önsöz
e-devlet
Yeni yıla yeni
heyecanlarla merhaba
G
Ayhan Sevgi
eride bıraktığımız 2014 yılını değerlendirmek üzere eski sayılarımıza baktığımızda, teknolojinin
hayatımıza ne kadar hızlı girdiğini ve vazgeçilmezlerimiz arasında yerini aldığını bir kez daha
anlıyoruz. Teknoloji dünyasındaki gelişmelere baktığımızda gözümüze ilk çarpan gelişmeler güvenlik
skandalları oluyor. iCloud hesaplarının ele geçirilmesi, birçok ünlünün fotoğraflarının internette dolaşmaya
başlaması, Kuzey Kore’nin Sony, daha doğrusu ABD’nin “itibarını” sarsması, NSA skandalının yankılarının sürmesi
gibi olaylar dünyada en çok konuşulan konular arasına girmiş durumda.
Bu gelişmeler ister istemez bizlere bulut bilişim kavramını da sorgulatıyor. Bu sorgulamaya teknoloji
firmalarının duyarsız kalması kaçınılmazdı. Dolayısıyla 2014 gündeminde en fazla yer alan konulardan biri de
hibrit bulut oldu.
Bir diğer önemli gelişme ise giyilebilir teknolojilerin hayatımıza yavaş yavaş giriyor olması. Yavaş dediğimize
bakmayın, büyük ihtimalle önümüzdeki bir yıl içinde giyilebilir teknolojiler de hayatımızın vazgeçilmezleri
arasında yer almış olacak. Aynı akıllı telefonların hayatımıza girişi gibi…
Kamu dünyasındaki gelişmelere ise burada değinmeyeceğim. Çünkü Sedef Özkan arkadaşımızın ‘2014 yılı kamu
sektörü değerlendirmesini’ iç sayfalarımızda bulabilirsiniz.
e-Devlet dergimizin de bünyesinde yer aldığı BThaber Grubu olarak 2014 yılını oldukça hareketli geçirdik ve
yılın son günlerinde de büyük bir başarıya imza attık. Grubumuzun amiral gemisi BThaber Gazetesi, 1000.
sayısını çıkarmanın gururunu yaşadı. Dile kolay, tam 20 yıl boyunca, bilişim dünyasının sesi olmak, arkada bir
sermaye desteği bulunmadan bunu kesintisiz olarak sürdürebilmek kolay bir durum değil. Bunu başarmanın
gururunu yaşarken, sizlerin de bu gelişmede önemli payınız olduğunu biliyor, tüm okur ve destekçilerimize
teşekkürlerimizi sunuyoruz.
Aralık ayında gerçekleştirdiğimiz, ayrıntılarını iç sayfalarımızda okuyacağınız e-Devlet Yuvarlak Masa
Toplantıları’nı bu kez Sağlık Bakanlığı ile birlikte gerçekleştirdik. Sağlık Bilgi Sistemleri Genel Müdürü Dr. Mahir
Ülgü’nün desteğiyle gerçekleştirdiğimiz bu toplantıda Sağlık Bakanlığı’nın yeni teknoloji projeleri ve vizyonu
konuşuldu. 2015’te de bu toplantılarımızı devam ettireceğiz.
e-devlet
Mutlu yıllar dileğiyle,
BThaber Yayıncılık ve
Etkinlik Hizmetleri A.Ş. adına Sahibi
Ayhan Sevgi
BThaber Grubu Yayın Koordinatörü (Sorumlu)
Ayhan Sevgi [email protected]
Yazı İşleri Müdürü
Bülent Nevres [email protected] com.tr
Editörler
Handan Aybars [email protected]
Evren Gülyaşar [email protected]
Sedef Özkan (Ankara) [email protected]
Haber Merkezi
Ekrem Uçman [email protected]
Görsel Tasarım
Nevzat Karataş [email protected]
Mukadder Keskingözler [email protected]
REKLAM SATIŞ GRUBU
Satıştan Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı
Zehra Sevimli [email protected]
Satış Müdürü
Nurşen Usta [email protected]
Satış Yöneticisi
Perihan Kıtay Özden [email protected]
Satış Temsilcisi
Özge Karataş [email protected]
Reklam Rezervasyon
Evrim Koç Demirci [email protected]
YÖNETİM YERİ
BThaber Yayıncılık ve Etkinlik Hizmetleri A.Ş.
Fetih Mah. Tahralı Sokak Kavakyeli Plaza C Blok 7/5 34704
Ataşehir/İSTANBUL
Tel 0216- 291 13 90
ISSN 1300-6495
BASKI
Apa Uniprint San. ve Tic. A.Ş.
Hadımköy İstanbul Asfaltı Ömerli Köyü / İstanbul
Tel: 0212 - 798 28 40
Basıldığı Yer ve Tarih
İstanbul, Ocak 2015
Yayın türü
BThaber tarafından hazırlanmıştır.
BThaber’in 3 aylık, yerel, süreli ücretsiz ekidir.
E-Devlet Dergisi’ndeki yazı ve fotoğraflar kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
1
e-devlet
içindekiler
HABERLER
Kamu, 2015 hedeflerine ortak akıl yoluyla ilerleyecek...........................................................4-5
Siber uzay, savaş ve güvenlik için beşinci savaş alanı haline geldi.......................................... 6
Türkiye siber saldırıların odağında yer alıyor...................................................................................... 6
BTvizyon Ankara’da 13. yılını kutladı.................................................................................................... 8
YUVARLAK MASA
Sağlık Bilgi Sistemleri, uzun erimli hedeflerle ilerliyor.................................................. 10-29
GÜNCEL
Sivil bilişim ordusu 2020 hedeflerini takip ediyor…..................................................... 30-31
Kamu kurumları açık kaynağı keşfediyorr…...................................................................... 32-33
YEREL YÖNETİMLER
Akıllı şehirlere giden yolda neredeyiz?............................................................................... 34-36
2
e-devlet
haberler
Kamu, 2015 hedeflerine
ortak akıl yoluyla ilerleyecek
2015’te tüm sektörü hareketleri günler bekliyor. Söyleyecek çok söz, daha da önemlisi yapılacak çok iş
var. e-Devlet proje ve uygulamalarının bütünsel bir yaklaşımla ele alınması sektörün beklentileri arasında.
G
ünümüzde devletler, kamu hizmetlerinde
daha fazla hizmet etmenin ötesinde, aynı
zamanda daha kaliteli hizmet arayışına
giriyor, dolayısıyla kamu kurumları vatandaşa
daha kaliteli ve hızlı hizmet sağlayabilecek
projelere ağırlık veriyor. Kamuda, merkezi yönetim
bütçesi kullanılarak yürütülecek projelerin Yatırım
Programı’nda yer alması gerekiyor. Kalkınma
Bakanlığı Kalkınma Araştırmaları Merkezi Başkanı
Emin Sadık Aydın bu konuyla ilgi olarak “Projelerin
Yatırım Programı’na alınması süreci, kamu kurum
4
ve kuruluşların ihtiyaçlarını belirlemeleri ve bu
ihtiyaçlara uygun proje önerileri geliştirmeleriyle
başlayan, Kalkınma Bakanlığı’nın da bu önerileri
belirli önceliklere göre değerlendirmesiyle
devam eden ve Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu
Tasarısı’nın yasalaşmasıyla sonuçlanan oldukça
uzun ve makroekonomik ve sektörel dengelerin
dikkatlice gözetildiği hassas bir süreç” diyor.
Kamu kurum ve kuruluşları tarafından yürütülen
projelerin büyüklükleri düşünüldüğünde, ülke
kaynaklarının etkin kullanımı açısından bu
projelerin planlama aşamasının ne derece önemli
olduğu hayli açık.
Sağlık Bakanı Mehmet Müezzinoğlu, Türkiye’nin
bilişim alanında tüketici konumundan çıkma ve
ulusal sermaye ve yatırımlarla büyüme noktasına
eğilmeye başladığını vurgulayarak bilgi toplumuna
ait teknolojilerin ekonomiyi bütünüyle etkileme
özelliğine sahip olduğuna dikkat çekiyor. Sağlık
Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı Dr. Şuayip Birinci,
sadece teknoloji satın alarak bir ülkeyi bilişim
toplumuna taşımanın mümkün olmadığını
e-devlet
FATİH PROJESINDEN BEKLENTILER…
Geçtiğimiz günlerde, TÜBİSAD’ın gündeme
taşıdığı değerlendirmede 2015 için şu noktalara
değiniliyor: “2015 yılına dair makroekonomik
tahminler doğrultusunda; bilgi ve iletişim
teknolojileri sektöründe temkinli bir büyümenin
olacağı ve yılın ikinci yarısında, özellikle
seçim sonrasında bir hızlanma görüleceği
öngörülüyor. 2015 yılında; büyük veri pazarının
öne çıkması bekleniyor. ‘Nesnelerin İnterneti’
ile yeni iş modelleriyle karşı karşıya kalınması,
kurumsal mobil çözümler ve büyük verinin
ağırlıklı yatırım alanları olması öngörülüyor. BT
yatırımlarının, sağlık ve enerji sektörlerinde
artması bekleniyor. Ayrıca devlette uzun
dönemdir sessizliğini koruyan eğitimde tablet
uygulaması projesinin kapsamının ve etkinliğinin
artırılması beklentilerimiz söz konusu. Burada
bir kez daha değinmemiz gereken şey ise FATİH
projesinin bir donanım ve tablet projesi olmaktan
hızla uzaklaşıp, eğitim faaliyetlerini içerik ve
verimlilik olarak geliştirici bir noktaya doğru
şekillendirilmesi ve özellikle yazılım tarafındaki
konulara ağırlık verilmesidir.”
söyleyerek ekonomik büyümenin itici gücü
olan teknolojik gelişmelerin, ulusal bazda ürün
geliştirecek noktaya taşınması gerekliliğinin
altını çiziyor. Tam da bu noktada Sağlık Bilgi
Sistemleri Genel Müdürü Dr. Mustafa Mahir
Ülgü, “Ekonomik kalkınma, hizmet kalitesi,
rekabetçi yapı gibi belirleyici faktörler var olduğu
müddetçe, bilişim teknolojilerinden faydalanma
çalışmalarının giderek hızlanan bir ivmeyle
artacağı kanaatindeyim. 2015 yılında da sağlık
alanında bilişim yatırımlarına devam edeceğiz.
Kişiye özel bilişim uygulamalarının gelişmesine
bağlı olarak sağlık sektöründe de bireye özgü ve
tamamen kendi kontrolünde olan uygulamalara
yöneleceğiz. Ülkemizin sağlık basamaklarını
tamamen bilişim merkezli yönetebilmek için
tüm Sağlık Bilgi Sistemi uygulamalarını ortak bir
çatı altında toplayarak ‘Sağlık Yönetim Sistemi
– SYS’ projemize de 2015 yılında başlamayı
planlıyoruz” diyor.
YAZILIMCI FIRMALARA AR-GE DESTEĞI
GELIYOR
Üniversite-bilişim sektörü iş birliği kapsamında
da ümit verici çalışmalar söz konusu. 2014’ün
sonunda, Sabahattin Zaim Üniversitesi, İstanbul
Aydın Üniversitesi ve Yazılım Sanayicileri
Derneği (YASAD) arasında, Ulaştırma Denizcilik
ve Haberleşme Bakanlığı’nda ‘Bilişim Dersleri
ile Revizyonu’ imza töreni gerçekleştirildi. Bakan
Lütfi Elvan, “Bilişim sektöründeki büyüme
hızı, dünyadaki ortalama büyüme hızının 3-4
katı. Türkiye’de de yıllık ortalama büyüme hızı
yüzde 3-4 bandında beklenirken, bilgi ve iletişim
sektöründeki büyüme hızı yüzde 10’un üzerinde
oldu. Bakanlık olarak önümüzdeki günlerde
bilgi ve iletişim sektöründe faaliyet gösteren
yazılımcı firmalara Ar-Ge desteği vermeye
başlayacağız. Hızlı gelişen sektörün, güçlü bir
altyapısının olması gerekiyor. Yılda 5 milyar
dolarlık alt yapı yatırımı gerçekleştiriyoruz”
açıklamasını yaptı.
‘Bilişim Dersleri ile Revizyon’ programıyla da,
öğrencilerin üniversiteden mezun olur
olmaz, YASAD ve bakanlık tarafından
işlerine yerleştirilmesi planlanıyor. Nitelikli
insan kaynağı konusundaki sıkıntıları
aşmak için Bakan Elvan’ın söylemiyle;
istihdam garantili sistem yürürlüğe
konuluyor. Diğer yandan Türkiye’nin her
bir yerleşim yerine internet ve mobil
telefon iletişimini ulaştırmak istediklerini
ifade eden Elvan, 1 yıl içinde ulaşılamayan
hiçbir yerleşim yerinin kalmayacağını
söylüyor.
Yazılım elemanı ihtiyacının önemini dile
getiren BTK Başkanı Dr. Tayfun Acarer,
“Önümüzdeki 5 yıl içinde Avrupa’da
860 bin yeni yazılım elemanı ihtiyacı var.
Türkiye’de de her yıl en az 10 bin yeni
yazılım elemanına ihtiyaç bulunuyor.
Yayımlanan sektör raporlarında, sektörün
en önemli ihtiyacının yüzde 59 ile nitelikli
eleman ihtiyacı olduğu belirtiliyor” derken
YASAD Başkanı Doğan Ufuk Güneş de
sektör olarak en önemli sorunlarının
nitelikli eleman olduğunu söyleyerek, 10
yılda 1 milyon istihdam, 10 yılda 10 milyar
dolar ihracat hedeflerinin olduğunun altını
çiziyor. Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı
Fikri Işık, Ar-Ge yatırımlarına öncelik
vererek “2013 yılında Ar-Ge harcamamız
bir önceki yıla göre yüzde 13,4 artış
göstererek 14 milyar 807 milyon TL’ye
ulaştı ve bu harcamanın yüzde 47,5’i özel
sektör tarafından yapıldı. Ülke olarak yerli
ve uluslararası girişimcilerin yapacakları
yatırımlar konusunda her türlü kolaylığı
sağlamaya hazırız. Türkiye’de yatırım
yapanlar mutlak surette kazançlı olacaklar.
Önümüzdeki dönemde yüksek teknolojili
ürünlerin üretimine dönük yatırımları,
Türkiye’nin neresinde üretilirse üretilsin 5
inci bölge teşviklerinden yararlanılmasına
dair bir çalışma başlattık” açıklamasını
yapıyor.
SEKTÖR TEK MUHATAP VE BILIŞIM
BAKANLIĞI ISTIYOR
TBD’nin hazırladığı 2014 Değerlendirme
Raporu çok önemli noktalara dikkat çekiyor.
Sektörü çok katmanlı değerlendiren rapor;
yapılamayanlar ve yapılması gerekenleri de
gündeme taşıyor: “Kamu ihaleleri mevzuatında
beklenen iyileştirilmeler yapılmadı. Ar-Ge
yatırımları ve yenilikçi şirketler desteklenmeli.
Bilişim sektörü için tek muhatap olmalı. Sektörün
muhatap ihtiyacı karşılanıp koordinasyon
sağlanarak kamuda tek muhatap organizasyonu
netleştirilmeli. Yazılım ve hizmet sektörünü
destekleyecek politikalar oluşturulmalı. Bilişime
talep artırılmalı. Devlet ve özel sektör arasındaki
haksız rekabete son verilmeli. Güçlü ve yasal bir
altyapı oluşturularak sektörün hızla büyümesi
sağlanmalı. Mevcut AB düzenlemeleriyle uyumlu
yeni Elektronik İletişim Yasası kabul edilmeli.
Kişisel verilerin korunması sağlanmalı konusu
netlik kazanmalı. Türkiye’de ilk çalışmaları 1995’te
Adalet Bakanlığı bünyesinde bir komisyon
tarafından yapılan Kişisel Verilerin Düzenlenmesi
Hakkında Kanun Tasarısı, 2008 yılından beri
Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde (TBMM)
kanunlaşmayı bekliyor. Bilişim sektöründe
uluslararası standartlar, takım çalışması ve
pazarlama faaliyetlerine önem verilmeli. Bilgi
teknolojileri ve iletişim sektöründe teşvik ve
destekler devam etmeli. 5651 Sayılı Yasa’da
yeni düzenleme yapılmalı. Siber Güvenlik
Kurulu’nun hazırladığı Strateji ve Eylem Planı
güncellenmeli. e-Devlet proje ve uygulamaları
bütünsel bir yaklaşımla ele alınmalı. Sektör olarak
Bilişim Bakanlığı’nın kurulması beklenmekte.
BT’den alınan vergiler büyümeyi teşvik edecek,
derinleşmeyi sağlayacak ve ihracatı güçlendirecek
şekilde değiştirilmeli ve vergi yükü azaltılmalı.
Okullarda güncel teknoloji ve altyapı sağlanmalı.
Yazılım, programlama, veri tabanı gibi dersler belli
düzeylerde ilkokuldan itibaren verilebilmeli.”
5
e-devlet
haberler
Siber uzay, savaş ve güvenlik için
beşinci savaş alanı haline geldi
2
,International Cyber Warfare Security
Conference - 2. Uluslararası Siber Savaş
Güvenliği Konferansı 27-28 Kasım tarihinde
Ankara’da gerçekleştirildi. Açılış konuşmalarını;
SaSaD Genel Sekreteri Hüseyin Baysak, ODTÜ
Rektörü Prof. Dr. Ahmet Acar, Savunma Sanayi
Müsteşarı Prof. Dr. İsmail Demir, Aselsan
Genel Müdür Yardımcısı Yavuz Bayız, Havelsan
Genel Müdürü ve CEO’su Sadık Yamaç ve
TÜBİTAK BİLGEM Başkanı Prof. Dr. Arif Ergin’in
yaptığı konferans, savunma sektörünün önemli
aktörlerini ağırladı. Siber savaş güvenliğinin
sadece ulusal değil uluslararası ele alınması
gereken bir konu olduğuna, kamu, özel sektör
ve üniversite iş birliğine vurgu yapılan etkinlikte
Baysak, siber uzayın, siber savaş ve güvenlik için
beşinci savaş alanı haline geldiğini kaydetti.
Savunma Sanayi Müsteşarı Prof. İsmail Demir,
bilgi güvenliği ve teknolojiyi, altı çizilmesi gereken
alanlar olarak nitelendirerek, siber atakların
giderek daha büyük bir tehlike oluşturduğuna,
dünya genelinde kritik alt yapıları tehdit ettiğine
değindi. SSM’nin, bilgi güvenliği ve kriptolojiye
verilebilecek en büyük önemi verdiğinin altını
çizen Demir, uluslararası iş birliği ve bilgi
paylaşımı sürecinin önemine dikkat çekti.
Yeni nesil akıllı ve bütünleşik siber güvenlik
çözümleri oluşturulması gerektiğini söyleyen
Yavuz Bayız da, yeni yapılanmaları içerisinde ‘Bilgi
Teknolojileri ve Siber Güvenlik Grup Başkanlığı’
kurulduğunu ifade etti ve tüm savunma sanayi
kurumlarıyla iş birliğine açık olduklarını söyledi.
“Her verimiz kıymetli” diyen Sadık Yamaç,
yazılım ve donanım bütünleştirmesinin altını
çizerek konu bütüncül olarak ele alınmazsa bir
çözüme ulaşılamayacağını kaydetti. Türkiye’deki
siber güvenlikle ilgili ilk kurum olan TÜBİTAK
BİLGEM’deki ‘Siber Güvenlik Enstitüsü’nün
yaklaşık 10 yıl önce kurulduğuna dikkat çeken
Prof. Arif Ergin, bilginin paylaştıkça çoğalacağının
altını çizdi. CCDCOE / NATO Siber Savunma
İş birliği Mükemmeliyet Merkezi’nin elçisi,
Kıdemli Küresel Tehdit Analisti Dr. Kenneth
Geers, 2014 yılında stratejik siber güvenliği ele
aldığı konuşmasında; “Bir sonraki dünya savaşı
yoksa başladı mı?” sorusunu gündeme taşıdı.
Moderatörlüğünü SSM Muhabere Elektronik
ve Bilgi Sistemleri Daire Başkanı Süreyya
Yiğit’in yaptığı ‘Siber Uzay için Strateji ve
Doktrinler’ panelinde Yiğit, “Saldırı uluslararası
olunca savunmanın da uluslararası olması
gerekiyor” dedi. UKTI DSO Kritik Altyapılarda
Siber Güvenlik Danışmanı Caley Robertson,
İngiltere’de siber güvenliğe 5 yılda 6 milyon
sterlin yatırım yapıldığını söyledi ve ülkede siber
güvenlik sektörünün 2013 yılında yüzde 22
oranında büyüdüğüne dikkat çekti.
Türkiye siber saldırıların odağında yer alıyor
S
iber güvenlik kuruluşu Arbor Networks’ün
açıkladığı verilere göre, Türkiye’ye yönelik
siber saldırılar küresel
ortalamadan çok daha yüksek
seyrediyor. 2014’ün ikinci
çeyreğinde dünya genelinde
siber saldırılar yüzde 68
oranında hız keserken, aynı
dönemde ülkemize yönelik
saldırılarda yüzde 6 artış kaydedildi.
Türkiye’nin en çok saldırı aldığı
ülkeler ise ikinci çeyrekte sırasıyla Rusya,
Amerika Birleşik Devletleri ve İsviçre
oldu. Rapora göre, Türkiye’yi vuran en
büyük saldırılar, bilgisayarların takvim
ve saatlerini dünyayla uyumlandırmada
kullandığı NTP üzerinden gerçekleştirildi.
NTP saldırılarının ortalama büyüklükleri ilk
yarıda 5.85Gb ikinci yarıda ise 5.71Gb oldu.
Rapora göre, Türkiye’deki ortalama saldırı boyutu
küresel ortalamadan daha yüksek seyrediyor.
6
2014 yılının ilk yarısında 20 Gb üzerindeki
saldırıların yüzde 99’u için NTP yansıtma/
yükseltme kullanılırken, ikinci yarıyılda ise
bu oran yüzde 31’e düştü. Saldırıların yüzde
51’i ilk çeyrekte NTP yansıtma/yükseltme
kullanırken, ikinci çeyrekte bu oran yüzde 11’e
indi. İkinci yarıyılda ise saldırıların yüzde 32’si
WWW hizmetlerini hedefledi. Küresel oran
olan yüzde 16’dan çok daha yüksek oldu. NTP
saldırıları yüzde 17’sini oluşturdu. Saldırıların
yüzde 34’ünde NIF oldu. Yüzde 22 olan küresel
orandan çok daha yüksek ve birinci yarıyıla oranla
büyük bir artış var.
DDoS saldırıların nedenleri arasında yüzde 33
ile politik/ideolojik anlaşmazlıklar baş sırayı
alıyor. Onu yüzde 31 ile oyun ile ilgili olanlar
alıyor. Bundan sonrasında sırasıyla nihilizm/
vandalizm (yüzde 27), DDoS servislerinin
potansiyel müşterilere demosu (yüzde 24),
sosyal networking ile ilgili (yüzde 22), kişiler ya
da gruplar arası rekabet (yüzde 20), hata (yüzde
17), işletmeler arası rekabet (yüzde 15), hedef
şaşırtma yoluyla veri hırsızlığı (yüzde 15), fidye/
gasp amaçlı (yüzde 14), flaş kalabalık (yüzde
12), finans sektörü manipülasyonları (yüzde 12),
suçlular arası anlaşmazlık (yüzde 7), bilinmeyen
(yüzde 25) geliyor. DDoS saldırısını kullanarak
hedef şaşırtma, banka bilgilerini elde etmek için,
hedef şaşırtma ve gerçek saldırıyı kamufle için
ve sistem penetrasyonu sonrası veri hırsızlığını
gizlemek için de kullanılıyor.
DDoS saldırıları kamu sektöründe devlet ve devlet
kurumları, partiler veya politikacılar, kamu sektörü
web sayfalarını hedefliyor. Motivasyonları ise siber
savaş, hacktivizm, protesto, politik kazanç oluyor.
E ticarette ise çok uluslu E-Ticaret sitelerini ve
online oyun sitelerini hedefliyor, rekabetçi avantaj
ve hacktivizm amaçlıyorlar.
Finans sektöründe global bankalar, kredi kartı
kuruluşları, para transfer kuruluşları, borsa ile ilgili
hizmetler hedeflenirken, amaçlanan ise Pazar
Manipülasyonu, hacktivizm, protesto oluyor.
Başlık
HAVELSAN’ın odak
noktası sağlık sektörü
e-devlet
Araştırmalar ve Sağlık Bakanlığı
projeleri ile ilgilenirken, sağlığın
bu alanında da lider firma olmayı
hedefliyor.
TÜM TSK HASTANELERI
ARASINDA PAYLAŞIM
S
Sağlık sektöründe
bilişim sistemleri
hızla değişiyor,
kısa zamanda
güncelliğini yitiriyor
ve yenilenmesi
gerekiyor. Sektöre
yapılan yatırımların
büyük bir kısmı da
bilişim sistemlerine
yapılıyor.
ağlık sektöründe ilk projesini 2000‘li
yılların başında Eskişehir Devlet
Hastanesi için gerçekleştiren
HAVELSAN’ın sağlık sektörüne olan ilgisi
uzun yıllardan beri devam ediyor. EDHHBYS Projesi tamamlanarak uygulamaya
alınmasına rağmen, o dönemde sağlık
sektöründe yaşanan belirsizlikler nedeniyle
HAVELSAN, sağlık alanındaki çalışmalarını
kısmen yavaşlattı. Buna karşılık, 2011
yılında, TSK Sağlık Komutanlığı’na bağlı
askeri hastanelerde ve bu hastanelerin
işletilmesinde kullanılan Askeri Sağlık
Otomasyon Sistemi’nin (ASOS) Savunma
Sanayii Müsteşarlığı (SSM) tarafından
HAVELSAN’a devredilmesi, sağlık
sektöründeki çalışmaların yeniden ivme
kazanmasını sağladı.
Bugün, sağlık sektöründe 2000‘li yıllara
kıyasla belirsizliklerin ortadan kalkmasının
yanında, Sağlık Bakanlığı tarafından “Sağlıkta
Dönüşüm Programı” da yürürlüğe sokuldu.
Öte yandan artan nüfus ve sağlığa erişimde
iyileşmeler, devletlerin bütçelerini giderek
daha fazla zorluyor. Bu durumda, kısıtlı
kaynakların en etkin biçimde kullanılması da
kaçınılmaz bir gereklilik halini alıyor.
HAVELSAN IÇINDE ‘SAĞLIK’ ODAKLI
YAPILANMA
Son yıllarda Türkiye’de sağlık harcamalarının
GSMH’ya oranının giderek yükselmesi ile
birlikte kişi başına sağlık harcamaları da
2000 ile 2007 yılları arasında 433 dolardan
767 dolara yükseldi. Yıllık sağlık harcamaları
ise 2009 yılında 57 milyar 911 milyon TL
iken, 2010 yılında yüzde 6.5 oranında artarak
61 milyar 678 milyon TL olarak gerçekleşti.
Sağlık harcamaları 2011 yılında yüzde 11.2
oranında artışla 68 milyar 607 milyon TL’ye,
2012 yılında ise yüzde 11.3 oranında artışla
76 milyar 358 milyon TL’ye ulaştı.
Sağlık sektörünü stratejik olarak gören ve
şirket içindeki yapılanmasını da buna uygun
olarak şekillendiren HAVELSAN, bünyesinde
sadece sağlık sektörü ile ilgilenen bir ‘Sağlık
Program Müdürlüğü’ oluşturdu. Sağlık
sektöründe yürütülen ASOS Projesi’nin
yanı sıra, HAVELSAN; Şehir Hastaneleri,
Kamu Hastaneler Birliği Hastaneleri, Genetik
HAVELSAN’ın sorumluluğunda
yürütülen ASOS, askeri hastanelerde
hastalar ile ilgili tüm işlemlerin ve
idari faaliyetlerin elektronik olarak
takibini sağlayan bir bilgi sistemi.
Halihazırda, içerisinde yaklaşık 500’ün
üzerinde modül bulunan ve Türkiye’de
işletilmekte olan en kapsamlı HBYS
yazılımı olan ASOS kapsamında, farklı
illerde dağıtık olarak aynı sistemi
kullanan 42 adet hastane ile Türkiye’de
Sağlık Bakanlığı’ndan sonra en büyük
BT altyapısı ve en büyük sağlık zinciri
HAVELSAN tarafından yönetiliyor ve
işletiliyor.
2011 yılından bu yana ASOS’un
performans, işletim ve kapasite
iyileştirmesine yönelik çalışmalar
da yine HAVELSAN tarafından
yürütülüyor. 2015 yılının ilk aylarında
gerçekleştirilecek proje ile TSK’nın
tüm hastaneleri arasında sayısal
görüntülerin paylaşılması ve web’de
çalışacak bir portal üzerinden merkezi
/ mobil / uzaktan erişimle raporlanması
da mümkün olacak.
E-DEVLET PROJELERININ
DENEYIMI SAĞLIK SEKTÖRÜNE
AKTARILACAK
Sektörde Türkiye’de edinilen bilgi
birikiminin yurtdışı projelerine
taşınması da hem HAVELSAN’ın, hem
de Sağlık Sistemleri Programı’nın
hedefleri arasında. Kurumlara özel
ve müşteri isteği doğrultusunda
otomasyon sistemlerinin geliştirilmesi
de program kapsamında yürütülen
faaliyetler arasında yer alıyor.
2010 yılında açılan Etlik ve Kayseri
Entegre Sağlık Kampüsü ihalelerine
teklif verdikten sonra, HAVELSAN,
2013 yılı içinde yasal problemlerin de
çözülmesi ile birlikte Sağlık Kampüsü
çalışmalarına yeniden hız verdi. Bu
bağlamda, UYAP (Ulusal Yargı Ağı
Projesi), TAKBİS (Tapu ve Kadastro
Bilgi Sistemi), SEÇSİS (Seçim Sistemi)
gibi büyük e-Devlet projelerinde
edinilen deneyimi sağlık sektörüne de
aktarmak hedefleniyor.
7
e-devlet
haberler
BTvizyon
Ankara’da 13. yılını kutladı
2
2014 yılının son BTvizyon Anadolu
Toplantısı, kamu ve özel sektörden
bilişim profesyonellerinin geniş
katılımıyla 25 Kasım’da Ankara’da
düzenlendi. Bilişim Zirvesi Genel Müdürü
Neslihan Aksun; BTvizyon Toplantılarının;
bilişim teknolojilerine ilişkin güncel ve
gelecek vizyonlarının, deneyimlerin,
bilgilerin, ürün ve çözümlerin paylaşıldığı
toplantı platformu olduğunu ifade ederek
“Bu yıl 5 farklı ilde gerçekleştirdiğimiz
BTvizyon Anadolu Toplantıları, Ankara’da
13. yılını kutluyor. Bu başarılı toplantılara
yenilerini de ekleyerek 2015 yılına yepyeni
etkinliklerle devam edeceğimizin müjdesini
sizlerle paylaşmak isterim” açıklamasını
yaptı.
Tesla Teknoloji Genel Müdürü Serkan Gezici,
‘Giyilebilir Teknolojide Özgürlük – Quadro’
başlıklı sunumunda; giyilebilir teknolojilerde;
PAN / Kişisel Alan Ağı’na vurgu yaparak
her geçen gün bu teknolojiyi daha fazla
kullandığımıza değindi ve şu istatistikleri
kaydetti: “Giyilebilir teknoloji pazarında 2014
yılı cirosu 4,6 milyar dolar, 2017 öngörüleri
ise 20 milyar dolar ile 50 milyar dolar
arasında. Bu rakamların önümüzdeki yıl yine
değişeceğini düşünüyorum.” Dijital Planet
ile e-Fatura, e-Defter, e-Arşiv çözümlerini
8
anlatan Digital Planet Müşteri Yöneticisi
Ozan Güner, firmalara standart arayüz
üzerinden çözümlerini sunduklarını ifade
etti. “e-Defter, e-Faturadan önce zorunlu
hale gelmeliydi” diyen Güner, e-Defter iş
akışı hakkında bilgi vererek Gelir İdaresi
Başkanlığı’nın ileride defterlere uzaktan
erişebileceğini aktardı.
Türkiye’nin e-Ticaret dönüşümünü anlatan
Cybersoft Proje Yöneticisi Ceyhun Özgün,
e-Finans ve e-Faturada özel bütünleştirme
hizmetleri verdiklerini söyleyerek uluslararası
standartlarda; hızlı, kolay ve güvenli bulut
hizmeti sağladıklarının altını çizdi ve e-Arşiv
hizmetlerinin de yakında başlayacağını
belirtti. e-Faturanın tahsilat süreçlerini
hızlandırdığına, hata olasılığını azalttığına
vurgu yapan Özgün, e-Defterin denetim
kolaylığı sağladığını dile getirdi. ‘Microsoft
Bulut Çözümleri – Azure, 0365 ve Intune ile
kurumların kazanacağı faydalar’ sunumunu
gerçekleştiren Arena Bilgisayar’da Microsoft
Azure Satış Mühendisi olarak çalışan Hakan
Yılmaz, “KOBİ’ler Microsoft Azure ile
teknolojik altyapılarını buluta geçirerek yüzde
50 oranında tasarruf edebilir. Microsoft
Azure’da bir sunucuya sahip olmak çok
basittir ve sadece dakikalar alır” dedi.
Canon İş Geliştirme Yöneticisi Sinan
Karabacak, mobil tarama çözümleri hakkında
bilgi verdi ve bir demo gerçekleştirdi.
Karabacak diğer yandan, bulut tarama işlem
sürecini anlatırken iş akışı için mobil tarama
çözümlerini de masaya yatırdı. Kamu BT
projelerinde başarı kriterlerini değerlendiren
Cybersoft Projeler Koordinatörü Sedat Akel,
Gelir İdaresi Başkanlığı’nın VEDOP projesi
içinde yer aldığını kaydetti.
BTburada.com satış Mühendisi Volkan
Yağcı da, gelecek nesil veri güvenliğiyle ilgili
bilgi paylaşımında bulunarak yedeklemenin
önemi hakkında bilgi verdi. Veri kayıplarının;
‘donanım arızaları’, ‘yazılım hataları’, ‘insan
kaynaklı’ ve ‘doğal afetler’ olarak 4 ana
sebebi olduğunun altını çizerek firmalar için
NAKIVO’nun ‘Hibrit Bulut Modeli’ni önerdi.
‘VoIP Teknolojilerinde Hibrit Mimari’
başlığındaki sunumunu gerçekleştiren
Voxporta Genel Müdürü Hakan İçduygu,
kendi geliştirdikleri iletişim portalı LEAPvox
hakkıında bilgi verdi ve ürünün gerçek
bütünleşik iletişimi sağladığının altını çizerek
güvenlik boyutunu da harmanlayıp bunu tek
bir üründe sundukları kaydetti ve “Mobil
uygulamaları da sisteme dahil olacak şekilde
tasarlıyoruz” haberini verdi. OSTİM Bilgi ve
İletişim Teknolojileri Müdürü Mustafa Aktaş
“Yeni kurulan OSTIM Ekopark’a yatırımcıları
bekliyoruz. Bünyemizde üniversiteler ile
iş birliği içindeyiz. Üniversite – sanayi iş
birliği sağlanmadıkça yenilikçi hareket
mümkün olamaz; dolayısıyla sanayinin ileri
gitmesi mümkün değil. KOBİ’ler lisanslama
konusunda çok zorlanıyor; onlar için önemli
olan fiyat esnekliği” şeklinde konuştu.
e-devlet
yuvarlak masa
e
-Devlet Yuvarlak Masa
Toplantıları’nın 27.’si ‘Sağlık
Bakanlığı – Teknoloji Yaklaşımları’
başlığıyla 3 Aralık tarihinde Ankara’da
düzenlendi. Sağlık Bakanlığı - Teknoloji
Yaklaşımları e-Devlet Yuvarlak Masa
Toplantısı’na, Sağlık Bakanlığı Sağlık
Bilgi Sistemleri Genel Müdürlüğü
yetkililerinin yanı sıra Türkiye Halk
Sağlığı Kurumu ve Kamu Hastaneleri
Kurumu yetkilileri de katıldı.
Türk Telekom, Vodafone, Netaş,
Netapp, Microsoft, Fujitsu, Teradata,
Intel, Oracle, Havelsan ve Turkcell
Global Bilgi yöneticilerinin de yer aldığı
toplantının
moderatörlüğünü BThaber Yayın
Koordinatörü Ayhan Sevgi yaptı.
Sağlık Bakanlığı Sağlık Bilgi Sistemleri Genel Müdürü
Dr. Mahir Ülgü
Dr. Mahir Ülgü, Sağlık Bilgi Sistemleri Genel Müdürlüğü olarak, sağlık sisteminin ideal ve
uygun bilişim altyapısını oluşturmak, kesintisiz şekilde ayakta tutmak, dolayısıyla bireysel ve
toplumsal sağlığı korumaya yönelik bir altyapının önemli parçası olmak gibi görevlerimiz bulunuyor
e
-Devlet Yuvarlak Masa Toplantısı’
nın açılış konuşmasını gerçekleştiren Sağlık Bakanlığı Sağlık Bilgi
Sistemleri Genel Müdürü Dr. Mahir Ülgü, katma değer yaratmada kamu
– özel sektör iş birliğine vurgu yapıp üniversiteler ve araştırma merkezlerinin de
bu döngü içindeki öneminin altını çizdi. Dr.
Mahir Ülgü, Sağlık Bilgi Sistemleri Genel
Müdürlüğü olarak, sağlık sisteminin ideal
ve uygun bilişim altyapısını oluşturmak, kesintisiz şekilde ayakta tutmak, dolayısıyla
bireysel ve toplumsal sağlığı korumaya yönelik bir altyapının önemli parçası olmak
gibi görevleri bulunduğunu kaydederek
sözlerine başladı. “İhtiyaçlar sürekli deği-
10
şiyor, güncelleniyor, biz de bu ihtiyaçlara uygun
adım atmaya çalışmaktan öte teknolojiyi sağlık sektöründe daha iyi nasıl kullanabiliriz, nasıl
daha iyi çıktılar elde edebiliriz?” sorularının cevabını bulmak ekseninde ilerlediklerini belirten
Ülgü şunları dile getirdi: “Düzenlenen Yuvarlak
MasaToplantısı’nın da hepimiz için yararlı olacağını düşünüyorum. Sağlık sektörünün bilgi
ve iletişim teknolojileri çerçevesindeki ihtiyaçlarının karşılanması, organizasyonu, sistemlerin
karşılıklı işlerliğinin sağlanması, güvenli, hızlı,
pratik hareket yeteneklerinin kazandırılması
amacıyla öncelikle Genel Müdürlük rol ve süreçlerimizde, çalışmalarımızda; maliyet, etkinlik,
güvenlik, hız, bireysel iletişim, kurumsal yönetişim, sosyal medya, mobilite ön planda olacak.”
YAŞAMSAL DÖNGÜYÜ DIKKATE
ALAN YAKLAŞIMA SAHIBIZ
Standartlar konusunu gündeme getiren Ülgü,
kamu ve özel sektör iş birliğiyle bugüne kadar
iyi işler yapıldığını vurgulayarak bundan sonra
da iyi şeyler yapmak istediklerini ifade edip
kendilerine yeni ufuklar kazandıracak herkese
kapılarının açık olduğunu belirtti. Ülgü, ekip
üyelerinin de kendilerini ifade edebilmelerine
imkân sağlayacak ortamlar oluşturmaya çalıştıklarına dikkat çekerek “Son kullanıcıların
mutlaka daha ergonomik cihazlarla, ekranlarla, tasarımlarla sistemlerle buluşmalarını sağlamak bizim için önemli. Vatandaşlarımızın
da hastaneye ya da aile sağlığı merkezine
gelmeden önce hekimine ulaştırmak istediği
Sağlık Bilgi Sistemleri, uzun
erimli hedeflerle ilerliyor
bir mesajı olur mu diye sorup varsa mesajını
iletebileceği bir sistem oluşturmak istiyoruz.
Kişilerin kayıtlarını, güvenli kimlik doğrulama
mekanizmalarından geçtikten sonra kendilerine göstermek, kendi kayıtları üzerinde, düzeltme, silme, bloke etme gibi anayasal haklarını
kullanılabilmelerine imkân sunma hedefimiz
bulunuyor. Burada en önemli nokta; kayıtlara gerçek sahibinin ulaştığından yüzde yüz
emin olmak zorunda oluşumuz” dedi. Uzaktan
eğitim konusuna da değinen Dr. Mahir Ülgü,
uzaktan eğitim platformu da geliştirdiklerini,
test çalışmaları yaptıklarını dile getirdi. Önümüzdeki dönemlerde de; katılımcılık, şeffaflık
gibi yönetim yaklaşımlarının hepsini barındıracaklarını söyleyen Ülgü, konuşmasına şöyle
devam etti: “Sağlık bambaşka bir alan. Teknik,
hukuki tarafı bırakın, vicdani tarafından baktığımızda; insanımıza samimiyetle, şefkatle uzatılan elin parçası olmak, projelerimizi gerçek-
leştirirken, doğru planlamalar yapmak, kısa,
orta ve uzun vadeli hedeflerimizi belirlemek,
yaşamsal döngüyü dikkate alan bir yaklaşımla
ilerlemek istiyoruz.”
KARŞILIKLI IŞLERLIĞIN SAĞLANMASI
IÇIN STANDARTLAR ÖNEMLI
Sistemlerin karşılıklı işlerliği konusunu da masaya yatıran Ülgü, attıkları her adımda ‘interoperabilite’ ön şartı olduğunun altını çizerek
bunun için standartların önemine dikkat çekti.
Ülgü, “Tıbbi cihazlar bundan sonra elektronik
ortamla buluşabilir cihazlar olacak. Sağlık tesisleri içerisindeki sistemlerin bütünleşik yapıda çalışması kadar tesis dışındaki diğer sistemlerle de karşılıklı veri alış verişi söz konusu.
Bu çalışmaların tamamı yine ülkemiz insanına
daha iyi ve daha nitelikli hizmet sunmak suretiyle hasta güvenliğini ve dahi, çalışan güvenliğini sağlamak temelli çalışmalar olacak.
Hepimizin bildiği üzere Devlet; mevzuat ile
yönetilir. Mevzuatımızda da birtakım revizyonlar gerekiyor. Bunun da ön hazırlıklarını
yaptık, hukuk müşavirliğimizle paylaştık.
Sahaya yönelik düzenleme çalışmalarımız
var. Örneğin; hastanelerimizde yekpare bir
hastane bilgi yönetim sistemi kurma dönemini geride bırakıyoruz, artık bu sistemler uzmanlaşmak zorunda. Hasta, hastalık
yönetimi, ilaç, malzeme yönetimi, insan
kaynakları yönetimi, eğitim yönetimi, zaman yönetimi, malzeme yönetimi, bunların
hepsi başka başka uzmanlıklar haline gelecek. Hastane bilgi yönetim sistemlerinde;
bilgi, tecrübe kümeleri oluştu, diğer yandan
ihtiyaçlar da şekil değiştirdi, sistemler bulundukları katmandan daha derine inmeye
başladı. Daha derine inildikçe taşınan bilgi
kümesi artmaya başladı ve bu küme tek
bir hastane bilgi yönetim sistemi üzerinde
11
e-devlet
yuvarlak masa
Sağlık Bakanlığı Sağlık Bilgi Sistemleri Genel Müdürü
Dr. Mahir Ülgü
taşınamayacak kadar ağırlaştı, bu yüzden
uzmanlaşmak zorunda. Biz de bu alanı bu
yönde teşvik etmek istiyoruz. Bildiğimiz o
hastane bilgi yönetim sistemleri alımı kılavuzunu; alt uzmanlıklara dağıtılmış olarak
yeniden revize edip 2015 yılı içerisinde yayımlayacağız” şeklinde konuştu.
BIR ÇÖZÜM ORTAĞI GIBI
BAKACAĞIZ
Dr. Mahir Ülgü, yazılım üreten firmalardan
beklentilerini de şu şekilde aktardı: “Biz
kendilerinden, sadece bir yazılım değil, örneğin hasta kayıt ve kabul süreçlerini daha
etkin, daha verimli, daha hızlı şekilde sağlamak için kendi deneyimlerini, önerilerini de
bizimle paylaşmalarını istiyoruz. Bir yazılım
bir hastanede değil birden çok hastanede
çalışıyor. Dolayısıyla yazılım üreticilerinde
ciddiye alınması gereken bir tecrübe oluşuyor. Bunun içindir ki biz yazılım üreticilerimizden sadece yazılım değil danışmanlık
da almak istiyoruz. Yazılım üreticileri bizim
çözüm ortağımız gibi.
Diğer yandan, yeni projelerimiz mevcut.
Kişisel sağlık kayıtlarının vatandaşlarımızın
kendilerine açılması, radyolojik görüntülere uzaktan erişimin sağlanması çalışmalarımız devam ediyor. Yöneticilerimize pratik
kullanımı olan bir karar destek platformu
sunmak hedeflerimiz arasında bulunuyor.
Sağlık bilişim ağı projemiz önemli; Türk Te-
12
lekom ile Sağlık Bakanlığı arasında imzalanmış
protokol çerçevesinde bu çalışmaları yürütüyoruz. Bütün sağlık kuruluşlarını ve Bakanlık
merkezini sanal özel ağı üzerinden birbirleriyle haberleştirebilecek alt yapının kurulmasına
dair bir protokol bu. Yine ihtiyaç sahibi olan bütün merkez ve taşra birimlerine Elektronik Belge Yönetim Sistemi hizmeti sunmak görevimizin bir parçası. Kamu Hastaneleri Kurumu ile
birlikte performans ve karne değerlendirmelerini beraber yapmak istiyoruz.” Orta vadeli
planlarından da bahseden Ülgü, bunlardan bir
tanesinin, e-Devlet kapısını ve e-İmzayı daha
aktif kullanmak olduğunu ifade etti. “Çeşitli
üniversite ve araştırma kuruluşlarıyla iş birliği
yapmak, vatandaşlarımıza açık kapılarımızın
sayısını artırmak planlarımız arasında. Ulusal
sağlık bilişim standartları doküman taslağını
TSE ile birlikte oluşturduk. Bu taslak paydaşların görüşüne sunuldu. Buradan tekrar bütün
sektör oyuncularına seslenmek istiyorum: Bu
sadece Sağlık Bakanlığı’nın görevi değil, bakanlık burada koordinasyon rolü üstlenmek
zorundadır fakat sağlık bilişimi alanında rol almak isteyen herkesin bu konuda sorumluluğu
olduğunu iddia ediyorum. Bu konuda destek
istiyoruz” açıklamasını yapan Ülgü, uluslararası bazı projelerin paydaşı olduklarını da belirtip
yazılım sektörümüzün uluslararası pazara açılmasının sağlanması hedeflerinin altını çizdi.
YAZILIM ÜRETICILERIMIZ TEŞVIK
EDILMELI
Yerli yazılım üreticilerimizin çok iyi ürünler geliştirdiklerini vurgulayan Ülgü, yerli yazılımcıların teşvik edilmeleri gerektiğine de dikkat çekti ve konuşmasını şöyle detaylandırdı: “ Yerli
yazılımcıların dış pazara da açılması gerekiyor.
Yabancı yazılımcılar bizim ülkemize gelebiliyor,
herhangi bir engel, kotasyon bulunmuyor. Bizim yazılım sanayimiz de dışarıya gidebilmeli.
Bu aksiyonun içerisinde Sağlık Bakanlığı da
üzerine düşen görevi yerine getirmeli. Sonuçta bu ulusal ticaret stratejisi. Kendi başarılarımızı dile getirebilmekte de çok zorlanıyoruz.
Örneğin, Merkezi Hekim Randevu Sistemi,
ulusal ölçekte bir başka ülkede bulunmuyor.
İlaç Takip Sistemi’nin dünya üzerindeki üreticisi biziz. Bu başarılarımızı duyurmak da
görevimiz diye düşünüyoruz.” Sivil toplum
kuruluşlarıyla iş birliği yapma konusunda çok
istekli olduklarının altını çizen Ülgü, araştırma
kuruluşları ve üniversitelerin de iş birliği yapma isteklerine dahil olduğunu, nitelikli insan
kaynakları temini için üniversitelerle eğitim
programları geliştirmek istediklerini kaydetti
ve “Bununla ilgili her türlü teklife açığız, SGK
ve diğer ödeyici kuruluşlarla da iş birliği yapmak zorundayız. MEDULA ile de bütünleşik
bir sağlık bilgi sistemi oluşturmak istiyoruz”
dedi.
SAĞLIK TURIZMINE ÇOK ÖNEM
VERIYORUZ
Sağlık Bakanlığı olarak sağlık turizmine çok
önem verildiğine dikkat çeken Dr. Mahir
Ülgü, bu konuda bir genel müdürlüğün kurulmasının mümkün olduğunu dile getirdi
ve şunları ifade etti: “Eğer biz sağlık turizmi
merkezi olmak istiyorsak bunun çok önemli bir öğesi de elektronik sağlık kayıtları ve
dışarıdan gelen başka ülke vatandaşlarına
ait sağlık verilerinin karşılıklı değişimi altyapısının kurulması.”
KATMA DEĞERI BERABER ÜRETMEK
ZORUNDAYIZ
Sözlerine “İllerde sağlık bilgi sistemleri şubeleri bulunuyor. Sağlık bilgi sistemleri şubelerini aktive etmek istiyoruz. 2015 yılı içerisinde bu şube çalışanlarını belli dönemlerde
merkeze davet edip onlara eğitim vermek
ve taşrada il müdürlerimizin sağlık bilişimi
konusundaki ellerini güçlendirmek istiyoruz”
şeklinde devam eden Ülgü, bütün bilişim
projelerinin başarıya ulaşması için yönetici
desteğine ihtiyaç duyulduğunun altını çizerek, yönetici desteği yoksa projenin başarısızlığa uğrama ihtimalinin yüksek olduğunu
kaydedip şu açıklamayı yaptı: “Müsteşar
Yardımcımız Şuayip Birinci sağlık bilişimi
konusunda deneyimli bir yönetici ve tüm
çalışmalarımızda ciddi ölçüde desteğini
alıyoruz. Eğer bir katma değer üretilecekse, bunu mutlak surette beraber üretmek
zorundayız. Bunu sadece kişisel görüşüm
olarak söylemiyorum, bakanlığın duruşu olarak ifade etmek isterim. Ülkemiz insanına
hatta biraz daha ileri götürürsek dünyada
yaşayan herkese, daha hızlı, nitelikli, kaliteli
ekonomik bir sağlık hizmeti sunabilmek için
el ele tutuşmak zorundayız. Üniversitelerle, araştırma kuruluşlarıyla birlikte hareket
etmeliyiz. Çözüm ortaklarımıza kapımız her
zaman açık. Ben yüzyüze iletişimin önemine
inanıyorum.” Şehir hastanelerinde BT’nin
çok daha önemli olacağını ifade eden Ülgü,
bilişim altyapısı olmaksızın bu devasa yapıların yönetilemeyeceğini dile getirdi. “Bu
yapılar içerisinde hepimize önemli görevler
düşüyor” açıklamasını yapan Ülgü, Sağlık
Bilgi Sistemleri Genel Müdürlüğü olarak
kendilerine düşen görevin ‘koordinasyon
görevi üstlenmek’ olduğunu söyledi ve “Biz
üzerimize düşen her sorumluluğu şeffaf,
rekabete açık bir yapıda sürdürmeyi temel
prensibimiz addediyoruz. Üzerimize düşen
ne varsa, fırsat eşitliği, rekabet ortamı, şeffaflık, hakkaniyet zemininde yürümesi için
yapmaya hazırız. Güzellikleri de sıkıntıları da
paylaşalım. Bizden sonraki kuşaklar için de
iyi bir sağlık ortamı bırakalım” diyerek düşüncelerini katılımcılarla paylaştı.
e-devlet
13
e-devlet
yuvarlak masa
Sağlık.Net ile MEDULA’nın
bütünleştirilmesi devrim olur
Sağlık.Net Koordinatörü Gülseher Sanaç, sistemin vatandaşların
yaşam boyunca sağlık verilerinin depolanmasını sağlayan bir
elektronik kayıt sistemi olduğunu belirtti.
SağlıkNet’in büyük emek isteyen bir
proje olduğunun altını çizen Gülseher
Sanaç, şimdiye kadar elde edilen güzel
sonuçların bundan sonra da devam etmesi için çalışacaklarını kaydetti. Sanaç,
Sağlık.Net ile ilgili öncelikli olarak şunları
paylaştı: “Sağlık.Net tüm vatandaşları
kapsayan, her bireyin kendi bilgilerine
erişebildiği, bireyin doğumundan önce
başlayıp tüm yaşamı boyunca sağlığıyla ilgili verilerden oluşan işlevsel bir veri
tabanından oluşan, yüksek bant genişlikli ve tüm ülkeyi kapsayan bir iletişim
omurgasında paylaşılmasını temel alan
elektronik kayıt sistemidir. 1 Ağustos
2012 tarihinden beri sahada uygulanıyor.
Sağlık.Net’in temelinde ulusal sağlık veri
sözlüğü (USVS) bulunuyor. Teknoloji açısından web servis teknolojileriyle iletişim
kuruyor. USVS’ de yer alan veri elemanlarının karşılık değerleri Sağlık Kodları Referans Sistemi’nde (SKRS) yer alıyor. Bu
kapsamda SKRS; Sağlık.Net sistemi tarafından kullanılan ikinci büyük doğrulama
kaynağıdır. Sağlık.Net’ te veri elemanları
değerleri tüm sahada standartları sağlamak amacıyla SKRS sistemi üzerinde kod
ve kod değerleri olarak tutuluyor. SKRS
kodlarından en önemlileri: ICD10, SUT,
Adres, İlaç ve Aşı kodları olarak sıralanabilir. SKRS yönetim web uygulamaları,
SKYS web uygulamaları, çevrimiçi protokol web servisi, girişimsel işlemler web
servisi ve karar destek sistemlerinden
oluşuyor. İş kurallarıyla, daha doğru veriler toplamaya çalışıyoruz. Bu kurallardan
geçtikten sonra kişinin elektronik sağlık
kaydı oluşmuş oluyor.”
VERI MUTLAKA VERI
MADENCILIĞIYLE IŞLENMEK
DURUMUNDA
Ulusal sağlık veri sözlüğünün kapsamında, 7 adet gönderim paketi bulunduğunu
belirten Sanaç, sözlüğün güncellenmesiyle ilgili olarak da bilgi verdi: “Bakanlık
14
Gülseher Sanaç
makamından alınan bir onay sonucunda bir
komisyon oluşturuldu ve bu komisyon; Türkiye Kamu Hastaneleri Kurumu, Türkiye İlaç
ve Tıbbi Cihaz Kurumu, Sağlık Araştırmaları
Genel Müdürlüğü, Sağlık Hizmetleri Genel
Müdürlüğü, Saglik Bilgi Sistemleri Genel
Müdürlüğü ve Türkiye Halk Sağlığı Kurumu
yetkililerince belirli dönemlerde toplanıyor.
Veri setlerinin uygulanmasına, Sağlık.Net
kapsamına alınmasına karar verildikten sonra Sağlık.Net üzerinden bu veriler gönderilmeye başlanıyor. Son bir ay içinde gelen
gönderim paketi sayısı yaklaşık 120 milyon
civarında. Bunların içerisinden de 68 milyonu hatasız olarak Sağlık.Net’e kaydedilmiş
durumda.” Sağlık.Net’teki veri elemanları
değerlerinin tüm sahada standartları sağlamak amacıyla SKRS sistemi üzerinde kod ve
kod değerleri olarak tutulduğunu söyleyen
Sanaç konuşmasına şöyle devam etti: “ Bu
veriler ayrıca sahada web uygulamasıyla da
paylaşılmakta ve web servisleri aracılığıyla da yetki çerçevesinde bilgilere ulaşılabilmekte. Yönetim web uygulamamız,
Sağlık Net’in yönetimsel işlemlerinin
gerçekleştirildiği bir uygulama. Burada;
tüm SaglikNet kullanıcılarının (Bakanlık teşkilatı kullanıcıları ve tüm sağlık
kurum ve kuruluşlarına ait kullanıcılar )
tanımlanması, yetkilendirilmesi yapılabilmekte. Bunun yanı sıra ülke genelindeki
tüm vatandaşların Aile hekimliğine kayıt
işlemleri bu uygulama aracılığıyla gerçekleştiriliyor.” Sanaç, mevcut durum
hakkında da bilgi vererek “Sağlık.Net ile
sahadan veri toplanması için yasal düzenlemeler ve Sağlık.Net üzerinden veri
gönderecek firmaların akreditasyon çalışmaları da devam ediyor” açıklamasını
yaptı. Bakanlık sağlık politikalarının geliştirilmesine katkı sağlamak için veri madenciliği ve analizi yaklaşımının etkin bir
şekilde kullanılmasına ihtiyaç olduğuna
vurgu yapan Sanaç, “Bu noktadan sonra
bu kadar veri mutlaka veri madenciliğiyle
işlenmek durumunda. Vatandaşlarımıza
ait sağlık verilerinin oluştuğu kaynak sağlık kurum ve kuruluşları olup bu verilerin
kaynağından tek bir merkezde toplanmasına ihtiyaç bulunuyor. Bu nedenle Sağlık.Net ile MEDULA sisteminin e-Devlet
çatısı altında bütünleştirilmesi gerçekten
bir devrim olur diye düşünüyorum. Sağlık
kuruluşları için bilgilendirme toplantıları
yapmak ve Sağlık.Net sistemi üzerinde
saha ihtiyaçlarını gözden geçirmek gibi
planlarımız bulunuyor. Sistemdeki veri
güncellik oranını da artırmaya ihtiyacımız
olduğunun farkındayız. SGK’da toplanan
geri ödeme verileriyle Sağlık.Net verileri arasında bütünleştirme sağlanmalı.
Ulusal sağlık veri sözlüğünün kurulmuş
olan komisyon tarafından tekrar gözden
geçirilmesine de ihtiyaç olduğunu düşünüyoruz. Ayrıca, Bakanlık olarak ülke
yararına kullanılacak sağlık stratejilerini
geliştirebilmek ve ulusal elektronik sağlık
sistemini oluşturmak adına tüm sağlık
kurum ve kuruluşlarından kaydetmiş oldukları sağlık verilerini Saglik.Net sistemine göndermeleri hususundaki duyarlılığın artmasını beklemekteyiz.” diyerek
sözlerini tamamladı.
Başlık
e-devlet
e-devlet
yuvarlak masa
MHRS, Türkiye’nin en
büyük çağrı merkezi
operasyonu
MHRS Koordinatörü Hayati Tartan, Sağlık Bakanlığı’nın gözde
projesi Merkezi Hekim Randevu Sistemi / MHRS’yi ve 2015 yılı
planlarını anlattı.
MHRS projesine başlangıcından bu yana
hizmet verdiğini dile getiren Hayati Tartan,
Sağlık Bakanlığı’nın yaptığı yatırımlarla
bölgesel istihdama da katkı sağlayan bu
projenin geçmişte hantal olarak işleyen
hastane randevu işlerini bir düzene soktuğunu belirterek, Sağlık Bakanlığı’nın gözde
projelerinden birisi haline geldiğini kaydetti. Tartan, MHRS ile ilgili olarak şu bilgileri
verdi: “Türkiye’nin kamuda ve özelde en
büyük çağrı merkezi operasyonu toplamda
3514 çalışanıyla MHRS tarafından yürütülüyor. MHRS’de vatandaşlarımız en çok çağrı merkezi hizmetlerini tercih ediyor. Şöyle
ki; ALO 182 çağrı merkezimiz üzerinden
randevu alma oranı yüzde 60 düzeyinde...
Vatandaş memnuniyetini önemsiyoruz.
Bu yüzden proje hem işleyiş hem de istihdam bakımından devasa bir boyut alıyor.
Toplamda 50 bini aşan uzman ve aile hekimi bu sistemde vatandaşlarımıza hizmet
veriyor. Bugünkü istatistiklere baktığımızda
yaklaşık 46 milyon vatandaş en az bir defa
MHRS’yi kullanarak hastane randevusunu aldı. ‘MHRS Web Portal’da (mhrs.gov.
tr) yaklaşık 25 milyon vatandaşımız üyelik
oluşturdu.”
MHRS’NIN KATTIĞI
DEĞERLER ÖNEMLI
Tartan, hastane randevu hizmetlerinin
AB standartlarında kabul gören 20 temel
kamu hizmetinden biri olduğunu vurguladı ve kamu hizmetleri sunumu noktasında MHRS’nin, yüzde 99,2 gibi yüksek
bir çalışabilirlik oranına sahip olduğunu
belirtti ve konuşmasına şöyle devam etti:
“2010 yılının şubat ayında Kayseri’de ve
Erzurum’da başlattığımız MHRS pilot uygulaması, 2012 yılının mart ayında sisteme
son olarak İstanbul’un da eklenmesiyle 81
ilde hizmet vermeye başladı. 2011 yılı içinde ilk büyük çağrı merkezi yatırımı yapılarak
toplam kapasitesi 1000 kişi olan MHRS Erzurum çağrı merkezi kuruldu. Yine bütün
çağrı merkezleri yatırımları 2011-2014 yılları
arasında gerçekleştirlerek bugün itibariyle
Ankara, Adıyaman, Bingöl, Bitlis, Edirne
16
Hayati Tartan
ve Erzurum illerinde MHRS Çağrı merkezleri
faaliyete girmiş oldu. Çağrı merkezi yatırımlarıyla eş zamanlı olarak, 2011 ortalarında web
portalımız mhrs.gov.tr’yi hizmete dâhil ederek internetten randevu alma olanağını sağlamış olduk. 2013 yılının başında da ‘MHRS
Mobil’i hizmete sokarak bütün iletişim kanallarında vatandaşların MHRS’yi kullanabilmelerini sağladık. Ayrıca MHRS’de hizmet
veren hekimlerimize de hastalarına randevu
oluşturabilmeleri için gerekli düzenlemeleri
yaptık. 2013 temmuz ayında aile hekimliğini
de MHRS kapsamına aldık. Vatandaşlarımız
sadece hastanelerde uzman hekimlerden değil aile hekimlerinden de randevu almaya, eş
zamanlı olarak aile hekimlerimiz de vatandaşlara kendi hastalarına hastaneler için randevu
vermeye başladı.” MHRS’nin kamu hizmetlerine kattığı belli başlı değerlerden söz eden
Tartan şunları kaydetti: “Bu değerler somut
olduğu kadar soyut unsurlar da içeriyor. Bu
unsurların en başında zaman yönetimi geliyor. Sağlık Bakanlığı’nın kamu yararına
kurmuş olduğu bu sistem, zamanı doğru
kullanmayı amaç edinerek çağın gereklerine uygun bir sağlık modelinde, yenilikçi
bakış açısıyla ve esnek bir altyapıyla kendi
standartlarını koydu. Dünya standartlarına
göre hastaya ayrılan ideal muayene süresi
15-20 dakika arasında iken MHRS sisteminde bu süre 10’ar dakikalık sürelere bölündü. Hekim sayımız arttıkça bu sürenin
uzayarak dünya standartlarına ulaşacağına
inanıyoruz.” Tartan, MHRS hizmet kanallarıyla ilgili olarak da şu bilgileri paylaştı:
“Çağrı merkezleri, internet ve 3 ayrı kanaldan vatandaşlarımıza randevu verebilmekteyiz. ALO 182’de 3264 operatörümüz,
vatandaşlarımıza 7/24 hizmet veriyor. ALO
182 çağrı merkezlerimiz 5 farklı ilimizde
kuruldu. Ortalama randevu verme süresi 2
dakika. Web portalımız üzerinden de yaklaşık 66 milyon randevu alımı gerçekleştirildi. İnternet üzerinden randevu alınması
ise ortalama 90 saniye sürüyor. 2013 başında, bütün mobil işletim sistemleri üzerinde çalışan MHRS Mobil uygulamasını
hizmete aldık, bugüne kadar da yaklaşık
6 milyon randevu verdik.”
KURUMSAL ITIBAR
YÖNETIMIMIZI SAĞLIYORUZ
Hayati Tartan, vatandaşların MHRS ile ilgili
davranış modellerini ölçtüklerinin altını çizip birimin medya takibi de yaptığını ifade
ederek “Halkla ilişkiler birimimiz gelişmeleri anında raporluyor. MHRS’yi vatandaşın
gözünden de değerlendiriyoruz. Böylece
kurumsal itibar yönetimimizi sağlamaya
çalışıyoruz” şeklinde konuştu. Tartan,
“Buna ek olarak, itibarın oluşmasında
MHRS Yardım Masası önemli rol oynuyor; bu bir çözümleme masasıdır. Burada
MHRS ile ilgili her türlü teknik destek, sorun bildirimi, bilgi talebi gibi işler yapılıyor.
Biz erişilebilirliğin önemini çok iyi biliyoruz.
Gerek hastanelerimiz gerek yazılım firmaları veya vatandaşlarımız bir bilgiye ihtiyaç
duyduklarında bize erişmeleri çok önemli. Bu nedenle ilk icraatlarımızın başında
Yardım Masası’nın kurulması geldi. 2015
yılında, hekim muayene kontenjanının
yüzde 50’inin üzerine çıkması için MHRS
Yönergesi üzerinde çalışmalar yapacağız.
MHRS sözleşmelerinin yenilenmesi için
çalışacağız. Engelli ve yaşlı gruplarımıza
randevuda öncelik sağlayacağız. Web
uygulamamıza yabancı dil desteği getireceğiz. 2015 yılı içinde, asker hastaneleri
de sistemimize dâhil olacak, bunun çalışmaları yürütülüyor. Halkla ilişkiler birimimiz vatandaşı bilinçlendirme çalışmaları
yapacak. Ulusal ve uluslararası ödüller ve
yarışmalara katılım sağlayarak vizyonumuzu ortaya koyacağız” diyerek gelişmeleri
ve hedefleri aktardı.
Başlık
ÇKYS, yeni
bütünleştirmelere
gidiyor
Bakanlık Müşaviri Okan Şen, Çekirdek Kaynak Yönetim Sistemi /
ÇKYS’nin özünde bir ERP projesi olduğunu söyledi ve değişim
yönetiminin önemini vurguladı.
Konuşmasının başında iletişimin önemine
özellikle dikkat çeken Okan Şen, “İletişim
çağındayız, bilişim dünyasındayız diyoruz;
bu dünyada en önemli kavram iletişim.
Özellikle Daire başkanlığımıza bağlı olan
birimlerde, biz tamamıyla son kullanıcılara hitap ediyoruz. İletişim yapmadan,
bir şey iletmeden, iletim almadan yazılım
süreçlerimizi yürütmemizin imkânı yok”
dedi. Şen, ERP yazılımları için değişim
yönetiminin hayati önemi olduğunu belirterek ÇKYS ile ilgili şu bilgileri aktardı:
“ÇKYS özünde bir ERP projesi. Sistem,
insan, malzeme, özel sağlık kuruluşları
ve yatırım kaynaklarını yönettiğimiz 4
ana modülden oluşuyor. Kaynaklarımızı
yönetiyoruz, tüm kaynaklarımıza ait kayıtlar tutuyoruz. Bu kaynaklar üzerinden
yapılacak bir planlama ise, çok daha uzun
vadeli, çok daha kapsamlı analizler sonucu yazılım üzerinde yapılacak çalışmaları
içeriyor. Sağlık Bakanlığı’nda çalışan bütün devlet memurları ve yeni getirmiş olduğumuz düzenlemeyle taşeron şirketler
üzerinde çalışan tüm çalışanlar - temizlik
ve güvenlik görevlileri de dahil olmak
üzere İnsan Kaynakları Yönetim Sistemi
/ İKYS’ye kaydedilebiliyor.”
Okan Şen
lar elde etti. SKYS ( Özel Sağlık Kuruluşları
Yönetim Sistemi) ile özel sağlık kuruluşlarının ruhsatlandırma, kadro ve faaliyet süreç-
e-devlet
leri gerçekleştiriliyor. SKYS kapsamında
doktor ve kadro bilgilerimiz eksiksizdir.
Bunun yanında şu anda tam olarak hayata geçmemiş olmakla beraber, yardımcı
sağlık personelinin bilgileri de tutulmaya
başlandı. İKYS de dahil olmak üzere işte
bu 4 konu bizim kaynağını yönettiğimiz
sistemlerdir.” Yeni bütünleştirmelere
gittiklerini de ifade eden Şen, şu anda
ÇKYS ile EBYS’nin bütünleştirilmelerinin
gündemde olduğunu belirtti. Adli Sicil ve
İstatistik Genel Müdürlüğü ile bir protokol
imzaladıklarını da söyleyen Şen, “Etkin
bir loglama çerçevesinde atamaları yapılacak kişilerin adli sicil belgelerine ulaşılabiliyor. Türkiye’de bununla bütünleşen ilk
kurum biziz. MEDULA ile zaten sistemlerimiz sürekli iletişim halinde. MERNİS
projsi ile bütünleşiğiz. Ayrıca elektronik
imza kapsamında TÜBİTAK ile e-Reçete
konusunda bütünleştirmemiz mevcut”
şeklinde konuştu. “Değişim yönetimi her
şeydir” diyen Şen, “Bazen sistemi işletme boyutu bilişim dünyasında göz ardı
ediliyor. Sadece sistem kurmaya önem
veriliyor. Biz bunu aşmış durumdayız. Bir
milyon dolarlık yatırım yapıp bir işletme
kursanız onu işletemedikten sonra bir işe
yaramaz. İhtiyaçlarınız mutlaka değişiyor.
Sahadan doğru geri bildirim almanız gerekiyor, bu sistemin nereye doğru evrileceği ne yapılacağı nasıl bir sistemde veya
modülde değişiklik yapılacağı bilgisini siz
bilmiyorsunuz çünkü verinin sahibi siz
değilsiniz. Sadece verinin yönetiminden
sorumlusunuz. O zaman ne yapacağız?
Teşkilatlarla ve özellikle kullanıcılarımızla iyi iletişim içerisinde olacağız. Çağrı
merkezi mekanizmasını etkin işleteceğiz.
Yüklenicilerimizle çağrıyı yönlendirecek
mekanizmalarımız, yazılımlarımız olacak.
Biz hepsini hayata geçirmiş durumdayız.
Sisteminizi yönetebilmek; devam ettirebilmektir, sürdürülebilmektir” açıklamasını yaptı.
SISTEMINIZI YÖNETEBILMEK,
SÜRDÜREBILMEKTIR
YTS’yi; yatırım takip sistemi olarak açıklayan Şen, bunun büyük bir proje olduğunu
ifade ederek, bakanlığa ait tüm taşınmazların coğrafi lokasyonlarına varıncaya kadar tüm özelliklerinin kayıt altına alındığı
bir sistem olarak açıkladı. Şen, konuşmasını şöyle sürdürdü: “Taşınmaz dediğimiz
zaman onlarla ilgili coğrafi bilgi sistemleriyle de bütünleşik çalışmalardan bahsediyoruz. MKYS (Malzeme Kaynakları
Yönetim Sistemi) tüm malzeme kaynağımızın yönetildiği sistemdir. Bakanlığımız,
bu sistem sayesinde yadsınamaz kazanç-
17
e-devlet
advertorial
Medikal Görüntüleme
ve Arşivleme Çözümleri
Buluta Taşınıyor
Microsoft’un bulut bilişim çözümü sayesinde sağlık
sektöründeki yüksek boyutlu kayıtların depolanması,
yönetilmesi ya da paylaşılması sorun olmaktan çıkıyor.
G
eleneksel medikal görüntüleme
ve arşivleme sistemlerinde (PACS)
veriler, sağlık kurumları tarafından
yönetimi ve paylaşımı zor, yüksek maliyetli
dahili depolama alanlarında saklanıyor.
Bu sağlık verilerinin dahili sistemlerde
tutulması, hastaların farklı sağlık kuruluşları ve/veya hekimler ile hizmet almasını
zorlaştırıyor. Bu geleneksel yapılar aynı
zamanda hassas sağlık verilerinin tek
merkezden takip edilmesi, yorumlanması
ve benzer nitelikli hastalarda olumlu sonuçlanmış teşhis ve tetkiklerin hızlı paylaşımının önüne geçiyor.
BULUT ILE TASARRUF SAĞLANIYOR
yükü azaldığı için memnuniyetleri de artıyor.
Microsoft’un bulut entegre depolama sistemleri ile önerdiği çözüm, farklı coğrafi konumlarda üretilen kritik medikal verilerin güvenilir,
esnek ve düşük yatırım maliyet avantajı sunan
bir altyapıda saklanmasını, daha da önemlisi
bu verinin kolay erişilebilir ve yönetilebilir olmasını sağlıyor.
MEVCUT YATIRIMLAR
KORUNUYOR
Hastanelerde mevcutta kullanılan sistemler
(PACS, HBYS gibi sistemler) ile uyumlu, tüm
verinin merkezden yönetilebilmesini sağlayan
çözüm, çok hızlı bir şekilde hayata geçirilebiliyor.
“Bulut Entegre Medikal Görüntüleme ve Arşivleme Çözümü” ile kurumlar güven içerisinde işlerini sürdürürken zaman ve maliyet
tasarrufu sağlıyorlar. Bununla birlikte sağlık
kuruluşunda verim artarken, çalışanların iş
Microsoft Bulut altyapısı kullanılarak, büyük
veri ölçeğinde karar destek ve iş zekası çözümlerinin, yüksek ölçekli altyapı yatırımları
gerektirmeden hızlı ve kolay bir şekilde hayata
geçirilmesi mümkün.
Bulut Entegre Depolama Nedir?
Bulut Entegre
Depolama Nedir?
B
ulut entegre depolama sistemi, dahili depolama olanağının (SSD, SAS) yanı sıra Microsoft
bulutunu dahili bir katman gibi kullanan, yönetimi kolay, güvenilir depolama çözümü sunuyor.
Bulut entegre depolama çözümleri, uygun senaryolarda, toplam sahip olma maliyetlerini %60%70 oranında düşürüyor.
18
Başlık
BULUT ENTEGRE
DEPOLAMA
ÇÖZÜMÜ:
STORSIMPLE
e-devlet
Microsoft bulut entegre depolama çözümü StorSimple katmanlama (tiering),
sıkıştırma (compressing), tekilleştirme
(de-duplication) ve şifreleme (encryption) özelliklerinin tümünü içerisinde
barındırıyor. Son katman olarak Microsoft Bulut’unu kullandığı için sınırsız bir
genişleme imkanı sağlıyor. Bu sayede
kritik sağlık verilerini, düşük maliyetlerle, uzun zaman saklama fırsatı sunuyor.
BULUT ENTEGRE
DEPOLAMA NEDIR?
Bulut entegre depolama sistemi, dahili
depolama olanağının (SSD, SAS) yanı
sıra Microsoft bulutunu dahili bir katman gibi kullanan, yönetimi kolay, güvenilir depolama çözümü sunuyor. Bulut
entegre depolama çözümleri, uygun
senaryolarda, toplam sahip olma maliyetlerini %60-%70 oranında düşürüyor.
Neden Bulut Bilişim?
GÜVENILIR
• HIPAA
• ISO 27001/27002
• SOC 1/SSAE 16/ISAE 3402 ve SOC 2
• FIPS 140-2
• Bulut Güvenliği İttifakı CCM
• FedRAMP
• FISMA
• FBI CJIS (Azure Devlet Kurumları)
• PCI DSS Düzey 1
• İngiltere G-Cloud
• Avustralya Devlet Bilgi Güvenliği
Kayıtlı Denetçiler Programı (IRAP)
• Singapur MTCS Standardı
• AB Model Sözleşme Maddeleri
• Gıda ve İlaç Kurumu (FDA)
21 CFR Kısım 11
• FERPA
• CCCPPF
• MLPS
ESNEK VE YEDEKLI
• Her iş yüküne uygun olarak esneyebilen
altyapı
• Hazır dahili ve coğrafi yedeklilik
ENTEGRE VE ERIŞILEBILIR
• Mevcut sistemlere (DICOM, XDS, XDS-I,
WADO, MINT, RESTful, HL7) uyumlu
• Her yerden kolayca erişilebilir
DÜŞÜK MALIYETLI
• Geleneksel veri depolama çözümlerine kıyasla düşük maliyetli
sistemlerinde (PACS) veriler, sağlık kurumları tarafından yönetimi ve paylaşımı zor, yüksek maliyetli dahili depolama
alanlarında saklanıyor.
Bu sağlık verilerinin dahili sistemlerde
tutulması, hastaların farklı sağlık kuruluşları ve/veya hekimler ile hizmet almasını zorlaştırıyor. Bu geleneksel yapılar
aynı zamanda hassas sağlık verilerinin
tek merkezden takip edilmesi, yorumlanması ve benzer nitelikli hastalarda
olumlu sonuçlanmış teşhis ve tetkiklerin
hızlı paylaşımının önüne geçiyor.
BULUT ILE TASARRUF
SAĞLANIYOR
Microsoft’un bulut entegre depolama
sistemleri ile önerdiği çözüm, farklı
coğrafi konumlarda üretilen kritik medikal verilerin güvenilir, esnek ve düşük
yatırım maliyet avantajı sunan bir altyapıda saklanmasını, daha da önemlisi bu
verinin kolay erişilebilir ve yönetilebilir
olmasını sağlıyor.
“Bulut Entegre Medikal Görüntüleme ve
Arşivleme Çözümü” ile kurumlar güven
içerisinde işlerini sürdürürken zaman ve
maliyet tasarrufu sağlıyorlar. Bununla
birlikte sağlık kuruluşunda verim artarken, çalışanların iş yükü azaldığı
için memnuniyetleri de artıyor.
MEVCUT YATIRIMLAR
KORUNUYOR
Hastanelerde mevcutta kullanılan sistemler (PACS, HBYB gibi sistemler) ile
uyumlu, tüm verinin merkezden yönetilebilmesini sağlayan çözüm, çok hızlı
bir şekilde hayata geçirilebiliyor.
Microsoft Bulut altyapısı kullanılarak,
büyük veri ölçeğinde karar destek ve
iş zekası çözümlerinin, yüksek ölçekli
altyapı yatırımları gerektirmeden hızlı
ve kolay bir şekilde hayata geçirilmesi
mümkün.
BULUT ENTEGRE DEPOLAMA
ÇÖZÜMÜ: STORSIMPLE
Microsoft bulut entegre depolama
çözümü StorSimple katmanlama (tiering), sıkıştırma (compressing), tekilleştirme (de-duplication) ve şifreleme
(encryption) özelliklerinin tümünü içerisinde barındırıyor. Son katman olarak Microsoft Bulut’unu kullandığı için
sınırsız bir genişleme imkanı sağlıyor.
Bu sayede kritik sağlık verilerini, düşük maliyetlerle, uzun zaman saklama
fırsatı sunuyor.
Detaylı bilgi almak için : Esra Tuğçe Ergun [email protected]
19
e-devlet
yuvarlak masa
77 milyon vatandaşın sağlık
verisi bize emanet
Bilgi Güvenliği Yönetim Sistemleri Birim Sorumlusu Dilek Karakaya, yapılması gereken en önemli
işin; Sağlık Bakanlığı bilgi güvenliği standartlarının hazırlanması ve denetim sisteminin kurulması
olduğunu dile getirdi.
Sağlık Bilgi Sistemleri Genel Müdürlüğü
olarak bilgi güvenliği çalışmalarına başlarken 77 milyon vatandaşın sağlık verisinin
kendilerine emanet edildiğinin ve bu emanetin gerekliliklerini yerine getirmelerinin
bilincinde ve farkında olduklarını ifade eden
Dilek Karakaya yaşadıkları süreci şöyle
anlattı: “Genel Müdürlüğümüzde ilk kez
2013 yılında bilgi güvenliği birimi kuruldu.
ISO 27001 bilgi güvenliği yönetim sistemi
(BGYS) standardına uyumlaşma planı hazırladık. Bilgi Güvenliği Komisyonumuzu
kurduk, çalışma gruplarımızı oluşturduk
ve çalışmalara başladık. Öncelikle mevcut
durum analizini tamamladık. Bu raporu Genel Müdürlük onayına sunduk. İyileştirme
gerektiren alanlarla ilgili birtakım faaliyetler
planladık. ISO 27001 BGYS süreci için gerekli dokümantasyon sistemini hazırlamaya başladık. Bununla ilgili 30 farklı konuda
politika, 23 farklı konuda prosedür, 20 tane
prosedürleri destekleyici form, 11 farklı
konuda liste, 2 farklı konuda sözleşme ve
26 farklı görev tanımı ortaya çıkmış oldu.”
GÜVENLIĞIN EN ÖNEMLI AYAĞI
FARKINDALIK OLUŞTURMAK
Karakaya, bilgi güvenliğinin en önemli aşamalarından bir tanesinin farkındalık eğitimleri olduğuna dikkat çekti. Bilgi güvenliği
ekibi olarak 5 farklı oturumda bütün genel
müdürlük çalışanlarına bilgi güvenliği farkındalık eğitimleri vererek süreci başaltttıklarını
ifade eden Karakaya, “Her türlü donanım
ve yazılım desteğiyle güvenliğin sadece
yüzde 20’sinin sağlanabileceği gerçeğiyle
karşı karşıyayız ve bunun yüzde 80’i son
kullanıcı bilinciyle yakından igili” dedi ve
konuşmasını şöyle sürdürdü: “Konunun
en önemli ayağı farkındalık oluşturmak,
kullanıcı bilincini geliştirmek. Bu nedenle ilk
eğitimlerimizi genel müdürlüğümüz içinde
gerçekleştirdik. Daha sonra bilgi güvenliği
faaliyetlerimizi paydaşalarımıza duyurabilmek için http://bilgiguvenligi.saglik.gov.tr/
sitesini kurduk. Şu anda web sitemiz yaklaşık olarak ayda 4 bin kişi tarafından ziyaret
ediliyor. Bu sistem içerisinde dokümanlarımızı paylaşıyoruz, genel müdürlük içerisin-
20
Dilek Karakaya
deki dokümantasyon sistemimizi yönetiyoruz.
Yaptığımız faaliyetleri, birtakım örnek videoları
yine bu site üzerinden paylaşıyoruz” Dış tetkik
sürecini tamamladıktan sonra sertifika almaya
hak kazandıklarını aktaran Karakaya, sürecin
gerçekten çok uzun ve yorucu, bir o kadar
da öğretici olduğunu dile getirdi. Karakaya,
Çubuk Devlet Hastanesi’nde pilot çalışmaya
başladıklarını, Kırşehir Kamu Hastaneleri Birliği
Genel Sekreterliği’nin de ağustos ayında böyle
bir çalışma yapmak istediklerine dair talepte
bulunduğunu kaydederek konuşmasını şöyle
sürdürdü: “Bütün bunlar devam ederken bir taraftan da Bilgi Güvenliği Politikaları Yönergesini, Bilgi Güvenliği
Politikaları Kılavuzunu çıkardık. 11
ilde 800 bilgi güvenliği yetkilisine
yönelik Bakanlığımızın bilgi güvenliği politikaları hakkında bilgilendirme seminerleri planladık.
Şu ana kadar 23 ilden yaklaşık
250 kişi bu seminerlere katıldı
ve seminerlerimiz devam ediyor.
En önemli iş; Sağlık Bakanlığı bilgi
güvenliği standartlarının hazırlanması.
2015 yılında 11 merkez ilde bilgi güvenliği
politikaları seminerlerini, en az bir hastanenin
27001 uyumlaşma sürecini tamamlamak ve
bilgi güvenliği kılavuzunun ikinci versiyonunu
yayımlamak istiyoruz.” Gerçek anlamda bilgi
güvenliğiyle ilgili bir takip yazılımının olmadığına dikkat çeken Karakaya, sunulan birtakım
paketlerde; sistem yönetimini, iş sürekliliğini
yönetebilecek bir modül olmadığını dile getirdi ve bilişim firmalarının, bu işin yönetsel tarafına da yönelmeleri gerektiğine vurgu yaptı.
e
Başlık
-devlet
KATILIMCI LISTESI
Hastalar kişisel sağlık
verilerine erişebilecek
Daire Başkanı Şahin Aydın, Sağlık Bilgi Sistemleri Genel
Müdürlüğü’ndeki yeni projeleri katılımcılarla paylaştı ve uluslararası
standartların önemine dikkat çekti.
Sağlıkta en önemli projelerden birinin Ulusal Sağlık Sistemi olduğunu aktaran Şahin
Aydın, planlarına dair şu bilgileri verdi: “Bu
sistemle, hastalar e-Devlet kapısı üzerinden
güvenli giriş yaptıktan sonra veya kendi aile
hekimleri üzerinden tanımlama yaptırarak
almış oldukları şifreyle uygulama sonuçlarına ulaşabiliyor. Bu yol ile hastalar kendi
sağlık verilerine yani kullandıkları ilaçların
bilgilerinden geçirdikleri operasyonlara,
hastalık geçmişlerine, kendilerini muayene
eden hekimlere ve hastanelerde tetkiklere
erişebiliyor. Başka bir projemiz de; Tele-Tıp
ve Teleradyoloji Sistemi ki hekimler hangi
hastanede çekilmiş olursa olsun kendi hastalarının tıbbi görüntülerine hastanelerden
ulaşabiliyor. Aynı zamanda başka meslektaşlarından hastaların tıbbi görüntüleriyle
ilgili fikir almak isteyen bir hekim, Tele-Tıp
sistemi üzerinden çevrimiçi bağlantı kurarak aynı görüntü üzerinde, aynı anda karşılıklı görüş alışverişinde bulunabiliyor.”
STANDART KOD ŞEMASI YAPACAĞIZ
Sağlık bilişim standartlarının oluşturulmasına yönelik çalışmalara devam ettiklerini
kaydeden Aydın, “Bu konuda uluslararası
bir standart olan LOINC kodlarını Türkçeleştirerek, sağlık uygulama tebliğindeki
kodlarla eşleştirdik. Bu sayede hastanın
tetkikleri tek bir standartta toplanarak verilerin karşılaştırılmasında ve farklı hastanelerde tetkiklerin istenmesinde ortak bir
dil kullanılması sağlanıyor. Farklı
hastanelerde yaptırılan tıbbi
testlerin, Ulusal Sağlık Sistemi üzerinden karşılaştırılabilmesinin tek yolu
testlerle ilgili standart bir
yapının olmasıdır. Her bir
testin hem ulusal hem
de uluslararası platformda tek bir kimliği olacak.
Uluslararası standartlara
büyük önem veriyoruz. Bu
kapsamda ‘Bilişim Terimleri ve
Kısaltmalar Sözlüğü’ çalışmaları-
Şahin Aydın
mızı da sürdürüyoruz” açıklamasını yaptı.
Şahin Aydın, VPN projesinden de bahsederek konuşmasını şöyle tamamladı: “Kapalı
devre sağlık bilişim ağı kuruyoruz. Bunun
sayesinde ÇKYS, MKYS, Sağlık.Net ile MEDULA ile de bütünleşik bir hat kurarak tüm
verilerin internet bulutu üzerinden değil kapalı güvenli bir tünel üzerinden gitmesini
sağlayacağız. Sonuç olarak
hem hız hem de veri
güvenliği sağlamayı planlıyoruz.”
KURUM
İSİM- SOYİSİM
SAĞLIK BAKANLIĞI DR. MUSTAFA MAHİR ÜLGÜ
SAĞLIK BAKANLIĞI
KADER KAYA
SAĞLIK BAKANLIĞI
GÜL KUZEY
SAĞLIK BAKANLIĞI
EVRİM BALTACI
SAĞLIK BAKANLIĞI
ESRA MUŞ
SAĞLIK BAKANLIĞI
DİLEK KARAKAYA
SAĞLIK BAKANLIĞI
MEHMET ÇAVLAMAZ
SAĞLIK BAKANLIĞI
DUYGU KAZANCI
SAĞLIK BAKANLIĞI
GÜLSEHER SANAÇ
SAĞLIK BAKANLIĞI
NURDAN KAYA
SAĞLIK BAKANLIĞI
FATİH GÜNER
SAĞLIK BAKANLIĞI
HAYATİ TARTAN
SAĞLIK BAKANLIĞI
OKAN ŞEN
SAĞLIK BAKANLIĞI
BURAK GÜLER
SAĞLIK BAKANLIĞI
UĞUR KAYA
SAĞLIK BAKANLIĞI
BEKİR SAMİ KISAER
SAĞLIK BAKANLIĞI KAMU
HASTANELERİ KURUMU
YUSUF KARA
SAĞLIK BAKANLIĞI KAMU
HASTANELERİ KURUMU İREM MÜHÜRCÜ
SAĞLIK BAKANLIĞI TÜRKİYE
HALK SAĞLIĞI KURUMU
DR. DENİZ ÇAKMAK
SAĞLIK BAKANLIĞI TÜRKİYE
HALK SAĞLIĞI KURUMU
ENVER KILIÇ
FUJİTSU
ALİ KANÇAL
FUJİTSU
AHMET KARDAŞ
FUJİTSU
ARZUGÜL GEZBUL
HAVELSAN
TAYFUN ÖZGÜDER
HAVELSAN ÜMİT ÇORBACIOĞLU
HAVELSAN ERAY KILIÇ
McAfee
SİNE KUMRULU
McAfee
SERKAN KIRMIZIGÜL
MİCROSOFT
TOLGA T. TUNCER
MİCROSOFT
HAKAN AKAN
MİCROSOFT
GERAY AKTİMUR NetApp
BURAK KOÇ
NetApp
ÖZDEN SİCİM
NETAŞ
ALTAY DOĞU
NETAŞ
GONCA SEZENER
NETAŞ
ZEYNEP ÖZGÜN
NETAŞ
BÜLENT MÜSELLİM
ORACLE
UTKU KAYA
ORACLE
ÖZGE VARIŞ
TERADATA
ALİ RIZA KUYUCU
TERADATA
NUROL ALACAATLI
TERADATA
BURAK BİÇEN
TERADATA
NURAN BORAN
TURKCELL GLOBAL BİLGİ
EMRE TAVŞANCIL
TURKCELL GLOBAL BİLGİ
SERKAN ŞENYUVA
TURKCELL GLOBAL BİLGİ
EGEMEN ÇAĞLAR YEDİEL
TURKCELL GLOBAL BİLGİ
ELİF ÇAKMUR
TURKCELL GLOBAL BİLGİ
ELİF ZÜHRE ÇAKMUR
TÜRK TELEKOM
HAKAN İNANIR
TÜRK TELEKOM
MURAT AKBULUT
TÜRK TELEKOM
MURAT ERASLAN
TÜRK TELEKOM
ONUR ÖZYAZICIOGLU
TÜRK TELEKOM
FATİH HİKMET KELEŞ
VODAFONE
CEYDA SÜER
VODAFONE
KEREM SEÇİLMİŞ
VODAFONE
NAZLI ODABAŞI
VODAFONE/ARTI SAĞLIK
DR. HÜSEYİN KURT
BTHABER
AYHAN SEVGİ
BTHABER
SEDEF ÖZKAN
BTHABER
HANDAN AYBARS
BTHABER
NURŞEN USTA
21
e-devlet
yuvarlak masa
Halk Sağlığı Bilgi Sistemi
büyük bir proje
Türkiye Halk Sağlığı Kurumu Daire Başkanı Enver
Kılıç, Sağlık Bilgi Sistemleri Genel Müdürlüğü ile
gerçekleştirdikleri projeleri aktardı.
Sağlık Bilgi Sistemleri Genel Müdürlüğü ile birlikte çalışmaktan büyük keyif
aldıklarını dile getiren Enver Kılıç, 3 yıllık süreçte de pek çok başarıya birlikte
imza attıklarını ifade etti. Kılıç, bu projelerin en büyüğünün Halk Sağlığı Bilgi
Sistemi olduğunu belirtti ve bütünleşik bir sistem olan MBYS / Muayene
Bilgi Yönetim Sistemi, Yönetim Bilgi
Sistemi, Coğrafi Bilgi Sistemi, Hızlı
Veri Toplama Sistemi, Laboratuvar
Bilgi Yönetim Sistemi, Aşı Antiserum
Soğuk Zincir ve Stok Yönetim Sistemi,
Döner Sermaye Takip Sistemi, kurum
içi personel takip sistemi ÇKYS ve
HABS hakkında bilgi verdi.
VERILERIN
STANDARDIZASYONUNU
SAĞLIYORUZ
Diğer yandan Kılıç, katılımcılarla şu
detayları paylaştı: “Aşı Antiserum Soğuk Zincir ve Stok Yönetim Sistemi ile
tüm süreçler elektronik ortamda takip
22
ediliyor. Döner Sermaye Takip Sistemi;
Maliye Bakanlığı ile bütünleşik çalışıyor.
Halk Sağlığı Bilgi Güvenliği Sistemi altında, bulaşıcı hastalıklar modülümüz, riskli gebe takip modülümüz bulunuyor. Bu
sistemin iki yönü var; Sağlık. Net’ten veri
alıyor ve ayrıca bu verilerle ilgili olan halk
sağlığı birimimiz ilave veri girebiliyor. Ayrıca sağlık taramaları modülü de bulunuyor.
Yönetim bilgi sistemi dediğimiz Halk Sağlığı Kurumu’nun ürettiği istatistiki verilerin
raporlanmasının; veri standardizasyonu
var. Halk Sağlığı Kurumu’nun münferit verilere ihtiyacı bulunuyor; hızlı bir şekilde
bunları biz il bazında ilçe bazında hem
topluyoruz, hem bir standardizasyonunu
sağlıyoruz. Bir sağlık kurumu yeni çıktığında ÇKYS veya Sağlık Hizmetleri Genel
Müdürlüğü kaydediyor; biz de kendi ihtiyacımız olan parametreleri, onlarla bağlantısız aynı veri tabanına başka bir parametre ekleyerek devam ediyoruz. Buna
benzer birçok proje var, iş birliği çok güzel
bir şekilde devam ediyor.” Döner serma-
C
M
Y
Enver Kılıç
CM
MY
CY
ye takip modülüyle 50 bin personelin
performansını web tabanlı yazılım yaptıklarını söyleyen Kılıç, bunun taşrayı çok
rahatlatan bir sistem olduğunu kaydetti.
CMY
K
NETAS.kamu.pdf
1
21.11.2014
12:00
Başlık
e-devlet
C
M
Y
CM
MY
CY
CMY
K
23
e-devlet
yuvarlak masa
Malzeme Kaynak Yönetim Sistemi
(MKYS) bir milat
Kamu Hastaneleri Kurumu
Stok Takip ve Analiz Daire
Başkanı İrem Mühürcü,
yaşanan süreçle ilgili detaylar
verip kamu olarak sektörle
duvarların kaldırılması
gerekliliğine vurgu yaptı.
İrem Mühürcü, kurumdaki Tedarik Zinciri Yönetemi ile ilgili çalışmalardan ve kavramlardan
bahsederek değişik sektörlerin etkileşimiyle
bugün bu noktaya gelindiğini kaydetti. Geçmişten bugüne yaşanan süreci de anlatan Mühürcü, “2000’li yıllarda artık bilgi teknolojilerinin
gelişmesiyle dış tedarikçiler ve dış kavramlar
ortaya atıldı. Bugün ise dış paydaşlarımız olan
tedarikçi firmalar, ihtiyaç yönetimi, malzeme
ihtiyaçları planlamasında kullanıcımız olacak kişilerle birlikte yeni sisteme katılmış durumda.
Bunun dışında biz sadece malzemelerin doğru
zamanda, uygun kayıtlarla hastaya ulaştırılması sürecinde hasta ilişkileri yönetimi yapan bir
daire başkanlığız” açıklamasını yaptı. Mühürcü,
“Daire başkanlığımızın bulunduğu yelpazeye
baktığımızda ilaç da var, oradaki araba da var,
yelpazeyi anlatmaya çalışırsam tüm bunları
eğer tedarik edemediysem hizmet de var,
esasen bütününde göstermeye çalıştığımız bir
hasta ilişkileri yönetimi boyutu da var” tesbitini
yaptıktan sonra “Bir de bunun yanında, müşteri
olarak baktığım hasta ilişkileri, hizmet, talep,
stok, tedarik süreç, sözleşme ve tedarikçi ile
ilişkiler yönetimlerini bilgi teknolojilerini kullanarak yapmaya çalışıyorum” dedi.
24
İrem Mühürcü
HASTANELERIMIZIN ARASINDAKI
DUVARLARI KALDIRDIK
Sağlık Bakanlığı’ndaki MKYS / Malzeme Kaynak
Yönetim Sistemi başlığının bir milat olduğunun
altını çizen İrem Mühürcü, 2008’in 1 Ocak tarihine kadar hiçbir yerdeki malzemelerini bilmezken,
genel bütçe ve döner sermaye kaynaklarını bilmeye başladıklarını ifade etti. Mühürcü, “2010
yılına geldik; hastanelerimizin arasındaki duvarları
kaldırdık, her yer bizim için bir bütün. 2012 yılına
geldik, organizayon değişikliği yaptık. Tedarik zincirinin önemini kavradık. Malzemelerin
kayıt edildiği ve görüldüğü sistemden, ihtiyaçların ve yatırımların planlandığı bir sisteme yönlendirme hayali kurduk. 2014 yılında
baktığımızda inovasyon dedik, ‘Product Tree’
/ ‘Ürün Ağacı’ kavramına yeniden döndük.
İlk başta ürün ağacını bilecektik sonrasında
bunları planlayacaktık. Çok hızlı bir devinim
gerekti; bunları yönetecektik. Biyomedikal cihaz yönetimiyle ilgili bambaşka yapı; klinik mühendislik hizmetleri yönetim birimi kurduk”
şeklinde konuştu. Cihazları hizmet alımı ve
maliyet yönünden takip etmeye başladıklarını
söyleyen Mühürcü, “Tüm sağlık tesislerinde
tıbbi malzemeleri, aletleri, ilaçları, medikal
cihazları, yedek parçalarını, sarflarını, aksesuarlarını, taşıtları, bilgisayarları, televizyonları sınıflandırdık, bunları kodladık. Birbiriyle
konuşulabilir bir yapı haline getirmeye çalıştık”
şeklinde konuştu. Mühürcü, bir ihtiyaç tespit
sistemi kavramına geldiklerini söyleyerek yazılım geliştirdiklerine dikkat çekti ve Sağlık.
Net ile bütünleştirme aşamasında olduklarını
kaydetti. Konuşmasının sonunda Mühürcü,
etkileşim halinde olunması gerektiğinin altını
çizerek “Kamu olarak sektörle duvarları kaldırmalıyız” dedi.
Başlık
e-devlet
Yazılım geliştirme en önemli
çalışma alanlarımızdan
N
etaş olarak iş yapış modeli hakkında
bilgi paylaşan Netaş Kamu ve Telekom İşletmecileri Satış Direktörü Altay
Doğu, “Sağlık Bakanlığı’nın geliştirdiği pek
çok yazılım Türkiye’deki diğer kurumlarla
kıyasladığımızda önemli bir yere sahip ve
bazı yazılım projelerinde bizim de katkımız
olduğunu söylemek istiyorum” bilgisini
verdi. 1967 yılında kurulan Netaş’ın üç yıl
öncesine kadar telekom sektöründe faaliyet gösterdiğini, üç yıl önce Türkiye’deki
en önemli sistem bütünleştiricilerden olan
Probil’in satın alınmasıyla Netaş’ın iş yapma
stratejinin de değiştiğini vurgulayan Doğu,
şöyle devam etti:
“Daha önce sadece telekom altyapısı ile
meşgulken, şimdi altyapı hizmetleri, yazılım
geliştirme ve hizmet alanında da çalışmaya
başladık. Kendi alanında lider pek çok üretici ile iş ortaklıklarımız var ve bu üreticilerin
çoğunun Türkiye’de en fazla iş yaptığı entegratörüz. Netaş, 2013 yılında 330 milyon
dolar ciro yapmış bir kurum ve yaklaşık
900’e yakın Ar-Ge mühendisini bünyesin-
de barındırıyor. Yazılım geliştirme en önemli
faaliyet alanlarımızdan biri ve halen kamuda
yürüttüğümüz birkaç tane yazılım projesi var.”
Doğu’nun verdiği bilgilere göre, bu projelerin
başında AFAD için geliştirilen, bir afet halinde
AFAD’ın yasalarla kendisine verilen yetki doğrultusunda tüm kamu kuruluşlarının kaynaklarını
merkezi bir sistemle kullanabilmesine izin veren
büyük bir yazılım geliyor. Yaklaşık 23 aylık bu
projenin yanında, KKTC’deki e-Devlet projesinde e-Nüfus sistemini geliştirdiklerini söyleyen
Doğu, kamudaki yazılım geliştirme ihalelerinde
karşılaştıkları durumu ise şöyle anlattı:
“Arkasından ciddi şekilde yatırım yapılan yazılımların bir süre sonra destek sıkıntısı veya o
yazılımı geliştiren ekibin bir süre sonra ortadan
kaybolması, yok olması, firmanın finansal zorluklara girmesi sebebiyle bir süre sonra yazılımların devamlılığını sağlamanın sıkıntı olduğunu
görüyoruz. Biz Netaş olarak sektörde boşluk
olduğunu düşündüğümüz yazılım geliştirme anlamında kurumsal olarak faaliyet gösteren ve
sürekliliğini müşterilere ya da kurumlara avantaj olarak sunabilen bir konumdayız. Sağlık Ba-
Altay Doğu
kanlığı ile ‘Halk Sağlığı Bilgi Sistem Yazılımı’
konusunda çalışmalarımız devam ediyor. Türk
Telekom ve Sağlık Bakanlığı arasında büyük
bir proje başlatıldı. Biz projenin VPN tarafında
Türk Telekom’un iş ortaklarından biri olarak
varız. Projenin güvenlik kısmında da bildiğim
kadarıyla tek tedarikçi ve tek entegratör olarak yer alıyoruz.”
Japonya’daki yetkinlikleri
Türkiye’ye taşıyacağız
F
Ahmet Kardaş
ujitsu’nun küresel bir üretici ve çözüm
sağlayıcı olduğunu belirterek sunumuna
başlayan Fujitsu Ankara Bölge Müdürü Ahmet Kardaş, 45 milyar dolar cirosu, 175 bin
çalışanı olan şirketin bu gelirinin 2.5 milyar
dolarını Ar-Ge’ye harcadığı bilgisini verdi.
1935 yılında 2. Dünya Savaşı öncesinde
Almanya ve Japonya birlikteliğiyle kurulan
şirketin, sonrasında yüzde 100 Japon sermayesine dönüştüğünü söyleyen Ahmet
Kardaş, Fujitsu’nun Türkiye’deki çalışmaları
hakkında da şunları söyledi:
“Yaklaşık 150 çalışanı olan, hem üretici hem
entegratör bir şirketiz. Aklınıza gelebilecek
her türlü BT ürün ve çözümlerini üretiyor, sistem entegrasyonu yapıyoruz. Kendi sistem
entegratör yapımızı Türkiye’de sadece 20
tane müşteri ile kısıtladık. Bu 20 müşterinin
10’u Ankara’da, 10’u İstanbul’da. Sistem
entegretörü yetkinliğimizin bir yansıması
olarak BT hizmetlerinin aksamadan yürüyebilmesi için çok yaygın bir servis ağımız
var. Yaklaşık 7 bölgede 27 ilde 32 değişik
servis noktasında kendi servis noktalarımız
var. Sağlık Bakanlığı’ndaki hedeflerimize
gelince… Japonya Fujitsu’nun sağlık sektöründe çok ciddi yetkinlikleri var. Bu yetkinliklerin hem üst noktaya geldiğini hem
Japonya’nın dışına çıktığını gördük. Bu yetkinlikleri ve çözümleri Türkiye’ye ne oranda getirebiliriz, nasıl katma değer sağlarız?
Bunlarla Türkiye’de hedef ve beklentilere
uygun olarak, fayda gördüğümüz noktada
ilerlemek istiyoruz.”
25
e-devlet
yuvarlak masa
Sağlıkta gelinen nokta
sevindirici
Hakan İnanır
S
unumuna TÜİK verilerinden derlediği bilgileri paylaşarak başlayan Türk Telekom
Kamu Satış Müdürü Hakan İnanır, bu bilgileri
sağlık sektörü ile ilişkilendirerek, “Vatandaş-
larımız bu yılın ilk üç ayında 434 milyon lirayı
sadece tedavi almak için ya da sağlık sebebiyle
bir yerden bir başka yere seyahat etmek için
harcadılar” dedi. Oysa vatandaşlar bulundukları yerde sağlık hizmetlerine istedikleri ölçüde
ulaşabiliyor olsalar bu rakamın ceplerinde kalacağını hatırlatan Hakan İnanır, şöyle devam etti:
“TÜİK araştırmalarına göre, 2000’li yılların
başında vatandaşların en çok şikayet ettikleri
konu ilaç kuyruğunda beklemekti. Ama artık
beklemiyorlar. İlaç Takip Sistemi (İTS) bir noktaya geldi. Hastanelerde muayene için bekleme şikayeti de 2011 yılından itibaren böyle bir
istatistik olmaması nedeniyle yok. 2009 yılında
Erzurum’da başlamıştık pilot çalışmaya, şimdi
geldiğimiz noktalara baktıkça insan mutlu oluyor.”
Türk Telekom’un Sağlık Bakanlığı ile uzun yıllara
dayanan ‘sağlıkta teknoloji ortaklığına’ işaret
eden Hakan İnanır, bu yıl da bütün sağlık kuruluşlarının veri iletişim altyapısının güvenli bir
ağa alınması için bir protokol imzaladıklarını
söyledi. Bunu salt bir iletişim protokolü değil, aslında işbirliğini pekiştirme protokolü
olarak tanımlayan İnanır, şu detayları paylaştı:
“Çünkü bunun içerisinde birçok kalem var
ve sadece erişim hizmetinden ibaret değil. Örneğin veri merkezi kısmında Türk
Telekom’un Ankara’da ve İstanbul’da iki veri
merkezi var. Sağlık Bakanlığı da yıllardır bu
veri merkezlerini kullanıyor. Ama bu çalışmayı biraz daha genişletiyoruz. Bizim oluşturduğumuz altyapı aslında bir otoban ve bu
otobanın üzerinde uygulanması düşünülen
projelerin tamamının yapılması için tam anlamıyla güvenli bir yapı oluşturmuş oluyoruz.
Bu altyapının üzerinden Sağlık Bakanlığı’nın
teknoloji ortağı olarak farklı katma değerli
hizmetleri sunmak için çalışmalarımızı hep
sürdürüyoruz. Grup firmalarımız da her zaman bakanlığımızın hizmetinde olacak.”
Erişim hızını yükseltmek
büyük önem taşıyor
A
ltınca kez katıldıkları Yuvarlak Masa
Toplantıları’nın vizyon paylaşımı adına
önemli bir fırsat olduğuna işaret ederek sunumuna başlayan NetApp Ankara Bölge Müdürü Burak Koç, NetApp hakkında bilgi verdi. Veri depolama ve veri yönetimine odaklı
NetApp’ın Flash odaklı çalışmalarına işaret
eden Burak Koç, detayları paylaştı:
“Türk Telekom ile geliştirdiğimiz kurumsal
dosya paylaşımı altyapısından bahsetmek,
bu noktada bulut bilişime de değinmek istiyorum. Günümüzde gecikmelere kimsenin
tahammülü yok, herkes her işin anında olmasını istiyor. Bu yüzden günümüzdeki en
önemli etkenlerden biri veri yönetimi ve veri
depolama altyapılarında Flash altyapılarının
oluşması. Verilerinize erişim hızınızı artırabilmek amacıyla oluşturmuş çözümlerin tamamı
veri merkezinin bir ucundan diğer ucuna kadar
sunulmuş durumda. Kesintilerin önüne geçmek için oluşturulacak teknolojik altyapıların
tamamı NetApp tarafından kamu sektörünün
kullanımına sunuldu. Bulut depoda, altyapısında NetApp çözümlerinin olduğu bir Türk
26
Telekom çözümünden bahsediyoruz. ‘Kurumsal DropBox’ gibi bir çözümün Türkiye’de üst
yapısı geliştirilmiş hali bu. Diğerlerinden farkı
ise verilerin yurtdışında değil, Türkiye’de tutuluyor olması.”
Tek bir görüntüyü her yerden görüntüleyebilmek amacıyla bütünleşik bir ‘görüntü veri
altyapısı’ oluşturmak, sağlık çalışanları da dahil kurumun bütün paydaşları için kullanılabilir bir altyapıya dikkat çeken Burak Koç, Türk
Telekom’la bu konudaki çalışmayı anlattı ve
ekledi: “Bizim üzerinde çok durduğumuz çözümlerimizden birisi bu. ‘Buluta nasıl yakınsarız?’ dediğimizde, ağ altyapısı, veri depolama
altyapısı, sunucu altyapısının tek bir bütünleşik sistem haline getirilmiş olduğu yapılardan
bahsediyoruz. Bu çözümleri de aynı şekilde
NetApp-Cisco işbirliği ile kendi ürün portföyü
içerisinde barındırıyor.”
Hedefleri konusunda da bilgi veren Burak
Koç, bu noktada erişimi hızlandırabilmenin,
hizmetleri daha hızlı erişilir hale getirmenin
önemine dikkat çekti. Burada insan kaynağı
kadar önemli olan konu ise Burak Koç’a göre,
Burak Koç
Flash altyapıları, kesintisizlik, dosyalara mükerrer olmadan hızlı biçimde ulaşabilme, bütün
hastanelerde aynı biçimde açıp saklama altyapılarının oluşturulması. Koç bu eksende, Sağlık
Bakanlığı bünyesinde oluşturulacak çözümlerin
altyapısında NetApp olarak yer alma isteklerini
dile getirdi.
e-devlet
Tüm paydaşlarla
verimli işbirliği
V
odafone’un küresel gelişimi ile ilgili
bilgiler vererek sunumuna başlayan
Vodafone Kamu Sektörü Kıdemli Satış
Müdürü Ceyda Süer, Türkiye’de atılan
adımları ve mobil pazarda ulaştıkları noktayı katılımcılarla paylaştı. “Kendimizi
komple iletişim hizmetleri sağlayıcı olarak
nitelendiriyoruz. Kurumsal müşterilerimiz
bizden veri hizmetini yazılım ve donanımla birlikte bir servis olarak istemeye başladılar” diyen Ceyda Süer, şöyle devam etti:
“İstanbul’da tüm dünya ölçeğinde de en
büyük 3-4
veri merke z i n d e n
biri
olan
veri merkezimizi
geçtiğimiz yıl inşa ettik. Türkiye’nin dijitalleşme yolculuğunda kendi çözümlerimize ve teknolojilerimize yön verirken,
bu yolculukta kurumların yanında nasıl
olacağımızı, ihtiyaçlarını doğru anlayarak
dinleyerek belirlemeye çalıyoruz. ‘Yarına
Hazırım Platformu’, web tabanlı araç ve
burada her kurum dijitalleşme endeksini
hesaplayabiliyor, kendi içindeki kurumsal
uygulamaların da uç kullanıcılarına taşıdığı
hizmetlerin de teknolojiyi hangi ölçekte
nasıl kullandığını görebiliyor. 600 firma
üzerinde analiz yaptık ve Türkiye’nin
dijitalleşme endeksi yüzde 48 çıktı. Bu
platform, hastaneler açısından da dijitalleşme ölçeğinin belirlenmesi adına
önemli. Sağlık başlığında tüm dünyada
öne çıkan projeler var. Bu projelerden
esinlenerek Türkiye’ye hangilerini taşıyabileceğimizi analiz ediyoruz.”
Çözümlerini oluştururken çeşitli çözüm
ortaklarını kullandıklarını söyleyen Vodafone Türkiye Sağlık Sektöründen Sorumlu Satış Yöneticisi Kerem Seçilmiş,
yaptıkları projeler hakkında bilgi verirken,
yeni çalışmaları hakkında da detaylar
paylaştı. Artı Sağlık Kurucu Ortağı Dr.
Hüseyin Kurt da Artı Sağlık olarak Vodafone iş ortaklığında geliştirdikleri çözümler hakkında bilgi verdi.
Tehdit profilleri günden
güne gelişiyor
T
ürkiye’de yaklaşık 15 senedir bulunduklarını, yaklaşık üç sene önce Intel
tarafından satın alınan şirketin isminin ‘Intel
Security’ olduğu bilgisini vererek sunumuna
başlayan Intel - McAfee Sistem Mühendisi
Serkan Kırmızıgül, bunu ‘Intel’in bilgi güvenliğine verdiği önemin göstergesi’ olarak tanımladı. Intel Security’nin küresel bazda uçtan
uca güvenlik sağlayan bir şirket olduğuna
değinen Serkan Kırmızıgül, “Yüzün üzerinde teknolojiyi kendi içerisinde barındırıyor”
dedi. Kırmızıgül, bu yapıda kendilerini farklı
kılan unsurları şöyle anlattı:
“UYAP, VEDOP, e-Devlet Kapısı, TAKBİS gibi
birçok büyük projenin içinde partnerlerimizle birlikte yer aldık. Büyük projelere uygun
kurumsal bir çözüm ve ürün ailesi barındırıyoruz. Ayrıca McAfee’nin sektörde farklı bir
vizyonu var. Bilgi güvenliği açısından kurumlara şunu söylüyoruz: Çok ürün alır, bunları
konumlandırırsınız, ama bunların hem toplam
maliyeti hem de bakım süreçleri çok sıkıntılı ve yönetilemez hale geliyor. Bizde genel
vizyon şu: Ürünlerimiz birbirleriyle mümkün
olduğunca entegre çalışır. Bunun sağladığı
avantaj ise oluşturdukları zekânın daha yük-
sek bir sonuç üretmesi. Böylece hem düşük
maliyet hem düşük yönetim maliyeti hem de
yüksek güvenlik sağlanıyor. Bundan sonraki
süreçlerde bu vizyonu birçok noktada göreceksiniz.”
Intel ile olan ilişkinin birçok yeni gelişmeyi
içerdiğini, bir takım özel teknolojiler geliştirildiğini, güvenlik tarafında melez donanım
mimarilerine geçildiğini söyleyen Serkan
Kırmızıgül, güvenlik eğilimlerine ve tehdit
profillerine de değindi. “2015 yılında hedefe
dönük saldırıların çok önemli olduğunu göreceksiniz. Bunların sinyalleri uzun zamandır
var” diyen Serkan Kırmızıgül, bu beklentiyi
şöyle detaylandırdı:
“Kurum olarak hedef alınıyorsunuz, size özel
kodlar yazılıyor, bir takım tekniklerle bunlar
içeriye sokuluyor, bilgilerin dışarı çıkması,
servis dışı kalmak gibi önemli problemler
oluyor. Böyle bir sorun varken, ürünlerin
daha akıllı bir teknoloji ile birbiriyle bütünleşik çalışıyor olması gerek. Bu konuda
hazırladığımız platformda yakında McAfee
ürünleri dışındaki diğer güvenlik ürünleri de
bilgi paylaşacak. Sağlık sektörü bilgi güvenlik standartlarının belirlenmesi için yaklaşık
Serkan Kırmızıgül
20 yıl önce ABD’de HIPAA standardı yayınlandı. Bilgi güvenliği firmaları olarak sağlıkta
bu standardı baz alırsak, oradaki güvenlik
kontrollerinin yüzde 80’ini karşılayabiliyoruz.
Ama Türkiye’de bununla ilgili bir standart sorunumuz var projelerde. Dolayısıyla güvenlik
firmalarının kendisini izah etmesinde bir sıkıntı
olduğunu düşüyorum.”
27
e-devlet
yuvarlak masa
Yerel işgücüne tam destek
sunuyoruz
K
Utku Kaya
üresel bazda birçok alanda önemli
teknolojik ürün ve hizmetlere sahip
olan Oracle’ın Türkiye’de de 350 kişilik bir
ekiple faaliyet gösterdiğini belirten Oracle
Türkiye Satış Yöneticisi Utku Kaya, “Sağlık
bilgi sistemleri alanında ise Oracle dünyada en fazla yatırım yapan üreticilerden
biri” dedi. Örnek olarak, Oracle’ın zaman
zaman yaptığı satın almaların yüzde 45’inin
sağlık yazılımı ve sağlık bilişimi ürünlerinin
üreticileri olmasını gösteren Kaya, bu stratejiyi şu sözlerle detaylandırdı:
“Sektör büyüdükçe, Oracle da bu alanda
yatırımlarını sürdürüyor. Bu yatırımlar sadece satın alma ya da istihdam şeklinde
değil, Ar-Ge şeklinde de ortaya çıkıyor.
Sağlık standartlarının geliştirilmesine yük-
sek miktarda yatırım yapıyoruz. Sağlık
Bakanlığı ile temasımız 1995 yılında olmuş ve yıldan yıla bu işbirliğine yenilikler ekliyoruz. Adı geçen birçok projede
Oracle hizmetleri ve ürünleri kullanılıyor.
Bunlar taşra teşkilatında da kullanılıyor.”
Utku Kaya’nın verdiği bilgiye göre, sağlık kuruluşlarında iş ortaklarının yerel işgücü ve yerel geliştirmeyle geliştirdiği
ürünler var. Bu ürün geliştiren iş ortaklarını, kendi ürünlerini bölge ülkelerine
ihraç etmeleri konusunda desteklediklerini vurgulayan Utku Kaya, “Böylece
onların bu hizmetlerinin daha ileriye
götürülmesini, dolayısıyla Türk sağlık
BT sektörünün gelişmesini sağlamaya
çalışıyoruz” dedi.
Sağlık verilerine bütünsel
bakış, avantaj sağlıyor
A
nalitik çözümler, veri ambarı, karar
destek çözümleri gibi başlıklarda
hem yazılım hem donanım hem danışmanlık çözümleri üreten bir şirket olduklarını vurgulayarak sözlerine başlayan
Teradata Türkiye Profesyonel Hizmetler
Direktörü Ali Rıza Kuyucu, “Çok fazla
veri üretiliyor ve bu verileri karara dönüştürme konusunda çözümler üretmek
önemli” dedi. Büyük veri ekseninde ileri
analitik, veri madenciliği gibi çözümlerde hem yazılım hem donanım çözümlerinin bulunduğuna dikkat çeken Ali Rıza
Kuyucu, şöyle devam etti:
“Bunları optimize bir şekilde çalışır biçimde sunuyoruz. Çünkü bu tarz ürünler
tek başına kurumlara fayda sağlamıyor.
Bunları kurumlara fayda sağlayacak şekilde uyarlamak gerekiyor. Bizim odak
noktamız olan bu konularda çalışan danışmanlık ekibimiz var. Veri yönetişimi
ve veri güvenlik standartları konusunda
danışmanlık hizmetleri veriyoruz. Yani
kurumların veri kalitesini nasıl yönetebi-
28
leceği konusunda bizim ürünlerimiz olmasa
da, bizim ürünlerimizi tamamlayıcı ürünlerle
ve hizmetlerle yönlendirici çözümlerimizle
bu konularda çözüm üretmeye çalışıyoruz.”
Verinin taşıdığı önemi Sağlık Bakanlığı’nın
sahip olduğu verilerle bağlantılandıran Kuyucu, “Hem kamuda hem özel sektörde
verisini analiz edip bundan karar almak isteyen birçok kamu kuruluşu ve özel şirket
Teradata’yı kullanıyor” dedi. Yapısal veride
hastalar hakkında bütün tarihçeyi tutan bir
ortam olan Sağlık.Net, çağrı merkezi MHRS
gibi vatandaşla iletişimi sağlayan ortamların
önemine işaret eden Kuyucu, şu bilgileri
paylaştı:
“Bunlar yapısal veriler ve bunları birleştirip, bunlardan anlam çıkarabiliriz. Yapısal
olmayan veriler de var. Sosyal medyanın
yanında, farklı cihazlarla mobil sağlık bilgisi üretme potansiyeli var. Bu verileri doğru
inceleyebilmek, Sağlık Bakanlığı’nın önleyici hizmetler vermesini sağlayabilir. Bunun sağlayacağı süreç optimizasyonunun
yanında, maliyet optimizasyonu da var. Bir
Ali Rıza Kuyucu
vatandaşın doktor muayeneleri, yazılan
ilaçlar, eğer bileklik takıyorsa o bilekle
ilgili verileri, tansiyonu ölçen bir cihaz
takıyorsa o bilgiler, bunların hepsini alıp
bütün o deneyimi çağrı merkezinde ve
sosyal medyadaki deneyimlerle biraraya getirmek önemli. Böylece nerelerde
iyileştirme yapılabilir, nerelerde daha iyi
hizmet verilebilir, bu konuda ciddi katma
değerimiz olabileceğini düşünüyorum.”
Farklı çözüm ve cihazlarda
sınır yok
T
üm dünyada sağlıklı yaşam ve bu
hizmetlerin vatandaşla en uygun seviyede, en kaliteli şekilde buluşmasının
önemine işaret ederek sunumuna başlayan Microsoft Kamu Satış Müdürü Tolga
Tunçer, sağlık sektörüne yönelik yatırımlarının devam ettiğini, geçtiğimiz ay bir
ürün duyurusu yaptıkları bilgisini verdi ve
şu detayları paylaştı:
“’Microsoft Band’ isimli sağlıklı yaşam bilekliğimizin üzerinde 10’dan fazla sensör
var. Bu sensörler nabız gibi birçok veriyi
toplayıp, bulut ortamında analiz edilmesi
için takipten sorumlu doktorlarıyla paylaşılmasını mümkün kılıyor. Amerika’da
stoklar tükenmiş vaziyette ve üretimle
karşılamaya çalışıyoruz. Bu çözüm ne ilk
ne son. Birçok firma bu ürünlere yatırım
yapmaya devam edecek ve yeni ürünler
piyasaya sunulacak. Bu tarz cihazların
devlet tarafından teşvik edilmesi, verilerin toplanacağı ortamın devlet tarafından
kurulması, sanal ortamda birtakım yarışmaların düzenlenmesi, insanların sağlıklı ve hareketli yaşamı ile sağlanacak ek
haklar, geri ödeme sistemi gibi bir takım
destekler de önem taşıyor. Dolayısıyla bu
doğrultuda toplanan verilerle geleceğe
yönelik projeksiyonların yapılması, yatı-
rımların planlanmasını kolaylaştıracak.”
Microsoft olarak, özellikle sağlık sektörüne
yönelik bir ek insan kaynağı yatırımı yapacakları bilgisini veren Tunçer, uçtan uca sağlanacak farklı çözümler ile yakın zamanda
ses getirecek bazı projelere imza atmayı
hedeflediklerini vurguladı. Bu kapsamda
bireylerin sağlıklı ve zinde yaşam tarzını benimsemesine yönelik yazılım ve donanım
çözümleri gündeme gelecek. Vatandaşlara
yönelik mobil sağlık uygulamaları yine bu
platformlarla entegre olarak piyasada paylaşılacak. Bulut bilişim altyapısında da esnek
ve maliyeti düşük platformların paylaşımı
gündeme gelecek. Tunçer, şu detayları ekledi:
“Skype’ın kurumsal versiyonunu, ‘Skype for
Business’ yapısını duyuracağız ve böylece
doktorlarla, aile hekimleriyle takip altında
olan hastaların iletişimi daha kolay sağlanacak. Sağlık sektörüne uygulama geliştiren
ekosistemdeki tüm firmalara yönelik yenilikçi altyapıları da duyuracağız. Bu yapıların
üzerinde çalışacak şekilde geliştirilen ve
uyumlu hale getirilen hastane bilgi yönetim sistemi gibi uygulamalarda sahadaki
hastanelerin bilgi yönetim sistemlerinin
güncellenmesi hızla gerçekleştirilebilecek.
Afet, salgın gibi öngörülemeyen durumlarda
Tolga Tunçer
artış olabilecek hasta yüküne cevap verebilen sistemleri kurmak mümkün olabilecek. Nesnelerin interneti (internet of
things) alanında da yapay zekâya sahip,
öğrenebilen platformları duyuracağız. Bu
platformlar sayesinde sahadan girilen
veya sensörlerden anlık olarak toplanan
verilerin kendi kendine yorumlanabildiği,
belirlenmiş kurallar çerçevesinde yeni
karar destek sistemi yaklaşımlarını bu
yeni çözümlerimiz kapsamında sektörle
paylaşacağız.”
29
e-devlet
güncel
Sivil bilişim ordusu
2020 hedeflerini
takip ediyor
31. Ulusal Bilişim Kurultayı’nda biraraya gelen ve Türkiye’nin teknoloji
geleceğini şekillendirme mottosuyla 40 farklı konuda çalışmaya başlayan
1500 uzman, teknoloji politikalarını izleme ve denetleme misyonuyla hareket
edecek. TBD çatısı altında çalışacak bu uzmanlık grupları, AB Sayısal Tek
Pazar dahilindeki 136 hedefi takip edecek.
T
ürkiye Bilişim Derneği’nin 31. Ulusal Bilişim Kurultayı ve CITEX Ankara Bilişim Fuarı, 6-9 Kasım tarihinde Ankara’da düzenlendi. Bu yıl Avrupa Birliği’nin
‘Sayısal Gündem 2020’ teması etrafında gerçekleştirilen
Bilişim 2014’te Türkiye’nin Sayısal Gündem’e yönelik
olarak 2020 yılına kadar izleyeceği strateji, politika ve
izlemesi gereken yol haritası, 300’ü aşkın yerli ve yabancı uzman, bürokrat, iş dünyası temsilcisi, akademisyen ve
yetkililer tarafından masaya yatırıldı. Akademi, özel sektör
ve kamu kurumlarını buluşturan ve ‘Türkiye’nin Geleceğini
Şekillendiriyoruz’ mottosuyla Türkiye Bilişim Derneği’nin
gerçekleştirdiği ve Kemal Yurtbilir Özel Meslek Lisesi’nde
öğrenim gören işitme engelli öğrencilerin İstiklal Marşı’nı
okumalarıyla başlatılan Bilişim 2014 Kurultayı’nın açılış konuşmasında, Türkiye Bilişim Derneği Başkanı Turhan
Menteş, bugüne kadar Ankara’nın
bilişim fuar merkezi olarak görülmediğine dikkat çekerek
kamu bilgi teknolojileri
alımlarının oldu-
30
ğu bir yerde fuar etkinliğinin de olmasının anlamlı olduğunu
düşündüğünü söyledi ve “Ankara’ya bir fuar etkinliği kazandırdık. Önümüzdeki yıllarda da bu etkinlik büyüyerek devam
edecektir” dedi. Menteş, teknoloji firmalarına da çağrı yaparak Türkiye’yi bir satış merkezi görmekten vazgeçmeleri gerektiğini belirterek, firmaları teknoloji transferi ve üretimi için
de sorumluluk almaya davet etti ve Gümrük Birliği tartışmaları devam ederken, AB Sayısal Tek Pazar gündemine vurgu
yaparak Türkiye’nin ‘Sayısal AB’yi kaçırma lüksü olmadığını
dile getirdi ve “Hep beraber Türkiye’yi teknoloji satışı için bir
bilişim cenneti olmaktan çıkarıp, teknoloji üretimi için bölgesel bir bilişim merkezi haline getirmeliyiz” şeklinde konuştu.
KÜRESEL INTERNET YÖNETIŞIMININ YENIDEN
DÜZENLENMESI IHTIYACI ORTAYA ÇIKTI
10 bakanlığın desteği alınarak düzenlenen Bilişim 2014
Kurultayı’nın açılışında; Bilgi Teknolojileri İletişim Kurumu Başkanı Dr. Tayfun Acarer, Bilişim Sanayicileri Derneği Başkanı
Kemal Cılız, Dijital Türkiye Platformu Başkanı Faruk Eczacıbaşı
ve Avrupa’dan CEPIS Başkanı Jorg Ruegg konuşmalarını ger-
Başlık
çekleştirdi. 2014’ün ilginç bir yıl olduğuna dikkat çekerek
konuşmasına başlayan Acarer, bu yıl sonunda Çin ekonomisinin ABD’yi geçmesinin beklendiğini kaydederek inovasyon ve yenilikçiliğin ülkeleri 6 basamak öne çıkardığının
altını çizdi ve “Artık ‘her şeyin interneti’ demeye başladık.
2013- 2022 yılları arasında ‘her şeyin interneti’ toplam 19
trilyon dolarlık katma değer sağlayacak. Küresel internet
yönetişiminin yeniden düzenlenmesi ihtiyacı ortaya çıktı.
Özellikle kamuda bilgi güvenliği konusunda uluslararası iş
birliği gerekli ve yasal düzenlemeler zorunlu. BT’yi her sektörde iyi kullanan nitelikli iş gücü ihtiyacımız büyük. Hızla
nitelikli ara eleman ihtiyacını karşılamamız gerekiyor. Açık
Veri konusunda da kamuya ait verilerin paylaşılmasındaki
fırsatı kaçıracağımızdan endişe ediyorum. Türkiye Bilişim
Derneği’nin, AB Sayısal Tek Pazar gündemine dikkat çekmesi çok önemli, bu konuda iş birliğine hazırız” dedi.
‘TÜRKIYE, DÜNYADA EN ÇOK SIBER SALDIRIYA
UĞRAYAN ILK BEŞ ÜLKE ARASINDA’
Siber güvenlik ve savunma alanındaki çalıştaya başkanlık
yapan Bilgi Güvenliği Derneği Başkanı ve Gazi Üniversitesi
Elektrik-Elektronik Mühendisliği Bölüm Başkanı Prof. Dr.
Mustafa Alkan, Türkiye’nin dünyada en çok siber saldırıya
uğrayan ilk beş ülke arasında yer aldığını belirtti ve şunları söyledi: “Türkiye, siber saldırılar konusunda, kişisel ve
ulusal anlamda ciddi tehlike altında. Geçtiğimiz sene 60’a
yakın kurumla birlikte siber güvenlik tatbikatları yapıldı. Bu
kurumların yüzde 90’ı tatbikat sırasında başarısız olarak
çöktü. Cumhurbaşkanlığı, Başbakanlık, Genel Kurmay Başkanlığı, Emniyet, İçişleri, TİB gibi kurumların web sayfalarının çökertildiğini hepimiz biliyoruz. Çok basit saldırılarda
bile savunmasız kalan Türkiye’nin siber savaş savunma
gücü son derece yetersiz. Bu konudaki en önemli sorunumuz ise, farkındalık yaratamamak. Türkiye’nin bu alanda bir
politika ya da stratejisi yok, yasal düzenlemeler yetersiz ve
bu alanda ciddi bir kurumsal yapılanma ihtiyacı var.”
Avrupa Birliği’nin ‘Sayısal Gündem 2020’ teması etrafında
gerçekleşen etkinlikte, Türkiye Bilişim Derneği tarafından
kurulan 40 uzmanlık grubu kuruldu. AB Sayısal Gündem’de
e-devlet
yer alan, büyük veri, kamu teşvikleri, dijital
sanat, savunma teknolojileri ve 4G gibi başlıklarda çalışan uzmanlık gruplarına, kamu kurumları,
akademisyen ve özel sektörden 1500 kişi katıldı.
Türkiye Bilişim Derneği tarafından Türkiye’nin teknoloji geleceğini şekillendirme mottosuyla 40 farklı
konuda çalışmaya başlayan 1500 uzman, teknoloji
politikalarını izleme ve denetleme misyonuyla hareket
edecek.
Avrupa Birliği’nin teknoloji geleceğini belirleyen Sayısal
Gündem 2020 stratejilerine paralel olarak belirlenen
40 öncelikli başlık arasında, Türkiye’de henüz uzmanı
bulunmayan konularda uzman yetiştirme misyonuyla
yaklaşık 1500 uzman Bilişim 2014 Kurultay’ına katıldı
ve çalışmalara başladı.
Dijital sanat ve fikri haklar, çocukların çevrimiçi güvenliği, bilişim okur-yazarlığı, kamu verilerinin yeniden kullanımı, savunma teknolojileri, kamu teşvikleri, bulut
bilişim ve büyük veri, 4G ve daha birçok başlıklarda
kurulan uzmanlık grupları, kamu ve özel sektörün
uzman ihtiyacını karşılayacak. Etkinlik boyunca kurulan
40 uzmanlık grubunun raporu ve tavsiyeleri de çalışma
sonucunda kamuoyu ile paylaşılacak.
Konuyla ilgili konuşan Türkiye Bilişim Derneği Başkanı
Turhan Menteş, Avrupa Birliği’ne dijital çerçevede entegre olmanın önemine vurgu yaparak, “Dijital AB’yi
kaçırma lüksümüz yok. Bir sivil insiyatif olarak kurduğumuz uzmanlık gruplarında kamu ve özel sektörden
katılımcıların yer almasıyla, Türkiye’nin bilişim geleceğini şekillendiren uzmanlar yetiştiriyoruz. Dernek çatısı altında çalışacak bu uzmanlık grupları, AB
Sayısal Tek Pazar dahilindeki 136 hedefi takip edecek.
Türkiye’nin dört bir yanından teknoloji ve bilişim politikalarında izleme ve denetleme yapabilecek sivil
bir inisiyatif görevi görecek. Etkinliğimize gönüllü
olarak katılan 1500 uzmanla, Türkiye’nin sivil
bilişim ordusunu kuruyoruz” dedi.
31
e-devlet
güncel
Kamu kurumları açık
kaynağı keşfediyor
Tüm dünyada kamu kurumlarının tercihi açık kaynak kodlu yazılımlara doğru evrilirken,
Türkiye’de de benzer bir eğilimin olacağının sinyalleri veriliyor.
A
vrupa Birliği’nin özgür yazılımları destekleme vizyonu
doğrultusunda birçok ülkenin
açık kaynak yazılım ve açık standartlara adapte olduğu görülüyor. Büyük
Britanya, Fransa, İtalya ve İsveç gibi
ülkelerin BT stratejilerinde açık kaynak
projelerin kamu sektöründe sıkça yer
aldığı biliniyor. Fransa Maliye Bakanlığı Kıdemli Danışmanı ve Bilgisayar
Bilimcisi Laure Patas d’Illiers, özellikle
satın alınacak yazılımın piyasada oluşturduğu monopolü kırmak için özgür
yazılım seçeneklerini her zaman teşvik
ettiklerini ifade ediyor. Fransız bakanlıklarda masaüstü bilgisayarlar için açık
kaynak araçların kullanılmasını teşvik
eden kaynak havuzu MIMO’nun kurucuları arasında yer alan d’Illiers’ın da
önerisiyle LibreOffice paketi, yaklaşık
500 bin masaüstü bilgisayarda kullanılmaya başlandı.
İsviçre kantonu Cenevre’de ise tüm ilk
ve ikinci devlet okullarında hem öğretmenlerin hem de öğrencilerin kullandığı tüm bilgisayarlar Ubuntu’ya geçti.
Makedonya’daki tüm devlet okullarında ise 185 binden fazla Ubuntu yüklü
cihaz okullarda kullanılıyor.
Özgür yazılıma karar verip geçmek
oldukça zor. En yakın örnek Münih’te
yaşandı. Uzun süredir özgür yazılımdan
vazgeçilerek Microsoft ürünlerine geçileceği konuşulan şehir, son seçimlerde
Yeşiller Partisi’nin kazanmasıyla açık
kaynakta yoluna devam edecek gibi
görünüyor. Şehrin özgür yazılımla yoluna devam etmesinin ekonomik sonucunda ise 11 milyon avroluk tasarruf
göze çarpıyor. Sadece Windows 7’ye
geçişteki donanım maliyeti dahi 3,15
32
milyon avroyu bulurken, Windows 8’e
geçiş maliyetinin daha da yüksek olduğu
biliniyor. Ekonomik faydalarının yanı sıra
üretici tarafsızlığı ve birlikte işlem yapılabilme fırsatı sunulması özgür yazılımı öne
çıkarıyor.
RUSYA’NIN DA ILGISI ARTIYOR
Avrupa’da yapılan son seçimlerde 33 özgür
yazılım destekçisi Avrupa Parlamentosu’na
girmeyi başardı. Sırasıyla Fransa, Almanya
ve Hollanda’nın başı çektiği ülkeler olurken,
özgür yazılıma geçiş sürecinin yeni dönem-
Başlık
de hızlanması bekleniyor.
Kısa süre önce Ukrayna’da yaşanan kriz nedeniyle yeniden karşı karşıya gelen Rusya ve
Batılı Devletler, ticari ilişkilerini de yeniden
gözden geçiriyor. Rus Sağlık Bakanlığı’nın
Microsoft ve Oracle ürünlerini bırakarak
Linux ve PostgreSQL’e geçmeyi planladığı
haberleri yayılıyor. Ülkede kurulmak istenen
EGISZ isimli sağlık bilgi sisteminin getireceği mali yükün altından kalkabilmek için uzun
süredir açık kaynak kodlu yazılımlara eğilimini gösteren Rusya, 2015 yılında girişimlerini
hızlandıracak. Buna rağmen Rusya’nın elinde
gelişmiş bir Linux tabanlı işletim sistemi olmaması handikap oluşturuyor.
İSPANYOLCA KONUŞULAN
ÜLKELERDE LINUX KULLANIMI
ÇOK FAZLA
Dünya çapında masaüstü bilgisayarlarda
Microsoft Windows işletim sisteminin
kullanımı uzun süredir ilk sırada yer alıyor.
Toplam Linux kullanımı yüzde 1,5 civarında
seyrederken en fazla kullanım İspanya ve
Uruguay, Venezuela ve Küba gibi Amerika kıtası ülkelerinde görülüyor. İspanya’daki kullanım yüzde 2,5 oranının üzerinde görünüyor.
Ekvator 2008 yılında ülkedeki kamu kurumlarında açık kaynak yazılım kullanılması yönünde aldığı kararı uyguluyor. Venezuela’da
masaüstü işletim sistemi oranı yüzde 6.
e-devlet
Portekizce konuşulan Brezilya’da ise 50
binden fazla okuldaki 520 binin üzerindeki bilgisayar istasyonlarının tamamı Linux
ile çalışarak 35 milyon öğrenciye hizmet
veriyor.
Hindistan hükümeti, Türkiye’deki FATİH
Projesi’ne benzer bir çalışmayla öğrencilere yaklaşık 35 dolar maliyetli tablet üretimine geçilmesini kararlaştırdı. Bu tabletlerde Linux kullanılırken Hindistan’ın Tamil
Nadu eyaletinde de 100 bin Linux dizüstü
bilgisayarın öğrencilere dağıtılması planlanıyor. Aynı eyalette kamu kurumlarının
Microsoft’un Windows XP’ye destek
vermeyi sonlandırmasıyla açık kaynak
yazılıma geçilmesi gündeme geldi.
TÜRKIYE’DE NELER YAPILIYOR?
Kalkınma Bakanlığı aracılığı ile 2014-2018
Bilgi Toplumu Stratejisi ve Eylem Planı
Taslağı’na da giren açık kaynak kodlu yazılım hedeflerinden şu şekilde bahsediliyor:
“Elektronik hizmet sunumunda sanallaştırma, bulut bilişim, yeşil bilişim, açık
kaynak kodlu yazılım (AKKY) gibi yeni gelişmekte olan eğilimler de giderek yaygınlaşacaktır.”
Özellikle coğrafi bilgi sistemi üzerinde
açık kaynak kodlu yazılım üretilmesi konusunda da şunlar söyleniyor:
“Coğrafi verinin üretilmesi ve paylaşımına
ilişkin politikalar belirlenecek, bu politikalarla uyumlu eylem planı oluşturulacak ve
gerekli yasal düzenlemeler hayata geçirilecektir. Başta açık kaynak kodlu CBS yazılımları olmak üzere yerli CBS yazılımları
desteklenecektir.”
PARDUS HÜKÜMET PROGRAMINDA
Başbakan Prof. Dr. Ahmet Davutoğlu tarafından Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne
sunulan 62. Hükümet Programı’nda Pardus da yer aldı. Davutoğlu şu sözlerle
Pardus’a desteklerinin devam edeceğini
belirtti:
“Milli işletim sistemimiz Pardus’un yeni
versiyonu çıkarılmış olup, önümüzdeki
dönemde kamu kurumlarında ve özel
sektörde kullanımının yaygınlaştırılması
hedeflenmektedir. Mevcut ürünlerimizin
tüm alt sistemleri de dahil tamamen yerlileştirilmesinin çok kritik olduğunun kullanım ve ihracattaki özgürlüğümüzün buna
bağlı olduğunun farkındayız. Bu yöndeki
faaliyetleri sanayimizi bütüncül şekilde
değerlendirerek toptan kalkınma hamlemize de ivme kazandıracak bir entegre
çalışma olarak yürüteceğiz.”
33
e-devlet
yerel yönetimler
Akıllı şehirlere
giden yolda
neredeyiz?
Akıllı şehir kavramının içindeki zenginlikleri düşündüğünüzde -eğer düzgün
eğitirseniz /çabalarsanız- neredeyse işsizlik sorun olmaktan çıkacaktır.
K. İhsan Mutlu
H
akkında her gün onlarca yorum yapılıp
makale ve kitaplar yazılan “Akıllı Şehirler” kavramı, standartlarının oluşturulmasıyla (ISO 37120) ete kemiğe bürünürken
ülkemizdeki durumu gözden geçirme sorumluluğumuz var diye düşünüyorum. Ancak,
yerimizi sağlıklı olarak saptamadan önce, şu
anda çıtanın nerede olduğunu ve kapsamını
incelemekte yarar var.
Öncelikle “Akıllı Şehirler” standardının (ISO
37120-2014) içeriğini başlıklar halinde gözden geçirelim.
Bunlar sırasıyla;
34
1. Ekonomi
2. Eğitim
3. Enerji
4. Çevre
5. Mali durum (Finans)
6. Yangın ve Acil müdahale
7. Yönetişim
8. Sağlık
9. Sosyal alanlar yaratma
10. Güvenlik
11. Korunma
12. Katı atıklar
13. İletişim ve Yenileşim
14. Ulaşım
15. Şehir planlama
16. Atıksu
17. Su ve kanalizasyon
Bu standartlar oluşturulurken aynı CERN’de olduğu gibi herhangi bir çalışma grubunun içinde
değiliz. Devamlı gelişime açık olan bu alanda sadece seyirci mi olacağız? Bu geliştirmeler sürerken –en azından- mimarlarımız, şehir planlama
ve tasarımcılarımızın eğitimi başlamış olmalıydı.
Peki, söz konusu standardı şehir yönetimleri
nasıl kullanabilirler?
• Hizmet performansını ve yaşam kalitesini
değerlendirmek
• Şehir bütçesindeki önceliklerin tespiti
• İşletmenin/Çalışmaların şeffaflığını artırmak
• Bölgesel ve küresel kriterlerle çalışmaları
kıyaslama
• Açık veri ve uygulamaların desteklenmesi
• Altyapı yatırımları için kamu ve özel fonlardan
kaldıraç olarak yararlanma
• Sürdürülebilir ve esnek enerji tüketim yönetimi
Tabii ki, daha bir çok madde sıralanabilir. Bugünden başlayarak, aydınlığa giden bu yolda
geri kalmadan, ilerleyememenin sebepleri
ne olabilir? Bu “Akıllı Şehir” oluşumunda en
önemli unsurun eğitim/öğrenim olduğunu ha-
tırlatmalı bize. İnsan gelişimindeki en önemli
göstergenin eğitim olması burada da ağırlığını
duyuruyor. Unutulmamalı ki, bilişim alanındaki
her gelişme yüzlerce yeni iş alanının açılmasını sağlıyor. Bir de “Akıllı Şehir” kavramının
içindeki zenginlikleri düşündüğünüzde -eğer
düzgün eğitirseniz /çabalarsanız- neredeyse
işsizlik sorun olmaktan çıkacaktır.
Bu vesileyle, içinde bulunduğumuz durumu
bir kez daha irdeleyelim. Yeni açıklanan “Yetenek Açığı” verilerine göre (ManpowerGroup Talent Shortage Survey 2014) ülkemizde
bu açık %63 olup yeni yılla birlikte %5 artmış
bulunmakta. Yetenek açıkları veya diğer bir
deyişle ‘eleman bulmada karşılaşılan güçlükler’ sırasıyla; Nitelikli işçiler, Mühendisler,
Teknisyenler, Satış temsilcileri, Muhasebe ve
Mali işler personeli, İcra Yönetimi, Satış yönetimi, BT personeli, Ofis destek elemanları,
Sürücüler’ den oluşmaktadır. Bu arada genç
işsizliğinin % 16,2 olduğunu da hatırlatmakta yarar var. Önceki satırlarda da açıklandığı
gibi bir takım meslekler yok olurken onların
yerini çağa uygun yeni meslekler almaktadır
ve görünüşe göre bu değişim büyük bir hızla
devam edecektir. Ne diyelim , acil ve çağdaş
eğitim şart!
35
e-devlet
yerel yönetimler
Bir de bir kaç yıldan bu yana sıkça telaffuz
edilen “şehirleşme hızı” sebebiyle ülkeler
çalışmalarını geleceğin bu gerçeğine hazır
olabilmek için sürdürüyorlar. Birleşmiş Milletler, en geç 2050 yılında toplam nüfusun
%70’inin şehirlerde yaşayacağını öngörüyor. Günümüzün gerçeklerine
bakılınca bunun daha erken
gerçekleşeceğine inanç
artıyor. Bu bağlamda,
şehirlerin daha karmaşıklaşması kaçınılmaz
olduğundan standardizasyon çalışmaları “daha
akıllı standart yapısı” oluşturabilmek için sürdürülüyor. Yapılmakta olan çalışmalara ortak olmak, çabaları ortaklaşa sürdürmek ana
hedeflerimizden biri olmalı ki burada Türk
Standartları Enstitüsünün (TSE) değerli yönetici ve üyelerine çok önemli görevler düşüyor.
Yukarıda açıkladığım gelişme ve yenilenen hedeflere bakarak ülkemizin neredeyse her çabasını yetersiz bulmak mümkün. Ancak, konuyu
olumlu tarafından ele alıp nelerin yapılması
gerekiyor diye beyin fırtınası yaparcasına düşünürsek;
nu l ması
bekleniyor.
- Her zaman
belirttiğim
gibi
“Akıllı Şehirler”in olmazsa olmazı olan Eve
Kadar Fiber (FTTH) uygulamalarında AB’deki
gelişmeler (ITU-T G.987);
2010 yılı ve sonrası
-XG PON1 TDM: İndirme 10 Gbps ve Yükleme
2.5 Gbps Mesafe: 100 Km Üleştirme oranı
<1:128
2015 yılı ve sonrası
-NG PON2 TWDM GPON: İndirme 40 Gbps ve
Yükleme 10 Gbps Mesafe: 60 Km Üleştirme
oranı <1:256
-2020 yılı ve sonrası TDM GPON: İndirme 40100 Gbps ve Yükleme 10 Gbps Mesafe: 100
Km Üleştirme oranı <1:128
-2025 yılı ve sonrası için Yakınsanmış WDM/
TDM PON: İndirme 100 Gbps ve Yükleme 10
Gbps
Kişi başı indirme: 10 Gbps ve yükleme 1-10
Gbps’den fazla. Mesafe: >100 Km Üleştirme
oranı <1:1024
İdari alanda:
- Ekonominin sağlıklı yönetimi
- Eğitim kalitesinin artırılıp eğitmen eğitiminin
çağa uygun seviyeye getirilmesi
- Yerel yönetimleri düzenleyen kanunların gözden geçirilerek kaynak yönetimi yetkilerinin
artırılması
- TSE ve BTK’nın ortak bir ekip kurarak “Akıllı
Şehir” standart çalışmalarına katılımın ve gerekli kriter düzenlemelerinin sağlanması
Teknik alanda:
-Genişbant tanımında düzeltme ve çağa uygun
bir hızın (Avrupa Birliği ülkeleri bunu 40-100 Mb
olarak hedefliyor) sağlanması. UHD’nin söz konusu olup bant genişliğinin 40 Mb’i aşamadığı
bir ortamdan süratle çıkılması lazım. Pazar bunu
istiyor ama arz yok. Yani para hazır hizmetin su-
Bazı “Akıllı Şehir” unsur ve kaynakları
EKONOMİK VE FİNANSAL SİSTEMLER
YAPILANDIRILMIŞ ÇEVRE VE
ELEKTRONİK YAPI SİSTEMİ
KENTSEL ALTYAPI-YÖNETİM
(BÜYÜK VERİ)
36
ALTYAPI VE İLETİŞİM / HABERLEŞME
KAMU HİZMETLERİ - ENERJİ, ATIK VE SU
TAŞITLAR, NAKLİYAT VE TEDARİK
SAĞLIK HİZMETLERİ
TOPLUM VE SOSYAL HİZMETLER
ĞİTİM SİSTEMLERİ
HALK VE ALİLELER İÇİN “GELECEĞİN
ŞEHRİ” KONULARI/TOPLULUKLAR
VE EKONOMİK BÜYÜME
ENDÜSTRİ - ÜRETİM / TİCARET
SAYISAL YAPI VE SİSTEMLERİ
(KABLOLAMA, KANALLAR VB.)
EKONOMİK VE FİNANSAL SİSTEMLER
YAPILANDIRILMIŞ ÇEVRENİN
YENİLENME SÜRECİ/TADİLATLAR
DEVLET - TÜM BİRİMLER - İÇERİK
SOSYAL KAYNAK YÖNETİMİ/KONTROL
YEREL YÖNETİM - HİZMET SAĞLAYICILAR
FİZİKSEL KAYNAK YÖNETİMİ/KONTROL
AB için belirlenen yukarıdaki hedefler bizim için de
yol gösterici olmalı. Ama
güncel gerçeğimize baktığımızda, bir taraftan ‘Türkiye
fiberde en hızlı büyüyen 3
ülkeden biri’ beyanatları verilirken İstanbul gibi bir şehirde yerel yönetimin hatalı
tutumu sebebiyle 3 yıldan
beri yasal kazı yapılıp fiber
döşenemiyor. Geçenlerde
‘Fiber “savaşa” hızlı müdahale’ haberini okuyunca
bayağı umutlandım. Bitmek
bilmeyen dileklerimin başında gelen bu sorun umarım
kısa zamanda çözülür.
Her yazımda olduğu gibi, kısa bir anlatıyla konuyu kapatmak isterim.
Fizikçi ,matematikçi ,kimyacıdan oluşan bir
heyet bir araştırma için arazide bulunmaktadır.
Birden yağmur bastırır. Hemen yakındaki bir
arazi evine sığınırlar. Ev sahibi bunlara bir şeyler
ikram etmek için biraz ayrılır. Bu arada hepsinin dikkati soba üzerinde toplanır. Soba yerden
1metre kadar yukarıda, altındaki dizili taşların
üzerindedir. Veee sobanın niçin böyle kurulmuş
olabileceğine dair bir tartışma başlar.
Kimyacı: -”Adam sobayı yükselterek aktivasyon enerjisini düşürmüş, böylece daha kolay
yakmayı amaçlamış”.
Fizikçi: - “Adam sobayı yükselterek konveksiyon yoluyla odanın daha kısa sürede ısınmasını
sağlamak istemiş.”
Matematikçi: - “Sobayı odanın geometrik merkezine kurmuş, böylece de odanın düzgün bir
şekilde ısınmasını sağlamış.”
Bu sırada ev sahibi içeri girer, ona sobanın yukarda olmasının nedenini sorarlar.
Adam cevap verir. -Boru yetmedi!
Geçenlerde TUİK, Hanehalkı Bilişim Teknolojileri Kullanım Araştırması-2014 verilerini yayınladı. Eğer dikkatle incelerseniz -sanki dünyanın
en pahalı internet kullanıcılarından biri olmamız
yetmiyormuş gibi- 26 milyonun üstünde vatandaşımızın ‘enter’ tuşuna dahi dokunamadığı
anlaşılıyor. Sayısal Uçurumu (Digital Divide)
kapatacağız, Akıllı Şehirlere ulaşma yoluna giriyoruz derken... Hakikaten boru yetmiyecek
galiba!
Tüm sorunlarımızın kolay çözülebilir olması
dileğiyle saygılar, sevgiler
Download

e - BThaber