvik etmeleri, ülkemiz sanayicisi açısından ham yağ ithalatını tohum
ithalatına göre avantajlı duruma getirmiştir. Kırma sanayimiz için bu olumsuzluk gelecek yıllarda artarak devam edecektir. Bu
nedenle Türkiye mutlaka yağlı tohum üretimini artırmak zorundadır. Gerekli tedbirler alınmaz ise ileriki yıllarda ham yağ bulmakta
bile güçlük çekilecek hatta rafine edilmiş ambalajlı yemeklik bitkisel yağ ithal etmek zorunda kalınabilecektir. Bu durum ülkemiz
kırma sanayinin durmasına neden olacağından küspe üretimimizi de düşürecektir. Küspe ihtiyacının bir kısmını zaten ithalat ile
karşılayan hayvancılık sektörü yağlı tohum küspesi yönünden tamamen dışa bağımlı hale gelecektir.
Sektörümüz 2013 yılında 838 bin ton
yağlı tohum ve türevleri ihracatına ulaşmıştır. Bu ihracat karşılığında ülkemize
yaklaşık 1,2 milyar dolar döviz girdisi
sağlanmıştır. Bu toplam ihracatın 576 bin
tonu ayçiçeği yağıdır. 97 ülkeye ayçiçeği
yağı ihracatı yapan sektörümüz, ihracatın büyük bölümünü Irak’a yapılmakta
olup, en fazla ihracat yapılan diğer ülkeler sırasıyla Suriye ve Lübnan’dır. 2014
yılının ilk 7 aylık döneminde ihracat, 2013
yılının aynı dönemi göre % 25 gibi büyük
bir artış göstermiştir. İhracatta bu artışın
yılsonuna kadar devam etmesi beklenmektedir.
Desteklemelere ek olarak yağlı tohum üretiminin artışı için GAP üretim deseninde ve nadas alanlarında mutlaka yağlı tohum ekimi
sağlanmalıdır. Sulama yatırımlarına ağırlık verilmeli, sulanabilir tarım arazisi miktarı hızla artırılmalı, bu alanlarda yağlı tohum ekimi teşvik edilmelidir. Şekerpancarı gibi münavebeli ekim yapılan ürünlerde münavebe döneminde ayçiçeği tohumu ekimi yapılmalıdır. Ürün
fiyatlarının oluşmasında etkili olan lisanslı depoculuk ve borsa devreye sokulmalıdır. Yağlı tohum üretim artışıyla birlikte sağlanacak
avantajlı durum ihracat hedeflerimizi de artırmamızda yardımcı olacaktır.
Önümüzdeki yıllarda yemeklik yağ tüketimi nüfus artışı ve refah seviyesine bağlı olarak az da olsa artacağı beklenmektedir. Bu
bağlamda sektörümüzün hammadde de dışa bağımlılığı önümüzdeki yıllarda azaltılması hedeflenmektedir. Destekleme primleri
gelir rekabetini yağlı tohumlar lehine olacak şekilde verim ve parite dikkate alınarak belirlenmelidir. Ayrıca adı üzerinde fark ödemesi
olan desteklemelerin dış piyasa ve iç piyasa fiyatlarına göre değerlendirilmeli, örneğin 2013 yılında ayçiçeği tohumu fiyatlarının aşırı
düşmesi karşısında fark ödemesinin miktarının artırılması ve yağlı tohum üreticinin fiyat düşüşünden dolayı mağduriyetinin önlenmesi
gerekmektedir. Her ne kadar içinde bulunduğumuz yıl içerisinde ayçiçeği destekleme primi 30 krş/kg’a çıkarılmış olsa da bu yeterli
değildir. Ayçiçeği tohumundaki destekleme priminin kanola veya aspir seviyesine çıkarılmalıdır. Ayrıca yağlı tohumların alternatifler
karşısındaki dezavantajlı uygulamaları giderilmelidir. Bir örnek vermek gerekirse, buğday ve mısırda hem müdahale alım fiyatı (alım
garantisi), hem de prim veriliyorsa aynı uygulama yağlı tohumlar içinde geçerli olmalıdır.
Sektör ve sektörün temsilcisi Dernek olarak yukarıda belirttiğimiz konularda gerekli girişim ve çalışmalar yapılmakta, insanlarımızın sağlıklı beslenmesi açısından kaliteli bitkisel yağ tüketmesi ve ülkenin ihtiyaç duyduğu yağlı tohumun yurt içinden karşılaması
hedeflenmektedir. Bu amaçla sektör paydaşlarının katılımıyla her yıl sezona girilen eylül ayında konferans düzenlenmekte, bunun
dışında ilgili kamu yetkilileri ve paydaşlarla değişik zamanlarda seminer, çalıştay vb. toplantılar yapılmaktadır.
◄ TZOB ► ÇİFTÇİVEKÖYDÜNYASI
69
AYIN KONUSU
ASPİR ÜRETİMİ, PAZARLANMASI VE
KULLANIMI
Yusuf Arslan | İlhan Subaşı | Hasan Keyvanoğlu
Ankara Tarla Bitkileri Merkez Araştırma Enstitüsü
Yağlı tohumlular içerdikleri maddeler
nedeniyle çok yönlü kullanım alanlarına
sahip bitkilerdir. Yağlı tohumlardan elde
edilen yağlar; besin maddesi olarak insan beslenmesinde, hammadde olarak
sanayide ve yakıt olarak biyodizel üretiminde kullanılmaktadır. Tohumdan yağın alınması sonucu geriye kalan aspir
küspesi ham protein oranı bakımından
oldukça yüksek değerlere sahip olup
hayvan beslenmesi açısından önem taşımaktadır (Arıoğlu vd. 2010).
Türkiye, halen bitkisel yemeklik yağ
hammadde ihtiyacını kendi ürettiği yağlı
tohumlu bitkilerden karşılayamamaktadır.
Ülkemiz, bitkisel yemeklik yağ açığını ve
yağlı tohum küspesi ihtiyacını karşılamak
amacıyla 2013 yılında toplam 5,126 milyon ton yağlı tohum ve türevlerini ithal
etmiş ve buna karşılık 3,655 milyar dolar
ödemiştir (TÜİK, 2013). Türkiye’nin dış ticaret açığında önemli paya sahip bu çeşit
ithalatın, ortadan kaldırılabilmesi için ayçiçeği, pamuk çiğiti, soya ve kolza gibi geleneksel olarak tarımı yapılan yağlı tohumlu
bitkilerin üretiminin yapılamadığı bölgeler
için alternatif yağ bitkileri tarımının geliştirilmesi gereklidir. Tarım alanlarının büyük
bir payını oluşturan Orta ve Doğu Anadolu
Bölgelerimizde iklim kısıtlamaları nedeniyle ayçiçeği, kolza ve soya gibi bitkilerin
yetiştirilebileceği alan sınırlıdır. Aspir (C.
tinctorius L. ) bitkisi nispeten soğuğa ve
kurağa dayanıklı olup bu bölgeler için alternatif bir yağ bitkisi olma potansiyeline
sahiptir (Arıoğlu vd. 2010).
Aspir ortalama 80-100 cm arasında
boylanan, dikenli ve dikensiz formları
olan, sarı, kırmızı, turuncu, beyaz renkli
taç yapraklarına sahip, tohumları % 3540 oranlarında yağ içeren ve ortalama
130-150 gün arasında vejetasyon süresi
olan tek yıllık ve uzun gün bitkisidir. Aspir
70
◄ TZOB ► ÇİFTÇİVEKÖYDÜNYASI
yağı yemeklik olarak kullanılmakta olup,
en bariz özelliği doymuş yağ asitleri oranının düşük, doymamış yağ asitleri oranının ise yüksek olmasıdır. Son zamanlarda
yapılan aspir ıslah çalışmaları ile oleik asit
oranı yüksek aspir tipleri geliştirilmiştir.
Tekli doymamış yağ asidi olarak oleik
asitçe zengin yağların oksidasyon stabilitesinin yüksek olması sebebiyle endüstriyel kullanımlarda tercih edilmektedirler.
Oksidasyon stabitesinin yüksekliği yağın
dayanıklılığını arttırmakta ve raf ömrünü
uzatmaktadır. Ayrıca son yıllarda yapılan
araştırmalarda oleik asitin kanda kolesterol düzeyinin yükselmesini önlediği, kan
şekerini düzenlediği, kalp damar hastalıklarına karşı koruyucu etki gösterdiği bildirilmektedir. Buna ilaveten aspir yağının
bileşiminde bulunan tokoferol maddesi
nedeniyle de ayrı bir önem taşıdığı anlaşılmaktadır.
Küspesi % 22-24 ham protein içerdiğinden hayvancılık için önemli bir yem
kaynağıdır. Ayrıca süt hayvanlarında süt
verimini artırdığı belirlenmiştir. Aspir kuş
yemi olarakta kullanılmaktadır.
Aspir taç yapraklarının
bileşiminde
bulunan carthamin
adı verilen boya
maddesinden
de
yararlanılmaktadır
(Öztürk vd. 2007).
Taç yapraklar aynı
zamanda doğal gıda
renklendiricisi,
kumaş boyası ve tıpta
tedavi amaçlı olarak
kullanılabilmektedir.
Son yıllarda gıdada
kullanılan
sentetik
boyaların sağlık üzerine olumsuz etkile-
rinden dolayı, doğal boya maddelerinin
kullanımına olan eğilim tüm ülkelerde
artmaktadır. Bu nedenle yağı için yetiştirilecek çeşitlerin aynı zamanda taç yapraklarının da değerlendirilmesi aspir üreticisine ek bir kazanç sağlayacaktır. Aspir
çiçeğinde amino asitler, mineral maddeler, bazı vitaminler (B1, B2, B12, C ve E)
ve antioksidan maddelerinin varlığı tesbit
edilmiştir. Bu bağlamda ülkemizde tarımı
eskiden beri bilinen ve çok yönlü kullanımı olan aspir bitkisinin özellikle kuru tarım
alanlarında yeniden yaygınlaştırılması ve
bitkisel yağ üretimine önemli katkı sağlaması düşünülmelidir.
Kuru tarım alanlarında yapılan uzun
süreli ekim nöbeti araştırmaları aspirin
nadas alanlarının daraltılmasında, toprağın verimliliğinin artırılmasında kullanılabilecek en önemli alternatif bitkilerden biri
olduğunu ve sürdürülebilirlik açısından
önemini ortaya koymuştur. Ancak aspir
ile ilgili doğru bilinen bir yanlış vardır ki
o da aspirin nadası tamamen kaldırdığı
bilgisidir. Aspir, güçlü bir kök sistemine
sahip olması nedeniyle kurak yıllarda bile
Tablo 1. Türkiye yağlı tohum üretim durumu
Ekilen alan
(dekar)
Hasat edilen
alan (dekar)
Ayçiçeği (Yağlık)
5.202.600
5.201.381
1.380.000
265
Pamuk Tohumu (Çiğit)
4.508.900
4.508.900
1.287.000
285
Ürün adı
Üretim
(ton)
Verim
(kg/da)
Ayçiçeği (Çerezlik)
895.239
895.239
143.000
160
Soya
432.600
432.600
180.000
416
Yerfıstığı
399.428
399.426
141.263
354
Haşhaş
322.773
322.773
19.244
60
Kolza
311.272
311.091
102.000
328
Aspir
292.920
292.599
45.000
154
Susam
248.070
247.849
15.457
62
Kenevir
7
7
1
143
Kaynak: (TÜİK, 2013)
topraktaki suyu çok iyi alabilen bir bitkidir. Yeterli yağışın veya sulamanın mümkün olmadığı alanlarda aspir ekimini takip eden yılda, tarlanın mutlaka nadasa bırakılması gerekir. Orta Anadolu Bölgesi’ndeki potansiyel aspir ekim
alanları dikkate alındığı takdirde, Türkiye’nin yağ açığını
önemli oranda kapatılabileceği ve yağ
dış satımı yapan
bir ülke konumuna dahi
gelebileceği de
düşünülebilir. Bu
nedenle
bölge üreticisinin aspir tarımına
yönelmesi için
aspir
veriminin
ekonomik
olarak
tatmin edici bir düzeyde olması şarttır. Bu amaçla,
aspir üzerinde yapılan çeşit ıslahı
ve agronomik çalışmaların artırılması
önemlidir.
Türkiye’deki yağlı tohumlu bitkilerin
ekim alanlarına bakacak olursak aspir
ekim alanının oldukça düşük olduğunu
görebiliriz (Tablo 1). Bunun birçok nedeni
vardır. Aspir, Türk çiftçisi tarafından fazla tanınmadığı gibi, ziraatını yapmakta olan çiftçilerimizin
büyük bir çoğunluğu da bitki hakkında yeterli bilgiye
sahip değildir. Geç ekimler, bakım işlerinin yetersizliği
ve bilgisizlik tohum veriminin azalmasına neden olmakta,
bu durum aspirin diğer yağ bitkileriyle rekabetini zorlaştırmaktadır (Öztürk ve Özkaynak 1995). Ayrıca, geçmiş yıllarda
aspir pazarının olmaması, devlet tarafından alım garantisinin
olmaması ülkemizde yaygın olarak ekilmemesine yol açmıştır.
Günümüz de ise devlet desteğinin 2013 yılı itibari ile 45 krş olarak desteklenmesi ile çizelge 1’de görüldüğü gibi aspir bitkisinin kıymeti her geçen gün artmış
ve ekim alanında gözle
görülür bir artış meydana
gelmiştir. Konu uzmanları tarafından gerek ekim
zamanlarında gerek hasat zamanlarında sürekli çiftçi bilgilendirme
toplantıları yapılmaktadır. Ayrıca, aspir tarımının yoğun
olarak yapıldığı bölgelerde aspir tarımına dikkat çekmek amacıyla
Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı en üst düzeyde katılımlarla “Aspir
Hasat Bayramı” organizasyonları düzenlemektedir. Tarımsal Araştırmalar ve
Politikalar Genel Müdürlüğü bünyesinde dört farklı enstitüde aspir ıslahına yönelik
çalışmalar uzun süredir yürütülmektedir. TÜBİTAK aspir ıslahına yönelik proje çağrılarına çıkmaktadır. Tüm bu gelişmeler yakın gelecekte aspir bitkisinin veriminin
ve yağ oranının tatmin edici düzeylere geleceğini göstermektedir. Dünyadaki ve
◄ TZOB ► ÇİFTÇİVEKÖYDÜNYASI
71
AYIN KONUSU
ODALARIMIZDAN
SORUNLAR BAKAN
EKER’E İLETİLDİ
Kaman Ziraat Odası
Bakan Eker ile yapılan görüşmeye Kırşehir Milletvekili Abdullah Çalışkan, İl Tarım Müdürü Kenan Şahin, Kaman Ziraat Odası
Başkanı Selami Kayhan ve diğer Ziraat Oda başkanları katıldı.
Toplantıda şu konu başlıkları ele alındı; Kırşehir ve ilçelerinin
tarım ve hayvancılıkla ilgili sorunları ve çözümü; Kaman cevizi,
Kaman göletlerinin sulamadaki sorunları, göletlere altyapının kurulması; Hirfanlı barajında kafes balıkçılığı yapılması için çalışmalarının başlatılması; çiftçilerimizin doğrudan gelir desteğinden
kesilen işlem ücretinin düşürülmesi; çiftçilerimizin Tarım Kredi
Kooperatiflerine olan borçlarının ertelenmesi; Savcılı Büyükoba
köyüne sebze ve meyveciliğin geliştirilmesi için devlet desteği
verilmesi.
Tablo 2. Dünya aspir ekim alanı, üretim, verim ve destek durumu
Türkiye’deki aspir ekim alanları, verim,
üretim ve destek miktarlarını gösteren
çizelgeyi (Tablo 2) inceleyecek olursak
hem ekim alanlarının hem de verimin
yıllara göre hızla arttığını kolaylıkla görebiliriz. Ülkemizde üretim alanlarının hızla
artmasının asıl nedeni; aspirde sertifikalı tohum desteği, üretim desteği, toprak
analizi desteği, mazot desteği, gübre
desteği gibi devlet desteğinin artması ve
hem yem hem de yağ sanayicileri tarafından fark edilmesidir. Verim deki artışın
nedenleri ise çiftçilerin aspir tarımı konu-
Yıllar
Devlet desteği
(krş)
2001
-
Ekim Alanı (Ha)
35
802142
68
25
550480
2002
-
40
727757
63
75
25
546125
-
250
890089
68
79
170
706601
2004
-
165
964647
90
67
150
655704
2005
-
173
838686
124
70
215
587041
2006
22
430
704703
92
76
395
534928
2007
22
1694
755054
134
83
2280
627249
2008
20,7
5385
718182
131
85
7068
628469
2009
25
21515
785751
93
82
20076
647655
2010
30
13498
796050
192
81
26000
644874
2011
40
13167
767810
138
86
18228
665111
2012
40
15592
930708
125
88
19500
827520
2013
45
29292
782641
153
82
45000
647374
Kaynak: http://faostat.fao.org/
sunda bilgilerinin artırılması ve daha kaliteli çeşitlerin üretime girmesi ile mümkün
olmuştur. Ancak aspir kendi ayaklarının
üzerinde duracak kadar yeterli verim ve
kalite özelliklerine ulaşıncaya kadar ıslah
ve agronomik çalışmaları hız kesmeden
devam etmelidir.
Yağ ve yağlı tohum küspesi açığını kapatmak için sadece aspir bitkisine umut
bağlamakta yanlış bir düşüncedir. Bu
◄ TZOB ► ÇİFTÇİVEKÖYDÜNYASI
71
Üretim (ton)
2003
Aspir tarımının yaygınlaşmasının
önündeki en büyük engellerden biri olan
pazarlama sorununun çözümü için 2013
yılında Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı ile Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı
arasında "Biyoyakıt ve Tarım Ürünleriyle
İlgili İşbirliği Protokolü" imzalanmıştır. Bu
protokol kapsamında Türkiye Petrolleri
Petrol Dağıtım A.Ş. (TPPD) aspire alım
garantisi vermiştir. Tüm bu gelişmelerin
ışığında; 2017 yılında aspir ekim alanının
500 bin dekara çıkması beklenmektedir.
72
Verim (kg/da)
amaçla başta ayçiçeği olmak üzere çevresel istekleri fazla olan yağlı tohum bitkilerinin taleplerini karşılayamayan alanlar
için ketencik, pelemir, crambe ve ızgın
gibi alternatif yağlı tohum bitkileri üzerinde de çalışmalara hız verilmelidir. Özellikle ketencik ve pelemir bitkileri kışa dayanımı yüksek verim ve yağ oranları kabul
edilebilir düzeyde olan çevresel istekleri
fazla olamayan bitkilerdir.
Kaynaklar:
1. Arıoğlu, H., Kolsarıcı, Ö., Göksu, A. T., Güllüoğlu, L., Arslan, M., Çalışkan, S., Sögüt, T., Kurt,
C., Arslanoğlu, F., 2010. Yağ Bitkileri Üretiminin Artırılması Olanakları, Ziraat Mühendisliği VII. Teknik
Kongresi Bildiriler Kitabı.
2. Öztürk, Ö., Akınerdem, F., Bayraktar, N. ve
Ada, R., 2007. Konya Koşullarında Bazı Aspir Çeşitlerinin Verim, Verim Unsurları ve Yağ Oranlarının
İncelenmesi. 1. Ulusal Yağlı Tohumlu Bitkiler ve Biodizel Sempozyumu, 28-31 Mayıs 2007, Samsun.
S.191-202.
3. TÜİK
4. http://faostat.fao.org
Kırşehir ve Kamanın tarımla ilgili sorunları Gıda, Tarım ve
Hayvancılık Bakanı Mehdi Eker’e iletildi.
ORGANİK ATIKLAR
DEĞERLENDİRİLECEK
Görüşmeler sonunda Kaman Ziraat Odası Başkanı Selami
Kayhan, Bakan Eker’e tarım saati ve ceviz fidanı hediye etti.
Adapazarı Ziraat Odası
Doğu Marmara Kalkınma Ajansı (MARKA) tarafından desteklenen ve Adapazarı Ziraat Odası bünyesinde yürütülen "Tarımsal
Kökenli Organik Atıkların Karaterizasyonu ve SüsBitkisi Yetiştirme Ortamı Olarak Kullanılabilirliğinin İncelenmesi" projesine katılanlara sertifikaları verildi.
SAÜ Çevre Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyeleri Prof. Dr.
Saim Özdemir ve Yrd. Doç. Dr. Ömer Hulusi Dede tarafından
teknik ve eğitim desteği verilen projeyle bölgede son yıllarda
önemli gelişmeler yaşanan süs bitkisi sektörünün en önemli ihtiyaçlarından biri olan yetiştirme ortamı ihtiyacı konusuna
destek sağlanıyor. Yapılan çalışmalar ile organik atıkların süs
bitkisi yetiştirme ortamı olarak kullanılması, bölgede bol miktarda bulunan ve faydalı bir kullanım amacı bulunmayan organik
atıklar için ekolojik, ekonomik ve sürdürülebilir bir bertaraf yöntemi geliştiriliyor.
Proje kapsamında yapılan çalışmaların eğitim faaliyetlerinde
ise süs bitkisi sektöründeki mühendis, uzman ve tekniker düzeyindeki katılımcılara Çevre Mühendisliği Bölümü’nde üç günlük
"Süs Bitkisi Yetiştirme Ortamlarında Kullanılan Analiz Yöntemleri"
konulu eğitim düzenlendi. Program boyunca teorik ve uygulamalı eğitimlere katılan mühendis, uzman ve tekniker düzeyindeki
katılımcılara, Sakarya Üniversitesi Mühendislik Fakültesinde düzenlenen törenle, Ziraat Odası Başkanı Hamdi Şenoğlu, Mühendislik Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Orhan Torkul ve SAÜ Mühendislik Fakültesi öğretim üyelerince sertifikaları verildi.
◄ TZOB ► ÇİFTÇİVEKÖYDÜNYASI
73
ODALARIMIZDAN
ODALARIMIZDAN
20. ELMA-TARIM VE
KÜLTÜR FESTİVALİ
Çivril Ziraat Odası
yana olmanın bahtiyarlığını yaşıyoruz” dedi. Özkul,
sözlerini şöyle sürdürdü: “Çiftçilerimiz ve üreticilerimiz bizim gerçek efendimizdir. Onlar ışık ve renk
dolu bahçelerde nasırlı ellerini gezdirdikçe, bin bir
emekle parıldayan alın terlerini dalların özsuyuyla
birleştirdikçe bizim sofralarımız da renkleniyor, lezzetleniyor, zenginleşiyor…
Çivril Belediyesi ve Çivril Ziraat Odası’nın ortaklaşa düzenlendiği Uluslararası Elma-Tarım ve Kültür Festivali’nin 20.si,
konserler, yarışmalar ve gösterilerle ve büyük coşkuyla gerçekleştirildi.
Festivalin açılış konuşmalarını Kaymakam Orhan Burhan,
Çivril Belediye Başkanı Gürcan Güven ve Çivril Ziraat Odası Başkanı Mehmet Özkul yaptı. Çivril Ziraat Odası Başkanı Özkul açılış
konuşmasında, “Büyük bir mutluluğu birlikte yaşıyoruz. Bir taraftan bütün yöre insanımızla üreticilerimizin hasat şenliği sevincine iştirak ediyor, bir taraftan da çiftçilerimizin daha kaliteli, daha
sağlıklı ve daha verimli ürünler elde edebilmeleri çabasında yan
Çivril Ziraat Odası Başkanlığı olarak biz, bu
emeği, azmi ve fedakârlığı takdir ediyor, her zaman ve her yerde değerli üreticilerimizin yanında
olduğumuzu ve olacağımızı bir kere daha ifade
ediyoruz. Çiftçilerimizden aldığımız kuvvet ve üreticilerimizden aldığımız destek, bize yepyeni hizmetler için rehber olacaktır. Bizim çalışmalarımızın
tek hedefi var: Siz değerli üreticilerimizin mutluluğu… Bizim güç aldığımız tek kaynak var: Siz değerli çiftçilerimizin desteği…”
Festival çerçevesinde konserler verildi; ‘’Çivril Tarihi ve Arkeoloji’’ konulu toplantı ile ‘’En Yavaş Bisiklet Sürme Yarışması’’ ve
‘’En kısa sürede ayçekirdeği yeme yarışması’’ yapıldı. Yarışmaya
Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekçi, Denizli Büyükşehir Belediye Başkanı Osman Zolan, Denizli Milletvekilleri, Çivril Belediye Başkanı
Dr. Gürcan Güven ve Çivril Ziraat Odası Başkanı Mehmet Özkul
da katıldı. Ardından sunulan cirit gösterisiyle Çivrilliler heyecanlı
dakikalar yaşadı.
SERTİFİKALI TOHUM UYARISI
Korkuteli Ziraat Odası
Korkuteli Ziraat Odası Başkanı Musa Fikri Büyükçetin, yeni
ekim hazırlıklarına başlayan çiftçilere sertifikalı tohum kullanmaları yönünde uyarıda bulundu.
74
◄ TZOB ► ÇİFTÇİVEKÖYDÜNYASI
VERİMLİ SEBZE YETİŞTİRİCİLİĞİ
EĞİTİMİ
Gercüş Ziraat Odası
Batman’ın Gercüş ilçesinde GAP TEYAP uzmanları tarafından
çiftçilere sağlıklı ve fazla ürün almaları için eğitim verildi.
İlçeye bağlı Akyar, Çicekli, Gökçe, Kayalar ve Rüzgarlı köylerine giden GAP TEYAP uzmanı Selahattin Tüzün ve koordinatör
Ahmet Menekşe köylülere verimli ve sağlıklı sebze yetiştiriciliği
hakkında eğitim verdi. Sebze bahçelerini de gezen uzmanlar çiftçilerin sorunlarını yerinde tespit etti. Daha sonra ilçeye bağlı Sapanlı, Çiçekli ve Bağlıca köylerine geçen uzmanlar, bağ ve fıstık
eğitimi, hastalıklarla mücadele konusunda eğitici bilgiler verdi,
çiftçilere daha fazla ürün alabilmeleri içinde tavsiyelerde buldu.
Gercüş Ziraat Odası Başkanı Şefik Öner, köylerdeki eğitimin
temel amacının çiftçilere sağlıklı ve verimli ürün yetiştirmenin
yollarını öğretmek olduğunu söyledi. Öner, "Çiftçilerimiz dedelerinden öğrendiği gibi sebze ve meyve yetiştiriciliği yapıyor.
Hastalıklarla savaşmanın yolunu bilmedikleri için verimde düşüş
yaşanıyor. Çiftçilerimizin yıl boyunca emek verdiği bağ bahçelerindeki sebze meyvelerini sağlıklı alabilmeleri ve oluşabilecek
hastalıklarla mücadele edebilmesi için köylerde uygulamalı eğitim veriyoruz" dedi.
PİRİNÇ SAPLARINDAN
BİYOGAZ ÜRETİLECEK
Balıkesir'in Gönen ilçesinde, pirinç hasadı sonrasında tarlalarda çürümeye bırakılan saplardan biyogaz üretilecek.
Türkiye'nin önde gelen pirinç ambarlarından olan Gönen'de,
Gönen Ziraat Odası
Alman kuruluşu bir firmanın işbirliğiyle çeltik samanından biyogaz üretilecek. Gönen’e kurulması düşünülen biyogaz çevrim
tesisi için çalışmalara başlandı. İlçe genelinde pirinç hasadı sonrası tarlalarda kalan sapları ekonomiye kazandırmak maksadıyla
Türkiye ve Almanya'nın uluslararası projelerini yürüten firma, biyogaz üretmek için fizibilite çalışmalarına başladı.
Korkuteli çiftçilerinin daha kaliteli ve yüksek verim elde etmeleri için sertifikalı tohum kullanmalarını isteyen Ziraat Odası Başkanı Musa Fikri Büyükçetin, "Çiftçilerimizin birçoğu yıllardır aynı
tohum üzerinden ekim yapıyorlar. Bu da yüksek verimi ve kaliteyi
düşürüyor. Bu açıdan sertifikalı tohum ekmeleri halinde daha
kaliteli ve yüksek verim elde edebilirler. Bir dekar araziye çiftçi
kendi tohumundan 26-27 kiloya kadar ekim yapılırken, sertifikalı
hububat tohumluktan 20-22 kilo ekilmektedir" dedi.
Gönen Ziraat Odası öncülüğündeki bilgilendirme toplantısına
50 civarında Gönenli çiftçi davet edildi. Toplantıda firma yetkilisi
Carsten Linnenberg teknik konular hakkında bilgilendirmelerde
bulundu. Çiftçilerle fikir alışverişinde bulunulan toplantı sonrasında açıklamalarda bulunan Gönen Ziraat Odası Başkanı Necati
Özkurt, projenin çevre, ekonomik ve sosyal faydalar gözetilerek
hazırlandığını söyledi.
Çiftçinin yeni ekime başlamadan önce mutlaka Ziraat Odası
mühendisleriyle fikir alışverişinde bulunmaları gerektiğini vurgulayan Büyükçetin, "Çiftçimiz ekim yapmadan önce odamıza uğrayarak ziraat mühendislerinden ekimle ilgili hangi tarlaya hangi
tohumu, dekar başına kaç kilo tohum atılması gerektiğini ve hangi derinlikte ekilmesi gerektiği konularında bilgi alabilirler" diye
konuştu.
Özkurt, zirai ve hayvansal kaynaklı atıklardan biyogaz üretilerek, elde edilen gazın entegre enerji dönüşüm teknolojilerinde
kullanılacağını bildirdi. Özkurt, "Günümüzde çöp olarak bilinen
çeltik sapı bir biyogaz tesisinde kullanılabilir ve böylece ek gelir
elde edilebilir. Pirinç hasadından sonra tarlalarda çürümeye bırakılan çeltik saplarından biyogaz üreterek ilçemiz ekonomisine
kazandırmak istiyoruz" dedi.
◄ TZOB ► ÇİFTÇİVEKÖYDÜNYASI
75
TZOB
TZOB
Resmi Gazete’de Yayımlanan
Tarımla İlgili Kanun, Karar, Yönetmelik ve Tebliğler
10 Eylül 2014
■
Motorlu Araçların ve Bunlar İçin Tasarlanan Römorklar, Sistemler, Aksamlar ve Ayrı Teknik Ünitelerin Genel Güvenliği ile İlgili Tip Onayı Yönetmeliği
(661/2009/AT)’nin Uygulama Usul ve Esasları Hakkında Tebliğ
(No: SGM-2014/33)
■ Okul Sütü Programı Uygulama Tebliği (No: 2014/41)
19 Eylül 2014
■
Türkiye Tarım Havzaları Üretim ve Destekleme Modeline Göre 2013 Yılı Ürünü Yağlı Tohumlu Bitkiler, Hububat ve Baklagil Fark Ödemesi Desteğine İlişkin Kurulu Kararı Uygulama Tebliği (Tebliğ No: 2013/15)’nde Değişiklik
Yapılmasına Dair Tebliğ (No: 2014/40).
25 Eylül 2014
■ Bitki Çeşit, Çeşit Adayı ve Islah Materyalinin Tohumculuk Kuruluşlarına Devri, Tohumluk Üretimi ve Pazarlama Hakkı Satışı Hakkında Yönetmelik
■ Bağlama Kütüğü Uygulama Yönetmeliği
■ Et ve Süt Kurumu Genel Müdürlüğü Ana Statüsü
27 Eylül 2014
■ İyi Tarım Uygulamaları Destekleme Ödemesi Yapılmasına Dair Tebliğ
(No: 2014/46)
Download

Eylül 2014 - Türkiye Ziraat Odaları Birliği