perder
başkandan
Değerli Dostlarım,
Selamet Aygün
TPF Başkanı
Ülkemizin son günlerde içinde bulunduğu
siyasi atmosferin, ekonomiye olumsuz
yansımalarını hep birlikte izliyoruz. Bu
olumsuzluğun iş dünyasını tedirginliğe
sürüklediğini gözlemliyoruz. Hangi iş
kolunda olursa olsun, ekonomik belirsizlik
ticari faaliyetleri ister istemez olumsuz
etkiliyor. Planlamayı zorlaştırıyor örneğin.
Dolayısıyla herhangi bir konuda hızlı karar
alınamıyor. Özellikle ticaretle uğraşan
kişiler, yatırım yapacaksa bir kez daha
düşünüyor. Ya da yatırımını erteliyor.
Hatta küçülme sürecine girebiliyor. Böylesi
bir dönemde alıp satmak zorlaşıyor. Döviz
kurlarındaki dalgalanmalar, ithal ürünlere
doğrudan yansıdığı için fiyatlarda ani
yükselmeler yaşanıyor. Bu da zincirleme olarak tüketiciye yansıyor. Tüketici
de harcamalarını baskılamak zorunda
kalıyor. Çünkü tüketiciler de, yatırımcı ve
ticaretle uğraşanlar gibi önünü görmek
istiyor. Yarınından endişe ederek yaşamak
istemiyor. Dolayısıyla, ekonomik istikrarın olmazsa olmazı belirsizliğin ortadan
kalkmasıdır.
Perakende sektörü açısından, 2014 yılının
zor bir yıl olacağını daha önce de dile
getirmiştik. Bir önceki yıla göre, hareket
kabiliyetimizin azalacağı bir yıl 2014.
Ayakta kalmak için, daha çok mücadele
4
etmemiz gerekecek. Çünkü, şartlar daha
önceki yıllardan daha zor. 2014’ün tüm
sektörler için adeta bir sınav yılı olacağı
görüşündeyim.
dı. Sevkiyatın geri kalan bölümü de, birer
hafta arayla yola çıkacak. Gönderilen un
ile Suriye’de, Kızılay tarafından kurulan
fırınlarda binlerce kişiye ekmek üretilecek.
Suriye’ye 150 ton un yardımı...
Federasyon olarak sektörümüzle ilgili sorunlara olduğu kadar, sosyal ve toplumsal
konulara da oldukça duyarlı bir örgütüz.
Çalışmalarımızda yardımlaşma duygusunu en üst seviyede tutmaya gayret
gösteriyoruz. Gerek eğitim, gerek sağlık
gerekse barınma konularında yapmış olduğumuz sosyal sorumluluk projelerimiz,
yardımlaşma konusundaki hassasiyetimizin en güzel örneklerini temsil ediyor.
Bu örneklere bir yenisini daha eklemenin
gururunu yaşıyoruz. Bildiğiniz üzere, komşumuz Suriye’de yaşanan bir iç savaş var.
Ülkemiz de, iç savaştan kaçan çok sayıda
Suriyeliye bir süredir ev sahipliği yapıyor.
Türk Kızılayı tarafından, bölgede yaşayanların ekmek ihtiyacını karşılamak için una
gereksinim duyulduğu Federasyonumuza
bildirdi. TPF olarak bizler de, bu duruma
kayıtsız kalmayarak, Suriye’ye 150 ton
un yardımı yaptık. 6 TIR’lık un yardımının ilk iki TIR’lık bölümü Suriye’de sınırı
olan Gaziantep’ten yola çıktı. Yardımlar,
Gaziantep’te bulunan derneğimiz İpek
Yolu PERDER aracılığıyla bölgeye ulaştırıl-
YZB 2014 heyecanı...
Organize gıda perakendesinin en büyük
fuar ve kongre organizasyonu olan Yerel
Zincirler Buluşuyor, bu yıl altıncı kez kapılarını açıyor. 16 – 17 Nisan tarihlerinde
perakendeci, üretici, tedarikçi ve perakende sektörüne hizmet sunan firmaları bir
araya getirecek olan YZB 2014’ün bu yılki
ana teması ise, “Marka”. Alanında uzman
konuşmacıların “Marka”ya dair fikirlerinin
masaya yatırılacağı organizasyon, daha
önceki yıllarda olduğu gibi, bu yıl da
yerli ve yabancı sektör profesyonellerini
ağırlayacak. Yurt içinden ve yurt dışından
başarı hikayelerinin yer alacağı iki günlük
programın, katılımcılara vizyoner bir bakış
açısı kazandıracağını düşünüyorum.
Bu yıl da desteğini bizlerden esirgemeyen tüm sponsorlarımıza teşekkürlerimiz
sunar, sektör temsilcilerimizi YZB 2014’e
bekleriz.
Saygılarımla,
Tarih 3 Aralık 2013.
Değerli müşterimiz
Aşınızın Aşkı
Kamaş Baharatları
reklam ajansını yani
bizi arayarak güzel
bir dergi tasarımı istedi.
Fakat biz Kamaş
Baharatlarının lezzetini
sıradan bir yemek
tasarımıyla anlatmak yerine,
ilk günden beri kullanan
iyi bir tüketici olarak
yemeklerinizde kullanmanızı
tavsiye etmeyi uygun gördük.
Bu nedenle tasarımın
tamamı bu olup,
lezzet severlerin,
raflarda aşağıdaki
logonun yer aldığı
her ürünü gönül
rahatlığı ile almasını
tavsiye eder, tamamen doğal olan
bitki çaylarının da her derde deva
olduğunu hatırlatmak isteriz...
www.kamasbaharat.com
5
perder
içindekiler
Türkiye Perakendeciler
Federasyonu Adına İmtiyaz
Sahibi
İhsan Biçen
Rüzgarlıbahçe Mah. Selvi Sok. No:6
K:6 Beykoz / İstanbul
Perakende Turu
6
Röportaj “NECMİ EROL”
18
Sorumlu Yazı İşleri Müdürü
Babur Akyol
Bahariye Cad. Canan Sok. 33/5
Kadıköy / İstanbul
Editör
Cennet Yavuzsoy Günel
[email protected]
16
Gündem
Yazı İşleri
Emre Durdu
Yönetim Yeri
Rüzgarlıbahçe Mah. Selvi Sok.
No:6 K:6 Beykoz / İstanbul
Tel: 0216 537 63 08
Fax: 0216 537 63 10
TPF PERDER dergisi yerel süreli
yayındır.
2 ayda bir Türkçe yayınlanır.
Konusu: Marketler ve market
tedarikçileri
Baskı Tarihi: Şubat 2014
Baskı ve Cilt
ŞAN OFSET MATBAACILIK
Hamidiye Mah. Anadolu Cad.
No:50 Kağıthane/İstanbul
Tel: 0212 289 24 24
22
Röportaj “BANAT”
Yapım
Ortakalan Sektörel Yayıncılık
San. Tic. Ltd. Şti.
Bahariye Cad. Canan Sok. 33/5
Kadıköy / İSTANBUL
Tel: 0216 418 00 99
www.ortakalan.com.tr
Pazar
Dizgi & Mizanpaj
3yaprak Reklam Organizasyon
Danışmanlık Şirketi
www.3yaprak.com
6
28
perder
içindekiler
Serbest Köşe
Departmanlar
arası ilişki
Ekipman Dünyası
36
Ercüment Tunçalp
Danışman
14
Acil eleman aranıyor!
46
Dosya
Yılmaz PEKMEZCAN
Akademisyen
Haberler
54
26
Borçlar kanunu,
değerlendirme
Rıza KOÇAK
Avukat
34
Kayıt dışı
ekonomi tehditi
74
Üyelerimiz
Ekber IŞIK
TPF Eğitim Danışmanı
50
En iyi prestij,
kârlılık
Vitrin
76
Gurbet Altay
TPF Genel Koordinatörü
70
7
perder
perakende turu
Akyürek etkisi
Akyürek Pazarlama’nın satış ve dağıtım stratejisi doğrultusunda Dardanel, 2013
yılının aynı döneminde 21.6 artı pazar payı ile pazar lideri konumuna yükseldi
Akyürek Pazarlama, 2012 yılında tedarik zinciri portföyüne eklediği Dardanel
markalarıyla satış ve dağıtımını üstlendiği
markalara güç katıyor.
Dardanel markaları, 2012 yılının Eylül
döneminde pazarda ikinci sırada yer alıyordu ve pazar lideriyle arasında 14.5 puan
farkı bulunuyordu. Akyürek Pazarlama’nın
satış ve dağıtım stratejisi doğrultusunda
marka, 2013 yılının aynı döneminde 21.6
artı pazar payı ile pazar lideri konumuna
yükseldi. En küçük bakkaldan en büyük
zincir mağazaya kadar satış ve dağıtım
ağına sahip Akyürek Pazarlama, bir yılda
markaya yüzde 22 pazar payı kazandırdı.
Akyürek Pazarlama’nın Genel Müdürü
Uğur Özden, “Çok iyi ürünlere sahip olmak,
başarılı olmanın olmazsa olmazı. Fakat
çok önemli bir faktör daha var: Doğru
kanala girmek ve hedef kitlenle ürününü
buluşturabilmek. Bizim işimiz bu noktada
başlıyor. Güvendiğimiz, kalitesinden emin
olduğumuz markalarla anlaşarak, onları
tüketiciyle mümkün olan her noktada
buluşturmaya çalışıyoruz. Bu sayede hem
markalarımız kazanıyor hem de çok daha
geniş bir müşteri kitles,i kaliteli ürünlere ulaşma imkanı buluyor. Önümüzdeki
günlerde de Akyürek farkıyla başarısına
katkı yapacağımız yeni marka dağıtım
anlaşmaları imzalayacağız. Akyürek bu konuda artık Türkiye’nin en uzman şirketidir.
Bunun daha da çok hissedileceği bir yıla
giriyoruz.” şeklinde konuştu.
“Merak Ettim”
Coca-Cola ile ilgili tüm sorular, ‘Merak Ettim’ adlı dijital platform üzerinden yanıt
bulacak
Merak Ettim platformu kapsamında hizmet
veren www.coca-colaturkiye.com/merakettim
web sitesi, markanın sosyal medya hesapları ve 444 30 40 numaralı iletişim merkezi,
Coca-Cola markası ile ilgili merak edilenlere en
kolay şekilde, her hangi bir yerden, herhangi
bir zamanda ve herhangi bir akıllı cihazdan
ulaşmayı mümkün hale getiriyor.
Tüketicilerle birebir ve şeffaf iletişim yaklaşımıyla hayata geçirilen Merak Ettim platformu,
Coca-Cola markasıyla ilgili ürün içeriklerinden
kalori değerlerine, doğru bilinen yanlışlardan,
çevre ve aktif yaşam alanında gerçekleştirilen
toplumsal projelere kadar merak edilen birçok
konuda tek bir adresten erişilecek geniş bir bilgi
bankası olma özelliğini de taşıyor.
Kullanıcıların her türlü bilgiye hızlı ve kolayca
ulaşmasını sağlamak üzere tasarlanan www.
coca-colaturkiye.com/merakettim web sitesi
üzerinden gelen sorular, video, infografik ve
röportajlar gibi çeşitli ve renkli içeriklerle yanıtlanacak.
Meysu ambalajı yenilendi
Meysu, nektar çeşitlerinde hem prisma ambalaja geçti hem de ambalaj tasarımlarını
değiştirdi
Tüketici talepleri doğrultusunda
hazırlanan ambalajlar kullanım kolaylığı da sağlıyor. Orijinal ve dikkat
çeken bir görünüme sahip yeni görünümlü Meysu, mükemmel kavrama
ve kendiliğinden açılır pratik vidalı
kapaktan dökme özellikleriyle büyük
beğeni topladı. Meysu tesislerindeki
makine parkurunda yapılan 4 milyon
liralık yatırımla üretilen prisma
8
ambalaj, Fikri Alem ajansıyla bir yıla
yakın süren çalışmalar neticesinde
tasarlandı. Beyaz ve yeşil rengin hakim olduğu tasarımın, saha çalışmaları sırasında görüşlerine başvurulan
binlerce tüketicinin ortak tercihi
olarak ortaya çıkması ayrı bir önem
taşıyor. Meysu’nun yeni görünümündeki yeşil doğayı, beyaz saflığı ifade
ediyor.
perder
perakende turu
P&G’nin 2020 hedefi...
15’inci Global Sürdürülebilirlik Raporu’nu yayınlayan P&G, 2020 hedeflerine büyük
oranda ulaştı
Global Raporlama Girişimi GRI’nın G3
İlkeleri doğrultusunda hazırlanan 15.
Global Sürdürülebilirlik Raporu, P&G’nin
son mali yıldaki sürdürülebilirlik sonuçlarını, bu alanda attığı yeni adımları
ve 2020 hedeflerini ortaya koyuyor.
P&G’nin Global Sürdürülebilirlik Raporu,
şirketin şu alanlardaki somut ilerlemelerini içeriyor: “Kaynakların korunması,
yenilenebilir kaynaklar, atıktan değer
kazanma, ev konforu, sağlık ve hijyen.”
Rapora göre bu yıl özellikle su ve enerji
kaynaklarının korunması ile karbon
salımının azaltılması konularında çok
önemli adımlar atıldı.
P&G Türkiye Yönetim Kurulu Başkanı
Tankut Turnaoğlu, şirketin uzun vadeli
sürdürülebilirlik hedefinin çok yüksek
olduğunu, bu hedeflerin bir kısmına
şimdiden ulaştıklarını söyledi ve şöyle
devam etti: “Yüzde yüz yenilenebilir
enerji ve katı atık sahalarına sıfır atık
gönderme hedefine bir gecede ulaşamayız. Ancak düzenli ilerleme için kısa
vadeli, ara hedefler koyduk, ilerleme
kaydediyoruz. Örneğin dünyada 50’den
fazla üretim tesisinde katı atık sahalarına sıfır atık gönderilmekte. Bunu büyük
ölçüde, malzemelerin geri dönüşümü ya
da atıktan enerji üretimi için tedarikçilerle anlaşarak sağladık. Türkiye’de ise
son 5 yılda Gebze ve Şekerpınar üretim
tesislerinde toplamda enerji tüketimi
%37, su tüketimi %36, atık miktarı %45
ve karbon salımı %48 oranında azaltıldı.”
P&G’nin 2020 hedefleri ve bu alanlardaki ilerlemeler
2002 Hedefi
İlerleme (2010-2013)
P&G tesislerinde birim üretim başına
kullanılan enerjiyi ve CO2 salımını %20
azaltmak
2010’dan bu yana birim üretim başına
kullanılan enerji %8, CO2 salımı %11
azaltıldı
Çamaşır makinelerinde yapılan yıkamaların %70’inin soğuk su ile yapılabilmesinin sağlanması
2010/2011 mali yılından bu yana soğuk su programı kullanım oranı %38’den
%50’ye yükseltildi
Kamyon nakliyesi kilometresini birim
üretim başına %20 azaltmak
2010’dan bu yana kamyon nakliyesi
kilometresi birim üretim başına %12
azaltıldı
Tesislerde %30 oranında yenilenebilir
enerji kullanımı
Yenilenebilir enerji oranı %7,5 civarındadır
Her yıl 50 milyondan fazla kişinin
hayatını iyileştirmek
P&G son mali yılda ev konforu sağlamaya ve muhtaç kişilerin sağlık ve hijyen
ihtiyaçlarını karşılamaya odaklanarak bu
hedefi aştı
2020 itibariyle her saat bir hayat
kurtarmak
P&G Çocuklara Temiz İçme Suyu programı bu yıl 1,2 milyar litreden fazla temiz
su sağlayarak her saat bir hayat kurtarma
hedefine doğru ilerliyor
9
perder
perakende turu
Henkel’den atama
Pınar Tuba Temizkan, Türk Henkel İnsan Kaynakları Direktörlüğü görevine başladı
Pınar Tuba Temizkan, 1996 yılında Galatasaray Lisesi, 2000 yılında İstanbul Teknik
Üniversitesi Endüstri Mühendisliği Bölümü‘nden mezun oldu. Temizkan, 2012
yılında The Coaches Training Institute
(CTI) Co-Active Koçluk Programı’nı, 2013
yılında The Coaches Training Institute
(CTI) Liderlik Programı‘nı tamamladı.
Çalışma hayatına Alternatifbank, Erciyas
Biracılık, Setur ve Gillette şirketlerindeki projelerde görev alarak başlayan
Pınar Tuba Temizkan, ardından Arthur
Andersen’da Human Capital Bölümü‘nde
danışman olarak çalıştı. Eli Lilly Türkiye’de
İnsan Kaynakları Kıdemli İş Ortağı olarak
görev yapan Temizkan, çalışma hayatına
Alcatel Lucent’da devam etti. Temizkan,
Alcatel Lucent’da sırasıyla Türkiye Ücretlendirme ve Organizasyonel Gelişim Müdürü; Akdeniz ve Afrika Bölge Ücretlendirme Müdürü; Türkiye ve Azerbaycan İnsan
Kaynakları Grup Müdürü; Rusya, Merkez
ve Doğu Avrupa Yetenek Gelişim Müdürü
ve Türkiye ile Azerbaycan İnsan Kaynakları ve Alcatel Lucent Üniversitesi İstanbul
Direktörü olarak görev yaptı. Pınar Tuba
Temizkan, son olarak Amgen Türkiye’de
geçiş döneminde İnsan Kaynakları Direktörü olarak görev yaptı ve aynı zamanda
CTI Türkiye ve Management Center Europe ile danışmanlık projelerinde çalıştı.
Pınar Tuba Temizkan İngilizce ve Fransızca bilmektedir ve bir çocuk annesidir.
Üretimle ilgili tedbir alınmalı
Reis Gıda Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Reis, son dönemde gıda sektöründe
yaşanan gelişmeleri değerlendirdi
Reis Gıda Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet
Reis, gıda sektörüne ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Reis, şunları söyledi: “Dünyada oluşabilecek bir gıda krizinin, küresel
barışı bozan ve güvenliği tehdit eden gelişmeleri tetikleyecek boyuta ulaşabileceği
açıklamaları, son yıllarda bilim insanları
tarafından sıkça gündeme gelmektedir.
Nitekim, dünya buğday üretiminde ve ihracatında söz sahibi olan Rusya, Ukrayna,
Kazakistan’da 2010 yılında; Amerika’da ise
2011 yılında yaşanan kuraklık nedeniyle,
dünya borsalarında buğday fiyatı yüzde
60 arttı. Rusya, buğday ihracatını yasakladı. 2007 ve 2008 yıllarında yaşanan
kuraklık; Filipinler, Endonezya, Myanmar
gibi bazı ülkelerde iç karışıklıklara neden
oldu. Son yıllarda yaşanan bu olumsuzluklar, gelecek için çok önemli bir uyarıdır.
Dünyada, tarımsal üretim S.O.S veriyor.
Dünya, daha fazla gıda üretmelidir. Bu
çerçevede, hiçbir ülke beslenmek gibi
yaşamsal bir konuyu, bir diğer ülkeye
ihale etmemelidir. Kendi topraklarında, iç
tüketimini karşılayacak üretimini yapmak
zorundadır. Artık dünya ülkeleri, üretimini
kendine yeter bir düzeye yükselmek, çiftçisinin yaşam standardını güvence altına
almak, halkına gıda güvenliğine uygun
besin maddelerini sürekli temin etmek ve
ekonomide de daha güçlü olmak için uzun
vadeli planlar yapmalıdır” dedi.
Dünyada bakliyat ekim alanları daraldığına işaret eden Mehmet Reis, “Fasulye
üretiminde ve ihracatında önemli bir yeri
10
olan Çin, hem olumsuz hava şartları, hem
de fasulye üretiminin daha fazla emek gerektirdiği sebebiyle ekim alanlarını azalttı.
Arjantin’de, kuraklık nedeniyle üretim
yapılmadı. ABD, Kanada ve Kırgızistan’da
beklenen rekolte gerçekleşmediği için
fasulye fiyatları zirve yaptı. Ülkemizdeki
üreticide, üretimi daha zahmetli olduğu
için fasulye yerine, daha fazla verim aldığı
başka ürünlere yöneldi. Tarım ürünlerin
doğası gereği, fiyatları değişkendir. Aşırı
yağış ve kuraklık, rekolte kaybına neden
olur. Zira, hasat döneminde verimlilik artar
ve ürün kalitesinde problem oluşmaz ise;
talebi karşılamada sorun çıkmaz ve fiyat
artışı olmaz. Eğer, beklenen üretim miktarı
alınmaz ve ürün kalitesi düşük olursa,
talep karşılanmaz ve işte o zaman fiyat
yükselir” şeklinde konuştu.
Tarım sektörünün; sadece toplumun gıda
ihtiyacını karşılamakla kalmayıp, pek
çok sektöre hammadde üretip, istihdam
sağladığını anlatan Mehmet Reis, şunları
söyledi:“Türkiye’nin tarım nüfusu, yaklaşık
ülke nüfusunun yüzde 24’üne denk geliyor. Türkiye’nin sosyal ve ekonomik sorunlarına çare oluyor. Dünya da olduğu gibi,
ülkemizde de mevsim itibariyle, buğday,
pirinç ve baklagillerin tüketimi artmaktadır ve stoklar erimektedir. Ülkemizde, yeni
mahsul ürünlerin hasadına, mücbir sebep
olmazsa, 6 aydan daha fazla bir süre var.
Türkiye’nin kuru gıda ürün stokları, yeni
mahsul ürünlere kadar, iç tüketimi karşılayacak durumdadır. Endişe yaratacak bir
durum söz konusu değildir” diye konuştu.
Sağlıklı yaşanılabilir bir dünya için önlem
alınması gerektiğini vurgulayan Mehmet
Reis, “Küresel iklim değişimi, aşırı yağışlar,
kuraklık, denizlerin ve ırmakların kirlenmesi, tarım alanlarının daralması, ormanların
azalması değişen ve azalan canlı türleri ile
dünyamız değişiyor. Bilim insanları, bize
emanet edilen dünyayı tahrip ettiğimizi,
tüm canlılar için yaşanır olmaktan uzaklaştırdığımızı ortaya koyuyor. İnsanoğlunun hiç vakit kaybetmeden “sağlıklı
yaşanılabilir bir dünya için” önlem alması
ve acilen uygulaması gerekiyor” dedi.
Seyidoğlu
Avrupa
pazarına
girecek
Seyidoğlu Helva-Reçel ihracat atağını
sürdürüyor
Avrupa pazarında İngiltere,
Almanya ve Fransa’ya ihracat
yapan Seyidoğlu, var olan
pazarlarını genişletmek için
Köln’de düzenlenen dünyanın
en büyük Uluslararası Bisküvi ve
Şekerleme Fuarı’na (ISM) katıldı.
Seyidoğlu ürünlerinin Avrupa
pazarında iyi tanındığına dikkat
çeken Genel Müdür Mehmet
Göksu, “Fuarda standımızı çok
sayıda iş adamı ve toptancı
ziyaret etti. Uzun vadeli ihracat
çalışmalarımız için olumlu
iş birliği görüşmeleri yaptık.
İngiltere ve Almanya pazarı
başta olmak üzere Avrupa’nın
tamamına ihracat yapmayı
hedefliyoruz. 350 ürün çeşidi ve
4 markamızla geleneksel lezzetlerimiz için yeni pazar arayışına
ağırlık vereceğiz” ifadelerini
kullandı. Almanya’nın Köln
kentinde, dünyanın en büyük
Uluslararası Bisküvi ve Şekerleme Fuarı (ISM) 44’üncü kez
kapılarını açtı. 29 Ocak 2014 tarihine kadar devam eden ISM’de
bu yıl 68 ülkeden bin 476 firma
yer aldı. Geçtiğimiz yıla göre
katılımcı firma sayısında artış
gözlenirken, fuarı yaklaşık 40
bine yakın katılımcı ziyaret etti.
Fuara Almanya 222, İtalya 150,
Belçika 148, İspanya 95, Fransa
90, İngiltere 79 firma ile katıldı.
Türkiye ise 78 katılımcı firma ile
7. sırada yer aldı.
11
perder
perakende turu
Beyaz ette hormon iddiaları
sektörü küçülttü
Keskinoğlu Tavukçuluk Yönetim Kurulu Üyesi Keskin Keskinoğlu, sektördeki gelişmeleri değerlendirdi
Keskinoğlu Tavukçuluk’un Yönetim Kurulu Üyesi Keskin Keskinoğlu, bir basın
toplantısı düzenledi. Gündemindeki
konu; “GDO’lu yem yiyen, anti biyotikli, hormonlu tavuk” iddialarıydı. Bu
iddiaların 11 milyar liralık büyüklüğe
sahip, on binlerce kişinin çalıştığı, geçindiği sektörü zor durumda bıraktığını
söyledi. Bu konuda önemli faaliyetler
olduğunu, şirket olarak da inisiyatif
aldıklarını belirten Keskinoğlu, “Sektör,
her yıl çift hane büyürken, gerçeği
yansıtmayan iddialar nedeniyle geçen
yıl tüketimde yüzde 3 düşüş oldu. Son
aylarda daha fazlaydı. Büyük kentlerde
A ve B grubu tüketici beyaz et tüketmiyor artık. Bazı doktorların tavsiye
ettiklerini görüyoruz. Türk Pediatri
Kurumu doktorlarına üretim aşamalarını Akhisar’daki tesislerimizde detay-
larıyla paylaştık. Doktorlar, kümesleri
inceleyip, ürünlerin hangi aşamalardan
geçtiğini gördü. Üretim alanından,
kümeslerden canlı yayın yaptıklarını,
internet sitesi kurarak (sağliklibilgi.
org) tüketiciye anlatmaya çalıştıklarını
belirten Keksin Keskinoğlu, “Sektörü
bilen 11 hoca üretimi anlatıyor.Tavukların 40-50 günde kesilebilir ölçülere
gelmesi, etlik tavuğun cinsinin özelliğidir. Biz mısır kullanıyoruz, ancak yerli
mısır alıyoruz. Bölgemizdeki üretimin
neredeyse tamamını aldık. Yerli mısır
GDO’lu değil. Türkiye üretimi sektörün
ihtiyacını karşılıyor. Türkiye mısır ithal
eden bir ülke olmaktan çıktı. Yüzde 100
GDO’suzdur. Türkiye’de GDO’lu mısır ve
soya üretmek tamamen yasaktır” diye
konuştu.
Pınar 40 yaşını kutladı
Pınar, 40’ıncı kuruluş yıldönümünü çalışanlarıyla birlikte kutladı
Yaşar Topluluğu bünyesindeki Türkiye’nin
öncü gıda ve içecek markası Pınar, 40.
kuruluş yıldönümünü İzmir, Ankara ve
İstanbul’da düzenlenen törenlerde çalışanlarıyla birlikte kutladı. Törene, Yaşar
Topluluğu Yönetim Kurulu Üyeleri, Yaşar
Topluluğu ve Pınar yönetici ve çalışanları
katıldı. Kutlama töreninde gıda ve içecek
grubu şirketleri bünyesinde 5. yılını
12
dolduran 96, 10 yılını dolduran 202, 15
yılını dolduran 95, 20 yılını dolduran 16,
25 yılını dolduran 6 ve 30 yılını dolduran
2 kişi olmak üzere toplam 417 çalışana başarı ve onurlandırma sertifikaları
verildi. Yaşar Holding Yönetim Kurulu
Başkanı İdil Yiğitbaşı, yaptığı konuşmada
“Bulunduğumuz tüm sektörlerde her biri
dünya standartlarında üretim kalitesi ve
ürün çeşitliliğine sahip şirketlerimiz ile
yolumuza emin adımlarla devam ediyoruz.
İçinde bulunduğumuz tüm sektörlerde
önemli pazar paylarına sahibiz; birçoğunda önemli pazar payı artışları sağladık.
2012 ve 2013 yılında gerçekleştirdiğimiz
ve başlattığımız yatırımlar bizi daha güçlü
bir şekilde geleceğe taşıyor.” dedi.
perder
perakende turu
Makarnada yeni ortaklık
Japon Marubeni ve Nisshin Seifun, Nuh’un Ankara Makarnası’yla fabrika kuracak
Japon Marubeni ve Nisshin
Seifun, TOBB Başkanı Rifat
Hisarcıklıoğlu’nun ortak
olduğu Nuh’un Ankara
Makarnası’yla fabrika kuracak. Tesis, ilk etapta 16
bin ton makarna üretecek.
Japonya’nın sanayi ve gıda
devlerini Türkiye’de Türkiye
Odalar ve Borsalar Birliği
Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu
buluşturdu. 56 ülkede faaliyet gösteren Japon sanayi
şirketi Marubeni ile gıda
devi Nisshin Seifun Group,
Türkiye’de Rifat Hisarcıklıoğlu’yla ortak firma kurdu. Japon şirketler, Hisarcıklıoğlu’nun ortak olduğu
Nuh’un Ankara Makarnası’yla işbirliği kararı aldı.
Yeni ortaklar Nisshin Seifun
Turkey adıyla makarna
üretecek. Üretimin yanı
sıra pazarlama faaliyeti
de gösterecek yeni şirket,
önümüzdeki aylarda faaliyete girecek. Yeni şirketin
sermayesi ise 50 milyon TL
olacak. Kurulacak şirketin
yüzde 24’ü Nuh’un Ankara,
yüzde 25’i Marubeni, geri
kalanıysa Nisshin Seifun’un
olacak İlk etapta yıllık 18
bin ton makarna üretecek
bir fabrika kurmayı planlayan ortaklar, sektörde yeni
markalar yaratmak için
çalışmalara başladı. İhracat odaklı tesiste makarna
dışında gıda ürünleri de
imal edilecek.
Hero Baby pazarı büyütecek
Ülker Hero Baby, pazarı bütmek için yeni yatırımlara hazırlanıyor
Ülker Hero Baby, Türkiye’de biberon
mamaları, tahıllı kaşık mamaları,
kavanoz mamaları - meyve suyu ve
bebek bisküvisi olmak üzere bebek
beslenmesini oluşturan 4 ana kategoride ürün sunan tek marka. Ülker
Hero Baby markası, 56 çeşit ürünle
doğumdan itibaren bebek ve küçük
çocukların beslenme ihtiyaçlarını
karşılıyor.Ülker Hero Baby’nin kavanoz mama kategorisinde 15 çeşit
ürün bulunuyor. Kavanoz mamalarda
kullanılan tüm meyve ve sebzeler
bebek beslenmesi kalitesine uygun
olarak özenle yetiştiriliyor. Ülker
Hero Baby Pazarlama Direktörü Aslı
Çetkin, kavanoz mamalarda doğal
tarımla özel olarak yetiştirilen ‘bebek
meyveleri’ kullanıldığını belirtti. Çetkin, Ülker Hero Baby’nin ülkemizde
bebek meyvesi yetiştirilmesine yatırım yapan ilk ve tek firma olduğunu
belirterek, “Bebek beslenmesindeki
yüksek standartları sağlamak için
yani bebeklerimize güvenli meyveler sunabilmek için her yıl 3 milyon
TL’lik yatırım yapıyoruz” dedi. ‘Bebek
meyveleri’nin hassas kriterlerle
seçilmiş özel bahçelerde, doğal tarım
yöntemleri kullanarak Ülker Hero
Baby için yetiştirildiğini söyleyen
Aslı Çetkin, süreci şöyle açıkladı: “Kavanoz mamalarda kullanılan bebek
meyvesi, bebeklerin hassas bedenlerine zarar verebilecek tarım ilacı gibi
hiçbir maddeyi içermez. Türk Gıda
Kodeksi, Bebek ve Küçük Çocuk Ek
Gıdası Tebliği’nde tanımlanmış yüksek bebek beslenmesi standartlarına
uygundur. Bu standartları sağlayabilmek için bebek meyvelerini seçilmiş
bahçelerde doğal tarım ile yetiştiriyoruz. Bahçelerin toprağı, kullanılan
sulama suyu, önceki yıllarda neler
yetiştirildiği ve çevre bahçelerdeki üretimleri değerlendiriyoruz.
Fidanların dikiminden hasata kadar
her aşama Ülker Hero Baby ziraat
mühendisleri tarafından denetleniyor. Ayrıca yıl boyunca doğal tarım
yöntemleri konusunda çiftçilerin
eğitimine de sağlıyoruz.”
13
perder
perakende turu
Üniversite sanayi işbirliği
Obase, Türkiye’nin akademik gücünü perakende ve iş analitiği alanında buluşturuyor
Perakende sektörü ve iş analitiğine
yönelik teknolojileri 18 yıldır geliştiren ve sektörün gelişimine ışık tutan
Obase, üniversite iş birlikleri kapsamında geliştirdiği sayısız projeyle
sektöre yön vermeye devam ediyor.
Talep tahmini başta olmak üzere,
veri madenciliği tekniklerini de kulllanarak perakendede optimizasyon,
planlama, sosyal zeka, kampanya
yönetimi, CRM ve mobil projeleriyle
sektörü hedefleyen pek çok teknoloji ürününün çok daha verimli hale
gelmesini hedefleyen Obase Ar-Ge
Merkezi, bu hedefe doğru yaptığı
yolculukta Türkiye’nin en büyük
üniversitelerinden değerli akademisyenlerle birlikte çalışıyor. Obase
Ar-Ge Merkezi, üniversite iş birlikleri
kapsamında geliştirdiği talep tahmini
projesinin ilk fazı sonunda çıkan
çözüm içerisinde, özellikle gıda perakendesinde yok satma oranını %6
azaltan algoritmalar üretti. Boğaziçi
Üniversitesi işbirliği ile gerçekleştirilen çok boyutlu talep tahmini projesi,
gelecekte üretilecek Obase ürünlerine
büyük katkı sağlayacak. Tahmin
doğruluğunu daha da yukarı çekecek
yöntemlerin çözüme dahil edilmesi
ile ilgili çalışmalar devam ediyor.
Yörsan artık Dubaili
Yörsan’ın yüzde 80 hissesi, Dubali fon Abraaj Gurubu’nun gıda sektöründeki yatırımlarını kontrol eden Dairy Fresh tarafından devralındı
The Abraaj Group ve Yörük
ailesi ile yaptığı ortaklık sonucu, Türkiye’nin önde gelen
süt ve süt ürünleri üreticisi
ve dağıtımcısı olan Yörsan’ın
çoğunluk hissesini satın alma
işlemi gerçekleşti. Yörsan;
yoğurt, peynir, süt ve ayranın
dahil olduğu bütün ana
kategorileri kapsayan geniş
ürün portföyü ile Türkiye’deki
yüksek katma değerli ürün
gruplarında lider üreticilerden
biri konumunda bulunuyor.
Yörsan’ın yüksek kaliteli
ürünlere odaklanması, Susurluk’ta bulunan modern üretim
fabrikası ve yaygın ulusal dağıtım ağı, firmayı Türkiye’de
hızla büyüyen süt ürünleri
pazarında en iyi konumlanan üreticilerden biri haline
getiriyor. Yörsan’a katılacak
olan yeni üst düzey yönetici
kadrosu, Abraaj’ın süt ürünleri
sektöründeki gösterdiği etkili
performansı, Türkiye’deki
yatırım deneyimi ve büyüyen
pazarlardaki güçlü ilişkileri
Yörsan’ı Türkiye içinde ve
dışında bir sonraki adıma
taşıyacak. İşlemle ilgili olarak
Selçuk Yorgancıoğlu, Abraaj
Ortağı ve Türkiye ve Orta
Asya Bölge Başkanı, şöyle
konuştu: “Yörsan’ı satın alarak
2007’den beri Türkiye’deki 8.
yatırımımızı yapmış oluyoruz. EBRD ve Yörük ailesiyle
bu çok sevilen, değerli Türk
markasının satın alınmasında
yaptığımız ortaklıktan dolayı
kendimizi ayrıcalıklı hissediyoruz.”
Evyap AR-GE’sini güçlendiriyor
Martin Rudolph, Evyap AR-GE Grup Başkanı olarak atandı
Evyap, büyüme hedefleri doğrultusunda
yeni atamalar yapıyor. Evyap’ın her biri birer
küresel lider olmak üzere yetiştirilen yöneticileri, hedeflerine bir adım daha yaklaşırken
Evyap, AR-GE Grup Başkanı olarak Martin
Rudolph’u Nivea’dan transfer etti. Evyap’ın
AR-GE Grup Başkanı olan Martin Rudolph,
kimyager ve üst düzey yönetici olarak
başarılı bir geçmişe sahip. Global ölçekte tanımlayabileceğimiz, son 9 yıl içerisinde DAX
– 30’da sürekli yer alan bir yapıda en son
Kurumsal AR-GE başkan yardımcısı olarak
görev aldı. Beiersdorf araştırma ödülü sahibi
olan Martin Rudolph’un çalışma hayatındaki
14
başarılarını,Wuhan/Çin’de ki ARGE yapisini
olusturmak, platformlar üzerinden verimli ve
hızlı ürün gelişimi, NIVEA için ‘Natürel Kozmetik’ projesi, önde gelen tüketici ürünlerin
gelişimi, NIVEA güneş spreylerini piyasaya
sürerek, güneş bakımı sektöründe dünya
pazarlama liderliği elde etmesi, NIVEA Vücut
sıkılaştırıcısı, NIVEA’nın Vücut Süt ürününü
tekrar piyasaya sürmekle en iyi BDF ürününün gelişitirilmesini sağlamak, dünyanın
ikinci en çok satan BDF ürünü olan NIVEA
yumuşak kremin gelişimi sağlamak olarak
özetleyebiliriz.
15
perder
serbest köşe
Departmanlar arası ilişki
küresel uygulamalar da dikkate alınarak
çok gelişti. Bu şekilde personelin sadece
çalıştığı bölümü değil tüm şirketi tanıması
sağlanarak departmanlar arası ilişkinin
esasları aktarıldı.
Koordinasyon, bütün işletmeler için en
önemli unsur olsa da bunun anlamı perakendeci için daha derindir. Zira departmanlar hem birbirini desteklemeli (koordinasyon), hem de birbirini denetlemelidir.
Bu şekilde kayıpların ve kalite sorunlarının
önüne geçilebilmektedir. Ancak denetim
fonksiyonunun gerçekleşebilmesi için
dayanak noktası, önceden hazırlanması
gereken planlar, standartlar ve prosedürlerdir. Böylece olması gerekeni, gerçekleşmesi istenen durumları bir ön çalışmayla
departmanların iş birliği sağlamalıdır.
Ercüment Tunçalp
Danışman
Hedef birliği olmadan ve ortak
çalışma bilinci oluşmadan ulaşılacak
bireysel performansın hiç önemi yoktur. İç müşteriye kulak vermeyenin,
tüketiciye ve hedef kitleye yoğunlaşması beklenemez.
Ticari hedeflere ulaşmak üzere kişilerin ve
departmanların sadece kendi görevlerini
başarıyla yerine getirmeleri, çalıştıkları
işletmeler açısından yeterli olmaz. Bu
çalışmalara paralel olarak güçlerin birleştirilmesi; olası engellerin aşılması ve olası
fırsatların değerlendirilmesi açısından
sinerji yaratılmasını gerekli kılar. Örneğin,
ünlü sporculardan oluşan bazı ekiplerin
takım oyunu oynayamadıkları durumlarda
başarısız kalması, ticari şirketler içinde
aynen geçerlidir.
Hedef birliği olmadan ve ortak çalışma
bilinci oluşmadan ulaşılacak bireysel performansın hiç önemi yoktur. İç müşteriye
kulak vermeyenin, tüketiciye ve hedef kitleye yoğunlaşması beklenemez. Şirketlerde işe giriş anında uygulanan oryantasyon
veya adaptasyon programlarının amacı da
bu hassasiyeti artırmak içindir. Üstelik bu
uygulamalar yeni de değildir.
Otuzaltı yıl önce mesleğe ilk başladığım
gün elime bir adet yeşil, bir adet beyaz
önlük verilerek 3 ay sürecek adaptasyon
programım başlatılmıştı. Sırasıyla, meyve
sebze, şarküteri, et, ana depo ve mali işler
bölümlerinde çalışarak, öğrendiklerimi
süreç sonunda bir raporla ilk amirime
iletmiştim. Geçen sürede bu programlar,
16
Normal hayatta sosyal ilişkilerde yaşanan
çatışma haline şirketlerin içinde de rastlanır. En tehlikeli olanı kolay farkedilemeyen gizli çatışmalardır. Ancak bu durum
sürdürülebilir değildir ve eninde sonunda
belirgin hale gelmesi kaçınılmazdır.
Bu çatışmaların sınırlı kalması ve yönetilebilir olması çoğu zaman işletme açısından
olumlu etki de yaratabilir. Zira işin kavgasını vermeyen çok uyumlu kadroların da
işi geliştiremediği bir başka gerçektir.
Dolayısıyla yönetim, çatışmaların olumlu
etki yaratabilmesi için tutumunu belirlemeli ve çatışma düzeyini iyi ayarlayabilmelidir. Yaratıcılık, iş geliştirme ve yenilik
konularında departmanları yarıştırabilmelidir.
müşteri memnuniyeti, işyeri güvenliği,
kalite kontrol standartları ve birçok benzer
konuda uyum ve süreklilik esas olmuştur.
Bütün bu çalışmaları yaparken, departmanlara göre farklı mesaj verilemeyeceği
en önemli kural olarak benimsenmiştir.
Zira mesajlardaki çelişmenin marka imajında karışıklık yarattığı görülmüştür. Bu
bakımdan hiçbir perakendeci bu hataya
düşmemelidir.
Son yıllarda artan rekabet ve teknolojik
gelişmeler perakendeci şirketlerin farklı
özelliklerini ortaya çıkartma ihtiyacını
hem artırmıştır hem de kolaylaştırmıştır.
Bunun da ancak iyi bir ekiple ve beyin fırtınası yoluyla gerçekleşeceği açıktır.
Eskiden klasik pazarlama faaliyetlerinin
yürütülmesi, 4 P olarak adlandırılan (mal,
fiyat, dağıtım, promosyon) pazarlama
karması formülüne dayandırılıyordu.
Ancak zamanla bu formüle yeni eklemeler
( miktar, zaman, düzen) yapılmıştır.
Şu anda ise artık yapılacakların ucu açıktır
ve benchmarking (kıyaslama) çalışmaları
ile eksiklerin tamamlanması şarttır.
Tüketiciden müşteri yaratmak en önemli
çaba olmalıdır. Zira tüketici, alışverişini
bölen, her yerden alışveriş yapabilen ve
kimseye ait olmayan bir profildir. Müşteri
ise sadece size ait olan bir değerdir. Sayısını artırmak ve mevcut olanı korumak
amaçlanmalıdır.
O zaman bütün ekip, müşteri ile empati
yapmalı ve müşteri kaybınının olası sebeplerini araştırmalıdır.
Sektörde giderek zorlaşan rekabet ortamında müşteri ilişkileri yönetimi önemini
iyice artırmıştır. İşleyişi elektronik ortama
aktaran ve bu sayede bilgi akışını kontrol
ederek istediği an doğru bilgilere ulaşan
perakendeciler bu bilgileri analiz ederek
bir adım öne geçerler.
Müşterileriniz hangi rakibinizi size tercih
edebilir?
İşte bu analizleri takiben yapılacak işler
için de iyi takımlara ihtiyaç vardır.
Pazarlama; rafımızdaki ürünlerin üretiminden önce başlayan ve satılmasından sonra
da devam eden, işletmeler için en önemli
süreçtir. Bu süreçte etkin pazarlama yönetimi anlayışı olmadan tüketici ihtiyaçlarını
tatmin etmek mümkün olmaz.
Bu sebeple klasik pazarlama iletişimi
terkedilmiş, son yıllarda önemi artan
bütünleşik pazarlama iletişimi yaklaşımı
devreye sokulmuştur. Doğru ürün portföyü, reklam yaratıcılığı, lojistik destek, raf
düzeni, satış gücü, fiyatlandırma isabeti,
Eksiklerinizi nasıl giderebilirsiniz?
Tercih edilecek rakiplerinizin size göre
üstünlükleri nelerdir?
Sizin o rakipten üstünlükleriniz nelerdir?
Farklı uygulamalarınızı nasıl artırabilirsiniz?
İşte sadık müşteri sayısını artırmanın yolu
bu cevapları almayla başlar.
Küresel perakendeciler zaten kendi içlerinde bu uyumu sağlamış, yollarını buna göre
çizmişlerdir. Yerel perakendecilerimiz için
de önemli olduğuna inandığım bu konuyu
uzmanlarına bırakarak, organizasyona yön
verilmesini sağlamalarını tavsiye ederim.
17
perder
gündem
Kartta yeni dönem başladı
Kredi ve banka kartlarında taksit sınırlaması getiren yeni düzenlemeler yürürlüğe
girdi
Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu’nun (BDDK) kredi kartları için yaptığı
yeni düzenlemeye göre, kredi kartlarıyla
telekomünikasyon, yemek, gıda ve akaryakıt harcamalarında taksit dönemi tarihe
karışacak.
Kredi kartlarında yapılan değişikliğe göre,
bugünden itibaren kredi kartıyla cep telefonu alma dönemi sona erecek, cep telefonlarına taksit yapılmayacak. Gıda ve yemek
harcamalarını da kapsayan taksitlendirme
yasağı, restoranlardaki yemeği de kapsayacak. Düzenlemeyle tüketici kredilerinin
vadesi 36 ayı, taşıt kredilerinin vadesi ise
48 ayı aşamayacak.
BDDK’nın yaptığı düzenleme, teknolojik
ürünlerde yalnızca ‘telekomünikasyon’ sektöründeki taksitleri engelleyecek. Her türlü
elektronik cihaz, beyaz eşya ve mobilyada
taksit imkânı olacak. Ancak uygulanacak
taksitler yine 9 ayı geçemeyecek. 3G tabletlere ise ‘telekomünikasyon’ kategorisine
girdiği için taksit yapılmayacak.
Bankalararası Kart Merkezi verilerine göre
yıl kartlı ödeme tutarı bir önceki yıla göre
yüzde 18 oranında artarak, 346 milyar
18
liradan 409 milyar liraya yükseldi. Kredi
kartı kullanımında internetin payı 8.4 oldu.
Bankalararası Kart Merkezi (BKM) kartlı
ödeme sistemlerinde, 2013 yılı sonunda
Türkiye’de 56.8 milyon adet kredi kartı,
100.2 milyon adet banka kartı olmak üzere
toplamda 157 milyon adet kart bulunuyor.
2013 yıl sonunda banka kartı sayısındaki
yıllık artış yüzde 10 olurken, kredi kartı
sayısındaki artış ise yüzde 5 düzeyinde
gerçekleşti.
Geçen yıl kartlı ödeme tutarı bir önceki yıla
göre yüzde 18 oranında artarak, 346 milyar
liradan 409 milyar liraya yükseldi. 2013
yılında kartlı ödeme tutarının 22 milyar
lirası banka kartlarıyla ve 387 milyar lirası
kredi kartıyla gerçekleştirildi. Kartlı ödemelerin sektörel dağılımı incelendiğinde 2013
yılında en fazla paya sahip olan 5 sektörün,
kartlarla yapılan toplam ödeme tutarının
yarısını oluşturduğu görülüyor.
Konuyla ilgili hükümet kanadından resmi
değerlendirmeyi basın toplantısında
Ekonomi Bakanı Ali Babacan gerçekleştirdi.
Babacan; “Önce hak edelim sonra hak ettiğimiz şekilde yaşayalım. 2 bin lira peşinat
ödeyip 80 bin liralık otomobil alanlar var.
2 bin lirayı zor denkleştirip 80 bin liralık
otomobile binmeyelim diyoruz” yorumunu
yaptı. Babacan, kredi kartı kullanımında
vadenin dokuz ayla sınırlandırıldığını hatırlatarak, bu noktada aldıkları tedbirlerin
en önemli özelliğinin tüketici kredilerinin
aşırı hızla değil de makul bir hızla artması
olduğunu söyledi.
Maaşlarda taksit sınırlamasına yönelik
çalışma için de bankaların gelir takibine
başlayacağını kaydeden Babacan, şunları söyledi: “Bankalar 1 yıl boyunca veri
toplayacak. Eğer bir adım atılırsa bu 2015
yılında atılacak. BDDK’nın yaptığı çalışmaya göre bir kişinin bütün taksitleri aylık
maaşının belli bir kısmını geçmeyecek.
Bu taksitler ev, araba, ihtiyaç kredisi gibi
bütün kredileri kapsayacak.
Bir kişinin maaşı diyelim ki 1000 liraysa
BDDK’nın belirleyeceği sınır da yüzde 60
olursa o kişi 600 liranın üstünde taksit
yapamayacak. Yani bir kişi hem konut hem
araba hem de ihtiyaç kredisi kullandıysa
bu üç kredi için kullandığı taksit miktarı
maaşının yüzde 60’ını geçemeyecek. BDDK’nın belirleyeceği sınır tavan olacak.”
Kırtasiye’de Çözüm Ortağınız
Ulusal ve Yerel Zincir Marketlerde uzun yıllara dayanan tecrübemizle;
- Full Kırtasiye Çeşitleri,
- Mağazalarınıza göre farklı çözümler,
- Müşterinizin talep ettiği doğru ürünler,
İçin çözüm ortağınız olmak istiyoruz...
Sezon sonunda
Sorgusuz iade...
% 10
0
iade
www.netsatispazarlama.com
[email protected]
İrtibat Tel : 0212 471 3 471 | 0555 989 71 55
19
perder
röportaj
“Lezzet diye bir şey var”
Necmi Erol, “Kârlılık elbette önemli; ancak Muratbey olarak önceliğimiz, kârlılıktan
öte kaliteli üretim için farklılaşmak”
Yarım yüzyılı aşkın geçmişe sahip olan Muratbey, inovatif ürünleriyle faaliyet gösterdiği
pazarda ayrıcalıklı bir yer edindi. Ürünlerini, 15 ülkeye ihraç eden Muratbey, 2014 yılında ürün
çeşidini 300’e çıkarmayı planlıyor. Murat Bey’in kuruluşundan, bu güne kadarki yolculuğunu
Muratbey Yönetim Kurulu Başkanı Necmi Erol’dan dinledik.
“Babamız Bilal Erol, 1950 yılında Ordu Mesudiye’den İstanbul’a göç ederek, Paşabahçe Cam
Fabrikası’nda çalışmaya başladı. Ardından, Eminönü’nde açtığı şarküteri dükkânında günde
1-1,5 ton tulum ve kaşar peyniri satarak çalışmaya devam etti. 7 yaşımdan itibaren Eminönü’ndeki dükkâna gitmeye başladım. 1977’de, İTÜ’den Elektrik Mühendisi olarak mezun oldum.
Mezuniyetimden sonra bir süre İETT’de mühendis olarak çalıştım. Ardından askere gittim.
Döndüğümde, 1980 yılından sonra, bayrağı kardeşim Recai Erol ile birlikte devraldık.
Faaliyetlerimizi bir süre Rami Gıda Toptancıları sitesinde sürdürdük. 1993’te üretim alanına
da girmeye karar verdik. Zaman içinde Kastamonu, Adapazarı, Zonguldak ve Manisa gibi farklı
bölgelerde üretim yaptık. Sık sık yurt dışında peynir üretimi yapan tesisleri gezdik ve inceledik.
Dünyadaki gıda fuarlarına katıldık. 2004’de Uşak Organize Sanayi Bölgesi’nde Avrupa stantlarına uygun bir üretim tesisi kurduk.
Gelişimin ve değişimin sürekli olmasının, iş hayatının temel kuralı olduğu gerçeğini unutmadan üretimlerimize ve çalışmalarımıza devam ediyoruz.”
Muratbey markasını farklı kılan
nedir?
Her şeyden önce Muratbey; kaliteyi ön
planda tutan, kalitenin tüm gereklerini
yerine getirmeye çalışan ve sürekli kendini
yenileyen bir firma. Bu durum bizi, hem
kullanılan teknoloji hem de teknik alt yapı
bakımından sektördeki diğer firmalardan ayrıştırıyor. Sektörümüzde modern
tesislerde sağlıklı üretim yaparken,
insanların lezzet beklentisi unutulmuştur. Biz, modern teknolojiyi kullanırken
20
halkın lezzet beklentisine de cevap vererek
farklılaşıyoruz. Muratbey , peynir kategorisinde “lezzet diye bir şey var “ diyen
markadır. Gücümüzü, sürekli kendimizi
yenilememizden alıyoruz. Üretimin, ticari
kaygılardan uzak olarak, en mükemmel
şekilde nasıl yapılması gerekiyorsa o
şekilde yapılmasını önemsiyoruz. Kârlılık
elbette önemli; ancak Muratbey olarak önceliğimiz, kârlılıktan öte kaliteli üretim için
farklılaşmak. Bu amaçla inovatif çalışmalarımızı sürdürerek, yeni ürünlerimizi tüke-
Necmi EROL
ticilerin beğenisine sunmaya çalışıyoruz.
Ürün çeşitliliğinizden bahseder
misiniz?
Kişi başı peynir tüketimini artıracak yönde
ve peyniri daha sevimli hale getirecek inovatif ürünler yapıyoruz. Bu konuda Muratbey Naturena serimizle, Sürmeli ve Burgu
peynirimizle oldukça aşama kaydettik.
Yenilikçi peynir markası olan Muratbey’in
bugün 250 çeşit peyniri var. Farklı tatta
peynir çeşitlerini, ulusal ve yerel zincirler
perder
röportaj
ile yurdun dört bir köşesine ulaştırıyoruz.
Yıllık üretim kapasiteniz ne kadar?
12 bin metrekare kapalı alanı bulunan
ve yaklaşık 300 kişilik istihdam sağlayan
Uşak’taki üretim tesislerimizde, günlük
olarak yaklaşık 700 ton süt işleme kapasitesine sahibiz. İhracatımız ciromuzun
yüzde 11’ini oluşturuyor.
Hangi ülkelere ihracat gerçekleştiriyorsunuz?
Yurt dışı çalışmalarımıza büyük önem
veriyoruz. Yurt dışında da ürünlerimiz
sevilerek tüketiliyor. Japonya, ABD, S.Arabistan, BAE, Irak, Bahreyn, Kuveyt, Katar,
KKTC, Mısır, Türkmenistan, Azerbaycan ve
Ürdün’ün de aralarında bulunduğu yaklaşık 15 ülkeye kendi markamızla ihracat
gerçekleştiriyoruz.
Her ülkenin damak tadına ve tüketim alışkanlıklarına göre peynir ihracatı yapıyoruz. Ürün kullanım alışkanlıklarının uyum
göstermesi en büyük ihracat artılarından
biri. Damak zevkinin örtüşmesi, ürünlerimizin beğeniyle tüketilmesini sağlıyor.
Örneğin; Irak’ta en hızlı satılan ürün, bu
bölgenin kültürel dokusuna, beslenme
alışkanlıklarına uygun olan tel ve örgü
peynirken, Kuveyt ve Katar’da burgu
peyniri çok daha hızlı bir satış performansı
gösteriyor.
Pazarın sorunları nelerdir?
Türkiye’de üretilen sütün sadece yüzde
27’sinin modern tesislere, sağlıklı üretim
yapan işletmelere gittiğini ve kayıtlı işlendiğini biliyoruz. Peynir pazarının maalesef
yüzde 70’ini hâlâ ambalajsız ürünler oluşturuyor ki; bu ürünlerin çoğu sağlığımız
için ve özellikle çocuk sağlığı için büyük
riskler taşıyor. Ancak tüketici bilinçlendiği,
seçimini sağlık ve hijyen kriterlerine göre
yaptığı zaman sektörün tüm oyuncuları kendilerini düzeltmek ve geliştirmek
zorunda kalacaktır.
Özellikle anneler, sadece güvenilir markaların ambalajlı peynirlerini ailelerine
yedirmeliler. Hijyenik şartlarda ve modern
tekniklerle üretilmeyen, soğuk zincir kırılmadan tüketicisine ulaştırılmayan, satış
noktalarında ve evlerde + 2/4 C haricinde
sıcaklıklarda tutulan peynir sağlığımız için
korkunç riskler taşımaktadır.
Tüketiciler peynirlerini muhakkak,
ambalajlı, hijyenik ve kaliteli ürünlerin
ülke genelinde tüketiciyle buluşmasını
sağlayan ulusal ve yerel marketlerden ve
bakkallardan almalılar. Muratbey, ürünlerinin büyük çoğunluğunu organize perakendenin gücü ve desteği ile Türkiye’nin
dört bir köşesine ulaştırmakta, böylelikle
de insanımızın sağlıklı ve lezzetli ürünlerle
buluşması sağlanmaktadır.
Gerek üretim gerekse tüketim tarafında
bilinçlenme ve gelişme ihtiyacımız çok
fazla. Merdiven altı üretim konusunda hala
denetimler yetersiz.
Süt ürünleri üretim prosedürlerine tam
uyumun göstergesi olan kalite belgelerine
sahip olmayan firmaların ürünlerine ulaşım hiç de zor değil maalesef. HACCP, TSE
Uygunluk, BRC Belgelerine, ISO 9001:2008
ve ISO 22000 Kalite sistemlerine de sahip
olan Muratbey üretim parkurunu sürekli
yatırımlarla mükemmelleştirmiştir. Ne yazık ki, bu yaklaşım sektörümüzde sadece
sayılı firmada görülmektedir.
Ancak tüketici bilinçlendiği, seçimini
sağlık ve hijyen kriterlerine göre yaptığı
zaman gerek üreticiler gerekse satış noktaları zaten kendilerini düzeltmek zorunda
kalacaklardır ve tağşiş yapanların önüne
geçilebilecektir.
2014 yılı için yeni ürün ya da yatırımlarınız olacak mı?
İnovatif ürünleri otomasyon sistemi içinde
üretmek, ambalajlama sistemlerinde
iyileşmeler yapmak, verimliliği ve kapasite
artışını sağlamak amacıyla geçen yıl başlattığımız yatırımlarımıza bu yıl da hızla
devam ediyoruz. Toplamda 20 milyon TL
civarında bir yatırım yapıyoruz. 2014 ilk
yarısında tamamlanacak olan yatırımla
birlikte yaklaşık 25 bin metrekarelik bir
kapalı alana sahip olacağız. Bu yıl 250
olan ürün çeşidimizi 300’e çıkarmayı
planlıyoruz. AR-GE yatırımlarımız sürüyor.
Muratbey olarak yenilikçi bir anlayış
benimsedik. Bu doğrultuda 2013 yılı faaliyetlerimizde ürün standardını, çeşitliliğini
ve marka bilinirliğini artırmaya yönelik
çalışmalar ve yatırımları da ön plana aldık.
Türk insanı için daima doğal, katkısız ve
sağlıklı peynir üretmeyi sürdüreceğiz. Bu
yıl yüzde 35 civarında büyüme öngörüyoruz. İhracatta da yüzde 20 büyüme hedefimiz var. İnovatif ürünlerimiz ile dünyada
yeni pazarlara açılmayı planlıyoruz.
21
perder
sosyal sorumluluk
Banvit çocuklara dokunuyor
Akıllı Çocuk Sofrası kapsamında “Küçük Denge Dünyası”’ isimli çocuk oyunu, çocuklarla buluşmasına kaldığı yerden devam edecek. Diğer sosyal sorumluluk çalışması
“Kızlar Banvit’le Okula” isimli ilköğretim eğitimine kazandırma projesi, “Stratejik
Hayırseverlik” ve “Jüri 3’üncülük” ödüllerine lâyık görüldü
Banvit’in sosyal sorumluluk projelerinden
Akıllı Çocuk Sofrası kapsamında, Ekoldrama Sanat Evi tarafından İstanbul’da
sahnelenen ve çocuklara doğru beslenme
bilincini aşılamayı hedefleyen “Küçük
Denge Dünyası”’ isimli çocuk tiyatrosu
ilk sömestir için sürdürdüğü çalışmaları
tamamladı. Oyun, bu süre içerisinde 3.829
ilköğretim öğrencisine ulaşmış oldu.
Bu yıl ilk olarak Caddebostan Kültür Merkezi’nde küçük izleyicileriyle buluşmaya
başlayan çocuk oyunu, izleyicilerinin büyük beğenisini kazandı. Okulların sömestir
tatiline girmesiyle birlikte çalışmalarına
kısa bir ara veren “Küçük Denge Dünyası”,
12 Şubat tarhinden itibaren Kozyatağı
Kültür Merkezi’nde yine küçük izleyicileri
ile buluşmaya devam edecek.
Akıllı Çocuk Sofrası’nın sevimli karakterleri
Cem ile Cemile’nin maceralarını anlatan
tiyatro oyunmuz bu maceranın diğer karakterleri aracılığıyla Mec ile Elimec, Yeşil
Şef, Tahıl Adam, Süt Ana ve Protein Kız ile
çocuklara yeterli ve dengeli beslenmenin
önemi ve fiziksel hareketin gerekliliğine
yönelik mesajlar veriyor.
Ekoldrama Sanat Evi tarafından sahneye
konulan ve konunun uzmanları tarafından pedagojik formasyonu çok yüksek
bir çocuk oyunu olarak belirlenen ‘’Küçük
Denge Dünyası’’nın senaryosu Doç. Dr.
Beliz Güçbilmez tarafından yazıldı, oyunun
yönetmenliğini ise Elif Ongan Tekçe gerçekleştiriyor.
22
İlk kez geçtiğimiz yıl İstanbul’un çeşitli
ilçelerinde yine kültür merkezlerinden
ücretsiz olarak çocuklarla biraraya gelen
“Küçük Denge Dünyası” isimli çocuk
oyunumuz, 2012 – 2013 eğitim öğretim yılında İstanbul’da 6.600 ilköğretim öğrencisi
ile buluşmuştu.
“Kızlar Banvit’le Okula” Projesi’ne iki ayrı ödül
Kadir Has Üniversitesi’nde 5’incisi düzenlenen Türkiye Kurumsal Sosyal Sorumluluk
(KSS) Pazaryeri Etkinliği’nde, Banvit’in “Kızlar Banvit’le Okula” projesi, iki ayrı ödül aldı.
Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği (ÇYDD)
Bandırma Şubesi ve Banvit işbirliği ile 2007
yılında, okula gidemeyen kız çocuklarına
destek vermek amacıyla başlatılan “Kızlar
Banvit’le Okula” projesi, ‘Stratejik Hayırseverlik Ödülü’nün sahibi oldu.
Ayrıca “Kızlar Banvit’le Okula” projesi Türkiye Kurumsal Sosyal Sorumluluk Derneği
Başkanı ve CSR Europe Yönetim Kurulu
Üyesi Serdar Dinler, CSR Europe Genel
Direktörü Stefan Crets, Ukrayna Kurumsal
Sosyal Sorumluluk Derneği Başkanı Maryna Saprykina ve İsveç Kurumsal Sosyal
Sorumluluk Derneği Başkanı Marianne
Bogle’den oluşan jüri tarafından, ‘Jüri 3’üncülük Ödüllü’ne de lâyık görüldü.
Türkiye Kurumsal Sosyal Sorumluluk
Derneği “Geleceğin Şirketleri” vizyonuyla düzenlediği bu etkinlik ile kamunun,
şirketlerin, STK’ların ve akademik dünyanın
birbirleri ile yakın ilişki içinde çalışmalarını
sağlamayı ve Kurumsal Sosyal Sorumluluk
(KSS) alanında sağladığı gelişimi daha da
hızlandırmayı hedefliyor.
Banvit, “Kızlar Banvit’le Okula” projesi ve bu
proje kapsamında gerçekleştirdiği uygulamalar ile 2013 yılı Nisan ayında da Türkiye
Kurumsal Sosyal Sorumluluk Derneği ve
Avrupa Komisyonu desteği, CSR Europe ve
Business in the Community liderliğinde
yürütülen Avrupa Kurumsal Sosyal Sorumluluk Programı kapsamında ilköğretim alanında eğitime sağladığı katkılarla “Kaynak
Kullanımı Kategorisi” dalında 2.’lik ödülüne
lâyık görülmüştü.
23
perder
röportaj
Keloğlan ve arkadaşları
Banat’ta...
En sevilen çizgi kahramanları ürünlerine taşıyan Banat, çocukların dişlerine dokunmaya devam ediyor
Türkiye’nin ilk diş fırçası üreticisi Banat, çocuklara yönelik tasarladığı ürün
gruplarıyla fark yaratmaya devam ediyor. Son olarak Keloğlan ve arkadaşlarını ürünlerine taşıyan Banat, diş sağlığının önemini çocuklara eğlendirerek öğretmeyi hedefliyor. Banat Ağız ve Kişisel Bakım Ürün Müdürü
Berna Şenyuva Nalcı, Banat’ın çocuklara yönelik çalışmalarını anlattı.
Banat’ın çocuklara yönelik ürünlerinden bahseder misiniz?
Türkiye’nin ilk diş fırçası üreticisi olarak,
çocuklarımızın diş fırçalama bilincinin
gelişmesi bizim için her zaman çok önemli
oldu. Bu nedenle onlara eğlenerek diş
fırçalama alışkanlığını kazanacakları özel
diş fırçası serileri hazırladık. Banat Minno,
Lucky, Dino, Design Turkey 2012 “Tasarım”
ödüllü Pikolo ve Red Dot Design Award
2013 ‘Ürün Tasarımı’ ödülü Acrobat Jr. gibi
çok daha çeşitli diş fırçalarımız olduğu gibi
tuttuğunuz takımın fırçalarını da bulabilirsiniz. Ayrıca çocukların severek izlediği
çizgi film kahramanlarını da diş fırçalarımıza taşıdık. Bunlardan bir tanesi çocuklar
arasında bir fenomen olan ilk Türk çizgi
animasyon karakteri Pepee ve arkadaşları.
Son olarak milli masal kahramanımız Keloğlan ve arkadaşlarını da diş fırçalarımıza
ve diş macunlarımıza taşıdık. Keloğlan diş
fırçaları; diğer çocuk diş fırçalarımız gibi
çocuk ağız yapısına uygun fırça başı, diş
ve diş etine zarar vermemesi için uçları
yuvarlatılmış yumuşak kıl yapısı ve koruma başlığı ile çocuklarına diş fırçalamayı
sevdirmek isteyen ailelerin
bir numaralı tercihi olacak.
Banat markası olarak,
çocukların diş fırçalama
bilinci kazanması adına birçok etkinlikte yer
alıyoruz. 2013 yılında 23
Nisan etkinliklerinde TRT
çocuk ve Kocaeli Belediyesi ile onbinlerce çocuğa
ulaşmamız dışında, en son
2010 yılından beri ürün işbirliği ile destek verdiğimiz
Türkiye Eğitim Gönüllüleri
Vakfı (TEGV) ile Ağız ve Diş
Sağlığı Haftası kapsamında
“Sağlıklı Dişlerle Geleceğe Gülümse” etkinliği
gerçekleştirdik. TEGV eğitim
parklarında gerçekleşen etkinlikte, 6 gün boyunca 1.200
çocuğa ağız ve diş sağlığı
eğitimi verdik.
Gelecek nesillerin çağdaş bir eğitimle
büyümesi adına Türkiye Eğitim Gönüllüleri
Vakfı (TEGV) ile yapılan ürün işbirliğimiz
ile Banat satışlarımızın belli bir miktarını TEGV’e bağışlayarak, eğitime destek
veriyoruz.
Çizgi karakterli ürünler satışınızı ne
oranda etkiledi?
Maalesef; ağız ve kişisel bakım konusunda
oldukça düşük rakamlara sahibiz. Ağız bakımı konusundaki bu durum diş fırça satış
rakamalarına da aynı şekilde yansıyor
ve bu rakamlar içersinde çocuk fırçaları
da aynı şekilde payını alıyor. Çocuklara
yönelik yaptığımız birçok sosyal sorumluluk projesi, onlara hitap eden cıvıl cıvıl diş
fırçaları ve sevdikleri karakterleri taşıyan
lisanslı ürünlerle bu konuda artış sağlamaya elbette yardımcı oluyor. Banat olarak,
diş fırçalama alışkanlığını çocukluktan
kazandırmayı ve ağız bakımında daha
sağlıklı nesillerin yetişmesinde katkıda
bulunmayı hedefliyoruz.
24
Berna ŞENYUVA NALCI
Bu ürünlerin çocukların diş sağlığını
korumayı özendiren bir yanı var mı?
Diş fırçalama, kişisel bakım ve birçok
faydalı alışkanlıklar gibi çocuk yaşlarda
kazanılacağına inanıyoruz. Pepee ve Keloğlan; çocukların örnek aldığı ve su içmek,
diş fırçalamak gibi birçok faydalı bilgileri
öğrendikleri karakterler olduğundan biz
de diş fırçalarımız ile birçok çocuğa bu
alışkanlığı kazanmasında etkili bir işbirliği
yaptığımızı biliyor ve onların sağlıklarına katkıda bulunduğumuz için mutlu
oluyoruz.
Çocuk diş fırçalarımız için sosyal medya
üzerinden bize ulaşan birçok ebeveynden
ve anne çocuk blogerlarından Banat çocuk
diş fırçaları ile ilgili çok güzel yorumlar
alıyoruz. Çocuklar diş fırçalarının üzerinde
tanıdıkları ve onların dünyasında yaşayan
çizgi kahramanları görünce diş fırçalamayı
zorunlu bir görev olarak değil, bir oyun olarak görüyorlar. Biz de buradan yola çıkarak
onların en sevdiği çizgi kahramanları diş
fırçalarımıza taşıyoruz ve onların eğlenerek diş fırçalama alışkanlığı kazanmalarını
perder
röportaj
hedefliyoruz.
Özellikle, bardağa takılabilen Red-dot
tasarım ödüllü en son çocuk diş fırçamız
Acrobat Jr, diş fırçası+diş macunu+bardağı
ve kum saati ile tam bir set olarak satışa
çıkması ve çocukların bu seti çok severek
kullanmasını sağlıyor. 2 dakika ayarlı kum
saati ise fırçalamaya teşvik ediyor.
Tabii, bu konuda en büyük iş ebeveynlere
düşüyor. Ebeveynlerin çocuklarının diş
fırçalama alışkanlığının kazandırılması
konusunda bilinçli olması, çocuklarını
küçük yaştan itibaren ağız ve diş sağlığı
konusunda eğitmesi gerekmektedir.
Okullarda da bu konunun üzerinde daha
fazla durulması gerekmektedir. Bildiğiniz
gibi sağlıksız bir ağız birçok hastalığına
davetiye çıkarmaktadır.
Çizgi karakterli ürünler yaratırken
seçimlerinizi hangi kriterler üzerine
kurguluyorsunuz?
Çocuklar için diş fırçası tasarlarken her
zaman onların en çok sevdiği karakterler
ve renkler üzerinden ilerliyoruz. Çocuk
dünyasına uygun doğru ürünleri seçebilmek ve üretebilmek için kimi zaman
uzun yıllar süren büyük Ar-Ge ve tasarım
çalışmaları yapıyoruz. Kart tasarımları, sap
üzerindeki görseller kadar markette onlara
cazip gelecek sunum stantlarını da büyük
özenle tasarlıyoruz. Bugüne kadar kullandığımız çizgi karakterler, çocuklar arasında
fenomen olan ve onların her gün ekranda
gördükleri karakterler. Aynı karakterleri diş
fırçalarında da gördüklerinde diş fırçalamak, çocuklarımız için en az çizgi film
izlemek kadar eğlenceli oluyor.
Çocuklara yönelik ürünler, üretiminizin yüzde kaçını kapsıyor?
Yaptığımız yenilikler, tasarım ödüllü özel
Acrobat Jr setimiz ve lisanlı ürünlerimizle
her geçen gün büyüyen çocuk diş fırçaları
grubumuz, ağız bakım grubumuzun %1520’si gibi bir paya sahip.
Yurt dışında aynı kategoride çocuklara yönelik ürünlerle karşılaştıracak
olursak ne seviyedeyiz?
Dünyanın her yerinde çocukların eğilimleri
aynı olduğundan; yurtdışında da genelde
lisanslı ürünler çocukları etkilediğinden
ve kullanımını tetiklediğinden; bu şekilde
sunuluyor. Ülkemizdeki ağız ve kişisel
bakım ürünleri kullanım oranı düşük olması hem çocuk hem de yetişkin ağız bakım
ürün satış adetleri etkiliyor. Onun için
satış adetleri seviyesi değerlendirildiğinde
bayağı geride kalıyoruz.
Şu anda en çok ilgi gören hangi karakterli ürününüz?
Banat’ın çocuklar için ürettiği bütün çocuk
diş fırçaları, çocukların ilgisini çekecek ve
her çocuğa hitap edecek şekilde rengarenk
ve dikkat çekici detaylarla tasarlanıyor.
Bu nedenle tüm çocuk diş fırçalarımız
çocuklar tarafından oldukça ilgi görüyor.
Ama sizin de bildiğiniz gibi günümüzde
hemen hemen tüm çocukların ve ailelerin
zamanlarının önemli bir bölümü televizyon karşısında geçiyor. Bu nedenle televizyonda gördükleri çizgi kahramanları diş
fırçasında görmeleri, o fırçaya olan ilgiyi
arttırıyor. Bu durum da, Pepee ve arkadaşlarının olduğu diş fırçası serimizi oldukça
ilgi gören bir ürün haline getiriyor.
Lisanslı olmasa da set şeklinde satılan
Acrobat Jr diş fırçamız da lisanslı ürünler
kadar beğeni görüyor ve tercih ediliyor.
Çocukların çok seveceği herşeyi ile tam
bir diş fırçalama seti olan bu ürünümüz
çocuklar arasında doğum günü hediyesi
olarak bile veriliyor.
Aynı durumu satışına yeni başladığımız
Keloğlan serimiz için de öngörüyoruz.
Ayrıca Keloğlan diş fırçalarımızın yanında
çocukların çok seveceği bir sürpriz de var.
Çocukları diş fırçalama alışkanlığına
özendirmek amacıyla onların çok sevdiği
çiklet aromasını da diş macunlarına ekleyerek, Keloğlan diş fırçaları ile birlikte diş
macununu da satışa sunuyoruz. Florür ve
Paraben içermeyen çiklet aromalı Keloğlan
diş macunlarını 3 yaş üstü çocukların
kullanımına uygun olarak ürettik.
2014 yılında çocuklar için ne gibi
çalışmalarınız olacak?
67 yıldır sektörde yer etmiş bir marka
olarak yeni çalışmalarımıza devam edeceğiz. Çünkü biz sürekli değişimi, gelişimi
ilke edinmiş bir markayız. 2014 yılında da
tüketici ihtiyaçlarını göz önünde bulundurarak yaptığımız AR-GE çalışmalarımız
doğrultusunda yenilikçi ürünler üretmeye
devam ediyor olacağız.
Son olarak çocuklar için üreteceğimiz diş
fırçalarımızın yansı sıra yine çocuklar için
gerçekleştirceğimiz sosyal sorumluluk faaliyetlerine ve projelere de devam edeceğiz.
25
perder
araştırma
Yasada beklentiler var
Yeni İş Sağlığı ve Güvenliği Yasası konusunda tartışmalar devam ediyor
50 ve altında eleman çalıştıran işyerleri
için iş güvenliği uzmanı ve işyeri hekimi
bulundurma uygulaması 1 Ocak 2014’te
resmen başladı. İşyerlerinin sınıfına göre
kademeli olarak uygulanan yasa, radikal
değişiklikler içermesi nedeniyle tartışma
konusu oldu. Elemanonline.net’in yaptığı
anket ise yasa konusundaki farklı görüşleri
ortaya koydu. Yaklaşık 8 bin şirket yetkilisi
arasında yapılan ankette katılımcılara
“Yeni İş Sağlığı ve Güvenliği Yasası sizce
çalışma ortamının sorunlarını çözebilecek
mi?” sorusu soruldu. Katılımcıların yüzde
48’i ‘kısmen’ cevabını verirken, yüzde 38’i
‘hayır’ ve yüzde 14’ü ise ‘evet’ dedi. Anket
sonuçlarını yorumlayan Elemanonline.
net Genel Müdürü Özlem Demirci Duyarlar, ankete göre yasaya tam desteğin
yüzde 14’ler seviyesinde kaldığını söyledi.
Yasanın çalışanları güvence altına alması
nedeniyle birçok açıdan faydalı olacağını
belirten Duyarlar, ancak işverenler nezdinde yasanın yaptırımları tam bilinmediği
için kafa karışıklığı yarattığını açıkladı.
Duyarlar, “Özellikle en çok tartışılan
konulardan biri olan yasa gereği iş yeri
hekimi ve iş güvenliği uzmanı çalıştırma
zorunluluğu, KOBİ’ler açısından ciddi
bir maliyet artışı olarak yorumlanıyor,
KOBİ’ler nezdinde zorlayıcı görülüyor”
şeklinde konuştu. Yasa kapsamında yeni
yıldan itibaren işyeri hekimi ve iş yeri
güvenliği uzmanı bulundurmayan firmaları 1000 TL’den 80 bin TL’ye kadar para
cezası bekliyor. Duyarlar, “Elemanonline.
net de aday profilimize baktığımızda ise iş
güvenliği uzmanı sayısında ciddi bir artış
gözlemliyoruz. 2012 yılında 8 bin 750 iş
güvenliği uzmanı özgeçmişi bulunurken,
2013 yılında kayıtlı iş güvenliği uzmanı
özgeçmiş sayısı 20 bini buldu” dedi.
Perakendeye ilgi arttı
Kariyer.net Perakende Sektör Analiz Raporu açıklandı
2010 yılında 480 bin seviyesinde olan Perakende Sektöründeki ilanlara başvuran
aday sayısı 2013 yılına gelindiğinde %41
artarak 679 bin seviyelerine yükseliyor.
Yıllara göre yaşanan bu artış değerlendirildiğinde adayların bu sektöre gösterdiği
talep net olarak gözlemleniyor.Rapora
göre Perakende Sektöründe en çok
başvuru alan ilk 5 pozisyon ve en çok ilan
yayınlanan
ilk 5 pozisyon
sıralamasında Satış
Danışmanı
pozisyonu
2013’te diğer
pozisyonları
geride bıraktı.
İkinci sırada
en çok başvuru alan pozisyon Kasiyerlik
oldu. Bunu
Mağaza Satış
Danışmanı
ve Mağaza
Müdürü po-
26
zisyonları takip etti. Analiz sonuçlarında
en çok 26 - 35 yaş arasındaki çalışanlar
sektör ilanlarını takip ediyor.
İlanlara başvuran adaylar içinde tecrübesiz adayların başvuru oranı 2013 yılında
geçmiş yıllara göre 6 - 10 yıl tecrübe
sahibi adayların başvuru oranlarının düştüğü ortaya çıkıyor. Kadınlar için yayınla-
nan ilanların %68’ine kadınlar, %32’sine
ise erkekler başvuruyor. İlan tecrübe
yılı karşılaştırmasında, 1 – 2 yıl tecrübe isteyen ilanlar dikkate alındığında;
belirtilen yıl tecrübesine sahip adayların,
tüm başvuruların yalnızca yaklaşık %20
’sini oluşturduğu gözlemleniyor. Diğer
dikkat çeken sonuç da 11 ve üstü tecrübeli adayların 3 – 5 yıl tecrübe isteyen
iş ilanlarına
başvuruda
bulunup şansını denemesi. Tecrübeli
veya tecrübesiz adayların
iş başvurusu
yaparken
ilanda aranan
tecrübeye
dikkat etmemesi, ilgisiz
başvuruda
bulunması işe
olan ihtiyaçtan kaynaklanıyor.
perder
araştırma
Perakende pazarı büyüdü
Deloitte Türkiye Tüketim Endüstrisi Lideri Özgür Yalta, perakende pazarına ilişkin
geçtiğimiz yıl ortaya çıkan rakamları açıkladı
Global perakende pazarı 2013’ü yüzde
2,2’lik bir büyüme ile tamamlayarak 16,6
trilyon dolara ulaştı. Türkiye perakende
sektörünün 2013’te bir önceki yıla kıyasla
yüzde 3,9’luk bir büyüme oranı ile 311
milyar dolara ulaştığını tahmin ediyoruz
Deloitte Türkiye Tüketim Endüstrisi Lideri
Özgür Yalta, global perakende pazarının
2013’ü yüzde 2,2’lik bir büyüme ile tamamlayarak 16,6 trilyon dolara ulaştığını
söyledi. Yalta, global perakende pazarının
2013’ü yüzde 2,2’lik bir büyüme ile tamamlayarak 16,6 trilyon dolara ulaştığını,
yiyecekte büyüme oranı yüzde 3,1 iken,
yiyecek harici perakendede ise bu oranın
yüzde 1,3 olarak gerçekleştiğinin tahmin
edildiğini kaydetti.
Türkiye perakende sektörünün 2013’te
bir önceki yıla kıyasla yüzde 3,9’luk
bir büyüme oranı ile 311 milyar dolara
ulaştığını tahmin ettiklerini belirten Yalta,
yiyecekte büyümenin yüzde 2,3, yiyecek
dışı perakendede ise yüzde 5,6 olduğunun öngörüldüğünü dile getirdi. Artan
harcanabilir gelir ve olumlu ekonomik
gelişmelerin, tüketicilerin isteğe bağlı harcamaları artırmalarında, daha az tasarruf
etmelerinde ve tüketici yaşam tarzlarının
değişmesinde etkili olduğunu vurgulayan
Yalta, sözlerine şöyle devam etti:
“En yüksek gelir ve harcama oranına sahip
olan orta sınıf her geçen yıl büyüyor.
2013’ten itibaren orta sınıfa her yıl bir
milyon yeni kişinin eklenmesi bekleniyor.
Artan şehirleşme ve kadın çalışan oranı ile
hane halkı küçülüyor; evlenme, çocuk yapma yaşı büyüyor ve çocuk sayısı azalıyor.
Aile fertleri azalırken gelirin artması daha
çok harcanabilir gelir oluşmasını sağlıyor.
Kredi kartı penetrasyonundaki artış ve
kredi kartıyla taksitle ödeme olanakları,
tüketicilerin gelirleri yetmese bile borçlanarak daha fazla harcayabilmeleri için fırsat oluşturuyor. Hızla artan AVM sayısı ile
birlikte büyüyen organize perakende oranı
ve yeni markalar da büyümenin artmasında önemli bir etken. Türkiye’nin iyileşen
sosyoekonomik durumunun yanında,
Türkiye’deki yaşam tarzının Ortadoğu ve
Afrika bölgelerinde etkisinin artması ile
birlikte Türkiye’ye gelen turist sayısı ve
buna bağlı olarak harcama oranları da
her geçen yıl, özellikle giyim ve ayakkabı
kategorisinde artıyor ve perakendedeki
büyümeyi tetikliyor.”
Yalta, artan harcanabilir gelire rağmen,
Türk tüketicilerinin fiyat hassasiyetinin
halen çok yüksek olduğunu ve bu
nedenle tüketicilerin indirim
ve promosyonlara
çok duyarlı
olduklarını
söyledi.
Yalta, 1990’lı yılların sonlarında ve özellikle 2001 krizini avantaja dönüştürerek
popülerliklerini artıran indirim perakendecilerinin hızlı büyümelerinin gelecek
yıllarda da devam etmesinin beklendiğini
aktardı. Perakende sektörünün bu yıl geçen seneye göre yüzde 0,3 büyüyerek 312
milyar dolara ulaşmasını beklediklerini
vurgulayan Yalta, “Son dönemdeki politik
türbülans ve seçim dönemine girilmiş
olması, tüketici güven endeksi üzerinde
olumsuz etki yapacaktır. Ayrıca kredi kartı
kullanımı ve taksit düzenlemesinin de sektör üzerinde bir miktar negatif etkisi söz
konusu olacaktır” şeklinde konuştu. Yalta,
trendlerde olağanüstü bir nedenden dolayı
bir kırılma olmadığı takdirde, kısa vadede
sektör zorlu bir yoldan geçecek olsa da
özellikle organize perakende için orta ve
uzun vade pozitif bir beklenti içinde olduklarının altını çizdi.
Elektronik Perakende Sektörü ile ilgili
değerlendirmelerde de bulunan Yalta,
Türkiye’de geniş bant internet abone
sayısının 2008’den beri beş buçuk
kattan fazla büyüyerek
2013’ün üçüncü
çeyreğinde 33,7
milyona ulaştığını
belirtti.
27
perder
serbest köşe
Acil eleman aranıyor!
sen, Mecklenburg-Vorpommem, Rheinland-Pfalz, Saarland, Sachsen, Sachsen-Anhalt, Schleswig-Holstein ve Thüringen
eyaletlerinde 9 yıl; Berlin, Brandenburg,
Bremen ve Nordrhein-Westfalen eyaletlerinde 10 yıl olarak uygulanmaktadır.
Almanya’da ilköğretimin 1. kademesi
4 yıldır. Ancak, Berlin ve Brendenburg
eyaletlerinde 6 yıldır. İlköğretimin 4.
sınıfından (Grundschule) sonra öğrenciler,
yetenek, ilgi ve başarılarına göre öğrenimlerine Hauptschule, Realschule, Gesamtschule veya Gymnasium’dan başlamak
suretiyle 15 yaşını dolduruncaya kadar
öğrenimlerine devam etmek zorundadırlar.
Yılmaz PEKMEZCAN
Akademisyen
İlk ve ortaöğretimde maalesef insanımızı “olgunlaştıramıyoruz”. Çıktı kalitemizi
kontrol edemiyoruz ya da etmiyoruz.
Sonuçlarla kimse ilgilenmiyor. Sadece
nicelik olarak rakamlarla ilgileniliyor. Ve
en önemlisi de mesleğe yönelik yeterli
ve kalıcı hiçbir çözüm arayışımız olmadığı gibi maalesef mevcut uygulamalar
ise SOS veriyor.
Son yıllarda ülkemizin hemen hemen tüm
sektörlerinde en çok baş gösteren sorunudur “eleman bulamamak”. Aslında tam
olarak elemanda değil; sanırım “nitelikli
eleman” asıl sorunda. Bu konunun yalnızca bizim gibi gelişmekte olan ülkelerde
başlı başına bir sorun olduğunu düşünürdüm. Almanya ekonomi bakanının yaptığı
açıklamaları duyunca açıkçası şaşırmadım
da değil. Çünkü Almanya özellikle gelişmiş
batı içerisinde özellikle sanayi sektörlerinde nitelikli ara eleman konusunda en iyi
çözümleri üretmiş ve uygulamış olan bir
ülkedir. Özellikle ortaöğretimin sonunda
her vatandaşının koluna adeta bir altın
bilezik takarak mezun eden ve sanayi ile
adeta iç içe eğitim süreçlerini geliştiren bir
ülke konumunda. Bizdeki Meslek Liseleri
ve Meslek Yüksekokulları benzeri yapıların
tartışmasız en iyi modellerinin bulunduğu
ve en iyi uygulamalarına sahip en iyi ülke
Almanya’dır.
Kısaca Almanya eğitim sistemine bir göz
atalım:
Almanya’da okula devam mecburiyeti
6 yaşını doldurmuş çocuklar için başlar
ve 18 yaşına kadar sürer. Tam gün okula
devam mecburiyeti; Baden-Württemberg,
Bayern, Hamburg, Hessen, Niedersach-
28
Bu okullar arasında, öğrencilerin başarı
durumlarına göre yatay geçişler yapılabilmektedir. Tam gün zorunlu eğitimden
sonra genel öğrenime devam etmek
istemeyen her Alman vatandaşı, 18 yaşını
dolduruncaya kadar öğrenimine yaygın
meslekî eğitim kurumlarında devam
etmek zorundadır.
Eğitim sistemi ana hatlarıyla İlköğretim,
Ortaöğretim ve Meslek Okulları olarak
ayrılır. Meslek okullarına daha ortaöğretim kısmından itibaren yetenekleri
belirli konularda ön plana çıkan öğrenciler
yönlendirilerek en az 3 yıllık bir eğitim
sonrasında uzmanlık elde edebilmektedirler. Ortaöğretim birinci ve ikinci basamak
olarak ayrılmakta, yalnızca ilk basamakta
beş (5) farklı okul tipi bulunmakta. Ve bu
okullara öğrenciler tamamıyla fiziksel ve
zihinsel yetenekleri başta olmak üzere eğitim sürecinde göstermiş oldukları başarı
durumlarına göre yönlendirilerek liselere
oradan da “Olgunluk Sınavını” ( Abitur) başarıyla tamamlayan öğrencilerin herhangi
bir sınava tabi tutulmadan Almanya’daki
yüksekokul ve üniversitelere kayıtları
yapılabilmektedir. Her bir okul tipinden
mezun olunduğu takdirde gidilebilecek
okullar ile devam edilmediği takdirde
seçilebilecek meslek alanları belirlenmiş
durumda. Örneğin Realschule’lerde genel
olarak Almanca, sosyal bilgiler (tarih,
politika, coğrafya), matematik, fen bilgisi
(biyoloji, kimya, fizik), İngilizce, iş bilgisi
(teknik, ekonomi, ev ekonomisi), müzik/
sanat eğitimi/tekstil işleri, din bilgisi ve
beden eğitimi dersleri okutulmaktadır.
Realschule’yi bitirenler, başarılarına göre
Berufliches Gymnasium, Gymnasium,
Berufsfachschule, Höhere Handelsschule,
Fachschule veya Fachoberschule’lere git-
mektedirler. Realschule’yi bitirip öğrenime
devam etmeyenler; büro, banka ve devlet
dairelerinde görev almaktadırlar.
Diğer okulların tamamına göz atıldığında
bir kısım okullar zihinsel ve fiziksel olarak
gelişimi yeterli olmayan öğrencilere
yönelik. Diğer kısımlar ise okulların türlerine göre, tabii ve temel bilimler, sosyal
bilimler, yabancı dil, güzel sanatlar, din
eğitimlerinin ağırlıkta olduğu okullardan
tutunda öğretimi yapılan başlıca otuz adet
meslek türünün bulunduğu Berufsbildende Schulen’lere kadar çok yönlü mesleki
eğitim veren ve meslek adamı yetiştiren
okullar mevcut. Almanya’da hal bu iken
ekonomi bakanlarının “ Herkes Üniversiteli
olmak zorunda değil, Üniversiteli sayısı
çok fazla. Bu durumda mesleki alanlarda
ihtiyaç duyduğumuz elamanı bulamıyoruz” söylemi gerçektende bizim üzerinde
çok düşünmemiz gereken bir konu değil
mi? 4+4+4 sistemine geçiş yaptık belki
ama asıl iş sanırım bundan sonrasıydı
ama, her zaman olduğu gibi asli işlerimizi
ve sorumluluklarımızı unutarak şeklen bir
şeyler yaptık ve orada kaldık. Evet ülkemiz
gerçektende son on yılda potansiyelini çok
artırdı ve gelecek vaat ediyor. Ancak eğitim sistemimiz ciddi sıkıntılarla dolu. Şayet bu konuda öngörülü ve devlet adamlığı
vasfı ile acil kalıcı çözümler bulamaz isek
bu gelişimimizi sürdürebilmemiz mümkün olmayabilir. Eğitim sistemimiz siyasi
konulara alet edilemeyecek kadar önemli.
Aslında bana sorarsanız devletin en büyük
ve temel üç görevinden bir tanesi eğitim
değerleri de sağlık ve savunmadır. Diğer
alanlardaki gelişimler olmazsa olmaz ve
devlet bir kısmında ise sadece düzenleyici
görevini görmelidir.
Görebildiğim şu ki; firmalar yana yakıla
nitelikli eleman arıyor. Herkes üniversite
mezunu olmak istiyor. Hiç kimse hakkında razı değil. Kısa yoldan köşeyi dönme
arzusu mevcut. İlk ve ortaöğretimde
maalesef insanımızı “olgunlaştıramıyoruz”.
Çıktı kalitemizi kontrol edemiyoruz ya da
etmiyoruz. Sonuçlarla kimse ilgilenmiyor.
Sadece nicelik olarak rakamlarla ilgileniliyor. Ve en önemlisi de mesleğe yönelik
yeterli ve kalıcı hiçbir çözüm arayışımız
olmadığı gibi maalesef mevcut uygulamalar ise SOS veriyor. Son söz: Gelecek için
Acil Eğitim. Hemen şimdi!
“ Okul eğitimin sonu değil, başlangıcıdır…”
LORD PROUGHAM
29
perder
pazar
Yemeklerin lezzeti,
rafların bereketi
Son yıllarda üretim çeşitliliğini artırmanın yanı sıra değişik coğrafi bölgelerde üretim
olanakları yaratmaya başlayan bitkisel yağ pazarını mercek altına aldık
Türkiye’de bitkisel yağ sektöründe toplam
tohum isleme kapasitesi (ayçiçeği, pamuk, soya) 4.5 milyon ton/yıl düzeyinde
bulunmaktadır. Toplam hamyağ işleme
kapasitesi ise 3 milyon ton/yıl düzeyinde
olup bunun 2 milyon tonu sıvı yağ, geriye
kalan 1 milyon tonluk kısmı da margarin
üretiminde kullanılmaktadır.
ile bitkisel yağlar, insan sağlına katkıları
ve yüksek besin değerine sahip olmaları
bakımından ayrı bir yere sahiptir. Rafine
bitkisel sıvı yağ üretimi, zeytin yağı dışındaki çok sayıda bitkisel kökenli rafine sıvı
yağ türünü kapsamaktadır. Söz konusu
yağ türleri, tohum yağları olarak da anılmaktadır. Zeytinyağı üretimi ise Bitkisel
Yağ ve Mamulleri Sanayii’nin diğer bir alt
konusu olarak ayrılmaktadır.
Ülkemizde ayçiçeği tarımı daha çok Trakya Bölgesi’nde yapıldığından geleneksel
olarak ayçiçek hamyağı üreten tesisler
eskiden beri bu bölgede yoğunlaşmıştır.
Trakya Bölgesi’nde yer alan ham yağ
üretim tesislerinin büyük çogunluğu
baç sistemi esasına göre kurulmuştur.
Bu sistem özellikle kuruluş maliyetinin
düşük olması nedeniyle tercih edilmektedir. Modern “kontinü ekstraksiyon”
üretim ni kullanan tesis sayısı, patlamalı
tesislere göre az olmakla birlikte bunlar nispeten daha büyük kapasitelere
sahiptir. Tesislerde üretilen ana mal olan
ham ayçiçek yağının kalitesi açısından
bu iki teknoloji arasında bir fark bulunmamaktadır. Ancak bu prosesde yan
ürün olarak elde edilen küspe kalitesinde
farklılık göze çarpmaktadır. “Baç sistemi”
ile üretim yapan tesislerde, isleme öncesi
kabuk ayırımı yapılmadığından küspenin
protein oranı düşük, selüloz oranı yüksek
olmakta, ayrıca yüksek rutubet ihtiva
etmektedir. Öte yandan kontinü sistemlerde daha kontrollü üretim yapılabildiğinden istenen kalitede küspe üretimi
mümkündür.
Gıda Kodeksi “Yemeklik Rafine Bitkisel
Yağlar Standardı’nda, ülkemizde üretime
konu olmayanlarla birlikte toplam 17
değişik yağ türü yer almaktadır. Ancak
bu raporun konusu, Türkiye’de üretilen ve
yaygın olarak kullanılan bitkisel kökenli
(zeytinyağı dışındaki) sıvı ya ğ çeşitleri
ile sınırlandırılmıştır. Bitkisel sıvı yağlarla
ilgili olarak ortaya konulması gereken
önemli bir konu ham ve rafine yağ ayrımıdır. Ham yağ, tohum yağlarının üretiminde kullanılan yağlı tohum çesitlerinin
esas olarak, presleme ve ardından hekzan
ekstraksiyonu işlemlerinden geçirilmesi
suretiyle elde edilmektedir. Ham yağlar
değişik miktarlarda yağ dışı yabancı
maddeler içerirler. Bu maddeler sırasıyla; fosfolipidler, reçineler, renk veren
pigmentler, aldehit ve ketonlar, serbest
yağ asitleri, hidrokarbonlar, steroller ve
tokoferollerdir. Bu maddelerin miktarı
yağlı tohumun cinsine, tohumun depolanma sartlarına ve tohumun islenmesinde uygulanan proseslere baglı olarak çok
büyük degiskenlik gösterir.
Yağlar, karbonhidratlar ve proteinler
gibi insan vücudu için yaşamsal değeri
olan ve insanların beslenmesinde önemli
yer tutan temel ihtiyaç maddelerinden
biridir. Özellikle doymuş yağ oranlarının
düşük olması, hücre yapısı için gerekli
olan serbest yağ asitlerini içermesi ve
insan vücudunda A,D,E,K gibi yağda
eriyen vitaminleri çözmesi gibi özellikleri
Rafine yağlar ise söz konusu ham yağların rafinasyon işleminden geçirilmiş
halidir. Rafinasyon işlemi, yağ dışı yabancı maddelerin yağın trigliserid yapısına
ve tokoferollere mümkün olduğunca en
az zarar verecek şekilde yağdan uzaklaştırılarak yağa tüketilebilir özellikler
kazandırma seklinde ifade edilebilir. Diğer
bir ifade ile tohum yağlarının tüketime
30
sunulmadan önce arındırılması etabıdır.
Bu grup içerisinde yer alan ve ülkemiz rafine sıvı yağlar sektörü açısından önemli
olan yağ çeşitlerinı sırayla ele alırsak:
Ayçiçeği yağı, yağ oranı %39-45 arasında
değişen Helianthus annuus bitkisinin
tohumlarından elde edilen bir yağdır.
Dünyada ayçiçeği ekimi yapılan başlıca ülkeler; Rusya, Ukrayna, Arjantin,
Macaristan, Fransa, İspanya, Hindistan
ve Türkiye’dir. Ülkemizde özellikle Trakya
ve Marmara bölgelerimizde ayçiçeği bitkisinin tarımı önemli bir yer tutmaktadır.
ayçiçeği yağı, rafine edilmek suretiyle
likit olarak tüketilebildiği gibi, margarin
üretiminde hammadde olarak da yaygın
bir biçimde kullanılmaktadır. Ayçiçek
yağı %15 doymuş , %85 doymamış yağ
asidi içermekte; doymamış yağ asitlerinin %14-43’ünü oleik asit, %44-75’inide
linolenik asit oluşturmaktadır.
Açık sarı renkli olan ayçiçek yağının üretiminde çözgen ekstraksiyonu işleminden
sonra elde edilen yağsız küspe, yan ürün
olarak hayvan yemi üretiminde kullanılmaktadır. Yüksek protein içeriği nedeniyle ayçiçeği küspesi oldukça değerli bir
yan üründür. Ayçiçeği yağının içerdiği
yağ asitlerini, genetik yapı, ekim tarihi,
yetiştirme bölgesi ve iklim koşulları,
hasat tarihi ve bitkinin beslenme durumu
belirlemektedir. Ülkemizde fiyatının düşüklüğü ve üretim fazlalığı nedeniyle en
çok tercih edilen yağ olan ayçiçek yağı,
dünya sıralamasında ise soya ve palm yağından sonra en çok üretilen ve tüketilen
üçüncü yağdır.
Pamuk yağı, pamuk bitkisinin çiğit olarak
bilinen tohumlarından elde edilen, karakteristik tadı ve kokusu olan, oldukça koyu
renkli bir yağdır. Ülkemizde pamuk yağı
genellikle margarin hammaddesi olarak
perder
pazar
katı yağ üretiminde kullanılmaktadır.
Pamuk yağının sıvı yağ seklinde kullanımı
ise yöresel düzeyde ve Çukurova ve Batı
Karadeniz Bölgesi ile sınırlıdır.
Pamuk yağı %13-44 oleik ve %33-58
linoleik asit içerdiği için oleik-linoleik asit
grubu yağlar arasında yer almaktadır.
Bitkisel kaynaklı yağların sabunlaşmayan
maddeleri arasında yer alan en önemli
bilesen, antioksidan etkisi nedeniyle
tokoferollerdir. Ham pamuk yağı dogal
tokofrollerce epeyce zengin bir yağdır.
Ancak dogal tokoferoller rafinasyon islemi
sırasında tahrip oldukları için ham pamuk
yağının, rafine pamuk yağı ile karşılaştırıldığında oksidasyon stabilitesi daha
yüksektir.
Soya yağı, %18-20 oranında yağ içeren
soya fasulyesi tohumlarından elde edilir.
%4-11 linolenik, %44-62 oranında da
linoleik asit içeriği ile soya yağı, linolenik
yağlar arasında yer almaktadır. Soya
yağının toplam doymuş yağ asidi içeriği
ise %9-20 arasında değişmektedir.
Diğer bitkisel kökenli yağlar gibi kolesterol ile ilgili herhangi bir madde içermeyen soya yağı, önemli miktarda protein
ihtiva etmektedir. Soya proteinlerinin
kalp hastalıkları ve kanser gibi birçok kronik hastalıklarla savaşmada önemli bir rol
oynadığı, tüm uzmanlarca dile getirilmektedir. Bu özelliklerinden dolayı dünyada
geniş sayılabilecek bir tüketici kitlesine
sahip soya yağının toplam üretim miktarı,
150 milyon ton civarında bulunmaktadır.
Amerika ve Avrupa’da toplam sıvı yağ
pazarının %50’sini soya yağı oluştururken, bu oran Kanada’da %80 seviyesine
ulaşmaktadır.
Palm yağı, Elaeis guineensis olarak
bilinen ve Malezya, Batı ve Orta Afrika ile
Endonezya’da ekimi yaygın olarak yapılan
yağlı meyvenin pulp kısmından (yağ oranı
%50) elde edilen bir yağdır. Meyvenin
çekirdeğinden elde edilen ve laurik asit
içeriği (%40-52) yüksek olan yağ ise palm
çekirdeği yağı olarak bilinmektedir. Palm
meyvesi özellikle hasat ve isleme sırasında
kuvvetli enzimatik hidroliz reaksiyonlarına
maruz kaldıgı için bazı durumlarda palm
yağının serbest yağ asidi içeriği %50’ye
kadar yükselebilmektedir. İyi kaliteli
meyvelerden elde edilen palm yağının
bile serbest yağ asidi içeriği diğer bitkisel
kaynaklı yağlardan daha yüksektir.
lıca doymuş yağ
asidi ise yaklaşık
%10 ile palmitik
asittir. Mısırözü
yağının trigliserid yapısının
önemli kısmını
ise 40, 42, 44, 46
ve 48 karbonlu
trigliseridler
olusturmaktadır.
Ham mısırözü
yağı diger bitkisel kaynaklı yağlara kıyasla
önemli miktarda fosfatidler (%1-3), steroller (en az %1) ve serbest yağ asitleri (en az
%1.5) içermektedir.
Ham yağ olarak ithal edilerek rafinasyan
ve vinterizasyon islemlerinden sonra
piyasaya sürülen mısırözü yağının, yurtiçi
sıvı yağ pazarında yaklaşık %12 - 13’lük
pay ile ayçiçeği ve zeytinyağından sonra
üçüncü sırada yer almaktadır.
Mısır yağı, mısır tanelerinden nisasta ve
glukoz şurubu üretimi sırasında yan ürün
olarak ortaya çıkan mısır rüşeyminden
elde edilmektedir. Mısır rüseymininin
yağ içeriği %17, protein içeriği ise %12
civarındadır. Mısırözü yağı, %19-49 arasında degisen oleik asit, %34-62 arasında
değişen linoleik asit içerigi ile oleik-linoleik
grubu yağlar arasında yer almaktadır. Baş-
Kanola Yağı, Kolza bitkisinin %30-42
oranında yağ içeren tohumlarından elde
edilmektedir. Tüm sıvı yağlarda doymamış yağ oranı yüksek olmakla birlikte bu
yağlar arasında doymamış yağ oranı %93
ile kanola yağı, ilk sırada yer salmaktadır.
Ayçiçek yağının kullanıldığı her yerde
kullanılabilen kanola yağı, lezzet olarak da
ayçiçekle benzerlik göstermektedir. Fiyat
avantajı ve sağlıklı oluşu nedeniyle kanola
yağı, dünya pazarlarında geniş bir yer
bulmaktadır.
31
perder
pazar
“Ayçiçek yağı başı çekiyor”
Türkiye’de yıllık olarak tüketilen yaklaşık 1 milyon ton likit bitkisel yağın 800 bin
tonu ayçiçeği yağı, geri kalan kısmı da kanola ve mısır yağı olup, son yıllarda mısır
yağı tüketimi düşüyor
28 Şubat 1975’te kurulan Bitkisel Yağ
Sanayicileri Derneği, yağlı tohum kırıcıları,
kırıcı rafinatörler, rafinatörler, rafinatör/
margarinciler ve sadece margarin üreticilerinden oluşmaktadır. Derneğin amacı,
üyelerinin hak ve menfaatlerini koruyacak
şekilde dayanışma tesis ederek, Türkiye’deki bitkisel sıvı ve katı yağ talebini
yerli üretim ile karşılamak. Üye sayısı,
çoğunluğu sıvı yağ üreticisi olmak üzere
toplam 55 firmaya ulaşmış durumda.
Bitkisel Yağ Sanayicileri Derneği Genel
Sekreteri Dr. Hüseyin Büyükşahin Ayçiçek
yağı ile ilgili sorularımızı yanıtladı.
Ayçiçek yağı pazarındaki trendler,
fırsatlar ve tehditler nelerdir? Türkiye, ayçiçek yağında ithalatçı mı
ihracatçı mı?
Ayçiçek yağı pazarındaki en büyük tehdit
hammadde yönünden dışarıya bağımlı
olmamızdır. Sektör olarak ihtiyaç duyulan
yağlı tohum ve ham yağın %70’i ithal
edilmektedir. Son yıllarda Ukrayna, Rusya
vb. Karadeniz ülkelerinde kendi sanayilerini kurduklarından artık yağlı tohum
yerine ara ürün olan hamyağ ihracatını
teşvik etmekte, ürettikleri yağlı tohumları kendileri işlemektedirler. Bu ülkeler
rafineri tesislerini de kurmakta olduklarından önümüzdeki birkaç yıl içerisinde
hamyağ yerine ambalajlı rafine edilmiş
son ürün sunacaklardır. Tedbir alınmadığı
takdirde sektörümüz için en büyük tehdit
budur. Ülkemizde Ayçiçeği yağı tüketimi
güçlenerek daha da artması beklenirken
mısır yağının düşüşünün devam edeceği,
kanola yağının da aynı seviyelerde kalacağı beklenmektedir. Son yıllarda likit yağ
olarak zeytinyağı tüketimi artmış, kişi başı
tüketimi 1,5kg/yıl’a çıkmıştır.
Türkiye’de ayçiçeği yağında ithalatçı
durumdayız. Şöyle ki yaklaşık 800bin
ton ayçiçeği yağının 500-550bin tonu
yerli üretimden karşılanmakta geri kalan
ihtiyaç yağlı tohum veya hamyağ olarak
ithal edilmektedir. Bunun dışında ülkemiz
Ayçiçek yağı ihraç etmekte ancak ihracat
Dahilde İşleme Rejimi kapsamında büyük
ölçüde hamyağ ithal edilerek gerçekleşmektedir. 2013 yılı 11 aylık döneminde
565 bin ton ayçiçeği hamyağı ithalatı ve
595 bin ton ayçiçeği tohumu ithal edilmiş,
iç tüketim dışında 510 bin ton ayçiçeği
yağı ihraç edilmiştir.
Ayçiçek yağının ülkemizde yıllık kişi
başı tüketim miktarı ne kadar? Yurt
dışı tüketim miktarı ile karşılaştırır
32
mısınız?
Ülkemizde kişi başı bitkisel yağı tüketimi
21kg/yıl dır. Bu rakam gelişmiş ülkelerde
kişi başı 30-35 kg/yıl civarındadır. Dünya
ortalaması ise kişi başı 15kg/yıl dolayındadır. Almanya’da kişi başı bitkisel yağ tüketimi 39kg/yıl, A.B.D. ve İspanya’da 30kg/
yıl, İngiltere’de ise 29kg/yıl’dır. Görüldüğü
gibi dünya ortalamasının üzerinde, gelişmiş ülkelerin çok altında bir yağ tüketimimiz bulunmaktadır.
Ayçiçek yağı toplam üretim kapasitemiz nedir?
Bitkisel yağ sanayi 7 milyon ton faal, 1
milyon ton gayri faal tohum işleme kapasitesi, 4 milyon ton faal, 0.7 milyon ton
gayri faal rafineri kapasitesine sahiptir.
Sektörümüzde yıllara göre değişmekle
birlikte kırma kapasite kullanım oranı
% 55-60 ve rafinasyon tesislerimizde
kapasite kullanım oranı %60-65 oranında
değişmektedir.
Türkiye ayçiçek yağı ihracatı yapıyor mu?
2013 yılında ihracat 2012 yılına göre 11
aylık dönemine göre %2 oranında artarak
753 bin ton yağlı tohum ve türevleri ihracatına ulaşmıştır. Bu ihracat karşılığında
ülkemize yaklaşık 1,1 milyar dolar döviz
girdisi sağlanmıştır. Bu toplam ihracatın
510 bin tonu ayçiçeği yağıdır. 97 ülkeye
ayçiçeği yağı ihracatı yapan sektörümüz, ihracatın büyük bölümünü Irak’a
yapılmakta olup, başlıca ihracat yapılan
diğer ülkeler sırasıyla Suriye, Lübnan ve
İsrail’dir.
Hükümetin üretime yönelik destekleri var mı?
Sektörümüz yağlı tohum desteklemelerine
başlangıçtan bugüne kadar olumlu değerlendirmiştir. 2013/4463 sayılı Bakanlar
Kurulu Kararı ile yürürlüğe giren “Türkiye
tarım havzaları üretim ve destekleme
modeline göre fark ödemesi destekleriyle”
yağlık ayçiçeği için 24 krş/kg, kütlü pamuk
için 50krş/kg, soya fasulyesi için 50krş/
kg, Kanola için 40krş/kg, Aspir için 45krş/
kg ödenmektedir. Ancak sektör olarak
insanımızın tükettiği 1 milyon ton likit
bitkisel yağın 800 bin tonunu oluşturan
Ayçiçek yağının hammaddesi olan ayçiçeği tohumunun daha fazla desteklenmesi
gıda olarak kullandığımız yağ ithalatını
azaltacaktır. Dernek olarak görüşümüz
ayçiçeği tohumundaki desteklemenin
kanola ve aspir seviyesine çıkarılmasıdır.
Destekleme primleri gelir rekabetini yağlı
tohumlar lehine olacak şekilde verim ve
Dr. Hüseyin Büyükşahin
Bitkisel Yağ Sanayicileri Derneği
Genel Sekreteri
parite dikkate alınarak belirlenmelidir.
Ayrıca adı üzerinde fark ödemesi olan
desteklemelerin dış piyasa ve iç piyasa
fiyatlarına göre değerlendirilmeli ve her an
müdahale edilebilmektedir. Örneğin içinde
bulunduğumuz yıl içerisinde ayçiçeği tohumu fiyatlarının aşırı düşmesi karşısında
fark ödemesi, diğer bir ifadeyle destekleme primi, miktarının artırılması ve yağlı
tohum üreticinin fiyat düşüşünden dolayı
mağduriyetinin önlenmesi sağlanmış olacaktır. Ancak bu tür uygulamalarla fiyat
düşüşünden dolayı üretimin azalması
önlenmiş olur.
Ayçiçek yağı pazarında yeteri kadar
oyuncu var mı?
Ülkemiz ayçiçeği yağı pazarındaki aktörler
modern tesisleri ve yüksek teknoloji ile kaliteli bitkisel yağlar üretmektedir. 7 milyon
ton kapasiteli kırma sanayimizde 88 adet
faal, 22 adet gayri faal toplam 110 tesis
vardır. 4 milyon ton kapasiteli rafinasyon
sanayimizde 81 adet faal, 19 adet gayri
faal toplam 100 tesis bulunmaktadır. Görüldüğü üzere sektörün üretim kapasitesi
yeterli olup üretim aşamasında herhangi
bir sıkıntı söz konusu değildir. 800 bin
ton margarin üretim kapasiteli margarin
sektöründe 6 adet firma vardır. Sektörün
toplam cirosu 4 milyar dolar civarındadır.
Ayçiçek yağı pazarında merdiven
altı üretim var mı? Varsa nasıl mücadele ediliyor?
Sektörde merdiven altı üretim yok denecek kadar azdır. Daha çok kırma ve rafineri
sanayisi dışında dolum tesisi şeklinde
görülen merdiven altı üretimin, toplam
üretim içerisindeki payı çok düşüktür.
perder
pazar
Pazarın sıkıntıları neler?
Daha öncede belirttiğimiz gibi en büyük
sıkıntı hammadde de dışa bağımlı olmaktır. Uzun vadede ülkemiz %70 olan dışa
bağımlılığı azaltmak zorundadır. Bu duruma ek olarak yağlı tohum ithalatı yerine,
ara ürün bazlı ithalatın artması, ihracatçı
ülkelerin başta Rusya ve Ukrayna’nın kendi kırma sanayilerini kurmaları ve tohum
yerine ham yağ ihracatını teşvik etmeleri,
ülkemiz sanayicisi açısından ham yağ
ithalatını tohum ithalatına göre avantajlı
duruma getirmiştir. Kırma sanayimiz için
bu olumsuzluk gelecek yıllarda artarak
devam edecektir. Bu nedenle Türkiye
mutlaka yağlı tohum üretimini artırmak
zorundadır. Gerekli tedbirler alınmaz ise
daha öncede ifade ettiğimiz gibi ileriki
yıllarda ham yağ bulmakta bile güçlük
çekilecek hatta rafine edilmiş ambalajlı
yemeklik bitkisel yağ ithal etmek zorunda
kalınabilecektir.
Yağlı tohum üretiminin artışı için mevcut
desteklemelere ilave olarak GAP üretim
deseninde ve nadas alanlarında mutlaka
yağlı tohum ekimi sağlanmalıdır. Sulama
yatırımlarına ağırlık verilmeli, sulanabilir
tarım arazisi miktarı hızla artırılmalı, bu
alanlarda yağlı tohum ekimi teşvik edilmelidir. Şekerpancarı gibi münavebeli ekim
yapılan ürünlerde münavebe döneminde
ayçiçeği tohumu ekimi sağlanmalıdır.
Ürün fiyatlarının oluşmasında etkili olan
lisanslı depoculuk ve borsa devreye sokulmalıdır.
Pazar 2013’ü nasıl kapattı? 2014
hedefi nedir?
2013 yılı ekim alanlarındaki artış ve iklim
şartlarının da nispeten iyi gitmesiyle ülkemizde rekor ayçiçeği tohumu üretiminin
olduğu bir yıl olarak tarihe geçmiştir. Her
ne kadar sezon öncesinde 1,5 milyon ton
olarak beklenen yağlık ayçiçeği tohumu
rekoltesi bir miktar azalarak 1,35 milyon
ton olarak gerçekleşmiş olsa da, bu üretim
geçtiğimiz yılların çok üzerindedir.
2014 yılının özellikle ayçiçeği rekoltesi
açısından iklim şartları uygun gittiği
takdirde aynı bu yıl olduğu gibi olumlu bir
yıl olacağı beklenmektedir. 2012 yılında
oluşan ayçiçeği tohum fiyatlarının üreticiyi memnun etmesi, alternatif ürünlere
göre daha iyi para kazandırması, çiftçinin
2013 yılında daha fazla alanda ayçiçeği
tohumu ekimi yapmasını sağlamıştır.
2013 yılında her ne kadar fiyat düşüşü
yaşanmış olsa da, verim ve ürün paritesi
dikkate alındığında 2014 yılında da aynı
düzeyde ekim yapılacağı beklenmektedir.
2014 yılında yemeklik yağ tüketimi nüfus
artışı ve refah seviyesine bağlı olarak az
da olsa artacağı beklenmektedir. Sektör
ve sektörün temsilcisi Dernek olarak bu
konularda gerekli girişim ve çalışmalar yapılmakta, insanlarımızın sağlıklı
beslenmesi açısından kaliteli bitkisel yağ
tüketmesi ve ülkenin ihtiyaç duyduğu
yağlı tohumun yurt içinden karşılaması
hedeflenmektedir.
“Salat Yağ sektörün jenerik markasıdır”
1930’lu yılların ortalarında kurulan Salat,
uzun yıllar yemeklik yağ pazarının en
güçlü markası olarak varlık gösterdi.
1950’li yıllardan itibaren de ayçiçek yağı
denince ilk akla gelen ve ‘Yemeklere tadını,
yağa adını veren” marka olarak hafızalara
kazınan Salat, 80’li yıllarda sektöründe
lider konuma ulaştı. Ancak 90’lı yıllara
gelindiğinde yaşanan ekonomik darboğaz
sonucu üretimine son vermek zorunda
kaldı. Bunge Gıda olarak 2013’te markayı
satın almamızla birlikte yeniden raflarda
yerini almaya başladı.
1818 yılında Amsterdam’da kurulan ve
bugün dünyada, 5 kıtada, 35 ülkede tarım
ürünleri konusunda faaliyet gösteren şirketimiz, dünyanın en büyük gıda şirketleri
arasında yer alıyor.
Bunge’nin ticari faaliyette bulunduğu
ülkelerdeki marka sahibi olma stratejisine baktığımızda, her ülkede, ya pazarın
beklentilerine ve tüketicilerin tercihlerine
en uygun olacak markayı yaratma ya da
var olan bir markayı satın alma şeklinde
olduğunu görüyoruz. Türkiye’de kendi
markamıza sahip olmaya karar verdikten
sonra öncelikli olarak tüketiciye yönelik
pazar araştırmaları gerçekleştirdik.
Yaptığımız araştırmalar sonrasında gördüğümüz en önemli sonuç; tüketicilerin
tanıdıkları, bildikleri, güvendikleri markayı
öncelikle tercih etmeleriydi. Bununla
birlikte Salat demek ayçiçek yağı demekti
ve tüketiciler bu kategoride ürünü Salat
ile bağdaştırmışlardı. Elde ettiğimiz bu
sonuçlar, Bunge olarak Salat markasını
satın almamızda etkili oldu.
Kategorisine ismini vermiş marka
Kategorisinde jenerik isim olmuş ve yağa
adını vermiş bir marka olan Salat’ı, bu
pazarda kalite, lezzet ve doğallık ile markanın sahip olduğu mirasa uygun biçimde
konumlayacağız. Türkiye’deki 2 tesisimiz
ve 300 çalışanımız ile gerek iç piyasadan,
gerek ithal ettiğimiz yağlı tohumları,
sektörün ihtiyacına uygun olarak işliyoruz
ve dağıtımını gerçekleştiriyoruz. Trakya
Lüleburgaz’da, yağlı tohum işleme, rafinasyon ve dolum sürecinin entegre olarak
çalıştığı tesisimizle hizmet verirken İzmir
Aliağa’daki tesisimizde de yağlı tohumları
işliyoruz.
Bunların yanı sıra, yağlı tohumlardan elde
edilen küspeleri sektörde faaliyet gösteren
beyaz et ve yumurta üreticileriyle yem
fabrikalarına satıyoruz. Bulunduğumuz
sektördeki en büyük tedarikçi konumundayız.
Türkiye sıvı bitkisel yağı pazarı her sene
büyüyen ve toplam bitkisel sıvı yağ tüketiminin yüzde 82’sini Ayçiçek yağı olarak
tüketen bir pazardır. Bu pazarda nihai
tüketicilere sağlık ve kaliteyi birleştirip
ihtiyaçlara uygun ürün sunduğunuz
sürece markanız başarılı olacaktır. Yüksek
teknolojiye sahip Trakya ve İzmir’deki
tesislerimiz, yılda 500.000 metrik ton
ayçiçeği işleme kapasitesine sahip olup,
tesislerimizde yıllık 200.000 metrik ton
ayçiçek yağı rafine kapasitesi var.
Fuat Tütüncü
Bunge Gıda Satış ve Pazarlama Direktörü
İhracatta ve ev dışı tüketimde de
payını artırıyor
Salat markamızı öncelikle doğal hinterlandımız olan komşu ülkeler ve Ortadoğu
pazarına ihraç etmeye başlamış bulunuyoruz. Öncelikli hedefimiz iç piyasa olmakla
birlikte orta vadede Salat’ı bulunduğumuz
coğrafyada en çok tercih edilen marka
yapma yolunda kendimize hedef çizmiş
durumdayız.
Tüketicilerimize ‘Modern’ ve ‘Geleneksel’
Kanallar olarak 2 çatı altında oluşturduğumuz satış yapımız ile ulaşıyoruz. Ulusal
ve yerel zincirlere direkt ulaşıyoruz. Bölge
yapılanmamız paralelinde distribütör
33
perder
pazar
sistemimiz de, Salat’ı her satış noktasına
ulaştırmak için çalışıyor. Bunun yanısıra
B2B sistemi ile 10 lt ve 18 lt ambalajlarla
hem ev dışı tüketime, hem de endüstriyel
kullanıma yönelik dağıtım stratejisi oluşturmuş durumdayız.
Ayçiçeği sektörüne baktığımız zaman
Marmara Bölgesi, tüketimin yüzde 40 düzeyindeki payı ile liderliği elinde bulundurmaktadır. Marmara Bölgesi’nin ardından
eşit tüketim payları ile diğer bölgelerimiz
gelmektedir. Salat markamızı ulusal marka olarak konumlandırmış bulunuyoruz.
Dolayısıyla ülkemizin her bölgesinde markamızı en çok tercih edilen marka haline
getirmek hedefimiz bulunmaktadır.
Gıda sektörü, güvenin ve kalitenin en
önemli olduğu sektörlerin başında geliyor.
Gıda maddelerinin temizliği ve kalitesi,
tüketicilerin bilinçlenmesiyle her geçen
gün daha da önem kazanıyor. Gıda güvenliğiyle ilgili birçok yönetmelik ve gıda
kodeksi bulunmakta, ülkemizde kurulu
bulunan tüm Ayçiçek yağı üretim tesisleri
Tarım Bakanlığı tarafından düzenli olarak
denetlenmektedir.
Bunun yanı sıra bitkisel yağ sanayisinde faaliyet gösteren iş adamlarıyla ve
üyesi olduğumuz Bitkisel Yağ Sanayicileri
Derneği kanalıyla da üretim ve kaliteye
yönelik her türlü iyileştirme çabalarını
desteklemekteyiz.
Sektörün büyümesine katkı sağlıyor
Türkiye’de gerek hızlı nüfus artışı ve
gerekse kişi başına artan tüketim sonucu
bitkisel yağ tüketiminde sürekli bir artış
gözlenmektedir. Ülkemizin yıllık toplam
bitkisel rafine yağ gereksinimi 1 milyon
metrik ton kadar olup buna karşılık Türkiye’nin yıllık yağ üretimi bu rakamın ancak
yarısını karşılayabilmektedir. Türkiye
yağlı tohum yetiştirilmesi bakımından
çok uygun bir ülke olmasına rağmen, her
türlü yağ bitkisinin üretimi, tahıl üretimine göre geri planda kalmıştır. Dolayısıyla,
hammaddede dışa bağımlılık yaşanmakta
ve ülkemizde, her yıl bu açığı kapatacak
bitkisel ham yağ ile yağlı tohum ithalatı
yapmaktadır.
Yağlı tohumda üretimin artması için yağlı
tohum bitkilerin ekim alanları genişletilmeli, devlet desteğinin ana hedefi üretimi
yönlendirme olmalıdır. Ülkemizin yağ
konusunda dışa bağımlılıktan kurtulması, güven ve istikrar ortamında serbest
rekabet şartlarında sektörün büyümesi
ve yeni yatırımların gelmesinin, bütün bu
politikaların uygulanmaya başlamasıyla
hayata geçeceğine inanıyorum.
Salat’ın lansmanını 2013 yılının son
aylarında yaptık. Şu an ayçiçek, kanola ve
mısır yağından oluşan ürün portföyümüzle tüketicilerimize ulaşıyoruz. Önümüzdeki
yıl hem Sızma hem de Riviera zeytinyağını ürün çeşitlerimiz arasına eklemeyi
hedefliyoruz. Orta vadeli hedefimiz, Salat’ı
bulunduğumuz coğrafyada en çok tercih
edilen marka yapma yolunda ilerlemek.
Uzun vadeli hedefimiz ise, Salat’ı bir dünya
markası haline getirmek.
Bunun yanı sıra Bunge olarak her zaman
hedefimiz, faaliyet gösterdiğimiz tüm
alanlarda lider olmak. Dolayısıyla Salat
markamızla bu sektörde çok kısa bir sürede arzuladığımız hedeflerimize ulaşacağımızı düşünüyoruz. Bizler “ikinci olmayı hiç
sevmiyoruz”.
“Üretime büyük destek sağladık”
Hüseyin Çomu
Sunar Grup CEO’SU
Çukurova, gıda sanayinin temel hammaddeleri diyebileceğimiz tarım ürünlerinin
üretiminin merkezi konumunda. Çukurova
dünyanın en verimli toprakları konumunda, üstelikte ürettiği ürünleri hasat takvimi
açısında dünyada ilk üreten bölge konumunda. Çiftçilerimiz Ekosistem içerisinde,
34
dünyadaki
her tür
ürünü bu
bölgede
çok başarılı
bir biçimde
yetiştirebiliyorlar.
Gıda sanayii
açısından
da bu çok
büyük bir
avantaj diye
düşünüyorum. Çünkü
biz bu tür
ürünleri
işliyoruz.
Tarım ürünlerini işliyoruz ve gıda haline getiriyoruz.
Bunun yanı sıra da ulaşım imkânının,
lojistik imkânlarının avantajlı olması da
bölgemiz adına oldukça önemli diye düşünüyorum. Gıda sanayi son 15-20 yılda
ciddi bir gelişme gösterdi. Bu gelişmede
ihracat odaklı çalışmanın payı çok büyük.
Artık kapalı ekonomilerde sadece kendi
ülkelerine çalışan firmaların uzun ömürlü
olmadığını düşünüyorum. Sunar Grup da,
80’de fazla ülkeye hizmet ederek bu trendi
doğru görmüş ve başarıyı yakalamış bir
firma. Adana’daki diğer gıda firmalarının
da benzer bir çaba içerisinde olduklarını
çok iyi biliyorum. Örnek vermek gerekirse, geçmişte sadece Adana’ya ait bir
içecek olarak bilinen şalgamımız, önce
bütün Türkiye’ye yayıldı ve Türkiye’de her
noktada bulunur hale geldi. Şalgam bugün
ise ciddi bir ihracat kalemi haline geldi.
Hammaddesi bizim bölgemizde yetişen
şalgam, bölgemize özel bir içecektir ama
bugün bütün dünya bu güzel ve faydalı
ürünü tatma imkanına kavuştu. Doğrusu
küresel bakış bunu gerektiriyor. Adana’da
bütün gıda sanayii bu bakış açışına sahip
olmaya başladı.
Çukurova’nın üretim devi
Adana’da kurulu olan Elita Gıda’nın üretim
miktarları dönemsel olarak değişmekle
birlikte yağlı tohum kırma kapasitesi
yaklaşık 300 bin ton kadardır. Ürettiği
ham yağları rafine etme kapasitesi de
yaklaşık 275 bin ton kadardır. Rafine
edilen yağlarımız ambalajlanarak yurtiçi
ve yurt dışı pazarlarda satılmaktadır. 4
kıtada 80’den fazla ülkeye ihraç ettiğimiz
perder
pazar
ürünlerimiz, toplam üretimimizin yaklaşık
%63’üne tekabül etmektedir. Türkiye mısır
yağı ihracatının yaklaşık üçte birini biz
gerçekleştirmekteyiz.
Sunar Grup’un planlarından bahsedecek
olursak, Elita Gıda’da daha özel ve spesifik
margarin ürünlerini önümüzdeki seneye
devreye sokacağız ve endüstriyel tüketime dönük olarak daha özel margarinler
üreteceğiz. Bitkisel sıvıyağda ise ulaştığımız ülke sayısını arttıracağız. Daha fazla
ülkeye ulaşacağız ve böylece daha geniş
bir insan kitlesine hizmet etmiş olacağız.
İhracatta payını her yıl artırıyor
Sunar Mısır’da ise gıdaya dönük Modifiye
Nişasta ürünlerimizin sayısını arttırarak
hem ithalatı azaltılmasına yardımcı olmayı hedefliyoruz, hem de yakın coğrafyada
özelliklede bizim hedef pazarlarımız olan
Kuzey Afrika ve Ortadoğu ülkelerinde bu
tür ürünlerin tanıtımını yaparak daha iyi
ve daha başarılı hizmet vermek istiyoruz.
Bu anlayışla hareket etmemizin bir sonucu
olarak Türkiye’de ilk kez Sorbitol üretmeye
başladık. Bu ürünümüzü de hedef pazarlarda satmak istiyoruz. Sorbitol özel ve
çok önemli bir ürün.
Düşük kalorili bir
ürün olması sebebiyle özellikle sağlık
problemi çeken
ve obezite sorunu
yaşayan insanların
kullanabileceği bir
ürün. Teknik hammadde olarak ise;
gerek gıda sanayi,
gerekse de kişisel
temizlik ürünleri
sanayinin kullandığı bir ürün. Geniş bir
yelpazeye hitabeden bu ürünü hedef
pazarlara satmak istiyoruz. Bunun gibi
özel ürünlerimizin
sayısını daima arttırmayı hedefliyoruz.
“Türkiye’nin 2023 hedeflerinde tarım
stratejik sektör”
2023’te ülkemize konan çok olumlu ve
doğru hedefler var. Devletimize bu konuda
müteşekkiriz. Bu hedefler doğrultusunda öncelikle ihracatı 500 milyar dolara
çıkartacağız. Bunun yanı sıra kişi başı
geliri 25 bin dolara çıkartacağız. Sadece bu
rakamları dikkate aldığımızda dahi Sunar
Grup’un da bugünkü üretim rakamlarını
yaklaşık olarak 2,5 - 3 kat arttırması,
ihracat rakamlarını da bugünküne oranla
3 kat arttırması gerekiyor ki, topyekûn
bu hedefe ulaşılması noktasında üzerine
düşeni yapmış olsun. Bu hedeflerden daha
fazlası olur mu, olursa çok daha güzel olur
ama asgari hedeftir bu konan rakamlar.
Sunar Grup’ta bu rakamları benimsemiştir,
kendisine hedef olarak koymuştur. Grup
şirketleri ve grubun tamamı için stratejik
planlarını oluşturmuştur. Bu hedefleri
dikkate alarak öncelikle bütün şirketlerde
ürün gamını ve ürün çeşidini arttırmak
üzere AR-GE birimine ciddi yatırım yaptık
geçtiğimiz yıllarda. Sunar Grup’ta AR-GE
biriminin temel vazifesi, grubun hâlihazırda kullandığı hammaddelerle ürettiği
ürünleri daha inovatif ürünler haline
getirmek ve bu ürün yelpazesine aynı
hammaddelerle yeni ürünler eklemektir. Bu yaklaşım bize Türkiye’de ilk kez
üretilen ve düşük kalorili bir ürün olan
Sorbitol ürünümüzü kazandırdı. 2023
hedefleri arasında yer alan 500 milyar
dolarlık ihracat hedefini yakalamak adına
üzerimize düşeni gerçekleştirmek için
mevcut ürünlerimizin, mevcut pazarlarda
olabildiğince payını arttırmak ve yeni
pazarlara açılmak gerektiğine inanıyoruz.
Takdir edersiniz ki mevcut pazarlarda çok
büyük bir pay artışı mümkün değil. Çünkü
ürettiğimiz ürünler pazarlarda bilinen
ürünler ve belli paylaşımlara tabii ürünler.
Ancak rakiplerimizin pazar paylarını tamamen almak gibi bir agresif tutum içerinde
değiliz. Bunun yerine yeni pazarlara, daha
önce gitmediğimiz pazarlara, bizi hiç tanımayan pazarlara giderek buralarda pay
almayı daha stratejik, geleceğe daha fazla
dönük, büyüme odaklı ve daha yetkin bir
yaklaşım olarak görüyoruz. Bu doğrultuda
özellikle çok önem verdiğimiz pazarlar;
Endonezya, Filipinler, Hindistan, Çin ve
Japonya diyebiliriz. Bu pazarların nüfusu
zaten dünya nüfusunun yarısı kadardır. Ve
maalesef bu pazarlar Türkiye’nin ihracatının çok az olduğu pazarlar.
Ben bütün Türk ihracatçısına bu ülkeleri
hedeflemelerini rahatlıkla söyleyebilirim
çünkü bu pazarlar çok büyük pazarlar.
Zaten bizim tek başımıza hakim olabileceğimiz pazarlar da değil. Türkiye ürettiği
bütün ürünleri oraya ihraç etse dahi,
denizde bir damla gibi olacaktır bu. Bu
ölçekteki büyüklüğe sahip bu pazarlar
üzerine mutlaka çalışmamız lazım. Bir
başka hedefte Latin Amerika ülkeleri diye
düşünüyorum. Tabii ticari malları yani
commodity ürünlerleri bu ülkelere satmak
zor, onun için niş ürünler üretip bu ülkelerde
özel tüketicilere belli
maliyetlerin üzerinde,
belli fiyatların üzerinde satabilmek lazım.
Mesela zeytinyağı
bu konuda bizim için
bir altın konumunda.
Zeytinyağı, dünyanın
her ülkesine satabileceğine inandığım
çok kıymetli bir ürün.
Kaliteli ve standart bir
üretimi zeytinyağında
sağlayabilirsek bütün
dünyaya zeytinyağımızı satabiliriz diye
düşünüyorum. Bizde
mutlaka bu hedeflere 2023’te ulaşmış
olacağız.
35
perder
serbest köşe
6098 sayılı Borçlar Kanunu’na göre işyeri
kiralarının 10 yıllık süre sonunda fesih imkanı
ile tacirler yönünden uygulanmayacak
hükümlerin değerlendirilmesi
Yürürlükten kaldırılan kanun
MADDE 10 – (1) 18/5/1955 tarihli ve 6570
sayılı Gayrimenkul Kiraları Hakkında
Kanun yürürlükten kaldırılmıştır.
GEÇİCİ MADDE 1 – (1) Bu Kanunla yürürlükten kaldırılan 6570 sayılı Kanunun
12 nci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca açılmış ve henüz karara bağlanmamış
olan davaların, sulh hukuk mahkemelerinde; bunlardan temyiz aşamasında
bulunanların ise, Yargıtayın ilgili dairesinde, ayrıca bir işlem yapılmasına ve karar
verilmesine gerek olmaksızın görülmelerine devam olunur.
Rıza KOÇAK
Avukat
Yasanın 347/1-son fıkrası hükmünce,
kiraya verenin 10 yıllık kira sözleşmelerinde 3 ay önceden yazılı olarak
ihtar etmek kaydıyla, başkaca bir
sebep göstermeksizin kira sözleşmesini tek taraflı fesih hakkını düzenlemiş
bulunmaktadır.
6098 Sayılı Yeni Türk Borçlar Kanunu
yayınlanarak yürürlüğe girmiştir. Bugün
için artık 818 sayılı Eski Borçlar Kanunu
yürürlükten kaldırılmıştır.
Yine Borçlar Yasası yürürlüğe girmekle
birlikte bazı hükümlerinin yürürlük tarihi
ertelenmiştir.
Bu konuda dikkat edilmesi gereken ve tüm
perakende satış noktalarını ilgilendiren
“kira sözleşmelerine” ilişkin düzenlemelerin özel olarak incelenmesi gerekmektedir.
Yeni yasa ile kira sözleşmelerine ilişkin
bir takım yeni hükümler getirilmekle
birlikte, bu hükümlerin tamamı yürürlüğe
girmemiştir.
Bu duruma öncelikle 6101 sayılı Türk
Borçlar Kanunun Yürürlüğü ve Uygulama
Şekli Hakkındaki Kanunun 10. Maddesi ile
Geçici 1 ve 2. maddelerinde düzenlenen
erteleme hükmü dikkate alınmalıdır.
36
GEÇİCİ MADDE 2 – (1) Bu Kanunun 1
inci maddesinin son cümlesi hükmü bir
defaya mahsus olmak üzere, bu Kanunun
yürürlüğe girmesinden önce Türk Borçlar
Kanununun 347 nci maddesinin birinci
fıkrasının son cümlesinde öngörülen kira
sözleşmelerinden on yıllık uzama süresi
dolmamış olmakla birlikte geri kalan süre
beş yıldan daha kısa olanlar hakkında,
yürürlüğe girdiği tarihten itibaren beş
yıl; on yıllık uzama süresi dolmuş olanlar
hakkında da yürürlüğe girdiği tarihten
itibaren iki yıl sonra uygulanır.
Burada çok güncel bir sorun olan ve 10
yıl üzeri kira sözleşmelerinin akıbetinin
incelenmesi gerekmektedir.
Yine borçlar Yasasının 339 vd. hükümleri
6570 sayılı Yasanın yerini almak üzere
getirilmiş olan hükümlerdir.
Bu hükümlerden en dikkat edilmese
gereken maddelerinden birisi ve belki de
öne önemlisi Yasının 347. Maddesidir. Zira
madde, kira sözleşmesine ilişkin belirli
bir sürenin geçmesi halinde, sözleşmenin
feshi yetkisini kiraya verene tanımaktadır.
F. Konut ve çatılı işyeri kiralarında sözleşmenin sona ermesi
I. Bildirim yoluyla
1. Genel olarak
MADDE 347- Konut ve çatılı işyeri kiralarında kiracı, belirli süreli sözleşmelerin
süresinin bitiminden en az onbeş gün
önce bildirimde bulunmadıkça, sözleşme
aynı koşullarla bir yıl için uzatılmış sayılır.
Kiraya veren, sözleşme süresinin bitimine
dayanarak sözleşmeyi sona erdiremez.
Ancak, on yıllık uzama süresi sonunda
kiraya veren, bu süreyi izleyen her uzama yılının bitiminden en az üç ay önce
bildirimde bulunmak koşuluyla, herhangi bir sebep göstermeksizin sözleşmeye
son verebilir.
Belirsiz süreli kira sözleşmelerinde,
kiracı her zaman, kiraya veren ise kiranın
başlangıcından on yıl geçtikten sonra,
genel hükümlere göre fesih bildirimiyle
sözleşmeyi sona erdirebilirler.
Genel hükümlere göre fesih hakkının
kullanılabileceği durumlarda, kiraya veren
veya kiracı sözleşmeyi sona erdirebilir.
2. Bildirimin geçerliliği
a. Şekil
MADDE 348- Konut ve çatılı işyeri kiralarında fesih bildiriminin geçerliliği, yazılı
şekilde yapılmasına bağlıdır.
Yasanın 347/1-son fıkrası hükmünce, kiraya verenin 10 yıllık kira sözleşmelerinde 3
ay önceden yazılı olarak ihtar etmek kaydıyla, başkaca bir sebep göstermeksizin
kira sözleşmesini tek taraflı fesih hakkını
düzenlemiş bulunmaktadır.
Bu hüküm, tek tarafları olarak ve hiçbir
gerekçeye dayanmaksızın, kira sözleşmesinin feshine olanak sağlaması açısında
önemlidir.
Bu madde eski Borçlar Kanunu ile 6570
sayılı Yasada yer verilmeyen, yeni bir
hükümdür.
Bu madde gereğince yapılacak olan fesihlerde, kiraya verenin, kira sözleşmesini
süresinden önce fesih etmesi nedeniyle
tazmin sorumluluğu yoktur. Zira bu fesih
yasa gereğince haklı ve hukuka uygun
kabul edilmektedir.
perder
serbest köşe
Kira sözleşmelerine ilişkin belirtilen erteleme hükümlerinin dışında olmak üzere
6353 sayılı Yasada kiracının tacir sayılan
kişiler ile özel hukuk ve kamu hukuku tüzel
kişileri olduğu işyeri kiralarında yeni Borçlar Kanunu’nun kimi maddelerinin 8 yıl
süreyle uygulanmayacağına dair kanun
yayınlanmıştır.
04.07.2012 tarihinde kabul edilen ve
12.07.2012 gün ve 28351 sayılı Resmi
Gazetede yayınlanıp yürürlüğe giren 6353
sayılı Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde
Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına
Dair Kanun’un 53. maddesi ile 31/3/2011
tarihli ve 6217 sayılı Yargı Hizmetlerinin
Hızlandırılması Amacıyla Bazı Kanunlarda
Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun Geçici 2. maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.
GEÇİCİ MADDE 2- Kiracının Türk Ticaret
Kanununda tacir olarak sayılan kişiler ile
özel hukuk ve kamu hukuku tüzel kişileri
olduğu işyeri kiralarında, 11/1/2011 tarihli
ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun
323, 325, 331, 340, 342, 343, 344, 346 ve
354 üncü maddeleri 1/7/2012 tarihinden
itibaren 8 yıl süreyle uygulanmaz. Bu
halde, kira sözleşmelerinde bu maddelerde belirtilmiş olan konulara ilişkin olarak
sözleşme serbestisi gereği kira sözleşmesi
hükümleri tatbik olunur. Kira sözleşmelerinde hüküm olmayan hallerde mülga
Borçlar Kanunu hükümleri uygulanır.”
Bu hüküm gereğince aşağıda belirtilen
maddeler perakende satış mağazalarına
ilişkin kiracıların tacir sayılması nedeniyle 8 yıl süreyle uygulanmayacaktır. Bu
hükümler 01/07/2020 yılında yürürlüğe
girecektir.
Yürürlüğü tacirler yönünden 2020 yılına
kadar ertelenmiş olan hükümler şunlardır.
III. Kira ilişkisinin devri
MADDE 323- Kiracı, kiraya verenin yazılı
rızasını almadıkça, kira ilişkisini başkasına devredemez. Kiraya veren, işyeri kiralarında haklı sebep olmadıkça bu rızayı
vermekten kaçınamaz.
Kiraya verenin yazılı rızasıyla kira ilişkisi
kendisine devredilen kişi, kira sözleşmesinde kiracının yerine geçer ve devreden
kiracı, kiraya verene karşı borçlarından
kurtulur.
İşyeri kiralarında devreden kiracı, kira sözleşmesinin bitimine kadar ve en fazla iki
yıl süreyle devralanla birlikte müteselsilen
sorumlu olur.
2. Kiralananın sözleşmenin bitiminden
önce geri verilmesi
MADDE 325- Kiracı, sözleşme süresine veya fesih dönemine uymaksızın
kiralananı geri verdiği takdirde, kira sözleşmesinden doğan borçları, kiralananın
benzer koşullarla kiraya verilebileceği
makul bir süre için devam eder. Kiracının
bu sürenin geçmesinden önce kiraya
verenden kabul etmesi beklenebilecek,
ödeme gücüne sahip ve kira ilişkisini
devralmaya hazır yeni bir kiracı bulması
hâlinde, kiracının kira sözleşmesinden
doğan borçları sona erer.
Kiraya veren, yapmaktan kurtulduğu
giderler ile kiralananı başka biçimde kullanmakla elde ettiği veya elde etmekten
kasten kaçındığı yararları kira bedelinden
indirmekle yükümlüdür.
III. Olağanüstü fesih
1. Önemli sebepler
MADDE 331- Taraflardan her biri, kira
ilişkisinin devamını kendisi için çekilmez
hâle getiren önemli sebeplerin varlığı durumunda, sözleşmeyi yasal fesih bildirim
süresine uyarak her zaman feshedebilir.
Hâkim, durum ve koşulları göz önünde
tutarak, olağanüstü fesih bildiriminin
parasal sonuçlarını karara bağlar.
B. Bağlantılı sözleşme
MADDE 340- Konut ve çatılı işyeri kiralarında sözleşmenin kurulması ya da
sürdürülmesi, kiracının yararı olmaksızın,
kiralananın kullanımıyla doğrudan
ilişkisi olmayan bir borç altına girmesine
bağlanmışsa, kirayla bağlantılı sözleşme
geçersizdir.
D. Kiracının güvence vermesi
MADDE 342- Konut ve çatılı işyeri kiralarında sözleşmeyle kiracıya güvence
verme borcu getirilmişse, bu güvence üç
aylık kira bedelini aşamaz.
Güvence olarak para veya kıymetli evrak
verilmesi kararlaştırılmışsa kiracı, kiraya
verenin onayı olmaksızın çekilmemek
üzere, parayı vadeli bir tasarruf hesabına
yatırır, kıymetli evrakı ise bir bankaya
depo eder. Banka, güvenceleri ancak iki
tarafın rızasıyla veya icra takibinin kesinleşmesiyle ya da kesinleşmiş mahkeme
kararına dayanarak geri verebilir.
Kiraya veren, kira sözleşmesinin sona
ermesini izleyen üç ay içinde kiracıya
karşı kira sözleşmesiyle ilgili bir dava
açtığını veya icra ya da iflas yoluyla
takibe giriştiğini bankaya yazılı olarak
bildirmemişse banka, kiracının istemi üzerine güvenceyi geri vermekle yükümlüdür.
E. Kira bedeli
I. Genel olarak
MADDE 343- Kira sözleşmelerinde kira
bedelinin belirlenmesi dışında, kiracı aleyhine değişiklik yapılamaz.
II. Belirlenmesi
MADDE 344 - Tarafların yenilenen kira
dönemlerinde uygulanacak kira bedeline
ilişkin anlaşmaları, bir önceki kira yılında
üretici fiyat endeksindeki artış oranını
geçmemek koşuluyla geçerlidir. Bu kural,
bir yıldan daha uzun süreli kira sözleşmelerinde de uygulanır.
Taraflarca bu konuda bir anlaşma
yapılmamışsa, kira bedeli, bir önceki
kira yılının üretici fiyat endeksindeki artış oranını geçmemek koşuluyla
hâkim tarafından, kiralananın durumu
göz önüne alınarak hakkaniyete göre
belirlenir.
Taraflarca bu konuda bir anlaşma yapılıp
yapılmadığına bakılmaksızın, beş yıldan
uzun süreli veya beş yıldan sonra yenilenen kira sözleşmelerinde ve bundan
sonraki her beş yılın sonunda, yeni kira
yılında uygulanacak kira bedeli, hâkim
tarafından üretici fiyat endeksindeki artış
oranı, kiralananın durumu ve emsal kira
bedelleri göz önünde tutularak hakkaniyete uygun biçimde belirlenir. Her beş
yıldan sonraki kira yılında bu biçimde
belirlenen kira bedeli, önceki fıkralarda
yer alan ilkelere göre değiştirilebilir.
Sözleşmede kira bedeli yabancı para
olarak kararlaştırılmışsa, beş yıl geçmedikçe kira bedelinde değişiklik yapılamaz.
Ancak, bu Kanunun, “Aşırı ifa güçlüğü”
başlıklı 138 inci maddesi hükmü saklıdır.
Beş yıl geçtikten sonra kira bedelinin belirlenmesinde, yabancı paranın değerindeki
değişiklikler de göz önünde tutularak
üçüncü fıkra hükmü uygulanır.
IV. Kiracı aleyhine düzenleme yasağı
MADDE 346- Kiracıya, kira bedeli ve yan
giderler dışında başka bir ödeme yükümlülüğü getirilemez. Özellikle, kira bedelinin zamanında ödenmemesi hâlinde
ceza koşulu ödeneceğine veya sonraki
kira bedellerinin muaccel olacağına ilişkin
anlaşmalar geçersizdir.
4. Dava sebeplerinin sınırlılığı
MADDE 354- Dava yoluyla kira sözleşmesinin sona erdirilmesine ilişkin hükümler,
kiracı aleyhine değiştirilemez.
Yukarıda belirtilen hükümler nedeniyle,
kira sözleşmelerine ilişkin uyuşmazlıkların
artacağı, hangi hükmün ne zaman uygulanabileceğinin dikkatle incelenmesi gerektiği ve yasada yer alan süreye ilişkin sorun
yaşanmaması için kira sözleşmelerinin
yenilenmesi çalışmalarının yapılmasının
tacirler yararına olacağı açıktır.
37
perder
ekipman dünyası
“Küresel oyuncu olmayı
hedefliyoruz”
2014 yılında gerçekleştirilecek Euroshop Fuarı’na katılmaya
hazırlanan Gökçelik, dış ticarette edindiği tecrübeyi daha
fazla ülkede sergilemeyi amaçlıyor
Market rafları, mağaza raf sistemleri ve endüstriyel depolama sistemlerinden oluşan metal ve
ahşap geniş ürün yelpazesi ile 50’den fazla ülkeye ihracatı bulunan şirketin, ihracat yaptığı ülkeler listesine bir yenisi daha ekledi. Türkiye’ye göre dünyanın bir diğer ucu sayılabilecek Güney
Amerika kıtasındaki Arjantin’e raf sistemleri bağlantısı gerçekleştiren Gökçelik, ilk parti malları
göndererek Türk sanayicisinin milli bayrağını uluslararası arenada bir ülkede daha dalgalandırmayı başarmış oldu. Gökçelik Yönetim Kurulu Başkanı Yalçın Aras ile hem ihracattaki hedefleri
ve bu başarıları değerlendirdik hem de geride kalan yılı…
2013 yılının sonlarına yaklaşıyoruz.
Bu yıl Gökçelik açısından nasıl geçti?
Senenin başında oluşturduğunuz
hedeflerle kıyaslayarak değerlendirir misiniz?
Türkiye’nin, Euro bölgesinin ve dünyanın
büyüme performansını göz önüne aldığımızda 2013 yılının çok parlak bir yıl olduğunu söylemek zor. Ancak Gökçelik özelinde değerlendirdiğimizde yılın başında
koyduğumuz hedeflerimizi yakaladığımızı
ve büyüme anlamında yatırımlarımıza
devam etiğimizi söyleyebiliriz. Elbette her
işletme gibi global ekonomik krizin dünya
üzerindeki gölgesini hissetmeye devam
ettik. Gökçelik olarak 2013 yılında pazarlama hedefimizi, durağan iç piyasadan
ziyade dış piyasaya fokuslayarak daha
önce bulunmadığımız pazarlara yönelip, iç
piyasada oluşan boşlukları ihracat satışlarımız ile doldurmayı başardık. 2014 yılının
geride bıraktığımız 2013 yılından daha iyi
geçeceğine yönelik bir beklentimiz var.
Gökçelik bu yıl ilk defa Arjantin’e
de ihracat gerçekleştirerek ticaret
yaptığı ülke sayısını 50’nin üzerine
çıkardı. Bu başarıyı getiren faktörler
ve ihracatla ilgili bundan sonraki
hedefleri anlatır mısınız?
Türk sanayisi artık dünyada kalitesiyle
kendisini kabul ettirmiş bir marka olarak
yoluna devam ediyor. Türk mallarını dünya pazarlarına kabul ettirmek artık eskiden
sanıldığı gibi zor değil. Burada karşımıza
iki önemli faktör çıkıyor. Bir tanesi global
pazarlama tecrübesi diğeri de rekabetçi
fiyatlar. Türk sanayicisi katıldığı uluslararası fuarlar ve gerçekleştirdiği ihracatlar
ile edindiği tecrübeler ışığında küresel iş
dünyasında kendisine bir yol çizmeyi öğrendi. Elbette daha yolun başındayız ama
yine de küresel bir oyuncu olma konusunda güçlü bir aday olduğumuzu söylemek
yanlış olmaz. Rekabetçi fiyatlar konusuna
geldiğimizde ise Türk sanayicisinin bu
noktada biraz sıkıntılı olduğu tespitini
yapmak yanlış olmaz. Uzakdoğu’daki
rakiplerimiz ile kıyasladığımızda enerji
fiyatları, işçilik ücretleri, işveren üstündeki
mali yükler, vergi oranları, kur paritesi
ve buna bağlı olarak hammadde fiyatları
vs. konularında rekabeti destekleyecek
düzenlemelere ihtiyaç var.
Gökçelik, 37 yıllık tecrübesiyle ihracat
alanında her yıl bir öncekini geride bırakan
bir performans ile yoluna devam ediyor.
Hayallerimiz büyük, hedeflerimiz gerçekçi. Gözümüz sürekli yeni pazarlarda.
Güney Amerika kıtası da bizim için bakir
alanlardan birisi. Biz dünyanın her ülkesinde ürünlerimize ihtiyaç duyulduğuna
38
Yalçın Aras
Gökçelik Yönetim Kurulu Başkanı
inanıyoruz. Bize düşen görev ise ihtiyaç
sahiplerine ulaşarak kendi tanıtımımızı
yapabilmek. Bu yüzden yurtdışı fuarlarına
ve sektörel yayınlara daha fazla önem
veriyoruz. Önümüzdeki yıl da ihracat
hedeflerimizi yukarı yönde revize ederek
yolumuza devam edeceğiz.
Euroshop Fuarı’na dair düşüncelerinizi, hedeflerinizi öğrenebilir miyiz?
Euroshop, sektörümüzün küresel arenada
en önemli pazarlama etkinliklerinden biri.
Dünya çapında bütün önemli oyuncuların
bir araya geldiği ve Ar-Ge çalışmalarından
en yeni sistemlere kadar görücüye çıkılan
adeta sektörel bir panayır. Renkli, canlı ve
dinamik. Dünya perakende sektörünün
kalbinin attığı bir merkez. Gökçelik de üç
yılda bir gerçekleşen bu fuara katılarak
yeni ürünlerini sektörün izlenimlerine
sunuyor. Fuarda hem mevcut hem de yeni
müşteri adaylarımız ile bir arada olabilme
fırsatı yakalıyoruz. Hedefimiz elbette her
katılımcı gibi fuarda yeni müşteri adayları
yakalayabilmek ve Gökçelik kurumsal
vizyonunu global pazar ile senkronize
etmektir.
Yurt içinde ulaşılan bayi ağı, satış
ofisleri ve genel olarak penetrasyon
yapısıyla ilgili bilgi alabilir miyiz?
Gökçelik’in yurt içi yaygınlığıyla
ilgili yeni yatırımları olacak mı?
Gökçelik bilindiği üzere Bursa merkezli bir
şirket. Gelişen iletişim ve ulaşım araçlarına paralel olarak artık her yer çok yakın.
Buna rağmen Ankara ve İstanbul’da birer
irtibat ofisimiz mevcuttur. Bunun dışında
önümüzdeki aylarda Akdeniz bölgesine
de bir ofis açmayı planlıyoruz. İşin aslı biz
müşterilerimize bir telefon kadar uzağız.
perder
ekipman dünyası
parkımız ile sektöre hizmet etmeye devam
ediyoruz. Şu anda 4. Üretim tesisimizin fizibilitesini yapıyoruz, sektördeki gelişmelere ve pazardaki ihtiyaçlara paralel olarak
yatırımlarımıza devam edeceğiz. Gökçelik
önce kendine ardından da Türkiye’nin
geleceğine inanıyor ve çalışmalarını bu
yöne sürdürüyor.
Yani bize ihtiyaç duyan her noktaya en
geç 24 saat içerisinde ulaşarak ihtiyaç
duyulan hizmeti müşterimizin kapısına
kadar götürebiliyoruz. Bu bakış açısıyla
yurt içi satış ağını genişletmek bizim
öncelikli hedefimiz değil. Ancak yine de
ihtiyaç duyulan noktalar tespit ettiğimizde
yeni ofisler açmak konusunda da en hızlı
çözümü üretmekten de geri durmayız.
Yeni ürün grubu veya yeni tesis bazında yatırımlar olacak mı?
Biz 37 yıldır raf sistemleri üretimi konusunda uzmanlaşmış bir şirketiz. Zaman
içerisinde sektörün taleplerine paralel
olarak market arabaları ve sepet gibi ürünleri portföyümüze kattık. Diğer taraftan
gıda perakendesi merkezli başlayan raf
sistemleri üretimimiz zamanla gelişen
elektronik perakendesi, ahşap mağaza
sistemleri gibi alanlarda tespit edilen
ihtiyaca paralel olarak inovatif çalışmalar
ile ürün gamı geliştirilerek yeni alanlara
yönelik ürünler üretmeye başladık. Ürün
gamını geliştirirken paralelinde üretim
parkımızı ve teknolojimizi de geliştirmeyi
ihmal etmedik. Hali hazırda 3 üretim tesisimizde en yeni teknolojilere sahip üretim
Sektörün genel sorunlarını ele aldığınızda enerji maliyetleri, hammadde
ve sizin öne çıkarmak istediğiniz
diğer konularla ilgili görüşlerinizi
öğrenebilir miyiz?
Elektrik ve doğalgazdaki yüksek maliyetler
ile kur baskısı, başta ihracat yapan firmalar olmak üzere sektörün geneline olumsuz
etkiler yaratıyor. Türk sanayicisi artık
hem yurtiçinde hem de yurtdışında global
oyuncular ile rekabet ediyor. Kalite artık
vazgeçilmez bir unsur. Pek çok üretici yeni
makinelere yaptığı yatırımlar ile kalite
konusunda asgari standartları yakalamayı
başarabiliyor. Geriye ise işçilik kalitesi, ArGe çalışmaları ve maliyetler kalıyor. Gökçelik 2009 yılında başlattığı yalın yönetim
sistemi ile maliyetlerinde optimizasyona
gitmiş ve detaydan arındırılmış prosesleri
ile müşteri lehine bir maliyet tasarrufu
sağlamayı başarmıştır. Diğer taraftan her
sektörde olduğu gibi perakende sektörüne
yönelik eğitim sistemindeki eksiklikler,
nitelikli işgücü, kayıtdışı üreticiler ile rekabet, işveren üzerindeki işgören yükleri gibi
sorunlar halen güncelliğini koruyor.
Perakendecilere iletmek istediğiniz
mesajlar nelerdir?
Bu yıl iç piyasa nispeten durgundu. Yatırımcıların Perakende sektörüne yatırım
konusunda temkinli oldukları bir yıl oldu.
Bunda sınırımızda yaşanan savaş tehdidi,
Euro bölgesinde yaşanan durgunluk
etken olmuş olabilir. Tedirginlik, ekonomi
açısından en tehlikeli virüstür. Talepte yaşanan durgunluk paralelinde arzı
etkileyerek yatırımların yavaşlamasına ve
hatta durmasına sebep oluyor. Ama 2014
yılının her halükarda 2013 yılından daha
iyi geçeceği yönünde bir inancımız var.
Türkiye, global ticarette daha çok mesafe
kat etmesi gereken bir ülke. Bunun için
de çalışmaya ve yatırım yapmaya devam
etmemiz gerekiyor.
Türk perakendesi doğru bir yolda başarı
ile ilerliyor. Devletin hızla gelişen perakende sektörünü destekleyecek hamleler
ile rayında giden lokomotifin kazanına
kömür atması bekleniyor. Rafta bekletilen
perakende yasasının sektörün temsilcisi
oda ve dernekler ile mutabık kalınmadan
çıkarılmaması gerekiyor.
Türk perakendesi, akıllı ve cesur yatırımcıları ile büyümeye devam edecektir. Gökçelik olarak tüm sektör mensuplarına hayırlı
ve bereketli bir yeni yıl diliyoruz.
39
perder
istatistik
PERDER üyeleri açılış
perfomansı
Ortakalan Araştırma Grubu tarafından hazırlanan listemizde 10 şube ve üstüne sahip 92
PERDER üyesi zincir marketin yılın son dönemindeki açılış performansını görebilirsiniz
Ortakalan Araştırma Grubu tarafından hazırlanan araştırmamızda 10 ve
daha üzeri şube sayısına PERDER üyesi
marketlerin geride bıraktığımız iki aylık
dönemindeki performanslarını değerlendiriyoruz.
Aşağıdaki tablodan 92 zincirin 2014
Ocak Ayı başı itibariyle mağaza sahip
oldukları mağaza sayısı ve yılın son
iki ayındaki açılış performanslarını ve
hemen ardından da bunların toplu değerlendirmelerini görebilirsiniz.
“Market” kelimesini “içerisinde gıda
satışı da olan perakende satış noktaları”
olarak tanımladığımızı ve satış kalemleri içerisinde gıda olmayan; “elektronik
market”, “yapı market”, “tekstil market”
gibi isimlere sahip olan perakende noktalarını listemizin dışında tuttuğumuzu
tekrar belirtiriz.
Ortakalan Araştırma Grubu
SIRA
ZİNCİR MARKET
1 OCAK 2014
Dergimizdeki listeye 10 şube ve üzeri
marketleri dahil etme nedenimiz bütün
PERDER üyelerinin fiziki büyüme rakamlarının dergi sayfaları dahilinde verilmesinin mümkün olmayışıdır. Dergi ölçeğine sığabilecek ve PERDER üyelerinin
istikrarlı büyümesi hakkında sektörde
fikir oluşturabilecek bir veri oluşturmak
adına bu kriter uygulanmıştır.
www.ortakalan.com.tr
1 KASIM 2013
FARK 1
1 OCAK 2013
FARK 2
1
Hakmar Express (İstanbul discount)
269
264
5
246
23
2
Bizim Toptan Satış (Ulusal)
149
146
3
137
12
3
Mopaş (İstanbul)
98
98
0
83
15
4
Genpa (Antalya)
87
87
0
98
-11
5
Çağdaş (Ankara)
80
76
4
72
8
6
Pekdemir (Denizli)
79
79
0
50
29
7
Altunbilekler (Ankara)
69
71
-2
64
5
8
Yunus (Ankara)
63
63
0
57
6
9
Başgimpa (Ankara)
52
52
0
48
4
10
Rammar (İstanbul)
50
50
0
47
3
11
Çağrı Semt (İstanbul - Discount)
50
42
8
22
28
12
Peynirci Baba (Kocaeli)
48
48
0
41
7
13
Hadim (Bursa)
47
47
0
42
5
14
Birebir (Antalya)
46
46
0
40
6
15
Akyurt (Ankara)
45
45
0
42
3
16
Soykan (Ankara)
42
42
0
42
0
17
Çağrı (İstanbul)
39
38
1
34
5
18
Marka AVM (Sivas)
39
38
1
34
5
19
Sammar (Samsun)
38
38
0
30
8
40
perder
istatistik
20
Efor (İstanbul)
36
36
0
36
0
21
Tahtakale Spot (Antalya)
36
36
0
26
10
22
Özhan (Bursa)
34
34
0
30
4
23
Kibaroğlu (İzmir)
32
32
0
30
2
24
Öncü (Sivas)
32
32
0
31
1
25
Sincap (Konya)
32
32
0
26
6
26
Grup Hatipoğlu (İstanbul)
31
31
0
29
2
27
Fiskomar (Giresun)
31
27
4
25
6
28
Kiler Kilpa (Trabzon)
29
28
1
26
3
29
Çetinkaya AVM (Mersin)
28
28
0
25
3
30
Milli Pazar (Bursa)
28
28
0
25
3
31
Onur Hipermarketleri (İstanbul)
26
26
0
24
2
32
Öztürk (Ankara)
25
25
0
24
1
33
Tema (Erzurum)
25
24
1
24
1
34
Halciler (Ankara)
23
23
0
27
-4
35
Seyhanlar (Bursa)
23
23
0
23
0
36
Çergibozanlar (Gaziantep)
23
23
0
19
4
37
Gri Ucuz Satış (İstanbul)
23
23
0
22
1
38
Şehzade (Kayseri)
23
14
9
11
12
39
Özkuruşlar (İstanbul)
22
22
0
19
3
40
Büyük Pastırmacı (Kırşehir)
21
21
0
19
2
41
Barış Gross (İzmir)
21
21
0
19
2
42
Gürmar (İzmir)
21
20
1
17
4
43
Biçen (İstanbul)
20
20
0
20
0
44
Hakmar (İstanbul)
20
20
0
18
2
45
Bildirici (Ankara)
20
20
0
18
2
46
Groseri (Adana)
20
20
0
18
2
47
Jestpa (Aksaray)
20
19
1
18
2
48
Irmaklar (İstanbul)
19
19
0
18
1
49
Gün (Denizli)
19
19
0
17
2
50
Şanmar (Şanlıurfa)
18
18
0
14
4
51
Show (İstanbul)
18
18
0
15
3
52
Oruç (İstanbul)
17
17
0
17
0
53
Erdemler (Ankara)
17
17
0
16
1
41
perder
istatistik
54
Emin (İstanbul)
17
17
0
15
2
55
Hat-Mar (Hatay)
17
16
1
16
1
56
Yeşil Portakal (Manisa)
16
16
0
14
2
57
Öğütler (Ankara)
15
15
0
14
1
58
Gökkuşağı (İstanbul)
15
15
0
13
2
59
Lider Gedikler (İçel)
15
15
0
11
4
60
Uysal Market (Çanakkale)
15
15
0
11
4
61
Snowy (İstanbul)
15
15
0
13
2
62
Aymar (Trabzon)
14
14
0
12
2
63
Anberra (Uşak)
14
14
0
10
4
64
Metropol (Çorum)
13
14
-1
13
0
65
Mevlana (İstanbul)
13
13
0
12
1
66
Neşeli (Eskişehir)
13
13
0
13
0
67
Sembol Center (Gaziantep)
13
13
0
10
3
68
Denmar (İzmir)
12
13
-1
11
1
69
Çelikler (Ankara)
12
12
0
14
-2
70
Çarmar (Diyarbakır)
12
12
0
10
2
71
Uğur AVM (Bursa)
12
12
0
10
2
72
İsra (Bursa)
11
11
0
10
1
73
Karadeniz Ismar (Trabzon)
11
11
0
11
0
74
Karabıyık (İzmir)
11
11
0
10
1
75
Seyhanlar (İstanbul)
11
11
0
10
1
76
Düzpaş (Düzce)
11
11
0
11
0
77
Sultan AVM (Bursa)
11
11
0
9
2
78
Gülenler (Kırıkkale)
11
11
0
9
2
79
Yeni Kandemirler (Kırıkkale)
11
10
1
10
1
80
Ege Ekomar (İzmir)
11
9
2
8
3
81
Can AVM (Sivas)
11
10
1
9
2
82
Düzgün Market (Erzurum)
11
10
1
9
2
83
Kule AVM (Aksaray)
11
11
0
9
2
84
Sarıyer Market (İstanbul)
10
10
0
10
2
85
Çelikkayalar (Konya)
10
10
0
8
2
86
Örnek Hipermarket (İstanbul)
10
10
0
9
1
87
Azda Market (Muğla)
10
10
0
9
1
88
Üçler Market (İstanbul)
10
10
0
9
1
89
Şekerciler (Adana)
10
10
0
9
1
90
Portakal (Kayseri)
10
9
1
8
2
91
Savaşır (Manisa)
10
10
0
9
1
92
Niktaş (Tokat)
10
9
1
7
3
2697
2655
42
2391
306
TOPLAM
42
perder
istatistik
Değerlendirmeler
1 Kasım 2013 – 1 Ocak 2014 döneminde
10 ve üzeri mağaza sayına sahip olan 92
PERDER üyesi zincirinin, sahip oldukları
toplam şube sayılarına göre sıralanışları
yukarıdaki gibidir.
Kasım - Aralık 2013 döneminde Türkiye’deki 10 market ve üzeri PERDER üyesi
firmanın toplam mağaza sayısı 2697’ye
ulaştı.
Dergi sayfalarına sığabilecek ölçekte bir
veri grubu toparlamak adına liste en az 10
şube kriteriyle ele alınmıştır. Bu tablodaki
rakamlar ışığında Türkiye Perakendeciler Federasyonu çatısı altında büyüyen
PERDER üyelerinin gösterdiği büyüme performansı hakkında genel bir bilgi edinmek
mümkün
Listede yer alan 92 firmanın iki aylık bir
dönemde total mağaza artışı 42 oldu.
Tablonun da gösterdiği gibi PERDER
üyelerinin büyüme performansı sadece iki
aylık süreçte yeni bir supermarket zincirini
sıfırdan yaratacak kadar güçlü. Üstelik bu
performans belirli coğrafi bölgelerle sınırlı
değil, PERDER üyeleri Türkiye’nin her
yerinde büyümeye devam ediyor.
10 şube ve üzeri ilk 92 firmanın yıllık açılış
rakamlarına baktığımızda ise toplamda
306 yeni mağaza görmekteyiz. Bu rakam
ise her sene ulusal ölçekte liderliğe oynayacak yeni bir market zincirinin oluşmasına eşdeğer.
İlk 12 market zincirinin payı
SIRA
ZİNCİR MARKET
1 OCAK 2014
1 KASIM 2013
FARK
ORAN (%)
1
Hakmar Express (İstanbu)
269
264
5
11,9
2
Bizim toptan Satış (Ulusal)
149
146
3
7,14
3
Mopaş (İstanbul)
98
98
0
0
4
Genpa (Antalya)
87
87
0
0
5
Çağdaş (Ankara)
80
76
4
16,66
6
Pekdemir (Denizli)
79
79
0
0
7
Altunbilekler (Ankara)
69
71
-2
0
8
Yunus (Ankara)
63
63
0
0
9
Başgimpa (Ankara)
52
52
0
0
10
Rammar (İstanbul)
50
50
0
0
11
Çağrı Semt (İstanbul - Discount)
50
42
8
19,04
12
Peynirci Baba (Koceeli)
48
48
0
0
12TOPLAM
zincir toplam
2585
1094
2516
1076
69
18
2188
42,85
Diğer 80 zincir toplam
1603
1579
24
57,15
Genel toplam
2697
2655
42
100
Bu listede PERDER üyesi zincir marketlerin içinde en fazla şube sayısına sahip 12 firmaya ayrı mercek tuttuk... Tabloda ilk 12’yi almamızın nedeni bu marketlerin ana listedeki toplam şube sayısının yarısına yakınına sahip olmaları... Bu listedeki 12 market zincirinin
toplam şube rakamı olan 1094, ana listemizdeki toplam şube rakamı olan 2697’in yaklaşık yüzde 41’ini karşılıyor.
92 firmalık listenin en üst sırasında yer alan ilk 12 firma açılış rakamında 18 yeni mağazalık performans sergilemiş durumda… İlk 12
firmanın büyüme oranı içindeki paylarını da bu tabloda görebilirsiniz. Bu listemizde yer alan firmalar bu dönemde büyüme oranınn
yaklaşık yüzde 43’ünü gerçekleştirmiş durumda. İlk 12 firma arasında Ankara merkezli 3 marka bulunuyor, onu İstanbul, Antalya ve
Denizli takip ediyor.
43
perder
istatistik
Kasım - Aralık 2013 döneminde 1’den fazla mağaza açanlar
SIRA
ZİNCİR MARKET
AÇILIŞ
1
Şehzade (Kayseri)
9
2
Çağrı Semt (İstanbul - Discount)
8
3
Hakmar Express (İstanbul - Discount)
5
4
Çağdaş (Ankara)
4
5
Fiskomar (Giresun)
4
6
Bizim Toptan Satış (Ulusal)
3
7
Ege Ekomar (İzmir)
2
TOPLAM
35
Bu listede yer alan 7 market, toplamda 35 açılış gerçekleştirmiş durumda. Listedeki araştırmayı kapsayan iki aylık dönem içinde birden fazla şube açılışı gerçekleştiren marketleri görebilirsiniz. En üst sırada yer alan Şehzade Market’in bu dönemde Kayseri’deki Polbay
marketin 9 şubesini aldığını hatırlatırız. Listeyi iller bazında incelediğimizde İstanbul, İstanbul, İzmir, Giresun, Ankara gibi birçok farklı
kentin büyümeye katkı sağladığını görmekteyiz.
Bir yıllık sürede en çok mağaza açan 10 PERDER üyesi
SIRA
ZİNCİR MARKET
ARTIŞ
1
Pekdemir (Denizli)
29
2
Çağrı Semt (İstanbul - Discount)
28
3
Hakmar Express (İstanbul - Discount)
23
4
Mopaş (İstanbul)
15
5
Bizim Toptan Satış (Ulusal)
12
6
Şehzade (Kayseri)
12
7
Tahtakale Spot (Antalya)
10
8
Çağdaş (Ankara)
8
9
Sammar (Samsun)
8
10
Peynirci Baba (Kocaeli)
7
TOPLAM
152
2014 yılının 1 Ocak tarihi ile 2013 yılının 1 Ocak tarihi arasında geçen bir yılda en çok açılış yapan 10 PERDER üyesi yukarıdaki listede
yer alıyor. Bu listede yer alan 10 firmanın ise bir sene içinde 152 yeni mağaza açtığını görmekteyiz. Yıllık açılış rakamı olan 306’nın
önemli bölümünü bu 10 firma gerçekleştirdi. Listenin zirvesinde gectiğimiz yıla satın alma ile giren Pekdemir bulunuyor. Onu İstanbul
merkezli yerel discountlar Çağrı Semt ve Hakmar Express izliyor. Yine satınalmalar ile büyüyen Mopaş’ı da bir yıl içinde en çok büyüyen
firmalar arasında görmekteyiz.
Ortakalan Araştırma Grubu
44
45
perder
sivil toplum
“Gıda güvenliğinin temeli
marketler”
Türkiye gıda güvenliği konusunda önemli adımlar atarken, organize perakendeciler
sağlıklı ve denetim altında ürünlerin pazarasunulmasında en önemli görevi üstleniyor
Harbiye Kongre Merkezi’nde her yıl gerçekleştirilen, yurt içi ve yurt dışından önde gelen uzmanları, bürokratları, işadamlarını ağırlayan
Gıda Güvenliği Kongresi’ni Gıda Güvenliği Derneği düzenliyor. Dernek Başkanı Samim Saner ile hem bu seneki kongreyi hem de gıda
güvenliği adına yaşanan gelişmeleri konuştuk.
2013 itibariyle gıda güvenliğinde
AB’ye uyum hangi açılardan başarılı,
hangi açılardan başarısız oldu?
Yeni gıda mevzuatımız ülkemizdeki gıda
güvenliğinin gelişimi açısından çok önemli
bir adımdır. Yeni mevzuatımız sayesinde
artık gıda güvenliği konusuna dünyanın
gıda güvenliğinde ileri olan ülkeleriyle
aynı pencereden bakmaya başladık. Ancak
mevzuatta yer alan bazı önemli konuların
uygulamalarının netleşmesine yönelik
yönetmelik ve tebliğlerin yayımına ihtiyaç
bulunmaktadır. Denetimlerin sıklığının
ve içeriğinin geliştirilmesinin de önemli
bir alan olduğunu düşünüyorum. Bir diğer
önemli konu ise zoonoz(hayvanlardan
geçen) hastalıklarla mücadele için çiftlikten çatala bakış açısıyla yaygın izleme ve
mücadele programlarının geliştirilmesi
konusudur.
Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığının
gıdada tağşiş, taklit ve hile yapan işletmelerin şeffaflık kapsamında kamuoyuna duyurulması konusu önemli bir gelişmedir.
Bu duyuruların hile ve tağşişin yanı sıra
patojen mikroorganizmalar, mikotoksinler,
ağır metaller ve diğer toksik maddelerle de
ilgili olarak yapılması gerekiyor. Kayıtdışı ürünlerin de resmi numune alımları
sırasında alınarak uygunsuz sonuçlarının kamuoyu ile paylaşılması suretiyle
tüketicilerin kayıtdışı ürünlerdeki hileleri
ve riskleri görmesinin sağlanması büyük
önem taşımaktadır. Aksi taktirde tüketicide sanki bütün olumsuzluklar markalı ve
ambalajlı ürünlerdeymiş o halde kayıtsız
ürünleri tüketmekte bir zarar yok algısı
uyanmaktadır.
Denetimlerin daha sağlıklı olması
adına tavsiyeleriniz nedir?
Ne yazık ki organize perakendeciler organize oldukları için denetimlere daha çok
maruz kalıyorlar. Pazar tezgahları ve küçük
dükkanların organize perakende kadar
sıklıkla denetlendiklerini sanmıyorum.
Denetçiler küçük işletmelerde kendilerini
anlayabilecek insanlar bulamıyorlar, hal-
46
buki organize perakendecilerde konunun
uzmanı gıda mühendisi, veteriner hekim
ya da ziraat mühendisiyle muhatap
oluyorlar, eleştirileri anlaşılıyor ve gerekli
değişiklikler yapılıyor. Nedeni ne olursa
olsun bunun sonucunda haksız bir rekabet
doğuyor ve organize perakendeci organize
olmasının, kayıtlı olmasının sanki cezasını
çekiyor. Bu durumun değiştirilmesi lazım.
Gıda Güvenliği en küçük bakkal dükkanından ve Pazar tezgahından organize
markete kadar her yerde aynı standartta
uygulanması gereken asgari müşterektir.
Gıda güvenliği konusunda en önemli
sorunlardan biri bilgi kirliliği. Bu
konuda düşünceleriniz...
Kesinlikle doğru. Günümüzde artık bilgiye
çok kolay eriştiğimizi zannediyoruz ama
aslında yanlış bilgiye de çok kolay eriştiğimizi unutmamak lazım, peki yanlış ile
doğruyu nasıl ayırt edeceğiz ? Ne yazık
ki çok zor. O nedenle tüketicinin kafası
bugüne kadar olmadığı kadar karışık ve
kime güveneceğini bilmiyor. Internet
üzerinden duydukları ve dikkat çekici
yalan yanlış haberleri bir uzman edasıyla
anlatan ve kerameti kendinden menkul
kişiler kişisel görüşleriyle halk sağlığıyla
oynayarak büyük bir vebal altına giriyorlar ve gıda güvenliği alanında mücadele
etmemiz gereken o kadar önemli konular
varken gündemi çarpıtarak önceliklerin
değişmesine neden oluyorlar. Bu yanlış
bilgilendirme ve kafa karıştırma furyasına
üniversitelerin ve bakanlıkların bilimsel komitelerinin noktayı koyacak şekilde bir dur
demesi gerektiğine inanıyoruz.
Gıda Güvenliği’nde tedarik zincirinin
önemi ve bu konunun AB standartlarına kavuşması için gerekenleri
sizden öğrenebilir miyiz?
Malum gıda güvenliği denince akla gelen
ilk konu “Tarladan Çatala” kavramı, yani
tedarik zinciri… Gıda Güvenliği bir zincir
ve bu zincirin gücünü en zayıf halkasının
gücü belirliyor. O nedenle zincirin tüm
Samim Saner
Gıda Güvenliği Derneği Başkanı
halkalarının güçlendirilmesi gerekiyor.
Bu zincirin bir diğer önemli özelliği ise
izlenebilirlik. İzlenebilirlik zincirin her
halkasının kendinden önceki ve sonraki
halkayı tanıması ve tanımlaması ile ilişkili
bir kavram. Eğer zincirin tüm halkaları
kendinden bir önceki ve sonraki halkayı
tanır ve tanımlarsa o zaman sistemin
tamamı izlenebilirliğe kavuşmuş olur. Gıda
Güvenliği açısından izlenebilirlik son derece kritik bir konu. İzlenebilirlik hem gıda
güvenliği sorunlarının kök neden analizlerinin yapılması, hem önleyici stratejilerin
belirlenmesi ; hem de ürün toplama, geri
çağırma vb uygulamalar açısından çok
önemli bir araç. İzlenebilirlik ve ilintili konuların yeni yayınlanacak ikincil mevzuatlarla netleştirilmesi gerekiyor.
Market zinciri yöneticilerine iletmek
istediğiniz mesajlar nelerdir?
Gıda Güvenliği konusunun her geçen gün
daha fazla sorgulanacak ve talep edilecek
bir konu olduğunun farkında olmalarını ve
hem müşterilerinin güvenliği ve sadakati,
hem de ticari başarıları için bu konuya
önem verip yatırım yapmalarını ve farklılık
yaratmalarını öneriyorum. Sattıkları
ürünlerin üretim koşullarını ve güvenilirliklerini yakından izleyip denetlemeliler
ve bu yaptıkları faaliyetleri müşterileriyle
paylaşarak müşterilerinin kendilerini daha
iyi tanımalarını ve güvenmelerini sağlamalılar.
47
perder
dosya
Satışa yardımcı gerek
Türkiye’de perakende sektörü, son yıllarda ekipman ve teknoloji kullanımında
verimlilik ve kalite açısından önemli bir noktaya geldi. Bir sonraki aşama ise, satış
artıran ayrıntıları çözümleyecek yardımcı ürün grupları olacak
Perakendecilerin teknolojiye ve ekipmanda çeşitliliğe daha açık. Kaliteli ürün
ve cihazlara yatırım yapmanın artık bir
maliyet unsuru olarak görülmüyor. Ancak
ana ekipmanlardaki bu gelişime karşın
yan ekipman konusunda henüz Avrupa
veya Amerika’daki seviyelere ulaşılabilmiş
değil. Bu durumun nedeni ise durumda bu
ürünlerin maliyetleriyle ilgili halen birçok
perakendecinin şüphe duyuyor olması…
Discount’un yapısı gereği zaten böyle
davranması doğal ancak süpermarket
konseptinde farkı yaratan unsurun hizmet
kalitesi olduğunu unutmamak gerekli.. Süpermarket zincirlerinin kendi süreçlerine
dönmesi, detaylara eğilmesi çok daha ge-
rekli hale geldi. Yurt dışında satışı artırmak
ve desteklemek adına kullanılan yaratıcı
sistemlerin zaman içinde maliyetini çıkardığı ve kazanç sağladığı kanısı yerleşmiş
durumda. Bu algının değişmesiyle birlikte
Türkiye’de de yardımcı ekipman satışlarında önemli bir artış görebiliriz.
“Satış artırmada pozitif etkisi çok yüksek”
2008 yılında gerçekleşen “Eurosop Fuarı’nda tekerlekli el sepetlerinin üreticisi olan
Portekizli firma ile tanıştık. Ürünü çok beğendik. O zamanlar bu ürünler, Türkiye’de
daha kullanılmıyordu. Firma yetkilileriyle
görüşmeler yaptık. Onları, Türkiye’ye davet
ettik. Birlikte çalışmaya başladık. Çok spesifik ürüne odaklandık. O fuarda bu ürüne
aşık oldum. Portekizli firmanın gerçekten
çok güzel bir standı vardı. Renkler, sektörde fazla rastlanmayan can alıcı renklerdi.
Dolayısıyla, ürünle bir aşk ilişkisi yaşadım.
Gerçekten çok hoşumuza gitti. Firma ile
de iyi bir diyaloğumuz oldu. Şu anda da
keyifli bir iş ortaklığımız var. Onların ana
ürünleri zaten tekerlekli sepetler, araba
ve yeni gelen çılgın çantalar. O zamanlar
Türkiye’de tekerlekli sepet yoktu. O neden-
le tanıtımına daha çok zaman ayırmamız
gerekti. El sepeti yerine kullanıldığı zaman
satışları artırabilecek bir ürün olduğunu
anlattık. Bazı markalar ile pilot çalışmalar
yaptık. Metrekareye göre, sepetlerimizden
belirli sayıda 1-2 aylık deneme süresi kapsamında mağazalara teslim ediyoruz. Genelde 1-2 hafta içinde faydasını görüyorlar
ve o satışa dönüyor. Dolayısıyla ürünlerimiz, yeni mağazalarında kullandıkları
bir demirbaş haline geliyor. Böylelikle,
ürünlerimizi sektöre tanıttık. Bu şekilde de
yol almaya devam ettik. Kuruluşumuzun
üzerinden 4 sene geçti. Bugün Türkiye’deki
mağazalarda 50.000 civarında sepet var.
Şu anda birçok marka ile çalışıyoruz.”
İhtiyacı olan kişi bir şekilde bize ulaşıyor.
Zaten satışlarımızın çok büyük
bir kısmı sepet üzerinde yer alan
iletişim bilgilerimiz sayesinde
gerçekleşiyor. Ya da markalar
birbirlerini takip ediyorlar. Bir nevi
referans tarzlı bir satış oluyor.
Sırf satışı gerçekleştirmek için
kapınızdan ayrılmayalım anlayışı
bize uygun değil. Biz böyle bir şey
istemiyoruz. Bana dayatma bir satış olduğu zaman hoşlanmıyorum.
Yurt dışından alınan verilere göre
sepetlerin hacmi daha yüksek olduğu için, firmaya yaklaşık yüzde
20 oranında ciro artışı sağlıyor.
Altron’un ürün yelpazesinde tekerlekli sepet, bızdık sepet, çılgın çanta, yeni nesil market arabası, bakliyat çeşmesi, sihirli zarf yer alıyor.
Bunlar arasında en dikkat çekici
ürünlerden bir tanesi de sihirli zarf.
Özellikle mağaza camları için çok
ideal. Tanıtım ve duyuru afişlerini
48
Alper Rozanes
Altron Kurucusu
rahatlıkla defalarca kullanabiliyorsunuz.
Sihirli zarfı mağaza camına koyup, içindeki dokümanı sürekli değiştirebiliyorsunuz.
Kendisini de binlerce defa çıkarıp tekrar
takabiliyorsunuz. Hiç bozulma olmuyor.
Altron’un en çılgın ürünü adı üstünde “çılgın çanta” olsa gerek. “Portekizli firmanın
çok güzel bir çizgisi var. Çılgın çanta da
bunun en güzel örneklerinden. Estetik,
kullanışlı ve bunlarla beraber kaliteli. İlk
numunelerini birkaç ay önce gönderdiklerinde bu nedir, nesıl ve nerede kullanılır
gibi tereddütlerimiz vardı. Zamanla ne kadar fonksiyonel bir ürün olduğunu gördük.
Plaja götürebilirsiniz. Kirlenmek gibi bir
derdi yok suyun altında yıkayabilirsiniz.
Dergi ve gazeteleri muhafaza edebilirsiniz.
Kısacası bunun kullanılamayacağı bir alan
yok gibi. Tekerlekli sepetin 43 litre, küçük
kardeş diye tabir ettiğimiz bızdık sepetin
35 litre kapasitesi var. Çılgın çantanın
kapasitesi ise 15 litre.
perder
dosya
“Pleksi ürünlere ilgi artıyor”
Genel itibariyle satış desteklemenin içinde
yer alan dökme ürün ekipmanları pazarını
incelersek Amerika ve Avrupa’da son
yıllarda çok ciddi hareketler var. Dökme
gıdaya dönelim, ambalajdan ve petrolden
tasarruf edelim, doğa dostu olalım, çevreyi
koruyalım şeklinde hareketler var. Doğal
ürün satan aktarlar artıyor, organik marketler artıyor. Normal marketlerde dahi
ürünleri daha doğal ortamda sergilemek
için özel çözümlere olan talep artıyor.
Dolayısıyla dökme ürün pazarı daralacak
diye bir durum söz konusu değil. Tam tersine bundan sonra dünyada gelişen yeni
çevreci yaşam trendiyle birlikte, ambalajlı
endüstriyel ürün pazarından bu tarz ürünlere doğru bir kayma olacak. Açıkçası ben
böyle olması gerektiğini de düşünüyorum.
Dolayısıyla ben faaliyet gösterdiğimiz
alanın geleceğine dair umutluyum.
Geçen yıl tezgah üstü teşhir stantlarına biraz daha önem vermeye başladık.
Ayrıca Pleksiss isimli ürün gurubumuzda
pleksi ürünlerin yapısı gereği bu grupta
hiç durmadan yeni ürünler, yeni çözümler geliştirmeye devam ediyoruz. Bu
ürünlerin avantajları anlaşıldıkça talep
de artıyor. Pleksi tasarımların cama göre
yüzde 90 ışık geçirgenliği fazla olmasına
rağmen kendi kalınlığındaki camdan 6,5
kat dayanıklı olduğu kanıtlandı. Basınç ve
vakum ile şekillenen ürün sert olduğundan
bıçak, çivi, fırça ve buna benzer cisimlerle
çizilemiyor, hafif nemli pamuklu bez kullanılarak silinebiliyor. Özellikle kurumsal
uygulamalarda çok başarılı sonuç veriyor.
Çünkü ürünlerin görünüşü şık ve cam gibi
kırılgan değil. Taşıması ve saklaması kolay. Pleksis ile aklınıza gelebilecek her şey
var, standart bir ürün grubu yok. Kişiye
özel, firmaya özel tasarımlar oluşturuyoruz. Çeşitli kalınlıklar kullanıyoruz, çeşitli
görseller kullanıyoruz. Tekrarı olmayan
ürünler ortaya çıkarıyoruz.
Pleksi genel olarak dayanıklı ve her türlü
şekle girebilen bir maddedir. Fakat bu
maddenin nerede kullanılacağı önemli.
Eğer gıda ile temas edecekse mutlaka
işlenmesi sırasında, gıda uyumlu olan
malzeme kullanılması gerekir. Bidonss
zaten yıllardır gıda sektörüne hizmet veren
bir firma olduğu için pleksi ürünlerde de
bu hassasiyeti en üst düzeyde uyguluyor.
Fakat genel anlamda pleksi ürün üreticilerinin bu konuda bizim kadar hassas
davrandıklarını düşünmüyorum. Çünkü
bu denetlenen veya anlaşılabilecek bir
şey değil. Bu konuda firmanın insiyatif
kullanıp kendisinin etik hareket etmesi gerekli. Aynı şekilde bu ürünleri alacak olan
firmanın da sat almayı yapmadan önce bu
konuyu araştırması gerekli. Bidonss, ISO
9001 ve ISO 22000 Gıda Güvenliği sertifikalarına sahip. Ayrıca bu sene itibari ile
birde çevre güvenliği sertifikası çalışmalarını başladık.
Bidon konusunda da yakın zaman önce
köşeli bidonu çıkardık. Köşeli bidonlar çok
sayıda olduğunda oval bidona göre daha
az yer kaplıyor. Ayrıca görüntü olarak
daha değişik ve hoş oldu. Biz burada
değişik bir form üretmeyi zaten istiyorduk ancak gerçekleştirmek çok zor oldu.
Çok uğraştık. Avrupa’da bunu bu şekilde
yapabilen ikinci firmayız. Bu bidonlar kraft
malzeme olmak zorunda. Karftın özelliği,
bakteri üretmeyen, gıdanın nemini alan,
içinde uzun soluklu dayanmasını sağlayan
bir malzeme olmasıdır. Fakat bu malzemeyi, klasik oval bidon yapısı dışında başka
formatta işlemek
çok zor bir iş…
Kraftı bir silindirin
üzerinde sarıyorduk ve sonuçta
köşeli olmuyordu.
Oldukça kafa yorarak bu meseleyi
çözdük. .
Livyo YUHAY
Bidonss Genel Müdürü
üzerine çıktığı zaman da ürün bozuluyor.
Dolayısıyla o derecenin üzerine çıkmadan hem de akışkanlık sağlayabilecek
bir ısıtıcı geliştirdik. Otellerde ve özellikle
son dönemde lüks aktarlarda kullanılıyor.
Geçmişte aktar olan pek çok işletmeci
bunları lüks mağazalara çevirdi. Nişantaşı,
Bağdat Caddesi gibi yerlerde mağazalar
açtı. Ayrıca bizim ürünlerimiz ISO 9001
ve ISO 22000’li olduğu için organik ürün
marketleri, mağazaları da tercih ediyor.
Tahin pekmez
gibi, bal gibi
akışkan ürünlerin
olduğu musluklu
ürünlerimizde
yenilikler yaptık.
Ürünleri led ile biraz daha ışıklandırdık. Tahinde bir
karıştırıcı geliştirdik. Bal döken
ürüne ise özel bir
ısıtıcı geliştirdik.
Bal biliyorsunuz
bir süre sonra
donuyor. Fakat
bal 20 derecenin
49
perder
dosya
“Alışverişe renk katıyoruz”
Perakendede tamamlayıcı ürün grupları
diye adlandırılan market sepetleri, market
arabaları, satış destek ve ürün teşhir sistemleri gibi ana ürün kategorileri ve altında binlerce ürün seçeneğiyle tüketici için
alışveriş deneyimini keyfe dönüştürmeyi
amaçlıyor. Ayrıca endüstriye ve HORECA
sektörüne yönelik çözümler ve ürünler
sunmaya başladık ve 2014 yılı bu alanda
hedeflerimiz oldukça yüksek. Eurometall
2011’de kuruldu. Kuruluşumuzdan 2013’e
kadar olan süreçte sağlam bir tedarikçi
ve ürün altyapısı oluşturmak için çalıştık.
2013’te bunun meyvelerini toplamaya
başladık. 2013 beklentilerimizin seyrinde
bir yıl oldu. Hedeflerimizi tutturduk. Hem
cirosal hem de ürün ve altyapı olarak yapmak istediklerimizi hayata geçirdik. 2013,
pazarda müşteriler tarafından bizim daha
iyi anlaşıldığımız bir yıl oldu. Müşterilerimizin Eurometall markasını daha fazla
benimsediği, daha fazla sevdiği bir yıldı.
Dolayısıyla bu yıl bizim için iyiydi.
Hem cirosal hedeflerimiz, hem de vizyonumuz 2014-2015 için artık daha farklı…
Bu doğrultuda 2014 katalogumuz oldukça
yeni ürünlerle genişletilmiş durumda.
2013’e göre ürün kalemi ve çeşitliliğini,
yaklaşık iki kat daha arttırdık. Ayrıca
2014’ten itibaren perakende vizyonumuzu
daha da genişletiyoruz. 2011-2013 yıllarını bebeklik çağı olarak nitelendirirsek, bu
dönemi emekleme çağı olarak adlandırabiliriz. Bu 3 yılda Eurometall olarak daha
önce edinmiş olduğumuz tecrübelerimizden dolayı ana işimiz olan perakende üze-
rine odaklanmış durumdaydık
ve Eurometall’in ürün grupları
daha çok perakendenin tamamlayıcı ürünleri ile ilgiliydi.
2014’te Perakendeyle birlikte,
Endüstri ve Sanayi Ekipmanları ile HORECA sektörlerinde de
uzmanlaşmaya gideceğiz. Bu
anlamda tabii hedeflerimiz de
büyümüş oluyor. Daha fazla
markaya yatırım yapacağız,
markamızı daha geniş kitlelere
duyuruyor olacağız. Bugüne
kadar biraz daha yurt içine
kanalize olduk. 2014’te yurt
içinde olduğu kadar yurt dışında da hedeflerimiz oldukça
fazla... 2014 yılında Eurometall olarak yurtdışı atağımız
daha fazla olacak.
2013 yılında Bagomat Eurometall’in en büyük inovasyonuydu. Bagomat
poşet dispenseri, hem satış noktasına
getirdiği düzen ve yenilikçi görüntüsüyle,
hem de pratikliği ve sağladığı hijyenle
tüketici memnuniyetini artırıyor. Ayrıca
sağladığı poşet tasarrufu ile işletmeye
katkı sağlarken, çevreye verilen zararı da
en aza indiriyor. 2013’te çeşitli noktalarda
kullanılmaya başlayan Bagoamat hem
tüketici, hem de işletmeci tarafından çok
sevildi. Bu yıl Bagomatın genel yapısını da geliştirdik. Yeni özellikler ekledik.
Makinenin maliyeti ile ilgili de tasarruflar
yapabileceğiz. 2014’te daha fazla satış
noktasında Bagomat’ı görüyor olacağız.
Oğuz Vardar
Eurometall Genel Yönetmeni
Eurometall’in patentli ürünü Bagomat,
yurt dışına da açıldı. Şu ana kadar 2 ülkeye ihracatı yapıldı. Gelişmiş haliyle, 2014
Euroshop’ta vitrine çıkarak, uluslararası
pazarda da daha çok müşteriyle buluşma
şansını yakalayacak. Bizim vizyonumuz
her sene yeni inovatif bir ürünü pazarla
buluşturmak. “Alışverişe Renk Katar” felsefemizle, bu yıl da alışverişe renk katacak
yeni bir ürünü penetre edeceğiz pazara.
2014 yılında yine Eurometall’in sürpriz bir
inovasyonu olacak…
“Mağazanın metrekaresi sonsuz”
NCR Netkey çözümü sayesinde hem kiosk
çözümlerini hem de digital signage uygulamalarını ve içerikleri aynı platformdan
yönetebiliyoruz. Özellikle içerik yönetimi
ve merkezi yönetim konusunda son derece
gelişmiş olan bu platform sayesinde
mağazalarda self servis uygulamaları son
derece kolay yönetilebilecek. NCR’ın kiosk
donanımlarındaki öncülüğüyle birleştiğinde sektördeki ihtiyaçları karşılayacak en
kapsamlı çözüm platformunu oluşturmuş
durumdayız. İkinci konu ise Türkiye’de henüz çok bilinmeyen “çok kanallı dijital pazarlama” uygulamaları ile ilgili… Orada da
NCR’ın Aptra E-Marketing adıyla hizmete
sunduğu yeni bir çözüm platformu bulu-
50
nuyor. E-mail, SMS, çağrı merkezi, kişiselleştirilmiş internet siteleri, sosyal medya
gibi tüm dijital pazarlama faaliyetlerini
tek platformda kontrol edebilen bir çözüm.
Her ikisinin de yeni nesil perakendecilik
anlayışı açısından önemli olduğunu düşünüyoruz. Kiosk uygulamalarının avantajı
herhangi bir metrekareye bağlı kalmadan,
ürün portföyünüzdeki her şeyi, her mağazada tüketiciye sunma şansınızın olması.
Dijital bildirim sistemleri de birçok farklı
avantajı beraberinde getiriyor. Müşterinin
mağaza içinde kalma süresini artırdığı gibi
istediğiniz her konuda bildirim ve tanıtım
gerçekleştirme imkanını sunuyor.
Ercan CAYMAN
NCR / Encore Genel Müdürü
perder
dosya
“Gelir getiren uygulamalar olmalı”
Satış destekleme sistemleri çok geniş
bir alan. Bu başlık altında çok fazla konu
sayılabilir ancak genel anlamda ilk akla
gelen teşhir ekipmanları… Bu ekipmanlardan beklentimiz tabi ki öncelikle kaliteli
olması ve maliyetinin de uygun olması.
Bunun dışında teşhir ekipmanları ve genel
olarak bu tip satış destekleyici ürünlerin
hepsinde gelir getirici reklam uygulamaları yapılabilir. Klasik yönlendirme
levhalarının yan kısımları daha geniş
tutularak burada reklam yapılabilir. Yine
son kullanıcıya yani tüketiciye ulaşan
mecralar arasında yer alan dijital bildirim
sistemlerinde de gelir getirici uygulamalaryapma imkanı var.
Ali TABAK
Sincap Marketler Genel Müdürü
“İşlevsellik önemli”
Öncelikle işlevselliği ve firmaya, markaya getirisi önemli… Genel olarak tercih
edilen bir ürün değil de daha yenilikçi
bir ürün alınıyorsa bunun yararlarını
hesaplamak gerekli. Bazen çok büyük
hevesle alınan bir ürün herhangi bir
işe yaramıyor ve boşa gerçekleşmiş bir
yatırım oluyor. Ürün çok yararlı olabilir
ancak ona ihtiyacın yoksa almaya
gerek yok. Onların dışında tabi ki son
kullanıcı yani tüketici kullanacaksa
sağlamlık, emniyet, ergonomi ve hijyen
gibi unsurlar öne çıkıyor.
Cemal PARLAK
Üçler Market Genel Müdürü
“Estetik ve fonksiyonellik bir arada olmalı”
Ekipman seçiminde yardımcı ürünler son
dönemde bizim için önem kazandı. Değişik formatlarda mağazalar açtık. Sebze
meyvede “Fresh”, bakliyatta ise “Rençber”
ismiyle konusuna özel mağazalarımızda
klasik raf sistemlerinin dışında özellikle
teşhir ekipmanlarında farklı uygulamalar
getirdik. Bunlarda dikkat ettiğimiz nokta
mağazayla ilgili yaratmak istediğimiz
atmosfere uygun renkler, tasarım ve sağlamlık oldu. Satış destekleme sistemlerinin kullanımının artacağını düşünüyorum
ancak fiyatlar daha makul seviyelere
inmeli. Bazı ürünlerin fiyatları şu anda
perakendeciler için çok fazla.
İsa Albayrak
Hakmar Yönetim Kurulu Üyesi
“Kullanmayı bilen personel gerekli”
Satış destekleme sistemlerinde çok sayıda
uygulama var. Ben ekipman ve teknoloji
konusunu takip ettiğim ve özel olarak
ilgilendiğim için pek çoğunu inceledim.
Bunların bazıları basit uygulamalar. Bu tip
basit uygulamalarda zaten firma seçimi
veya ürünün kalitesi çok fark etmiyor. Genelde yeni bir mağaza açarken hangi raf
ekipmancısı ile çalışmışsak ondan almı-
yoruz. Bazıları ise gerçekten fark yaratabilecek, güzel cihazlar. Kiosk sistemleri gibi,
dijital bildirim sistemleri gibi… Ancak bunlar halen Türkiye şartlarına göre oldukça
pahalı. Satan firmaların bunların maliyetini indirmeleri gerekli… Ayrıca bu ürünler
demirbaş gibi aldığın zaman sabit duran
ürünler değil. Sürekli kurcalanan ürünler
olduğu için bozulma riski çok fazla.
İshak ARSLAN
Show Hipermarket Genel Koordinatörü
51
perder
serbest köşe
Kayıt dışı ekonomi tehditi
olsa da sonuçta iki ana başlık üzerinden
ortaklaşmaktadırlar. Bunlardan birincisi
vergisel faktörler. Bir diğeri ise kamunun
vergi dışı müdahale ve yasaklamalarıdır.
Kayıt dışı ekonominin genel verimsizliği ve
yaygın işsizlik önemli etken olarak kabul
edilir. Üretim sürecindeki genel verimsizlik
düzeyi işletmeciyi kârlılığı arttırmak adına
düşük gelir göstermeye ya da beyanname
vermemeye yöneltmektedir.
Ekber IŞIK
TPF Eğitim Danışmanı
Kayıt dışı ekonominin genel verimsizliği ve
yaygın işsizlik önemli etken olarak kabul
edilir. Üretim sürecindeki genel verimsizlik
düzeyi işletmeciyi kârlılığı arttırmak adına
düşük gelir göstermeye ya da beyanname
vermemeye yöneltmektedir.
Kayıt dışı ekonomiler reel ekonomide
önemli bir erozyona neden olmaktadırlar.
Ekonominin bu bölümü resmi kayıtlara
girmediği için ekonomik veriler doğru
saptanamamaktadır. Kayıt dışı ekonominin
yarattığı önemli katma değerin ekonomi
dışı kalması ulusal gelir açısından önemli
bir gelir kaybına neden olmaktadır. Vergi ve
kayıt dışılık maalesef birbirlerini besleyerek
büyütmektedirler. Vergi sistemi kayıt dışına
iterken kayıt dışı kesimlerin büyümesi de
kayıt altındaki işletmelerin vergi yükünün
ağırlaşmasına neden olmaktadır.
Kayıt dışı ve kayıt içi ekonomiler arasında
ortaya çıkan farklı verimlilik ve fiyat farkları
kayıt dışı ekonominin lehine büyümeye
/ güçlenmeye dönüşmektedir. Türkiye de
Kayıt dışı ekonomi, belgesiz yada yanlış
kayır dışı ekonominin GSYİH’ ya oranı yer
beyanlı belgelerle devletten tamamen
yer azaldığı görülse de istatistikler doğru
yada kısmen gizlenerek yürütülen ekonomik faaliyetlerdir. Kayıt dışı ekonomiyi yorumlandığında dolar bazında bu oranın
yükseldiği görülmektedir. Örneğin Türkiye
günümüzde gizli ekonomi, el altı ekonode kayıt dışı ekonominin GSYİH’ya oranı
mi, görünmez ekonomi veya merdiven
2002 yılında % 32.4 iken bu oran 2011
altı ekonomi gibi çeşitli adlandırmalarla
yılında % 27.7 ‘ye gerilemiştir. Ancak bu
tanımlamaktayız. Kayıt dışı ekonominin
uygulanış / işleyiş biçimiyle üç başlık altın- istatistiğe göre kayıt dışı azalmış görünse
de aslında olayın öyle olmadığı görülmekda sürdürüldüğünü söyleyebiliriz :
tedir. 2002 yılında Türkiye’nin GSYH tutarı
yaklaşık 230 milyar dolar, 2011 yılında ise
• Beyan dışı Ekonomik Faaliyetler : Bu
773 milyar dolara yükseliyor. Yani 2002’de
kategorideki faaliyetler yasal ekonomik
faaliyet alanına girmekle beraber vergi ida- kayıt dışı ekonomi büyüklüğü 74 milyar dolar iken 2011’de bu tutar 214 milyar dolara
resine beyan edilmeyen gelir kalemlerinden oluşmaktadır. Bir başka versiyonu ise yükseliyor.
vergi dairelerine gerçek değerlerin altında
Kayıt dışı ekonominin perakende sektörüne
bildirilen kalemlerden oluşabilmektedir.
etkisine baktığımızda : Bir yanı ile sürekli
• Enformel Faaliyetler : Formel olarak
büyüyen bir perakende sektöründen söz
kayda geçmeyen faaliyetlerdir. Enformel
ederken bu büyümeye paralel olarak işletekonomik Faaliyetlerde yoğun olarak
melerin artan maliyetleri, haksız ölçeklere
sermaye kullanılmaz ve genellikle prekadayanan fiyat endeksli rekabet koşullarının
pitalist dokularla tanımlanır. Öztüketim ,
yanı sıra birde kayıt dışı ekonominin büyük
seyyar satıcılık faaliyetleri gibi.
bir tehdit oluşturduğu göz ardı edilmemeli• Yasadışı Ekonomik Faaliyetler : Yasal
olmayan ve vergi açısından ağırlıklı olarak dir. İşletmeler, sürekli yeni yada artan vergi
gelir yaratıcı faaliyetler olarak tanımlanır. kuşatmışlığın altında bırakılmaktadırlar.
Tefecilik, uyuşturucu, silah kaçakçılığı gibi Perakende sektöründeki ulusal ve uluslaragelir yaratıcı olmayan faaliyetlerden de söz rası işletmelerin bu yılki bilanço sonuçlarına
bakıldığında yaşadıkları kayıplarının bu
edilebilir.
tespitlerimizle örtüştüğü görülecektir. Diğer
yanda organize perakendeciliğin büyüme
Kayıt dışı ekonominin oluşum nedenleri
trendlerine rağmen karlılığa düştüğü ve
üzerine ekonomistlerin farklı tespitleri
52
diğer yandan bu ölçekte bir yatırım , emek
ve finans gücüne karşılık doğru orantılı bir
gelir denklemi içinde olmadıkları görülmektedir. Genelde bir bütün olarak ekonominin
bütün oyuncularının özelde perakende
sektörümüzün tüm paydaşlarının bir yanıyla kendi işletmelerinin büyüme ve gelişim
süreçlerini doğru yönetirken diğer yandan
Maliye Bakanlığı’nın kayıt dışı ekonomi ile
mücadele eylem planı çerçevesinde kayıt
dışılık ile mücadelenin bir öznesi olmaları
gerektiğini unutmamalıdırlar.
Kayıt dışı ekonominin yoğun şekilde
yaşandığı ülkelerde en önemli ekonomik sorunlardan birisi de enflasyondur.
Enflasyon genel fiyat düzeyindeki artışı
veya paranın değerindeki sürekli azalışı
doğrulayan bir kavramdır. Enflasyon
mükelleflerin fiktif karlarının da vergilendirilmesine sebep olmaktadır. Bu durum
da mükelleflerin bazı kazançlarının vergi
idaresinden gizlenmesi sonucu doğurur.
Bunun sonucu olarak da devlet yetersiz
kalan vergiler sebebiyle sınırsız bir şekilde
borçlanma ve para basımına gider ve faiz
oranlarının yükselmesiyle enflasyon oranı
artar ve akabinde gelir dağılımındaki denge
bozulur.( Kıldiş, 2000, s.12)
Vergi sisteminde gelirlerin enflasyondan
arındırılmasına olanak sağlayan bazı
müesseseler uygulanmakla birlikte, tam
bir enflasyon muhasebesi uygulanmamaktadır. Bu ise mükellefin gerçek gelirinin
değil, öz sermayesinin vergilendirilmesine neden olmaktadır. Öz sermayenin
vergilendirilerek küçülmesini, hatta yok
olmasını istemeyen mükellefler, bazı
işlemlerini kayıt dışına alarak, daha az
vergi ödemekte, bu yolla öz sermayelerini
güçlendirme yolunu seçmektedirler. (DPT,
2007)
Enflasyon nedeni ile gelirlerinde aşınma
meydana gelen düşük ve sabit gelirli tüketiciler bu kayıplarını gidermek, enflasyon
nedeni ile maliyetlerinde artışlar meydana
gelen üreticiler de maliyetlerini azaltmak
amacıyla kayıt dışı ekonominin değişik
unsurlarına özellikle, kayıt dışı istihdama
yönelmektedir. Bu nedenle enflasyon
rakamlarının yüksek olduğu ülkelerde kayıt
dışı ekonomik faaliyetlerin arttığı görülmektedir.( GİB, 2009) Bu tespitler altında,
enflasyon ıile kayıt dışı ekonomi arasında
ters orantılı bir ilişkinin olduğunu ve kayıt
dışı ekonominin küçülebilmesi için enflasyon rakamlarının düşürülmesi gerektiği
sonucuna ulaşılmaktadır.
53
perder
teknoloji
Boer’den Honeywell
Voyager
Boer, lojistik operasyonda süreçleri daha kolay ve hızlı hale getiren ‘Honeywell Voyager 1400g’yi
pazara sundu. Cihaz, kalitesiz ve yıpranmış barkodlar üzerinde bile üstün okuma performansını
gösterme özelliğiyle öne çıkıyor. ‘Honeywell Voyager 1400g, ayrıca mobil cihazların ekranlarından da okuma yapabiliyor. Remote MasterMindTM teknolojisi sayesinde cihazın uzaktan
kontrolü bakımı ve güncellemesi sağlanarak işletmelerin masraflarını azaltıyor ve zamandan tasarruf sağlıyor. Kullanıcılar üretkenliği artırmak adına cihaza gereken ihtiyaçlara göre sağlanan
farklı yazılım lisansları yükleyebiliyor.
Dayanıklı ve pratik
Honeywell, akıllı telefon, dayanıklı mobil bilgisayar ve barkod tarayıcı özelliklerini uygun
fiyatla bir araya getirdi.Hareket halindeki çalışanlar için geliştirilen Dolphin 60s mobil cihazı,
Honeywell’in kanıtlanmış teknolojisi aracılığıyla önemli verilere hızlı ve güvenilir şekilde erişim
sağlar. Cihaz, manuel işlemlerin rekabet açısından dezavantaj teşkil ettiği perakende, alan
hizmeti ve doğrudan mağazaya teslimat (DSD) gibi sektörlerde, her ölçekten işletmeler için
uygun maliyetli bir çözüm işlevi görür. Cep boyutundaki dayanıklı kurumsal cihaz, 1,2 metre
yükseklikten düşmeye ve 800’den fazla yuvarlanmaya dayanacak şekilde geliştirildi. Dolphin
60s scanphone, veri toplama verimliliğini ve doğruluğunu artırmak için tam QWERTY ve sayısal
tuş takımları gibi çoklu veri giriş seçeneklerine sahip 1D ve 2D tarama teknolojisini bütünleştirir.
Ayrıca scanphone’un pil ömrü, tipik bir çalışana tüm mesai boyunca yetecek kadar uzun.
Sensormatic’ten yangın
algılama sistemleri
Sensormatic’in yetkili distribütörü olduğu TYCO’nun cihazları ile yangın algılama
konusunda da etkin çözüm sunuyor MZX, istenildiğinde tek bir mağazadan
oluşan küçük alanlar için, istendiğinde ise havalimanları ya da gökdelenler
gibi büyük yapılar için uygun maliyetle yangın algılama çözümleri sunabilecek genişlikte bir ürün yelpazesine sahip. Yangın sırasında oluşacak duman,
ısı ve karbonmonoksit gazını aynı anda algılayabilen Triotec dedektörleri en
hızlı algılamayı, en uygun maliyet ile sağlıyor. MZX dedektörleri, zaman içinde
dedektörün içerisinde oluşan kirlenme sonucunda değişen algılama hassasiyetini otomatik olarak ayarlayabiliyor. Bu sayede dedektörler herhangi bir bakım
gerektirmeden uzun yıllar yüksek performans ile çalışabiliyor. Güçlü yazılıma
sahip MZX panelleri, Fast Logic algoritması ile yanlış alarmlara karşı güvenilir bir
koruma da sağlıyor. MZX’in fark yaratan nitelikleri arasında, özellikle kurulum ve
kurulum sonrası bakım hizmetlerini kolaylaştırmak adına ürettiği çözümler öne
çıkıyor.
54
55
perder
haberler
İstanbul PERDER’in Bursa
buluşması
ÜÇGE Grubu ev sahipliğinde gerçekleştirilen İstanbul PERDER Üye Kampı’nda
Başkan’dan anlamlı mesaj;
“Yağmur yağsa bile susuzluk bitmeyecek”
“Nielsen verilerine göre ise; 2012 ve 2013
yılları için ilk 11 ay değerlendirmesi yapıldığında, ulusal zincirlerin büyümelerinin
yavaşladığını, lokal zincirlerin büyümeye
devam ettiğini gözlemliyoruz. Lokal zincirlerin ciro büyümesi, metrekare büyümesi
ile birbirine yakın olduğu gözlemlenmektedir.
2014 yılındaborçlanmaları azaltmalıyız,
seçim yılı, tasarruf yılı olacak bizlerde
bu doğrultuda hareket etmeliyiz, verileri
yöneten, inovatif fikir ve çözümlerle farklılaşma ya daha çok ihtiyacımız olacak.”
Biçen, sözü daha sonra üye kampının ana
gündem maddesi olan mağazalar en iyi
nasıl yönetilir konusunu istişare etmek
üzere; Perder Gelişim Platformu temsilcilerine bıraktı.
PGP; üyelerimizin, şirketlerinde yapmış
oldukları ölçülebilir uygulamaların paylaşımlarıyla hangi kategori aslında nasıl
yönetilmelidir sorusuna tek tek cevap
aradı. Sunumların ardından karşılıklı soru
cevap yapılarak istişarede bulundular.
Kampta ÜÇGE adına konuşan Okan Aras,
“Herkes ÜÇGE ile gurur duydu değil mi?”
dedi ve markaya ve kaliteli ürüne verilen
değer üzerine bir konuşma yaptı.
İstanbul PERDER‘in bu yıl 6’ıncısını
düzenlediği üye kampı, Bursa Kervansaray
Termal Otel’de yapıldı.
Toplantının açılışında konuşan İstanbul
PERDER Başkanı İhsan Biçen, son günlerde
sıkça sözü edilen susuzluğa dikkat çekti.
Biçen, konu ile şunları söyledi: “Suyu
doğru kullanmazsak, kuraklık önümüzdeki
yıllarda ciddi anlamda sorun olarak karşımıza çıkacak. Ozon tabakasın delinmesiyle
iklimler değişkenlik gösteriyor. Bu değişkenlik kuraklığa sebep oluyor. İstanbul
PERDER olarak birçok sosyal sorumluluk
projesinde bir araya geliyoruz. Böylesine
yaşamsal bir konuyu da projeye dönüştürebiliriz.”
Biçen, “Hepimiz birer bireyiz; duyarlılık
göstererek görevlerimizi yerine getirelim.
Duyarlı birer vatandaş olmamız halinde,
binlerce müşteri ve çalışanlarımızla bu
konuda verimli çalışmalar yapabiliriz.
Mesela hepimizin evlerinde çamaşır ve
bulaşık makinesi var. Ev hanımlarının
çoğu nerdeyse her gün makine çalıştırıyor.
56
Makineyi her gün değil de 3 günde bir
çalıştırılırsa aynı işi görür. Zaman tasarruf
zamanı, şimdiden geleceği görerek önlemler almalıyız. Bulaşıkları elde değil makinede yıkarsak hem temizlik açısından hem
de su tasarrufu açısından fayda sağlarız.
4 kişilik bir ailenin bulaşığı elde yıkandığı
zaman 80 ile 120 litre su kullanılır. Oysa
bulaşık makinası aynı bulaşığı sadece 12
litre su ile yıkar. Bu da yılda 26 ile 40 ton
suyun kurtarılması demektir.” dedi.
İstanbul PERDER üyeleri ÜÇGE’nin aracılığıyla D.I.S.C. analizini, Levent Erol’la
uygulama şansını buldu.
Üyeler Uzman Psikolog Dilara Kızılçay ile
bir araya gelerek, kuşaklar arası yaşanan
farklılıklar üzerine sohbet etti. Birçok
aktivetinin yanında geleneksel hale gelen
tavla turnuvası gerçekleştirildi.
Biçen, daha sonra Nielsen ve İpsos’dan
alınan verilere göre 2013 yılının nasıl
geçtiğini değerlendirdi.
Biçen, İpsos tarafından hazırlanan hane
verilerine göre hızlı tüketim ürünlerinde
ciro payının İstanbul’da indirim marketlerinin büyümesini yavaşlattığını, yerel zincirlerin payının son 4 yılda 7 puan, son bir
yılda ise 1.5 puan arttığını söyledi. Biçen,
İstanbul’daki hane halkının yerel zincirlerden 7 günde bir alış veriş yaptığını; sepet
değerinin 17.5 TL olduğunu vurguladı.
Biçen, şunları aktardı:
İstanbul PERDER Başkanı İhsan Biçen,
ev sahipliğinden dolayı ÜÇGE adına Okan
Aras ve Hayri Tuncer’e teşekkür plaketi
takdim etti.
perder
haberler
İlk olarak Oruç Marketleri Şarkuteri
sorumlusu Ertan Çobanoğlu söz aldı ve
Oruç Market olarak farkındalık yaratmak
üzere özellikle yöresel ürünlere değer
verdiklerini aktardı.
Çağrı Market Satınalma Müdürü Abidin
Çavuşoğlu, kasap reyonuyla ilgili bilgi
aktarımında bulundu. Çavuşoğlu, Çağrı
Market olarak hizmet ve kaliteden ödün
vermediklerini, fiyatı hiçbir zaman öne
çıkarmadıklarını söyledi.
Grup Hatipoğlu Satınalma Müdürü Aziz
Kavak, manav reyonu hakkında bilgi
aktardı. Kavak, mağaza içerisi görselini
göze ve gönüle hitap ettirerek, kalitenin
öne çıkartılması gerektiğini, manav
reyonunda firelerin en aza indirilebilmesi için soğuk ve sıcaklık derecelerinin
sürekli kontrol altında olması gerektiğini
vurguladı.
Sarıyer Marketleri Genel Koordinatörü Zafer Yayla, her türlü verimliliği
artırmakta etkili olan ölçülebilir raporlar
hakkında bilgi verdi.
Üçler Market İnsan Kaynakları Yöneticisi
Yasemin Parlak, aidiyet duygusu kazanma; turn over oranları ve performans
değerlendirmesinden söz etti. Parlak,
şunları aktardı: “Çalışanlarımızın özel
günlerini herzaman hatırlamıyız; doğum
günü; anneler günü, babalar günü gibi..
Bu günlerde onları ufak hediyelerle
sevindirmeliyiz. Biz onları ne kadar hatılarsak markamıza o kadar bağlı kalırlar.
Performans yönetimi noktasında her ay
değerlendirme formlarımızı dolduruyoruz. Ay sonunda çalışanlarımıza kendi
durumlarıyla ilgili bilgi aktarıyoruz.
Performans değerlendirlemlerinden
alınan sonuçlara göre belirlenen yüzdesel oranlar doğrultusunda zamlarını
uyguluyoruz.”
Hakmar Market Genel Koordinatörü
Cemalettin Zırhoğlu, çalışma saatleri
uygulamasının mağazalar kanadında
nasıl yapılması gerektiğiyle ilgili bilgi
verdi.
Tavla turnuvasında kazananlar:
1. Sarıyet Market-Zafer Yayla
2. Mevlana Market-Hacı Mırat
3. Sarıyer Market- Dursun Korkmaz
Doğan Marketleri Genel Koordinatörü Dursun Tokgöz ise, son kullanma
tarihi yaklaşmış ürünlerin nasıl kontrol
edilmesi gerektiği hakkında bilgi verdi.
Tokgöz, kontrol edilecek tüm raflar bir
ayda devir edilecek şekilde, her güne bir
kategori koyularak, takvim çıkartılması
gerektiğini vurguladı.
Kapanış konuşması yapan Mopaş
Genel Müdürü Reşat Narman da,
2014 yılı için perakendeciliğin
gittikçe zorlaştığını; rekabetin
hergeçen gün arttığını bunun
içinde işlerin daha planlı, sistemli,
programlı yapılması, özellikle
pareto analizi uygulamasının yaparak şirketlerin kontrol edilmesi
gerektiğini aktardı.
İdeal Market Yönetim Kurulu Başkanı
Veysel Sağdıç, özellikle mağaza işleyiş
ve akışını düzenleyen, takip kolaylığı
sağlayan, kullanıcı bazlı yetkilendirilen,
hata, unutma gibi insan odaklı aksamaları oluşturulacak sistem hatırlatma
düzenekleri ile takip eden web tabanlı
bir yazılımla takibin nasıl kolaylaştığını
aktardı.
57
perder
haberler
Perakendeciler
Almanya yolcusu
Almanya’nın Düsseldorf kentinde 16 Şubat tarihinde ziyaretçilerine merhaba diyecek
olan EuroShop Fuarı’na, Türkiye Perakendeciler Federasyonu yönetimi ve 16 bölgeden
60’ın üzerinde PERDER üyesi de katılıyor. TPF Başkanı Selamet Aygün, sektördeki tüm
yeniliklerin ve teknolojilerin sunulduğu EuroShop fuarına büyük önem verdiklerini
bildirdi.
Perakende sektörünün en
kapsamlı fuarlarından biri
olan ve üç yılda bir düzenlenen EuroShop için geri
sayım başladı. Uluslararası
perakende sektörünün
buluşma noktası olan ve bu
yıl Almanya’nın Düsseldorf
kentinde 16–20 Şubat tarihlerinde gerçekleştirilecek
EuroShop Fuarı’na, Türkiye
Perakendeciler Federasyonu yönetimi ile 16 bölgeden
60’ın üzerinde PERDER
üyesi de katılacak.
Sektördeki tüm yeniliklerin
ve teknolojik gelişmelerin
sunulduğu Düsseldorf Messe tarafından organize edilen
Selamet AYGÜN
EuroShop Fuarı, perakende
TPF Başkanı
sektörünün önde gelen temsilcilerinden genç girişimcilere kadar uzanan geniş bir katılımcı
kitlesini ağırlayacak. Türkiye Perakendeciler Federasyonu Başkanı
Selamet Aygün, kuruldukları yıldan bu yana perakende sektörünü
geliştirmek, güçlendirmek ve rekabet seviyesini yukarıya çekmek
için el birliği ile çalıştıklarını söyledi. Sektörle ilgili gelişmeleri ve
yenilikleri yakından takip ettiklerini dile getiren Aygün, dernek
olarak fuarlara da büyük önem verdiklerinin altını çizdi. Özellikle
uluslararası alandaki gelişmeleri görebilmek için yurtdışı fuarları
önemsediklerini vurgulayan Aygün, bu nedenle sektördeki tüm
yeniliklerin ve teknolojilerin sunulduğu EuroShop Fuarı’na da katıldıklarını söyledi. TPF olarak fuarda perakende sektörünü temsil
edeceklerini vurgulayan Aygün, Türkiye’den EuroShop Fuarı’na
katılan firma sayısının yıllar itibariyle artış gösterdiğine dikkat
çekti.
Perakende sektörünün hızlı büyüdüğüne de işaret eden Aygün,
Türkiye’deki organize perakendenin büyüme oranının her zaman
genel büyümenin üzerinde olduğunu söyledi.
3 yılda bir yapılıyor
Ticaret sektörü ve yatırım gereksinimleri için çözümler sunan, geleceğin eğilimleri ve perakende sektörünün izlenimlerini yakından
görmek açısından da önemli bir platform olan EuroShop Fuarı, en
son 2011 yılında gerçekleştirildi. 2011 yılındaki fuara; Avrupa,
Asya Amerika, Avustralya ve Afrika kıtalarından toplam 53 ülkeden 2036 firma katıldı. 107.000 metrekarelik sergi alanının yer
aldığı fuar, toplam 107 bin 269 ziyaretçiyi ağırladı.
Motivasyon gecesi
Snowy Ulu Kardeşler, personeli için moral ve motivasyon gecesi düzenledi
2013 senesinin yorgunluğunu atmak, yeni bir sene için moral
depolamak üzere düzenlenen gecenin açılış konuşmasını yapan
Snowy Ulu Kardeşler Yönetim Kurulu Başkanı Ramazan Ulu,
“Snowy Ulu Kardeşler ailesinin Yönetim Kurulu Başkanı olmaktan çok mutluyum ve huzurluyum. Sizler gibi çalışkan, samimi
ve dürüst kişilerle birlikte aynı sektör içerisinde birlikte işimizi
yürütmenin keyfini ve hazzını yaşıyorum. Sizlere çok teşekkür
ediyor ve sizlerle iftihar ediyorum. 2013 yılını sizlerin gayreti ve
başarısıyla Snowy Ulu Kardeşler şirketimizi %20.05 oranında büyüme sağladınız. İnşallah bu büyümemiz devam eder, memleketimize daha çok istihdam edebilmek,
ülkemizin ekonomisine daha çok
katkıda bulunabilmeyi rabbim bize
nasip eder.” dedi. Personellerine
böyle bir gece düzenlemekten mutlu
olduğunu ifade eden Yönetim Kurulu
Başkan Yardımcısı Mustafa Ulu ise
“2013 yılında gösterdiğiniz başarıdan dolayı tüm Snowy Ulu Kardeşler
ailesini tebrik ediyorum. 2014 yılında hep birlikte daha çok başarılar
elde edeceğimize inanıyorum.” dedi.
Açılış konuşmasının ardından,
58
Snowy Ulu Kardeşler Yönetim Kurulu Başkanı Ramazan Ulu ve
Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Mustafa Ulu tarafından Snowy
Ulu Kardeşler bünyesinde hizmet yılının 5. yılını dolduranlara anı
plaketi takdim edildi. Yönetim Kurulu Üyelerinden; İş Geliştirme Müdürü Bülent Efe, Finans Müdürü Utku Tanay Ulu, İnsan
Kaynakları Sorumlusu Cansu Ulu, Satınalma Müdürü Sibel Muştu,
genç yönetim kurulu üyelerinden Caner Ulu ve Mertkan Ulu tarafından, en iyi hizmet vermeyi kendine misyon edinen Snowy Ulu
Kardeşler Şubelerine, 2013 yılında gösterdikleri başarılarından
dolayı teşekkür plaketi takdim edildi.
ADVERTORIAL
MARKANIZ FARK EDİLSİN,
İMAJINIZ TAZELENSİN!
Perakendeci, üretici, tedarikçi ve perakende sektörüne hizmet sunanları ortak bir platformda buluşturan Yerel Zincirler Buluşuyor (YZB) organizasyonu, 16 Nisan’da kapılarını açıyor. Türkiye Perakendeciler Federasyonu tarafından 6’ncısı Haliç Kongre Merkezi’nde düzenlenecek olan YZB’ye, bu yıl “Marka” konusu damgasını vuracak
YZB 2014, organize gıda perakendesine
ürün ve hizmet sağlayan üretici ve tedarikçi firmalar ile yerel zincir marketleri bir
araya getirerek, güçlendirdiği işbirliği kanalları ile katılımcılarına eşsiz bir atmosfer
sunmaktadır.
başarılı bir şekilde gerçekleştirilmiştir.
“Dönüşümü Başlat Geleceği Kazan” temasıyla değişimin öncülüğünü “İnsan”a
veren YZB 2013; 2014 yılının konferans
programında dönüşümün ikincil hareket
noktası olarak, geleceği şekillendiren
“Marka” kimliğini, “Marka” stratejilerini
ve “Marka” hikayelerini ele alıyor. Yerel
Zincirler Buluşuyor 2014
organizasyonunda, marka
olmak için gereken hazırlık
süreçlerinden başlanarak marka oluşturmanın
aşamalarına, marka imajına
ve marka değerine kadar
tüm faktörler belirlenip,
konusunda uzman konuşmacılar aracılığıyla bilgi ve
birikimlerin paylaşılmasına
olanak tanınacaktır.
Yerel Zincirler Buluşuyor Konferansı ve
Fuarı, geçen yıl 300’ün üzerinde marka
temsili ve 6.439 profesyonelin katılımıyla
İki gün sürecek olan konferans programı, sektörün
yenilik ve değişimlerinin
Türkiye Perakendeciler Federasyonu
(TPF) tarafından düzenlenen organize
gıda perakendesinin en büyük fuar ve
kongre organizasyonu olan Yerel Zincirler
Buluşuyor(YZB) Konferansı ve Fuarı, bu yıl
altıncı kez kapılarını açıyor. 16 – 17 Nisan
tarihlerinde perakendeci, üretici, tedarikçi
ve perakende sektörüne hizmet sunan
firmaları bir araya getirecek olan YZB
2014’ün bu yılki ana teması ise “Marka”.
YZB 2014 Konferansı ve Fuarı’na yerli ve
yabancı sektör profesyonelinin katılımı
bekleniyor.
paylaşıldığı, duayenlere ev sahipliği yapan
vizyoner bir bakış açısı sunuyor. YZB
2014, sektörün lider firmalarının katılım
sağladığı, interaktif stantları, yeni ürün ve
hizmetleri ile ziyaretçilerini karşıladığı bir
organizasyon olarak, geniş network imkanı
ile fuar ve kongre yönetimi alanına getirdiği farklılığı gözler önüne seriyor.
59
perder
haberler
TPF’den Suriye’ye gıda
yardımı
Suriye’ye 150 ton un yardımı Türkiye’deki yerel zincirlerden gidiyor. Türkiye Perakendeciler Federasyonu ve Türk Kızılayı işbirliği ile gerçekleştirilen 6 TIR dolusu un yardımının ilk iki TIR’ı yola çıktı. 3 hafta içinde de, yardımın geri kalan bölümü bölgeye
ulaştırılacak
Türkiye’deki en iyi organize olmuş STK’ların başında gelen Türkiye Perakendeciler
Federasyonu(TPF), Suriye’ye gıda yardımı
için kolları sıvadı. Yoğun kış şartlarında
savaşın gölgesinde kalan komşumuz
Suriye’ye, 150 ton un yardımı Türkiye’deki
yerel zincirlerden gidiyor.
TPF öncülüğünde başlatılan ve Türk
Kızılayı işbirliği ile gerçekleştirilen 150
ton un yardımı, Öncüpınar Sınır Kapısı’nda
bulunan Kızılay Ekmek Fırını’na teslim
edilecek. Toplam 6 TIR yardımının ilk 2
TIR’ı, Türk Kızılayı aracılığıyla Suriye’deki ihtiyaç sahiplerine gönderildi. İpek
Yolu PERDER Başkanı Vedat Cergibozan
koordinatörlüğünde her Cumartesi 2 TIR
Gaziantep’ten yola çıkarak, yardımlar 3
hafta içinde bölgeye ulaştırılacak.
Türkiye Perakendeciler Federasyonu
Başkanı Selamet
Aygün, “Somali’ye ilk gemideki
yardımları ve Van
depreminde ilk malzemeleri TPF olarak
bizler sağladık.
Yanı başımızda
bir insanlık dramı
yaşanan Suriye’ye
de kayıtsız kalamazdık. Kızılay’ın
kurmuş olduğu
fırınlara unları
teslim etmek üzere kolları sıvadık. Bölgeye
elimizden geldiğince destek sağlamaya
çalışıyoruz. Yerel perakendeciler olarak
bizler, yardımlarımıza devam edeceğiz”
diye konuştu.
Personel aile yemeğinde
Altunbilekler, düzenlediği organizasyonla 600 personelini bir araya getirdi
Altunbilekler, 600 kişilik personelini
bir araya getirerek Geleneksel Aile
Yemeği düzenledi. 3 gün boyunca,
her gece farklı birimlerden personellerin ağırlandığı etkinliklerde
sürprizler geceye renk kattı.
Altunbilekler Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Altunbilek, bu sefer de
geleneği bozmadı ve açılış servisini
çalışanlarına kendisi yaptı. Mustafa Altunbilek açılış servisi sonrası
yaptığı konuşmada, yılın her günü
işin en ağır yükünü çeken ve işin
mutfağını oluşturan çalışanlarına,
bir gün olsun hizmet ederek gönül
almak ve teşekkür etmek istediklerini dile getirdi.
Şirkette 2, 5 ve 10 yıldan fazla
çalışan personele hediyelerin ve
sertifikaları verildi.
60
perder
haberler
Akgün, Genel Müdür
Yardımcısı oldu
Azda Market Genel Müdür Yardımcılığına Turgut Akgün atandı
1956 Kırklareli doğumlu olan Turgut Akgün, Münih Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunu olup İş Hukuku üzerine ihtisas
yaptı. Münih İş Mahkemelerinde Fahri avukat, bilirkişi olarak
uzun yıllar görev yaptı. Yine yurtdışında, Tengelmann Süpermarketlerinde, Aldı Discount mağazalarında Bölge Müdürü ve
Satış Direktörlüğü, Premdor Çelikler A.Ş.’de Fabrika Müdürü,
Avcılar Belediye Başkanlığında Başkan Danışmanlığı ve Dış
İlişkiler Koordinatörü görevlerinde bulundu. Özen Grup Şirketlerinde İstanbul ve Trakya Bölge Müdürlüğü yapan Akgün,
daha sonra İdari işler ve Kamu işlerinin Yönetimi ve Denetiminden Sorumlu İdari Koordinatörlüğe terfi etti.
Turgut Akgün evli ve üç çocuk babasıdır.
‘’Kanımızda Sorumluluk Var’’
Biçen Gıda’da çalışan 200 personel kan bağışında bulundu
Biçen Gıda, Kızılay Kan Merkezi iş birliği ile Biçen merkez binası ve
Başakşehir şubesi önünde kan bağışı organizasyonu gerçekleştirildi. “Kanımızda Sorumluluk Var” sloganıyla başlatılan kampanyaya toplam 200 Biçen çalışanı destek verdi. Kanın acil değil,
sürekli ihtiyaç olduğunu hatırlatan Biçen Reklam ve Halkla İlişkiler
Yöneticisi Bilge Biçen, sağlıklı her bireyin kan bağışını bir görev
olarak addetmesi gerektiğini söyledi. Biçen çalışanları da, sağlıklı
yaşamın önemine inandıklarını ve Kızılay’a desteklerinin devam
edeceğini belirttiler.
Sarıyer’den araç kazandı
Citroen talihlisi Resul Mollaibrahimoğlu’na anahtarı
teslim edildi
Milli Piyango İdaresi’nin 19.09.2013 tarih ve 40453693-255.01.02/3426-8665
sayılı izni ile 1 Ekim 2013 – 15 Kasım 2013 tarihleri arasında gerçekleştirilen
ve yoğun ilgiyle takip edilen kampanya için, noter huzurunda yapılan çekilişte,
2013 model Citroen C-Elysee 1.2i Atraction M/T Cruise Tekno’nun sahibi Resul
Mollaibrahimoğlu oldu. Sarıyer Market Yönetim Kurulu Üyesi Dursun Korkmaz
tarafından Mollaibrahimoğlu’na anahtar teslimi yapıldı.
61
perder
haberler
PERDER’den Burkay’a ziyaret
Bursa PERDER Başkanı Mustafa Gürel, başkanlık görevini devralmasının ardından ilk
ziyaretini Bursa Ticaret ve Sanayi Odası (BTSO) Başkanı İbrahim Burkay’a yaptı
Bursa PERDER’in yeni yönetimi, Bursa
Ticaret ve Sanayi Odası (BTSO) Başkanı
İbrahim Burkay’ı ziyaret etti. İbrahim
Burkay’ın Başkanlığı dönemiyle birlikte
Bursa PERDER ile BTSO’nun ilişkilerinin son
derece geliştiğini ve ortak projelere imza
atıldığını hatırlatan Başkan Mustafa Güler,
yeni dönemde de BTSO ile ortak projelerde
bir araya gelmeye hassasiyet göstereceklerine dikkat çekti.
gelmeye hassasiyet göstereceklerini
belirten Gürel, “Yerel perakendeciler için
hazırlayacağımız projelerde zaman zaman
BTSO desteği bizler için önemli olacak.
Aynı şekilde Bursa’da yerel perakendenin
önemli sivil toplum kuruluşu olarak bizler
de Federasyonumuzla BTSO’nun gerçekleştireceği çalışmalara elimizden gelen
desteği vermeye her zaman hazırız” diye
konuştu.
Mustafa Gürel, “Özellikle geçtiğimiz aylarda ev sahipliğini yaptığımız ‘Perakende
Zirvesi’nde BTSO’nun önemli desteği oldu.
Bu organizasyonu başarıyla yürütebilmemiz ve misafirlerimizi buradan memnun
bir şekilde uğurlayabilmemizde şüphesiz
BTSO’nun payı büyük” dedi.
BTSO Başkanı İbrahim Burkay, Bursa
PERDER ile yapacakları işbirliğinin sektör
olarak BTSO’nun kendi içinde bağlı olduğu
komiteleri de olumlu yönde etkilediğine
işaret etti. Burkay, “Perakende sektörünün
önemli sivil toplum kuruluşu olan Bursa
PERDER’in gerçekleştireceği her önemli
çalışma, BTSO çatısındaki ilgili komitelere de olumlu katkı sağlayacaktır. Çünkü
perakende nezdinde Bursa PERDER’in
Bursa PERDER olarak, yeni dönemde
de BTSO ile ortak projelerde bir araya
yaptığı çalışmalar, komitelerin çalışmaları
ile birbirine geçmiş dişlileri oluşturmakta.
Dolaysıyla kent ekonomisinin dinamosu
olan BTSO’nun etkin ve üretken olması,
dişlilerin çalışmasına bağlı. Bu nedenle de
kent ekonomisinde çarkların işlemesinde
dişlilerin birbirinden bağımsız çalışması
düşünülemez. Geçmişte olduğu gibi yeni
dönemde de BTSO olarak, Bursa PERDER
ile işbirliğimiz artarak devam edecek”
şeklinde konuştu.
Altunbilekler’den yılbaşı
kutlaması
2011 yılı sonunda ilki düzenlenen ve geleneksel hale gelen Altunbilekler Yılbaşı Yemeği, bu yıl da Şaşmaz Altınbilek Sofra
Altunbilekler yöneticileri, mağaza müdürleri
ve idari personelden oluşan 220 kişilik topluluk Şaşmaz Altunbilek Sofrası’nda bir araya
geldi. 2013 yılının yorgunluğunu atmak,
geçmiş yılı değerlendirmek ve kaynaşmak
için toplanan Altunbilekler ailesi, keyifli
saatler geçirdi.
2013 yılının bir özeti niteliğindeki kısa film
sunumunun ardından konuşma yapan Altunbilekler Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa
Altunbilek, işin asıl sahibi saydığı çalışanlarının aynı azmi ve başarıyı 2014 yılında
da göstereceklerine duyduğu inancı dile
getirdi. Şirkette 5, 10 ve 15. yılını dolduranlara plaketlerinin verilmesinin ardından,
program Nilgün Kızılcı ve ekibi ile canlı müzik
eşliğinde devam etti. Gece, süpriz hediyelerin dağıtıldığı hediye çekilişiyle keyifli bir
şekilde son buldu.
62
perder
haberler
Van PERDER’e yeni başkan
Van PERDER Başkanı Faruk Tasan oldu
Van PERDER Olağan Genel Kurulu yapıldı. Dernek başkanlığına Tasanlar Bizim
Market Yönetim Kurulu Başkanı Faruk Tasan oybirliğiyle seçildi.
Faruk Tasan, yeni dönemde Van PERDER’in çalışmalarının daha aktif olacağını
belirterek, birlik ve beraberlik duygusuyla bölgelerindeki perakende faaliyetlerini
daha da güçlendireceklerini söyledi. Van PERDER’in yeni yönetimi Yavuz Dalgın,
Fuat Akar, Yunus Gün ve Mahir Alıcı’dan oluşuyor.
Biçen’de iki atama
Biçen Gıda İnsan Kaynakları ve Kalite Sistem Müdürlüğüne Eyüp Biçen, Mali İşler
Müdürlüğüne Ulaş Biçen atandı
Biçen Gıda iki atama birden yaptı. İnsan Kaynakları ve Kalite Sistem Müdürlüğüne atanan Eyüp Biçen, 1983 yılında Kars’da doğdu. İlk ve orta öğrenimini İstanbul’da tamamladı. Çanakkale 18 Mart Üniversitesi Biyoloji mezunu olan Eyüp Biçen aynı zamanda
İş Güvenliği Uzmanı. İş yaşamına perakende gıda sektöründe yönetici asistanlığı ile
başlayan Eyüp Biçen, 5 yıl Muhasebe Müdürü olarak görev yaptığı Biçen’de 2014 yılı
itibariyle İnsan Kaynakları ve Kalite Sistem Müdürlüğüne atandı. Hobileri dağcılık,
dalgıçlık ve motor kullanmak. Eyüp Biçen
evli ve bir çocuk babası.
Mali İşler Müdürlüğüne atanan Ulaş Biçen
ise 1979 Kars doğumlu. İlk ve orta öğrenimini İzmir’de tamamladı. Eskişehir Anadolu Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler
Fakültesi İşletme mezunu olan Ulaş Biçen iş hayatına İzmir’de bir muhasebe bürosunda
başladı. Perakende gıda sektörüne 2001 yılında Biçen’de başlayan Ulaş Biçen, Bilgi
İşlem Yöneticiliği, Mağaza Müdürlüğü yaptıktan sonra 2009 yılında Finans Müdürlüğü
görevine getirildi. 5 yıl Finans Müdürlüğü yapan Ulaş Biçen, 1 Ocak 2014 itibariyle Mali
İşler Müdürü olarak atandı. Ulaş Biçen, evli ve iki çocuk babası.
Kalafat, yeniden Başkan
Karadeniz PERDER’in 4’üncü Olağan Genel Kurulu’nda mevcut Başkan Osman Kalafat
yeniden Başkanlık görevine getirildi
Karadeniz PERDER’in 4. Olağan Genel Kurulu gerçekleştirildi. Genel Kurul’da Osman
Kalafat, yeniden Karadeniz PERDER’in
Başkanlığına seçilerek güven tazeledi.
Karadeniz PERDER’in yeni yönetim kurulunda; Serhat Öndemir, Hikmet Apaydın, Sertaç
Aktürk ve Muhterem Akbulut yer aldı. Dernek bünyesinde, 10 ilde toplam 34 şirket
üyesi olduğunu belirten Osman Kalafat,
bölgede 206 şube ile faaliyetlerine devam
ettiklerini bildirdi. Kalafat, “Ortak sorunlara
çözüm bulmak için çalışıyoruz” dedi.
En önemli sorunlarından biri olarak eğitimi
gösteren Kalafat, 2013 yılında farklı illerde
altı eğitim programı gerçekleştirdiklerini
hatırlattı. Bu eğitim çalışmalarına o bölgede
faaliyet gösteren marketlerin çalışanları,
yönetim kurulu üyeleri ve şube yöneticilerinin katıldığını söyleyen Kalafat, “Artık omuz
omuza yürüyebilen, birlikte hareket eden
bir ekip haline geldik” dedi.
63
perder
haberler
PERDER üyeleri,
Karaoğlu’nu ziyaret etti
Bursa PERDER Başkanı Mustafa Gürel ve Yönetim Kurulu Üyeleri, Bursa Valisi Münir
Karaoğlu’nu makamında ziyaret etti
Bursa Valisi Münir Karaoğlu’nu ziyaret
eden Bursa PERDER üyeleri, ilk olarak
derneğin faaliyetleri ile ilgili bilgi aktardı.
Bursa PERDER Başkanı Mustafa Gürel,
Bursa yerelinde perakendecilerin yaşadığı
sorunları dile getirerek, Karaoğlu’ndan
sorunların çözümüyle alakalı destek istedi.
Bursa PERDER’e üye toplam 49 üye zincir
marketin bulunduğunu kaydeden Gürel,
“Bu marketlere bağlı toplam 329 şube ve
6 bin çalışan var. Bursa başta olmak üzere
Yalova, Eskişehir, Çanakkale, Bilecik ve Balıkesir’de önemli bir gücü temsil ediyoruz”
dedi.
Bursa’daki yerel perakendecilerin yüzde
90’ının müşteri servislerinin kaldırılmasını
istediğini vurgulayan Gürel; “Bu durum biz
perakendecileri zarara uğratıyor. Biz marketçilik yerine çoğu zaman dolmuşçuluk
ya da taksicilik yapıyoruz. Belli bir saatten
sonra bu uygulama maliyetlerimize
yansıdığı için ister istemez ürünlerimizde
fiyat artışı yapmak durumunda kalıyoruz.
Aracıyla gelen müşterimiz de maalesef bu artıştan nasibini alıyor. Müşteri
servislerinin kalkması halinde hem toplu
taşıma araçları ve taksiciler bunun yararını
görecek hem de kent trafiğindeki egzoz
gazı salınımının önüne geçilerek hava
kirliliği azaltılmış olacak. Ankara’da ve
Trabzon’da müşteri servisleri yasaklandı.
Bu konularda kararlığımızı yürütebilmek
için devletin mutlaka belli kararlar alması
gerekiyor”dedi.
Müşteri servislerinin kaldırılmasında Bursa
Büyükşehir Belediyesi Ulaşım Koordinasyon Merkezi’nden (UKOME) alınacak
kararın önemli olduğunu belirten Vali
Karaoğlu, Bursa PERDER’in sağlayacağı
çoğunlukla UKOME’ye müracaatının sonuç
verebileceğini söyledi. Vali Karaoğlu, Bursa
PERDER’in ekonomi ve vatandaş yararına
yapacağı tüm çalışmalarda destek vermeye hazır olduklarının altını çizdi.
Gürel, Nilüfer İş Okulu’ndaki down sendromlu çocukların eğitimlerine katkı sağlamak ve plastik poşet kullanımının önüne
geçmek için hazırladıkları bez torbayı, Vali
Karaoğlu’na hediye etti.
Cergibozan güven tazeledi
İpek Yolu PERDER’in Başkanlığına yeniden Vedat Cergibozan seçildi
İpek Yolu PERDER’in 2.Olağan Genel Kurul’u
Gaziantep Zeugma Restaurant’ta gerçekleştirildi.
Toplantıya tek aday olarak katılan Vedat
Cergibozan, üyelerinin tamamının oyunu
alarak güven tazeledi. Cergibozan, iki yıl
daha başkanlık görevine devam edecek.
İpek Yolu PERDER’in yeni yönetim kurulunda ise Mehmet Deniz, Ömer Yenipınar,
M.Metin Şentiryaki, Mustafa Taşdönderen,
64
Abdullah Genç ve Hasan Basri Çelik bulunuyor. Vedat Cergibozan, ikinci kez oybirliğiyle
göreve getirilmenin mutluluğunu yaşadığını söyledi. Cergibozan, “Gücümüze güç
katıp her geçen gün daha da büyüyoruz.
Şu anda 25 üye ile 137 satış noktasında
faaliyetteyiz. Gaziantep, Şanlıurfa, Kahramanmaraş, Adıyaman ve Kilis illerindeki
yerel marketler olarak bundan sonra daha
güzel ve kaliteli hizmetler sunacağız” diye
konuştu.
perder
haberler
PGP’den “Görev Tanımları”
kitapçığı
PERDER Gelişim Platformu, mağaza çalışanlarının yaşadığı sıkıntılara çözüm üretmek
amacıyla “Mağazalar Görev Tanımları” kitapçığı çıkardı
İstanbul PERDER bünyesinde oluşturulan
PERDER Gelişim Platformu(PGP), “Mağazalar Görev Tanımları” kitapçığı çıkararak,
projelerine bir yenisini daha ekledi. Üçler
süpermarket İnsan Kaynakları Yöneticisi
Yasemin Parlak başkanlığında, Sarıyer
Market Genel Koordinatörü Zafer Yayla ve
Doğan Market Genel Koordinatörü Dursun
Tokgöz’den oluşan PGP İnsan Kaynakları
Komisyonu tarafından hazırlanan kitapçığa, PGP temsilcilerinin tamamı da destek
verdi.
İstanbul PERDER Başkanı İhsan Biçen, PGP
temsilcilerinin sektörü sürekli aydınlatıcı
çalışmalar yaptıklarını belirterek, “Değişimin öncülerinden oldukları için hepsine
ayrı ayrı teşekkür eder; kitapçığımızın
sektörümüze artı değer kazandırmasını
dilerim” dedi.
“Mağazalar Görev Tanımları” kitapçığı, sürekli yaşanan sıkıntıları çözmek, çalışanla-
rın görevlerinin, yetki ve sorumluluklarının
neler olduğunu ve bunlarla ilgili neler yapmaları gerektiğini belirleyip, iş tanımlarının yapılabilmesi amacıyla işin kimliğinin
çıkarılması için hazırlandı. Kitapçık, bölge
satış müdüründen servis elemanına kadar
tüm mağaza personelini kapsayan görev
tanımlarını içeriyor.
Kitapçığın ilk tanıtımının yapıldığı İstanbul PERDER Üye Kampı’nda sosyal sorumluluk adına örnek bir organizasyona imza
atıldı. Üyeler, geliri PGP’nin belirleyeceği
bir kuruma dağıtılmak üzere, kitapçıkları
bağış yoluyla satın aldı. İstanbul PERDER’in 3’üncü Dönem Başkanı ve Mopaş
Genel Müdürü Reşat Narman, ilk ve en
büyük bağışı yaptı. İstanbul PERDER Yönetim Kurulu üyelerinin imzalarının olduğu
kitapçığı Narman’a, İhsan Biçen takdim
etti. Her iki başkan, İstanbul PERDER’in
kuruluşundan itibaren en önem verilen
iki konunun eğitim ve sosyal sorumluluk
çalışmaları olduğuna vurguladı.
İstanbul PERDER bünyesinde oluşturulan
PERDER Gelişim Platformu, profesyonel yöneticilerin bir araya gelmesiyle
oluşturuldu. PGP, dernek üyelerine fayda
sağlamak üzere insan kaynakları, satın
alma, kârlılık, verimlilik gibi alanlarda
projeler üretiyor.
Fayda’nın yeni ürünleri
raflarda
Son dönemde Neffis markalı Ayçiçek Yağı ile başarılı bir satış grafiği yakalayan Fayda, bu ay TMO ile birlikte pirinçte özel bir ürünü pazara sunuyor
2013’ün son çeyreğinde yağ kategorisinde
ürün çıkaran ve Neffis markalı Ayçiçek
Yağı ile başarılı bir satış grafiği yakalayan
Fayda, yükselme grafiğini Toprak Mahsülleri Ofisi ile gerçekleştireceği özel proje ile
sürdürecek.
Konuyla ilgili görüşlerini aldığımız Fayda
A.Ş. Genel Müdürü Ekrem Fidan şunları
aktardı:
“Fayda, kurulduğu günden bugüne dönem
dönem çok başarılı ürünler çıkardı. Belirli
ürünlere ilgi de her zaman yüksek oldu.
Bizim hedefimiz 160 kalem ürünümüzün
tamamını en başarılı olanların seviyesine
çekmek ve bundan sonrasında çok özel
projelerle tekrar sektörün ilgisini kazanmak. Bu amaçla 2013 sonunda Neffis
Ayçiçek Yağı’nı pazara sunduk. Ürünün ka-
lite – fiyat dengesi çok iyi seviyede olduğu
için sektörden çok yoğun bir talep gördü.
Yılın son çeyreğinde bu ürünle birlikte
toplam satışlarımızda üç katlık bir artış
sağladık. Bu ivmeyi devam ettirmek için
2014 yılına da Toprak Mahsülleri Ofisi ile
özel bir çalışma yaparak giriyoruz. Şu anda
marketlerde minimum 4 TL’ye satılan Osmancık Pirincini, üstelik TMO güvencesiyle
3 TL’nin altında satacağız. Şimdiden büyük
bir talep gördük. “
Fidan, Fayda’nın 2014 hedefleriyle ilgili de
şunları aktardı:
“Fayda’nın zor günleri atlattığını ve
2013’ün ikinci yarısında önemli bir çıkış
yakaladığını görüyoruz. Kağıt ürünleri ve
temizlik grubunda iyi bir satış artışı var.
Yağ ile birlikte gıda grubunda bir yükseliş
yakaladık. Bunu pirinç ile sürdüreceğiz.
Sebze meyve grubunda çok önemli bir
projenin üzerinde çalışıyoruz. İlk olarak
muzda kalite – fiyat dengesi çok cazip
olan bir seriyi pazara sunacağız. Bunun
devamı sebze meyvede diğer gruplarda
da gelecek. Bu yıl Fayda’nın emeklemeyi
bırakıp koşmaya başlayacağı yıl olacak”.
65
perder
haberler
Perakendeciler Bursa’da
buluştu
Anadolu’nun dört bir yanında faaliyet gösteren 370 şirket üyesi perakendeciler ve
yöneticileri Bursa’da gerçekleştirilen “Perakende Zirvesi”nde bir araya geldiler. Zirvede, ‘Perakende Ticaretin Düzenlenmesi Hakkında Kanun Taslağı’ndan beklentiler dile
getirildi
Türkiye Perakendeciler Federasyonu,
Bursa PERDER, Retail Türkiye işbirliğiyle,
Bursa Ticaret ve Sanayi Odası destekleriyle
gerçekleştirilen Perakende Zirvesi’nde Perakende Ticaretin Düzenlenmesi Hakkında
Kanun Taslağı ile perakende sektöründeki
gelişmeler ile ekonomiye yansıması gündeme geldi.
Gümrük ve Ticaret Bakanı Müsteşarı
Ziya Altunyaldız’da ‘Perakende Ticaretin
Düzenlenmesi Hakkında Kanun Taslağı’nı perakendecilere aktardı. Zirvenin
açılış konuşmasını yapan Bursa PERDER
Başkanı Haşim Kılıç; tarih, kültür ve sanayi
açısından son derece zengin bir il olan
Bursa’da üyeleri ile bağlı oldukları TPF’nin
2013 Bölgesel Perakende Konferanslarının son ayağı olan ‘Perakende Zirvesi’ne
ev sahipliği yapmaktan büyük mutluluk
duyduklarını ifade etti.
66
Ziya ALTUNYALDIZ
“Yasa pek çok yenilik getirecek”
7 Ekim itibari ile Perakende Yasası’nı
kamuoyunun görüşlerine açtıklarını ifade
eden Gümrük ve Ticaret Bakanı Müsteşarı
Ziya Altunyaldız, “Perakende yasa olarak
pek çok düzenlenmemiş alan düzenlemeye çalışıyoruz. Tüm paydaşlarla görüşüyoruz. Sayın Bakanımız Hayati Yazıcı
tarafından da yasa olgunlaştığı zaman
kamuoyu ile paylaşılacak. Hem organize
perakende hem de geleneksel perakende
bu alanın düzenlenmesi ve kurallı hale
gelmesini daha yaygın bir şekilde ifade
edilmesini istiyor. Ayrıca pek çok hususun perakende bilgi sistemi gibi tek bir
noktadan yürütülmesi, çağdaş yönetim
tekniklerinin oluşturulması gibi pek çok
yeniliği getiren perkandemize rekabeti ve
kurallı büyümeyi bu anlamda getiren bir
düzenleme” dedi.
“Dünya ekonomisi değişim yaşıyor”
Türkiye Perakendeciler Federasyonu
Başkanı Selamet Aygün, Perakende Zirvesi’nin sektörü buluşturan çok önemli bir
ticari platform olduğunu belirterek şunları
söyledi:
“2013 yılındaki yaptığımız etkinliklerle
perakende sektörüne ve ülkemize hizmet
etmeye devam ettik. Sosyal sorumluluk
perder
haberler
adına, Van Erciş’e okul yapımı ve Gözütok
Köyüne sağlık ocağı ile taziye evinin yanı
sıra halkın bilinçlenmesi adına kamu spotları yaptık. Üyelerimizin gelişimlerine katkı
sağlayacak Vizyon ve hedefleri belirmeye
çalıştığımız YZB organizasyonumuz halen
adından sıkça söz ettirmeye devam ediyor.
3 yıllık bir projeksiyon sunarak gerçekleştirdiğimiz bu yıl ki YZB’de ağırlıklı olarak
İnsan temasını öne çıkardık. Ve ; ‘İnsan
Kaynak Değil Kıymettir’ diyerek en önemli
kaynağımız olan ‘İnsanımıza’ en büyük
yatırımı yapmak için hareke geçtik. Türkiye’nin en iyileriyle çalışarak tasarladığımız
bu süreçte artık sona gelmiş bulunuyoruz.
2014 yılına perakende akademisi damgasını vuracak. İlk müjdemizi
sizlerle paylaşabiliriz. Federasyonumuz
ve Boğaziçi Üniversitesi çok yönlü bir
işbirliğine başlamıştır. İlk faaliyetimiz;
Protokolünü geçtiğimiz hafta yaptığımız,
Boğaziçi Üniversitesi Yaşam Boyu Eğitim
Merkezi ile birlikte gerçekleştireceğimiz,
mağaza müdürlerimize yönelik sertifikalı
‘Yönetici Geliştirme Programı’ olacaktır.
Bu eğitimler tüm bölgelerimize yönelik
olarak gerçekleştirilecektir. Aynı zamanda
patronlarımız, ikinci kuşaklarımız ve tüm
çalışanlarımız bu eğitim ve organizasyon
süreçleriyle buluşacaktır.
Selamet AYGÜN
Türkiye perakende sektörünün en büyük
eğitim hareketini başlatmış bulunuyoruz. Şunu açıkça ifade edebilirim ki; bu
projemiz, bu çatı altında gerçekleştirmiş
olduğumuz, gelecekte gururla yad edeceğimiz en önemli ve kalıcı projelerimizden
biri olacaktır. 2014 yılında Perakende
Akademisi’yle ilgili olarak gerek üyelerimizin nitelikli personel ihtiyacını gerekse
kariyer hedeflerine ulaşmak anlamında
çalışanların eğitimlerinin planlamasını yaparak perakende sektörüne büyük bir ivme
kazandıracağız. Bölgelerdeki eğitimlerle
üyelerimizin ufuklarını açarken, çalışan
personelimizin uzaktan eğitim uygulamalarıyla daha verimli ve bilinçli bir sektör
çalışanı olmasını sağlayacağız. Çok uzun
çalışmalar sonunda 2014 yılında faaliyete
geçireceğimiz Perakende Akademimiz
şimdiden tüm perakende sektörüne hayırlı
olsun. Emeği geçen tüm arkadaşlarıma da
teşekkür ediyorum.
Ayrıca, önümüzdeki yıl YZB için temamız
‘Marka’ olacaktır. 2014 yılın sonunda da
üyelerimizin marka ve kurumsal gelişimleri için ihtiyaç duyduğu yapıyı sizlerin
hizmetine sunacak alt yapıyı şimdiden
çalışmaya başladığımızı söylemek isterim.
2013 yılında üç adet yapmayı planladığımız ve Retail Türkiye ile beraber ortak yapmış olduğumuz Anadolu Konferansları’nın
ilkini D.Anadolu Perder ile Erzurum’da,
ikincisini Ankara Perder ile Ankara’da ve
sonuncusunu Bursa Perder ile Bursa’da
gerçekleştiriyoruz. Yine sektörden son
gelişmelerin konuşulduğu ve alanında
lider firmaların tecrübe paylaşımlarıyla
gerçekleştirmeye planladığımız etkirliğimiz üyelerimizin birçok konuda aydınlanmasını sağlayacaktır.
2013 yılında Gümrük ve Ticaret Bakanlığımızın üzerinde yıllarca çalıştığı ve günümüzdeki gelişmeleri de göz önüne alarak
taslak haline getirdiği Perakende Yasası ile
ilgili görüşmelerimizi Bakanlık yetkililerine
ulaştırdık. Genel ticarette ve istihdamda
ülkemizin üçüncü büyük sektörü olan perakendenin bir yasasının olması sektörün
önünü daha da açacaktır. Yasa taslağındaki birçok maddeye ilavelerimizi ve
düzeltmelerimizi sunmuş bulunmaktayız.
Özellikle stratejik planların hazırlanması
bölgelerin ihtiyaçlarına göre işletmelerin
açılmasını sağlayacaktır. Stratejik Plan
komisyonunda özellikle perakende ile
ilgili sivil toplum kuruluşların olması daha
verimli olacağını düşünmekteyiz.
Perakende sektörünün, müstakil ve sürekli
çalışılan bir iş kolu olarak düşünülmesi, bu iş kolunda daha kalifiye eleman
ihtiyacının önüne geçilmesi için, iş ve
çalışma saatlerinin düzenlenmesi gerekir.
Diğer sektör çalışanlarının aile ve sosyal
ilişkilerini de daha düzenli kullanabilmesi
açısında da bu düzenlemeye ihtiyaç bulunmaktadır. Tüm perakende sektörü için
pazar gününün tatil olarak kabul edilmesi
ve uygulanması halinde yukarıda belirtilen
amaca uygun bir adım atılmış olacaktır.
Kuruluş amacı ve faaliyet konusu gereğince, toptan satış yapan kuruluşların,
aynı zamanda perakende satış yaptıkları
gözlemlenmektedir. Toptan satış yerleri,
bu satış şekli ile haksız rekabet ortamı
yarattıkları gibi Maliyenin de KDV zararına
neden olmaktadır. Bu haksız uygulamaya
son verilmesi açısından, belirtilen maddenin yasaya eklenmesi ve uymayalar
hakkında cezai müeyyide uygulanması
gerekir.
Aynı zamanda bir takım temel gıda
ürünlerinde %1 ile alınan ürünlerin %8
ile satılması perakendecinin sırtına ayrı
bir yük yüklemektedir. Bunun düzenlenmesiyle hem perakendeci rahatlayacak
hem de tüketiciler daha uygun fiyata ürün
alabileceklerdir.”
“Yan yana market açılmamalı”
Konuşmasında Perakende Ticaretin Düzenlenmesi Hakkında Kanun Taslağı’na dikkat
çeken Bursa PERDER Başkanı Haşim Kılıç;
özellikle yerel perakendecilerin en büyük
sıkıntısı olan ve haksız rekabete de yol
açan yan yana market açılmasına bir an
önce düzenleme getirilmesi gerektiğinin
altını çizerek, “Avrupa’da uygulanan, semt
veya ilçelerde; metrekare bazında, ne kadar market gerekiyorsa; o kadar marketin
açılmasına izin verilen sistemin, ülkemize
de getirilmesi hususunda görüşlerimizi,
gerekli mercilere iletilmesi noktasında
TPF’ye sunduk” dedi. Son yıllarda yaygın-
Hasim KILIÇ
laşan yemek çeki ve kartlarının amacının
dışında kullanılmasına da değinen Kılıç,
amacı dışında kullanılan yemek çeki
ve kartlarının sektörde haksız rekabete
neden olduğunu işaret ederek, sözlerini
şu cümlelerle tamamladı: “Hükümetimize,
bu gibi uygulamalara müsaade etmemesi
yönündeki taleplerimizi iletmiş bulunuyoruz. Ne yazık ki bu haksız rekabet, yerel
perakendeciyi mağdur etmektedir. Türkiye
perakendeciler federasyonu 370 şirket
üyesi, 3600 perakende noktası ve 16 bölge
PERDER derneği ile Türkiye’nin önemli bir
sivil toplum örgütüdür. Elbette 270 milyar
dolarlık perakende sektörünün bir yasası
olmalıdır. Devlete karşı tüm yükümlülüklerini yerine getiren perakendecilerin
bazı teşvik ve indirimlerden faydalanması
konusunda da hükümetimizden destek
bekliyoruz.”
“ Bursa markaları her yerde olsun”
Bursa Ticaret Borsası Başkanı Özer Matlı da
Perakende Ticaretin Düzenlenmesi Hakkında Kanun Taslağını gündeme getirerek bu
kapsamda üretici firmalarında korunması
gerektiğine vurgu yaptı. Matlı, Bursa’da
yetişen tarım ürünleri ile kentte üretilen
gıda ve tekstil marketlerinin hem kentteki
hem de yurdun değişik yerlerindeki marketlerde yer alması için çaba harcayacak-
67
perder
haberler
Özer MATLI
larını söyledi. Matlı, “Perakendecilerimiz
ürüne ya da üreticiye ulaşamıyorlarsa BTB
her zaman yardımcısı olmaya hazır. Gerek
Bursa gerek bütün Türkiye’deki marketlerin, mağazaların raflarında ne kadar çok
Bursa markası ve Bursa ürünü görürsek biz
o kadar memnun oluruz” dedi.
“Yasa, sektöre ciddi katkı sağlayacak”
Sanayinin son 20 yılda çok önemli bir
gelişme kaydettiğini hatırlatan Bursa
Ticaret ve Sanayi Odası Başkan İbrahim
Burkay, modern tekniklerin ve modern yönetişim anlayışının perakende sektöründe
var olması gerekliliğine dikkat çekerek,
“Özellikle son dönemdeki büyümeyenin
ithalata dayalı başlığına da baktığmızda
arzın gelmiş olduğu noktaya talebide
getirmemiz gerekiyor. Bu da yasalarla, yönetmeliklerle, kararnamelerle ve
uygulamalarla gerçekleştirilebilir. Uzun
yıllardır iş dünyasının beklediği bir yasa
Perakende Yasası. Sektörle de çok ciddi
istişareler yapılıp sektörün ihtiyaçlarına
göre şekilleniyor. Ülkemiz ekonomisine
İbrahim BURKAY
Perakende Yasası’nın büyük katk sağlayacağını düşünüyorum” diye konuştu.
“Twigy, en iyi 10 marka ikonundan biri”
Terteks Yönetim Kurulu Başkanı Sinan
Öncel, Twigy’nin marka yolculuğunu
anlattı. Öncel, “Üniversite yıllarım hem iş
hem ticaret arasında geçti. 1989 yılında
Cağaloğlu´nda 20 m2´lik bir dükkan sahibi
oldum. Terlik macerası da bu yıllarda
başladı. Küçücük dükkanımda fason olarak
terlik yaptırıp satmaya başladığım. İpana
ile ilk sıçrayışı yaptık. O yıllarda birçok
yere terlik sattım. İpana´nın üst düzey bir
yetkilisi beni arayıp, ‘İki adet boş İpana
kutusu getiren 30 bin kişiye terlik vermek
istiyoruz’ dedi. Bu ilk ve önemli adımı-
68
mızdı. Bu kampanyadan elde ettiği gelirle
1990 yılında ‘İtalya seferine’ çıktım. 1993
yılında Barbie ayakkabılarının Türkiye
temsilciliği ardından da dünyanın en büyük terlik üreticilerinden Grandha´nın distribütörlüğünü aldım. 2000 yılında terlik
markası Twigy´i piyasadaydı. Bir terlikten
beklenmeyecek ölçüde yenilikçi bir çizgisi
olan Twigy, taraftar terliklerinin ardından
asker ve aileleri için hazırladığı terlikleri
pazara sundu. Twig Terlik Adamlar, Media
Cat ve pazarlama iletişimi dergisi Adventising Age ile Türkiye’nin en iyi 10 marka
ikonundan bir seçildi” dedi.
“Turizm, perakende sektörünü geliştiriyor”
Deloitte Tüketim ve Perakende Sektör Sorumlusu Özgür Yalta, Türkiye’de ve dünyada perakende sektöründe gelecek dönemi
anlattı. Perakende sektörünün çok hızlı
büyüdüğünü söyleyen Yalta, “E-ticaret ve
geleceğini konuklarla paylaştı. 5 nesildir
perakende mesleği ile uğraşan bir ailenin
5. kuşak temsilcisi olarak deneyimlerini
aktaracağını söyleyen Hacı D. Beğendik,
“1986 yılında Kayseri Cumhuriyet Meydanında ilk mağazamızı açtık. Dönemin Türkiye sinde neredeyse bütün perakende denemeleri ya devlet ya da belediye destekli
olmasından dolayı, C.Meydan mağazamız
bu anlamda Türkiye’nin ilk özel perakende
denemeleri arasında gösterilmektedir.
Perakende yatırımı için imkânların gerçekten çok sınırlı olduğu 1986 yılında, böyle
bir yatırımın Anadolu’nun göbeğinde
yapılması Türk perakendesi adına önemli
bir gelişme olarak kabul ediliyordu. O
dönemde belkide bizim için en kolay olan
şey ‘müşteri beklentisini’ karşılamaktı.
Müşterilerin en büyük beklentilerinden bir
tanesi paketli ürünleri bulmaktı. İyi meyve
sebze, iyi et ve iyi şarküteri ürünleri almak,
kasabın verdiği değil kendi istediği eti
almaktı. Kandırılmak istemiyordu.
Kısacası o dönemde sadece kaliteli ürün
satmak ve müşteriye dürüst olmak tek
başına müşteri beklentisini karşılamaya
yetiyordu. Peki biz ne yaptık. C.Meydan
Özgür YALTA
mobil ticarette bu büyümeden nasibini
alıyor. Dünyadaki 110 ülkede markalar çok
hızlı büyüyerek dış pazarlara açılıyorlar.
Gıda ve elektronik sektörü de bu gelişime
paralel büyüme gösteriyor. Ortaya yeni
pazarlar çıkıyor. Kente göç eden nüfuslar, perakendeyi güçlendiriyor. Dünyada
perakende sektörünün büyüklüğü 18
trilyon dolarlık hacme sahip. İlk 250 firma,
4 trilyon dolar ciro yapıyor. Walmart, lider
perakende olarak görülüyor. Gelişmekte
olan ülke pazarlarında da perakende büyüyor. Gelişmiş ülkelere markalar büyük yatırım yapıyor. Türk firmaları da yurt dışına
mutlaka yatırım yapmalıdır. Bu anlamda
Asya Pasifik pazarı önem kazanıyor. Çin
tüketicisi göz ardı edilmemelidir. Nüfus
hareketleri, perakende sektörünü çok
olumlu etkiliyor. Bu bağlamda tüketici güven endeksleri de çok önemlidir. Turizmde
perakende sektörünü geliştiriyor. Türkiye,
perakende de dünyada ilk 10 ülke arasında yer alıyor. Türkiye’de tüketimin yarısı 3
büyük ilde gerçekleşiyor. Kredi borçlarında
büyüme var. Hükümette gerekli önlemleri
alacaktır” dedi.
“Fark yarattık”
Beğendik İcra Kurulu Başkanı Hacı D. Beğendik, Beğendik’i geçmişten bugüne gelişini anlatırken gıda perakendeciliğinin de
Hacı D. BEĞENDİK
Mağazamızı tasarlarken paketli ürünler
için mağazamızın m2 sinin %80 ayırdık.
Geri kalan %20 ise hizmet reyonlarına
ayırdık.
Eğer müşterinin beklentisini karşılarsan bu
sana para kazandırır ama rekabet artıkça
para kazanman zorlaşır çünkü kolay taklit
edilirsin ama müşterinin beklentisini sen
oluşturursan bu sana hem para hem müşteri kazandırır. 1990 yılına kadar Kayseri’de mağaza sayımızı 5’e yükselttik.
1993 yılında Kayseri dışında ilk mağazamız ‘Ankara Kocatepe mağazasını’ açtık.
Türkiye’nin ilk büyük m2 mağazası olan
Kocatepe Beğendik, toplam 28.537m2
alanda kuruldu. Kocatepe Beğendik, sadakat kartı, peşin fiyatına taksit uygulamaları, barkot ile satış, engelliler için engelsiz
alışveriş gibi birçok yeniliği tüketiciye
sundu. Almanya’dan ve Fransa’dan ustalar
getirtilip unlu mamuller reyonu oluşturuldu. Bugünün parası ile bu ustalara yaklaşık 300.00 Euro ‘know how’ ücreti ödendi.
2000 yılının sonuna kadar Kayseri’den
Ankara ya, Mersin’den Gaziantep’e, Nev-
perder
haberler
şehir’den İzmit’e, İstanbul’dan Malatya’ya
kadar, Türkiye genelinde mağaza ağını
yaygınlaştırdı. Türkiye’nin en önemli üç
perakendecisi arasına yerleşti.
2000 yılında ülkemizde yaşanan ekonomik kriz Beğendik’i derinden etkiledi.
Küçülme kararı alarak Kayseri, Nevşehir
ve Ankara Kocatepe mağazası dışındaki
mağazalarının kapattı. 2006 yılına kadar
7 mağaza ile yaralarını sarmaya çalıştı. Bu
arada 2005 yılına kadar Beğendik ailesine
bağlı farklı şirketlerinde çeşitli görevler
aldım. 2005 yılında Beğendik’e Satış
direktörü olarak atandım. 7 yeni mağaza
açarak mağaza sayımızı 14 çıkardık. 2009
yılının sonuna kadar bütün planlamalarımızı tamamladık.
Beğendik genelinde ‘Değişim Başlıyor,
hedef 2020’ yeniden yapılanma projesini
başlattık. Üç yıl içerisinde mağaza sayımızı 14’ten 45 yükseltik. Kiralamasını 2010
başında yaptığımız ‘Beğendik Çayyolu’
nu açmak için 3 yıl bekledik. Bu mağaza
için dünya ve Türkiye deki perakende
gelişmelerini izlemek adına ekipçe 500.00
km yol yaptık. Bir başka deyişle dünyayı
13 kez dolaştık. Dünya ve Türk perakendesinde birçok yenilik ilk defa bu mağaza
tüketicimize sunduk. Manav reyonumuzda
sera koyarak hem tazeliği, hem ürünün
yetişme koşullarını hem de topraksız
tarımı tüketicimize anlattık. Yoğurttan,
peynire, tereyağından mantıya, makarnadan çikolataya, ekmekten simide, tulumba
tatlısından lokma tatlısına kadar 100’e yakın ürünün üretimi müşterilerimizin gözü
önünde yaptık ve yapıyoruz. Kalite et, taze
domates, günü geçmemiş ürün satmak bizim ana işimizdir. Perakendecinin yapması
gereken işlerdir”
dedi.
“2014, zor bir yıl
olacak”
Ekonomi
Gazetecileri
Derneği Başkanı
Celal Toprak’ın
yönettiği panelde Habertürk
Gazetesi’nden
Abdurrahman
Yıldırım ile Sabah
Gazetesi’nden
Meliha Okur yer
aldılar. Abdurrahman Yıldırım, Türkiye’deki en önemli
sorunun sıcak para riski olduğunu söyledi.
Türkiye’nin döviz ve sermaye girşimine
ihtiyacı olduğunu söyleyen Yıldırım, “5060 milyar dolarlık cari açık var. Küresel
sermayeyi Türkiye’ye çekecek şartlar
zorlaştı. Dış konjoktür zor. Son gelişmelerde siyasi istikrarda bozulma olduğunu
gösteriyor. Çalkantılı döneme gireceğimiz anlaşılıyor. Önce siyaset netleşmeli.
Türkiye’ye dışarıdan daha az para girecek.
Büyüme hızı düşüp iç tüketim azalacak.
2014’ün en önemli riski budur. Böyle bir
ortamda tahminde bulunmakta zor. Yapı
çok değişti. Avrupa pazarı canlanırsa Türkiye’de nasibini alabilir. Bu canlanma da
kısmen başladı diyebiliriz. Tüketimin faiz
oranlarının yüksekliği nedeniyle çok kısa
sürede artması beklenmiyor. Hane halkı
borçlu. Asıl paralar konuta gitti. Ticarette
ve perakende sektöründe 2014 yılında
zorlanmalar olacak. Kavganın olduğu yere
para gelmez. ABD ile ilişkilerde dikkatli
olmak gerek. Türkiye, kara para aklamada
gri listede yer alıyor. Kara Para Aklama
Merkezi, Türkiye’yi yakında kara listeye
alabilir. Bu, kriz yönetimi bakımından çok
önemli” dedi.
Sabah Gazetesi yazarı Meliha Okur ise
önümüzde yepyeni bir dönem olduğunu
söyledi. Önümüzdeki 3-5 yılın iyi analiz
edilemeyeceğini, ABD’de ikiz kulelerin
yıkılmasıyla birlikte kapital sistemin çöktüğünü söyleyen Okur, “Dünyanın ABD ve
Çin olmak üzere 2 süper gücü var. Rusya,
bölgesel güç. Türk ekonomisi yapısal
sorunlarını aşamıyor. Ekonominin ekseni
rant üzerine kurulmuş. Türkiye, bütün
komşularıyla sorunlar yaşıyor. Neden?
Bunu göz ardı edemeyiz. 2014 yılında
dünyanın en mutlu ülkesi ABD olacak.
Döviz kurunun 2.14’ü geçmesi de korku
vermemelidir. 2014, zor bir yıl olacak. Türk
siyasetçisi kalite yolculuğuna çıkacak”
dedi.
PERDER üyeleri, programın ikinci günü
Uludağ’a çıktılar.
69
perder
haberler
Onur Hipermarketleri’nde
yeni hedefler
Onur Hipermarket, yeni dönem hedeflerini tüm çalışanlarının katıldığı motivasyon
gecesinde paylaştı
Onur Hipermarketleri 2014 Hedef Planlama ve Strateji Toplantısı gerçekleştirildi.
Kahvaltıyla başlayan toplantıda saygı
duruşu ve İstiklal Marşının ardından tüm
katılımcıların izlediği Onur Hipermarketleri
Başarı Hikayesi isimli kısa film tüm Onur
Ailesini duygulandırırken başarının nasıl
yoktan var edildiğini de gözler önüne serdi.
Geçmişten bu güne küçük bir fidanın nasıl
700 kişilik istihdamı tek çatı altında toplayan dev bir çınar haline geldiği izlenen
videonun yanı sıra Yönetim Kurulu Başkanı Murat Doğan ve Yönetim Kurulu üyesi
Rıza Doğan tarafından kısaca özetlendi.
Yönetim Kurulu Üyesi Rıza Doğan Onur
Hipermarketlerinin dünden bu güne serüvenini kısaca özetlerken bir taraftan da kurumun asıl mimarı olan Onur Çalışanlarına
teşekkürlerini iletmeyi unutmadı. Genel
Müdür Yardımcısı Ersin Ertan yapmış olduğu sunumda ülke ekonomisi, ticari yaşam
ve sektörle ilgili önemli bilgiler verirken
Onur Hipermarketlerinin piyasa içindeki
payı , yeri ve durumunu finansal tablolar-
la özetledi.
2013 yılının
gerçekleşen
tablosunu
değerlendirirken 2014
yılındaki
büyüme
hedeflerinin
de üzerinden geçen
Ertan, CRM
uygulamaları
ve kampanya
yönetiminde
2013 yılında
yapılan çalışmaların nasıl etkin sonuçlar getirdiğini de
raporlarla katılımcılara sundu. Avrupa Birliğinde Tüm Tüketicileri Koruma Derneği
tarafından Onur Hipermarketlerine verilen
2013 Altın Marka Ödülü ve 2013 Tüketici Tavsiye Ödülü de toplantının önemli
gündem maddeleri arasındaydı. Toplan-
tıda 2014 Hedef ve Strateji paylaşımlarından sonra sıra ödül törenine geldi. Onur
Hipermarketlerinde 10 yılı aşkın süreyle
çalışan emektar personellere plaket ve
hediyelerinin takdim edilmesinin ardından
kendilerinden duygu ve düşüncelerini
paylaşmaları istendi.
Özhan’a bir Yeşil Nokta daha
Özhan Marketler Zinciri, doğaya daha az ayak izi bırakacak şubelerine bir yenisini
daha ekledi
Özhan Marketler Zinciri, Ertuğrul şubesi için aldığı Yeşil Nokta Diploması ile
sürdürülebilirlik, tasarruf ve doğaya saygı
anlamında sektöründe bir ilke imza attı.
Çalışmalarına ara vermeden devam eden
Özhan, hazırlıklarını tamamladığı Ataevler
şubesi için de Yeşil Nokta Diploması aldı
. Çevreci politikalarını hayata geçirerek
dostlarında çevre bilinci oluşturan Özhan
bu süreçte birçok firmanın da gerekli
duyarlılığı ve çabayı göstermesi için örnek
oldu. WWF-Türkiye’nin bu konuda ki
uzmanlığı ve Unilever’in desteği ile birlikte
kapsamı geniş bir farkındalık yarattıklarına değinen Özhan Marketler Zinciri Genel
Müdürü İbrahim Özhan, “Çocuklarımızın
ve yeni gelecek olan nesillerin, ‘Geleceğin
sürdürülebilir bir şekilde kurgulanmasında
birileri vardı ve Özhan perakende alanın-
70
da da bu işi başlatmıştı’ demesi
bizim en büyük keyif ve gurur
kaynağımız olacaktır” diye konuştu. WWF-Türkiye yetkililerinden
Ataevler şubesi içinde Yeşil Nokta
Diploması almanın verdiği mutluluğu dile getiren Özhan, “Projemizi tüm Özhan şubelerinde hayata
geçirmek için üzerine deneyim ve
tecrübe katarak yolumuza devam
ediyoruz” dedi.
Kaynakların sürdürülebilir kullanılması anlamında Yeşil Nokta
anlayışının son derece önemli olduğuna
değinen WWF-Türkiye yetkilileri, “Özhan ve
Unilever ile birlikte perakende mağazalarından oluşan bir sektör için geleceğe pozitif bir katkı koymanın gerekliliğine dikkat
çekiyoruz” dedi. Özhan Marketler Zinci-
ri’nin bu anlamdaki çaba ve ilgisine vurgu
yapan WWF-Türkiye yetkilileri, “Heyecanlı,
doğaya saygılı ve süreci hâlihazırda başarıyla yürüten bir ekiple çalışmanın proje
başarısındaki katkısı çok büyük. Özhan’ı
bu duyarlılık ve öncülük için kutluyoruz”
diye konuştu.
perder
haberler
Gürel, hızlı başladı
Mustafa Gürel, 2014’te Bursa PERDER’in perakende sektöründeki gücünü artırmak için
daha aktif çalışacaklarını söyledi
Bursa PERDER’de başkanlık koltuğuna
oturan Mustafa Gürel, düzenlediği toplantıda üyelerle bir araya geldi. Toplantıda yeni süreçte izlenecek yol haritasını
Yönetim Kurulu’na ve üyelere aktaran
Gürel, 2014’te Bursa PERDER’in perakende
sektöründeki gücünü artırmak için daha
aktif çalışacaklarına dikkat çekti.
Çanakkale ve Yalova üyelerinin de katıldığı toplantıda konuşan Gürel, birlik
ve beraberliğin önemli olduğunun altını
çizdi. Aynı hedefe baktıkları ve aynı dili konuştukları takdirde hem derneğin hem de
kendilerinin daha iyi yerlere geleceklerini
söyleyen Gürel, 2014 yılı için hazırladıkları
planlamayı üyeleriyle paylaştı.
2014’te Bursa PERDER’in sektördeki gücünü daha iyi yansıtmak istediklerini ifade
eden Mustafa Gürel, yeni dönemde gerçekleştirecekleri tüm çalışmalarda, herkesin
aktif olduğu bir sürecin başlayacağını
belirterek, “Yönetim kurulumuzdaki isimler
üzerinde bir görev
dağılımı yaptık. Bu
görev dağılımında
perakendecilerimizin birebir etkileşim
halinde olduğu
resmi kurumlar yer
almaktadır. Bu resmi
kurumlarla iletişim halinde kalan
yönetim kurulundaki arkadaşlarımız, sektörümüzle
ilgili soru, şikayet,
öneri ve bilinmesi
gereken kanunlarda
bizlere köprü olacak.
Gerçekleştirdiğimiz
bu görev dağılımı
ile artık resmi kurumlarla daha iyi bir
iletişimimiz olacak” diye konuştu. Yeni
dönemde eğitimlere ve sosyal projelere de
büyük önem vereceklerini belirten Gürel,
sözlerini şu cümlelerle tamamladı: “Bunun
için herkesin katılımcı ve paylaşımcı olması çok önemli. Bu anlamda Bursa PERDER
Yönetim Kurulu olarak bizler derneğin
ve üyelerin gelişimi adına var gücümüzle çalışacağımızdan kimsenin şüphesi
olmasın.”
Groseri Prag’taydı
Groseri, Avrupa’da henüz market açmadı; ama Avrupa’ya Çukurova’daki marketçiliği
anlatmaya gitti
Groseri, 5-7 Kasım tarihleri arasında
Prag’ta gerçekleştirilen, her yıl alışverişçi
araştırmalarının aksiyona dönüşü konusundaki iyi uygulamaların paylaşıldığı
“Shopper Insight in Action International”
konferansına aldığı davet sonrasında
katılım sağladı. 35’i aşkın ülkeden 250’nin
üzerinde üst düzey katılımcıyı ağırlayan
konferans, dünyanın farklı bölgelerinden
perakendecileri, üretici firmalarını ve araştırma ajanslarını bir araya getirdi. Konferansa Türkiye’den katılan Groseri
Market Yönetim ve İcra Kurulu Üyesi Levent Uğurses ve Coca-Cola İçecek Alışverişçi Araştırmaları Müdürü Duygu Keçelioğlu
“İşbirliğinin Gizli Formülü” adlı bir sunum
gerçekleştirerek yaptıkları işbirliği ile ilgili
katılımcıları bilgilendirdiler. Levent Uğurses, ‘ “Dünya devlerinin platformunda sektörde ülkemizden konuşmacı olarak davet almanın ve Çukurova’daki
marketçiliği anlatmanın gurur verici
olduğunu‘’ iletti. Katıldığı toplantılarda
bölgede ve Türkiye’de hep örnek market
olarak gösterilen Groseri, takdir toplamaya
devam ediyor
71
perder
serbest köşe
En iyi prestij, kârlılık
başındayız ve bizler hala kollarımız sıvalı
olarak bekliyoruz.
Gurbet ALTAY
Genel Koordinatör
Durum onu gösteriyor ki bundan
sonraki süreçte en iyi ve en karlı
olabilecek yere perakende noktaları açılacak, karlılıkları azalan veya
zarar eden yerler için ise tüm vücudu
kaplamadan neşter vurulup müdahale
yapılacaktır.
Başlığa bakıldığında ilk aklımıza gelen
söz şu olsa gerek!; “tabii ki ticaretin kuralı
karlılıktır.Karlılık olacak ki daha ileriye
gidebilelim…” gibi birçok söz gelmektedir.
Bunlara birçok ilavede yapılabilir. Ticaretin
ikiz kardeşidir karlılık.
Geriye dönüp neler yaptığımıza bir
bakalım ki ne kadar değişim ve gelişim
olmuş görelim. 1990 yıllarda başlayan
perakende ticareti her geçen gün gelişmiş
ve popüler sektör haline gelmiş ve tercih
edilen meslekler listesine girmiştir. Her
nedense meslek olarak görülmesi hala
zor olsa bile o yıllarda da en çok personel alınan sektörlerin başında gelmesine
rağmen nedendir bilinmez baylar için iyi
bir iş bulana kadar, bayanlar için evlenene kadar çalışılan sektör şeklindeydi.
Günümüzü soracak olursanız bir arpa boyu
yol aldık o kadar. Neyse biz sürece devam
edelim. 2000 yıllara gelindiğinde bakıldı ki
büyüme ülke büyümesinin 7-8 katı olarak
devam etmekteydi. Her geçen gün farklı
konseptlerde büyüyen perakende devlet
yetkililerin de dikkatini çekti ki perakende
yasası için kollar sıvandı. 2014 yılının
72
Evet her geçen yıl büyümesine devam
eden perakende sektöründe 2000 yılların
ortalarına gelindiğinde daha da hızlı oldu.
Tek bir prestij konusu vardı br an önce
her yere market açmak. Övünmeler ve
şirket büyüklükleri perakende sayılarıyla
anılır oldu. Ne kadar marketiniz varsa
o kadar büyüksünü ve de prestijlisiniz
durumu hasıl oldu. Aynı oranda müşteriyi
anlayamaya çalışanlar ve de teknolojik gelişmeleri takip edenler ki Y kuşağı
hatta Z kuşağını kazanabilenler farklı
tarzda perakende noktaları ve aktiviteler
yapmaktaydılar. Bunların meyvelerini
de bir sonraki dönemde gördüler tabii ki.
Peki sadece kriterlerine uygun bir perakende noktası bulup kiralayan veya satın
alanlara ne demeli. Tek amacı sayı olarak
çoğalarak prestijini artırmanın peşinde
olanlar ise zamanla baktılar ki kazın ayağı
öyle değil. Bu arada perakende sektörü
her geçen gün büyüyor büyümesine de
yan yana birçok perakendecileri görmeye
başladık.Tüketicilerin yüzü gülüyor çünkü;
“indirimin dibi yoktur..” Mantığıyla komşu
ne indirim yaptıysa ben ondan daha iyi
indirim yaparım çekişmeleri, atışmaları
başladı.Karlılığın iyi olduğu dönemlerde
30 perakende noktasından 3-5 tanesi
zarar bile etse onu telefi edebiliyordunuz
oysa her geçen gün artan rekabet koşulları
karlılıkları da düşürdü. Ve işletme giderleri
büyümede olduğu gibi büyümeye başladı.
Hal böyle olunca bilançolar incelendi ve
müdahaleler başladı.
Ne mi oldu,nasıl mı müdahale yapıldı?
Önceden bir şubesini kapatan perakendeci
kendi prestijinden kayıp sanırken şimdi
avantaj durumuna geçti yani ataların
değimiyle; “zararın neresinden dönülürse
kardır..”
Dönemleri başladı. Ve zarar edilen
perakende noktaları bir bir kapatılmaya
başlandı. Tabii ki bu arada perakende sektörü de durmayıp gelişimine ve değişimice
devam etmekteydi. Tüketiciler değişimlerini sürdürmekte, teknolojiden konseptte
kadar değişim yaşanmaktaydı. Bir taraftan
da perakendeci bunlara ayak uydurmak
zorunda idi.Her zamanki gibi perakendecilerin işleri çok ama çok zordu.
Perakendeciler 2012’lere geldiğinde
bilançolarını ve karlılıklarını günlük takibe
başlamışlar artık zarar eden yerlerini kapatmak zorunda olduklarını anlamışlardı.
İşte tan burada tedarikçilerin gözleri de
karlı perakendecilere yönelmişti. Devir
değişmiş ve prestijin adı da; “en iyi prestij
karlılıktır…” olmuştur.
Hatta kime dokunsak mağaza kapattığında karlılık arttığı için daha mutlu olduklarını söylemeye başlamışlardır. Dün devir
öyleydi bugün devi böyle, olmaz denilenler
bir anda olur hale geliyor. Derler ya atalar;
“ne oldum değil ne olacağım diyeceksin…”
Bir anda her şey 180 derece değişebiliyor.
Bugün yadırgadıklarımıza yarın sempati
ile bakabiliyoruz. Bir nevi düzene ayak
uydurmak gerekliliğini çıkmaktadır. Ayak
uyduranlar ayakta kalmakta diğerleri
mi? Onu zaten sizler çok iyi biliyorsunuz.
Tabii ki burada önyargı da devreye
girmektedir. Olaylara,insanlara ve hatta
gördüklerimize önyargı ile bakmamalıyız.
Temkinli bakabilirsiniz ama asla önyargı
ile bakmamalıyız. Bu önce bizi yıpratmaya düşüncelerimize gem vurmaya
başlar. Sonra da değişen ve gelişen
dünyada bizleri adım adım geriye doğru
atmaya başlar. Bir bakmışız ki bizlerle işe
başlayanlardan bayağı gerilerdeyiz. Bu
sefer ne kadar çaba sarf edersek edelim
onlara asla yetişemeyiz, sonra mı ne olur?
Cevabı siz de tabii ki..
İnsanlar birilerine yardım ederler tabii ki
bunun birkaç bakış açısı vardır. Birincisi
kazancının zekatı açısından, ikincisi ise insanların mutlulukları açısındandır. Sadece
yardımı alana değil veren de bir o kadar
mutludur. Hatta veren daha da mutludur.
Neden mi? Alan bir sefer alır ve mutlu olur,
oysa yardım eden ise hatırladıkça mutlu
olur. Böylece yardımı alandan çok verene
katkısı vardır. Buradan gelelim karlılığa
işletmeler karlı olmayan işletmeleri kapatmazsalar sanki boşa verilen yardım gibi
zamanla da mutsuz olurlar ve bu mutsuzlukları her zararı duyduğunda artarak
devam ederler.
Durum onu gösteriyor ki bundan sonraki
süreçte en iyi ve en karlı olabilecek yere
perakende noktaları açılacak, karlılıkları
azalan veya zarar eden yerler için ise tüm
vücudu kaplamadan neşter vurulup müdahale yapılacaktır. Kılı kırk yararak en ince
ayrıntısına kadar düşünülere perakende
noktalarına karar verilecek. Araştırmalar
daha da derinlemesine yapılacak,her
yönüyle incelenip, senaryolar tasarlanıp ve
yine atasözlerinin dediği gibi;
“Bin kere düşünüp, bir kere karar verilecek…”
perder
yeni üye
YENİ ÜYELERİMİZ
MARKAMAR
Dernek: Ankara PERDER
Market Adı: Markamar
Şube Sayısı: 10
TÜRKİYE PERAKENDECİLER FEDERASYONU
HER GEÇEN GÜN BÜYÜYOR
Üye
Satış Noktası
Personel
371
3.798
65.085
m2
2.385.283
73
perder
üyelerimiz
Cergibozanlar yeniden
Nizip’te...
İpek Yolu PERDER üyesi
Cergibozanlar, 23’üncü
şubesini açtı
Cergibozanlar Market, yeni şubesi
Nizip 3’ü açtı. Yeni şube 800 metrekare alanda, 20 personel ve 4 kasayla
hizmet sunuyor.
İPEKYOLU
PERDER
Efor’dan iki şube birden
İstanbul PERDER üyesi Efor Market, 2014 yılına 2 büyük yatırımla
başladı
Ortaköy Dereboyu Caddesi ve Çağlayan Hürriyet
Mahallesi’nde şube açan Efor, yeni yıla yeni yatırımlarla girdi. Ortaköy’ün en büyük marketi olma
özelliğine sahip olan yeni şube, 1.400 metrekare
alanda 6 kasa ve 40 personel ile Çağlayan şubesi ise
650 metrekare alanda 3 kasa ve 16 personel hizmet
veriyor.
Efor Market’in İstanbul, Tekirdağ, Kırklareli ve Edirne’de toplam 36 şubesi bulunuyor.
İSTANBUL
PERDER
12’nci şube...
Ege PERDER üyesi Karabıyık, yeni şubesini açtı
Karabıyık Market, sanayi sitesinde hem
genel merkez binasının hem de 12’nci
şubesinin açılışını gerçekleştirdi.
EGE
PERDER
74
Yeni yatırımın 1.700 metrekaresi
depo, 500 metrekaresi idari bölüm olarak
kullanılıyor. Merkez binanın yanı sıra 150
metrekarelik, 2 kasiyerle açılan 12’nci
market Ödemiş’te hizmet veriyor.
perder
haberler
75
perder
üyelerimiz
Turhal’a 3’üncü şube
Karadeniz PERDER üyesi Niktaş,
Tokat’ın Turhal ilçesine bir şube
daha açtı Cumhuriyet Mahallesi’nde açılan Niktaş Market’in
ilçedeki 3’üncü şubesi. Niktaş Genel Müdürü Bekir
Keklik, ilçeye yeni bir şube açmanın mutluluğunu yaşadıklarını dile getirerek, açılış programına
katılan tüm davetlilere duyarlılıklarından dolayı
teşekkür etti.
Yeni mağaza 700 metrekare alanda, 2 kasa ve 13
personel ile hizmet veriyor.
KARADENİZ
PERDER
Seyranbağları 2 açıldı
Ankara PERDER üyesi Altunbilekler, 70’inci şubesini Seyranbağları’nda açtı
70 şubesi ve 2.000’i aşan personeli ile çalışmalarını
ve yatırımlarını sürdüren Altunbilekler, Seyranbağları bölgesinde ikinci mağazasını hizmete açtı.
ANKARA
PERDER
Seyranbağları mağazası, 2 kasa ve 20 çalışanıyla;
kasap reyonundan şarküteriye, manav reyonundan
unlu mamullere, zücaciyeden kişisel bakım ürünlerine çok geniş bir ürün yelpazesini çok uygun
fiyatlarla müşterisinin beğenisine sunuyor.
Kurtköy şubesi hizmette
İstanbul PERDER üyesi Snowy Ulu Kardeşler,
Kurtköy şubesini yenilenen yüzüyle açtı
Snowy Ulu Kardeşler Kurtköy Şubesi, müşterilerine daha iyi hizmet verebilmek için yenilenen kimliğiyle yeni adresinde; 1.250 metrekare müşteri
hizmet alanında 4 kasa ve 32 çalışan ile hizmete açıldı.
Açılışa Snowy Ulu Kardeşler Yönetim Kurulu Başkanı Ramazan Ulu, Şaban
Ulu, Mustafa Ulu ve Snowy Ulu Kardeşler yöneticilerinin yanı sıra iş ortakları
da katıldı.
76
İSTANBUL
PERDER
perder
üyelerimiz
Başdaş Torbalı’da...
Ege PERDER üyesi Başdaş, 10’uncu
şubesini açtı
Başdaş Market’in yeni şubesi Torbalı’da hizmete girdi. Açılışa
Torbalı Kaymakamı Aydın Memük , Gaziemir Kaymakamı Şerafettin Tuğ, Balçova Kaymakamı Ahmet Beyoğlu katıldı.
Açılış konuşmasını yapan M. Sait Başdaş, amaçlarının yerli
sermayeyi güçlendirmek, istihdamı arttırmak, giderek büyüyen ve çeşitlenen gıda pazarında öncülüklerini devam ettirmek
olduğunu söyledi.
Torbalı şubesi 650 metrekarelik kapalı alanda, 3 kasa ve 15 personel ile hizmet veriyor.
EGE
PERDER
Gebze’ye bir şube daha
İstanbul PERDER üyesi Mopaş, 99’uncu
şubesini açtı
Mopaş, yeni şubesini Gebze Kocaeli’nde açtı. Açılışa Milletvekili Mehmet
Ali Okur ve Gebze Belediye Başkanı Adnan Köşker de katıldı. 700 metrekare satış alanında, 27 çalışanı ve 3 kasası ile hizmet veren şube ile Mopaş,
Kocaeli’nde 24, Gebze bölgesinde ise 12 noktaya ulaşmış oldu.
İSTANBUL
PERDER
Şube açılışı sırasında Milli Piyango İdaresi’nin 03.09.2013 tarihli ve
24951361-255.01.02/3145-8117 sayılı izniyle düzenlenen Hayat Kimya-Mopaş kampanyasının talihlileri belli oldu. Noter huzurunda yapılan
çekilişe göre; Nissan Juke 1.6 Vısıa M/T 2013 Model otomobil Senem
Özkan’ın oldu.
Yunus 63. mağazasını açtı
Ankara PERDER üyesi Yunus Marketler
Zinciri Sokullu’da ikinci şubesi hizmete
başladı
Yunus Market’in toplamda 63’üncü mağazası 500 metrekarelik
kullanım alanı, 3 kasası ve deneyimli 15 personeli ile bölge halkının tüm ihtiyaçlarını karşılamak için planlandı. Kasap reyonundan şarküteriye, manav reyonundan unlu mamullere, zücaciyeden kişisel bakım ürünlerine kadar geniş bir ürün yelpazesini
müşterilerinin beğenisine sundu.
Açılışa katılan herkese ücretsiz döner ikramı yapılması ve açılışa
özel ürün kampanyalarının gerçekleştirilmesiyle müşteriler
keyifli anlar yaşadı.
ANKARA
PERDER
77
perder
vitrin
Doğramanın en lezzetli ve
eğlenceli yolu!
Yeni nesil kaydırmaz kesim panosu...
Gondol Plastik’in mutfaklara yenilik getiren en neşeli ürünü, elma, patlıcan ya da armut şeklinde mutfağınızda!
Dilediğinizi seçin; dayanıklı, temizlemesi kolay, şık ve
hijyenik kesim panosunun rahatlığıyla doğramanın tadını
çıkarın.
COOK’tan ekonomik çöp
torbaları
Cook, mutfağınızda işleri kolaylaştırmak amacıyla yeni
ve kullanışlı ürünler tasarlamaya devam ediyor
COOK’un Ekonomik Çöp Torbaları serisindeki bütün ürünler uygun fiyatlarıyla tüketici
dostu olmanın yanı sıra ekolojik dengeye duyarlı dönüştürülebilirlik özelliğine sahip
polietilenden co-extrüzyon teknolojisi ile üretildi. Dayanıklı, su ve koku sızdırmayan
özellikteki seride Küçük (40x50 cm), Orta (55x60 cm), Büyük (65x70 cm), Battal (72x95
cm), Jumbo Boy (80x110 cm) ebatları ve büzgülü modellerinde Limon Kokulu ve Çilek
Kokulu seçenekleri mevcuttur.
Eti’den Süt Burger
ETİ Süt Burger, çocukların yeni gözdesi olmaya aday
ETİ, satış noktalarının atıştırmalık ürünler rafındaki yenilikçi imajını şimdi de 4-10 C soğuk raflara
taşıyor. ETİ, çocukların beslenmesinde güvenle tercih edilecek yepyeni bir ürünü tüketicilerine sunuyor. ETİ Süt Burger, eğlenceli Burger şekli ile 2 ballı kek arasında bol süt kremasından oluşuyor.
ETİ Süt Burger içerdiği yumurta, bal ve yüksek miktardaki sütlü kremanın yanı sıra yağ oranının
düşüklüğü ile piyasadaki ürünlerden farklılaşıyor.
Yüksek protein ve kalsiyum oranı ile çocukların büyüme ve gelişme dönemlerinde büyük öneme
sahip olan sütlü ürünler kategorisinde, düşük yağ oranı, besleyiciliği, serin lezzeti ve eğlenceli
burger şekli ile dikkat çeken ETİ Süt Burger, çocukların yeni gözdesi olmaya aday. ETİ Süt Burger,
yüksek besin değerinin yanı sıra koruyucu ve renklendirici içermemesi ile de annelerin rahatlıkla
çocuklarına yedirebileceği bir ürün.
78
perder
vitrin
Namet 7/24
Namet, yenilenmiş ambalajıyla tüketicilerin
beğenisine sunduğu, 60 gramlık 7/24 serisiyle,
pratik ürün gamını geliştirmeye devam ediyor
Yenilenen ve kolayca açılan, pratik ambalajıyla 60 gramlık Dana Jambon,
Macar Salam, Hindi Salam ve Piliç Jambon’dan oluşan Namet 7/24 ürünleri, zaman kaybetmeden iştah açıcı ve besleyici sandviçlerin hazırlanmasına olanak sağlıyor.
Namet’in sevilen ürünleri iş yerlerinde, okullarda günün her saatindeki
atıştırmalık, kahvaltı ve yemek saatlerinde de beğeniyle tüketiliyor.
Yeni Orkid ile %100 koruma
Orkid’in yeni ürünü OrkidPlatinum Gece Extra, yüzde 60 daha büyük arka yüzeyi
sayesinde geceleri bile sızıntılara karşı yüzde 100’e kadar koruma sağlıyor
Kadınlar genellikle erkeklere göre daha zor uykuya dalar ve uyku halini sürdürmekte de daha çok zorlanırlar. Özellikle de her ay yaşadıkları özel günlerinde
uyku sorunu artar, çünkü hormonal değişiklikler gün içerisinde uyku haline ve
enerji düşüklüğüne; gece uykularında da huzursuzluğa yol açar. Uyku sırasında
pedin sızdırması endişesiyle yaşanan bu tedirginlik ve huzursuzluk, uykunun
sık sık bölünmesine neden olur. Bu endişeleri ortadan kaldırarak güvenli bir
uyku sunan Yeni OrkidPlatinum Gece Extra,Orkid Platinum ComfortNormal’e
göre yüzde 60 daha büyük olan arka yüzeyi sayesinde gece boyunca ne kadar
çok hareket edilse de, kadınları sızıntılara karşı korumaya hazır.
Sızıntılara karşı geceleri de korumak için özel olarak tasarlanmış olanYeni
OrkidPlatinum Gece Extra, kadınlara geceleri en çok ihtiyaç duydukları bölgede
ekstra koruma sağlayarak güvenli ve deliksiz bir uyku sunuyor.
Sofralar aşkına
Yılın en romantik gününde, sevgisini şık bir
sofra eşliğinde dile getirmek isteyenler Papia
Decor Peçete’yi tercih ediyor
Sevgililer Günü’nde hazırlanan keyifli akşam yemeklerinin vazgeçilmezi
ihtişamlı sofralar, Papia Decor Peçete’nin Sevgililer Günü Serisi ile renkleniyor. Papia Decor Peçete, parıltılı renkleri ve romantik desenleriyle adeta göz
kamaştırıyor. 14 Şubat’ın olmazsa olmaz rengi kırmızılarla dekore edilen
gösterişli sofralar, özel peçete serisi sayesinde her ortamda sıcak bir esinti
yaratıyor. Aşkın simgesi olan kalbin ve “Love” sözcüğünün buluştuğu peçeteler sevgi dolu sofralara şıklık katıyor.
79
perder
vitrin
Bebeklerin cildi
yumuşacık
Uni Baby’nin özel içerikli bebek yağı, gün
içerisinde bebek cildinin ihtiyaç duyduğu nem ihtiyacını karşılayarak, cildin yumuşacık kalmasını
sağlıyor
Uni Baby’nin özel içerikli bebek yağı, gün içerisinde bebek cildinin ihtiyaç
duyduğu nem ihtiyacını karşılayarak, cildin yumuşacık kalmasını sağlıyor
Koska’dan tahin-bal
Koska; balı, tahinin mucizevi gücüyle cam kavanozda buluşturdu
Koska, doğal, bitkisel protein kaynağı olan ve içerdiği E, B vitaminleri ile
kalsiyum, magnezyum gibi mineraller bakımından faydası saymakla
bitmeyen tahini, bal ile en sağlıklı formda buluşturdu.
Tarladan alınan susamdan, besin değerleri tamamen korunarak, koruyucusuz ve katkısız olarak elde edilen tahin, analiz raporları ile saflığı belgelenen doğal mucize balla buluştu. Koska’nın bal ile tahinin karışımından
ortaya çıkardığı farklı, nefis ve akılda kalıcı lezzet, camın sağlığında
tüketiciye sunuluyor.
350 gramlık cam kavanozlarda tüketiciye sunulan tahin-bal, nazar boncuklu Koska Mağazaları, tüm zincir marketler ve www.koska.comonline
internet adresinden satışa sunuluyor.
Hastalıklara karşı
Fresh’n Soft
Fresh’n Soft Antibacterial Islak Cep Mendili, suya ve sabuna ulaşmak mümkün
olmadığında hızlı ve pratik bir temizlik sağlıyor
Fresh’n Soft’un Biyosidal Ruhsatı’na sahip Antibacterial Islak Mendili, bakterileri %99,9
oranında etkisiz hale getirerek, bağışıklık sisteminin korunmasına destek veriyor. Böylece grip, soğuk algınlığı gibi hastalıklara karşı önlem almak mümkün oluyor.
Fresh’n Soft Antibacterial Islak Cep Mendili, suya ve sabuna ulaşmak mümkün olmadığında hızlı ve pratik bir temizlik sağlıyor. Cep boyuyla taşıma kolaylığı, ince yapısıyla
da konforlu bir kullanım sağlayan Fresh’n Soft Antibacterial Islak Cep Mendili, alkol ve
boya maddesi içermediği gibi, dermatolojik testlerle onaylanmış yapısıyla da cildin
pH dengesiyle uyum gösteriyor. Antibacterial Islak Cep Mendili’yle siz de kış aylarında
mikroplardan ellerinizi koruyabilir.
80
perder
vitrin
Çay pazarında yenilik
Bitkilerin tedavi edici özelliğini göz önünde bulunduran Doğa, tecrübesinden faydalanarak fonksiyonellik açısından farklı özelliklere sahip bitkilerle özel karışımlar hazırladı. Doğa
Bitki Çayları, doğru zaman ve yerden, özenle, sabah nemine gün ışığı değmeden toplanıyor. Uzmanların hassas denetimi ile kontrol edilen süreç, en taze bitkilerin doğal yollarla
kurutularak, katkısız olarak paketlenmesi ile son buluyor. Dört tarafı kapalı zarflar ile;
bitkinin kendine has aromasıyla tadını koruyan ve her bitkide doğal olarak belli miktarda
bulunan uçucu yağlar korunuyor, tat ve koku hep taze kalıyor. 1989 yılından beri sektörün
önemli oyuncularından biri olan Doğa, tüm ürünlerinde TSE’nin ISO 22000 ve ISO 9001
2008 belgelerine uygun ve %100 doğal olarak hazırlanıyor.
Selva’dan sağlıklı
ürünler
Selva Gıda Genel Müdürü Mehmet Karakuş, “Anadolu’ya başkentlik etmiş şehirlerin bir araya
gelerek oluşturduğu bu sinerjinin içerisinde yer almaktan mutluluk duyuyoruz. Ülkemizin tahıl
ambarı Konya’dan dünyanın dört bir yanına ulaşan bir gıda markası olarak tüm ürünlerimizi
katılımcılarla buluşturma fırsatı yakaladık. Özellikle piyasaya yeni sürdüğümüz sağlıklı yaşam
ürünlerimize olan ilgi bizi memnun etti. Malum olduğu üzere günümüzde sağlıklı yaşam, bireylerin her zamankinden daha fazla önem verdiği konulardan biri olarak dikkat çekiyor. Biz de bu
çerçevede sağlıklı yaşam ürünlerimizle tüketici beklentilerini karşılamayı amaçlıyoruz. Bir süredir
süren Ar-Ge çalışmalarımızın bir çıktısı olarak; insan sağlığına yararlı etkileri bulunan Buğday
Ruşeymi, Buğday Kepeği ve Yulaf Kepeği’ni ‘Sağlıklı Yaşam Ürünleri’ kategorisi altında müşterilerimizle buluşturduk. Türkiye’de ilk defa vakumlu paketlerde, özel prospektüsleriyle satışa
sunduğumuz ürünlerimizle, sağlıklı beslenmeyi teşvik ederek kaliteli yaşama yardımcı olmayı
hedefliyoruz” dedi.
Kaanlar’dan süzme yoğurt
Kaanlar Gıda, Türk mutfağında önemli bir yeri olan süzme yoğurdu da ürün gamına
ekledi. Geleneksel süzme yoğurt keyfi Kaanlar ile daha sağlıklı daha lezzetli… Geçmişten
bu yana farklı yöntemlerle elde edilen süzme yoğurt, Kaanlar tarafından ileri teknoloji
kullanılarak, geleneksel tadından ödün vermeden üretiliyor. Kaanlar Gıda Mühendisi
Osman Emre Sayın, hijyenik şartlarda üretilen, üstün kalitedeki süzme yoğurdun, günlük
kalsiyum ihtiyacının karşılanmasında da önemli bir rol üstlendiğini belirtiyor. Çorbalarda
kullanılabilen, yemeklere eşlik eden süzme yoğurt, enfes tadıyla tek başına da tüketilebiliyor. Profesyonel aşçıların da tercihi olan Kaanlar Süzme Yoğurt, kıvamı ve lezzeti ile
fark yaratıyor. Kaanlar Gıda’nın kendi tesislerinde ürettiği süzme yoğurt, geri dönüşümlü,
sağlıklı 2,5 kg’lık ambalajlarda tüketiciye ulaşıyor.
81
perder
dernek iletişim bilgileri
82
83
84
Download

yeni üyelerimiz - Türkiye Perakendeciler Federasyonu