İstanbul Modern, fotoğrafa disiplinlerarası yaklaşımın ilk örneklerini veren Şahin
Kaygun’un en kapsamlı sergisini sunuyor
Türkiye çağdaş fotoğrafının öncüsü
İstanbul Modern Fotoğraf Galerisi, 20 Kasım- 15 Şubat tarihleri arasında yenilikçi çalışmalarıyla
Türkiye’de fotoğrafa disiplinlerarası yaklaşımın öncüsü Şahin Kaygun’un en kapsamlı sergisini
sunuyor. Şahin Kaygun sergisi, sanatçının fotoğraf üzerine deneysel müdahalelerde bulunduğu
Polaroid çalışmalarından sinema alanındaki üretimlerine; fotoğraf ve resim arasındaki sınırı gitgide
yakınlaştırdığı son dönemine kadar uzanıyor. Küratörlüğünü Sena Çakırkaya’nın üstlendiği, Şahin
Kaygun’un 1978 - 1991 yıllarını arasında ürettiği 89 çalışmanın yer aldığı sergide, sanatçının
çalışma pratiği ve fotoğraf serilerindeki teknik ve kavramsal dönüşümün izi sürülüyor.
Disiplinlerarası kavramının Türkiye’de henüz gündeme gelmediği 1980’li yıllardaki fotoğraf kültüründe
resim, grafik, fotoğraf ve sinema gibi farklı alanları birbirine yakınlaştıran Şahin Kaygun, yaratıcılığın
sınırsız olanaklarını kullanarak fotoğrafın tekniğine ilişkin yeni ve şaşırtıcı uygulamalar gerçekleştirdi.
1992 yılında 41 yaşında yaşamını yitiren Şahin Kaygun, çok yönlü, öncü ve yaratıcı kimliğiyle, hep
kendini aşma kaygısıyla, çağdaş bir yorumla teknikler arasındaki sınırları zorlayarak titiz bir çalışma
yöntemiyle yeni ve özgün bir sanat dilinin ifade olanakları araştırdı. Orhan Cem Çetin’in yorumuyla;
“İlham verici çalışmalarıyla genç kuşakları fazlasıyla etkileyen ve sıra dışı işler yapan fotoğrafçılara
tek başına önemli bir yol açan, kararlı, inatçı tutumuyla örnek oluşturan, yeni yaklaşımların
tartışılmasını sağlayan, fotoğrafı galerilere sokan” Şahin Kaygun’unyenilikçi bir bakış açısıyla
gerçekleştirdiği her çalışma, fotoğrafa ilişkin yeni bir düşünce ve üretim alanı oluşturdu. Merih
Akoğul ise, Şahin Kaygun’un aslında fotoğraflarında yapmak istediğinin imgelem dünyasını görsel
düzlemde özgün ve yeni bir estetik ile paylaşmak olduğunu vurguluyor: “Hepimizin ortak anlamda
yaşadığı günlük yaşamın bilinçaltındaki benzer uzantıları, Şahin Kaygun’un sanatı ile birleştiğinde
onun estetiği doğrultusunda farklı bir boyuta dönüşmüştü. Şahin Kaygun, işlerini hiçbir akım ve ekole
bağlı kalmadan, kendine özgü yaklaşımlarıyla ve yapısal bir bütünlüğü de koruyarak üretti. Yaşama
dair tüm izlenimlerini fantastik bir kavrayış üzerinden görünür kıldı.”
“Sanatların etkileşim içinde olmasından” yana olan Şahin Kaygun, çektiği fotoğraflara iç dünyasını
katmaya çalışan sanatçı her zaman yeniyi, görülmemişi, alışılmamışı deneyerek yepyeni bir dile
ulaştı. Kaygun’un yapıtlarında kolajlar, çeşitli semboller, fantastik kurgular, gerçeküstü mekan
arayışları özenli bir grafik düzenle dışavurumcu bir tavırla yer aldı.“Belgeselci tavırdan çok olayı
yaratmaktan yanayım. Sanatçının çağını belgelemesi yerine, çağını yaratması gerekir” görüşüyle
yaşam ve ölüm temasını irdelediği yapıtlarında, simgelerle ve imgelerle özgün dünya görüşünü,
estetiğini yansıttı. Deneysel araştırmacı tavrıyla fotoğrafın etkisinin sürekliliğini sağlamayı, yeni
anlamlar üretmesini, düşünceyi çeşitlendirmesini amaçladı.
Meclis-iMebusan Cad. LimanİşletmeleriSahasıAntrepo No: 4, 34433 Karaköy - İSTANBUL
P. +90 212 334 7300 F. +90 212 243 4319
www.istanbulmodern.org
ŞAHİN KAYGUN
20 KASIM 2014-15 SUBAT 2015
Yaratım süreci ve filmler
Sanatçının arşivi üzerinde ayrıntılı bir çalışmanın ardından ortaya çıkan Şahin Kaygun sergisi için,
ailesinin arşivinden yirmi binden fazla negatif ve pozitif tarandı, koleksiyonlardaki çalışmalarının
envanteri çıkarıldı, uzun bir araştırmayla 29 koleksiyonere ulaşıldı. Sergide 10 ayrı koleksiyondan
çalışmaların orijinal baskılarına yer verildi. Arşiv çalışmalarında ortaya çıkan fotoğraflarla son
çalışmalarının bir araya getirildiği sergi, Türkiye fotoğrafçılığına yeni üretim alanları kazandıran Şahin
Kaygun’un yaratım sürecini de görme olanağı sunuyor. Sergi alanında ayrıca Şahin Kaygun’un sanat
yönetmenliği yaptığı ve fotoğraflarının kullanıldığı Dul Bir Kadın filminin jeneriğine ve fotoğrafların
orijinallerine, Dolunay filmine ve filmdeki karelerin diyapozitiflerine yer veriliyor.
Şahin Kaygun sergisi süresince, sinemayı sanatların buluştuğu nokta ve kişiselliğini en yoğun
yansıtabildiğini belirttiği alan olarak gören sanatçının yönetmenliğini üstlendiği Afife Jale ve
Dolunay’ın yanı sıra sanat yönetmenliğini yaptığı Atıf Yılmaz’ın Dul Bir Kadın, Adı Vasfiye ve Ah
Belinda, Ömer Kavur’un Anayurt Oteli filmleri İstanbul Modern Sinema’da gösteriliyor.
Sergi kataloğunda Şahin Kaygun’un çalışmalarını ürettiği dönem, Türkiye’de fotoğraf anlayışına
etkisi, deneysel yaklaşımının zaman içindeki dönüşümü ve Şahin Kaygun sineması üzerine bir
değerlendirme yer alıyor. Soru-cevap biçiminde yapılan bu inceleme, arşivindeki sanatçı için yazılan
yazılardan, röportajlarından ve bugün fotoğraf alanındaki kişilerin görüşleriyle derlendi. Katalogda
ayrıca fotoğrafçı ve yazar Merih Akoğul’un Şahin Kaygun üzerine yazısı bulunuyor.
Şahin Kaygun’un sanat serüveni
Şahin Kaygun’un 1970’lerdeki siyah-beyaz döneminde genel olarak grafik eğilimler ve portre ağırlıklı
belgesel fotoğraflar görülür.1980’den itibaren kullandığı anlatım biçimleri ve teknikler dikkat çekici
değişiklikler göstermeye başlar. Bu değişim, anlatım biçimlerinin yanı sıra fotografik dil, yorum, tema
gibi önemli noktalarda da görülür.
Polaroid malzemeyle ilk ciddi denemelerini bu dönemde yapar, daha doğuş anında yaptığı
müdahaleler ve çizimlerle fotoğraflara alışılmadık bir biçim verir. 1984’te Türkiye’deki ilk Polaroid
sergisini açan sanatçı, fotoğrafın teknik olarak sunduğu görselliğin ötesinde, malzemeyi bir araç
haline getirip “kendi kurduğu dünyaları” ortaya çıkarır. Bu sergisinin ardından aynı yıl, Erol Akyavaş
ve Eren Eyüboğlu ile birlikte Ankara Sanat Kurumu ödülünü alan ilk fotoğraf sanatçısı olur. Ödülün
kurallarının değiştirilmesini sağlayan bu olay, Kaygun’un disiplinleri bir araya getirme çabalarının
sonucudur. Sanatçının Uluslararası Polaroid Koleksiyonu’nda yer alan yapıtları, koleksiyonu 2011’de
satın alan Viyana’daki WestLicht Müzesi’nde yer alıyor.
Kaygun Polaroid çalışmalarını sürdürürken, farklı malzemelerle denemeler yapmayı sürdürür;
fotoğrafa ait teknikler, resimsel müdahale ve kurgusal bir anlatıyla birleşince fotoğrafla resim arasında
çalışmalar ortaya çıkar. Bu süreçte kolajlar, fantastik kurgular, simgesel anlatımlar sanatçının
çalışmalarında dışavurumcu bir yaklaşımla yer almaya başlar. İlk dönem fotoğraflarındaki insan,
yaşam ve ölüm gibi varoluşsal konular simgeselliğini arttırarak, yoğun bir şekilde çalışmalarında yer
almaya devam eder. Kadın bedeni, oyuncak bebekler, deniz kabukları ve ölü kuş gibi tekrar eden
figürlerde düş ve gerçeklik iç içedir. Ele aldığı konular gerçeklikten uzaklaşırken fotoğraflarındaki
katmanlar ve deneysel müdahaleler giderek artar.
Şahin Kaygun’un son serisi Eski Zaman Denizleri, temellerini sanatçının British Museum’da fotoğraflarını
çektiği heykellerden alır. “Yeni seferlere çıkmanın, bilinmeyen ülkeler keşfetmenin, gizlerle dolu yeni dünyalar
yaratmanın heyecanı içinde”, antik zaman figürlerini kendi dünyasındaki masalların içine çeker. “Her küçük
heykel, her figür sizi başka bir dünyaya götürüyor. Bütün bunlar sizde başka imajların ortaya çıkmasını
ŞAHİN KAYGUN
20 KASIM 2014-15 SUBAT 2015
sağlıyor. Bu heykelleri yapan insanlar yaşadıkları dönemler, o uygarlıklar, heykelleri yapılan insanların
öyküleri... Bütün bunlar, benim onlara yakıştırdığım öykülere karışarak yeni bir takım öyküler haline geldiler.
Yani benim öykülerimin kahramanları oldular.”
“Vurgun olduğu” sinema
Sanat yaşamı boyunca fotoğraftan yola çıkarak, her türlü malzemeyle görsel sanatları iç içe buluşturan
Kaygun, “neredeyse tüm sanat dallarını bir araya topladığı için vurgun olduğunu” belirttiği sinemaya da yönelir.
Senaryolar da yazan Şahin Kaygun, dönemin bazı filmlerinde,“sanat yönetmenliğinin” bir film için önemini
vurgulayan uygulamalar yapar; 1987’de Afife Jale, 1988’de ise Dolunay filmlerini yönetir. Dolunay, Cannes
Film Festivali’nde Eleştirmenler Haftası seçkisindeki yedi filmden biri olur. Eleştirmen Alain Bellet “Egzotizm ve
iyi duygularla yüklü folklorik Türkiye, sahneyi terk ediyor” diyerek Kaygun’un filminin salt var olma sorununu
görkemli bir şekilde ele aldığını belirtir.
Download

pdf indir - İstanbul Modern