Klinik Bilimler / T 36-3
KLİNİK TIP BİLİMLERİ TESTİ AÇIKLAMALI CEVAPLAR
1.
c
2–C
Yukarıda verilen vakada sizi fazla zorlamadan akut inferior MI
tanısı verilmiş ve akut mitral kapak yetmezliğine bağlı gelişen akciğer ödemi tablosunu ayırt edebilmeniz beklenmiştir. Papil kas
disfonksiyonuna bağlı mitral kapak yetersizliği MI esnasında görülebileceği gibi bu spektrumun en dramatik sonucu rüptüre bağlı
gelişen akut mitral yetersizliğidir. Hastalarda çok hızlı bir şekilde
akciğer ödemi gelişir. Tanıda EKO önemlidir. Tedavisi ise cerrahidir.
v
x
Y
Yukarıda verilen venöz dalga trasesi aşağıdaki klinik
durumlardan hangisi ile uyumludur?
A) Komplet AV blok
B) Atrial fibrilasyon
C) Triküspid yetmezliği
D)Konstriktif perikardit
3.
E) Triküspid stenozu
1–B
A) Mobitz tip 1 (Wenckebach)
Son yıllarda kardiyoloji bölümünde şekil/grafik soruları özellikle
EKG konusunda kendine yer bulmakta. Venöz dalgalar ise yine
aynı çerçevede rahatlıkla şekil sorusu olarak karşımıza gelebilir.
Çok tipik bazı klinik durumların mutlaka bilinmesi gerekmektedir. Atrial fibrilastonda efektif bir atrial kasılma olmayacağı için
“a” dalgazı oluşamaz, verilen şekilde de “a” dalgaları görülmemektedir.
B) Mobitz tip 2
C) Komplet AV blok
D) Sinüs nod disfonksiyonu
E) Bradikardi-taşikardi sendromu
3–A
Kalp pili (pacemaker) kalpte elektriksel aktiviteyi başlatan yapay bir cihazdır. Kalbe yerleştirilen elektrotlar yardımı ile kalp
siklusunu başlatırlar. Belirli hastalıkların tedavisinde mortalite
ve morbiditeyi azaltmaları nedeniyle sıkça kullanılırlar. Önemli
endikasyonları arasında Mobitz tip 2, komplet AV blok, hasta
sinüs sendromları (sinüs disfonksiyonu, sinotrial blok, bradikardi-taşikardi sendromu), medikal tedaviye direçli semptomatik sinüs bradikardisi bulunmaktadır. Mobitz tip 1 tedavi
gerektirmeyen, prognozun iyi olduğu bir kardiyak aritmidir.
4.
2.
Aşağıdaki ritm bozukluklarından hangisinin tedavisinde
kalıcı kalp pili (pacemaker) yerleştirilmesi gerekli değildir?
Elli dört yaşında erkek hasta şiddetli göğüs ağrısı ve nefes
darlığı şikayetleri ile acil servise başvuruyor. Çekilen EKG
sonucunda D2,D3 ve AVF derivasyonlarında ST yükselmesi ve kardiyak troponin I seviyesi yüksek tespit ediliyor.
Akut inferior miyokard infarktüsü tanısı konulan hastaya
perkütan koroner girişim yapıldıktan sonra yoğun bakımdaki takibi esnasında ani solunum sıkıntısı gelişen hastanın kardiak muayenesindeen iyi apex’te duyulan ve sol
aksillaya yayılan pansistolik üfürüm tespit ediliyor.
Dental bir girişim uygulanacak bir hastada aşağıdaki
durumlardan hangisinin bulunması halinde infektif endokardit proflaksisi yapmaya gerek yoktur?
A) Protez kalp kapağı
B) İnfektif endokardit hikayesi
C) Siyanotik kalp hastalığı
D) Kalp nakli sonrası valvülopati
E) Romatizmal kapak hastalığı
B) Septum rüptürü
4–E
İnfektif endokardit proflaksisi önemli bir konudur ve 2007
sonrasında güncelenen kılavuzlarda yer alan nedenlerden
henüz soru sorulmamıştır! Bu konu mutlaka sorgulanacaktır.
Bu anlamda mutlaka proflaksi yapılması gereken durumlar
ezberlenmelidir. C) Papiller kas rüptürü
1. Protez kapağı olanlar
D) Dressler sendromu
2. İE öyküsü bulunanlar
E) Sol ventrikül anevrizması
3. Kapak onarımı esnasında protez materyal kullanılması
Aşağıdaki komplikasyonlardan hangisi bu klinik duruma yol açmıştır?
A) Sol ventrikül serbest duvar rüptürü
www.tusem.com.tr
33
Klinik Bilimler / T 36-3
7.
4. Siyanotik kalp hastalıkları
a. Onarılmamış olanlar
Aşağıdaki akciğer tutulumu görülen hastalıklardan hangisinde sistemik eozinofili beklenen bir bulgu değildir?
b. Prostatik materyal ile onarım sonrası ilk 6 ay
A) Alerjik bronkopulmoner aspergillozis
c. Onarım sonrasında prostatik materyale komşu alanda
rezidüel defekt kalması
C) Churg-Strauss sendromu
B) Loeffler sendromu
D) Hipersensivite pnömonisi
5. Kalp nakli sonrası gelişen valvulopati
E) Kronik eozinofilik pnömoni
Görüldüğü gibi daha önceki (2007) kılavuzda kendine yer bulan önemli konular burada bulunmamaktadır. Bunlar ise VSD,
Mitral kapak prolapsusu ve romatizmal kapak hastalıklarıdır.
Dikkat edelim.
5.
7–D
Eozinofilik pnomoniler hem pulmoner hem de periferik eozinofili görülebilen bir grup hastalıktır. Bu grupta yer alan
önemli klinik durumlar;
ABPA
Parazitik infestasyonlar
İlaç reaksiyonları
Loeffler sendromu
Churg-Strauss sendromu
Akut-Kronik eozinofilik pnömoni
Hipereozinofilik sendrom
Hipersensivite pnömonisi ise bir gecikmiş tip hipersensivite
reaksiyonudur (tip 4 ). Beklenen patolojik bulgusu granulomlardır. Eozinofili beklenmez.
Vankomisin dirençli enterokok enfeksiyonlarının tedavisinde kullanılabilen antibiyotik aşağıdakilerden hangisidir?
A) Doripenem B) Seftriakson
C) Ampisilin D)Linezolid
E) Kloramfenikol
5–D
Vankomisine dirençli enterokok enfeksiyonları tedavisinde
kullanılabilen antibiyotikler oksazolidinon grubunda yer alan
linezolid, glisilsiklin (tetrasiklin türevi) grubunmda yer alan
tigesiklin, lipopeptid antibiyotik grubunda yer alan daptomisin ve streptograminler grubunda yer alan kinupristindalfopristin’dir ( Kinupristin-dalfopristin E.faecium’a bakterisidal etkili iken E.faecalis’e karşı etkili değildir).
8.
Diğer seçeneklerde yer alan antibiyotikler vankomisin dirençli
enterokok enfeksiyonlarının tedavisinde kullanılamaz.
6.
Otuz iki yaşında kadın hasta ilerleyici nefes darlığı şikayeti ile başvurduğu merkezde yapılan PA akciğer grafisinde
bilateral hiler adenopati ve retiküler tarzda akciğer parankiminde opasiteler tespit ediliyor. Patolojik lenf nodlarından yapılan biopsi sonucunda non-kazeifiye granülomlar görülüyor. Sarkoidoz tanısı konulan bu hastada
aşağıdakilerden hangisi beklenen bir bulgu değildir?
A) Yüksek serum ACE (anjiotensin converting enzim)
düzeyleri
Aşağıdaki hastalıklardan hangisinde karbonmonoksit
difüzyon kapasitesinde (DLCO) azalma beklenmez?
B) Hiperkalsemi
C) Eritema nodozum
A) Pulmoner hipertansiyon
D) Üveit
B) Amfizem
E) Periferik kanda artmış CD4 lenfosit düzeyi
C) Astım
8–E
Sarkoidoz endeni tam olarak bilinmeyen sistemik bir hastalıktır.
Tutulan organ sisteminde lokal olarak CD4 lenfosit artışı görülür. Sistemik dolaşımdaki CD4 lenfositler tutulan organa migrasyon gösterdiği için seviyeleri az olarak saptanır. Sarkoidoz hastalarında görülen yaygın deri alerjenlerine karşı gelişen anerjiden
de bu sorumludur. Sarkoidozun bazı önemli özellikleri;
Hiperkalsemi
Tutulan organda artmış CD4 lenfosit düzeyleri
Yüksek serum ACE düzeyleri
Restriktif tip SFT değişiklikleri
DLCO düşüklüğü
Retüküler tarzda akciğer opasiteleri – Hiler adenopati
Non-kazeifiye granülomlar
D) İdiopatik pulmoner fibrozis
E) Anemi
6–C
Karbonmonoksit difüzyon testi akciğer alveolo-kapiller
membranın bütünlüğünü yansıtır. Eğer bir hastalık intertisial
bölgede kronik bir tutulum yapıyor ise CO difüzyon kapasitesini belirgin olarak azaltır. Aynı zamanda akciğerin vasküler
hastalıklarında da ( pulmoner hipertansiyon, pulmoner tromboemboli ) azalma beklenir. Bu tarz bir soruda mutlaka astım
ve amfizem arasındaki bu önemli fark bilinmelidir. Amfizem
alveol duvarında da belirgin bir hasara neden olur. Bu yönüyle
izole havayolu tutulumu yapan astımdan ayrılır.
www.tusem.com.tr
34
Klinik Bilimler / T 36-3
11. Kırk yaşında erkek hasta inşaattan düşme sonrasında oluşan multipl kırık nedeni ile ortopedi servisinde
cerrahi tedavi sonrasında takip edilmekteyken yapılan
rutin biokimyasal kontrollerinde TSH:0.2mU/L (N:0.54.7),T4:9.0 (N:4.5-10.9) normal ve T3:50 ng/dl (N:60181) düşük olarak tesbit ediliyor.
Sistemik tutulum: AV bloklar, üveitis, eritema nodozum, lupus
pernio (yüzde), eklem-kas ağrısı, tükrük bezi tutulumu
Tedavisinde ilk tercih steroidlerdir.
9.
Tip 2 diyabet tanısında kullanılan oral glukoz tolerans
testi aşağıdaki hastalıklardan hangisinin tanısında da
kullanılmaktadır?
Bu hastada en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?
A) İnsülinoma
B) Akromegali
A) Subklinik hipertiroidi
B) Subakut tiroidit
C) Cushing hastalığı
D)Adisson hastalığı
C) Hasta ötiroid sendromu D) Ötroid diffuz guatr
E) İyot eksikliği
E) Feokromsitoma
9–B
11 – C
Akromegaliden şüphelenildiği zaman tarama testi olarak serum IGF-1 ölçümü ilk basamak testtir.Rastgele bakılan GH ölçümü akromegali tanısında genellikle anlamlı değildir.
Hasta Ötiroid Sendromu
OGTT sırasında GH değerlerinin ölçülmesi, akromegali tanısında altın standart testtir,. OGTT sırasında, en düşük GH değeri 1
μg/L’den daha yüksek olarak tespit edilir. OGTT sırasında GH supresyonunun olmaması sadece akromegali için spesifik değildir.
Puberte, gebelik, karaciğer ve böbrek hastalıkları, anoreksiya nervoza ve diabetes mellitus’ta yetersiz GH supresyonu görülebilir.
düzeylerinde değişikliğe sebep olabilirler. Sıklıkla düşük T3
düzeyi bazende birlikte düşük T3/T4düzeyi ile karakterizedir.
Bazen non-tiroidal sistemik hastalıklar tiroid glandında bir bozukluk yapmadan serum tiroid hormonu
Serum tiroid hormonu düzeyleri düşük olmakla birlikte bu hastalarda hipotiroidinin klinik semptom ve bulguları yoktur. Bu hastalarda serum TSH düzeyleri de normal sınırlarda veya düşüktür.
Çok çeşitli hastalıklar bu duruma sebep verebilir. Hasta ötiroid
sendromuna yol açan patofizyolojik mekanizmalardan sitokinler sorumlu tutulmaktadır
GH ve IGF-1 değerleri ile klinik bulgular akromegaliyi desteklediği zaman hipofiz MR ile adenom araştırması yapılmalıdır.
Akromegali kliniği ve biokimyasal sonuçları olan hastada hipofizer patoloji satanmadığında çok nadirde olsa ektopik nedenli akromegali düşünülmelidir. Bu durumda ektopik salgılanan
hormone hemen her zaman GHRH tır.
Altta yatan neden tedavi edildikten sonra durum düzelir.
12. Osteoporoza bağlı kırıkların en sık görüldüğü yer aşağıdakilerden hangisidir?
10. İnsülin tedavisi gören diyabetik hastalarda tanımlanan
şafak fenomeninden suçlanan hormon aşağıdakilerden
hangisidir?
A) TSH
B) Aldosteron
C) Kortizol
D)GH
A) Vertebra
B) Femur
C) Pelvis
D)Radius
E) Ulna
12 – A
Osteporoza bağlı kırıklar en sık vertebrada olur ve hastalık için
önemli bulgulardan olan dul kamburu görüntüsünün nedenidir. En sık kırılan vertebra T12-L1’dir.
E) Glukagon
10 – D
13. İnaktif influenza aşısı aşağıdaki durumlardan hangisinde kontrendikedir?
Büyüme Hormonu (BH, Growth hormon)
GHRH etkisi ile salınımı hipofizden uyarılır.
Etkilerini BH’nun kendisi ve insülin-like growth factor (IGF-1=
Somatomedin-C) yolu ile gösterir.
A) Kronik obstrüktif akciğer hastalığı
IGF-1 en çok karaciğer olmak üzere tüm dokularda sentezlenir. BH ve IGF-1 etkisi ile hücre içi ve hücre dışı protein sentezi artar.
C) 65 yaş üzeri bireyler BH’nun IGF-1’den bağımsız direkt etkisi ile hücrelerin glukoz
alımı azalır (diyabetojenik etki), insülin direnci meydana gelir
ve adipositlerden yağ asitlerinin mobilizasyonu ve hücrelerce
kullanımı artar (lipoliz).
E) Yumurtaya alerjisi olan hasta
B) HIV enfeksiyonu
D) Yüksek doz aspirin tedavisi alan hasta
13 – E
İnaktif (ölü) influenza aşısı seçeneklerden sadece yumurta alerjisi olan kişilerde kontrendikedir. Seçeneklerde yer alan diğer
durumlar influenza aşısının endikasyonları içerisinde yer alır.
İnsülin tedavisi sırasında görülebilen Down (şafak) fenomeninden gece artan GH sorumludur.
www.tusem.com.tr
35
Klinik Bilimler / T 36-3
14. Kırk yaşında erkek hasta şiddetli göğüs ağrısı, kanlı kusma ve nefes darlığı yakınması ile yakınları tarafından
acile getiriliyor. Fizik muaynesinde taşikardi ve hipotansiyon saptanan hastanın öyküsünde şikayetlerinin yoğun
alkol alımı sonrasında başladığı öğreniliyor. EKG’si ve kardiyak enzimleri normal saptanan hastanın akciğer grafisinde sol plevral effüzyon saptanıyor.Plevral sıvı incelemesinde amilaz yüksek lipaz normal olarak bulunuyor.
15. Aşağıdakilerden hangisi özefagus kanserleri için yanlıştır?
A) Özefagus kanseri riskini en çok artıran hastalık Tilozistir.
B) Özofagusun skuamöz hücreli kanseri özofagusun
her seviyesinde görülebilmekle birlikte en çok orta
özofagusdan kaynaklanır.
C) Özefagus adenokanserinde senkron tumör ve multifokal tutulum sıktır.
D) Adeno kanserler çoğunlukla distal özofagusda yerleşim gösterir.
Bu hastada en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?
A) Mallory-Weiss sendromu
E) Orta ve üst özofagusdaki heterotopik mide mukozasından da adenokanser gelişebilir.
B) Akut pankreatit
C) Özefagus varis kanaması
15 – C
Özofagus Kanseri: Görülme sıklığı coğrafi yerleşime göre değişiklik gösterir. Ülkemizde doğu ve güneydoğu anadolu bölgesinde görülme sıklığı daha fazladır.Batı toplumlarında erkeklerde kadınlardan 3 kat daha fazla görülürken Asya ve Afrikada
her iki cinste de eşit sıklıkta görülür.
Özofagus kanseri etyolojisi kesin olarak bilinmez. Bu güne kadar çok çeşitli risk faktörler suçlanmıştır.
Aşırı alkol ve sigara tüketimi
Çok sıcak yeme ve içme alışkanlığı
A vitamini, riboflavin ve çinko eksikliği, diyette nitrozamin fazlalığı gibi beslenme faktörleri
Korozif özofajit
HPV
Akalazya
Tilosis
Plummer-Vinson sendrom
Çölyak hastalığı
Özefagus kanseri için predispozan hastalıklar arasında özellikle Tilozis (palmoplantar hiperkeratoz), otozomal dominant
geçişli bir hastalık olup aile bireylerinin %90 nın da 65 yaş öncesinde özofagus kanseri gelişir. Özefagus kanseri riskini en
çok artıran hastalıktır ama nadir görülür.
Özofagusun skuamöz hücreli kanseri (Epidermoid tümörler)
özofagusun her seviyesinde görülebilmekle birlikte en çok
orta özofagusdan kaynaklanır.
Makroskopik olarak eksofitik (özofagus dışına doğru büyüyen), vejetan, ülsere, infiltratif karakterde veya bunların kombinasyonları şeklinde olabilir.
Özefagus yassı hücreli tümörleri % 25 senkron tümörle birliktedir ve multifokaldir.
Adeno kanserler distal özofagusda yerleşim gösterir (%90) ve
büyük çoğunluğu gastroözofagial reflü hastalığının bir komplikasyonu olan Barrett metaplazisinden gelişir. Uzun segment
Barrett (>3cm) tutulumu olan, alkol ve sigara kullanan yaşlı
erkeklerde adenokarsinom gelişme riski daha fazladır.
Adenokanser multifokal değildir invaziv seyreder.
D) Boerhave sendromu
E) Peptik ülser perforasyonu
14 – D
Boerhave sendromu:
Zorlayıcı kusma ve öğürmeler sonrasında özefagus distal sol
posteriör bölgesinde görülen perforasyondur.
Semptomlar genellikle saatler içinde ortaya çıkar. Hastalar şiddetli servikal ve retrosternal ağrıdan şikayet ederler. Bulantı,
kusma, hematemez, odinofaji, disfaji ve nefes darlığı bulunabilir.
Fizik muayanesinde ateş, taşikardi, pnömotoraks ve/veya hidrotoraks saptanabilir.
Perforasyona yol açan nedenler aynı zamanda özofagus duvarı içine kanamaya yol açabilirler (intramural hematom). Bazı
durumlarda intramural kanama nedeniyle özofagus mukozası
müsküler tabakadan ayrılarak iki ayrı lümen oluşturabilir ki bu
durum çifte namlusu özofagus (Double barrel esophagus) olarak adlandırılır
Perforasyon şüphesinde ilk yapılacak tetkik düz grafidir. Direkt
akciğer grafisinde mediastende genişleme, hava sıvı seviyesi,
plevral efüzyon veya pnömotoraks görülebilir.
Erken dönemdeki bulguların saptanmasında bilgisayarlı tomografi daha duyarlıdır.
Baryumlu grafi ve endoskopi perforasyon düşünülen hastalarda kontrendikedir.
Perorasyonda kesin tanı suda erir özellikte kontrast madde ile
yapılan özefagus grafisi ile konur.
Kanda lökositoz ve plevra sıvısıda amilaz düzeyleri yüksek bulunur (Akut pankreatite bağlı oluşan sol plevral effüzyonda
amilaz ve lipaz birlikte yüksektir.)
Tedavi cerrahidir.
www.tusem.com.tr
36
Klinik Bilimler / T 36-3
17. Aşağıdaki semptom ve bulgulardan hangisi akut karaciğer yetmezliği tanısı için zorunludur?
Çok seyrek olarak orta ve üst özofagusdaki heterotopik mide
mukozasından da adenokanser gelişebilir (Inleth patch).
Barrett epitelinde yüksek dereceli displazi saptanması invaziv
karsinomun bir önceki evresi olan insitu karsinom olarak kabul edilir ve özofagus kanseri gibi tedavi edilmelidir.
A) Sarılık
B) Aminotransferaz yüksekligi
C) Koagülasyon bozuklugu
D) Ensefalopati
16. Aşağıdakilerden hangisi gebeliğin intrahepatik kolestazı için yanlıştır?
E) Bilirubin yüksekligi
17 – D
A) Hastalarda yağda eriyen vitamin replasmanını gerektiren ishal ve steatore görülebilir
Akut karaciğer yetmezliği (AKY ); bilinen her hangi bir karaciğer
hastalığı olmayan bireylerde ani başlangıçlı hiperbilirubinemi,
hepatik ensefalopati (HE) ve koagülopati ile karakterize yüksek
morbidite ve mortalite ile seyreden klinik bir sendromdur.
B) İleri anne yaşı ve multiparite görülme riskini artırır.
C) Kaşıntı doğumdan en geç 48 saat sonra düzelir.
D) Kolelithiyazis ve akut kolesistit gelişme sıklığı artar.
Ensefalopati olmazsa olmaz kuraldır.
E) Bilirubin seviyesi ile fetal komplikasyonlar yakın ilişkilidir
AKY klinik gidiş ve prognoz için altta yatan etyolojik neden,
hastanın yaşı ve hastalığın gelişme süresi önemlidir. AKY için
birçok sınıflama yapılmıştır fakat en çok kabul gören O’Grady
ve ark’nın sarılık ile ensefalopati gelişim süresini temel alarak
yaptıkları sınıflandırmadır. Buna göre; hiperakut (0-7 gün),
akut (8-28 gün), subakut (29-84 gün) karaciğer yetmezliği olarak tanımlanmıştır.AKY’de hastalığın başlangıç hızı ne kadar
yüksek ise; yani ensefalopati gelişme süresi ne kadar kısa ise
hastaların kendiliğinden iyileşebilme şansı da o kadar fazladır.
16 – E
Gebeliğin intrahepatik kolestazı (GİK) gebeliğin 2. Yarısında görülen safra asitlerinde artış ve kaşıntıyla karakterize, doğumla
birlikte düzelme izlenen kolestatik karaciğer hastalığıdır.
İntrahepatik kolestazın yol açtığı kronik plasental yetmezlik
fetüste anoksi, prematürite, perinatal ölüm, fetal distress, ölü
doğum gibi komplikasyonlara sebep olabilir. Maternal morbidite üzerine etkisi yoktur.
Hepatit virüsleri genellikle gelişmekte olan ülkelerde AKY’ne
neden olurken (Ülkemizde HBV ), ABD ve Avrupa’da ise çoğunlukla ilaçlar (Paracetemol ) AKY’ne neden olmaktadır.
GİK ileri anne yaşı, multiparite, oral kontraseptif kullanımı sonrası kolestaz öyküsü olması durumlarında daha fazla görülür.
Gebeliğin 25. haftasından sonra, özellikle avuç içi ve topuklardan başlayan daha sonra tüm vücuda yayılan, özellikle geceleri daha fazla olan kaşıntı ana belirtidir. Kaşıntı doğumdan en
geç 48 saat sonra düzelir. Sarılık nadir olarak görülür, ortaya
çıkış zamanı kaşıntının başlangıcından 2-4 hafta sonrasıdır.
Aminotransferaz seviyeleri normalin 20 katına kadar çıkabilir.
Bilirubin seviyelerinde hafif artış görülebilir. GİK olan gebelerde
kolelithiyazis ve akut kolesistit gelişme sıklığı artar. GİK’da en
önemli tanı kriteri serum safra asit konsantrasyonudur. Serum
total safra asit seviyelerinde10-25 kata kadar artış izlenebilir.
serum safra asit seviyesi ile fetal komplikasyonlar ilişkilidir.
18. Aşağıdaki hastalıkların hangisinde pansitopeni diğerlerine göre daha az beklenir?
A) Megaloblastik anemi
B) Aplastik anemi
C) Paroksismal nokturnal hemoglobinüri
Hastalarda yağda eriyen vitamin replasmanını gerektiren ishal
ve steatore görülebilir. Malabsorbsiyonun yol açtığı vitamin K
eksikliği protrombin zamanında uzama ve postpartum hemorajiye yol açabilir.
D) Myelodisplastik sendrom
E) Akut myeloid lösemi
18 – E
Seçeneklerdeki tüm hastalıklarda pansitopeni görülebilir. Megaloblastik anemi ve Miyelodisplastik sendromda DNA sentez defekti vardır. Paroksismal nokturnal hemoglobinüri kök
hücre defektidir, kompleman üç seriyede etki eder. Aplastik
anemi yine kök hücre defektidir, pansitopeni ile karakterizedir. Akut myeloid lösemi ise pansitopeni ile prezente olabildiği
gibi daha sıklıkla blast ağırlıklı lökositoz ağırlıklıdır.
Tanı için karaciğer biyopsisi gereksizdir.
Tedavide ursodeoksikolik asit(UDKA ) kullanılır, plazma safra
asit konsantrasyonunu ve sülfatlanmış progesteron metabolit
konsantrasyonunu azaltır. Kolestiramin, serum safra asit konsantrasyonunu azaltmada çok etkili olmaması ve kullanımına
bağlı K vit.eksikliiğ gelişebileceğinden tercih edilmez.
İntrahepatik kolestaz doğumla birlikte düzelir.
www.tusem.com.tr
37
Klinik Bilimler / T 36-3
19. Superior vena cava sendromunun küçük hücreli akciğer
Ca’dan sonraki en sık nedeni aşağıdakilerden hangisidir?
23. Aşağıdaki kemoteröpatik ilaç - yan etki eşleşmelerinden hangisi yanlıştır?
A) Lenfoma
A) Daunorubisin - konjestif kalp yetmezliği
B) Pankreas Ca
B) Bleomisin - interstisiyel fibrozis
C) Özofagus Ca
C) Siklofosfamid - hematüri
D) Küçük hücreli dışı akciğer Ca
D) Sisplatin - karaciğer yetmezliği
E) Ifosfamıd - Fankoni sendromu
E) Mide Ca
19 – A
Superıor vena cava sendromunun tüm nedenler içindeki en
sık etyolojisi küçük hücreli akciğer Ca, onun ardından ise lenfomalar gelir.
23 – D
Yukarıdaki eşleşmelerden sisplatin - karaciğer yetmezliği dışındakiler doğrudur. Sisplatin kullanımında ise akut tubuler
nekroza bağlı böbrek yetmezliği beklenir
20. Aşağıdaki organlardan hangisinin primer tümörünün kemik metastazı diğerlerine göre daha nadirdir görülür?
24. Akut böbrek yetmezliğinde olası nedenleri eşleştiren
aşağıdaki seçeneklerden hangisi yanlıştır?
A) Meme B) Kolon
A) ACE inhibitörü: prerenal ABY
C) Böbrek
D)Akciğer
B) Over kanseri lokal invazyon: postrenal ABY
C) GİS kanama: prerenal ABY
E) Prostat
20 – B
Kemik tümörlerinin metastatik olanları primer kemik tümörlerine göre daha sıktır. Prostat, meme, akciğer tüm kemik metastazların %80’nini oluşturur. Böbrek, mesane, tiroid, lenfoma ve sarkomalarda kemiğe sık Metastaz yaparlar.
D) Rabdomiyoliz: prerenal ABY
E) Amfoteresin kullanımı: akut tübüler nekroz
24 – D
Rabdomiyoliz akut tübüler nekroz nedenidir. Uygun risk faktörü, CPK artışı ve idrar sedimentinde kirli granüler silendirler
tanısal ipuçlarını oluşturur.
21. Küçük hücreli ve küçük hücreli dışı akciğer akciğer kanserleri ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?
25. Aşağıdakilerin hangisinde “nefrotik sendrom ağırlıklı”
glomerüler hastalık görülmesi beklenmez?
A) Küçük hücreli akciğer kanseri daha radyosensitiftir
B) Küçük hücreli akciğer kanseri daha az kemosensitiftir
A) Diyabet
B) Amiloidoz
C) Küçük hücreli akciğer kanseri akciğerde perifer lokalizasyonda olmaya meyillidir
C) NSAİİ kullanımı
D)Akciğer kanseri
E) Wegener granülomatozisi
D) Küçük hücreli akciğer kanseri alveolar hücreden köken alır
25 – E
Wegener granülomatozisi fokal nekrotizan proliferatif glomerülonefrit veya hızlı ilerleyici glomerülonefrit yaparak nefritik
özellikli ABY’ye neden olur. Diğer seçeneklerde sekonder nefrotik sendrom nedenleri verilmiştir. Tip 2 DM en sık nefrotik
sendrom nedenidir. Primer glomerüler hastaıklardan en sık
neden ise membranöz nefropatidir.
E) Kemik iliği tutulumu küçük hücreli dışı akciğer kanserinde daha yaygındır
21 – A
Küçük hücreli akciğer kanserleri santral lokalizasyonda yerleşir, nöroendokrin yapılardan kaynaklanır ve daha kemo ve
radyosensitiftir.
26. Aşağıdakilerden hangisi alkolik olmayan yağlı karaciğer
hastalığına eşlik eder?
22. Aşağıdaki malignitelerden hangisinin santral sinir sistemine metastazı diğerlerine göre daha nadirdir?
A) Ankilozan spondilit
A) Over Ca
B) Meme Ca
B) Reiter sendromu
C) Hipernefroma
D)Melanoma
C) Psöriatik artrit
D) Inflamatuar barsak hastalığı ilişkili artrit
E) Akut lenfositik lösemi
22 – A
Genel olarak malignitelerin mortalitesinin %25’i intrakranial
metastazlara bağlıdır. Seçenekler içinde Over Ca’nın MSS metastazı diğerlerine göre daha nadirdir
E) Romatoid artrit
26 – C
Psöriatik artrit, yağlı olmayan karaciğer Hastalığı’na eşlik eder,
altta yatan neden ise bilinmemektedir.
www.tusem.com.tr
38
Klinik Bilimler / T 36-3
27. Belimumab aşağıdaki hastalıklardan hangisinde kullanılmaktadır?
30. Kırk iki yaşında bayan hasta yeni başlayan nöbet öyküsü
ile kliniğe başvuruyor. Yapılan kraniyal MR görüntülemede frontal bölgede kitle saptanıyor. Kalsifikasyon gösteren kitlenin histolojik incelemesinde kapillerlerin kümes
teli şeklinde çatı oluşturduğu görülüyor.
A) Romatoid artrit
B) Sistemik lupus eritematozus
C) Ankilozan spondilit
D) Wegener granulomatozusu
Bu hastada en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?
A) Ependimoma
E) Temporal arterit
B) Pilositik Astrositoma
27 – B
C) Oligodendroglioma
Belimumab; B hücre aktive eden faktörün (BAFF) inhibisyonuna neden olan monoklonal antikordur. Hidroksiklorokin,
steroid gibi diğer medikal tedavilere cevap vermeyen sistemik
lupus eritematozusda endikasyonu bulunmaktadır.
D) Menegioma
E) Glioblastome Multiforme
30 – C
Oligodendrogliomlar sıklıkla frontal ve temporal bölgede derin ak
maddede yerleşir. Yavaş büyüyen, sık kalsifikasyon gösteren, keskin sınırlı bir tümördür. Band şeklinde veya “giriform patern”de
kalsifikasyon oligodendroglioma için ayırt edici bir özelliktir. Tümör içi kanamalara diğer gliomalardan daha sık rastlanır. Hastaların çoğunda uzun zamandır süregelen nöbet geçirme öyküsü
vardır. Özellikle iyi diferansiye oligodendrogliomalarda, stroma
içinde yaygın olarak açılanmalar gösteren tipik kısa kapillerlerden
oluşan bir çatı bulunur. Damar yapılarına, bu geometrik şekildeki
görünümlerinden dolayı “kümes teli” denmektedir
28. Anaerobik enfeksiyonlarda aşağıdaki antibiyotiklerden
hangisi kullanılamaz?
A) Meropenem B) Sefotetan C) Sefoksitin
D)Netilmisin
E) Kloramfenikol 28 – D
Aminoglikozitler anaerob bakterilere karşı etkili değildir. Benzer şekilde beta-laktam grubunda yer alan aztreonamın da
anaerob bakterilere karşı etkinliği yoktur.
Diğer seçeneklerde yer alan antibiyotiklerin anaerob bakterilere karşı etkinliği mevcuttur. Ayrıca linkozamid grubu (linkomisin ve klindamisin), metronidazol, karbapenem grubu
antibiyotikler (imipenem, meropenem, doripenem ve ertapenem) ve kinolon grubu antibiyotiklerden moksifloksasinin de
anaerob bakterilere karşı etkinliği mevcuttur.
31. Osteoporotik hastalarda aşağıdaki bulgulardan hangisini daha az görülmesi beklenir?
A) Nörolojik bulgular
B) Ağrı
C) Boy kısalması
D)Mobilitede azalma
E) Spinal instabilite
31 – A
29. Spinal kord yaralanması sonrası spinal şok döneminden
çıkıldığını gösteren ilk refleks aşağıdakilerden hangisidir?
En sık karşılaşılan şikayetler
Ağrı
A) Bulbokavernöz refleksı B) Patella refleksi
C) Aşil refleksi
Mobilitede azalma
D)Kremasterik refleks
Spinal deformite
E) Biceps refleksi
Boyda kısalma
29 – A
Vertebra kırıkları sırt ağrısı şeklinde belirti verebilir. Ağrı akut
veya kronik özellikte olabilir. Nörolojik bulgular genellikle yoktur.
Spinal Şok
Yaralanma sonrasında somatik, duysal ve otonomik fonksiyon kaybıdır. Yaralanmanın seviyesi ne kadar yüksek ve yaralanma şiddeti ne kadar fazla ise spinal şok evresi o kadar uzun
sürer. Spinal şokun süresi ortalama 2 ay sürmekle birlikte 6
aya kadar uzayabilir.
32. Aşağıdaki özelliklerden hangisi geç başlangıçlı romatoid artrit hastasına ait değildir?
A) Erkeklerde de sık görülür.
Bulbokavernöz refleks: Penis başının sıkılması ile anal kontraksiyon olmasıdır. Spinal şoktan çıkıldıktan sonra ilk dönen reflekstir.
B) Daha çok oligoartiküler tutulum görülür.
Mesane ve bağırsağın refleks innervasyonunun sağlam olduğunu gösterir.
D) Akut başlangıç sık görülür.
C) Distal eklemler daha sık tutulur.
E) Düşük doz kortikosteroide iyi cevap vermez.
www.tusem.com.tr
39
Klinik Bilimler / T 36-3
32 – C
RA, 60 yaşından sonra ortaya çıkarsa geç başlangıçlı RA (GBRA)
denir. Klasik RA’daki kadın hastaların sıklığı bu grupta kaybolmuştur. GBRA’de hastalık çoğunlukla oligoartiküler olup akut
başlangıç daha sık görülür. Omuzlar gibi büyük ve proksimal
eklemler daha sık etkilendiğinden polimiyalji romatika ile karışabilir. Düşük doz kortikosteroide yanıt PMR’da çok iyi olduğu
halde, GBRA’de düşük doz kortikosteroide yanıt çok iyi olmaz.
GBRA’de RF daha fazla sıklıkta negatif olmaktadır.
36. Perisylvien dil bölgesinin dışındaki patolojilerde görülebilen konuşma ve anlamanın bozulduğu ancak tekrarlamanın korunduğu afazi tipi hangisidir?
A) Broca afazisi
B) Wernicke afazisi
C) Transkortikal afazi
D)Anomik afazi
E) Global afazi
36 – C
Transkortikal afaziler; anterior, medial ve posterior serebral arterlerin sulama alanlarının birleştiği sınır bölgelerde, yani “watershed” alanlardaki hasarlanmalara bağlı olarak ortaya çıkar.
Dolayısıyla hasar, diğer afazi tiplerinden farklı olarak, perisilviyen
dil bölgesinin dışındadır. Bu nedenle tekrarlama becerisi korunur.
33. Panik bozukluğu olan hastalarda görülen kardiyak bozukluklardan hangisi daha sık görülür?
A) Mitral valv prolapsusu
B) Aort yetmezliği
C) Pulmoner yetmezlik
37. Multipl skleroz hastalarında subklinik demiyelinizasyon alanlarının gösterilmesinde değerli olan tanı yöntemi aşağıdakilerden hangisidir?
D) Hipertrofik sol ventrikül
E) Triküspit yetmezliği
A)VEP
33 – A
Panik bozukluğu olan hastaların yaklaşık yarısında Mitral Valf
Prolapsusu bulunmaktadır.
B) Bilgisayarlı tomografi
C) Manyetik rezonans görüntüleme
Panik atakları tipik olarak, yoğun bir korku, endişe ve kötü bir
şeyler olacağı beklentisi ile ani olarak başlar ve kısa sürede en
yüksek düzeyine ulaşır.
D) Lomber ponksiyon
E) Sinir biyopsisi
37 – A
Uyandırılmış potansiyeller, patolojinin yerini belirlemek ve
duyu yolları boyunca ileti hızını ölçmek için yararlıdır. Görsel
(VEP) ve duysal (SEP) uyarılmış potansiyeller subklinik demiyelinizasyon bölgelerini ortaya koyabilir ve çok odaklı seyir
gösteren MS tablolarında değerlidir.
34. Aşağıdakilerden hangisi hastanede yatan hastalarda
sık görülen bir psikiyatrik bozukluktur?
A) Panik bozukluğu
B) Toplumsal kaygı bozukluğu
C) Agorofobi
D) Obsesif kompulsif bozukluk
38. Yetmiş dört yaşında erkek hastanın sol göz hareketleri üst
iç, alt dış, dış yan ve iç yan bakışta hareket etmemektedir. Hastanın anamnezinde yaklaşık 3-4 gündür baş ağrısı,
ateş, gözlerde kızarıklık şikayetleri olduğu öğreniliyor.
E) Deliryum
34 – E
Deliryum, hastanede yatan hastalarda, en sık karşılaşılan nöropsikiyatrik bozukluktur.
Deliryum; akut ve subakut gelişen, intrakranial veya ekstrakranial bir sebeple oluşan beyin metabolizma ve işlevlerinde,
yaygın ve geçici bir bozukluk olarak tanımlanır.
Bu hastada en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?
A) Astrositom
B) KİBAS
C) Epidural hematom
35. Aşağıdakilerden hangisi B kümesi kişilik bozuklukları
içerisinde yer almaz?
D) Sinüs kavernosus trombozu
E) Myastenia graves
A) Antisosyal kişilik bozukluğu
38 – D
B) Narsisistik kişilik bozukluğu
Oküler motor sinirlerin birlikte tutulmaları yakın komşuluk
gösterdikleri sinus cavernosus veya fissura orbitalis superior
bölgesi hastalıklarında görülür.
C) Şizoid kişilik bozukluğu
D) Sınır/Borderline kişilik bozukluğu
E) Histrionik kişilik bozukluğu
İzole n.oculomotorius felci mezensefalon lezyonlarında ve
intrakranyal anevrizmalarda ortaya çıkar.
35 – C
www.tusem.com.tr
40
Klinik Bilimler / T 36-3
39. Bir bulaşıcı hastalıkla karşılaştığı düşünülen sağlam kişilerin o hastalığın inkübasyon periyodu kadar bir süre
için bulaşmayı engellemek amacıyla hareketlerinin kısıtlanması aşağıdakilerden hangisidir?
A) İzolasyon
B) Dezenfeksiyon
C) Karantina
D)Sterilizasyon
42 – B
Amfizematöz pyelonefrit: Gaz oluşturan patojenlerin sebep olduğu, renal parankim ve perirenal dokuların nekrotizan enfeksiyonudur. DM, papiller nekroz, abstruksiyon ve taş risk faktörleridir.
43. Aşağıdakilerden hangisi sebep olduğu akut böbrek yetmezliği tipi açısından diğerlerinden farklıdır?
E) Kontaminasyon
39 – C
40. Pemfigus vulgaris ile ilgili verilenlerden hangisi yanlıştır?
A) Posterior üretral valv
B) Üretorosel
C) Hemorajik sistit
D)Sepsis
E) Nörojen mesane
A) Daha çok desmoglein-1’e karşı oluşan otoantikorlar
vardır.
43 – D
B) İntraepidermal büller bulunur.
Sepsis prerenal böbrek yetmezliği yaparken, diğerleri postrenal böbrek yetmezliği nedenleridir.
C) Oral mukoza tutulumu en sık yanak ve dudak mukozasında bulunur.
Akut böbrek yetmezliğinin sık nedenleri
D) Seyri esnasında paronişia görülebilir.
E) Tedavi edilmezse fatal seyredebilir.
40 – A
Deri ve müköz membranları etkileyen, otoimmün kronik seyirli, mortal olabilen, büllöz deri hastalığı olan pemfigus’un en
sık görülen formu pemfigus vulgaristir. Otoantikorlar daha çok
desmoglein-3’e karşı gelişir. Genelde oral lezyonlarla başlar. Oral
lezyonlar en sık yanak ve dudak mukozasında yerleşir ve ağrılıdır.
Büller suprabazal, intraepidermal yerleşimlidir. Ses kısıklığı ve paronişi yapabilir. Tedavi edilmezse lezyonlar genişler, seconder enfeksiyon ve metabolik bozukluklar sonrası ölümle sonuçlanabilir
Prerenal
İntrensik renal
Dehidratasyon
Kanama
Sepsis
Hipoalbuminemi
Kalp yetmezliği
Glomerülonefrit
-APSGN
-Lupus
-Henöch-schönlein
-MPGN
-Anti glomerüler bazal membran
Hemolitik üremik sendrom
Akut tubuler nekroz
Kortikal nekroz
Renal ven trombozu
Rabdomiyoliz
Akut intertisyel nefrit
Tümör infiltrasyonu
Tümör lizis sendromu
Postrenal
Posterior üretral valf
UPJ darlık
UVJ darlık
Üreterosel
Tümör
Ürolithiasis
Hemorajik sistit
Nörojen mesane
41. Allerjik kontakt dermatit’e en sık neden olan etken
aşağıdakilerden hangisidir?
A) Kobalt B) Lateks
44. Aşağıdakilerden hangisi çocuklarda idrar yolu enfeksiyonu gelişiminde risk faktörü değildir?
C) Paraben içeren koruyucular
D) Nikel
A) Sıkı iç çamaşırı
E) İlaçlar
B) Kabızlık
41 – D
Allerjen ajanla temas sonrası gecikmiş tip(hücresel) aşırı duyarlılık reaksiyonu sonucu deride görülen ekzematöz
döküntüdür. Başlıca allerjenler; metaller(öz. Nikel, kobalt),
koruyucular(paraben vb), kokular, lateks, ilaçlar, yapıştırıcılar,
bitkilerdir. Nikel en sık karşılaşılan allerjen grubunu oluşturur.
C) Hipertansiyon
D) Anne sütü almama
E) Cinsel aktivite
44 – C
Hipertansiyon çocuklarda idrar yolu enfeksiyonu için risk faktörü değildir.
42. Aşağıdakilerden hangisi amfizematöz pyelonefrit görülme riski en azdır?
Üriner sistem enfeksiyonu risk faktörleri
Dişi cinsiyet
Sünnet olmama
VUR, Obstrüktif
üropati
Tuvalet eğitimi
Voiding disfonksiyonu
Üretrayla ilgili aletli
girişim
A) Diabetes mellitus
B) Perirenal kitle
C) Üriner sistem taş hastalığı
D) Üriner sistem obstruksiyonu
E) Papiller nekroz
Arkadan öne perine
temizliği
Köpük banyosu
Sıkı çamaşırlar
Enterobius vermicularis
enf.
Kabızlık
P fimbrialı bakteriler
Anatomik anomaliler
(örn. labial adhezyon)
Nörojenik mesane
Cinsel aktivite
Gebelik
Anne sütü almama
www.tusem.com.tr
41
Klinik Bilimler / T 36-3
45. Aşağıdakilerden hangisi geniş atrial septal defektin
bulgularından birisi değildir?
A) Triküspid odakta mid diastolik rulman
B) Sol 2.interkostal aralıkta sistolik ejeksiyon üfürümü
-
Uzun süren ve tedaviye yanıtsız olgularda IV metoksamin
ya da fenilefrin kullanılabilir.
-
Akut atakta Propronalol (0.1-0.2 mg/kg IV). Spelleri önlemek için oral propranolol (1-4 mg/kg/gün) uygulanır.
C) İkinci kalp sesinde geniş çiftleşme
D) Elektrokardiyogramda sağ aks
E) Telekardiyogramda pulmoner konuşta çöküklük
47. Aşağıdakilerden hangisi Turner sendromunda beklenen bir klinik bulgu değildir?
45 – E
• ASD’de sağ ventrikül aktivitesi artmıştır: sternum alt ucunda palpasyonla sistolik lift (yükselme) görülür. ASD’de her
iki atriyum basıncı birbirine yakın olduğundan turbulasyon
oluşturmaz ve defekte bağlı üfürüm duyulmaz. Pulmoner
odakta ve etrafında 2-3/6 şiddetinde sistolik ejeksiyon
üfürümü duyulur. Bu üfürümün nedeni pulmoner kapaktaki
artmış akıma bağlı oluşan turbulasyondur. Benzer şekilde triküspiddeki artmış akım da triküspid odağında middiyastolik
bir rulmana yol açar. Sağ ventriküle gelen artmış akım, sağ
ventrikülün boşalmasını geciktirir. Böylece pulmoner kapak,
aort kapağından oldukça geç kapanır ve bunun sonucunda
ikinci kalp sesi sürekli olarak çift duyulur ve solunumla etkilenmez (Sabit çiftleşme=fix splitting).
A) Hiperkolestrolemi
B) Hipertansiyon
C) Hipotiroidi
D) Madelung deformitesi
E) Valvuler pulmoner stenoz
47 – E
• El ve ayak sırtında karakteristik ödem ve ensede gevşek
cilt kıvrımları nedeni ile doğumda tanınabilir. Çocuklukta yele boyun, düşük ense saç çizgisi, küçük mandibula,
belirgin kulaklar, epikantal kıvrımlar, yüksek damak, ayrık
meme uçları, geniş göğüs kafesi, kubitus valgus ve hiperkonveks tırnaklar ile karşımıza çıkar. Tanıdan çoğu kez seksüel olgunlaşmanın görülmediği pubertede kuşkulanılır.
• Tele’de Küçük ASD’de tamamen normaldir. Büyük ASD’de sağ
atriyum ve sağ ventrikül büyüklüğüne bağlı kardiyomegali
vardır. Ana pulmoner arter ve dalları geniş olduğu için pulmoner konus kabarık ve akciğer damarlanması artmıştır.
• Kısa boy tüm Turner sendromlu kızlarda kardinal (en sık%100) bulgudur.
• EKG’de sağ aks deviasyonu, sağ ventrikül hipertrofisi ve tipik
olarak sağ ventrikül ileti gecikmesi (=V1’de RSR’ paterni = inkomplet sağ dal bloğu) vardır
• Hastaların 1/3’ünde stenozu olmayan biküspit aort kapakları
görülür. Turner’lılarda en sık defekt olan biküspit aort kapağı
sonradan aort kökü dilatasyonuna ilerleyebilir. Daha az görülen defektler aort koarktasyonu (%20), aort stenozu, mitral valv prolapsusu ve anormal pulmoner venöz dönüştür.
Hastaların 1/3 ‘ünde renal malformasyon (pelvik böbrek, alt
nalı böbrek, çift toplayıcı sistem, renal agenezi, üreteropelvik
bileşke darlığı) vardır. İdiyopatik hipertansiyonda sıktır.
• Eko ile sağ atriyum, sağ ventrikül ve pulmoner arter geniştir.
Defekt görülüp çapı ölçülebilir. Dopplerle şant belirlenir.
46. Hipoksik atakla acil servise başvuran Fallot tetralojili
hastada aşağıdaki tedavi yöntemlerinden hangisi uygulanmaz?
A) Subkutan morfin
• Hastaların %30-50’sinde anti-tiroid (tiroid peroksidaz
veya tiroglobulin) antikorları görülür. Prevalans yaşla
artar. %10-30 otoimmun tiroid hastalığı vardır. Anormal
glukoz toleransı ve insülin rezistansı olabilir, tip 2 diyabet nadirdir. Kolesterol düzeyleri yüksektir. İnflamatuar
barsak hastalığı, skolyoz, bilateral tekrarlayan otitismedia,
sensoryonöral işitme kayıpları, melanositik nevuslar da
görülebilir. Zeka çoğu hastada normaldir, ancak ring kromozom olan hastalarda mental gerilik görülür.
B) Dobutamin
C) İntravenöz propranalol D)İntravenöz bikarbonat
E) İntravenöz metoksamin
46 – B
Hipoksik Atak azalmış sistemik vasküler direnç ve artmış pulmoner arter basıncı ya da sağ ventrikül çıkışında darlık ile ilişkilidir. Tedavisinde;
-
Diz-dirsek pozisyonuna getirilir.
-
O2 verilir.
-
Subkutan morfin (0.2 mg/kg/dozu aşmayacak şekilde) yapılır.
-
Metabolik asidoz şiddetliyse IV bikarbonat uygulanır.
• En sık iskelet anormallikleri 4. metatars ve metakarp kemiklerinin kısalığı, diz ve el bilek eklemlerinde epifizyal
disgenezi, Madelung deformitesi, skolyoz ve büyük hastalarda osteoporozdur.
www.tusem.com.tr
42
Klinik Bilimler / T 36-3
48. On dört yaşında ortaya çıkan ataksi, periferik nörit, vibrasyon ve pozisyon hissinde bozulma ve retinitis pigmentosa olan bir çocukta vitamin E düzeyi saptanamayacak kadar düşüktür.
• Son trimestrinde ortaya çıkan bir olayda boy ve baş çevresi
normal veya normale yakın, ağırlığı düşüktür. Buna “asimetrik büyüme geriliği” (fetal malnütriyon) adı verilir. Preeklampsi, plesental yetersizlik, maternal kronik kalp-akciğerdamar hastalıkları, maternal sigara kullanımı ve maternal
malnütrisyon asimetrik gelişme geriliğine neden olur.
Bu çocuk için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?
A) Abetalipoproteinemi
IUGR Nedenleri
B) Wilson hastalığı
C) Freidreich ataksisi
D) Ataksi-Telenjiektazi sendromu
E) Hartnup hastalığı
48 – A
Abetalipoproteinemi doğumdan itibaren ağır yağ malabsorpsiyonu olan OR bir bozukluktur.
• Gelişme geriliği, abdominal distansiyon ve steatore görülür.
Periferal nöropatinin sonucu olarak DTR alınmaz. Entellektüel gelişim yavaşlar.
• 10 yaşından sonra barsak semptomları hafifler, ataksi, tremor, pozisyon ve vibrasyon duyularında kayıp gelişir. Bu
bulgular arka kordon serebellum ve bazal ganglion tutulumunu yansıtır. Nöropati vitamin E eksikliğinin sonucudur.
FETAL
PLASENTAL
MATERNAL
Kromozom
anomalileri
İntrauterin
enfeksiyonlar
Konjenital
anomaliler
Radyasyon hasarı
Çoğul gebelik
Pankreatik aplazi
İnsülin eksikliği
IGF-1 eksikliği
Plasental yetmezlik
Villöz plasentit
Enfarkt
Tümör(koriyoanjioma,
mol hidatiform)
Plasentanın ayrılması
İkizden ikize
transfüzyon
İyi beslenmeme
Anne boy ve ağırlığında
düşüklük
Gebelikte az kilo alımı
Hastalıklar
(HT, renal hastalık, KDH,
preeklampsi, DM, orak
hc anemi, kalp ve ac
hastalıkları)
İlaç ve alışkanlıklar
(Alkol, narkotikler,
sigara,antimetabolitler)
50. Aşağıdakilerden hangisi nükleotid tekrarında artma ile
karakterize değildir?
A) Progresif muskuler distrofi
• Adolesanlarda retinitis pigmentoza gelişir.
B) Huntington hastalığı
• Tanı periferik yaymada akontositoz ve plazma kolesterol düzeylerinin aşırı düşük (<50 mg/dl) olmasına dayanır. Şilomikronlar ve VLDL saptanmaz ve VLDL fraksiyonu dolaşımda yoktur; villus enterositlerinde belirgin trigliserid birikimi görülür
C) Frajil X sendromu
D) Freidreich ataksisi
E) Miyotonik distrofi
50 – A
• Spesifik tedavisi yoktur. Yüksek miktarlarda ADEK verilir.
Uzun zincirli yağ asitlerinin kısıtlanması ve orta zincirli trgliseritlerin verilmesi barsak semptomlarını hafifletebilir.
Tandem repeat (sıralı tekrarlayan) DNA dizileri: Bazı genler
identik triplet (eş üçlü) tekrarlarından uzun seriler (örneğin CGG
tripletleri: CGGCGGCGGCGG…) içerir. Bu olgularda gen inaktif
hale gelir ve kodlanan protein ya çok eksiktir ya da hiç üretilmez.
Triplet tekrarı olan genetik hastalıklar
Fragil X
Huntington hastalığı
Friedreich ataksisi
Miyotonik distrofi
Spinal-bulbar muskuler atrofi
Spinoserebellar ataksi tip 1, 2, 6 ve 7
Dentatorubral-pallidoluysian atrofi
49. Aşağıdakilerden hangisi orantılı intrauterin gelişme geriliği nedenlerinden birisidir?
A) Annede preeklampsi
B) Annenin sigara kullanımı
C) Annenin alkol kullanımı
D) Annede kronik hipertansiyon
51. Aşağıdakilerden hangisi kızamık enfeksiyonunun
komplikasyonlarından birisi değildir?
E) Annede ağır diyabet
49 – C
A) Pnömoni
• Gebeliğin erken dönemlerinde (ilk 2 trimestrede) intrauterin gelişmeye zarar veren bir durum olursa ağırlık, boy
ve baş çevresi orantılı olarak geri kalır ve "simetrik büyüme geriliği" olarak adlandırılır. Kromozom anomalileri,
eroinman ve alkolik anne, intrauterin TORCH-S enfeksiyonları orantılı gelişme geriliğine neden olur.
B) Miyokardit
C) Guillain-Barre sendromu
D) Bronşiolitis obliterans
E) Orşit
www.tusem.com.tr
43
Klinik Bilimler / T 36-3
51 – E
53. Erkek çocuklarda santral püberte prekoksun en sık nedeni aşağıdakilerden hangisidir?
Orşit kızamığın değil kabakulağın sık bir komplikasyonudur.
• Kızamığın ana komplikasyonları otitis media (%7-9),
pnömoni (%1-6), ensefalittir (%0.1).
A) İdiopatik
• Purpura fulminans veya DİK’e sekonder gangrenler nadirdir. Kızamık virüsü interstisyel (dev hücreli) pnömoniye
sebep olabilir. HIV’le enfekte hastalarda kızamık pnömonisi çoğu kez fataldir ve her zaman raş görülmez.
C) Virilizan adrenal tümör
B) Konjenital adrenal hiperplazi
D) Hipotalamik hamartom
E) Mc Cune Albright sendromu
53 – D
• Bakteryal süperenfeksiyon ve bronkopnömoni daha sıktır ve genellikle pnömokok, GAS, S. aureus ve HİB’den
kaynaklanır. Kızamık sonrası sekonder bakteriyel pnömoninin en sık nedeni S.pnömonia’dır.
Gerçek (santral) püberte prekoks kızlarda erkeklerden 10 kat
daha fazla görülür, genellikle sporadik olmasına karşın bazı
olgular familyaldir. Kızlarda erken puberte %90’ın üzerinde
idiyopatik iken erkeklerde %50-75 oranında yapısal SSS lezyonu gösterilebilir.
• Larenjit, trakeit ve bronşit sıktır ve virüsün kendisine bağlı olabilir. Kızamık altta yatan tüberkülozu alevlendirebilir. Geçici ppd negatifliği yapabilir. Miyokradit nadir ciddi
komplikasyondur.
Organik Beyin Lezyonlarından Kaynaklanan Puberte Prekoks
• Hipotalamus Hamartomu
• Nörolojik komplikasyonlar kızamıkta diğer döküntülü hastalıklardan daha sıktır. Kızamık olgularının 1-2/1000’sinde
ensefalomiyelit olur. Ensefalit genellikle döküntünün başlamasından 2-5 gün sonra görülür; nadiren döküntü öncesi
olabilir. Hastalığın erken safhasındaki ensefalit direkt viral
invazyondan kaynaklanır iken, sonradan ortaya çıkan (postenfeksiyöz) ensefalit demiyelizandır ve immünolojik reaksiyonu yansıtır. Demiyelizan tipteki semptomlar ve gidişat
diğer paraenfeksiyöz ensefalitlerden ayırt edilmez. İmmünosupresif tedavi alan çocuklarda fatal ensefalit görülür.
GPP’ye en sık neden olan beyin lezyonudur. Bu konjenital
malformasyon GnRH sekrete eden nöronları içeren sinir
dokusundan oluşur ve aksesuar GnRH üreticisi (pulse generator) olarak işlev görür. Bu lezyona gelastik veya psikomotor nöbet eşlik edebilir. Çok küçük çocuklardaki hızlı
ilerleyen PP hipotalamus hamartomunu düşündürür. İnatçı
nöbeti olanlar hariç hamartom için cerrahi gerekli değildir;
GnRH analogları etkilidir.
• Diğer lezyonlar: Postensefalitik skarlar, tüberküloz meningoensefalit, tuberoskleroz, ağır kafa travması, hidrosefali,
meningomiyelosel.
• Diğer SSS komplikasyonlarıları arasında Guillan-Barre
sendromu, hemipleji, serebral tromboflebit ve retrobulber nörit yer alır. Subakut Sklerozan Panensefalit (SSPE)
geç komplikasyondur.
• Neoplazmlar: Astrositom, epandimom, özellikle nörofibromatozis tip 1 olan çocuklardaki optik gliomlar ve erkek
çocuklarda hCG sekrete eden germinom (pineal bölge)
veya hepatoblastom.
52. Astım olduğu düşünülen bir hastada negatif prediktif
değeri nedeniyle yapılan metakolin inhalasyon testi,
aşağıdakilerden hangisini gösterir?
54. Aşağıdaki glomerulonefrit tiplerinden hangisinde serum kompleman C3 düzeyinin düşük olması beklenilen
bir özellik değildir?
A) Fibrozis varlığını
B) Bronş hiperaktivitesini
A) Şant nefriti
C) Difüzyon kapasitesini
B) Akut poststreptokoksik glomerülonefrit
D) Efor kapasitesini
C) Endokardit nefriti
E) Restriksiyon varlığını
D) Goodpasture sendromu
E) Lupus nefriti
52 – B
54 – D
Metakolin bronş provokasyon testi için bronşial hiperaktiviteyi gösteren sentetik yapıda muskarinik reseptörlere bağlanarak agonistik etki gösteren bir maddedir. Bronş düz kaslarını
doğrudan etkileyerek daralmaya neden olur. Pratikte yüksek
negatif prediktif değer göstermesi nedeniyle özellikle astım
tanısını dışlamada kullanılan bir testtir.
• Serum kompleman C3 düzeyinin düşük olabildiği glomerülonefritler: Akut poststreptokoksik glomerülonefrit,
membranoproliferatif glomerülonefrit (primer, şant nefriti, endokardit nefriti) ve lupus nefritidir.
• Goodpasture sendromunda kompleman düzeyi normaldir.
www.tusem.com.tr
44
Klinik Bilimler / T 36-3
55. Aşağıdakilerden hangisi yenidoğan sarılığını artıran
faktörlerden birisi değildir?
56 – A
• Hayatın ilk 5 yılında orak hücre hastalığının sık komplikasyonları arasında bakteriyel sepsis, splenik ve hepatik
sekestrasyon, akut göğüs sendromu, parvovirus B19 enfeksiyonu ve vazookluziv ataklar yer alır. Yaş ilerledikçe diğer komplikasyonlar sıklıkla gelişir. 5 yaşından sonra inme
(stroke) sıktır. İnme 6-9 yaşta pik yapar.
A) Oksitosin indüksiyonu
B) Göbeğin geç klemplenmesi
C) Düşük anne yaşı
D) Prematürite
E) Sefal hematom varlığı
57. Hodgin lenfoma en sık hangi lenfatik lokalizasyondan
başlar?
55 – C
Yaşamın ilk haftasında ortaya çıkan geçici hiperbilrubinemi
fizyolojik sarılık olarak adlandırılır. Normal koşullar altında
indirekt bilirubinin kordon kanındaki değeri 1-3 mg/dl dir, 24
saatte 5 mg’dl’den az olmak üzere artar, 2-3. günlerde sarılık
gözle görülür hale gelir, 2-4. günlerde 5-6 mg/dl’de pik yapar
ve 5-7. günler arasında 2mg/dl’ye düşer.
A) İnguinal
B) Servikal
C) Mediastinal
D)Abdominal
E) Aksiller
57 – B
Hodkin hastalığının en sık başvuru bulgusu ağrısız, hassas olmayan, sert, lastik kıvamında servikal veya supraklaviküler
lenfadenopatidir (%75). Dolayısıyla en sık servikal lenfatik lokalizasyondan başlar.
Fizyolojik olmayan durumlar (Patolojik sarılık kriterleri)
1-İlk 24 saatte ortaya çıkan sarılık
2-Total bilirubinin 5 mg/dl/gün’den hızlı artış olması
3-Termde > 12.9 ; Pretermde > 15mg/dl olması.
58. Meningomiyelosel ile birlikte en sık görülen santral sinir sistemi anomalisi aşağıdakilerden hangisidir?
4-Direkt bilirubin düzeyi > 2 mg/dl veya total bilirubin düzeyinin % 10’unu aşması
A) Meckel Gruber sendromu
5-Sarılığın termde 1 hf.dan, pretermde 2 hf.dan uzun sürmesi
B) Dandy-Walker sendromu
İnfantların bir kısmında indirekt bilurubin Termde > 12.9 ; Pretermde > 15mg/dl olur. Fizyolojik sarılığın artmasına neden
olan risk faktörleri aşağıdadır. Bu riskler olmadığında bilirubin
düzeyi nadiren 12 mg/dl’yi aşar.
C) Arnold-Chiari tip II
D) Anensefali
E) Şizensefali
Yenidoğanda fizyolojik sarılığı artıran durumlar
58 – C
Meningomyeloselli % 80 vakada Tip II Chiari defekti ile birlikte hidrosefali gelişir.
1.Irk ve genetik nedenler (özellikle Asya ve Uzak doğulularda
sarılık daha fazla)
2.Anneye ait faktörler: Diabetik anne, ileri anne yaşı, annenin
sigara içmesi.
59. Aşağıdakilerden hangisi lumbar ponksiyon kontrendikasyonlarından birisi değildir?
3.Doğuma ait faktörler: Oxytocin indüksiyonu, göbeğin geç
klempi (polisitemi)
A) Trombositopeni
B) Ağır dolaşım yetmezliği
4.Bebeğe ait faktörler: Düşük doğum ağırlığı ve prematürite,
erkek cinsiyet, trizomi 21, sefal hematom, kilo kaybı, geç barsak hareketi, düşük kalori alımı (beslenme mekonyum çıkışını
artırıp enterohepatik dolaşımı azaltır, barsak florasının oluşup
bilirubinin parçalanmasını sağlar)
C)Papillit
D) Ponksiyon yapılacak yerde cilt enfeksiyonu
E) Artmış intrakraniyal basınç
59 – C
Lomber ponksiyonun kontrendikasyonları:
56. Orak hücre anemili bir çocukta aşağıdaki komplikasyonlardan hangisinin 5 yaşından sonra ortaya çıkma
sıklığı daha çok artar?
A) İnme
B) Sekestrasyon krizi
C) Daktilit
D)Aplastik kriz
1. Serebral herniasyon bulgusunun olması
2. KİBAS bulguları (bradikardi, hipertansiyon ve solunum bozukluğu)
3. Trombositopeni
4. Cilt bölgesinde enfeksiyon
E) Akut göğüs sendromu
5. Kardiopulmoner resüsitasyon gerektirecek şok tablosu
www.tusem.com.tr
45
Klinik Bilimler / T 36-3
60. Beş yaşında uyku apne sendromu saptanan çocukta en
olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?
63. Opiatlarla olan zehirlenmelerde kullanılan antidot aşağıdakilerden hangisidir?
A) Obezite
B) Nazal polip
A) Pralidoksim
B) Atropin
C) Mikrognadi
D)Küçük nazofarenks
C) N-Asetil sistein
D)Nalokson
E) Adenotonsiller hipertrofi
E) Flumazenil
60 – E
• Çocuklarda uyku apnesinin en sık nedeni adenotonsiller
hipertrofi, erişkinlerde obezitedir.
63 – D
Madde
Antidot
Asetaminofen
N-Asetil sistein
• Yapısal olarak normal olan çocuklarda inspiratuvar ve
orofarengeal dilatör kaslar koordineli çalışmazsa OUA/H meydana gelir. OUA/H’ne en sık neden olan fizyolojik bozukluk REM uykusudur.
Organofosfat
Pralidoksim, Atropin
Demir
Deferoksamin
Metanol, etilen glikol
Etanol
Benzodiazepim
Flumazenil
• Okul öncesi dönemde (2-5 yaş) sıktır.
Methemoglobinemi
Metilen mavisi
Narkotikler (opiat vb)
Nalokson
Antikolinerjik
Fizostigmin
Kumarin
K vitamini
• Obezite, alt ve üst solunum yolu problemleri (koanal atrezi,
septal deviasyon, alerjik rinit, nazal polip, adenotonsiller
hipertrofi, makroglossi, yarık damak, küçük nazofarenks,
mikrognadi, midfasyal hipoplazi, mandibula hipoplazisi,
kraniofasyal travna, akondroplazi, mukopolisakaridozlar,
glukojen depo hastalığı, astım), OUA/H’na yatkınlık yaratır.
64. Aşağıdaki hastalıklardan hangisinde döküntü en uzun
süre devam eder?
A) Eritema enfeksiyozum B) Roseola infantum
C) Kızamık
61. Ekstremite hipoplazisi aşağıdaki etkenlerden hangisinin neden olduğu intrauterin enfeksiyonun klinik bulgusudur?
A) Rubella
B) Toksoplazma
C) Varicella-zooster
D)Herpes simpleks virüs
D)Kızamıkçık
E) Kızıl
64 – A
Eritema enfeksiyozumun karakteristik döküntüsünün her zaman birbirinden ayırt edilemeyen 3 evresi vardır.
• İlk evre eritemli yüz kızarmasıdır, çoğu kez “tokatlanmış
yanak” görünümü olarak tanımlanır.
E) Sifiliz
61 – C
Ekstremite hipoplazisi konjenital varisella enfeksiyonuna spesifik gelişen bir klinik bulgudur.
• 2. evrede raş, yaygın maküler eritem biçiminde hızla gövdeye ve ekstremitelerin üst kısmına yayılır. Maküler lezyonların orta kısmı açılarak, döküntüye dantel gibi, ağımsı
bir görünüm verir. El içleri ve ayak tabanları korunur, raş
ekstansör yüzeylerde daha belirgindir. Etkilenen çocuklar
ateşsizdir ve hasta görünmezler. Büyük çocuk ve erişkinler
çoğu kez hafif kaşıntıdan yakınır.
62. Aşağıdaki ek gıdaya başlama ile ilgili ifadelerden hangisi yalnıştır?
A) Anne sütüne devam edilir.
B) Demir içeren gıdalar verilmelidir.
• 3.evrede raş deskuamasyon olmadan kendiliğinden düzelir, fakat 1-3 hafta içinde güneş ışığı, ısı, egzersiz ve strese
maruziyet ile tekrarlayabilir. LAP ve atipik papüler, purpurik, veziküler raşlar da tanımlanmıştır.
C) Allerjik potansiyeli yüksek gıdalardan kaçınılmalıdır.
D) Eş zamanlı birden fazla gıda başlanabilir.
E) Mineral emilimini bozmaması için fitat alımı az olmalıdır.
65. Respiratuvar distres sendromu gelişen prematüre bir bebeğin tedavisinde aşağıdakilerden hangisi uygulanmaz?
62 – D
Ek gıdalara ya da diğer bir ifadeyle tamamlayıcı beslenmeye
4-6.ayda başlanır. Balık, fındık, yumurta, inek sütü gibi alerjik
potansiyelli gıdalardan kaçınmak gerekir. Mineral absorbsiyonunu azaltacağından fitat alımı az olmalıdır. Demir ve çinko
içeriği yüksek gıdaların verilmesi önerilir. Anne sütüne en az
12. Aya kadar devam edilmeli ve ek gıdaların enerji yoğunluğu
anne sütünü geçmelidir. Tek bir ek gıda ile başlanmalıdır, eş
zamanlı birden fazla gıda verilmemelidir. Uygun aylarda biberon yerine bardak tercih edilmelidir.
A) Sodyum bikarbonat B) Deksametazon
C) Antibiyotik tedavisi
D)Furosemid
E) Dopamin
65 – B
A. Destekleyici tedavi
1.Sıvı-elektrolit tedavisi: Aşırı sıvı verilmelisi PDA ve BPD riskini artırması açısından sakıncalıdır.
www.tusem.com.tr
46
Klinik Bilimler / T 36-3
2.Asidoz tedavisi: Bu hastalarda hem respiratuar hem metabolik asidoz vardır. Metabolik asidoz için NaHCO3 verilir.
Ölümün en sık nedeni coroner anevrizma ve miyokard enfarktüsüdür.
3.Antibiyotik tedavisi: Geniş spektrumlu antibiyotik kombinasyonu (penisilin ve aminoglikozid) verilmelidir. Çünkü B
grubu streptokok pnömonisi aynı klinik ve radyolojik bulgulara yol açabilir. Bazen ayırım mümkün olmayabilir.
Laboratuvar bulgular:
- Lökositoz (nötrofili), Anemi, Trombositoz (1.hf sonra)
- ESH (↑), CRP (↑), AST-ALT (↑), GGT (↑)
4.Hipovolemi tedavisi: Eritrosit süspansiyonu veya plazma
kullanılabilir. Kanın oksijen taşıma kapasitesini artırmak için
hematokritin %40-45’te tutulması da yararlıdır.
- Hipoalbunemi, Hiponatremi
5.Diüretik tedavisi: Ağır RDS, hipoksik akciğer zedelenmesi,
pulmoner hipertansiyon ve bromkopulmoner displazide İV.
furosemid verilmesi etkili olur.
67. Çocuklarda görülen en sık immun yetmezlik tipi aşağıdakilerden hangisidir?
- Steril piyüri, BOS pleositoz, Sinovyal sıvıda lökositoz
A) Kombine immun yetmezlik
6.Dopamin tedavisi: Hipoksi ve asidoz miyokard fonksiyonlarını bozduğu için inotropik etkisinden yararlanılır. Ayrıca renal
ve mezenter kan akımlarını artırır.
C) Sık değişken immun yetmezlik
7.Oksijen ve mekanik ventilasyon
D) Bruton hastalığı
B. Eksojen Sürfaktan ile kurtarma (rescue) tedavisi
E) Lökosit adezyon defekti
B) Selektif IgA eksikliği
67 – B
• İmmün yetmezlik hastalıklarının sıklığı Ig A eksikliği hariç
1/10000’dir.
• IgA eksikliği 1/300 insidansla en sık görülen primer immun yetmezliktir.
• Primer immün yetmezliklerin % 50’den fazlasından antikor eksiklikleri sorumludur.
66. Yedi gündür yüksek ateşi olan 4 yaşındaki hastanın fizik
muayenesinde makülopapüler döküntü, servikal lenfadenopati, tonsiller hipertrofi, konjonktiva ve ağızda hiperemi ve aft saptanıyor. Trombosit sayısı ve karaciğer
fonksiyonları artmış bulunuyor.
Bu hasta için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?
A) Kızıl
68. Difteri ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi yalnıştır?
B) Kızamık
C) PFAPA (peryodik ateş, aftöz stomatit, farenjit ve adenit)
A) Damlacık enfeksiyonu ile yayılır.
D) Adenovirüs enfeksiyonu
B) Asıl tedavi antitoksin verilmesidir.
E) Kawasaki sendromu
C) İnkübasyon süresi çok uzundur.
D) En sık primer odak tonsil ve farinkstir.
66 – E
Kawasaki (Mukokütanöz lenf nodu sendromu=İnfantil PAN)
ortalama 2-3 yaşında, %80 < 5 yaş görülür.
E) Hasta ile yakın temas edenlere antibiyotik profilaksisi uygulanmalıdır.
Tanı kriterleri:
68 – C
• Asemptomatik solunum yolu taşıyıcılığı geçişte önemlidir.
Difterinin endemik olduğu yerde, sağlıklı kişilerin %3-5’i
toksik organizma taşır; difteri nadirse taşıyıcılık son derece nadirdir. Cilt enfeksiyonu ve cilt taşıyıcılığı difterinin
sessiz depolarıdır. Toksijenik olan veya olmayan C.difteria
cilt ve mukoza enfeksiyonuna neden olurken, ekzotoksini
böbrek tubüllerinde nekroz, trombositopeni, kardiyomiyopati ve sinirlerin demiyelinizasyonuna yol açabilir.
• Enfeksiyonun ilk odağı en sık tonsiller veya farinksdir,
bunu burun ve larinks izler. 2-4 günlük kısa inkübasyon
döneminin ardından, lokal inflamasyon belirti ve semptomları gelişir.
• Ana tedavi spesifik antitoksindir; klinik tanıya dayalı verilmelidir. Toksin üretimini durdurmak, lokal enfeksiyonu
tedavi etmek ve bulaşmayı önlemek için antimikrobiyal
tedavi endikedir.
1. 5 gün ateş
2. Asağıdakilerden ≥ 4 tanesi
• 1.Polimorfik egzantem
• 2.Bilateral non-pürülan konjunktivit
• 3.Ağız mukozası bulguları (dudaklarda kuruluk ve çatlak, çilek dili görünümü, ağız ve farinks mukozasındaki
yaygın kızarıklık)
• 4.Unilateral > 1.5 cm LAP
• 5.El ve ayakta kızarıklık ve ödem; 2-3 hf sonra soyulma
3-Benzer klinik bulgulu hastalıkların dışlanması
Diğer klinik bulgular: İrritabilite, aseptik menenjit,sağırlık, diyare, kusma, karın ağrısı, safra kesesi hidropsu, hepatit, üretrit, meatit, otit,tonsillit, artrit-artralji, anterior üveit, Raynaud
f., periferik gangren.
www.tusem.com.tr
47
Klinik Bilimler / T 36-3
• Hastayla yakın temas edenler 7 günlük inkübasyon dönemi boyunca izlenmelidir. Burun, boğaz ve herhangi bir cilt
lezyonundan kültür alınmalıdır. İmmünizasyon durumuna
bakmaksızın, oral eritromisin ile 7 gün veya İM. benzatin
penisilin ile tek doz proflaksi uygulanmalıdır. Son 5 yıl içinde rapel doz aşı almayan immünize kişilere difteri toksoid
aşısı, yaşa uygun formda yapılır. 4. dozunu almayan çocuklar aşılanmalıdır. 3 dozdan az aşı yapılanlar ile aşı durumu
belli olmayanlara aşı şeması başlanmalıdır.
71. Aşağıdakilerden hangisi nörokütanöz sendromlardan
birisi değildir?
A) Ataksi-telenjiektazi
B) Epidermolizis büllosa
C) Sturge-Weber sendromu
D) Tuberoskleroz
E) Von Hippel Lindau sendromu
71 – B
• Asemptomatik taşıyıcı belirlendiğinde, 7 günlük antimikrobiyal proflaksi verilir ve son bir yıl içinde rapel dozu uygulanmamışsa, difteri aşısı yapılır. Taşıyıcılar izole edilir.
Nörokütan hastalıklar:
1- Nörofibramatozis
2- Tuberoskleroz
3- Sturge-Weber sendromu
69. Aşağıdaki aşılardan hangisi 2 yaş altındaki çocuklara
uygulanmaz?
4- Von Hippel Lindau sendromu
A) Polisakkarit meningokok aşısı
5- Ataksi-telenjiektazi
B) Konjuge pnömokok aşısı
6- İNCONTİNENTİA PİGMENTİ (Bloch-Sulzberger Hastalığı)
C) Suçiçeği
7- PHACE Sendromu
D) Hepatit A
8- Hipomelanozis of İto
E) Rotavirüs
69 – A
72. Dört günlük bebeğin tarama testinde TSH çok yüksek ve
fizik muayenesinde guatr saptanıyor.
AŞILARIN İLK DOZU İÇİN OLASI EN DÜŞÜK YAŞ
Hepatit B
Doğum
MMR
12 ay (salgında 6 ay)
DTaB
6 hafta
Varisella
12 ay
Hib
6 hafta
Hepatit A
12 ay
A) Dishormonogenez
IPV
6 hafta
İnfluenza
6 ay
Konjüge
Pnömokok
6 hafta
Polisakkarit
2 yaş
Pnömokok/meningokok
B) Ektopik tiroid
Bu hastanın en olası tanısı aşağıdakilerden hangisidir?
C) Maternal amiadaron kullanımı
D) TSH reseptör mutasyonu
E) Hashimato tiroiditi
70. Aşağıdaki kalıtsal metabolik hastalıkların hangisinde
karakteristik idrar kokusu yoktur?
A) Trimetilaninüri
72 – A
• Konjenital guatr genellikle sporadiktir. T4 sentez defektinden veya gebelikte verilen antitiroid ilaçlar ve iyottan
kaynaklanır. İyot içeren öksürük şuruplarının kullanımından gebelikte kaçınılmalıdır. Yapısında %37 iyot bulunan
antiaritmik ilaç amiodaron hipotiroidizm ile birlikte konjenital guatra sebep olur. Gravesli annelere verilen propiltiyourasil hipotiroidi ve guatr yapabilir.
B) Hawkinsüri
C) Metilmalonik asidemi D)Fenilketonüri
E) Tirozinemi tip 1
70 – C
ANORMAL KOKU İLE BİRLİKTE OLAN AMİNOASİT METABOLİZMA BOZUKLUKLARI
Metabolizma bozukluğu
İdrar kokusu
Glutarik asidemi (tip 2)
Terli ayak, keskin
Hawkinsüri
Yüzme havuzu
3-Hidroksi 3-Metilglutarik asidüri
Kedi idrarı
İzovalerik asidemi
Terli ayak, keskin
Akçaağacı şurubu hastalığı
Akçaağacı şurubu, çemen
Hipermetioninemi
Haşlanmış lahana
Multiple karboksilaz eksikliği
Erkek kedi idrarı
Oasthouse hastalığı
Şerbetçi otu
Fenilketonüri
Faremsi veya küflü
Trimetilaminüri
Kokmuş (çürümüş) balık
Tirozinemi
Haşlanmış lahana, kokmuş tereyağı
• Konjenital hipertiroidili bebeklerde guatr hemen daima
vardır. TSH reseptör aktive edici mutasyonlarıda konjenital guatr sebebidir.
• Belirli bir sebep ortaya konulamadığında dishormonagenezden kuşkulanılmalıdır. Gelişmiş ülkelerde iyot eksikliğine bağlı konjenital guatr nadirdir. Ancak endemik bölgelerde görülmeye devam eder.
• Guatr lobüllü, asimetrik, sert ve/veya çok büyük olduğunda tiroid içinde teratom akla gelmelidir.
www.tusem.com.tr
48
Klinik Bilimler / T 36-3
73. Kolon kanseri nedeniyle total kolektomi yapılan 56 yaşında hasta 60kg ağırlığındaki erkek hasta 4saat süren ameliyatı boyunca vital bulguları stabil seyretmiş, belirgin bir
kanama olmamış ve yaklaşık 320cc kadar idrar çıkarmıştır.
Hastaya ameliyatı sırasında yapılmış olması muhtemel
sıvı resüsitasyonu aşağıdakilerden hangisi olabilir?
A) 1500cc %5dextroz + 1500cc Ringer Laktat
B) 2500cc SF + 4ampul KCl
C) 2200cc Ringer Laktat
D) 1500cc Ringer Laktat
E) 1000cc %5Dex+ 1000cc SF + 2Ü TDP
73 – C
Cerrahi hastada intraoperatif sıvı tedavisinde: Ekstra kayıplar
yoksa ameliyat boyunca hastalara saatte 500-1000 ml dengeli
kristaloid çözeltileri verilmelidir.
Ekstra kayıplar buna eklenir.
Kolloidler :
Kapiller geçirgenlik artışı
Albumin:
Allerjik reaksiyon
Böbrek yetmezliği ve pulmoner yetmezlikte dikkatli kullanılmalı
Dextran:
Kan vizkozitesini azaltır
Hetastarch:
Kanama bozukluğu
Gelatin
Kanama bozukluğu
74. Aşağıdakilerden hangisinin Bikarbonat içeriği diğerlerinden fazladır?
A) Kolon
B) Safra
C) Mide
D)Pankreas
E) İnce Barsak
76. Bir hafta önce laparoskopik kolesistektomi ameliyatı geçiren hasta Na:126, Glu:260, CVP artmış olan hastada
plasma osmotik basıncı 290mOsm olarak hesaplanıyor.
A) Hipervolemik hiponatremi
B) Hiperaldesteronizm
C) Hiperglisemi
D) Uygunsuz ADH salınımı
74 – D
Gastrintestinal sıvıların içerikleri:
En çok potasyum tükürük ve mide sekresyonunda, en çok klor
mide sıvısında, en çok bikarbonat ise pankreas sekresyonunda bulunur. Mide sıvısı kayıplarında hipokalemik, hipokloremik metabolik alkaloz, pankreas sıvısı kayıplarında ise metabolik asidoz gelişir. Aşırı kolonik sıvı kayıplarında (örneğin;
kolorektal villöz adenomlar) hipokalemi gelişebilir.
Tükürük
Mide
İnce barsaklar
Kolon
Pankreas
Safra
Günlük miktar
500-2000
1000-2000
2000-9000
600-2000
50-800
Na
10
60-90
120-140
60
140
140
K
20-30
10-30
5-10
30
5-10
5-10
Cl
10
100-130
90-120
40
70-90
90-110
Bu hastada en olası hiponatreminin nedeni aşağıdakilerden hangisidir?
E) Cushing Sendromu
76 – C
Hiponatremi:
Hiponatremi
(Na < 130 mEq/lt)
Normovolemik
Hiperglisemi/
mannitol
Hipervolemik
İyatrojenik
Postoperatif
katabolizma Sepsis
Postoperatif ADH ­* Plazma lipid ve
proteinlerinde ­
(psödohiponatremi)
Antipsikotikler
SIADH
TCA
ACE inh.
HCO3
30
30-40
95-115
30-40
Hipovolemik
Yatersiz Na alımı
GİS kayıpları
Renal
Diüretikler
Primer Böbrek Hastalıkları
Hiperglisemide hipoozmalite olmaz (ozmotik basınç 280-310).
Hiperglisemi gelişince hücre dışı bölmede ozmotik basınç artar; hücre içi bölmeden hücre dışına su geçer. Böylece sodyum dilüe olur. Ozmotik denge tekrar sağlandığında glukozun
varlığı nedeniyle plazma ozmolalitesi yüksek ancak plazma
sodyumu düşük bulunur.
75 Aşağıdaki alternatif solüsyonlardan hangisi kan vizkozitesinin azalmasına sebep olur?
A) Kolloidler
B) Hipertonik NaCl
C) Gelatin
D)Albumin
E) Dextran
75 – E
Alternatif replasman sıvıları ve özellikleri:
Hipertonik NaCl:
Cerebral perfüzyon artışı ve
İntrakraniel basınç azalması
Kanama artışı
• Normal volüm + hiponatremi varsa SIADH araştırılmalı
• Hipervolemik ve SIADH bağlı hiponatremilerde hipoozmolalite olur
• Hiperglisemide hiponatremi olur ama hipoozmolalite olmaz
www.tusem.com.tr
49
Klinik Bilimler / T 36-3
77. Divertikülozise bağlı alt GIS kanaması geçiren hastada
aşağıdaki hormonlardan hangisinde artış olmaz?
A) Kortizol
B) FSH-LH
C) Katekolaminler
D)ADH
E) ACTH
77 – B
Travmada azalan hormonlar:
İnsülin (erken dönemde en çok azalan) ,
T3, TSH,
seks steroidleri, FSH/LH,
IGF-1
İnfeksiyöz komplikasyonlar
• Katater sepsisi en sık infeksiyöz komplikasyondur
• Kateter giriş yerinde hiperemi, pürülan akıntı, ateş
• En çok Staf. epidermidis neden olur.
• Ani gelişen hiperglisemi ilk sepsis bulgusu olabilir
• Fungal sepsis (Candidia sepsisi) geniş spektrumlu antibiyotik kullananlarda artar
• Multi-lümenli kateterlerde infeksiyon riski daha yüksektir
• En sık femoral ven, en az subklavian ven kateterizasyonundan sonra görülür
• 7 günden sonra kateter infeksiyon riski %5-10’dur
Metabolik komplikasyonlar
• Hiperglisemi en sık metabolik komplikasyondur. Stres düzeyi ile doğru orantılıdır.
• Hiperosmolar non-ketotik koma
• Aşırı beslenme
İntestinal atrofi
78. Aşıdakilerden hangisi Travmadan sonra görülen Ebb
fazı değişikliklerinden değildir?
A) Vücut ısısı düşer
B) Oksijen Tüketimi artar
C) Respiratuar alkoloz D)Glukoneogenez
E) Hiperglisemi
78 – B
Ebb fazı
• Vücut ısısı düşer
• O2 tüketimi düşer
• Resp. alkaloz
• Stres hormon cevabı başlar
• İnsülin düşer, insülin direnci
• Glukoneogenez
• Hiperglisemiy
• Akut faz cevabı
80. Aşağıdakilerden hangisi Hb-O2 disosiasyon eğrisini
sağa kaydıran nedenlerden değildir?
A) Hipoksi
B) Hipokarbi
C) Asidoz
D)2,3 DGP ↑
E) Genç Eritrositler
80 – B
Hb-O2 disosiasyon eğrisinde sağa kayma ya neden olan faktörler.
79. Aşağıdakilerden hangisi TPN komplikasyonlarından değildir?
A) Pnömotoraks
B) Hiperglisemi
C) İntestinal atrofi
D) Gastrointestinal intolerans
E) Katater sepsisi
79 – D
TPN KOMPLİKASYONLARI
Teknik komplikasyonlar
• Pnömotoraks: En sık teknik komplikasyondur. En sık subklavian kateterizasyonda görülür
• Hemotoraks, mediastinal hematom, subklavian arter-ven
yaralanması
• Duktus torasikus yaralanması, hidrotoraks
• Kardiyak aritmiler
• Hava embolisi, kateter embolisi
• Kalp perforasyonu ve tamponad
Hipoksi
Asidoz
2,3 DGP ↑
pCO2 ↑
Kortizol, aldosteron
Tiroid hormonları
Hipertermi
Pirüvat kinaz eksikliği
Genç eritrositler
81. Aşağıdakilerden hangisi çoklu organ yetmezliği gelişiminin ilk bulgusu olabilir?
A) Bilirübin seviyesinin 2.9 mg/dl ve SGPT seviyesinin
70 IU/l yüksek olması.
B) pAO2/FiO2 oranı < 280
C) Herhangi bir sedasyon uygulanmamasına rağmen
Glaskow Koma Skorunun < 14 olması
D) Baz eksikliğin 10 mmol/lt yüksek olması
E) Trombosit sayısının % 25’den fazla azalması
www.tusem.com.tr
50
Klinik Bilimler / T 36-3
81 – B
Çoklu organ yetmezliğinde ilk etkilenen sistem Pulmoner
sistemdir.
83 – D
Kolon yaralanmaları genellikle penetran travmalara bağlıdır.
Kolon yaralanmasından sonra intraabdominal kaçak ve yara
infeksiyonlarının riski yüksektir. Bazı durumlarda primer kapatılabilir. Bu şartlar mevcut değilse proksimal kolostomi açılır.
MOYS kriterleri:
1. Hepatobiliyer: Bilirübin seviyesinin 2.9 mg/dl ve SGPT seviyesinin 70 IU/l yüksek olması.
Primer kapama endikasyonları:
2. Solunum: pAO2/FiO2 oranı < 280
1. Yaralanmanın üzerinden <6 saat geçmiş ise
3. Santral sinir sistemi: Herhangi bir sedasyon uygulanmamasına rağmen Glaskow Koma Skorunun < 14 olması
2. Hipotansiyon ve şok yaksa
3. Peritonda gayta kontaminasyonu yoksa
4. Metabolik: Baz eksikliğin 10 mmol/lt yüksek olması
4. Kolonda birden fazla yaralanma yoksa
5. Renal: Normal kalp dolum basıncının olmasına rağmen ve
hastada 500 ml. sıvı verilmesine cevapsız oligüri (< 0.5 ml/
kg/st) olması
5. Ciddi ek organ yaralanması yoksa
6. Kolon duvarının %50’sinden azı tutulmuş ise
6. Hematolojik: Trombosit sayısının % 25’den fazla azalması
ve protrombin zamanının % 20’den fazla artması, anemi.
84. Differensiye Tiroid kanserlerinden hangisinin gelişimi
için Hashimoto Tiroiditi risk faktörü olarak kabul edilir?
82. Aşağıdakilerden hangisinde antibiyotik profilaksisi endike değildir?
A) Tiroid kanseri nedeni ile yapılan total tiroidektomi
A) Papiller Ca
B) Foliküler Ca
C) Hurtle Hücreli Ca
D)Medüller Ca
E) Anaplastik Ca
B) Laparoskopik kolesistektomi
C) Pylor obstrüksiyonu için yapılan gastroenterostomi
84 – A
D) Elektif kolon rezeksiyonu
Papillerkarsinom
E) Mesane tümörü nedeni ile yapılan mesane rezeksiyonu
Folikül hücresinden köken alır.
Tiroidin en sık görülen kanseri ve aynı zamanda en iyi prognozlu kanseridir.
82 – A
Cerrahi yaraların sınıflandırılması:
Boyun bölgesine radyasyon alma hikayesi bulunan kişilerde görülme olasılığı çok yüksektir. 30-40 yaş arası kadınlarda sıktır.
Temiz yaralar: %1-2
GİS, GÜS ve solunum yolları açılmaz
Servikal lenf bezi tutulumu sıktır (Çocuk ve genç yaş erişkinlerde daha sık)
Temiz kontamine yaralar: %10à%3-4
GİS, GÜS yada solunum yollarının kontrollü olarak açıldığı, minimal kontamine olan ameliyatlar
Multisentrisite ve multifokalite oranları yüksektir(%20)
Hashimato tiroiditlerde papiller kanser riski 6 kata kadar artmıştır.
Kontamine yaralar: %15-20 à %5-10
Açık, travmatik yaralar
Cerrahi teknikte majör bozulma
Kirli yaralar: %40-50
85. Aşağıdakilerden hangisi MEN II B’nin parçası değildir?
Perforasyon, intraabdominal apse
A) Medüller Ca
TEMİZ KONTAMİNE ve KONTAMİNE YARALARDA ANTİBİYOTİK PROFİKALSİSİ YAPILIR
B) Feokromasitoma
C) Paratiroid Hiperplazisi D)Barsak Ganginöromları
E) Marfanoid görünüm
83. Aşağıdaki travmatik kolon yaralanmalarından hangisinde koruyucu kolostomi gereklidir?
85 – C
MEN-Tip I
Hiperparatiroidizm
Pituiter adenoma
Pankreas tümörleri
A) Penetran kolon yaralanması
B) İleri yaş
C) DM öyküsü
D) Yaralanmadan sonra 6 saaten fazla geçmiş olması
E) Sigmoid kolon yaralanması
MEN-Tip II A
Tiroidmedüllerkarsinomu
Feokromositoma
Hiperparatiroidizm
MEN-Tip II B
Tiroidmedüllerkarsinomu
Feokromositoma
Subkutanöz ve
submukozalnörinoma
Otonom
ganglionöromatozis
Marfanoid görünüm.
www.tusem.com.tr
51
Klinik Bilimler / T 36-3
86. İlaç kullanım öyküsü olmayan Cushingoid görünüme
sahip kişilerde hiperkortizolizm taraması için ilk başvurulacak test aşağıdakilerden hangisidir?
88 – E
Meme kanserinde TNM sınıflaması:
Tx: Primer tm değerlendirilemiyor
A) Hipofiz MR
B) 24 saatlik idrarda serbest kortizol bakılması
Tis: Carcinoma in situ (DCIS, LCIS, Meme başında tümör olmaksızın Paget)
C) Düşük doz Dekzametazon supresyon testi
T1: En geniş çapı 2cm den küçük primer tümör.
T1mi:Tm ≤ 1mm
D) Talidomidle provakosyon testi
T1a:Tm ˃ 1 ve ˂ 5 mm E) idrarda VMA bakılması
T1b:Tm ˃ 5 ve ≤ 10 mm
86 – B
T1c: Tm ˃ 10 ve ≤ 20 mm
Cushingde tanı testleri 2’ye ayrılır: İlk önce hiperkortikolism
düşünülen hastada testler ile tanı kesinleştirilir. Sonraki testler ile de tedaviye yön verecek olan sendromun nedeni aranır.
Bu anormal CRF veya ACTH salınımına bağlı veya otonom kortizol sekresyonuna bağlıdır.
T2:En geniş çapı 2-5 cm olan primer tümör.
T3:En geniş çapı >5 cm olan primer tümör.
T4:a:Göğüs duvarına invazyon
b:Cilde invazyon
c: a+b
İlk etapta 24 saatlik idrar serbest kortizol düzeyleri bakmak
gerekir.24 saatlik idrarda 100 μg üstünde serbest kortizol atılımı hastadaki hiperkortizolemiyi ispatlar.
d:İnflamatuvar karsinom
Nx: Regional lenf nodu değerlendirilemiyor
N0: Regionel lenf nodlarında metastaz yok.
87. Aşağıdakilerden hangisi memede görülen makrokistler
için biyopsi endikasyonu oluşturur?
N1: İpsilateral, mobil metastaz.
N2
a: İpsilateral aksiler fixed regionel metastazı
b: ipsilateral internal mammarian node metastazı
(aksilla klinik olarak negatif)
C) Kistin bilateral olması
N3
a: İpsilateral infraclaviculer metastaz
D) Kistin 1 cm’den büyük olması
b: ipsilateralaxillar metastaz + ipsilateral internal
mammarian metastaz
c: ipsilateral supraklavikular metastaz.
A) Yaşın 35’in altında olması
B) Reküren kist varlığı
E) Doğum yapmamış kadınlarda görülmesi
87 – B
Mx: Metastaz değerlendirilemiyor
Kistlerde biyopsi endikasyonları:
M0: Uzak metastaz yok.
Eğer sıvı gelmez ya da sıvı geldiği halde geride kitle kalırsa
M1: Uzak metastaz var.
Rekürren kist varlığı
Duvar düzensizliği olan kist varlığı
89. Yumuşak doku sarkomlarında en önemli prognoz belirleyici faktör aşağıdakilerden hangisidir?
Aspirasyonda kanlı sıvı gelmesi
Ailede Meme kanseri öyküsü olması
A) Histolojik Grad
B) RAS mutasyon varlığı
88. Kırk altı yaşında kadın hasta sol meme üst dış kadranda
palpable cilde fikse kitleden yapılan biyopsi sonucu invazif
duktal kanser tanısı alıyor. Hastaya lumpektomi ve level
I aksiller lenf nodu diseksiyonu yapılıyor. Patoloji sonucu
tümörün 2 cm çaplı olduğu cerrahi sınıra en yakın yerinde
11mm olduğu, aksilladan çıkarılan 13 lenf nodunun birinde tümör varlığı tesbit edildiği, östrojen reseptörünün (+),
HER 2 (+) olduğu rapor ediliyor. Uzak metastaz tesbit edilemiyen bu hastada, bu rapora göre tümör evresi nedir?
C) Ekstremitede invazyon olan kas grubu
D) Hasta yaşı
E) Eşlik eden kronik fibrozis varlığı
89 – A
YDS Prognoz
En önemlisi tm histolojik grad düzeyidir (Grade III kötü).
Tm lokalizasyonu ( extremitelerde daha iyi, gövde- batın kötü)
A) T2N1MO
B) T2 N2M0
Tm büyüklüğü ( 5 cm üzeri kötü)
C) T2N1M1
D)T3N1M0
Bölgesel lenf nod tutulumu, vasküler, nöral yapı veya kemik
invazyonu kötü
E) T4N1M0
www.tusem.com.tr
52
Klinik Bilimler / T 36-3
90. Hiatal herniler için aşağıdakilerden hangisi doğrudur?
91 – A
A) Tip I (Sliding) herniler genç hastalarda görülür
Afferent Ans Sendromu
B) Tip I (Sliding) herniler de komplikasyon oranı daha
yüksektir
Afferent loopun stomada veya stomaya yakın mekanik parsiyel obstrüksiyonuna bağlıdır.
C) Tip I (Sliding) hernilerin tedavisinde cerrahi öncelikle düşünülmelidir
Postprandial kramp şeklinde karın ağrısı, ağrı ile beraber fışkırır tarzda kusma vardır. Ağrı kusma ile geçer. Kusma gıda artıkları içermez.
D) Tip II(Paraösefageal) hernilerde komplikasyon gelişme oranı daha düşüktür
Tedavi: Cerrahidir. Billroth II, I’e çevrilebilir, yan yana jejunostomi ya da Roux-en-y diversiyon yapılabilir.
E) Tip II(Paraösefageal) hernilerde tedavide cerrahi öncelikle düşünülmelidir
92. Aşağıdakilerden hangisi ülseratif kolit için doğrudur?
90 – E
A) Daha çok prksimal kolon olmak üzere kolonda segmenter tututulum yapar
HİATAL HERNİLER
Dört tip ösofageal hiatal herni saptanmıştır:
B) Patolojide kript apseleri, bu hastalık için spesifiktir
1- Tip I- Sliding (kayıcı) herni:
C) Transmural (tüm tabakalar) tutulum görülür
Kardianın yukarıya doğru, posterior mediastene doğru yer değiştirmesi ile karakterizedir.
D) Lineer aftöz ülserler tipiktir
E) Baryumlu grafide psödokidney görünümü tipiktir
EN SIK GÖRÜLEN hiatal herni tipidir .
92 – B
Genellikle ileri yaşlarda görülür ve tedavi gerektirmez.
ÜK sadece mukoza ve submukozayı tutar. Patolojik seksiyonda görülen kript apseleri, bu hastalık için spesifiktir. Mukozada ülserasyonlar vardır ve bu ülserlerin üzeri püy ile kaplıdır.
İlerlemiş vakalarda, fibrozis nedeniyle barsak boyu kısalır.
Hastalık daima öncelikle rektumda başlar ve daha sonra difüz
olarak proksimale doğru yayılır. % 30 vakada tüm kolon boyunca tutulum (pankolit) görülür. Hastaların % 10’unda “backwash ileitis” adı verilen terminal ileum tutulumu vardır fakat
kolektomiden sonra geriler. İnflamasyonun ilerlemesiyle kolonik mukoza polipoid bir yapı alır. Buna psödopolip denir ve
ÜK için çok tipiktir. Ayrıca fibrozis nedeniyle haustral yapılar
kaybolur. Haustraların kaybı ve kolon boyunun kısalması ile
kolon grafisinde kurşun boru manzarası ortaya çıkar
AÖS mekanizmasını da bozabildiği için sıklıkla reflü eşlik edebilir. Sliding hernilerde cerrahi tedavi kararı hastanın semptomlarının şiddetine göre belirlenir. Çoğu olgu reflü tedavisi
ile asemptomatik hale gelir.
2- Tip II- Rolling (paraösofageal) herni: Kardianın etrafındaki gastrik fundusun yukarıya doğru yer değiştirmesi ile karakterizedir.
Komplikasyon riski çok yüksektir (Kanama, Volvulus, Gangren.)
Paraösofageal herniler, b oyutları ne olursa olsun cerrahi
olarak tedavi edilmektedirler. Hastaların % 25’inde hayatı
tehdit eden kanama, nekroz veya perforasyon gibi komplikasyonlar gelişir.
3- Tip III- Mikst hiatal herniler (sliding + rolling):
4- Tip IV: Çok nadir komplike hiatal hernileri içerir.
93. Yetmiş üç yaşında kadın hasta rektum tümörü nedeniyle
ameliyata alınıyor. Ameliyat sırasında tümörün mesaneye infiltre olduğu görülüp kısmi mesane rezeksiyonu ile
birlikte rezeksiyon yapılıyor. Patoloji raporu serozayı aşmış 2cm’lik bir bölgede mesaneyi infiltre etmiş, yaklaşık
3cmlik bir segmenti tutmuş müsinöz karakterli bir tümör
olduğu rapor ediliyor. Mezorektal eksizyon yapılan hastanın patolojisinde 23 tane lenf nodu çıkarıldığı ve bunlardan 6 tanesinde tümör hücresi oldu bildiriliyor. Uzak
metastazı tesbit edilemiyor.
91. Dört ay önce P. Ülser nedeniyle BTV+ Antrektomi, Bilroth
II gastrojejunostomi yapılan hasta, bir kaç haftadır özellikle yemek sonrası başlayan şiddetli karın ağrısından şikayet ediyor. Hasta ağrının bir süre devam ettikten sonra
gıda içermeyen, basınçlı kusmaları olduğunu, kusmadan
sonra ağrının tamammen kaybolduğunu söylüyor.
Bu hastada en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?
A) Afferent loop sendromu
B) Efferent loop sendromu
Bu hastanın tümörünün evresi aşağıdakilerden hangisidir?
C) Alkalen reflü gastrit
A) T3N1M0
B) T3N2M0
D) Erken dumping sendromu
C) T4N1M0
D)T4N2M0
E) Geç dumping sendromu
E) T4N3M0
www.tusem.com.tr
53
Klinik Bilimler / T 36-3
93 – D
TNM Evrelendirmesi
Primer tümör
T0: Tümör yok
T1: Submukozaya invaze tümör
T2: Muskülaris propriaya invaze tümör
T3: Tümör muskülaris propriadan subserozaya invaze
T4: Viseral peritonun veya diğer komşu organların invazyonu
Bölgesel lenf nodları (N)
N0: Lenf nodu tutulumu yok
N1: Perikolik veya perirektal lenf nodu tutulumu var, tutulan
lenf nodu sayısı 1-3
N2: 4 veya 4’den fazla perikolik veya perirektal lenf nodu tutulumu var
N3: Santral lenf düğümlerine metastaz (paraaortik, parailiak vb.)
Uzak metastaz
M0: Uzak metastaz yok
M1: Uzak metastaz var
95 – A
AMEBİK KARACİĞER APSELERİ
Etken organizma Entemoeba histolitika. Amip barsak mukozasını invaze eder ve portal sisteme geçerek karaciğere gelir. İntestinal amebiazis olgularının %3-9’unda gelişir. Genelde sağ
karaciğer lobunun kubbesine yer alan tek, büyük bir apsedir.
Kliniği piyojenik apselere benzer fakat genellikle daha yavaş
ve sinsi seyreder. Hastaların %50’sinde geçirilmiş dizanteri
öyküsü vardır fakat sadece %15’inde gaytada trofozit görülür.
Laboratuvar: Lökositoz, artmış sedimentasyon hızı ve hipoalbuminemi sık bulgulardır. Geç dönemde anemi eklenir.
Bozulmuş karaciğer fonksiyon testler görülebilir (uzamış PT).
Piyojenik apse ile ayırımda indirekt hemaglütinasyon ve jel difüzyon presipitin testi yada sintigrafi kullanılabilir.
Tedavi: İlk tercih metranidazol. Hem intestinal, hem hepatik
faza etkilidir. 3 x 750 mg dozunda 10 gün süreyle verilir. Hastaların %80’inde yeterli tedaviyi sağlar.
96. Aşağıdaki kolanjio kökenli kanserlerden hangisi en sık
görülür?
94. Yukardaki hastaya ameliyat sonrası yapılacaklar aşağıdakilerden hangisinde en doğru belirtilmiştir?
A) İlk iki yıl yakın takip ile izlenmesi yeterlidir.
B) Adjuvan Kemoterapi verilmelidir
C) Adjuvan Radyoterapi verilmelidir
D) Hem kemeoterapi , hem radyoterapi verilmelidir
E) Tekrar opere edilip mesanenin kalanı da çıkarılmalıdır
94 – D
Adjuvan ve neoadjuvan tedaviler lenf nodu tutulumu olanlarda verilmelidir.
Rektum tümörlerinde preoperatif yada postoperatif radyoterapi kullanılabilir.
İntraperitoneal kolon kanserlerinde radyoterapi verilmez.
Kemoterapi lenf nodu tutulumu olanlarda verilmelidir. En sık
kullanılan ajanlar 5-FU ve Leucoverin kombinasyonudur
A) Safra kesesi
B) intrahepatik safra yolları
C) Ekstra hepatik safra yolları
D) Klatzkin tümörleri
E) Koledok alt ucu tümörleri
96 – A
SAFRA KESESİ KANSERİ:
Biliyer sistemde EN SIK görülen kanserdir.
Kolelitiazis nedeniyle kolesistektomi yapılanların 1/100’ünde
safra kesesinde kanser saptanır. %90 adenokanserdir ve prognozu çok kötüdür.
Farklı histolojik özellikleri vardır. EN İYİ PROGNOZ Papiller tiptedir.
95. Kırsalda kurulmuş sahra hastanesinde görevlendirilen
28 yaşındaki hekim, göreve başlamasının 3.haftasından
itibaren zaman zaman kanlı ishal ve karın ağrıları oluyor.
10 gün kadar devam eden bu klinik gerilerken karın sağ
üst kadranda ağrı ve ateş yüksekliği ortaya çıkıyor. Sadece direkt grafi çekilebilen merkezde, yapılan AC grafisinde sağ diafragma yüksekliği görülüyor. Labaratuvarında
lökositoz ve sedimentasyon düzeyi bulunuyor.
Bu hastada öncelikli tedavi aşağıdakilerden hangisidir?
A) Oral3x 750mg Metranidazol
B) Gr (-) koklara yönelik Atb
C) Oral kesilip , TPN ve geniş spektrumlu Atb
D) Perkütan dreanaj + geniş spektrumlu atb
E) Acişl Laparotomi
İnsidental olarak patolog tarafından saptanan kanserlerde
prognoz daha iyidir.
97. Akut pankreatit tanısı konmuş hastalarda hastalığın
şiddetini göstermede skorlama sistemleri dışında aşağıdaki parametrelerden hangi kullanılabilir?
A) Serum amilaz düzeyi
B) İdrar amilaz düzeyi
C) Serum lipaz düzeyi
D) TNF Alfa
E) IL -6
www.tusem.com.tr
54
Klinik Bilimler / T 36-3
97 – E
Ödematöz – hafif pankreatitle ciddi – nekrotizan pankreatit
ayrımını yapmak için kullanılan pek çok parametre vardır:
Proteaz inhibitölerinin düzeyi
C-reaktif protein (CRP): Tanıda yeri yoktur. Akut pankreatit
ciddiyetini ve prognozu belirlemekte faydalıdır. Hastalık başladıktan 48 saat sonra yükselir
IL-6: Yüksek seyretmesi komplikasyon ve organ yetmezliği riskinin yüksek olduğunu gösterir.
Serum alfa 2 makroglobulin düzeyi (Azalması kötü)
PMN düzeyi
Alfa 1 antitripsin
Fosfolipaz A2
İdrar Tripsinojen aktivasyon peptiti
Hem tanının konmasında hem prognozu belirleme de kullanılan skorlama sistemleri geliştirilmiştir.
Bunlardan en yaygın olarak kullanılanı Ranson kriterleridir.
99 – C
Vestibüler nörit: Vestibüler fonksiyonlardaki ani, tek taraflı
kayıba bağlı vertigo, bulantı, kusma ve nistagmusla karakterize işitmenin etkilenmediği bir hastalıktır.Nörolojik defisit
görülmez.Hastalık öncesinde ÜSYE hikayesi olabilir.Semptomlar baş hareketleriyle artabilir. Semptomlar giderek azalır ve
genelde 1-3 haftada sonlanır.
Tedavi: yatak istirahati, vestibüler sedatifler ile vakaların çoğu
düzelir.
100. Yenidoğan konjuktivitine en sık neden olan mikroorganizma aşağıdakilerden hangisidir?
A) N. Gonorhae
B) Herpes simpleks
C) Enterovirus tip 70
D)Adenovirus tip 3 ve 7
E) C. Trachomatis
100 – E
Yenidoğan konjuktivitinin en yaygın sebebi klamidyal konjuktivit olup, 7-14. Günlerde görülür. Mükopürülan sekresyonun
eşlik ettiği papiller konjuktivit tablosu vardır. Tedavide topikal
tetrasiklin ve oral eritromisin kullanılır.
98. Yetmiş yaşında DM regülasyonu açısından takipli hastanın kulakta yeni başlayan şiddetli ağrı şikayeti olup, sonrasında fasial paralizi gelişmiştir. Yapılan fizik muayenede dış kulak yolu kıkırdak kemik bileşkede granülasyon
dokusu tespit edilmiş ve pürülan akıntıs görülmüştür.
Bu hastada en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?
A) Büllöz mirenjit
B) Skuamöz hücreli karsinom
C) Kronik otitis media komplikasyonu
D) Malign eksternal otit
E) Fungal eksternal otit
98 – D
Malign eksternal otit: Dış kulak yolu ve komşu yapıların progresif, nekrotizan enfeksiyonudur. Sıklıkla diabetik yaşlı hastalarda
görülür. İmmünsüprese hastalarda da görülebilir. En sık etken
P. Aeruginosa’dır ve ekzotoksini ile dokularda nekroza yol açar.
Ağrının azalmaması ve dış kulak yolu kemik-kartilaj bileşkede granülasyon dokusu varlığı tipiktir. Kondrit, temporal kemik ve kafa
tabanı osteomyeliti, menenjit, beyin absesi, stilomastoid foremene ulaşırsa fasyal paralizi gibi ciddi komplikasyonlar görülebilir.
Tedavi İv antipsödomonal antibiyotikler ve cerrahi debridmandır.
101. Primer açık açılı glokom ile ilgili verilenlerdn hangisi
yanlıştır?
A) Hastalar çoğunlukla 25 yaşından küçüktür.
B) Miyopide artmış insidans söz konusudur.
C) Sıklıkla herediter olarak geçer
D) Sıklıkla bilateraldir
E) Her iki cins eşit olarak etkilenir.
101 – A
Primer açık açılı glokom: Erişkin yaşta ortaya çıkan(40 yaş
üzeri her 100 bireyden biri), seyir esnasında göz içi basıncın
21mm-hg üzerinde olan, iridokorneal açının normal olduğu,
sıklıkla herediter geçişli, görme alanı kaybı ve glokomatöz optik disk değişikliklerinin olduğu bir hastalıktır.
102. Spontan retroperitoneal kanamaya sebep olabilen
böbrek tümörü aşağıdakilerden hangisidir?
99. Vertigo, bulantı ve kusma şikayetleriyle başvuran 40
yaşında bayan hastanın anamnezinde 2 hafta önce
ÜSYE nedeniyle tedavi öyküsü bulunmaktadır. Yapılan
odiyolojik incelemelerde işitme kaybına ve yapılan nörolojik muayenede nörolojik defisite rastlanmamıştır.
Spontan nistagmus tespit edilen bu hastada en olası
tanı aşağıdakilerden hangisidir?
A) Benign pozisyonel vertigo B)Cogan sendromu
D)Menierre hastalığı
C) Vestibüler nörit
E) Otoskleroz
A) Adenom B) Anjiomyolipom
C) Onkositom
D)Hemanjiom
E) Renal hücreli kanser
102 – B
Anjiomyolipom: Kadınlarda daha sık görülen, herediter dormlarına tuberosklerozun eşlik edebildiği, en sık komplikasyonu
spontan retroperitoneal kanama(wurderlich sendromu) olan
benign böbrek tümörüdür.
www.tusem.com.tr
55
Klinik Bilimler / T 36-3
103. Aşağıdaki maksillofasyal travmalardan hangisi daha sık
görülür?
106. Trendelenburg bulgusunu aşağıdakilerden hangisi tam
olarak ifade eder?
A) Maksiller sinüs ön duvar fraktürleri
A) Gluteus minimus güçsüzlüğüne bağlı tek ayak üzerinde dururken sağlam kalçanın düşmesi
B) Orbita taban fraktürleri
B) Gluteus minimus güçsüzlüğüne bağlı tek ayak üzerinde dururken patolojik kalçanın düşmesi
C) Zygomatic ark fraktürleri
D) Mandibula fraktürleri
C) Gluteus medius güçsüzlüğüne bağlı tek ayak üzerinde dururken patolojik kalçanın düşmesi
E) Temporal kemik fraktürleri
103 – D
D) Gluteus medius güçsüzlüğüne bağlı tek ayak üzerinde dururken anterior pelvik tiltin artması
Maksillofasyal travmalar sonrası en sık nasal fraktürler görülür. İkinci sırada ise mandibula fraktürleri yer alır ve en sık kondiler bölgede oluşur.
E) Gluteus medius güçsüzlüğüne bağlı tek ayak üzerinde dururken sağlam kalçanın düşmesi
106 – E
104. Aşağıdakilerden hangisi primer spontan pnömotoraks
nedenidir?
Trendelenburg arazı çıkık taraf üzerinde duran hastada, kalça
sağlam tarafa düşer, omurga çıkık tarafa eğilir. Yürüyen çocukta kalça çıkığı bulgularından biridir.
A) Büllöz akciğer
B) Sarkoidoz
C) Bleb rüptürü
107. Kemiğin en sık görülen benign tümörü aşağıdakilerden
hangisidir?
D) katemenial pnömotoraks
E) Tüberküloz
104 – C
Bleb: Subplevral hava dolu keseciklerdir ve rüptüre olmaları
sonucu primer spontan pnömotoraksa neden olurlar. Primer
spontan pnömotoraksta akciğer parenkim patolojisi bulunmaz.
B) Enkondrom
C) Osteoid osteom
D)Osteoblastom
E) Hemanjiom
107 – A
Kemiğin en sık benign tümörüdür. Kıkırdak orjinli bir tümördür. Travma sonrası ağrısız kitle veya rastlantısal çekilen radyografilerde görülmesi ile tanı konulur. Genellikle diz, proksimal femur ve proksimal humerus çevresinde görülür. Tipik
olarak tendon insersiyolarında görülür ve etkilediği kemiği
anormal şekilde genişletir.
105. Aşağıdakilerden hangisi İdiopatik skolyoz progresyonunda kötü prognostik faktör değildir?
A) Düşük yaş
A) Soliter ekzositoz
B) Çift eğrilik
C) Yüksek dereceli eğrilik D)Erkek cinsiyet
E) Torakal bölgede eğrilik
105 – D
108. Aşağıdakilerden hangisi zor entübasyonun fizik muayene bulguları arasında yer almaz?
Skolyozun en yaygın nedenidir. Kadınlarda daha sık görülür.
Progresyonu etkileyen faktörler
Cinsiyet: Kızlarda progresyon daha çok görülmekte.
A) Kısa boyun
Yaş: Yaş ↑ ; progresyon insidansı ↓
B) Temporamandibular eklem hipermobilitesi
Matürite: Çocukta matürasyon geliştikçe eğrilik progresyonu
azalır.
C) Alveola-mental mesafenin uzaması
D) Servikal hareket kısıtlılığı
E) Küçük alt çene
İskelet gelişiminin radyolojik göstergesi: İliak apofizin ossifikasyonu (Risser işareti) ile takip edilir.
108 – B
Eğriliğin tipi: Çift eğrilikler teklere göre, torasik eğrilikler lomber eğriliklere göre daha fazla ilerleme gösterirler.
Zor entübasyon bulguları
Kısa kaslı boyun
Alveolo-mental mesafenin
uzaması
Uzun yüksek tavanlı damak
Servikal hareket azlığı
Eğrinin büyüklüğü: Eğrinin büyüklüğü arttıkça progresyon insidansı da artmaktadır
www.tusem.com.tr
56
Küçük alt çene
Temporamandibular eklemde hareket
kısıtlılığı
Çıkık üst kesici işler
Klinik Bilimler / T 36-3
• CIN 2-3 tedavisi sonrası takipte
109. Endometrium kanseri olan vakalarda aşağıdakilerden
hangisinin olması iyi prognozu düşündürür?
• 30 yaş üzeri bayanlarda tek başına veya sitoloji ile birlikte
tarama testi olarak(co-test)
A) Estrojen resptörü pozitif olması
Sitolojik bulgusu ASC-H, HGSIL, AGC olana, invaziv serviks
kanseri olana ve adölesana HPV DNA bakılmaz.
B) P 53 pozitifliği
C) Grade’nin yüksek olması
HPV RNA testi: E6 ve/veya E7 RNA ekspresyonu bakılmakta.
Aktif HPV onkogen ekspresyonunun daha iyi göstermekte.
HPV DNA testine göre daha sensitiftir.
D) Tümörün 2 cm’den büyük olması
E) Heterozigositenin olmaması
109 – A
Her kanserde olduğu gibi endometrium kanserinde de en
önemli prognostik faktör, hastalığın evresidir. Ancak bunun
dışındaki prognostik faktörler de vardır. Bunlar;
111. Aşağıdakilerden hangisi endometriozisde over kanseri
gelişim riskinde artışına neden olur?
Prognostik faktörler: Sağ kalımı belirleyen en önemli faktör cerrahi
evresidir.
• Yaş: İleri yaş kötü, nisbeten genç yaş iyi prognostik faktördür.
• Histolojik tip: Nonendometrioid tipler tüm kanserin %10’sini oluşturur
ve kötü faktördür.
• Histolojik grade:Grade’in artması önemli kötü prognostik faktördür.
• Tümör çapı: 2 cm’den büyün tümör varlığı kötü faktördür.
• Hormon reseptörleri: E. ve P. reseptör (+) ise iyi, (-) ise kötü faktördür.
• DNA yapısı ve proliferatif indeks: Diploid DNA yapısı iyi. Nondiploid ise
kötü faktördür.
• Myometrial invazyon: Özellikle %50’den fazla olur ise kötü faktördür.
• Lenfo-vasküler alan tutulumu varlığı nüks ve ölüm için bağımsız risk
faktördür.
• İsthmik- servikal tutulum
• Peritonela sitolojide malign hücre varlığı
• Adneks ve uterin serozal tutulum olması
• Lenf nodu metastazı: Erken evre endometrium kanserinde en önemli
prognostik faktördür.
• İntraperitoneal tümör varlığı
• Genetik ve moleküler belirteçler: HER2/neu, K-ras, P53, p16,
e-cadherin, yüksek proliferasyon indeksi(Ki67), anormal DNA ploidisi,
artmış S-fazı fraksiyonu(9%), DNA metilasyonu, p21 ekspresyonu ve
heterozigosite kaybı kötü prognoz ile ilişkilidir.
A) P53 mutasyonu
B) KRAS mutasyonu
C) c-myc mutasyonu
D)ARİD-1a mutasyonu
E) ALK mutasyonu
111 – D
Endometriozis ve kanser: Overde endometrioid ve berrak
hücreli kanser(%1.6-1.9), ayrıca m.melanom ve non hodgkin lenfoma ile ilişki bildirilmiştir. Ancak bu durumlar için özel
bir takip veya tedavi yoktur. Endometriosis ile ilişkili ovaryan
kanserlerde ARID 1A tümör supresör geni kaybı sorumludur.
Endometriosis premalign bir lezyon olarak kabul edilmiyor.
112. Aşağıdakilerden hangisi normal gebelikte izlenmez?
A) Kardiyak output artışı
B) Total akciğer kapasitesinde azalma
C) Böbreğin boyutunda artış
D) Karaciğerin boyutunda artış
110. HPV DNA incelemesi aşağıdaki durumların hangisinde
kullanılmaz?
E) Kan osmolalitesinde azalma
A) 30 yaşından sonra smear ile birlikte kombine test olarak
112 – D
B) HGSIL tanısında
Gebelik, tüm sistemleri etkilemekte ve hem anatomik hem
de fonksiyonel değişimlere neden olmaktadır. Örneğin kalpte
büyüme ve sola rotasyon olurken, kalp hızı ve kan volümü artmasına sekonder kardiyak output artmıştır. Bu artış doğumun
ikinci evresinde ve postpartum ilk 1 saatte maksimumdadır.
Solunum sistemi değişimleri aşağıdaki tabloda verilmiştir.
C) Tedavi edilmiş preinvaziv lezyon takibinde kombine
test olarak
D) ASCUS tanısından sonra hasta yönetiminde
E) Anormal sitoloji sonrası kolposkopi yapılan olguların
takibinde
110 – B
HPV DNA testi: Onkojenik riskli olanların saptanması durumunda anlamlıdır. 30 yaşını geçen bayanlarda smear testine kombine
bakılabilir. Her ikisi de negatif ise 5 yıl tarama yapılmayabilir. En
çok kullanılan iki test hibrid capture I-II ve PCR yöntemidir. Herhangi bir riskli HPV olması durumunda test pozitif denir. İstenir
ise daha sonra hangi tip olduğu tespit edilebilir.
Artanlar
Azalanlar
Değişmeyenler
Tidal volüm
İnspiratuar kapasite
Dakikada ventile
edilen hava miktarı
Ölü boşluk hacmi
pO2
Fonksiyonel rezidüel
kapasite
Total akciğer kapasitesi
Ekspiratuar rezerv
volüm
Rezidüel volüm
pCO2
Solunum hızı
Vital kapasite
İnspiratuar rezerv
volüm
Üriner sistem: Gebelikte renal kan akımı, böbrek boyutu ve
GFR %50-70 artar. Bunun sonucunda kreatinin kleren¬si 150200 ml/dk’ya çıkar. BUN, kreatinin, ürat düzeyleri ve kan osmolalitesi düşer. Kan osmolalitesinin düşmesine rağmen vasopressinde (ADH) ciddi bir değişim olmaz.
Günümüzde HPV DNA Bakma Endikasyonları:
• Sitolojide ASCUS olması durumunda
• Anormal sitoloji sonrası kolposkopi yapılan olguların takibinde
www.tusem.com.tr
57
Klinik Bilimler / T 36-3
Karaciğer: Anatomik değişiklik olmaz. Serum alkelen fosfataz
artar (plasental üretim sonucu). ALT-AST –GGT ve bilirubin düzeyi hafif azalır. Albümin miktarı artar ancak volüm artışı daha
fazla olduğu için rölatif bir azalma vardır.
115 – D
Monozigotik gebeliklerin görülme oranı1/250 dir. IVF gebeliklerinde daha sık olmaktadır. Bölünme gününe göre diamniotik
dikoryonik, diamniotik monokoryonik, monoamniotik monokoryonik veya yapışık ikizlik olabilir. Yolk sak tek veya çift olabilir. Burada ilginç olan bazen bölünme sonrası kromozomal
hatalar nedeni ile her zaman aynı karyotipe sahip olmayabilirler. Bu nedenle monozigotik gebeliklerde karyotip gerektiğinde her fetüsünki ayrı ayrı izole edilmeye çalışılır.
113. Aşağıdakilerden hangisi tokolitik etki amaçlı kullanılmaz?
A) Terbutalin
B) Atosiban
C) Progesteron
D)Nifedipin
E) Sulindak
113 – C
116. Preeklampsi gelişim etyolojisinde aşağıdakilerden hangisinin yeri yoktur?
Progesteron, önceki gebeliği preterm olan veya şimdiki gebeliğinde kısa serviks tespit edilen hastalarda kullanımı gebelik
süresini anlamlı seviyede uzatmaktadır. Ancak uterin kontraksiyon varlığında akut olarak tokolitik etkisi yoktur. Progesteronun muhtemel etkiler;
A) Bozulmuş trofoblastik invazyon
B) Artmış antianjiogenik faktörler
C) Artmış natürel killer hücre aktivasyonu
• Antiestrojenik
D) Artmış metalloproteaz aktivasyonu
• Antiinflamatuar
E) Anjiotensin’e karşı otoantikor pozitifliği
116 – D
• Servikal olgunlaşma inhibisyonu
Etyoloji: Kesin etyolojisi bilinmemektedir. Ancak risk faktörleri bulunmaktadır.
• Gap junktion azalması
NSAID: Tokolitik etkilidirler. En yaygın kullanılanı indometazindir. Ancak bu nonspesifik COX inhibitörüdür. Nimesulid ve
sulindak ise spesifik COX2 inhbitörüdür. Uterusta COX 2 aktivitesi daha fazladır.
Preeklampsi riskini artıran faktörler
Azaltan faktörler
Nulliparite
Obezite Kronik
Sigara
hipertansiyon
Preeklampsi öyküsü
Plasenta previa
Maternal yaşın > 35 yaş Kronik renal hastalık
veya < 16 yaş
DM (En sık white sınıfı: F)
Çoğul gebelik
Antifosfolipid antikor
sendromu- herediter
Düşük sosyoekonomik
trombofililer
seviye
Kollajen vasküler
Molar gebelik(20 hafta
hastalıklar(SLE)
altı gelişim)
Anjiotensinojen geninin
Fetal Hidrops (mirror
t235 mutasyonu
sendromu)
Trizomi 13
Aile hikayesi
114. Aşağıdakilerden hangisinin kullanımı durumunda etkinlik
başlayıncaya kadar ek yöntem kullanmaya gerek yoktur?
A) Bakırlı RİA
B) Levonorgestrelli RİA
C) Oral kontraseptif
PE Patofizyoloji: Sadece insanda ve sadece gebelikte görülür.
Gelişimi için fetus şart değildir. Hala tam olarak nedeni bilinmemektedir. Olası neden teorileri;
D) Sadece progestin içeren hap
E) Cilt altı implant
114 – A
• Bozulmuş plasentasyona sekonder endotel disfonksiyonu (en çok kabul edilen neden)
RİA, acil kontraseptif yöntemler içerisinde başarı oranı en
yüksek olan yöntemdir. Bu nedenle herhangi bir dönemde
kullanılmaya başladığı andan itibaren etkindir. Bu nedenle ek
bir koruma yöntemi kullanılmasına gerek yoktur.
• Genetik faktörler
• İmmünolojik
• Anjiotensin II’ye karşı artmış duyarlılık
Anormal plasentasyon (en çok kabul gören mekanizma)
115. Monozigotik ikiz gebelik için aşağıdakilerden hangisi
yanlıştır?
Preeklamptik hastada normalde olan endovasküler ve intersitisyel
trofoblastik invazyon tam olmaz ve spiral arterler dönüşümü bozulur.
Azalmış uteroplasental kan akımı sonucunda plasental hipoksi olur. Sonrasında plasental iskemi ve hipoksiye sekonder plasental endotelden
salınan antianjiojenik maddelerin anneye geçmesi ile klasik PE semptomları gelişir. PE’de ise antianjiogenik maddeler olan soluble fimozin
like tirozin kinaz-1 (sFlt-1) ve soluble endolgin düzeyleri artar. Artan bu
antianjiogenik maddeler VEGF ve plasental büyüme faktörü bağlayarak
etkisiz hale getirir, sonuç olarak plasental anjiogenez inhibe edilir.
A) Plasentaları her zaman tek olmayabilir
B) Tek amniotik kavite olabilir
C) İki yolk sak olabilir
D) Kromozom yapıları her zaman aynıdır
E) IVF gebeliklerinde daha sık görülürler
www.tusem.com.tr
58
Klinik Bilimler / T 36-3
• TA Takibi
Genetik faktörler: Bazı ailelerde sık görülmesi, annesi PE olan
bayanlarda PE oluşması ve ikiz kardeşlerden birinde olması
durumunda diğerinde gelişim riskinin artması genetik nedeni
düşündürür.
• Düzenli aralıklarla vajinal muayene
• Düzenli aralıklarla NST ile takip
• Mesane boşaltılması ve lavman uygulaması
İmmünolojik: Fetusa karşı immün cevap olmaması ve trofoblastik invazyonun sınırlanması trofoblast ile maternal immün sistem arasındaki
ilişkinin düzgün olmasına bağlıdır.
•
•
• Gerek olur ise amniotomi yapılması
• Gerek olur is oksitosin ile doğum eylemine yardımcı olunması
HLA-G ve Desidual Natürel Killer (NK) hücreleri ilişişi sonucunda ise NK
hücrelerinin trofoblasta karşı sitotoksik etki göstermesi engellenir.
HLA-C ve KIR(killer cell immnüglobülin like reseptör) taşıyan NK hücresi birbirini düzgün tanır ve fetüsün semiallojenik olarak tanınması
engellenir.
PE’de bu iki yol bozulmuştur ve bu durum trofoblastik invazyonun
azalmasına neden olur.
• Servikal olgunlaşma için PgE1-2 uygulaması
Ancak hiçbir zaman metil ergonovin kullanımı söz konusu
olamaz. Sadece doğum sonrası ve plasenta çıktıktan sonra
uygulanabilen bir preparattır. Bilinen en güçlü uterotoniktir.
Hipertansiyona neden olabilir. Gebelikte yanlışlıkla kullanımı
uterin rüptür, fetal ve maternal ölüme neden olabilir.
Anjiotensin II’ye karşı artmış duyarlılık: Normal gebelikte
plazma renin, anjiotensin II, aldosteron düzeyi artar. Ancak
normalde olan refraktör durum nedeni ile HT oluşmaz. Ancak
PE’de normal gebeye göre daha düşük olasına karşın artmış
sensitivite saptanmıştır. Ek olarak AT-1’e karşı agonist otoantikorlar tespit edilmiştir.
119. Aşağıdakilerden hangisi bakteriel vajinozis tanısında
kullanılan amsel kriterlerinden değildir?
A) Anormal yüksek vajinal Ph
B) Vajinal eritem
117. Otuz dört yaşında, primer infertil hastanın anamnezinde disparoni ve dismenoresi olduğu öğreniliyor. Bu
hastanın infertilitesinin en olası nedeni aşağıdakilerden hangisidir?
A) Kronik anovulasyon
B) Vajinal atrofi
C) Cinsel isteksizlik
D)Endometriozis
C) KOH eklenmesi durumunda kötü koku duyulması
D) İp ucu hücrelerinin %20’den fazla olması
E) Akıntıda aşırı lökosit olmaması
119 – B
Bakteriel Vajinozis Tanı kriterleri(amsel tanı kriterleri):
E) Tubal oklüzyon
•
•
•
•
•
Özellikle cinsel ilişki sonrası artan kötü koku (balık kokusu)
Gri renkte, ince, yoğun ve bol miktarda vajinal akıntı
Yükselmiş pH (> 4.5)
Clue cell’lerin %20nin üzerinde olması, lökosit bulunmaması
Vajinal sekresyona KOH (potasyum hidroksit) damlatıldığında ortamdaki aminler nedeni ile ortaya balık kokusu (Whiff Testi) çıkması.
• Tanıda kültürün yeri yoktur.
117 – D
Endometrial gland ve stromanın uterus dışında olmasıdır. En
sık pelvistedir, ancak vücudun her yerinde olabilir. Nükslerle
giden ve kronik inflamatuar hastalıktır. Kesin tanısı cerrahi olmasında sıklığı net bilinmiyor(%10). En sık reprodüktif çağda
görülür (25-35 yaş), ancak prepubertal, adölesan, postmenopozalde ve tüm etnik-sosyal gruplarda görülebilir.
Vajinal eritem, bakteriel vajinozde beklenen bir durum değildir. Bu durum kandidial vajinit için çok daha tipiktir.
Endometriozis olma riski en yüksek hasta profili: Sekonder dismenoresi veya kronik pelvik ağrısı olan ve infetilite şikayeti ile başvuran
reprodüktif çağdaki bayanlardır(%50).
118. Normal doğum eylemi takibinde aşağıdakilerden hangisi yapılmaz?
120. Mülleryen sistem agenezisi varlığında aşağıdakilerden
hangisi veya hangileri doğrudur?
A) Amniotomi yapılması
B) Metil ergonovin verilmesi
C) Lavman uygulaması
I. Meme gelişimi normaldir.
D) Oral alımın kesilmesi
II. Hormon profilinde hipogonadotropik hipogonadizm eşlik eder.
E) Tansiyon takibi
III. Üriner sistem anomalileri görülebilir.
118 – B
Normal doğum eylemi takibi sırasında rutn olarak uygulanan
takip işlemleri vardır. Bunların birkaçı;
IV. Otoimmün hastalıklarla birlikte seyreder.
• Oral alımın kesilmesi
• Damar yolu açılması
A) I-III B) I-II-III C) II-IV D)IV E) III-IV
www.tusem.com.tr
59
Klinik Bilimler / T 36-3
120 – A
Mayer-Rokitansky-Küster-Hauser (Müllerian agenezi-Hipoplazi sendromu: • Müllerian sistemin agenezisi vardır. Overler ve vajenin alt
kısmı olmasına rağmen uterus, tüpler ve vajen üst kısmı
yani müllerian kanaldan gelişen yapılar genellikle yoktur.
Çok nadir hipoplazik uterus ve tüp bulunabilir ancak
bunlar kesinlikle alt vajen ile ilişkide değildir.
• Overlerin olması nedeni ile estrojen seviyesi normaldir ve
sekonder seks karekter gelişimi söz konusudur. Normogonadotropik amenoredir.
• Hastaların geliş şikayetleri primer amenoredir. Yapılan
muayenede alt 1/3’lük bir vajen olduğu saptanır.
• Pelvik ultrasonografi ile overler izlenir, ancak uterus izlenemez, şüpheli durumlarda MRI ile tanı kesinleştirilir.
Hiçbir zaman adet göremezler ve bebek sahibi olamazlar.
• Anormal galaktoz metabolizması ve iskelet sistemine ait
patolojilerde eşlik edebilir.
• Ayrıca hastaların 1/3’ünde beraberinde üriner sistem
anomalisi vardır. IVP çekilerek araştırılmalıdır. En sık karşılaşılan ürogenital anomali çift üriner toplama kanal (en
sık) varlığıdır.
• Tanı sonrası cinsel hayatın olması için bu vakalara vajinoplasti uygulanmaktadır.
www.tusem.com.tr
60
Download

1. c v x Y Yukarıda verilen venöz dalga trasesi aşağıdaki